Moda Tasarımında Araştırma ve Tasarım
Moda Tasarımında Araştırma ve Tasarım

Moda Tasarımında Araştırma ve Tasarım (9789750406485)

0,00
Fiyat : ₺231,00


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 183
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 9.2013

:
Benzer Ürünler
  • Sonuçsuz kalacak çabaların öyküleri. Kurumuş bir kuyudan su çekmenin, bir çukurun içini boşaltmaya çalışmanın, ıslak kibritleri tutuşturmaya çalışmanın. Coğrafyanın, kaderin öyküleri. Bir kalbin parçalarını bir araya getirerek atmasını beklemenin öyküleri. Asıl hikayeye gidişin öyküleri. Akif Hasan Kaya’nın ilk öykü kitabı Islak Kibritler, İz Yayıncılık Muhayyel serisinde yeni baskısıyla yerini aldı.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 144
    En / Boy : 12 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2017
    ₺26,73
  • Akif Hasan Kaya, kitabın ilk öyküsünde bir adam vardı diyor. Adamın bir hikayesi vardı da diyor. Ve ekliyor, ama adam hikayesini yanlış yerden başladı anlatmaya. Kitaptaki öykülerde hayatını yanlış yerden yaşamaya başlayan karakterler var. Sorgulamalar, yüzleşmeler. Fantastik öyküler, masalsılar. Sonra kendini bulmalar var. Dağ var mesela. İnsan o dağı tanıdıkça, kendine mi yaklaşsa, kendinden mi uzaklaşsa bilemiyor. İnsan ne çok bilemiyor zaten. Akif Hasan Kaya’nın dördüncü öykü kitabı.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 117
    En / Boy : 12 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2017
    ₺22,68
  • Avrasya’nın engin ve zorlu steplerinde ve Asya’nın içlerinde, yaklaşık iki bin yıl boyunca göçebe hayatı süren ve kültürel anlamda birbirlerine güçlü bağları olan İskitler, Hunlar ve Göktürkler’in dine ve ölüme bakışları hakkında özellikle mezarları ile tarihi kaynaklar değerli bilgiler sunmaktadır. Yüzlerce yıl Avrasya steplerinin ve Orta Asya’nın sahipliğini yapmış olan bu göçebelerin inançları üzerinde, gizemini çözemedikleri ve üzerinde hakimiyet kuramadıkları doğanın önemli etkisi olmuştur. Göçebeler, saygıyla ve korkuyla yaklaştıkları doğaya kutsiyet atfetmişlerdi. Hayatlarının doğanın kontrolünde olduğuna inanırlardı. Aynı zamanda onlar için bu bilinmeyen güçlü doğa, yaşam savaşı verdikleri bir alandı. Doğa onlara yaşamı verdiği gibi ölümü de getiriyordu. Ölüm onlar için bir son değildi. Ölümden sonra hayatta olduğu gibi hatta daha iyi bir şekilde yaşamlarının devam edeceğine inanırlardı. Ruhların ölümsüzlüğüne ve yaşayanlar üzerinde etkisi olduğuna inanırlar ve bu yüzden kutsal saydıkları gök, yer ve su gibi doğa güçleri yanında, atalarının ruhlarını da kutsal sayarlardı. Onların yanında olması ve kendilerini korumaları için doğaya ve ruhlara kurbanlar sunarlardı. Dine ve ölüme bakışları mezarları ve sanatlarına yansımıştı. Mezarları ikinci hayatlarıydı. Göğe yani cennete ulaşabilmeleri ve orada mükemmel şekilde yaşayabilmeleri için cenaze ritüellerini en uygun şekilde yapmaya çalışıyorlardı. Ölüm yolcuğu ile ilgili düzenlenen törenler en ihtişamlı şekilde uygulanıyordu. Diğer hayatlarında kendilerini korumaları için mezarlarında ilahlara ve ruhlara onları onure eden eserler ve adaklar sunarlardı.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 131
    En / Boy : 13 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 1.2017
    ₺29,25
  • Her biri, üzerinde sayfalarca değerlendirme yazılabilecek nitelikte, yılların birikim ve deneyiminin ürünü olan 125 adet karikatür, Hasan Aycın’ın fırçasından...


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri :
    Sayfa Sayısı : 132
    En / Boy : 23,5 / 22
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 5.2018
    ₺60,75
  • Nermin Saybaşılı’nın yazıları metinselliğe/görselliğe eleştirel bir biçimde yaklaşan Görsel Kültür çalışmalarından besleniyor. Yazıların bazı ortak kabulleri var: Birincisi, imge ya da nesne doğal değildir. Görüntü ya da görsellik öğrenilen ve öğretilen, empoze edilen ve terbiye edilen, kültürel bir yapı olarak üretilen bir “teknoloji”dir. İkincisi, her görsel kültür araştırması, toplumsallığın, hem görsel alanın üretildiği toplumsallığın, hem de toplumsal alanın görsel üretiminin incelenmesini gerektirir. Üçüncüsü, sanat çalışmasını “estetik bir yapıt” olarak tarihselleştirmekten ya da sınıflandırmaktan farklı bir yol daha var elimizde: Onu bir çeşit etnografik saha çalışmasının bilgi nesnesi olarak okuma imkânı. Böylece hem sanat çalışmasından öğrenmemiz, hem de bildiklerimizi onun sayesinde sınamamız mümkün oluyor.

    “Sanat Sahada” başlığı yalnızca sanatçıların işlerini bir antropolog gibi yeniden yorumlayarak yaptıklarına işaret etmiyor, aynı zamanda sanat tarihçilerinin ve kültür kuramcılarının da kendi “saha”larını diğer “saha”lara açtıklarını, açmaları gerektiğini vurguluyor. “Sanatın sahasının”, sanatın üretildiği ve sergilendiği galeri, müze, sinema salonu ve benzeri sabit mekânlardan çok daha geniş bir alana yayıldığına işaret ediyor. Saybaşılı’nın yazıları bugünün dünyasında görsel deneyimimizin formel olarak kurulmuş ve düzenlenmiş bir görme rejimini aştığını, sanatçının da, bizim kendi göz ve bakışımızın da artık itaat etmediğini kanıtlıyor.


    Basım Dili : Türkçe
    Basım Yeri : İstanbul
    Sayfa Sayısı : 232
    En / Boy : 13 / 19,5
    Kağıt Cinsi : 2. Hamur
    Basım Tarihi : 2.2017
    ₺37,50
Çerez Kullanımı