Sınıfın Yeniden Üretimi
Sınıfın Yeniden Üretimi

Sınıfın Yeniden Üretimi (9786054906147)

0,00
Tedarikçi : h2o Kitap
Fiyat : ₺47,20

Sınıf önemlidir, sınıfın yeniden üretimi ise yaşamsal… ama kapitalizm için.

Kimse işçi olmayı ya da orta sınıfta kalmayı istemez. Kimse çocuğuna bunu reva görmez. Daima üst sınıfa geçmektir amaç. İyi bir meslek edinip "rahat bir yaşam" sürmeyi sağlayacak eğitimin bu rüyayı mümkün kılacak, ulaşılabilir en önemli fırsat olduğu düşünülür (bu piyangoda büyük ikramiyenin çıkmasından da önemlidir).

Elinizdeki kitap, küreselleşen şehir (İstanbul) ile değişen kültür ve tüketim ideolojisinin karşılaştırmalı incelenmesi yoluyla, orta sınıfın kendini yeniden üretmek amacıyla çocuklarını sınavlara hazırladıkları maratonun, sınıf mücadelesinin anlatımıdır. Bu aşama çok önemlidir çünkü başarısızlık gelecek kuşağın orta sınıfın alt katmanlarına ya da daha kötüsü işçi sınıfına düşme tehlikesini barındırır.

Sınıfın yeniden üretimi maliyetlidir. Refah devleti bu maliyetin eğitim, sağlık, emeklilik hakkı ve koşulları temelinde devlet tarafından karşılanmasının ifadesiydi. Kapitalistlerin gelir vergileri düşürülürken dolaylı vergilerin (ÖTV, KDV) arttırılması ve bu hizmetlerin özelleştirmelerle sermaye sınıfının eline geçerek paralı hale getirilmesi üretim maliyetini alt sınıfların üzerine yıkmıştır. Eğitim artık "dershane"dir, "özel okul"dur. Çocuklar sınıfın yeniden üretimi artık tüketim ideolojisinin unsurlarına dahil edilmiştir. "Paran kadar sağlık, paran kadar eğitim" paran kadar sınıftır: Sınıflar arasındaki ilişkiler şeyler arasındaki ilişkilere dönüşmüştür.

Tanıklıklara, alan araştırmalarına ve kuramsal çerçeveye dayalı elinizdeki etnografya, devletin ve piyasanın sınıfın biçimlendirilmesindeki rolünün altını çizerken, ailenin de sınıfın yeniden üretimi ve toplumsal bilincin kilit aktörü olarak önemini vurgulamaktadır. Düzen ise “sürdürülebilir” olmak için sınıfların kendini yeniden üretmesine ihtiyaç duymaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016

Benzer Ürünler
  • Kurtuluş Hareketi’nin 1975–1985 dönemini ele alan sözlü tarih çalışmasının ürünü olarak şimdiye kadar dört kitap çıktı; bu kitaplarda merkezi düzeyde sorumluluk üstlenen yöneticilerle yapılan görüşmelere yer verildi. Ancak Kurtuluş Hareketi’nin Kürt ulusal sorununa yaklaşımı ve kavrayışı gereği bir “merkezi örgütlenmesi” daha vardı: Seksiyon. Yani Kürdistan’daki siyasi ilişkilerin, yerel örgütlenmelerin bölge çapında merkezi ve “ayrı bir parti gibi” örgütlenmesini öngören bu yapı ayrıca ve özel bir kitapta ele alınmayı gerektirmektedir.

    İşçi sınıfı hareketiyle ulusal hareketin ortak örgütlenme ve mücadelesinin savunulması Kürdistanlı sosyalistlerin Seksiyon olarak örgütlenmesine ve bölgeye özgü, özel politikalar uygulamasına, anadilinde yayınlar çıkarmasına engel değildi.

    Seksiyon’da yönetici olan veya bölgede faaliyet yürüten Adnan Güllüoğlu, Ali Demir, Ali Tunç, Bülent Sürmen, Halim Yıldırım (BOZO), Hasan Sekizkardeş, İbrahim Turgut, Kamer Konca, Kazım Bergen, Kenan Aygüler, Mehmet Ali Orgun, Mustafa Kurukafa, Şehmus Tekin Ve Zülfküf Balta’nın anlatımları teori ile pratik arasındaki uyumsuzlukları, çelişkileri veya yetersizlikleri sergilerken Bölge’nin siyasi ve örgütsel tarihini anlamaya da hiç kuşkusuz yardımcı olacaktır.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 480
    En / Boy : 15 / 21
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 10.2018
    ₺67,90
  • Yazar, elinizdeki kitapta okurunu Türk sineması üzerinden tarihten güncele bir yolculuğa çağırıyor. İrdelediği film içeriklerini tarihsel ve toplumsal boyutlarıyla ele alan yazar, sinemanın serüveni üzerinden modern Türkiye tarihinin bir panoramasını sunuyor. Türk sinemasının yüz yıllık tarihini; Atatürkçülük, ulusal sinema, milliyetçilik, sanatta muhafazakârlık, Kürt sorunu, 12 Eylül, sansür ve aydın sorunu temaları altında mercek altına alırken, Türk sinemasının şekillenmesinde tarihsel ve toplumsal koşullarla güncel siyasetin ne kadar belirleyici olduğunu vurguluyor.

    27 Mayıs 1960’tan sonra Türk sinemasında ortaya çıkan kuramsal tartışmalar ve özellikle ulusal sinema yaklaşımı, 12 Eylül askeri darbesi ile yaratılmak istenen toplum düzeninin sinema üzerindeki etkileri, toplumun muhafazakarlaşması bağlamında sanatın muhafazakârlaşmasının ne anlama geldiği yazarın odağına aldığı sorunlar arasında.
    Sinemayı çok yönlü tarihsel, toplumsal, siyasal, kültürel, teknolojik ve endüstriyel bir olgu olarak ele alan bu eser, filmlerin teknik ve estetik özelliklerinden ziyade hangi filmler aracılığıyla topluma ne anlatıldığı sorusuna odaklanmasıyla kendisini benzer çalışmalardan ayırıyor.

    Türk sinemasının tarihsel ve toplumsal bağlamı üzerine temel bir kaynak…


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 282
    En / Boy : 13 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 10.2018
    ₺42,90
  • Bugün sendikalar neredeyse unutuldu. Hatırlatıldığında ise çoğu kişi için yasadışı çağrışımlar üretiyor, “çalışanlar” için işten atılma korkusunu tetikliyor. Bu yaklaşımların dışında kalanlar için ise sendikalar, ya kapitalizm koşullarında işçilerin çıkarlarını korumak ve geliştirmek için ya da kapitalizmi yıkmayı amaçlayan devrimci ideale ulaşmak için kurulmuştur.

    Taner Akpınar, bu kitapta sendikalara ilişkin bu tezlerden her ikisine de karşı çıkan bir tartışma yürüterek toplumsal ve tarihsel sürece farklı bir bakış ile görüneni tepetaklak ediyor.

    Bunun için öncelikle sendikaların geçmişine gidiyor ve bu kurumların, tarihsel süreçte, egemen sınıfların ve devletin hizmetindeki seçkin yönetimsel düşüncenin toplumsal düzen kurgusunun bir parçası olarak meydana çıktığını ileri sürüyor. Kapitalist toplumsal düzene özgü kurumlar olarak sendikaları, kapitalist ekonomik yapının belirlediği yönetim olgusu ile ilişkilendiriyor ve egemen sınıfların işçi sınıfı üzerinde baskı ve egemenlik kurmasının araçları olarak görüyor. Geçmişten bugüne kadar da hâkim sendikal hareketin bu nitelikte olduğu görüşünü savunuyor.
    Bununla beraber işçi sınıfı hareketinin hâkim çizginin sınırlarının dışına çıkmaya çalışan fakat trajedilerle sonuçlanan asi çıkışlarının her zaman için yaşanmış olduğunu da kabul ediyor.

    Bu kitabın amacı, emekçi kesimlerin kendi dertlerine derman bulma çabalarına, geçmişin ne olduğuna dair eleştirel bir kavrayışla katkıda bulunmaktır.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 166
    En / Boy : 13,5 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 10.2018
    ₺26,40

  • Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : Ankara
    Sayfa Sayısı : 781
    En / Boy : 16 / 24
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 11.2018
    ₺108,00
  • Hemen herkes dünyanın bildiğimiz dünya olmadığını, adeta dünyanın çivisinin çıktığını, kurumların içinin boşaldığını ve geleceğin fazlasıyla belirsizleştiğini söylüyor. Gerçekten nasıl bir dönemden geçiyoruz?

    Çağımızın önde gelen sosyal bilimcilerinden Immanuel Wallerstein “Ütopistik”te bu soruya, kapitalizmin uzun vadeli eğilimlerinden hareketle yanıt veriyor. Kapitalizmin ötesinde bir tarihsel sisteme sancılı bir geçiş çağında yaşadığımızı ileri sürüyor Devletlerin mafyalaşmasını, kitlesel göçleri ve etnik-dinsel köktenci hareketleri, bu geçiş çağının dışavurumları olarak yorumluyor.

    1. Wallerstein bu süreçte pasif özneler olmadığımızı, 21. yüzyıldaki etik ve politik tercihlerimizin, kapitalizm sonrası nasıl bir dünyada yaşayacağımızı da büyük ölçüde belirleyeceğini söylüyor.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 105
    En / Boy : 12 / 18
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 6.2018
    ₺19,20
Çerez Kullanımı