Abdülhak Şinasi Hisar’ın 1930’larda yayımlamaya başladığı anıları, temel olarak çocukluk yıllarını içine alır. Hoca Ali Rıza’nın resimlerinin Proustvari etkisiyle zihninde canlanan, Sultan II. Abdülhamid’in saltanatına denk gelen bu dönemi Hisar, “Çocukluğumuzun tattığı dünya elbette bir cennetti,” ifadesinde cisimleşen bir bakışla hikâye eder. Yazar, bilincinde olduğu siyasi ve kültürel çelişkileriyle bütün bir dönemin içinden bir “cenneti” taşın içinden bir heykel yontarcasına biçimlendirir: Hem kendi çocukluğu hem İstanbul’un yaşayışı böylece maddi ve manevi varlığıyla; hatıra, roman, şiir arasındaki sınırları ihlal eden bir metne dönüşür. “Hatıraların ağacını kendi içinde büyütmesini o kadar iyi biliyor,” diye tanımlar onun bu özel yaklaşımını Ahmet Hamdi Tanpınar.

 

Geçmiş Zaman Köşkleri’nde Abdülhak Şinasi Hisar, çocukluğun efsunlu dünyasına saklanmış hatıraları, o zamanın köşklerinde süren hayatlarla kaleme alır.

 


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 108
Ağırlık : 108
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺44,28

Yaşanmışlıklar, hikâyeler, tanıklar ile üç bölüm halinde anı roman olarak kitaplaştı.

12 Eylül darbe günleri: Bireyler ve toplumda yarattığı etkiyi, Karadeniz’de Çilli kız, Trakya’da Göçmen, Çukurova’da Bedir,

Kırşehir’de Cami imamı, Malatya’da Aşçı Memiş, Afyon’dan Doktor Kemal ve diğerlerinin yaşamlarında göreceksiniz.

Zorunlu göçler: Gülistan’ın Meriç nehrinden geçişini, Cikita’nın Ortadoğu yolculuğunu, Kıvırcık ve diğer zorunlu Avrupa göçlerine tanıklık edenlerin anlatımları...

Mülteci yaşamlar: Değişenleri, dönüşenleri, vazgeçenleri, ideallerini savunanları Sosyal Kazım, İsyan, Suna, Cevher ve Evrim’in yaşamlarından okuyacaksınız.

Türkiye coğrafyasında, farklı dillerden ağıtlar, çığlıklar, haykırışlar yükselerek acıların biri, diğerine ulaşarak birleşip dünyaya yayıldı.

Devasa çınar, bedenini sallayarak dallarındaki eylül yapraklarını, köklerine yaşam veren toprağa savurdu.

Mucit ve yoldaşları 12 Eylül askeri darbesi karanlığını işçi ve emekçi örgütlemeleri ile yararak aydınlığa taşıdılar, taşıyorlar.

ABLUKA: İçinde yer yer dramatik, yer yer traji-komik yaşanmışlıklara dikkat çekti. Bu gune kadar yazılmayan Sosyal- siyasal gelişmeleri sosyolojik araştırmalar ile ortaya çıkardı.

Ali Gültekin'in kaleminden son söz: "Kendileri için mücadele etmeyenler, başkaları için mücadele ettiklerini söyleyerek yaşamın gerçeklerinden uzaklaşırlar..."


Basım Ayı/Yılı :
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 1
Ağırlık : 1
En / Boy : 13 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺60,00

Pulitzer Ödülü sahibi roman ve öykü yazarı John Cheever’ın, oğlu Benjamin Cheever tarafından derlenen mektupları bizi bu büyük yazarın ruhsal ve yazınsal dünyasına davet ediyor. Aralarında Philip Roth, John Updike ve Saul Bellow’un da yer aldığı arkadaşlarına ve çevresine haftada otuz mektup yazan Cheever, “Bir mektubu saklamak, bir öpücüğü saklamaya benzer” düşüncesiyle yazıştığı insanlardan mektupları yok etmelerini isterdi. Buna rağmen günümüze ulaşabilen ve özenle derlenen mektupları, “Amerika’nın Çehov’u” John Cheever’ın karmaşık karakterini; bastırılmış cinselliğinin, alkolikliğinin ve hırslarının yanı sıra kendine has mizahını da yansıtıyor.

 

Benjamin Cheever’ın sözleriyle, “Sevdiğimiz insanların hatıralarında ölümsüzlüğün yakalanması mümkünse, o zaman babam bugün de 27 Mayıs 1912’de ciyak ciyak ağlayarak dünyaya geldiği günkü kadar canlı.”

 

“Dokunaklı ve akıldan çıkmayan özel bir diyalog...

Yazarın canlı bir portresi.”

 

LA Times


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 504
Ağırlık : 504
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺123,00

Bu kitap, 1994-1999 dönemi Karşıyaka Belediye Başkanı, Bosna Hersek Fahri Başkonsolosu, sanayici, siyaset ve iş insanı, doğma büyüme Karşıyakalı Ahmet Kemal Baysak’ın yaşamından kesitler içeriyor. Bir gazeteci olarak Kemal Bey’le yaptığımız yurt içi ve yurt dışı seyahatler, ziyaretler, söyleşiler, sohbetler, bu sohbetlerde alınan notlar, kayıtlar, anılar, tanıklıklar ve izlenimler bu kitabın kaynağı. 
 
Beyefendi kişiliği ile tanınan Ahmet Kemal Baysak adı yurtseverliği, Bosna Hersek, Balkanlar ve Mustafa Kemal Atatürk sevdasıyla belleklerde yerini aldı. 

Sizi unutmadık Kemal Bey, ömrümüz oldukça da unutmayacağız, unutturmayacağız...


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 416
Ağırlık : 416
En / Boy : 15 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺126,00

Neden Geçmişin İzleri

Ailemiz, atalarımız, yaptıkları işler, arkadaşlıklar, aile dostları ve geleneklerimiz bizim içimizde. Bizler farkına varmadan geçmişin izlerini taşırız. Yaptığımız işlerde, arkadaşlıklarda, seçimlerimiz olurlar ve biz bunları bilemeyiz, farkına varamayız. Ta ki bu seçimlerimiz, bize acılar çektirdiğinin farkına varınca anlarız.

Biz aslında hep geçmişte yaşarız. Ailemiz, genlerimiz ve aile geleneklerimizle hep geçmişin izlerini taşırız. Oysa bizler, bir yeni bireyiz kendi kaderimizi yaşamak için geçmişe teşekkür ederek geçmişten ayrılmalıyız ama öyle olmuyor.

Geçmişte yaşadığımız her şeyi bugün de yaşıyoruz. Atalarımızın yaşadığı her şeyi bizler farklı açılardan bugün de yaşıyoruz. Geçmiş geçmişte kalmıyor. Onu size bu kitap anlatıyor geçmişin geçmişte kalması ve kısır döngüler yaşamamak dileğiyle.

Hatasız bir yaşam dilerim ve yaşamak şakaya gelmez bunu unutmamalıyız.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 384
Ağırlık : 384
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺39,00

Yüzü düştü ve başını öne eğdi. Ona doğru eğilince usulca ağladığını fark ettim. Gözyaşları süzülüyordu, yüreğim dayanamadı, ben de ağlamaya başladım. Hemen çantamdan bir mendil çıkararak küçük Murat’ın masumca akan gözyaşlarını sildim.
“Murat güzel kardeşim, asla umudunu kaybetme. Baban mutlaka gelip sizi alacaktır. Sakın ha pes etme olur mu?” dedim.

Dışarıdan baktığınız insanların dünyasına biraz da içeriden bakmak istemez misiniz? Hayatın herkese adil davranmadığını bir kez daha gözler önüne seren eser, tamamen yaşanmışlıkların olduğu röportajlar ve anılardan ibarettir. Şimdi koltuğunuza yaslanın ve Eylülde Yıkım’ı açıp sayfalarını karıştırmaya başlayın.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 212
Ağırlık : 250
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺39,00

Geriden gelen tim komutanının nefes nefese kalmış şekilde konuşmasını telsizden dinliyordum.
“Bir şehidi gördüm komutanım. İkincisini de gördüm. Üç oldu…"
Ağlamaklı sesiyle devam etti.
“Dört, beş, altı… Aman Allah’ım on oldu!”

Emekli Yarbay Mefhar Özavcı’nın ilk eseri Kan Kırmızıydı Kar, 1992-1994 yılları arasında, Olağanüstü Hal Bölgesi’nde, bu coğrafyada yaklaşık 35 yıldır süregelen terör olaylarını ele almaktadır. Terörle mücadelede şehadet şerbetini içmiş askerlerin anıları yüreğinize dokunacak.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 256
Ağırlık : 256
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺39,00

“Unutulur mu?
Ve daha niceleri var yazılmamış, anlatılmamış olan. Kahramanlarımız öylesine çok ki. Tam vaktinde baharlarla gülmüş, sonbaharla ağlamış binlerce isimsiz kahramanımızı yazmak kolay mı? Tüm bu sicilleri derlerken şu şiir hep aklımdaydı:  bir bildiği var elbet bu  çocukların kolay değil öyle genç ölmek 
yeşil bir yaprak gibi yüreği koparıp ateşe atmak kolay değil a benim gülüm…
Elbette bu çocukların bildikleri vardı. Düşleri, umutları… Özgürlüğün saçlarını okşayan deli rüzgârları, umudu bile kıskandıran umutlu kahkahaları vardı. Ölümün bile deviremeyeceği yaşam sevinçleri, dünyanın ve hiç kimsenin henüz anlayamadığı sevgileri ve sonsuz bir umut dağıtanı…”


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 160
Ağırlık : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺74,00

“… Şerê dawî yê herî xeter û qirêje ku tevahî şerên borî li şûn xwe hiştiye. Tenê nakuje, di komkujiyan de derbaz nake û çekên kîmyayî jî bikarnayîne. Tevahî jinan mahkûmê jiyana herî metirsîdar dikir. Ez ê nebêjim ji bo jinên Rojhilata Navîn mirin, lêdan, hewî û hwd weke rewşa asayî ya jiyanê lê hatiye; lê êz ê bêjim ne bêganeye ji wan rastiyan. Lê rastiya ku jinên van axan qet fêr nebûye, nasnake û dê qet nasneke heye. Ew jî mijara namûs û şerefê ye. Şeref û namûse nasnameya din ya jinan. Hîn ji temenê biçûk em tên fêrkirin ji diyardeya namûs û şerefe re. Ti carî namûs û şerefa herî mezin xwe parastin, li xwe xwedî derketin û xwedî derketina welat fêrî me nayê kirin. Ji bo vê ye ku weke jinên vî welatî em dikarin ji bin hemû baran derkevin, lê nikarin ji bin barê destdirêjî, bi rêbazên taritiya serdema navîn jî li şûn xwe ve dihêle li bazaran firotinê qet nikarin rakin. Piştî hêrîşên DA’ÎŞ’ê navê tirsa li ser rûyê jinên herêmê rûniştibû destdirêjî, li sûkan firotin e. Bi awirên ku li ber te digerin komikan ava dikirin jinên Kerkûkê. Bi Kurd, Tirkmen û Ereban ve her kes di nava panîkeke mezin de terkî çarenûsa xwe hatibûn kirin. Tevahî awirên terkî bêçarenûsê hatibûn kirin, vegûherîbûn ser Qendîlê, nemaze hêzê ku dê ji çiyayan bihata. Bi awirên şikestî li benda rizgarvanên xwe bûn tevahî jin. Di ekranên televîzyonan de bang dikirin û digotin: “Kerkûk li benda we ye heval!” banga wan gazî û hewara Qendîlê bû. Qendîl bû hêviya çareseriya pirsgirêkê wan, parastina anûr û şerefa wan…”


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 184
Ağırlık : 184
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺62,00
Baf'tan Lefkoşa'ya Bir Ömür

Kıbrıslı iş insanı Hüseyin Şevketoğlu’nun bir ömre sığdırdıkları tıpkı bir doğanın hayatta kalmak için yapmak zorunda olduğu “dikey uçuş”ları hatırlatıyor: Sessiz ama kırılgan yapısıyla hep kendi yolunda ilerleyen ve mesele yaşamı idame ettirmek olduğunda kararlı ve hedeflerinden vazgeçmeyen bir yapı…
Şevketoğlu’nun 1933’te Baf’ta başlayan hayatı, Kıbrıs’ın 20. yüzyıl tarihiyle benzer iniş çıkışlara işaret ediyor. II. Dünya Savaşı’nın izlerine, EOKA terörü ve direniş yıllarının derin yansımalarına tanık olurken bir yandan da Baf’ın kendine özgü havasına, toprağına, insanına dair içten anıları dinliyoruz.
1956-1959 yılları arasında muhabirlik ve istihbarat çalışmalarına; olgunlaşan ticari zekâsının ilk meyvelerini verişine tanık oluyoruz. 1960’ta Lefkoşa’da başlatılan ve günümüze dek süren önemli ticari girişimler Kıbrıs ticaret hayatına dair belirli bir perspektif sunuyor. Kandu’da geçen göçmenlik ve mücahitlik yılları zor zamanlar olarak anılardaki yerlerini alıyor. 1966’dan günümüze değin Lefkoşa’da süren yaşamı ise gerek siyasi gerek ticari hayatının sayısız yaşantısını, gözlemlerini ve tespitlerini bir araya getiriyor.
Şevketoğlu’nun anıları aynı zamanda hayatında çok önemli bir yer tutan denize ve avcılığa olan tutkusunu hissetmemizi sağlayacak anlatılar ve fotoğraflar da içeriyor.
Dikey Uçuş, insan yaşamının hem acıdan hem sevinçten yana ne kadar zengin olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

"Kıbrıs’ın acıyla ve tutkuyla yoğrulmuş kadim tarihine karışan kendi kişisel tarihimi yaşadığım gerçekliğe uygun şekilde anlatmaya çalıştım. İstedim ki genç kuşaklar geçmişi, neler yaşadığımızı, nasıl ayakta kaldığımızı, vatan ve aile sevgisinin anlamını unutmasınlar ve kendi çocuklarına da aktarabilsinler."
Hüseyin Şevketoğlu


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 456
Ağırlık : 456
En / Boy : 15,5 / 23
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺100,00
Türkiye’de ve Dünyada Koronavirüs Salgını (Covid-19) 1 Ocak 2020 - 31 Aralık 2020

2020 yılı daha ilk günlerinde fırtınalı başladı. Felaket haberleri meğer asıl küresel felaketin sadece işaret fişeğiymiş.

Ocak 2020’de Çin’de artık saklanamaz hale gelen Koronavirüs salgını, 2020 yılının Mart ayından itibaren Dünya Sağlık Örgütü’nün “bu bir pandemi” açıklaması ile dünya şaşkına döndü. Dünya karıştı. Hiç yaşanmamış, hayal edilemeyecek olaylar yaşandı. Görülmemiş şeyler oldu.

Covid-19 Pandemisi ile insanlık unutulmaz bir 2020 yılı geçirdi. 2020 yılı salgınında yaşanan sokağa çıkma yasakları, toplu ölümler, karantina, ilaç krizleri, yoğun bakım görüntüleri, maskeli yaşam, kapanan dükkanlar, kısıtlanan yaşamlar yüzyıllarca unutulmayacak. Bu yüzyıl boyunca 2020 yılı hep gündemde olacak.

Covid-19 salgını öyle ya da böyle sona erecek ancak salgının ilk yılı konuşulmaya, araştırılmaya devam edecek.

İşte bu kitap, dünyanın canlı yayında izlediği gelmiş geçmiş en büyük küresel salgınlardan birinde ülkede ve dünyada olan biteni gün gün kayıt altına alan bir günce çalışmasıdır.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 1632
Ağırlık : 1632
En / Boy : 15 / 23
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺350,00

Gözlerimi açtım, tam tepemde duruyordu, yüzümün birkaç santim uzağında. O yabancı bana öyle şefkatle bakıyordu ki öleceğime emin oldum. Başımı, saçlarımı okşuyordu; Tanrım, ne kadar yakışıklıydı. Keşke beni seven biri olsa o, dedim içimden, oysa onun ağzından şu sözcükler çıktı: “Beyin kanaması geçiriyorsun!”

Dünyaca ünlü aktris Sharon Stone, sadece sağlığına değil, kariyerine, ailesine, servetine ve dünya çapındaki şöhretine de mal olan ağır bir felç geçirdi. Ölümden döndü. Bu kitapta, hayatını yeniden inşa etme çabalarını, iç huzuruna ve sağlığına yavaş yavaş nasıl kavuştuğunu anlatıyor. Başarısızlığı kabul etmeyen bir sektörde, pek çok sesin susturulduğu bir dünyada Stone, geri dönme direncini, düşündüğünü söyleme cesaretini ve pek çok erkeğin, kadının ve çocuğun hayatında bir fark yaratma gücünü buldu kendinde. İçtenlikle kaleme aldığı bu sayfalarda önemli rollerinden, hayatını değiştiren dostluklarından, en büyük hayal kırıklıklarından ve en büyük başarılarından olduğu kadar çocukken aile içinde yaşadığı travmadan ve hayatında bıraktığı izlerden de bahsediyor.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 240
Ağırlık : 240
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺45,00

Gazeteci yazar Ümit Zileli askerliğini 1985-86 yıllarında Tunceli’de komando asteğmen olarak yaptı. Zileli, terör örgütünün ilk ciddi eylemlerini yaptığı yıllarda, tam da olayların içinden gözlemlerini ve yaşadıklarını anlatıyor. Bölge halkının çektiği acıları, imkânsızlıklar ve baskılar altında hayata nasıl tutunduklarını, teröre nasıl direndiklerini insan hikâyelerinden yola çıkarak bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Vur Emri, bir asteğmenin askerlik döneminde günlük misali yazdıkları ve gözlemleri ışığında günümüze ve geleceğe ışık tutan önemli bir belge niteliği taşıyor.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 12
Sayfa Sayısı : 160
Ağırlık : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺35,00

“Kitabı yazmaktaki amacım, ‘tarihin tekerrür etmesini önlemeye’, kendi çapımda kalıcı bir katkı sunmaktan öteye gitmez.

2020 koşullarını düşündüğümde... Her şeye rağmen, ‘Gazetecilik... Bağımsız, özgür, kimsenin kulu kölesi olmadan, inandığın gibi, saygın gazetecilik...’ 2020 koşullarında bile, dünyaya bin kez gelsem, bin kez gazeteciliği seçerim.

Bu kitap bir siyasi tarih kitabı değil. Bir otobiyografi hiç değil. Ama, kronolojik olmayan, o nedenle yıllar içinde birbiriyle bağlantılı olayların perde arkasını kendi penceremden anlatma denemesidir.”

YALÇIN DOĞAN

Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz, gönülden bağlandığı mesleğine yıllarını vermiş bir gazetecinin, 1970’lerin ikinci yarısından 2006’ya kadar görev aldığı gazetelerde, “Ancak, bazılarını yazmadım, daha doğrusu günün koşulları gereği yazamadım. Onlar bende saklı kaldı. Gün yüzü görmedi,” dediği anılarını da kapsıyor.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 344
Ağırlık : 344
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺55,00

“Sevgili okurlar, Katmandu’dan Meksika’ya adlı kitabımdan bu yana geçen bunca yılda, ‘yol sesi’ heyecanımda hiçbir azalma, eksilme olmadı. Bu kitaba aldığım insan ve sanat manzaralı gezilerde, tercihimi toplumları tanımama olanak veren yolculuklardan yana yaptım. Evimde o yolculuklara bu kez yazıyla çıkarken, yeryüzünün en müthiş, en korkunç, en harika ve en şaşılası yaratığının insan olduğunu bir kez daha gördüm.

Yeryüzü, bilmediğimiz, tanımadığımız, merak bile etmediğimiz, tanımaya pek de çalışmadığımız toplumlarla dolu.

İnsanı, toplumları tanımaya çalışmak belki bir adım. Daha güzel, daha sevinçli, daha mutlu gidişIere ve gelişlere bir adım...

Günümüzde bir düğmeye basarak, dünyanın öbür ucunu ‘görme’ olanağımız var. Ama gelin görün ki, ‘görünenin’ dışında, yaşananı, hissedileni, ritmi, şiiri, müziği yakalamaya çalışmak çok farklı.

Öyleyse, haydi bir kez daha yola koyulayım. Evden çıkmadan...

Hepinize güzel ‘yollar’ve ‘yolculuklar’!”


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 176
Ağırlık : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺40,00

Yaşamak bir savaş…
Babamın deyişiyle efendilik savaşı.

Ayşe-Fevzi Bozkurt ailesinin temeli 1943-1944 yıllarında, bir evlilikle atılmış… Ailenin devamı olan çocuklarının güzel güzel evleri, bağları var. 
Bir de hikâyeleri olsun istedim, hikâyemizi yazdım.
Anladığımız kadar hayatı anlatmak, hayata atılmak ve de hayata bir şeyler katmak…Yazarken kendimi gördüm, kendimi okudum. Olaylardan çıkardığım bilgilerin kalan kısmını okuyana bıraktım.

Temeli sevgi üzerine atılan toprak damlı evimiz, dört kardeşin sıkı sıkıya bağlılığını sağladı. Sıcak ilişkimizin temelin de, kuzine sobamız da pişen ekmeğimiz vardı.
Ailenin en yaşlısı durumundayım. Şimdi dört kardeş olarak dört koldan torunlarımız çoğalıyor. 

Hatıralarla yaşamak hoşuma gidiyor…


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 248
Ağırlık : 248
En / Boy : 13 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺61,50

“Çobanlıktan Öğretmenliğe Anılar” isimli bu kitap çalışması, öğretmen ve avukat Mevlüt UYSAL’ın aile çevresi, çocukluğu, ilkokul sonrasında öğrenime devam etme azmi ve kararlılığı ile bu süreçte karşılaştığı zorluk ve imkânsızlıklara rağmen göstermiş olduğu başarı hikâyesini çok çarpıcı bir dille aktarmaktadır.

Kitabın ilerleyen bölüm ve sayfalarında, ortaöğretim ve lisans eğitimi sürecine paralel bir şekilde sürdürdüğü iş tecrübesi, eğitim alanındaki faaliyetleri ile avukatlık mesleğindeki mücadele dolu öyküsü, sivil inisiyatif olarak STK’larda üstlendiği görevleriyle bir insanın sosyal hayatta yakalamış olduğu başarının hazzı ve mutluluğu ortaya konulmaktadır.

Öğretmen ve avukat Mevlüt UYSAL’a ait bu anı kitabı bir anlamda 1950’den 2000’li yıllara Türkiye fotoğrafı olarak da kabul edilebilir.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 480
Ağırlık : 480
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺100,00
Bir Müridin Mürşidiyle Tanışması...

Ders çıkışı büyüğü, küçüğü herkes alelacele kapıya doğru koştuğunu fark ettim.
"Hayrola nereye gidiyor ki herkes böyle?”
Merak etmiyor da değilim acaba nereye gidiyorlar? diye.
Sonunda duramadım ve sordum:
“Nereye gidiyorsunuz?”
...
“O geldi! O geldi!” diyorlardı.
“Kim geldi?” “Abdullah Hoca geldi”
Bir başkası: “Allah dostu geldi”
“O bir Şeyh, Mürşid-i kamil.” diyorlardı.
Peki kimdir Mürşid-i kamil?
O'nun gelmesi ile herkesin heyecanla kapıya doğru koştuğu bu zât kimdir?
. . .

Değerli okuyucular,

Bu eserde Sayın Abdullah Demircioğlu Hocaefendi’nin manevî terbiyesine tâbi olmuş, O’nunla nice güzel anılar biriktirmiş bir müridenin “yolunu aydınlatan ışığım” diye tarif ettiği, samimi duygularla yazdığı, gerçek yaşanmış hadiselerle bir mürşit-mürit ilişkisini anlatmaktadır.

Bir Allah dostunu, bir mürşid-i kâmili daha yakından tanımak için...

Bir müridenin hayat hikâyesini öğrenmek için...

Buyurunuz...


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 128
Ağırlık : 128
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺60,00

Dünyanın en güzel prensesi, sürgündeki prenses, dünyanın en popüler imparatoriçesi... Bunlar 12 Şubat 1951’de, henüz 18 yaşındayken son Iran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’yle evlenerek İran İmparatoriçesi olan Süreyya’ya yakıştırılan isimlerden sadece birkaçı. Mutlu bir evlilikleri olmasına rağmen, çift, Süreyya’nın Iran tahtına varis verememesi nedeniyle 13 Şubat 1958’de ayrıldı. Prenses Süreyya’nın 1961’de yazmaya başladığı hatıraları, dönemin en ünlü gazete ve dergilerinde yayınlanmış, 34 dilde kitap olarak basılmış, milyonlarca kişi tarafından ilgiyle okunmuştur.

Bu kitapta, Süreyya’nın “Hayatım” adını verdiği hatıralarına, “Unuttuklarım” başlığı altında daha sonra yazdıkları ile Iran Şahı’nın hatıralarından en ilgi çekici kısımlarda eklenmiştir.

İran Devriminin Perde Arkası

Süreyya’nın hatıraları iran’da bir devrin kapanıp yeni bir devrin açıldığı bir döneme ışık tutuyor. İran Devrimi neden ve nasıl gerçekleşti? Son İran Şahı, ülkesi adına nasıl bir mücadele verdi? Olayların arkasında hangi güçler vardı? Süreyya bunun gibi soruların cevabım büyük bir samimiyetle veriyor kitabında.

Bir Kraliçenin Etekleri Neden Havalanmaz?

Bir Kraliçe nasıl yaşar? Neler yapar? Nasıl giyinir? Süreyya bütün bunları anlatırken, erkeklere bakışı, hayat felsefesi ve değerleri hakkında da “sohbet ediyor” okuyucuyla. Muzip zevklerini, espri anlayışını ve eğlence alışkanlıklarını paylaşıyor.

Kraliçe’nin Dünya Turundan Notlar

Avrupa, Amerika, Asya ve tabii ki Türkiye...

Süreyya bir imparatoriçe olarak dünyanın dört bir köşesinde tanıştığı ünlü devlet adamlarım ve sanatçıları, başından geçen birbirinden ilginç maceraları ve Doğuyla Batı arasında yetişmiş modern bir kadın olarak sosyal yaşama dair gözlemlerini anlatıyor.

“Sürgündeki Prenses”; 1950’lerin İran’ının, bir kraliçenin “gerçek hayatının” ve hüzünlü bir aşkın öyküsü...


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 10
Sayfa Sayısı : 352
Ağırlık : 352
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺88,55
Öyküler-Portreler-68 Anılar

Britanyalı yazar V.S. Naipul, “Her yazar doğduğu yerden gelen güçlü bir histen yola çıkarak yazmalı…” tavsiyesinde bulunur. Ben, Naipul’un bu tavsiyesinden yola çıkarak doğup büyüdüğüm bölge halkının, ailemin ve benim yaşadıklarımızı amatörce yazıya dökerek öyküleştirmeye çalıştım.
Ayrıca 68 olaylarının tarihine katkı olabilir düşüncesiyle 68 olaylarını baştan sona kadar yaşayan biri olarak 68 anılarımı da ekledim. Yine yöremizde “Rihspi” olarak da tabir edilen barış elçilerinin barış yolunda atıkları adımları örnek olur düşüncesiyle anlatıp, gelecek kuşaklara iletmek istedim.  
Özet olarak diyebilirim ki; bu kitap, benim ve yöre halkımın yürekten gelen sesidir. 


