“Üretken bilim insanı Murad Tiryakioğlu bu eserinde yerli, yeşil ve yenilikçi üretim gibi ülkemiz için çok önemli bir konuyu, değerli uzmanların özlü yazıları eşliğinde ele alıyor. Kitap, son kırk yılda gündemden düşen sanayileşme, tasarruf, teknolojik gelişme ve devletin rolü gibi kavramları vurguluyor; yerli üretim kapasite ve yeteneklerinin geliştirilmesi çağrısı da yaparak çok önemli bir katkıda bulunuyor.” Fikret Şenses, ODTÜ

“Elimizdeki, Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından biri olan sanayileşme (sanayileşmeme-sanayileşememe) konusunu tüm boyutlarıyla öğrenmek ve tartışmak isteyenler için Türkiye’nin en yetkin akademisyenlerinin katkılarıyla hazırlanmış bir temel eser. Murad Tiryakioğlu sanayileşme ve ‘yerli üretim’ üzerine sözü olan herkesi bir araya getirme başarısı göstererek Türkiye’de sanayileşme sürecinin nasıl geliştiğini, nelerin başarıldığını, hangi fırsatların kaçırıldığını, başarıların ve başarısızlıkların nedenlerini, hangi politikaların neden ve nasıl uygulandığını veya uygulanamadığını ve nelerin yapılabileceğini, yapılması gerektiğini anlatan bir eser derlemiş. Bu eser sadece iktisatçıların veya akademisyenlerin değil, memleketin hayati sorunları ile ilgilenen herkesin okuması gereken ve zevkle okuyacağı bir eser.” Erol Taymaz, ODTÜ

“Yurtiçinde üretilen mal ve hizmetlerin pek çoğunun üretiminde on yıllardır ithal girdi bağımlılığı yüksek bir ülke olarak bilinen Türkiye’de, girdi/ürün tedarik zinciri ağlarının uluslararasılaştığı ve karmaşıklaştığı ekonomik küreselleşme ortamında acaba mal ve hizmetlerin üretiminin yerli ve milli hale getirilmesi gerekli midir, mümkün müdür, hangi politikalar ile mümkün hale getirilebilir ve bunun Türkiye ekonomisi açısından ne gibi veya ne ölçüde olumlu etkileri olabilir? Elinizdeki bu kitapta, Türkiye’nin seçkin iktisatçılarından 65’i, iste bu zorlu sorulara farklı açılardan çok yönlü analitik yaklaşımlarıyla cevaplar arıyorlar. Onların değerli kısa analizlerini okuyarak, genelde küreselleşme ile özellikle dış ticaret, sanayileşme, kalkınma ve teknoloji politikaları ilişkisi hakkında daha fazlasını merak etmeye, araştırmaya, okumaya ve düşünmeye istek duyacaksınız.” Aykut Kibritçioglu, Türk Alman Üniversitesi

“Türkiye ekonomisinin en temel sorununun kendini yüksek cari açıklarla gösteren dış kaynak bağımlılığı olduğu makro ekonomistler tarafından sıkça gündeme getirilir. Bunun bir uzantısı olan yetersiz, verimsiz yerli üretim konusu, yüksek katma değerli sanayi üretiminin cılız kalması çerçevesinde biriken konuları ele alan eserler ise nispeten az sayıda kalmıştır. ‘Türkiye’nin Yerli Üretimi ve Politik Ekonomisi’ bu eksiği tamamlayan bir eser. Birbirinden değerli yazarların katkılarını içeren referans niteliğinde bir eser olmuş.” Ege Yazgan, İstanbul Bilgi Üniversitesi

“COVID-19 sonrası büyüme ve istihdam gündeminin temel meselesi altyapı ve üretim hatlarında bir yeşil yenilenme olacak. Bir nevi, Türkiye’nin sanayileşme meselesini bir bütün olarak masaya yatırmamız gereken, bugün elimizde olan kapasite ile nereye nasıl sıçrayabileceğimizi tartışacağımız bir dönem. Halen bir taraftan virüsle birlikte yasamayı öğrenirken, bir taraftan da bir ası ya da ilaç bulunduktan sonra bugünlerden çıkışın nasıl olabileceğini ciddi bir biçimde düşünmeye, şimdiden başlamak gerekiyor. Doğrusu ‘Türkiye’nin Yerli Üretimi ve Politik Ekonomisi’ kitabı bu konuda başlayacak tartışmaya ciddi bir perspektif sağlamak üzere, tam zamanında basılıyor.” Güven Sak, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi & TEPAV


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 598
Ağırlık : 598
En / Boy : 19 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺120,00

Siyaset ve kültür kesişmesi günümüz dünyasının temel sorunlarından biri. Politika ve kültürün kesişme alanı siyasal projelerin biçimlendirmeye çalıştığı kültürü ve siyasal alanı oluşturan kültürel dinamikleri içeriyor. Kültür, genellikle, bir grubun toplumsallaşma yoluyla üyelerine aktarılan belli değer ve nitelikleri tanımlarken, kültür normlarının üretilmesinde ve yeniden yorumlanmasında bireylerin etkin rolleri yanında kültürel kimliklerin gelişimi de önem taşıyor. Kültür; toplumsal, siyasal, kurumsal alanlardaki tercihlerin gerçekleşmesi ve doğrulanması düzleminde nitelendirme sürecinden meydana gelen özel bir değer. 20. yüzyıldan bu yana, meşruiyetini kültürel bir ulusal birliği temsil etmekten alan ulus devletlerin ortaya çıkışı bu iddiayı güçlendirmekte.

Bu eser Marmara Üniversitesi Fransızca Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nün 30. Kuruluş Yıldönümü anısına hazırlanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 536
En / Boy : 13.5 / 18.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺120,00

Le Bon'un yazdığı zamandan bu yana hiç kuşkusuz çok şey değişti. Ancak, bugün her noktada karşımıza çıkan devrim ve toplumsal bunalım, devrimci ilkeleri, özellikle 1789 Fransız Devrimi'ni konu alan bu çalışmayı tekrar üzerinde düşünmeye değer kılıyor. Bir devrimin birdenbire nasıl gerçekleştiğini, kitle iletişiminde kullanılan modern yöntemlerle düşüncelerin hızla sirayet edebilmesiyle açıklayabiliriz. İnsanın her durumda rasyonel bir hayvan olmadığını, duygulara dönüştürülmedikçe aklın kitleleri etkilemediğini çoğu zaman unutuyoruz.

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin, insan hala inançlarıyla yaşıyor; inançlarını akla dayanarak şekillendirse bile, görüş gücü, hala onu yönlendiren birçok dürtüye karşı koymasına olanak tanımıyor. Okuyun ve kendinizi öğrenin.

  • Devrimlerin genel özellikleri
  • Devrim sırasında etkin olan rasyonel, duygusal, mistik ve kolektif öğeler
  • Atalardan kalma etkilerle devrimci ilkeler arasındaki çatışma

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺72,00
₺90,00

Sedat Peker’in, kendisinin de içinde yer aldığı Susurluk skandalından 25 yıl sonra gelen ifşa ve itirafları, Türkiye’nin ‘mafya-siyaset-devlet’ üçgeni içinde dipsiz bir bataklığa dönüştürüldüğünü ortaya koydu.
Dünya tarihinde görülmemiş bir skandallar zinciriydi.
Gazeteci cinayetindeki tetikçi arayışları…
Yüz milyonlarca dolarlık kara para transferleri…
Kara para ile çökülmüş lüks otellerdeki siyasiler, bürokratlar, mafya babaları ve oligarklar…
Satılık mahkeme kararları, adli tıp kurumu raporları…
Milyonlarca dolarlık rüşvet görüşmelerinin ses kayıtları…
Siyasetçi otomobillerinin bagajlarına yüklenen paralar…
İstanbul sokaklarında kasalarla taşınan kalaşnikoflar…
Devletin damarlarında gezen milyar dolarlık uyuşturucu…
Sınır ötesine taşınan silahlar…
Onlarca isim, saymakla bitmeyen suçlar…
Ve sonuç: Mafyanın devletleştiği bir ülke. İktidar susarak ve susturarak kurtulmayı denedi. Tek adam rejiminde bütün denge ve denetleme organları yok edilmişti. Ne yargı ne de Meclis harekete geçti. Ne var ki; hayat boşluk tanımadı ve elinizde tuttuğunuz bu eserin müellifleri, Meclis’in yapmadığını yaptı. Deneyimli gazeteci ekibi titiz bir çalışmayla, Peker’in itiraflarını en ince ayrıntısına kadar inceledi, zikredilen olayların tarihsel köklerini ve ilişkilerini deşti. Sonunda ortaya, bir tuğla çekilse yıkılması muhtemel olan kirli, kanlı duvarın, hayli kapsamlı ve güncel bir portresi çıktı. Ve bu kitap sadece okuyup, birbirimize dert yanmak için değil, o tuğlanın çekilmesi için hazırlandı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 520
En / Boy : 13.5 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2021
₺51,00

Siyasal sistemin şekillendiği değişim ve dönüşümler üzerinden değerlendirildiğinde Türkiye siyaset tarihi, 1946 yılında çok partili hayata geçişle başlayan süreçle birlikte yeni bir döneme girmiştir. Bu ahvalde alternatif siyasal düşüncelerin ve partilerin belirmesiyle Türkiye’de siyaset, renkli ama bir o kadar da kutuplaşmış ve çatışmacı bir hâl almıştır. Milli Görüş Hareketi’nin doğuşu ve ilk partisi olan Milli Nizam Partisinin kurulması 1969 yılını takip eden zorlu bir dönemde olmuştur. Sağ ve sol siyasal kutup ve fraksiyonların belirgin olarak siyaseti kuşattığı bir süreçte Milli Görüş düşüncesi ve partileri; siyasal toplumsal ve entelektüel zeminde kendilerine alan açmayı başarmışlardır. Kendine has üslubu, seçmenle kurduğu ilişki ve ülke ve dünya meselelerine hâkimiyetiyle dikkatleri çeken Hareketin kurucusu Prof. Dr. Necmettin Erbakan, kısa bir sürede Türkiye siyasi hayatının özgün bir ismi hâline gelmiş ve literatüre “Milli Görüş” kavramını kazandırmıştır. Türkiye siyasal yaşamına ilişkin siyaset bilimi literatürü incelendiğinde Milli Görüş partileri ile ilgili muhtelif akademik yayınların son yıllarda ağırlık kazandığı görülmektedir. Ancak akademik anlamda Milli Görüş partilerinin aynı ölçüde sıhhatli bilgi ve doğru yorumlama biçimleri ile ele alınmadığı dikkat çekmektedir. Bu kitap, literatürde yer alan boşluğa nitelikli bir katkı sunmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda alanında uzman akademisyenler tarafından her bir Milli Görüş partisi ayrı ayrı ele alınmıştır. Ayrıca bu kitapta “Milli Görüş Partileri Kronolojisi”ne yer verilerek temel veriler ve tarihî müktesebat bağlamında literatüre önemli bir katkı sağlanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 244
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺37,80
₺42,00

“Devletlerin çoğu zaman doğrudan askerî müdahalede bulunmak yerine sivil çatışmaları etkilemek için muhalif isyancı grupları desteklediği görülmektedir. Günümüzde askerî teknolojilerin ne denli geliştiği de göz önüne alındığında, doğrudan devletten devlete çatışmaya girmenin maliyetinin de hayli yüksek olduğu açıktır. Geleneksel asker^+ı müdahale seçeneklerinin yokluğunda vekillerin kullanımı, faydalı ve etkili bir alternatif olarak olarak ortaya çıkmaktadır. Devletlerin vekilleri kullanımı onların dış politika seçeneklerini arttırmaktadır. Selmin Seda Coşkun'un vekalet savaşları olgusu üzerine kaleme aldığı ve modern tarihsel olay ve olgular ışığında karşılaştırmalı bir çözümleme yapmayı hedefleyen bu kapsamlı çalışması, uluslararası ilişkiler ve güvenlik çalışmalarıyla ilgilenenler için okunacaklar listesinde mutlaka yerini alması gereken bir eserdir.”

Prof. Dr. S. Gülden Ayman,
İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 202
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺49,50
₺55,00

Soğuk Savaş’ın sonlanmasıyla birlikte küresel politikadaki güç mücadelesi farklı mecralarda yeni bir şekil alarak devam etmiş; yeni süreçte bir tür siyasal şiddet türü olan terörizm, en önemli küresel sorunlarından birisi hÂline gelmiştir. Bugün artık bireysel, ulusal ya da uluslararası güvenliğe yönelik en büyük tehdidi terörizm ve terör motivasyonlu faaliyetler oluşturmaktadır. Terörü kullanarak stratejik hedeflerine ulaşma amacı taşıyan ülke ve grupların fazlalığı, terörle mücadele süreçlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Jeopolitik konumu ve tarihî geçmişiyle birçok farklılığı bünyesinde barındıran Türkiye, birçok terör örgütü ile uzun yıllardır mücadele etmek zorunda kalmıştır. Türkiye’de doğrudan ya da dolaylı olarak faaliyet yürüten EL KAİDE, İŞİD, DHKPC, PKK ve HİZBULLAH terör örgütlerinin ele alındığı bu kitapta öncelikle terör ve propagandanın kavramsal çerçevesi çizilmektedir. Daha sonra ise bahsi geçen terör örgütlerinin ideolojik zemini, amaçları, stratejik izlekleri, hedef kitleleri, eylemleri ile propaganda süreçleri hakkında kapsamlı bilgilere yer verilmekte ve derinlikli analizler yapılmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2021
₺45,90
₺51,00

20. yüzyılın son çeyreğinde kamu yönetim anlayışında yaşanan kuramsal ve kavramsal tartışmalar, akabinde paradigmatik bir dönüşüme kapı aralamıştır. Bu dönüşüme sebep olan birçok faktör bulunmakla birlikte sosyoekonomik ve teknolojik gelişmeler ile neoliberal politikaların yaratmış olduğu toplumsal dönüşüm başat rol oynamıştır. Sürekli artan ve çeşitlenen toplumsal beklentileri karşılamak adına yapısal ve işlevsel olarak büyüyen kamu örgütleri; döneme özel, geçmiş sorunlara benzemeyen ve var olan örgütsel yapı ve anlayışla çözülemeyen meydan okumalarla karşı karşıya kalmıştır. Geleneksel yönetim anlayışından farklı örgütsel ve ilişki ağı gerektiren bu dönemde, kamu yönetimi ile işletme yönetimi arasındaki işbirliğine dönük yaklaşımlar ön plana çıkmıştır. Birey ile devlet, kamu örgütleri ile siyasi otorite arasında değişen ilişkiler, kamu hizmet ve vatandaş algısını da özel sektör bileşenleriyle açıklanmasını gerektirmiştir.
Reformist bir anlayışın ürünü olan yeni kamu yönetimi anlayışı, toplumsal dönüşümün tetikleyici unsurlarıyla zamanla girdiği tepkimeden farklılaşarak çıkabilmiştir. Yeni anlayışa ve akabinde başlayan reform uygulamalarına yönelik ortaya çıkan eleştirel yaklaşımlar, kamu yönetimi alanındaki mevcut paradigmanın hâkim pozisyonunu da dönüştürme kapasitesi taşımaktadır. Bununla birlikte 21. yüzyılda etkisini sürdüren dönüşüm rüzgârı, kamu yönetim düşüncesindeki dinamik yapıyı da sürekli canlı tutmaktadır. Bu noktadan kamu yönetim anlayışındaki değişim olgusunu; geleneksel, yeni kamu yönetimi ve sonrasında gelişen global trendler ve yeni paradigmalar üzerinden ele almayı amaçlayan çalışma, kamu yönetiminin geleceğine yönelik projeksiyon çizmeyi de barındırmaktadır. Farklı üniversite ve kurumlarda görev yapan alanında yetkin 15 değerli yazarın özverili çalışmalarıyla kaleme alınan kitabın, okuyuculara faydalı katkılar sunması temennisiyle...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 314
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺66,60

Siyasi partiler rolleri gereği demokrasinin, demokratik siyasal hayatın olmazsa olmaz unsurlarındandır. Temsil ettikleri toplumsal kesimlerin çıkarlarını korumak ve iktidar ya da iktidar ortağı olarak toplumsal talep ve beklentileri hayata geçirmek siyasi partilerin hedefleri arasındadır. Siyasi partilerin hedeflerini gerçekleştirebilmeleri seçmenlerin üzerinde herhangi bir baskıya meydan verilmeyen bağımsız bir ortamda, bağımsız yargı denetiminde, şeffaf bir süreçle gerçekleştirilen seçimlerle olanaklıdır. Böyle bir seçim sürecinde eşit koşullarla yapılan kampanyalar da seçim sonuçlarını belirleme açısından önem taşır.

Türkiye’de siyasi partilerin katıldıkları yerel ve genel seçimler, heyecanlı bir kampanya dönemi sonunda gerçekleştirilmekte; seçimler öncesinde ve sonrasında toplumsal kesimler içerisinde tartışmaları da devam etmektedir. 2015 yılında yapılan ve hükûmet kurulamaması nedeniyle tekrar edilen 7 Haziran ve 1 Kasım genel seçimleri de bu anlamda özel bir örnektir.

Kitabın ilk bölümünde siyasal iletişim, seçimler ve seçim kampanyalarına ilişkin teorik bir çerçeve sunulmakta ve devamında 2015 genel seçimlerinde Mmeclise giren partilerin kısa bir tarihçesine yer verilmektedir. Devam eden bölümlerde dört partinin her iki seçimde yürüttükleri kampanya detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Karşılaştırma ve sonuç bölümünde ise seçim kampanyaları ve ortaya çıkan sonuçların bir karşılaştırması ve değerlendirmesi yer almaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 198
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺42,30
₺47,00

Güvenliğe yönelik tehditlerden olan terör ve terörün yarattığı şiddeti ve şiddet korkusunu bilinçli olarak kullanan terörizmin birçok boyutu ve uzantısı bulunmaktadır. Bu nedenle, terörizmle mücadelenin stratejik bir süreç içerisinde yapılması başarıya katkı sağlayacaktır. Devletlerin uyguladıkları terörizmle mücadele stratejilerinden edinilen deneyimler değerli bilgiler içerebilir. Bu kapsamda Birleşik Krallık’ın, sahip olduğu tarihsel deneyimlerinden ve uygulamalarından hızlı bir şekilde sonuçlar çıkardığı, kurumsal belleğinden kaynaklanan gücü bir kuvvet çarpanı olarak kullanarak tedbirler geliştirdiği görülmektedir.

Bu kitapta; Birleşik Krallık’ın ulusal güvenlik anlayışı kapsamında güvenliğine tehdit gördüğü alanlarda bütüncül bir yaklaşımla terörizm tehdidine en iyi şekilde karşılık verebilmek için terörizmle mücadelenin temel göstergelerinin tüm yönleri ile belirtildiği Terörizmle Mücadele Stratejisi; tarihsel betimleme, mevcut ve öngörülen tehditlere karşı tedbirlerin alınmasına yönelik içerik, yöntemler altında analiz edilmektedir.

Sonuç olarak terörizmle mücadele stratejisinin oluşturulmasında; içerik, yapılanma, kurum ve kuruluşlar arasında ve faaliyetlerde iş birliği yapılması ve eş güdümün sağlanması esasları belirtilmekte, terörizmle mücadele stratejisinin oluşturulmasında odaklanılabilecek alanlar ortaya konmaktadır. Bu bakımdan kitabın; güvenlik ve terörizm alanında çalışan akademisyenler, eğitimciler ve öğrenciler ile terörizmle mücadelede karar alma makamlarında bulunan personelin, mevcut uygulamaları sorgulamasında ve yeni strateji geliştirmesinde yol gösterici etkenlerden birisi olabileceği umulmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺66,60
₺74,00

Almanlar kimdir? Dünya tarihinde nasıl bir rol oynamışlardır? Bugün Almanya hangi meseleleri tartışmaktadır? Almanlar, Roma İmparatorluğu’ndan bugüne, tarihin birçok önemli anında sahne almış kadim bir millettir. Orta Çağ’ın irili ufaklı Alman prenslikleri ve krallıklarının kimi zaman bir imparatorluk ve nihayetinde bir ulus devlet olarak birleşebilmelerinin hikâyesi uzun, ilginç ve öğreticidir. Hiç şüphesiz Almanya, ekonomik, siyasal ve kültürel açıdan günümüz dünyasının en önemli aktörlerinden biridir. Din savaşları, işgaller, trajedi ve zaferler Alman tarihinin renkleridir ve bu renklerin manasını anlayabilmek dünya tarihini analiz edebilmek için önemlidir. Uzun bir araştırmanın neticesinde kaleme alınmış Alman Milliyetçiliğinin Dünü ve Bugünü adlı bu eser, Alman milletinin ortaya çıktığı zamandan bugüne kadar olan sürece ışık tutabilmeyi ve günümüz Almanyasının yüzleştiği aşırı sağ, popülizm gibi olguları bilimsel açıdan anlayabilmeyi amaç edinmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 188
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2021
₺44,10
₺49,00

Milli Görüş Hareketi, insanlığın tarihin en buhranlı dönemlerine şahit olduğu 20. asırda “Yeni Bir Dünya” kurma ideali ile ortaya çıkmıştır. Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve bir grup, arkadaşı ilk adımın atıldığı 1969 yılından bugüne kadar Türkiye’de meşru zeminde siyasi mücadele ile iktidara gelme ve İslam dünyasına önderlik edebilecek Yeniden Büyük Türkiye’yi kurabilmenin mücadelesini vermişlerdir. Milli Görüş Hareketi’nin öncü kadrosu olarak ifade edebileceğimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve yol arkadaşları, siyasi mücadeleleri boyunca engellemelere, tehditlere, kendilerine yapılan cazip tekliflere rağmen inandıkları yoldan ve ideallerinden asla vazgeçmemişlerdir. Bu kitap; her biri Türkiye siyasi hayatında 50 yıllık bir sürece damga vurmuş, siyasete kazandırmış oldukları duruş ve ilkeleri ile taraflı tarafsız ekseriyetin takdirini toplamış olan Milli Görüş Hareketi’nin öncü kadrolarının biyografilerini konu edinmiştir. Bu çalışma ile okuyucuların, her biri farklı niteliklere sahip olan Milli Görüş Hareketi’nin öncü kadrolarının hayatlarını ve mücadelelerini derli toplu bir şekilde bulabilecekleri bir eser ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu çalışma; Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Süleyman Arif Emre, Rıza Ulucak, Mehmet Recai Kutan, Lütfü Doğan, Fehim Adak, Ahmet Tekdal, Şevket Kazan, Oğuzhan Asiltürk, Yasin Hatipoğlu, Cevat Ayhan, Temel Karamollaoğlu ve Bahri Zengin olmak üzere öncü kadrodan 13 ismin hayatlarına ilişkin bölümlerden oluşmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 356
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺39,60
₺44,00

Kitle iletişimi ve medya alanında son 50 yılda yaşanan büyük gelişmeler, demokratik siyasi faaliyetleri de büyük ölçüde etkilemiştir. Akıllı telefonları, tabletleri veya bilgisayarlarıyla her tür enformasyona, habere, kültür-sanat ürününe ve eğlenceye çok kolay bir biçimde ulaşabilen günümüz insanı, artık ülke sorunlarından ve siyasi gelişmelerden çok çeşitli kaynaklardan haberdar olabilmenin yanı sıra siyasi tartışmaları, uzman görüşlerini ve çözüm önerilerini de medya aracılığıyla izleyebilmektedir. Medyanın siyasetin asıl sahnesine dönüştüğü böyle bir dünyada, sosyal medya da insanların siyasi tartışmalara katılabildiği ve görüşlerini ortaya koyabildiği yeni bir kamusal alan niteliği kazanmaktadır.

Siyasi faaliyetlerin büyük ölçüde medya ve sosyal medya üzerinden gerçekleşmeye başladığı bir çağda, demokrasinin siyasi katılım, siyasi iletişim, seçim kampanyaları ve propaganda, siyasi pazarlama ve reklam, kamuoyu oluşumu gibi pek çok ögesi yeni biçimlere bürünmektedir. Ancak, bu süreçte seçmenleri yönlendirmeye yönelik algı yönetimi çabalarının da artmış olması, siyasi güven sorununu en önemli başlıklardan biri hâline getirmektedir.

Siyaset, medya ve seçmen konusundaki yeni gelişmeleri farklı boyutlarıyla tartışmaya açan bu kitap, Siyaset Bilimi ve Siyasi İletişim bilim dallarında araştırmalar yapan uzman akademisyenlerce hazırlanan 12 bilimsel makaleden oluşmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 274
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺66,60
₺74,00

Bu kitapta, iki entelektüel siyaset adamı İsmail Cem ve Ahmet Davutoğlu, konstrüktivist/sosyal inşacı kuram bağlamında ele alınmıştır. Uluslararası sistemin durumu göz ardı edilmeden, dış politikada yapan/fail konumunda olan bireye kitap boyunca öncelik verilmiştir. Bu hâliyle kitap birey seviyesinden Türk dış politikasını anlamayı hedeflemektedir. Kitapta Cem’in ve Davutoğlu'nun hayatları, politik kimlikleri ve dış politika tasavvurları ortaya konulurken; Dışişleri Bakanı oldukları zamanlarda Türk dış politikasını kendi dış politika tasavvurlarına göre nasıl şekillendirmeye çalıştıkları değerlendirilmiştir. Kendilerine özgü dünya görüşleri, entelektüel birikimleri ve dış politika tasavvurlarıyla Kemalist elitlerin inşa ettiği geleneksel dış politikaya eleştiri getirmişlerdir. Kimlik, tarih, kültür, medeniyet gibi kavramları dış politikada kullanarak yeni tanımlar, tasarımlar ve eylemler ortaya koymuşlar, böylece Soğuk Savaş sonrası Türk dış politikasını etkileyen failler hâline gelmişlerdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 190
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺36,00

Devlet; özel, önemli ve karmaşık bir terminolojik alandır. İçinde yaşadığımız kara parçası üzerindeki politik örgütlenmeden çok daha ötesidir. İnsan üzerindeki belirleyiciliği, konuyu her daim dinamik bir alan olarak tutmaktadır. Binyıllardır hayatımızı, hayallerimizi, planlarımızı ve davranışlarımızı doğrudan şekillendirdiği gibi sosyal bilimlerin neredeyse tüm spesifik alanlarına da dolaylı olarak dokunmuştur. Bu beşerî örgütlenme hakkında çok sayıda eser yazılıp çizilmiş; belgeseller, diziler ve filmler çekilmiş; görsel, işitsel ve sosyal medyadaki tartışmalara konu olmuştur. İnsan var olduğu sürece, adı ve biçimi ne olursa olsun sistemli örgütlenmeler de varlığını sürdüreceğinden, binlerce yıldır süren devlet tartışmalarının gelecekte de süreceğinden şüphe edilmemektedir.

Bu eserde devlet terminolojisi, genel ve öz bir biçimde açıklanmaya çalışılmıştır. Devlete ilişkin temel tanımlamalar sunulmuş, devletin tarihsel gelişimi ortaya konmuştur. Kavrama yönelik felsefi ve ideolojik bakış açılarına yer verilmiştir. Devletin kökeni, rolü/işlevleri, organları, kurumları ve yapılanması, analitik ve kategorik bir yöntemle sunulmuştur. Devlete ilişkin temel belli başlı kavram, kuram ve yaklaşımlar derlenerek kavramın makro düzeyde daha anlaşılabilir kılınmasını sağlamak amaçlanmıştır.

Politika, sosyoloji, felsefe, ekonomi ve tarih alanlarına temas eden bu kitap, ilgilenenlere genel bir terminolojik perspektif sunma potansiyeline sahiptir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺34,20
₺38,00

Türkiye’de 2007 yılındaki anayasa değişikliğinin ardından halk oyuyla yapılan ilk cumhurbaşkanlığı seçimleri, hükûmet sistemi değişikliği konusundaki tartışmaların daha da alevlenmesine neden olmuştur. 16 Nisan Referandumu öncesinde parlamenter sistem geleneği ile yönetilen ülkemizde yeni sistemin ne olacağı, nasıl uygulanacağı, hangi ülke ya da ülkelerden esinlenileceği, cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlar kurulunun hangi görev ve yetkilere sahip olacağına dair düzenlemelere ilişkin pek çok farklı görüş ileri sürülmüştür. Kitapta, Türkiye’de yaşanan hükûmet sistemleri tartışmaları bağlamında öncelikle devlet ve hükûmet sistemleri ile Türkiye’de Tanzimat'tan günümüze yasama, yürütme ve yargı ilişkileri açısından hükûmet sistemi uygulamaları ele alınmıştır. Türkiye’de uygulanan hükûmet sistemlerinin tarihsel gelişimi anayasalar baz alınarak incelenmiş, alternatif hükûmet sistemlerinden olan yarı başkanlık sistemi ve dünyadaki uygulamalarına da ayrıca değinilmiştir. Bununla birlikte olası bir hükûmet sistemi değişikliğinin siyasi, hukuki, demokratik, ekonomik, sosyo-kültürel yapı üzerindeki etkileri ele alınmış ve yine muhtemel bir hükûmet sistemi değişikliğinin uygulanması durumunda doğabilecek sonuçların bürokrat, siyasetçi, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerin bakış açılarından değerlendirilmesi yapılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 260
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺25,20
₺28,00

Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi’nin denizcilik eğitiminde 30. yılını tamamlaması anısına Denizcilik İşletmeleri Yönetimi, Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği, Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği ve Lojistik Yönetimi bölümlerinin katkılarıyla oluşturulan bu eser, Türkiye’de önemi her geçen gün artan denizcilik stratejilerine farklı bakış açıları ile yaklaşan araştırmalardan oluşmakta ve 20 bölüm hâalinde sunulmaktadır.

İçinde bulunduğumuz teknoloji çağının getirileri olan gelişmeler ve sertleşen rekabet ortamı, pek çok alanda olduğu gibi denizcilik alanında da kapsamlı akademik çalışmaların gerekliliğini arttırmıştır. Bu bağlamda kitabın; ulaştırma, denizcilik ve lojistik alanlarında geniş bir okuyucu kitlesine hitap edeceği öngörülmektedir. Belirtilen konularla ilgili çalışan araştırmacılar ve akademisyenler, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri, kamu ve özel sektör yetkilileri ile ulaştırma, denizcilik ve lojistik alanlarında araştırma yürütmek isteyen ve bu alana ilgi duyan herkes, kitabın temel okuyucu kitlesini oluşturmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 362
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺63,00

Değişen zaman kendi savaş tarzını da beraberinde getirmiştir. Savaşın gerçekleştiği ortam, savaşan sayısı, savaşan gruplar ve silahlar zaman içerisinden değişikliğe uğramıştır. Zaman içerisinde savaşlar; milyonlara varan kişinin ölümüyle sonuçlanan, devlet kuran, devlet yıkan, bir tek bombayla on binlerce kişiyi öldürebilen bir boyuta ulaşmıştır. Çağımızın savaş yöntemi “Asimetrik Savaş” kavramıyla ifade edilmektedir.
İstihbarat, kuşkusuz ilk insanlardan beri çeşitli şekillerde ve amaçlarla gerçekleşmektedir. Haber ağları oluşturma, düşman hakkında bilgi toplama, halkın arasına karışma, kılık değiştirme, casus elde etme gibi yöntemler, çok eski dönemlerden beri varlığını sürdürmektedir.
Kitap iki bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde; savaşın gelişimi, günümüze kadarki süreçte savaş tarzları ve özellikleri, devamında da asimetrik savaş ve mücadele yöntemleri konusu incelenmiştir. Bu doğrultuda hücre örgütlenmesi, gerilla savaşı tanımlandıktan sonra çeşitli teorisyenlerin gerilla teorilerinden örnekler verilmiştir. Yine siber savaş, kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer savaşlarla hibrit savaşlar değerlendirilmiştir. Bölümde ayrıca asimetrik savaşa karşı alınabilecek önlemler incelenmiştir.
İkinci bölümde ise istihbaratın kavramsal özellikleri ile birlikte istihbaratın tarihi gelişimi; günümüzde istihbarat elde etme yöntemleri ve kullanımı inceleme konusu edilerek tartışılmıştır.
Kitapta; alana ilgi duyan öğrenci ve akademisyenlerle birlikte güvenlik güçlerine teorik bir destek sağlamak, bu sayede ulusal ve uluslararası güvenlik politikalarına destek olmak hedeflenmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺29,70
₺33,00

Dünya Çatışmaları kitabının bu ikinci cildinde Sahra Altı Afrika ile Doğu ve Güney Asya bölgelerindeki çatışmaların yanında terör, milliyetçi çatışmalar, fundamentalizm, yasadışı göç ve deniz haydutluğu gibi uluslararası sorunlar ile küresel ticaret ve enerji gibi alanlarda yaşanan problemlere dair çatışma konularını inceleyen makalelere yer verilmiştir. Afrika ve Asya bölgelerinde ele alınan çatışma bölgelerinin sayısı bu yeni kitapta oldukça artırılmış ve bu bölgelere ilişkin toplam 29 makale kitapta yerini almıştır. Uluslararası İlişkiler disiplininin önemli inceleme alanlarından birini oluşturan çatışma konusunda Türkiye’de yapılan en kapsamlı çalışmalardan biri olan Dünya Çatışmaları kitabı, alanındaki akademik eser eksikliğinin giderilmesine önemli katkıda bulunacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 794
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2016
₺148,50

İmparatorluklar, tarih boyunca ilgimizi ve merakımızı cezbeden güçlü siyasi yapılardır. İmparatorlukların sistem dönüştüren yapıları ve güçlerinin incelendiği bu çalışma, sınırlı bir tarihsel dönem değil bütünsel bir tarihsel okumasının sonucunda oluşmuştur. Bu açıdan çalışma dört ana bölümden oluşan yek bir çalışma olsa da esasında birbirini tamamlayan tarihsel süreçlerin Rusya örneği üzerinde incelendiği iki aşamalı bir çalışma olarak sunulmaktadır. Büyük güç olarak sistemde karşımıza çıkan imparatorluklar, günümüz uluslararası sisteminde “yeni imparatorluk biçimleri” ile yeniden kendilerine yer bulmaktadır. Tarihsel süreçte imparatorlukların değişen doğası ve deneyimleri sonucunda oluşan geleneksel ve modern imparatorlukların uluslararası ilişkiler alanında oynadıkları rol ve konumları farklı bir perspektiften sunulmaktadır.

1990 sonrası değişen uluslararası sistemde imparatorluk söylemleri yeniden gün yüzüne çıkmıştır. Rusya Federasyonu’nda Vladimir Putin’in iktidara gelişi sonrasında yaşanan küresel değişimler ve krizler Ruslara imparatorluk gücüne dönüş umutlarını doğurmuştur. Rusya Federasyonu örneği bu açıdan çalışmada oluşturulan imparatorluk tanım ve özelliklerinin inceleme alanı olarak sunulmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 482
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺62,10
₺69,00

Son on yılda yaşanılan ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkların yanında hakikat sonrası çağ terimiyle ifade edilen modernitenin krizinden sonra hangi bilgiye güveneceği konusunda yaşanılan belirsizlikler ile de uğraşan toplumlar, tarihin bu dönemine denk geldikleri için kendilerini şanssız hissettiklerini daha sık dillendirmeye başlamışlardır. Tarih sayfaları karıştırılarak İspanyol Gribi ve Büyük Buhran dönemlerine ve totaliter rejimlerin iktidar olduğu süreçlere bakılmıştır. İnsanlığın unuttuğu ama aslında hatırlamaya ihtiyaç duyduğu tarih dersleri bir kere daha çalışılmıştır. Özellikle 2007-2008 ekonomik krizinden sonra yaşanan gelişmeler küreselleşmenin açmazlarını gözler önüne sermiş ve küreselleşmeden geriye dönüş eğilimlerini tartışmaya açmıştır. Bu kitap, farklı konu başlıkları ve alanlarda küreselleşmenin krize girmesinin ardındaki nedenleri ve COVID-19 pandemisi sonrası olası politika süreçlerini tarihsel bir perspektiften analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu manada kitap küreselleşmenin krizi ile birlikte başlayan ve pandemi ile birlikte artarak sorgulanan uluslararası alandaki ekonomik, siyasi, toplumsal ve fikirsel dönüşümleri günümüz konjonktürünü referans alarak incelemeyi hedeflemektedir. Ayrıca küreselleşme sürecinde yanlış giden veya eksik kalan siyasal ve toplumsal süreçleri tartışarak önümüzdeki reform sürecine katkı yapmayı da amaçlamakta ve pandemi sürecinin ne gibi devamlılıkları ve değişimleri beraberinde getirdiğini tartışmaya açmaktadır. Türkçe yazında küreselleşme üzerine görece gelişmiş bir literatür olmasına rağmen küreselleşmenin açmazları ve krizi ile beraber pandemi sonrası uluslararası siyasetin farklı boyutlarına dair çalışmalar oldukça sınırlı kalmıştır. Bu çerçevede kitap; eşitsizlikler, küresel sağlık yönetişimi, küresel ısınma, göç, bağımlılık gibi farklı politika alanlarında ve siyaset felsefesi içindeki düşünsel tartışmalarda içinde bulunduğumuz belirsizlikleri anlamlandırma ve açıklamaya katkı sağladığı ölçüde yazarlarının, okuyucularının ve ilgilenenlerin gözünde amacına ulaşmış olacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 262
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺40,50

Osmanlı Devleti’ni parçalayarak Türkleri tarih sahnesinden silmek isteyen ülkeler, tarihin her döneminde bu parçalanmadan pay almayı hayal eden etnik grupları bağımsızlık vaadiyle isyana teşvik ederek, Osmanlı Devleti’nden alacakları paylar üzerinde bağımsız devletler kurmalarını desteklemişlerdir.

Osmanlı Devleti’nin zayıflamasına paralel olarak yabancı devletler tarafından kışkırtılan Sırplar, Bulgarlar, Yunanlılar kısa vadede otonomi, uzun vadede de bağımsızlıklarını kazanmış ve I. Dünya Savaşı öncesinde sıra Filistin ve Anadolu topraklarının bölüşülmesine gelmiştir.

I. Dünya Savaşı öncesinde baş gösteren tehlikeyi sezen Osmanlı Yönetimi, parçalanmayı öteleyebilmek için önce İtilaf Devletlerine başvurmuş, ancak Osmanlı Devleti’ni parçalamayı kafasına koyan İtilaf Devletlerinin Osmanlı Devleti ile ittifak yapmayı reddetmesi sonucunda Osmanlı Devleti Almanya ile ittifak yapmak zorunda kalmıştır.
Osmanlı Devleti’nin sözde müttefiki olan Almanlar ise I. Dünya Harbi sonlarında Kafkaslar’da Türklerle Ermeniler arasında cereyan eden savaşta müttefiki olduğu Osmanlı Devleti yerine Ermenilere destek vermiştir.

Bu kitapta; yabancı devletlerin 16. Asırdan başlayarak Ermenileri Osmanlı Devleti’ne karşı nasıl örgütledikleri ve kışkırttıkları belgeleriyle ortaya konulmuş, Ermenilerin soykırım iddiasında bulunduğu yıllarda yaşanan olaylar ile Anadolu’dan topraklarını bırakarak göç etmek zorunda bırakılan Türklerin dramı mukayeseli olarak incelenmiş ve özellikle son yıllarda yabancı parlamentoların aldıkları soykırım kararlarının tarihe, gerçeklere ve uluslararası hukuka aykırılığı kanıtlarıyla sunulmuştur.

Bu kitabın yeni yetişen Türk neslinin ileride başına dert açacak bir konuda gerçekleri ortaya koyabilmeleri için ihtiyaç duydukları bilgiyi fazlasıyla sağlayacağına inanıyorum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺74,70

“Uzunca bir süredir ABD'den İran'a yönelik olumsuz mesajları duyarız ama Irak ya da Suriye örneklerinde olduğu gibi ABD'nin İran'a karşı askeri bir operasyonunu görmeyiz. ABD ile Suudi Arabistan arasında bambaşka niteliklere sahip bir devlet kurumsallaşması ve rejim tipi görürüz ama iki ülke arasında pek de çatışmadan bahsedemeyiz. Diğer taraftan, uluslararası alanda nüfuz yaratmaya çalışan devletlerin mücadelesini izler, nihayetinde güçleri oranınca amaçlarına ulaştıklarını görürüz. Hatta yeri gelir uluslararası alanda kısıtlanmış devletlerin vekâlet savaşlarına, istihbarat operasyonlarına veya buna benzer girişimlere yönelerek kısıtları aşmaya çalıştıklarını fark ederiz. Siyaset biliminde ve uluslararası ilişkilerde temel araştırma sorularından biri devletlerin uluslararası sistemde nasıl ve hangi şekilde eyleme geçip politika belirlediğidir. Değerli meslektaşım Özdemir Akbal, bu kitabıyla, çok temel bir bilimsel araştırma sorusunu büyük bir titizlikle derinleştirip, okuyucuya uluslararası sistemin önemini hatırlatıyor. Bunu yaparken de devletle uluslararası sistem arasında irtibatı analiz etmenin önemini vurguluyor.

Günümüzde, realizme atıfla açıklayabileceğimiz birçok uluslararası gelişme olmaya başladı. Bu gelişmeleri yine ağırlıklı olarak devletlerin belirlemesiyle de onu temel alan yaklaşımlar bir çekim alanı yarattı. 1990'ların normatif hassasiyetler sergileyen dünyası 2000'lerle adeta yeniden rasyonel hassasiyetlere ağırlık vermeye başladı. Akbal, bu çalışmasında devleti merkeze alan bir yaklaşımla realist perspektifin önemine işaret ediyor. Bunu, yıllardır gizemini koruyan ve uluslararası politika açısından şekillendirici olan ABD ile Suudi Arabistan ilişkileri üzerinden sınıyor. Aynı zamanda Akbal, kuramsal incelemesiyle, uluslararası sistemin mi bir krizle karşı karşıya olduğunu, yoksa krizin uluslararası sistem içinde mi yaşandığını cevaplamaya çalışıyor. Uzun araştırma yolculuğunda özenli, azimli ve disiplinli çalışmasına yakından tanık olduğum Akbal, belirlediği sınırlarla, referans aldığı orijinal metinlerle ve atıf yaptığı örnek olaylarla bilimsel bir çalışmadan beklenen yöntem ve kuramsal çerçevenin önemini güçlü bir şekilde okuyucuya gösteriyor. Bu kitap, bilim ve bilimsel rasyonalite zemininden uzaklaşıp örnek olay incelemeleriyle savrulan bazı popüler çalışmalara da meydan okurcasına kuramsal çalışmanın öneminin altını güncel gelişmelere de ışık tutarak çiziyor.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺41,40
₺46,00

Bu bir anneli öksüzler, babalı yetimler romanıdır.
Deniz ve James, iki hırpalanmış çocuk… Biri İstanbul’un, diğeri Londra’nın evladı… 1970’lerde kenar mahallenin kenarı Seyrantepe’de ve yıldızı sönmüş Streatham’da başlayan iki ayrı yaşam… Gerçek yaşam hikâyelerinden esinlenerek yazılmış iç içe geçmiş iki ayrı öykü…
Bir kardelen olan Deniz Yıldız yaşamın adaletsiz sınavlarına doğduğu andan itibaren giriyor; kimi zaman geçiyor kimi zaman kalıyor. O da James Rowe gibi kendini büyütmek zorunda kalan çocuklardan biri.
Demet Cengiz, Adımı Deniz Koydular romanında aile içi şiddetten cinsel istismara, ağır yoksulluktan ayrımcılığa görmezden gelinen tüm acıları ortaya döküyor. Biri doğuda diğeri batıda geçen iki aile içi sevgisizlik öyküsüne Türkiye’de ve dünyada yaşanan önemli siyasi ve ekonomik gelişmeler eşlik ediyor. AK Parti’nin iktidara gelişi, Ergenekon operasyonları, Haziran Direnişi gibi yakın tarihten çarpıcı olaylar
hatırlatılıyor. Boynumuza asılmış kaderlerimiz sorgulanıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13.7 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺48,90

David Harvey’in dersleri devam ediyor: Şimdi Marx’ın Kapital’inin ikinci cildine eğiliyoruz. Kapital’in ilk cildi üretime odaklanırken, ikinci cilt malların alınıp satılmasıyla değerin nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Harvey ayrıca Kapital’in üçüncü cildinden de kredi, finans ve bankacılıkla ilgili bazı bölümleri buraya dahil ederek, günümüzün krizlerine ışık tutuyor ve Marx’ın analizlerini hayatlarımızın ortasına yerleştiriyor:

“Portakal marmeladıyla ilgili görünürde çok önemsiz olan bu öyküyü anlattıysam nedeni şudur: Ben Marx’ın soyut analizinin yeryüzüne indirildiğinde insanlara gittikçe daha fazla şey ifade ettiğine inanıyorum. Teori, sadece sermayenin içinde hareket ettiği soyut süreçleri değil, aynı zamanda herkesin yaşadığı biçimiyle günlük hayatı da (yani o kadar çok sayıda İngiliz’in acı portakal marmeladını neden sevdiğini) aydınlatamadığı durumda, daha eşitlikçi ve şiddete daha az yatkın bir alternatif üretim tarzını inşa arayışında bir özgürleşme aracı olarak eksik kalacaktır.”

Marx’ın siyasal iktisadını çalışmak için benzersiz bir kılavuz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺69,00

“İnsanlığın ileriye gitmesini istiyorsak, insanlığı Avrupa’nın yerleştirdiğinden farklı bir düzeye götürmek istiyorsak, öncü olmamız gerekiyor. Halkımızın beklentilerine yanıt vermek istiyorsak, Avrupa dışında başka yerlere bakmamız gerekiyor. Ayrıca, Avrupalıların beklentilerine yanıt vermek istiyorsak, onlara, ne kadar ideal olursa olsun, zaman zaman onların bile midesini bulandıran toplumlarının ve düşüncelerinin bir yansımasını göndermemeliyiz.

Avrupa için, kendimiz için ve insanlık için, yoldaşlar, yeni bir başlangıç yapmalı, yeni bir düşünce tarzı geliştirmeli ve yeni bir insan yaratmaya çalışmalıyız.” -Frantz Fanon

1961’de, Cezayir Savaşı’nda sömürgeci şiddetin zincirlerinden boşandığı bir dönemde yayımlanan Yeryüzünün Lanetlileri, o günden beri sömürgecilik karşıtı mücadelenin başyapıtlarından biri oldu. Frantz Fanon’un, sömürgeleştirilmiş insanın yaşadığı travmayı inceleyen ve bir tür siyasal vasiyeti mahiyetindeki bu eseri, Üçüncü Dünya devrimi ütopyasına da ışık tutuyordu.

Fransa’da ilk yayımlandığında birkaç kez yasaklanan bu kitap, günümüzde postkolonyal çalışmaların temel referans kitabı olmaya devam ediyor.

Jean-Paul Sartre’ın kitabın ilk baskısına yazdığı ünlü önsöze ilaveten Alice Cherki ve Mohammed Harbi, yazdıkları önsöz ve sonsözlerde Fanon’un düşüncesinin günümüze kadar devam eden önemini ele alıyorlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 277
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺50,62

Kimilerine göre bazı günler uğursuzdur. Kimi uğursuzlar ise bazı günleri karanlığa çevirir. Çarşamba o günlerin başında gelir. İnfial “tarikatı” şaşırtmayı sever çünkü. Korkutmayı, bölmeyi ve öldürmeyi... Tam da bu nedenle Türkiye’de toplumda infial yaratan pek çok katliam ve saldırı çarşamba günü yapılmıştır.

Türkiye’de bu çarpıcı tespiti ilk yapan kişi olan yazar kaleme aldığı kitapta gerçekleri olağanüstü bir çarpıcılık ve kurguyla harmanlayarak yeni ve büyük bir tartışmanın kapısını aralıyor.

Çarşambayı Karanlık Yapan Bazı Olaylar:

• MİT’in efsane ismi Hiram Abas suikastı
• Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in öldürülmesi
• Araştırmacı-yazar Necip Hablemitoğlu suikastı
• Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan suikastı
• Gazeteci Çetin Emeç’in katledilmesi
• Jandarma İstihbarat Başkanı Orgeneral Hulusi Sayın suikastı
• Atatürkçü Düşünce Derneği Kurucu Başkanı Muammer Aksoy suikastı
• Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan suikastı
• Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldürülmesi
• Danıştay Başkanı Mustafa Yücel Özbilgin suikastı
• Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın sır ölümü
• Danıştay saldırısı, Zirve Yayınevi katliamı, Cumhuriyet gazetesinin bombalanması ve diğerleri...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺16,90

Tarihçi - yazar Baki Öz, 1949'da Erzincan ın Çayırlı İlçesinin Eşmepınar Köyünde doğmuştur. Tarih öğrenimi almış ve yıllarca tarih öğretmenliği yapmıştır. Tarih araştırmalarını Atatürk ve Alevilik-Bektaşilik tarihi üzerinde yoğunlaştırmış, bu alanda bir yapıt üretmiş, Alevilik tarihinin aydınlanmasına kapı aralamıştır.

Değerli araştırmacı yazarımız Baki Öz, 08.05.2002'de aramızdan ayrıldı. Yaşama veda etmeden önce kaleme aldığı araştırmalarını kitap olarak görme şansına ne yazık ki kavuşamadı.

Yayınevimiz, son araştırmalarını kitaplaştırdı. Halkımıza bu kitapları sunmaktan sevinç duyuyor ve anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 172
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2014
₺30,00
₺40,00

Türk siyasal düşüncesinin, hatta diyebiliriz ki Türk kamu felsefesinin temel eğilimi korporatizmdir. İster dayanışmacı ister faşist alt türleriyle olsun, bu eğilimin temel özelliği kapitalizme antiliberal bir teorik-ahlaki rasyonel sağlamaya çalışması ve Marksizm ile sosyalizme karşı olmasıdır.

Korporatizm, toplumu birbirlerini uyum içinde tamamlayan organlardan, meslek zümrelerinden oluşan bir organizma olarak görür. Hem liberalizmin bireyciliğini, hem de sosyal sınıfların varlığını, sınıf çatışmasını ve emek-sermaye çelişkisini reddeder. Türkiye’deki aşırı ve ılımlı sağ akımlar ve partiler, silahlı kuvvetler, klasik Kemalistler, “Kemalist Sol” ve “sosyal demokratlar”, ama aynı zamanda belli ölçülerde bazı sol gruplar, sahip oldukları temel düşünsel kategoriler bakımından bu korporatist şemsiyenin altındadırlar; kritik siyasi karar anlarında, birbirlerinden farklıymış gibi duran bütün bu siyasi çizgiler arasındaki o şaşırtıcı uzlaşmaların nedeni de budur.

Bu düşünce hattının en yetkin ve kaynak şahsiyeti olan Ziya Gökalp, çağdaşları ve ardından gelen kuşaklar tarafından özgün niteliğinden uzaklaştırılmış, sağa sola çekiştirilerek kendi hakikatinden koparılmıştır. Oysa eserleri bugün de dikkatle incelenmeyi hak eden bir özgünlüğe sahiptir. Taha Parla’nın klasikleşmiş kitabı bunu yapıyor: Hem Gökalp’in hakkını teslim etmeye, hem de onun düşünceleri üzerinden Türkiye’yi daha iyi anlamaya çalışıyor.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺36,00

Bir süredir 21. yüzyılın ilk büyük göç hareketine tanık oluyoruz ama göç olgusu aslında yıllardır dünyanın her yerinde olanca hızıyla sürüyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre günümüzde bütün dünyada yaklaşık 65 milyon sığınmacı var. Bu da bugünkü dünya nüfusuna oranlandığında her 100 kişiden biri sığınmacı demek. İnsanlar yalnızca baskı, terör, zulüm ve iç savaştan değil elverişsiz ekonomik koşullardan, ekolojik felaketlerden de kaçıyorlar artık.

Dünyanın çeşitli köşelerinde çalışan yirmi altı Alman muhabirinin temasa geçebildikleri sığınmacılarla yaptıkları röportajlardan oluşan Sığınmacı Devrimi, Kenya’dan Avustralya’ya, İsrail’den Etiyopya’ya kadar geniş bir coğrafyada mülteci kamplarında bekletilen, yerleştikleri veya sığındıkları ülkeye uyum sağlamaya çalışan, kaçışları sırasında yakınlarını kaybetmiş veya sakatlanmış insanların iç burkan öykülerini bir araya getiriyor. Bu öyküleri kuşatan genel politik ve sosyolojik bağlama da değinilen kitabı benzerlerinden farklı ve özgün kılan yön ise Avrupa merkezli “mülteci krizi” söylemini yıkarak yerine değişimi merkeze alan, yenilikçi, duyarlı ve hümanist bir bakış açısı getirmeye çalışması.

“Sığınmacı devriminin sonuçları ne olacak? Bir devrimin toplumu nereye sürükleyeceğini bilebilir miyiz ki? Fransız Devrimi dolambaçlı yollardan, [...] milyonlarca insanı siyasi özgürlüğüne kavuşturmuştu. Sanayi Devrimi, milyonlarca insanı yoksulluğun kalıcılığından kurtarmış ama aynı zamanda yeni yoksulluklar yaratmıştı. Dijital devrim, sanal ortamda bir dünya toplumunun temelini attı ama diğer yandan da bire bir insanlar arası ilişkiyi zayıflattı. Sığınmacı devrimi de bu devrimler gibi kuşkusuz benzer temel değişimler getirecektir. Tam olarak neleri değiştireceğini yarınlar gösterecek. Değişimler durdurulamaz ama yapılandırılabilir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺54,40

Hafızaibeşer, malum, nisyan ile malul. Nisyanı isyana çevirme fikrini üreten Sol bakış en başta antikapitalisttir. Ancak unutmamak artık daha önemli, çünkü bugün kapitalizmin bambaşka bir aşamasını yaşıyoruz: Hiper-kapitalizm. Küreselleşmiş, özelleştirmeye ve piyasa-tapınmacılığına dayalı günümüz hiper-kapitalizminin insanların esenliğini, toplumsal adaleti ve tüm yeryüzünü tehdit ettiğini söyleyen çizer Larry Gonick ve yazar Tim Kasser bu ortak çalışmalarında mevcut sistemin nasıl çığrından çıktığını çözümlemekle kalmıyor, aynı zamanda yaşanmış direniş pratiklerinden hareketle daha sağlıklı bir geleceğin nasıl kurulacağının da ipuçlarını veriyorlar.

Wall-Street’i İşgal Et kuşağından olan yazar ve çizer, değerler, insanın esenliği ve tüketim toplumu üzerine yapılan araştırmaları temel alarak, yaşadığımız dünyayı anlamak bakımından kritik önem taşıyan kavramları (şirket iktidarı, serbest ticaret, özelleştirme, kuralsızlaştırma) tanımlıyor ve mevcut sistemi değiştirme yönünde geliştirilmiş tepkilerin (yalın bir yaşam sürmek, paylaşma, protesto vb.) dökümünü çıkarıyorlar.

Gonick ve Kasser’in bu sivri dilli ve derinlikli çizgi romanı küresel ekonomiyi ve onu değiştirmeyi hedefleyen hareketleri berrak bir dille anlatırken okurlarını eğlenceli bir anti-hiperkapitalist yolculuğa çağırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 239
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺54,60

“Son on yılda Türkiye’nin %70’ten fazlası kentleşti, neoliberalleşmenin aşırı kalkınmacı ve tüketim odaklı anlayışı sonucunda kentler metalaştı, çevre kaygısı kâr ve ranta yenik düştü, demokratik ve katılımcı yönetim umudu merkeziyetçi anlayışla sönümlendi. Bununla birlikte Türkiye’nin kentleşmesi ve orta sınıflaşması Anadolu coğrafyasında belli duraklamalarla sürdü. Bu bağlamda, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kent, neoliberalleşmenin getirdiği siyasal, toplumsal ve ekonomik değişimleri anlamak/anlamlandırmak açısından önemli bir olgu haline geldi ve neoliberalleşmenin kentlerde yarattığı olumsuzluklarla baş etmek için alternatif arayışları ortaya çıktı. Bu arayışı en güzel ifade eden motto ‘kâr için değil insanlar için kentler’dir. 

“Biz bu tartışmayı Kayseri, Konya, Gaziantep, İzmir, Denizli, Eskişehir, Diyarbakır, Şanlıurfa kentlerinde yapmaya çalıştık. Özellikle 31 Mart 2019 yerel seçimlerinden sonraki Türkiye’nin anlaşılması ve iyi, adil, demokratik yönetimi için kent ve kentleşme sürecini çalışmak ve tartışmak gereksinimi olduğunu düşünüyoruz. Sekiz Kentin Hikâyesi’nin bu tartışmaya mütevazı bir katkı olarak okunmasını arzu ederiz.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺74,62

Asker savaşa her an hazır olmalıdır, varlık sebebi budur; ancak o kazanılamayacak hiçbir savaşa sokulmamalıdır. Yani asker savaşmak için değil, doğru zaman ve yerde savaşı kazanmak için vardır.

Siyasi karar alma sürecine dâhil edilen girdilerin önemli bir kısmı sivil uzmanlık alanlarındaki bilgi, beceri, ehliyet, liyakat ve tecrübenin yanı sıra askeri uzmanlık ile de ilgilidir. Askerlerin savunma ve güvenlik alanıyla sınırlı kalmak üzere siyasi karar alma sürecine yapacağı teklifler siyasete müdahale olarak değil, ihtisasa ilişkin olumlu bir askeri-politik öneri ve devlet aklına değerli bir katkı olarak değerlendirilmelidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺44,90

"Akıp gitmesin bir ömür" diye…

“Tanıyan herkesin bildiği gibi temiz yürekli, sporcu; doğaya, sanata, kültüre ve bütün canlılara saygı duyan; yalnız saygıyla da yetinmeyip kişiliğinden taşan bir coşku ve sevgiyle hepsine sahip çıkan, eşine zor rastlanır bir insandı.”

- Zülfü Livaneli

Bir Ağaç Gölgesi Gibi Geldi Geçti, eğitimci, sporcu, siyasetçi Fikret Ünlü’nün vefat etmeden önce kaleme aldığı anılarından oluşuyor. Fikret ünlü çocukluğundan öğretmenlik yıllarına, bürokrasi ve siyaset yıllarından emekliliğine uzanan yaklaşık yetmiş yıllık uzun bir yolculuğu coşkuyla, kendine has üslubu ve özeniyle anlatıyor… Hayatı boyunca insandan, doğadan yana olan Fikret Ünlü, mesleki ve siyasi hayatında da olaylara doğadan aldığı bilgelikle yaklaştı. Bu yüzden de Zülfü Livaneli’nin deyimiyle, “siyasete onurlu girdi, onurlu çıktı; Ankara bu Toros çocuğunun temiz ruhunu kirletemedi”.  Bu kitap, tamamlanmamış bir hikâye olmakla birlikte Torosların bilge evladına bir saygı duruşu aynı zamanda…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺48,38

AKP’lilerin Fethullahçı damatları ya da Fethullahçıların AKP’li kayınpederleri...
• İsim isim o damatlar, o kayınpederler...
• Adil Öksüz’ün kayınpederi Cevat Yıldırım ve ailesinin sırları...
• Adil Öksüz’ün bilinmeyen son toplantısında kimler vardı?
• Adil Öksüz’ün eşi Aynur Öksüz’ün 15 Temmuz darbe girişiminden 10 gün önce ailesine gönderdiği üç ayrı telefon mesajında ne yazıyor?
• AKP milletvekili telefonda kiminle “Türkiye Cumhuriyeti’nin mafyası, Yeşil’in arkadaşı” diye konuştu?
• Ramazan Akyürek’in yardımcı istihbarat elemanından bu kitaba özel itiraflar...
• Fethullah Gülen’in “sağ kolu” olarak bilinen isim nasıl AKP’ye damat oldu?
• Kadir Topbaş’ın oğlu, eniştesine destek için ne yazdı?
• Bülent Arınç, damadına rağmen saraya nasıl çıktı?
• İsmail Kahraman’ın kamuoyundan sakladığı ailesinin bilinmeyenleri...

Ve diğer damatlar, kayınpederler...

Hepsi bu kitapta...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺33,90

“Vicdan sahibi bir tek Allah’ın kulu çıkıp da: Onlar da bizim gibi ekmek yerler, evlerine çoluk çocuklarına bakmak için gecelerini gündüzlerine katıp dağda bayırda, her yerde ve her işte çalışırlar, geceleri uyurlar, uyuduklarında tıpkı bizim gibi mutlu rüyalar görürler, çocuk yetiştirirler, severler, âşık olurlar, yeri gelir ağlar, yeri gelir gülerler demedi. Doğuştan edindikleri dil, inanç ve yaşam tarzları analarının ak sütü gibi kendilerine helaldir, onların da bu köhnemiş dünyada kendi dillerini konuştukları topraklarında özgürce, insan gibi; karınları tok, sırtları pek ve başları dik olarak yaşamak haklarıdır demedi, demedi, diyemedi…”

Zaman, kelam zamanıydı. Zaman kadar eski, dilsiz bir halkın dili olma, yitik sözlere can verme zamanıydı… Dengbejler, belleklerini sese ve söze döktüler. Hünermendler, geçmişin acı ve hüznünü nefesle yeniden ürettiler…

Söyle Zilan, Ağrı Dağı eteklerindeki isyan günlerinin, ölüme meydan okuyan aşıkların, yarası kabuk bağlamayan bir coğrafyanın romanı.

A. Sırrı Özbek, Zilan’ın hikayesini destansı bir dille, yüreklere dokunan bir sesle anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 252
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺56,25

Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında barış ancak, her iki taraftan milyonlarca kadın ve erkeğin öldüğü anlamsız kıyımdan ve savaşın nihai sonucu belirginleştikten uzun süre sonra gelmiştir. Zorunlu kararlar her iki tarafça zorunda kalmadan önce gönüllü olarak kabul edilseydi insanlık kazanmış olmaz mıydı? İleriye yönelik bir anlaşma, korkunç kayıpları ve toptan acımasızlaşmayı engellemiş olmaz mıydı?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺42,50

Jeremy Brecher bize bir armağan ve bir alet verdi. Bu kitapta tarihimizin kuvvetli ve betimleyici bir armağanı yatıyor: Yoğun ve yaratıcı militan mücadelenin bir armağanı. Bu hikâyenin içinde, bu mücadeleyi daha iyi anlamamıza ve yorumlamamıza yardım edecek, başka dünyalar kurmakta kullanabileceğimiz bir alet. Bizler, yani işçiler, kolay tanımlanır bir kategoridir –çalışanlarımızın bazıları hayatta kalmak için çalışmaya mecburdur ve toplumdaki hemen hiçbir şey hakkında karar vermez: ne yapılsın, ne kadar, kim üretsin, nerede üretelim. Occupy’da bahsedilen bu %99’dur.

Grev! bize tarihimizi, yani tarihi yapanlar, savaşçılar, düş kuranlar ve dünyayı değiştirenler olarak rolümüzü geri verir. Genellikle bizden gizlenen bir tarih.

Grev!’in yenilenmiş baskısında bulacağınız grevler ve mücadelelerin anlatımı, tarihin tam bu anına –Occupy, Wisconsin, göçmen hakları hareketliliği ve küresel finans kurumlarına karşı doğrudan eylemlere– denk düşer; Jeremy Brecher’ın “mini devrimler” dediği şeylerle dolu çağdaş tarih. Bazen geçmişle ilişkimizde devlerin omuzlarında oturduğumuz söylenir. Bu kitap, gerçekten, başka bir dünya için savaşan ve onu yaratan sıradan insanlarla omuz omuza durduğumuzu gösteriyor.
Grev! hepimiz için ve özellikle savaşçılar, örgütçüler ve hayal kuranların bugünkü ve gelecekteki kuşakları için bir armağandır. Bu sayfalarda tarihimizi okuyoruz, onun içindeki yerimizi buluyoruz, kitlesel grevlerden ve mini devrimlerden öğreniyoruz ve oradan omuz omuza geleceğe yürüyoruz.

- Marina Sitrin


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 560
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺114,80

“Propagandanın bu yüzyılın siyasetindeki önemi küçümsenmemelidir. Propagandaya ve onun kamuoyu üzerindeki varsayılan gücüne giderek daha fazla önem verilmesinin en açık nedeni, siyasal katılımın doğasını çarpıcı bir şekilde dönüştüren, genişleyen politika zeminidir.

‘Kamuoyu yönetimi’, geride bıraktığımız yüzyılda, savaşta ve barışta devletleri merkezi önemde meşgul etti. Bu kitaptaki makaleler dizisi, ‘kamuoyu yönetimi’ tekniklerinin izini Birinci Dünya Savaşı’ndan şu anda Afganistan’da süren çatışmaya ve WikiLeaks’in kurulmasına kadar sürüyor. Devlet liderlerinin ve devletleri adına faaliyet yürüten kamuoyu oluşturucuların nasıl da –ülke içinde ve dışında– halkın tutumlarını şekillendirmeye çalıştığını, bu doğrultuda medyayı kalpleri ve zihinleri kazanma hedefiyle donatma arayışında olduğunu açığa çıkarıyor. Kitap, bugün propaganda çalışmasının ve pratiğinin tarih tarafından şekillendirildiğine dair ikna edici deliller sunuyor.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13,7 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺52,90

20. yüzyıl Türkiye siyasetinin devlet aklını, daha doğrusu sağa bükülmüş “idare aklını” merak eden birinin Süleyman Demirel’e uğramadan geçmesi düşünülemez. “Türkiye yönetilmez, idare edilir” diyen Demirel’in siyasi “kariyeri” aynı zamanda dönemin siyaseti bağlamında, Türkiye’nin kırmızı çizgilerini, siyasal alanının sınırlarını ve idareci siyaset aklını ortaya koyar.

Elinizde tuttuğunuz Süleyman Demirel kitabı, zaman zaman kusursuz bir pragmatizmle “meselelerin” kenarından dolaşan, onları zorlayan, zaman zaman da devlet aklıyla uzlaşma arayarak destek gördüğü kesimlerin sorunlarını çözmekten ziyade sorunun kaynağı haline gelen, defalarca hükümet kurmuş ve dağıtmış bir antikomünist “baba” figürünü resmediyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarından 2000’li yıllara dek titizlikle ve dikkat çekici ayrıntılarla ele alarak, bir siyasi biyografinin ötesine geçmenin güzide bir örneğini temsil ediyor. “Her şeyi olan, insanları müşterek değerlere sahip, milli şuurun rehberliğinde, her istediğini yapabilen, her düşündüğünü söyleyebilen bir Türkiye’miz olsun istedik. Bu doğru yoldu. Büyük Türkiye’ye giden yoldu bu. Onun için doğru idi. Doğru birkaç tane değildir. Doğru bir tanedir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 271
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺70,90

Kitapta babamla batinilik üzerine konuşmalarımızı anlatırken bir yerde şöyle diyorum:

Bu yöntemi tutmuştum. Babamın dedikleri aklımdan hiç çıkmadı, sanki kulağıma küpe oldu. Essahtan da ben büyüyüp bilgilerim geliştikçe, o eski bildiklerimi farklı görüp farklı değerlendiriyordum. Sanırım hayatım boyunca, bu yönteme bağlı kaldım. Fakat bu beni görünüşte istikrarsız gibi gösteriyordu ama ben kendi içimde istikrarlıydım, çünkü bilgilerim değiştikçe, her şeye bakışım da değişiyordu. Mesela devrimci olup, Sosyalist kesime girmiştim ama sadık bir mürit gibi herhangi bir Sosyalist yapıya, herhangi bir anlayışa bağlanıp kalamıyordum. Sempati duyup, içine girdiğim yapıyı tanıdıkça onu da yeterli bulmayıp, onu eleştirmeye başlıyordum. Aslında görünüşteki bu istikrarsızlığım, içimdeki iç tutarlılığımın bir yansımasıydı; bundan dolayı başıma gelen her sıkıntıya katlanıyordum. Okuduğum her kitap, daha okuyup öğrenmem gereken ne kadar çok konu, ne kadar çok kitap olduğunu gösteriyordu bana. Okuyup öğrendikçe, adeta cahilliğimi fark ediyordum. Bu da kendi kendime yetmezliğimin, önüme koyduğum öğrenme arzumun, mutsuzluğumun, iç huzursuzluğumun bir nedeni oluyordu.

İşte elinizdeki bu kitap, merak edip, merak ettiğim şeyleri araştırma arzumun, kendi kendimi de eleştirmelerimin bir sonucudur.

Aşk ile.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 215
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺15,00

Muzaffer Özdağ’ın toplu eserlerinin üçüncü cildini oluşturan “Türkiye’ye Karşı Örtülü İstila ve Psikolojik Savaş” isimli bu eser; yazarın, sorunu teknik boyutuyla algılamaya çalışan yazılarından oluşuyor.

Özdağ, Türkiye’nin bulunduğu coğrafi konum itibarıyla hem fırsatlarla hem de risklerlerle karşı karşıya olduğu, küresel dönüşümlerin bu konumu değiştirmediğini ancak yeni içerikler kazandırdığını vurgulamaktadır. Günümüzde birçok jeopolitisyen ve stratejist, Özdağ ile birlikte Türkiye’nin dünyanın merkezinde bulunduğu fikrinde birleşmektedir. Büyük savaşlar ve entrikalar dünyanın merkezinde ve bu merkezi ele geçirmek için yapılmıştır. Bu nedenle Özdağ, Türkiye’ye yönelik psikolojik savaşı “dış düşmanlar” odaklı yer vermiş, bunun daha iyi anlaşılması adına strateji ilminin gereklerine özellikle değinmiştir.

Netice itibariyle, Özdağ, Türkiye’nin örtülü bir istila ve psikolojik savaşla karşı karşıya olduğunu ileri sürmekte, bu durumun nedenini Türkiye’nin özgünlüğü ile açıklamakta, örtülü istila ve psikolojik savaşa karşı alınması gerekli önlemleri ofansif bir pozisyondan çıkarıp meşruiyet yönü güçlü teknik bir boyuta taşımaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺22,50

“Schmitt’in liberalizmi sorgulaması, bütün bu kusurlarına rağmen, gayet güçlü bir sorgulamadır. Liberal demokrasinin çeşitli zayıflıklarını gözler önüne serer ve kör noktasını ortaya çıkarır. Bu eksiklikler göz ardı edilmemelidir. Eğer inandırıcı ve sadakat gösterilebilecek bir demokratik toplum görüşü ileri süreceksek, söz konusu noksanların dile getirilmesi gerekir. Schmitt, içgörülerinden yararlanarak kendisinden bir şeyler öğrenebileceğimiz bir rakiptir.” Bugün Carl Schmitt’ten ne öğrenebiliriz? Mouffe’un tabiriyle içinde bulunduğumuz “post politik çağı” anlamakta Schmitt’in bilhassa “siyasal”a dair çözümlemelerinden öğrenilebilecek neler vardır? Schmitt’in liberalizmi en iyi kavrayan figürlerden biri olduğu açıktır. Bilhassa devlet, hukuk ve temsilî kurumlar üzerine yazdıkları büyük yankı uyandırmış, bilhassa rasyonel bir uzlaşma zemininin olanaklı olmadığını iddia etmesi ve siyasalı dost düşman ikiliği olarak kavraması büyük tartışmaları beraberinde getirmiştir. Chantal Mouffe’un derlediği makalelerden oluşan Carl Schmitt’in Meydan Okuması bu iddiaların hem kendileriyle hem de politik sonuçlarıyla, dolayısıyla günümüze kadar uzanan etkileriyle yüzleşen makalelerden oluşuyor. Paul Hirst, Slavoj Zizek, David Dyzenhaus, Ulrich K. Preuss gibi kendi alanlarında etkili isimler çağımızın dinamiklerini onunla didişerek ama onun kavramlarıyla sorgulamayı deniyor. “Siyasi birliği” yeniden düşünmenin gerekliliği aşikardır. O halde, Schmitt’ten öğrenecek çok şey var


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 295
En / Boy : 130 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺77,90

20. yüzyılın en dikkat çekici düşünürlerinden biri olan Antonio Gramsci 1926’da faşist rejim tarafından hapse atıldı, hayatının geri kalan kısmını hapishane ve hastanede geçirdi. On yıl süren mahpusluk yaşamında otuzdan fazla deftere siyasi ve felsefi değerlendirmelerini, çeviri denemelerini yazdı: Hapishane Defterleri geçen yüzyılın en önemli siyaset felsefesi eserleri arasında yer alıyor. Gramsci, hapse girmeden önce Stalin’in uygulamalarına ve halefi Togliatti’nin tavrına karşı eleştirilerini dile getirmişti. Gramsci’nin ölümünden on yıl sonra Togliatti Defterler’in bir kısmını yayımlandı. Defterler’in tamamıysa 1975’te yayımlanabildi. O zamandan beri defterlerin gerçek sayısı hakkında tartışma devam ediyor. Komünist Parti’nin resmî tarihine göre otuz iki defter var. Buna karşılık bir defterin Togliatti tarafından saklandığı veya imha edildiğini iddia ediliyor.

Franco Lo Piparo, bir polisiye roman kurgusu içinde otuz üçüncü defterin izini sürerken, Gramsci’nin mektuplarında hem faşist yönetimin hem Stalinci sansürün denetiminden kaçmak için kullandığı mecazi ifadelerin arkasındaki gerçeği aydınlatmaya çalışıyor. Bu büyük sosyalist düşünür ve siyasetçinin hem faşizmin hem Komintern’in Stalinci pratiklerinin tutsağı olarak verdiği fikrî mücadeleye ışık tutuyor. “Sana yazmak zorunda hissettim çünkü daha fazla gecikmeden bir karar vermem gereken, hayatımda bir dönüm noktasına geldiğimi hissediyorum. Bu kararı aldım. (…) Bazen tüm hayatımın büyük (benim için büyük) bir hatadan, bir yanılgıdan ibaret olduğunu düşündüm.”

Gramsci, 27.2.1933, Tania’ya mektup


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 130 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺47,90

Demokrasi Kelsen hakkındaki yanılgıların önüne geçebilecek çok önemli bir kitaptır. Hukuki pozitivizmin hâkim güce itaat ve demokrasi düşmanlığı olduğuna yönelik ezberleri çürütür. Kelsen düşüncesinde yasa yaratıcı irade bulunduğuna ve yasa yaratımının kaynağında devlet olduğuna ilişkin görüşleri yıkar. Egemenlik, temsil, ulus iradesi gibi sözleşmeci modern kurguları ifşa ederek, her türlü tek adam kültüne, azınlığın ya da çoğunluğun baskısına veya mutlak değerlere dayalı hakikatlere karşı, demokrasiyi savunur. Onun sayesinde pozitivizm karşıtı tabii hukukçu sığ bir Kelsen reddi anlamsızlaşır. Kelsen’i tabii hukukçu görüşe kaydırarak Neo-Kantçı liberal düşünür diye aklamaya çalışanların daha sığ yanılgısı da bu kitapla ortaya çıkar: Bireyci liberalizme karşı olan Kelsen’in hukuki pozitivizmi “bir” demokrasinin sınırsız güçlerinin başlıca dayanağıdır. Kuramcının otoritarizm karşıtı radikal demokratik tavrı onun içkinci, yapısalcı, göreci ve kuşkucu yaklaşımıyla özdeştir. Kelsen'in bu kitabı yalnızca yazıldığı dönemin değil, her dönemin despotizmine ve despotlarına karşı bir “özgürlük manifestosu”dur.

- Cemal Bali Akal


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 94
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺26,90

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde 40 yılı aşkın uluslararası ilişkiler dersleri vermiş olan Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, kimi yabancı gözlemcilere göre, dünyada Filistin konusu üstüne en fazla yayın yapmış kişidir. Bu konuda yazdığı kitaplar Amerika'da ve Avrupa'da, ayrıca Birleşmiş Milletler'e bağlı örgütlerce basılmış, bazıları başka dillere de çevrilmiştir. Yazarın bilimsel araştırmacılığına ek olarak, bu konuda kendine uluslararası ödüller kazandıran eylemciliği de vardır. Bu ödüllerden biri olan "Filistin Şeref Madalyası"nı bizzat Yaser Arafat'ın elinden almıştır. Prof. Ataöv'e verilen "Filistin Şeref Madalyası"nın metni şöyledir:

"Genel olarak özgürlük ve adalet, özellikle Filistin hakları savaşımındaki yapıcı öylemlerinden ötürü Prof. Dr. Türkkaya Ataöv'e..."

Bu yeni kitabında Prof. Ataöv, "Filistin, Siyonizm ve Kudüs Sorunu"yla ilgili sorulara kısa ama doyurucu yanıtlar veriyor:

- Filistin nasıl Yahudileştirildi?
- Emperyalizmin ileri karakolu İsrail: Kuruluşu ve Filistin'i sömürgeleştirmesi
- Kudüs'ün tarihsel mirası, İslamiyet, Hıristiyanlık ve Yahudilik için önemi ve uluslararası hukuktaki konumu
- Filistin sorununun tarihi ve geleceği


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺15,60
₺20,00

“Yazar, köktencilik, radikalizm ve demokratikleşme gibi konuların zorlu arazisinde dolaşarak olağanüstü bir iş çıkarıyor. Genellikle sadece fanatizmin ve hararetli duyguların kol gezdiği yerlere ışık tutuyor ve rasyonel bir kavrayış sunuyor. Bu kitabı okumak, tıpkı temiz, taze bir nefes solumak gibi.”

⎼ Dr. Katerina DALACOURA / Uluslararası İlişkiler Okutmanı, Londra Ekonomi Okulu.

“İslam dünyasındaki demokrasi ve modernite hakkında ilginç ve özgün fikirler ileri süren bu kitap oldukça iyi yazılmış ve okunması kolay. Hâlihazırda bu eser, düşünmeyi teşvik eden fikirleri sebebiyle memnuniyet verici olacak.”

⎼ Fred DALLMAYR / Felsefe ve Siyaset Bilimi Profesörü, Notre Dame Üniversitesi.

Siyasi İslam son on yıldan fazla bir süredir Batı medyasında kınanmaktadır; konu etrafında üretilen literatür ise, onu Batılı demokratik ideoloji ile tamamen kavgalı terörist veya faşist bir hareket olarak sunmaktadır. Kai Hafez’in eseri bu iddiaları tersyüz ediyor. Ona göre, aşırılıklarına rağmen, radikal bir siyasi muhalefet biçimi olarak bu hareket, demokratikleşme ve modernleşme süreçlerinde merkezî bir rol oynamaktadır ve Batı tarihinde ve siyasetinde de bu süreçlerle doğrudan benzeşen süreçler vardır. Reform, sömürgeleştirme, faşizm ve totaliterliğin yükselme dönemleri esnasında Hıristiyan demokratikleşmesinin gelişimini tahlil eden bu kitap, radikalizmin ve şiddetin sosyal değişime nasıl eşlik ettiğini göstermenin yanı sıra –aksi iddialara rağmen– bunların hâlâ Batı’nın siyaset kültürünün bir parçası olduğunu da gözler önüne seriyor. Bu minvalde, kitap, hâlihazırda Türkiye, Endonezya ve Güney Asya’nın birçok bölgeleri örneklerinde görüldüğü üzere, İslam dünyasındaki siyasi, dinî ve kültürel dönüşüm potansiyeli hakkında ümit verici sonuçlar ortaya koymaktadır. Elinizdeki bu eser, radikal hareketlerin ve bunların siyasi değişime olan katkılarının araştırılması meselesinde önemli bir gelişmeye işaret eder.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺58,50

"İmamların Öcü" yazarından yeni bir kitap daha...

Türk ordusuna kurulan ilk kumpas olan Şemdinli'deki kitabevinin bombalanması tezgâhı, Yüzbaşı Murat Eren'in haksızca hapiste tutulduğu "Atabeyler Davası" ve ardından hızlanan süreçte "Ergenekon, Balyoz ve İstanbul-İzmir Casusluk davalarını" takip edip kamuoyunu gerçeklerle bilgilendirerek karanlıklara ışık tutan Yavuz Selim Demirağ bu defa 15 Temmuz kanlı darbe girişimini mercek altına aldı.

FETÖ'nün 40 önce TSK ve Emniyet'e sızma metotları ve diğer gelişmeleri yazıp, 15 Temmuz^dan 2 yıl önce kitaplarında ve televizyon konuşmalarında TSK içinde darbeye kalkışabilecek güce ulaştılar... Kemalist görünümlü Gülenist darbe için 'G' gününü bekliyorlar" tespiti ile yetkilileri uyaran Demirağ bu defa "Projektör aleti ile tavşan avı kalleş bir yöntemdir" diyor.

Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk davaları ile gücünü kaybeden TSK'nın 15 Temmuz gecesi felç edildiğini, özensiz yapılan iddianameler ile "At izinin it izine karıştığını" belirten Yavuz Selim Demirağ haksız tutuklamalara dikkat çekiyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺38,90

“Savaş dediğiniz şey, bir toplumu topyekûn esir alıp biat ettirmek, sömürülme ve köleleştirilme planlarına karşı direncini kırmak değil midir? Topluma diz çöktürmenin en kritik aşaması ise kadınları teslim almaktır. Çünkü kadınlar toplumun direngen yanıdır… O yüzden ister içerideki iktidar savaşı olsun, ister işgal hedefli dış müdahaleler olsun, ilk hedef her zaman kadınlardır. Tarih boyunca bu böyle olmuştur.”

Ortadoğu’da “Arap Baharı” adı altında başlatılan savaşın korkunç yüzü birçok defa görüldü. Tunus’ta, Mısır’da, Suriye’de… Bu süreçte “cihat” savaşına katılan silahlı gruplarla hilafet devleti kurmak amacıyla ortaya çıkan eli kanlı örgüt IŞİD’in Irak ve ağırlıklı olarak Suriye’de kadınlar üzerinden yaptığı insanlık dışı uygulamalar da bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşti. “Cihat nikâhı” kıyılarak tecavüze uğrayan, pazarlarda üzerlerine etiket konularak satışa çıkarılan, bedenleri ganimet olarak vaat edilen kadınların yanında savaş ve cihat karanlığına karşı direnen kadınlar da vardı.

Hamide Yiğit, bu karanlığa karşı mücadele eden kadınları, Suriye’deki kadın direnişini, bölgeye özel analizler ve konunun öznesi kadınların anlatımıyla ele alıyor. Dünyaya seslerini duyuramayanların sesi olmak ve söylenmeyenleri söylemek için…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺38,90

Bu çalışma ile mültecilerin dünya çapında zorlu yaşam şartlarına karşı uluslararası duyarlılığın artmasına katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra;  4 milyonuna yakını Suriyeli olmak üzere 5 milyondan fazla göçmen, kaçak işçi, vatansız gibi insanın barınma, sağlık, eğitim ve güvenlik sorunlarıyla ilgilenmek ve başta ABD olmak üzere dış güçlerin organize ettiği suni ekonomik krizlerin üstesinden gelmeye çalışmasına rağmen bir de mültecilere on milyarlarca Euro para harcama yapmak zorunda kalan ancak başta AB olmak üzere gelişmiş batılı ülkelerin vaat etmelerine ve Türkiye ile uluslararası anlaşmalar akdetmelerine rağmen sözlerini tutmayıp mültecilerin bütün maddi külfetlerini ve yarattıkları sosyal problemleri Ülkemizin üstüne yıkmaları sorununu akademik çalışmalar sayesinde uluslararası kamuouyunun dikkatine getirmeyi amaçladık.

Bu çalışma sayesinde mültecilerin tarih boyunca yaşam kavgalarına, mevcut durumdaki yaşama şartlarına ve aslında devletlerin ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarıyla nasıl daha iyi durumda yaşayacaklarına dair yorumlar getirilebilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 134
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺58,50
1 2 3 ... 41 >
Çerez Kullanımı