Arka Kapak Yazısı

Biliyorum, yapamamamız için pek çok neden var. Bu nedenlerden bazıları da her zaman geçerli ve mantıklı ama hayat sadece kısa değil, aynı zamanda bazen çok zor. Nedenlerimiz sadece birer bahane, buna uyanın. Hayat kısa! Ve şimdi tüm gücünüz ve tutkunuzla yaşamalısınız. Cesur olun. Koşullarınız, sahip olduğunuz ne olursa olsun, tek şey cesurca harekete geçmek. Erteleme. Yaşa.

***

Can Yılmaz, “Kafa’da Kalmasın” demeye “Amcamı Almasak Begonvil Kaça Olur?” ile devam ediyor…

Kitap Adı: Amcamı Almasak Begonvil Kaça Olur?
Kitap Yazar Adı: Can Yılmaz
Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt
Editör: Gökçe Şenoğlu
Kapak Tasarım: Şenol Alanbay
Sayfa Tasarım: Şenol Alanbay
Sayfa Sayısı: 224
Ebat: 13,5x19,5
Tür: Hikaye
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751044945

₺100,80

“Edebi Hasbihâller” kitabı Milli Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’un 1908-19012 tarihleri arasında dergide yayımladığı nesir yazılarından teşekkül etmiştir.

Daha ilk yazısında “Mukallitliği de başaramıyoruz” diyerek içinde bulunduğu edebi ortama; dili, içeriği, sembolleştirdiği isimleriyle birlikte bir reddiye sunan Mehmet Âkif, edebi sahada bize yeni eserler kazandırmaya niyet etmiş olduğunun ipucunu verir.

Nesir yazılarında akıcı ve bütüncül olarak okuyucuyu çerçeveleyen bir üslup sahibi olduğunu göreceğimiz Mehmet Âkif, şiirdeki başarısını nesirde de gösteriyor. Ancak bunu yaparken kullandığı çerçeve yine kendine özgü.

Özellikle Mehmet Âkif’in şiir dilinden beslenen okuyucunun Fatih Bayhan tarafından hazırlanan “Edebi Hasbihâller” eserinden çok faydalanacağına inanıyoruz.

Sebilürreşad yayınları tarafından yeni nesil okuyucuyla buluşması adına yürütülen çalışmalar kapsamında yayımlanan bu eserden yazı ve edebiyat alanında ihtisaslaşmak isteyen, şiir ve nesirde tarz ve üslup arayışında bulunan yazarlarında istifade edeceğini umuyoruz.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 166
Ağırlık : 166
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺52,80

Bir komedyenin bu kadar çok insana ilham olabileceğini kim bilebilirdi? Kaan Sekban, hayalinin peşinden gitmeyi başaran, bunu yaparken insanları doyasıya güldüren, bir yandan da umut aşılayan bir isim. Onun hayatından anekdotlar okurken ünlüsünden ünsüzüne tüm ülkenin çabasına, beklentisine ve kurduğu düşlere de tanıklık edeceksiniz.

Sahnelerin parlayan yıldızı Kaan Sekban, on yıllık kurumsal kariyerinin ardından sahneye çıkış hikâyesini anlattığı ilk kitabı Tebrikler Kovuldunuz’dan sonra bu kez, bir yandan şov dünyasında geçen beş yılının perde arkasını en filtresiz haliyle okurlarına açarken, diğer yandan onları bankacılık yıllarından da çok daha geriye, çocukluğuna doğru samimi ve sansürsüz bir yolculuğa çıkarıyor. Türkiye’nin en büyük sahnelerine uzanan macerasını ve hem ülkenin hem de kendinin sınırlarını nasıl aştığını, yolunun kesiştiği büyük ve küçük ünlüleri de hikâyesinin içine katarak anlatıyor. Muzip ve eğlenceli üslubuyla okuru ilk andan sarıp sarmalayan bu anlatıda “Türkiye’de ünlü olmanın kriterleri” ile “ünlü türleri” de kendisine yer buluyor. Kitabın sonundaki “Ünlü Sözlüğü” ise bu insanların “ne derken aslında ne dedikleri”ne dair alternatif ve kışkırtıcı bir düşünceye davet sunuyor.

“Türkçe bir kelimede düz ünlüden (a, e, ı, i) sonra düz, yuvarlak ünlüden sonra dar yuvarlak (u, ü) veya düz geniş ünlü (a, e) gelirse küçük ünlü uyumu sağlanmış olur. Peki bankacılıktan sonra komedi geldiğinde ne olur? Ne olmaz? Ne olmasa da olur? Ne olmazsa olmaz?”

Kitap Adı: Küçük Ünlü Uyumu
Kitap Yazar Adı: Kaan Sekban
Yayın Direktörü: Gülşen İşeri
Editör: Gökçe Şenoğlu
Kapak İllüstrasyon ve Tasarım: Ekin Başak Akgül
Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut
Sayfa Sayısı: 392
Ebat: 13,5 x 19,5
Tür: Anlatı
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak :Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751044709

₺143,50

Arka Kapak Yazısı

“Bu bir kentsel görüşüm hikâyesidir.”

Birilerinin rahat yaşaması, mal mülk sahibi olması için aklının ermediği, eremediği düzeneklerin vidası, çarkı oluyorsun. Makinenin dişlisisin ama makine ne üretiyor bilmiyorsun, sadece içinde dönüyorsun... “Ben olmasam bu makine olmaz, bu dişli dönmez” kafalarındasın ama günün birinde kırılır, dökülürsen atıyorlar seni hurdaya, yerine aynı özellikte yeni bir dişli! Sen de düşünürsün hurdalığın tozlu raflarında, “Hani ben çok önemliydim, bensiz olmuyordu n’oldu birden?” diye!

Metropolde geçen koşuşturmacanın içinde, hiçbirimizin durup “Ne yapıyorum ben?”, “Yaşadığım hayattan mutlu muyum?”, “Hayata dair belirlediğim amaç ne?” diye durup düşünmeye vakti yok. Yoğun iş hayatımızda, okul hayatımızda ve aile, arkadaşlık, duygusal ilişkiler bazında akış bizi nereye sürüklerse oraya gidiyoruz, tamamen kurala ayak uyduruyoruz. Afili Kentin Alaylıları bu noktada; köyden kente göçen insanların yaşadığı kültür çatışmasından kadın-erkek ilişkilerine, öğrencilerin yaşadığı problemlerden esnafın iç sesine değin hepimizin yaşadığı veya şahit olduğu problemlerden bir satır sunuyor.

Cem Arslan’ın eğlenceli kaleminden dökülen bu satırlar hem etrafımızda gelişen olayları fark etmemizi sağlıyor, hem verdiği tavsiyelerle yüzümüzü gülümsetirken yolumuza ışık tutuyor, hem de yoğun ve yorucu gündemimize bir nefeslik mola olmaya geliyor.

Kitap Adı: Afili Kentin Alaylıları
Kitap Yazar Adı: Cem Arslan
Yayın Direktörü: Gülşen İşeri
Editör: Saliha Ulusoy
Kapak Çizim: Gilas Coşkun
Kapak Tasarım: Gilas Coşkun
Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut
Sayfa Sayısı: 256
Ebat: 13,7 x 21,5
Tür: Roman
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751044426

₺105,00

Niye Son Ozan?

Livaneli, yaygınlaşmasında halkın belirleyici olduğu bir ozan olarak ortaya çıktı. Onun “ozan” niteliği, sadece şair-müzisyen değil, edebiyatta ve diğer dallarda da “halkın sanatçısı” olmaya karşılık geliyordu. Ve öncekilerden farklı olarak, medya çağında varlığını sürdürecekti. Yunus, Karacaoğlan, Pir Sultan... Halkın duygularıyla, düşünceleriyle, hayalleriyle derin bağlar kurabilen böyle sanatçıların yapıtları, dilden dile yaygınlaşıyor, kuşaktan kuşağa yaşıyordu. Ses ve görüntü kaydeden, kitapları hızla basan teknolojiler geliştikçe, kaliteli yapıtları insanlara ulaştırmak kolaylaştı. Dostoyevski, Chaplin, Nâzım... Onlar yayımcılar aracılığıyla yapıtlarını dünya halklarına ulaştırdılar. Ne var ki, kitle iletişimi, kısa sürede bir iktidar bileşeni haline geldi. Artık sanatçılar bu aracıların onayından geçerek halka ulaşabilecekti. Yaygınlaşmak için piyasanın ve iktidarın beklentisine uygun olmak gerekiyordu. Livaneli’nin medya içindeki varlığı, kitle iletişim iktidarlarına karşı bir halk direnişine dönüştü. Bu direniş, iktidarların kişilerde içselleştiği internet çağında da devam ediyor.

Yayın Direktörü Gülşen İşeri

Yayıma Hazırlayan Ezgi Hotalak Adalı

İllüstrasyon ve Kapak Tasarım Ekin Başak Akgül

Sayfa Tasarım Beyzanur Karabulut

Sayfa Sayısı 416 Ebat 13,7x21,5

Tür Belgesel-Anlatı Kağıt / İç Baskı III. Hamur Enzo, 52 gr. Cilt / Kapak Amerikan Bristol 230 gr.

ISBN / Barkod 9789751043412

 

₺154,00

İlk kitabım film oldu, aşırı önemli biriyim. Çok takipçim var Twitter’da; İnstagram’da da mavi tikim var. Takipçim çok olduğu için yazdıklarım, söylediklerim, fikirlerim acayip önemli benim. Mesela ülkede bir gündem olsun, herkes benim düşüncelerimi merak eder. Kanaat önderiyim ben.

Kitabımın arka kapağına böyle şeyler yazarsam ailemin, arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakarım diye düşünmeyen çok mühim organizmalarla dolu bir ülkede yaşadığımız için şaşırmamışsındır okurken, eminim buna.

Tanışmadıysak tanışalım; ben kendini gömme sporunun dünyadaki bir numaralı markası Ömür Özdemir. Bizim gibilerin değeri bilinmiyormuş varsın bilinmesin; zayıflıkmış, eziklikmiş varsın öyle olsun. Biz burdan devam. Başkalarının vereceği değerin kölesi değiliz, biz kendimizi biliriz.

İlk kitabımdaki gibi eğlencelik bir kitap yazdım yine bence. Eğlenmek isteyenler ya da “Herkes kitap yazıyor yaa” diye ortamlarda aşağılamak isteyen çok bilmişler için bu kitap müthiş bir fırsat.

Sevgilerimle...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13.7 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺78,40

Dünya Şarap Atlası’nınilk baskısı, 1971’de çıktığında yayıncılık için bir dönüm noktasıydı. Şarap yarım yüzyıldan fazla bir süredir gelişiyordu ve geliştikçe karmaşık yapısını anlamak isteyen herkese sunacağı şeylerin sayısı giderek arttı. Tamamen güncel bilgilerle hazırlanan bu Atlas, şarap dünyasına yeni okuyucular tanıtacak ve eski dostları yeni bölgelere taşıyacak.

Dünya Şarap Atlası’ndaiklim değişikliğinin etkileri, sürdürülebilirliğe doğru ilerlemeler, şarap stilleri ve şarap yapımındaki bir dizi yeni teknik ve zevk yansıtılıyor. Şarap bilimindeki son radikal ilerlemelerden çok az bölge etkilenmedi ve bu metin neyin en önemli olduğunu ve hangi üreticilerin hızı belirlediğini gözden geçiriyor. Atlas boyunca, toprak, iklim ve üzüm çeşitlerine ilişkin temel bölgesel bilgiler özetlenerek okuyucuya aktarılmıştır.

Atlas, okuyucuların şaraplar ve kaynakları arasındaki bağlantıyı anlamalarına yardımcı olan, özel olarak oluşturulmuş toprak haritaları da dahil olmak üzere dünyanın şarap manzarasının 230 benzersiz ayrıntılı haritasına sahiptir. Ve açıklamalar, haritalardaki üreticilere, yerlere ve özel ilgi alanlarına işaret eder.

Dünyanın en saygın şarap yazarı ikilisi Hugh Johnson ve Jancis Robinson, her şarap severin bilgi arzusunu tatmin edecek ve okuyucuları şarap dünyasıyla güncel hale getirecek bir klasik yaratmak için bir kez daha güçlerini birleştirdi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 22.9 / 29.2
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺851,90

ARKA KAPAK YAZISI

“Saz çaldın mı

Sağ elin geçmiştedir

Sol elin 

Gelecekte”

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Zülfü Livaneli için yazdığı şiiri…

Çağın ustası, barış elçisi, direnişin ve umudun kalemi, halk sanatçısı, dünya çapında bir müzisyen, sinemacı, siyasetçi. Babaannesinin “keçi”si. Abidin Dino’nun sözleriyle “mutluluğun müziğini yapan” fikir ve sanat işçisi… Zülfü Livaneli.

Usta yazar, bu kez günden güne “iyi evlatlarını boğan, kötüleri ise ödüllendiren” bir ülke haline gelen Türkiye’de; Cengiz Aytmatov’dan Yaşar Kemal’e, Elia Kazan’dan Ingmar Bergman’a, Bülent Ecevit’ten Mihail Gorbaçov’a dek uzanan yaşam serüvenini paylaşıyor. Livaneli, sanat insanının kaçınamadığı yazgıyı kendi kendinin arzuhâlcisi olup anlatıyor.

Elinizdeki çalışma, yalnızca Livaneli’nin zengin ömrünün değil; aynı zamanda hapislerden sürgüne, darbeden ölümlere türlü deneyimle sınanan bir kuşağın da hikâyesi. Kendi sözleriyle: “Şimdi okuyacaklarınız, kolayca göreceğiniz gibi sürekli sanat üstüne düşünen, yaratı sancıları çeken ama dönemin ve ülkenin koşulları gereği zaman zaman politikadan kaçamayan birinin anıları.”

Okumaya müptela bir çocuğun, milyonların tanıdığı bir sanatçıya ve siyasetçiye dönüşme sürecine, yakın tarihin politik ve kültürel atmosferine ışık tutan Sevdalım Hayat, yürekleri sıcacık bir “merhaba”ya davet ediyor.

ÖZGEÇMİŞ

 Ömer Zülfü Livaneli (1946, Ilgın)

Öğrenim hayatına Ankara Maarif Koleji'nde başlayan, ardından Stockholm'de felsefe ve müzik eğitimi alan Livaneli, ayrıca Fairfax Konservatuarı'nda uzaktan eğitim gördü. 

Hem Türkiye hem de dünya yazınına ve kültürel birikimine müzik, edebiyat, sinema gibi çeşitli mecralarda katkı koydu. Üretken yazarın romanları 40 dilde yayınlandı; İspanya, Kore ve Almanya’da çok satanlar listesine girdi. Son olarak Serenad, basının ve uluslararası kültür çevrelerinin yoğun ilgi gösterdiği bir organizasyonla Amerikalı okurlarıyla buluştu.

Zülfü Livaneli’nin romanları İtalya ve Fransa’da Yılın Kitabı Ödülü, ABD'de çeşitli edebiyat ödülleri, Balkan Edebiyat Ödülü; Türkiye’de Yunus Nadi Roman Ödülü, Orhan Kemal Roman Armağanı ve Beyaz Martı Onur Ödülü gibi ulusal ve uluslararası ölçekte pek çok saygın ödüle layık görüldü.

Columbia, Harvard, Princeton, Shangay, St. Petersburg, Kazan üniversiteleri gibi dünya çapında prestij taşıyan üniversitelerin yanı sıra, çeşitli Türk üniversitelerinde de konferanslar ve dersler veren usta edebiyatçının romanları, Missouri Southern State University (MSSU)’de ders kitabı olarak okutuldu.

 

Cengiz Aytmatov ev sahipliğinde Arthur Miller, Peter Ustinov, James Baldwin, Yaşar Kemal gibi 20. yüzyılın edebiyat dâhileri ve düşünürlerinin katılımıyla gerçekleşen Issık Göl Forumu’nda yer aldı.

Romanları kadar fikirleri ve müziği ile de dünya basınında övgülerle karşılanan bir sanatçı olan Livaneli edebiyat, müzik ve sinema alanlarında 30’dan fazla ulusal ve uluslararası ödül sahibi. Çalışmaları, dünya çapında yüz binlerce okur ve dinleyici tarafından takip ediliyor.

1972 yılında, dönemin politik atmosferi etkisinde, düşünceleri nedeniyle suçlanarak hapis ile cezalandırılan ve uzun yıllar sürgün hayatı yaşayan fikir-sanat işçisi Livaneli; Türk-Yunan ilişkilerinin zor dönemler yaşadığı 1980’li yıllarda Türk-Yunan Dostluk Derneği’nin kurucularından biri oldu. 1996-2016 yılları arasında UNESCO İyi Niyet Büyükelçisi olarak görev yaptı. 2002-2006 yıllarında ise milletvekili olarak TBMM’de yer aldı.

Türkiye müzik, kültür, fikir ve siyaset sahnesinde vazgeçilmez bir yeri olan Zülfü Livaneli, düşünsel ve edebi üretimine halen yaşadığı İstanbul’da devam etmekte.
 

₺161,50

Uras Benlioğlu, Youtube dünyasının en ünlü isimlerinden…

Her gün MİLYONLARCA insan onun videolarını izliyor…

Bunu nasıl yapabiliyor?

Nasıl milyonlarca insanın takip ettiği bir Youtuber olunuyor?

İlk kez bir Youtuber herkesin merak ettiği bu soruları yanıtlıyor.

Uras Benlioğlu, Anne Ben Youtuber Oldum kitabıyla; Youtube dünyasının sırlarını, milyonlarca takipçiye nasıl ulaştığını, çekim tekniklerini, diğer Youtuberlarla olan ilişkilerini ve merak edilen birçok şeyi anlatıyor.

***

“Biliyorum videolarım çok kötüydü. Daha iyisini yapacağım diyordum, daha da kötü oluyordu.

Çünkü yaptığım videolardan keyif almıyordum. Ne yaparken ne de izlerken mutlu olmadığım bir videoyu başkaları neden izlesindi ki…

Günlerce düşündüm ve en sonunda şunu fark ettim:

Ben gerçekten gülüyorsam izleyenler de gülüyor. Ben gerçekten eğlenirsem izleyenler de eğleniyor.

Ben gerçekten merak edersem izleyenler de merak ediyor.

Kendini bulmak aslında Youtube kanalının gidişatını belirlemenin en önemli yolu.

Kendin ol!”

Uras Benlioğlu

₺176,40

Bu kitabın yazarı, ilişkiler hakkında iyi bir şey duymak istiyorsanız kitabı tekrar rafa koyup arkadaşınıza kahve falı baktırmanızı öneriyor. Fakat eğer gerçekleri duymaktan korkmuyorsanız bu kitap bir nebze de olsa size yardımcı olabilir. Merak ettiğiniz her şeye bir cevap verdiğimi iddia etmemekle birlikte asla kabullenemediğimiz, etrafımızdaki insanların da üzülmeyelim diye asla söyleyemedikleri çoğu şeyi duymak belki hoşunuza gitmeyecek ama ben gerçekleri duymanız için kendi adıma bu riski alıyorum. Kitap flört, ilişki ve ayrılık süreçlerinin erkek gözünden, mümkün olduğunca dürüst ve karşı tarafla empati kurmaya çalışarak tanımlanmasını ve bu süreçlerde yaşanan 

bazı önemli merakları gidermeye çalışırken bir yandan da soruları cevaplamayı amaçlıyor. Umarım başarır.

Sayfa Sayısı : 136

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 70 gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230 gr

₺63,00

 

Hercai, sıradan, süssüz, dümdüz insanları bir o kadar naif hikâyelerin içine salıyor…

Gözünüzde canlanıyorlar hemen…

İştah kabartan, ağız sulandıran, hem içten hem vicdanlı adamlar, kadınlarla tanışıyoruz… Tanıdık, akraba yapıyoruz onları…

Aklımızca, yettiğince yardım etmeye çalışıyoruz; biraz merhamet ve başlarına bir şey gelmesin duygusuyla…

Aslına bakarsanız kendimizi okuyoruz “satır aralarında.”

Kolaylıkla anlıyoruz olup biteni, belki de bizden birilerini.

Ozan Güven 

 

Sayfa Sayısı : 240

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 55gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230 gr

₺102,90

Siz onu aktör olarak tanırsınız ama o Çukurovalı gizli bir yazarmış meğer. 

Bizim Çukurova’nın geçmişine hüzünlü, komik ve sevgi dolu bir yolculuk... Ben okudum, bayıldım, umarım siz de hayran kalırsınız.

                                                         

Sinemacı-Yazar Arif Keskiner

 

Tanıdığım en delikanlı birkaç Adanalıdan biridir Levent. Okurken beni Adana’nın çok güzel yıllarına götürdü. Henüz kimsenin kimseyi kırmadığı, henüz hiç kimsenin ölmediği yıllara... Sevgili dost Levent, “kendisi” gibi yazmış her satırı; samimi, “harbi”, yüreğinden geldiği gibi, dostane...

 

Toyota CEO’su Ali Haydar Bozkurt

Sevgili Levent beni terapi divanına yatırdı.

50’li 60’lı yılların Adana’sından bu günlere gelirken sadece Adanalı olanlar değil, eminim her okuyucu kendinden çok şey bulacak, o masum, naif, sıcak, güzel, mutlu çocukluk ve gençlik yıllarına seyahat edecek.

 

Prof. Dr. Mansur Beyazyürek 

Sayfa Sayısı : 160

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 70gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230 gr

₺71,40

 

Celil, çoğunu anahtar deliğinden gözetlediğim cümlelerini size emanet etmeye karar vermiş. “Elveda”ya “Eyvallah” demenin, diyebilmenin koşusunda nefes nefese satırlar var elinizde. Her birini çocukluğuyla sarmaş dolaş yazması gönlümden de gözümden de kaçmıyor, bilinsin isterim. Koş kardeşim sonsuzluğa. Bir kitapta, bir filmde, bir oyunda hep kavuşacak eyvallahlarımız nasıl olsa.

 

Cem Davran

 

Celil, okuyucularının çok sevdiği o şiirsel anlatımıyla özgün bir üslup yarattı. Aktörlükten gelen o müthiş duygu aktarımı kabiliyeti yazıya dönüştüğünde ortaya çıkan metinler çok sevildi. Ne mutlu bize ki sonunda o metinler bir kitaba dönüştü ve okuyucusuyla 

buluşuyor...

Candaş Tolga

 

Güzel kardeşim, Celo’m,

Bilirsin, ben senin kardeşliğini, yüreğini, insanlara davranışını hep çok sevdim. Sen biliyor musun, bilmiyor musun bilmiyorum ama ben senin kalemini de çok sevdim!

Hakan Altun

 

Birçok yazısını yayımlanmadan önce okuma ayrıcalığını yaşadım. Her birini okuduğumda heyecanlanıp, işte bu en güzeli oldu, diye tepki veriyordum. Sonunda anladım ki her seferinde yine “en güzeli” yazacak. Yaz Celo! Sen yazdıkça ben bestelerim, şarkılar birikir.

 

Selçuk Basa

 

Sayfa Sayısı : 136

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 60gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230 gr

Kapak Tasarımı : Rüveyda Kul 

₺73,50

Küçük şeyleri küçümsemek, bireyin kibirli olması ve varoluş sürecini tamamlayamamasıyla ilgilidir. Kibir; insani, sağlıklı ve mantıklı bir şey değil. Kibirli insan, küçük mutlulukları küçümseyen ve hor görendir. Aslında kibrinden dolayı güzel ve büyük bir mutluluğun varlığından bile habersizdir ya da bunu fark edemiyordur. Fakat zaman acımasız ve bilinmezdir. İnsan ne olduğunu bilmeli; çünkü yarın öbür gün hayat değişebilir ve fikirlerimiz de bu doğrultuda şekil değiştirebilir. İnsanın kendisine sunulanla yetinmesi, küçük şeyleri küçümsememesi mutluluk kaynağıdır. Bunu görmek için gözümüzdeki at gözlüğünü çıkarmalıyız ve kibrimizi yok etmeliyiz. O zaman yaşam; kalbinizin rehberliğinde daha keyifli, huzurlu ve neşeyle yol almanızı sağlayacaktır.

                                                      

Değerli ve özel olduğunu fark etmelisin, üzüntü çemberine girip hayatı kaçırdığını unutma! Çünkü üzüldükçe, acı çektikçe dünya durur, hiçbir şeyin tadını çıkaramazsın. Hadi, çemberin dışına çık; zamanı yakala ve tadını çıkar!

 

Umut, şüphe, şans, bilgi, deneyim, dostluk… Yaşam, zaman akışı içinde kişide bir benliğe bürünür. Fakat bazen kolay değildir gerçek benlik ve korkularla yüzleşmek, bunları çözümlemek. Elbette cesaret gerektirir; cesaretliysen yüzleşir, iyileşirsin. 

 

Sayfa Sayısı : 152

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 70 gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230gr

Kapak Tasarımı : Rüveyda Kul

₺71,40

Yazmanın tadı müthiş. Kafanın içinde dolaşan binlerce, milyonlarca fikrin, duygunun damıtılarak bir kâğıda dökülmesi harika bir duygu, sadece kendin okusan bile; sadece kendine sakladığın tek bir dörtlük bile heyecan verici ve kışkırtıcı, hayata tutunmanı sağlayan bir bağ, bir yaşama sevinci…

Kendimi bildim bileli yazmak istedim, özel bir şey değil ha, sadece yazmak. Şiir, hikâye, masal, öykü, skeç, gazete kenarı akrostişi, aklıma gelen her şeyi yazmak istedim. Montaigne’nin Denemeler’ine öykünüp nedense! Aynı adı taşıyan “Denemeler” isimli ilk çalışmama başlamam, saman kâğıdına elle yazarak, kendi çapımda matbaacılık oynayarak eserimi karbon kâğıdı ile dört kopya çoğaltmam, karbon kâğıdının kalitesizliği ile ellerimin simsiyah olup yazdıklarımın da boyanarak berbat olması ve ilmek ilmek dokunmuş “eser”in çöpe gitmesi arasında sadece 20 dakika olmasını uzun müddet kendime izah edemedim doğrusu…

Yazarlık serüvenine nasıl başladığını bu sözlerle ifade ediyor Can Yılmaz ve Klişe Hayatlar Matbaası, Yap Bi Babalık ve Bilinmeyen Numaralar kitaplarının ardından bu kez KAFA’da Kalmasın diyor! 

 

Sayfa Sayısı      : 184

Ebat                   : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı    : III. Hm Enzo 70 gr.

Cilt/Kapak          : Amerikan Bristol 230 gr.

Kapak Tasarımı  : Şevval Ulusoy

₺100,10

Radyoculuk mesleğinde 25 yılı geride bırakan ve sevilerek dinlenen Nihat Sırdar; samimi, eğlenceli, zaman zaman hüzünlendiren bir dille hikâyelerini anlatıyor. Bu anlatımda kendinizden mutlaka bir şeyler bulacaksınız. Eskiye dair yaşananlardan bugüne kalanlar ve kalmayanlar… İnsanlar, sokaklar, arabalar… Sırdar’da göreceğiniz şey sadece bir İstanbul değil, memleket özlemidir aynı zamanda. 

Bu kitabın içinde turneler, oteller, yayınlar, seyahatler, üzüntüler, sevinçler var.

Bir fotoğrafın içinden çıkan sayısız hikâye, anı var.

Birçoğumuzun geçmişindeki ortak anılar bazıları.

Kimisini okurken “ben de” diyeceğiniz anlar, anılar koleksiyonunuzda yerini alacak.

 

Yıllardır severek dinlediğiniz Nihat Sırdar’ı bir kez daha severek okuyacaksınız...

 

Sayfa Sayısı : 208

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Enzo 70gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bri

stol 230gr

Kapak Tasarımı : Şevval Ulusoy

₺108,50

DAN; 30’unu geçmiş bir kadının, olgunluk dönemine denk gelen ilişkileri, çelişkileri, daha önce “Neden? Nasıl?” dediklerinin karşılık bulduğu bir otobiyografik roman. Yazar, yaşadıkları ve gözlemledikleri üzerinden 

dünyayı, insanları, iletişimi ve sevgiyi anlama biçimini aktarıyor. 

 

Nefretten, kinden, zorbalıktan uzak yaşantısında, kendisiyle aynı değerlere 

sahip insanlarla karşılaşamadığı için yakınan, dürüstlüğün can sıksa bile hayattaki en gerekli erdem olduğunu savunan, bir şeyler bitse bile hırsla ve kavgayla sonlanmaması gerektiğine inanan yazarın, sohbet eder 

gibi anlattığı bu hikâye size de ilham verecek.

 

Güzellik anlayışı, genellemeler ve empatinin tanımıyla tamamladığı hikâye, günün sonunda karakterin gücünü yitirmediğinden ama bir şeyleri aramaktan vazgeçtiğinden bahsediyor.

₺61,60
Bu kitabı neden eline aldın, bilmiyorum. Belki beni Youtube’dan tanıyorsun, belki ilk defa karşılaşıyoruz. Sebebi her ne olursa olsun buradasın. İlk cümleyi okudun. Artık bu anın geri dönüşü yok.
İçeride karşılaşacağın hikâyeler, benim hikâyelerim. Daha önce defalarca yaşanan, eşsiz veya benzersiz olmayan hikâyeler. Anlatmam lazımdı, çünkü anlatmazsam çatlardım.
Ben Y kuşağına aitmişim; sen Z, onlar C, öbürleri T… Her neysek, çok yorgun bir geçmişin çocuklarıyız. Bizi kirli geçmişten, kavgalardan, darbelerden korumak için renkli dünyaların içine attılar.
Sorumsuzuz, dünya umurumuzda değil diye de bizden nefret ettiler. Ne dünya umurumuzdaydı, ne de biz dünyanın umurundaydık. Mesele artık kendi meselemizdi.
Yaşamak için bir yol bulacaksak bunu kendi başımıza yapacaktık. Güven mi? Güven kelimesi çoktan bankalara, sigorta şirketlerine satılmıştı, hem de yok pahasına…
İnsana dair birçok kelime çoktan şirketlerin olmuştu. Herkes güvenilmezdi artık, her an sırtımızdan vurulabilirdik. Hem tek başımızayız hem paranoyağız.
Sana videolarımda hep dedim ki; “kendi cennetini yarat.” Ben o cennete gidene kadar cehennemden geçtim, iyi ki...
Sana kendi hikâyemi olduğu gibi, dürüstçe anlattım; sen de anlat, başkasına değilse bile kendine anlat diye…
Anlat ki rahatla, anlat ki tanış kendinle.
₺98,00
Mutlu Aşk da Var - Özgür Aras

İki kişi bir araya geldiğinde, laf eninde sonunda dolaşıp ille de şu gönül meselelerine varıyor, değil mi? Öyle ki, bir başkasının deneyimini dinlerken olayı içselleştiriyor, sanki biz de bir türlü iyi bir insanla karşılaşamayacakmışız gibi düşünüyoruz... İşte mesele tam da bu! Denemeden bilemeyiz. Umut etmezsek deneyemeyiz!..
Engebeli yollardan geçip, büyük cephelerde savaşıp kocaman yaralar edinseniz de, bir gün her şeyin harika olacağına dair inancınızdan asla vazgeçmeyin. Kafamızda aşkı bitiren şey yaşadığımız kötü deneyimler değil, bunlar sebebiyle iyi günlerin geleceğine dair inancımızdan vazgeçmektir... Aşkı, inanmamak uzaklaştırır bizden aslında...
O yüzden aşksızlıktan yakınırken dönüp sorun kendinize, “Aşkın varlığına inanıyor muyum gerçekten?” diye...
Şimdiye kadar çok üzülmüş olmanız, bundan sonrasının da böyle devam edeceği anlamına gelmiyor. Hayatta hiçbir şey tek bir çizgide ilerlemezken neden sizin kaderiniz hep aynı biçimde gitsin ki? Başkalarının inançsızlığı ve mutsuzluğu ile doldurmayın kalbinizi... Orayı her daim yemyeşil ve bakımlı bir bahçe gibi saklayın ki, içinde güzel ve canlı çiçekler açsın...   
O özel insana rastlama şansına sahip olmak istiyorsanız, önce sınırları kaldırın! Kendinizi ve beklentilerinizi esnetin. “Mutluluk her neredeyse, orada olmayı diliyorum...” İşte benim en sevdiğim bakış açısı budur. Bu, bütün kalıpları birer birer ortadan kaldırırken sizi özgürleştirir, sakinleştirir... Sakin bir yürekte çok daha kolay gelişip büyür aşk...
Aşkın cömertliğine ve ödül mekanizmasına güvenin. Ona karşı ümidini kaybetmeyen insanlara gün gelip harika sürprizler yapmakla ünlüdür aşk...
Hep öyle olmadı mı? “Bu son!” dediğinizde, “Bundan öte sevemem” diye haykırdığınızda,  kendinize kurduğunuz dünya yerle bir olduğunda, çok daha şiddetli bir duyguyla sizin karşınıza çıkmadı mı aşk?
Hiçbir aşk son değildir! Siz istemedikçe... Hayat devam ettikçe, nefes aldıkça...
Ve biliyor musunuz? MUTLU AŞK DA VAR!.. Farkında değilsiniz ama belki de yanı başınızda...
Bir göz mesafesinde ya da hiç ummadığınız bir kapının ardında... Hadi gidip onu bulalım...
Özgür Aras

Sayfa Sayısı  : 192
Ebat : 13.7x21.5  
Kağıt / İçBaskı :  II.Hm Enzo 55gr.
Cilt / Kapak : Amerikan Bristol 235.gr
ISBN / Barkod :  9789751039156
₺91,70

“Maalesef insanların sayısı gittikçe artıyor. Ben çocukken üç milyar kişi vardı. Hepsini göremiyorduk tabii ama sokaklar boştu diye hatırlıyorum. Şimdi bu sayı sekiz milyara yaklaştı ki, hem çok kalabalık hem çok fazla aptal var. Bir de bunların kullandıkları yapay zekâ enstrümanlarını katarsak dünya üzerinde çok fazla zırıltı var. Ama gerçek, yaratıcı, üretici bir beyin faaliyeti nadiren bulunuyor gibi geliyor bana! Bir de çok gürültü yapıyorlar!

Ali Biçim beyin loblarının ters takılmış olması, manik depresif halleri, durup dururken girdiği yüksek zekâ seanslarıyla bence ‘Gösteri Dünyası’nda beklenen adamdır. Sıkıcı hayatlarımız için, lüzumsuz sorularımız ve bunların ne yapacağımızı bilmediğimiz cevapları için…”

Okan Bayülgen

Genç ve başarılı showman Ali Biçim, farklı üslubuyla kaleme aldığı,  gerçek ile kurmacanın iç içe geçtiği hikâyeleriyle okura ironi sanatının özel örneklerinden birini sunuyor. Bu Ne Biçim Hikâye Böyle, Ali Biçim’in show dünyasında olup bitenlerin ipuçlarını da verdiği şaşırtıcı bir anlatı… 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 215
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺97,30

Hiç başınızdan geçmiş bir olayı utandığınız, kendinize yakıştıramadığınız ya da aptal durumuna düşmek istemediğiniz için 

“bir arkadaşınızın başından geçmiş gibi” 

anlattınız mı?

 

Farklı çevrelerden doksan dokuz kadın en kuytu köşedeki sırlarını bu kolektif kitap için gün ışığına çıkarıp Bi’ Arkadaşın Başına Gelmiş diyerek anlattı. 

Bu her biri birbirinden farklı kadın itiraflarını okurken, kiminde gülecek, kiminde ağlayacak, kiminden dersler çıkaracak, kiminden ilham alacaksınız! Bu itiraflarda bin bir duygusuyla 

tam da hayatı bulacaksınız. 

 

Hangi itiraf kime ait, merak ediyor musunuz? Aslında bu bizim sırrımız. Belki siz hangisini kimin yazdığını bulabilirsiniz. 

 

 

Ama biz ser veririz, sır vermeyiz!

₺115,50
Bilinmeyen Numaralar - Can Yılmaz

Can Yılmaz’ın öykülerinde okuduğumuz cakasız, sossuz, çalım atmaya çalışmayan bir tanıklıktır.

Bu öykülerde yazarın sesini duymayız. Az ama öz konuşan bir ağırbaşlılıktan söz ediyorum. Grandiyöz bir tutumdan itinayla kaçar. Bize büyüklük taslamaz. Ne gördüyse onu söylemektedir. Bir geleneğe yaslanmanın yazarın işini kolaylaştıran yanı da işte buradadır.

Dilimiz, şakamız, acımız Can Yılmaz’la ortaktır. O yüzden birdenbire tanış olur, bize lafın tamamını söylemesini beklemeyiz. Kolay olduğu kadar zor, basit olduğu kadar karmaşık, amacına ulaştığı anda da hemen evin içine giren bu üslubu yaşatmak Can Yılmaz’ın yazın derdidir.

Bugün üçüncü kitaptan, on binlerce okurdan söz ediyoruz. Öyleyse yolun büyük kısmı yürünmüş demektir.

Başar Başaran

Sayfa Sayısı : 256

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo

Cilt/Kapak : Amerikan/ Amerikan Bristol

Kapak Tasarımı : Eyüp İşkuran

₺106,40

Hep İstanbul’la başladığımız “Memleket Yazıları” dizisi, Refik Halid Karay’ın siyasi yazılarını içeren, elinizdeki Atatürk’e Eğilen Bir Sürgün cildiyle sona ermiş oluyor. Karay’ın muharrir kimliğinin ayrılmaz bir parçasını oluşturan gazeteci ve fıkracı yanı böylelikle 18 kitaplık bir toplamla okurlarına ulaşmış oldu.

1939-1958 yılları arasında Akşam, Yeni İstanbul, Aydede ve Tan’da yayımlanan yazılarında Refik Halid Türkiye tarihinin en hareketli döneminde memleketin geçirdiği siyasi ve kültürel dönüşümlere keskin parantezler açıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 424
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺319,20

Refik Halid Karay gördüklerinden, duyduklarından kısacası gündelik hayatından beslenerek ele aldığı her konuyu kurduğu analojiler ve metaforlarla açıklar. Sokakta yankılanan bir klakson sesi işitir; sevinç, üzüntü ve gerginlikte o klaksonun nasıl bir ifade aracına dönüştüğünü anlatır. İstanbul kışında bacalardan yayılan kömür tozunu, kurumu görür; kömür ve petrol uğruna yapılan savaşları, savaş kışkırtıcılarının kurumlu hallerini ele alır. Dönemin kıyafet modasına bakar; oradan bir zarafet ve maskaralık tarihi çıkarır. Kimi zaman gündelik hayata kimi zamansa ağlanacak hallere güldürür, düşündürür.

Refik Halid Karay, Taklitten Âdete Gündelik Hayat’ta bir hiciv ustasına yakışır şekilde, sıradan olaylara sıra dışı ve mizahi yorumlar getiriyor; toplumun ve dünyanın detaylarda gizlenen alışkanlık ve tarihlerini ortaya koyuyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 800
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺371,00

“…Cenevizliler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Süryaniler, Türkler, Kürtler, Iraklılar, Siyahlar ve Translar isyan etme noktasına gelmiş. Kurtuluş çok bozulmuş. Suriyeliler basmış muhiti. Üstelik Suriyelilerin gelişinden daha bir ay geçmeden hırsızlık, uğursuzluk, âlemcilik, gasp ve fuhuş başlamış semtte...”

“...Kendisine taşınacak bir semt arıyordu Barış. Adalara gelmek en çok istediği şey olsa da, kış tarifesi vapur saatleri mesai saatlerine bir türlü denk gelmiyordu. ‘Kurtuluş olabilir o vakit,’ dedi. Her kültürün iç içe yaşadığı bir semt çok cazip geliyordu medeni bir insana neticede.

‘Olmaz oğlum,’ dedim pişkin pişkin... ‘Kurtuluş çokbozuldu, başka semt bulalım sana.’

‘Şaşırdım bu söylediğine,’ dedi.

‘Daha yeni sordum Pakrad Abi’ye, Kurtuluş harika bir semt dedi.’

‘Nesi harika be!’ dedim; demez olaydım...”

Hayko Bağdat, kimsenin kimseyi beğenmediği yurdumuzda yeni kitabı Kurtuluş Çok Bozuldu ile kahkaha ve gözyaşını aynı satırlara sığdırırken, uzun yıllar yerini kaybetmeyecek bir çentik de atıyor edebi hayatımıza...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺58,10

Türkiye’de “radyo” denilince ilk akla gelen isimlerden biridir Nihat Sırdar…

Yıllardır en çok dinlenen ve en çok sevilen programlar onun eseridir.

Nihat Sırdar’ın radyoda yaptığı ilk programı dinleyemedim ama ilk kitabının heyecanına tanık oluyorum. Eminim ki, o ilk programı dinleyenler, geleceğin başarılı bir radyocusuna kulak verdiklerinin farkındaydılar. Sırdar’ın ilk kitabını okuyanlar da, yazın dünyası için aynı düşünceye sahip olacaklar.

Elinizde tuttuğunuz “Bir Nihat Sırdar Kitabı”…

Ve 35 numaralı otobüs, içine sizi de almak için kapılarını açıyor…

Sunay Akın

Nihat Sırdar ilk kitabı Otuz Beş’i Beklerken’le hayatı ıskalamayan bir dille İstanbul’un o eski sokak aralarında dolaşıyor, dükkan önlerinde top koşturup misket oynayan çocuklarla zamanın uçuculuğuna keskin bir parantez açıyor. Söyleyecek bir sözümüzün her zaman olduğunu hissederek yapıyor bunu.  

Artık Kocamustafapaşa 35 C Taksim tabelalı otobüse atlayıp Nihat Sırdar’la zamanda bir yolculuğa çıkma vaktidir. Yitip giden zamanda ülkece neleri geride bırakıp nereye doğru yol alıyoruz bir de onun hikâyelerinden dinleyin…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺87,50

"Acılarla baş etmenin en güzel yolu onu kabullenmektir. Olanca zorluğuna rağmen kadere boyun eğmek, isyan etmemek; isyan demek kaçış demek, seni terk eden annene… Oysa bu o kadar zordur ki. Altı yaşında henüz tırnaklarını bile kesemeyen bir çocuk için dünya o kadar büyüktür ki, o köyün en son çitini aşıp annene gitmek, o yolu bulmak, o bilinmezlik, o korku, o yollar o kadar karmaşıktır ki, her seferinde gözün yaşlı, kaçtığın yere dönersin. Annem kararını vermiş, 'Oğlum gitsin buradan, sahipsiz çoban olmasın bu köyde,' diye."

Bu kararı veren bir anne için mi yoksa yetim bir çocuk için annesinden, yuvasından ayrı düşmek mi daha acıdır, zordur? Yetimhaneden Hikâyeler'de yuvalardan yetiştirme yurtlarına uzanan bir yaşamın kahramanı küçük bir çocuğun yaşadıklarına; ona yaşatılan dünyayla nasıl baş ettiğine ve bu dünyanın içinde nasıl ayakta kaldığına tanık olacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2015
₺67,20
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2001
₺123,20
Tükendi

Arka Kapak Yazısı

“Bu bir kentsel görüşüm hikâyesidir.”

Birilerinin rahat yaşaması, mal mülk sahibi olması için aklının ermediği, eremediği düzeneklerin vidası, çarkı oluyorsun. Makinenin dişlisisin ama makine ne üretiyor bilmiyorsun, sadece içinde dönüyorsun... “Ben olmasam bu makine olmaz, bu dişli dönmez” kafalarındasın ama günün birinde kırılır, dökülürsen atıyorlar seni hurdaya, yerine aynı özellikte yeni bir dişli! Sen de düşünürsün hurdalığın tozlu raflarında, “Hani ben çok önemliydim, bensiz olmuyordu n’oldu birden?” diye!

Metropolde geçen koşuşturmacanın içinde, hiçbirimizin durup “Ne yapıyorum ben?”, “Yaşadığım hayattan mutlu muyum?”, “Hayata dair belirlediğim amaç ne?” diye durup düşünmeye vakti yok. Yoğun iş hayatımızda, okul hayatımızda ve aile, arkadaşlık, duygusal ilişkiler bazında akış bizi nereye sürüklerse oraya gidiyoruz, tamamen kurala ayak uyduruyoruz. Afili Kentin Alaylıları bu noktada; köyden kente göçen insanların yaşadığı kültür çatışmasından kadın-erkek ilişkilerine, öğrencilerin yaşadığı problemlerden esnafın iç sesine değin hepimizin yaşadığı veya şahit olduğu problemlerden bir satır sunuyor.

Cem Arslan’ın eğlenceli kaleminden dökülen bu satırlar hem etrafımızda gelişen olayları fark etmemizi sağlıyor, hem verdiği tavsiyelerle yüzümüzü gülümsetirken yolumuza ışık tutuyor, hem de yoğun ve yorucu gündemimize bir nefeslik mola olmaya geliyor.

Kitap Adı: Afili Kentin Alaylıları
Kitap Yazar Adı: Cem Arslan
Yayın Direktörü: Gülşen İşeri
Editör: Saliha Ulusoy
Kapak Çizim: Gilas Coşkun
Kapak Tasarım: Gilas Coşkun
Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut
Sayfa Sayısı: 256
Ebat: 13,7 x 21,5
Tür: Roman
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.
ISBN / Barkod: 9789751044426

₺75,00
Tükendi

Leonardo da Vinci’nin “Mona Lisa” tablosunun sol üst köşesinde, bir fırça darbesiyle oluşan renk ya da Michelangelo’nun “Madonna ve Çocuk” heykelinin etek kıvrımında yakaladığınız ayrıntı sizi saatlerce bağlar.

Bakarsınız içinize sindire sindire, doya doya...

Bir bakışına, kirpik hareketine, kaşını kaldırışına, dudak kıvrımına veya minik parmakçıklara baktım saatlerce. Doya doya, sindire sindire...

Ve gri ve ıslak ve soğuk ülkede ve Tanrı ve doğa bana dünyanın sekizinci harikasını kucağımda tutmayı armağan etti...

Ağlayan şehirde, zemherinin tam ortasında inadına doğan güneş selamladı eve gelişimizi.

Ev doldu; yuva oldu...

Sabah gazetesi / 2005

***

Başbakan Erdoğan’ın 16 Aralık’ta açıklayacağı “AB sürprizi”, çözüm süreci, “Kürdistan” tartışması, “fişleme” belgeleri, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Ermenistan ziyareti, soykırım meselesi, “dershane” açıklamaları, “Gezi” iddianamesi, Mustafa Balbay’a tahliye, tutuklu milletvekilleri, devlet sırrı, Van’da depremzedelerin hâlâ üşüyor olması, TBMM’de bütçe görüşmeleri, milletvekillerinin hakaretleri, Odatv davası, Hanefi Avcı ve Yalçın Küçük’ün tahliyesi, 2014 yerel seçim kampanyalarının başlaması, 21. yüzyılda köy yollarının hâlâ kar yağışı nedeniyle kapanıyor olması...

Her biri aylarca tartışılması gereken yukarıdaki gündem maddelerini biz sadece bir anda yaşıyoruz.

Akşam gazetesi / 2013

***

Hayatının bir dönemini Brüksel’de geçiren ünlü Fransız yazar Victor Hugo, “Vicdan, insanın içindeki Tanrı’dır” saptamasını yapmış yıllar önce.

Bir insan veya bir toplum içindeki Tanrı’yı, yani “vicdan”ını kaybetmiş ise, artık hiçbir değeri kalmaz.

Günümüzde, kimileri “kamusal vicdan” ifadesini de kullanır oldu.

Her kavramda olduğu gibi “vicdan”ın da içini boşalttığımız için “kamusal vicdan” da havada asılı kalıyor. 

Kuzey gazetesi / 2017

₺60,20
Tükendi

Özgün üslup, beklenmedik yerden bakış ve gülümseyen bir sertlikle şekillendirdiği muhalefet anlayışı ile artık kaybettiğimiz bir yaşamın kültürel değerleriyle bizi tanıştıran Hayko Bağdat’ın üç ayrı kitabını tek edisyonda birleştiren Haykoloji’yi bir solukta okuyacaksınız.
 
Salyangoz, Gollik ve Kurtuluş Çok Bozuldu kitaplarını bir araya getiren bu külliyat ile bir arada yaşamanın keyifli kaçamağından geriye, gittikçe katılaşan gündelik yaşamınıza dönmek gelmese de içinizden, bir bakmışsınız ki pembe gülüşler, kırık mavi hüzünler, kırmızı dostluklar ve yemyeşil bir umutla dolmuşsunuz…
 
Siyah ile beyaz, ağır ile hafif ve köşesi olmayan her duygu Haykoloji ile aklınızda yeni bir soru işareti daha uyandırabilir…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 407
En / Boy : 13,7 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺148,40
Tükendi

“Mutluluğa gelince... Büyük mutluluklar, büyük hüzünler... Büyük kavuşmalar, büyük ayrılıklar... Büyük umutlar, büyük hayal kırıklıkları... Hep oldu. Ama şunu gördüm ki: Kim olursan ol ya da kiminle olursan ol, bir insanı bedbaht eden devamsızlık değil, istikrarsızlıktır! Ve inan bana; istikrarsız bir katılımcıyla kıyaslıyorsan eğer, istikrarlı bir devamsız, bin kat daha iyi insandır.”

“Alkol kötü bir alışkanlıktır, ama bütün kötülüklerin anası olduğu kesinlikle doğru değildir. Hatta evrendeki kötülükler listesinde ilk üçe bile giremez alkol... Bütün kötülüklerin anası ne midir? Yalandır. Rakı içeni siroz eder, bilemedin öldürür. Yani zararı içenedir. Oysa yalanın zararı söyleyenden çok söylenenedir. Söyleyeni öldürdüğüne rastlamadım, ama söyleneni süründürdüğüne defalarca tanıklık ettim şu hayatta...”

“İhsan, ‘Konuşmak şart mı? İnsan birlikte susarak da mutlu olabilir... Hele böylesine mucizevi bir an yaşamışken,’ diye cevap verdi. Azize gülümsedi,

‘O zaman birlikte huzur içinde susabilenlere,’ diyerek kadehini kaldırdı.”

Candaş Tolga Işık’ın kaleminden sessizce ve kesintisiz bir şekilde yaşama teğet geçen anlar…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺60,90
1

Anlatı Kitapları

Anlatı Kitapları  kategorisinin en önemli örneklerini sizler için bir araya getirdik. Ödüllü kitaplarında yer aldığı bu listeden istediğiniz yazarın istediğiniz kitabına hızlıca erişebilirsiniz.Kapıda ödeme imkanı ve kredi kartına vade farksız 6 taksit imkanı ile hızlıca kitap siparişi verebilirsiniz. %50'ye varan indirimlerle ucuz kitap siparişi vermek için en doğru adres olmaya devam ediyoruz.

cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı