Nuri Kuzucan’ın Arter’deki Pasaj başlıklı kişisel sergisi bağlamında yayımlanan ve sergiyle aynı ismi taşıyan kitap, serginin küratörü Nilüfer Şaşmazer ile sanatçının gerçekleştirdiği kapsamlı söyleşiyle açılıyor. Yayında Kuzucan’ın hayatına ve zaman içinde dönüşen sanatsal eğilimlerine ışık tutan söyleşinin yanı sıra Duygu Demir, 
Tarkan Okçuoğlu, Asuman Suner ve Hakan Tüzün Şengün’ün bu kitap için özel olarak kaleme aldıkları, sanatçının üretimini farklı bakış açılarından yorumlayan metinlerine yer veriliyor. Tasarımını Ayşe Bozkurt’un üstlendiği kitapta, yazılara Hadiye Cangökçe’nin ve flufoto’nun (Barış Aras ve Elif Çakırlar) çektikleri fotoğraflar eşlik ediyor. 

Nuri Kuzucan’ın Pasaj başlıklı kişisel sergisi, sanatçının eski ve yeni üretimlerinden oluşturulan bir seçkiyi mekâna özgü bir mimari düzenlemeyle bir araya getiriyor. Kaos/düzen, ışık/gölge, boşluk/doluluk, yüzey/derinlik, iç/dış gibi ikilikler etrafında kurgulanan yapıtlardan oluşan sergi, hem zihinsel hem de algısal bir akışkanlığı ve geçişliliği merkezine alıyor. 1 Haziran–31 Aralık 2023 tarihleri arasında Arter’in 1. katında yer alan Pasaj, içine yerleştiği ve 
bir geçiş alanı olarak da yorumlanabilecek galeri mekânını ‘pasaj’ sözcüğünün mimari, yazınsal ve metaforik anlamları ekseninde resimsel uzamla ilişkilendiriyor.


Basım Ayı/Yılı : 7/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 128
Ağırlık : 128
En / Boy : 19,5 / 23,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺300,00

Ya, elma ağacı?
Küçük ve yumuşak cinsli elma ağacı. Isırdığın
zaman un kurabiyesi gibi ağzında dağılan elmaları
olurdu. Birkaç yıl üst üste hiç meyve vermemişti. Bir gün
bana "git şu baltayı al, tersiyle yavaşça elma ağacının
köküne birkaç tane vur, ben sana ne yaptığını
sorduğumda meyve vermediği için keseceğini söyle"
Gülünç biraz da aptalca bir oyun gibiydi. Yaptım
dediklerini. Sonra sen "bırak kesme, belki bu sene meyve
verir" demiştin. Sonra da şimdi bu elma ağacı
kesilmekten korktuğu için seneye meyve dökecek
demiştin.
Tesadüf idi. Gülünçtü. Aptalcaydı.
Ama elma ağacı o sene bütün mahalleye yetecek
kadar meyve verecekti. Toplamakla bitiremediğimiz
kadar çok. O yılki elmanın çokluğuna canlı tanıklar var.
Ama sebep sonuç zinciri arasındaki irtibat tamamen
öznel.
Nankör çocuklarını durmadan vazgeçmeden
küsmeden besleyen tabiat ananın, belki çok ayrıcalıklı
birkaç dostunu tanıyacak bilinci vardır.
Mezarının başındaki çam ağacı nasıl büyümüş
biliyor musun, hem de hiç sulanmadan, bakılmadan,
çapalanmadan.


Basım Ayı/Yılı : 6/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 112
Ağırlık : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺60,00

İyilik Hikâyeleri; iyiliği çoğaltmak, merhameti güçlendirmek, yardımlaşmayı yaymak ve çevremizi güzelleştirmek için çıktı yola. Ersin Karaca’nın “İyilik Hikâyeleri” adı altında Mustafa Özdamar, Mim Kemal Öke, Kemal Sayar, Nurullah Genç, İsmail Acarkan, Ömür Coşkundere, Uğur Canbolat, Yusuf Tosun ve Mahmut Kaya ile “iyilik” kavramı etrafında farklı zamanlarda gerçekleştirdiği söyleşiler bu kitapta bir araya geldi.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 238
Ağırlık : 238
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺130,00

“Kalemime yoldaşlık eden defterlerden alıntı ve notlardan, roman taslaklarından, yıllar içerisinde verdiğim söyleşilerden, bana edebiyat zevki ve şevki veren şair ve yazarların eserlerine dair denemelerimden oluşan bu kitap için ister istemez açıldı eski defterler! Evet, her birimiz kendi defterimizin seyyahıyız; hem yazarı hem okuruyuz vesselam.”

“Kendi defterimizin seyyahıyız” cümlesiyle açılan bu kitapta Leyla İpekçi, okuru, 20 yılı aşan omancılığının ve 30 yılı aşan yazın hayatının sırlı odalarına davet ediyor. Leyla’nın Defteri’ni çevirdikçe, yazdıkları üzerine tefekkür etmek aracılığıyla anbean merkezine yürüdüğü ‘kutsal’ın alanlarına şahitlik; İbn Arabi’den Dante’ye, Tanpınar’dan Orhan Pamuk’a, Rilke’den Bachmann’a, Yunus’dan Niyazi Mısri’ye değin genişleyen bir çağrışım haritasında ise ‘seyyah’lık etmiş oluyoruz.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 376
Ağırlık : 376
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺190,00
Yunus Emre, Niyazi i Mısri ve Türk İslam Tasavvufu Hakkında Konuşmalar - 2

Yûnus Düştü Yolumuza, Yûnus Emre’nin 700. vuslat yıldönümünde Mustafa Tatcı ile yapılan söyleşilerden derlenmiştir. Bu eser, Yûnus’u ve onun izinden giden Anadolu bilgelerini daha iyi anlayabilmek, onların mânâsına girebilmek, önce nefsimizi, sonra da bütün insanlığı Yûnusça bir bilinç eğitiminden geçirebilmek için takip edilmesi gereken yol ve yordamın ipuçlarını vermektedir. Bu anlamda Yûnus Düştü Yolumuza, Yûnus mektebine girmek isteyenler için anahtar bir kitap olma özelliğini taşıyor...
*
Yûnus’un Tapduk eşiğinde kırk sene hizmet etmesi gibi ömrünün kırk senesini Yûnus Emre’yi anlamaya hasreden Tatcı’ya göre ferdî ve toplumsal bunalımlardan kurtulabilmek için Yûnus’un sunduğu reçeteleri güncelleyip uygulamak ve yeniden gündemimize almak önemli çıkış noktalarından biridir. Çünkü Yûnus nefis terbiyesinden geçerek sevgi ve bilgi yoluyla hakikate ulaşmış bir erendir. O, bu topraklarda bir masdar, bir metod, bir çıkış noktası, bir numune, bir model, bir insan-ı kâmil, yeni bir dil, yeni bir yorum ve hepsinden önemlisi yaşayan bir Kur’ân’dır.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 236
Ağırlık : 236
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺145,00
Venezüella ve Yeni Latin Amerika

Basım Ayı/Yılı : 2013
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 176
Ağırlık : 176
En / Boy : 12,5 / 19,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺97,00
Makale, Deneme ve Söyleşiler

Yazıların çoğu yaşadığım, gördüğüm, dinlediğim ya da tanık olduğum toplumsal bir olayın, bir durumun  “bunu da yaz!..” demiş gibi beni iteklemesi, zorlaması sonucunda yazılmıştır.  Türü, konusu, anlatım yöntemi ne olursa olsun, her bir yazı bir yaşanmışlığın özü ve özeti, olayların, durumların yüzümüze vuran yansımasıdır. Amacımız yanlışları irdelemek, eleştirmek değil; bunlara bakarak doğru düşünmek, doğrulara ulaşmak, güzel bir dünyada yaşamak için karanlığa ışık tutarak yolumuzu aydınlatmaktır.  


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 184
Ağırlık : 184
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺70,00
Makale, Deneme ve Söyleşiler

Yazıların çoğu yaşadığım, gördüğüm, dinlediğim ya da tanık olduğum toplumsal bir olayın, bir durumun  “bunu da yaz!..” demiş gibi beni iteklemesi, zorlaması sonucunda yazılmıştır.  Türü, konusu, anlatım yöntemi ne olursa olsun, her bir yazı bir yaşanmışlığın özü ve özeti, olayların, durumların yüzümüze vuran yansımasıdır. Amacımız yanlışları irdelemek, eleştirmek değil; bunlara bakarak doğru düşünmek, doğrulara ulaşmak, güzel bir dünyada yaşamak için karanlığa ışık tutarak yolumuzu aydınlatmaktır.  
•    Arka kapak yazısı 


Basım Ayı/Yılı :
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 160
Ağırlık : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺70,00

Siyah beyaz bir fotoğraf karesi gibi Yeşilçam; bir kenara atılmış, tozlu raflarda duran, ama her bakıldığında insanın ruhuna elemle karışık bir saadet yayan, ucu yanmış bir fotoğraf karesi.

Fakir ama gururlu erkekleri, amansız hastalıklara yakalanan kadınları, imkânsız aşklarıyla o 24 fotoğraf karesinde her şey biraz daha masum sanki.

Türk sinema tarihinin en yakışıklı jönlerinden Ediz Hun o dönemin başkahramanlarından biri. Beyoğlu Emek’te, yaz günlerinde açık hava sinemalarında, zaman zaman da televizyon ekranlarında yıllarca konuk oldu hayatlara. Onu hep canlandırdığı karakterlerle beyaz perdeden izledik, ama işin bir de perde arkası vardı. Ediz Hun bu kez kurgu değil, gerçek bir hikâye anlattı. Cihangir’de başlayıp Norveç’e kadar uzanan, içinde birbirinden güzel anıları, üstün başarıları ve bir halkın hayranlığını saklayan bu hikâyede başrol yine onun.

Kitap Adı: Film Gibi Geçti-Ediz Hun

Kitap Yazar Adı: Rıza Oylum

Yayın Direktörü: Gülşen İşeri

Editör: Ezgi Hotalak

Kapak Tasarım: Emir Tali

Sayfa Tasarım: Beyzanur Karabulut

Sayfa Sayısı: 220

Ebat: 13,5x19,5

Tür: Söyleşi

Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr

₺135,24

Film yıldızı olmak ilginç bir deneyim. Kim bilir kaç insanın hayalini süslüyorsun, kim bilir kaç bin duvarda resmin asılı, kim bilir kaç genç kız sana benzemeye çalışıyor. İşte bütün bunlara rağmen “sahici, yalın, dost bir insan” kalabilmek için Filiz Akın olmak gerekiyor.

Zülfü Livaneli 

Adını duyunca içimin titrediği Filiz; narin, duygusal, zarif kişiliğinin yanı sıra her olayı metanetle karşılayan çok güçlü bir yanı da olan arkadaşım... En umutsuz anda bile, bir umut ışığı yakalar. Hayatımda olduğu için kendimi şanslı hissediyorum. Sinemanın efsane ismi, sarışın güzeli, herkesin kalbine girmiş Filiz Akın’ım.

