Abdülhak Şinasi Hisar’ın 1930’larda yayımlamaya başladığı anıları, temel olarak çocukluk yıllarını içine alır. Hoca Ali Rıza’nın resimlerinin Proustvari etkisiyle zihninde canlanan, Sultan II. Abdülhamid’in saltanatına denk gelen bu dönemi Hisar, “Çocukluğumuzun tattığı dünya elbette bir cennetti,” ifadesinde cisimleşen bir bakışla hikâye eder. Yazar, bilincinde olduğu siyasi ve kültürel çelişkileriyle bütün bir dönemin içinden bir “cenneti” taşın içinden bir heykel yontarcasına biçimlendirir: Hem kendi çocukluğu hem İstanbul’un yaşayışı böylece maddi ve manevi varlığıyla; hatıra, roman, şiir arasındaki sınırları ihlal eden bir metne dönüşür. “Hatıraların ağacını kendi içinde büyütmesini o kadar iyi biliyor,” diye tanımlar onun bu özel yaklaşımını Ahmet Hamdi Tanpınar.

Geçmiş Zaman Köşkleri’nde Abdülhak Şinasi Hisar, çocukluğun efsunlu dünyasına saklanmış hatıraları, o zamanın köşklerinde süren hayatlarla kaleme alır.


Basım Ayı/Yılı : 10/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 108
Ağırlık : 108
En / Boy : 12,5 / 16,5
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺75,00

Abdülhak Şinasi Hisar’ın 1930’larda yayımlamaya başladığı anıları, temel olarak çocukluk yıllarını içine alır. Hoca Ali Rıza’nın resimlerinin Proustvari etkisiyle zihninde canlanan, Sultan II. Abdülhamid’in saltanatına denk gelen bu dönemi Hisar, “Çocukluğumuzun tattığı dünya elbette bir cennetti,” ifadesinde cisimleşen bir bakışla hikâye eder. Yazar, bilincinde olduğu siyasi ve kültürel çelişkileriyle bütün bir dönemin içinden bir “cenneti” taşın içinden bir heykel yontarcasına biçimlendirir: Hem kendi çocukluğu hem İstanbul’un yaşayışı böylece maddi ve manevi varlığıyla; hatıra, roman, şiir arasındaki sınırları ihlal eden bir metne dönüşür. “Hatıraların ağacını kendi içinde büyütmesini o kadar iyi biliyor,” diye tanımlar onun bu özel yaklaşımını Ahmet Hamdi Tanpınar.

Boğaziçi Yalıları’nda Abdülhak Şinasi Hisar, eski İstanbul yalılarının, sular etrafında birer ruh, kimlik ve hayat ifade eden hikâyelerini anlatır.

 


Basım Ayı/Yılı : 10/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 120
Ağırlık : 120
En / Boy : 12,5 / 16,5
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺75,00

Abdülhak Şinasi Hisar’ın 1930’larda yayımlamaya başladığı anıları, temel olarak çocukluk yıllarını içine alır. Hoca Ali Rıza’nın resimlerinin Proustvari etkisiyle zihninde canlanan, Sultan II. Abdülhamid’in saltanatına denk gelen bu dönemi Hisar, “Çocukluğumuzun tattığı dünya elbette bir cennetti,” ifadesinde cisimleşen bir bakışla hikâye eder. Yazar, bilincinde olduğu siyasi ve kültürel çelişkileriyle bütün bir dönemin içinden bir “cenneti” taşın içinden bir heykel yontarcasına biçimlendirir: Hem kendi çocukluğu hem İstanbul’un yaşayışı böylece maddi ve manevi varlığıyla; hatıra, roman, şiir arasındaki sınırları ihlal eden bir metne dönüşür. “Hatıraların ağacını kendi içinde büyütmesini o kadar iyi biliyor,” diye tanımlar onun bu özel yaklaşımını Ahmet Hamdi Tanpınar.

Abdülhak Şinasi Hisar Boğaziçi Mehtapları’nda, son demlerine yetiştiği Boğaziçi’ndeki mehtaba çıkma âdetini, bir dönemin tabiatını, sanatlarını, duygularını temsil kuvvetine sahip bir tören olarak resmediyor.


Basım Ayı/Yılı : 10/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 288
Ağırlık : 288
En / Boy : 12,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺87,50

Simone de Beauvoir, 1983’te Jean-Paul Sartre’ın ona göndermiş olduğu mektupları yayımlatmış, fakat kendisinin ona yazdıklarını gün ışığına çıkarmaya niyeti olmadığını belli etmişti. Soran dostlarına, bunların ancak ölümünden sonra, bulunursa belki basılabileceğini söylemişti. Söz konusu mektupları kızı Sylvie Le Bon de Beauvoir, onun vefatının hemen ardından, Kasım 1986’da bir dolabın dibinde buldu. Bu kitapta, “Mösyö Sartre”a hitaben yazılmış, çoğu zarfların içinde katlanmış halde bekleyen mektuplardan 1930-1939 yıllarına ait yüz kırkı bir araya geliyor. Simone de Beauvoir, en eski hayallerinden birinin, tüm varlığının devasa bir kayıt cihazıyla kaydedilip bir yerlerde saklanması olduğunu sık sık söylerdi. Onun sesini, en kırılgan ve en güçlü tonlamalarıyla duymamızı sağlayan Sartre’a Mektuplar, Simone de Beauvoir’ın iç dünyasını tüm çıplaklığıyla ortaya koyarken, hiçbir konuda konuşmaktan çekinmeyen büyük bir 20. yüzyıl entelektüelinin sesini ve düşünsel evrenini de bugüne taşıyor.


Basım Ayı/Yılı : 8/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 452
Ağırlık : 452
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺95,00

İnsan ruhunun inceliklerine nüfuz eden üslubuyla 20. yüzyıl edebiyatının en önde gelen yazarlarından Nahid Sırrı Örik, Eski Zaman Kadınları Arasında’da, ailesindeki üç kuşak kadınları ve onların hayatına ortak olmuş yakınlarını anlatır. Tarih, roman, hatıra arasında gezinen bu anlatıda Örik; gençlikleri, evlilikleri, ayrılıkları, hayal kırıklıkları, korkuları ve sevinçleriyle kadınlar arasında yıllar boyu aktarılan çok parçalı uzun bir hikâyeyi, içeriden bir bakışla yazıya döker. Eski Zaman Kadınları Arasında, aynı zamanda, 1800’lü yıllardan 1900’lü yılların başlarına kadar hem bir ailenin hem de toplumun dönüşümüne dair, Sevim Burak’ın tabiriyle “Bir hazine! Bir define!”dir. Bu define, titiz bir çalışma ve Selim İleri’nin sunuşuyla okurla buluşuyor.


Basım Ayı/Yılı : 7/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 152
Ağırlık : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺47,50

“Devlete ahlak talebiyle yüklenmek bana bağnazlık gibi geliyor. Devletin öncelikli görevi, güçlü ve uyanık olmaktır. Ahlak, bireylerin sorunu olarak kalmalı.”
 
