Arka Kapak Yazısı

1967’de yayımlanan ve tüm dünyada satış rekorları kıran Çıplak Maymun; insanın aşkta, işte, savaşta en ilkel halini sunan, dikkat çeken bir anlatı!

Çıplak maymunun kökenine, birbiriyle ilişkilerine, cinselliğine, beslenmesine ve daha birçok önemli konuya herkesin anlayabileceği ve aynı zamanda da bilimsel bir dille değiniyor Desmond Morris.

İnsanın başlangıcına, cinsel yaşamına, alışkanlıklarına ve hayvanlar alemiyle olan şaşırtıcı bağlarımıza dair derin kavrayışlarıyla Çıplak Maymun, hem kışkırtıcı, hem zorlayıcı hem de zamansız bir dönüm noktasıdır.

Çıplak maymun, temel sorunlarla karşı karşıya kalındığında nasıl tepki verir?

Tepkileri, diğer maymunlarınkilerle nasıl karşılaştırılır?

O hangi özelliğiyle benzersiz olur ve tuhaflıkları özel evrim hikayesiyle nasıl ilişkilendirilir?

Kitap Adı: Çıplak Maymun
Kitap Yazar Adı: Desmond Morris
Yayın Direktörü: Gülşen İşeri
Editör: Kadriye Kızıl Güzelkan
Kapak Tasarım: Gilas Coşkun
Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut
Sayfa Sayısı: 216
Ebat: 13,7 x 21,5
Tür: Antropoloji
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751043825

₺33,90
Cilt 1: Savaş Öncesi Dönem ( - 1945)

Japonya’nın iktisadi ve sosyal tarihini ele alan bu eser, sanayileşme ve ekonomik gelişmeleri incelerken, Japon tarihini alt dönemlere ayırıyor ve her dönem için toplumsal, siyasi ve iktisadi gelişmeleri tartışıyor. Japon modernleşmesini, ekonomik dönüşüm ve değişim tarihlerini ayrıntılı bir şekilde anlatan bu çalışma, Batı dışı bir coğrafyada ortaya çıkan ilk sanayi ve bilim/teknoloji devriminin yarattığı bölgesel dönüşümleri de anlamamızı sağlıyor. Doç. Dr. Ali Akkemik’in toplam üç ciltten oluşacak bu eserinin ilk cildi, Japonya tarihini antik dönemden alarak 1945 Pasifik Savaşı’na kadar getiriyor. İlk bölümde kültürün gelişimini, merkezî devlet oluşumunu ve antik dönemdeki çeşitli kurumları ele alan yazar, sonraki iki bölümde Edo döneminin siyasi ve toplumsal tarihiyle devam ediyor ve özellikle modern kapitalist kalkınmayı kolaylaştıran ekonomik gelişmeleri değerlendiriyor. Dördüncü bölüm, Meiji döneminde modernleşme çalışmalarını ve politik reformları tartışıyor ve devam eden bölümde bu dönemdeki ekonomik gelişme deneyimini ve ekonomik reformları masaya yatırıyor. Ardından, Taisho döneminde demokrasinin yükselişi, parti politikaları ve Doğu Asya’daki siyasi ve toplumsal olaylara odaklanıyor ve bu dönemde ortaya çıkan sanayi politikalarını, bürokrasi kültürünün gelişmesini ve kriz dönemini konu ediyor. Son iki bölümde ise, militarizm incelemesi ve İkinci Dünya Savaşı dönemi ayrıntılı olarak sunulurken; askeri rejim altında savaş ekonomisi, kurumsal yapılar ve sanayi politikaları ele alınıyor. Son olarak, neredeyse yeni bir kitap boyutunda olan “Ekler” bölümü okura, Japonya siyasal hayatına ilişkin kapsamlı bilgiler sunuyor: Dönem adları ve tarihleri, imparatorlar, bakanlar ve başbakanlar. Bunun yanında bu ek bölümde, kitapta geçen Japonca terimlere ilişkin bir sözlük ile kişi ve yer adları listeleri Japonca yazılışlarıyla birlikte yer alıyor.

Akkemik’in bu kapsamlı çalışması, birçok spekülasyona tabi tutulan Japon modernleşmesinin birtakım romantik mucizeler, gelenekçilik, dindarlık gibi hayalî nedenlerle olmayıp, somut gerçeklere dayalı olup, toplumların koşulları ve siyasi aktörlerin politikalarından kaynaklandığını gösteren, Türkiye’de ender olan özgün araştırma ve çalışma alanına kıymetli bir katkıda bulunacaktır.

Prof. Dr. Selçuk Esenbel, Boğaziçi Üniversitesi, Asya Çalışmaları Merkezi


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 864
Ağırlık : 864
En / Boy : 19 / 24
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺200,00
Arap Milliyetçiliğinin Yükselişi

“Büyük Suriye İsyanı” çarpıcı bir ayaklanma zaferleriyle başladı; fakat yıkılmış kırsal bölgelerde mahalle mahalle, köy köy acımasız hükümet kontrolünün yeniden ortaya çıkmasıyla son buldu. Hükümet mahkemelerince gıyaben adlandırılan ve hakkında hüküm verilen yüzlerce isyancı sürgüne kaçtı. Gerçekten adı sanı bilinmeyen isyancı kitleler yıkılmış köylerine ve merkez mahallelerine geri döndüler. Nesib el-Bekri dışındaki Şamlı hiçbir isyan liderinin Suriye mandasına dönmesine yıllarca izin verilmedi.

Şam’ın geleneksel yönetici sınıflarının çoğu ayaklanmayı hiç desteklememişlerdi ve ayaklanmanın askeri liderliğinin etkili biçimde tasfiye edilmesiyle, geleneksel elitler Suriye’nin açık ve o an karşı konmaz yöneticileri olan Fransız hükümeti ile bir çalışma düzeni uydurmakta özgürlerdi. Şam’ın önde gelen seçkin aileleri, ılımlı milliyetçi siyasetçilerin imparatorluk gücünün himayesinde ve iş birliğinde yönetilmesini sağlarken, siyaset eski modelin yeni bir çeşidine dönüştü. Ayaklanma manda gücünün Suriyeli kent elitlerine ihtiyacı olduğunu gösterdi.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 288
Ağırlık : 288
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺69,30
Tarih, Toplum, Kültür ve Edebiyat

Mekân, insanoğlunun vazgeçilmez bir parçası olarak kuşatıcı ve var edici bir role sahiptir. Doğup büyüdüğü topraklarla arasında güçlü bağlar bulunan insanlar, daha sonraki zamanlarda farklı mekanlarla da yakınlık kurar. Şüphesiz herkesin bir şehri, bir memleketi; sevinçlerini ve acılarını yaşadığı yerler, özlem duyduğu diyarlar, ekmeğini yediği topraklar vardır. Yahut baskı ve acılar karşısında terk ettiği bir evi barkı, yıllarca dönemediği bir yurdu ve ruhunda bir yara olarak kalan “yersizliğin yurtsuzluğu” bulunmaktadır. Öyleyse Muş’a nereden bakmalı? Meşhur türküyü yakanın ağzından mı, yoksa gidenin dönmediği yerden mi? Uzun ve karlı geçen kıştan mı; bahar gelince gelinciklerle/lalelerle süslenen ovadan, coşan çamurlu Murat kıyısından mı; sisin bilinmezliklere sürüklediği “yokuş yoldan” mı?

Tüm bu sorular Muş özelinde insan ve şehir ilişkisine dair önemli karşılıklar barındırmaktadır elbette. Tabii ki bu ilişkinin duygusal boyutu dışında geçmişten bu yana vuku bulan kimi olaylar ile belirginlik kazanmış durumlar ve şehre dair bu minvalde pek çok kayıt bulunmaktadır. Hâsılı, başka coğrafyalarda/memleketlerde odluğu gibi, Muş’ta da insan ve mekân ilişkisi bağlamında pek çok cihetten izlere rastlamak mümkündür.

Ercan Çağlayan’ın derlediği “Burası Muş’tur”: Tarih, Toplum, Kültür ve Edebiyat isimli çalışma, Muş dolayımında tarihten edebiyata, iktisattan siyasete, eğitimden kültüre, etnik gruplardan milliyetçiliklere, müzikten mimariye, aşiret örgütlenmelerinden dengbêjlere ve en nihayetinde şehrin gündelik hayatındaki değişim dönüşümlerde üniversitenin, yerel, ulusal ve küresel rüzgarların etkilerine dek pek çok alanda, dün ile bugün arasındaki süreklilikleri ve kopuşları ortaya koymayı hedefliyor. Yanı sıra Muş’un akademide, ilim dünyasında ve kamuoyunda tanınması; öte taraftan Muş ve bölge hakkında yapılacak çalışmalarda mütevazı bir kaynak olarak addedilmesi temenni ediliyor.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 400
Ağırlık : 400
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺115,50
Batı - Dışı Bir Sosyal Bilim İmkanı

Günümüzde Mukkadime adlı eseri ile bilinen ve üzerine onlarca eser kaleme alınan düşünür İbn Haldun’u okumak ne anlama geliyor? Hem tarih hem de toplum görüşünün farklı eğilimleri bağdaştıran bir sosyal bilim kuramına açık olduğunu dikkate alarak onun tezlerinin sosyal bilim tartışmalarına ve toplumsal krizleri aşma sürecine katkı sunabileceğini söyleyebilir miyiz? İbn Haldun yapı ve fail ilişkisini diyalektik bir süreç olarak değerlendirmemizi mümkün kılar mı?

Sosyal bilimlere ve İbn Haldun’a dair araştırmalarıyla tanınan Kadir Canatan İbn Haldun: Batı-Dışı Bir Sosyal Bilim İmkânı adlı bu çalışmasında, sosyal bilimlerde yeni bir anlayış geliştirmenin yol ve yordamlarına İslâm dünyasının en önemli düşünürlerinden İbn Haldun’un gözüyle bakıyor. İbn Halduncu sosyal bilim yaklaşımının çağdaş sorunları çözebilme imkânı sunmasını klasik sosyologlarla karşılaştırmalı bir şekilde yorumlayan Canatan, aynı zamanda yeni(den) okumalarla klasik İbn Haldunculuğun yeni İbn Haldunculuğa evrilmesinin açacağı ufuklara işaret ediyor.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 132
Ağırlık : 132
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺34,65
Ahlak, İlim, Dil, Tarih ve Coğrafya

Türkçe Çocuk Gazetelerinde Osmanlı Kimliği adlı bu eser 1869 - 1908 yılları arasında yayınlanan çocuk gazetelerinden yola çıkarak, geç dönem Osmanlı Devleti’nde “çocuk” anlayışının gelişimini ve şekillenmesini inceliyor. Bu dönemde yayınlanan 19 gazetenin ve ilgili ders kitaplarının genel yapısının yanı sıra ahlak, ilim, dil, tarih ve coğrafya konularının çocuklara aktarımını özel olarak ele alan yazar, Osmanlı kimliğinin inşasındaki araçları da gözler önüne seriyor. Tanzimat döneminden itibaren Osmanlı Devleti, gelenek ile modernleşmeyi bağdaştırmak istiyor, bir “milli kimlik” inşa etmek için askerlik ve eğitimden yararlanmaya çalışıyordu. Çalışmasında bu unsurları vurgulayan Yılmaz, geleneksel rollerin modern bir biçim altında kolektif kimlik bağlamında kurgulanmasına dikkat çekiyor. Türkçe çocuk gazeteleri tarih ve coğrafya vasıtasıyla “vatan” fikrini vurguluyor, başka bir ifadeyle Benedict Anderson ve Eric Hobsbawm’ın işaret ettiği gibi milliyetçiliğin inşasında üzerine düşen görevi yerine getiriyordu. Bu çalışma, birincil kaynaklara dayanan kapsamlı bir incelemenin yanı sıra geç dönem Osmanlı Devleti’ndeki siyasal tartışma ve dönüşümü de inceliyor, bu kritik dönemi olağanca zenginliğiyle ortaya koyuyor.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 350
Ağırlık : 350
En / Boy : 16 / 23
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺80,00
İlk İki Asrın Yaşayan Hafızası

Cihanşümul bir devlet kurdu Osmanoğulları. Bu devletin, ilk 215 yılına dair temel kaynaklarımız 15. yüzyıl Osmanlı kronikleridir. Osmanlı imparatorluk tarihinin idari, siyasi, askeri, mali, hukuki, sosyal vesair konularına dair ilk bilgiler, adeta ilk iki asrın yaşayan hafızası’ olan bu eserlerde saklıdır. Tarihçi, edebiyatçı veya tarih meraklısı birinin ilk müracaat edeceği tarih malzemesi bu kaynaklardır. Ne var ki, kroniklerde bazı tarihi olayların anlatımında gerçek ile gerçek dışı, tarih ile efsane tam anlamıyla iç içe geçmiş; mesele, çözülmesi imkânsız bir kördüğüm hâlini almıştır.

Bu eserde, Osmanlı tarihine dair az veya yanlış bilinen şu hususlar inceleme konusu yapılmıştır: “Ertuğrul Gazi’nin Tarihî Kimliği” / “Rumeli’ye Geçiş Hikayesi (Gerçek ile efsane iç içe)” / “Sultan Orhan Adına Rumeli’de İlk Hutbe” / “Yıldırım Bayezid’in Vefatı Meselesi” / “Yer Adlarının Veriliş Hikâyesi” / “15. Yüzyıl Osmanlı Kronikleri (İlk iki asrın yaşayan hafızası): Devlet İdaresi ve Teşkilatı; Sosyal Hayat” / “Kuruluş Dönemi Osmanlı Padişahları (şiir).''

Birbirinden ilginç bu konuların işlendiği elinizdeki eserin tarih meraklılarına faydalı olması temennisiyle...


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 248
Ağırlık : 248
En / Boy : 17 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺77,50

Prof. Dr. Mürsel ÖZTÜRK: 1947 yılında Hacıbektaş’ın Engel Köyünde doğdu. İlkokulu aynı köyde, ortaokulu Hacıbektaş Ortaokulunda ve liseyi Ankara Yıldırım Beyazıt Lisesinde bitirdikten sonra 1966 yılında girdiği Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Klâsik Şark Dilleri Bölümünden 1970 yılında mezun oldu. 1971’ de Milli Eğitim Bakanlığının açtığı doktora bursu sınavlarını kazanarak Fransa’ ya gitti.

1976’ da Paris Sorbonne Üniversitesinde “doktor” unvanını aldı. 1977’ de asistan olarak girdiği Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Fars Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında 1982’ de yardımcı doçent, 1983’ te doçent ve 1988’ de profesör oldu. 2014 yılında emekli oldu.

Anadolu Erenlerinin Kaynağı Horasan: Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlâna Celaleddin-i Rumî, Baba İlyas-ı Horasanî ve daha pek çokları gibi on üçüncü yüzyılda Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli rol oynamış büyük Türk düşünürlerinin doğup yetiştikleri yer olan Horasan’ın Moğol istilâsından önceki tarihî, coğrafî, iktisadî, edebî ve kültürel durumunu anlatmaktadır.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 256
Ağırlık : 256
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺48,75

Bu da Biter Ya Sonra? Covid 19 ve A'dan Z'ye Yeni Hayat

Dünyayı sarsan COVID-19pandemisinden sonra hayatlarımız, olağan akışına kaldığı yerden aynen geri dönecek mi? Çocuk, genç, yaşlı milyarlarca insan ne yaşadı? Ne yaşadık? Bizleri bundan sonra neler bekliyor?  Salgın sırasında her vatandaşımızın günlük hava durumu tahminleri kadar içselleştirip, düzenli takipçisi olduğu istatistiklere olan genel ilgi, salgın uzadıkça düştü. Salgın fırtınasında her hanede hayat, A’dan Z’ye değişip başka bir şeye dönüştükçe; salgın konuşulmaz oldu. Toplumun gündemi, salgının artçıl etki ve sonuçlarıyla öylesine meşgul ki, kimse tüm bu sorunların asıl malum nedeni olan COVID-19 hakkında artık düşünmek, konuşmak istemiyor. Acılar öyle uzun, öyle derin, öylesine yaygın ki, unutmak ve hiç adını anmamak en kolayı! Oysa pandeminin sebep ve sonuçlarının tam da şimdi bir analize ihtiyacı var.

İnsanlığın yaşadığı son salgının içinden, salgın sonrasına bakarak hayatı yorumlayan bu kitap şu soruya cevap arıyor: Bu da biter, ya sonra?..

Biyoloji, Ekoloji, Ekonomi, Edebiyat, Kültür, Sanat, İletişim, Eğitim, Sağlık gibi hayatın çok farklı alanlarında çalışan, üreten, düşünen, bu soruya cevap arayan yazarlar bu kitap için buluştu, tartıştı ve okuyucuya kendi başlangıçları için ilham vermek istedi: “Daha iyi bir dünya mümkün.”

İçindekiler;

  • Salgınlar
  • Ekonomi ve Siyaset
  • Edebiyat, Sanat ve Medya
  • Eğitim
  • Sağlık ve Farklı Boyutları

(Tanıtım Bülteninden)

Yazarlar: Ahmet Atalık, Arif Altun, Aysun Gezen, Aziz Çelik, Bayazıt İlhan, Betül Urhan,Berna Diclenur Uluğ, Dilek Aslan,

Emre Kongar, Engin Yılmaz, Fatih Yaşlı,Fazilet Mıstıkoğlu, Ferhunde Öktem, Gülriz Erişgen, Haluk Özen, Mutlu Binark,

İlhan Can Özen, Meltem Şengelen,Önder Algedik, Özden Şener, Özlem Ece, Selçuk Dağdelen, Süreyya Karacabey, Şükrü Erbaş

  • Kitap Adı: Bu da Biter Ya Sonra? Covid 19 ve A'dan Z'ye Yeni Hayat
  • Yazar: Kolektif
  • Yayınevi: Literatür Yayıncılık
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 292
  • Ebat: 15 x 23
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750408984
₺64,90

Ülke Yönetimi

 Yurttaşlar, ulus devletin birer hissedarıdır. Ortak hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla da aralarından temsilciler seçerek, 

ulus devletin yönetim organlarının oluşturulmasına ve bu organlarda görevlendirilen yöneticilerin, aralarında medeni bir işbölümü ve işbirliği yaparak devlet adına işlem ve eylemler yapmasına izin verirler.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti yurttaşlarının (hissedarlarının) devletin yönetim organlarından beklentisi, kısaca ifade etmek gerekirse, milli servetin artırılmasına ve bu artış neticesinde sağlanacak refahın adil şekilde tabana yayılmasına nitelikli öncülük edilmesinin güvence altına alınmasıdır. Bununla birlikte Türkiye dahil hiçbir ulusun kendi ülke öz kaynağı, ulusal refahının sağlanması için yeterli seviyede değildir. Ulusların, gözlerine kestirdikleri dış kaynakları kendi ülkelerine “zorla getirmesi” 21. yüzyılda artık olanaksız olduğundan, küresel ortamda birbirleriyle çetin rekabete girmekten ve sıkı işbirliği yapmaktan başka çareleri yoktur (“dostane rekabet”).

Küresel rekabet ve işbirliğiyle milli serveti ve refahı artırmak için şart, katma değerli teknolojik ürün, hizmet ve nitelikli diplomasi ile küresel ölçekte yüksek pazar payı almaktır. Yüksek pazar payı almak içinse ulus devletin (ülkenin) “iyi yönetilmesi” gerekir. Tüm yurttaşların kendi nitelikleri ölçüsünde paydaş olmadığı bir sistemde ‘’iyi yönetim’’ mümkün değildir. Geleneksel devlet yönetim öğreti ve uygulamaları ise, bu ihtiyaca cevap vermekten uzaktır.

Elinizdeki bu kitap, küresel rekabet gücünün ve ulusal refahın ancak temel stratejik faktörlerin, ülkenin beşeri sermayesi ile, yani erdemli, nitelikli ve bilinçli yurttaşlarla ilişkilendirildiği noktada elde edilebileceği temel tezine dayanır. Kitabın en özgün yanı ise, ülkenin tüm kurum, kuruluş ve yurttaşlarını -yetkinlikleri ölçüsünde- ‘’ülke yönetiminin’’ bir unsuru olarak görmesi, bunu gerekçelendirmesi, kavramsallaştırması ve kurulacak ikinci bir yasama organı ile yeni anlayışın anayasal güvence altına alınmasını önermesidir.

(Tanıtım Bülteninden)

  • Kitap Adı: Ülke Yönetimi
  • Yazar: Servet Topaloğlu
  • Yayınevi: Kırmızı Kedi
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 408
  • Ebat: 13,5 x 23
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786254181375
₺104,90

Bir koltuktan çıkan belgelerin izini süren Daniel Lee, bir Nazinin hikâyesini gün yüzüne çıkarıyor. “Sıradan” bir Alman’ın nasıl bir Naziye dönüşebildiğini, bu dönüşümün arka planındaki motivasyonların, ailenin geçmişinin ve zihniyetinin yanı sıra Birinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’nın içinde bulunduğu durumu da ihmal etmeden inceliyor. Robert Griesinger isimli düşük rütbeli bir SS subayının peşine düşerken, isimleri tarih kitaplarının sayfalarında yer almamış, unutulmuş yüzlerce, binlerce Nazinin, Nazizmi nasıl beslediklerini, yaşatılan vahşette aslında ne kadar ciddi bir payları olduğunu hatırlatıyor. SS Subayının Koltuğu - Bir Nazinin Gizli Yaşamının Peşinde, adı duyulmamış bir Nazinin hayat hikâyesiyle Nazi Almanyası’nın gözden kaçırılan bir kesimine dikkat çekiyor.
 
“Düşük rütbeli görevlilerin, 1930’lu ve 1940’lı yıllarda neler yaşadığına dair hâlâ çok az şey biliyoruz. Griesinger’in hayatı, Nazi yönetimini mümkün kılan şeyi anlamamızı sağlayacak. Ünlü fanatikler ve katiller, eğer hükümeti ayakta tutan, evrak işlerini yapan, korku ve şiddet tehdidi içlerine işlenmiş, rejimin potansiyel kurbanlarıyla yan yana yaşayan sayısız destekçileri olmasaydı var olamazlardı.”

 

  • Yazar: Daniel Lee
  • Yayınevi: İletişim Yayıncılık
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 344
  • Ebat: 13 x 19,5
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750533808

₺83,90

• Hasan Bögün: Ukrayna ve Emperyalist Matruşka
• Mehmet Ali Güller: Rusya’nın NATO Kuşatmasını Ukrayna’dan Yarma Harekâtı
• Ceyda Karan: Donbass’ın Sekiz Yıllık Savaşı
• Prof.Dr. Barış Doster: Ukrayna – Rusya Savaşı ve Avrasya
• Gökhun Göçmen: Çin’in “Ukrayna Krizi” Politikası
• Mehmet Kıvanç: ABD’nin Ukrayna’daki Laboratuvarları
• Erkin Öncan: Savaşın Yalanları
• Çağla Üren: Sosyal Medya Devleri Nasıl Taraf Oldu?
• Emre Köse: Ukrayna’nın Neo-Nazizm Sorunu
• Onur Bayrakçeken: Rusya – Ukrayna Savaşı ve Kültürel Pogrom


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺44,90

Onlar “Cumhuriyet’e katkı verenler.”
Onlar “Cumhuriyet’in Akıncıları.”
Onlar “Türk Devrimi’nin Öncü Savaşımcıları.”
Onlar olmadan, onların öyküleri, yaptıkları bilinmeden ne Atatürk doğru anlaşılabilir, ne Cumhuriyet ne de Türk Devrimi. İstedim ki en başta Atatürk’ün olmak üzere bu Ateşten Adamların aydınlığı yolumuzu yeniden aydınlatsın.
Deneyimli siyasetçi, yazar Namık Kemal Zeybek Ateşten Adamlar’da bağımsızlık yolunda Atatürk’ün yanında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti’ne türlü alanlarda katkılarda bulunarak topluma çağdaş uygarlık yolunda öncülük eden ancak bugün adı da yaptıkları da unutulan değerleri anlatıyor.

Namık Kemal Zeybek, yaşı ilerlemiş olanların anımsayacağı, gençlerin örnek alacağı, topluma iyimserlik aşılayacak birbirinden değerli isimleri yeniden hafızalarımıza kazandırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺32,00

Yıl 2007, Yer: ABD.
Türk General, üst düzey ABD’li yetkililere üç film izletti.
Filmlerde ABD askerleriyle PKK’lıların açık işbirliği görülüyordu.
Türk General, bu ilişkinin kabul edilemeyeceğini ve Irak’ın kuzeyinde bir devletin kurulmasına verdikleri desteğin Türkiye’nin çıkarlarıyla çeliştiğini söyledi.
General, bunun sonlandırılması gerektiğini net bir dille ifade etti.
ABD’li yetkililer şaşırmıştı.
Türk Generalin konuşmasından sonra ABD’li bir Senatör yanına yaklaştı ve şunları söyledi:
“Bu tutumunuzla çok çetin bir yola girdiniz General. İşinizin çok zor olduğunu söyleyebilirim.”
Sonra mı?
Bakın o Generalin başına üç yıl sonra neler geldi...

Yıl 2011.
Tutuklanan Albay cezaevine giderken şöyle haykırıyordu:
“Ülkemizde pusuya düşürüldük. Sakarya Savaşı’nda ordunun yüzde 40’ı kaçtı. Diğerleri ise savaştı. Ben kaçmayıp savaşan bir dedenin torunuyum! Bu pusuyu kuranlar, Sakarya’da kaçanların torunlarıdır. Onlarla savaş şimdi başlıyor!”

Mustafa Önsel, “Silivri’de Firavun Töreni” kitabıyla Milli Ordunun tasfiye sürecine çarpıcı yaşanmışlıklarla ışık tutuyor ve ekliyor: “Sakarya Savaşı devam ediyor...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺56,25

“Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. Kuşatmayı yaracak, kaldığımız yerden yolumuza devam edeceğiz.”
– Gazi Mustafa Kemal Atatürk

İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Alon Liel, Demo-İslam: Türkiye’nin Yeni Yüzü adlı İbranice kitabında Erdoğan’ı 10 yıl öncesinden keşfettiklerini söylüyor ve sütre gerisinde yetiştiren isimlerden biri sayılıyor, AKP ve Erdoğan’ı konu alan kitabında AKP için, “İslam light” benzetmesi yapıyordu.
Liel, “İsrail’de bana Erdoğan nedir diye soruyorlar. Ben de İslam light diyorum. Bu, İslam’ın yeni bir versiyonu. Bu modern İslam’dır, ılımlı İslam’dır. Erdoğan, İslam’ın özel hayattaki yeriyle kamudaki yeri arasına bir duvar çekti!” diyor ve ekliyordu:
“Erdoğanizm’i demokratikleştirilmiş Kemalizm olarak görüyorum. Erdoğanizm teriminin kullanımı için biraz erken olsa da Erdoğanizm, Kemalizm’in güncellenmiş bir versiyonu. Bu benim iddiam. Türkiye’yi İsrail’in düşmanı olarak tanımlayamam!”
1919’un intikamını almak için, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti kuşatılıyordu. Kuşatma çok yakında 1. Dünya Savaşı şartlarını 3. Dünya Savaşı olarak önümüze koyacak. Anadolu, tarihin gördüğü en büyük kuşatma altında. Ve tekrar geliyorlar. Şartlarımız 19 Mayıs 1919 şartlarını aratmıyor.
Birçok önemli siyasetçi ve yazar açıkça “Türkiye Cumhuriyeti yıkıldı!” diyor ve yazıyor.
Bu kuşatmadan çıkabilmemizin yegâne aklı Atatürk’ün bizlere bıraktığı miras olan Türk milleti olabilmek.
Çözüm Ata Türk olmaktır. Atatürk kadar Ata Türk ve tam bağımsız olmak.
Kuşatmayı yaracak yegâne formül Atatürk’ün “Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır!” şiarıdır.
Kuşatmayı yaracağız, kaldığımız yerden tekrar yolumuza devam edeceğiz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2022
₺47,90

Sultan Abdülaziz'e nasıl darbe yapıldı? Sultan Abdülaziz intihar mı etti, yoksa öldürüldü mü? Çerkez Hasan darbeci paşalara nasıl suikast düzenledi? Sultan V. Murat, 93 gün sonra neden tahtan indirildi? Mithat Paşa, Yıldız Mahkemesi’nde Sultan Abdülaziz’i darbeyle devirdikten sonra öldürmekle nasıl suçlandı? Mithat Paşa ile bu cinayet arasında nasıl bir bağlantı kuruldu? Yıldız Muhakemesi hukuki mi, yoksa siyasi midir? Yıldız Muhakemesi tarafından idamına karar verilen Mithat Paşa, Taif Kalesinde hastalıktan mı öldü, yoksa boğduruldu mu?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 536
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2022
₺71,90

Boğaziçi’nde Yanan Meşale
Robert Kolej’den Günümüze
Boğaziçi Üniversitesi’nde Verilen Mücadele



Elinizdeki kitap, 1863 yılında Robert Kolej’in kurulmasıyla başlayan köklü bir geçmişe sahip Boğaziçi Üniversitesi’nin üzerine inşa edildiği değerleri, akademik birikimini ve kuşaklardır bu değerlerin ve birikimin korunup geliştirilmesi için verilen mücadeleyi belgelemek amacıyla hazırlandı.

Robert Kolej Yüksek Okulu’nun 1971 yılında Boğaziçi Üniversitesi’ne dönüşmesi sürecinde yaşananları, ilk kez bu kitapta tüm ayrıntılarıyla okuyacaksınız.

Boğaziçi’nde Yanan Meşale, yıllardır Türkiye’nin kültür, bilim ve teknoloji sahalarındaki ilerleyişine hizmet eden Boğaziçi Üniversitesi’nin, onu bugünlere taşıyanların ve bugün Boğaziçi Üniversitesi için verdikleri mücadeleyle Türkiye’nin yarınlarına sahip çıkanların onurlu hikâyesidir.

“Son olarak bugün davaya büyük heyecanla sahip çıkmış öğrenciler konusunda bazı açıklamalarda bulunmak istiyoruz. Bu öğrenciler her zaman takdirle anılması gereken örnek bir davranış göstermektedirler. Zira kendileri için değil, kendilerinden sonra gelecekler için savaşmaktadırlar. Boykotları, yürüyüşleri, kolay sınıf geçmek gibi isteklerle değil, Türk eğitim sistemine bir kuruluşun kazandırılması, yüksekokulun muhafazası amacıyla düzenlenmektedir.”

Abdi İpekçi, 24 Kasım 1970

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :256
En / Boy : 14,5 x 21

Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺35,80

Akla ve Aydınlanma’ya karşı haçlı seferlerinin yürütüldüğü günümüzde, komplo teorileri büyük rağbet görüyor. Birçok kişi dünyayı komplo teorileriyle açıklamaya çalışıyor. Haluk Hepkon bu kitapta, komplo teorisi külliyatının önemli köşe taşlarını Ekim Devrimi ya da Dünya Savaşları gibi büyük toplumsal altüst oluşlarla ilişkilendirerek bir komplo teorisi tarihi sunuyor. Yazar, komplo teorilerinin iki yüzyıllık tarihini ana hatlarıyla aktarırken okuru gereksiz ayrıntıya boğmadan, bu iddiaların ne zaman ve kimler tarafından ortaya atıldığına ve siyasal içeriğine odaklanıyor.
İşte cevabı araştırılan bazı sorular:
Komplo teorilerinin Batı ve Doğu kültürlerindeki yeri?
Yeni Dünya Düzeni, İlluminati’nin projesi midir?
Fransız Devrimi’ni Tapınak Şövalyelerinin yaptığını öne sürenlerin amacı neydi?
Da Vinci Şifresi’nin asıl sırrı ne?
İttihat Terakki’nin Mason-Yahudi örgütü olduğu iddiasının asıl mucidi kim?
Atatürk hakkındaki İsrail kaynaklı iddiaların kaynağı ne?
Yahudilerin dünyayı yönettiği iddiası ilk defa ne zaman ortaya atıldı?
İsrail’in ortaya çıkışında komplo teorilerinin rolü var mı?

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy :
13,5 x 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺37,50

16 milyon İstanbulluyu bir ve eşit kabul ederek, hak ve hukuk yolundan sapmadan var gücüyle çalışan onurlu bir kadronun, çok büyük ve güçlü bir takımın nasıl hizmet mücadelesi verdiğini bu kitapta detaylarıyla okuyabilirsiniz.

Sevgili İbrahim Özkan’ın, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gerçeklerini asıl sahiplerine, İstanbullulara anlatmak için kaleme aldım” dediği bu eser çok değerli bir çalışmadır. Yalnızca objektif bir bakış açısıyla tarihe not düştüğü için değil, ardında yatan eşsiz mücadele ve dayanışma dolayısıyla da... 

Yüreği İstanbul ve Türkiye için çarpan herkesin bir adalet ve vicdan belgesi olan bu kitabı okumasını diliyorum.

Ekrem İMAMOĞLU

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy :
13 x 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺45,00

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :356
En / Boy :
18,5 x 22,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

₺95,90

20. yüzyıldaki sosyal bilimler araştırmalarının en önemli meseleleri, sosyal teori ve tarihin kesiştiği alanlarda çalışan biliminsanları tarafından ortaya atıldı. Tarihsel Sosyoloji, bu isimlerden tarihçi Marc Bloch, siyasal ekonomist Karl Polanyi, toplumsal değişim teorisyeni S. N. Eisenstadt, Weber’in en önemli takipçilerinden sosyolog Reinhard Bendix, dünya tarihi araştırmacısı Perry Anderson, tarihçi E. P. Thompson, modern toplumsal yaşamda grup eylemleri araştırmalarıyla bilinen sosyolog Charles Tilly, kapitalist sistem kavramlarına yeni bir bakış kazandıran sosyolog Immanuel Wallerstein ve karşılaştırmalı tarihsel sosyal bilimler alanına katkılarıyla bilinen siyaset sosyolojisi uzmanı Barrington Moore Jr’ın akademik çalışmalarında izlediği yöntem ve görüşlerini ayrıntılı olarak açıkladıkları makaleleri içeriyor.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :512
En / Boy :
13,5 x 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺95,90

İmparatorluklar ve Mutfaklar’da, ilkel atalarımızın tahıl aşçılığında ustalaşmalarıyla ortaya çıkan; İslam, Hıristiyanlık, Budizm ve diğer dinlerle şekillenen; imparatorluklarla birlikte alt ve üst sınıflara ayrışan; özellikle son iki yüzyıldır, ulusdevletlerle orta sınıflaşan mutfakların tarihi anlatılıyor. Rachel Laudan ulusların bugün kendilerine has olduğunu düşündükleri, gurur ve hatta kıskançlıkla sahiplendikleri mutfakların artık büyük oranda yiten izlerini sürüp ortak kökenlerinin peşine düşüyor.

İmparatorluklar ve Mutfaklar’da, aynı zamanda buğdayın ve diğer tahılların dünyanın farklı yerlerinde benzer ve birbirleriyle alakalı süreçler sonunda beslenmemizin temeline yerleşmesinin; tuz, şeker ve baharatın lüks ürünler olmaktan çıkıp herkesin ulaşabileceği gıdalara dönüşümünün; kahve ve çay gibi dinle ilişkilendirilen içeceklerin sosyal içecekler haline gelişinin, hazır gıda ve konserve endüstrisinin gelişimiyle orta sınıf mutfakların dünyanın dört bir yanına dağılımının; mantının, dondurmanın, mangoların, patatesin ve mısırın kıtadan kıtaya yolculuğunun hikâyesi de anlatılıyor.

 

Basım Dili : Türkçe
Sayfa Sayısı :544
En / Boy :
14,5 x 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2022

 

₺101,25

Bilimin Anlatılmayan Tarihi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺48,00

• Bu kitap, insanlık tarihinin en büyük entelektüel intiharını ve uygarlık dramlarından birini anlatıyor. Bu anlamda elinizdeki kitap, Batı kültür havzasında yaşayan toplumların, Ortaçağı aşıp, akıl ve bilim çağını yakalamalarına karşın, İslam dünyasının bunu neden başaramadığının hikâyesidir.

• Merdan Yanardağ, bu kitapta insanlık tarihinde kalıcı izler bırakan büyük bir medeniyetin, geri kalmışlık ve sefaletinin nedenlerini sorguluyor. İslam dünyasının içine sürüklendiği şiddet / terör sarmalının kaynaklarını araştırıyor.

• Yanardağ, uygarlığımızın krizi ve geleceği bakımından yaşamsal değeri olan, “İslam dünyası neden kendi Ortaçağından çıkamadı” sorusunun yanıtını arıyor. Bu bağlamda, “İçtihad Kapısı” denilen “akıl ve yorum yolunun kapatılması” konusunu derinlemesine inceliyor.

• Yanardağ, konuyu, salt bir felsefe tartışması olmaktan da çıkarıyor. Tarihten sosyolojiye uzanan bir alanda din-devlet-toplum ilişkisini çözümlüyor. Böylece kitap, Grek kültürü, İslam, Avrupa Rönesansı ilişkisine de ışık tutarak, bir uygarlık incelemesine dönüşüyor.

• Nizamiye Medreselerini kuran ve başına Gazali’yi getiren Nizam’ül-Mülk’ün devlet felsefesi de kitabın inceleme alanlarından birini oluşturuyor. Bu anlamda kitap, İmam Gazali - İbn Rüşd tartışmasını ele almanın ötesine geçerek, Selçuklular üzerinden bir Türk-İslam tarihi çalışması niteliği kazanıyor.

• Dolayısıyla Yanardağ’ın kitabı, aslında güncel bir soruna, hepimizin hikâyesine, İslam dünyasının içinde bulunduğu karanlığın nedenlerine ışık tutmaya çalışıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13.7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺52,50

 

Yılmaz Özdil’in
kaleminden
“Mustafa Kemal”
ve “Son Cüret”
üçlemesinin
son kitabı...

Cumhuriyet’in
“kurucu ayarlar”
tabir edilen
ilk 15 yılında
neler yaşandı?

Günümüzde
olan bitenleri
kavrayabilmek
için yol haritası.

 

₺55,50

Aile, insanlık tarihi boyunca var olagelmiş bir kavramdır fakat bu yapı tarihsel süreç içerisinde çokça değişikliğe uğramıştır. Aile, tarihsel bir kurumdur ancak doğal bir durum değildir. Bir yandan bir tarihe sahip olan aileler, bir yandan da tarihi yazmaktadır. Elinizdeki kitap, ailenin binlerce yıllık tarihine ana hatlarıyla ışık tutmayı hedeflerken, bu kurumu merkeze aldığımızda dünya tarihinin nasıl göründüğüne ilişkin bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır.

Aile -kendi gerçekliğimiz de içinde olmak üzere- “doğal” değildir, tarihsel ve toplumsal bir bağlam içerisinde inşa edilmiştir. Ailenin nasıl bir düzen içinde işlediği, zaman içinde nasıl değiştiği, benzerlikleri ve farklılıkları çalışmanın ele aldığı başlıca konular arasında yer almaktadır. Bu kitap, özellikle aileye odaklanarak, bununla daha derin bir tarihi, insan olmanın ne anlama geldiğini, insanın geçmişine ve bugününe dair yeni bakış açıları ve anlayışların dünya tarihinin geniş zamansal çerçevesi içinde nasıl gün ışığına çıktığını anlatmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 148
En / Boy : 16.5 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺32,90

Teknolojinin Tarihi içinde bulunduğumuz ana dair aydınlatıcı bir arka plan sunar. Tarihçi Daniel R. Headrick giderek daha güçlü yenilikler yoluyla insanların doğa üzerindeki artan gücünün izini sürerken, dünyanın farklı yerlerindeki teknolojilerin evrimini karşılaştırarak diğer teknoloji tarihlerinde bulunandan çok daha geniş bir açıklama sağlar.

Eski halklar ateşin hayatta kalma teknolojisi olarak kullanıldığını keşfettiler, ancak sonra sulama için ve daha sonra da hidroelektrik enerji ve diğer birçok kullanım için giderek daha karmaşık su yönetimi sistemleri tasarladılar. İletişim teknolojisi kendi zamanımıza yaklaştıkça insanları daha fazla temasa soktu ve onları daha bilgili ve kozmopolit yaptı. Tıbbi ve tarımsal teknoloji, özellikle modern çağda yaşam beklentisini artırdı; yapay organlar ölmekte olanların yerini alabilir, kimyasal ve nükleer ilaçlar kanser gibi hastalıkların yayılmasını durdurabilir.

Eski halklar teknolojiyi hayatta kalabilmek için kullanırken, zaman geçtikçe teknolojinin kullanım alanları ve etkileri de değişti. Teknoloji baş döndürücü bir ilerlemeyle zenginlik-yoksulluk eşitsizliklerinin artmasına ve çevreye yönelik tehditlere neden oldu. Eleştirmenler teknolojiyi kirlilik ve doğal dünya üzerindeki diğer yıkıcı etkilerle de bağdaştırdı. Dünyanın sakinleri için artan kolaylık sağlama yeteneğinin tümü için, teknolojinin dezavantajları durumu, evrensel insanın icat etme kapasitesinin ürettiği gerilimleri gösteren güçlü bir durumdur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 16.5 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺32,90

Yüzyıllık bir karasevda hikâyesi. Her anı adanmışlık dolu; milli mücadeleye ve o mücadelenin başkahramanı Mustafa Kemal’e.

Fikriye; uzak bir akrabanın kızı, bir çocuk onun için. Oysa ilk gördüğü andan beri âşık Fikriye’nin çocuk yüreği. Önceleri ağabey diyor, ama sonra dili varmıyor. O cephedeyken hayaliyle yaşıyor, mektuplar, şiirler yazıyor. Bir gün Mustafa Kemal’i toparlayacak bir kadın eli gerektiğinde gerçekleşiyor düşleri. Adeta koşarak gidiyor Ankara’ya. Boynunda bir kehribar tespihle Çankaya’nın ilk gelini oluyor, “duvaksız gelini”… Yazık ki rüya kısa sürüyor.

Fikriye’deki öyle bir aşk ki ne hastalık dinliyor ne yasak ne de sürgün. En aşılmaz denilen yolları aşıp sonunda yine varıyor Paşa’sına. Ta ki o kanlı güne kadar. Çankaya’nın Duvaksız Gelini aradan geçen bir asra rağmen meçhuliyetini koruyan bir ölümü anlatıyor. Bir milletin gönlünde taht kuran Mustafa Kemal, bugün hâlâ “boynu bükük bir sümbül”ün kırık hatıralarında kanıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13.7 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺31,90

Ulusal kimlikler doğal fenomenler değildir; bilakis inşa, belki de icat edilmeleri gerekir. Bugün ulusal kimliklerin temel unsurları denince bir çırpıda kurucu atalardan, tarihten, kahramanlardan, dilden, anıtlardan ve folklordan bahsedebiliyoruz. Peki tarihin her döneminde ulus denince aynı cevabı alabilir miydik? Anne-Marie Thiesse, Ulusal Kimliklerin İnşası'nda son iki yüzyıldaki gelişmeler ışığında bu soruyu cevaplıyor. Endüstriyel kapitalizmin gelişimiyle modern devletlerin oluşumu ve ulus kimliğinin inşası arasındaki ilişkiyi serimleyen Thiesse, ulus fikrinin aslında oldukça uluslararası bir etkileşimin sonucu olduğunu ileri sürüyor. Epik soy anlatılarından etnografya müzelerine, ulusal dillerin gelişiminden paraların üzerindeki amblelmlere kadar uzanan bir çalışma sahası içinde ilerleyerek bu kolektif inşanın bir krokisini çıkarıyor. 18. yüzyıl Avrupa'sında başlayan uluslaşma macerasını 21. yüzyılda nasıl anlamamız gerektiğine dair yetkin bir kavrayış sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 293
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺67,50

Roma’nın ilk imparatoru Augustus,
İS 3 Nisan 13’te vasiyetini yazar ve ölümünden dört ay önce Vesta rahibelerine teslim eder. Üç rulo halindeki bu vasiyetin ikinci rulosu, Augustus’un şahsen gerçekleştirdiği hizmetleri anlatan belgedir. İmparator, Res Gestae olarak tanınan bu belgenin tunç levhalarla kazınıp kendi anıt mezarının girişine asılmasını emretmiştir. Ölümünden sonra bu vasiyet yerine getirilir, hatta bu levhalar çoğaltılıp imparatorluğun çeşitli eyaletlerine gönderilerek bütün yurttaşlarca okunması, böylece hem İmparatorun şahsına hem de onun döneminde altın çağını yaşayan imparatorluğa beslenen saygının kat kat artması beklenir. Ne var ki levhalar asıldığı yerde kalmaz ve zaman içinde kaybolur. 16. yüzyılda, Asia Minor’un Ankara kentinde, mermer üzerine Latince ve Yunanca olarak iki dilli yazılmış bir kopyası, Augerius Gislenius Busbequius tarafından keşfedilinceye ve bu keşif sonradan Monumentum Ancyranum (Ankara Anıtı) olarak adlandırılıp epigrafi ve klasik filoloji tarihinin en önemli keşifleri arasında yerini alıncaya değin büyük bir sessizliğe gömülür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺34,32

Gershom Scholem (1897-1982),
20. yüzyılın en önemli Yahudi entelektüellerinden olup akademik Yahudi mistisizmi çalışmalarının kurucusudur. Modern düşünürler arasında muhayyilesinin gücü ve zenginliğiyle dikkat çeken Gershom Scholem, özellikle başyapıtı Sabetay Sevi, Mistik Mesih çalışmasıyla geniş çaplı bir üne sahiptir. Bu çalışma şimdiye dek Yahudi dünyasının tamamını derinden etkilemeyi başarmış tek mesiyanik hareketin hikâyesini canlı ve ayrıntılı bir biçimde sunar. 17. yüzyıl Türkiyesinde sıradan bir kabalacı rabbi olan Sabetay Sevi, kendini Mesih olarak ilan ettikten sonra bütün bir Yahudi âlemine yayılan ateşli bir takipçi kitlesine kavuşur. Sevi’nin zorla İslam dinine döndürülmesi sonrası hareket ağır bir darbe alsa da, gizli bir tarikat olarak varlığını sürdürmeyi başarır. Yahudi tarihyazımınında muazzam ve çığır açıcı bir çalışma olan Sabetay Sevi, hakkında hâlâ çok konuşulan bu figürün ve hareketinin kökeni, yayılışı ve ihtida sonrası tutumunu amprik ve filolojik yetkinliği tutkuyla harmanlayarak anlatmasıyla müstesnadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 952
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺167,20

Gershom Scholem (1897-1982),
20. yüzyılın en önemli Yahudi entelektüellerinden olup akademik Yahudi mistisizmi çalışmalarının kurucusudur. Modern düşünürler arasında muhayyilesinin gücü ve zenginliğiyle dikkat çeken Gershom Scholem, özellikle başyapıtı Sabetay Sevi, Mistik Mesih çalışmasıyla geniş çaplı bir üne sahiptir. Bu çalışma şimdiye dek Yahudi dünyasının tamamını derinden etkilemeyi başarmış tek mesiyanik hareketin hikâyesini canlı ve ayrıntılı bir biçimde sunar. 17. yüzyıl Türkiyesinde sıradan bir kabalacı rabbi olan Sabetay Sevi, kendini Mesih olarak ilan ettikten sonra bütün bir Yahudi âlemine yayılan ateşli bir takipçi kitlesine kavuşur. Sevi’nin zorla İslam dinine döndürülmesi sonrası hareket ağır bir darbe alsa da, gizli bir tarikat olarak varlığını sürdürmeyi başarır. Yahudi tarihyazımınında muazzam ve çığır açıcı bir çalışma olan Sabetay Sevi, hakkında hâlâ çok konuşulan bu figürün ve hareketinin kökeni, yayılışı ve ihtida sonrası tutumunu amprik ve filolojik yetkinliği tutkuyla harmanlayarak anlatmasıyla müstesnadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 952
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺237,60

Paschalis Kitromilides Yunanistan siyasi düşünce tarihine dair temel kaynak niteliğindeki bu kitabında Yunan ulusal kimliğinin ve modern devletinin oluşumunu mercek altına alıyor. Fransız İhtilalinin ve Aydınlanma ideolojisinin, dönemin Yunan entelektüelleri üzerindeki etkisinin izini süren Kitromilides, Yunan Bağımsızlık Savaşının arka planındaki teorik tartışmalara odaklanıyor. Yunan Aydınlanmasının gelişimindeki felsefi kaynakların kapsamlı bir analizini sunarken, dil birliği, antik miras, kilise gibi başlıklar etrafında açığa çıkan farklı eğilimleri ortaya koyuyor. Velestinli Rigas, Voulgaris, Korais gibi Yunan Aydınlanmasının yapıtaşı olan entelektüellerin görüşlerini, dönemin Batı düşün dünyasıyla kurdukları karşılıklı ilişkiyle birlikte ele alıyor.

Aydınlanma ve Devrim, modern Yunanistan’ın ideolojik ve siyasi köklerinin anlaşılmasını mümkün kılıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 520
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺88,00

Bedenin Tarihi serisi “somut insanı”, “yaşayan insanı”, “etten kemikten insanı” yeniden kurguluyor. Elle çizilen portrelerden fotoğrafa, kişisel bakımdan kolektif korunma yöntemlerine, mutfaktan gastronomiye, cinselliğin ahlakın alanından çıkıp psikolojiye dahil edilmesi gibi bedene yapılmış farklı yatırımları inceliyor. Serinin ilk kitabında her biri alanında uzman tarihçiler ortaçağdan Rönesansa uzanan zaman dilimini mercek altına yatırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 664
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2021
₺131,12

Bedenin Tarihi serisi “somut insanı”, “yaşayan insanı”, “etten kemikten insanı” yeniden kurguluyor. Elle çizilen portrelerden fotoğrafa, kişisel bakımdan kolektif korunma yöntemlerine, mutfaktan gastronomiye, cinselliğin ahlakın alanından çıkıp psikolojiye dahil edilmesi gibi bedene yapılmış farklı yatırımları inceliyor. Serinin ilk kitabında her biri alanında uzman tarihçiler ortaçağdan Rönesansa uzanan zaman dilimini mercek altına yatırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 664
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺167,20

Bedenin Tarihi serisinin üçüncü cildi maddi bedeni, yani etten ve kemikten ibaret organik bedeni, toplumsal pratiklerin bir etkeni ve aracı olan bedeni, öznel bedeni, kısacası bilinçli formların ve bilinçsiz itkilerin maddi zarfı olan “deri-beni” konu alıyor. Birey ve ağrılarını, toplumsal bedenin görüntüsünü, özgürleşen beden ve cinsiyetleri inceliyor. Serinin bu kitabında her biri alanında uzman tarihçiler 20. yüzyılın getirdiği bakıştaki değişimleri mercek altına yatırıyor. “Bedenim hâlâ benim bedenim mi?” Bedenin tarihi henüz yeni başlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 592
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺167,20

Bedenin Tarihi serisinin ikinci cildi duyumculuk perspektifindeki dönemde başlıyor; beden duyum alanına giriyor, “dokunaklı öznellikten, cinsel istekten, duyarlılıktan yana” konumlanıyor. 19. yüzyılla beraber yenilenen gelenekleri, meydana gelen devrimleri, duyarlılığın güçlenmesini inceliyor. Serinin ikinci kitabında her biri alanında uzman tarihçiler Fransız Devriminden Büyük Savaşa uzanan zaman dilimini mercek altına yatırıyor. Beden üzerinde kesişen bakışları, bedenin acılarını, sıkıntılarını ve sefaletini ele alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 504
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺167,20

Bedenle Varoldunuz, Ama Üzerine Hiç Bu Kadar Düşünmediniz!..

Rönesanstan 20. yüzyıla uzanan zaman diliminde “somut insan”, “yaşayan insan”, “etten kemikten insan” yeniden mercek altına yatırılıyor...

Bedenin Tarihi serisinin ikinci cildi duyumculuk perspektifindeki dönemde başlıyor; beden duyum alanına giriyor, “dokunaklı öznellikten, cinsel istekten, duyarlılıktan yana” konumlanıyor. 19. yüzyılla beraber yenilenen gelenekleri, meydana gelen devrimleri, duyarlılığın güçlenmesini inceliyor. Serinin ikinci kitabında her biri alanında uzman tarihçiler Fransız Devriminden Büyük Savaşa uzanan zaman dilimini mercek altına yatırıyor. Beden üzerinde kesişen bakışları, bedenin acılarını, sıkıntılarını ve sefaletini ele alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 504
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺131,12

Bedenle Varoldunuz, Ama Üzerine Hiç Bu Kadar Düşünmediniz!..

Rönesanstan 20. yüzyıla uzanan zaman diliminde “somut insan”, “yaşayan insan”, “etten kemikten insan” yeniden mercek altına yatırılıyor...

Bedenin Tarihi serisinin üçüncü cildi maddi bedeni, yani etten ve kemikten ibaret organik bedeni, toplumsal pratiklerin bir etkeni ve aracı olan bedeni, öznel bedeni, kısacası bilinçli formların ve bilinçsiz itkilerin maddi zarfı olan “deri-beni” konu alıyor. Birey ve ağrılarını, toplumsal bedenin görüntüsünü, özgürleşen beden ve cinsiyetleri inceliyor. Serinin bu kitabında her biri alanında uzman tarihçiler 20. yüzyılın getirdiği bakıştaki değişimleri mercek altına yatırıyor. “Bedenim hâlâ benim bedenim mi?” Bedenin tarihi henüz yeni başlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 592
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺131,12

Bu çalışmanın tespitlerinden biri de Osmanlı medresesinin İbn Arabîci bir gelenek üzerine kuruluşu ve bunun bütün Osmanlı asırlarını nasıl etki altına aldığı meselesidir.

“Osmanlı İmparatorluğu’nun İslam’la ilişkisi konusunun belki merkeze alınması gereken asıl boyutu, diğer kesimlerle olan sıkı bağlantısı ve onları domine etmesi itibariyle devletin İslam algısıdır. Bu sebeple çalışma, Osmanlı merkezi yönetiminin bizzat söz konusu ilişkinin merkezinde olduğunu göstermeye çalışmıştır. Devlet diğer sektörlerle ilişkilerinde daima üstte olduğunu hissettirmektedir. O sektörler de devletle, hatta birbirleriyle olan ilişkilerini son tahlilde buna göre düzenlemek ve yürütmek zorunda olduklarının bilinci içindedirler.

Bu sebeple Osmanlı devletinin ne kadar eski, köklü, güçlü, çeşitli bir siyasal ve dinî gelenekler manzumesinin ve ideolojisinin mirasçısı olduğunu yansıtan klasik metinler yer yer metin içerisinde zikredilmiştir. Bu metinler belki bizim sayfalar dolusu söylediklerimizden daha açıklayıcı ve kullandıkları dille kendi zihniyet dünyalarını yansıtan metinlerdir. Böylece okuyucu onları kendi ifadeleri ve mantıkları doğrultusunda bizzat görebilme imkânına sahip olmaktadır.”

–Ahmet Yaşar Ocak


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 14 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺127,60

“Osmanlı İmparatorluğu, gündelik konuşmalarda hepimizin dediği gibi, 600 yıl yaşamış bir medeniyet. Ama bu 600 yılı sanki yekpare bir an gibi düşünürüz genellikle. Halbuki kuruluş aşamalarının küçük Osmanlı Beyliği’yle Kanunî Sultan Süleyman’ın muhteşem dönemi ne kadar da farklıdır. Osmanlı’yı dünya tarihinin en önemli ve uzun ömürlü imparatorluklarından biri yapan şey, değişen şartlara uyum sağlama, değişme ve dönüşme yeteneğiydi. Bugün yaygın olan yekpare, değişmez, adeta bayraklaşmış bir Osmanlı’yı yüceltme anlayışı, “bir zamanlar var olan” bu muazzam zenginliği yok sayıyor, fakirleştiriyor, buduyor. Bu kitap, bütün bu çarpıklıkları düzeltmeyi ve o muazzam zenginliğin tamamını sergilemeyi amaçlamıyor tabii. Buna karşılık, Osmanlı dünyasının ne büyük bir çeşitlilik, ne şaşırtıcı gerçekler barındırdığını sergilemek istiyor.

Osmanlı dünyasında bir gezinti için buyrun...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺52,80

Türk tarihi neredeyse mö 3000’lerde başlayip günümüze kadar uzanan, orta avrasya’nin çok geniş coğrafyasinda varliğini sürdüren ve çeşitli türk kavimlerinden oluşan bir ulusun tarihidir. Türklerin salt bir göçebe topluluk olmaktan ziyade “hareketli yaşam” tarziyla birlikte yari-yerleşik ve yerleşik olarak ifade edilen yaşam tarzlarini da sürdürdükleri bilinmektedir.

Türk mimarisinin kisa tarihi, yaşar çoruhlu’nun 30 yili aşkin süredir iç ve orta asya ağirlikli akademik çalişmalari ile orta asya ve türkiye’deki çeşitli araştirma gezileri sonucu ortaya çikmiş özet mahiyetinde bir eseridir. Sanat tarihçileri, mimarlik tarihçileri ve arkeologlar için başvuru niteliğinde olabilecek bu eserde, türk mimarisinin ne tür bir zemin üzerinde ve hangi bileşenlerle doğduğu, iç asya’da ortaya çikarak türklerin milattan önceki devirlerden bu yana yaşadiği orta avrasya bölgelerine nasil yayildiği örnekleriyle açiklanmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 472
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺74,80

16. yüzyılda Erasmus, Avrupa'nın en ünlü isimlerinden biriydi. Hem kraliyet ailesinin hem de üniversitelerin hizmetleri için sıraya girdikleri engin bilgiye sahip olduğu düşünülen bir adamdı. Bu kitap Erasmus'un gençliğinin, gezgin bir bilim adamı olarak geçirdiği yılların, İngiltere, Fransa, İsviçre ve İtalya'da yaptığı çalışmaların, Thomas More’la arkadaşlığının ve Martin Luther’le yaşadığı anlaşmazlıkların izini sürüyor.

Huizinga ayrıca Erasmus'un zihnini, karakterini inceliyor ve Deliliğe Övgü ile Yeni Ahit'in harika tercümesi de dahil olmak üzere eserlerinin titiz incelemesini okurlara sunuyor.

Enchiridion’un mesajı Erasmus’un ömür boyu süren çalışmasının mesajı olarak kalacak şeydi: Bu dünyada cisim ile gölgesinin birbirinden iyice ayrışması ve bu dünyanın saygı göstermemesi gereken kimselere bile saygı göstermesi ne fenadır;
körü körüne sevme, tekdüzelik ve düşüncesizlikten oluşan bir gözbağı insanlığın şeyleri olduğu gibi görmesini engelliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺69,52

Türk tarihinin şifreleri hangi boylarda saklı?

Türklerin kara kutusu Töles boylarının önemi ne?

Türk ismiyle kurulan ilk devlet Göktürkler kimlerdir? Göktürk modeli, Türk yönetimlerine nasıl referans oldu?

Bilge Kağan, Türk milletine ne vasiyet etti? Yazıtları nasıl okumak lazım?

Türk ilinin yüreği Ötüken nasıl bir yer?

Papa Roma’yı esirgemesi için Attila’ya nasıl yalvardı?

Çin sarayını yanındaki yiğitlerle bastığı anlatılan Kürşad kimdir?

Türk ordusunun kuruluşu neden Mete’ye dayandırılıyor?

Türklüğe ait kavramlar ve semboller neler?

Bu kitapta Türk adının anlamından başlayarak yaşadıkları coğrafya, boyları, kurdukları devletler, inançları, kültür dünyaları ve sosyal yapıları, devlet yönetim şekilleri, Çinliler ile ilişkileri, destanları, orduları, şehirleri ve kahramanları, İslamiyet öncesi Türklere dair merak edilenleri Pelin Çift sordu, Ahmet Taşağıl cevapladı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺39,50

• Süper güçler nasıl okyanuslarda doğdu?
• Okyanusların insanlık tarihindeki stratejik önemi nedir?
• Deniz gücü bugün yaşadığımız ve yarın yaşayacağımız dünyayı nasıl şekillendirdi?
• Büyük deniz savaşları dünya tarihini nasıl etkiledi?
• Okyanuslar nasıl suç mahalli hâline gelir?
• Sömürgeleşme ve ilk deniz savaşları hangi sularda başladı?
• Arktik Okyanusu’nun vadettikleri ve tehlikeleri nelerdir?

Soğuk Savaş’ı başından sonuna kadar denizlerde yaşamış, okyanuslarda Sovyetlerle köşe kapmaca oynamış ve NATO Ortak Kuvvetler Amirali olarak görev almış James Stavridis, dünyanın en önemli su kütlelerinde olağanüstü bir yolculuk yaparak insanlık tarihinin itici gücü ve mevcut jeopolitik yolumuzun çok önemli bir unsuru olan deniz gücünün hikâyesini anlatıyor.

Stavridis, nesnel gözlemleri bireysel tecrübeleriyle renklendirerek, Salamis ve İnebahtı Deniz Muharebelerinden Trafalgar’a, Atlantik Savaşı’na ve Soğuk Savaş’ın denizaltı çatışmalarına kadar büyük deniz savaşları hakkında verdiği bilgilerle Deniz Gücü’nü sıradan bir siyaset ve strateji kitabı olmaktan çıkarıyor.

“Okyanusların önemini ve günümüz güvenliği üzerindeki etkisini hiç kimse Amiral James Stavridis’ten daha iyi anlayamaz. Kendisi her yönüyle öne çıkmış bir lider ve denizcidir.

Mutlaka okunması gereken bir kitap!”

Senatör John McCain

“Amiral Stavridis yalnızca kırk yılını okyanuslara vermiş usta bir denizci ve asker değil, aynı zamanda küresel strateji ve jeopolitika konularında adını duyurmuş bir entelektüel. Deniz Gücü kitabında bu iki niteliğini ustaca birleştirerek dünyanın 21. yüzyılda karşılaşacağı meselelere ciddi ilgi duyan herkes için mutlak okunması gereken bir eser ortaya koymuş.”

E. Amiral William McRaven

“Amiral James Stavridis dünyadaki okyanuslara açılmış ve bu seyahatlerini, denizcilik sahasındaki küresel meselelerin çarpıcı bir şekilde incelendiği jeopolitik bir yaklaşım içinde biçimlendirmiştir. Bu kitap, çalkantılı denizcilik dünyasına bir denizcinin gözünden bakmak gibi ve çıkmaya değer bir yolculuk.”

E. Amiral Mike Mullen

“Emekli amiral Stavridis, denizcilik rutininin nasıl işlediğine dair bir kavrayış oluşturmak amacıyla okuyucuya, bir harekât komutanı olarak kapsamlı kariyerinde edindiği bilgi birikiminin bir derlemesini sunuyor. Aydınlatıcı ve kışkırtıcı bir eser. Okyanuslar evcilleştirilmiş gibi görülse de bunun aslında yalnızca görünüşte doğru olduğuna dair yerinde bir uyarı.”

Publishers Weekly

“Stavridis teorik ve kişisel tecrübe arasında mükemmel bir denge yakalıyor; denizcilik tarihine konu olmuş olayları okumuş, aynı zamanda söz konusu tarihin yazıldığı yıllara bizzat şahitlik etmiştir. Deniz Gücü, modern denizcilikte karşılaşılan tehlikeler hakkında yazılmış yerinde bir kitaptır, ama bir yandan da ilk sayfadan son sayfaya kadar içinde bir ümit tınısını da barındırır. Ancak ümit ya da tehlike fark etmiyor ve kitap bir noktada Okyanusların, bu dünya üzerindeki denizlerin çok kritik unsurları olmaya devam ettiği gerçeğini ortaya koyuyor.”

Christian Science Monitor


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺66,72

Tarih boyunca dünyanın hiç bir yerinde tam manasıyla çözülemeyen sosyal adaletsizlik, yoksulluk ve gelir dağılımındaki eşitsizlik gibi toplumsal sorunlar, günümüzde de insanlığın gündeminde yer almaktadır.

Ferdin maddi ve manevi hayatının iyileşmesi ile toplumun refah düzeyinin artması anlamında sosyal kalkınma ameliyesi, sadece sosyoekonomik düzeyi değil dinî, dünyevi, maddi, manevi, ferdî, içtimai ve sosyal hayatın bütün unsurlarına yansıyan refah ve felahı içermektedir.

Modern çağın klasik iktisat anlayışı çerçevesinde yapılan tanım ve girişimler, kendine has değerleri, inançları ve dünya görüşü olan her toplum için bunu karşılayamaz.

Yoksullukla mücadele, sürdürülebilir kalkınma, gelir dağılımındaki adalet, zaruri hizmetlere ulaşım, imkân ve kaynakları kullanabilme ve entegrasyon gibi hususlar, sosyal kalkınma adına her toplumda üzerinde durulan önemli konulardır.

İslam medeniyetinde mesele, kendine özgü infak müesseseleri aracılığıyla düzenlenmeye çalışılmaktadır. Bu medeniyete ait olan vakıf kurumlarının, tarihi seyir içerisinde sosyal kalkınmada çok önemli rol oynadıklarına dair birçok örnek vardır. Bir vakıf medeniyeti kuran Osmanlı’nın para vakıfları tecrübesi, bu konuda günümüze ışık tutacak mahiyettedir.

Kalıcılığı temel vasıf edinen vakıf ameliyesinin özünde, devamlılık, sürdürülebilirlik ve üretkenlik vardır. Sadaka-i cariye olan bu ameliye, hem kendi dönemine hem de gelecek nesillere katkı sağlamaktadır.

Yoksullukla mücadele, sürdürülebilir kalkınma ve sosyal refah gibi alanlarda strateji vakıf tecrübesinin sürece katılmasında fayda vardır. Eserin bu bağlamda bir bakış açısı sağlayacağı kanaatindeyiz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 346
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺67,50
₺75,00

“In this book, Emrah Atasoy traces the protagonists of three important but neglected twentieth century dystopias, as they move from innocence (ignorance) regarding the worlds in which they live to an awareness (knowledge) of how they are oppressed. In doing so he reveals the utopian potential of dystopian narratives, demonstrating that while knowledge and understanding are not enough to overcome oppression, they are necessary for hope. ”

Lyman Tower Sargent, Professor Emeritus of Political Science, University of Missouri-St. Louis, USA.

“Emrah Atasoy’s study combines a thorough overview of the development of the dystopian genre with an original and impressive close reading of three significant novels. By examining the journey motif and certain binary oppositions that are characteristic of the genre and of its totalitarian societies, Atasoy demonstrates the protagonists’ understanding of the manipulative nature of the system. Such epistemological warfare allows them to move from institutionalized ignorance to ‘experience and the possibility of utopian hope. ’”
Raffaella Baccolini, Professor of English Literature and Gender Studies, University of Bologna, Italy.

“Emrah Atasoy’s book makes an important contribution to the field of literary dystopian studies. Drawing on an impressive body of knowledge and research, this work offers a valuable overview of the subject. The chapter on Anthony Burgess is an exemplary piece of work, with a detailed discussion of the theology which underpins The Wanting Seed. Everyone who takes a serious interest in dystopian literature will want to read this book. ”

Andrew Biswell, Professor of Modern Literature, Manchester Metropolitan University, UK.

This book focuses on the transition from innocence and ignorance to experience and knowledge in dystopian fiction, revealing that truth and knowledge in Katharine Burdekin’s Swastika Night, Anthony Burgess’s The Wanting Seed, and P. D. James’s The Children of Men are fictional constructs. These critical dystopias show characters’ journeys from ignorance to experience as a process of epistemological warfare. The protagonists’ initial ignorance is shattered through various symbolic transformations, increasing the utopian undertone within these examples of critical dystopia. The open-ended structure of these texts reinforces the hope of the utopian impulses and of revisionary epistemologies that might lead to more just, meritocratic societies.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺44,10

Sırasıyla tarihsel bir damga, bir sanat akımı, bir alt kültür ve akademik bir araştırma alanı olarak Gotik, tarihten çıktığı yola mimari ile devam etmiş, oradan edebiyata nüfuz ettikten sonra topluma yönelik dikkatlerin merceğinden geçerek edebî ürünleri sosyolojik bir perspektiften ele alan çağdaş araştırmaların gündemine girmiştir. Adını, Got kabilelerinin MS 410 yılında Antik Roma'ya düzenlediği istila ve yağmalardan alan bu terim, ilk kez 1550 yılında İtalyan sanat tarihçisi Giorgio Vasari tarafından “barbar” kavramının ikamesi olarak bir mimari tarzı betimlemek üzere kullanılmış ve o günden bu yana uygar olmayanı imlemiştir.

Bu kitap; yeniden doğuşunu 18. yüzyıl sonlarında bir grup edebiyatçı tarafından sahiplenilmesine borçlu olan Gotik geleneğin, Orest Somov'dan Nikolay Polevoy'a, Vsevolod Garşin'den Fyodor Dostoyevski'ye Rus edebiyatındaki uyarlamalarını çağdaş Gotik kuramları doğrultusunda mercek altına alıyor. Bu amaçla Got kavimlerinin, Roma'ya düzenledikleri akınların ardından önce tarih yazımına, daha sonra sanat tarihi terminolojisine sirayet eden “barbar” kimliklerinin izini delilik, intihar gibi Gotik izlekler ve Kent Gotiği, tekinsiz gibi çağdaş sınıflandırmalar yörüngesinde, sosyolojik eleştiri yöntemiyle sürüyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺42,30

Batı dünyası ile Türklerin ilişkileri asırlar boyu farklı biçimler altında devam etmiştir. Süregelen ilişkilerde Türkler zaman zaman Batı dünyasında merak uyandırmış zaman zaman da erdemlerinden çok kusurları irdelenmiş, doğu âdetleri eleştirilmiş ve çoğunlukla öteki olarak algılanmıştır. Öteki olan Türk imgesi üzerinden söylemler Avrupa siyasi çevrelerinin de eylemlerinin felsefi dayanağını oluşturmuştur. Bu noktada Fransız yazar Pierre Loti Batı kafasında yer alan Türk resminin dışına çıkan, Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları daha sonrasında Birinci Dünya Savaşı'nda ve Millî Mücadele döneminde Türkleri tüm dünya karşısında savunan, Batı kafasındaki boşluğa dokunan, bu boşluğun, bilgisizliğin başkalarınca sömürülmesine karşı çıkan bir isim olarak ortaya çıkmıştır. Kendisinin ifadesiyle savunuları sadece duygusal sebeplere dayanmamaktadır. Pierre Loti'nin bu duruşuna Türk dünyası ile tanıştığı 1876 yılından öldüğü 1923 yılına kadar geçen dönemde yazdığı birçoğu Türkçeye çevrilmemiş olan eserleri ve Trablusgarp Savaşı'ndan itibaren Fransız basınında yayımlanan Türkler üzerine yazdığı makaleleri ışık tutacaktır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 266
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺44,10
₺49,00

Medeniyetlerin yüzyıllar boyunca sergiledikleri edebî, ilmî entelektüel yaklaşımlarla eğitsel uygulamalara yönelik birikimler, günümüz eğitim anlayışını ve eğitim kurumlarını şekillendiren temel unsurlar olmuştur. Bu unsurların Batı ve Doğu medeniyetlerinde gerek eş zamanlı gerekse birbirinden etkilenerek gelişimleri, günümüz temel ve yükseköğretim kurumlarının zaman içinde detaylı teşekküller hâlinde ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Özellikle üniversitelerin yükselişinden önce yükseköğretime temel teşkil edecek oluşumların kökenini aramak için Orta Çağ’ın başlangıcına kadar gidildiğinde, Batı’da Avrupa’nın mimarı olarak görülen Şarlman, bilim ve entelekte olan ilgisi ve reformları ile karşımıza çıkacaktır. Doğu’da ise Emevi ve Abbasi medeniyetleri başta olmak üzere Müslüman medeniyetler ve ilmî faaliyetleri incelendiğinde Şarlman’ın çağdaşı Harun Reşid ve oğlu Halife Me’mûn akla ilk gelen isimler olacaktır.

Bu kitapta, özellikle bu iki coğrafyanın; günümüz yüksek eğitim ve öğretimine temel teşkil eden faaliyetleri ve oluşturdukları kurumlar açısından temel nitelikleri ele alınmış, birbirlerine göre durumlarına ilişkin karşılaştırmalı bir tablo çizilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda kitapta, manastırlar ve medreseler, Şarlman’ın okulları ve Beytü’l-hikme gibi kütüphane ve tercüme merkezi özelliği sergileyen kurum ve kuruluşların akademik yapı ve işleyişlerine ilişkin bilgilere de yer verilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 198
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2021
₺37,80
₺42,00
1 2 3 ... 77 >
Çerez Kullanımı