Türk tarihi neredeyse mö 3000’lerde başlayip günümüze kadar uzanan, orta avrasya’nin çok geniş coğrafyasinda varliğini sürdüren ve çeşitli türk kavimlerinden oluşan bir ulusun tarihidir. Türklerin salt bir göçebe topluluk olmaktan ziyade “hareketli yaşam” tarziyla birlikte yari-yerleşik ve yerleşik olarak ifade edilen yaşam tarzlarini da sürdürdükleri bilinmektedir.

Türk mimarisinin kisa tarihi, yaşar çoruhlu’nun 30 yili aşkin süredir iç ve orta asya ağirlikli akademik çalişmalari ile orta asya ve türkiye’deki çeşitli araştirma gezileri sonucu ortaya çikmiş özet mahiyetinde bir eseridir. Sanat tarihçileri, mimarlik tarihçileri ve arkeologlar için başvuru niteliğinde olabilecek bu eserde, türk mimarisinin ne tür bir zemin üzerinde ve hangi bileşenlerle doğduğu, iç asya’da ortaya çikarak türklerin milattan önceki devirlerden bu yana yaşadiği orta avrasya bölgelerine nasil yayildiği örnekleriyle açiklanmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 472
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺39,42

Mimari dil; kültürel, ekonomik, sosyal vb. çok farklı etkenin mimarlık ürününe yansıması ile meydana gelmektedir. Politika, bu alanların tümünü etkileyen üst yapı kurumu olarak mimari ürünün oluşumundaki en önemli girdilerden biridir. Bu nedenle yapılı fiziki çevrenin politik bir içerik taşıdığı ya da toplumu yönlendiren iktidarın, kendini yansıtma, topluma anlatma biçimlerinden birinin de mimarlık alanı olduğu söylenebilir. Bu bağlamda denebilir ki kamu yapıları başta olmak üzere tüm mimari oluşumlarda politikanın etkisi okunabilmekte, mimarlık ve politika beraberce yapılı fiziki çevreyi oluşturmaktadır. Devletin özellikle en temel işlevi olan ekonomik çıkarları doğrultusunda desteklediği yatırım alanlarında bu etkileşim cok daha güçlü bir biçimde ortaya konabilmektedir. Bu çalışma temelinde esas sorun, önemli bir girdi olarak politik yaptırımların mimariye dolaylı ve dolaysız etkilerinin ortaya konması olmuştur. Ülkemiz özelinde, tarihsel süreçte önemli yatırım alanlarından birini oluşturan “turizm konaklama yapıları” aracılığı ile mimarlık - politika ilişkisinin irdelenmesi Cumhuriyet Dönemi genel mimarlık ortamı için de önemli ip uçları barındırmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 242
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺45,00

Moisei Yakovlevich Ginzburg 20. yüzyılın ilk yarısında yayınlanan Mimarlıkta Ritm adlı bu kuramsal çalışmasında mimari kompozisyonun kurucu ilkesi olarak ritm kavramının izini sürer.

Konstrüktivizmin önde gelen temsilcilerinden olan Ginzburg ritmi bir müzik dersi gibi ele alır, ritmi temel bileşenlerine ayırır, bunları birer nota gibi gördüğü mimari öğelerle ilintilendirir, ardından bunların sentezini yapar, tıpkı bir senfoni gibi… Antikçağ ve Rönesans binalarını analiz ederken geniş bir mimari kültüre sahip olduğunu hissettirir. Binaların işlevlerine hiç girmez, mimari eserleri sadece rasyonel ve ritmik kompozisyonları açısından ele alır. Mimarlığı göstermeye doğru ilk adımı atar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺55,25

Mimarlık Cep Sözlüğü, Doğan Hasol’un kırk küsür yıla yayılan yoğun ve titiz çalışmasının ürünü olan Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü’nün özünü damıtıp farklı bir anlayışla yorumlamasının bir
ürünü olarak ortaya çıktı.

Boyutlarıyla kolay kullanım olanağı veren Mimarlık Cep Sözlüğü mimarlar ve mimarlık öğrencileri için olduğu kadar mimarlığa, sanata ve tasarıma ilgi duyanların yanısıra yakın meslek dallarında çalışanların da rahatlıkla yararlanabileceği şekilde, kapsayıcı ve yoğun bir içeriğe sahip.

Yaklaşık 3.000 maddeden oluşan sözlükte, açıklamaları desteklemek amacıyla 400’e yakın çizim ve fotoğraf bulunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 10 / 17
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺32,30

Fransız mimar Léon Parvillée’nin 1874’te Paris’te Fransızca olarak yayımlanan 15. Yüzyılda Türk Mimarlığı ve Tezyinatı adlı yapıtı 146 yıl aradan sonra ilk kez Türkçeye çevriliyor. 16 yıl İstanbul’da yaşayan ve 1860’larda İstanbul’da Çinili Köşk’ün, 1864’te ise Ahmet Vefik Paşa’nın daveti üzerine Bursa’ya giderek Orhan Camii, Yeşil Cami ve Yeşil Türbe gibi erken dönem Osmanlı anıtlarının restorasyonunu üstlenen Léon Parvillée, Osmanlı-Türk mimarlık ve sanat tarihine yaptığı katkılarla Osmanlı mimarlık tarihyazımı açısından vazgeçilmez bir isim. 15. Yüzyılda Türk Mimarlığı ve Tezyinatı ise konuyla ilgili olarak Avrupa’da yayımlanmış ilk kitaplardan biri.

Léon Parvillée, hocası Viollet-le-Duc’ün kitabın önsözünde vurguladığı “Türk sanatı denilen bir şey gerçekten var mı?” sorusuna burada açık bir yanıt veriyor.

Eski Osmanlı başkenti Bursa’daki Yeşil Cami, Yeşil Türbe, Orhan Camii, Muradiye Türbeleri gibi 15. yüzyıl Osmanlı mimarlığı yapıtlarının rölöve ve detay çizimlerinin yer aldığı kitabın bu Türkçe baskısına Miyuki Aoki Girardelli de kapsamlı bir önsözle katkıda bulundu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 16,5 / 22
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺26,25

Tüm bina çeşitleri, inşaat alanları, boyutlar, bina bölümleriyle ilgili alanların ölçüleri ve teçhizatlar “Neufert”den güvence ile alınabilir ve böylece planlayıcı, hızlı bir genel bakış ve güvenli giriş yapabilir.

Tüm planlanan temalar, Yapı Tasarımı’nın 41. Baskısı için, içerik ve grafik olarak yeniden elden geçirildi ve güncellendi. Aşağıda belirtilen temalar dikkatli bir şekilde güncellendi veya yeniden eklendi. Yapı Elemanları, Pencereler: Kontrollü Havalandırma, Ses ve Isı Yalıtımı, EnEV2014, Yapı Teknolojisi: Buz Depoları, Arıtma Tesisleri, Park Yapıları: Elektro Teknik, Şarj İstasyonları, Yeni Garaj Düzenlemeleri, Dış Mekânlar, Çok Yönlü Esnek Konutlar, Barınma/Konaklama: Yeni Örnekler, Çocuk Yuvaları: Mekânsal Planlama ve Sirkülasyon, Oyun Alanları: Yeni Örnekler, Müzeler: Yeni Tipolojiler ve Örnekler, Stadyumlar: VİP-Alanları, Yeni Futbol Stadyumları, Büyük Açık Büro Alanları, Çok Katlı Yapılar, Endüstri: Tesis Planlaması, Hekim Muayenehaneleri: Yeni Örnekler, Hasta ve Doktor Odaları için Varyasyonlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 592
En / Boy : 21,5 / 30
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺205,20

Geleneksel insan ancak toplumsal bellekte var olanı bilebilir. Oysa, Pierre Nora’nın ifadesiyle, “bizim umutsuzca unutkan modern toplumlarımız” belleklerini yitirir ve yerine tarih yazımını yerleştirirler. Yine onun deyişiyle, “milieux de mémoire” (anımsama ortamları) yerlerini “lieux de mémoire”a (anımsama yerlerine ya da mekanlarına) bırakırlar.

Gecikmiş modernleşen toplumlarda yukarıdaki gelişme farklı gerçekleşir. Toplum bir yandan hızla değişmekte, geleneksel “anımsama ortamlarını” ortadan kaldırmakta; ama aynı başarıyı yeni “anımsama mekanları”nı yaratmakta gösterememektedir.

Ali Cengizkan’ın bu kitapta bir araya getirilen çalışmaları işte bu bağlamda özellikle önemli gözüküyor. Cengizkan sadece 20. yüzyıl Türkiye mimarlığı tarihinin kimi noktalarını aydınlatmaya çalışmıyor; düpedüz “anımsama mekanları” yaratıyor. Bunu yapabilmek için bir yandan belge üretiyor. Bugüne dek belge olarak kullanılmamış, farkına varılmamış bazı yazılı, görsel ve çizili malzemeyi “keşfediyor”.

Toplumsal belleğin kaybının bıraktığı boşlukta konumlanacak yeni tarihsel belleğin inşası kuşkusuz çok vakit alacak zorlu bir uğraş. Daha birkaç kuşağın zihinsel emeğini gerektiriyor. Ancak, Cengizkan'ın bu alandaki çabasının ufuk açıcı olduğu kabul edilmelidir. Fazla basmakalıp ve bilindik hale gelen bir “Cumhuriyet mimarisi” kurgusunun yerine, yeni bir tarih bölgesinin açılmakta olduğunun haberciliğini yapanlardan biri o.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 276
En / Boy : 22 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺32,00

Sancta Sophia is the most interesting building on the world’s surface. Like Karnak in Egypt, or the Athenian Parthenon, it is one of the four great pinnacles of architecture, but unlike them this is no ruin, nor does it belong to a past world of constructive ideas although it precedes by seven hundred years the fourth culmination of the building art in Chartres, Amiens, or Bourges, and thus must ever stand as the supreme monument of the Christian cycle. Our first object has been to attempt some disentanglement of the history of the Church and an analysis of its design and construction; on the one hand, we have been led a step or two into the labyrinth of Constantinopolitan topography, on the other, we have thought that the great Church offers the best point of view for the observation of the Byzantine theory of building.

“A work as they report surpassing every edifice in the world.”

- William of Malmesbury

“The fairest church in all the world.”

- Sir John Mandeville


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 16,5 / 22
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺67,90

Sven-Olov Wallenstein bu kitapta, mimarlığın hem içsel mantığının, yani teorisinin, hem de bir araç olarak seferber edilme biçiminin dönüştürüldüğü, klasik paradigmanın terk edildiği noktanın aynı zamanda biyopolitik makinenin ortaya çıktığı eşik olduğunu gösteriyor. Wallenstein’a göre, modern mimarlık biyopolitik makinenin önemli bir parçasıdır. Bu da temel amacının öznellik üretmek olduğu ve modern öznenin soybilimi açısından yorumlanması gerektiği anlamına geliyor. Dolayısıyla da, panoptik ilkeyi herhangi bir arkitektonik formla değil, Foucault’nun “diyagram” dediği şeyle –iktidar ilişkilerinin ortaya çıktığı ve pek çok fiziksel şekle (hastane, hapishane, kışla, fabrika, okul, vs.) bürünebilecek soyut bir makineyle– ilişkilendirmek gerekiyor.

Wallenstein’ın benimsediği Foucaultcu perspektiften baktığımızda, yeni fikirlerin kentsel mekânın tamamına yayılmadan önce test edildiği bir tür “laboratuvar” haline gelen modern hastanenin, klasik paradigmayı yerinden eden yeni mimarlık mantığının en somut örneklerinden biri olduğunu görürüz. Kitabın ikinci yarısında modern hastanenin iki yüzyıllık seyrinden bir kesit alan görsel bir deneme bulunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 100
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺20,28

Türkiye’de Batılı anlamda tuval resminin gelişiminde önemli bir yeri olan “Asker Ressamlar” kuşağının güçlü temsilcilerinden olan Hüseyin Zekâî Paşa (1860-1919), sadece yaptığı resimlerle değil, arşiv, belgeleme, fotoğrafçılık, müzecilik, koleksiyonculuk ve sanat yazarlığı gibi farklı alanlardaki faaliyetleriyle de sanat tarihimizde öncü bir rol oynamış ve dönemin kültür sanat hayatına önemli katkılarda bulunmuştur. II. Abdülhamid döneminde Yıldız Sarayı’nda yaklaşık otuz yıl boyunca önemli görevlerde bulunan ve yaşamı süresince ürettiği az sayıda eserin çoğu bugün müzelerde olan Zekâî Paşa’nın ölümünün üzerinden neredeyse yüzyıl geçmesine rağmen yaşamı ve eserleri ile ilgili bir kitap yayımlanmamıştır.

Bugün isimlerinden övgüyle bahsedilen; fakat yaşamları, fikirleri ve eserleri hakkında detaylı bilgiye sahip olamadığımız Osmanlı ressamlarıyla ilgili olarak, sanat tarihi literatüründeki eksiklikleri doldurmak ve söz konusu araştırmalarda dönemin kaynaklarına inilmesinin gerekliliğini vurgulamak amacıyla Bozlu Sanat Yayınları tarafından bir kültür hizmeti olarak yayımlanan bu kitapta, Hüseyin Zekâî Paşa’nın yaşam öyküsü sanatçının torunu ile yapılan görüşmeler, dönemin kaynakları ve arşiv belgelerinden faydalanılarak yeniden yazılmış, sanatçının yaşamı ve eserleri hakkındaki bilgiler metni destekleyici fotoğraflar, resimler ve belgeler eşliğinde okuyucuya sunulmuştur. Sanatçının mimarlık, sanat tarihi, hat, tezyinat, fotoğrafçılık, arkeoloji, müzecilik, resim, koleksiyonculuk ve eski eserlerin korunması gibi konulardan bahsettiği, 1913 tarihli Mübeccel Hazineler isimli kitabının tamamı metnin rahatça anlaşılması için sadeleştirilerek yayımlanmış, kitapta yer alan orijinal fotoğraflar ve dipnotlarla zenginleştirilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 107
En / Boy : 22 / 26
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺117,00

İnşa malzemesi olan kayanın, mimariye yön verdiği bölgelerin başında Kapadokya gelir. Bölgenin işlenmeye elverişli doğal kayaları, yüzlerce yıl boyunca bölgeye yerleşen tüm topluluklar için ana inşa malzemesi olarak kullanılmıştır. Kapadokya bölgesinde günümüze ulaşan mimarlık tarihi örnekleri arasında, kayadan oyulmuş kiliseler ve sivil konutların ön plana çıktığı görülür. Bölgenin mimaride ana inşa malzemesi olan kayaların tüm yapı türleri için tercih edildiği gibi cami yapımında da kullanıldığı ve bu biçimlendirmenin düşünüldüğünden daha yaygın olduğu elinizde bulunan bu çalışmayla tespit edilmiştir. Nevşehir, Kayseri, Aksaray ve Niğde’de örnekleri bulunan kaya oyma camiler, bölgenin mimarisine yön veren isimsiz kaya ustalarının elinde şekillenmiştir. Bulundukları yerler değerlendirildiğinde kırsal mimarlık ürünleri oldukları anlaşılan kaya oyma camiler, saptanan 55 örnek üzerinden ilk kez bütün halinde ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında (modernleşme gayretiyle) yakınlarına inşa edilen betonarme-kâgir camilerin kullanılmaya başlanması, doğayla savaşmadan ona uyum sağlayanların ürettiği kaya oyma camilerin boş kalmasına ya da işlev değiştirmesine neden olmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺90,20

Kadıköy Belediyesi Kültür Yayınları, Kadıköy’ün kültürel ve sosyal hayatının geçmişten günümüze mirasını konu edinen çalışmaları okurlarına aktarma hedefinin bir parçası olarak, Kadıköy heykellerini bir kitapta topladı. Kitapta, kentsel peyzajın bir unsuru olmanın yanında, yerel ve ulusal kültür değerlerinin bir yansıması olarak da görülebilecek olan heykellerin, Kadıköy’deki panoraması sunulmak istendi. Büyük çoğunluğu kamusal alanlarda var olan heykellerin zaman içerisindeki yolculuklarının ve kısa hikayelerinin de yer aldığı bu çalışmada; heykellerin estetik değerlerinin ötesinde bir anlam ifade ettiği düşünülmüş ve bunun yorumlanması okurlarına bırakılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 22 / 22
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 10.2018
₺27,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 178
En / Boy : 22 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺27,00

Günümüz insanı arayış içinde. Yitirmiş olduğu mutluluğu nerede bulabileceğini arıyor. Hızlı kentleşme ile kırsal bölgelerden kente göçen insanlar orada aradıklarını bulamadıkları gibi döndüklerinde de geride bıraktıkları değerleri yerinde bulamıyorlar. Toplumlar büyük bir alt-üst oluş ve devinim hâlinde. İnsanlarımızın olağanüstü yetileri, kuvvetli çalışma azimleri ve görkemli özlemleri var. Fakat bu tutkuların peşinde koşuşturulan hayatlar hızla tükenip hitama eriyor.

Bu mudur insanın hayatta aradığı?

Kuşkusuz değildir?

İşte size anlatacağımız öykü bu arayışın küçük, sade; bir oranda amacına ulaşmış, daha gideceği yolu olduğunu bildiği için de çalışmaya devam eden, kendi geleneksel değerlerinden yola çıkarak bir gelecek vizyonu yaratmayı düşleyen; bunu düşlemekle kalmayıp kendi düşünü gerçekleştirmek için harekete geçen bir masalsı kasabanın öyküsü; Taraklı’nın mimari sergüzeştinin dökümü…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺55,25

Mimarlık tarihi ve kentsel tasarım üzerine yazılmış her kitabın, kaçınılmaz olarak, içeriğinin neyi kapsayıp neyi kapsamayacağı konusunda seçici olduğu savunulabilir. ‘Deconstruction: A Methodology For Reading Architecture History And Urban Space’ başlıklı bu kitabın çıkış noktası, mimarlığın her nesnesinin ve onu deneyimleyen her öznenin doğrudan ya da dolaylı büyük bir bağlamın etki alanında yer almasıdır. Bu nedenle mimarlık tarihi ya da kentsel mekan anlatıları, bir gerçeklik ya da açıklama değil, onu aktaran kişinin ‘bugün’den bakışı ile bir sürecin yorumudur. İlgili nesne, bir tarih anlatısının içinden alındığında, farklı bir kurguyla, farklı bağlamlarda, farklı anlamlarla başka bir anlatının içine yerleştirilebilir. Mimarlığa zaman ve mekan üzerinden bu yapısökümü uygulanmadığında ya da karşılaştırmalı bir değerlendirme yapılmadığında, tarihçilerin ulusal, yerel, bölgesel gibi farklı başlıklar altında nesneleri sınıflama eğilimi, küresel gerçekliklerin anlaşılmasının önünü tıkayabilir.

Dört bölümden oluşan bu kitap, mimari üretimin zaman ve mekanın talepleri doğrultusunda nasıl şekillendiğinin anlaşılmasına dönük bir yöntem arayışını ortaya koymaktadır.  
İlk bölümde, önerilen yöntem dekonstrüksiyonun ne olduğu ve mimarlık tarihi ile kentsel mekanın okunmasında bir yöntem olarak nasıl kullanılabileceği değerlendirilmektedir.
İkinci bölümde, kentsel değişim süreci Aydınlanma döneminden başlayarak aktarılmakta, kentin sosyal bir yapı olması sebebiyle statik bir yöntem ile açıklanmasının mümkün olmadığı savunulmaktadır.

Üçüncü bölümde modern kent ve toplum, yapısökümü yöntem olarak kullanılarak, tarih ve gündelik yaşamdan örneklerle tasarımcılar için analiz edilmektedir.

Dördüncü bölümde tasarım dünyasındaki yeni metaforlar, yeni tipolojiler, esnek ve çok işlevli yapılar, çağdaş kentin değişimine getirdikleri çözümler incelenmektedir.

Kitap, önerdiği yapısökümü yöntemi ile, kültürel pratik ve üretimleri tarih içindeki farklı görsel ve dilsel göstergelerle değerlendirmekte, kente ilişkin ortaya koyduğu soruların öznel yorumlarını okuyucuya bırakmaktadır.


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 82
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺58,50

Ondokuzuncu Yüzyılın İkinci Yarısında Dünya Fuarları ve Osmanlı Devleti'nin Mimari Temsili başlıklı kitapta, Abdülmecid (1839-61), Abdülaziz (1861-76) ve II. Abdülhamid (1876-1909) saltanatları dönemine rastgelen 1851 Londra, 1867, 1878, 1889 ve 1900 Paris, 1873 Viyana ile 1893 Chicago Dünya Fuarları incelenmektedir.

Osmanlı Devleti gibi merkezi yönetimin mevcut olduğu ülkelerde Sanayi Devrimi sonrası süreç Batı’dan farklı aşamalardan geçmişse de; geleneksel tarih yazımı Batı ağırlıklı olduğundan farklılıkları ortaya koyan araştırmalara rastlanamamaktadır. Mimarlık tarihi araştırmaları, Batı-dışı’nın “İslam” üstbaşlığı altında homojen şekilde kurgulandığını göstermektedir. Osmanlı Mimarisi de bu statik modelin bir parçası olarak sunulmuştur. Kitabın çıkış noktası, söz konusu coğrafyanın sınırları ve tarihi birikimine dayanarak, bu statik modelin gerçekte varolmamış olduğudur.  

Giriş ve sonuç bölümleri dışında dört ana bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümü, ondokuzuncu yüzyıl arka planını Sanayi Devrimi sonrası Avrupa’da pazaryerinden liberal ekonomiye geçiş süreci ve geçerli güç ilişkileri üzerinden değerlendirmektedir. 

İkinci Bölüm, Batı’nın ileri sürdüğü “Küresel Modernlik” düşüncesinin mimarlıktaki yansımasını ve günümüzde de süren Batı-dışı’nın Küresel Modern karşısındaki “Yerel Temsil Sorunu”nu kuramsal açıdan incelemektedir.

Üçüncü Bölümde, Osmanlı Mimarisi’nin kimliğini belirleyen özgül nitelikler, dünya fuarlarının gerçekleştirildiği ondokuzuncu yüzyıldaki batılılaşma hareketleri ve bu hareketlerin mimariye etkileri açıklanmaktadır.

Dördüncü Bölüm, ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında düzenlenen dünya fuarlarını, üst ölçekte fuar ana yapıları ve sergilenen ürünler; alt ölçekte Osmanlı Devleti’nin dünya fuarlarındaki kültürel imaj arayışı, pavyonlarının mimari nitelikleri ve temsil ürünleri üzerinden tahlil etmektedir. Sonuç ve öneriler bölümünde ise çalışmanın ana bölümlerinde incelenen konular günümüze taşınarak değerlendirilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺58,50

Selda Bancı, Gazi Üniversitesi Mimarlık Bölümünü bitirdi. Mimarlık, iç mimarlık ve şehir planlama bürolarında, mutfak ve ofis mobilyası firmalarında mimarlık yaptı. Mimarlığa ve kente dair pek çok projenin yaratıcı ve uygulayıcı ekiplerinde yer alırken, ODTÜ, Mimarlar Derneği 1927, Mimarlar Odası, İstanbul Serbest Mimarlar Derneği gibi kurumlar ve bağımsız organizasyonlar için kimi zaman gönüllü kimi zaman profesyonel olarak görevler üstlendi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi Yüksek Lisans programını, 1958 Brüksel Expo’sundaki Türk Pavyonu: Türkiye’de 1950’li yıllardaki Mimari Çağdaşlaşma Üzerine Bir Çalışma başlıklı teziyle tamamladı. Mimarlar Odası Yayınları, Anma Programı Dizisi içerisinde yayımlanan Ernst A. Egli: Türkiye’ye Katkılar - Yerel Yorumlar, Eğitimde Program, Pratiğin Muhasebesi başlıklı kitabın Ali Cengizkan ve N. Müge Cengizkan ile birlikte editörlüğünü üstlendi. Halen Mimarlar Derneği 1927’nin Yönetim Kurulu Sekreter Üyeliğini yürütürken, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Mimarlık Bölümünde öğretim üyesi olarak akademik çalışmalarını sürdürüyor.

Selda Bancı, ODTÜ Mimarlık Tarihi doktora programını Prof. Dr. T. Elvan Altan’ın danışmanlığında yürüttüğü Matbu Mimarlıklar: Türkiye’de 1950’lerden 1980’lere Mimar Oto-Monografileri başlıklı teziyle Mart 2016’da tamamladı. Bu çalışma, “ODTÜ 2015-2016 Eğitim ve Öğretim Yılı Mimarlık Tarihi Doktora Programı En İyi Tez Ödülü” ile “ODTÜ 2016 Yılın Doktora Tezi Çiğdem Barçan Tansel Yayın Ödülü”ne değer görüldü.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 242
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺20,00

Bu kitaptaki yazılar, şehrin mekânsal anlamı üzerinden okumaları içeren yazılar olup, “Şehir İçin Masumluğu Kadar Artık Yitik Bir Lügat; İnsan Ölçeği” isimli yazı haricindekiler 2008 yılından günümüze kadar çeşitli dergilerde yayımlanmıştır. Bu yazı ise ilk defa bu kitapta yer almaktadır. Kitabın yazılarla büründüğü içeriği tamamlayacağına inandığımız “Gölgesiz Şehirde Zaman ve Mekân” başlığı aslında mazi kavrayışındaki duyusal ortamın ipuçlarını içerdiği için tercih edildi.

Şehrin mimari düzeneğindeki anlamların kayboluş/hatırlanış ekseni, farklı tarifler içermektedir. Kitaptaki yazılar bir yönüyle şehre ait fragmanların eskiyen yüzüne yönelik bir sorgulama rotası da ortaya koymak amacındadır. Şehrin mekânsal anlamı üzerine yapılan nesnel okumalar, Sivas şehri özelinde ele alınmıştır. Sivas’ın tarihsel ve fiziksel anatomisi üzerinden okunmaya çalışılan kentsel değişimde mekânsal bileşenler (sokak, mahalle, kentsel doku) kavramsal bir boyutta sorgulanmaya çalışılmıştır. Şehir tutkusunun ucu bucağı açık edebi dünyasında, çok önemli kalemler, şehri ustaca dokunuşlarla tariflerken çoğunlukla insani unsurları önceleyerek resmetmeye çaba göstermişlerdir ki bu kitaptaki bazı metinler mimari tarif ve yorumlamaların dışında bu yönelimleri de içermektedir.

Bu kitabın içeriğindeki metinlerin ana teması da bu bağlamda maddeden ve teknikten öte arka planda var olan anlamı deşelemektir. Osmanlı sivil mimarisindeki “ev” in mekânsal işlevinden tutun da şehrin mekânsal örgütlenme düzeneğinde teknik ve maddi boyuta kadar, bu bağlamda ele alınmış farklı anlamsal bağıntılar açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Yazılar kendi içinde tasnif edildiğinde belki bazıları daha akademik bir sunum içerebilir. Okuyucuyu yorma niyetinde olmadığımı, her birinin kendi içinde metinsel bir bağlamının ve kurgusunun olduğunu açıkça ifade etmek isterim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺16,00

Alvar Aalto is accepted as one of the most influential modernist Scandinavian architects, even covering the other Scandinavian architects preceding him. Sigfried Gideon, architecture historian, establishes the link between Aalto and Finland, his country of origin, by stating that ‘‘Finland is with Aalto wherever he goes’’ in this book’s second edition on modern architecture titled Space, Time and Architecture :

The growth of a new tradition (1949). That’s a reason why our book on Modern Finnish Architecture is mainly structured on Alvar Aalto. On the other hand, you cannot find a catalogue of his buildings but essays fron native Finnish researchers with different Aalto perspectives. While the first essay tries to establish the link between architect and client, the second one is questioning the historical links of Aalto architecture. On the third essay, the role of Aalto’s first wife Aino Aalto on his design capabilities is covered. And lastly the architecture of modern church design is tried to figure out.


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 17 / 22,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺36,00

Ayasofya, Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden sonra bir İslâm geleneği olarak camiye çevrilmiş ve bu tarihten itibaren de şehrin ulu camii olmuştur. Osmanlılar harap halde buldukları bu yapıyı sık sık tamir ederek günümüze ulaşmasını temin ettiler. Abdülmecid devrine gelindiğinde camide tekrar büyük bir tamire ihtiyaç hasıl olmuştu. Sultan Abdülmecid bu tamir için Mimar Gaspard Fossati’yi vazifelendirmiştir. Bu tamirat esnasında yaklaşık sekiz yüz işçi çalışmış, bina neredeyse tamamen elden geçirilmiştir.

Mimar Gaspard Fossati, Ayasofya’nın içini ve dışını gösteren 25 adet çizim hazırlamıştır. Çizimleri 1852 yılında albüm olarak Fransızca bastırmıştır. Bu albüm yayını ise bugün Başbakanlık Osmanlı Arşivi Kütüphanesi’nde yağlıboya ile yapılan kutulu nüshadır. Az sayıda ve uzun zaman önce basılan bu albümün yeniden günümüz teknikleri kullanılarak büyük ebatta orijinale yakın boyda Fransızca, Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak yayınlamıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 39,5 / 29,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2015
₺507,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 197
En / Boy : 19,5 / 24,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .2008
₺144,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 194
En / Boy : 25 / 33
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .
₺340,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 223
En / Boy : 22 / 30
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .
₺280,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 24 / 24
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .
₺276,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 225
En / Boy : 25 / 25
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .2010
₺312,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 25 / 25
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .2010
₺280,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 284
En / Boy : 29 / 34
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .
₺300,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 239
En / Boy : 23 / 29
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .
₺320,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 420
En / Boy : 22,5 / 22,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .
₺172,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 260
En / Boy : 29 / 29
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .
₺360,00

Mare Nostrum, Mussolini Dönemi’nde Erken Cumhuriyet Türkiyesiyle temas kurmuş farklı meslek gruplarından İtalyanların, benlik ve öteki kurgularını, kimlik inşa süreçlerini, ulusal ve uluslar-ötesi referans sistemini, kent, mekân, toplum, tarih ve mimarlık algılarını, içinde bulundukları profesyonel, ideolojik, toplumsal, bireysel/duygusal bağlamla ilgili üretmiş oldukları söylem, kavram ve imge dağarcığını eleştirel söylem analizi aracılığıyla açımlıyor ve sorunsallaştırıyor.

Yazar, Mussollini İtalya’sı ve Kemalist Türkiye arasındaki çok katmanlı ilişkiler ağını, mimarlık tarihinden kültür ve mekân sosyolojisine, toplumsal tarihten post-kolonyal çalışmalara varıncaya kadar geniş bir yelpazede disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alıyor. Bu çalışma Türk-İtalyan ilişikleri alanında önemli bir boşluğu doldurduğu gibi yapılacak yeni çalışmalar için de bir zemin oluşturuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 380
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺61,75

Mimarlığa İlk Adım; mimarlığı sevenler ve mimar adaylarının, mimarlığa ilk adımlarını atarken, sorularına yanıt olmak arzusu ile hazırlanmıştır.

Bu kitap; mimar olmayı düşleyen gençlere mesleği tanıtırken, yolun başında olanlara ise bazı kavram ve konuları bütünsel olarak sunmaktadır.

Çalışmada, mimarlığın ne olduğu, iyi bir mimarın hangi donanımlara sahip olmasının beklendiği, zeka türleri ile ilişkili olarak açıklanmış; mekan kavramı, mekânı tanımlayıcı elemanlar, yani geometrik biçimler ile bu biçimleri oluşturmak ve ayakta tutmak için gerekli strüktürel olanaklar hakkında temel bilgilere yer verilmiştir. Temel tasar ilkeleri ise nasıl kullanıldığını göstermek üzere mimarlık uygulamaları üzerinden örneklenmiştir.

*Mimarlığa ilk adımınızın heyecan verici ve keyifli, tüm mimarlık eğitiminizin ise verimli ve başarılı geçmesi dileğiyle.''


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 9.2016
₺21,85

Giulio Mongeri, gerek mimarlık faaliyetleri gerek eğitimci kişiliğiyle Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında etkin rol oynayan isimlerden birisi. İstanbul ve Ankara’da tasarladığı yapılarla Cumhuriyet Dönemi I. Ulusal Mimarlık Akımı’nın en önemli temsilcileri arasında sayılan bir figür. Şişli Dr. Şevket Bey Sokak’ta bulunan ve günümüzde mimarının adıyla anılan “Mongeri Evi” ise Mongeri’nin tasarladığı pek çok yapı arasında özel bir konuma sahip olmasıyla biliniyor.

Özlem İnay Erten, Şişli’de Bir Konak ve Mimar Giulio Mongeri adlı kitabında İtalyan mimarın sembol eserlerinden birisi olan “Mongeri Evi”ni ve onun mimari, sanat tarihsel ve sosyolojik önemini inceliyor. Bunu yaparken Giulio Mongeri’nin yaşam öyküsüne odaklanan oldukça hacimli bir bölümle hem mimarın yapıtını hayat hikâyesiyle ilişkilendiriyor hem de günümüze kadar yazılı kültürde göz ardı edilmiş Mongeri’nin hayatına dair en kapsamlı çalışmalardan birisini ortaya  koymuş oluyor.

“Mongeri Evi”nin 1925 yılında Sadıkoğlu ailesi tarafından inşa ettirilişinden Türkiye’nin ilk özel doğum kliniğine ev sahipliği yapmasına, okul ve banka olarak kullanıldığı dönemlerden 2007 yılında Dr. Şükrü Bozluolçay tarafından satın alınışı ve Bozlu Art Project adıyla bir sanat mekânına dönüşmesine kadar geçen hikâyesinin takip edildiği kitapta Mongeri’nin hayatına dair daha önce bilinmeyen birçok bilgi de gün ışığına çıkıyor. Erten, çalışmasında yazılı kaynakların
yanı sıra Mongeri’nin yakınları ve dönemin uzmanı tarihçilerle yaptığı bire bir görüşmeleri de sıklıkla kullanıyor.

Görsel olarak zenginleştirilmiş, döneme ait tarihsel arka planın anlatıldığı bölümler ve Prof. Dr. Zeki Sönmez’in bu kitap için kaleme aldığı önsözle desteklenmiş çalışma, yazılı kaynaklarda fazlasıyla göz ardı edilmiş bir isimle ilgili ilgi çekici bir çalışma ve konusu için değerli bir akademik kaynak olma niteliklerini taşıyor


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 198
En / Boy : 27,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 6.2016
₺135,00

Mimar Sinan camilerinde bulunan minberler üzerindeki beşgen esasına dayanan geometrik desenlerin analiz metotlarını içeren bu kitap, bizleri, beşgenlerin dinamik dünyasına götürmektedir. Alanın tek olan bu çalışma, beşgenlerin genel özellikleri ile başlayıp, penrose kaplamaları, kuasi kristaller ile devam ederek, nihayetinde Mimar Sinan'ın camilerinde sistemli bir biçimde uygulanmış olan dönel simetrili beşgen tasarımların analizlerine ulaşmaktadır. Desenlerin aslında nasıl bir matematiksel dayanağı olduğuna dair farkındalık oluşturan kitabımız, bunu, derin matematiğe girmeden herkesin anlayabileceği bir biçimde ortaya koymaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 21 / 30
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 6.2016
₺101,25

1943 doğumlu ABD’li sanatçı Gordon Matta-Clark üzerine Türkçe'deki bu ilk kitap, 1978’de ölümünden itibaren tüm metinlerini ve sergilerini denetleyen ‘Estate of Gordon Matta-Clark’ın direktörlüğünü üstlenen eşi Jane Crawford’un kaleme aldığı giriş yazısıyla başlıyor.

Kitapta ayrıca, Matta-Clark’ın hayattayken gerçekleştirdiği kişisel sergilerin, katıldığı toplu sergilerin, projelerinin, performanslarının, film projelerinin ‘Estate of Gordon Matta-Clark’ işbirliğiyle hazırlanmış güncel bir dökümü ve 1974-1978 arasında kendisiyle yapılmış altı söyleşi yer alıyor. Bunlar sırasıyla; 1974’te gerçekleştirdiği Splitting projesinin ardından ‘Avalanche’ dergisi için yapılan söyleşi, 1976’da gerçekleştirdiği Day’s End projesinin ardından yapılmış iki radyo söyleşisi ve Arts Magazine’de yayınlanan bir başka söyleşi, 1977’de gerçekleştirdiği Office Baroque projesinin ardından Antwerp ‘International Cultureel Centrum’da yapılmış bir söyleşi ve son olarak, 1978’de gerçekleştirdiği Circus-Carribbean Orange projesinin ardından Chicago ‘Museum of Contemporary Art’ta yapılan söyleşi.

Arka kapak yazısı:

“Diyelim ki; yer altını, gökyüzünü ve binayı kapsayan bir ana planım var ve henüz kullanılmadı. Ya da bir binadan tüm anladığımız hatta kentsel peyzaj olarak gördüğümüz sadece bu tür bir ara bölge. Metafiziksel bir muadiline değinmek gerekirse... Bu, yeryüzü ve çok aşağıdaki kozmik bir katman arasında var olurdu. Bu durum bina için de oldukça geçerli ve bunu bir bakıma elinizdeki faydalı ve itaatkar malzeme olarak; ama bunun da ötesinde ne olabileceği ve hangi yönlendirmelerin yapılabileceği üzerine tahminler yürütmenin başlangıç noktası olarak görebilirsiniz. Ben bir binayı, var olan ve tek başına fazlasıyla güzel olan ama aynı zamanda belirli bir tür genişlemeyi talep eden ve kışkırtan bir şey olarak görüyorum.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 16 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2012
₺23,40

1982’de ‘Morphologie - City Metaphors’ adıyla basılan kitabın Lemis Yayın’dan çıkan bu baskısı Almanca özgün metni, metnin Türkçe çevirisini, mimarın seçtiği kent ölçekli plan ve şemalar ile doğal ve gündelik imgeleri eşleştirdiği 57 görsel çiftini ve bu görselleri tanımlayan birer kelimeyi içeriyor.

Ungers kitabında bu eşleştirmelerde izlediği yöntemi şöyle tanımlıyor:

"...bu seçkide gösterilen kent görüntüleri, genellikle kullanılan yöntemlerde olduğu gibi işlevlere ve ölçülebilir kriterlere göre analiz edilmemiştir; bunun yerine, fikirler, imgeler, metaforlar ve analojilere dikkat çekmesi gereken kavramsal bir düzeyde yorumlanmıştır. Yorumlara, öznel tahminler ve dönüşümlere sonuna kadar açık bir morfolojik anlayışla ulaşılmıştır.

Kitap, esas tasarımın dayandığı düşüncelerden daha transandantal bir görünüm sunar. Başka bir ifadeyle, eşit olmayan durumlarda veya koşullarda benzer olan genel bir ilkeyi gösterir. Üç farklı gerçeklik düzlemi ortaya çıkmaktadır: edimsel gerçeklik - nesne; kavramsal gerçeklik - analoji; soyut gerçeklik - plan, görüntü veya terim olarak gösterilen fikir."

Kitabın girişindeki kısa ancak yoğun metin Ungers’in imge, metafor ve analojilerle tasarlamaya ve düşünmeye, imgelem ve imgeye, metaforlara, modellere, analojilere, işaretlere, sembollere ve alegorilere dair özgün yorumlarını içeriyor ve okuru kitabın devamındaki görsel eşleştirmeleri yeni bir gözle okumaya davet ediyor.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 14 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺27,30

Aureli’ye göre asketizm, yaygın olarak anlaşıldığı gibi yalnızca tefekküre dalınan bir hal, ya da dünyadan vazgeçme değil; her şeyden önce, başka bir yaşam tarzı arayışında sosyal ve politik koşulları köklü biçimde sorgulamanın bir yöntemidir. Aureli, asketizmin radikal bir iktidar eleştirisi, bir otonomi fırsatı olarak doğmasına karşın, zaman içinde anlamının nasıl değiştiğini, kapitalizmin mantığından “sosyal” konut kavramına ve minimalist tasarımın ideolojik retoriğine kadar her şeye nasıl yayıldığını gösteriyor. Minimalist tasarımın “az çoktur” mottosu, daima azla çoğu elde etmenin peşindeki kapitalizmin kemer sıkma eğilimleriyle birlikte yeniden moda olurken, asketizm ahlaki bir zorunluluğa ve ideolojik bir auraya dönüşürken, “az yeterlidir” demek bizi statükonun dayattığından farklı bir yaşam tarzına yönlendirebilir mi? Asketizm pratiği, bir baskı aracı olmaktansa kapitalizmin öznel iktidarına direnmenin bir biçimi olabilir mi?

Pier Vittorio Aureli: Project of Autonomy : Politics and Architecture Within and Against Capitalism (2000) ve Possibility of an Absolute Architecture (2011) başlıklı kitapların da aralarında bulunduğu çeşitli yayınları olan Aureli, Architecture Association (AA)’da öğretim üyeliği, Yale Üniversitesi’nde ise misafir öğretim üyeliği yapıyor. Mimarlık-kent ilişkisini irdeleyen Doğma adlı ofisin iki kurucusundan biri.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2016
₺15,60

Robert Fishman’ın, “Yirminci Yüzyılda Kent Ütopyaları” başlıklı kitabı, Duygu Toprak’ın çevirisiyle yayımlandı. Aykut Köksal'ın genel yayın yönetmenliğinde, mimarlık ve kent üzerine kuramsal kitaplar yayımlayan Daimon Yayınları'nın son kitabı olan “Yirminci Yüzyılda Kent Ütopyaları”, Ebenezer Howard, Frank Lloyd Wright ve Le Corbusier’nin ideal kent tasarılarını ele alıyor.

Modern teknolojinin gücü ve güzelliği ile sosyal adalete dair en aydın fikirleri en iyi şekilde yansıtan yirminci yüzyılın ideal kenti nasıl bir kenttir? Robert Fishman, 1890 ila 1930 yılları arasında, üç plancının, Ebenezer Howard, Frank Lloyd Wright ve Le Corbusier’nin bu soruyu nasıl cevaplamaya çalıştıklarını irdeliyor. Bu plancılardan her biri, yalnız başına başladığı çalışmalarında, genel planından oturma odasının düzenine kadar yeni kenti her yönüyle ele alan yüzlerce maket ve çizim üretti. Fabrikalar, ofis binaları, okullar, parklar, ulaşım sistemleri için hazırladıkları detaylı planlar, kent formunun devrimci bir biçimde yeniden yapılandırılmasıyla bütünleştirilmiş, kendi içlerinde yenilikçi tasarımlardı.

Howard, Wright ve Le Corbusier toplumların yeni kentlere ihtiyacı olduğuna inanmışlardı. Toplumsal çatışma ve sefalet içinde yüzen eski kentler kendi hallerine bırakıldığı takdirde medeniyet açısından doğuracakları sonuçlardan büyük bir korku duyuyorlardı. Aynı zamanda, kentlerin radikal bir şekilde yeniden inşa edilmesiyle, yalnızca içinde bulundukları dönemin kentsel krizine değil toplumsal krize de çözüm getirileceği fikrinden ilham almışlardı. İdeal kentlerinin bütünlüklü tasarımı, kapsamlı programlar yapma ve kent planlamanın ilkeleri üzerine etraflıca düşünme zamanının geldiğine dair inançlarını yansıtıyordu. Aşamalı ıslah olasılığını reddediyorlardı. Eski kentlerin iyileştirilmesini değil, kentsel çevrenin bütünüyle dönüştürülmesini amaçlıyorlardı.

Robert Fishman, “Yirminci Yüzyılda Kent Ütopyaları” başlıklı çalışmasında, üç plancının bu olağanüstü serüvenini tüm boyutlarıyla işliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 450
En / Boy : 15,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺229,90

İslâm medeniyetinin yeşerdiği ve yüzyıllar boyu varlığını sürdürdüğü diyarlarda mekânın tamamlayıcı unsuru olarak bahçe hep vardı.

İslâm bahçe sanatının hareket noktası “altlarından ırmaklar akan, koyu gölgeliklerin ve yeşilliğin” bulunduğu semavî bahçeler olmuştur.

Müslüman toplumlarda bahçe, huzur ve sükûnun, ferahlık ve serinliğin, tefekküre dalmanın adresidir aynı zamanda.

İslâm sanat ve mimarisinin kalbinde yer alan tevhidin, bahçecilikte de belirleyici unsur oluşu, yazarın kitapta önemle vurguladığı bir husustur.

Yazar, Elhamra’daki Cennetü’l-arif’ten Doğu’daki Şalimar Bahçelerine, Endülüs, Babür, Fars ve Osmanlı’nın İslâm medeniyetine kazandırdığı bahçeciliği gözlemleyip geleneksel İslâm bahçelerinin karakteristik özelliklerini tesbit etmektedir.

Yazar bu kitapta özetle, İslâm bahçe sanatının tarihi, kültürel ve manevî arka planı, geometrik tasarım ve düzeni, suyun önemi, ağaç, çalılık ve çiçekleri üzerine notlarını sıralamaktadır.
Kitap, İslam bahçe tasarım felsefesini ön plana çıkarırken, yerin seçimi, kullanılacak malzeme, sürdürülebilirlik, çevredeki yapılarla uyum, dikimde renk, doku ve biçime bağlılık konularını ele almaktadır.

Yazar aynı zamanda peyzaj mimarı olarak, bu tarz bir bahçe yapmak isteyenlere pratik tavsiyeler sunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 228
En / Boy : 19,5 / 27,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 4.2017
₺88,00

Ayasofya, Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden sonra bir İslam geleneği olarak camiye çevrilmiş ve bu tarihten itibaren de şehrin ulu camii olmuştur. Osmanlılar harap halde buldukları bu yapıyı sık sık tamir ederek günümüze ulaşmasını temin ettiler. Abdülmecid devrine gelindiğinde camide tekrar büyük bir tamire ihtiyaç hasıl olmuştu. Sultan Abdülmecid bu tamir için Mimar Gaspard Fossati’yi vazifelendirmiştir. Bu tamirat esnasında yaklaşık sekiz yüz işçi çalışmış, bina neredeyse tamamen elden geçirilmiştir.

Mimar Gaspard Fossati, Ayasofya’nın içini ve dışını gösteren 25 adet çizim hazırlamıştır. Çizimleri 1852 yılında albüm olarak Fransızca bastırmıştır. Bu albüm yayını ise bugün Başbakanlık Osmanlı Arşivi Kütüphanesi’nde yağlıboya ile yapılan kutulu nüshadır. Az sayıda ve uzun zaman önce basılan bu albümün yeniden günümüz teknikleri kullanılarak büyük ebatta orijinale yakın boyda Fransızca, Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak yayınlamıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 79
En / Boy : 30,5 / 40,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺507,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 383
En / Boy : 27,5 / 27,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .
₺180,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 175
En / Boy : 24 / 34
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .
₺300,00

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 198
En / Boy : 23,5 / 32
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .
₺280,00

Nem yaşamın vazgeçilmezidir. Onsuz yaşam imkansızdır. Ancak, ne var ki nem; yapının iç mekânını istila ettiğinde, sürekli kaldığında, yayıldığında, yapı elemanlarına ve eşyalara zarar verdiğinde, insan sağlığını tehdit eden mantar oluşumunu tahrik, mantar ve çürüme zararlarını teşvik ettiğinde bir düşman olabilir.

Nem, yapı zararlarının en mutat sebeplerinden biridir. Nemle ilgili sorunlar karmaşık ve yaygındır. Bu sorunların çözümü; yapı tekniği ve malzemelerinin veya elemanlarının çok iyi bilinmesini gerektirir.

Bu kitap, yapı elemanlarının su ve nem kontrolü ile ilgilidir. Bu amaçla, çatıdan duvar ve temele, tavandan döşemeye yapının bütün kısımlarında nem yükselmesinin, nem emilmesinin, yoğuşmanın, sızıntı ve drenaj suyunun kontrolü; bu bağlamda yapı ve su yalıtım malzemeleri, su yalıtım malzemelerinin seçimi ve kullanım kuralları, su yalıtım uygulama örnekleri; keza yeşil çatı ve yeşil duvar ile yapı peyzajı ve su incelenmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 153
En / Boy : 21,5 / 22,7
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 7.2017
₺80,75

Neoliberalizmin Mimarlığı, çağdaş mimarlıktaki egemen düşünce ve uygulamaların neoliberal yönetim teknikleriyle ittifakını irdeliyor. Eleştirelliği bir yana bırakarak, açıktan piyasaya tâbi olmayı savunan mimarlık teorisi ve pratiğinin, bir yandan toplumsal denetim mekanizmalarını mekânlaştırırken, diğer yandan kendini nasıl “ilerici” olarak sunduğunu gösteriyor. Zaha Hadid, Patrik Schumacher, Rem Koolhaas ve Greg Lynn Spencer gibi mimarlık alanında büyük şöhret ve nüfuz sahibi olmuş isimlerin yazılarını ve mimari uygulamalarını derinlemesine çözümleyerek, neoliberal düşünceyle ortaklıklarını açığa çıkarıyor.

Ayrıca bu yeni mimarlık teorilerinin, Deleuze, Guattari ve Bruno Latour gibi düşünürlerden devşirdikleri kavramları nasıl çarpıtarak kullandıklarını açıklıyor. Eğitim, tüketim ve çalışma hayatına ait birçok mimari projeyi araştıran Spencer, Foucault’nun düşüncelerinden de yararlanarak, çağdaş mimarlığın, neoliberalizmin itaatkar öznellik üretimi süreçlerindeki rolünü inceliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺55,88

Bu kitap, iç mimarların eğitimleri ve profesyonel çalışmaları sırasında kullanabilecekleri teknik resim bilgilerini içeriyor. Öğretim üyesi olsun öğrenci olsun tüm ilgililer için temel çizim kurallarının yanı sıra, çizim sırasında yararlı olabilecek temel geometri bilgisi ve perspektif çizim yöntemleri de bu kapsamlı çalışmanın içinde yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 20 / 26
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺108,80

Tarihte iz bırakmış medeniyetlerin mimari şahaserlerini tanıttığı kitaplarıyla dünya çapında birçok ödüle lâyık görülmüş olan yazar, 16. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde tipik bir caminin, külliyesiyle beraber yapılış sürecini anlatıyor. Metin, hoş bir hikâye şeklinde kaleme alınmış. Camiyi yaptıran Süha Mehmed Paşa, mimarbaşı Hüseyin Efendi ile ustaları, hikâyenin başkahramanları olarak rol alıyorlar. Tamamı renkli, muhteşem çizimlerle süslü kitap, caminin ilk taslaklarının çizilmesinden başlayıp şerefelere ve cam süslemelerine varıncaya kadar bütün ayrıntıları gösteriyor. Külliyenin medrese, aşevi, şifahane, imarethane, hamam, çeşme, bedestan ve hazire gibi bölümleri de işlevleriyle beraber tanıtılıyor. Böylece külliyesiyle birlikte bir caminin Türk-İslam toplumundaki yeri ve önemi yansıtılıyor.

Sadece çocukların değil, büyüklerin de ilgiyle okuyabilecekleri ve uzun yıllar faydalanabilecekleri bir kitap. Yazarın ifadesiyle: "Torunlarımızın torunları için..."

Bana öyle geliyor ki, dinî mimarinin en iyi örnekleri, insanlığın en görkemli başarıları arasında yer alır. Biz insanlar, daha yüce bir varlığın hizmetinde çalıştığımızda sınırlarımızı, hatta beklentilerimizi aşabildiğimizi görürüz. Temelleri "iman"la atılan ve aklıselim ile göklere yükselen bu binalar, eşine dünyevi amaçlarla yapılan binalarda rastlanmayan bir azmin, dehaya varan bir ustalık ve sanatkârlığın ürünüdür.

- David Macaulay


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .
₺86,00

Tenekeden Mimarlık yenilikçi, özgün, ve nitelikli mimarlığın kaynağının mimarın kendisi olduğu inancıyla yazılmış. Kendi mimarlık bilincini gözden geçirmek üzere çıkılan bir keşif yolculuğunu genel geçer yargılara göre değil iki yazarlı olmasından genel kurgusuna, bölüm başlıklarından referanslarına kadar farklı bir ele alışla sunuyor.

Mimarlık üzerine bilimsel ve akademik metinlerin, söyleşi, biyografi, otobiyografi, düşünsel ve kılgısal deneyimlerin iç içe geçtiği bir metinle karşılaşıyoruz; Mimarlığın engin alanından çıkıp ona dışarıdan bakabilme denemesi. Yazarların uzun mimarlık geçmişinden süzülen zihinsel birikimlerinin diyaloğu üzerine kurulmuş. Bu kurgu bilinen yazma biçimlerinin sınırlarını belirsizleştiriyor ve yerleşik mimarlık kavrayışını tartışmalı hale getiriyor.

Mimarlığın tasarımsal niteliği mimarla ürettiği nesne arasındaki ilişkide gizlidir. Bu ilişki mimarlık düşüncesini berraklaştırmak, geliştirmek ve geleceğe aktarmak üzere sürekli sorgulanarak yeniden kurulmalıdır. Sorgulamanın başlıca amacı mimarlığı iyileştirmek değil, mimarın temel ilke ve değerlerinden emin olarak kendini özgürce inşa etmesidir. Mimar varlığını özgürleştirmek için nesneyle özdeşleşmekten kaçınmalı, sürece yabancılaşmayı göze almalı ve süregiden mimarlık kılgısının dışına çıkma yürekliliğini göstermelidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 17 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺36,00

Osmanlı mimarlık kültürünün yaşatılması ve korunması için restoratör, koleksiyoner ve mimarlık tarihçisi olarak kalıcı eserler bırakan Yüksek Mimar Mühendis Ekrem Hakkı Ayverdi, vefatının otuzuncu senesi olması münasebetiyle 2014 yılında bir dizi etkinlikle anıldı.

Bu etkinlikler kapsamında, Ekrem Hakkı Bey’in 1920 senesinde mezun olduğu Mühendis Mektebi’nin (bugün İTÜ) Taşkışla yerleşkesinde, 23-24 Ekim 2014 tarihlerinde Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı ile İstanbul Teknik Üniversitesi’nin destekleriyle Uluslararası Osmanlı Mîmarlık Kültürü sempozyumu düzenlendi. Bu sempozyumda Osmanlımimarisinin çeşitli yönleri ve konularıyla birlikte Osmanlı mîmarlık târihi çalışmalarının dünü bugünü,sunulan yirmi iki bildiri ile tartışıldı.

Elinizdeki kitapta yer alan on iki yazı, bu sempozyumda sunulan bildirilerden bir kısmının, yazarları tarafından makale haline getirilmiş biçimleri ya da farklı yeni çalışmalarından oluşmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 423
En / Boy : 16,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : Karton
Basım Tarihi : 1.2017
₺82,00

Batılı hayranları İslami bahçeleri uzun süre inananlara vaat edilmiş cennetin dünyadaki yansıması olarak görmüşlerdi. D. Fairchild Ruggles, bunun İslami bahçe sanatının karmaşıklığını ve içerdiği çeşitliliği yok sayan, basitleştirici bir görüş olduğunu söylüyor ve okuru İslam dünyasının bahçelerinde uzun bir gezintiye çıkarıyor.

İslam kültürü tarihsel olarak derin ve çok yönlü olduğu gibi, yapılı çevresinin tarihi de öyledir. Başlangıcında çevreyi ihtiyaçlara göre düzenleme, doğayı ehlileştirme, toprağın bereketini artırma ve kaynakların dağıtılması için okunaklı bir harita oluşturma gibi daha pratik ve “faydacı” amaçları olan İslami bahçeler, Elhamra Sarayı ve Tac Mahal gibi örneklerde aristokratik zevkin, emperyal ihtişamın ve çokkatmanlı bir sembolizmin taşıyıcıları haline geldi.

İster şehirdeki mütevazı bir eve ait olsun, ister duvarlarla çevrili ihtişamlı bir saraya, bütün İslami bahçelerin temel bir ortak noktası vardı: Çehar bağ denen dört parçalı plan. Ruggles’ın Kurtuba’dan Marakeş’e, Kahire’den İstanbul’a, Tebriz’den Delhi’ye kadar İslam coğrafyasının dört bir tarafından onlarca örneğini sunduğu bu geometrik ilke, tıpkı şiirde veznin, müzikte de makamın yaptığı gibi, tasarım imkânlarını kısıtlayarak bahçelerin hamilerini ve mimarlarını yaratıcılığa zorluyordu.

Konu hakkındaki hacimli literatürün yanı sıra şiirlerden, seyahatnamelerden, tarım kılavuzlarından ve minyatürlerdeki bahçe tasvirlerinden de faydalanan İslami Bahçeler ve Peyzajlar, kapsamıyla etkileyici, öğrettikleriyle şaşırtıcı bir kitap.

*D. Fairchild Ruggles, University of Illinois at Urbana-Champaign’de Peyzaj Tarihi profesörü


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 380
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2017
₺114,90
1 2 3 ... 5 >
Çerez Kullanımı