Carl Seelig’in Robert Walser ile yürüyüşlerine dair kayıtları, gerek bu iki yazarın bir parçası olduğu İsviçre edebiyatında, gerek dünya edebiyatında benzersizdir. Walser, ellinci doğum gününden sonra yazmayı bırakmış ve yaşamını bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde sürdürmüştür. Ona ve eserlerine destek olmak isteyen Seelig, Walser’i hastanede sık sık ziyaret eder, böylece “birlikte yürümek” alınyazıları haline gelir. 1936’dan 1956’ya dek çıktıkları yürüyüşlerdeki hayat, edebiyat ve siyaset üzerine konuşmalarından süzülen notlar, dünyaya sırt çevirecek kadar “hassas” ve “suskun” bir yazarın portresini çizer. Bu notlardan hareketle Percy Adlon’un yazıp yönettiği Der Vormund und sein Dichter filmi de büyük ilgi toplamış, 1979’da iki Adolf Grimme Ödülü’ne layık görülmüştür.
 
“Carl Seelig anlatıyor. Tüm yaşananları kesin hatlarıyla ustaca, kısaca ve berrak anlatıyor. Olguları yalın bir tarzla yazıya döken Seelig, sembollerin etkisine ulaşıyor. Walser gibi gerçek bir şaire ait bu asil ruhun dünyamızda yaşayamayacağını hissediyor insan.”


Basım Ayı/Yılı : 7/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 148
Ağırlık : 148
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺45,00

“Hiçbir koşulda, hiç kimse kansere karşı verdiğim savaşı kaybettiğimi söylemeyecek. Veya cesurca dayandığımı. Savaşmıyorum, kaybetmiyorum, kazanmıyorum ya da dayanmıyorum.”

Minnetle, bunalımlar ve uyuşturucuların gölgesindeki ergenlikten Doris Lessing’in onu “kurtarması”yla sıyrılan ve edebiyat çevresine adım atan Jenny Diski’nin hayatı boyunca minnet ve minnetsizlik duyduğu şeylerin bir güncesi. Kitap, 2014 yılının ortalarında akciğer kanserine yakalanan ve yaşamak için yalnızca birkaç yılının kaldığını öğrenen yazarın London Review of Books dergisi için kaleme aldığı yazılardan oluşuyor. Yalnızca bir hastalık güncesi değil, Diski’nin geçmişinden izlerin de anbean gün yüzüne çıktığı, her şeye ve herkese meydan okuyan cesur bir anlatı.


“İleri görüşlü, cüretkâr ve Diski’nin alışageldik öfkeli zarafetiyle yazılmış, yaşamak ve sevmek için –neredeyse kendine rağmen– hayatta kalabilmiş bir yazarın dikkate değer son sözleri.”
-Daily Mail


Basım Ayı/Yılı : 7/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 260
Ağırlık : 260
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺62,50

"Mesela biliyor musun, beni başarılarımdan çok başarısızlıklarım güçlendirmiş aslında. Her batırıp berbat etme hikâyemde bir kahramanım olmuş, bir şekilde elimi tutmuş. Onlarca yıldır benimle evden eve taşınan günlüklerimi yaz başında okuduğumda dedim ki, İclal senin bir başarı hikâyen yok! Senin muazzam başarısızlıkların var. Ama maça dönmeye bir güç, cesaret bulmuşsun her seferinde. O güç ve cesaret kaybetmekten doğuyormuş meğer…

Ben kaybettim, ben yazdım.

Ozan okudu ve karaladı.

Bunu sana anlattım, sen oku."

 

 

  • Kitap Adı Bunu Sen Oku
  • Yazar İclal Aydın
  • Yayınevi Artemis Yayınları
  • Hamur Tipi 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı 240
  • Ebat 13,5 x 21
  • İlk Baskı Yılı 2023
  • Baskı Sayısı 1. Basım
  • Dil Türkçe
  • Barkod 9786053048541

 

₺87,50

Abdülhak Şinasi Hisar’ın 1930’larda yayımlamaya başladığı anıları, temel olarak çocukluk yıllarını içine alır. Hoca Ali Rıza’nın resimlerinin Proustvari etkisiyle zihninde canlanan, Sultan II. Abdülhamid’in saltanatına denk gelen bu dönemi Hisar, “Çocukluğumuzun tattığı dünya elbette bir cennetti,” ifadesinde cisimleşen bir bakışla hikâye eder. Yazar, bilincinde olduğu siyasi ve kültürel çelişkileriyle bütün bir dönemin içinden bir “cenneti” taşın içinden bir heykel yontarcasına biçimlendirir: Hem kendi çocukluğu hem İstanbul’un yaşayışı böylece maddi ve manevi varlığıyla; hatıra, roman, şiir arasındaki sınırları ihlal eden bir metne dönüşür. “Hatıraların ağacını kendi içinde büyütmesini o kadar iyi biliyor,” diye tanımlar onun bu özel yaklaşımını Ahmet Hamdi Tanpınar.

Abdülhak Şinasi Hisar Boğaziçi Mehtapları’nda, son demlerine yetiştiği Boğaziçi’ndeki mehtaba çıkma âdetini, bir dönemin tabiatını, sanatlarını, duygularını temsil kuvvetine sahip bir tören olarak resmediyor.


Basım Ayı/Yılı : 10/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 288
Ağırlık : 288
En / Boy : 12 / 16
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺62,50

1968’ler. Yazılı tarihin en barbar asrının en umutlu, en ışıklı, en cesur günleriydi. Coşkun bir devrimci dalganın bütün dünyayı sarstığı, onlarca ülkede milyonlarca insanın ayağa kalkarak, “Gerçekçi ol, imkânsızı iste,” diye haykırdığı günlerdi...
Böyle bir dünyada, Denizler de özgürlük bayrağını Türkiye’de yükseklere taşıdılar. ABD’ye, NATO’ya, yurtlarını yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekmek isteyenlere en iyi cevabı eylemleriyle, yürüyüşleriyle, cesaretleriyle verdiler.
Ve egemenler, bu özgürlük kabarışının intikamını 12 Mart karanlığında üç gençten çıkarmak istediler. Somut hiçbir yasal dayanak olmadan Deniz’i, Yusuf’u, Hüseyin’i ve nice arkadaşlarını idamla yargılayıp, “Asalım, asalım!” çığlıklarıyla darağacına göndererek özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini boğmaya çalıştılar...
Baskı altında geçen yirmi iki yılın ardından, bu yeni basımıyla Darağacında Üç Fidan’ı sunarken, bugün koyu bir karanlığın ve ahlâksızlığın içine itilmek istenen yurdumuzda, gözlerimizde hâlâ bir umut ışığı, darağaçlarında “solmayan” üç fidanın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz...


Basım Ayı/Yılı : 6/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 225
Ağırlık : 225
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺122,50

NE OLURSA OLSUN HER ZAMAN İYİYİ DÜŞÜN.
ASLA KİN BESLEME. DAİMA ÖLÇÜLÜ OL.
HAYATTA HERKESLE VE HER ŞEYLE ARAMIZDA, İHLAL EDİLMEMESİ GEREKEN, GÖRÜNMEZ SINIRLAR VAR.
İNSAN BU DÜNYADA AKLI KADAR YER KAPLIYOR.
ŞARTLAR SENİ ZORLASA DA KENDİN OLMA ÇABANDAN VAZGEÇME.
GÖZÜNÜ HEDEFİNE DİKEN İNSAN ZARARSIZDIR.
KENDİNİ ANLATMAYACAKSIN, BIRAKACAKSIN İNSANLAR SENİ TANISIN.
GELİŞMEYE CÜRET EDECEK KADAR CESUR DEĞİLSEN HAYATTA İZ BIRAKAMAZSIN.
BU YOLDA ÖĞRENDİKLERİMİZ VE ÖĞRETTİKLERİMİZ BİZİ BİZ YAPAR.

 

Kitap Adı: Yaşadım Demek İçin Ne Yapmalı?
Kitap Yazar Adı: Muazzez İlmiye Çığ –Büşra Sanay
Yayın Direktörü: Gülşen İşeri
Editör: Gökçe Şenoğlu
Proje Editörü: Muhsin Topyıldız
Son Okuma: Saliha Ulusoy
Kapak Tasarım: Beyzanur Karabulut
Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut
Sayfa Sayısı: 232
Ebat: 13,7x21,5
Tür :Anı-biyografi-anlatı
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9786057246707

₺150,50

Bir insanın evinin kapısı ve kilidi ne ise hudut da bir millet için aynı önem ve değeri taşır…

Zaman ilkeyi değiştiremez: “Hudut bir milletin namus ve şerefinin korunduğu yerdir.”

Biz Hudutlardayken kitabında Osman Pamukoğlu’nun üsteğmen rütbesindeyken 1974-1975 yılları arasında yaşadıkları anlatılmaktadır. Ve olayların her biri tek başına bir film veya romana konu olabilecek tüm özelliklere sahiptir…

Kitap Adı: Biz Hudutlardayken
Kitap Yazar: Adı Osman Pamukoğlu
Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt
Editör: Ezgi Hotalak
Kapak Tasarım: Emir Tali
Sayfa Tasarım: Şenol Alanbay
Sayfa Sayısı: 120
Ebat: 13,7 x 21,5
Tür: Anı
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751044693

₺98,00

Nâzım Hikmet, Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldıktan ve Sovyetler Birliği’nde yaşamaya başladıktan sonra, Bulgaristan’a iki ayrı ziyaret gerçekleştirdi. Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması ve Balkan Savaşları sürecinde acılarla yoğrulan Bulgaristan coğrafyasında yaşayan Türkler, 1946’da gerçekleşen komünist devrimle de farklı sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştı. İşte Nâzım Hikmet, Bulgaristan’a ilk olarak 1951 yılında, bizzat Bulgaristan Komünist Partisi’nin resmi davetlisi olarak gitti. Burada amaç Türk azınlığa, yeni kurulan düzeni ve sosyalist prensipleri anlatmak, benimsetmekti. Bu ziyarette şairin yanında olan ve Nâzım’ın “Genç gazeteci” adını takıp hemen benimsediği İsmail Cambazov’un anıları, elinizdeki kitabın gövdesini teşkil ediyor.

Numan Aydınoğlu, hem İsmail Cambazov hem de dönemin başka tanıklarıyla Sofya’da yaptığı özel görüşmelerin yanı sıra geniş bir araştırma ile de desteklediği çalışmasında Nâzım Hikmet’in Bulgaristan günlerine ilişkin heyecanını ve arkasından gelen hayal kırıklığını edebi bir lezzetle okura sunuyor. 1951’deki ilk ziyarette hem Nâzım’ın hem Bulgar hükümetinin hem de Türk halkının yaşadığı büyük coşku, 1957 yılına gelindiğinde yerini eleştirilere ve memnuniyetsizliğe bırakmıştır. Bu kitap, büyük şairin verdiği büyük kavganın daha iyi anlaşılmasına hizmet edecek ve “Nâzım külliyatı”na önemli bir katkı sunacaktır.

Bulgaristan günleri Nâzım Hikmet’in hayatında çok önemli bir yer tutmuş olmalıdır. Karadeniz’in karşı kıyısından ufuklara, Anadolu’ya doğru bakmak ve memleketini düşünmek şairi derinden etkilemiş olabilir; kim bilebilir? Şu bir gerçek ki Nâzım, memleket hasretini dile getirdiği en güzel şiirlerinden birkaçını bu topraklarda yazmıştır. İşte bu kitap, büyük şairin az bilinen ve irdelenen bir dönemine içeriden bir göz atma çabasının ürünüdür.

Kitap Adı: Bir Bahar Günü Sofya’da
Kitap Yazar Adı: Numan Aydınoğlu
Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt
Editör: Gökçe Şenoğlu
Kapak İllüstrasyon ve Tasarım: Ekin Başak Akgül
Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut
Sayfa Sayısı: 184
Ebat: 13,7 x 21,5
Tür: Anı - İnceleme
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751043801

 

₺84,00

2 Haziran 1918’de, Soissons yakınlarındaki bir hendekte, rütbeli bir asker ile bir er, havan topu mermilerinin bombardımanı altında saatlerce birlikte vakit geçirmek zorunda kalmıştı. Rütbeli asker Firmin Gémier’nin ekibinden bir komedyendi, diğeri ise Jean Jaurès’in oğlu Louis.
Humanité gazetesinin kurucusu olan cesur adam Jean Jaurès her zaman öteki olanın elinden tutmuş ve haksızlığa karşı sesini yükseltmişti. 1912’de Avrupalı işçileri birlik olup “Savaşa Savaş Açmaya” çağırmıştı. Ne var ki 31 Temmuz 1914’te, fikirlerine öfkeyle karşı çıkan milliyetçilerin tahriklerine kapılan birinin silahından çıkan iki kurşun, Jean Jaurès’in sosyalizm ve barış için verdiği mücadeleyle dolu hayatına sona verdi.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :80
En / Boy :
11 x 17,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺37,50

Ken Taç Dis

“Zafer Algöz yine yeteneğini konuşturup bizi geçmişe, yaşanan güzel anıların tam göbeğine götürüyor. Her maceranın kahramanı ile el ele, kol kola olmamıza, hep birlikte eğlenerek yeni maceralar yaşamamıza fırsat tanıyor. Ben bu eğlenceyi kaçırmadım, kitabı sizlerden önce okudum; şimdi sıra sizde. Okuyalım, yeni karakterlerin yeni maceralarının Zafer Algöz’ün nefis dokunuşu ile gözümüzün önünde canlanmasını yaşayalım.” Can Yılmaz

 

Usta oyuncu Zafer Algöz, merakla beklenen üçüncü kitabı Ken Taç Dis ile mizah serüvenine devam ediyor! Algöz, çocukluğundan gençliğine ve ustalığına kadar geçen zamanda yaşadıklarını eşsiz anlatım gücüyle aktarırken bolca güldürüyor, düşündürüyor ve hüzünlendiriyor. Hayatında önemli bir yere sahip olan Kars, Trabzon ve Bursa anılarının yanında; tiyatro ve sinema dünyasından tanıdığımız usta isimlerle birlikte kendi özel hayatından sıra dışı karakterlere de yer veriyor kitabında. Mizahın, sevincin ve hüznün bir arada olduğu, şaşırtıcı ve soluksuz bir maceraya hazır olun…

Kitap Adı: Ken Taç Dis
Kitap Yazar Adı: Zafer Algöz
Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt
Editör: Saliha Ulusoy
Kapak Tasarım: Emir Tali
Kapak Fotoğrafı: Aren Şenorkyan
Sayfa Sayısı: 292
Ebat: 13,5x19,5
Tür: Anlatı
Kağıt / İç Baskı :III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751043962

₺143,50

Bu kitapta doksanlı yıllardan itibaren İstanbul taksilerinde yaşadıklarımdan bir demet sundum okurlarıma. Turistleri, savunmasız yaşlıları, özellikle de yaşlı kadınları hedef alan taksici eziyetine sık maruz kalmış biri olarak yazdıklarımın çok kişinin yüreğine dokunacağına inanıyorum. Amacım, İstanbul’un taksi şoförlerini incitmek değil, sorunun çözümünü engelleyerek İstanbulluları kendi çıkarları için mağdur edenlere dikkat çekmek. Mesleklerini hakkıyla, namusuyla yapan çilekeş sürücülere ise saygılar olsun!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺67,50

Celal Güzelses, müziğe ve sanata âşık bir adamın portresidir. Türk halkı onu “Şark Bülbülü” olduktan sonra  tanıdı; o, bu unvanı almadan önce Atatürk’ün övgüsüne mazhar olmuş, dönemin diğer büyük sanatçıları Safiye Ayla, Münir Nurettin Selçuk gibi isimler tarafından takdirle anılmıştı. Şark Bülbülü olduktan sonra hayatında bir değişiklik olmadı, yine Diyarbakır’ına döndü, ücretsiz konserler verdi, öğrencilere destek oldu, konserlere giderken yanında eşi Nevriye Hanım’ın hazırladığı yemekleri götürdü. Onu sadece bir müzik adamı olarak tanıtmak yetersiz kalır, o aynı zamanda bir öğretmen, iyilik timsali bir insan. Diyarbakır Halk Musikisi Cemiyeti’ni kurarak gençlere önayak oldu, onlarca öğrenci yetiştirdi, Diyarbakır’ın sözlü sanatını Türkiye’ye tanıttı...

Ölümünün üzerinden 60 yılı aşkın zaman geçti ama hâlâ eserleri dinleniyor, yeniden yorumlanıyor.

Elinizdeki kitap, işte böyle bir şahsiyeti yakından tanımaya olanak sağlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13.7 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2021
₺64,40

Karların arasından çıkarılıp, battaniyeye sarılıp annemin kucağına veriliyorum. Zaman zaman bu sahneler tekrarlanmış maalesef. Öte yandan hava buz gibi olsa da kalplerde sıcak dostluklar da kurulurdu küçük yerlerde. Yoksa çekilmez olur bu çileler. Tam oraya alışacakken iki sene sonra gene babam “Toparlanın gidiyoruz,” der, dostluklar da yarım kalırdı. 

***

Okuyacağınız kitap sadece bir özyaşamöyküsü değil, bir şeye umutla bağlanmanın anlatısıdır. Hayata bir tutkunun eşiğinden bakanlar için acı tatlı onca şey, hatırlanınca tebessüm ettirecek bir anıdır sadece; “Ah biz de çok sanatçı olmak istedik ama ailemiz izin vermedi,” diyenlere anlatılacak. 

₺58,80

Siz hiç 20 yaşında yeniden yürümeyi öğrendiniz mi? 

Her insanın hayatında bitmeyen geceler vardır, peki siz hiç üç gün enkazın altında öylece beklediniz mi? 

Siz hiç kocaman bir kenti kaybettiniz mi? 

Siz altında hatıralarınız olan ağaçları denizin metrelerce altında ziyaret edip denizin altında kalan dostunuzun evinin ziline bastınız mı? 

Siz hiç yaşadığınız kentte hayatta kalan insanlara dostlarınızın yaşayıp yaşamadığını sormaya cesaret edemediğiniz günler yaşadınız mı?

Ben hepsini yaşadım. 

Siz hiç dünyanın en zor ve uzun yolları arasında gösterilen 508 km’lik Antik Likya Yolu’nu 75 gün dağlarda kalarak yürüdünüz mü? 

Siz hiç bir karıncadan ilham alıp dünya rekoru kırdınız mı?

Siz hiç engel dediğiniz şeylerin üzerinden atlayıp dünyanın dört bir yanından gelen milli sporculara moral ve motivasyon kaynağı oldunuz mu?

Size, sizi hiç tanımayanlar “Sen gerçek misin!” diye sordu mu?

Siz hiç acıyı bal eyleyip insanlara sundunuz mu? 

Ben bunların hepsini yaptım ve bu kitapta yazdım.

HAYAT ONU YAŞAMAYI BİLEN 

 

CESUR İNSANLARINDIR.

 

Sayfa Sayısı : 136

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 55gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230gr

Kapak Tasarımı : Şevval Ulusoy

₺75,60

Bir öykü anlattım sana, bu dünyanın ötesinden, evvelinden; içinde kanatlar olan. Bal rengi gözleriyle, ruhun derinliklerini görebilen bir kartal kanatlarını açmıştı. Sadece yüreğiyle dinleyenler anlamıştı. 

Bir rüya anlatacaktım sana, deli olduğumu düşünecektin. Anlatsaydım keşke. Düşünseydin keşke.

Nerede o dağları delen adamlar? Çölleri geçenler? Kulelere tırmananlar? Cadıyı kovalayanlar? Kötü kalpli büyücüyü haklayanlar? Hadi, demiştim, bu öyküde esas kız kurtarsın esas oğlanı. Ne çok hendeğin vardı, aşılacak. Ne çok ejderhan vardı, dövüşülecek. Ne çok korkun vardı, kovulacak. Ne çok büyücün vardı, savaşılacak...

Bu kitapta Demet Cengiz, sağ elini kalbine koyup, “Aşk Olsun” diyerek derviş selamı veriyor, okurun önünde eğiliyor. 

“Ne âşık olmak zorundayız ne arif ne de âlim. Hatta pervane olmak zorunda bile değiliz” diyor.

Ve ekliyor:

Hayat denen bu oyunun kazananı yok, biliyorsun değil mi? Sonunda herkes ölüyor.

Sayfa Sayısı             240 

Ebat:                        17.7x21.5

Kağıt / İçBaskı:        III.Hm Enzo 55gr.

Cilt / Kapak:            Amerikan Bristol 230 gr.

ISBN / Barkod:        9789751039286

 

₺103,60

Anılar… Anılar…

Aile sırları.

Kızlarımın bile bilmediği,

okurlarımın merak ettiği,

hüzünlü anılar. Komik anılar.

Çocukluğumun, Cumhuriyet ruhunu

gururla taşıyan Ankara’sı.

Ailede evlenmeler, boşanmalar.

Genç kızlığımın dünya şehri, artık eski

Türk filmlerinde kalmış güzelim İstanbul.

Kolej yılları, arkadaşlar, muziplikler.

Benim evlilik masalım.

Yasemin kokulu sokaklarıyla Mersin.

Otuz yedi yılda yazılan otuz bir kitap.

Ve gerisi…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 455
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺122,50

Mehmet Şanver - 15 Temmuz Kartal Yuvasının İstilası

 

15 Temmuz: Kartal Yuvasının İstilası kitabında 2016 Yüksek Askeri Şûrası’ndan hemen sonra istifa eden Mehmet Şanver’in anıları, değerlendirmeleri ve 15 Temmuz’da yaşanan hava hareketliliğine dair bilgiler yer alıyor. Kitap dışarıdan gözlemlerin, analizlerin sonucunda değil; darbe girişimi öncesinden FETÖ ile mücadele eden, o gece Moda Deniz Kulübü’nde kızının düğününde esir alınmadan önce verdiği kritik emirlerle darbenin akamete uğratılmasında önemli rol oynayan Türk Hava Kuvvetleri’nin ikinci en kıdemli komutanı tarafından yazılmıştır.

 

Mehmet Şanver, 15 Temmuz’a gelinen süreçte, başta Hava Kuvvetleri olmak üzere, 

TSK içerisinde neler yaşandığına ve 15 Temmuz gecesine ışık tutuyor; kamuoyunun merak ettiği bazı kritik soruların cevap bulmasına da yardımcı oluyor.

 

15 Temmuz’a nasıl gelindi? 15 Temmuz neden yaşandı? 

FETÖ’cüler Hava Kuvvetleri’ne nasıl sızdı? Hava Kuvvetleri’nde nasıl örgütlendi? 

FETÖ’cülerin yargı eliyle gerçekleştirdiği Ergenekon-Balyoz operasyonlarındaki amacı neydi?

15 Temmuz darbe girişimini TSK’da kimler destekledi, kimler darbeye karşı durdu?

Akın Öztürk kimdir?

Rus uçağı nasıl düşürüldü?

Bilinmeyen 2. Uludere olayı nasıl önlendi?

Mehmet Şanver’in darbenin önlenmesindeki kritik rolü neydi?

Mehmet Şanver neden istifa etti?

 

15 Temmuz: Kartal Yuvasının İstilası merak edilen pek çok sorunun yanıtını bulabileceğiniz bir kitap…

 

Sayfa Sayısı :360

Ebat :13.5x19.5

Kağıt /İçBaskı : III. Hm Enzo

Cilt/Kapak : Amerikan / Amerikan Bristol

₺142,80

40 yaşında, yalnız ve 14 Şubat'ta doğmuş bir kadın olmak. Kamyon çarpsa daha mı iyi? Kadınlar için 35'ten sonra gonk çalıyor ve hayatın, aşkın, yuva kurmanın, çocuk yapmanın devri kapanıyor mu? Başlarına meteor düşme ihtimali aşkı bulmaktan daha mı yüksek?

Demet Cengiz diyor ki: "Hayır, yok öyle bir şey. Bir kere piyasa şartları öyle değil. Daha ilk girişimini yapamamışlar gibi, ilk girişimleri başarısızlıkla sonuçlanan ve ikinci tura dönmeye hazırlananlar var pazarda. Hatta üçüncü, dördüncü tura..."

Bir kızı bin kişi ister ve belki bir tanesi bile alamaz!


Dağıtım Tarihi: 02.06.2017

Sayfa Sayısı   272

Ebat: 13.7x21.5

 

₺48,60

Ön Sipariş Sevk Tarihi:  18.05.2017

Deniz Seki
Türk Pop müziğinde kendi söylediği şarkılar dışında yazıp bestelediği ve başkaları tarafından seslendirilen hitlerle milyonların kalbinde yer edinen Deniz Seki İstanbul'da doğdu.
İlk olarak 1993 yılında Melih Kibar ile tanışan Seki, birçok sanatçıya vokalistlik yaptı. Kenan Doğulu, Emel Müftüoğlu, Ege, Ferda Anıl Yarkın, Zuhal Olcay ve Yaşar Günaçgün gibi önemli müzisyenlerle çalıştı. 1995 yılında, "Pop-Show 95" şarkı yarışmasına kendi yazdığı şarkı ile katılarak birinci oldu ve ardından ilk albümü olan "Hiç Kimse Değilim" 1997'de yayınladı.
İki sene sonra söz ve müziklerinin birçoğu kendisine ait olan "Anlattım" isimli albümüyle bir kez daha sevenleriyle buluşan Deniz'in "Şeffaf", "Aşkların En Güzeli", "Aşk Denizi", "Sahici", "Sözyaşlarım" ve "İz" adını verdiği albümleri bulunuyor. İkisi sinema, ikisi televizyon dizisi olmak üzere toplam 4 filmde rol aldı.
En İyi Pop Kadın Sanatçı, Yılın En İyi Albümü, Yılın En İyi Şarkısı gibi sayısız ödülün sahibi Deniz Seki'nin ilk kitabı Deniz'in Dibi 2016 yılında yayımlandı.

 

Mutluluğa Söz Verdim

"Kendinizi karanlık bir denizin fırtınalarıyla boğuşurken bulduğunuzda, satırlarım size ışık olsun ve umudun
hiç bitmediğini hatırlatsın istiyorum."
- Deniz Seki
 Deniz Seki ilk kitabı Deniz'in Dibi'ni kendi topraksız Zincirlikuyu'su olan cezaevinden yazdı. Bolca gözyaşının ardında yaşadığı o karanlık günlerini anlattı. Yazdıkları bir dibe iniş öyküsüydü, ama denizin dibi hâlâ güzel, hâlâ pırıl pırıldı. Şimdiyse Mutluluğa Söz Verdim ile o kör kuyuda bile umudunu hiç kaybetmeden engin bir deniz olup nasıl taştığına tanık olacaksınız.
 Mutluluğa Söz Verdim; bir sanatçının, her şeyden önce aşka âşık, müziğe âşık bir kadının karanlıktan ışığa uzanan hikâyesi.

Dağıtım Tarihi: 18.05.2017

Sayfa Sayısı   280

Ebat:  13,5 x 19,5


₺65,80
Bu kırmızı sakalın arkasındaki adam kim?
Çıkılan yol, varılan yer ne kadar zıt olabilir?
Eşcinsel bir modacının yolu Kâbe'den nasıl geçer? Mucizelerin bu kadar sık dokunduğu çok hayat var mıdır?
Tanju Babacan değişimin, gelişimin,
aramanın, bulmanın, insan olmanın çok zor sanılsa da imkânsız olmadığını bütün içtenliğiyle anlatıyor.
"Her zaman başka bir yol vardır.
Her neye inanıyorsanız "O" size yardım edecektir,
"O"na sıkıca sarılın," diyor.

Sayfa Sayısı:  207

Ebat:    13.5x21.5

Dağıtım Tarihi:  04.05.2017

₺91,70

Dizi Doktoru Oya Doğan'ın, Boşan da Gel kitabından sonra kaleme aldığı Hadi Ben Kaçtım, kaçmak isteyip de kaçamayanlara, hayallerinin peşinden koşmak isteyen ama karşısına çıkan engelleri aşmayı göze alamayanlara ilham olacak bir hikâye.

"Beni gör, beni onayla, bana değer ver, beni sev!
Bu dört istek hayatımı mahvediyor.
Beni görmediğinde hırslanıyorum.
Beni onaylamadığında hırçınlaşıyorum.
Bana değer vermediğinde kimseler görmeden ağlıyorum.
Beni sev diye ayaklarına kapanıyorum ama aşağıya bakmak aklına bile gelmiyor.
Ben bu savaşı hep kaybediyorum.
Şimdi kararlıyım, hayatımı değiştireceğim...
Çünkü kaçmak, kalbine sahip çıkmaktır.
Kalbimi herkesten çok seviyorum.
Hadi ben kaçtım!"

Kaçış bazen en kolay yol gibi gözükür. Peki ya kaçma cesareti gösterebilmek? Lara için de kolay olmadı zaten herkesi ve her şeyi geride bırakmak. Özgürlüğe kaçıştı Lara'nınki. Kendini bulma yolculuğuna çıktığı ve karşısına çıkan fırsatlarla heyecanlanıp daha ötelere yol aldığı. Kendiyle ve hayatla hesaplaştığı yeni bir dünyaydı bu. Peki bu yolun sonunda onu neler bekliyordu?

Sayfa Sayısı:   237    

Ebat: 13,5x21,5

ISBN / Barkod:  9789751037671

Dağıtım Tarihi:  04.05.2017

 

₺107,10

“Bir yazar için yazmak eyleminden daha öğretici bir şey yok.” 

Günlük türünün en önemli isimlerinden biri olan André Gide, edebiyatçı günlüklerinin birer portre, öykü, anı, tarih yazısı olduğunu söyler. Türk edebiyatının abidevi günlüklerinden biri olan Damla Damla Günler’in III. cildinde Adalet Ağaoğlu tam da bunu yapıyor. Ağaoğlu’nun okuduğu kitaplar, izlediği filmler, tiyatrolar, sevdiği yazarlar, yönetmenler ve ressamlar, gittiği ülkeler, kaybettiği dostlar, girdiği/gördüğü davalar, yani kısaca Hayır…’ın yazıldığı dar zamanlar.

Günlük’ün, önceki baskılarda tek cilt olarak yayınlanan 1983-1996 dönemini, daha rahat okunmasını sağlamak amacıyla iki cilt halinde sunuyoruz.

“Hayat önümüzde yaşanan her şeyiyle öyle derin, derinlemesine derin dururken, edebiyattan, insanları, insan hayatlarını yazmaktan bazan tiksiniyorum. Edebiyatı suçluyorum. En büyük yazarın bile, hayat adına ya çok az, ya da çok çok fazla konuştuğunu düşünüyorum. Hayatın tam kendisini değil.” 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺112,50

“Beni, bu kitabı yazmaya iten bazı insanların ikiyüzlülüğü oldu. Kendi yanlışlarını görmeden, özeleştiri yapmadan, dar bir bakış açısıyla insanları linç eden, yeren ve dışlayan zihniyet, biraz garip gelecek ama benim motivasyonum oldu…”

Avukat Feyza Altun, kadının derdini ele alıyor, sorunlara çözüm önerileri getiriyor, kadın erkek ilişkilerine yansıyan ve ilişkileri açmaza sürükleyen noktalara değiniyor, yol gösteriyor. Altun, tespitleri ve öyküleriyle konuşulmayanları, üstü örtülenleri, yok sayılanları korkusuzca dile getiriyor…

Kadının Derdi, hem kadınlar hem de erkekler için bir rehber niteliğinde…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺112,00

Refik Halid Karay’ın 1952-1953 yıllarında Siyaset: Haftalık Politika ve Kültür Gazetesi’nde yayımlanan yazılarının derlendiği Elli Yıl Önceki, okurunu 1900’lerin Haydarpaşası’na, Sarayburnu’na, Tepebaşı’na, Beyoğlu’na, Bostancı’dan Caddebostanı’na uzanan bir gezintiye çıkarıyor…

Refik Halid bu gezintide eski İstanbul’un atmosferini, kışlık ve yazlık tiyatrolarını, kahve içme âdetini, gece simitlerini, bir seçkinlik alameti olan bastonları, “bonjur” denilen kuyruklu ceketleri anımsatıyor…

Elli Yıl Önceki, usta bir yazarın gençlik hatıralarında iz bırakmış o eşsiz İstanbul’un semtleri, insanları ve âdetleri…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺77,00

“Zafer Abimin bu yazılarını okurken gerçekten çok güldüm. Mal güzel. Müthiş bir zamanlama ile yazılmış performanslar gibiler. Bazen bu performanslara canlı tanıklık da ettim, çok şanslıyım. Hem esnek hem beton gibi sağlam öyküler. Peki, hiç düşündünüz mü nedir bunun sebebi? Ben düşündüm.

İyi şeyleri ancak iyi çocuklar yapar. Zafer Abim de hiç yaşlanmayan o iyi çocuklardandır.”

- Cem Yılmaz

Zafer Algöz; Kemal Sunal’dan Sadri Alışık’a, Öztürk Serengil’den Fatma Girik’e, Erkan Can’dan Cem Yılmaz’a pek çok sanatçıyla setlerde, sahnede ve dost meclislerinde yaşadıklarını anlatıyor. Haşırt Dı Bilekbord güldürüyor, hüzünlendiriyor ve sanat dünyasının önemli isimlerini daha yakından tanıma fırsatı sağlıyor.

