Namık Doymuş’un “Fetret Savaşçıları” dörtlemesinin son kitabı Devletin Sahipleri, Yıldırım Bayezid ile Timur arasında Ankara’da yaşanan kanlı bir savaşın sonucunda, Yıldırım Bayezid’in esir düşmesi ve öldükten sonra yaşanan taht mücadelelerini anlatıyor. Şehzadelerin tacın ve tahtın galibi olabilmek için aralarında giriştikleri savaş devletin parçalanmasına ve Fetret Devri denilen bir iktidar boşluğu döneminin yaşanmasına yol açıyor.

Serinin son kitabı Devletin Sahipleri Fetret dönemine tarihin tanıdık isimleriyle ışık tutuyor. Taht kavgasının yaşandığı, devletin gücünün sarsıldığı bir sürecin romancının kurmaca dünyasında yeniden yaratımının öyküsünü okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 656
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺45,00

‘‘Gerçek Taht Oyunları nasıl olurdu diye düşünüyorsanız, yanıtı Lanetli Krallar.’’ – George R. R. Martin

“Lanetli Krallar’da bir tarihi romandan beklenecek her şey var:

Demir krallar ve boğdurulan kraliçeler, savaşlar ve ihanetler, yalan ve şehvet, kandırmaca, hanedanların rekabeti, Tapınak Şövalyeleri’nin gizemi, doğumda değiştirilen bebekler, kılıç ve günah, büyük bir hanedanın çöküşü; üstelik tamamına yakını doğrudan kronikler ve tarih sayfalarından alınma. Emin olun, Capet ve Plantagenet’lerin, Stark’lar ve Lannister’lardan geri kalır yanı yok. Bana göre Maurice Druon, Alexandre Dumas’dan sonra Fransa’dan çıkan en büyük tarihi romancı.”

– George R. R. Martin’in sunuş yazısından

Maurice Druon'un, Fransız Capet Hanedanı'nın çöküşünden Yüz Yıl Savaşları'nın başlangıcına uzanan çalkantılı dönemi ustalıkla aktardığı epik tarihi roman serisi, Ahmet Deniz Altunbaş'ın özenli çevirisi ile sonunda Türkçede!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 560
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺81,38

“Yanya Aslanı'nın Kanlı Tarihi!”

Tepedelenli Ali Paşa bir Osmanlı paşasıydı.

Arnavutların o dönemdeki en büyük şehri sayılan Yanya’nın tek hâkimi...
Seksen yıla yakın süren ömrü boyunca annesi ve çocukları da dahil binlerce insanın kanını döktü.

Şeytana pabucunu ters giydiren bir adam olarak bilindi her zaman. Sonunda artık herkes onun ölmesini ister hale geldi ama Tepedelenli Ali Paşa’yı öldürmek kolay bir iş değil. Padişah II. Mahmut bile “Taş taş üstünde kalmaz!” dedi.

Macar yazar Maurus Jokai’nin kaleme aldığı bu yarı masalsı roman, sadece Tepedelenli Ali Paşa’nın hikâyesi değil, aynı zamanda reform yapma çabasıyla sancılar yaşayan Osmanlı’nın yıkılış döneminin de hikâyesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺29,90

Soykırım iddialarına karşı özgün argümanları olan kasabalı Türkçü tarih öğretmeni bir gün dehşet içinde Ermeni olduğunu öğrenir ve bu gerçeği kabullenemez.

Durumdan habersiz oğlu Bozkurt ilk kez geldiği İstanbul’dan çok etkilenir. Buradaki değişim sürecinde babasından hayli farklı fikirlere sahip Marksist bir sendikacı olan amcası Cemal’i yanında bulacaktır.

1980’lerde Turgut Özal’ın yarattığı liberal umut döneminde kasabayla şehir arasındaki ilişkiyi, insanlar arasındaki sosyal ve zihinsel farklılıkları ve buna karşılık farklı etnik kökenden olmalarına rağmen yaşadıkları ruhsal benzerlikleri epik bir anlatımla ustaca aktarıyor roman.

Fantastik ve mizahi nüveler de içeren Sıriga’nın Üç Günü okura çok da alışkın olmadığı türden hem bir yakın tarih hikâyesi anlatıyor hem de “ikilem” olgusu üzerine adeta felsefi bir destan yazıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺30,90

Osmanlı’nın son dönemi, dev bir ülkenin çöküşü ve bitişi...
Aynı yıllarda tarih sahnesinde göze batmaya başlayan beş delikanlı...
Vatanını seven, kahramanlığa aç beş genç adam...
Zühtü; zorluklara aldırmadan Harbiye’ye girmiş. Yakışıklı, gözü pek ve vatanı uğruna ölmeye hazır.
Rahmi; yiğit, çekici ve savaşçı bir erkek... Korku nedir bilmiyor.
Ethem (Çerkez); doğuştan savaşçı... Tek tutkusu ordulara komuta ederek adını tarihe yazdırmak.
Halil (Kut-ül Amare kahramanı Halil Paşa); nevi şahsına münhasır biri... Doğuştan kahraman.
Mustafa Kemal; savaşın harlı ateşinin içinde cumhuriyet düşü kuran bir asker.
Araştırmacı-gazeteci Tuna Serim’in kaleme aldığı Kahraman, Şehit ve Hain adlı bu roman, savaşın çapraz ateşinde mücadele veren beş adamın dönüşen kaderlerini Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bir tarih aralığında aktarıyor.
Aşklar, kıskançlıklar, maceralar, çatışmalar, kazanımlar, kayıplar ve en önemlisi de tükenmek bilmeyen umutlar...
Yıkılmış bir imparatorluktan genç bir cumhuriyet inşa etmek hiç kolay olmadı. Kahramanlar haine dönüştü bazen, hainler de kahramana...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺47,90

İnsan mı hakikati arar?
Yoksa hakikat mı insanı?

Üç bin yıl evvelinin Orta Asya’sını konu edinen “Bozkırın Sırrı” romanı ve Kerbelâ Vakası'nı anlatan “Aşkın Şehidi, Aşkın Elçisi, Aşkın Secdesi” üçlemesinden tanıdığımız Ahmet Turgut, bu kez Türklerin İslâmiyet’le tanıştığı asra götürüyor bizi.
Beş bölümden oluşan romanın ilk kısmında Türk ve İslam tarihini şekillendiren başat hadiseleri yorumlayan yazar, ikinci bölümden itibaren bizi asıl hikâyeyle baş başa bırakıyor.
Türkler ve Emeviler arasında geçen hayli kanlı mücadelelerin ve Abbasi İhtilali’nin hemen sonrasında gerçekleşen Talas Savaşı’nın nasıl bir zihin-gönül ikliminde yaşandığını merak edenler, alanında ilk olan bu romanı mutlaka okumalılar…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 608
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺83,60

Anadolu Selçuklularının ilk on sultanı yıldız gibi parlak, devleti yükselten kişilerdir. Alâeddin Keykubat, bu on sultanın güneşidir. Onun zamanında yapılan kervansaraylar ve köprüler, bütün sultanların yaptırdıklarının toplamından fazladır. Bu eserlerin çok büyük kısmı günümüze ulaşmıştır.

Alâeddin Keykubat, çok iyi bir diplomat ve askerdir. Doğudan gelen Moğol tehlikesine karşı Doğu Anadolu’dan başlamak üzere bütün şehirlerin kalelerini ya sağlamlaştırmış ya da yeniden yaptırmış; Abbasilerle, Memlûklerle, Harzemşahlarla, Bizans’la ve Gürcüstan’la anlaşmalar yaparak ülkesini koruma altına almıştır.

Alâeddin Keykubat, dünyada ilk defa ticaret yapan kervanlar için “devlet sigortası” kavramını getirmiştir. Selçuklu ülkesiyle ticaret yapan bütün kervanlar, karada ve denizde eşkıyanın ve haramilerin vereceği zarara karşı Selçuklu Devleti’nin teminatı altındadır. Bunun dünyada bir örneği yoktur. Sultanın amacı, ülkesindeki ticareti geliştirerek, halkının ve devletinin zenginleşmesini sağlamaktır.

Sultan Alâeddin, haftada bir gün halka açık divan kurarak, divanın başında da bizzat kendisi bunarak, devletten şikâyeti olanları dinlemiş ve adil hükümler vermiştir.

Sultan Alâeddin Keykubat, diplomatik becerisiyle büyük Moğol Hanı Ögeday’ın takdirini ve sevgisini kazanmıştır. Ögeday Han da Sultan’a altından yapılma “payza” adı verilen özel mührünü göndermiştir. Bu payza sahibi kişi, bütün Moğol noyanlarına ve askerlerine buyruk verme hakkına sahiptir. Ögeday Han’ın verdiği bu payza, yeryüzünde Sultan Alâeddin’den başka hiçbir kral veya sultana verilmemiş; Ögeday Han, Sultan Alâeddin’den başka hiçbir kral ve sultanı muhatap alarak mektup yazmamıştır.

Anadolu’nun bugünkü demografik yapısı da bu sultanın zamanında oluşmaya başlamıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 375
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺45,24

Cem Sultan bir efsane, yalnız ülkesinde değil, Avrupa’da da...

Biz Cem diyoruz, onlar Zizim.

Güzel, yakışıklı, akıllı, çalışkan, savaşçı, bir bilim ve sanat âşığı...

Sarıya çalan kızıl saçları, mavi gözleri, uzun boyu ile dillere destan olmuş bir şehzade...

Aynı zamanda büyük bir şair ve sultanlar sultanı Fatih Sultan Mehmet’in oğlu.

Halkın ısrarla söylediği şekliyle bir sultan olduğu düşünülebilir ama onun sultanlığı yalnızca 17 gün sürmüş.

Ya ömrü!

Acılar içinde yoğrulan bir delikanlı, Batı’nın elinde, özellikle de Tapınak/Malta Şövalyeleri ve Papalık’ın –aralarında Borgia’lar da var– elinde oyuncak olmuş bir Osmanlı prensi.

Yalnızlığı o boyutlara ulaşmış ki düşmanlarını sevmiş, onlardan ayrılırken ağlamış.

Taht oyunları olmasaydı çok mutlu bir insan olabilirdi, seven ve sevilen...

O Avrupa’da doğan bebeklerine sahip olamayan, ikisini de yabancı soylulara kaptıran bir esir.

Cem Sultan’ın öyküsü hazin, belki de yüzyılların en hazin öykülerinden biri...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺33,60

"... Dostum Şevket Rado bana Nasrettin Hoca’ya ait fıkraları da manzum olarak yazmamın iyi bir şey olacağını söylemişti. (...) Bu fıkraları bulabilmek için birkaç kitap karıştırdıktan sonra gördüm ki ünü yabancı ülkelere kadar yayılmış olan bu milli kahramanın hikayeleri daha hala Türkçe olarak yazılmamış. Güzel bir üsluptan geçtim, okuduğum kitaplarda, doğru dürüst bir Türkçe bile yoktu. Bunun üzerine de, bu fıkraları okunabilir bir dille yazmanın, küçümsenmeyecek bir iş olduğuna inandım. Yazdığım Nasrettin Hoca fıkralarının, bugüne kadar yazılanların en iyisi olduğunu söylersem pek de böbürlenmiş sayılmam." -Orhan Veli Kanık- Nasrettin Hoca fıkralarına, onların özünü bozmadan yeni bir renk, yeni bir tat katan Orhan Veli, 13. yüzyıldan günümüze uzanan, bazıları daha da eskilere kadar giden bu nükteleri, şiir diliyle yeniden ölümsüzleştirmiştir. Nasrettin Hoca Hikayeleri’nde bir araya getirilen ve Hoca kimliğine bürünmüş halk zekasının ürünleri olan bu fıkralar, Orhan Veli’nin kattığı sevimlilikle karşılıyor bizi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 130
En / Boy : 17 / 22,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺33,90

Tarihin en güçlü hükümdarlarından Cengiz Han’ın romanı

Cengiz Han yani Temuçin… Tüm dünyanın tanıdığı ve önünde korkuyla diz çöktüğü Moğol imparatoru…

Çin ve İran gibi imparatorlukları hâkimiyeti altına aldı, kendi ordusundan on kat daha kalabalık orduları bozguna uğrattı ve alınmaz kaleleri alarak, görkemli uygarlıklara son verdi.

İçgüdüleri bir kurdunkinden farksız olan Cengiz Han’ı ve onun renkli hayatını, her türlü güçlük karşısında dimdik yanında duran sadık dostu Borçu anlatıyor.

Moğol Kurdu, okuru Cengiz Han’ın kişiliği ve dehası konusunda aydınlatan destansı bir anlatı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺52,00

İbrahim bin Cevri el Hamevi el Gassani, Kanonikler adına çalışırken Halid bin Velid’in canına kastedecek kadar gözünü karartan bir Hristiyan Gassani fedaisidir. 

Yolu sahabe-i kiramın önemli isimlerinden Amr bin As ile kesişince İslam’a tanışır ve o günden sonra genç ve yetenekli bir savaşçı olarak kendini adeta İslam ordularını komutanı, Peygamber Efendimizin Seyfullah unvanını verdiği Halid bin Velid’in hizmetine adar ve macera başlar. 

Artık komutanların şahı Halid nerede vazife alsa İbrahim de onun yanındadır. 

İrtidat hareketlerinin bastırılmasında en saflardan olan biteni aktarır. 

İbrahim’in tuttuğu kayıtlar eşliğinde Halid bin Velid ve ordusunun kahramanca savaştığı cepheler art arda gelir.

Sahte peygamber vakalarını başarıyla bastıran Seyfullah, Irak’ta Sasaniler’e, Suriye’de Bizans’a karşı saf tutar. 

Fetih hareketleri hız kesmeden devam eder. 

Busra’da, Havran’da, Ecnadeyn’de, Yermük’te, Şam’da İslam düşmanlarının kalbine korku salan Halid bin Velid’in kahramanlık ve cesaret dolu hayatı Okay Tiryakioğlu’nun kaleminden bugüne taşınıyor. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺69,70

Kudüs'te, son nefesini verene kadar nöbete duran Iğdırlı Hasan Onbaşı... Yıllar sonra bir fotoğrafın peşinden Kudüs yollarına düşen yazar Ahmet Kalemoğlu...

"Aşk, bu topraklarda ölümünedir..."

Çölün kavuran sıcağında ilerleyen Türk Ordusu... Direndikleri kum fırtınaları, savaştıkları susuzluk, çaresini bulamadıkları güneş... Çölün ortasında kalacaklarını düşünürken feraha erdiklerinin işareti diye gördükleri hurma ağaçları... Ağaçların ardındaysa düşman askerleri...
Çöl, askerin henüz cepheye varmadan savaştığı ilk düşman... Kanal Cephesi ve İngiliz askerleriyle girilen o çetin muharebe...

"Ölüm bizim peşimizde değil, biz onun peşindeyiz."

Payına düşen tüm mücadeleleri verdikten sonra, dönüşe hazır beklerken verilen son göreve ilk gönüllü oydu... Iğdırlı Hasan Onbaşı!
Mescid-i Aksa'nın, Kudüs'ün yetim kalan Müslümanlarının tutunacakları son umut... Ardında bıraktığı büyük fedakarlık öyküsünün peşine takılan vefalı bir yazar...

İsmail Bilgin, bir kere daha Türk tarihinin unutulan kahramanlarını bize hatırlatmak için yazıyor... Kudüs'ün hikâyesini Iğdırlı Hasan Onbaşı'nın nöbetinden izleyeceğiz!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺57,40

Büyük Türk bilgini İmam Maturidi, milletimizin inanç sisteminin şekillenmesine öncülük etmiş önemli şahsiyetlerden birisidir.

Maturidi, tefekkür tarihimizin kültür havzalarında ortaya çıkan farklı İslâmî yorumlar arasında temelleri İmam-ı Azam Ebu Hanife tarafından atılan Ehl-i Sünnet inanç sisteminin temel ilkelerini belirleyerek aklın ışığında yorumlamış, yıkıcı-ayrılıkçı fikirlere karşı savunmuş ve özgün düşünceler ortaya koymayı başarmıştır.

İmam Maturidi, İslam dünyasında inançla ilgili fikrî savrulmaların yaşandığı bir dönemde akıl-vahiy dengesini kurarak dinî problemlere kalıcı çözümler üretmiş, aynı zamanda toplumun değerleriyle bütünleşen bir inanç sistemi kurarak Türk-İslam medeniyetinin oluşmasına öncülük etmiştir. Yaratılışın merkezine hikmeti yerleştiren ve onu “her şeyi yerli yerine koymak” şeklinde tanımlayan İmam Maturidi’nin iyi anlaşılmasının, yaşadığı döneme olduğu gibi günümüz dünyasının sorunlarına da hayati katkılar sunacağı muhakkaktır.

O’nun iman-amel ayrımı, inançta eşitlik, imanda şüpheye yer olmaması, bilgi nazariyesi, hikmet-adalet ve ahlakı düşünce yapısının merkezine yerleştirmesi, akıl-vahiy dengesi ve benzeri gibi çağları aşan fikirleri günümüzde mezhep çatışmaları ve terörden arınmış sağlam bir din anlayışının oluşmasına, İslam’ın evrenselliğinin pekişmesine ve belki de en önemlisi mazlum coğrafyalarda barış ve kardeşliğin yeniden tesisine çok önemli katkılar sunacaktır.

Bu romanı okurken İmam Maturidi ile tanışacak, güneş ışıklarının biteviye yıkadığı kadim Türk şehirlerimizden olan Semerkant’ın gizemli caddelerinde dolaşacak ve muzdarip bir Türk bilgininin gençliğinden itibaren çektiği tefekkür çilelerine şahit olacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺70,20

15. yüzyıl Osmanlı’sında geçen soluksuz bir hikaye...

15. yüzyılda Balkanlar’da sınır boyunu korumakla yükümlü sancakbeyi Şahin Paşa’nın kızı Dilruba, amansız bir hastalıkla pençeleşmektedir. Ne var ki bu derdin dermanını bilen yoktur. Bölge halkı ise Dilruba’nın lanetlendiğini düşünmekte, Paşa’yı olmayacak kararlar almaya zorlamaktadır. Bunun üzerine Şahin Paşa, biricik kızını, yeniçerilerden oluşan bir grupla birlikte dönemin payitahtı Edirne’ye gönderir. Fakat bu yolculuk düşünüldüğü kadar kolay olmayacak!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺45,10

Cihangir Akşit’in yetkin kaleminden belgesel bir roman, unutuş karşısında bir hatırlama vesikası, ibretlik bir trajedinin yaşamı öven destansı anlatısı, Sarıkamış 1914’e bir insanlık borcu: Sarı Sessizlik!

“Cihangir Akşit’in son derece güzel bir çalışması: Sarı Sessizlik. 1914-1915’in o unutulmaz kışında doğu cephesinde yaşananları okuyunca insanın tüyleri diken diken oluyor. Bir iki sayfa bakar işime dönerim diye düşündüm, bir iki sayfa derken bir de baktım 50. sayfadayım. Akşam eve geldim, devam ettim. Sabaha karşı bitirdim... Lütfen kaçırmayın.”

Mehmet Ali Birand

“… Sarı Sessizlik, edebiyatımızda bir eşine daha rastlanılması çok zor olan, gerçek anlamda bir savaş romanı. Cihangir Akşit’in bu roman için geniş bir tarih araştırması yapmış olduğu belli. Bu yönüyle Sarı Sessizlik, edebiyat eserlerinin aynı zamanda nasıl bilgi kaynağı olabileceğine ait mükemmel bir örnek. Romanın en güçlü yanı ise, kanımca sonlarına doğru, Mülazım Sacit’in ağzından savaş olgusuyla yaman bir hesaplaşmaya dönüşmesi...”

Ahmet Cemal


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺69,52

“Evet, insan niçin kral olur?” diye tekrarladı Pepin kederli bir şekilde.

“Taç mı yoksa güç hissi mi?” diye merak etti Şarlman.

Almanca ismiyle Karl der Grobe, Latince ismiyle de Carolus Magnus olarak bilinen Şarlman, tarihin önemli imparatorlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Bir Frank Kralı olmanın ötesine geçerek Batı’nın İmparatoru ilan edilen Büyük Şarlman, Batı Avrupa’da Hristiyan topraklarını birleştirmeyi başaran ilk hükümdardır.

Tarihsel bir figür olarak araştırma kitaplarının konusu olmanın dışına çıkmayı başaran Şarlman, romanda aynı zamanda insani yönleriyle ele alınıyor. Bir kralın varisi olarak yetiştirildiği çocukluk yıllarında başlayan eser; bir büyük liderin gelişimine, olgunlaşmasına, sosyal ve politik ilişkilerine yakından tanık olmak isteyen okurlarıyla buluşuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 672
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺41,25

Turgut Güler’in, Gazavât-ı Hayreddin Paşa’yı esas alarak yazdığı Deryâlar Sultanı, denizlerde Türk satvet ve hakimiyetinin kurulduğu 16. asrın pek çok büyük adamından birinin, karaları demir kuşaklı cihan pehlivanlarıyla tutan Osmanlı-Türk Cihan Devleti’nin Akdeniz sularını ve kıyılarını onun eliyle boydan boya kavradığı büyük kahramanımız Hızır Hayreddin Paşa’nın romanıdır.

“Biz Türk derya erlerine, boşuna ‘Hayreddînli’ denmemiştir. Bizim serdarımız, bir uluğ Türk’tür ki, onun yoldaşlarına malüm olan kerametlerini, velayetlerini saymak imkanı yoktur. Allah, tuttuğu her işi nusreti ile donatsın ve dahi asan eylesin, herkesin melül ve mükedder olduğu o demde, Hayreddin Paşa’nın cemalinde en küçük bir keder izi görünmedi. Sanki, ters rüzgar kafirin yüzüne esermiş gibi, kendini tamamen Allah’a havale etmiş, kafir donanmasına karşı gidişini, hiç kesmeden sürdürüyordu. Bir ara, baştardasının güvertesinden içeriye girdi ve kısa bir müddet orada kaldı. Bilahare, yeniden güverteye geldi. Elinde iki kağıt parçası vardı. Kelam-ı Kadim ve Furkân-ı Azîm’den iki âyet-i kerîme yazılı olan bu kâğıtları, kendi mübârek elleri ile, baştardasının iki tarafından deryâya bıraktı. O saniyede, Allah’ın izni ve yardımı ile, o ters esen rüzgar birden kesiliverdi. Bu kesiliş, öyle yavaş yavaş, tedrîcî değil, birdenbire ve bıçakla koparılmış gibi cereyân etti. Biraz evvel, arkalarına aldıkları rüzgar ile Türk gemilerinin üstüne yürümekte olan kafir karaka, kalyon, kadırga ve barçaları, yerlerinde durup kaldılar, güya kadid oldular. Hava, birden öyle limanlık oldu ki, az evvelki Cehennemi zaman yaşanmamış, bu derya üstünde, ebediyyen rüzgar esmemiş sanırsın. Derya, derin bir uykuya dalmış gibiydi. Sanki, sular donmuş, karaya dönmüştü. Veyahüd, deryanın suları, eskiden beri asla hareket etmezdi. Ne bileyim, üstünde iki rakîb donanmanın yüzmekte olduğu bu suların, hareket etmek ve dalgalanmak adeti yok olup gitmişti.

Dalgalanmak, artık deryanın şanı olmaktan çıkmıştı. Şimdi, bunları gözleriyle görüp yaşayan bu kemter Seyyid Murâdî bendeniz, göğsünü gere gere kendisine ‘Hayreddînli’ demekte yerden göğe kadar haklı değil mi?”

“Deniz üstünde yürürüz!

Düşmanı arar buluruz!

Öcümüz komaz alırız

Bize Hayreddinli derler!..”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 695
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺97,50

Ertuğrul Gazi döneminde süren barış ortamından sonra Türk'ün kılıcını düşmana sallayan, yakınlarının üzerine gölge yapan eli kesen, mevzu Kayı olduğunda amcası Dündar Alp'in dahi ihanetine aman vermeyen bir yiğidin hikayesi bu... Moğolların varlığına rağmen karşısına dizilenlerin yine en çok korktuğu Osmanlı'nın doğuşu...

Yayılmaya başlayan Kayı boyunun karşısına çıkan onca farklılık selamla karşılanırken namertliğe karşı acımasızlığına şahit olduğumuz Osman Gazi'nin yazdığı destansı tarihin ilk adımları... At üstünde gösterdiği hüner, düşman karşısında gösterdiği cesaret, hısım karşısında gösterdiği sabır ona koca bir çınar bağışlıyor...

Türkiye'nin en çok okunan tarihi romanlarının yazarı, eserleri Arapça, Azerice, Endonezce ve Boşnakçaya çevrilen, okurları tarafından "günümüzün Peyami Safa'sı" olarak anılan Okay Tiryakioğlu, Osmanlı'nın Söğüt'te başlayan kuruluş hikayesinin baş kahramanı Osman Gazi'yi anlatarak tarihin sayfalarını yeniden aralıyor.

Osman Gazi-Çınarın Gölgesinde... Bir kuruluş destanını hakkını vererek okumak isteyenler için...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺64,00

Bu roman “Anadolu benim!” duygusunu iliklerine kadar yaşayan Türkler, Kürtler, Çerkezler, Araplar, Ermeniler, Rumlar, Aleviler ve Sünniler için yazıldı. Zira bu romanı, tüm kimliklerinden bağımsız olarak Anadolu’ya yürekten bağlı kişiler anlayabilir.

Sancak - İstiklal romanında, Anadolu’da yüz yıl önce zulme karşı verilen destansı duruşu ve yeniden dirilişi okuyacaksınız. Bu toprakların gerçek sahibi olan kadim Türk milletinin, dün olduğu gibi bugün de ne tür oyunlarla karşı karşıya geldiğini görecek; bu oyunları bozmanın yegâne yolunun da birlik, beraberlik ve ‘damarlarımızdaki asil kanda’ saklı olduğuna şahitlik edeceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺55,90

- Sunay Akın’dan Cumhuriyet tarihinin “ilk” aydınlarının hikâyeleri

Taksim Meydanı’nın simgesi Cumhuriyet Anıtı’nın yapımı için Roma’ya gönderilen 21 yaşında bir genç kadın Sabiha Ziya, kültür ve sanatın gelişimi için yaptıklarıyla bir döneme adını altın harflerle yazdırmış Hasan Ali Yücel’in “bir çocuk olarak” portresi, karikatürist Altan Erbulak’ın henüz çocukken Mustafa Kemal’le karşılaşma anları, Atatürk’ün kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun çocukluğunda kendine çizdiği yol, Türkiye’nin ilk kadın tiyatrocusu Afife Jale, savaş sırasında insanlara umut veren Çalıkuşu ve çok daha fazlası Sunay Akın’ın etkileyici anlatımıyla Aslanlı Yol’da kendine yer buluyor.

İşgale, adaletsizliğe, haksızlığa karşı bağımsızlığı, kardeşliği ve barışı savunan; aydınlanma tarihimizin cesur ve güzel yüreklerini, usta hikâye anlatıcısı Sunay Akın’ın kaleminden okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 103
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺47,60

Tarihin dayanılmaz acılara ve büyük bir ihanete tanıklık ettiği, dostlukların paramparça, yaşamların darmadağın olduğu yılları anlatan bir yakın tarih romanı Büyük Hesaplaşma...

Deniz Lisesi’nde okudukları günlerden beri birbirine kardeşçe bağlı üç askerin yolları, 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi süreciyle hayli düşündürücü ve sarsıcı şekilde ayrılır.Vatan hainliği suçlamasıyla büyük bir kumpasın kurbanı olarak Hasdal Cezaevi’nde yatan bir avuç asker, beklenmedik bir kaynaktan istihbaratını aldıkları darbe girişimini önlemek için cezaevinden firar etmeye kalkışır. Böylece İstanbul’dan başlayıp Doğu Akdeniz’de Suriye, Kıbrıs ve İsrail’e uzanan bir hesaplaşma sürecinin fitili de ateşlenmiş olur.Bu süreçte ortaya çıkan bazı sırlar, yakın dostların, ayrılmaz arkadaşların ve mutlu aile bireylerinin çatışmasını ve sonuçta kendileriyle hesaplaşmasını da kaçınılmaz kılacaktır.Emekli Tümamiral Semih Çetin’in kaleme aldığı Büyük Hesaplaşma sürükleyici kurgusu, yalın ve güçlü anlatımıyla olduğu kadar, yakın tarihin karanlık noktalarına da ışık tutması açısından hem bir dönemin hafızası hem de lezzetli bir roman olarak eşsiz bir okuma serüveni vaat ediyor okura.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺33,60

13 Kasım 1918’de İngilizlerin öncülüğünde İttifak güçleri, sömürgelerden getirdikleri vahşet saçan savaşçıları ile İstanbul’a akın ettiler.

Tarihte ilk defa bir Türk başkenti yabancılar tarafından işgal edilmişti.

Uzun yıllar süren savaş İstanbul’daki Müslüman Türk erkek nüfusunu azaltmış, evlerde kıtlık ve salgın hastalıklarla boğuşan yaşlı erkekler, kadınlar ve çocuklar kalmıştı.

Biri çıktı: “Var mısınız?..” dedi.

Önce tek tek:

“Yaşlılar, kadınlar, genç kızlar, sanatkârlar, doktorlar, hamallar, prenses ve sultan hanımlar, meyhaneciler, mahkûmlar ve imamlar ses verdiler: “Buradayız!..”

Sonra “Milli Müdafaa Cemiyeti” adı altında bir oldular.

Bu sefer hep birden haykırdılar: “Sonuna kadar!..”

İstanbul sokaklarında, işgalcilerin binalarında kanlı ve acımasız bir savaş başladı.

Kadınlar ve genç kızlar en korkulan savaşçılar oldular.

Askerî depolardan silahlar boşaltılıp gemilerle Anadolu sahillerine kaçırıldı.

Hiç duymadığınız ve şimdiye kadar tamamını kimsenin anlatmadığı, dünyada eşi görülmemiş bir direnişle şehirlerini işgalcilerden geri almak için ölümüne savaşıp bir destan yazdılar.

İşgal Kuvvetleri Başkomutanı General Harington’un, İngiliz Başbakanı Loyd George’a çektiği son telgrafın son cümlesi şöyle bitiyordu:

“…Yukarıda anlattığım nedenlerden dolayı İstanbul’u bir an evvel terk etmeliyiz. Yoksa askerlerimiz de ailelerimiz de bir daha Londra’ya dönemeyecek.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 452
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺78,00

Sayfa Sayısı : 168

Ebat : 13.7x21.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 55 gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230 gr

Kapak Tasarımı : Rüveyda Kul

₺34,90

Dostoyevski vaktiyle şöyle bir soru atmıştı ortaya: “Eğer masum bir çocuğun gözünden tek damla yaş dökülecekse, barışın, mutluluğumuzun ve hatta yeryüzünde ebedi uyumun sağlanması ve temellerinin güçlü bir şekilde atılması için yaşanacaklar mazur görülebilir mi?” Soruyu yine kendisi cevaplamıştı: “Hiçbir ilerleme, hiçbir devrim o gözyaşının dökülmesini haklı gösteremez. Hiçbir savaş. O gözyaşı damlası her daim her şeyden kıymetlidir. O tek damlacık gözyaşı…”

Aytekin Yılmaz, Onlar Daha Çocuktu’da çocuk yaşta savaşmaya mecbur bırakılmış; dağda ya da hapishanede yetişkinlerin aldıkları infaz kararlarına kurban gitmiş çocukların öykülerini kişisel tanıklıklar ve güvenilir anlatımlarla gözler önüne seriyor. Türkiye siyasi tarihinin kapanmamış yaralarını esaslı bir eleştiri ve özeleştiriyle ele alan Yılmaz, suskunluğa mahkûm edilmiş çocukların yürek burkucu öykülerini anlatırken şiddetsiz siyasetin bir imkândan öte zaruret olduğunu hatırlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 175
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺46,88

Saltanatı kaldırmak için ilk fırsat Lozan Konferansı’na resmi davet gelmeden hemen önce Sadrazam Tevfik imzasıyla Mustafa Kemal Paşa’ya gönderilen telgrafta ortaya çıkmıştır; “Artık her iş tamamlandı; zafer temin edildi, eski vaziyet avdet etmelidir, padişah ve onun meşru hükümeti İstanbul’da olduğuna göre Ankara’daki teşkilatın ve hükümetin dağılması ve İstanbul’a bağlanması gerektir.” Bu hususta birkaç noktayı belirtmek gerekir. İstanbul hükümeti, bu telgrafta hakimiyetin meşruiyeti konusunu hala eski dayanaklarla açıkladığını göstermiştir.

Milli hakimiyetin ne demek olduğunun kesinlikle anlaşılamadığı görülmektedir. Bundan başka İstanbul hükümetinin, Ankara’ya karşı böyle bir yaklaşımla hareket etmesi; kurtuluş savaşı sonrası Ankara’sının alacağı radikal kararları da pekala tahmin etmesinden ileri gelmektedir. Çünkü İstanbul hükümeti, milli hakimiyet meşruiyetini bilmese de; savaşı kazanmış bir gazi meclisin aynı zamanda pekala bir ihtilal meclisi hüviyetine de bürünebileceğini bilmektedir. “Büyük Millet Meclisi” tabirinin kendisi bile kurucu meclis niteliği barındırmakta ve meclis elde ettiği iktidarı eski sembol ve hakimiyet düsturlarına bırakmaya niyetli olmayacaktır. Esasen saltanat ve hakimiyet anlayışı ile ilgili en açıklayıcı tanımlamayı yine bir ihtilalci edası içerisinde Mustafa Kemal yapacaktır...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺30,00

1930´lu yıllarda genç bir Cumhuriyet subayının, Batı Anadolu´da bir yöremize yeni göçmüş bir ailenin, öksüz kalmış küçük kızlarını okutarak, öğretmen yapma gayretlerini, yeterli bilinçte olmayan toplumun giderek kızın ziyan olup gitmesine neden oluşunu, bir yaranın içinden geçer gibi okuyacaksınız...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺33,75

Sultan Mehmed’i hem Türk tarihinde hem de dünya tarihinde önem koltuğuna oturtan hiç şüphesiz, onun İstanbul’u fethetmesidir. Tabii ki bunun yanında başka şeylerin varlığı inkâr edilemez. Ne var ki onları sadece Türk tarihi adına konuşabiliriz. Fakat fetih hadisesi başlı başına bir “Dünya Hadisesi” olarak duruyor önümüzde ve tarih kitaplarında.

Sultan Mehmed, dünyaya ayrıcalıklı bir “Fatih” olarak mı gelmiştir?
Kader, onu imtiyazlı bir konuma mı taşımıştır?
Genç yaşına rağmen ondaki bu azim, gayret neyden kaynaklanıyordu?
İdeal bir devlet adamının yetişme süreci nasıl gerçekleşiyordu?
Peygamberinin müjdesindeki “güzel komutan” olmak onun için ne ifade ediyordu?
Sultan Fatih olabilmek için neler gerekiyordu?

Avrupalıların tabiriyle o “Büyük Kartal”dı.
Bizim için de öyle.
Pençelerini dünya tarihini şekillendirmek için kullanan bu büyük şahsiyeti tanımak ister misiniz?
Sıkılmadan, terlemeden o geniş kanatların gölgesinde.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺17,50

Şiddetini arttıran yağmura aldırmadan Atatürk’ün gittiği yöne doğru ormana daldılar. “Sessiz ol.” dedi Ali, ikisi de adımlarını yavaşlattılar. Atatürk’le aralarında elli metre mesafe vardı. Uğuldayan rüzgârla savrulan yağmur ayak seslerini bastırdığı için bu mesafeden fark edilmeleri imkânsızdı. Ormanlık bölgenin iç kısımlarına doğru ilerleyen Atatürk, birden gözden kayboldu.

Şaşırmışlardı. “Koş!” diye bağırdı Ali, “Bir şey oldu galiba.” Silahlarını çekip hızla gözden kaybolduğu alana geldiler. Çaresizce bakınıyorlardı etrafa, en küçük bir iz bile yoktu Atatürk’ten.

“Ben size yerinizden ayrılmayın demedim mi?!”

Ses arkalarından gelmişti, suçüstü yakalanan insanların utangaçlığıyla yüzlerini döndüler; ne çabuk unutmuşlardı onun usta bir savaşçı olduğunu.

“Son kez emrediyorum geri dönün ve arabada bekleyin beni.” Dondurucu rüzgârın eşsiz senfonik müziğine ayak uyduran yağmur taneleri ardı ardına çarparken yüzlerine, başlarını öne eğip geldikleri yöne doğru yürüdüler. Gerçeklerle düşlerin iç içe geçtiği bir gece yaşanıyordu İstanbul’da. Atatürk ağaçların arasında kaybolurken şiddetini daha da arttıran yağmur yedi tepeli kentin üzerindeki yedi ayrı noktaya dağıtıyordu evrenin kadim bilgilerini.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 268
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺59,90

Fatih ve fetih...

Dünyanın kaderini değiştiren sultanın efsanevi romanı...

Fatih’in çocukluğu, gençliği ve azmi...

İstanbul, Türklerin eline geçtiği zaman şehirden kaçan Batılı bir tarihçi, “Bugün dünyanın son günü,” diye not düşer defterine. “Medeniyet, barbar Türklerin eline geçti ve insanlık öldü.”

Batı’taki Türk-İslam algısı üzerine uzmanlaşan akademisyen-yazar Beyazıt Akman işte bu cümleyle; yani 29 Mayıs 1453’ün gerçekten dünyanın sonu mu, yoksa insanlık tarihinin altın çağlarından birinin başlangıcı mı sorusuyla yola çıktı. Akman, yerli ve yabancı yüzü aşkın eseri inceledi, beş yıl boyunca bu konuyu araştırdı. Ve daha yayınlanır yayınlanmaz tarihi roman alanında çığır açan, kısa zamanda bir kült eser haline gelen bu roman ortaya çıktı.

Ülkemizdeki etkisi sadece yazılı edebiyatta değil beyaz perdede ve TV yapımlarında da hissedilen Dünyanın İlk Günü yeni baskısı ve yüzüyle karşınızda...

Doğu Roma'nın merkezi Konstantinopol'den kaçırılan Alexander, yaşayabilmek için çocukluk aşkından ayrılmak zorunda kalır. Aşkına tekrar kavuşmaya söz veren Alexander, doğduğu topraklara hiç beklenmedik bir şekilde geri dönecektir. Aradığı adaleti başka topraklarda bulmuş ama ilk aşkını hiç unutmamış bir yeniçeri olarak... Aynı tarihlerde ve aynı coğrafyada, kaybettiği sevgili eşinin yasıyla birlikte elçiden çok seyyah olup çıkan İtalyan Alberti Balbi ise el yazması eserler kopyalayıp çoğaltan Müslüman bir kıza, Nilüfer'e vurulur. Alberti'nin, adeta eski aşkının ve yasının doğal bir uzantısına dönüşen bu imkânsız aşkı satır satır döktüğü gizli defteri, gittikçe tarihin en önemli tanıklarından birine dönüşecektir. Zira aynı dönemde, 19 yaşındaki bir sultan, genç Mehmet, sadece Alexander ve Alberti'nin değil, bütün dünyanın kaderini değiştirecek bir olayı, İstanbul'un fethini gerçekleştirmek üzeredir...

Alexander'ın aşkını, Alberti'nin hüznünü ve Mehmet'in azmini film izlercesine, bir solukta okuyacak, bir daha unutamayacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 664
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺71,90

Orta Çağ’da Avrupa’nın göbeğindeki bir Türk ajanın nefes kesen hikayesi...

Endülüs’e yakılan bir ağıt...

21’inci yüzyılda bile eksikliği hissedilen bir insanlık dersi...

Daha önce Son Sefarad olarak yayınlanan Cennetin Kapıları, kitabın İngilizce baskısında kullanılan ve büyük beğeni toplayan yeni ismiyle ve yüzüyle karşınızda...

Endülüs’teki Osmanlı ajanı Kara Davud, karısı Elif’in hasretiyle yanıp, kendi topraklarına dönmeyi beklerken hayatının en zorlu göreviyle karşı karşıya kalır...

Granada İslam İmparatorluğu’nun çökmesiyle birlikte Katolik Avrupa, Müslümanları ve Hristiyan olmayan tüm insanları adeta yeryüzünden silmek için yemin eder.

Engizisyon her gün binlerce Arapça ve İbranice kitap yakmakta ve tarihin en büyük barbarlık suçunu işlemek üzeredir. İnancını saklamak zorunda kalan yüz binlerce insandan biri olan David Marrano, Endülüs’ün eski kültürünü devam ettirmeye çalışarak gizlice kitaplar çoğaltır. Ne var ki, Engizisyon, David’in ve aşkı Esther’in de izini bulmuştur.

İspanyol denizci Kristof Kolombus ise kütüphane yağmalarından ele geçirdiği haritalar ve zindanlara atılan, çoğunluğunu Müslümanlardan kurduğu mürettebatla dünya tarihini değiştirecek bir keşfin eşiğindedir.

Türk ajan Kara Davud İspanya’daki tüm bu gelişmeleri yıllarca payitahta rapor etmiştir. Sultan Bayezid, böylelikle tarihin en büyük kurtarma operasyonlarından birini başlatacaktır. Ancak Akdeniz’deki Haçlı korsanları ve İspanya’daki Katolik şövalyeler bu görevi imkânsız hale getirecektir.

Davud’un sır dolu geçmişi, kitap avcısı Santiago’nun iç çatışması ve hattat genç Bayezid’in kendi nefsi ile olan savaşı romanın ana izleklerini oluştururken Türk denizcileri Kemal ve Burak Reisler ile genç Piri Reis de bu epiğin diğer renkli karakterleri.

Ezberleri yeniden bozmaya ve Atlas Okyanusu’ndan Akdeniz’e uzanan film tadında soluk soluğa bir maceraya daha hazır olun...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 688
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺71,90

Osmanlı İmparatorluğu’nu kuran, ona adını veren kahramanın hikâyesi.

İki ciltlik bir epik, film tadında bir kuruluş romanı.

On üçüncü asrın sonları. Anadolu savaş ve kan içinde. İnsan kellelerinden kulelerle kalplere terör salan Doğulu barbar Moğollar, Batılı fanatik Haçlı orduları ve hain haşhaşinler.. Ve Türkleri tamamen bitirmek niyetinde olan İmparatorluk vârisi tekfurlar..

Bu kaostan bir cihan lideri doğmak üzere..

Küçük bir uç beyliğinden çıkarak bu katliamlara dur diyecek, umudun ve adaletin adı olacak bir genç!

Kuruluş hiç böyle anlatılmadı.

En son araştırmalar ışığında dört yılda yazıldı.

Şövalye Mihal’in gözünden ve Marko Polo’nun seyahatnamesinden Osman.

Türk ve dünya edebiyatının en kapsamlı Osman Gazi çalışması.

Yeni kuruluş yılı olarak kabul edilen ve Osman Bey’in Doğu Roma İmparatorluğu ile savaşı 1302 Bafeus Muharebesi’nin ilk romanı.

Osman Kanunu (Birinci Kitap): Osman’ın çocukluğu, gençliği, Rabia ile tanışması, ona âşık oluşu.. Şeyh Edebali’nin dergâhında insan-ı kâmil olma serüveni. Şövalyelerle ilk çarpışmalar, tekfurlarla ilk savaşlar, haşhaşinlerle hesaplaşma ve büyük bir ihanet.

Osman: Kuruluş (İkinci Kitap): Osman en büyük kâbuslarıyla yüzleşiyor, zorlu bir birlik mücadelesi veriyor ve Mihal kritik bir karar aşamasına geliyor. 1302 Bafeus Muharebesi kitabın görkemli finalini oluşturuyor.

Daha önce Osman: Aşk ve Savaş adıyla yayınlanan bu epik kuruluş romanı, yeni adıyla ve yüzüyle karşınızda...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 588
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺71,90

Osmanlı İmparatorluğu’nu kuran, ona adını veren kahramanın hikayesi.

İki ciltlik bir epik, film tadında bir kuruluş romanı.

On üçüncü asrın sonları. Anadolu savaş ve kan içinde. İnsan kellelerinden kulelerle kalplere terör salan Doğulu barbar Moğollar, Batılı fanatik Haçlı orduları ve hain haşhaşinler.. Ve Türkleri tamamen bitirmek niyetinde olan İmparatorluk vârisi tekfurlar..

Bu kaostan bir cihan lideri doğmak üzere..

Küçük bir uç beyliğinden çıkarak bu katliamlara dur diyecek, umudun ve adaletin adı olacak bir genç!

Kuruluş hiç böyle anlatılmadı.

En son araştırmalar ışığında dört yılda yazıldı.

Şövalye Mihal’in gözünden ve Marko Polo’nun seyahatnamesinden Osman.

Türk ve dünya edebiyatının en kapsamlı Osman Gazi çalışması.

Yeni kuruluş yılı olarak kabul edilen ve Osman Bey’in Doğu Roma İmparatorluğu ile savaşı 1302 Bafeus Muharebesi’nin ilk romanı.

Osman Kanunu (Birinci Kitap): Osman’ın çocukluğu, gençliği, Rabia ile tanışması, ona âşık oluşu.. Şeyh Edebali’nin dergâhında insan-ı kâmil olma serüveni. Şövalyelerle ilk çarpışmalar, tekfurlarla ilk savaşlar, haşhaşinlerle hesaplaşma ve büyük bir ihanet.

Osman: Kuruluş (İkinci Kitap): Osman en büyük kâbuslarıyla yüzleşiyor, zorlu bir birlik mücadelesi veriyor ve Mihal kritik bir karar aşamasına geliyor. 1302 Bafeus Muharebesi kitabın görkemli finalini oluşturuyor.

Daha önce Osman: Aşk ve Savaş adıyla yayınlanan bu epik kuruluş romanı, yeni adıyla ve yüzüyle karşınızda...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 536
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺71,90

Rana’da Cumhuriyetin kuruluş sancılarını ele alan, Mühtedi’de korsanlıktan kaptan-ı deryalığa yükselen Kılıç Ali Paşa’nın Hıristiyanlıktan Müslümanlığa ihtida edişini psikolojik yönleriyle işleyen Osman Necmi Gürmen, bu kez Haçlı seferlerinin Anadolu’suna götürüyor okurlarını: 1097’de Haçlı çadırlarıyla kaplı Marasion (Maraş) ovasında başlayan roman, farklı inançların, dinlerin çatıştığı, Anadolu’nun Avrupa’dan kopup gelen kalabalık güruhlar tarafından işgal edildiği bir dönemi anlatmakta… Ama bitip tükenmek bilmeyen bu savaşların ortasında, farklı dinlere mensup beş kişi, bugünkü Urfa’da, o zamanki Edesse kontluğunda ortak sorularına ortak cevaplar aramaya koyulurlar. Kutsal kitapların birbirleri arasındaki çelişkiler çözülebilir mi, bu çelişkiler yüzünden kan dökülmesi önlenebilir mi? Hazreti İbrahim’in yurdu, Basra körfezindeki Ur şehri miydi, yoksa peygamberler şehri Urfa mı?

Gürmen’in titiz araştırmacılığının eseri olan Neydi Suçun Zeliha! Tarihi bir roman olmanın ötesine geçerek, dinler, inanışlar ve tarihi gerçek diye bilinenler üzerine önemli sorular soruyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺41,90

Aşinalar, diğer Türk boyları gibi Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Juan Juanların boyunduruğuna girdiler. Gün geçtikçe güçlenen Aşinalar, Kağan Anakui’yi rahatsız etmeye başladığında umulmadık bir buyruk verdi. Kurtlar, karanlık kuyulara sürüklenmeye başladığında, devri değiştirecek bir ihtilalin ateşi yüreklerde parlayıverdi. Ulu Kara Dağ’ın ulularından, o kutlu günün haberi geldiğinde Gökkurt, işareti ufukta gördü. Başlarını göğe kaldırıp, kutlu bir kağanlık için, kanlarının son damlasına kadar durmayacaklarına ant içtiler. İki kardeş; Bumin ve İstemi… Kutlu bir kağanlık için! Adalet için! Türk için! Göktürk olmak için ölüme yürüdüler! Kutlu bir çağın kapıları, altın başlı gök bayrağın dalgalanışıyla başladı. Pusatı kanlı Börülerin; acı, kan ve kahramanlık dolu mücadelesi… Hiçbir ihtilal bu kadar kanlı ve efsanevi olmadı! Cesaret; Şekilsiz sert bir demirdir. Ruh ise ateştir. Cesaret ve ruh sana kılıcı verir. Damarlarında akan kan da, onu kullanabilme yeteneğini.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺59,90

On dokuzuncu ve yirminci yüzyıl Osmanlı tarihi, bir anlamda sürekli ayaklanmaların tarihidir. İmparatorluğun 19. yüzyıl sonlarında derin ve hissedilir bir şekilde yaşamaya başladığı ve yıkılışına kadar artarak devam eden sosyal, ekonomik ve siyasal çözümsüzlüklerin bir sonucu olarak, eşkıyalık hareketleri kısa sürede yaygınlaşmıştır. Eşkıyalığın, bu dönemde en gelişmiş, toplumsal katmanlar arasında eşitsizliğin en fazla belirginleşmiş bölge olan Ege’de ortaya çıkması ise tesadüf değildir. Ege’de eşkıyalığı yaygınlaştıran Çakırcalı Mehmet Efe, fakir halkın sevgilisi, babası, kahramanı kabul edilmiş, ezilmiş ve yılgın köylünün hak arayıcısı ve sözcüsü olarak halktan her türlü desteği görmüştür. Batılılarca Türkiye’nin “Robin Hood’u” ve “Dağların Kralı” olarak tanınan Çakırcalı Mehmet Efe, Batı kamuoyunca da ilgiyle izlenmiştir. 1995 yılı Afet İnan Tarih Araştırma Ödülü’ne layık görülen Sabri Yetkin’in elinizdeki çalışması, eşkıyalık hareketlerini dönemin sosyal, siyasal ve ekonomik yapısı içinde ele alırken, Halk Edebiyatımıza yansıyan türkülerle, dönemin ressamlarının betimlemeleriyle ve fotoğraflarla geniş bir yelpaze çiziyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 15,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺44,80

Hikayelerde hem insanlara hem de doğaüstü güçlere karşı savaşan kahraman savaşçı Kral Arthur, tarihin en büyük mitlerinden biridir. Onun dönemine dair sayısız efsane, yüzyıllardır kitaplara, filmlere, tiyatroya, müziğe, dansa konu olmuş, tarih boyunca her yaştan insanın ilgisini çekmiştir.

Saplandığı taştan kimsenin çıkaramadığı kılıcı çeken Arthur'un kral olması, Gölün Hanımı’nın Arthur’a Excalibur’u vermesi, Yuvarlak Masa Şövalyeleri’nin toplanması, Morgana’nın Arthur’u öldürmeye çalışması, Merlin’in sonu, Kutsal Kâse arayışı, Kraliçe Guinevere adına yapılan savaş, Arthur’un ölümü ve efsaneyi oluşturan daha pek çok olay Andrew Lang’in canlı anlatımıyla bir kez daha hayat buluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺34,32

Daha küçük yaşlarda içindeki müthiş cevher keşfedilen, amcasının ve babasının sürdürdüğü bağımsızlık mücadelesinin çehresini tamamen değiştiren, yenildikçe daha da güçlenerek bir çığ gibi gelen düşmanlarının karşısında dağ misali dimdik duran bir kahraman… Hayatı iman ve vatan üzere şekillenen bir mücahit…
"Kafkas Kartalı" Şeyh Şamil… 
Ve onun destansı hayatı… 

Romanlarıyla yüz binlere tarihi sevdiren, okurları tarafından "günümüzün Peyami Safa'sı" olarak nitelenen Okay Tiryakioğlu, tarihi roman severleri bu kez Kafkasların imamı, Şeyh Şamil'in müthiş direnişine tanıklık ettiriyor. "Kafkas Kartalı" Şeyh Şamil'in her anı müthiş bir mücadele ve direnişle geçen hayatını capcanlı bir dille bugüne taşıyor.

Şamil, kendisine sonuna kadar inanmış dava arkadaşlarına sevgiyle bakarak, “Son kez hatırlatıyorum,” dedi. “Beni imamlığa siz seçtiniz! Ben bu göreve, kendi irademle gelmedim ve hatta yine şahitsiniz ki gelmemek için çaba sarf ettim; yerime başka adaylar gösterdim. Fakat neticede Gazi Muhammed’in rüyası bir kez daha zuhur etti ve baskınıza daha fazla tahammül edemedim. İki ay evvel, gönülsüz de olsa vazifeyi üstlendim. O ilk gün söylediğimi şimdi tekrarlıyorum! Emirlerime sorgusuz sualsiz itaat edecek, teslim olmayı aklınıza dahi getirmeyecek, hiçbir şart altında bana böyle bir teklifte bulunmayacak, kararlılığımı sorgulamayacaksınız!”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺64,00

Bir "anıcı", "aracı" ve "anlatıcı" olan İlknur Güntürkün Kalıpçı, Cumhuriyet tarihinin ilklerine imza atan, yaşadıkları çağın ötesindeki kadınlarımızı kaleme aldı. Hayat hikâyeleri tüm zamanlara öncülük edecek nitelikte olan "Zamansız  Kadınlar"ımızın anısına...

- İlknur Güntürkün Kalıpçı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 29.7 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺111,75

Hindistan’ı tek bir merkezî idare altında toplamayı başaran ilk hükümdar olarak bilinir.

Avrupa ve Asya’nın kanlı din savaşlarıyla çalkalandığı bir dönemde Ekber Şah, Hindistan’da, toplumsal mutabakatı sağlamak amacıyla ağırlıklı olarak İslamiyet, Hıristiyanlık ve Hinduizmin ahlaki prensiplerini birleştirerek Din-i İlahî adıyla yeni bir din kurdu. Bu sayede Hindistan’daki farklı inanç mensuplarını, ordusunun bayrağı altında birleştirip güçlü bir devlet oluşturdu. Kendisini dinî ve dünyevî meselelerde tartışılmaz otorite ilan eden Ekber Şah, İslam âlimleri tarafından şiddetle tenkit edilmiştir. Ekber’in ölümünden sonra Din-i İlahî tamamen ortadan kalktı. Takip eden yıllarda ticari faaliyetleri bahane ederek Hindistan’a yerleşen İngilizlerin, din ve dil ayrılığına dayanan çatışmaları kullanarak Hindistan’ı bölme, yönetme ve sömürgeleştirme planlarını nasıl hayata geçirdiğini görüyoruz.

Geniş bir araştırmaya dayanan ve Ekber Şah’ın bizzat kaleme aldığı mektuplar şeklinde kurgulanan bu roman, hükümdarın gerçek yaşam öyküsünü anlatıyor. Odak noktasında Ekber Şah’ın mutlak otorite konumuna süratli yükselişinin öyküsü ile farklı dinlerin mensuplarının birlik ve barış içinde yaşadığı bir Hindistan’a dair vizyonu var. Arka plandaysa hükümdarın çalkantılarla dolu kişisel yaşamı, en sevdiği karısıyla olan ilişkisi; hayatta kalan tek oğlu, aynı zamanda amansız rakibi olan Salim Cihangir ile arasındaki trajik mücadele canlandırılıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 720
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺138,60

“Otuza yaklaşmaktayım… Bugüne kadar ne yaptığımı düşündüm. Bir sıfırdan başka netice alamadım. Hayatta hiçbir şey yapmış olmamak gibi korkunç ve utandırıcı bir şey var mı? Son zamanlara kadar ‘Fena bir şey yapmıyorum ya!’ der ve kendimi temize çıkarmaya çalışırdım. 

 

Fakat hadiseler gösterdi ki, fena olmayışım tesadüf eseriymiş, fırsat düşmemiş, zaruret olmamış.

Nitekim hayatın ilk çelmesinde yuvarlanıverdim. İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir. 

Bende bu fena cevher fazla miktarda mevcutmuş. Belki herkeste var… Fakat insan olan onu söküp atmasını, yahut boğmasını biliyor… Dokunmadan bırakmak, bir gün başını kaldırmasına meydan vermek olur…”

Sayfa Sayısı : 328

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı III Hm Enzo 55gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230 gr

₺22,90

“Kafasından hatıralar birbirini kovalayarak 

geçmekte idi. Bütün hayatında kendine göre bir iş bile yaptığını hatırlamıyor, bu ömrü başka birinin yaşadığını sanıyordu. Çocukluğu, delikanlılığı, etrafıyla olan münasebetleri hep yabancı bir dünya ile yapılan temaslara benziyordu. 

Şimdi o, kendine bu kadar uzak bulduğu bu dünyada, ne kadar müthiş azaplar çekiyordu! Bunlara ne lüzum vardı? Neden böyle korkunç çemberler onu sımsıkı bağlıyor, neden ona yavaş yavaş, sindire sindire en öldürücü işkenceler yapılıyordu? Ne için, kim için?” 

Sayfa Sayısı : 312

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 55 gr

Cilt Kapak : Amerikan Bristol 230 gr

₺22,90

"Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar. Halbuki mümkün olanla kanaat etseler, hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler, bu böyle olmaz. Herkes tabii olanı kabul eder, ortada ne hayal sukutu, ne inkisar kalır...

 

Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkân olmadığını hissediyordum. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.”

Sayfa Sayısı : 184

Ebat : 13.5x19.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 55gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230gr

Kapak Tasarımı : Rüveyda Kul

₺16,90

“Atasagun’un ölüm haberini aldıkları 955 yılının kış aylarında, Agarta’dan Atil’e beklenmedik bir misafir gelmişti. 12 Mag’dan birisi olan Bay İtalgu, gizli geçitleri kullanarak Hazar ülkesine ulaşmayı başarmış ve Asena Yusuf Kağan’a Mag’ların selam ve taziyelerini ilettikten hemen sonra sükunetle konuşarak, asıl geliş amacını beyan etmişti:

-Bilge kağanım, korkarım acı gerçeklerle yüzleşmenin zamanı geldi. Asırlar boyunca kurduğunuz hakimiyet, çevrenizde hazırlanan kumpasların zoruyla, neredeyse yıkılmak üzere. Maalesef, Kuzey topraklarında hüküm süren kudretli Hazarların devri, artık sona eriyor…”

*Hazar Kağanı Asena Yusuf ile Bet-Şeba’nın büyük aşkı,

*Yeraltı kenti Agarta’da yaşayan Mag’lar,

*Hz. Muhammed’in (sav) kendi nübüvveti ve Türklerle ilgili gördüğü rüya,

*Ünlü alim El-Mesudi ve Bizans Kralı VII. Konstantinos Porphyrogenitus,

*Fustat şehri, Ben Ezra Sinagogu ve Geniza mektubu,

*Selçuk Bey’in Oğuz Yabgu Devletinden ayrılışı ve Börü Kam’ın kurtları.

*Küre Han ve bataklıklardan çıkan korkunç ejderha Svyatoslav,

*Hazar Kağanı’nın, Don Nehri kıyısında Rus Kağanı’yla yaptığı savaş,

*Hasday ben Şaprut’a gönderilen Hazar mektubu,

*Toledo’ya yapılan son yolculuk ve altın kaplı kafatası…

Bunların hepsi, edebi bir lezzet ve sinematografik bir görsellik içinde Altın Bozkırlar’da bir araya gelerek, meraklı okurlarıyla buluşmayı bekliyor. Gerçek bilgiyle tanışmaya ve keyifli bir okuma şölenine katılmaya, hazır mısınız?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺30,00

Meddah-ı fakir Yusuf Duru’nun kaleminden gençler için ibretlik hikâyeler…

Yusuf Duru’nun titiz bir çalışmayla çok çeşitli kaynakları tarayarak topladığı hikâyelerin her biri birbirinden güzel ve ibretlik. Çok farklı ve çeşitli hikâyeleri bir çatı altında toplayarak okuyuculara sunmayı amaçlayan kitap, sizi sözün binbir değer taşıdığı dünyanın iklimine bir yolculuğa çıkartıyor.

Gençleri okuyucu kitlesi olarak hedefleyen Gençokur Yayınları bu eserle yayın dünyasına bismillah diyerek ilk adımını atıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 11 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2014
₺20,50

Hasta adam diye niteledikleri Osmanlı’nın neler yapabileceğinden habersiz gafillere vuracağı esaslı darbelerden biriydi Teselya. Çöküşün içinde olduğu, kolaylıkla mat edilebileceği düşünürlerken onlar; vatan aşkıyla yanıp tutuşan yürekler, savunmak için atağa geçtiler.

İstanbul’dan, Karadeniz’den, yurdun dört yanından toplanan Mehmetçikler cephede düşmana darbe üstüne darbe vurdular. Kimi vatan aşkıyla yanıp tutuşan cengâverlerdi Kemal gibi, kimi de şairane bir duyarlılığa sahipti Mehmet gibi...

Bu kitapta, onların hüzünlü hikayesini bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺11,25

Fatih Serisi’nin ve soluk soluğa gelişen büyük insanlık serüveninin iç dünyanızda yarattığı heyecan bitecek mi, yoksa bu heyecan daha da alevlenecek ve siz serinin sürmesini mi isteyeceksiniz? Serinin üçüncü romanı FATİH’İN GİZLİ MÜHRÜ, sizleri tarihin ve 21. yüzyılın gizem ve bilinmezlik dolu koridorlarında yüreklerinizi kasıp kavuran bir yolculuğa çıkaracak…

Fatih’in yüzyıllar öncesinden hazırlattığı mühür nerede ve üzerinde ne yazıyor? Mühür, Gizli Sikke ve Büyük Kitap ile birlikte yeryüzünün geleceğini nasıl şekillendirecek?

“İsterim ki, kurmaya çalıştığım cihan imparatorluğu Hazreti Nuh’un Gemisi gibi olsun. Orada herkes birbirini kardeş bilsin. Kimse kimseyle kavga etmesin. Kimse başkasının canına, malına, ırzına, hak ve hürriyetlerine el atmasın, kast etmesin. Kimse başkasını hakir görmesin; bir diğerinin özüyle, sözüyle, soyuyla sopuyla, diniyle imanıyla, nesebiyle, mezhebiyle, fikriyatıyla uğraşmasın; bir diğerini öteki görmesin. Yeryüzünde hiçbir canlı, diğer bir canlıyı kurban seçmesin ve etmesin.”

“Bizler; her birimiz diğerimizden farklıyız. Farklılıklarımız ayrışma noktalarımız değil, birleşme, bir arada olma ve varsıllaşma özelliklerimizdir. Farklıyız, hürüz, bir aradayız, güçlüyüz. Yeryüzünü de aynı yapacağız. Barış, sevgi, kardeşlik içinde özgür ve adalet içinde yaşayacağız...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺40,88

Bugüne kadar Musa’yı sadece efsane olarak bilirdik. Fakat asıl gerçek neydi?
Dünyanın çehresini değiştirmeye davet eden, bir dinin kurucusu olan bu dev kimdi? Gerald Messadié, Musa’yı yazarken tüm kaynakları derleyip toparladı, bu karakteri ve ortamı oluşturmak amacıyla mistik olayların vuku bulduğu diyarları dolaştı.

Prens Ptahmos (Musa) M.Ö. 14. yüzyılda, 1. Seti’nin hükümdarlığı döneminde doğdu. Ünlü Kral 2. Ramses’in yeğeniydi. Gençliği boyunca, firavun toplumuna bulaşan yolsuzluk ve sinizme tanık olmuştu. Daha sonra Prens Ptahmos, annesi ile “Apiru” yani “İbrani” bir işçinin arasında geçen gizli ilişkiyi ve kendi doğumu hakkındaki gerçeği keşfetti…

Kitabın ilk cildi, dört asır süren kölelikten sonra bu halkın isyanının izini sürmektedir. Bize genç prensin, nasıl bir lidere dönüştüğünü ve Kenan diyarına gitmek için Kızıldeniz’i geçerken nasıl mücadeleler verdiğini gösteriyor. Maceralar ve zengin karakterlerle dolu, didaktizm içermeyen, net anlatımıyla dikkat çeken bu roman, sonuna açıklamalar eklenerek zenginleştirilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺31,50

Kızıldeniz’i geçme hikayesi ne derecede doğrudur? İbranilerin çölde hayatta kalmasını sağlayan kudret helvası nasıl bir yiyecektir? Yahveh’in Sina Dağı’nın zirvesinde görünmesine hangi doğaüstü olay neden olmuştur?

Kutsal kitabın en maruf bilmecelerine cevap bulmak ve dahası, bu bilmecelere yeniden hayat verebilmek için Gerald Messadié’nin hem yazar hem de tarihçi bakış açısına ihtiyaç vardır. Ayrıntılı notlarla zenginleştirilen ve hikâyenin aslına bağlı kalan tarihi tabloda; sorunlu kardeş Harun, ilahi hırslara kapılan kız kardeş Miryam, ilk İsrail ordusunun kurucusu olan Yuşa gibi efsanevi kişiler de yeniden betimleniyor. Romanda her şeyden önce Musa’nın olağanüstü hayatı ve göç yolculuğu daha önce hiç bahsi geçmeyen bir biçimde anlatılıyor.

Kahramanının gücünden esinlenilerek kaleme alınan bu roman, okuyucuyu, Musa’nın önderliğinde, Vaat Edilmiş Topraklar’a ve tektanrılı dinlerin başlangıcına doğru bir yolculuğu çıkarıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺31,50

“Biz gaza ile yurt tutmalıyız. Uçlara varılmalı, kâfirin dibinde durulmalı, daim kılıç bileyip yüreklere korku salınmalı. Ki cinin şeytana karıştığı bu çağda bir görklü çınar yüceltelim. Daha çok denize, daha çok ırmağa gidelim. Diyâr-ı Rum bizim için yalnız yaylanıp kışlanacak bir yer değil, asırların vadettiği kutlu bir yurttur.” “Bin Yılın Göçü” serisinin ilk kitabı olan Alplar Çağı’nda, Oğuzların Orta Asya’dan başlayıp Anadolu kapılarına kadar uzandıkları büyük göç serüvenini anlatan Hasan Erimez, ikinci kitap olan Gaziler Çağı’nda da başta Kayılar olmak üzere Oğuzların uzun ve kanlı serüvenlerle Anadolu’yu yurt tutmalarını anlatıyor. Oğuzların “Kutlu Devlet”i asırlar sonra nasıl kuruldu? Kayıları ve bütün Oğuz boylarını Anadolu’ya iten o kutsal ülkü neydi? Tarihi değiştiren Malazgirt Savaşı nasıl cereyan etti ve Sultan Alparslan, Anadolu’nun fetih kapılarını nasıl açtı? İlk akıncı gaziler, Anadolu’yu nasıl fethettiler? Kılıç Arslan ve Türk gazileri, Haçlı ordularını Anadolu’da nasıl dağıttılar? Ertuğrul Gazi, Oğuzların asırlardan beri izini sürdüğü Kutsal Taşı nerede buldu? Ve onun cihana hükmedecek bin yıllık ülküsü neydi? Hasan Erimez, bu romanda tarihi değiştiren hadiselerle beraber Oğuzların binlerce yıllık maddî ve manevî birikimlerini de harmanlıyor ve okuyucuları asırların içinden su gibi akacak unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺49,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 477
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺59,90
1 2 3 ... 29 >
Çerez Kullanımı