Sosyal Hayvan

“Klasik bir çalışma modern çağa taşınmış ve sonuç hem tam zamanında hem de zamanın ötesinde olmuş. Bilgelik, çağdaş bilim, kişisel öyküler ve zorluklarla ulaşılmış gerçekleri ustaca ören Sosyal Hayvan sosyal psikoloji alanında yazılan gelmiş geçmiş en iyi kitap olarak kalmaya devam ediyor.”
—Daniel Gilbert, Harvard Üniversitesi, Stumbling on Happiness’in yazarı
 
“Sosyal Hayvan’ın ilk basımını okuduğumda, içindeki görüş zenginliği bana çarpıcı gelmişti. Bu en yeni basım ve bu görüşlerin modern olaylar karşısındaki geçerliliği şimdi bana bir misli daha çarpıcı geliyor.”
—Robert B. Cialdini, Influence and Pre-Suasion’un yazarı
 
“Bu, zamanımızın iki büyük düşünürü tarafından yazılmış, en önemli sosyal bilim kitaplarından biri –ve psikolog olmama büyük ölçüde vesile olmuş bir eser.”
—Adam Grant, Pennsylvania Üniversitesi, Give and Take, Originals ve Sheryl Sandberg ile Option B’nin yazarı
 
“Bu konu hakkındaki favori kitabım –ve bir sosyal psikoloji profesörünün oğluyum! Aronson sıradan insanla (ben) ve akademisyenle (babam) aynı etkili dille konuşmayı başarıyor. Temellerini akademiden almakla birlikte, Sosyal Hayvan Malcolm Gladwell ve Chuck Closterman’ın eserlerinden herhangi biriymiş gibi çağdaş ve eğlenceli bir his veriyor.”
—Jesse Eisenberg, aktör ve yazar
 
“Parlak üslubuyla bu yeni basım önceki basımların tüm zarafet ve bilgeliğine sahip, fakat ele aldığı toplumsal konular bugünün sorunları.”
—Phoebe Ellsworth, Michigan Üniversitesi

(Tanıtım Bülteninden)

  • Kitap Adı: Sosyal Hayvan
  • Yazar: Elliot Aronson
  • Yayınevi: Literatür Yayıncılık
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 496
  • Ebat: 15 x 23
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750409097
₺85,90

 Bu kitap, 2020 yılının Mart ayında hayatımıza giren, sıradan olan pek çok şeyi altüst edip normal kavramını kökünden değiştiren ve sancıları hâlâ süren COVID-19’un politik psikoloji açısından etkilerini inceliyor.

Salgının dünyaya ilk yansımalarını irdeleyen ve oldukça ilgi gören Pandeminin Psikopolitiği’nin ardından Üsküdar Üniversitesi Politik Psikoloji Merkezi tarafından yapılan bu ikinci çalışma, Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan ve Dr. Öğr. Üyesi Meltem Narter editörlüğünde alanlarında uzman akademisyenler tarafından hazırlanan 12 makaleden oluşuyor.

Pandemi döneminde yükselen yeni kitlesel psikolojiyi, bunun etkisiyle şekillenen siyasal ve sosyal davranışları, kolektif travmaları, korkuları, kaygıları Türkiye ve dünya ölçeğinde ele alan elinizdeki kitap, göç, mültecilik, sınır duvarları, yaşlılık, yas gibi konular üzerinde yoğunlaşmış çalışmalar içeriyor. 1989’da yıkılan Berlin Duvarı’ndan beri küreselleşmeye doğru giden dünya pandemi etkisiyle tekrar içe kapanmaya başlarken toplumlarda da “diğerine” karşı ırkçılık, ayrımcılık ve nefret baş gösteriyor. Bir yandan salgının getirdiği zorluklarla baş etmeye çalışan insanlık bir yandan bu çağdışı kavramlarla yüz yüze gelirken kriz içinde kriz yaşanıyor.

Bitmeyen Yas COVID-19 pandemi etkisiyle değişen duygu, düşünce ve davranışlarımızı kitlesel düzlemde anlamak ve anlamlandırmak için bir kılavuz niteliği taşıyor.

Makaleleriyle katkıda bulunanlar: Deniz Ülke Arıboğan, Şevin Karslı, Esra Işık, Elif Kaleli, Betül Çelebi Dağ, Zeynep Gümüş Demir, Safura Koçoğlu Eyiler, Berrin Göncü, Merve Suma Berberoğlu, Didem Ilgaz, Tuğba Aydın Öztürk, Dilek Özkan, Meltem Narter.

Kitap Adı: Bitmeyen Yas Covid-19 Pandemide Politik Psikoloji Yazıları

Kitap Yazar Adı: Deniz Ülke Arıboğan- Meltem Narter

Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

Yayıma Hazırlayan: Günnur Aksakal – Ezgi Hotalak

Kapak Tasarım: Gilas Coşkun

Sayfa Tasarım: Aslı Varol

Sayfa Sayısı: 324

Ebat: 13,7x21,5

Tür: Araştırma

Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

₺51,90

‘Her kuşak kendini bir önceki kuşaktan daha zeki, bir sonraki kuşaktan ise daha erdemli zanneder’ diyor İngiliz Edebiyatı’nın ünlü isimlerinden George Orwell. Daha da geriye gidersek, dünya tarihine damgasını vurmuş ünlü filozoflardan Plato, kendisinden genç kuşaklar için: “Bugünkü çocuklar lükse düşkünler, büyüklerine karşı saygısızlar ve çok fazla konuşuyorlar. Çocuklar evlerinin hizmetkârları değil, adeta zorbaları. Büyükleri odaya girdiğinde ayağa kalkmıyorlar. Ebeveynleri ile çatışıyorlar, toplum içinde herkesten önce konuşuyorlar, bacak bacak üstüne atıyorlar, öğretmenlerine kötü davranıyorlar’’ ifadelerini kullanıyor.

Şaşırtıcı değil, Y jenerasyonu iş hayatında kendini göstermeye başladığında da X jenerasyonu aynı şekilde onları eleştirdi ve mevcut bakış açısıyla iş dünyasına uyum sağlayamayacaklarını savundu. Ancak bugün, taşların yerine oturduğunu görüyoruz. Dünyadaki hızlı değişimle birlikte yeni iş yapış biçimlerine (yani Y’lerin, hatta Z’lerin bakışıyla şekillenen dünyaya) baby boomer’lar ve X’ler uyum sağlıyor ve dönüşüyor.

Dr. Elif Başak Sarıoğlu Y’leri Anla, Değiştirme kitabında, Türkiye’de Y kuşağının işe alım süreçlerinde karşılaştıkları zorluklara değiniyor ve iletişim engellerini ortaya koymaya ve bu engelleri giderecek yöntemleri sunmaya çalışıyor. Y kuşağının işe alımdaki iletişimsel yaklaşımının daha net anlaşılması ve mülakatlarda kuşak çatışmalarını önlemek adına, farklı sektörlerden 18 kurumun insan kaynaklarından sorumlu en tepe yöneticileri/ danışmanları ile yüz yüze derinlemesine görüşme gerçekleştirerek oluşturduğu çalışmasında, işe alım sürecinde kuşak farklılıklarını anlayabilen bir yöneticinin ve/veya işe alım uzmanının bu süreci daha etkili yürütmesinin hem şirket hem de aday açısından kazan-kazan sonucuna zemin hazırladığının altını çiziyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 250
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺17,50

Global Köy, Marshall McLuhan’ın ilk olarak önemli kitabı Understanding Media’da (Medyayı Anlamak) ortaya koyduğu, bugünün dünya çapındaki entegre elektronik şebekesine ilişkin görsel çalışmasını, son yirmi yılın teknolojik gelişmelerinin anlaşılmasını sağlayacak biçimde, ayrıntılı bir kavramsallık çerçevesi önermek suretiyle genişletmektedir. Kitabın özü, günümüzde teknolojiyi kullananların, dünyayı kavramakta yararlanılan, birbirinden çok farklı iki yol arasında sıkışmış oldukları tartışmasıdır. Bir tarafta, yazarlarının Görsel Uzam olarak değindiği, Batı dünyasına özgü çizgisel, nicel algılama modu; diğer tarafta ise Doğu’nun, son teknolojilerinin hepsinin bizi içine doğru iteklediği bütüncül, nitel mantığı İşitsel Uzam bulunmaktadır. Ne var ki yazarlar, İşitsel Uzam’a doğru yönelen bu hareketin pürüzsüz olmayacağı konusunda bizi uyarmaktadırlar. Gerçekte McLuhan ve Powers, dünya çapındaki iletişimin bir sonucu olarak global köyün ortaya çıkmasıyla bu iki dünya görüşünün “birbirleriyle ışık hızında çarpıştıkları” tartışmasını gündeme getirerek, “barışın anahtarının, bu sistemlerin her ikisini de aynı anda anlamak” olduğunu iddia etmektedirler. Yazarlar, McLuhan’ın otuz yıl kadar önce büyük bir başarıyla
yaptığını bugün de yapıp tarafsız bir yaklaşım benimseyerek yakın geleceğin dünyasına köşe başından bakmak ve hepimizin orada bulacakları konusunda hazırlıklı olmanıza yardım etmenin peşindedirler.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 322
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺92,00

Gazeteci ve aktivist Mona Eltahawy, kadın haklarının Ortadoğu’daki serüvenini geniş bir perspektifle ele alırken kadınlarımızın “kanunlar” ve “dini dayatmalar” çerçevesinde nerede durduğunu gözler önüne seriyor. Kadınların yaşamsal haklarını savunmak için gerçekleşecek bir devrimin ne kadar önemli olduğunu da vurguluyor.

Başkaldıran Beden, başkaldırının cezayla değil, mükâfatla sonlandırılacağı özgür yarınların ütopyadan ibaret olmadığını hatırlatan umut ve öfke dolu bir manifesto...

Bizden nefret ediyorlar çünkü bizi kontrol etmek için güç birliği yapan “devletin” ve “sokağın” ittifakından kurtulduğumuz anda bir hesaplaşma talep edeceğimizi biliyorlar.

Toplumsal dayatmaların, geleneklerin ve ataerkinin önünde bir kadın olarak yaşamımızı özgürce sürdürebilmek; bedenimizle, tercihlerimizle, arzularımızla, gerçek mânâda bir bütün olarak var olmaya çalışmak oldukça zor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺42,08

Çocuğun ne dediği değil de, ne demek istediğini anlayanlar onunla her zaman anlaşabilir.

Herhangi bir konudaki bilgi eksikliği nasıl ki o konuyu zorlaştırıyorsa, annelik babalık konusundaki pedagojik bilgi eksikliği de anneliği ve babalığı zora sokmaktadır. Bu durum her işin doğasında olan değişmez bir kuraldır.

Diğer taraftan hakkında belirli bir düzeyde bilgi sahibi olunan bir konuda yapılan uygulama hataları insanda, o işin zor olduğu algısını geliştirebilmektedir. Bu nedenledir ki çocuk yetiştirme konusundaki doğru bilgi sadece çocuklarımızla yaşadığımız sorunları azaltmakla kalmaz, neslimizi ileriye doğru bir ruhsal yapı içerisinde götürmek adına sağlıklı şartlar taşır.

İşte elinizdeki bu kitap size bu konuda yardımcı olacaktır. Öyle ki kimi zaman iyi günlerinizde size destek olurken, problem yaşadığınız günlerde de size ışık tutacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 340
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺27,30

Sosyoloji dersi; üniversiteye yeni başlamış öğrencilerin, hayatta ne işe yarayacağını çok kavrayamadıkları ama mezun olan öğrencilerin de en çok aradıkları ve en çok atıfta bulundukları derstir. Bu, sosyolojinin sırasıyla mikro ve makro yaşam boyutlarını içeren kompleks yapısından ve hayat için ne kadar gerekli bir bilim olduğu gerçeğinden kaynaklanır.

Genel Hatlarıyla Sosyoloji isimli bu kitap, Sosyoloji bölümünün yanı sıra İktisadi ve İdari Bilimler, Mimarlık, İletişim, Sağlık Bilimleri fakülteleri başta olmak üzere birçok fakülte ve yüksekokulda okutulan Sosyoloji dersinin 14 haftayı kapsayan tek dönemlik içeriğini kapsamakta ve temel konuları güncel olaylardan örneklerle ve sade bir dille ele alarak sosyoloji bilimini başta öğrenciler olmak üzere tüm okurlarına keyifli şekilde anlatmayı ve severek öğretmeyi amaçlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺55,80

Bu kitap eski bir hikayenin yeni yüzünü Türk okuyuculara sunuyor. Hikaye gerçekten eski. Çünkü benzer sorunları ve baş etme yollarını Romalı generallerden, Kızılderililerle uğraşan uzun bıçaklı Hafif Süvari Alayı’na mensup subaylara, Kuzey Afrika’da görevli Fransız Komutan/Valilerden, Zulu savaşlarındaki “centilmen” İngiliz subaylarına ya da Şeyh Şamil’e karşı harekat yürüten Rus generallerine kadar birçok kişiden dinleyebilirsiniz.

Dahası bu eski hikaye 20’nci yüzyılın başında ideoloji, askeri teknoloji, hukuksal anlayışta değişim, medyanın artan etkinliği ile yeni özellikler kazandı. Sanayi devriminin ardından “askeri güce, büyüklüğe” istatistikî verilerle atıf yapan Napolyon’un meşhur “kimin tabur sayısı büyükse savaşı o kazanır” ifadesinin geçerli olmayabileceğini gösteren bir strateji olarak ayaklanma gündemdeki yerini aldı. Nitekim istatistikler bu stratejileri iyi içselleştirmiş, öğrenmiş “zayıfların” 1950 sonrasında savaşları kazanma oranının çoktan %50’yi geçtiğini söylüyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 174
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺32,40

“Antik kentler, orta çağ kentleri ve modern kentler, kapitalist ülkelerdeki kentler, sosyalist ülkelerdeki kentler ve Üçüncü Dünya ülkelerindeki kentler; işte bunların hepsi geniş entelektüel çerçevemizde yer alıyordu. Bunların sonucunda ortaya çıkan kentsel sosyoloji aklınıza gelen her şey olabilirdi; eğer bunun kentlerde meydana geldiğini görebildiyseniz, o zaman kentsel sosyoloji literatürünün herhangi bir yerinde tartışıldığını da görebilirdiniz. “ Saunders, R (2013). Sosyal teori: Kentsel sosyoloji (S. Doğru Getir, Çev. ). ideal Kültür Yayıncılık. Kentin inşası ve kentlerin neredeyse dünyanın her köşesine yayılması tüm zamanların en başarılı insan yaratımlarından biri olmuştur. Bugüne kadar pek çok açıdan tartışılmış, farklı disiplinlerle ilişkilendirilmiş ve üzerine yazılmış zengin bir literatür bulunan kent ve kent çalışmaları hakkında bir sınıflandırma yapmak oldukça zor olsa da bu kitabın çerçevesi nüfus biliminden kentleşme olgusuna, kır pratiklerinden gecekondulaşma sürecine, toplumsal hareketlilikten göç çalışmalarına kadar geniş bir perspektifle ve aşamalı olarak geliştirildi. Kent Çalışmalarına Giriş, bugün hâlâ önemini koruyan ve gündemden düşmeyen kent, kirve göç konularına adım adım yaklaşarak geçmişin ve günümüzün dinamiklerini aydınlatmayı amaçlıyor. Hem kent çalışmalarına ilgi duyanların hem de uzmanların başvurabileceği bu eser, bir başlangıç kitabı olması ve akademik bağlamda bütünlük oluşturması açısından önem arz ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺65,70

Bu kitap nicel, nitel ve karma yöntem araştırma desenleri ile istatistiği içermektedir. Kitap; araştırmaya giriş, araştırma problemi, hipotezler ve değişkenler, değişkenleri ölçme, evren ve örneklem, nicel araştırma desenleri; tek denekli araştırmalar; internet tabanlı araştırma; veri toplama yöntemleri, gözlem, anket, görüşme; nicel verilerin analizi, betimsel ve anlam çıkartıcı istatistikler (hipotez test etme); nitel araştırma desenleri, nitel araştırma verilerinin analizi; karma yöntem araştırma desenleri, karma yöntem araştırma verilerinin analizi; araştırma önerisi yazma ve araştırmanın raporunu yazma ana bölümlerinden oluşmaktadır.

Bu kitabın diğer araştırma kitaplarından farkları; o yönde hızlı gelişmelerin olduğu internet tabanlı araştırmaların anlatılması ve onun nasıl yapılacağının gösterilmesi; nicel, nitel ve karma yöntem araştırma anlayışlarının bilimsel yöntem çerçevesinde entegre edilip birlikte ele alınması, ve araştırma desenlerine uygun olarak betimsel ve anlam çıkartıcı istatistiklerden hangilerinin, nasıl kullanılacağının gösterilmesidir.

Kitap lisans, lisansüstü öğrencilerinin, öğretim elemanlarının, öğretmenlerin ve araştırma yapmak isteyen diğer ilgililerin rahatlıkla kullanabileceği ve kendi araştırmasını yapabilmesine rehber olacak, teoriden ziyade uygulamaya dayanan bol örnekli bir kitaptır. Bilime, alana katkı getirmesi ve tüm ilgililere faydalı olması dileğiyle...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 692
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺88,20

Kentler, değişip geliştikçe kent hayatı da bu değişime ayak uydurarak farklılaşmaktadır. Bu gelişme ile eş zamanlı olarak kent sakinlerinin yeme-içme, barınma ve ulaşım gibi gereksinimlerinin karşılanması için bazı lojistik faaliyetler de gerçekleşmektedir. Kent içinde yük ve yolcu taşımacılığı, kentlerin önemli faaliyetlerinden biridir. Bu faaliyetlerin sayısı ve kapsamı genişledikçe bunlar zaman içerisinde büyüyen ve çözülmesi gereken bir problem hâaline gelmektedir.

Günümüz modern kentleri; kötü hava kalitesi, yeşil alanların eksikliği, aşırı nüfus yoğunluğu, betonlaşma, su kaynaklarının ve açık alanların yetersizliği gibi problemler ile karşı karşıyadır. Kentlerde, yük ve yolcu taşımacılığının durumunu iyileştirmek için sürdürülebilir kent lojistiği uygulamalarının vizyoner bir biçimde iyi planlaması gerekmektedir.

Kentsel lojistik, lojistiğin özel bir alanı olarak etkin bir şekilde kentlerde yaşamını sürdüren insanların hayat şartlarını kolaylaştırarak yaşam kalitesinin ve çevrenin sürdürülebilir bir şekilde belirli bir standartta olmasını hedeflemektedir. Kent lojistiğinin paydaşları olan kent sakinleri ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerin en aza indirilmesi için iş birliğine dayalı bir yaklaşıma gereksinim duyulmaktadır.
Bu kitap, sürdürülebilir kent lojistiği alanındaki teorik bilgiler ve dünyadaki sürdürülebilir kent örnekleri ile bu alanda çalışan araştırmacılara akademik çalışmalar için önemli bir kaynak olmayı ve kentsel lojistik planlamacılarına ve uygulamacılarına bir perspektif kazandırmayı amaçlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺27,00

Bu çalışma “şehir sosyolojisi” üzerine metodolojik olarak Türkiye'de yapılmış en kapsamlı çalışmalardan birisidir. Kitapta, on dört bölümde işlenmiş on altı başlık bulunmaktadır. Zira bölümlerden ikisi iki ayrı başlıktan oluşmaktadır. Bununla birlikte kitap Efradını cami, ağyarını mani bir tarzda titizlikle yazılmış olup kitabın hacmini ve sayfa sayısını artıracak gereksiz konu ve tartışmalara girilmeksizin, bir Şehir Sosyolojisi kitabında bulunması gereken konu ve hususlar her bir bölümün yazarı tarafından ustalıkla işlenmiş bir uzmanlık eseridir. Editörün yazdığı iki bölüm hariç, her bir bölüm, Türkiye'deki on beş farklı üniversiteden konunun uzmanı farklı bir akademisyen tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, üniversitelerin Sosyoloji, Kamu Yönetimi ve Mimarlık gibi bölümlerinde ilgili derslerin eğitim materyalini sağlayabilecek metodolojiye sahip olduğu gibi Kent, Kentleşme ve Kent hayatının farklı boyutlarını araştıran çeşitli düzeylerden akademisyen ve araştırmacıların konu özelindeki bilimsel bilgi ihtiyacını karşılayabilecek derinlikte ve son olarak bu konuları bilimsel kitaplardan okuyarak nitelikli bir malumat edinmek isteyecek meraklı okuyucuların ihtiyacını da karşılayabilecek sadelikte komple bir kitaptır. Kitabın içerisinde yer alan ve on dört bölümde işlenen on altı ana başlığa göz atıldığında bu husus daha iyi anlaşılabilecektir.

• Kentin Doğuşu Ve Gelişimi
• Kent Sosyolojisinde Temel Kavramlar
• Selçuklu'dan Cumhuriyet'e Anadolu Türk Kentleşme Deneyimi Ve Kentsel Medeniyetimizin Temel Karakteristikleri
• Selçuklu Ve Osmanlıda Zanaatkârların Kentleşmeye Ve Kent Kültürüne Katkıları
• Kent Kuramları
• Kentleşme Ve Modernite
• Kent Hayatı Ve Kent Kültürü
• Bir Kentleşme Dinamiği Olarak Göç
• Kent, Kapitalizm Ve İktisadi Hayat
• Kentsel Yoksulluk
• Kent(Leşme) Ve Siyaset
• Küresel Kentler
• Modern Kent, Sanayileşme Ve Gecekondu
• Sürdürülebilirlik Çevre Ve Kent(Leşme): Sürdürülebilir Kentleşme
• Kentsel Dönüşüm Ve Sosyal Adalet
• Yeni Kentleşme Trendleri Ve Geleceğin Kentleri


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 388
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺56,70

Teritoryal sınırlar, sosyal bilim geleneği içinde 1990’ların başına kadar coğrafya ve uluslararası ilişkiler disiplininin konusu olarak görüldü ve incelendi. Sosyoloji, bir bilim olarak ortaya çıkışından 1990’lı yıllara kadar sınırlara ilgi duymadı ya da sınırları görmezden geldi. Oysa hem teritoryal sınırlar hem de onlara dair hemen her söylem, sembol ve uygulama dolaylı ya da dolaysız olarak toplumla ilgilidir. Zira modern anlamda sınırlar, toplumun bir taraftan başladığı diğer taraftan da bittiği sosyopolitik mekânlar olarak kodlanır. Bir başka ifadeyle aslında modern toplum, daha önce hiç olmadığı kadar hem toprakla (teritorya) hem de sınırlarla ilişkili olarak inşa edilmiştir. Neredeyse bütün teritoryal sınırlar vatandaşlarına bir ulusal kültür ve kimlik algısı dayatır. Bu bakımdan sınırlar toprak üzerine işaretlendiği kadar insanların zihinlerine de çizilir. Bazen toprağa çizilen sınırların insanların zihinlerinde veya kültürlerinde tam bir karşılığı olmayabilir. Bu durumda teritoryal sınırlar büyük ölçüde etkisiz ama bir o kadar da yaralayıcı olabilmektedir. Her hâlükârda sınırdaki yaşam ve kültür; geçişkenliğe, engelleyiciliğe ve diğer birçok açıdan ilginç sosyolojik ilişki biçimlerine yol açabilmektedir. Bu kitapta sınır, sosyolojik bir perspektiften ele alınarak onun bir taraftan ulus devlet, ulusal türdeşlik ve kültür açısından ne ifade ettiği ve nasıl işlevler üstlendiği; diğer taraftan da sınırın, sınır insanları ve sınır toplulukları tarafından nasıl algılandığı dolayısıyla da sınır kültürünün şekillenmesinde nasıl rol oynadığı ele alınmaktadır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺41,40

Bourdieu, sosyoloji uğraşısının mutluluk vaat eden bir yapısının olmadığını belirtir. Sosyoloji daha çok içerisinde keder barındırır. Toplumsal gerçeklik her zaman bir dizi eşitsizliklere, dışlamaya, ırksal ve dinsel ayrımcılığa, damgalamaya, güç mücadelesine dayanmaktadır. Sosyoloji ise toplumsal hayatı ve birlikte yaşamı bozucu bu türden olgularla-etkilerle mücadele eder. Bir mücadele alanı olarak görebileceğimiz sosyoloji bu hâliyle bir keder içerse bile sosyoloji uğraşısı her zaman umut vaat eden, problem çözücü ve gelecek inşa etme kudreti olan bir yapıya sahiptir. Toplumsal hayata dokunmak, toplumsal hayatı anlamaya ve yön vermeye çalışmak her zaman için güç dengeleriyle oynamak anlamı taşır. Dezavantajlılığı, sosyal problemleri, eşitsizlikleri, dışlamayı, damgalamayı, ayrımcılığı konuşmak, dert edinmek, anlamaya, açıklamaya ve çözümlemeye çalışmak sosyolog açısından bir zorunluluktur zira sosyoloji, içinde doğduğu dünyanın bütün keşmekeşliği içerisinde toplumsal hayatı yeniden ve yeniden kurgulamanın, toplumsalı savunmanın ve onu yönetmenin hazzını yaşatmıştır. Bu kitap, dezavantajlılar ve dezavantajlılığı sosyolojik bir bağlamda tartışmaktadır. Dezavantajlıların ve dezavatanjlılığın sosyolojisinden bahsedebilmek için ortak bir kavramsal ve kuramsal çerçeveye ihtiyaç vardır. Ancak dezavantajlılık tartışmaları böyle bir çerçeveden oldukça uzaktır. Dezavantajlılığın ve dezavantajlıların sosyolojik zeminde tartışılması ile olguya yönelik bütüncül bakışın gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu kitapta, dezavantajlılığa ilişkin temel kavramsal ve kuramsal tartışmalar ele alınırken seçilen belirli dezavantajlı gruplar üzerine yapılan tartışmalarda söz konusu kavramsal ve kuramsal anlayışa ışık tutulmuştur. Sosyologların gözünden dezavantajlı grupları yazıya döken bu eser, dezavantajlı gruplara ilişkin diğer alanlarda yapılan tartışmalara da katkı sağlayacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 389
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺68,40

21. yüzyıl sosyalizmi, Heinz Dieterich tarafından formüle edilen ve ilk olarak Venezuela'da Hugo Chavez tarafından uygulamaya konulan bir sistemdir. Venezuela'nın ardından Ekvador ve Bolivya da bu sosyalizm modelini uygulamaya koymuş; sistem, kıtada sömürgecilik döneminin, bunu takiben de neoliberal politikaların ortaya çıkardığı eşitsizliklerle mücadelenin taşıyıcısı olarak benimsenmiştir.

Bu kitap, kıtada yaşanan gelişmeleri ve bunların etkilerini sömürgecilik döneminden başlayarak günümüze kadar ele almakta; Venezuela, Bolivya ve Ekvador özelinde 21. yüzyıl sosyalizminin seçenek hâline gelip gelmediğini, toplumları değiştirebilme kapasitesini ve neoliberalizm karşısında bir alternatif olma sürecini incelemektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2021
₺73,80

Günlük yaşamımızın önemli parametrelerinden olan dijital araç ve ortamlar toplumsal olanı etkilemekte ve insan yaşamını dönüştürmektedir. Söz konusu dönüşüm, dijital araçlara ve özellikle de yeni iletişim teknolojilerine büyük oranda bağlı bir yapıyı ortaya çıkarmaktadır. Bu çerçevede dijitalleşmenin toplumsal etkileri üzerine düşünmek, içinde yaşadığımız dünyayı algılamak ve değerlendirebilmek için bir zorunluluktur. “Dijital Sosyoloji Çalışmaları” bu değerlendirmede başvurulabilecek temel bir kaynak olma arzusunu taşımaktadır. Bu bağlamda dijital sosyoloji, dijital eşitsizlik, dijital gözetim, sanal kimlik, dijital aktivizm, kuşaklar, ebeveynlik, dijital sağlık, dijital diplomasi ve eğitimde dijitalleşme kitapta tartışılan konular arasındadır. Sosyoloji, iletişim ve eğitim alanındaki akademisyenlerin ortak çabalarıyla hazırlanan bu kitap alana ilgi duyan herkes içindir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 290
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺73,80

İletişim, toplumla var olan, toplumla birlikte gelişen ve değişen bir süreçtir; toplumsal değişimlere paralel şekillenir. Sosyal medya, toplumsal bir iletişim sürecidir ve toplumsallaşmanın sanallaşmış biçimidir. Yüz yüze iletişimden bugün sanal iletişime kadar ilerleyen; her hâli ve şekli ile hayatımızda yer alan iletişim, günümüzde özellikle COVİD-19 pandemisi ile yoğun olarak kullanmaya başladığımız sosyal medya biçimiyle de hayatımızın merkezinde yer alır.

Pandemi nedeniyle eve kapandığımız, tüm sosyalleşme etkinliklerimizi ve hayata dair tüm süreçleri dijital hâli ile yaşadığımız günümüzde, insan ve topluma dair hemen hemen tüm konular sanallaşarak ve sosyal medyanın da etkisi ile kitleselleşerek fiziksel dünyadaki hayatımızın sanallaşan versiyon hâlini almıştır. Sanal toplum hâline gelen sosyal medyaya dair cevaplar sunmayı amaçlayan bu kitap, sosyal medya ve toplumsallaşma süreçlerine yönelik olarak toplumsal yaşamı oluşturan, topluma dair olan ve sosyal medyaya taşınarak sanal yaşamlarımızı ve gündemlerimizi de belirleyen süreçleri içeren başlıklardan oluşmakta ve sosyal medyanın sosyolojisine yönelik farklı bakış açıları sunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺47,70

İran, bilhassa Orta Doğu'da üstlendiği iddialı rol ile ve Şii dünyasında yürüttüğü müdahaleci misyonla dikkat çekmekte ve dünya gündeminde geniş bir yer tutmaktadır. Aslında İran'ın dış dünyadaki ve uluslararası arenadaki görünümlerini buzdağının görünen kısmı olarak değerlendirmek yanlış bir yaklaşım olmayacaktır.

Acaba nevi şahsına münhasır bu teokratik Şii devleti nasıl bir süreç sonucunda kurulmuş, hangi sosyal ve siyasi dinamikler etrafında şekillenmiştir? Modern dünyadaki bu tek Şii devletin siyasi görüşü ve stratejik hedefleri hangi ideolojik temellere dayanmaktadır? Tarihî süreçte yaşadığı büyük kırılmalar, iç olaylar ve dış gelişmeler bugünkü İran devletinin ve siyasi toplumunun yapısını nasıl etkilemiştir?

Bu kitapta, İran'ın sosyal yapısı ve siyasi sistemi geçmişten bugüne çok yönlü bir perspektifle ve olabildiğince dengeli ve ilmî bir bakış açısıyla analiz edilmeye çalışılmıştır


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺47,70

Bu kitap, toplumsal cinsiyet kavramını çok yönlü olarak ele almak ve aynı zamanda kavramın Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanıyla bağını kurmaya katkıda bulunmak amacıyla hazırlandı. Kitaptan, üniversitelerin başta Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Psikoloji, Sosyoloji, Sosyal Hizmet, Felsefe, Kadın Çalışmaları, Sosyal Psikoloji olmak üzere tüm lisans ve lisansüstü programı öğrencileri, konuyla ilgili araştırmacılar ve konuya merak duyan tüm okuyucular yararlanabilir. Bilindiği üzere, toplumsal cinsiyet olgusu yalnızca bir ders konusu değil, hayatın somut bir gerçeği, kültürün bir yansımasıdır.

Toplumsal cinsiyeti yalnızca bir kadın sorunu olarak ele almayan bu kitapta, gerçek yaşam öykülerini, psikolojik danışma vakalarından kesitleri, medya izdüşümlerini, temel tartışma konularını, dünyada ve Türkiye'de konuyla ilgili yaşanan gelişmeleri, güncel araştırma, ölçme aracı ve proje örneklerini bulabilirsiniz. Ayrıca, mesleki rehberlik, eğitim-öğretim, psikolojik danışma, psikososyal gelişim, kuramlar, kadın çalışmaları, erkeklik, engellilik, flört şiddeti, çocuk istismarı ve ihmali gibi konu başlıklarıyla toplumsal cinsiyeti inceleyebilirsiniz. Bunların yanı sıra kendinizden, yakınlarınızdan veya tanıdıklarınızdan parçalar bulabilir; kitaptaki düşünme soruları ve kendini değerlendirme soruları aracılığıyla kendi içinize doğru bir yolculuğa da çıkabilirsiniz. Ne de olsa, yolculukların en değerlisi içe/öze doğru yapılandır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺72,00

Bekâr Danışmanlığı kitabının iki temel hedef kitlesi bulunmaktadır. Birincisi, danışmanlığın merkez kitlesini oluşturan farklı bekârlık statülerinden 18 yaş ve üstü bekâr bireyler; ikincisi ise en az lisans düzeyinde temel danışmanlık ve psikoloji eğitimi almış olan profesyonellerdir.

Bilimsel araştırma bulguları ve teoriler temel alınarak bilimsel bir kavram olarak ilk defa Aydın (2017) tarafından tanımlanan Bekâr Danışmanlığı’nın bu kavramsallaştırmasında, ulusal ve uluslararası düzeyde güncel yaşama dair gözlemler ve bekâr bireylerle yapılan danışmanlık uygulamalarından elde edilen deneyimsel bilgiler etkili olmuştur. Kitabın kapsamında yer alan konular, gerek bilimsel literatürden bulgularla gerekse güncel yaşamdan örneklerle desteklenmiş olup kitap, bilim ve pratik yaşamın bir sentezi niteliğindedir. Bekâr Danışmanlığı, toplumun tamamına yönelik ve disiplinler arası bir doğaya sahip olduğundan özellikle üniversite eğitimine sahip insanlar başta olmak üzere evlilik ve aile danışmanları, sosyologlar, sosyal çalışmacılar, hukukçular, mimarlar, şehir planlamacıları ile tıp biliminin psikiyatri, halk sağlığı ve jinekoloji dallarında uzman kişilerin bu kitaptan faydalanabileceği öngörülmektedir.

Bekâr Danışmanlığı, bu kitapta genel olarak açıklanmış olup bir bilim dalı olarak geliştikçe özgün bir literatür de gelişebilecek ve konular daha incelikli olarak açıklanabilecektir. Bekâr Danışmanlığı’nın bir bilim dalı olarak gelişebilmesi için lisansüstü eğitim programlarının açılması ve bu programlar aracılığı ile danışman ve araştırmacıların yetiştirilmesi önerilmektedir. Tüm dünyada bekâr sayısının, boşanmaların ve yalnızlığın artması, yakın ilişki ve özerkliğin önemli ihtiyaçlar hâline gelmesi, eş seçiminin ve kariyerin önem kazanması ve özellikle, Türkiye’de kadın cinayetlerinde görülen artış, Bekâr Danışmanlığı’nı gerektiren önemli nedenler arasındadır.

Sonuç olarak, Bekâr Danışmanlığı olgusu ile bekâr yaşamının kalite standartlarının yükselmesi, daha sağlıklı ailelerin kurulması ve sürdürülmesi, nihayetinde ise sağlık, adalet ve refah standartları yüksek bir toplum oluşturmaya yönelik daha büyük bir vizyona ulaşılması hedeflenmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺40,50

Erken çocukluk dönemi, bireyin yaşam döngüsünde gelişimine etki ve katkı yapılması için en ideal zamandır. Birçok gelişim alanında ilk sekiz yıl içinde tüm yaşam boyunca katedilecek yolun en az yarısının alındığı yapılan çalışmalarla da ortaya konulmuştur. Bu nedenle bireyin yaşam döngüsünde çocuğun gelişimini takip etmek, değerlendirmek ve gerektiğinde erken müdahalede bulunmak kritik bir öneme sahiptir. Erken çocukluk döneminde gelişimi değerlendirirken kullanılan birçok yöntem bulunmaktadır. Bu kitapta erken çocukluk döneminde kritik rol oynayan her bir gelişim alanı ve bu gelişim alanını değerlendirmek üzere hazırlanmış ölçme araçları açıklanmıştır. Kitapta yer verilen ölçme araçları her bir bölüm içinde, geliştirilen ve uyarlanan olmak üzere iki alt başlıkta ele alınmaktadır. Böylece hem ülkemizde geliştirilen ölçme araçları hem de yurt dışında geliştirilip sonrasında da ülkemiz çocukları için uyarlanan ölçme araçlarının kapsamlı olarak sunulmasına özen gösterilmiştir.

Bu kitapta erken çocukluk eğitimi alanında çalışan uzmanlar, eğitimciler ve araştırmacıların, çocuğun gelişimini değerlendirmek istediklerinde, odaklanılan gelişim alanına ait bilgi sahibi olması ve aradığı niteliklere sahip ölçme aracına ulaşması hedeflenmiştir. Ayrıca bölüm sonlarında yer alan tablolar sayesinde ölçme aracının hangi alanlarda ve yaş aralığında değerlendirmeye olanak verdiği, geliştiren ya da uyarlayanların künye bilgileri, gözlem/doğrudan değerlendirmeye dayalı, norm/ölçüt bağımlı olduğu, ölçme aracını kullanmak ve değerlendirmek için eğitim almayı gerektirme durumu, puanlama yöntemi ve ailelerin değerlendirmeye dahil olma durumunu bir arada görmeleri hedeflenmiştir. Kitabımızın bu yönleriyle özgün bir çalışma olması ve erken çocukluk eğitimi alanında yer alan tüm paydaşlara katkı sunması amaçlanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺35,10

Ahmet Kutsi Tecer'in, Anadolu'nun keşfedilmemiş yahut ihmal edilmiş değerlerini hatırlatan o meşhur şiirine atıfla, 'orda bir yer var uzakta…' demekten kendimizi alıkoyamıyoruz, konu Ardahan olunca… Coğrafi uzaklığının getirdiği yalıtılmışlığı derinden yaşayan Ardahan'a dair pek az çalışma vardır. Bu bakımdan, Ardahan'ın değer ve potansiyellerini açığa çıkaracak, kayda geçirecek her türlü çalışma önemlidir.

Bu bağlamda, elinizdeki kitabın hazırlanmasındaki temel amacımız; Ardahan'ın kronik sorunlarının yakından incelenmesinin yanı sıra, ilin hâlen bakir sayılabilecek pek çok değerleri, varlıkları ve potansiyelleriyle ilgili geniş ve ayrıntılı bir bilimsel literatür oluşturabilmektir. Nitekim Ardahan; taşıdığı kadim birikimi ve somut ve soyut zenginlikleriyle, ülkemizin kalkınmış mekânlarından biri olmaya muktedir, geçmişten günümüze özü her daim gür, kıymetli ve güzide bir Anadolu toprağıdır.

Bu bağlamda kitap, Ardahan siyaseti, tarih ve arkeolojisi, sosyo-ekonomisi, hayvancılığı ve arıcılığını ele alan ve değerlendiren 21 bilimsel makaleden oluşmaktadır. Ancak Ardahan ili, pek çok varlık ve potansiyeli ile tek bir kitapta bütünüyle tüketilemeyecek ölçüde geniş bir değer spektrumuna sahip olduğundan Ardahan Değerlemeleri -I- serimizin ilk kitabıdır. Siyasal aktöründen, yerel yöneticilerine; bilim adamından sıradan vatandaşına kadar çok farklı kesimlerin ilgisini çekebileceğine inandığımız bu kitabın, disiplinlerarası niteliği ile alandaki çok büyük bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 542
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺81,00

Bu kitap, iktisadi gelişmelere toplumbilimi perspektifiyle bakmak isteyen araştırmacı ve akademisyenlerin yazım faaliyetlerine destek olmak ve aynı zamanda ilgili öğrencilerin konuyu öğrenme ihtiyaçlarını karşılamak üzere hazırlanmıştır. Bu anlamda daha önceki sınırlı sayıdaki İktisat Sosyolojisi ders kitabının kapsamına ilave olarak bu kitapta kapitalizm, girişimcilik ve az gelişmişliğin sebepleri konusu kitabın gündemine ilave edilmiştir.

Kitabın bölüm başlıkları şöyle sıralanmıştır:

1) İktisat Ve Toplum
2) İktisat Sosyolojisinin Doğuşu: İlk Düşünürler, Teorisyenler Ve Temel Kavramlar
3) Karl Marx'ta Ve Marksizmde İktisat Ve Toplum
4) İktisat, Din Ve Toplum İlişkisi: Max Weber Ve Werner Sombart
5) Kapitalizm Ve Toplum
6) Gelişmenin Ve Az Gelişmişliğin Toplumsal Ve Kültürel Analizi
7) Çalışmanın Tarihi, Evrimi Ve Çalışma Kültürü
8) Kültür Ve Girişimcilik
9) Tüketim İdeolojisi Ve Tüketim Toplumu
10) Modern Tüketim Kültüründen Postmodern Tüketim Kültürüne Türk Tüketim Kültürü
11) Bilgi Toplumunda İktisadi Faaliyet Ve Kültür


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺55,80

Erken Cumhuriyet’in en önemli kültürel hamlelerinden biri Musiki İnkılabı’ydı. Ancak Musiki İnkılabı’nın sayıca nispeten az çalışmaya konu olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Elinizdeki kitap, o fırtınalı yıllarda önce eğitimi sonra da radyolarda icrası yasaklanan klasik Türk müziği geleneğinin ayakta kalmayı nasıl başardığını, Batıcı politikalar karşısında ne tip uyum ve direnç örüntüleri sergilediğini ve bunların sonucunda nasıl bir dönüşüm geçirdiğini belgeler eşliğinde incelemekte, yanı sıra, siyasi ve idari inkılapların dışında kültür ve sanat dünyasında yaşanan büyük değişimleri anlamak için de bir çerçeve sunmaktadır.

“Nesiller boyunca insanların muazzam bir mesaiyle inşa ettikleri koskoca bir müzik birikimini hoyratça bir darbeyle “ilga etmeye” niyetlenenlerin acaba aklında ne vardı? İlga etmek diyorum, ki bu benim yakıştırmam değil. Konservatuvarda Türk müziği eğitimine son verilmesi kararı gazetelerde “alaturka musiki ilga edildi” diye duyurulmuştu. Belli ki bu işe girişenler hayallerindeki ideal kültürü, bütün dertlerimizi çözeceğine inandıkları o mükemmel sihirli değneği yaratmak için ödenecek hiçbir bedelin yüksek sayılamayacağı fikrindeydiler... Isaiah Berlin’in deyişiyle, mükemmel bir omlet yapılacağına inandığımızda, kırılması gereken yumurtalara acımayız. Ne var ki kırılan bunca yumurtaya rağmen o beklenen omlet bir türlü yapılamadı. Belki de o sihirli omletin peşine düşmektense kırılan yumurtaların hesabını tutmak gerekiyordu. Çünkü ortada bir “hayali” omlet, bir de bu omlet için feda edilen “gerçek” yumurtalar vardı. Ben de ideal olanı tartışmaktansa elimizdeki somut ve elle tutulur gerçeği analiz etmeye, kırılan ve sağlam kalan yumurtaların hesabını tutmaya karar verdim.”

“Yılın Türk Müziği Yazarı ve Kitabı” dalında Itri Ödülü – 2015


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 15.5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺48,30

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve hayatımızı bir anda distopyaya dönüştüren Covid-19, yeryüzündeki ne ilk ne de son salgın. Ancak yine de insanoğlu virüsle nasıl baş edeceğini, virüs bittikten sonra nasıl bir hayatın kendisini beklediğini çözümlemekte başarılı değil. İşte Erdem Dağdemir, tüm dünyayı etkisi altına alan ve hayatlarımızı bir anda dijital ekranlara sığdıran Covid-19 virüsünün bugününü ve geleceğini tartışıyor bu kitapta. İnsan beyninin adaptif bir organ olduğunu savunan Dağdemir, Covid-19 virüsünün hayatımıza girmesiyle beynimizin ne gibi değişikliklerle mücadele ettiğini, duygusal ve zihinsel olarak nelerle karşı karşıya olduğumuzu ve bunun Endüstri 4.0 ile bağlamını cesur bir şekilde ortaya koyuyor. Pandeminin hızlandırdığı dijitalleşme hayatlarımıza ve bize neler kazandıracak ya da bizden neler götürecek? Bir insan üretimi olan makineler, geleceği nasıl şekillendirecek? Gelecek ve dijital dünyada biz insanlar nasıl bir rol oynayacağız? Bir Kültür Virüsü, pandemi ve etkilerinden yola çıkarak insanlık tarihine ve sanayi devrimleri ışığında gelişen ve dönüşen dünyaya ışık tutuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺15,40

Yeni Normal ne olacak? Avrupa Birliği dağılacak mı? Geleceğin meslekleri neler olacak? Dinin etkisi azalacak mı? Eğitim nasıl şekillenecek? İnsanoğlu Mars’ta koloni kurabilir mi? Gelecekte bebekler tasarlanabilecek mi? 21. yüzyıl kadınların yüzyılı mı olacak? Yeni eğilimler ve gelecekte de hiç değişmeyecek şeyler neler?

21. yüzyıla dair sorular, bu soruların cevaplarından doğacak muhtemel sorular; geleceğe dair tahminler, mevcut tahminler üzerinden olası değerlendirmeler ve cevap ararken merak edilecek daha çok şey. Gazeteci-yazar Doğan Satmış, olanlara ve olacaklara dair yaptığı değerlendirmelerle daha önce hiç dikkatimizi çekmeyen konuları gündemimize taşırken zihnimizi meşgul eden konulara da farklı bir noktadan bakmamızı sağlayacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺33,60

Hedvig Montgomery’nin yirmi yıllık aile terapistliği boyunca en sık duyduğu soru:

‘‘Nasıl iyi birer ebeveyn olabiliriz?’’

Anne babalık hayatta üstlendiğiniz en büyük rol. Güzel haber ise şu: İyi anne baba olmak, iyi insan olmakla el ele yürüyor.

Bu kitap, size mükemmel ebeveyn olmanın yollarını anlatmıyor. Böyle bir şey olmadığını, ama daha iyiye doğru yol alabileceğimizi söylüyor ve bunun için adımlar sunuyor. Gerektiğinde çatışmayı öğretmek, bir dedektif gibi davranacağınız anları bilmek, ipin ucunu ne zaman bırakacağınızı görmek, yaramazlığa müsaade etmek, sınırları ve yakınlığı belirlemek, bir adım geri çekilmek, boş tehditleri bırakıp işbirliği yapmak gibi gündelik sihirleri her yaşa uygun önerilerle açıklıyor.

Uyumlu, kendine güvenen, bağımsız ama aidiyet duygusu gelişmiş çocuklar yetiştirebilmek için öncelikle çocuğunuzu ve kendinizi daha iyi tanımanızın, birlikte bir biz yaratmanızın neden sihrin ön koşulu olduğunu gösteriyor Montgomery. Ve yeri geldiğinde kendi ailevi deneyimlerini açık yüreklilikle paylaşarak bu güvenli bağı nasıl inşa edebileceğinizi anlatıyor Anne Baba Sihri’nde. Çünkü bu bağ bir kez doğru kurulduğunda, yaşanacak bütün sıkıntılara, hastalıklara, uykusuz gecelere direnecek ve yaşam boyu çocuğunuzun yanında olacak.

Bir güzel haber daha; tüm bu çabaya değiyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 204
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺40,56

"Kadınların davranışlarında bir devrim yapmanın, kaybettikleri haysiyeti yeniden kazanmalarının ve insan türünün bir parçası olarak kabul görmelerinin vakti gelmiştir."

Mary Wollstonecraft’ın kadınların özgürlüğüne dair tutkulu bildirgesi, basmakalıp uysal ve gösterişli kadınlık algısını yıkıp yepyeni bir eşitlik çağının kapılarını aralarken Wollstonecraft’ı da modern feminizmin kurucusu olarak tarihe geçirmiştir.

Kafka Kitap: “Büyük Fikirler”

Tarih boyunca bazı kitaplar dünyayı değiştirdi. Bununla kalmayıp; bizleri ve birbirimizi görme biçimimizi etkiledi. O kitaplar ki tartışmalara, muhalif fikirlere, savaş ve devrimlere esin kaynağı oldular. Aydınlattılar, harekete geçirdiler, kışkırttılar, teselli ettiler. Yaşamımızı zenginleştirdiler ve bizleri ayrı ayrı kendi yaşamlarımızı sorgulamaya yönelttiler. Şimdi Kafka Kitap sizlere uygarlığı sarsan, insanlık tarihine yön veren ve kendimizi keşfetmemize yardım eden fikirleriyle; büyük düşünürlerin, çığır açanların, radikallerin ve ileriyi görenlerin eserlerini sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺31,88

1886-1944 yılları arasında yaşamış olan ünlü tarih yazarı Marc Bloch, Lucien Febvre ile birlikte Fransız sosyal tarihinde son derece etkili olan Annales ekolünün kurucusudur. Bu ekolün en önemli özelliği olayları tekdüze olarak anlatmak yerine, sorular sorarak bunlara cevap aramasıdır. Yine bu ekole göre, birbirine uzak toplumlar arasındaki benzerlikler veya mekânsal olarak birbirine yakın toplumlar arasındaki farklar incelenmeliydi. Ancak bu şekilde benzerlikler ya da farklar tespit edilerek tarihsel gelişimin ne olduğu ortaya konulabilirdi.

İşte karşılaştırmalı tarih anlayışının gelişmesinde adeta bir mihenk taşı olan bu ekolün en önemli yansımalarından birisi olan ‘Feodal Toplum’, bu özelliği sayesinde tüm dünyada Ortaçağ Avrupası üzerine yazılan eserlerin arasında en çok başvurulanlar arasına girmeyi başarmıştır. Kısacası, feodalitenin anlamının bu kitapla eskisine oranla daha berrak hale geldiğini ifade etmek mümkündür.

Elbette uzunca bir dönemi son derece detaylı olarak aktaran bir başvuru kaynağının hacimli olması gayet doğaldır. Eserin ‘Bağımlılık İlişkilerinin Gelişimi’ başlıklı bu ilk cildinde, feodalite kavramı analitik bir yaklaşımla ve mukayaseli olarak okuyuculara aktarılmaktadır.

Bu kitabı okurlara sunmaktan mutluluk duyarz!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 504
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺56,55

1886’da Lyon’da doğan, Lucien Febvre ile birlikte Annales ekolünü kuran March BLOCH, İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudi olduğu için Paris’ten kaçmak yerine Fransız yeraltı direniş örgütüyle birlikte Nazilere karşı savaşmıştır. 1944 yılında Gestapo tarafından öldürülmüştür. Başlıca eserleri: Tarih Savunusu veya Tarihçilik Mesleği ve Feodal Toplum’dur. BLOCH, kitaplarını yazarken, birçok farklı disiplinden yararlanmış ve bir olayı veya bir dönemi anlatmak yerine her zaman problem odaklı tarihçilik anlayışına sahip olmuştur. Eserlerinin adeta ‘eskimeyen’ bir nitelik kazanmasının en önemli nedenlerinden birisi de kuşkusuz bu bakış açısıdır.

Mukayeseli tarih yazımının öncülerinden olan bu büyük yazarın Feodal Toplum’u, yayımlandığı 1939 yılından beri tüm dünyadaki okuyucularda derin izler bırakmış, Ortaçağ Avrupası’nı anlamak isteyenlerin adeta bir başucu kitabı haline gelmiştir.

Eserin ‘Sosyal Sınıflar ve Siyasi Örgütlenme’ başlıklı ikinci cildinde, Bloch; soyluluk ve şövalyelik kavramlarını derinlemesine analiz etmekte, dönemin yargı rejimini, iktidar kaynaklarını ve istikrasızlık nedenlerini incelemekte, nihai olarak devletlerin yeniden inşa sürecine ve feodalitenin geçirdiği evrime ışık tutmaktadır.

Bu kitabı okurlara sunmaktan mutluluk duyarız!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺47,85

Kültür ve Emperyalizm, Edward W. Said’in Şarkiyatçılık’la başladığı tasarının bir parçası: Bir yandan kültürün, Batı “yüksek kültürü”nün emperyalizmle ilişkisini sorguluyor, bu ilişkiyi ortaya çıkarmaya çalışıyor; bir yandan da maruz kalanların, sömürgeleştirilenlerin emperyalizme düşünsel ve edebi direnişlerini inceliyor.

Kitaptaki incelemeler Batı romanı ve müziğine; Joseph Conrad, Jane Austen, Charles Dickens, Rudyard Kipling, Albert Camus, André Gide gibi yazarların yanı sıra Verdi’nin Aida’sına yoğunlaşıyor. Ele alınan yapıtların emperyalizme (varsa) neler borçlu olduğunu, içinde yer aldıkları emperyal dünyayı, sömürgeleri, sömüren ile sömürülen arasındaki ilişkileri ne ölçüde ve nasıl yansıttıklarını, yansıtmadıkları takdirde neleri görmezden geldiklerini gösteriyor, romanı (ve sanatı) “dünya”ya bağlayan hatları vurguluyor. Bunu yaparken de yapıtların estetik değerini küçültmemeye özellikle özen gösteriyor.

Öte yandan İngiliz ve Fransız emperyalizmine maruz kalmış eski sömürgelerde gelişen kurtuluş ve bağımsızlık mücadelelerine eşlik etmiş antiemperyalist düşüncelerin, kuramsal ve edebi tepkilerin içeriklerini araştırıyor ve ulusçuluk, yerlicilik gibi ideolojilerin zaaflarını ve sömürgelikten çıkmış ülkelerdeki “iktidar patolojileri”nin sonuçlarını ele alıyor. Said, her iki dünyaya mensup ama ikisine de tam ait olmayan biri olarak, bir yanda tahakkümün öbür yanda “içine kapanma”nın alternatifi üstüne düşünüyor.

Karşılaştırmalı edebiyatın yanı sıra emperyalizm, dünya siyaseti ve kimlik politikalarına kafa yoranlar için.

YAZAR HAKKINDA: Kudüs doğumlu olan Edward W. Said (1935-2003) Kahire Victoria Koleji’nde, Massachusetts Mount Hermon School’da ve Princeton ile Harvard Üniversitelerinde eğitim gördü. 1963’ten itibaren Columbia Üniversitesi’nde İngilizce ve karşılaştırmalı edebiyat dersleri verdi. 1974’te Harvard’da Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde konuk öğretim üyesi olarak, 1975-76’da Stanford Davranış Bilimleri İleri Araştırmalar Merkezi’nde burslu araştırmacı olarak, 1979’da da Johns Hopkins Üniversitesi Beşeri Bilimler Bölümü’nde konuk öğretim üyesi olarak bulundu. Arab Studies Quarterly’de editörlük yaptı; New York’taki Dış İlişkiler Konseyi, Amerikan Sanatlar Akademisi ve PEN yönetim kurulu üyeliklerini yürüttü. 1976’da Harvard Üniversitesi Bowdoin Ödülü’nü, 1994’ te de Lionel Trilling Ödülü’nü aldı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 464
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺73,50

Parçalar büyüleyici olabilir... Peki ya büyük resim yıkıcıysa, parçaların büyüsü ne kadar önemli olabilir ki?

Hiçbir şey bilmekle ya da bilmemekle ilgili değil aslında, hakikati algılayıp algılayamamakla ilgili... Akıl sağlığı ya da delilik, “algıyla” tanımlanır, gerçekle değil... İnsanlık tarihi “deli” ya da “tehlikeli” olarak damgalanmış ancak ölümlerinden sonra yaşadıkları zamanın çok ilerisinde olduğu fark edilmiş dehalarla dolu...

Delilik de, akıl sağlığı da sabit değildir. Bilgi geliştikçe hepsi değişir. Bir mağara adamına Ay’a gitmenin mümkün olduğunu söylediğinizde, size “deli” der. Modern insana Ay’a gitmenin mümkün olmadığını söylediğinizde yine “deli” damgasını yersiniz. İşte insanların en zayıf özelliği, geçmiş ve gelecek arasındaki bu inanılmaz bilişsel uyumsuzluktur. İnsanlar eskiden beri, söyledikleri sonradan doğru çıkmış olanlarla hep alay etmişlerdir. Bugün de durum hiç farklı değil...

Aylarca uluslararası çok satanlar listesinde kalmayı başaran İnsanoğlu Ayağa Kalk kitabının yazarı David Icke’ın kaleme aldığı Size Hiç Söylenmemiş Ama Bilmeniz Gereken Her Şey adlı bu devasa yapıt, yepyeni bir bilginin değil, çağın ötesinde bir algının kapılarını aralıyor. Bilgiyi altüst ederek, hakikatin üzerindeki kalın sanrı perdesini kaldırıyor.

• Dünya nasıl bir yakın geleceğe hazırlanıyor?
• “Tek Dünya Devleti” projesi hayata geçmeye hazır mı?
• Küresel sistem nasıl değişecek?
• Milyarlarca insan tek bir devletin çatısı altında nasıl yönetilecek?
• İnsanlığı nasıl bir gelecek bekliyor?
• Bir grup insan, daha şimdiden küresel finansı, devletleri ve medyayı nasıl kontrol ediyor?

Mikroçip takılmış insan nüfusunun, tek bir güç tarafından anbean bir gestapoyla kontrol edilip yönetilmesi ideası, artık bir Amerikan filmi senaryosu değil örtülü bir hakikat...

George Orwell’ın 1948 yılında kaleme aldığı 1984 adlı romanındaki sarsıcı kurgu, yeni dünyada hayata geçmek üzere. Üstelik bu yolda hayli önemli adımlar atıldı bile...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 720
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺98,00

Kitabın yazarı Lü Guogang Çin’in önemli sosyoloji uzmanı ve saha araştırmacısıdır. Bu kitapla göçmen işçilerin gerçek durumunu aydınlatmaya çalışıyor.

Çin’de bugün en büyük 15 kentte yaklaşık 200 milyon göçmen işçi çalışmakta ve yaşamaktadır. Bunlar hızlı bir şekilde yaşamlarını iyileştirmek için zor koşullarda bu kentlere gelerek, hızlı bir biçimde para biriktirmek için çok daha uzun çalışma saatlerinde çalışıyor. Aynı zamanda birkaç işi bir arada yürütenler var. Bu kitap, göçmen işçilerin başından geçen serüvenleri ve başarı kazanmak için yaptıkları zorlu fedakarlıkları anlatıyor. Fotoğraflarla bezenmiş olan bu değerli kitap, aynı zamanda sözlü tarih çalışması anlamını taşıyan bir sosyoloji araştırmasıdır. Bu göçmen işçilerin bazıları fırsatları iyi değerlendirerek kendi işlerini kurabilmektedir. Göçmen işçiler uzun bir süre kentlerde ikinci sınıf vatandaş işlemi görmüşlerdi. 2010 yılından itibaren yapılan reformlarla bu durum aşılmaya çalışılıyor. Hükümet ve sendikalar bu büyük kitlenin toplumsal güvencelerini ve sağlık koşullarını iyileştirmek için çabalar içinde. Fakat hala yapılacak çok şey var.
Kitaptan, bu insan grubunu oluşturan bireylerin gerçek yaşamları, düşünceleri ve hissiyatları hakkında bilgi edinebiliyoruz. Çeşitli nedenlerle kendi doğup büyüdükleri yerlerden çıkmak zorunda kalmış bu insanlar, kendilerini farklı bir yeni dünyada bulmakta ve yeni yaşamlarını kendi elleriyle yapmaktadırlar. Bu insanların pek çoğu, çiftçilikten elde etmelerinin asla mümkün olmadığı kazançlar sağlamışlardır.

1990’lardan itibaren Çinli çiftçiler, ailelerinin gelirlerini desteklemek adına toprağı işleme takvimlerindeki boşluk dönemleri süresince şehirlerde geçici işler yapmaya başlamışlardı. Kırsal ürünlerin ve emek güçlerinin şehirlere akışı ile kentsel ticari malların ve bilginin kırsal bölgelere akışı, kent-kır ekonomik mübadelesini canlandırdı ve kendi kendini idare eden küçük çiftlik ekonomisinin dönüşümüne olanak sağladı. Önemli tarihsel toplumsal ilerlemeler genellikle bireylerin zorlu mücadeleleriyle ilişkilidir.

Çinli çiftçilerin hareketliliği, Çin’deki toplumsal sorunları aşırı derecede karmaşıklaştıracaktı. 1978’de reform ve dışa açılma politikasının benimsenmesinden itibaren, Çinli çiftçilere dönük en kayda değer değişim, açık bir toplumsal sistemin parçası haline gelmiş olmaları ve işlerinin, yaşam tarzlarının ve ilişkilerinin giderek daha da toplumsallaşmış hale gelmiş olmasıdır. Bir hızlı toplumsallaşma çağında, mali durum, bir bireyin ve onun ailesinin toplumsal bağlarının başlıca etmeni olmanın yanı sıra onlar için refahı arttırmaya dönük bir baskı kaynağıdır.

Bu nedenle, topraklarından ve memleketlerinden ayrılan çiftçiler açısından, şehirlerde çalışmak sadece zorluklar değil, aynı zamanda yeni bir yaşam biçimini keşfetmenin heyecanını da sunar. Çiftçilerin yaşamları yoğun ve zordur ve çiftçiler bir dizi çelişen duygular yaşarlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 15,6 / 23,4
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺25,74

Elinizdeki araştırma 20. yüzyılın büyük sosyalist liderlerinden Fidel Castro’nun tavsiyesi ile kitaplaştırılmış, Çin-Küba ortak projesi olarak İspanyolcaya çevrilmiş ve yayınlanmıştır. Fidel Castro bu kitabın Küba’nın sosyalist inşa çabalarında karşılaşmış olduğu sorunları “yürekli bir şekilde” değerlendirdiği ifadesini kullanmıştır. Yazar Mao, 20 yılını Küba araştırmalarına vermiş olan Marksist bir araştırmacıdır, uzun yıllar Küba’da kalmış ve sorunları yerinde incelemiş ve tartışmıştır. Yazara göre, Küba sosyalizm yolunda devam edecek ve onu daha da geliştirecektir; Küba Komünist Partisi’nin sosyalizmi inşa etme ve kalkınma/gelişme modelini “güncelleştirmesi”nin amacı sosyalizmi pekiştirmek ve geliştirmektir. Günümüzde Küba yapmaya giriştiği reformlar için olumlu koşullar ve fırsatlara sahiptir. Diğer yandan Küba aynı zamanda ülke içinde olduğu kadar ülke dışında da çok sayıda meydan okumayla karşı karşıyadır. Küba gelişim modeli ve sosyalist ekonomide pazarın rolü üzerindeki geleneksel anlayışları Küba’nın koşullarına uygun bir biçimde aşmayı başarabilirse, ilerleme yolunda her geçen gün daha büyük bir adım atacaktır. Küba üzerindeki ekonomik ambargonun olumsuz etkileri, ABD’nin yıkıcı politik etkisi, kültürel ve kilise üzerinden sızma çabaları azımsanamaz. Küba ABD’nin bu güçlü baskıları altında, kendi ekonomik zorluklarını ve kalkınma sorununu çözebilirse dünya sosyalist hareketine çok önemli katkı ve deneyimler sağlayacaktır. Bizlerin ve dünya sosyalist akımının Küba pratiğinden öğreneceğimiz büyük dersler bulunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 346
En / Boy : 15,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺42,90

50 Soruda Aile Hukukunda Kadının Yasal Hakları kitabı, haklarını bilmeyen birçok kadına ışık tutacak niteliktedir. Gerek ülkemizde bir türlü yerleşemeyen kadın-erkek eşitliği gerek kadına karşı şiddet gerekse de kadının diğer yasal hakları ve çocuk ile olan ilişkisi ülkemizin uzun yıllardır kanayan bir yarasıdır. Bu sebeple öncelikle vatandaşlarımızın eğitilmesi gerekse de buna ulaşana kadar bizzat kadınların kendi haklarını bilmesi önemlidir.

50 Soruda Aile Hukukunda Kadının Yasal Hakları kitabını okuyan bir kadın, başına gelen bir olayda ne yapması gerektiğini görebilecek ve yasal haklarını arayabilecektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 100
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2020
₺30,60

Sosyoloji, tarih, politika, psikoloji, politik iktisat, uluslararası ilişkiler, antropoloji, hukuk, eğitim ve diğer sosyal bilimlerle ilgili tam 2933 kavram.

Sosyal bilim alanında çalışanlar, bu alanla ilgilenenler ve üniversite öğrencileri için başucu kaynağı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 675
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺67,16

Türkiye’de yaşayan insanlar olarak çok uzun süredir kimlik meseleleriyle, deyim yerindeyse, “başımız belada”: “Modern Batı” ile ilişki içinde kendimizi kim veya ne olarak öne sürmek istediğimiz sorusu düşünce ve siyasetin önemli konularından biri olageldi. Öte yandan kimlik meselesi, dünyada ve Türkiye’de başka içeriklerle de siyasal ve toplumsal mücadelelerin başlıca konuları arasında yer alıyor: çok çeşitli kesimlerin resmi ve gayriresmi tanınma talepleri, retler, siyaset ve hukuk alanlarındaki tartışma ve çatışmalar… “Kimlik siyaseti” denen bu sıcak gündemin karşısında (veya yanı başında) şimdilerde geri plana itilmiş gibi görünen köklü bir mesele olarak “sosyal adalet” gündemi de var. Bu iki siyaset tarzının birbirini dışlayıp dışlamadığını da tartışan Kimlik, Tanınma Mücadelesi ve Şarkiyatçılık, kimlik kavram ve siyasetinin mahiyeti ve sınırları üzerine etraflı bir düşünme çabası. Kolay çözümlere teslim olmamak için felsefeye ve kurama, soyutluğa düşmemek için de toplumsal hareketlere ve tarihe bakıyor. Kılavuz kabul ettiği Edward Said’in düşüncesini açımladığı kadar dünyayı anlamak için de kullanıyor. Başta sosyal ve beşeri bilimlerde çalışanlar olmak üzere okurlarımızın ilgiyle okuyacağına inanıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺56,25

Bir süredir 21. yüzyılın ilk büyük göç hareketine tanık oluyoruz ama göç olgusu aslında yıllardır dünyanın her yerinde olanca hızıyla sürüyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre günümüzde bütün dünyada yaklaşık 65 milyon sığınmacı var. Bu da bugünkü dünya nüfusuna oranlandığında her 100 kişiden biri sığınmacı demek. İnsanlar yalnızca baskı, terör, zulüm ve iç savaştan değil elverişsiz ekonomik koşullardan, ekolojik felaketlerden de kaçıyorlar artık.

Dünyanın çeşitli köşelerinde çalışan yirmi altı Alman muhabirinin temasa geçebildikleri sığınmacılarla yaptıkları röportajlardan oluşan Sığınmacı Devrimi, Kenya’dan Avustralya’ya, İsrail’den Etiyopya’ya kadar geniş bir coğrafyada mülteci kamplarında bekletilen, yerleştikleri veya sığındıkları ülkeye uyum sağlamaya çalışan, kaçışları sırasında yakınlarını kaybetmiş veya sakatlanmış insanların iç burkan öykülerini bir araya getiriyor. Bu öyküleri kuşatan genel politik ve sosyolojik bağlama da değinilen kitabı benzerlerinden farklı ve özgün kılan yön ise Avrupa merkezli “mülteci krizi” söylemini yıkarak yerine değişimi merkeze alan, yenilikçi, duyarlı ve hümanist bir bakış açısı getirmeye çalışması.

“Sığınmacı devriminin sonuçları ne olacak? Bir devrimin toplumu nereye sürükleyeceğini bilebilir miyiz ki? Fransız Devrimi dolambaçlı yollardan, [...] milyonlarca insanı siyasi özgürlüğüne kavuşturmuştu. Sanayi Devrimi, milyonlarca insanı yoksulluğun kalıcılığından kurtarmış ama aynı zamanda yeni yoksulluklar yaratmıştı. Dijital devrim, sanal ortamda bir dünya toplumunun temelini attı ama diğer yandan da bire bir insanlar arası ilişkiyi zayıflattı. Sığınmacı devrimi de bu devrimler gibi kuşkusuz benzer temel değişimler getirecektir. Tam olarak neleri değiştireceğini yarınlar gösterecek. Değişimler durdurulamaz ama yapılandırılabilir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺54,40

Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından zaferini ilan eden dizginsiz kapitalizm, kendi yarattığı için çözüm getiremeyeceği felaketlerle yüz yüze bugün. Artık insan türü olarak bozduklarımızı küçük rötuşlarla düzeltip kendi çıkarımıza kullanacağımız bütünsel, organik bir döngü varsaymamız mümkün değil. Kapitalist gerçekçilik de, hepimizi bambu bisikletlerde hayal eden ideolojik ikizi kapitalist romans da çare sunmuyor.

Melankoliye kapılmamak için bize alternatif bir gerçekçilik gerek, diyor McKenzie Wark: işbirliği içindeki bilme ve yapma emeğine yakın duran; ekonomik, teknik, politik ve kültürel dönüşümleri ilişkilendiren bir gerçekçilik. Moleküler Kızıl, bu amaçla önce Sovyetler Birliği’nin kuruluş yıllarında bastırılan Marksist teori akımlarına dönüyor: emeğin bakış açısını merkeze koyan Bogdanov’un tektolojisine ve Proletkült’üne; Platonov’un hayal güçlerini birleştirecek edebiyat fabrikası tasavvuruna, yoldaş bakış açısına... Sonra günümüzde kültür ve bilimler arasındaki sınırlarda çalışan yazarları ele alıyor: insanın başka organizmalar ve teknolojiyle geçirgen sınırlarını hatırlatan siborg kavramı ve feminist bakış açısıyla Donna Haraway, farklı aygıtların nasıl farklı bilgi özneleri ve nesneleri üreten kesikler oluşturduğuna dikkat çeken Karen Barad, bir tür meta-ütopya öneren Kim Stanley Robinson…

Zihin ve beden emekçilerine bir Siborg Enternasyonali çağrısı yapıyor Wark: “Antroposenin bütün işleyişlerini dağıtacak araçlara ve iradeye hayal gücünde zaten sahip olan bir Enternasyonal. Eskisinin yıkıntıları üzerinde yeni canlı dünyayı inşa etmekten başka yapacak bir şeyi olmayan bir Enternasyonal. Bu uygarlığın kalıcı olamayacağını hepimiz biliyoruz. Birlikte yenisini yapalım.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺78,90

Davranış sorunları, zihinsel sağlık problemleri olan ya da belirli bir sorunu olmadığı hâlde sürekli yorgun, odaklanma güçlüğü çeken, uykuya direnen çocuklar… Kafası karışık ebeveynler ve uzmanlar…

Çocuklarımıza neler oluyor?

Son yıllarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, bipolar bozukluk, otizm gibi teşhislerin adı o kadar çok anılır oldu ki durup düşünmemek elde değil. Üstelik bu çocukların çoğu ne yazık ki altta yatan bir durum olup olmadığına bakılmaksızın ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılıyor. Genellikle de bu tedavilerle hem zaman hem para kaybediliyor, davranış sorunlarının üzerine bir de ilaçların yan etkileri ekleniyor. Oysa bütüncül çocuk psikiyatrı Dr. Victoria L. Dunckley’nin, belirtileri değil de sorununun kökenini hedef alan, tamamen ücretsiz ve ilaçsız yepyeni planı sayesinde aksi mümkün.

Dr. Dunckley’e göre her gün ekranlı cihazlara (bilgisayar, telefon, tablet, televizyon vb.) maruz kalmak, sinir sistemini aşırı uyararak beyin fonksiyonlarını bozuyor ve bunun sonucunda çocuklarımızda görmeyi hiç arzulamadığımız davranış sorunlarına ve zihinsel sorunlara yol açan Elektronik Ekran Sendromu gelişiyor. Bu sendromun tek ilacı ise yalnızca dört haftalık bir elektronik orucu! Böylece tek kuruş ödemeden çocuğunuzun beyninde hayat kurtarıcı bir değişimi başlatabilmek elinizde.

İçeriğinde sadece tedavi planının detaylarını değil, aklınızı, kalbinizi kemiren birçok sorunun da cevabını bulabileceğiniz dopdolu bir kaynak olan Çocuğunuzun Beynine Format Atın, teknoloji çağında çocuk yetiştiren ebeveynler için âdeta bir can simidi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺31,50

“Her evin kapısında Ceren Özdemir, reddedilen her korunma başvurusunda Ayşe Paşalı, her şarkıda Değer Deniz, her kuaförde Muhterem Evcil, her sınavda Ceren Damar, her kedi sevgisinde Merve Kotan, her plazada Şule Çet vardır. Her şehirde Özgecan adı verilmiş bir yer, dünyanın ummadığınız bir yerinde 'Ölmek istemiyorum' sözleriyle Emine Bulut ve en olmadık yerlerde karşınıza çıkan, adlarını tek tek sayamayacağınız kadar çok öldürülen kadın ve Mücadele eden binlercesi vardır.”
Yaşasın Kadınlar'da, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, Türkiye’de kadın cinayetlerini ve çözüm yollarını, kadınların ve adliye koridorlarında adalet arayan ailelerin yanı başında sürdürdükleri mücadelenin deneyimi ışığında anlatıyor.

Özgür ve eşit bir dünya için özgür ve eşit bir dünyada YAŞASIN KADINLAR!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺47,20

- Bir Aktivistin Mülteci Kampı Tanıklıkları -

“Arkadaşlarımdan ve komşulardan topladığım iki büyük bavul dolusu kıyafet, bağış için topladığım bir miktar para ile İstanbul’dan Çeşme’ye, oradan da bir feribotla Sakız Adası’na geçtim. Amacım sadece orada olmak ve elimden gelen desteği verebilmekti, bu yolculuğun beni kimlere ulaştıracağını, hangi köprüleri kuracağını bilmeden...”

Bu tarihten sonra Sakız Adası’nda mültecilere yardım eli uzatan bir sivil toplum örgütünde gönüllü olarak çalışmaya başladı Rakel Sezer. Tüm bu süreçte tanık oldukları, televizyonlarda ve gazetelerde gördüklerimize hiç benzemiyordu...

Rakel Sezer, birçoğu hayatını tehlikeye atarak Yunanistan adalarına, Avrupa’nın kapısına sığınmış mültecileri birer sayı olmaktan çıkarıyor. Hiç olmadığı kadar içeriden ve son derece canlı hikâyeler bunlar. Kendinizi yazarın hayatına değdiği ve onun hayatına değen herkesle tek tek tanışmış; yaşadıkları zorluklara, umut ve mutluluk anlarına, özlemlerine ve hayal kırıklıklarına tanık olmuş gibi hissedeceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 11.5 / 17.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺22,40

Bir müziğin bir başka müzikle, eserin icracıyla, icracının dinleyiciyle, dinleyicinin çevresiyle ilişkisi nedir? Müzikal beğeni ve müzikte anlam nasıl ortaya çıkar? Bu ve benzeri sorular söz konusu olduğu zaman, müzik sosyolojisi bülbülü eti için öldürme riskini göze alan bir disiplin. Ancak nelerin hazmedilip hazmedilemeyeceğini gösteren bir reçete olarak değerlendirilmesi de mümkün.

Müzik sosyolojisine yön veren temel kuram ve yaklaşımları ayrıntılarıyla, güncel eğilimleri de takip ederek sunan ve konuyla ilgili Türkçe literatürü eleştirel bir değerlendirmeye tâbi tutan elinizdeki çalışmanın hem alanında önemli bir boşluğu dolduracağını hem de müzikseverler tarafından ilgiyle okunacağını düşünüyoruz.

“Sanatla sosyoloji arasında çoğu zaman mesafeli ve gergin bir ilişki gözlemlenebilir. Sanatseverler sosyologların sorgulayan, temellendirmeye çalışan ve sanat gibi ‘yüce’ bir faaliyeti ‘gökyüzünden yeryüzüne’ indiren eşitleyici yaklaşımından rahatsız olurlar. Bir an olsun dünya işlerinden kopup muhteşem bir müziğe kendini bırakmak varken, bu müziğin toplumsal bağlamı üzerine kafa yormaya ne lüzum vardır? Birçok müzisyenin, müzik tutkununun ve müzikoloğun gözünde müzik sosyolojisi ilginç, kimi zaman zekice gözlemler içeren ama özünde rahatsız edici bir şeydir. Müziğin daha iyi anlaşılmasına ve hissedilmesine hizmet etmediği gibi, müzik icra etme ve dinlemenin ‘irrasyonel’ alanında dolayımsız bir şekilde yaşanan hazzı da mahveder. Meseleye böyle bakanlar için müzik sosyolojisi, adeta sanata karşı saygısızlıkla eşanlamlıdır…”

Konu başlıkları:

Kutsal Sanat Miti ve Müzik Sosyolojisi
Müzik ve Toplum İlişkisi: İndirgemeci Olmayan Bir Yaklaşım
Müzikte Anlam: Sosyolojik Bir Perspektif
Etnosentrizm, Oryantalist Söylemler ve Müzik
Max Weber ve Müzik Sosyolojisinin Doğuşu
“Yanlış ve “Doğru” Müzik: Adorno ve Müzik Sosyolojisi
Müzik Beğenisi ve Beğeni Hiyerarşileri
Popüler Müzik ve Sosyoloji
Birlikte Yapılan Bir İş Olarak Müzik
Müzik Gelenekleri: Süreklilik ve Değişim
Türkiye’de Müzik Sosyolojisi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 15.5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺51,80

Ama merak etmeyin, hepsinin cevabı var!

Soru sormak, düşünen insan olmanın en temel işaretlerinden. Konu İslam olunca sorulan sorular da, onlara verilen cevaplar da daha “hayati” bir hal alıyor. Evet hepimizin aklında dinle, Kur’an’la, Peygamber Efendimizin hayatıyla ilgili onlarca soru var. Kimimiz samimiyetle, tefekkür etmek, zihnin ve ruhun sınırlarını genişletmek, daha iyi anlamak için soruyor. Kimimiz ise Kur’an-ı Kerîm’de haşa “açık aramak”, Müslümanları “köşeye sıkıştırmak” için sorulara başvurabiliyor. Niyet ne olursa olsun sorulan bu sorulara yeterli, anlamlı, tatmin edici ve “hakiki” yanıtlar vermek önemli. Zira “Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder” lafını hatırlamakta fayda var.

Bu çalışmamızda insanların sohbetlerde dillendirdiği ya da sadece içinde sakladığı “uç sorulara” Kur’an-ı Kerîm ayetleri ve onları hayatında en güzel şekilde yaşayan Hz. Peygamber’in uygulamaları ile cevaplar arayacağız. Çünkü biliyoruz ki ilahi dinlerin sonuncusu İslam, gerek toplumsal hayatla gerekse imani konularla ilgili olsun, gün içerisinde sorguladığımız, aklımıza gelen, belki çekinip üstünü örttüğümüz pek çok soruya aslında sarih cevaplar veriyor.

Müslüman birey sorgular, anlamlandırır ve izah eder. İşte sormaktan ve cevabını duymaktan korkmayanlar için temiz bir kılavuz, yeni bir pencere!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺24,00

“Keşke annemin öldürülmesine tanık olmasaydık; çok zor bir durum. Sürekli ‘o an’ aklıma geliyor.”

Türkiye'de erkek şiddeti sebebiyle yaşamını yitiren binlerce kadının geride bıraktıklarının trajedisi, annesi gözlerinin önünde öldürülen küçük kızın "Anne lütfen ölme!" çığlığı ile duyuldu. Ev içi şiddete, çoğu annelerinin öldürüldüğü ana tanık olmuş, bir daha asla baba demeyecek çocuklar. Cinayet sonrası, akrabaları ya da devlet kurumları tarafından bakılarak yeniden hayata tutunmaya, güçlenmeye çalışan çocuklar...

Dr. Gamze Erükçü Akbaş, geride kalan çocuklarla yaptığı derinlemesine görüşmelerde, erkek şiddeti sebebiyle yaşamını yitirmiş on kadının ve geride kalan kırk yedi çocuğun öyküsünü, Türkiye’de aile kurumunun içyüzünü, erkek şiddetinin boyutlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sererek anlatıyor.

Baba Anneyi Öldürdüğünde, Türkiye’de annelerini baba şiddeti sebebiyle yitiren çocuklarla yapılan ilk çalışma. Ölmek istemeyenler ve yaşatmaya çalışanlar için ne yapılabilir sorusunu sordurtan çok önemli bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺54,40

Beyinbilim odağında karar bilimi, karar anı, puslu mantığımız, her şey bizim iradenizle mi oluyor ya da neden irrasyonel ve sabırsızız? Uğur Batı’dan olağanüstü sorular ve ilham verici cevaplar.

Harvard Business Review Türkiye

Kararlarımızın anatomisi! Uğur Batı, ana damarda ilginçve etkileyici bir alan yakalamış. Çok çarpıcı bir üslup…

Bloomberg Businessweek Türkiye

Akıllı insanlar neden aptalcahatalar yapıyor? Uğur Batı’nın eşsiz kitabı bize kendimiz hakkında gizemli bir sorgulama alanı açıyor.

BrandMap


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺80,90

Boynunda asılı kramponları, bileklerine kadar inmiş tozluklarıyla kan ter içinde antrenmandan evine dönen küçük bir çocuk düşünün... Tek hayali sırtında taşıdığı formada ismi yazan futbolcu gibi olabilmek. Düşlediği yere ulaşmak için çıktığı uzun seyahatte sahip olduğu genler, onun yolunu mu açacak yoksa yoluna taşlar mı döşeyecek?

Şampiyon kimdir? Doğuştan şanslı olan mı, çok çalışan mı?

Şampiyon geni gerçekten var mı?

Neden bazı sporcular daha lider ruhludur, bazılarıysa kuralları sürekli ihlal eder?

Neden bazı futbolcular hep kırmızı kart görür? Oyun dışı kalmak onların genlerinde mi yazılıdır?

Gene yönelik beslenme ve psikolojik destek nasıl sağlanır?

Kişiye özel doğru antrenman metodu nasıl bulunur?

Bağımlılıklardan kurtulmak için doğru egzersiz var mıdır?

Gen dopingi nedir?

Hangi genlere doping uygulamak mümkündür?

Genetik uzmanı Korkut Ulucan, yıllardır moleküler genetik üzerine yaptığı çalışmaların şaşırtıcı sonuçlarını kaleme alıyor bu kitabında. Konsantrasyonun, ödül odaklı olmanın, depresyonun, hızın, zaferin ve yenilginin insan geninde gizlenen şifrelerini ve genetik biliminin bu yeni keşfedilen alanının bütün bir hayatı nasıl etkileyebildiğini bilimsel verilerle ortaya koyuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺19,60

Pavlov’un aç köpekleri, insan davranışı hakkındaki gerçekleri nasıl ortaya çıkardı? Radyo ile gelen “çılgın” kimdi? Bir ulusun çocuklarını hangi aşı kurtardı ve nasıl ortaya çıktı?

Bilimde Parlama Anları dönemleri, olayları ve insanları tanımlayan bu anları anlamaya ve tanıtmaya çalışır.

IVF’den ilk bilgisayarlara, koyun Dolly’den iskelet Lucy’e kadar her şeyi kapsayan Bilimde Parlama Anları, yirminci yüzyılın en önemli dönüm noktalarını ve bugün dünyamıza nasıl etki ettiklerini araştırıyor. Karakter profilleriyle, ayrıntılı zaman çizelgeleriyle ve kısaca sunulan genel bakışlarıyla aktarılan önemli bilimsel keşifler ile bu kitap, başlangıçlara, sonuçlara ve bilimin son 100 yılda nasıl geliştiğine değinmektedir.

₺100,90

Yüzyıllardır tüketiyoruz. Özellikle Sanayi Devrimi sonrası artan üretimle birlikte tüketim hızımız yüzlerce kat arttı. Doğal olarak tüketim tercihlerimiz çok daha karmaşık bir hâl almış durumda. Güncel akademik çalışmaların çoğu tüketim kararlarımızın duygusal birikim ve eğilimlerimiz ile ilişkili olarak ortaya çıktığını savunuyor. Peki bu ilişki neleri kapsıyor? Duygusal dünyamız ve tüketim kararlarımız arasındaki bu ilişkiyi nasıl yorumlamalıyız?

Duygusal dünyamızın davranış ve kararlarımıza etkisi tartışılırken "Duygusal Zeka' konusunun derinlemesine bir incelemeyi hak ettiği gerçeği karşımıza çıkıyor. Başarı ve mutluluğa giden yolda temel bir yetkinlik olarak kabul ettiğimiz Duygusal Zekâ, bireylere sağlıklı bir akıl-duygu koordinasyonu sağlamakla birlikte, onların alternatifleri değerlendirme, empati kurabilme ve duyguları bilgi kaynağı olarak kullanabilme gibi temel beceriler geliştirmesine yardımcı oluyor.

Bu çalışma bireyin aile yaşantısından, mesleki başarısına, duygusal ilişkilerinden sosyal ilişkilerine varana dek birçok alanda başrolde olan Duygusal Zekâ potansiyelinin tüketim kararlarındaki işlevinin ne olduğu sorusundan yola çıktı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Konya
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺53,30

Çocuğunuz ağlayarak aslında ne anlatmak ister?
Ağlamaya ihtiyacı olduğunu nasıl anlarsınız?
Öfke nöbetlerinin anlamı nedir?
Çocuğunuz ağlamalarını bastırmayı nasıl öğrenir?

Çocukların ağlamaları ve öfke nöbetleri anne babalar için başa çıkması en zor konulardan biridir. Anne babalar çocukları öfke nöbetine girdiğinde ya da bütün gün mızırdandığında nasıl davranmaları gerektiğini bilemezler. Ağlayan çocuğu rahatlatmak mı, görmezden gelmek mi ya da empati kurarak dinlemek mi gerekir? Bilinçli ebeveynlik akımının kurucusu olan Aletha Solter, hem ağlama ve öfke nöbetlerinin altında yatan ihtiyaçları, hem de anne babaların ve çocuklarla ilgilenen diğer yetişkinlerin bu sorunla nasıl başa çıkabileceklerini devrim niteliğinde bir yaklaşımla anlatıyor. Okurlara şaşırtıcı, etkili ve işe yarayan çözümler sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺64,90
1 2 3 ... 54 >
Çerez Kullanımı