Usta bir oyuncunun tanıklıklarıyla sese ve zamana soluk veren öyküler…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺122,50

Reşat Nuri Gültekin’in, Anadolu’nun sosyal ve kültürel hayatıyla ilgili çeşitli gözlemleri. Yazar, Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişliği sırasında, uzun yıllar boyu Anadolu’da yaptığı gezilerin sağladığı gözlemlerinden bir bölümünü bu kitapta toplamıştır. Özellikle Anadolu’da sık sık rastlanan tuluat tiyatrolarına da değinilen kitap, yazarın çeşitli yazılarından oluşuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 287
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺182,00

"Ah, o zamanki hanımefendilerin kibarlığı, o halayıkların güzelliği, o saz âlemleri ve helva sohbetleri!... Hoş, ezberlediğim o tesirli cümlenin sade bana değil, efendime de faydası dokunmuştu. Zamanın padişahı onu rütbe, mesnet ve servete gark etmişti; göğsü nişanlarla dolmuştu. Bana bile fahri olarak galiba bir unvan verilmişti ki artık sadece: Ago! Ago! diye hitap etmiyorlar, o çetrefil dilli, ince belli, sırma saçlı, narin, nazik, nazenin Çerkez kızları beni: Ago Paşa! diye çağırıyorlar, böyle okşuyorlar, böyle öpüyorlardı." İstanbul Türkçesini en güzel kullanan yazarlardan biri olan Refik Halid Karay, Ago Paşa’nın Hatıratı’nda mizahi bir bakış açısı ve üslupla 1920’li yılların yaşamını, geleneklerini, alışkanlıklarını anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2009
₺108,50
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .
₺11,67

Türk edebiyatının usta kalemi Halid Ziya Uşaklıgil’in sessiz çığlıklar içinde kaleme aldığı Bir Acı Hikaye, oğlu Vedad’ın ölümünden sonra duyduğu teessür ve dinmez acının anıtsal bir ifadesidir.

Yazarın katlanılması imkansız denebilecek ıstıraplarını haykırmak ve böylelikle biraz olsun nefes alabilmek düşüncesinden hareketle kaleme aldığı eser, edebiyatımızda trajik hissin bu denli içten, doğal anlatıldığı tek anılar toplamıdır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺75,60

“Hep başkalarınca üzerime vazife görülmeyen işlerle uğraşırken buldum kendimi. ‘Sen mi kurtaracaksın?’ diye dalga geçenler de oluyor, ‘Sana mı kaldı?’ diyenler de. Ben de, ‘Evet bana kaldı,’ diyorum. En azından pek çok insan gibi ikiyüzlü değilim. Doğrularımın peşinden koşuyorum. İçim rahat.”

Doğrularının peşinden gitmekten asla vazgeçmeyen Avukat Feyza Altun Meriç, bir ilki gerçekleştirerek duruşmaya yedi aylık oğlu Ali Yiğit’le birlikte girdi. “Helal olsun,” diyen de oldu, “Madem çocuğunu bırakacak kimsen yok, evinde otur o zaman,” diyen de…

Feyza Altun Meriç Kadının Fenni kitabında genç bir kız olmanın, kadın olmanın, anne olmanın, çalışan kadın olmanın zorluklarını, güzelliklerini, tüm hallerini bütün çıplaklığıyla anlatıyor. Sırf “kadın” olduğu için susturulan, yok sayılan, söz alamayan kadınları da unutmuyor. “Hiçbir şeye alışmayın,” diyor. Kadınların yaşadığı çarpıcı hikayeleri okurken üzülecek, belki sinirleneceksiniz ama bir şeylerin de farkına varacaksınız. “Benim başıma gelmez,” dediğiniz olaylarla karşı karşıya kaldığınızda ise Meriç’in bu kez avukat kimliğiyle karşınıza çıkıp size yol gösterdiğini göreceksiniz.

Feyza Altun Meriç, “Kadının fendi değil, kadının fenni erkeği yendi,” diyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺107,10
Tükendi

Zafer Algöz severlerinin kaçırmak istemeyeceği bir set. Usta Oyuncunun kaleme aldığı Haşırt Dı Bilekbord, Keş On Dı Teybil ve Ken Taç Dis kitapları Zafer algöz'ün imzasıyla okurlarıyla buluşuyor.

Haşırt Dı Bilekbord

Zafer Algöz; Kemal Sunal’dan Sadri Alışık’a, Öztürk Serengil’den Fatma Girik’e, Erkan Can’dan Cem Yılmaz’a pek çok sanatçıyla setlerde, sahnede ve dost meclislerinde yaşadıklarını anlatıyor. Haşırt Dı Bilekbord güldürüyor, hüzünlendiriyor ve sanat dünyasının önemli isimlerini daha yakından tanıma fırsatı sağlıyor.

En / Boy : 13,5 / 19,5

Sayfa Sayısı : 224

Keş On Dı Teybıl

Zafer Algöz, Keş On Dı Teybıl’da okurlarını Ertuğrul İlgin, Cüneyt Gökçer, Fikret Hakan, Öztürk Serengil, Nur Subaşı (ve elbette kedisi Siyami Bey), Süleyman Seba, Kamran Usluer, Cem Yılmaz, Can Yılmaz ve daha birçok önemli isimle yaşadığı ilginç anılara davet ediyor.

En / Boy : 13,5 / 19,5  

Sayfa Sayısı : 271

Ken Taç Dis

Usta oyuncu Zafer Algöz, merakla beklenen üçüncü kitabı Ken Taç Dis ile mizah serüvenine devam ediyor! Algöz, çocukluğundan gençliğine ve ustalığına kadar geçen zamanda yaşadıklarını eşsiz anlatım gücüyle aktarırken bolca güldürüyor, düşündürüyor ve hüzünlendiriyor. Hayatında önemli bir yere sahip olan Kars, Trabzon ve Bursa anılarının yanında; tiyatro ve sinema dünyasından tanıdığımız usta isimlerle birlikte kendi özel hayatından sıra dışı karakterlere de yer veriyor kitabında. Mizahın, sevincin ve hüznün bir arada olduğu, şaşırtıcı ve soluksuz bir maceraya hazır olun…

En / Boy : 13,5 / 19,5  

Sayfa Sayısı : 292

₺288,60
Tükendi

Yürek dağlar engellilerin durumları; hep acınarak bakılır. Bir işe yaramaz sanılır.

Şimdi sizlere kendimden bahsedeceğim. Kararı siz verin, işe yarıyorlar mı yoksa yaramıyorlar mı?

Engelli bir birey öncelikle kendiyle ve bedeniyle barışık olmalı ki; yaşadığı zorluklara göğüs gerebilsin.

Uç aylıkken geçirdiğim menenjit bir diğer adıyla havale nedeniyle beden sağlığından yoksun biriyim. 37 yaşındayım ve kendimi bildim bileli kendi ihtiyaçlarımı karşılayamıyorum...

İhtiyaçlarımı, kardeşlerim ve annem gideriyor. Babam, akciğer kanseri nedeniyle vefat etti. Annem, 7 yıl önce iki beyin ameliyatı geçirdi. Yine de biz çocukları için, ayakta duruyor.

Hikayeler senaryolar yazıyorum. Bu kitap benim ilk kitabım. Kitabımda dört hikaye, bir oyun, bir skeç, bir senaryo, bir de mektup var. Çoğu zaman kitaptaki kahramanların yerine kendimi koyuyorum. Bilgisayar başında yazdığım karakterlerin bedenlerini kendi bedenim gibi kullanıyor, kendi bedenimde sergileyemediğim özgürlüğü o karakterlerin üzerinde sergiliyorum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 11,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺13,00
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 394
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺12,60
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 223
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2004
₺8,82
Tükendi
Taliban'ın Kâbil'e girdiği 27 Eylül 1996 tarihinde, Latifa on altı yaşındaydı ve büyük hayalleri vardı. Çabuk büyümek ve gazeteci olmak istiyordu. On yedi yıldır Afganistan'ı perişan eden savaşa karşın, yaşadığı için mutluydu yine de. Ama Taliban, yönetimi ele alır almaz, diğer kadınlar gibi aşağılandı, hakarete uğradı, eve kapanmak ve "çadri" giymek zorunda kaldı. Korku ve dehşet saçan bir güç, kendi evinde hapsetti onu, yaşamını zorla elinden aldı. Ve bazı aile bireyleriyle birlikte ülkesinden gizlece kaçmaktan başka çaresi kalmamıştı. "Çalınan Yüz", Latifa'nın Taliban döneminde yaşadıklarına tanıklık ediyor. Kırılan umutların ve aynı zamanda Afgan kadınlarının özgürlüklerine, onurlarına kavuşmaları için verdikleri büyük mücadelenin romanı... "Günün birinde Avrupalı bir kadın, ülkesinin bir şarkı sözünü söyledi bana: 'Kadın, erkeğin geleceğidir!' Bu en çok Afganistan için geçerlidir. İnşallah erkekler de yakında bu şarkıyı söylemeye başlarlar."


Sayfa Sayısı : 190
Basım Tarihi : Yok 2002
Kapak Türü : Ciltsiz
Kağıt Türü : 3. Hamur
Dili : Türkçe
₺8,40
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺11,67
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 784
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺8,40
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 329
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .
₺4,67
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺4,92
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 213
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺8,17
Tükendi

“Mutluluğa gelince... Büyük mutluluklar, büyük hüzünler... Büyük kavuşmalar, büyük ayrılıklar... Büyük umutlar, büyük hayal kırıklıkları... Hep oldu. Ama şunu gördüm ki: Kim olursan ol ya da kiminle olursan ol, bir insanı bedbaht eden devamsızlık değil, istikrarsızlıktır! Ve inan bana; istikrarsız bir katılımcıyla kıyaslıyorsan eğer, istikrarlı bir devamsız, bin kat daha iyi insandır.”

“Alkol kötü bir alışkanlıktır, ama bütün kötülüklerin anası olduğu kesinlikle doğru değildir. Hatta evrendeki kötülükler listesinde ilk üçe bile giremez alkol... Bütün kötülüklerin anası ne midir? Yalandır. Rakı içeni siroz eder, bilemedin öldürür. Yani zararı içenedir. Oysa yalanın zararı söyleyenden çok söylenenedir. Söyleyeni öldürdüğüne rastlamadım, ama söyleneni süründürdüğüne defalarca tanıklık ettim şu hayatta...”

“İhsan, ‘Konuşmak şart mı? İnsan birlikte susarak da mutlu olabilir... Hele böylesine mucizevi bir an yaşamışken,’ diye cevap verdi. Azize gülümsedi,

‘O zaman birlikte huzur içinde susabilenlere,’ diyerek kadehini kaldırdı.”

Candaş Tolga Işık’ın kaleminden sessizce ve kesintisiz bir şekilde yaşama teğet geçen anlar…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺60,90
Tükendi

“Kendimi bir mektupta seyrettim. Büyülü bir aynaydı bu. Bu aynada bütün paslarından arınmış ve tanrılaşmış bir Cemil Meriç vardı. Senin Cemil’in. Bu aynada ikimiz vardık. Eriyen, dağılan, kaynaşan ikimiz. ” 13 Ekim 1966

- Cemil Meriç                         

Hayatın sonbaharında yaşanan aşklar bir çınarın yaprakları gibi sararmaya mı mahkûmdur?  Evliliği bir buz parçası gibi eriyerek yok olurken, kendini yalnızlığa hapsetmiş bir kadın.Sevgiye, sevmeye, sevilmeye aç, muhtaç bir erkek.Hep ‘öteki’ olmuş bir erkeğin, kendisini karanlık dünyasını kokusuyla aydınlatan bu kadının kollarına bırakarak aşka ve hayata tutunması…Kitapların, mektupların satır aralarında doğup destana dönüşen tutkulu bir aşk.

Dante ve Beatrice gibi…

Lamia ve Cemil Meriç


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 14 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺156,24
Tükendi

"Güneşle Ay yeni tanışmış sanki..."

“Birlikte olduktan, birbirimize güvendikten sonra hepimiz on kaplan gücündeyiz. İtiraf ediyorum, ben aslında Kızılmaske’yim. Süper kahramanlığı bırakmış değilim. İsteseniz de emekli olamıyorsunuz. Yorucu ama heyecanlı bir iş. Sigortası yok ama ne yapalım. Buradayım diye size yardım edemem sanmayın. Mesela ‘Fantom Deniz’ diye seslenin, ben gelir bulurum sizi. Belki de bir şarkım koşar imdadınıza…”

Yaşamın değerini daha iyi anlamak, nefes aldığın her dakikaya şükretmek için dibi görmek gerek belki de…

Deniz Seki’den mektup var! Deniz’in topraksız Zincirlikuyu’su olan cezaevinde kaleme aldığı kitabında, yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen umudunu kaybetmeyen bir Deniz Seki ile karşılaşacaksınız… Zümrüdü Anka kuşu misali küllerinden yeniden doğacağı günü bekliyor. Geçici bir ayrılık olan bu süreçte yaşadıklarını, kalbinden dökülenleri ve yeni şiirlerini Deniz’in Dibi’nde bizlerle paylaşırken onu düşünen herkese en içten dilekleriyle selam ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺64,40
1 2 >

Günlük - Anı Kitapları

Anı - Mektup - Günlük  kategorisinin en önemli örneklerini sizler için bir araya getirdik. Ödüllü kitaplarında yer aldığı bu listeden istediğiniz yazarın istediğiniz kitabına hızlıca erişebilirsiniz.Kapıda ödeme imkanı ve kredi kartına vade farksız 6 taksit imkanı ile hızlıca kitap siparişi verebilirsiniz. %50'ye varan indirimlerle ucuz kitap siparişi vermek için en doğru adres olmaya devam ediyoruz.

cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı