Stefan Zweig’ın 1920’de kaleme aldığı ve bir kadının duyguları üzerine yazdığı, en etkili hikâyelerinden biri olan Korku, burjuva yaşamın kapılarından girerek kadın erkek ilişkilerini dramatik bir dille anlatıyor okurlara. Korkunun insan ruhunu adım adım ele geçirdiği hikâyede; utanç duygusu, suçluluk ve öfkeyle dolup taşan bir kadının dünyası, en can alıcı noktalarıyla gözler önüne seriliyor. Varoluşun sorgulanması, kadın erkek ilişkilerinin içyüzü ve toplumsal baskıların insanları nasıl değiştirdiği Stefan Zweig’ın gerçekçi ve detaycı üslubuyla Korku hikâyesinde ele alınıyor.
₺10,90
Amok Koşucusu ikilemlerin hikâyesidir, vicdanıyla aklı arasında kalanların hikâyesi… Aynı zamanda bir delilik hali... Hint Adaları’nda doktorluk yapan adama günün birinde zengin bir kadın gelir, çaresizce doktordan yardım ister, fakat doktor onu reddeder. Kadının zenginliği ve tavırları onu öfkelendirir. Fakat sonrasında, bir insanın hayatını hiçe saydığını düşünen doktor, kadına yardım etmediği için pişman olur ve koşmaya başlar, halk arasında Amok diye bilinen ölümcül delilik halinin pençesine düşmüştür. Önüne gelen her şeyi yok ederek koşar ve en sonunda kendisi de yok olur.
₺10,90
Olağanüstü Bir Gece, sıradan ve tasasız bir hayat yaşarken ailesinden kalan mirasla bir anda varoluşunu temelden sorgulayan bir adamın hikâyesi… Hayata karşı duyarsızlaşan, duygularını yitiren ve hissetmeyi unutan bir adamın sadece bir gecede ruhunun derinliklerinden gelen ve toplumun çizgisinden çıkmasına neden olan bir sorgulama… İnsan olmanın ne olduğu, tutkunun ve en dibe vurmanın yoğunluğu Stefan Zweig’ın derinden düşündüren bu eserinde okurlarla buluşuyor. Hayatını sorgulayarak ruhsal bir dönüşüme giden sıradan bir adamın yaşadığı olağanüstü bir gecesi…
₺10,90

“Stefan Zweig yakasından kavradığı okurunu o huzursuz, tekinsiz, tedirgin dünyasına daha ilk satırlarıyla çekiverir. O bir atmosfer yaratma ustası: “Peşrev paragrafları” ile oyalamaz; bizi ele geçirmesiyle kendimizi bodoslama olayların içinde buluveririz. Bizleri okur olarak genellikle, sonunda karakterlerin bir şekilde dönüştüğü anlatılar etkiliyor. Yakıcı Sır’da öncelikle Edgar’ın dönüşümüne tanık oluruz. Öykünün başındaki o her şeye inanan, yardımsever, güven dolu saf çocuk; aldanmamayı öğrenen, sinsice planlar yapan bir zalime dönüşür. Fakat Edgar masumiyetini yitirmenin bu sancılı sürecini de atlatacak ve sonunda, affetmeyi bilen, kendisine bunca acıyı yaşatmış barona bile, yetişkinliğin kapısını açtığı için minnet duyan olgun bir insana evrilecektir.”

- Gülayşe Koçak


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺15,00

“Tutku ana izlek olarak metnin tam ortasına yerleşse de hiçlik, geri dönüş/dönemeyiş, tecrit, ölüm, gizem, suçluluk, sorumluluk duygusu, gurbet, zaman öyküye hâkim olan manzaradaki takımyıldızları gibi metne serpiştirilmiştir. Hiçbir Zweig öyküsü/romanı yazarın yaşam deneyimlerinden bağımsız değerlendirilemez. Amok Koşucusu’nda da Korku ve Satranç öykülerinde olduğu gibi otobiyografik izdüşümlere rastlamak mümkündür.”

- Nilgün Şimşek


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺12,00

Amok, sarhoşluktan ve çılgınlıktan da öte bir şey… Bir adamı kuduz köpek gibi davranmaya şartlayan, onu cinayete meyilli bir akıl hastasına dönüştüren bir durum... Tuhaf ve korkunç bir zihinsel hastalık... Bu adam, tıpkı o kadın beni görmeye gelmeden önce odamda oturduğum gibi sessiz sakin bir biçimde köşesinde oturuyordur. Sonra birden ayağa fırlar, kamasını kapar, sokağa çıkıp doğruca koşmaya başlar, nereye gittiğinin bir önemi yoktur.

Yoluna kim çıkarsa kamasını ona saplar ve dökülen kan onun daha da çıldırmasına yol açar. Herkes bu çılgın adamı ölümden başka hiçbir şeyin durduramayacağını bilir. Yolundan hızla çekilirler ve ‘Amok! Amok!’ diye bağırarak diğerlerini uyarırlar. Amok koşucusu bu sayede koşar, öldürür, öldürür, öldürür, ta ki kudurmuş bir köpek gibi vurulup öldürülene dek.

Ondan yardımını isteyen bir kadını, kibri yüzünden reddeden bir doktorun sonrasında yaşadığı pişmanlık nedeniyle kendiyle giriştiği savaşımın hikâyesidir bu. Yaşanan en temelde, toplumsalın ona yüklediği görev sorumluğu ile denetlenmesi gereken dürtülerin arasında var olan ikilemdir. Bu süreç insanı öncesinde hiç tahmin edemeyeceği çılgın bir ölüm koşusuna sürükleyebilir.
İnsanı derinliğiyle kavramış bir yazar olan Zweig bu önemli yapıtında insanın varoluşsal çelişkilerini ustaca bir anlatımla okuyuculara sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 6.5 / 8.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺14,85

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat, Monte Carlo’da bir gece, intiharın eşiğindeki başarısız bir diplomatla karşılaşan kadının toplamdaki bir gününü anlatır. Ancak söz konusu zaman aralığı, kadının hayatının en heyecanlı ama sonu hayal kırıklığı ile biten en korkunç günüdür.

Özgürlüğünü ilan ederek tutkularının peşinden giden bu kadının hikâyesi, 1920'li yılların sonlarında Avrupa’nın ‘aristokrat’ tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrıyla da dikkat çeker.

Zweig, olağanüstü gözlem yeteneği ve güçlü cümleleri ile bir kadının kalbinin derinliklerine inerek, aşk ve tutku kavramlarını yeniden sorgulatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 93
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺10,50

Tutsaklar onlar, sırlarının tutsağı... Aralarında benim öğrenmemi istemedikleri bir sır var. Bu ne pahasına olursa olsun bulmam gereken bir sır.

Hiç beklemediği bir şekilde yabancı bir adamla hızlıca arkadaşlık kuran Edgar’ın tüm dünyası yavaş yavaş değişmeye başlayacaktır; ne o ne de annesi bu yabancı hakkında bir şey bilmektedir ve kısa sürede ikisi birden bu kurnaz baronun oyununa gelecektir. Avcı, seçtiği yemin zayıf noktasını kullanarak kendine hedef belirlediği güzeller güzeli avını elde etmeyi amaçlar. Avcı ile avının gizlediği yakıcı sır ise çok geçmeden Egdar’ın canını yakmaya başlar.

Zweig, masum bir çocuğun yetişkinlerin dünyasına adım atışını gözler önüne serdiği Yakıcı Sır’da usta dilini yeniden konuşturuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 12.5 / 17.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺15,00

Cenevre Gölündeki Olay - Unutulmuş Düşler - Ormanın Üzerindeki Yıldız - Mürebbiye öyküleriyle

Birbirinden bağımsız bu beş öyküde, hayatın zorluklarıyla yüz yüze gelen kahramanların yaşadıkları hesaplaşmalar, girdikleri çıkmazlar, geçirdikleri dönüşümler, bazen de kapanmayan defterler yer almaktadır. Kimi zaman tek bir insan kimi zaman da ülkenin politik durumu, kahramanlarımızın hayatlarındaki belki en zor ve en önemli kararları almalarına sebep olacaktır.

Hayatlarının dönüm noktalarında ödeyecekleri bedellerden korkmadan birbirinden cesur adımlar atan karakterlerin sarsıcı öyküleri bu derlemede sizleri bekliyor. Farklı problemlerin arasında gidip gelen hayatlarla birlikte çaresizliği ve hüznü hissedecek, yüreklere dokunan sessiz feryatlara tanık olacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12.5 / 17.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺15,00

Duyarlı bir kısa roman...

Seçkin bir aileye mensup olan Baron R., bir gün hiç farkında olmadan hırsızlık yapar. Bunu izleyen saatlerde, 36 yaşındaki baronun zengin ve tasasız yaşamı tamamen altüst olur.

Genç adam, aynı günün sonundaki olağanüstü gecede, ruhsal bir dönüşüm geçirir ve o güne değin sürdürmüş olduğu amaçsız yaşamın farkına varır. O andan itibaren yeniden kendini hissetmeye ve ilk kez bir insan olarak tutkularıyla gerçek hayatı yaşamaya başlar.

Olağanüstü Bir Gece, insanın kendini keşfetmesinin sürükleyici bir öyküsüdür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺25,50

Tutkulu bir aşk öyküsü...

Zengin ve ünlü bir yazar tatilden Viyana’ya döndüğünde, evinde tanımadığı bir kadından gelen bir mektup bulur. Mektubu yazan kadın, genç kızken komşu dairede yaşamıştır. Yazarın neredeyse hiç hatırlamadığı bu genç kız ona âşık olmuş ve ömür boyu aşkına tutkuyla bağlı kalmıştır.

Telaşlı bir el yazısıyla acele acele yazılmış olan bu mektupta karşılıksız bir aşk dile getirilmektedir.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Zweig’ın en etkileyici yapıtlarından biridir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺23,38

Tutkuların peşinden giden bir kadının sıra dışı öyküsü...

Riviyera’daki bir otelde ailesiyle birlikte kalan bir kadın, gece yarısı ansızın ortalıktan kaybolur.

Bu olay otel müşterileri arasında heyecanlı bir tartışmaya yol açar.

Evli, iki çocuk sahibi otuz üç yaşında bir kadın acaba eşini, çocuklarını ve varlıklı yaşamını geride bırakıp tutkularının peşinden gitmiş olabilir mi?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺25,50

Gömülü Şamdan, Yahudiliğin kutsal emanetleri arasında yer alan ve ait olduğu topraklardan koparılan Menora’nın, Yedi Kollu Şamdanın yolculuğunu öyküler. Tarih boyunca Kudüs’ten Babil’e giden, tekrar Kudüs’e dönen, Titus tarafından Roma’ya götürülen, Roma’dan Vandallar tarafından kaçırılarak Kartaca’ya sürüklenen bu kutsal emanet, günün birinde Konstantinopolis’te yeniden ortaya çıkar. Mucizeye inanan ve ömrü boyunca bu Anı bekleyen Benyamin Marnefeş, şamdanı ait olduğu topraklara geri döndürmek üzere Bizans’a gider.

Çünkü: Umut hep vardır. Menora’nın bu uzun yolculuğu, Stefan Zweig’ın öyküsünde Yahudilerin yüzyıllardır süregelen diaspora hayatıyla özdeşleşir. Gömülü Şamdan salt bir kutsal emanetin değil, aynı zamanda bir halkın da kader yolculuğuna ışık tutar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺13,87

Kendi gerçeğini arayan ve tuhaf rastlantılarla buluşan kayıp ruhlar, Stefan Zweig öykülerinin değişmez sakinleridir. Sıradan, küçük tecrübeler onların yaşamında büyük dönüm noktalarına dönüşerek yazgının yeni bir kapısını aralar. Olağanüstü Bir Gece bu bakımdan Zweig’ın öykücülüğünde zirveyi tutar ve Viyanalı asilzade Baron R.’nin hayatını değiştiren böyle bir tecrübenin, tek bir gecenin öyküsünü aktarır. 20. yüzyıl başında Viyana’da, at yarışı ve bahis heyecanıyla başlayan Olağanüstü Bir Gece, insan ruhunun gizemli doğasının ve erotizmin yardımıyla baronu, sınırları katı ahlaki kurallarla çizilmiş burjuva toplum hayatının dışına çıkarır.

“Çünkü aslında her şey küçük bir yaşantıdan ibaret.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺13,14

Stefan Zweig, yaşamı boyunca yapıtlarıyla hep insanı yücelten, bireyin kutsallığını ve dokunulmazlığını en büyük değer sayan bir hümanizmin öncülüğünü yaptı. Onun hümanizmi, sınırların, ulusların, ırkların üzerinde kalıyordu. Yarının Tarihive Rotterdamlı Erasmus'ta yer alan denemelerinde, Stefan Zweig, bu görüş ve inanışlarını paylaşan, yaşadıkları döneme damgasını vurmuş, insani ve toplumsal değerler açısından yakın olduğu, özdeşleştiği kişileri irdelemektedir. Ölümünden önce kaleme aldığı son denemesi `Montaigne' ve ününün doruğundayken yazdığı deneme alanındaki başyapıtı sayılan, bağnazlığın her türlüsüne karşı savaş ilanı anlamını taşıyan `Rotterdamlı Erasmus', bu kitapta yer alan son iki seçkidir. Stefan Zweig, Almanya'da Nazi egemenliğinin başladığı, özgür düşüncenin, mantığın sesinin kin ve ateşle susturulduğu bir dönemde zorbalığın karşısına düşünceyi, kitle çılgınlıklarının karşısına bireyin insan olarak kutsallığını çıkarıp savunmak istemiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 161
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺24,09

Belçikalı ünlü şair Emile Verhaeren (1855-1916) şiirlerindeki yoğun imge dokusu ve tekniğin belirlediği modern çağı olumlayan tavrıyla Avrupa’nın Walt Whitman’ı olarak ün kazandı.

Stefan Zweig onunla 1902 yazında Belçika’da tanıştı ve tanışır tanışmaz şaire dostluk besledi. Hakkındaki ilk denemesini 1904’te yazdı, ilerleyen yıllarda Verhaeren üzerine çalışmalarını sürdürdü. Verhaeren 1916’da talihsiz bir tren kazasında öldüğünde Birinci Dünya Savaşı iki yazarın yollarını çoktan ayırmıştı.

Zweig, Verhaeren hakkındaki anılarını da derleyerek çalışmalarını yayımlamayı yeğledi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺27,74

Avusturyalı yazar Stefan Zweig bu eserinde, birbirinden farklı insan psikolojileri içinde gezinmekte ve bunları usta bir şekilde betimlemektedir. Beş kısa hikâyeden oluşan bu kitapta: Bir sokaktan öylesine geçip giden bir denizci ile pişmanlık hikâyesine; resmen ot gibi yaşayıp insanlıktan çıkan, sıradan ve kaba bir kadının, zengin bir baronun evine hizmetçi olmasıyla birlikte iç dünyasında yaşadığı sıra dışı heyecanlara; işgal sırasında düşman topraklarında mahsur kalmış bir Fransız askerinin çaresizliğine; gölde ölmek üzereyken kurtarılan, savaştan kaçan bir firarinin aile ve vatan özlemine; liseyi bir türlü bitiremeyen, öğretmeni yüzünden sınıfta kalan bir öğrencinin sancılı hikâyesine şahit olacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 46
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺12,75

Amok daha çok Malezya ve Filipinlerde görülen ilginç bir rahatsızlıktır. Kelime anlamı; sinir krizi geçiren, gözü kara, hiddetle saldıran ve öldüren, katletmeye yönelik çılgınlık, eline geçirdiği silahla koşarak önüne çıkan her şeyi öldürmeye başlama durumunu tanımlayan bir sözcüktür. Bu kelime cinnet hâlinde olma, sonuçlarını hesap edemeden şiddet kullanma hâlini ifade etmektedir.

Bu hikaye Hollanda Doğu Hint Adaları’nda görev yapan, kendini insanlardan soyutlamış, yalnızlaşmış bir doktorun yanına bir gün kendisinden yardım isteyen bir kadının gelmesi ile başlar. Aralarında geçen konuşmalar sonucunda kadının kibirli ve küçümser davranışlarından dolayı doktor ona yardım etmeyeceğini söyler. Fakat kısa süre sonra söz konusu insan hayatı olduğu için çok pişman olur ve kadına yardım etmeye karar verir. Kadına duyduğu öfkeyle başlayan ve yardım talebini tavırlarından dolayı reddeden bu doktorun duyguları sonrasında yoğun bir aşk ve tutkuyla saplantı hâline gelir. Doktor delirmişçesine kadına kendini affettirmenin yollarını arar ve “Amok” diye adlandırılan bu deliliğe kapılır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺12,75

Sıradan bir pazar gününü at yarışlarında geçiren ve oraya gelen insanları gözlemlemeyi seven, heyecan duygusunu kaybetmiş burjuva sınıfından olan bir adamın, duyarsızlaşıp, burjuva ahlakından saparak ilk defa bir suç işleyerek kendini bulma serüvenini anlatır. İşlediği suç sayesinde kendini yeniden hissetmeye başlar ve ateşli hazları olduğunu fark eder. “Kişinin yaptığı en büyük yolculuk, kendi içine yaptığı yolculuktur.” Yaşadığı olağanüstü bir gecede hayatı sonsuza kadar değişir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺18,75

Maddi durumu oldukça iyi olan bir koca ve iki çocuğa sahip evli bir kadın olan Irene, muhteşem bir hayatı varken sekiz yıllık evliliğinden sıkılıp bir maceraya atılmak ister. Kocasını bir piyanist ile aldatıp ona ihanet eder. Ancak sonrasında bu gizli ilişkiden haberi olan hiç bilmediği bir şantajcının onu tehdit etmesi ile karşı karşıya kalır. Bir taraftan pişmanlığı yaşayıp kendi içinde savaşlar verirken diğer taraftan içinde yaşadığı kahredici korkunun her zerresini hisseder. Bu süreç ona sahip olduklarının, ailesinin, çocuklarının ve hayatının güzelliklerinin farkına varmasını sağlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺18,75

İki çocuğu ve kocasıyla tatile çıkmış bir kadının otelden aniden kaybolması ile büyük bir panik yaşanır. Sonradan fark edilir ki kadın kocasını ve çocuklarını bırakıp yakışıklı ve kibar bir delikanlı ile kaçmış. Bunun duyulması üzerine herkes kadını kınar fakat kim olduğu bilinmeyen, tek başına kadını savunan bir adam vardır. Onun savunması üzerine, artık yaşlanmış olmanın cesareti ve hayatının bir sırrını ifşa etmekten kendini alamayan bir kadının; kimseye anlatmadığı, senelerdir etkisinde kaldığı yirmi dört saatlik ders niteliğindeki anısını, kendisini anlayacağını düşündüğü o adama anlatır. Kumar masasında her şeyini kaybetmiş bir adamı nasıl hayata döndürdüğünü ve o adamın onu nasıl hayata küstürdüğünü anlatır. Tek solukta okuyabileceğiniz, kadının derin hissiyatının sizi alıp götürebileceği, bir insanı anlamak için sözcüklere gerek olmadığını hissedebileceğiniz bir eser.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺18,75

“Ama sen benim için kimsin, beni asla ve asla tanımayan sen, akan bir suymuşum gibi üzerimden geçen, bir taşmışım gibi takılan sonra hep giden ve beni terk eden sen.”

“Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu” (Brief einer Unbekannten) adlı eser Stefan Zweig’ın 1920’li yılların ilk yarısında yazdığı uzun öyküsüdür. İsmi bilinmeyen bir kadının ölmeden önce, ömrü boyunca âşık olduğu adama yazdığı mektubu konu alır. Mektubun göndereni belli değildir. Bilinmeyen bir kadının elinden yazılıp çocuğunun ölümü ile başlayıp kendi ölümü ile sonlanan bir kesit arasına sığdırılmış bir kadının hayatını anlatıyor. Bir kadın çocukluk döneminden başlayarak, gördüğü ilk andan itibaren platonik şekilde bir adama âşık oluyor ve ondan ömrünün sonuna kadar vazgeçemiyor. Adamın ona hiç sevgi göstermemesine rağmen bir iki kere adamla birlikte olmasını kendine lütuf sayarak yaşamaya devam ediyor. Taa ki çocuğu hayata gözlerini yumana kadar. Kadın sevdiği adam R.’den ona kalan tek değerli şeyi kaybedince yazdığı mektupla her şeyi anlatıyor. Aşk ve saplantı birbirinden çok farklı iki yoğun duygudur. Biri insanı hayata döndürebilecek iken diğeri hayatından edebilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 60
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺20,90

“Dünya çapında bir şöhreti Zweig’dan başka hiç kimse daha alçakgönüllü ve zarifçe taşıyamazdı.”

- Thomas Mann

20. yüzyıl edebiyatının kuşkusuz en önemli isimlerinden biri olan Stefan Zweig, insanlık durumuna gösterdiği duyarlılık ve olaylara, kişilere karşı hümanist yaklaşımıyla tanınan bir aydındı. Zweig, derin karakter analizleri ve detaylı betimlemeleriyle çağının en önemli yazarları arasında yer almıştı.

Ahmet Arpad’ın derlediği öykülerden oluşan Masalımsı Bir Gece’de Zweig, bir kez daha insan ruhunun derinliklerine iniyor. Çocukluk ve gençlik hayallerinin, unutulmuş düşlerin saklandığı karanlıklara benzersiz üslubuyla ışık tutuyor. Etraflarındaki “yabancı, ateşli” dünyayla aralarında bir bağ kurabilmek için kabuklarından çıkmaya çabalayan tutkulu erkekler, kadınlar ve çocuklar bu öykülerin kahramanları.

“Ah, şu canlılığa bir girebilsem, başkalarının bu titreyen, gülen, soluk alan arzulayışlarına bir akabilsem, onların damarlarına dökülebilsem! Kargaşanın arasında küçücük ve adsız olarak yaşasam; şu dünyanın çamurunda görünmez bir hayvancık, on binlerce gürültüsü arasında arzuyla titreyen ışıltılı bir varlık olsam!”

“Çağımızın gerçek bir tanığı ve yaratıcısı.”

- Hermann Hesse


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 145
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺35,20

Zweig örtülü bir şekilde kendini anlattığını itiraf ettiği bu yaşam öyküsünü kaleme aldığında Almanya’da Nasyonal Sosyalist Partisi iktidara geleli çok olmamıştı. Hitler’in adını bir kez olsun anmamakla beraber Zweig, savaştan uzakta Lutherciler ile Katolikler arasında kalan Erasmus’un yaşam öyküsünü yazarken, aktivistlikten sakınarak yazarlığa odaklanmak isteyen bu adamın açmazını anlatmayı hedefler.

“İnsanlığın barışa ulaşmasının mümkün olduğu inancı tam da korkunç bir bölünmenin yaşandığı anlarda yenilenir, çünkü insanlık ahlaklı bir dünyaya ulaşmanın avutucu sanrısı olmadan, nihai bir uzlaşma hayali olmadan asla yaşayamayacaktır ve asla hiçbir şey yaratamayacaktır.” “Zweig’ın sihirli kalemiyle Erasmus ete kemiğe bürünüyor… Kitap oldukça şaşırtıcı, hem biyografik hem de tarihsel bir kazanım.”

–Percy Hutchison, The New York Times


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 204
En / Boy : 12 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺31,98

Zweig, Freud’un öğrencisi ve arkadaşıydı.

İnsanın bilinçaltında sakladıklarını su yüzüne çıkarmayı ve edebiyat katına yüceltmeyi çok iyi biliyordu.
Amok Koşucusu, kendisinden yardım talep eden mağrur bir kadına karşı duyduğu aşırı tutkunluğun, bir doktoru her şeyini kaybetmek pahasına nasıl esir aldığını anlatan bir başyapıt.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺9,00

Bir Kadının Hayatından 24 Saat

Riviera’da eşi ve iki kızıyla tatil yapan 33 yaşındaki Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur. Kusursuz bir evliliği olduğu sanılan genç kadının, nasıl ve neden ortadan kaybolduğu dedikodu konusu olur. Pansiyonda kalanların hepsi kadını yargılamaya başlar, ancak anlatıcımız onu savununca tartışma alevlenir; masadaki yaşlı ve zarif bir İngiliz hanımefendi de anlatıcıya, gençliğinde başından geçen unutulmaz, inanılmaz bir 24 saatin hikayesini anlatmakta ısrarcı olur. Bu 24 saat içinde hissettiklerinin bir saniyesi bile aklından çıkmamıştır. Bu kadının yaşadıklarını neden bir yabancıyla paylaştığını Zweig en sonda açıklar. Stefan Zweig, başarılı bir karakter yaratıcısı; diğer yapıtlarında olduğu gibi burada da müthiş bir gözlem gücüyle, kahramanlarının iç dünyalarını okurun gözlerinin önüne seriyor, inandırıyor ve etkiliyor.

Satranç

Gestapo tarafından aylarca sorguya çekilen avukat Dr. B., tesadüfen eline geçen bir kitap sayesinde satranç öğrenir ve zamanla ustalaşır. Bütün oyunları ezberler, gecesi gündüzü satranç olur. Serbest kaldıktan sonra Arjantin’e gitmek üzere bindiği gemide dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic de vardır. Ve düello kaçınılmazdır.

Stefan Zweig’ın başyapıtı sayılan Satranç, dünya edebiyatının klasikleri arasındadır.

Ölümsüz Kardeşin Gözleri

 

Şimşek Kılıç, Adalet Kaynağı, Yalnız Yıldız,

Nasihat Tarlası. Her biri farklı bir erdemi, ülküyü ve de hayat yolunda belli bir dönemeci simgeleyen bu dört adın tek bir sahibi var: Virata. Kralın hizmetine adadığı kılıcıyla bilmeden ağabeyi Belangur’u öldüren ve bu günahın bedelini ömrü boyunca ödemek zorunda kalan bir bahtsız.

Zweig’ın görece az bilinen bu öyküsü, yine aynı yıl yayımlanan Hermann Hesse’nin Siddhartha’sı gibi kadim Hint bilgeliğine göz kırpan keyifli bir mesel tadında.

Mecburiyet

Stefan Zweig, tüm dünyaya yayılan savaş ve yıkım dehşeti karşısında eşiyle birlikte intiharı seçti.

Savaş karşıtlığı, yazarın yaşamı önceleyen hümanist dünya görüşünün mihenk taşlarından biriydi. Bu yönden bakıldığında Mecburiyet tam bir Zweig anlatısıdır.

Ülkesindeki savaştan kaçarak eşiyle birlikte İsviçre kırsalına sığınan Ferdinand adlı bir ressam, askerlik muayene çağrısıyla birlikte kendini içten içe dayatan “mecburiyet” duygusu karşısında direnmeye çalışır.

Bir Zanaatkarla Beklenmedik Karşılaşma

Kendini Paris’in renkli kalabalık caddelerine vuran anlatıcı, bakışına değen ne varsa gizeme dönüşen bir avare kesilmiş gezinirken bir anda gözüne şüpheli bir yabancı ilişiyor. Kanarya sarısı pardösüsü içinde, Gogol öykülerinden fırlamış bir memuru andıran bu adamın çok geçmeden avını arayan bir yankesici olduğunu fark ediyor. Ve bir yanda zanaatın gönül çelen büyüsü, diğer yanda vicdan ve ahlak duygusu ikilemiyle kendini beklenmedik bir maceranın içinde buluyor.

Dickens’ın Oliver Twist’inden Robert Bresson’un Pickpocket’ına uzanan çizgide atlanmaması gereken bir uğrak.

“Çünkü sanatın hiçbir türü gerçeğin en yoğun anıyla boy ölçüşemez.”

Yakan Sır

Geçirdiği hastalığın ardından annesiyle birlikte dinlenmek için bir dağ kasabasına giden on iki yaşındaki Edgar, otelde yakışıklı ve genç bir soyluyla arkadaş olur. Oysa çapkın baron aslında çocukla değil güzel bir kadın olan annesiyle ilgilenmektedir. Kendini yetişkinliğin sınırında hisseden Edgar için baronla arkadaş olmak, çocukluktan çıkıp büyüklerin dünyasına adım atmak demektir. Bu yalnız ve sağlıksız çocuk hayallerle gerçekler arasında gidip gelirken, annesiyle baron da birbirlerine yaklaşırlar. Büyük bir sır paylaştıklarına inandığı bu iki yetişkinden kuşkulanan ve sevgi gösterdiği kişilerin ihanetine uğradığına inanan Edgar, çocukluğun hayaller âleminden çıkıp yabancı ve bilinmez bir dünyanın eşiğinden ister istemez geçecektir. Ancak büyümenin sandığı kadar kolay olmadığını acı bir deneyimle öğrenecektir.

Stefan Zweig’ın en etkileyici novellalarından olan Yakan Sır, insan ruhunun gizli köşelerine uzanan, zaaflarına ayna tutan bir küçük mücevher.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 572
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2020
₺41,07

Kitaptaki iki novelladan biri olan Ay Işığı Sokağı’nda olaylar Fransa’nın küçük bir liman kentinde geçer. Kendisini Almanya’ya götürecek treni bekleyen bir yabancı, liman bölgesinde ay ışığının aydınlattığı sokaklarda dolaşırken bir meyhaneye girer. Orada tanıştığı garson kız ve sonradan içeriye gelen bir erkek, beklenmedik bir hikâyenin kahramanları olurlar.

Yürek Çöküntüsü ise, eşi ve 19 yaşındaki kızı Erna ile tatile çıkan varlıklı işadamı Salomonsohn’un hikâyesidir. Bir gece kızı Erna’nın gizlice odasına döndüğünü gördüğünde ne kızını sorguya çeker ne de karısına söz eder gördüklerinden. İçi içini yer. Kuşkular içinde kıvranırken hem ailesinden hem de hayattan uzaklaşır, hatta bu uzaklaşması nefrete dönüşür. Yürek Çöküntüsü, dile getirilemeyen düşüncelerle gitgide zehirlenen Zweig karakterlerinin yer aldığı en etkileyici örneklerden biri.

“Yüreğin adamakıllı sarsılabilmesi için ille de kaderin güçlü tokadı ya da her şeyi sertçe söküp atan bir güç gerekmez her zaman; hatta gelişigüzel nedenle yıkımı yaratmak, kaderin ele avuca sığmaz heykeltıraş isteğini tahrik eder.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺7,50

Zweig, Freud’un öğrencisi ve arkadaşıydı. İnsanın bilinçaltında sakladıklarını su yüzüne çıkarmayı ve edebiyat katına yüceltmeyi biliyordu. Amok Koşucusu, kendisinden yardım dileyen mağrur bir kadına karşı duyduğu aşırı tutkunluğun, bir doktoru her şeyini kaybetmek pahasına nasıl esir aldığını anlatan bir başyapıt.

“Köylerdeki insanlar bir Amok koşucusunu hiçbir gücün tutamayacağını bilirler... O nedenle böyle biri yaklaştığında bağırarak önceden uyarırlar: Amok! Amok! Ve herkes kaçar... Ama Amok koşar, hiçbir şey duymaz, hiçbir şey görmez, koşar, önüne çıkanı devirir...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺7,50

Ünlü roman yazarı R., üç günlük dağ gezisinden döndüğünde postada, “Beni hiç tanımamış olan sana” diye başlayan imzasız, upuzun bir mektup bulur.

Bu cümle bütün öykünün özetidir aslında. Yıllarca tek taraflı yaşanmış, bırakın karşılık bulmayı, farkına dahi varılmamış bir aşkın ilanı. Tanınmamak, bir değil birçok kez, hatta bir ömür boyu katlanılan bu kara yazgının üstelik bir başka kurbanı daha vardır.

“… o gün beni tanımadığın için ilk kez acı duydum, senin tarafından tanınmamak, bu yazgıyı bütün bir ömür yaşadım ve onunla da öleceğim; tanınmamış, senin tarafından hâlâ tanınmamış bir şekilde.
O hayal kırıklığını sana nasıl anlatabilirim?”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 72
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺16,90

Stefan Zweig, tüm dünyaya yayılan savaş ve yıkım dehşeti karşısında eşiyle birlikte intiharı seçti. Savaş karşıtlığı, yazarın yaşamı önceleyen hümanist dünya görüşünün mihenk taşıydı. Bu yönden bakıldığında Mecburiyet tam bir Zweig anlatısıdır: Ülkesindeki savaştan kaçarak eşiyle birlikte İsviçre kırsalına sığınan Ferdinand adlı bir ressam, askerlik çağrısıyla kendini içten içe dayatan mecburiyet duygusu karşısında direnmeye çalışır.

“Tabii ki halkın bir parçası olmalısın, ama halk aklını kaçırdıysa sen de onlarla kaçırmak zorunda değilsin. Onlar için yalnızca bir sayı, rakam, alet, kurbanlıksın belki ama benim için hâlâ kanlı canlı bir insansın ve seni onlara teslim etmeyi reddediyorum.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺13,50

Riviera’da eşi ve iki kızıyla tatil yapan 33 yaşındaki Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur. Kusursuz bir evliliği olduğu sanılan genç kadının nasıl ve neden ortadan kaybolduğu dedikodu konusu olur. Pansiyonda kalanlar küçük çaplı bir Madam Bovary vakasıyla karşı karşıya oldukları düşüncesiyle kadını iffetsizlikle suçlar, anlatıcımız da kadını savununca tartışma alevlenir. Masadaki yaşlı ve zarif bir İngiliz hanımefendi de hoşgörüsünden cesaret bularak anlatıcıya gençliğinde, bundan tam 24 yıl önce, başından geçen unutulmaz bir 24 saatin hikâyesini anlatmaya başlar.
“Tüm duygularımla bu yabancı insanın, bu neredeyse her şeyini kaybetmiş, ölümün eşiğine gelmiş insanın tüm hırsları ve tutkularıyla son bir şeye tutunduğunu hissediyordum.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 12,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺17,90

"Hücum hiç de fena planlanmamıştı. Bu bey, bir amatöre göre alışılmamış bir yeteneğe sahip aslında."

Stefan Zweig 1920 ve 1930'larda özellikle ABD, Avrupa ve Güney Amerika'nın en ünlü yazarlarından biriydi. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Olağanüstü Bir Gece, Yakıcı Sır ve Karmaşık Duygular yazarın en önemli eserleri arasındadır. 1934'te Naziler tarafından sürgün edilince önce İngiltere'ye, 1940'ta da Brezilya'ya yerleşti. 1942'de ikinci eşiyle birlikte intihar ederek hayatına son verdi. Stefan Zweig'ın intihar etmeden önce kaleme aldığı Satranç, aynı zamanda yazarın en iyi öykülerinden biri olarak kabul edilmektedir. Brezilya'ya sürgününe neden olan ve insanları İkinci Dünya Savaşı dramına sürükleyen Nazi baskısının bütün izlerini burada görmek mümkündür.

Buenos Aires'e doğru yola çıkan bir gemideki Dünya Satranç Şampiyonu Czentovic'in karşısına bu sefer hiç alışkın olmadığı bir rakip çıkar. Nazilerin tutsağı olan Dr. B., yaşadığı alışılagelmedik işkence süresince kendisine dayanak noktası olarak satranç oyununu almış, zihin sağlığının sınırlarını zorlayana dek bu oyunu bir saplantı haline getirmiştir. Seneler sonra satranç taşlarını eline aldığında geçmişte bıraktığı kâbusları yine gün yüzüne çıkacaktır...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺11,48

Politik hayatta sadece bozguna uğrayanlar hatalıdır ve tarih üzerlerinden demir ökçeli ayakkabılarla geçer.
Mary daha henüz bebekken politika onun masum hayatına acımasızca girmiş, olgunlaşmamış bedenine yerleşmiş ve saf ruhunu ele geçirmişti. Çünkü politika oyununun zar ustalarının etkisi altında olmak Mary’nin yazgısıydı. Engellenmeden benliğini geliştirmesine izin yoktu. Hayatı boyunca siyasetin piyonu olacaktı; bir kraliçe, bir vâris, bir müttefik veya düşman olarak bilinecekti, ama asla sadece bir çocuk, bir kız veya bir kadın olamayacaktı.

Babası James’in ölümüyle daha henüz bebekken İskoçya kraliçesi olan Mary Stuart’ın ihanet ve kanla yazılmış fırtınalı hayatını zevkle okuyacaksınız. Mary Stuart’ın yaşamı bize politikanın acımasızlığını gösterirken, aynı zamanda tarihin kazananlar tarafından yazıldığını da gösteriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺36,75

Stefan Zweig’ı dünyada başka hiçbir ülke Brezilya kadar cezbetmemişti. Kozmopolit yazar İkinci Dünya Savaşı’nın ortasında, Avrupa kendini yok ederken bu ülkeye geldi ve doğal güzelliği, barışçıl yaşam tarzı, insanlarının hoşgörüsüyle büyülendi.

Brezilya’yı her bakımdan Avrupa’nın karşı modeli olarak değerlendiren Zweig, dünyanın geleceğini burada görüyordu; Yaşamak için bu ülkeyi seçmişti, ölmek için de burayı seçecekti. İlk kez 1941 yılında Stockholm’de yayımlanan Brezilya, Stefan Zweig’ın bu ülkeye ilanıaşkıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺29,20

Bir çağı bitirip bir başka çağı açan ender olaylardan olan İstanbul'un fethi, gerçekleştiği günden bu yana hem tarihsel çalışmalara konu olmakta, hem dünya siyasetini etkilemekte, hem de efsaneler yaratmaktadır. 
Doğu Roma İmparatorluğu'nun topraklarına yayılan Osmanlı Devleti, bu fetihle gerçek bir imparatorluğa dönüşmüş ve kendisini yeni Roma İmparatorluğu olarak görmeye başlamıştır. Hem bu fikri kabullenen hem de Türkler'e hak ettikleri değeri vermek hususunda yetkin davranan yazar, derin bir öykü anlatma tutkusuyla bir tarihî panorama çizmeyi başarıyor. Fethi hazırlayan sürece kısaca değinen ama daha çok, batılı bir gözle kiliseler arasındaki kavgayı, güç çekişmelerini ve çatışmaları yorumlayan yazar, bu eserinde kendi dünyasının değerlerini aşkın bir tutumla ortaçağın değerlerine ışık tutmak için kullanıyor.

Ünlü Alman yazar ve biyograf Stefan Zweig'ın eşsiz anlatımı ve konuya tarafsız yaklaşımıyla oluşmuş bu metin, fetih ve fethin Avrupalılar için öneminden bahseden bölümüyle de fikir dünyamıza katkı sağlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺25,00

Lyon’da Düğün Fransız Devrimi sırasında yaşanan kargaşa ve zulüm günlerinde ölüme yaklaşan insanlara umut veren bir aşkın hikâyesidir. 1793’te kentte kurşuna dizilmeyi bekleyen karşı devrimcilerin toplandığı hapishane tuhaf bir nikâha sahne olur. İki Yalnız İnsan, acı çeken iki çaresiz insanı buluşturur. Birinin yüreğinden kopan çığlık diğerininkinde karşılık bulurken, farkında olmadan birbirlerinin yıllar süren yalnızlığına son verirler. Wondrak ise yazarın savaş karşıtı yapıtlarından biridir. Bohemya’nın küçük bir kentinde çirkinliğiyle sürekli alaya maruz kalan bir kadın tecavüze uğradıktan sonra doğurduğu çocuk sayesinde yaşama tutunmuştur, ama patlak veren Birinci Dünya Savaşı yüzünden oğlunu askere alarak ondan koparmaları söz konusudur. Zweig bu öykülerde toplum dışına itilmiş karakterleri üzerinden insanlık durumunu analiz eder. Karakterlerinin başlarından geçenler “yazgı” değil, insanlığın iflasının sonucudur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺12,80

Alman dilinin en çok okunan yazarlarından olan Stefan Zweig’ın kitapları ellinin üzerinde dilde, milyonlarca baskıya ulaştı. Kısa hikâyeleri kadar biyografileriyle de dünya edebiyatının en önemli figürlerinden biri olan Avusturyalı yazar Zweig’ın Ay Işığı Sokağı isimli kitabı, benzersiz üslubuyla kaleme aldığı dört hikâyesini içeriyor: Ay Işığı Sokağı, Leporella, Leman Gölü’nde Hadise, Ormanın Üzerindeki Yıldız. Bu kitabı Zweig’ın insan ruhunun derin ve karanlık noktalarına nasıl güçlü bir mercek tuttuğunun ispatı niteliğinde.

“O çok iyiydi. Bana karşı da, onu o sefaletten kurtardığım için bana çok minnettardı… ve minnet duyduğunu biliyordum da… Ama ben bunu duymak istiyordum, tekrar tekrar… Bu bana iyi geliyordu, teşekkürünü duymak… Bayım, iyi olduğunu hissetmek o kadar güzel ki… Özellikle de insan, aslında kötü olanın kendi olduğunun farkındaysa. Bunu sürekli işitmek için tüm paramı verebilirdim.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺16,10

Irene Wagner, şehrin önde gelen zengin avukatlarından birinin eşi. Tam bir burjuva hayatı sürdürdüğü lüks içindeki eğlenceli yaşamı, gün gelir Irene’i tatmin etmez olur. Tehlikeli ve yasak olanın cazibesine kapılarak, genç bir piyanistle bir ilişkiye başlar. Ne ki, bir süre sonra piyanistin sevgilisi onu yakalar ve yaptığı şantaj ve manevi işkencenin şiddetini her geçen gün arttırır. Olanları kocasının öğrenme korkusu, her şeyini kaybetme endişesi Irene Wagner’i öyle bir etkisi altına alır ki, ruhu adeta bir mengeneye hapsolur… Dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Stefan Zweig, kitabın şaşırtıcı sonuna dek gerilimi diri tutuyor.

“Kocası fark ettirmeden Irene’e yaklaştı. Parmaklarının çıplak kolunu okşadığını hissetti ve gözlerinde garip bir ışık vardı. Şu an o sağlam vücuduna doğru atılıp, ona sıkı sıkı sarılıp her şeyi itiraf etmek için bir arzu duydu içinde; acı çektiğine şahit olduğu bu anda ona sarılıp kendisini affetmeden bırakmamak için. Ama yanan lambanın donuk ışığı yüzünü aydınlatıyor ve utanıyordu. Konuşmaya korkuyordu.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺16,10

Büyüklerin karmaşık ilişkilerini ve sırlarını sonsuz bir merakla gözlemleyen çocuklar, Alman edebiyatının ustası Stefan Zweig’ın eserlerinde sıkça kendine yer bulur. “Mürebbiye” isimli kısa öyküsünde de, iki küçük kız kardeş, mürebbiyelerinin herkesten sakladığı sırrını öğrenirler. Adım adım talihsiz bir sona sürüklenen mürebbiyeleri için bir şey yapamamak kalplerini gün geçtikçe daha fazla kederle dolduracaktır.

Alman dilinin en çok okunan yazarlarından olan Stefan Zweig’ın kitapları ellinin üzerinde dilde, milyonlarca baskıya ulaştı. Kısa hikâyeleri kadar biyografileriyle de dünya edebiyatının en önemli figürlerinden biri olan Avusturyalı yazar Zweig’ın Mürebbiye isimli kitabı, benzersiz üslubuyla kaleme aldığı dört farklı hikâyesini içeriyor: Mürebbiye, Unutulan Hayaller, Kadın ve Doğa, Bir Yaz Hikayesi.

“Zavallı mürebbiyemiz, dedi yine bir tanesi çok üzgün şekilde. Sürekli, ama sürekli bir merhamet iniltisi halinde bu cümle çıkıyordu ağızlarından.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺16,10

Bir hastalıktan kalkan Edgar ve annesi Avusturya’nın Alplerinde küçük bir otelde kısa süreli bir tatile çıkarlar. Burada yakışıklı bir baron Edgar’la ilgilenmeye, onunla arkadaşlık etmeye başlar. On iki yaşındaki Edgar, hızla, bir yetişkin tarafından arkadaşlık edilmeye layık bulunmanın baş döndürücü etkisine kapılır. Bir süre sonra baronun annesiyle uzun sohbetleri, onu aralarına almamaları, dahası atlatıp baş başa gezintilere çıkmaları Edgar’ı kuşkulandırmaya başlar. Ondan muhakkak bir sır saklıyorlardır, ama nasıl bir sır…

Stefan Zweig, Yakıcı Sır’da yetişkinlerin sırlarla dolu dünyasına beklenmedik şekilde adım atan Edgar’ın hikâyesini çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

“Dünkü gibi sohbet etmiyor gülmüyor, tutuk görünüyorlar, bir şey saklıyorlar. Aralarında bana söylemek istemedikleri bir sır var. Her ne olursa olsun öğrenmem gereken bir sır. Bu kesin kitaplarda ya da operada anlatılan, erkek ve kadınların kollarını açıp birbirlerine şarkılar söylediği, sarılıp birbirlerini ittikleri, görmemem için kapıyı kapattıkları o sırlardan olmalı.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺16,10

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 48
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺6,90

Rio’ya ayağımı basar basmaz gördüklerimle, yaşamımda o ana kadar hiçbir şeyin beni böylesine güçlü etkilemediğini kavramıştım. Aynı zamanda hayran kalıp sarsılmıştım. Çünkü beni burada bekleyen sadece, deniz, dağlar, kent ve tropikal bir doğadan oluşan eşsiz bir manzara değildi, o güne kadar bilmediğim çok değişik bir tür medeniyet de dikkat çekiyordu.

S. Zweig

Stefan Zweig 1936 yılında konferanslar vermek için geldiği ve haftalarca kaldığı Brezilya’da yaptığı uzun yolculuklarda dünyanın bu beşinci büyük ülkesinin balta girmemiş ormanlarını, insan ayağı basmamış yörelerini, Amazon bölgesini, eşsiz doğasını, büyük kentlerini, her gittiği yerde karşılaştığı hoşgörülü, sıcak insanlarını tanımış ve tüm izlenimlerini son kitaplarından biri kabul edilen Brezilya Geleceğin Ülkesi ’nde toplamıştır. Zweig’ın bu Güney Amerika ülkesine, doğasına ve insanlarına âşık olduğunu anlatımındaki içtenlikte görüyoruz. Sonsuz topraklarda çok değişik kökenli milyonlar yaşasa da Brezilyalı’nın yaşam sevinci, iç huzuru ve her yabancıyla çabucak ve sorunsuz anlaşması Zweig’ı hemen büyüleşmişti. Hümanist görüşlü, kozmopolit yazarı gittiği sayısız ülke arasında en çok heyecanlandıran ülke Brezilya olmuştu. Onun coşkusunu bu yapıtında görmemek mümkün değil. İkinci Dünya Savaşı’nın eşiğinde, Nazilerin güçlendiği, Avrupa’nın kendi kendini çökertmeye başladığı yıllarda her şeyiyle olağanüstü ülke Brezilya ona bir cennet gibi gelmişti.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺24,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 761
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺69,75

Ölümsüz kardeşin gözleri, Stefan Zweig’ın dilinden bir kendini arama ve bulma hikayesi. Ancak bu öyle basitçe bir ‘arayıp bulma’ değildir. Kudretli bir devlet yöneticisi olan virata’nın her seferinde sınanması ve her sınamada bir şeylerden vazgeçmesinin de hikayesi aynı zamanda. Yanlışlıkla öldürdüğü kardeşinin kapanmamış gözlerini sürekli üzerinde hisseden Virata, önce en yüksek devlet makamından, ardından en adil yargıçlıktan, daha sonra ise evinden, malından ve mülkünden ayrılarak ormanda yaşamaya başlar. Ne var ki, bir şeylerden vazgeçip tamamen “eylemsiz” kalmanın bile onu günahlardan ve kötülükten korumaya yetmediğini fark eder. Ölümsüz kardeşin gözleri, erdem, adalet, eylem, eylemsizlik, kötülük ve iyilik ekseninde incelikle dokunmuş bir arayış kitabı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺15,90

Zweig’ın menkıbelerinde hikâye edilen kişiler Tanrı’yı ve kendilerini ararken hayatlarının anlamını bulacaklarına dair umutlarını her daim korurlar. Yazar Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor’da Rahel ile Yakup’un Eski Ahit ’teki hikâyelerini Kutsal Kitap’taki anlatım biçimini anıştıran bir üslupla ve elbette kendi yorumunu katarak aktarır. Üçüncü Güvercinin Hikâyesi’ni de Nuh Tufanı’ndan esinlenerek kaleme almıştır. Nuh’un tufandan sonra suların çekilip çekilmediğini anlamak için gönderdiği üçüncü güvercin geri dönmez. Ancak Zweig’ın öyküsünde güvercinin dönmeyişinin nedeni Eski Ahit ’teki gibi toprağın kuruması değil, her yerde ölüm ve felaket görmesidir. Esin kaynağı Bhagavad Gita olan Ölümsüz Kardeşin Gözleri ise Virata adlı bir savaşçıyla ilgilidir. Bir savaşta bilmeden öldürdüğü ağabeyinin gözleri Virata’yı her yerde izler. İnsanlardan uzakta, günahtan arınmış olarak yaşamını sürdürmeye çalışsa da, eylemlerinin başka insanların yaşamlarını etkilemesine engel olmayacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺16,00

Okuyacağınız bu kitap; Avusturyalı yedek subay Baron Friedrich Michael von R……..’nin 1914 yılının sonbaharında Rava Ruska savaşında ölümünün ardından masasının üzerinde mühürlü bir paket içinde bulunmuştur ve ailesi tarafından Stefan Zweig’e iletilmiştir.
Zweig, her ayrıntısına sadık kalıp sadece isimleri değiştirerek, ekleme yapmadan bu eseri okurlarıyla buluşturmuştur.

O akşam yaşayacağım son bir karanlık an kalmıştı, o da mutluluk içinde evime ulaştıktan sonra kapıyı açıp odama giden karanlık koridora girdiğim andı. Eskiden yaşadığım bu eve girersem, eski yaşantıma dönecekmişim korkusu içimde belirdi. O eski “ben” in uyuduğu yatağa yatarsam sanki o akşam büyük bir memnuniyetle kurtulduğum tüm o eski şeyler yeniden üzerime hücum edecekmiş gibi geldi. Hayır, eski hâlime geri dönemezdim. O, gerçek dünyadan kopuk, kusursuz görünen, duygusuz beyefendiye dönüşemezdim. Öyle olmaktansa suç ve dehşet karanlıklarında yeniden kaybolurdum daha iyi. Ama hayatın gerçekliğini tatmalıydım. Yorgundum, anlatamayacağım kadar yorgun. Fakat uyumaktan, uykunun o gece benliğimde uyanan tüm o sıcak, capcanlı ve samimi duyguları alıp götürmesinden, uyanınca yaşadığım her şeyin kısacık ama asılsız olağanüstü bir rüyaya dönüşmesinden korkuyordum...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺17,25

Bu kitap doğu Hint adalarında doktorluk yapmakta olan bir adamın görevi ile duyguları arasında kalışının hikayesidir...

Amok koşucusu; güç, tutku, utanç ve hızla deliliğin pençesine düşen bir adamı anlatmaktadır. Pişmanlıklar içinde kıvranan, tutkunun esiri olan, vicdanını rahatlatmak için verdiği sözü tutmak adına hayatını ortaya koyan bir adamın öyküsüdür.

Zweig, hayatının bir yansıması sayılabilecek bu hikayede; intihar kavramını, korkularını, saplantılı bir ruh halini, bir insanın yaşadığı çözümsüzlükleri kendine has tarzı ile ustalığını harmanlayarak bu eseri okuyucularına aktarmayı başarmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺17,25
  • Kadın Ve Manzara
  • Satranç
  • Bir Kalbin Çöküşü
  • Korku
  • Karmaşık Duygular
  • Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
  • Cenevre Gölü’ndeki Olay
  • Mecburiyet
  • Unutulmuş Düşler
  • Amok Koşucusu
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
  • Yakıcı Sır
  • Olağanüstü Bir Gece

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 968
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺223,90

“Zweig’dan ‘kadınlar böyle olursa yaşamları kalmaz, kala kala bir enkaz kalır geride’ye dair okunacak öyküler. Hüzünlü mü? Elbette. Ancak bir o kadar da lezzetli. Bir o kadar Zweig.”

- Müge İplikçi

Stefan Zweig’dan dört kısa roman; “yaşadım” diyebilmek, delice bir tutkunun damarlarında dolaştığını hissedebilmek için bütün bir yaşamlarını ateşe veren dört kadın…  Yaşamın o tutkulu özüyle dolu tek bir an için her şeyi göze alan kadınlar…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺40,18

Stefan Zweig, yüzyıllarca “unutulmuş bir adam” olarak kalan Castellio’nun şahsında hoşgörüye karşı hoşgörüsüzlük, özgürlüğe karşı vesayet, hümanizme karşı bağnazlık, bireyciliğe karşı mekanikleşme, vicdana karşı şiddet sorunlarını ustalıkla ele alarak ortaya unutulmaz bir yapıt çıkarıyor.

Satranç Protestanların Katolik Kilisesi’ne karşı giriştikleri mücadelede “düşünce ve inanç özgürlüğünü” ateşli biçimde savunan Calvin, Cenevre’de iktidarı ele geçirince bir din devleti sistemi kurar. Bir diktatöre dönüşüp toplumu kendi belirlediği kalıbın içine hapseder:

İnsanların yakıldığı, işkence gördüğü, herkesin birbirini ihbar ettiği baskıcı bir ortam söz konusudur artık. Döneminin önde gelen bilginlerinden Sebastian Castellio, Calvin’in kendi görüşlerine aykırı fikirleri savunduğu gerekçesiyle Servet adında bir başka bilgini din adına yaktırmasıyla kimsenin söylemeye cesaret edemediğini söyler:

“Bir insanı öldürmek asla bir öğretiyi savunmak değildir, bilakis: Bir insanı öldürmektir.” Böylece Castellio ve Calvin arasındaki amansız mücadele çağları aşan bir boyut kazanır...

Castellio Calvin’e Karşı, zorbalığa karşı tek başına ayakta duran bir vicdanın çarpıcı mücadelesi... “Castellio hakkında hiçbir şey bilmiyordum, onunla tanışmış olmaktan gerçekten mutluyum ve geçmiş zamandan bir dost edinmiş durumdayım.”

Thomas Mann


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 241
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺40,88
1 2 3 4 >
Çerez Kullanımı