Volkan Dökmeci’nin Akdeniz’de Devletler ve Korsanlar kitabı, esas itibariyle 16. yüzyıl başlarındaki Osmanlı denizciliği hakkında ayrıntılı bilgiler vererek Osmanlı denizciliğinin hareketli, gerçekçi, ölçülü ve tutarlı bir resmini çiziyor. Prof. Dr. İdris Bostan’ın kitaba yazdığı sunuş yazısında da belirttiği gibi, Volkan Dökmeci, Eski İtalyancaya olan vukufu ve konuya olan ilgisi sayesinde Osmanlı denizciliği için büyük önem taşıyan Venediklilere ait birincil kaynakları büyük bir titizlikle incelendiği bu çalışmasında, Osmanlı denizciliğinin ulaştığı boyutu, o dönem Akdeniz’deki en önemli rakibinin gözünden objektif bir şekilde aktarıyor. Akdeniz’de Devletler ve Korsanlar, Osmanlıları denizden uzak, sadece bir kara imparatorluğu olarak gören bakış açısını değiştirecek önemli bilgiler sunuyor. Osmanlı donanmasının 2. Bayezid ve 1. Selim dönemlerindeki gücünü ortaya koyan bu bilgiler, denizlerde en az Osmanlı Devleti kadar güçlü olan Venedik’in kendi kaynakları kullanılarak ortaya çıkarılmıştır. Yine 2. Bayezid ve 1. Selim dönemi denizciliğine yön veren Osmanlı himayesindeki Kemal Reis ve Kurdoğlu Muslihiddin gibi meşhur korsan ve denizcilerin faaliyetleri de Venedik kaynakları ışığında ayrıntılı bir şekilde tasvir ediliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 380
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺45,00
₺50,00

“Osmanlı İmparatorluğu, gündelik konuşmalarda hepimizin dediği gibi, 600 yıl yaşamış bir medeniyet. Ama bu 600 yılı sanki yekpare bir an gibi düşünürüz genellikle. Halbuki kuruluş aşamalarının küçük Osmanlı Beyliği’yle Kanunî Sultan Süleyman’ın muhteşem dönemi ne kadar da farklıdır. Osmanlı’yı dünya tarihinin en önemli ve uzun ömürlü imparatorluklarından biri yapan şey, değişen şartlara uyum sağlama, değişme ve dönüşme yeteneğiydi. Bugün yaygın olan yekpare, değişmez, adeta bayraklaşmış bir Osmanlı’yı yüceltme anlayışı, “bir zamanlar var olan” bu muazzam zenginliği yok sayıyor, fakirleştiriyor, buduyor. Bu kitap, bütün bu çarpıklıkları düzeltmeyi ve o muazzam zenginliğin tamamını sergilemeyi amaçlamıyor tabii. Buna karşılık, Osmanlı dünyasının ne büyük bir çeşitlilik, ne şaşırtıcı gerçekler barındırdığını sergilemek istiyor.

Osmanlı dünyasında bir gezinti için buyrun...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺28,47
₺39,00

Bu kitapta Osmanlılığı temsil eden 36 şayet Fetret beyleri Emir Süleyman ve Musa Çelebi de sayılırsa 38 padişahın yaşamöyküsü, ilgiyle okunacak tarzda ve arada kaynak yapıtlardan kısa alıntılara da yer verilerek anlatılmıştır. Yetki ve protokol bakımından Türk, Sasani, Abbasi, Bizans imparatorluklarının, çağa ve bölgeye uyarlanmış özgün bir sentezi olan padişahlık; temelde “padişah olmazsa düzen de olmaz” ilkesine dayanıyordu. Padişah-halifenin “Buyurdum ki” sözcüğünü içeren ferman ve iradelerinin gereğini yapmamak hem suç hem günahtı. Padişahlar, 1300’lerden 1453’e değin daha yalın ve beşeri kimliklerle büyükçe bir Türk beyliğini temsil eden “gazi” beyler ve hanlar iken, 1453’ten 1839’a uzanan yaklaşık dört yüzyıl boyunca mutlak monarşinin imparatorlar için öngördüğü bütün yetkileri üstlendiler. Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi sayılmaları da bu dönemdedir. Otokratik çağdaşlaşma ve meşruti monarşi evresi sayılan 1839-1922 döneminin başında, Abdülmecid ve kardeşi Abdülaziz ile büyük oğlu 5. Murad Tanzimatı; yine Abdülmecid’in oğulları olan son üç padişahtan 2. Abdülhamid ilan ettiği Meşrutiyet Kanun-i Esasi’sini askıya alarak “istibdat” (kişisel, keyfi, sindirici yönetim) denilen bir saltanat rejimini; 5. Mehmed Reşad ikinci kez ilan edilen Meşrutiyet’in neredeyse yetkisiz simgesel padişahlığını, 6. Mehmed Vahideddin ise ağabeyi 2. Abdülhamid’in istibdadına özense de çözülüşün ve çöküşün sorumluluğu omuzlarına yüklenen “son padişah” bahtsızlığını temsil etmişlerdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 550
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺43,07
₺59,00

Osmanlı Mirası ile Sanayileşme Çabaları

Osmanlı ekonomisinin çağın gelişmelerini yakalayamamasının nedenlerini anlamaya çalışan Prof. Mehmet Genç şöyle bir soru sorar: “… Osmanlı hüviyetinin, iktisadi hayatı az veya çok etkilemesi mümkün belirli ilkelerini tespit etmemiz mümkün müdür?” "Belirlenecek ilkeler ne işe yarayacak?" diye düşünenler için yerçekimi yasasını örnek vererek bir açıklama yapar.

“Yerçekimi kanununu bilmediğimiz müddetçe, havaya atılan her cismin kendine özgü biçimde değişik hızlarda düştüğünü, hatta bazı cisimlerin (balon, uçurtma gibi) düşmelerini gerektiren herhangi bir etken bulunmadığını zanneder, düşme olayında belirli bir düzen olmadığını düşünürüz. Ama çekim kanununu keşfettikten sonra, bütün bu karmaşanın son bulduğunu görür; düzensiz zannettiğimiz düşme olayının çok kesin bir düzen içinde cereyan ettiğini anlarız.”

Bu kitapta, Prof. Genç'in sözünü ettiği çekim yasasına benzer ölçütlerimiz, bir başka deyişle sanayileşerek kalkınmayı analiz etmek için başvuracağımız üç olmazsa olmaz ölçütümüz var:

1- İşgücünün ve toplumun eğitim düzeyi,
2- Küresel rekabetçi teknolojilere sahip işletmeler,
3- Çağdaş gelişmelere “doğru” yön verebilecek kurumlar.

Uzun dönem kalkınma için gerekli görülen yukarıdaki üç olmazsa olmaz, Osmanlı'dan beri Türkiye'de büyük sorun olan iktisadi geri kalmışlığın nedenlerini anlamak için Prof. Genç'in sözünü ettiği çekim yasaları gibi kullanılabilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 366
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺63,00
₺70,00

Selahattin Eyyubi ne yaptı?
Tatar istilası nedir?
Ertuğrul Gazi kimlere yardım etti ve neticesi ne oldu?
Sultan Bayezit Ankara’da niçin mağlup oldu?
İstanbul nasıl fethedildi?
Kösem Valide kimdir?
Sultan Dördüncü Mehmet neden saltanattan çekildi?
Nadir Şah kimdir ve ne yaptı?
Sultan Üçüncü Selim’e ne oldu?
Tanzimat nedir?

Ve daha birçok sorunun cevabı II. Abdülhamit’in sadrazamı İbrahim Hakkı Paşa’nın kaleminden “Küçük Osmanlı Tarihi”nde okuyucuyla buluşuyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺9,75
₺15,00

Osmanlı Ekonomisine Dair Konuşmalar adlı serinin birinci cildi olan bu eser, Mehmet Genç ile Erol Özvar’ın umuma açık yaptıkları konuşmalardan, soru-cevaplardan meydana gelmektedir. Soruları Erol Özvar yöneltmiş cevapları ise Mehmet Genç vermiştir. Konuşmalar, Mehmet Genç’in hayatını anlatmak, hikâye etmek üzere hazırlanmış bir biyografik söyleşiler bütünü değildir. Fakat, ömrünün 60 yılını Osmanlı arşivlerinde geçirmiş bir ilim insanının Osmanlıların iktisadi hayata bakışlarını, yapıp ettiklerini ve müesseselerini nasıl anladığını ortaya koymak üzere hazırlanmıştır. Bu eserde okuyacağınız konuşmalar daha ziyade Osmanlı ekonomisini muhtelif veçhelerden ele alır. Nüfus, iç ve dış ticaret, iktisadi kurumlar, mülkiyet, maliye, borçlanma, toplum, para, vakıf, ziraat, sanayi, madencilik, esnaf ve hukuk gibi tematik meseleler üzerinde durur. Bunlarla birlikte yüzyıllar itibariyle Osmanlıların inşa ettikleri iktisadi sistemin kuruluşu, işleyişi, dış ve iç dinamiklerle geçirdiği değişmeler de konuşmalarda değinilen temel sorular arasında yer alır. Bu nedenle, bu cilt ve diğer ciltlerde yapılan tahlillerde bir kronoloji endişesi dikkat çekecektir. Bir yandan bir mesele tartışılırken diğer yandan o meselenin zaman içindeki değişimi üzerinde değerlendirmelerin yapıldığı görülecektir. Konuşmalarda dikkat çekici bir başka hususiyet, konuların el verdiği ölçüde mukayeseli bakış açısının tatbik edilmiş olmasıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 227
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺40,56

Elinizdeki kitap, Osmanlı kültür tarihine araştırmaları ve keşifleriyle damga vuran Prof. Dr. İsmail E. Erünsal ile yine kültür tarihi alanında yazı ve röportajlarıyla tanınan gazeteci-yazar Halil Solak’ın yaptığı uzun soluklu bir söyleşiden oluşuyor.

Prof. Erünsal’ın İstanbul Üniversitesi’nden İngiltere’ye uzanan eğitim yılları, üniversite hocalığı, akademik dünyanın problemleriyle açılan kitap, imparatorluk coğrafyasında kitap ticaretinin ve kütüphanelerin gelişimi, padişahların kitaplarla ilişkisi, Osmanlılarda kadınların okuduğu kitaplar, sıbyan mektepleri, sosyal ve kültür tarihi kaynağı olarak kadı sicillerinin kullanımı, dünden bugüne sahaflığın seyri, kütüphanelerin ve arşivlerin güncel durumuna dair değerlendirmeleriyle sürüyor.

Kuruluş yıllarından itibaren TDV İslâm Ansiklopedisi ve İSAM Kütüphanesi çalışmalarının her aşamasında bulunan Prof. Erünsal, yönetici kimliğiyle değerli tecrübelerini de bizimle paylaşıyor. Prof. Dr. İsmail E. Erünsal ile Yirmi İki Mürrekep Damlası sizi kitapların büyülü dünyasında ilham verici bir sohbete davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 512
En / Boy : 15 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺84,00
₺120,00

“Osmanlı ulemasını Osmanlı Devleti’nin yapısını ve temel karakterini dikkate almadan tanımak ve anlamak mümkün değildir.”

Mehmet İpşirli

Ülkemizde tarih biliminin önde gelen isimlerinden olan Prof. Dr. Mehmet İpşirli’nin hazırlamış olduğu elinizdeki bu eser yılların birikimine dayanan araştırmaların bir semeresidir. Osmanlı İlmiyesi, Osmanlı dünyasında, eğitim, hukuk, fetvâ, diyanet ve bürokraside sorumluluk üstlenen ya da resmi görev almadan kendisini toplum hizmetine adayan ilim erbabı olan ulemanın yerini ve işlevini ortaya koyuyor.

Osmanlı ilmiyesine derinlikli bir bakış sunan bu kitap iki kısımdan oluşmaktadır. Osmanlı uleması ile ilgili ilk kısım, şeyhülislamlık, kazaskerlik, İstanbul kadılığı gibi ilmiye mensuplarının yetki ve sorumluluk sahibi olduğu başlıca kurumların yapısı ve işleyişini ele almaktadır. Sonrasında Osmanlı’nın klasik çağındaki sultanların her birinin dönemlerinde ulemanın konumu, işlevi ve ilim hayatı konu edilmektedir. Ayrıca ıslahat ve reform çağının iki önemli sultanı 3. Selim ve 2. Mahmud dönemlerinde ulemanın rolleri irdelenmektedir. Osmanlı medresesi üzerine genel bir değerlendirme ile başlayan ikinci kısımda ise medrese, Enderun, huzur dersleri ve ilmi muhitler üzerine makaleler yer almakta ve günümüzdeki ilmiye çalışmalarının bir analizi yapılmaktadır.
Osmanlı İlmiyesi, hem meslekten tarihçiler hem de tarih meraklıları için bir başucu eseri.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 15 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺98,40
₺120,00

Osmanlı-İslam Sanatında Tapınma ve Tılsım Christiane Gruber’in sekiz makalesini bir araya getiriyor. Beş makaleden meydana gelen ilk kısım, Osmanlı’da özellikle Hz. Muhammed’i merkeze alan dinî sanatlara odaklanıyor. Bunlar arasında resimli elyazmaları, kutsal emanetler ile kadem-i şerif tasvirleri ve Hz. Muhammed’in me­tafor olarak bir gül şeklinde tasavvur edilmesi yer almaktadır.

Nebevi bir tılsım işlevi gören hilye şişelerini konu alan ve ilk kez bu kitapta Türkçe yayımlanan ilk kısmın son makalesi (Kutsal Bir Pınar Olarak Hz. Peygamber: Geç Dönem Osmanlı’da Hilye Şişeleri), tılsım sanatlarını inceleyen ikinci kısma da bir geçiş teşkil ediyor. İkinci kısmın ilk makalesinde (İslam Dünyasında Muskalar ve Tılsımlar) İslam dünyasında muska ve tılsımlar hakkında genel bir değerlendirme sunulurken, takip eden incelemelerde Osmanlı’da tılsımlı mühürler ve günümüz Türkiyesi’nde İslami tılsımlar üzerinde duruluyor. Tapınma ve Tılsım’da ilk kez Türkçe yayımlanan son makale (Bereket Pazarlıkları: Günümüz “Yeni Türkiye”sinde İslami Tılsımlar), kitapta ele alınan konuları günümüze bağlayan bir sonuç niteliği taşıyor.
“Gül metaforu, Hz. Muhammed’i fiziksel varlığının ötesinde betimlemek isteyen yazarlarca geliştirilmiş çeşitli alegorilerden sadece biridir. Düşünürler, Hz. Muhammed’in insanüstü yanlarını vurgulamak amacıyla, O’nu hem yeryüzünde aldığı vahiyler hem de semaya yükseldiği miraç gecesinde gerçekleşen karşılıklı konuşma dolayısıyla Allah’la yakınlık içinde bulunan sıra dışı bir varlık olarak betimlemişlerdir.

Hz. Muhammed ayrıca parlak bir ışık, ilahi bir kelam ve örtülü bir gizem olarak da tasavvur edilmiştir. Hz. Peygamber’in bedensel varlığını soyutlayarak O’nu Allah’ın sembolik varlığıyla aynı düzleme yerleştirme arzusunu yansıtan bu analojileri İranlı ressamlar da benimsemiş, bu üç edebî mecazla paralellik taşıyan görsel araçları – alevden bir hâle, sözel ibareler ve yüz örtüsü gibi – yaratıcı bir şekilde kullanmışlardır. Dolayısıyla bazı modern öncesi İslam resimlerinde, Hz. Muhammed’in hem bedensel özelliklerini hem manevi vasıflarını yücelten fiziksel ve sembolik işaretler bir arada kullanılmıştır.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺68,00

Arapça - Türkçe Osmanlı Sultanları

Cantaş Yayınları


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 83
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺12,00

Tarihçi - yazar Baki Öz, 1949'da Erzincan ın Çayırlı İlçesinin Eşmepınar Köyünde doğmuştur. Tarih öğrenimi almış ve yıllarca tarih öğretmenliği yapmıştır. Tarih araştırmalarını Atatürk ve Alevilik-Bektaşilik tarihi üzerinde yoğunlaştırmış, bu alanda bir yapıt üretmiş, Alevilik tarihinin aydınlanmasına kapı aralamıştır.

Değerli araştırmacı yazarımız Baki Öz, 08.05.2002'de aramızdan ayrıldı. Yaşama veda etmeden önce kaleme aldığı araştırmalarını kitap olarak görme şansına ne yazık ki kavuşamadı.

Yayınevimiz, son araştırmalarını kitaplaştırdı. Halkımıza bu kitapları sunmaktan sevinç duyuyor ve anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 172
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2014
₺30,00
₺40,00

Hilafet, Osmanlı siyasi yaşamında nasıl bir rol oynuyordu? Siyasetin aktörleri, hilafetin çerçevesinde nasıl yol alıyordu? Saltanatın hilafetle birlikte anılmaya başlanması, ne türden kazanımlar sağladı?

“Osmanlı Klasik Çağ” serisinin dördüncüsü olan bu eser devlet idaresi, telakkisi, geleneği, siyaseti belirleyen aktörleri ve bu bağlamda oluşan imajları tartışıyor. Hilafet meselesinin Osmanlı tarihinin en popüler konuları arasında yer aldığı bilinmektedir. Feridun M. Emecen de hilafetin tarihî süreçteki mahiyetini “maddi bilgelerin” peşine düşerek tespite çalışıyor. Klasik anlamda bu siyasi meselenin farkına varılamayan tüm yönleri ortaya çıkarılıp tartışmalara yeni bir açılım getiriliyor. Emecen, Osmanlı siyasi zihniyetinin tarihî süreçler içinde kazandığı şekillenmenin bir farklılaşma mı, yoksa bir devamlılık mı olduğu sorusu çerçevesinde yaklaşıyor.

Feridun M. Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Hilafet ve Saltanat’ta konuyla ilgili akla takılan pek çok soruyu cevaplamakla birlikte, cevap bekleyen birçok sorunun da altını çiziyor. Geleceğe, bir perspektif çiziyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 510
En / Boy : 13 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺52,50
₺75,00

Balkan Savaşları başladığında Hamidiye kruvazöründe süvari olan Hüseyin Rauf Orbay, denizci bir aileye mensuptur. Kendisi de bir deniz subayı olan Hüseyin Rauf Orbay, II. Abdülhamit’in son döneminde yetişen II. Meşrutiyet’ten cumhuriyete Türk milletinin kaderi üzerinde söz ve emek sahibi olmuş bir neslin, Milli Mücadele’nin öncü kahramanlarından biridir.

Yaptığı önemli görevden dolayı “Hamidiye Kahramanı” olarak tanınan Hüseyin Rauf Orbay, Milli Mücadele’de Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın en yakın mücadele arkadaşlarından olmuştur. Gazi Mustafa Kemal Paşa, Hüseyin Rauf Orbay’a yazdığı bir mektupta, “Benim çok muhterem kardeşim ve Türkiye’yi kurtarmakta hakiki yardımcı ve zahir kardeşim Hüseyin Rauf ’a” diyerek gözünde Hüseyin Rauf Orbay’ın nasıl biri olduğunu ortaya koymuştur.

“Milli Mücadele” dönemini incelediğimizde o dönemin hemen bütün paşalarının lider ruhlu insanlar olduğunu görüyoruz. Buna rağmen her biri söz konusu vatan savunması olduğunda her türlü haklarından fedakârlık yapmasını da bilmişlerdir. Hüseyin Rauf Orbay da, “Milli Mücadele”de fedakârlığın en büyük örneklerini sergileyerek Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın komutasında yurdumuzun düşman işgalinden kurtarılmasında görev almıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺18,00
₺25,00

A refresingly contemporary perspective

On the ottoman empİre

What made the Ottoman Empire such an important chapter in world history?

What did Istanbul mean to the Ottomans and Europeans? Why was the family such a pivotal institution for Ottoman society? What kind of place was the Enderun palace school, at which future members of the administrative and military elite as well as good many artists were raised? What was special about the Ottoman palaces? How did the Topkapı Palace manage to be both modest and sumptuous?

What did the Ottoman sultans and pashas do on a daily basis? What did the Ottomans tend to cook? What made Sinan the Architect such a genius, this man whose works continue to inspire people even today. What features distinguished Sultan Mehmed the Conqueror from the other Ottoman emperors, and what strategy did he apply during the conquest od Istanbul? What kind of information were people in interested in history able to glean from Ottoman travel-accounts? In what sense is Sultanahmet the square at the centre of the world?

Discovering the Ottomans seeks answers to these and other questions, addressing key issues the still intrigue people in Turkey and abroad. It is the work of İlber Ortaylı, one of Turkey’s foremost historians, and is memorable not just for its interpretations, which attest to the author’s rich intellectual background, but also for its fluid and engaging style. The book invites history buffs of all ages to discover the Ottomans.


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺102,00

Ortadoğu ve balkanlardaki

osmanlı hâkimiyetine geniş bakış…

tarih alanında dünyanın tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan halil İnalcık’ın, osmanlı devleti’nin ortadoğu ve balkanlar üzerindeki hâkimiyetini devlet, toplum, ekonomi ve siyaset pencerelerinden inceleyen çalışmaları bir arada.

Halil İnalcık bu eserinde, Osmanlı devlet geleneğinin tarihi köklerini Kutadgu Bilig’deki Türk ve İran siyaset düşüncelerinde arıyor ve Osmanlı veraset sistemini Türk hükümdarlık geleneği içerisinde ele alıyor. Erken Osmanlı dünyasının ilginç dervişlerinden Otman Baba’nın Fatih Sultan Mehmed ile iktidar ilişkisini ve Kanuni Sultan Süleyman dönemi devlet telakkisi ile kanun yapım sürecini tartışıyor. Ortadoğu’da Osmanlı ve İngiltere arasında gerçekleşen pazar rekabetinin ayrıntılarını gözler önüne seriyor.

Halil İnalcık eserin ilerleyen sayfalarında Papa ile II. Bayezid arasındaki Cem Sultan’a dair anlaşmanın izini sürüyor ve 16. yüzyıl Akdeniz’inde Osmanlı-Fransa işbirliğini irdeliyor. Rus Çarlığı, Kırım Hanlığı ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki iktidar temsillerinin ayrıntılarını sunuyor.

“Osmanlı Hâkimiyetinde Ortadoğu ve Balkanlar”, geniş okuma perspektifleri kazandıran ve ufuk açan bir kaynak…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 464
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺76,50

“Yıkılmak tehlikesinde bulunan bir toplum, geçmişe sığınır, romantikleşir, mucizelere bağlanır. Saçmalar, tabular yaratır. 1807’lerde, Osmanlıların durumu, iki taraf için de budur.”

Kemal Tahir, Notlar 10’da Osmanlı ile Batı arasındaki farklılıkları, Doğu toplumlarının devlet anlayışını, Anadolu coğrafyasının neden sadece kendisine has yöntemlerle düzlüğe çıkabileceğinin ayrıntılarını anlatıyor. Yerli ve yabancı kaynaklardan aldığı bilgileri karşılaştırıp tarihî diyalektiğin işleyişini okura gösteriyor.

Büyük edebiyatçı Kemal Tahir Notlar 10’da, tarihçi titizliğiyle yaşadığı toplumun nereden gelip nereye, nasıl gideceğini irdeliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 696
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺77,00

Karşılaştıklarında Ne Konuştular?
Mimar Sinan - William Shakespeare
Osman Hamdi Bey - Friedrich Nietzsche
II. Abdülhamid - Oscar Wilde
Barbaros Hayreddin Paşa - Niccolo Machiavelli
Yirmisekiz Mehmed Çelebi - Voltaire

William Shakespeare doğduğunda Mimar Sinan Süleymaniye’de Kanuni Sultan Süleyman için türbe inşa ediyordu. Mimar Sinan öldüğünde ise William Shakespeare Romeo ve Juliet’i yazıyordu. Bu iki önemli dâhi, yaşamlarının yirmi dört yılında aynı güne uyanıp aynı güneşe baktılar... Peki ya karşılaşmış olsaydılar…

Osman Hamdi Bey ile Nietzche Paris’te, bir gece yarısı kapanmakta olan bir sergide, bir tablonun başında karşılaşsaydı ya da II. Abdülhamid ve Oscar Wilde İngiltere’de bir baloda, herkesten uzakta baş başa sohbet etseydi… Peki Barbaros Hayreddin Paşa ile Machiavelli’i bir mağaranın girişinde savaş planları yaparken görseniz ne düşünürdünüz?

Bu kitap önemli tarihsel kişilikleri yine onların eserleri üzerinden bir araya getiriyor ve tadına doyulmaz, çok farklı bir popüler tarih okuması çıkıyor ortaya. Osmanlı ve dünya tarihinin sayfalarına bir de bu gözle bakın.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺24,00

Osmanlı döneminde musıki hayatı…

Kavramlar ışığında genişleyen çağrışımlar…

Zengin musıki içeriği…

Türkülerin gayriresmi tarihi…

Musıki ve toplumsal hayat arasındaki güçlü bağlar…

Tarihsel kırılmaların musıkiye etkisi…

Musıki ve müzik arasındaki farklar…

Osmanlı’da devlet erkanının musıki ile ilişkisi…

Bayram Bilge Tokel, Sarayın Sesi Halkın Nefesi’nde, benzer pek çok meseleyi tarihi arka plan eşliğinde yeniden gündeme taşıyor. 

Musıkimizin iki ana kolunu oluşturan halk ve sanat musıkisi gelenekleri “Türk”, “türkü” ve “Türkçe” merkeze alınarak kültür bağlamında ilk defa bu genişlik ve derinlikte tartışılıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺44,80

Türkiye’nin devlet olarak yazgısını etkileyen temel antlaşmalardan olan Sèvres Barış Antlaşması, Lozan Antlaşması’nın bir antiteziydi. Yıkılma ve yenilgiyi kanıtlamak için olduğu kadar birikmiş bir hesaplaşma isteğinin tüm öğelerini içermek üzere kaleme alınmıştı.

Birinci Dünya Savaşı, denizaşırı sömürge imparatorlukları dışındaki imparatorlukların yıkılmasıyla sonuçlanmıştı. İmparatorluk olarak dağılan devletlerin Avrupa kıtası üzerinde yaşamları, biçim değiştirerek sürüp giderken, Türk ulusunun Avrupa kıtasından, sade imparatorluk olarak değil, soy ve ulus olarak da atılma ve varlığını yok etme çabaları hızlanmıştı.

Türkiye’ye karşı gözü dönmüş bir yobazlığa evrilen düşmanlığın “Türk’ü Avrupa’dan atalım” temasını nasıl işlediği bu yapıtta, belgelere dayanılarak ele alınıyor.
Osmanlı Devleti’nin yaşamının son büyük siyasal belgesi olan bu antlaşmanın hazırlık dönemindeki toplantı tutanak ve belgeleri ülkeyi bugün bile meşgul eden birçok sorunu anlamak açısından büyük değer taşıyor.

Nihat Erim hükümetinde dışişleri bakanı olarak da görev yapmış olan, akademisyen, diplomat Osman Olcay’ın büyük bir titizlikle ortaya çıkardığı; Sèvres Barış Antlaşması için yapılan toplantıların ve çeşitli konferansların tutanaklarının ve bunlara sunulan belgelerin çevirisinden oluşan bu kitap, o dönem büyük emperyalist Batı devletlerinin −ya da onların temsilcilerinin− bağnaz soy ve din anlayışlarına, kendi aralarındaki acımasız çıkar kavgalarına, ekonomik sömürü düzenini sürdürme çabalarına ışık tutuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 936
En / Boy : 16,5 / 22
Kağıt Cinsi : Şamua
Basım Tarihi : 12.2019
₺82,50

“Osmanlı Mısır’ındaki topluluklar ve doğal çevreleri arasındaki ilişkiye dair kaleme aldığı bu zengin araştırmada Mikhail, bize Osmanlı tarihiyle ilgili özgün bir yorum da sunuyor. Yeni bir kitabın, iyi bildiğimizi düşündüğümüz bir araştırma sahasında bizi kabullerimizi baştan düşünmeye teşvik etmesi nadir bir olaydır. Osman’ın Ağacı Altında tam olarak bunu yapıyor ve böylelikle, Fernand Braudel’in muhteşem başyapıtı Akdeniz’in saygıdeğer bir devamcısı oluyor.”

Reşat Kasaba, Washington Üniversitesi

Osmanlı tarihinde doğa ve iktidar arasındaki bağı, incelemesinin merkezine yerleştiren Osman’ın Ağacı Altında, Ortadoğu tarihine yeni bir bakış açısı sunma iddiasında olan bir kitap.

1517’de fethedilmesinden 1882’de İngiliz güçlerine kaybedilmesine kadar geçen sürede, Osmanlı’nın tüm idari ve iktisadi sisteminin merkezinde rol oynayan ve tek başına imparatorluğun en büyük gıda tedarikçisi olan Mısır’a odaklanan Alan Mikhail ekoloji-siyaset ilişkisini ve bunların birbirini etkileme tarzlarını araştırıyor.

Yöntem ve analiz aracı olarak çevre tarihçiliğini kullanan yazar, doğal kaynakların yönetimi ve su idaresine ek olarak iklim, hastalıklar, emek ve ekonomik dönüşüm gibi daha pek çok konuya kitabında yer veriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 388
En / Boy : 15,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺31,00

Osmanlı’da devlet zihniyetine kayıtlı Kızılbaş/Alevi algısı devlet politikalarına yansımış mıdır? Uzun süren bir mutlak iktidar döneminde Kızılbaşlar/Aleviler hakkındaki belgeler, kurumlar arası yazışmalar, uygulamalar genel bir siyaset izleği sunabilir mi? Yalçın Çakmak, Sultanın Kızılbaşları’nda, II. Abdülhamid döneminin ve rejiminin kendi siyaset anlayışı ve araçları ile devletin genel Alevi politikası arasındaki paralelliklerle değişimlere yoğunlaşıyor. Birincil kaynaklar, Osmanlı arşivleri ile misyonerlerin arşivleri, faaliyet raporları, Alevi cemaatinin içindeki menkıbe ve anlatılar, cemaat içi gerilimlerle dayanışma pratikleri, II. Abdülhamid rejiminin merkez yöneticileri ile taşra idarecileri arasındaki yazışmaların gösterdiği farklı uygulamalar ve algılar arasında Alevi nüfusa yönelik politikaları inceliyor.

“Yalçın Çakmak’ın çalışması Alevilik ve Bektaşilik incelemelerine önemli ve orijinal bir katkı ve tarihçiliğimizin yeni neslinin bir başka parlak örneği.”

-Oktay Özel

“Çakmak’ın çalışması, devletin izlemeden tedibe kadar çeşitlenen önlemler paketine altlık teşkil eden Kızılbaş/ Alevi bilgisinin niteliğine de vâkıf olduğumuz Kızılbaş/Alevi tarihi alanında öncü çalışmalar arasında yerini almıştır.”

-Suavi Aydın

“Önyargılarla veya ideolojik pozisyonlarla üretilmiş onca yayının olduğu, üzerine çok konuşup az bildiğimiz önemli bir konuda yetkinliği ve ciddiyetiyle öne çıkan bir kitapla karşı karşıyayız.” -

-Ferden Ergut

“Hem Abdülhamid dönemi hem de Alevi/Kızılbaş tarihi literatürüne önemli ve hiç eskimeyecek bir katkıda bulunuyor.”

-Gökhan Çetinsaya


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 472
En / Boy : 15 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺74,25

Fatih Sultan Mehmed üzerine yaptığı çalışmalarını 1950’lerde yayımlamaya başlayan Halil İnalcık’ın yaklaşık altmış yıllık birikiminin yer aldığı bu kitap, Fatih ve devri hakkında monografik bir eser. Fatih Sultan Mehemmed Han, İnalcık’ın daha önce muhtelif dillerde yayımlanmış makalelerinin yanı sıra yeni yazılarını da içeriyor.

Kitabın birinci bölümünde, Osmanlı ve Bizans (1302-1453) ilişkileri ve İstanbul’un fethi ele alınırken, fetih sonrası idare ve kurumlara dair yeni düzenlemeler, dönemin arşiv belgeleri ve kanunnameler ışığında inceleniyor. Ayrıca Fatih dönemi mâliye idaresi ve imparatorlukta rayiç olan meskukat üzerinde durulurken, birinci elden kaynaklar detaylı bir şekilde tahlil ediliyor. İkinci bölümde ise, İnalcık’ın ilk defa bu eserde yayımlanacak olan yazıları da yer alıyor. Halil İnalcık’ın “Fatih Sultan Mehmed” hakkında kaleme aldığı bu kapsamlı çalışma, zengin bibliyografyasıyla da araştırmacılar için eşsiz bir kaynak niteliğindedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 848
En / Boy : 15,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺63,00

Şah damarından da yakında bir katil.

Amerika’da yaşayan başarılı tarih profesörü Nüzhet, Fatih döneminde işlendiğini düşündüğü, tarihe bakışı değiştirebilecek büyük bir siyasi cinayeti aydınlatma gayesiyle döndüğü İstanbul’da sapında Fatih Sultan Mehmet’in tuğrası bulunan mektup açacağıyla öldürülür. Nüzhet’in eski sevgilisi, psikojenik füg hastası Müştak’ın katilin bizzat kendisi olabileceğine dair ciddi şüpheleri vardır.

Babalarını öldürmeyen çocuklar hiçbir zaman büyüyemezler

Sultanı Öldürmek, günümüzde geçen ve postmodern bir anlatıdan izler taşıyan diliyle hayli sürükleyici, zengin bir roman. Ahmet Ümit bu sefer Osmanlı’nın artık bir imparatorluğa dönüştüğü, zaferlerle birlikte daha cazip gelen iktidarı elde etmek için ihanet ve entrikaların yaygınlaştığı bir dönemi hikâyesine fon olarak seçiyor. Geçmişin ve günümüzün katilleri kurguda iç içe geçiyor.

Biri sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız ama sizi itham eden kişi bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 584
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺49,00

“Facialara ve olaylara kalkan olamadım ise de paratoner vazifesi gördüm. Bütün musibetleri üzerime çektim. Kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım.”

Sultan Vahideddin

Söğüt’te coşkuyla başlayan Kayı boyunun 6 asırlık hikâyesi İstanbul’da hüzünle sona eriyor… Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, KAYI XI: Elveda kitabıyla okuru Osmanlı İmparatorluğu’nun son nefesini verdiği en zor yıllara götürüyor.

- Afrika’daki son Osmanlı toprağı Trablusgarp’ın elden çıkışındaki gafletler nelerdi?
- Balkanlarda tek kurşun atılmadan terk edilen dört asırlık yurtlar nerelerdi?
- Osmanlı Devleti’ni I. Cihan Harbi’ne kimler, nasıl soktular?
- Türk tarihinin en hazin harekâtı Sarıkamış’ta neler yaşandı?
- Araplar Osmanlı’ya ihanet etti mi?
- Filistin toprakları nasıl elden çıktı?
- Çanakkale ve Medine’de verilen destansı mücadele…
- İngiliz ve Siyonistlerin Osmanlı’yı parçalamak adına kurdukları büyük oyun…
- Vahideddin Han ülkeyi kurtarabilme adına nasıl bir mücadele verdi?
- Mustafa Kemal’le araları neden açılmıştı?
- Vahideddin Han, hain miydi? Vatanı satmış mıydı? Neden yurt dışına çıkmak zorunda kaldı?
- 623 yıllık kudretli tarihin en acı skandalı nasıl yaşandı?

Ve daha birçok sorunun cevabı Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in kaleminden KAYI XI: Elveda kitabında…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺72,00

Avrupa'da İktidar Mücadelesi:
Türkler ve Macarlar…

Yeniçağ ve Yakınçağ’da Avrupa’daki iktidar mücadelelerinin önemli bölgelerinden birisi Orta-Avrupa’nın merkezini teşkil eden Macaristan’dır. Macarların yaşadığı bu topraklar özellikle Osmanlı-Habsburg hanedanları arasındaki askerî ve siyasî çatışma ve uzlaşı süreçlerinin tarihsel sahnesi olmuştur.

Osmanlılar ve Macarlar arasındaki etkileşim 14. yüzyılda Osmanlıların Balkanlar’da yayılması ile başlamış, özellikle Mohaç Savaşı sonrasında ise yeni bir hal almıştır. 16. yüzyılda Osmanlıların Tuna Havzası siyasetinin önemli unsuru haline gelen Macarlar ile münasebetleri sonraki yüzyıllarda da artarak devam etmiştir. 1848’de bağımsızlık mücadelesine girip başarılı olamayan mültecilerin Osmanlı’ya ilticalarını ve kabullerini o zamanki Avusturya ve Rusya devletleri birlikte protesto ederek iadelerini talep ettikleri vakit Sultan Abdülmecid’in “Bir Macar’ı elli bin Osmanlı kanı döker yine muhafaza ederim” diye mukabelede bulunması bu ortak tarihin serlevhalarındandır.

Osmanlı-Macar ilişkileri üzerine Türkiye’de önde gelen tarihçilerden olan Prof. M. Tayyib Gökbilgin’in bu çalışması bu ortak tarihin gelişiminin izlerini sürüyor. Gökbilgin’in on üç çalışmasını bir araya getiren bu kitap, Macaristan’daki Türk hâkimiyeti devrine dair bazı notlarla başlıyor. II. Murad devrindeki Osmanlı-Macar mücadeleleri, Korvin Mathias’ın II. Bayezid’e mektupları, Kanuni Sultan Süleyman’ın Macaristan ve Avrupa siyasetinin safhaları, 16. yüzyıl ortalarında Osmanlıların Tuna Havzası ve Akdeniz siyasetleri, 1566 Szigetvar Seferi’nin sebepleri ve hazırlıkları, Budin’in Türk idaresindeki vaziyeti, Kara Üveys Paşa’nın Budin Beylerbeyliği, 17. yüzyıl başındaki Erdel hadiseleri ile sürüyor. Kitabın son bölümlerinde ise Thököly İmre’nin Osmanlı-Avusturya ilişkilerindeki rolü, II. Rakoczi Ferenc ve Osmanlı himayesindeki Macar mülteciler ile 19. yüzyıl sonlarındaki Türk-Macar münasebetleri yer alıyor.

Osmanlı-Macar İlişkileri, konuyla ilgilenen tüm tarih meraklıları ve bilhassa da tarih öğrencileri için bir başucu kaynağı özelliği taşıyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺51,00

Coğrafyamız ne kadar geniş olursa gönlümüz, muhabbetimiz ve ufkumuz da o kadar geniş olur!

Haluk Dursun’un gezi notlarında oluşan bu eser, Nil’den Tuna’ya kadar günümüzde yaşayan halklar üzerinden Osmanlı imajına yeniden bakmamızı sağlıyor. Osmanlı’nın boşluğunu kimin doldurduğunu, yakıp yıkılanları ama her şeye rağmen geride kalanları okuyacaksınız… Bir anıt çınarından şirin ve minnacık kitâbeli çeşmesine, tuğralı taş köprüsünden “ya Hâfız”lı konağına, türbesine, mektebine, tekkesine kadar Osmanlı mirasına rastlayacaksınız...

“Bu kitabımın ismini koyarken Nil ve Tuna’yı seçtim. Nil nehri alsın bizi Afrika’nın derinliklerine kadar götürsün, oradan Kuzey Afrika’ya getirip Akdeniz’de dinlendirsin diye. Karşısına Tuna’yı kondurdum. Avrupa’nın Alaman Dağları’ndan kopsun gelsin, bütün Balkanları geride bırakarak Karadeniz’e, oradan Boğaziçi yoluyla Akdeniz sularında Nil’e kavuşsun diye.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺44,80

İki Büyük İmparatorluğun Akdeniz'de kıran kırana mücadelesi...

16. yüzyılda denizlerdeki rekabet ne durumdaydı? Osmanlı ve İspanyol donanmaları nasıl seferber ediliyordu? Gemilerin inşasından silahlandırılmasına, tersane faaliyetlerinden donanma görevlilerine nasıl bir süreç işliyordu? Akdeniz’deki Osmanlı ve İspanyol filoları kuvvet olarak ne durumdaydı Savaşlara yön veren kadırgaların en önemli özellikleri nelerdi? Akdeniz’e dair stratejiler hangi yönde geliştirilmişti? İnebahtı Deniz Savaşı’nın öncesinde ve sonrasında Akdeniz’deki mücadeleler ve savaşlar nasıl ilerlemişti?

Akdeniz dünyası, özellikle 16. yüzyılda Osmanlı ve İspanyol imparatorlukla­rının hâkimiyet mücadelesine sahne olmuştur. Bu amansız karşılaşma ağırlıklı olarak donanma seferleri ve deniz savaşları ekseninde sürmüştür. Her iki imparatorluk da Akdeniz’deki hâkimiyet sahalarını genişletmek ve güçlerini ispat etmek için denizgücüne önem vermiş, donanmalarının hem daha etkin hem de daima savaşa hazır olması için çalışmışlardır. Denizgücünün en kritik hedefi; ülkenin deniz yollarını, askerî ve ticarî deniz trafiğini korumak ve düşman denizciliğine zarar vermektir. Bu amaçlara ulaşabilmek için de denizlere hâkim olmak şarttır.

İspanya’da Simancas Arşivi ve Madrid Deniz Müzesi Arşivi gibi Akdeniz’deki Osmanlı- İspanyol mücadelesine dair en kritik bilgileri barındıran yerlerde yaptığı araştırmalarla eserini oluşturan Hüseyin Serdar Tabakoğlu; denizlerde kıran kırana geçen bir yüzyılın köklerine iniyor. Osmanlı ve İspanyol denizgücünü ilk defa karşılaştırmalı olarak inceleyen Tabakoğlu, donanma hazırlığından savaşa, teknik detaylardan stratejik hamlelere dek meselenin tüm boyutlarını derinlemesine irdeliyor.

“Akdeniz'de Savaş: Osmanlı-İspanya Mücadelesi”, okuyucuyu denizlerin iki büyük imparatorluğunun donanmaları arasında seyre çıkartan bir kılavuz gibi… 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺85,00

Sosyal tarih denildiği zaman akla gelen önemli tarihçilerden G. M. Trevelyan klasikleşmiş olan English Social History adlı eserinde sosyal tarihi siyasi tarihin hariç bıraktığı ya da unuttuğu insanların tarihi olarak tanımlar. Bunu yaparken, insanları siyasetten bağımsız düşünmenin zor olduğunu ve hele İngiltere insanı için bunun daha zor olduğunu belirtir. Sosyal tarih olmaksızın iktisadi ve siyasi tarihin anlaşılamayacağını savunur. Bu sözleri Osmanlı tarihi ve insanına uyarlamamız mümkündür. Nitekim XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Charles Issawi, Roger Owen, Halil İnalcık, Donald Quataert, Nikolai Todorov gibi tarihçi ve sosyal bilimciler “Osmanlı sosyal ve ekonomik tarihinin” farklı dönemlerine ve bölgelerine ışık tutmaya çalıştılar. Bu çalışmaların hiçbirisi “devlet”i konu dışında bırakmamıştır. Bu çalışmalarda birinci ve ikinci elden nicel ve nitel veriler kullanılarak Osmanlı toplumunun bürokrasiden başka diğer unsurları da incelenmiştir.

Elinizdeki bu kitap, merhum Kemal Karpat’ın vefatından kısa bir süre önce arşivini düzenlediği sırada, ayırıp yayınevinin mutfağına gönderdiği, bir yönüyle yukarıda ismi verilen sosyal bilimcilerin takip ettiği metot ve verileri kullanmak suretiyle oluşturulmuş bir sosyal tarih çalışmasıdır. Osmanlı Devleti’nin devraldığı tarihsel miras ve coğrafya üzerine kurduğu özgün sosyo-politik, ekonomik, kültürel ve askerî yapılanmasının bilhassa XVI. yüzyılın sonundan itibaren yaşadığı dönüşümün sebepleri mukayeseli bir bakış açısıyla tahlil edilmektedir. Karpat, kendisine has üslubu ve metodolojisiyle Osmanlı siyasası ve toplumsal yapısı üzerindeki temel dinamiklerin paradoksal değişimini genel yönleriyle tahlil ederken çok ilginç ayrıntılara değinmek suretiyle hem bir bütün halinde Osmanlı tarihini incelemiş hem de birtakım ayrıntıları da ihmal etmediğini göstermiştir. Merhum Kemal Karpat’ın 35 yıl önce hazırladığı bu kitabı neşretmekle hüzünlü bir sevinç yaşamaktayız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺56,00

Adını tarihe yazmış Fâtih Sultan Mehmed kimdi?

Nasıl bir dünyası vardı? Yaşama dair görüşleri ve 21 yaşında onu “Fâtih” yapan unsurlar nelerdi? 

İstanbul onun için ne ifade ediyordu? Onu almak için kurduğu hayaller neydi? Kuşatmaya hazırlık aşamalarında neler yaşanmış ve fetih nasıl gerçekleşmişti?

Gemiler gerçekten de Haliç’ten bir gecede yürütülmüş müydü? Kuşatma boyunca yaşananları Doğu ve Batı dünyası nasıl yorumlamıştı? İstanbul’un fethinin kıyametle kurulan tarihsel bağlantısının ardında yatan sebepler nelerdi? Kıyamet beklentisi neden İstanbul’un fethiyle özdeşleştirilmişti?

Hem Doğu hem de Batı dünyası için büyük önem arz eden bir şehir İstanbul… Bir yanda köklü bir imparatorluk Bizans, diğer yanda da Doğu’nun yükselen gücü Osmanlılar ve genç yaşında tahta çıkan Fatih Sultan Mehmed...

Bu beklenmeyen başarı, İstanbul’un fethi, bir bakıma Batı dünyasının siyasi ve askerî ilerlemesine Müslüman dünyasının bir cevabı niteliğindeydi. Bununla da bitmeyecekti. İslam dünyasının en güçlü temsilcisi olan Osmanlı Türklerine Orta Avrupa’ya kadar uzanacak yeni hedeflerinin kapıları da açılacaktı.

Feridun M. Emecen’in yetkin kalemiyle bu şanlı fetih üzerine merak edilen pek çok soru,  Fetih ve Kıyamet 1453’ün gözden geçirilerek yeni makaleler eklenen bu baskısında, tüm detaylarıyla incelendi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 5.2019
₺59,50

Türk ve özellikle de Osmanlı tarihine ilişkin bu eser, ele aldığı özel konu ile düşünce tarihimizde bir ilktir. “Osmanlı sisteminde ortaya çıkan karşı düşünce”nin incelendiği çalışmada, Türk tarihini saltanat tarihi olarak gören egemen anlayışın dışına çıkılmış, belli bir dönem sonrasında devşirme sistemi ile Türklerin elinden alınıp Enderuncu kadronun eline geçen Osmanlı yönetiminin, Türk düşmanlığı ile atbaşı giden bilim düşmanlığı ve bunun yıkıcı sonuçları ortaya konmuştu.

Alt tabakaların tarihini temel alan bu kitapta, özel olarak Osmanlı Devleti’nde düşünceleri yüzünden idam edilen alimler anlatılmıştır.

Bugüne kadar akademisyenler tarafından görmezden gelinen, hatta horlanan bu ulu dedelerimizin kimliğinde Türk halkının özel tarihi yazılmıştır.

Bu kitapta,15. yüzyılda Edirne’de diri diri yakılan Hurufilerden başlayıp 17. yüzyıl sonlarında 90 yaşında iken katledilen Hamzavî piri Beşir Ağa’ya kadar uzanan yelpazede bilinmeyen halk uluları anlatıldı.

Eserde, düşünce şehitlerinin yaşadığı ortamla ilgili olarak Osmanlı sivil yaşamına ait belgeler, eski kaynaklardan sayfa sayfa, bol bol aktarılmıştır. Böylece araştırmacılara sivil kaynak da sağlanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺12,00
₺16,00

İslam ve Bizans coğrafyaları arasında, sadece fiziksel olarak değil, siyasi ve kültürel olarak da iki dünya arasında bir uç mevkiine yerleşmiş küçük bir beyliğin, kendisini dünya Müslümanlarının lideri ve Doğu Roma İmparatorluğu’nun varisi olarak gören merkezileşmiş bir imparatorluk haline dönüşmesinin izini takip eden İki Cihan Âresinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun doğuşuna dair özgün bir bakış açısı sunuyor. Cemal Kafadar bu kitabıyla, hem Ortaçağ hem de modern tarih yazıcılığının kimi önkabullerini yeniden inceleme konusu yaparak, Anadolu ve Balkanlardaki iktidar mücadelesinde etnik, kabilevi, dilsel, dini ve siyasi aidiyetlerin nasıl karışmış ve yeniden düzenlenmiş olduğunu gösteriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺49,50

Bu kitabın temel konusu Osmanlı bürokrasisi üzerine ve nasıl işlediğine dair bir incelemedir.

Osmanlı bürokrasisi, kendisinden önceki Türk-İslam devletlerindeki sevk, idare ve yönetimlerinin yüzlerce yıllık birikimlerinden süzülmüştür. Bu birikim sayesinde Osmanlı Devleti, küçük bir beylikten üç kıtada muntazam bir biçimde yönetilen bir “Cihan Devleti”ne dönüştü. Ve bu birikim sayesinde kendi sınırları içindeki farklı din, dil ve etnisiteye mensup milletleri bir arada huzur içinde yönetebildi.

Bir tarihçi ve arşiv uzmanı olan Necati Gültepe, özenle hazırladığı bu çalışmada çok sayıda belgeyi günışığına çıkarak asırlarca süren Osmanlı bürokrasinin nasıl işlediğini bir bir gözler önüne serer. Sevk ve idarede kâtiblerin nasıl merkezî bir rol oynadığını göstererek kâtiblere dair bilgilerimizi yeniden bir süzgeçten geçirmemizi sağlıyor. Dolayısıyla devleti ayakta tutan tüm unsurlar, mevcut bürokratik kalemlerin ne kadar güçlü olduğu ile doğrudan ilişkilidir.

Osmanlı bürokrasisi hakkında eksiklerini gidermek ve okumalarını derinleştirmek isteyenlere bu çalışmanın önemli bir açığı kapatarak katkıda bulunacağına inancımız tam.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 616
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺66,50

Türk milletinin Orta Asya’nın bozkırlarında başlayan yaşam serüveni, onlarca medeniyete beşik olan Anadolu’ya yerleşip hâkim olmalarıyla bambaşka bir yöne doğru değişmiştir. Göçebe halklar olarak nam salmış Türkler, adını tarihe altın harflerle yazdıran bir millet olma yolunda hızla ilerlemektedir. 1281 yılında babası Ertuğrul Gazi’den Kayı boyunun sancağını devralıp yönetime geçen Osman Gazi, devletin temellerini henüz 23 yaşında atmaya başlamıştır.

Çağının büyük ilim adamlarından Şeyh Edebali’nin öğütleriyle yola çıkan Osman Gazi’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” düsturuyla kurduğu devlet, üç kıtada 20 milyon kilometrekarelik bir coğrafyada hüküm sürecektir. Bu kitapta Osmanlı Devleti’nin Orta Asya’dan Anadolu’ya olan yolcuğuna ve kuruluş dönemine dair merak ettiğiniz tüm bilgilere ulaşacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 420
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺47,20

This collection of papers by Prof. İlber Ortaylı mainly deals with the political, economic, social and cultural transformations, which Ottoman Empire has undergone in its last centuries. Within the frame of millet conception, which was unique to the Empire as an administration system, this book looks into the areas of transformation, including the modernisation struggles, tendencies in historiography, structural and judicial changes in family relations, provincial and urban structures and the relations between Russia and the Ottoman Empire.

Prof. Ortaylı details the millet system through allocating special titles for non-Muslim minorities in the Empire like the Jews and the Greeks. Similarly, he reveals the relations between Ottomanism and Zionism in the Empire’s last decades. After giving a picture of the constitution and the parliament, he glances at how the history of the Ottoman Empire and Russia are approached in the historiographies. Turning back to the debates on modernization, he explains the background, starting from the second Vienna siege in 1683. In the following chapter he examines the structural changes in the international affairs of the Ottoman state. Before delving into the changes in civil life, he assigns two chapters to the provincial structures in the Empire’s port cities.

Meticulously examining the archives and sources about the late Ottoman history, Prof. Ortaylı gives a comprehensive and multifaceted picture of the Empire. Moreover, he utilises a wide range of Ottoman archives. Thanks to his language skills, he provides insights from several scholars whose writings in different languages enrich this book.

 


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺63,80

Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuruluş Öyküsü...

Bir sınır beyliğiyken dünyanın en güçlü devletine dönüşen Osmanlı İmparatorluğu'nun hikâyesi... Merhum Halil İnalcık’ın uluslararası akademik çevrelerde tanınmasına vesile olan, birçok dile çevrilen ve alanında temel kaynak olarak kabul edilen dev eser...

Klasik Çağ tabirini tarih literatürüne kazandıran İnalcık bu eserinde Osmanlı İmparatorluğu’nun 1300-1600 yılları arasındaki siyasi gelişmelerini, devlet yönetimini, iktisadi örgütlenmelerini ele almakta, meseleye özellikle kurumlar üzerinden bakmaktadır.

Hâlâ tartışılmakta olan Osmanlı tarihinin dönemlendirilmesi konusuyla başlayan kitabın ilk bölümünde Osmanlı Devleti’nin kökeni, sınır beyliğinden imparatorluğa geçiş serüveni, Fetret Dönemi ve ardından gelen toparlanışı, imparatorluğun iyice kuvvetlenerek bir dünya gücü oluşu ve gerileme meseleleri ele alınmaktadır. İkinci bölümde Osmanlı’nın özellikle devlet yönetimi analiz edilmekte; hanedanın doğuşu, tahta çıkış (cülus), devlet kavramı ve sınıf sistemi, hukuk, saray, merkezi yönetim, eyalet yönetimi ve İnalcık hocanın üzerinde en çok durduğu konu olan timar sistemi incelenmektedir.

Üçüncü bölümde Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ekonomik ve toplumsal yaşam üzerinde durulmakta ve uluslararası ticaret, Osmanlı kentleri, ulaşım ağı, kentli nüfus, lonca ve tüccarlar gibi konular anlatılmaktadır. Dördüncü bölümde imparatorluk halkının dini yaşamı, kültür ortamı, medreseler, ulema, ilmi çalışmalar, bağnazlık ve halk kültürü ile tarikatlar özetlenmektedir. Kitabın son bölümünde ise Osmanlı hanedanı soyacağı, Osmanlı tarihi kronolojisi, sözlük, ağırlıklar ve ölçüler gibi tarih tutkunlarının hem işlerini kolaylaştıracak hem de bundan sonraki okumalarını zenginleştirecek ekler yer almaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600), Osmanlı tarihine ilgi duyan herkes için vazgeçilmez bir başyapıt...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 356
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺85,00

Matbaadan istihbarata: İbrahim Müteferrika ve kadı İbrahim…

İbrahim Müteferrika ve onun ölümünden sonra matbaa işletmesini devralan Kadı İbrahim’ın kitap dünyasıyla olan ilişkileri nasıldı? Bonneval (Humbaracı Ahmet Paşa) ve evlatlığı Süleyman ile birlikte siyaset sahasında ne tür becerilere sahiptileri? Yabancı devletlerin elçi raporlarında kimlikleri neden şifre ile geçiyordu?

Elinizdeki kitap bu sorulara tüm teferruatlarıyla cevap verirken ilk defa gün ışığına çıkartılan arşiv belgeleriyle de okuyucuyu müthiş bir gizeme sürüklüyor. “İbrahim Müteferrika’nın, Bonneval, evlatlığı Süleyman ve kendi yetiştirmesi olan Küçük İbrahim ile birlikte İstanbul’daki elçiler arasında bilinen, oldukça karanlık işlere erken tarihlerden itibaren karışan, edinilen bilgileri paraya tahvil eden bir ekip içinde yer alan ve bizzat kendisinin de elçilere “mahremâne” bilgiler ileten, şifre koduyla anılan bir istihbarat kaynağı olduğu” eşsiz bir emekle gün yüzüne çıkartılıyor.

Matbaa çevresinde şekillenmiş bu istihbarat ağının yanında Kadı İbrahimʼin ilk defa gözler önüne serilecek olan uzun yıllar sürdürdüğü Divan-ı Hümâyûn Tercümanı Kâtipliği belgelenmiş, atandığı kadılıklar tespit edilmiş, ölümünden sonra zapt edilen terekesine, mirasçılarına, ikamet ettiği eve, buradaki mevcut eşyalarına ve matbaa malzemelerine ve elindeki kitapların dökümüne yer verilmiş ve bütün bu yeni bulgular ve dökümler belge görüntüleriyle birlikte çalışmaya ilave edilmiştir.

İki İbrahim: Müteferrika ve Halefi, Kemal Beydilli imzasıyla Türk tarihçiliğine kazandırılan özgün ve cesur bir eser…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺102,00

Jacques Pauwels, Birinci Dünya Savaşı’nın yüzüncü yılıyla birlikte hararetlenen tartışmalara alışılmadık, cesur ve renkli bir “karşı tarih metni”yle katılıyor.

Birinci Dünya Savaşı, sadece emperyalist rekabetin tetiklediği ülkeler arasındaki “dikey” bir savaş mıydı, yoksa savaşa taraf olan her bir ülkede hâkim sınıflar ile halk yığınları, seçkinler ile sıradan insanlar arasında “yatay” bir savaş da yaşandı mı?
Pauwels, Büyük Sınıf Savaşı adını verdiği bu büyük çatışmanın sadece uluslar arasında değil, sınıflar arasında da cereyan ettiğini göstermek için bir adım geri çekilmeyi öneriyor ve savaşa 1789’dan günümüze kadar dünyayı şekillendiren sınıf mücadelelerinin daha geniş perspektifinden bakmaya çalışıyor.

Pauwels’in 1789 Fransız Devrimi’yle başlayan demokratikleşme sürecini durdurmak ve takvimi 1789 öncesine almak için Avrupa’da aristokrasi ve burjuvaziden oluşan seçkinlerin savaşı nasıl istediklerini, kışkırttıklarını ve başlattıklarını göstererek Birinci Dünya Savaşı’nın nedenlerine dair geleneksel tarih yazımına meydan okuyan kitabı, kapsamı kadar derinliğiyle de etkileyici bir toplumsal tarih çalışması.
Büyük Sınıf Savaşı, Birinci Dünya Savaşı’nın yüzüncü yılı vesilesiyle yayımlanan çok sayıda siyasi tarih kitabından farklı olarak, savaşı imparatorların, generallerin veya diplomatların değil, cephedeki askerlerin ve geride bıraktıkları yoksul sivillerin gözünden anlatıyor. Savaşın gerçek kahramanları ve kurbanları olan erlerin yazdığı şiirlerden, şarkılardan, mektuplardan ve anılardan yola çıkan Pauwels, sıradan insanların hayallerini ve hayal kırıklıklarını, savaşı nasıl tecrübe ettiklerini, onları ölmeye ve öldürmeye sürükleyen nedenleri, dönemin siyasi, iktisadi ve kültürel iklimiyle harmanlayarak okura sunuyor.

Büyük Sınıf Savaşı, sadece insanlık tarihinin bu ilk küresel çatışmasını değil, giderek daha fazla Birinci Dünya Savaşı öncesiyle kıyaslanan günümüzü anlamak için de ufuk açıcı bir eser…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 494
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺60,80

İnsanların sosyal ve psikolojik gereksinimlerinde, fiziki ihtiyaçlarından sonra güvenlik ve düzen ihtiyaçları önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle geçmiş toplumların düzenini bozan unsurlar, devletlerin bu konuda aldığı tedbirlerin incelenmesi, günümüzün düzen ve güven sorunlarına yeni çözümler üretilmesine katkı sağlaması bakımından önem arz etmektedir.
Çalışmamız dönem olarak XVI. yüzyılın ikinci yarısını, mekân olarak da Osmanlı Anadolu’sundan seçilen Bursa, Trabzon, Manisa ve Kayseri şehirlerini kapsamaktadır. Aynı zamanda kamu düzeninin hukukî boyutu, Osmanlı şehirlerinde işlenen ve kayıtlara yansıyan suçlar, kamu düzeninin kolluk boyutu bağlamında subaşılık kurumu, kamu düzeninin işleyişine etki eden unsurlar ve devletin aldığı tedbirler birinci elden kaynaklar ışığında incelenmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 21 / 13,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺39,50
₺50,00

Tarihin büyük Türk'ü: Kanuni Sultan Süleyman…

Kanuni Sultan Süleyman, Osmanlı tarihinin en fazla övgüye ve araştırmaya mazhar olmuş padişahlarından biridir. Batı kaynakları onun büyüklüğünün ve kudretinin farkına çok önceden varmış, onu “muhteşem” ve “büyük” anlamlarına gelen Magnificent, Magnifique, Der Practige, Grand Turc gibi unvanlarla anmıştır.

Yavuz Sultan Selim’in tek oğlu olması sebebiyle şehzadeliğinde hassasiyetle yetiştirilen Süleyman; tahta geçişinden itibaren imparatorluk topraklarını genişletmeyi ve fakat bunu yaparken de adaletten ve devletin gücünden asla taviz vermemeyi önemsemiştir. Bunun için de her göreve işinin ehlinin getirilmesi üzerinde durmuştur. Bu durum hâliyle bazı makamlarda bulunmanın çok fazla risk taşımasına sebep olmuştur ki o dönem halk arasında söylenegelen bir beddua şöyledir: “Sultan Süleyman’a vezir olasın!”

1961’de İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü bünyesinde açılan Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi Kürsüsü’nün kurucusu olup birçok önemli araştırmaya, esere imza atmış olan Prof. Tayyib Gökbilgin’in bu kitabı, Kanuni Sultan Süleyman’ı ve dönemini olaylarıyla, insanlarıyla ve toplumuyla çok özgün bir biçimde aktarıyor. Padişahın tahta çıkışı, İbrahim Paşa’nın vezâreti, Viyana kuşatması, Akdeniz mes’eleleri, Macaristan mes’eleleri ve 1541 seferi, Şehzade Mustafa’nın katli, Süleymaniye Külliyesi’nin açılışı, denizlerde harekât, Sultan Süleyman’ın şahsiyeti ve eserleri, kitabın bölümlerini oluşturuyor.

Kanuni Sultan Süleyman, muhteşem Türk’ün şahsiyetini ve zamanın iklimini akıcı bir dille, tarihi gerçeklere dayanarak ortaya seren bir kaynak kitap…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺42,50

Said Halim Paşa’nın kaleminden Osmanlı İmparatorluğu’nun sonu…

Osmanlı İmparatorluğu, Dünya Savaşı’na nasıl girdi, niçin katıldı? Savaş sonrasındaki buhranda Bab-ı Âlî’nin iflası nasıl gerçekleşti? İngiliz siyasetinin Yakın Doğu siyaseti içinde Türkiye faaliyetleri nasıl bir yer tutuyordu? İngiliz siyasetinde işlenen hatalar nelerdi? 1864’de Kahire’de doğan ve 1921’de Roma’da şehid edilen Said Halim Paşa, Osmanlı İmparatorluğu 1914’te Almanya’nın müttefiki olarak Birinci Dünya Savaşı’na girdiğinde, Hariciye Nazırı ve Sadrazamdı. İmparatorluğun savaşa girişini belgeleyen 2 Ağustos 1914 tarihli muahede, Said Halim Paşa’yla Alman İmparatorluğu’nun büyükelçisi Baron von Wangenheim tarafından paşanın Yeniköy’deki yalısında imzalanmıştı. İşte bu kitap, Bâb-ı Âlî’nin son dönemini yaşamış ve bu dönemin en önemli şahsiyetlerinden birisi olmuş paşanın kaleminden imparatorluğun savaşa girişini ve yıkılışını anlatmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girişinden itibaren dış siyaset, Hilafet, Düvel-i Muazzama Yakın Doğu’daki emelleri gibi konulara dair tüm kritik meselelerin Said Halim Paşa tarafından tafsilatıyla ele alındığı kitabın en önemli bölümlerinden biri devrin yükselen aktörlerinin başında gelen Mustafa Kemal Paşa hakkında yazılanlardır. Burada Said Halim Paşa, Mustafa Kemal Paşa’nın geçmişi, şahsiyeti, dış görünüşü, kılık kıyafeti, askerî ve siyasî görüşleri üzerinde durmakta; Anadolu’ya ne şartlarda geçtiğini ve oradaki faaliyetlerini anlatırken, dikkatini çeken bazı insanî taraflarını da ele almak suretiyle, vatanın bağımsızlığını her şeyin önünde tutmasından ve askerî kahramanlığından bahsetmektedir.

Fransızca orijinalinden çevrilen Osmanlı İmparatorluğu ve Dünya Savaşı, devrinin diğer şahsiyetleri ve devlet adamları arasında oldukça iyi derecede yetişmiş bir devlet adamı olan Said Halim Paşa’nın kaleminden Osmanlı İmparatorluğu’nun son birkaç senesini teferruatıyla anlatan mühim bir kaynak kitap…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺42,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 372
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺36,00

Osmanlı padişahları tarihimizde efsaneler içerisinde anlatılır. Çoğunlukla olumlu veya olumsuz cümlelerle ele alınır. Hâlbuki tarihimizin en şanlı günlerine imza atan hükümdarlarımız kendi dönemleri içinde değer yargılarından, bugünkü anlayışımızdan ve ideolojik bakış açısından uzak olarak incelenmelidir. Bu eserde Osmanlı padişahları en son akademik araştırmalar ışığında, anlaşılır bir dille ve anahatlarıyla anlatılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 21 / 13,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺47,40
₺60,00

Bir içtihat hukuku olarak doğan ve gelişen İslam hukuku, tarihi süreci içinde ve özellikle Osmanlı uygulamasında kanun hukukuna doğru bir evrim geçirmiş, Halife Mansur'la bir teşebbüs olarak başlayan, Ebussuud Efendi döneminde kısmen hayata geçirilen İslam hukukunun kanun hukukuna dönüşmesi süreci özellikle Tanzimat sonrasında güçlü çıkışlarla sürmüştür. Öncesine nazaran birçok alandaki kapsamlı kanunlaştırma faaliyetleri, yabancı kanunların toptan veya kısmi resepsiyonu, fıkhın yerini hukuka, medresenin yerini Mekteb-i Hukuk’a bıraktığı bu sürecin belki de en önemli düzenlemesi aynı zamanda İslam hukuk tarihinde de bir ilki oluşturacak olan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye’nin yazılmasıdır.

Uzun yıllardır ülkenin tartışma gündeminden düşmeyen, bu topraklara özgü bir hukuk düşüncesi oluşturma yolunda; hukukta batılılaşma, kanunlaştırma, yeni bir fıkıh usulü, hukuk ve din ilişkisi, laiklik gibi halen tartışılan konuların ilk defa ciddi biçimde ele alındığı Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerini kapsayan Osmanlı son dönemi, klasik döneme ve Cumhuriyet dönemine nazaran daha önemli bir birikimi ifade eder. Bu bağlamda, eserde Osmanlı son dönemi hukuk düşüncesi; bağlamı, aktörleri ve yapılan tartışmalar, bürokrasi ve aydınlar arasından belli başlı isimlerin hukuki konulara yaklaşımları, bu dönemde üretilen fikirlerin Osmanlı hukuk sistemini nasıl dönüştürdüğü gösterilmeye çalışılmıştır.

Hukuk düşüncesi tarihi, belli bir tarihsel dönemde, düşünürlerin bireysel olmaktan çıkıp pozitif hukuku değiştiren veya toplumsallaşarak bir fikir hareketini oluşturan hukuki düşünce yapılarının incelenmesini hedefler. Bu eser de Osmanlı son dönemini ele alan bir hukuk düşüncesi tarihi araştırmasıdır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 245
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺26,25
₺35,00

Osmanlı’nın İslamiyet’in altın çağından sonraki kültürel ve teknolojik gelişmesinin kendi içine kapalı bir şekilde gerçekleştiği, yeniliklere karşı duyulan ilginin giderek azaldığı ve sonuçta imparatorluğun duraklama ve gerileme dönemine girdiği uzun yıllar boyunca genel kabul gören bir görüştü.

Özellikle Batı dünyası 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başlarındaki Osmanlı’yı böyle görüyordu. Bu alanda son 60 yılda İngilizce yazılmış ilk eser olma özelliğini taşıyan Osmanlı’da Bilim kitabında Miri Shefer - Mossensohn, Osmanlı toplum ve kültürünün zengin bir bilimsel hayatı mümkün kılabilecek bereketli ortamı sağladığını öne sürmektedir. Osmanlılar dışarıdan gelen icat ve buluşları kendi ihtiyaçlarına göre değiştirerek bunları geliştirmede çok başarılıydı. Örneğin, 1877 yılında Osmanlı İmparatorluğu dünyanın yedinci en uzun telgraf ağına sahipti. Hatta modern iletişim altyapısı bakımından zamanın en gelişmiş devletlerinden biriydi. İmparatorluk içinde bilim, eğitim ve öğretim mekanizmaları, teknolojik gelişmelerde devletin üstlendiği rol ve bilimi üreten ve kullanan Türkçe ve Arapça konuşan Osmanlılar üzerinde önemli bir rol oynamıştır. Sonuç olarak, Osmanlı’nın bilimle olan ilişkisi, imparatorluğun altı yüz yıl sürmesini sağlayan dinamik unsurlardan biridir. Bu doğrultuda Osmanlı’da Bilim, bilginin “ne” olduğu sorusundan ziyade “nasıl” sorusuna, yani Osmanlı’nın bilgiyle etkileşime geçtiği süreçlere ve bunlara atfettiği değerlere odaklanmıştır. Çeşitli zaman ve mekânlarda Osmanlı için bilmeye değer şeyler nelerdi? Osmanlı bunları nasıl öğrenmeye çalıştı? Karşılaşılan zorluklar nelerdi? Osmanlı’nın sistemleştirilmiş bilgiyle olan deneyimlerinin ortaya çıkarıldığı Osmanlı’da Bilim, erken modern dönem Ortadoğu bağlamında “bilim” etiketinin altında yatanların tanımlanması açısından da bir rehber niteliğindedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 316
En / Boy : 15,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺26,00
Tükendi

Yazar Nermin Özsel bu çalışmasında, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarını egemenliğinde birleştiren, tarihin en görkemli ve uzun ömürlü Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş, yükseliş ve çöküş sürecini incelerken, imparatorluğun bu dönemlerini etkileyen faktörleri sorgulamakta. Muhteşem Süleyman’dan sonra koşulların neden değiştiğini, imparatorluğun neden duraklama devrine girdiğinin gizini aralıyor yapıtında. Kanuni’nin “ayyaş” olanın dışında diğer şehzadelerini ortadan kaldırması mı, yoksa sultan III. Mehmet’in tahta çıkar çıkmaz yasa gereği deyip, on dokuz erkek kardeşini boğdurtması ve bu kardeş katliamı ile hanedanın 17. yüzyıla şehzadesiz girmesi midir, imparatorluğu duraklatan? Çeşitli dinlere mensup yirmi kadar milleti barış içinde idare ederken, ne olmuştur da; birden sarıklı başlar kalabalığının disiplini bozulmuş, İstanbul’da, uzak eyaletlerde ve Anadolu’da halk ayaklanmaları başlamış, Avrupa Kıtası’nda koca koca toprak parçaları birbiri ardına Nemçe kafirlerininin insafına terkedilmiştir? İmparatorluğu içten içe çürüten, Topal Ataullah’ın yobaz düşüncelerinde mi saklıdır, yoksa imparatorluğun güçsüzlüğü cahilliğinden, çağın gerisinde kalmasından, geri kaldığının bilincine varamamasından, öngörüsüz politikalarından, savurganlığından ve içinde barındırdığı farklı inanç ve etnik yapıdaki halkların duyarsızlığından mıdır?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 856
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺106,17
₺132,71

“Osmanlı” adını verdiğimiz korsanlar hangi etnik kökenlerden gelmektedir? Bunlar fırsatçı yağmacılar mı, yoksa İslam’ın bayrağını taşıyan nusret-karin din savaşçıları mıdır? Mühtedi ve Hıristiyan denizciler Müslüman dünyaya ne kadar adapte olmuş; aileleri, vatanları ve reddettikleri inançlarını ne dereceye kadar arkalarında bırakabilmişlerdir? Gemilerde korsanlarımız ne yiyip içmekte, doğal ihtiyaçlarını nasıl karşılamakta ve denizin belirsizliklerine hangi ibadet ve ritüellerle karşı koymaktadır? Hastalıklarla nasıl mücadele edilmekte, hijyen ve disiplin nasıl sağlanmaktadır? Bir korsan akınında kullanılan askerî taktikler nelerdir? Gazilerimiz avlarını nasıl aldatmaktadır? Korsan akınlarına uygun gemi tipleri nelerdir? Bunlar ateşli silahların yaygınlaşmasından nasıl etkilenmiştir? Topoğrafik faktörler hangi limanları korsanlığa mahkûm etmiştir? Elde edilen ganimetin korsan limanlarına katkısı ve Avrupa ekonomisine zararı ne boyuttadır? Bu ganimet nasıl elden çıkarılmakta ve paylaşılmaktadır? İnsanları korsanlığa iten sosyo-ekonomik etkenler nelerdir? Korsanlarımızın yavaş yavaş gelişmeye başlayan uluslararası hukuktaki yeri nedir? Korsanlık, ticaret ve kaçakçılık arasında nasıl bir ilişki vardır?

İşte daha önce sorulmayan tüm bu suallerin cevabı Osmanlıca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, İngilizce, Portekizce, Katalanca, Latince ve Almanca kaynakları harmanlayan Sultanın Korsanları: Osmanlı Akdenizi’nde Gazâ, Yağma ve Esaret, 1500-1700’de. Yıllar süren arşiv çalışmasıyla bir araya getirilmiş İzlanda’dan Adriyatik’e, Korsika’dan Azorlar’a uzanan tarihî örnekler; okuyucuyu din değiştiren fırsatçı mühtedilerin, firar etmek için binbir yolu deneyen Cervantes gibi esirlerin, aynı gemide yoldaşlık yapan ve beraber yiyip içen Hıristiyan ve Müslümanların, sırtında kırbaç güneşin altında terleyen kürekçilerin, yeniçerilere fark ettirmeden korsan gemisini bir Hıristiyan limanına yanaştırıp özgürlüğüne kavuşan esir denizcilerin, Hıristiyan dünyasında bıraktığı ailesini ziyaret eden gazilerin, hakarete uğradığı, sevdiği kızı alamadığı ya da dolandırıldığı için intikam hırsıyla Mağrib’e gidip korsanları Hıristiyan kıyılarına getiren müntakim mürtedlerin, halkın veli mertebesine çıkardığı Hıristiyan doğumlu nev-müslimlerin dünyasına davet ediyor.

Yakınçağ Akdeniz’inde istihbarat, korsanlık, kölelik, ihtida ve dinler ötesi diplomasi gibi alanlarda araştırmalar yapan Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan'ın tarihsel kategorileri altüst eden serhad kahramanlarını incelediği bu ikinci eseri, Osmanlı bahriye tarihinin en gizemli sayfalarını aralamakla kalmıyor; Osmanlı korsanlarını Akdeniz ve dünya tarihindeki iktisadî, siyasî ve teknolojik gelişmelerin ışığında analiz ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 592
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺102,00

Kırım Savaşı’ndan Hemen Önce Osmanlı Ordusunun Vaziyeti…

Osmanlı Devleti ve Rusya arasında başlayıp daha sonra müttefiklerin de savaşa girmesi ile bir Avrupa savaşına dönüşen Kırım Savaşı (4 Ekim 1853 - 30 Mart 1856); sebepleri ve sonuçları itibariyle yalnız Osmanlı tarihinin değil Avrupa tarihinin de en önemli savaşlarından biridir. Özellikle orduların hazırlıktan savaş düzenine geçişine kadarki vaziyetleri tarihçiler için incelenmeye değer, ilham verici konular sunmaktadır.

Temmuz 1852’den itibaren Erzurum’da Fransız konsolosu olarak görev yapan Charles Alexandre de Challaye, Osmanlı-Rus ilişkilerinin kesildiği ve Osmanlı Devleti’nin savaş hazırlıkları yapmaya başladığı Haziran 1853’ten itibaren Osmanlı Ordusu’nun merkezi olarak belirlenen Erzurum’daki gelişmeleri izlemeye ve Fransız makamlarına rapor etmeye başlamıştır. Bu askeri istihbarat faaliyetleri çerçevesinde, Osmanlı Ordusu’nun Ruslara karşı yapacağı bir savaşta ortaya koyacağı savunma gücünü belirlemek üzere Eylül 1853’te ordunun yerleşik olduğu kamplara yönelik bir seyahate çıkmıştır. Bu seyahati sonunda elde ettiği izlenimleri İstanbul’da izinli olduğu dönemde rapor haline getirerek Fransız makamlarına teslim etmiştir. Challaye imzalı bu uzun raporda, Osmanlı Ordusu’nun yerleşik olduğu kamplar, ordunun durumu, savaş gücü ve bu ordunun Ruslara karşı nasıl bir mukavemet koyabileceği yer almaktadır. Bu raporla birlikte Osmanlı ordusunda yeniçeriliğin kaldırılmasından sonra askerî modernleşme anlamında nelerin gerçekleştirildiği de yakından izlenebilmektedir.
Özgür Yılmaz’ın dilimize kazandırıp hazırladığı Osmanlı Ordusu: Organizasyon ve Savaş Gücü hem savaş tarihiyle hem de modernleşme dönemiyle ilgilenen tüm meraklılar için şaşırtıcı detaylara sahip bir çalışma.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺28,70
₺35,00

Şerif Ali Haydar Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun tayin ettiği son Mekke emiridir. Türkiye’de uzaktan kuzeni olan ve Arap isyanını başlatan Şerif Hüseyin ile oğulları kadar tanınmamaktadır. Ömrü boyunca Osmanlı İmparatorluğu ile Türk milletine sadık kalmış, günlüklerini dahi Türkçe tutmuştur. Arap İsyanı’nın gerçekleştiği dönemde Osmanlı’ya olan sadakati ve yaptığı fedakârlıklar sebebiyle başına birçok felaket gelmiş, kuzenlerinin birçoğu sonradan İngiliz desteğiyle kurulan Arap devletlerine kral olurken kendisi türlü çileler çekerek Beyrut'ta sefalet içinde vefat etmiştir.Evkaf Nazırlığı ve Meclis-i Mebusan’daayanlık da yapan paşa, Yavuz Sultan Selim’e mukaddes emanetleri yollayarak sultanı halife olarak kabul eden Şerif Bereket’in torunlarındandır. Medine’ye bizzat giderek Fahreddin Paşa’nın yanında Şerif Hüseyin ve adamlarına karşı mücadele etmiş, Arapların Türk hâkimiyetinde olmadıkları sürece huzurla yaşayamayacaklarını savunmuştur.

Son Mekke Emiri, Şerif Ali Haydar Paşa’nın hatıratı olmasından başka Osmanlı İmparatorluğu’nun son devrindeki karmaşaları yansıtıyor olmasından ötürü de oldukça önemli bir kitaptır. Abdülaziz döneminde doğan paşa, 2. Abdülhamid zamanında şehzadelerle birlikte saray mektebine devam ettiği için hanedana ilişkin malumat vermektedir. Çocukluğunun İstanbul’daki muhtelif konaklarda geçmiş olması hasebiyle kitapta o dönemin yaşantısına dair bilgiler bulunmaktadır. Devlet vazifesi aldıktan sonra hükümet içindeki çekişmelerden bahsetmektedir. 1908, 31 Mart Vak’ası ve Birinci Dünya Savaşı esnasındaki İttihatçıların faaliyetlerini anlatmaktadır. Mithat Paşa’nın sürgün edilmesinden 2. Abdülhamid’in ıslahatlarına, 1908 Devrimi’nden Vahdeddin’in ülkeyi terk edişine, Arap bölgeleri için atılan adımlardan Arap isyanının nasıl başladığına, Arabistan’ın Osmanlı’nın elinden nasıl çıktığından Cumhuriyet idaresinin bu bölgeye karşı nasıl bir tavır takındığına, saltanat ve hilafetin nasıl ilga edildiğinden İbn-i Suud’un ve Vehhabilerin Mekke ve Medine’yi nasıl ele geçirdiklerine kadar çok geniş bir yelpazede tarihi bilgiler sunmaktadır.

Son Mekke Emiri, içeriği itibariyle Osmanlı’nın Arabistan’ı kaybına dair ilk elden yazılmış bir kaynak olma özelliğine de sahiptir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺85,00

Hasta adam diye niteledikleri Osmanlı’nın neler yapabileceğinden habersiz gafillere vuracağı esaslı darbelerden biriydi Teselya. Çöküşün içinde olduğu, kolaylıkla mat edilebileceği düşünürlerken onlar; vatan aşkıyla yanıp tutuşan yürekler, savunmak için atağa geçtiler.

İstanbul’dan, Karadeniz’den, yurdun dört yanından toplanan Mehmetçikler cephede düşmana darbe üstüne darbe vurdular. Kimi vatan aşkıyla yanıp tutuşan cengâverlerdi Kemal gibi, kimi de şairane bir duyarlılığa sahipti Mehmet gibi...

Bu kitapta, onların hüzünlü hikayesini bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺11,25

It is 1492, and Andalusia is being destroyed

The victims have no one to look to

Except for a sultan a sea away

1492: The Gates of Heaven is a work of historical fiction about the story of the expulsion of Jews and Muslims from Andalusia and Ottoman Sultan Bayezid II’s humanitarian rescue of these victims of persecution from the horrors of the Spanish Inquisition. Set against the historical backdrop of the fall of Granada, Columbus’ voyage to the New World and the advent of the printing press, this epic novel brings to life a lesser known, yet no less important, episode in the history of the encounters between the Ottoman Empire and Europe in vivid detail.

With the fall of the Emirate of Granada, the Catholic Monarchs launch one of the most devastating atrocities in history on the Iberian Peninsula. Upon learning of the Inquisition’s persecution of Muslims and Jews, Ottoman Sultan Bayezid charges his spy Davud the Brave with a final mission to help the victims of the Inquisition flee the country and bring them safely to Constantinople on the ships of the empire’s finest mariners. Sultan Bayezid, however, has his own inner struggle to conquer at home.

As the Inquisition burns mountains of Hebrew and Arabic books, David Marrano, a converso, secretly prints banned books in the forbidden languages to perpetuate Andalusia’s rich culture as he tries to protect his love, Esther, from his dangerous enterprise.

In the meantime, with the aid of Arabic maps and Muslim and Jewish navigators, Christopher Columbus sets off on his voyage that will change the known world.

An epic tale of adventure from the Atlantic to the far reaches of the Mediterranean, The Gates of Heaven is also an ode to lost Andalusia and a tale of humanitarianism so often not heeded even in the twenty-first century.


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 620
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺340,00
1 2 3 ... 35 >
Çerez Kullanımı