Barcelona Mavisi


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 1
Ağırlık : 100
En / Boy : 13,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺60,00

Kapadokya Zamanda Yolculuk

Bilgin Kültür Sanat Yayınları


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 139
Ağırlık : 139
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺166,50
(KUŞLARBAYIRI) Kaz Dağı Eteklerinde Bir Tahtacı Türkmen Köyü

İnsanlar ve kentler gibi köylerin tarihleri ve hikâyeleri vardır. Büyük kentlerin tarihleri kalabalıksa ıssız köylerin tarihleri tenhadır. Ama ikisinin de bir tarihi vardır.

Türkiye’de yaklaşık 70.000 kırsal yerleşke var. Bunların yarısı köy statüsünde kalan yarısı bunun da altındadır.

Anadolu’daki sosyal kargaşalar yüzünden bunca yerleşmenin çoğu kuş uçmaz kervan geçmez ıssız dağ başlarında kurulmuştur. Sonuç olarak ortam Anadolu’daki toplumsal gelişmeyi olumsuz etkilemiştir. Cumhuriyetin ilanıyla nüfus hareketlenmeleri başlamış ve köyler iyiden iyiye oturmuştur.

Kaz Dağı geçit vermez sarp yamaçları ve doruklarıyla tarihin derinliklerinden beri kendine sığınanları bağrında saklamıştır. Köyümüz Tahtakuşlar da bu saklı bağırdan ürkekçe çıkan insanların kurduğu bir köydür. Yıllar geçtikçe yine Kaz Dağı’nın bağrından çıkan yeni insanlarla büyümüştür Tahtakuşlar. Cumhuriyetin ilanından sonra da çağdaş halini almıştır.

Köy incelemeleri bize yurdumuzdaki nüfus hareketlerini verir. Halkımızın acısını ve sevincini halkımıza tanıtır. Tarih sadece padişahların tarihi değildir. Halkın da bir tarihi vardır. Genel tarihi olayların halka yansımaları köy incelemeleriyle öğrenilir.

Köyümüz Tahtakuşlar, Kaz Dağı’yla özdeşlemiş bir köydür. Dağa sonsuz bir şekilde bağlıdır. Ruhunun derinliklerinde dağdaki sakin hayatını özlemektedir. Fakat o dönemlere dönmesi mümkün değildir. Zaman geçtikçe de dağdan kopmaktadır. Bu kitap bu kopuşu sorgulamayı getirir ve onun yarattığı olumsuzlukları bir nebze olsun durdurursa amacına ulaşmış sayılacaktır.

 


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 288
Ağırlık : 28
En / Boy : 15 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺75,00
Doğal Çevre Özellikleri ve İnanç Turizmi Açısından Önemi

Ağrı Dağı, jeolojik-jeomorfolojik özelliklerinin yanı sıra tufandan sonra Nuh'un gemisine ev sahipliği yaptığı inanışı nedeniyle de efsanevi kimliğiyle ön plâna çıkan bir dağdır. Anadolu ve İslam Coğrafyasının en büyük güç ve zenginlik kaynaklarından biri olarak bilinen Ağrı Dağı, somut olmayan kültürel mirasın da ortak noktasını oluşturmaktadır. Ağrı Dağı, gerek batı ve gerekse İslam dünyasında çok iyi tanınan ve özel ilgi duyulan dağlardan biri, belki de en önemlisidir. Kutsal kitaplarda da adı geçen bu dağ, birçok dilde farklı adlarla anılmaktadır.

Kitabın giriş bölümünde dağların genel bir tanımı yapıldıktan sonra, dağların oluşumu ve turizm açısından önemi ele alınmış, özellikle Kuran-ı Kerim’de ve İslami kaynaklarda dağların yaratılışı, önemi ve insan hayatındaki yerine değinilmiş, din ve bilimin aynı gerçeklerde buluştuğuna dikkat çekilmiştir. Ulusal ve uluslararası alanda marka bir değer olan Ağrı Dağı’nın jeolojik oluşum evreleri irdelenmiş ve jeomorfolojik özelliklerine dikkat çekilmiştir.

Ağrı Dağı’nın doğal çevre özellikleri ile farklı din ve dillerde adı ve önemi analiz edilerek dünya basınında Ağrı Dağı’nın yer alışı ile ilgili örneklere yer verilmiştir. Yüzyıllardır gezginlerin, bilginlerin, kişi ve kavimlerin dikkatinden kaçmayan Ağrı Dağı, ülkemizde ve dünyada türkülere, efsanelere, araştırmalara, sinemaya, şiire ve mitolojiye en çok konu olan dağlardan biridir. Tufan sonunda geminin oturduğu dağ ismi Tevrat’ta “Ararat dağları” olarak geçerken Kur’an, geminin Cudi’ye oturduğunu belirtmektedir. Dikkat çekici olan husus, Kur’an’ın Cudi’den dağ olarak bahsetmemesidir. Ararat, bugün popüler kültürde Ağrı Dağı olarak kabul edilmektedir. Özellikle Hıristiyanlar, Ararat Dağları ifadesini Ağrı Dağı olarak yorumlamakta ve geminin Ağrı Dağı’nda olduğuna inanmaktadırlar. Çalışmada gerek Ağrı Dağı ve gerekse Telçeker ve Üzengili köyleri arasında yer alan ve Nuh’un Gemisi olduğu iddia edilen alan ile ilgili yapılan çalışmalar ve ortaya çıkan sonuçlar ile ilgili analizler yapılmıştır.

Bu çalışmayla inanç turizmi açısından sahip olduğu yüksek potansiyeline rağmen hak ettiği ölçüde değerlendirilemeyen Ağrı Dağı ve çevresine bir kez daha dikkatleri çekmek, bu dağın yüksek turizm potansiyelinin hak ettiği ölçüde değerlendirilmesine yönelik öneriler geliştirmek, Ağrı Dağı’nın ülkemizin tanıtılması öncelikli turistik alanlarından biri olarak ele alınmasını sağlamak ve bu konuda ilgili ulusal, bölgesel ve yerel kurum ve kuruluşlar nezdinde farkındalık oluşturulması amaçlanmıştır.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 152
Ağırlık : 152
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺135,00

Antik Dönemde Akdeniz'de Kırsal ve Kent


Basım Ayı/Yılı : 2018
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 335
Ağırlık : 335
En / Boy : 20,5 / 28,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺225,00
Maddi Kültür Öğelerine Göre

Eynesil İlçesi’nin Kültürel Coğrafyası adlı bu kitap, 2020 yılında yayınlanan aynı isimli tezden üretilmiştir. Bu çalışmada Eynesil İlçesindeki maddi kültür öğelerinin ortaya çıkışı ve gelişmesi, sebep sonuç ilişkisi içerisinde ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırma iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde kavramsal çerçevede yer alan kültür ve kültürel coğrafya kavramları açıklanmaya çalışılmıştır.

İnceleme sahası adı verilen birinci bölümde sahanın fiziki ve beşeri özelliklerine değinilmiştir. Eynesil İlçesinin Maddi Kültür Öğeleri isimli ikinci bölümde ise sahadaki mesken, giyim kuşam ve yeme içme kültürü ortaya konarak maddi kültür öğelerinin çıkışı gelişimi ve dağılışı ele alınmıştır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 156
Ağırlık : 156
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺126,00

Anadolu’nun bir vatan haline gelmesinde alperenlerin emeği olmuştur… 

Bu kapsamda Ankara tarihinde iz bırakmış tarihi şahsiyetler vardır. Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde Ankara’da yaşayan Kızıl Bey, Ahi Şerafeddin, İskender Bey, Hacı Bayram-ı Veli, Karaca Bey, Duman Ağa, Yeğen Bey ve Turasan Bey gibi isimleri tanımanın, yaşadığımız coğrafyanın kıymetini bilmek bakımından faydalı olacağını düşünüyoruz.

Turasan Bey gibi kahramanların daha iyi tanıtılmasına milletimizin ihtiyacı vardır. Ankara’da bir alperen Turasan Bey çalışması ile Ankara tarihine bir ışık tutup, şayet bir boşluğu doldurmuş isek mutlu olacağız.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 292
Ağırlık : 292
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺139,40
Gezi İzlenimleri

Miladi 610 yılında Mekke-i Mükerreme’de doğan vahyin kutlu nuru; 13 yıl sonra eski adı Yesrip olan Medine şehrini nurlandırarak Medine-i Münevvere’ye dönüştürdü. Kısa bir müddet sonra tüm Arap Yarımadası’nı aydınlatan bu ışık, kuzeyde Kudüs ve Şam üzerinden Anadolu’ya, batıda Kahire üzerinden Kuzey Afrika’yı aşarak Avrupa içlerine, Paris yakınlarına kadar ulaştı. Aynı zaman diliminde kuzeydoğu istikametinde Kûfe, Basra ve Bağdat üzerinden Sasani coğrafyasını aşarak Türkistan bölgesini de içine alacak şekilde Çin Setti’ne ve Hint topraklarına kadar ulaştı. Hint coğrafyası üzerinden bugünkü Malezya, Endonezya ve Avustralya olarak bilinen uzak ada ülkelerine taşınan bu nurlu yolculuk, Orta Çağ’a gelindiğinde Avrupa içlerine, Viyana kapılarına kadar dayandı. İşte bu kutlu yolculuğun izini sürerek Mekke ve Medine’den başlayan kendi yolculuğumuz; İslam medeniyetinin onurlandırdığı Kudüs ve Kahire şehirlerine; oradan da Endülüs, İran ve Nepal ülkelerine gerçekleştirmiş olduğumuz ziyaretler ve bu ziyaretlerdeki izlenimlerden oluşuyor. Birçoğunun sınırları Raşit Halifeler Dönemi’nde kesinleşen ve günümüzde İslam dünyası denilen coğrafya; farklı ulusal ve etnik kimliklere, mayın tarlalarıyla ayrılmış sınırlara rağmen öz hikâyemizin şekillendiği kendi topraklarımızdır. Özellikle son 200 yılda yaşadığımız işgaller sonucu ortaya çıkan acı ve dramlara rağmen, kendi coğrafyamızı İslam’ın nuruyla yeniden ihya etme ve de tüm yeryüzünü zulümden arındırarak münevver bir hâle dönüştürme davamız, bir “kızıl elma” olarak ilelebet devam edecektir.


Basım Ayı/Yılı : 2018
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 440
Ağırlık : 440
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺80,00

Prof. Avram Galanti’nin Niğde ve Bor Tarihi adlı eseri, kendisinin Niğde Milletvekilliği yaptığı 1943-1946 dönemi çalışmaları ürünü olarak ortaya koyduğu kitaptır. Eser, İstanbul’da 1951 yılında Tan Matbaası tarafından yayınlanmış olmakla birlikte çok az sayıda basıldığı için bugün, araştırmacılar tarafından ancak kütüphanelerde bulunmaktadır.
Galanti, Bodrumlu bir yazar ve yahudi kökenli biri olmasına ve Niğde ile ilgisi bulunmamasına rağmen, tek parti döneminde milletvekili seçildiği Niğde için, Niğde ve Bor Tarihi adlı eseri yazmış olmakla adeta minnet borcunu da ödemiş olmaktadır. Bu Onun kadirşinaslığının da bir göstergesi olmak bakımından önemlidir.


Basım Ayı/Yılı :
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 176
Ağırlık : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺50,25
Eski Çağlardan Günümüze Tarihte Kadim Bir Kent Hafızası

İçindekiler:

  • İlk Çağlardan Roma Hâkimiyetinin Sonuna Kadar

  • VII. ve X. Yüzyıllarda Antakya’nın Sosyo-Kültürel ve Ekonomik Tarihi

  • Osmanlı Döneminde Antakya ve Çevresinde İpekçilik (XVI-XX. Yüzyıllar Arası)

  • Hatay Sorunu ve Türkiye-ABD Diplomatik İlişkilerinde Bir Parantez: Arkeolojik Faaliyetler

  • Dışişleri Bakanlığı Türk Diplomatik Arşiv Belgelerinde Hatay Sorunu: Türk-Fransız Diplomatik Mücadelesi (1936-1938

  • İnanç, Kimlik ve Aidiyet Bağlamında Kutsal Mekânın İnşası: Alevi Kozmolojisinde Üç Hızır Türbesi (Hatay)

  • Yaşam ile Uyku Arasında Bir Geçiş Ritüeli Olarak Ölüm: Rum Ortodoks Hıristiyanlarda Ölüm Ritüeli (Hatay

  • Hatay’ın Bağımsızlık Mücadelesinde Kültürel Bellek ve Temsili: İskenderun-Antakya Marşı


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 225
Ağırlık : 225
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺81,00

Modern ulaşım araçlarından biri olan motosikletlerle seyahatin, aynı eskiden at sırtında seyahatte olduğu gibi biniciyi çevresiyle bağdaştıran bir yanı vardır. Ziyaret edilen yerlerde yaşayan insanlarının mitleri, ritüelleri, hikâyeleri ve anlatılarını içeren rota, bir mekândan diğer mekâna uzanırken kültürleri de birbirine bağlamaktadır. Öyle ki modern zamanla tarihi, hayallerle gerçekleri, seyahat edenler için yeni tahayyül mekânları yaratarak birbirine bağlar. Geçtiğiniz uzun ve tozlu yollardaki sürüşlerde rüzgârı yüzünüzde hissederken kulağınızda tınıları, dilinizde tatları ve kalbinizde de sıcak dostlukları hissedersiniz. İran sürüşümüzde biz bunu yaşadık; siz de bu kitabı okuyarak aynı deneyimleri yaşamaya var mısınız?  

“Dört teker bedeni, iki teker ruhu taşır”


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 145
Ağırlık : 145
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺46,50

Adapazarı’nın İpek Yolu güzergâhı üzerinde bulunması, tarihin her döneminde önemli bir konumda olmasını sağlamıştır. Bizans’ın ve Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul’a çok yakın bir mevkide bulunması Adapazarı’nın önemini arttıran bir diğer unsurdur. İstanbul-Adapazarı güzergâhının 19. yüzyılın sonlarında tren hattı ile birbirine bağlanması, iki nokta arasındaki iletişimi daha kolay hale getirmiştir. Tren hattı sadece ulaşımın hızlanmasına katkı sunmamış, aynı zamanda Adapazarı ve civarında üretilen ürünlerin güvenli bir şekilde İstanbul’a ulaştırılmasını sağlamıştır. 
Adapazarı’nın gerçek manada bir şehir hüviyetine ulaşmasındaki en önemli etken ise aldığı göçlerdir. Bölge coğrafyası, özellikle 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sonrasında Kafkasya ve Balkanlardan gelen binlerce muhacir kafilesine kucak açmıştır. Göçler öncesinde küçük bir kasaba görünümünde olan Adapazarı, 19. yüzyılın sonlarına doğru nüfus olarak neredeyse yüz binlerle ifade edilebilecek noktaya ulaşmıştır. Alınan göçlerin Adapazarı ve çevresine hem olumlu ve hem de olumsuz yansımaları olmuştur. Tüm mal varlıklarını bırakarak göç etmek zorunda kalan muhacirlerin bölgede bazı asayiş sorunlarına neden olduğu tartışmasızdır. Bununla beraber, Adapazarı’nı kendilerine yeni bir yurt olarak seçen muhacirler, çalışkanlıkları ile bölgeye ve bölge insanına önemli katkılar vermişlerdir. Bilgi, beceri ve deneyimlerini bölge halkının hizmetine sunan muhacirler, kısa sürede Adapazarı’nın yerli halkıyla kaynaşarak bölgeye adapte olmuşlardır.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 398
Ağırlık : 398
En / Boy : 16 / 23,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺153,00

Halkbiliminin unsurları, millî bilincin oluşmasına katkı sağlayan yapısal değer taşlarıdır. Bu yapısal değer taşlarından biri de törenlerdir. Geleneksel ve kurumsal yapısı gereği içinde birçok kültürel inanç ve unsuru barındıran törenler, Türk milli kültürünün diğer unsurlarından bağımsız değildir. Orta Asya’da başlayan Türk kültür hayatının içinde yer edinmiş olan törenler, günümüze kadar millî kültür unsurlarından beslenmiş ve yine millî kültürün diğer unsurlarını beslemiş ve etkilemiştir. Bu bağlamda törenler, Türk milletinin sosyal gereksinimlerinden ortaya çıkmış kültür ögeleridir. Türkler, Anadolu’ya göç ederken kültürlerini de taşımışlardır.

Kültürel coğrafya adıyla Teke Yöresinin başkenti olarak kabul gören Burdur, Türk kültürünün özgün bir biçimde yaşatıldığı yerlerden biridir. Bu kitapta, Burdur törenleri kuramsal açıdan bağlam merkezli bir yöntemle incelemeye tâbi tutulmuş ve bağlam boyutlarıyla incelenmiştir. İnceleme modeline göre önce ilgili literatürden elde edilen verilerle sözlü kaynaklardan edinilen bilgiler bir araya getirilmiş; daha sonra törenlerin sınıflandırılması yapılarak tarihî süreç içerisindeki değişim ve dönüşümleri saptanmıştır. Bunun yanı sıra Burdur törenlerinde tespit edilen uygulamalar Eski Türk kültüründen örneklerle sunulmuş, günümüz Türk dünyasındaki örnekleriyle karşılaştırılmış ve Anadolu’daki örnekleriyle zenginleştirilmiştir.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 392
Ağırlık : 392
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺94,90

Çanakkale, içinde bulunduğu coğrafi konumu ve boğazıyla Anadolu ve Avrupa’yı, Akdeniz ve Karadeniz’i birbirine bağlayan en önemli iki geçitten birini oluşturmaktadır. İşte bu nedenle eski çağlardan bu yana insanlık için değerli bir mekân olmuştur. Geçmişten günümüze burada yaşayan insan toplulukları, bu boğaz aracılığıyla ekonomik ve askeri üstünlük elde etmiş, bir yandan refah göçlerini tetiklerken diğer yandan işgallere uğramıştır. Pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan bu topraklardaki yerleşim, milattan önce 3000 yılına kadar uzanmaktadır. Klasik ilkçağda henüz İstanbul önem kazanmadan Çanakkale Boğazı ve kıyıları birçok kente ve kültüre ev sahipliği yapmıştır. Çanakkale’nin insanlık tarihi ve Anadolu medeniyetleri bağlamındaki büyük önemi bir yana, Türk tarihinin en çetin muharebelerine mesken olması, milli kültür için bir bellek oluşturması ayrıca önemlidir. Çanakkale Deniz Zaferi (18 Mart), milli bilincin doğduğu yer olarak adeta Cumhuriyet’e uzanan yolun başlangıcını ve niteliklerini taşımaktadır. Çanakkale, hem deniz hem de kara muharebelerinde kazanılan zaferlerle, Türk Kurtuluş Savaşı’nda verilecek mücadelenin ve bağımsızlık ruhunun ilk ortaya çıktığı yerdir. Ege, Trakya ve Güney Marmara’nın kültürel niteliklerini taşıyan kent özellikli bir coğrafyada, tarihin derinlikte biriktirip bugüne taşıdığı çok özel bir hüviyete sahiptir. 
Bu kitapta, toplumsal değişmeden kent kültürüne, sanattan medyaya, akademiden entelijansiyaya kadar birçok alanda iletişim perspektifinden Çanakkale’ye dair kapsamlı ve derinlemesine bir analiz ortaya konmaya çalışılmıştır. 


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 216
Ağırlık : 216
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺99,00
Modern İhtiyaçtan Hedonik Tüketime Diyarbakır

Diyarbakır'da gelenekselden "modern" olana geçiş süreci ile başlayan, geçmişle bağ kurmaya çalışan, sonrasında şekil değiştirerek hedonik tüketim nesnesi konumuna gelen konut ve konut yapılaşması süreci, kent yaşamı içinde yer alan kırılma noktalarının etkisiyle belirli dönemler için ayrı ayrı şekillenmiştir. Önemli ekonomik, siyasi ve sosyal değişimlerin yaşandığı Diyarbakır, 1960'larda başlayan doğal göç, 1980 sürecinde yaşanan zorunlu göçün oluşturduğu kaos ortamı ile 2000'lerden sonra değişen tüketim alışkanlıklarının mekâna yansıması arasında gelişim göstermiştir.
Göçlerin, konut ve konut dokusu üzerinde sadece kırsaldan gelenlerin kırsal üretim/tüketim biçimlerini konut ve kent kullanımına yansıtmasının yanında, kırsalda yerinden olanların, kent sakinlerini yerinden etmesi sorunsalı çerçevesinde mekânsal ayrışma durumu betimlenmiştir. "Köyünde hatırı sayılır insan statüsünden" kentte "hiç" olmaya zorlananlarla beraber kent sakinlerinin "yerinden olmaları" durumunun yabancılaşma, kaçma ve güvende hissetme eğilimi ile konut ve konut yapılaşmasına verdiği yön aktarılmıştır.
Modern ihtiyaçtan metaya dönüşen konut örgütlenmesinde dilsiz hiyerarşi ile kentsel gelişim, alanda güncel olan yeni nicel ve nitel yöntemler ile dillendirmeye ve kaosun iki farklı kutbunun hikâyesin anlatılmaya çalışılmıştır. Böylece sosyolojik çıkarımlar somut izlerle ifade edilmiştir. "Avlulu Geleneksel Diyarbakır Evleri’nden, yapı kooperatiflerine ve sonrasında kent merkezinin önemli bir bölümünü oluşturan "kapalı yüksek güvenlikli sitelere" doğru konutların çok katlı bloklar biçiminde yaygınlaşması ve kat planlarında işlevini kaybeden ve ek işlev yüklenen mekanlara göre oluşan organizasyonel değişim anlatılmıştır."


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 241
Ağırlık : 214
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺108,00
İçinde Lokantası Olan Sohbetler

Reha Tanör, ‘Levrek Buğulama da İstemeyin Ama…’ ile okuru hiç görmediği; belki göremeyeceği ya da görse bile bu kadar ayrıntısına hiç dikkat etmediği kentlerde, sokak aralarında dolaştırıyor. Bunu yaparken eski bir dostun sesini duymak, yemeklerin eşsiz kokusunun çağrısına kapılmak ve bir tutam macera yaşamak şansını veriyor. Öyle ki her sayfada başka bir ülkede, bir restoranın kapısından içeri ‘her dönemin ve mekânın hikâyesi’ ile kol kola giriyorsunuz. Paris’ten San Francisco’ya, Tokyo’dan Londra’ya, Bodrum’dan Capri’ye kadar ünlü lokantaları tanımak ister misiniz?

Birbirinden keyifli hikâyeler, zengin bir yaşam deneyimiyle dolu, mizah yüklü sohbetler dinlemek ister misiniz?
Buyurun öyleyse “Levrek Buğulama da İstemeyin Ama…”nın sayfalarına…

Buyurun öyleyse bir yaşam ve sohbet ustasının keskin zekâsı ve esprili kaleminden çıkan eşsiz anlatı yolculuğuna…

Bu kitapta okuyacaklarınızın hiçbiri “öylesine” değil…

“Hesabı görünce garsona, ‘Karakol nerede?’ diye sordum. ‘Ne yapacaksınız karakolu?’ ‘Ne mi yapacağım, soyuldum diye şikâyet edeceğim.’”

“Levrek Buğulama da İstemeyin Ama…” sizi kendinize, geçmiş güzel günlerinize, unutulan anılarınıza ya da parlak geleceğinize götürecek. Keyifle… Lezzetle…

Buyurun içinde lokantası olan sohbetler sofrasına…

Levrek buğulama da istemeyin ama…


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 290
Ağırlık : 290
En / Boy : 14 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺24,05

Yüce ve Yalnız kitabı, Metin Çavuş’un 2017 ve 2018 yıllarında orta format bir analog fotoğraf makinesiyle çektiği siyah beyaz sur fotoğraflardan oluşmaktadır. İstanbul Surları, dinamik şehrin hemen yanı başında, duvarlar ve kendiliğinden yetişmiş ağaç ve bitkilerle çevrili bir halde ölüm sessizliğinin yaşanabileceği tekinsiz yerlerdir. 20 km’yi aşan uzunluklarıyla surlar farklı semtlerde farklı işlevler kazanmıştır. Kimi yerlerde hayatın içinde kalmışlar ve semtin önemli geçiş noktalarını oluşturmuşlar, kimi yerlerde ise girilmeyen, ıssız bölgeler yaratmışlardır.

Yüce ve Yalnız fotoğraf kitabı, Özyeğin Üniversitesi, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’nde öğretim üyesi olan Metin Çavuş’un fotoğraf makinesini surların çevresindeki hayata değil de birer yapı olarak kendilerine yönelttiği bir çalışmadır. Kalıntıların bakımsızlığı ve tutarsız yenileme çalışmalarının yarattığı hayal kırıklığı bir yanda, sur parçalarının aşınma sonucunda adeta birer yapıta dönüşmeleri fotoğrafçının ilgi odaklarından biri olmuştur. Bu kitapta bulunan fotoğraflarda bu karmaşık duygular ifade edilmiş, surların yüce ve yalnız yönü yansıtılmıştır.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 84
Ağırlık : 84
En / Boy : 29 / 29
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺258,00

Seyir defteri o gün, 4 Eylül 1952 tarihini taşıyordu. Demek ki Singapur’dan ayrıldığımızdan beri seksen beş gün geçmişti.

“Biz” diye konuşuyorum çünkü iki kişiydik: “Marie–Thérѐse” ve ben. Gerçekte ise artık tek bir varlık sayılmalıydık, tıpkı beden ve o bedenin içinde barınan ruh gibi.

Dünyanın gözü pek denizcilerinden biri olan Bernard Moitessier, insana ve doğaya düşman bir dünyanın ahlak anlayışına karşı çıkarak kurtuluşu denizlerde bulur. Denizi bütünüyle hissedebilmek, kurulu düzenlerden kaçıp özgürce yaşamak için her türlü zorluğu göze alır.

Jack London’a ithafla Snark adını verdiği ilk teknesiyle yaptığı denemenin ardından, 27 yaşında, Marie–Thérѐse adlı başka bir tekneyle tek başına yola çıkar. Marie–Thérѐse muson fırtınalarıyla parçalanır ama Moitessier vazgeçmez, bu kez Marie–Thérѐse II’yi yapar ve önce Güney Afrika’ya, ardından Karayip Adalarına doğru yelken açar.

Çok mola vermez, verince de tekne bakımı ve erzak için geçici işler yapar, uygun rüzgârı bulunca yeniden maviliklere açılır. Seyir esnasında birbirinden eğlenceli ve birbirinden tehlikeli şeyler yaşar; yol hiç bitmez.

1994’te ölen Moitessier, kaleme aldığı bu ilk kitabıyla adeta herkesi doğayla barışmaya, otoritelere sataşmaya ve özgürlüğe davet etmektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 400
Ağırlık : 400
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺85,50

Turizm sektöründe artık, eskiden olduğu gibi sadece kısa konaklamalı ve tatil amaçlı sejour turları veya uzun parkurlu kültür turlarının popüler olmadığı, bunların yanı sıra belirli bir spor dalına veya ilgi alanına yönelik rekreatif turların da popüler hale geldiği görülmektedir. Örneğin, dünyanın farklı ülkelerinden heliski sporcularının, Kaçkar Dağları’na helikopterli kayak sporu yapmaya gelmesi, Afrika savanalarına safari turları için gidilmesi veya rafting yapmak için, Antalya Köprülü kanyona gidilmesi gibi rekreatif amaçlı bir çok tur düzenlenmektedir. Söz konusu bu turların yönetimi de diğer turlar gibi azami düzeyde önem arz etmektedir. Özellikle bazı turların (dağ tırmanışı, rafting vb.) yönetimi uzmanlık gerektirmektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 174
Ağırlık : 174
En / Boy : 15 / 22
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺35,00

Kitabın içeriğinde yer alan şehirlerde en çok ziyaret edilen tur noktaları ve en sık kullanılan güzergahlar da Google Maps uygulaması üzerinde işaretlenmiş ve karekodlar vasıtası ile kitaba yerleştirilmiştir. Bunlara ilave olarak şehir turlarında ziyaret edilecek noktalarda kısa videolar çekilmiştir. Bu kısa videoların her biri turist rehberleri ya da rehber akademisyenler tarafından çekilmiş olup; trafik akışı, otopark, mola yerleri, güzergah, anlatım noktaları, tuvaletlerin ve gişelerin konumu gibi bir turist rehberinin ihtiyacı olacak pratik bilgileri içermektedir. Çekilen bu videolar kitap için oluşturulan bir Youtube kanalına yüklenmiş ve linkleri karekodlar aracılığıyla kitaba yerleştirilmiştir. Bu sayede okuyucu istediği videoyu karekodu okutarak seyredebilecektir. “Augmented Reading” yöntemi sayesinde okuyucuya binlerce sayfalık doğruluğu teyit edilmiş kaynağa, yüzlerce konuma, onlarca tur rotasına ve üç yüzden fazla videoya zahmetsizce ulaşma imkanı sunulmuştur.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 648
Ağırlık : 648
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺95,00

Side’nin tüm renklerini; hüzünle başlayıp, coşkuya evrilen hikayesini anlatır bu kitap bize… Bir elinde Kur’an, bir elinde zeytin aşılarıyla Girit’ten göçen büyüklerimizi; yüreği yanan annelerin başörtülerine sarılarak sahilde kuma gömülmek zorunda kalınan minicik bedenleri; ‘yarım gavur’ hakaretleriyle yaşayan bir neslin hayata tutunuşunu; evinde ipek böceği yetiştirip, ipek çarşaf dokuyacak kadar naif, akıllı ve becerikli Sideli kadınları; toprakta buldukları sikkeleri ‘geçmez para’ diye çikolata karşılığında turistlere veren çocukları; bir güneş gibi kentin üzerinde parlayan turizmin doğuşunu…


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 160
Ağırlık : 160
En / Boy : 15 / 22
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺95,00

Osmanlı mimarisi serisinin en son halkasıdır. Kanuni Devri İstanbul’u, tüm mimari yapılarıyla eserde yer almaktadır. Çalışmada, çeşitli rölöve, plan ve renkli resimler yer almakta, 1445 abide, bazı teknik özellikleriyle de okuyucuya tanıtılmaktadır. Eser, kutlu fethin 550. yılına armağan olarak basılmıştır.


Basım Ayı/Yılı : 2004
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 800
Ağırlık : 3412
En / Boy : 25 / 33
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺250,00

İstanbul… Derin izler bırakan, meftunu olunan bir şehir. Şehir kelimesi yetersiz, kendi başına bir diyar, bir tarih, bir sevda… Bazen altı şiir üstü ney, bazen altı otuz vapuru çayla simit, bazen altlı üstlü yaşanan, bol koşuşturmalı, telaşlı bir şehir… Altı üstü İstanbul. Martılarıyla, erguvanlarıyla, “yedi tepe”si, “altın” toprağıyla, minaresiyle, çanıyla, sinogoguyla, barışıyla savaşıyla… İstanbul’un kendisi bir sevda, “kelimelerin kifayetsiz” kaldığı bir güzellik…
Pera ya da Beyoğlu derler, bu güzelim İstanbul’un ele geçirilemez, gem vurulamaz ruhuna. İstanbul’da ilk gelenler Beyoğlu’na götürülür; İstanbul’u gezmeye tam kalbinden, merkezinden başlanır. Pera, ruhudur İstanbul’un. Sıra sıra kafeleri, çayhaneleri, pastaneleri, sinemaları, kitapçıları ile. Bunlardan geriye ne kaldı sahi? Bir de meyhaneleri… Mey-hane deyip geçmek mümkün mü? Şimdilerde İstanbul’un her köşesinde bir meyhane bulmak zor olmasa da, hakiki meyhaneler İstanbul kültüründen azade değildir. Bilakis meyhanelerde İstanbul’un kişisel tarihi yazılır, hesaplar kapatılır, hikâyeler anlatılır, kimler kimlerle buluşur. Meyhane, İstanbul gecelerinin en kıdemli tanığıdır.
Aret’in Yeri ise son yıllarda meyhane denince akla ilk gelenlerden. Aret Silahlı, Aret’in Yeri’nde kişisel tarihinden bahsederken, okuru İstanbul’da bir gezintiye çıkarıyor. Feriköy, Sefaköy, Eminönü, Ortaköy derken, okur kendisini Beyoğlu’nda bir rakı masasında buluyor. Aret’in Yeri, İstanbul’un bir zamanlar en güzide buluşma mekânlarından biri olan geleneksel meyhanelere ait kültürün nasıl değiştiğini, hatta yok olmaya yüz tuttuğunu anlatıyor. Aret’in Yeri İstanbul kokuyor, umutlu, keyfi yerinde bir İstanbul…

 

₺89,90

Türk Boheminde Bir Cevelan 1870-1980

Pera ya da şehrin Frenk kısmı, İstanbul’da hep biraz ayrıksı olageldi. Yabancı dillerin, Batı kültürünün, entelektüelliğin, sanatın ve bohemliğin yarı mitik merkeziydi. Bir anlamda Paris’in yansımasıydı ya da Beyoğlu ahalisinin bir gözü bir kulağı hep Paris’teydi.

Çağdaş Türk edebiyatına dair çok sayıda çalışması olan Timour Muhidine, Türk Boheminde Bir Cevelan’da, edebiyatçılarla sanatçılar için daima çekim merkezi olan şehrin bu “bohem” kısmını, geniş bir tarihsel perspektiften ve Türk edebiyatının değişimini izleyerek mercek altına alıyor. Fransa ile Türkiye’nin edebiyat alanındaki ilişkilerini zengin bir malzemeyle ve belgelere dayalı olarak sunuyor. Enderunlu Fâzıl’ın Galata’daki Frenk güzellerini konu edişinden Yahya Kemal’in Paris’ten babasına attığı kartpostallara, Abidin Dino ve Nâzım Hikmet’in Paris maceralarından, Ferit Edgü gibi 50 Kuşağı yazarlarının kendi eserleri yanında Fransızcadan tercümelerine; uzun bir dönemin hikâyesini, iki şehrin geçirdiği dönüşümler, hiç bitmeyen karşılıklı gidiş gelişler, eserler ve insanlar üzerinden okuyoruz.

Alla turca bohemin Taksim’den Karaköy’e uzanan merkezi; öğrenci, sürgün ya da maceracı olarak Paris’e yolu düşenlerin İstanbul’daki buluşma noktası Beyoğlu, Muhidine’in çalışmasında, edebiyat hayatının ve Fransa ile iletişimin şifrelerini de birikimini de içinde barındıran bir alan olarak çıkıyor karşımıza.

(Tanıtım Bülteninden)

  • Kitap Adı: Türk Boheminde Bir Cevelan 1870-1980
  • Yazar: Timour Muhidine
  • Yayınevi: Kırmızı Kedi
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786254181344
₺130,90

Kandilli’deki meşhur Ostrorog yalısının ev sahibesi Kontes Ostrorog, kişiliğine ve eserlerine hayran olduğu dostu Pierre Loti’yi yalısında ağırlamak şerefine erişir (1910). Daha sonraysa, bu kez Kontes Loti’nin Rochefort’daki, Osmanlı’dan uzak Asya’ya bütün Doğu dünyasının izlerini taşıyan büyüleyici evinde misafir olur. Ayrı kaldıkları dönemlerde de düzenli olarak yazışırlar. Loti 1913’teki, devlet erkânı ve halk tarafından coşkuyla karşılandığı son İstanbul ziyaretinde de yalının misafiridir. 

Kontes, Türklerin Balkan Savaşlarıyla birlikte içine düştüğü acılı sürecin ve Loti’nin neredeyse bütün Batı dünyasını karşısına alarak Türk davasını nasıl cansiperane savunduğunun yakından şahididir. Pierre Loti Konstantiniyye’de bu dostluğun ve birlikte geçirilen zamanın hatıralarından doğar.

Türk dostu ve deniz subayı kimliğiyle bilinen Loti’nin kedi sevgisi, İstanbul’un gizi köşelerindeki mütevazı zevkleri, Kontes’le birlikte yaptıkları İstanbul gezintileri, her kesimden Türklerle kurduğu sıcak ilişkiler, dostlar arasında düzenlediği gösterişli ve eğlenceli geceler mahrem bir tanıklığın kaleminden aktarılıyor.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy :
16,5 x 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺56,25

Coffee Guide 2019. Türkiye Kahve Rehberi, Türkiye’nin kahve kavurucularını, 3.nesil kahve dükkânlarını ve kahve ile bağlantısı bulunan herkesi bir araya getiriyor. Türkiye Kahve Rehberi, kahve kültürüne yön vererek, kahve severlerin deneyimlerini zenginleştirme amacıyla hazırlanmış ilk ve tek rehberdir.

Bu rehberden, hangi kahve dükkânının Wi-Fi, vegan ve laktozsuz ürünler, online satış, alternatif kahve deneme yöntemleri veya kahve workshopları & eğitimleri bulundurduğunu öğrenebilirsiniz. Kahve dükkânlarından hangilerinin hayvan, engelli, bisikletli dostu olduğuna ve çocuklara uygun olup olmadığına dair bilgiler de mevcut. Ayrıca Turkey Coffee Guide’a bakarak fiyat karşılaştırması yapabilir, dükkânların yerlerini keşfedebilir veya nakit-kredi kartı ödemelerinin olup olmadığı gibi detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

250+ Coffee Spots. 250’den fazla Kahve noktası ile…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 300
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 11.2019
₺89,00

In this book, we embarked upon the creation of an unbiased, reliable, and sophisticated travel guide. In an age of easy access to information, context may be elusive and discernment may require effort. Consequently, we scoured Turkey for examples of exclusive destinations and experiences, richly informed by the past yet vibrantly accessible in the present.

We gained new perspectives from everyone encountered and each hotel visited. To produce such a comprehensive book replete with stunning and unconventional photographs requires considerable effort which we hope our discerning readers may appreciate.

Not just a hotel guide, this book contains reflections of extensive experiences included intentionally to expand the reader’s horizons on a variety of topics. As you turn each page, prepare to enjoy beautiful scenery and a journey encompassing past and present - from Istanbul to Izmir, Cappadocia to Mardin, and Eceabat to Konya - all held within your hands.

As you read on, consider remaining open to new experiences, as both books and travel hold the greatest potential to appreciate life from a fresh perspective... Because “to travel is to live!”


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 6.2021
₺159,90

İstanbul’da, 1942 yılında doğdum. Kuledibi İlkokulu, Beyoğlu Ortaokulu, Beyoğlu Ticaret Lisesi ve Sultanahmet İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ni bitirdim. Evliyim, bir erkek çocuk ve bir kız torun sahibiyim. İstanbul’un tarihi ve turistik yerlerini anlatan birçok kıymetli kitap bulunmaktadır. Bu kitabın farkı, tarihi bilgilere ilave olarak, yetmişaltı yıllık ömrümde İstanbul’da yaşadıklarımı, büyüklerimden dinlediklerimi, eski İstanbul insanlarının yaşantısını ve semtlerin az bilinen özelliklerini, dilimin döndüğü kadar sizlere, özellikle gençlere anlatabilmek. İstanbul’u kendi gözümden gösterebilmek. Eğer bu konuda başarılı olabilirsem, İstanbul’a olan minnet borcumun bir kısmını ödemiş olacağıma inanıyorum. Kitaptaki hikayelerin hepsi gerçektir. Dilerim, sizlerde de bende bıraktığı gibi güzel izler bırakır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 347
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺70,00

Eskişehir, “ıssız Anadolu ovalarının ortasında” büyük şehirlerin gölgesinde mütevazı varlığını sürdürüyor.
Kimi zaman Adalet Ağaoğlu’nun satırlarında kimi zaman Cemal Süreya’nın dizelerinde kendini gösterse de ne yazık ki Eskişehir hakkında yapılan kapsamlı bir çalışma bulunmuyor.

Fotoğraf, sinema ve görüntü estetiği gibi disiplinlerdeki çalışmalarıyla tanınan akademisyen Levend Kılıç tarafından hazırlanan Avare Adımlarla Eskişehir literatürdeki bu eksiği gidermeye yönelik kayda değer bir çaba, bir vefa göstergesi niteliği taşıyor.
Levend Kılıç, okuyanları bir keşif yolculuğuna çıkarıyor. Eskişehir’in Porsuk Çayı, kitapçıları, bisikletçileri, hamamları, köprüleri arasında sokak sokak dolaştırıyor. Bu keşif yolculuğuna Kılıç’ın objektifinden çıkan fotoğraflar eşlik ediyor.
Avare Adımlarla Eskişehir, bir şehir tarihi çalışmasından veya gezi rehberinden çok daha fazlasını vadediyor


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 156
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺29,90

Antarktika Keşif Günlükleri

“İşte bu benim, işte ben buradayım, seninleyim Antarktika!”
Günlüğün anlamı; kendi düşüncelerimizi, zihin akışımızı, yaşadıklarımızı ya hayallerimizi kimsenin görmesini istemediğimiz defterlere aktarmak olsa da, içten içe “biri okursa” endişesi taşıyabiliriz. Barkın Özdemir, her ne kadar en başta yazdıklarının kitaplaştırılacağını hayal bile edemese de ilerleyen sayfalarda yaşadıklarını gerçekten aktarabilmenin tutkusuna kapılarak yazıyor.

Bu bizi nereye getiriyor? Yedi kıtaya da ayak basan en genç Türk, Barkın Özdemir’in gitmeden bilemeyeceğimiz tüm detayları ve kendi iç çatışmasıyla bize aktardığı muhteşem bir Antarktika hikâyesinin ortaya çıkmasına...

Zaman zaman korksa ve bazen olumsuzluğa kapılsa da bir hayali gerçekleştirmek için insanın neleri göze alabileceğinin bir kanıtı o. Ertelediğiniz hayalleri, kendinize koyduğunuz engelleri bir kez daha düşünmenize sebep olacak kıpır kıpır, yerinde durmayan; anlatmak, aktarmak ve paylaşmak isteyen Barkın’ı ve onun gözünden aktarmak ve paylaşmak isteyen Barkın’ı ve onun gözünden Antarktika’yı tanımalısınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 196
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺55,88

Tarihî yapılarını ve kültürel varlıklarını korumasındaki başarıları nedeniyle “Korumanın Başkenti“, “Kendini Koruyan Kent“, “Açık Hava Müzesi“ gibi ünvanlarla anılan Safranbolu, UNESCO “Dünya Miras Listesi“nde yer almaktadır.

Türkiye’de ve dünyada tarihî kentlere bakıldığında, sahip oldukları farklı tarihî ve kültürel zenginlikleri korumak maksadıyla çevre sorunlarına karşı çözüm arayışı içerisinde oldukları görülmektedir.

Benzer sorunlarla karşı karşıya olan dünya miras kenti Safranbolu’nun, tarihî kent kimliğini sürdürebilmesi için yerel yönetimlerin, meslek sahiplerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve toplumun her kesimindeki insanların görüşlerinin alınmasına ve birlikte koordineli olarak çalışılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu kitap; Safranbolu’nun önemini geniş kitlelere yaymak, “yaşayarak korumanın“ önemli örneklerinden biri olan Safranbolu ve diğer tarihî kentlerin daha iyi korunmalarına katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 15.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺52,20

“Daha renkli, daha lezzetli, daha İstanbul” dediler, “Yerim Seni İstanbul” kitap serisini yenilediler!

‘Bu toprakların en lezzetli hareketi’ Sonradan Gurmeler, “Daha renkli, daha lezzetli, daha fazla İstanbul” sloganıyla Yerim Seni İstanbul kitabının yeni versiyonunu yayınladı! Güncellenmiş ve genişletilmiş yeni baskıda kendi rekorlarını da geçerek İstanbul’un 258 lezzet noktasını kaleme aldılar.

Mühendis, doktor, iletişimci, danışman, eczacı, bankacı vb. birçok meslek grubundan yemeyi ve keşfetmeyi seven insanların 2008 yılında başlattığı ve kendilerini Türkiye’nin en lezzetli hareketi olarak adlandıran, Sonradan Gurmeler ekibi, Temmuz 2016'da takipçileriyle buluşturdukları ve çok sevilen kitapları ‘Yerim Seni İstanbul‘un güncellenmiş ve genişletilmiş yeni baskısıyla yeniden karşımızda!

Bir önceki baskıya göre birçok mekanın elendiği, yerlerine keşfedilmeyi bekleyen yeni mekanların eklendiği kitapta Sonradan Gurmeler, kendi rekorlarını da geçerek 258 mekanı bir araya getirdiler ve İstanbul’un en geniş lezzet rehberi: Yerim Seni İstanbul’u hazırladılar.

Şehri karış karış, semt semt gezerek 258 mekanı meraklısı için inceleyen Sonradan Gurmeler, İstanbul’un gastronomi mirasını keşfetmek isteyen herkesi hedefliyor. “Büyülü şehrin en mütevazı ve en lezzetli duraklarını derledik! Haydi durmayın, çıkın sokaklara, daha renkli, daha lezzetli, daha fazla İstanbul sizi bekliyor!” sloganıyla hazırlanan yeni kitap, mekanların hikayeleri, özel lezzetleri, adres ve telefon bilgileri ile sizleri lezzetli bir yolculuğa davet ediyor. Yolculuğunuz esnasında Mısır Çarşısı’nda Pandeli’nin enfes patlıcanlı böreğini tadarken, Sirkeci’nin meşhur lokantalar sokağı Hocapaşa’daki Kasap Osman’da İstanbul’un efsane dönerlerinden birini yiyebilir, Kadıköy Baylan’da nefis Kup Griye’nin güzelliğine kapılırken, Kandilli “Suna’nın Yerinde” çıtır levreğinizi yiyip, büyülü şehrin Boğaz’ına dalabilirsiniz.

Yerim Seni İstanbul’un 10 senelik bir emek ve özverinin eseri olduğunu belirten Sonradan Gurmeler Kurucu Üyesi ve Marka Mühendisi Ömürden Sezgin, “ İstanbul 5 duyuya da güçlü bir şekilde hitap eden dünyanın bir marka kenti. Biz bu 5 duyudan “tatmaya” odaklandık ve bu projede, bu şehrin arka sokak lezzetlerini, özel mekanlarını tek tek gezdik, esnafımızla sohbet ettik, hikayelerini dinledik ve bu renkli kitapta bir araya getirdik. Bize kapılarını açan esnafımıza, tavsiye yazıları ve sürekli destekleri ile sektörün duayen isimlerine çok teşekkür ediyoruz“ dedi. Sezgin, “ Bundan sonraki hayalimiz bu kitabı İngilizceye çevirip İstanbul’un marka lezzetlerini dünyayla buluşturmak. Sonrasında da amacımız ; “Yerim Seni Anadolu“ kitabıyla tüm Türkiye’nin lezzetlerini bir kitapta derlemek” diye konuştu.

Ömürden Sezgin, Aslı G. Şat Sezgin, Ece Er, Varlık Sezgin, Gökçe Ersoy ve Bilal Özerol’un kaleme aldığı kitap kent kaşifleri için muhteşem bir kaynak. İndigo yayınevinden çıkan Yerim Seni İstanbul seçkin kitapçılarda ve online satış sitelerinde okuyucularını bekliyor. Tükenmeden alın, soğumadan yiyin!

Mehmet Yaşin - Gezgin Yazar

İstanbul, keşfet keşfet bitmeyen derya. Ben bunca yıldır sokak sokak dolaşırım ama bir türlü keşfetmeyi bitiremem. Şimdi sıra gençlerde, onlar bayrağı devraldı. Ömürden Sezgin, Varlık Sezgin, Aslı Göksu Şat Sezgin, Fatma Ece Er, Gökçe Ersoy, Bilal Özerol “Yerim Seni İstanbul” adlı değerli çalışmalarında benim bile bilmediğim yerleri keşfettiler, tanıttılar. İstanbul’da lezzet turuna çıkarken bu kitabı mutlaka koltuğunuzun altına alın. Böylelikle doğru adreslerde lezzetli yemekler yiyin. Bu kıymetli çalışma için gençlerin ellerine sağlık. Sevgilerimle

Buket Uzuner - Gezgin Yazar

Çok sevdiğimiz, sempatik ve sevimli bulduğumuz her şeye yüzümüzde sevecen bir gülümsemeyle sık sık "Yerim seni!" deriz. Yabancı bir arkadaşım merak etti ve bu Türkçe deyimin anlamını sordu. Aldığı yanıt karşısında ağzı açık kaldı ama eğer bizi yamyamlıkla suçlasaydı ona kim kızabilirdi? Bizim kültürümüzü tanımayanlar için biraz sert bir sevgi biçimi olmalı. Oysa "Yerim seni!" Türk dili ve kültürünün yemekle ilişkisi hakkında müthiş bir referans. "Yerim Seni İstanbul" dünyanın üç ana mutfağından biri olan Türkiye tat sanatını bağrında toplamış “şehirler ecesi” İstanbul'un en taze ve lezzetli rehberi. Gerçekten yiyebilirsiniz!

Refika Birgül - Yemek Kitabı ve Gazete Yazarı, TV Programcısı

Ben yemek yapmayı kendimi ve sevdiklerimi doyurmaktan bir adım öteye geçirmeye çalışırken, daha büyük hayallerle memleket değerlerine sahip çıkmaya dönüştürürken yemek ile ilgili yazan çizen çok belirli bir kesim vardı. Oysa yemek yapmak, yemek, lezzetleri keşfetmek, değerlere sahip çıkmak milli bir mücadele ve geniş kitleler gerektiriyordu. İlk Sonradan Gurmeler ile tanışmam benim kitabımın çıktığı ve atölyeyi kurduğum döneme denk geliyor. “İlk” Sonradan Gurmeler 6 kişilik eğlenceli bir ekipti. Sonrasında kartopu gibi büyüdüler. Onları örnek alan pek çok benzer grup da kuruldu. Onlar yiyip deneyecekler, önerecekler ve yerecekler ki biz ve bizim gibiler daha iyisini, daha özelini, özenlisini geliştirelim. Ayrıca yurtdışından ithal tarifler değil, bu topraklarda bu işleri kimisi bir kaç kuşaktır kimisi de yeni doğurduğu bebek özeni ile yapanlar, hak ettikleri ilgiyi görsünler. Böylelikle milli yemek ve değerlerimize sahip çıkma hareketi başladı. Bugün bir kitap oldu. Sosyal medyada paylaşılanların “söz uçar, yazı kalır” oluşundan dolayı, yemek kültür tarihimizde bu önemli değişim sürecinde neler yaşandığını kanıtlayacak bu kitap. Tüm önceden, sonradan ve sonradan sonradan gurmelerin tadına bakması gereken bir kitap...

Nilay Örnek - Gazeteci, TV Programcısı

Instagram’ın bu kadar popüler olmadığı, herkesin yemek hakkında bilgelik taslamadığı, haber kanallarının bile yemek programlarıyla dolmadığı, “gurme tur” adıyla onlarca farklı etkinliğin yapılmadığı zamanlardı... Ve onlar büyük iddialarda bulunmadan, üst perde yapmadan başladılar bu işe; tam da bu duruma uygun bir isimle: “Sonradan Gurmeler”. İstanbul’un zengin yemek kültürünü ve birbirinden lezzetli yöresel tatlarını keşfetmek için yola çıkıp alanlarını genişlettiler. Başka sektörlerden gelmelerini avantaja dönüştürdüler, profesyonel yaşamdaki farklı tecrübelerini turlarına yansıttılar. Tesadüf, o “cici” pembe-mavi Armada otobüsüyle nam-ı diğer Gurmebüs ile yaptıkları ilk turda vardım. Çok küçük bir bütçe ile pek çok farklı lezzeti tattırıyor, güzel memleket insanlarıyla tanıştırıyorlardı bizleri... Sempatik bir tavırla, yüksek enerji ve neşeyle... Önce o turu yazdım, ardından da yayın yönetmeni olarak görev yaptığım hafta sonu eklerinde “Yazabilir miyiz?” dediklerinde, “Niye olmasın?” diye düşündüm... Haftalarca işlerini müthiş bir titizlikle, heyecanla yaptılar... Sıkı çalıştılar. Daha lezzetli bir hayat için onları okuyun, takip edin, iletişim kurun. Pişman olmayacaksınız! Şimdiden afiyet olsun...

Özay Şendir - Gazeteci, Genel Yayın Yönetmeni

Sonradan Gurme olabilirler ama yaşamayı doğuştan bilen, mış gibi yapmayan insanlar ortaya çıkardı bu grubu ve elinizdeki kitabı. İlk televizyon programlarında benim konuğum olmuşlardı. O zaman güzel ve herkesin hayal ettiği şeyler yapan gençlerdi, bugün hayallerin peşinden koşan ve onları gerçekleştiren insanlar olarak çıkıyorlar karşımıza. Hemen hemen tüm imparatorluklara başkent olmuş İstanbul'u, tatlarını ne kadar az bildiğimizi öğretecek bu kitap bize. Alışveriş merkezlerinin "Food-court" kısmında karnımızı doyurmaya alışsak da keşfedilecek tatları, adresleri öğreneceğiz bu kitapla...

Güven Borça - Marka Danışmanı

Ülkemizde dışarıda yeme-içme sektörü hızla büyüyor. Mekanlar, yemekler konusunda yazanlar, program yapanlar da aynı hızla artıyor. Hepsini keyifle izliyorum. Ancak kendi adıma, hızla popülerleşen mekanlar yerine sokak aralarında lezzet keşifleri yapmayı tercih ediyorum. Bu yüzden, Sonradan Gurmeler ekibini yıllardır heyecanla izlerim. İşe sadece damak tadı değil de toplam deneyim açısından bakmaları da bir pazarlamacı olarak hoşuma gider. Eğer siz de böyle düşünüyorsanız, bu kitap tam isabet.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 9.2019
₺26,17

Çok kişiye gezmeyi, daha çok gezmeyi tavsiye etmişimdir. Önce yaşadığın kenti, doğup büyüdüğün coğrafyayı, ülkeyi, ardından bize emanet edilen ancak ihanet edip yok etmeye başladığımız bu muhteşem gezegeni gezmek... Tabii ki bizlerden önce bırakılan izleri sürerek, okuyarak, araştırarak gezmek. Hatta bir iz bırakacak kadar derinlemesine gezmek. Doğasından, insan yüzlerine nakşolmuş kültürleri tanıyarak, belgeleyerek gezmek. Bu görkemli yaşamı bir misyon gibi gören insanların sayısı az. Bunlardan biri de Seymen Bozaslan. Bu kitabıyla gezginlerin dünyasına en güzel izlerden birini bıraktı. Ölmeden önce mutlaka görmeniz gereken yerlere yeni duraklar ekleyen Seymen Bozaslan’a “Ellerine sağlık,” demek düşüyor bana.
Coşkun Aral
Savaş Fotoğrafçısı, Gazeteci, Gezgin, Belgesel Yapımcısı

Seymen Bozaslan’ın fotoğraflarındaki rüzgâra kanat açarak hayal dünyasında harika bir gezinti yaptıktan sonra, iniş takımı olan kalemle kâğıttan bir piste ulaşmak, içimde yazmak duygusunun uyanması ne güzel!... İlham veren fotoğraflar bunlar, sözcükler çağıran...
Sunay Akın
Şair, Yazar, Araştırmacı

Seymen Bozaslan çok iyi bir gezgin. Türkiye’nin güzelliklerini o kadar farklı açılardan yansıtıyor ki “Burayı şimdiye kadar neden görmedim?” sorusunu sayısız kişiye sordurduğuna eminim. Birbirine benzeyen, hatta taklit içeriklerin deryaya dönüştüğü sosyal medya ortamında, özgün olma çabası ve yeninin peşine düşme heyecanı takdiri hak ediyor. Seksen bir ile ayak basarak hazırladığı bu kitabın, onun için önemli bir adım, okurlar için önemli bir kaynak olduğuna inanıyorum. Ülkemizin hazineleri arasında rengârenk bir yolculuk sunan bu güzel çalışmadaki her sayfanın, yeni keşiflere kapı açması dileğiyle...
Saffet Emre Tonguç
Tarihçi, Yazar, Profesyonel Rehber


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 21 / 25.5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 7.2021
₺304,20

Trieste’deki San Marco Kafesi’nin masasından İtalya’nın kuzeydoğusuna, oradan da insanlık hallerine açılan bir pencere Mikrokozmoslar.

Claudio Magris, başyapıtı Tuna Boyunca’dan sonra, evrensel tarihin uğultusu altında boğulan kişisel tarihyazımı denemelerine devam ediyor: Coğrafya, anılar, bellek, ara olaylar, deniz kabukları, rüzgârlar, lagünler, tuhaf hikâyelerin yaşandığı ormanlar ve sözcükler yardımıyla kristalleşen bilinç.

“Yolculuk yapmak da hikâye anlatmak veya yaşamak gibi, bir şeyleri ihmal etmek demektir. Tesadüf eseri bir kıyıya ulaşılırken, bu arada başka bir kıyının yanından geçip gidilir.”

“Mikrokozmoslar, kamusal ile özel olanın, iç ses ile dışarıdaki seslerin, kafe ile çalışma masasının, ev ile dünyanın büyülü ve zekice karışımıyla, son derece eşsiz ve güzel bir çalışma.” - John Banville


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺42,35

Birkaç imparatorluğa başkentlik yapmış, kendine has bir yaşam biçimi olan ve sakinlerine bunu hissettirmeden dayatan, mimarisi, kültürü, tarihsel geçmişi, coğrafi özellikleri, kozmopolitliği, güzelliği ve tüm sorunlarıyla biricik bir şehir İstanbul. Son çeyrek asırda çoğunlukla trafik, su, hava kirliliği, göç, kalabalık, düzensiz yapılaşma gibi sorunlarla birlikte adını andığımız bu şehri her anlamıyla daha yakından tanımalıyız ki sorunlarına çözüm bulunabilsin.

75 yıllık yaşamında ve yaklaşık 50 yıllık meslek hayatında kimi tartışmaların “özne”lerinden, yer aldığı kurul, görev aldığı kurum ve imza attığı işlerle İstanbul’da irili ufaklı izi olan M. Sinan Genim kitabında doğup büyüdüğü kente mimar gözüyle bakıyor. İstanbul Yazıları – Kent ve Mimari Üzerine Düşünceler kitabında Genim, geçmişinden bugüne, tarihinden kültürüne, gizli kalmış köşelerinden herkesi etkisi altına alan ve çözümsüz gibi görünen sorunlarına kadar geniş bir yelpazede İstanbul’u masaya yatırıyor. Herkesi “İstanbullu olmaya” davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 16,5 / 22
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺0,00
₺112,50

“Tek bir arzusu var, son derece meşru ve insani, o da başkalarının gözünün değdiğine bakmak, başkalarının adımlarından kalan izlere basmak.”

José Saramago, 1979 güzünde tek başına, tam altı ay sürecek uzun bir yolculuğa çıkar. Sadece karşılaşmakla yetinen turistin aksine keşfetmeyi amaçlayan bir “gezgin” profiliyle, diktatörlük rejiminin izlerini üzerinden atmaya çalışan çok sevdiği ülkesini karış karış gezer. Sonradan bir kitaba dönüşecek bu notlarında ise yaşadıklarını yine kendine has üslubuyla hikâyeleştirirken, aynı zamanda sanattan mimariye derin bilgi ve görgü birikimiyle Portekiz kültürüne, tarihine ve halkına dair oylumlu bir belge ortaya koyar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 592
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺127,50

Kimler gelip geçmedi ki Pera’dan...
Yüzlerce yıllık tarihinin kalın perdesi ardında ne hikâyeler, ne anılar ve ne büyük sırlar gizli aslında.

• Aya Triada Kilisesi’nin mimarı Vasilaki İoannidis, azınlık ibadethanelerinde kubbe yasağının kalkmasından sonra neden en görkemli kiliseyi Pera’ya inşa etti?
• Melek Sineması’nın yer göstericisiyken Türkiye’nin ilk güzeli seçilen Araksi Çetinyan, sinema artisti olmak için Amerika’ya gönderilecekken başına ne geldi?
• Büyük Beyoğlu yangınında yok olan İmparatorluk Operası’nın sahne perdeleri İstanbul’un neresinde ortaya çıktı?
• Tokatlıyan Oteli’nin eski uşağı, yeni sahibi Medovitch’in Nazi hayranlığının bedeli ne oldu da oteli satışa, kendini de ölüme götürdü?
• Naum Tiyatrosu’nun kurucusu ve yazar Said Naum Duhani, neden 37 yıl boyunca kendini çatı katındaki bir daireye hapsetti?
• Nâzım Hikmet’e “Havsalam almıyordu bu hazin hali önce” mısraını yazdıran, “Ben ve Ötesi” şiirinde Necip Fazıl Kısakürek’e ilham olan Ağa Camii’nin avlusuna neden apartman yapılmak istendi?
•13. yüzyılda yoksulluk yemini etmiş keşişlerin kiliseleri yeni tramvay yolu için yıkılıp yeni kilisenin ilk taşı bile kutsandı ama neden Vatikan’dan yıllarca para gelmedi?

Ve daha neler neler...
Tarihle, gizemlerle ve bilgiyle dolu bir Pera gezisine hazır mısınız?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺29,40

Bu kitaptaki bütün metinler kapsamlı araştırmalara dayanıyor, her ayrıntı gerçek olgulardan kaynaklanıyor. Hiçbir şey uydurmuş değilim. Fakat bu kaynakları keşfeden benim, onları eski ve nadir kitaplarda ben arayıp buldum, metinleri işledim ve denizciler keşfettikleri adaları nasıl sahipleniyorlarsa ben de o metinleri kendimce dönüştürdüm ve özümsedim.

Amacım gerçek yerlemlerinin ötesinde adalar konusundaki bilgiyi genişletmek değil. Dolayısıyla bunun bir bilimsel yaklaşım değil, sadece yazınsal bir girişim olduğu açıktır. Bu atlas, demek ki, her şeyden önce ozansı bir projedir. Eğer yerkürenin yüzeyinde gerçekten gezinmek mümkün değilse, yapılacak tek şey evde oturarak dünyayı keşfe çıkmaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 18,4 / 25,9
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺187,50

Pakistan. Türkiye’nin uzaktaki kardeşi.

Bu ifade sadece laftan ibaret değil!

Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu'nu desteklemişlerdi. Balkan Savaşları’nda ve bilhassa Milli Mücadelede, Muhammed İkbal önderliğinde ordumuza para yardımı yapmışlardı. Bu para hem Büyük Taarruz’da hem de Sakarya ve çevresinin yeniden kalkınmasında kullanılmış, kalan miktar ise İş Bankası’nın kuruluş sermayesi olmuştu. Abdurrahman Peşaveri, Milli Mücadeleye şahsen katılıp birçok "diplomatik" temasta görev almıştı. Aynı zamanda henüz kurulan Anadolu Ajansı’nın ilk muhabiriydi. Üstelik bunlar olduğunda Pakistan kurulmamıştı bile!

1947’de Pakistan’ın bağımsızlığını ilan etmesinden sonra diplomatik ilişkinin kurulduğu ülkeler arasında ilk sıra Türkiye Cumhuriyeti’ne verilmişti…

Uzun yıllar Pakistan’da görev yapan Atilla D. Yerlikaya, Cive Pakistan kitabında Türkiye’nin uzaktaki kardeşi Pakistan’ın dününü ve bugününü 7 insan, 7 tarih ve 7 mekân üzerinden anlatıyor. Gitmesek de görmesek de Türkiye’yle birçok açıdan aynı kaderi yaşayan, aynı hayali kuran “kadim dost” Pakistan’ın hikâyesini yazıyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺37,50

"İstanbul'da yaşayıp'da bir türlü İstanbullu olamayanları, bir türlü yaşayamayanları hiç anlayamadım," diyen Haluk Dursun İstanbul'da Yaşama Sanatı ile İstanbul'u yaşamak isteyenlere rehber bir kitap sunuyor.

İstanbulluların, İstanbul’u sevmesi için tanıması, geçmişteki önemini ve tarihî güzelliklerini bilmesi gerekir. Yeni İstanbullu, eski hemşehrilerinin nasıl yaşadığını, hangi güzellik ortamı içinde bulunduğunu görüp tadamamış olsa bile, en azından duyabilmeli, öğrenebilmeli ve imrenebilmelidir. Günümüzde, maalesef artık kalmayan ortak İstanbul kültürü, ancak ortak İstanbul tarih bilinciyle oluşturulabilir.

Bu çalışma Batılıların tabiriyle “bir şehirde yaşama sanatı”, bizim eski tabirimizle, şehrin hususiyetini anlatan bir “şehrengiz” özelliğindedir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 325
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺65,57

Gelmiş geçmiş en büyük iki imparatorluğa başkentlik yapmış kadim şehir İstanbul’un kıymetini çok iyi bilen ve onun zengin tarihinin her dönemini âdeta ruhunda hissederek araştıran Haldun Hürel, bu kitabında bizleri eski İstanbul’a doğru unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor:

· 900’lü yılların geleneklerine göre imparatorların bazı kutsal günlerde “12 yoksul kişi”nin ayaklarını yıkamalarına…
· Osmanlı İmparatorluğu döneminde sarayın kuytu koridorlarında fısıltıların arasında dolaşmaya...
· Öldürülmekten son derece korkan sultanların aşırıya kaçan önlemlerini öğrenmeye...
· Mezarlığa bakan sıra sıra evlerin bulunduğu daracık sokaklarda yaşayan ölümle barışık mütevazı insanların hayatlarına tanık olmaya...
· Fetih zamanında sur kapısındaki heyecanı hissederek, günümüzde surları çöplük gibi kullanan zihniyetin farkında olmaya...

Hülasa İstanbul’un şimdiki halini görenler eskisini de görmeye hazır mı?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 243
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺95,45

Yeni kültürleri tanıyabilmek, tarihe tanıklık edebilmek, yeni insanlarla tanışıp farklı yaşamlara dokunabilmek, anılar biriktirebilmek büyük bir şans. Dünyayı bir yabancının gözüyle görebilmek de bir meziyet. Gezdikçe daha yaratıcı olursunuz, idealleriniz, kendinize güveniniz ve de hayatla baş edebilme gücünüz artar. Dünyanın ortak ve farklı yönlerini keşfedip gördüğünüz olağanüstü doğa karşısında sadece insanları değil tüm canlıları sevmeyi ve saygı duymayı öğrenirsiniz. Müzeleri, camileri, tapınakları, kiliseleri, sarayları ziyaret ederken, sapsarı sonsuz çöllerde kendinizi kaybederken, doğanın kalbinde insanoğluna sunulan engin güzellikleri seyrederken, yöresel kıyafetlere dokunurken, birbirinden değerli sanatçıların ezgileriyle kulaklarınız bayram ederken, lezzetli yemeklerin tadına bakarken bambaşka bir insan oluverirsiniz.

Başka hayatlara dokunurken, başkalarının hayat hikayelerini ve hayallerini öğrenip size açtıkları kapıları aralarken insanları daha iyi anlamaya başlarsınız. Aslında dünyada ne kadar küçük bir yerde durduğunuzun farkına varırsınız. Hayata hep aynı pencereden bakmak yerine farklı pencerelerden bakmak, hayatın tam ortasında oluvermek sizi önyargısız ve açık fikirli yaparak hayatınıza anlam katar. Merak edip keşfetmek tutkusu sizi sardıktan sonra da uzak, imkansız, zor demeden yollara dökülüverirsiniz. Ufkunuz genişledikçe, cesaretiniz arttıkça yollar sizin dostunuz olur. Güzel bir rüya görmek istiyorsanız dünyayı keşfe çıkın ve güneşi her şehirde farklı batırın.

Herkesin kendi yolunu bulması dileğiyle...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺191,25

Benian Abla, 60 ülkeye seyahat etmiş bir gezgin. Yeni ülkeler keşfetmeyi seviyor. Bu sefer yolu heybetli değirmenlerin, rengarenk lalelerin, lezzetli peynirlerin, dünyaca ünlü ressamların ülkesi Hollanda’ya düştü.

Tek başına gitmek yerine siz değerli çocukların yanında olmasını istedi. Hep birlikte uçağa binip Hollanda’ya gidiyoruz. Seyahat etmenin büyüsünde daha önce hiç görmediğimiz güzellikleri görecek, farklı bir kültürün ışığında yepyeni şeyler öğreneceğiz. Acele edin uçak kalkıyor! Yolculuk başlıyor!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 75
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺52,50

Hamileyken; oğlumu sırtıma yerleştirip Eyfel Kulesi’ne çıkmayı, onunla Karadeniz kıyısı boyunca arabayla dolaşmayı, Afrika’da safari yapmayı, guletle Akdeniz sularında gezmeyi hayal ediyordum. Elbette bunları küçük bir çocukla gerçekleştirmek kolay değildi; ama seyahat etmemek bir seçenek olamazdı. Ailedeki her bireyin keyif alacağı geziler planlamam ve seyahat etmeyi bilen bir çocuk yetiştirmem gerekiyordu.

‘Kırkı çıkmadan kapıdan dışarı adım atmayan annelerin devri bitti! Hem bebeğimle gezerim, hem de öğrendiklerimi ve deneyimlerimi paylaşarak başkalarına da cesaret veririm belki’ dedim: 2011’de ilk Türkçe bebekle gezi blogu olan www.gezginanne.com’u hazırladım. Bebek, çocuk, derken ikinci hamilelik, biri bebek iki çocuklu seyahatlerde öğrendiklerim az değildi, bir kitabı doldurdu.

Bebekle seyahat etmek başta korkutucu gelebilir, özellikle de ilk bebekle. Biliyorum aklınızda deli sorular var. Benim de vardı. İster bir haftasonu kaçamağı isterse denizaşırı seyahat olsun, planladığınız gezi için tüm yanıtları bu kitapta bulacaksınız:

Hamileyken güvenlik kontrol dedektöründen geçmek güvenli mi?

Bebek, aşıları tamamlanmadan yolculuk yapabilir mi?

Bebeğin hangi yaşında nereye gidelim?

Çocuğum yerinde durmaz, uçakta/trende/arabada nasıl oyalarım?

Ya hastalanırsa?

Ya araç tutarsa?

Çantama neler koyacağım?

Nerede, nasıl uyuyacak?

Ne yiyecek?

Tuvalet eğitimi ne olacak?

Nasıl pasaport çıkaracağım?..

Çünkü bu kitap o yollardan bir değil, iki kez geçen biri tarafından yazıldı. Kolay olacak demiyorum ama ailelerin tatile ihtiyacı var, bebeklerin, çocukların da temiz havaya… Evden ayrılmak, bitmeyen işleri geride bırakmak ve her yeniliği çocukların gözlerinde keşfetmek herkese iyi gelecek.

Çocuklarınızla birlikte nice mutlu ve unutulmaz geziler dilerim…

- Deniz - Gezgin Anne


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 275
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺146,25

Sevgili Hıdır Dulkadir tam bir Dersim sevdalısı. Kendisi çok uzaklarda yaşamasına rağmen, yüreği Dersim’de atmaktadır. Kendisini Dersim’ de yaşanmışlıklara adamıştır. Dersim’e, köyüne tatile gittiğinde boş durmaz, elinde kalemi, kamerası, ses alma cihazı ile Dersim’i resmetmeye çalışır. Hıdır Dulkadir ayrıca; o coğrafyada yaşanılan acıları bulup ortaya çıkartma ve tarihe maletme misyonunu omuzlamıştır. Dersim’in tüm güzellikleri yolunu aydınlatsın.
Necmettin Yalçınkaya
Yazar – Redaktör

‘’Hıdır Dulkadir: Güvencesiz cesaret. Sahipsizliğin yalnızlığını çeken hırpalanmış, talan edilmiş kimlik. Yol kavşağında her sokağı sevdaya bağlayan, kalemine yaslanmış bir yürek.‘’


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺0,00
₺45,10

Bugüne kadar gezmiş olduğum 78 ülkenin 59’una, bu kitapta az veya çok, bir şekilde yer verdim. Bahse konu olan 59 ülkenin toplam 154 şehir ve adası ile önemli yerleşim merkezleri bu kapsamda kitapta kendine yer buldu.

Turistik gezi yapan insanların yüzde 80’inin gezi biçimi aynıdır. Bunlar; gezdikleri bölgede, çok bilinen bir yeri görmeyi (tarihi eser, modern bir yapı, doğal bir oluşum v.b.) ve orada bir fotoğrafının olmasını arzular. Buna yeni keşfedilen veya yapılan bir eser de dâhil olabilir. Tabi yöresel yemekleri tatmak, yerel oyunları seyretmek ve müzikleri dinlemek de mümkün olduğunda yapmak istedikleri arasında olur. Elinizdeki bu kitap, bahse konu olan yüzde 80’lik gezgin grubuna hitap ediyor.

Kitapta yer alan ülkelerin; gezilecek yerlerinin, çok bilinen noktaları ile orada yapılabilecekler, olabildiğince kısa ve özet bir şekilde anlatılıyor. Maksat çok sayıda yeri bir kitaba sığdırmak ve bu şekilde gezgin ruha sahip kişilere bir yönerge vermeye çalışmak. Bu arada mümkün olduğunca fazla sayıda fotoğrafa yer vermeye çabaladım.

Önemli olan gittiğim yerleri, okuyucunun kafasında canlandırabilmekti.

Bazı gezi anıları ile anlatımları destekleyip, renklendirmeye çalıştım.

Bundan da amaç; okuyucunun kafasında, o yerle ilgili bir fikir oluşturmaktı.

Umarım elinizdeki “Ağınlı Bir Seyyah”, sizlere hem keyifli bir okuma zamanı geçirtir,
hem de ileri ki gezileriniz için bir rehber olma niteliği taşır.

Bol gezmeli bir yaşam dileğiyle.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 14 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺0,00
₺102,50

Uzaktan bakıldığında Prokonnesos’un güney yakasının doruk noktasını oluşturan, iri bir ayıya benzetilen Papoz taşına kıyak bir manevrayla konuverdi Aristeas! Kimine göre de Papaz taşıydı bu! Neyse, kanatlarını şöyle bir silkeleyip kapattıktan sonra başını sağa sola çevirip gakladı! Tüyleri pırıl pırıldı, simsiyah. O ne dikkatli gözlerdi! Nasıl da dönüyordu fıldır fıldır. “Tanrılar ya çıldırmıştı ya da sarhoştu,” diye düşündü, “bu adayı yaratırlarken.”

Bu kitapta, gezgin, bilge ve şair karga Aristeas, ağaçların ve tarihin dalları arasında dolaşarak eski adıyla Prokonnesos’un, şimdiki adıyla Marmara Adası’nın dününü ve bugününü özgün ve eğlenceli bir dille bizlere anlatıyor. Kitabı okuyanlar sadece bu eşsiz adanın değil, binlerce yıl boyunca en hareketli olayların yaşandığı geniş bir coğrafyanın da tarihine tanıklık ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 142
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺32,25

Yürümek iyileştirir

Günlük rutinler, sorumluluklar, alışkanlıklar ve mazeretler sarmalından çıkmayı göze alıp, gemisinin rotasını bilmediği sulara çevirmekten korkmayan yalnız bir kadının ilham verici yol hikayesi.

Müslüman bir ülkenin topraklarından, Hristiyan kutsal topraklarına doğru adım adım bir yolculuk. Üstelik sırt çantasında Yahudi bir yazara ait kitapla! “Evrensel Din” bu olmalı işte.

Yol öğretmendir; eğer kulak verir ve işaretleri doğru yorumlarsanız her bir adımda öğrenmeniz, dönüşmeniz işten bile değil. Çünkü bir kez yürümeye başladığınızda, önemli olanın varacağınız nokta değil, yolun kendisi olduğunu anlıyorsunuz.

Life is a Camino!

Hayat bir Yürüyüş!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺57,75

İçindekiler

Özgeçmiş
Ön Söz
Sözlük Hakkında
Taranan Eserler ve Kısaltmaları
Diğer Kısaltmalar
Transkripsiyon İşaretleri
Sözlük
Kaynakça


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 300
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺0,00
₺56,70

Van, “Dünyada Van, ahirette iman” veya “Bu dünyada Van, öbür dünyada cennet” gibi özlü sözlerle methedilmiş bir diyar. Kadim bir medeniyet merkezi, bir geçit yeri, çok şeyler görmüş geçirmiş,
kimlerin kimlerin yurt tuttuğu veya ağırlandığı bir belde. Bu derleme, Van’ı mümkün olduğunca çok cephesiyle tanımaya dönük bir çalışma. Tarih ve coğrafya… Gelmiş geçmiş ve kimisi kaybolmaya
yüz tutan “kavimler”, hafızada Ermeniler… Etnik gruplaşmalar ve milliyetçilikler… Aşiretlerin karmaşık toplumsal gerçekliği…

Dinsel hayat, Kürt medreseleri… İmparatorluğun çöküş dönemi ve Cumhuriyet tarihi boyunca gelişmeler… Devletin ve “büyük politikanın” etkileri… Bu etkiler altında yaşanan değişim ve dönüşümler…

Kadınların toplumsal varoluş mücadelesi… Zorunlu göç ve mülteciler…

Dengbêjlerden yerel basına, sinema kültürüne, edebiyata, kültürel hayat… Mutfak kültürü, “Van kahvaltısı”… Vanspor’un hazin hikâyesi…

Ercan Çağlayan’ın derlediği ve yazdığı kitapta Reşat Açıkgöz, Nevzat Ağçakaya, Ebru Akköprü, A. Semet Aydeniz, Suavi Aydın, Yakup Aykaç, Zikrullah Aykaç, Mehmet Baki Bilik, Şeyhmus Bingül, Aylin Çiçekli, Deniz Çifçi, Ferhat Çiftçi, Gözde Burcu Ege, Sinan Hakan, Mehmet Fatih Işık, Abdulaziz Kardaş, Ali Rıza Kılıç, Halil Kırbaç, Erdal Orman, Selda Öztürk, Suvat Parin, Engin Sarı, Mehmet Zeydin Yıldız ve Zehra Yılmaz’ın katkıları yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 472
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺132,84
1 2 3 ... 17 >

Gezi Kitapları

cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı