Daha evvel sosyolojiye yaptığı en önemli katkı olan Kolektif Bellek adlı çalışmasını yayımladığımız Maurice Halbwachs’ın sosyolojik ve psikolojik perspektifleri harmanladığı bir başka önemli çalışmasını Türkçeye kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Bu çalışmasında Halbwachs okurunu toplumsal dünyanın içinde bilimsel bir geziye davet ediyor. Bu gezide “insanın, hayvanat bahçesindeki kafeslerin içindeki yırtıcılar ya da bir akvaryumun camlarının arkasındaki bölmelere kapatılmış deniz hayvanları gibi temsilleriyle” değil; doğal yaşam biçimleri içindeki insanın kendisiyle karşılaşılacaktır. Bu doğal yaşam biçimleri “toplumsal bir tabiat olan insan tabiatını tüm içgüdüleri ve eğilimleriyle birlikte ortaya koyacaktır”. Kitapta farklı beşerî gruplar ele alınırken “bu topluluklar içinde hangi kolektif temsillerin hâkim olduğu, kuvvetlerinin ve yayılma alanları ile sınırlarının ne olduğu” anlaşılmaya çalışılmaktadır. Söz konusu kolektif temsiller, aynı zamanda içinde bulundukları ilişkiler bağlamında incelenmekte, bunların toplumsal evrimin farklı aşamalarına tekabül edip etmediklerini sorgulanmakta ve böyle bir karşılaştırmadan yakın gelecek hakkında tahminler çıkarılmaktadır. Halbwachs’ın saiklerin kolektif biçimlerine ilişkin incelemesi, toplum içinde yaşayan insanlara dayatılan çerçeveler içinde en geniş, en doğal ve en az yapay olan şeklinde nitelediği “toplumsal sınıflar” çerçevesinde sürdürülmektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 168
Ağırlık : 168
En / Boy : 14 / 22
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺82,00
Kenti ve Çevresi 1966-1978 Kazıları İle 2016-2020 Yılları Yüzey Araştırmalarının Sonuçları

Sebaste - Phrygia

Kenti ve Çevresi 1996-1978 Kazıları İle 2016-2020 Yılları Yüzey Araştırmalarının Sonuçları


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 424
Ağırlık : 424
En / Boy : 20 / 28
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺436,50

Bilge Karasu ile Walter Benjamin arasında bir bağ olabilir mi? Birbirinden farklı ve uzak görünen bu iki isim arasında ortak noktalar var mıdır? İkisini karşılaştırmak mümkün müdür? 
Hafıza Kazısı Bilge Karasu’nun Lağımlaranası ya da Beyoğlu başlığı altında toplanmış metinlerini Walter Benjamin’in Bin Dokuz Yüzlerin Başında Berlin’de Çocukluk ve hafıza ile ilgili diğer metinleriyle birlikte okuyan ve Karasu’nun metinlerindeki tarihsel hafıza katmanlarını araştıran bir çalışma. Ülker Gökberk kişisel olarak da tanımış olduğu Bilge Karasu’nun anlatılarında kurmacayla birlikte var olan gerçeklik parçalarını bulup çıkarmaya çalışırken Lağımlaranası’nı kişisel ve kolektif hatıraların yansımış olabileceği bir Beyoğlu anlatısı olarak okuyor. Gökberk “hafıza kazısını” bağlamına oturturken Benjamin’in yanı sıra Freud, Bergson, Ricoeur, Barthes gibi düşünürlerin geliştirdiği yaklaşımlardan yararlanıyor, bunlara ek olarak Türkiye’nin yakın tarihinde Varlık Vergisi ve 6-7 Eylül Olayları gibi önemli konuları ele alıyor.  
Walter Benjamin’le diyaloğa soktuğu Bilge Karasu’yu dünya edebiyatının bir parçası olarak yorumlayan Hafıza Kazısı, Karasu hakkındaki eleştirel yazına kapsamlı bir katkı.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 312
Ağırlık : 312
En / Boy : 13 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺97,50

Arkeoloji, bir"bilim" dalına dönüşüp, "bu nedir"eyanıt aramaktan çok "nasıl" ve "neden"i sorgulamaya başladığında, hatta ondan çok daha önce sorgulanınasına başlanan konuların ilk sırasında yine bu kitabın başlığını oluşturan sorular yer almaktaydı: "bu koca taşları nasıl işlediler nasıl kaldırdılar"? Örneklemek gerekirse Vitruvius da, İskenderiyeli Heron da bu soruların yanıtlarını aramaya başlayan ilk antik kaynakları oluşturmuyorlarmı? Herodotos, Pausanias ve Plinius benzer konularda verdikleri bilgilerle ve günümüzde değerlendirilen yayınlarıyla bu sorulara yanıt aramaınıza büyük destek sağlamıyorlar mı? Antik kaynakların yanı sıra bilgilerimizi zenginleştiren ve varsayımlarımızı yönlendiren diğer ana kaynak ise yazıtlardır. Onlara elden geldiğince başvurarak sağlam bilgiler edineceğiz.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 312
Ağırlık : 312
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺162,00
2014-2017 Yılları Arasındaki Arkeolojik Yüzey Araştırmalarının Sonuçları

Antik Phrygia'nın Merkezinde Bir Kent Akmonia


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 500
Ağırlık : 500
En / Boy : 20 / 28
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺360,00

Bilim insanları CERN’de atom çekirdeğini parçalamaya çalışırken, 12.000

yıl önce gökbilimi ile uğraşan ve elde ettikleri bilgileri yazının bulunmasından çok çok önce, 6 metre boyunda, 60 ton ağırlığında “T” biçiminde sütunlara işleyerek günümüze ışık tutan insanların mevcudiyeti herkesi nefessiz bıraktı.

Bu anıtsal yapılar ilk etapta neolitik döneme tarihlense de uzmanlar daha da eskiye, paleolitik döneme kadar uzanabileceğini düşünüyor.

Peki bu kalıntılar nerede ortaya çıktı?

Bütün medeniyetlerin beşiği Mezopotamya’nın kuzey ucunda yer alan Anadolu’da; atalarımızın yaşadığı, av yaptığı, koyun otlattığı bir yörede.

UNESCO tarafından “Dünya Mirası” listesine dahil edilen bu yapılar insanlığa yeni bir yol gösteriyor.

Son 20 yılda Çin realitesi, tek parti iktidarı ve devlet egemenliğinde büyük bir ekonomi ve hatta küresel güç olarak ortaya çıktı. Dünyanın geleceğine gelişmiş Batı mı, Çin ve Japonya gibi Doğu’nun kaplanları mı, yoksa inanca bağlı İslam toplumları mı yön verecek?

Türkiye bunun neresinde yer alacak?

“Cumhuriyet’i kuranlar ve onların izinden gidenler, yaşları ne olursa olsun, hepsi birer ‘Genç Türk’tü.

Tuğrul da tipik bir Jön Türk’tür. O, Atatürk’ün Cumhuriyet’i emanet ettiği gençlerden biridir.

Kitabı bitirdikten sonra, Tuğrul’u hayalperest bulabilirsiniz. Ona, özlediğin Türkiye’yi yaratacak kaynak nerede, diye sorabilirsiniz. Cevabı, ‘Damarlarımdaki asil kanda mevcuttur,’ olacaktır. Çünkü, Tuğrul hiç yaşlanmayan bir ‘Young Turk’tür.”


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 208
Ağırlık : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺45,00

Türkiye’nin ve dünyanın en güzel yörelerinden biri olan Bolu’nun yeni bir ‘inci’si haline gelen, Abant’ın 7 katı büyüklüğüne ulaşan, güzelliği ile herkesi büyüleyen Seben Gölü, ‘Tabiatın Kalbi’ olarak nitelenen Bolu’nun güzelliğine güzellik katıyor.
Bu kitap, günümüzde Türkiye’de çok tanınmasa da bu gölün ortaya çıkış öyküsünün ortaya konması ve gelecekte Türk turizminde önemli bir yer tutacak Seben Gölü’nün oluşmasında katkıda bulunanların tarihe not düşülmesi adına hazırlandı.
Çalışmada, çoğumuzun tanımadığı bir avuç insanın Seben’de yaşanan kuraklık sonrası ortaya attığı göl fikrinin nasıl hayat bulduğu, bugün gözümüzle gördüğümüz harika yaşam alanının nasıl vücut bulduğu, röportajlar, resmi yazışmalar, belgeler, fotoğraflar ve mahkeme kararlarıyla bütün halinde öyküleştirilerek sunuluyor. Göl, gerek sulamayla getireceği canlılık gerekse turizm alanında önümüzdeki dönemde yaşanacak gelişmelerle Seben’e hayat verecek. Abant ve Gölcük gibi dünya markası doğal güzelliklere sahip Bolu yeni bir ‘inci’ye daha sahip olacak.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 196
Ağırlık : 196
En / Boy : 13 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺57,00

Öfke, kibir, haset, korku, aşk, nefret, sevgi, şehvet, hüzün, üzüntü… Uzunca sıralayabileceğimiz birçok duygu durumuyla karşılaşırız gündelik hayatta. Kimi zaman hakkımızda söylenen bir söz bizi üzerken, kimi zaman kazandığımız bir başarı sonucunda kendimizle uzun uzun gurur duyarız. Bazen erkeğin ağlamasının güçsüzlük olarak tanımlandığı bazen de kadının duygusal olmasının normal karşılandığı bir toplumsal yaşam kurgularız. Her ne amaç ve şekilde ortaya çıkarsa çıksın duygular etrafımızı çepeçevre saran, görünür olana kadar adeta göremediğimiz bir atmosfer gibi kuşatır bizleri.
 Amacımız, bu atmosferin temel dinamiklerini anlamak, duygu sosyolojisine olan ilgiyi arttırmak ve giriş metinlerinden birini ortaya koymaktır. İşte bu amaçla duyguların sosyoloji içindeki konumunu anlamak adına bu çalışmamızda ilginç yazıları ilgilinize sunuyoruz.
 Keyifli okumalar…


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 353
Ağırlık : 353
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺105,00

Sivil toplum kuruluşlarının en önemli niteliği, gönüllülük esasına dayanmasıdır. Bu kuruluşlar ve yapılan faaliyetler, bireylerin özgür inisiyatifiyle gerçekleşir. Herhangi bir toplumun gelişmişlik düzeyi, yaşadığı sıkıntılar, bunlara çözüm üretme yeteneği, önemli ölçüde bu kuruluşlarda temsil edilir ve bu yönüyle bir toplumun nabzını yansıtırlar. Bugün gelinen noktada gerek dünyada gerekse Türkiye’de yaşanan dönüşüm veya tarihî kırılmalar, sivil kuruluşları da derinden etkilemekte ve âdeta varoluşsal bir tehditle karşı karşıya bırakmaktadır. Bu durum karşısında esaslı bir muhasebeye girişmek, sivil yapıların misyonunu yeniden sorgulamak, fonksiyonlarını yeniden tanımlamak ve yeni bir yol haritası çizmek kaçınılmaz görünmektedir. Bu şartlar altında sivil yapılanmayı yeniden düşünmek, yani dünyanın içinden geçmekte olduğu dönüşümü anlamak, bu dönüşümün ürettiği tehdit ve fırsatları görmek, söz konusu fırsat ve tehditleri karşılayacak bir faaliyet örgüsü oluşturabilmek, “yeni normal”lere uygun bir misyon belirlemek ve böylece geleceğe daha hazır, dinamik, üretken ve sözü olan bir sivil yapı hâline gelebilmek için Türkiye’nin saygın akademisyen, düşünür, araştırmacı ve uzmanları bir araya geldi ve Anadolu Federasyonu’nun düzenlediği sempozyumda tecrübe ve birikimlerini paylaştılar.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 316
Ağırlık : 316
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺90,00
Süreklilik ve Değişim Ekseninde

Korunması gereken pek çok değerimiz arasında aile, en ön sıralarda yer almaktadır. Aile, toplumun temel birimidir, ancak aynı zamanda İslami mücadelenin ve sivil toplum çalışmalarının sürekliliği ve başarısının da temel zeminidir.

Aileye dayanmayan yapılar lokal alanlarda geçici başarılar sergileyebilirler ancak bunlar saman alevi gibi çabucak sönecektir. Yapılan herhangi bir işteki hayır, çok olmasından değil, sürekliliğinden kaynaklanır. Toplumsal hareketlerde sürekliliği sağlayacak olan da aile kurumudur.

Ailenin bu kadar önemli olması, bu kurumda ortaya çıkan aksaklık ve sorunları da toplumun en önemli gündem maddelerinden biri haline getirmektedir. Bugün aile kurumu pek çok yönüyle tartışılır hale gelmiş ve bu kurumun işlevselliği üzerinde ciddi kuşkular oluşmaya başlamıştır.

Bu çalışmanın hazırlanmasının nedeni, aile ile ilgili sorunları ele almak, bunlara çözüm aramak, böylece salih ve sahih bir geleceğin yollarını ortaya koymaktır. Kendi değerlerimizle uyumlu bir aile tasavvuru için gerekli kavramsal çerçeveyi belirleyerek İslam dünyasındaki aile ile ilgili sorunların çözüm imkânını sorgulamaktır.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 272
Ağırlık : 272
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺90,00

Şehre ve onun mekânlarına olabildiğince farklı gözle bakmayı hedefleyen bu çalışma, aynı zamanda şehirle ruh dünyası arasında da bir irtibatın olduğunu izah etmeyi hedeflemektedir. Zîra şehrin bizâtihi kendisinin veya ona ait bir mekânın, o mekânı ortaya çıkaran hayat biçimi ve inanç değerleri olmadan anlaşılıp algılanabilmesi mümkün değildir. Şehre bu anlayışla bakıldığında her biçimin bir arka planı olduğu anlaşılacak ve onu yorumlayıp anlayabilmek kolaylaşacaktır. Cemiyetlerin değerlerinin toplamının mekân organizasyonu olan şehri tam olarak algılayabilmek için, onu var eden değerlere ve tarihî sürece göz atmak gerekir.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 192
Ağırlık : 192
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺46,20

Şehrin sorunlarını çözümlemek için öncelikle tanımlayabilmemiz gerekir. Şehrin mimarisi, felsefesi, edebiyatı, fikir, sanat ve dönüşümü ile şehirde yaşayan nüfus arasında dâimî, çok boyutlu ve her an yeniden üretilen bir ilişki mevcuttur.

Şehre ve şehrin mekânlarına farklı gözlerle bakmayı hedefleyerek hazırlamış olduğumuz Şehir Üzerine Düşünceler 1 çalışmasından sonra Şehir Üzerine Düşünceler 2 çalışmamız, kentsel mekânın ve yaşanan problemlerin arka planına yeni düşünsel yaklaşımlarla biraz daha farklı boyutlardan bakmayı hedeflemektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 200
Ağırlık : 200
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺50,05

Şehir, şehirleşme, şehirli, şehirlileşme. Neredeyse hepimizin hayatında yeri olan bu kavramları uzman uygulamacılar ve akademisyenlerle konuşup tartıştık. Ortaya çıkan metinleri ise bir araya getirip derli toplu bir şekilde okuyucuya sunuyoruz. İdeal, kültür, sosyoloji, yönetim, hukuk, ekonomi, ritüel, muâşeret, sivil toplum, dil, su, karantina ve geleceğin şehirleri gibi mühim konular üzerine yoğunlaşılıp, günümüzün şehir ve şehirli sorunlarının irdelendiği bu çalışma, şehre dâir sözü olanların sözlerinden oluşmaktadır. Bizim ilmî geleneğimize uygun olarak önce söz meydana geldi, sonrasında ise yazı. Kalemle yazmayı öğreten Allah’a hamd ile başladığımız bu çalışmayı şükürle bitirelim ki arkası gelsin. Çünkü biliyoruz her ne için şükredersek Allah onun daha fazlasını verir. Çünkü şükür ziyâde-i muciptir.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 496
Ağırlık : 496
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺119,35

Psikolojik danışman Umut Akyüz Çerezci, bu sefer bir değil birden çok çocukla olan deneyimlerini, 28 yıllık bilgi ve birikimini aktarmak için karşımıza çıkıyor.

Kitap, doğa sevgisinden, çocuk sevgisinden ve öğrenmenin AN’larda tecrübe edilmesinden beslenerek ortaya çıktığını ilk satırlarından itibaren tüm samimiyetiyle bize hissettiriyor. Bu AN’ların muhteşem fotoğrafları ise kitapta dile gelenden çok daha fazlasını anlatıyor.

Umut Akyüz Çerezci, çocuklar için/ile yaptığını en iyi anlatacak olanın aslında “program tasarlamak-uygulamak” değil, “hikaye oluşturmak-yaşamak” olduğunun altını çiziyor. Programına ismini vereni ve felsefesini yine bir hikaye ile, kendi çocukluğunda yaşadığı hoş bir anısını dile getirerek bize anlatıyor ve adeta bizi “anlam” üzerinde düşünmeye davet ediyor.

Kitabın bölümlerine baktığımızda ilk bölümde Çerezci’nin sadece çocuk’a dikkat çektiğini, bize “çocukları” ve “çocukluğu” tanıttığını, anlattığını belki de hatırlattığını görüyoruz.

İkinci bölümde gönüllülük, güvenlik, mahremiyete saygı, grup etkileşimi ve yaşayarak öğrenme’nin anlatıldığı öğrenme ortamı oluşturmanın temel ilkelerini paylaşıyor.

Üçüncü bölümde, Hazırlanma, Karşılama, Çember, Atıştırma, Kitap, Etkinlik, Paylaşım, Değerlendirme ve Kayıt zamanları gibi programın önemli anlarını, öğrenme deneyimlerini gözümüzün önünde canlandırmamızı sağlıyor. Dördüncü bölümde ailelere odaklanarak, ailelerle saygı, güven, kabul ve işbirliği zemininin nasıl oluşturulacağını, beşinci bölümde ise çocuklar için/ile çalışan profesyonellerin (büyüğün) niteliklerine yer veriyor. Son bölüm, malzemesinden okuma önerilerine kadar adım adım tarif edilmiş birbirinden yaratıcı ve eğitici etkinlik içeriyor.

Çocuklarla Yaşayarak Öğrenmek sadece çocuklar için/ile çalışan profesyoneller, anne-babalar için değil çocukların dünyasını ve yaşayarak öğrenmeyi keşfetmek, öğrenmek isteyen tüm büyüklerin gönlünde yer edecek gözüküyor.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 272
Ağırlık : 272
En / Boy : 17 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺184,80

Ülkemizde, neredeyse iş dünyasının her noktasında kendini gösteren markalaşma eylemleri, emlak sektöründe de sürekli ivme kazanıyor. Sektördeki markalaşma eylemleriyle birlikte, bu alanda faaliyet gösteren şirketler de kurumsal bir yapıya bürünmek zorunda kalıyor. İster etik ister işleyiş ister
yapısal olsun fark etmez, firmalardaki tüm eksiler, müşterilerin kurumsal kimlik ve markaya olan bakış açısını negatif bir perspektife yöneltiyor.
Dünyanın sosyoekonomik açıdan ileri seviyede olan ülkelerinin tamamında, gayrimenkul piyasasının rotasını emlak firmaları çizmekte ve yine piyasa dengesini bu şirketler düzenlemektedir. Emlak sektörü, Türkiye’de de ekonominin temel direklerinden biri konumundadır. Bu duruma karşın, genel olarak ‘emlakçılık’ olarak tanımlanan sektörel faaliyetlerin, ülkemizde yasal bir zemine oturtulamadığını ve doğru yönlendirilemediğini net bir şekilde görmekteyiz. Bu durum devletimiz açısından vergisel kayba yol açarken, eğitim seviyesi yüksek bireylerin sektöre karşı olumsuz bir bakış açısı kazanmasına neden olmaktadır. Tüm bu olumsuzlukların önüne geçmek adına, 5 Haziran 2018’de hayata geçirilen 30442 sayılı yönetmeliğe göre, emlak sektöründe bazı yasal düzenlemelere gidilmiştir. Söz konusu bu düzenlemelerle sektördeki kurumsal firmalar ve yetkili emlak danışmanlarının, sistem içindeki öneminin daha da arttığı açık bir şekilde görülmektedir. Emlakçılık, gelişmiş ülkelerdeki gibi saygın bir meslek dalı olma yolunda her gün aşama kaydetmektedir.


Basım Ayı/Yılı :
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 124
Ağırlık : 124
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺50,00
20. yy. Entelektüel ve Siyasi Akımlarında Yahudi Etkisi, Evrimsel Bir Analiz

Yahudilerin ırkçılığı eleştirirken ayrımcılığı kurumsallaştırdıkları bir Yahudi etnik devleti kurması çelişkisine hayret ettiniz mi hiç? Medya ve hükûmette yahut akademik camiada kanaat önderi olarak orantısız bir nüfuza sahip olmalarına şaşırdınız mı?
Başka meselelerin yanı sıra MacDonald; komünizmde Yahudilerin rolünü, Nazi soykırımının Batı toplumlarında bir ikon halinde kültürün merkezine oturmasını, ABD medyasında ve hükûmet kadrosunda Yahudilerin baskınlığını, Yahudi örgütlerin internet sansürlerindeki rolünü, Yeni Muhafazafârların (Neocons) bir Yahudi Hareketi oluşunu, ABD göçmen politikası reformlarında Yahudi etkisini, Yahudi grup çıkarlarını haklı göstermek ve tüm diğer grup çıkarlarını haksız göstermek için bir yöntem olarak psikanalizin kullanılmasını, (Yahudi olmayan grup çıkarlarını kötüleyen) Boasçı antropoloji ekolünün kurulmasında ve yaygınlaşmasında Yahudilerin rolünü, keskin bir muhakeme ve derinlemesine bir analiz ile mercek altına alıyor. Ayrıca Frankfurt Okulu’nun gelmiş geçmiş en iyi eleştirel analizini de yapıyor.
MacDonald her Yahudi kaynaklı yahut Yahudi ağırlıklı hareketin ön planındaki centil (Yahudi olmayan) adamın bir Şabat çalışanı gibi yer almasının meşru bir vitrin teşkil ettiğini işaret ediyor. Boasçı harekette Mead, Bolşevik Devrimi’nde Montagu gibi.
MacDonald, Yahudiliğin bir din olmaktan çok, Yahudi etnik çıkarlarının savunulması olduğuna da dikkat çekiyor. MacDonald’ın çalışması 20. yüzyılda Boasçı antropoloji, psikanaliz, sol siyasi ideolojisi ve hareketi, New York Entelektüelleri ve Sosyal Araştırmada Frankfurt Okulu’ndaki Yahudi etkisini gösteriyor. Yahudilerin ABD sınırlarını 3. Dünya ülkelerine açmak için ABD göçmen politikalarını şekillendirme çabasına ışık tutuyor. Bütün bu faaliyetlerin Yahudi grup çıkarlarını beslerken diğer tüm grup çıkarlarını devre dışı bırakma amacı taşıdığını kanıtlıyor.  
Yüksek zekâ (110 puan üzeri IQ ortalaması ile Aşkenaziler [Avrupa Yahuidileri] en zeki etnik gruptur) ve grup içi dayanışmanın bir araya geldiğinde ne kadar güçlü olduğunu ve bu birleşimin grubun dışındakiler için yahut Yahudi çıkar grubunun hedefleriyle ve evrimsel stratejisiyle ters düşenler için ne kadar tehlikeli olabileceğini gözler önüne seriyor.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 784
Ağırlık : 784
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺154,00

Bu çalışmada, Suriyeli kadınların, Suriye’den yola çıkarak Türkiye’ye gelene kadar yaşadıkları deneyimlere ve kadınların bakış açılarına odaklanmaktadır. Yazıla gelmiş olan tüm alanlarda yoğunlaşmış erkek bakış açısının alt üst edilerek yeniden inşa edilebilmesi için kadınların deneyimleri ve deneyimlerine dair bilgi üretimine ihtiyaç vardır. Bu çalışma da, bu doğrultuda ilerlemeyi amaçlayarak, Suriyeli kadınların göç deneyimlerine ve kadınlık algılarına dair bilgi üretmeyi, göç durumunu kadın bakış açısına indirgemeyi amaçlamaktadır. Kilis’te ikamet eden on dört Suriyeli kadın sığınmacıyla gerçekleştirilen mülakatlar neticesinde ortaya çıkan bu çalışma,  kadınların kaynak ülkedeki durumundan yola çıkarak hedef ülkeye gelene kadarki sürecini irdelerken aynı zamanda Suriye’den Türkiye’ye farklılık gösteren kadınlık algısını da ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu çalışma, kadınların erkeklerden daha farklı bir göç deneyimi edindiği ve bu deneyimi açısından kendi özelinde ele alınması gerekliliğini ortaya koyması açısından önem arz etmektedir. Ayrıca kadınların sosyal alanlardaki görünümleri, iş hayatına dâhil olmaları gibi kadının kamusal alanda görünürlüklerini arttıran ortamların oluşmasının, kadınların öz benlikleri ve toplumsal cinsiyete dair algılarında farklılık yarattığını da ortaya koymaktadır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 158
Ağırlık : 158
En / Boy : 13,5 / 21,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺70,00

Toplum, benzerlikler ve farklılıklar üzerine inşa edilmiş bir insan birlikteliğidir. Bu birlikteliği oluşturan bireyler, sahip olduğu temel özellikler bağlamında kültürel bir yapı oluştururlar. Kültürel yapılarda, bizi biz yapan değerlerden hareketle, insan ile ilgili, insanı ilgilendiren her konuda bir etkileşim söz konusudur. Dolayısıyla kültür, insanların bir arada yaşamasına yardımcı olan bir sistemdir. Bu nedenle her toplum, kendisine bir kültür sistemi inşa etmektedir.

Kültür, sosyal gerçekliği açıklama gayretindeki birçok sosyal bilim ile yakın ilişki içerisindedir. Kültürün görece en fazla etkileşim kurduğu sosyal bilim alanı ise sosyolojidir. Öyle ki, toplumsal olan hemen her gerçekliği inceleyen sosyoloji, toplumun kültürünü de açıklamak zorundadır. Kültür ve sosyoloji arasındaki bu ilişkiyi ortaya koymak/açıklamak, genellikle kolay olmayan bir iştir. Hatta kültür kavramının sosyolojik açıdan tanımını yapmak bile zordur.

Kültürün anlaşılması/açıklanması noktasında söz konusu tanımlama probleminin en bildik nedeni, kültür ve sosyoloji ilişkilerinin çok yönlülüğüdür. Çünkü sosyoloji, toplumu, toplumu oluşturan insanları ve bu insanların ürettikleri gelişmeleri incelerken, kültür kavramına çok geniş bir zeminden yaklaşmaktadır. Bu gerçeklikten hareketle kültür ve sosyoloji etkileşimleri, çok çeşitli konular ekseninde tartışılmaktadır.

Sekiz bölümden oluşan bu kitap, kültür ve sosyoloji ilişkisi çerçevesinde, bazı temel konulara açıklık getirmek amacıyla kaleme alınmıştır. Kitabın ilk bölümünde, kültürü anlayabilmek ve anlatabilmek açısından kültürün anlamı, içeriği ve genel özellikleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, kültür kavramının felsefi açıdan temelleri değerlendirilmiş ve kültür-felsefe ilişkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde, kültür ve toplum birlikteliği ele alınmıştır. Bu bölümde, kültür-toplum ilişkisi bağlamında kültürün özellikle işlevlerine değinilmiştir. Dördüncü bölümde, günümüz toplumlarında bir yaşam biçimi haline gelerek yeni bir kültür anlayışının ortaya çıkışına neden olan tüketim olgusu ve kültürü gerçekliği analiz edilmiştir. Beşinci bölümde, kültür ve toplumsal cinsiyet arasındaki bağlar irdelenmiştir. Buna göre, hemen her kültür içerisinde kadınlar ve erkekler arasındaki temel farklılıkların yarattığı kültürel tablolar gözden geçirilmiştir. Altıncı bölümde, göç ve kültür başlığına yer verilmiştir. Farklı kültürlerin bir arada yaşadığı ve ortaya çıkardığı çok-kültürlülük anlayışı içerisinde göç kavramının sahip olduğu anlam ve önem etrafında göç ve kültür bağlantıları tahlil edilmiştir. Yedinci bölüm, kültürel bir coğrafya içerisinde yaşayan insanların iletişimini sağlayan dil konusuna ayrılmıştır. Dil ve kültür ilişkisinin ele alındığı bu bölümde, tıpkı kültür gibi yaşayan bir varlık olarak dilin, kültürdeki öneminden bahsedilmiştir. Kitabın son bölümünde ise suç ve kültür ilişkisine yer verilmiştir. Bu bölümde suç ve sapma kavramlarından hareketle kültürün insan davranışları üzerindeki etkileri ile kültür ve suç arasındaki karşılıklı ilişkiler anlatılmıştır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 153
Ağırlık : 153
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺91,00
Kimlik Demokrasi Sekülerleşme

Sosyolojinin Üç Meselesi: Kimlik, Demokrasi, Sekülerleşme başlıklı bu kitap, modern toplum içinde bireyin psikolojik konumlanma biçimleri, toplum içinde kabul görme yolları ve toplumsal dayanışma formları, insanın anlam arayışı ve dinsel deneyiminin modern dünyadaki görünümleri hakkındaki sosyolojik düşünceyi analiz etme çabasının bir ürünüdür. “Kimlik” başlıklı ilk bölümde geleneksel toplumdan modern topluma geçerken toplumsallık formundaki değişim ve bu değişimin kolektif kimlikler üzerindeki etkileri ile siyasal kimliklerin ulusal ve küresel bağlamda karşılaşmaları ve çatışmalarını analiz edilen yazılar yer almaktadır. “Demokrasi” başlıklı ikinci bölüm, genel olarak modern toplumlarda siyasetin temel biçim ve ilkeleri üzerine odaklanmaktadır. Üçüncü bölüm, son zamanlarda sosyolojide yeniden gündeme gelen “Sekülerleşme” konusuyla ilgilidir ve ahlakî ilkelerin kaynakları ve işlevi hakkındaki tartışmalara katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

“Kimlik”, “demokrasi” ve “din” günümüz makro sosyolojisinin ele aldığı hemen hemen tüm sorunlarla ilişkili konulardır. Toplum (ve küreselleşen dünyada insanlığın) birlikteliği ve sürekliliği hangi ilkeler çerçevesinde sağlanacaktır? Bu ilkeler belirlenirken hangi bilgi kaynağı veya kaynakları referans alınacaktır? Kimlik siyasetinin yıkıcı çatışmalara yol açtığı, göç hareketlerinin giderek hızlandığı, iklim krizi gibi ekolojik sorunların çoğaldığı ve sorunların ulus-devletlerin sınırlarını aştığı, siyasal kurumların geleneksel sorun çözme tarzlarının yetersiz kaldığı, küresel açlık ve yoksulluk gibi günümüz toplumsal sorunlarının çözümünde hangi üst-değerler işlevsel olabilir?Sosyolojinin Üç Meselesi: Kimlik, Demokrasi, Sekülerleşme kitabı, iki asırlık sosyoloji biliminin birikiminden hareketle, günümüz sorunlarının analizini yaparak ve olası çözüm önerilerini tartışarak dinamik sosyoloji literatürüne katkı sunma yolunda bir adımdır.

Sosyolojinin Üç Meselesi: Kimlik, Demokrasi, Sekülerleşme başlıklı bu kitap, modern toplum içinde bireyin psikolojik konumlanma biçimleri, toplum içinde kabul görme yolları ve toplumsal dayanışma formları, insanın anlam arayışı ve dinsel deneyiminin modern dünyadaki görünümleri hakkındaki sosyolojik düşünceyi analiz etme çabasının bir ürünüdür. “Kimlik” başlıklı ilk bölümde geleneksel toplumdan modern topluma geçerken toplumsallık formundaki değişim ve bu değişimin kolektif kimlikler üzerindeki etkileri ile siyasal kimliklerin ulusal ve küresel bağlamda karşılaşmaları ve çatışmalarını analiz edilen yazılar yer almaktadır. “Demokrasi” başlıklı ikinci bölüm, genel olarak modern toplumlarda siyasetin temel biçim ve ilkeleri üzerine odaklanmaktadır. Üçüncü bölüm, son zamanlarda sosyolojide yeniden gündeme gelen “Sekülerleşme” konusuyla ilgilidir ve ahlakî ilkelerin kaynakları ve işlevi hakkındaki tartışmalara katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

“Kimlik”, “demokrasi” ve “din” günümüz makro sosyolojisinin ele aldığı hemen hemen tüm sorunlarla ilişkili konulardır. Toplum (ve küreselleşen dünyada insanlığın) birlikteliği ve sürekliliği hangi ilkeler çerçevesinde sağlanacaktır? Bu ilkeler belirlenirken hangi bilgi kaynağı veya kaynakları referansalınacaktır? Kimlik siyasetinin yıkıcı çatışmalara yol açtığı, göç hareketlerinin giderek hızlandığı, iklim krizi gibi ekolojik sorunların çoğaldığı ve sorunların ulus-devletlerin sınırlarını aştığı, siyasal kurumların geleneksel sorun çözme tarzlarının yetersiz kaldığı, küresel açlık ve yoksulluk gibi günümüz toplumsal sorunlarının çözümünde hangi üst-değerler işlevsel olabilir? Sosyolojinin Üç Meselesi: Kimlik, Demokrasi, Sekülerleşme kitabı, iki asırlık sosyoloji biliminin birikiminden hareketle, günümüz sorunlarının analizini yaparak ve olası çözüm önerilerini tartışarak dinamik sosyoloji literatürüne katkı sunma yolunda bir adımdır.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 408
Ağırlık : 408
En / Boy : 13 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺108,00

Öfke, kibir, haset, korku, aşk, nefret, sevgi, şehvet, hüzün, üzüntü… Uzunca sıralayabileceğimiz birçok duygu durumuyla karşılaşırız gündelik hayatta. Kimi zaman hakkımızda söylenen bir söz bizi üzerken, kimi zaman kazandığımız bir başarı sonucunda kendimizle uzun uzun gurur duyarız. Bazen erkeğin ağlamasının güçsüzlük olarak tanımlandığı bazen de kadının duygusal olmasının normal karşılandığı bir toplumsal yaşam kurgularız. Her ne amaç ve şekilde ortaya çıkarsa çıksın duygular etrafımızı çepeçevre saran, görünür olana kadar adeta göremediğimiz bir atmosfer gibi kuşatır bizleri.
 Amacımız, bu atmosferin temel dinamiklerini anlamak, duygu sosyolojisine olan ilgiyi arttırmak ve giriş metinlerinden birini ortaya koymaktır. İşte bu amaçla duyguların sosyoloji içindeki konumunu anlamak adına bu çalışmamızda ilginç yazıları ilgilinize sunuyoruz.
 Keyifli okumalar…


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 353
Ağırlık : 353
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺105,00

İçindekiler:

  • Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kapsamı

 

  • Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kalkınma Gündemi

 

  • Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kalkınma Gündeminde Devletin Rolü


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 225
Ağırlık : 225
En / Boy : 13 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺144,00

Ahmet Hamdi Tanpınar, “Saatleri ayarlama enstitüsü” adlı eserinde “saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır…Bu da gösterir ki zaman ve mekân insanla mevcuttur” diye bir cümle kullanır. Tanpınar’ın ifade ettiği gibi zaman ve mekânın insan ve toplumdan bağımsız bir anlam ve gerçekliği söz konusu değildir. İnsan ve onun oluşturduğu toplum, zamanı ve mekânı farklı anlamlar yükleyerek, kullanarak, referans alarak, araçsallaştırarak, özneleştirerek ve nesneleştirerek yeniden üretmektedir. Toplumsal ve tarihsel bir olgu olan kent de bir mekân olarak bu gerçeğe bağlı kalarak varlık bulmaktadır. İnsanın ilişkilerinden kendisi için ürettiği; ihtiyaçlarını karşılamak üzere oluşturduğu bir mekân olan kent, yine insan ilişkileriyle bir form kazanmakta ve dönüşmektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 364
Ağırlık : 364
En / Boy : 17 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺97,50

Hitit Kanunu 1906-1907 senesinde Yozgat şehri içindeki Akdağ Madeni içinde bulunmuştur. 200 maddeden oluşmaktadır. 3300 sene evvel yazılan bu kanunlar, bugünün ceza, borçlar, eşya, medeni kanunlarına benzer şekilde olşturulmuştur. Taş tabletlere çivi ile yazılmıştır. Bu eseri sizlere ulaştırmaktan memnuniyet duyarım.

Hitit Kanunu Hamurabi Kanunu'ndan az sert ve Asur Kanunu'ndan daha yumuşaktır. Üçünde ve bilhassa Hitit Kanunu'nda, kadın mühim bir yer işgal eder; üçünde de köleye hürmet yoktur. Köle, eşya gibi sayılmıştır.

Bu kanun üç kısma ayrılmıştır:

Birinci kısım Kişiler Hukuku 100 madde yani paragraf,

İkinci kısım Eşya Hukuku dahi 100 madde ihtiva eder.

Üçüncü kısım ise, birinci kısmın 49 uncu maddeye kadar olan muhtelif maddelerin muaddel (değişikliğe uğramış) şekilleridir.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 72
Ağırlık : 72
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺28,50

Aylak sınıfın en gelişmiş haline, feodal Avrupa ve feodal Japonya gibi barbar kültürün en üst aşamalarının özelliklerini gösteren toplumlarda rastlanır ki buralarda sınıf ayrımının da çok katı olduğu gözlenir. Sınıf ayrımında en göze çarpan özellik ise, belli işlerin belli bir sınıfa özgü olmasıdır. Üst sınıflar  geleneksel olarak endüstriyel işlerden muaf tutulup dahil edilmemiştir, onlara bir şekilde içinde “onur” barındıran işler ayrılmıştır. Bu onurlu işlerin başında savaşmak gelir ve dini hizmet genelde savaşçılıktan sonra ikinci sırayı alır. Eğer savaşçılık, barbar toplumun en belirgin özelliği değilse, dini hizmet önceliği alır ve arkasından savaşçılık gelir. İster savaşçı, ister dini hizmette bulunan biri olsun, küçük istisnalar dışında üst sınıflar daima sanayii ile ilgili işlerden muaf tutulmuş ve bu muafiyet, bu sınıfların üstünlüğünün ekonomik bir ifadesi olmuştur. Brahman Hindistan bu sınıfların sanayiden ayrı tutulmasına iyi bir örnek oluşturur. Kültürel olarak barbar özelliği gösteren toplumlarda, aylak sınıfın dışında kalan sınıflarda -alt sınıflar- çeşitli farklılıklar göze çarpar ve bu farklılıklara üstlendikleri işlerde de rastlamak mümkündür. Aylak sınıf (maiyetinin çoğuyla beraber) bir bütün olarak, asil ve dini olarak papazdan sonra gelen sınıfı kapsar. İlgili oldukları işler çeşitlilik gösterse de, bu işlerin endüstriyel olmayışı aylak sınıfın ortak ekonomik özelliğidir.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 278
Ağırlık : 278
En / Boy : 14 / 22
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺60,00

Fransız sosyolog Célestin Bouglé (1870-1940) 1907’de “Sosyoloji Nedir?” adında bir kitap yazarak, yeni yeni bir bilim dalı haline gelmeye başlayan Sosyoloji’nin olanaklarını; Fransa ve tüm Avrupa’yı derinden etkileyen kapitalizmin bunalıma çözüm arayan aydınlar safına katılmıştır. Mustafa Suphi de o yıllarda sosyolojinin Türkiye’de tanınmasına emek veren aydınlardandır ve bu kitabı 1911’de Fransızcadan Osmanlıcaya çevirerek “İlm-i İctimaî Nedir?” adıyla İstanbul’da yayımlamıştır. “İlm-i İctimaî” kavramını o yıllarda Osmanlı aydınları “Sosyoloji” veya “Toplumbilim” karşılığı olarak kullanmışlar ve Osmanlı toplumunun kördüğüm olan sorunlarının çözümünde bu
yeni bilim dalının olanaklarından yararlanmayı düşünmüşlerdir.

O yıllarda henüz Marksist olmayan Mustafa Suphi, çevirdiği kitaba “İfade” başlığıyla bir önsöz yazmış, çok milletli Osmanlı Devleti’nin en önemli iç sorunu olan “etnik sorunun” nasıl çözülmesi gerektiği üzerine düşüncelerini açıklamıştır. Onun saptamasıyla Osmanlıdaki “Sırp, Bulgar, Rum, Arnavut, Türk, Ermeni, Kürt, Arap, Berberi ... ilâh...” milletler nasıl birlikte yaşayacaktır? Kitabın “EK” bölümü Mustafa Suphi’nin yaşamının önemli dönemeçlerine işaret ederken, “İlm-i İctimaî” çevirisinden “Komünist Manifesto” çevirisine uzanan yaşamının ve mücadelesinin bütün
evrelerini ortaya koymaktadır. 


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 208
Ağırlık : 208
En / Boy : 12 / 17
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺50,00

Mekân-dil-bellek arasında aranacak herhangi bir ilişki için yer adlarının kültürel altyapısını incelemek, toplumların bellek oluşumunda mekâna verilen isimler ile temellendirilebilir. Toplumsal belleğin yaşayan ve her gün ve her gün birey ve topluma kendisini, yörenin kültürü içerisindeki değerini hatırlatan yer adları; hikâyeleri, efsaneleri, münhasır özellikleriyle soyut birer anıttan farksızdır.

Gaziantep'in yer adlarının tarihî ve kültürel arka planıyla incelendiğinde bu çalışmada farklı yer adı tasnifleri derlenmiş, Gaziantep'in kendine has yer adlarına en uygun tasnif tespit edilmiş ve kentin ismiyle müsemma mekânlarında âdeta zaman yolculuğuna çıkılıp hatırlanan mekânda yapılan toplumsal bellek arkeolojisi çalışmalarıyla yer adları katman katman gün yüzüne çıkarılmıştır.

Yaklaşımıyla gelecekteki yer adları çalışmalarına öncülük edecek bu eser, hem araştırmacılara hem de mekân-dil-bellek meraklısı amatörlere hitap ederek Anadolu’da keşfedilmeyi bekleyen yer adları hikâyelerinin ortaya çıkarılmasına önayak niteliğindedir.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 170
Ağırlık : 170
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺85,00

Oyun evrenseldir ve sandığımızdan çok evvel başlangıca sahiptir. Çocuk, henüz doğmamışken -sözüm ona hiçbir şeyden anlamazken- annesinin karnında göbek kordonuyla başlar oyununa. Doğduktan sonra kendi ve annesinin bedeni, sesi oyuncağı olur, dokunur, vurur, taklit eder... Yapılması ve yapılmaması gerekenleri bu oyun ilişkisi içinde öğrenir, sonra hayatına oyuncaklar, materyaller girer ve onlarla oynarken de dünyayı tecrübe eder. Kendi küçük dünyasının penceresinden dışarıdaki büyük dünyaya hazırlanır... Yani çocuğun iletişim dili de öğrenme dili de oyundan geçer.

Kitapta normal şartlar altında doğmuş ve gelişen 3-6 yaş çocuklarının çok boyutlu gelişimsel özellikleri ve bunları desteklemeye yönelik etkinlik önerileri yer almakta. Teknolojik oyun ve oyuncakların karmaşasından ve her türlü şiddetinden uzakta, ebeveyn-çocuk etkileşimini öğretme ve geliştirme hedefli bu eser tam da bu zamanda, çağının gerisinden ziyade çağının unuttuğu ve ihtiyaç duyduğu bir ara alana hizmet edebilir. Özellikle çocuğu ile oynamaktan sıkılan ya da malzeme bulamayan ebeveynler için hazır kaynak niteliğindeki eserle günbegün ebeveyn çocuk ilişkisini güçlendirebilir, çatışmaları azaltabilir.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 106
Ağırlık : 106
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺75,00

Sanayileşme sonrasında Avrupa toplumlarının bunalımlarını anlamak için doğan sosyolojinin bir alt alanı olarak 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan eğitim sosyolojisi, bireyi hemen her bakımdan sarıp sarmalayan toplumsal yapı ve kurumlar ile eğitim sisteminin kesiştiği noktada bireye nerede durduğuna dair bir anlam dünyası sunar. Eğitim sosyolojisinin bu gerçekliği, son yüzyılın önemli pedagojik farkındalıklarından biri olmuş, bu bilim alanı önemli derslerden ve araştırma sahalarından biri haline gelmiştir. Bu bakımdan sadece öğretmen yetişecek kişilerin değil, eğitimle ilgili ayakları yere sağlam basan açıklamalarda bulunacakların ve eğitim politikası üreticilerinin ciddi biçimde eğitim sosyolojisinden faydalanmaları gerekir.

Eğitim Fakültelerindeki Eğitim Sosyolojisi dersi için bir rehber ve kaynak metin olması amacıyla hazırlanan bu eser, mevcut toplumsal sorunları eğitimle ilişkilendirerek, en yeni bilgiler ve canlı örneklerle sunmaktadır. Toplumsal sorunların sonsuzluğu malumdur. Ancak bunlar arasında en belirgin olan başlıklar 24 konu şeklinde Eğitim Sosyolojisi dersinde öğretim yılı boyunca izlenilen programa uygun biçimde ele alınmış, gerekli kavramsal bilgiler verilmiştir. Her konunun girişine derse başlamadan önce araştırma soruları eklenmiş, ders bittikten sonra da konularla ilgili ileri okuma yapmak isteyenler için de kaynak önerilmiştir. Tüm bu özellikler çerçevesinde eğitim Sosyolojisi kitabı başta eğitimciler ve öğretmen adayları olmak üzere tüm okuyuculara hitap eden bir başvuru kaynağı niteliğini taşımaktadır.

 

Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 304
Ağırlık : 304
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺127,40
Hendek Barikat Eylemlerinin İç Göçe Etkisi

Terör, mazisi çok eskilere dayanan, herkes tarafından farklı şekillerde tartışılan fakat tam anlamıyla anlaşılamayan bir olgudur. Hangi ülkede yaşanırsa yaşansın yasal olmayan amaçlara ulaşabilmek adına yapılan terör eylemleri, aslında halka şiddet ve dökülen kan olarak geri dönmektedir. Ancak yaşanan şiddet suyun üzerinde oluşan halka gibi devletin gerek ekonomik gerek sosyolojik düzenini bozan bir diğer unsura neden olur: Göç. Bu nedenle devletler, şiddeti ve beraberinde gelen göçü durdurmak adına terör grupları ile siyasi bir zeminde uzlaşmaya çalışırlar.

Türkiye ve yıllardır eylemlerine devam eden PKK terör örgütü arasındaki müzakere süreci de Arap Baharı ve sonrasında Ortadoğu’da yaşanan olaylar neticesinde sona eren olumsuz bir boyut kazanmıştır. Temmuz 2015 yılında müzakere sürecinin sona ermesi ile Hendek/Barikat eylemleri olarak adlandırılan iç çatışmalar yaşanmıştır.

Bu eser, PKK terör örgütünün ve uzantılarının Güneydoğu Anadolu bölgesinde özyönetim ilanında bulunarak güvenlik güçleri ile girdikleri çatışmalar nedeniyle göç etmek zorunda kalan insanların yaşananlara karşı bakış açılarını öğrenmeyi amaçlayan bir araştırmadan yola çıkılarak hazırlanmıştır. Terörün neden olduğu göçün insan hayatına maddi manevi etkisini net biçimde gösteren nadir çalışmalardan biri olma özelliğini de taşımaktadır.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 298
Ağırlık : 350
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺127,40

Türkiye'nin de üyesi bulunduğu Avrupa Konseyi'nin (Council of Europe) aldığı kararlar ve kabul ettiği sözleşmeler, yerleşik yabancıların yerel düzeyde seçme ve seçilme hakkını uluslar arası toplumun gündeminde tutmaktadır. Bu durum tarihsel gelişmelerin neden olduğu bir ihtiyaçla açıklanabilir. Çünkü büyük dış göç hareketlerine sahne olan 20. Yüzyılda, özellikle II. Dünya Savaşı nedeniyle ortaya çıkan göç dalgasını daha sonra Avrupa'nın yeniden inşası sürecinde ortaya çıkan uluslararası emek göçü takip etmiştir. Batı Avrupa ülkelerine çalışmak amacıyla göç eden misafir işçi statüsündeki göçmenler, vatandaşı oldukları devletlere geri dönmeyip kalıcı hale gelmişlerdir. Bu süreçte uzun süredir yerleşik olan yabancıların insan hakları çerçevesinde demokratik hayata katılımlarını sağlama gereği, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi (AKYBYK) kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bağlamda yerleşik yabancılara yerel düzeyde seçme ve seçilme hakkını, bazı devletler kendilerine özgü çeşitli koşullarla ve sınırlılıklarla tanımaktadır. Belli süre ikamet koşulu, koloni ilişkileri, soy bağı, karşılıklılık ilkesi, aynı resmi dile sahip devletlerin yurttaşı olma gibi koşullar bunlardan bazılarıdır.

Son yıllarda uygun iklim şartları nedeniyle artan yabancı nüfusunun yanı sıra gelişen ekonomisi ile de Türkiye'nin, geleceğe ilişkin nüfus projeksiyonlarında dış göç alacağı öngörülmektedir. İfade edilen durum ve Avrupa Konseyi'nin bu hakkın tanınması konusunda verdiği çeşitli kararlar, Türkiye'nin yerleşik yabancılara yerel düzeyde seçme ve seçilme hakkının tanınması konusunu ele almasını kaçınılmaz kılmaktadır. Bu kapsamda Türkiye için yerleşik yabancılara yerel düzeyde seçme ve seçilme hakkının hangi koşul ve sınırlılıklarla tanınabileceğine ilişkin multidisipliner çalışmalara temel teşkil edecek önerilerde bulunulmuştur.


Basım Ayı/Yılı : 2011
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 175
Ağırlık : 175
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺140,00

Okul evde başlar. Çocuğunuzun gelişme evreleri... Çocuğunuzun ilk insan ilişkileri... Çocuğun sorularını cevaplandırmak... Çocuğun anneden ayrılması... Arkadaşların oluşturduğu yeni dünya... Anne - babalar için öğretme yöntemleri... Anne - babalar için özetlenmiş öğütler... Anne - baba - çocuk üçgeninde cevaplanması gereken bir çok sorunun cevabı...


Basım Ayı/Yılı :
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 224
Ağırlık : 170
En / Boy : 14 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺75,00

Odağına seyir deneyimini ve hafızayı alan yeni sinema tarihi çalışmaları içinde konumlanan Giresun’da Sinema, hem yeni sinema tarihi hem de toplumsal tarih sahasındaki araştırmalarasinema seyir deneyiminin perspektifinden özgün bir kapı aralamaktadır.
Devlet arşivleri, süreli yayınlar, il yıllıkları, sinema salonlarında çekilmiş fotoğraflar, telefon rehberleri, sinema hikâyeleri gibi çeşitli kaynaklardan yola çıkan,aynı zamandasosyal bilimlerde, bilhassa yirminci yüzyıl sonlarındaönemli tartışma başlıkları haline gelen tarihyazımı, bellek çalışmaları, sözlü tarih, toplumsal tarihgibibirçok konuya değinen bu çalışmada, on dokuzuncu yüzyıl sonlarından yirminci yüzyıl sonlarına kadarki süreçte yaşanan toplumsal, ekonomik, kültürel ve politik dönüşüm Giresun’daki sinema serüvenitakip edilerek tartışılmaktadır.
Kitapta, Giresun’daki sinema salonları ile sinema seyircisi, etnik ve dini çatışmalardancumhuriyetin ilk yıllarındaki modernliğin inşasına, fabrikalaşmadan, apartmanlaşmaya, darbelerden küreselleşmeye kadar pek çok önemli yaşanmışlığın ve dönüşümün tanığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Dahası çalışmada, tüm bu dönüşümlerle yeniden inşa edilen kentlerinkaderi ve sinemanın yazgısının ne denli iç içe olduğunu Giresun’dan bakarak görmekteyiz.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 308
Ağırlık : 308
En / Boy : 15 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺195,00

Evlilik öncesi karşı cins ilişkilerini anlamayı hedef alan bu çalışma, bir yüksek lisans tezi olarak hazırlandı. Cinsellik, İslam ve cinsellik, flört, namus ve iffet gibi çok önemli fakat çalışılıp konuşulması zor bir başlığı, bilimsel bir çalışmanın konusu edinmek ciddi anlamda cesaret işiydi. Savrulan, ayakları kayan, yıpranan ve örselenen gençliğimize rehberlik etmek için böyle bir sorumluluğu üstlendik. Allah’ın çizdiği rotaya uygun yaşanacak bir hayatın, tarihimiz ve değerlerimizin yeniden inşasında önemli rol oynayacağını biliyoruz. O nedenle; gençlerin, anne babaların ve toplumsal sorumluluk üstlenen herkesin mutlaka çalışmamızı okumalarını tavsiye ediyoruz. Kitaptaki kimi başlıkların bu kadar açık seçik yazılıp konuşulmasından kimse gocunmasın. Zira bilelim ki dışarıdaki hayat, bu başlıkları çoktan aştı. Sorunları görmezden gelerek ve kafamızı kuma gömerek çözme imkânımız yoktur. Bu nedenle biz de kafamızı kuma gömmek yerine, gerçekleri olanca açıklığı ile görerek elimizi taşın altına sokmaya çalıştık.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 208
Ağırlık : 208
En / Boy : 12,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺56,44
Çocuklar İçin Nörobilim Temelli Duygu Farkındalık ve Dikkat Egzersizleri

İnsanı anlama çabasında, içinde bulunduğumuz yüzyılın iki büyük katkısı olduğunu düşünüyorum: Biri nörobilimden, diğeri disiplinlerarası çalışmalardan öğrendiklerimiz! Elinizdeki çalışma da bu alandaki gelişimin son ürünlerinden biri olma niteliğinde.

Kendini keşfetme, duygu-dikkat yönetimini sağlama ve farkındalığı artırma stratejilerinin  egzersizler yoluyla çocukların diline uygun şekilde aktarıldığı bu kitap çocuk gelişiminde çok özel bir kaynak olarak ortaya çıkıyor. Aynı zamanda bu çalışma, anne babalara ve çocukla çalışan profesyonellere de ışık tutacak nitelikte. Ama her şeyden önemlisi oyunun ve eğlenmenin gücüyle çocuklara ulaşmak, onları kendi duygusal güçlenme yollarını keşfetme konusunda desteklemek için önemli, yeni ve farklı bir araç…


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 184
Ağırlık : 184
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺110,00

Kuşku yok ki, “Filistin Sorunu”, Ortadoğu’daki ve belki detüm İslam dünyasındaki “sorunların anası”dır. Bu sorun çözülmediği müddetçe, Ortadoğu coğrafyasının huzura kavuşmasını beklemek hayâldir. Siyonist devlet ile başta ABD olmak üzere onun destekçisi olan emperyalist aktörlerin bugün Filistin sorununu çözümsüzlüğe terk etmiş olmaları, aynı zamanda Ortadoğu coğrafyasındaki ve daha genel olarak İslam dünyasındaki emperyalist kıskacın henüz yeterince gevşetilememiş olmasının da başta gelen delilidir.

Bu kitabın, Filistin Sorunu’na ilişkin literatüre şu dört açıdan katkıda bulunduğu ileri sürülebilir: birincisi, bu çalışmada Filistin Sorunu uluslararası hukuk açısından ele alınmaktadır; ikincisi, kitaptaki uluslararası hukuk tahlilleri disiplinler-arası bir yaklaşım içinde yapılmaktadır; üçüncüsü, Arap Ortadoğu’sunun 20. yüzyılda manda rejimleri altına konma süreci ve bunun yol açtığı siyasî travmalar, Filistin’deki Siyonist sömürgeciliğin ve İsrail yayılmacılığının hedefine ulaşmasına imkân veren daha genel bağlam olarak kitapta incelenmektedir; son olarak, bu kitapta, “sorunun bir parçası” olarak, Filistin trajedisine ilişkin küresel düzeydeki hâkim akademik söyleme de ışık tutulmaktadır.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 480
Ağırlık : 480
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺98,40

Ekonomik, politik, toplumsal ve çevresel-iklimsel sorunların giderek arttığı ve yoğunlaştığı dünyamızda gerçek bunalım bütün insanlık ailesinin yaşamakta olduğu ahlâki-manevi bunalımdır. Hayatımızın her veçhesine ahlâkı, evrensel-ortak değer ve erdemleri nüfuz ettirmedikçe de bu bunalımın veya krizin sona ermesini beklemek boş bir hayaldir. Aslında tarihsel süreç içerisinde son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.a) kadar geçen her önemli dönemeçte ve ilgili dönemin değişen sosyo-ekonomik koşullarında, bu sorunlarla mücadelenin nasıl yapılması gerektiğine dair bilgilerle çözüm süreçlerine önderlik yapacak adil liderler ve örnek olaylar bulunmaktadır. Hem peygamberlerin bireysel olarak yaptıkları mücadeleler hem de Hz. Muhammed’in yakın ailesi olan Ehl-i Beyt örneğinde görüldüğü üzere maddi ihtiyaçlarla manevi ihtiyaçlar arasında nasıl bir denge kurulması gerektiği konusu, peygamber kıssaları ve prototip hayatlarda yer bulmaktadır. 
Aşırı hırsın her türlüsünden, tamah, açgözlülük ve acımasız-yok edici rekabetten kurtulmanın, krizleri aşmanın yol ve yöntemleri, tarihin tozlu sayfalarında yer alan eğitici yaşam hikâyelerinde bulunmaktadır. Oysa insanlar Hz. Yusuf kıssasında olduğu gibi geçmişte kalan bu deneyimlerin duygusal, trajik ve olağanüstü yönleriyle daha çok ilgilenmektedir. Bu nedenle Hz. Yusuf Arap, Fars ve Türk edebiyatında yüzlerce mesneviye, şiire ve romana konu edilmiştir. Oysa Hz. Yusuf özellikle Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam dininin ittifakla benimsediği, tartışmadığı bir peygamber olması nedeniyle insanlık adına bunalım ve kriz koşullarında önderlik yapmak, barış ve kardeşliği sağlamak ve özellikle gençlere örnek olmak için seçkin bir rol modeldir.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 144
Ağırlık : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺37,50

Çalışmanın uygulama alanı, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesidir. Şanlıurfa'ya hep yabancılaşarak büyüdüğümü hatırlarım. Etrafımda farklı giyinen, konuşan ve davranan insanlar görürdüm. Entari veya şalvar giyen erkekler, fistan olarak ifade edilen ve bana gökkuşağını anımsatan kadın elbiseleri ve farklı diller. Gündelik hayatın akışı içerisinde tesadüfen tanıştığım birinin ilk sorduğu sorunun, "Adın ne?" sorusundan ziyade "Kimlerdensin?" olması da buraya özgüydü.

Yukarıda birkaç satırla anlatmaya çalıştığım yabancılaşma deneyimlerim bu çalışmayla anlamlı hale gelmeye başladı. Bölgedeki insanların, farklı etnik grup üyeliklerinden dolayı farklı yaşam tarzlarına sahip oldukları ve bir tesadüfi tanışma esnasında "Kimlerdensin?" denmesinin, bölgede farklı etnik grupların varlığını bilmekle anlamlı hale gelmesi ve daha niceleri...

Siverek Karakeçilileri özelinde 6 aylık bir etnografik alan çalışmasının ürünü olan bu kitap, bölgedeki farklı etnik grupların etno-aşiretsel özelliklerinden filizlenen toplumsal etkileşim pratiklerine mercek tutmaktadır. Bu nirengi noktasından bakıldığında, bölge özelinde anlamlı bir dizi toplumsal bütünleşme ve farklılaşma alanları tespit edilmiştir. Söz konusu grupların bu alanlar aracılığıyla toplumsalı yeniden ürettiği ve etnik grup olma haline süreklilik kazandırdığı söylenebilir. "Kimlerdensin?" sorusuna verilen cevaplar ile belirginleşen zihinsel haritaların biçim ve içeriği bu alanlarının kompleks örüntülerinde içkindir.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 200
Ağırlık : 200
En / Boy : 16,5 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺115,20

Elinizdeki çalışma, afet-toplum ilişkisini bütüncül bir perspektifle ele alan ve afet sosyolojisinin temel tartışmalarına sistematik bir şekilde yaklaşan Türkçe literatürdeki ilk eser olma niteliği taşımaktadır. Esasında Türkçe literatürde afet sosyolojisi kapsamına girebilecek bir takım genel veya spesifik çalışmalar bulunmaktadır. Ancak bu edisyon, sosyolojinin bir alt disiplini olarak afet sosyolojisinin temel kavramlarının ve sorunsallarının tartışıldığı, yabancı ve Türkçe literatürdeki çalışmaların konu, kavram, teori ve yöntem bakımından kategorik hale getirildiği, afetlerin sosyolojik bağlamlarının konu edinildiği ve yeni perspektifler ışığında bu konuların sorunsallaştırıldığı kapsamlı bir çalışmadır.

İklim koşulları, jeolojik yapı ve çatışma alanları gibi afetlerin meydana gelmesine müsait bir coğrafyada yer alan Türkiye'de, afetlere yönelik sistematik çalışmalar yapıl(a)mamasının eksikliği her zaman hissedilmiştir. Deprem, terör, salgın, sel, çığ gibi geçmiş dönemlerde büyük afetler yaşayan ve halen bu afet riskleriyle karşı karşıya olan Türkiye'de, afet-toplum ilişkisinin sosyolojik perspektiften ele alınması, akademik bir keyfiyet değil esasında bir zorunluluktur. Böyle bir zorunluluktan hareketle ortaya çıkan bu çalışmanın, literatürdeki önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir. Ayrıca bu çalışmanın hem bu konuya ilgisi olan okurlar için hem de afet sosyolojisi alanında çalışma yapacak akademisyenler veya lisansüstü öğrencileri için yeni ufuklar açması öngörülmektedir.

 


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 368
Ağırlık : 368
En / Boy : 17 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺121,50

“Bir Cümle Bir Hakikat”

Adeta satır satır yazdığımız hayat kitabımızda, gönlümüze misafir olan değerlerimiz, hayatımızı çiçek bahçesine çevirmeye adaydır. Bu; sıkıntı çekmemek, insanları değiştirebilmek ya da konforumuzu her daim devam ettirebilmek manasında değildir. Her durumun bir hikmet içerdiğini ve bizi olgunlaştırarak daha kâmil bir insan olmaya yücelttiğini öğrendiğimizde; var olmanın anlamını yakalar ve kendimizi değiştirebilmenin ulaşılabilecek bir makam olduğunu kavrarız. Öğrenmek, işte bunları ve daha başka değerleri bize kazandırır.

Doğru bir yaşayışı acil bir ihtiyacımız olarak gördükçe, bunun yollarını ve yöntemini aradıkça; bütün dünya bizim seçici algımıza hikmetli olanı sunacaktır. Bilelim ki, hayatımızı sadece biz onarabiliriz. Onun için en acil ihtiyacımız, bizi doğru yapılandıracak bilgi ve çevredir. Öğrenerek, öğrendiklerimizden doğru bir hayat modeli oluşturmaya bizi içten güçlendirmeye, geliştirmeye, başta kendimiz olmak üzere yaratılan her şeyi sevmeye ve değer katmaya hoş geldiniz.

Bu kitap; satırların arasından yüreğinize dokunmaya aday. Öğrenmeye hazır zihinlere ışık tutabilmek niyeti ve duasıyla. 


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 240
Ağırlık : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺63,75

Gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası olan mekânın, insana özgü davranış, tutum gibi tüm niteliklerden etkilenerek gelişen, onun düşünce gücü ve becerisi ile ürettiği tüm birikimleri içine alan kültür kavramı ile olan kesişiminin, mimari ve sanatsal anlamının ötesinde gerek felsefi gerek toplum bilimsel gerekse tasarım kavramları çerçevesinde ortaya çıkan disiplinler arası etkileşimlerin zenginliği bu kitabın ortaya çıkış fikrini oluşturmaktadır.
Kaleme alınan metinlerde; tasarlanan mekânların iletişim unsuru olarak yaşamdaki yerleri, değişen ve dönüşen toplumların üretimi olan mekânların nasıl ve ne şekilde tüketildiği, bu tüketim ve üretim kültürünün insan psikolojisi ve algı üzerindeki etkileri irdelenmiş olup mekânın insan ve toplum tarafından üretilen, dönüşen ve kullanıcısının yaşamı ile biçimlenen kapsamının bir kez daha sorgulanması amaçlanmaktadır. Değerli hocalarımızın destek ve katkılarıyla hazırlanan Kültür ve Mekân Araştırmaları kitabı; mimarlık, iç mimarlık, kentsel tasarım, sinema, halkla ilişkiler ve iletişim, psikoloji, felsefe, pazarlama, gastronomi gibi farklı disiplinlerin bakış açılarının birbiri ile kesişen ve örtüşen birçok unsuru barındırdığına bir kez daha tanıklık edilmesine imkân sağlamaktadır.
Yazarları için keyifli ve heyecanlı bir yolculuk olan bu kitabın, okurlarında da aynı merakı uyandırması ve yeni bakış açıları sunması dileğiyle…
 

Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 296
Ağırlık : 296
En / Boy : 16,5 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺117,00
Tarih, Kimlik, İnanç, Kültür

Bu eser, Kayseri Alevileri arasında önemli bir yere sahip olan Yedi Bucak Avşarları üzerine kaleme alınmıştır. Eserde, bu topluluğun bireyleri arasında derlenen sözlü kültür ürünlerinin zenginliği ortaya konulmuş ve bu ürünlerin kimlik, tarih, inanç gibi değerlerdeki belirleyiciliği izah edilmiştir.
Kitapta ele alınan konular, ilmî süzgeçten geçirilirken önümüzdeki dönemde Kayseri Alevilerini bütüncül anlamda inceleyecek çalışmalara model olma özelliği taşıyacak şekilde tasnif edilmiştir.
Elde edilen veriler müracaat eserlerine başvurularak tahlil edilmiş, bu işlem yapılırken Anadolu'nun ve Türk dünyasının farklı yerlerindeki benzer uygulamalarla mukayese edilmiştir. Karşılaştırmalar ve yorumlamalar sonucu sözlü kültür ürünlerinin kaynakları, bu kaynakların Yedi Bucak Avşarları için hangi işlevi üstlendiği açıklanmıştır.
Yedi Bucak Avşarları, kolektif kimlikleri ile okuyucuya tanıtılırken dar çerçevede Kayseri Alevileri, geniş çerçevede Türk kültür ekolojisi içindeki yerleri de gösterilmeye çalışılmıştır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 544
Ağırlık : 544
En / Boy : 16,5 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺148,50

“Akın var! Güneşe akın!..” nidaları yükseliyordu, MS 500'lerde. Gundêşapûr olmuştu güneş, ırk, dil, din ayrımı yapmayan büyük cazibe merkezi… Bizans imparatorları, bilge ve filozofları kovdukça artıyordu Gundêşapûr'da yaşam standardı. Aristo ve Platon'un başta olmak üzere Atina'nın ünlü kitapları Süryanice ve Pehleviceye çevrilmişti. Hele Justinyen'in 529 kararları, ihya etmişti Gundêşapûr'u ve orayı dünyadaki ilk bilim kenti yapmıştı, Gundêşapûr Akademisi'ni de ilk üniversitesi… Akademide doktorlar, öğretmenler ve değişik dallarda uzmanlar yetişiyordu. 550'de yapılan dünyadaki ilk Uluslararası Tıp Kongresi'ne Sasani İmparatoru bizzat katılmıştı.
Her renkten çalışanlarıyla bilim evi Beyt'ül-Hikme ve kâğıt fabrikası, yeni kurulmuş olan Bağdat'ın ününe ün katıyordu 800'lerde. Bu çalışma ve çeviriler ile birçok kelime de Arapçaya geçmiş ve oldukça zenginleşmişti Arap dili de halkı gibi.
Dünya bilim tarihinin kurucusu George Sarton, 750-1100 yılları arasını 50 yıllık periyodlarla Dicle Havzası ve hinterlandındaki ünlü bilim insanlarının adları ile anmıştır: Cabir, Harizmi, Razi, Mesudi, Wafa, Biruni ve Hayyam.
Bir inceleme/review niteliğindeki bu kitap, Dicle Havzası-Mezopotamya-Orta Doğu tarihi ve bilim tarihi ile ilgili birçok bilinmeyenin keyifle öğrenilmesini kolaylaştırmaktadır.

Binlerce güneş parladı kalbimde
Ama bir tek atomun yapısını aydınlatamadı yine de
İbn Sînâ (Avicenna)


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 288
Ağırlık : 288
En / Boy : 16,5 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺109,80

Sezgi, 80'lerde bilim dünyasının radarına girdi. Araştırmalar yöneticilerin başarılarının %80 “sezgi”ye borçlu olduğunu gösterince bu ilgi giderek âdeta bir tsunami dalgasına dönüştü vehem organizasyonların farklı bölümlerine hem de farklı sektörlere yayıldı. Organizasyonlarda sezgiye olan ilgi; “yönetimde sezgi”, “girişimci sezgisi”, “stratejik planlamada sezgi”, “risk yönetiminde sezgi”, “satışta sezgi”, “pazarlamada sezgi”, “insan kaynaklarında sezgi”, “proje yönetiminde sezgi”, “süreç kontrolünde sezgi”, “kalite kontrolünde sezgi”, “üretimde sezgi”, “robotics, AI ve sezgi”, “araştırmacı sezgisi” konularına odaklanan araştırmalarla derinlik ve uygulanabilirlik kazandı. Diğer taraftan bu çalışmalar, tıptan hukuka, finanstan mühendisliğe birçok sektöre yayıldı. Bu araştırmaların ortak paydası temel sezgi teori ve kavramları, ortak hedefi ise sezginin eğitilerek daha güvenli ve verimli bir hâle getirilmesiydi. Sezgi, önümüzdeki dönemde hem işe alımlarda hem de kariyer basamaklarında yükselirken aranan bir beceri olarak öne çıkmaktadır.
Beynin Beyni Sezgi serisinin ilk iki kitabı, sezgi biliminin temel teori ve kavramlarını veriyor. Sezginin; altı milyon yıllık geçmişi olan insan türüne, altmış bin yıl önce ortaya çıkan bilincin olmadığı dönemlerde nasıl yol gösterdiğini anlatıyor. Sezgi Nasıl Çalışır, Ölçülür, Eğitilir? sezginin temel mekanizmalarını (alışkanlıklar, heuristikler, örüntü tanıma ve örtük öğrenme) gerçek öykülerle anlatıyor, sezgisel zekâyı irdeliyor ve sezgi eğitiminin yol haritasını veriyor.
Kitap; yöneticilerin profesyonellerin, akademisyenlerin, kişisel gelişimle ilgilenenlerin hizmetine sunulur.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 292
Ağırlık : 292
En / Boy : 13,5 / 21,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺99,00

Yirmi birinci yüzyılın öne çıkan toplumsal olguları arasında kentleşme ve demografik dönüşüm oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Kentlerdeki nüfus artışına paralel bir şekilde bugün yaşlanan nüfusun oldukça büyük bir bölümü de kentlerde yaşamaktadır. Türkiye ise hızlı yaşlanan ülkeler arasındadır. Bu doğrultuda yaşlılıkla birlikte yeni kentsel ve mekânsal dönüşümler-pratikler bu çalışmanın merkezinde yer almaktadır.
Günümüzde kentlerin ve mekânın sermaye birikiminin birer parçaları olarak görülmeleri, tüketime yönelik hayat tarzının bir yaşam kalitesi olarak sunulması, ekonomik ve toplumsal bölünmelerin daha önce hiç olmadığı kadar belirgin bir şekilde ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu türden olgular kentlerin “makbul vatandaş”a göre üretildiği tartışmalarını beraberinde getirirken buna yaşlılığa ilişkin olumsuz kalıpyargılar da eklenince kentler, yaşlılar için çoğu zaman dezavantajlar yaratan mekâna dönüşmektedir. Bu dezavantajlılığa ekonomik eşitsizlikler ve kısıtlılıklar da eklenince yaşlı ve yaşlılık, yoksulluğun bir görünümü olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu çalışmada kentsel yaşlanma deneyimi, Orta Anadolu’nun en gelişmiş kentlerinden biri olan Kayseri merkezli olarak tartışılmıştır. Kayseri, bir taraftan neoliberal politik ekonomiye eklemlenerek çağcıl-rasyonel bir ekonomik model içerisinde hareket ederken diğer taraftan geleneklere bağlılığı ve kapalı toplumsal yapısıyla muhafazakâr kimliğin en belirgin olduğu kentler arasındadır. Çalışma; ekonomik, kültürel, mekânsal ve politik süreçlere odaklanarak kentsel yaşlanmayı tüm boyutlarıyla ele almaktadır. Yaşlıların yaşlanma sürecine ve yaşlılığa ilişkin bakış açıları, mekânsal, toplumsal ve ekonomik ilişkilerde yaşlılığın etkisi, mekân üretimiyle bağlantılı olarak ortaya çıkan eşitsizlikler ve mekânsal pratiklerin ortaya çıkardığı gerçeklik, başta yaşlıların gözünden olmakla beraber yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları özelinde anlaşılmaya çalışılmıştır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 232
Ağırlık : 232
En / Boy : 16,5 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺85,50

Kemençemiz, türkülerimiz işitsel sanatların içindedir. Horanımız ritmik sanatların bir koludur. Güzel sanatlar insanların doğa karşısındaki duygularını, düşüncelerini; renk, çizgi, biçim, ses, söz, ritim gibi öğelerle güzel, etkili biçimde anlatma çabasından doğan içsel bir çalışmadır.

Kemençemin üstüne 1970’lerden günümüze yapılan halkbilim çalışmalarımın bir bölümüdür. Bu çalışmalar 1990’lardan başlayarak gazetelere, dergilere girdi. Bunların çoğu alanında ilk yazılardı. Özgündüler. Kaynak niteliğindeydiler. Kuruluşların, araştırmacıların, yazarların ilgisini çekti. Bu yazılar kaynak alınarak birçok çalışma yapıldı.

Horan sözcüğü üstüne geçmişten günümüze birçok yazı yayımlandı. Horanın çıkışı ile Türkçeliği üstüne birçok görüş ileri sürüldü.  Sözcüğün kökeni, ilk kez bu eserde açıklığa kavuşturuldu.

Kemençede, Horanda Görele merkez alındı. Kemençe, Horan ezgilerinin Görele merkez olmak üzere Görele’den batıya, doğuya, güneye… gidişi  “müzikte etkileşim” yoluyla kanıtlandı.

Bu eser Hayrettin Günay’ın Kemençe, Horan, Görele Türküleri üstüne yazdıklarıdır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 592
Ağırlık : 592
En / Boy : 16,5 / 23,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺132,00

“İnsan tabiatın misafiridir ve ona uygun davranmalıdır."
Friedensreich Hundertwasser

Günümüzden yaklaşık 300 bin yıl önce ortaya çıkan insanlardan bu yana doğal kaynaklar kullanılmaktadır. İnsanın sayıca az, arazi ve kaynakların ise çok bol olduğu o dönemlerde var olan doğal denge bozulmadan sürdürülebilmiştir. Medeniyetin sıçrama taşları olan tarımın keşfi, endüstri devrimi ve bilgi çağı ile ortaya çıkan nüfus artışı, insan ihtiyaçlarının çeşitlenmesi ve kentleşme beraberinde doğal kaynakların tükenmesi ve çevre kirliliklerine neden olmuştur. Günümüzde artık çevresel problemler çerçevesinde aşırı hızlı ve plansız kentleşme beraberinde doğal kaynak yönetimi, doğal kaynakların taşıma kapasiteleri, kent konforu, yaşanabilir kentler ve kent ekolojisi gibi yeni kavramları gündeme getirmiştir. Bu kitabın konusu olan ve kentleri birer insan ekosistemi olarak inceleyen kent ekolojisi araştırmaları da tam bu dönemin ürünü olup yer bilimleri, toprak bilimleri, biyoloji, planlama, şehircilik, mimarlık, ekoloji, botanik, zooloji, iklim bilimleri, sosyoloji, ekonomi, politik bilimler gibi birçok disiplinden yararlanmakta ve disiplinler arası bir çalışma sahası ortaya koymaktadır. Kent ekoloji, ülkesel ve bölgesel kalkınma modellerinin belirleyiciliğinde yeni gelişim alanları için ekolojik parametrelere uyumlu planlamaların yapıldığı, koruma-kullanma dengelerinin sağlandığı yöntemleri kullanır. Kısaca kent ekolojisi kentsel büyümenin ekolojik yaklaşımla planlamasıdır. Bu bağlamda bu kitabın; akademisyenler, öğrenciler, politikacılar, yerel yöneticiler ve kent çalışmaları yapan araştırmacılar için bir kılavuz olacağı düşünülmektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 256
Ağırlık : 256
En / Boy : 16 / 23,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺94,50
Meksika ve Türkiye'de Çevre Kapitalizminin Tarihsel Sosyolojisi

Porfirio Díaz’a atfedilen “Zavallı Meksika, Tanrıya o kadar uzak, Birleşik Devletlere o kadar yakın!” sözü dünyanın en zor komşularından birine sahip olan bu ülkenin coğrafi konumunun karşılaşılan sorunlarla olan ilişkisine işaret etmekteydi. Peki coğrafya toplumlar açısından gerçekten bu kadar önemli midir? Meksika ve Türkiye, birbirlerinden farklı coğrafyalarda, farklı doğal kaynaklara, toprak ve nüfus büyüklüğüne sahip olmasına rağmen, bağımlı kapitalist üretim ilişkilerinin ortaya çıkışı, gelişmesi, konsolide olması ve yeniden üretilmesi süreçleri önemli ölçüde benzerlik gösteren iki ülkedir. Birbirine yakınsayan zaman-mekânsal koşullar, çevre kapitalizminin biçimini de belirleyen temel unsur olarak iki ülkedeki sosyoekonomik yapıyı da birbirine oldukça benzer kılmıştır. Bu bağlamda Ertan Erol’un elinizdeki çalışması, çevrede kapitalist mekânın oluşumunu, kendine özgü yanlarıyla tarihsel bağlamda kavramsallaştırarak, Meksika ve Türkiye’de bağımlı kapitalizmin dönüşümü ve alt-emperyalizm formunda yeniden üretimi hakkında güncel bir karşılaştırma yapmayı hedeflemektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 201
Ağırlık : 210
En / Boy : 15 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺98,00

Bu eserde Osmanlı’nın son döneminden dört (M. Sadık Rıfat Paşa, Mustafa Reşid Paşa, Said Halim Paşa ve Filibeli Ahmet Hilmi), Cumhuriyet döneminden de üç düşünür-bilgini (Erol Güngör, Cemil Meriç ve Nurettin Topçu) tercih edilerek modernleşme bağlamında Türk düşüncesi anlaşılmaya çalışılmıştır. Yalnızca bahsi geçen düşünürlere ve düşüncelerine bakıldığında düşünce dünyamızın çok zengin olduğu görülecektir. Türk düşünce tarihinde düşünürlerin kuşatıcı birikimleri sosyal bilimci yönleriyle ele alınarak modernleşmeye-Batılılaşmaya yönelik değerlendirmeler yapılmaya çalışılmıştır. Kitapta bahsi olunan yazar ve düşünürler, kök medeniyet geleneğinden kopmuş olmayıp bu geleneği ciddiye alan ve bu medeniyetten beslenmek gerektiğine vurguda bulunan Türk-İslam düşüncesine katkıda bulunmuş olan şahsiyetlerdir. Bu şahsiyetlerin hem vazifelerinden hem de düşünür-mütefekkir sıfatlarından dolayı yazdıkları önemli olup son yüz elli küsur yılı anlayıp sağlam bir muhasebeden hareketle 21. yüzyılda hem kendimizi hem de Batı’yı doğru anlama çabası içerisinde bulunabiliriz. Her ne kadar 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl, Türk-İslam Düşüncesi için zayıf dönemler olarak görülüp eleştiriye uğrasa da bilakis zengin düşünür-mütefekkir ve düşüncelerine şahitlik yapmıştır. 19. yüzyılın sonu 20. yüzyılın başında Babanzade Ahmet Naim, Yusuf Akçura, Ziya Gökalp, Mehmet Akif Ersoy; 1940’lı yıllar sonrası Seyyid Ahmet Arvasi, Necip Fazıl Kısakürek, Yahya Kemal Beyatlı, Semiha Ayverdi, Peyami Safa, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu ve İsmet Özel gibi Türk-İslam Düşüncesine katkıda bulunan fikir adamları ve çalışmaları da modernleşme bağlamında ele alınmalıdır. Hususiyetle 19. ve 20. yüzyıl Türk düşüncesini anlayabilirsek 21. yüzyılda siyasal, toplumsal, kültürel ve bilimsel fikriyatımızı daha sağlam temeller üzerine oturtabiliriz. Descartes’ın dediği gibi sağlam kayayı bulabilirsek üzerine sağlam bir yapı (fikir-medeniyet) inşa edebiliriz.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 192
Ağırlık : 192
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺90,00
Devrime Reaksiyon Olarak Sosyoloji

“… Uzun süredir Âdem ile Havva’dan kalma yasalarla yaşıyoruz/ Çekil bakalım, ey eski Tarih beygiri …” Ünlü Rus devrimci şair Vladimir Mayakovsky’den iktibas ettiğimiz bu mısra aslında 18. yüzyıl Aydınlanmacı devrim düşünürlerinin ve sonraki takipçilerinin geçmişe, geleneğe, tarihe bakışını veciz bir anlatımla gözler önüne sermektedir. Ancak geçmişi, geleneği, tarihi yok sayan bu Aydınlanmacı düşüncenin ve onun toplumsal tahayyülünün bütün radikalliğine rağmen geldiği son nokta yine gelenek, geleneğin somut forma büründüğü cemaat yapısı ve onun değerleri olmuştur. Elinizdeki çalışma, iki asrı aşkın bir süredir gerçekleşmiş olan bu keşfe rağmen, toplumu gelenekten, geleneğin somut forma büründüğü cemaatten ve onun değerlerinden bağımsız şekilde ele almanın ne derece mümkün ne derece sürdürülebilir ve ne derece doğru olduğunu sosyolojinin kurucu babaları üzerinden incelemeye yöneliktir. Bu incelemeyi ise 1789 Fransız Devrimi ekseninde gerçekleştirmeye çalıştık. Bu eksenden hareketle şu sorulara cevap bulmaya çalıştık: Kurucu babaların sosyolojik düşüncelerinin teşekkülünde 1789 Fransız Devrimi’nin rolü nedir? 1789 Fransız Devrimi’nin yarattığı kaos, buhran kurucu babaların sosyolojik çözümlemelerinde nasıl ortaya çıkmaktadır? Bu kaosa, buhrana kurucu babalar nasıl bir çözüm üretmektedirler? Ve gerek 1789 Fransız Devrimi eleştirilerinde gerekse de 1789 Fransız Devrimi’nin neden olduğu kaosa, buhrana çözüm arayışlarında nasıl tutum takınmaktadırlar?


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 260
Ağırlık : 260
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺36,00

Bu çalışma, ülkemizde dinin kendi yörüngesinden nasıl çıkarıldığı ve müntesiplerinde inşa yerine tahribat oluşturduğunu göstermeyi hedefler. Zira iman inşa eder, ufuk açar; oysa inanç akideleri zamanla ya dogmatizm üretir ya da fanatizme saplanır. Bu da doğal olarak `varoluşsal kırılmalara` neden olur.
Modern Türkiye`de din her daim serencamlı ve sancılı bir alana itilmiştir.

Bu zorlu yokuş da, rasyonelleşmeyi ve inanca evrilmeyi daha iyi bir reçete olarak düşünmüştür. Oysa rasyonelleşen din bu, dinin irrasyonel olduğu anlamına gelmez, aksine daha çok boyuta sahip olduğunu ima eder yaşayan dinden uzaklaşmış, sadece belirli kitapların tartışma konusu olmuştur. Dolayısıyla ülkemizde Kur`an, ya cehaletin prangasından dolayı, duvarda asılı işlemeli kılıfından çıkmadan oraya hapsedilmiş, ya da rasyonelleşme ablukası nedeniyle kendi doğal mecrasından çıkmıştır. Buradan bakılınca sekülerleşme projesi dini paranteze alırken, rasyonelleştirilen din, dinin lehine çalışıyor izlenimi verirken, gerçekte dini kendi mecrasından çıkararak bambaşka bir örüntüye dönüştürmüştür.

İslamcılık ideolojisinden, ilahiyat ve diyanetin bilgi yapılanmasına kadar; muhafazakarlıktan cemaat örüntülerine varıncaya kadar bu çarpık oluşumun manipulatif izlerini süreceksiniz Dinin Dönüşümünde.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 186
Ağırlık : 186
En / Boy : 14 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺78,85
1 2 3 ... 53 >

Sosyoloji Kitapları

Sosyoloji ile İlgili Kitaplar

Sosyoloji kısaca toplum bilimi olarak tanımlanmaktadır. Toplumların geçmişi, yaşayışları insanın toplum ile olan ilişkilerini ele alan bir bilim dalıdır. Sosyoloji kitapları ise sosyolojinin temel kavramlarını konu edinen edebi türlerdir. Toplum dinamik bir yapıya sahiptir. Sürekli gelişim ve değişim içinde var oluşunu sürdürmektedir. Bu değişimler ise sosyoloji alanının kapsamını genişletmektedir. Zaman içinde dünya üzerinde yaşayan toplumların hangi dönemlerden geçtiği, hangi durumlarla mücadele ettiği ünlü sosyologlar tarafından kaleme alınmıştır. Bu eserler toplumlara ışık tutacak nitelikte olan bilimsel verilerin de yer aldığı önemli eserlerdir. 

Sosyoloji kitapları tarihsel süreç içerisinde yazılmış, geniş içeriklere sahip kitaplardır. Toplumun tarihsel süreç içerisinde nasıl değişime uğradığı ve insan ilişkilerinin toplumsal etkilerini ele alan konuları okurların dikkatini çekmektedir. Sosyoloji ile ilgili kitaplar aynı zamanda üniversitelerde ders kitabı niteliğinde okutulan akademik kaynaklar arasında yer almaktadır. Bu alanda yazılmış kitaplar çeşitli toplum bilimciler tarafından okurlara sunulmuştur. Her biri sosyolojinin farklı alanlarına değinen ünlü sosyologlar, yazmış oldukları kitaplar ile geniş kitlelere ulaşmışlardır. Hem yazıldığı dönem hem de günümüzde faydalanılan bu kaynaklar politikacılara, yöneticilere, iş yeri sahiplerine fayda sağlamaktadır. 

Sosyoloji okuma kitapları, toplumsal eşitsizliği, toplumsal sınıfları, demografik yapı gibi konuları ele almaktadır. Bireysellikten uzak bir bilim dalı olan sosyoloji toplumsal sorunlarla ilgilenmesi açısından da ortak değerleri kapsamaktadır. Aynı şekilde sosyoloji ile ilgili kitaplar, olması gerekenle değil olanla ilgilendiği için objektif kaynaklar arasında yer almaktadır. Dünya çapında sosyoloji alanının gelişmesi bakımından birçok sosyolog sayısız eser ortaya koymuştur. Bu eserler içerisinde yer alan bilimsel bilgilerin yer aldığı akademik kaynaklar insanlık tarihine ışık tutmaktadır. Bunun yanı sıra sosyolojik romanlar olarak yazılmış toplumsal sorunları ele alan olay kurgusun sahip eserlerde edebiyat alanında geniş okuyucu kitlelerine ulaşmıştır.  

Ünlü Sosyolog Kitapları

Sosyoloji bilimin babası olarak kabul edilen Auguste Comte, bu alanda gösterilebilecek en ünlü sosyologdur. Bu alanda yazmış olduğu kaynaklar diğer ünlü sosyologlar için esin kaynağı olmuştur. Türk ve Dünya edebiyatında toplum bilimi kitabı olarak yazılmış birçok eser bulunmaktadır. Bu eserler arasında anlatımı sade, kolay anlaşılır olanlar okurlar tarafından daha çok tercih edilmektedir. Çünkü sosyoloji bir bilim dalı olduğu için yazılmış bazı eserlerde akademik dil kullanılmaktadır. Bu da kitapseverlerin çabuk sıkılmasını ya da kitabı yarım bırakmasına neden olmaktadır. Sosyoloji okumaları için anlatımın açık ve anlaşılır olması son derece önemlidir. Bu anlamda yazılmış ünlü sosyolog kitapları şu şekilde sıralanabilir: 

  • Sosyoloji Yazıları – Max Weber
  • Sosyoloji ve Felsefe – Emile Durkheim
  • Sosyoloji – Anthony Giddens
  • Sosyolojik Tahayyül – C. W. Mills
  • Dünya görüşü ve İdeoloji – Ali Şeriati
  • Okulsuz Toplum – Ivan Illich
  • Bu Ülke – Cemil Meriç
  • Komünist Manifesto – Karl Marx ve Friedrich Engels
  • Sosyoloji Tarihi – Nurettin Şazi Kösemihal
  • İntihar – Emile Durkheim
  • Sosyoloji Notları – Cemil Meriç
  • Değişen Dünyada Sosyoloji – Veysel Bozkurt
  • Türk Medeniyeti Tarihi – Ziya Gökalp
  • Tek Boyutlu İnsan – Herbert Marcuse
  • Mukaddime – İbn-i Haldun
  • Sosyolojik Düşünmek – Zygmunt Bauman

En İyi Sosyoloji Kitapları

Sosyoloji kitapları, sosyoloji bilimin geniş içeriği arasından seçilmiş temaları ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır. Bu alanda yazılmış kitaplar diğer bilim dalları ile ilişkilendirilerek ele alınmaktadır. Siyasal sosyoloji kitapları bu anlamda devlet yöneticilerine, doğru yönetimin nasıl gerçekleşmesi konusunda bilgi vermektedir. Geçmiş toplumlardan örnek verilerek açıklanan konular gelecek nesillere ışık kaynağı oluşturmaktadır. Bu alanda yazılmış en iyi sosyoloji kitapları:

  • 21. Yüzyıl İçin 21 Ders – Yuval Noah Harari
  • Sosyoloji Tarihi – Claude Giraud
  • Kitle Psikolojisi ve Ego Analizi – Sigmund Freud
  • Kültür ve Toplum – Raymond Williams
  • Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu – Erving Goffman
  • Tüfek, Mikrop, Çelik – Jared Diamond
  • 1984 – George Orwell
  • Feodal Toplumdan Yirminci Yüzyıla – Leo Huberman
  • Toplumun McDonaldlaştırılması – George Ritzer
  • Karakter Aşınması – Richard Sennett
  • Şeffaflık Toplumu – Byung Chul Han
  • Retrotopya – Zygmunt Bauman

En Çok Okunan Sosyoloji Kitapları

Sosyoloji için okunması gereken kitaplar başlangıçta temel kavramlarla başlamaktadır. Sosyolojik terimlerin tam ve düzgün bir şekilde öğrenilmesi, yazılmış sosyoloji kitaplarının daha iyi kavranmasına olanak sunmaktadır.   Sosyolojiye yeni başlayanlar için kitap önerileri ise Dünya edebiyatında bu alanda yazılmış önemli eserleri içermektedir. Roman şeklinde yazılmış ve okurlarına belirli bir olay üzerinden toplum hakkında bilgi veren kitaplar çok satan sosyoloji kitapları arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Bu da kitabın daha çok kişi tarafından görülmesini ve okunmasına imkân sunmaktadır. Okunması gereken sosyoloji kitapları ve içerikleri: 

  • İntihar – Emile Durkheim: Emile Durkheim tarafından kaleme alınmış bir sosyoloji okuma kitabı olarak ilgi görmektedir. İntihar kavramı ve intiharın nedenleri, toplumla ilişkisi üzerine yazılmış sosyoloji okumaları arasında yer alan önemli bir eserdir. 
  • Bu Ülke- Cemil Meriç: Türk Edebiyatında sosyoloji alanında ilk akla gelen yazarlardan biri de Cemil Meriç’tir. En iyi sosyoloji kitapları arasında yer alan Bu Ülke kitabında Türk İnsanının toplum yapısını, doğu ve batı ideolojisini, ayrımları sosyolojik açıdan ele almıştır. 
  • Tüketim Toplumu – Jean Baudrillard: Geçmiş ve gelecek arasında bağ kurmuş önemli bir eserdir. Geçmişte İnsanlar günümüzde tükettiği şeyleri tüketiyor muydu, gerçek ihtiyaçlar ile sahte ihtiyaçları tüketim çılgınlığında olduğunu anlatmaktadır. Toplumsal açıdan tüketimin insana prestij kazandırdığı düşüncesi üzerine yazılmış sosyoloji için okunması gereken kitaplar arasındadır. 
  • Özgürlükten Kaçış – Erich Fromm: İnsanların özgürce yaşamanın sorumluluklarını alamadıkları takdirde belirli otoritelerce yönetilmek zorunda kalmaları üzerine yazılmıştır. Modern toplumların şekillenmesini ve toplumların nasıl otoritelerce yönetildiğini analiz etmektedir. 
  • Şarkiyatçılık – Edward Said: Kitap Batı toplumlarının gözüyle doğu toplumlarını anlatmaktadır. Batı toplumunun bakış açısı üzerine kurulu anlatımı ile okurlarını etkilemiştir. 
  • Vitrinde Yaşamak – Nurdan Gürbilek: Eser Türk toplumunun yaşamını, kültürel özelliklerini anlatmaktadır. 1980'lerde Türkiye’de yaşanan gelişim ve değişim üzerine yazılmış, okurlarına darbe sonrası hayat hakkında bilgi vermektedir. 
  • Sosyoloji – Anthony Giddens: Sosyolojiye giriş kitap önerileri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Sosyoloji bilimine dair her türlü bilgi bu eser içerisinde kolaylıkla bulunabilmektedir. 

Sosyoloji Tarihi Kitapları

Sosyoloji tarihi kitap olarak geçmiş yüzyıllarda yazılmış birçok eser bulunmaktadır. Sosyolojinin nasıl ortaya çıktığı, nasıl geliştiği ve geleceği nasıl etkileyeceği üzerine yazılmıştır. Bu kitaplar, insanların yaşamına yön vermesi ve yaşanılan olaylardan ders çıkarılması bakımından önemlidir. Günümüzde ünlü sosyologlar bu alanda yazmış olduğu kitaplar dünya tarihine yön veren olayları konu edinmektedir. Toplumların yaşam tarzını, değişimlerini konu alan sosyoloji okuma kitapları bireylerin yaşamları ve toplumsal gidişatın yolunu göstermektedir. 

Sosyoloji ile ilgili kitaplar sayesinde okurlar toplumsal konular hakkında bilgi sahibi olmaktadır. Sadece akademik değil güncel bilgilerin önemi bu kitaplar aracılığı ile okurlara hissettirmektedir. Türk sosyoloji tarihi kitapları arasında en önemlisi Türk Sosyoloji Tarihi – Bayram Kaçmazoğlu tarafından kaleme alınmıştır. Türk sosyolojisinin her adımını ayrıntılı olarak ele alan bu kitap oldukça bilgilendirici içeriğe sahiptir.

 

cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı