Bu kez emekleri ve hakları asla ödenemeyecek olan annelerimize… Ve bu kez… Annelerinden biricik kızlarına… Yine maddi imkânsızlıklar nedeniyle okuyamayan çocuklarımızın eğitimi için yola çıktık. Ünlü isimler annelerine ve kız evlatlarına mektup yazdılar. Hepimizi büyük üzüntüye boğan 6 Şubat depremi ve sonrası… Şimdi oradaki okullara ve öğrencilerimize ulaşmak istiyoruz. Aldığınız her kitap çocuklarımızın eğitimine destek olacak. Bade İşçil

Derya ve Zeynep Beşerler

Evrim Alasya

İdil Fırat

MelisSezen

MeryemUzerli

Murat Boz

Neslişah Alkoçlar Düzyatan

Özge Gürel

Özge Özder

Reyhan İpekel

Seda Bakan

Selen Keçeli

Serkan Altunorak

Tûba Büyüküstün

Zuhal Olcay

 

₺66,50
Bin dokuz yüz yirmi yedi. Ekim. Gece. Yağmur ve rüzgâr. Yüksek ağaçlarla kaplı bir arazi, çevrede belli aralıklarla Muhafız Alayı nöbetçilerinin kulübeleri. Bir gözetleme noktasının ıslak sac kaplamaları donuk donuk parlıyor. Tek tük ışıklar vuruyor. Kalın perdelerine rağmen köşkün sadece bir odasından bahçeye belli belirsiz bir ışık sızıyor. Falih Rıfkı’yı (Atay) köşkün ana giriş kapısında Başyaver Salih (Bozok) karşıladı. Şemsiyesini kapatan Falih Rıfkı saatine baktı: 02.00’ydi. “Hayrola Salih, bu saatte çağrılmamın sebebi nedir?” “Hiçbir malumat verilmedi. Sadece teşrifiniz talep edildi.” Mustafa Kemal Paşa, Falih Rıfkı’dan sessiz ve gizli kalması kaydıyla Musul-Kerkük hakkında bir dosya hazırlamasını istedi. Falih Rıfkı zeki adamdı. Bu istek ve masanın üzerine boydan boya serilmiş haritadan meselenin nereye doğru gittiğini hemen kavradı. Köşkten ayrılırken Çankaya sabahı ağarmak üzereydi. Epey zamandır kesilmiş olan yağmur yeniden başladı. Falih Rıfkı bu kez şemsiyesini açmadı! Islanmaya, sırılsıklam olmaya ihtiyacı vardı… Kafasının içinde ise Paşa’nın şu sözü dönüp dolaşıyordu: ‘’Tarih bizi çağırıyor!’’
₺105,00

Bazen olmasını çok isteriz... Bunun için dua eder, gözyaşı döker, hayatımızın tek amacı buymuş gibi yaşarız. Ama kader, kendimiz için en iyisi olduğunu düşündüğümüz ihtimali çok uzağımıza atarken, bambaşka sınavlarla buluşturur bizi. Leyla da tüm kalbiyle sevdiği adama kavuşacağı günleri beklerken bir gecede hem aşkını ve hayallerini hem de onu büyüten biriciğini kaybeder. Hangi acısına üzüleceğini şaşırmış, perişan halde düştüğü yollarda, bir daha mutlu olamayacağına inansa da hayatın ona bambaşka sürprizleri vardır. Aslında en çok istediğimiz şeyin bizim için en hayırlısı olmayabileceğini, eğer hayata ve kader planına güvenirsek hak ettiğimiz mutluluğa kavuşmanın çok daha kolay olacağını keşfeder Leyla. Yeter ki kendimizi akışa güvenle bırakalım ve inanmaktan asla vazgeçmeyelim. Çünkü yaşayan bilir ki tam da umudu kestiğimiz o karanlık günün ardındadır güneşin en aydınlık hali... Kendi ruhsal şifasını bulduktan sonra başka kırık kalpleri iyileştirme mücadelesine giren genç bir kadının aşk, dostluk, vefa ve iyilik dolu öyküsünde siz de kendinizden bir şeyler bulacaksınız.

Özgür Aras

İletişim danışmanı Özgür Aras, müzik, televizyon ve sanat camiasında pek çok ünlüyle birlikte çeşitli projeler yürüttü. İstanbul gece hayatına yepyeni mekânlar kazandırdı. Ses getiren sosyal sorumluluk kampanyalarına imza attı. Meslekte 30 yılı deviren Aras, bu süreçte sayısız ödüle layık görüldü. Yazarın bugüne dek yayınlanan kitapları arasında Özgürce, Beynimden Herkes Geçti, İnsan Yaşarken Anlamaz, Sevilmek Hasretiyle Perişanım, Güzel Günler Zorlu Yollardan Geçer, Bizim Ünlülerin Halleri, Gitmek Gerek Bazen, Kapıda Aşk Var, Senin Adın Bir Marka, Mutlu Aşk da Var, Henüz Tanışmadık, Bazı Aşklar Yenik Başlar yer alır.

 

Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

Editör: Ezgi Hotalak

Kapak Tasarım: Beyzanur Karabulut Koç

Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut Koç

Sayfa Sayısı: 216

Ebat: 13,7x21,5

₺117,60

 

 

 

 

"Bir gün karşılaşacaksın. Geçen onca yıl, aslında neyi beklediğini, yüreğin çaresizce sızladığında anlayacaksın. Beklediğinin ‘O’ olduğunu anlamayacaksın önce. Yüzyıllardır tanıyormuşsun hissi doğacak yüreğinde. Hep seninleymiş̧ ama yokmuş̧ gibi. Gözlerine baktığında, kendini asırlardır orada yaşıyormuş̧ gibi hissedeceksin. O gelmeden önce hayatın yolunda seyretse de onca yıl ‘hiç̧’ olduğunu anlayacaksın. Asıl aradığının ‘kendin’ olduğunu onun gelişiyle anlayacaksın.”

İnsan, sonsuz birliğin koynundan bir kıvılcım olarak kopar ve dünyaya gelir. O birliğin gizi, kalbindeki kara bir lekede gizlenir. Yaşam, bir gün o saf birliğe dönene kadar bilinmezlikle seyreder. Tekâmül denilen bu birliğe dönüş için tevafuk-i vesileler gereklidir. 

Buda’nın doğduğu topraklara merak salan Süveyda, olduğu topraklarda o gize ulaşır. O saf birliğe döner. Konya’da aşkını o bedene yerleştirir. Beşerî aşk, ilahi aşkın dünyaca tecelli ettiği halidir. Önce can olur, sonra gam, sonra da kocaman bir hiç.  

Katmandu’ya uzanan yoldan Agra’ya ulaşan, Konya sokaklarında sonsuzluğa eren bir aşk hikâyesi... Evrenin gönderdiği mesaj misali yeniden ve yeniden karşısına çıkan, ama hayal ama gerçek bir “aşk”. Önce can olan, sonra gam, sonra da kocaman bir hiç.

 

 

₺137,20

Ne zaman verdim bu ismi hatırlamıyorum. Palyaço’nun Günlüğü. Tahminen kırk beş yıldır yazıyorum. Küçük küçük notlar. Bazen tek satır, bazen sayfalarca. Dağınık zaman dilimlerinden dağınık cümleler. Bir gün hepsine birden isim koymak telaşı kaplamış içimi. Hani çocuk doğduktan sonra hemen ismini koymalı ya. Yaşasın, soluk alsın, evrende yeri olsun diye.”
Tiyatro sahneleri ve televizyon ekranlarından milyonlarca izleyiciye ulaşıp sevgisini kazanan Cem Davran, yayımlanan ilk kitabı Palyaço’nun Günlüğü ile sevenlerini nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor.
Palyaço’nun Günlüğü, oyunculuğa başlama serüveninden şimdilerde kapılarına kilit vurulan sahnelere, eski Beyoğlu sokaklarından Türkiye’nin yakın tarihine; kısacası Cem Davran’ın ilk gençliğinden bugüne tüm yaşam deneyimini anlatıyor.
Palyaço’nun Günlüğü, sıcacık üslubuyla okuyanların yüreğine dokunurken bin bir zorluk içinde kurulan sobalı evleri, eski kunduracıları, son oyun şakalarını, hoşgörü ve tahammül izleriyle bezeli eski mahallelerimizi hatırlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 1284
En / Boy : 13,7 / 21,5
Kağıt Cinsi : 3. Hamur
Basım Tarihi : 01.2022
₺123,90

Buğra Gülsoy, Birinci Kıyamet’in devamı olan, serinin son kitabı İkinci Kıyamet’te okurlarını sürükleyici bir yolculuğa daha çıkarıyor. Yaşanmış akıl almaz bir hikâyeden esinlenen roman, aşkın ve savaşın tanıklığında tüm zamanların içinde geçiyor. 

Birinci Kıyamet, Poe’nun “En korkunç canavarlar, ruhlarımızda gizlenenlerdir” cümlesiyle başlıyordu. İkinci Kıyamet ise yine Poe’nun “Bir taht inşa etmiş ölüm, uzak batıda yalnız bir şehirde”  cümlesiyle devam ediyor. 

Roman, boksör Sabri Mahir’in hiç bilinmeyen hikâyesinin detaylarını duygu yüklü bir dille anlatıyor. Türkiye’den gitmek zorunda kalan ve tüm dünyanın kıyısında aç, sefil dolaşan Sabri’nin tek hayali İstanbul’da bıraktığı Pera’sına, vatanına kavuşmaktır. Gittiği her ülkede yeni bir kıyametle tanışır, her kıyamet onu aşkına yaklaştıracak birer ipucudur. 

Tevfik Fikret’ten Sakallı Celal’e, Marlene Dietrich’den Bertolt Brecht’e, Osmanlı’dan Hitler Almanyası’na kadar tüm zamanların içinden geçen Sabri Mahir İkinci Kıyamet’te, akıl almaz serüvenine, “Güneşin Doğduğu Yer”e, Pera’sına seslenerek devam ediyor:

“Bu sana son mektubum… Geliyorum… 

Dönüyorum sana, yuvama, gerçeğime. İçi bizimle dolu bir gelecek olamaz artık biliyorum. Tek bildiğim son bir kez daha bakabilmek gözlerine, yüzüne bakabilecek cesareti kendimde bulabilirsem eğer…”

₺120,40

Bir Hikâye-i Sevda

 

Büyük romancımız Halid Ziya Uşaklıgil’in 

Bir Hikâye-i Sevda adlı kitabındaki öyküler 1894 ve 1921 tarihleri arasında kaleme alınmış ve ilk olarak 1922 yılında yayınlanmış, yeni harflerle ise 1985’te basılmıştır. Yazarın olgunluk dönemi eserlerinden sayılan Bir Hikâye-i Sevda’nın en bilinen öyküsü,  “Altın Nine”dir. 

“Güzel Artemisiya”, “Büyükbaba”, “Veznedar 

Muavini”, “Raife Molla”, “Yelpaze Altında”, “Tramvayda Gelirken”, “Ekmekçinin Beygiri”, “Çolak Mesut”, “Keklik İsmail”, “Ramiz Hoca”, “Altın Nine”, “Kırda Aşk”, yazarın yaşamından, İzmir ve İstanbul’da geçen çocukluk

anılarından esintiler taşır.

₺51,10

"Ben kalbimin ses tellerini aldıramam, aldıramıyorum,
aldırmak da istemiyorum. Ki o kalbin sesi çoğunlukla kısılsa da,
kırılsa da ve hatta çatlasa da...

O sesler çoğu zaman acı bir türkü olup akıyor kalbimden. Olsun!
Çünkü o acı türkünün peşi sıra kahkahalar atan, halaya duran seslerim de var benim. Neşeye bulanmış, ha bazen gözyaşı ile yıkanmış ama
gülerek söylenen şarkılarım var benim. Bizi daha da güzelleştiren şarkılarımız. Peki ya siz? Kalbinizin ses tellerinden çıkan
melodileri duyabiliyor musunuz?"
 
Özge Uzun yeni kitabı Kalbimin Ses Telleri ile size bir kadını anlatacak. Bu kadın evli de olsa, aşklı ya da aşksız, çocuklu veya çocuksuz, mutlu veya mutsuz da olsa herkesin içinde taşıdığı o hem çoklu hem saklı kimliğiyle, tüm duygularıyla bir bütün olarak var hayatta. Yapmaz, yapamaz, olmaz, olamazlar değil Özge'nin kalbinin ses tellerinden akanlar; olanlar ve yaşananlar sadece. Saklamadan, önyargı cehennemine taş atmaktan korkmadan.

Kalbinizin ses telleri titrese de okumaktan korkmayın.


"Özge Uzun, biz erkekler tarafından pek sevilmeyecek bir kitap yazmış. Sakin, duru, özenli ve eğlenceli bir dili var ama cümlelerinin gücü suratınıza attığı sağlı sollu tokatların izini yıllarca orada tutacak kadar etkili. Erkek olarak üzerinizde bir acizlik hissi bırakıyor ve üzüyor da elbette, hakikaten ne gerek var bu haltları yemeye diyorsun içten içe... Kalbinin ses telleri ile bize duyurmaya çalıştıklarına kulak vermemek elde değil. Seven kadınların sesi ile biraz keyif kaçıran ama sonuna kadar haklı bir soruyu biz erkeklere hınzırca ve usulca fısıldıyor: 'İnsan olun yahu, çok mu zor?' Bir kitap hayatımızı değiştirmeye yetmeyebilir, ama bir yerden başlamak için harika bir önerim var, bu kitabı erkeklere okutun."
- Can Yılmaz

Dağıtım Tarihi: 02.06.2017

Sayfa Sayısı :152

Ebat: 13.5x19.5

₺63,00

Dizi Doktoru Oya Doğan'ın, Boşan da Gel kitabından sonra kaleme aldığı Hadi Ben Kaçtım, kaçmak isteyip de kaçamayanlara, hayallerinin peşinden koşmak isteyen ama karşısına çıkan engelleri aşmayı göze alamayanlara ilham olacak bir hikâye.

"Beni gör, beni onayla, bana değer ver, beni sev!
Bu dört istek hayatımı mahvediyor.
Beni görmediğinde hırslanıyorum.
Beni onaylamadığında hırçınlaşıyorum.
Bana değer vermediğinde kimseler görmeden ağlıyorum.
Beni sev diye ayaklarına kapanıyorum ama aşağıya bakmak aklına bile gelmiyor.
Ben bu savaşı hep kaybediyorum.
Şimdi kararlıyım, hayatımı değiştireceğim...
Çünkü kaçmak, kalbine sahip çıkmaktır.
Kalbimi herkesten çok seviyorum.
Hadi ben kaçtım!"

Kaçış bazen en kolay yol gibi gözükür. Peki ya kaçma cesareti gösterebilmek? Lara için de kolay olmadı zaten herkesi ve her şeyi geride bırakmak. Özgürlüğe kaçıştı Lara'nınki. Kendini bulma yolculuğuna çıktığı ve karşısına çıkan fırsatlarla heyecanlanıp daha ötelere yol aldığı. Kendiyle ve hayatla hesaplaştığı yeni bir dünyaydı bu. Peki bu yolun sonunda onu neler bekliyordu?

Sayfa Sayısı:   237    

Ebat: 13,5x21,5

ISBN / Barkod:  9789751037671

Dağıtım Tarihi:  04.05.2017

 

₺107,10

"Nilgün, karakteri kısaca anlatılacak ve şahsiyeti kolayca belirtilecek kadınlar arasına sokulamaz. Kendisiyle haftalarca bir vapurda seyahat ettim; aylarca bir dam altında kaldım; tam iki sene hasretini çektim; aklım hep onunla meşguldü. Seviştik, nişanlandık, ayrıldık, tekrar karşılaştık. Bütün bu yakınlıklar ve uzaklıklar, ayrılıklar ve buluşmalar sonunda Nilgün bir muamma olmakta devam etti."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 1029
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺420,00

Toplumsal yönü ağır basan bu romanda, medresede yetişen ancak sonra öğretmen okulunu bitirerek Ege Bölgesindeki bir kasabada gerici ve çıkarcı birtakım güçlerle savaşan idealist bir gencin serüveni ele alınıyor. Atatürk Devrimi’nin o coşkulu havası içinde, çok güçlü sezgi ve gözlemlerle kaleme alınmış bu kitapta, toplumumuzun o günkü bütün büyük sorunları, yürekli bir biçimde tartışılıyor. Romanın en önemli kahramanı Şahin Hoca’nın kişiliğini oluşturan nitelikler mücadelesi ve uğradığı yenilgilerin öyküsü sayılabilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 263
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺161,00
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺136,50

"Cadıbostanı, yani şimdiki Caddebostanı... O tarihte, haftada bir kere İstanbul’dan kalkan, yandan çarklı, bir ufacık vapur, muayyen yerlere uğraya uğraya İzmit’e kadar gider. Fakat uğradığı yerlerde iskele, rıhtım yoktur; açıkta durur, vapura kayıklar yanaşır ve müşterilerle eşya uzak bir yolculukta olduğu gibi zorlukla, bağrışa haykırışa çıkarılır. Cadıbostanı bu duraklardan biridir ve hakikaten bir bostandan başka bir yer değildir. Etrafgöz alabildiğine yalnız bağ ve bağlar ortasında tek tük köşkler. Köşkler ya aşıboyalı, yahut kaplamaları siyahlaşmış, boyasızdır. Biricik yol, yine Bağdat Caddesi’dir; ama eski usul, iri iri kaldırım taşlarıyla döşenmiş. Bugünkü çeşmeler yine yerli yerinde: Ayrılık, Selami, Çatal ve Bostancı çeşmeleri ..." -Refik Halid Karay- Refik Halid Karay, Üç Nesil Üç Hayat’ta okuru Abdülaziz, II. Abdülhamit ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki İstanbul’a götürüyor; yemek sofralarından, ramazanlardan, kadın erkek ilişkilerine kadar pek çok sosyal unsuru gözlemleyerek gazeteci kalemiyle anlatırken, yakın tarihin gündelik olaylarını, kültürel dönüşümlerini renkli, mizahi ve son derece keyifli bir üslupla gözler önüne seriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺122,50

"Güzel tasvir etmek Refik Halid’in müktesep hakkıdır. Onu lisandaki kuvvet bakımından ancak Flaubert ile mukayese edebilirim. Hatta Flaubert’in ölçerek biçerek yazdığı cümleler onun âleminden daha merasimsiz çıkabiliyor. Sürgün Türk dilinin Madam Bovary’sidir." -Refi Cevat Ulunay- "Bilhassa Hilmi Efendi tipi Duhamel’in ölmez Salavin’i gibi edebiyat tarihinde unutulmaz bir hatıra olarak kalacaktır. İşte büyük sanat ve yaratıcılığın mucizesi... Türk dilinin bu eşsiz sanatkârına muhakkak ki en güzel üslubu borçluyuz." -Halid Fahri Ozansoy- "Sürgün üslup itibarıyla bir harikadır. Tahkiye, ruh ve karakter tahlilleri kudretli, insan ve memleket tasvirleri çok yüksektir. Eser baştan aşağı o devrin yıkılışını, dejenere tiplerini bütün açıklığıyla, yalnız karakter tahlilleri yapmak suretiyle bize göstermektedir." -Suat Derviş-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺122,50

'Yaprak Dökümü'nde Reşat Nuri Güntekin, bir memur ailesinin gelir darlığı ve ahlak düşkünlüğü içerisinde parçalanıp çöküşünü, ustalıklı bir dille anlatıyor. Toplumsal yönü ağır basan bir roman. Eski görenek ve ahlak anlayışına bağlı kalan bir küçük bürokratın, değişen sosyo-ekonomik koşulların berillediği yeni hayatını yadırgaması başarıyla sergileniyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺112,00

1899 yılında İkdâm gazetesinde tefrika edilen Mürebbiye, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ününü sağlayan ilk romandır. Tanzimat’la birlikte başlayan Batılılaşmanın toplumsal yaşam içerisindeki etkilerinin bir eleştirisi olan Mürebbiye’de yazar, karakterleri ve işlediği konu aracılığıyla “aşksız erkekler” sorununa eğilir.

Romanın ana kahramanı Anjel, mazisi son derece karanlık Parisli bir hayat kadını iken, İstanbul’a Dehri Efendi Yalısı’na bir matmazel olarak kabul edilir. Mürebbiye olarak çalışmaya başlayan Anjel’in sırasıyla evin tüm erkeklerini kendisine âşık etmesi ve sonrasında gelişen olaylar mizahi bir dille anlatılır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺49,00
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 254
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺10,50
Tükendi

 Yaşar Kemal’in önsözüyle: “Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir.”

Son Ada… Martılar, yasemin kokuları, çam ormanları, renk renk balıklar ve mutlu insanlarla dolu anakaraya uzak bir sığınak. En iyi korunan sır, yeryüzünün gizli cenneti. 

Bu son insani köşe, son sığınak nasıl kaybedildi? Geri kazanmak mümkün mü?

Ünlü edebiyatçı Zülfü Livaneli’nin en politik romanı olan Son Ada, ismini bilmediğimiz bir adada yine ismini bilmediğimiz insanların ve bir diktatörün ekseninde yaşananları anlatıyor. Livaneli, Türkiye’den ve dünyadan tüm okurların aşina olduğu “diktatörlük” gerçeğine alegorik bir anlatımla dikkat çekiyor.

Türk edebiyatının mihenk taşlarından Yaşar Kemal’in Önsöz’de yer alan sözleriyle: “Zülfü bu romanda inanılmaz ölçüler, olanaklar yaratmış. Her şey birbirine uyuyor. Edebiyatta görkemli bir söz vardır, büyük kapıdan girmek. Bu, büyük bir eserin yazarı demek. Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir.”

2009 Orhan Kemal Roman Armağanı’na layık görülen ve pek çok dile çevrilip dünya çapında okunan Son Ada, Gezi direnişçilerini selamlayan yenilenmiş finaliyle tekrar okur karşısına çıkıyor.

₺102,00
Tükendi

Aylin Uncu önemli haberlerle bütün dikkatleri üstüne çeken bir gazetecidir. Gazetecilik faaliyetleri Alman ve Türk Hükümeti’nin dikkatinden kaçmaz. Arap Baharı’nı takip etmek için gittiği Mısır’da istihbaratçıların peşinde olduğunu anlar. Türkiye’ye döndüğünde hayati tehlikesi artacaktır. Ona yardım etmek için ortaya çıkan kişiler ise yaşadığı hayatın aslında büyük bir kandırmacadan ibaret olduğunu fark etmesini sağlayacaktır. Aylin Uncu’nun hayatı, yakınları ve tüm temasları yıllardır bir “Böcek” tarafından anbean takip edilmektedir. Gerçekleri öğrenmek için çabalayan  Aylin Uncu, ülkeye ve kendisine dair çok önemli bilgiler edindikçe, yürümekte olduğu yolun tehlikeleriyle bir kez daha yüzleşecektir.  

 

Sinan Tuzcu ilk romanı Böcek ile mesleğine tutkuyla bağlı bir gazetecinin aşkını ve mücadelesini tüm gerilimiyle anlatıyor. Böcek istihbarat ağının labirentleriyle örülmüş bir yaşama ayna tutuyor, kendi aynasında insanın derinine doğru incelikli bir kurgu ile gerçeğin acımasız çıplaklığıyla okuyucuyu baş başa bırakıyor.  

 

Sinan Tuzcu’dan dünyaya hayretle bakmanın hiç bilinmeyen ama aynı zamanda çok tanıdık bir resmi… 

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

Hamur Tipi : 2. Hamur

Ebat : 13,5 x 19,5

İlk Baskı Yılı : 2017

Baskı Sayısı : 1. Basım

Sayfa Sayısı : 167

₺45,00
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺46,67
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 503
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺25,20
Tükendi

Yaşamının çalkantılarla dolu, fırtınalı bir döneminden geçmekte olan genç bir gazeteci, bir sabah ağır bir uykudan uyanıp kendine geldiğinde, son iki buçuk aya ilişkin hiçbir şey hatırlayamadığını dehşetle fark eder. Gözlerini 11 Mart sabahı açmış, belleğiyse 23 Aralık akşamında takılıp kalmıştır. Aradan geçen süre içinde neler olduğuna ilişkin elindeki tek ipucu, pantolon cebinde bulduğu küçük bir takvim yaprağının üzerine kendi el yazısıyla aceleyle karalanmış, kısa bir nottan ibarettir. Beklemediği bir anda kendini içinde bulduğu bu kâbustan kurtulmak ve belleğindeki derin karanlığa ışık tutabilmek için, ne zaman ve neyi düşünerek yazdığını hatırlamadığı o kısa notta yer alan isimlerin izini sürmekten başka seçeneği yoktur genç adamın. Bu zorlu yolculukta desteğine güveneceği tek insan da, aynı gazetede birlikte çalıştıkları, çocukluk arkadaşı olacaktır. Elde edilecek en küçük ipucunun bile büyük değer taşıdığı araştırma, onları önce ülkenin en büyük şirket gruplarından birinin yöneticilerine, ardından da, Çanakkale’deki bir enerji santrali inşaatı sırasında bulunup, özenle gözlerden saklanmış, binlerce yıl öncesine ait, tapınak benzeri, gizemli ve ürkütücü bir yapıya götürür... Bu roman, Seni Tılsımlar Korur’la başlayan uzun soluklu serüvenin ikinci adımını oluşturuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 536
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2007
₺21,78
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 430
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺32,20
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 520
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺22,68
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 527
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2007
₺21,00
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 464
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺22,26
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺125,30
Tükendi

Oktay Keçeci, ünlü bir holdingin hissedarlarından biridir. Aynı zamanda Türk musikisine merakından dolayı Cumhuriyet’in ilk yıllarında sahne alan veya plak dolduran kadın şarkıcılar üzerine bir inceleme ve araştırma kitabı hazırlamaya çalışmaktadır. Hayatı hakkında en fazla zorlandığı kişi, az tanınan ve musiki hayatı çabuk noktalanan Fikret Semiha Hanım’dır. Araştırmaları sırasında ona ait bir fotoğrafı ve ilk hocası Tamburi Hakkı Bey’i tesadüfen bulur. Elde ettiği bilgiler yaklaşık yarım asırdan fazla bir zaman önce ölen kadının hayatının üzerinde büyük bir giz perdesinin olduğu gerçeğini ortaya çıkarır. Oktay Keçeci, artık mazinin derinliklerinde kalmış birtakım esrarengiz olayları gün ışığına çıkarmak için çalışacaktır. Polisiye türünün büyük ustası Osman Aysu’dan, son satırına kadar heyecanla okuyacağınız bir roman daha!...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 391
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2002
₺58,80
Tükendi

Bu kitap yaşlı bir adamın, hayatının son demlerinde kendi geçmişiyle hesaplaşmasının hikayesidir. Çocukluğundan bu yana yaşadıklarını günlüğünde toplamakta, kaçınılmaz sonunun yaklaştığını öğrenince de tüm günah ve sevaplarını ölümünden sonra ailesinin öğrenmesini istemektedir. O satırlarda kimsenin bilmediği bir yığın itiraf yer almaktadır. Gurur, ihtiras, kin, nefret, aşk ve intikam duygularının iç içe geçtiği bir duygu yumağıdır 70 yıllık ömrü. Osman Aysu’nun alışık olduğunuz akıcı ifadesi ile kaleme aldığı sürükleyici ve nefes nefese okuyacağınız son eseri...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2004
₺118,30
Tükendi
Veliefendi Hipodromu'nda kazanma olasılığı olan tüm gözde atlar birbiri ardına koşuları kaybediyordu... Üniversiteli gencin e-postasına gelen mesajları kim, ne için yollamıştı? Şifreli listelerdeki sırrın peşinden koşarken kendini doludizgin bir maceranın kollarında bulan genç adama, atların ruhunu okuyan, yılların tahmincisi Nevzat Baba yardım edecekti. Edebiyatsever genç bir kız, at tutkunu yaşlı bir adam, dersi için "macera romanı" yazması gereken bir genç... Ve atların yelesinde doğan bir aşk... "Atların Yelesinde" bu konuda yazılmış ilk yerli roman. At yarışlarının heyecanlı dünyasını ve atların inanılmaz hikayelerini merak edenler için...


Sayfa Sayısı : 422
Basım Tarihi : Yok 2002
Kapak Türü : Ciltsiz
Kağıt Türü : 2. Hamur
Dili : Türkçe
₺52,08
Tükendi



Sayfa Sayısı : 327
Basım Tarihi : Yok 2007
Kapak Türü : Ciltsiz
Kağıt Türü : 3. Hamur
Dili : Türkçe
₺17,11
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 302
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺16,80
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺15,96
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺14,78
Tükendi

Çetin Altan’ın her romanı bir olaydır. Viski bu olayların belki de en önemlisidir. Çünkü yazar bu eserinde ilerici bir Türk aydınının sorunlarını ve çevresini acımasız bir gözlemcilikle gün ışığına çıkartmakta; anlayışsızlığın ve kabalığın kol gezdiği bir ortamda, en ufak bir uyanıklığın ne tür kuşku ve tehditlere boğulmak istendiğini bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Viski, acı gerçekçiliği kadar, ince duyarlığı, olayları ve insanları sergileyişi, yeni ve alışılmamış değerlendirmeleri gerçekleştirişiyle de önem kazanmakta. Çetin Altan’ın öteki romanları arasında olduğu kadar genellikle Türk romanında da kendisine özel bir yer ayırmaktadır. "Çetin Altan’ın Fransa’da çıkan üçüncü romanı... Viski’de "hayır dediği için her gün linç edilen bir insanın çok değişik öyküsüyle, baskılı bir toplumun derinlikleri anlatılıyor. Altan’ın çarpıcı bir yapıtı..." -Baure Marie Lapouge (La Quinzaine Litteraire) "Acıyla mizahı karşı karşıya getirme ustalığına sahip bir yazarın romanı..." -Guy Le Clec’h (Le Figaro) "Burada da okunması gereken değişik boyutlarda bir kalem..." -Françoise Wagener (Le Monde)- "Viski güzel ve cesur bir roman.." -L’Unite-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .1998
₺21,84
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺14,00
Tükendi
İlk defa 1900-1901 yılları arasında Servet-i Fünûn dergisinde tefrika edilen Eylül'ün kitap halinde ilk baskısı 1901 yılında yapılmıştır. Rauf'un en önemli eseri olan Eylül, zamanının ilk psikolojik romanı olarak kabul edilir. Romanda, Suad, Süreyya ve Necib üçlüsü arasındaki aşk-sadakat-evlilik üçgeninde, bu insanların ruhsal çözümlemesi yapılmıştır. Evli bir kadınla, kocasının yakın arkadaşı olan bir adam arasında yaşanan yasak aşk ve bunlardan habersiz kocanın ruhsal durumları, kadının ve erkeğin toplumsal rolleri, dönemi itibariyle cesur bir dille anlatılmaktadır. (Arka Kapak)
Sayfa Sayısı : 365
Basım Tarihi : Mayıs 2003
Kapak Türü : Ciltsiz
Kağıt Türü : 3. Hamur
Dili : Türkçe
₺12,20
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺20,16
Tükendi

Sayfa Sayısı : 279
Basım Tarihi : 1981
Kapak Türü : Ciltsiz
Kağıt Türü : 3. Hamur
Dili : Türkçe
₺12,20
Tükendi

Sayfa Sayısı : 192
Basım Tarihi : Ekim 2009
Kapak Türü : Ciltsiz
Kağıt Türü : 3. Hamur
Dili : Türkçe
₺12,20 KDV Dahil
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺13,44
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 237
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺12,60
Tükendi
Neşe Cehiz’in öykülerinde çekingen, utangaç, cinsellik söz konusu olunca yüzü al al olan kızlar var. Yani bakireliği süslü püslü bir şapka gibi başının tepesinde taşıyanlar. Bir de cinsel freni tutamayanlar, kışkırtıcı güdülerini özgür bırakanlar. Yani ötekiler. Doksanlı yılların başından bu yana farklı türlerde, sessizce ama arı gibi üreten Neşe Cehiz’in iyice ustalaştığının somut örneği olan bu üçüncü öykü kitabı, yaşamın ta içinden gelen hikâyeler toplamı. "Gözlerimi açtım. Yerde sırt üstü yatıyordum. Başım sağa dönüktü. Elli santim ötemde kalın siyah kazağım duruyordu. Pazardan aldığım erotik iç çamaşırlarım şurada burada saçılıydı. Etim kaynıyor gibiydi. Elim bacaklarımın arasındaydı. Her şey ağır çekimle sürdü. Sızan kıvamlı sıvıyı elimle yokladım. Kanayıncaya kadar acısın istediğim bedenim kanıyordu. Acının rengi, pazardan aldığım çamaşırlar kadar kırmızıydı. Gösterinin izleyicisi değildim. Gösterinin ta kendisiydim. Artık bakire değildim." "Melike gene acayip şeyler hissetmeye başlamıştı. Beklediğine değmişti. Kendisine yapışan organdan ayrılmak istemiyordu. Kimse onu fark etmezken, hiç değilse bir organ onun farkındaydı. Sertleşen şu zımbırtı, Melike’nin eksiklik duygusunun üzerine, kontraplak üstüne cila yapılmış gibisinden bir parçacık gurur ekliyordu."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 199
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2003
₺12,60
Tükendi
Kör Oldum Veysel Oldum, kendisi de Şarkışlalı, Veysel’le hemşeri olan Erdoğan Alkan’ın, "Âşık’la otuz yıla yakın dostluğunun ve çevresine değgin birikimlerin ürünüdür. Dünya şiirininin temeltaşı büyük ozanları dilimize aktaran, öte yandan, salt kendine özgü, izlenimci ve simgeci bir şiiri sürdüren Alkan, kökeniyle bağlantısını kesmedi. Sivas’ın kıraç bozkır toprağı ozan yönünden bereketlidir. Yazarımız da, elinde saz, dilinde söz, bu geleneğin içinde buldu kendini. Âşık Veysel’le uzun dostluğunda ve bu romanı yazmasında bu geleneğin payı büyüktür. Şiirinde izlenimci ve simgeci Erdoğan Alkan, Türk romanında "İzlenimciliğin" ve "Sembolizmin" örneğini veriyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺12,18
Tükendi
"Elinizdeki bu yapıt, baş döndürücü bir hızla değişen sosyal yaşantımız, gelenek ve göreneklerimiz açısından, 1850'lerden 1900 ve 1940'lara kadarki gelişmeleri belirtmek üzere kaleme alınmıştır. Siz de 1990'ları not alarak 150 yıllık bir panoramayı belgeleyebilirsiniz. Bu kitabın, bu söylentilere dayanarak özlediği, bazılarınınsa atılımların kaynağı saydığı, son İmparatorluk ve Cumhuriyet ile günümüzü daha iyi kavramaya yardım edeceğini sanıyoruz." (Arka Kapak)
Sayfa Sayısı : 190
Basım Tarihi : 1997
Kapak Türü : Ciltsiz
Kağıt Türü : 3. Hamur
Dili : Türkçe
₺8,61
Tükendi

Sayfa Sayısı : 175
Basım Tarihi : 1992
Kapak Türü : Ciltsiz
Kağıt Türü : 3. Hamur
Dili : Türkçe
₺8,61
Tükendi
Öner Yağcı "Kaptan"da, efsaneleşen bir insanın yarım yüzyıllık yaşam serüvenini gözler önüne seriyor.Romanda hayatını anlamlı kılmak için mücadele veren bir bireyin Demokrat Parti iktidarından 27 Mayıs'a, 12 Mart'tan 12 Eylül'e ve bir çağın bittiği yıllara kadarki serüvenini okurken, aynı zamanda yurdumuzdaki aydınlanma ve insan olma savaşımının son yarım yüzyıllık tarihini de yeniden yaşıyorsunuz.Kaptan, bireysel ve toplumsal hesaplaşmanın romanı...(Arka Kapak'tan)


Sayfa Sayısı : 236
Basım Tarihi : Yok 0
Kapak Türü : Ciltsiz
Kağıt Türü : 3. Hamur
Dili : Türkçe
₺9,66
1 2 3 ... 5 >

Yerli Roman - Öykü

Yerli Roman - Öykü  kategorisinin en önemli örneklerini sizler için bir araya getirdik. Ödüllü kitaplarında yer aldığı bu listeden istediğiniz yazarın istediğiniz kitabına hızlıca erişebilirsiniz.Kapıda ödeme imkanı ve kredi kartına vade farksız 6 taksit imkanı ile hızlıca kitap siparişi verebilirsiniz. %50'ye varan indirimlerle ucuz kitap siparişi vermek için en doğru adres olmaya devam ediyoruz.

cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı