Kendince ‘’Kahramanların’’ Hikâyesi: OXI

Kendince ‘’Kahramanların’’ Hikâyesi: OXI

Kendince ‘’Kahramanların’’ Hikâyesi: OXI

Yazar Ahmet Ziya Yıldırım’ın ilk romanı olan OXI, geçtiğimiz günlerde İnkılâp Kitabevi’nden çıktı. Yıldırım, ‘’kendince kahramanları’’ sır perdesinin arasından gerçeklerle yüzleştiriyor.

‘’…hiçbir şey gerçek sevgiyle sarılmanın yerini tutamaz…’’

Bize biraz OXI’den bahsedebilir misiniz?

OXI, benim için bir romandan çok kişisel tarihimin bir kilometre taşı, aynı zamanda tanığı. İçinden nasıl çıkabileceğimi bilemediğim, hem beden hem ruh sağlığımı kaybetmek üzere olduğum bir dönemde çıktı OXI. Kurmak, bir yazılım mühendisi olarak benim işim ama aynı zamanda koyamadığım sınırlar yüzünden gecemi gündüzümü ele geçiren ve içten içe tüketen bir tutku. Zehrin, aynı zamanda panzehir olabileceğini bana OXI öğretti. Yine kurdum ama bu kez hobi olarak. Kurdukça hafifledim, kurdukça mutlu oldum J

OXI’deki karakterler gibi ben de aslında özel yaşamımda mutluluğu arıyordum. Nasıl mutlu olacağımı değil, mutluluğun ne olduğunu ya da olabileceğini. Beynimizde salgılanan bir kaç hormonun fazlaca olması ya da hiç olmaması bunu etkiler miydi? En önemlisi mutlu olmayı her şeye rağmen tercih edemez miydim? Bunlar gibi bir çok sorunun peşine düşüp kurmaya başlayınca sonunda elli bin küsur kelime yanyana geldi, beni mutlu etti umarım okurları da eder.

Okur, OXI’de ne bulacak?

Çocukluğumdan beri oyun oynamayı severim. Kim sevmez ki zaten? OXI’yi benim kurduğum oyun parklarından biri hatta ilki olarak düşünebilir okur. Orada burada saklı paskalya yumurtaları, gizemli şifreler ve hiç düşmeyen bir tempo. Benim amacım okuru ilk sayfadan alıp son sayfaya kadar kesintisiz, verdiği paranın hakkını verecek gizemli bir maceraya çıkarmak. Benimle aynı duyguları yaşayıp, kitabı kısa bir sürede bitirip “Ne maceraydı be!” diyen okurları lunaparkta benden sonra hız treninden inen arkadaşlarıma benzetiyorum. Sonrasında birlikte oturup kahvelerimizi içerken sıcağı sıcağına sohbet etmek tarif edilemez bir mutluluk.

OXI’de bir muamma onları karşılayacak, macera onları muammanın çözüldüğü yere getirecek. Belki Cenk’e kendilerini yakın hissedecekler belki de Ragıp’a belki de başka bir karaktere. Olanca hızıyla akan hikayenin karakterlerinin arkalarında kendi kendime sorduğum soruları bulacaklarını umuyorum.

Peki siz umudunuzu dışarıda bırakabildiniz mi?

Biraz önce bahsettiğim zor zamanlarımda bile bırakmadım, bırakamadım. En basitinden, tamamen hobi olarak başlayan yazma serüvenimin sonunda OXI’nin çıkması bile bırakmadığımın nişanesi. Kitabımda karakterlerimi umudun tükendiği durumlara sıkça soktum. Ama onlar da pes etmediler, hep denediler. Umut, bence insanın doğasında olan bir şey. En umutsuz insan bile son ana kadar içinde bir umut taşır. Sadece kendine bile itiraf etmeye çekinir. Su gibi ya da kan gibi her an damarlarımızda dolaştığını düşünüyorum. Microsoft’un Amerika’daki laboratuvarlarından birinde sessiz oda denilen bir yer var. O kadar sessiz ki, kalp atışınızı hatta akan kanın sesini duyabilirsiniz. Çok bunaldığım zamanlarda, o odada olduğumu hayal edip kanımın akışını duymaya çalışırım. Bir nevi meditasyon. Yeterince kulak verirsem çoğu zaman fazlasını da duyabiliyorum.

Etiketler: röportaj, OXI, Ahmet Ziya Yıldırım
Kasım 24, 2022
Listeye dön
Çerez Kullanımı