Özdemir İnce yaşadığımız yakın tarihin kaydını tuttuğu bu yazılarında, en başta Cumhuriyet’i oluşturan ilerici değerlerin savunusunu gerçekleştiriyor. Sürekli hafıza tazeleyerek ilerlerken, günümüz siyasetine odaklanan bu yazılar, eğitimden kültür politikalarına, Türkiye’deki siyasal sistemin, siyasal partilerin ve muhalefetin sorunlarına uzanan geniş bir alanda birbiriyle ilişkili konuları ele alıyor.

Sözünü esirgemeden, Aydınlanma değerlerinin, laikliğin, bilimsel akılcılığın çerçevesinden bakan, aynı zamanda gerçekçi, acımasız ve çoğu zaman da muzip bir dille gözlerimizi kapayamayacağımız olgulara dikkatimizi çekiyor. Sonun Sonu, cumhuriyet uğruna hala sahip çıkacak şeyler var diyenler için zamana dirençli bir kaynak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺28,00

Rus ve Dünya Edebiyatı Üzerine Notlar adlı bu derleme, dünyanın belki de en çok okunan yazarlarından F. M. Dostoyevski’nin Batı karşısında Rusya’ya yönelik düşünceleri ekseninde dünya ve Rus edebiyatının önde gelen isimlerini acımasızca eleştirdiği, dönemin sosyo-politik konularını içeren makalelerinin en can alıcı kısımlarından oluşmaktadır. Dostoyevski bu metinleri bizzat eleştiri edebiyatı olarak nitelendirir. Romanlarına ek olarak Dostoyevski’nin eleştirel makaleleri, notları ve denemeleri; onu bir insan ve yazar olarak imge, biçem ve sorunsallık açısından tanımada önemli bir kaynak niteliğinde olup 19. yüzyıl ortası Rusya’sının toplumsal-edebi hareketliliği bağlamında değerli birer tarihsel belge özelliği taşımaktadır. Dostoyevski’nin eleştiri edebiyatı bağlamında kaleme aldığı yazılarına, bir nevi sanat eserinin nasıl olması gerektiğine yönelik kılavuz olarak da bakılabileceği gibi, yazarın gözünden dünya ve Rus edebiyatından okunması gereken eserlerin eleştirel bir fihristi de denilebilir. Dünya edebiyatı açısından azımsanamayacak değerde olan bu metinler, Türkçede ilk kez yayımlanıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 180
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺27,00

Yerli ve Milli Sırlar, Erken Cumhuriyet Dönemi’nden günümüze, Modern Türkiye’nin benlik ve kimlik inşasını, meşruiyet kodlarını, kültürel gerilimlerini ve tüm bunları erkeklik ve kadınlık temsilleri, halleri, ilişkileri içinde anlamlandırışını romanlar içinden okuma çabası. Bir edebiyat analizi olduğu kadar, edebiyat sosyolojisi ya da kültür sosyolojisi çalışması.

Modern Türkiye edebiyatının tekrarlayan, dönemden döneme devreden, ödünç alınan yahut yeniden çerçevelenen temalarının peşinde,
Türkiye toplumunun hesaplaşmalarıyla, büyük yarılmalarıyla ve kapanmayan yaralarıyla bir yüzleşme.

“Bu nasıl mümkün oluyor? Nasıl oluyor da hep kanayan bir yara görüyor insan Türkiye edebiyatını okudukça? Bence bunun basit ve hazmedilmesi çok zor bir yanıtı var: O büyük yüzleşme, o büyük hesaplaşma, aslında bizim kendi hesaplaşmamız. Metinlerin ortasında duran o büyük yarık, aslında bizim yaramıza dokunuyor. Yoksa nasıl edebiyatı anlardık? Nasıl edebiyatla sarsılır, onun etrafında bunca yaygara koparır, ona bunca çok anlam yüklerdik? Çünkü alt tarafı bir metin okumak değil midir yaptığımız... Bunlar büyük laflar esasen.

Belki de edebiyata çok fazla anlam yüklemek. Ama tam da bu büyük laflar, bizi edebiyatta bir sosyoloji görmeye, onda ‘milli’ kültürümüze dair bir şey görmeye doğru yönlendiriyor. Ta 1930’larda sorulmuş bir soru bu. Ama bu yazılarda değişen, soruya yanıt ararken, hep nasıl da yüksek değerlere sahip olduğumuza değil de cayır cayır kanayan yerlerimize, halen kanayan yaralarımıza, günahlarımıza ve derin suçluluk duygularımıza doğru bakmak.”

-Tülin Ural

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 209
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺18,25

Veri gazeteciliği, veri çalışmalarının hız kazandığı 21. yüzyılda önemli bir gazetecilik pratiği olarak gündeme gelmiştir. Bugün The New York Times, The Guardian ve The Washington Post gibi dünyaca ünlü haber odaları, veri ekipleri oluşturarak yoğun bir biçimde veri gazeteciliği faaliyeti yürütmektedir. Bir yönüyle bilimsel bir yönüyle sanatsal gazetecilik olarak tanımlanan veri gazeteciliğinin değeri; artan veri miktarı ve bunların işlenmesi ile ortaya çıkarılacak yeni haber hikâyeleri noktasında her geçen gün artmaktadır.

Bu kitapta; büyük veri, açık veri gibi veriye ilişkin kavramlar açıklanmakta, veri gazeteciliği tanımlanarak tarihsel bağlamda ele alınmakta, veri gazeteciliği haber üretim süreçleri anlatılmakta, haber üretim sürecinde kullanılabilecek dijital araç ve yöntemlerden söz edilmekte, veri görselleştirme çalışmalarına ilişkin yol gösterici bilgilere yer verilmektedir. Bununla birlikte veri gazeteciliğinin neden önemli olduğu, demokrasi tartışmaları çerçevesinde nasıl ele alınacağı ve etik açıdan ortaya çıkabilecek sorunlar ile bu gazetecilik türünün geleceği de kitapta tartışılan konular arasındadı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 182
En / Boy : 13.5 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2021
₺42,30

“Edebiyatın hayal mahsulü olması ve hayallerle ilgilenmesi, gerçeklere dayanmaması ve fikirleri de kesin bir şekilde ele almaması nedeniyle hor görülmesi gerektiği yönünde bir beyan, düpedüz deli saçmasıdır.”

James Joyce’un kurgudışı yazıları estetik, basının görevi, sansür, İrlanda kültür tarihi, İngiliz dili ve imparatorluğu gibi pek çok konuyu ele alıyor. Bu derlemede Joyce’un gazete yazıları, kitap eleştirileri ve halkı bilinçlendirmek amacıyla yazdığı siyasi denemeleri bir araya geliyor. Joyce’un ömrünün yaklaşık kırk yılını kapsayan bu yazılar onun siyasete dair önemli fikir değişikliklerini, edebiyat ve tarih arasındaki ilişkiye dair düşüncelerini, çok değer verdiği Ibsen, Defoe, Wilde ve Blake gibi yazarlara dair hislerini derinlemesine ele alıyor.

Buradaki metinler ayrıca Joyce’un Dublinliler’den Sanatçının Gençlik Portresi’ne ve hatta Ulysses’in ilk taslaklarına kadarki yazma sürecini aydınlatıp bu süreçte metinlerin geçirdikleri değişimleri günyüzüne çıkarıyor. Onlarca yazının birlikte sunulduğu bu edisyona hem açıklayıcı hem de eleştirel yüzlerce dipnot eşlik ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺30,80

İdris Küçükömer… Türkiye’deki siyaset teorisine yeni bir bakış açısı getirmiş önemli iktisatçı düşünürlerimizden biri.

Fikirleri, sıklıkla vurgulandığı üzere “Türkiye’de sağ sol, sol da sağdır” gibi yalnızca tek bir cümleye indirgenemeyecek kadar renkli ve zengin.

Cuntacılıktan Sivil Topluma, 1960 yılından itibaren güncel ekonomi politikaları üzerine Yön ve Ant dergilerinde yazdığı makalelerden oluşuyor. İdris Küçükömer’in, özellikle sivil toplum, halkbürokrasi ayrımı, vatandaş ve tebaa ilişkisi üzerine yaptığı tartışmalar kendi dönemini de derinden etkiledi.

Yazılarında daima sorgulayan, eleştiren, yeni siyaset biçimleri öneren bir ton kullandı. Küçükömer, hep yeni sorular soran bir iktisat filozofu…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺22,40

İlhan Berk Logos'tan (1996, YKY) sonra bu kez "Poetika" kitabıyla şiir üstüne düşünmeyi sürdürüyor.Valery, Ahmet Haşim, Rimbaud, Yahya Kemal, Mallarme, dil, gerçeklik, anlam-anlamsızlık, dize, yapı vd. üzerine örneklerle modern şiirin poetikasını çevreliyor.Tüm gün şiirde dolaşan bir şairden, şiirin ve dilin sıfır noktasına bir serüven: Poetika.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺13,60

Sosyal bilimlerde kuramların polisiye kurmacalarla bir ilişkisi var mı? Nasıl bir ilişkisi olabilir? Karl Marx Kapital’de neden komedya yerine tragedyayı tercih etmiştir? Gazete haberlerinde saf gerçekliği mi okuyoruz? Peki “gerçekçi” denen anlatılarda kurmacanın rolü ne? Ya anlatılardaki pencereler nereye açılır? Geleneksel olarak kurmacanın dışında bırakılan insanlar romana ve öyküye nasıl dahil edildiler?

Filozof Jacques Rancière uzun yıllardır siyasetin yanı sıra estetik, özellikle de edebiyat üstüne kafa yoruyor. Bu kitabında da bir yandan Honoré de Balzac, Edgar A. Poe, Rainer Maria Rilke, Marcel Proust, Joseph Conrad, William Faulkner ve W. G. Sebald gibi yazarların eserlerinden hareketle kurmacanın kıyılarını keşfe çıkıyor; bir yandansa Georg Lukács ve Erich Auerbach gibi güçlü yorumcularla “diyalog” içinde düşüncelerini geliştiriyor. Kurmacanın Kıyıları’nı edebiyat, eleştiri ve felsefeye ilgi duyan okurlarımızın zevkle okuyacağına inanıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺31,12

Her yazarın içinde az ya da çok bir yer yaratma, bütün yerleri geride bırakıp yazıya yerleşme isteği vardır. Bir yazınsal vatan: Bu taşlı toprağı ben yarattım, bu geniş bozkırı, bu yeşil tepeleri, bu zirveleri karla kaplı dağı ben yarattım. Dağda yanan ateş, ateşin başında toplanmış insanlar, insanların dinlediği hikâyeler benim eserim. Ama sadece bir yazı olanağından değil, bir yaşam olanağından da söz eden bir yazarın yazınsal yurda rahatça yerleşmesini beklemek safdillik olurdu.”

İkinci Hayat’ta “yer duygusu” üzerine düşünüyor Nurdan Gürbilek. Bir yandan “yer”e, “yurt”a, “ev”e edebiyatın, bazen sinemanın açtığı kapılardan giriyor; kökenlere ve başlangıçlara, kaçanlara ve dönenlere, eve ve sırlarına yakından bakıyor. Diğer yandan anlatı, üslup ve dili bu ana eksen etrafında değerlendiriyor; “dilsel vatan” ve sınırları üzerine düşünüyor.

Bazı sorular eşliğinde: Kapısını başkalarına sımsıkı kapatmış bir kompartmana, bir özel sığınağa, bir kişisel hücreye mi dönüşecek ev, yoksa o koruyucu hücreyi geniş bir ortaklık zemininde yeniden tanımlayabilecek miyiz? Etrafına kalın duvarlar çekmiş bir “coğrafya kaderdir”e mi sürükleniyoruz, yoksa daha geniş bir yurt tanımına ulaşabilecek miyiz? 

Bugün evin hayatımızın merkezine oturduğu bir dünyada bizi evin gerçek ve mecazi, olumlu ve olumsuz anlamları üzerine düşünmeye çağıran deneme ve fragmanlardan oluşuyor İkinci Hayat.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺34,50

Samuel Beckett pek tanınmayan İrlandalı bir yazarken, Wilfred R. Bion’la Londra’da gerçekleştirdiği bir psikanaliz tedavisinden yıllar sonra yirminci yüzyılın en büyük yazarlarından, Bion da psikanalizin en özgün kuramcılarından biri olacaktı.

Yaratıcı sürece ilgi duyan psikanalist Didier Anzieu, bu tedavinin seyrini, girdiği çıkmazı, bir otoanaliz biçiminde yeniden ele alınışını ve bu aşamanın hem yazar üzerindeki tedavi edici etkisini hem de yazarda edebi açıdan nasıl bir verimliliğe yol açtığını anlatıyor.

Anzieu’nün kitabı denemeden, klinik gözlemden, seyir defterinden ve biyografiden izler taşıyor. Yazar yeri geldiğinde, hakkında yazdığı yazara da öykünüyor, onun üslubunu yakalamaya çalışıyor. Bazen okumanın, bazen de yazının bir savunusuna girişiyor.

Neredeyse kırk yıl boyunca büyüsüne kapıldığı yazar hakkında kitap yazan bir psikanalistin bu sıradışı okuma, yorumlama ve yazma günlüğünün edebiyat, psikanaliz ve yazmakla ilgilenen okurların ilgisini çekeceğine inanıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺46,50

Polisiye roman kurmacadan mı ibarettir? Ortaya çıktığı toplum ve uygarlıkla nasıl bir ilişkisi vardır? Polisiye romanda dedektif her şeyi nasıl biliyor? Polis ve dedektifin toplum içinde temsil ettiği konum nedir? Peki ya suçun ve suçlunun?

Daha önce Kitle Süsü, Film Teorisi ve Tarih: Sondan Bir Önceki Şeyler kitaplarını yayımladığımız Kracauer’in Polisiye Roman’ı bu türle ilgili ilk önemli çalışmalardan biri. 1922-1925 arasında yazdığı ve 1933’te Almanya’dan göç ederken yanına aldığı, ancak 1950’de dosyaları içinden bulup çıkarabildiği bu kitap, Georg Lukács’ın Roman Kuramı’nın ve Søren Kierkegaard’un felsefesinin izinden giderek edebi bir türün toplumsal içeriğini ortaya çıkarmaya çalışıyor.

Edebiyat eleştirisi ile felsefenin kavuştuğu alanda keşfe çıkmak isteyenler için.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺23,62

Devlet ve hükümetler eliyle yıllardır yürütülen kültürel yıkıma karşı sakınma güdüsüyle de olsa, sırf muhalif değer atfettiğimiz için edebiyatı fazla mı kutsuyoruz? Edebiyat metinlerindeki cinsiyetçiliği, homofobiyi ya da satır arasına gömülü mizojinik tasvirleri, türcülüğü, insanmerkezciliği, kısacası bugün kuramsal açıdan gittikçe kuvvetlenen feminist eleştiri bağlamında Türkçe edebiyattaki her cinsiyetten ve cinsel eğilimden yazarın erkek egemen kodlarla gaflete düştüğü sayfaları okuyabiliyor muyuz?

Gaflet kitabı, gaflet kelimesinin dalgınlıktan iğfale değin bütün katmanlarını araştıran, feminist değerler üzerinden edebi metinlerdeki türlü gaflet biçimlerinin altını çizmek isteyen bir yaklaşımla kuruldu. En kestirmeden söylersek, feminist ilkelerin edebiyat eleştirisi yöntemiyle yeniden hatırlatıldığı bir eleştiri kitabı bu. İnsan, hayvan ve yerkabuğundaki bütün varlıklara düzgüsel sınırlar çizen cinsiyetçi söylemin edebiyat yoluyla nasıl üretildiğini tartışan, zaman zaman söz konusu sınırları aşmak iddiasıyla ortaya çıkan bazı metinlerin aslında sınırı daha da kuvvetlendirdiğini fark eden, çoktan zamanı gelmiş müdahaleci bir hamle. Eleştiri dahil kimi edebiyat metinlerinin istemsizce de olsa incelikli bir yoldan eril zihniyete hizmet edebileceğini göstermek, uygarlığı sarmalayarak gündelikleşen eril reflekslerin üstüne ışık düşürmek istedik.

Hem okuru hem yazarı düşündüreceğini umduğumuz kitabımız, eminim gelecekteki edebiyatı da dönüştürecektir.

- Sema Kaygusuz


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺48,00

Boğaziçi Üniversitesi’nde 28-29 Nisan 2016 tarihinde düzenlenen “Siyah Endişe: Bir Asır Sonu Anlatısı Olarak Halit Ziya Uşaklıgil Edebiyatı” başlıklı sempozyumda sunulan bildirilerin bir kısmı, yazarları tarafından genişletilerek, bu kitapta bir araya geldi.

Halit Ziya Uşaklıgil edebiyatına çok yönlü bir bakışın ürünü olan bu yazılar, Uşaklıgil’in romandan hikâyeye, tiyatrodan şiire, otobiyografik metinlerinden edebiyat eleştirisine uzanan yazınsal dünyasını tüm verimleriyle inceliyorlar. Ayrıca bu verimler hem edebiyat ve toplumsal tarihimiz içinde hem de yer yer dünya edebiyatından seçilen metinlerle birlikte düşünüyor, çok yönlü bir okumanın imkânlarını yaratıyorlar. Böylece Halit Ziya Uşaklıgil üzerine halihazırda var olan kanaatleri sorgulamakla kalmıyor, yeni bir bakış açısını da beraberinde getiriyorlar.

Siyah Endişe, Halit Ziya Uşaklıgil’in edebiyatımızdaki “varlığına” değerli bir katkı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺57,00

“Ne zaman bi çocuk cinayeti işlense, ebeveynlerin gözlerinden bir ışık eksilie.”

Kızın çürümekte olan cesedini bozkırda buluyorar. Genç bir kız. Günler boyu tecavüz ve işkenceye maruz kalmış. Üstelik, bu ilk değil.

Hala eşinin yasını tutmakta olan Astsubay Jan Magson, seri katilin bıraktığı zilerin peşinden gitmek zorunda. Çıkmaza giren her bulgu sonrasında, kendini bir başka cansız kızın başında dikilirken buluyor ve yanı başındaki beylik tabancasıyla geceyi nasıl geçireceğini düşünmeden edemiyor.

Martin Steyn’in, 2015 yılı ATKV Gerilim Kurgu Ödülü’nün sahibi olan ilk romanı, adam öldürmenin iki farklı yönüyle başa çıkıyor: sadistik cinayet ve ötenazi. Zevk için öldürmek ve sevgi için öldürmek.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺37,50

Edebiyatı ve sanatı bir üretim faaliyeti olarak gören yaklaşımınöncülerinden olan Pierre Macherey bu çalışmasında ideolojinin edebiyat alanında nasıl işlediğini göstermek üzere bir teorik çerçeve kurarken Tolstoy’dan Borges’e, Jules Verne’den Balzac’a, Defoe’dan Rousseau’ya farklı yazarlar ve eserler ışığında edebi üretimin temel sorunsallarını tartışıyor. Edebiyat eserini kendi nesnesinden mahrum bir söz ve hezeyan olarak kavrayan öznelci/izlenimci görüşe karşı eserin dolayımlayarak temsil ettiği ideolojik içerik ve bu içeriğin somutlandığı nesnel üretim mekanizmasını vurgulayan Macherey, Marksist teorinin edebiyat eleştirisinde ulaştığı en sofistike
modellerden birini ortaya koyuyor.

“18. yüzyıl ideolojisinin yetindiği kurmaca doğuş, ıskalanmış bir doğuştur: Kıyıya vurmuş enkazla birlikte, bütün toplum Robinson’a tohum gibi verilmiştir. Çünkü toplum onun için bir özniteliktir, bir
‘özellik’tir: Onun bu toplumu bütün olarak yeniden inşa etmesi imkansızdır.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 342
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺58,50

Zihindekini doğrudan aktarmak imkânsız olduğundan edebiyat, yazarın veya şairin kastını okura doğruya en yakın bir biçimde aktarabilmek adına kimi edebî sanatlar ve ifade biçimlerini devreye sokmuştur. Zihindekini aktarma biçimlerinden biri olan alegori, dilsel ve sanatsal gerekliliğin yanı sıra, asıl söylenmek isteneni “herkesin” değil de “bir zümre veya grubun” anlamasını temin etmek gibi siyasi nedenlerle de kullanılmıştır.

Alegorinin en başarılı örnekleri Batı’da Le Roman de la Rose, The Faerie Queene, The Pilgrim’s Progress; Doğu’da Hayy bin Yakzan, el-Gurbetü’l-garbiyye, Hüsn ü Dil, Mihr ü Mâh ve Hüsn ü Aşk ile verilmiştir.

Klasik Türk edebiyatındaki alegorinin kendine has özelliklerini tespit etmeye çalışan Açıl bu kitapta, Platon’dan bu yana kullanıldığı düşünülen bir anlatım tekniği olarak alegorinin kavramsal çerçevesini belirledikten sonra Klasik Arap, Fars, Urdu, Çağatay ve Türk edebiyatlarındaki alegorik eserler üzerinden bu tekniğin tarihsel gelişimini göstermeyi ve bir örnek vasıtasıyla alegorinin eserlerdeki işleyişini ortaya koymayı hedeflemektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 223
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺46,40

Önde gelen edebiyat eleştirmenlerinden Harold Bloom, yayımlandığı günden beri bir mihenk taşı olarak kabul edilen bu eserinde, Batı edebiyat dünyasındaki Kanon’un merkezine koyduğu Shakespeare’den yola çıkarak yaratıcı edebiyatı derinlemesine bilmek ve kavramak için okurlara çağrıda bulunuyor. Bunu yaparken, odağa aldığı Shakespeare’in yanına Dante, Chaucer, Cervantes, Montaigne, Moliére, Milton, Johnson, Goethe, Wordsworth, Austen, Whitman, Dickinson, Dickens, George Eliot, Tolstoy, Ibsen, Freud, Proust, Joyce, Woolf, Kafka, Borges, Neruda, Pessoa ve Beckett’ı ekliyor.

Batı Kanonu, edebiyat dünyasını etkileyen yazarların Bloom tarafından listelenmesinden ibaret değil sadece; edebiyatın bize, yaşamlarımıza değen kısımlarının tanımlanmasına, edebiyattan kendimize, tarihimize bakmamıza da olanak sağlayan bir eser. Her şeyden önce iflah olmaz bir edebiyatsever olan Bloom, bu çalışmasında Kanon’a geniş bir pencere açıyor ve bu sayede, Batı Kanonu’nu iyi okurların, edebiyatseverlerin ve edebiyat eleştirisi okumak isteyenlerin başucu kitabına dönüştürüyor.

Böylece yıllardır çeşitli akademik tartışmalarla yön verilmeye çalışılan Kanon’un gediği kapanıyor ve bize de, hem tarihsel hem de edebi anlamda iyi düzenlenmiş bir kitabın peşinden gitmek kalıyor.

“Bloom'un yorumlarını okumak, klasik yazarları şimşeklerin ışığında okumak gibidir.”
 M.H. Abrams
(The Norton Anthology of English Literature editörü, eleştirmen)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 15.5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺66,50

“Bu kitap, göz alan, merak uyandıran ve hayran bırakan bir enginlikte bilgiyle dolu.”

-Helene Cixios

Sayfalarını “Başlangıç” ile açan ve “Son” ile bitiren bu kitap; bilinen unsurlardan (“karakter”, “anlatı”, “yazar”) biraz daha alışılmadık olan unsurlara (“sırlar”, “haz”, “hayaletler”) uzanan çeşitli konuları barındırıyor. Bennett ve Royle, soyut “izm” kavramlarına bel bağlamak yerine, karmaşık fikirleri doğrudan edebi eserlerle örneklendirerek onları başarılı bir biçimde izah ediyor. Böylece sözgelimi Jane Eyre eserlerinin okunması, aynı zamanda ırk farklılıkları hakkında farklı düşünme yolları açarken; edebiyat ve gülme tartışmasında ise Chaucer, Raymond Chandler ve Monty Python’a da atıfta bulunuyor.

Her bölümü ilave okuma rehberiyle sona eren kitapta ayrıca sözlükçe ve bibliyografi de var. Kitabın dördüncü baskısı; hayvanlar ve çevre hakkındaki iki yeni bölümü içine katacak şekilde güncellenirken, okurlara yardımcı olacak bir web sitesi de okuma ve yazma hakkında indirilebilir bölümler sunuyor.

Çoğunlukla sıkıcı ve göz korkutucu biçimde teorik görülen bir alana yeni bir soluk getiren bu kitap, okurların hem okuma hem de çalışma edebiyatının heyecan verici olanaklarına kayıtsız kalmamasını sağlayacak...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺72,00

Bizim için bu kitabın hikâyesi, aslında Seçil Büker Hocamızın emekli olduğu tarihte başladı.

Hocamız için bir kitap hazırlamak isteğiyle yola çıktık. Bunun için çoğunluğu öğrencileri ve dostları olan kişilerden yazılar istedik. Elimizde hocamızın sevdiği filmlerin listesi vardı ama elinizdeki çalışmada az da olsa bu listenin dışına çıkıldı, bazen, yazarlar özgürce istedikleri filmler hakkında da yazdılar. Şunu söyleyebiliriz: Türkiye’nin siyasal ortamı her zaman rahat, mutlu bir çalışma ortamı yaratmadığı için yazıların toplanması biraz uzun sürdü: Fikir aşamasından, elinizde tuttuğunuz kitaba gelene kadar dört yıl geçti. Ama içimize sinen kapsamlı bir çalışma oldu.

İkimizin de önce hocası, sonra arkadaşı, dostu olmuş bir kişi Seçil Büker. Eğitim yaşamımızda bize katkıları çok büyük. İşin ilginci, Seçil Büker için yazılan bu kitabın üzerinde de Büker’in emeği var; hem çok sayıda kaynakçada hocamızın kaynaklarından yararlandı yazarlar, hem de kitabın tasarlanışı, adı ve sistematiğinde hocamızın emeği var. Süre uzun olunca, zaman zaman başlıkları paylaştık kendisiyle. Onunla ilgili kitabı onsuz yapamadık, bu da ilginç, değil mi? Umarız okur keyifli bir sinema yolculuğuna çıkar ve iç tutarlılığı olan bu labirentte kendi yolunu bulur...

S. Ruken Öztürk & Hasan Akbulut


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 16,3 / 26,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺60,00

Günümüz şiiri karşıtını kaybetti. Karşıtlık, şiirde, değişim süreçlerini tetikleyen temel dinamiktir. Literatür önemli ölçüde bu karşıtlıklar etrafında üretilmiştir. Divan, karşıtı Tanzimat; aruz, karşıtı hece; hece içinde (Beş Hececiler) hecenin karşıtı Necip Fazıl; hecenin karşıtı Orhan Veli; karşıtı İkinci Yeni; karşıtı sosyalist ve İslâmcı toplumcu şiir; toplumculuğun karşıtı 80'li yıllar şiiri; 80'nin karşıtı, yok! 80, karşıtıyla ayakta kalmaya alışık şiirimizin yere düşmesine sebep oldu. Bizim kuşak Cahit Zarifoğlu ve İsmet Özel üzerinden İkinci Yeniye giderken kimseye çarpmadı. Bir engele takılmadı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺41,70

20. yüzyılın önde gelen denemeci, eleştirmen ve göstergebilimcilerinden RolandBarthes'ın (1915-1980) College de France'taki son derslerini ve son seminerlerini (1978-1979/1979-1980) içeren Romanın Hazırlanışı, aynı zamanda onun kültür, yazın veöğretim yaşamının doruk noktasındaki son ürünü.Romanın Hazırlanışı I'de, Yaşamdan Yapıta uzanan süreci gözlemleyen R. Barthes,"şimdinin not edilmesi"nden "roman"a geçişi; kısa, parçalı anlatımdan uzun, süreklianlatıma geçişi gündeme getiriyor. Bu amaçla da "not etme"nin/ bir başka deyişle kısaanlatımın örnek biçimi olarak gördüğü ve tümce atomu diye adlandırdığı, Japonların"haiku"sunu ("ultra-kısa biçim") ele alıyor.

Böylece "not etme"den "roman"a nasılgeçilebileceğini araştırıyor. Bu araştırma serüveni içinde kendisi de sanki bir romanyazacakmış (kendi deyişiyle "roman yapacakmış" = roman hazırlayacakmış) gibi bir tavırsergiliyor; bu "sankinin içine yerleşiyor."Bu açıdan Romanın Hazırlanışı I: Yaşamdan Yapıta, bir "Yazınsal Yapıtın (Romanın)Hazırlanış Koşullarının Sorgulanması" olarak okunurken, R. Barthes'in kendi Vita Novatutkusunu ya da isterseniz kendi "Roman Fantasmasını" sergileyişi olarak da alımlanabilir.Bu ciltte ayrıca "Labirent Eğretilemesi" konusunun işlendiği seminer de yer alıyor. Canınıyakmak, nefes aldığını hatırlatabilir.Anlatmak zor, pek zor olabilir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 244
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺28,00

“Bana sadece ismimi bıraktılar” Sadiya

Himalayalardan Batı Afrika’ya uzanan devasa bir bölgede çok sayıda silahlı cihatçı grup terör estiriyor. Nijerya’da, dönemsel olarak ülkenin beşte birini kontrolü altına alan terör örgütü Boko Haram, 2014 yılında yatılı bir okuldan 276 kız öğrenciyi kaçırdığında dünya çapında bilinir olmaya başladı.

Kaçırılan kızların başına gelenler daha binlercesinin başına geldi, geliyor. Boko Haram, binlerce kadın ve çocuğu elinde esir tutuyor, köle ediyor, savaşçılarıyla zorla evlendiriyor, intihar eylemlerinde kullanıyor. Ne var ki gözlerden ırak Nijerya, Batı dünyasının dikkatinin hâlâ çok uzağında...

“Başkalarının acılarına gözümüzü kapatırsak, yakında kendi acılarımıza ağlamamız işten bile değil” diyen Alman gazeteci yazar Wolfgang Bauer, 2015’te, Boko Haram’ın elinden kaçmayı başarmış kadın ve kız çocuklarıyla konuşmak için Nijerya’ya gitti.

Kadınlar, yaşamlarından, esaret altında gördükleri zulümlerden ve daha iyi bir gelecek hayallerinden bahsettiler. Kadınların tanıklıkları, örgütün iç yaşamına dair kesitlerin yanı sıra yarattığı korku rejiminin ayrıntılı bir tablosunu sunuyor. Kitap aynı zamanda terörün tarihsel ve politik arka planına, dünyanın en büyük etnik ve kültürel çeşitliliğe sahip bir bölgede dengeleri nasıl tahrip ettiğine ışık tutuyor. Ama her şeyden önce kızlara kendi seslerini geri veriyor. Acı ve şiddetten bahseden, ama cesaret ve umuttan hiç de yoksun olmayan güçlü bir ses.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 183
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺25,50

Yunus Emre’nin yukarıdaki mısralarında ifadesini bulan söze dair kültürümüzde şiirler yazılmış, vecizeler ve atasözleri söylenmiştir.” Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır” diyerek insanları halimane davranmak gerektiğini belirten veya “Bin düşün, bir söyle “ tavsiyesiyle “Öfkeyle kalkıp zararla oturma”mızı engelleyen atasözlerimiz çoktur.

Bilindiği gibi atasözünün en temel özelliği söyleyenin belli olmamasıdır.Yani bir kişi tarafından söylenen veciz bir sözken sözlü edebiyatın olduğu dönemde zamanla söyleyeni unutulmuştur. Elinizdeki kitap, hem Doğu hem Batı medeniyetlerinde yetişmiş aydınların unutulmaması ve sözlerin daha geniş kitlelere duyurulması amacıyla derlenmiş.

Eğitim uzmanı Murat Ertan, “Geleceği belirlemek için, geçmişi değerlendirip bugünden gelecek için plan yapmalıyız.”demektedir. Tarihi Sözler Antolojisi adlı kitabının, bu düşüncesinin ürünü olduğunu söyleyebiliriz. Geçmişteki güzel sözleri geleceğe aktarma gayreti gösteren Murat Ertan, gelecekte de var olabilme umuduyla bu eseri kaleme almıştır. Çünkü zaman, “Baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş” diyen Baki’yi haklı çıkarmıştır.

Prof .Dr. Nizami AKTÜRK Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 576
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺40,95

İnsanın hakikat arayışı, belki de yeryüzünde hayat bulduğu ilk andan itibaren başlamıştır. Bu arayış bir düşünce yoğunluğunu, bu yoğunluk ise üzerinden geçmek için derli toplu bir metni gerektirir. Binlerce yıllık hakikat arayışı serüveninin sonucu olarak, şiir, roman, öykü, deneme vs alanlarda ortaya eserler koymuştur insanoğlu. Bu arayış esnasında doğu ve batı kültürleri arasında farklı yaklaşım ve dil kullanımı da ortaya çıkmıştır. İsmail Süphandağı, bu eserinde Doğu ve Batı’nın hakikat arayışında ortaya çıkan farklılıkları dil ekseninde masaya yatırıyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺35,64

Yirminci yüzyılın tartışmasız en büyük edebiyatçılarından biri olan Vladimir Nabokov, kendisiyle yapılan söyleşiler ve yazıların yer aldığı bu kitapta, ana yurdundan kopuşu, sürdürdüğü sürgün hayatı, üç dilli eğitimi ve yazarlığı, çevirmenliğe bakışı, başka yazarlara dair yaklaşımları ve kelebek bilimci yanına dair görüşlerini sıralıyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺55,30

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Konya
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2014
₺32,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺28,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 370
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺40,00

Ara Nesil edebiyatının ikinci devresi olan Abdülhak Hamid-Recaizede Mahmud Ekrem ve Samipaşazade Sezayi mektebiyle Servet-i Fünun arasında kalan devreyi kapsar. Bu dönemde yüze yakın şair ve yazar faaliyet göstermiştir.

Bir yandan eski şiire bağlı zevk ve estetiği sürdürürken diğer yandan edebiyatının etkisiyle Servet-i Fünun zevk ve estetiğini hazırlamaya çalışır. Bu bakımdan elinizdeki kitap edebiyatımıızn şimdiye kadar iyi bilinmeyen bu devresini günışığına çıkarmak üzere hazırlanmıştır.

Kitapta Ara Nesil döneminin tanımı, tarihçesi yapılmış, cereyan eden edebi faaliyetler, tartışmalar incelenmiş, bu nesle mensup yazarların listesi verilmiştir. Bu kadro içinde öne çıkmış 22 şair ve yazarın biyografileri ışığında sanat ve edebi faaliyetleri anlatılmış ve seçilmiş eserleri çözümlemeye tabi tutulmuştur.

Elinizdeki kitap bu konuyla ilgili yazılmış ilk ve tek çalışmadır.

Türk edebiyatının bu önemli devresi Prof. Dr. Ali İhsan Kolcu'nun titiz ve yetkin kaleminde okuyuculara sunulmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Konya
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺48,00

Sorgulanmadan öğretilene, söylenegelene, tekrarlana tekrarlana geleneğe dönüşene güvensizlikle işe başlıyor Süha Oğuzertem. 1990 ile 2014 arasında yayımlanan, 10 yazar hakkındaki 16 incelemeden oluşan bu kitap bir “itirazlar toplamı”. “Acaba öyle mi” sorusunu şiar edinerek, hem edebiyatın geneline dair hem de yazarlar özelindeki yerleşik yargılara karşı çıkıyor. Klişeleri sorgulamaya, “metnin gizi” çözüldükçe menzili derinlik kazanan bir yolculuğa davet ediyor okuru. Psikanalizden feminizme, etikten ekoeleştiriye, Marksizmden (post)modernizme kuramı ihmal etmeyen, yakın okuma yöntemine daima sadık kalan ama varacağı yerin ufku sabit kuramsal çerçevelerle çizilmemiş bir yolculuk bu. “Eleştiri namına yapılan iş, birtakım sabit kuramların, kuralların uygulanması değildir. Bir yolculuk, serüven, keşif süreci içermeyen, eleştirmeni değiştirmeyen eleştiri ne ölçüde eleştireldir? Eleştirel özgürlüğümüz, araştırma nesnesini ciddiye almanın yanı sıra ondan bağımsızlığımız üzerine kuruludur”. Tıpkı edebiyattan beklendiği gibi, eleştirinin de “başkasının yerini almaya değil, başkalarına ilişkin farkındalığımızı yükselterek kendimiz olmaya özendirmesi”nin yolunu açıyor Oğuzertem.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 399
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺50,62

Göçün edebiyatını yapmak ile edebiyatın göç ettiğini iddia etmek iki farklı dünyadan bahsetmenin diğer adıdır. Bizim bu evrede yaptığımız oldukça alçakgönüllü boyutlarda göçün edebiyatı ile uğraşmaktır. Nedir tam olarak açacak olursak, yaşanılan dramları, tanık olunan trajedileri, mutlulukları, hüzünleri, acıları, kayıpları, derin boyutlardaki özlemleri, gurbette olmanın verdiği yabancılığı yazıya dökmek, bunun uğraşısını vermek. Bu edim içerisinde olan insanlarda ancak kendi kendilerine, el yordamı ile oldukça uzun solukluların ayakta kalabileceği bir ortamda bu işe koyuldular. Kimi bir kaç eserden sonra pes edip günlük yaşamın diğer boğucu işlerine kaptırdılar kendilerini, kimi bu çarkın nasıl döndüğünü anlayamadan beyaz bayraklarını yukarı kaldırdı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 134
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺9,60

On sekizinci yüzyılda doğmuş olan roman türü, o dönemde birçok eleştirmen tarafından kadınların zaman öldürmek için okudukları hafif metinler olarak nitelenirdi. Roman Nedir?, bugün modern zamanların temel edebi türü kabul edilen romanın sıra dışı yükselişiyle başlayıp, ardından romanla özdeşleştirilen biçimsel özellikleri, roman türlerini kısa ve özlü bir anlatımla ele alıyor.

Marina MacKay, her bölümde romanın biçimsel ya da tarihsel bir yönünü, genellikle farklı dönemlerden romanları seçerek açıklıyor. Ana bölümler arasında, kavramların uygulamalarına dair fikir vermek üzere, tek tek eserlerin ayrıntılı okumaları yer alıyor. Bu bölümlerde farklı açılardan incelenen Don Quixote, Tristram Shandy, Kırmızı Harf, Madame Bovary, Deniz Feneri, Geceyarısı Çocukları gibi örnekler, romanın tarihini özetleyen bir yelpaze oluşturuyor.

Romanın bir tür olarak nasıl yaratıldığını, neden bu denli popüler olduğunu sorarak başlayan MacKay, romanda üslup ve tekniğe, karaktere, olay örgüsüne, mekâna ve siyasete ilişkin doyurucu açıklamalar sunuyor. Terimler sözlüğüyle ve okuma listesiyle desteklenen Roman Nedir?, edebiyatla ilgilenen herkesin yararlanabileceği ideal bir kaynak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 333
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺71,25

Bu eser insanların toplu halde bu dünyada nasıl yaşadıklarını ve nasıl yaşamak istediklerini belirlemesi için gereken düşünsel araçları yenileme girişiminin sonucu. Bauman akıcı bir dille bu araçların, özellikle de sosyoloji disiplininin geçmişten bugüne katettiği yolculuğu bize rahat bir dille ve derin bir entelektüel birikimle sunuyor. Her şeyin akış halinde olduğu modern çağda, bireylerin ve toplulukların önündeki tercihleri, sorunları, tehlikeleri ve belirsizlikleri tek tek masaya yatırıyor.

Bauman sosyolojinin yaşadığımız çağda tekrar büyük bir önem kazanacağını söylüyor bize. Yaşadığımız dünya insanların yarattığı ve yeniden yaratabileceği bir dünya. Dahası aynı dünya yaşanan onca çevresel, politik, toplumsal ve ekonomik felaket karşısında, insanların varlıklarını sürdürebilmek için farklılıklarıyla uzlaşmasının her zamankinden daha acil hale geldiği bir yer artık.

İşte Bauman okurlarına sosyolojinin insanları bu felaketlerden kaçınıp, yaşadıkları dünyayı nasıl daha iyi bir yere dönüştürebileceğinin ipuçlarını veriyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺50,40

Eleştirinin özeleştirisi olur mu? Elbette olur, çünkü eleştirinin öz’üne doğru yapılacak yolculuktur söz konusu olan. Dergilerde, gazetelerde eleştiri ve edebiyat yazıları yayımlanan, bu yazılarla edebiyat dünyasında ses getiren tartışmaları konu edinen Ayşegül Tözeren’in ilk kitabı ‘’Edebiyatta ‘Eleştirinin Eleştirisi’’ adıyla Manos Kitap’tan çıktı.

Tözeren, edebiyatta eleştirel bir kaynak oluşturacak kitabında daha önce gidilmemiş yönlere gidiyor, keşfedilmemiş olan detayları keşfediyor, eleştiride öz’e inerek bizlere daha önce fark edemediğimiz birçok detayı sunuyor.

Üstelik sadece edebiyat üzerinden yapmıyor bunu. Yelpazesini geniş tutarak sosyo kültürel ve siyasi açılımları da eğilerek televizyon çağından başlayıp F tipi öykülere, müebbet edebiyattan edebiyatta TOKİ’leşmeye, kitch romanlardan Orjinin bittiği yere yepyeni keşifler vaat ediyor.

Eleştiri yaparken dahi, “bir ihtimal daha var!” diyerek yola çıkan Ayşegül Tözeren klişe olarak nitelenen tüm eleştiri unsurlarını yeni, taptaze bir bakış açısıyla ele alıyor. Sürekli olarak yaptığımız eleştiriler dahi günü geldiğinde klişe olabiliyor, öyle değil mi?
Klişelere saplanıp kalmamak adına eleştirinin öz’üne inmeye, eleştiriyi eleştirmeye ne dersiniz?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺12,60

Toplumcu gerçekçilik, Ali Yüce şiirinin eksenini oluşturur. Şiirde duygu ile düşünceyi iyi oranlama... Gelenekselle çağcılı ulusalla evrenseli birbiri içinde eritme... Acı ve katı gerçekleri, sevecen ve güleç bir şiir mayasıyla mayalama çabası... Arı, duru ve net bir dil dokusu... Ali Yüce’nin şiir işçiliğinin ayırıcı özelliklerindendir. Ozanın onuncu yapıtı olan Taş Tanrılar’ı da ötekiler gibi ilgiyle okuyacağınızı umuyorum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 110
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.1990
₺10,80
On dokuzuncu yüzyıl dönemindeki romanlarla öne çıkan realizm, sanatın insan varlığının acımasız ve sefil görünümlerine sırt çeviremeyeceğini belirten bir ısrarla bağdaştırılmıştır. Ancak "gerçeklik" ve "gerçek" kavramlarının değişken yapısı, realizmin bu seriler içinde en çok tartışılan konulardan biri olmasına neden olmuştur. Realizm bu edebî biçimi çevreleyen eleştirel tartışmalara aşağıdaki konuları inceleyerek net, okuyucu dostu bir rehberlik sunmaktadır: * On dokuzuncu yüzyıl romanlarındaki realizmin fikirleri * Edebiyatın doğru olarak gördüğü konuma karşı yirminci yüzyılda ortaya çıkan şekilci tepki * Demokratik bir biçim veya ütopik bir tarz olarak realizm Pam Morris bu kitabında, özellikle realist romanlar üzerinde çalışan, edebiyat okuyan her öğrenci için gerekli bir okuma sağlıyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 197
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2010
₺22,10

Yazmak, bir varoluş biçimidir. Zarûrât-ı hayât maddelerinden biridir. Sıradan ihtiyaçlar içinde yeri yok. Hatta sıradan ihtiyaçlar içinde mahzurlu bile.

“Batı’dan gelen”in sahih bir nazar olduğunu iddia ederek “Doğu’dan gelen’i azarlamak da salt “Doğu’dan gelen’i baş tacı ederek “Batı’dan gelen’i insaf ölçütüne uymayan biçimde hikmete mugayir görüp mahkûm etmek de pek doğru gözükmemektedir.

Anlamın Çağrısı, metinleri tekrar tekrar okumaktan ziyade nasıl çözümleyeceğini bilmek gerekliğinden doğan bir çalışma. Aynı zamanda yüzyıllar boyu okurun karşısına çıkmış, ölümsüzlüğünü kanıtlamış eserlerle hemhâl olmaktan heves alanlara yoldaşlık etme arzusunda.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 349
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺81,00

Bu kitap, dünya edebiyatında tam anlamıyla ayrıksı bir yere sahip olan, edebiyatı dilin dille gerçekleştirdiği bir deney(im) olarak kurgulayan Raymond Roussel’in yapıtını çözümlemeye yönelik ilk girişim. Michel Foucault bu kitabında, felsefe ve sosyal bilimlerde çığır açan temel meselelerinden birini, dilin doğası ile dış dünya arasındaki, yani “kelimeler” ile “şeyler” arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Ama bu sefer diğer yapıtlarındaki gibi cinsellik, delilik, bilgi dolayımıyla değil, dilin varlığının kaçınılmaz olarak ortaya çıkardığı boşluktan seslenen bir edebiyatın içinden bakıyor.

Roussel’in yapıtı üzerinde bir meta-dil kuran, dilin doğasına, varlığına dair bir düşünceyi adeta bir ağ gibi ören Foucault, Ölüm ve Labirent’te edebiyatı bir estetik dışavurum biçiminden ziyade, bir deneyim alanı olarak, dilin varlığının soruşturulduğu bir düşünce deneyi olarak tasavvur ediyor. Geleneksel edebiyat eleştirisi doğrultusunda bir yorum çalışması ya da şerh değil, çok farklı nitelikte bir edebiyat çözümlemesi yöntemi ortaya koyuyor. Gerçekleştirdiği edebiyat deneyi(mi) aracılığıyla, dilin bizler için bir labirent inşa ettiğini, bu labirentten çıkmanın ancak ölümle mümkün olduğunu, hem yapıtları hem de kendi hayatı ve intiharıyla göstermiş olan Roussel’den hareketle Foucault, okuru “dil” denen çıkışsız labirente sokuyor.

Locus Solus, az yazan, az bilinen, anlaşılmayan Roussel’in Türkçeye çevrilmiş tek kitabı. Ölüm ve Labirent ise pek çok eseri Türkçeye çevrilen Foucault’nun nadir kitabı: Gerçek ile kurmaca, hayat ile edebiyat arasındaki ayrımı ortadan kaldıran, dil ile ölüm arasında köprü kuran bir edebiyat deneyi(mi)ni okura da yaşatmaya girişen tekinsiz bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 158
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺20,09

Belirli formüllere, basmakalıp kahramanlara ve olaylara dayanan seri üretim popüler romanlar, yaygın olarak tüketilmelerine rağmen edebiyat kanonu dışında görülürler. Popüler romana yönelik akademik ilgi de sınırlıdır. Bu noktadan yola çıkan Veli Uğur, Vampirin Öpücüğü, Aşığın Kanı’nda yerli popüler romanlar üzerine genel bir tasnif çalışması yapıyor.

Popüler romanın tüm türlerinde bir ilerleme kaydedilen 1980 sonrasına odaklanan Uğur, tasnifini aşk romanları, hidayet romanları, bilimkurgu romanları, polisiyeler, casus romanları, fantastik romanlar, korku romanları, siyasal kurgular ve tarihi romanlar altında yapıyor. Her türü ve türün alt kategorilerini temsilen incelediği eserlerle popüler romanların özelliklerini belirliyor.

Vampirin Öpücüğü, Aşığın Kanı, popüler romanı bir araştırma alanı olarak kültürel çalışmalardan siyaset bilimine farklı disiplinler içinde değerlendirebilecek araştırmacılar için faydalı bir kaynak.
Güncellenmiş 2. Baskı!

Veli Uğur, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Bölümü’nde yardımı doçent.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 342
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺29,52

“Sanatın amacı, sanat ürünleri yoluyla toplumsal hayatta duygu ve düşünce, beğeni ve inanç, ülkü ve coşku birliği yaratarak toplumu ortak ölçülerde kaynaştırmaktır. Sanatçının öncülüğündeki bu toplumsal anlatıma, bireyler kendi kültür ve beğeni ölçüleri oranında katılarak ortak sevgilerde birleşirler. Daha iyi, daha güzel, daha doğru bir hayat ve insanlık ülküsünün paylaşılmasında sanat ve özellikle edebiyat en büyük sözcülük görevindedir. Çünkü öteki sanatların çoğu gibi soyut öğelerle değil, toplumun duygu ve düşünce hayatının ortak ve ulusal ‘dil’i ile ortaya çıkan edebiyat, en güçlü akımların yaratıcısı olur.”

Rauf Mutluay, soru cevap şeklinde hazırladığı 100 Soruda Türk Edebiyatı adlı bu çalışmasında basit ve anlaşılır cevaplarla Orta Asya’dan günümüze kadar Türk edebiyatını ele alıyor. “Edebiyat sözünden ne anlaşılmalıdır?” sorusundan yola çıkan Mutluay, Türk dili, tarihi ve edebiyatının temel metinlerine ve problemlerine değiniyor. Dönemler, yazarlar ve şairler hakkında bilgi verirken, dilimizdeki edebiyat sözünün kaynağı, Türkçenin yapı özellikleri, tarihsel gelişimi gibi pek çok konuyu irdeliyor. 100 Soruda Türk Edebiyatı, edebiyat öğrencileri ve konuya ilgi duyan herkes için eşsiz bir kaynak, yararlı bir başvuru kitabı niteliğinde.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺36,00

Kafka’ya dair hâlâ yeni bir şey söylenebilir mi? Bu kitabın bu konuda bir iddiası var. Gerçekten de bence Kafka’nın eserinin büyüleyici itaatsizlik gücünü açıklamak için farklı bir gözle bakmanın vakti gelmiştir.

Walter Benjamin Kafka üzerine ünlü denemesinde (ne yazık ki pek dikkate alınmayan) bir uyarıda bulunuyordu: “Kafka’nın yazılarında ihtiyatla, sakınarak, kuşkuyla, el yordamıyla ilerlemek gerekir.”

Kafka üzerine yorumlar, sürekli büyümekte olan bir belge yığını halinde, hem karmakarışık dilleri nedeniyle hem de sonsuz açıdan ele alma teşebbüsüyle zaman içerisinde bir Babil Kulesi biçimini ve havasını almıştır. En ilginç Kafka okumalarının genellikle kadınlardan gelmiş olması bir tesadüf müdür? Hannah Arendt, Marthe Robert, Rosemarie Ferenczi ve Marina Cavarocci-Arbib gibi kadın yazarları anmak gerekir. Onların çalışmaları, Kafka üzerine “ikincil literatür”ün önemli bir bölümünün oldukça tekdüze ve belli belirsiz yığınından belirgin bir şekilde ayrılmaktadır. Ben onların analizleriyle her zaman hemfikir olmasam da, kendi düşüncelerimi bir başka yönde geliştirmek için onların kimi katkılarından geniş ölçüde destek gördüm.

-M. Löwy


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺21,60

Jameson, on dokuzuncu yüzyıl gerçekçi romanının doğurgan gerilimlerini, Balzac, Flaubert, Zola, Tolstoy, Perez Galdós ve George Eliot’ın metinleriyle inceliyor. Bu romanların gücü, birbirine zıt iki yönelişi aynı anda sürdürebilmelerinden kaynaklanır: kronolojik tahkiye dürtüsü ile sahne tasviri dürtüsü. On dokuzuncu yüzyılın büyük gerçekçilerini hem bir “model” haline getiren hem de taklit edilmez kılan özellik, iki dürtü arasındaki gerilimi korumalarıdır.

Ama sonsuzca sürdürülebilecek bir “ustalık” değildir bu; sonunda kutuplardan biri ya da öbürü ağır basmaya başlar ve gerçekçi roman da çözülmeye doğru gider. Jameson, bu çözülme sürecinin içinde ortaya çıkan iki ana yönelişe de göz atıyor: bir yanda modernizm (örneğin Faulkner) öte yanda eski gerçekçiliğin tahkiye kalıplarını bazı modernist hünerlerin de ilavesiyle sürdüren “popüler” edebiyat ve melodram.

Kitabın ikinci kısmındaysa güncel durumun bir haritası çıkarılıyor: ileri teknoloji savaşlarıyla belirlenen yeni bir küresel gerçeklik, tarih ve zaman algısını dönüştürerek romancıları yeni deneylere zorlamakta ve bu da tarihsel roman veya bilimkurgu gibi alttürlerin daha bütünsel bir romansal iddiayla kendi dar sınırlarını aşmalarına yol açmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺56,25

“İlk ciltteki gibi burada da başlıkların büyük bir bölümü, güncel Türkçe metinlerde dil ve anlatım yönünden tartışmak, doğrulamak ya da sorgulamak ihtiyacını duyduğumuz noktalardan oluşuyor: Dilbilgisinin, imlanın, İngilizce ile Türkçe arasındaki ilişkinin, dil-toplum ilişkisinin, ayrıca terim ve kavramların uygulamada içebakış ve tartışma gerektiren bazı yönleri; ‘söylem’ adını verdiğimiz boyut dahil. Her iki cildin de dizinleri sayesinde birer başvuru kaynağı ve çalışma malzemesi olarak işlev görebileceğini umuyorum.

“Ancak, bence en önemlisi her iki ciltte de yer alan ‘Genel Bakış’ yazıları başta olmak üzere, dil meselelerine bakış tarzıdır. Dilin ‘doğru’su ‘yanlış’ı, hayatın bin bir hâlinde ve toplumun bin bir oluşumunda dilin aldığı biçimler, bunların bir süreç halindeki incelikleri... ‘Genel bakış’ derken, dil olgularıyla ilgili sezgiler oluşturmaktan söz ediyorum. Dilimiz, Dillerimiz ve Dil Meseleleri bu sezgilere ne ölçüde katkıda bulunabilirse, amacına da o ölçüde ulaşmış olacak.” 

– Necmiye Alpay


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺42,75

Batı toplumunda birey hastadır. Sanayi devrimi sonrasında Osmanlı/İslam toplumunda ise devlet hastadır. Herkes devleti kurtarma çabasındadır. Bu karmaşada birey de devlet de yanlışlara açıktır, tereddüt içindedir, sağlıklı düşünmekten uzaktır. Tevfik Fikret de bu tereddütler döneminin edebiyatçılarından biridir ve yanlışlara, kör bir Batı taklidine açıktır. Onu, yaşamının bir dönemine bakıp ‘dindar’, diğer bir dönemine bakıp ‘dinsiz’ olarak nitelemek mümkündür. Tevfik Fikret, ‘sloganın ve anafikrin büyüsü’ içindedir. Nefrette bir şiddeti yaşar. Bu nedenle, sanatçı kimliğinden çok mizacı, inanç ve düşüncelerindeki bocalamalar, nefreti ve siyasal tercihleriyle edebiyat dünyamızın ilk sıralarına oturur.  Hilmi Uçan, edebiyat tarihimizin en tartışmalı isimlerinden Tevfik Fikret konusunu, yeni tartışmalara da neden olabilecek bir tez ile ele alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 278
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺46,98

Kenan Mermer, parçadan bütüne yolculuk eden bir öykü yazıyor. Zamanların, karakterlerin, olayların öykünün içinde yerli yerine oturması için öykünün tamamlanması gerekiyor. Öykü tamamlanınca her ayrıntının incelikle düşünüldüğü ortaya çıkıyor. Öykülerin gittikçe kısaldığı bir dönemde, uzun ve parçalı kurgular, diyalogların sağladığı sahihlik hissi, haz veren bir okuma serüveni vadediyor. Çok renkli ve çok katmanlı bir öykü dünyasına dahil olmak için, Herhangi Birinin Notları’na dikkat kesilmeli.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺40,50

Alaeddin Özdenören, Türk edebiyatının yaşarken kıymeti tam bilinememiş önemli değerlerinden biri. Onun, edebiyatın neredeyse her alanındaki inanılmaz birikimi, bugün artık çoğu kapanmış gitmiş birçok mecmua veya gazete köşesinde, yeniden keşfedilmeyi bekliyor. Alaeddin Özdenören, ikiz kardeşi Rasim Özdenören ile birlikte içinde bulunduğu Mavera ekibinin neredeyse tüm fertleriyle, hemen hemen çocukluk dönemlerine kadar uzanan bir dostluğa sahiptir. “Yedi Güzel Adam” olarak bilinen kadronun güzellerinden biri olan, daha çok şiirleriyle tanındığı için, bir şair olarak bilinen Alaeddin Özdenören Şiirin Geçitleri adlı bu eserinde, bu kadronun iki önemli ismi, Yedi Güzel Adam’ın isim babası Cahit Zarifoğlu ile Akif İnan’ın şiir anlayışlarını, şiirlerini, şairliklerini, birbirlerine galebe çaldırma gayreti olmadan mukayese ediyor. Alaeddin Özdenören külliyatının önemli bir durağı...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺10,53

Edebiyat ve sinemanın birbirine benzeyen pek çok noktası var, öte yandan bu iki türü birbirinden farklı kılan çok temel özellikler de mevcut. Ama edebiyatın ve sinemanın birbiriyle etkileşim halinde olduğu düşüncesine herhalde kimse karşı çıkmaz. Bir edebiyatçının gözünden sinemaya bakış diyebiliriz bu kitaba. Yıldız Ramazanoğlu, sinema ile ilişkisi gereği davet edildiği sempozyumlarda sunduğu bazı tebliğleri bu kitap için derledi. Haricen yazarın seçtiği filmler hakkında yazıları da bağlamları dahilinde kitapta kendine yer buldu. Seçilen filmler, kendi ifadesiyle Ramazanoğlu’nun yoluna çıkan filmler. Bir bakıma aslında okuyan, yazan, düşünen pek çok insanın da yoluna çıkan filmler. Sinema ve edebiyat, dahası sinema ve edebiyatçı ilişkisi açısından okunabilecek bu kitabın, birbirini etkileyen bu iki sanat dalına da bir katkı sağlaması dileğimiz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺25,92

Bu kitaptaki yazıların yazılma sürecinde etkin politik-kültürel aktörler olarak yazılarıma konu olmuş ve bir kısmı ile tanışma şerefine nail olduğum- bazı Türk önderleri, yeryüzündeki fanî hayatlarını tamamlayıp Allah’ın engin rahmetine ve sonsuzluğa tevdi edildiler.

Bu çerçevede Afganistan Türkeri’nin yiğit mücahid önderi Azad Bek Kerimî, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey, Batı Trakya Türklerinin lideri Sadık Ahmed, Kuzey Kıbrıs’ın yiğit mücahidi Rauf Denktaş ve Türk yurtları edebiyatının aşılmaz görünen yüce ismi Cengiz Aytmatov’u rahmetle anmak isterim.

Hizmetleri ile şerefli ve zengin Türk tarihini daha da zenginleştiren bu isimler yanında halen hayatta olan Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu, Muhammed Salih gibi Türk yurtlarının yıldız isimlerine de hayırlı hizmetlerle süslenecek uzun ve bereketli ömürler dilerim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2017
₺30,00

Türkistan; Türk’ün diyârı, Ahmet Yesevi, İbni Sinâ, Birûnî, Uluğbey, Ali Şîr Nevâyî, Sultan Hüseyin Baykara, Babür, Emir Temur gibi büyük ilmî ve tarihî şahsiyetlerin yetiştiği mukaddes topraklar; büyük İslâm âlimleri Buharî, Tirmizî ve Nakşibendîlerin ilham ocağı; Yesi, Semerkand, Buhara, Hive, Kokan gibi dünyaca meşhur şehirler; hürriyet yolunda şehit düşmüş binlerce insanın kanıyla sulanmış ata yurt...

Her çınar bir tohumdan yetişir. Sonra devasa bir ağaç olur. Ancak, ne kadar büyürse büyüsün, dalları ve yaprakları ne derece yaygınlaşırsa yaygınlaşsın, gıdayı köklerinden alır. Köksüz ağaç olamayacağı gibi, kültürsüz ve medeniyetsiz de millet olmaz. Bu bağlamda, Türkiye’nin kökleri, esasen, Türkistan’da, kısacası şarktadır. Başta Türkistan ve Türkiye olmak üzere Adriyatik kıyılarına kadar uzanan fütuhat ruhunun kökleri Türkistan’dadır. Anadolu ve Balkanlar’daki dirilişin kökleri ve izleri bu coğrafyadadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 231
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺30,00

Penisin Şekli Neden Öyle? kitabında Jesse Bering bizi insan doğasının en uzak noktalarına çarpıcı ve büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Eğer daha önce siz de...

-          Bazı insanların hayvanları neden bu kadar seksi bulduğunu

-          Testislerin neden bu kadar savunmasız bir bölgede olduğunu

-          Yamyamların yediklerini neden bu kadar lezzetli bulduğunu

-          “Özgür irade”nin gerçekten var olup olmadığını

-          Penisin şeklinin neden öyle olduğunu

... merak ettiyseniz, o zaman bu kitap tam size göre.

“Jesse Bering, Helen Fisher ve Oliver Sacks’in düşünsel birlikteliklerinin bir ürünü gibi ve Penisin Şekli Neden Öyle? zekâ dolu, eğitici, tutkulu ve oldukça eğlenceli bir biçimde edepsiz.”

–Amy Dickinson, New York Times çok-satan yazarı ve National Public Radio sunucusu.

“Keyifle okunan Jesse Bering bilimsel makalelerin Hunter S. Thompson’ıdır – eğlenceli, zeki ve çılgınca provokatif.”

 –Paul Bloom, Psikoloji Profesörü, Yale Üniversitesi ve How Pleasure Works kitabının yazarı.

“Jesse Bering ustaca yazılmış, hayran bıraktıracak ölçüde eğitici ve durmak bilmez bir eğlence vaat eden yeni kitabında bütün kutsal değerlere dokunduruyor... O kadar komik ki elinizden bırakmanız imkânsız.”

–Violet Blue, ödüllü yazar ve seks eğitmeni.

“Eğer David Sedaris deneysel psikolog olsaydı bunlara çok benzer makaleler yazıyor olurdu. Bering’in bilimsel bilgisinin, espri anlayışının, entelektüel cesaretinin ve kusursuz yazınsal yeteneğinin eşsiz karışımı hemen fark ediliyor; kimse Bering’in yazdığı gibi yazamaz. Bu kitabı okuyun. Öğreneceksiniz, güleceksiniz ve sonra biraz daha öğreneceksiniz.”

–Christopher Ryan, New York Times çoksatanı Sex at Dawn kitabının yazarlarından.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 366
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2014
₺39,60
1 2 3 ... 14 >
Çerez Kullanımı