Anadolu’nunen eski yerleşim yerlerinden biri olan Tarsus,tarihsel süreçte önemini her zaman korumuş bir kenttir.Stratejik açıdan sağladığı avantajlar nedeniyle tarım,ticaret ve sanayide önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Pek çok ilklere ev sahibi yapan Tarsus 1.Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan işgale karşı da mücadelenin başladığı öncü kentlerden biridir.Bu süreçte dördüncü güç olarak tanımlanan basın işgalcı güçlerin hayatı zorlaştırdğı günlerde,Tarsus gazetesi adıyla siyasi,askeri,sağlık ve eğitim gibi gündelik hayata ilişkin konularda eleştirel bakış açısıyla toplumu aydınlatma görevini yerine getirmeye çalışmıştır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 148
Ağırlık : 148
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺121,50

Kültürel Alanda Küyerelleşme

Toplumbilimci Roland Robertson’un Küresel Ve Yerelin İç İçe Geçmesi Veya Birbiri İçinde Erimesiyle Oluşan Karışım Veya Yerel Küreselleşme Olarak Tanımladığı Küyerelleşme Konusu Hem Dünyada Hem De Ülkümüzde Ekonomi,pazarlama Uluslararası İlişkiler,siyaset Bilimi,kitle İletişim Teknolojileri Gibi Alanlarda Sıkça Ele Alınmış Ve Bu Konuda Pek Çok Kitap Yayımlanmıştır. Ancak Kültürel Alanda Küyerelleşme,küyerelleşme Olgusunu Eğitin,dil Ve Edebiyat,tiyatro,müzik,resim Meslek Kuruluşları, Gastronomi Ve Marka Yaratma Gibi Kültürü Oluşturan Diğer Alanlar İçinde Ele Alan,salt Bu Alanların Küresel İle Karşılaştıklarında Nasıl Bir Tepkimeye Girerek Küyerelleşme Örnekleri Oluşturduklarını Ve Bu Süreçte Çevirinin İşlevini İnceleyen İlk Kitap Olma Özelliği Taşımaktadır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 186
Ağırlık : 186
En / Boy : 21 / 30
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺135,00
Perde Arkasında Döndürülen Dolaplar ve Gerçekler

Bu kez şaşılacak derecede az insanın bırakın içine girek uğraşmayı, okuduğu, dinlediği, duyduğu, tartıştığı, ilgilendiği, hatta varlığından bile haberi olmadığı,ancak yaşadığı yerine ve duruma göre değerlendirme ve uygulamada en az Eski Çağ bilimlerinin kendisi ve içeriği kadar hassas, önemli, değişik, sıra dışı ve dar girifit ve dallı budaklı ki araştırmacı işlemeyi tasarladığı konuları ayıklar, denen konu meğer ne kadar derin, geniş kapsamlı, el atmadığı alan ve konu olmayan bir uğraşmış, diye hayretler içinde kalır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 570
Ağırlık : 570
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺225,00

Bu çalışma, Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Arkeolojik Kurtarma Kazılan Projesi çerçevesinde, Erzurum İli, Merkez İlçesi, Çayırtepe (Müdürge) Köyü'nün 1.5 km doğusunda bulunan Tasmasor'da 3 Temmuz - 20 Kasım 2003 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Arkeolojik Çevre Değerleri Araştırma Merkezi (GÜ-ARÇED) tarafından gerçek¬leştirilen kurtarma kazılarının bilimsel sonuçlarını içermektedir. Tasmasor'da, BTC Ham Petrol Boru Hattı Projesi Temel ve Detay Mühendislik Aşaması çalışmaları kapsamında, 2001 ve 2002 yıllarında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Tarihsel Çevre Değerlerini Araştırma ve Uygulama Merkezi (ODTÜ-TAÇDAM) ve Gazi Üniversitesi Arkeolojik Miras Yönetim ve Yürütme Ünitesi tarafından yüzey araşnrmaları yapılmıştır. Yüzey araştırmalarmdan sonra, teknik zorunluluklar nedeniyle güzergah değişikliği yapılamadığından Tasmasor'da kurtarma kazısı yapılması gereği ortaya çıkmıştır.


Basım Ayı/Yılı : 2015
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 504
Ağırlık : 504
En / Boy : 16,3 / 21,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺81,00


Basım Ayı/Yılı :
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 68
Ağırlık : 68
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺108,00

Samosata I.Theos Antiokhos Sarayı 


Basım Ayı/Yılı : 2015
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 78
Ağırlık : 78
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺81,00

Albustanlıoğlu, Tulga / İmparatorluk Mermer Ocaklarında Karşılaşılan “R”, “Rma” ve “Vfr” Kısaltmalarının Ocak Organizasyonundaki Yeri
Aybek, Serdar - Aygün Ekin-Meriç / The Recent Context and Revising for Dating Proposal of Metropolis Stoa
Baran, Abdulkadir / A New Aeolic Style Pilaster Capital from Karia
Barbet, Alix / Un Tombeau Peint Paléochrétien À İznik Permanence et Changements dans la Peinture Romaine en Turquie
Çetin, Cengiz / Arkeolojik Kazı Alanında Önleyici Koruma
Delemen, İnci / Perge’den Pergamon Tipinde Harap bir Herme: Taşın Ömrü
Demirtaş, M. Baki / Magnesia Artemis Tapınağı Diş Sırası ve ‘Altın Oran’
Dreyer, Boris / Das Stadion, die Sitzinschriften und die Gesellschaft von Magnesia am Mäander
Eskici, Bekir / Arkeolojik ve Sanat Eserlerinin Korunmasında Temizliğin Önemi ve Lazer Teknolojisi Üzerine
Favro, Diane / Off the Grid: Resisting, Adjusting and Reenvisioning the Roman Orthogonal Urban Plan
Fenn, Nina / Ein Festlich Dekoriertes Trinkgefäß aus Priene
Gençler-Güray, Çiğdem / Menderes Magnesiası Theatron Kazısı Cam Buluntuları
Graeve, Volkmar Von / Zum Archaischen Giebelschmuck aus dem Aphroditeheiligtum in Milet. Eine Ergänzung
Hueber, Friedmund / Anastylosis Is a Seriously Necessary Method of Research an Presentation at Sites Where Collapsed Buildings are Excavated
Işık, Fahri / Zur Anatolischen Demeter
Kadıoğlu, Musa / Anazarbos Zafer Takı: Restitüsyon ve Tarihleme Önerisi
Karlsson, Lars / The Building Techniques In the Fortification Towers of Labraunda
Volker Kästner / Die Cellamauern des Artemistempels von Magnesıa am Mäander
Kökdemir, Görkem / Some Egyptian Influences on the Temple of Artemis in Magnesia on the Meander
Marca, Antonio La / Kyme Hellenistik Sur Duvarı
Ladstätter, Sabine / Thymiaterien der Jüngeren Römischen Kaiserzeit aus Ephesos


Basım Ayı/Yılı : 2015
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 55
Ağırlık : 55
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺450,00

 

 

Basım Ayı/Yılı : 2015
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 1
Ağırlık : 1
En / Boy : 14 / 22
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺72,00

2006 yılında Rhodiapolis kazıları kapsamında başlayan çalışmalar, tiyatronun 4 yıl süren kazılarının ardından tamamen toprak altından gün yüzüne çıkartılmasıyla sonuçlanmıştır. Rhodiapolis kentinin tarihi ve dönemsel yapılaşması incelenmiştir.


Basım Ayı/Yılı : 2015
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 202
Ağırlık : 202
En / Boy : 14 / 22
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺108,00

Kütahya Müzesi 2015 Yıllığı


Basım Ayı/Yılı : 2015
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 354
Ağırlık : 354
En / Boy : 19 / 22
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺315,00
Anadolu Arkeolojisiyle Harmanlanmış Bir Ömür

1973 yılında kurulan Atatürk Üniversitesi Arkeoloji Bölümünün ilk öğrencisi, ilk mezunu, ilk asistanı Mehmet Karaosmanoğlu’na meslektaşları ve öğrencileri tarafından hazırlanan bu armağan kitap prehistorik çağlardan Osmanlı dönemine uzanan geniş bir kronolojik kapsamdaki 43 bilimsel makaleyi içermektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 835
Ağırlık : 835
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺252,00
(2010-2014 Sezonları)

Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Ana Bilim Dalı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ersin ÇELİKBAŞ, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Vedat KELEŞ ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Arş. Gör. Alper Yılmaz’ın editörlüğünü yaptığı Hadrianoupolis Serisi 1: Paphlagonia Hadrianoupolis’i (2010-2014 Sezonları) adlı Arkeoloji, Tarih, Sanat Tarihi öğrencileri ve arkeolojiye ilgi duyanların yanı sıra bilim dünyası için son derece önemli olan bu kitap Bilgin Kültür Sanat Yayınları tarafından 2020 yılında okuyucuların beğenisine sunuldum.

​Kitap, kısa bir önsözün ardından bir giriş, Hadrianoupolis Antik Kenti’nde gerçekleştirilen kazı çalışmaları sonucunda elde edilen verilerden yola çıkılarak hazırlanmış on kitap bölümü, geçmiş yıllarda kazı çalışmalarına katılmış olan kişilere ithafen bir teşekkür bölümü ve kaynakça bölümlerinden oluşmaktadır.

​Yazarlar, kitabın önsözünde Karabük İline bağlı Eskipazar İlçesi’nin tarihi geçmişini, burada gerçekleştirilen araştırma, kazı çalışmaları ve bu çalışmalar neticesinde elde edilen veriler ışığında hazırlanan kitabın amacını ortaya koymuşlardır. Giriş kısmında ise (s.1) Karadeniz arkeolojisi üzerine bilimsel araştırma ve kazıların yetersizliği ve Hadrianoupolis Antik Kenti’nin bölge tarihini aydınlatması açısından önemli bir konumda olduğu konusu üzerinde durmuşlardır.

​Kitabın birinci bölümü (s.3-8) “Tarihi ve Lokalizasyonu” adlı bölümdür. Bu kısımda Hadrianoupolis Antik Kentinin konumu, yayılım alanları, territoryası, coğrafi özellikleri, tarihsel süreçteki yeri ve önemi, ayrıca kentte yer alan yapılar hakkında bilgiler yer almaktadır. Yazarlara göre Hadrianoupolis, Hristiyanlar açısından önemli bir din merkezi konumundadır.

​Kitabın “Hadrianoupolis Kazıları ve Kentteki Bilimsel Çalışmalar” adlı ikinci bölümü, (s.9-10) antik kentte geçmişten günümüze yapılan bilimsel araştırmalar, yayınlar, farklı zaman dilimlerinde gerçekleştirilen Restorasyon - Konservasyon ve kazı çalışmaları hakkında bilgiler sunmaktadır. Yazarlar bu çalışmaları kronolojik olarak kaleme almışlardır.

​Kitabın üçüncü bölümü olan “Hamam A’nın Mimarisi ve Hristiyanlık İnancının Yıkanma Üzerindeki Etkileri” adlı bölüm (s.13-32) sekiz başlıktan oluşmaktadır. Yazarlar, bu bölümde Hadrianoupolis Antik Kenti’nde yer alan Hamam A yapısının bölümleri, işlevleri, yapım evreleri ve dönem özellikleri hakkında detaylı bilgiler sunmaktadır. Birinci kısımda hamamın Vestibulum (salon), ikinci kısımda Latrina (tuvalet), üçüncü kısımda Frigidarium (soğukluk bölümü), dördüncü kısımda Tepidarium (ılıklık bölümü), beşinci kısımda Caldarium (sıcaklık bölümü), altıncı kısımda yapının elde edilen veriler ışığında tarihlemesi, yedinci kısımda Erken Bizans Dönemi’nde yıkanma ve hamam mimarisi konularında bilgi verdikten sonra sekizinci kısımda yapı hakkında genel bir değerlendirme ve sonuç metni kaleme almışlardır. Roma dünyasında yıkanma geleneklerinin mimari yapılara yansımaları, doğal su kaynaklarının kullanımı, tuvalet ve temizlik kültürleri ve hamamlarda geçirilen zamanın sosyal yaşamın birer parçası durumunda olması gibi çeşitli konular da değinilen konular arasındadır.

​Dördüncü bölüm, “Hamam B” adlı hamamın sıralı olarak altı mekanı, değerlendirme ve sonuç şeklinde yedi başlıktan oluşan bölümdür (s.33-44). Yazar, hamamın muhtemel bölümleri, yerden ve duvardan ısıtma sistemleri, mozaikleri, yıkanma kültürü ve mimari plastik parçalar ışığında olası görünümü hakkında önerilerde bulunmaktadır. Yazara göre hamam altı bölümden oluşmaktadır. Ayrıca hypocaust payelerinin bir bölümünün künklerden teşkil edilmiş olması, caldarium ve tepidarium bölümlerinde tespit edilen “spacer tubes” varlığı, mozaikler ve kazılar sırasında ele geçen buluntular değerlendirildiğinde yapının MS. 6-7. yüzyıllar arasına tarihlenebileceğini belirtmektedir.

​Beşinci bölümde “Dört Nehir Kilisesi (Kilise B)” konusu işlenmektedir (s.45-88). On dokuz başlıktan oluşan bölümde yazar tarafından kilisenin konumu, mimarisi, mozaiklerin şekil ve konu bakımından incelenmesi, mimari plastik parçalar ve bu parçaların benzer örneklerinden yola çıkarak tarihlendirilmesi, yapım malzemeleri, Hristiyanlık tarihi açısından mozaik betimlemeleri ve süsleme özellikleri konusunda geniş bir yelpazede bilgi verilmektedir. Yazar, Kilisenin detaylı olarak değerlendirilmesi neticesinde MS. 5-6. yüzyılda inşa edildiğini, üç nefli bazilikal planlı olduğunu, doğusunda dışa taşkın yarım daire şekilli apsis, batısında da dikdörtgen biçimli iki nartheks bulunduğunu ifade etmektedir. Ayrıca kilisenin naos, bema ve apsis kısmının mozaiklerle süslenmiş olduğu yazar tarafından özellikle belirtilmiştir.

​Altıncı bölüm, “Chora Kilisesi (Kilise A)” adlı bölümdür (s.89-152). On yedi başlıktan oluşan bölüm özelinde yazar, kilisenin bazilikal planlı, üç nefli, dışa taşkın yarım daire şekilli apsisi olan, batısında dikdörtgen biçimli nartheks ve apsisin batısında dikdörtgen bir alanı kaplayan üç yönden templon ile sonlanan bir bema’ya sahip olduğunu belirtmektedir. Kilisenin tüm bölümleri mozaiklerle süslenmiş olmakla beraber mimari plastik parçalar, süsleme detayları, yapıda kullanılan malzemeler ve ele geçen buluntular gibi çağdaş örnekleri ışığında kilisenin MS. 5-6. yüzyılda inşa edildiği dile getirilmektedir. Kilise mimarisinin tarihsel süreçteki etkileşimler neticesinde geldiği son nokta, hristiyanlar açısından önemi, mozaiklerde işlenen konular ve sahneler Hadrianoupolis’in din merkezli karakteristik özelliklerini belirleyen önemli ögeler olarak ön plana çıkmaktadır.

​Yedinci bölümde “Yeni Veriler Işığında Geç Roma Konutu (Domus) Hakkında Değerlendirmeler” başlığı altında (s.153-164) yazarlar, konutun coğrafi yerleşimi, mimarisi, mozaik süslemeleri, mimari plastik parçaları, duvarlarında mevcut olan freskolar ve konut bölümlerinin işlevleri hakkında değerlendirmelerde bulunmaktadır. Buna göre konutun 1 nolu odasının atrium (salon), 2 nolu bölümünün culina (mutfak), 3 ve 5 nolu odaların işlevinin ne olduğu konusunda herhangi bir tahmin olmadığı, 4 nolu odanın triclinium (ziyafet odası), 6 nolu odanın cubiculum (yatak odası), 7 ve 8 nolu odaların depolama birimleri olabileceği, oda 8’in yapıya sonradan eklenen ancak işlevinin bilinmediği ve son olarak oda 9’un lararium (Lar adı verilen ve evlerin içini koruduğuna inanılan tanrıya adanmış kutsal alan) olabileceği yönündeki değerlendirmeler mevcuttur. Konut, dönemin yaşam standartları açısından önemli bilgiler sunmakla beraber freskolar, mozaikler ve süsleme ögeleri, sanat anlayışı ve sosyal yaşam hakkında önemli veriler sunmaktadır.

​Sekizinci bölüm, “Eski Çağ ve Geç Antik Dönem Yazıtları Işığında Bir Paphlagonia Kenti: Hadrianoupolis” adı ile başlamaktadır (s.165-170). Hadrianoupolis’in kronolojik olarak kuruluş aşamasından, yerleşim yeri olmaktan çıktığı dönem aralığını yazıtlar üzerinden değerlendiren yazar, MÖ. 25 yılında Galatia eyaleti kurulurken Eskipazar ile Karabük arasında bulunan bölgede yaşayanların, eyaletin kuruluş aşamasında eyalete dahil edilmediği ancak MÖ. 5 yılında Bithynia ve Paphlagonia bölgeleri sınırında yaşayan ve kendilerine eyalete sonradan eklenenler anlamında Kaisareis Proseilemmeneitai denildiğini ve bu bölgede bir yerleşim yeri kurduklarını dile getirmektedir. Yine Paphlagonia sınırları içerisinde yer alan fakat farklı yerlerde tespit edilmiş yazıtlardan yola çıkarak imparatorlar, kutsal alanlar ve kültler hakkında çıkarımlarda bulunmaktadır.

​Bölüm dokuz, “2010-2014 Yılları Sikke Buluntuları” adıyla kaleme alınmıştır (s.171-190). Yazar, sikke buluntuları özelinde Hadrianoupolis’in çevre kentlerle olan ilişkilerini, kentin nümizmatik verileri ışığında tarihsel süreçte geçirdiği evrelerini, sikkeler üzerinde betimlenen imparatorlar ve lejand eşliğinde kentin siyasi tarihini ve kültlere sahip olup olmadığını değerlendirmiştir. Kentte ele geçen sikkeler üzerinden istatistiki veriler elde edilmiş, dönemin dini, sosyal ve ekonomik durumlarına dikkat çekmiştir. Sikkelerin birimleri, lejandı, üzerindeki betimlemeler, kalıp yönleri ve ağırlıkları gibi detaylı bilgilere katalog çalışması şeklinde yer verilmiştir. Ayrıca elde edilen bilimsel veriler ışığında kentin tarihinin MS. 4. yüzyıl ile MS. 8. yüzyıl aralığına tarihlendiği yine yazar tarafından somut örneklerle açıklanmıştır.

​Onuncu bölüm,”2010-2014 Yılları Restorasyon-Konservasyon Çalışmaları” başlığıyla kaleme alınmıştır (s.191-202). Yazarlar, kent genelinde belirli tarihlerde gerçekleştirilen restorasyon-konservasyon çalışmalarını kronolojik olarak toplam beş başlıkta değerlendirmiştir. Farklı zaman dilimlerinde gerçekleştirilen uygulamalar, kent genelinde yapıların günümüze ulaşabilmesine yardımcı olmuştur. Ayrıca yapı ve mimari plastik parçalar özelinde uygulanan koruma yöntemleri detaylı olarak anlatılmış, geleceğe dönük olarak planlamaların yapıldığı anlatılmıştır. Bitki temizliği, derz, bordür, mekanik temizlik, kimyasal temizlik ve yapılarda keeping uygulamaları konusunda açıklayıcı anlatımlar yer almaktadır.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 202
Ağırlık : 202
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺135,00

“Roma Devlet Kabartmalarında Propaganda ve ‘Sanat’’’ başlığını taşıyan bu kitapta, yapıldıkları dönemdeki orijinal halleri ile bize ulaşan kabartmalar üzerinden Roma devletinin propaganda gücü ele alınır. İdeolojik algı yönetimi; düşman (‘barbar’), düşmanın savaşlarda alt edilmesi ve zafer kavramları üzerinden kurgulanır ve böylelikle imparatorlar varlıklarını meşrulaştırır. Roma tarihsel kabartmalarıyla esas amaçlanan halk ile ‘iletişim kurmak’ ve propaganda yapmak olsa da tanrıları onurlandırmak önemli bir diğer hedefi oluşturur.

İmparatorların tanrılar ile aynı sahnede bulunması, halkın gözünde onların da güvenilirliklerini ve saygınlıklarını arttırır. Böylelikle Romalılar’da ulus bilinci gelişir ve kazanılan savaşların, ele geçirilen toprakların ve tutsakların Roma ulusunu yücelttiği kanısı kendiliğinden oluşur.

Bu kitap imparator Augustus’tan (İÖ 27-İS 14) Erken Hıristiyanlık Dönemi içinde yer alan I. Theodosius (İS 379-395) zamanının sonuna kadar olan dönemi kapsar. Ele alınan kabartmalarda imparatorların savaşları, zafer alayları, aileleri ve tanrılar ile birlikte geçitlerde veya kurban ritüellerinde yer almaları, halka seslenişleri, fakirlere yardım etmeleri gibi sahneler kronolojik bir sıralama dahilinde değerlendirilmektedir.

Aynı zamanda bu sahnelerin izleyici üzerinde bıraktığı etkinin ve amaçlanan propagandanın yerini bulup bulmadığı irdelenir. Roma kabartmalarının en güçlü yanı, olayların heyecanını izleyiciye geçirebiliyor olmasında gizlidir. Anlatıma, doğru ışık-gölge etkileri ile perspektif (derinlik hissi) katmak suretiyle bir de boya eklendiğinde, kabartmaların o günkü izleyicisi gibi bu kitabın okuyucusu da adeta olayları birlikte yaşayacaktır.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 343
Ağırlık : 360
En / Boy : 17 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺180,00

"Dizinin ilk kitabı ünlü Fransız şair Pierre Reverdy üzerine. Halil Gökhan 30 yılı kapsayan bir dönemde çeşitli yayınlar için kaleme aldığı, çevirdiği ve derlediği Reverdy külliyatını yeniden bu kitap için bir araya getiriyor.

Sürrealizmin babası (papası) sayılan şair André Breton’un, sürrealist manifestoda “şiirde imgenin en iyi tanımını veren” yazar olarak adlandırdığı Pierre Reverdy (1889-1960) “günümüzün provokatif sanat hareketlerini, sürrealizm, dadaizm ve kübizmi etkilemiş olan Fransız şairi” olarak da nitelendiriliyor eleştirmenlerce.

İlk kez 1910’da Paris’e adım atan Reverdy’nin ilk dostları 20. Yüzyılın büyük takımyıldızlarıdır adeta: Guillaume Apollinaire, Max Jacob, Louis Aragon, André Breton, Philippe Soupault ve Tristan Tzara, Pablo Picasso, Georges Braque, Henri Matisse…

***

İnsanların onları uyandırmadığı afyon imgelerinde olduğu gibi Sürrealist imgeler için de doğrudur; daha ziyade, "ona kendiliğinden, despot bir şekilde gelirler. Onları kovalayamaz; çünkü artık irade güçsüzdür ve artık yetileri kontrol etmez." (Baudelaire.) İmgelerin hiç "uyandırılıp çağrılmadığı" görülecektir. Reverdy'nin tanımını benim gibi kabul edersek, onun "iki uzak gerçek" dediği şeyi gönüllü olarak bir araya getirmek mümkün görünmüyor. Yan yana koyma yapılır veya yapılmaz, uzun ve kısa olan budur. Şahsen, Reverdy'nin çalışmasında aşağıdaki gibi görüntülerin olduğuna inanmayı kesinlikle reddediyorum.

Derede akan bir şarkı var

veya:

Gün beyaz bir masa örtüsü gibi açıldı

veya:

Dünya bir çuvala geri dönüyor

en ufak bir kasıt derecesini ortaya çıkarır. Kanaatimce iki gerçeğin birbiriyle olan ilişkisini ‘aklın kavradığını’ iddia etmek yanlış olur.”

ANDRÉ BRETON, Sürrealist Manifesto

*

Bu şiir tarzı, temel deneyimin tanıklığında, en inandırıcı çıplaklıkla, adlandırılmış nesneyi üretecek biçimde vurgulanmış ve gözden kaçmış deyimlere indirgenir, ilk başta sözcük boşluğa bir çığlık gibi atılmıştır; en çıplak doruğun üzerinde bir katman gibi belirir, isimler, aralarında en ufak sözdizimsel bir bağ oluşmadan birbirini izler; yüklem hal’i anlatır; daha güzel bir deyişle ismin eylemini. Sıfatlar, karşılaştırmalar, imgeler azdır. Bu, şairin ortaklıklar ileri sürmek ya da denemek gibi bir endişesi olmadığı anlamına gelir; yüzyüzeliğin şiir olan eylemleri ürettiği öğeleri, kendi başlarına ortaya çıkmadan adlandırmakla ilgilenir o.”

GAETAN PICON

*

Apollinaire'in ‘Bölge’sinde olduğu gibi, bu tür şiirlerde, şiirsel yapının birincil verileri olan öğeler, anlatısal ya da en azından bilgilendirici bütünlerdir. Reverdy'ninki gibi dize yapılarında, bunlar çok az veya daha fazla indirgeme yapamayan basit, duyusal, duygusal veya birincil bilgilendirici nesnelerdir. Eliot, Çorak Ülke'de parçalanmış ve yeniden birleştirilmiş argümanlarla çalışıyor; Pierre Reverdy, öznenin, işlecin ve nesnenin özgürleştirildiği ve inandırıcılığını kendi katı, karmaşık ve gizli mantığına borçlu olan görünmez veya bilinçaltı bir söylemde yeniden yapılandırıldığı parçalanmış önermelerle.
KENNETH REXROTH


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 200
Ağırlık : 200
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺41,25

Anadolu’daki Bizans kentlerinin ortak kaderi zamanın ve insanın yıpratıcı etkisine maruz kalmaları sebebiyle özgün karakterlerini koruyamamalarıdır. Siyasi gelişmelere bağlı olarak önemini yitirebilen veya süreç içerisinde metruk vaziyetiyle harabe topluluğuna dönüşen yerleşim birimlerinin üzerine yeni binaların inşası, geçmişin kültürünü ve sanatını idrak etmemizi zorlaştıran faktörler arasında ilk akla gelenlerdendir. Bu sebeple aslî halini nispeten iyi koruyabilmiş yerleşkelerin özenle korunmasının önemi daha da iyi anlaşılmalıdır.
Kapadokya bölgesinde yer alan Aksaray’ın Güzelyurt İlçesi de bu çerçevede Ortaçağ’ait özgün dokusunu oldukça iyi muhafaza eden bir yerleşimdir. Ortodoks inancının temellerini atan kilise babalarından biri olan Kapadokya’lı Hagios Gregorios Theologos Nazianzos’un da bu havalide yetişmesi sebebiyle Güzelyurt’un dini bakımdan önemi artmış, Bizans dönemi sanatı ve mimarisini yansıtan önemli eserler inşa edilmiştir.
Türk hâkimiyetinde büyük çoğunluğu hristiyan olan kent popülâsyonunun değişikliğe uğramaması, ayrıca daha geç devirde gelen Türk nüfusun Yukarı Mahalle’yi kurarak özgün dokuya müdahale etmemesi, mübadeleye kadar buradaki eserlerin bir şekilde devam eden işlevi Bizans dönemi eserlerinin muhafazasında etkili olmuştur. Bu bakımdan Bizans sanatının Orta Anadolu’ya has mahallî karakterini, manastır hayatını ve yapı repertuarının bir kısmını bütüncül bir bakış açısıyla tek bir ilçedeki kültürel miras üzerinden okuyabilmek oldukça özel ve heyecan vericidir. Türk idaresinde eserlerin işlevini kaybetmemesi sebebiyle söz konusu mimari dokunun sürdürülebilir aktarımı, hoşgörü çerçevesinde sanatsal ve kültürel birlikteliğin fizîki bir kanıtı halinde yorumlanmalıdır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 274
Ağırlık : 274
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺108,00

“…Tam sanatçı olmak, kültür ve sanatı dar bir faaliyet olarak ele almamak, insan-ı kâmil olmaktan geçiyor. Anlayarak Kemal’e erendir kültürlü sanatçı. Sonra burjuva sanata öykünmeden, o sanatçılığa iltifat etmeden inançlı bir bilge olarak yaşamaktır. Biz sahneye esir, albüm peşinde sanal bir dünyaya hapis olmaktansa toplumla özgürlük için(de) yaşayan, hakikatli bir dünyayı inşa etmek isteyen sanatçılar olmalıyız. Sanatçıların “beka-laşması” böyle gerçekleşir. Bu olmazsa “beko-laşmak” kaçınılmaz olur. 
Hakikat ilhamını içmeyenler, onunla gönlünü ferahlatmayanlar hep yanılırlar. Bu ilhamdan nasibini alanlar ise, tüm kültürel soykırım, baskı ve asimilasyona karşı tutum sahibi olma gücünü bulurlar. Cesur ve açık sözlülükleriyle kurulu bozuk düzenin çarklarını kıran, özgür bir yaşamı kuran ve kurtaran olurlar. “Ayaklara turab benim” demeli sanatçı, halkın toprağı olmalı, yurtseverlik kokmalıdır.  
Ayaklara toprak olmak, kâinatın aynası olmaktır aynı zamanda, mütevaziliğin nişanesidir. Hz. İsa’nın mütevazılığı gibi, en yoksulun ayaklarını yıkamanın alçakgönüllülüğüne sahip olmaktır. Bir peygamber, bir yoksulun ayağını yıkıyor.  Gerçek sanatçı bir peygamber gibi tüm insanlığı, toplumu sınıfsız ve bir gören, toplumun kültürel farklılığını esas alan bir eşitlik ferasetini taşımalıdır. Yararlı, üretici olduğu kadar verme yanlısı olan insanlara sanatçı diyebiliriz...”


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 328
Ağırlık : 328
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺120,00

“Bazin’in gelecek yıllarda bırakacağı etki hakkında şüpheye mahal yok. Onun yazıları sinema bitse de ayakta kalacaktır. Belki gelecek nesiller sinemanın varlığını sadece onun yazılarından bilecekler. İnsanlar, üzerinde atların koşturduğu, güzel bir yıldızın ya da ölmekte olan bir kahramanın yuvarlanan gözlerinin yakın çekiminin olduğu bir perde hayal edecek ve her biri bunları kendi tarzında yorumlayacaktır. Fakat tek bir şeyde hemfikir olacaklardır, o da Sinema Nedir?’in yüksek kalitesidir.”


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 192
Ağırlık : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺53,25

XVII. yüzyıldan itibaren; Osmanlı İmparatorluğu Batıdaki ekonomik, siyasi ve teknolojik gelişmeler karşısında giderek zayıflamıştır. Bu olumsuz gelişmelere paralel olarak XVIII. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu tarafından, Avrupa’daki gelişmeleri takip etmek için önce Avrupa’ya geçici elçilikler, daha sonra daimi elçilikler kurulmaya başlanmıştır. Batıyı tanımaya çalışan Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat Fermanı (1839) ile de bu süreç hız kazanmıştır.

İmparatorlukta, Batıyla gelişen ilişkiler neticesinde Avrupa kültüründen etkilenmek kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu doğrultuda, Osmanlı devletinde sanat ve mimarideki değişim bunun en açık örneklerindendir. Bu alanda önce İstanbul sonrasında Anadolu’nun çeşitli kentlerinde Batı tesirli üsluplar, mimari ve diğer sanat dallarında kendini göstermeye başlamıştır.

Samsun, XIX. yüzyılda Batı tesirleriyle inşa edilmiş mimari örneklere sahip bir şehir olmasıyla çalışma dahilinde ele alınmıştır. Şehir bu açıdan Osmanlı’da gelişen Batılılaşma anlayışının Anadolu’daki önemli örnekleri içerisinde değerlendirilmektedir. Samsun’da bu dönem içerisinde sivil ve dini mimari örneklerin yanında eğitim yapılarında da bu etkiler görülmektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 146
Ağırlık : 146
En / Boy : 16 / 23,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺72,00

İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları, Türkiye’de bugüne kadar gelişim ve kalkınmanın belirli saç ayaklarından biri sayılan inşaat sektörüne dair bir kitabı okurlarla buluşturdu. Selçuk Alten, Fahriye Hazer Sancar ve Leyla Özhan’ın birlikte kaleme aldığı İnşaat Sektöründe Proje Yönetimi adlı kitap Ocak 2020’de raflardaki yerini aldı.

İnşa edilecek bir yapının tasarım sürecinden uygulamasına kadar geçecek süreçte projenin yönetilmesiyle ilgili tüm aşamaların tek tek ele alındığı kitapta kalite, zaman ve maliyet yönetiminden tasarım yönetimine, müşteriyle ilişkilerden risk yönetimine, yapılabilirlikten satın alma sürecine kadar pek çok başlığa ayrıntılı şekilde değiniliyor. Ayrıca sektörde yaşanan olumlu ve olumsuz örnekler de vaka analizlerine olanak tanıyor. Diğer yandan proje yönetiminin iyileştirilmesinde Türkiye’ye özgü bir yol haritası nasıl çizilebilir ve kamu kuruluşlarının, firmaların, üniversitelerin ve meslek kuruluşlarının sorumluluklarının neler olduğu da değinilen konular arasında yer alıyor.

1968 döneminde ODTÜ Mimarlık Bölümü’nde öğrenim gören yazarlar, o günden bugüne Türkiye’de mimarlık ve inşaat sektöründe görüp deneyimlediklerini yapıcı ve aydınlatıcı bir üslupla okurlarla paylaşırken aynı zamanda Türkiye’de inşaat sektörünün gelişimi hakkında da kısa bir tarihçe sunuyorlar.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 400
Ağırlık : 400
En / Boy : 23 / 16
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺62,40
Çok Kısa Bir Başlangıç

Falmouth Üniversitesi sanat tarihi profesörü David Cottington’un kaleme aldığı ve Duygu Pınar Kayıhan’ın Türkçeye çevirdiği “Modern Sanat: Çok Kısa Bir Başlangıç”, “modern” terimine yönelik kafa karışıklığını ortaya koyarken, “Bir sanat eserinin modern olarak nitelendirilmesini sağlayan veya sağlamayan nedir?”, “Sanat simsarlarının rolü nedir?”, “Modern sanatçı, eserleriyle ne anlatmaya çalışır?” sorularının yanıtlarını arıyor.

Manet’nin Kırda Öğle Yemeği’nden Tracey Emin’in Yatağım’ına kadar modern sanattaki ihtilafları açıklayan David Cottington’ın merak uyandırıcı eseri, okurlara modern sanata ilişkin temel bir fikir vermekle kalmıyor, aynı zamanda çağdaş görüşleri de ortaya koyuyor. Kitabın Türkçe baskısına önsöz yazan Dr. Necmi Sönmez de kitap hakkında “David Cottington, modern sanat ve görsel kültür araştırmalarına ilgi duyanlar için son derece önemli bir ‘ilk adım’ kitabı kaleme almış. Modern sanata eşlik eden patikaların, paradoksların ve bu kitaptaki cümlelerin altında varlığını gösteren ironinin keyif verici olduğunu söylemek bir zorunluluktur.” değerlendirmesinde bulunuyor.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 202
Ağırlık : 202
En / Boy : 11 / 18
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺50,70

Anadolu’nun bir vatan haline gelmesinde alperenlerin emeği olmuştur… 

Bu kapsamda Ankara tarihinde iz bırakmış tarihi şahsiyetler vardır. Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde Ankara’da yaşayan Kızıl Bey, Ahi Şerafeddin, İskender Bey, Hacı Bayram-ı Veli, Karaca Bey, Duman Ağa, Yeğen Bey ve Turasan Bey gibi isimleri tanımanın, yaşadığımız coğrafyanın kıymetini bilmek bakımından faydalı olacağını düşünüyoruz.

Turasan Bey gibi kahramanların daha iyi tanıtılmasına milletimizin ihtiyacı vardır. Ankara’da bir alperen Turasan Bey çalışması ile Ankara tarihine bir ışık tutup, şayet bir boşluğu doldurmuş isek mutlu olacağız.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 292
Ağırlık : 292
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺139,40

Tekhne Yayınları’nın bu, 100. Kitabı, Paul Klee’nin sanat öğretisi ve kuramı konusunu ele alı-yor. 

Sanat eğitimi ve sanatın ayrımı farkındalığını yüksek bir bilinçle kavramış hem eğitimci, hem de sanatçı yönünü ona göre organize etmiş bir yaratıcı sanatçı Paul Klee. Bu, çok önemli, zira için-de yaşadığım toplumda eksikliği en çok duyulan şey diyor kitabı hazırlayan Eroğlu ve şöyle de-vam ediyor:
“Bir kimsenin sanatta ve eğitimcilikte nerede duracağını en başta açık yüreklilikle kendisinin ölçüp değerlendirmesi, dolayısıyla eğitim ve sanat taraflarında nasıl konumlanacağının farkında olması oldukça değerli bir şey. Bu da tam bir bilme, bilimin yolundan gitme işi. Kısaca bir sanat bilimcisi gibi hareket etmeyi gerekli kılıyor”. 

Bu kitap, “Paul Klee’nin yaratıcı sanat öğretisi ve kuramı” konusunu ele alıyor. Başlığın kapsamı oldukça geniş. Öğreti kuramının en kilit noktası Klee’nin sanat yapıtlarındaki doğaya dayalı ele-manlarını “a natura naturata” ve oluş sürecine dair anlayışını ise “natura naturans” anlamında ele alması. Böylece Klee tam anlamıyla yüzünü kuram ve uygulama boyutunda “doğa”ya dönmüş ve anlamaya çalışmıştır. “Doğa bilimleri” ile yakından ilgilenmesi gerektiğine erken yaşlarında inanır, o yönde bir birikim ve kütüphane oluşturmaya çalışır. “Doğa bilimleri”ne yöneldiğini gösteren iki neden vardır: Bunlardan biri “eşyanın özünü kavrama arzusu”, diğeri de Bauhaus’ta yaygın “bilim ve teknolojiye duyulan ilgi”dir. Kitabın bir başka özelliği de, son bölümünde Paul Klee’nin sanat öğretisi ve kuramına dair kapsamlı bir kaynakça sunması.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 152
Ağırlık : 152
En / Boy : 16,5 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺180,00

Oyun, eğer zamanın herhangi bir anında Yunus Emre, Anaksagoras ve Einstein karşılaşsaydı aralarında nasıl bir diyalog olurdu sorusundan hareketle kurgulanmıştır. Dünya bilim ve düşünce tarihine yadsınamaz katkıları olan bu üç özel adamın, hangi noktalarda birbiri ile buluşmakta veya çatışmakta olduklarını yer yer esprili bir dille anlatmaya çalışmıştır. Din, bilim ve felsefenin birbiri ile bağlantı noktalarını kopardığımızda nasıl bir dünya ile karşılaştığımızı gerçek olaylardan hareketle önümüze koyan oyun, bu gün ve gelecekte güncelliğini koruyacak önemli soruları düşündürtmeye ve cevap bulmaya çabalamaktadır. Anadolu topraklarından yetişmiş bu iki bilge insan ile Einstein’ın kurgusal sohbeti, doğu ve batı arasında yüzyıllardır süregelen çatışma kültürünün anlamsızlığını gözler önüne koyarken, aslında her iki kültürün de birbirine geçiş noktaları olduğunu ve birbirinden tarih boyu nasıl yararlandıklarını anlatmaya çalışır. Oyun tek perdedir.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 64
Ağırlık : 64
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺35,00
Tarihi Kuramı ve Tekniği

Sinema sanatı, doğası gereği içerisinde pek çok sanatı birden barındırır: Fotoğraf, edebiyat, müzik ve tiyatro. Ancak, sinemayı diğer tüm sanatlardan ayıran en önemli özelliği kurgudur. Pudovkin, kurgunun bir film yapımının en kritik ve yaratıcı aşaması ve aynı zamanda sinemasal gerçekliğin yaratıcı gücü olduğunu vurgular. Çekimlerin belirli bir amaç doğrultusunda sıralanışı ve düzenlenişi sinemasal anlamı oluşturarak aynı zamanda izleyici üzerinde de arzu edilen etkinin oluşmasını sağlar.

Film kurgusunun tarihsel evrimi aslen sinema tarihinin özüdür. Kurgu, sinemanın ilk yıllarından itibaren D.W Griffith ve Eisenstein gibi öncü sinemacıların etkisiyle büyük bir evrim geçirmiş ve sinemasal anlatım olanakları günümüzde sınırsız bir zenginliğe ulaşmıştır. Kurgunun tarihsel gelişimini kuramsal yaklaşımlarla birlikte ele alan ve temel kurgu tekniklerini görsel örneklerle açıklayan bu çalışma, sinema ve televizyon alanında eğitim gören öğrencilere olduğu kadar sinema meraklılarına da faydalı olmayı amaçlamaktadır.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 343
Ağırlık : 343
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺75,00

Türk resminin zirvesindeki bir ressamdır Şevket Dağ. Aynı zamanda iç mekân resimleri ve Ayasofya ile bütünleşen bir ressam… O, göremediğimiz detayları, bize ışığı ve renkleriyle gösteren bir ressamdır. Kimi zaman da bize mekânı gerçeğinden daha canlı duygularla yaşatan bir gözlemcidir. Nasıl ki Feyhaman Duran’ın portreleri, Nazmi Ziya’nın peyzajları, İbrahim Çallı’nın manolyaları öne çıkıyorsa, Şevket Dağ da Ayasofya, camilerin içleri ve kapalı çarşı konulu yapıtları ile öne çıkar. Özellikle de Ayasofya en önemlilerindendir. Eserlerinde sıklıkla izlerini gördüğümüz hocası Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmet Paşa ve Hüseyin Zekai gibi klasik–akademik resmin uygulayıcısı olan bir ressamdır.

Böyle büyük bir ressamın ülkemizde yapılmış ilk ve tek kapsamlı albümünü yayımlamanın büyük onurunu yaşarken; resim sanatıyla ilgilenen tüm sanatseverlerin başucu kaynağı olarak kitaplığınızda yerini hemencecik alacak bir eser artık elinizin altında.

Zaman ve Mekanın Büyüsünde Bir Ressam: Şevket Dağ adlı eserde, Fahri Özdemir, Sinan Genim, Evrim Altuğ, Şeref Akdik, Malik Aksel, Cemal Tollu, Hikmet Ferudun Es’in Şevket Dağ’la ilgili kapsamlı makaleleri ile birlikte; ilk defa gün yüzüne çıkan eskiz defterleri, özel eşyaları, fotoğrafları, yazışmaları ve bir çok eserini de toplu olarak görebilirsiniz.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 312
Ağırlık : 312
En / Boy : 23 / 33,5
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : Kuşe
Cep Boy Durumu : 0
₺540,00

Günümüzün sanatçı jenerasyonu, geçmişin tüm sorunlarını devralır. Basit bir radikalleşme sürece gerçek değerini veremez; sanatsal, politik, hatta ahlaki yargılarla hesaplaşmak gerekecektir. Yozlaşma da dahil üstesinden gelinmesi gereken çok fazla şey vardır. Ve İngiltere bunların en kötü ve utanmazcasına tanık olmuştur. Toplumun tüm katmanlarının olduğu gibi, sanatçıların da on yıllar boyunca olası en kötü etkiler tarafından tepki görmesi ve topa tutulması. 2008 yılında, uluslar arası işçi sınıfı yeni bir durumla karşı karşıya kalır. Sanatçılar da öyle. Gelecek toplumsal gerilim, yüksek drama, dünya çapında tarihsel olaylar, insanı duyguların en üst ve derin noktaları yönünden hiçbir eksiklik vaat etmez.

Bununla birlikte, bizim görüşümüze göre toplumun önemli bir tabakasının kültürel, ahlaki ve düşünsel seviyesini yükseltmenin kökten bir toplumsal dönüşüm için vazgeçilmez bir koşul olduğu gerçeğini gizlemiyoruz.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 188
Ağırlık : 188
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺60,00

Sinema ve iletişim alanlarında çalışan Ayşe Koncavar'ın sinema, sinemanın iletişim ve edebiyatla ilişkisini ele alan makalelerinden oluşan bu çalışma, Karanlıkta Uyananlar filminden Fellini, Hitchcock ve Kurosawa'ya, ayrıca "Değişim” romanıyla modernizmin açmazlarını ortaya koyan Kafka'ya kadar geniş bir yelpazede 'eksik insan' sorunsalını irdelemektedir...


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 285
Ağırlık : 285
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺63,00

Tiyatro oyuncuları için sahnede karakteri yaşatma eğitimi ve sahneye çıkış alıştırmaları

Bu kitap, yaratıcı psikoteknik üzerine yapılan alıştırmaların ve aktörün yaratıcı yeteneklerinin çalıştırılması üzerine derlenmiş oyunculuk sanatı öğreti metodunu tanıtan ders kitabıdır.

Oyuncuya doğru yaratıcı duyguyu belirlemesi için yardımcı olan, aktörlük “aparatını” geliştiren ve mükemmelleştiren, onun yaratıcı dikkatini, hayal gücünü artıran çalışmalar Stanislavski ve Nemiroviç Dançenko’nun, Moskova Sanat Tiyatrosu’nun okullarında eğitim yapan öğrencilerinin pedagojik deneyim ve pratik çalışmalarından oluşturulmuştur. Alıştırmaların bir çoğu yüz yıldan beri uygulanmaktadır.

Kitabın ilk bölümü alıştırmaların ve onların oyuncunun eğitimi sürecinde tuttuğu yerini belirlemesine ayrılmıştır. İkinci bölüm, bazı yaratıcı görgü ve yetenek çeşitlerini çalıştırmak vs. alıştırmalar içermektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 104
Ağırlık : 104
En / Boy : 14 / 22
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺50,00

Yapı Kredi Kültür Sanat, binanın mimarisinden yola çıkılarak geliştirilen “Bir Arada” isimli yeni bir sergi dizisine ev sahipliği yapacak. İki kattan oluşan galeri mekânında iki ayrı kişisel sergiye yer verilirken ortada bulunan geniş sergi alanında iki sanatçının işleri birlikte sergilenecek. Yapı Kredi Kültür Sanat’ın desteğiyle yeni üretilen çalışmaları da içeren “Bir Arada” sergi dizisi 3 Şubat-2 Nisan 2023 tarihleri arasında Sena Başöz’ün “İyileşme Olasılıkları” ve Noor Abuarafeh’in “Fısıldama Metotları” isimli sergileriyle başlayacak. 
 
Sanatsal yaklaşımları ve araştırma konuları ortak olan, ancak farklı coğrafyalarda yaşayan sanatçıları bir araya getiren bu sergi dizisi müşterek aciliyetlere odaklanacak. İstanbul merkezli çalışan Sena Başöz ile Kudüs & Rotterdam merkezli çalışan Noor Abuarafeh’in ortak noktaları arasında en belirgin olanı her ikisinin de arşiv üzerine çalışması. Her iki sanatçı da hayal ile hakikatin birbirine geçtiği alternatif dünyalar kuruyorlar. İşlerinde iyileşme, hatırlama ve arşiv konularının ortak temalar olarak yer bulduğu sanatçılar fotoğraf, video, heykel ve buluntu nesneler gibi birçok farklı yöntemle çalışıyor. 

Yapı Kredi Yayınları tarafından sergiye eşlik edecek aynı isimde Türkçe-İngilizce bir sergi kitabı da yayımlandı. Kitapta Eva Vaslamatzi’nin Sena Başöz üzerine, Lara Khaldi’nin ise Noor Abuarafeh üzerine yazdığı birer metne serginin küratöryel metni ve yine küratörler Didem Yazıcı ve Burcu Çimen’in Sena Başöz ve Noor Abuarafeh ile yaptığı bir şöyleşi eşlik ediyor.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 124
Ağırlık : 124
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺103,95

Bu kitapta, sinema üzerine teorik ve pratik çalışmalarıyla bilinen Koray Sevindi’nin çeşitli sinema dergilerinde, akademik mecralarda ve sinema platformlarında sinema üzerine yazdığı makalelerden, film incelemelerinden, yönetmen portrelerinden ve kitap incelemelerinden bir derleme yer almaktadır. Kitap, fantastik Türk sinemasından Sovyet animasyonlarına, Jim Jarmusch’tan Jean-Luc Godard’a, Alfred Hitchcock’tan Ahmet Uluçay’a, Jan Svankmajer’den Hayao Miyazaki’ye, Amerikan bağımsız sineması örneklerinden Güney Kore sineması tür filmlerine kadar okuyucuya geniş bir çerçeve çizmektedir. Son bölümde yazarla çeşitli sinema platformları için yapılan röportajlara da yer verilmiştir.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 216
Ağırlık : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺49,50
Sosyolojik Psikanalitik Felsefe Sinema Çalışmaları

Bu kitap, sinema filmlerinin sosyoloji, psikoloji ve felsefe çalışmalarının konusu olabileceğini tartışmak ve filmlerin hikaye ettiği dünyanın toplumsal ve bireysel bir belleğin izi olabileceğini araştırmak için tasarlanmıştır. Bu nedenle bu kitabın ilham kaynağı; sinema filmlerini teorilerle birlikte okumaya çalışarak, “psikanaliz, felsefe ve sosyoloji” çalışmalarının bir film metninin hikaye ettiği dünyada nasıl karşılık bulduğunu çözümlemek olmuştur. Böylece bir sanat olarak sinemanın, aynı zamanda bilimselliği ve sosyal bilimler alanındaki başka disiplinlerle ziyadesiyle olan ilişkisi vurgulanmıştır. Bu kitap, başta sinema ve iletişim olmak üzere; sosyoloji, psikoloji ve felsefe alanındaki çalışmalara da katkıda bulunabilecek özgün bölümlerden oluşmaktadır. Zira hem sinemanın hem de bilimin ve sanatın esas dayanağı “insan ve toplum”dur.
Değerli Türk Şairi Seyfettin Başçıllar’ın ve sevgili hocam Ünsal Oskay’ın anısına saygıyla…


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 427
Ağırlık : 427
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺97,50

Bu kitap 1980-2015 dönemi Türk sinemasında intihar olgusunun egemen ideoloji perspektifinde nasıl yeniden inşa edildiğini , sosyo-psikolojik yaklaşım ve yorumsamacı yöntemle inceleme amacı taşımaktadır. İntihar olgusu çok perspektifli bir okuma gerektirdiğinden kitapta öncelikle intiharın tarihsel süreç içerisinde sosyoloji psikoloji felsefe ve din alanında nasıl bir değişim sergilediği aktarılmıştır. Daha sonra ise sosyolojik zeminde intihar olgusunu tartışabilmek amacıyla Türkiye’de yaşanan toplumsal travmalara ve sosyoloji alanında yapılan intihar konulu çalışmalara yer verilmiştir. Kitapta intiharın gerçek ve kurmaca dünyasındaki izleri sürülerek egemen ideolojinin medya ve edebi metinler aracılığıyla intihar söylemlerini yinelediği görülmüştür. Bu doğrultuda egemen ideolojinin bireyin yalnız psikolojik durumunu mercek altına alarak toplum içerisindeki sosyolojik konumunu görmezden geldiği tespit edilmiştir. Egemen ideolojinin aksine intiharın ancak sosyo-psikolojik eksende ele alınmasıyla bütüncül değerlendirmenin mümkün olabildiği belirtilmiştir. Elde edilen bilgi ve bulgulardan hareketle gerçek yaşam öykülerinden gazete haberinden ya da edebi metinlerden yola çıkılarak Türk sinemasında yeniden inşa edilen intihar konulu filmlerde karakterlerin filmsel ve zaman ve mekanda içinde bulunduğu sosyolojik koşullardan psikolojik olarak nasıl etkilendiği Türk sinemasında intiharın egemen ideoloji perspektifinde nasıl yinelendiği ve intihar eyleminin film metninin ardında saklanan sosyo-psikolojik gerçeklerin niteliği tartışılmıştır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 664
Ağırlık : 664
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺112,50

1990 sonrası Türk Sinemasında ölüm olgusunun nasıl yer bulduğuna ilişkin kapsamlı bir araştırma ortaya koyan bu kitap, adeta bir toplumun ölümden kaynaklanan travmalarının psiko-sosyolojik ipuçlarını göstergebilimsel yöntemle ortaya koymaktadır. Zira ölüm olgusu, birey ve toplum bağlamında soruşturulması gereken; psikolojik, felsefi, mitolojik, dinsel ve sosyolojik açıklamaları olan bir fenomendir. Kitapta öncelikle ölüm olgusunun mitolojiden dinlere felsefeden sanata nasıl tanımlanıp ele alındığı incelenmiş ve teorik bir zemin oluşturulmuştur. Yazar, Türkiye'nin 90 sonrası toplumsal koşullarını da dikkate alarak, ölüm olgusunun filmlerde biçim ve içerik olarak nasıl temsil edildiğini örneklem filmlerle tartışmış ve Türk sinemasının ölüm fenomenini ele alışına ilişkin genel bir çerçeve sunmuştur. Son olarak, “Akrebin Yolculuğu”, “Orada” ve “Daire” filmlerini göstergebilimsel yöntemle derinlemesine analiz eden yazar; Türk toplumunun ölüm karşısında geliştirdiği tutum ve davranışları; toplumun aynası olan sinemadaki izdüşümünde somutlaştırmıştır. Sinema ve iletişim bilimleri alanına özgün bir katkı sunan bu kitap; başta sosyoloji ve psikoloji olmak üzere, sosyal bilimler alanındaki çalışmalara referans teşkil edecek niteliktedir. Okurunu disiplinler arası düşünmeye zorlayan kitap, ölüme dair çağrışımlar uyandırır:
Derrida'nın “ Eğer ölüm karşı çıkılabilir bir şey değilse, yaşam ölümdür” sözleri, bize Seyfettin Başçıllar'ın “Sonsuz Kıyılardan, Kıyısızlık başlar” dizelerini de hatırlatır. Zira ölüm, sonsuz gibi görünen yaşam kıyısının ardındaki “Kıyısızlık”tır. Ve sanat, kıyısız denizlerde yüzen özgür bir gemi gibidir; ölüm ve yaşam döngüsünün izdüşümlerini yakalayan. Bu kitabın tüm çabası da budur; filmlerle ölüm ve yaşam döngüsü üzerine düşünerek bir topluma ayna tutmak.

Prof. Dr. F. NEŞE KAPLAN


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 289
Ağırlık : 289
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺64,50

Neoliberal toplumsalda yoksulluk, maddi ölçütlerin ötesinde “yaşama tutunamama” durumuna dönüşmüştür. Geçimini sokaktan sağlayan bir çocuğa “hayalin var mı?” diye sorulduğunda “hayalim yok.” yanıtını vermesi, yoksulluğun bir gelecek krizi yarattığını ortaya koymaktadır. Neoliberal kent düzeninin dayattığı rant, soylulaştırma ve tüketim gibi olgular, günümüz yoksulluğunu sayıların ötesinde bir yerde konumlandırmaktadır. Mutlak, göreli ya da gini katsayısı gibi kavramlarla ifade edilen yoksulluk göstergeleri, yoksul bireylerin“özne olamama” meselesini ıskalamaktadır.


Bu kitap dönüşen toplumsalla beraber yoksulların görünür olma, yaşama tutunma ve hayal kurma edimlerini kaybetmeye yüz tutuklarının altını çizmeye çalışmaktadır. Artan gelir eşitsizliği, kentteki rant ve soylulaştırma pratikleri; bu durumu keskinleştirmektedir. Dolayısıyla ekonomi temelli araştırmaların ötesinde, farklı disiplinler bağlamında derinlikli sosyolojik bir perspektifle yoksulluk sorununa ışık tutacak çalışmalara ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Yoksul bireylerin “özne olamama” durumlarından hareketle yapılacak her çalışma,meseleyi daha görünür kılacaktır. .


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 312
Ağırlık : 312
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺60,00

Somut bir nesne olmanın ötesinde farklı anlamları bünyesinde barındıran sanatın çözümlenmesi güç yönlerinden biri de sembolik dilidir. Roma İmparatorluğu’nun 350’de yıkılışından, İstanbul’un 1453’te fethine kadar geçen Ortaçağ’da çoğu zaman iç içe geçen sanat ve sembolizm kavramları arasındaki ilişki bu bakımdan örtük ve irdelenmeye ihtiyaç duyulan bir alan oluşturmaktadır. Girift, çok katmanlı ve dinamik yapısıyla Ortaçağ Anadolu’su bu açıdan oldukça zengin bir veri potansiyeline sahiptir. Bu tarihi süreçte fiziksel ve kültürel manada pek çok toplulukla temas içerisindeki Anadolu’da, siyasal ve toplumsal devinimi sürekli olan ve sahip olduklarını dışarıdan taşınan unsurlarla besleyerek çeşitlendiren etkileyici bir kültürel ortam söz konusudur. Farklı etnik ve dini yapılara sahip toplulukların üreticisi, taşıyıcısı veya alıcısı olduğu bu dinamik ortamın sanat ve sembolizm kavramları üzerinden irdelenmesi bu çalışmanın öncül amacıdır. Bu kitapta Anadolu’nun Ortaçağ evreninde üretilen sanatlar ve bu sanatların sembolizmle ilişkisi ele alınmıştır. Sanat ve sembolizmin etki alanları, ortak ayrışan imge ve simgeler, inançlar, kültürler arası etkileşim unsurları, değişen ve dönüşen semboller gibi konular kitapta yer alan araştırmalara konu olmuştur. 


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 262
Ağırlık : 262
En / Boy : 16 / 23,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺117,00

In the Preface of his admirable contribution to the Oxford History of Music (Vol. III.) the late Sir Hubert Parry writes: "The seventeenth cen-tury is musically almost a blank, even to those who take more than the average interest in the Art; and barely a score of composers' names during the whole time suggest anything more than a mere reputation to modern ears." Of course the distinguished author is speaking of the musical world in general, not of our own country's music only. I am inclined to think it is a little severe on us. I have always found that great interest is taken in the 17th century music and musicians of Eng-land.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 85
Ağırlık : 85
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺78,00

It has fallen to the writer’s lot, in the Divine dispensation, to be en-trusted with the care, or joint care, of very many parishes in various parts of England: and he knows not any one external matter, common to them all, and to the neighbourhoods surrounding them, which has caused him more pain than the ordinary use, and the almost utter ne-glect for their own proper purposes, of the Church Bells. 
Indeed, so much is the proper use of these holy instruments of edification (for such they really are) generally lost sight of, that among all the New Churches which have been builded during the last few years, scarcely any have more than one Bell; a greater number being considered a vain superfluity, a kind of ecclesiastical luxury—or, by deeper thinkers, a link between the Church and the world (and that of-ten in its fiercest contentions, vainest hours, and most carnal aspect) which we may well be rid of.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 13
Ağırlık : 13
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺34,00

Last autumn, having to speak at an organ recital given by my friend Mr Clegg, I took the opportunity of giving what encourage-ment lay in my power, to the Corporation of my native town, in an endeavour they had made during the summer months to provide suitable music in the various parks throughout the city. To my great surprise that speech was quoted in journals, of all shades of opinion, in the country, and brought me also a vast correspondence. 
A copy of the speech will be found at the end of this book.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 44
Ağırlık : 44
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺66,00

From a portrait made by Stattler, after original by Ary Scheffer. 
Greatest of all the Poles, however, is Frédéric François Chopin. While his name is usually printed with the French accents, and the French are inclined to claim him as their own because his father emi-grated from France to Poland, he himself was as thoroughly Polish in all his sympathies as his mother, and there is reason to believe that his paternal ancestors also came originally from Poland. Some of the traits that have endeared his music to all players and listeners—its elegance, its charm, its polished style—make it seem French; but the Poles also are noted for these same qualities; and in other respects Chopin’s mu-sic is as thoroughly and unmistakably Polish as it is an expression of his unique genius.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 39
Ağırlık : 39
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺66,00

Nearly eight years after Mozart's death his widow, in response to a request from a famous publishing house for relics of the composer, sent, among other Mozartiana, a packet of letters written to her by her husband. In transmitting these she wrote: 
"Especially characteristic is his great love for me, which breathes through all the letters. Is it not true—those from the last year of his life are just as tender as those written during the first year of our mar-riage?" She added that she would like to have this fact especially men-tioned "to his honor" in any biography in which the data she sent were to be used. This request was not prompted by vanity, but by a just pride in the love her husband had borne her and which she still cher-ished. The love of his Constance was the solace of Mozart's life.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 83
Ağırlık : 83
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺66,00

The history of the Organ runs back so far into the centuries, that no matter what point one might select for examination, it can scarcely be brought into the scope of a lecture except in a very empty and skele-ton form. You will bear with me, then, for the superficial manner in which I shall be forced to treat many important points. As many of those present do not propose to make a study of the organ, I shall avoid treating of the instrument itself in any technical sense, and would offer a few thoughts on the subject of 
The Influence Of the Organ in History, 
with a glance at the "schools of playing" thus created. 
The Organ is called the "king of instruments."


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 26
Ağırlık : 26
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺48,00

The attempt to write a Life of Henry Purcell has been beset with many difficulties. So much information which might have been pre-served for the instruction of after times has been lost, either through the indifference or culpable neglect of those who had it in their power to have placed on record details which would have been interesting. Sir John Hawkins and Dr. Burney are particularly open to censure on this head. They possessed many opportunities for gaining authentic knowledge of facts and circumstances now lost for ever. In reading their histories of music we cannot but feel regret that they neglected to gather and garner the stores of Purcellian lore which were so accessi-ble to them, and which they could so easily have rescued from oblivi-on.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 94
Ağırlık : 94
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺88,00

In this thesis there has been an attempt made to trace the origin, growth and development, and modification of various tendencies in the Opera. The form only of the opera has been considered and no at-tempt has been made towards the harmonic analysis of the various operas. The main tendencies that have been discussed are, the differ-ences in regard to; (1) the number of acts employed; (2) the number and kind of characters; (3) a comparison; (a) of the proportion of or-chestral work, overtures, ballets and ritornelli; (b) of solo work and the various voices employed; (c) of recitative, spoken, accompanied and unaccompanied; (d) of ensemble work, duets, trios, quartets, quintets and sextets; and (e) separate from this last, a consideration of the proportion of chorus work, mixed, and that sung by the men and the women alone.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 56
Ağırlık : 56
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺54,00

DEAD at the age of thirty-one after a sudden operation, Claud Lovat Fraser was as surely a victim of the war as though he had fallen in action. He was full of vigour for his work, but shell-shock had left him with a heart that could not stand a strain of this kind, and all his own fine courage could not help the surgeons in a losing fight. We are not sorry for him—we learn that, not to be sorry for the dead. But for ourselves? This terror is always so fresh, so unexam-pled. I had telephoned to him to ask whether he would help me in a certain theatrical enterprise. I was told by his servant that he was ill, but one hears these things so often that one gave but little thought to it beyond sending a telegram asking for news; and now this. Personal griefs are of no public interest, but here is as sad a public loss as has befallen us, if the world can measure truly, in our generation.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 118
Ağırlık : 118
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺88,00

Wagner was greatly troubled in the beginning of his career about the choice of subjects for his operas. His first famous work, „Rienzi,‟ is founded upon the same historical basis as Bulwer's novel bearing the same name, and is a tragic opera in five acts. The composer wrote the poem and the first two acts of the score in 1838, during his residence at Riga, and from there carried it with him to Boulogne. There he had an interview with Meyerbeer, after his memorable sea journey. Wag-ner submitted his libretto and the score for the first acts to that famous composer, who is reported to have said, „Rienzi is the best opera-book extant,‟ and who gave him introductions to musical directors and publishers in Paris. In spite of this encouraging verdict on Meyer-beer's part, Wagner soon discovered that there was no chance of suc-cess for „Rienzi‟ in France, and, after completing the score while dwelling at Meudon, he forwarded it in 1841 to Dresden.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 130
Ağırlık : 130
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺88,00

"Art is the Manifestation of the Spiritual by means of the Material" Newlandsmith 
Music is a part of life. It is not merely an accomplishment or a hob-by, nor yet a means of relaxation from the strenuous business of earn-ing a living. It is not an addendum or an excrescence: it is an actual part of the fabric of life itself. The object of these pages will be to show how closely Music, and indeed Art in general, has woven itself into the pattern of our lives, and how intimately it may influence and fash-ion the design.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 69
Ağırlık : 69
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺66,00

How doth the little crocodile Improve his shining tail, And pour the waters of the Nile On ev'ry golden scale! 


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 70
Ağırlık : 70
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺66,00

The spirit of an art-work, the measure of emotion, of humanity, that is in it—these remain unchanged in value through changing years; the form which these three assumed, the manner of their ex-pression, and the flavor of the epoch which gave them birth, are transient, and age rapidly.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 38
Ağırlık : 38
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺48,00

The hands of the house clock, which persistently kept up its monotonous
ticking, moved slowly forward. Minute after minute passed,
and with every minute the vice chapelmaster grew more and more
anxious. A piano stood at one side of the room. To divert his thoughts
he went to it, and with trembling hands struck a few chords, whose
soft, full tones seemed to exert a quieting influence upon him. He
wiped the perspiration from his brow, and his dimmed eyes grew
brighter as he went to the window and looked up at the sky.
“Let the dear God do as He wills,” he gently said to himself. “He
will surely do everything that is for our best and highest good.”
He stood at the window several minutes with clasped hands and
uplifted eyes. The sky was overcast with dark clouds, with here and
there occasional glimpses of the blue. The air was sultry and oppressive,
and seemed to threaten a storm. Suddenly the dark cloud-veil
was rent, as it were, and the dazzling sun shed a brilliantly glorious
flood of light upon the beautiful scenery of Salzburg. The glistening
sunbeams also streamed into the vice chapelmaster‟s room, and Father
Mozart welcomed them with a serene smile.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 75
Ağırlık : 75
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺70,00

The hands of the house clock, which persistently kept up its monotonous
ticking, moved slowly forward. Minute after minute passed,
and with every minute the vice chapelmaster grew more and more
anxious. A piano stood at one side of the room. To divert his thoughts
he went to it, and with trembling hands struck a few chords, whose
soft, full tones seemed to exert a quieting influence upon him. He
wiped the perspiration from his brow, and his dimmed eyes grew
brighter as he went to the window and looked up at the sky.
“Let the dear God do as He wills,” he gently said to himself. “He
will surely do everything that is for our best and highest good.”
He stood at the window several minutes with clasped hands and
uplifted eyes. The sky was overcast with dark clouds, with here and
there occasional glimpses of the blue. The air was sultry and oppressive,
and seemed to threaten a storm. Suddenly the dark cloud-veil
was rent, as it were, and the dazzling sun shed a brilliantly glorious
flood of light upon the beautiful scenery of Salzburg. The glistening
sunbeams also streamed into the vice chapelmaster‟s room, and Father
Mozart welcomed them with a serene smile.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 64
Ağırlık : 64
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺64,00
1 2 3 ... 51 >

Sanat

 

 

Sanat Nedir?

“Sanat nedir?” sorusu için, insan yaratıcılığının, becerisinin ve hayal gücünün ifadesi ya da uygulaması olarak tanımlanması uzmanlar tarafından doğru bulunmaktadır. Bu ifadeye sanatların çoğunun görsel olarak ortaya konduğu bilgisi de eklenmektedir. Sanat hakkında halkın duyu ve duygularına dokunmaya yönelik veya sanatı icra edenin duygu ve düşüncelerini yansıtma isteği gibi açıklamalar da kendini göstermektedir. İnsanlık tarihi boyunca yaratıcılığın ve sınırsız hayal dünyasının ifadesi sanat ile aktarılmış ve aktarılmaya da devam etmektedir. 

Tarih boyunca neyin sanat olarak adlandırılacağına dair fikirler her zaman değişmiş ve bu geniş anlama yüzyıllar boyunca yeni tanımlar da eklenmiş, eklenmeye de devam etmektedir. Bu tanımların içinde günümüze kadar gelen ve en yaygın kabul görenlerin ise aşağıda sıralanan sanatın alt türlerinin oluşturduğu görüşü hâkim olmaktadır. Genel olarak sanatın alt türleri;

  • Edebiyat
  • Resim
  • Müzik
  • Tiyatro
  • Sinema
  • Mimari
  • Heykel

şeklinde sıralanmaktadır. Günümüzde sanat terimi, çoğu kişi tarafından basit ve net gözüken bir kavram gibi kullanıldığı gibi, bazı akademik çevrelerde sanatın ne şekilde tanımlandığı ya da tanımlanabilir olup olmadığının yoğun tartışmalara neden olduğu vurgulanmaktadır.  

Sanatın tanımı dışında sanat kuramı kavramı da sanat tarihi boyunca bir tartışma konusu niteliği taşıdığı belirtilmektedir. Sanatın ve sanat eserlerinin doğasını, niteliğini açıklamaya çalışan 4 ana sanat kuramının varlığından söz edilmektedir. 

Bilirkişilerce açıklanan 4 geleneksel sanat kuramı ise şöyle maddelenmektedir;

  • Sanatçı Merkezli Yaklaşım,
  • Eser Merkezli Yaklaşım,
  • Alımlayıcı Merkezli Yaklaşım,
  • Toplum Merkezli Yaklaşım.

Bütün bu sanat kuramlarından beslenen ve aynı zamanda bu kuramlara eleştirel bir tavırla yaklaşan, sanatla ilgili yeni bakış açıları ve sorgulamalar başlatan yaklaşımların tümüne de “Çağdaş Sanat Kuramları” denildiği, sanat tarihçiler tarafından iletilmektedir. 

Sanat kavramının bütünüyle kapsayan birçok tanımı yanında özelliklerinin de belirtildiği açıklamalara denk gelinmektedir. Sanatın hem sanatçı hem de izleyici için yaratıcı algılama ihtiyacı vermesi, bir beceri izlenimi yansıtması, farklı katmanlarda algılanma gibi özellikleri ile yorumlamaya olanak sunmasının beklendiğinin altı çizilmektedir. Sanat ve insanın ayrılmaz bir bütün olduğu ve birisi olmaz ise diğerinin de geçerliliğinin olmayacağı da söylenmektedir. 

Sanat İle İlgili Kitaplar

Sanat, insanlık tarihinin başlangıcından beri bir şekilde ayakta kalmayı başarmış bir alan olarak günümüzde de günlük yaşamlarda dahi her an kendini göstermektedir. Sayısız akım, araç, sanatçı ve üsluptan oluşan sanat ve sanat tarihi, doğru kitap koleksiyonları vasıtası ile nice kişi için daha anlaşılır ve ulaşılır bir hal aldığı bilinmektedir. Sanat kitapları, sanat ve sanat tarihi üzerine daha genel kapsamlı başlangıç okumaları yapmak isteyenlere yararlı kaynaklar olmaktadır. Bununla birlikte sanat ve sanat tarihine daha felsefi ve sosyolojik açıdan yaklaşma çabasında olanlara da sanat kitapları önerilmektedir. 

Konu hakkında ilgili bireyler sanat ile ilgili okumaların yeni bilgilere ev sahipliği yapmanın yanı sıra, sanatı solumanın ve sanatı hissetmenin de gelişmesine katkı sağladığını belirtmektedir. Farklı ve nitelikli sanat ile ilgili kitaplar sayesinde okuyucuların sanatla daha kaliteli zaman geçirdiği de eklenmektedir. E.H. Gombrich’in “Sanatın Öyküsü” eseri, sanat tarihine yeni ilgi duyanların ve okumalara ilk adım atanların prehistorik devirlerden çağdaş sanata kadar uzanan, özellikle batı sanatına yönelik periyodu incelemektedir. L.N. Tolstoy’un “Sanat Nedir?” yapımı da, estetik ve sanata dair ufukların genişlemesine destek sunan bir inceleme olmakta ve okuyucunun sanatı irdelemesine sebebiyet vermektedir.  John Berger’in de “Görme Biçimleri” kitabında, sanatın ve onun dilinin anlaşılmasına ulaşmayı hedef alarak, geçmişte sanatın insanlar için ne olduğuna yer vermektedir. 

 

Sanat Tarihi Kitapları

Dünya üzerinde birçok şeyin olduğu gibi sanatın da bir tarihi ve geçmişten günümüze uygulanışında, tekniğinde, mesajında, formunda, meydan gelen değişikliklerinde, bireyler ve toplumlar hakkında söyleyeceği çok şeyi olduğu düşünülmektedir. Sanatın her dalının geçirdiği tarihsel evrimi inceleyen sahaya sanat tarihi ve bu konu ile ilgili yapımlara da sanat tarihi kitapları denilmektedir. Hem sanat hem de tarih konularında belli bir birikim gerektiren sanat tarihi çalışmaları, şu an kitapçıların raflarında sanat tarihi ile ilgili kitaplar bölümünde okuyucular ile buluşmaktadır. 

Sanat tarihi için kitaplar sayfaları arasında mağara resimlerinden eski uygarlıkların kalıntılarına, mimari eserlere, mozaik, heykel, günlük kullanım için ortaya konmuş araç ve gereçlere kadar hemen hemen her tarihin kalıntı araştırmaları ve incelemeleri yer almaktadır. Örneğin Avrupa sanat tarihi denilince ilk akla gelen eserlerin, İtalya sanat tarihi kitap başlığı altında bulunan yapıtlar olmakta ve Jacob Burckhardt’ın “İtalya’da Rönesans Kültürü” kitabı buna örnek teşkil etmektedir. Avrupa sanat tarihi dışında daha kapsamlı incelemelere yönelmek isteyenler de iki sanat tarihçi Hugh Honour’un ve John Fleming’in, kıta kıta gezerek sanat eserlerini kendi gözleriyle gözlemlemelerine ve araştırmalarına dayalı olan “Dünya Sanat Tarihi” kitabı söylenmektedir. 

 

En İyi Sanat Kitapları

Sanat tarihçilerine göre en iyi sanat kitapları, elde ettikleri verileri sıradan insanların kullanımına ustalıkla sunan araştırmacıların kaleme aldığı eserlerdir şeklinde yorumlanmaktadır. Bu eserlerin hiç ilgisi olmayan kişilere bile sanat tarihine merak sardırdığı bilgisi iletilmektedir. Ayrıca, akademik çevrelerin beslenmesine de destek sağlayan daha kapsamlı ve teknik anlatımlar barındıran sanat tarihi kitapları da sanat tarihinin içinde bulunan kişilerin övgüsünü almaktadır. Sanat tarihi kitapları incelendiğinde sanatçılardan da bahseden çok sayıdaki esere ulaşılmaktadır. Bu eserlerin bir kısmı sanatçıların ilham ve yeteneklerinden bahsederken, bir kısmı da teknik, deha ve metotlu çalışma ustalıklarına değinmektedir.    

Sanat tarihi kitap önerisi isteyenlere uzmanlar, ilk sanat tarihi kitabı unvanını taşıyan Giorgio Vasari’nin “Sanatçıları Hayat Hikayeleri” yapıtını söylemektedir. 1540’lardan başlayarak İtalya Rönesansı’nın öncü sanatçılarının hayatları ve eserleri hakkında bilgileri bu kitap kapsamında derlediği iletilmektedir. Sanatın en iyi şekilde anlaşılmasının sanatçıların tanımaktan yana olduğunu vurgusu ile bu yapıt önerilmektedir. Her şey erken yaşta başlar diyen büyüklerin, çocuklarının okuması için eğlenceli ve bunun yanında bilgilendirici bir sanat tarihi kitabı araştırması sonucunda kolektif bir yapım olan “Sanat Atlası” iyi bir seçenek olmaktadır. Miniklerin keşfederken meraklı yetişkinlerin de eğlenmesini sağlayan bu kitap, sanat tarihinde yer alan çok sayıdaki eserden bahsettiği bilgisi iletilmektedir.  

 

Türk Sanat Kitapları

Türk sanat tarihi bilgilerine sahip ve kapsamlı araştırmalarla kaleme alınmış, eski Türk yazıtlarından günümüz Türk sanat anlayışına kadar uzanan eserlerin yer aldığı Türk sanat tarihi kitap da ilgili kişilerde merak uyandırmaktadır. Turan Akıncı'nın “Cumhuriyet’te Beyoğlu” adlı kitabı, İstanbul’un kalbinin attığı Beyoğlu’nun dönemsel değişimlerine göz atmaktadır. 

Oktay Aslanapa’nın “Türk Sanatı” için de, bütün Türk Sanatı ve Mimarisi’ni içine aldığı vurgulanmaktadır. Büyük kısmı mimariye ayrılmış bu eser de cami, medrese, türbe, hamam, kale, kervansaray, saray ve çeşme ile taş ve alçı kabartmalar gibi konuların yanı sıra çini, keramik, maden işleri, cam işleri, halı, kumaş, minyatür ve hat sanatına da değinilmektedir. 

Türk sanat kitapları içinde Cumhuriyet öncesi ve sonrası yakın döneminde Türk Sanatı’’nın resim, mimarlık, heykel, seramik, grafik sanatları ve endüstri tasarımı alanlarındaki çalışmaları gelişimleri ile aktaran Sezer Tansuğ’un “Çağdaş Türk Sanatı” kitabı da uzmanlarca kaynak niteliği taşımaktadır. Ayrıca eserin içeriğinde sanatçıların yaşam öykülerine de yer verilmektedir.  

cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı