Yakın Tarih İçin Anahtar, Atatürk’ün önderliğindeki Cumhuriyet Devriminin kapısını açıyor. O kapıyı açtığınızda; saltanatın kaldırılmasından 3 Mart Devrim Kanunlarına, laiklikten siyasette din istismarına, 20. yüzyılda Cumhuriyetin akıl-bilim eksenli aydınlanmasından 21. yüzyılda yağmur duasına ve türbelerin kutsanmasına, Osmanlı’nın Darülfünunundan Cumhuriyetin üniversitesine, Cumhuriyetin tamir ettirdiği Ağa Camisi’nden Mimar Sinan Türbesi’ne, harf devriminden mezar taşı okuma kulübüne, dünyadaki kadın hakları mücadelesinden Atatürk’ün kadın devrimine, İslam öncesinden Cumhuriyete Türk müzik tarihine, 1921 ruhundan (!) Andımız’a ve ulus devlete, dünya anayasalarındaki değiştirilemez maddelerden anayasamızdaki değiştirilemez maddelere, demografi ve devlet ilişkisinden Lozan’daki demografi savaşına, ülke kaynaklarını yabancılara teslim eden Abdülhamit modelinden ülke kaynaklarına sahip çıkan Atatürk modeline, Atatürk’ün çözüm önerilerinden ekonomik kurtuluş savaşına, Cumhuriyetin yüzen sergisinden Köy Enstitüleri deneyine, Cumhuriyetin sıtma savaşından Çin’e aşı göndermesine, Cumhuriyetin çay üretiminden kâğıt fabrikalarına, yok edilen Cumhuriyet değeri Sümerbank’tan yok edilen THK’ya, Lozan’dan Montrö’ye bağımsızlık mücadelesine, Afganistan’daki Atatürk etkisinden Taliban karanlığına, Cumhuriyetin anlamından Atatürk’e sahip çıkmanın anlamına ve Atatürk düşmanlığından yaşayan Atatürk’e kadar pek çok tarihi gerçekle karşılaşacaksınız. Yakın tarihten önemli dersler çıkaracaksınız. Türkiye’nin bugünkü durumunu çok daha iyi anlayacaksınız

 

Kitap Yazar Adı Sinan Meydan

Yayın Direktörü Mehmet Bozkurt

Editör Gökçe Şenoğlu Kapak

Tasarım Şenol Alanbay

Sayfa Tasarım Şenol Alanbay

Sayfa Sayısı 344 Ebat 13,7 x 23

Tür Araştırma - İnceleme

Kağıt / İç Baskı III. Hamur Enzo, 52 gr.

Cilt / Kapak Amerikan Bristol 230 gr.

₺47,90

Selanik’te halktan biri olarak doğdu… Adı, Mustafa’ydı… Mustafa Kemal oldu… Gazi Mareşal Mustafa Kemal oldu…
Türk Milleti’nin en büyük evladıydı… Mazlum uluslar ve Türk Milleti O’na Atatürk dedi…
34 yaşında, Çanakkale’de Truva’nın intikamını aldı…
40 yaşında, 1683’te İkinci Viyana ile başlayan Türk çekilmesini, 238 yıl sonra Sakarya’da durdurdu…
Evliliği, fırtınalı denizde bir yolculuktu…
Savaşta yendiği düşmanının, O’nun önünde saygı duruşu tarihte bir ilkti…
“Bunalıyorum çocuk, büyük bir acı içinde bunalıyorum…” dediği günler oldu…
“Beni hatırlayınız…” sözcükleri, hüzünlü bir veda gibiydi…
“Ölüm demek böyle olacak kızım...” dediğinde, sona yaklaştığının farkındaydı… Son anı, ulu bir çınarın
köklerinin sökülmesi misali, devlerin savaşında son perdeydi…
Türk gençliğine emaneti, çok sevdiği milletine vasiyeti oldu…
Tarihin kıskandığı bir lider… Ama bir insan…
Savaşın ve barışın efendisi…
İşte O’nun hikâyesi… Belgelere ve kendi sözlerine bağlı kalarak…
Siz, çocuklarınız ve gelecek kuşaklar için yazılmıştır…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2021
₺40,90

“Zamane aşkları” diye nedensiz dememişler; zamana uygun dışı parlak, süslü, içi bomboş oldu aşklar...

Herkes aşkın peşinde ama aslında aradığının ne olduğundan da bulduğunda onu tanıyabileceğinden de emin değil! Öylesine şekil değiştirdi ki duygular, uğruna harcanan emek de, sevginin tanımı da, aşkı sahiplenme biçimi de bir başka artık...

Deniz ve Cansel; yıllardır süregelen bir beraberliğin içinde birbirlerinin canını acıtarak, inciterek, neşeden çok gözyaşı vererek, sadakatten uzak sürdürüyorlar hayatlarını... Sonra bir gün Güneş geliyor ve bu sarmal ilişkiden çekip alıyor Deniz’i... Onu mutlu etmeye, iyileştirmeye çalışırken, kendilerine sevgi dolu bir dünya inşa ederken fark ediyor aslında değişmeye başladığını, kalbinin rahat olmadığını, değerlerine savaş açtığını...

Aşk insanı değiştirmeli mi, tamamlamalı mı? Şifacı rolü ile giriyorsak bir başkasının yaşamına, o ilişkiden fayda gelir mi? İyileşmemiş biri, bir başkasına mutluluk getirir mi? Yalnızlık bir kader mi yoksa seçimlerimiz mi taşır bizi o istenmeyen durağa? Tüm bu sorulara yanıt ararken Güneş, aslında gerçek aşkın nasıl olması gerektiğini de öğreniyor, geride bırakarak yalan sevdaları, gelip geçici hevesleri... Ne de olsa Bazı Aşklar Yenik Başlar...

Günümüz insanının aşkla imtihanı, kendi öykülerinizi sorgulatırken, sizi içsel bir yolculuğa da çıkaracak..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13.7 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺27,90

Türkiye’nin 1941’den 1980’e…Askeri Müdahaleler Tarihi:

1941-1960: Ordudaki Gizli Örgütlenmeler ve Cuntalar 1957: 9 Subay Olayı 1960: 27 Mayıs Askeri Müdahalesi 1961: SKB Cuntası ve İstanbul Protokolü 1962: 22 Şubat Darbe Kalkışması 1962: 11 Havacı Subay Cuntası 1963: 21 Mayıs Darbe Kalkışması 1971: 12 Mart Muhtırası 1980: 12 Eylül Askeri Müdahalesi “ihtilal, darbe ve devrim yapılmaz; gelir…” Voltaıre (1694-1778) Bu kitap “GELİR”leri anlatıyor…

Osman Pamukoğlu

Osman Pamukoğlu’nun yayınevimizden yayımlanmış diğer kitapları şunlardır: Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok, 2004; Ey Vatan, 2004; Kara Tohum, 2005; Ayandon, 2006; Yolcu, 2007; İnsan ve Devlet, 2007; Angut, 2008; Akıllı Ol!, 2012; Siyasetin Sefaleti, 2013; Cehennemdere Kanyonu, 2013; Savaş Sanatı, 2014; Önder, 2016; Kafes, 2016; Strateji, 2016; Başka Bir Hikâye, 2017; Baş Döndürenler, 2017; Trampetler Çalarken, 2017; Hayat Karar ve Eylemdir, 2018; Kızıl Gömlekliler, 2018; Devrimlerin Efendisi, 2019; Şamil, 2019; III. Dünya Savaşı, 2019; Terörizm ve Hükümetler, 2020; Göç, 2020; İttihat ve Terakki, 2020; Sarıkamış, 2021.

 

Sayfa Sayısı 384

Ebat 13,7 x 21,5

Kağıt / İç Baskı lll.Hm. Enzo 52 gr.

Cilt / Kapak Amerikan Bristol 230 gr.

ISBN / Barkod 9789751042514 

₺56,90

“Mesafeli durduğumuz konular, sadece ideolojileri, fikirleri, yaşantıları içermiyor; neye mesafeliysek, o mesafelerin bedensel sembolü olarak gördüğümüz insanlardan da uzak duruyoruz. Oysa hepimizin bir arada yaşamak gibi bir sorumluluğu var ve bu sorumluluk sadece bize benzeyene, bizimle aynı fikirde, aynı dinde, aynı cinsiyette, aynı sınıfta, aynı kültürde olana karşı değil; bize hiç benzemeyene karşı da bir sorumluluktur. Herkesin herkesi kendisine benzetmeye çalışarak sadece benzerleriyle yakın bağ kurduğu bir toplumda, farklı olanlar tehdit olarak algılanabilir. Ama tanışıklığın çok olduğu bir toplumda, kimlikler ötekileştirilmeden, huzurla ve birlikle yaşamak mümkündür. O hâlde bugün, tam da şimdi, sorular sormaya, konuşmadıklarımızı konuşmaya başlamalıyız...”     Arda Erel, toplumu var eden dille ve hem ayrıştırmayı hem de birleştirmeyi başarabilen kelimelerle zamanın kaydını tutuyor. Aşk ve toplum üzerine yazdığı denemelerle tüm okurlarını konuşmaya, duvarları yıkarak aynı gökyüzünün altında buluşmaya davet ediyor...

 

Arda Erel Arda Erel, 1995 tarihinde İstanbul’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden mezun oldu. Psikoloji, toplumbilim ve felsefeyle ilgilenen Erel’in sırasıyla Senin İçin (2016), Arayış (2017), Kendine İyi Bak (2018), ilk psikolojik romanı Sarsıntı (2019), ikinci romanı Yüz Yüze (2020) yayımlandı. Yazarın eserleri hem Türkiye’de hem de Avrupa’da çok satanlar listelerine girdi.  
Arda Erel, Galatasaray Üniversitesi’nde, sosyoloji alanında yüksek lisans eğitimine devam etmektedir.

₺35,90

Bir gün corona geldi ve hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

Ölümler, yoğun bakımlar, maske ve eldivenler, sosyal mesafeler… Nedenini araştıran herkes gözünü Çin’e dikmiş aynı merakla soruyordu…

Yaratıcı Türk zekâsı tek cümlede neden sonuç ilişkisini bir pazar esnafının gözünden tek cümlede özetleyiveriyordu: Tanrı vermiş pırasa, hiç yenir mi yarasa?

Metin Uca, şahsına münhasır muzip ve eleştirel üslubuyla, değişen hayatlarımız, alışkanlıklarımız ve nedeni konusunda inanılmaz komplo iddiaları ve cevap sanılan cevapları yani coronanın Türkiye yolculuğunu anlatıyor.

Tanrı vermiş pırasa, hiç yenir mi yarasa? Türkiye’deki sağlık sistemine ve kriz yönetimine dair hasar tespit raporu niteliğinde.

Sokağa çıkmak kimlere, ne zaman, ne kadar yasak? Corona hafta sonları daha mı çok bulaşıyor? Uçak yolculuğunda zararsız olan corona, kültür etkinliklerinde niye saldırganlaşıyor?

₺39,90

“Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu’nun yeni bir kitabı çıktı. Okumanızı öneririm. ‘Beni Hatırlayınız.’ Cumhuriyet’in Sonbaharı. Ara başlıklardan biri şöyle: ‘FETÖ sızmadı, gizlenmedi, şımartılarak tercih edildi.’ Çok doğru bir tespit. Cemaat, bütün kurumlara böyle daldı. Cemaat işini gizlice değil açıktan yapıyordu. Dolayısıyla emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu’nun yukarıda değindiğim tanımı çok doğrudur ve aynen öyledir: ‘FETÖ sızmadı, gizlenmedi, şımartılarak tercih edildi.’” 

Emin Çölaşan

1960’larda, “Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa…” marşını coşku dolu tertemiz duygularla söylerdik milli bayramlarda. Bayramlara; öğretmenler titizlikle hazırlanır, öğrenci olarak bizlerin heyecanı doruklara çıkardı. 2016’ya gelindiğinde, Cumhuriyet Ordusu, kendi içindeki işbirlikçilerin desteği ile tasfiye edildi. 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi ile 2.225 yıllık köklü bir tarihe sahip TSK’nın itibarı yerle bir edildi. Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu,  Atatürk’e ve Cumhuriyet’e yapılan ihanete, TSK içinde tanık bir asker. Cumhuriyet Ordusu’nun tasfiye sürecini, Cumhuriyet’in sonbaharını belgelerle gözler önüne serdiği kitabında, kimi zaman şaşkınlık, kimi zaman hüzün var. Ama hepimizi umuda götüren bir de son… O da Atatürk’ün üzerini çizdiği sözlerde gizli: “Beni hatırlayınız…”

₺40,90

Çanakkale Cephesi, denizde ve karada 287, karada 260 gün devam etti. 8,5 ay süren Kara Muharebeleri çok daha kısa zamanda sona erebilirdi. Savaş neden uzatıldı?

İtilaf Kuvvetleri, büyük umutlarla başladıkları Gelibolu Harekâtı sonunda, 8,5 ayda Seddülbahir bölgesinde 5, Arıburnu bölgesinde ise ancak 1,5 km ilerleyebildiler. Kazanılan bu kadar sınırlı bir arazi için işgal kuvvetlerinin 252.000, kaybedilen bu toprak parçası için Türk tarafının 250.000 kayıp verdiği bilinir. Kayıpların gerçek sayısı ne kadardır?

Çanakkale Cephesi’nde Türk komutanların hazırladıkları Savunma Planı’nı Ordu Komutanı Alman General Liman von Sanders değiştirdi. Almanların gerçek amacı neydi?

Türk komutanların hazırladıkları Savunma Planı uygu-lansaydı ve muharebeler Türk komutanları tarafından yönetilseydi, Çanakkale Zaferi çok daha kısa sürede sonuçlanabilir miydi?

Çanakkale Muharebeleri, her iki taraf için çok fazla zayiata mal oldu. Daha az sayıda kayıpla, aynı zafer elde edilemez miydi?

Çanakkale’yi savunmak için kurulan Osmanlı 5’inci Ordu Komutanı Alman General Sanders, başta Mustafa Kemal olmak üzere savunma düzenine karşı çıkan Türk komutanları neden görevden aldı?

Çanakkale Muharebeleri’yle ilgili gizli 

kalmış gerçekler ve bu gerçekleri gün ışığına çıkaran belgeler…

₺46,90

ARKA KAPAK YAZISI

İlk kitabımız “Onlar’ın Öyküsü”  için bu yolculua çıktıımızda büyük hayallerimiz vardı... O hayallere ulaştık ve maddi imkansızlıklar yüzünden okuyamayan tam 126 kız çocuumuzu okuttuk. Bu mutluluk beni daha da umutlandırdı ve elinizde tuttuunuz ikinci kitabı hazırladık. Yine mesleinde çok deerli ve zirvedeki oyuncular, sunucular ve cemiyet hayatının gencecik isimleri öyküler kaleme aldı. ‘‘Bizim Öykümüz’’ ün satışından elde edilen gelirle yine okuyamayan kız çocuklarımızı okutacaız. 

Ali Keçeli  ‘‘Müzeyyen: Hayalinin Peşinden Koşan Kız’’

Bensu Soral  ‘‘Leyla’’

Birce Akalay  ‘‘Kimsin Sen’’

Dilan Çiçek Deniz  ‘‘Çiçek’’

Ebru Akel  ‘‘İlk Aşkım’’

Elifnaz Albayrak  ‘‘Yolculuk’’

Erkan Kolçakköstendil  ‘‘Sus’’

Gökçe Bahadır  ‘‘Kırmızı Eşarp’’

Gupse Özay  ‘‘Delikanlı’’

Oylum Talu  ‘‘Daha Çok Erken’’

Ömür Sabuncuolu  ‘‘Karla Gelen Mutluluk’’

Şebnem Bozoklu  ‘‘B-14’’

Yasemin Özilhan  ‘‘Ben’’

Yasmin Gülman  ‘‘Önceki Ben, Sonraki Sen’’

₺30,90

Bu kitabın yazarı, ilişkiler hakkında iyi bir şey duymak istiyorsanız kitabı tekrar rafa koyup arkadaşınıza kahve falı baktırmanızı öneriyor. Fakat eğer gerçekleri duymaktan korkmuyorsanız bu kitap bir nebze de olsa size yardımcı olabilir. Merak ettiğiniz her şeye bir cevap verdiğimi iddia etmemekle birlikte asla kabullenemediğimiz, etrafımızdaki insanların da üzülmeyelim diye asla söyleyemedikleri çoğu şeyi duymak belki hoşunuza gitmeyecek ama ben gerçekleri duymanız için kendi adıma bu riski alıyorum. Kitap flört, ilişki ve ayrılık süreçlerinin erkek gözünden, mümkün olduğunca dürüst ve karşı tarafla empati kurmaya çalışarak tanımlanmasını ve bu süreçlerde yaşanan 

bazı önemli merakları gidermeye çalışırken bir yandan da soruları cevaplamayı amaçlıyor. Umarım başarır.

Sayfa Sayısı : 136

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 70 gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230 gr

₺27,90

Birçok kişi yaşadığı olumsuzluk karşısında ne yapacağını bilemiyor. İçinde bulunduğu şaşkınlık, hayal kırıklığı ve hüzün ile bocalıyor. Çoğu zaman başına gelen olayla değil, o olay karşısında izlediği yanlış tutum ile çok daha fazla ruhsal çöküntü içerisine giriyor. Oysaki büyük yıkımların, beraberinde büyük yükselişleri de getirebileceği ihtimalini o anki olumsuz ruh haliyle düşünemiyor. 

SEN BİLİRSİN, tam da bu nokta da yaşadığınız yıkımların aslında size yeni kapılar açabileceğini, yaşam sınavlarınızın karşısında yenik düşmemek adına nasıl yollar izleyebileceğinizin de ipuçlarını veriyor. Önemli olanın yaşadığınız olumsuzluklar olmadığını, sonrasında izleyeceğiniz yol ya da yollar olduğunu belirten yazar, bu kitapta yaşamdaki yol tabelalarını okuyarak yönünüzü bulmanıza yardımcı oluyor. İsyan etmeden var olmanın yaşamınıza sağlayacağı konforu da yazar kendi başarı öyküsü ve yaşamından örneklerle somutlaştırıyor…

 

Başınıza gelen olaylar sizin tercihiniz olmayabilir ancak o olaylar karşısında verdiğiniz tepkiler sizin tercihinizdir.

 

 

Bu kitabı yazarken “Tüm yaşamım boyunca yaşadıklarımı siz değerli okuyucularımla paylaşmak için hiç bu kadar hazır hissetmemiştim” diyen yazar; “Bu yaşamda her şeyin bir nedeni ve bedeli var” mottosundan yola çıkarak, kaybolduğunu sanan herkese aslında yaşadığı her şeyi neden sonuç ilişkisi çerçevesindeki bağlantıyı hem anlaşılır bir dil hem de bilimsel verilerle birlikte spritüel dünya’nın öğretilerini de büyük bir özveriyle aktarıyor.

Danışanlarının yaşam yolculuklarında izlediği yöntemler ve onların ruhsal gelişim, dönüşüm süreçlerindeki sırları da birçok kişiye ışık tutacak şekilde iletirken, ne yaşarsan yaşa, belki yaşadıklarını bilemedin ama, yaşadıklarından sonraki izleyeceğin yolu SEN BİLİRSİN diyerek, bugüne kadar olumsuz sandığınız herşeyin sizi hangi olumlu yarınlara taşıyabileceğini de ezberleri bozacak bir dil ile okuyucuyla paylaşıyor. 

Sayfa Sayısı : 160

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 70gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230 gr

Kapak Tasarımı : Eyüp İşkuran

₺26,90

“Kandilli kızı, / Kuzguncuki oğlu / Biz akrabayız.

Ben ona / O bana aynı baharat kokarız / Bu hayattan gideriz / Ama kokumuz kalır.

Kocaman gözlerimiz kokar! / Fotoğraflarda! / O kadar!” Uğurimu!

Uğur Yücel 

 

“Maria’yı uzun zamandır tanıyorum. Hayatımdaki pek çok önemli anıma tanıklık etti. Bazen kafamı dinlemeye yalnız, bazen de eğlenmeye, sohbet etmeye arkadaşlarımla giderim bahçesine. Her seferinde beni oraya çeken hep onun güler yüzü, sıcacık dostluğu ve birbirinden lezzetli yemekleridir.

 

Oraya gidince tercih yapmayı pek sevmem. İsterim ki Maria önersin. Her seferinde de beni şaşırtacak birbirinden güzel lezzetlerle kucaklar kalbimi. Ne mutlu bana.”

Halit Ergenç

 

“Baharatlar, yaşamımızda ve beslenmemizde başlı başına bir zenginlik, berekettir. Yalın bir yemeği, büyülü bir lezzet şölenine çevirebilecek sihirli değnekleridir her aşçının… Kapalı bulundukları küçük şişelerinden açık havaya çıktıklarında, mini minnacık olup da yaşama dokunuşu büyük olan her şey gibi, varlıklarını besbelli eder baharat taneleri…”

 

Maria Ekmekçioğlu

 

           

Maria Ekmekçioğlu, Aşk Kokulu Baharatlar kitabında iki kişilik romantik yemeklerin buselerle nihayetlendiği, dostlarla paylaşılan her lezzetin gülümsemeye dönüştüğü; eski İstanbul’u, Anadolu’yu, Doğu’yu ve Batı’yı, yüzlerce yıllık gelenekleri ve yeni tecrübeleri sunan tadına doyum olmayan tariflerini paylaşıyor.

 

Sayfa Sayısı : 160

Ebat : 21x22

Kağıt/İç Baskı : Kuse Mat 115gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230gr

Kapak Tasarımı : Rüveyda Kul

₺74,90

Bir öykü anlattım sana, bu dünyanın ötesinden, evvelinden; içinde kanatlar olan. Bal rengi gözleriyle, ruhun derinliklerini görebilen bir kartal kanatlarını açmıştı. Sadece yüreğiyle dinleyenler anlamıştı. 

Bir rüya anlatacaktım sana, deli olduğumu düşünecektin. Anlatsaydım keşke. Düşünseydin keşke.

Nerede o dağları delen adamlar? Çölleri geçenler? Kulelere tırmananlar? Cadıyı kovalayanlar? Kötü kalpli büyücüyü haklayanlar? Hadi, demiştim, bu öyküde esas kız kurtarsın esas oğlanı. Ne çok hendeğin vardı, aşılacak. Ne çok ejderhan vardı, dövüşülecek. Ne çok korkun vardı, kovulacak. Ne çok büyücün vardı, savaşılacak...

Bu kitapta Demet Cengiz, sağ elini kalbine koyup, “Aşk Olsun” diyerek derviş selamı veriyor, okurun önünde eğiliyor. 

“Ne âşık olmak zorundayız ne arif ne de âlim. Hatta pervane olmak zorunda bile değiliz” diyor.

Ve ekliyor:

Hayat denen bu oyunun kazananı yok, biliyorsun değil mi? Sonunda herkes ölüyor.

Sayfa Sayısı             240 

Ebat:                        17.7x21.5

Kağıt / İçBaskı:        III.Hm Enzo 55gr.

Cilt / Kapak:            Amerikan Bristol 230 gr.

ISBN / Barkod:        9789751039286

Kitabın   Fiyatı:       20.00TL

₺28,90
Bu kitabı neden eline aldın, bilmiyorum. Belki beni Youtube’dan tanıyorsun, belki ilk defa karşılaşıyoruz. Sebebi her ne olursa olsun buradasın. İlk cümleyi okudun. Artık bu anın geri dönüşü yok.
İçeride karşılaşacağın hikâyeler, benim hikâyelerim. Daha önce defalarca yaşanan, eşsiz veya benzersiz olmayan hikâyeler. Anlatmam lazımdı, çünkü anlatmazsam çatlardım.
Ben Y kuşağına aitmişim; sen Z, onlar C, öbürleri T… Her neysek, çok yorgun bir geçmişin çocuklarıyız. Bizi kirli geçmişten, kavgalardan, darbelerden korumak için renkli dünyaların içine attılar.
Sorumsuzuz, dünya umurumuzda değil diye de bizden nefret ettiler. Ne dünya umurumuzdaydı, ne de biz dünyanın umurundaydık. Mesele artık kendi meselemizdi.
Yaşamak için bir yol bulacaksak bunu kendi başımıza yapacaktık. Güven mi? Güven kelimesi çoktan bankalara, sigorta şirketlerine satılmıştı, hem de yok pahasına…
İnsana dair birçok kelime çoktan şirketlerin olmuştu. Herkes güvenilmezdi artık, her an sırtımızdan vurulabilirdik. Hem tek başımızayız hem paranoyağız.
Sana videolarımda hep dedim ki; “kendi cennetini yarat.” Ben o cennete gidene kadar cehennemden geçtim, iyi ki...
Sana kendi hikâyemi olduğu gibi, dürüstçe anlattım; sen de anlat, başkasına değilse bile kendine anlat diye…
Anlat ki rahatla, anlat ki tanış kendinle.
₺30,90

Kaplanlı ve güllü harabelerin

içinde

seni yarattım

sen oldum

büyük eller / cüce burun.

Yorgun düştüm

var etmekten

edilmekten

yoktan.

 

Merkezi yoktur

labirentin

şayet arayışında değilseniz

hayvanın

içinizde uyuyan.

₺29,90

Sımsıcak camdan

bir geçit töreni

kaplar beni

seninleyken, düşünmezken gelen kışı

kuruyup

kırıldığım.

 

Gerek yok hatırlatmaya,

şu güzelim iplik parçasının

anlatacak öyküleri olduğunu.

Yalnızca şimdi,

uzanabilirim tarlalara tek başıma

ve saçarım tohumların tümünü.

 

Camdutları

köpürüyor ağzımda

bir kabarcığa ki dipsiz kuyularla dolu

İnan bana –

ancak âşıksam sana, yalan söylerim.

Başka korkum yok benim.

₺29,90

Kalbim zayıf değildir

Ama

Onu sık sık düşürürüm

Ses de çıkarmaz

 

Düz şehirlerde

Rüyalar hızlı akar

₺36,90

Bu kitabın yazarı her masala bir gece ayırmanızı tavsiye eder.

Yedinci gecenin sonunda gökten düşen üç elma da sizindir

₺24,90

Herlanda’da karnını herkesten iyi doyurup herkesten iyi yaşamanın tek koşulu vardır:

Yaşamını Her Şey’e adayıp itaat puanını yükseltmek. Her Şey’in yüz yılı aşan süredir devam eden iktidarını sarsan

Tek tehlikeyse ülkenin Hiçlerinin yeni mücadele yöntemleridir. Herlanda’nın Hiçleri, tarihin akışını değiştirmekte kararlıdır. 

MS 2141, bardağın taşırdığı yıl olacaktır.

İrfan Değirmenci, okurlarını distopik ülke Herlanda’nın özgürleştirdiği o yıla tanıklık etmeye çağırıyor…

 

Sayfa Sayısı : 280

Ebat : 13.5X19.5

Kağıt/İç Baskı : III.Hm Enzo

Cilt/Kapak : Amerikan / Amerikan Bristol

₺38,90
Bilinmeyen Numaralar - Can Yılmaz

Can Yılmaz’ın öykülerinde okuduğumuz cakasız, sossuz, çalım atmaya çalışmayan bir tanıklıktır.

Bu öykülerde yazarın sesini duymayız. Az ama öz konuşan bir ağırbaşlılıktan söz ediyorum. Grandiyöz bir tutumdan itinayla kaçar. Bize büyüklük taslamaz. Ne gördüyse onu söylemektedir. Bir geleneğe yaslanmanın yazarın işini kolaylaştıran yanı da işte buradadır.

Dilimiz, şakamız, acımız Can Yılmaz’la ortaktır. O yüzden birdenbire tanış olur, bize lafın tamamını söylemesini beklemeyiz. Kolay olduğu kadar zor, basit olduğu kadar karmaşık, amacına ulaştığı anda da hemen evin içine giren bu üslubu yaşatmak Can Yılmaz’ın yazın derdidir.

Bugün üçüncü kitaptan, on binlerce okurdan söz ediyoruz. Öyleyse yolun büyük kısmı yürünmüş demektir.

Başar Başaran

Sayfa Sayısı : 256

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo

Cilt/Kapak : Amerikan/ Amerikan Bristol

Kapak Tasarımı : Eyüp İşkuran

₺36,90

"Ben kalbimin ses tellerini aldıramam, aldıramıyorum,
aldırmak da istemiyorum. Ki o kalbin sesi çoğunlukla kısılsa da,
kırılsa da ve hatta çatlasa da...

O sesler çoğu zaman acı bir türkü olup akıyor kalbimden. Olsun!
Çünkü o acı türkünün peşi sıra kahkahalar atan, halaya duran seslerim de var benim. Neşeye bulanmış, ha bazen gözyaşı ile yıkanmış ama
gülerek söylenen şarkılarım var benim. Bizi daha da güzelleştiren şarkılarımız. Peki ya siz? Kalbinizin ses tellerinden çıkan
melodileri duyabiliyor musunuz?"
 
Özge Uzun yeni kitabı Kalbimin Ses Telleri ile size bir kadını anlatacak. Bu kadın evli de olsa, aşklı ya da aşksız, çocuklu veya çocuksuz, mutlu veya mutsuz da olsa herkesin içinde taşıdığı o hem çoklu hem saklı kimliğiyle, tüm duygularıyla bir bütün olarak var hayatta. Yapmaz, yapamaz, olmaz, olamazlar değil Özge'nin kalbinin ses tellerinden akanlar; olanlar ve yaşananlar sadece. Saklamadan, önyargı cehennemine taş atmaktan korkmadan.

Kalbinizin ses telleri titrese de okumaktan korkmayın.


"Özge Uzun, biz erkekler tarafından pek sevilmeyecek bir kitap yazmış. Sakin, duru, özenli ve eğlenceli bir dili var ama cümlelerinin gücü suratınıza attığı sağlı sollu tokatların izini yıllarca orada tutacak kadar etkili. Erkek olarak üzerinizde bir acizlik hissi bırakıyor ve üzüyor da elbette, hakikaten ne gerek var bu haltları yemeye diyorsun içten içe... Kalbinin ses telleri ile bize duyurmaya çalıştıklarına kulak vermemek elde değil. Seven kadınların sesi ile biraz keyif kaçıran ama sonuna kadar haklı bir soruyu biz erkeklere hınzırca ve usulca fısıldıyor: 'İnsan olun yahu, çok mu zor?' Bir kitap hayatımızı değiştirmeye yetmeyebilir, ama bir yerden başlamak için harika bir önerim var, bu kitabı erkeklere okutun."
- Can Yılmaz

Dağıtım Tarihi: 02.06.2017

Sayfa Sayısı :152

Ebat: 13.5x19.5

₺27,90

Hayatın ritmine kapılıp kaybolduk kendi içimizde. Sıcak sohbetler edemez olduk. Her şey o denli değişiyor ki hayatımızda, geleneklerimizden, değerlerimizden uzaklaşır hale geldik. Merhamet, vicdan, hoşgörü arar olduk insanlarda. Ahlak neydi? Peki ya birlik beraberlik?
 
Aşkım Kapışmak ile Aynur Tartan sizleri kavramlar üzerine derin bir yolculuğa çıkarıyor.  "Ahlak", "sevgi", "hoşgörü", "merhamet", "vicdan", "aile", "aidiyet", "kaygı" ve "birlik beraberlik"  üzerine gerçekleştirdikleri sohbetle hayata ve insanlığa dair dokuz kavramın iyileştirici yönlerini tartışıyorlar.

Sayfa Sayısı 224       

Ebat: 13.5x19.5

₺44,90

Ön Sipariş Sevk Tarihi:  18.05.2017

Deniz Seki
Türk Pop müziğinde kendi söylediği şarkılar dışında yazıp bestelediği ve başkaları tarafından seslendirilen hitlerle milyonların kalbinde yer edinen Deniz Seki İstanbul'da doğdu.
İlk olarak 1993 yılında Melih Kibar ile tanışan Seki, birçok sanatçıya vokalistlik yaptı. Kenan Doğulu, Emel Müftüoğlu, Ege, Ferda Anıl Yarkın, Zuhal Olcay ve Yaşar Günaçgün gibi önemli müzisyenlerle çalıştı. 1995 yılında, "Pop-Show 95" şarkı yarışmasına kendi yazdığı şarkı ile katılarak birinci oldu ve ardından ilk albümü olan "Hiç Kimse Değilim" 1997'de yayınladı.
İki sene sonra söz ve müziklerinin birçoğu kendisine ait olan "Anlattım" isimli albümüyle bir kez daha sevenleriyle buluşan Deniz'in "Şeffaf", "Aşkların En Güzeli", "Aşk Denizi", "Sahici", "Sözyaşlarım" ve "İz" adını verdiği albümleri bulunuyor. İkisi sinema, ikisi televizyon dizisi olmak üzere toplam 4 filmde rol aldı.
En İyi Pop Kadın Sanatçı, Yılın En İyi Albümü, Yılın En İyi Şarkısı gibi sayısız ödülün sahibi Deniz Seki'nin ilk kitabı Deniz'in Dibi 2016 yılında yayımlandı.

 

Mutluluğa Söz Verdim

"Kendinizi karanlık bir denizin fırtınalarıyla boğuşurken bulduğunuzda, satırlarım size ışık olsun ve umudun
hiç bitmediğini hatırlatsın istiyorum."
- Deniz Seki
 Deniz Seki ilk kitabı Deniz'in Dibi'ni kendi topraksız Zincirlikuyu'su olan cezaevinden yazdı. Bolca gözyaşının ardında yaşadığı o karanlık günlerini anlattı. Yazdıkları bir dibe iniş öyküsüydü, ama denizin dibi hâlâ güzel, hâlâ pırıl pırıldı. Şimdiyse Mutluluğa Söz Verdim ile o kör kuyuda bile umudunu hiç kaybetmeden engin bir deniz olup nasıl taştığına tanık olacaksınız.
 Mutluluğa Söz Verdim; bir sanatçının, her şeyden önce aşka âşık, müziğe âşık bir kadının karanlıktan ışığa uzanan hikâyesi.

Dağıtım Tarihi: 18.05.2017

Sayfa Sayısı   280

Ebat:  13,5 x 19,5


₺38,90

Bu kitap, yaralı parmaklarını ve kalbini kaleminin ucuyla iyileştirmeye çalışan bir kadının içinden dökülenlerin altına seriliverdi. Büyük bir nezaketle kelimeleri bir bir topladı, birleştirdi, sayfalarına yerleştirdi, içimi dışıma çıkarttı. Şimdi ben içimi tekrar doldururken, sizler de dışarı çıkarırsınız içinizi belki, böylece hiçbir şey içinizde ukde kalmaz. Çocuk sesleri var, kuş sesleri yok da kanat çırpınışları var...

 

Dağıtım Tarihi: 20.04.2017

Sayfa Sayısı    160     

Ebat: 13,5x19,5

ISBN / Barkod:  9789751037640

₺24,90

Sevgili okur, sen de ben de ne kadar şanslıyız bir bilsen...

Ha benim şöyle bi avantajım var; ben yazarın eserlerini okumayı söktüğüm 1989 yılından beri okuyorum. Hatta yazarın bana “meksefe”, “mukallit”, “filateli” gibi kelimelerin anlamını ve cümle içinde kullanılışlarını taaa 6 yaşımda öğretmişliği var. Dur bak bir de gezilmesi gereken saraydı, sarnıçtı, mesireydi, sayfiyeydi her yeri gezdirmişliği var. Off bir de cumartesi pazarları hiç üşenmeyip sinema-tiyatro sevdirmişliği var.

Ya bak bir de kendi bütçesinden ayırıp şahsıma çocuk dergisi aboneliği yaptırmışlığı var. Temiz bakacağıma söz verirsem kitaplarından okumama izin vermişliği de var. Kendisine ayva dilimlersem, samanlı A4’lerinden 1-2 tane alabilirdim bile. Evet farkındayım, imrendin ama kızacak bi şey yok.

Şöyle düşün, sen de şimdi bu iyi fikirli adamın, oturup çay içip, muhabbet etmek isteyeceğin insanlarıyla dolu hikâyelerini okuyacaksın. Ne güzel değil mi?

- Özge Yılmaz Çevik


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 235
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2017
₺36,90

Başkalarının ne düşündüğünü kendisinden daha çok önemseyen bir toplumda, ne yazık ki haklı olma kaygısı da üst düzeydedir. Zira ne kadar haklıysanız o kadar kabul görür, o kadar  makbul ve iyi bir insanmış gibi olursunuz! Ne var ki aslolan kişinin kendisine verdiği cevap ve gerçekten mutlu olup olmadığıdır.

Peki kime Önce Sen diyoruz? Karşımızdakine mi, yoksa kendimize mi? Önceliği kendimize vermek bencilik anlamına mı geliyor? Ya da karşımızdakine verdiğimizde, onu var ederken kendimizi yok saymış olmuyor muyuz?

Belki de bu defa, bizi biz yapan egolarımızı ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onları ehlileştirmeyi denemeliyizdir. Ne kendimizi yok sayarak, ne de karşımızdakini olmadığı bir yere çıkararak…

Yaşam kendi yolunu çizmen ve o yolda mutlu bir yolculuk sürdürmen için tüm fırsatları önüne çıkarırken, sen kendini yok sayarsan eğer, başka kimler yok saymaz ki...

Danışanlarıyla yaptığı seanslarda, bireylerin en çok üzerinde durdukları,  anlamakta, kabul etmekte, yüzleşmekte ve çözmekte sorun yaşadıkları konuları kitabının başlıklarına taşıyan Psikoterapist Çağatay C. Öztürk, modern toplumdaki bireyin mutlu olabilmesi için öncelikle kendisini tanıması gerektiğini Önce Sen ile sadece danışanlarına değil, artık okurlarına da aktarıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 255
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺34,90

Dünyayı sınıflandırmaktan ve sınırlandırmaktan öte, sınıflandırılmış ve sınırlandırılmış bir dünyanın başkalaşıma uğrayan, dönüşen nesnelerine kulak kabartan deneme, artık şiirin unutuşun hafızasına terk edilmediği bir uzamda hatırlamayı ve hatırlanmayı mümkün kılan tek biçim olarak yazınsal zamanın kanat çırpışlarına kuracaktır kalp atışlarını.

“Her bakış bir sınırdır,” diyor Ahmet Bozkurt. Anısı olmayan bir zamanın ve hep bir kaçışa terk edilen bakışın, tüm nedenselliklerin tükendiği noktada söyleyecek sözünün olduğunu tekrar eden uç metinlerden mürekkep bir kitap Mum Lekesi. Yazının tüm olabilirlik sınırlarını ifşa eden, hakikatin saf mevcudiyetine yönelik iddiaya şiirsel bir aidiyet kazandıran, yazı’nın handiyse kadraja alınmamış öznesine odaklanan, imgelerle ve dille, dilin dolayımsız akışkanlığı içerisinde kurulan bir dünyanın büyü bozumunu mümkün kılan dil estetiğini sınırın sınırsızlığında hatırlatan yeni bir yazı ayracı aynı zamanda.

Yazının konakladığı tüm duraklarda süreğen bir imgeler evreni kuran denemenin yalnız ve kırılgan sesine her satırında tanıklık edeceğiniz Mum Lekesi eksik ve eksiltili bir yazı dünyasının kapılarını aralıyor.

Mum Lekesi, kendi kendisine perde olan tüm gölgeleri aradan kaldıran bir bakışla kuruyor denemenin dilini. Sessizliğin mırıltısı, sözün şiddeti ve elbette yazıya içrek bir felsefi duyuşun eleştirel harmanıyla…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,7 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺25,90

"Güneşle Ay yeni tanışmış sanki..."

“Birlikte olduktan, birbirimize güvendikten sonra hepimiz on kaplan gücündeyiz. İtiraf ediyorum, ben aslında Kızılmaske’yim. Süper kahramanlığı bırakmış değilim. İsteseniz de emekli olamıyorsunuz. Yorucu ama heyecanlı bir iş. Sigortası yok ama ne yapalım. Buradayım diye size yardım edemem sanmayın. Mesela ‘Fantom Deniz’ diye seslenin, ben gelir bulurum sizi. Belki de bir şarkım koşar imdadınıza…”

Yaşamın değerini daha iyi anlamak, nefes aldığın her dakikaya şükretmek için dibi görmek gerek belki de…

Deniz Seki’den mektup var! Deniz’in topraksız Zincirlikuyu’su olan cezaevinde kaleme aldığı kitabında, yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen umudunu kaybetmeyen bir Deniz Seki ile karşılaşacaksınız… Zümrüdü Anka kuşu misali küllerinden yeniden doğacağı günü bekliyor. Geçici bir ayrılık olan bu süreçte yaşadıklarını, kalbinden dökülenleri ve yeni şiirlerini Deniz’in Dibi’nde bizlerle paylaşırken onu düşünen herkese en içten dilekleriyle selam ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺37,90

Dili ve bakışı ansızın çağıran bir çıplaklıktır yazı. Yazmak, bir belleğin taşıyıcısı olmaktır. Yazmak, bir mekânın yerlisi olmak, meskûn bir bilincin taşıyıcısı olmak demektir. Yazamamak, yabancı olmanın, kendi sürgünlüğü içerisinde unutmaya direnmenin son sınır çizgisidir. Hakikatin doğumunu sarmalayan ince zarın çeperine bir adım daha atmaktır. Meskûn mahalden uzaklaşmak, mekândan sürgün olmak, belleğin toprağında unutuşa rağmen uzun bir yolculuğa çıkmak demektir. Ülkesinden sürülen lanetli bir Oedipus yazgısını kanlı gözyaşlarıyla üzerinde taşımak, kendinin de dışında bir tarihi kışkırtmaktır. O nedenle dili ve bakışı nsızın çağırmak gerekecektir..

Unutma Zamanı, “Bugün eleştiri üzerine düşünmek ne anlama gelir?” sorusunu tüm yakıcılığıyla soruyor.

Eleştirinin, her şeyden önce bir disiplin olarak kavramsal yapısına egemen olan estetik ve felsefi bağlamı ıska geçmeden yazı, zaman, bellek ve unutma edimleri üzerinden kuramsal çerçevesini oluşturan Ahmet Bozkurt; edebiyat, resim, tiyatro ve şiir dolayımında pek çok alana müdahale ediyor. Edebiyat kuramı, eleştiri ve estetik odağında ilerleyerek kendi tekil perspektifini kuran Unutma Zamanı; Auerbach, Derrida, Lukacs, Heidegger, Sartre, Foucault, Lévinas, Sollers, Badiou, Kristeva, Barthes, Ricœur ve Blanchot gibi pek çok ismin eserleri aracılıyla ördüğü “ben”ve “başkası” olma durumuna okurunu davet ediyor. Unutma Zamanı Sophokles’ten Racine’e, Edgar Allan Poe’dan Oscar Wilde’a, Tolstoy’dan Peter Weiss’a, Oğuz Atay’dan Bilge Karasu’ya, Turgut Uyar’dan Edip Cansever’e, Sabahattin Kudret Aksal’dan Ahmet Oktay’a, Yüksel Arslan’dan İsmet Doğan’a, Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Enis Batur’a sınırsız ve özgül bir coğrafyada yazının çağrısına kulak kabartan bir zihnin koridorlarına açılan bir kapı. Unutma Zamanı eleştiriye yapılmış kışkırtıcı, sakınımsız bir müdahale…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 14 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2015
₺30,90

Sesler ölüyor,
Şekiller ölüyor,
Gece ölüyor,
Gündüz ölüyor,
Yığınlar için kargaşa zamanı.
Meraklısı için intihar kılavuzları satılıyor.
Eksiksiz kusurlar var içimde.
Hemen teslim mutsuzluklar,
İki artı bir zindanlar...
Tuhaf bir kimyaya bulandık!
Arınma vakti geçiyor.
Anlaşılmamanın uğultusu ağır.
İblisin barınağına giriş ücretsiz.

 

Kitap Adı: Filin Düşüşü

Kitap Yazar Adı: Ali Deniz Uslu

Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

Editör: Ezgi Hotalak Adalı

Kapak İllüstrasyon: Kaan Kayımoğlu

Kapak Uygulama ve Sayfa Tasarımı: Şenol Alanbay

Sayfa Sayısı: 144

Ebat: 13,7 x 21,5

Tür: Şiir

Kağıt / İç Baskı: III. Hamur 52 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr. 

₺32,50

 

“Sizi sürekli tartışma içine ve aşağı çekmeye çalışan, yoran ve yıpratan; haklıyken haksız duruma düştüğünüzü düşündüren, sizi suçlayan ve karar mekanizmanızı devre dışı bırakan toksik ilişkiler bu kadar yalın ve derin anlatılamazdı.”

Uzman Psikolog Meltem Sunar,
Aile-Çift ve Yetişkin Terapisti, Cinsel Terapist, Öğretim Görevlisi

“Kanımca 20. yüzyılın en önemli düşünürü, doktoru ve aynı zamanda toplama kampı tutsaklarından olan Viktor Frankl ve kendisinin varoluşçu yaklaşımı logoterapiye kitapta geniş olarak yer verilmiş; ayrıca logoterapinin özü olan, ‘keşfettiği anlamlarla sorumluluğunu üstlenen insan örnekleri’ de ustaca kaleme alınmış.”

Memduh N. Özmert, Viktor Frankl Institute USA Faculty and Board Member

“Bu kitap kendi iç dünyanızı daha derinden anlamanız için bir hazine niteliğinde.”

Psikolog (PhD) Patricia J. Crane, Uluslararası Konuşmacı, Eğitmen, Yazar

İdealleri üzerine bir yaşam kurmuş olan Ayça, aniden Mehmet’e âşık olur. Başlarda mutluluktan ayakları yerden kesilse de aslında o yükseklikten tepetaklak düşeceğinin farkında dahi değildir. Duygusal şiddet benliğini sarıp, onu sarsarken zamanla tükenme noktasına gelir. Ancak tam da bu aşamada maruz kaldığı zehirden panzehir üretmesi, düştüğü yerden daha güçlü kalkması neden mümkün olmasın? Bu kitap; toksik bir ilişkinin perde arkasına mercek tutmak, bu konudaki farkındalığına katkı sağlamak ve işlevsel tutumları adım adım anlatarak senin de elinden tutmak için yazıldı…

Kitap Adı: Aslında Öyle Değil
Kitap Yazar Adı: Aylin Algun
Yayın Direktörü: Gülşen İşeri
Editör: Gizem Demir
Kapak Tasarım: Gilas Coşkun
Kapak Fotoğrafı: Berkay Gülüm
Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut
Sayfa Sayısı: 352
Ebat: 13,5 x 19,5
Tür: Kişisel Gelişim
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751044242

 

₺48,90

Feyza içeriğinde, derinliğinde, cesaretindeki kadınlar nadiren de olsa dönem dönem gelirler, yaşadıkları coğrafyayı, normalize edilmiş saçmalıkları, korkaklığa bezenmiş cesaretsizliği kökten silkeleyip izlerini; özlerini görebilecek derinlikteki her bilinçte bırakıp karanlığı aydınlıkla yüzleştirerek geçerler... ama asla geçip gitmezler. Etkileri kalıcı ve ilham verici olur. Kıymetleri bilinmeli, coşkuları sahip çıkılmalı ve yargısızca dinlenmeliler.

Sınırda Üç Kadın’ın hikâyesi aracılığıyla Feyza’nın zihin labirentlerinde gezinmek, zaman zaman kaybolmak, duygunun dört mevsiminde bir yolculuk gibi ilham verici ve zamansız bir gerçekliğin ortasında gibi tüm zamanları kapsayacak yoğunlukta düşündürücüydü. Kadınların sınırda değil merkezde olduğu bir yaşam umudu için... Feyza sana teşekkür ederim. Anlayanı bol bir okuma yolculuğu olması dileğiyle...

Azra Kohen

 

Kadınlar hikâyelerini yeni anlatmaya başladılar.

Bu hikayenin öznesi olmak büyük cesaret gerektirir.

Ece Temelkuran

₺33,90

Hande Çiğdemoğlu, kısa bir süre içinde gerçekleşen olayları anlatırken, kahramanın bütün hayatını yansıtan hikâyeler yaratıyor. Çeşitli insanlık durumlarını, hayatın gerçeklerini görünür hale getiriyor. Hayata dair olsa da pek konuşulmayan, kâğıt kesiği gibi sızlayan konular işliyor. Bir öyküsünün başlığına benzer biçimde anlatıyor; çok dokunmadan, fazla üzmeden.

Böylesine olgun bir ilk kitap olan Kâğıt Kesiği’nin ve Hande Çiğdemoğlu’nun edebiyat yolculuğunu umutla takip edeceğim.

Zülfü Livaneli

Kâğıt Kesiği, 2021 Gülten Akın Mektup Yarışması Büyük Ödülü, 2020 Fakir Baykurt Öykü Yarışması Birinciliği ve 2020 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması Üçüncülüğü alan öyküleri ile Türk edebiyatında yadsınamayacak bir yer edinmeyi başarıyor, üstelik daha ilk anda.

Kitap Adı: Kâğıt Kesiği

Kitap Yazar Adı: Hande Çiğdemoğlu

Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

Editör: Ezgi Hotalak

Kapak Tasarım: Esra Köymen

Sayfa Tasarım: Aslı Varol

Sayfa Sayısı: 220

Ebat: 13,5x19,5

Tür: Öykü

Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

 

₺38,90

Solmaz Kâmuran, bu romanında 20. yüzyıl başında Edirne’de umutla, özenle inşa edilen ve yetmiş beş yıl boyunca üç farklı etnik kökenden ailenin yuvası olan bir evin hikâyesini avludaki dev ceviz ağacının tanıklığında anlatıyor.

 

Arto Usta’nın kızı Arşaluys’un Suriye çöllerinden Fransa’ya uzanan, kahırların gergefinde dokunmuş yaşamı… Terzi Beto ve ailesinin bir gece yarısı her şeyi geride bırakıp göç yollarına düşmeleri… Rusçuklu Saliha Hanım’ın kırk yıl boyunca altı çocuğuyla birlikte verdiği zorlu ama onurlu yaşam mücadelesi…

 

Kendi geçmişinin izlerini sürmek için Paris’ten kopup Edirne’ye, oradan İstanbul’a gelen Garo’nun bir hafta içinde yaşadığı beklenmedik olaylar ve onun Saliha Hanım’ın devrimci torunu Nur’a duyduğu derin aşk… 

 

Ceviz Ağacı, sadece aynı çatıyı paylaşmış üç ailenin dramatik hikâyesi değil, aynı zamanda 20. yüzyıl Türkiyesi’nin panoramik bir edebi anlatımı. Ermeni Tehciri, Trakya Olayları, Varlık Vergisi, askeri darbeler, ekonomik krizler ve bunca çalkantı arasında savrulan insanlar, yarım kalan hayatlar… 

 

Ama belki de aşk her şeyi yenecek ve yarım kalan tamamlanacaktır.

₺46,90

Sen kimsin!
Kimsin sen yav!
Sen kimsin be!
Sen kim oluyorsun!

Akp döneminde en çok duyduğumuz laf buydu...

Kim olduklarını yazdım!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺44,90

40 yaşında, yalnız ve 14 Şubat'ta doğmuş bir kadın olmak. Kamyon çarpsa daha mı iyi? Kadınlar için 35'ten sonra gonk çalıyor ve hayatın, aşkın, yuva kurmanın, çocuk yapmanın devri kapanıyor mu? Başlarına meteor düşme ihtimali aşkı bulmaktan daha mı yüksek?

Demet Cengiz diyor ki: "Hayır, yok öyle bir şey. Bir kere piyasa şartları öyle değil. Daha ilk girişimini yapamamışlar gibi, ilk girişimleri başarısızlıkla sonuçlanan ve ikinci tura dönmeye hazırlananlar var pazarda. Hatta üçüncü, dördüncü tura..."

Bir kızı bin kişi ister ve belki bir tanesi bile alamaz!


Dağıtım Tarihi: 02.06.2017

Sayfa Sayısı   272

Ebat: 13.7x21.5

₺33,90

Zaman zaman haberlere konu olan anket çalışmaları vardır hani, "Aşağıdakilerden hangisinin komşunuz olmasını istemezsiniz?" diye sorulan. O anketlerde en çok işaretlenen şıkların hepsini düşünün şimdi. Kimden nefret ediliyorsa onları düşünün. Nefret suçlarının kurbanlarını düşünün. Önyargıyla yaklaşılanları düşünün. Ötekileştirilenleri düşünün. Dışlananları, kovulanları, ayrımcılığa ve haksızlığa uğrayanları düşünün. Haklıyken haksız konuma düşürülenleri, kapının önüne konulmak istenenleri düşünün.

Yeterince düşündüyseniz okumaya başlayabilirsiniz. Uykunuz geldiği anda, hiç çekinmeyin, kitabı bir kenara koyup gözlerinizi yumun. Bir uyuyup uyanalım, her şey daha güzel olacak, biliyorum.

- İrfan Değirmenci

Eski bir televizyoncu ;)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺68,90
Tükendi
İrfan Değirmenci İmzalı Kitap Seti
 
Herlanda - 9789751038814
 
Herlanda’da karnını herkesten iyi doyurup herkesten iyi yaşamanın tek koşulu vardır:
Yaşamını Her Şey’e adayıp itaat puanını yükseltmek. Her Şey’in yüz yılı aşan süredir devam eden iktidarını sarsan
Tek tehlikeyse ülkenin Hiçlerinin yeni mücadele yöntemleridir. Herlanda’nın Hiçleri, tarihin akışını değiştirmekte kararlıdır. 
MS 2141, bardağın taşırdığı yıl olacaktır.
İrfan Değirmenci, okurlarını distopik ülke Herlanda’nın özgürleştirdiği o yıla tanıklık etmeye çağırıyor…
 
Bir Uyuyup Uyanalım - 9789751037596
 
Zaman zaman haberlere konu olan anket çalışmaları vardır hani, "Aşağıdakilerden hangisinin komşunuz olmasını istemezsiniz?" diye sorulan. O anketlerde en çok işaretlenen şıkların hepsini düşünün şimdi. Kimden nefret ediliyorsa onları düşünün. Nefret suçlarının kurbanlarını düşünün. Önyargıyla yaklaşılanları düşünün. Ötekileştirilenleri düşünün. Dışlananları, kovulanları, ayrımcılığa ve haksızlığa uğrayanları düşünün. Haklıyken haksız konuma düşürülenleri, kapının önüne konulmak istenenleri düşünün. 
Yeterince düşündüyseniz okumaya başlayabilirsiniz. Uykunuz geldiği anda, hiç çekinmeyin, kitabı bir kenara koyup gözlerinizi yumun. Bir uyuyup uyanalım, her şey daha güzel olacak, biliyorum.
 
İrfan Değirmenci
Eski bir televizyoncu ;)
₺104,90
1
Çerez Kullanımı