Yirminci yüzyıl yazınında kendine özgü üslubu ve şiirsel anlatımıyla öne çıkan Dalgalar, birçok eleştirmen tarafından Virginia Woolf’un şaheseri olarak kabul edilir. Bu eser, ortak kayıplarının etrafında bir araya gelen altı arkadaşı çocukluklarından ölüm vaktine kadar ele almaktadır. Woolf, bu altı karakterin acılarını dış dünyaya yansıttıkları şekilde betimlemektense, onların iç dünyalarına yolculuk yaparak düşünceleri ve içsel monologları yardımıyla okura sunar. Karakterler gelişip doğayı ve kanunlarını daha iyi anladıkça, sesleri de daha uyumlu, adeta mucizevi bir şekilde birbirine karışır. Bu da yalnızca bireylerin kaçınılmaz sonuna değil, aynı zamanda ebedi bağlantılarına işaret eder.

Virginia Woolf’un kurguyla ilgili kuramlarını uyguladığı bu roman; şaşırtıcı derecede güzel, görsel, deneysel ve şiirsel bir rüyayı andıran, zamanının fazlasıyla ötesinde, aldatıcı ve gizemli bir eser.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺27,00

Biz acımasızdık, serttik ve büyük ölçüde adaletsizdik; ama şimdi bile yakınmalarımızda bir gerçeklik payı olduğunu düşünüyorum; her iki tarafın da o sırada, bir kusurları olmadan, anlaşmaya varamamaları için yeterince neden bulunuyordu. Büyükbaban on yıl daha genç olsaydı ya da bizim yaşımız daha fazla olsaydı ya da müdahale edecek bir anne ya da kız kardeş bulunsaydı pek çok acının, öfkenin ve yalnızlığın önü alınırdı. Ama yine ölüm, güzel olabilecek şeyleri mahvetti.

Woolf'un tanımladığı gibi, ‘varoluş anları', bireyin bilinçli yaşamının çoğuna egemen olan ve o anların içinde koruyucu bir örtü ile gerçeklikten ayrılan ‘yokluk' durumlarının aksine, bireyin gerçeklik hissini tattığı anlardır. Varoluş anları, yaşanılan şokun, yapılan keşiflerin ya da aydınlanma anlarının sonucunda yaşanabilir. Virginia Woolf'un hayattayken yayımlatmadığı, ölümünden sonra terekesinde bulunan, gençliğinden başlayarak kaydettiği anıları, aileyle ilgili notları ve otobiyografik yazılarının toplandığı Varolma Anları, ölümünden sonra yayımlanan en önemli kitaplarından biridir.
 

Hamur Tipi : 2. Hamur

Sayfa Sayısı : 256

Ebat : 13,5 x 19,5

İlk Baskı Yılı : 2020

Baskı Sayısı : 1. Basım

Dil : Türkçe

 

₺22,90

“Ölüm, başkaldırıydı. Ölüm, iletişim kurma çabasıydı; insanların gizemli bir biçimde onlardan kaçan bir merkeze ulaşmanın olanaksızlığını duyumsamalarıydı; yakınlaşmak uzaklaştırıyordu; mutluluğun sarhoşluğu geçiciydi; insan yalnızdı. Ölümde bir kucaklaşma vardı.”

Mrs. Dalloway, Londra’da, haziran sıcağında tek bir günde geçer. O gece vereceği önemli parti için evinden çıkan Mrs. Dalloway’in peşinde Londra sokaklarına atılır okuyucu. Anlatılan yalnızca Mrs. Dalloway’in öyküsü değildir; onun duygu ve düşüncelerine diğer kahramanların iç sesleri ve diyalogları benzersiz bir harmoniyle eşlik eder.

Roman tek bir günde geçse de karakterlerin zihninde geçmişe yapılan yolculuklar sadece kişisel buhranlara değil dönemin İngiltere’sinin deneyimlediği sosyal çalkalanmalara da ışık tutar.

İlk olarak 1925 yılında yayımlanan Mrs. Dalloway, İngiliz edebiyatının en önemli isimlerinden Virginia Woolf’un başyapıtı olarak kabul edilir. Zamanın ruhunu bilinç akışı yöntemiyle sunan Woolf’u okumak, sıra dışı bir deneyimdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺45,10

Dalgalar, yaşamın ritmini doğanın döngüsü ve zamanın akışıyla uyum içinde yansıtan bir metafordur. Birlikte büyüyen, üç erkek üç kız altı çocuğun, gençliğe ve sonra yaşlılığa uzanan bir çizgide izlediğimiz yaşamlarını kendi iç sesleriyle anlatan Dalgalar deneysel bir roman, Virginia Woolf’un en özgün yapıtı, kendi deyişiyle bir “oyun-şiir”.

“Ölü şair ne demişti, unutmuşsunuz. Ve ben sözleri size tercüme edemem ki bağlayıcı gücü sizi ip gibi sarsın, amaçsız olduğunuzu kafanıza iyice soksun; ve ritmin bayağı ve değersiz olduğunu göstersin; işte bu yüzden, amaçsızlığınızın farkında olmadığınız sürece sizi istila eden, sizi gençken bile yaşlandıran o aşağılamayı yok edin. O şiiri kolayca okunacak şekilde tercüme etmek de benim çabam olsun.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺26,25

Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda’sı feminist eleştirinin klasikleşmiş eserlerinden biri. Woolf, kadınların tarih boyunca karşılaştıkları dezavantajların bir bir altını çiziyor. Edebiyatın ve tarihin kadınları marjinalleştiren bir erkek yapısı olduğunu söylerken, yıllarca süregelmiş bir kabulü, kadınların daha aşağı varlıklar ve daha aşağı yazarlar oldukları kabulünü reddediyor. Jane Austen’dan George Eliot’a, Brontë kardeşlerden Shakespeare’in kurmaca kız kardeşine kadar geniş bir yelpazede “Kadın ve Kurgu Edebiyatı”nı farklı başlıklarda ele alıyor. O unutulmaz, “Bir kadın kurgu edebiyatı yazacaksa paraya ve kendine ait bir odaya sahip olmalıdır,” sözüyle de kendi adına düşünebilme ve yazabilme özgürlüğünün önemini belirtiyor.

“Kadınlar yüzyıllardır, karşısındaki adamın yansımasını iki misli büyük gösteren, büyülü ve hoş bir ayna vazifesi görmüştür. (…) Kadın gerçeği söylemeye başlarsa, aynadaki adam küçülür; hayata uygunluğu azalır. Kahvaltıda, akşam yemeğinde kendini olduğundan en az iki misli büyük görmezse, hüküm vermeyi, yerlileri uygarlaştırmayı, kanun yapmayı, kitap yazmayı, şölenlerde şık kıyafetler içinde nutuk çekmeyi nasıl sürdürebilir?”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺18,00

Deniz Feneri, Virginia Woolf’un en önemli otobiyografik romanıdır. Çocuklar, yetişkinler, kadınlar ve erkekler arasındaki ilişkilerin nasıl inşa edildiğini şeffaf bir şekilde gösteren bu eser, gerçeklik ile sanat arasında kurduğumuz bağlar hakkında da derin gözlemlerde bulunur.

Ramsay ailesinin yazlık evinde başlayan romanda, deniz fenerine yapılacak bir ziyaret söz konusudur fakat bu ziyaretin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği meçhuldür. Çok çocuklu bu kalabalık ailenin konukları da vardır. Bunlardan biri olan ressam Lily Briscoe, Woolf’un otobiyografik perspektifini yansıttığı kahramanlardan biridir. Mrs Ramsay ise hem varlığı hem de yokluğuyla bir kadın kahraman olarak aile içinde ve Lily Briscoe’nun gözünde sembolik bir önem taşır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺26,25

Londra Manzaraları, caddeleri, rıhtımları, kiliseleri ve eski zaman sakinleriyle Londra’yı bir Londralı gözüyle aktarıyor. Virginia Woolf, zamanın popüler bir kadın dergisi için yazdığı bu altı denemede, çağdaş Londra’nın yüzeyini tararken üslubuyla da flaneur yazınına kadınca bir parantez açıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺15,00

Geleneksel roman anlayışını yıkarak dünya edebiyatının en sıra dışı yazarlarından biri olan Virginia Woolf, Dalgalar’la şiir ve düzyazıyı benzersiz bir şekilde bir araya getiriyor ve bilinç akışı tekniğinin en önemli eserlerinden birini ortaya koyuyor.

Dalgalar’da, üç erkek ve üç kadının çocukluklarından yaşlılık dönemlerine kadar tüm hayatları bilinç akışı tekniğiyle anlatılıyor. Dış dünyaya ise sadece karakterlerinin onu algılayışları üzerinden yer veriliyor. Woolf, ortak bir yazgıyla yer yer birbirinden uzaklaşan ama sıklıkla kesişen hayatları anlatıyor.

“Şimdi gelgit hafifler. Şimdi ağaçlar toprağa geri döner, kaburgalarıma vuran çevik dalgalar şimdi usulca sallar ve kalbim yelkenleri yavaşça aşağı, beyaz güvertenin üstüne kayan bir yelkenli gibi demir atar. Oyun bitmiştir. Şimdi çay içmeye gitmeliyiz.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺24,50

“Düşününce hastalık denen illetin ne kadar yaygın olduğunu, ne muazzam bir ruhsal değişime yol açtığını, sağlığın ışıkları söndüğünde, ancak o zaman açığa çıkan keşfedilmemiş ülkelerin nasıl da insanı hayrete düşürdüğünü, hafif bir grip nöbetiyle ruhta ne harabeler ve çöllerin gözler önüne serildiğini; işte bunu düşününce, hastalığın aşkla, savaşla ve hasetle birlikte edebiyatın ana temaları arasında yerini almamış olması garip geliyor doğrusu.”

- Virginia Woolf

Virginia Woolf’un Hasta Olmaya Dair adlı metniyle annesi Julia Stephen’ın Hasta Odalarından Notlar’ını bir araya getiren bu kitap, edebiyat tarihinde ilk kez, bu iki önemli figürün benzersiz yazınsal diyaloğunu gözler önüne seriyor; farklı deneyimlere sahip iki kadının “hastalık” üzerine düşüncelerini yansıtıyor.

Julia Stephen, hayırseverliğiyle ve Ön-Raffaeloculuk sanat akımına model olarak katılmasını sağlayan çarpıcı güzelliğiyle tanınan bir kadın. Viktorya döneminin ünlü fotoğrafçılarından Julia Margaret Cameron’ın yeğeni. Hayatının önemli bir kısmında başkalarına bakmak; aynı evde, iki evliliğinden olan toplam 7 çocuk, depresyona yakalanan eşi ve yanı sıra ölümlerine kadar kendi anne-babasıyla ilgilenmek zorunda kalan Stephen, Londra ve civarındaki hastaneleri ziyaret eder ve 1883 yılında Hasta Odalarından Notlar adlı kitabı yayınlatır. Stephen, 1895 yılında, kızı Virginia 13 yaşındayken hayata veda eder.

Stephen zaman zaman ironik bir dille, hastalığa, yardımseverin perspektifinden bakarken; Woolf, bu etkileyici ve cüretkâr denemesinde, acıyı betimlemek için yeni bir dil icat etmemiz gerekir diyerek, hastalıkla ilgili tabulara değiniyor ve dünya ile ilişkimizi yeniden gözden geçirmemiz için bunun bir fırsat olduğunu dile getiriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺35,20

Lily ona tek bir şey değil, her şeyi söylemek istiyordu. Düşünceyi bölüp parçalayan o küçük sözcükler hiçbir şey anlatamazdı. “Hayata dair, ölüme dair, Bayan Ramsay’e dair” – hayır, diye düşündü, insan kimseye bir şey söyleyemezdi. Durumun acilliği hep hedefi şaşırtıyordu. Sözcükler hep telaş ve heyecanla yanlara uçuşuyor, bu yüzden de asıl hedefi birkaç santim aşağıdan vuruyordu. Sonra da insan bu işten vazgeçiyordu… İnsan bedenin bu duygularını sözcüklerle nasıl ifade edebilirdi ki?..

İngiliz edebiyatının kilometre taşlarından biri olan Virginia Woolf, Deniz Feneri’yle kendi iç dünyasını aydınlatıyor. Bilinç akışı tekniğinin ilk örneklerinden olan eser, olayların ve diyalogların az, iç monologların çok oluşuyla okuru roman karakterlerinin kendi gerçekliğine, iç dünyasına dâhil ediyor. Kadının toplumdaki konumunu, evliliğin bir kadının yaşamına etkilerini, evlenmeyen kadınların gerçekten anlamlı bir hayatının olup olmayacağını sorgulayan yazar, bütün bunları derin bir yalnızlık hissiyle ele alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 270
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺40,50

Yaşama azmi konusunda sizi daha nasıl cesaretlendirebilirim? Genç bayanlar, diyebilirim, lütfen kulaklarınızı açın, sıkıcı kapanış konuşması başlıyor, siz bence utanılacak derecede cahilsiniz. Önem taşıyan tek bir keşif yapmadınız. Bir imparatorluğu hiçbir vakit sarsmadınız ya da savaşta bir orduya komuta etmediniz. Shakespeare’in oyunları sizin eseriniz değil ve medeniyetin nimetleriyle barbar bir kavmi tanıştırmadınız. Mazeretiniz nedir?

Kendine Ait Bir Oda, modern İngiliz edebiyatının öncü isimlerinden Virginia Woolf’un ataerkil İngiliz toplumuna cesurca başkaldırışı. Kadın ve kurmaca konulu bir konferans talebinin genişledikçe genişleyen, açıldıkça açılan ve kadının toplumda yok sayılan varlığını sahnenin tam ortasına iten bir hesaplaşmanın eseri.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 134
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺27,00

Virginia Woolf’un büyük bir tutkuyla edebi üretimde cinsiyetin rolünü irdelediği metni Kendine Ait Bir Oda, edebiyat ve tarihin maskülinitenin egemenliğinde olduğunu çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺22,95

Virginia Woolf'un en tanımış eseri Kendine Ait Bir Oda, feminist edebiyatın da başyapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra, Woolf modernizm akımının edebiyattaki öncülerindendir. Kendine Ait Bir Oda, aynı zamanda kurmacanın nasıl oluştuğu ve edebiyatın toplumsal koşullarla ilgisi üzerine yapılmış ipuçlarını da içermektedir. Woolf, hem okuma hem yazma pratiklerinde zihin açıcı bir kitap kaleme almıştır.

Romancıların bizleri öğle yemeklerinde mutlaka unutulmayacak, nükteli bir sözün söylendiğinde ya da bilgece bir şeyin yapıldığında neden inandırmaya çalışırlar, merak ediyorum. Buna karşın yemeklerinde ne yendiğinden çok nadir söz ederler.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺12,80

Huzurlu ve anaç Bayan Ramsay ile hüzünlü olduğu kadar gülünç de olan Bay Ramsay, çocukları ve misafirleriyle birlikte tatil için Skye Adası'na giderler. Civardaki deniz fenerine yapılacak ziyareti dört gözle bekleyen Ramsay'lerin en küçük oğlu James, havanın bu ziyarete izin vermeyeceğini söyleyen babası tarafından hayal kırıklığına uğrar ve gezi ertelenir. Gezi ancak yıllar sonra, savaşın toplumu, bilhassa Ramsay ailesini kökten değiştirdiği bir dönemde ve farklı koşullar altında mümkün olacaktır.

Virginia Woolf bilinç akışı tekniğini başarılı bir biçimde kullandığı Deniz Feneri adlı eseriyle, okuyucuyu, karakterlerin iç dünyasında esrarengiz bir yolculuğa çıkarır. Ayrıca Woolf, kadın ve erkek arasındaki çatışmaları ve aile hayatının gerilimlerini, kendi hayatında tanık olduğu hayal kırıklıklarıyla ve acılarla çarpıcı ve etkili bir bağ kurarak irdeler. Yazarın kendi yaşamından da izler taşıyan bu eser insanın değişime nasıl ayak uydurduğunu, onu nasıl karşıladığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 253
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺21,90

“...one afternoon in the beginning of October when the traffic was becoming brisk a tall man strode along the edge of the pavement with a lady on his arm. Angry glances struck upon their backs. The small, agitated figures—for in comparison with this couple most people looked small—decorated with fountain pens, and burdened with despatch-boxes, had appointments to keep, and drew a weekly salary, so that there was some reason for the unfriendly stare which was bestowed upon Mr. Ambrose's height and upon Mrs. Ambrose's cloak. But some enchantment had put both man and woman beyond the reach of malice and unpopularity. In his guess one might guess from the moving lips that it was thought; and in hers from the eyes fixed stonily straight in front of her at a level above the eyes of most that it was sorrow. It was only by scorning all she met that she kept herself from tears, and the friction of people brushing past her was evidently painful. After watching the traffic on the Embankment for a minute or two with a stoical gaze she twitched her husband's sleeve, and they crossed between the swift discharge of motor cars...”


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 276
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺29,58

‘…So the diners out stepped forward with long slips of paper containing answers to their questions. These had been framed after much consideration. A good man, we had agreed, must at any rate be honest, passionate, and unworldly. But whether or not a particular man possessed those qualities could only be discovered by asking questions, often beginning at a remote distance from the centre. Is Kensington a nice place to live in? Where is your son being educated and your daughter? Now please tell me, what do you pay for your cigars? By the way, is Sir Joseph a baronet or only a knight? Often it seemed that we learnt more from trivial questions of this kind than from more direct ones. "I accepted my peerage," said Lord Bunkum, "because my wife wished it." I forget how many titles were accepted for the same reason. "Working fifteen hours out of the twenty-four, as I do" ten thousand professional men began… 


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 70
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺21,80

An enormous man and woman (it was early-closing day) were stretched motionless, with their heads on pocket-handkerchiefs, side by side, within a few feet of the sea, while two or three gulls gracefully skirted the incoming waves, and settled near their boots.

The large red faces lying on the bandanna handkerchiefs stared up at Jacob. Jacob stared down at them. Holding his bucket very carefully, Jacob then jumped deliberately and trotted away very nonchalantly at first, but faster and faster as the waves came creaming up to him and he had to swerve to avoid them, and the gulls rose in front of him and floated out and settled again a little farther on. A large black woman was sitting on the sand. He ran towards her.


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 197
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺38,72

‘…It was a Sunday evening in October, and in common with many other young ladies of her class, Katharine Hilbery was pouring out tea. Perhaps a fifth part of her mind was thus occupied, and the remaining parts leapt over the little barrier of day which interposed between Monday morning and this rather subdued moment, and played with the things one does voluntarily and normally in the daylight. But although she was silent, she was evidently mistress of a situation which was familiar enough to her, and inclined to let it take its way for the six hundredth time, perhaps, without bringing into play any of her unoccupied faculties. A single glance was enough to show that Mrs. Hilbery was so rich in the gifts which make tea-parties of elderly distinguished people successful, that she scarcely needed any help from her daughter, provided that the tiresome business of teacups and bread and butter was discharged for her..

 


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 552
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺59,17

Virginia Woolf (1882-1941) çok çeşitli konularda harikulade düzyazılar yazmışken ben bu seçkiyi “benlik” üzerine odaklandırmayı tercih ettim. Öyleyse hemen cevaplamam gereken soru şu: Neden? Neden kadın haklarını ya da modernlik devrimlerini ya da romanın evrelerini seçmedim? Neden sınırlı, sonlu ve muhtemelen yanıltıcı “benlik”le cebelleşmeye başladım? Neden Woolf’u da peşimden sürükledim? Benlik nedir? Ne demektir? Kimin tanımıdır? Sanatçının kendisi mi, yoksa toplumsal benliği midir? Bireyin kurallarca mecbur edilmiş, maskelerin ardındaki benliği midir? Peki maske nerede biter, kendi nerede başlar? Bir tane mi benlik vardır, yoksa hesaplanamayacak kadar çok miktarda mıdır? Değişken midir, yoksa bölünemez bir bütün müdür?

Bu derleme içerisindeki denemeler elbette sadece “benlik” mevzusuyla ilgilenmemektedir. Woolf aynı zamanda kadın haklarını, modernlik devrimlerini, romanın geçmişini, şimdisini ve geleceğini de tartışmaktadır. Sosyal eşitsizliği ve savaşın getirdiği ıstırabı dilbazca bir ustalıkla ifade eder. Sağlam bir edebiyat antikacısıdır, hazine avında geçmişi tarar. Aynı zamanda günün estetik çekişmeleri ve çağının dinamik noksanlığını da içine işlemişçesine kafasına takar. Kendi şeytanlarıyla mücadele eder, kendisiyle dalga geçenlerle dalga geçer ve genellikle de üstün gelir. Seçtiğim denemeler Woolf’un 37 yaşında olduğu 1919 yılı ila 58 yaşında olduğu 1940 yılı arasında yazılmıştır. Bu süre zarfında Woolf değişmiştir, hem de defalarca; fikirleri değişmiştir, koşulları da öyle. O, kalemi her eline aldığında aynı bükülmez ve kusursuz duruşu yineleyen sabit bir teşekkül değildir...

- Joanna Kavenna


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺28,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺16,90

Geçimini zorlukla sağlayan Bayan Gage, köpeğiyle birlikte yoksul bir hayat sürmektedir. Bir gün bir avukatlık bürosundan gelen mektupla ağabeyinden kendisine miras kaldığını öğrenir. Bayan Gage heyecanla yola koyulur, ağabeyinin yasadığı köye gider. Ağabeyinden kendisine kalan mirasın arasında kül rengi bir de papağan vardır. Papağan sayesinde Bayan Gage‛in hayatı büyük bir değişime uğrar, çünkü o özel bir papağandır.

İngiliz Edebiyatının ölümsüz isimlerinden Virginia Woolf‛un kaleminden dökülen Yaslı Kadın ve Papağan, sadece çocuklar için değil, büyükler için de etkileyici bir hikâye.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 48
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺17,90

Sevecen, meraklı ve aynı zamanda bir bilge olan Flush'ın büyüleyici hikayesi... Flush, gençlik dönemini yazar Mary Mitford'la geçirmişti. Günün birinde yolu, hasta odasındaki yatağında yatan Elizabeth Barrett ile kesişti. Güneş gibi parlayan tüyleri ve masum bakışlarıyla Flush, Elizabeth Barrett Browning'in yaşamında önemli bir yer tutuyordu. Yeni ve korunaklı yaşamına alışması pek uzun zaman almadı. Buna karşın içgüdüleri onu hiç yalnız bırakmıyor, yemyeşil çayırların çağrısını sık sık hissediyordu. Yine de şikayetçi değildi, sıkılmak için fazla zamanı da olmayacaktı. Flush'ı yepyeni serüvenler ve Floransa yolculuğu bekliyordu. Bu kitapta Flush, Bayan Browning'in yaşamını kendi bakış açısıyla okura sunuyor.

Virginia Woolf, kendine özgü tekniğiyle Elizabeth Barrett Browning'in biyografisini yazarken, Spaniel cinsi Flush'ın ilginç yaşam öyküsünü de bizlere sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 142
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺7,80

Dönemin feminist yazarlarından Virginia Woolf, anne ve babasının izlerini taşıyan bu romanında bir ailenin hikayesini, aile fertlerinin iç dünyalarına dokunarak, belirli bir zaman ve olay zinciri olmaksızın anlatmakta ve kadınlara dayatılan dogmalara ustaca değinmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 182
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺9,36

Virginia Woolf'un 1927 yılında yayınlanan beşinci romanı Deniz Feneri yaz tatilini bir adada konuklarıyla birlikte geçiren kalabalık bir aileyi, sıradan bir zihnin sıradan bir günde aldığı izlenimleri nasıl düzenlediğini, planlandıktan on yıl sonra gerçekleşen bir yolculuğu, zamanı, varoluşun geçiciliğini bilinç akışı tekniğiyle anlatır.
Virginia Woolf Deniz Fenerinin kurgusunu 'H' harfine benzetir. On yıl arayla tek bir günde geçen Pencere ve Deniz Feneri bölümü, koridor işlevi gören soyut ve karmaşık Zaman Geçer isimli ikinci bölümle birbirine bağlanır. Melodik, şiirsel ve ustalıkla kurgulanmış bir roman.
Burada hayat kıpırtısız kalır, diyen Bayan Ramsay; andan kalıcı bir şey yapan Bayan Ramsay. - Deniz Feneri
Bay Ramsay geçerken başını kaldırıp gözlerini dikerek sanki sadece bir saniyeliğine, sanki ilk kez, sanki sonsuza dek görmüş gibi çılgın, vahşi ve delici bakışlarla doğruca ona baktı. Lily, Bay Ramsay'den- talep ettiği şeyden- kaçmak için, o baskıcı ihtiyacı bir an daha ötelemek için boş kahve fincanını ağzına götürüp çiyormuş gibi yaptı.

 

(Tanıtım Bülteninden)

₺24,50 KDV Dahil

Jacob'un Odası, Virginia Woolf'un ilk deneysel romanıdır. Bu kitapta bilinen tüm geleneksel yöntemleri kırmış, imkansız, başar-mış ve yeni bir teknikle okurun karşısına çıkmıştır. Kelimeler, zihnin akışıyla uyum içindedir ve geleneksel anlatımdan çok uzaktadır; hikâyenin akışında kopukluklar vardır ve parçalara ayrılmıştır. Belirli bir olay örgüsü yoktur; zaman ve mekân da belirsizdir.

Jacob'un Odası; sabit bir konuya sıkışmamıştır. Zaman ve mekanlar arasında keskin geçişlerin olduğu, hayatı her perdeden tüm gerçekliği ile anlatan bir eserdir. Jacob'un hayatı, çocukluktan başlayarak, belirli sınırlara bağlı kalınmaksızın gözler önüne serilmiştir. Cambridge yılları, Londra'da, Paris'te ve Yunanistan'da geçen günleri... Jacob'un Birinci Dünya Savaşı'nda ölmesiyle ardında bıraktığı boşluk, ani ve derin acı...

Genç yaşta kaybettiği kardeşine ve savaşta ölen tüm gençlere atfedilen bu kitapta Virginia Woolf'un umutsuzluğu her satırda hissedilir.

"Bazı tümörlerden kurtulmak gerekir. Ama annemin sahip olduğu türden bir tömürü belki yıllarca çekensin. Ve ne yazık ki yatağına bir fincan çay getiren dahi olmaz."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2017
₺18,90

“...Genç bayanlar, bence siz utanç duyulacak kadar cahilsiniz.

Asla önemli denecek bir keşif yapmadınız. Asla bir imparatorluğu sarsmadınız ya da bir orduyu savaşa götürmediniz. Shakespeare’in oyunlarını yazmadınız ve asla barbar bir ırka, medeniyetin nimetlerini tanıtmadınız.

Mazeretiniz nedir?

İnsanın kendisi olması, başka her şeyden çok daha önemlidir.

Kulağa coşku dolu gelmesinin nasıl kurtarılabileceğini bilseydim, diğer insanları etkilemeyi hayal etmeyin, derdim...”

Woolf, kurgu ve kadın kavramları üzerinde cesurca oynarken, ayakları yere basan gerçekleri ustaca getirip okuyucunun önüne bırakıyor. Ezeli hataların yükünü bir tarafa yıkmak en kolayı gibi görünürken, yazar bu konuda ters köşe yapıyor. Satırlar ilerledikçe temel soru, onlarca yeni soruya parçalanıyor, evriliyor ve bu sırada okuru da dönüşmeye zorluyor.  

Okuyanı çalışmanın bir parçası olmaya mecbur bırakan, yer yer okuyanın iç sesine dönüşebilen ve vaat ettiğinden çok daha fazlasını derinlemesine sunan bir kitapla karşı karşıyız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 156
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺21,00

“ ‘Mrs. Dalloway’ ve keşfettiklerim üzerine pek çok şey söylemeliyim aslında: Karakterlerimin arkasındaki güzel mağaraları nasıl kazdığımı; bunun tam da benim aradığım şeyi sağladığını düşünüyorum: insanlık, mizah ve derinlik. Asıl amaç mağaraların birleşmesi ve her birinin, yaşanılan o anın içinde gün yüzüne çıkması.”

Bu sözleri söylüyor kendi romanı için Virginia Woolf. Roman kahramanı Clarissa Dalloway, akşam vereceği partinin hazırlıkları ile uğraşırken yalnızca onun düşünsel serüvenine değil, rüzgârının değdiği herkesin iç dünyasına tanık oluyoruz. Tek bir günün içinde hem geçmişi hem geleceği hem de içinde bulunduğu anı anlatıyor kitabında yazar. Pek çok kişinin zihninde gezip pek çok düşünce arasında gidip gelirken bir olay örgüsünden ziyade, karakterlerin iç dünyalarıyla, nasıl duyup nasıl düşündükleriyle ilgilenen Woolf, insan ruhundaki çatışmaları, gelgitleri önemseyip zihinler arasında bir bilinç akışı köprüsü kurarak bize aktarıyor söylemek istediklerini: yaşam ve ölüm, akıl ve delilik…

Bir keresinde Serpentine’a bir şilin atmıştı, bir daha da hiçbir şey atmamıştı. Oysa genç adam bütün hayatını kaldırıp atıyordu. Onlar yaşamaya devam edeceklerdi (Partiye geri dönmeliydi; salonlar hâlâ kalabalıktı, insanlar gelmeye devam ediyorlardı.). Onlar yaşlanacaktı. Oysa önemli olan bir şey vardı; kendi yaşamında gevezeliğe boğulan, yalanlarla yozlaşan, bozulan, belirsizleşen bir şey... İşte onu koruyabilmişti genç adam. Ölüm, bir başkaldırıydı. Ölüm, iletişim kurmak için verilmiş bir çabaydı, insanlar, nedense kendilerinden kaçan öze ulaşmanın imkânsızlığını hissediyorlardı; yakınlık uzaklaşıyor, büyük sevinçler soluyordu, insan yalnız kalıyordu. Bir kucaklaşma vardı ölümde. Ama şu kendini öldüren genç adam -hazinesi elindeyken mi bırakmıştı kendini aşağıya? Beyazlar içinde aşağı inerken, bir seferinde “Şimdi ölecek olsaydım eğer, bu benim en mutlu anım olurdu.” demişti Clarissa kendi kendine.

(…)

Ama kurtulmuştu Clarissa. Oysa o genç adam canına kıymıştı. Bir şekilde onun felaketiydi bu, utancıydı. Bu koyu karanlıkta, burada bir adamın, şurada bir kadının dibe battığını ve kaybolduğunu görürken gece elbisesi içinde öylece dikilmek zorunda kalmak da onun cezasıydı. Hile yapmış; çalmıştı aslında. Hiçbir zaman tamamıyla hayran kalınacak biri olmamıştı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺35,20

Virginia Woolf

Mrs. Dalloway

Bir gün içinde neler yaşayabilir insan? Çevresine gerçekten dikkatle bakıyorsa, pek çok an, pek çok olay, pek çok görüntü onu geçmişe götürebilir. Bu da bir gün değil, bir ömür anlamına bile gelebilir. Clarissa Dalloway, bir anlamda “zamanın izafiliğinin” kanıtı gibi.

Sadece bir gün; ama aslında koca bir gençlik, dopdolu bir orta yaş dönemi, anılar, hayal kırıklıkları, çağrışımlar, kararlar ve yanılgılar… Hepsini tek bir günde toplayan; üstüne bambaşka hayatlardan anılar, hayaller ve gerçekler ekleyen bir kitap Mrs. Dalloway.

Virginia Woolf’un “bilinç akışı” tekniğinin ritmine en uygun sözcükleri seçerek, gerçekten de bir nehir gibi akıttığı bir anlatı…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺36,12

Yaşlı Bayan Gage, köpeğiyle birlikte yoksul bir hayat sürüyordu. Günlerden bir gün kapısını çalan postacı bir mektup getirdi. Bayan Gage'in kardeşi ölmüş, her şeyini ona miras bırakmıştı. Heyecanla yola çıkan yaşlı hanım, mirası almak için kardışının yaşadığı kasabaya varınca onun kendisine beklenmedik bir şey daha bıraktığını öğrendi: Kül rengi bir papağan! Fakat bilmediği bir şey vardı. Bu sıradan bir papağan değil, Bayan Gage'in hayatını değiştirecek bazı sırları bilen çok özel bir kuştu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 35
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺15,40

Woolf 1920’lerin ortalarında Dalgalar’ı tasarlarken ortaya çıkacak romanın benzeri görülmemiş bir “melez” olacağından emindi. Şiirin coşkunluğuyla nesrin sıradanlığını kaynaştıran soyut ve gizemli bir yapıt, bir “oyunşiir”, olay örgüsü yerine ritimle yazılmış “yepyeni türde bir kitap” vardı aklında. Birçok kişi tarafından yazarın en büyük başarısı olarak görülen Dalgalar, altı arkadaşın çocukluktan orta yaşa dek yaşamlarının; onları kuşatan dünyayı algılayışlarının ve kim olduklarını keşfedişlerinin izini sürer.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺30,40

Virginia Woolf ile çoğu zaman edebi ya da politik olarak kurduğumuz yakın ilişki veya karşılaşmaların temelinde aile, toplum ya da eşyaya karşı sakinmiş gibi görünen ama aslında her gün farklı bir düşünceyle bir başka protesto hazırlığında olan yapıların homo-erotik ve ilerici bir bileşkesi vardır. Woolf geleceğe dair hayallerin imha edilmesinden yanadır, çünkü iyi ya da kötü olabilecek her şey, içerisinde daima başka belirsizlik ve tehlikeleri barındırır. 

Kendine Ait Bir Oda, yazarın sürekli birbirini takip eden sorgularına karşılık oluşturduğu bir ajandadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺34,00

Virginia Woolf, ilk yazılı ürünlerini 1900’lerin başında vermeye başladı ve gazetelerin edebiyat eklerinde yazıları yayımlandı. Bu yazıları öyküleri izledi. Romancılığının ve çokça kullanacağı bilinçakışı tekniğinin adım sesleri de bu öykülerin bir kısmında açıkça duyuldu.

İlk öyküsü olduğu düşünülen Phyllis ve Rosamond bu kitabın da ilk öyküsü. Kitabın sonundaki Kaplıca ise ölümünden kısa bir süre önce, 1941’de bitirdiği, büyük olasılıkla son çalışması. Bu iki öyküyü ve aradaki 35 yıllık süreçte yazdığı öyküleri okumak, yazarın öykücülüğündeki gelişmeyi göstermesi bakımından son derece ilginç bir deneyim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺33,90

İngiliz edebiyatının başyapıtlarından biri olan Deniz Feneri, son derece basit olay örgüsünün ardında yaratıcısının özyaşamının ayrıntılarını, toplumsal meselelere ilişkin sorgulamalarını, içgözlemlerini ve derin felsefi gizemleri barındırır.

Deniz Feneri ’nin merkezinde 1. Dünya Savaşı’nın öncesinde ve sonrasında İskoçya’nın Skye Adası’ndaki evlerinde kalan Ramsay ailesi ve konukları vardır. Çocuklar oynarken, yetişkinler sohbet eder, düşüncelere dalar ve keşiflerde bulunur. Yapıtın roman türünde alışık olduğumuz anlatı sürekliliğini kesintiye uğratan yapısı ve her bir anlatıcının kendi bilinç akışının perspektifiyle çözülen olay örgüsü, bir deniz fenerinin kendi ekseni etrafında dönen ışığını andırır.

Böylece Ramsay ailesinin sıradan gündelik yaşamı zaman, ölüm, toplumsal cinsiyet ve ahlak üzerine derin düşüncelere gömülür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺27,20

Bayan Dalloway, Virginia Woolf´un en ilgi çekici romanlarından biridir. Romanda, bir kadının bir gün boyunca yaşadıklarını, düşündüklerini zaman zaman geriye dönüş yöntemiyle anlatır.

Kitap, 1925 yılında tamamlanmasına rağmen yayınlanmadan önce Virginia Woolf tarafından üç kez tekrar yazılmıştır. Kitabın ana karakterleri roman boyunca asla birbirleriyle karşılaşmamış olan Septimus Warren Smith ile Clarissa Dalloway´dir.

Yazar, kitapta zaman kavramını sürekli önce tutttuğundan başlangıçta kitaba "Saatler" ismini vermek istese de daha sonra "Mrs. Dalloway" isminde karar kılmıştır.

Roman, Clarissa Dalloway´in akşam evde vereceği parti için çiçek almak üzere dışarı çıkması ile başlar. Roman, Mrs. Dalloway´in zihninde geçmiş - günümüz arasında gel-gitlerle sürmektedir. Metin boyunca Septimus ile hiç karşılaşmayan Clarissa arasında bir bağ kurulur. Akşam parti de ise Septimus´un ölüm haberini alan Clarissa kendini Septimus´un yerine koymaktadır. Clarissa, parlement üyesi olan Richard ile evlidir, fakat mutsuzdur. Çünkü Clarissa erkeklerden fazla kadınlara ilgi duymaktadır. Zaten romanda Sally ile öpüşmelerini hayatındaki en mutlu an olarak nitelendirmiştir. Clarissa, roman boyunca kafasında ölüm ile ilgili düşünceler vardır.

Yazar romanında savaşçı, toplumu ve ince bir şekilde de yönetim sistemini eleştirmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 221
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2016
₺8,00

Yazarın yaratma sürecinin öyküsü…

Kadının sadece edebiyatta değil, hayatta da yok sayıldığı dönemlerden geçti insanlık. Eğitim, kültür, iş, kazanç, hatta yaşam hakları elinden alınan kadınlar, erkek egemen bu dünyada bazen durumu kabullenerek, bazen canları pahasına mücadele ederek, bazen de erkek rollerine bürünerek yaşadılar. Erkek egemen toplum, kadının gücünden habersiz, üretkenliğinden kaygılı, yaratıcılığından kuşkuluydu.Virginia Woolf, feminist düşüncenin başucu kitaplarından olan Kendine Ait Bir Oda’da işte bu düşünce yapısını ele alıyor. Kadınlar, yaratıcı ürünler ortaya koyamaz mı, yoksa tek sorun bunun için kendilerine fırsat verilmemesi midir? Shakespeare’in yazar bir kız kardeşi olsaydı neler yaşardı? Kadının yaratıcı yazın üretmesi için neye ihtiyacı vardır? Maddi güç? Yaratıcı zeka? Fikir özgürlüğü?

Kendine ait bir oda?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺25,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 294
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2010
₺46,12
İkinci Dünya Savaşı’nın arifesinde Virginia Woolf, savaşı önlemek için yardım toplayan bir cemiyetten mektup alır. Nazik bir beyefendi, Woolf’a savaşın nasıl önlenebileceğiyle ilgili pratik önerilerde bulunur, Woolf’u kendisini barışı korumaya adamış bir topluluğa üye olmaya ve bağış yapmaya davet eder. Bu nazik ve aslında çok da düşünmeden kabul edilebilecek iyi niyetli davete, Woolf cevap olarak üç makale yazar ve savaşı önlemek adına basit bir bağışla aslında neler yapılabileceğini anlatır. Üç Gine’de bir araya gelen bu makalelerde, Woolf kadınların tarihsel dışlanışının, onlara faşizme ve savaş çığırtkanlığına karşı çıkacak politik ve kültürel bir kimlik inşa etme şansı verdiğini söyler. Woolf’un temel amacı sadece cinsiyetler ya da ırklar arasında özgürlüğü ve eşitliği sağlamak değil, bir insanlık medeniyeti kurmak. Bildiklerimizin hepsinden daha iyi, daha emin, daha sağlam bir insanlık medeniyeti... Eğer insan ruhunun ve aklının bu dünyada korkusuzca var olmasını istiyorsak, bu geniş hedefe doğru ilerlememiz gerektiğini öğütlüyor bize. Virginia Woolf’un en tutkulu ilgi alanındaki en keskin görüşlerinin muhteşem bir özeti niteliğindeki bu çalışma, aynı zamanda bir tartışma edebiyatı klasiği.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 203
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2010
₺37,50

Virginia Woolf öldüğünde, ardında kendi elyazısıyla doldurulmuş 26 defter bıraktı. Woolf 27 yıl boyunca bu defterlerde, neler yaptığını, kimleri gördüğünü, özellikle bu insanlar hakkında, kendisi hakkında, yazdığı ya da yazmayı umut ettiği kitaplar hakkında neler düşündüğünü neredeyse kesintisiz denebilecek bir şekilde kaydetti. Bu defterlerde, yazmakta olduğu ya da gelecekte yazmaya niyetlendiği kitaplar hakkında kendi kendisiyle söyleşti. Bir Yazarın Güncesi, Woolf’un, romanlarından her birini tasarlarken, yazarken ya da gözden geçirirken olay örgüsü ya da biçim, roman kişisi ya da serim gibi, yaratma sürecine dair karşısına çıkan problemleri tartışmaktadır. Onun sanatsal üretiminin içeriden, alışılmamış bir resmini çizerken amaçlarına, hedeflerine ve yöntemlerine de ışık tutar. "Virginia Woolf’u yakından tanımamız için Bir Yazarın Güncesi yeter de artar bizlere." -Mîna Urgan- "Virginia Woolf’un Bir Yazarın Güncesi’ni okuyarak cesaretimi topladım... bu günlüğü okuyun." -Sylvia Plath-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 424
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺58,50

Annesini küçük yaşta kaybeden, halalarının gözetiminde büyüyen Rachel Vinrace, amcası Richard ve ona "nasıl yaşayacağını" öğreten yengesi Helen’ın eşliğinde, babasına ait Euphrosyne gemisiyle Güney Amerika yolculuğuna çıktığında yirmi dört yaşındadır. Kapalı bir çevrede yetişen, son derece duyarlı ve sorgulayıcı bir kişiliğe sahip Rachel, gemide genç yazar Terence Hewett’le tanışır ve duygusal bir ilişki yaşar. Dışa Yolculuk, Virgina Woolf’un 1908’de tasarlamaya başladığı ve 1913’te tamamladığı, ama ağır bir ruhsal çöküntü geçirdiği için 1915’te yayımlatabildiği ilk romanıdır. Roman tekniği açısından yazarın diğer yapıtları kadar deneysel olmayan, geleneksel anlatıya yakın bir üslupla yazılan bu kitap, kahramanların iç dünyalarının derinliklerine ulaşması, şiirsel dili ve bütün metne yayılan hüzünlü/mizahi atmosferiyle roman sanatının yapısını değiştiren dahi bir yazarı müjdeler. Dışa Yolculuk, farklı bir yoldan da olsa, tıpkı Uğultulu Tepeler gibi, iç bütünlüğünü koruyarak okuru yüksek duygulara taşıyan bir eser. -E. M. Forster


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2009
₺56,25
Gece ve Gündüz Virginia Woolf’un ikinci romanıdır. Woolf’un "bilinç akışı" tekniğini kullandığı daha sonraki modern deneysel romanlarından farklı olarak klasik gerçekçi üslûpla kaleme aldığı bu eser, olay örgüsü, gerçek mekân tasvirleri ve titizlikle betimlenmiş karakterleri, dönemin atmosferini yansıtan özellikleriyle dikkat çekiyor. 1920’de yayımlanan roman, daha sonraki eserlerinin habercisi olarak, nesnel gerçekliğin ve tarihselliğin insan bilincindeki yansımalarını birbirinden oldukça farklı karakterlerde ustalıkla canlandırıyor. Roman, Birinci Dünya Savaşı öncesi Londra’sında geçer. Woolf, dönemin entelijansiyasını, fikir ve ruh dünyasını mizahı ancak sıcak, insanı bir dille anlatıyor. Kadın hakları, sınıfsal farklılık, aşk, evlilik ve özgürlük gibi meseleleri, karakterlerinin yaşamları, mücadeleleri, umutları, acıları ekseninde tartışıyor. Gece ve Gündüz, Katharine, Mary ve Ralph’in hakikat arayışlarında tanık olduğumuz modern insanın yazgısı, bir başkasını anlama çabası üzerine duygulu ve derin bir metin. "Virginia Woolf yeni biçimlerde derin tatlar verip, dilin ışığını karanlıkta bir parça daha ilerletmiştir." -E. M. Foster-
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 492
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2009
₺65,25
Virginia Woolf Yıllar’da, üç nesil boyunca Londralı Pargiter ailesinin izin sürüyor. 19. yüzyılın kapanıp 20. yüzyılın aralandığı günlerdeki hızlı dönüşümü, farklı kuşakların gözünden ele alan yazar, böylece bir döneme de ayna tutmuş oluyor. Kahramanlar modern hayatın günlük alışkanlıklarına getirdiği değişime ayak uydurmaya çalışırken, başarısızlıklara yüklü bir geçmişten sıyrılarak umut dolu bir yüzyıla yelken açıyorlar. 1937’de yayımlandığında, aylarca çok satan listelerinde kalan ve yazara daha önce hiçbir kitabının sağlamadığı bir popülerlik kazandıran Yıllar, bireyin modern dünyadaki yeri ve tekil varoluşların anlamı üzerine bir eser.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2009
₺54,00
Virginia Woolf önce Önümüzdeki Savaş, sonra Pointz Konağı, en sonunda da Perde Arası başlıklarını alan bu romanı 1934’te tasarlamaya başlamış. 1941’de tamamlamış. Nedir Perde Arası? Seyirlik bir oyunu izleyen kapalı bir çevrede yaşayan taşralı seyircilerin perde arasında kendi acıklı/gülünç yaşamlarını sürdürmeleri mi? Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın arasındaki süre mi? Yoksa birbirlerine nefret ve sevgi bağlarıyla kenetlenmiş Giles Oliver’ların bir ikindi boyu kendilerine tanıdıkları mola mı? Galiba üçü de. Virginia Woolf, son romanında bütün diyarlardaki edebiyatseverlere sesleniyor: toplumsal yaşamın baskılarıyla bireysel yaşamın acılarına katlanabilenlere. -Tomris Uyar- "Kederin içindeki aldatıcı ışığıyla, olağanüstü ve unutulmayacak bir kitap" -The Times Literary Supplement-
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 175
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2010
₺34,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 127
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺23,25

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 116
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺23,25

Virginia Woolf’un gerçek anlamda ilk deneysel romanıdır Jacob’un Odası. Roman, Kral Edward dönemi İngiliz toplumunu Birinci Dünya Savaşı’na bağlayan toplumsal değerlerinhem temsilcisi hem de kurbanı olan bir genç erkeğin portresidir. Jacob’un yaşımının seyrini izlerken çocukluğundan, Cambridge yıllarından, Londra’nın bohem çevrelerinden, Paris’ten, Yunanistan’a yaptığı bir geziden sonra varırız, ama bu bildiğimiz anlamda bir Bildungsroman değildir. Woolf, karakter ve çevre yaratma konusundaki geleneksel yöntemleri kırılmalara uğratır, bozar. Jacob’un Odası, yazarın bir yapı, mimari bir uzam olarak tasarladığı bir romandır. Romanın adı sadece Jacob’un ‘oda’sına değil, onun Birinci Dünya Savaşı’ndaki ölümünün ardından odasında, dolayısıyla çevresinde bıraktığı ani, iç burkucu boşluğa da işaret eder. Jacob’un Odası bir yönüyle Virginia Woolf’un erken yaşta ölen sevgili erkek kardeşi Thoby Stephen’in, genel olarak da hayatlarının baharında savaşlarda kurban edilen bütün genç erkeklerin anısına adanmış bir romandır. Henüz oluşum halindeki bir hayatın ‘sisler içinde’ resmedilişi... "Jacob’un Odası... Şahane bir sürpriz... İmkansız gerçekleşmiştir. Yeni bir anlatı biçimi ortaya çıkmıştır!" -E. M. Forster-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2010
₺39,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 244
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺41,25

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺42,00

“Yaşamı ve ölümü vermek istiyorum, sağlığı ve çılgınlığı; toplum düzenini eleştirmek istiyorum, işler halinde, en yoğun biçiminde.”

Virginia Woolf belki de en tanınmış romanı olan Mrs. Dalloway için bir yazısında bunları söylüyor. Dediklerini yapıyor da; her şeyden önce tek bir günün yoğun örgüsü içinde hem akreple yelkovanın peşinde koşan hem de o günün saatleri içinde kahramanlarının zihninde uzayıp giden iç zamanlar bulan bir roman bu. Mrs. Dalloway, edebiyat tarihinde daha sonraları “bilinç akışı” adıyla anılacak bir tekniğin en başarılı örneğidir. Kitaba adını veren Clarissa Dalloway, akşam vereceği davetin hazırlıkları peşinde Londra sokaklarında dolaşırken, kitabın öteki, “gizli” kahramanı Septimus Warren Smith aynı sokaklarda başka, daha karanlık bir hedefe doğru yol alır. Kitabın birbiriyle hiç yüzyüze gelmeyen bu iki kahramanı delilikle sığlık, sığlıkla derinlik, yaşamla ölüm kadar temel karşıtlıklar içinde
“günden geceye” yolculuklarını tamamlar ve Virginia Woolf’da birleşirler. Mrs. Dalloway’i, Tomris Uyar’ın klasik niteliğindeki çevirisinden sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺31,50

Bu tür tartışmalardan Vanessa ile ben, arkadaşları olacak kişilerle ilk kez tanışan üniversite öğrencilerinin alacağı zevki alırdık. Booth’ların ve Maxse’lerin dünyasında beyinlerimizi fazla çalıştırmamız istenmezdi bizden. Buradaysa salt beynimizi kullanıyorduk. O perşembe akşamlarının cazibesinin bir kısmı, şaşırtıcı derecede soyut olmalarından geliyordu. Nedeni, sadece Moore’un kitabının hepimizi felsefe, sanat, din üzerinde konuşmaya yöneltmesi değildi; atmosferin aşırı derecede soyut olmasıydı. Adını verdiğim genç adamlar, Hyde Park Gate’in kabul ettiği anlamda “terbiyeli” değildiler. Bizim iddialarımızı da kendilerininki kadar sert eleştiriyorlardı. Nasıl giyindiğimizin de, güzel görünüp görünmediğimizin de farkına varmıyorlardı. George’un ilk yıllarda, görünüşümüz ve davranışımız konusunda sırtımıza yüklediği o muazzam yükümlülük ortadan kalkmıştı. Artık davetlerden sonraki o korkunç işkenceye ve “Çok hoş görünüyordun” sözüne katlanmak zorunda değildik. Bell, Strachey, Hawtrey ve Sydney-Turner’in dünyasında bütün bunların ne önemi ne de yeri var gibiydi.

O dünyada, konuklar gittikten sonra yayılıp oturduğumuzda yapılan tek yorum “Görüşünü çok iyi savundun” olurdu; ya da “Bence saçma sapan konuştun.” Muazzam bir basitleştirmeydi bu.

Bu kitapta yer alan metinler, Woolf’un hayattayken yayımlatmadığı, dosyalarda kalmış, terekesinde bulunan otobiyografik yazıları. Yaşasaydı, hep yaptığı gibi mutlaka üzerlerinden tekrar geçer, bir kitap bütünlüğüne getirirdi. Yine de Varolma Anları, ölümünden sonra yayınlanmış en önemli kitabı olma özelliğini koruyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 252
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺18,80

Dışa Yolculuk, Virginia Woolf'un 1910-1915 yılları arasında yazdığı ilk romanı. Yazarın daha sonraki yapıtlarına ışık tuttuğu gibi o yapıtlarda öne çıkan pek çok özelliğin ve temanın da öncüsüdür: yaratıcı bir üslubun, kadın bilinçlenmesine odaklanışın, cinsellik ve ölüm temalarının.

Londra'nın dış mahallelerinden birinde halalarının yanında kapalı bir yaşam süren genç ve masum Rachel Vinrace, babasının gemisiyle ve küçük bir grupla birlikte Güney Amerika'ya yolculuk eder. Siyaset dünyasına da toplum yaşamına da uzak olan genç kız, gemide tanıştığı yazar Terence Hewet'le nişanlanır; bu ilginç yolculuk Rachel için aynı zamanda bir içsel yolculuk da olacak, girdiği entelektüel ortamda özgürlüğü tanıyacaktır. Edward dönemindeki yaşam tarzını eleştiren ve satire eden Woolf'un sonraki romanı Mrs. Dalloway'in Clarissa Dalloway'i de ilk kez burada ortaya çıkar. Woolf'un başka hiçbir romanında olmadığı ölçüde gençliğin, hayatın heyecanını yansıtan, kadın bakış açısını güçlü bir şekilde öne çıkaran Dışa Yolculuk, İngiliz toplumunun yapısını, inançlarını ve önyargılarını, yarıca kadın-erkek ilişkilerini, dini ve ölümü de irdeler. Otobiyografik öğeler de taşıyan romanda Woolf'un iç dünyasının, aşklarının, tutkularının, inanaçlarının ve özyaşamının izlerini görmek mümkündür. Dışa Yolculuk belli bir zamanda yer alsa da insanlar arasındaki ilişkileri ele alışı evrenseldir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 396
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺44,90
1 2 >
Çerez Kullanımı