Bu kez emekleri ve hakları asla ödenemeyecek olan annelerimize… Ve bu kez… Annelerinden biricik kızlarına… Yine maddi imkânsızlıklar nedeniyle okuyamayan çocuklarımızın eğitimi için yola çıktık. Ünlü isimler annelerine ve kız evlatlarına mektup yazdılar. Hepimizi büyük üzüntüye boğan 6 Şubat depremi ve sonrası… Şimdi oradaki okullara ve öğrencilerimize ulaşmak istiyoruz. Aldığınız her kitap çocuklarımızın eğitimine destek olacak. Bade İşçil

Derya ve Zeynep Beşerler

Evrim Alasya

İdil Fırat

MelisSezen

MeryemUzerli

Murat Boz

Neslişah Alkoçlar Düzyatan

Özge Gürel

Özge Özder

Reyhan İpekel

Seda Bakan

Selen Keçeli

Serkan Altunorak

Tûba Büyüküstün

Zuhal Olcay

 

₺63,00
Bin dokuz yüz yirmi yedi. Ekim. Gece. Yağmur ve rüzgâr. Yüksek ağaçlarla kaplı bir arazi, çevrede belli aralıklarla Muhafız Alayı nöbetçilerinin kulübeleri. Bir gözetleme noktasının ıslak sac kaplamaları donuk donuk parlıyor. Tek tük ışıklar vuruyor. Kalın perdelerine rağmen köşkün sadece bir odasından bahçeye belli belirsiz bir ışık sızıyor. Falih Rıfkı’yı (Atay) köşkün ana giriş kapısında Başyaver Salih (Bozok) karşıladı. Şemsiyesini kapatan Falih Rıfkı saatine baktı: 02.00’ydi. “Hayrola Salih, bu saatte çağrılmamın sebebi nedir?” “Hiçbir malumat verilmedi. Sadece teşrifiniz talep edildi.” Mustafa Kemal Paşa, Falih Rıfkı’dan sessiz ve gizli kalması kaydıyla Musul-Kerkük hakkında bir dosya hazırlamasını istedi. Falih Rıfkı zeki adamdı. Bu istek ve masanın üzerine boydan boya serilmiş haritadan meselenin nereye doğru gittiğini hemen kavradı. Köşkten ayrılırken Çankaya sabahı ağarmak üzereydi. Epey zamandır kesilmiş olan yağmur yeniden başladı. Falih Rıfkı bu kez şemsiyesini açmadı! Islanmaya, sırılsıklam olmaya ihtiyacı vardı… Kafasının içinde ise Paşa’nın şu sözü dönüp dolaşıyordu: ‘’Tarih bizi çağırıyor!’’
₺105,00

Bazen olmasını çok isteriz... Bunun için dua eder, gözyaşı döker, hayatımızın tek amacı buymuş gibi yaşarız. Ama kader, kendimiz için en iyisi olduğunu düşündüğümüz ihtimali çok uzağımıza atarken, bambaşka sınavlarla buluşturur bizi. Leyla da tüm kalbiyle sevdiği adama kavuşacağı günleri beklerken bir gecede hem aşkını ve hayallerini hem de onu büyüten biriciğini kaybeder. Hangi acısına üzüleceğini şaşırmış, perişan halde düştüğü yollarda, bir daha mutlu olamayacağına inansa da hayatın ona bambaşka sürprizleri vardır. Aslında en çok istediğimiz şeyin bizim için en hayırlısı olmayabileceğini, eğer hayata ve kader planına güvenirsek hak ettiğimiz mutluluğa kavuşmanın çok daha kolay olacağını keşfeder Leyla. Yeter ki kendimizi akışa güvenle bırakalım ve inanmaktan asla vazgeçmeyelim. Çünkü yaşayan bilir ki tam da umudu kestiğimiz o karanlık günün ardındadır güneşin en aydınlık hali... Kendi ruhsal şifasını bulduktan sonra başka kırık kalpleri iyileştirme mücadelesine giren genç bir kadının aşk, dostluk, vefa ve iyilik dolu öyküsünde siz de kendinizden bir şeyler bulacaksınız.

Özgür Aras

İletişim danışmanı Özgür Aras, müzik, televizyon ve sanat camiasında pek çok ünlüyle birlikte çeşitli projeler yürüttü. İstanbul gece hayatına yepyeni mekânlar kazandırdı. Ses getiren sosyal sorumluluk kampanyalarına imza attı. Meslekte 30 yılı deviren Aras, bu süreçte sayısız ödüle layık görüldü. Yazarın bugüne dek yayınlanan kitapları arasında Özgürce, Beynimden Herkes Geçti, İnsan Yaşarken Anlamaz, Sevilmek Hasretiyle Perişanım, Güzel Günler Zorlu Yollardan Geçer, Bizim Ünlülerin Halleri, Gitmek Gerek Bazen, Kapıda Aşk Var, Senin Adın Bir Marka, Mutlu Aşk da Var, Henüz Tanışmadık, Bazı Aşklar Yenik Başlar yer alır.

 

Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

Editör: Ezgi Hotalak

Kapak Tasarım: Beyzanur Karabulut Koç

Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut Koç

Sayfa Sayısı: 216

Ebat: 13,7x21,5

₺117,60

 

 

 

 

"Bir gün karşılaşacaksın. Geçen onca yıl, aslında neyi beklediğini, yüreğin çaresizce sızladığında anlayacaksın. Beklediğinin ‘O’ olduğunu anlamayacaksın önce. Yüzyıllardır tanıyormuşsun hissi doğacak yüreğinde. Hep seninleymiş̧ ama yokmuş̧ gibi. Gözlerine baktığında, kendini asırlardır orada yaşıyormuş̧ gibi hissedeceksin. O gelmeden önce hayatın yolunda seyretse de onca yıl ‘hiç̧’ olduğunu anlayacaksın. Asıl aradığının ‘kendin’ olduğunu onun gelişiyle anlayacaksın.”

İnsan, sonsuz birliğin koynundan bir kıvılcım olarak kopar ve dünyaya gelir. O birliğin gizi, kalbindeki kara bir lekede gizlenir. Yaşam, bir gün o saf birliğe dönene kadar bilinmezlikle seyreder. Tekâmül denilen bu birliğe dönüş için tevafuk-i vesileler gereklidir. 

Buda’nın doğduğu topraklara merak salan Süveyda, olduğu topraklarda o gize ulaşır. O saf birliğe döner. Konya’da aşkını o bedene yerleştirir. Beşerî aşk, ilahi aşkın dünyaca tecelli ettiği halidir. Önce can olur, sonra gam, sonra da kocaman bir hiç.  

Katmandu’ya uzanan yoldan Agra’ya ulaşan, Konya sokaklarında sonsuzluğa eren bir aşk hikâyesi... Evrenin gönderdiği mesaj misali yeniden ve yeniden karşısına çıkan, ama hayal ama gerçek bir “aşk”. Önce can olan, sonra gam, sonra da kocaman bir hiç.

 

 

₺113,40

Ne zaman verdim bu ismi hatırlamıyorum. Palyaço’nun Günlüğü. Tahminen kırk beş yıldır yazıyorum. Küçük küçük notlar. Bazen tek satır, bazen sayfalarca. Dağınık zaman dilimlerinden dağınık cümleler. Bir gün hepsine birden isim koymak telaşı kaplamış içimi. Hani çocuk doğduktan sonra hemen ismini koymalı ya. Yaşasın, soluk alsın, evrende yeri olsun diye.”
Tiyatro sahneleri ve televizyon ekranlarından milyonlarca izleyiciye ulaşıp sevgisini kazanan Cem Davran, yayımlanan ilk kitabı Palyaço’nun Günlüğü ile sevenlerini nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor.
Palyaço’nun Günlüğü, oyunculuğa başlama serüveninden şimdilerde kapılarına kilit vurulan sahnelere, eski Beyoğlu sokaklarından Türkiye’nin yakın tarihine; kısacası Cem Davran’ın ilk gençliğinden bugüne tüm yaşam deneyimini anlatıyor.
Palyaço’nun Günlüğü, sıcacık üslubuyla okuyanların yüreğine dokunurken bin bir zorluk içinde kurulan sobalı evleri, eski kunduracıları, son oyun şakalarını, hoşgörü ve tahammül izleriyle bezeli eski mahallelerimizi hatırlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 1284
En / Boy : 13,7 / 21,5
Kağıt Cinsi : 3. Hamur
Basım Tarihi : 01.2022
₺114,25

 Yaşar Kemal’in önsözüyle: “Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir.”

Son Ada… Martılar, yasemin kokuları, çam ormanları, renk renk balıklar ve mutlu insanlarla dolu anakaraya uzak bir sığınak. En iyi korunan sır, yeryüzünün gizli cenneti. 

Bu son insani köşe, son sığınak nasıl kaybedildi? Geri kazanmak mümkün mü?

Ünlü edebiyatçı Zülfü Livaneli’nin en politik romanı olan Son Ada, ismini bilmediğimiz bir adada yine ismini bilmediğimiz insanların ve bir diktatörün ekseninde yaşananları anlatıyor. Livaneli, Türkiye’den ve dünyadan tüm okurların aşina olduğu “diktatörlük” gerçeğine alegorik bir anlatımla dikkat çekiyor.

Türk edebiyatının mihenk taşlarından Yaşar Kemal’in Önsöz’de yer alan sözleriyle: “Zülfü bu romanda inanılmaz ölçüler, olanaklar yaratmış. Her şey birbirine uyuyor. Edebiyatta görkemli bir söz vardır, büyük kapıdan girmek. Bu, büyük bir eserin yazarı demek. Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir.”

2009 Orhan Kemal Roman Armağanı’na layık görülen ve pek çok dile çevrilip dünya çapında okunan Son Ada, Gezi direnişçilerini selamlayan yenilenmiş finaliyle tekrar okur karşısına çıkıyor.

₺84,00

Buğra Gülsoy, Birinci Kıyamet’in devamı olan, serinin son kitabı İkinci Kıyamet’te okurlarını sürükleyici bir yolculuğa daha çıkarıyor. Yaşanmış akıl almaz bir hikâyeden esinlenen roman, aşkın ve savaşın tanıklığında tüm zamanların içinde geçiyor. 

Birinci Kıyamet, Poe’nun “En korkunç canavarlar, ruhlarımızda gizlenenlerdir” cümlesiyle başlıyordu. İkinci Kıyamet ise yine Poe’nun “Bir taht inşa etmiş ölüm, uzak batıda yalnız bir şehirde”  cümlesiyle devam ediyor. 

Roman, boksör Sabri Mahir’in hiç bilinmeyen hikâyesinin detaylarını duygu yüklü bir dille anlatıyor. Türkiye’den gitmek zorunda kalan ve tüm dünyanın kıyısında aç, sefil dolaşan Sabri’nin tek hayali İstanbul’da bıraktığı Pera’sına, vatanına kavuşmaktır. Gittiği her ülkede yeni bir kıyametle tanışır, her kıyamet onu aşkına yaklaştıracak birer ipucudur. 

Tevfik Fikret’ten Sakallı Celal’e, Marlene Dietrich’den Bertolt Brecht’e, Osmanlı’dan Hitler Almanyası’na kadar tüm zamanların içinden geçen Sabri Mahir İkinci Kıyamet’te, akıl almaz serüvenine, “Güneşin Doğduğu Yer”e, Pera’sına seslenerek devam ediyor:

“Bu sana son mektubum… Geliyorum… 

Dönüyorum sana, yuvama, gerçeğime. İçi bizimle dolu bir gelecek olamaz artık biliyorum. Tek bildiğim son bir kez daha bakabilmek gözlerine, yüzüne bakabilecek cesareti kendimde bulabilirsem eğer…”

₺115,92

Bir Hikâye-i Sevda

 

Büyük romancımız Halid Ziya Uşaklıgil’in 

Bir Hikâye-i Sevda adlı kitabındaki öyküler 1894 ve 1921 tarihleri arasında kaleme alınmış ve ilk olarak 1922 yılında yayınlanmış, yeni harflerle ise 1985’te basılmıştır. Yazarın olgunluk dönemi eserlerinden sayılan Bir Hikâye-i Sevda’nın en bilinen öyküsü,  “Altın Nine”dir. 

“Güzel Artemisiya”, “Büyükbaba”, “Veznedar 

Muavini”, “Raife Molla”, “Yelpaze Altında”, “Tramvayda Gelirken”, “Ekmekçinin Beygiri”, “Çolak Mesut”, “Keklik İsmail”, “Ramiz Hoca”, “Altın Nine”, “Kırda Aşk”, yazarın yaşamından, İzmir ve İstanbul’da geçen çocukluk

anılarından esintiler taşır.

₺47,04

Aylin Uncu önemli haberlerle bütün dikkatleri üstüne çeken bir gazetecidir. Gazetecilik faaliyetleri Alman ve Türk Hükümeti’nin dikkatinden kaçmaz. Arap Baharı’nı takip etmek için gittiği Mısır’da istihbaratçıların peşinde olduğunu anlar. Türkiye’ye döndüğünde hayati tehlikesi artacaktır. Ona yardım etmek için ortaya çıkan kişiler ise yaşadığı hayatın aslında büyük bir kandırmacadan ibaret olduğunu fark etmesini sağlayacaktır. Aylin Uncu’nun hayatı, yakınları ve tüm temasları yıllardır bir “Böcek” tarafından anbean takip edilmektedir. Gerçekleri öğrenmek için çabalayan  Aylin Uncu, ülkeye ve kendisine dair çok önemli bilgiler edindikçe, yürümekte olduğu yolun tehlikeleriyle bir kez daha yüzleşecektir.  

 

Sinan Tuzcu ilk romanı Böcek ile mesleğine tutkuyla bağlı bir gazetecinin aşkını ve mücadelesini tüm gerilimiyle anlatıyor. Böcek istihbarat ağının labirentleriyle örülmüş bir yaşama ayna tutuyor, kendi aynasında insanın derinine doğru incelikli bir kurgu ile gerçeğin acımasız çıplaklığıyla okuyucuyu baş başa bırakıyor.  

 

Sinan Tuzcu’dan dünyaya hayretle bakmanın hiç bilinmeyen ama aynı zamanda çok tanıdık bir resmi… 

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

Hamur Tipi : 2. Hamur

Ebat : 13,5 x 19,5

İlk Baskı Yılı : 2017

Baskı Sayısı : 1. Basım

Sayfa Sayısı : 167

₺45,00

"Ben kalbimin ses tellerini aldıramam, aldıramıyorum,
aldırmak da istemiyorum. Ki o kalbin sesi çoğunlukla kısılsa da,
kırılsa da ve hatta çatlasa da...

O sesler çoğu zaman acı bir türkü olup akıyor kalbimden. Olsun!
Çünkü o acı türkünün peşi sıra kahkahalar atan, halaya duran seslerim de var benim. Neşeye bulanmış, ha bazen gözyaşı ile yıkanmış ama
gülerek söylenen şarkılarım var benim. Bizi daha da güzelleştiren şarkılarımız. Peki ya siz? Kalbinizin ses tellerinden çıkan
melodileri duyabiliyor musunuz?"
 
Özge Uzun yeni kitabı Kalbimin Ses Telleri ile size bir kadını anlatacak. Bu kadın evli de olsa, aşklı ya da aşksız, çocuklu veya çocuksuz, mutlu veya mutsuz da olsa herkesin içinde taşıdığı o hem çoklu hem saklı kimliğiyle, tüm duygularıyla bir bütün olarak var hayatta. Yapmaz, yapamaz, olmaz, olamazlar değil Özge'nin kalbinin ses tellerinden akanlar; olanlar ve yaşananlar sadece. Saklamadan, önyargı cehennemine taş atmaktan korkmadan.

Kalbinizin ses telleri titrese de okumaktan korkmayın.


"Özge Uzun, biz erkekler tarafından pek sevilmeyecek bir kitap yazmış. Sakin, duru, özenli ve eğlenceli bir dili var ama cümlelerinin gücü suratınıza attığı sağlı sollu tokatların izini yıllarca orada tutacak kadar etkili. Erkek olarak üzerinizde bir acizlik hissi bırakıyor ve üzüyor da elbette, hakikaten ne gerek var bu haltları yemeye diyorsun içten içe... Kalbinin ses telleri ile bize duyurmaya çalıştıklarına kulak vermemek elde değil. Seven kadınların sesi ile biraz keyif kaçıran ama sonuna kadar haklı bir soruyu biz erkeklere hınzırca ve usulca fısıldıyor: 'İnsan olun yahu, çok mu zor?' Bir kitap hayatımızı değiştirmeye yetmeyebilir, ama bir yerden başlamak için harika bir önerim var, bu kitabı erkeklere okutun."
- Can Yılmaz

Dağıtım Tarihi: 02.06.2017

Sayfa Sayısı :152

Ebat: 13.5x19.5

₺63,00

Dizi Doktoru Oya Doğan'ın, Boşan da Gel kitabından sonra kaleme aldığı Hadi Ben Kaçtım, kaçmak isteyip de kaçamayanlara, hayallerinin peşinden koşmak isteyen ama karşısına çıkan engelleri aşmayı göze alamayanlara ilham olacak bir hikâye.

"Beni gör, beni onayla, bana değer ver, beni sev!
Bu dört istek hayatımı mahvediyor.
Beni görmediğinde hırslanıyorum.
Beni onaylamadığında hırçınlaşıyorum.
Bana değer vermediğinde kimseler görmeden ağlıyorum.
Beni sev diye ayaklarına kapanıyorum ama aşağıya bakmak aklına bile gelmiyor.
Ben bu savaşı hep kaybediyorum.
Şimdi kararlıyım, hayatımı değiştireceğim...
Çünkü kaçmak, kalbine sahip çıkmaktır.
Kalbimi herkesten çok seviyorum.
Hadi ben kaçtım!"

Kaçış bazen en kolay yol gibi gözükür. Peki ya kaçma cesareti gösterebilmek? Lara için de kolay olmadı zaten herkesi ve her şeyi geride bırakmak. Özgürlüğe kaçıştı Lara'nınki. Kendini bulma yolculuğuna çıktığı ve karşısına çıkan fırsatlarla heyecanlanıp daha ötelere yol aldığı. Kendiyle ve hayatla hesaplaştığı yeni bir dünyaydı bu. Peki bu yolun sonunda onu neler bekliyordu?

Sayfa Sayısı:   237    

Ebat: 13,5x21,5

ISBN / Barkod:  9789751037671

Dağıtım Tarihi:  04.05.2017

 

₺105,00
Bu kitap; kendi yaşam ve geleceğini hiçe sayarak, bütün ömrünü çocuklarının geleceğine adamış bulunan bir memur babanın romanıdır...
Eser tamamen bir hayal mahsulü olup; ne kimsenin yaşantısıyla ilgili, ne de gerçektir.
Bu açıdan, bu romanı; birinin yaşantısının bir özeti, bir parçası, bir benzeri, ya da ona paralel bir hikâye olarak kabul etmek yanlış olur...
Sayfa Sayısı : 203
Basım Tarihi : Nisan 2014
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺41,00

 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 581
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2011
₺82,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2012
₺168,50
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺21,00
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 158
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2012
₺6,08
Tükendi

Ey Gönül Dostu!
Bilgi ve düşüncelerimi sizinle paylaşmak isterim. Yüce Allah, biz akıl ve aklın fonsksiyonlarını verdi. Düşünmeyi, algılamayı, kıyası v hafızayı beynimize yerleştirdi. Yazıyı Yazdırttı.Okumayı öğretti ve yücevarlık olarak bizi yarattı...


Sayfa Sayısı : 167
Basım Tarihi : Ocak 2014
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri :
₺5,60 KDV Dahil
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 91
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2012
₺2,25
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 139
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2009
₺3,75
Tükendi

 






Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 222
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺48,00
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 614
En / Boy : 17 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2010
₺50,00
Tükendi

Elinizdeki bu çalışma üç ayrı bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm Gandhi ve Hindistan Ulusal Hareketi'ne ayrılmış, ikinci bölümde Martin Luther King ve Amerikan Siyah Hareketi incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Doğrudan Eylem adı verilen siyasal mücadele biçiminin genel karakteri üzerinde durularak, bu hareketin felsefesi hakkında bazı ipuçları ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Bu çalışma sivil itaatsizlik, sivil direniş ve doğrudan eylem adlarıyla tanınabilecek bir örgütlenme ve direniş geleneğinin, Hindistan ve Kuzey Amerika'da yarattığı pratiklerle ve bu pratiklerin üzerinde şekillendiği felsefeyi Gandhi ve King özgüllüğünde incelemeyi amaç edinmiştir. Çalışma sırasında doğrudan eylem hattı örgütlenirken verilen mücadele, bu örgütlerin karakteri, kitleselleşmesinin hangi koşullarda sağlandığı, bu hareketin olası zaafları araştırılmış, bu araştırmalar sırasında, hem Amerika'da hem de Hindistan'da mücadelenin yerel halkın, binlerce yıllık bir gelenekle oluşturduğu yaşam tarzı ile olan dolaysız ilişkileri ortaya konulmaya çabalanmıştır.

Çalışmanın son bölümünde modern toplum, ay-dınlanma düşüncesi, etik, bireysel sorumluluk gibi te-mel bazı konulara değinilmiş, doğrudan eylem felsefesinin bu tip tartışmaların zenginleştirilmesi açısından ne tür anlamlar taşıdığı üzerinde durulmuştur. Özellikle Zygmunt Bauman'ın Modernite ve Holocaust adlı eserindeki temel düşüncelerin ışığında, modern toplumda ahlakın gittikçe daha teknik bir sorun gibi algılanmasının yarattığı tahribatın boyutları ele alınmış, modern toplumun yapısını belirleyen işbölümü, hiyerarşi, aydınlanmadan bugüne dek süren süregelen akılcılık söylemi, ilerlemecilik anlayışı, işlevselliğin yüceltilmesi ve benzeri argümanların günümüzdeki anlamları yeni baştan sorgulanmaya ve buna bağlı olarak da, doğrudan eylem anlayışının; modern toplumun yarattığı sorunlara yönelik öne sürdüğü çözümler tartışılmaya çalışılmıştır.


Sayfa Sayısı : 327
Basım Tarihi : Haziran 2006
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺72,98
Tükendi
Dedikodu için en az iki kişi gerekir, ve de bolca malzeme... Derin ve Pera, birbirini tanımayan iki kadın, ortak bir arkadaşlarının düğününde "bekârlar masası"na düşerler, bu talihsizliklerini sohbetle bastırmaya çalışırken, koyu bir muhabbet başlar. Derin ve Pera’nın birbirlerine anlattıklarını, sırlarını, güldüklerini, ağladıklarını dinlerken masadaki üçüncü kişi olarak sizin de sohbete dâhil olmamanız mümkün değil. Her türlü dedikodunun döndüğü bu masaya davetlisiniz, bakalım Derin ve Pera neler anlatacak? Neler yaşayacaklar? French Oje hiç sektirmeden, yıllarca okuyucularına "Kızlar prenses, erkekler ölsün!" deyip durdu. T. B., yıllarca nişanlısından kendisine "O beni prenses-peri sannıyooo!..." şarkısını gönderdi durdu. Liseden beri hiç ayrılmayan muhteşem ikili French Oje ve T. B., "Bulaşmadığımız bir aktivite kaldı mı?" diye düşünürken kendilerini kitabın başında buldular. Birbirinden Resul Balay ve George Michael, Küçük Ceylan ve Chris Martin, Cindy Crawford ve Kaddafi kadar farklı olan kızlar, erkek dedikodusu konusunda kendilerini bile şaşırtacak kadar uyumlu çıktılar. Bütün kızların kendi aralarında dönen erkek dedikoduları bir kurgunun içinden gizli gizli erkeklere gülümsemeye başladı. Twitter’da da @french_oje ve @tugce_tb nickleriyle tanınan ikili, kendilerini yılların blogger’ı olarak tanımlarken; onları tanıyanlar, 10 yıllık ilişkisiyle alıp başını giden nişanlı T. B.yi ayakta alkışlayıp, 10 yıllık bekârlığıyla kırıp dizini oturan nişansız French Oje’yi de oturarak teselli ediyorlar. Ve bu ikisi her ortama çok iyi geliyorlar!
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 325
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2013
₺59,50
Tükendi

Henüz tanışmıştık "Sana hayatımı anlatsam romanımı yazarsın."  demişti. Yazar olduğumu bilmiyordu. Öylesine söylemişti o sözü "İstersen yazarım romanını" dediğimde, "Hadi canım , ciddi olamazsın! Gerçekten mi?" demişti. Önce inanmamıştı söylediklerime ilginç bir hikayesi olduğunu da önce bir arkadaşımdan duymuştum. Doğrusu hikayesini merak etmiştim. "Hadi anlat bana hikayeni"  dedim ve işte bu kitabı oluşturduk. Önce çekindi kendini anlatmaya  sonrada paylaşmak istedi hikayesini. Çok heyecanlıydı O anlattı ben dinledim. Ben yazdım o dinledi. Tam bir buçuk yıl sürdü çalışmamız. Sonunda "Çıkmazdaki Kadın"ı sizlere anlatmaya çalıştık. Tamamen özüne bağlı kalarak çarpıtmadan,abartmadan olduğu gibi..

Bir kadının gerçek yaşam öyküsü..

Hayat kimisine göre tozpembe kimisine görede siyahtan ibarettir. Kimi yaşamak için hiçbirşey yapmayıp sadece nefes alır, kimide sadece nefes almak için bile mücadele eder durmadan, yılmadan..

İşte bu kitapta çıkmazda olan bir kadının herşeye rağmen hayata tutunabilmek ve nefes alabilmek için nasıl mücadele verdiği konu ediliyor.

Kim olduğunu yazmayacağım size kitabı okuduğunuzda zaten tanıyacaksınız onu. İçimizden biri aramızda yaşıyor. Kiminin komşusu, arkadaşı; kiminin ablası, annesi, kimininde eşi, belikide kendisi..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 196
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2011
₺7,50
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 138
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺16,00
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 1
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺11,39
Tükendi

9-10 yaşlarında küçük bir köylü kızı olan Gülbeyaz, ailesiyle köyün şartlarında geçim mücadelesi vermektedir. Babası köyün çobanı, annesi ise ev hanımı olan Gülbeyaz’ın kaderi, diğer köylü kızlarının kaderinden pek de farklı gözükmemektedir: Kızlar okutulmamaktadır. Yılın neredeyse altı ayı karla kaplı bu köyde, Gülbeyaz’ı bekleyen gelecek, annesinin yaşadığı hayatın bir benzeridir aslında. Fakat her şey köylerine gelen “lavanta kokulu” İsmet Öğretmen’in uzattığı bir elle Gülbeyaz’ın gözleri ışıldamaya ve hayata bakışı değişmeye başlar. O, yeni ufuklara doğru yelken açmaya hazırdır artık.

Bu kitap; sadece toprağın değil zihinlerin de kar altında kaldığı bir coğrafyada, bir kız çocuğunun hayalleri uğruna yaşadıklarını, kimi zaman hüzün kimi zaman kaygı kimi zaman da sevinçle izleyeceğiniz bir dünyaya çağırıyor sizleri…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺60,00
Tükendi

 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺9,11
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺5,31
Tükendi

Kıbrıs’ta kara sakal gerçeği Osmanlı İmparatorluğu’ndan Kıbrıs Adası’nın kontrolünü alan İngilizlerin bin sekiz yüz yetmişli yıllardan günümüze kadar yüz otuz yılı aşkın bir zamandır Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türklerin çok çeşitli haksızlıklara karşı vermiş oldukları mücadelenin bir simgesi olmuştur bu karasakal ya da karasakallı cümlesi düşmanlarına zamanla öyle bir tesir eder olmuştu ki beşikteki ağlayan çocuklarına sus bak susmazsan kara sakallı geliyor dedikleri zaman ağlayan bebeğin susmasına sebep olacak kadar tesir etmiştir. İşte bu kitap böyle kahraman kara sakalların hikayelerini anlatmaktadır. Karasakal nasıl hasıl olmuştur? Karasakalın Kıbrıs’taki namı? Karasakal deyince ne anlıyoruz? Karasakal kimdir? Karasakal nedir? İşte bütün bunların cevaplarını bu kitapda bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2008
₺13,94
Tükendi

6.45 okurunun çok iyi bildiği bir isim Richard Brautigan, yazarın yayınlanan bu 8.romanı Talihsiz Kadın diğerlerinden tek bir farka ayrılabilir olsa olsa: yazarın intiharından önce yazdığı son metnin olması ve belki de onu intihara giden süreçte sonuca çabuk ulaştırması. Amerikan Beat Edebiyatının ve '70lerin özgürlükçü çocuklarının başucu yazarıydı Richard Brautigan.


Sayfa Sayısı : 96
Basım Tarihi : Aralık 2010
Kapak Türü : Karton Kapak
Kağıt Türü : 2. Hamur
Basım Yeri : İstanbul
₺8,91 KDV Dahil
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 504
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺22,00
Tükendi

 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺17,22
Tükendi
Cem Akaş’ın 1985’ten bu yana yazdığı, kimi kitaplaşmış, kimi dergilerde kalmış bütün öyküleri. Aşkın Zembereği & Uyandığında Hala Yanındaydı: "Elbette Cem Akaş yazacaktı bu öyküleri." Gizli Hava Müzesi: "İnsanların göz renklerine yeteri kadar yer verilmemiş kitapta, tek eksiği o." Noktanın Kesişimleri Antolojisi: "Sarhoş bir Alacakaranlık Kuşağı senaristinin fizik, sosyoloji, psikoloji tezini yazarken kalem aldığı öyküler." "Bonus track": "The Window" - Akaş’ın yayımlanmış ilk öyküsü. Cem Akaş’ın "r"leri söyle(ye)mediği öne sürülmüştür.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 348
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2012
₺26,00
Tükendi

İlk kez yayımlandığı 1992'den bu yana ,alçakgönüllü bir "kült roman"statüsünü haklı gösterebilecek bir meraklı kitlesi oldu"7"nin. İstanbul'da geçiyor olay,gizli ve gizemli bir dinsel örgüt söz konusu,iki sevgili arasında gelişen bir güç paylaşımı savaşı ve buna koşut giden bir cinsellik izleği var.Romanın dili de roman kişileri kadar genç,dinamik ve heyecanlı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 239
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺24,00
Tükendi

"Bence bana âşık olmak sana çok yakışırdı..." Onu, Twitter’ın "Türkçe sözlü hafif batı kadını" olarak tanıdık. Sorun Bende Değil Sende isimli ilk kitabıyla içindeki "deli"yi gördük, çomağımızı sakladık. Aşkı karmaşıklaştıran türümüzün en tatlı örneklerinden Pinkfreud’u, twitter ve blog aracılığıyla her gün yaklaşık 100.000 kişi okuyor, izliyor. Sorun Bendeymiş’te hikâye devam ediyor ve sorunun kimde olduğu anlaşılıyor... "Beklemediğim bir cümle kurdu bana, cümle haline gelmiş bir kelime, kelime haline gelmiş bir makas. Kesti attı bir anda: "Bitti." "Canım sıkıldı" diyen genç kızlara, "Evlenince geçer" deyip sinsince gülen şişko mahalle teyzelerini çok daha iyi anlıyorum. Evlenmeye hiç gerek yokmuş, âşık olunca da vakit su gibi geçiyormuş. Bir bildiği varmış bu teyzelerin. İlk kitapta nefret ettiğiniz Bora’ya bu kitapta aşık olacaksınız ve aşkın karşısında aldığımız her hale tercüman olan Pinkfreud’u yine çok seveceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2013
₺33,00
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 305
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2013
₺10,07
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 103
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺5,56
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 157
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺6,48
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 155
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺6,48
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 153
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺6,48
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 159
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺6,48
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 149
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺6,48
Tükendi

Onlar çok iyi iki arkadaştılar…

Bilmezdi onlar Türk ve Ermeni olmanın ne demek olduğunu…
Çocuktu onlar… Aynı toprakta oynayıp, aynı suyu içip, aynı ağacın meyvesini yiyip aynı çamurda dizlerini kirletirlerdi. Minas ve Hasan… büyüdüler onlar, savaşın acımasızlığının içinde öğrendiler, Türk ve Ermeni olduklarını ama hiçbir zaman unutmadılar: arkadaşlıklarını dostluklarını….
Ah! Minas Ah! Bize n'oldu? Bize ne ettiler?..

Prof. Dr. Nihat Kınıkoğlu yaşadığı Anadolu'da yıllarca sürdürdüğü araştırmalarıyla, Türk ve Ermeni ilişkilerinin gerçeklerini bütün çıplaklığıyla gözlerimizin önüne sunuyor…
Bilmediğimiz ve anlatılmayan gerçekleriyle Anadolu toprağındaki Türk-Ermeni dostluğunun, Anadolu geleneklerinin ırklarla bozulamayacağının derin yansıması…

Doğu'daki gerçek yaşam öyküleri ve 93 Harbi'nin bilinmeyen yüzü…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 391
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2011
₺10,35
Tükendi
Somali, açlıktan ölen çocukları dolayısıyla bugün dünyanın gündeminde. Zaman zaman da, deniz korsanları nedeniyle haberlere konu oluyor. Bu olumsuzluklar dışında bir haber değeri bulunmuyor sanırsınız bu Afrika ülkesinin.Tanımıyoruz, tanıştırılmıyoruz, belki merak etmeye bile değer bulmuyoruz... Oysa bu Karaderili, sıcakkanlı, mayası müzik ve dansla yoğrulmuş, kaderci bir din anlayışının kıskaca aldığı insanlar, dünyanın tüm öteki halklar kadar ilgiyi hak ediyor. Şu da var ki, bir halkı sevmek, onları tanımakla mümkün. UNIDO Başdanışmanı olarak Afrika’da yıllarını geçiren Nihat Kmıkoğlu’nun kaleme aldığı Somali’de Aşk ve Ölüm romanı, bir aşk teması ekseninde, bu bilinmezler ülkesini tanıtıyor bizlere. Hem de turistik kartpostallarla değil; Somali halkını bugün yaşadığı açlığa, çaresizliğe sürükleyen yazgısının nedenlerini gerçek olaylara dayanarak anlatıyor. Roman bir senaryo akışı içinde gelişirken, yanı sıra, Arap Birliğine bağlanmış bu toplumda, okullardaki resim yasağını, dans etmenin suç sayılısını, genç kızların cinsel yaşamını köreltmeyi amaçlayan "sünnet" ilkelliğini, şaşkınlıkla öğreniyoruz. Bir barış ülkesinin, Batılı sömürgecilerce nasıl açlık ve ölüm ülkesine dönüştürüldüğüne tanık oluyoruz. Somalili yurtseverlerin kahramanca direnişlerini görüyoruz. Bütün bunlara bir yandan öfke duyarken, bu saf ve temiz, güzel insanları sevdiriyor bize yazar.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 225
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2011
₺8,33
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 172
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺15,00
Tükendi

Nabizade Nazım (1862-1893) Tanzimat dönemi Osmanlı Türk yazarıdır.

Babasının genç yaşta ölümünden sonra ninesinin yanına sığınan Ahmed Nazım'ın özyaşamsal öyküsel yapıtı “ Yadigarlarım” dan anlaşıldığına göre, babasının içkici ve ruh hastası bir kişi olmasından, annesini de küçük yaşta yitirmesinden dolayı çocukluğu ve ilk gençliği pek de mutlu geçmemiştir. Ninesinin yanındayken Tophane Mahalle Mektebi'ni bitirerek Salıpazarı'ndaki Fevziye Rüştiyesi'ne kaydolduysa da, daha sonra Beşiktaş Askeri Rüştiyesi ilk bölümüne girdi. İdada öğrenimini bu okulda tamamladıktan sonra yüksek öğrenimini Mühendishane-i Berri Hümayun (Kara Askeri Mühendis Okulu )' da yaptı ve 1884'te topçu mülazım-ı şanisi (topçu üsteğmen) olarak mezun oldu; Mekteb-i Harbiye-i Şahane ( Genel Kurmay Okulu ) 'ye girdi. Bu okulu da, 1886'da Erkan-ı Harbiye yüzbaşısı olarak bitirdi.

Başarılı bir öğrenci olması dolayısıyla bitirdiği okulda öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı; “yüksek cebir” “istihkam “ ve “topoğrafya” dersleri verdi. “ Keşif ve araştırma” yapmak üzere Suriye'de görevlendirildi. 1890'da İstanbul'a döndü. Bir arkadaşının aracı olmasıyla daha önce görüp sevdiği kızla evlendi. Ama mutluluğa evlilik yaşamında da kavuşamadı; evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı. Haydarpaşa Hastanesi ' nde iki yıl tedavi gördüyse 6 Ağustos 1893 'te öldü.

1891 de yazmış olduğu “ Karabibik” Türk yazınının ilk köy romanıdır. M.E.B. Tarafından 100 Temel Eser listesinde baş sıralara konmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 38
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2009
₺40,00
1 2 3 ... 15 >

Yerli Roman - Öykü

Yerli Roman - Öykü  kategorisinin en önemli örneklerini sizler için bir araya getirdik. Ödüllü kitaplarında yer aldığı bu listeden istediğiniz yazarın istediğiniz kitabına hızlıca erişebilirsiniz.Kapıda ödeme imkanı ve kredi kartına vade farksız 6 taksit imkanı ile hızlıca kitap siparişi verebilirsiniz. %50'ye varan indirimlerle ucuz kitap siparişi vermek için en doğru adres olmaya devam ediyoruz.

cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı