On Derin Ayak İzi, Enginar Mevsimi, Hasta Bakıcı, Şarlatan ve Dahil adlı romanların yazarı Lüset K. Fins'ten yedi kısa roman tek bir kitapta.

Yüreklerin üzüntü yerine şifaya, akılların durgunluk yerine harekete, ruhların da kasvet yerine dinçliğe ihtiyacı olduğu bir yüzyılda keşke günahlarımız da gözyaşlarımız gibi elimizin tersiyle silinebilseydi.


Yedi farklı yaşam kesiti, yedi farklı dünya görüşü ve farklı sebeplerle yüreğine kor sancısı inmiş yedi farklı karakter üzerinden 21. yüzyıl insanının pişmanlık, şans döngüsü, umut, hayal kırklığı, maddiyat ve aşk üzerine çıkarımlarını sinema filmi tadında bir kurguyla kaleme alan Fins, Kor Sancısı ile okurlarını bilime, sanata, teknolojiye ve kader anlayışına farklı bir pencereden bakmaya davet ediyor.

 

Yüreğine su serpen ne varsa geride bıraktın, artık korun üzerinde yürüyüyorsun.

Önceleri sadece kendi yangınında kavrulurken şimdi bütünün ateşiyle yanıyorsun.

Tabanlarında hissettiğin acıya dayanabildin diye hamlık sürecini aştın mı zannediyorsun?

Öyle düşünüyorsan eğer, o zaman sana hem yazıklar hem de aşk olsun.

Lüset K. Fins


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺28,90

“Küçükken çekilen acıların ateşi kolay sönmüyor, kolay unutulmuyor ve izlerini hayatımız boyunca üstümüzde taşıyoruz.”

Aşk yakıyor
Ayrılık kavuruyor
Aldatılmaksa hep çok acıtıyor…

Bize çocukluk acılarını tekrar yaşatacak kişileri gözünden tanır, başkasına değil, ona âşık oluruz. Hayat onu kendi ellerimizle buldurur bize.

Kaderimiz aslında doğduğumuz evlerde yazılır. Yine o evlerde yaralanır, o yaralarla büyür, sonunda o yaraların bizi götürdüğü yere gideriz. Ancak mutluluk her zaman o yolda değildir…

“Bu kitapta her zamanki gibi gerçek bir yaşam hikâyesi anlatacağım sizlere. Hep lüks içinde yaşamış ama kaderi daha baştan kötü yazılmış Camdaki Kız ile bir varoş çocuğunun aşk hikâyesi bu.”

- Dr. Gülseren Budayıcıoğlu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺81,18

Buğra Gülsoy, Birinci Kıyamet’in devamı olan, serinin son kitabı İkinci Kıyamet’te okurlarını sürükleyici bir yolculuğa daha çıkarıyor. Yaşanmış akıl almaz bir hikâyeden esinlenen roman, aşkın ve savaşın tanıklığında tüm zamanların içinde geçiyor. 

Birinci Kıyamet, Poe’nun “En korkunç canavarlar, ruhlarımızda gizlenenlerdir” cümlesiyle başlıyordu. İkinci Kıyamet ise yine Poe’nun “Bir taht inşa etmiş ölüm, uzak batıda yalnız bir şehirde”  cümlesiyle devam ediyor. 

Roman, boksör Sabri Mahir’in hiç bilinmeyen hikâyesinin detaylarını duygu yüklü bir dille anlatıyor. Türkiye’den gitmek zorunda kalan ve tüm dünyanın kıyısında aç, sefil dolaşan Sabri’nin tek hayali İstanbul’da bıraktığı Pera’sına, vatanına kavuşmaktır. Gittiği her ülkede yeni bir kıyametle tanışır, her kıyamet onu aşkına yaklaştıracak birer ipucudur. 

Tevfik Fikret’ten Sakallı Celal’e, Marlene Dietrich’den Bertolt Brecht’e, Osmanlı’dan Hitler Almanyası’na kadar tüm zamanların içinden geçen Sabri Mahir İkinci Kıyamet’te, akıl almaz serüvenine, “Güneşin Doğduğu Yer”e, Pera’sına seslenerek devam ediyor:

“Bu sana son mektubum… Geliyorum… 

Dönüyorum sana, yuvama, gerçeğime. İçi bizimle dolu bir gelecek olamaz artık biliyorum. Tek bildiğim son bir kez daha bakabilmek gözlerine, yüzüne bakabilecek cesareti kendimde bulabilirsem eğer…”

₺52,90

“Biz kadınlar bazen en başından olmayanı oldurmaya çalışıyoruz. Böyle kodlanıyoruz. El attığımız her şeyi düzelteceğimize o kadar inanıyoruz ki ‘onu da’ düzelteceğimize emin oluyoruz. Ama eşek kadar adamlar değişmiyor, olmayandan da olmuyor. Ve evet ne yazık ki bizim bunu anlamamız için iyice sarsılmamız gerekiyor. Farkındayım çok zor; üzücü, gurur kırıcı, yorucu sıfırlanmak… Ama emin olun şahane yanları da var…”

Aslı T. Kızmaz ikinci  romanında kendi ayakları üzerinde duran, hiç olmazsa buna çabalayan, sonunda “olmasa da olur” diyen delidolu bir kadının ayrıksı hikâyesine odaklanıyor.

Olmasa da Olur, Benden Ne Olur’un devamı olan eğlenceli, şen şakrak üslubuyla, roman kahramanının zihninde yarattığı hayali insanlarla, süratli ve nefis bir hikâye…

₺32,90

Dere kenarında balık tutmak isteyen çocuklar bir kadın cesedi bulur. Ceset suda bulunduğundan tanınmayacak

haldedir ancak cesedin kolundaki bileziği gören Kadı, maktuleyi tanıdığını ifade eder. Ceset, Sancakbeyi

Alaattin Paşa’nın ikinci hanımı Zinnur’a aittir. Zinnur, Divina isimli bir gayrimüslim iken Müslüman olmuş ve

Zinnur ismini almıştır.

Eşrefzade İdris Bey’in kendine has iz sürme ve akıl yürütme yöntemleri, bu vakada kadı naibi olarak tayin

edilmesini sağlamıştır. Hafiye İdris Bey kolları sıvar, Zinnur’u kimin, ne için öldürmüş olabileceğini araştırmaya

başlar. Gerçeği öğrenmek için her yolu deneyen İdris Bey, günah sayıldığı için lafını etmenin bile mümkün

olmadığı bir usulü dahi gizlice deneyecek, maktuleye otopsi yapacaktır… 

Yeni ipuçları çıktıkça vaka daha da karmaşık bir hal almaktadır. Vaziyet basit bir cinayetten ibaret değildir.

Araştırdıkça Zinnur’un asıl kimliği ortaya çıkar. Hiçbir şeyden haberi olmayan Sancakbeyi ise dehşet

içerisindedir. Şimdi sıra, Zinnur’u ortadan kaldırmak isteyebilecek kudretli adamları bulmaya gelmiştir.

Dersaadetli Hafiye Eşrefzade İdris Bey’in maceraları Divina’nın Bileziği ile devam ediyor…

₺26,90

● Suç ile ifade özgürlüğü arasındaki sınır nasıl belirlenir?

● Kimlerin ağır eleştirilere katlanma yükümlülüğü var?

● Basın özgürlüğü sosyal medya faaliyeti kapsamında da geçerli mi?

● Suç içerikli bir paylaşımı yeniden paylaşmak ya da beğenmek suç mu?

● Başkasına ait olan sanatsal veya düşünsel bir ürünün kaynağı belirtilmeksizin sosyal medyada yayımlanması suç mu?

● Sosyal medyada işlenen suçlar nasıl soruşturulur?

● Hangi sosyal medya alışkanlıkları hukuki sorun  doğurabilir?

● Kimliği belirsiz kullanıcılarla etkileşimin hukuki sakıncası var mı?

● Sosyal medya profiline paylaşımların sorumluluk doğurmayacağına dair uyarı yazısı koymanın hukuki önemi var mı?

● Sosyal medyada sıklıkla işlenen suçların unsurları nelerdir?

● Sosyal medya faaliyetinden ötürü soruşturulan kişinin hak ve yükümlülükleri nelerdir?

Bunlar ve daha birçok sorunun doğru cevabı bu kitapta…

₺37,90

Karların arasından çıkarılıp, battaniyeye sarılıp annemin kucağına veriliyorum. Zaman zaman bu sahneler tekrarlanmış maalesef. Öte yandan hava buz gibi olsa da kalplerde sıcak dostluklar da kurulurdu küçük yerlerde. Yoksa çekilmez olur bu çileler. Tam oraya alışacakken iki sene sonra gene babam “Toparlanın gidiyoruz,” der, dostluklar da yarım kalırdı. 

***

Okuyacağınız kitap sadece bir özyaşamöyküsü değil, bir şeye umutla bağlanmanın anlatısıdır. Hayata bir tutkunun eşiğinden bakanlar için acı tatlı onca şey, hatırlanınca tebessüm ettirecek bir anıdır sadece; “Ah biz de çok sanatçı olmak istedik ama ailemiz izin vermedi,” diyenlere anlatılacak. 

₺24,90
  • ANARŞİSTLER, EŞİTLİKÇİLER, GELENEKÇİLER, ÇOĞULCULAR, BÖLÜCÜLER VE REFORMİSTLER KİM VE NEDEN BAŞKALDIRIP HÜKÜMETLERE KARŞI SİLAHLI MÜCADELEYE GİRİYORLAR?

  • TARİHE BAKILDIĞINDA, BU GRUPLARIN HANGİSİ BAŞARILI OLMUŞ VE SİYASİ AMAÇLARINA ULAŞABİLMİŞTİR?

  • BUNLARIN YURTİÇİ VE YURTDIŞI DESTEK SİSTEMLERİ NASIL ÇALIŞIYOR VE MÜCADELE ALANI OLARAK NERELERİ SEÇİYORLAR?

  • TERÖRİZM HEMEN ÖNLENEMEZ VE EYLEMLER GİDEREK ARTARSA, HANGİ DURUMLARLA KARŞI KARŞIYA KALINIR?

  • GAYRİNİZAMİ SAVAŞLA YÜZ YÜZE GELEN HÜKÜMETLER VE ORDULARI BEKLEYEN SORUNLAR NELERDİR?

  • KONTRGERİLLA NEDİR, NASIL BİR GÜCE VE TEŞKİLATA SAHİPTİR?

  • KONTRGERİLLA; İSTİHBARAT, PSİKOLOJİK VE ASKERİ OPERASYONLARI NASIL YÜRÜTÜYOR?

  • KONTRGERİLLA, HÜKÜMET VE REJİME AİT FAALİYETLERİN DE İÇİNDE Mİ?

  • EMPERYALİZM KURDU SAĞLAM ELMADA BULUNMAZ.
₺27,90

Feyza içeriğinde, derinliğinde, cesaretindeki kadınlar nadiren de olsa dönem dönem gelirler, yaşadıkları coğrafyayı, normalize edilmiş saçmalıkları, korkaklığa bezenmiş cesaretsizliği kökten silkeleyip izlerini; özlerini görebilecek derinlikteki her bilinçte bırakıp karanlığı aydınlıkla yüzleştirerek geçerler... ama asla geçip gitmezler. Etkileri kalıcı ve ilham verici olur. Kıymetleri bilinmeli, coşkuları sahip çıkılmalı ve yargısızca dinlenmeliler.

Sınırda Üç Kadın’ın hikâyesi aracılığıyla Feyza’nın zihin labirentlerinde gezinmek, zaman zaman kaybolmak, duygunun dört mevsiminde bir yolculuk gibi ilham verici ve zamansız bir gerçekliğin ortasında gibi tüm zamanları kapsayacak yoğunlukta düşündürücüydü. Kadınların sınırda değil merkezde olduğu bir yaşam umudu için... Feyza sana teşekkür ederim. Anlayanı bol bir okuma yolculuğu olması dileğiyle...

Azra Kohen

Kadınlar hikâyelerini yeni anlatmaya başladılar.

Bu hikayenin öznesi olmak büyük cesaret gerektirir.

Ece Temelkuran

₺33,90

“Her Şey Sana Aklımda Bir Oda Vermemle Başladı.”

Arda Erel ilk psikolojik romanı Sarsıntı’nın ardından devam romanı Yüz Yüze ile gözlerini bu kez topluma çevirirken, görünenle yaşananın ayrımını mahremiyet düzleminde inceliyor. Kitleleri, toplumsal bakış açılarını, ötekileştirilenleri, tarih boyunca değişmeyen ailedeki iktidar zeminini ve toplumun statüsel yaklaşımlarını kadınlar ve erkekler üzerinden sorguluyor.

Aşk, hiçbir zaman ne öylesineymiş ne de boş yere.

Acıysa, ne geçmişteymiş ne de gelecekte.

O halde aşkı acıdan özgürleştirmek için, herkes birbiriyle  yüz yüze gelmeli nihayetinde.

Yüz Yüze, hayattaki düğümlerini çözüp kendi yolculuğuna yürüyenlere dair bir roman.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺44,62

Bir şeyler yapmak istiyor ama o şeyleri bir türlü yapamıyorsan, bütün çabalarına rağmen elde etmek istediklerini hiçbir şekilde elde edemiyorsan, mutlu olmak istiyor fakat bir türlü mutlu olamıyorsan, iki lafı bir araya getiremeyenlerin zengin olduğunu görüyor ancak sen bütün yeteneklerine rağmen borç içinde kıvranıyorsan, doğru aşkı arıyor lakin onu da bulamıyorsan; her şeyin en iyisini hak ettiğin hâlde bir türlü olmuyorsa sen muhtemelen yanlış raylarda yolculuk yapıyorsun demektir.

Evet, “raydan çıkmak” kulağa tehlikeli hatta ürkütücü geliyor, bunun farkındayım elbette ancak hayatı boyunca gittiği raydan hiç çıkmadan yaşayanların hiçbirinin adını hatırlamıyoruz. Öyleyse raydan çıkmak, tehlikeli olsa da büyülü bir karardır, büyüten bir karar…

Şimdi unut başına gelenleri, sil yaşadığın bütün kötü deneyimleri ve hiç üzülme, dert etme; bir karar ver sadece. Göreceksin ki bir anda etrafındaki duvarlar, kollarındaki zincirler ve tabii ki altındaki raylar yok olacak ve sen şaşırtıcı bir şekilde istediğin her şeye ulaşacaksın.

Sözün özü, hayat bize tek seferlik bir bilet vermiş olsa da raylar sonsuzdur ve insanlar hep raydan çıkanları konuşur.

Raysız ve ayarsız bir ömür diliyorum.

Stewart Dawson Jr.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺27,50

“Bu hayatta her şeyiyle güvenebildiğiniz en az bir kişi olmalı. Yoksa kendinizi hep yalnız hissedersiniz. İnsanların çoğu yalnızdır o yüzden, yapayalnız. Yaşananlar kelepir bir hayatın ikinci el versiyonu gibidir. Yaptığınız hiçbir şey size ait değildir, benliğinize, özünüze. Hayatınız, tümüyle güvensiz bir ortamın mecburen size yaptırdıklarından ibarettir.

“Saf çocukluk halinizden geriye yüzünüzde ‘memur gülüşü’, dudaklarınızda ‘gammaz öpüşü’ kalır. Öptüğünüz yer kirlenir, güldüğünüz zaman herkes incinir. Elinizde etrafı yeşil dantelli beyaz bir mendil de yoksa temizleyemezsiniz hiçbir yerinizi.

“Ben Serap’ı böyle sevdim, en saf halimle, uzaktan.”

Yaşadığımız bu nefes aldırmayan, “tuhaf” dönemin Diyarbakır’da başlayıp İstanbul’a, oradan Zürih’e uzanan ve Nusaybin’de sonlanan hikâyesi... Muktedirlerin kirli sırıtışlarına inat, hülyasının, serabının üzerine titreyen, acısını içinde koyultsa da yalan ve şiddet üzerine kurulu “zulüm makinesini” sabırla, mizahla, yoldaşça dayanışmayla, zekayla maskara eden insanlar: Kudret, Bedirhan, Sema, Mutlu, Zeliha ve sonrasında Celal. Hayatı “büyük insanlık”a zehretmeye yeminli o “makinenin” katı/soğuk gerçekliğine bir an olsun gevşemeyen bir varoluş mücadelesiyle, bilgece bir meydan okuyuşla göğüs geren karakterler…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 300
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺62,90

AKP’lilerin Fethullahçı damatları ya da Fethullahçıların AKP’li kayınpederleri...
• İsim isim o damatlar, o kayınpederler...
• Adil Öksüz’ün kayınpederi Cevat Yıldırım ve ailesinin sırları...
• Adil Öksüz’ün bilinmeyen son toplantısında kimler vardı?
• Adil Öksüz’ün eşi Aynur Öksüz’ün 15 Temmuz darbe girişiminden 10 gün önce ailesine gönderdiği üç ayrı telefon mesajında ne yazıyor?
• AKP milletvekili telefonda kiminle “Türkiye Cumhuriyeti’nin mafyası, Yeşil’in arkadaşı” diye konuştu?
• Ramazan Akyürek’in yardımcı istihbarat elemanından bu kitaba özel itiraflar...
• Fethullah Gülen’in “sağ kolu” olarak bilinen isim nasıl AKP’ye damat oldu?
• Kadir Topbaş’ın oğlu, eniştesine destek için ne yazdı?
• Bülent Arınç, damadına rağmen saraya nasıl çıktı?
• İsmail Kahraman’ın kamuoyundan sakladığı ailesinin bilinmeyenleri...

Ve diğer damatlar, kayınpederler...

Hepsi bu kitapta...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺44,90

Tüm Ruhlar anlatıcının, dünyanın ve zamanın dışındaki bir şehirde, Oxford Üniversitesi’nde geçirdiği sislerle kaplı, tuhaf iki yılın hikayesidir.

Bu romanın büyüleyici kahramanları da dünyanın ve zamanın dışında yaşar: Bütün hayatı boyunca, şahit olduğu ama hatırlayamadığı bir olayın etkisinde kalan, anlatıcının evli aşkı, esrarengiz Clare Bayes. Anlatıcının dostu Cromer-Blake. Tek başına geçireceğini öngördüğü yaşlılık günleri için yoğun deneyimler biriktiren, alaycı eşcinsel. Emekli olmuş bilge profesör Toby Rylands. Hepimizin sahip olduğu “korkunç eş” hakkındaki bilgisi ve üç ayaklı köpeğiyle berduş Alan Marriott... Ve diğerlerinin yanında, başka bir zamandan gelmiş, gizemli yazar John Gawsworth.

Muammalarla ve entrikalarla, resmi törenlerle ve çılgın akşam yemekleriyle, gizli geçmişlerle ve hastalıklı şimdiki zamanlarla dolu bir dünyada anlatıcı, kendi “çılgınlığı”nı ve kendi hikâyesini “naftalinde saklanmış” bu şehrin sakinlerinkiyle örmeye koyulur ve sonunda, Hindistan’da bir nehrin üzerinden geçen bir demiryolu köprüsü, birtakım talihsiz sevdalı çift, ajanlık kariyeri ya da minik Redonda adası gibi birbirleriyle alakasız görünen birçok şeyin hayatının bir parçasını oluşturacağını keşfeder: Öyle bir hayat ki tüm ruhlar arasındaki bu umulmadık aşk ve dostluk ilişkilerinin izini sonsuza kadar taşıyacaktır.

“Baş döndürücü... Javier Marías zarafetle, kıvrak bir zekâyla yazarken okuru meraklandırma sanatındaki ustalığını da sergiliyor... 

The Times Literary Supplement


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺42,35

Edip Cansever’den karşı şiirler Umutsuzlar Parkı

Edip Cansever şiirinde toplum eleştirisinin belirginleştiği, dönemin muhalif duyarlığının yargılayıcı bir dile kavuştuğu kitabı Umutsuzlar Parkı’nın yeni baskısı Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

Türk şiirinin büyük ustalarının belli başlı kitaplarının ilk baskılarına göre hazırlanmış yeni basımları sürüyor. Edip Cansever’in, ilk baskısı 1958 yılında Yeditepe Yayınları tarafından yapılan ve Sonrası Kalır I: Bütün Şiirleri içinde yer alan Umutsuzlar Parkı da yeni, ayrı bir basımla şiir okurlarının beğenisine sunuluyor.

Sonra en büyük denizler olur 

İşte o en büyük denizler sonra

Denizin bittiği yerde başlar

Bu yol insana çıkar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺23,10

"Sevgili Çocuklar, bu kitapta okuyacağınız şiirleri gerçi sizler için tercüme ettim. Ama hiçbir zaman onları çocukça bulmadım. Zaten sizi de küçük görmüyorum. Güzel şeyleri siz de büyükler kadar anlar, büyükler kadar seversiniz.Elbette, yaşınız ilerledikçe, bilginiz de artacaktır. Ama bu, bilginiz artıncaya kadar kötü şeyler, basit şeyler okuyacaksınız demek değildir. Bilginizin, anlayışınızın artması, zevkinizin incelmesi ancak büyük eserler, kıymetli eserler okumakla olur."

-Orhan Veli Kanık

La Fontaine’in 17.yüzyılda manzum olarak kaleme aldığı, Hindistan’dan İran, Anadolu ve Avrupa’ya yayılmış, kahramanları çoğunlukla hayvanlardan oluşan öğüt verici masalcıklar bütün dünyada yaygınlık kazanmıştır.

Orhan Veli’nin kısa yaşamına sığdırdığı güzel işler arasında, La Fontaine’den yaptığı çeviriler de yer alır. Elli yılı aşkın bir süreden beri sevilerek okunan bu çevirilerde Orhan Veli, Türkçenin olanaklarını, zenginliklerini ustaca sergiler. La Fontaine’in Masalları’nda denediği ve Türkçeye kazandırdığı söyleyiş biçimi ve şiirsel yapı da bu çevirilerin belleklerimizde yer etmesinde etkili olmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 93
En / Boy : 17 / 22,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺24,64

1348 yazında Avrupa’yı toplu ölümlerle sarsan veba salgınından kaçmaya çalışan yedi genç kadın ve üç genç erkekten oluşan bir grup, şehri terk edip Floransa’nın kırsalına sığınmak için yola çıkar. Birbirlerini eğlendirmek ve yolculuğa devam edebilmek için on gün boyunca her biri aşk hikâyelerinden kahramanlık maceralarına uzanan onar öykü anlatacaktır. Toplamda anlatılan bu yüz öykü, ortaçağın karmaşık ve zengin gündelik hayatını ortaya koyan bir derleme görevi görür. Decameron, Princeton Üniversitesinden Leonard Barkan’ın da dediği gibi “tüm zamanların en iyi öykü antolojisi”dir. Dünya edebiyatının ilk hikâyecisi ve İtalyan edebiyatında düzyazının babası olarak kabul edilen Boccaccio’nun başyapıtı Decameron güçlü bir düzyazı.

”Decameron’u okuduğumda 16 yaşındaydım ve 10 hikâyecinin çoğunun kadın olması beni çok memnun etmişti… Modern hikâye anlatıcılığının babası olarak bilinen bu yazar yedi şahane kadın anlatıcı takdim ediyordu. Demek ki umut edilecek şeyler vardı.”

–Elena Ferrante

”Avrupa hikaye anlatıcılığının ilk büyük başyapıtı.”

–Hermann Hesse


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 825
En / Boy : 14 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺270,60

Osmanlı İstanbul’unun 460 yılı...

Üç bin yıllık bir kent olan İstanbul, Doğu-Roma’nın başkenti oldu. Fetih’ten sonra, 460 yıllık Osmanlı İmparatorluğu döneminde de aynı ihtişamı sürdürdü. Camileri, külliyeleri, çeşme ve sebilleri, sosyal yaşamı oluşturan çarşıları ve kahvehaneleriyle kültürel yapısı zenginleşen payıtaht, artık Dersaadet olarak anılmaya başladı.

Araştırmacı yazar Turan Akıncı, bu kitapta kentte bulunan 400’ü aşkın Osmanlı yapısını coğrafi konumlarıyla tanıtıyor. Yazar ayrıca, diğer kitaplarında olduğu gibi, burada da Osmanlı günlük yaşamından kesitler veriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 504
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺127,50

İlk romanı Soraya ile Berlin Film Festivali Kitaplığı’na seçilen Meltem Yılmaz’dan yine unutulmayacak bir eser...

Bütün Mümkünlerin Kıyısında, mümkünsüzlüklerle çevrili hayatların ayakta kalma mücadelesini, kısa öykülerle iç içe geçmiş röportajlar aracılığıyla okuyucuyla buluşturuyor.

Turgut Uyar’ın “Tütünler Islak” kitabının girişindeki bu anlamlı sözden ilhamla hayata geçen bu kitapta okuyacağınız yaşam öykülerinin hepsi gerçek, hepsi hayatın tam kalbinde. Toplam 13 öykü-röportajdan oluşan eserde, içinizdeki “öteki” ile yüzleşecek, birbirinden ilginç ve sarsıcı deneyimlerin hayata tutunma çabalarına eşlik edeceksiniz. Her birinin öyküsünde, kendi mücadelenizle yüzleşeceksiniz. Soraya ve İris adlı iki romanıyla Polonya ve Bulgaristan’da da sayısız okura ulaşan genç yazar Meltem Yılmaz’ın bu sıra dışı eseri, yine hafızalara kazınacak nitelikte.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺30,80

Bir suikast sonucu hayatını yitiren Abdi İpekçi’nin yaşamını anlatan bu kitabın iki yazarı Tufan Türenç ve Erhan Akyıldız, gazetecilik mesleğine Milliyet’te başlamışlardı. Yanında yetiştikleri genel yayın yönetmenleri İpekçi’ye büyük bir sevgi ve saygıyla bağlıydılar.

Abdi İpekçi onlara meslek ilke ve kurallarına ödünsüz bağlı kalmalarını öğretmiş, dürüst ve titiz gazetecilik yapmalarını öğütlemişti. Gazeteci de aynı titizlikle hazırlandı ve ilk yayınlandığında kısa sürede çok satan kitaplar arasına girdi.

Bu kitabın, gazetecilik mesleğinin övünç kaynağı olan değerlerin aşındığı bir dönemde, önemli bir boşluğu dolduracağını umuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺65,88

Yeniçağın büyücüleri, süpürgesiz cadılar...

Günümüzde cadılıktan ya da büyücülükten söz etmek hâlâ çok kişiye garip gelebilir, oysa insanlık tarihi boyunca, son yüzyıla kadar, cadılıktan söz eden biri hiç de garip karşılanmıyordu. Dünyanın pek çok yerinde kendilerine “cadı” diyenlerin ve cadı toplulukları oluşturanların sayısı gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Üstelik çağımızın cadıları öyle filmlerdeki gibi ellerinde uçan süpürgeler, üzerlerinde pelerinler taşıyan, kazanlar kaynatan “kocakarılar” değiller. Her ırktan, her cinsiyetten, dünyayı seven aydın insanlar...

“Cadı” dendiğinde başkalarına büyü yapan insanlar aklınıza geliyor olabilir. Oysa insanın evrimi boyunca büyü ve büyücü kavramları her zaman her yerde kültür kalıpları içinde var olmuştur. Paganizmde büyü, Wicca’nın da kabul ettiği gibi, bir başkasının iradesine karşı yapılan bir eylem değil, kişinin kendini geliştirmesinin bir yoludur. Yani bir çeşit ayindir. Söz konusu ayinin ya da daha genel bir ifadeyle ritüelin amacı sadece yapan kişinin hayrı ve gelişimi içindir. Dolayısıyla Wicca yolunu seçen bir Wiccan, aslında büyüyü kendini geliştirmek adına yapan kişidir...

Araştırmacı yazar Erhan Altunay’ın kaleme aldığı Kadim Cadılık Öğretisi binlerce yıldır yeryüzünde ifade bulmuş, günümüzde de halen karşılık bulmaya devam eden kadim ritüelleri, kültleri ve mitleri anlaşılır ve uygulanabilir şekilde tarafsız ve yorumsuz bir biçimde sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺43,40

“Keşke annemin öldürülmesine tanık olmasaydık; çok zor bir durum. Sürekli ‘o an’ aklıma geliyor.”

Türkiye'de erkek şiddeti sebebiyle yaşamını yitiren binlerce kadının geride bıraktıklarının trajedisi, annesi gözlerinin önünde öldürülen küçük kızın "Anne lütfen ölme!" çığlığı ile duyuldu. Ev içi şiddete, çoğu annelerinin öldürüldüğü ana tanık olmuş, bir daha asla baba demeyecek çocuklar. Cinayet sonrası, akrabaları ya da devlet kurumları tarafından bakılarak yeniden hayata tutunmaya, güçlenmeye çalışan çocuklar...

Dr. Gamze Erükçü Akbaş, geride kalan çocuklarla yaptığı derinlemesine görüşmelerde, erkek şiddeti sebebiyle yaşamını yitirmiş on kadının ve geride kalan kırk yedi çocuğun öyküsünü, Türkiye’de aile kurumunun içyüzünü, erkek şiddetinin boyutlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sererek anlatıyor.

Baba Anneyi Öldürdüğünde, Türkiye’de annelerini baba şiddeti sebebiyle yitiren çocuklarla yapılan ilk çalışma. Ölmek istemeyenler ve yaşatmaya çalışanlar için ne yapılabilir sorusunu sordurtan çok önemli bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺55,76

Türk Mitolojisinden Cesaret, Dostluk Ve Fedakârlıkla Dolu Bir Destan Doğuyor...

Atlas Ateş’in annesi ve babasına ne oldu? Lisedeki ilk gününde başına neler geldi? Bambaşka bir diyara nasıl geçti? Bu diyardaki görevi neydi?

Anadolu efsanelerinin hepsi… ya gerçekse?..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺27,36

Beyinbilim odağında karar bilimi, karar anı, puslu mantığımız, her şey bizim iradenizle mi oluyor ya da neden irrasyonel ve sabırsızız? Uğur Batı’dan olağanüstü sorular ve ilham verici cevaplar.

Harvard Business Review Türkiye

Kararlarımızın anatomisi! Uğur Batı, ana damarda ilginçve etkileyici bir alan yakalamış. Çok çarpıcı bir üslup…

Bloomberg Businessweek Türkiye

Akıllı insanlar neden aptalcahatalar yapıyor? Uğur Batı’nın eşsiz kitabı bize kendimiz hakkında gizemli bir sorgulama alanı açıyor.

BrandMap


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺81,18

Zootropolis, diğerlerinden çok farklı bir modern şehir. Burası, kocaman fillerden minicik farelere kadar türlü memelinin doğal yaşam alanı. Dahası, tüm bu canlılara hayallerindeki mesleği seçme olanağı da sağlıyor. Ancak idealist polis memuru Judy Hopps şehre geldiğinde, polis kuvvetlerindeki ilk tavşan olmanın hiç de kolay bir iş olmadığını anlıyor. Büyük ve güçlü iş arkadaşlarının saygısını kazanmak isteyen Judy, çok önemli bir davayı aydınlatmak için her şeyi yapmaya hazır. Bu gizemi çözmenin yolu, Nick Wilde isimli kurnaz ve düzenbaz bir tilkiyle çalışmaktan geçse bile...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 17,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺19,00

Nurcihan, yeniden konuşmaya başladı. İki cümlesinden birinde Gökhan’ın cevaplamasını istediği soruları doğrultuyordu. Yanıt alamadıkça sesi de beynini kemiren asabiyet de katlanarak büyüyordu. “Ellerim Gökhan… Ellerim neden siyah?” diyerek bir hazin paragrafa uzandı. Öfkeli soluklardan genişleyip küçülen burnunun üzerindeki iki kehribar tanesinde ılık sular birikti.

“Ellerim… Ellerim Neden Siyah?”

Ellerim Neden Siyah?ta, memleket insanının yoksunluklarının merkezde yer aldığı öyküler karşılıyor bizleri. Numan Altuğ Öksüz, yalın üslubuyla kuruyor öykü dünyasını. Günahları, büyük yıkımları, geri dönüşü olmayan hataları, özlemleri, doğumları, ölümleri, maddi ve manevi imkânsızlıkları, kısaca insana dair ne varsa onları, gerçekçi bir bakış açısıyla ele alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 12 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺27,30

“Olduğunuzdan bile zeki mi hissetmek istiyorsunuz? Dünyaya Nasıl Hükmedersin’i okuyun.”

The Times

Londra’ya hoş geldiniz.

Bu şehirde milattan önce 50’den beri hırsızlık yapılır ve adam indirilir.

Bu aralar sektör krizde. Aslında hayatın kendisi krizde.

Yapımcı ve televizyoncu Baxter Stone krizi fırsata çevirmenin peşinde.

Baxter gırtlağına kadar borç içinde; evinin yolunu bir Lamborghini kapatmış durumda, MI6 ise telefon görüşmelerini dinliyor. Baxter’ın şahane bir yırtma planı var. Öyle bir belgesel çekecek ki bütün parsayı toplayacak. Kim bilir, belki de dünyaya nasıl hükmedeceğini bulmuştur!

Dünyaya Nasıl Hükmedersin,

Göbeklitepe’den Orta Çağ Avrupası’na,

Cennet Bahçesi’nden kıyamete kaçışının hikayesi.

Man Booker finalisti Tibor Fischer paranın ve gücün krallarıyla kafa buluyor, dünyaya kara komedisiyle hükmediyor.

“Zıpır bir kalem, matrak bir roman.”

- Daily Telegraph

“Tibor Fischer edebiyatın Ali G’si. Öyle yazıyor ki kitabı okurken bir sonraki kitabını merak etmeye başlıyorsunuz.”

- New Statesman

“Işıltılı, sıkı, enerjik. Zekasıyla büyülüyor, ironisiyle hayran bırakıyor.”

- Scotsman

“Hadi açık konuşalım, Fischer’in sırrı şu: Her romanında elmas sertliğinde, kömür karası hikayeler anlatıyor. Dünyaya Nasıl Hükmedersin’de ise kendini aşmış.”

- Time Out

“Edebiyat dünyasının en zeki entelektüelinden yine bir salvo.”

- Guardian


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺34,90

Öç hakkındaki düşünceleriniz ne olursa olsun, bu öyküler arasınsında okuma sürecindeki duygunuzu onaylayan bir öykü bulacağınıza inanıyorum. Bir diğer öykü belki sizi duraksatıp yeniden değerlendirme yapmaya zorlayacak.fakat hepsi de insanlık kadar eski ve insanın yaradılışından beri iliklerinde barındırdığı en köklü duygulardan birinin gücüne birr sunu niteliğini taşıyor.

Öç Öyküleri ; Honore De Balzac, Edgar Allan Poe, Saki, Jack London, Guy De Maupassant, Arthur Conan Doyle, Brayn Lewis, Mihail Bulgakov’un ‘’Öç’’ konulu öykülerinden oluşan bir seçki. Bu seçkide insanın aldatılmışlık karşısında, sevdiğini kaybettiğinde, gururu zedelendiğinde yapabileceklerinin erişebileceği sınırları ortaya koyan öyküler okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺22,50

Pasifik Okyanusunda 101 gün süren olağanüstü bir yolculuğun hikayesi… Norveçli antropolog Thor Heyerdahl, Polinezya Adalarına yerleşen ilk insanların efsanevi kahraman Kon-Tiki önderliğinde okyanusu geçerek Peru’dan geldiğine inanıyordu. Yazar, o dönemde böyle bir yolculuğun imkânsız olduğunu söyleyenlere karşı tezini kanıtlamak için 1947 yılında balsa ağacı kütüklerinden yaptığı ve Kon-Tiki adını verdiği ilkel bir salla, beş arkadaşıyla birlikte yola çıktı.

Öfkeli fırtınalar, balinalar, köpekbalıkları ve diğer pek çok tehlikenin eşlik ettiği bu macera üç ay sonra Raroia mercan adasında başarıyla son buldu.

Bugüne dek altmış beş dile çevrilen ve sinemaya da uyarlanarak Oscar’a aday gösterilen Kon-Tiki’de cesaretin ve mücadele ruhunun çarpıcı bir örneğini okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 342
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺53,30

Marx’ın doktora tezinde mealen dediği gibi, bazı şeyleri bilmek istemeyişimizin iyi nedenleri olabilir, insan doğası kendini korumaya güdümlüdür, yine de bu, istemediğimiz bazı şeyleri müthiş bir kesinlikle bildiğimiz ve bu bilgi karşısında tümüyle güçsüz kaldığımız gerçeğini değiştirmez…

Ortaçağ Avrupa’sının kültür başkentlerinden, bugünün kültür turizmi merkezlerinden Urbino, bir gecede kan gölüne dönüyor – nereden çıktığı belli olmayan iki genç kadın, nedeni ancak kitabın yapbozu tamamlandığında anlaşılan bir katliama imza atıyor.

Gitmeyecekler İçin Urbino, bu katliamı bizzat düzenleyicilerinin ağzından aktarıyor, katliamdan sağ çıkanların tanıklıklarına başvuruyor, son olarak da en az yarısı uydurma bir şehir rehberiyle daireyi tamamlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺31,39

Edebiyatımızda yeni bir sayfa açan Dublörün Dilemması romancılıkta siyah kuşak sahibi bir yazardan saatte 300 kilometre hızla akan bir roman.

Nuh Tufan kendinden kaçarken aşkı nasıl yakalasın?

Ferruh Ferman ölme sırasını Nuh’a devredebilir mi?

İbrahim Kurban biricik dostunu korkunç belalardan ya koruyamazsa?..

Habip Hobo bir cinayeti araştırırken ne tür çılgınlıklara şahit olacak?

Bir görünüp bir kaybolan ‘metropol serabı’ Dilara Dilemma hangi felaketlere yol açacak?

Parmağı tetikte Rıza Silahlıpoda, doğru hedefi kaosa rağmen vurabilecek mi?..

Taliha Teyze, Baretta, Profesör Umur Samaz, Hacer Ceren, Pembe Pepe ve Afili Filintalar çetesi… hepsi bu matrak macerada!

Hem kaotik hem muntazam, hem felsefi hem delice hem hıphızlı hem dupduru bir anlatım.

Güldüren, afallatan, derin düşüncelere gark eden bir kült roman.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2021
₺61,50

Parçalanan bir hayatın acımasız ama şefkat dolu portresi…

Karısı çocuklarını da alıp onu terk ettikten sonra Arvid Jansen, tutunacak çok az şeyinin olduğunu fark eder. Boş evini, yatağını, hayatını yadırgar; kim olduğunu pek de bilmediğini anlar. Gençlik günlerinin peşinde şehirde dolaşır, sarhoş olur, barlarda ısrarla peşine düştüğü kadınlarla yatağa girdiğindeyse ne yapacağını bilemez. İlk ayrıldığında neşeli bir zafer duygusu taşıyan karısı da ondan çok farklı durumda değil gibidir. Sadece üç kızlarından en büyüğü ebeveyninin kim olduğunu görüyor, ama ne onlara yardım edebiliyor ne de onlardan yardım alabiliyordur…

Norveçli yazar Per Petterson’un diğer yapıtlarıyla da konuşan Benim Durumumdaki Erkekler ele aldığı hikâye kadar anlatma biçimindeki inceliklerle de öne çıkıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺61,50

Çapa berfirehkirî ya xebata Murad Ciwan, “Ehmedê Xanî Jiyan, Bîrûbawerî û Berhemên Wî” derket.

Ev berhema ku destpêkê ji bo bibîranîna 300 saliya Mem û Zînê hatibû amadekirin ji çend beşan pêk tê. Beşê yekê bi xebatên li ser Ehmedê Xanî dest pê dike. Di vî beşî de ji destpêkê heta nivîsandina vê berhemê, tiştên li ser Xanî hatine nivîsandin tên nirxandin. Beşê duduyan li ser jiyana Ehmedê Xanî ye. Di vir de agahiyên cuda yên li ser jiyana Xanî tên pêşkêşkirin.

Beşê sisêyan li ser dewra Ehmedê Xanî ye. Nivîskar panoramayeke cîhanî û Kurdistanî ya dewra jiyana Xanî bi awayekî sivik li ber çavê xwendevanan radixe da ku karibe Xanî baştir bide nasandin û fahmkirin. Bîrûbaweriyên Xanî yên li ser rewşa kurdan, daxwazên wî yên li ser avabûna dewleteke kurdî jî di vî beşî de ne.

Beşê çaran, li ser bîrûbaweriyên Ehmedê Xanî yên felsefî û tesewufî ye. Di vir de li ser wê yekê muhaweleyek heye ku gelo di meseleyên felsefî, dînî û tesewufî de Xanî li kû derê radiweste, xwedanê çi mewquf û dîtinê ye. Xanî ne însanekî yekalî ye. Belkî jî yek ji xusûsiyetên wî yên herî taybetî jî ev e. Ew, hem di warê dîn û jiyana manewî de xwedan desthilat e, hem jî wî mohra xwe li ser kar û barê dinya maddî xistiye. Di van deran de jî piralîtiyeka wî ya kûr û berfireh heye. Di pirsên dînî û manewî de, wî hespê xwe hem di meydana dîn û felsefê de, hem jî di ya tesewufê de ajotiye.

Yek ji aliyên wî yên destnîşankirî bi munasebeta berhema Mem û Zînê pirsa pêwendiyên jin û mêran, evîna maddî û ya îlahî ye û hetta erotîzma navbera herdu cinsên însanan e. Beşê pêncan di heqê van fikrên wî de ye ku li ser evîn û erotîzmê ne. Di beşê şeşan de jî nasandinek li ser berhemên wî heye.


Basım Dili : Kürtçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺63,75

Antik ve yasaklı bir güç serbest kaldığında, yeni edindiği güçlere alışmaya çalışan Izzy, Dublin’i ve Peri âlemi olan Dubh Linn’i bir savaşın içine sürüklenmekten korumak zorundadır. Ama Peri savaşçısı ve pek de eski olmayan sevgilisi Jinx’i kurban etmeyi reddettiğinde, hayatlarını kabusa çevirecek olaylar zincirini başlatır ve şimdiye kadarki en büyük meydan okumayla karşı karşıya kalır.

En derin ve en karanlık Kovuk’ta bir Ölüm Meleği beklemektedir ve yardım etmek için isteyeceği bedel çok fazla olabilir...

“Mükemmel bir fantastik kurgu, tuhaf ama hatırlanabilir karakterler, inanılabilir ortamlara yerleştirilmiş hayatlar… Hikâye bütünüyle gerilim dolu ve şaşırtıcı bir sonla birlikte heyecan verici.”

Irish Examiner

“Harika ve mükemmel şekilde romantik... Lirik bir anlatım, bununla birlikte oldukça hayalperest ve betimleyici anlatımıyla yaratıkları ve insanları anında gerçek kılıyor ve sihirle parlatıyor.”

Booklist


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 372
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺30,00

... yaşam anlamlı ya da anlamsız değildir yaşam yalnızca vardır o kadar dolayısıyla siz insansınız kafanız çalışıyor gelişiyor(muş)sunuz ilerliyor(muş)sunuz günün birinde büyük harfle adam olmayı umuyorsunuz diye diyelim ki kendi ağırlığının bilmem kaç katını taşıyan karıncadan ya da boyunun şu kadar katı zıplayabilen pireden daha anlamlı yaşamlar yaşadığınızı sanmanız ile bulutlu bir bahar sabahı kırmızı turp bulmuş gibi bu sanıya sarılmanız pek eğlenceli…

27 yaşındaki fizik asistanı Hakan, bir sahaf dükkanı sahibi olan Yağmur'la tanışıyor, sevgili oluyorlar. Yağmur, yeraltında örgütlenen Kronk dininin ikinci kişisi. Bunu Hakan'a söylemiyor, fakat Hakan'ın beklenen ikinci peygamber olduğunu söylüyor. İlk peygamber ortada yok. Hakan önce bu peygamberlik işini eğlenceli buluyor fakat sonra saçma olduğuna karar verip istifa etmeye kalkıyor. O işlerin öyle kolay olmadığını öğreniyor. Hakan'ın arkadaşı Cem işin içine giriyor. Biraz Cem Akaş’a benziyor Cem. Yağmur, Kronk'un peygamberini tanımıyor (kimse tanımıyor) ama Cem olmasından şüpheleniyor. Aşk-tutku-iktidar eğrileri üzerinden ilerleyen, yükselen ve çöken hikayesiyle 7, kimilerine göre yazarın kült yapıtı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺52,20

Küçük ruhluydu.

Ruhu iyi bir ruhtu belki, oldukça temiz kullanılmıştı, kendi sınırları içinde sağlam, işe yarar bir ruhtu, ama yetmiyordu; kalkıştığı işi başarabilmek, bu ruhun harcı değildi.

M, ruhundan intikam almanın yollarını aramaya başladı.

M, vahiy bekleyen peygamber tedirginliğiyle, “Gerçek’ten daha edebi, Edebiyat’tan daha gerçek” romanını yazmak için ilham bekliyor. Kendi içine, sokaklara, geceye, taşraya, kaya kiliselerine yöneliyor ama bir türlü yazamıyor. Sonra önünde bir aşk ve bir kapı açılıyor o kapıdan geçmeyi seçince geliyor yıkım; M öyle bir dağılıyor ve dağıtıyor ki, onun nasıl bir insan olduğunu ve ilahi adaletin ona nasıl bir son hazırladığını merak etmeye başlıyor okur.

Kuran’ın sure yapısı üzerine kurulu olan 19, bu asal sayının katlarına dayanıyor.

19x11=114 bölüm
19x50=950 cümle
19x1353=25707 sözcük
19x8456=160664 karakter


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺39,06

Bir kadın susuyorsa, en sağır edici ses odur.

Bir anneyle kızının çığlıkları, bir eylül gecesinde birbirine karışır. Onları kimsecikler duymaz.

Duyanlar da kendi çığlıkları onlarınkine karışmasın diye susmayı tercih ederler. Eylülün ve hayatın rüzgarları anne kızı başka başka dünyalara savurur. Biri hiç kaybetmediği umuduyla evladını ararken, diğeri tüm hayatının koca bir yalandan ibaret olduğu geçeğiyle acı bir şekilde yüzleşir; elbette bu yalanların ortasında gerçeğe tutunmasını sağlayan bir de Ulaş vardır…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 348
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺30,00

Büyük bir iş adamı olan babası ölünce Corrine Marchand kendisini, babasının Paris’teki dev şirketinin başında bulur. Corinne, sevgilisi Philippe Rochemort tarafından üç yıl önce terk edildiğinden beri erkeklere güvenmediğinden, yalnız olmanın en iyisi olduğuna ikna olmuş durumdadır. Bu yüzden, çekici bir adam olan bankacı Miles Corsley’yle tanıştığında, onunla randevuya çıkmak bir yana, ona birkaç saatini ayırmayı bile reddeder.

Corinne’in genç kardeşi model Yolande’sa hayatı boyunca Philippe’in kardeşi Yves’i sevmesine ve evlenmeyi planlamalarına rağmen, film yıldızı olan kötü çocuk Patrick Dubuisson’la tanıştıktan sonra nişanı atmış ve Hollywood’da tutkulu bir işe girişmiştir. Ancak Hollywood’un
çekiciliğinin her zaman mutluluk getirmeyeceğini zor yoldan öğrenecektir. Paris, aşkın şehri, acaba Marchand kızları için yeniden gözde olacak mıdır?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺30,00

“Semocum, hayalciler cesur olmak zorunda mı? Bilge olmamız gerekiyor mu?”

Altınçayır Vadisi’nin menekşe boyalı evinde annesi, babası, büyükannesi ve kedisiyle yaşayan Asinaz, can dostu Semagül’ün özlemiyle doludur. Babasının yıllar önce kaza geçirmesine neden olan altın madeni yeniden açılmış, pek çok aile vadiden taşınmak zorunda kalmıştır. Vadinin çocuk grupları Hayalciler, Bilimciler, Kuşçular ve Altıncılar oyunlarını sürdürür, yetişkinler maden konusunda ne yapacaklarını düşünürken, Asinaz’ın aklı Semagül’de ve günden güne suskunlaşan annesindedir. Aradığı cevapların onu zamanda bir yolculuğa çıkaracağından ise henüz habersizdir…

Dil ustası Latife Tekin çocuklar için yazdığı ilk romanında, doğayı ve insanı masalsı bir anlatımda buluşturuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺21,90

“İnsan hiçbir zaman ‘çıplak maymun’ olmadı, hep taş baltaların, çanak çömleklerin, kaldıraçların, çalar saatlerin, lokomotiflerin
dünyasında yaşadı ve bilgisayarların.” Bu kitapta yer alan denemeler, dil, fizik, kimya, biyoloji, bilgisayarlar, toplumsal bilimler, yapay zekâ -ve tabii edebiyat- gibi, ilk bakışta birbirleriyle ilintisiz alanlar üzerinde geziniyor. Ama biyolojik evrimden bilimkurgu geleneğine, olasılıklar kuramından kültürel değişime, sibernetikten bizzat yazma uğraşına dek bütün bu gezi uğraklarının iki anahtar sözcükte odaklandığını söylemek mümkün: Teknoloji ve iletişim. “Teknik” konuları ağdalı ve kapalı niteliğinden çıkararak rahat, akıcı, zevkle okunur bir tarzda ele alan Ay Çöreği’ndeki denemeleri ortak paydada toplayan, “tek bir metin” haline getiren bir başka öğe, hepsinin aynı edebi ve insani kaygıları barındırmaları. Kapsayıcı tezler ve önermelerle değil, sorularla ilerliyorlar; bazen bir çocuğun sorabileceği kadar yalın sorular.

Denemeleri okurken insan bazen daha iyi, daha insanca bir dünyaya varma yolunda tüketilmiş imkânları görüp hüzünleniyor, duraksıyor;
bazen de “teknik” konuların da pekala heyecanlı ve sürükleyici olabileceğini hissediyor, metinle birlikte daldan dala atlamaktan müthiş bir haz duyuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 347
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺73,12

“Biz Türkiye’de toplanıp İngiliz kadınlarından söz ettiğimiz zaman, bu dünyada isteyecekleri hiçbir şey kalmadığını düşünürdük. Ama yaşam savaşının onlar için ne anlama geldiğini, ya da bu ebedi mutluluk arayışının ne kadar korkunç bir şey olduğunu bilmiyorduk.

İkisinden hangisi daha güç bir savaşım? Biz Türkiye’de yalnızca bu ikinci savaşımı biliyoruz ve tüm dünyada aynı yararsız çaba sürüp gidiyor.”

“Zeynep”/Hatice Zinnur hanım – 1906

Geç Osmanlı döneminin kadın yazarları Avrupa’daki, Batı’daki kadınların durumunu nasıl görüyorlardı? İstanbul’a gezgin olarak gelen Fransız kadın yazarlar, başta harem olmak üzere, Osmanlı kadınlarının hayatını nasıl görüyorlardı? Bu gördüklerinden, genel olarak, kadınlık durumuna ve kadınların özgürlük taleplerine dair, ne gibi sonuçlar çıkartıyorlardı?

“Ataerkil kıskaçlar,” bu kadınların fikirlerini, eylemlerini ve onlar hakkında oluşturulan imgeleri nasıl etkiliyordu?

Senem Timuroğlu, geç Osmanlı döneminde oluşmuş bu heyecanlı, incelikli ilişki ve iletişim ağı içinde, Avrupa feminizmi ile “aydınlanmış dindar” kadın hakları söylemi arasındaki etkileşimin bir portresini çiziyor. Bu karşılaşma ve etkileşim içinde çıkılan “özgür kadın”ı arama yolculuğunu takip ediyor.

“Öncü” sıfatını hak eden kadınların fikirleriyle, kişilikleriyle ve hikayeleriyle tanıştırıyor bizi kitap: Fatma Aliye, Selma Rıza, Hayriye Ben-Ayad, Şeref, Hatice Zinnur, Nuriye hanımlar ve George Sand, Marc Hélys, Marcelle Tinayre, Grace Ellison “madamlar”... Bu hayranlık uyandırıcı kadınlar arasındaki arkadaşlığın yer yer romana benzer hikâyesi...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺58,88

“Her şeyi hatırlıyorum merak etme. Bir gecede işsiz kaldığını hatırlıyorum. Bir gecede dostu düşmanı tanıdığını hatırlıyorum.

Meydanlarda sadece işimi ve öğrencilerimi geri istiyorum diye ses ederken azgın suçlular gibi yaka paça götürüldüğünü hatırlıyorum.

Kanında duş alacağını söyleyenler göğüslerini gere gere dolaşırken intihar ettiğini hatırlıyorum.”

Takım elbiseleriyle iyi halden yararlanıp serbest kalan tecavüzcüler, emekçilerin haklarını gasp eden işverenler, ağaçları rahat bırakmayan
rektörler, otobüslerde bacaklarını yayarak oturan yolcular, zorba adamlar ve nicesi. Neden hepsi o çatallı, boğuk sesi duyuyordu? Neden
o ses ısrarla peşlerindeydi ve onlara akılalmaz şeyler yapıyordu?

Aslı Tohumcu, bizi yine toplumun cerahat noktalarına götürüyor.

Benzersiz bir roman kahramanıyla tanıştırırken, yüzleşmesi zor gerçeklerle baş başa bırakıyor.

Kötü Kalp, adaleti hak edip de alamamışların, intikam isteyenlerin muamma yüklü romanı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 236
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺52,50

Mine Sota’dan ‘Aboo’ dedirtecek kitap!

Hişştt!

Toplaşın!

Genetik mühendisi Şenol’un düğünlerde niye piyanist şantörlük yaptığını…

Karton kutuda yaşayan Sabrettin Bey’in, paraya para demezken, bankadan nasıl mezar yeri kredisi istediğini…

Yapay zekanın, bizim maalleye gelince nasıl Yatay Zeka olduğunu…

Hedefini asla şaşırmayıp tam on ikiden vuran Anne Terliği’ni…

Çocuğun anten ayarları yanlış yapıldığında, ortaya nasıl “Nihohahaa!” adlı bir gerilim filminin çıktığını…

“Bize Bi’ Şey Olmaz” derken, bize nasıl her şeylerin olduğunu…

Hayırlı bir iş niyetiyle başlanan düğün olayının, sonunda nasıl “Hayır!” lı bir işe dönüştüğünü…

Canımızın içleri dediğimiz bağzı arkadaşların, radyoaktif madde gibi ömrümüzün başını nasıl yediğini…

Alttan almaklar canınıza yetip “Bi’ sssaniye!” dediğiniz anda nasıl “Sen Çok Değiştin!” dendiğini…

Korku filmlerinde öcülü böcülü şatolara girip “Merhabaa!” diyen Suzın ve Tom kişilerinin ayküü’sünün ne kadar düşük olduğunu…

Ve her bi’ şeyleri anlattık.

Her birimiz kendi hayat kanalımızın fenomeniyiz… Uzun uzun çileler çekip bu kanallarda kısacık bir bölümünü yayınlıyoruz.

Ama bir son dakika haberi sevgili seyirciler! Dünya ne düz, ne yuvarlaktır. Dünya;Yamuktur! Net bilgi. Yayalım.

Ayriyetten hey sayın “Aboo o ne!”miz! RH pozitif çareler sunan bu kitabı okurken ki tüm gülüşmeleriniz kayıt altına alınacaktır.

O zaman, haydin!

You‘Tüp’lü kanalıma hoş geldiniz!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺22,50

Bizler tarih yazanlarız, anı kayıtçılarıyız. Bizler sümük yakalayıcısıyız, popo silicileriz. Bizler her şeyi gördük, her şeyi duyduk ve her şeyi kokladık ama başka türlü yapamazdık. Bizler annelik adı altında tek yürek olan milyonlarız. Korkunç ama gururluyuz.

Tüm reçetelerin bizi genellediği şu annelik yarışında en iyi annelik yapabildiğin anneliktir. Jill Smokler bu kitabında tozpembe hikayeleri ve mükemmel annelik illüzyonunu tozlanmaya bırakıp dünyanın dört bir yanından hepimizin yaşadığı gerçek deneyimleri masaya yatırıyor. Anneliğin girdaplarında boğulduğunuzu hissettiğinizde bir cankurtaran halatı gibi tutup çekmeniz için.

Durun! Aşağıdaki Maddeleri Zihninize Kazıdığınıza Emin Olmadan Kitabın Kapağını Açmayın!

• Hiçbir annenin mükemmel olmadığını ve çocuklarımın benim sayemde ve hatta bazen de bana rağmen çok büyük işler başaracaklarının farkında olmalıyım.

• Bir başka anneye fikrimi sormadığı sürece akıl vermekten kaçınmalıyım çünkü beni asla ilgilendirmez.

• Annelikle ilgili her konuda mizah duygusuna sahip olmalıyım.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺54,00

Hazırcevap, muzip Nasreddin Hoca ve ona yakıştırılan hikâyeler… Fıkranın doğmasını sağlayan olaylar ve gerçekler unutulsa da bir halk kahramanı var ki onun anlattıkları nesilden nesle aktarılıyor. Bu kitapta Nasreddin Hoca’nın fıkralarıyla beraber kendi fıkralarını yazmak isteyenler için de bir rehber yer alıyor. Çocuk edebiyatında çok sayıda eser veren, ödüllü şair Melek Özlem Sezer, halk edebiyatımızın önemli temsilcisi Nasreddin Hoca’yı çocuklara yepyeni bir tarzda anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 122
En / Boy : 148 / 210
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺35,90

Karagöz ve Hacivat gerçekten yaşadı mı? Gölge tiyatrosunun kıvrak dilli ve eğlenceli ikilisi Karagöz ve Hacivat ile ilgili her şey bu kitapta. Haklarındaki söylenceler, oyunlardaki incelikler ustaca bir dille aktarılıyor. Bunlarla yetinmek istemeyenler içinse kendi sözlü sanatlarını, atışmalarını nasıl yazabileceklerine dair bir yol gösteriliyor. Uzunu kısası, incesi kalını pek şendir gölge oyunları Çocuk edebiyatında çok sayıda eser veren, ödüllü şair Melek Özlem Sezer, halk edebiyatımızın önemli temsilcisi Karagöz ve Hacivat’ı çocuklara yepyeni bir tarzda anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 94
En / Boy : 148 / 210
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺30,90

Sevilen ve nefret edilen annenin insan varlığına nüfuz eden tensel ve tinsel köklerini, ölümün ardında bıraktığı muğlak duyguları, mesafeli ve ihtiyatlı ama şiirsellikten nasibini almış bir üslupla resmeden bir ağıt.

Caraco'nun felsefesini, güçlü üslubunu, berrak ama karanlık, nihilist ve kötümser tarzını somutlayan aforizmalar toplamı Post-Mortem yıkıcı bir zekânın, doğuran ve hadım eden bu Ezeli Anne figürüne yönelik son derece yalın ve aynı ölçüde incelikli, "alengirli", daima muhteşem, daima katlanılmaz paradokslardan ibaret otobiyografik metni.

"Hayal kırıklığına uğramış hümanist"in, "insanlık soykırımının tellalı"nın gözünden Muhterem Valide'ye yazıl mış bu karalama, Caraco'nun soğuk nesnelliğiyle gizlemeye çalışsa da bütün ketlenmelerinin ve yaratısının belki de temellerinde bulunan ve kökleri İstanbul'a uzanan bir kırılganlığın, acının en lirik ifadelerindendir.

Caraco bizi boşlukları, kâğıdın, yaşamın boşluklarını doldurmaya ya da bu boşluklara bakabilme cesareti göstermeye davet ediyor...

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 117
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺45,65

J. G. Ballard, Kadınların Şefkati'nde, kültleşen kurgularının şahsi travmalarıyla nasıl kol kola ilerlediğini ve ölümü Amerikanlaştırma, şimdideki geleceğe ulaşma takıntısının girdabına nasıl sürüklendiğini anlatıyor.

Yaşamından kesitleri soyutlaştırıp ustaca yeniden kurgulayan Ballard, yazar kimliği ile şahsi geçmişini sosyo-kültürel perspektif süzgecinden geçirerek okura tekrar sunuyor. Geçirdiği travmaların kanattığı yaraları yolunun kesiştiği kadınların iyileştirici gücüyle sararken her bir anı, belleğindeki çatlakları Çarpışma, Gökdelen, Beton Ada, Vahşet Sergisi gibi sarsıcı eserleri aracılığıyla sağalttığı süreçlere açılıyor.

Savaşın insan psikolojisinde yarattığı tahribatın bir dehanın elinde nasıl bir cevher damarına dönüştüğünü, içinde barınan şiddeti kalemiyle bileyen Ballard'dan okumak isteyenlere.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 363
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺78,85

Nobel Fizik Ödülü (1999) sahibi Gerard ’t Hooft bu kitabında son 50 yılda maddenin en küçük tanecikleri üzerine yapılmış olan araştırmaları öykü diliyle anlatıyor. Doğanın yapbozunu oluşturan parçaları bilim insanlarının nasıl tek tek bulup birleştirdiklerini olağanüstü basit ve herkesin anlayacağı bir dille aktaran Gerard ’t Hooft, bir yandan da parçacık fiziğinin temel kavram ve ilkelerini özetliyor. Genişletilmiş ve gözden geçirilmiş bu yeni baskıda yazar 2012 yılında keşfedilen Higgs parçacığı ve nötrino kütleleri için ek bölümler ekleyerek parçacık fiziğinin son geldiği noktayı ortaya koymakta.

“Genel okur kitlesinin yanı sıra, fizik öğrencileri ve araştırmacılar için de tam bir başvuru kitabı.”

–American Scientist

“Parçacık fiziğinin öyküsünü derin bir kavrayışla aktarıyor.”

–New Scientist

“Fizik kuramlarını harika bir şekilde anlatan bir kitap.”

–Physics Today

“Parçacık fiziğine olağanüstü katkılar yapmış olan Gerard ‘t Hooft bu kitabında gerek kendi çalışmalarını gerekse parçacık fiziğinin son geldiği noktayı harika bir şekilde özetlemekte.”

–Frank Close


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺53,30

Salyangoz her oyunun sonunda ebe olmaktan kurtulamıyor.

Çünkü yavaş.

Karınca gibi saklanamıyor. Uğurböceği gibi uçamıyor.

Ardında bıraktığı iz de yerini belli ediyor.

“Sobeleme Makinesi” işini kolaylaştırsa da bu kez Kelebek itiraz ediyor:

“Ben oynamıyorum!”

Gökçe İspi Turan’dan arkadaşlık, mızıkçılık ve dayanışma üzerine neşeli bir öykü.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 40
En / Boy : 24 / 22
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺40,90
1 2 3 ... 11 >

Kapıda Ödeme Kitap

Kapıda Ödeme Kitap almak için en doğru adres www.inkilap.com 93 yıllık tecrübe ile sizlere hizmet vermekteyiz. Sitemizden güvenli bir şekilde hızlıca kapıda ödemeli kitap siparişi verebilirsiniz. Siparişinizi verin ödemesini kargo gelince kapıda ödeyin. Kapıda Ödeme hizmet bedeli 10 TL'dir. Kapıda ödeme imkanı ve kredi kartına vade farksız 6 taksit imkanı ile hızlıca kitap siparişi verebilirsiniz. %50'ye varan indirimlerle ucuz kitap siparişi vermek için en doğru adres olmaya devam ediyoruz.

Çerez Kullanımı