Boğaziçi’nde Yanan Meşale
Robert Kolej’den Günümüze
Boğaziçi Üniversitesi’nde Verilen Mücadele



Elinizdeki kitap, 1863 yılında Robert Kolej’in kurulmasıyla başlayan köklü bir geçmişe sahip Boğaziçi Üniversitesi’nin üzerine inşa edildiği değerleri, akademik birikimini ve kuşaklardır bu değerlerin ve birikimin korunup geliştirilmesi için verilen mücadeleyi belgelemek amacıyla hazırlandı.

Robert Kolej Yüksek Okulu’nun 1971 yılında Boğaziçi Üniversitesi’ne dönüşmesi sürecinde yaşananları, ilk kez bu kitapta tüm ayrıntılarıyla okuyacaksınız.

Boğaziçi’nde Yanan Meşale, yıllardır Türkiye’nin kültür, bilim ve teknoloji sahalarındaki ilerleyişine hizmet eden Boğaziçi Üniversitesi’nin, onu bugünlere taşıyanların ve bugün Boğaziçi Üniversitesi için verdikleri mücadeleyle Türkiye’nin yarınlarına sahip çıkanların onurlu hikâyesidir.

“Son olarak bugün davaya büyük heyecanla sahip çıkmış öğrenciler konusunda bazı açıklamalarda bulunmak istiyoruz. Bu öğrenciler her zaman takdirle anılması gereken örnek bir davranış göstermektedirler. Zira kendileri için değil, kendilerinden sonra gelecekler için savaşmaktadırlar. Boykotları, yürüyüşleri, kolay sınıf geçmek gibi isteklerle değil, Türk eğitim sistemine bir kuruluşun kazandırılması, yüksekokulun muhafazası amacıyla düzenlenmektedir.”

Abdi İpekçi, 24 Kasım 1970

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :256
En / Boy : 14,5 x 21

Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺35,80

Bu kitap iki değerli yazarımızın yıllarca süren çalışmaları sonunda ortaya çıktı. Prof. Emre Kongar ve Zülâl Kalkandelen 19 Mayıs 1919 ile 31 Aralık 2019 arasındaki “Türkiye Cumhuriyeti Devrimi”nin yüz yıllık tarihini önce Türkçe ve İngilizce kaynaklardan ve gazete arşivlerinden analitik bir biçimde satır satır incelediler. Elde ettikleri bulguları Devrim ve Karşı Devrim etkileşimi bağlamında diyalektik bir yaklaşımla, farklı dönemlere ayırıp yorumladılar. Böylece Cumhuriyet Devrimi tarihini şimdiye kadar yapılmışlardan çok farklı bir biçimde değerlendirerek bu üç ciltlik diziyi oluşturdular. Okurlarımız, bu dizide, olaylar arasında şimdiye kadar dikkat edilmemiş olan bazı ilişkileri fark etmek ve yakın tarihimizi daha iyi yorumlamak olanağına kavuşacaklardır.

Üç ciltlik dizinin bu birinci cildi, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Cumhuriyet Devrimi”ni gerçekleştirmek için çıktığı “Bağımsızlık Savaşı Yolculuğu”nun tarihi olan 19 Mayıs 1919 ile başlatıldı.“Savaş” ve “Devrim” atılımları, “Tepkilerle” birlikte, “Askeri Karşı Devrim Darbelerinin” başlangıç tarihi olan 12 Mart 1971’e kadar ele alındı. Değerli yazarlarımız bu dönemi de, şimdiye kadar pek alışılmamış diyalektik bir yaklaşımın gerektirdiği bir biçimde, farklı bölümlere ayırdılar ve yorumladılar. Kitabın sonundaki isim dizini, merak edilen kişi ve konuların kolayca bulunmasına yardımcı olacaktır.

Bu kronoloji çalışmasının ilgiyle okunacağına ve temel bir başvuru kitabı olacağına inanıyoruz.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :312
En / Boy : 16,5 x 23,5

Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺55,00

“Vicdan Olmadan Bilim, Ruhun Harabesidir.”

– Françoıs Rabelaıs

 

Bu kitapta Atatürk’ün son hastalığında görev alan tüm doktorlar ve aramızdan ayrılışına kadar olan tüm anlara, belgelere ve anılara kronolojik olarak tanıklık edeceksiniz...

Öyle ki o süreçte yurtdışından gelen ve bugüne değin sadece iki satırla anılan “çok özellikli” (!) doktorların geçmişte ve gelecekte nelerle uğraştıklarını ve başlarına neler geldiğini okuyacaksınız.

Hele bir doktor var ki Hitler’in gözünü kan bürüdüğü yıllarda (1933-1944) yaptığı ölümcül deneylerle adından söz ettirmiş ve ne tesadüftür ki “ölümlerinden kısa süre önce” sırasıyla Romanya Kraliçesi Marie, Asrın Lideri Atatürk, Yunan Başbakanı Metaksas ve Bulgar Kralı Boris’in teşhis, muayene ve tedavisinde bulunmuştur.

Bir hekim düşünün ki kütüphaneden kitap, meslektaşlarının laboratuvarlarından testis çalsın, hastalarının yüzüne tükürsün, ölen kızına evinde otopsi yapsın. Ve daha nice ahlak yoksunu davranışlar, akıllara zarar verecek anekdotlar.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :320
En / Boy :
13,5 x 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺47,60

Akla ve Aydınlanma’ya karşı haçlı seferlerinin yürütüldüğü günümüzde, komplo teorileri büyük rağbet görüyor. Birçok kişi dünyayı komplo teorileriyle açıklamaya çalışıyor. Haluk Hepkon bu kitapta, komplo teorisi külliyatının önemli köşe taşlarını Ekim Devrimi ya da Dünya Savaşları gibi büyük toplumsal altüst oluşlarla ilişkilendirerek bir komplo teorisi tarihi sunuyor. Yazar, komplo teorilerinin iki yüzyıllık tarihini ana hatlarıyla aktarırken okuru gereksiz ayrıntıya boğmadan, bu iddiaların ne zaman ve kimler tarafından ortaya atıldığına ve siyasal içeriğine odaklanıyor.
İşte cevabı araştırılan bazı sorular:
Komplo teorilerinin Batı ve Doğu kültürlerindeki yeri?
Yeni Dünya Düzeni, İlluminati’nin projesi midir?
Fransız Devrimi’ni Tapınak Şövalyelerinin yaptığını öne sürenlerin amacı neydi?
Da Vinci Şifresi’nin asıl sırrı ne?
İttihat Terakki’nin Mason-Yahudi örgütü olduğu iddiasının asıl mucidi kim?
Atatürk hakkındaki İsrail kaynaklı iddiaların kaynağı ne?
Yahudilerin dünyayı yönettiği iddiası ilk defa ne zaman ortaya atıldı?
İsrail’in ortaya çıkışında komplo teorilerinin rolü var mı?

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy :
13,5 x 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺37,50

16 milyon İstanbulluyu bir ve eşit kabul ederek, hak ve hukuk yolundan sapmadan var gücüyle çalışan onurlu bir kadronun, çok büyük ve güçlü bir takımın nasıl hizmet mücadelesi verdiğini bu kitapta detaylarıyla okuyabilirsiniz.

Sevgili İbrahim Özkan’ın, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gerçeklerini asıl sahiplerine, İstanbullulara anlatmak için kaleme aldım” dediği bu eser çok değerli bir çalışmadır. Yalnızca objektif bir bakış açısıyla tarihe not düştüğü için değil, ardında yatan eşsiz mücadele ve dayanışma dolayısıyla da... 

Yüreği İstanbul ve Türkiye için çarpan herkesin bir adalet ve vicdan belgesi olan bu kitabı okumasını diliyorum.

Ekrem İMAMOĞLU

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy :
13 x 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺45,00

“There was nothing behind the trenches for the fighting sides. Sea on the one side, steep ridges on the other; trenches were definitely a snare. These trenches haunted by death became a place for the stories of the people which had turned into legends. For those now fighting, not for the Sultan but for their own land, their own country, every trench was their homeland. ANZAC soldiers, in turn, started to question the British Empire and were inclined to create their own identity with heroic legends in a far country. The ones fighting in Gallipoli shared the same destiny. They learned to feel respect for one another while the life and death struggle were carried on between trenches eight, ten, twenty metres away from the other; this mutuality of fate laid the foundation for the amicability which was established after the war.

Haluk Oral’s passion for nearly twenty years, this book which is a product of delicately compiled documents, objects and memoirs, is not a work of classical history or a military history research. The book focuses on “human landscapes from the Arıburnu Battle” which is one of the critical parts of the Gallipoli Campaign. The author traces the human stories which took shape on both sides, on a narrow coastline, where a thin line was drawn between life and death.”
-ALİ BERKTAY

 

Basım Dili : İngilizce
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy :
16,5 x 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺150,00

Fransız tarihçi Prof. Claude Cahen, "Türkler, atalarının göçebe olmasından bir eziklik duyarlar." diyor. Gerçekten, Anadolu'ya ayak bastığımız ta XI. yüzyıldan bu yana, gerek Selçukluların, gerekse Osmanlıların göçebe sözcüğünü işitmeye bile katlanamayıp neredeyse dilden çıkarıp atmalarına bakılacak olursa, Prof. Cahen'a hak vermemek de olanaksızdır doğrusu. Çünkü, Osmanlılar sanki bu yüzden tarihlerini bile dğiştirmemişler, ta Tazminat'a kadar okullarda Osmanlı Tarihi yerine İslam Tarihi okutmuşlardır. Öyle ki, Prof.Cahen'in bu konuyla ilgili olarak eziklik sıfatını kullanmasını da, onun Fransızlığına mı yormak gerektir, kim bilir... Burada hemen şunu da belirtelim ki, bu kitap, adından da anlaşılacağı gibi, ne tarihle ilgili bir araştırmadır, ne de toplumbilimsel bir inceleme...  Salt, bir  yazarın yazınsal çalışmaları sırasında kalemine veya aklına takılan sorular, notlardır kesinlikle... Birtakım derkenarlardır yani... Ola ki bir yeni tartışmaya yol açar iyi niyetiyle yayımlanmıştır ve de... Biline ve bir kusur varsa, affola...

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :280
En / Boy :
13,5 x 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺43,50

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :356
En / Boy :
18,5 x 22,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

₺70,00

20. yüzyıldaki sosyal bilimler araştırmalarının en önemli meseleleri, sosyal teori ve tarihin kesiştiği alanlarda çalışan biliminsanları tarafından ortaya atıldı. Tarihsel Sosyoloji, bu isimlerden tarihçi Marc Bloch, siyasal ekonomist Karl Polanyi, toplumsal değişim teorisyeni S. N. Eisenstadt, Weber’in en önemli takipçilerinden sosyolog Reinhard Bendix, dünya tarihi araştırmacısı Perry Anderson, tarihçi E. P. Thompson, modern toplumsal yaşamda grup eylemleri araştırmalarıyla bilinen sosyolog Charles Tilly, kapitalist sistem kavramlarına yeni bir bakış kazandıran sosyolog Immanuel Wallerstein ve karşılaştırmalı tarihsel sosyal bilimler alanına katkılarıyla bilinen siyaset sosyolojisi uzmanı Barrington Moore Jr’ın akademik çalışmalarında izlediği yöntem ve görüşlerini ayrıntılı olarak açıkladıkları makaleleri içeriyor.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :512
En / Boy :
13,5 x 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺70,00

İmparatorluklar ve Mutfaklar’da, ilkel atalarımızın tahıl aşçılığında ustalaşmalarıyla ortaya çıkan; İslam, Hıristiyanlık, Budizm ve diğer dinlerle şekillenen; imparatorluklarla birlikte alt ve üst sınıflara ayrışan; özellikle son iki yüzyıldır, ulusdevletlerle orta sınıflaşan mutfakların tarihi anlatılıyor. Rachel Laudan ulusların bugün kendilerine has olduğunu düşündükleri, gurur ve hatta kıskançlıkla sahiplendikleri mutfakların artık büyük oranda yiten izlerini sürüp ortak kökenlerinin peşine düşüyor.

İmparatorluklar ve Mutfaklar’da, aynı zamanda buğdayın ve diğer tahılların dünyanın farklı yerlerinde benzer ve birbirleriyle alakalı süreçler sonunda beslenmemizin temeline yerleşmesinin; tuz, şeker ve baharatın lüks ürünler olmaktan çıkıp herkesin ulaşabileceği gıdalara dönüşümünün; kahve ve çay gibi dinle ilişkilendirilen içeceklerin sosyal içecekler haline gelişinin, hazır gıda ve konserve endüstrisinin gelişimiyle orta sınıf mutfakların dünyanın dört bir yanına dağılımının; mantının, dondurmanın, mangoların, patatesin ve mısırın kıtadan kıtaya yolculuğunun hikâyesi de anlatılıyor.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :544
En / Boy :
14,5 x 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺101,25

BİR ÖMÜR NASIL YAŞANIR?


HAYATTA DOĞRU SEÇİMLER İÇİN ÖNERİLER
DAHA ANLAMLI YAŞAMAK İÇİN İLBER ORTAYLI’DAN TAVSİYELER…
“Cesur olun. Kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışında pencereler açın. Farklı dünyalarla ancak böyle tanışırsınız. Ben hep yerimde dursaydım, dünyamı değiştirecek insanları aramasaydım, bugün tanıdığınız ben olmazdım. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır. İnsan, konforundan vazgeçmeyi göze almalıdır. Kendi dünyasını yerinden kendisi oynatmalıdır.”
İlber Ortaylı
İlber Ortaylı, yediden yetmişe herkesin faydalanacağı, bilge şahsiyetinden ve yaşam tecrübesinden süzülen tavsiyelerden oluşan bir eserle karşımızda. İlber Hoca bu kitapta, bir insanın, çocukluktan itibaren hayatın hemen her alanında ihtiyaç duyacağı çözümleri nasıl bulabileceğini örnekler vererek anlatıyor. “Herkes kendi talihinin mimarıdır” sözünü hatırlatarak, kendi yolunu çizmenin ne anlama geldiğini tüm kritik noktalarıyla yorumluyor.
Bir ömrü hakkıyla yaşayabilmek ve yaşanan her andan tat alabilmek için önce ne lazımdır?
İnsan hayatı kaç dönemden oluşur ve her bir dönemde neleri tecrübe etmek gerekir?
İnsan kimden, ne öğrenebilir? Kendi kendini yetiştirmek nasıl mümkün olur?
Bir dil, en iyi nasıl ve ne zaman öğrenilir?
Sorumluluk sahibi bir insan, kendisi veya çocukları için nasıl bir eğitim modeli aramalıdır?
Hayata değer katmak için ne tür insanları arayıp bulmak gerekir?
Doğru kararları alabilmek için en çok kimleri dinlemek gerekir?
En iyi nasıl seyahat edilir; bir şehir nasıl dolaşılır? Hangi müze, hangi meydan, hangi sokakları görmek için dünyanın bir ucuna kadar gidilebilir?
İyi film, güzel müzik, doğru kitap nedir? Hangi temel eserleri dinlemeli, okumalı ve seyretmeliyiz?
“Bir Ömür Nasıl Yaşanır?”, ülkemizin medarıiftiharı olmuş bir tarihçinin gözünden, insanın hayattaki anlam arayışına, bu arayışın tadını nasıl çıkaracağına ve süreç boyunca karşılaşacağı zorluklarla nasıl baş etmesi gerektiğine dair çok özel bir kılavuz…

 

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


YAŞAMININ TÜM YÖNLERİYLE BÜYÜK LİDER ATATÜRK…
“Tarihin akışını değiştiren, ona mührünü vuran veya büyük tehlikelere mâni olan liderlere her memlekette rastlamak mümkün değildir. Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okumuştur.”
İLBER ORTAYLI
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, evvela imparatorluğu dirilten nesil olan 1880’liler kuşağı, Balkan coğrafyası ve Mustafa Kemal’in aile kökeni ile başlıyor.
Akabinde Atatürk’ün askeri eğitimi, Manastır yılları, Milliyetçilikler Dönemi, İttihat ve Terakki, II. Abdülhamid, Enver Paşa, Ziya Gökalp, Trablusgarb, Balkan Savaşları ve Sofya yıllarıyla devam ediyor.
Ordumuzun İtilaf devletleriyle sekiz cephede mücadele ettiği Birinci Dünya Savaşı, kutlu zaferlerimiz Çanakkale ve Kutü’l Amâre, Mondros, son padişah Sultan Vahideddin, bir milletin ve ülkenin ölüm fermanı olan Sevr…
Tüm detaylarıyla Milli Mücadele dönemi, 23 Nisan 1920 ve sonrasında muhalefete rağmen verilen Kurtuluş Savaşı, İnönü Muharebeleri, Lozan Konferansı, Büyük Taarruz ve Cumhuriyet’e giden yol…
Saltanat ve hilafet tartışmaları, Lozan, On İki Ada, mübadele, Osmanlı’dan kalan borçlar, Musul ve yakın tarihin en önemli meselesi olan inkılablar…
Son olarak kişisel özellikleriyle, dünyada, anılarda, hafızalarda kalan izleriyle Reis-i Cumhur Atatürk…
İlber Ortaylı bu ilk biyografisinde yaşamının tüm yönleriyle büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ü anlatıyor. Türk tarihçiliğine hiç unutulmayacak ve sürekli başvurulacak bir rehber kitap daha kazandırıyor…

 

İSTANBUL’DAN SAYFALAR


DÜNYA BAŞKENTİ İSTANBUL’UN TADINA DOYULMAYAN SAYFALARI…
İstanbul Türklerin mülküdür, Türkiye’nin ikinci başkentidir, ama bütün insanlığın zenginliğidir.
Bu iki bin yıllık dünya metropolünü gözümüz gibi sakınmalıyız.

- İlber Ortaylı -


Tarihte hiçbir şehrin bu kadar adı olmamıştır. Âsitâne, Deraliyye, Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye, Dârü’s-saâdet veya Dersaâdet, İslambol… İstanbul, “stinpolis/şehre doğru” deyiminden gelir. 15. yüzyıldan beri şehre gelen seyyahlar onun düzineyle ismini saymadan edemezler; Byzantion, Nea Roma gibi… Slavlar, “Tsarigrad” der. Balkanlarda hâlâ, “çar şehri” ismiyle yaşar. İşte böyle ismi çok, eseri çok, uzun geçmişi şanlı bir şehirdir İstanbul.
İlber Ortaylı çok sevdiği İstanbul’un sokaklarını arşınlarken, bir şehrin nasıl gezilmesi gerektiğini de gösteriyor. Bir şehri sevmenin onu övmekten çok, omuzlara ağırlık yükleyen bir sorumluluk olduğunu belirtiyor. Camilerden mezarlıklara, kütüphanelerden eğlence mekânlarına, kadim semtlerden popüler caddelere dek benzersiz bir İstanbul seyahati sunuyor. Bu seyahatte çarşılar, saraylar, hamamlar, kubbeler, minareler, köşkler, kasırlar ve yalılar yeniden anlam buluyor.
Diliyle, tarihiyle, coğrafi nitelikleriyle, inançlarıyla, gelenekleriyle, yeme-içme kültürüyle ve sosyal hayatıyla benzersiz bir şehir olan İstanbul için, “sayfaları çevirmekle bitmeyen bir kitap; seyrine doyum olmayan bir resim” diyor Ortaylı.
İstanbul’dan Sayfalar, bu şehrin her köşesini merak edenler kadar, bu şehirde yaşasa da onu tanımayanlar için de sıra dışı bir rehber…

 

DEFTERİMDEN PORTRELER


TARİHTEN VE GÜNÜMÜZDEN BÜYÜK ŞAHSİYETLER
Türkiye’nin önde gelen tarihçilerinden İlber Ortaylı bu sefer defterini okurlarıyla paylaşıyor. Okuduklarını, tanıdıklarını, hocalarını kendi gözünden anlatıyor. Tarihe yön veren kişiler, günümüzün tanınan, tartışılan, konuşulan isimleri Ortaylı’nın kaleminden yeniden canlanıyor.
Kitabın ilk bölümü dünya tarihinin büyük tarihi şahsiyetlerini bir araya getiriyor. Bu şahsiyetler arasında imparatorlar, alimler, müzisyenler, şairler, mimarlar, padişahlar ve askerler yer alıyor: Julius Sezar, İmparator Augustus, Büyük Konstantin, Sultan Alparslan, İbn-i Haldun, Fatih Sultan Mehmed, Emir Timur, Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail, Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan, Prens Eugen, Beethoven, Şair Puşkin, Lev Tolstoy, II. Abdülhamid, Gazi Osman Paşa ve Enver Paşa…
İkinci bölümde çağdaş Türkiye’den portreler yer alıyor. Özellikle burada ismi geçen simaların birçoğunun İlber Ortaylı tarafından bizzat tanındığı düşünüldüğünde, tüm okuyucular için ortaya son derece duygusal ve oldukça samimi sayfalar çıkıyor. Bu isimlerden bazıları şöyle: Osman Ertuğrul Efendi, Neslişah Sultan, İhsan Doğramacı, Semiha Berksoy, Bülent Ecevit, Nejat Göyünç, Oktay Aslanapa, Halil İnalcık, Süreyya Faruki, Recep Yazıcıoğlu, Andreas Tietze, Cemil Meriç, Yılmaz Öztuna, Mübahat S. Kütükoğlu, İsmail Cem, Mübeccel Belik Kıray, İrene Melikoff, Füsun Akatlı, Muhibbe Darga, Hasan Celal Güzel, Semavi Eyice...
Defterimden Portreler, dünyanın ve ülkemizin en önemli şahsiyetleri arasında dolaşmak, onlarla tanışmak ve en önemlisi de onları anlamak isteyenler için sıra dışı bir kitap olma özelliği taşıyor.

 

İLBER ORTAYLI SEYAHATNAMESİ


Çok gezen mi daha iyi bilir, yoksa çok okuyan mı? Peki ya bir yandan okurken diğer yandan da gezme imkânı bulanlar? İlber Ortaylı’ya eşlik etmek isterseniz bu kitap tam size göre…
“Türkiye gibi önemli bir coğrafyayı ve tarih alanını öğrenmek için onun kuzeyindeki Güney Rusya ve Kafkasya, doğusundaki İran ve Hindistan, güneyindeki Suriye, Filistin ve Mezopotamya’nın yanı sıra Balkanları ve Akdeniz ülkelerini anlamak da kaçınılmazdır”
İlber Ortaylı
Çok gezen mi daha iyi bilir, yoksa çok okuyan mı? Peki ya bir yandan okurken diğer yandan da gezme imkânı bulanlar? İlber Ortaylı’ya eşlik etmek isterseniz bu kitap tam size göre…
İlber Ortaylı yalnız tarihçiliğimizin büyük bir ismi değil aynı zamanda küçük bir bavul ve rehber kitaplarıyla Orta Asya’dan Avrupa’ya, Kafkaslar’dan Ortadoğu’ya 50 yıldır gezen “seyyah”. Çıktığı sayısız yolculuktan en önemli notları aktaran İlber Ortaylı’nın anlatım gücüyle gezeceğimiz coğrafyalar şöyle: Suriye, Ürdün, İsrail, İran, Azerbaycan, Rusya, Kırım, Özbekistan, Tuna, Bosna, Makedonya, Arnavutluk, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Macaristan, Romanya, Eski Avusturya, Yunanistan, İtalya, Malta, İspanya, Portekiz, Litvanya, Estonya, İsveç, Hindistan, Japonya ve Singapur.
Hazırsanız, İlber Ortaylı ile hayatınız boyunca hiç unutamayacağınız yolculuğunuz başlıyor…

 

TÜRKLERİN ALTIN ÇAĞI


TARİHİN EN UNUTULMAZ ÇAĞLARINDA DÜNYAYA HÜKMEDENLER: TÜRKLER
“Türkiye’nin yüzyıllar önce açılan tarih defteri henüz kapanmamıştır ve sık sık da görüyorsunuz ki bu defter kapanmaz. Onun için tarih bilmek; nereden geldiğinizi, nasıl yurt edindiğinizi öğrenmek zorundasınız. Tarihini bilmeyen, hafızası olmayan toplumların nerelere gideceğinin, sürükleneceğinin, dahası neler yapabileceğinin hesabı olmaz.”
İlber Ortaylı
14. ve 17. yüzyılları arasında Hindistan’dan Viyana kapılarına kadar muazzam büyüklükte bir coğrafyaya hükmettiler… Orta Asya, Kafkasya, Ortadoğu ve Avrupa’nın tarihini şekillendirdiler. Uyguladıkları askerî taktiklerle imkânsız görülen pek çok savaştan zaferle çıktılar…
Hangi kıtada olursa olsun adalet esasıyla yönettiler… Sorunlarını çözemeyen Avrupa devletlerine fikirleriyle ilham verdiler… Mimarîden musikiye, edebiyattan tıbba kadar yeryüzünün her coğrafyasında kalıcı bir iz bıraktılar.
Birçok devlet kurdular: Timurlular, Altın Orda, Memluklar, Osmanlılar…
Efsane hükümdarlara sahip oldular: Emir Timur, Fatih Sultan Mehmed, Sultan Baybars, Kanuni Sultan Süleyman, Babür Şah…
İlber Ortaylı, Asya’nın bozkırlarından Avrupa’nın içlerine kadar ilerleyen, dünya tarihinde zirveye taht kuran Türklerin muhteşem yıllarını anlatıyor…
Türklerin Altın Çağı, İlber Ortaylı’nın satırları arasında dolaşmak isteyen her yaştan okuyucunun zevkle okuyacağı bir başucu kitabı…

 

TÜRKİYE’NİN YAKIN TARİHİ


İLBER ORTAYLI’NIN KALEMİNDEN YAKIN TARİHİMİZ
“Osmanlı İmparatorluğu gürültüyle ve aniden ortadan kalktı. Büyük imparatorluklar artlarında üç-beş yıllık değil, yüz yıllık sancılar bırakır.”
“İttihatçılar vatanseverdi, bu onların hem gücüydü hem de hatalarının bir nedeni.”
“Türkiye’de iktidar çevreleri Atatürk’ün büyük iddia ve heyecanını anlayamamıştır. Hâlâ da Türk akademi dünyası bu yolda topal adımlarla ilerlemektedir.”
“Türk toplumu yeryüzü tarihinin en büyük devrimini yaşayan yerkürenin devlerine karşı varlık mücadelesi vermiştir.”
“6-7 Eylül olayları, Varlık Vergisi ile birlikte yakın tarihin en büyük sorun çıkaran iki tertibidir. Tertiplerin akışına sorumlular bile hâkim olamamıştır.”
“Türkiye anayasaları boyuna yenileniyor. Yenilenmeyen politikanın örgütlenme biçimi ve eğitimidir.”
İLBER ORTAYLI
Eserleriyle Türkiye’nin yakın tarihine en kuvvetli feneri tutan İlber Ortaylı; gündemden düşmeyen anayasa tarihimizden seçimlere, Birinci Dünya Savaşı’nın acı sonuçlarından İkinci Dünya Savaşı’ndaki denge politikasına, Enver Paşa’nın komutanlığından İsmet İnönü – Adnan Menderes çatışmasına, İran, Irak, Suriye ilişkilerinden ABD, Rusya ve Avrupa Birliği politikasına, askeri darbelerden eğitim sistemimize kadar birçok konuda yakın tarihimizin dönüm noktalarını farklı bir bakış açısıyla ve sıra dışı analizleriyle ele alıyor.
Türkiye’nin Yakın Tarihi, geleceğimizi sağlıklı biçimde kurmak adına geçmişimizde neler olup bittiğini tüm ayrıntılarıyla merak edenler için benzersiz bir şaheser.

 

OSMANLI DEVLETİ’NDE KADI


OSMANLI VE İSLÂM TARİHİNİNEN ÖNEMLİ MÜESSESESİ: KADILIK
Kadılık İslam Ortaçağında ortaya çıkan idari ve adli bir görevdir. Kadı’nın sosyal-idari fonksiyonları değerlendirilirken on dört asırlık İslam tarihi içindeki evrimi göz önüne alınmadığından, bu kurumun İslam öncesi imparatorluklardan neleri, ne ölçüde miras aldığı üzerinde de durulmamıştır. İlber Ortaylı, Osmanlı Devleti’nde Kadı adlı bu çalışmasında kadıların tarihini ve yargı görevlerini, tayinini, görev süresini, yargı bölgesini, yardımcılarını, diğer memurlar arasındaki hiyerarşik ilişkisini ve Osmanlı mahkemelerinin nasıl işlediğini birincil arşiv kaynaklarını kullanarak anlatıyor.
İlber Ortaylı, hem geniş ufuklu tarihçiliğini hem de tadına doyum olmaz üslupçuluğunu işe koştuğu bu kitabında, Osmanlı dünyasında kadının bütün boyutlarını olağanüstü bir sürükleyicilikle ortaya koyuyor.
Türkiye’de tarih denilince akla ilk gelen isim İlber Ortaylı’nın kaleminden Osmanlı hukuk tarihinin merkezinde yer alan ve üzerine pek konuşulmayan kadıları anlatan önemli bir çalışma…

 

OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDA ALMAN NÜFUZU


STRATEJİK YAKINLIKTAN ÖTESİ: OSMANLI VE ALMANYA…
“Genç Alman İmparatorluğu’nun yayılma hırsı evvelemirde Osmanlı ülkelerine yönelmişti. Bu yayılmacılığı iktisadi, askerî ve siyasi ittifak alanlarında düşünmelidir. Almanya 19. yüzyılın Fransız, İngiliz tipi kolonyalizmine geç kalmıştır ve şartlar dolayısıyla yeni bir nüfuz politikası türü yaratmaktadır. Bu ülkelerde kurduğu nüfuz, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki Almanya’nın tarihidir demek pek yanlış olmaz. Aynı nitelik son devir Osmanlı tarihi için de söz konusudur. Bu nedenledir ki, iki ülke arasındaki ilişkiler yoğun bir biçimde araştırma konusu olmalıdır. Konuyu işlemek için arşiv belgelerinin zenginliği yanında o devirde basılan bazısı yarı propaganda, bazısı siyasî-iktisadî durum raporu niteliğinde bir hayli kitap ve risale vardır.”
İlber Ortaylı
Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı dünyasına açılış çağında, Cermen kültürünün özel bir yeri olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nda, iki imparatorluğun da çöküşünü hazırlayan kader birliği yolunda, yalnızca siyasal ve askeri alanlarla sınırlı kalmayan ortaklıklar göze çarpar.
İlber Ortaylı, hem titiz ve geniş ufukta tarihçiliğini, hem de tadına doyum olmaz üslupçuluğunu işe koştuğu bu kitabında, Osmanlı dünyasında Alman etkisinin bütün boyutlarını olağanüstü bir sürükleyicilikle ortaya koyuyor.

 

OSMANLI TOPLUMUNDA AİLE


OSMANLI AİLESİNİN EN GENİŞ FOTOĞRAFI...
“Aile bir toplumun en muhafazakâr, az değişen kurumlarından biridir ve şimdi bu asırda değişmektedir, bu değişme sebebiyle ‘aile’ kurumu kadar tarihçi araştırmalarını gerektiren bir konu yoktur. Bu nedenle Osmanlı toplumunda aile yapısı üzerine yazdığım ve tasvip gören makalelerimi yeniden ele almak, yeni malzemeyi araştırmak ve ‘millet’ sistemi ve ‘hukuktaki Romanizasyon’ gibi toplumsal ve hukukî çerçevesine oturtmak gerekiyordu. Bunsuz son 150 senedeki ailenin, aile hukukunun evrimini kavramak mümkün değildir. Bu nedenle 15.- 16. yüzyıllardan bugüne dek hukukî ve toplumsal çerçevesi içinde Osmanlı ailesinin gelişimini ele alan bu çalışmayı kaleme almayı gerekli gördüm.”
İlber Ortaylı
Geçmişi karanlık temel kurumlarımızdan biri olan ailenin, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki konumu, İlber Ortaylı’nın kaleminden değerlendiriliyor. Ortaylı, eşlerin birbirine karşı sorumlulukları, aile hukuku, çocuğun yetiştirilmesi, devletin Müslüman ve gayrimüslim ailelere yaklaşımı, miras, çok eşlilik, ataerkillik, harem gibi sağlıklı bilgi olmadan üzerine çokça konuşulan mevzuları ilk elden kaynaklarla yorumluyor.
Osmanlı Toplumunda Aile, yalnızca tarihçiler ve araştırmacılar için değil Osmanlı İmparatorluğu’ndaki yaşamı merak eden, sağlam bilgilerle donanmak isteyen herkes için ideal bir çalışma.

 

 

₺420,00

 

Yılmaz Özdil’in
kaleminden
“Mustafa Kemal”
ve “Son Cüret”
üçlemesinin
son kitabı...

Cumhuriyet’in
“kurucu ayarlar”
tabir edilen
ilk 15 yılında
neler yaşandı?

Günümüzde
olan bitenleri
kavrayabilmek
için yol haritası.

 

₺55,50

Özel Hayatın Tarihi 1 - Roma İmparatorluğundan 1000 Yılına - 728 Sayfa | 

Özel Hayatın Tarihi 2 - Feodal Avrupa'dan Rönesansa - 680 Sayfa | Özel Hayatın Tarihi 3 - Rönesanstan Aydınlanmaya - 688 Sayfa |

Özel Hayatın Tarihi 4 - Fransız Devriminden Büyük Savaşa - 680 Sayfa | Özel Hayatın Tarihi 5 - Birinci Dünya Savaşından Günümüze - 680 Sayfa

 

Alfa Yayınları Özel Hayatın Tarihi 1-2-3-4-5 Cilsiz Basım

İnkılap Kitabevi

₺438,00

Alp Er Tunga/Efrasiyap, Türklerin “dünyayı yönetme ülküsü”nün bayrağı ve simgesidir. O, Türklüğün Turan hayalinin başlangıç noktası ve temel felsefesidir. Tarih boyunca Turan hayali ile yaşayanların ilk ve gerçek hakanıdır. Bu Turan hakanı ile ilgili bilgiler; destanlarda, efsanelerde ve eski yazılı kaynaklarda yer almış, çok az bir kısmı günümüze kadar ulaşabilmiştir. Alp Er Tunga; Türk tarihini başarı, şan ve şeref ile süsleyen Oğuz Kağan, Bilge Kağan, Sultan Alparslan, Fatih Sultan Mehmet ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi sayılı devlet adamlarındandır. Büyük Hakan’dan sonra tarih sahnesinde yer alan Türk devletleri, ondan “kut alarak”, onun soyundan gelenler veya geldiğini iddia edenler tarafından kurulmuştur. Alp Er Tunga, yaşadığı dönemde bütün Türkleri aynı sınır içerisine toplayarak bir “Türk birliği” kurmuştur. Anadolu’nun da ilk fatihidir. MÖ 7. yüzyılda Anadolu’ya gelmiş, Orta ve Doğu Anadolu’yu ele geçirmiş, Mısır’a kadar giderek yaklaşık 29 yıl bu coğrafyayı elinde tutmuştur. Prof. Dr. Necati Demir, Alp Er Tunga konusunda dünya kütüphanelerini ve yazılı eserleri taramış, alan araştırmaları yapmıştır. Böylece Alp Er Tunga’nın tarihi, destani ve efsanevi kişiliğiyle ilgili bilgiler bir araya getirilmiştir. Elinizdeki kitap ile şimdilik bilinen ilk Türk devleti ve ilk Türk hakanı hakkında derli toplu bir çalışma ortaya çıkmıştır.

Prof. Dr. Necati Demir 20 Nisan 1964’te Ordu’ya bağlı Ulubey ilçesinin Kumanlar köyünde doğdu. Kumanlar İlkokulu (1974), Ordu Fatih Ortaokulu (1977), Ordu Fatih Lisesi (1980) Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (1987) mezunudur. Yüksek lisansını Cumhuriyet Üniversitesi’nde (1992), doktorasını Selçuk Üniversitesi’nde (1996) tamamladı. Gaziantep Sarısalkım Ortaokulu’nda Türkçe öğretmeni (1987-1990), Sivas Cumhuriyet Lisesi’nde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni, Cumhuriyet Üniversitesi’nde Türk dili okutmanı olarak çalıştı. 13 Haziran 1996’da Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü’ne yardımcı doçent olarak atandı. 30 Kasım 2000’de doçent, 9 Şubat 2006’da profesör oldu. 140’ı aşkın kitabı, 100’ü aşkın makalesi ve bildirisi bulunmaktadır. Bu kitaplarından dört tanesi Harvard Üniversitesi’nde, 27 tanesi Almanya’da, bir tanesi Avusturya’da, bir tanesi de Danimarka’da yayımlanmıştır. 1996-2010 yılları arasında Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Ortaöğretim Sosyal Alanlar Bölümü’nde öğretim üyesi ve bölüm başkanı olarak görev yaptı. 2010 yılında Gazi Üniversitesi’ne atandı. Halen Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

 

Yayın Koordinatörü Mehmet Bozkurt

Yayıma Hazırlayan Gökçe Şenoğlu

Kapak Tasarım Emir Tali

Sayfa Tasarım Beyzanur Karabulut

Sayfa Sayısı 232

Ebat 13,7 x 21,5

Tür Tarih Kağıt /

İç Baskı III. Hamur Enzo, 52 gr. Cilt /

Kapak Amerikan Bristol 230 gr.

ISBN / Barkod 9789751043184 

₺22,75

Türkiye’nin 1941’den 1980’e…Askeri Müdahaleler Tarihi:

1941-1960: Ordudaki Gizli Örgütlenmeler ve Cuntalar 1957: 9 Subay Olayı 1960: 27 Mayıs Askeri Müdahalesi 1961: SKB Cuntası ve İstanbul Protokolü 1962: 22 Şubat Darbe Kalkışması 1962: 11 Havacı Subay Cuntası 1963: 21 Mayıs Darbe Kalkışması 1971: 12 Mart Muhtırası 1980: 12 Eylül Askeri Müdahalesi “ihtilal, darbe ve devrim yapılmaz; gelir…” Voltaıre (1694-1778) Bu kitap “GELİR”leri anlatıyor…

Osman Pamukoğlu

Osman Pamukoğlu’nun yayınevimizden yayımlanmış diğer kitapları şunlardır: Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok, 2004; Ey Vatan, 2004; Kara Tohum, 2005; Ayandon, 2006; Yolcu, 2007; İnsan ve Devlet, 2007; Angut, 2008; Akıllı Ol!, 2012; Siyasetin Sefaleti, 2013; Cehennemdere Kanyonu, 2013; Savaş Sanatı, 2014; Önder, 2016; Kafes, 2016; Strateji, 2016; Başka Bir Hikâye, 2017; Baş Döndürenler, 2017; Trampetler Çalarken, 2017; Hayat Karar ve Eylemdir, 2018; Kızıl Gömlekliler, 2018; Devrimlerin Efendisi, 2019; Şamil, 2019; III. Dünya Savaşı, 2019; Terörizm ve Hükümetler, 2020; Göç, 2020; İttihat ve Terakki, 2020; Sarıkamış, 2021.

 

Sayfa Sayısı 384

Ebat 13,7 x 21,5

Kağıt / İç Baskı lll.Hm. Enzo 52 gr.

Cilt / Kapak Amerikan Bristol 230 gr.

ISBN / Barkod 9789751042514 

₺55,90
Uluslararası düzeyde gözde bilim insanlarından oluşan bir ekip tarafından yazılan iki ciltlik derleme, kapitalizmin yükselişinin ve yayılmasının uzman ve eksiksiz bir anlatımını sunar. Cilt II kapitalizme cevaplar ararken, Cilt I eski zamanlardaki uzak kökenlerini ortaya çıkarıyor. Kapitalizmin başarıları çok dikkat çekse de, kapitalizmin gelişimini kesmeye devam eden krizlerin yanı sıra dini, felsefi ve siyasi eleştiriler de dikkat çekiyor. Kapitalizmin tarihi, Batı’nın tarihiyle geleneksel olarak bağlantılı olmasına rağmen, bu ciltler kapitalizmdeki bölgesel değişiklikleri dikkate alarak ve rakiplerine kıyasla eşsiz bir inceleme sunarak küresel bir bakış açısı kazanıyor. CİLTLERİN LİSTESİ CİLT I Kapitalizmin Doğuşu: İlk Kökenlerinden 1848’e CİLT II Kapitalizmin Yayılışı: 1848’den Günümüze
₺61,10

Uluslararası düzeyde gözde bilim insanlarından oluşan bir ekip tarafından yazılan iki ciltlik derleme, kapitalizmin yükselişinin ve yayılmasının uzman ve eksiksiz bir anlatımını sunar. Cilt II kapitalizme cevaplar ararken, Cilt I eski zamanlardaki uzak kökenlerini ortaya çıkarıyor. Kapitalizmin başarıları çok dikkat çekse de, kapitalizmin gelişimini kesmeye devam eden krizlerin yanı sıra dini, felsefi ve siyasi eleştiriler de dikkat çekiyor. Kapitalizmin tarihi, Batı’nın tarihiyle geleneksel olarak bağlantılı olmasına rağmen, bu ciltler kapitalizmdeki bölgesel değişiklikleri dikkate alarak ve rakiplerine kıyasla eşsiz bir inceleme sunarak küresel bir bakış açısı kazanıyor.

 

CİLTLERİN LİSTESİ

 

  CİLT I

Kapitalizmin Doğuşu:

İlk Kökenlerinden 1848’e

 

 CİLT II

Kapitalizmin Yayılışı:

1848’den Günümüze 

₺61,10

Kültür Teorisinde Eskizler Kitap Açıklaması

 

Elinizdeki kitap 1968’de kendi ülkesinde görüşleri ve muhalif tutumla rı nedeniyle barınamayan ve ülkesini terk etmek zorunda kalan Bauman’ın kaybolduğunu sandığı bir çalışması. Tam basıma hazırlandığı sırada düşünceleri ve eserleri ülke içinde yasaklanan parlak bir düşünüre ait olan bu çalışma adeta “şişeye konulmuş bir mesaj.” Yıllar sonra bir kütüphane arşivinde bulunarak okurla buluşan bu mesaj bize Bauman gibi büyük bir düşünürün 1960’lı yılların sonunda düşünsel çerçevesini nasıl kurduğuna dair birçok değerli bilgi sunuyor. Sosyoloji öğrencileri ve Bauman takipçileri için hazine niteliğinde sayılabilecek bu makaleler toplamında Bauman dönemin eleştirel teorik yaklaşımlarını, kültür okumalarını, eğitim ve gençlik olgusunu, modernitenin ayırt edici niteliklerine eğilen ve daha sonra “akışkan modernlik” kavramına zemin oluşturacak fikirleri okurlarla buluşturuyor. Kültür teorileri ve eleştirel kültür okumaları üzerine Bauman gibi önemli bir düşünürün erken bir dönemde söylemiş olduklarına ulaşmak “şişedeki mesajı” üzerinden yıllar bile geçse değerli kılıyor.
Bauman’ın deyişiyle “şişedeki mesaj” alegorisinde iki varsayım saklıdır: Öncelikle ortada yazılmaya uygun ve şişeyi suya atma zahmetine değer bir mesaj olduğu varsayılır. İkincisiyse bulunup okunduğunda onu bulan kişinin şişeyi açıp içindekini okuma, özümseme ve benimseme zahme- tine değecek bir mesaj olduğu düşünülür. Şişedeki mesaj hayal kırıklığının geçiciliğini ve umudun sürekliliğini, olasılıkların yok edilemez oluşunu ve onların gerçekleşmesine engel olan güçlüklerin aşılabileceğini ifade eder. Umarız bu eser okurlar için böyle bir ifadenin aracı olur…

Zygmunt Bauman: 1925’te Polonya’da doğan Bauman sırasıyla faşizmi, sosyalizmi ve kapitalizmi eleştirel bir mesafeyi koruyarak yaşamış ve hiçbir zaman bağımsız entelektüel kişiliğinden taviz vermemiştir. 1968’de Polonya’dan sınır dışı edilmesinin ardından İsrail’e, oradan da Leeds Üniversitesi Sosyoloji Kürsüsü’nün başına geçmek üzere Britanya’ya gitmiştir. Bu görevini 1971-1990 arası sürdüren Bauman, ilk yıllardan itibaren hemen her konuda sosyolojik bakışın çerçevesini genişleten eserler vermiştir. Bauman genellemeleri seven bir yazardır; ama yöntembilim ve kavram tartışmaları yerine doğrudan toplumla ilgilenir. Eserleri bir sorun ve teşhis etrafında döner. Bu anlamda Britanya geleneğinden kopar. Göçmenliği, öncelleri K. Mannheim, A. Löwe, N. Elias gibi ona da, ampirik ve pragmatik bir geleneğin şekillendirdiği ada kültürüne dışarıdan bakma imkânı vermiştir. Ayrıca onlar gibi, hakikat ve ahlakı sosyolojiye taşır. Bauman kültür ve iktidarın çözümlemesine özel önem vermiş ve bu çerçevede toplum, ideolojiler, milli kimlikler, devlet, ahlaki seçim, modernizm ve postmodernizm konularını ele alarak sosyolojiye yeni bir soluk getirmiştir. Uzun yaşamına pek çok değerli çalışmayı sığdıran Bauman, 9 Ocak 2017’de hayatını kaybetti.

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

Hamur Tipi : 2. Hamur

Sayfa Sayısı : 400

Ebat : 13 x 19,5

İlk Baskı Yılı : 2021

Baskı Sayısı : 1. Basım

Dil : Türkçe

₺38,40
“ATATÜRK VE DİN” KONUSUNDAKİ EN KAPSAMLI ÇALIŞMA Atatürk, Modernizm ve Din, bir taraftan Atatürk ve din konusundaki temel gerçekleri, diğer taraftan Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türk modernleşmesini ve bu süreçte din ve devlet ilişkilerini gözler önüne seren bilimsel bir çalışmadır. Atatürk ailesinden ve çevresinden nasıl bir din kültürü almıştır? Atatürk’ün dini bilgilerinin bilinmeyen kaynakları nelerdir? Atatürk din konusunda Yeni Osmanlılar, Jön Türkler ve İttihatçılardan nasıl etkilenmiştir? Atatürk’ün Alevilik, Mevlevilik ve Bektaşilikle nasıl bir ilişkisi vardır? Atatürk’ün materyalizm, pozitivizm, sosyalizm ve Darvinizm’le ilişkisi nedir? Atatürk’ün –bazıları ilk kez yayımlanan– din ve İslam eleştirileri nelerdir? Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı yıllarındaki “İslami Meşruiyet Politikası”nın bilinmeyenleri nelerdir? Atatürk modernleşmesi ile Osmanlı Batılılaşması arasında nasıl bir ilişki vardır? Atatürk’ün dinde Türkçeleştirme hareketinin nedenleri nelerdir? Atatürk’ün dinlere bakışı nasıldır? Atatürk’ün Kur’an’a bakışı nasıldır? Atatürk’ün dört halifeye, Muaviye’ye, Hz. Muhammed’e ve halifeliğe bakışı nasıldır? Atatürk’ün “ilk din”, “namaz”, “cami” konularındaki bilinmeyen araştırmaları nelerdir? Atatürk’ün laiklik anlayışının temel özellikleri nelerdir? Atatürk’ün tarih ve dil çalışmalarının temel özellikleri nelerdir? Atatürk’ün Osmanlı’ya bakışı nasıldır? Atatürk’e yönelik “din düşmanı” suçlamalarının temel kaynakları durumundaki Rıza Nur, Said-i Nursi ve Kâzım Karabekir’in iddiaları ve gerçekler nelerdir?
Kitap Adı Atatürk Modernizm ve Din
Kitap Yazar Adı Sinan Meydan
Editör Burcu Bilir Agalar – Mehmet
Bozkurt
Kapak Tasarım Gökçen Yanlı
Sayfa Tasarım Derya Balcı – Şenol Alanbay
Sayfa Sayısı 1016
Dağıtım Tarihi 8.04.2020
Ebat 16,3 x 23,4
Kağıt / İç Baskı lll.Hm. Enzo 55 gr.
Cilt / Kapak American Bristol 230 gr.

 
₺152,10

Afrika kıtası, dünyadaki herhangi bir kıtaya göre insanlık tarihinin daha uzun bir bölümüne sahiptir. İngiliz doğa bilimci Charles Darwin, ilk kez evrim teorisini (Türlerin Kökeni, 1859; İnsanın İnişi, 1871) ileri sürdüğünde, insanlığın doğum yerinin muhtemelen Afrika olduğunu iddia etti ve son yetmiş beş yıl içerisinde yapılan bilimsel araştırmalar bu varsayımın doğru olduğunu gösterdi.

İnsanoğlunun ilk evriminden başlayarak bu kitap, Afrika tarihinin, Taş Devrine ait binlerce yıldaki yükselişine, Antik ve Orta Çağ dünyasındaki Afrika devletlerinin ve toplumlarının gerilemesine tanıklık etmektedir. Daha yakın yüzyıllarda Avrupa müdahalesinin artması nedeniyle, Afrika’daki yerel bakış açıları, gelişmeler ve girişimler üzerine daha fazla odaklanılmıştır.

Afrika Tarihi, bu baskısında, özel olarak çizilmiş 100 haritayı ve yaklaşık 200 resmi içerir. Afrika kıtasının tarihine geniş bir perspektiften yaklaşarak birçok konuyu ele alır. Metnin belirli bölümlerini tamamlamak için ek tarihsel araştırmalar ve eleştirel tartışmalar sunan orijinal dilinde bir web sitesi sunar.

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

Hamur Tipi : 2. Hamur

Sayfa Sayısı : 720

Ebat : 16,5 x 23,5

İlk Baskı Yılı : 2020

Baskı Sayısı : 1. Basım

 

Dil : Türkçe

₺76,70

Yakın bir zamana kadar tarihçiler geçmişe 19. yüzyılın standartlarıyla yaklaştılar. Fakat küreselleşme bilme biçimlerimizi temelinden değiştirdi. Artık ulusları izole birimler olarak çalışmak ya da dünya tarihini Batı merkezli okumak mümkün değildir. Bu kitap, dünyanın bağlantılılığından yola çıkan ve disiplinin yerleşik kabullerine meydan okuyan küresel tarihin, dinamik ve yaratıcı bir alan olarak ortaya çıkışını inceliyor.
Bu yeni yaklaşımın kapsamlı bir değerlendirmesini sunan Küresel Tarih Nedir? tarih disiplininin 21. yüzyılda karşı karşıya kalacağı bazı büyük sorulara eğiliyor: Küresel tarihi dünya tarihi çalışmalarından ayıran şey nedir? Avrupa-merkezci olmayan ama yeni “merkezler” yaratma tuzağına da düşmeyen küresel bir tarih nasıl yazılır? Tarihçiler mesafelerin ayırdığı farklı toplumlar arasında nasıl bir bağdaşıklık tesis edebilirler? Küresel tarihin siyaseti, kısıtları –ve belki tehlikeleri– nelerdir? Tarih disiplininin ilgi alanının, küreselleşmiş bugünün ihtiyaçları doğrultusunda nasıl yeniden şekillendirilebileceğini alanında uzman bir yazarın kaleminden okuyacaksınız.

“Küresel Tarih Nedir? küresel tarihin son yirmi otuz yıl içinde Amerika kıtasında, Avrupa’da ve Asya’da hızla yükselişini, takdire şayan bir incelik ve açıklıkla değerlendiriyor. Sistematik bir düşünür ve teorisyen olarak Conrad, küresel tarihin metodolojik problemlerini tanımlıyor ve bunlara kendi sağlam çözüm önerilerini sunuyor. Tarihyazımı alanının haritasını ortaya koymada ve gelecekteki konumunu tanımlamada bundan daha iyisi yok.”
Jürgen Osterhammel


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 222
En / Boy : 16,5 / 22,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺51,20

ARKA KAPAK YAZISI

Atatürk’ün Akıllı Projeleri

O NASIL YAPTI ÖTEKİLER NASIL YIKTI?

“Devrim ve Karşı Devrim”

Cumhuriyet mucizesini yaratan “Atatürk’ün Akıllı Projeleri” şunlardır:

  DİNDE ÖZE DÖNÜŞ PROJESİ

  TARİH VE DİL TEZLERİ PROJESİ

  YÜZEN FUAR PROJESİ “Karadeniz: Seyr-i Türkiye”

  MUSİKİ VE SANAT PROJESİ

  ÇAĞDAŞ ÜNİVERSİTE PROJESİ “Modern Eğitim”

  MODERN ANKARA PROJESİ

  SAĞLIK PROJESİ

  İNSANLIK PROJESİ

“Akl-ı Kemal... Sinan Meydan’ın, Atatürk’ün akıllı projelerini anlattığı beş ciltlik şaheseri... 

Sinan Meydan’ın kitaplarını hediye olarak alın, evlatlarınızın başucuna koyun, onlarla büyüsünler.

          

Yılmaz Özdil

“Atatürk ile ilgili şimdiye kadar on binin üzerinde kitap yayımlanmıştır. Ne var ki siyasal akıl açısından Atatürk’ü ele alan ve değerlendirerek bugünün Cumhuriyet kuşaklarına aktaran bir kitap yayımlanmamıştır. İşte Sinan Meydan böylesine bir boşluğu doldururken, önemli bir bilimsel çalışmayı Türk kütüphanelerine kazandırmıştır.”

Prof. Dr. Anıl Çeçen

₺122,20

ARKA KAPAK YAZISI

O NASIL YAPTI ÖTEKİLER NASIL YIKTI?

“Devrim ve Karşı Devrim”

Cumhuriyet mucizesini yaratan “Atatürk’ün Akıllı Projeleri” şunlardır:

  ÇAĞDAŞ TÜRKİYE PROJESİ

  TÜRK ULUS DEVLET (MİLLET) PROJESİ 

  RUMELİ SAVUNMA HATTI PROJESİ

  ORDU İLE SİYASETİ AYIRMA PROJESİ 

  SPOR VE BEDEN EĞİTİMİ PROJESİ

  ANADOLU’NUN İŞGALİNİ ÖNLEME PROJESİ 

  ANADOLU’YA GİZLİ GEÇİŞ PLANI

  ÖRNEK ÇİFTLİKLER (YEŞİL CENNET) PROJESİ

  İDEAL CUMHURİYET KÖYÜ PROJESİ

  GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ (GAP)

  DEMOKRASİ PROJESİ

  KEMALİST EKONOMİ MODELİ (KEM)

  SOSYAL FABRİKA PROJESİ

  DEMİRAĞ (DEMİRYOLU) PROJESİ

  UÇAK SANAYİ PROJESİ (Havacılık ve Uzay 

    Öngörüsü)

“Akl-ı Kemal... Sinan Meydan’ın, Atatürk’ün akıllı projelerini anlattığı beş ciltlik şaheseri... 

Sinan Meydan’ın kitaplarını hediye olarak alın, evlatlarınızın başucuna koyun, onlarla büyüsünler.

          

Yılmaz Özdil

“Atatürk ile ilgili şimdiye kadar on binin üzerinde kitap yayımlanmıştır. Ne var ki siyasal akıl açısından Atatürk’ü ele alan ve değerlendirerek bugünün Cumhuriyet kuşaklarına aktaran bir kitap yayımlanmamıştır. İşte Sinan Meydan böylesine bir boşluğu doldururken, önemli bir bilimsel çalışmayı Türk kütüphanelerine kazandırmıştır.”

Prof. Dr. Anıl Çeçen

₺152,10

''Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kendiniz kurtarıcı olun. Eğer ülkenizi kurtaracak bir lider beklemekteyseniz, ben size hiçbir şey öğretememişim demektir.''

Gazi Mustafa Kemal’e ölümünden dört yıl önce, özel bir yasayla “Atatürk” soyadı verilir. Bu haber Ankara Radyosu’nda sevinçle duyurulurken, sunucu “Atatürk” yerine “Anatürk” der. Elbette bu bir dil sürçmesidir nihayetinde. Ancak bilinir ki Türkiye halkı Mustafa Kemal’i, hem bir baba hem de bir anne kadar sevmektedir.
Mustafa Kemal’in yaşamına dair hiç duymadığınız bilgileri, bilinmeyen yönlerini ve derin acılarına rağmen yaratıcı yanını nasıl geliştirdiğini öğrenmeye hazır olun. O sadece kurucu bir lider değil, bugün dahi hayatımızı değiştirecek ölçüde etkili, tüm dünyaya ilham vermiş bir filozof devlet adamıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺20,30

1980’lerden beri Türkiye’de kurulan saadet zincirlerinin son halkası, “Tosuncuk” lakaplı Mehmet Aydın’ın kurduğu Çiftlikbank oldu. İsmail Saymaz, ”Tosun Bank“ diye adlandırdığı bu saadet zincirinin yükselişini ve Aydın’ın binlerce kişinin parasını çarparak yurtdışına kaçışını anlatıyor. Gelir dağılımının bozulmasıyla birlikte, emek harcamadan servet edinme hevesiyle başı dönmüş insanların bazen ilahiler, bazen milli marşlar eşliğinde dolandırılmasının kırk yıldır süren öyküsü bu.

“Nasıl ki Banker Yalçın, 12 Eylül’ün gardırop Atatürkçülüğünü, Titan Kenan 28 Şubat iklimini, Jet Fadıl’sa İslâmcı kıpırdanışı sermayeye çevirdiyse, imam hatip lisesinden terk olan Tosuncuk Mehmet de bu dönemin milliyetçi ve muhafazakâr kimliğine büründü. Çiftlik Bank’ı 15 Temmuz’a karşı verilen direnişle özdeşleştirmekten tutun da, Osmanlı’yı anlatan bir dizinin oyuncusunu reklam yüzü yapmaya, tesis açılışlarında Kudüs’e selam göndermekten, Aydın’ı Fatih Sultan Mehmed’e benzetmeye kadar her türden hamasete başvuruldu.

Banka yönetim kurulu üyesinin güreşçilerden seçildiği liyakatsiz bir bürokrasinin, kamu ihaleleriyle semirtilmiş işadamlarının ve partizanlaşmış memurların elinde kalan Türkiye’nin Tosuncuk Mehmetler üretmesi kaçınılmazdır. Gelir adaletsizliği, işsizlik ve yoksulluk var oldukça bir Tosuncuk gidecek, bir başka umut taciri gelecektir.

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺17,50

Şişli’deki üç katlı pembe binanın perdeleri sıkı sıkıya kapalıydı.

Gaz lambasının cılız ışığı, odayı hayal meyal aydınlatıyordu.

Altı kişiydiler.

Üzerine harita yayılmış masanın etrafında, ayaktaydılar.

 

Talihsiz bir kuşağın çocuklarıydılar.

Hayat onları hep mecbur bırakmıştı.

Bıyıkları terlediğinden beri neredeyse bir gün olsun günyüzü görmemişlerdi, Çanakkale’den Trablus’a, Yemen’den Sina’ya, Balkanlar’dan Kafkaslar’a vuruşmadıkları coğrafya kalmamıştı.

Ve neticede, işte bu daracık odaya sıkışmışlardı.

 

Uzuuun uzun anlattığı haritadan başını kaldırdı.

Adeta nefes bile almayan arkadaşlarına baktı.

Ulusun kader anıydı.

Söylenecek ne varsa söylenmişti.

Söz bitmişti.

O çelik mavisi gözlerinde belli belirsiz bir keder bulutu dolaştı.

“Vakit tamam” dedi...

 

“Umutsuz olmayacağız.

Uçurumun kenarındayız.

Bizi canlı canlı mezara atmak istiyorlar.

Son bir cüret

belki kurtarabilir.

Anadolu’ya geçiyoruz!”

₺21,00

“Bu nutuğumla, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.”

Mustafa Kemal Atatürk


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 600
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺48,00

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam,da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel-geleneksel imparatorluktan ve Sevr'i imzalamış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor.

Tek Adam, sadece Türk Devrimi'ni değil, aynı zamanda, Mustafa Kemal Atatürk'ün kişiliğinde, bir devrimciyi de çok iyi çözümleyen ve okuyucuya aktaran bir başyapıt...

Emre Kongar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 544
En / Boy : 26,5 / 33,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺74,80

Mustafa Kemal Atatürk, Dünya’da da örneklerini gördüğümüz üzere bir “kurucu baba” olarak Türk milletinin ortak değeridir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün kurucu değerleri O’nun şahsında milletimize mal olmuştur. Türk milleti, dün olduğu gibi bugün de Atatürk’ün şahsında bu değerler etrafında bütünleşmiştir.

Ülkemizde zaman zaman bazı karşıtlıklar yaratılarak milli birlik ve bütünlüğümüz hedef alınmaktadır. Atatürk başta olmak üzere tarihi kişiliklerimiz üzerinden yaratılan karşıtlıklar, yeni kamplaşmalar oluşturmaktadır. Atatürk’ü ve diğer tarihi büyüklerimizi siyasi ve ideolojik tartışmaların içinden çekip çıkarmalıyız.

Tarihimiz millet olarak bizim ortak hafızamızdır. Tarihimize ideolojik veya siyasi bir gözlükle değil, objektif bir şekilde, ne olduğunu anlamak için bakmalıyız. Oradan gerekli dersleri çıkartarak, bugünü ve yarını inşa etmeliyiz.

“Atatürk ve Milliyetçilik” isimli bu eser, günümüzdeki tartışmalardan biri olan Atatürk’ün milliyetçilik anlayışını bütün boyutlarıyla incelemektedir. Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı, tarihi ve sosyolojik gerçeklere uygun, çağdaş dünyanın değerleri ile örtüşen bir anlayıştır. Birleştiricidir, bağımsızlıkçıdır, emperyalizme karşı duruştur, mazlum milletlerin sesi oluştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺20,16

Arapça - Türkçe Osmanlı Sultanları

Cantaş Yayınları


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 83
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺12,00

“[…] Camiler, sanıldığının aksine salt formatlanan mabetler değildir. Din ve devletin yan yana yürüyerek yeni rejim inşa ettikleri anda kurucu bir rol üstlenerek, kimi zaman halkın
yanı başında yer alan din görevlileri ve onların vaazları ve hutbeleri aracılığıyla, kimi zaman dinî alanı düzenleyen bir reforma gösterilen İslâ mcı muhalefetin ‘korkulan’ yeri olmakla, kimi zaman verdiği dinî eğitimin hem kurumsal ayrışma hem de farklılaşmaya engel/destek olmasıyla ve nihayetinde gündelik hayatı beş vakit ele geçiren doğalarıylalaikleşme sürecinin aktörlerindendir. […] Yeni rejim, camileri kendi bağlamının içinde yeniden üretirken camiler de yeni rejimin laikleşme sürecine karakteristiğini verir.” Sadece bir ibadethane olmanın çok ötesinde bir anlamtaşıyan camiler ve camiler etrafında kurulan siyasi söylem ve bu doğrultudaki eylemler, Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze dek tartışma konusu olmuştur. Deniz Parlak bu kitapta, Osmanlı devletinin son dönemlerinden erken Cumhuriyet’e camilerin hem toplum hem de iktidar nezdinde oynadığı rolü inceliyor. Kuran’ın ve ezanın Türkçeleştirilmesi, camilerde eğitimin yerini modern eğitimin alması, camilerin mekânsal varlıklarına dair tartışmalar ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi konu başlıklarıyla “bulanık” Türkiye laikleşmesini anlamayı hedefliyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri siyasal kutuplar arasında tartışma konusu olmuş camilerle ilgili iddiaları dönemin yayınları ve arşivler marifetiyle araştırıyor, iddialara yanıt arıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺57,75

 Bu kitap, toplum psikolojisini güncel siyasi gündemin önünde tutarak, çatışmalı ilişkilere neden olan psikolojik temelleri ve bu çatışma süreçlerinde kullanılan toplumsal sembolleri irdeliyor.

Elinizdeki çalışma, Üsküdar Üniversitesi Politik Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde siyasal ve sosyal bilimler alanında akademik çalışmalarını sürdüren bilim insanları ve misafir öğretim üyeleri tarafından yazılan 12 makaleden oluşuyor. Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan editörlüğünde hazırlanan Travmaların Gölgesinde: Politik Psikoloji, Türkiye ve dünya tarihinden örneklenen politik süreçlerde insan ve toplum davranışlarını inceliyor, güncel siyasal refleksler ile toplum tarihi arasındaki bağlantıları ortaya koyuyor.

Politik psikoloji disiplinine önemli bir katkı sağlayan bu akademik çalışma; grup kimliklerinin oluşumu ve dinamiği, kitle psikolojisi, etnik kimlikler, “ben” ve “öteki” ayrımı, terörizmin psikolojik temelleri, kitle iletişim araçlarının kullanımı, propaganda aygıtları, iç savaş, soykırım ve katliam gibi geniş kapsamlı konulara ilişkin ön kabulleri tartışmaya açıyor. Okurlara toplumsal travma, yas ve seçilmiş zafer süreçlerine yönelik tutum ve davranışlarını ve bunu doğuran toplumsal belleklerini sorgulama olanağı tanıyor.

Travmaların Gölgesinde, siyaset bilimi ile psikoloji biliminin kaçınılmaz kesişim noktası olan “politik psikoloji” literatürüne başlangıç için kılavuz niteliğinde.

Makaleleriyle katkıda bulunanlar: Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Doç. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, Doç. Dr. Murat Koç, Doktorant Kudret Eren Yavuz, Doktorant Ayfer Hatipoğlu, Doç. Dr. İ. Arda Odabaşı, Dr. Öğretim Üyesi Bahadır Kaynak, Doktorant Gül Koçyiğit, Doktorant Ayşe Şenay Koç, Dr. Öğretim Üyesi Meltem Narter, Dr. Öğretim Üyesi Ömer Osmanoğlu, Doktorant Büşra Avşar, Dr. Öğretim Üyesi Vahit Çalışır, Doktorant Ayça Ferda Kansu.

₺40,95

Osmanlı’nın son ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde çeşitli arşiv kaynakları, kronikler ve yerli yabancı birçok tarihçinin kitaplarından beslenerek yazdığı kitaplarla “Tarihi Sevdiren Adam” olarak meşhur olan Ahmet Refik Altınay’ın kitapları Timaş okurlarıyla buluşmaya devam ediyor. Sadeleştirilmiş akıcı bir üslupla hazırlanan serinin üçüncü kitabı Bizans Karşısında Türkler’de, Osmanlı Devleti'nin kuruluş döneminde Bizans İmparatorluğu'nun içerisinde bulunduğu durumu, Balkanları, Anadolu'yu, Anadolu Türk Beyliklerini, bunların birbirleriyle ve Bizans ile ilişkilerini okuyucularına aktaran Ahmet Refik, Bizans entrikalarına karşı Osmanlı Türklerinin verdiği nefes kesici mücadeleyi gözler önüne seriyor. Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan İstanbul'un fethine kadar geçen süreci Türkiye'de popüler tarihin kurucu babasından okumak farklı bir deneyim olacaktır.
Bizans entrikalarına karşı; Ertuğrul Gazi’den Osman Bey’e, Orhan Bey’den Süleyman Paşa’ya, Akça Koca’dan Konur Alp’e, Murat Hüdavendigar’dan Yıldırım Beyazıt’a, II. Murat’tan Fatih Sultan Mehmet’e Söğüt’te filizlenen çınarın dallarını dünyaya uzatmak için mücadele eden pek çok Osmanlı yiğidi bu kitapta bir zafer geçidinde…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 251
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺48,00

A refresingly contemporary perspective

On the ottoman empİre

What made the Ottoman Empire such an important chapter in world history?

What did Istanbul mean to the Ottomans and Europeans? Why was the family such a pivotal institution for Ottoman society? What kind of place was the Enderun palace school, at which future members of the administrative and military elite as well as good many artists were raised? What was special about the Ottoman palaces? How did the Topkapı Palace manage to be both modest and sumptuous?

What did the Ottoman sultans and pashas do on a daily basis? What did the Ottomans tend to cook? What made Sinan the Architect such a genius, this man whose works continue to inspire people even today. What features distinguished Sultan Mehmed the Conqueror from the other Ottoman emperors, and what strategy did he apply during the conquest od Istanbul? What kind of information were people in interested in history able to glean from Ottoman travel-accounts? In what sense is Sultanahmet the square at the centre of the world?

Discovering the Ottomans seeks answers to these and other questions, addressing key issues the still intrigue people in Turkey and abroad. It is the work of İlber Ortaylı, one of Turkey’s foremost historians, and is memorable not just for its interpretations, which attest to the author’s rich intellectual background, but also for its fluid and engaging style. The book invites history buffs of all ages to discover the Ottomans.


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺102,00

Talât Paşa’nın Son Günlerine

En Yakından Şahit Olmak…

“siyasî hayatımda hiçbir vakit hissiyatıma kapılmadım, hiçbir vakit şahsımı ve akrabamı düşünmedim. Birçok kimseler beni eski arkadaşlarıma karşı nankörlükle itham ederler. Bu, kat’iyen doğru değildir. Yaptığım bütün fedakârlıklar vatan endişesi ve umumun selâmeti neticesidir. Beni yakından tanıyanlar bunu tasdik ederler. Tanımayanlar da bir gün hakikat karşısında bunu tasdik ve itiraf edeceklerdir.”

- Talât Paşa

Osmanlı Devleti’nin son yılları, birçok Türk gencinin bağımsızlık aşkına ve bu aşkla birlikte verdikleri uzun soluklu mücadelelere sahne olmuştur. Bugün tarihçilerin ve meraklıların yakın tarihimizle ilgili sık sık adını andığı paşalar, sadrazamlar, âlimler, şairler ve devlet görevlileri bilhassa bu dönemde ortaya çıkmıştır. 1908 İhtilâli’ni düzenleyen ve bu tarihten itibaren 1918’e kadar devletin yönetiminde birinci derecede rol oynayan siyasî cemiyet İttihat ve Terakkî Cemiyeti, Osmanlı’nın son yıllarına damgasını vurmuştur.

Cemiyetin kurucularından olan Talât Paşa, özellikle 1908-1918 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin hem iç hem de dış siyasetine yön vermiş bir devlet adamıdır. Ermeni Devrimci Federasyonu Daşnaksutyun’un aldığı İttihat ve Terakkî erkânının öldürülmesi kararı neticesinde 15 Mart 1921 günü Berlin’de Soghomon Tehliryan adındaki bir Ermeni tarafından tabanca ile vurularak şehit edilmiştir.

Arif Cemil Denker’in elinizdeki eseri Talât Paşa’nın Son Günleri, İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin en önemli icraatçılarından biri olan paşanın son günlerini anlatarak, alanındaki çok önemli bir açığı kapatıyor. Okuyucuları, kitabın sayfalarını çevirdikçe son anlarına kadar paşanın gölgesi yapıyor, mektuplar ve fotoğraflar eşliğinde bir belgesel lezzeti sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺51,00

Avrupa’nin En Hareketli Dönemi:

Barbar Kavimler Kapıya Dayanıyor…

şanlı roma imparatorluğu’nun gücü ne olmuştur da sarsılmaya başlamıştır? İmparatorluk nasıl yavaş yavaş yenilgiye terk edilmiştir? Barbar kavimlerin bu çöküşteki etkisi nedir? Roma İmparatorluğu ile ne tür ilişkiler kurmuşlardır? İmparatorluk günden güne nasıl Cermenleşmiştir ve söz konusu Cermen tesiri ne boyuttadır? Hunların Avrupa tarihi üzerindeki hayati rolü nedir? Vizigotlar, İtalya’ya ve Galya’ya nasıl yerleşmişlerdir? Anglo-Saksonlar Britanya’yı nasıl fethetmişlerdir? Attila’nın Galya ve İtalya saldırıları nasıl gerçekleşmiştir? Batı’daki Roma egemenliği nasıl çökmüştür? Frankların erken tarihinde ne gibi gelişmeler yaşanmıştır? Lombardların İtalya’yı istilasından sonra neler yaşanmıştır?

Britanya’nın en büyük tarihçilerinden biri olan John B. Bury, tüm bu sorulara akıcı ve sade bir üslupla cevap verirken erken Avrupa tarihine derinlemesine bir ışık tutmaktadır. Milattan sonra üçüncü ve dördüncü yüzyıllarda başlayıp dokuzuncu yüzyıla kadar devam eden kuzey barbarlarının uzun süren göç hareketlerinin genel ve geniş bir manzarasını sunan bu çalışma, Avrupa’ya şimdiki şeklini veren süreci gözler önüne sermektedir. Kısıtlı kaynaklara rağmen Bury, Roma İmparatorluğu’nu parçalayan değişimler silsilesi ile bu çöküşte başat role sahip barbarların etkili saldırılarından Çağdaş Avrupa’nın yapısına kadar uzanan bu sürecin ana hatlarını titizlikle sunmaktadır. Roma’nın son dönemlerini ve imparatorluğun yıkılmasından sonraki dönemini göçebelerin tarafından yazan ilk tarihçi sayılabilecek Bury, toplam on beş seminerden oluşan eserde Roma İmparatorluğu’nun son dönemlerinden başlamakta ve Cermen krallıklarını ve bu krallıkların hukuki, idari sistemleri ve yapılarını tek tek ele almaktadır. Hunlar, Vandallar, Vizigotlar, Franklar, Lombardlar, Alamanlar gibi çok sayıda krallığa ayrı başlıklar hâlinde değinilmektedir.

MÖ üçüncü ilâ dokuzuncu yüzyıla ait barbar göçleri ve saldırıları ile modern Avrupa’nın çerçevesi arasındaki bağlantının kurulmasını sağlayacak Barbarların Avrupa’yı İstilası, erken Avrupa tarihi çalışmak isteyenler için bir başvuru kaynağı…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺42,50

Ortadoğu ve balkanlardaki

osmanlı hâkimiyetine geniş bakış…

tarih alanında dünyanın tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan halil İnalcık’ın, osmanlı devleti’nin ortadoğu ve balkanlar üzerindeki hâkimiyetini devlet, toplum, ekonomi ve siyaset pencerelerinden inceleyen çalışmaları bir arada.

Halil İnalcık bu eserinde, Osmanlı devlet geleneğinin tarihi köklerini Kutadgu Bilig’deki Türk ve İran siyaset düşüncelerinde arıyor ve Osmanlı veraset sistemini Türk hükümdarlık geleneği içerisinde ele alıyor. Erken Osmanlı dünyasının ilginç dervişlerinden Otman Baba’nın Fatih Sultan Mehmed ile iktidar ilişkisini ve Kanuni Sultan Süleyman dönemi devlet telakkisi ile kanun yapım sürecini tartışıyor. Ortadoğu’da Osmanlı ve İngiltere arasında gerçekleşen pazar rekabetinin ayrıntılarını gözler önüne seriyor.

Halil İnalcık eserin ilerleyen sayfalarında Papa ile II. Bayezid arasındaki Cem Sultan’a dair anlaşmanın izini sürüyor ve 16. yüzyıl Akdeniz’inde Osmanlı-Fransa işbirliğini irdeliyor. Rus Çarlığı, Kırım Hanlığı ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki iktidar temsillerinin ayrıntılarını sunuyor.

“Osmanlı Hâkimiyetinde Ortadoğu ve Balkanlar”, geniş okuma perspektifleri kazandıran ve ufuk açan bir kaynak…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 464
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺76,50

Mahatma Gandi, gerçek mucizenin insanın kendisi olduğunun bir kanıtıymışçasına gelip geçmiştir yeryüzünden yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla...

Adalet anlayışı, hak arayışı, şiddetsiz direnişi, mücadelesine duyduğu sonsuz bağlılığı, amansız cesareti ve harekete geçme konusundaki korkusuzluğu sayesinde tam üç yüz milyon Hindistanlıyı ayağa kaldırmış ve tarih sahnesinde İngiliz İmparatorluğu’na karşı gerçekleştirilmiş en büyük kitlesel hareketin lideri olmuştur Gandi...

Biri için olanaklı olan, herkes için olanaklı olmalıydı ona göre. Geri adım atmayan ve yorulmak bilmeyen bir eylemci olarak, bilgeliği ve öğrenme tutkusunu, sadelikle ve nezaketle birleştirmiştir.

O tüm şiddetsizliğine rağmen gerçek bir eylem insanı, reformcu, devrimci ve her şeyden önce nitelikli bir düşünürdür. Sağlıktan politikaya, beslenmeden ekonomiye kadar birçok alanda yazılar yazmış, ardında zengin bir kaynak da bırakmıştır.

Bu kitap Gandi’nin yaşamöyküsü değildir sadece. Hayatta olduğu sürece yapmaya çalıştıklarının bir versiyonu, sevgi dilini yeniçağda yeni insanlara ulaştırmak için hazırlanmış bir örneğidir de aynı zamanda. Onun bugüne uzanan sesidir.

“Gelecek nesiller Gandi gibi bir insanın dünya üzerinde yürümüş olduğuna inanmakta zorlanacaktır.”

Albert Einstein


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺22,40

İnsan, teknik adıyla Homo Sapiens, yalnız bir türdür. Kuş, balık gibi türler ile karşılaştırıldığında bu yalnızlık iyice belirginleşir. Örneğin kuş dediğimizde şahin, kartal, güvercin gibi adlarını bir çırpıda saymakta zorlanacağımız bir tür çeşitliliğini de ifade etmiş oluruz. Ama insan biriciktir. Aslında insanın bu yalnız hâli yenidir. Onlarca türdeşinin arasından bugüne sadece Sapiens ulaşabilse de çok değil, 25-30 bin yıl önceye gitsek bir başka insan türüyle daha karşılaşacaktık: Neandertal. Sapiens’in uzun süre birlikte yaşadığı ve hatta melezleştiği bir “akrabası”. Bu kitapta Neandertaller bir tür olarak modern bilimin son bulguları ışığında değerlendirilmiş, bir dil geliştirip geliştirmedikleriyle ilgili bilim dünyasındaki güncel tartışmalara yoğunlaşılmıştır. Genel olarak dilin kökeni ve evrimiyle ilgilenen okurlar için de bilgilendirici bir niteliğe sahip olan bu çalışma, Türkiye’de Neandertal dilini konu alan ilk kitap olma özelliğini de taşımaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺80,75

Roger Garaudy bu eseri Müslüman olmadan beş sene önce yazdı.
Yayınlanır yayınlanmaz birçok dünya diline çevrildi. Pek çok ülkede defalarca basıldı. İnsanlığın geleceği için kafa yoranların kaynak kitabı oldu.

Bu kitapta savunulan tez şudur: Batılılar tarafından yüz milyonlarca Amerikan yerlisine o korkunç soykırım yapılmasaydı... Avrupalıların köle ticareti yüzünden yine yüz milyonlarca Afrikalı büyük bir katliama tâbi tutulmasaydı... Emperyalist Batı, bütün dünyayı dört asır boyunca insafsızca sömürmeseydi... O sömürüyü hâlâ çeşitli yollarla devam ettirmenin yollarını aramasaydı... Sömürgecilik, yağma ve zulüm yerine, ah bir “Medeniyetler Diyaloğu” gerçekleştirilebilseydi!... İnsanlık şimdi insanca yaşamanın doruklarında olurdu!

Bu kitap, bütün din, inanış ve bilgelikler üzerinde yeterli bilgi edinmiş ve bunlardan hareketle evrensel boyutta bir insanî kardeşlik ve paylaşımın nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği konusunda kafa yormuş bir düşünürün klâsikleşmiş şaheseridir.  


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺52,00

Likya Uygarlığı’nı, Lukka olarak bildiğimiz bir Anadolu halkı yaratmıştır. Luvice ile akraba bir dil konuşan bu halkın izleri, son yıllarda yapılan araştırmalarla prehistorik dönemlere kadar inmiş ve böylece Anadolu tarihini anlama yolunda çok önemli bir adım daha atılmıştır. Hititlerin II. Ramses’e karşı yaptığı Kadeş Savaşı’nda yer alan Lukkalar, İlias destanında Troialılara yardıma gelen Anadolu budunlarının simgesi niteliğindeki Likyalıların lideri Sarpedon ile tarihe kalıcı izler bırakmıştır.

Likya, kendine özgü kültürüyle Anadolu’nun en iyi bilinen ve araştırılan coğrafyalarından biridir. Bugün Teke Yarımadası ile örtüştürdüğümüz bu zorlu coğrafya, Likya’nın çevre kültür bölgelerinden oldukça yalıtılmış bir biçimde etkileyici bir kültür envanteri yaratmasına da neden olmuştur.
Elinizdeki kitap, işte bu sıradışı uygarlığı bilimsel bir yaklaşımla ve güncel bulgular ışığında okuyucuya sunmayı amaçlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺35,00

Tüm zamanların en iyi basketbolcusu: Michael Jordan.

Hayatta, özellikle de spor alanındaki en büyük isimlerin kimler olduğu sorusunu sorup, bu isimleri birbirleriyle karşılaştırmayı çok seviyoruz. Bilhassa basketbolda, sürekli böyle bir tartışmanın peşinden koşuyoruz. En son tartışma LeBron James’in yeni Jordan olup olmadığı hakkında... Daha önce Kobe Bryant, ondan önce de Grant Hill için bunları konuşmuştuk. Jordan yeni Julius Erving, Shaq yeni Wilt’di. Bu, karşılaştırma yapmanın ve konu yaratmanın kolay yolu. Ancak Jordan’da farklı olan şu: yeni bir Jordan olamaz çünkü Jordan basketboldan çok daha fazlasıdır.

Michael Jordan’ın efsane kariyeri onun ilk NBA oyunundan otuz beş yıl sonra onunla birlikte oynamış, ona karşı mücadele etmiş oyuncular ve ona koçluk yapmış isimler tarafından anlatılıyor. Kitabı okurken Jordan’ın kimsede olmayan büyüleyici oyun tarzını, kendini basketbola adayışını, cesaretini, yorulmak bilmez, pes etmeyen kişiliğini ve onun neden tüm zamanların en iyi basketbolcusu olduğunu anlayacaksınız.

“Başarısızlığı kabul edebilirim; denememiş olmayı kabul edemem.

” Michael Jordan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺24,50

“Yıkılmak tehlikesinde bulunan bir toplum, geçmişe sığınır, romantikleşir, mucizelere bağlanır. Saçmalar, tabular yaratır. 1807’lerde, Osmanlıların durumu, iki taraf için de budur.”

Kemal Tahir, Notlar 10’da Osmanlı ile Batı arasındaki farklılıkları, Doğu toplumlarının devlet anlayışını, Anadolu coğrafyasının neden sadece kendisine has yöntemlerle düzlüğe çıkabileceğinin ayrıntılarını anlatıyor. Yerli ve yabancı kaynaklardan aldığı bilgileri karşılaştırıp tarihî diyalektiğin işleyişini okura gösteriyor.

Büyük edebiyatçı Kemal Tahir Notlar 10’da, tarihçi titizliğiyle yaşadığı toplumun nereden gelip nereye, nasıl gideceğini irdeliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 696
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺77,00

Kâbusnâme, yüzyıllar öncesinden bugüne süzülüp 
gelen bir nasihat kitabı…
Devlet yönetimi, toplumsal kurallar, aile hayatı, 
çocuk terbiyesi, tasavvuf, edebiyat…
Daha pek çok şey üzerine incelikle söyler sözlerini 
Keykâvus bin İskender…
Tüm birikimini evladı üzerinden geleceğe aktarır…

Kâbusnâme’den sonra yazılmış birçok nasihat kitabı olmasına rağmen eser, kendine has üslubuyla önemini bugün hâlâ korur. Üstelik yalnızca edebî dikkatle sınırlı kalmayıp devlet geleneği açısından da önem taşıdığı için fakültelerin farklı bölümlerinde okutulur. Nasihat kültürünün bu özgün yazılı örneği, Sevâl Günbal Bozkurt’un Farsça aslından yaptığı çeviriyle günümüzün okuruyla buluşuyor şimdi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺49,00

Hapishanenin köşesinde yanıp sönen trafik lambasının ışığı hücresinin duvarına vurmaktadır, her gece... Bir denizci olan mahkum, güzel günlere giden yolu gösteren bir deniz feneri gibi bakar o ışığa; yaşadığı fırtınalı dönemlerde ayakta durmasını ve yaşadığı tüm zorluklardan kurtulmasını sağlayan umuttur, hücresinin duvarında her gece kendisine göz kırpan.

Yapılan aramada evinde bulunan, atmaya kıyamadığı eski bir davetiye delil olmuştur, özgürlüğünün elinden alınmasına... Oysa, üstünde adı yazılı olan o davetiye giden yolda, evlerinde çıkan yangındı karşılaştığı ilk büyük fırtına...Astsubay olan babası ailesinin geçimine katkı sağlamak ve çocuklarını daha iyi şartlarda okutabilmek için, alçı biblolar boyamaya başlamıştı evde... Ne var ki, sobanın yanındaki tiner kutusu devrilir bir gece...

Babası gibi denizci olmasına ne yaşadığı bu korkunç olay engel olabilir, ne de astsubay haklarını savunan babasının hapse atılması... O günlerde alçı bibloların yerini dikiş makinesi alır; terzilik yapan annesinin el emeği, göz nuruyla tutunurlar hayata...

Berlin’de görev yaparken, tüm konsolosluk çalışanları gibi Atatürkçü Düşünce Derneği’nden bir davetiye gelir, Ali Türkşen’e... Davetiye, 10 Kasım’da Atatürk için yapılacak anma törenine katılması yönündedir. Askeri ateşe olduğu döneme ait olan davetiyeyi atmaya kıyamaz, biriktirdiği anılar hazinesinde saklar... Balyoz kumpasında hapis yatmasına neden olan mahkemede, suç delili olarak karşısına çıkardıkları da işte o davetiyedir!

Birbirinden güzel öyküler bekliyor sizi bu kitapta; hayatımıza örülmek istenilen duvarlarda, gecenin karanlığında yanıp sönen umut ışığını görmemizi sağlayan nice öykü...

Ali Türkşen, hapishaneden çıkar çıkmaz köşedeki trafik lambasına gider ve direğine sıkıca sarılır.
O ışık, elinizdeki bu kitabın her sayfasında...

Sunay Akın


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺33,80

Karşılaştıklarında Ne Konuştular?
Mimar Sinan - William Shakespeare
Osman Hamdi Bey - Friedrich Nietzsche
II. Abdülhamid - Oscar Wilde
Barbaros Hayreddin Paşa - Niccolo Machiavelli
Yirmisekiz Mehmed Çelebi - Voltaire

William Shakespeare doğduğunda Mimar Sinan Süleymaniye’de Kanuni Sultan Süleyman için türbe inşa ediyordu. Mimar Sinan öldüğünde ise William Shakespeare Romeo ve Juliet’i yazıyordu. Bu iki önemli dâhi, yaşamlarının yirmi dört yılında aynı güne uyanıp aynı güneşe baktılar... Peki ya karşılaşmış olsaydılar…

Osman Hamdi Bey ile Nietzche Paris’te, bir gece yarısı kapanmakta olan bir sergide, bir tablonun başında karşılaşsaydı ya da II. Abdülhamid ve Oscar Wilde İngiltere’de bir baloda, herkesten uzakta baş başa sohbet etseydi… Peki Barbaros Hayreddin Paşa ile Machiavelli’i bir mağaranın girişinde savaş planları yaparken görseniz ne düşünürdünüz?

Bu kitap önemli tarihsel kişilikleri yine onların eserleri üzerinden bir araya getiriyor ve tadına doyulmaz, çok farklı bir popüler tarih okuması çıkıyor ortaya. Osmanlı ve dünya tarihinin sayfalarına bir de bu gözle bakın.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺24,00

“Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu’nun yeni bir kitabı çıktı. Okumanızı öneririm. ‘Beni Hatırlayınız.’ Cumhuriyet’in Sonbaharı. Ara başlıklardan biri şöyle: ‘FETÖ sızmadı, gizlenmedi, şımartılarak tercih edildi.’ Çok doğru bir tespit. Cemaat, bütün kurumlara böyle daldı. Cemaat işini gizlice değil açıktan yapıyordu. Dolayısıyla emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu’nun yukarıda değindiğim tanımı çok doğrudur ve aynen öyledir: ‘FETÖ sızmadı, gizlenmedi, şımartılarak tercih edildi.’” 

Emin Çölaşan

1960’larda, “Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa…” marşını coşku dolu tertemiz duygularla söylerdik milli bayramlarda. Bayramlara; öğretmenler titizlikle hazırlanır, öğrenci olarak bizlerin heyecanı doruklara çıkardı. 2016’ya gelindiğinde, Cumhuriyet Ordusu, kendi içindeki işbirlikçilerin desteği ile tasfiye edildi. 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi ile 2.225 yıllık köklü bir tarihe sahip TSK’nın itibarı yerle bir edildi. Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu,  Atatürk’e ve Cumhuriyet’e yapılan ihanete, TSK içinde tanık bir asker. Cumhuriyet Ordusu’nun tasfiye sürecini, Cumhuriyet’in sonbaharını belgelerle gözler önüne serdiği kitabında, kimi zaman şaşkınlık, kimi zaman hüzün var. Ama hepimizi umuda götüren bir de son… O da Atatürk’ün üzerini çizdiği sözlerde gizli: “Beni hatırlayınız…”

₺25,35

Çanakkale Cephesi, denizde ve karada 287, karada 260 gün devam etti. 8,5 ay süren Kara Muharebeleri çok daha kısa zamanda sona erebilirdi. Savaş neden uzatıldı?

İtilaf Kuvvetleri, büyük umutlarla başladıkları Gelibolu Harekâtı sonunda, 8,5 ayda Seddülbahir bölgesinde 5, Arıburnu bölgesinde ise ancak 1,5 km ilerleyebildiler. Kazanılan bu kadar sınırlı bir arazi için işgal kuvvetlerinin 252.000, kaybedilen bu toprak parçası için Türk tarafının 250.000 kayıp verdiği bilinir. Kayıpların gerçek sayısı ne kadardır?

Çanakkale Cephesi’nde Türk komutanların hazırladıkları Savunma Planı’nı Ordu Komutanı Alman General Liman von Sanders değiştirdi. Almanların gerçek amacı neydi?

Türk komutanların hazırladıkları Savunma Planı uygu-lansaydı ve muharebeler Türk komutanları tarafından yönetilseydi, Çanakkale Zaferi çok daha kısa sürede sonuçlanabilir miydi?

Çanakkale Muharebeleri, her iki taraf için çok fazla zayiata mal oldu. Daha az sayıda kayıpla, aynı zafer elde edilemez miydi?

Çanakkale’yi savunmak için kurulan Osmanlı 5’inci Ordu Komutanı Alman General Sanders, başta Mustafa Kemal olmak üzere savunma düzenine karşı çıkan Türk komutanları neden görevden aldı?

Çanakkale Muharebeleri’yle ilgili gizli 

kalmış gerçekler ve bu gerçekleri gün ışığına çıkaran belgeler…

₺30,55

Mustafa Kemal Atatürk’ü Çanakkale’de yok etmek isteyenlere karşı izi silinmeyecek bir tokattır bu belgesel-anlatı. 

Mustafa Kemal’in tokadıdır…

Çanakkale Cephesi’nde göreve atandığı andan, ayrılışına kadar yaşadıklarının bir öyküsüdür. 

En kanlı savaş meydanında, gece-gündüz 9 ay 13 gün…

34 yaşında genç bir komutanın ölümden ağır sorumluluk duygusunu… Yorucu, sıkıntılı, ölü ve yaralılarla dolu muharebe ortamını belgelerle anlatır. Dost ve düşman askerlerin gerçek kaleminden… Hüzün de var, gözyaşı da... 

Kan da tebessüm de... Ve biraz da mutluluk…

Gömülemeyen ölülerin, çürüyen bedenlerin sinen kokusunu; yaralıların çığlıklarını…

KEMALYERİ’ni… 

Mustafa Kemal’in kurşuna dizme emrini verişini…

Truva’nın ve Hektor‘un intikamını alışını anlatır.

Siz, çocuklarınız, torunlarınız... 

Ve gelecek kuşaklar için yazılmıştır…

Bir görevi yerine getirmenin sorumluğuyla…

₺20,80

Elinizdeki kitapta Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gizli ve açık oturumlarında yaptığı konuşmalar ve Meclis’te okunan tezkereleri ilk kaynaklarından yorumsuz olarak bir araya getirilmiştir.

Metinler günümüz okurunun kolayca okuyup anlaması için sadeleştirilmiş, dönemin söyleyiş özellikleri korunarak yalnız bugün anlaşılmayan sözcüklerin günümüzdeki karşılıkları kullanılmıştır.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün 1920 ve 1938 yılları arasında yaptığı, günümüze de ışık tutan bu konuşmalarını eksiksiz olarak yayımlıyoruz.

₺50,70
1 2 3 ... 164 >
Çerez Kullanımı