“Mümkün olsa yaşardım, her haliyle, her duyguyla yaşardım.

Olmadı, olmuyor. Ben de yaza yaza, kalemimi de, duygularımı da

güzellikten ve iyilikten yana çalıştırarak hayattan vazgeçmediğimi

göstermeye çalıştım.”

Üniversitede öğrenciyken gözaltına alınıp tutuklanan İlhan Sami

Çomak, 1994 yılından beri cezaevinde: Bugüne kadar geçen

uzun süreçte asılsız suçlamalarla, göstermelik yargılamalarla,

hukuksuzluk ve adaletsizlikle yüz yüze gelen Çomak, Hayat Seni

Çok Seviyorum ile şair kimliğinin yanına oyun yazarlığını da ekliyor.

Çomak’ın çocukluğunu, hayata ve şiire bakışını, adalet arayışını

sarsıcı biçimde anlattığı Karınca Yuvasını Dağıtmamak kitabından

yola çıkarak kaleme aldığı Hayat Seni Çok Seviyorum taşıdığı şiirsel

kuvvet ve lezzetle bir otobiyografi, bir oyun metni olmanın ötesine

geçiyor.

“İlhan Sami Çomak’ın tekil varlığında bir bölgenin yaşadığı acıların

tümünü hissetmek mümkün. Bir coğrafyada dolaşıp, bir evde, bir

masalda konaklayabiliriz. Sadece acıları, şiddeti, savaşı, ayrımcılığı,

nefreti değil, sevgiyi de yoğun biçimde koklayıp, dokunabiliriz.

Aslına bakılacak olursa bir şairle birlikte çocukluğu dolaşıyoruz,

gençliği... İnsana türlü yollar çizen kadere de, iradeye de tanıklık

ediyoruz.”

Kemal Aydoğan

 

  • Yazar: İlhan Sami Çomak
  • Yayınevi: İletişim Yayıncılık
  • İlk Baskı Yılı2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750533778

 

 

₺31,90

Kitapta, Foucaultcu kuramdan hareketle öznel deneyimin inşası yoluyla öznenin inşasının kuramsal çerçevesi çizilmiş; öznenin inşası ilk önce aile kurumunda başladığı için, aile içerisinde itaatkâr öznenin inşası süreçlerindeki teknolojileri, bu süreçteki iktidar formları ve bunların söylemsel olan ve söylemsel olmayan pratikleri Yeni Türkiye Sanat Sinemasında merkezî meselesi aile olan filmler üzerinden, bu filmlerin izleyici özneyi itaatkâr özne olarak inşa edebilme imkânları da göz önünde bulundurularak çözümlenmiştir.

Özne inşasını açıklamada, Foucaultcu kuramsal çerçeveden yararlanıldığı için film çözümlemesinde Foucaultcu söylem analizi yöntemi kullanılmıştır. Foucaultcu söylem analizi (FSA), Foucault'nun kuramından hareketle, verili söylemleri önce teşhis etmeyi, ardından bu söylemleri meydana getiren iktidar mekanizmalarını ve pratiklerini ortaya çıkarmayı ve bütün bunların inşa ettiği hakikatlerin ve her türden verili genel kabullerin tarihsel kurgu olduklarının anlaşılması süreçlerini kapsamaktadır.

Çözümleme neticesinde filmlerde, ailenin itaatkâr özne üreten bir makine gibi çalıştığı; filmlerdeki ailelerin boyun eğdirmenin, tahakkümün, mikro iktidar ilişkilerinin, disiplin etmenin, ihanetin, sıkıntıların, şiddetin merkezî ve zorunlu mekânı olarak kurulduğu görülmüştür. Ayrıca filmlerde, ailenin itaatkâr özne üreten bir makine gibi çalıştığı; filmlerde uygulanan disiplin tekniklerine ve tahakküm durumlarına ise birkaç istisna karakter dışında direnişin olmadığı ortaya koyulmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 228
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺54,00

Monaco, filme birçok farklı noktadan bakıyor; sanat ve zanaat, duyarlılık ve bilim, gelenek ve teknoloji. Filmin roman, resim, fotoğraf, televizyon, hatta müzik gibi diğer anlatı ortamlarıyla olan yakın ilişkisini inceledikten sonra filmlerin nasıl anlam ifade ettiğini ve daha da önemlisi bir filmin ne olduğunu en iyi nasıl ayırt edebileceğimizi anlamak için gerekli unsurları tartışıyor. Film meraklıları bu baskıda; yeni bir giriş, genişletilmiş bir kaynakça ve yüzlerce açıklayıcı siyah beyaz fotoğraf ve diyagram bulacaklar.

“James Monaco’nun inanılmaz miktarda faydalı bilgiyi bu kadar basit ve sistematik bir şekilde bir araya getirme yeteneği hayranlık uyandırıcı.”

–Janet Maslin, The New York Times Book Review

“Film hakkında yazı yazan ya da filmlerle gerçekten ilgilenen herkes bu kitabı almalı ve mutlaka okumalı.”

–Richard Roud, New York Film Festivali Direktörü


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 743
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺139,90

Cem Yılmaz’ın Karakomik filmleri sinemada ayrı bir kulvar açıyor. Türkiye’nin en komik adamı bizi kara kara düşündürüyor. İnsanlığın gelecekte kurgusal evrene hapsolacağı tartışılırken, Cem Yılmaz “Emanet” filmiyle gerçekle aramıza adeta kalın duvarlar ören internet ve televizyonun büyüsündeki insancıkları anlatıyor. Televizyondaki evlenme programında görüp âşık olduğu kızla yuva kurmayı hayal eden Birol’un boşluğuna indirilen bıçak darbesi her gün toplumun daha derinine saplanmaktadır. Yığınlar ise tıpkı Birol karakteri gibi yattıkları yerde dansına devam ediyor. Bu acı gerçek, büyülü duvarların üzerinde yanan ışıkları tek tek söndürse de filmin sonunda Zombiler’in dansına katılmadan edemiyoruz…

Elinizdeki kitap Karakomik Filmler serisinin “Deli” ve “Emanet” filmlerinin senaryosunu, Cem Yılmaz’ın sahnelerle ilgili notlarını içeriyor.

 

Kitap Yazar Adı Cem Yılmaz

Yayın Direktörü Mehmet Bozkurt

Yayıma Hazırlayan Gökçe Şenoğlu

Kapak Tasarım Beyzanur Karabulut

Sayfa Tasarım Şenol Alanbay Sayfa Sayısı 128 Ebat 13,7x21,5

Tür Sinema

Kağıt / İç Baskı III. Hamur Enzo, 70 gr. Cilt /

Kapak Amerikan Bristol 230 gr.

ISBN / Barkod 9789751043214

₺29,90

Türkiye’yi güldüren adam, karakomik türündeki filmlerle izleyiciyle buluştu. Karakomik filmlerin ilk serisi “2 Arada” ve “Kaçamak”ın senaryosu ve Cem Yılmaz’ın notları elinizde tuttuğunuz kitapta yer alıyor. “Bazı filmlerim komiktir, bazıları değildir” diyen Cem Yılmaz’ın “2 Arada”, “Kaçamak”, “Emanet” ve “Deli” filmleri, “karakomik”; hayat gibi… “2 Arada” filminin başkarakteri Ayzek de kusurunu ortadan kaldırmak istiyor; hepimiz gibi… Ayzek’le ayna tutuyor Cem Yılmaz, kusurlarıyla yüzleşememiş oluşumuza. Kusurlarımızı sevemezsek benliğimizde açılan derin yaranın kapanmadığını görüyoruz. Dişleri olmayan bir karakterin dişlerini tedavi ettirdikten sonra gülümsemesini yitirmesidir Ayzek’in hikâyesi. Cem Yılmaz, bu kez hayatın “karakomik” yanını gösteriyor bizlere…

 

 

Kitap Yazar Adı Cem Yılmaz

Yayın Direktörü Mehmet Bozkurt

Yayıma Hazırlayan Gökçe Şenoğlu

Kapak Tasarım Şenol Alanbay

Sayfa Tasarım Şenol Alanbay

Sayfa Sayısı 158 Ebat 13,7x21,5 Tür Sinema

Kağıt / İç Baskı III. Hamur Enzo, 70 gr. Cilt /

Kapak Amerikan Bristol 230 gr.

ISBN / Barkod 9789751043207

₺36,90

Avrupa ve Hollywood sinemasının etkisi altında ortaya çıkıp gelişen Fantastik Türk Sineması; uzun yıllar boyunca Türk sinema tarihinin üzerine pek konuşulmayan hatta yeterince "özgün" bulunmadığı için küçümsenen ve önemsiz görülen bir parçası olmuştur. Yine de dönemin tüm teknik yetersizliklerine ve bütçe sıkıntılarına rağmen Türk film yapımcıları ve sinema izleyicileri fantastik filmlere ilgi göstermekten vazgeçmemiş, film yapımcılarının bu yetersizliklerin üstesinden gelme çabaları geriye dönük olarak saygıyı hak eden, yaratıcı ve özgün çözüm yolları bulmalarına neden olmuştur. Böylelikle fantastik Türk sineması, Türk sinema tarihinin içindeki yadsınamaz yerini korumuştur. Bu kitap, yerelleştirilmiş Drakulaları, Killingleri, Görünmez Adamları ve daha pek çok özgün ve adaptasyon film karakterleriyle fantastik Türk sinemasının bir tarihini sunarken aynı zamanda geçmişin ustalarına bir kez daha saygı duruşunda bulunmayı amaçlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 194
En / Boy : 15.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺52,20

Bu çalışmada; Türk Sineması’nda kadın yönetmenlerin çektiği ana akım dışı sayılabilecek nitelikteki filmlerinde, kadın karakterlerin mekânlarda temsili anlatıbilim yöntemiyle feminist bir perspektifle incelenmiştir.

İlk bölüm; feminizm, özel alan, kamusal alan kavramlarının tarihçeleri ve kuramcıların bu kavramlarla ilgili kuramlarını açıklamaktadır.

İkinci bölümde; feminist film eleştirisi, feminist film kuramları, anlatı, anlatının ögeleri, ana akım dışı sinema ve feminist anlatı açıklanarak, feminist anlatı açısından mekân ögesinin incelenmesi tartışılmaktadır.

Üçüncü bölümde ise, ilk iki bölümde açıklanan kavramlar ve kuramlar ışığında örnek olay incelemesi kapsamına alınan; Araf, Bulutları Beklerken, Gözetleme Kulesi, Pandora’nın Kutusu ve Zefir filmleri, anlatıbilim yöntemiyle feminist bir bakışla çözümlenmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 206
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺37,80

Bugüne kadar senaryo yazım teknikleri ve senaryonun ana yapısı üzerine sayısız araştırma yapılmış ve konu ile ilgili pek çok kitap yazılmıştır ancak senaryonun en önemli yapı taşlarından biri olan ve senaryonun iskeletini oluşturan “sahnenin temel yapısı” ve “sahne içerik tasarımı” konusunda yapılan çalışmalar oldukça sınırlı kalmıştır. Tutarlı, olay örgüsünü güçlendirecek, renklendirecek, ilginç, gerçek, günlük yaşama benzer kılacak sahneler, senaryonun en önemli dramatik tasarım aracıdır.

Hikâyenin/çalışmanın temeline aykırı olmayacak şekilde biçimlenen sahneler bütünü, senaryonun omurgasını oluşturur. Senaryodaki her bir sahne adeta minyatür bir senaryodur.

Senaryonun bütünü için uygulanan her tür çalışmanın senaryodaki her bir sahne için de uygulanması daha iyi bir senaryo için temel kural olarak düşünülmelidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 122
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺27,00

Hepimizin hayranlıkla izlediği, adını sinema tarihine yazdırmış o filmlerin senaryoları nasıl yazıldı? Ödüllü senaristlerin doğru yaptığı neydi? Ya da gelin şöyle soralım; iyi senaryo yazmanın bir formülü var mı? Aslına bakarsanız evet bir “formül” var. Bu sihirli bir formül değil; çok çalışmayı, çok okumayı, çok izlemeyi, senaryonun yapısını en iyi şekilde çözmeyi gerektiriyor. İster kendi senaryonuzu yazmak için yola çıkmış olun, ister kendi halinde bir sinema âşığı, bu kitaptaki her detay size heyecan verici kapılar aralayacak. Turgut Yasalar, Ben Bir Dâhiyim Ama Henüz İlk Filmimi Çekmedim kitabıyla yönetmen koltuğundan sesleniyordu, bu kez de senarist kimliğiyle her seviyeden sinemaseverin keyifle okuyacağı bir kitapla karşımızda.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺25,20

Set İçeriği:

 

  • Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları
  • Büyük Yazarların Gizli Hayatları
  • Büyük Yönetmenlerin Gizli Hayatları

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 879
En / Boy : 13 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺149,76

Resim, heykel, klasik müzik, edebiyat, çizgi roman ve sinema yazılarından oluşan Yapı(t)söküm, sanat eserlerinin işaret ettiği, vurguladığı, indirgediği, soyutladığı, örttüğü, betimlediği, kavramsallaştırdığı bileşenleri yalınlıkla deşifre ediyor. Sanat yapıtlarının estetik ve felsefi yapılarını rasyonel fakat duygulu bir dilde söküyor.

“Keşke elinizdeki kitabı ben yazmış olsaydım, bu cümleyi de Yalın Alpay kursaydı.”
– Murat Menteş

“Yalın Alpay eline kalemi alıp, resim, müzik, edebiyat hakkında yazdığında, Roland Barthes’ın metin hazzı dediği hazzı yaşatır okuruna. Güçlü bir gözlem ve analiz eşliğinde en karmaşık konular, Alpay’ın kaleminden çıkan tümcelerde en sarih biçimini bulur. Bakışı öylesine yetkinleşmiştir ki tüm bir yaşamı ya da eseri o tanık olduğu parçasından yakalar ve gerçeğini olanca açıklığıyla dile getirir. Sanatın farklı dallarına dair değinilerinin olduğu bu kitapta, berrak bir dil, duru ve eylemde bir zihinle karşılaşacaksınız.”
– Prof. Dr. Nilgün Tutal, Galatasaray Üniversitesi

“Yalın Alpay rafine sanat yazılarıyla, görsel sanatlardan edebiyata; sinemadan klasik müziğe, sade ama bir o kadar etkili kalemi aracılığıyla geziniyor. Üstelik sanat yazımının alışıldık dışlayıcı yaklaşımına karşın, kapsayıcı ve kucaklayıcı. Sanatın farklı disiplinleriyle, tarihten psikanalize ve felsefeye, pek çok ilişkiyi okuyucu için açan bu yazın seçkisiyle, günümüz sanatına çok daha geniş bir perspektifle bakacaksınız.”
– Dr. Kumru Eren, Borusan Contemporary Direktörü

“ ‘Hocam, ne yapalım’ diyenler! Bu kitabı okuyun.”
– İlker Canikligil


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺58,80

Bir Belgeseli Gerçekleştirmek, kendi çalışmalarınızın gelişimine katkıda bulunacak, zaman aşırı ilkeler sunan, form üzerine kusursuz ve kapsamlı bir çalışma. Belgesel yapmaya hevesli olanlar kadar halihazırda belgesel yönetmenleri için de ideal olanı araştıran Bir Belgeseli Gerçekleştirmek, teorik olduğu kadar pratik açıdan da üretimin ve yeniden-üretimin tüm safhalarını mercek altına almakta: projeler, çekim pratikleri, fikir geliştirme süreçleri kitabın dokusunu oluşturmakta. Belgesel yapım sürecindeki hem kurucu temelleri hem de ileri meseleleri tartışan kitap, belgesel yapımına uygun bir fikri araştırmak ve bu fikri parlatmak, bir ekipman geliştirmek, belgesel için gerekli olan ekibi yönetmek, çekim sırasında kontrolü kaybetmemek gibi türlü ince ayrıntıyı da içeren muazzam bir metin...

“Bu kitabı ziyadesiyle değerli kılan şey yazarın durmaksızın kendi sanatının felsefi temellerini araştırması ve bu esnada film yapım sürecinin teknik kısımlarını asla yitirmemesidir...”
Jonathan Luskin, Flying Moose Pictures, San Francisco

“Bu kitabın en kuvvetli tarafı yaratıcı bir hikâye anlatıcılığı olarak belgesel film yapımcılığı üzerinde durması... Kitap, genç film yapımcılarına pazardaki herhangi bir başlıktan çok daha fazla etik bir temel sunmaktadır.”
Phil Hopper, Fordham Üniversitesi

“Zekice ve ustaca kaleme alınmış olan Bir Belgeseli Gerçekleştirmek, her bel- gesel yapımcısının kitaplığında kendine önemli bir yer bulacak bir kitap...”
Videomaker Dergisi

Michael Rabiger
Michael Rabiger 35’ten fazla filmi yönetmiş ya da düzenlenmesine katkıda bulunmuştur. Columbia College’da etkin bir Belgesel Merkezi kuran Rabiger şimdilerde Emeritus Profesör olarak çeşitli ülkelerde seminerler düzenliyor; konuk profesör olarak da New York Üniversitesi’nde dersler veriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 768
En / Boy : 16,3 / 26,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺116,00

Dünya sinemasından seçilmiş 426 film...

Ne Çok Başyapıt İzledik!

Benim için bu yıllar gerçekten de başyapıt keşfetme yıllarıdır. Yazdığım 426 filmin içinde türlerin zenginliği şaşırtıcıdır: fantastikten bilim-kurguya, kara-filmden savaş filmlerine, müzikalden biyografilere… Ama ayrıca Nazi soykırımı, ırkçılık, kadın sömürüsü, eşcinsellere baskı gibi daha yaşamsal ve hâlâ güncel temalara da bolca değinilmiştir.

Ayrıca kolay kolay hiçbir türe girmeyen ve her biri ayrı sürprizler içeren yapımlar da vardır: Parazit’ten Roma’ya, Birdman’dan Carol’a, Joker’den Diriliş’e, Yüzündeki Sır’dan Aşıklar Şehri’ne, Sevgisiz’den Yaz’a, Ay Işığı’ndan Whiplash’a, İda’dan Genç Karl Marx’a… Yaşanan büyük bunalımın tam eşiğinde sinemayı yenileyen ve bütünsel bakınca, her şeye karşın gelecek için umut veren filmler...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺74,80

Bunuel sinemasına farklı bir pencereden bakan Evrim Nacar, ölüm ve erotizm arasında dengesini bulmuş yönetmenin hayatının farklı dönemlerine ait dört filminin gizlerine tanıklık etmeye çabalamıştır...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺32,80

Atillâ Dorsay, Sinemanın Hazineleri: 50 Unutulmaz Film kitabının bu ikinci cildinde, yine sinema tarihine ‘en özgür biçimde’ eğiliyor. Ve 30’lardan 70’lerehatırlanması gereken ya da güncelliğin anımsattığı filmleri ele alıyor: Sisler Rıhtımı’ndan Notre Dame’ın Kamburu’na, Yanlış Numara’dan Pandora’ya, Milano Mucizesi’nden Avare’ye, Ankara Casusu’ndan Zorba’ya, Yankesici’den Burjuvazinin Gizli Çekiciliği’ne, Yürüyen Ölülerin Gecesi’nden Şark Ekspresinde Cinayet’e... Bir kez daha, sinema sevgisiyle tutkusunu birleştiren yazılar bir arada...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺34,00

Korona Virüs çağı aniden bastırdığında, Atillâ Dorsay dönem gereği iki sinema kitabına birden başlamak üzereydi: sinemamızın yakından izlediği o son ve parlak 2010-2020 yıllarının filmleri. Ve de 2015-2020 arasının yine çok önemli bulduğu dünya sineması. O arada özellikle “65 yaş üstü”lere reva görülenler bu zor dönemi kolaylaştırıcı değildiyse de, yazarımız görevini yaptı. Doğrusu bu yılın
Ağustos ayında birden ortaya çıkan kalp hastalığı ve o “6 by-pass birden” ameliyatı hiç hesapta yoktu. Ama o da aşılmış gözüküyor. Ve böylece, tüm engellere rağmen kitaplar çıktı, çıkıyor. Bu kitapta yenileriyle karışmış kimi eski Yeşilçam anıları da yok değil. Ayrıca Altın
Ayı veya Altın Palmiye’ye uzanan başarılar, bizi terk edip gidenler, star’lı dedikodular; arada kıvrılan polemikler, atışmalar, anekdotlar... Ağırlık elbette filmlerin kendisinde. Bu yılların içerdiği çağdaşlıkta, yaratmada, gençleşmede.... Ve de göz yaşartacak kadar görkemli ilk çıkışlarda.

Hepsi bu toplamın içinde sizi bekliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺57,80

Meydan, alan, bulunulan yer ve çevresi, ortalık, karşılaşma yeri, imkân, vakit, oyun yeri, göz önü, çağrı yeri, açık yer, kavuşulan yer, görünülen, gösterilen...

Yapı Kredi Kültür Sanat’ta 22 Eylül – 31 Ekim 2020 tarihleri arasında açılan Deniz Gül’ün “Meydan” adlı sergisi, sanatçının sokakta olmaya ve mekânları duyumsamaya dair önerilerinden yola çıkıyor. Sanatçının son dönem çalışmalarını bir araya getiren “Meydan”da mekân, yüzeyleri kat etme önerisiyle birlikte gündeme geliyor. Deniz Gül sergide kenarlara, uçlara, katlara, içe gömülen parçalara, üst üste binmelere ve bunların çizgisel ilişkilerine odaklanıyor. Söylemsel belirlemelerin dışında başka yollarla bir alanı deneyimlemenin biçimlerini yüzeyde gezinerek irdeleyen sanatçı, “Meydan”da şeylerle (mekânlar, olaylar, nesneler…) kurulabilecek ilişkilerin çoğulluğuna, etkileşimlerine ve izlerine bakmaya çağırıyor. Meydan, güncel yerel ve küresel etkilerle dönüşen eylem ve bir aradalık biçimlerini bugün yeniden düşünmek için bir alan önerisi.

Tasarımını Ömer Ozan Erdoğan’ın yaptığı sergi kataloğunda Deniz Gül, Derya Bayraktaroğlu, Kerem Ozan Bayraktar ve Kevser Güler’in yazıları ile Murat Aluçlu’nun fotoğrafları yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 19,5 / 26
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺84,00

İlk bakışta Türk tiyatrosu deyince Türkçe konuşan budunların tiyatrosu anlaşılmak gerekir. Ancak biz burada çağ ve yer bakımından sınırlamalara gittik, yalnız Anadolu’ya yerleşen Türkiye Türklerinin tiyatrosunu ele aldık. Anadolu Selçuklularından başlayarak Beylikler, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin tiyatrosunu göz önünde tuttuk...

Ömrünü tiyatromuzun her evresini araştırmaya adamış Metin And’ın bize bıraktığı çok değerli kaynaklardan biri. Geleneksel Türk Tiyatrosu, Tanzimat ve İstibdat Tiyatrosu, Meşrutiyet Tiyatrosu, Cumhuriyet Tiyatrosu olmak üzere dört bölümden oluşan kitap; dönemlere göre tiyatro anlayışı, halkın ve yönetimlerin yaklaşımı, yasaklar, destekler, başlıca tiyatro toplulukları, yazarları, kurumları, oyunları, oyuncularıyla adeta bir geçit töreni niteliğinde.

Seyirlik köy oyunlarından Türk tiyatrosunun dünya tiyatrosundaki yerine, Metin And tiyatro tarihimize ışık tutmaya devam ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺38,50

Shakespeare ile aramızdaki kültürel, coğrafi, zamansal ve algısal mesafeleri kapatmanın bir yolu yok belki, ama onun dünya ile sahne arasında kurduğu dönüşüm mekânlarındaki yansımalar oyununa yeni bir çevirinin yer değiştiren kelimeleriyle katılmaya davet ediyoruz sizi. Bulduğu her aralıkta sonsuzca dönüşen ve yaratan saf şiirin dramla bedenlenmiş oyununa.

I hold the world but as the world, Gratiano,
A stage, where every man must play a part,
And mine a sad one.
Dünya neyse o, Gratiano, benim gözümde,
Yani bir sahne; herkesin bir rolü var bu sahnede
Ve payıma kederli bir rol düştü benim de.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺35,90

Onlar dağlılar, dağ Türkleri, gayrimedeni, Doğulu, geri kalmış, batıl, ilkel, vahşi, feodal, sert insanlar, silah severler, şiddet onların doğalarında var, saf ve masumlar, çocuk gibiler.

Kürtlerin Türk sinemasının perdesinde görülmeye başlamaları 50’li yıllarda “Doğu”nun keşfiyle başlar. O tarihlerden günümüze Kürtler ve Kürtlerle meskün coğrafyalar Türk sinemasının vazgeçilmez konusu oldu. Ne var ki Kürtler asla “Kürt” olarak adlandırılmadılar, sadece işaret edilerek gösterildiler.

Türk kamerasının bugün de sinemada, popüler dizilerde, TV skeçlerinde devam eden bu gösterme arzusunu nasıl anlamalı? Türk sinemasındaki Kürt temsillerinin bu “adlandırmadan gösterme” stratejisi ne işe yarıyor?

Gemideki Hayalet, Şarkiyatçılık ve Kolonyalizm literatürünün birikiminden yararlanarak Türk sinemasındaki Kürt imgelerinin tarihi boyunca ilerlerken hem kısmi değişimleri hem de sabitleri, klişeleri dikkatimize sunuyor. En büyük katkısı, ırkçılığın sadece nefret içerikli şiddet edimlerinden ibaret olmadığını, bir zihniyet biçimi, bir görme biçimi olduğunu sinema üzerinden göstermesi. Bakışımızı değiştirme çağrısı olan bu kitabın, Kürtlüğün ve Türklüğün içine girdiği sarmaldan esenlikle çıkmasına bir katkı olarak okunmasını dileriz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺56,25

Şiirden denemeye farklı türden Bachmann ürünlerinin yanı sıra yazarla yapılmış bir dizi söyleşiye de yer veriliyor "Bu Tufandan Sonra"da. Sanatın gözlerimizin açılmasını sağlayabilmesini ister Bachmann. Şöyle der: "Üstünde yaşadığımız bu kararmakta, dilsizleşmekte ve çılgınlığın önünde geriye çekilmekte olan yıldızda, yüreklerdeki ülkeler boşaltılırken, onca düşünce ve duyguya veda edilirken, insanoğlunun sesi bir kez daha yankılandığında, bizler için yankılandığında, bunun insanoğlunun sesi olduğunun bilincine varamayacak biri düşünülebilir mi?" Eleştirel düşüncenin günümüzde ulaştığı yer neresidir? Yirminci yüzyıl, insanlık tarihinde sıklıkla görüldüğü gibi acı, baskı, tahakküm ve sömürüyle doludur.

Ama zamana karşı çıkarak, gözlemleri ve düşünceleriyle yaşadığımız dünyayı anlamamıza katkıda bulunan sayısız düşünürü de olmuştur bu yüzyılın... İşte Metis Seçkileri ile çağımıza yeni sezgiler getiren bu yazarlardan temsil edici örnekler sunmayı amaçladık. Başka bir ülkede yaşayan bir yazarı Türkçe’de tanıtırken, sözkonusu iki toplum arasındaki dil, kültürel birikim, yayınlanmış ve yayınlanmamış öncüller gibi farklılıklarının getirdiği güçlükler var. Türkiye’deki okuma ortamının kendine özgü koşullarını gözönünde tutarak hazırladığımız seçkilerle bu güçlüğü aşmak, eleştirel düşünceyi Türkçe’de tartışılabilir kılmak istiyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺28,88

Bugün muhafazakârlığın şiddetinden, vaazlarından ve dayatmalarından farklı, yaşadığımız gezegeni merkeze alan ve insanın ne olduğunu yeniden sorgulayan bir etiğe ihtiyacımız var. Seyrettiğimiz onca film üzerinde sosyal kuramın terimleriyle düşünmeye de ihtiyacımız var. Kat buna girişiyor, filmleri kesip parçalara ayırarak bağlantılar arıyor: Bu bağlantılar yoluyla, filmlerin bize etik varlıklar oluşumuzu hatırlatma, seçim yapmaya zorlama, zevk ve yanılsamalarımızı üstlenme sorumluluğumuzla tanıştırma, bizi başka bir dünyaya değil bu dünyadaki başkalıklara inandırma kabiliyetlerini ve güçlerini araştırıyor. Bize bu esini veren filmler hakkında şunu söylüyor Umut Tümay Arslan:

“Görülecek bir çıplak gerçek yok. Biz insanlar seçimlerimizle hakikati yaratıyoruz. Filmler gündelik gerçekliği kesinti ve bozulmaya uğrattıklarında, başka türlü görebilmemizi sağlayan mercekler ve gözlükler icat ettiklerinde, bizi ikamet ettiğimiz yerden koparabilecek etik karşılaşmalara imkân yaratabiliyorlar.

“Bu ufuksuz dünyada, birbirimize dokunmaya ve komşu olmaya devam edebilmenin sinemadaki tezahürlerinin görülebilir, işitilebilir ve düşünülebilir olanın manzarasını nasıl değiştirebildiğini anlamaya çalışıyorum. Filmlerin mucizelerinden yayılan ışık altında... ”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺85,90

Bu kitabın oluşum süreci çok uzun yıllara karşılık gelmektedir. 1980’li yılların başlarında, bir doktora tezi olarak başlanılan çalışmada, amaç; ülkemizdeki film eleştirisinin gelişimini ortaya koymaktır. Bu amaçla, 1950’lerden başlayarak 10 gündelik gazete ve 18 dergiyi 1983 yılına kadar taranarak Türk Basınında film eleştirisinin gelişim sürecini ve yöntemleri incelenmeye çalışılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 341
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2013
₺44,16

Kimler gelip geçmedi ki Pera’dan...
Yüzlerce yıllık tarihinin kalın perdesi ardında ne hikâyeler, ne anılar ve ne büyük sırlar gizli aslında.

• Aya Triada Kilisesi’nin mimarı Vasilaki İoannidis, azınlık ibadethanelerinde kubbe yasağının kalkmasından sonra neden en görkemli kiliseyi Pera’ya inşa etti?
• Melek Sineması’nın yer göstericisiyken Türkiye’nin ilk güzeli seçilen Araksi Çetinyan, sinema artisti olmak için Amerika’ya gönderilecekken başına ne geldi?
• Büyük Beyoğlu yangınında yok olan İmparatorluk Operası’nın sahne perdeleri İstanbul’un neresinde ortaya çıktı?
• Tokatlıyan Oteli’nin eski uşağı, yeni sahibi Medovitch’in Nazi hayranlığının bedeli ne oldu da oteli satışa, kendini de ölüme götürdü?
• Naum Tiyatrosu’nun kurucusu ve yazar Said Naum Duhani, neden 37 yıl boyunca kendini çatı katındaki bir daireye hapsetti?
• Nâzım Hikmet’e “Havsalam almıyordu bu hazin hali önce” mısraını yazdıran, “Ben ve Ötesi” şiirinde Necip Fazıl Kısakürek’e ilham olan Ağa Camii’nin avlusuna neden apartman yapılmak istendi?
•13. yüzyılda yoksulluk yemini etmiş keşişlerin kiliseleri yeni tramvay yolu için yıkılıp yeni kilisenin ilk taşı bile kutsandı ama neden Vatikan’dan yıllarca para gelmedi?

Ve daha neler neler...
Tarihle, gizemlerle ve bilgiyle dolu bir Pera gezisine hazır mısınız?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺29,40

“Bir fikri bulmak, cenneti bulmak gibidir. 

O fikri senaryolaştırmak, cehennemden geçmek gibidir.”

Bu kitapta anlatılanlar, hikâye anlatımında size yol gösterecek bilgilerden oluşuyor. Her ne kadar şablonmuş gibi görülseler de, bu anlatım kurallarını yıkmak yazara kalmıştır. Bir pusula gibi yol göstermeye yarar. Hikâye anlatmak isteyen yazarın kitaba, danışmana, mentora ihtiyacı yoktur. Anlattığı hikâye ve onu nasıl anlattığı önemlidir. Alışılmış, sonu tahmin edilebilen ana akım sinemasından bıkmış seyirci kitlesi yeni anlatımlar arayışı içindedir.

Festivallerde seyrettiğimiz filmlerin çoğu, yeni bir anlatım dili oluşturan filmlerdir. İlginç karakterlerle ilginç hikâyeleri, ilginç bir dramatik yapı içinde anlatırlar. 

Bu filmlerin çok büyük seyirci kitleleri olmayabilir ama cesur ve yeni dil oluşturma istekleri sinemayı zenginleştirir. Hepsi için söyleyemem ama birçoğu sinemaya çok şey katmıştır. 

Bunuel, Tarkovsky, Godard, Lynch, Greenaway, Gilliam, Ceylan sinemasından öğreneceğimiz çok şey olduğu gibi.   

₺33,90

Elinizdeki kitap devletsiz bir ulusun sineması üzerine estetik bir tartışma başlatırken Kürt kimliği ile Kürt sineması arasındaki bağlantılara da odaklanıyor. Dört farklı ülkeye bölünmüş topraklar üzerinde yaşayan bir halkın sinemasının özünü oluşturan “vatansızlık”, “sınır” ve “ölüm” temaları üzerinden Kürt sinemasının farklı boyutlarını irdeliyor.

Kitapta, “Kürt sinemasını Kürt sineması yapan şey nedir?” sorusunun yanıtı aranıyor, bu bağlamda Yılmaz Güney’in sinema anlayışının Kürt sinemacıları üzerindeki etkileri inceleniyor. Daha sonra Kürt filmlerinin estetiğinin bir ortaklık yaratıp yaratmadığı, Bahman Ghobadi’nin Sarhoş Atlar Zamanı, Anavatanımın Şarkıları, Kaplumbağalar da Uçar ve Yarım Ay, Hiner Saleem’in Votka Limon, Sıfır Kilometre ve Tatlı Biber Diyarım, yine aynı bölgeden Şevket Emin Korkî’nin Taşa Yazılmış Hatıralar, Kazım Öz’ün Fotoğraf ve Hüseyin Karabey’in Gitmek filmleri mercek altına alınarak bir bütün halinde değerlendiriliyor.

Kendi dillerinde film yapabilmek için uzun süre beklemiş bir halkın sinemasının doğuşuna ve gelişimine tanıklık edeceğiniz bu kitap, mücadele ve estetik ilişkisi konusunda da ufuk açıcı düşünceler barındırıyor. 2000’li yıllarla ilk örnekleri çıkmaya başlayan, belgesel ve kurmaca sinemanın iç içe geçtiği biçimsel bir yapıya -“docu-drama”- sahip olan Kürt filmleri uluslararası arenada bilinmeye başlanırken, sinemanın gücünü fark eden Kürt siyasal hareketlerinin de, sinemaya önem vermeleriyle birlikte Kürt sinemasının ulaştığı yeni boyutlar gözler önüne seriliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺39,90

Bu kelimenin çağrıştırdığı tüm o sinematik vurgu herkesin hayatında az ya da çok bir işleve, birçok deneyim ve anıya karşılık gelir. Birleşik Devletler kaynaklı küresel bir sanayi olduğu da herkesin malumudur ama tüm bu ayrıntılar hâlâ etraflı bir çözümlemeyi hak eder. Zira telif hakkı savaşlarından bağımsız stüdyo projelerine, devasa bir propaganda aygıtı olarak iş görmekten tüm dünyaya hükmeden bir kültürel kodlayıcı olmaya dek, Hollywood her renk ve kisvede farklı bir tartışmanın fitilini ateşler. Gelişen teknolojiler, star sistemi, önce televizyonun, sonra da internetin başını çektiği heybetli meydan okuma, tüm bunlar Hollywood’u düz anlamıyla imlediği her şeyin ötesine taşır ve bu çalışma da tüm bu dinamiklere tek tek ve özenle odaklanıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 189
En / Boy : 11,5 / 16,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺29,64

“Bir Zamanlar Anadolu’da’yı ilk izleyişimde hatalı bir şekilde vardığım ilk sonuç, yönetmenin gündüz bölümüyle, bir şekilde gecenin gizemlerinin foyasını meydana çıkarmaya yeltenecek olduğuydu. Fakat filmi ikinci kez izleyince fark ettim ki, ilk izleyişimde gece sekansının saf şiir olarak algıladığım o ilk dakikaları, aslında epey açıklayıcı bilgi içeriyormuş –ve bu yüzden de belki ilk başta düşündüğümden daha az gizemliymiş. Öte yandan ‘gerekli değil mi acaba’ diye şüphelendiğim gündüz bölümü ikinci izleyişte kendine has birtakım hediyeler ve yeni belirsizlikler ortaya koydu. Başka deyişle ‘ayrıştırma’, başta düşündüğüm kadar keskin değilmiş; karşıtlıklar, film boyunca iç içe geçmiş durumdaymış. ‘Aşkın bir uyum’un fevkalade bir sinemasal ifadesi bu. İkinci kez izlemem gerekmiş olsa da söylemekten mutluluk duyuyorum ki, Bir Zamanlar Anadolu’da’nın tamamı, parçalarından çok daha muazzam…”

Mike Hertenstein, The Other Journal

Elinizde tuttuğunuz senaryo ile ortaya çıkan film arasında ister istemez, belki sadece meraklısının görebileceği epey bir farklılık var. Çünkü Nuri Bilge Ceylan çekim ve hatta kurgu sırasında senaryoyu ve diyalogları epey değiştiriyor. İyi çalışmadığını düşündüğü her sahneyi v diyaloğu tekrar tekrar yeniden yazarak ahengi, bütünlüğü ve hayat duygusunu artırmaya çalışıyor. Film yapmak denen şeyin doğasında var olan kaçınılmaz süreçlerden biri belki de bu. Ama yine de çekim için nasıl bir metin ile yola çıkıldığı, nerelerden nerelere gelindiği net olarak görülebilsin, film yapmanın cilveli ve oyuncaklı yapısı açıkça anlaşılabilsin diye, daha önce de yaptığımız gibi, senaryonun çekime başlanmadan önceki o ilk, orijinal halini hiçbir yerine dokunmadan aynen yayınlamayı uygun gördük.

Kitapta ayrıca, film hakkında yurtiçi ve yurtdışında yazılan sayısız yazılardan bir seçki, söyleşiler ve yönetmenin kurgu sırasında tuttuğu günlükleri de içeren geniş bir derleme sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 21 / 28
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺103,20

Yeşilçam’da çoğu kez “aile” filmin “kahramanı”dır. Bu aile yoksul ama mutludur. Kitaba adını veren Yaşar Usta’nın sözlerindeki gibi “… güzel bir aile”dir. Aynı zamanda namusludur, vatanperverdir, haddini bilir, kaderine boyun eğer, acılarını sineye çeker ama “güzel”dir işte. Güzeldir ama imal edilmiştir. Türkiyeli aileyi yansıtmaktan çok bu ailenin kendini görmek istediği toplumsal birim imalatıdır. Çünkü daima mutlu son vaat eder; ağlatsa bile ‒ki kesin ağlatır‒ sonunda güldürür. Sinemanın eğlencesi de buradadır.

Kuşkusuz bu imalatın yapımcı ve yönetmeni Ertem Eğilmez ile onun ve ‒kitaba konu olan ve bu kitaptan sonra bambaşka bir gözle izleyeceğiniz‒ Türkiye sinemasının unutulmaz filmleri Sev Kardeşim, Yalancı Yârim, Oh Olsun, Mavi Boncuk, Bizim Aile, Aile Şerefi, Gülen Gözler ve Neşeli Günler’dir.

Ertem Eğilmez her seferinde aynı formülü uygular ve çoğu kez kendi hayatından parçalar koyar filmlerine. Yine de senaryoların oluşumu için izlediği bambaşka bir yolu vardır.

Adile Naşit, Münir Özkul, Tarık Akan, Kemal Sunal, Ayşen Gruda, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Şener Şen gibi oyunculardan ne yapar eder efsane bir kadro çıkarır ortaya ama Tarık Akan ile sinema sektöründe taşları yerinden oynatacak bir kavgaya tutuşur, Metin Akpınar ve Zeki Alasya ile yollarını ayırır.

Bu aile filmlerinde Atatürk’e ait bir ayrıntıyı ısrarla kullanır ama Nâzım Hikmet’in serbest bırakılması için toplanan imzaları kaybeder.

Bu filmler toplumdaki sınıfsal yarılmayı görünmez kıldı, kadının toplumsal konumundaki değişim isteğini ve mücadelesini yok saydı, hâlihazırdaki toplumsal düzeni ve yaşantıyı olağanlaştırdı, kaçınılmaz kıldı.

Hakan Güngör bize bu imalatın yapı taşlarını gösteriyor, çözümlemesini yapıyor.

“Biz Güzel Bir Aileyiz, Türkiye sinemasının ‘kült’ mertebesine yükselmiş yapımlarını ele alırken, yalnızca güzelleme yapmak yerine bütün yönleriyle anlatarak sinema tarihimize önemli bir katkı sunmuş. Bir yanıyla filmlerde karşımıza çıkan ortak objelerin izini süren dedektif titizliği, diğer yanıyla yalnızca filmin içinde kalmayıp yapım süreçlerini de anlatan bir bütünlük çabası bu kitabı daha da önemli kılıyor.”

- Şenay Aydemir


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺31,20

“İnsan, nerede yaşayacağını nasıl seçer?

Hangi şehir? Hangi semt? Hangi sokak?

Ya da hangi yarım küre?

Afrika’ da? Belki Güney Kore ya da Fransa’ da?

Herkesin rotası evine çıkıyormuş;

Peki, evimiz nerede? “

 

…Yaşayacağı şehri, yaşamak istediği şehirleri fotoğraflayarak

bulmaya çalışan bir fotoğrafçı kadının hikâyesinin ilk ikilem rotası, yaşadığında mutlu olacağına inandığı iki şehirde geçiyor;

Paris ve Beyrut.

 

Sayfa Sayısı : 96

Ebat : 17 x 20.5

Kağıt/İç Baskı : Mat Kuse 135 gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230 gr

Kapak Tasarımı : Eyüp İşkuran

₺42,90

Altın Kafeste Yangın (V. Murad)
Oyun, ruhsal dengesizlik nedeniyle, tahtta ancak üç ay kalabilen, tahttan indirildikten sonra 28 yıl ailesiyle birlikte özgürlüğünden yoksun bırakılan Sultan V.Murad’ın acı dolu günlerini anlatır.

Fiyasko
Apayrı beklentileri olan beş kardeşin, uzunca bir süre sonra, evlenmeğe karar veren engelli kardeş için bir araya geldiklerinde, kimisinin bencil ve umursamaz, kimilerinin duyarlı davranışlar sergilemelerini anlatan oyun, beklenmedik bir biçimde biter. Ortaya dayanışma yerine, fiyasko çıkar.

Çığlık Çığlığa
İnsanın insana, bu arada kendisine yaptığı kötülükleri ve yanlışlıkları, tarihten örnekler de vererek anlatan oyun, ardında acılar bırakarak sona ererken, çığlıkları kalmıştır geride.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 198
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺44,25

Sinemanın 1923-1938 yılları arasında Türkiye’nin izlediği dış politika üzerindeki etkilerini ve bu alanın politik hamlelerden nasıl etkilendiğini resmi belgelere ve dönemin basınına yansıyan haber ve yorumlara dayanarak anlatan bu inceleme, SSCB, ABD, Almanya, Yugoslavya ve Bulgaristan’la ilişkilere odaklanıyor. Erken Cumhuriyet Dönemi’nde, sinemanın Türkiye’nin dış ilişkilerindeki rolüne dair önemli gelişmeler, “Türk-Sovyet”, “Türk-Amerikan”, “Türk-Alman”, “Türk-Yugoslav” ve “Türk Bulgar” ilişkileri bağlamında, beş bölüm halinde ele alınıyor.

Hariciye Koridorlarında Sinema - Erken Cumhuriyet Dönemi’nde Sinemanın Politik Gücü, dönemin kırılgan diplomatik dengelerine rağmen, hem kendi içinde refahı ve huzuru sağlamanın hem de “dışarıda” güçlü ve bağımsız bir devlet olarak tanınmanın mücadelesini veren genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel alandaki eğilimleri ve atılımları çerçevesinde şekillenen bu ilişkileri, belgeler ve görseller eşliğinde, derinlikli bir incelemeyle sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺41,60

Latin Amerika'nın 60'larda ve 70'lerdeki politik atmosferini, bu dönemde tüm dünyada etkili olan 3. Dünyacılık düşüncesini, verilen devrim mücadelesini ve bu mücadelenin bir parçası olarak Yeni Latin Amerika Sineması'nı anlamak için temel bir referans niteliğinde olan bu eser, güncelliğinden hiçbir şey kaybetmediği gibi Yeni Latin Amerika Sinemasını ele alan tüm akademik çalışmalarda kullanılan temel bir kaynak olma niteliğini de devam ettiriyor.

Doğrudan politik mücadelelerin bir ürünü olan bu sinema hareketinin özneleri, verdikleri röportajlarda Marksist-devrimci bir sinemanın olanaklarını ve nasıl hayata geçirilmesi gerektiğini tartışıyor, bu arada Sovyet Devrimci Sineması ile birlikte dünya sinema tarihinde iz bırakan tek devrimci sinema hareketinin politik kaygılarını ve yönelimini dönemin politik koşullarıyla bağlantılı bir şekilde anlamamıza da olanak sağlıyor.

Halkçı bir sinema arayışı ile bütünlüklü bir toplumsal bilinç arayışının serüveni olarak da okunabilen bu kitapta sinemanın dünyayı değilse bile insanların dünyayı anlama biçimini nasıl radikal bir dönüşüme uğrattığına tanık oluyorsunuz. Latin Amerika sinemasının bu eserde anlatılan hikayesi Latin Amerika’nın sorunları üzerine genel ve açık bir politik söylem sunarak gerçekliği ve insanın bu gerçeklikle çok boyutlu ilişkisini gözler önüne seriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺69,90

Akademisyenler, amatör tarihçiler ve oyuncular tiyatro tarihini farklı şekillerde, farklı zamanlarda ve farklı yerlerde biçimlendirdi. Bu kitapta öğrencilere, tiyatro meraklılarına ve elbette genel okurlara tiyatro tarihini incelemenin ve yazmanın en önemli yönleri hakkında kolay anlaşılır ve ilgi çekici bir dizi makale sunuluyor. Farklı konularda katkıda bulunanlardan oluşan uluslararası bir ekip, tiyatro tarihinin nasıl oluştuğunu araştırırken, tarihsel olgularla siyasi ve sanatsal gündemlerin birbirine nasıl bağlandığını gösteriyor ve tarihin bizim için neden önemli olduğunu açıklıyorlar.

David Wiles: Londra Üniversitesi Royal Holloway’de tiyatro profesörüdür. Yedisi Cambridge’den olmak üzere dokuz kitap yayınladı. Bunların arasında şunlar var: Theatre and Citizenship: The History of a Practice (2011) ve A Short History of Western Performance Space (2003). Maske kullanımına ve performans mekânına özel bir ilgi göstererek Yunan tiyatrosu ve Elizabeth Dönemi tiyatrosu hakkında geniş kapsamlı yayınlar yaptı. Kitapları Runciman, Criticos ve STR ödüllerinin aday listelerine girdi.
Christine Dymkowski:  2012 Ekim ayına kadar Londra Üniversitesi Royal Holloway’de Dram ve Tiyatro Tarihi profesörüydü. IFTR/FIRT Feminist Tiyatro/Tiyatroda Kadınlar çalışma grubunun kurucularındandır, Edwardiyen ve çağdaş kadın oyun yazarları ve yönetmenleri hakkında kapsamlı yazılar yazmıştır ve bunların arasında The Cambridge History of British Theatre (2004) için Cicely Hamilton’un Diana of Dobson’unun bir vaka çalışması da var. Shakespeare üzerine çalışmaları şunlardır: Harley Granville Barker: A Preface to Modern Shakespeare (1986); Cambridge University Press’in Shakespeare in Production serisinde (2000) ‘The Tempest.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺79,90

İnançlar, töreler, görenekler
Hızla ağını örmekte kader.
Hıçkırıklar boğazlarda düğümlenmiş
Acı püskürtmekte bacalardan töreler...
Kulaklar çığlıklara kapalı
Baksa da, görmüyor gözler.
Uzakta çığlık çığlık üstüne
Erdem susmuş, utanç uykuda…

Kitaptaki her üç oyunu pek güzel açıklar bu şiir...
El bebek gül bebek büyütülmeye çalışılan, adları en sevilen çiçeklerden biri olan ‘gül’le özdeşleştirilen kızların, çocukluklarını gereği gibi yaşayamayışları bir yana, büyüdüklerinde de töreler, toplumsal alışkanlıklar ve yanlış anlayışlar yüzünden yaşadıkları haksızlıklar ve acılar gösterilmeye çalışılmıştır her üç oyunda da.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 188
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺42,00

“Walter Benjamin fotoğrafı hatırlatmaktan hiç vazgeçmedi. Tarih boyunca değişen, uyum sağlayan, gelişen bir şey olarak fotoğrafın izini süren güçlü bir fotoğraf eleştirmeniydi. Fotoğrafın bir tarihi, bir hayatı olduğuna inandı. [...] Benjamin’in gözlemlediği üzere fotoğraf iktidardakiler ve geleneksel sanata gereğinden fazla özlem duyanlar tarafından kötüye kullanılabilir ve kullanılmıştır da [...] Fotoğraf yozlaşabilir. İçinde bulunduğu zamandan ayrı düşebilir ya da (fotoğraftaki) özneleri genel olarak kötüye kullandığı gibi onu da kötüye kullanan baskıcı güçlerin güdümüne girebilir. Benjamin’in fotoğrafa dair ve fotoğrafın yörüngesindeki çeşitli yazılarıyla amaçladığı şey, panoramik bir bakışla okurunu bu aracın potansiyeli ve gerçekliği konusunda eğitmektir.”

Walter Benjamin’in fotoğraf yazılarından oluşan bu derleme aşina olduğumuz fotoğrafa başka bir gözle tekrar bakma, işlevini, imkânlarını yeniden düşünme olanağı sunuyor; fotoğrafın zaman içinde kazandığı ve kazandırdığı farklı anlamların izini sürüyor. Bu derlemede yer alan tüm yazılar Leslie’nin sunuşuyla açılıyor, değinilen kişi ve kavramların açıklandığı sözlüklerle sona eriyor. Kitapta ayrıca Benjamin’in atıfta bulunduğu fotoğraflardan örnekler de yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺46,90

“İnsan talihine açılan sanat kapılarından biri ve bizce en önemlisi olan tiyatro; söz ve harekete dayanması, göze ve kulağa hitap etmesi, nihayet hayatın tam içinde olması bakımından ayrı bir değere sahiptir. Onun için tiyatro, hayattır; hayatın ta kendisi olmak anlayışına en yakın sanat dalıdır. Gerçekte, hayat da tiyatronun geniş bir zaman ve mekânda sahnelenmesinden başka bir şey değildir.

Tiyatrodaki sözler ve davranışlar; yaşanılan veya idealize edilen hayatı, şu veya bu şekilde bize aksettirebildiği, insan denilen esrarlı; bilinmezliklerle dolu varlığın gerçeğini ortaya koyabildiği ve onu irdeleyip değerlendirebildiği ölçüde anlam ve derinlik kazanır.”

*

Prof. Dr. Önder Göçgün elinizdeki kitapta hem tiyatro kavramını irdeliyor hem de Türk tiyatrosunun oyunlar, kişiler, sahneler ve mekânlar üstünden bir tarihini veriyor. Bununla yetinmiyor: Tiyatro yazarlığından yönetmenliğe, oyuncudan seyirciye tiyatroyu oluşturan bütün bileşenlerin neliği üstünde düşünüyor. Eser, tiyatro eleştirisi örnekleri ve tiyatro terimleri sözlüğüyle son buluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Muğla
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺29,75

Sinemadaki kadınlara odaklı konsep bir defter olan Sinema Defterim Kadın'da, yazı yazılacak sayfalarda sinema tarihinde iz bırakmış kadın filmlerinden replikler ve kadın sinemacıların sözlerinden pasajlar var. Sayfaları çevirenler her sayfada yeni bir kadın filmiyle karşılaşacak. Sayfalar arasında okuyucusunu bekleyen kadınların sinemadaki mücadelesini anlatan yazılar da Sinema Defterim Kadın’in sürprizlerinden. Bu defter, hem okumalık hem de yazmalık.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺15,00

Vesikalı Şehir (2007) ve Şehrin İtirazı (2015) kitaplarının ardından, onlarla tematik süreklilik içinde yazılmış olan İsyankâr Şehir’in temel soruları şunlar: Zamanın ruhu ile dişil özneliğin ilişkisini nasıl anlayabiliriz? Kadınların kendi hikâyelerinin kahramanı olmaları, üzerlerindeki tüm baskıya rağmen “şehre çıkmaları”, Gezi direnişi sonrasında yapılan bazı filmlere nasıl yansıdı, neyi değiştirdi? Ya da şehre çıkmak çözüm olmadığında, kadınlar şehrin içinde, hanelerde sıkışıp kaldıklarında durumlarını nasıl sorguluyorlar? Kadınların mahrem-isyanıyla erkeklik krizini nasıl bir arada düşünebiliriz? Feride Çiçekoğlu kitabı için şunu söylüyor:

“Önceki iki kitap gibi İsyankâr Şehir de filmlere dışarıdan bakan metinlerle, İstanbul mekânlarına dair benim kendi hikâyelerimi iç içe örerek ilerliyor... Bir filmin senaryosunu yazarken mekânı ve zamanı, ya da çekim esnasında kameranın yerini değiştirince değişen bakış açısını hatırlatıyor bu bana. Aynı karakterlerin farklı yüzleri, yan yana ama birbirine değmeden akıp giden hayatlardan geriye kalan bambaşka hikâyeler. Sonunda kendime de bu üçlemeyi bitirebilecek başka bir gözle bakabildiğim bir ömürlük yolculuk.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺48,90

Sinema: Tarih-Kuram-Eleştiri, yedinci sanatın doğuşundan günümüze kadarki yolculuğunu önemli kuramcıların yazıları eşliğinde masaya yatırıyor. 

Kitabın "Kuram ve Tarih" başlığını taşıyan ilk yarısı, sinema tarihine, kuram ve ideoloji bağlantısına, görsel biçime ve alımlama çalışmalarına yer veriyor. Eleştirel yaklaşımlara ayrılan ikinci kısımdaysa psikanalitik ve feminist eleştiriler ile tür eleştirisi yer alıyor. Seçil Büker ve Y. Gürhan Topçu’nun hazırladığı eser, sinemayı anlama yolunda değerli bir kaynak.

Güney Birtek'in sunumuyla.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺53,90

2500 yıldır “300 Spartalı”nın, 1000 yıldır “haçlı seferleri”nin intikamı peşindeler.

Malazgirt’i, Miryakefalon’u, İstanbul’u, Kudüs’ü, Mohaç’ı, Çanakkale’yi… hiçbirini unutmadılar.

Medeniyetler ittifakı, dinler arası diyalog edebiyatıyla uyuşuyoruz.

Onlar için sadece Batı medeniyeti ve kendi dinleri var.

Bir asırdır farklı bir haçlı seferine çıktılar.

Rüyalarımızı çalıp, kendi rüyalarını dayattılar…

Kutlu rüyalar görmüyoruz artık…

Sinema sanatını, silah olarak kullanıyorlar.

Tarihi, yeniden, filmlerle istedikleri gibi yazıyorlar…

Göz diktikleri ülkeleri, önce yakıp yıkıyorlar; sonra sinemada kurtarıyorlar…

Yaptıkları tahribat, atom bombasından daha tehlikeli…

Kültürümüzü kaybediyoruz…

Çocuklarımızı, gençlerimizi kaybediyoruz...

Yeniden kutlu rüyalar görmek için bu uykudan uyanmamız lazım...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺24,00

İcat edildiği 19. yüzyılın ilk yarısından günümüze değin estetik ile yakın ilişki içerisinde olan bir sanattır fotoğraf. Duyularla algılanan ve güzeli konu edinen estetik ise dönemsel olarak değişiklik gösterir ve fotoğraf sanatı bu değişimden hayli etkilenir. Dijital teknolojilerin yaygınlaşarak yaşamın her alanına nüfuz ettiği estetik anlayışı da farklı bir evreye girdi. Bu kitap dijital tabanlı teknolojilerinin gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla adından bahsedilir hale gelen dijimodernizm ve bu dönemde metin formunda yaşanan köklü değişimin ortaya çıkardığı hipermetin kavramı bağlamında çağdaş fotoğraf estetiği anlayışında yaşanan dönüşümü sergilemneyi arzulamaktadır.

Hipermetin, başta bilişim alanını ilgilendiren ve günümüzün tüm kültürel ürünlerini etkisi altına almış bir kavram. Dolayısıyla hipermetin üzerine yapılan sayılı araştırmalar, kavramı bilgi teknolojileri ya da bilbilim açısından ele alır. Bu araştırmalar, kavramın estetikle olan bağını kısmen göz ardı ederek, daha çok dijimodern dönemin kültürel ürünlerine odaklanır. Bu bağlamda kitapta ; modernizm, postmodernizm ve hipermetinle ilişkilendirilen dijimodernizm, zaman-mekân ve gerçeklik algısı ayrıca süje üzerinden açıklanır. Her bir dönemin yarattığı metin formu, yarattığı estetik anlayışı ortaya koyacak biçimde fotoğraf örnekleri üzerinden tanımlanır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺48,80

İnsanoğlu İlk Çağlardan beri anlayamadığı, algılayamadığı bazı olayları doğaüstü güçlerle ilişkilendirmiş, bu nedenle değişik tanrılar yaratmış, zor zamanlarında onlara sığınmak durumunda kalmıştır. Aslında güçsüz olan, ancak çıkarları için bu durumu abartarak, insanları baskı altında tutmak gerektiğini düşünen bu tanrılar, her çağda varlıklarını sürdürmüşlerdir. Günümüzde süpergüç konumundaki devletlerin yaptığı gibi...

Binlerce yıl önce yaşanan Troia savaşında ve savaş sonrasındaki gelişmelerde, bunun örnekleri görülmüş, insanlar kendi yarattıkları ve doğaüstü gücün odağı olarak gördükleri bu tanrılara boyun eğmişlerdir. Aklın gelişmesi ve emeğin öneminin ortaya çıkması, bu yapay tanrı dönemini kapasa da, bugün para ve silah gücünün yoğunlaştığı ülkelerin baskısı, özgürlük ve bağımsızlık olgusunu zedeleyegelmiştir. Troia savaşıyla ilgili bu üç oyun, uzun insanlık serüveni içinde, eskilerde kalmış olaylar zincirini yansıtmaya çalışırken, günümüzün olaylarıyla da, bir koşutluk ortaya koymayı düşünmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 209
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺47,25

Elinizdeki kitap, Türkiye politik sinemasının Yılmaz Güney’den İtibaren şekillenmeye başlayan ve günümüze kadar uzanan kimi momentlerini farklı konumlanışlar üzerinden ele alıyor. Bunu yaparken, ele alınan filmlerin bizi çağırdığı manzarayı, almaya zorladığı konumları ve tanıklık etmeye davet ettiği hakikatleri göz önüne sermekle yetinmiyor. Pürüzsüzleştirilen manzaraların, gizlenen konumların ve üzeri örtülen hakikatlerin bir dökümünü de çıkarmaya girişiyor. Bu yüzden yalnızca, perdeye yansıttığı manzarayla, gerçekliğin bizzat kendisiyle kavga eden yönetmenlerin eserlerinin analizini üstlenmiyor.

Bir yandan da siz okuyucuları, perdede verilen kavganın ne kadar layığıyla yerine getirildiğini sorgulamaya çağırarak, bizzat yönetmelerin kendisiyle de bir kavgaya çağırıyor. Kavgacı bir sinema geleneğinin kendisiyle kavga etmek gibi paradoksal bir görevi farklı disiplinlerden, farklı manzaralardan ve konumlardan yazarlar aracılığyla dikkatinize sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺42,90

Sanat tarihinin tüm dönemlerinde sanatçıların içeriklerini en etkili şekilde nasıl aktaracaklarını araştırdıkları denemeler ve bu denemeler sonrasında ortaya çıkarılan ve çoğu zaman kalıplaşan çeşitli biçem anlayışları söz konusudur. Bununla beraber, kalıplaşan biçem anlayışlarının dışına çıkarak farklı biçem arayışları ortaya koyan pek çok sanatçıdan da söz edebiliriz. Sanat, yaratıcı bir eylem olarak asla biçemle ilgili kalıplara sığmamakta ve kurallara boyun eğmemektedir.  Yaşamın sürekli devinim içinde olması gibi biçem de değişir ve değişmelidir.  Biçemin sabit kalması sanatın durması anlamına gelecektir. Bu noktada sanat var olduğu sürece karşılaşılacak bir gerilimden söz edebiliriz. Bahsedilen gerilim, toplumsal değişim, varolan kalıpların aşılması, yeni ifade unsurlarının geliştirilmesi; yani biçemdeki değişimle ilgilidir.

Elinizdeki bu kaynak Yeni Türk Sineması’nın ifade unsurları ve biçemle ilgili uğraş ve çabalarını ortaya koyarken bir yandan da mevcut biçemleri aşabilmek için yönetmenlerinin yaşadıkları gerilime ışık tutmaktadır. Değişen dünya ve Türkiye’de karşılaşılan yeni toplumsal koşullar, anlatılacak yeni konulara olanak tanımış ve bu yeni konuları eski biçemle ifade etmek zorlaşmıştır. Yönetmenlerin yaşadıkları gerilimde bu durum başlıca etkendir. Ayrıca biçemin toplumsal alanda  özneleri etkileyen pek çok değişken ile ilişkisi de bu doğrultuda çalışmada  sizlere sunulmaktadır. Bu bağlamda sinema sanatının ruhunun anlaşılması, karşılaşılan eserlerin yorumlanması ve yeni eserler için yeni konumlanma noktaları yaratmak adına önemli bir kaynakolacağını düşündüğüm “ Yeni Türk Sinemasında Biçem”, akıcı dili ve farklı bakış açısıyla sinemaya sizlerin de başka bir pencereden bakmasını sağlayacaktır.

Selçuk Ulutaş

Temel Değerlere Sahip Olmak, Bağlı Kalmak, İnanmak ve Sürdürebilmek Aşk'ına!..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺61,50

Yıldız Kenter ile Haldun Dormen, hayatları boyunca sadece bir oyunda, sahnede birlikte oynayabildiler: 1978’de, Londra’da. 

Türkiye’den bir tiyatronun, kendi oyununu, yurtdışında ve İngilizce sahneye koyduğu ilk temsil örneği!

Yıllar sonra, bundan 6-7 yıl önce, Haldun Bey, Yıldız Hanım ile bir kez daha birlikte sahne alabilmek için bir oyun kaleme alır: Yıldız ile Haldun. 

İkisinin de hayatlarına ve hayatlarımıza imzalarını atan bazı oyunlarından sahneleri, bu kez Yıldız ile Haldun’un birlikte yorumlarıyla izleyebileceğimiz, tiyatrocuların deyimiyle "çok sükse yapacak" bir oyun. 

Fakat o da ne! Heyhat! 

Provalara başlanacakken oyun iptal edilir. 

Gerçek başrolleri tarafından hiç oynanamayacak bir oyun çıkar ortaya. 

Bundan sonra, Yıldız ile Haldun’u, zihin tiyatromuzda izlemeye başlayabiliriz...

İyi seyirler.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺21,25

Usta sinemacı Turgut Yasalar’dan...

Herkesin film yapma hayali, bahaneleri bir kenara bırakıp harekete geçenlerin cesaretleriyle, emekleriyle, dayanışmalarıyla gerçeğe dönüştü. Ceplerinde beş kuruş yokken, milyon dolarlık filmler çektiler. Ödünç malzemeler, kobaylıktan elde edilen cüzi gelirler, boğaz tokluğuna toplanan ekipler, korsan çekimler, ödüllü çoğu filmin gerçekliğiydi. Bir film çekmeyi aşkla, tutkuyla isteyenlerin neler yapabileceğini, kapıların onlar için ardı ardına nasıl açılabileceğini belki de en güzel ifadeyle özetliyor Turgut Yasalar; “yokluğun estetiği”. Elinizdeki, yalnızca henüz ilk filmini çekmemiş genç yönetmenler için değil, hayalinin peşine düşmeye çekinen herkes için yüreklendirici bir çalışma.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺21,75
₺29,00

Sanat üretmek, bir anlamda insanı, toplumu ve dünyayı yeniden yaratma, yeniden biçimleme çabası değilse nedir? Sanat üreterek insanların beyninde, zihninde, yüreğinde; bir iz, bir kıymık, bir damla, bir ışık ya da bir gölge bırakmayı amaçlamıyor muyuz? İnsanımızın kendisiyle, zaaflarıyla, erdemleriyle, geçmişiyle, günüyle, geleceğiyle, tarihiyle, toplumuyla, siyasetiyle, değerleriyle, beğenileriyle, saplantılarıyla, kültürüyle, inancıyla yüzleşmesini nişanlamıyor muyuz?

İşte bu çabanın iddialı olmayı, insanlara ulaşmayı ve yarışmaya açık olmayı da içerdiği düşünülürse yarışmaların “insana yatırım” faslındaki önemini görmek zor olmasa gerek. Kadıköy Belediyesi’ni “Oyun Yazma Yarışması” düzenleme, yarışmayı kurumlaştırıp sürekli kılma ve dereceye giren oyunları kitaplaştırma kararlılığını gösterdiği için, “insana yatırım”daki bu önemli payı için kutlamak gerekir. (Yücel Erten)

Seçici Kurul: Orhan Alkaya, Cevat Çapan, Yücel Erten, Dikmen Gürün, Nesrin Kazankaya
Ödül Kazanan Eserler:

Meltem Uzunkaya - Olağan Dışı Günler
Tekin Özertem - Gecenin Ötesinde
Cihan Çakan - Arka Bahçe
Gafur Rakıcı - Penelope’nin Örgüsü ya da Arabesk Sisifos
Sedat Nuri Kayış - Sakin Ol Celladım!
Burak Çapan - Pembe Oda


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺19,50

Şair Evlenmesi oyunu, alafranga davranışları ve kıyafetiyle mahallelinin pek de hoşuna gitmeyen Müştak Bey adında yoksul fakat ileri görüşlü bir şairin sevip istediği genç ve güzel Kumru Hanım yerine onun huysuz ve yaşlı ablası Sakine Hanım’la evlenmeye mecbur edilmesini konu edinir. Bu küçük entrika etrafında çöpçüsünden bekçisine, imamından yenge hanımına bütün mahalle halkı bir araya gelir.

Şinasi, çağdaş bir edebiyatta tiyatro türünün gerekliliğini anlamış, Şair Evlenmesi’ni yazarak Türk tiyatrosunun da ilk yapıtını ortaya koymuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺10,80

Günümüzde teknolojik gelişmeler ve zorlu yaşam şartları çocuklara oyun için zaman bırakmasa da, oyun çocukların yaşamının bir parçasıdır. Kuşaktan kuşağa geleneksel olarak aktarılan çeşitli çocuk oyunları, çocukların vazgeçilmez eğlencelerini teşkil etmektedir. Sosyal değişme sürecinin makro değişimleri beraberinde getirmesi sonucu geleneksel kültür değişim ve yıpranmaya uğramaktadır. Bu kültür içerisinde yer alan geleneksel çocuk oyunlarıda bu süreçten etkilenmektedir. Günümüzde eğlence araçlarının değişmesi, iletişim araçlarının gelişmesi sonucu geleneksel çocuk oyunları nitelik değiştirmiş, hatta eskisi gibi oynanmaz olmuştur. Ülkemizde oynanan geleneksel oyunlar genellikle taşla ve sopayla oynanan ya da topla oynanan kovalamaca tarzında oyunlardır. Kitabın ilk bölümünde oyunun tanımı, tarihçesi, oyunlarda kullanılan bazı tekerlemelere yer verilmiş, ikinci bölümünde ise ilköğretim ve ortaöğretimde, araçlı ve araçsız olarak oynanabilecek geleneksel oyunlar ele alınmıştır.




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 180
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺54,00
1 2 3 ... 24 >
Çerez Kullanımı