Arap Mehcer (Göç) Edebiyatının iki önemli şair ve yazarı Halil Cibran ve Mihail Nuayme´nin reenkarnasyon inancı üzerine kurulu öykülerini sunuyoruz.

Cibran, Çağların Külü ve Sonsuz Ateş öyküsünde, Rahip Hiram´ın oğlu Nasan ile M.Ö. 116 yılının sonbaharında Lübnan´ın Baalbek şehrinde ölen sevgilisini, M.S. 1890 yılının ilkbaharında Nasan´ın Ali el-Hüseyni adında bir çoban, sevgilisini de bir köylü kızı olarak, Nasan´ın babasının rahip olduğu yerdeki harabelerde tekrar karşılaştırıp kavuşturur. Bu öyküde Cibran, reenkarnasyon ve aşkın ebediliği düşüncesini ortaya koymaktadır.

Nuayme ise, Kavuşma öyküsünde binlerce yıl önce bir prensin kızı ile bu prensin koyunlarını güden ve birbirlerini sevdikleri halde kavuşamayan bir çobanı, binlerce yıl sonra bir otel sahibinin kızı Baha ve Lübnanlı bir baba ile İtalyan bir annenin oğlu olan Leonardo kimliğinde karşılaştırıp kavuşturmaya çalışır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺34,20

“Sevinciniz, maskesinden kurtulmuş kederinizdir.

Şimdi kahkahalarınızla doldurduğunuz o kuyu bir zamanlar gözyaşlarınızla dolmuştu.

Başka nasıl olabilir ki?

Keder varlığınızda ne kadar derin bir oyuk oluşturursa, oraya doldurabileceğiniz sevinciniz de o denli fazla olur.

Şarabınızı doldurduğunuz bu kap, çömlekçinin fırınında pişirilmiş bardak değil mi?

Ve ruhunuzu sakinleştiren şu ut, bıçakla oyulan ağacın kendisi değil mi?

Mutluyken yüreğinizin derinliklerine bakın, göreceksiniz ki sizi şimdi mutlu eden şey bir zamanlar kederlendirenle aynı.

Kederlendiğinizde de tekrar dönüp yüreğinize bakın, şimdi gözyaşı döktüğünüz şey bir zamanlar sevinç kaynağınızdı.”

İlk yayımlandığı günden bu yana klasikler arasındaki yerini muhafaza eden bu kitap, çağının bilgesi kabul edilen Lübnan asıllı filozof, şair Halil Cibran’ın en önemli eserlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Cibran’ın işlediği konulardaki evrenselliği, gençliğe yol gösterici olma özelliği, dildeki ustalığı ve ince zekası ona olan haklı ilginin gerekçeleri arasında sayılabilir. Gençlere esin kaynağı olmaya devam eden Ermiş’i, Elvan Aytekin’in akıcı Türkçesiyle okura sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺25,50

“…halife saraylarının halıları üzerinde yürüdüm, sultanların meclislerinde hazır bulundum; ama sevgilinin sevgiliye olan görkeminden daha görkemli bir şey görmedim. Prensleri mağlup eden fatihlerin zaferini, vezir­lerin nüfuzunu, mevkilerinin keyfini süren devlet ricalini gördüm; ama sevgilisinin gönlüne sahip olduğundan, onun ilgisinden ve aşkından emin olan bir sevenin mutluluğundan daha coşkulu bir sevince şahit olmadım.”

Sevdin diye kınıyor beni aşk nedir bilmeyenler

Konuşmuşlar susmuşlar ne önemi var?

Umurumda olmaz ayıplamaları beni aşk için

İster yüzüme konuşsunlar ister köşelerde fısıldaşsınlar

Elinizdeki eser pek çok dünya diline çevrilmiş bir aşk klasiğidir. Arapçada “güvercin gerdanlığı” deyimi “kişinin devamlı yanında taşıdığı, hep birlikte olduğu ve hiç ayrılmadığı şey­ler için kullanılan bir ifade” şeklinde tanımlanır. Nasıl ki gü­vercinin boynundaki halka şeklindeki tüyler onu farklı kılan ve ondan hiç ayrılmayan bir özellikse, aşkın mahiyetini ifşa eden bu kitap da okuyucunun bir gerdanlık gibi boynuna taktığı yoldaşı ve aşk kılavuzudur.

 - Mehmet Hakkı Suçin

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺44,80

Halil Cibran, yarı otobiyografik kitabı Kırık Kanatlar’da gençlik aşklarının o sancılı ve tatlı anlarına götürüyor bizi. Genç Halil Beyrut’un varlıklı tüccarlarından olan Farris Karami’nin kızı Selma’yla tanışır. ve ona aşık olur. Ne yazık ki bu aşkın önünde birçok engel vardır. Halil ve Selma gizli gizli buluşmaya devam ederler ama kavuşmaları için artık bir mucize gerekmektedir.

Kırık Kanatlar insan varlığının anlamını sorgulayan dokunaklı bir aşk hikayesi olmasının yanında, gerçek aşkın yeşermesine engel olan toplumsal ve bireysel riyakârlığın da ustalıklı bir eleştirisidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 72
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺12,96

Büyük düşünür Halil Cibran’ın edebiyat sahnesinde adını duyurduğu kitap olan Gözyaşı ve Kahkaha ruhunuzu dokunacak ve hayata bir başka gözle bakmanızı sağlayacak mesellerden, hikayelerden ve şiirlerden oluşuyor. Gözyaşı ve Kahkaha’da Doğu ve Batı felsefesini kendince yoğuran Halil Cibran okurlara eşsiz bir metin sunuyor. Kitaptaki şiirler ve düzyazılar, Cibran’ın sevgi ve güzelliğe olan bitmek tükenmez açlığını gözler önüne seriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺12,96

Halil Cibran’ın ölümünün ardından yayımlanan eseri Ermişin Bahçesi, bir geri dönüşün hikâyesini anlatır. El Mustafa, on iki yıl boyunca uzak kaldığı adaya ayak bastığında geri dönüşün bütün sancı ve sızılarını yüreğinde taşır. Halkına kavuştuğu an, daha derin bir yalnızlığın pençesine düştüğü andır.

Annesiyle babasının ebedi uykuya yattığı o bahçenin duvarları, dünyayla arasına çizdiği bir sınır çizgisine dönüşür. Onun sesine hasret kulaklara fısıldadığı ise yaşama ve yaşamın getirdiklerine ve götürdüklerine dair kedere bulanmış cümlelerdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 48
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺12,96

Öyle güçlü bir kitap düşünün ki yayımlandığı zaman Beyrut’ta bir pazar yerinde ibret olsun diye yakılmış ve bütün bu tepki, kitabın daha da çok okunmasını sağlamış… Halil Cibran Asi Ruhlar aracılığıyla memleketi Lübnan’da apaçık bir özgürlük çağrısında bulunmuş ve hem bireylere hem de topluma seslenmiştir. Cibran yine o şiirsel diliyle, dini ve siyasi adaletsizliğe başkaldırıya davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺12,96

Lübnan dağlarının bağrında, onunla aynı coğrafyada doğmuşsanız, Ermiş’in yazarından alelâde biriymiş gibi söz edebilir misiniz? Onun şairane sesini, insanı özgürleştiren bilgeliğini ya da isyankâr gücünü coşkuyla andığınız zaman, doğduğunuz yeri yücelttiğiniz zannedilebilir. Bunun aksine, birtakım eleştiriler getirdiğinizde, değerini tartışmaya açtığınızda, büyüsünü bozmaya çalıştığınızdaysa, itiraf edemediğiniz kimi duygular beslemekle ve “sedir ağaçlarına halel getirmekle” suçlanırsınız.

Ermiş hangi edebiyat türüne aittir? Bu kitapta tutarlı ve sistematik bir felsefe ya da başlığın çağrıştırdığı üzere bir teoloji arayanların eli boş kalıyor; bu kişilerin omuz silkerek şöyle dediklerini hayal edebiliriz: “Bu kitapta yazılanlar yalnızca şiirden ibaret!” Fakat bu kitap bir şiir derlemesi de değildir. Başka bir çağda olsaydık şöyle diyebilirdik: Bu bir bilgelik kitabı…

Edebiyat tarihinde böylesi ün kazanmış ve sayısız okur için küçük bir kutsal kitaba dönüşmüş olduğu halde kenarda kalmaya devam eden ve sanki Cibran gizli saklı, utanılacak ve lânetlenmiş bir yazarmış gibi ceket ceplerinde, evet belki milyonlarca ceket cebinde ama nihayetinde ceket cebinde taşınan başka bir kitap tanımıyorum.

Yayımlandığı günden beri olağanüstü bir hızla kulaktan kulağa yayılan Ermiş tüm dünyayı dolaşan bir fısıltı olmaya devam ediyor: Cesur, güçlü, saf yürekli bir fısıltı...

Amin Maalouf


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 107
En / Boy : 12,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺20,00

Farsça, İslam sonrası dönemde, Arapça'dan alınan kelimelerle daha zengin, oldukça gelişmiş edebiyat dili düzeyine yükseldi; bu dilde zengin ve özgün bir edebiyat oluştu. Ancak Fars dili ve edebiyatı, tarih sürecinde gelişimini önemli ölçüde Türk hükümdar saraylarının teşviklerine borçludur. Türk hanedan saraylarında edebi dil Farsça'ydı. Gaznelilerden başlayarak Selçuklular ve daha sonraki dönemlerde farklı uluslardan Farsça yazan şair ve yazarlar, Türk sarayları çevresinde takdir ve himaye gördüler. Varlığını Arapça ve Farsça kelimelerin yoğun etkisinde sürdürmüş Divan Edebiyatımız da, bu dilin derin etkisinde kaldı. Anadolu topraklarında geçirdiği bu uzun süreçte Farsça, bilim ve edebiyat dünyasının hizmetine sunulması gereğine inandığımız yüz binlerce yazma eseri, oldukça yüklü kültür hazineleri olan kütüphanelerimize armağan etti. Aynı dönemlerde Farsça'dan dilimize çok sayıda kelime, tamlama ve deyim de girdi.

Farsça Sözdimizi, kültürümüz ve edebiyatımızın işte bu zengin ve çok değerli hazinelerindeki eserler üzerinde çalışma yapacak elemanları yetiştiren üniversitelerimiz ile Fars dili ve edebiyatına ilgi duyan çevrelerin bu alandaki ihtiyaçları göz önünde bulundurularak kaleme alındı. Yoğun ilgi gördü. Önemli bir boşluğu doldurdu ve şimdi dördünce baskısıyla elinizde. Farsça Sözdizimi sizlere; Firdevsi, Attar, Sadi, Mevlana, Hafız, Şehriyar... ve daha nice büyük söz ustası bilge şair ve yazarın dilini, aşkın dilini öğrenmede kendi dalında katku sunmayı amaçlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Erzurum
Sayfa Sayısı : 319
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2015
₺49,20

Ardavirafname, Sasanîler döneminde yaşamış ünlü Zerdüşt din adamı Ardaviraf'ın öteler dünyasına seyahatini yani cennet, araf ve cehennem seferini konu alan bir eserdir. Okur, eser boyunca fizik ötesi evrende iyilikleri karşılığında ödüllendirilmiş gruplar ile, işledikleri suçlardan dolayı türlü türlü dayanılmaz cezalara çarptırılmış toplulukları tıpkı görür gibi olur.

Eserin özellikle bu yönü, Zerdüşt inanırları arasında yaygın olarak okunması ve değer kazanmasını sağlamıştır. Değişik dönemlerde İngilizce, Fransızca, Hintçe, Farsça ve Gocerât Dili başta olmak üzere değişik dünya dillerine tercüme edilen Ardavirafname, yer verdiği konular, Pehlevice dil ve yazı özelliklerinin yanı sıra; dini, tarihi ve dilbilim konusundaki ayrıntıları açısından da doğubilimciler tarafından önemsenmektedir.

Eserin bir diğer önemli özelliği de Sâsânîler çağından günümüze kadar gelmeyi başarmış alanındaki tek eser olmasıdır. Ardâvîrâf’ın ruhuyla gerçekleştirdiği bu kutsal yolculuk ardından anlattıkları, birtakım farklılıklarla İslâm peygamberi Hz. Muhammed’in miraç yolculuğunda gördükleriyle benzerlikler de gösterir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺41,00

Modern Arap şiirinin 1950’li yıllardan itibaren önemli bir gelişim süreci içine girdiğini söyleyebiliriz. Söz konusu süreçte Mısır’da Cemal Abdunnâsır ile başlayan toplumsal gelişim projesi ile eşzamanlı olarak modern Mısır şiiri alanında da yeni gelişmeler ve dalgalanmalar baş göstermiştir. Çünkü bu dönemde dünyada baş döndürücü bir hızla yükselen modernleşme hareketleri ve bunun ana itici gücü olan “modernite” kavramı Arap toplumunun artık önünden kaçamayacağı bir sosyal olgu halini almıştır.

Suriye ve Lübnan penceresinden Batı dünyasına açılan Arap gençliği modernite kavramı gereği Batı tarzı şiir modelini aralıksız takip etmiş, bu alandaki yenilikleri o dönemde saygın bir edebiyat dergisi olan “Mecelletu’ş-şi‘r” vasıtasıyla Arap şiirine aktarmayı kendisi için görev saymıştır.

Bu çalışmada öncelikle modern ve güncel Arap şiir anlayışının dışa vurumu şeklinde ortaya çıkmış olan “kasîdetu’n-nesr” adlı şiir akımının bir edebi tür olarak varlığı, daha sonra ise bu akımın modern Arap şiirindeki yeri ve konumu sorgulanmıştır. Bir taraftan bu sorgulama yapılırken diğer taraftan da modern Arap şiiri bağlamında kasîdetu’n-nesrin sınırları belirlenmeye çalışılmış, bütün bu çabalar sonucunda kasîdetu’n-nesr’in özgün bir edebî tür olduğu sonucuna varılmıştır.

Kuşkusuz bu sonuca varımda modern arap şiir anlayışı çerçevesinde değerlendirilirken sanatsal ve edebî nesir ile aralarındaki fark açıkça irdelenmiştir. Her ne kadar klasik Arap şiirindeki vezin ve kafiye olgusunun çok uzağında kalmış olsa da modern Arap şairleri hem isim hem de edebî tür olarak kasîdetu’n-nesri benimsemede tereddüt etmemişlerdir. Bu açıdan bakıldığında günümüz kasîdetu’n-nesri üzerine edebî, felsefî ve estetik yönden birçok araştırma yapıldığı görülebilir.

Çalışmanın giriş bölümünde kasîdetu’n-nesre gelinceye kadar Batı dünyasında ve arkasından Arap dünyasındaki modern şiir akımı ve anlayışlarından kısaca bahsedilmiştir. Birinci bölümde kasîdetu’n-nesrin tanımı yapılmış, özellikleri ve modern Arap şiirindeki yeri irdelenmiş, diğer türlerle farkı belirtilmiştir. İkinci bölümde kasîdetu’n-nesr şekil ve üslup yönünden incelenmiş, üçüncü bölümde belli başlı şiir konuları çerçevesinde şiir örnekleri sunulmuştur. Dördüncü bölümde kasîdetu’n-nesre dair edebî ve sanatsal eleştiri içerikli görüşler verilmiş ve çalışma kısa bir sonuç bölümü ile bitirilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Erzurum
Sayfa Sayısı : 201
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺57,40

Asıl adı Halîm İsber Berekât olan yazar, 1933 yılında Suriye’nin Kafrûn kasabasında doğdu. Nedâ ve Kemâl isminde iki kardeşi vardır ve o, ailenin en büyük çocuğudur.

Yazar ilköğrenimine Beyrut’ta Hamra Caddesi’nde bulunan “Kebûşeyyi’l-Katûlikiyye” okulunda başlar. Kısa bir süre sonra Re’se’l-Meten köyünde, yetimhanede kaldığı yıllarda, “el-Kuyekrez” tarafından kurulmuş olan “Ferendes” okuluna devam etmek zorunda kalır. Berekât, birkaç yıl sonra almaya hak kazandığı bir burs sayesinde Beyrut’ta erkek çocuklar için açılmış olan uluslararası bir kolejde hazırlık eğitimine başlar. Burası Daniel ve Emili Olefer Koleji olarak isimlendirilmektedir.

Halîm Berekât, daha sonra Beyrut’taki Amerikan Üniversitesinde, sosyoloji alanındaki lisans eğitimine başlar ve oradan da Amerikan Üniversitesine geçer. Sosyoloji alanındaki lisans ve yüksek lisans derecelerini Beyrut’ta bulunan Amerikan Üniversitesi’nden, doktora derecesini ise yine aynı alanda, 1966 yılında Amerika’da Ann Arbor eyaletinde bulunan Michigan Üniversitesinden alır. Aynı zamanda bu üniversite, o yıllarda bir dil okulu olarak da hizmet vermektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Erzurum
Sayfa Sayısı : 159
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺26,73

Mahmûd Teymûr, 1894 yılında Kahire’nin Derb-i Se‘âde mahallesinde Teymûrlular’a ait bir evde dünyaya gelmiş ve o evin tanımış olduğu ilmi ve edebi ortamda büyümüştür. Halası Âişe İsmet Teymûr ve babası Ahmed Teymûr Paşa’nın, Mahmûd Teymûr’un edebiyata yönelmesinde büyük katkıları olmuştur. Arap Kürt aslına dayanan babası Ahmed Teymûr Paşa, dedelerinden kendisine kalan büyük mirası saçıp savurmamış, bilakis çocuklarına saklamış ve Mısır’da bulunan Dâru’l-Kütüb’e asrın en büyük bağışı olan çok kıymetli bir kütüphane hediye etmiştir.

Güzel ahlaklı ve mütevazı bir insan olan Teymûr Paşa, evinde Muhammed ‘Abduh ve Şankıtî gibi edebiyatçı ve âlimlerin katıldığı ilmi toplantılar düzenlemiştir. Ayrıca bu toplantılara çoğunlukla müsteşrikler ve komşu ülkelerden edebiyatçılar ile âlimler de katılmaktadırlar. Hanımı vefat edince çocuklarıyla birlikte Kâhire’nin kenar mahallelerinden biri olan ‘Ayn Şems’e taşınmış ve sonra Zemâlik’te bir ev satın almıştır. Yaz mevsimini çocuklarıyla birlikte sahip olduğu çiftliklerin birinde, sanki çiftçilerden birisiymiş gibi onların arasında geçirmiştir.

Mahmûd Teymûr, ilkokul eğitimini sürdürdüğü dönemlerde babası sürekli onun neler yaptığını gözlemlemiş ve ona uzaktan destek vermeye çalışmıştır. Onu bilhassa edebiyat okumaya teşvik etmiş ve ayrıca kardeşleriyle birlikte İmru’u’l-Kays’ın Mu’allaka’sını ezberlemeleri hususunda onları bizzat zorlamıştır. Teymûr Paşa, çocuklarının zihninde Arap Dilinin tılsımını bırakmak istiyor gibidir. Bu nedenle onları eski kitaplarla özellikle de “Elf Leyl ve Leyl” gibi eserlerle buluşturmaya çalışmıştır.

Mahmûd Teymûr, lise eğitimini tamamladıktan sonra Yüksek Ziraat Okulu’na kaydolmuştur. Fakat yakalanmış olduğu tifo hastalığının bedenini bitkin düşürmesinden ve edebiyata olan aşırı ilgisinden dolayı eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmıştır.

Çok geçmeden Muhammed ve Mahmûd Teymûr kardeşler, içerisinde aileleriyle ve arkadaşlarıyla ilgili haberlerin yer aldığı bir aile gazetesi ve bazı ilgi çekici oyunların sahnelendiği bir aile tiyatrosu kurmuşlardır. Şüphesiz bütün bunlar, onları Batı’dan tercüme edilen hikâyeleri, daha çok Menfâlûtî ve Cibrân gibi Mehcer Edebiyatı yazarlarının kaleme aldığı modern eserleri okumaya yöneltmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Erzurum
Sayfa Sayısı : 101
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺32,80

Farsça, İslâm sonrası dönemde, Arapça’dan alınan kelimelerle daha zengin, oldukça gelişmiş bir edebiyat dili düzeyine yükseldi; bu dilde zengin ve özgün bir edebiyat oluştu. Ancak Fars dili ve edebiyatı, tarih sürecinde gelişimini önemli ölçüde Türk hükümdar saraylarının teşviklerine borçludur. Türk hanedan saraylarında edebî dil Farsça’ydı.

Gaznelilerden başlayarak Selçuklular ve daha sonraki dönemlerde farklı uluslardan Farsça yazan şair ve yazarlar, Türk sarayları çevresinde takdir ve himaye gördüler. Varlığını Arapça ve Farsça kelimelerin yoğun etkisinde sürdürmüş Divan Edebiyatımız da, bu dilin derin etkisinde kaldı. Anadolu topraklarında geçirdiği bu uzun süreçte Farsça, bilim ve edebiyat dünyasının hizmetine sunulması gereğine inandığımız yüz binlerce yazma eseri, oldukça yüklü kültür hazineleri olan kütüphanelerimize armağan etti. Aynı dönemlerde Farsça’dan dilimize çok sayıda kelime, tamlama ve deyim de girdi.

Farsça Sözdizimi, kültürümüz ve edebiyatımızın işte bu zengin ve çok değerli hazinelerindeki eserler üzerinde çalışma yapacak elemanları yetiştiren üniversitelerimiz ile Fars dili ve edebiyatına ilgi duyan çevrelerin bu alandaki ihtiyaçları göz önünde bulundurularak kaleme alındı. Yoğun ilgi gördü. Önemli bir boşluğu doldurdu ve şimdi dördüncü baskısıyla elinizde. Farsça Sözdizimi sizlere; Firdevsî, Attâr, Sadî, Mevlanâ, Hâfız, Şehriyâr ve daha nice büyük söz ustası bilge şair ve yazarın dilini, aşkın dilini öğrenmede kendi dalında katkı sunmayı amaçlıyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 372
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺112,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 118
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2002
₺12,00

“Siz ölümün sırrını bilmek istiyorsunuz.
Ama onu hayatın kalbinde aramadıktan sonra nasıl bulabilirsiniz ki?
Gözleri geceyle sınırlanmış ve gündüzleri kör bakan baykuş, aydınlığın gizeminden peçeyi kaldıramaz.
Ölümün ruhunu gerçekten kavrayabilmek istiyorsanız, kalbinizi tam anlamıyla hayatın kendisine açın.
Çünkü hayat ve ölüm, tıpkı nehir ile deniz gibi, birdir.
Tutkularınızın ve umutlarınızın derinliklerinde öteye dair sessiz bilginiz yatar.
Tıpkı karın altındaki tohumlar gibi, kalbiniz de baharı düşler.
Güvenin hayallerinize; çünkü onlarda gizlidir ebediyete açılan kapı.
Ölümden korkuşunuz, kendisini kutsayacak olan kralın karşısında titreyen çobanın korkusuna benzer.
Korkudan titreyen çoban, kralın nişanına sahip olacağı için mutlu değil midir?
Yine de dikkatini daha ziyade titreyişine vermiş değil mi?
Çünkü ölmek, soyunuk olarak rüzgârın önüne dikilmek ve güneşin altında erimekten başka nedir ki?
Ve soluk alışın durması da, soluğun kendi huzursuz çalkantılarından arınıp sınırlandırılmamış olan Tanrı’ya erişmek için yükselerek dağılması değil de nedir ki?
Yalnızca sessizliğin nehrinde içebildiğinizde gerçekten şarkı söyleyebilirsiniz.
Ve dağın zirvesine tırmandığınız vakit işte o zaman tırmanmaya başlayacaksınız.
Ve ancak yeryüzü sizin gövdenizi geri çağırdığında gerçekten raks edebilirsiniz.”

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺19,60

En uzakların arayışında olan sen, gemini bulmak için uzun zaman uzakları gözledin.

Ve gemin geldi işte, artık gitmelisin.

Hatıralarının ülkesine ve en büyük arzularının meskenine derin bir hasret besliyorsun; ne bizim sevgimiz bağlar seni buraya ne de sana olan ihtiyacımız alıkoyabilir.

Fakat ayrılmadan önce bizimle konuşmanı ve bize kendi hakikatinden bahşetmeni istiyoruz. Anlat ki, biz de onları kendi çocuklarımıza, onlar da kendi çocuklarına anlatabilsin ve hiçbir zaman yok olmasın bu hakikatler.

Yalnızlığında bizim günlerimizi izledin ve uyanıklığında uykumuzun ağlayışını ve gülüşünü dinledin.

Bu yüzden bizi bize anlat. Doğumdan ölüme ne varsa sana gösterileni anlat bize.

On iki yıl yaşadığı şehirden ayrılırken etrafını saran halk insan yaşamının odağında yer alan aşk, evlilik, dostluk, çocuklar, kanunlar, özgürlük, güzellik, din, ölüm ve daha pek çok konu hakkında sorular sorar Ermiş’e, kendilerine kendilerini anlatmasını isterler. Ermiş, insan ve hayata dair paha biçilmez öğütler verir onlara. Öyle ki bu kıymetli öğütlerin her bir cümlesi derin anlamlar yüklüdür.

Ermiş’in ana fikri yazarın şu sözlerinde yatar: “Ermiş tek bir şey söyler: ‘Bildiğinizden daha iyi bir insansınız ve sizinle ilgili her şey iyidir. Cibran’ın sözleri herhangi bir dinden bağımsız olarak bilge bir rehberlik ve iç huzuru sunmaktadır. İhtiyacımız olan bilginin zaten içimizde var olduğunu öğreniriz ondan.

İlk yayımlandığı 1923 yılından bu yana milyonlarca okura ulaşan Ermiş günümüzde tüm zamanların en çok satan kitaplarından biri hâline gelmiştir.

Ermiş, zamanın ötesinde, zamansız bir başucu kitabı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 98
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺12,00

Arap edebiyatında hayalî yolculuk konusunu işleyen önemli eserlerinden biri, Risâletu’l-ğufrân (Bağışlanma Risalesi) adıyla tanınan eserdir. 11. yüzyıl Arap edebiyatının şaheserlerinden olan bu eser, kısaca Ebu’l-Alâ el-Maarrî olarak tanınan Suriyeli şair ve edebiyatçı Ebu’l-‘Alâ Ahmed b. ‘Abdillah b. Süleyman el-Ma‘arrî (öl. 449/1057) tarafından kaleme alınmıştır. Arapçadan Türkçeye çevirisinin yer aldığı bu risale, yine Arap edebiyatının ünlü simalarından, Bedî‘u’z-zamân el-Hemedânî’nin (öl. 398/1008) el-Makâmetu’l-İblîsiyye adlı eserinden kısa bir süre sonra; Bedî‘u’z-zamân el-Hemedânî’nin bu eserinden etkilendiği izlenimini veren ve edebiyat ağırlıklı bir çalışma olan Endülüslü yazar İbn Şüheyd’in (öl. 426/1035) et-Tevâbi‘ ve’z-zevâbi‘ adlı risalesinden yaklaşık 20 yıl sonra; benzer türde Batı edebiyatında İlahi Komedya adıyla kaleme alınmış olan eserin yazarı Dante’nin doğumundan da 207 yıl önce kaleme alınmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 306
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺18,72

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 167
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2006
₺16,00
Sadi’nin Bostan adlı eseri sürekli ahlak, terbiye, tevazu, mertlik, adalet, ihsan, rıza, kanaat, şükür, tövbe gibi muhtelif konuların işlendiği on bölümden oluşmaktadır. Bostan mesnevi tipinde yazılmış, beyitlerin sayısı 4000’i geçen bir eserdir. Konuşmalar hemen hemen didaktiktir. Hikayeler de mutlaka bir neticeye doğru gider. Netice elde edilir edilmez bir telkin ve nasihat zinciri başlar. Sadi, hikayeler, muhtelif kaynaklardan almış, bunlara seyahatlerini, hatıralarını, dinlediklerini katmıştır. Eser, hikaye ve menkıbelerle zenginleştirilmeye çalışılmıştır. Bu esere birçok kişi tarafından şerh yazılmıştır. Eserde, hükümdarlar övülmekten çok hakka, adalete ve doğruluğa davet edilmektedir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 221
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺14,00

Endonezya’da Suhartolu yıllar... Halk Hollandalıları kovduktan sonra Çin kaynaklı diktacı bir grubun tasallutu altına girmek üzeredir. Yönetim, dini hassasiyet taşıyan geniş kitlelere karşı bu sözüm ona sol diktacıları kullanmak niyetinde. insanlar gece yarısı ansızın evlerinden alınıyor, ormana götürülüyor, dövülerek öldürülüyor. Ne soran var, ne bilgi veren... Bir öğrenci... Ebu Hasan... Üniversitede direniş başlatıyor ve hapse atılıyor. İşkenceler altında inancıyla ve idealleriyle yüzleştiriliyor. Zor bir sınav bu. Ve bir kız... Ebu Hasan’ı seviyor. Ama herşeyden önce Cakarta’daki çelişkiyi görüyor; geninde var olan savaşçılığı onu gazeteciliğe sürüklüyor, kaybolan babasının ve diğer kayıpların peşine düşüyor... İdealler, zindan, kaygı, direniş, zafer ve şehadetin öyküsü.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 166
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2002
₺24,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 183
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2005
₺28,00

101 Gece Masalları, Ayrıntı Yayınları’nın 1001. kitabı olarak hazırlandı. Açıklayıcı önsöz ve sonsöz yazıları, orijinal görselleri ve kronolijisiyle özel bir kitap bu:

Binbir Gece Masalları’nın bir de kız kardeşi vardı. Küçük kız kardeş olan Yüzbir Gece Masalları’nın Binbir Gece’den de eski bir elyazması 2010 yılında keşfedildi. 1234 yılına ait elyazmasındaki Yüzbir Gece Masalları, Binbir Gece’nin kısaltılmış bir versiyonu değil. Bütünüyle kendine özgü masallar içeren, kısa anlatımlarla zirveye ulaşan ve sonlardaki aşırı iyimserliğiyle dikkat çeken bir eser bu. Arap kültür dünyasının doğu merkezinde değil bu kez batısında yer alan masallar, fantastik yolculuklarla Hindistan’a kadar gider ama karakterler ve motifler Endülüs renkleriyle biçimlenir. Şehrazat, dil ve zekâdan örülü bir dünya yaratır masallarda. Gecenin kraliçesi gibidir Şehrazat, gün doğmaya başladığında susar, masalın devamı için bir sonraki geceyi bekler. Bu masalları okuyanlar, kapalı odanın içinde ne olduğunu merak eden delikanlının duygusunu paylaşır: Beşinci gecede anlatılan masalda, genç kız, “Yedi gün burada bulunmayacağım” der delikanlıya, “sarayda istediğin gibi dolaşıp her yere girip çıkabilirsin. Yalnız bir oda var ki, onu açmayacaksın, yanına bile yaklaşmayacaksın.” Sırlar ve cevaplar, masal ve hayat, o yasak kapının arkasındadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 17 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺80,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺3,89

Beni benle deli ettin ve öldüm.

Beni onunla dli ettin ve yaşadım.

Sonra beni benden ve ondan uzaklaştırarak

deli ettin ve kayboldum.

Sonra beni delilik dercesinde durdurdun

ve geçirdiğim üç hali sordun. Sana:

"Kendimle deli olmam, yok olmaktır.

Seninle deli olmam, hayatta kalmaktır.

Deliliğin benden ve benden uzaklaşması,

yorgunluk,bitkinliktir.

Sen bütün hallerde bizden daha üstünsün". derim.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 234
En / Boy : 13,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺49,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 157
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2013
₺36,00
"Gam karanlığının kandili aşktır. Gizli hazinenin anahtarı aşktır. Âşıklarda huzur, zevk, sevinç olur. Temiz âşıklar etek gibi toprağa bulanır. Aşk şarabıyla sarhoş olanlar ölüm kadehini içer, mahmurluğu atar. Aşk ateşiyle gönlü yanan kişi abıhayat verilse istemez. Ağaçlar sonbaharda yapraklarını nasıl dökerse, âşıklar da üstlerindeki giysilerden sıyrılır. Âşıkların benzi hazan yaprağı gibi sararır, vücudu titremeye başlar. Cânân’ın sevgisine erişen kimsenin başına güneş doğar." İran edebiyatının tasavvuf mesnevi üstadı Ferîdeddin Attar’ın Mantıku’t tayr (Kuş Dili) adlı mesnevisinde geçen ve Ziyâ’i tarafından bağımsız bir hikâye haline getirilen San’an şeyhi hikâyesi, aşka teslim olmuş bir bedenin ıstırap dolu yakarışlarını konu alıyor. Aşkın sınır tanımazlığı üzerine kaleme alınmış olan eser, nefsin aşk karşısındaki acizliğini anlatıyor. "Kimileri uyuduğunda gözünü yumarken can gözünü uyandırır. Uyku gafili uyandırır, aklı başında olanı sırlara vâkıf eder."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 85
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺11,70

"İnsan için tüm amaçlarını susuzluktan çatlamış dudaklara ve tüm yaşamı bir çeşmeye dönüştüren bir armağandan daha büyüğü yoktur kuşkusuz. Benim şerefim ve ödülüm işte bu armağanda yatıyor. Ne zaman içmek için çeşmeye gelsem, diri suyun kendisini susamış bulmamda..."

Yıllar boyu kendisine yurt olan kentten ayrılırken, Ermiş'ten geride bıraktığı halka hitap etmesi istenir. Kent halkı ona aşk, evlilik, suç, ölüm, güzellik ve daha pek çok konuda sorular yöneltir. Aldıkları karşılık, hoşgörü ve sevginin biçimlendirdiği bir insan yaşamı üzerine hazine değerindeki öğütlerdir. Haklıyla haksızın, suçluyla suçsuzun, dimdik ayakta duranla düşmüşün aslında aynı insan olduğu bir yaşamdır bu...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺10,80
Çağdaş İran edebiyatının temsilcilerinden Cafer Sadeghi’nin iki öyküsü yer alıyor bu kitapta: Bataklık ve Ben Sabaha Kadar Uyanığım. Yalın ve sade bir dille yazılan bu öyküler ilk bakışta bireysel hikâyeler izlenimi verse de, anlattıklarında devrim sonrası İran’da gündelik hayatın izlerini görmek; siyasi tartışmaların, çıkmazların, eylemlerin izlerini sürmek mümkün. Sadeghi toplumsal bir haletiruhiyeyi yansıtıyor öykülerinde. 1Babam ve sayısını hatırlamadığım, içlerinden sadece birini tanıdığım Golçin, ilkokul dördüncü sınıf öğretmenim birkaç genç adamla İsfahan’ın Zayenderud nehrinde yüzüyorduk. Geceydi, dolunay vardı ve gökyüzü bulutsuzdu. Suda sadece biz vardık. Suyun içinde de dışında da başka kimse yoktu. Siyosepol çok uzakta değildi; ay ışığıyla pırıl pırıldı. Ortalık aydınlık sayılırdı. Su kıyısındaki ağaçlar, kaldırım kenarındaki parmaklıklar, nehir boyundaki cadde, hatta ağaçların ardından Sofe Dağı’nın uzun ve sivri gölgesi bile görülüyordu. Su sıcaktı. Sessizdi. Kocaman bir havuz gibiydi. Ama nehir olduğuna ne şüphe... Hem de Zayenderud. Su boynuma kadardı. Durmuştum. Hepimiz suyun içinde durmuş; etrafı seyrediyor ve konuşuyorduk. Babam dedi ki, "Tadını çıkarın çocuklar! Tüm nehir bizim. Canınızın istediği gibi... Tadını çıkarın."Adamlardan biri, yani Golçin Siyosepol’ü gösterdi ve babama dönerek, "O köprünün altı da sizin mi?" dedi zaten kim olduğunu da o zaman anladım. Herkes güldü. Sadece babam ve ben gülmedik. Babam bozulmuştu. Ben de köprünün altının iyi bir yer olmadığını duymuştum; ben de bozuldum. Sonra babam balıklama suya daldı, dipten yüzdü ve biraz ötede başını sudan çıkardı.Golçin bağırdı: "Çok uzağa gitme! O tarafta girdap var."Babam yüzüne bir tebessüm kondurarak dedi ki, "İçin rahat olsun. Ben bu nehrin her yerini avucumun içi gibi bilirim." Sonra yine balıklama suya daldı. Suyun herhangi bir yerinden başının çıkmasını bekledim. Ama hiçbir şey olmadı. Çok uzağa gitmiş olabileceğini düşündüm; çünkü nefesinin bitmeyeceğini biliyordum. Belki de bir oyun oynamak istiyordu ve nehrin başka bir yerinden çıkaracaktı başını. Kendi etrafımda dönüp bakındım. Ama ondan eser yoktu. Baktım o gençlerin de umurunda değil. Birbirleriyle konuşuyor, bazı bazı birbirlerine su sıçratıp gülüyorlardı. Fark etmemiş gibi yapıp yapmamak arasında bocaladım. Bağırıp çağırmaya başlarsam bana gülebileceklerini düşündüm. Çünkü babam boğulacak adam değildi. Tam o sırada bir baktım biri suyun kıyısında durmuş, ellerini sallayarak bağıra çağıra bir şey söylüyor. O tarafa gittim. Annemdi. Ama garipti; çadoru yoktu. Uyurken giydiği bol pantolonu ve dağınık saçlarıyla... Çadorsuz evden çıktığını hiç görmemiştim. Uykudan yeni fırladığı ve doğrudan, yataktan çıkıp buraya geldiği belliydi. Su kıyısına vardım. "Siz yine mi suya girdiniz?" dedi. "Sabah su, akşam su; zamanlı zamansız su!"2Ayaklarım ve tüm vücudum ıslaktı. Önce yatağımı ıslattım sandım. Çünkü çocukken de ne zaman rüyamda su görsem yatağımı ıslatırdım. Şimdiyse çocukluk geçeli çok olmuştu yirmi dört yaşındaydım altımı ıslatmayalı da çok olmuştu. Yıllar sonra, artık yatağımı ıslatmasam da, hâlâ rüyamda her su gördüğümde rüyamın içinde korkuyor, uyanmaya çalışıyordum. Rüyanın içinde, nerede olursam olayım ayağımı yere vuruyor, zıplayıp duruyordum; kendimi uyandırıncaya kadar. Uyandığımda da altımı ıslatmaya ramak kaldığını görüyordum; kalkıp tuvalete gitmek zorunda kalıyordum.Geçti. Sadece terlemiştim. Suda bu rüyadaki suda ayaklarımı yere vurduğumu ya da zıpladığımı hatırlamıyorum. Suyun sıcaklığındandı bu. Korkudan ayağımı yere vurduğumda hem ıslak olurdu hem de soğuk. Bu soğukluktu beni korkutan. Ama bu düşün suyunda ne soğuktan bir iz vardı ne de ıslaklıktan. Bu su tam kıvamında soğuktu, ya da sıcaktı bedenimle aynı sıcaklıkta. Suyu hissetmiyordum. Belki de üstüne vuran ayın şavkından, köprünün yansımasından ya da renginden ve şeklinden anlamıştım su olduğunu. Gerçekten ayın şavkı nehrin üstüne vuruyor muydu? Hatırlamıyorum. Daha başka? Şekli neydi? Ne renkti? Suyun içinde bizim ne yaptığımızı bile unutuyordum. Bu rüyayı yazmalıydım. Aklımdan çıkmasına engel olmalıydım.(...)(Gavhuni Bataklık, açılış bölümü, s. 11-13.)
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 149
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2007
₺27,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 372
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2012
₺44,00

İbrahim, susuz ve ıssız bir çölde onu ve oğlunu bıraktığı gün, Hâcer’in söyledikleri kulaklarında çınladı: - Bunu sana Allah mı emretti, diye sordu. İbrahim: - Evet, dedi. Hâcer’in kalbi müsterih oldu. Eğer Allah, İbrahim’e Hâcer’i ve oğlunu bu vâdiye getirmesini emrettiyse onun ve oğlunun üstündeki nimetini tamamlamak istiyordur. Bunu duyunca güven içerisinde: - Öyleyse bizi ihmal etmeyecektir, dedi. Hâcer’in korkusu gitmişti. Başı dik olarak kulübeye döndü. Ne gözyaşı akıttı ne de korkudan tir tir titredi. Etrafını çevreleyen dağlar, yüksek ve ürperticiydi. İnsanda yabancılık hissi uyandırıyordu. Ancak Hâcer’in kalbine güven ve esenlik hisleri doğmuştu. Ey İsmail’in annesi, senin imanın dünyadaki tüm insanlara dağıtılsaydı, hepsine yeterdi!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2011
₺32,00
Ey gafil, kendinin kim olduğunu kime söylüyorsun ki? Yıkılmasıyla yıkılacağını sanarak etrafına çevirdiğin en büyük bir hırsla savunmaya çalıştığın kalelerin arasında ne konuşuyorsun? O kaleler senin adındır, senin soyadındır, merkezindir, insanlar arasındaki ünündür, eşindir, çocuğundur, evindir ve içindekilerdir; arabandır, bahçendir, maaşındır, bankadaki paranın faizidir. Ayrıca aklındır, vehimlerindir, kalbindir, şehvetindir. Bütün bunlar, seni kucaklayan bu doğanın huzurunda değersiz görünüyor, üstelik varlıkları da yok. Bütün bunların kıymeti, kendilerinin değersiz olduğunu sana öğretmesidir. Varlıkları varsa da bu varlıkların anlamı sadece kendisi mutlak Varlık olduğu için erimeyen varlığı sana göstermek için ellerinin arasında ve gözlerinin önünde devamlı erimektir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 204
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺28,71

Size bir de denildi ki hayat karanlıktır diye ve sizler bezginliğinizde tekrar edegeldiniz, bir bezgin tarafından ne söylenmişse.

Ve ben derim ki hayat, sahiden karanlık, insiyak olduğu zaman başka.

Ve her insiyak kördür, bilgi olduğu zaman başka.

Ve her bilgi beyhudedir, çalışma olduğu zaman başka.

Ve her çalışma nafiledir, aşk olduğu zaman başka.

Ve her ne zaman aşkla çalışırsanız kendinizi kendinize raptedersiniz ve ötekine ve Allah'a.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2009
₺26,10

Özgürlük tahtı önünde ağaçlar, meltem dokunuşuyla titriyorlar. Özgürlüğün heybeti karşısında güneş ve ay ışığıyla seviniyorlar. Serçeler, özgürlüğü işitmek için ötüşüyor, çiçekler özgürlük ortamında nefeslerinin kokusunu yayıyor...

Yeryüzündeki herşey, özgürlük şeref ve sevinciyle dolu tabiat kanunlarıyla yaşıyor...
Oysa insanlar bu nimetten ne kadar yoksun! Çünkü insanlar, evrensel ilahî ruhlarına sınırlı kanunlar koydular. Bedenleri ve ruhları için acımasız kanunlar çıkardılar. Eğilim ve duyguları için korkunç ve dar zindanlar yaptılar. Kalpleri ve akılları için derin ve karanlık mezarlar kazdılar. Aralarından birisi kalksa, toplumsal kurallara ve kanunlara karşı çıksa, hemen onun isyankâr, aşağılık, toplumdan sürülmeye lâyık, rezil ve ölümü hak eden birisi olduğunu söylerler...

Ancak sevgiyle yaşamak ve sevgi için yaşamak dururken, bir insan, ömrünün sonuna kadar ya da zaman onu azat edinceye kadar, kendi koyduğu geçersiz kanunların kölesi olarak kalabilir mi? Dikenler ve kafatasları arasında kendi bedeninin gölgesini görmemek için gözlerini yere dikerek ya da yüzünü güneşe dönerek sonsuza kadar durabilir mi?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,8 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺21,75

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 163
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2009
₺28,71
Sevgi hayatın özü, nefret ise ölümün irinidir. Bilin ki sevginin özü, damarlarda hür olarak akmadıkça yaşayamaz. Bu açıdan kana çok benzer. Ne zaman kanın aktığı damarlardan birini bastırırsanız, o damarı kaçınılmaz bir tehlike ve öldürücü bir hastalıkla karşı karşıya bırakırsanız. Nefret de hem nefret eden hem de edilen için, ölümcül bir zehir haline dönüşmüş, bastırılmış bir sevgiden başka birşey değildir. Eğer hayat ağacınızdaki sarı bir yaprağı sevginizin memesinden kesmeseydiniz, o yaprak asla sararmayacaktı. Öyleyse sararmış yaprağı sakın ola kınamayınız. Eğer solan bir dala sevgi gıdanızı çok görmediyseniz, o dal asla solmayacaktı. Öyleyse solan dalı da kınamayınız. Eğer çürümüş bir meyveyi nefretinizin irininden emzirmeseydiniz, o meyve asla kokmayacaktı. Öyleyse meyveyi de kınamaya hakkınız yok. En iyisi siz, hayatın özünü, cimri davranarak az kişiye dağıtmayı, çok kişiden de saklamayı yeğleyen ve bu şekilde de hayatın özünü, bizzat kendilerinden sakladıklarının farkında bile olmayan kör ve cimri kalplerinizi kınayın!
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 237
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺41,76
XIX. yüzyılda Fransızların bazı Arap topraklarını işgal etmesi, bu toprakların ekonomik ve politik bakımdan Avrupa egemenliğine girmesinden sonra Batı ile Arap dünyası arasında yeni bir edebi dönem başlamıştır. Arap öykücülüğü bu devrede kıssacı anlayıştan ve destansı etkilerden sıyrılarak, yapısal açıdan Batı’nın öykü anlayışına doğru adım atmıştır. Yeni okulların açılması, öğrenim amacıyla Avrupa’ya öğrenci gönderilmesi, Mısırlı Rıfat et-Tahtavi (1801-1873) ile başlayan çeviri hareketleri ve 1822’de Mehmet Ali Paşa’nın Bulak’ta matbaa kurmasının ardından Arap dünyasında yaygınlaşan matbaacılık ve buna paralel olarak gelişen gazetecilik yeni bir neslin yetişmesine yol açmış, yeni edebi türlerin doğmasını ve yaygınlaşmasını hızlandırmıştır. Cibran Halil Cibran, Mihail Nuayme gibi birçok mümtaz şahsiyeti bünyesinde barındıran Arap öykücülüğü sosyolojik, psikolojik, siyasi, tarihi vakıaları kendine konu edinmiş ve bu alanlarda başarılı örnekler vermiştir. Elinizdeki bu çalışma bir çok Arapa yazarından seçilmiş öykülerden oluşmakta ve Türk okuruna Arap öykücülüğü hakkında genel bir kanı vermeyi amaçlamaktadır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 255
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.1999
₺41,76

Taberistan’da X. Yüzyılda hüküm süren Bavend sülalesi hükümdarlarından olan Marzuban bin Rüstem’in Taberistan’ın halk diliyle kaleme aldığı bu eser Doğu Hikayeciliğinin klasik metinlerindendir. Eser, hükümdar ile veziri arasında çıkan bir tartışma sonucu nakledilen on hikayeden oluşur. Kelile ve Dimne ile Binbir Gece Masalları tarzındaki eserin kahramanları daha çok hayvanlardan oluştuğu için fabl olarak nitelendirilebilir. Hikayelerin özü sosyal, siyasi ve ahlaki tavsiyelere bağlanmıştır. İnsan yaşantısındaki temel zaafları ve faziletleri işleyen bu hikayeler güncelliğini halen korumaktadır.

14. yüzyılda Sadrettin Şeyhoğlu tarafından Türkçe’ye çevrilen Marzubannme, okuyucuyu düşünmeye ve özeleştiriye yönelterek onda hoş bir tat bırakır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2014
₺26,10

Mehcer (göç) edebiyatının en önemli birkaç şahsiyetinden biri olan Mihail Nuayme bu eseri 1917’de ABD’de üniversiteden mezun olduktan hemen sonra yazmaya başlamış, ancak 1918’de I. Dünya Savaşı’na katılmak üzere Fransa’ya gidince kitabın yazımı yarım kalmış ve ancak otuz sene sonra Nuayme Lübnan’dayken tamamlanabilmiştir.

Kitabın kahramanı Arkaş’ın hatıraları, esasen Mihail Nuayme’nin hatıralarıdır. Arkaş, Suriye asıllı zeki ve çalışkan Mihail Nuayme gibi üniversiteyi başarıyla bitirmiş, son derece garip ve anlaşılmaz tavırları olan, ailesinin tek çocuğu bir gençtir. Arjantin’in Rio de Janeiro şehrinde oturmaktadır. Suriye asıllı bir ailenin kızıyla evlenir. Balaylarının ilk gecesinde , Rio de Janeiro’da kaldıkları otelde bir cinayet işlenir. Arkaş, bundan sonra New York’un kahvehanelerinden birinde çalışmaya başlar. İnsanlarla nadiren konuşur ve sorulan sorulara daha çok “evet” ve “hayır” diye cevap verir. Karanlık ve küçük bir odada yaşar. Durmadan yazar, yazdıkları insanı düşündürür ve şaşkınlığa sürükler. İnsana hiç düşünmediklerini hatırlatır. Yeni dünyalar, yeni ufuklar açar. Arkaş hem öğrenir, hem öğretir. Bilinmeyeni bilmek, bildiğini de unutmak ister.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2015
₺26,10

Bana mutluluktan söz etme, anısı beni mutsuz ediyor. Bana huzurdan söz etme; gölgesi beni korkutuyor; ama bak bana, sana, Cennet'in kalbimin külleri içinde yaktığı mübarek feneri göstereceğim; seni bir annenin yegâne çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyorsun. Aşk seni kendimden dahi korumayı öğretti bana. Beni, seninle birlikte uzak diyarlara gitmekten alıkoyan şey, ateşle temizlenmiş o Aşk'tır. Aşk, senin özgürce ve erdemli bir şekilde yaşamana imkân vermek için, içimdeki arzuyu öldürüyor. Sınırlı aşk, sevdiğini sahiplenmek, sınırsız aşk ise sadece kendini ister. Gençliğin saflığı ve uyanışı arasına düşen aşk, kendini, sahiplenme ile tatmin eder ve sarılmalarla büyür. Ama gökkubbenin kucağında doğan ve gecenin sırlarıyla inen aşk, ebediyet ve ölümsüzlükten başka hiçbir şeyle huzur bulamaz; ilahî varlık dışında hiçbir şeyin önünde hürmetle eğilemez.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺21,75

Sıfır Noktası Neresidir? Dünyanın herhangi bir köşesinde herhangi bir insan sıfır noktasında kıskıvrak bekliyor. Umutsuz, çaresiz, ölümle yaşam arasındaki sınırda. Neval El Seddavi, ölüm hücresinde Mısırlı fahişe Firdevs'le konuşuyor. Firdevs'in anlattığı yaşam öyküsünü aktarıyor bize. Bu dünyada kadın olmanın, "fahişe" olmanın ne anlama gelebileceğini okuyoruz bu yaşam öyküsünde.Sıfır noktası neresidir?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺22,50

Yirminci yüzyılın ortalarında, Kahire’nin kalburüstü semtlerinden Abbasiye’de birlikte büyüyen beş arkadaş ve dostluklarına yıllar boyu tanıklık eden, vazgeçilmez buluşma yerleri olan kahvehane. Geçip giden zamanın anılarıyla ve etraflarını saran, sürekli gelişen bir kentin renkleriyle bezeli bir masal.

Büyük değişimler yaşayan Mısır toplumunda, arkadaşlardan her birinin kendi yolunda akan hayatları, bu kahvehanede sığınılacak güvenli bir liman bulur. Doğuştan iş adamı olan Sadık, babasının arzusunun aksine doktorluğu seçmeyip edebiyat yollarında yürüyen Tahir, zevk insanı Hamada, eylem adamı İsmail ve geri planda kalan beşinci arkadaş: anlatıcı. Kahvehane buluşma yerleri olsa da aralarındaki bağlar onun ötesine uzanır. Aşkları, evlilikleri, boşanmaları, çocukları, torunları ve kariyerleriyle bu beş arkadaşın birbirinden farklı hayatları, bütün olanlara rağmen değişmeyen bu kahvehanede birleşir. İkinci Dünya Savaşı’ndaki bombardımanlardan 23 Temmuz 1952 darbesine, Özgür Subaylar hareketinden Batı’ya açılan Mısır ekonomisinin 1980’lerde geçirdiği çalkantılara kadar çağdaş Mısır’ın tarihini belirleyen pek çok siyasi ve tarihi olay, Necip Mahfuz’un usta kaleminde kimi başarılarla dolu, kimisi hüsranla yoğrulu bu yaşamların arka planına dönüşüyor.

Necib Mahfuz’un ölümünden önce tamamladığı son roman olan Kuştimur Kahvehanesi, temelleri çocuklukta atılan bir dostluğun zamanın alıp götürdüklerine karşı direnişinin simgesi gibi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺22,50

 






Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2013
₺13,65

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 110
En / Boy : 10,5 / 17
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺15,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 102
En / Boy : 10,5 / 17
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺15,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 187
En / Boy : 10,5 / 17
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺15,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 156
En / Boy : 10,5 / 17
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺15,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 10,5 / 17
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺15,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 130
En / Boy : 10,5 / 17
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺15,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 223
En / Boy : 10,5 / 17
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺15,00
1 2 3 >
Çerez Kullanımı