• İndigo Kitap Kampanya
    İndigo Yayınlarında kaçırlmayacak fırsat'
  • Destek Yayınları Kampanya
    Destek Yayınları Kampanya
  • Kara Karga Kampanya
    Kara Karga Kampanya
  • Beyaz Baykuş Kampanya
    Beyaz Baykuş Kampanya
  • İmzalı Kitaplar
    İmzalı Kitaplar

Ön Sipariş 

Dağıtım Tarihi: 06.10.2022

Arka Kapak Yazısı

Bu kitabı kaleme alırken temel amacımız MEB, YÖK ve üniversitelerin Yabancı Diller Eğitimi bölümlerindeki yabancı dil öğretmeni yetiştirme programlarına katkıda bulunmak ve bu alanda hâlihazırdaki durumumuzu, uluslararası nitelikli araştırma, çalışma ve uygulamaları da dikkate alarak gözden geçirmek olmuştur.

Oldukça kapsamlı bir açıdan ele aldığımız konuları, yabancı dil eğitimi ile ilgili olarak belirlenmiş bulunan amaç ve hedeflere de destek olmak amacıyla ilgililerin dikkatine sunuyoruz.

Özü ve niteliği gereği, ‘öğretici merkezli’ değil, bunun yerine ‘öğrenici odaklı’ bir eğitim türü olan yabancı dil eğitimi için ve bunun üzerine kendini geliştirmek isteyen herkes için bu kitap, mesleki gelişimin nasıl edinilmesi gerektiği konusunda vazgeçilmez bir başucu kılavuzu olacaktır.

Kitap Adı Yabancı Dil: Öğretmeni Yetiştirme
Kitap Yazar Adı: Prof.Dr.Sinan Bayraktaroğlu
Yayın Direktörü: Gülşen İşeri
Yayıma Hazırlayan: Saliha Ulusoy
Son Okuma: Şeyda Bakırcan
Kapak Tasarım: Emir Tali
Sayfa Tasarım: Aslı Varol
Sayfa Sayısı: 316
Ebat: 15,5 x 24
Tür: Dil Eğitimi
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751040824

₺77,90

Ön Sipariş 

Dağıtım Tarihi: 06.10.2022

Arka Kapak Yazısı

Recep Zühtü Soyak henüz 1919 yılında Milli Mücadele’ye katılmış, ölümüne kadar Mustafa Kemal Atatürk’ün en yakınları arasında yer almış bir şahsiyettir. Çok iyi bir silahşor olduğu rivayet edilen Recep Zühtü Bey’in, Mustafa Kemal Paşa’ya ölümüne sadık olan çekirdek kadronun, kimi kaynaklarda geçen isimlendirmeyle “Serez Fedaileri”nin önemli halkalarından biri olduğu da pek çok hatıratta ifade edilir.

Hakkında birçok söylenti olan Recep Zühtü’nün, Fatma Medeniye Hanım’la yaşadığı fırtınalı aşk ve sonrasında genç kadını öldürmesi ise onun hayatının en tartışmalı döneminin perdesini açmıştır. Atatürk’ün cinayeti duyduğunda “Kanuni icabı yapılmalıdır,” dediği rivayet edilmekle birlikte süreç pek de öyle ilerlemez. Olaydan iki gün önce yapılan seçimlerde Zonguldak milletvekilliğine intihap olunan Recep Zühtü, Fatma Medeniye’yi “cinnet halinde vurduğu ve yapılan muayene sonucunda cezai ehliyetinin olmadığı”na dair bir raporla cinayet suçundan beraat eder. Hemen sonrasında ise TBMM’ye giderek yemin eder ve mebusluğa başlar.

Feridun Büyükyıldız, Recep Zühtü ve Fatma Medeniye’nin hikâyesi çerçevesinde Cumhuriyet’in ilk yıllarına farklı bir bakış açısı getiriyor. Bir dönem romanı olarak kaleme alınan bu eserde, tarihi gerçeklerden, kişilerden ve olaylardan esinlenilmiş, bir mebusun hayatı üzerinden dönemin namuslu bir eleştirisi yapılmaya gayret edilmiştir.

Kitap Adı: Mebus
Kitap Yazar Adı: Feridun Büyükyıldız
Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt
Editör: Gökçe Şenoğlu
Kapak Tasarım: Emir Tali
Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut
Sayfa Sayısı: 188
Ebat: 13,5 x 19,5
Tür: Roman
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751044280

₺38,90

Ön Sipariş 

Dağıtım Tarihi: 06.10.2022

Arka Kapak Yazısı

insan yalnızsa hep ölür
o kadar öldüm ki
bedenim sahipsiz arafta sallanıyor
şimdi hiç görmediğim bir kadın
gecenin ortasında
beni gözünün ucuyla izliyor
yutkunuyorum...
insan sevilmezse hep gizlenir
o kadar gizlendim ki
ruhum nasırlarını duygularımla törpülüyor
şimdi hiç sevmediğim bir kadın
hayallerinin dışında
beni avucunun içiyle seviyor
utanıyorum...
#insan

Kitap Adı: Yakınsama
Kitap Yazar Adı: Yusuf Ergüven
Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt
Editör: Saliha Ulusoy
Kapak Tasarım: Mehmet Güreli
Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut
Sayfa Sayısı: 64
Ebat: 11 x 18
Tür: Şiir
Kağıt / İç Baskı: Ivory, 70gr
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751044273

₺19,50

Otuz Beş'i Beklerken

Arka Kapak Yazısı

Türkiye’de “radyo” denilince ilk akla gelen isimlerden biridir Nihat Sırdar…

Yıllardır en çok dinlenen ve en çok sevilen programlar onun eseridir.

Nihat Sırdar’ın radyoda yaptığı ilk programı dinleyemedim ama ilk kitabının heyecanına tanık oluyorum. Eminim ki, o ilk programı dinleyenler, geleceğin başarılı bir radyocusuna kulak verdiklerinin farkındaydılar. Sırdar’ın ilk kitabını okuyanlar da, yazın dünyası için aynı düşünceye sahip olacaklar.

Elinizde tuttuğunuz “Bir Nihat Sırdar Kitabı”…

Ve 35 numaralı otobüs, içine sizi de almak için kapılarını açıyor…

Sunay Akın

Nihat Sırdar ilk kitabı Otuz Beş’i Beklerken’le hayatı ıskalamayan bir dille İstanbul’un o eski sokak aralarında dolaşıyor, dükkan önlerinde top koşturup misket oynayan çocuklarla zamanın uçuculuğuna keskin bir parantez açıyor. Söyleyecek bir sözümüzün her zaman olduğunu hissederek yapıyor bunu.  

Artık Kocamustafapaşa 35 C Taksim tabelalı otobüse atlayıp Nihat Sırdar’la zamanda bir yolculuğa çıkma vaktidir. Yitip giden zamanda ülkece neleri geride bırakıp nereye doğru yol alıyoruz bir de onun hikâyelerinden dinleyin…

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016

Severek Dinliyoruz

Arka Kapak Yazısı

Radyoculuk mesleğinde 25 yılı geride bırakan ve sevilerek dinlenen Nihat Sırdar; samimi, eğlenceli, zaman zaman hüzünlendiren bir dille hikâyelerini anlatıyor. Bu anlatımda kendinizden mutlaka bir şeyler bulacaksınız. Eskiye dair yaşananlardan bugüne kalanlar ve kalmayanlar… İnsanlar, sokaklar, arabalar… Sırdar’da göreceğiniz şey sadece bir İstanbul değil, memleket özlemidir aynı zamanda. 

Bu kitabın içinde turneler, oteller, yayınlar, seyahatler, üzüntüler, sevinçler var.

Bir fotoğrafın içinden çıkan sayısız hikâye, anı var.

Birçoğumuzun geçmişindeki ortak anılar bazıları.

Kimisini okurken “ben de” diyeceğiniz anlar, anılar koleksiyonunuzda yerini alacak.

 Yıllardır severek dinlediğiniz Nihat Sırdar’ı bir kez daha severek okuyacaksınız...

 Sayfa Sayısı : 208

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Enzo 70gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230gr

Babalar ve Oğullar

Arka Kapak Yazısı

Türkiye’de radyoculuk mesleğinin kilometre taşlarından biri olan Nihat Sırdar, yazın alanındaki yetkinliğini Babalar ve Oğullar ile taçlandırıyor.

“Yıllar sonra bu kitabı okuyanlar belki şaşıracaklar. Bizim İspanyol gribi salgını zamanı takılan garip maskeleri gördüğümüzde verdiğimiz tepkiyi verecekler. Ama yaşanacağı varmış, yaşadık, geçti, geçiyor… Hayat her gün hiç olmayacakmış gibi gelen şeyler gösteriyor bize. Görüyor, yaşıyor, anlatıyor ve yazıyorum ben de. Hâlâ hatırlayabiliyorken yazmak lazım.”

Kitap Adı: Babalar ve Oğullar
Kitap Yazar Adı: Nihat Sırdar
Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt
Editör: Gökçe Şenoğlu
Kapak Tasarım: Emir Tali
Sayfa Tasarım: Aslı Varol
Sayfa Sayısı: 164
Ebat: 13,5 x 19,5
Tür Deneme
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

 

 

₺124,90

Arka Kapak Yazısı

Türkiye’de radyoculuk mesleğinin kilometre taşlarından biri olan Nihat Sırdar, yazın alanındaki yetkinliğini Babalar ve Oğullar ile taçlandırıyor.

“Yıllar sonra bu kitabı okuyanlar belki şaşıracaklar. Bizim İspanyol gribi salgını zamanı takılan garip maskeleri gördüğümüzde verdiğimiz tepkiyi verecekler. Ama yaşanacağı varmış, yaşadık, geçti, geçiyor… Hayat her gün hiç olmayacakmış gibi gelen şeyler gösteriyor bize. Görüyor, yaşıyor, anlatıyor ve yazıyorum ben de. Hâlâ hatırlayabiliyorken yazmak lazım.”

Kitap Adı: Babalar ve Oğullar
Kitap Yazar Adı: Nihat Sırdar
Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt
Editör: Gökçe Şenoğlu
Kapak Tasarım: Emir Tali
Sayfa Tasarım: Aslı Varol
Sayfa Sayısı: 164
Ebat: 13,5 x 19,5
Tür Deneme
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

 

 

 

 

 

₺52,50

Yakın Tarih İçin Anahtar, Atatürk’ün önderliğindeki Cumhuriyet Devriminin kapısını açıyor. O kapıyı açtığınızda; saltanatın kaldırılmasından 3 Mart Devrim Kanunlarına, laiklikten siyasette din istismarına, 20. yüzyılda Cumhuriyetin akıl-bilim eksenli aydınlanmasından 21. yüzyılda yağmur duasına ve türbelerin kutsanmasına, Osmanlı’nın Darülfünunundan Cumhuriyetin üniversitesine, Cumhuriyetin tamir ettirdiği Ağa Camisi’nden Mimar Sinan Türbesi’ne, harf devriminden mezar taşı okuma kulübüne, dünyadaki kadın hakları mücadelesinden Atatürk’ün kadın devrimine, İslam öncesinden Cumhuriyete Türk müzik tarihine, 1921 ruhundan (!) Andımız’a ve ulus devlete, dünya anayasalarındaki değiştirilemez maddelerden anayasamızdaki değiştirilemez maddelere, demografi ve devlet ilişkisinden Lozan’daki demografi savaşına, ülke kaynaklarını yabancılara teslim eden Abdülhamit modelinden ülke kaynaklarına sahip çıkan Atatürk modeline, Atatürk’ün çözüm önerilerinden ekonomik kurtuluş savaşına, Cumhuriyetin yüzen sergisinden Köy Enstitüleri deneyine, Cumhuriyetin sıtma savaşından Çin’e aşı göndermesine, Cumhuriyetin çay üretiminden kâğıt fabrikalarına, yok edilen Cumhuriyet değeri Sümerbank’tan yok edilen THK’ya, Lozan’dan Montrö’ye bağımsızlık mücadelesine, Afganistan’daki Atatürk etkisinden Taliban karanlığına, Cumhuriyetin anlamından Atatürk’e sahip çıkmanın anlamına ve Atatürk düşmanlığından yaşayan Atatürk’e kadar pek çok tarihi gerçekle karşılaşacaksınız. Yakın tarihten önemli dersler çıkaracaksınız. Türkiye’nin bugünkü durumunu çok daha iyi anlayacaksınız

 

Kitap Yazar Adı Sinan Meydan

Yayın Direktörü Mehmet Bozkurt

Editör Gökçe Şenoğlu Kapak

Tasarım Şenol Alanbay

Sayfa Tasarım Şenol Alanbay

Sayfa Sayısı 344 Ebat 13,7 x 23

Tür Araştırma - İnceleme

Kağıt / İç Baskı III. Hamur Enzo, 52 gr.

Cilt / Kapak Amerikan Bristol 230 gr.

₺47,90

Selanik’te halktan biri olarak doğdu… Adı, Mustafa’ydı… Mustafa Kemal oldu… Gazi Mareşal Mustafa Kemal oldu…
Türk Milleti’nin en büyük evladıydı… Mazlum uluslar ve Türk Milleti O’na Atatürk dedi…
34 yaşında, Çanakkale’de Truva’nın intikamını aldı…
40 yaşında, 1683’te İkinci Viyana ile başlayan Türk çekilmesini, 238 yıl sonra Sakarya’da durdurdu…
Evliliği, fırtınalı denizde bir yolculuktu…
Savaşta yendiği düşmanının, O’nun önünde saygı duruşu tarihte bir ilkti…
“Bunalıyorum çocuk, büyük bir acı içinde bunalıyorum…” dediği günler oldu…
“Beni hatırlayınız…” sözcükleri, hüzünlü bir veda gibiydi…
“Ölüm demek böyle olacak kızım...” dediğinde, sona yaklaştığının farkındaydı… Son anı, ulu bir çınarın
köklerinin sökülmesi misali, devlerin savaşında son perdeydi…
Türk gençliğine emaneti, çok sevdiği milletine vasiyeti oldu…
Tarihin kıskandığı bir lider… Ama bir insan…
Savaşın ve barışın efendisi…
İşte O’nun hikâyesi… Belgelere ve kendi sözlerine bağlı kalarak…
Siz, çocuklarınız ve gelecek kuşaklar için yazılmıştır…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2021
₺40,90

“Zamane aşkları” diye nedensiz dememişler; zamana uygun dışı parlak, süslü, içi bomboş oldu aşklar...

Herkes aşkın peşinde ama aslında aradığının ne olduğundan da bulduğunda onu tanıyabileceğinden de emin değil! Öylesine şekil değiştirdi ki duygular, uğruna harcanan emek de, sevginin tanımı da, aşkı sahiplenme biçimi de bir başka artık...

Deniz ve Cansel; yıllardır süregelen bir beraberliğin içinde birbirlerinin canını acıtarak, inciterek, neşeden çok gözyaşı vererek, sadakatten uzak sürdürüyorlar hayatlarını... Sonra bir gün Güneş geliyor ve bu sarmal ilişkiden çekip alıyor Deniz’i... Onu mutlu etmeye, iyileştirmeye çalışırken, kendilerine sevgi dolu bir dünya inşa ederken fark ediyor aslında değişmeye başladığını, kalbinin rahat olmadığını, değerlerine savaş açtığını...

Aşk insanı değiştirmeli mi, tamamlamalı mı? Şifacı rolü ile giriyorsak bir başkasının yaşamına, o ilişkiden fayda gelir mi? İyileşmemiş biri, bir başkasına mutluluk getirir mi? Yalnızlık bir kader mi yoksa seçimlerimiz mi taşır bizi o istenmeyen durağa? Tüm bu sorulara yanıt ararken Güneş, aslında gerçek aşkın nasıl olması gerektiğini de öğreniyor, geride bırakarak yalan sevdaları, gelip geçici hevesleri... Ne de olsa Bazı Aşklar Yenik Başlar...

Günümüz insanının aşkla imtihanı, kendi öykülerinizi sorgulatırken, sizi içsel bir yolculuğa da çıkaracak..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13.7 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺27,90

Türkiye’nin 1941’den 1980’e…Askeri Müdahaleler Tarihi:

1941-1960: Ordudaki Gizli Örgütlenmeler ve Cuntalar 1957: 9 Subay Olayı 1960: 27 Mayıs Askeri Müdahalesi 1961: SKB Cuntası ve İstanbul Protokolü 1962: 22 Şubat Darbe Kalkışması 1962: 11 Havacı Subay Cuntası 1963: 21 Mayıs Darbe Kalkışması 1971: 12 Mart Muhtırası 1980: 12 Eylül Askeri Müdahalesi “ihtilal, darbe ve devrim yapılmaz; gelir…” Voltaıre (1694-1778) Bu kitap “GELİR”leri anlatıyor…

Osman Pamukoğlu

Osman Pamukoğlu’nun yayınevimizden yayımlanmış diğer kitapları şunlardır: Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok, 2004; Ey Vatan, 2004; Kara Tohum, 2005; Ayandon, 2006; Yolcu, 2007; İnsan ve Devlet, 2007; Angut, 2008; Akıllı Ol!, 2012; Siyasetin Sefaleti, 2013; Cehennemdere Kanyonu, 2013; Savaş Sanatı, 2014; Önder, 2016; Kafes, 2016; Strateji, 2016; Başka Bir Hikâye, 2017; Baş Döndürenler, 2017; Trampetler Çalarken, 2017; Hayat Karar ve Eylemdir, 2018; Kızıl Gömlekliler, 2018; Devrimlerin Efendisi, 2019; Şamil, 2019; III. Dünya Savaşı, 2019; Terörizm ve Hükümetler, 2020; Göç, 2020; İttihat ve Terakki, 2020; Sarıkamış, 2021.

 

Sayfa Sayısı 384

Ebat 13,7 x 21,5

Kağıt / İç Baskı lll.Hm. Enzo 52 gr.

Cilt / Kapak Amerikan Bristol 230 gr.

ISBN / Barkod 9789751042514 

₺56,90

“Mesafeli durduğumuz konular, sadece ideolojileri, fikirleri, yaşantıları içermiyor; neye mesafeliysek, o mesafelerin bedensel sembolü olarak gördüğümüz insanlardan da uzak duruyoruz. Oysa hepimizin bir arada yaşamak gibi bir sorumluluğu var ve bu sorumluluk sadece bize benzeyene, bizimle aynı fikirde, aynı dinde, aynı cinsiyette, aynı sınıfta, aynı kültürde olana karşı değil; bize hiç benzemeyene karşı da bir sorumluluktur. Herkesin herkesi kendisine benzetmeye çalışarak sadece benzerleriyle yakın bağ kurduğu bir toplumda, farklı olanlar tehdit olarak algılanabilir. Ama tanışıklığın çok olduğu bir toplumda, kimlikler ötekileştirilmeden, huzurla ve birlikle yaşamak mümkündür. O hâlde bugün, tam da şimdi, sorular sormaya, konuşmadıklarımızı konuşmaya başlamalıyız...”     Arda Erel, toplumu var eden dille ve hem ayrıştırmayı hem de birleştirmeyi başarabilen kelimelerle zamanın kaydını tutuyor. Aşk ve toplum üzerine yazdığı denemelerle tüm okurlarını konuşmaya, duvarları yıkarak aynı gökyüzünün altında buluşmaya davet ediyor...

 

Arda Erel Arda Erel, 1995 tarihinde İstanbul’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden mezun oldu. Psikoloji, toplumbilim ve felsefeyle ilgilenen Erel’in sırasıyla Senin İçin (2016), Arayış (2017), Kendine İyi Bak (2018), ilk psikolojik romanı Sarsıntı (2019), ikinci romanı Yüz Yüze (2020) yayımlandı. Yazarın eserleri hem Türkiye’de hem de Avrupa’da çok satanlar listelerine girdi.  
Arda Erel, Galatasaray Üniversitesi’nde, sosyoloji alanında yüksek lisans eğitimine devam etmektedir.

₺35,90

Bir gün corona geldi ve hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

Ölümler, yoğun bakımlar, maske ve eldivenler, sosyal mesafeler… Nedenini araştıran herkes gözünü Çin’e dikmiş aynı merakla soruyordu…

Yaratıcı Türk zekâsı tek cümlede neden sonuç ilişkisini bir pazar esnafının gözünden tek cümlede özetleyiveriyordu: Tanrı vermiş pırasa, hiç yenir mi yarasa?

Metin Uca, şahsına münhasır muzip ve eleştirel üslubuyla, değişen hayatlarımız, alışkanlıklarımız ve nedeni konusunda inanılmaz komplo iddiaları ve cevap sanılan cevapları yani coronanın Türkiye yolculuğunu anlatıyor.

Tanrı vermiş pırasa, hiç yenir mi yarasa? Türkiye’deki sağlık sistemine ve kriz yönetimine dair hasar tespit raporu niteliğinde.

Sokağa çıkmak kimlere, ne zaman, ne kadar yasak? Corona hafta sonları daha mı çok bulaşıyor? Uçak yolculuğunda zararsız olan corona, kültür etkinliklerinde niye saldırganlaşıyor?

₺39,90

“Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu’nun yeni bir kitabı çıktı. Okumanızı öneririm. ‘Beni Hatırlayınız.’ Cumhuriyet’in Sonbaharı. Ara başlıklardan biri şöyle: ‘FETÖ sızmadı, gizlenmedi, şımartılarak tercih edildi.’ Çok doğru bir tespit. Cemaat, bütün kurumlara böyle daldı. Cemaat işini gizlice değil açıktan yapıyordu. Dolayısıyla emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu’nun yukarıda değindiğim tanımı çok doğrudur ve aynen öyledir: ‘FETÖ sızmadı, gizlenmedi, şımartılarak tercih edildi.’” 

Emin Çölaşan

1960’larda, “Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa…” marşını coşku dolu tertemiz duygularla söylerdik milli bayramlarda. Bayramlara; öğretmenler titizlikle hazırlanır, öğrenci olarak bizlerin heyecanı doruklara çıkardı. 2016’ya gelindiğinde, Cumhuriyet Ordusu, kendi içindeki işbirlikçilerin desteği ile tasfiye edildi. 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi ile 2.225 yıllık köklü bir tarihe sahip TSK’nın itibarı yerle bir edildi. Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu,  Atatürk’e ve Cumhuriyet’e yapılan ihanete, TSK içinde tanık bir asker. Cumhuriyet Ordusu’nun tasfiye sürecini, Cumhuriyet’in sonbaharını belgelerle gözler önüne serdiği kitabında, kimi zaman şaşkınlık, kimi zaman hüzün var. Ama hepimizi umuda götüren bir de son… O da Atatürk’ün üzerini çizdiği sözlerde gizli: “Beni hatırlayınız…”

₺40,90

Çanakkale Cephesi, denizde ve karada 287, karada 260 gün devam etti. 8,5 ay süren Kara Muharebeleri çok daha kısa zamanda sona erebilirdi. Savaş neden uzatıldı?

İtilaf Kuvvetleri, büyük umutlarla başladıkları Gelibolu Harekâtı sonunda, 8,5 ayda Seddülbahir bölgesinde 5, Arıburnu bölgesinde ise ancak 1,5 km ilerleyebildiler. Kazanılan bu kadar sınırlı bir arazi için işgal kuvvetlerinin 252.000, kaybedilen bu toprak parçası için Türk tarafının 250.000 kayıp verdiği bilinir. Kayıpların gerçek sayısı ne kadardır?

Çanakkale Cephesi’nde Türk komutanların hazırladıkları Savunma Planı’nı Ordu Komutanı Alman General Liman von Sanders değiştirdi. Almanların gerçek amacı neydi?

Türk komutanların hazırladıkları Savunma Planı uygu-lansaydı ve muharebeler Türk komutanları tarafından yönetilseydi, Çanakkale Zaferi çok daha kısa sürede sonuçlanabilir miydi?

Çanakkale Muharebeleri, her iki taraf için çok fazla zayiata mal oldu. Daha az sayıda kayıpla, aynı zafer elde edilemez miydi?

Çanakkale’yi savunmak için kurulan Osmanlı 5’inci Ordu Komutanı Alman General Sanders, başta Mustafa Kemal olmak üzere savunma düzenine karşı çıkan Türk komutanları neden görevden aldı?

Çanakkale Muharebeleri’yle ilgili gizli 

kalmış gerçekler ve bu gerçekleri gün ışığına çıkaran belgeler…

₺46,90

ARKA KAPAK YAZISI

İlk kitabımız “Onlar’ın Öyküsü”  için bu yolculua çıktıımızda büyük hayallerimiz vardı... O hayallere ulaştık ve maddi imkansızlıklar yüzünden okuyamayan tam 126 kız çocuumuzu okuttuk. Bu mutluluk beni daha da umutlandırdı ve elinizde tuttuunuz ikinci kitabı hazırladık. Yine mesleinde çok deerli ve zirvedeki oyuncular, sunucular ve cemiyet hayatının gencecik isimleri öyküler kaleme aldı. ‘‘Bizim Öykümüz’’ ün satışından elde edilen gelirle yine okuyamayan kız çocuklarımızı okutacaız. 

Ali Keçeli  ‘‘Müzeyyen: Hayalinin Peşinden Koşan Kız’’

Bensu Soral  ‘‘Leyla’’

Birce Akalay  ‘‘Kimsin Sen’’

Dilan Çiçek Deniz  ‘‘Çiçek’’

Ebru Akel  ‘‘İlk Aşkım’’

Elifnaz Albayrak  ‘‘Yolculuk’’

Erkan Kolçakköstendil  ‘‘Sus’’

Gökçe Bahadır  ‘‘Kırmızı Eşarp’’

Gupse Özay  ‘‘Delikanlı’’

Oylum Talu  ‘‘Daha Çok Erken’’

Ömür Sabuncuolu  ‘‘Karla Gelen Mutluluk’’

Şebnem Bozoklu  ‘‘B-14’’

Yasemin Özilhan  ‘‘Ben’’

Yasmin Gülman  ‘‘Önceki Ben, Sonraki Sen’’

₺30,90

Bu kitabın yazarı, ilişkiler hakkında iyi bir şey duymak istiyorsanız kitabı tekrar rafa koyup arkadaşınıza kahve falı baktırmanızı öneriyor. Fakat eğer gerçekleri duymaktan korkmuyorsanız bu kitap bir nebze de olsa size yardımcı olabilir. Merak ettiğiniz her şeye bir cevap verdiğimi iddia etmemekle birlikte asla kabullenemediğimiz, etrafımızdaki insanların da üzülmeyelim diye asla söyleyemedikleri çoğu şeyi duymak belki hoşunuza gitmeyecek ama ben gerçekleri duymanız için kendi adıma bu riski alıyorum. Kitap flört, ilişki ve ayrılık süreçlerinin erkek gözünden, mümkün olduğunca dürüst ve karşı tarafla empati kurmaya çalışarak tanımlanmasını ve bu süreçlerde yaşanan 

bazı önemli merakları gidermeye çalışırken bir yandan da soruları cevaplamayı amaçlıyor. Umarım başarır.

Sayfa Sayısı : 136

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 70 gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230 gr

₺27,90

Birçok kişi yaşadığı olumsuzluk karşısında ne yapacağını bilemiyor. İçinde bulunduğu şaşkınlık, hayal kırıklığı ve hüzün ile bocalıyor. Çoğu zaman başına gelen olayla değil, o olay karşısında izlediği yanlış tutum ile çok daha fazla ruhsal çöküntü içerisine giriyor. Oysaki büyük yıkımların, beraberinde büyük yükselişleri de getirebileceği ihtimalini o anki olumsuz ruh haliyle düşünemiyor. 

SEN BİLİRSİN, tam da bu nokta da yaşadığınız yıkımların aslında size yeni kapılar açabileceğini, yaşam sınavlarınızın karşısında yenik düşmemek adına nasıl yollar izleyebileceğinizin de ipuçlarını veriyor. Önemli olanın yaşadığınız olumsuzluklar olmadığını, sonrasında izleyeceğiniz yol ya da yollar olduğunu belirten yazar, bu kitapta yaşamdaki yol tabelalarını okuyarak yönünüzü bulmanıza yardımcı oluyor. İsyan etmeden var olmanın yaşamınıza sağlayacağı konforu da yazar kendi başarı öyküsü ve yaşamından örneklerle somutlaştırıyor…

 

Başınıza gelen olaylar sizin tercihiniz olmayabilir ancak o olaylar karşısında verdiğiniz tepkiler sizin tercihinizdir.

 

 

Bu kitabı yazarken “Tüm yaşamım boyunca yaşadıklarımı siz değerli okuyucularımla paylaşmak için hiç bu kadar hazır hissetmemiştim” diyen yazar; “Bu yaşamda her şeyin bir nedeni ve bedeli var” mottosundan yola çıkarak, kaybolduğunu sanan herkese aslında yaşadığı her şeyi neden sonuç ilişkisi çerçevesindeki bağlantıyı hem anlaşılır bir dil hem de bilimsel verilerle birlikte spritüel dünya’nın öğretilerini de büyük bir özveriyle aktarıyor.

Danışanlarının yaşam yolculuklarında izlediği yöntemler ve onların ruhsal gelişim, dönüşüm süreçlerindeki sırları da birçok kişiye ışık tutacak şekilde iletirken, ne yaşarsan yaşa, belki yaşadıklarını bilemedin ama, yaşadıklarından sonraki izleyeceğin yolu SEN BİLİRSİN diyerek, bugüne kadar olumsuz sandığınız herşeyin sizi hangi olumlu yarınlara taşıyabileceğini de ezberleri bozacak bir dil ile okuyucuyla paylaşıyor. 

Sayfa Sayısı : 160

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 70gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230 gr

Kapak Tasarımı : Eyüp İşkuran

₺26,90

“Kandilli kızı, / Kuzguncuki oğlu / Biz akrabayız.

Ben ona / O bana aynı baharat kokarız / Bu hayattan gideriz / Ama kokumuz kalır.

Kocaman gözlerimiz kokar! / Fotoğraflarda! / O kadar!” Uğurimu!

Uğur Yücel 

 

“Maria’yı uzun zamandır tanıyorum. Hayatımdaki pek çok önemli anıma tanıklık etti. Bazen kafamı dinlemeye yalnız, bazen de eğlenmeye, sohbet etmeye arkadaşlarımla giderim bahçesine. Her seferinde beni oraya çeken hep onun güler yüzü, sıcacık dostluğu ve birbirinden lezzetli yemekleridir.

 

Oraya gidince tercih yapmayı pek sevmem. İsterim ki Maria önersin. Her seferinde de beni şaşırtacak birbirinden güzel lezzetlerle kucaklar kalbimi. Ne mutlu bana.”

Halit Ergenç

 

“Baharatlar, yaşamımızda ve beslenmemizde başlı başına bir zenginlik, berekettir. Yalın bir yemeği, büyülü bir lezzet şölenine çevirebilecek sihirli değnekleridir her aşçının… Kapalı bulundukları küçük şişelerinden açık havaya çıktıklarında, mini minnacık olup da yaşama dokunuşu büyük olan her şey gibi, varlıklarını besbelli eder baharat taneleri…”

 

Maria Ekmekçioğlu

 

           

Maria Ekmekçioğlu, Aşk Kokulu Baharatlar kitabında iki kişilik romantik yemeklerin buselerle nihayetlendiği, dostlarla paylaşılan her lezzetin gülümsemeye dönüştüğü; eski İstanbul’u, Anadolu’yu, Doğu’yu ve Batı’yı, yüzlerce yıllık gelenekleri ve yeni tecrübeleri sunan tadına doyum olmayan tariflerini paylaşıyor.

 

Sayfa Sayısı : 160

Ebat : 21x22

Kağıt/İç Baskı : Kuse Mat 115gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230gr

Kapak Tasarımı : Rüveyda Kul

₺74,90

Bir öykü anlattım sana, bu dünyanın ötesinden, evvelinden; içinde kanatlar olan. Bal rengi gözleriyle, ruhun derinliklerini görebilen bir kartal kanatlarını açmıştı. Sadece yüreğiyle dinleyenler anlamıştı. 

Bir rüya anlatacaktım sana, deli olduğumu düşünecektin. Anlatsaydım keşke. Düşünseydin keşke.

Nerede o dağları delen adamlar? Çölleri geçenler? Kulelere tırmananlar? Cadıyı kovalayanlar? Kötü kalpli büyücüyü haklayanlar? Hadi, demiştim, bu öyküde esas kız kurtarsın esas oğlanı. Ne çok hendeğin vardı, aşılacak. Ne çok ejderhan vardı, dövüşülecek. Ne çok korkun vardı, kovulacak. Ne çok büyücün vardı, savaşılacak...

Bu kitapta Demet Cengiz, sağ elini kalbine koyup, “Aşk Olsun” diyerek derviş selamı veriyor, okurun önünde eğiliyor. 

“Ne âşık olmak zorundayız ne arif ne de âlim. Hatta pervane olmak zorunda bile değiliz” diyor.

Ve ekliyor:

Hayat denen bu oyunun kazananı yok, biliyorsun değil mi? Sonunda herkes ölüyor.

Sayfa Sayısı             240 

Ebat:                        17.7x21.5

Kağıt / İçBaskı:        III.Hm Enzo 55gr.

Cilt / Kapak:            Amerikan Bristol 230 gr.

ISBN / Barkod:        9789751039286

Kitabın   Fiyatı:       20.00TL

₺28,90
Bu kitabı neden eline aldın, bilmiyorum. Belki beni Youtube’dan tanıyorsun, belki ilk defa karşılaşıyoruz. Sebebi her ne olursa olsun buradasın. İlk cümleyi okudun. Artık bu anın geri dönüşü yok.
İçeride karşılaşacağın hikâyeler, benim hikâyelerim. Daha önce defalarca yaşanan, eşsiz veya benzersiz olmayan hikâyeler. Anlatmam lazımdı, çünkü anlatmazsam çatlardım.
Ben Y kuşağına aitmişim; sen Z, onlar C, öbürleri T… Her neysek, çok yorgun bir geçmişin çocuklarıyız. Bizi kirli geçmişten, kavgalardan, darbelerden korumak için renkli dünyaların içine attılar.
Sorumsuzuz, dünya umurumuzda değil diye de bizden nefret ettiler. Ne dünya umurumuzdaydı, ne de biz dünyanın umurundaydık. Mesele artık kendi meselemizdi.
Yaşamak için bir yol bulacaksak bunu kendi başımıza yapacaktık. Güven mi? Güven kelimesi çoktan bankalara, sigorta şirketlerine satılmıştı, hem de yok pahasına…
İnsana dair birçok kelime çoktan şirketlerin olmuştu. Herkes güvenilmezdi artık, her an sırtımızdan vurulabilirdik. Hem tek başımızayız hem paranoyağız.
Sana videolarımda hep dedim ki; “kendi cennetini yarat.” Ben o cennete gidene kadar cehennemden geçtim, iyi ki...
Sana kendi hikâyemi olduğu gibi, dürüstçe anlattım; sen de anlat, başkasına değilse bile kendine anlat diye…
Anlat ki rahatla, anlat ki tanış kendinle.
₺30,90

Kaplanlı ve güllü harabelerin

içinde

seni yarattım

sen oldum

büyük eller / cüce burun.

Yorgun düştüm

var etmekten

edilmekten

yoktan.

 

Merkezi yoktur

labirentin

şayet arayışında değilseniz

hayvanın

içinizde uyuyan.

₺29,90

Sımsıcak camdan

bir geçit töreni

kaplar beni

seninleyken, düşünmezken gelen kışı

kuruyup

kırıldığım.

 

Gerek yok hatırlatmaya,

şu güzelim iplik parçasının

anlatacak öyküleri olduğunu.

Yalnızca şimdi,

uzanabilirim tarlalara tek başıma

ve saçarım tohumların tümünü.

 

Camdutları

köpürüyor ağzımda

bir kabarcığa ki dipsiz kuyularla dolu

İnan bana –

ancak âşıksam sana, yalan söylerim.

Başka korkum yok benim.

₺29,90

Kalbim zayıf değildir

Ama

Onu sık sık düşürürüm

Ses de çıkarmaz

 

Düz şehirlerde

Rüyalar hızlı akar

₺36,90

Bu kitabın yazarı her masala bir gece ayırmanızı tavsiye eder.

Yedinci gecenin sonunda gökten düşen üç elma da sizindir

₺24,90

Herlanda’da karnını herkesten iyi doyurup herkesten iyi yaşamanın tek koşulu vardır:

Yaşamını Her Şey’e adayıp itaat puanını yükseltmek. Her Şey’in yüz yılı aşan süredir devam eden iktidarını sarsan

Tek tehlikeyse ülkenin Hiçlerinin yeni mücadele yöntemleridir. Herlanda’nın Hiçleri, tarihin akışını değiştirmekte kararlıdır. 

MS 2141, bardağın taşırdığı yıl olacaktır.

İrfan Değirmenci, okurlarını distopik ülke Herlanda’nın özgürleştirdiği o yıla tanıklık etmeye çağırıyor…

 

Sayfa Sayısı : 280

Ebat : 13.5X19.5

Kağıt/İç Baskı : III.Hm Enzo

Cilt/Kapak : Amerikan / Amerikan Bristol

₺38,90
Bilinmeyen Numaralar - Can Yılmaz

Can Yılmaz’ın öykülerinde okuduğumuz cakasız, sossuz, çalım atmaya çalışmayan bir tanıklıktır.

Bu öykülerde yazarın sesini duymayız. Az ama öz konuşan bir ağırbaşlılıktan söz ediyorum. Grandiyöz bir tutumdan itinayla kaçar. Bize büyüklük taslamaz. Ne gördüyse onu söylemektedir. Bir geleneğe yaslanmanın yazarın işini kolaylaştıran yanı da işte buradadır.

Dilimiz, şakamız, acımız Can Yılmaz’la ortaktır. O yüzden birdenbire tanış olur, bize lafın tamamını söylemesini beklemeyiz. Kolay olduğu kadar zor, basit olduğu kadar karmaşık, amacına ulaştığı anda da hemen evin içine giren bu üslubu yaşatmak Can Yılmaz’ın yazın derdidir.

Bugün üçüncü kitaptan, on binlerce okurdan söz ediyoruz. Öyleyse yolun büyük kısmı yürünmüş demektir.

Başar Başaran

Sayfa Sayısı : 256

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo

Cilt/Kapak : Amerikan/ Amerikan Bristol

Kapak Tasarımı : Eyüp İşkuran

₺36,90

"Ben kalbimin ses tellerini aldıramam, aldıramıyorum,
aldırmak da istemiyorum. Ki o kalbin sesi çoğunlukla kısılsa da,
kırılsa da ve hatta çatlasa da...

O sesler çoğu zaman acı bir türkü olup akıyor kalbimden. Olsun!
Çünkü o acı türkünün peşi sıra kahkahalar atan, halaya duran seslerim de var benim. Neşeye bulanmış, ha bazen gözyaşı ile yıkanmış ama
gülerek söylenen şarkılarım var benim. Bizi daha da güzelleştiren şarkılarımız. Peki ya siz? Kalbinizin ses tellerinden çıkan
melodileri duyabiliyor musunuz?"
 
Özge Uzun yeni kitabı Kalbimin Ses Telleri ile size bir kadını anlatacak. Bu kadın evli de olsa, aşklı ya da aşksız, çocuklu veya çocuksuz, mutlu veya mutsuz da olsa herkesin içinde taşıdığı o hem çoklu hem saklı kimliğiyle, tüm duygularıyla bir bütün olarak var hayatta. Yapmaz, yapamaz, olmaz, olamazlar değil Özge'nin kalbinin ses tellerinden akanlar; olanlar ve yaşananlar sadece. Saklamadan, önyargı cehennemine taş atmaktan korkmadan.

Kalbinizin ses telleri titrese de okumaktan korkmayın.


"Özge Uzun, biz erkekler tarafından pek sevilmeyecek bir kitap yazmış. Sakin, duru, özenli ve eğlenceli bir dili var ama cümlelerinin gücü suratınıza attığı sağlı sollu tokatların izini yıllarca orada tutacak kadar etkili. Erkek olarak üzerinizde bir acizlik hissi bırakıyor ve üzüyor da elbette, hakikaten ne gerek var bu haltları yemeye diyorsun içten içe... Kalbinin ses telleri ile bize duyurmaya çalıştıklarına kulak vermemek elde değil. Seven kadınların sesi ile biraz keyif kaçıran ama sonuna kadar haklı bir soruyu biz erkeklere hınzırca ve usulca fısıldıyor: 'İnsan olun yahu, çok mu zor?' Bir kitap hayatımızı değiştirmeye yetmeyebilir, ama bir yerden başlamak için harika bir önerim var, bu kitabı erkeklere okutun."
- Can Yılmaz

Dağıtım Tarihi: 02.06.2017

Sayfa Sayısı :152

Ebat: 13.5x19.5

₺27,90

Hayatın ritmine kapılıp kaybolduk kendi içimizde. Sıcak sohbetler edemez olduk. Her şey o denli değişiyor ki hayatımızda, geleneklerimizden, değerlerimizden uzaklaşır hale geldik. Merhamet, vicdan, hoşgörü arar olduk insanlarda. Ahlak neydi? Peki ya birlik beraberlik?
 
Aşkım Kapışmak ile Aynur Tartan sizleri kavramlar üzerine derin bir yolculuğa çıkarıyor.  "Ahlak", "sevgi", "hoşgörü", "merhamet", "vicdan", "aile", "aidiyet", "kaygı" ve "birlik beraberlik"  üzerine gerçekleştirdikleri sohbetle hayata ve insanlığa dair dokuz kavramın iyileştirici yönlerini tartışıyorlar.

Sayfa Sayısı 224       

Ebat: 13.5x19.5

₺44,90

Ön Sipariş Sevk Tarihi:  18.05.2017

Deniz Seki
Türk Pop müziğinde kendi söylediği şarkılar dışında yazıp bestelediği ve başkaları tarafından seslendirilen hitlerle milyonların kalbinde yer edinen Deniz Seki İstanbul'da doğdu.
İlk olarak 1993 yılında Melih Kibar ile tanışan Seki, birçok sanatçıya vokalistlik yaptı. Kenan Doğulu, Emel Müftüoğlu, Ege, Ferda Anıl Yarkın, Zuhal Olcay ve Yaşar Günaçgün gibi önemli müzisyenlerle çalıştı. 1995 yılında, "Pop-Show 95" şarkı yarışmasına kendi yazdığı şarkı ile katılarak birinci oldu ve ardından ilk albümü olan "Hiç Kimse Değilim" 1997'de yayınladı.
İki sene sonra söz ve müziklerinin birçoğu kendisine ait olan "Anlattım" isimli albümüyle bir kez daha sevenleriyle buluşan Deniz'in "Şeffaf", "Aşkların En Güzeli", "Aşk Denizi", "Sahici", "Sözyaşlarım" ve "İz" adını verdiği albümleri bulunuyor. İkisi sinema, ikisi televizyon dizisi olmak üzere toplam 4 filmde rol aldı.
En İyi Pop Kadın Sanatçı, Yılın En İyi Albümü, Yılın En İyi Şarkısı gibi sayısız ödülün sahibi Deniz Seki'nin ilk kitabı Deniz'in Dibi 2016 yılında yayımlandı.

 

Mutluluğa Söz Verdim

"Kendinizi karanlık bir denizin fırtınalarıyla boğuşurken bulduğunuzda, satırlarım size ışık olsun ve umudun
hiç bitmediğini hatırlatsın istiyorum."
- Deniz Seki
 Deniz Seki ilk kitabı Deniz'in Dibi'ni kendi topraksız Zincirlikuyu'su olan cezaevinden yazdı. Bolca gözyaşının ardında yaşadığı o karanlık günlerini anlattı. Yazdıkları bir dibe iniş öyküsüydü, ama denizin dibi hâlâ güzel, hâlâ pırıl pırıldı. Şimdiyse Mutluluğa Söz Verdim ile o kör kuyuda bile umudunu hiç kaybetmeden engin bir deniz olup nasıl taştığına tanık olacaksınız.
 Mutluluğa Söz Verdim; bir sanatçının, her şeyden önce aşka âşık, müziğe âşık bir kadının karanlıktan ışığa uzanan hikâyesi.

Dağıtım Tarihi: 18.05.2017

Sayfa Sayısı   280

Ebat:  13,5 x 19,5


₺38,90

Bu kitap, yaralı parmaklarını ve kalbini kaleminin ucuyla iyileştirmeye çalışan bir kadının içinden dökülenlerin altına seriliverdi. Büyük bir nezaketle kelimeleri bir bir topladı, birleştirdi, sayfalarına yerleştirdi, içimi dışıma çıkarttı. Şimdi ben içimi tekrar doldururken, sizler de dışarı çıkarırsınız içinizi belki, böylece hiçbir şey içinizde ukde kalmaz. Çocuk sesleri var, kuş sesleri yok da kanat çırpınışları var...

 

Dağıtım Tarihi: 20.04.2017

Sayfa Sayısı    160     

Ebat: 13,5x19,5

ISBN / Barkod:  9789751037640

₺24,90

Sevgili okur, sen de ben de ne kadar şanslıyız bir bilsen...

Ha benim şöyle bi avantajım var; ben yazarın eserlerini okumayı söktüğüm 1989 yılından beri okuyorum. Hatta yazarın bana “meksefe”, “mukallit”, “filateli” gibi kelimelerin anlamını ve cümle içinde kullanılışlarını taaa 6 yaşımda öğretmişliği var. Dur bak bir de gezilmesi gereken saraydı, sarnıçtı, mesireydi, sayfiyeydi her yeri gezdirmişliği var. Off bir de cumartesi pazarları hiç üşenmeyip sinema-tiyatro sevdirmişliği var.

Ya bak bir de kendi bütçesinden ayırıp şahsıma çocuk dergisi aboneliği yaptırmışlığı var. Temiz bakacağıma söz verirsem kitaplarından okumama izin vermişliği de var. Kendisine ayva dilimlersem, samanlı A4’lerinden 1-2 tane alabilirdim bile. Evet farkındayım, imrendin ama kızacak bi şey yok.

Şöyle düşün, sen de şimdi bu iyi fikirli adamın, oturup çay içip, muhabbet etmek isteyeceğin insanlarıyla dolu hikâyelerini okuyacaksın. Ne güzel değil mi?

- Özge Yılmaz Çevik


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 235
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2017
₺36,90

Başkalarının ne düşündüğünü kendisinden daha çok önemseyen bir toplumda, ne yazık ki haklı olma kaygısı da üst düzeydedir. Zira ne kadar haklıysanız o kadar kabul görür, o kadar  makbul ve iyi bir insanmış gibi olursunuz! Ne var ki aslolan kişinin kendisine verdiği cevap ve gerçekten mutlu olup olmadığıdır.

Peki kime Önce Sen diyoruz? Karşımızdakine mi, yoksa kendimize mi? Önceliği kendimize vermek bencilik anlamına mı geliyor? Ya da karşımızdakine verdiğimizde, onu var ederken kendimizi yok saymış olmuyor muyuz?

Belki de bu defa, bizi biz yapan egolarımızı ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onları ehlileştirmeyi denemeliyizdir. Ne kendimizi yok sayarak, ne de karşımızdakini olmadığı bir yere çıkararak…

Yaşam kendi yolunu çizmen ve o yolda mutlu bir yolculuk sürdürmen için tüm fırsatları önüne çıkarırken, sen kendini yok sayarsan eğer, başka kimler yok saymaz ki...

Danışanlarıyla yaptığı seanslarda, bireylerin en çok üzerinde durdukları,  anlamakta, kabul etmekte, yüzleşmekte ve çözmekte sorun yaşadıkları konuları kitabının başlıklarına taşıyan Psikoterapist Çağatay C. Öztürk, modern toplumdaki bireyin mutlu olabilmesi için öncelikle kendisini tanıması gerektiğini Önce Sen ile sadece danışanlarına değil, artık okurlarına da aktarıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 255
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺34,90

Dünyayı sınıflandırmaktan ve sınırlandırmaktan öte, sınıflandırılmış ve sınırlandırılmış bir dünyanın başkalaşıma uğrayan, dönüşen nesnelerine kulak kabartan deneme, artık şiirin unutuşun hafızasına terk edilmediği bir uzamda hatırlamayı ve hatırlanmayı mümkün kılan tek biçim olarak yazınsal zamanın kanat çırpışlarına kuracaktır kalp atışlarını.

“Her bakış bir sınırdır,” diyor Ahmet Bozkurt. Anısı olmayan bir zamanın ve hep bir kaçışa terk edilen bakışın, tüm nedenselliklerin tükendiği noktada söyleyecek sözünün olduğunu tekrar eden uç metinlerden mürekkep bir kitap Mum Lekesi. Yazının tüm olabilirlik sınırlarını ifşa eden, hakikatin saf mevcudiyetine yönelik iddiaya şiirsel bir aidiyet kazandıran, yazı’nın handiyse kadraja alınmamış öznesine odaklanan, imgelerle ve dille, dilin dolayımsız akışkanlığı içerisinde kurulan bir dünyanın büyü bozumunu mümkün kılan dil estetiğini sınırın sınırsızlığında hatırlatan yeni bir yazı ayracı aynı zamanda.

Yazının konakladığı tüm duraklarda süreğen bir imgeler evreni kuran denemenin yalnız ve kırılgan sesine her satırında tanıklık edeceğiniz Mum Lekesi eksik ve eksiltili bir yazı dünyasının kapılarını aralıyor.

Mum Lekesi, kendi kendisine perde olan tüm gölgeleri aradan kaldıran bir bakışla kuruyor denemenin dilini. Sessizliğin mırıltısı, sözün şiddeti ve elbette yazıya içrek bir felsefi duyuşun eleştirel harmanıyla…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,7 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺25,90

"Güneşle Ay yeni tanışmış sanki..."

“Birlikte olduktan, birbirimize güvendikten sonra hepimiz on kaplan gücündeyiz. İtiraf ediyorum, ben aslında Kızılmaske’yim. Süper kahramanlığı bırakmış değilim. İsteseniz de emekli olamıyorsunuz. Yorucu ama heyecanlı bir iş. Sigortası yok ama ne yapalım. Buradayım diye size yardım edemem sanmayın. Mesela ‘Fantom Deniz’ diye seslenin, ben gelir bulurum sizi. Belki de bir şarkım koşar imdadınıza…”

Yaşamın değerini daha iyi anlamak, nefes aldığın her dakikaya şükretmek için dibi görmek gerek belki de…

Deniz Seki’den mektup var! Deniz’in topraksız Zincirlikuyu’su olan cezaevinde kaleme aldığı kitabında, yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen umudunu kaybetmeyen bir Deniz Seki ile karşılaşacaksınız… Zümrüdü Anka kuşu misali küllerinden yeniden doğacağı günü bekliyor. Geçici bir ayrılık olan bu süreçte yaşadıklarını, kalbinden dökülenleri ve yeni şiirlerini Deniz’in Dibi’nde bizlerle paylaşırken onu düşünen herkese en içten dilekleriyle selam ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺37,90

Dili ve bakışı ansızın çağıran bir çıplaklıktır yazı. Yazmak, bir belleğin taşıyıcısı olmaktır. Yazmak, bir mekânın yerlisi olmak, meskûn bir bilincin taşıyıcısı olmak demektir. Yazamamak, yabancı olmanın, kendi sürgünlüğü içerisinde unutmaya direnmenin son sınır çizgisidir. Hakikatin doğumunu sarmalayan ince zarın çeperine bir adım daha atmaktır. Meskûn mahalden uzaklaşmak, mekândan sürgün olmak, belleğin toprağında unutuşa rağmen uzun bir yolculuğa çıkmak demektir. Ülkesinden sürülen lanetli bir Oedipus yazgısını kanlı gözyaşlarıyla üzerinde taşımak, kendinin de dışında bir tarihi kışkırtmaktır. O nedenle dili ve bakışı nsızın çağırmak gerekecektir..

Unutma Zamanı, “Bugün eleştiri üzerine düşünmek ne anlama gelir?” sorusunu tüm yakıcılığıyla soruyor.

Eleştirinin, her şeyden önce bir disiplin olarak kavramsal yapısına egemen olan estetik ve felsefi bağlamı ıska geçmeden yazı, zaman, bellek ve unutma edimleri üzerinden kuramsal çerçevesini oluşturan Ahmet Bozkurt; edebiyat, resim, tiyatro ve şiir dolayımında pek çok alana müdahale ediyor. Edebiyat kuramı, eleştiri ve estetik odağında ilerleyerek kendi tekil perspektifini kuran Unutma Zamanı; Auerbach, Derrida, Lukacs, Heidegger, Sartre, Foucault, Lévinas, Sollers, Badiou, Kristeva, Barthes, Ricœur ve Blanchot gibi pek çok ismin eserleri aracılıyla ördüğü “ben”ve “başkası” olma durumuna okurunu davet ediyor. Unutma Zamanı Sophokles’ten Racine’e, Edgar Allan Poe’dan Oscar Wilde’a, Tolstoy’dan Peter Weiss’a, Oğuz Atay’dan Bilge Karasu’ya, Turgut Uyar’dan Edip Cansever’e, Sabahattin Kudret Aksal’dan Ahmet Oktay’a, Yüksel Arslan’dan İsmet Doğan’a, Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Enis Batur’a sınırsız ve özgül bir coğrafyada yazının çağrısına kulak kabartan bir zihnin koridorlarına açılan bir kapı. Unutma Zamanı eleştiriye yapılmış kışkırtıcı, sakınımsız bir müdahale…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 14 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2015
₺30,90

Ön Sipariş 

Dağıtım Tarihi: 06.10.2022

 

Sesler ölüyor,
Şekiller ölüyor,
Gece ölüyor,
Gündüz ölüyor,
Yığınlar için kargaşa zamanı.
Meraklısı için intihar kılavuzları satılıyor.
Eksiksiz kusurlar var içimde.
Hemen teslim mutsuzluklar,
İki artı bir zindanlar...
Tuhaf bir kimyaya bulandık!
Arınma vakti geçiyor.
Anlaşılmamanın uğultusu ağır.
İblisin barınağına giriş ücretsiz.

 

Kitap Adı: Filin Düşüşü

Kitap Yazar Adı: Ali Deniz Uslu

Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

Editör: Ezgi Hotalak Adalı

Kapak İllüstrasyon: Kaan Kayımoğlu

Kapak Uygulama ve Sayfa Tasarımı: Şenol Alanbay

Sayfa Sayısı: 144

Ebat: 13,7 x 21,5

Tür: Şiir

Kağıt / İç Baskı: III. Hamur 52 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr. 

₺32,50

 

“Sizi sürekli tartışma içine ve aşağı çekmeye çalışan, yoran ve yıpratan; haklıyken haksız duruma düştüğünüzü düşündüren, sizi suçlayan ve karar mekanizmanızı devre dışı bırakan toksik ilişkiler bu kadar yalın ve derin anlatılamazdı.”

Uzman Psikolog Meltem Sunar,
Aile-Çift ve Yetişkin Terapisti, Cinsel Terapist, Öğretim Görevlisi

“Kanımca 20. yüzyılın en önemli düşünürü, doktoru ve aynı zamanda toplama kampı tutsaklarından olan Viktor Frankl ve kendisinin varoluşçu yaklaşımı logoterapiye kitapta geniş olarak yer verilmiş; ayrıca logoterapinin özü olan, ‘keşfettiği anlamlarla sorumluluğunu üstlenen insan örnekleri’ de ustaca kaleme alınmış.”

Memduh N. Özmert, Viktor Frankl Institute USA Faculty and Board Member

“Bu kitap kendi iç dünyanızı daha derinden anlamanız için bir hazine niteliğinde.”

Psikolog (PhD) Patricia J. Crane, Uluslararası Konuşmacı, Eğitmen, Yazar

İdealleri üzerine bir yaşam kurmuş olan Ayça, aniden Mehmet’e âşık olur. Başlarda mutluluktan ayakları yerden kesilse de aslında o yükseklikten tepetaklak düşeceğinin farkında dahi değildir. Duygusal şiddet benliğini sarıp, onu sarsarken zamanla tükenme noktasına gelir. Ancak tam da bu aşamada maruz kaldığı zehirden panzehir üretmesi, düştüğü yerden daha güçlü kalkması neden mümkün olmasın? Bu kitap; toksik bir ilişkinin perde arkasına mercek tutmak, bu konudaki farkındalığına katkı sağlamak ve işlevsel tutumları adım adım anlatarak senin de elinden tutmak için yazıldı…

Kitap Adı: Aslında Öyle Değil
Kitap Yazar Adı: Aylin Algun
Yayın Direktörü: Gülşen İşeri
Editör: Gizem Demir
Kapak Tasarım: Gilas Coşkun
Kapak Fotoğrafı: Berkay Gülüm
Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut
Sayfa Sayısı: 352
Ebat: 13,5 x 19,5
Tür: Kişisel Gelişim
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751044242

 

₺48,90

“Sizi sürekli tartışma içine ve aşağı çekmeye çalışan, yoran ve yıpratan; haklıyken haksız duruma düştüğünüzü düşündüren, sizi suçlayan ve karar mekanizmanızı devre dışı bırakan toksik ilişkiler bu kadar yalın ve derin anlatılamazdı.”

Uzman Psikolog Meltem Sunar,
Aile-Çift ve Yetişkin Terapisti, Cinsel Terapist, Öğretim Görevlisi

“Kanımca 20. yüzyılın en önemli düşünürü, doktoru ve aynı zamanda toplama kampı tutsaklarından olan Viktor Frankl ve kendisinin varoluşçu yaklaşımı logoterapiye kitapta geniş olarak yer verilmiş; ayrıca logoterapinin özü olan, ‘keşfettiği anlamlarla sorumluluğunu üstlenen insan örnekleri’ de ustaca kaleme alınmış.”

Memduh N. Özmert, Viktor Frankl Institute USA Faculty and Board Member

“Bu kitap kendi iç dünyanızı daha derinden anlamanız için bir hazine niteliğinde.”

Psikolog (PhD) Patricia J. Crane, Uluslararası Konuşmacı, Eğitmen, Yazar

İdealleri üzerine bir yaşam kurmuş olan Ayça, aniden Mehmet’e âşık olur. Başlarda mutluluktan ayakları yerden kesilse de aslında o yükseklikten tepetaklak düşeceğinin farkında dahi değildir. Duygusal şiddet benliğini sarıp, onu sarsarken zamanla tükenme noktasına gelir. Ancak tam da bu aşamada maruz kaldığı zehirden panzehir üretmesi, düştüğü yerden daha güçlü kalkması neden mümkün olmasın? Bu kitap; toksik bir ilişkinin perde arkasına mercek tutmak, bu konudaki farkındalığına katkı sağlamak ve işlevsel tutumları adım adım anlatarak senin de elinden tutmak için yazıldı…

Kitap Adı: Aslında Öyle Değil
Kitap Yazar Adı: Aylin Algun
Yayın Direktörü: Gülşen İşeri
Editör: Gizem Demir
Kapak Tasarım: Gilas Coşkun
Kapak Fotoğrafı: Berkay Gülüm
Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut
Sayfa Sayısı: 352
Ebat: 13,5 x 19,5
Tür: Kişisel Gelişim
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751044242

₺48,90

Av. Atilla Özen, Savunmanın Tarihi ve İstanbul Barosu adlı eseriyle İstanbul Barosu’nun kuruluşundan günümüze uzanan hikâyesini aydınlatıyor.

Avukatların meslek örgütü olmasının yanında toplumsal açıdan da sorumluluğu olan İstanbul Barosu’nun tarihindeki önemli olaylara, gelişmelere, haksızlıklar karşısında takındığı tavırlara değinirken ülkenin siyasetini de mercek altına alıyor.

Bu eser, İstanbul Barosu’nun demokrasi ve hukuk mücadelesinin detaylı bir belgeseli niteliğinde.

Kitap Adı: Savunmanın Tarihi ve İstanbul Barosu
Kitap Yazar: Adı Atilla Özen
Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt
Editör: Gizem Demir
Kapak Tasarım: Şenol Alanbay
Sayfa Tasarım: Şenol Alanbay
Sayfa Sayısı: 280
Ebat: 13,5 x 19,5
Tür: Araştırma – İnceleme
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

 

₺26,50

Sonra ne oldu? İnsan, ona öğretilen yalanı yaşamak için yeni yalanlar yazdı. Yalandan bir hayatın içine kendini önemlice koydu. Esnemeyi yadsımış, Tanrısız bir dinin kuralını işler kıldıkça kendini önemden saydı. Sevdi insan yalanı ve yalanmayı... Kimileri buna ömür kimileri vecibe dedi.

İçimden hep “Uyanmalıyım” duasını sayıklamışım. Belli ki hâlâ tuhaf bir uykudayım.

Kitap Adı: Garam

Kitap Yazar Adı :Jehan Barbur

Editör: Şule Tüzül

Kapak Resmi: Kader Genç

Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

Yayıma Hazırlayan: Ezgi Hotalak Adalı

Kapak Uygulama: Beyzanur Karabulut

Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut

Sayfa Sayısı: 80

Ebat: 13,5 x 19,5

Tür: Şiir

Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 60 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr. 

₺29,50

Feyza içeriğinde, derinliğinde, cesaretindeki kadınlar nadiren de olsa dönem dönem gelirler, yaşadıkları coğrafyayı, normalize edilmiş saçmalıkları, korkaklığa bezenmiş cesaretsizliği kökten silkeleyip izlerini; özlerini görebilecek derinlikteki her bilinçte bırakıp karanlığı aydınlıkla yüzleştirerek geçerler... ama asla geçip gitmezler. Etkileri kalıcı ve ilham verici olur. Kıymetleri bilinmeli, coşkuları sahip çıkılmalı ve yargısızca dinlenmeliler.

Sınırda Üç Kadın’ın hikâyesi aracılığıyla Feyza’nın zihin labirentlerinde gezinmek, zaman zaman kaybolmak, duygunun dört mevsiminde bir yolculuk gibi ilham verici ve zamansız bir gerçekliğin ortasında gibi tüm zamanları kapsayacak yoğunlukta düşündürücüydü. Kadınların sınırda değil merkezde olduğu bir yaşam umudu için... Feyza sana teşekkür ederim. Anlayanı bol bir okuma yolculuğu olması dileğiyle...

Azra Kohen

 

Kadınlar hikâyelerini yeni anlatmaya başladılar.

Bu hikayenin öznesi olmak büyük cesaret gerektirir.

Ece Temelkuran

₺33,90

Aile danışmanı, sosyolog, motivasyon konuşmacısı ve fütürist Fırat Uzer’in kaleminden umuda, mutluluğa ve kendini gerçekleştirmeye dair yalın fakat duygu yüküyle dopdolu satırlar.

“O zaman tüm bedenimizi ve ruhumuzu bu dönüşüm için kodlamaya hazırlıyor ve sihirli olan sözü haykırmaya başlıyoruz: ‘Dönüşüm sırası bende!’

Şunu unutmamakta fayda var: Neye dönüşeceğimiz çok ama çok önemli. Anahtarları doğru kullanarak yolumuzu belirlemeli ve sonuca ulaşabilmeliyiz

İçindeki inançla birlikte… Bu kitabı okumayı tamamladığında…

Beyninde dalgalanmayı hissediyorum. Gözlerini kapat, derin nefesini al ve içinde tut. Beş saniye sonra o nefesi bedeninden çıkartarak değişime hazır olduğunu hisset. Çünkü dönüşüm sırası sende…”

Kitap Adı: Geleceğe Bir Sen Bırak

Kitap Yazar Adı: Fırat Uzer

Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

Editör: Gökçe Şenoğlu

Kapak Fotoğrafı: Cem Palandökenler

Kapak Tasarım: Emir Tali

Sayfa Tasarım: Aslı Varol

Sayfa Sayısı: 272

Ebat: 14x21

Tür: Kişisel Gelişim

Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 60 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

₺52,50

Oğuz Atay, 70’li yıllarda çok saygı duyduğu hocası Prof. Dr. Mustafa İnan’ı, eşi Prof. Dr. Jale İnan’ın ricası üzerine, biyografik bir romanın başkahramanı yaptı.

Jale İnan’ın arzusu Bir Bilim Adamının Romanı ile yoksul bir Anadolu çocuğunun istediğinde neler başarabileceğini herkese göstermekti.

Oysa o, çok daha zor olanı başarmış, kadının henüz adının bile geçmediği yıllarda Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu olarak profesörlük unvanını almıştı.

Şimdi bir romanın başkahramanı olma sırası onda! Orhan Bahtiyar, Bir Bilim Kadınının Romanı’nı yazdı. Jale İnan’ın yaşamını satırlarına alan Bahtiyar, toprağın altından küçücük elleriyle bir tarih çıkaran bu dev kadını, Atay’ın izinden giden kalemi ile akıcı bir dilde anlatıyor.

Jale İnan’ın küçük bir çocukken arkeolog babası Aziz Ogan’ın peşinden gittiği kazılarla başlayan arkeoloji aşkı, gün yüzüne çıkardığı Perge ve Side antik kentleriyle taçlanıp insanlığa bir miras olarak kalıyor.

Biyografik romanların sevilen yazarı Orhan Bahtiyar, elinizdeki kitabı Büyük Usta Oğuz Atay’a saygıyla sunuyor.

Kitap Adı: Jale İnan

Kitap Yazar Adı: Orhan Bahtiyar

Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

Editör: Ebru Çaloğlu

Yayıma Hazırlayan: Ezgi Hotalak Adalı

Kapak Tasarım: Gilas Coşkun

Sayfa Tasarım: Aslı Varol

Sayfa Sayısı: 304

Ebat :13,7 x 21,5

Tür :Biyografik Roman

Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

₺58,50

Sesler ölüyor,
Şekiller ölüyor,
Gece ölüyor,
Gündüz ölüyor,
Yığınlar için kargaşa zamanı.
Meraklısı için intihar kılavuzları satılıyor.
Eksiksiz kusurlar var içimde.
Hemen teslim mutsuzluklar,
İki artı bir zindanlar...
Tuhaf bir kimyaya bulandık!
Arınma vakti geçiyor.
Anlaşılmamanın uğultusu ağır.
İblisin barınağına giriş ücretsiz.

 

Kitap Adı: Filin Düşüşü

Kitap Yazar Adı: Ali Deniz Uslu

Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

Editör: Ezgi Hotalak Adalı

Kapak İllüstrasyon: Kaan Kayımoğlu

Kapak Uygulama ve Sayfa Tasarımı: Şenol Alanbay

Sayfa Sayısı: 144

Ebat: 13,7 x 21,5

Tür: Şiir

Kağıt / İç Baskı: III. Hamur 52 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr. 

₺32,50

Nasıl Mutlu Olurum?

Mutluluk üzerine konuşmak kolay olsa da yazmak çok risklidir. Zira herkesin bu konuya ilişkin bir fikri olduğu gibi mutluluk algısı da tamamen farklıdır. Ancak iş, günlük hayata aktarmaya gelince herkes bir durur. Mutluluk üzerine sayısız fikir beyan edilse de kişi, bu soyut fikri nasıl pratiğe dökeceğini, küçük şeylerden nasıl mutluluk yaratabileceğini çoğunlukla bilemez. Sonuçta mutluluğun temel bilimlerdeki gibi genel kabul gören, akla ve mantığa yakın bir formülü yüzyıllardır bulunamamıştır. İşte bu kitap tam da bu noktada sizlere aydınlık bir yolun kapılarını açacak ve mutluluğun gizemine ilişkin birtakım sırların ortaya çıkmasını sağlayacak.

Henüz yirmi beş yaşındayken bir görev dönüşü geçirdiği trafik kazası sonrası yaşamını tekerlekli sandalye ile sürdürmek durumunda kalan Yüzbaşı Ozan Bahar’ın deneyimleri eşliğinde “Nasıl Mutlu Olurum?” sorusunun yanıtını arayacaksınız. Çünkü o, en çaresiz hissettiği anda bile umut ışığını görmeyi başarmış, yaşama küsmek yerine hayatın içindeki anlamları keşfederek, vazgeçmeden yoluna devam etmiş; Yüzbaşı Ozan Bahar iken Prof. Dr. Ozan Bahar’a dönüşmüştü. Ona göre mutluluk, düşünceden ibaretti. Ruhunun ve zihninin derinliklerinde gerçek mutluluğu yakalayabilenler, kaybederken de kazanabilirdi. Bu kitapla; sizler de bakmayı, görmeyi bildiğiniz ve yaşamı anlamlandırmayı başarabildiğiniz sürece mutluluğun her yerde yeşerebileceğini fark edeceksiniz.

Yaşamını yeni baştan kurmayı başarmış Prof. Dr. Ozan Bahar’ın rehberliğinde içinizdeki ışığı yakmaya, özünüzdeki cevhere ulaşmaya ve mutluluğa giden yolda emin adımlarla ilerlemeye hazırsanız sayfaları aralayın…

Vazgeçme

Sınanmamış, yaşanamamış acılar ve olaylar üzerine konuşmak çok kolaydır.

Bu kitapta yazdıklarımın hepsi gerçek.

Vazgeçmezseniz hayatınızı değiştirme ihtimaliniz var!

Benim bunu yapacak sihirli bir gücüm yok!

Hayatınızı sadece SİZ değiştirebilirsiniz!

SİZ DEĞİŞMEDEN hiçbir şey değişmeyecek.

Kalbinizi ve zihninizi açın lütfen…

Mesajlarım kalpten kalbe akacak

Hepimizin kendimizi bir çıkmazın içinde hissettiği, gözyaşları döktüğü, hayal kırıklıklarına uğradığı, çaresiz kaldığı, güvensiz ve korku dolu anları olmuştur.

Allah'ım sadece bir ışık, bir çıkış dersiniz.

Bulduğunuz an arkasından gideceksiniz...

İşte, insan olarak yolculuğumuz, bunların üstesinden gelme yolculuğudur. Bir çıkış ya da başlangıç noktası arıyorsanız, DOĞRU KİTABI ELİNİZDE TUTUYORSUNUZ…

 O halde size, Yüzbaşı Ozan Bahar’ın, Prof. Dr. Ozan Bahar’a dönüşümünün  hikâyesini anlatayım…

 

 

 

 

 

₺84,90

Mutluluk üzerine konuşmak kolay olsa da yazmak çok risklidir. Zira herkesin bu konuya ilişkin bir fikri olduğu gibi mutluluk algısı da tamamen farklıdır. Ancak iş, günlük hayata aktarmaya gelince herkes bir durur. Mutluluk üzerine sayısız fikir beyan edilse de kişi, bu soyut fikri nasıl pratiğe dökeceğini, küçük şeylerden nasıl mutluluk yaratabileceğini çoğunlukla bilemez. Sonuçta mutluluğun temel bilimlerdeki gibi genel kabul gören, akla ve mantığa yakın bir formülü yüzyıllardır bulunamamıştır. İşte bu kitap tam da bu noktada sizlere aydınlık bir yolun kapılarını açacak ve mutluluğun gizemine ilişkin birtakım sırların ortaya çıkmasını sağlayacak.

Henüz yirmi beş yaşındayken bir görev dönüşü geçirdiği trafik kazası sonrası yaşamını tekerlekli sandalye ile sürdürmek durumunda kalan Yüzbaşı Ozan Bahar’ın deneyimleri eşliğinde “Nasıl Mutlu Olurum?” sorusunun yanıtını arayacaksınız. Çünkü o, en çaresiz hissettiği anda bile umut ışığını görmeyi başarmış, yaşama küsmek yerine hayatın içindeki anlamları keşfederek, vazgeçmeden yoluna devam etmiş; Yüzbaşı Ozan Bahar iken Prof. Dr. Ozan Bahar’a dönüşmüştü. Ona göre mutluluk, düşünceden ibaretti. Ruhunun ve zihninin derinliklerinde gerçek mutluluğu yakalayabilenler, kaybederken de kazanabilirdi. Bu kitapla; sizler de bakmayı, görmeyi bildiğiniz ve yaşamı anlamlandırmayı başarabildiğiniz sürece mutluluğun her yerde yeşerebileceğini fark edeceksiniz.

Yaşamını yeni baştan kurmayı başarmış Prof. Dr. Ozan Bahar’ın rehberliğinde içinizdeki ışığı yakmaya, özünüzdeki cevhere ulaşmaya ve mutluluğa giden yolda emin adımlarla ilerlemeye hazırsanız sayfaları aralayın…

Kitap Adı: Nasıl Mutlu Olurum?
Kitap Yazar Adı: Prof.Dr.Ozan Bahar
Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt
Editör: Gizem Demir
Kapak: Tasarım Emir Tali
Sayfa Tasarım ve Kapak Uygulama: Beyzanur Karabulut
Sayfa Sayısı: 356
Ebat: 13,7 x 21,5
Tür: Kişisel Gelişim
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

₺51,90

Bu bir diyet kitabı değildir!

Hayatında en az bir kere yüksek kilolara çıkmış kişiler için diyetlerin neden ve nasıl başarısız olduğunu, insanlık tarihinin son zamanlarına denk gelen obezojenik çevrenin evrimsel açıdan insan doğası ile uyumsuzluğunu, insanın entelektüel beyni ile hayvan beyni arasındaki bitmek bilmeyen amansız mücadelesini anlatmaktadır.

Bariatrik cerrahi geçirmiş ya da geçirmeyi düşünen kişilere yol göstermesi ve ilham vermesi dileğiyle...

Kitap Adı: Bariatrik Manifesto

Kitap Yazar Adı: Prof.Dr.Ahmet Türkçapar & Berk Özler

Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

Son Okuma: Ezgi Hotalak Adalı

Sayfa Tasarım: Berk Özler, Şenol Alanbay

Kapak Fotoğrafı: Berk Özler

Yemek Stilisti: Başak Kıpçak

Yemek Fotoğrafları: Berk Özler Bariatrik

Mutfak Diyetisyenleri: Dilara Çetin & İpek Saroğlu

Kapak Tasarım Sıtkı: Görçiz

Ebat: 19 x 25,5

Tür: Yemek ve içki kitaplığı

Sayfa Sayısı: 192

Kağıt / İç Baskı: I. Hamur 90 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

 

₺155,90

Onlar hakkında bir fikriniz yok!

Acı, tatlı, şaşırtıcı biyografiler

Kitapta, hayatımıza giren ve 7’den 70’e akıllara kazınan 84 ünlü, ViBio’nun bakış açısı ile anlatılıyor.

Kişiliklerinin nasıl oluştuğuna ve hayatlarının nasıl geliştiğine dair önemli anlar belirtiliyor, bilinen bilinmeyen tüm yönleriyle adeta hayatlarının sır perdeleri aralanıyor.

Ünlüleri bu yeni bakış açısı ile anlayacağınız ve kendiniz için dersler çıkarabileceğiniz, her zaman yeniden göz atabileceğiniz bir kitap: O Aslında Kim?..

Ünlülerin dünyasından nefes kesici bir zaman yolculuğuna hazır olun!

Kitap Adı: O Aslında Kim?

Kitap Yazar Adı: Renan Burduroğlu

Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

Editör: Saliha Nur Ulusoy

Kapak Tasarım: Emir Tali

Sayfa Tasarım: Aslı Varol

Sayfa Sayısı: 504

Ebat: 13,7 x 23

Tür: Biyografi

Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

 

₺71,50

“Eğitim görmüş bir kişi öğrenmeyi öğrenmiş olandır.”

Carl Rogers

Bugün ‘Çağdaş Eğitim’ denilince, ‘Öğrenmeyi Öğretme’ ve ‘Öğrenmeyi Öğrenme’ kavramları alışılagelmiş birer klişe hâlinde sık sık kullanılmaktadır.

Pekiyi, bu kavramların anlamlılıkları, içerikleri, pedagojik uygulamaları, yöntemleri nelerdir ve hayata geçirilmeleri için hangi koşulların sağlanması ve nelerin yapılması gerekir?

Elinizdeki kitap bu soruları İngilizce öğretim ve öğrenimine dönük olarak irdelemek ve pedagojik içerikli önerilerde bulunmak amacıyla hazırlanmıştır. Her ne kadar İngilizce eğitimi esas alınmış ise de, bu çalışmanın diğer yabancı dillerin ve hatta ana dilin (Türkçenin) eğitimi için de geçerli olduğunu vurgulamak isteriz.

Özü ve niteliği gereği, ‘öğretici merkezli’ değil, bunun yerine ‘öğrenici odaklı’ bir eğitim türü olan yabancı dil eğitimi için ve bunun üzerine kendini geliştirmek isteyen herkes için bu kitap, vazgeçilmez bir başucu kılavuzu olacaktır.

Kitap Adı: Yabancı Dil Öğrenmeyi Öğretme ve Öğrenmeyi Öğrenme

Kitap Yazar: Adı Prof.Dr. Sinan Bayraktaroğlu

Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

Yayıma Hazırlayan: Saliha Ulusoy

Son Okuma: Şeyda Bakırcan

Kapak Tasarım: Emir Tali

Sayfa Tasarım: Aslı Varol

Sayfa Sayısı: 268

Ebat: 15,5 x 24

Tür: Dil Eğitim

Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

₺77,90
1 2 3 ... 33 >
Çerez Kullanımı