Türkan Şoray

Çocukken açık hava sinemasına gider gazozumuzun içine sarı leblebi atar o sihirli dünyayı seyrederdik. Sarı uzun saçları, zarafeti ve şıklığı bana hep çok farklı gelmişti. Yıllar sonra kendisini tanıdığımda sadece dış güzelliği değil ruhunun da ne kadar güzel ve gerçek olduğunu gördüm. Benim hem ablam, hem arkadaşım, hem sırdaşım oldu…

Oya Başar

Onu sözcüklerle ifade edemeyeceğim kadar çok seviyorum. Sanatına, zarafetine, asaletine, güzelliğine hayranlığım büyük. Tüm kitaplarını tekrar tekrar okurken bir yenisiyle buluşmak son günlerin en heyecan verici haberiydi. Sayfalarında kaybolmak, özlem gidermek hepimize iyi gelecek.

Ayşegül Aldinç

Eşi, benzeri olmayan efsane, hepimizin hayatına dokunan, bize ışık ve önder olan sevgili Filiz, sen sözcüklerle anlatılamazsın, sen hissedilir ve yaşanırsın... Sen alçakgönüllülüğünle ve kibarlığınla büyüleyen dostum, yine boş durmadın, bu zorlu dönemde bile yine ürettin ve bu kitabı bizlere armağan ettin, yolu açık olsun.

Tilda Tezman

Yıllardan yıllara artan bir sevgi, saygı ve tutkulu bir hayranlıkla izlediğim Filiz Akın.
En çok ve sadece Filiz Akın’ı sevdim ben. Hayatımın başrolünde hep o vardı. Tam 55 yıldır. Hiç ihanet edilmemiş koşulsuz bir sevgi bu.

Pınar Çekirge

Filiz Akın’ı daha Filiz Akın olmadan önce, bir camın arkasından görüp âşık olmuştum. Bir turizm şirketinde çalışıyordu. Camekânı bol bir işyeriydi ve biz bir sürü delikanlı bu güzel kızı görmek için öğle saatlerinde oraya giderdik. Platonik bir gençlik beğenisiydi benimkisi. Biz bunca yıl sonra beraberiz. Yani ben kırk yıl önce âşık olduğum kadınla evliyim.

Sönmez Köksal

Filiz Akın… Bana hayat veren insan. Zevkli, kaliteli, kibarlık örneği… Kanseri bile nazikçe karşılayan hayat öğretmenim. Beni hep şaşırtmayı başaran, benim en iyi arkadaşım, annem.

İlker İnanoğlu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13.7 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2021
₺85,68

Blogger var, vlogger var, Cem Mumcu ne yapar derseniz, ‘dialogger’ oldum derim. Ben uydurdum. Türkçede yok, internetçede “İnsana dair her şeyi dolaysız, içten, mış gibi yapmadan dinleyen, konuşan, soran, cevaplayan” demek olsun bundan sonra. Yanıma sürekli oyun arkadaşlarımı alacağım. Onlar soracak, ben söyleyeceğim. Ben soracağım, onlar söyleyecek. Kimsenin kimseyi sobelemediği bir oyun bu; birlikte kurup, birlikte oynayacağız.”

Kaygılarımla nasıl başa çıkacağım? Öfke kontrol edilebilir bir şey mi? Neden aldatılıyoruz? Neden aldatıyoruz? Aşk gerçekte nedir? İnsan neden gider? Gerçekten kaçabilir miyiz? Teknoloji ve sosyal medya bize ne yapıyor?

Tüm bu soruları ve daha onlarcasını, birbirinden farklı yaşlardan, mesleklerden, geçmişlerden, cinsel kimliklerden gelen ‘oyun arkadaşları’, Cem Mumcu’ya sordu. Yanıtlar aldı, yeni sorularla karşılaştı. Konu konuyu açtı, derinlikli, sahici, mış gibi olmayan büyük bir söyleşi elinizde bulunan kitaba dönüştü.

Bu kitabın sayfalarında ‘ağzından bal damlamakla’ yetinen bir Cem Mumcu görmeyeceksiniz. Bu, öyle bir söyleşinin kitabı değil. Bal, mutfakta. Bu kitaptaysa ağzından gerçekler damlayan bir Cem Mumcu sizi bekliyor.

Bazen canınız yanacak. Cem’in de dediği gibi “Biraz canınızın yanmasına izin verirseniz, canınızın yanması geçecek” çünkü. Bazen öyle bir yer gelecek ki “Cem’in bu anlattığı ben miyim? Ben olabilir miyim?” diye soracaksınız. İhtimaldir ki, bu soruyu sorma cesaretini de gösterdiğinize göre evet, o sizsiniz.

Bugüne dek birçok söyleşi dinlediniz, birçok kitap okudunuz belki de. Ölmeden önce mutlaka gitmeniz gereken 100 yere, ölmeden önce mutlaka yemeniz gereken 100 yemeğe, ölmeden önce mutlaka izlemeniz gereken 100 filme de olasılıkla birçok listede, birçok kaynakta tanık oldunuz.

Hazır olun. Şimdi Cem size “Ölmeden önce mümkünse yaşamanız gereken 1 hayat var” diyor. ‘Mutlaka’ değil ‘mümkünse’ ve 100 adet değil yalnızca 1 tane…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺178,50

"...Kitapta tüylerimi diken diken eden çok yer var... Ama birisi var ki benimle yaşlanacak unutulmaz bir anı.
Brezilyalı Sócrates’e, Che’ye olan hayranlığını sordum. Sigarasına derin bir nefesle yüklendi ve kısık gözlerini dikti bana:

‘Sen bırak Che’yi... Asıl Che sizde... ATATÜRK...’"

- 2012 Eylül, Sao Paulo

Serhan Asker, neredeyse tamamını dolaştığı dünyayı anlatırken yetenekleriyle, duruşlarıyla tüm dünyanın gözbebeği olmuş efsane sporculardan ve siyasetten ekonomiye birçok alandaki dünya kahramanının başarı öyküsünden söz ediyor. Spordan edebiyata, felsefeden tarihe ve daha birçok alana uzanan bir yolculuğun kapılarını okuyucuya aralıyor.

Elinizdeki kitap, bir futbol kitabı olmanın çok ötesinde, sizi dünyanın birçok ülkesinde gezdirecek, o ülkelerin tarihini, kültürünü, sporcularını, bilim insanlarını, sanatçılarını ve edebiyatçılarını yanı başınızda hissetmenizi sağlayacak bir hazine niteliğinde.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,8 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺91,52

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺40,00

Hep kitap’ın yazmayı ve okumayı hayatının merkezine yerleştirenlere yol arkadaşlığı yapmayı hedefleyen “Atölye” serisinden; okuduğu kitabın her detayını özümsemek isteyenlere rehber niteliğinde bir kitap: Bir Yazar Nasıl Okunur?: Çağdaş Dünya Edebiyatından Yazarlarla Söyleşiler!

Dünya çapında iki yüzden fazla dergi ve gazetede kitap eleştirileri yayımlanan John Freeman, ne zaman yeni bir kitap çıksa elinde kayıt cihazı ve not defteriyle yazarın yanında belirmesiyle meşhur bir eleştirmen. Bir Yazar Nasıl Okunur? kitabında da çağdaş dünya edebiyatından elli beş yazarla yaptığı en iyi söyleşilerini derleyip onlardan öğrendiklerini okurlarla paylaşıyor.

Doris Lessing, Haruki Murakami, Kazuo Ishiguro, Elif Şafak, Salman Rushdie, Mo Yan, Toni Morrison, John Updike, Jonathan Franzen, Paul Auster ve çok daha fazlası. Hepsi John Freeman’ın sorularına cevap vererek, kitaplarını anlatarak okura bir kapı aralıyor aslında. Kitaplarının tahmin edilemez derinliklerine açılan büyüleyici bir kapı. Haliyle Bir Yazar Nasıl Okunur? da eline kitabını alıp bir köşede okuyarak kendine küçük bir dünya yaratmayı sevenlere, bu dünyayı mümkün kılanlar hakkında daha fazlasını öğrenme fırsatı sunuyor!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺106,25

“İkbal Ahmet, hakiki bir enternasyonalistin nasıl olması gerektiğinin parlak bir örneğiydi. (…) Dünyanın en büyük medeniyetlerinin tarihinde yabancısı olduğu hiçbir şey yoktu. Hem geçmişteki hem de günümüzdeki devletlere dair ansiklopedik bir bilgisi vardı ve bu devletlerin oynadığı rolleri iyi biliyordu. Dahası, halkların devletlere değil, devletlerin halklara hizmet etmek için var olduğunu biliyordu. Hükümetlerle bir alıp vereceği olmadı, tabii onlar için bir baş belası olmadığı zamanlarda. Kendisini ve zamanını dostlarına, meslektaşlarına ve öğrencilerine cömertçe sundu… Sunduğu örnek ve anıları, pek çok insana çalışmalarında ilham verecektir.”

- Kofi Annan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri

“Kendini adamış ve onurlu bir aktivist olarak İkbal, her şeyin ortasındaydı… Devrimin ve emperyalizmin öğrencisiydi ve bunda çok da iyiydi.”

- Noam Chomsky, MIT

“Çağımızın en güçlü aktivist entelektüellerinden birinden bilge ve savaşkan sözcükler...”

- Gayatri Chakravorty Spivak, Columbia Üniversitesi

“Kaybettiğimizden beri İkbal Ahmet’i özleyen binlerce insan için bu kitap çöldeki bir vaha gibi. Bu söyleşilerde Ahmet’in ilgi uyandırıcı sesini; Hindistan, Cezayir, Amerika Birleşik Devletleri ve Filistin’e dair ilham verici fikirlerini; Mahatma Gandi ve Yaser Arafat’la karşılaşmalarını; Batı’nın Bosna ve Kosova konusundaki pısırıklığına karşı yükselen öfkesini; Keşmir çatışmasına önerdiği çözümü ve Pakistan’da Arap tarihçi ve sosyolog İbn-i Haldun’un adını taşıyan bir üniversite kurma planlarını bir kez daha duyuyoruz. David Barsamian’ın söyleşilerinin çeşitliliğinin ve zenginliğinin bir örneği olan bu kitaba ilişkin tek üzüntüm, uzunluğunun iki katı olmamasıdır.” 

- Radha Kumar, Uluslararası İlişkiler Konseyi

“Göz kamaştırıcı bir entelektüel karşılamanın ideal bir birleşimi elimizdeki: Müthiş bir gazeteci olan David Barsamian’ın derinlikli soruları ve olağanüstü İkbal Ahmet’in ölümünden kısa süre önce kaydedilmiş olan zekice yanıtları.”

- Howard Zinn, Boston Üniversitesi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺26,25

Hall, büyük ölçüde 1980’ler boyunca yayımladığı bir dizi makaleyle Birleşik Krallık, İngiliz, Avrupa ve Avusturya akademisinde kültürel çalışmalar üzerinde ciddi bir etki yarattı ve 1990’lara gelindiğinde dünyanın en önde gelen entelektüellerinden biri olmuştu. Aslına bakılırsa kültürel çalışmaların uluslararası alanda yükselmesiyle birlikte Hall akademik bir yıldız, entelektüel bir ünlü ve felsefi bir guru olarak görülmeye başlandı: Önce Britanya’da, ardından da Birleşik Devletler’de kültürel çalışmalar denince akla gelen ilk isim oldu.

Grant Farred, Cornell Üniversitesi

Siyahî bir adamı İngiliz televizyonlarında klişe bir atlet ya da komedyen rolü dışında kamusal bir entelektüel rolünü işgal ederken görmek, genç siyahî insanlar üzerinde çok ciddi bir etki yaratıyordu. Stuart Hall, insanların kendileri (kimlikleri) hakkında olduğu kadar başkalarının gözünde nasıl göründüklerini düşünme biçimlerini değiştirmede de temsilin temel olduğunu düşünüyordu.

Annie Paul, West Indies Üniversitesi

zoomkitap söyleşi dizisisinde daha önce: − İkbal Ahmet, İmparatorluğa Meydan Okurken, David Barsmaian ile söyleşiler


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2016
₺24,00

Ezilenlerin antrapolojisi denince akla gelen ilk isimlerden biri olan James C. Scott'ın çocukluğundan saha araştırmalarına, eğitim hayatından sosyal bilimlere bakışına kadar pek çok farklı alanı kapsayan bir dizi söyleşiden oluşan Toplum Gibi Görmek, düşünürün kuramsal çerçevesinin dip akıntılarını takip etmeyi olanaklı kılıyor. Bir yandan satır aralarında sosyal bilimcinin nasıl 'içeriden bakabileceğine' dair ipuçları verirken, diğer yandan da E.P. Thompson, Michel Foucault ve Pierre Clastres gibi düşünürlerin katkılarıyla eleştirel bir gözle ele alıyor.

Scott'ın devlet, direniş, tahakküm, köylü isyanları, anarşizm, yüksek modernist kalkınma projeleri, aşağıdan yukarıya kent planlaması, standartlaştırma ve küreselleşme üzerine düşüncelerini içeren Toplum Gibi Görmek, onun düşünsel evrenini kavramak açısından okuru keyifli ve sürükleyici bir söyleşiye davet ediyor.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 169
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺30,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2014
₺60,00

Erotik Düş Makinesi, yazdığı romanlar ve teorik metinlerle Yeni Roman akımının öncülerinden kabul edilen, aynı zamanda sinema tarihinde önemli bir yer edinmiş olan Alain Robbe-Grillet'nin sinemayla olan ilişkisi ve yönetmenliği üzerine yaklaşık on yıllık bir süre içerisinde yapılmış söyleşileri kapsıyor. Kitap, okura Alain Robbe-Grillet’yi filmleri aracılığıyla daha yakından tanıma fırsatı sunmasının yanında, hem onun filmografisiyle yeni tanışacaklar için bu sıradışı izleme deneyimine katkı sağlamayı, hem de onun filmlerine aşina olanlar için yeni bakış açıları vaat ediyor.

“Şimdiye kadar hakkında konuştuğum şeylerin hepsi kültür aracılığıyla öğrenilebilecek kültürel olgular; ancak bir eserde yalnızca yazarının bilebileceği pek çok kişisel olgu da vardır. Bence eğer kattığı her şeyi anında fark edebilseydik, Shakespeare’in eserleri üzerine hala aynı ilgiyle çalışamazdık. Bir kitap okumanın, bir film ya da Shakespeare oyunu izlemenin büyüsü hep yenilenen bir şey, ilk kez okuyor ya da izliyorcasına. Dolayısıyla, eğer sinema bir sanatsa, ertelenmiş bir anlam içerme özelliğini hep korumalı.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺58,50

Rafsancani'nin "Devrimin on kişisinden biri" olarak tanımladığı Muhsin Refikdust, devrimin ilk on yılına ait anılarını gazeteci Said Allamiyan'ın sorularına verdiği cevaplarla akan nehir söyleşide anlatıyor.

Devrim Muhafızları Ordusu'nun kurucusu Refikdust, Humeyni'nin Tahran havaalanına indiği andan itibaren koruma sorumluluğunu nasıl organize ettiğini ve şoförlüğünü nasıl üstlendiğinden başlayıp, Halkın Mücahitleri ile mücadeleden ordu ile ilişkilere kadar sayısız anekdotla bir dönemin birinci elden şahitliğini yapıyor.

Refikdust kitapta sadece Benisadr ile olan anlaşmazlığı, devlet organlarının yeniden yapılandırılması, gayrimenkul tahsisatları, Şahpur Bahtiyar suikastı gibi konulara dair verdiği bilgilerle devrim sonrası çalkantılı dönemin iç dinamiklerine değil; aynı zamanda, "Devrimin Tedarikçisi" olarak anılmasına yol açacak şekilde, Irak savaşıyla beraver Suriye'den Libya'ya, Çin'den İsviçre'ye kadar silah alımlarını nasıl gerçekleştirdiği gibi konular üzerinden İran dış politikasının şekillenme sürecine de ışık tutan önemli bilgiler veriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 316
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺30,00

Hipokrat, Norm Cıvata, Dimes, Abalıoğlu Grubu, Özsüt, Sun Holding, Murat Ihlamur, Dalan Kimya, İnci Holding, Uğur Yücel…

Yeni Efeler Ege'den yola çıkan Türkiye'nin bu değerli markalarının iş hayatındaki yolculuğunu anlatan bir kitap. Her bir öyküde söz konusu işletmenin tarihiyle birlikte bu öyküden çıkarılacak dersler paylaşılıyor. Teklif yapmaktan finansa, üretim yeri bulmaktan eleman yetiştirmeye, ortaklarla çalışmaktan araştırma ve geliştirmeye kadar pek çok konuda tespit ve analizler yer alıyor.

Melih Arat ve İpek Gürel'in hazırladıkları kitaptan başarıya giden yolda girişimciyi bekleyen riskleri ve tehlikeleri bu şirketlerin kurucularının ve bugünkü yeni kuşak yöneticilerinin ağzından öğreniyorsunuz. Yılların süzgecinden geçmiş bu damıtılmış bilgiler ve deneyimler aynı zamanda çok önemli yaşam dersleri niteliğinde.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 238
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺90,00

Hülya Okur’un sorularıyla açtığı yapraklar, birer kaynak olduğu gibi aramızdan ayrılanlarla bizi yine biraraya getirdiği için ocakbaşı söyleşisi yaşatıyor.

- Yekta Güngör Özden

Hülya Okur önsözünde müthiş bir benzetme yapmış. Gerçekten de bağışlanan organlar başka hayatlara nasıl can veriyorsa, insanların geride bıraktıkları düşünceleri de başka düşüncelere hayat verir.

- Mehmet Barlas

Hülya konuklarıyla gönül yoldaşlığı kurmuş, zorlamadan merak edilenleri öğrenmek istemiş, sorguçluk yapmamış...

- Timur Selçuk

Sevgili okurlar, Ölmeden Az Önce’yi mutlaka okuyun. Birbirinden çok değerli ve birbirinden çok değişik hayatlara, sevgiyle dokunacaksınız.

- Ayşe Kulin

Değerli insanlar biraz daha fazla yaşasınlar, dileğimiz bu. Sizi bu kitaptan dolayı gerçekten kutluyorum, sağcıydı, solcuydu, üstçüydü, altçıydı demeden insanların kaliteli taraflarını ortaya çıkartan, iç dünyalarına eğilen bir kitap yapmışsınız, bu yolda yürüyün derim.

- Fikret Hakan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2015
₺58,08
Tükendi

Dünyaca ünlü Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, araştırmaları ve kitaplarıyla Sümerlilerden Hititlere, Anadolu kadim uygarlıklarından Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına, yaşadığımız coğrafyanın nice uygarlığını günümüze taşıyan “yaşayan” bir tarih… Nam-ı diğer Muazzam Muazzez; yaş alan ama yaşlanmayan, mutlu ve sağlıklı bir yaşam için hayattan gereken dersleri çıkaran, derin tarih bilgisini günümüze ufuk açıcı bir şekilde aktaran ve dipdiri vizyonuyla geleceğe ışık tutan bilge bir çınar…

5000 yıllık tarihsel süreçte insana dair değişmeyenleri okuduğunuzda şaşıracak, Cumhuriyet kuşağının vatana koşulsuz hizmet aşkını öğrendiğinizde duygulanacak, 100 yılı devirmiş bir kadının, hayatı nasıl halen mizahi bir açıdan yorumlayabildiğine tanık olduğunuzda hayranlık duyacaksınız...

Sedef Kabaş’ın Muazzez İlmiye Çığ ile yaptığı en güncel röportajları da içeren bu yeni basım, değerli bir tarihsel kaynak olmanın ötesinde kuşaklar arası bir köprü görevi de üstleniyor. 

Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, tarihi araştırırken kendisi tarih olan dev bilim insanı. Sedef Kabaş’ı bu değerli çalışması nedeniyle kutluyorum.

Uğur DündarUsta gazeteci ve yazar

Sedef Kabaş’ın bir hikâye lezzetindeki üslubuyla kaleme aldığı bu kitap, yalnızca bir Cumhuriyet Kadını’nı değil, Cumhuriyet’in ta kendisini anlatıyor.

Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen

Muazzez İlmiye Çığ, yaşamım boyunca rol modelim oldu. Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı dünya çapında bir bilim kadını olan hocamız mücadeleyi sürdürmede yol göstericimiz olmuştur, olacaktır.

Av. Nazan Moroğlu


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 4
Sayfa Sayısı : 192
Ağırlık : 192
En / Boy : 14,5 / 21,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺92,00
Tükendi

Bir insan düşünün…

Yaptığı her eylem, söylediği her söz insanlar ve olaylar üzerinde derin etkiler oluştursun. Ve bu insan bir hareketiyle binlerce insanı harekete geçirebilsin veya durdurabilsin…
Doğal olarak bu kişinin söylediği her söz büyük bir öneme sahiptir…

İşte bu kişi Malcolm X…
20. yüzyıl tarihine silinmez izler bırakmış bir isim…
Hakkında onlarca kitap yazıldı, filmler çevrildi, makaleler yazıldı. Bu kitaplar onlarca dile çevrildi. Hakkında bilinmedik ve yazılmadık şey yok neredeyse… Acaba öyle mi?

Malcolm X’in ölümünden sadece bir gün önce kayda geçirdiği düşünceleri Türk okuru ile buluşuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺13,89
Tükendi

U. G. Krishnamurti’nin öğretilerinde, gerçekten bilgelikle dolu bir insana olan özlemimizi yansıtan zorlayıcı bir saflığa rastlıyoruz. Dünya ta­rihinde otoriteyi böylesine sorgulama cesareti gösteren pek az kişi olmuş ve hiç kimse kendi önemsizliğine böyle büyük bir cüretle bakamamıştır.

U. G. Krishnamurti veya sadece U. G. olarak bili­nen Uppaluri Gopala Krishnamurti (9 Temmuz 1918 – 22 Mart 2007), genellikle “anti-guru” veya “guru olmayı reddeden adam” olarak anı­lan bir konuşmacı ve filozoftu. 1980’lerin ba­şında Amsterdam’da yaptığı konuşmalardan oluşan bu koleksiyon, U. G. Krishnamurti’nin en iyi ve en sarsıcı fikirlerinden oluşmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺54,12
Tükendi

Servet ve iktidar sahibi (Muaviye), Ebuzer'e şöyle dedi: "Kur'an'dan başka ayet yok mu ki Tövbe 34-35 ayetlerini her yerde okuyup duruyorsun?"

(Tövbe; 34-35: Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin bir çoğu, insanların mallarını hem haksızlıkla yiyor hem de Allah yolunda alıkoyuyorlar. Altını ve gümüşü biriktirip de (kenz) Allah yolunda infak etmeyenleri acı bir azabın beklediğini haber ver!.. O gün o biriktirip yığdıkları (kenz) cehennem ateşinde kızartılacak ve alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak. "İşte bu bencilce biriktirip yığdıklarınız (kenz); tadın bakalım" denilecek.)

Ebuzer şöyle cevap verdi: "Tabi ki var. Fakat "zamanın sözü" budur!"


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 629
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2015
₺34,72
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 12 / 20,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2014
₺11,25
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 300
En / Boy : 12 / 20,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2014
₺11,25
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 322
En / Boy : 11,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2014
₺11,25
Tükendi

Batu Akyol, 2013 yılında kamera arkasına geçerek onlarca müzisyen ve müzik yazarıyla cazın Türkiye’deki yolculuğuna dair tanık olduklarını, yaşadıklarını konuşmuş ve “Türkiye’de Caz” belgeselini hazırlamıştı. Müzisyenler, konserler, albümler, festivaller, caz icra edilen farklı yerler hakkında çok değerli bir sözlü tarih çalışması olan bu filme sığmayanlar Caz Çok Zor’da bir araya geliyor; Türkiye’de cazın tarihini anlatırken Türkiye’nin tarihine de ışık tutuyor.

Emin Fındıkoğlu caz hikâyelerinin yanında tiyatro oyunları için yaptığı aranjmanları anlatırken, Sadettin Davran’dan Emel Sayın’ın programı bittiğinde arkasında çalan müzisyenlerin caz bara, jam session yapmaya gittiğini dinliyoruz. Murat Beşer caz'ın bir soğuk savaş silahı olarak nasıl kullanıldığını anlatarak bizi ABD’ye götürüyor. Dan Morgenstern hikâyeyi karşı taraftan tamamladıktan sonra Ertegün kardeşlerin yarattığı efsaneyi, Atlantic Records’u, Arif Mardin’i, İlhan Mimaroğlu’nu anlatıyor... On sekiz bellekten süzülen anılar, yap boz parçaları gibi kocaman bir resimde bir araya geliyor.

Murat Beşer Sadettin Davran Baki Duyarlar Muvaffak “Maffy” Falay Emin Fındıkoğlu Önder Focan Kerem Görsev Dost Kip Can Kozlu Joe Mardin Dan Morgenstern Tuna Ötenel Ali Perret Cüneyt Sermet Orhan Tekelioğlu Okay Temiz Sabri Tuluğ Tırpan Hülya Tunçağ


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2016
₺24,60
Tükendi

Yunan besteci Iannis Xenakis ile yaptığı söyleşileri derleyerek yayımlayan Varga, 1980’de yaptığı ilk söyleşilerin önsözünde şöyle diyor:

“Bu kitap Iannis Xenakis’in bir portresi. Doğrusu, bu bir otoportre: Benim yaptığım tuvali hazırlamaktan ibaretti. Ocak 1980’de birlikte geçirdiğimiz on iki saat bana onun takdim niteliğinde bir eskizini çizmeme yetecek perspektifi verdi. (...) Bir (oto)portrenin ana hatlarını oluşturan bu söyleşiler, Iannis Xenakis’in dünyasına bir giriş niteliğinde. Bu söyleşiler Xenakis’in çok önemli iki kitabı Musiques formelles (“Biçimlendirilmiş Müzik”) ve Musique. Architecture ile birlikte okunabilir, hatta öyle okunmalı; fakat kesinlikle yapıtlarını dinlemenin yerine geçmemeli.”

Arka kapak yazısı:

“Eskiden, yelkenli gemiler okyanuslarda sefer yaparken zor durumda kaldıklarını bildirmek için şişeye mesaj koyup denize atarlarmış, sonunda birisi bulup yardım çağırır umuduyla. Sanatın bu rolü üstlenmesi isteniyor. Pek çok sanatçı birbiriyle güç, para ve itibar için mücadele ediyor - ama son tahlilde her şey dönüp dolaşıp şuna geliyor: Denize bir şişe atacaksınız, birisi de onu bulacak.”

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2014
₺78,00
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 287
En / Boy : 12 / 20,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2014
₺11,25
Tükendi

Profesyonel olarak felsefe ve felsefecilerle ilgili olmayanların en büyük şikâyeti felsefenin pratik hayattan kopuk olduğu serzenişidir. “Anlaşılmaz” problemleri daha da “anlaşılmaz” kavramlarla ifade eden metinler, felsefeye ilgi duymayı dahi korkulu bir süreç haline getirmeye yetmiştir.

Ahmet Arslan felsefeye karşı bu tür basmakalıp ithamların canlı reddiyesidir. Arslan, kitaplarında her gün karşılaştığımız ama çoğunlukla farkına varmadığımız felsefî problemleri basit bir konuşma diliyle ama derinliği kaybetmeden okuyucusuna aktarmasıyla meşhurdur. Antik felsefe ve İslam felsefesi üzerine düşünmek isteyen herkesin yolu bir şekilde Ahmet Arslan’dan geçer.

Ama bu söyleşimizde Arslan bize sadece felsefenin ne olduğunu değil ama bir felsefeci gibi yaşamanın ve düşünmenin ne olduğunu anlatıyor. Bu sayede nadiren rastlanan zengin bir tecrübe, okumayı ve düşünmeyi seven herkesin erişimine açılıyor. Ahmet Arslan’ın hayatı ve düşünceleri ile felsefenin ve Türkiye’nin problemlerini tartıştığımız bu kitapla, felsefe ile sahici bir ilişki kurmanın ne olduğunu aktarıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 428
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺32,40
Tükendi

Selçuk Parsadan ölümünden kısa süre önce; başbakanın kullanımındaki örtülü ödeneği nasıl çarptığını, belediye başkanlarını, devletin, iş dünyasının ve sosyetenin önemli kişilerini nasıl dolandırdığını; Ayrıca, Sabancı Suikastı’nın tetikçisi Mustafa Duyar ile olan hücre arkadaşlığını ve pek çok ilgi çekici anısını Oktay Güzeloğlu’na anlattı

Kimilerine göre “Modern Robin Hood”
Kimine göre Dolandırıcıların duayeni,
Meslektaşlarının akıl hocası ve çağımızın en büyük dolandırıcısı…

“Baba işte bak, bütün bu insanlar iki şekilde para verirler;
Ya umacaklar, ya korkacaklar…
Ya adamı belediyeci, maliyeci, bakan diye arayıp ümit vererek parasını alacaksın ya da general, emniyet müdürü diye korkutarak parasını alacaksın…”

- Selçuk Parsadan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 150
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺15,00
Tükendi

Amerikan edebiyatının dünya edebiyatına miras bıraktığı en büyük hediyelerden birisi ve sonuncusu kuşkusuz ki Charles Bukowski'dir, onun bir pop nesnesi olarak kullanılmasını çöpe atacak olursak deha dağı ile göz göze geliriz. Hem Bukowski üzerine hem de Beat edebiyatı olarak adlandırılan dönem Amerikan yazar ve şairleri üzerine derinlemesine çalışmalarda bulunan İsviçreli gazeteci yazar Duval; Beat edebiyatı sürecinin tarihsel ve tematik yapısını ele alırken, felsefi ve estetik farklılıklar ve aynılıklar açısından karşılaştırmalı bir edebiyat tarihini muazzam keyifli bir şekilde sunuyor.

Neal Cassady, Lawrence Ferlinghetti, Allen Ginsberg ve William Burroughs başta olmak üzere birçok Beat edebiyatı yazar ve şairini; haklarında ilginç anekdotlar ve anlatılarla Bukowski ile harmanlıyor. En önemlisi bunu Charles Bukowski ile birlikte yapıyor. Ölümünden önce ve onunla birlikte! Eser bunun yanı sıra orijinal fotoğrafların kullanımı ve kitap için yapılmış özel Linda Lee ve Charles Bukowski roportajı ile de öne çıkıyor. Bu ayrı bir paralelde ikilinin ilişkilerine de ışık tutan bir metin bütünü yaratıyor. Keyifli ve bilgi dolu bir okuma.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2014
₺23,80
Tükendi

“Yenilmek her zaman kaybetmek demek değildir. Spartaküs yenildiği için Spartaküs’tür; eğer Spartaküs yenseydi adı sanı bilinmeyen Roma komutanlarından biri olurdu. Spartaküs’ü herkes biliyor çünkü mücadele edip güzel yenilerek de tarihe geçmek mümkün. Mahir’i, Deniz’i ve İbo’yu halklarımız biliyor ama onları katledenleri hatırlayan yok. Öte yandan tarih, hayatı ve siyaseti sadece ‘kazanmak’ üzerine kurgulayanların yanılgılarıyla doludur…”

- Bülent Uluer

Yıllar kimi legal kimi illegal sınırları geçerek geçti: Almanya, Fransa, Suriye, Lübnan, İsveç; kimi zaman birlikte kimi zaman ayrı ayrı; sanki hiçbir yer onlar için yaşamı idame ettirmeye uygun değildi. Geride bıraktıkları her şey görünmez iplerle onları geriye çekiyordu. Bülent’le hayatları 1980 darbesinden kısa bir süre önce örgütsel olarak kesişmiş ve ülkeye dönünceye kadar da ortak çalışma içinde geçmişti.

- Mahir Sayın

Biraz da Troçki gibidir; kitlelerin önünde onların ruhu gibi konuşur. Tabutunda yatan Dev-Genç’li o konuşunca dirilir. “Şehitler ölmez” diyenlerimiz, Bülent Uluer’i ne kadar dinlese yeridir. Çünkü onun sesinde, herkesi ifade eden, Türk ile Kürdü, enternasyonalist ile milliyi, atesit ile Müslümanı, Sünni ile Aleviyi, Ermeni ile hepimizi birleştiren tuhaf bir tını vardır.

- Veysi Sarısözen

16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi’ndeki katliamdan sonra arkadaşlarımızın cenazelerini uğurladığımız mitingde, her zaman olduğu gibi kürsüde gördüm son kez Bülent’i.

- Ali Rıza Tura

1978 kuşağı Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu (Dev-Genç) önce Genel Sekreteri ve sonradan Genel Başkan’ı Bülent arkadaşım ülkede ‘Vur Emri’ ile ülkenin her yerine donatılan afişlerle aranıyordu. Afişte, iki devrimci arkadaşı Hasan Şensoy, Paşa Güven de vardı. Devlet, iki faşisti de afişe eklemeyi unutmamıştı.

- Vecdi Çıracıoğlu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 290
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺105,60
1
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı