Francis Bacon'la Söyleşiler

David Sylvester’ın gerçekleştirdiği ve yaklaşık 25 yıllık bir zaman dilimine yayılan bu söyleşiler, Bacon’ın kendine özgü konuşma dili üzerinden sanatçının üretim süreçlerine, tuval karşısındaki gerginliklerine, takıntılarına, zihin dünyasında yaşadığı fırtınalara ilişkin her türlü çerçevenin dışında ve sınırları aşan bir tanıklık sunuyor. 

20. yüzyılın en yaratıcı dehalarından birinin yaşamı, yapıtları ve imgeleri üzerine eşsiz bir kitap. 141 görselle birlikte.

“Baştan çıkartıcı… Samimi, akıcı bir metin, aynı ölçüde çarpıcı biçimde resimlendirilmiş.”

The Sunday Times

“Bir sanatçının yapıt bütünlüğünü aydınlatmak söz konusu olduğunda bu kısa fakat doyurucu kitabı geçebilecek yok.”

Observer

“Baştan sona etkileyici.”

The Spectator

“Ezra Pound ve T.S. Eliot’ın eleştirel yazılarının 1920’ler ve 1930’lar şiirinin üzerine etkisi gibi, 20. yüzyılın son çeyreğinde resim üzerinde aynı büyüklükte bir etkiye sahip olabilir.”

Stephen Spender

“Ressama dair en değerli belge.”

Sunday Telegraph

(Tanıtım Bülteninden)

  • Kitap Adı: Francis Bacon'la Söyleşiler
  • Yazar: David Sylvester
  • Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750854354
₺82,90

Siyah beyaz bir fotoğraf karesi gibi Yeşilçam; bir kenara atılmış, tozlu raflarda duran, ama her bakıldığında insanın ruhuna elemle karışık bir saadet yayan, ucu yanmış bir fotoğraf karesi.

Fakir ama gururlu erkekleri, amansız hastalıklara yakalanan kadınları, imkânsız aşklarıyla o 24 fotoğraf karesinde her şey biraz daha masum sanki.

Türk sinema tarihinin en yakışıklı jönlerinden Ediz Hun o dönemin başkahramanlarından biri. Beyoğlu Emek’te, yaz günlerinde açık hava sinemalarında, zaman zaman da televizyon ekranlarında yıllarca konuk oldu hayatlara. Onu hep canlandırdığı karakterlerle beyaz perdeden izledik, ama işin bir de perde arkası vardı. Ediz Hun bu kez kurgu değil, gerçek bir hikâye anlattı. Cihangir’de başlayıp Norveç’e kadar uzanan, içinde birbirinden güzel anıları, üstün başarıları ve bir halkın hayranlığını saklayan bu hikâyede başrol yine onun.

Kitap Adı: Film Gibi Geçti-Ediz Hun

Kitap Yazar Adı: Rıza Oylum

Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

Editör: Ezgi Hotalak

Kapak Tasarım: Emir Tali

Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut

Sayfa Sayısı: 220

Ebat: 13,5x19,5

Tür: Söyleşi

Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

₺51,90

“Düşe kalka yaşadık, düştüğümüz yerden kalktık, kaldırdılar hamdolsun. Çünkü bütün ruhumla biliyorum ki sayısız afetlerin yağmur gibi yağdığı o şaşaalı şöhret yolunda çamura saplanıp kalmadıysak gayretle değil, himmetle olmuştur. Allah’ın lütf u keremi, büyüklerin himmetleri ile olmuştur. Öyle bir ömür yaşandı ise şayet, sadece bir kişi bile olsun o ömürden çıkarılması gereken dersi alıp istikamet bulur ümidinden ibarettir bu hikâye. O hikâyeyi bir Ahmet Şükrü Katıöz hikâyesinden çıkarıp gerçek manada bir aşk hikâyesine dönüştürecek olan da o ümittir.”

Bu bir Ahmet Özhan kitabı… Genç yaşta şöhreti yakalayan, bir magazin figürü olarak konumlandırılan ve seçtiği tasavvuf yoluyla yine çok konuşulan bir sanatçının Ahmet Şükrü Katıöz olarak doğup Ahmet Özhan’a dönüşmesinin hikâyesi… Gazeteci Ahmet Tezcan’ın sorduğu sorulara samimiyetle cevap veren sanatçının hayatını okurken onu çok daha yakından tanıyacaksınız.

Kitabın başrolünde aşk var: Ahmet Özhan’ın musiki eğitimi aldığı ve birlikte çalıştığı 20. yüzyılın klasik Türk musikisinin en büyük müzisyenleri, Maksim Gazinosu dönemi ve sinema tarihi de bu aşk hikâyesine eşlik ediyor ve geçmiş yılların yazılmış tarihine önemli bir katkıda bulunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺45,90

Film yıldızı olmak ilginç bir deneyim. Kim bilir kaç insanın hayalini süslüyorsun, kim bilir kaç bin duvarda resmin asılı, kim bilir kaç genç kız sana benzemeye çalışıyor. İşte bütün bunlara rağmen “sahici, yalın, dost bir insan” kalabilmek için Filiz Akın olmak gerekiyor.

Zülfü Livaneli 

Adını duyunca içimin titrediği Filiz; narin, duygusal, zarif kişiliğinin yanı sıra her olayı metanetle karşılayan çok güçlü bir yanı da olan arkadaşım... En umutsuz anda bile, bir umut ışığı yakalar. Hayatımda olduğu için kendimi şanslı hissediyorum. Sinemanın efsane ismi, sarışın güzeli, herkesin kalbine girmiş Filiz Akın’ım.

Türkan Şoray

Çocukken açık hava sinemasına gider gazozumuzun içine sarı leblebi atar o sihirli dünyayı seyrederdik. Sarı uzun saçları, zarafeti ve şıklığı bana hep çok farklı gelmişti. Yıllar sonra kendisini tanıdığımda sadece dış güzelliği değil ruhunun da ne kadar güzel ve gerçek olduğunu gördüm. Benim hem ablam, hem arkadaşım, hem sırdaşım oldu…

Oya Başar

Onu sözcüklerle ifade edemeyeceğim kadar çok seviyorum. Sanatına, zarafetine, asaletine, güzelliğine hayranlığım büyük. Tüm kitaplarını tekrar tekrar okurken bir yenisiyle buluşmak son günlerin en heyecan verici haberiydi. Sayfalarında kaybolmak, özlem gidermek hepimize iyi gelecek.

Ayşegül Aldinç

Eşi, benzeri olmayan efsane, hepimizin hayatına dokunan, bize ışık ve önder olan sevgili Filiz, sen sözcüklerle anlatılamazsın, sen hissedilir ve yaşanırsın... Sen alçakgönüllülüğünle ve kibarlığınla büyüleyen dostum, yine boş durmadın, bu zorlu dönemde bile yine ürettin ve bu kitabı bizlere armağan ettin, yolu açık olsun.

Tilda Tezman

Yıllardan yıllara artan bir sevgi, saygı ve tutkulu bir hayranlıkla izlediğim Filiz Akın.
En çok ve sadece Filiz Akın’ı sevdim ben. Hayatımın başrolünde hep o vardı. Tam 55 yıldır. Hiç ihanet edilmemiş koşulsuz bir sevgi bu.

Pınar Çekirge

Filiz Akın’ı daha Filiz Akın olmadan önce, bir camın arkasından görüp âşık olmuştum. Bir turizm şirketinde çalışıyordu. Camekânı bol bir işyeriydi ve biz bir sürü delikanlı bu güzel kızı görmek için öğle saatlerinde oraya giderdik. Platonik bir gençlik beğenisiydi benimkisi. Biz bunca yıl sonra beraberiz. Yani ben kırk yıl önce âşık olduğum kadınla evliyim.

Sönmez Köksal

Filiz Akın… Bana hayat veren insan. Zevkli, kaliteli, kibarlık örneği… Kanseri bile nazikçe karşılayan hayat öğretmenim. Beni hep şaşırtmayı başaran, benim en iyi arkadaşım, annem.

İlker İnanoğlu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13.7 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2021
₺42,90

Blogger var, vlogger var, Cem Mumcu ne yapar derseniz, ‘dialogger’ oldum derim. Ben uydurdum. Türkçede yok, internetçede “İnsana dair her şeyi dolaysız, içten, mış gibi yapmadan dinleyen, konuşan, soran, cevaplayan” demek olsun bundan sonra. Yanıma sürekli oyun arkadaşlarımı alacağım. Onlar soracak, ben söyleyeceğim. Ben soracağım, onlar söyleyecek. Kimsenin kimseyi sobelemediği bir oyun bu; birlikte kurup, birlikte oynayacağız.”

Kaygılarımla nasıl başa çıkacağım? Öfke kontrol edilebilir bir şey mi? Neden aldatılıyoruz? Neden aldatıyoruz? Aşk gerçekte nedir? İnsan neden gider? Gerçekten kaçabilir miyiz? Teknoloji ve sosyal medya bize ne yapıyor?

Tüm bu soruları ve daha onlarcasını, birbirinden farklı yaşlardan, mesleklerden, geçmişlerden, cinsel kimliklerden gelen ‘oyun arkadaşları’, Cem Mumcu’ya sordu. Yanıtlar aldı, yeni sorularla karşılaştı. Konu konuyu açtı, derinlikli, sahici, mış gibi olmayan büyük bir söyleşi elinizde bulunan kitaba dönüştü.

Bu kitabın sayfalarında ‘ağzından bal damlamakla’ yetinen bir Cem Mumcu görmeyeceksiniz. Bu, öyle bir söyleşinin kitabı değil. Bal, mutfakta. Bu kitaptaysa ağzından gerçekler damlayan bir Cem Mumcu sizi bekliyor.

Bazen canınız yanacak. Cem’in de dediği gibi “Biraz canınızın yanmasına izin verirseniz, canınızın yanması geçecek” çünkü. Bazen öyle bir yer gelecek ki “Cem’in bu anlattığı ben miyim? Ben olabilir miyim?” diye soracaksınız. İhtimaldir ki, bu soruyu sorma cesaretini de gösterdiğinize göre evet, o sizsiniz.

Bugüne dek birçok söyleşi dinlediniz, birçok kitap okudunuz belki de. Ölmeden önce mutlaka gitmeniz gereken 100 yere, ölmeden önce mutlaka yemeniz gereken 100 yemeğe, ölmeden önce mutlaka izlemeniz gereken 100 filme de olasılıkla birçok listede, birçok kaynakta tanık oldunuz.

Hazır olun. Şimdi Cem size “Ölmeden önce mümkünse yaşamanız gereken 1 hayat var” diyor. ‘Mutlaka’ değil ‘mümkünse’ ve 100 adet değil yalnızca 1 tane…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺50,58

Edebiyatın büyük ustası müziğin bilge maestro’suyla buluşuyor…

Dünyanın yaşayan en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen Haruki Murakami’nin okurları, onun her romanının, her kitabının kendine has bir “çalma listesi”ne sahip olduğunu bilirler.

Bu kitapta Murakami, çağımızın en büyük orkestra şeflerinden Seiji Ozawa ile “sadece müzik” konuşuyor. 1960’lı yıllardan başlayarak uluslararası alanda kazandığı başarılarla adından söz ettiren, başta Viyana ve Berlin Filarmoni Orkestraları olmak üzere dünyanın tüm önemli topluluklarını yöneten, Boston Senfoni Orkestrası ve Viyana Devlet Operası’nın müzik yöneticiliğini yapan Ozawa ile Murakami’nin konuşmaları müziğin çok da bilmediğimiz yönlerini keşfetmemize olanak sağlıyor. Bir orkestra şefinin müziğe yaklaşımını, yıllar içinde bazı yapıtlara nasıl farklı bir gözle bakabildiğini, genç müzisyenlerle çalışmanın Ozawa gibi bir ustaya bile neler kazandırdığını bu sürükleyici sohbete kulak verdikçe öğreniyor, onların aracılığıyla bu kitapta müziğin adeta “kalbine” iniyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺63,20

Tanınmış psikiyatr ve yazar Engin Geçtan’ın meslektaşı, öğrencisi ve dostu Timuçin Oral’la birlikte hazırlayıp sunduğu Dünya Hali’nin dinleyicisiyle buluşmasının üzerinden 20 yıl geçti.
 
Engin Geçtan’ın Punta Arenas’tan Kuzey buzullarına, Patagonya’nın sonsuzluğundan Copacabana Plajı'nın dalga seslerine uzanan seyahatlerinden biriktirdikleri, hem Türkiye'ye hem de dünyaya dair altını çizdiği anekdotlar, 2000'li yılların başında insanlığın ve yaşamlarımızın geniş perspektifli bir resmini çiziyor.
 
Engin Geçtan ve Timuçin Oral’ın dostluğu, belki de artık yürürlükte olmayan bir iletişim anlayışına, birlikte üretmenin, düşünmenin gücüne, birbirinden sonsuzca öğrenmeye, hayatı kabul etmeye, kişisel ve toplumsal tarihimize, birey olmaya ve elbette, “dünyadaki meraksızlık sendromu”na dair bize bugün de çok şey söylüyor.
 
Dünya Hali’yle hem zamanda hem de kendi içimizde çıktığımız bu benzersiz yolculukta dünyaya Engin Geçtan’ın gözleriyle bakmak, yaratıcılığın, dünyaya inanmanın ve coşkuyla yaşamanın her koşulda mümkün olduğunu gösteriyor bizlere.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺51,90

Okuru, Noam Chomsky'yle yaptığı "adalet" üstüne meşhur tartışmanın öncesine götüren ve ilk kez yayınlanan bu söyleşi, bir hakikat dillendiricisi olarak Foucault'nun özgürlük ile bilgi arasındaki gerilimli ilişkiyi sorunsallaştırmasına ışık tutuyor. Bu ilişki çerçevesinde iktidar sorununu ele alan Foucault, evrensel, ancak baskı aracına dönüşmeyen bir bilgi ihtimali üzerine düşünmemizi sağlayacak ipuçlarını sunuyor.

Özgürlük ve Bilgi, yalnızca düşünürün erken dönemine dair önemli bir teorik ekseni ortaya koymakla kalmıyor; söyleşiyi gerçekleştiren Fons Elders'in notlarıyla birlikte Foucault'nun televizyona çıkmaya dair çekincelerini, kendisine dair konuşmayı reddetmesinin nedenlerini ve hatt a yayıncıların Deliliğin Tarihi'nin kapaklarına neden yanlış görselleri seçtiğini düşündüğünü de gösteren ve onu daha yakından tanımamızı sağlayan veriler içeriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺41,50

Dünyada yazarak var olmak çok özel bir deneyim. O maceranın kendisinden ses vermek gerek.

Bu yolculuklara neden çıkıldığını, bütün bunları niye yaptığınızı anlatmalısınız, sonuçta bu da halüsinasyon görmek gibi bir şey. Sözcükler dünyasının içine giriyorsunuz ve orda halüsinasyonlar görerek yol alıyorsunuz. Bütün bunlara insan neden katlanıyor, neden hevesle bu süreçleri kuruyor?

Yalnızca doğup yaşadığı topraklarda değil uluslararası ölçekte usta yazarlardan Latife Tekin, çok genç yaşta meyvelerini vermeye başlayan, verimli, yenilikçi, enerji dolu yazı hayatının ortalarında Pelin Özer’in uzun soluklu bir söyleşi teklifine olumlu yanıt verdi. Farklı kuşaklardan ve deneyimlerden, birbirinden farklı yaşantılardan geçen iki kadının sesli-sessiz diyaloglarıyla üç yıllık bir çalışmanın ardından oluşan bu kitap söyleşi türünün deneyselliğini ve doğurganlığını mesken tutarken anı, deneme, biyografi, otobiyografi, düşünce, şiir, anlatı gibi farklı türlerin zenginliğini, yazı ve yazarın zamanının geçip gitmezliğini duyumsatmayı da hedeflemişti.

İlk baskısı on beş yıl önce yapılan Latife Tekin Kitabı, yetkin bir yazarın kendine, yazısına, yazarlığa dürüstçe baktığı aynada yansıyanlarla okurların ve özellikle de yazma uğraşına yürekten bağlananların yolunu aydınlatmayı sürdürüyor. İlk günkü dileğiyle: “Bugünde eskisin sesi, gelecekte yeni kalsın.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺38,90

Nezihe Meriç’in ilk öyküleri de ilk söyleşisi de Seçilmiş Hikâyeler dergisinde çıktı. 1950’de “Bir Şey” adlı öyküsüyle başlayan yazınsal serüveni altmış yıl sürdü. Bu süre boyunca dergi ve gazetelerde yayımlanmış belirli söyleşileriyle arşivinde bulunan, tarihi, yeri, kişisi belirsiz söyleşileri elinizdeki kitapta bir araya geldi.

Seval Şahin’in yayına hazırladığı kitapta öykücülüğümüzün gelişiminde pay sahibi ustalardan Nezihe Meriç’in kitaplarının yazılış süreci, öykü anlayışı, anıları, kişisel dünyası, günlük uğraşıları, yazarlık tutumu, yazınsal sorunları konu ediliyor. Nezihe Meriç’i yakından tanımak, bir öykücünün mutfağına sokulup sohbetine katılmak için bulunmaz bir fırsat “Kimse Hikâyeyle Aramda Geçenleri Anlamıyordu”.

“Kolay mıdır bir beyaz kâğıda üç sözcüğü yan yana koymak! Bu işlemi sürdürmek! Her sözcüğün arkasında bir dünya vardır. Geçmişin, bugünün, yaşamakta olanın, insanın, toplumun devinimini, evrimini, devrimini, her bir şeyini içerirken, kolay mıdır yazı yazmak! Ateşle oynamaktır.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺60,80

İçerik Tanıtımı: Kurmaca, şiir ve kurmacadışına odaklanan üç ayrı söyleşiden oluşan bu sohbetlerde, yazmanın zorluk ve ödüllerini, inceliklerini ve püf noktalarını tartışıyor Ursula K. Le Guin. Bunu yaparken de, hem yazar olarak birikiminden hem de “yaşanan bilgelik” haline gelmiş tecrübelerinden bekleneceği üzere pek çok konuya değiniyor. Yazma zanaatının teknik detaylarından dilin ahlaki meseleleri yansıtma ve kullanma biçimlerine, yazının ritminden şiirin müziğine, yayıncılık piyasasından kadın yazarların edebi kanondan dışlanmasına, “öteki”nin perspektifinden yazmaktan siyaset, bilim ve doğaya uzanan geniş bir yelpaze bu.

“İyi bir söyleşinin hiç bitmemesini istersiniz,” diyor Le Guin. Nitekim yazarın kendi eserlerinin yanı sıra, etkilendiği ve ilham aldığı bazı eserlerden alınan pasajlarla da zenginleştirilmiş olan bu sohbetlerin tadı okurun damağında kalıyor. Hayranlarına Le Guin’i daha iyi tanıma fırsatı sunan bu kitabın, yazarı henüz tanımayanlar için de güzel bir tanışma vesilesi olacağını umuyoruz.978-605-316-198-1


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺23,62

Yaşayan en “değerli” ressamlar arasında başı çeken Pierre Soulages için Louvre Müzesi’nde 2019’dan 2020’ye geçerken bir retrospektif sergisi düzenlendi. Enis Batur, 20 yıl önce ustayla yaptığı bugüne dek okura ulaşmamış bir söyleşi etrafına Simsiyah’a övgü ördü.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 11 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺48,90

Bu kitapta “Bizim köydeki kızlardan ya öğretmen olmaları ya da evlenmeleri beklenirdi” diyen; şimdi biyomühendislik okuyan, projeleriyle ödüller kazanan Zehra’nın hikâyesini okuyacaksınız...

Telefonda ne diyeceğini bilemediği için eve su istemeyi bile beceremediğini anlatan; Kıvılcımlarla geçirdiği yılın sonunda sahnede, 100 kişinin önünde, elinde mikrofon konuşan Ece’nin hayret veren gelişimini göreceksiniz…

70 kişilik köyünde keçilere çobanlık yapan, “Üniversite için İzmir’e gittiğimde otobüse bile binmeyi bilmiyordum” diyen genç bir hemşirenin; ailesinin onu okula göndermesi için daha 6 yaşındayken aylar boyunca ağlayarak mücadeleye başlayan en sonunda üniversite mezunu olan başka bir Kıvılcım’ın değişimine tanık olacaksınız.

DLD’nin Kıvılcımlar programındaki genç kadınların öykülerini okurken “Ben yapamam” ya da “Yapmasam da olur” diyen genç kadınların program sonrası nasıl “Ben de yapabilirim”, “Daha yapacak çok şey var” dediklerini görüp “Hepimiz yapabiliriz” diyeceğiz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺26,24

“Kış Gelmeyecek. Ateş Çağına Hazırlanalım!”

Türkiye ve dünya çapında ekoloji mücadelesinin seyrini kayıt altına alan Açık Yeşil’in ikinci kitabında, dünyanın dört bir yanında, tüm kıtalarda cereyan eden ve neredeyse 7,6 milyon insanı sokaklara döken, yeryüzünün belki de en büyük kitlesel hareketlerinden birine tanıklık ediyoruz. Açık Yeşil’de iklim bilimine ilişkin yayımlanmış en güncel raporların yanı sıra, önde gelen ekolojistlerle ve iklim aktivistleriyle mülakatlar yer alıyor.

Açık Yeşil’in bu ikinci kitabı, kuşaklar arası adaletsizliğin ve gezegen üzerindeki yıkıcı hâkimiyetimizin son bulması için çarpıcı bir uyarı niteliğinde.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺61,90

1983 yılında dönemin Felsefe Dergisi için Murat Katoğlu, Ordinaryüs Prof. Ekrem Akurgal ile bir araya gelir ve iki gün sürecek bir söyleşi yapar. Her konuya geniş perspektiften yaklaşan Akurgal söyleşi içinde, üniversite, bilim, sanatın ulusal ve evrensel değerleri, laiklik, milli kültür, üslup ve orijinalite sorunlarına da değinir. Genişletilmiş bu baskısında Knidoslu Aphrodite, 1983’ten bu yana hala tartışılan ve tartışılmaya devam edecek birçok konuyu içeriyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 10,5 / 15,9
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺27,00

Ah Ayetleri, sadece modern İran şiirinin değil, çağdaş dünya şiirinin de önemli isimlerinden olan Furuğ Ferruhzad’ın kendini ve şiirini var ederken verdiği mücadeleyi, ödediği ağır bedelleri, cesareti, isyankârlığı ve yeteneğiyle imza attığı başarıları gözler önüne seriyor.

Kitapta, İranlı yönetmen Nasser Saffarian’ın 2002’de çektiği, üç kısa belgeselden oluşan “Furuğ Ferruhzad Üçlemesi” için yapılan şöyleşiler yer alıyor. Ailesi, yakın dostları, aralarında İran şiirinin önemli isimlerinden Simin Behbahani ile Feridun Moşiri’nin de olduğu şairler ve sanatçılar Furuğ hakkında söylenmemişleri anlatıyor. İlk kez dile getirilen pek çok şaşırtıcı detay okura, şiirin yanı sıra sinema ve tiyatroyla da ilgilenen Furuğ’u bilinmeyen yönleriyle tanıma imkânı sunuyor.

Bütün şiirlerinin yer aldığı Rüzgâr Bizi Götürecek kitabının ardından yayımladığımız Ah Ayetleri “Şairin hayatı şiire dahil” sözünü kanıtlar nitelikte.

Yaşamının tümü şiire dönüşmüştü. Kendisinin de bir yerde söylediği gibi: “Benim yârim şiir ve benim sevgilim şiir / Onu bulmaya gidiyorum.” Furuğ tüm yaşamını şiir için feda etti.

- Simin Behbahani


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺42,35

“Anadolu kültürünün ağır biçimde yara aldığını söylemek zorundayız. Elbette iyileşecek bu yaralar. İyileşeceğiz. Daha önce de kendi kendimizi yaralamıştık, onların da izi tamamen silinemez; ama bu son dönemde yaratılan düşmanlıklar, duygusal bölünmeler, toplumda öncekilerden daha yaygın yaralar biçiminde ortaya çıktı. Bir daha asla hiç yaralanmamış gibi yaşayamayacağız.”

Yüzyıllar boyunca büyük kırılma anları ve sancılı dönüşümler yaşamış bir toplum. Anadolu insanının kültür dağarcığında yerini almış büyük bir sanatçı, önemli bir aydın. Kabilenin dışında kalıp onun için düşünenlerin trajedisi… Bu kitapta, Livaneli’nin penceresinden görünen Türkiye toplumunun manzarası ortaya çıkıyor.

Kapitalizmin tektipleştirdiği bir dünyada her şeye rağmen varlığını sürdüren “insan”ı arıyor Livaneli. Reklamların, gürültülü televizyonların, şaşaalı unvanların arasından geçip “düşünce”nin peşine düşüyor. “Anı yaşa” sloganlarıyla bezenmiş bir dönemde, geçmişi terk etmeden, gelecekten vazgeçmeden, toplumuyla ve devletiyle hesaplaşıyor.

Zafer Köse’nin Zülfü Livaneli ile yaptığı söyleşi, evrensel bir entelektüelin portresini sunuyor.  Livaneli’nin onlarca yıldır sınanmış tavırları, iktidarlara direnmiş sözleri, eğilip bükülmeyen bir aydının düşünce dünyası… Toplumun kalbinden hayata açılan bir pencere.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺56,58

Gösteri dünyasının gösterişi sevmeyen duayeni Mustafa Oğuz bu kitapta hem kendi hikâyesini anlatıyor hem de kahramanları eşliğinde 1970’lerden 2000’li yıllara Türkiye’nin popüler kültürünü... Hangi şarkıları sevdik, hangi starlara düşkündük, nelere güldük, nasıl eğlendik? Türkiye’nin inişli çıkışlı siyasi hayatı eğlence dünyasını, televizyonu ve popüler kültürü nasıl etkiledi?

Yorma Birader’i okurken Mustafa Oğuz’un hayatıyla birlikte “o sırada Türkiye”yi de okuyacaksınız.

“Hayatı hiç ıskalamadan yaşayan tam bir keyif adamıdır. Dostluğuyla gururlandığım insanların başında gelir Mustafa Oğuz.”

- Erol Evgin

“Mustafa Oğuz olmasaydı MFÖ bugün aynı yerde olmazdı. Bizi bugünlere getiren insandır.”

- Mazhar Alanson

“Bu dünyada Kazancakis’in Zorba’sının öğütlerine kulak veren ve tutmaya çalışan insanlardan birinin de Mustafa olduğunu düşünürüm.”

- Mehmet Y. Yılmaz

“Ömürlük bir yoldaşlık. İki dostun geçebileceği, karşılaşabileceği her zorlukla sınanmıştır ilişkimiz. Yollarımızı kesiştiren şansıma teşekkür borçluyum.”

- Sezen Aksu

“Yaşamın tadını çıkarma konusunda hepimizden ileridedir. O benim dostumdur.”

- Şener Şen

“Sanatçının gönül çizgisine ters düşmeyecek şekilde çalışan, güvendiğim bir kardeşim olarak gönlümdedir.”

- Timur Selçuk

“Mustafa’nın başarısı, Muhsin Bey’in hatalarını yapmamasında gizlidir.”

- Yavuz Turgul


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺47,20

Sosyoloji Konuşmaları’nda sinemadan futbola, İstanbul’un sorunlarından İslâm dünyasındaki sosyal bilim çalışmalarına kadar pek çok farklı konuyla buluşacaksınız. Alanlarında söz sahibi olan konuşmacılarımız;

Recep Tayyip Erdoğan
Orhan Türkdoğan
Cinuçen Tanrıkorur
Nilüfer Göle
Orhan Gencebay
Osman F. Seden
Charles Mark
Bedri Baykam
Mustafa Ruhi Şirin
Can Kozanoğlu
Tayfun Amman
Ümit Meriç

Önemini hiç kaybetmeyen bu konular üzerinde bizleri düşünmeye davet ediyorlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 438
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺83,60

Ali Teoman’ın yazıları ve söyleşileri bir kitapta toplandı

Yazı, Yazgı, Yazmak

Roman ve öyküleriyle edebiyatımızın özgün yazarları arasına giren Ali Teoman’ın deneme, eleştiri türündeki yazıları ve kendisiyle yapılmış söyleşilerin tamamının bir araya geldiği Yazı, Yazgı, Yazmak Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

Ali Teoman öykü ve romanlarının yanı sıra edebiyat üstüne özgün düşünce üreten bir yazardı. Kitap eleştirilerinden, yazarlık ve yazma uğraşına ilişkin yorumlardan, tartışmalardan ve kendisiyle yapılmış söyleşilerden oluşan Yazı, Yazgı, Yazmak Ali Teoman’ın sağlığında hazırlayıp yayımlanması için yayınevimize teslim ettiği kitaplarından biriydi.

Nabokov, Apollinaire, Yaşar Kemal, OULIPO, Ferit Edgü, Sait Faik, Modernizm, eğretileme, yazarlık nedir ne değildir ve daha pek çok konu çevresinde kendi diliyle gezinen, yazarlık serüvenini içtenlikle ortaya koyan değerli bir kitap Yazı, Yazgı, Yazmak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺29,90

Türkiye’de kadın hakları konusunda yazarak, gazetecilik yaparak, bu konuya ömrünü adayarak hayata veda eden Duygu Asena, Zamana Değen Sorular’da da misyonunu sürdürüyor. Sadece iyi söyleşiler yapmakla kalmıyor, toplumda rol model olmuş kişilere, kadın-erkek eşitliği konusunda sorduklarıyla, aldığı aklına yatmayan kimi cevaplara yaptığı itirazlarla kadınlık bilgimize bugün bile büyük katkılar sağlıyor. Özetle, şahane bir kitap elinizde tuttuğunuz. Bitirdiğinizde, hayata ve insana dair birkaç roman okumuş gibi hissedeceğinizi garanti ederim.

- Filiz Aygündüz

Zamana Değen Sorular, Duygu Asena’nın 1980’li yıllarda çeşitli gazetelerde yayımlanmış röportajlarından bir derleme… O dönemin Türkiyesi’nin siyaset, sanat, edebiyat, eğlence ve spor dünyasının en renkli isimleriyle yapılmış bu röportajlar, bir zamanlar neler yapıyorduk, neleri merak edip nelere şaşırıyorduk, bunları hatırlamak için de çok değerli bir belge niteliği taşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺79,20

Samir Amin’i anlatan ve onun da kendisini anlattığı bu kitap, emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı kutuplaşma ve sömürünün ağır sonuçlarıyla yüzleşen halkların kurtuluşuna adanmış bir yaşamın izlerini sürüyor.

Üç ana bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Demba Moussa Dembélé, Samir Amin’in, ailesi, eğitim hayatı, Marksizmle tanışması, politik fikirlerinin oluşumu, entelektüel yönelimleri, Marksist düşünceye katkıları ve kurduğu alternatif uluslararası örgütlenmeler hakkında kısaca bilgi veriyor.

İkinci bölüm, Dembélé’nin Samir Amin’le yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Amin bu uzun bölümde, sosyalizm, kalkınma, toplumsal hareketler, çevre-merkez ilişkisi, tekelleşme, kapitalizmin krizi, kutuplaşma ve azgelişmişlik gibi çeşitli konulardaki görüşlerini ve farklı düşünürlerle/fikir okullarıyla yaptığı tartışmaları samimiyetle anlatıyor. Bir yandan da entelektüel üretiminin hiçbir zaman eylemden ayrılmadığını görmemizi sağlıyor.

Son bölüm, Amin’in seçilmiş metinlerinden oluşuyor. Bu metinler, “Kapitalizm neden Avrupa’da ortaya çıktı?”, “Marksizmin günümüzdeki misyonu nedir?”, “Dünyayı sarsacak ikinci ‘Güney’in uyanışı’ başladı mı?”, “Kapitalizmin krizinden çıkmak mümkün mü?”, “Avrupa dışı toplumların geri kalmışlığının sebepleri nelerdir?” gibi önemli sorulara yanıtlar arıyor.

Samir Amin’in çalışmalarına dair geniş bir kaynakça da içeren bu çalışma, düşünürün entelektüel dünyasına ilk adımı atmak ve onu daha yakından tanımak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺47,52

"...Kitapta tüylerimi diken diken eden çok yer var... Ama birisi var ki benimle yaşlanacak unutulmaz bir anı.
Brezilyalı Sócrates’e, Che’ye olan hayranlığını sordum. Sigarasına derin bir nefesle yüklendi ve kısık gözlerini dikti bana:

‘Sen bırak Che’yi... Asıl Che sizde... ATATÜRK...’"

- 2012 Eylül, Sao Paulo

Serhan Asker, neredeyse tamamını dolaştığı dünyayı anlatırken yetenekleriyle, duruşlarıyla tüm dünyanın gözbebeği olmuş efsane sporculardan ve siyasetten ekonomiye birçok alandaki dünya kahramanının başarı öyküsünden söz ediyor. Spordan edebiyata, felsefeden tarihe ve daha birçok alana uzanan bir yolculuğun kapılarını okuyucuya aralıyor.

Elinizdeki kitap, bir futbol kitabı olmanın çok ötesinde, sizi dünyanın birçok ülkesinde gezdirecek, o ülkelerin tarihini, kültürünü, sporcularını, bilim insanlarını, sanatçılarını ve edebiyatçılarını yanı başınızda hissetmenizi sağlayacak bir hazine niteliğinde.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,8 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺49,90

“Cevad, rahatça başa çıkabileceğiniz kolay bir oyuncu değildi ama birlikte cehennemden geçebileceğiniz futbolculardandı!”

- Jupp Derwall

Rönesansta Gentile Bellini, yükselişi başlatan Fatih Sultan Mehmet'in efsane portresini yapmıştı. 400 yıl sonra ise Cevad Prekazi, meşhur sol ayağını Bellini'nin fırçayı kullanmadaki ustalığında kullanarak zamanın ötesine geçen “top”lu eserlere imza attı. 1980'leri 90'lara bağlayan Türk futbol rönesansında Cevad Prekazi, Monaco'ya öyle bir gol attı ki Fransız efsane hoca Arsene Wenger'e bile kramponunu ters giydirdi! Üstün doğal yeteneğini açıklamak için "Koşsam Real Madrid'de oynarım" diyen Balkan futbol dehası Prekazi, topa her dokunuşunda adeta geçmişi geleceğe bağlayan köprüler inşa etti. Oynarken kendi hayallerini gerçekleştirirken, gelecek kuşaklara da futbolda hayal ile gerçek arasındaki çizginin gol çizgisi kadar ince olduğunu ispatladı.

- Ali Ece

1957’de Tito Yugoslavya’sında, Kosova’nın Mitroviça kentinde dünyaya gelen Cevad Prekazi, Galatasaray’a imza attığı 1985 yılından bugüne Türk futbolunun unutulmaz isimlerinden biri oldu. Uzun yıllar formasını giydiği Partizan takımıyla şampiyonluklar kazandıktan sonra, sarı - kırmızı formayla da unutulmaz başarılara imza attı. Galatasaray’ın 14 yıllık şampiyonluk hasretini dindiren Eskişehir maçındaki frikik golü, destansı Neuchatal Xamax maçındaki muhteşem futbolu ve tabii ki Köln’de Monaco’ya çektiği füze! O, kendi deyimiyle bir “frikik doktoru”. Ancak futbolculuğunun da ötesinde, kendine has imajı ve entelektüel birikimiyle Cevad Prekazi gerçek bir idol.

Bu kitapta Cevad Prekazi’nin hayatını; edebiyata, tarihe, spora, müziğe dair fikirlerini okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 212
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺29,90

“Uzun yıllar boyunca güncel siyasetin çerçevesinde tanıdığımız Mehmet Barlas, Dün Dündür’le herhalde pek bilinmeyen bir kimlikle karşımıza çıkacak. Yani, hep uygarca yaşamalardan yana, hep o barışçıl kimliğiyle, sürgit arayışıyla.” (Selim İleri)

Türk siyasetinin yaşayan en önemli tanıklarından, duayen gazeteci Mehmet Barlas, Dün Dündür’de hayat öyküsünü, meslek anılarını, sanat ve siyaset dünyasında kurduğu dostlukları, bir başka gazeteciyle, Göksan Göktaş’la paylaştı. Dün Dündür, sadece bir söyleşi kitabı değil, aynı zamanda yakın tarihimizin incelikli bir okuması da…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺39,95

Normalliğin bir lüks haline geldiği bu günleri atlattığımızda, daha uygar, daha incelikli, daha zengin bir hayat için eksik olanın izini süreceğimiz değerli kaynaklardan biri de bu kitapta derlenen leziz söyleşiler olacak.

- Alper Canıgüz

Medyascope’taki ekran sohbetleri bütün samimiyetimle söylemeliyim ki, konukları mutlu ve huzurlu edecek cinsten sohbetler. Ömer ve Alp günlerce hazırlanıp, okuyup araştırıyor; sohbetin ve akıp giden konuşmaların derinlikli olmasını sağlıyorlar. Hele ki genç kuşaktan olmaları onlara sevginin yanı sıra saygı duymamızı da sağlıyor.

- Nebil Özgentürk

Akıllı, meraklı, sürekli okuyan, araştıran ve sürekli öğrenen, öğrendiklerini paylaşan, paylaşmaktan zevk alan ikilinin, Türkiye’nin başarılı şahsiyetleriyle yaptıkları röportajlardan ve kişisel denemelerinden oluşan bu seçkiyi zevkle okuyacağınıza eminim.

- Nasuh Mahruki

Bu kitapta sanat var, edebiyat var, sinema var. Yani hayat var, hayatın gerçek tadı var. Alıp tatmanızı öneririm.

- Levent Gültekin


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺13,89
₺18,52

Okay’ın Kitabı, 40 yılı aşkın bir süre gazeteciliğin ve siyasetin merkezî alanlarında yer alan Okay Gönensin’in 2017 yazında vefatından önce Aytekin Hatipoğlu ile gerçekleştirdiği bir nehir söyleşi.

Bu kitapta, genç yaşında Cumhuriyet’in yazı işleri müdürlüğü görevini başarıyla üstlenerek yeniliklere imza atmış, Yeni Yüzyıl gazetesini kurarak basın dünyasına çağdaş bir soluk vermiş Gönensin’in 68 Siyasal’ından gazeteciliğe uzanan hayatında yaşadıklarını, karşılaştığı farklı insanları, olayları, gazetecilik anlayışını ve siyasete bakışını bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺13,82
₺18,43

Edebiyatımızdan Portreler, edebiyatımızın önde gelen, gündemde olan ustalarıyla uzun bir geçmişte, ama şimdiki zaman diliminde de güncellenerek yapılan söyleşilerden oluşuyor. Yazarlarımızla edebiyat anlayışlarının, yapıtlarının ele alındığı bu söyleşilerle, bir anlamda edebiyat tarihimizin çeşitli halkaları bir araya getiriliyor.

Şairler/yazarlar; öykücüler/romancılar; denemeciler/eleştirmenler başlıklarıyla hazırlanan ve üç bölümden oluşan Edebiyatımızdan Portreler kuşku yok ki bu ustaların yapıtlarının ve sanatçı kişiliklerinin değerlendirilmesine ışık tutacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 15,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺33,60

Filozof Jacques Rancière ile yayıncı ve aktivist Eric Hazan demokrasiyi, temsili sistemin demokrasi olup olmadığını ve “popülizm”i tartışıyor, “sınıf mücadelesi” ve “tahakküm” gibi kavramlara dönüyorlar. Tahakküme karşı son on yıl içinde dünyanın pek çok yerinde patlak vermiş olan halk hareketlerini, “isyanlar”ı başarılı ve başarısız yönleriyle ele alırken ufuklarında hep başka bir dünyanın nasıl mümkün olabileceği var: “Geleceği yaratan sadece şimdiki anlardır ve bugün için hayati mesele, eşitliksizlik yanlısı mantıklar tarafından önerilen algı, düşünce, yaşam ve ortaklık tarzlarına mesafe almayı sağlayan tüm ayrılık biçimlerini geliştirmektir. Onlara birbirleriyle karşılaşma ve bir eşitlik dünyasından fışkıran gücü yaratma imkânı vermek için çaba göstermektir.”Başka bir

demokrasiyi araştıran önemli bir röportaj…

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺26,90

Şimdilik Bu Kadar’da, birbirinin dostu iki sıra dışı kadın, uzun soluklu ve keyifli bir sohbetle hayat hikâyelerini anlatıyor. Tanışıklıkları yıllara dayanan Serra Yılmaz'la Emine Uşaklıgil’in pek çok ortak noktası var: köklü ailelerden geliyor olmaları, uzun yıllar yurtdışında yaşamaları, dolayısıyla “çok dilli” ve “çok kimlikli” olmaları gibi. Ayrıca ikisi de sevdikleri işi yapmakta, hayallerini gerçekleştirmekte, sözlerini söylemekte hep direten, ödün vermez kişiler olmuşlar.

Serra Yılmaz sinema ve tiyatroseverlerin gönlünde taht kurmuş dünyaca ünlü bir sanatçı olmakla kalmıyor, aynı zamanda da hayli etkili bir aktivist ve başarılı bir simultane tercüman. Dillere destan aşçılığı, iflah olmaz seyyahlığı da cabası... Emine Uşaklıgil ise gazeteciliğin yanı sıra sinema sektöründe çalışmış; gazete ve şirket yöneticiliği, film prodüksiyonu, simultane tercümanlık ve yazarlık gibi birçok mesleği zorlanmadan icra etmiş biri, şimdi de çiftçilikle ilgileniyor. İkisinin de kanseri yenmesi, sarsıcı kayıplar yaşaması, her seferinde hayata tutunup yeniden başlaması ve yıllara meydan okuması bu renkli hayatlara farklı tonlar katmış.

Serra Yılmaz ve Emine Uşaklıgil, Şimdilik Bu Kadar’da çocukluktan bugüne yaşadıkları hayatı anlatırlarken bir döneme de ışık tutuyorlar. Gerek siyasetin içinden, gerekse sanat dünyasından yakın tarihin birçok önemli figürünü bu rengârenk kitabın sayfalarına taşıyorlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺47,90

“Hz. Mevlânâ’ya soruyorlar: “Bir tekkemiz olsa?” “Dünya bir tekke.” diyor. “Peki kim bizi aydınlatacak?” diye soruyorlar. “Mesnevî size yeter.” buyuruyor.

İşte dünyadaki her şey bize ders, yeter ki olaylara o açıdan bakabilelim, o dersi çok iyi çalışalım ve hayatımızı bu bilgilerle kolaylaştıralım.

Mevlevîliği bir felsefe olarak düşünüyorlar. Hayır, Mevlevîlik bir manevi yolculuktur. İnsanın, maddi hayatla manevi hayatını nasıl dengeye sokacağına dair bilgilerin ve öğretilerin olduğu bir yoldur ki bu denge bizi çok daha ileri götürür. Hz. Mevlânâ bize bunu Mesnevîsinde ve diğer eserlerinde anlatıyor.

Aile olarak bizler Hz. Pîr’in açtığı yolda hizmete gayret ediyoruz. Büyükbabalarımız da babamız da bizler de hiçbir zaman hizmetten geri kalmadık. Mademki bu aileye doğduk, bu bilgileri güncelleyip bir sonraki nesle bırakmamız gerekir…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺36,40

Mürsel Çavuş'un avukat Figen Ertekin Özbek'le yaptığı nehir söyleşi kitabı Terazinin Kefesi, hem bir hukuk insanı hem de sosyal sorumluluk projelerindeki etkin rolüyle tanınan güzel insan Figen Ertekin Özbek'in dününü ve bugününü anlatıyor bize. Kitapta yakın Türkiye tarihinin izlerini sürerken yaşanan çalkantılı zamanlar da bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimizin önünden. Koruncuk Vakfı'nın başkanlarından olan Figen Özbek, bu keyifli ve bilgi dolu uzun söyleşiyle genç kuşaklara umut oluyor, birçok konuda fikir veriyor. Kitaplığınızda bulunması gereken özel ve sürükleyici bir yakın tarih çalışması.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺73,90

Tarık Buğra’nın derlediğimiz söyleşileri, sanatsal ve toplumsal açıdan önemli metinlerdir. Çünkü bu metinler bize, sadece Buğra’nın sanatçı yönü, gazeteciliği, beşeri portresi hakkında bilgi vermekle kalmıyor aynı zamanda onun, zamana ve topluma dönük tanıklığını da veriyor. Soru/cevap yöntemiyle kotarılan metinlerin katkısıyla biz okurlar, Buğra’nın geldiği çevreyi, yetişme koşullarını, yazar olmaya karar verişini, bu uğurda hangi zorlu yollardan geçtiğini, gazetecilik mesleğine nasıl intisap ettiğini, hangi denemelerle edebiyat dünyasına adım attığını ve edebiyatçı olmak için verdiği mücadeleleri ayrıntılı olarak öğreniyoruz. Söyleşilerin bir önemli yanı da topluma dönük mesajlar, düşünceler, yorumlar içermesidir. Bilindiği üzere Buğra, hem bir gazeteci hem bir sanatçıdır. Gazetecilik mesleğinde idrak edilen 45 yılın, ona kazandırdığı bilgi, görgü ve deneyimi tartışmaya gerek yok. O, buradan gelen birikimle ve kendine özgü bakış tarzıyla topluma, toplumsal, siyasal olaylara bakar ve yine kendine özgü bir anlayışla olayları yorumlar. Getirilen yorumlar, dillendirilen yargılar ve yargılamalar bizim için önemli. Söyleşiler sathında toplumu okumak mümkün ve böylesi bir okuma bizim için bir kazanç, ancak asıl kazanç, Buğra’nın aydın ve sanatçı portresine dönük edindiğimiz bilgilerdir: Söyleşilerin asıl değeri, önemi burada yatmaktadır. O yüzden söyleşileri dikkate almadan, Buğra’nın kişilik ve sanatçı kimliğine dönük yapılacak değerlendirmeler eksik olacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 340
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺54,90

Hüseyin Nihal Atsız, Türk düşünce dünyasının milliyetçilik cephesinin en mühim şahsiyeti olmasının yanı sıra hem edebiyatçı kişiliği hem tarihçilik alanındaki mümtaz çalışmaları hem de Türk siyasetine on yıllar boyunca damga vuracak nesilleri mayalayan özgün fikirleri ve örnek duruşuyla son yüzyılın araştırılmaya en muhtaç yakın tariiî figürlerinden birisi olarak temayüz etmiştir. Atsız’ın en önemli misyonu; yaşantısı, vakur ve taviz vermez dik duruşuyla bir şahsiyet abidesi olarak belirmesi ve Kür Şad karakterinde çizdiği diğerkam ve yiğit kahraman figürüyle Türk milletine kahramanlık ruhunu aşılamak gayesini gütmesi olmuştur.

Türk milliyetçiliği davasının ruhuna şekil veren görüşleri ve bu görüşleri temsil noktasındaki tek bir leke dahi barındırmayan emsalsiz yaşantısı hala yeni kuşak Türk milliyetçilerine ışık tutacak niteliktedir. Bu kitapta Atsız’ın çevresinde az ya da çok bulunmuş, sohbetinden nasiplenmiş, hatta bir kısmına Atsız tarafından lakaplar takılmış tanıkların hatıralarıyla buluşuyoruz. Röportaj tekniğiyle yapılan görüşmelerde Türk milliyetçilerinin zihnini meşgul eden çok sayıda sorunun cevabı mevcut. Ama farklı veçhelerden verilen farklı cevaplar soruları sarahate kavuşturuyor mu yoksa daha da mı muğlaklaştırıyor, bunu okura bırakıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺28,00

Sözden yazıya kalanlar

Doğan Hızlan’ın edebiyatımızın tanınmış isimleriyle yaptığı radyo ve televizyon sohbetleri ...Yazı Kalır’da bir araya geliyor. Bazıları artık aramızda olmayan yazar ve şair dostları, Doğan Hızlan’a kendi hikâyelerini anlatıyor, ilham aldıkları eski ustaları açıklıyor, yazdıkları kitapları tartışıyor.

...Yazı Kalır, Doğan Hızlan ile “yol arkadaşlığı” yapan, Türk edebiyatında iz bırakmış isimlerin kitabı. Edebiyatımızın uğradığı durakların, edebi akımların, eleştirilerin, değişimlerin hikâyesi. Belgesel niteliğindeki kitap anılarda bir gezinti. Yazarları daha iyi tanımak, eserlerini daha iyi anlamak için bir rehber. Onların sesleri ve sözleri kaybolmasın, uçup gitmesin, hak ettiği gibi edebiyat tarihindeki yerini alsın diye...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 3,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺40,00

Yıllarca bunları başkalarına çeşitli  vesilelerle masalımsı bir biçimde anlatarak geldik bu güne.

Benim kuşak ve bizden önceki kuşaklar, bunlarla ahlakımızı, terbiyemizi düzelttik, böylesi söylencelerle olgun, kamil insan kişiliğine girmeye çalıştık.

Yani bunlarla geldik bu güne.

Dilden dile, babadan oğula anlatıla gelirken muhtemelen eklemeler çıkartmalar olmuştur.

Yazıya geçmesi, aktarma ve kalıcılığı için kolaylık  sağlanması anlamına gelmektedir.

Günümüzde yetişen nesil,  günümüz teknolojisi ile daha bilimsel anlayışla yetişiyorlar. Bu söylenceler onlara yeterli olmuyor.

Gelecek, daha bilim teknik ağırlıklı, eğitilmiş insanların elinde, daha güzel olacak. Belki tek devlet, tek para birimi, tek dil, belki de kitaba aldığım söylence misali, tüm insanlar bir rıza şehrinde yaşayacaklar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺37,50

Turgut Uyar’ın 1978-1984 yılları arasında Elele der­gisinde yayımlanan kitap tanıtım yazıları ve söyleşileri ilk kez bir araya getiriliyor. Yayın çeşitliliği arasında kalmış okura seçeceği kitaplar konusunda yardımcı olmayı amaçlayan Uyar, dönemin önemli şair ve yazar­ları hakkında öne sürdüğü yorumlarla dikkat çekiyor. Aylık bir “okuma güncesi” olarak nitelendirilebile­cek yazılarında, Melih Cevdet Anday, Yaşar Kemal, Adalet Ağaoğlu, Cemal Süreya, Edip Cansever, Sevim Burak, Selçuk Baran, Ahmet Oktay, Orhan Pamuk gibi yazarların “yeni çıkan” kitaplarını ele almanın yanı sıra yayıncılık sorunlarını, edebiyat ödüllerini, edebiyat dergilerini de değerlendiriyor.

Turgut Uyar’ın “tadla okun[masını]” istediği kitaplar için kaleme aldığı yazılar, pek bilinmeyen başka bir yönünü daha görmeye imkân sağlıyor. Uyar’ın şair kimliğinin yanında, kendisi kabul etmese de, “eleştir­men” gibi yazdığını Bir Şiirden sayesinde görmüştük. Elele Okuyalım’da bir araya getirilen yazılar ise, Uyar’ın yayın dünyasını neredeyse günü gününe takip eden “sıkı okur” olduğunu gösteriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 276
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺52,00

Tarihimizin son yüz yıllık kesitinde dünya ile birlikte değişen bireysel ve toplumsal anlayışların / yaşam tarzlarının toplum düzeyinde nasıl algılandığını, nelere yol açtığını düşünmek zorundayız. Çünkü bir milleti “millet” yapan sadece dili, toprağı ve egemenliği değil aynı zamanda geçmişten miras aldığı tarihi/kültürel değerlerini yeni nesillere aktarabilmesidir. Somut tarihi mirasın aslına uygun şekilde devredilmesi; yaşayan kültürel mirasın ise gerekiyorsa özüne sadık kalarak dönüştürülmesi, çağın şartlarına uygun olarak yorumlanması da düşünülmesi gereken diğer iki önemli husustur. Bu eseri ön yargısız şekilde kişisel sorgulamamıza bir vesile olması için istifadenize sunuyoruz. Akıp giden zamanın içinde kaybettiklerimizi ve gelecekte bizleri nelerin beklediğini sorgulamak temel endişemizdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 124
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺12,50

Can Kozanoğlu, Cilalı İmaj Devri, Pop Çağı Ateşi, İnternet Dolunay Cemaat ve Yeni Şehir Notları’nda 1990’lar Türkiye’sini anlattı. Siyaset, toplum, ekonomi, şehir yaşamı, popüler kültür, medya, tüketim alışkanlıkları, eğlence, özetle bir ülke hakkında bahse değer her şey vardı bu kitaplarda. İnce gözlemlerle insansız bankacılık, arabeskin dönüşümü, yuppie’ler, new age akımlar, Fetullah Gülen, internet, orta sınıfın AVM’lerle sınavı, televizyon dizileri furyası, pop patlaması, özel güvenlik sektörünün yükselişi bu kitaplarda çıktı karşımıza...

Can Kozanoğlu 2000'lerde bu tür kitaplara ara verdi. Oysa Türkiye’nin son 15 yılda yaşadıkları ve geçirdiği dönüşüm malum... Mirgün Cabas’ın Can Kozanoğlu’yla yaptığı söyleşiler dizisi sonucunda ortaya çıkan Bıçkın ve Ağlak, aradaki yılları önceki dört kitaba bağlayan bir devam kitabı...

Bu söyleşilerde siyasetin, toplumun, popüler kültürün geçirdiği dönüşüm, dijital hayat, sosyal medya, darbe girişimi gibi konular geçmişi bugüne bağlayan gözlem ve saptamalarla ele alınıyor. Ancak bu renkli ve kıpır kıpır kitabın konuları bunlarla sınırlı değil. Her sayfada seri katiller, pornografi, Adana mutfağı, 1970’lerin tuhaf dergileri, 1980’lerin haber dergilerindeki çalışma ortamı, siyasi parti mitingleri, günümüzün popüler edebiyat dergiciliği gibi konular da karşımıza çıkıyor.

Serinkanlılığını koruyan bir neşe, nezaketini yitirmeyen bir eleştiri, karmaşayı açıklayan bir basitlik, iyimser bir bakış açısı...

Mirgün Cabas soruyor, Can Kozanoğlu “Yeni Türkiye’nin Hikâyesi”ni anlatıyor: Bıçkın ve Ağlak...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺63,90

Belirli aralıklarla bir araya gelerek sürdürülen diyaloğun ürünü olan elinizdeki kitap, kavramları, tarihsel gelişmeleri, aktüel tartışmaları kendine has bir akıl yürütmeyle teorik düzeyde ele alıyor.

Bunlar arasında, Ahlak, İslâm Ahlakı, Hicret, Hac, Medine Vesikası, Mezhepler, Medeniyet, Siyaset, Sanat, Estetik, Müzik, Sevgi ve Aşk var.

Bu kavramlardan hareketle güncel durumun bir haritası çıkarılıyor.

Kitabın iddiası, modernliğin, sömürgeciliğin, posmodernliğin ve neoliberal rasyonalitenin kavramları yozlaştırması veya alçaltmasından ibaret değil. Daha ziyade, günümüzde hayatın her sahasında, düşüncede, kültürde ve gündelik faaliyetlerin muazzam bir kısmında hazır ve nazır bulunan geçer akçe kabul edilen düşünme biçiminin, İslamî tefekkürü sekteye uğrattığını öne sürüyor.

Bu kitabın mümeyyiz vasıflarından birisi de rahatsız edici güncel durumun veya sorunlu şimdinin nasıl aşılabileceği konusunda yorumlar içermesidir.

Ön kabullerimizi tartışmaya açan bir eleştirel düşüncenin yanı sıra, entelektüel dünyaya açılan bir kapı gibi bu söyleşiler. İslâm, sosyal bilimler ve düşünce tarihiyle ilgilenen okurların zevkle okuyacağı değerli bir kaynak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 252
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺44,80

Atasoy Müftüoğlu’nun geleceğe hazırlanmak için bir kriz ve kritik manifestosu nitelemesini hak eden Yeni Bir Dilin İnşası kitabı, bir iddia ve perspektifi açıklayan beş konferanstan ve bir önsözden oluşuyor.

Kitaba temel olan konferansların temel tezi; “İslam dünyası toplumları neden bu haldeler ve nasıl başka türlü olabilir?” sorularıyla ilgili. Konuşmalarda, İslâm dünyasının içinde bulunduğu krizin yeni olmayıp yüzyılları içeren bir boyutunun bulunduğu sıklıkla ve tekraren vurgulanıyor. Haliyle sadece siyasi, ekonomik ve toplumsal olmayıp, belki de bunlara zemin hazırlayan daha derin bir düşünme problemine işaret ediyor.

Atasoy Müftüoğlu Yeni Bir Dilin İnşası kitabında günümüzdeki İslâmî dilin, hareketlerin ve mücadelelerin diline ilişkin önemli tespitler yaparak, hareketlerin yeni bir kurucu nitelik kazanabilmesi için bir yol haritası öneriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 172
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺33,60

Şairin 12’si, 2006-2007 yılları arasında Esmer ve Yasakmeyve dergilerinde gerçekleştirilmiş bir çalışmanın ürünüdür. Üç aşaması var çalışmanın: Şairin Evreni, Şiirin Öyküsü ve Şairin 12’si...

Birinci aşaması, şairin şiir anlayışına yönelik 6 soruya verdiği yanıttan oluşuyor; ikinci aşaması, kendi belirlediği bir şiirin gerçek hayattaki öyküsünü anlatmasıyla devam ediyor; üçüncü aşaması ise, şairin imgeleminden seçilen 12 sözcüğün bambaşka bir imgesel düzleme çekilebilecek şekilde yorumlanmasından oluşuyor.

Bu ilginç söyleşiye katılan on şairin esprili, ironik ve keyifli bir izdüşümü aynı zamanda bu metinler.

Gülseli İnal, Abdülkadir Budak, Yelda Karataş, Haydar Ergülen, Lâle Müldür, Sunay Akın, küçük İskender, Cevat Turan, Yeşim Ağaoğlu, Şeref Bilsel


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺12,00 KDV Dahil

2010 yılının şubatıydı. Bir gün maillerimi açtığımda, beni çok şaşırtan bir çağrı gördüm. Mailin ‘konu’ bölümünde sadece tek kelime yazıyordu: “İmdat!” 

“İmdat!” diye bağırıyordu biri. “Hocam perişanım, yardım eder misiniz?”

Yardım isteyen kişi, Büşra adlı bir kız öğrenci idi. Ve kelimeler sanki gözyaşlarıyla yazılmıştı.

Okuduğum satırlar, beni gençlik yıllarıma döndürüverdi:

“Yarabbi imdat! Beni kurtar!” diye çırpındığım yıllara…

Mail gönderen öğrenci, âşık olduğunu bildiriyordu. Fakat işin kötüsü, kız henüz 17’sinde bile değildi ve gönül verdiği çocuk alkolikti. Üstelik de hatalarından pişmanlık duymayan, onlarla adeta gurur duyan birisi.

Elinizdeki kitap, orijinal maillere sadık kalınarak, Büşra ile yaptığımız uzun yazışmaları ve Rabbimizin yardımıyla kurtuluşunu dile getiriyor.  


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺26,95

Bir aşk hikâyesi Deniz Türkali...

Bu kitap, Deniz Türkali ve Murat Çelikkan’ın dört yıl boyunca sürdürdükleri sayısız görüşmenin sonucunda ortaya çıktı. Aslında 25 yılı aşan dostluklarının bir ürünü olduğu da söylenebilir.

...daha dans edicem… bir aşk hikâyesi. Deniz Türkali’nin başına iyi kötü, acı tatlı ne gelirse gelsin yaşama duyduğu aşkın hikâyesi. Bu aşktan hiç vazgeçmemesinin hikâyesi.

Türkali’nin hayatı, Türkiye’nin bir türlü bitmek bilmeyen altüst oluşlarıyla kesişiyor. 1951 tevkifatından 6-7 Eylül’e, 1960 darbesinden 12 Eylül’e ve günümüze uzanıyor. Bu siyasal ve sosyal dönüşüm içinde sahne ve sinema dünyasının yıldızlarıyla da tanışıyor, her ikisine de içeriden
bir bakış atıyoruz. Herkesin hayatına öyle ya da böyle damgasını vuran, baba-kız, kadın-erkek, anne-çocuk ilişkilerine uzanıyoruz.

Bahsi geçen dönem hepimizi ilgilendirse de anlatılan sadece Deniz Türkali’nin hikâyesi. Ama her şeyden önce tutkunun ve aşkın hikâyesi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 484
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺28,86

Söz Uçar öykücü, romancı, deneme yazarı Nedim Gürsel’in Jorge Semprun, Juan Goytisolo, Nathalie Sarraute, Etiemble, Alain Bosquet, Lawrence Ferlinghetti, Yaşar Kemal, Mahmut Derviş, Abidin Dino, Pertev Naili Boratav ve Peter Schneider’la çeşitli zamanlarda yaptığı söyleşilerden oluşuyor. 

Nedim Gürsel, çağına tanık aydın ve sanatçılarla yüz yüze gelişini, söyleşi yapma amacını, ortak duygu ve düşüncelerin buluşma noktaları olarak açıklıyor ve şöyle diyor:

“Bu söyleşilerin ayrıntılara yönelen, yazın-toplum-siyaset-kültür arasındaki ilişkileri irdelerken dünyamızın sorunlarına da açılan niteliği, sanıyorum günümüzde de geçerliliğini koruyor. Konuştuğum kişilere yalnızca soru sormakla yetinmediğimi, yapıtlarını çözümleyici bir yaklaşımla ele alarak onları okurların gözünde daha anlaşılır ve görünür kılmaya çabaladığımı özellikle belirtmek isterim.” 

Gürsel, kitapta yer alan ve farklı kültür coğrafyalarından gelen bu yazar ve sanatçıların renkli dünyalarının kapılarını okurlara açıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺47,20

Günümüz Amerikan edebiyatının en iyi romancılarından Paul Auster'la yapılan bu söyleşiler, yazarın edebi hayatına şiirle başlayışını, romanlarına dair görüşlerini, yazma alışkanlığı ve yöntemlerini, sonradan girdiği ve sevdiği sinema dünyasında yaşadıklarını anlatıyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺57,90

Hep kitap’ın yazmayı ve okumayı hayatının merkezine yerleştirenlere yol arkadaşlığı yapmayı hedefleyen “Atölye” serisinden; okuduğu kitabın her detayını özümsemek isteyenlere rehber niteliğinde bir kitap: Bir Yazar Nasıl Okunur?: Çağdaş Dünya Edebiyatından Yazarlarla Söyleşiler!

Dünya çapında iki yüzden fazla dergi ve gazetede kitap eleştirileri yayımlanan John Freeman, ne zaman yeni bir kitap çıksa elinde kayıt cihazı ve not defteriyle yazarın yanında belirmesiyle meşhur bir eleştirmen. Bir Yazar Nasıl Okunur? kitabında da çağdaş dünya edebiyatından elli beş yazarla yaptığı en iyi söyleşilerini derleyip onlardan öğrendiklerini okurlarla paylaşıyor.

Doris Lessing, Haruki Murakami, Kazuo Ishiguro, Elif Şafak, Salman Rushdie, Mo Yan, Toni Morrison, John Updike, Jonathan Franzen, Paul Auster ve çok daha fazlası. Hepsi John Freeman’ın sorularına cevap vererek, kitaplarını anlatarak okura bir kapı aralıyor aslında. Kitaplarının tahmin edilemez derinliklerine açılan büyüleyici bir kapı. Haliyle Bir Yazar Nasıl Okunur? da eline kitabını alıp bir köşede okuyarak kendine küçük bir dünya yaratmayı sevenlere, bu dünyayı mümkün kılanlar hakkında daha fazlasını öğrenme fırsatı sunuyor!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺59,90

Sinemayı düşten gerçeğe dönüştüren bir bakışın kitabıdır Türkân Şoray ile Yüz Yüze. Bir sinema sanatçısının sinemadaki ömrünün tanıklığı kadar, onun sinemaya ve hayata bakışını yansıtıyor. Feridun Andaç Türkân Şoray’ın öyküsünü yeni baştan kurdu bu söyleşi-anlatı kitabında.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺78,90

Kir Teorisi, darlık içinde insan imalathanesi Tekeliyet düzeninin kültürel yapısını anlamayı ve anlatmayı deniyor.

Tekeliyet’e karşılık düşen kir’li bir sanat ve edebiyattır.

Roman yazanlar, resim yapanlar, senfoni besteleyenler, tiyatro sahneleyenler, film çevirenler tekellerin ablukasına alındılar. İnsana değiştirme istenci kazandıracak bir sanat ve edebiyatı beşiğinde boğdular. Toplumu kir’le, çirkinlik’le, cehalet’le kuşattılar.

Artık yalnızca “işaret edileni” gören bir okur-izler kitlesi yaratılmıştır. Kir Teorisi, bu kültürel mekanizmayı ortaya koyduğu gibi, “işaret edenleri”, kir’letmek için çalışanları da incelemeye alıyor. Kirli Portreler bölümü, çürümüş bir kültürün vaka incelemelerinden oluşuyor; Tekeliyet düzeninin “ölü canlar’ıdırlar”; eleştirisi yazılıyor ve romanını yazacak Gogol’ler gecikmeyecektir.

Kir Teorisi, biçimi ve kurgusuyla da bir ortaklaşma denemesidir; üç yazar kuşağını, 58’li Yalçın Küçük, 88’li B. Sadık Albayrak, 98’li Taylan Kara’yı bir araya getiren ortak bir kitaptır.

“Bellek kaybına” ilaç; geleceğin bağrındaki sorularımızdır.

Eleştiri, aklı özgürleştirme eylemidir; özgürleşen aklıyla insanın tarih yapmaya girişmesidir. Bu kitap, hepimizi nefes alamaz hale getiren tekellerin kir’li gerçeğine karşı aklı uyarmaya çalışıyor. İnsanlığı kendi gerçeğine sahip çıkmaya çağırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 439
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺64,00

İki zıt karakterin gece boyu diyaloğu üzerine kurgulanan bu Söyleşi'de ana tema "Dünya" ve "Yaşam"dır. Kitabın amacı bilinçlenmeye teşviktir. Akıl vermek değil. Özetle kitap:

Yaşam üzerinedir. Yaşam koçluğu değil. Yaşamın anlamı, bilinçli yaşam ve onu kendince yaşamanın engellenmesi ve de yaşam felsefesi, rasyonel davranış; mutluluk ve aşkım kimyası üzerinedir.

Dünya görüşü (Welltbild) üzerinedir. Beyin yıkama amaçlı değil. Aykırı görüşler ve "doğru"ları sorgulamak ve de çarpık demokrasi, soygun ekonomisi, borsa, kamu tıkanıklığı, çevre talanı üzerinedir.

Kişilik üzerinedir. Kişilik gelişimi değil. Kişiliğin neliği, hayata yön veren bilmediğimiz olgular ve ahlak, erdem üzerinedir.

Zihin üzerinedir. Ruhsallık değil. Dünya görüşü ve kişiliği yansıtan zihin ile inanç, irade, düşünce, varoluş, ölüm üzerinedir.

İçsel dünya üzerinedir. Ama psiko-terapiler değil. Dürtüler-güdüler ve onları tanımak, nasıl etkilediklerini bilmek üzerinedir.

Beyin üzerinedir. Fizyolojisi, morfolojisi değil. Beyin-bilgisayar analojisi ve bilgi, belleki bilinç beyinde nasıl oluşur üzerinedir.

Söyleşi, işlenen konuyla ilgili bilim insanı ve felsefeci görüşlerini, fıkraları ve (sohbet havasında) aşk öyküleri de içerir. Yazar'ın, güncel olaylara tepkisini, keyif halini yansıtan ambiyans betimlemelerini içerir. Geyik muhabbeti ve yazar bilgisi içermez.

Kitapta "Aykırılık" ve "Bilinçlenme" ön plandadır. Mucize çözümler sunulmuyor, olabilecekler tartışılıyor. Herkes kendi çözümünü kendisi üretecek. Aykırılığın saçmalık olmadığı, düzene farklı açıdan baklabileceği görülecek. Dünya ve Yaşam denen sis bulutunu yukardan izleme, içine gir ama kaybolma! Bilinçlen, sezgilerini bilişe dönüştür! Bilgelik hedeflemesen de boş verme!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 537
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺18,75
1 2 3 4 >
Çerez Kullanımı