Le Bon'un yazdığı zamandan bu yana hiç kuşkusuz çok şey değişti. Ancak, bugün her noktada karşımıza çıkan devrim ve toplumsal bunalım, devrimci ilkeleri, özellikle 1789 Fransız Devrimi'ni konu alan bu çalışmayı tekrar üzerinde düşünmeye değer kılıyor. Bir devrimin birdenbire nasıl gerçekleştiğini, kitle iletişiminde kullanılan modern yöntemlerle düşüncelerin hızla sirayet edebilmesiyle açıklayabiliriz. İnsanın her durumda rasyonel bir hayvan olmadığını, duygulara dönüştürülmedikçe aklın kitleleri etkilemediğini çoğu zaman unutuyoruz.

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin, insan hala inançlarıyla yaşıyor; inançlarını akla dayanarak şekillendirse bile, görüş gücü, hala onu yönlendiren birçok dürtüye karşı koymasına olanak tanımıyor. Okuyun ve kendinizi öğrenin.

  • Devrimlerin genel özellikleri
  • Devrim sırasında etkin olan rasyonel, duygusal, mistik ve kolektif öğeler
  • Atalardan kalma etkilerle devrimci ilkeler arasındaki çatışma

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺70,20

“Günümüzde uzmanlar ve siyasetçiler faşizmi, yalnızca popülizmi değil, otoriter rejimleri, uluslararası terörizmi veya devletlerin sergilediği baskıcı tutumları, hatta muhalefetin gerçekleştirdiği sokak eylemlerini de gevşekçe tanımlamak için kullanıyor. Bu gevşeklik tarihsel olarak sorunludur, faşizm kavramının bu gibi dikkatsiz kullanımları popülizmi şeytanlaştırır fakat onu var eden tarihsel sebepleri açıklayamaz. Faşizm ve popülizmin bir torbaya konulması, genellikle statükonun popülist seçeneklerin yegâne alternatifi olarak sunulmasına sebep olur.”

Popülizm şu sıra her kapının kilidini açan bir kavram muamelesi görüyor. Bambaşka ülkelerdeki hareketlere, liderlere, siyasetlere popülizm ve popülist etiketi konduruluyor. Bu adlandırmalardan da hareketle, bir fenomen olarak popülizmin ulus-ötesi bir karakter taşıdığına şüphe olmasa da onun ne olduğuna dair tartışmalar kısa vadede hız kesecek gibi görünmüyor.

Federico Finchelstein, Faşizmden Popülizme adlı bu kitabında, popülizmin ulus-ötesi karakterini tanıyarak, onu iki savaş arası dönemde, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ve Soğuk Savaş atmosferi
içerisinde kavrıyor. Böylelikle popülizmi faşizme eşitleyen görüşleri bertaraf ederken, faşizm mirasından devraldıklarını göstererek, onu post-faşist bir bağlam içerisinde kavramamıza imkan tanıyor.

Bu karşılaştırmalı-tarihsel okuma, savaş sonrası zuhur eden modern popülizmi kavramaya ve kavramların kullanımlarının önemini yeniden hatırlamaya bir davet niteliği taşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺73,50

“Zihinler değişiyor. Rejimler çöküyor. Yeni yapılar doğuyor. Çalkantılı zamanlar, çalkantılı değişimler yaşanıyor. Yine de zaferin kaçınılmaz olduğunu söyleyemeyiz. Peşine düşülen hedeflere erişmek için insanlar acı ve öfkeden sıyrılıp harekete geçmeli, bölünmüşlükten beraberliğe ve mücadeleden zafere yürümeli. Anlık zaferlerin ötesinde yeni toplumsal ilişkiler biriktiren ve çeşitlendiren kazanım yörüngelerine ihtiyacımız var.”

“Yeni bir toplum yaratma yolunda aktivist bir ‘toplumsal değişim ekibi’ işe nereden başlayacağını, nihai hedefini ve başlangıç noktasından bitiş noktasına nasıl gideceğini bilmek zorundadır. Bu kitabın konusu işte tam olarak budur.”

Mümkün Ütopya yaşanılabilir bir toplum için yeni seçenekler, davranışlar ve sonuçlar doğuracak yeni uygulamalar üzerine bir çalışma. Michael Albert mevcut gerçekliğe dair kıyamet senaryolarının kurgulandığı günümüzde sabırlı, ağırbaşlı ve cüretkâr olmanın altını çizerek “İnsanların küçümsendiği bir sığınak yerine karşılıklı yardım için bir aracıya dönüşen hareketleri” nasıl yaratabileceğimize kılavuzluk edecek bir teori ortaya koyuyor.

Bunu yaparken bizi bir arada tutan hükümet, ekonomi, akrabalık ve kültürün birbirleriyle, değişimle ve tarihle ilişkisini anlamaya ve bildiğimiz toplumsal hiyerarşileri yaratmadan işlevlerini nasıl yerine getirebileceklerini görmeye yardımcı oluyor.

Birbirimiz adına nasıl harekete geçebiliriz?

Harekete geçtiğimizde karşılıklı olarak nasıl fayda sağlarız?

Kendimizi nasıl örgütleriz?

Siyasal bağlantılarımız sebebiyle ne tür faydalar ve sorumluluklar ediniriz?

İnsanlar bir toplumsal harekete katıldıktan ve o hareketin tanımlanmış hedefleriyle aynı çizgiye geldikten sonra neden o hareketi terk ederler?

Mevcut kurumların kalıcılığını önden kabullenerek yalnızca kötü yanlarını iyileştirmekle mi yetineceğiz (yani reformist olacağız) yoksa mevcut kurumları ihtiyaç duyulan işlevlerini yeni yollarla karşılayan yeni kurumlarla mı değiştireceğiz (yani devrimci olacağız)?”

Mümkün Ütopya adil bir dünya yaratabilecek dinamik bir hareket isteyen aktivistlerin yüzleştiği birçok soruyu yanıtlıyor.”

-Bill Fletcher, Jr.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺54,90

MİT Asya Bölgesi Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun Ölümünden Kısa Süre Önce Aydınlık'a Gönderdiği El Yazıları, Tıpkıbasım... AKP'yi Kapatma Davası ve Serdar Özgüldür Olayı...

Hikmet Yar-Tayyip Erdoğan İlişkisi ve Usame Bin Laden... "Bizi Hapsederken Mahvettikleri Yargı Bizim Yargımızdır"... Fethullah Gülen ve Okulları... Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ve Fethullah Gülen...

Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'ün ABD ve İsrail İlişkileri... MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Yaptığı Atamalar ve Büyükanıt'ın Bildiği RTE Sırları... AKP, PKK ve Kürt Sorunu...

AKP İktidarının İç ve Dış Politikada Geldiği Yer... "Öldürmek Dahil Her Şeyi Yaptırabilir"...

Tayyip Erdogan'ın İsviçre'deki Gizli Hesapları ve Kılıçdaroğlu'nun BND Görüşmesi...

Türkiye Cumhuriyeti Devletini AKP Nasıl Ele Geçirdi...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺48,90

Cezaevinde tutulmuş günlükleri kitaplaştırmak, “tarihe not düşmek” adına Ülkücü Hareket’in bilinmeyen bir cephesine ışık tutmak açısından önemlidir diye düşündüm. Çünkü adı hapishane olan o loş mekânlarda yaşanılanlar “bizim gerçeklerimiz” di.

İşte bu gerçekleri öğrenmeliydi genç nesil. Bu günlerden o günlere bakamıyorum bile. Hâlâ o günlerin ruh halini yaşıyor ve her an iliklerime kadar ürperdiğimi hissediyorum. Arkadaşlarımın da benden farklı olduğunu sanmıyorum.

“Biz ne için mücadele etmiştik ve ne olmuştu? Ulvi gayeler için verilen mücadelenin karşılığı hapishaneler mi olmalıydı?” şeklinde soruları sorarken, 12 Eylül yönetimi tarafından idam edilen arkadaşlarımızı unutmamanın da en büyük erdem olduğuna inanıyorum. Fakat gerçekten bütün bunlar olmalı mıydı? Ülkücüler hayatlarının en verimli çağlarında hapishanelere atılmalı ve ölmeli miydiler?

Ülkücü hareketin yükselişi, düşman odakların baskı ve şiddeti artırmalarına ve üç bin Ülkücünün şehit edilmesi, binlercesinin de zindanlara doldurulması ile önlenmek istenmiştir. Zaman içerisinde buna, hain emellerini gerçekleştirmekte kendilerine Ülkücüleri engel olarak gören bazı “devletlü”lerin bizi tesirsiz hale getirme ve yok etme çabaları da eklenmiştir. Güçlenmemizle orantılı olarak da gelecekte daha çok şeyler göreceğimizden eminim.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺48,90

Dobralığıyla bilinen eleştirmen Jessa Crispin, Neden Feminist Değilim adlı kitabında günümüz feminizmine keskin eleştiriler getirirken, bir yandan da bu manifesto aracılığıyla devrim çağırısında bulunuyor.

Siz de bir feminist misiniz?

Kadınların da insanca muamele görmeyi,

Erkeklere bahşedilmiş hak ve özgürlükleri hepsini hak ettiklerine

Siz de inanıyor musunuz?

O halde sizde bir feministsiniz…

Ama ne olduysa olmuş, kadın özgürlük hareketi, mevcut düzene isyan etmek yerine

Ona boyun eğerek, bayağı, nezaketi elden bırakmayan ve etkisiz bir tavır takınır olmuştur.

Jessa Crispin ise artık yeter diyor!

Neden Feminist Değilim, sözünü budaktan sakınmayan bir yazarın korkusuzca yaptığı bir devrim çağrısıdır. Jessa Crispin feminist hareketi kayıtsızlık, umursamazlık ve korkaklıkla suçluyor ve baskıcı sistemin tümden ortadan kaldırılmasını istiyor. Crispin’in nüktedan ve sivri diliyle yepyeni bir feminizm çağrısı yaparken, yalnızca kadınlara değil bütün insanlığa sesleniyor.
 
“Neden Feminist Değilim? adlı kitabıyla, Crispin ben feminist falan değilim demek istemiyor; demek istediği, kapılarını dışarıya tamamen açan ve davasını tamamen unutan bir [feminist] kulübünün üyesi olmak istemediğidir… Crispin’in argümanları zihin açıcı ve dengeli; söz konusu feminizm olunca, geniş çevrelerce benimseniyor olması neredeyse her zaman sorgusuz sualsiz iyi bir şey olarak görülüyor.”

- The New Yorker
 
“Kısa ve öz, kavgacı ve zihin açıcı… Vicdanınıza kulak verin çağrısı.”

- Chicago Tribune

“Feminizmin güçlü ve zayıflarına tutulmuş kör edici bir ışık gibi… Zirve noktasına çıkan alev alev bir belagat… Crispin, tartışma ve kavga çıksın diye uğraşan tespitleriyle, geçmişte başka bir devrimin fitilini ateşleyen türden yoğun bir enerjiyle yazıyor.”

- Booklist


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺39,90

Bundan 100 yıl önce St Petersburg’da ayaklanan işçiler Çar’ın sarayına girdi ve kurtuluş arayışındaki insanlığa bir kapı araladı, başka bir dünyanın mümkün olduğunu gösterdi. Tarihsel dönemlerin en buhranlı anlarından birinde gerçekleşen bu altüst oluşla birlikte, fikirden gerçeğe dönüşen bir toplumsal proje tarih sahnesinde yerini aldı. Elinizdeki kitap, insanlık tarihinin en büyük toplumsal değişim hareketlerinden biri olan 1917 Ekim Devrimi’nin 100. yıldönümünü vesilesiyle, okuru o anın ruhuyla hemhal kılmayı amaçlayan bir bölük öyküden oluşuyor.

Bu öykülerde devrimin ayak seslerini duyan egemenlerin telaşına, ezilenlerin coşkusuna, kimileyin yaşanan hayal kırıklıklarına tanık olacak, yeni bir dünya arayışına ilişkin bu büyük deneyimi edebiyatın gücüyle duyumsayacaksınız. Devrimin ateşli yılları, büyük olayları ve renkli karakterleri olanca canlılığıyla bu seçkide okurla buluşuyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺36,90

Victor Serge’in Gücümüzün Doğuşu adlı epik romanı esas olarak İspanya ve Rusya’da; 1917-1919 yıllarının çalkantılı devrimci ayaklanma yıllarında geçmektedir. Serge’in muntazam anlatısı tarihsel bir dönüm noktası olarak Birinci Dünya Savaşı’nın hendeklerinde gerçekleştirilen kanlı kitle kıyımlarının üçüncü yılıyla; yani 1917 yılı ile açılır. 1917 baharı aynı zamanda Rusya ve İspanya’da birdenbire ortaya çıkan devrimci kabarmalar dönemidir de. Her ne kadar İspanya’daki ayaklanma fiyaskoyla sonuçlanmış olsa da, Rusya’da işçiler, köylüler ve askerlerin oluşturduğu devrimci örgütlülük iktidarı ele geçirebilmiştir. Victor Serge’in resmettiği “iki şehrin hikâyesi” devrimcilerin iktidarı almakta başarısız oldukları Barcelona ile karşı-devrimci Beyaz Ordu tarafından kuşatılmış, açlıktan kıralan, türlü sorunlarla boğuşan, Rus Devrimi’nin başkenti olan Petrograd arasındaki tezatlık üzerine kurulmuştur. Yazarının Stalin’in devrimi boğmaya varan diktatörlük uygulamalarına açıkça karşı çıktığı için yarı-tutuklu bulunduğu bir dönemde, Leningrad’ta kaleme aldığı bu romanda birbirleriyle bağlantılı iki tablo ustaca sunulur: Bir yanda bol güneşli İspanyol başkentindeki radikalleşmiş işçilerin kendi iktidarlarını kurmak üzere kalkıştıkları devrimci eylemlerin “romantik” tablosu; diğer yanda ise Rusya’nın soğuk ve karanlık devrimci süreçlerinin anlatıldığı katı ve acımasız bir “gerçekçi” tablo vardır...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺45,92

Bir arkadaşımı dinledim yurdunu savunurken
İnanç ve güç doluydu-şaşkın yüzler sarkmıştı kürsüden;
Bizler yarının insanlarıyız diye düşündüm
Onlar ise ölüdür şimdiden..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 124
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2014
₺8,33

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 211
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺28,00

 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 268
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2005
₺20,50

Hamas’ın eylem çeşitleri arasında adam kaçırma, ev baskınları, pusu kurma gibi yöntemler vardır. Ancak bölgede dehşet uyandıran bombalı intihar saldırıları oldu. Kilolarca dinamiti gövdesine sararak "İslam için şehit olmaya" giden savaşçılar tarafından gerçekleştirilen bu eylemle sarsıcı etki yarattı. Hizbullah ise daha çok Beyrut’ta Amerikan askerlerine yönelttiği kamyon saldırıyla adını duyurdu. Yüzlerce kilo patlayıcıyla doldurdukları kamyonla tesise çarptığında taş taş üstünde kalmamış 241 Amerikalı ve 58 Fransız askeri ölmüştü. Murat Erdin’in, Ortadoğu’da üzerinde fırtınalar koparan iki radikal islamcı örgütün ortaya çıkışlarını, yapılarını, örgütsel işleyişlerini, hedef ve eylemlerini tarihsel süreci içinde incelerken gazeteci titizliği ve objektifliğiyle konuya açıklık getiriyor. Hamas, Hizbullah, İsrail ve FKÖ’nün içinde yer aldığı Ortadoğu kaosun nereye kadar devam edebileceği sorusuna yanıt arıyor. Ayrıca kitabın son bölümünde Hizbullah’ın Türkiye uzantısı "Menzilciler" ve "İlimciler" hakkında da ilginç bilgiler aktarıyor. Almanya’nın Kucağında İrtica isimli ikinci kitabı; Almanya’da yoğun çalışmalar ve röportajlar sonucu yapılan ve irtica olarak anılan Radikal dincilerin gerici eylemleri, sistemli örgütlenen akımlar üzerine derin bir inceleme ürünüdür. Konuyla ilgilenen herkes için somut bir belgesel.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 107
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2002
₺16,00

K. Marx ve F. Engels’in, anarşizm üzerine yazı, konuşma ve yazışmalarından derlenen Sur l’anarchisme et l’anarcho-syndicalisme (Editions du Progrés, Moscou 1973) adlı derleme yapıtını Fransızcasından Sevim Belli dilimize çevirdi, ve kitap, İngilizcesiyle (Anarchism and Anarcho-Syndicalism, International Publishers, New York 1972) karşılaştırıldıktan sonra Anarşizm Üzerine adı ile Sol Yayınları tarafından, Ekim 1999 (Birinci Baskı: "Anarşizm ve Anarko-Sendikalizm içinde" Mart 1979) tarihinde, Ankara’da, Şahin Matbaası’nda bastırıldı. İçindekiler 7 Sunuş, N. Y. Kolpinski 21 Devletin Ortadan Kaldırılması Sloganı ve Alman "Anarşi Dostları" Konusunda, Friedrich Engels 26 Marx’tan Manchester’deki Engels’e 33 Engels’ten Londra’daki Marx’a 35 Marx’tan Manchester’deki Engels’e 37 Marx’tan Hanover’deki Ludwig Kugelmann’a 39 Marx’tan Paris’teki Paul Lafargue’a 41 Engels’ten Berletta’daki Carlo Cafiero’ya 45 İşçi Sınıfının Siyasal Eylemi Üzerine, 21 Eylül 1871’de Londra Konferansında Yapılan Konuşma, Friedrich Engels 47 Uluslararası Emekçiler Birliği Delegelerinin 17-23 Eylül 1871 Tarihlerinde Londra’da Toplanan Konferansınca Alınan Kararlar, Karl Marx - Friedrich Engels 49 Marx’tan New York’taki Friedrich Bolte’a 53 Engels’ten Madrid’deki Paul Lafargue’a 55 Sonvillier Kongresi ve Enternasyonal, Friedrich Engels 63 Engels’ten Türin’deki Carlo Terzaghi’ye 65 Engels’ten Milano’daki Theodor Cuno’ya 68 Enternasyonal İçinde Sözde Bölünmeler – Uluslararası Emekçiler Birliği Genel Kurulu Özel Genelgesi, Karl Marx - Friedrich Engels 71 Engels’ten Kopenhag’daki Louis Pio’ya 72 Marx’tan Madrid’deki Paul Lafargue’a 74 Engels’ten Carlo Cafiero’ya 76 Genel Kuruldan Uluslararası Emekçiler Birliğinin Tüm Üyelerine, Friedrich Engels 79 2-7 Eylül 1872’de Lahey’de Toplanan Genel Kongre Kararları, Karl Marx - Friedrich Engels 81 Lahey Kongresi Üzerine - 8 Eylül 1872 Tarihli Amsterdam Toplantısında Yapılan Konuşmanın Basından Aktarılışı, Karl Marx 83 Lahey Kongresinde Vekillik Yönergeleri, Friedrich Engels 85 Konut Sorunu, Friedrich Engels 85 Üçüncü Bölüm - Proudhon Üzerine Tamamlayıcı Gözlemler ve Konut Sorunu 92 Siyasete Karşı Kayıtsızlık, Karl Marx 99 Otorite Üzerine, Friedrich Engels 104 Sosyalist Demokrasinin İttifakı ve Uluslararası Emekçiler Birliği, Karl Marx ve Friedrich Engels 104 I. Giriş 106 II. Gizli İttifak 112 VIII. Rusya’daki İttifak 121 IX. Vargı 124 Enternasyonalde, Friedrich Engels 126 Bakuninciler İşbaşında. "Der Volksstaat" Gazetesinde Yayınlanan (1871-1875) Enternasyonal Konular Üzerine Makaleler Derlemesine Önsöz, Friedrich Engels 153 Bakuninciler İşbaşında Üzerine Giriş Notu (1894), Friedrich Engels 129 Bakuninciler İşbaşında. 1872 Yazı İspanya Ayaklanması Üzerine İnceleme, Friedrich Engels 151 Bakunin’in Devlet ve Anarşi Kitabının Tahlilinden Parça, Karl Marx 158 August Bebel’e Mektup, Friedrich Engels 160 İtalya’da, Friedrich Engels 166 1877’de Avrupa Emekçileri, Friedrich Engels 175 Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm, Friedrich Engels 175 III 178 Engels’ten Cenevre’deki Johann Philipp Becker’e 179 Karl Marx’ın Ölümü Üzerine, Friedrich Engels 179 II 182 Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu, Friedrich Engels 183 Konut Sorunu’nun İkinci Baskısına Önsöz, Friedrich Engels 187 Engels’ten Berlin’deki Max Hildebrand’a 188 Brüksel Kongresi ve Avrupa’da Durum [Paul Lafargue’a Yazılan Bir Mektuptan], Friedrich Engels 189 Engels’ten Madrid’deki Paul Iglesias’a 190 Açıklayıcı Notlar 199 Adlar Dizini


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 206
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2009
₺30,00

Sosyalist Dünya Görüşü Marksizm

Ünlü Fransız Marksisti Henri Lefebvre, bu eserinde, çok geniş ve karmaşık bir öğreti olan Marksizmin kısa ama doyurucu ve anlaşılır bir özetini sunuyor.

Marksist İktisat El Kitabı

İkinci basımı çıktı; bu kez cep kitabı boyutlarında! Marx'ın iktisat teorisi ve devrimci öğretisinin bütünü, 150 yılı aşkın bir süredir kapitalist ideologların amansız saldırıları altında.

Marksizm Nedir?

Karl Marx'ın temel yapıtı Kapital'in çizgi romanı Kapital Manga'yı 2009 yılında okurlarla buluşturan Yordam Kitap, şimdi de bilimsel sosyalizmin en yaygın belgesi Komünist Manifesto'nun çizgi romanı Komünist Manifesto Manga'yı yayınlıyor.

Marksizm Üzerine Dört Ders

20. yüzyılın önde gelen Marksist iktisatçılarından Paul Sweezy'nin Sosyalist Cep Kitapları dizisi içinde yayınlanan bu kitabı, Marksizmin temellerine ve özellikle de emperyalizmin işleyiş tarzına ışık tutarak, sermayenin günümüzdeki krizinin tam olarak anlaşılabilmesi için mutlaka okunması gereken bir çalışma olma özelliği taşıyor.

Tarihin Yapıları

Dünyamızı nasıl bir gelecek bekliyor? İnsanlık mı yok olacak, yoksa bu yok oluş sürecinin mi sonu gelecek? Bizimkini izleyecek dünya üzerine neler söyleyebiliriz? Dönüşüm olanakları nelerdir?

Diyalektik Materyalizme Giriş

Ünlü Marksist siyasetçi ve kuramcı August Thalheimer'in 1927 yılında Moskova'daki Sun Yat-sen Üniversitesinin ikinci sınıf öğrencilerine verdiği "Modern Dünya Görüşü" dersinin notları.

Marksizme Sıra Dışı Bir Giriş

Türkiyeli okurların ilgiyle karşıladığı Diyalektiğin Dansı'nın yazarı Bertell Ollman'ın bu eseri, Marx'ın kapitalizm analizine bir giriş niteliği taşıyor. Ollman bir yandan konu hakkında detaylı bilgiye sahip olmayan okuyucuya yabancılaşma, değer kuramı ve proletarya diktatörlüğü gibi Marx'ın kuramının ana kavramlarını tanıtıyor, bu kavramların birbirleriyle ilişkilerine ve genel kapitalizm kuramı içindeki yerlerine vurgu yapıyor.

Köktendincilik Nedir?

Uluslararası Marx-Hegel Diyalektik Düşünce Topluluğu'nun başkanı Prof. Domenico Losurdo, bu kitapta sadece İslami değil, aynı zamanda Yahudi ve Hristiyan köktendinciliğinin tarihsel, sosyolojik ve siyasal kaynaklarını tartışıyor. Böylece indirgemeci ve tek taraflı yorumları ters yüz ediyor: Bir yandan güncel siyasal tartışmalarda birbirinin karşı kutbunda yer aldığı varsayılan farklı köktendincilikleri eleştirel bir gözle ele alarak, sadece farklılıklarına değil, aynı zamanda ortak noktalarına da işaret ediyor.

Felsefe İncelemeleri

Bu kitap, tarihsel maddecilik görüşünü, özgün metinlere dayanarak görece küçük oylumlu bir kitap içinde, olabildiğince varsıl bir biçimde sunmayı amaçlıyor. Bundan yaklaşık yarım yüzyıl önce Fransız Marksist Emile Bottigelli tarafından gerçekleştirilen bu derleme, Karl Marx ile Friedrich Engels'in bu konuda kaleme aldıkları en ünlü metinlerinden yapılmış bir seçme niteliğinde. Metinlerin bir bölümü, zamanında kitap ya da makale olarak yayınlanmış, bir bölümü el yazması olarak kalmış, bir bölümü ise mektup parçaları.

Komünist Manifesto

Komünist Manifesto bilimsel sosyalizmin en önemli program belgelerinden biridir. "Bu küçük kitapçığın ağırlığı pek çok cilde denktir. Bugüne dek uygar dünyada örgütlü ve mücadeleci proletaryanın tümüne hayat ve hareket veren onun ruhudur."
-Lenin-

Karl Marx ve Marksizm Üzerine

Lenin'in Marx'ı ve Marksizmi tanıtmak üzere 1914 yılında popüler bir ansiklopedi için kaleme aldığı bu metin, Karl Marx'ın kısa yaşamöyküsünü ve Marksizmin yoğun ve anlaşılır bir özetini sunuyor. Daha sonra, Lenin'in sağlığında, kitapçık olarak da yayınlanan bu parlak özet, Marksizm okuyucuları için yol gösterici nitelikteki ayrıntılı bir kaynakça da içeriyor.

Felsefe El Kitabı

Diyalektik ve tarihsel materyalizm, bilimsel sosyalizmin temel bileşenlerinden biridir ve Marksizmin genel teorik ve yöntembilimsel temelini oluşturur. Marksist felsefeyi incelemek, bilimsel bir dünya görüşü oluşturmanın başlıca yollarından biridir. Bu nedenle felsefe bilmeden ne bir bütün olarak Marksizm-Leninizm ne de bilimsel sosyalizm, ekonomi politik ya da öteki toplumsal bilimler layıkıyla öğrenilebilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 1696
En / Boy : 12 / 16
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺136,80

Angela Davis, 1944 doğumlu, ABD’li iflah olmaz bir muhalif. Dünya  onu 1970 yılında tutuklandığında tanıdı. Gezegenin her yerinde  serbest bırakılması için kampanyalar yapıldı, hakkında şarkılar  yazıldı.

Angela Davis bugün dünyanın her yerinde saygı gören muhalif bir yazar, akademisyen. İlgi alanları Siyah Feminizmden hapishanenin ilgasına, popüler kültüre kadar uzanan birçok alanı kapsıyor, yazıları, konferansları dünyanın her yerinde büyük ilgi görüyor.

Davis’in, 2016 yılının Şubat ayında yayımlanan son kitabı “Özgürlük Kesintisiz Bir Mücadeledir”, Güldünya Yayınları tarafından yayımlandı. Yazarla yapılmış çeşitli röportajların, konferans konuşmalarının yer aldığı kitapta Türkiye için de güncelliği olan pek çok konu yer alıyor. Bunların içinde Ferguson kalkışmasıyla ilgili olanlar Gezi üzerine düşünmeye devam eden herkesin dikkatini çekecektir.

Obama’nın seçim süreciyle ve genel olarak seçimlerde “demokrat” bir adayı desteklemekle ilgili görüş, öneri ve çekinceleri, hele de bütün dünyanın Trump iktidarına hazırlandığı bu dönemde bütün dünyada ilgiyle okunacaktır.

Ayrıca uzun yıllardır Filistin davasıyla ilgilenen, burayı defalarca ziyaret etmiş olan Angela Davis’in Filistin meselesiyle ilgili söyledikleri, bu konuyu uzun yıllardır “İslami” bir mesele olarak görenleri şaşırtabileceği gibi Filistinlilerle ABD’li siyahların dayanışmasına dair anlattıkları da oldukça umut verici. Davis’in 2015 yılında Hrant Dink Vakfı’nın konuğu olarak geldiği İstanbul’da, Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptığı konuşmanın da yer aldığı kitap Türkçe okurun da ilgisini çekecek


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺34,00

Abdullah Öcalan, 1999 Yılında İmralı'da Alb. Hasan Atilla Uğur tarafından sorgulandı. Sonra kendisi de Kemalist subaylarla ve ABD denetimindeki MİT görevlileriyle görüştüğünü ve böylece iki ayrı süreçten geçtiğini avukatlarına bizzat söyledi.

Bu kitap, Abdullah Öcalan'ın 1999'da ve takip eden yıllarda İmralı sorgusunda kamera kayıtlarıyla da saptanmış ifadelerinin bire bir yazıya aktarılmasından oluşmaktadır.

Abdullah Öcalan'ın sorguda söz ettiği Konular:
Atatürk, Atatürkçülük, Kemalizm, Türklük, Kürtlük, Türkiye, Cumhuriyet ve Rejim, Devlet, Şehitler, Irak, Barzani, Talabani, İsyanlar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺4,86
Bu kitap, tarihin önemli olduğunu iddia eder. Orta Asyalıların, İslam’la ilişkileri, İslam’ın onlar için ne anlama geldiği; sadece, yetmiş yıllık Sovyet iktidarı göz önünde bulundurularak dahi anlaşılabilir. Bu yıllar, İslam’ın, Orta Asya’daki uzun tarihine kıyasla çok kısa bir süre teşkil etse de toplumda ve kültürde, Sovyet Dönemi çok büyük dönüşümlere sebep olmuştur. Dahası bu dönüşüm, Orta Asya’yı, geri kalan Müslüman dünyadan ayıran bir kalıba sokmuştur. Sovyet Döneminde her çeşit İslami ifade sürekli saldırıya uğramıştır. İslami bilgiyi aktarma yolları yok edilmese de zarar görmüştür. İslam’ın fiziksel işaretleri olan camiler ve ilahiyat okulları ortadan kaldırılmıştır. Sovyet Dönemi ayrıca, Orta Asyalılar arasında güçlü, laik, etnik-milliyetçi kimliklerin oluşmasına ve bu tür kimliklere sıkıca bağlı yeni politik ve kültürel elitlerin yaratılmasına tanık olmuştur. Bağımsızlık, bu kimliklerin ya da onları şekillendiren elitlerin yok olması anlamına gelmekteydi. 1990’ların büyük çoğunluğunda, naif bir iyimserlik, Batılıları, Orta Asya ülkelerinin diğer eski sosyalist devletler gibi Sovyet otoritesinden daha normal bir şeye, belki de insanların kendileri gibi düşüneceği serbest piyasa demokrasisine dönüşümün içinde olduğuna inandırmıştı. Artık bu ülkelerin gidişatlarının basit terimlerle anlatılamayacağı yeterince açıktır. Halkların ve yöneticilerinin geçmişlerini omuzlarından attıkları düz bir geçişin yerine, Sovyet otoriter rejimini, ortaya çıktıkları neo-liberal görüşlerle birleştiren "sosyalizm sonrası" toplum ve politika biçimleriyle karşı karşıyayız. Eski dünya anlayışları yok olmakla birlikte, ilginç biçimlerde şekillendirilmektedir. Orta Asya’da hâlâ Sovyetlerin kültür ve kimlik anlayışı hâkimdir. Bu yüzden, bölgenin günümüz politikasını ve İslam’ın bu konudaki rolünü, Sovyet Dönemini dikkate almadığımız sürece anlayamayız.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 222
En / Boy : 14,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2011
₺65,00

“Kapitalist toplum ile komünist toplum arasında, birinin diğerine devrimci dönüşüm dönemi yer alır. Buna siyasal bir geçiş dönemi de karşılık gelir ve söz konusu geçiş döneminin devleti, proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olamaz.”

Marx ile Engels’in Alman işçi sınıfı partisinin farklı program taslakları ve programları hakkındaki eleştirel değerlendirmelerinin yer aldığı yazı ve mektupları, program sorununa nasıl baktıklarını göstermenin yanı sıra, işçi sınıfının iktisadi kurtuluş mücadelesi ve bunun siyasal mücadeleyle ilişkisi, proletarya diktatörlüğü, kapitalist toplumdan komünist topluma geçiş süreci, işçi sınıfı enternasyonalizmi gibi pek çok başlıktaki yaklaşımlarına da açıklık kazandırıyor.

Gotha ve Erfurt Programları Üzerine, Marksizmin Almanya’daki gelişim tarihine de ışık tutan bir derleme. Alman işçi sınıfı partisinin yöneticileri, Marx ile Engels’in pek çok konudaki görüşlerini ancak uzun süren tartışmalar ve iç mücadeleler sonrasında benimsemişti.
Derlemede ayrıca, Marksizmin kurucularının eleştirilerine konu olan program taslaklarına, bu metinlerin son hâllerine ve tartışmalar sırasında anılan bazı önemli belgelere yer veriliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺20,90

Samir Amin’in 40 küsur yıl önce yayımladığı Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme, yıllar içerisinde çağdaş Marksizmin klasik eserleri arasına katılmış, çokça tartışılmış, konu hakkında başka kitap ve makalelere esin kaynağı olmuştur. Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme, yazarın sözleriyle “Ekonomizme ve Batı-merkezli bakış açısına karşı olan ilk çalışmanın düşünce çizgisini izlemekte; antiemperyalist mücadelelerin radikalleşmesinin bir sonucu olan Marksizmin yeniden doğuşu genel perspektifi içinde yer almaktadır.”

Dönemin Stalinizm, Troçkizm ve Çin Devrimi kutuplaşmaları içerisinde siyasi tavrını da belirterek yola çıkan Amin, bu önemli çalışmasına mikroekonominin eleştirisi ile başlamakta ve ardından tarım ve toprak rantı sorununa eğilerek, kapitalist üretim tarzının tarım üzerinde kurduğu egemenliği anlatmakta ve azgelişmişlik sorununa uzanmaktadır.

Azgelişmişlik olgusunu, emperyalizmin farklı evreleri ve bunalımları bağlamında değerlendiren Amin, bir dönem önemli tartışmalar uyandıran merkez-çevre ülkeleri ayrımına ve uluslararası ticaretin rolüne de değinerek geçiş sorunları ve sosyalizmin inşası konularını ele almaktadır.

Samir Amin, Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme’de teknoloji transferi, eğitimin işlevi, ücretin belirlenmesi, eşitsiz değişim ve eşitsiz gelişme gibi temel konularını kapsamlı bir şekilde tartışırken, son bölümde “değerlerin fiyatlara dönüşümü” ve “kar oranlarının düşüşü” gibi Marx’ın Kapital’inden hareketle sıkça tartışılan sorun alanlarına da girmektedir.

Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme, Bağımlılık Okulu’nun kurucularından ve çağdaş Marksizmin en önemli yazarlarından Samir Amin’in muhakkak okunması gereken klasik bir yapıtıdır…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺52,80

Kapitalizm, sancılar içinde doğarken insanlığa ümit ve iyimserlik esinlemişti. Kendisiyle birlikte refahın da yükseleceğini, insanlığa bir ferahlık geleceğini vaat etmişti. Önce kan ve irinle çevrilen çarklarıyla gösterdi gerçek yüzünü. Sonra makineli tüfek ve top mermileriyle. Vahşi sömürü koşullarını gaddar savaşlar izledi. Peşinden krizler geldi; dünya işsizlik, fakirlik ve salgın hastalıklarla kavruldu. Nihayet faşizm boy verdi kapkara yüzüyle. Almanya, İtalya, Japonya, Portekiz ve İspanya’da faşist rejimler kuruldu. Faşist hareketler dünyanın her yerinde uç verdi.

Günümüz dünyasında yeni biçim ve eğilimleriyle kol gezen faşizm belası, işçi sınıfı için hem karşı konulup alt edilmesi gereken bir hedef, hem de Marx’ın kuramlarıyla analiz edilip yorumlanması gereken dünya-tarihsel bir olguydu; bugün de öyledir.

Faşizm üzerine hazırlanmış bu derleme, bir yandan geçmişe bir yandan bugüne bakabilen geniş perspektifiyle, kuram ve olgu arasında uygun bir denge kuran mimarisiyle ve faşizm üzerine yazılmış en önemli metinleri bir araya getiren özenli seçiciliğiyle benzersizdir.

Anson G. Rabinbach, Antonio Gramsci, August Thalheimer, Bertolt Brecht, Daniel Guérin, Ernst Bloch, Georg Lukács, Georgi Dimitrov, Clara Zetkin, Kurt Gossweiler, Kurt Patzold, Michal Kalecki,  Palmiro Togliatti, Reinhard Kühnl, Robert Erlinghagen ve Tim Mason’ın değerlendirmeleriyle...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺63,36

Paralel Devletin Modern Tarihi adlı bu eser, SA ve FETÖ örneklerinden yola çıkarak paralel yapıların tarihini derinlemesine irdeleyen ilk araştırmadır.

20. yüzyıl, paralel örgütler ve devletler mezarlığıdır. Türkiye'de 15-16 Temmuz 2016 tarihlerinde yaşanan kanlı darbe girişimi, paralel yapının modern çağdaki ilk eylemi değildi. Hitler Almanya'sından modern Lübnan'a, Stalin Rusya'sından günümüz Türkiye'sine kadar pek çok devlet paralelleşme olgusunu tecrübe etmiştir. "Paralel devlet" kavramını ilk kez ortaya atan Amerikalı tarihçi Robert Paxton, paralel kavramsallaştırmayı Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin paramiliter gücü olan SA'dan ve onun lideri Ernst Röhm'den hareketle yapmıştır. Bu anlamda SA 20. yüzyılın ilk resmi paralel devleti ve FETÖ'nün öncülü konumundadır.

SA ile FETÖ'nün örgütsel yapıları ve ortaya çıkış şartları nelerdir? Paralel bir örgüt paralel bir devlete nasıl dönüşür? Röhm'ün SA'sı ile Fethullah'ın FETÖ'sü arasındaki benzerlik ve faklılıklar nelerdir?

FETÖ, siyaset bilimi açısından nasıl ele alınmalıdır? Paralel yapılanmalarla ne şekilde mücadele edilmelidir?

Yazar, siyaset bilimci kimliği ile siyasi tecrübelerini harmanlayarak okuyucuya ulusal sınırlarımızı aşan bir perspektif sunmaktadır. Dünyadan paralel yapılanma örnekleri, gizli örgütler, darbe girişimleri, tasfiyeler, ilginç anekdotlar ve daha fazlası bu kitapta.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺22,50

Bu kitap, Fetullah Gülen başta olmak üzere 73 sanığın yargılandığı Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ana davası için hazırlanan çatı iddianamenin tıpkıbasımıdır.

İddianame, Türkiye'de Gladyo'nun 50 yıllık geçmişini gözler önüne sererken, FETÖ'nün nasıl bir suç örgütü olduğunu ve işlediği suçları bütün bağlantılarıyla ortaya koyuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 892
En / Boy : 17 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺45,00

Karl Heinrich marx 19. yüzyılda yaşamış filozof, politik ekonomist ve devrimci. Komünizmin kuramsal kurucusudur. Birçok politik ve sosyal konuda fikri olmakla beraber, en çok Manifesto´nun (1848) giriş cümlesinde özetlediği tarih analiziyle tanınır: ´´Şimdiyekadar ki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir.´´ Marx, bütün sınıflı toplumlarda olduğu gibi kapitalizmin de kendini yok etmeye yol açacak içsel dinamikler barındırdığına inanırdı; onun düşüncesine göre, nasıl ki kapitalizm eskimiş feodalizmin yerini aldıysa, sınıfsız bir toplum olan komünizm de ´´devletin proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olmadığı´´ siyasal geçiş sürecinden sonra onun yerini alacaktır. 

Marx yaşadığı dönemde dünya çapında ünlü bir isim sayılmasa da, ölümünden kısa bir süre sonra düşünceleri dünya işçi hareketine yön vermiştir. Marksist Bolşeviklerin Rusya´da Ekim Devrimi´ni gerçekleştirmesi bunun en büyük örneğidir.

Engels, Karl Marx´la beraber, Komünist manifesto´yu yazarak komünist kuramın geliştirilmesinde önemli bir rol almıştır. karl Marx hayatını kaybettikten sonra Marx´ın en önemli eseri Das Kapital´in son iki cildini tamamlamıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 127
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺18,00

Nazilerden “FETÖ”ye Siyasal İslamcıların Tarihi

Gazeteci-yazar Serdar Akinan, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kartların yeniden karıştırıldığı İslamcı cenahta olan biteni anlamak için yakın tarihe bakıyor.

FETÖ’nün bu topraklarda emperyalistlerle işbirliğine giren ilk milliyetçi-mukaddesatçı yapı olmadığını vurgulayan Akinan, Soğuk Savaş yıllarından itibaren tam bağımsızlık rotasından çıktığımızı ve belli aktörlerin derhal pozisyon almaya başladığına dikkat çekiyor.

Nazilerin kurduğu Türk-İslam Tugayları’ndan Komünizmle Mücadele Dernekleri’ne, 12 Eylül sonrası İslami hareketin siciline, petro-dolarlarla kurulan faizsiz bankacılığa, AKP ve FETÖ’nün anti-Kemalist ittifakına değinen Serdar Akinan, tarihsel, ekonomik, sosyolojik, kültürel ve siyasi dinamikleri sorgulayarak günümüze ışık tutuyor.

“Bu kitabı, sadece AKP’nin değil, Türkiye’de milliyetçi-mukaddesatçı siyaset yapan, Türk ve Müslüman diyebileceğimiz çok ciddi bir kesimin, sermaye, medya ve devlet aygıtındaki paydaşlarıyla nasıl CIA emrinde olduğunu göstermek için yazdım.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2017
₺37,90

Devrimcilerin Filistin Günlüğü (1968-1975) kitabıyla, devrimci hareketin üzerine fazlaca kalem oynatılmamış, tarihsel bir kesiti aydınlatan Oktay Duman, kitabın devamı niteliğindeki bu titiz çalışmayla, yaşayanların tanıklığında bu tarihi irdelemeye devam ediyor. Kitap zengin detaylarıyla okuru renkli, canlı ve keyifli bir tarih yolculuğuna çıkarıyor. Yakın tarih meraklısı okur için çalışmaya oylum kazandıran çok sayıda soru sormayı sürdürüyor. Sosyalist mücadelenin yeniden yükselişe geçtiği ’74’lü yıllardan sonra Filistin hareketiyle yenilenen ilişkilerin öncesinden başlayarak, 12 Eylül darbesiyle birlikte hangi biçimlerde ve niteliklerde devam ettiğini, belgeleriyle birlikte irdeliyor. 12 Eylül darbesinden sonra devrimci hareketin arka bahçesi Ortadoğu’da, Filistin hareketiyle yaşananlar gözler önüne seriliyor. Kitapta; edinilmiş bu deneyimden kaçırılan fırsatlar, Filistin hareketinin 12 Eylül darbesinden kurtulan devrimcilere sunduğu olanakların nasıl değerlendirildiği masaya yatırılıyor. Filistin hareketi saflarında düşen devrimcilerin hikâyelerine parantezler açan çalışma, spekülasyonlar yerine, yaşayan tanıkların ışığında gerçeklerin izinde yürümeye devam ediyor. Toplamda 9 ülke, 18 kenti dolaşarak oldukça zahmetli yolculuklardan sonra ulaştığı tanıklarla, dikkat çeken bu eseriyle okurlarla yeniden buluşuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺71,90

Hakkında adı ve soyadından başka hiçbir fikrim olmadan, tamamen sezgisel itkilerle kendisini çalışma öznesi olarak seçtiğim insanın, yani Sabahattin Kurt’un, bu kadar tertemiz ve dejenere olmamış, anasından doğduğu gibi kalmış bir insan olduğunu bilemezdim. Bugünün neoliberal değerlerinin hegemonyasında bu değeri tam olarak algılamak çok zor. Çünkü insani ve etik değerler gereksiz kılındı. Solun asabiyye kavramı ile tanımlanan moral üstünlüğü da ağır tahribata uğradı, bu tahribatın etkileri hâlâ sürüyor ve telafi edilebilmiş değil. Ancak köklere dönerek bu tahribatı moral değerlerle yenilemek ve ilişkileri yeni kavramlarla kurabilmek mümkün. Başlanacak yer zaten hazır bekliyor: Kızıldere ve Sabahattin Kurt.

Bir devrimci için en yüksek erdem ve vasıflar tek tek sıralansa: Davaya adanmışlık, ideallere inanç, cesaret, fedakârlık, yoldaşına saygı, emekçiye sevgi ve şefkat, örgütün verdiği her görevi layıkıyla yerine getirme, kararlılık, dürüstlük, mertlik, tevazu, özel mülkiyete gündelik hayatında da karşı tavrı, devrim ve sosyalizme mutlak inanç gibi kriterler söylenebilir. Tüm bu kriterler değerlendirildiğinde, tek söz söylenebilir: Sabo 1 numaradır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺30,90

"Geniş tutulmuş bir değerlendirmeyle, son iki yüzyılda dünya beş büyük devrim görmüştür: Fransız, Rus, Vietnam, Çin ve Küba devrimleri. Ve şu soru ortaya çıkıyor: Devrimciler -kapsamlı ve önemli değişimleri kavrama yeteneğine sahip insanlar-, bu devrimler arasındaki zamanlarda ne yaparlar? Yanıtı açıktır: bu zamanı başarısız devrimleri örgütlemekle geçirirler. Her ne kadar bu devrimler başarılı olmamışsa da, sonunda belki de başarılı olabilecek bir devrimci geleneği besleyen bir halk söylencesi doğurmuştur."

Richard Gott, İngiliz The Guardian gazetesinin eski Latin-Amerika muhabiri ve editörü. Latin-Amerika üzerine yayınlanmış "Küba, Yeni Bir Tarih" ve "Chavez ve Bolivarcı Devrim" adlı iki kitabı daha vardır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 306
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2009
₺17,50

"Geniş tutulmuş bir değerlendirmeyle, son iki yüzyılda dünya beş büyük devrim görmüştür: Fransız, Rus, Vietnam, Çin ve Küba devrimleri. Ve şu soru ortaya çıkıyor: Devrimciler -kapsamlı ve önemli değişimleri kavrama yeteneğine sahip insanlar-, bu devrimler arasındaki zamanlarda ne yaparlar? Yanıtı açıktır: bu zamanı başarısız devrimleri örgütlemekle geçirirler. Her ne kadar bu devrimler başarılı olmamışsa da, sonunda belki de başarılı olabilecek bir devrimci geleneği besleyen bir halk söylencesi doğurmuştur."

-Richard Gott

İngiliz The Guardian gazete- sinin eski Latin-Amerika muhabiri ve editörü. Latin-Amerika üzerine yayınlanmış "Küba, Yeni Bir Tarih" ve "Chavez ve Bolivarcı Devrimi" adlı iki kitabı daha vardır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 379
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2009
₺17,50

"Amerikan saldırganlığına karşı mücadele, ulusumuzun büyük direniş savaşı, bugünkü çağda, en devrimci güçler ile en gerici güçler arasında en keskin bir güç denemesidir. Halkımızın zaferi, dünyanın devrimci güçlerinin ve ilerici halklarının genel zaferidir. Zafere kadar Amerikan saldırganlarıyla savaşmak, bizim kutsal ulusal görevimiz ve uluslararası ödevimizdir." -Võ Nguyên Giáp-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 124
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2009
₺7,00

"Ulusların kendi kaderlerini belirleme hakkı (yani ayrılma sorununu kararlaştırılmasının tam olarak özgür ve demokratik bir yönteminin anayasal güvencesi), hiçbir koşul altında, belli bir ulusun ayrılmasının uygunluğuyla karıştırılamaz. Sosyal-demokrat parti, ayrılmanın uygunluğu sorununu, her özgül durumda, bir bütün olarak toplumsal gelişmenin ve proletaryanın sosyalizm için yürüttüğü sınıf mücadelesinin çıkarlarına yararlı olup olmadığına bakarak karar vermek zorundadır."

-V. İ. Lenin-

Ermeni Sosyal-Demokratlarının Bildirgesi Üzerine

Programımızda Ulusal Sorun

Ulusal Sorun Üzerine Tezler

Ulusal Sorun Üzerine Karar

"Ulusal-Kültürel" Özerklik

RSDİP'nin Ulusal Programı

Ulusal Sorun Üzerine Eleştirel Notlar

Ulusal Sorun Üzerine Bir Konferans İçin Notlar

Ulusların Kendi Kaderlerini Belirleme Hakkı

Büyük-Rusların Ulusal Onuru Üzerine

Ulusal Sorun ve Sömürgeler Sorunu Üzerine Tezlerin Ön Taslağı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 227
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2010
₺10,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 469
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2011
₺24,00
İkinci'lerin Cumhuriyeti, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin dayandığı tarihsel temelleri inceliyor. AK Parti'nin oluşumunu hem bir süreklilik hem de bir kopuş olarak ele alan Christos Teazis, Cumhuriyet tarihinin en büyük çatışmasının Birinci Meclis'te şekillendiğini ortaya koyuyor. AK Parti bir yandan amacı toplumsal sistemi dinsel kabuller çerçevesinde dönüştürmek olan İslami Hareket'in bir devamı diğer yandan ilkeleri 1923'te belirlenen Cumhuriyet ideolojisinden kopuşu temsil etmektedir. İktisadi altyapısını Anadolu Sermayesi'nin örgütlediği İslami Hareket, Cumhuriyet düzeninde önemli dönüşümler gerçekleştirmiştir. İkinci'lerin Cumhuriyeti'nin teorik çatısını Marx'ın tarih felsefesi ile Weber'in sosyoloji öğretisini harmanlayarak kuran Teazis, bugünün Türkiye'sine dair özgün gözlemler yapmakta ve cesur tezler ileri sürmektedir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 219
En / Boy : 14,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2010
₺17,60
Lenin'in 1917 yılına kadar en yakın yoldaşı, bolşevizmin gelişiminin her aşamasında etkin biçimde yer almış olan Zinovyev'e 1924 yılında, itibarının doruğundayken, Sovyet gençliğini eğitme görevi verilmişti. Ekim devriminin en iyi hatiplerinden, Leninizm'in ilk propagandistlerinden kabul edilen; Komintern başkanlığından Bakü Doğu Halkları Kurultayı örgütleyiciliğine kadar uluslararası sosyalizm mücadelelerinde kritik görevler üstlenen Zinovyev, gençliğe anlattığı bu tarihçenin, sağlam bir başlangıç olmasını umuyor; devrim tarihinin bitmediğine inanan genç kuşaklara, devrimin yasalarını anlatıyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 239
En / Boy : 14,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2012
₺16,00

Komünistler, kendi fikirlerini ve amaçlarını saklamayı reddederler.

Kendi amaçlarına ancak mevcut toplumsal düzenin zorla yıkılmasıyla erişebileceklerini açıkça belirtirler.

Egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla tir tir titresinler.

Proleterlerin, kendi zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yok.

Hâlbuki kazanacakları bir dünya var.

Bütün Ülkelerin İsçileri,

Birlesin


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺7,60

Cumhuriyet’in kuruluşundan bu güne mecliste yer almış bütün siyasi partileri kapsayan bu çalışma, parti programlarında eğitim - öğretimin nasıl değerlendirildiğini içeriyor. Siyaset Bilimci Ensar YILMAZ’ın bu kapsamlı çalışması sayesinde, TBMM’de yer almış bütün siyasi partilerin eğitim konusunu nasıl bir bakışla değerlendirdiklerini öğrenmiş oluyoruz. Ülkemizin en önemli tartışma alanlarından biri olan eğitim konusu, siyasi partiler için ne ifade ediyor? Temel eğitim, ana dilde eğitim gibi günümüzün önemli tartışmaları siyasi partilerin programlarından nasıl yer alıyor ? Bu soruların cevaplarını merak edenler için, Türkiye’de Siyasi Partilerin Programlarında Eğitm-Öğretim önemli bir başvuru kaynağı olacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 166
En / Boy : 14 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺16,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺13,50

"Din istismarı yapanlar ve dünyalık kazanmak için kutsalını pazarlayanlar; parasıyla fuhuş yapan kadınlardan ve karısını-kızını satanlardan daha aşağı ve bayağı mahluklardır. Açıkca Dine ve İlahi düzene düşmanlık yapanlar ise, insan suretiyle şeytanlardır"

Hz. İsa (as)(Barnabas İncil'den)

Okayaman cahil, anlamayan gafil, öğrenip uygulayan ise kamil insandır.

Doğruları ve yararlı olanları yazanlar ve yayınlayanlar, toplumun olgunlaşmasına ve onurlu yaşamasına en önemli katkıyı sunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 474
En / Boy : 13 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2014
₺18,75

“Yeni İstiklal Savaşı”, son zamanlarda Sn. Recep T. Erdoğan’ın sıkça kullandığı bir kavramdı. Aslında gerçeği yansıtmaktaydı ve evet, Türkiye'mizin bu çok yönlü kuşatılmışlık çemberini kıracak tarihi bir atılıma ihtiyacı vardı. Ancak Sn. Başbakan bu olguyu hedefinden saptırmak, -Allah korusun- çözülüş ve çöküş sürecini hızlandıracak adımları; “Kurtuluş açılımları ve şahlanış planları” gibi sunmak ve istismar edebiyatıyla halkı oyalayıp avutmak için bu sloganları kullanmaktaydı. Oysa, ahlaki kültürden ekonomiye, yargı sisteminden yüksek bürokrasiye, eğitim düzeninden demokrasiye, Milli birlik bilincinden dış politika stratejilerine, maalesef her konuda ve her kurumda çok ciddi bir kopukluk, başıbozukluk ve paralel-parazit kutupluluk endişe verici boyutlara ulaşmıştı. Bu nedenle Milli şuura ve halkıyla kaynaşıp bütünleşmiş bir orduya her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç vardı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2014
₺18,75

6-8 Ekim Olayları sürecinde Kurban Bayramında insanî bir gayret ve hassasiyetle ihtiyaç sahiplerine bir parça kurban eti ulaştırmanın mutluluğunu yaşarken; bir grup PKK/HDP’li tarafından yolları kesilen İLİM-DER gönüllüsü 16 yaşındaki Yasin Börü ve arkadaşları da linç edileceklerini anlamaları üzerine kaçarak kurtulmaya çalışmışlardı. Sığındıkları ev sahibi kadın kapıyı kırmaya çalışan PKK’lilerin saldırısından dolayı defalarca tüyler ürperten bir yalvarışla güvenliği sağlamakla görevli polisleri arayıp yardım talebinde bulunmasına rağmen (FETÖ’cü olup olmadığı araştırılması gereken) polisler yardım taleplerini cevapsız bırakmıştır. Dolayısıyla polislerin bilgisi dâhilinde gerçekleşen bu saldırı sonucunda PKK/HDP’liler Kürd geleneğindeki hane dokunulmazlığını ihlal ederek Yasin Börü ve arkadaşlarını silah, sopa, keser ve satırlarla yaralamış, yaralı halleriyle üçüncü kattan aşağı atmış, taş ve sopalarla kafataslarını parçalamış, naaşlarına benzin dökerek yakmış ve üzerinden otomobille geçerek kafatasını ezmişlerdir. 6-8 Ekim Olaylarında sığındıkları ev sahibesi kadının himayesini tanımayıp haneye tecavüz ederek 16 yaşındaki Yasin Börü ve arkadaşlarının katledilme sürecini de zaman ve mekân bağlantılarıyla araştırmamızın konusu içerisinde teferruatlı bir şekilde özellikle incelemeye çalıştık.

Araştırmamızın konusu, devletin kurucu unsurlarından biri olan Kürdlerin; Cumhuriyet sonrası Kemalistlerin yürüttüğü asimilasyon ve inkâr politikalarıyla yok sayılarak maruz kaldıkları baskı ve katliamların bir benzerinin, şimdilerde eline güç ve imkân geçen bir örgütün/PKK’nin, FETÖ desteğiyle 6-8 Ekim olaylarında meydana getirdiği vahşet dolu eylemler ve bu eylemlerin toplumda oluşturduğu etkilerdir.

Kitabımızın birinci bölümünde Kobanê olaylarını tırmandıran süreci, ikinci bölümde (PKK ve HDP yetkililerinin eylem çağrılarıyla) sokağa dökülen eylemcilerin, güvenliği sağlamakla mükellef organların bilgisi dâhilinde 6-8 Ekim’de yaptığı vahşet dolu eylemleri il ve ilçe bazında tasnif ederek ele aldık. Üçüncü bölümünde ise olaylar sonrası tarafların ve diğer yetkililerinin yaptıkları açıklamalara yer verdik. Araştırmamız kişisel kanaat ve değerlendirmelerimizin yer aldığı sonuç kısmı ile nihayete ermiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2016
₺48,00

Güvencesiz çalışmadan küresel ısınmaya, yeşil alanların rant alanlarına dönüştürülmesinden işçilerin işleri başında kitlesel ölümlerine, sınır ötesi operasyon ve savaşlardan Kahire, Hong Kong, Ferguson, Mexico City, Nantes ayaklanmalarına yaşantımızı, mahallemizi, ülkemizi, gezegenimizi doğrudan etkileyen her konuda “Bir şeyler yapmalı!” feryadı giderek hepimizin ortak tepkisi haline dönüşüyor.

Politik bilincin bir adım ötesi ise çok eskiden dillendirilmiş bir soruda ifade ediliyor: “Ne yapmalı?”
Çok uzun süredir de bu soruya bir “politik program” ile yanıt verilmekte.
Gezi, bir şeyler yapmanın yanıtıyken, Gezi’de olmayan tek şey bir program değil miydi?
Günümüz Programı Dördüncü Enternasyonal'in programı olan ve daha çok Geçiş Programı olarak bilinen metnin Nahuel Moreno tarafından güncellenmesini içeriyor.

Türkçe baskıya yazılan önsöz ve yeni dünya durumu bağlamında değerlendirme ise Berlin Duvarı’nın yıkılmasından Arap Devrimlerine kadar yaşananların "Geçiş Programı’nın Güncellenmesi”nin ölçütleri ve öngörüleriyle uyum içinde olduğunu ve politik savlarının tarihin sınavından geçtiğini belirlerken, gerillacılıktan Chavezciliğe kadar politik sapmaların eleştirisi eşliğinde "Güncellenme"nin günümüze aktarımını hem gerçekleştiriyor hem de sahipleniyor.

Bugün yapılacak başlangıçlar için bir "günümüz programı" ya da yeni başlayanlar için ne yapılacağının, nasıl edileceğinin rehberi!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2014
₺31,20

Güvencesiz, endişeli birey özgür olamaz. Oysa liberaller çoğu zaman kişisel özgürlük ile kolektif sosyal güvenliğin birbirine taban tabana zıt olduğunu iddia ederler. Mücadele içindeki emek hareketi açısından ise sosyal güvenlik olmadan özgürlüğün, özgürlük olmadan da sosyal güvenliğin olamayacağı apaçıktır.

Geçtiğimiz yüzyılda, hiçbir şey bireysel özgürlüğe, emek hareketinin kolektif mücadelesi kadar çok katkıda bulunmamıştır. Bir sosyal model olarak refah devleti bu mücadele içinde ve sınıf savaşımından sınıf işbirliğine geçilen koşullarda gelişmiştir.

İşte bu yüzden bugün de sosyal haklardan önce bireysel özgürlükler saldırıya uğramıştır. Terörizmle mücadele bahanesiyle özgürlüklerimiz kısıtlanmakta, fişlenmekte ve kameraların gözetimine hapsedilmekteyiz; bu yolla sosyal haklarımız için direnmemiz ve mücadele etmemiz engellenmektedir.

Refah devletinin simgesi eğitim ve sağlık artık parasız değil. Emeklilik yaşı yükseltilirken maaşlar her fırsatta düşürülüyor. İşsizlik aylığı ve yoksulluk yardımı birer sadakaya dönüştürüldü. Dinlenme ve tatil süreleri düşürülürken çalışma saatleri arttırılıyor. İşin kendisi ve çalışma koşulları insafsızlık derecesinde ağırlaştırılıyor. Piyasalardaki kuralsızlık emek piyasasına taşınırken, işçilerle beraber tüm çalışanların haklarına amansızca saldırılmaktadır. Kapitalistler ve siyasetçiler refah devletinden öç almaktadır.

Sermaye ve neoliberaller refah devletini ayakta tutan en önemli kurumları, sendikaları ve demokrasiyi zayıflatmak için büyük bir savaşım vermektedirler ve tüm savaş alanları içinde en merkezi hale geleni çalışma dünyasıdır. Peki, bu cendereden nasıl çıkılabilir?

Sendikacı ve yazar Asbjørn Wahl çıkış için sendikal harekete, somut mücadele ve ittifak oluşturma örnekleri temelinde, geleceğe ilişkin bir yol haritası önerirken, çözümlemeleriyle iktisat ve siyaset bilimleri öğrencileri de için temel bir kaynak sunmaktadır.

"Bu bilimsel, özenli ama aynı zamanda kolay okunabilen kitap tüm Avrupa ve dünyada yaşanan gelişmelerle ilgilidir. Tüm gücümüzle direnebilmek için bu kitabı okumamız, ondan öğrenmemiz ve örgütlenmemiz gerekiyor."

- Susan George, Ulus-ötesi Enstitü'nün Yönetim Kurulu Başkanı

"Wahl, bize, Batı'da refah devletinin krizine ilişkin çok önemli bir kavrayış sağlıyor. Bunun da ötesinde, gelecek için bir yol haritası sunuyor. Bu kitap hepimizi sosyal demokrat modelin kazanımlarını, onun tuzaklarına düşmekten kaçınarak koruyabilmek için, var olan kalıpların dışına çıkarak düşünmeye zorluyor."

- Walden Bello, Filipinler Üniversitesi'nde Sosyoloji Profesörü


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺62,90

Bir devrimin başına gelecek ilk şey muhalefettir. Öncelikle yıkılan düzenin kalıntıları düşmez yakasından. Tarihin tekerini tersine çevirmeye çalışanlardan kurtulmak için verilen var olma mücadelesi devrimin saflarında gedikler açar, cesaret kırar, zihinleri karartır. Bu atmosfer devrimin aşırı hızlı gittiğinin, hatta durması gerektiğinin en nihayetinde varacağı yere vardığının düşünülmesi için oldukça bereketlidir.

Rusya'da 1917 proleter devrimi üç yıl süren iç savaştan zaferle çıkmıştı ancak harap olmuş ve kaynaklarını neredeyse tüketmişti. Devrimi yapan işçilerin önemli bir kısmı cepheden dönememiş, dönenler de takatsiz kalmıştı. Yardıma gelecek dünya devriminden umudu kesmeye başlayan işçi sınıfı Sovyetlerdeki ağırlığını yitirerek, iktidarı, giderek bürokratikleşen devlet aygıtına kaptırdı.

Devrim artık dev bir memur kitlesinin elindeydi. Gittikçe artan ayrıcalıklarını istikrara kavuşturmaya can atan bu habis kitle, bir yandan, kendisine mal ettiği iktidarı işçi sınıfına karşı ilelebet elinde tutmanın yollarını ararken, beri yandan da yeniden güçlenen burjuvazinin rekabetini kırmaya çalışıyordu.

İşte bu koşullarda bir işçi muhalefeti, bir sol muhalefet öncelikle fabrikalardan ve devrimi yapan partinin bağrından, Bolşeviklerin arasından yükseldi. Devrim'i ve Bolşevizm'i gasp eden bürokrasi ve onun yozlaşmış sözcüleri, bu muhalefeti kendi geçmişlerinden koparmak için yeniden adlandırmakta gecikmeyecekti: Troçkistler...

Anlatılan Rusya'da ve dünyada proleter devrimin sürekliliği için mücadele eden Bolşevizm'in yenilgisinin hikâyesidir. Devrimi yapan kuşağın kurşuna dizilmeden önceki son mücadelesi, komünizmi kapitalistlerin korkulu rüyası olmaktan çıkaran bürokratik düzenin inşası, sınıf savaşımının bir başka yüzü… Sovyetlerde dolaşan hayalet: Troçkistler


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 12 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺24,90

Yunanistan'da 2012 yılındaki genel seçimlerde önemli bir çıkış yapan Syriza (Radikal Sol Koalisyon), 25 Ocak 2015 tarihinde yapılan genel seçimleri kazanarak sadece Yunanistan'da değil tüm dünyada solun tarihinde az görülen bir başarıya imza attı.

Ne var ki Syriza çok kısa bir süre içinde Troyka olarak adlandırılan Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve İMF’in kemer sıkma politikalarına teslim oldu.

20 Eylül 2015 tarihinde yapılan erken genel seçimde sandıktan yeniden birinci parti olarak çıkan Syriza’nın başını çektiği koalisyon hükümetinin programı belli: Esnek çalışmayı yaygınlaştıracak, iş güvencesinin kalan kırıntılarını ortadan kaldıracak, emeklilik yaşını yükseltecek, tarımda küçük çiftçiye uygulanan vergileri ikiye katlayacak, bir özelleştirme furyası başlatacak, esnafı ezecek...

Peki, çare sol değil miydi? Evet, halen de öyle: Syriza'nın solunda da bir Sol var. Üstelik bu sol koalisyona girmeyen Yunanistan Komünist Partisi'nden (KKE) ibaret değil. Syriza’nın solu KKE’den başka çok çeşitli parti ve grupların yer aldığı, muazzam bir zenginliğe sahip. Son genel seçimde Syriza dışındaki sosyalist partiler toplam yüzde 9,3 oranında oy aldılar. Umudunu Syriza'dan kesmeyenler ve gelecekte Öteki Yunan Solu’nun oynayacağı yaşamsal rolü göremeyenler için bile bunun küçümsenemeyecek bir oy oranı olduğu çok açık. Öyleyse, bugün, Öteki Yunan Solu’nu tanımanın tam zamanıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺9,60

Bu kitaptaki çelişkilerin tamamına yakını, AKP resmi internet sitesinden alınan 25.000 sayfa tayiip Erdoğan konuşmasından alıntılanmıştır. Bu kitap muhalefet liderleri ve siyasetçilerinin ellerinden düşüremeyeceği önemli bir kaynaktır. Kitapta Tayyip Erdoğan`ın60 Konu başlığında değişik tarih ve siyasal zeminlerde hangi çelişkili ifadeleri kullandığını okuyacaksınız.




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 278
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2014
₺11,70

Bu kitap,

Orta Doğu’da yaşananları komplocu bir bakış açısıyla ele almıyor…

İngiltere tarafından 19.yy’da petrol çıkarları için biçimlendirilen Orta Doğu’da,
bulunan üç yıl önce başlayan ve orta sınıfların başını çektiği ayaklanmalar baş gösterdi.

Biri Tunus’ta diğeri ise Arap Dünyasının lider ülkesi Mısır’da rejim değişikliği ile sonuçlanan başkaldırılar üzerine çok şey yazıldı.

Bu kitap yaşananları komplocu bir anlayışla ele alan ya da yaşananlara tamamen olumlayan bir yaklaşımdan da uzak bir biçimde, bu başkaldırıların arka planını ve bunları ortaya çıkaran sosyal dinamikleri ele alıyor.

Bir yandan dünyada yaşanan yeni medya ve yurttaş gazeteciliği kapsamında bu ayaklanmalarda sosyal medyanın payını abartmadan, ama göz ardı da etmeden el alıyor, bölgenin tarihini de ele alarak değerlendiriyor. Bu dinamikleri de dikkate alarak yaşanan gelişmeleri çok yönlü ele alıyor, sonra da teknoloji ile yaşanan iletişimsel değişimin bu süreçteki payını ele alarak tamamlanmamış devrimin fotoğrafını geniş bir kadraja koyarak çekmeye çalışıyor.

Yukarıda kısaca bahsetmeye çalıştığımız nedenlerden dolayı elinizdeki bu eser çok yönlü ve geniş açılı bir çalışma olarak Arap Baharı denen sürece farklı açılardan yaklaşan bir özellik taşıyor.




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 239
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2013
₺19,20

"Türkiye gerçekten intihar ediyor. Türkiye Cumhuriyeti ayaklarımızın altından kayıyor. Vatan toprakları ve milletimizin bir bölümü PKK'ya teslim ediliyor. Daha açık bir ifade ile Türk Milletinin Alparslan'ın komutasındaki ordu ile Malazgirt'te Romen Diyojen'den aldığı Anadolu'nun egemenliğini, İmralı'da yapılan pazarlıklar ile Öcalan ve PKK ile paylaşmaya her geçen gün bir adım daha yaklaşıyoruz. Bu süreç eğer böyle devam eder ise Türkiye'nin parçalandığını birlikte göreceğiz.

Ondan sonra cevaplanması gereken soru, değerli bir dostumun ifadesi ile "parçalanmaya neden olanlar ve onların çocukları ile biz ve bizim çocuklarımız birlikte nasıl yaşayacaklar?"

İşte bu süreci elinizdeki kitapta adım adım ve analitik bir yaklaşım ile inceliyor İkbal Vurucu."

- Prof. Dr. Ümit Özdağ


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2015
₺31,20

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺11,11

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 111
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2012
₺28,00

"21. yüzyılın kültürel çağ olması özelliğine bağlı olarak artık pozitivizm-liberalizm-kapitalizm etkileşimli tek tipleştirici sosyal düşünce anlayışı yerine özgün sosyal düşünce yapısına yönelik ihtiyaçlar ve arayışlar dinamizm kazanmıştır.

Türkiye'nin "yeni gerçekleri"ni kendi özgün sosyal düşünce sistemini, bilim anlayışını yeniden kendi ölçeğinde çağın şartlarını da dikkate alan bir yorum gücü ile ele alma ihtiyacı bulunmaktadır. Bu noktada ekonomi, sosyoloji, siyaset bilimi, felsefi düşünce oluşturma, psikoloji, tarih felsefesi gibi bir toplumun sosyal düşünüşünü biçimlendiren ona şekil veren bu parametrelerin Türk toplumunun kendine has değerler çerçevesinde yeniden inşa edilmesi, yeni bir "sistemsel" özgün sosyal düşünce üretilmesinin yolunun açılması bir gereklilik olarak Türkiye’nin karşısında durmaktadır."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 275
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺24,75

"Sürekli ve demokratik barış isteyen herkes, hükümetler ile burjuvaziye karşı, bir iç savaştan yana olmak zorundadır."

- Lenin


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 524
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2009
₺13,89
1 2 3 ... 24 >
Çerez Kullanımı