İçimizdeki Şeytan

Kürk Mantolu Madonna

Kuyucaklı Yusuf


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 712
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺36,00

Ertesi sabah, köyün ıslak damlarını ve taze ekilmiş tarlaları buğulandıran bir güneş altında, arabalar yeniden koşuldu, atlar yeniden eyerlendi, şehirden getirilen fayton, gelin evinin önüne çekildi.

Yüzünü örten kalın duvağın altında boyuna gözlerini silen kısa boylu bir kızcağız, iki tarafa tutulan çarşafların arasından hızla geçerek faytona, Yakup Ağa’nın şişman karısı ile görümcesinin arasına oturdu. Gelin arabasının, başlarına çevreler bağlanmış atları davuldan ürkerek tepindi.

Bir sürü çocuk, yalınayak, birçoğunun elinde birer kara ekmek, gelini görmek için arabanın etrafına yığıldılar. Şehirli efendiler kendilerine rahat bir araba ve altlarına yumuşak minderler seçtiler, Deli Emine dünkü delikanlıları bulup ortalarına oturdu; düğün sahibi Hüseyin, dünkünden daha yorgun ve üzgün, şuraya buraya koştu. Nihayet arabalar ve atlılar yola düzüldüler. Kafile köyün dışına çıkmış, bir hayli de ilerlemişti ki, bir çocuk koşa koşa arkalarından yetişti.

Yeni Dünya’yı bıraktıkları evin sahibi olan ihtiyar kadın da daha arkadan, bağıra bağıra geliyordu. Sondaki birkaç araba durdu. Yeni Dünya’nın bu köyde unutulup yola çıkıldığı kimsenin aklına gelmemişti.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺11,25

Bir kebapçıda karnımızı doyurduk ve bu esnada hemen hemen hiçbir şey konuşmadık. Onu kandırmaya imkân yoktu.

Seni çağırıp zahmet verdik, affedersin! de denilemezdi.

Ben bunları düşünürken kebapçıdan çıktık. Ali bir şey söylemek ister gibi birkaç kere yutkundu ve boynunu bükerek, Sizi mahcup çıkardım, beyim, sakın kusura kalmayın! dedi.

Sonra, hayret edilecek bir şeyden bahsediyormuş gibi, gözlerini hafifçe açarak ilave etti: Ben o odada bir türlü sesimi bulamadım!’

Ve yanımızdan ayrılıp gitti.

Ertesi sabah, aramızda topladığımız birkaç lirayı kendisine vermek ve onu Konya otobüslerine bindirip selametlemek için Haymana Hanı’na giden arkadaşıma hancı, Sıvaslı Ali’nin, sazını iki liraya satıp yol parası yaptığını ve şafakla kalkan bir kamyona binip Konya yolunu tuttuğunu söylemiş.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 72
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺6,75

Halbuki altmışlık kadın, kağnıdan yayılan ağır koku ile sersemlemiş, sendeleye sendeleye yürüyor, bazen birdenbire hızlanan öküzlerin yanında gitmeye çabalıyordu. Yavaş yavaş ayakları sürüklenmeye, ağlamaktan, içine akıta akıta ağlamaktan daralan göğsü nefes alamamaya başladı.

Kağnının kenarına tutunarak biraz daha yürüdü. Ayakları birbirine dolaşıyordu. Öküzlere oooha diye bağırmak istedi, sesi boğazından çıkmadı; elleri kağnıdan kurtuldu, yere yuvarlandı, tozların içinde tekrar ayağa kalkarak koştu. Karşıdan doğru yeni çıkan serin bir rüzgâr üç etekli entarisini ve şalvarının paçalarını uçuruyor, yırtık yazma başörtüsünü siyah bir bayrak gibi dalgalandırıyordu. Kağnıya yetişemeden tekrar düştü, yüzü yolun beyaz ve kül gibi ince tozlarına gömüldü.

Kağnı, taşlara çarptıkça, üzerinde bağlı ölüyü iki tarafa fırlatarak ve yükselip alçalan uzun, yanık gıcırtılar çıkararak ve ay ışığının altında ve gecenin sessizliği içinde arkasında hafif bir toz bulutu bırakarak, ağır ağır kendi bildiğine ilerliyordu.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺11,25

 Bunun üzerine halk, beyinsiz, dilsiz, gözsüz kelleleriyle dağılmak üzereyken, aralarında canından bezmiş biri, ‘Böyle başın da bana lüzumu yok!’ diyerek, boynuzundan tuttuğu kelleyi fırlatıvermiş. İşte o zaman herkesin şaştığı bir şey olmuş; hızla gidip sırça köşke çarpan kelle orada ‘Şangır!..’ diye koskocaman bir gedik açmış. Halk her şeyden sağlam, hiçbir zaman yıkılmaz, kırılmaz bildiği o koskoca sırça köşkün bu kadar çürük olduğunu görünce, elindeki kelleleri birbiri arkasına ona fırlatmaya başlamış, göz açıp kapayıncaya kadar tuzla buz olan sırça köşk çökmüş, yıkılmış, içindekilerin çoğu cam kırıklarının altında ezilmiş, kapıya yakın yerlerdeki beş on kişi zor kurtulmuş...

Halk sırça köşkün enkazını çabuk temizlemiş, dünyada onsuz da yaşanabileceğini anlayarak eski hayatına dönmüş, işini yine arasından seçtiği adamlara gördürmüş, ama sırça  köşkün kötü hatırasını uzun zaman zihninden çıkaramamış. İhtiyarlar çocuklarına ondan bahsederlerken, şu nasihati vermeyi unutmazlarmış:

Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺10,50

İşte adaşım, sana seven bir Çingene’nin hikayesi.

Çiçeklerin açtığı mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında oturmak ve öpüşmek, yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir...

Seni gördüğü zaman zalimce başını çeviren mağrur bir dilberin kapısı önünde ve ay ışığı altında sabaha kadar dolaşmak, bunu candan arkadaşlara ağlayarak anlatmak, söz aramızda gene hoş şeydir.

Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺11,25

Halbuki Muazzez’e karşı olan hisleri büsbütün başkaydı. Onu hariçte bir mevcut, yabancı ve başka bir insan olarak düşünmüyor, kendinin bir parçası; kolu, gözü ve yüreği olarak tasavvur ediyordu. Burada beğenmek veya beğenmemek, sevmek veya sevmemek, hayran olmak veya küçük görmek bahis mevzuu olamazdı; çünkü böyle şeyleri bir kere bile kafasından geçirmiş değildi. Muazzez’e dair içinde uyanan ve şuuruna varan his, onun kendisinden koparılması ihtimaline karşı duyduğu müthiş bir acı oldu.

Fakat şimdi birbiri arkasından yuvarlanıp gelen ve önüne geçilmez bir şekilde inkişaf eden bir hadiseler zinciri ona en umulmayacak şeyi yaptırmak istiyordu. Yusuf, kendisini içten içe kaynatan bütün isyan hamlelerine rağmen boyun eğeceğini, bilgisinin ve kuvvetinin ona yardım etmeyeceğini biliyordu.

Sabahattin Ali Kuyucaklı Yusuf’ta, ailesi eşkıyalar tarafından öldürülen Yusuf’un öyküsünü anlatırken toplumun bireyin önüne diktiği engelleri gözler önüne serer. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 19.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2021
₺9,75

Fakat nihayet daha fazla dayanamadım ve kafamdan uzak tutmak istediğim hayal, yavaşça, sessiz sedasız gözlerimin önüne dikildi: Maria Puder, benim Kürk Mantolu Madonna’m, dudaklarının kenarındaki ince kıvrıntı ve siyah gözlerinin derin bakışlarıyla karşımda duruyordu. Yüzünde hiç dargınlık, sitem yoktu. Belki biraz hayret, fakat daha ziyade, alaka ve şefkatle bana bakıyordu. Halbuki bende onun bakışlarını karşılayacak cesaret yoktu. On sene, tam on sene, zavallı ruhumun bütün kırgınlığıyla, bir ölüye kızmış, bir ölüyü suçlu tutmuştum... Onun hatırasına bundan daha büyük bir hakaret yapılabilir miydi? Hayatımın temeli, gayesi, sebebi olan kimseden on sene, hiç tereddüt etmeden, haksızlık edebileceğimi hiç düşünmeden şüphelenmiştim. Onun hakkında en akla gelmeyecek şeyleri tasavvur etmiş ve bir an olsun durup da, belki de böyle yapmasının ve beni terk etmesinin bir sebebi vardır, dememiştim. Halbuki sebeplerin en büyüğü, en mukavemet edilmezi, ölüm varmış. Utancımdan deli olacaktım.

Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonna’da, imkansız gibi görünen hüzünlü bir aşk öyküsü anlatırken, edebiyatımızda benzeri az görülen psikolojik bir esere de imza atar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 196
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺11,25

Sabahattin Ali’nin öykülerinde aşk ve ölüm yan yanadır. Sadece öykülerinde mi? Kuyucaklı Yusuf’un sonunu düşünün, Kürk Mantolu Madonna’yı ya da… Bu eserlerde aşkın çıkmaz sokaklarında ölümle karşı karşıya gelir Sabahattin Ali’nin karakterleri. Bu derlemede yer alan öykülerin ekserisinde aşk, ölüm getiriyor. Gramofon Avrat, Sabahattin Ali’nin 1927-1946 yılları arasında aşkı nasıl ele aldığını ortaya koymakla kalmıyor, yazarın aşka bakışının, aşkı tasvir edişinin ne denli bütün ve özgün olduğunu da kanıtlıyor.

“Yakıcı, kavurucu bir aşktı bu; beni deliye çeviren, geceleri sabahlara kadar sokaklarda dolaştıran bir aşk. Fakat onu bu hâle sokan biraz da bendim. Aşkla tehlikeli bir oyuncak gibi oynamak istiyordum.”

Bizim Hikâye, Osmanlı’dan günümüze edebiyatımızda öykünün izini süren, öykücülüğümüzü var etmiş, geliştirmiş yazarların eserleri arasından en güzellerini, en başarılılarını, en önemlilerini belirli bir tematik bütünlük gözeterek ortaya koyan, 1850’lerden 1950’lere kadar bir asırlık öykücülüğümüzün verimlerini bir araya getiren bir kitap dizisi.

Bizim Hikâye dizisiyle birlikte, hem öykücülüğümüze dair bütünlüklü bir söz söylemek hem de yeni öykücüler keşfetmek üzere farklı yolculuklara yelken açıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺12,60

Sabahattin Ali’nin olgunluk dönemi öykülerini bir araya getiren Kağnı ile Ses’in ilk basımları arka arkaya yapıldı.

İlk öykü olan Kağnı, toplumsal eleştirisi güçlü bir öyküdür. Kırsal yaşam içinde, cinayet kurbanı oğlunun hakkını bile arayamayan bir köy kadının dramı verilmektedir. Sabahattin Ali bu ciltteki diğer öykülerinde de aynı duyarlığı sürdürmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺18,70

Yazarın toplumsal eleştiri ağırlıklı son yapıtı...

Sırça Köşk, Sabahattin Ali’nin son dönem öykülerinden oluşuyor. Yazarın “masal” olarak nitelendirdiği bazı öyküleri yüksek dozda toplumsal eleştiri içeriyor. Diğer öyküleri ise 1930’ların Türkiye’sine ilişkin ilginç insan manzaraları çiziyor.

Sırça Köşk’ü 1947’de ilk kez okurlara sunan yayınevi olarak aslına sadık biçimde sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺18,70

Anadolu insanını ve kır-kent ilişkilerini ele alan öncü romanlardan biri olan Kuyucaklı Yusuf, 20. yüzyıl başlarında Ege Bölgesi’nde, Edremit’te geçer. Romanın önde gelen kahramanlarından Yusuf ile Muazzez’in öyküsünde Sabahattin Ali, bir yandan toplumsal yapımızın “yara”larını ve kırsal yapının açmazlarını deşerken, bir yandan da güçlü bir bürokrasi eleştirisi gerçekleştirir.

Kuyucaklı Yusuf, ilginç kurgusu ve insan psikolojisini işlemekteki başarılı anlatım tekniğiyle, modern edebiyat tarihimizin başyapıtları arasında yer alır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺23,80

Yazarın en çok okunan romanlarından...

Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan adlı bu romanında, bize erken Cumhuriyet döneminde Balıkesir’de başlayıp İstanbul’a uzanan bir aşk öyküsü sunuyor. Bu aşk öyküsündeki kişiler, toplumsal yapı farklılıklarıyla, dünya görüşlerindeki uyumsuzlukla öne çıkıyorlar. Toplumsal gerçekçi edebiyatımızın başyapıtları arasında sayılan İçimizdeki Şeytan, kırsal kökenli ve kentli bireylerin özlem, ihtiras ve tökezlemelerini canlı bir üslupla yansıtıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺27,20

Dillerden düşmeyen şiirler... İlk basımını “Remzi Kitaphanesi” olarak yayınladığımız bu kitapta yer alan şiirler, bireysel ve toplumsal sorunları içtenlikle yansıtmakta; acılar, hüzünler ve kaygılarla geçen bir dönemle iç içe yaşamsal açmazları, bunalımları dile getirmektedir. Sabahattin Ali’nin, özellikle tutukluluk günlerindeki bazı şiirlerinin de aynı duyarlıkla bestelendiğini, geniş yankılar uyandırdığını belirtmek gerekiyor. 1930’lu yıllarda yazılan bu şiirler, edebiyatımızda etkisini kuşaklar boyunca hissettirmiş, genç kuşaklara örnek olmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺17,00

Toplumsal gerçekçi edebiyatımızın ilk örneklerinden bir yapıt... Sabahattin Ali’nin ilk hikâyeler kitabı olan Değirmen, aşkla yoğrulmuş küçük yaşamların şiirsel anlatımıyla doludur. Kitaba adını veren “Değirmen” adlı öykü 1930’lu yıllara uzanan bir dönemde yazılmış ve bir ölçüde ünlü yazar Maksim Gorki’nin anlatılarıyla paralellik taşımaktadır. Sabahattin Ali, yazarlık yaşamında “büyük kapıdan girmek” olarak adlandırılan ustalığa bu yapıtla adım atmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺17,00

Sabahattin Ali, Yeni Dünya’da, diğer eserlerinde olduğu gibi gözleme dayalı bir anlatımla yaşanan olayların çelişki ve tedirginliklerini yansıtmaktadır. Bu öykülerde ayrıca “hüzün” ve trajik durumlar yazarın dünya görüşüyle de örtüşmektedir.

Bir olgunluk dönemi eseri olan Yeni Dünya’da köy ve kasaba insanlarının gündelik yaşamları alabildiğine yalın bir dille öyküleşmektedir. “Hasanboğuldu” adlı öykü filme de çekilmiştir.

Kürk Mantolu Madonna ile aynı yıl yayımlanan bu öyküler, sıradan gibi görünen kahramanların tutkularına ve sarsıcı serüvenlerine yer vermektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺17,00

Romanın kahramanı genç Raif Efendi’yi, baba mesleğini ilerletmek üzere 1930’larda gittiği Almanya’dan dönüşüyle birlikte, sıradan bir yaşam ve mutsuz bir evlilik beklemektedir.

Hasta yatağındayken ziyarete gelen arkadaşından, çekmeceden çıkardığı hatıra defterini sobaya atıp yakmasını ister. Bu defterde Almanya’dayken bir galeride gördüğü tabloyla başlayan tutkulu aşkın hikayesi anlatılmaktadır. Hemen her gün uğrayıp önünden ayrılamadığı bu resimdeki Kürk Mantolu Madonna, aslında tablonun ressamı olan Maria Puder’in ta kendisidir.

Yaşanan bu takıntılı aşkın öyküsü ve hayatın sürprizle sonuçlanacak trajedisi böyle başlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺18,70

“Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek. Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır. Bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler. Fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız.”

1948 yılında, henüz 41 yaşındayken aramızdan ayrılan Sabahattin Ali, edebiyatın her alanında çalışan, eser veren bir yazardı. Yazarın kaleme aldığı tiyatro oyunlarını, şiirleri, mektupları, gazete yazılarını, mahkeme tutanaklarını, farklı mecralarda verdiği röportaj ve anket cevaplarını bir araya getiren bu yeni basım, yayınevimizin Sabahattin Ali külliyatının üçüncü cildini oluşturuyor. Dönemin yaşantısına dair notlar ve metindeki eski sözcüklere dair açıklamalarla, kimi metinlerin orijinal ve sadeleştirilmiş hallerinin karşılıklı basımıyla zenginleştirilen bu özel çalışma, Sabahattin Ali’nin eserlerinin ruhuna nüfuz etmenizi kolaylaştıran, özgün bir okuma deneyimi sunuyor. 
“Bence Sabahattin’in en kuvvetli tarafı kendine benzerliği, temiz ve metotlu bir edebiyat kültürüne dayanarak, en yaratıcı anlamında realist oluşudur... Sabahattin köyü, kasabayı, köylüyü, kasabalıyı çok iyi biliyor, duyuyor ve yaşatıyor. Dili pürüzsüz. Görünüşü dağıtıp yine bir noktada toplamasını büyük bir ustalıkla başarıyor.”

-Nazım Hikmet

“Sabahattin Ali anlattığı hikayelere bizi inandırıyor... Muharrir çorak, zavallı köyün sefaletini, acılarını anlayıp anlatmaya çalışıyor. “Bir Gemici Hikayesi”, “Kanal”, “Bir Firar”, “Kazlar”, “Candarma Bekir” hikayelerini yazan bir muharrir gerçekten iyi bir sanatkardır.”

-Nurullah Ataç

“Sabahattin Ali imzası hikaye ve roman vadisinde son yıllarda hissedilen büyük boşluk içinde büyük bir ümit ışığı yakmaktadır.”

-Yaşar Nabi

“Sabahattin Ali’nin, böyle devam ederse, Tanzimat’tan beri en iyi hikayecimiz olabileceğini zannediyorum. Çünkü yazılarında benim istediğim şey var, iç var, görüş var. Sonra tekniği güzel, yeni bir şey yapayım diye garabete kaçan tarafı yok.”

-Suat Derviş


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 520
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺75,22

Edebiyatımızın dev ismi Sabahattin Ali’nin romanları şimdi kutulu ambalajında!

Set içindeki kitaplar:

Kürk Mantolu Madonna
Kuyucaklı Yusuf
İçimizdeki Şeytan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 712
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺82,02

Edebiyatımızın dev ismi Sabahattin Ali’nin tüm eserleri şimdi kutulu ambalajında!

Set içindeki kitaplar:

- Tüm Eserleri – Öyküler
- Tüm Eserleri – Romanlar
- Tüm Eserleri – Oyunlar, Şiirler, Mektuplar, Yazılar, Tutanaklar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 1504
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺225,68

“Kucağında taşıdığı aç çocuğu yaşatmak için sarhoşların arkasından koşan kadınları; ve karnında taşıdığı günahsız çocuğu öldürmek için hekimlerin cebine beyaz alevli inci salkımları koyan kadınları gördü. Kardan ve rüzgârdan koruyan bir dükkân kepengi altında, başını bir köpeğin sırtına dayayarak uyuyanları ve güzel ısınmış odalarda, Çin ipeği örtülü yataklarda, nikriz ağrılarıyla kıvranarak uyuyamayanları gördü. Aptalların tahakkümüne, günahsızların cezalanmasına; faziletin susmasına ve ihtirasların gürültüsüne, hikmet ehlinin tahrik edildiğine ve nadanların alkışlandığına şahit oldu.”

Değirmen, Sabahattin Ali’nin ilk öykülerini içerir. Çoğu masalımsı bir dille yazılmıştır. Edebiyatımızda bireysel idealizmden toplumsal gerçekçiliğe geçişin müjdesini veren, yazarın eşine az rastlanır o kendine özgü üslubunun ilk tohumlarını attığı ve daha sonraki yapıtlarında da bunun meyvelerini topladığımız nadide bir eserdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 11.5 / 17.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺11,02

“Midilli tarafından esen bir rüzgâr körfezin girinti ve çıkıntılarında kırılarak boyuna yolunu değiştiriyor, suların üzerinde ayrı ayrı taraflara koşuşan dalgacıklar meydana getiriyordu. Güneşin, Madra Dağları’nın üstündeki bulutlara vurarak onları kızıllaştıran ve oradan tekrar denize akseden son ışıkları, başka başka istikametlerde kırışan sularda türlü renkler yaratıyordu. Dağın eteklerine sıralanan ve bazen hemen önümüze kadar yükselen tepeler, birbiri üstüne yığılmış karanlık bulut kümeleri gibi görünüyordu. Daha uzaklarda, Ayvalık’ın karşısındaki Cunda Adası’nın alçak tepeleri, Kazdağı oralara siper olmadığı için, hâlâ güneşin kırmızı ışıkları içinde yanıyor; biraz daha arkada, Midilli’nin o taraflara kadar uzanan kollarına karışıyordu.”

Yeni Dünya’da, Sabahattin Ali’nin eleştirel gözlem gücünü büyük bir yetkinlikle kullandığı, kadere boyun eğerek yaşamaktan başka şansı olmadığını düşünen sıradan bireyin modern yaşama geçiş karşısındaki sancılarının ve bu uyumsuzluğu yaratan yoksunluğun ustalıklı betimlemelerle yansıtıldığı dışavurumcu öykülerini bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 11.5 / 17.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺8,43

"Yusuf lambanın sönmeden evvel verdiği dalgalı ve kırmızı aydınlıkta, karşı sedirde oturan Şakir'in cebinden tabancasını çıkardığını görmüş ve kendisi de kamçıyı bir kenara fırlatarak gocuğunun cebinden Nagant’ını çekmişti."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺10,92

"Bu sırada köprüye çıkmışlardı. Hep beraber İstanbul tarafına doğru yürüdüler. Ömer’in, teyzesinin şişman ensesinden kaydırdığı gözleri hiç lafa karışmadan yanlarında giden genç kızın bakışlarıyla karşılaştı."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺11,70

"Sen aşkın ne olduğunu bilir misin adaşım, sen hiç sevdin mi?
Çoook desene!
Sevgilin güzel miydi bari?
Belki de seni seviyordu...
Ve onu herhalde çok kucakladın...
Geceleri buluşur ve öperdin değil mi?
Bir kadını öpmek hoş şeydir, hele adam genç olursa..."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 140
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺9,36

"Sıska kadın bir an tereddüt etti. Karşısındakini, etraftaki seyircileri kin dolu fakat halsiz bakışlarla süzdü, sonra yavaşça doğrularak ortaya çıktı ve oyuna katıldı..."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 132
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺9,36

"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺9,36

"Onun nasıl bir dikkatle beni dinlediğini, gözlerini nasıl, söz haline getiremediğim taraflarımı da anlamak ister gibi yüzümde gezdirdiğini gördükçe büsbütün açılıyordum..."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺9,36

Siz sevemezsiniz adaşım, siz şehirde yaşayanlar ve köyde yaşayanlar; siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler; siz, birisinden korkan ve birisini tehdit edenler...

Siz sevemezsiniz. Sevmeyi yalnız bizler biliriz... Bizler: Batı rüzgârı kadar serbest dolaşan ve kendimizden başka Allah tanımayan biz Çingeneler.

Sabahattin Ali öykülerinde kendi dönemi içinde zamansız olanı buluyor, yerel olandan evrensele ulaşıyor. Habercilikle masalcılığı, anıyla efsaneyi, bir gözlemcinin tarafsızlığıyla kıssadan hisseler anlatan bir çınar altı meddahının dilini birbirine harmanlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺11,20

Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok, içimizde acz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: Hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...

İçimizdeki Şeytan’da Sabahattin Ali, genç bir ülkenin aydın sınıfının büyüme sancılarını, değişen yargılarını ve yaşadığı çatışmaları gözler önüne seriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺8,40

İnsan dediğin mahluk hiçbir şey değiştiremez. Bunun için, gönlünün rahat olmasını istersen, gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma... Sonra en mühimi: Kendini halinden şikâyet etmeye alıştırma. Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez.

Dehşet dolu bir olayın gölgesinde büyümüş köylü bir gencin mücadelesini anlatan Kuyucaklı Yusuf, taşra ve taşralılık üzerine zamanının ötesinde bir roman.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺10,50

Ve bir gün her şey bitti... O kadar basit, o kadar kati bir şekilde bitti ki, ilk anda işin azametini anlamak benim için mümkün olmadı... Yalnız biraz şaşırdım, bir hayli üzüldüm; fakat bu hadisenin hayatım üzerinde bu kadar büyük, bu kadar değişmez bir tesiri olacağını asla düşünmedim.

Kürk Mantolu Madonna, güzel ve etkileyici bir kadının portresinin önünde başlayan ve yıllar sonra, kara kaplı bir defterin satırlarında son bulan sarsıcı bir başyapıt.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺8,40

Karanlıktan, yüzünü kamçılayan kar ve rüzgârdan, dizlerine sıçrayan çamurdan ve duyduğu seslerden korkuyordu. Açlığı, sıska kardeşlerinin korkunç gözlerini, yorgunluğunu unutmuştu. Bir an evvel varmak, ocakta küllenen bir odun parçasıyla aydınlanan toprak dama girmek ve bir köşede saklanmak istiyordu. Ne yatmak, ne dinlenmek, sadece bir dört duvar arasında bulunmak... Bu geniş karanlıktan, bu seslerden kaçmak...

Sabahattin Ali öykülerinde kendi dönemi içinde zamansız olanı buluyor, yerel olandan evrensele ulaşıyor. Habercilikle masalcılığı, anıyla efsaneyi, bir gözlemcinin tarafsızlığıyla kıssadan hisseler anlatan bir çınar altı meddahının dilini birbirine harmanlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺12,60

Yirmi yaşından fazla göstermeyen bir delikanlı çadırın önünde, yan yatmış bir el arabasının üstüne oturarak saz çalıyordu. Başı göğsüne yatmış ve gözleri yere dikilmiş olduğu için çehresini tamamen görmeye imkân yoktu. Fenerin aydınlattığı alnı ter damlalarıyla kaplıydı. Sazının uzun sapı, şaşırtıcı bir süratle aşağı yukarı kayan parmaklarının altında, canlı bir mahluk gibi titriyordu. Sabahattin Ali öykülerinde kendi dönemi içinde zamansız olanı buluyor, yerel olandan evrensele ulaşıyor. Habercilikle masalcılığı, anıyla efsaneyi, bir gözlemcinin tarafsızlığıyla kıssadan hisseler anlatan bir çınar altı meddahının dilini birbirine harmanlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 72
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺8,40

Fakat sorarım size: Köylü verdiğine mukabil ne alır? Yolunu kendi yapmaya mecburdur, sokakları zavallı talihinden daha karanlıktır ve mektep, yüz köyün birinde bile yoktur. Candarma oralara asayişten ziyade vergi tahsilini temin için gider.  Kendimizi aldatmaya lım, köylü mütemadiyen vermiş, buna mukabil hiçbir şey almamıştır. Bunları itiraf etmek belki, eğer bir parça vicdanımız varsa, yediğimiz bir lokma ekmeğin boğazımızda kalmasına sebep olacaktır ve ihtimal vicdanımızın sadasını duymamak için, “Köylü efendimizdir!” gibi cümleler güzel birer morfindir. Fakat hiçbir cümle hakikati değiştirmek iktidarında değildir.Sabahattin Ali öykülerinde kendi dönemi içinde zamansız olanı buluyor, yerel olandan evrensele ulaşıyor. Habercilikle masalcılığı, anıyla efsaneyi, bir gözlemcinin tarafsızlığıyla kıssadan hisseler anlatan bir çınar altı meddahının dilini birbirine harmanlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺11,20

Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç-beş kelle fırlatmak yeter.

Sabahattin Ali öykülerinde kendi dönemi içinde zamansız olanı buluyor, yerel olandan evrensele ulaşıyor. Habercilikle masalcılığı, anıyla efsaneyi, bir gözlemcinin tarafsızlığıyla kıssadan hisseler anlatan bir çınar altı meddahının dilini birbirine harmanlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺9,80

"Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusufun haya-tından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olmayacağını sanıyordu." 

Kuyucaklı Yusuf Türk edebiyatının belki de en romantik kahramanıdır. Hayatın ve insanların zalimliği karşısındaki naif duruşu ile bir yandan trajik bir sona ilerlerken, bir yandan da yaşadığı lirik aşk hikayesinin kahramanı olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺7,00

"isteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neti-cesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi su-ratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizde-ki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçi-mizdeki şeytan yok... İçimizdeki aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..." Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üze-rindeki baskısını ve güçsüz insanın "kapana kısılmışlığını" gösteriyor Sabahattin Ali. Aydın geçinenlerin karanlığına, "insanın içindeki şeytan"a keskin bir bakış.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺7,00

"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlar-daki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir  sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum "Kürk Mantolu Madonna"yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum." Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 180
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺7,00

Sabahattin Ali’nin, topluma ve insana bakışını en berrak biçimde ortaya koyduğu yapıtlardan biridir İçimizdeki Şeytan.

Romanda iradesiz ve zayıf bir kişilik görünümü çizen Ömer ile yapmacıksız, yürekli ve güçlü bir genç kadın olan Macide’nin aşk serüveni etrafında, dönemin bir kısım aydınının ya da yarı aydınının eleştirisini yapar Sabahattin Ali. Kendini toplumsal adalet talebinin dışında var eden, güç arzusuyla şekillenmiş, korkak, bireyci ve çıkarcı sözde aydınlarla hesaplaşır.

İçimizdeki Şeytan, Asım Bezirci’nin sözleriyle “çağına ve çevresine dürüstçe, yiğitçe, ustaca tanıklık eden” büyük bir yazarın, insan doğasına ve toplumsal yapıya dair derinlikli gözlemlerini ustalıklı bir dille betimlediği bir başyapıttır.

“İçimizdeki Şeytan, edebiyatımızın anıt yapıtlarından biridir. Gerek insana doğru bakışıyla, gerek estetiğin zorunlu ilkesi gibi duran tutumlu anlatıma önem vermiş olmasıyla, gerek kişilikleri çizerken onların ruh derinliklerine inmekte gösterdiği yetkinlikle bu roman edebiyatımızda tuttuğu seçkin yerini her zaman koruyacaktır.”

- Afşar Timuçin


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 302
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺11,20

Birçok yazar ve eleştirmen tarafından Sabahattin Ali’nin “başyapıt”ı olarak nitelenen Kuyucaklı Yusuf’un çizgi romanı, tıpkı Kürk Mantolu Madonna’da olduğu gibi Gökçe Erverdi imzası taşıyor.

Fethi Naci’nin “kişilerin canlılığıyla, ayrıntıları kullanmadaki ustalığıyla, olay örgüsündeki mükemmellikle, mahalli renkleri vermedeki üstün başarısıyla, sosyal gerçeklikle insani gerçekliği tam bir uyum içinde, dengeli olarak yansıtmasıyla eskimeyecek, tazeliğini sürdürecek bir roman” dediği Kuyucaklı Yusuf’u olanca canlılığıyla “görmek” isteyen okura takdimimizdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺37,90

“Bu eser muharririn şimdiye kadar roman sahasında bastırmış olduğu iki eserini gölgede bırakan bir kuvvet ve mükemmellik taşımaktadır. Sıkılgan, kendi içine kapanmış, pısırık denebilecek bir adamın hayat macerasını anlatan bu eserde, müellif şaşılacak bir psikoloji kuvveti göstermiş ve bize, unutulmayacak bir insan portresi çizmiştir.”
(Varlık, 1943)

“Gayyur ve olgun romancı Sabahattin Ali’nin en son çıkan bu romanı, daha çok muharririn karakter tahlilindeki hünerinin güzel bir örneğidir. Kürk Mantolu Madonna, mevzuunun aleladeliğinde harikulade bir insan kafasının didiklenişi, kapanık duygulu, çekingen bir tipin karanlık fikir aleminin aydınlanışıdır.”
(Yürüyüş, 1943)

“Bir zamanlar unutulmuş olan neredeyse 75 yıl önce yazılmış bir Türk romanı Kürk Mantolu Madonna, bugünlerde Nobel ödüllü Orhan Pamuk’tan bile çok satar bir roman oldu”
(New York Times, 2017)

“Ali’nin kitabı sadece 1943 yılında yazıldığı kendi ülkesinde geniş bir popülerlik kazanmış olmasıyla değil, 80 milyondan az nüfuzlu bir ülkede üç yılda 1 milyondan fazla kopya satmış büyük ve beklenmedik bir olaydır.”
(Washington Post, 2017)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 710
En / Boy : 14 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺75,90

“Son üç yıl içinde ve küçük hikâyeci sıfatıyla haklı bir isim kazanan Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf ’la birlikte ilk romanını veriyor. Güzel, şiirli ve sürükleyici bir eser ki, muharririn hem müfrit romantizminden, hem müfrit realizminden aynı zamanda müstefit ve mutazarrır olmaktadır.”

-Nahit Sırrı Örik, 1937

“Kuyucaklı Yusuf, Türk romanında ufuk açan girişimlerden birini haber vermektedir. [...] Denebilir ki bütün bundan sonraki Anadolu romanlarının yapısında Kuyucaklı Yusuf ’tan mutlaka bir şeyler vardır.”

-Rauf Mutluay, 1973

“Kuyucaklı Yusuf, kişilerin canlılığıyla, ayrıntıları kullanmadaki ustalığıyla, olay örgüsündeki mükemmellikle, mahalli renkleri vermedeki üstün başarısıyla, sosyal gerçeklikle insani gerçekliği tam bir uyum içinde, dengeli olarak yansıtmasıyla eskimeyecek, tazeliğini sürdürecek bir roman.”

-Fethi Naci, 1990

“O kadar sert, öfkeli, bir yandan da sonsuz merhamete özlemli anlatımı, çözümlemeleriyle Kuyucaklı Yusuf bugün de yaşayan bir başyapıttır bence.”

-Selim İleri, 2015


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺23,90

“İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum.”

Sabahattin Ali’nin ölümsüz eserlerinden İçimizdeki Şeytan; toplumsal düzene teslim olmuş “aydın”ların, aydın geçinenlerinin aczinin ilanı…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺11,25

“Yusuf, kendini de bu muazzam ve yekpare geceye yapışık sandı ve korkuyla ürperdi. Islak ellerini yüzünde dolaştırdı. Kirpiklerinden yanaklarına yağmur suları süzülüyordu. Yaptığı hareketler ona hiçbir yere bağlı olmadığının şuurunu verdi. Hatta yavaş yavaş etrafından ne kadar ayrı olduğunu, ne kadar uzak olduğunu hissetmeye başladı. Bir an, içinde deminkinin tamamıyla aksi olan bir yalnızlık duygusuyla sarsıldı.”

Kuyucaklı Yusuf, benim meskenim dağlardır diyen bir şairin unutulmaz romanı…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺10,50

“Fakat benim için bundan sonra eski uykuya dönmek imkânı yoktu. Yaşadığım müddetçe türlü türlü yerler gezecek, dilini bildiğim ve bilmediğim insanlarla tanışacak ve her yerde, herkeste onu, Maria Puder’i, Kürk Mantolu Madonna’yı arayacaktım. Onu bulamayacağımı daha şimdiden biliyordum.”

Sabahattin Ali’nin başyapıtlarından Kürk Mantolu Madonna; yalnız, yapayalnız bir adamın tutkulu bir arayışa dönüşen aşkının romanı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺9,00

Anlatmak istediğim bir şey var, bin bir şekle sokup söylemek arzusuyla yandığım bir tek şey: O da sizi sevdiğim. Bunun dünyanın teşekkülünden beri kaç milyar defa tekrar edildiğini unutmuyorum,  fakat siz söyleyin, canlılığından bir şey kaybetmiş mi? Kâinatta hiçbir mevcudun olamayacağı kadar taze ve olgun değil mi?.. Bu öyle bir kelime ki, doğuyor ve doğuşuyla beraber kemali de içinde getiriyor. 
Sizi seviyorum...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 12,3 / 17,7
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺12,22

Edebiyatımızın usta kalemi Metin Celal’in Sabahattin Ali’nin hayatını, eserlerini ve öykücülüğünü mercek altına aldığı özel sunuşla.

İnsana ve içinde yaşadığı topluma gerçekçi ve eleştirel bakışı, yalın ve içten anlatımıyla Türk öykücülüğüne damgasını vuran yazar Sabahattin Ali en sevilen öyküleriyle günümüzü kucaklıyor. Yazarın öykü serüvenini kronolojik olarak yansıtan bu özel seçki ile genç okurlar Sabahattin Ali’nin dünyaya, topluma ve insana bakışını tanıyacak, edebiyatın gücüyle sarmalanacak ve Türkçenin güzelliğine bir kez daha hayran kalacaklar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 140
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺20,00

Bu kitapta Sabahattin Ali’nin Kağnı ve Ses adlı öykü kitapları ile Varlık dergisinde tefrika edilmiş olan Esirler adlı oyununu bir arada bulacaksınız.

Hayat ne güzel fakat ne can sıkıcı şeydi!.. Gündüz daire... Hafif bir iş, bol para... Akşamüzerleri güzel bir yemek, bazen sinema... Çay... Poker... Sonra uyku... Bunların hepsi güzeldi, fakat bütün günü dolduran bu eğlendirici işlerin içinde insan bir boşluk hissi duymaktan kurtulamıyordu. Bir şey eksik gibiydi, bütün ömrünce işlemeyen bir yeri varmış gibiydi.

“Düşman” adlı öyküden

Bu kitapta Sabahattin Ali’nin 1936-37 yıllarında yayınladığı Kağnı ve Ses adlı öykü kitapları ile aynı yıllarda Varlık dergisinde tefrika edilmiş olan Esirler adlı oyununu bir arada bulacaksınız.

Türk sinemasının önemli klasiklerinden, Türkan Şoray’ın başrolünü üstlendiği Gramofon Avrat yazarın aynı adlı hikâyesinden ilhamla Ayşe Şasa tarafından senaryolaştırılmıştır. Bu derlemede bir kez daha görüyoruz ki, Sabahattin Ali en az romanları kadar öyküleriyle de Türk edebiyatında bugüne dek kalacak derin bir iz bırakmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 12 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺16,00

“İnsanlara pek güç meram anlatıyordu; yarım saat uğraşarak bir kelime çıkarabiliyor, etrafındakileri güldürmese bile sıkıyor, daha fazla da kendisi sıkılıyordu. Deniz ona oldukça mükemmel bir arkadaştı. Başaltındaki kirli yatağında, geminin burnuna çarpan dalgaların uğultusunu dinler, onları uykusunda bile duyardı.

Zaten sıkmadan uzun uzun anlatmasını bilen yegâne geveze, denizdir. Ömürlerinin dörtte üçünü denizde geçiren ihtiyarların arasında bile suların sesini sıkıcı, yeknesak bulan, bu sesten bıkan birine tesadüf edilmemiştir.”
(‘Bir Gemici Hikayesi’ adlı öyküden)

Kimi kelimeler içinde hem hayatı taşır hem de onun sunamadıklarını. Bu yüzdendir ki bazen bir araya gelir ve
hayatın verdiğinden çok daha fazlasını yaşatır insanoğluna. Bazı insanlar da hayatı kelimelerin içinden yaşar; onlarla bakar, duyar ve kimsenin bilmediği şeylerden bahsederler yine insanlara. Bize gördüğümüzden fazlasını anlatan ve hayatı kelimelerin içinden yaşayarak onları soluyan Sabahattin Ali’nin kuvvetli kaleminden çıkan öykülerinden bir seçki…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺12,48
1 2 3 >
Çerez Kullanımı