Ömrünü sağlık sorunları ve katı bir perhizle geçirmek zorunda kalan anlatıcının eşi, bir düğün yemeği için kocasının gece boyunca gönlünce yiyip içmesine izin vermesini ister doktordan ve bu izni koparır. Sofraya hararetli konuşmalar ve mutluluk gösterileri hâkimdir. Ancak cömertçe akan şarabın getirdiği özgürleşme hissiyle önce öfke patlamaları, itiraf ve hakaretler baş gösterir, nihayetinde korku ve utanç devreye girer ve şarabın midedeki yolculuğuna zihnin karmaşık rotası eşlik eder. İtalyan edebiyatının büyük ismi Svevo, Cömert Şarap’ta bir düğün sofrasından yola çıkarak özgürlük, aile, sadakat gibi kavramları kendine özgü mizahi tutumuyla ele alır.

Zeno’nun Bilinci’nden izler taşıyan bu roman, psikanaliz de dahil olmak üzere birçok konuya hicivli bir yaklaşım getirir ama şarabın hakkını teslim eder ve şarabı üzerine yüklenen sembolik anlamdan kurtarır, onu ezeli ve dionizyak konumuna yeniden yerleştirir.

Türkçede ilk kez yayınlanan bu önemli modernist romanı Ersan Üldes’in özenli çevirisi ve sunuş yazısıyla yayınlıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺29,32

İstenmeyen bir hamilelik, şüpheleri ve sancılı sorgulamaları da beraberinde getirir: Birini yaşamaya zorlamak adaletsizlik midir? Acı çekmenin kaçınılmaz olduğu bir dünyaya hiç gelmemiş olmak tercih edilebilir mi? Oriana Fallaci’nin kendi yaşamından izler de taşıyan 1975 tarihli eseri Doğmamış Çocuğa Mektup, günümüzde hâlâ tartışmalı olan kadın sorunlarını soğukkanlılıkla masaya yatıran, kadınlığa ve yaşam verme gücüne dair yazılmış en vurucu itiraf örneklerinden biri.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺18,90

İkinci Dünya Savaşı sonrası İtalyan edebiyatının en güçlü kalemlerinden biri olan Natalia Ginzburg, Aile Sözlüğü’nde aile yaşamının inceliklerini, ayrıntılarını, tartışmalarını büyük bir başarıyla, gerçekçi bir bakış açısıyla anlatıyor.

Basit bir aile destanı gibi başlayan bu kitabın satır aralarına tarihi gerçeklik, etkileyici karakterlerle nakış gibi işleniyor. Disiplinli, sert kişilikli bir baba ve sakin bir annenin çelişkili dünyasında büyüyen Natalia, yıllar sonra kaleme aldığı Aile Sözlüğü kitabında yalın, imbikten geçirilmiş bir üslupla, kişiliğinin ve yapıtlarının temelini oluşturan ailesine ışık tutuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺29,90

Eğitim şansının ve dünyevi imkanların kısıtlı olduğu, doğanınsa kendini sınırsızca sunduğu bir coğrafyada geçirilen çocukluğun hayal gücünde ve dilde yarattığı tüm etkiler Nobelli yazar Grazia Deledda’nın bu otobiyografik romanında masal diliyle karşımıza çıkıyor.

“Sanatçının bir genç kız olarak portresi benzersiz ve son derece tatminkar.”

- Belles Lettres

“Nuoro’daki büyük bir aileden gelen asi genç kadın Grazia Deledda hassas gözlem gücü ve dikkat çekecek derecede duru üslubuyla Sardinya’da ilgi uyandırmıştı. Adada olay yaratan yazar bu arada Nobel’i de aldı. Deledda’nın toplu eserleri gerçek bir keşif: Balzac’ın Fransa’ya yaptığını, o Sardinya’ya yapıyor.”

- Paul Chutkow, The New York Times


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 130
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺38,90

Dante Alighieri İtalyan ozan ve politikacı. En bilinen eseri, ahirete yapılan bir yolculuğu anlattığı İlahi Komedya´dır. Bu eser Cehennem, Araf ve Cennet isimlerinde üç ciltten oluşmuştur. Dünya edebiyat tarihinin en büyük eserlerinden biri kabul edildiği gibi, modern İtalyancanın da temelini oluşturur.

Gençlik yılları. Dante´nin yaşamıyla ilgili bilgilerin büyük bölümü yapıtlarından çıka-rılmakladır. Floransalı bir burjuva ailesinin oğlu olarak doğdu; ömrü boyunca da bu kente bağlılık duydu. İlahi Komedya´nın "Paradiso" (Cennet) bölümündeki bazı kantolarda ailesinin kökenini anlatırken atası Cacciaguida´dan söz eder; Alighieri soyadı da bu büyükdedesinin karısının adından gelir. Dante, ustası Brunetto Latini ve yetenekli dostu Guido Cavalcanti´yi de anlatır, ama ana babasıyla ilgili hiç bilgi vermez. Annesi Bella´yı küçükken kaybettiği, babasının da ikinci kez evlendiği bilinmektedir. Dante, ablası ve biri kız, öbürü erkek iki üvey kardeşiyle büyüdü. Babası öldüğünde 18.1277´de nişanlandığı Gemma Donati´yle evlendiğinde de 20 yaşındaydı. Floransa´da siyasal ve ekonomik üstünlük sağlamak isteyen imparatorluk yanlısı Ghilbellinolar ile papalık yanlısı Guetfolar arasındaki uzun mücadelede Dante´nin ailesi. Guelfoların yanında yer aldı; Guelfolar 1266 Benevento Savaşı´yla kentte yönetimi ele geçirdi. Bu tarihten sonra da şiddetli çekişmelere sahne olan Floransa´da yetişen Dante. İlahi Komedya´da ayrılıkların asıl sorumlusu olarak feodal soyluları gösterir.

İtalya´nın yetiştirdiği en büyük şair olan Dante, Shakespeare ve Goethe´yle birlikte Batı Avrupa edebiyatının üç büyük dehasından biri olarak kabul edilir.

İlahi Komedya´yı Latince yerine İtalyanca yazarak Avrupa edebiyatının Latincenin dışında yeni bir evrime yönelmesini etkilemiş, ayrıca Italyancanın gelişmesinde kesin bir dönüm noktası olmuştur. Dante´nin İtalyan edebiyatı tarihinde önemli yer tutan.öteki yapıtları bir yandan yeni edebi biçimler getirirken bir yandan da 14. yüzyılın Petrarca ve Boccaccio gibi ünlü şair ve yazarlarını etkilemiştir.

1321 yılında 56 yaşındayken burada öldü. Ölüm nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber, bazı kaynaklara göre ölüm nedeni sıtmadır. San Pier Maggiore Kilisesi´ne gömüldü. (Bu kilise günümüzde San Francesco adını taşır.)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺45,00

Yazıldığı tarihten bu yana tüm dünya siyasetini etkileyen, günümüzde hala geçerliliğini koruyan bu büyük eser, birçok insanın başucu kitapları arasındaki saygın yerini korumakta. Devlet yöneticileri ya da felsefe ve siyaset ilimleriyle uğraşan kişilerin haricinde iyi bir lider olmak isteyen herkesin okuması gereken Prens, kişisel gelişim konusunda oldukça verimli bir kaynak özelliği taşıyor. Prens, sosyoloji, psikoloji ve strateji gibi farklı ilgi alanları olan insanları ortak bir noktada birleştirebilme gücüyle kendi türündeki kitaplar arasında oldukça saygın bir yerde duruyor.  


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺22,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 313
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺9,17

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺16,90
Korsakov, anıların sabitlenmesinde baş gösteren hafıza kaybının, bir uydurmacalar ve sahte anılar karışımıyla telafi edilmesinden oluşan bir sendrom. Korsakov hastası, zihinsel karşıklıktan musdariptir, dikkati dağılır, zaman ve mekân içinde yönünü şaşırır. Bu hastalardan biri de Fottorino’nun romanının baş kahramanı Français. Baskıcı bir Katolik ortamda, kayıplarla dünyaya gelen Français, çocukluktan başlayarak hayatın kendisine sunduğu üç adet soyadının (Ardanuit, Mamman, Signorelli) peşinden şiirsel bir yolculuğa çıkıyor. Bu adlar ve onların arkasına saklı hayatlar, bir çocuğun kum kaçmış gözlerini ve huzursuz belleğini Nice’ten Sicilya’ya, Tunus’a kadar sürüklüyor. Fransa’nın en saygın ödüllerinin sahibi Korsakov’u belki de en iyi şu cümle özetliyor: "Kalp, bir kadının kaybedilmiş aşkından kurtulur, ama bir çocuğun devraldığı aşktan kurtulamaz.’’
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 229
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺69,70

Yok oluş da, kurtuluş da bizim elimizde. Seçim yapma sorumluluğu bize düşüyor. Susanna Tamaro okurlarını "karası" düşüncelerden, "denizi" kelimelerden oluşan adasına davet ediyor. Var Olan Ada, yazarın kimi gazetelerde yayımlanmış kimi bugüne kadar hiç gün yüzüne çıkmamış yazılarından oluşuyor. Tamaro tıpkı diğer kitaplarında olduğu gibi burada da yaşamı sorguluyor ve insanın iç huzuru, ölüm, yaşam, din üzerine düşündüklerini paylaşıyor. "Eninde sonunda önümüzde iki yol açılacaktır. Ya sahip olmak için yaşayabiliriz ya da inanç birliği için. Ya kudret için yaşayabiliriz ya da aşk için. Ya mutlak olduğuna inandığımız kendi dar ufkumuzla yaşayabiliriz ya da alçakgönüllülükle, sınırlı bir görüşe razı oluruz ve bu görüşte hayat şimdi, ebediyen olacağı üzere olağanüstü bir gizemle ortaya çıkar ve gizem bizden mutlak saygı bekler. Dünyamızın önünde bulunduğu yol ayrımı budur: ‘Her şey mümkündür ve meşrudur,’ diyen Faustvari çılgınlık içinde devam etmek ya da durmak ve rotayı değiştirmek." Gerçekten her şeyin yanıtını dış dünyada mı arıyoruz? Zihnimizde aynı düşünce dönüp duruyor: Bu adadan kurtarılmayı mı bekleyeceğiz yoksa mutluluk içinde yaşamayı mı öğrenmeye çalışacağız?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 149
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺39,06

üzel yaz çağdaş italyan Edebiyatının en önemli adlarından Cesare Pavese'nin 42 yaşındayken 1950 yılında bir otel odasından intihar etmeden önce tek başlık altında topladığı üç romandan biri...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺19,90
1846-1908 yılları arasında yaşamış olan İtalyan yazar Edmondo de Amicis’in kaleme aldığı "Çocuk Kalbi"nin bir dünya klasiği olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü bu yapıt, kaleme alınışının üzerinden yaklaşık yüz yirmi yıl geçmiş olmasına karşın değerinden hiçbir şey yitirmemiştir! Üstelik böylesine eğitici, idealist insan yetiştirmeyi amaç edinmiş bir yapıta zamanımızda çok daha fazla gereksinim var. Yeryüzündeki tüm anneler, babalar, öğretmenler; kısacası çocuk yetiştirme görevi olan herkesin, bu kitaptan öğreneceği çok şey var. İnsanları sevme, dostluk, dayanışma, bağlılık, özveri, yurt sevgisi, aile bağları, anne-baba sevgisi, öğretmenin değeri, sanatın önemi, emeğe saygı gibi temaların işlendiği bu yapıtın güzel yanı, bütün bunları duyarlı bir öykü diliyle yansıtmasıdır. Her şey bir ders yılı içinde başlar ve biter. Gelişen olaylar, küçük Enriko’nun tuttuğu günlükte anlatılır. "Çocuk Kalbi" duyarlı bir yüreğe sahip olan büyük küçük herkesin tutkuyla ve bir solukta okuyacağı bir yapıt.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 205
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2006
₺17,60

"Yaşam yolumuzun ortasında karanlık bir ormanda buldum, çünkü doğru yol yitmişti. Ah, içimdeki korkuyu tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü ormanı anlatabilmek ne zor! Öyle acı verdi ki, ölüm acısı sanki ama ben, orada bulduğum iyilikten söz edeceğim, gördüğüm başka şeyleri söyleyeceğim."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 422
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺9,60 KDV Dahil

Necdet Adabağ çevirisi,
Jonathan Keates’in önsözü ve
Bruce Penman’ın sonsözüyle,
Yazar ve dönem kronolojisiyle,
Kitaba dair görsellerle.

İtalyanca’da yazılan ilk tarihi roman olma özelliğini taşıyan Nişanlılar, bu türün seyrini değiştirirken anlattığı ülkenin ruhunu da yakalayabilmiş bir şaheser.

Lombardiya’nın 1620’lerde İspanyollar tarafından işgalinin gölgesinde Renzo ve Lucia isimli iki gencin aşkını hikaye eden Nişanlılar, Alessandro Manzoni’nin “Risorgimento” öncesi İtalya’ya, Katolik inancına ve tarihi romana dair fikirlerini ustaca harmanladığı bir başyapıt. Lucia’ya aşık despot Don Rodrigo yüzünden yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalan çift, tutuklanma ve veba gibi türlü badireler atlatır. 19. yüzyıldaki çağdaş olaylara göndermelerde bulunan, Manzoni’nin senelerce arşivlere kapanarak üzerinde uğraştığı, İtalya’nın ve İtalyanların kusurlarına çekinmeden mercek tutan Nişanlılar, İtalyan nesrinin, İtalyancanın ve hatta İtalya’nın kendisinin yaratıcı unsurlarından sayılabilecek bir “edebiyat olayı” niteliğini koruyor.

“Manzoni bir İtalyan kahramanı ilan edildiyse ve ülkesinin en büyük vatanseverlerinden biri olarak görülüyorsa, nedeni bu romandır.”
Northrop Frye


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 672
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺83,90

Floransa’nın çehresi altına, kokusuysa kükürte benzer. Luciana Vetra, on beşinci yüzyıl İtalya’sında hayatını yarı zamanlı model ve tam zamanlı fahişe olarak sürdüren genç ve güzel bir kadındır. Sandro Botticelli’nin La Primavera’sı için, tanrıça Flora olarak poz vermesi istenildiğine, Luciana büyük bir memnuniyetle kabul eder ancak her şey, Botticelli’nin aniden ve herhangi bir ücret ödemeden onu başından savmasıyla değişecektir. Kendini hakarete uğramış ve aşağılanmış hisseden genç kadın, tablonun tamamlanmamış hâlini de yanına alarak kaçar. Oysa çok geçmeden, tabloyu ele geçirmek için onu öldürebilecek birinin varlığından haberdar olacaktır. Çevresindeki herkes birer birer cinayetlere kurban giderken, genç kadın Santa Croce manastırının deneyimsiz rahibi Guido dello Torre’ye sığınır. Birlikte Floransa’yı terk eden Luciana ve Guido, çılgın bir koşuşturmaca içerisinde Rönesans İtalya’sının dokuz muhteşem şehrine gider ve peşlerindekiler onları yakalamadan önce resimdeki gizli şifreleri çözmeye çabalarlar. Ortaçağ İtalya’sında, tatlı ama buruk, sanatla iç içe geçmiş bir gizem hikâyesi Rönesans İtalya’sını muhteşem bir berraklık ve canlılıkla tasvir eden Botticelli’nin Sırrı, tarihi entrikaları romantik öğelerle etkileyici bir şekilde harmanlamayı başaran ve elinizden kolay kolay bırakamayacağınız bir roman.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 608
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺110,90
Ortaçağ İtalya’sında, tatlı ama buruk, sanatla iç içe geçmiş bir aşkın hikâyesi Simonetta’nın Bademleri, İtalya Savaşları’nın gölgesinde yaşanan nefes kesici bir aşkın, görenleri hayran bırakan eserler yaratan bir sanatçının ve eşsiz bir likörün, Amaretto’nun doğuşunun hikâyesi. Leonardo da Vinci’nin gözde çırağı Bernardino Luini, bir Lombardiya şehri olan Saronno’nun kilisesine yeni freskler çizme işiyle görevlendirilir. İşe koyulan Bernardino, kocasını savaşta kaybetmiş ve bu talihsiz olayın peşi sıra tüm serveti de elinden yitip gitmiş soylu bir kadın olan Simonetta di Saronno ile tanışır ve kadının güzelliği karşısında âdeta deliye döner. Hayatının en zor dönemlerini geçiren bu kadının güzelliğinden etkilenen Bernardino, Simonetta’nın yüzünü Saronno kilisesinin fresklerinde Meryem Ana’nın yüzü olarak kullanır ve bu güzelliği ölümsüzleştirmeye karar verir. Geride kalan her günle birlikte freskler biraz daha şekillenirken, ressam ve modeli birbirlerine âşık olurlar. Simonetta, Luini’nin dehasına âşığı için bademlerin özünden yapılan bir içki yaratarak karşılık verir - ünlü Amaretto di Saronno. Bernardino’nun freskleri ve Simonetta’nın Amaretto’su son hâlini almaya doğru hızla ilerlerken, Simonetta ve Luini’nin âşkı, belki de en sonunda hayatlarını bile tehdit altında bırakacak dinî bir skandala dönüşme yolundadır. Tüm dünyada çok satanlar listelerine giren Corradino Sevgilim’in yazarı Marina Fiorato, yeni romanı Simonetta’nın Bademleri’nde okuyucularını dudak uçuklatacak bir sona doğru hızla ilerleyen, nefes kesici bir yolculuğa çıkartıyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 338
En / Boy : 14 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺63,47

Dünya edebiyatının en büyük başyapıtlarından biri olan İlahi Komedya üç bölümden oluşur: Cehennem, Araf ve Cennet. Dante Alighieri, hiçbir zaman sevgili Floransa’sına dönemediği o meşum sürgün yıllarında yazdığı ve öteki dünyaya yaptığı düşsel geziyi anlattığı bu eserinde genç yaşında kaybettiği biricik aşkı Beatrice’sini ararken, bir yandan tanrısal düzenin gizlerini, bir yandan da antik çağların ezoterik sırlarını çözmeye çalışır. Elinizdeki kitap, Dante’nin Cehennem’e yaptığı yolculuğun öyküsüdür. Cehennem, iç içe geçmiş ve gittikçe daralan dokuz sarmal daireden oluşmaktadır. Bu dairelerde, günahkârlıklarıyla nam salmış olan pek çok tarihi kişiliğin yanı sıra, sıradan insanların çektikleri azap görülmemiş bir gerçeklikle, Dante’den önce örneğine rastlanmamış alegorik bir dille betimlenirken, aynı zamanda ortaçağın mistik ve şiirsel bir sentezi gözler önüne serilir. Özellikle ünlü Latin şairi Vergilius’un rehberliğinde ve ölüler diyarının kayıkçısı Kharon’un kılavuzluğunda yeraltı ırmağı Akheron’un kapkara sularında yapılan, bütün kutsal metinlerde bahsi geçen ama asla tam olarak tarif edilmemiş olan yolculuk çoğu eleştirmence edebiyat tarihinin en etkileyici tasviri ve sınırsız bir hayal gücünün insanlığa sunduğu en yetkin edebi armağan olarak kabul edilir. On dört yılda tamamlanan, iki asır boyunca sayısız defa elyazmaları halinde çoğaltılıp matbaanın icadından beri de aralıksız olarak basılıp bilinen bütün yazılı dillere çevrilen Cehennem, Dante’nin de söylediği gibi, "Hem yerin hem göğün elinden çıkmış kutsal bir manzumedir."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 299
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺40,56

Öfke, sürgün ve dehayla geçen bir hayat yaşamış olan Dante’nin yapıtları İtalyan edebiyatının kaynağını oluşturur. Dante’nin kendi adlandırmasıyla "Kutsal Bir Manzum" olan "İlahi Komedya", tarihsel çelişkilerinin arkasındaki gizli düzenin araştırılması ardında koşar. Cehennem, Araf ve Cennet olarak üç bölüme ayırdığı bu yapıtında Dante, öbür dünyaya yaptığı yolculuğunda sadece Tanrı’nın ışığıyla aydınlanmış; bir dünya görüşünün bilançosunu çıkarır. İnsanların hatalarının ve tarihsel çelişkilerinin arka planında kendisini hissettiren Ortaçağ’a has retoriği tamamlar ve bununla beraber, onu da alegorik bir dizgeyle varılabilecek nihai gerçeği arar. "İlahi Komedya", yazarını yalnızca İtalya’da ünlendirmekle kalmamış, bütün dünyaya tanıtmış ve çevirildiği tüm dillerde uluslararası bir önem kazanmıştır. Klasik yapıtların en yükseği ve en değerlisi olan "İlahi Komedya" sizi müthiş bir yolculuğa çıkaracak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 382
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺44,90
1992 yazı İtalya için ard arda korkunç cinayetlerin yaşandığı sıcak bir yaz oldu. 23 Mayıs 1992‘da yargıç Giovanni Falcone, ondan 57 gün sonra 19 Temmuz‘da Paolo Borsellino ayrı yerlerde aynı yöntemle öldürüldüler; geçtikleri yerlere konan yüzlerce kilo patlayıcının infilak ettirilmesiyle gerçekleştirilen bu saldırılarda yargıçlarla birlikte bir çok insan öldü. Bu namuslu, gözüpek iki yargıcın ortak yazgıları, iki arkadaş olmalarının yanında, mafyaya karşı verdikleri ortak mücadelede de yatıyordu. İtalya‘da kirli siyasete ve toplumsal kirliliğe karşı açtıkları savaş devlet içinde ve dışındaki çetelerin düşmanlığını kazanmaları için yetmişti. Kara para, siyaset ve uyuşturucu trafiğinin uluslararası bağlantılarını ortaya çıkararak arı kovanına çomak sokmuşlardı. Tam bu sırada (Yargıç Borsellino‘nun öldürülmesinden üç gün sonra) Kolombiyalı uyuşturucu kralı Pablo Escobar hapishaneden kaçırıldı. Peki bütün bunlar bir rastlantı mıydı? Elbette değildi. Mafya uluslararası bir planla, adına Falcone Bağlantısı dediği bir harekat başlatmıştı ve olayların ardı arkası kesilmiyordu. Bu kitap, ünlü İtalyan gazeteci Cajati‘nin yargıç Falcone‘ye düzenlenen suikastın arka planını roman kurgusuyla irdelediği bir çalışmadır. Kızı, mafyanın büyük patronun oğulları tarafından tecavüze uğradıktan sonra işkence edilen bir tetikçinin örgüte karşı açtığı intikam savaşı ve bir başka boyutta katılan paparazzi gazetecinin çevresinde gelişen olaylar sürükleyici bir dille anlatılıyor. Türk, İtalyan, Rus ve Japon mafyasının ortak çalışmaları, korkunç mali gücü ve üst örgütleri, Sovyetlerin dağılmasının ardından ortaya çıkan nükleer silah pazarı, uyuşturucu trafiğinin geldiği boyutlar çarpıcı bir anlatımla sergileniyor. Kitapta geçen mafya babalarının hapishane keyifleri, insan kazanma yöntemleri, Behçet Cantürk, Fevzi Öz, Sarı Avni (Musullulu) Türk kamuoyununda yakından bildiği şeyler.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2000
₺24,00
Bu kitap bir düştür belki; yazarla ölen kardeşi arasında bir konuşma. Yazarın kendi kendini teselli etmek amacıyla yazılmıştır. Bir yürek sızlaması; acılı bir bağışlanma dileğidir; ölen kardeşin kişiliğini ölümünden sonra değerlendirmenin verdiği eziklikle doludur.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 124
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.1996
₺16,00

20. yüzyılın ilk yarısının en tartışmalı yazınsal kişiliklerinden biri olan Giovanni Papini (1881-1956), Gog’da yarattığı saf, cahil ama bir yandan da dünyada olup bitenin nedenini arayan Amerikalı milyarder tipi aracılığıyla olağandışı bir portreler galerisi çiziyor. Elinin altında imparatorlara yaraşır bir servet bulunan bu yarı vahşi ‘kahraman’, kitapta Bernard Shaw’dan Gahndi’ye, Freud’dan Einstein’a kadar pek çok ünlü kişiyle tanışıyor ve içgüdüsel zekâsını en akla gelmez istekleri yerine getirmek için kullanıyor. "İnsanlar sağır kalpleri yüzünden yüzyıldan yüzyıla daha çok azap çekilen bir cehennemde hâlâ inleyip duruyorlar" diyen Papini, taklidi imkânsız üslubu ve hicviyle "düzyazının Dante’si" olarak adlandırılan bir yazar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 244
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺67,20

Anselma, yaşlı ve emekli bir öğretmendir. Roma’daki evinde yıllardır yalnız başına yaşamakta, artık tanıyamadığı bu dünyada kendini gereksiz hissetmektedir. Her günü acı ve hüzün doludur. Bir yaz gecesi çöp tenekesinin dibinde terk edilmiş olağanüstü bir papağan bulur. Luisito adını verdiği papağan, Anselma’nın yüreğindeki buzları eritecek, sevgiyi yeniden keşfetmesini sağlayacaktır. Tüm bir yaşamıyla hesaplaşmayı göze alan Anselma, Luisito sayesinde, dünyanın ona unutturmaya çalıştığı yaşama sevincini yeniden duymaya başlayacaktır. Ta ki...

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git’in yazarı Susanna Tamaro, bir gazete haberinden esinlenerek yazdığı yeni romanı Luisito: Bir Sevgi Öyküsü’nde, sevginin kurtarıcı gücünü yüceltiyor. Luisito, okurunu şaşırtan, duygulandıran ve eğlendiren çağdaş bir masal. Tekdüze ve sevgisiz bir yaşamın bağrındaki şiiri, güzelliği ve sevgiyi ortaya çıkaran küçük bir roman.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺25,90

1993'te yayınlanan Yüreğinin Götürdüğü Yere Git adlı romanıyla tüm dünyada büyük yankı uyandıran Susanna Tamaro, bu yeni romanında o büyüleyici öykünün devamını sunuyor okurlarına. Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 80 yaşındaki bir kadının, uzaklara giden genç torununa yazdığı mektuplardan oluşuyordu. “Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yapacağımız yolculuktur,” diyordu yaşlı kadın, “o özgün çağrıya kulak vermeli ve yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz.” Yüreğimin Sesini Dinle'de, artık genç bir kadın olan torun, zorlu bir kimlik arayışı içinde yaşamın anlamının peşine düşer. Bu arayış, hem kendi yüreğine, hem de kutsal topraklara doğru bir yolculuğa çıkarır onu. Kendi öyküsünü keşfetmek için çıktığı bu yolculuğun sonunda, aile evinin tozlu tavanarasında hiç ummadığı bir öyküye kavuşacaktır: Yüreğinin Götürdüğü Yere Git. Tamaro, bu kez, Yüreğimin Sesini Dinle diyor okurlarına: Yaşama bir anlam katmak, öfkeyi sevgiye, kırgınlıkları güce dönüştürmek için...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 172
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺41,61

Modern İtalyan edebiyatının büyük ustası Italo Svevo'nun başyapıtı sayılan Zeno'nun Bilinci, yarıda kalan bir ruhbilimsel çözümlemenin öyküsüdür. Hastanın, başka bir deyişle romanın başkişisi Zeno'nun psikanaliz seanslarına inancını yitirip yüzüstü bıraktığı doktor, öç almak için onun kendi eliyle not ettiği özyaşamöyküsünü kamuoyuna sunar...

Yaşam düpedüz bir hastalık mıdır ya da hastalık sanılan şey yaşamın kendisi midir? Nedir Zeno'nun çözümsüz hastalığı? "Yaşama illeti" mi? Zeno geçmişine eğilir, yaşamı boyunca illetinden kurtulmaya çalışırken başvurduğu birbirinden zavallıca binbir çareyi incecik, zehir gibi bir alayla sıralar. Ve sonunda iyileşir... mi acaba?

Svevo'nun bu ölümsüz yapıtını, Neyyire Gül Işık'ın İtalyanca aslından yaptığı ustalıklı çeviri ve Zeno'nun Bilinci üstüne kapsamlı bir incelemesiyle sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 485
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺73,00

Cesare Pavese İtalyan edebiyatında hem kişiliği, hem de yazdıklarıyla özgün bir yere sahip. Hayatı hep yalnız yaşayan Pavese, 1950 yılının sıcak bir Ağustos günü Torino'da bir otel odasında intihar ettiği zaman, dostları onun eski bir şiirinde düşlediği ölümü bulduğunu anlamışlardı:

"Yataktan kalmak gerekmeyecek / Yalnız şafak girecek bomboş odaya."

1941 yılında basıldığı zaman edebiyat eleştirmenlerinin hemen dikkatini çeken Senin Köylerin, Pavese'nin romancılığını başlatan ve İtalyan 'yeni -gerçekciliği'nin öncüleri arasında sayılan bir romandır. Yayınladığında büyük yankı yapan,alkışlanan, üzerinde tartışılan, ama ağır eleştiriler de alan bu roman, sonunda yeni ve usta bir romancıyı da gün ışığına çıkarmış oldu. Pavese romancı olarak adını duyurduğu ve kırsal kesimi işlediği Senin Köylerin de elindeki malzemeyi iyi bildiğini, romandaki kişileri ve köyleri sanattan önce yüreğiyle yoğurdunu hissettiriyor. İnsanın isteklerini ve yönelişlerini dile getirirken önemli bir yazarın ortaya çıkışını da duyuruyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 121
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺19,90

İtalyan edebiyatında yeni gerçekçilik akımının kurucusu olarak kabul edilen Cesare Pavese bir kere daha sıradan hayatın ötesine geçerek insanı saran büyük yalnızlığın ve hüznün romanını yazıyor. Çocukluk yıllarını geçirdiği Torino'ya bu kez bir iş kadını olarak dönen Clelia'nın, resim sergilerinde, bohem çevrelerde karşılaşıp dostluk kuracağı kadınlar, bir mutluluk hayalinin peşindedir. Mutluluğun anahtarı kimisi için erkek, kimisi için eşcinsellik, kimisi için para, kimisi içinse ölümdür. Clelia'nın, bir otel odasında intihara giriştiğine tanık olduğu Rosetta'yla kuracağı dostluk, genç kadını yaşama bağlayabilecek midir?

Bu sorunun yanıtı kitapta nasıldır, okumadan bilinmez. Ancak Pavese kendi açısından bu yanıtı hiçbir zaman veremeyecektir. Kahramanı Rosetta gibi, Torino'da bir otel odasında intiharı denemiş, ancak o, sonuna dek giderek yaşama veda etmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 154
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺23,72

Romancı, öykü ve oyun yazarı Dino Buzzati, kendine özgü taşlama ve mizah anlayışıyla çağdaş İtalyan edebiyatının en saygın yazarlarından biri. Edebiyat çizgisinin kökleri genellikle Edgar Allan Poe ve Franz Kafka’ya bağlanan ama özellikle kısa öykülerinde tümüyle özgün bir fantastik dünya yaratmış olan Buzzati, sanayi toplumunun, günümüz insanı üstüne bir karabasan gibi çöreklenen baskılarını kimi zaman gerçeküstücü, yer yer olağandışı boyutlarda işliyor. Tatar Çölü adlı romanı ve Klinik Bir Vaka adlı oyunuyla büyük üne erişen Buzzati, en güzel öykülerini bir araya getiren Tanrı’yı Gören Köpek’te, çağdaş insanı sarmalayan gizemi aralamaya yöneliyor. İnsanoğlunu tüm zayıflıkları, tüm çelişkileriyle ele alan bu öyküler günümüzün yalnız insanını psikolojik derinliğiyle irdelemekle kalmıyor, tükenmeyen umutlarımızı da dile getiriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺33,90

Ders vermekten sıkılmış bir edebiyat profesörü, yazar olmayı delicesine isteyen genç bir kız, yetenekli bir şair ve zeki bir kiralık katil olmayı aynı anda başaran genç bir adam ve konuşmayı pek sevmeyen Japon kız... Onları “Bartleby ve Şürekası” isimli kitapçıda ne bir araya ne getirebilirdi? Elbette edebiyat ve onun dönüştürücü gücü.

Kendilerini “Yatak Odası Filozofları” olarak adlandıran bu dörtlü çetenin entelektüel ve cinsel hayatını tek bir amaç belirler: Edebiyat tarihinde sonlarını beğenmedikleri kült romanlara yeni sonlar yazarak onları piyasadaki asıllarıyla değiştirmek...

2008’de İspanya’da En İyi Roman seçilen Almodovar Teoremi ve Son Devrimin Güncesi adlı çarpıcı romanların yazarı Antoni Casas Ros’tan haz ve edebiyat üzerine kurulu etkileyici bir anlatı...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺55,90

Artemisia Gentileschi 17. yüzyıl başında yaşamış gerçek bir tarihsel figür, resim tarihine geçmiş az sayıdaki kadın ressamdan biri.
Anna Banti, az sayıda vaka etrafında ressamı anlatırken, yazar sıfatıyla kendi konumunu da kitap boyunca sürekli sorguluyor. Romanın elyazmaları 1944'te bir hava saldırısı sonucunda kaybolup gidince tekrar yazmış romanı Banti; ama bu kez kendi hikâyesini de işin içine katıp kadınlık durumu üzerine, resim ve anlatı sanatları üzerine, "bir hayatı" ne ölçüde anlayabileceğimiz üzerine, karakteriyle söyleşerek sürdürdüğü derin bir düşünsel boyut da kazandırmış romana. İlk kez yayınlandıktan yıllar sonra tekrar keşfedildiğinde Susan Sontag gibi saygın eleştirmenlerde heyecan uyandırmasının nedeni de anlatı perspektifindeki bu "modernist", kendi üzerine düşünen boyut olmuş. Tabii bir de muhteşem dili…
20. yüzyıl edebiyatının ihmal edilmiş klasiklerinden, doruklarından olan Artemisia'yı, çevirmen Işıl Saatçioğlu'nun kapsamlı sonsözüyle birlikte sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺61,90

Dino Buzzati’nin ilk romanı ilk kez Türkçede!

İnsanın yalnızlıkla imtihanı…

Gazeteci, ressam ve hepsinin ötesinde ünlü romancı Dino Buzzati’nin ilk romanı Dağların Adamı Barnabo ilk kez Türkçede… Yazar, sembollerle dolu gerçeküstü bir dünyayı, gerçek dünyanın yanına yerleştiriyor; gerçeği inceden inceye istila eden o iç sıkıntısı ve yalnızlığı hikâyelerindeki kahramanlar ve nesneler aracılığıyla aktarıyor.

“Ormanın kuytu bir yamacında, hiç bir işe yaramayan bir cephaneliği beklemekle görevlendirilmiş bekçilerin hikâyesinin anlatıldığı Dağların Adamı Barnabo, yazarın ilk kitabı. Kitabı okuyanlar, Buzzati’nin daha başından beri temel meselesinin değişmediğini, San Nicola kasabasının uzak bir yamacındaki cephaneliğin, Tatar Çölü’ne bakan Bastiani Kalesi’nin bir ilk taslağı olduğunu göreceklerdir. Bir de, bir ustanın çıraklığındaki güzelliği! On yedi yıl önce, Dino Buzzati’nin bir kitabına önsöz yazabileceğim, aklımın ucundan bile geçmezdi.”

- Ali Ayçil

“Barnabo’nun yolculuğu aracılığıyla temsil edilen hayat yolculuğu ve daha ilk romanından itibaren işlemeye başladığı tipik Buzzati konularındandır uzun bekleyişler, geçen zamanın ritmi, korku veren belirsiz bir şeye doğru geriye dönüşü olmayan bir ilerleyiş, baskı yapan geçmişin hatırası, geride kalan yılların bıraktığı boşluk ve nihai kurtuluş. Eğer bir Buzzati hayranıysanız bu kitabı mutlaka okumalısınız çünkü yazar Buzzati’nin doğuşuna tanıklık edeceksiniz. Buzzati’yle yeni tanışıyorsanız, doğru yerden başlıyorsunuz.”

- Elçin Kumru


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 149
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2010
₺12,25

İtalyan edebiyatının köşe taşlarından Dino Buzzati’nin ilk romanı olan Tatar Çölü, modernist edebiyata yapılmış en önemli katkılardan biri. Genç teğmen Giovanni Drogo, ilk görev yeri olarak Tatar Çölü’ndeki Bastiani Kalesi’ne tayin edilir. Uzun boylu kalmak istemediği bu sınır bölgesinde geçirdiği seneler ona, vaktiyle gözünde büyüttüğü zafer tutkusunun kofluğunu ve askerlik hayatının monotonluğunu öğretir. “Yaşamı boyunca beklediği an” bir türlü gelmez. Zamanla “sesi, ihtiyar sesine dönüşür”, “bakışları çok yaşlı bir adamın bakışları gibi sarımtırak ve camdan bir görünüş alır”. Varoluşun anlamsızlığı, boylu boyunca serilir önüne. Gündelik hayatın durağan ritmi, alışkanlıkların uyuşturucu etkisi ruhunun derinliklerine işlerken Tatar Çölü’nün sadece kendisinin değil aynı zamanda insanlığın sınır bölgesi olduğunu anlar. Edebiyatta Beckett, Camus ve Kafka’nın başlattığı varoluşsal sorgulamaya karmaşık bir boyut katan, zengin bir anlatı Tatar Çölü. “Tatar Çölü, sadece aklıyla hareket ettiğini düşünen insanlara meydan okumak gibi büyük bir riski göze alan, sıra dışı bir roman.” Tım Parks


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺65,90

Hayatımda tek bir kadın sevdim: Beni terk etmesinden sonra, on altı yıl boyunca onu hiç görmedim.

Arno ile Sara, ilkgençliklerinde tanışırlar ve bir anda birbirlerine âşık olurlar. Ne var ki Sara bir gün Arno’yu ansızın terk eder, tekrar karşılaşmaları ise tam on altı yıl sonra bir havaalanında, rastlantıyla olacaktır. Aradan geçen yıllarda Arno en büyük hayalini gerçekleştirmiş, Milano’daki ünlü La Scala’nın orkestrasında viyolonsel çalmaya başlamıştır. Arno ile Sara’nın aşkları kaldığı yerden devam eder, evlenirler, üç çocukları ve kusursuz bir hayatları olur. Ancak Arno, bir sabah soğuk ve boş bir yatakta uyanınca, karısını yeterince tanımadığını anlar. Arkasında bir mektup bırakarak ortadan kaybolan Sara’nın peşinden, ilişkilerini irdelemeye başlar. Sardinya adasındaki balayılarından başlayarak geçmişe, Cenova sahillerindeki ilk tanışmalarına kadar iz sürer ve birlikte olmadıkları on altı yıl boyunca Sara’nın nasıl bir hayatı olduğunu öğrenir. Arno için bu keşif hayatının dönüm noktası olacaktır.

Bir kadın, kendisini sevdiğini düşünen ama gerçekten tanımayı aklına getirmeyen bir erkeğin yanında kalabilir mi? Bir erkek karısının kendisine güvenmemesini kabul edebilir mi?

Artık Gidebilirsin, sadece âşık olmanın ve sevmenin yeterli olmadığını, yüzeyin altındaki acıların ve yaşanmışlıkların hayatımızın yönünü değiştirebileceğini gösteren bir aşk romanı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺22,90

Fas’ın çöllerinden Marakeş pazarına gelen gizemli bir yolcu, masalcıların arasında kendi öyküsünü anlatmaya başlar: Kadir Gecesi’nde ölüm döşeğindeki babası, erkek gibi yetiştirilmiş Zehra’ya aslında bir kadın olduğunu söyleyince Zehra trajediyle masal arasında gidip gelerek kadınlığı, erkekleri ve Kuzey Afrika’nın tozlu yaşamını yeni baştan öğrenecektir. Zehra’nın, Kuzey Afrika’nın egzotik atmosferinde, hayallerle rüyaların birbirine karıştığı şiirsel bir itiraf gibi sunulan hikâyesi, yazarı Tahar Ben Jelloun’a 1987 yılında Fransa’nın en saygın edebiyat ödülü Goncourt’u kazandırmıştı. Sinemaya da aktarılan Kutsal Gece, yazarın bir önceki romanı Kum Çocuk’la birlikte ustalığının dünya tarafından tanındığı en önemli yapıtıdır.

“Yaşam öyküm işte burada yazılı: Her kırışık, bir yüzyıldır, kış gecesinde bir yoldur, sisli bir sabahta berrak bir pınardır, ormanda bir buluşmadır, bir kopuştur, bir mezarlıktır, kavurucu bir güneştir… İşte tam sol elimin üstünde bulunan şu kırışık, bir yara izi; ölüm bir gün geldi ve bana yardım elini uzattı. Belki de beni kurtarmak için. Sırtımı döndüm ve onu geri çevirdim. Her şey çok basittir, yeter ki ırmağın akışını değiştirmeye kalkışmayalım.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 155
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺19,90

Kitapları Avrupa çapında ses getiren, yazdıkları nedeniyle Vatikan'ın tepkisini çeken ve kitapları artık kendi ülkeleri İtalya'da yayımlanamayan R. Monaldi & F. Sorti çiftinin son derece eğlenceli bir tarihi-polisiye kurgu içinde kaleme aldığı Salai'nin Yumurtası, okuru Roma sokaklarında gizli bilgiler içeren bir kitabın peşinden sürüklüyor. Babalığı ve ustası Leonardo da Vinci tarafından Amerika'nın keşfine dair bir kitabı bulmakta görevlendirilen Salai farkına varmadan Roma'da büyük bir komplonun tam ortasına düşer. Cebinde yüklü miktarda para ve üzerinde güzel kıyafetlerle Roma sokaklarını dolaşırken Yenidünya'yı keşfedenin Amerigo Vespucci olmadığını öğrenir, üstelik kıtanın gerçek kâşifi Kristof Kolomb, Papa VIII. Innocentius'un herkesten gizlediği oğludur. Bu sırra ortak olan Salai Çenesini tutmasını bilmeyen, kaba saba, kadın düşkünü, cahil bir köylüdür. Ustanın istediği kitabı ele geçerebilmek adına boyundan büyük kurnazlıklara başvurur. Papalık jurnalcileri, Alsaslı kilise karşıtları, kıskanç, zengin kocalar ve Romalı düzenbazların işin içine girmesiyle de kendisini Floransa zindanlarında bulur. Gerçek tarihsel kişiliklerle donattıkları romanda, yazarlar okuru bilinmezlerle dolu bir keşif yolculuğuna ortak ediyorlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 247
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2012
₺24,90

Polisle satranç oynayan bir seri katil...

Suç psikiyatristi olarak polise destek vermekte olan Claps'in suçluların davranış profilini inceleyerek olası şüphelileri tespit etmek gibi çetin bir görevi vardır. Ancak bu sefer ortadaki cinayet hiç de basit değildir. Karşısında acımasız, kararlı, unutulmak istemeyen ve şehrin korkulu rüyası olmayı amaçlayan bir seri katil vardır. Çözüm hep avuç içinde gibidir ama bir türlü ulaşılamamaktadır, aşılan her bir basamak katilin ininin derinliklerine dalmaktan başka bir işe yaramaz.

"Mario Mazzanti ilk kitabını en lezzetli malzemeleri karıştırarak hazırlamış: Satranç, edebiyat, sinema, opera ve asıl mesleği olan cerrahlık."

-Paperblog

"Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ve gerçeğin insanın en karanlık hırslarında gizlendiği nefeslerinizi kesecek bir gerilim romanı."

-La Feltrinelli


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 512
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2016
₺32,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 246
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2003
₺63,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 127
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2012
₺56,00

…Kimi zaman insan bir ayrıntıyı incelerken, bu ayrıntının anlamsız kaldığı bütüne vurulur. İşte bir
sabah farkına bile varmadan, gözlerim, terasımın altında, özenle çiçekleri sulayan, Ganj
kıyısında duran tanrı heykelinin boynuna, turuncu çiçeklerden oluşan bir kolye takan kadına
takıldı. Derken kara bir keçi geldi ve bu çiçeklerden birini kopardı. Tam birini daha ısıracaktı ki
bütün çiçekleri bir lokmada yutan bir inek tarafından kovuldu; kadının tanrısına sunduğu çiçekler
ve dualar boşa gitmişti. Kimse duruma isyan etmedi. Az sonra kadın, keçi ve inek her biri kendi
yoluna giderek oradan uzaklaştılar; her biri o anda ve zamanın sonsuzluğunda, milyarlarca
değişik gezegende, milyarlarca insan ve hayvanın, görünür ve görünmez varlığın varoluş
çemberini çevirmekte oldukları o engin yanılsama komedisinde rolünü oynamış, bitirmişti...


Terzani, 30 yıl Spiegel Dergisiʼnin Asya muhabiri olarak çalışmış, Uzakdoğu’da savaş muhabirliği
yapmış, İtalya’da pek çok gazetede yazıları, röportajları yayımlanmış, ayrıca kitapları çok ilgi
görmüş ünlü bir İtalyan gazeteci ve yazardır.


1997 yılımda kanser olduğunu öğrenir. Kendini kanser eden yaşam tarzını terk eder ve
hastalığına şifa aramak üzere bir yolculuğa çıkar. Amerika, Hindistan, Tayland, Hong Kong,
Filipinler… Bu aynı zamanda yaşamın ve ölümün anlamını sorguladığı içsel bir yolculuktur. Bu
yolculukta öğrendiklerini Himalayalar’da inzivaya çekildiği küçük kulubesşnde derin bir sessizliğin
içinde kaleme alır.


Atlıkarıncada Bir Tur Daha alternatif şifa yöntemlerini merak edenler için ve ben kimim
sorusunun peşine düşenler için bir başucu kitabı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 703
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺83,00

“Çağdaşlarından hiçbir yazar Casanova’nın yaşadığı kadar varyasyon ve durum yaratamamıştır ve yüzyıl içinde böylesine cüretkar, inişli çıkışlı bir başka yaşamöyküsü yoktur. (...) 

Burada karşımıza çıkan şey, sanatçının yardımına ihtiyaç duymayan, kendisi yeterince dolu, olgun ve mükemmel bir sanat eseri olan hayatın kendisidir.”
Stefan Zweig
 
Giacomo Casanova’nın (1725-1798) kim olduğunu bildiğimizi sanıyoruz. Yanılıyoruz.
Tüm zamanların en ateşli çapkını, skandalların adamı, aşk makinesi, kumarbaz, dolandırıcı, asker eskisi, kaçak, beş parasız soylu, casus, serüvenci…

Casanova’nın aynı zamanda eylem halinde bir yaşam filozofu, Homeros’un İlyada’sının çevirmeni, Balzac, Stendhal, Zola, Apollinaire, Fellini, Sebald ve daha nicelerini derinden etkilemiş çok büyük bir yazar, geleceğe ait bir adam olduğunu bilmiyoruz.

Casanova’nın 60 yaşını geçtikten sonra yazmaya başladığı anılarını bir araya getiren Hayatımın Hikâyesi, Seingalt Şövalyesi’nin olağanüstü yaşamını ve yapıtını gözler önüne seriyor.

“Casanova fazlasıyla eğlendi, insani etkinliklerin gizli saklı yanlarını gördü, birilerine çabucak kanmanın temelindeki sinir sistemini inceledi. (...) Onu okumak Cervantes’in Don Quijote’sini okumak kadar eğlendirici. Kısacası Hayatımın Hikayesi bir başyapıt, hakikati içinde ilerleyen birinin serüveni. (...) Hayatımın Hikâyesi belki de gizlisi saklısı olmadan 2230 yılında okunabilecektir. Stendhal’in 1936’ya doğru okunmayı umduğunu unutmayalım.”
Philippe Solliers


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 300
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺48,40

Mario Rota; sabahları düzenli olarak koşuya çıkmayı seven ve dilbilim alanında çalışan bir akademisyendir. Bir sabah koşu sırasında bileği burkulur. Bu küçük ve önemsiz gibi görünen olaydan sonra tüm hayatı ellerinden kayıp gitmeye başlar. Topallayarak evine döndüğünde karşı daireye taşınan yeni kiracı ile karşılaşır. Bu yabancı çok geçmeden, önce işini sonra evini son olarak da kız arkadaşını elinden alacaktır.

Kiracı, günümüzde İspanyol edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen Javier Cercas'ın erken dönem eserlerinden biri. Gerçek ile hayal arasındaki sınırın gitgide ve ustalıkla bulandırıldığı bu eşsiz hikaye, tekinsiz atmosferi ve kara mizahıyla okuru bir girdap gibi içine çekerek, has edebiyatın en çarpıcı örneklerini verecek olan bir yazarı müjdeliyor.

"Javier Cercas Çağdaş İspanyol edebiyatının en parlak yazarlarından... Öykülerinde ilk bakışta göze çarpan mizah anlayışı daha sonra yerini derin bir gerilim hissine bırakıyor. Romanlarında hakikat her zaman kurgudan daha az ikna edici, hayallerse hiçbir zaman gerçeklerden daha tuhaf değil."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2016
₺39,60

İlk baskısı 2005 yılında yapılan Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi HC özel baskısı ile tekrar okurlarıyla buluşuyor…

“‘Hayatınla ilgili bir şeyler yaz’ dedi Paola. ‘Yirmi yaşındayken neler yapıyordun?’ Şöyle yazdım: ‘Yirmi yaşındaydım. Kimsenin, bu yaşın en güzel yaş olduğunu söylemesine izin vermem.’ Doktor, komadan  çıktığımda aklıma ilk gelen şeyin ne olduğunu sordu. Şöyle yazdım: ‘Gregor Samsa bir sabah uyandığında kendini yatakta kocaman bir hamamböceğine  dönüşmüş olarak bulur.’”

“Kraliçe Loana’nın Gizemli Alevi, geçmişi arayışın romanı. Bir romanın sınırlarını aşan, büyüleyici bir deneme. Gölgelerin doldurduğu, Don Bosco’nun ve Lili Marlen’in sesiyle canlanan bir sahne, bir Broadway sahnesi. Savaş  sonrası belleğine kaygı dolu, sürükleyici bir yolculuk.”
Gazetta di Parma

“Kraliçe Loana’nın Gizemli Alevi, bir yaşamöyküsü değil, bir kuşağın anılarından oluşmuş bir kitap. Masallarla, yazınsal alıntılarla ve halk şarkılarının sözleriyle harmanlanmış bir öykü. Miki Fare, Mandrake, Mussolini ve göğüsleri çıplak Josephine Baker... İkinci Dünya Savaşı yılları İtalyası’yla ilgili her şey.”
La Stampa

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 450
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺79,20

Margaret Mazzantini’den, masal gibi güçlü ve pırıltılı bir roman...


İnsanın doğduğu yerde bir şeyler vardır. Herkes bilmez bunu. Ancak oradan zorla koparılan bilir.

Libya’da, Sahra’nın son vahalarından birinde yaşayan Bedevi kadını Cemile ile oğlu Ferid, onlardan daha hızlı yol alan bir savaştan kaçıyorlar.

Trablus’ta doğan, 11 yaşına kadar Arap gibi yaşayan Angelina, Kaddafi tarafından zorla gönderildiği anayurdu İtalya’da, oğlu Vito’ya her ülkede fırtınalar kopabileceğini öğretmeye çalışıyor.

Aynı denizin iki kıyısında iki ana-oğul, iki ayrı dünya. Onları hem ayıran hem birleştiren Akdeniz, bir uçan halı ya da her şeyin üstünü örten bir kristal tabaka gibi. Ama karaya çıkıldığında, ister gidiş olsun ister dönüş, her geçişin izi kalıyor, ıslak kile yazılan yazılar gibi…

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺11,39

Birbirimizle konuşmamız güçtü. Gerçi ikimiz de mizaç olarak konuşkandık, sular seller gibi konuşurduk, ama bir aradayken susar, San Giovanni Yolu boyunca sessizce yan yana yürürdük. Sözler, babam için, şeyleri doğrulama ve mülkiyet göstergesi işlevini görmeliydi; benim içinse, belli belirsiz gördüğümüz, sahip olmadığımız, varsaydığımız şeylere ilişkin öngörülerden ibaretti.

İlk kez Türkçeye çevrilen San Giovanni Yolu, Italo Calvino'nun kelimelerle kurduğu benzersiz ilişkiyi, yazının lezzetini okura yine son derece güçlü bir biçimde sunduğu beş çarpıcı metni bir araya getiriyor.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺20,00

''Italo Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı yeni romanını okumaya başlamak üzeresin. Rahatla. Toparlan. Zihnindeki bütün düşünceleri kov gitsin. Seni çevreleyen dünya bırak belirsizlik içinde yok oluversin" cümlesiyle başlayan, Calvino'nun yazarlık dehasını konuşturduğu, Calvino'nun Calvino'yu okuduğu, okurluk ve yazarlık üzerine bir başyapıt olan Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu ilk kez özgün dilinden yapılan çevirisiyle Türkçede...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 250
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺35,90

Gerek yazar olmanın gerek okur olmanın profilini değiştiren, İtalyan edebiyatının büyük ustası Italo Calvino'nun ilk kitabı Örümceklerin Yuvalandığı Patika, İtalya'da yayımlanışından 60 yıl sonra ilk kez Türkçede... Bir çocuğun gözünden savaş, inanç, öfke, kötülük, aşağılanma, düş kırıklığı üstüne yalın ve etkileyici bir anlatı. Oysa ben, bir karaçam ormanında yürüyorum ve her adımım tarih. "Seni seviyorum, Adriana, " diye düşünüyorum ve tarih bu, büyük sonuçlar var; yarın çarpışmada, bu gece "Seni seviyorum, Adriana," diye düşünmüş bir adam olarak hareket edeceğim ben. Belki önemli şeyler yapmayacağım, ama tarih adsız küçük jestlerden oluşur; belki de yarın, hatta belki de o Almandan önce öleceğim, ama ölmeden önce yapacağım herşey ölümüm de, tarihin küçük bir parçası olacak ve şu an aklımdan geçen bütün düşünceler, yarınki tarihimi, insanlığın yarınki tarihi etkileyecek.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 166
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺33,60
Tükendi

"Şu sıralar yazmakta olduğum kitap, beş duyudan söz ediyor, çağdaş insana bu duyuların kullamını yitirdiğini göstermek için," diyen Italo Calvino erken ölümü nedeniyle Jaguar-Güneş Altında'nın ancak koku alma, tat alma ve işitme üzerine bölümlerini bitirebilmişti. Brillat-Savarin'in cinsel çekimi de altıncı bir duyu olarak belirttiğini vurgulayan Calvino, haz ve iktidarla ilişkilendirdiği bu öykülerinde insanın kaosunu satırların şaşmaz düzenine taşıyor. Baştan sona kavisli yol boyunca, önümde oturan Olivia'nın bakışını yakalamaya çalışıyordum; ama cipin sarsıntıları ya da oturduğumuz yerler arasındaki yükseklik farkı nedeniyle, bakışımın gözlerine değil, dişlerine denk geldiğini fark ettim (dalıp gitmiş bir yüz ifadesi içinde dudaklarını yarı aralık tutuyordu); ilk kez gülümseyişinin aydınlık parıltısı olarak değil, kendi işlevlerine en uygün araçlar olarak gördüğüm dişlerine: Etin içine girmek, onu parçalamak, öğütmek. Nasıl gözlerindeki ifadeye bakarak bir insanın düşüncesini anlamaya çalışırsak, şimdi ben de öyle bu keskin ve güçlü dişlere bakıyor ve orada bastırılmış bir arzuyu, bir bekleyişi duyumsuyordum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 72
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺7,00

Calvino'nun tıpkı öteki kitaplarında olduğu gibi gözlem gücünün ağır bastığı Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler adlı bu yapıtının başkahramanı hüzünlü kişi Marcovaldo. Kentin göbeğinde, asfalt ve çimentonun ortasında, kalabalık ailesiyle birlikte yaşayan işçi Marcovaldı, özlemini duyduğu doğa arayışı içinde: "...Ancak doğa hala var mı? Onun bulduğu sayısız, taklitçi suni yaşamla uzlaşan bir doğa." Marcovaldo ya da kentte Mevsimler, her biri bir mevsime adanmış yirmi öyküden oluşuyor.Yani beş kez yinelenenmevsimsel döngü bir türlü özlemini duyduğu dünyaya kavuşamayan Marcovaldo'yu gelen her yeni mevsimle tekrar tekrar umutlandırıyor. Ancak Marcovaldo, bütün bu yenilgiler karşısında hiçbir zaman kötümser kalmıyor.Hiç pes etmiyor. Dünyayı yeniden keşfetmeye her zamanki gibi hazır. Calvino7nun Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler adlı bu yapıtı ilk kez 1965 yılında Einaudi yayınevinin çocuk dizisinde Sergio Tofano'nun çizgileriyle yayımlanmıştır. Yapı Kredi Yayınları, Calvino'nun Görünmez Kentler ve Palomar adlı kitaplarının ardından şimdi de Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler'i Rekin Teksoy'un özenli çevirisi ile okura sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 113
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺27,00

Modern dünyanın masal anlatıcısı Italo Calvino'nun efsanevi kitabı Görünmez Kentler, tekrar elimizin altında... Kubilay Han'ın yolculuk eden Marco Polo... Batı'nın Doğu'yu gören gözünün kurduğu hayaller bir yanda, modern kentin içinden çıkılmazlığı ve geleceği öte yanda... "Kitap bir alan; okur içine girmeli, dolanmalı, belki kendini kaybetmeli, ama belli bir noktada bir çıkış hatta birçok çıkış bulmalı. Kitap, dışarı çıkabilmek için bir yola koyulma olanağı." Okur, kitabı eline aldığında, yazarın kentleri arasında dolanacağından, önüne altın harflerle sunulan olasılıkları yutacağından, sonunda okuduklarını kendi zihnindeki ideal kentlere ekleyeceğinden emin olmalı. Okur, kitabı, mümkünse, büyük bir caddenin kenarına dizilmiş kahve masalarından birine ilişerek okumalı; göz önündeki gerçekle, göz önündeki kurguyu daha iyi görebilmek için... "Belki de kent yaşamının kriz noktasına yaklaşmaktayız ve Görünmez Kentler, yaşanmaz hale gelen kentlerin kalbinden doğan bir rüya."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 204
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺22,40

Claudio Magris, Tuna Boyunca’da efsanelerden savaşlara, tarihin tozlu sayfalarında kalmış olaylardan varlığını kimsenin duymadığı ansiklopedilere, han ve şatolardan nehri besleyen musluklara, hüzne gark olmuş şair ve yazarlardan manzara takıntısına tutulmuş aristokratlara, nehrin çamurundan şarap ve balıklarına, korsanlardan, devrimlerden, çakıltaşlarından, oluklar-dan oluşan muazzam bir kitaba, şayet bir gün yok olursa Tuna’yı sözcüklerin gücüyle küllerinden yeniden doğurtacak bir metne imza atıyor.

“Son derece cezbedici ve keyifli bir kitap... Magris çok güzel yazıyor; yazılmış her şeyi okuduğu hissine kapılıyorsunuz. Okudukları onu yalnızca zeki değil, bilge de kılmış. Kitabın neredeyse her sayfasında insanın içini açan pasajlar var... Tuna Boyunca bir başyapıt.”

- John Banville


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺43,40
Tükendi

Cehennem başkalarıdır ve bazen o başkalarıyla aynı evdesinizdir.

Bağlar, İtalya’nın en prestijli edebiyat ödülü Strega sahibi yazar Domenico Starnone’nin Türkçede yayımlanan ilk kitabı.

Roman, on iki yıllık eşi Aldo’nun başka bir kadın için onu terk etmesi üzerine iki çocuğuyla tek başına kalan Vanda’nın mektubuyla açılıyor. İlk bakışta sıradan bir aile hikâyesi izlenimi uyandırsa da, Starnone bu romanda sosyal, ailevi, psikolojik ve ideolojik yapılar çözülürken açığa çıkan ve kahramanları altüst eden hayal kırıklığı, haset, özlem, değersizlik ve hınç duygularını, durum komedisi ve trajedi arası bir kurgu içinde ustalıkla resmediyor.

Özgürlük ile güvenlik arasında bocalayan kahramanlarıyla Bağlar, çarpıcı bir yerini bulamama anlatısı.

"Bağlar, katman katman, ustalıkla inşa edilmiş, bilmece gibi bir roman."   

- The New Yorker

"Aile içi ruhsal kıyımlara dair sıkı bir hikaye."

- The Times Literary Supplement


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺30,00
1 2 3 4 >
Çerez Kullanımı