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 144
Ağırlık : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺50,00

“Popüler inanışın aksine geçmiş, şimdiki zamandan daha hareketli değildi. Öyle görünüyorsa, bunun nedeni, geriye dönüp baktığınızda, yıllar içinde olan şeylerin iç içe geçmesi ve anılarınızın çok azının size gerçekten bakir gelmesidir.” diyor George Orwell. Yazar; dünün, bugünün ve geleceğin hafızasında gezinirken kitaplardan dünyalar kurup sigaranın üzerinde ip cambazı gibi yürümenin planlarını yapıyor.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 128
Ağırlık : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺42,00

Şair, yazar ve Kürt özgürlük mücadelesinin siyasi önderlerinden Kemal Burkay'ın Anılar-Belgeler adlı çalışmasının ilk iki cildi geçtiğimiz yıllarda Deng Yayınları arasında basılmıştı. 3’üncü Cilt, 2019 Ekim’inde 4’üncü Cilt ise 2020 Ekim’inde Özgürlük Yolu Vakfımızın yayınları arasında basılıp okuyucuya sunulmuşlardı. 5’inci ve son cilt de Özgürlük Yolu Vakfımızın Yayınları arasında okura sunulmaktadır. Tümü büyük boy ve ciltli olan bu beş cilt, ek belgeler ve kuşe kâğıda basılmış resimlerle birlikte 3000 sayfaya ulaşmakta ve Kemal Burkay'ın hayat öyküsünün yanı sıra, son 80 yılın önemli iç ve dış ve olaylarını içermektedir.
Kitaptan alıntılar;

Ülkeden 1980 yılı Nisan başında, Suriye sınırından kaçak geçerek ayrılmıştım. Aradan tam 31 yıl 4 ay geçmişti. Şimdi bir Türk Hava Yolları uçağıyla dönüyordum ve cebimde bir İsveç pasaportu vardı. Garip duygular içindeydim.

Yıllardır kararlıca izlediğimiz politik çizginin ve verdiğimiz mesajların boşa gitmediğini, tüm engellere rağmen topluma ulaştığını ve onay bulduğunu gördüm.

Biraz soluk aldıktan sonra arkadaşlarla birlikte, çocukluğumun geçtiği bu bahçeye daldım. Bahçe öylesine değişmişti ki eğer bir sabah, nerede olduğumu bilmeden ansızın orada uyansam buranın eski evimiz ve bahçemiz olduğunu bilemezdim...

Parlamentoda bana, bugüne kadar Kürt halkının özgürlük mücadelesine ve Kürt kültürüne yaptığım hizmetlerden dolayı bir plaket armağan edildi. Bu da benim için değerli bir armağan.

Dersim'in kayıp kızı Elif. Anılarında geçmişten sadece silik bazı izler kalmış: Köyü, makine takırtıları, can çekişen anne-babası, kanlar içinde düşüp ölen kardeşi...

12 Eylül darbecileri hakkındaki bu karar tarihin yalnız garip değil, güzel bir cilvesi idi

Nisan başında hayatımın en acı olayını yaşadım, Kızım Hélin, 3 Nisan günü, Stockholm’de bir motosiklet çarpması sonucu hayatını kaybetti.

Geçmişte olduğu gibi inanıyorum ki, eşitlik temelinde bir çözümü ve çağdaş bir demokrasiyi gerçekleştirebilirsek, bu ülkede Kürt halkı ve Türk halkı barış içinde bir arada yaşayabilir. Bence ülkemize ve tüm Ortadoğu'ya sunacağımız gelecek budur, bu olmalıdır; süregiden bir kavga, kin ve düşmanlık değil.

 

 


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 472
Ağırlık : 472
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺150,00

Avustralya bitki örtüsü, iklimi, kendisine özgü hayvan türleri ( örneğin kuala ayısı, kanguru ve bir yaban köpeği olan dingo ) ve yerlileriyle son derece ilginç bir ülkedir.

O günlerde büyük bir kavgayı yitiren, darbe üstüne darbe yiyen insanlar gibiydik. Dünya ölçüsünde karşı devrim atağa kalkmış ve biz geriliyorduk. Yine de kişi olarak umudumu yitirmedim ve Parti olarak sa yitirmedik. Bunun tarihsel olarak geçici olduğunun bilincindeydik. Rüzgarın yönü yeniden bizden yana dönecekti ve gelecek sosyalizmindi.

Kürtler bakımından Mart ayındaki zafer, Nisan ayında yenilgiye dönüştü. Yine kimyasal silah ve kitlesel bir kıyım korkusuyla, bu kez kentleri de boşaltıp sınırlara yöneldiler. Daha önceki göçleri de çok geride bırakan bir trajedi yaşandı. Yüzbinlerce insan, hala sert koşullarının yaşandığı dağlarda perişan oldular, çok acı çektiler, epeyce can kaybı verdiler.

Benim Denge Komkar'a bir hayli emeğim geçmişti. Riya Azadi'ye ise yıllarımı vermiştim. Bu nedenle her iki yayına da anlatması güç, buruk bir duyguyla veda ettik. İnsanın sevdiği bir yerden, sevdiği bir kişiden, bir daha görüşmemek üzere ayrılması gibi... Her şey gibi yayınların, hatta örgütlerin de bir ömrü var. Onlar işlevlerini yapınca geçer giderler. Kiminden güçlü izler kalır, kiminden ise, bir zaman sonra iz bile kalmaz...

Yol boyu; doğa, köyler, dağlar ve anlatılan öyküler, her şey bizim için çok ilginçti. İki peşmerge yıkıntı halindeki köylerini gösteriyorlardı. Yıkıntıların arasında, kerpiç ve taşla yapılan, meşe dallarıyla örtülen tek tük yeni evler belirmeye başlamıştı... Yol boyunca pirinç tarlalarında çalışan kadınlı erkekli insanlar görüyorduk. Yaşam başlamıştı...

Amediye de Rendavuz gibi, bir tepenin üstüne kurulu dört bir yanı doğal, dik bir duvar gibi uçurumlarla çevrilmiş tarihi bir kent. Çevresi yalçın dağlarla çevrili, Garey, Metinan ve ötekiler.. Dağların yamaçlarından sular fışkırıyor. Vadiler yemyeşil, bağlar bahçeler içinde.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 664
Ağırlık : 664
En / Boy : 17 / 24
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺200,00

İnsanlık tarihine ‘Rus uygarlığının kurucusu’ adıyla geçen Büyük Peter’in ününü duymamış çok az kişi vardır. Ancak Moskova’lı büyük imparatorun gençler arasındaki ünü, daha çok el becerilerine dayalı sanatları halkına tanıtma çabasından ve Hollanda’daki tersanelerde bizzat çalışarak gemi yapım sanatını ve bu sanatın inceliklerini öğrenmesinden gelmektedir. Peter’in bizzat çalıştığı mekan halen Amsterdam yakınlarında bir tersane kasabası olan Saardam’ dadır. Bina ahşap olduğu için zaman içinde harabeye dönmüş ve dış cephe daha fazla yıpranmasını engellemek amacıyla tuğla ile yeniden örülmüştür. Bina halen çok sayıda meraklı turist tarafından her yıl ziyaret edilmektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 214
Ağırlık : 214
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺66,00

Okuyacağınız bu hikâye ilk kez Paris’teki Barış Konferansı sırasında kaleme alınmıştı. Günlük olarak aldığım notlardan oluşmaktaydı. Kahire’deki komutanlarıma ilettiğim birtakım raporlarla desteklenmekteydi. 1919 yılının sonbaharında bu hikâyenin ilk taslağıyla beraber bazı notlar da kayboldu. Belki de Faysal’ın ordusunda benden başka kimse o dönemki hissiyatımızı, umutlarımızı ve çabalarımızı kaleme almayı düşünmediği için bu hikâyeyi yeniden anlatmayı tarihsel bir zorunluluk olarak görmekteydim. Böylelikle bu hikâye 1919-1920 kışında Londra’da, hafızam ve kalan notlarımın yardımıyla yeniden yazıldı. Büyük tutarsızlıklarla doluydu. Yaşanan olaylar zihnimde yer etmiş olsa da tarihler ve sayılarla ilgili detaylar dışında, işin içine bazı hatalar karışmış olabilir. Yeni menfaatlerin ortaya çıkmasıyla olayların ana hatları ve önemi de kayboldu. 

Muhafaza ettiğim notlarımdan yola çıkarak tarihler ve mekânların doğru olduğunu söyleyebilirim fakat kişi isimleri konusunda aynı şeyi söyleyemem. Çıkılan bu yolculukta beraber çalıştığım bazı şahıslar kendilerini kamu görevinin sığ mezarına gömdüler. Onların isimlerini zikredebilirim fakat bazılarının benliklerini güvenlik sebebiyle korumak durumundayım. Bazı kişilerin birden çok ismi var. Bu durum ferdiyeti ortadan kaldırarak kitabın bir grup insandan ziyade çehresiz kuklalarla ilgili olduğunu düşündürebilir ancak kişinin ismini verirsem ne onu övdüğüm ne de yerdiğim için kimse bana teşekkür etmeyecektir.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 139
Ağırlık : 139
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺50,00

Bir taraftan sadece XIX. Yüzyılın değil, tüm dünya edebiyatının en güçlü kalemlerinden Leo Tolstoy; diğer taraftan verdiği bağımsızlık mücadelesi ve kimlik kavgası ile birçok millete örnek olmuş unutulmaz Mahatma Gandhi. Bu iki mümtaz kişilik arasındaki saygı dolu sağlam dostluk, yazışmalara dökülmüş ve karşılıklı teati edilen mektuplarla daha da pekişmiştir. Mektupların içeriğinin ve tarihî değerinin yanı sıra, birbirlerine olan hitap şekilleri de bu iki zâtın ne kadar zarif ve erdemli olduklarını ortaya koymaktadır. Gandhi, büyük bir tevazu örneği gösterip Tolstoy’a “İtaatkâr hizmetkârınız” diye hitap ederken Tolstoy da kendisine “Saygıdeğer Beyefendi, Saygıdeğer Arkadaşım,” diye karşılık vermektedir.
Bu mektuplar, yaşam tarzları, güçlü kişilikleri ve taviz vermeyen ilkeleri ile zaten tanıdığımız Tolstoy ve Gandhi’nin kişilik ve karakterlerini daha iyi anlamamız açısından önemlidir. Gandhi’nin zaten bilinen alçakgönüllü yapısı, bu mektuplar sayesinde daha da belirginleşmiş ve onun kaba kuvvete karşı ilkeli ve mücadeleci kişiliği artık yadsınamaz bir hale gelmiştir. Ayrıca her iki şahsiyetin de sevgi, iyilik ve eğitim yoluyla başarıya ve mutluluğa ulaşma gayeleri yine bu mektuplar sayesinde daha iyi anlaşılmaktadır. Kendi din ve inançlarına sıkı sıkıya bağlı olmakla birlikte diğer din mensuplarına saygılı olmayı gerekli görmeleri de apaçık görülmektedir. Mektuplar, o gün yaşanan siyasî gelişmeler, sömürgecilik, köleleştirme başta olmak üzere çok sayıda sosyal konuya değinmesi açısından önemlidir.

Gerek tarihî ve gerekse edebî değeri olan bu yazışmaların, birçok dile vakıf, nice telif ve tercümelere imza atmış, güçlü kalem Sevda BEYTAŞ Hanımefendi tarafından çevrilmesi; onun kendine özgü ifadelerle dilimize kazandırılmış olması takdire şayandır. Bu çeviri, hem çok değerli bir eserin Türkçe’ye kazandırılmış olması hem de usta ve yetkin elden çıkmış olması itibarıyla büyük bir kazançtır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 55
Ağırlık : 55
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺30,00

Bu, öncelikle bir hayvan hikâyesi, aynı zamanda iki insanın ve kürk ticaretinde başarısız olduktan sonra ve av alanlarının eski mülkiyet sisteminin bozulmasıyla yerli halkın ve birkaç beyazın son yirmi yıl boyunca darmadağın olmasıyla, içine düştükleri kaostan çıkmak için verdikleri mücadelenin hikâyesi. Geçim araçları yangınlarla yok oldu ve bölge geçici tuzakçıların ve ucuz kürk alıcılarının akınıyla işgal edildi, yeni evli ve imkânı olmayan bu kadın ve erkek, zarar gören çevrelerinde halklarının büyük mirasından geriye kalan ne varsa yanlarına aldılar ki bunlar malzemeleri ve iki küçük evcil hayvandı.

Yabancı bir toprağa dönüşen kendi ülkelerinde başıboş, gezmeye başladılar, bu yeni resmin bir yerine sığmaya çalıştılar. Kayıp çevrelerinin ruhunu temsil eden bu yaratıklara olan bağlılıkları sonunda kendi kurtuluşları oldu.
Bütün yerler gerçektir, hikâye birçok kişi için yenidir, kişiler gerçektir ve biri haricinde bütün isimler doğrudur.

Bu kitapta yazılanları doğru anlamak için, bir yerli hikâyesi olmadığı akılda tutulmalıdır, sadece yerli altyapısına sahiptir. Bu çalışma boyunca ortaya çıkan bütün doğaya alınan tavır göz önüne alındığında, durumu en iyi açıklayan ifade John G. Gifford'un 'Seminole Savaşının Hikâyesi'nden bir cümledir:

'Egemenliğin anlamı, ilkel insanlar, özellikle de yerliler için çok açık değildir. Çevresindeki şeylere nadiren baskın çıkar, doğanın bir parçasıdır, patronu değildir.'


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 257
Ağırlık : 257
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺78,00

Behice Boran Anma Toplantıları 5.Yıl 1992,10.Yıl 1997


Basım Ayı/Yılı :
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 134
Ağırlık : 134
En / Boy : 15 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺70,00

“Kısa Dalga Hatıralar”, Mehmet Salmanoğlu’nun kişisel serüveninden yola çıkarak kendi coğrafyasında olup bitenleri bir nebze aydınlatma çabası olarak okunmalıdır. Sözlü kültürün egemen olduğu bu coğrafyada söyleyecek sözü olanların tanıklıklarını yayına dönüştürmesinin çok anlamlı olduğuna, kuşaklar arasında anlamlı bir bağ kurmasına vesile olacağına inanırım.

Kendi tarihine, belleğine ve siyasal süreçlerine dair çok şey söyleyen Mehmet Salmanoğlu’nun büyük bir emek, sabır ve çabasının ürünü olan “Kısa Dalga Hatıralar” adlı bu eserini okumaya zaman ayırdığınızda orada kendi tarihinizden de çokça izler bulacaksınız.

Bu anılar; yazarın kuşağının ve sonraki kuşağın devrimci siyasî mücadelesinin 60 yıllık serüveni ve ödediği bedellerin bir yaşanmışlığı ve tanıklığıdır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 304
Ağırlık : 304
En / Boy : 16 / 23
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺100,00

Sen benim anlatamadığımsın
Suskunluğum
İçimde büyüttüğüm çiçek
Dört dönem tomurcuk ama açar bir gün
Gül kurusu bir gizemi kalır
Anı defterlerinde ezik ve solgun
Salt çocuklar kırar sevdiklerini
Burunlarını camlara dayayıp
Hiçbir şey bilmiyormuş
Çok şey biliyormuş gibi
Bakarlar insana
Sen benim anlatamadığım
Suskunluğum
İçimde büyüttüğüm çiçek
Dört dönem tomurcuk

 


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 216
Ağırlık : 216
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺60,00

Bu eser, 1916-1922 yılları arasında İngiltere’de başbakanlık görevini yürüten David Lloyd George’un Birinci Dünya Savaşı sonrası kaleme aldığı hatıralarının Türkiye’ye ait bölümlerini içermektedir.

D. Lloyd George, bu kapsamlı hatıralarının ilgili bölümlerinde Osmanlı Devleti’nin paylaşımına yer vererek Türklerle imzalanacak Sevr Barış Antlaşması sürecinin nasıl ilerlediğine, Lozan Barışı’na nasıl gelindiğine ve bu süreçte İngiltere’nin müttefikleri ile hangi noktalarda anlaşmazlığa düştüğüne değinmektedir. Savaştan sonra Arap topraklarının bölüşümünde Müttefikler hangi hatalara düştüler? Ortadoğu’yu bölen Sykes-Picot Antlaşması’nı neden “rezil bir belge” olarak niteledi? Asla uygulanmaması gereken bir belge olarak kabul ettiği bu antlaşma, savaştan sonra hangi politik ve askeri sıkıntılara sebebiyet verdi? Filistin’de bir İsrail Devleti’nin kurulmasına yönelik faaliyetlerde onun en büyük endişesi neydi? ABD, bu işin neresindeydi? Filistin, neden bölünmemeliydi? gibi sorulara D. Lloyd George, hatıralarında cevaplar vermektedir.

Ayrıca onun Türk Millî Mücadelesine bakış açısını da bu hatıralarda bulacaksınız. Ona göre, Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’da Müttefik planlarını nasıl alt üst etti? Yunanlılar neden bozguna uğradı? Bu bozgun, önlenebilir miydi? Dahası, “Sırtımızdan yediğimiz ilk hançer olarak...” nitelediği Lozan Barış Antlaşması’nı Müttefikler açısından neden bir “felaket ve ihanet belgesi” olarak kabul etmektedir? gibi sorulara da hatıralarının ilgili bölümlerinde D. Lloyd George, detaylı bir şekilde cevaplar sunmaktadır.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 285
Ağırlık : 285
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺93,10

Vatandaş Mustafa doğanın bir parçası olarak yaşadı. Aramızdan ebedi olarak ayrılarak çok sevdiği doğanın bir parçası olarak yaşamına devam ediyor. Doğaya büyük bir aşk ve sevgiyle bağlı olan, tüm canlılarla farklı bir dil kullanarak konuşabilen, anlaşabilen bu güzel adamın doğaya Tengrici bir anlayışla doğanın ruhuna saygılı ve doğayla uyum içindeki yaşamı beni çok etkiledi. Doğanın iyi bir dost ve iyi bir öğretmen olduğunu tüm insanlığın doğanın bir parçası olduğunu savunan Vatandaş Mustafa'nın doğaya olan hayranlığı, saygısı ve sevgisini daha iyi anlıyorum Bugün bütün insanlığın Tengrici bir anlayışa dönerek doğanın efendiliğine bir son verip onunla uyum içinde onun bir parçası olarak yaşamına devam etmesi gerekir.
     O bizi gururla izliyor. Vatandaş Mustafa'ya sözümüz var. Asla doğanın efendisi olmayacağız. Sen rahat uyu.
                                                                                                                                                                                     Remzi Kazmaz

Sevgili Remzi Kazmaz; insanın ve emeğin sömürüsüne karşı uzun yıllar yürüttüğün hukuk mücadelen doğanın sömürülmesine karşı yürüttüğün mücadele ile bütünleşiyor. İnsan emeğinin ve doğanın özgürleştirilmesi için verilen mücadele 21. yüzyıl devrimciliğinin bir görevidir. Bu kitapta Remzi Kazmaz, hepimiz için doğayla barışık ve doğanın yasalarına uygun bir yaşamın gereklerini, uzun yıllar süren çevre-ekoloji mücadelesindeki deneyimlerini ortaya koyuyor.
                                                                                                                                                                                           Alper Taş

Tema Vakfı olarak doğa ve çevre mücadelesinde sizinle birlikte yan yana olmak bizi her zaman mutlu etti. Doğaya karşı olan tutkunuzu ve sevginizi onu korumak için verdiğiniz inatçı mücadeleniz ve özverili çalışmalarınızla Türkiye çevre mücadelesine büyük katkılar sundunuz. Gelecek kuşaklar sizleri saygı ile yad edecektir.

Artvin Cerrattepe davamıza ve mücadelemize avukat ve aktivist olarak verdiğin desteklerden dolayı teşekkür ederiz. Küresel iklim değişikliğinin hissedildiği bölgemizde HES'lerle derelerimizi kurutanlar bir gün tarih önünde hesap verecektir.
                                                                                                                                                                                     Av. Bedri Kalın


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 336
Ağırlık : 336
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺70,40

Arka Kapak Yazısı

Bir insanın evinin kapısı ve kilidi ne ise hudut da bir millet için aynı önem ve değeri taşır…

Zaman ilkeyi değiştiremez: “Hudut bir milletin namus ve şerefinin korunduğu yerdir.”

Biz Hudutlardayken kitabında Osman Pamukoğlu’nun üsteğmen rütbesindeyken 1974-1975 yılları arasında yaşadıkları anlatılmaktadır. Ve olayların her biri tek başına bir film veya romana konu olabilecek tüm özelliklere sahiptir…

Kitap Adı: Biz Hudutlardayken
Kitap Yazar: Adı Osman Pamukoğlu
Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt
Editör: Ezgi Hotalak
Kapak Tasarım: Emir Tali
Sayfa Tasarım: Şenol Alanbay
Sayfa Sayısı: 120
Ebat: 13,7 x 21,5
Tür: Anı
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751044693

₺45,50
Zafer Mümkün Cesaret Gereklidir

Merhaba Xoca, kusuruma bakma bana eski Nasname sitesi ile ilgili görüşlerimi sormuştun. Meşguldüm ve Güney İsveç’te okuyan kızımın yanındaydım.

Nasname ile ilgili diyebileceğim şu noktalardır. Kürt internet sitelerinin ilklerinden biriydi. Sen dışlanmadan önce hemen her gün sayfaya girip takip ederdim. Gerek senin PKK/Apo ile ilgili gözlemlerin gerekse yazdığın görüşler geniş çevrelerce izlenmekteydi. Aradan kaç yıl geçti bilemiyorum çok kaliteli yazılar ve yorumlar okudum.

Senin dışlanmanla birlikte izlememeye başladım çünkü Nasname sitesi demek Şikrü Xoca demekti. Şimdi bilmiyorum hala yayın yapıyorlar mı, ilgimi çekmiyor. Politik mücadelenin her alanında nankörlük ve en yakınına darbe yapma mantığı en sevmediğim davranıştır. O yüzden sana yapılan darbeden sonra hiç merak edip girmedim.

Kalite olarak da Nasname ve Gelawej siteleri o dönemler en fazla izlenen sitelerdi..


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 160
Ağırlık : 160
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺56,00
Victor'un Mutfağından Sofrasına Yolculuk

Türkiye’de ekolojik yaşamın öncülerinden Victor Ananias, yaşamı boyunca doğanın sunduğu mucizeleri topraktan tezgâha, oradan mutfağa, sofraya ve gönüllere taşıyan bir dost oldu herkes için. Elinin değdiği her yere bereket, şifa ve aşk getirdi. Sofralar kurdu; mutfağında fikirler, insanlar, hayaller de pişti yemeklerin yanında. Ve pek çok canı bir araya topladı Buğday’ın çatısı altında…
Vefatının 10. yılında Victor’un anısına hazırlanan bu kitapta; kendi kaleminden çıkan yazılarla birlikte, dostlarının dilinden onu okuyacak, sağlıklı ve lezzetli tariflerini öğrenecek, bu yemekleri eşsiz kılan sırrı keşfedeceksiniz.

Tüm ‘ama’ları yok eden, yalnız olanı köprülendiren, düşman görüneni konuşulur kılan, akışında bir mücadeleye ortak bir ufuk sunan sükûneti vardı Victor'un; dinleyenini topraklayan, bizlerin yalnızlıkta değil, o, bu, şu diye ayırmayan bir çoklukta durmamız gerektiğini hatırlatan müstesna bir muhabbetti kurduğu. Bu metinler bana yeniden durma, soluklanma imkânı verdi. Mühimi ehemden ayıklamaya fırsat bir sükûnet. Canına değsin Victor! Çoklukta yaşayasın!
Defne KORYÜREK
Gıda Adaleti ve Ekoloji Aktivisti, Yazar

Victor’u çok genç kaybettik. Ektiği tohumlar dünyanın daha güzel ve yaşanılır olması için yeşeriyor. O da düşünen bir varlık olarak doğum ve ölüm sürecinde bu yeryüzü sofrasına oturduğunda ihtiyacı olan kadarını alıp karşılığını fazlasıyla verendi. Ruhu şad olsun.
Musa DAĞDEVİREN
Mutfak Araştırmacısı

Victor ve sepetlerinden taşan meyve, tohum, aş, öykü, şükran, ince dokunuşlar, yaratanla derin bir bağ, doğa sevgisi, buğday başakları… Bir bedende bu kadar çok kıymet buluşur mu diyor insan; Victor’da buluşurdu. Başka türlü bir öyküydü, hiç sonlanmayacak…
Tijen İNALTONG
Araştırmacı, Yazar


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 168
Ağırlık : 168
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺120,00

First name and last name are two different personalities. The name belongs to you, the surname is the life that comes from your genes. People breathe freely when they learn to live in the totality of two names. But if a person like me lives in a war between his first name and last name, he just stands between being or not being at all, he is out of breath and he just writes. Although her writings -according to some- become meaningless, she writes. To be able to take a tiny breath… “Farewell is approaching. We'll say goodbye in a little while. This farewell will not be a new beginning. There is... no end, and there will be no end. There will be a huge gap, I will not be able to fit into the gap. No matter what I write that won't be enough, I'll be halfway through before I say goodbye. I'm gonna be late because I can't write. I'll be halfway through my literature, which is not enough to describe my feelings. If I wrote the whole letter in capital letters, I would be halfway through because I didn't have a voice. My deficiency; it will also make my loneliness incomplete, I will stay lack in my incompleted loneliness. My death... My death will be incomplete. Do you know what you've done to me?” GOODBYE DAD…


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 54
Ağırlık : 54
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺54,00

Her 
Kadın 
Cinayeti 
Bir 
Erkeğin 
Ntiharıdır


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 222
Ağırlık : 222
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺36,90

Letra a mi Padre sovre los Primos Kubanos trata sovre la bushka de miembros de famiya Djudia ke se desparesyeron anyos antes: este grupo partikular de imigrantes Djudios Otomanos abandonaron orijinalmente Silivri, una sivdad chika en Trakya, al empesijo del siglo XX i se embarkaron en un sigundo viaje de Estambol a Havana, Kuba en 1923, al mizmo tyempo ke el Emperio Otomano se dezazyo i nasyo la Republika Turka. Se yevaron kon eyos su lingua nativa, el Djudeo-Espanyol, ke surbivyo durante 450 anyos en las tierras Otomanas.

Letter to my Father about our Cuban Cousins is about the search for my long-lost Jewish family members. They were Ottoman Jewish immigrants who originally left Silivri, a small town in Thracia, at the very beginning of the 20th century and embarked on a second journey from İstanbul to Havana, Cuba in 1923, when the Ottoman Empire dissolved, and the Turkish Republic was born. Their most valuable possession was their native language of Judeo- Spanish that survived for 450 years in the Ottoman lands.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 220
Ağırlık : 220
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺485,00

The autobiography of Dr. Henri Griladze (b. 1938), one of Turkey’s pioneering neuro-psychiatrists, is presented in this book. Beginning with the emigration of his father from Georgia to Turkey in the first years of the 20th century, the book chronicles Dr. Griladze’s pleasant childhood years in the then-polyglot Istanbul suburb of Bağlarbaşı; witnessing the change of the district and the city over the decades; moves on to his education, training and career of over forty years in psychiatric hospitals in Istanbul and beyond; his pioneering research on sleep and psychometrics; his encounters with ultra-nationalists, nosy journalists and other extraordinary characters; and concludes at Dr. Griladze’s modern-day clinic, where he has worked privately since 1974. Richly illustrated with photographs and annotated with footnotes that explain local nuances, this book will be interesting to scholars of Turkish medical and psychiatric history; the history of Istanbul’s Bağlarbaşı district; and enthusiasts of the memoir genre in general.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 133
Ağırlık : 133
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺388,00

Türkiye’de yayınlanan gerek siyasi, gerek gündelik hayatı, gerekse kişisel hayatları yansıtan hatıratlarda Türkiye Yahudilerinden bahseden bölümlere nadiren rastlanmakta.

Türkiye Yahudilerinin tarihi ile ilgilenen araştırmacılar kadar hatırata meraklı olan herkesin ilgisini çekebilecek olan bu derleme artık herhangi bir Yahudi’nin yaşamadığı şehirler dahil olmak üzere Yahudilerin Türkiye’nin toplumsal hafızasında bıraktığı izleri bir araya getirmekte.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 196
Ağırlık : 196
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺145,50

Psikiyatri profesörü, emekli albay, yazar, aktivist, Üsküdar Üniversitesi kurucu rektörü, yenilikçi bir akademisyen, girişimci bir doktor; Nevzat Tarhan.

Merzifon’dan başlayıp Kuleli Askeri Lisesi’ne oradan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne ve ülkenin pek çok şehrine uzanan askerlik ve hekimlik yılları, akademide yapılan hummalı çalışmalar, otuzu aşkın kitap, binlerce atıf, şifasına vesile olunan on binlerce hasta ve hayata atılmasına destek verdiği sayısız öğrenci…

Prof. Dr. Nevzat Tarhan Ezber Bozan Hayat’ta yetmiş yıla sığdırdığı onca tecrübeyi, ailesini, eğitim hayatını, üniversite ve askeriye yıllarını, askeriyeden emekli olduktan sonra ülkenin ilk özel psikiyatri hastanesine ve ilk tematik üniversitesine uzanan yolculuğunu anlatıyor.

Ailesi, sosyal çevresi, eğitim hayatı, anlam arayışı, aile olmaya verdiği önem, mücadeleci duruşu ve başarı hikâyesi, Türkiye’nin zor dönemleri ve demokrasi mücadelesi, inanç-bilim ilişkisi, zamanın ruhunu yakalama çabası, dijital dünya, sosyal medya ve Z kuşağına bakışını ezber bozan bir bakış açısıyla ve samimi bir dille okurlarıyla paylaşıyor.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 288
Ağırlık : 288
En / Boy : 17 / 24
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺205,00
Yaşanmış Bir Girit Öyküsü

“Yaşam tesadüflerle oluşan bir yolda yürüdüğümüz zaman dilimi midir?”

Yaşam bir öyküdür
Dinlenecek bir şiir
Tırmanacak bir yokuş
Bazen de susulacak bir an
Çığlık atsan da
İsyanınla yansan da
Boşuna çırpınma
Ölüm yanı başında
Fikret Sezgin’in dediği gibi:

“Çocuk kaldı ellerim
Hâlâ oyuncaktayım
Yaşam dama tahtası
Bir kara bir aktayım
Bu dünya saltanatı
Son yolculuk dediler
Merakla bekliyorum
Her gece duraktayım...”


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 200
Ağırlık : 200
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺50,40
Yaşar Bostan Kitabı

Bu kitap, “örnek bir insan” olan Yaşar Bostan’ın vefatından sonra yakın dostlarının; kişisel ahlakı, yaşayışı, işi ve çevresiyle ilgili olarak kaleme aldıkları anı ve hatıralarını içermektedir. Böylesine özel ve örnek bir insanın daha geniş kitlelere tanıtılması, yazın dünyası için bir kazançtır. Onun yazılı bir eseri yoktu ama etrafında oluşturduğu dost ve kardeşlik halkaları ve bulunduğu meclislerde kaynaştırıcı karakteri ile geriye, yazılı eserleri olanlar kadar kıymetli ahlakî izler/eserler bırakmıştır. Bu açıdan Yaşar Bostan’ın ahlakî kişiliği ile örnek temsiliyeti, yazılı bir eser vermesi kadar değerlidir. Onunla muhatap olan dost ve yakınları, onu bu yönleriyle öne çıkaran bir armağan kitap hazırladılar. Kitap, aynı zamanda açık sözlü ve alçak gönüllü Yaşar Bostan’ın yaşamını anlatan kısa bir hikâyesidir de… Böylece dost ve yakınlarının yaşantılarında iz bırakan bir insanın hikâyesi ortaya çıktı. Kendisi ehl-i kalem biri değildi ama onun “kıraat/okuma ehli” olması, onu bu kitabın asıl müellifi yapmıştır. Bu açıdan dostlarının yazdığı hatıralar, onu her an bellekte tutan bir hatırlatıcı olduğu kadar yaşamından aktardıkları tecrübeler de öğretici bir nitelik kazanmıştır. 


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 144
Ağırlık : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺49,80

Çocukluk yıllarından başlayarak devlet memuru anne babasının da etkisiyle farklı şehirlere ve yaşamlara tanıklık eden yazar daha sonraki yıllarda da uluslararası çalışma hayatı nedeniyle pek çok farklı ülkede bulundu. Bu vesileyle Ganbatte’de; olaylara hem içeriden hem de dışarıdan, farklı gözle bakma yeteneğiyle dolu bir deneyimin izleri yer alıyor.

İroniden ve derinlikten beslenen kitap; hem mizah hem de duygu dolu bir anlatıma sahip. Türkiye’deki sosyal, kültürel dönüşümü geçmişten bugüne irdeleyen kitabın sayfaları arasında, yazarın durumlardan ve duygulardan yola çıkarak yaptığı resimler yer alıyor. Ailesinde; en baştan beri tanıklık ettiği üretkenlik, hiç durmamak ve ‘vazgeçmemek’ aslında Ganbatte’nin ortaya çıkmasında çok etkili. Japonya’da bulunduğu dönemlerde; onların yılmama, vazgeçmeme anlamında kullandığı bu sözcük, Melis Candan Mumcular’ın da hayat mottosu.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 328
Ağırlık : 328
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺48,75

Bazı kitaplar vardır, okuduktan sonra mutlulukla beraber hüznü de getirir. “Neden daha önce bu kitapla tanışmadım?” hüznünü...

Elinizdeki bu kitap da bunlardan biridir. Kitabın orijinal hâlini okuduktan sonra Türkçeye kazandırmak gerekir diye düşündüm. Zira birçoğumuz İmam Ruhullah Humeynî’nin yalnızca siyasi ve dinî kimliğinden haberdarız. Düşmanın karşısında çattığı kaşları, Şah’a karşı cesurca salladığı parmağı ve gece namazları aklımızdadır. Oysa örnek şahsiyetlerin bu kimliklerinin yanında aile hayatlarına da bakmak gerekir. Aile hayatlarında da kuşkusuz örnektirler.

İmam Humeynî’nin bilinmeyen aile yaşantısı, evliliğinin nasıl gerçekleştiği, eşinin onun hakkındaki düşünceleri, nasıl bir baba olduğu ve inkılabı nasıl gerçekleştirdiğini çevirmek benim için şerefti.

 

Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 136
Ağırlık : 136
En / Boy : 10,5 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺22,50

Askeri müdahalelerin sadece hedefledikleri kitlelerin değil, pek çok masum insanın yaşamında ne derin yaralar açtığını bire bir yaşayarak anlatan kitapların sayısı –hele Türkiye’de– hiç de az değildir. Ama merhum Turhan Dilligil’in 27 Mayıs 1960 tarihli ihtilalin ardından yaşadıklarını anlatan “GÖZALTINDA 170 GÜN: BİR AYDININ GÜNLÜĞÜ” kadar yaşanmışları içten ve doğruca anlatan kitap çok azdır. O nedenle bu kitap, merhum Dilligil gibi iyi bir gazetecinin Yassıada ve Balmumcu’da, kendi deyimiyle “gözaltında” yaşadıklarının düz bir kristal aynadaki görüntülerinden oluşuyor.

Kendisini “gözaltında” sayması boşuna değil. Çünkü hiçbir suçlama olmadan ve hakkında bir iddianame dahi hazırlanmadan 170 gün süreyle özgürlüğünden mahrum edilmiş, önce Yassıada’da sert ve acımasız kişiliğiyle tanınan Komutan Yarbay Tarık Güryay’ın katı disiplini altında kalmış. Sonra, Demokrat Parti iktidarı sorumluları hakkında ilk duruşmaların başladığı 1 Ekim 1960 gününden tam 12 gün sonra (12/13 Ekim 1960 gecesi) Beşiktaş’taki Balmumcu Garnizonu’na nakledilmiş. Gözaltında tutulması burada da tam iki ay devam etmiş.

En önemlisi, Dilligil gün be gün tuttuğu bu notları Tarık Güryay emrindeki ekiplerin yaptıkları titiz aramalardan kurtarıp o dönemde yaşananları öğrenmek isteyenlerin istifadesine ulaştırmış. Turhan Dilligil aslında sadece gözaltında tutulmakla kalmamış, Yassıada ve Balmumcu’daki günlerini iyi bir gazeteci olarak geçirmiş. Aksi olsaydı, günlüklerinden ne bu kadar içtenlikle ve ne de bu kadar akıcı yazılmış bir kitap çıkabilirdi.

Yassıada’da tutuklu kalanların gördükleri muameleleri, o dönemin DP’li ileri gelenlerinin endişelerini, sık sık uydurulan “Şu tarihte serbest bırakılacağız” türü lafların yarattığı heyecanları, gözaltında geçen günlerin doğurduğu sorunları, tutukluların endişe ve kaygılarını, kendi aralarındaki görüş ayrılıklarını ve kavgalarını, Eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes hakkındaki değerlendirmelerini merak eden herkesin bir solukta okuyacağı bu kitabı bizlere kazandıran Dilligil’in kızı, Cambridge Üniversitesi eski öğretim üyesi Dr. Arın (Dilligil) Bayraktaroğlu’nu kutluyorum.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 184
Ağırlık : 184
En / Boy : 14 / 21,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺35,26

Anılar…

Son yıllarda anı yazmak çok revaçta. Aslında hiç de fena değil okuyucu için. Okuyucu, macera arar, aksiyon arar. Uzunca bir zamandır da çok renkli bir hayatımız var, bu da tam aranan kan gibidir. Peki insanlar, başkalarının anılarını neden merak ederler? Aslında merak edilen, o kişinin ne yapıp ettiği değil, onun çevresinde dönenlerin renkliliğidir. Bu da, “anı”yı özel kılıyor.

Toplumun geniş katmanlarının göremedikleri, duyamadıklarıdır aslında bizi çeken… Herkes, her şeye tanık olamıyor ne yazık ki. Tanık olanlar da eğer onları paylaşmıyorlarsa geniş kitleler bundan haberdar olamıyorlar. Örneğin Trabzonspor’un emektar ve sevgili masörü Şefik’in, ilk zamanlarda futbolculara masaj yapmak yerine adeta onların etlerini törpülediğini nereden öğrenecektiniz? Çünkü o balıkçıydı…

İşte bu eserimde bunları bulacak, kah gülecek, kah düşünecek, nice insanların, nice zorluklardan geçerek bir yerlere gelebildiklerini yaşayarak öğreneceksiniz…


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 176
Ağırlık : 176
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺38,72

Avcılar ve denizciler çok abartarak anlatırmış. Ama okuduğunuz her satır, bire bin katmadan, yıllarını okyanusta geçirmiş eski bir deniz kurdu tarafından yaşanmış olayların bire bir kaleme alınması ile ortaya çıkmıştır. Bazen hüzünleneceğiniz, çokça tebessüm edeceğiniz, hem hayatın içinden hem de engin denizlerden kalan anıları bu kitapta bulacaksınız. Amacım, meşakkatli bir meslek olan Denizcilik Sanatının bana kattıklarını paylaşmak ve hayatın peşinden koşmaktı. Ümidim, kitabımı okuyan herkesin, kendi yaşamlarında benzer izler bularak keyif almasıdır.

R. Erhan Şengül

Bir denizcinin sadece okyanus kokan anılarını değil, aynı zamanda yüreğinizi sızlatacak ve yer yer tebessüm edeceğiniz Ruslana Abla’nın Aşkı, Yunus ile Ezgi, Levent ile Zehra, Abdullah ile Eva, Taniçka gibi birçok öyküyü de yazarın o kendine has deniz kokan anlatımıyla okuyacaksınız bu kitapta. Yaşamının büyük bir kısmını mavi sularda geçiren yazar, kendi yaşamından kesitleri adeta film seyreder gibi bizlere sunuyor. Bunun yanı sıra güçlü kalemiyle de okurlarına ayrıca keyifli bir okuma vadediyor.

Şükrü Uyar(Editör-Yazar)

“… bir türlü gözlerim uzaklaşamıyordu ondan. O ilk bakış var ya… Biz ikimiz de biliyorduk; işte o ilk bakışta ne o denizciydi ne de ben barmen... Biz daha konuşmadan bir şeydik...”

“Erhan, parmaklar dahi birbirine değmemişken iki insan bu kadar birbirini sevebilir mi?”

“Dubai havalimanında 6 yıl önce aldığım sevdamın parçası İstanbul'un kirli bir sokağının kirli bir gecesinde karşıma çıkmıştı tekrar...

Ömür boyu bunu saklayacağını söyleyen kadın, yanımdan giderken dahi canımı bu kadar acıtmamıştı.

Paylaşılan iki yılın hatırına ihanetti.

Sevdaya ihanetti.

Kolyedeki her bir taşın anlamına ihanetti.

Ve bazen ihanet, başkası ile yatıp kalkmaktan daha başka bir şekilde karşına çıkıyor...

Adına vefasızlık diyorlar…”


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 272
Ağırlık : 272
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺96,00
Gazeteden Televizyona Anılar

Bir tesadüf ile başladığım ve severek yaptığım bu meslekte tam 40 yıl geride bırakınca, 40 yıllık bir birikimi de kucağımda buldum.

Meslek yaşamımdaki bu yolculukta yazılı, görsel ve işitsel basında görev yaparken, çok kıymetli anılar biriktirdim. Bugün de ülke sporunun gündeminde bulunan pek çok isimle özel anılarım, özel röportaj ve sohbetlerim oldu.

Bazen yurtdışında ilginç olayların ve yerlerin tanığı oldum ünlü isimlerle, bazen yurtiçinde sırdaşlık yaptık. Doğal olarak önemli bir bölümü sonsuza kadar gizli kalacak olan bu anıların bir kısmını kitap olarak hazırlayıp, sonraki kuşakların elinde bir rehber olarak kalmasını planladım.

Bazı yaşanmışlıklardan; bu meslekte çalışanlardan, mesleğe gönül verenlerin ve spor dünyasında yaşananları merak edenlerin bilmesi gerektiği dersler çıkaracağın düşündüm ve “Böyle tesadüf olmaz” kitabını yazdım.

Bu kitapta, Can Bartu, Fatih Terim, Mustafa Denizli, Sergen Yalçın, Rıdvan Dilmen, Tony Schumacher Beyaz ve Zeki Müren gibi önemli kişilerle kesişen yollarımız ve Türk Sporunun Neutchetel mucizesi ve Atina Zafer gibi pek çok olayı bulacaksınız.

Haldun Domaç


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 208
Ağırlık : 208
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺45,76

Suphi Nuri İleri, aydın bir ailenin üç oğlundan biridir. Ağabeyi Celal Nuri, 1918–1924 yılları arasında önce Ati adıyla yayımlanan, ardından İleri adını alan siyasî günlük bir gazete çıkarır. Bu gazete, işgal yıllarında Millî Mücadele’nin İstanbul’daki sesi olur; Cumhuriyet’le birlikte yeni rejimi destekler. Celâl Nuri, 1920’de Malta’ya sürgün edilmesi ve yurda döndüğünde milletvekili olarak görev yapması nedeniyle gazetenin başında değildir. Onun yokluğunda İleri, kısa bir dönem Sedat Nuri’nin, ardından Suphi Nuri’nin idaresinde yayımlanır. Gazetecilik Hatıralarım, Suphi Nuri’nin İleri’yi yönettiği yıllardaki gazetecilik mesleğine ilişkin hatıralarından oluşmaktadır.

Suphi Nuri’nin hatıralarında, işgal altındaki İstanbul’da basın hayatı, İleri gazetesinin Millî Mücadele’deki rolü, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Atatürk’ün gazetecilerle ilişkisi ve Celâl Nuri’nin siyasî kişiliği ile basın hayatındaki yeri öne çıkan konulardan bazıları. Ayrıca, yazarın dost ve düşmanları, yazarlarla ilişkisi, gazeteciyken yaşadığı veya tanık olduğu ilginç olaylar, mesleğin olumlu ve olumsuz yönleri, gazeteciliğin teknik sorunları ve ekonomik boyutu hatıraların içeriğini zenginleştiren diğer konulardan birkaçı. Suphi Nuri İleri, hatıralarında, yaşadığı dönemin politik, ekonomik, kültürel ortamını hissettirecek bir ufuk sunuyor. Basının devletle ilişkisi, gazete yazarlarının sisteme bağlanış biçimleri, edebiyatçı gazete yazarlarının tefrika geleneğiyle romanı popülerleştirmeleri, gazetelerin birbirinden okur kapma yarışı, gözlem ve deneyimden gelen bir birikimle sergileniyor. Gazetecilik Hatıralarım’da İleri’nin anlatımındaki kırgın ton hissedilse de seçtiği meslekten zevk almış birinin memnuniyeti de rahatlıkla fark ediliyor.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 157
Ağırlık : 152
En / Boy : 14 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺33,75
1 2 3 ... 50 >

Günlük - Anı Kitapları

Anı - Mektup - Günlük  kategorisinin en önemli örneklerini sizler için bir araya getirdik. Ödüllü kitaplarında yer aldığı bu listeden istediğiniz yazarın istediğiniz kitabına hızlıca erişebilirsiniz.Kapıda ödeme imkanı ve kredi kartına vade farksız 6 taksit imkanı ile hızlıca kitap siparişi verebilirsiniz. %50'ye varan indirimlerle ucuz kitap siparişi vermek için en doğru adres olmaya devam ediyoruz.

cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı