Ahmet Kutsi Tecer'in, Anadolu'nun keşfedilmemiş yahut ihmal edilmiş değerlerini hatırlatan o meşhur şiirine atıfla, 'orda bir yer var uzakta…' demekten kendimizi alıkoyamıyoruz, konu Ardahan olunca… Coğrafi uzaklığının getirdiği yalıtılmışlığı derinden yaşayan Ardahan'a dair pek az çalışma vardır. Bu bakımdan, Ardahan'ın değer ve potansiyellerini açığa çıkaracak, kayda geçirecek her türlü çalışma önemlidir.

Bu bağlamda, elinizdeki kitabın hazırlanmasındaki temel amacımız; Ardahan'ın kronik sorunlarının yakından incelenmesinin yanı sıra, ilin hâlen bakir sayılabilecek pek çok değerleri, varlıkları ve potansiyelleriyle ilgili geniş ve ayrıntılı bir bilimsel literatür oluşturabilmektir. Nitekim Ardahan; taşıdığı kadim birikimi ve somut ve soyut zenginlikleriyle, ülkemizin kalkınmış mekânlarından biri olmaya muktedir, geçmişten günümüze özü her daim gür, kıymetli ve güzide bir Anadolu toprağıdır.

Bu bağlamda kitap, Ardahan siyaseti, tarih ve arkeolojisi, sosyo-ekonomisi, hayvancılığı ve arıcılığını ele alan ve değerlendiren 21 bilimsel makaleden oluşmaktadır. Ancak Ardahan ili, pek çok varlık ve potansiyeli ile tek bir kitapta bütünüyle tüketilemeyecek ölçüde geniş bir değer spektrumuna sahip olduğundan Ardahan Değerlemeleri -I- serimizin ilk kitabıdır. Siyasal aktöründen, yerel yöneticilerine; bilim adamından sıradan vatandaşına kadar çok farklı kesimlerin ilgisini çekebileceğine inandığımız bu kitabın, disiplinlerarası niteliği ile alandaki çok büyük bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 542
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺81,00

Kültür ve Emperyalizm, Edward W. Said’in Şarkiyatçılık’la başladığı tasarının bir parçası: Bir yandan kültürün, Batı “yüksek kültürü”nün emperyalizmle ilişkisini sorguluyor, bu ilişkiyi ortaya çıkarmaya çalışıyor; bir yandan da maruz kalanların, sömürgeleştirilenlerin emperyalizme düşünsel ve edebi direnişlerini inceliyor.

Kitaptaki incelemeler Batı romanı ve müziğine; Joseph Conrad, Jane Austen, Charles Dickens, Rudyard Kipling, Albert Camus, André Gide gibi yazarların yanı sıra Verdi’nin Aida’sına yoğunlaşıyor. Ele alınan yapıtların emperyalizme (varsa) neler borçlu olduğunu, içinde yer aldıkları emperyal dünyayı, sömürgeleri, sömüren ile sömürülen arasındaki ilişkileri ne ölçüde ve nasıl yansıttıklarını, yansıtmadıkları takdirde neleri görmezden geldiklerini gösteriyor, romanı (ve sanatı) “dünya”ya bağlayan hatları vurguluyor. Bunu yaparken de yapıtların estetik değerini küçültmemeye özellikle özen gösteriyor.

Öte yandan İngiliz ve Fransız emperyalizmine maruz kalmış eski sömürgelerde gelişen kurtuluş ve bağımsızlık mücadelelerine eşlik etmiş antiemperyalist düşüncelerin, kuramsal ve edebi tepkilerin içeriklerini araştırıyor ve ulusçuluk, yerlicilik gibi ideolojilerin zaaflarını ve sömürgelikten çıkmış ülkelerdeki “iktidar patolojileri”nin sonuçlarını ele alıyor. Said, her iki dünyaya mensup ama ikisine de tam ait olmayan biri olarak, bir yanda tahakkümün öbür yanda “içine kapanma”nın alternatifi üstüne düşünüyor.

Karşılaştırmalı edebiyatın yanı sıra emperyalizm, dünya siyaseti ve kimlik politikalarına kafa yoranlar için.

YAZAR HAKKINDA: Kudüs doğumlu olan Edward W. Said (1935-2003) Kahire Victoria Koleji’nde, Massachusetts Mount Hermon School’da ve Princeton ile Harvard Üniversitelerinde eğitim gördü. 1963’ten itibaren Columbia Üniversitesi’nde İngilizce ve karşılaştırmalı edebiyat dersleri verdi. 1974’te Harvard’da Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde konuk öğretim üyesi olarak, 1975-76’da Stanford Davranış Bilimleri İleri Araştırmalar Merkezi’nde burslu araştırmacı olarak, 1979’da da Johns Hopkins Üniversitesi Beşeri Bilimler Bölümü’nde konuk öğretim üyesi olarak bulundu. Arab Studies Quarterly’de editörlük yaptı; New York’taki Dış İlişkiler Konseyi, Amerikan Sanatlar Akademisi ve PEN yönetim kurulu üyeliklerini yürüttü. 1976’da Harvard Üniversitesi Bowdoin Ödülü’nü, 1994’ te de Lionel Trilling Ödülü’nü aldı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 464
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺73,50

Terry Eagleton, sömürgecilikten ve onun neredeyse ideolojik kılıfı olarak ortaya çıkan antropolojiden sanayi Avrupa’sına, Alman Romantiklerinden Britanya işçi sınıfına, İrlandalı devrimcilerden kültür endüstrisine, Jakobenlerden 11 Eylül'e ve neoliberal üniversitenin postmodern kültür kuramcılarına uzanan geniş bir yelpazede, modernliğin başlangıcından günümüze uzanan dönemde, kültürün serüvenini kapsamlı bir yaklaşımla ele alıyor.

Eagleton’a göre postmodern kültürel farklılık, çeşitlilik ve kapsayıcılık fetişizmi geç kapitalizmin piyasa ve tüketim mantığıyla uyum içindedir. Her türlü dışlamaya ve hiyerarşiye karşı durduğunu öne süren bu mutlak kültürelci tutum, tüm radikalliğine rağmen siyasi olarak güçlendirici ve devrimci olmaktan uzaktır.

Eagleton, kültüre ilişkin bütünlüklü bir tanım yapmanın imkânsızlığını teslim etse de, kültürün insanlığın küresel ölçekte karşı karşıya bulunduğu acil sorunlardan ziyade, doğrudan siyasetin alanına dair olduğunu, alıştığımız ironik ve keskin eleştirel üslubuyla ortaya koyuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺36,40

Sosyoloji Konuşmaları’nda sinemadan futbola, İstanbul’un sorunlarından İslâm dünyasındaki sosyal bilim çalışmalarına kadar pek çok farklı konuyla buluşacaksınız. Alanlarında söz sahibi olan konuşmacılarımız;

Recep Tayyip Erdoğan
Orhan Türkdoğan
Cinuçen Tanrıkorur
Nilüfer Göle
Orhan Gencebay
Osman F. Seden
Charles Mark
Bedri Baykam
Mustafa Ruhi Şirin
Can Kozanoğlu
Tayfun Amman
Ümit Meriç

Önemini hiç kaybetmeyen bu konular üzerinde bizleri düşünmeye davet ediyorlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 438
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺55,30

Azınlıklar ve Etnik gruplar üzerine dostça bir yaklaşım;

Türkiye’de en çok merak edilen, konuyla ilgili bilgisi olmayanların çoğunlukta olduğunu söylersek hiçte abartmış olmayız. Osmanlı İmparatorluğunun çok etnili ve inançlı bir toplum olduğunu göz önüne aldığımızda, azınlıkların durumlarını da anlamış oluruz. El üstünde tutulan, isyanlar çıkaran farklı toplulukların mirası, o günlerden bugünlere Türkiye’de yaşam hakkı bulmuştur. En önemlisi ön yargı ile yaklaşmamak, azınlıkların olumlu ve olumsuz yönlerini soğukkanlı ve tarafsız olarak irdelemektir.

Dünyanın siyasi konjonktüründe azınlıklar ve etnik gruplar zaman zaman öne çıkmış, bazen de anılmaz, istenmeyen insanlar olmuşlardır. Özellikle Avrupa Birliğinin Kurulması, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetlerinin dağılması sonrası, Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de azınlıklar ve etnik gruplar titrek bir şekilde dillendirilmeye başlandı. Toplumun bir kesimi etnik-azınlık varlığını kabul ederken, diğer bir kısmı şiddetle karşı çıkmaktadır. Anadolu topraklarının çok sayıda ve farklı dilli, inançlı toplumların yaşam alanı olduğu, geçmişte yaşamış olan toplumların bugünde izlerinin varlığı unutulmamalıdır.

Türk kültürü içinde; Selçuklu, Osmanlı ve Azınlıklar kültürünü içeren çok farklı unsurlar bulunmaktadır. Her yönüyle geçmişten ders çıkarmak ve deneyimlerden yararlanmak hedef olmalıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 278
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺24,36

Çingeneler: Dünyanın olduğu kadar Türkiye´nin de sosyo-kültürel zenginliğidir. Tarihleri boyunca ne vatanları nede devletleri oldu. Gezginci toplum olarak yerleşiklerin ihtiyaçlarını karşıladıkları için hep aranan insanlar oldular. Adları daima itiyatla karşılanmış, zaman zaman toplumların tepkisini almıştır. Katledilmişler, horlanmışlar, ötekileştirilmişler, sürülmüşler ve yerleşim yerlerinin çeperlerinde yaşamaya mahkum edilmişlerdir. Öyle ki Çingene adını anmak bile tabu olmuştur.

1990 sonrası öncelikle Avrupa Birliğinin azınlıklara sahip çıkması sonucunda Çingenelerde gündeme gelmiştir. Yaşamlarında iyileştirmeler yapılmaktadır. Türkiye’de geri kalmamış ve Çingenelerin topluma kazandırılması yönünden azda olsa girişimler vardır.

Son zamanlarda Çingene adını değil, Roman adını benimsemişlerdir. Danslarıyla, müzikleriyle, düğünleriyle, fal bakmalarıyla belleğimizde yer etmiş olan Romanları yakından tanımanız için kapıyı aralayalım istedik…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺23,49

Ünlü Sumerolog Muazzez İlmiye Çığ, bu çalışmasında, Türkler ile Sumerliler arasındaki kültür ve dil bağlantılarını bir araya getirerek "Sumerliler Türklerin Bir Koludur" diyor. Çığ’ın ilk kanıtı ortak adlar... Altay Dağları’nın en yüksek noktasının adı, Üç Sumer Dağı. "Durun" hem Türkçe’de hem de Sumerce’de "yurt" demek. Sumercede "kur" Türkçe’de "kurgan" yeraltı demek. Sumercede "dingir" Türkçe’de "tengir" tanrı demek. Sayılar da Türk-Sumer bağlantısına tanıklık ediyor... Sumerlilerde 7 dağ aşmak, 7 kapı geçmek, 7 kat gök, 7 tanrısal ışık, 7 ağaç, bu sayının önemini belgeliyor. Yazar; Tufan Efsanesi, Hıdrellez, Binbir Gece Masalları, Ergenekon, Bahar ve Yeniden Doğuş Bayramı, Dede Korkut Masalları, Cem Ayinleri ile de Türk-Sumer kültürel yakınlığını gözler önüne seriyor. Ve kamuoyuna sesleniyor Muazzez İlmiye Çığ: "Ben bir yol açtım. İsteyenler bu yolda yürüyerek tezimizin savunmasını yapar, onu daha ilerilere götürür, Batı’nın gözüne sokar. Ben elimden geleni yaptım, kitabın gereken ilgiyi görmesi en büyük isteğim."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 279
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺30,00

"Nar Çiçekleri", Mehmed Uzun’un Türkçe yazdığı, hayatımıza değen dokuz denemeden oluşuyor. Çokkültürlülüğün, azınlık ve öteki olma sorununun, sürgün ve aydın olmanın onulmaz ağırlığının merkezde olduğu bu denemeler, şiddetin ve reddetmenin çözüm olamayacağını, ancak anlayarak, empati kurarak bir arada yaşanabileceğini savunuyor. Kırık bir hüznün egemen olduğu bu denemeler, aynı zamanda arada kalanların dünyasına içerden bir bakış...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 167
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺14,70

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 246
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2007
₺31,50

Kaan Karayılmaz, 1962 yılında İstanbul'da doğdu. Türkiye'de ilk, orta ve lise eğitimini tamamladıktan sonra, 1980 yılında eğitim amacıyla Almanya'ya gitti. Bremen Üniversitesi’nde işletme ve iktisat öğrenimini tamamlayıp, yüksek lisansını sosyal ekonomi ve gerontoloji alanında Almanya’da yaşayan Türk göçmenler üzerine yaptı. Ardından Almanya, İngiltere ve Türkiye'de uluslararası Türk şirketlerinde pazarlama ve etnik pazarlama alanlarında yönetici, danışman olarak çalıştı. Almanya’da Bremen eyaletinde STK’larda göçmen kökenli işletmelerde meslek eğitimi projelerinde danışmanlık, Bremen Esnaf ve Zanaatkârlar Odası’nın göçmen kökenli işletmelerinin ekonomiye kazandırılmaları konulu projelerinde yöneticilik yaptı. Almanya, ABD ve Japonya'da göçmen girişimciler ve etnik ekonomi konularında araştırmalarda bulundu. Hâlen, uluslararası iş göçü alanında serbest danışman ve araştırmacı olarak çalışmaktadır. Birincil ilgi alanları, nitel araştırma yöntemleri, etnik ekonomi ve etnik pazarlamadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺28,50

Tabloda her şeyin bulanık göründüğü zamanlarda, hayatlarını kesinlik ve berraklığa adamış sosyal bilimciler genellikle susar ve taşların yerine oturmasını bekler. Zygmunt Bauman gibi düşünürler ise cesaretle belirsizliğe dalar ve bulduklarını, gördüklerini, hissettiklerini ortaya döker.İşte Küreselleşme böyle bir cüretin ürünü.
Bauman’a göre, küreselleşen güçler saltanat günlerini yaşıyor, bunun bedelini de yerelliğe çakılıp kalmış zavallılar ödüyor.

Hayat toprağa, yerele bağlı olmayı sürdürüyor; oysa güç artık yurtsuz ve ne emekçilere, gençlere, muhtaçlara ne de gelecek nesillere karşı sorumluluk duyuyor. Küreselleşme bu dengesizlik üzerinde duruyor. Yereller dağarlarında ırk, millet, etnik köken, sınıf gibi ne varsa kullanarak yeni bir “biz” duygusu yaratmaya çalışırken, artık yoksullara ihtiyaç duymayan küreseller onların içlerine kapanmalarını körüklüyor.


Küreselleşme kitabında Bauman, küreselleşmenin getirdiği ahlaki ikilemlere, çarpıcı örnekler vererek değiniyor. Yiyeceğin bol olduğu yere gitmek isteyen açlar, büyük paralar ödeyerek sonunda kendilerini “çatık kaşlar”ın beklediği yolculuklarına çürük teknelerle, kimliksiz çıkarken; zenginler uçakların birinci mevkilerinde şampanyalarını yudumlayarak küreselliğin tadını çıkarıyor, üstelik daha ucuza.


Gelecek hakkında ilginç olduğu kadar korkutucu öngörülerde bulunan Bauman’a göre yereller yerellikleri etrafına kalın duvarlar örerken, küreseller yerellikleri toplama kamplarına dönüştürme peşinde. Küreselleşme ve onun ikiz kardeşi yerelleşme, aynı amaca hizmet ediyor: parçalanma ve yabancılaşma.
Küreselleşme, yerelleşmenin de küreselleşmenin de ağırlığını fazlasıyla hissettirdiği günümüz Türkiye’sini anlamak için vazgeçilmez bir kaynak niteliği taşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺17,60

Türk kültürünün tarihsel ve sosyolojik tecrübesi bu kitabın temel problemi olarak alınmıştır. Çünkü tarihsel ve sosyolojik boyut göç ve kültürün iki temel ayağını teşkil eder.

Bu bağlamda göçün toplumsal tarihimizdeki yeri ile modern hayata getirdiği etkiler kültürel ve eğitimsel tecrübeler üzerinden incelenmektedir.

Yurt Dışı Göçler Almanya örneğinde, Balkan göçleri ve göçte İstanbul tecrübesi tarihsel boyutta, Suriyeliler güncel boyutta, köyden mahalleye evrilen süreç ise iç göçün kentleşme istikametindeki yeni açılımları olarak kitabın temel konularını oluşturmaktadır.

Özgün gözlem ve deneyimleriyle göçün tarihsel ve güncel tanıkları da bu kitabın teorik boyutunu zenginleştiren bir detay olarak sunulmaktadır…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺37,50

Montaigne’den Montaigne’e modern antropolojinin ve etnografyanın öncü ismi Claude Lévi-Strauss’un, deneme türünün mucidi Montaigne üzerine 55 yıl arayla gerçekleştirdiği iki konferans konuşmasını bir araya getiriyor. Bu iki konuşma, hem Lévi-Strauss’un mesleğinin erken dönemlerinde zihnini kurcalayan soru ve temaların, mesleğinde duayen haline geldiği bir dönemde nasıl evrim geçirdiğini hem de etnografyanın devrimci bir bilim olarak güncelliğini nasıl koruduğunu gösteriyor. İnsanın bir başkasıyla karşılaşmasının epik ve trajik suretlerini, dönemin entelektüeli Montaigne’in geçerliliğini her çağda koruyan evrensel düşüncesine başvurarak anlamaya çalışıyor.

Lévi-Strauss üzerine çalışmalarıyla da tanınan Fransız araştırmacı Emmanuel Désveaux’nun da bu modern zamanlar âlimi ile Montaigne arasındaki 400 yıllık sohbeti yetkin bir sunuşla bağlamına oturttuğu Montaigne’den Montaigne’e, Devrimci Bir Bilim: Etnografya bizleri insanlığın çetin yolculuğunu yeniden düşünmeye davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 90
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺16,80

Mercek (Editörler: Milena Dragicevic Sesic, Jonathan Vickery)

• Giriş – Milena Dragicevic Sesic, Jonathan Vickery

• Avrupa’da Sağ Popülizmin Anaakımlaşması – Ayhan Kaya

• Avrupa Sanat Yönetiminde Avrupamerkezcilik – Raphaela Henze

• Kültür Politikalarında Popülizm Paradoksu ve Kültürel Kalkınma Retoriği – Ana Zuvela ve Dea Vidovic

• Kültür, Popülizm ve Halk: Yeni İşçi Partisi’nin Erken Dönem Politika Yenilikleri ve Bir Toplumsal Araçsalcılık Paradigmasının Yaratılması – Jonathan Vickery

• Kültür Politikasında Med Cezirler: Güney Afrika Örneği – Mike van Graan

• Sağ ve Sol Popülizmin Kültür Politikaları Üzerine Kavramsal Bir Çerçeve: Arjantin Örneğindeki Benzerlikler ve Farklılıklar – Mariano Martín Zamorano ve Lluís Bonet

• 2017 Popülist Seçim Kampanyası ve Kültür Politikası: ‘Dışlanmış’ Zeljko Kerum’un Hırvatistan Siyasal Sahnesine Dönüşü Üzerine Örnek Olay İncelemesi – Marko Mustapic, Benjamin Perasovic, Augustin Derado

• Popülizm Siyaseti: Küresel Çağda İktidar ve Protesto – Evren Balta, Soli Özel

• Tercihler Labirenti: Siyaset ile Yaratıcı Pratikler Arasında Kamusal Alanda Sanat – Elona Lubyte

• Siyaset Sonrası Koşullarda Sanatın ve Küratörlük Kurumunun Değeri: Temel Ekonomik Hedefler Doğrultusunda Yaratıcı Avrupa – Ana Letunic

• Neden Tanrı Sırp Sanatçılarının Düşlerini Sever ya da Popülizm Savaş Alanında Sanat ve Kültür – Stevan Vukovic Açık Alan (Editör: Gökçe Dervişoğlu Okandan)

• Kurum Sorunları – Vasıf Kortun

• Yaratıcı Platformlar: Küresel Fenomen, Yerel Örnekler ve Öğrenimler – Emre Erbirer

• Tarihsel Ontoloji Olarak Kültür Politikası: Sanatın Hükümetleşmesi Üzerine – Berndt Clavier, Asko Kauppinen

Değerlendirme (Editörler: Funda Lena, Adil Serhan Şahin)

• Community Filmmaking: Diversity, Practices and Places Üzerine Bir Değerlendirme – Seda Kılıç Aktaş

• 3. Milli Kültür Şûrası Raporu – Didem Balatlıoğulları

• Kitap Değerlendirme: Cultural Diplomacy: Arts, Festivals and Geopolitics – Rada Drezgic


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 191
En / Boy : 19 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺44,25

Şu lafı sık sık duymuşsunuzdur: “Tanrım! Bizim gençliğimizde bu kadar iyi imkanlar yoktu. Biz o zamanlar derslerden kaç alacağız diye korkardık; sahilde yalın ayak yürümemize izin verilmezdi. ” Peki şunu duydunuz mu hiç: Tanrım! Ben çocukken bu kadar güzel oynamazdık. Veya: Ben küçükken böyle güzel hikaye kitapları yoktu. Hayır. İnsan çocukken ne okur veya ne oynarsa, onu hem en güzel ve en iyisi olarak, hem de, çoğu zaman, hatalı da olsa, eşsiz bir şey olarak hatırlar.

Walter Benjamin gibi bir düşünürün karşısına radyoda program yapma, çocuklara, gençlere ve yetişkinlere ulaşma imkanı çıksaydı ne tür programlar yapardı? Böyle bir dinleyici kitlesine nelerden söz ederdi? Ve belki daha da önemlisi, söyleyeceklerini nasıl söylerdi?

Benjamin, 1929-1933 arasında Frankfurt ve Berlin radyolarında 80’i aşkın yayın yaptı. Bu programlarda sunduğu metinlerin önemli bir kısmının yer aldığı derlemede, eşitlikçi bir pedagoji anlayışıyla kaleme alınmış çok sayıda deneme, öykü ve radyo oyununun yanı sıra düşünürün yetişkinler için yaptığı programlarda sunduğu çeşitli edebiyat eleştirisi metinleri ve radyo hakkında yazdığı kimi yazılar da yer alıyor.

Benjamin okurlarının yanı sıra eğitim, çocukluk, medya çalışmaları ve tiyatro gibi temalarla ilgilenenlerin de severek okuyacağına inanıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺72,00

Focus (Editors: Milena Dragicevic Sesic, Jonathan Vickery)

• Introduction – Milena Dragicevic Sesic, Jonathan Vickery

• The Mainstreaming of Right-Wing Populism in Europe – Ayhan Kaya

• Eurocentrism in European Arts Management – Raphaela Henze

• The Rhetoric of Cultural Development and Paradox of Populism in Cultural Policy – Ana Žuvela and Dea Vidovic

• Culture, Populism and the Public: New Labour’s Early Policy Innovations and a Paradigm creation of a Social Instrumentalism – Jonathan Vickery

• The EBBS and Flows of Arts and Culture Policy: The South African Experience – Mike van Graan

• A conceptual framework on right and left-wing populist cultural policies: similitudes and differences from the Argentina case – Mariano Martín Zamorano and Lluís Bonet

• The populist 2017 Electoral Campaign and Cultural Policy: A Case Study of the Return of “Outcast” Željko Kerum onto the Croatian Political Scene – Marko Mustapic, Benjamin Perasovic, Augustin Derado

• Politics of Populism: Power and Protest in the Global Age – Evren Balta, Soli Özel

• Maze of Choices: Art in Public Spaces Between Politics and Creative Practices – Elona Lubyté

• Value of Arts and Curatorial Agency in the Post-political: Condition: Creative Europe towards Economic Core Aims – Ana Letunic

• Why God Loves the Dreams of Serbian Artists or Art and Culture on the Battleground of Populism – Stevan Vukovic

Open Space (Editor: Gökçe Dervişoğlu Okandan)

• Questions on Institutions – Vasıf Kortun

• Creative Platforms: Global Phenomenon, Local Examples and Lessons – Emre Erbirer

• Cultural Policy as Historical Ontology: On the Governmentalization of Art – Berndt Clavier, Asko Kauppinen

Review (Editors: Funda Lena, Adil Serhan Şahin)

• An Assessment of Community Filmmaking: Diversity, Practices and Places – Seda Kılıç Aktaş

• Report of the Third National Culture Council – Didem Balatlıoğulları

• Book Review: Cultural Diplomacy: Arts, Festivals and Geopolitics – Rada Drezgic


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 19 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺44,25

Elinizdeki Türkiye’de Sosyoloji (İsimler-Eserler) adlı iki ciltlik bu eser, ne bir düşünce ne desosyoloji tarihidir. Olsa olsa Türkiye düşünce tarihini veya Türkiye sosyoloji tarihini yazmak isteyecek olanlar için zengin bir bilgi kaynağıdır. Kendi türünde bir ilk olan Hilmi Ziya Ülken’in Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi (1966) ve yine kendi türünde bir ilk sayılabilecek olan Emre Kongar’ın Türk toplumbilimcileri I-II yayınlandıkları yıllarda büyük bir boşluğu doldurmuştur. O yıllardan bu yana uzun zaman geçmiş olmasına rağmen, özellikle Türk Sosyologları adlı eser gibi veya onu tamamlayacak biçimde herhangi bir ürünün ortaya çıkmaması elinizdeki Türkiye’de Sosyoloji (İsimler-Eserler) isimli eserinin yayımlanmasını zorunlu kılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 2042
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2008
₺164,00

Ruth Benedict, başyapıtı sayılan Kültür Kalıpları’nda kültürün ardındaki başlıca yaratıcı gücün toplumsal ve yapısal bir etmen olmaktan çok "duygusal ve estetik" bir güç olan "bütünleşme"dir diyor. Bireylerin zihinlerinde var olan bu "bütünleşme" duygusu kültürel özelliklerin bireyler tarafından kendi kültürlerinin öznel ölçülerine göre seçimi, reddi ve uyarlanmasından oluşur. Bir kültürel kümelenmenin ardındaki bütünleştirici öğeyi bir duygusal kalıp olarak ele alan Benedict, kültürler arasındaki farklılıkların bireyler arasındaki farklılıklara benzediğini öne sürer. Ona göre kültürlerin de bireyler gibi ayırt edici özellikleri vardır. Kültürler bu bakımdan birey psikolojisinin geniş bir yansımasıdır. Benedict bu bütünleştirici öğeye "kültürel kümelenme" adını verir ve Nietzsche’nin ünlü yapıtı Trajedinin Doğuşu’ndan esinlenerek Pueblo Yerlilerinin kültürünü Apollon’cu, Düzlük Yerlilerinin kültürünü de Dionysos’çu olarak kümelendirir


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 270
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2003
₺27,20

Günümüzde Çingene veya Roman olarak adlandırılan gruplara dünyanın çoğu ülkesinde rastlanmaktadır. Genelde olduğu gibi ülkemizde de Romanlar hakkında resmi kayıtlara dayanan, kesin bir sayı belirtmek mümkün değildir. Söz konusu belirsizlik, çoğu kere yerleşik olmadıkları için, bazen de resmi kayıtlarda özellikle yer almak istememeye dayandırılmaktadır. Bir bakıma belirsizlik bu toplumun kendisinden kaynaklanmaktadır. Romanlarla ilgili olarak yapılmış tüm çalışmalardaki ortak noktalar incelendiğinde, bu halktan; dünyanın birçok ülkesinde yaşadıkları, farklı isimlerle anıldıkları, Hindistan’dan tüm dünyaya yayıldıkları varsayılan, kendilerine özgü tarzları, marjinal meslekleri ve kültürleri olan göçebe bir topluluk olarak bahsedilmektedir. Kitapta; İzmir çevresinde yerleşip yaşamını sürdüren Romanların geçmişteki durumları, nereden geldikleri, farklı yaşantı biçimleri, kültürleri, dini inanışları, değişen ve küreselleşen dünyada meslekleri, sorunları ve sorunların çözümü için neler yapıldığı ve yapılabileceği, İzmir kentiyle ne kadar bütünleştikleri veya bütünleştirilme siyasetleri içindeki konumları incelenmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 175
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2011
₺19,68

"...Elinizdekiş kitap, 'İçindekiler'e şöyle bir baktığınızda hangi konuları içerip irdelemekte olduğu anlaşılıyor. Yazıların tümü; insana, halka, yurttaşa ilişkin temel hak ve görevlerin büyük bölümüne değiniyor. 'Denemeler' denilişi, öylesine bir 'bence'lik ve kendicelikten geliyor. Çoğu da daha önce dergilerde yayınlanmış..."

"Ali Kaya, ekonomiye, sosyal gereksinimlere, demokrasiye, insan haklarına, eğitim, vakıf ve dernek sorunlarına vb. Değinirken, Alevi'liği, Bektaşi'liği, inanç ve düşün özgürlüklerini; özellikle doğum yerini, aile ve topluluklara, 'ana sütü' dili, yöre törelerini vb. savsamamış, saygıyla ve büyük bir inançla anmaya tanıtmaya çalışmış, o gerçekleri bizlere sevdirmesini dilemiş ve bilmiştir..."

- İsmet Kemal Karadayı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2002
₺25,50

Elinizdeki kitap, Tanzimat sonrası bir Osmanlı köyündeki hayatı anlatmakta ve geçmişle günümüz arasında bağlantı kurmaktadır. Hayatımızın önemli bir parçası haline gelen köy yaşamı geçmişten günümüze canlı bir varlık gibi sürekli gelişim içerisinde olmuştur. Ama her zamanda şehirde yaşayanların küöük gördüğü "taşralı" teriminin etkisi altında yaşamaktan kurtulamamıştır. Mekan olarak küçük olan ama duygusal anlamda büyük bir dünyalar köy. Bütün insanların özlemle andığı ve yaşamak için istekli olduğu bir yaşam mekanıdır. Kendi kendisine üreten, kendine yeten ve artı ürünü satarak geçimini sağlayan, işbölümü ve her şeyin emek karşılığı elde edildiği, kimi zaman askere çağrıldığı ve kimi zamanda vergi toplandığı, yoğun duyguların iç içe yaşandığı ayrı bir dünaydır.

Köy bir milletin çocukluğudur. Onu özlemle anar. Toplum hafızasına geri dönmek istediğinde köyüne döner. Orada hem bolluk avrdır, hem de yokluk vardır. Hem barış vardır hem de savaş vardır. Arşiv belgelerinin ışığı altında, Tanzimat sonrası getirilen yeni düzenlemelerin köye yansıması, üretim araçalrının niteliği, sosyal ve ekonomik yaşam ve bir bütün anlamda köy kültürü, bu kitapla toplumsal hafızaya işlenmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺58,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Erzurum
Sayfa Sayısı : 119
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 11.2015
₺49,20

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Erzurum
Sayfa Sayısı : 196
En / Boy : 17 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2015
₺42,64

Bizler öyle bir medeniyetin temsilcileriyiz ki ceddimiz Osmanlı insanı son derece önemli sevgi ve saygı odağı hâline getirmiş, bunun olumlu yansımaları olarak da, kültür, tefekkür ve medeniyet tarihine yeni yöntem, vasıta, kurum ve kuruluşlar armağan etmiştir.

Devlet-Millet eliyle yapılan cami, çeşme, han, hamam, şifahane, darülaceze, imarethane gibi mücessem eserlerin yanında, halk tarafından çeşitli vakıflar aracılığı ile insanların istifade edecekleri binek taşları, mola taşları gibi insanı hayrete düşüren ilginç hayır eserleri de kazandırmışlardır. Bunların yanında hayvanlara da sevgi vardı; o devirlerde bir binanın güneş duvarında bir kuş sarayı varsa kimse buna şaşırmaz; çünkü dedelerimiz kuşları, köpekleri, kedileri pek severmiş. Sokak hayvanlarına barınak, kuş evleri, bunlar için sulaklar, yalaklar yapılırdı...

Her gün önünden kayıtsızca geçtiğimiz tarihî eserlerimizin bir çoğunun ne anlam ifade ettiğini, ne işe yaradığını ve tarihte ne gibi bir misyon üstlendiğini bilmiyoruz. Merak edip araştırmıyoruz da. Oysaki ceddimiz yaptığı birbirinden anlamlı ve zarif eserlerle bir vakıf medeniyeti oluşturmuştur. İşte bu hayır eserlerinden bir tanesi. Osmanlı iffet ve utancından dolayı fakirliğini gizleyenler; onur ve vakarından dolayı ihtiyaçlarını kimseye açamayanlar için, yine onlara "alan el" olmanın utanç ve ezikliğini yaşatmamak, şahsiyetlerini zedelememek ve onları istemek zorunda bırakmamak için gayet zarif yardım yolu geliştirmiş "Sadaka Taşları".

Sayıları gün geçtikçe azalan bir zamanlar İstanbul da 160 adet olduğu sanılan ne işe yaradıkları, kimler tarafından ve ne zaman dikildikleri hakkında bir çoğumuzun hiçbir fikrinin olmadığı sadaka taşları gayet sade, mütevazı fakat sade oldukları kadar da çok derin anlamlar ifade eden, bu her türlü takdirin üzerindeki, fazilet abidelerimizin bir zamanlar üstlendiği misyonu ciltler dolusu kitaplar bile anlatamaz...

Özellikle günümüz insanının en temel ihtiyaçlarını karşılamak için bile hemen baş vurmak zorunda bırakıldığı, her köşe başına kurulu bir tuzak gibi dikilmiş, ruhsuz, acımasız ve soğuk bankamatik makinelerinin kirli yüzünü ve bu kurulu tuzaklara kapılarak faiz belası pençeleri arasında inim inim inleyen, ocağı sönmüş, yüz binlerce zavallı insanın feryadını duyduktan sonra, bu sade, yalın ama alabildiğine mütevazı sadaka taşlarının değerini, ne anlam ifade ettiklerini daha da iyi idrak ediyoruz... Tabi bazılarının da neden bu taşlara ilgisiz ve duyarsız kalarak görmemezlikten geldiklerini!...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2010
₺23,80

Kendini hangi kimlik ve isimle tanımlıyorsa tanımlasın, Türkiye de yaşayan bütün grupların kültürü, gelenekleri, örf ve adetleri iç içe girmiş güzelliklerdir. Her biri biz kimliğine ayrı bir katkı sağlayan ortak değerler manzumesidir. Bu iç içe güzelliklerin uç uca kahırları da vardır. Bir ucunda yok sayma, küçümseme; diğer ucunda kitleleri terörize eden hayat düşmanı akımlar... Elinizdeki kitap, iç içe güzelliklere katkı sağlayan ve uç uca kahırların ipliğini pazara çıkaran makalelerden oluşmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 254
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2012
₺5,83

Neredeyse yüz yıldır diğer tüm şehirlerin yüksekliğine öykündüğü bir şehir New York.

Bunların pek çoğu artık yükseldi; sokakları insansız çehrelere, hemşerilerinin uyumadığı evleri otellere, esnafının anıları hediyelik eşyalara, tüm şehir devasa bir turistik mekana, sıradan bir kent seviyesine düştü.

New York ise giderek anlatılır oldu; sadece galerileri, sergileri, tiyatroları, müzikholleriyle değil barları, lokantaları, şarküterileri, apartmanları, sokakları ve sigara dükkanlarıyla; hatta komşularının ve müşterilerinin arabaları çekilmesin diye park otomatlarına para atan ya da uzaya gömülmek isteyen insanlarıyla kıpır kıpır bir şehir yaşamın sayfalara döküldüğü bir öyküye dönüştü.

New York'un artık şarkıları gibi öyküleri de var ama bir de öykülere tanıklık edenleri. Tanju Akerson da bu tanıklardan biri. Bu kitapla yaşamının bir bölümünden damıttığı insan manzaralarıyla anlatıyor New York'u.

Gökdelenlerin gölgesinde kalan her şeyin siyah beyaz bir fotoğraf karesine döndüğü New York'un rengarenk simalarını, cıvıl cıvıl öykülerini, uzak ama sıcak bir kültürü anlatıyor; hiç tanımadıklarınla dost olabilmenin sihrini gösterirken bir şehirde yalnız kalınamayacağını fısıldıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 12 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺24,80

Toplum bilimleri hakkında bir kitaptan beklediklerimiz, aşağıdakilerden biridir:

1. Bize daha önce karşılaşmadığımız bilgileri vermesi;

2. Daha önce bildiklerimiz bile olsa, bilgiler arasında o güne kadar görmediğimiz bir ilişkiyi işaret etmesi.

Bunlardan biri yeter. Hatta (1) ve (2), ayrı ayrı insan tiplerinin alanlarıdır. Sırf yeni bilgiler sunmakla yetinip bunlardan bir sonuca varma gayreti içinde olmayan yazarlar da vardır.

İkbal Vurucu bu iki fonksiyondan daha zor olanının kalemidir. Hadiseler arasında öyle bir ilişki kurar ki siz, bakıp durduğunuz manzarayı birden bire bambaşka bir yönüyle kavrayıverirsiniz. Batı entelektüelleri buna- biraz da dini bir referansla- “epiphany” diyor; ani aydınlanma!

- Prof. Dr. İskender Öksüz


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Konya
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2015
₺52,00

Yüzyıllardan beri dinlerin, dillerin ve kültürlerin kesiştiği yer olan Mezopotamya ve bu bölgenin kuzey sınırını oluşturan Mardin’de birçok toplumsal yapının varlığı bu bölgeyi bir kültür mozaği haline gelmiştir. Bu kültür mozağinin bir parçası olan Süryaniler de Mardin merkez ve çevresinde yaşamlarını sürdürmüştür.

Elinizdeki bu kitap Mezopotamya bölgesinde yaşayan Süryaniler'in dini ve tarihsel geçmişi yanında kökeni, dini, edebiyatı, sanatı, müziği, mutfağı ve mimarisi hakkında genel bilgiler içermekterdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2014
₺28,00
Erkeklerin Mars’tan kadınların Venüs’ten, çocukların cennetten geldikleri iddia edilir. Üvey annelerin hangi gezegenden geldikleri gözardı edilir hep; tıpkı üvey babalar ve üvey çocuklar gibi. Sahi, onlar hangi gezegenden? Eğer amansız yalnızlıklarla örülmüş, nefretle perçinlenmiş bir hayat istemiyorsak, sevgiyi karartmayalım ne olur. Dünyanın kimi çirkinliklerine kalkan ve mazeret edinmeyelim üvey anne masallarını. O masalların, o söylencelerin nefretle kin arasında gidip gelen kin, irin dolu sarkaçlarından inme zamanı artık. O masal kahramanları kalbimizi kuşatan zehirli bir sarmaşık gibi soluğumuzu kesmemeli bundan böyle. Toplum olarak yeni, yepyeni üvey anne hikayeleri yazmaya hazır mıyız, ne dersiniz? Pınar Çekirge ve Bahadır Bakım, Üvey Anne Hikayeleri’nde aile için psikolojik travmaları ve yaşanmışlıkları sizler için ele aldılar.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 150
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺31,90
"Kötü niyetler dostluğu karartır. Niçin onları gönülden kovmuyoruz. Öldüğümde beni hoşça anacaksın, niçin ölü severiz de diriye düşmanız. Mademki ölümden sonra barış yapacaksın, niçin ömür boyu senin üzüntünle sıkıntı içindeyiz." "Dinleyici susuz ve istekli olursa, öğüt veren ölü de olsa söyleyici olur. Dinleyici canlı ve diri olursa, dilsiz söz söylemekte yüz dilli olur." "Tohumdan yeşeren gül bahçesi bir anlıktır; akıldan yeşeren gül bahçesi canlıdır. Topraktan yeşeren gül bahçesi, yok olur; gönülden yeşeren gül bahçesi ne hoştur!"
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺31,50

Yazılı ve sözlü kültürün giderek gerilediği, Görselliğe dayalı kültürün ise giderek yoğunlaştığı ve çarpıcı hale geldiği bir çağda yaşıyoruz. İletişim süreçlerinde görsel olan büyük önem kazanmış bulunuyor. Bu süreçte geleneksel kitle iletişim araçlarının ve yeni medyanın/sosyal medyanın gündelik yaşamda başat hale gelmelerinin önemli etkileri var. Fotoğraf makinesinin icadından beri devam eden bu süreç, günümüzde iletişim süreçlerinin ve kültürün bütün formlarını, ayrıca gündelik yaşam pratiklerini etkisi altına almış bulunuyor.

Görsel Kültür ve Küresel Kitle Kültürü isimli bu kitapta, Görsel Kültür, Küresel Kitle Kültürü incelendikten sonra, bu iki kültür biçimi arasındaki etkileşim de irdelenmeye çalışılıyor; bunun için bugüne kadar yapılmış teorik tartışmalar, geniş bir literatür taraması ile değerlendiriliyor.

Günümüzde kültürün her formu, küreselleşmiş bulunuyor; öyle ki küresel süreçler, dünyanın her yanındaki kültür biçimlerini adeta bir kuşatma altına altına alıyor. Küresel nitelikli popüler ve kitle kültürü, tüketim tarzlarını, yaşama biçimlerini, eğitim, sağlık, medya ve hayatın diğer alanlarını, görsel nesneler üzerinden giderek daha çok tanımlarken, reklamlara konu ederken, her türlü kültür ve sanat ürününe de benzer süreçleri dayatatıyor.

Bu nedenle interdisipliner nitelikli kültürel bir çalışma alanı anlamındaki Görsel Kültür, Küresel Kitle Kültürünü çok iyi deşifre etmek ve tanımlamak zorunda. Sanat yapıtlarının durumu ve başat medya yapılanması da bu sorunların diğer diğer dalları ve Görsel Kültür’ün en önemli konularından. Kitapta birbiri ile iç içe geçmiş bu sorunların, eleştirel, kültürel ve ekonomi-politik perspektifler kullanılarak çözümlenebileceğine dikkat çekiliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2014
₺93,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 211
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2007
₺15,40

Sümerler kimdir?

Sümerce ile türkçe arasındaki ilgi nasıl ispatlanmıştır?

Sümerlerde geometri bilgisi ne kadar ileriydi?

60 tabanlı sumer matematiğin kolaylıkları nelerdir?

Tarihin adı bilinen ilk mimarı kimdir?

Tarihin adı bilinen ilk mimarı kimdir?

On ikili kent birliklerinin kökeni nereye kadar uzanır?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 212
En / Boy : 14 / 22,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 10.2017
₺74,70

"Neden?" diye sordu insan. Niçin, niye, nasıl diye ilâve etti. Başka hiçbir canlının bu soruları sormadığını biliyordu. O halde bu soruları sormak görevi kendisinindi. Çünkü doğa insan beyninde mükemmeli bulmuştu.

En önemli soru olan canlılığa takıldı beyni. Beyninin korteks denilen üst bölümünün diğer canlılarda olmadığını düşündü. O halde beni insan olarak konuşmaya, düşünmeye, felsefe yapmaya, sorular sormaya beynimin bu bölümü yöneltiyor. Acaba, dedi, bu üst beynim olmasa ben arayış içinde olur muydum? Bu arayışlar mutluluğumu engellediği için mi stres içindeydim?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2013
₺32,00

Cassirer, kültür dünyasını sembolik formlarla açıklamakla, kültürün düşünsel boyutunu açığa çıkarmıştır. Hem kültürün kaynağı, hem de onu bilecek olan bilinç, böylece yeniden konumlanmıştır. Kültür; ne salt maddi bir şey, ne de mutlak metafiziksel bir üretimdir. Kültürde özne ve nesnenin konumu doğal dünya tablosundaki gibi değildir. Orada özne nesneyi zihinsel olarak şekillendirip, sembolik formlar haline getirir ve böylece kendi dünyasını kurar. Bu dünyayı bilen özne de verili ve tamamlanmış şey dünyasının nesnelerini değil, kendinden dışlaşmış sembolleri, yani düşünsellik taşıyan, başka bir içeriği temsil eden duyusal fenomenleri bilir.

Bu yaklaşımla Cassirer'in kültürü düşünsel temele dayandırması, kültür hakkında yapılan ve içi doldurulamadığı için belirsizlik taşıyan çok genel tanımlara da açıklık getirir.




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 424
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2014
₺73,80

"Kahvehane, 16. yüzyıl İstanbul'una damgasını vuran bir mekandır; çünkü mekanın ilişkileri, nesneleri ve akıp giden zamanı içindekiler için anlamlı kılma özelliğinin en yoğun biçimiyle deneyimlendiği kahvehane, şimdideş yaşamın sınırlamalarından, kısıtlamalarından sıyrılmış insan teklerinin sırlarını içerir; kahvehanedeki gövde bir başına orada bulunuşuyla-hamamda, çarşıda, kışlada, evde vs. Oluşundan farklı olarak- şimdideş yaşamı çeşitlendirir; bu kişilerin oluşturduğu toplulukta yer tutan ( Türkiye türkçesinde de konuşmak; kon(/y) mak, yer tutmaktır) yüzer-gezer gövde-imgelerde savaş, şölen, ibadet türünden belli bir amaca ve nedene yönlendirilmiş bu 'arkaik' kalabalıkların tersine, her türlü kolektif eylem oluşumlarının gizli tohumları saklıdır; mesela şamanist " gizli erkek dernekleri"nin -kim bilir."

"Kahvehaneden önce birbirlerinin dar grupları içinde kümelenen tekil söz'lü kimlikler, kahvehanelerde yabancı, buralı olmayanlarla aynı zamanı ve aynı mekanı kullanıyorlardı."

"Şehrin kendini öbür yeşleşim ( köy, kasaba ) birimlerinden ayıran en belirleyici öğelerinden biri olan ' karşılaşma' yada görünen 'öteki söz' yepyeni bir sosyolojik olgu olarak dikilir kahvehanedeki 'göz' ün önüne."

"Kahvehanedeki göz'ün "temaş" yı bir bilgi türü olarak yaşantısına kattığını söyleyebiliriz."

"Kahvehane Karagöz'ün yayılmasında 'matbaa' işlevi gördü." 

"Gerçekten de kahvehanede bir tür elçilik etkinliği gerçekleşir: başka bir zaman ve yere ait bir hikayeyi bugüne getirip seyircilerin gözlerine ve kulaklarına sunar."

"Küçük bir kasabada bile caminin dolayına kurulan kahvehane , birkaç ağacı ve onun sunduğu gölgeliğiyle oracıkta açtığı ufacık uzamı kolaylıkla, insanların orada birbirleriyle buluşmalarına olanak veren meydana dönüştürür. .(...) "Yitik adamlar"ın hareket alanı şehir uzamında sınırlanırken, yersiz-yurtsuz mahalle yerleşimleriyle dıştan, kahvehanelerle içten şehrin uzamını genişletirler."

Osmanlı'da Kahvehane ve Toplumsal Hayat Mekanları, nesnesini incelerken ufkunu sınırlamaması bir yana, derinlikten de taviz vermeyen bir kitap. Yazar, kahvehane ve toplumsal hayat mekanlarını kentte, toplumda, ailede, kültürde, tarihte katman katman açıyor. Şamandan karagöze ve meddaha; bekar odalarından Osmanlı şenliklerine; tütünden afyona, şerbetlere ve bozaya; sohbet mekanı " şarapsız meyhane" kahvehanede bozahaneye, meyhaneye ve kadınlar hamamına çıktığımız gezintide tarihsel, coğrafi, 'arkeolojik' ve sosyolojik bakışlara uzanan bu örgüye, öykücülerin şahit tutulup romancıların 'göz' lerinin ödünç alınmasıyla edebi alandan da ilmekler eklenmekten geri kalınmadığını görüyoruz. İnceleme türünün, akademik alanda yazmanın; bu alanı kısıtlayan o katı çerçevesinden sızan mesafeyi kırıp esnetmeye ve zihnin ana damarlarından kılcal damarlarına uzanan lezzetli bir düşünme ve okuma deneyimi de sunmaya engel olmayabileceğini kabul ettiriyor. Edebiyatın bir zihin hareketi olduğunu düşünen yazar, bu kitabıyla, incelemenin de zihnin yerleşik köşelerinden kurtulabilen bir zihin hareketi olduğunu işaret ediyor olabilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 295
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺46,02

Binlerce yıldır Süryanilerin elinde bulunan birçok sanat yok oldu. Tabi bu da bölgedeki ekonomki yapının gerilemesine ve buna bağlı olarak da sosyal ve kültürel gelişmenin durmasına neden oldu. Geçmişte birçok alanda dünya genelinde öncülüğe sahip olan Turabdin ve Süryaniler bu nedenle bugün çok geri bir konumda bulunmaktadırlar. Ortaya çıkan bu gelişmeler, yaşamın doğal seyri içinde olmadığı için de zararını herkes gördü. Bu anlamda bir dünya değeri olan telkari sanatı, taş ustalığı, doğal otlardan yapılan ürün üretimi ve boyamacılık yok oldu. Dolayısıyla kaybeden aslında insanlık ve dünya kültürüdür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 48
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2015
₺8,00

Garp medeniyeti bariz bir teknik, iktisadi siyasi üstünlük gösterinceye kadar Osmanlı Türkleri tarafından lakaydiyle karşılandığı, hatta hakir görüldüğü muhakkaktır. Daha bir asır önceye kadar halk arasında bunu müşahede etmek mümkündür. Oldukça yüksek bir tekniğe, askeri ve maddi kuvvete dayanan derin, yaygın bir üstünlük hissi her vesile ile kendisini göstermektedir. Bundan takriben bir asır evvel Türkiyeyi ziyaret eden bir İngiliz muharririn yazdığına göre bir müslüman Türk sürücüsü bile yükünü taşıdığı Avrupalı hıristiyanın arkasından yürümek istemezdi; buna zorlandığı takdirde ya hayvanını durdurur veya iki üç yüz metreden ancak onu takip eder; yahut aynı hedefe götüren başka bir yolu tutardı. Bir Avrupalıya hizmet etmek kendisine bu derece ağır gelirdi.

İşte bu nevi mağrur, müstakil ve daima üstünlük telkin eden bir ruhi hava içinde yetişip sonra asırlarca hakir görülen bir medeniyet mensuplarına devamlı bir şekilde yenilmek, psikoloji bakımından bir cezrilikten ötekisine sıçramak gibi gayet şiddetli bir aksülamele sebep olmuştur.

Ruhi atitüdde vukua gelen bu müthiş tahavvül, hayran olunan medeniyetten iktibas esnasında hiçbir fark gözetilmemesinde, bilhassa iki cemiyet mensuplarını görünüşte birbirinden en çok ayıran kültür unsurlarının kabul edilip Türk kültürünün bunlara tekabül eden kısımlarının terk veya tahrip edilmesinde birinci derecede amil olan tesirlerin her halde başında gelmektedir. Bu terk veya tahrip edilen unsurların, bir kültürün en lüzumlu ve en kuvvetli kısımları olduklarını idda etmek güç olsa bile bunların en zayıf noktalar olmadığı muhakkaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 207
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2015
₺35,25

Sovyetler Birliği’nin yıkılışından bugün çatışmaların halen sürdüğü Arap Baharı’na kadar, medya dünyanın her yerindeki politik olaylarda belirleyici bir rol oynamakta, yani bugünün yeni dünyasını biçimlendiren devrim mahiyetindeki değişikliklere yön vermektedir. Bu, medyanın küresel olayların yalnızca gözlemcisi olarak değil baş aktörü olarak ortaya çıkışına kapsamlı bir bakış sunan ilk kitaptır.

David Hoffman, dünyanın en büyük sivil medya geliştirme örgütü Internews’un kurucusu ve CEO’su olarak son yıllarda dünyada meydana gelen son derece önemli birçok politik kargaşanın kulisine geçiş belgesine sahipti. Vatandaşlar Ayaklanıyor’da medyanın nasıl hem iyinin hem de kötünün yararına kullanıldığını görüyoruz: soykırımın tetiklenmesi ama aynı zamanda çatışmanın etkin biçimde engellenmesi, seçimlerin özgürce yapılmasının sağlanması, yolsuzlukların ortaya çıkarılması, ulus oluşumunun teşvik edilmesi, doğal afetler sırasında hayati bilgilerin ulaştırılması, ücretsiz eğitim ve kadın hakları gibi büyük toplumsal değişimlerin gerçekleştirilmesi. Dijital teknolojinin yükselişiyle medyanın küresel olaylara müdahale gücü hepimizin eline geçti; buna siz de dahilsiniz. Bu kitap medyanın tarihsel etkisini inceliyor ve geleceğin bir yol haritasını sunuyor.

“Heyecan verici bir kitap… Dijital teknolojinin nasıl yurttaşların sesi olduğunu, en acımasız diktatörleri tehdit ettiğini ve dengeli bir biçimde olmasa da daha iyi bir yarın vaat ettiğini gösteriyor.”

- Ken Auletta, The New Yorker

David Hoffman, medya geliştirme ve bağımsız gazetecilik alanında öncü olan ve kar amacı gütmeyen küresel kuruluş Internews’un Emmy Ödüllü Onursal Başkanı ve kurucusudur. Internews, doksanı aşkın ülkede binlerce televizyon ve radyo istasyonunun kurulmasına yardımcı olmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2015
₺36,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .
₺6,25

İnsanı insanca yaşatmak ve onu mutlu kılmak en üstün amaçtır. Devlet, din, bilim, felsefe, töre, kültür, ideoloji, iktidar, mülk, para vb. her şey, insanın onuru, hakları, özgürlüğü ve mutluluğu için birer araçtır. İnsanı üstün tutmayan ve onu en yüce değer olarak kabul etmeyen hiçbir devletin, düşüncenin, dinin, törenin, ideoloji ve siyasal sistemin iyiliği, doğruluğu ve meşruluğu ileri sürülemez. İnsan merkezliliği yalnızca kendinden olana layık görüp diğerlerinden esirgememek de insanı ve insanlığı böldüğü, ayrıştırdığı, küçülttüğü için bir o kadar kabul edilemezdir.

Uygarlık yolunda alınan bunca mesafeye rağmen toplumda ayrımcılık, adaletsizlik, yoksulluk, şiddet, terör ve cehalete ilişkin görülen kimi manzaralar, insanı esas alan bir çözüm olarak demokrasi ve insan haklarını daha acil bir ihtiyaç haline getirmektedir. Zira unutmamak gerekir ki; insanın onuru ve haklarının korunmadığı bir siyasal sistem adil, bu sistemde yaşayan bireyler de özgür değildir. Hakları, onurları ve özgürlükleri koruma altına alınmayan bireylerin birlikte yaşama iradesi göstermeleri beklenemez.

Toplumda birlikte yaşama kültürürnün varlığı için sadece siyasal sitemin demokratik, insan merkezli ve insan haklarına saygı olması yeterli değildir. Bu bağlamdai toplumu oluşturan bireylerin de demokrasi kültürü edinmiş olmaları, farklılıklara saygı duymaları; herkes ve herkesimin "İnce insan!..." anlayışı içinde olması gerekir.

Toplumumuzdaki farklılıkların birey-birey, birey-devlet ilişkisinde "demokratik vatandaşlık" anlayışının esas alınmasıyla birer zenginliğe ve birlikte yaşama kültürüne dönüşebileceği görüşünü temllendiren bu kitap, ülkemizde demokratik vatandaşlığın oalbilirliği ve gerekliliği üzerinde sorgulamalar içermektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2009
₺10,80

Sosyolojik düşünce anlamında sosyolojinin kurucu kuşağından Marx ile Weber’in yanı sıra, derslerine katılarak öğrencisi olduğu Simmel ve Lukacs’tan, ayrıca Dilthey ile Freud’dan etkilendiği söylenen Karl Mannheim Türkiye’de yalnızca İdeoloji ve Ütopya başlıklı kitabı ile tanınıyor. Şimdi bu kitap ile Mannheim literatürüne önemli bir katkı sunulmuş oluyor.

Elinizdeki çalışma, Mannheim’ın Kültür Sosyolojisi alanındaki üç makalesinin bir araya getirilmiş halidir. Kitabı bir anlamda İdeoloji ve Ütopya’nın devamı olarak kabul eden yazarlar bulunur. Zira her üç makale de İdeoloji ve Ütopya’da olduğu gibi anlamın sosyal olarak inşası problemi ile ilgilenir. Öte yandan buradaki makalelerinde Mannheim, meseleye daha ayrıntılı ve tematik yaklaşır. Bu anlamda, daha rafine bir kavrayışla karşı karşıya olduğumuz ifade edilebilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 326
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺60,68

Yazar, araştırmacı ve seyyah Richard Tillinghast, 50 yıla dayanan gözlemleri ve yaptığı kapsamlı araştırmalar ışığında İstanbul’un imparatorluklar şehrinden bir metropole dönüşümünün hikâyesini anlatıyor. Şehrin Bizans, Osmanlı ve Türk köklerinden beslenen sanatının, mimarisinin, kültürünün, tarihinin, edebiyatının ve mutfağının bütün detaylarına iniyor. Tillinghast rehberliğinde şehrin sokaklarını, müzelerini, saraylarını, camilerini, kiliselerini, restoran ve çarşılarını gezerken hem Konstantinopolis’i hem de İstanbul’u bir arada yaşadığınızı hissedeceksiniz.

Roman tadındaki bu kitapta Bizans imparatorları, din adamları ve saray eşrafının hayaletleri Osmanlı sultanları, şairler ve dervişlerle kol kola geziyor. İstanbul’un tarihi, kültürü ve yaşamı hakkında bir rehber niteliğinde olan bu kitabı okuduğunuzda Şehirlerin Kraliçesi İstanbul’u yeniden keşfedeceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺57,00

1990'lı yıllarda küresel bir dünya anlatısının yıldızı parlarken, sınırların iptali, duvarların kaldırılması, vizelerin askıya alınması ve köprülerin çoğaltılması konuşuluyordu. Dolayısıyla farklı kültürdeki insanların bir arada yaşayabilmesinin önü açılırken, çokkültürlülük söylemi de neredeyse moda olmuştu. Ancak şimdilerde globalleşmenin veya küreselleşmenin iflası gündeme gelmeye başlayınca, yeniden kalın çizgiler ve bariyerler hatta kapanlar icat edilmeye başlandı… Bilhassa yeni göçmen akınları ve mülteci sorunu, bu konudaki kaygının dozunu artırmış olmalı ki çokkültürlülüğün iflasına dair sinyaller açık açık konuşulur oldu…Zira açık toplum tanımlaması güvenlik zafiyeti çağrışımını uyandırdı, daha da ötesi bir tehdit olarak gün yüzüne çıktı. "Açık bir toplum" zorunlu olarak kırılganlığı ve kontrol edilemezliği çağrıştırdı.

Çokkültürlülük anlatısı tektipçiliğin maskeli hâli olup, gerçekte demokrasi ve eşitlik söylemi kanalıyla eşitsizliği ve ayrımcılığı ve hukuk bakımından da şiddeti beslemiştir. Olması gereken ve muteber kültür Avrupalı olmak olduğundan, zaten her kimlik buna dâhil olacak varsayımı öngörülmüştür. Gerçekte hâkim tek kültürün yaygınlaştırılmasının paravanlı hali çok kültürlülük idi belki de. Şimdilerde ise maske düştü ve gerçekler aleni oldu…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺28,80

Batı’da Aydınlar hakkında ilk kapsamlı eleştiri XX. yüzyılın başlarında Julien Benda’dan gelir. Benda’ya göre, aydınların hakikat duygusu artık zayıflamıştır. Onlar, şimdilerde siyasi ihtirasların güdümündedirler. İktidarın muhalif görünen sözcüleridir. Esasen kendi gruplarının çıkarlarını kollamak adına da sonsuz bir kin ve nefret duyarlar. 

“Benda’nın tanımına göre gerçek aydınlar kazığa bağlanıp yakılma, sürgüne gönderilme, çarmıha gerilme riskine girmek durumundadırlar. Bu yüzden de sayıları çok olamaz, gelişimleri belli bir rutine bağlı olamaz... Benda’nın tasarladığı biçimiyle gerçek aydın imgesinin hâlâ çekici ve güçlü bir imge olduğuna benim şüphem yok.”

Edward W. Said, Entelektüel 

“Benda’nın anlattığı entelektüeller alelâde insanlar ya da sıradan okumuşlar gibi maddi kazançla ilgilenmezler. Şahsi çıkar peşinde koşmak, ikbal ve mevki gayreti içinde olmak onların işi değildir. Onlar siyasal iktidarın yakını olmak için el etek öpmezler. Güçlünün uydusu değil, zayıfın savunucusudurlar. Zengin sofralarından yemlenmek için şaklabanlık yaparak kralın soytarısı rolüne soyunmazlar... Siyasal iktidarın kusurlarını, otoriteyi kötüye kullanmasını kınarlar ve bunu topluma haykırırlar. Onlar, iktidarın hizmetlisi değildir. ...Onlar satılık değildir, kalemlerini de ödünç vermezler. İşte, bu kabilden özelliklerle bezediği entelektüellerin dönemin siyasi gelişmeleri karşısında ilkesiz davranışlarının yarattığı infialle Benda sözünü esirgememiş ve ‘aydın ihanetinden’ söz edebilmiştir.”

Nur Vergin, Doğu Batı, Entelektüeller-III




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 189
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺38,40

 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 207
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2004
₺15,39

Faşizme eğilimli birey kimdir, nasıl düşünür, bu eğilimine eşlik eden özellikleri nelerdir? Faşizan propagandanın kimi insanlarda çok daha kolay karşılık bulmasının nedeni yalnızca sosyolojik koşullarla açıklanabilir mi? Kişiliğin ideolojik şekillenmelere etkisi nedir?

Theodor W. Adorno, Horkheimer yönetimindeki Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü’nün faşizmin yeniden yükselişini önlemek adına II. Dünya Savaşı sonrası Amerikası’nda yürüttüğü sosyolojik araştırmalarda “potansiyel faşist”e, ırkçı ve faşizan eğilimleri olduğunu açıkça beyan etmediği ya da reddettiği ve bu doğrultuda bir örgütlenme içerisinde yer almadığı halde antidemokratik propagandaya açık kişiye odaklanır.

Otoritaryen Kişilik Üzerine’de düşünür, totaliter rejimlerin makbul yurttaşını yaratan koşulları yürütülen bu çokyönlü araştırma sonucunda çözümlüyor. Antisemitizm örneği üzerinden ırkçılığın vemuhafazakârlığın toplumsal kökenlerinin derinlemesine irdelendiği bu eserde, “otoritaryen insan tipi dediğimiz ‘antropolojik’ türün” ortaya çıkma gerekçelerini gözler önüne seriyor.

Hiç kimsenin ırkçılığını, ayrımcılığını, bir başka ulus ya da gruba yönelik düşmanlığını kabul etmediği ancak gündelik reflekslerine dahi yansıyan eğilimlerinin küçük bir dokunuşla faş ettiği günümüz toplumunun da yaldızını kazıyan ve siyasal tercihlerinin nedenlerine ışık tutan bir çalışma...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 283
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺42,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 190
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .
₺25,50
"Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak", adından da anlaşılacağı üzere, Gökalp’in en temel konulardaki fikirlerini söylediği önemli eserlerinden biridir. Onun fikir dünyasına girişi bu eser ile yapılmalıdır. 21. yy’ı yaşadığımız şu günleri(de) anlattığı bu küçük hacimli eser içinde serdedilen fikirlerden neredeyse mazide kalmış olanı yoktur. 100 sene öncesinin aydını olarak Gökalp bizim gündemimizi konuşmaktadır. Neler söylüyor Cumhuriyetin ve Türkçülüğün fikir babası? Öncelikle demokrasiyi, yani halkın kendisini yönetmesini (dikkat buyurun, yönetime katılmasını değil!) yüceltiyor ve göklere çıkartıyor... Milli kültürün hayat alanı olarak evrensellik boyutuna dikkat çekiyor ve Türkiye’nin önündeki evrensel açılımları (Türk dünyası, İslamlık, Batı medeniyeti) nazarımıza sunuyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 119
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2010
₺13,50

Kaynağını iyi duygulardan alan elinizdeki bu kitap, ayrıntılarını ilgili sayfalarında bulacağımız Ocak köyünde yaşanan gerçek öyküyü okurlarına aktarmak ve bizden sonraki kuşaklara taşımak amacıyla hazırlanmıştır.

Bu amacın gerçekleşmesi yolunda, zamanla unutulup kaybolacağına inandığım belge ve bilgileri araştırıp, bir araya toplamak gibi hiç de kolay olmayan bir çalışma içinde buldum kendimi... Sonunda yüzlerce fotoğrafın, belgenin, gazete küpürlerinin bir araya gelmesiyle bir kaynak oluştu. Küçük bir köyün destanlaşan serüvenini dile getiren bir kitap...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 560
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2004
₺60,00
1 2 3 ... 14 >
Çerez Kullanımı