Tam adıyla Friedrich Leopold Freiherr von Hardenberg olan Novalis (1772-1801), Thüringen´de, Oberwiderstedt´te doğar. Novalis soylu, zengin bir aileden gelmektedir. Kendisi ile birlikte on bir kardeşi vardır ve bunların hepsi de çok zekidir. Novalis bunlardan ikincisi olup aralarında en zayıf ve en sessizidir. 9 yaşına kadar aslında pek de zeki birisi değildir ama geçirdiği ağır bir hastalıktan sonra (dizanteri) zihni açılır. Ruhsal gelişimi hızlanır, okuma zevki artar. Masaldan-tarihe disiplinler arası okuma ve merak kaynağını bu dönemlerden alır. Bilgi susuzluğu ile yoğun okumalardan sonra Erken Romantiğin en tanınmış şairi-anlatıcısı olur. Filozof olarak da görüşlerini, fikirlerini sayısız aforizmalar halinde, ansiklopedik çok yönlülükle, mistisizmden de etkilenerek dile getirir. ´Büyüsel İdealizm´in (magischer Idealismus) kurucusudur. Tekrar oluşturulması ve yaşanması zor hayal gücünün, melankolik, hüzünlü, içsel dilin ustasıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 87
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺34,20

“Babam evimizin samanlığında benim için bir atölye yapmadan çok önce orada pinpon masası vardı. Birlikte oynamayı çok severdik. Ben ergendim, o altmışlarındaydı. Aşağı yukarı denk oyunculardık; bazı günler ben kazanırdım, bazı günler de o. Ama maçın sonucunun bir önemi yoktu, bizi oynamaya sevk eden başka bir şeydi: Esas arzumuz şansı ne kadar zorlayabileceğimizi görmek ve alıp verme oyununu bir lütufa çevirmekti. Elbette nadiren böyle oluyordu ama ara sıra oluyordu ve o zamanlarda her şey yerli yerine oturuyordu. Ritim, hareket ve jestler, zamanlama, hepsi tek bir edimin birliğinde toplanıyordu.

“İkimiz de çizimleri pinpon oynadığımızdaki aynı sevinçle ve umutla karşılardık.”

- Yves Berger


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺24,00

Kürt dili edebiyat tarihinin izini sürmek, zor ve tartışmalı bir konu. Sebepleri çok çeşitlidir ancak bilhassa edebiyat tarihinin oluşumuna katılan kurumlarıyla devletin eksikliğinden söz edilebilir.

Elbette bu temel eksikliğin yanı sıra, bu meseleyle ilgili yapılmış çalışmaların azlığından, edebiyat tarihini gerçek veya hayali bir kadim tarihe dayandırmaya meyilli ulusal tarih yazımından da bahsedilebilir. Bu eser iki bölümden oluşmaktadır. Birinci kısım “alan dışı” yazınsal faaliyetleri etkileyen kaynak ve kısıtlara, yani “dış etkenlere” ayrılmıştır. Özellikle yazınsal ve siyasal Kürt aktörler ile dillerini hangi ilişkilerin birleştirdiğini anlamak için incelenmesi gereken dil politikaları ele alınmaktadır. Çalışmanın ilk alt bölümü Türk dil politikalarına, ikincisi ise Kürt dil politikalarına ayrılmıştır.

İkinci alt bölüm olan “çoğul alan” ise Kürt yazınsal alanının oluşumunu ve yapılanmasını anlatmaktadır. Araştırma, Türkiye’deki askeri rejimin en sert davrandığı dönemde, İsveç’te yazınsal yaratım sürecinin gerçek temellerini oluşturan dil ve yazınsal faaliyetlerin analiziyle başlamaktadır. Ardından eser, edebi çevrenin oluşumunda rol oynayan değişik aktörlerin ortaya çıkışı ve onu yapılandıran ve harekete geçiren bahisler ve tartışmalar üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu tartışmalar, bizi Kürt edebiyatının sınırlarını sorgulamaya ve alanın açık niteliği üzerine kafa yormaya götürecektir...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺54,90

L’Encyclopedie’nin son ciltleri 1765 Eylülünde yayımlandı ve Diderot “Büyük ve lanetlenmiş yapıt bitti!” diye haykırdı.

Sadece Aydınlanma Çağında değil günümüzde bile “büyük ve lanetlenmiş” bu yapıt,
modern çağın bütün ansiklopedilerinin babası: Ansiklopedi, iki yüz yılı geçen uzun bir
bekleyişten sonra, “Agnus scythicus”tan “Zenci Ticareti”ne kadar seçilmiş
maddeleriyle -bile olsa- ilk kez Türkçede.

Bu önemli çeviriyi gerçekleştiren Selahattin Hilav’ın kapsamlı sunuş yazısı, Alain
Pons’un kronolojisi, D’Alembert’in “Öndeyiş” ve “İnsan Bilimleri Sisteminin Ayrıntılı
Açıklaması”, Diderot’nun “Başyargıç Bacon’ın Bilimler Bölümlemesi Üzerine Düşünceler”
başlıklı yazıları ve özgün baskıdan seçilmiş tam sayfa resimlerle.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 428
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺78,40

“Sanatın amacı, sanat ürünleri yoluyla toplumsal hayatta duygu ve düşünce, beğeni ve inanç, ülkü ve coşku birliği yaratarak toplumu ortak ölçülerde kaynaştırmaktır. Sanatçının öncülüğündeki bu toplumsal anlatıma, bireyler kendi kültür ve beğeni ölçüleri oranında katılarak ortak sevgilerde birleşirler. Daha iyi, daha güzel, daha doğru bir hayat ve insanlık ülküsünün paylaşılmasında sanat ve özellikle edebiyat en büyük sözcülük görevindedir. Çünkü öteki sanatların çoğu gibi soyut öğelerle değil, toplumun duygu ve düşünce hayatının ortak ve ulusal ‘dil’i ile ortaya çıkan edebiyat, en güçlü akımların yaratıcısı olur.”

Rauf Mutluay, soru cevap şeklinde hazırladığı 100 Soruda Türk Edebiyatı adlı bu çalışmasında basit ve anlaşılır cevaplarla Orta Asya’dan günümüze kadar Türk edebiyatını ele alıyor. “Edebiyat sözünden ne anlaşılmalıdır?” sorusundan yola çıkan Mutluay, Türk dili, tarihi ve edebiyatının temel metinlerine ve problemlerine değiniyor. Dönemler, yazarlar ve şairler hakkında bilgi verirken, dilimizdeki edebiyat sözünün kaynağı, Türkçenin yapı özellikleri, tarihsel gelişimi gibi pek çok konuyu irdeliyor. 100 Soruda Türk Edebiyatı, edebiyat öğrencileri ve konuya ilgi duyan herkes için eşsiz bir kaynak, yararlı bir başvuru kitabı niteliğinde.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺47,90

İnsanlar, duygusal doyum sağlatan ve doyuma ulaştıran kaynaklar arasında kendi beğenilerine uygun bulduklarını ifade etmek ve tercih etmek özgürlüğüne sahiptir. Dinlenilen bir müzik, okunan bir kitap, seyredilen bir film onlarda duygusal heyecanlar uyandırır. Bizleri bir anda etkileyen heyecanların ötesinde bir sanat yapıtından alınan haz duygusunun algılanarak kavranabilmesi için insanların bir eserin inceliğini ya da bütünlüğünü görebilmesi, müzikteki hüznü ya da coşkuyu duyabilmesi, bir renk grubunun canlılığını fark edebilmesi, bir romanın gücünü hissedebilmesi gerekmektedir. Bireyler bu özellikleri algılayamadıkları sürece estetik zevk, değerlendirme ve bu değerlendirmeye dayalı yargılar yetersiz kalır.

Her insanın dünyaya geldiği ilk günden itibaren güzele olan eğilimi ve güzellik karşısında duyduğu haz, sanatı anlamada, kavranmasında ve sorgulanmasında öncelikli olmuştur. Ancak sanat güzelle eş anlamlı değildir. Bu noktada, anlatılmaya çalışılan güzel yani sanatsal güzel sadece ve sadece insan elinden çıkmış, insan yaratısı olan güzeldir. Bizim duygusal doyum almamıza neden olan bir sanat eseri ise bu doyumun kaynağı ‘estetik beğeni’ olarak tanımlanır. Estetik; güzeli sorgular ve sanat eserini güzel yapan nitelikleri irdeler.

Güzel sadece sanatçıların değil sanatla ilgilenen, sanatı seven herkesin sorunudur. Güzele ulaşmak için gösterilen çaba, bireyin beğenme duygularını güzeli, daha güzeli ve nihayet en güzeli bulmaya doğru yönlendirir, geliştirir ve inceltir. Sanat alanında zevklerimizin ve beğenilerimizin arıtılması, güzelin evrensel bir değer olarak kabul edilmesi, sanata bakışta beğenilerimizin ortak bir noktada birleşmesi uluslararası ortak bir dilin oluşmasına bağlıdır.

Bu kitap, estetik yargının gerekçelendirilebilmesi ve bizde haz duygusu uyandıran o varolanın ne kadar sanat eseri sayılabileceğini irdeleyen ve estetiğin temel kavramlarını gösteren bir giriş niteliğindedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 17 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺93,50

Elinizdeki kitabın ikinci baskısına renkli ve siyah beyaz olmak üzere 50 yeni ve ilgi çekici fotoğraf eklendi. Bu harika metin size, eleştirinin temel aktivitelerine (betimleme, yorumlama, yargıda bulunma ve kuramsallaştırma) dayanarak, eleştirel süreçlere dahil olmanızı sağlayacak kolay anlaşılır bir çerçeve ve söz dağarcığı sunuyor.

“Barrett’in fotoğraflar hakkında eleştirel yargılarda bulurken akılda tutmayı önerdiği kavramsal çerçeveden etkilenmemek elde değil.”

Studies in Art Education,
Jerome Hausman

“Canlı ve cazip bir kitap bu ve eleştiri pratiği ve işlevinin altında yatan toplumsal ve siyasi varsayımları açıkça ortaya koyuyor.”

Caucus on Sacial Theory, NAEA News,
Sally Hagaman

“Bu kitap tanımlar, örnekler ve fikirlerle dolu bir hazine sandığı. Fotografik yaklaşımlara ve eleştirel seslere ilişikin bir çeşitliliği keşfederken, okuru yaratıcı düşüncenin zengin dünyasına götürüyor.

Focal Point,
Anne Canright

“Bu kuru bir akademik çalışma değil; eleştiri estetiğinde kuram ve pratik arası ilişkileri keşfetme denemesi… Akıcı, net, okumak zevk veriyor, ister eleştiri kuramları üzerine bir temel kitap, ister pedagojik bir kaynak kitap olarak”

Journal of Art and Design, Great Britain,
Michael Rawding


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺55,20

Toplumu, kimliği, toplumsal sistemi doğası gereği kırılgan ve tartışmaya açık olarak gören yaklaşımıyla post-Marksizm; tikel, farklılaşmış kimlikler alanını birleştirmek için sonu gelmez çabaya hegemonya adını verir. Toplumsal, iktisadi olanın bağımsız maddiliğinin teknisist determinizminin baskısından kurtarıldı, fakat yerine hegemonyanın yarattığı nedensellik döngüsü kondu. Hegemonya kavramı, Gramsci'nin bu post-yapısalcı okuması sonucu, toplumsal yapılardan ve kurumlardan bağımsız bir varlık, dışarısı olmayan, kendi kendini kuran içine kapalı bir döngüsellik haline gelir. Laclau ve Mouffe bitimsiz, sonu hiçbir zaman gelmeyen hegemonya görüşüyle hegemonyaya, Marksizmin ortodoks yorumundaki ekonominin işlevine benzer bir statü vermektedirler. Ekonominin işlevlerini üzerine alan hegemonya, ilişkisiz ilişki haline gelmiştir. Temel toplumsal sınıflardan veya sınıfsal bağlamından koparılan hegemonya kavramı, bu post-yapısalcı okumada tüm sınıfsal içeriğini kaybeder veya içeriksizleşir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺27,20

Sanat eğitimi almayı hedefleyen, sanata ilgi duyan ve iyi bir sanat okuru olmak isteyen herkesin bu alana özgü kavramlarla ilgili bilgi edinebileceği Sanat Kavramlarına Giriş, konuyu anlaşılır ve sade bir dille ele alıyor. Toplumun, siyasetin, felsefenin, bilimin sanat üzerindeki etkilerini, estetik kuramlarının gelişim sürecini ve farklı kuramsal yaklaşımları anlatan kitap, okurun bir esere bakarken, eseri değerlendirirken gözetmesi gereken “sanat tarihsel öğeler” hakkında bilgiler sunuyor.

Sanat Kavramlarına Giriş, sanat kavramlarını dönemsel, tarihsel ve düşünsel arka planıyla birlikte açıklıyor. Sanat akımlarının özgün kavramlarına da değinen kitap farklı sanat disiplinlerini de ihmal etmiyor. Yüzyıllar içinde geliştirilen sanat kavramlarının özellikle resim ve müzik alanındaki karşılıklarını örnekler üzerinden açıklıyor.

Prof. Dr. Ayla Ersoy’un yazdığı kitap, Hayalperest Yayınevi tarafından yayımlanan gözden geçirilmiş yeni baskısıyla tüm okurları bir sanat tarihi yolculuğuna çıkarıyor ve bu yolculukta okulara kılavuzluk ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 156
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺36,00

Batı sanatı tarihinde 15.yüzyılın sonuna ve 16.yüzyılın başına damgasını vuran Albrecht Dürer, henüz hayattayken kazandığı ünle tüm Kıta Avrupası’nın dikkatini üzerine çekmişti. Ressam, baskıresim ustası, vitray tasarımcısı, dekoratör, sanat kuramcısı, yazar, restoratör Dürer, ondan bahsedilirken söylenen “Alman Leonardo” tabirinin hakkını teslim ediyordu. Özellikle baskıresim tekniklerinde uzmanlaşması, onun istisnai bir durum olarak halk arasında da fazlasıyla ün kazanmasını sağlamıştı çünkü bazılarını sayfalar halinde bazılarınıysa fasikül ya da kitap şeklinde satışa çıkardığı bu eserler, semt pazarlarında gayet ucuz fiyatlara alıcı bulabiliyordu. Başka sanatçılara da ilham veren bu “pazarlama tekniği sayesinde resim, sıradan insanların yalnızca kiliselerde, kamu kurumlarında, zenginlerin evlerinde ve benzeri yerlerde karşılaştıkları ulaşılamaz bir şey olmaktan çıkmaya başladı.
Yaşadığı dönemde pek çok sanatçıya pek çok konuda ilham veren Albrecht Dürer, gerek eserleriyle gerekse fikirleriyle ölümünden beş yüz yıl sonra bile “esin perisi” olmayı sürdürüyor. En ünlü eserleri arasında yer alan Melankoli I ya da original adıyla Melencolia I, bu büyük ustanın fikir dünyasının zenginliğini açıkça ortaya koyuyor.

Hayalperest Yayınları’nın “Sanatın Büyük Ustaları” serisinin bir parçası olan bu kitap, Dürer’in bazen gizemli bazen insanı dehşete düşüren bazen de dinginliğe sürükleyen dünyasına açılan kapıyı aralıyor. Görsellerle ve notlar bölümüyle okura katmanlı bir okuma imkanı sunan kitap, bu büyük ustanın yaşama, sanata, bilime bakış açısını kavramaya yardımcı olacak noktaları işaret ediyor ve işin geri kalan kısmını okura bırakıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 16,5 / 21
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 10.2016
₺36,00

Özi Huntürk’ün kaleme aldığı Heykel ve Sanat Kuramları, başlangıcından günümüze kadar heykelin gelişim sürecini açıklıyor. Yazar, bir heykelin var ediliş amacını, yapılış sürecini, malzemesini değerlendirmeye ilişkin ipuçları veriyor; heykele bakarken, onu yorumlarken göz önünde bulundurulması gereken kriterleri vurguluyor.

Felsefenin, tarihin, özellikle toplumun heykelin evrim süreci üzerindeki önemine değinilen kitapta, temel bakış açıları sıralanıyor. Skolastik felsefeden varoluşçuluğa, postmodernism kuramlarına kadar düşünce tarihinin tüm farklı akımlarının sanat, özellikle de heykel sanatı üzerindeki etkilerine de değiniliyor. Antikiteden itibaren insanlık tarihiyle birlikte gelişen heykel sanatının sanat tarihindeki yerinin iyice anlaşılmasını sağlayan kitap, altı yüzden fazla görsel içeriyor ve bu sayede okurun, edindiği kuramsal bilgiyi örnekleri inceleyerek pekiştirmesine yardımcı oluyor.

Heykeltıraş ve yazar Özi Huntürk, günümüz sanatında heykelin bütünlüklü ve yetkin bir şekilde yorumlanabilmesi için gerekli temel bilgileri tek kaynakta topladığı bu kitabıyla heykele amatör veya profesyonel ilgi duyan her kesime hitap ediyor. Heykelin ve biçimin dilini, ikonografisini, kompozisyonunu açıklayarak başladığı metni, “Buzul Çağı’ndan Rönesans’a”, “Rönesans’tan Modernizm’e”, “Modernizm”, “Postmodern Görüş ve 1960-1990 Arası Sanat” ve “1990 Sonrası” olarak beş ana bölüme ayırıyor. Okurun, heykel sanatının gelişim serüvenini ikonolojiye uygun şekilde zihninde canlandırabilmesine imkan veriyor. Böylece günümüz sanat dünyasında üretilen “çağdaş” heykellerle karşılaştığında bu eserleri geçmişlerinden gelen zengin tarihle ilişkilendirebilmesini sağlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 472
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺52,00

“Ressam Paul Klee kelimenin en yalın anlamıyla bir öğretmendi. “Öğretmek” terimi Gotik dilindeki “taiku-işaret” teriminden gelir. Öğretmenin görevi çoğunluğun fark etmediğini görmektir. O bir işaret okuyucudur. Walter Gropius, Alman Bauhaus’un müfredatını oluştururken öğretmen sözcüğünü en temel anlamıyla ele aldı. Bu okulda ders veren Kandinsky, Klee, Feininger, Moholy-Nagy, Schlemmer ve Albers imgeleri, yüzyıllardır süregelen edebî alegori geleneğinin gölgesinde kalmış olan köklü görsel ve yapısal bir düzenin işaretleri olarak ele aldılar. Bu yön verici topluluk içerisinde Paul Klee, doğa işaretlerini etüt etmede yeni yollar göstermeyi görev edindi.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 76
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺27,55

Anlatım formlarının doğuşunu hazırlayan nedenleri, yapılarını, gelişim evrelerini ve toplumsal yaşamla olan ilişkisini ayrıntılı ve örneklemlerle destekleyerek ortaya koyan kaynak niteliğinde bir yapıt.

Epos-Drama çatalında yönünü dramaya çeviren, yaratıcı ve doğaç bir söylemden mekanik ve kuralcı bir yapıya evrilişin gereklerini ortaya koyan çalışma, dram sanatını önce DNA’larına ayırıyor, sonra da tıpkı dramın yapısına uygun olarak dikiş izlerini görünmez kılıyor. Sinema drama ile tanışınca ne olmuş, tanışmış da iyi mi olmuş sorularına yanıt arayanlar veya yanıtlarına çeşni katmak isteyenler için sağlam bir kitap.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 220
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺28,00

Hiçbir görüntünün sonsuz gücün temsili olma işlevi yoksa o zaman tüm görüntüler eşittir.Ayrıca, çağdaş sanatta, sanatın telosu olarak tüm görüntülerin eşitliği söz konusudur. Ancak tüm görüntülerin eşitliği, estetik beğeni düzeyindeki çoğulcu, demokratik eşitliği aşar. Herhangi özel bir beğeniyle örtüşmeyen, bireysel beğeniye, ''yüksek'' beğeniye, marjinal beğeniye veya kitlelerin beğenisine hitap eden sonsuz sayıda görüntü/imge fazlası vardır. Bu nedenle de istenmeyen, beğenilmeyen görüntülerin fazlalığından söz etmek her zaman mümkündür -çağdaş sanatın sürekli yaptığı da budur.

Çağdaş sanat, çoğulcu beğeniyi de içeren bir beğeni aşırılığıdır. Bu anlamda bir çoğulcu demokrasi aşırılığıdır, demokratik eşitlik aşırılığıdır. Bu aşırılık demokratik beğeni ve güç dengesi arasında aynı anda hem denge kurar hemde denge bozar. Çağdaş sanatın ayırt edici özelliği de, aslında, bu paradokstur.                 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 195
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺52,00

On dokuzuncu yüzyıl Batı sanatında özel bir yeri olan İzlenimcilik, sanatta Modernizm’in gelişimini başlatan unsurlardan biri olarak anılıyor. Bu akımın temsilcileri arasındaki en ünlü ressamlardan biri olan Claude Monet, Doğu’nun esintilerini taşıyan Romantik resimlerden, Afrika ülkelerinin ışığını yansıtan Delacroix tablolarından etkilenerek başladığı sanat kariyeri ile Kıta Avrupası’nın tarihine imzasını atıyor. Resim serileriyle, özellikle de Nilüferler serisiyle sanat tarihinde olduğu kadar sanat izleyicisinde de iz bırakan ressam, yaşadığı ve eserlerinin büyük kısmını ürettiği Giverny’deki evinin bahçesinde soluklanıyor. Çünkü geleneksel Batı resmini her yönüyle iyi tanıyan Claude Monet’nin doğayla kurduğu ilişki hayranlık uyandırıyor. Hayalperest Yayınları’nın Sanatın Büyük Ustaları serisinin bir parçası olan bu kitap, Claude Monet’in yaşadığı yüzyıla ve ressamın dünyasına doğru açılan bir kapıyı aralıyor. Le Havre’dan Monet ile birlikte yola çıkan okurun yine ressamla birlikte önce Cezayir’e, sonra Paris’e, Londra’ya, Normandiya’ya, Hollanda’ya, hatta Norveç’e gitmiş gibi hissetmesini sağlıyor. On dokuzuncu yüzyılda Paris kentinin sanatsal iklimini merak edenlerin en ünlü İzlenimci ressamın eserleriyle keşfedeceği Fransa, dönemin kent ve aile yaşamı, Fransa’nın zengin doğası okurun modernleşme sürecini zihninde görselleştirmesini sağlıyor. Bu kitap, Monet’nin üretimi üzerinden İzlenimci resimdeki görme biçimlerinin gelişimine ilişkin temel bilgileri sunuyor ve meraklı okurları Modernizm’in engin sularında ilerlemeye yüreklendiren ilk adımı atmalarını sağlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 17 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺36,00

İnsanın merak duygusundan filizlenen bilimin on beşinci ve on altınca yüzyılda Avrupa kıtasında hızla gelişmeye başlaması bir tesadüf değildi. Bu gelişimin temelinde metali altına dönüştürme çabasıyla simgelenen simya yatıyordu. Büyük ekonomik krizle yaşayan bazı hükümdarların ve yöneticilerin desteklediği simyacılar, farkında olmadan bilimsel düşüncenin neferleri haline geldiler ve İtalya başta olmak üzere kıtada Rönesans döneminin başlamasını sağladılar.

Prof.Dr.Nilüfer Öndin’in kaleme aldığı Rönesans ve Simya, insanın merak duygusunu harekete geçiren gizemlerin bilime ve oradan da sanata nasıl yansıdığını, uygarlık ve düşünce tarihinde önemli yeri olan bir dönemi nasıl başlattığını anlatıyor. Özenli ve anlaşılır bir dille yazılan kitapta felsefeden büyüye, matematikten kimyaya kadar Rönesans’a her yönüyle nüfus eden pek çok “mantıklı” ve mantık dışı” konuya değiniliyor. Prof.Dr.Öndin, her alanda öne çıkan ve gerek bilimsel gerek sanatsal gerekse okültik anlamda Rönesans’a damgasını vuran metinler, kişiler, olaylar hakkında bilgi veriyor.

Rönesans ve Simya, günümüz dünyasında mevcut güç dengelerinin tohumlarının atıldığı Rönesans’ı araştıran okurlar için farklı ve dinamik bir bakış açısı sunuyor. Yüzlerce görselle desteklenen metin, okurun söz konusu yüzyıllarda yapılan çalışmaları zihninde canlandırmasını sağlamakla kalmıyor içerdiği bilgilerde simyayı değerlendirirken daha geniş bir perspektife yönelmeyi de sağlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 279
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺47,20

Sanat tarihi, kültür tarihi ve estetik alanlarında kült metinlerden biri olan Soyutlama ve Özdeşleyim, yazıldığı ilk günden bu yana dünyanın hemen her yerinde temel kaynaklar arasında yer alıyor. Sanat tarihçisi Wilhelm Worringer’in yirminci yüzyılın hemen başında yazdığı bu eser, günümüz araştırmacıları için halen önemini koruyor.

Wilhelm Worringer, geliştirdiği ve psikolojiden referans alarak sanata aktardığı “soyutlama” ile “özdeşleyim” kuramlarını Grek sanatından Bizans ve İslam sanatına kadar çeşitli kültürel altyapılar temelinde ele alıyor. Bu yönüyle metin, yazıldığı dönemde tümüyle farklı bir bakış açısı sunuyor, aynı zamanda kısa bir süre sonra gündeme gelecek olan ve günümüzde “modern sanat” kapsamında ele alınan akımların düşünsel altyapısını teşkil ediyor. Soyutlama ve Özdeşleyim, modern sanat kuramı hakkında araştırma yapan sanat tarihçileri başta olmak üzere sanatın soyutlama ile özdeşleyim bağlamında nasıl okunabileceğini merak eden okurlara bugün de yol göstermeye devam ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 127
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺27,20

Avangardın davası, sanatı ve hayatı buluşturmaktır. Sanatın içinden toplumu dönüştürmeyi umar. 20. yüzyılda eleştirel bir kültürün kurulmasındaki en aykırı deneyimi oluşturur.

Bürger, iki dünya savaşı arasında tırmanan, dada, sürrealizm gibi avangard girişimler ve kışkırttıkları kuramsal polemikler ışığında, avangardın toplumsal, tarihsel suretini çıkarır. Avangardın modernizmle ilişkilendirilmesinde sürüp giden belirsizliği çözümler. Avangard Kuramı, 20. yüzyıl kültürü, sanatı ve edebiyatı üzerine incelemelerde bir eşik sayılır. Uyandırdığı tartışmalar hâlâ sürüp gitmekte ve avangardın sicilini zenginleştirmektedir.

1968 eylemleri avangardın belki sonu, belki de yeniden doğuşudur. Öyle veya böyle, avangard sanatın hayatındadır. Uyandırdığı umut ve tehdit etkisini sürdürür.

Peter Bürger Avangard Kuramı’nın bu yeni baskısına, kitabındaki tezleri yeniden yorumladığı “Avangardın Çelişkili Mirası” (2014) ve kitabı yazma sürecini anlattığı “Avangard Kuramı’na Giden Yol” (2015) başlıklı metinleri eklemiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 231
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺67,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 226
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺14,04
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 252
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺6,02

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 252
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺9,03

Tolstoy’un estetik ve sanata dair bu incelemesi ufkunuzu genişletecek, sanatı irdelemenize sebep olacak.

Sanat nedir, sanat ne işe yarar, sanatın niteliği ve niceliği ne olmalıdır sorularıyla kapsamlı bir bilgiye ulaşabilen bu eserle kadim sorularınıza bir parantez açacaksınız.

1898 yılında sansürsüz olarak yayınlanan ilk baskısı baz alınarak çevrilen eserde cesur yorumlarla sanat yolculuğuna çıkacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺31,50

Eleştirel mimarlık kuramı, 1990’ların ortalarından itibaren önemli ölçüde dönüşmüştür. Bu dönemde öne çıkan pratik-yanlısı hareket, mimarlık kuramını ütopik ideallerden ve hantal kültürel eleştirilerden uzaklaştırıp mimarlığın ve pratiğin gerçeklerine yöneltmiştir.

Yeni Bir Gündem İnşa Etmek, bu süreçte mimarların ve mimarlık kuramcılarının benimsediği çok sayıdaki yöntem ve yaklaşıma genel bir bakış sunuyor. Sayısal teknolojilerin mimari tasarım, üretim, maddesellik ve temsil süreçlerine etkisi; küreselleşme ve bilgi ağlarının içerimleri; sürdürülebilir ve yeşil mimarinin giderek artan önemi; yıldız mimar (starchitect) ve ikonik mimarlık olguları; mimarlık kuramının geleceği ve daha birçok konu, alanın seçkin isimlerinin ikonik makaleleriyle okuyucuya aktarılıyor. Her makaleye, onun tarihsel bağlamına ve önemine işaret eden –editör Krista Sykes’in kaleminden– bir de Sunuş yazısı eşlik ediyor.

Son yirmi yılın kilit önemdeki teorik metinlerini tek bir kitapta toplayan bu derleme, çağdaş mimarlık düşüncesi ve pratiğini kuşatan hararetli tartışmalar için bir zemin sağlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 642
En / Boy : 16,5 / 22,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺64,80

Turizmi canlandırma, hizmet sektörünü hareketlendirme, kentlerin kenar mahallelerini ıslah etme ve düşüşe geçmiş kentleri ayağa kaldırma gibi etkileri olan çağdaş sanat müzeleri pek çok ülkede desteklenen kurumlar.

J. Pedro Lorente’nin çağdaş sanat müzesi modelleri olarak nitelediği Paris’teki Musée des Artistes Vivant ve New York’taki Museum of Modern Art, 19. ve 20. yüzyıllarda sanatsal paradigmaları belirleyen kurumlar. Buralarda şekillenen sanatsal beğeni eğilimleri bazı ülkelerde taklit edilip bazılarında bütünüyle reddedilse de, müzecilik kriterlerine dönüştükleri kesin.

Çağdaş Sanat Müzeleri kitabında bu kurumların tarihini iki dönem olarak ele alan J. Pedro Lorente, çeşitli yaklaşımları sunup terminoloji konusundaki soruları cevaplayarak, çağdaş sanat müzesi kavramının zaman içinde geçirdiği değişimi tarihsel-coğrafi bir perspektife yerleştiriyor ve günümüzde kültür politikalarının nasıl belirlendiğini ortaya koyuyor.

J. Pedro Lorente Zaragoza Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde görev yapıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 346
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2016
₺29,52

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 116
En / Boy : 18 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .
₺20,50

Bu kitap, sanatın ne’liği üzerine kafa yoran filozof, düşünür ve sanatçıların metinlerinden oluşuyor. Sartre, Croce, Dewey ve Heidegger’e ait ilk beş metin sanatın ‘ne’liğine değiniyor; estetik alanına yeni tartışmalar getiriyor. Hemen ardından Taminiaux da Heidegger’in ‘Sanat Yapıtının Kökeni’ adlı önemli çalışmasının izini sürüyor. Adorno’nun yazısı, yakın arkadaşı Benjamin’in ‘Mekanik Yeniden Üretim Çağında Sanat Yapıtı’ adlı ünlü makalesine bir eleştiri niteliği taşıyor. Lukacs burjuvazinin bireycilik anlayışıyla, sulandırılmış bir gerçekçiliğin birbirlerini beslediğini; ancak, bunların perspektifsizliklerinin ortaya serilmesini ve alaşağı edilmesi gerektiğini savunuyor. Camus ise, gerek kapitalist gerek totaliter rejimlerin sanattaki yaratıcı dürtüyü öldürdüğünü ileri sürerek, her türlü dayatmacı zihniyete karşı başkaldırmayı öğütlüyor. Langer, bilimde ve sanatta soyutlamadan ne anlaşılması gerektiğine eğilirken; Greenberg ve Krauss ise ‘kiç’ konusuna el atıyorlar. Eleştirmen ve sanat tarihçisi Fried, minimal ve kavramsal sanat yanlılarının saldırılarına karşı, resim sanatının sözcülüğünü yapıyor. Kaprow doğal çevredeki insan eylemlerine, Smithson da başlıbaşına doğal çevreye dikkat çekerek, bir yandan sanata yeni alanlar önerirlerken bir yandan da galeri ve küratörlerin dayatmalarına nasıl karşı çıkılması gerektiğine kafa yoruyor. Buren, Atkinson ve Baldwin resim sanatının egemenliğine başkaldırırken, Manzoni ve Schier ise resim sanatının hâlâ söyleyecek bir şeyleri olduğunu savunuyor. Son olarak Rose, görsel bir imge olarak cinsel beden politikaları üzerine düşünüyor; yeni bir dille tarihin yeniden yazılması gerektiğine işaret ediyor. Topluca bakıldığında, kitaptaki metinler sanata ilişkin belli bir düşüncenin izini sürmekten çok, farklı düşünce ve yaklaşımları yansıtıyor, yeni açılımlar öneriyorlar. Sanatın Felsefesi, Felsefenin Sanatı ‘çağdaş sanat’ ve ‘düşünce’ konularında kafa yoranların, iş üretenlerin okuması gereken bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 364
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2004
₺89,30
Sanat ve Edebiyat, Freud'un yaratıcı sürecin ruhbilimsel yönleri üzerine yazdığı makalelerden büyük bir bölümünü bir araya getirmektedir. En başta Freud'un bir edebiyat eseri üzerine yayımlanmış en kapsamlı çözümlemesi olarak kabul edilen Wilhelm Jensen'in Gradiva romanına ilişkin yaptığı çalışma yer almaktadır. Ayrıca, Shakespeare, Leonardo da Vinci, Michelangelo, Goethe, İbsen ve Dostoyevski gibi diğer sanatsal ve yazınsal devlerin yapıtları ele alınmakta ve bir yaratıcı dehanın imgelemindeki kavrayışların nasıl aydınlatılacağını göstermektedir. Kitapta gündüz-düşleriyle düşlemin, yaratıcı süreçte oynadığı büyüleyici rol tartışılmaktadır. Shakespeare'in simgeciliği çözümlenmekte, sahne karakterlerindeki humor, suçluluk ve psikopati hakkında çözümleme yapılmakta, doğa üstü varlıklardan korkma gibi konular üzerine aydınlatıcı görüşlere yer verilmektedir. Freud'un, Leonarda da Vinci'nin eşcinselliğinin yapıtlarına nasıl yansıdığı konusundaki incelikli çözümlemesi ve Michelangelo'nun Musa heykeli ile belirsiz demonolojik nevroz sorunlarının altında yatan nedenleri ortaya çıkarması bu denemeler toplamının en önemli yazılarını oluşturmaktadır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 477
En / Boy : 13,9 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.1999
₺34,00

Sanatlar eğitiminde ve sanatlar eğitimbilimi alanında, öğretilecek olan sanatın kendisi mi, yoksa asıl amaç sanatlar yoluyla insanın eğitilmesi mi sorusunun tartışılmasıyla başlayan bu kitapta, önce sanatsal süreçlerde rol oynayan düşünme biçimleri, kısaca "sanatın dili" irdelenmektedir. 19. yüzyıldan başlayarak, sanatlar eğitimi kuramlarının gelişmesine ve sanatlar eğitimbilimindeki ilerlemelere katkısı olan belli başlı düşünsel ve kılgısal yaklaşımlar, daha çok Alman kültür alanı ile ilintili olarak gözden geçirilmektedir. Belli sanat dallarının, özellikle görsel-yoğrumsal (plastik) sanatların eğitimi kuramlarının ve yöntem biliminin ele alındığı bu incelemede, sanatların eğitimbilimsel öneminin vurgulanması da amaçlanmaktadır. Konunun, özellikle alandaki kuramsal çalışmaların pek az olduğu ülkemiz açısından ve günümüze olan uzantıları bakımından önemi bulunmaktadır. Sanat dalları öğretmenleri ve öğreticilerine, tarihsel kültür değişim ve gelişmeleri içinde, sanat ve eğitim ilişkilerine, sanat bilimi ve kuramlarına ilgi duyanlara seslenen bu yapıt, temel bir başvuru kitabıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 219
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2010
₺59,50

Elinizdeki çalışmada Prof. Dr. Henry Bacon, ünlü yönetmen Visconti'nin tüm filmlerini, çevrildikleri döneme hakim olan kültürel, tarihsel ve biyografik bağlamlar çerçevesinde incelemektedir.

Visconti'nin güçlü görselliği, yazınsal bir eseri görüntülerle anlatabilmedeki üstün becerisi, ele aldığı karakterleri belirli bir dönem içinde, doğal gelişimleriyle birlikte sunması ve daha birçok özelliğini çalışmasının merkezine alan bu yapıt, Visconti'yi on dokuzuncu yüzyıl roman ve opera anlatım geleneklerinin yirminci yüzyıldaki mirasçısı ve bu anlatım türlerinin yenilikçisi olarak sunmaktadır.

Yönetmenin her bir çalışmasının büyük bir özen ve incelikle işlendiği bu inceleme, yönetmenin yaşam, sanat ve güzellik için beslediği yoğun duygularla, ölüm ve çürüme karşısında duyduğu hayal kırıklığı ve acı verici farkındalık arasındaki iki oyunu gözler önüne sererken yönetmenle eserleri arasındaki organik bağı da açımlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 414
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺42,50
Lukacs'ın, "Estetik" adlı yapıtının üçüncü cildi, genel planda estetiğin genel bir kategorisi olarak katharsis'e ayrılmıştır. Burada önce, kendi için varlık niteliğiyle sanat yapıtı (sanat yapıtının biriciklik niteliği, öyle-oluş konumu vb.) irdelendikten sonra, estetik mimesis'in uç sorunları ele alınmaktadır. Bu sorunlar müzik ve hoşa giden'in sorunlar çevresi olmak üzere iki bölümde incelenmektedir. Müzik, tarihsel gelişme süreci içersinde yansıtılırken, bu sanat dalında gerçekçilik konusu, ağırlık noktasını oluşturmaktadır. Hoşa giden'in sorunlar çevresi bölümünde ise alımlama, alımlamanın estetik bakımından önemi, salt "hoşa gitme" olgusu ile estetik düzey ve sanat yapıtı arasındaki bağıntılar irdelenmektedir. Bu bölüm, aynı zamanda dördüncü ve son cildin ilk bölümü olan doğadaki güzel kavramına geçiş niteliğindedir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 196
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2001
₺25,50

George Lukacs, "yaşamının yapıtı" diye nitelindirdiği "Estetik" üzerine yarım yüzyıldan fazla çalıştı. Bu çalışmayla gerçekleştirmek istediği temel amaç, toplumcu düşünce alanında ileri sürülmüş ve estetiğe ilişkin tüm görüşleri tek bir toplumcu estetik kuramının çatısı altında toplayabilmekti. Lukacs, bu dev yapıtını "Estetiğin Özyapısı", "Sanat Yapıtı ve Estetik Davranış" ve "Toplumsal-Tarihsel Bir Olgu Olarak Sanat" başlıklarını taşıyacak üç bölümde hazırlanmıştı. Bu iki cilt olarak yayımlanmıştı. Bu iki ciltlik yapıt, yazarın sağlığında kendi denetiminde yeniden gözden geçirelecek dört cilde bölündü. Türkçe'ye aktarılan metin, işte bu yapıttır. Benjamin, Adorna ve Lifschitz gibi çağımızın en önemli estetik kuramcıları, temelerini doğrudan Lukacs'da bulurlar. Lukacs, kendi estetik kuramını oluşturuken Epikür, Bacon, Spinoza, Vico, Diderot, Lessing ve Goethe'den Hegel'e Marx'a, Engels ve Lenin'e değin uzanan binlerce yılık bir düşünce mirasını değerlendirir. Sanatın konumunu, insanoğlunun çabalarının bütünü açısından saptar. Sanatın toplumsal-tarihsel gelişmesini sergilerken, tarihöncesindeki büyü dönemine değin uzanır ve estetik "katharsis"in insanı insan olmanın bilincine vardırmasını anlatırken, bir yandan geçmişi, bir yandan da günlük yaşamı çıkış noktası alır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 276
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .1999
₺34,00

20. yüzyılda baş döndürücü bir ivme kazanan kiç, toplumsal yapıda geniş bir yer bularak hem kiç ürünlere meşru bir zemin oluşturmuş, hem de kendi başına bir sanat alanına dönüşmüştür. Kiç sanat, kendi içinde tanımları, özellikle de var olan sanatsal yapıyı kullanarak, bunların biçimsel uygulamalarını kendine dönük, kolay algılanabilir ve taklit edilebilir kılarak, yeni bir varlık alanı sağlamıştır. Kiçin bir sanat alanı olduğu, hümanistik psikolojinin yarattığı insan ve insanlık anlayışı açısından kabul edilebilir durumdadır. Fakat aydın insan ve gerçek sanatseverin kiçi sorgulaması bitmemiştir ama biçim değişmiştir. Artık sorgulama ‘sanat mıdır, değil midir?’ şeklinde değil, ‘ne kadar sanattır’ şeklindedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 109
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2009
₺76,50

Küresel imparatorluk ve sözcüleri pervasızca ilerliyor, buna da özgürlük diyorlar. Doğru; bu, onların özgürlüğü - maruz kalanlarınsa tutsaklığı! Küresel imparatorluk dünyayı kocaman bir mağazaya çevirdi. İstediği gibi hareket edebilmek için, kıskacına aldığı her ülkeye, her kuruluşa, her iktidara bir rol vermiş durumda. Türkiye’de devlet üniversiteleri dinci ve milliyetçi muhafazakârların; özel üniversiteler sermayenin denetiminde. Karar sahipleri tavizsiz itaatkârlık bekliyor. Özgürlük, bir yanılsamadan ibaret. İlk ve ortaöğretim kurumlarının hemen hepsi gerici kadrolara emanet. Özel okullar, yine sermaye düzenine hizmet ediyor. Sağlık sistemi de öyle. Paran yoksa eğitim ve sağlık hizmeti de yok. Millî ve ahlâkî hassasiyetler bahanesiyle özgür düşünce rafa kalkmış durumda. Sanat ve felsefe dersleri gereksiz, sakıncalı; ama din ve ahlâk dersleri zorunlu. Eleştiri ve düşünme yasak; inanç, tevekkül ve itaat zorunlu! Ve bu, özgürlük olarak pazarlanıyor! Her türlü uyuşturucu inanç ve davranışı sorgulayan, eleştiren ve çomak sokanlar öteden beri iktidarlar tarafından sakıncalı sayıldı, sayılıyor. O halde, sakıncalı olmanın zamanıdır. Amerikan dostu iktidar bir yandan bireyleri dinî ve ahlakî hassasiyetler motifleriyle süslü bir örtünün altına sokmaya çalışıyor; bir yandan da ruh sağlığını bozmadan tecavüz eden din bezirgânlarına ortam hazırlıyor. Kendisi gibi düşünmeyenlere, eleştirenlere ‘edepli ol edepli!’ ya da ‘artistlik yapma lan!’ diyor; hatta açıkça tehdit ediyor. O halde, artistlik yapmanın, edepsiz olmanın zamanıdır. Evet, Picasso’nun dediği gibi: "Sanat asla edepli olmamıştır. Zaten edepli olsaydı sanat olmazdı."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 108
En / Boy : 17 / 22,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 1.2011
₺76,50

İnsanın sanat serüveni de tıpkı insanın tarih boyu evrimi gibi geçmişle sürekli bir iletişim ve etkileşim halindedir. Sanat İçgüdüsü, insanın sanatsal yaratımın izlerini süren, bulduğu izleri makul bir çerçeve içinde tartışan eşsiz bir çalışma. İnsanın sanat eserlerinden zevk almasının temellerinin de sorunsallaştırıldığı kitapta disiplinler arası bir stratejiye yaslanılarak, geniş bir alanda sanatın işlevi gözler önüne seriliyor.

“Bu kitaptaki amacım en başından sanatın genel niteliklerini evrilmiş adaptasyonlar olarak açıklamaktı. Standart kanona tekrar tekrar göndermeler yapmış olsam da, alt uçtaki popüler sanat diye görmezden gelinebilecek şeyleri de analize dahil etme niyetiyle yazdım. Eğer analizim doğruysa, uyku vakti hikâyelerinden, Susam Sokağı’ndan ve gençlik edebiyatından televizyon dizilerine, aşk romanlarına ve formüllerle yazılmış Hollywood filmlerine kadar uzanan sanat eğrisi hakkında daha anlamlı bir tartışma yürütmemize olanak tanıyacaktır.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺60,90

“24 Ekim 1975 tarihinde Innsbruck’taki Krinzinger Galerisi’nde dikkat çekici ve düşündürücü bir olay meydana geldi. Yugoslav sanatçı Marina Abramovic Lips of Thomas isimli performansını gerçekleştirdi. Performans, sanatçının kıyafetini tamamen çıkarmasıyla başladı. [...] Abramović ayağa kalktı ve kendi fotoğrafının asılı bulunduğu duvara doğru gitti. Sırtını duvara, yüzünü de seyircilere dönerek bir tıraş bıçağıyla göbeğine beş köşeli bir yıldız kazıdı. Kanlar fışkırıyordu. Sonra kırbacı eline aldı, seyirciye arkası dönük bir vaziyette kendi resminin altında diz çöktü ve sırtını çok sert bir şekilde kırbaçlamaya başladı. Kanayan kamçı izleri görünüyordu. Hemen sonrasında kollarını tamamen açarak buz kalıplarından oluşan bir çarmıhın üzerine yattı. Tavandan göbeğine doğrultulmuş elektrikli bir ısıtıcı asılıydı. Isıtıcının sıcaklığı vücuduna kazınmış yıldızı yeniden kanattı. [...] Bu eziyeti bozmaya hiçbir niyeti olmadan buz çarmıhının üzerinde otuz dakika daha kaldıktan sonra seyirciler onun çektiği acıya artık daha fazla dayanamadılar. Buz kalıplarına doğru hızlıca gittiler, elleriyle sanatçıyı çarmıhtan kaldırıp uzaklaştırdılar. Böylece seyirciler performansı sona erdirmiş oldular.”

Erika Fischer-Lichte Performatif Estetik ile özne-nesne ikiliğini doğuran geleneksel yapıt kavramı yerine seyircileri de kapsayan sanatsal olayların günümüz sanatı için belirleyici olduğunu savunmaktadır. Fischer-Lichte’nin kuramı hem geleneksel tiyatroyu hem de diğer sanat dallarını performatif bir düzlemde baştan aşağı yeniden değerlendirir. Performatif estetik sadece sanatçılar ve alımlayan kişiler, oyuncular ve seyirciler arasındaki ayrımı ortadan kaldırmaz, aynı zamanda sanatta varsayılan sınırları aşarak onun kültürel, siyasi ve sosyal alanlara nüfuz etmesini olanaklı kılar. Sanat ancak bu şekilde geçişken ve bir daha tekrarlanamayan olaylar biçiminde kavrandığı sürece bireysel ve toplumsal dönüşüme özgül bir katkı sunabilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2016
₺70,90

Resmin biçimsel yapısı, organik bütünlüğünü oluşturan temel öğe ve ilkelerin kompozisyonda nasıl organize edildiğini cevaplarıyla ortaya koyan "yapısalcı (teknik-biçimci)" eleştiri ile açıklanır. Sanatçının eserini yaratırken kullandığı temel öğe ve ilkeler, o eserin biricik olmasını sağlayan bütünün de parçasıdır. Bütünün parçası olan bu elemanların, kuramsal olarak belli açıklamalara sahip olmuş olsalar bile, sanatçının bu kavramlara yüklediği anlam ve/veya kullandığı imgelerle değişebileceği, yeni an-lamlar ve alternatifler sunacağı açıktır. Her eserde yeni bir anlam ve biçim bulmuş olan bu altyapı elemanları, eserin kendi varoluşu içinde ele alınıp değerlendirilmeli. Bu nedenle resmin biçimsel olarak çözümlenmesi, her resim için aynı soruların sorulmasını gerektirirken alınacak cevaplar değişkenlik gösterebilir. Kitapta çözümlemesi yapılan resimler, Ön Rönesans döneminden başlayarak Aydınlanma Çağı’na kadar geçen süreci kapsıyor. Bunun yanı sıra neoklasik dönem eserlerinden örnekler de yer alıyor. Yazar bu tarihsel çerçeveyi, eleştiri yöntemlerinin sanat kuramları ile olan bağlantılarını göstermek için kuruyor. Çözümlemesi yapılan resimler, uzun yıllar sanatın biçimlenmesinde söz sahibi olan "Yansıtma Kuramı"nın etkilerinin ve sonuçlarının görüldüğü örnekler arasında yer alıyor. Aralarında Giotto, Botticelli, Bosch, Dürer, Giorgione, Leonardo, Michelangelo, Raffaello, El Greco, Caravaggio, Zurbartan, Rembrandt, Poussin, Fragonard, Watteau, David ve Guerin gibi pek çok sanatçının eserlerinin yer aldığı çözümlemeler, üslupsal özelliklere dair gerekli bilgi akışının yanı sıra sanatçıların sanata yaklaşımı, onu aktarması ya da yorumlaması konusunda açıklayıcı bilgiler içeriyor. Akademisyen ve ressam olan yazar, kitapta okura bir resmi biçimsel yapısından hareketle nasıl değerlendirebileceğinin ipuçlarını veriyor. Her ne kadar kitabın anateması, resimle karşı karşıya gelen izleyicinin estetik duyumunun biçimsel nedenlerini ortaya koymak olsa da, sanat eğitimi alan bireylere bu konuda ışık tutacağı ve resim sanatına kazandıracakları yeni eserlerde yol gösterici olacağı da açıktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺63,90

Kurumlar Nasıl Düşünür?, Mary Douglas’ın 1985 yılında verdiği bir dizi konferansın kitaplaşmış hali.  Douglas, toplumsal hayatın en sancılı konularından biri olan kurum-birey ilişkisini dinamik bir şekilde, sürekli yeni sorular sorarak ele alıyor.
 
·     Kurumlar hangi şartlar altında ortaya çıkar, gelişir ve bir otorite haline gelir?
·     Bireysel kararlarımızı ne ölçüde kendimiz alıyoruz ve “düşünme faaliyeti”ni ne ölçüde kurumlara devrediyoruz?
·     Kurumlar, toplumsal hayattaki etkili rollerini nasıl gizlerler?


“Bireyler temel adalet konusunda aynı fikirde olmadığında yaşanılan en çözümsüz çatışmalar, bağdaşmayan prensipler üzerine kurulmuş kurumlar arasında gerçekleşir. Çatışma ne kadar ciddiyse düşünme işinin çoğunu kurumların yaptığını anlamak da o kadar kolaylaşır. Uyarı fayda etmeyecektir. Ayrımcılığa karşı yasalar çıkarmak fayda etmeyecektir… Kadına uygulanan şiddete ve çocuk istismarına karşı vaaz vermek, alkol veya uyuşturucu istismarına, ırkçılık veya cinsiyetçiliğe karşı vaaz vermekten daha etkili değildir. Sadece kurumları değiştirmek işe yarayabilir. Bireylere değil kurumlara hitap etmeliyiz, ve sadece kriz anlarında değil, sürekli olarak.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺30,80

İnsanları daha güzele, daha iyiye, üretken bir kardeşlik temelinde daha aşkın değerlere ve dingin bir yaşama taşımak amacı, demokrasi ve sanatı dayanışmacı birer dost kılar. Ne ki, demos kendi gücünü bir farkındalık içinde ve kendisinde omurgalaşmadıkça, demokrasi de kırgınlaşan ve iğfal edilmeye karşı dirençsizleşen bir yapı sergiler. Sanat ise, demokrasi olmadan da kendisini var edebilmenin binlerce yıllık tarihini içinde taşımaktadır. Hatta demokrasi kapaklanıp gerilediğinde sanat, demokrasiye olan dayanışmasını, yoldaşlığa dönüştürür; karanlık arttıkça, bayrağını büsbütün dikleştirir. Tiranın gözünde ise demokrasi de, sanat da iktidarını tehdit potansiyeli barındıran iki düşmandır.

Buyruk ve İtaat
Kapitalizmin iktidar örgütlenmesi olarak "Yönetim"den, "Yönetim"e
STÖ’leri tersten okumak
Toplumsalın dönüştürülmesi
İdeoloji prizmasında "Ben" ve "Öteki"
Sanat, iktidar ve demokrasi
Ortadoğu kültürel kozmogonisi açısından buyruk
Sanat ve yaşam
Modern şiirde dil, anlam ve diyalektik
Eleştiri ve estetik
Sanatta anlam yitimi
Edebiyat ve barış


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 364
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2006
₺27,90

Lev Nikolayeviç Tolstoy (1829 - 1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş gibi romanların büyük yazarı, ömrünün son otuz yılında kendini tümüyle kuramsal çalışmalara vermiş, insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, sanat, estetik gibi konular üzerinde yazmaya yönelmiştir. Sanat Üzerine, Tolstoy’un kuramsal yapıtları arasında dikkati çekici bir yere sahiptir. İlk kez 1897’de yayımlandı. Rusya’da hep sansüre uğradı. Sansürsüz ilk baskısı 1898 yılında Londra’da, İngilizce olarak yapıldı; Tolstoy da bu baskıya bir önsöz yazdı. On beş yıllık yoğun bir çalışmanın ürünü olan Sanat Üzerine yazarın üzerinde en fazla uğraştığı yapıtıdır. Mazlum beyhan (1948); Yayımlamış olduğu Dostoyevski'den Suç ve Ceza ve Budala, Tolstoy'dan Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik ve Gogol'dan Arabeskler benzeri çalışmalar düşünüldüğünde, Beyhan, hiç tartışmasız son 35 yılın en önemli Rus edebiyatı çevirmenlerinden biridir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 378
En / Boy : 13 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺103,90

Tango neden bütün dansların içinde özel bir yere sahiptir?

Yoksul mahallelerden çıkıp kentin lüks salonlarına dalabildiği için mi? Bedenleri buluşturup, acıyı ve sevinci aynı ateşte eritebildiği için mi? Tango cinsellik midir, yoksa güven duygusu mu? İlgi görmek, etrafındaki kişilerle iletişimde bulunmak mı?

Ahşap bir zemin üzerinde tesadüfen yürürken, birkaç küçük tango adımı atma dürtüsü nereden gelir? Gardrobunuzda baskın renk olan “tango siyahı” sayesinde kendi potansiyelinizi ortaya çıkarmanın, kendinizi gerçekleştirmenin mutluluğu mudur bu? En yorgun, uykusuz ve bitkin halinizde bile beyninizin içinde tango yapabilmenin hafifliği mi?

Bir tango süresince yaşadığınız “kaybolma ve bulunma” duygusu sayesinde artık hep tangoyla varolacağınızı bilirsiniz. Elinizdeki kitapta Yeşim Narter bu duygunun dünyasını anlatır.

Yılların deneyiminden beslenen Yeşim Narter, okurları Arjantin’den alıp Türkiye’deki tangoya kadar geniş bir alanda, ağır ve ritmik adımlarla dolaştırıyor. Tangonun bir dans ve müzik türü olmanın ötesinde, birbirimizle ve dünyayla iletişim kurmanın sanatsal bir yolu olduğunu gösteriyor. İnsanı mutlu hissettiren iki temel öğeyi, “ritim” ile “dokunuş”un mükemmel birliğini dile getiriyor.

Tango, yalnızca bir dans değil fiziksel, duygusal ve ruhsal varlığımızın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilen bir varoluş biçimidir. Kendini tanımanın ve ifade etmenin en güzel yolu.

Tangonun kökeni hakkında üretilmiş pek çok iddiadan birini de Arjantinli yazar Borges dile getirir:

Bilgi kaynaklarımın tümünün hemfikir olduğu gerçek şudur ki; tango genelevlerde doğmuştur. Dansının şehvet ve cinsellik taşıyan hareketleri, sözlerinin içerdiği müstehcen imalar, mahallelinin ayartıcı ve baştan çıkarıcı bulduğu bu müzik ve danstan kızlarını uzak tutmaları, öğrenme / öğretme, pratik ya da gösteriş amacıyla sokak aralarında erkek erkeğe yapılan figürler, bütün bunlar da tangonun nerede doğduğuna dair birer gösterge niteliği taşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 252
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺51,90

Senaryo kitaplarıyla sinema okurunun gönlüne yerleşen Linda Seger, bu kitabında da iyi yazılmış bir senaryonun nasıl daha harika ve ödüller alacak bir düzeye çıkarılacağının ipuçlarını anlatıyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺51,00

Sanatçı, ister bir dahi olsun ister bütün zamanların en büyük yaratıcısı, sonuçta aynı havayı soluduğumuz  benzer çelişkilerle boğuştuğumuz bir insandır. Sanat ve edebiyat filozofu Tzvetan Todorov, bir sanat eserinin ilettiği mesaj ile yaratıcısının hayat tarzı ve gündelik yaşamı arasındaki ilişkiyi irdeleyerek çoğu zaman unutulan bu basit ve temel gerçeği son derece yalın ve berrak bir dille hatırlatıyor.

Genelde hepimiz gibi “geçinmek için” eser üretmek zorunda olan sanatçının gündelik yaşamla ilişkisini büyük ressam Rembrandt örneğini ele alarak aktaran Todorov, gerek ressamın tablo ve gravürlerinden bize uzanan insani değerleri gerekse sıradan bir hayat süren bu aynı kişinin eşleri, çocukları, yakınları ve komşularıyla arasındaki ilişkiyi gözler önüne seriyor. Ya Sanat Ya Hayat, aslında eserin de sanatçının da aynı hayatın içinden beslenerek karşımıza çıktığını gösterirken ikilemi tersine çeviriyor: Hem sanat hem hayat!

Kitabın ikinci bölümünde ise, bu kez bambaşka bir noktadan, sanat ile ahlak arasındaki yüzlerce yıllık çatışmadan yola çıkan Todorov, Iris Murdoch üzerinden dünyaya, hayata duyulan sevginin hem sanatın hem de ahlakın temelinde yattığını gösterirken, yine hem sanat hem hayat demektedir.

Bunca karmaşa ve kafa karışıklığı içinde yaşadığımız, sanatla hayatın bağını çoğu zaman kaçırdığımız günümüzde, ayakları sağlam bir zemine basan açık ve net çözümlemeler, yorumlar okumak, hayata ve sanata yeniden inanç duymak isteyen herkese...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺44,90

Jacques Lecoq çağdaş tiyatronun en önemli isimlerinden biri. Kelimenin gerçek anlamıyla bir usta, eğitmen. Eskiden öğrencisi olmuş dünyanın çok farklı yerlerinden gelen sayısız oyuncu, yönetmen, yazar ve senografa ilham verdi. Peki kimdir Jacques Lecoq? Paris’teki okulunda önerdiği tiyatro eğitiminin hedefleri ve yöntemleri nelerdir? Şiirsel Beden, bu sorulara yanıt veriyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Fransa’da beden eğitimi dersleri veren Jacques Lecoq spor aracılığıyla bedenin nasıl hareket ettiğini, nasıl örgütlendiğini araştırdı. Sonraki yıllarda İtalya’da keşfettiği commedia dell’arte, mim ve diğer hareket biçimleri Jacques Lecoq’u derinden etkiledi, Paris’e geri döndüğünde açacağı okulun temellerini oluşturdu.

Şiirsel Beden’de, Jacques Lecoq doğaçlama, oyun, maske, hareket ve jeste bakışını, tiyatro anlayışını bizimle paylaşıyor. Nötr maskeden, karakter maskelerine ve karşımaskelere, bufonlardan akrobasiye, insanlık komedisinden clowna okuyucuyu okulun pedagojik yolculuğuna çıkarıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺59,30

Her zaman olduğu gibi, günümüzde de insanlar, başkalarının yaşamına ilgi duymakta. Bu yüzden, otobiyografiler, biyografiler, anı kitapları çok satanlar arasına giriyor. Sanatçı, bilim insanı, tarihsel/politik özne vb. pek çok kişinin yaşamı ya da yaşamlarının bir kesiti filmlere, oyunlara konu oluyor. Bu kitapların okurları, bu filmlerin/oyunların seyircileri, onlarla kendi yaşamlarını da anlamlandırıyor; bitimliliğe, unutuluşa, amaçsızlığa bir nebze de olsa teselli buluyor. Anımsamanın kendisi kadar, hangi formda olursa olsun onu anlatmak, aynı zamanda bir kurgulama eylemine karşılık geliyor. Yaşamın içindeki durumlar, duygular, kişiler anımsanan/anlatılan andan düzenleniyor ve bir amaç kazanıyor.

İşte bu kitapta, anımsama/anlatma eyleminin doğasını, belirleyenlerini gözler önüne sermek hedefleniyor. Biyografi ve biyografik dram yazını odağa alınarak gerçeğin, öznelliğin, tarihin nasıl metinselleştirildiği çözümleniyor. Bu yapılırken, günümüzü belirleyen kuramsal tartışmaların yanı sıra, tarih, otobiyografi, roman, tarihsel roman, tarihsel ve belgesel oyun gibi farklı türlerin biyografik olanla ilişkileri de inceleniyor. Yaşam yazınına/dramına bakmak, gerçeklik algımızın nasıl biçimlendiğini anlayabileceğimiz bir prizma etkisi yaratıyor. Yaşamış öznelerin hayat hikayeleri ülkemizde de çok ilgili çekmekle birlikte dilimizde, bu tür üzerine incelemeler bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu kitapta biyografi türünün kuramı, tarihçesi, diğer yazınsal türlerle ve sosyal bilim alanlarıyla etkileşimleri, biçimsel özellikleriyle de ele alınıyor. Kitap, biyografik dram üzerine ise ülkemizde yapılan ilk çalışma olma özelliğini taşıyor. Amadeus’dan Galileo’ya, Edith Piaf’dan Cahide Sonku’ya tanınmış pek çok kişiyi ele alan oyun örnekleri, biyografik dramın anlatım yapısını, gerçekliğe ve özneye yaklaşımını ortaya çıkartacak bir şekilde inceleniyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺71,30

Fotoğrafın dili, sözü ve sesi üzerine yazılmış, kolay anlaşılır bir rehberdir.

Bağlam ve Anlatı, doğru ve ilham verici teknikleri ve yöntemleri, kendi fotoğraflarınıza uygulamanıza yardım edecek izleği ve ipuçlarını, başarılı bir şekilde sunuyor. Fotoğraf, izleyici, konu, anlatı, göstergeler, semboller ve metin konularının ekseninde gelişen kitabın ilk üç bölümü fotoğrafçı, konu ve izleyici arasındaki üçgeni inceliyor. Son üç bölümde ise görsel dilin bağlamsal ve anlatısal özellikleri ele alınıyor.

Bağlam ve Anlatı size, özgün ve etkili fotoğraflarda bağlamın önemini; öğrenciler ve öğretmenlerin konuları incelemek için kullanabilecekleri vaka incelemelerini; profesyonel, amatör ve öğrenci fotoğraflarından çok geniş bir seçkiyi birden sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 23 / 16
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 3.2015
₺140,00

İyi bir öykünüz olabilir, inanılmaz karakterler yaratmış, harika bir fikri müthiş bir sona taşımış olabilirsiniz ama karakterleriniz konuşamıyorsa elinizde sadece kötü bir senaryo var demektir. Elinizdeki kitap, günlük konuşma dilinden başlayarak, tüm senaryo türleri için etkin ve doğru diyaloglar yazmanın yollarını, sık düşülen hataları gösterip, kolay ulaşılabilecek örneklerle de destekleyerek yazılmış, hızlı ve pratik bir kılavuz niteliği taşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2015
₺48,90

"Her sanat eseri, çağının çocuğu ve pek çok durumda duygularımızın kaynağıdır. Bundan da anlaşıldığı gibi, uygarlığın her dönemi, asla tekrarlanamayacak olan, kendine özgü bir sanat meydana getirir. Geçmişin sanat ilkelerini canlandırma çabaları en fazla ölü bir sanat doğurur. Eski Yunanlılar gibi yaşamamız ve hissetmemiz olanaksızdır. Aynı şekilde, heykelde Yunan metodlarını takip etmeye çalışanlar, yalnızca bir form benzerliği elde ederler, eser sonsuza değin ruhsuz kalır."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2015
₺48,90

Beat Kuşağı sineması diye bir adlandırma yapmak her ne kadar yanlış olursa da onlar üzerine çekilen filmlere bu tanıyı vermektense onların yarattığı sinematik kavramlara bu adla yönelmek aklı başında bir iş olacaktır. Kapitalist safsataların ve teenage güruhun vızıldamalarının dışına çıkıldığında daha çok küçük ve alt bir yönetmen sineması ile başbaşa kalırız ki kuram babında azının üretkisinden söz edilebilir. Bu anlamda Balch’ın Burroughs ve Gysin temelli ortak sinemalarının dışında (cut-up) geriye bir bütün sergileyen ve sözde kalmayıp filmografisini de ortaya koyan neredeyse tek isim özellikle söz konusu bütünsellik olduğunda- James Borughton’dur. Zen ve Tao referanslı şiirsel bir sinema örgüsüdür onunkisi.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 140
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2014
₺29,90

Şu andaki biçimi bakımından bu dünya,

Mümkün olan tek dünya değildir...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺29,90

Sanatın Gramları, sanat alanında çeşitli disiplinlerin yan yana gelmeye başladığı disiplinleraşırılık ile ilgili olarak sanatın ağırlığına bakmaktadır. Burada Gramlar aynı zamanda katmanlar olarak durmaktadır; üst üste gelen ve katmanlar arası zaman-ışırı bir ilişkiyi meydana getiren bu durum sosyal bilimler ve sanatlar arasındaki yatay geçişli alakayı oluşturmaktadır. Her bir gram zamanın içinde bir ağırlığa sahip olacaktır; zaman içinde anlamlanacak ve anlamlarını çoğaltacaktır, veya başka yeni anlamlara doğru çekilecektir. Bu nedenle, pratiklerden yola çıkarak meydana gelen sanatın gramları "hem teorik hem pratik" pratikleri yan yana eklemekte ve ele almaktadır. Bir bakıma teorinin söylemden veya yazıdan ayrı olduğunu idda ederek, teorinin çok popüler bir mesele olamayacağı iddiasına karşın teorinin kendisinin bir pratikten yola çıkmakta olduğunu bize göstermektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2010
₺29,75
1 2 3 4 >
Çerez Kullanımı