“Sosyal medyalarla, bütün kullanıcıları anlık-kendiliğinden ve hiçbir sınamaya tâbi olmayan müdahalelere davet eden serbestçe girilebilir alanlar oluşuyor. (...) Beğeni ve hoşnutsuzluk tıklarına indirgenerek etkisizleşmiş bu plebisiter ‘kamusallığın’ altyapısı, teknik ve ekonomik niteliklidir. Fakat ilke olarak, adeta redaksiyonel kamusallığın koşullarından azat olmuş, kendi bakış açılarından ‘sansürden’ kurtulmuş bütün kullanıcılar serbestçe girilebilen bu medya alanlarında anonim bir kamusal topluluğa hitap edebilir ve onun onayını almak için tanıtım yapabilirler. Bu alanlar tuhaf bir anonim mahremiyet kazanıyor gibi görünüyor: bugüne kadarki ölçütlere göre ne kamusal ne özel sayılabilirler, daha ziyade şimdiye dek özel mektup alışverişine tahsisli bir iletişimin şişip kabararak kamusallığa dönüşmesi olarak kavrayabiliriz bunu.” Jürgen Habermas, 20. yüzyılın sosyal teoride en etkili eserlerinden biri olan kitabının, Kamusallığın Yapısal Dönüşümü’nün temel tezlerini günümüz medya ve sosyal medya koşullarında yeniden tartışmaya girişiyor. Buna bağlı olarak, politik kamusallığı çökertmesinden endişe ettiği sağ popülizme karşı müzakereci demokrasinin olanaklarını sorguluyor. Kamusallığın Yeni Bir Yapısal Dönüşümü, çağın olağanüstü üretken filozofu Habermas’ın kamusal entelektüel kimliğinin altını çizen bir olgunluk eseri.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 88
Ağırlık : 88
En / Boy : 13 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺46,74

Kişilerarası iletişimde gerçekleşen bireylerin birbirlerini etkilemeye yönelik davranış şekilleri pazarlama alanına da etki etmektedir. Pazarlamada, kişilerarası iletişim sürecinde gerçekleşen olgular incelenerek, bu olguların tüketicilerin satın alma davranışlarına yansıması belirlenmekte ve elde edilen veriler ışığında pazarlama iletişim çalışmaları yapılmaktadır. Pazarlama iletişim çalışmalarında tüketiciyle güçlü bir bağ kurmak amacıyla marka iletişiminde hedonik iletişim tarzı kullanılmaktadır.

İnsanlar birbirleri ile çift yönlü iletişim kurarak bilgi, deneyim, düşünce ve davranışlarını karşılarındaki kişilere iletmektedir ve geri bildirim almaktadırlar. Sürekli bir mesaj alış verişi olarak gerçekleşen iletişim eylemi, bireyler arasında sözlü, yazılı, sözsüz ve semboller vb. gibi birçok unsuru içerisinde barındırmaktadır. Temelde kişilerin kendilerini ifade etme ihtiyaçlarından doğan iletişim eylemi aynı zamanda kişinin sosyalleşme ihtiyacını gidermek amacıyla da kullanılmaktadır. Bu bağlamda, bireyler hedonik iletişime başvurmakta kendilerine iyi gelen, mutluluk, haz veren kişilerle iletişim kurmayı tercih etmektedirler. Aynı zamanda bu iletişim şekli tüketim davranışlarına da yansımakta ve ürünlerin / hizmetlerin işlevsel yararlarının haricinde duygusal yararlarını da göz önünde bulundurmaktadırlar.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 170
Ağırlık : 170
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺42,00

Bir meslek olarak gazeteciliği seçmek için belli bir fakülteyi bitirmek zorunlu kılınmadığı için gazeteciye, bir gazetenin hazırlanmasında görev alan kişi, şeklinde tanım geliştirilebilmiştir. Böyle bir genel tanım mesela, hukuk çalışanlarına uygulandığında meselenin garipliği kendini daha net gösterebilir. Çünkü herhangi biri sırf istediği için hukuksal işleri yapamaz. Eğitimler, sertifikalar, diplomalar gereklidir. Fakat istatistiklere de yansıdığı üzere ilkokul mezunu biri bile gazeteciliği bir iş olarak seçebilmektedir. Günümüzde Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin (BİT) geldiği boyut ise bu sorunu daha da derinleştirmiştir. Bu nedenlerle internet ile birlikte dönüşen serbest gazetecilik ve gazetecilik etiği ile ilgili uygulamalarda karşılaşılan sorunlar bu kitabın temel meselesi yapılmış, pratikteki yansımalar açıklanarak bir durum tespiti yapılmıştır. Bunun yanı sıra başta internet teknolojisi olmak üzere yeni medyanın serbest gazetecilere sunduğu benzersiz imkânlar açıklanırken, onların özellikle iş güvenliği, ekonomik ilişkiler, fikri mülkiyet hakları gibi konulardaki mücadeleleri de gözler önüne serilmiştir. Böylece mesleği bu yöntemle icra etmek isteyenlere rehber olabilecek nitelikte bilgiler aktarılırken, belirsizleşen gazeteci kimliği netleştirilerek kime serbest gazeteci denebileceği açıklığa kavuşturulmuştur.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 156
Ağırlık : 156
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺39,00
Web’i etik hâle neden ve nasıl getirmeliyiz?

Gündelik hayat içerisinde ağa bağlı olunan her an, hiçbir davranışta bulunmasak bile, onlarca şirketin hakkımızda veri toplamasına maruz kalıyoruz. Dünyanın birçok yerinde bulunan, kime ait olduğunu bilmediğimiz sunuculara aktarılan verilerimizin neler olduğu ve nerede, ne amaçla kullanıldığına dair oldukça kısıtlı bilgimiz var. Kimisi, kişinin mahremiyetinin ücretsiz hizmetlerden yararlanmak için makul bir takas nesnesi olduğunu söylese de şüphesiz ki genel tablo buna indirgenemeyecek kadar çok boyutludur.

Ücretsiz veya ücretli neredeyse tüm dijital hizmetler gözetimi her bağlamda normalleştirmektedir; çünkü gözetlemek, bir ürün satmaktan daha kârlıdır. Bu kitap, çevrimiçi gözetimi tüm aktör ve paydaşlarıyla kapsamlı bir şekilde ele alarak sorunlu alanları tespit etmekte ve birçok klişeyi tartışmaya açmaktadır. Çalışmanın sonunda ise kullanıcılarına hem teori hem de pratikte ciddi biçimde saygı duyan teknolojilerin ve etik bir web’in nasıl inşa edilebileceğine dair öneriler sunmaktadır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 238
Ağırlık : 238
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺63,75

Gazetecilik doğruyu söyleme mesleğidir. Mecra, yöntem, biçim değişse de bu amaç hiç değişmeyecektir. Doğruları söylemekten korkmayan cesur gazetecilere selam olsun.

Prof. Dr. Süleyman İrvan

Kitabın içeriği, evrensel gazetecilik değerlerinin yeni dönem ve koşullara uyum sağlama çabalarına ışık tutar nitelikte.

Prof. Dr. Mustafa Şeker

Post-Truth (Hakikat Ötesi) dönemde gazetecilik yapmak teknolojik olarak kolaylaşırken ilkeleri ve idealleri bağlamında zorlaştı. Kitap bu anlamda dönüşen dünyadaki gazetecilik olgusuna ışık tutuyor.

Prof. Dr. Cem Sütçü

Geleceğin gazeteciliğinin yeniden yazıldığı bir dönemde kesinlikle okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken harika bir kitap!!!

Prof. Dr. Deniz Yengin

Gazetecilik her dönemde toplumsal, ekonomik ve teknolojik dinamikleri içinde tartışılagelen bir araştırma alanıdır. Bu kitap hakikat sonrası dönemin gazetecilik pratiklerini örneklerle ve sosyo-teknolojik bağlamı içerisinde değerlendiriyor. Doğru ve yanlışın kamusal yaşamın odak noktası haline geldiği günümüzde, gazetecilik ekosistemini anlamak için keyifle okuyacağınızı umuyorum.

Doç. Dr. Bilge Şenyüz


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri : KONYA
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 148
Ağırlık : 148
En / Boy : 16,5 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺75,00

Hakikat-Sonrası Çağda Yalan Haber Sorunu: Aradığınız “Gerçeğe” Şu An Ulaşılamıyor, Lütfen Sonra Tekrar Deneyiniz (!)

Tezcan Özkan Kutlu

 

Yeni Medya Haberciliğinde Gündem Belirleme Kuramı Araştırmaları

Ali Emre Dingin

 

65 Yaş Ve Üzeri Bireylerin Haber Tüketim Pratiklerinin Sosyal Medya Kullanım Alışkanlıkları Bağlamında Değerlendirilmesi

Ahmet Sinav

 

Yeni Medya Haberlerinde Kadına Yönelik Etik İhlaller Aslıhan Topal, Hicabi Arslan, Ali Emre Dingin

 

Whatsapp Gizlilik Sözleşmesi Krizinde Türk Basınının Kullanıcılar Üzerindeki Etkisine Yönelik Bir Anket Çalışması

Selin Maden

 

Gazeteciliğin Dönüşümü Bağlamında Anaakım Medya Çalışanlarının Youtube Haberciliğine Bakışı

Damla Çelikli, Hasan Topaçoğlu

 

Haberlerde Öznesiz İmgeler: Sığınmacı Krizinin Ulusal Basında Temsili

Zindan Çakıcı, Emre Meriç


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 250
Ağırlık : 250
En / Boy : 13,5 / 21,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺63,75

Bu kitabın ilham kaynağı; müziğin düşünsel ve duyuşsal yeteneği açığa çıkaran bir dil olarak kültürel işlevinin önemine işaret etmektir. Zira müziksel anlatı, şimdiki zamanın sınırlarını zorlayan, aşkın bir zaman ve anlam dünyası sunabilme potansiyeli olan, dinamik bir formdur. Klasik Batı müziği formasyonu olan ve çoksesli enstrümantal müzik yapan piyanist besteci Tuluyhan Uğurlu’nun daha ziyade İstanbul’u, Akdeniz ve Anadolu medeniyetlerini konu alan müziği, yerellik ve evrensellik arasındaki sınırları kaldıran, aynı anda hem yerel hem evrensel oluş potansiyeli sunan bir anlatı yapısına sahiptir. Zira sanatçının İstanbul Kanatlarımın Altında(1996) adlı albümü; aynı adlı filmin müziği niteliğindedir ve 1990’lı yıllarda uzun bir aradan sonra geniş kitlelerin yeniden Türk sinemasıyla buluşmasında önemli bir etken olmuştur. Bu kitap çalışmasının okuyucuya sunduğu temel gönderme; “müzikle İstanbul’u düşünmek, bir şehrin ve o şehre ait insanın dünyasını anlamak, yerel ve evrensel temaların biraradalığı mümkündür” konusudur.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 75
Ağırlık : 75
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺23,25

Günümüzde modern demokrasilerde temsili demokrasi uygulanmaktadır. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan seçimler, yurttaşların siyasi temsili ve katılımını gerçekleştirir. Seçimler ülkemizde ‘temsilde adalet’ ve ‘siyasal istikrar’ unsur- larına dayanır. Uygulanan nispi temsil sisteminin ana işlevi ise temsilde adaleti sağlamaktır. Demokratik seçimler için tartışmalı ve önemli bir konu olan seçim barajları, ülkemizde 1980 askeri darbesinden sonra 10 Haziran 1983’teki 2839 sayılı kanunla yürürlüğe girmiştir. 39 yıldır süregelen yüzde 10 seçim barajı, dünyadaki demokrasi uygulamalarında görülen en yüksek seçim barajı oranıdır. Siyasi istikrarı sağlama amaçlı getirilen seçim barajları, ülkemizde demokrasi açısından sorgulama konusu olmaktadır. Her seçim dönemi, Anayasa değişikliği, demokrasi açılımlarında tartışma konusu haline gelen ülke ve yerel idarelerdeki seçim barajları, medya-demokrasi ilişkisinde temsil bağlamında bir araştırmayı da önemli hale getirmektedir. Sıklıkla siyasi gündemin medya gündemini belirlediği ülkemizde, bu konuda güçlü bir kamuoyunun oluşamayışında medyanın temsilini araştırmak ve değerlendirmek, demokratik rolünü irdelemek bu araştırma için temel amaçtır. Yurttaş bilincinin demokratik seviyesinin düşük olduğu noktasındaki bakış açıları, kanıksanmış siyasi kültürün demokratik kültürü inşa edememesi gibi etkenler izleğinde, seçim barajlarının dış etkenler olarak niteleyeceğimiz AB’ye giriş süreci dışında, çoğunlukla siyasi partilerin pazarlıklarına ya da beklentilerine bırakıldığı bilinmektedir. Bu bağlamda medyanın demokrasi- lerde dördüncü güç olarak tanımlanmasını sağlayacak bilgilendirme, aydınlatma ve denetim rolünü sorgulamak, gündeme yansıyan seçim barajlarının medya temsilini araştırmak ülkemizin demokratik evrilmesine katkıda bulunmak için zorunlu olmaktadır. Araştırma kapsamında ülkemizin siyasi elitleri, medya elitleri, sivil toplum ve akademinin medyadaki temsili ve görüşleri incelenmiş, değerlendirilerek özgün bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 548
Ağırlık : 548
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺109,12

Bu çalışma, Muş’taki basın-yayın kültürünü anlama ve açıklamaya dönük bir gayretin ürünüdür. Yaşadığımız ve kimliğimizin bir parçasını oluşturan yerelin basın-yayın pratikleri her zaman aklımızın bir kenarında durmaktaydı. Bu düşüncenin nedenini sadece akademik merak ve ilgiyle açıklamak pekâlâ eksik kalmaktaydı. Bu merak ve ilgi, aynı zamanda yaşadığımız yerele karşı hissettiğimiz sorumluluklar ile de çok yakından ilgilidir. Yaşadığımız yerel çevrenin basın-yayın kültürüne dair yapılmış bazı değerli çalışmalar olsa da Muş’un basın-yayın kültür tarihini çok yönlü ele alan bir eserin eksikliği belirgindi. Bu hissiyat, böylesi bir çalışmanın doğmasını şekillendirdi. Dolayısıyla elinizdeki bu eser, Muş merkez ve ilçelerinde basın-yayının ortaya çıkışını, yayın hayatını sürdürme koşullarını, içerik üretme çabalarını, sosyal, kültürel ve ekonomik dinamiklerin basın-yayın faaliyetlerine etkisini, halkın medyayı deneyimlemesini ve medya çalışanlarının tecrübelerini merkeze alarak, Muş yerel basın ve yayın kültürüne ayna tutma amacı gütmüştür.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 288
Ağırlık : 288
En / Boy : 16 / 23,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺117,00

Sektörü dönüştüren bir iş modeli tasarlarken nelere önem vermelisiniz? Veriden nasıl daha stratejik yararlanabilirsiniz? Dijital dönüşümü yönetirken riskleri en aza indirmek mümkün müdür? Çalışanlarınızı işin geleceğine nasıl daha iyi hazırlayabilirsiniz? Yapay Zekâ çağında doğru girişimlere öncelik vererek rekabet etmenin yolları nelerdir? Dijital Dönüşüm’de alanında uzman yazarlardan başarılı dijital dönüşümü sağlayacak ilke ve uygulamalara yönelik fikirleri okuyacaksınız. Bu kitapta, yüzlerce Harvard Business Review makalesinden seçilip derlenen, dijital stratejinizi yeniden belirlemenize ve değişimin önündeki engelleri aşmanıza yardımcı olacak 11 makale bulacaksınız. Rita McGrath, Nathan Furr, Joel M. Podolny ve Nicolaj Siggelkow gibi uzmanların ilham veren görüşleri sayesinde dijital teknoloji yardımıyla çözebileceğiniz sorunları görecek, bilgi birikiminizi artırıp bakış açışınızı geliştirecek ve elinizdeki yetenekleri en iyi şekilde kullanabileceksiniz.

HBR’s 10 Must Reads, hem yeni hem de deneyimli yöneticiler için muazzam bir kaynak niteliğinde. Kendilerinin ve şirketlerinin büyümesi için büyük fikirler peşinde koşan yöneticilerin daha fazla terlemesine gerek kalmadı.

HBR’s 10 Must Reads, her yöneticinin bilmesi gereken en önemli konulara odaklanıyor. Harvard Business Review’in yüzlerce makalesi arasından seçilen Dijital Dönüşüm, zamana meydan okuyan fikirlerle günümüz iş dünyasının yoluna ışık tutuyor.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 240
Ağırlık : 240
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺92,40

Medya okuryazarlığı ve bunun eğitimi, iletişim sürecinden ayrı düşünülemeyen kavramlardır. Kaynak tarafından çeşitli kodlama sistemleri aracılığıyla somutlaştırılan mesajın uygun araç ve kanallarla alıcıya aktarılması ve alıcının geri bildirimde bulunması biçiminde özetlenebilecek iletişim, 21. yüzyılda, bilişim teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişimle birlikte ele alındığı zaman medya okuryazarlığı eğitimi açısından önemli yerini daha da belirginleştirmektedir. Sadece işitme kanalına hitap eden radyoyla başlayan; işitme ve görme kanalları yanında dokunma ve hatta koku kanallarına bile hitap edebilen, karmaşık araçlarla medya artık hayatımızın vazgeçilmez bir unsuru durumuna gelmiştir. Elbette gelişen teknolojik araçların etkisiyle bireylerin gün içinde maruz kaldığı veri miktarı da artmaktadır. Bu durum, adeta mesaj bombardımanı altındaki bireylerin bunları etkili ve hızlı ayırt edip anlamlandırmasını gerekli kılmaktadır. Medya okuryazarlığı eğitiminin gerekliliği bu noktada daha iyi anlaşılmaktadır.
Alandaki kaynaklar incelendiğinde medya okuryazarlığı üzerine yapılmış akademik çalışmaların bir hayli fazla olduğu ancak bu olgunun eğitimine odaklanan çalışmalarda durumun böyle olmadığı görülmektedir. Elinizdeki eser yoluyla medya okuryazarlığı eğitiminin tarihî seyri ortaya konduktan sonra temel eğitimden başlayıp yükseköğretimin sonuna kadar devam eden süreçte bireylere bu alanda hangi becerilerin nasıl kazandırılabileceğine dair kuram ve uygulamaya dayalı içerikler sunulmaya çalışılmıştır.
Eserin medya okuryazarlığı eğitimi ile ilgilenen öğretmen adayları, öğretmenler ve araştırmacılar için yararlı olması dileğiyle…


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 286
Ağırlık : 286
En / Boy : 16,5 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺81,00

Gazetecilik pratiklerinin ve haber tüketiminin bugün geldiği noktayı anlayabilmek dijital temelli bir okuma ile mümkün olabilmektedir. Bu çalışma, bilgisayar ve internet teknolojilerinin haber, gazeteciler ve okuyucular üzerinde etkilerine odaklanmaktadır. Kitap kapsamında gelişen teknolojilerin beraberinde getirdiği olumlu ve olumsuz yanlar gazetecilik alanındaki güncel tartışmalar, ortaya konan yeni tanımlamalar ve yaklaşımlar üzerinden açıklanmaya çalışılmaktadır.
Haberin nasıl tanımlandığı, gazeteciliğin dijital dönüşümü, internet gazeteciliği, internet temelli alternatif medya, sosyal medya ve gazetecilik ilişkisi, girişimci gazetecilik, vatandaş gazeteciliği, yankı odası ve filtre balonu kavramları, yalan haber ve teyit platformları, clickbait, seo, bak-geç gazeteciliği, yavaş gazetecilik, veri gazeteciliği, robot gazetecilik, drone gazeteciliği ve podcast gazeteciliği bu kitap kapsamında ele alınan konular arasında yer almaktadır.

TEMEL DEĞERLERE SAHİP OLMAK, BAĞLI KALMAK, 
İNANMAK  VE SÜRDÜREBİLMEK AŞK’INA!..


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 248
Ağırlık : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺106,60
Türkçe Reklam Söylemi Üzerine Toplumdilbilimsel Bir İnceleme

Reklam iletileri sahip oldukları yazılı metinlerle dilbilimsel unsurlar içermekte ve bu unsurların kullanılmasında dilsel stratejilerin hemen hemen tüm özelliklerinden yararlanmaktadır. İçerdiği dilsel öğelerden hareketle reklam metinlerinin genel bağlamda dilbilimsel bir perspektiften, daha özel bir noktada toplumdilbilimsel bir açıdan incelenmesi mümkündür. Bu noktadan hareketle toplumdilbilimsel bir değişken olan cinsiyet bağlamında kadın ve erkek dergilerindeki yazılı reklam metinleri bu çalışmanın konusu olarak belirlenmiş ve cinsiyetlere göre dil özellikleri arasındaki benzerlikler ve farklılıkların nasıl sergilendiği incelenmiştir.

Türkçe reklam söyleminin toplumdilbilimsel özelliklerinin tespit edilmeye çalışıldığı eserde, reklamın tanımı, amaçları, tarihsel gelişimi ile dergicilik tarihi, dergilerdeki reklamlar ve dergi reklamlarına dair unsurların yanı sıra reklam ve iletişim arasındaki bağdan yola çıkarak iletişimin kısa tarihi ve bu tarih içerisinde yer alan önemli dönemler, iletişimin ne olduğu ve neyi kapsadığı, iletişimin hangi öğelerden oluştuğu ve son olarak da iletişim-reklam ilişkisi noktalarına değinilmiştir.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 199
Ağırlık : 199
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺88,20

Bu kitap, ölçüsüz ekran tabanlı medya kullanımına maruz kalan ve düşük nitelikli anne-çocuk-kitap etkileşim deneyimleri yaşayan çocukların; dikkat, görsel algı ve dil gelişimi alanlarında karşı karşıya kalabilecekleri riskleri ortaya koymak amacıyla yazılmıştır. “Dijital Aklın Eleştirisi”, “Çağın Vebası Dijital Bağımlılık”, “Ekran Tabanlı Medyanın Etkileri” gibi konuları mercek altına alan bu kitapta, yazarlar tarafından yürütülen bir araştırmanın çarpıcı sonuçları da yer almaktadır.
Bu kitapta; en yeni araştırmalara yer verilmiş, 388 ayrı kaynağa başvurulmuştur. Bu kaynakların %50'si 2010 yılı sonrasına aittir. Kullanılan kaynakların 190'ı Türkçe, 177'si İngilizce, 19'u Almanca, 2'si Fransızcadır. Bilimsel bir çalışma olmanın yanında bir başvuru ve ders kitabı olma özelliklerini taşıyan bu eser; çocuk gelişimi, okul öncesi eğitimi, eğitim bilimleri, psikoloji, dil bilim, iletişim gibi birçok alanda çalışan akademisyen, öğrenci ve ebeveynlere önerilmektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 180
Ağırlık : 180
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺81,00

Medya ve emperyalizm kavramlarının birbirini besleyen, tamamlayan ve sebep-sonuç ilişkisi bağlamında modern em-peryalizmin medya çıktıları vasıtası ile hayata geçtiğini söylemek mümkündür. Bir başka ifade ile “Küreselleşme” denilen yenidünya düzeninin sebep-sonuç cihetiyle medyanın bir lo-komotif olarak görev yaptığı ve peşindeki “küresel sömürü va-gonlarını” raydan hiç çıkmadan küresel emperyalizmin garlarına sağ salim ulaştırmaktadır. Küresel emperyalizmin hovarda, şımarık ve asi çocuğu olan medya bu yeni düzeni meşrulaştırma aracı olarak önemli bir görevi yerine getirmektedir. Yani medya emperyalizminin tabiri caizse gönüllü elçisi olarak öncü birliğini oluşturmaktadır. Medya emperyalizminin hedefi veya yönelimi gelişmişlik bağlamında genelde az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere doğru; kültürel anlamda ise Batı medeniyetine tehdit olarak görülen doğu ve özellikle İslam medeniyet coğrafyasıdır. Bu anlamda 1996’da yayımladığı kitapla dünya siyasi gündeminde tartışılmaya başlanan Amerikalı Samuel P. Huntington, “Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması” isimli çalışmasında Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu dünyada toplumların kültüre ve dine dayalı aidiyetleri kuvvetli olan kimliklerin başlıca çatışma kaynağı olacağını öne sürmüştür. Huntington gelecekte savaşların konvansiyonel savaşlar yani klasik sıcak-cephe savaşları şeklinde ve ülkeler arasında değil, medeniyet-kültür havzaları arasında cereyan edeceğini vurgulamıştır. Huntington’ın da işaret ettiği gibi dünya üzerindeki savaşlar bundan sonra kültür ve medeniyet perspek-tifinden cereyan ettiği (edeceği) için burada en önemli kültür taşıyıcısı, dönüştürücüsü, yozlaştırıcısı ve çatıştırıcısı medyanın bizatihi kendisi olduğu için medya emperyalizmi düşüncesi veya yaklaşımı önem arz etmektedir.

Medya emperyalizmi tüm dünyada da kabul gördüğü üzere batılı ve özellikle Amerikan menşeili olduğu için önemli medya operasyonlarının merkezi doğal olarak Amerika olarak kabul edilmektedir. Bir başka ifade ile küresel çapta medya aracılığı ile üretilen ve pompalanan bir küresel kültür gerçeği mevcut olup bu kültürün gerek menşei bakımından ve gerekse de içerik sağlaması/üretmesi bakımından kapitalizmin mabedi konumundaki Amerika’nın varlığı yadsınamaz konumdadır. Amerika ve Batı tarafından sistemli ve kararlı bir şekilde hayata geçirilen küresel kültür hem elit hem de popüler araçlarla hayatın her zerresine boşluk kabul etmeyecek şekilde zerk edilen bu türedi kültürden amaç, tüm dünyada Batı tarzı ve her yerde işlerlik kazanan homojen bir kültür ihdas etme çabası olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm milletlere veya kültürlere enjekte edilen bu yapay kültürle toplum hayatından, dini değerlere; iş ahlakından siyaset ahlakına aile değerlerinden insan ilişiklerine; yaşam tarzından değerler manzumesine kadar tüm kadim kültürler unufak olmak suretiyle popüler kültürün azgın ve acımasız dişlileri arasında kur-ban edilmektedir. Kısacası medya marifetiyle küresel düzeyde her toplumu ve her kültürü radikal bir şekilde etkileyen bir kültürel istila, bir kültürel deprem ve bir kültürel girdapla karşı karşıyayız. Ruh nasıl ki insanın yaşam göstergesi ve olmazsa olmazı ise bu meyanda kültür ve insani değer/ölçülerini bu dünyanın ruhu olarak kabul ettiğimizde medyanın kültür emperyalizmi vasıtasıyla bu dünyanın ruh köklerine adeta dinamit koyduğu ve bu yolla beşeri dünyayı ve insanlığı bitkisel hayata mahkûm ettiğini rahatlıkla ifade edebiliriz. Buradan hareketle bu çalışmanın amacı medya emperyalizmine karşı dikkat çekmek ve karınca kararınca da olsa bir farkındalık oluşturmak ve bu anlamda sorumlu kişi ve mercileri harekete geçirmektir.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 354
Ağırlık : 354
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺74,62

Editörlüğünü And Algül'ün yaptığı Geleneksel ve Dijital Üzerine İletişim Araştırmaları başlıklı kitap, 20 yazarın 13 çalışmasından oluşmaktadır. Çalışma; belde belediyelerin dijital halkla ilişkileri nasıl yönettikleri, dijital halkla ilişkiler yönüyle Covid-19 pandemi sürecini, medya endüstrisinde yaratıcı sınıfın yeni ekonomiye etkisini, bütüncül bir etkileşim tasarımı projesinde ajans-müşteri ilişkilerinin proje sürecini nasıl etkilediği, İspanya'da Türk dizi yapımlarına olan izleyici eğilimlerini, Baudrillard'ın simülasyon kuramı bağlamında sosyal medyaya bakışın nasıl olması gerektiğini, sosyal medyada pazarlama iletişiminin tüketicilerin marka sadakati ve satın alma niyetini nasıl etkilediği, tüketim kültürü bağlamında Coca Cola reklamlarında yerel değerlerin sunumu ve YouTube kullanıcı yorumlarını, yeni kitle iletişim araçlarının bireyin yaratıcılık güdüsünü nasıl etkilediğini, Dağlık Karabağ örneğinde uluslararası krizlerde dijital diplomasinin yeri ve önemi analizle değerlendiren Donanım Haber örneğinde, dijital platformlar bağlamında dijital emek, Türkiye'de podcast tercihleri ve dijital dönüşüm çağında Türkiye'de kripto para kullanım pratiklerinin risk ve olanaklarını ele alan makalelerden oluşmaktadır. Bu kadar geniş bir yelpazedeki çalışmaları ele alan Geleneksel ve Dijital Üzerine İletişim Araştırmaları, iletişim alanının zenginliğini bizlere göstermektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 400
Ağırlık : 400
En / Boy : 16 / 23,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺126,00
Türk Matbaacılığı -Türk Gazeteciliği - Türk Taş Basmacılığı - Almanak 1933’ten - Diğer Matbuat Yazıları

Selim Nüzhet Gerçek, Matbuat Tarihimiz hakkında ilk araştırmaları ve çalışmaları yapmış bu konuda üç eser ve onlarca yazı kaleme almıştır. Matbuat Tarihi başlığını verdiğimiz bu eser, Selim Nüzhet Gerçek’in sağlığında yayımladığı kitaplaşmış eserlerini ve bu eserleri yayımlandıktan sonra devrin gazete ve dergilerinde konu ile ilgili yazılarının biraraya getiriyor. Bu eseri meydana getiren ilk kitap Türk Matbaacılığı 1928’de Türk matbaacılığının 200’üncü senesinde belgelerle birlikte yayınlanmış olup bu 200 senenin tarihini tespit etmek için yazılmıştır. İkinci eser, Türk Gazeteciliği. Bu eser de Türk Gazeteciliğinin 100. Yıl dönümü vesilesiyle 1931’de yine belgeler eşliğinde yayımlanmıştır. Üçüncü eser, Türk Taş Basmacılığı. Bu eser de 1939’da yine önceki iki eserinde olduğu gibi belgelerle yayımlanmıştır. Bu üç eserin dışında yazarın 1933’de hazırladığı Almanak 1933 isimli çalışmasından da konu ile ilgili kısımlar bu toplu esere ilave edilmiştir. Ayrıca Selim Nüzhet’in bu eserlerin kitap olarak yayımlanmalarından sonra matbuat konusu ile ilgili 1935-1944 yılları arasında gazete ve dergilerde kaleme aldığı yazılar resim ve belgeleriyle birlikte bu eserde yer almaktadır.

Matbuat Tarihi’nin son kısmı Selim Nüzhet’in eserlerinin yayımlanmasından sonra Refik Ahmed [Sevengil], Celal Nuri [İleri], Ahmet Haşim, Necib Asım, Muallim Cevdet’in gazete ve mecmualarda kaleme aldıkları yazılarını bir araya getiriyor.

Selim Nüzhet’in neredeyse bütün bir ömrünü verdiği matbuat tarihimizle ilgili yukarıda bahsedilen bütün araştırmaları ve çalışmaları elinizdeki bu tek kitapla yeniden bir bütün halinde kültür evrenimize katılıyor.

“Türk Matbaacılığı eserinde meşkûr bir himmetin izleri gözükmektedir.”

- Refik Ahmed [Sevengil]

“Selim Bey’in eserinin Bu eser, Türk irfan ve medeniyet tarihine mühim ve karanlık bir faslını aydınlatmaktadır."

- Celal Nuri

“Biz burada mütetebbi bir gencin edebiyatımıza mâl ettiği bu ciddî eseri selâmlamakla iktifa ederiz.”

- Ahmed Haşim

“Son derecede dikkatle tertip ve intihap olunan bu örnekler kitaba cidden revnak vermiştir. Muhterem müellifi tebrik ve eserlerinin vaatleri gibi tamamlanmasını temenni eylerim."

- Necib Asım


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 592
Ağırlık : 592
En / Boy : 15 / 23
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺255,00

İletişim, günlük hayatımızın en temel gereksinimlerinden biridir. Sağlıklı bireyler olabilmek ve sağlıklı ilişkiler kurabilmek için sağlıklı bir iletişim kurmamız gerekir.

Peki, bunun için ihtiyacımız olan iletişim bilincine sahip miyiz?

Doğru ve sağlıklı iletişim kurabilmek için kendimizi, kendi içimizde olup bitenleri ve duygularımızı anlayabiliyor muyuz?

Dahası kurduğumuz iletişim, bizi karşımızdakilere doğru yansıtıyor mu?

İletişim Bilinci kitabı, Ben Kimim? sorusundan başlayarak tüm bu soruları cevaplayabilmemiz için vazgeçilmez bir kılavuz, aynı zamanda hem kendimizi hem de sahip olduğumuz tüm seçeneklerin farkına varmamız için bir yaşam rehberi niteliğinde.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 152
Ağırlık : 152
En / Boy : 14 / 22
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺44,25

Bu kitabın amacı da popüler bir kavram olan medyanın yapısının nasıl olduğunu ortaya koymak ve Türkiye’de medyada yaşanan sorunları ele almaktır. Bu bağlamda çalışmada medya; tiraj sorunundan, etik sorunlara, istihdam sorunundan, sansür ve denetime, tekelleşmeden ekonomik sorunlara kadar geniş bir çerçevede irdelenmiş ve sorun yaşanan konularla ilgili çözüm önerileri ortaya konulmuştur.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 146
Ağırlık : 146
En / Boy : 14 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺45,00

Günümüzde basın işletmelerinin değişip değişmemeleri değil, daha çok değişimin zorunluluk arz etmesinden dolayı hangi alanda yapılacağı tartışılmaktadır. Bu boyutuyla basın işletmeleri ve değişim kavramı akademik çevrelerde de sıklıkla tartışılmaktadır. Bu kitabın amacı da bu tartışmalara farklı bir bakış açısı getirmek ve değişimle birlikte medyana gelen yenilikleri ortaya çıkartmaktır. Bu noktadan hareketle kitapta basın işletmelerinin dönüşümünden gazeteciliğin dönüşümüne, basının örgütsel değişiminden, üretim faktörlerinin değişimine, basın işletmelerinde kriz yönetiminden, piyasa yapısında yaşanan değişim ve değişim yönetimine kadar konu geniş bir çerçevede ele alınmıştır.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 154
Ağırlık : 154
En / Boy : 14 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺35,00

Gezi yazıları; sıradan şeylerden değil, farklı özgün şeylerden bahsetmeli, karşılaştırmalardan faydalanmalı, örnekler vermelidir.

Günümüzde iletişim ve ulaşım olanaklarının artması ile gezi edebiyatımız, yazarlığımız da giderek gelişmiştir. Bu alandan para kazanmak isteyenler çoğalmıştır. Bu kitap onlara da yol gösterecektir.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 140
Ağırlık : 140
En / Boy : 15 / 22
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺35,00

Dijital ağların zamanı ve mekânı aşan yapısı sayesinde yeni medyadaki içerikler anlık olarak dolaşıma girmekte ve dünyanın farklı yerlerinde yaşayan yeni medya kullanıcıları tükettikleri ve/veya ürettikleri içerikler ile ortak bir paydada buluşabilmektedirler. Hareketli ve durağan görüntülerin kolayca üretilebilmesi ve tüketilebilmesiyle, söz konusu içeriklerin kullanıcıların olay, kişi ve olgulara bakış açısını şekillendirme gücü bizleri, yeni medya kullanıcılarının görsel küresel politikalar alanında bir özne mi yoksa nesne mi olduğu sorusuna götürmektedir. “Yeni Medyada Görsel Küresel Politikalar” başlıklı çalışmamızın çıkış noktası da tam olarak, yeni medyanın bu alanda yarattığı değişim ve bu değişimin mimarı olan kullanıcılardır. Etkileşimli yapısı ve multimedya özelliği ile ön plana çıkan yeni medya, durağan ve hareketli görüntüleri anlık ve hızlı bir biçimde yerel ve küresel ölçekteki kitleler ile buluşturarak küresel çapta yeni aidiyet ve ifade biçimleri yaratmakta ve görsel küresel politikaları etkilemektedir. Söz konusu aidiyet ve ifade biçimlerinin farklı alanlardaki yansımaları kitaptaki on bir yazıda detaylı şekilde ele alınmış ve güncel örnekler üzerinden tartışılmıştır.

Gözde Kurt ve İrem Çoban


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 294
Ağırlık : 294
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺77,90
Işıkları Söndürüp Giderken

Yaşama küsme hakkınız yoktur. Neden böylesine mutsuzsunuz? Nasıl bu denli karamsar olabiliyorsunuz? Belki işinizden memnun değilsiniz, belki çevrenizden... Maaşınızı az buluyor ya da kendinizi beğenmiyorsunuz... Oysa... Öylesine değerlisiniz ki! Örneğin gözlerinizi... Gözlerinizi kaça satarsınız? 1 trilyon? 2 trilyon? 5 trilyon? Satarsanız; İşte, zenginsiniz... Ama... Bu servetle erişeceğiniz dünyayı görmedikten sonra, paranın değeri var mı? Ya da derdiniz para değil; Başarı ve saygınlık... Size gözlerinizin karşılığında bulunduğunuz şirketin genel müdürlüğünü verseler kabul eder misiniz? Cevabınız "Hayır" değil mi? O halde siz; aslında hem zengin, hem başarılısınız... Yeter ki, Allah'ın size verdiği bu değerlerin bilincinde olun. Bunları, görebileceğiniz bir başarı için hayata geçirin. O halde... Asla Umutsuzluk Yok!


Basım Ayı/Yılı : 2015
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 14
Sayfa Sayısı : 160
Ağırlık : 160
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺68,75

Global Köy, Marshall McLuhan’ın ilk olarak önemli kitabı Understanding Media’da (Medyayı Anlamak) ortaya koyduğu, bugünün dünya çapındaki entegre elektronik şebekesine ilişkin görsel çalışmasını, son yirmi yılın teknolojik gelişmelerinin anlaşılmasını sağlayacak biçimde, ayrıntılı bir kavramsallık çerçevesi önermek suretiyle genişletmektedir. Kitabın özü, günümüzde teknolojiyi kullananların, dünyayı kavramakta yararlanılan, birbirinden çok farklı iki yol arasında sıkışmış oldukları tartışmasıdır. Bir tarafta, yazarlarının Görsel Uzam olarak değindiği, Batı dünyasına özgü çizgisel, nicel algılama modu; diğer tarafta ise Doğu’nun, son teknolojilerinin hepsinin bizi içine doğru iteklediği bütüncül, nitel mantığı İşitsel Uzam bulunmaktadır. Ne var ki yazarlar, İşitsel Uzam’a doğru yönelen bu hareketin pürüzsüz olmayacağı konusunda bizi uyarmaktadırlar. Gerçekte McLuhan ve Powers, dünya çapındaki iletişimin bir sonucu olarak global köyün ortaya çıkmasıyla bu iki dünya görüşünün “birbirleriyle ışık hızında çarpıştıkları” tartışmasını gündeme getirerek, “barışın anahtarının, bu sistemlerin her ikisini de aynı anda anlamak” olduğunu iddia etmektedirler. Yazarlar, McLuhan’ın otuz yıl kadar önce büyük bir başarıyla
yaptığını bugün de yapıp tarafsız bir yaklaşım benimseyerek yakın geleceğin dünyasına köşe başından bakmak ve hepimizin orada bulacakları konusunda hazırlıklı olmanıza yardım etmenin peşindedirler.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 322
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺112,00

Değerler, her dönemde farklı şekillerde insanların ve toplumların geçmişten gelen kültürel kodlarına sirayet etmiş ve onlara yol gösterici ölçütler olmuştur. Tarih boyunca değerler, coğrafya, iklim ve toplumsal koşullar nedeniyle değişime uğramış ve dönemden döneme, toplumdan topluma farklılaşmıştır. Tarihsel süreç içerisinde bir kategorileştirmeye gidildiğinde genel olarak değerleri ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasi temelde bir ayrışmayı içinde barındırması nedeniyle geleneksel, modern ve postmodern şeklinde üç kategoride ele almak mümkün olmuştur.

Bu dönemlerin içinde bulundukları şartlar gereği kendilerine göre referans aldıkları kaynaklar olmuş ve o referans kaynakları hem değerlere kaynaklık etmiş hem de değerler aracılığıyla kendi davranış örüntülerine yön vermiştir. Bu anlamda üç önemli fenomen din, toplum ve topluluk veya cemaat, toplumların norm ve değerlerine farklı dönemlerde kaynaklık etmiştir. Bu dönemler ve bu dönemlerin merkezinde bulunan değer ve normların referans kaynakları, kitabın yoğunlaştığı hususlardır. Bu kitapta modern dönem sonrası genelde teknoloji özelde iletişim teknolojisindeki değişimlerle birlikte bu değerler ve medyada karşılık bulduğu durum, sosyolojik bağlamda tartışmaya açılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 212
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺57,60

“İnsan aklının, duygularının ve davranışlarının farklı amaçlar ve tekniklerle manipülasyonu, düşünce tarihinin ve toplumsal ilişkinin onulmaz hastalıklarından biridir, manipülasyonun türü, tekniği ve vuku bulduğu ortam çeşitlilik gösterse de iletişim çalışmaları çerçevesinde manipülasyon konusu ayrı bir değeri hak eder. İletişimin kitleselleşmesi ve modern medya araçlarının yeni özellikleri, hastalık olarak tarif edilen bu durumu ilerleten başat faktörler arasında görülebilir, manipülasyon olgusunun, iletişim bilimi çerçevesinde farklı uzmanlık alanlarının odaklandığı konularda değişen düzeylerde ama mutlaka irdelenmesi gerekmektedir. İletişim bilimcilerin bu olguyu farklı yönleriyle ele alması, hem bilimsel bir gereklilik hem de ahlaki bir yükümlülük olarak görülmüştür.” Buradan hareketle, Çarpıtılmış Gerçekliğin İnşası adlı eserin bu ikinci cildi, iletişimin manipülatif yönünü trolcülük, algı ve izlenim yönetimi, veri gazeteciliği, etik, eleştirel düşünme, hakikat sonrası (post-truth), medya okuryazarlığı ve daha birçok konu üzerinden ele almaktadır. Yanılgının tedirginliğini duyan, gerçeği önemseyen okuyucuya...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺98,10

Yaşlanmaya dair üretilen her söylem, içinde bulunulan toplumsal yapıya dair ipuçları barındırmaktadır. Biyomedikal paradigma, yaşam seyrini bilimsel bir çerçeve ile yaş evrelerine bölerken birey de yaşlanma sürecini hem normatif hem de performatif bir mücadele alanı deneyimler.

Dolayısıyla “Her şeyin bir yaşı vardır. ” söylemi yaygınlaşır. Her birey yaşamın gerektirdiğini “zamanında” yapabilmek için zamanla kavga eder, zamanla barışır, zamana meydan okur ve zamanla yaşlanır. Zaman ile yaşlanır…

Gündelik hayata içkin olan bu deyim, esasında zamanın ve yaşamın biyopolitik bir eksende açıklanmasını gerektiren neoliberal yönetimsellik ile iç içedir. Bu yönde gelişen beklenti, yaşlanma sürecine yönelik bir çeşit “kırılganlık” nosyonunun oluşmasına neden olur.

Zira “makul” yaşlanma pratikleri hem sosyal politikalar aracılığıyla hem de bilimsel alanda yaşanan gelişmelerle çerçevelenir. Bu nedenle bu çalışma sadece “yaşlı birey”i değil biyolojik olarak yaşlanmaya yazgılı her bireyin yeri geldiğinde “bir istisna hâli” olarak yaşlanmaya meydan okuma zorunluluğunu medya üzerinden tartışmaya açmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺93,60

Covid-19 salgınının tüm dünyayı evlerde kalmaya zorunlu kılması, internet kullanımının artmasına, eğitim, ticaret, sağlık, iletişim, bankacılık gibi sektörlerin tamamen çevrim içi ortamlardan yürütülmesine sebebiyet vermiştir. Dünyada ve ülkemizde yaşanan salgın ile ilgili gündemi takip etme aracı ise yine medya olmuştur. Bu kitap, 2020 yılında yaşanan Covid-19 pandemisi perspektifinde; geleneksel ve yeni medya, halkla ilişkiler ve sosyal medya konuları kapsamında, salgının bu mecralarda ne şekilde yer bulduğu, toplumu nasıl yönlendirdiği, medyanın salgın noktasında topluma sağladığı avantaj ve dezavantajlarının analiz edildiği bölümlerden oluşmaktadır.

İletişim alanından yazarların katkı sunduğu bu kitapta; risk iletişimi, dijital kamu spotları, telesağlık uygulamaları, halkla ilişkilerde kriz iletişimi ve kriz iletişimi yazarlığı gibi konuların pandemi ile ilişkilendirilerek incelendiği bölümler yer almaktadır. Kitapta ayrıca Covid-19 salgınının ulusal basında yayınlanan karikatürlerde nasıl yer aldığının analizi, pandemi sürecinin mizah dergilerine yansıması, bir sosyal medya aracı olan Twitter üzerinden pandeminin haberleştirilme biçimi, Facebook’ta Dünya Sağlık Örgütüne ve Sağlık Bakanlığına karşı üretilen nefret söylemi ve pandemi ile birlikte Türk televizyon dizilerinde yaşanan içerik ve teknik değişikliklerin örneklerle aktarıldığı bölümler de bulunmaktadır. Geniş bir çerçevede hazırlanan kitap, pandemi ve medya ilişkisini, kavramlarla ve kuramlarla sorgulamayı amaçlamaktadır. Pandemiye dair iletişim alanındaki büyük bir boşluğu doldurmaya aday olan Pandemi Döneminde İletişim Çalışmaları kitabı, okurlar için kapsamlı bir rehber niteliği taşımaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 292
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺82,80

İnsanların isteklerini, niyetlerini ve kişilik özelliklerini anlamayı, güvenilirlikleri hakkında fikir sahibi olabilmeyi veya zihinsel ve duygusal durumlarını görebilmek için onları daha iyi okuyabilmeyi kim istemez ki! Sözsüz iletişimi anlamak, bu avantajı elde etmenin anahtarlarından biri olabilir.

Bu kitap okurları, sözsüz işaretlerin üstünkörü biçimde abartılı okunması konusunda uyarmakta ve böylece günümüzde neyin bilindiğinin ve nelerin güvenle uygulanabileceğinin sınırını çizmektedir. Kitap, bilim ve uygulama arasındaki açıklığa, her ikisi için de geçerli bölümler sunarak ve alanyazında türünün ilk örneği olarak köprü olmaktadır. Birinci kısımda; yüz ifadeleri, ses, beden ve jestler, sözsüz davranış üzerindeki kültürel etkiler ve aldatma ile ilgili beş bilimsel bilgi incelemesi sunulmaktadır. İkinci kısımda, çeşitli alanlardan uygulayıcılar kendi alanlarında doğruluk ve yeterliliği arttırmak için sözsüz iletişimi nasıl kullandıklarını tarif etmektedir.

Bu amaçları çerçevesinde kitabın iki ana hedef kitlesi bulunmaktadır. İlki, sözsüz iletişimle ilgili alanlardaki deneyimli bilim insanları ve öğrencilerdir. İkinci hedef kitle, sözsüz davranışlar hakkındaki kanıt temelli bilgiyi kullanmak isteyen uygulayıcılardır. Bu grupta doktorlar, terapistler, psikolojik danışmanlar ve sağlık sektöründeki diğer görevliler; emniyet çalışanları, istihbarat ve ulusal güvenlik alanındaki kişiler; avukatlar, hakimler, müzakereciler ve iş insanları olabilir. Bu kitabın, bilim ve uygulama arasındaki boşluğa bir köprü olarak, bilim insanları ve uygulayıcıların birbirlerini karşılıklı olarak bilgilendirdiği daha büyük diyaloglara sahip olmalarını sağlayacak platformu sunacağını canıgönülden umuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺100,80

İslamofobi, son yıllarda artan bir şe­kilde, ön yargı ve ayrımcılığa dayalı bir korku ifadesi olarak tüm dünyada Müslümanlara yönelik antipati, nefret, şiddet ve düşmanlığa yol açan en temel psikolojik, toplumsal ve politik problemlerden biri hâline gelmiştir. Siyasal yönetim, toplumsal sorumluluklar ve istihdam ile ilgili süreçlerde dışlanma; eğitim, sağlık gibi hizmetlerin temininde ayrımcılık; medya ve günlük konuşmalarda ön yargı ve gündelik yaşamda hem sözlü hem de fiziksel şiddet şeklinde açığa çıkan pek çok olumsuz sonuç üretmektedir. Bu sonuçları ortaya çıkaran algının üretimi ve şekillendirilmesinde medya oldukça etkin bir rol üstlenmektedir. Geleneksel medya unsurlarından yeni medyaya kadar yayılan İslamofobik unsurların etkileri akademik olarak henüz yeterince ele alınmamış ve bu konudaki politikalara etki edebilecek nitelikte yeterli bilgi üretilememiştir. On altı makaleye ilave olarak konuyla ilgili bazı önemli kitap değerlendirmelerine de yer veren bu çalışmanın, medya ve İslamofobi arasındaki irtibatın yanı sıra Türkiye'deki medya ve din ilişkiselliği sorgulamaları için de önemli bir kaynak teşkil etmesi beklenmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 406
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺120,60

Türkiye'de farklı kimlikler ve kültürler arasında karşıtlıklara ve birbirine yabancılaşmaya neden olan tedavüldeki olumsuz algı ve ön yargıların, toplumun bir arada yaşama kültürüne, ülkenin birlik ve bütünlüğüne verdiği/vereceği zararın boyutları dikkate alındığında, farklı kimlikler ve kültürlere mensup bireyler veya gruplar olarak, birbirimizi tanımamızın, anlamamızın, empatiyle yaklaşmamızın ne kadar da acil bir ihtiyaç olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Bu bağlamda empati kurması ve kurulması gereken kesimlerden biri de Güneydoğu Anadolu gençleridir.

Sosyal ve psikolojik bir varlık olarak insan, genellikle durduğu yeri, verdiği kararı veya yaptığı tercihi tanımlanma biçimine ve yakıştırıldığı yere göre belirleme eğilimi gösterir. Bu durum, Güneydoğu Anadolu gençlerinin de ekseriyeti için geçerli olup onlara karşı özenli olmayı gerektirmektedir. Zira, onlarla ilgili yapılan tanımlama ve yakıştırmalar, onları kerhen de olsa yapılan tanıma uygun davranmaya, yakıştırıldığı yerde olmaya zorlayabilir. Oysa toplum olarak en acil ihtiyacımız, ülkedeki bütün renkleri, kültürleri ve kimlikleri kapsayacak bir kolektif bilince sahip olmaktır. Bu bilinç, bir diğerini tanımlamayı değil, tanımayı; yargılamayı değil, anlamayı; dışlamayı değil kapsamayı gerektirir. Bilinmelidir ki; ülkede herhangi bir kesimle yerleşik algılar ve ön yargılar üzerinden kurulan; dışlama, tanımlama ve yargılama içeren her türlü ilişkiden en çok zarar gören olgu, toplumun birlikte yaşama kültürü arzu ve iradesi olacaktır.

Birlikte yaşama kültürü bağlamında Türkiye için çözüm: Farklı kültür ve kimliklerin özgürce yaşamasına ve gelişmesine imkân verecek, ama aynı zamanda, çeşitliliğin muhtemel ayrıştırıcı etkilerinden toplumu korumak için farklılıklarla barışık, esnek ve kolektif bir üst kültürde uzlaşmaktır. Çoğulcu, geniş tabanlı olması gereken bu kültürün temel referansları, bünyesindeki kültürlerin kesişme noktaları; millî ve manevi değerlerimiz, insan hakları, demokrasi kültürü, vatandaşlık hakları ve görevleri ile ortak insani ve evrensel değerler olmalıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺108,00

Yeni medyayla birlikte ortaya çıkan enformasyon toplumu ve bu toplumun hakikate yönelik çıkarımlarının belirsizleşmesi, post-gerçekliğin egemen olduğu bir dünya meydana getirmiştir. Bu dünyada, yararlı-yararsız, iyi-kötü, önemli-önemsiz gibi kavramlar birbirine karışmıştır. Gerçekliğin sınırlarının sonsuz görünen bir geçişkenliğe sahip olduğu günümüz toplumunda birey ve onun kimliği de sürekli bir devinime ve etkileşime tabi olmuştur. Kültürü oluşturan gelenek-görenek, din, coğrafya gibi çeşitli etkilerin yanı sıra birey, kimlik inşa sürecinde algı, aidiyet, öteki, gibi sosyal-psikolojik unsulardan da hiç olmadığı kadar etkilenmiştir. Çalışma, bu etkileri; bireyin dış dünyadan almış olduğu uyarımları özümserken geçirdiği bilişsel ve davranışsal süreçler, toplum içerisindeki temel değerler dizisinin birey dünyasındaki meydana getirdiği değişikliler, temel alışkanlıklarımız ve toplumsal duyarlılıklarımız arasındaki ikilemin gündelik yaşantımızda nasıl karşıladığımız gibi birçok sorudan yola çıkarak ele almaktadır.

Kitap, bu olguları ve olguların kimlik inşa süreçlerine yansımalarını, Foucault, Althusser, Adorno, Erikson gibi teorisyenlerin ve Gestalt ve Frankfurt gibi ekollerin yardımıyla günümüz pratikleri çerçevesinde açımlamayı amaçlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺63,00

Uçmak ve uçmayla alakalı tüm gelişmeler neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Belki Icarus’un kanadında özgürlüğünü arayan insanların vazgeçilmez bir tutkusu olmuştur havacılık.
Bu eserle işte böylesine ilgi odağında olan bir sektörün içinde yer alan “iletişebilmek ya da iletişememek” diye tabir edeceğimiz sorunun havacılıkta nasıl izler bıraktığına dair hususlar incelenip okuyucuların takdirlerine sunulmaktadır.
Havacılıkta çok bilinen bir deyiş vardır: “Take off is optional, landing is mandatory”. Yani kalkış tercihe bağlı ama iniş mecburidir. Evet, bir uçağı kaldırmadan önce o uçağın kalkmasına karar vermek ya da vermemek bir tercih meselesi olurken kalkmış bir uçağın inmesi tercih üstü bir zaruri durumdur.
İşte inişin mecburi olduğu bir kurguda “Nasıl bir iniş olacak?” sorusu en önemli sorulardan biridir.
Tüm yolcularıyla ve mürettebatıyla birlikte uçak salimen bir iniş mi gerçekleştirecek yoksa havadan yere inmesi çok daha farklı bir şekilde belki de can kayıplarının olacağı bir şekilde mi olacaktır?
Hiç şüphesiz “iletişim”, havacılıkta bu iki sonuçtan birinin ortaya çıkmasında en önemli etkenlerden ve belirleyici unsurlardan biridir.
Bu eserde "İletişiyorum, öyleyse varım." dercesine havacılıkta yaşanan iletişim sorunları ele alınacak ve “havada kalamayan” bir iletişimin havacılıkta nasıl bir kadere sebebiyet verdiğine ilişkin de örnekler paylaşılacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺44,10

Bu çalışma, yerel gazetecilik alanındaki işleyişi, mekanizmaları ve alandaki stratejileri ortaya çıkarmak hedefiyle oluşturulmuştur. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için çalışma, hem alan içindeki faillerin birbirleriyle ve alanla olan ilişkileri hem de alanın dışındaki sosyal, siyasal, ekonomik oluşumların yerel gazetecilik alanına ve alandaki faillere yönelik etkileri doğrultusunda iki boyutlu olarak ele alınmıştır. Ayrıca medya alanının her geçen gün yenilenen bir alan olması nedeniyle, bu doğrultuda Denizli'deki yerel gazetecilik alanında tarihsel süreçte yaşanan değişim ve dönüşümler ortaya konulmuştur. Çalışmanın rotası, pratik düzlemde faillerin kendi görüşleri, teorik düzlemde ilişkisel teori ve Bourdieucü perspektifin yardımıyla belirlenmiştir. Bu yönüyle çalışma hem teorik hem de pratik izleklerin bir arada bulunduğu nitel bir saha çalışması olma özelliğini taşımaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde araştırmanın yöntem ve tekniklerine yönelik bilgiler verilirken ikinci bölümünde ilişkisel sosyal teori ve Bourdieu'nün kavramsal repertuvar ve gazetecilik alanına yönelik yaklaşımları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde yerel gazetecilik alanına yönelik çeşitli teorik ve teknik bilgiler verilmiş, akabinde alanın inşası amacıyla iç yapı ve dış yapısına yönelik malumatlara ve Denizli yerel gazetecilik alanının tarihsel serüvenine değinilmiştir. Çalışma analizlerine yer verilen dördüncü bölümde araştırma, görüşme soruları aracılığıyla faillerin bireysel verileri, alanın iç yapısı ve alanın dış yapısı şeklinde üç farklı temaya ayrıştırılarak birbirleriyle olan ilişkisellikleri düzleminde yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda yerel gazetecilik alanının profili tüm yönleriyle ortaya konulmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 222
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺76,50

Gig ekonomisi, hem akademik çalışmalarda hem uluslararası platformlarda son birkaç yıldır muazzam ilgi görmektedir. Birçok insanın çeşitli kısa süreli iş ve projeler aldığı gig ekonomisinde freelance çalışanların sayısı giderek artmaktadır. Yeni nesil işgücü olarak tanımlayabileceğimiz freelance çalışanlar; medya, bilişim başta olmak üzere tüm sektörlerde daha fazla görünür hâle gelmektedir. Freelance gazetecilik, eskiden beri var olan bir gazetecilik türüdür. Fakat freelance çalışmanın esnek bir çalışma türü olarak yaygınlaşmasıyla freelance gazetecilik kimliği de değişime uğramaktadır. Esneklik ve güvencesizlik zemininde yeni bir kimliğe dönüşmektedir. Bu kitapta, freelance çalışma ile ilgili geniş bir literatüre yer verilirken freelance gazeteciler üzerinde gerçekleştirilen araştırma ile freelance çalışma deneyimine yönelik temel veriler elde edilmiştir. Konuya ilgi duyan herkese katkı sağlaması dileğiyle..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 314
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺74,70

“Duyanların yanlış anladığı bir doğrudan daha kötü bir yalan yoktur.” 

Doğruları kendi emellerine hizmet edecek şekilde evirip çevirmekte uzman politikacılar, sırf tık alsın diye manşette doğruyu eğip büken gazeteciler, iş-lerine yarayacak doğruları, daha büyük bir doğruyu yanlış sunmak pahasına cımbızlayan aktivistler... 

Hepsi basit bir gerçekten faydalanıyor: Hemen her konuda birden fazla doğru var ve bizler dünyaya seçtiğimiz doğruların merceğinden bakıyoruz. İnternet bilgi mi yayıyor, nefret mi; et tüketmek iyi mi, kötü mü; Amazon, kitapçıları yok eden bir canavar mı yoksa daha fazla okumaya teşvik eden bir dost mu? Cevap, hangi doğruya öncelik verdiğinize göre değişiyor. Ve özünde tarafsız olması gereken rakip doğrular, maharetli ellerde yalandan bile yanıltıcı bir ikna aracına dönüşebiliyor.  

Hector MacDonald politika, iş dünyası, medya ve gündelik hayattan alınmış ilginç hatta kimi zaman dehşete düşüren– çok sayıda vakayı inceleyerek doğ-runun, gerçeklikten neden ve nasıl koparılabildiğini ortaya koyuyor. Hangi Doğru, düşüncelerimiz ve eylemlerimizin bize sunulan seçilmiş doğrularla nasıl derinden şekillendiğini anlatan ayıltıcı ve yol gösterici bir kitap.

“MacDonald doğrunun kaypaklığına nişan alıyor.”

New York Times

“Nefis.”

Matt Ridley


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺73,32

Osmanlı İmparatorluğu’nda başlangıçta Askeri Teşkilat içerisindeki çeşitli birimlerce yerine getirilen polisiye görevler, 1845 yılından itibaren yeni kurulan Emniyet Teşkilatı tarafından gerçekleştirilmektedir. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte, Emniyet Teşkilatı’nın sorumlulukları, fonksiyonları, faaliyet alanı belirlenerek, uluslararası kuruluşlarla iletişimi geliştirilmiştir. 1980 sonrası teknolojik gelişmeler doğrultusunda Emniyet Teşkilatı’nın paradigmal dönüşümünün, iletişim ve halkla ilişkiler uygulamalarını kurumsallaştırdığı ve görevine yansıttığı görülmektedir.
Bu kitap Emniyet Teşkilatı’nın yapısal, fonksiyonel, hukuki değişim ve gelişmeler doğrultusunda biçimlenen iletişim ve halkla ilişkiler faaliyetlerini irdelemenin yanı sıra, polisin hedef kitledeki algısı üzerinde de durmaktadır. Günümüzde polis, postmodern yaklaşımlarla iletişim ve halkla ilişkiler çalışmalarına önem göstermekte ve hedef kitlesi üzerinde olumlu algı oluşturma çabaları karşılık bulmaktadır. Proaktif polislik anlayışıyla Emniyet Teşkilatı’nın; insan kaynaklarına, eğitime, iletişime, teknolojiye, görev bilinci ve kalitesine verdiği önem artmakta ve kurumsal etkileşimi gelişmektedir…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 266
En / Boy : 16,2 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺0,00
₺109,94

 Toplumbilim ve Disiplinlerarası İlişkiler
İletişim Biliminin İdeolojik Temelleri
Anaakım İletişim Kuramlarında Çizgisel Sosyo–Psikolojik ve Toplumsal Yaklaşımlar
Anaakım İletişim Kuramları
Dilbilimsel ve Göstergebilimsel Yaklaşımlar
Siyasal Ekonomik, Kültürel Yaklaşım ve Değişimci Kuramlar




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺0,00
₺109,94

Bir gönüllü kölelik çağında yaşıyoruz. Her birimiz ağ vatandaşıyız artık. Ağa bir kez yakalanmayagörün, onun gerçekliği sizin gerçekliğiniz oluverir. Böylece sanal âlem gerçek hayatlarımıza sirayet eder ve bizi -mış gibi yapan oyunculara dönüştürür.

Herkesin önündeki ekrana baktığı bir çağda kimse diğerinin yüzüne bakmıyor. Halbuki bizi insan kılan şeylerden biri; muhatabımızın yüzünden, sesinden, duruşundan onu okuyabilmektir.
İnsan olmak, halden bilmektir.

Ruhun karanlık gecesini ekrandan sızan parlak ışıkla aydınlatamayız. Bir gülüş, latif bir söz, sessizce yan yana duruşla aydınlanır o gece. Ağ: Sanal Dünyada Gerçek Kalmak, yaşanmış örnekler üzerinden günümüzün bu yeni salgınını teşrih masasına yatırmakla kalmayıp, dijital göbek bağımızı nasıl keseceğimizi, kendimizi fişten nasıl çekebileceğimizi tartışıyor.

İnsanı insan yapan öze sadık kalmak ve dijital prangalardan kurtulmak için kılavuz bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 488
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺70,55

On yılı aşkın süredir Açık Radyo’da devam eden, Türkiye ve dünya çapında ekoloji mücadelesinin seyrini kayıt altına alan Açık Yeşil’den bir ekoloji rehberi. Üstelik teorisi ve pratiği ile.

Açık Yeşil’in bu birinci kitabı, her gün 150 ila 200 canlı türünün yok olduğu, iklim krizinin tüm dünyanın gündemine oturduğu İnsan Çağı’nda (Antroposen) çevre ve iklim hareketlerinin teorik temellerini ortaya koymanın yanı sıra, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından alan kayıtları ve mülakatlara yer verilen bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.

Yeşil düşüncenin köklü tarihinden düşünürler ve aktivistler hakkında özel dosyaların da yer aldığı bu rehber kitap, çevre muharibi ve grevci Greta Thunberg’in, “Evimiz yanıyor!” diyerek işaret ettiği iklim krizinden hep birlikte nasıl çıkabileceğimize ilişkin yeni bakış açılarına kaynaklık ederken, kainattaki yegâne evimize karşı sorumluluklarımızı da yeniden gözden geçirmeye davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺83,95

Serbest zaman (leisure), zamanın boş kalışı ya da düzenli çalışmadan arta kalan zaman değil, çok çalışmanın ve işyerinde geçirilen zamanın dışında kalan zamandır. Boş zaman (free time) ise, kazanç getiren çalışma bağlamı dışındaki diğer etkinlikler kadar, serbest zamanı da içerir. Bireyin sağlığı ve yaşamı için gerekli olan yemek, uyumak gibi kişisel gereksinimleri, ailesi, toplumu ve ülkesiyle ilgili yükümlülüklerin hepsi boş zamanda yerine getirilir. Serbest zaman ise bu yükümlülüklerin dışında, yalnızca bireyin kendisi için, kendisi adına yaptığı etkinlikleri içine alan zamandır.

Yüzyıllarca, çalişan kesimlerden esirgenen serbest zaman, modern dönemde herkesin etkinliğidir. Günümüzde kapitalizm, gerek büroda gerek fabrikada olsun çalışan kitlelere serbest zaman sağlamaktadır. Ama bu serbest zaman, kapitalizmin sıkıcı çalışma koşullarını yasallaştıran, sistemin etkinliğini sürdürebilmesi için çalışanların sisteme uysalca uymalarını sağlayan tüketici kültürü biçiminde sağlanmakta, böylece serbest zamanda yapılan etkinlikler de kapitalist pazarın genişlik alanına doğru girmektedir. Öte yandan, günümüzde maddi ve manevi değerlerin üretimi, aile, din kurumları, çalışma yaşamı gibi kurumları da aşacak bir biçimde yeni kurumlarla, bu çalışmanın da konusunu içeren medya tarafından yapılmaktadır. Bu durumda da, modern dönemde serbest zaman deneyimi, insanın kendisinin olmaktan çıkarak paketlenmiş deneyimlerin tüketimine dönüşmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 14,5 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺0,00
₺72,00

Yirminci yüzyılın son çeyreğinde bilgisayar ve internet teknolojilerinin yaygınlaşmaya başlaması, habercilik alanında da gelişmelerin yaşanmasına neden olmuştur. Bu gelişmeler yalnızca bir medya kuruluşuna bağlı olarak çalışan habercilerin değil bağımsız habercilerin de bu işi yapmalarına olanak sağlamıştır. Web 2.0 teknolojisiyle kullanıcının içerik üretebilir duruma gelmesi, sosyal medya platformlarının artması, habercilik açısından yeni uygulamaları gündeme getirmiştir.

Süreç içerisinde haber kaynakları, okur profili, gazetecilerin çalışma pratikleri, haberin dağıldığı platformlar ve dağılma hızı değişmiştir. Haber biçimsel olarak da dönüşüme uğramış, düz yazı şeklinde sunulan haberlerin yerini; ses, görüntü, infografik, harita, GIF gibi çeşitli bileşenleri içeren hikaye anlatımı almıştır. Yaşanan teknolojik gelişmelerin ilerleyen zamanda da haberciliği dönüşüme uğratmaya devam edeceği öngörüsünde bulunmak yanlış olmayacaktır.

Dijital haberciliğin, içerik üretiminden değişen gazetecilik pratiklerine, yeni kavramlardan uygulamalara, reklamdan dijital haberciliğin etik sorunlarına kadar birçok yönüyle ele alındığı bu kitabın öğrencilere, araştırmacılara ve habercilere kaynaklık etmesi dileğiyle.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 342
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺112,50

Geleneksel mecralar arasında televizyon reklamları, dünyada ve Türkiye’de halen en çok görüntülenen ve hedef kitleleri satın alma davranışına yönlendiren reklamlardır. Etkili bir stratejinin ve programlı bir kampanyanın sürdürülebilmesinde etkin rol oynayan televizyon, hazırlanan reklamların geniş bir kitleye ulaşması ve mesajın anlaşılır biçimde kodlanabilmesi açısından tercih edilmektedir.

Elinizdeki bu kitap, ürün ve markaların mesajlarını taşıyan televizyon reklamlarının tüketici davranışı üzerindeki etkisini ölçmektedir. Reklamların neden ve hangi özelliklerinden dolayı beğenildiği ve bu durumun satın alma eylemine nasıl dönüştüğü kitabın ortaya koyduğu önemli bulgulardır. Bu ilişkiler reklam çözümleme tekniklerinden ve alan araştırmalarından yararlanılarak somut veriler ışığında ilişkilendirilerek ortaya konmuştur.

İletişim bilimleri alanında çalışma yapan öğrenci ve araştırmacılara önemli bir referans kaynağı olacak bu eserin alana katkı sağlaması dileğiyle.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 250
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺103,50

Dijital hastalıklar, dijital rahatsızlıklar, dijital davranış bozuklukları, patolojik internet kullanımı, cep telefonu bağımlılığı, internet bağımlılığı… Dijital yaşamın insan üzerindeki psikolojik ve fizyolojik etkilerini anlatan bu terimler giderek daha sık kullanılıyor, zamanla bu terimlere bir yenisi ekleniyor. Öncülüğünü İstanbul Aydın Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Başkanı Doç. Dr. Deniz Yengin’in yaptığı; editörlüğünü, televizyon habercisi, yazar ve akademisyen Dr. Gökmen H. Karadağ’ın üstlendiği bu kitap neredeyse gerçeği değil de gerçeğin dijital temsilini yaşayanların yakalanmaya başladığı hastalıkları, rahatsızlıkları, bozuklukları ele alıyor.

Sanal ortamlara maruz kalmaktan kaynaklanan “sanal gerçeklik hastalığı”; kendini gerçek hayata kapatıp sanal yaşamlara ve fantazyalara dalmış insanların “dijital esrikliği”; bağlı olmak ile bağımlı olmak arasındaki ince çizgiyi aşanların yakalandığı “dijital bağımlılık”; özellikle çocuklarımızı bekleyen büyük tehlike “dijital oyun bağımlılığı”; her ne kadar başka bir bağlam için söylenmiş olsa da insana Tevfik Fikret’in “Yiyin efendiler yiyin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!” sözünü hatırlatan “tıkınmalı izleme”; narsizmin çevrim içi çağa taşınmış hali “ego sörfü”; “Acaba sosyal medyada boy gösteren birtakım uyumsuz tipler Diogenes’in modern versiyonları mı?” dedirten “dijital kinizm”; sanal ortamların çerçeveleme hızı değişiminin kullanıcı deneyimine etkileri…

Emeritus Prof. Dr. Haluk Şahin’in ön sözüyle çıkan kitapta dijital çağın hastalıklarına dair hem literatür taramaları hem de özgün araştırma sonuçları bulunuyor. Haluk Şahin ön sözde kitaba dair şunları söylüyor: “Alametler tamam, yeni bir çağdayız! Bu çağın temel belirleyicisi dijital iletişim olgusu. Öyleyse, insanlığın bu yeni evresinde, “Durun bakalım, bize ne oluyor?” sorusu çok önemli. Bu kitapta yer alan makaleleri yazanlar da kendi mütevazı enstrümanlarıyla, bu büyük soruya yanıt aramaktalar. Her şeyden önce cesaretleri nedeniyle kutlanmayı hak ediyorlar. Dalganın patladığı yerdeler...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 290
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺103,50

“İş değiştirmeli miyim, evlenmeli miyim, diyet yapmalı mıyım” türünde, sonuçları kişisel olan sorularla ve “Daha çok eleman mı almalıyım, yeni ürün mü çıkarmalıyım, satış sistemini mi değiştirmeliyim” türünde, sonuçları kurumsal olan sorularla yüzleşmediğimiz gün yok!

Uluslararası çok satan İletişim Kitabı’nın yazarları şimdi de Karar Kitabı’nda çok kullanılan 50 karar verme modelini tek bir kitapta topluyorlar.

İddiaları da şu: bu kitabı okuyarak çok kısa sürede karar modellerine hâkim olacaksınız! Karar Kitabı’nda; Uzun Kuyruk Modeli · Maslow Piramitleri · SWOT Analizi · Lastik Bant Modeli Mahkûmun İkilemi · Bilişsel Uyumsuzluk · Eisenhower Matrisi · Çatışmaların Çözümü · Akış · Kişisel Potansiyel Tuzağı · İsviçre Peyniri Modeli · Sonuç Optimizasyonu Modeli · Aşırı Seçenek Yüklemesi · Geribildirim Analizi · Durma Kuralı · Bilişsel Yanlılık · Evet/Hayır Kuralı · Rumsfeld Matrisi · Beklentiler Modeli çok anlaşılır bir şekilde açıklanıyor.

Karar Kitabı’nı okuyunca yazarlarının iddialarında ne kadar haklı olduğunu anlıyorsunuz. Kişisel ve kurumsal kararlarınızı daha kolay ve doğru almak istiyorsanız Karar Kitabı size kesinlikle yardımcı olacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 12 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺40,50

Dünyada her geçen gün görkemli müze yapıları yükselirken kimlikler, yaşanmışlıklar müze duvarlarına işlenirken “an”ı yakalayan, tutan, içine hapseden müzeler, insanın yazgısını da anlatma telaşına düşmüştür. Bir önceki kültürü, bilimi, sanatı bir sonrakine aksettiren müzeler, insanlığın psikolojik, sosyolojik ve kişisel gelişimlerini de etkilemiştir. Müzelerin “toplama, koruma, araştırma, sergileme ve eğitim” işlevlerine “iletişim” de eklemlenmiştir.

Gerçeklerin yerini imajların aldığı, gösterinin her şeyin önüne geçtiği yeni dünya düzeninde, kişiler ve kavramların birbirine girdiği görülmektedir. Müzelerde bu dünyadan nasibini almış ve bu dünyanın özneleri durumuna gelmiştir. Müzeler efektlerle, seslerle, müzikle, hologramlarla, dijital teknolojilerle yeni bir kimlik kazanmaya başlamıştır. Müzenin kendisi modernleşme girdabına kapılmıştır. Bu süreçte kültür ve sermaye arasında yeni bir ilişki yapısı doğmuş, bu ilişki kapsamında popüler mekanlar haline gelen müzelerdeki bu değişimleri koordine eden ve yönlendiren disiplinin başında halkla ilişkiler gelmektedir.

Bir yandan konferanslarla, atölyelerle, sergilerle, çeşitli dijital sunum teknikleriyle, elektronik araçlarla, yorumlayıcı tiyatro ile “kaçış dünyası”nı vaat eden halkla ilişkiler, bir yandan da kurumsal olarak iletişimi sağlama, bilgilendirme, halkla ilişki kurma misyonunu da yürütmeye çalışmaktadır. Bu çalışma ülkemizde bu ilişkinin nasıl yürütüldüğünü gösterme ve nasıl yapıldığını inceleme açısından önem kaydetmektedir.

Müzecilik ve iletişim kavramı iki ayrı açıdan tartışılabilir; Birincisi, halkla ilişkiler aracı ve iletişim kanalı olarak müzeler, ikincisi ise, müzelerin halkla ilişkilere duyduğu gereksinimdir. Bu kitapta Yazar Ş. Güzin ILICAK AYDINALP müzelerin gereksinim duyduğu iletişimi özellikle ön plana çıkmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺75,00

Parfüm reklâmları yapıları gereği sundukları ürünün işlevini, yani kokuyu öne çıkaramıyorlar. Bu tip reklamlarda o parfümün kokulu bileşenlerinin isim veya resimlerini değil, kullanımıyla beraber yaratacağı olası etkinin görselleştirilmiş haline şahit oluyor, şahit olduğumuz manzara bilinçdışında varsayageldiğimiz eksiklik veya yetersizliğe denk geliyorsa atılmış olan oku hedefine ulaştırıyor ve satın alma kararına yöneliyoruz.

Bunun neden böyle olduğu kokunun kendine ait bir lisanının olmamasıyla kolayca açıklanabilir belki. Ancak masum bir lisan eksikliğinin telâfi çabası gibi görünen bu olgunun arka planında farklı dinamikler yer alıyor. Bu durum bir yetersizlikten veya beceriksizlikten kaynaklanmıyor; bilakis, bilerek ve isteyerek mesaj ürünün ne koktuğu üzerinden değil onu kullananın neye dönüşeceği üzerinden kurgulanıyor. Dönüşüm arzusu, o arzunun ihtiyaç gibi algılanması gibi konular da mercek altına alınmak için başta ruhbilim olmak üzere muhtelif disiplinlerin el uzatmasına ihtiyaç duyuyor. 

Meltem Güler, ülkemizde kısıtlı sayı ve nitelikte metin üretimi yapılan bir alanda, kokuda, Yönlendirilmiş Arzu ile Pandora’nın küpünün kapağını açıyor. Birden fazla disiplinin bir araya getirildiği, psikanaliz, göstergebilim, duyusal algı gibi ilk bakışta uzak görünen noktaların parfüm reklamı üzerinde kalın çizgilerle birleştirildiği yoğun emek ve zaman harcanmış bir metne imza atıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺106,60

Modern insan, nefesini tutmuş geleceği merak ediyor. Yeni ekranlar alıştığı televizyonun çok ötesinde. Yayın akışı gibi bilindik değil aksine öngörülemez bu iletişim biçimi, ekran başındaki çocuğun oyun başladıktan sonra kurallarını değiştirdi.
Çocukluk tarihi boyunca ilk kez bu denli akışkan bir zaman ve iletişim deneyimiyle baş başa kalan çocuk, üre-tüketici bir kimlikle, semantik (anlamsal) dijital’in öznesidir. Sokakta oyun oynayan, evde televizyon izleyen çocuk izleyici tanımı yıllar öncesine tarihlendi. Çocuk, günümüzde dijital benliğiyle self-ekran’ında oyun kurabilen, sanal dünyanın hem izleyicisi hem üreticisidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 238
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺0,00
₺94,50

Yaşam koçluğu, kişisel gelişimlerini ilerletmeleri ve evrenin,almak isteyen herkese bolca sunduğu refah ve mutluluğa ulaşabilmeleri için insanlara ışık tutan harika bir teknik yardımlar ve yaratımlar sürecidir.

Bununla birlikte her insan,kendi bireysel yaşamıyla ilgili planlar oluşturmak ve uygulamak için de disiplinli bir yaklaşıma gereksinim duyar.Bu kitap, işte bu öz disiplin sürecinin temelini atan küçük ama etkin dokunuşları açıklamak için yazıldı.

Sayfalarını çevirdikçe kişisel büyümenizi sınırlandıran anları yakalamak ve iyileştirmek için yılların deneyimlerinden süzülmüş ve kolayca uygulanabilir hale getirilmiş metotlarla karşılaşacaksınız. Doğru yerlere doğru şekilde odaklanmanızı sağlayacak bu pratik metotlar sayesinde içsel sezgileriniz çok daha anlamlı hale gelecek ve “mevcut durum ile ideal durum arasındak iboşluğu kapatma mantığı”zihninizde ve yaşamınızda ortaya çıkmaya başlayacak.

NLP, Reiki, Kuantum, EFT, FengShui, çeşitli biyoenerji teknikleri ve Elemental Astroloji dallarında uzman olan Önder Ergin;bu eserinde sizlere hem ideal yaşam hedeflerinize ulaşmanız için uygulamalı metotlar sunuyor, hem de kişiliğinizi derinlemesine öğrenmeniz isağlayarak kendi kendinize ilkeli ve dürüst şekilde yaşam koçluğu yapabilmenizin yollarını açıklıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 78
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺18,00

Elinizdeki kitap, satışın nereden geldiğini ve nereye doğru gittiğini açıklıyor. Özellikle 2000’li yılların dijital ekonomisi her şeyi değiştirdiği gibi hiç kuşku yok ki satışı da ve satış pratiğini de değiştirdi. Bu sebeple satış 4.0, dijital ekosistemin yeni nesil satış modeli olarak ön plana çıktı.

Bugünün dijital ekonomi dünyasında bir şirketin başarılı olması için işini offline satış kanalından online satış kanalına taşıması ve her şeyi “daha kolay, daha hızlı, daha iyi ve daha ucuz” yapması gerekiyor. Yeni nesil satış 4.0 bu konu da şirketlere yeni bakış açıları sunuyor.

Satış 4.0 satış sürecinin en temel yakıtı bağlanabilirliktir ve “Netandaş Bağlılığı” ile oluşturulan e-kabileler satış 4.0’ın sihirli gücüdür.

İnternette “içerik pazarlaması” satış 4.0’ın bir aracıdır ve dijital ekonomide marka reklamının gelecekteki adıdır. # Etiketi ise markaların sloganıdır.

Sosyal medyada insanlar deneyimlerini paylaştıkça başka insanları etkilemeye başlıyorlar. Etkileyen ve etkilenen karşılıklı birbirlerini besledikçe ve paylaşımın güvenirliliği arttıkça ilk defa yeni bir kavram oluşuyor: “Kalabalığın Bilgeliği”

Müşteri bağlılığı ve bağlanabilirlilik, farkındalığı arttırır, satış 4.0’ın beş aşamalı satış sürecini hızlandırır ve satın alma döngüsünü kısaltarak satışı sonuç yapar.

Bugünün iş dünyasında satış 4.0 bir gereklilik değildir, zorunluluktur ve satışta başarıyı yakalamak için stratejik davranmanın ön koşuludur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺38,25
1 2 3 ... 10 >
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı