Global Köy, Marshall McLuhan’ın ilk olarak önemli kitabı Understanding Media’da (Medyayı Anlamak) ortaya koyduğu, bugünün dünya çapındaki entegre elektronik şebekesine ilişkin görsel çalışmasını, son yirmi yılın teknolojik gelişmelerinin anlaşılmasını sağlayacak biçimde, ayrıntılı bir kavramsallık çerçevesi önermek suretiyle genişletmektedir. Kitabın özü, günümüzde teknolojiyi kullananların, dünyayı kavramakta yararlanılan, birbirinden çok farklı iki yol arasında sıkışmış oldukları tartışmasıdır. Bir tarafta, yazarlarının Görsel Uzam olarak değindiği, Batı dünyasına özgü çizgisel, nicel algılama modu; diğer tarafta ise Doğu’nun, son teknolojilerinin hepsinin bizi içine doğru iteklediği bütüncül, nitel mantığı İşitsel Uzam bulunmaktadır. Ne var ki yazarlar, İşitsel Uzam’a doğru yönelen bu hareketin pürüzsüz olmayacağı konusunda bizi uyarmaktadırlar. Gerçekte McLuhan ve Powers, dünya çapındaki iletişimin bir sonucu olarak global köyün ortaya çıkmasıyla bu iki dünya görüşünün “birbirleriyle ışık hızında çarpıştıkları” tartışmasını gündeme getirerek, “barışın anahtarının, bu sistemlerin her ikisini de aynı anda anlamak” olduğunu iddia etmektedirler. Yazarlar, McLuhan’ın otuz yıl kadar önce büyük bir başarıyla
yaptığını bugün de yapıp tarafsız bir yaklaşım benimseyerek yakın geleceğin dünyasına köşe başından bakmak ve hepimizin orada bulacakları konusunda hazırlıklı olmanıza yardım etmenin peşindedirler.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 322
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺92,00

Değerler, her dönemde farklı şekillerde insanların ve toplumların geçmişten gelen kültürel kodlarına sirayet etmiş ve onlara yol gösterici ölçütler olmuştur. Tarih boyunca değerler, coğrafya, iklim ve toplumsal koşullar nedeniyle değişime uğramış ve dönemden döneme, toplumdan topluma farklılaşmıştır. Tarihsel süreç içerisinde bir kategorileştirmeye gidildiğinde genel olarak değerleri ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasi temelde bir ayrışmayı içinde barındırması nedeniyle geleneksel, modern ve postmodern şeklinde üç kategoride ele almak mümkün olmuştur.

Bu dönemlerin içinde bulundukları şartlar gereği kendilerine göre referans aldıkları kaynaklar olmuş ve o referans kaynakları hem değerlere kaynaklık etmiş hem de değerler aracılığıyla kendi davranış örüntülerine yön vermiştir. Bu anlamda üç önemli fenomen din, toplum ve topluluk veya cemaat, toplumların norm ve değerlerine farklı dönemlerde kaynaklık etmiştir. Bu dönemler ve bu dönemlerin merkezinde bulunan değer ve normların referans kaynakları, kitabın yoğunlaştığı hususlardır. Bu kitapta modern dönem sonrası genelde teknoloji özelde iletişim teknolojisindeki değişimlerle birlikte bu değerler ve medyada karşılık bulduğu durum, sosyolojik bağlamda tartışmaya açılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 212
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺44,10

“İnsan aklının, duygularının ve davranışlarının farklı amaçlar ve tekniklerle manipülasyonu, düşünce tarihinin ve toplumsal ilişkinin onulmaz hastalıklarından biridir, manipülasyonun türü, tekniği ve vuku bulduğu ortam çeşitlilik gösterse de iletişim çalışmaları çerçevesinde manipülasyon konusu ayrı bir değeri hak eder. İletişimin kitleselleşmesi ve modern medya araçlarının yeni özellikleri, hastalık olarak tarif edilen bu durumu ilerleten başat faktörler arasında görülebilir, manipülasyon olgusunun, iletişim bilimi çerçevesinde farklı uzmanlık alanlarının odaklandığı konularda değişen düzeylerde ama mutlaka irdelenmesi gerekmektedir. İletişim bilimcilerin bu olguyu farklı yönleriyle ele alması, hem bilimsel bir gereklilik hem de ahlaki bir yükümlülük olarak görülmüştür.” Buradan hareketle, Çarpıtılmış Gerçekliğin İnşası adlı eserin bu ikinci cildi, iletişimin manipülatif yönünü trolcülük, algı ve izlenim yönetimi, veri gazeteciliği, etik, eleştirel düşünme, hakikat sonrası (post-truth), medya okuryazarlığı ve daha birçok konu üzerinden ele almaktadır. Yanılgının tedirginliğini duyan, gerçeği önemseyen okuyucuya...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺53,10

Yaşlanmaya dair üretilen her söylem, içinde bulunulan toplumsal yapıya dair ipuçları barındırmaktadır. Biyomedikal paradigma, yaşam seyrini bilimsel bir çerçeve ile yaş evrelerine bölerken birey de yaşlanma sürecini hem normatif hem de performatif bir mücadele alanı deneyimler.

Dolayısıyla “Her şeyin bir yaşı vardır. ” söylemi yaygınlaşır. Her birey yaşamın gerektirdiğini “zamanında” yapabilmek için zamanla kavga eder, zamanla barışır, zamana meydan okur ve zamanla yaşlanır. Zaman ile yaşlanır…

Gündelik hayata içkin olan bu deyim, esasında zamanın ve yaşamın biyopolitik bir eksende açıklanmasını gerektiren neoliberal yönetimsellik ile iç içedir. Bu yönde gelişen beklenti, yaşlanma sürecine yönelik bir çeşit “kırılganlık” nosyonunun oluşmasına neden olur.

Zira “makul” yaşlanma pratikleri hem sosyal politikalar aracılığıyla hem de bilimsel alanda yaşanan gelişmelerle çerçevelenir. Bu nedenle bu çalışma sadece “yaşlı birey”i değil biyolojik olarak yaşlanmaya yazgılı her bireyin yeri geldiğinde “bir istisna hâli” olarak yaşlanmaya meydan okuma zorunluluğunu medya üzerinden tartışmaya açmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺73,80

Covid-19 salgınının tüm dünyayı evlerde kalmaya zorunlu kılması, internet kullanımının artmasına, eğitim, ticaret, sağlık, iletişim, bankacılık gibi sektörlerin tamamen çevrim içi ortamlardan yürütülmesine sebebiyet vermiştir. Dünyada ve ülkemizde yaşanan salgın ile ilgili gündemi takip etme aracı ise yine medya olmuştur. Bu kitap, 2020 yılında yaşanan Covid-19 pandemisi perspektifinde; geleneksel ve yeni medya, halkla ilişkiler ve sosyal medya konuları kapsamında, salgının bu mecralarda ne şekilde yer bulduğu, toplumu nasıl yönlendirdiği, medyanın salgın noktasında topluma sağladığı avantaj ve dezavantajlarının analiz edildiği bölümlerden oluşmaktadır.

İletişim alanından yazarların katkı sunduğu bu kitapta; risk iletişimi, dijital kamu spotları, telesağlık uygulamaları, halkla ilişkilerde kriz iletişimi ve kriz iletişimi yazarlığı gibi konuların pandemi ile ilişkilendirilerek incelendiği bölümler yer almaktadır. Kitapta ayrıca Covid-19 salgınının ulusal basında yayınlanan karikatürlerde nasıl yer aldığının analizi, pandemi sürecinin mizah dergilerine yansıması, bir sosyal medya aracı olan Twitter üzerinden pandeminin haberleştirilme biçimi, Facebook’ta Dünya Sağlık Örgütüne ve Sağlık Bakanlığına karşı üretilen nefret söylemi ve pandemi ile birlikte Türk televizyon dizilerinde yaşanan içerik ve teknik değişikliklerin örneklerle aktarıldığı bölümler de bulunmaktadır. Geniş bir çerçevede hazırlanan kitap, pandemi ve medya ilişkisini, kavramlarla ve kuramlarla sorgulamayı amaçlamaktadır. Pandemiye dair iletişim alanındaki büyük bir boşluğu doldurmaya aday olan Pandemi Döneminde İletişim Çalışmaları kitabı, okurlar için kapsamlı bir rehber niteliği taşımaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 292
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺73,80

İnsanların isteklerini, niyetlerini ve kişilik özelliklerini anlamayı, güvenilirlikleri hakkında fikir sahibi olabilmeyi veya zihinsel ve duygusal durumlarını görebilmek için onları daha iyi okuyabilmeyi kim istemez ki! Sözsüz iletişimi anlamak, bu avantajı elde etmenin anahtarlarından biri olabilir.

Bu kitap okurları, sözsüz işaretlerin üstünkörü biçimde abartılı okunması konusunda uyarmakta ve böylece günümüzde neyin bilindiğinin ve nelerin güvenle uygulanabileceğinin sınırını çizmektedir. Kitap, bilim ve uygulama arasındaki açıklığa, her ikisi için de geçerli bölümler sunarak ve alanyazında türünün ilk örneği olarak köprü olmaktadır. Birinci kısımda; yüz ifadeleri, ses, beden ve jestler, sözsüz davranış üzerindeki kültürel etkiler ve aldatma ile ilgili beş bilimsel bilgi incelemesi sunulmaktadır. İkinci kısımda, çeşitli alanlardan uygulayıcılar kendi alanlarında doğruluk ve yeterliliği arttırmak için sözsüz iletişimi nasıl kullandıklarını tarif etmektedir.

Bu amaçları çerçevesinde kitabın iki ana hedef kitlesi bulunmaktadır. İlki, sözsüz iletişimle ilgili alanlardaki deneyimli bilim insanları ve öğrencilerdir. İkinci hedef kitle, sözsüz davranışlar hakkındaki kanıt temelli bilgiyi kullanmak isteyen uygulayıcılardır. Bu grupta doktorlar, terapistler, psikolojik danışmanlar ve sağlık sektöründeki diğer görevliler; emniyet çalışanları, istihbarat ve ulusal güvenlik alanındaki kişiler; avukatlar, hakimler, müzakereciler ve iş insanları olabilir. Bu kitabın, bilim ve uygulama arasındaki boşluğa bir köprü olarak, bilim insanları ve uygulayıcıların birbirlerini karşılıklı olarak bilgilendirdiği daha büyük diyaloglara sahip olmalarını sağlayacak platformu sunacağını canıgönülden umuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺55,80

İslamofobi, son yıllarda artan bir şe­kilde, ön yargı ve ayrımcılığa dayalı bir korku ifadesi olarak tüm dünyada Müslümanlara yönelik antipati, nefret, şiddet ve düşmanlığa yol açan en temel psikolojik, toplumsal ve politik problemlerden biri hâline gelmiştir. Siyasal yönetim, toplumsal sorumluluklar ve istihdam ile ilgili süreçlerde dışlanma; eğitim, sağlık gibi hizmetlerin temininde ayrımcılık; medya ve günlük konuşmalarda ön yargı ve gündelik yaşamda hem sözlü hem de fiziksel şiddet şeklinde açığa çıkan pek çok olumsuz sonuç üretmektedir. Bu sonuçları ortaya çıkaran algının üretimi ve şekillendirilmesinde medya oldukça etkin bir rol üstlenmektedir. Geleneksel medya unsurlarından yeni medyaya kadar yayılan İslamofobik unsurların etkileri akademik olarak henüz yeterince ele alınmamış ve bu konudaki politikalara etki edebilecek nitelikte yeterli bilgi üretilememiştir. On altı makaleye ilave olarak konuyla ilgili bazı önemli kitap değerlendirmelerine de yer veren bu çalışmanın, medya ve İslamofobi arasındaki irtibatın yanı sıra Türkiye'deki medya ve din ilişkiselliği sorgulamaları için de önemli bir kaynak teşkil etmesi beklenmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 406
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺63,00

Türkiye'de farklı kimlikler ve kültürler arasında karşıtlıklara ve birbirine yabancılaşmaya neden olan tedavüldeki olumsuz algı ve ön yargıların, toplumun bir arada yaşama kültürüne, ülkenin birlik ve bütünlüğüne verdiği/vereceği zararın boyutları dikkate alındığında, farklı kimlikler ve kültürlere mensup bireyler veya gruplar olarak, birbirimizi tanımamızın, anlamamızın, empatiyle yaklaşmamızın ne kadar da acil bir ihtiyaç olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Bu bağlamda empati kurması ve kurulması gereken kesimlerden biri de Güneydoğu Anadolu gençleridir.

Sosyal ve psikolojik bir varlık olarak insan, genellikle durduğu yeri, verdiği kararı veya yaptığı tercihi tanımlanma biçimine ve yakıştırıldığı yere göre belirleme eğilimi gösterir. Bu durum, Güneydoğu Anadolu gençlerinin de ekseriyeti için geçerli olup onlara karşı özenli olmayı gerektirmektedir. Zira, onlarla ilgili yapılan tanımlama ve yakıştırmalar, onları kerhen de olsa yapılan tanıma uygun davranmaya, yakıştırıldığı yerde olmaya zorlayabilir. Oysa toplum olarak en acil ihtiyacımız, ülkedeki bütün renkleri, kültürleri ve kimlikleri kapsayacak bir kolektif bilince sahip olmaktır. Bu bilinç, bir diğerini tanımlamayı değil, tanımayı; yargılamayı değil, anlamayı; dışlamayı değil kapsamayı gerektirir. Bilinmelidir ki; ülkede herhangi bir kesimle yerleşik algılar ve ön yargılar üzerinden kurulan; dışlama, tanımlama ve yargılama içeren her türlü ilişkiden en çok zarar gören olgu, toplumun birlikte yaşama kültürü arzu ve iradesi olacaktır.

Birlikte yaşama kültürü bağlamında Türkiye için çözüm: Farklı kültür ve kimliklerin özgürce yaşamasına ve gelişmesine imkân verecek, ama aynı zamanda, çeşitliliğin muhtemel ayrıştırıcı etkilerinden toplumu korumak için farklılıklarla barışık, esnek ve kolektif bir üst kültürde uzlaşmaktır. Çoğulcu, geniş tabanlı olması gereken bu kültürün temel referansları, bünyesindeki kültürlerin kesişme noktaları; millî ve manevi değerlerimiz, insan hakları, demokrasi kültürü, vatandaşlık hakları ve görevleri ile ortak insani ve evrensel değerler olmalıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺44,10

Yeni medyayla birlikte ortaya çıkan enformasyon toplumu ve bu toplumun hakikate yönelik çıkarımlarının belirsizleşmesi, post-gerçekliğin egemen olduğu bir dünya meydana getirmiştir. Bu dünyada, yararlı-yararsız, iyi-kötü, önemli-önemsiz gibi kavramlar birbirine karışmıştır. Gerçekliğin sınırlarının sonsuz görünen bir geçişkenliğe sahip olduğu günümüz toplumunda birey ve onun kimliği de sürekli bir devinime ve etkileşime tabi olmuştur. Kültürü oluşturan gelenek-görenek, din, coğrafya gibi çeşitli etkilerin yanı sıra birey, kimlik inşa sürecinde algı, aidiyet, öteki, gibi sosyal-psikolojik unsulardan da hiç olmadığı kadar etkilenmiştir. Çalışma, bu etkileri; bireyin dış dünyadan almış olduğu uyarımları özümserken geçirdiği bilişsel ve davranışsal süreçler, toplum içerisindeki temel değerler dizisinin birey dünyasındaki meydana getirdiği değişikliler, temel alışkanlıklarımız ve toplumsal duyarlılıklarımız arasındaki ikilemin gündelik yaşantımızda nasıl karşıladığımız gibi birçok sorudan yola çıkarak ele almaktadır.

Kitap, bu olguları ve olguların kimlik inşa süreçlerine yansımalarını, Foucault, Althusser, Adorno, Erikson gibi teorisyenlerin ve Gestalt ve Frankfurt gibi ekollerin yardımıyla günümüz pratikleri çerçevesinde açımlamayı amaçlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺34,20

Uçmak ve uçmayla alakalı tüm gelişmeler neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Belki Icarus’un kanadında özgürlüğünü arayan insanların vazgeçilmez bir tutkusu olmuştur havacılık.
Bu eserle işte böylesine ilgi odağında olan bir sektörün içinde yer alan “iletişebilmek ya da iletişememek” diye tabir edeceğimiz sorunun havacılıkta nasıl izler bıraktığına dair hususlar incelenip okuyucuların takdirlerine sunulmaktadır.
Havacılıkta çok bilinen bir deyiş vardır: “Take off is optional, landing is mandatory”. Yani kalkış tercihe bağlı ama iniş mecburidir. Evet, bir uçağı kaldırmadan önce o uçağın kalkmasına karar vermek ya da vermemek bir tercih meselesi olurken kalkmış bir uçağın inmesi tercih üstü bir zaruri durumdur.
İşte inişin mecburi olduğu bir kurguda “Nasıl bir iniş olacak?” sorusu en önemli sorulardan biridir.
Tüm yolcularıyla ve mürettebatıyla birlikte uçak salimen bir iniş mi gerçekleştirecek yoksa havadan yere inmesi çok daha farklı bir şekilde belki de can kayıplarının olacağı bir şekilde mi olacaktır?
Hiç şüphesiz “iletişim”, havacılıkta bu iki sonuçtan birinin ortaya çıkmasında en önemli etkenlerden ve belirleyici unsurlardan biridir.
Bu eserde "İletişiyorum, öyleyse varım." dercesine havacılıkta yaşanan iletişim sorunları ele alınacak ve “havada kalamayan” bir iletişimin havacılıkta nasıl bir kadere sebebiyet verdiğine ilişkin de örnekler paylaşılacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺32,40

Bu çalışma, yerel gazetecilik alanındaki işleyişi, mekanizmaları ve alandaki stratejileri ortaya çıkarmak hedefiyle oluşturulmuştur. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için çalışma, hem alan içindeki faillerin birbirleriyle ve alanla olan ilişkileri hem de alanın dışındaki sosyal, siyasal, ekonomik oluşumların yerel gazetecilik alanına ve alandaki faillere yönelik etkileri doğrultusunda iki boyutlu olarak ele alınmıştır. Ayrıca medya alanının her geçen gün yenilenen bir alan olması nedeniyle, bu doğrultuda Denizli'deki yerel gazetecilik alanında tarihsel süreçte yaşanan değişim ve dönüşümler ortaya konulmuştur. Çalışmanın rotası, pratik düzlemde faillerin kendi görüşleri, teorik düzlemde ilişkisel teori ve Bourdieucü perspektifin yardımıyla belirlenmiştir. Bu yönüyle çalışma hem teorik hem de pratik izleklerin bir arada bulunduğu nitel bir saha çalışması olma özelliğini taşımaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde araştırmanın yöntem ve tekniklerine yönelik bilgiler verilirken ikinci bölümünde ilişkisel sosyal teori ve Bourdieu'nün kavramsal repertuvar ve gazetecilik alanına yönelik yaklaşımları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde yerel gazetecilik alanına yönelik çeşitli teorik ve teknik bilgiler verilmiş, akabinde alanın inşası amacıyla iç yapı ve dış yapısına yönelik malumatlara ve Denizli yerel gazetecilik alanının tarihsel serüvenine değinilmiştir. Çalışma analizlerine yer verilen dördüncü bölümde araştırma, görüşme soruları aracılığıyla faillerin bireysel verileri, alanın iç yapısı ve alanın dış yapısı şeklinde üç farklı temaya ayrıştırılarak birbirleriyle olan ilişkisellikleri düzleminde yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda yerel gazetecilik alanının profili tüm yönleriyle ortaya konulmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 222
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺44,10

Gig ekonomisi, hem akademik çalışmalarda hem uluslararası platformlarda son birkaç yıldır muazzam ilgi görmektedir. Birçok insanın çeşitli kısa süreli iş ve projeler aldığı gig ekonomisinde freelance çalışanların sayısı giderek artmaktadır. Yeni nesil işgücü olarak tanımlayabileceğimiz freelance çalışanlar; medya, bilişim başta olmak üzere tüm sektörlerde daha fazla görünür hâle gelmektedir. Freelance gazetecilik, eskiden beri var olan bir gazetecilik türüdür. Fakat freelance çalışmanın esnek bir çalışma türü olarak yaygınlaşmasıyla freelance gazetecilik kimliği de değişime uğramaktadır. Esneklik ve güvencesizlik zemininde yeni bir kimliğe dönüşmektedir. Bu kitapta, freelance çalışma ile ilgili geniş bir literatüre yer verilirken freelance gazeteciler üzerinde gerçekleştirilen araştırma ile freelance çalışma deneyimine yönelik temel veriler elde edilmiştir. Konuya ilgi duyan herkese katkı sağlaması dileğiyle..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 314
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺53,10

“Duyanların yanlış anladığı bir doğrudan daha kötü bir yalan yoktur.” 

Doğruları kendi emellerine hizmet edecek şekilde evirip çevirmekte uzman politikacılar, sırf tık alsın diye manşette doğruyu eğip büken gazeteciler, iş-lerine yarayacak doğruları, daha büyük bir doğruyu yanlış sunmak pahasına cımbızlayan aktivistler... 

Hepsi basit bir gerçekten faydalanıyor: Hemen her konuda birden fazla doğru var ve bizler dünyaya seçtiğimiz doğruların merceğinden bakıyoruz. İnternet bilgi mi yayıyor, nefret mi; et tüketmek iyi mi, kötü mü; Amazon, kitapçıları yok eden bir canavar mı yoksa daha fazla okumaya teşvik eden bir dost mu? Cevap, hangi doğruya öncelik verdiğinize göre değişiyor. Ve özünde tarafsız olması gereken rakip doğrular, maharetli ellerde yalandan bile yanıltıcı bir ikna aracına dönüşebiliyor.  

Hector MacDonald politika, iş dünyası, medya ve gündelik hayattan alınmış ilginç hatta kimi zaman dehşete düşüren– çok sayıda vakayı inceleyerek doğ-runun, gerçeklikten neden ve nasıl koparılabildiğini ortaya koyuyor. Hangi Doğru, düşüncelerimiz ve eylemlerimizin bize sunulan seçilmiş doğrularla nasıl derinden şekillendiğini anlatan ayıltıcı ve yol gösterici bir kitap.

“MacDonald doğrunun kaypaklığına nişan alıyor.”

New York Times

“Nefis.”

Matt Ridley


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺39,00

Osmanlı İmparatorluğu’nda başlangıçta Askeri Teşkilat içerisindeki çeşitli birimlerce yerine getirilen polisiye görevler, 1845 yılından itibaren yeni kurulan Emniyet Teşkilatı tarafından gerçekleştirilmektedir. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte, Emniyet Teşkilatı’nın sorumlulukları, fonksiyonları, faaliyet alanı belirlenerek, uluslararası kuruluşlarla iletişimi geliştirilmiştir. 1980 sonrası teknolojik gelişmeler doğrultusunda Emniyet Teşkilatı’nın paradigmal dönüşümünün, iletişim ve halkla ilişkiler uygulamalarını kurumsallaştırdığı ve görevine yansıttığı görülmektedir.
Bu kitap Emniyet Teşkilatı’nın yapısal, fonksiyonel, hukuki değişim ve gelişmeler doğrultusunda biçimlenen iletişim ve halkla ilişkiler faaliyetlerini irdelemenin yanı sıra, polisin hedef kitledeki algısı üzerinde de durmaktadır. Günümüzde polis, postmodern yaklaşımlarla iletişim ve halkla ilişkiler çalışmalarına önem göstermekte ve hedef kitlesi üzerinde olumlu algı oluşturma çabaları karşılık bulmaktadır. Proaktif polislik anlayışıyla Emniyet Teşkilatı’nın; insan kaynaklarına, eğitime, iletişime, teknolojiye, görev bilinci ve kalitesine verdiği önem artmakta ve kurumsal etkileşimi gelişmektedir…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 266
En / Boy : 16,2 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺59,80

 Toplumbilim ve Disiplinlerarası İlişkiler
İletişim Biliminin İdeolojik Temelleri
Anaakım İletişim Kuramlarında Çizgisel Sosyo–Psikolojik ve Toplumsal Yaklaşımlar
Anaakım İletişim Kuramları
Dilbilimsel ve Göstergebilimsel Yaklaşımlar
Siyasal Ekonomik, Kültürel Yaklaşım ve Değişimci Kuramlar




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺41,40

Pozitif bir hayat sürmek için hem duygusal zekâya hem de sağlıklı bir iletişim dokusuna sahip olmak önemlidir. Bu bağlamda kitapta “duygu, zekâ, duygusal zekâ, iletişim ve iletişim becerileri” konuları elealınmıştır. Kitabın amacı, belirtilen konulara ilgi duyanların kendilerini geliştirmelerini sağlamak ve duygusalzekâ ile iletişim dersleri üzerine kaynak kitap işlevi görmektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 218
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺39,10

Bir gönüllü kölelik çağında yaşıyoruz. Her birimiz ağ vatandaşıyız artık. Ağa bir kez yakalanmayagörün, onun gerçekliği sizin gerçekliğiniz oluverir. Böylece sanal âlem gerçek hayatlarımıza sirayet eder ve bizi -mış gibi yapan oyunculara dönüştürür.

Herkesin önündeki ekrana baktığı bir çağda kimse diğerinin yüzüne bakmıyor. Halbuki bizi insan kılan şeylerden biri; muhatabımızın yüzünden, sesinden, duruşundan onu okuyabilmektir.
İnsan olmak, halden bilmektir.

Ruhun karanlık gecesini ekrandan sızan parlak ışıkla aydınlatamayız. Bir gülüş, latif bir söz, sessizce yan yana duruşla aydınlanır o gece. Ağ: Sanal Dünyada Gerçek Kalmak, yaşanmış örnekler üzerinden günümüzün bu yeni salgınını teşrih masasına yatırmakla kalmayıp, dijital göbek bağımızı nasıl keseceğimizi, kendimizi fişten nasıl çekebileceğimizi tartışıyor.

İnsanı insan yapan öze sadık kalmak ve dijital prangalardan kurtulmak için kılavuz bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 488
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺49,00

Bu çalışma, genelde medyanın özelde ise televizyonun eğlence aracılığıyla anlattığı hikâyelerde kurduğu kültürel temsillerin ekonomi politik ve kültürel açılardan eleştirel bir okuması üzerine kuruludur. Kültürel temsiller, içinde yaşanılan toplumsal dinamikler aracılığıyla insandan insana, toplumdan topluma içselleştirilerek gelecek kuşaklara aktarılır. Günümüz dünyasında kültürel temsillerin en önemli üreticisi ve yaygınlaştırıcısı şüphesiz medyadır. Medya, insanların aklına, duygularına, bilinç ve bilinçaltı süreçlerine yoğun bir biçimde gönderdiği temsiller aracılığıyla insanları biçimlendirme, güdüleme ve yönlendirme gücüne sahiptir. Kültür tarihinde hikâye anlatımı, insanı farklı sosyal ve politik konular hakkında eğiten önemli bir araç olmuştur. Günümüzde televizyon dizileri, popüler yarışma ve diğer eğlence programları tarafından anlatılan hikâyelerin toplumsal etkileri ve sorunları bulunmaktadır. Eğlence, insanları farklı konularda eğitmek için temel bir yoldur ve aynı zamanda izleyiciler arasında yeni eğilimler oluşturmaktadır. Televizyonun eğlence programları, farklı eğilimlere inanmak ve bunları takip etmek için bir zemin sunmaktadır. Ancak bu noktadaki en önemli sorun farklı televizyon programlarında temsile taşınanların ne kadar farklı olduğu ya da gerçekten farklılıkların temsiline olanak tanıyıp tanımadığıdır. Kapitalist eğlence anlayışı ise insanların kapitalist iş zamanının dışındaki zamanı “boş zaman” olarak kurgulayarak, pratiklerini ve tüketimini kendi belirlediği bir eğlence sunmaktadır. Bu kadar yoğun bir etkiye sahip olduğu iddia edilen televizyonun ve sunduğu eğlence programlarının egemen ekonomi politik süreçlerden ve ideolojiden bağımsız bir biçimde ortaya çıktığını söylemek ise imkânsızdır.

TEMEL DEĞERLERE SAHİP OLMAK, BAĞLI KALMAK,

İNANMAK VE SÜRDÜREBİLMEK AŞK’INA!..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 340
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺65,60

On yılı aşkın süredir Açık Radyo’da devam eden, Türkiye ve dünya çapında ekoloji mücadelesinin seyrini kayıt altına alan Açık Yeşil’den bir ekoloji rehberi. Üstelik teorisi ve pratiği ile.

Açık Yeşil’in bu birinci kitabı, her gün 150 ila 200 canlı türünün yok olduğu, iklim krizinin tüm dünyanın gündemine oturduğu İnsan Çağı’nda (Antroposen) çevre ve iklim hareketlerinin teorik temellerini ortaya koymanın yanı sıra, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından alan kayıtları ve mülakatlara yer verilen bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.

Yeşil düşüncenin köklü tarihinden düşünürler ve aktivistler hakkında özel dosyaların da yer aldığı bu rehber kitap, çevre muharibi ve grevci Greta Thunberg’in, “Evimiz yanıyor!” diyerek işaret ettiği iklim krizinden hep birlikte nasıl çıkabileceğimize ilişkin yeni bakış açılarına kaynaklık ederken, kainattaki yegâne evimize karşı sorumluluklarımızı da yeniden gözden geçirmeye davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺61,95

Serbest zaman (leisure), zamanın boş kalışı ya da düzenli çalışmadan arta kalan zaman değil, çok çalışmanın ve işyerinde geçirilen zamanın dışında kalan zamandır. Boş zaman (free time) ise, kazanç getiren çalışma bağlamı dışındaki diğer etkinlikler kadar, serbest zamanı da içerir. Bireyin sağlığı ve yaşamı için gerekli olan yemek, uyumak gibi kişisel gereksinimleri, ailesi, toplumu ve ülkesiyle ilgili yükümlülüklerin hepsi boş zamanda yerine getirilir. Serbest zaman ise bu yükümlülüklerin dışında, yalnızca bireyin kendisi için, kendisi adına yaptığı etkinlikleri içine alan zamandır.

Yüzyıllarca, çalişan kesimlerden esirgenen serbest zaman, modern dönemde herkesin etkinliğidir. Günümüzde kapitalizm, gerek büroda gerek fabrikada olsun çalışan kitlelere serbest zaman sağlamaktadır. Ama bu serbest zaman, kapitalizmin sıkıcı çalışma koşullarını yasallaştıran, sistemin etkinliğini sürdürebilmesi için çalışanların sisteme uysalca uymalarını sağlayan tüketici kültürü biçiminde sağlanmakta, böylece serbest zamanda yapılan etkinlikler de kapitalist pazarın genişlik alanına doğru girmektedir. Öte yandan, günümüzde maddi ve manevi değerlerin üretimi, aile, din kurumları, çalışma yaşamı gibi kurumları da aşacak bir biçimde yeni kurumlarla, bu çalışmanın da konusunu içeren medya tarafından yapılmaktadır. Bu durumda da, modern dönemde serbest zaman deneyimi, insanın kendisinin olmaktan çıkarak paketlenmiş deneyimlerin tüketimine dönüşmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 14,5 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺58,50

Yirminci yüzyılın son çeyreğinde bilgisayar ve internet teknolojilerinin yaygınlaşmaya başlaması, habercilik alanında da gelişmelerin yaşanmasına neden olmuştur. Bu gelişmeler yalnızca bir medya kuruluşuna bağlı olarak çalışan habercilerin değil bağımsız habercilerin de bu işi yapmalarına olanak sağlamıştır. Web 2.0 teknolojisiyle kullanıcının içerik üretebilir duruma gelmesi, sosyal medya platformlarının artması, habercilik açısından yeni uygulamaları gündeme getirmiştir.

Süreç içerisinde haber kaynakları, okur profili, gazetecilerin çalışma pratikleri, haberin dağıldığı platformlar ve dağılma hızı değişmiştir. Haber biçimsel olarak da dönüşüme uğramış, düz yazı şeklinde sunulan haberlerin yerini; ses, görüntü, infografik, harita, GIF gibi çeşitli bileşenleri içeren hikaye anlatımı almıştır. Yaşanan teknolojik gelişmelerin ilerleyen zamanda da haberciliği dönüşüme uğratmaya devam edeceği öngörüsünde bulunmak yanlış olmayacaktır.

Dijital haberciliğin, içerik üretiminden değişen gazetecilik pratiklerine, yeni kavramlardan uygulamalara, reklamdan dijital haberciliğin etik sorunlarına kadar birçok yönüyle ele alındığı bu kitabın öğrencilere, araştırmacılara ve habercilere kaynaklık etmesi dileğiyle.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 342
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺82,80

Geleneksel mecralar arasında televizyon reklamları, dünyada ve Türkiye’de halen en çok görüntülenen ve hedef kitleleri satın alma davranışına yönlendiren reklamlardır. Etkili bir stratejinin ve programlı bir kampanyanın sürdürülebilmesinde etkin rol oynayan televizyon, hazırlanan reklamların geniş bir kitleye ulaşması ve mesajın anlaşılır biçimde kodlanabilmesi açısından tercih edilmektedir.

Elinizdeki bu kitap, ürün ve markaların mesajlarını taşıyan televizyon reklamlarının tüketici davranışı üzerindeki etkisini ölçmektedir. Reklamların neden ve hangi özelliklerinden dolayı beğenildiği ve bu durumun satın alma eylemine nasıl dönüştüğü kitabın ortaya koyduğu önemli bulgulardır. Bu ilişkiler reklam çözümleme tekniklerinden ve alan araştırmalarından yararlanılarak somut veriler ışığında ilişkilendirilerek ortaya konmuştur.

İletişim bilimleri alanında çalışma yapan öğrenci ve araştırmacılara önemli bir referans kaynağı olacak bu eserin alana katkı sağlaması dileğiyle.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 250
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺76,50

Dijital hastalıklar, dijital rahatsızlıklar, dijital davranış bozuklukları, patolojik internet kullanımı, cep telefonu bağımlılığı, internet bağımlılığı… Dijital yaşamın insan üzerindeki psikolojik ve fizyolojik etkilerini anlatan bu terimler giderek daha sık kullanılıyor, zamanla bu terimlere bir yenisi ekleniyor. Öncülüğünü İstanbul Aydın Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Başkanı Doç. Dr. Deniz Yengin’in yaptığı; editörlüğünü, televizyon habercisi, yazar ve akademisyen Dr. Gökmen H. Karadağ’ın üstlendiği bu kitap neredeyse gerçeği değil de gerçeğin dijital temsilini yaşayanların yakalanmaya başladığı hastalıkları, rahatsızlıkları, bozuklukları ele alıyor.

Sanal ortamlara maruz kalmaktan kaynaklanan “sanal gerçeklik hastalığı”; kendini gerçek hayata kapatıp sanal yaşamlara ve fantazyalara dalmış insanların “dijital esrikliği”; bağlı olmak ile bağımlı olmak arasındaki ince çizgiyi aşanların yakalandığı “dijital bağımlılık”; özellikle çocuklarımızı bekleyen büyük tehlike “dijital oyun bağımlılığı”; her ne kadar başka bir bağlam için söylenmiş olsa da insana Tevfik Fikret’in “Yiyin efendiler yiyin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!” sözünü hatırlatan “tıkınmalı izleme”; narsizmin çevrim içi çağa taşınmış hali “ego sörfü”; “Acaba sosyal medyada boy gösteren birtakım uyumsuz tipler Diogenes’in modern versiyonları mı?” dedirten “dijital kinizm”; sanal ortamların çerçeveleme hızı değişiminin kullanıcı deneyimine etkileri…

Emeritus Prof. Dr. Haluk Şahin’in ön sözüyle çıkan kitapta dijital çağın hastalıklarına dair hem literatür taramaları hem de özgün araştırma sonuçları bulunuyor. Haluk Şahin ön sözde kitaba dair şunları söylüyor: “Alametler tamam, yeni bir çağdayız! Bu çağın temel belirleyicisi dijital iletişim olgusu. Öyleyse, insanlığın bu yeni evresinde, “Durun bakalım, bize ne oluyor?” sorusu çok önemli. Bu kitapta yer alan makaleleri yazanlar da kendi mütevazı enstrümanlarıyla, bu büyük soruya yanıt aramaktalar. Her şeyden önce cesaretleri nedeniyle kutlanmayı hak ediyorlar. Dalganın patladığı yerdeler...”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 290
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺76,50

“İş değiştirmeli miyim, evlenmeli miyim, diyet yapmalı mıyım” türünde, sonuçları kişisel olan sorularla ve “Daha çok eleman mı almalıyım, yeni ürün mü çıkarmalıyım, satış sistemini mi değiştirmeliyim” türünde, sonuçları kurumsal olan sorularla yüzleşmediğimiz gün yok!

Uluslararası çok satan İletişim Kitabı’nın yazarları şimdi de Karar Kitabı’nda çok kullanılan 50 karar verme modelini tek bir kitapta topluyorlar.

İddiaları da şu: bu kitabı okuyarak çok kısa sürede karar modellerine hâkim olacaksınız! Karar Kitabı’nda; Uzun Kuyruk Modeli · Maslow Piramitleri · SWOT Analizi · Lastik Bant Modeli Mahkûmun İkilemi · Bilişsel Uyumsuzluk · Eisenhower Matrisi · Çatışmaların Çözümü · Akış · Kişisel Potansiyel Tuzağı · İsviçre Peyniri Modeli · Sonuç Optimizasyonu Modeli · Aşırı Seçenek Yüklemesi · Geribildirim Analizi · Durma Kuralı · Bilişsel Yanlılık · Evet/Hayır Kuralı · Rumsfeld Matrisi · Beklentiler Modeli çok anlaşılır bir şekilde açıklanıyor.

Karar Kitabı’nı okuyunca yazarlarının iddialarında ne kadar haklı olduğunu anlıyorsunuz. Kişisel ve kurumsal kararlarınızı daha kolay ve doğru almak istiyorsanız Karar Kitabı size kesinlikle yardımcı olacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 12 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺26,25

Dünyada her geçen gün görkemli müze yapıları yükselirken kimlikler, yaşanmışlıklar müze duvarlarına işlenirken “an”ı yakalayan, tutan, içine hapseden müzeler, insanın yazgısını da anlatma telaşına düşmüştür. Bir önceki kültürü, bilimi, sanatı bir sonrakine aksettiren müzeler, insanlığın psikolojik, sosyolojik ve kişisel gelişimlerini de etkilemiştir. Müzelerin “toplama, koruma, araştırma, sergileme ve eğitim” işlevlerine “iletişim” de eklemlenmiştir.

Gerçeklerin yerini imajların aldığı, gösterinin her şeyin önüne geçtiği yeni dünya düzeninde, kişiler ve kavramların birbirine girdiği görülmektedir. Müzelerde bu dünyadan nasibini almış ve bu dünyanın özneleri durumuna gelmiştir. Müzeler efektlerle, seslerle, müzikle, hologramlarla, dijital teknolojilerle yeni bir kimlik kazanmaya başlamıştır. Müzenin kendisi modernleşme girdabına kapılmıştır. Bu süreçte kültür ve sermaye arasında yeni bir ilişki yapısı doğmuş, bu ilişki kapsamında popüler mekanlar haline gelen müzelerdeki bu değişimleri koordine eden ve yönlendiren disiplinin başında halkla ilişkiler gelmektedir.

Bir yandan konferanslarla, atölyelerle, sergilerle, çeşitli dijital sunum teknikleriyle, elektronik araçlarla, yorumlayıcı tiyatro ile “kaçış dünyası”nı vaat eden halkla ilişkiler, bir yandan da kurumsal olarak iletişimi sağlama, bilgilendirme, halkla ilişki kurma misyonunu da yürütmeye çalışmaktadır. Bu çalışma ülkemizde bu ilişkinin nasıl yürütüldüğünü gösterme ve nasıl yapıldığını inceleme açısından önem kaydetmektedir.

Müzecilik ve iletişim kavramı iki ayrı açıdan tartışılabilir; Birincisi, halkla ilişkiler aracı ve iletişim kanalı olarak müzeler, ikincisi ise, müzelerin halkla ilişkilere duyduğu gereksinimdir. Bu kitapta Yazar Ş. Güzin ILICAK AYDINALP müzelerin gereksinim duyduğu iletişimi özellikle ön plana çıkmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺40,00

Temelinde iletişimin yer aldığı her mesleğin etik açıdan sorgu­lanması kaçınılmazdır. Bununla birlikte, mesleki bir disiplin ola­rak iletişim etiği, kitle iletişim araçlarının toplumları biçimlen­dirici ve dönüştürücü gücü dikkate alındığında ayrı bir önem arz etmektedir.

Medyanın toplum üzerindeki manipüle edici gücü bir yandan medya sektörünü siyasi ve ekonomik iktidarların hedefi ve aracı haline getirirken diğer yandan medyada etik konusunu sürekli gündeme taşımakta ve her geçen gün değişen ekonomik, sosyal, siyasal ve teknolojik koşullar çerçevesinde tartışılan bu sorunlara yeni çözüm önerileri aranmaktadır.

Ülkemiz­de iletişim fakültelerinde yer alan üç temel bölüm -Ga­ze­te­cilik, Sinema Televizyon ve Halkla İlişkiler ve Reklamcılık- esas alınarak hazırlananbu çalışma, gerek teorik bakış açısı gerekse uygulamaya yönelik eleştirileriyle iletişim etiğini bütüncül bir yaklaşımla ele almakta ve geleceğin profesyonel meslek mensuplarını oluşturacak iletişim fakültesi öğrencilerine kaynak ve rehber olma amacı taşımaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺65,60

Parfüm reklâmları yapıları gereği sundukları ürünün işlevini, yani kokuyu öne çıkaramıyorlar. Bu tip reklamlarda o parfümün kokulu bileşenlerinin isim veya resimlerini değil, kullanımıyla beraber yaratacağı olası etkinin görselleştirilmiş haline şahit oluyor, şahit olduğumuz manzara bilinçdışında varsayageldiğimiz eksiklik veya yetersizliğe denk geliyorsa atılmış olan oku hedefine ulaştırıyor ve satın alma kararına yöneliyoruz.

Bunun neden böyle olduğu kokunun kendine ait bir lisanının olmamasıyla kolayca açıklanabilir belki. Ancak masum bir lisan eksikliğinin telâfi çabası gibi görünen bu olgunun arka planında farklı dinamikler yer alıyor. Bu durum bir yetersizlikten veya beceriksizlikten kaynaklanmıyor; bilakis, bilerek ve isteyerek mesaj ürünün ne koktuğu üzerinden değil onu kullananın neye dönüşeceği üzerinden kurgulanıyor. Dönüşüm arzusu, o arzunun ihtiyaç gibi algılanması gibi konular da mercek altına alınmak için başta ruhbilim olmak üzere muhtelif disiplinlerin el uzatmasına ihtiyaç duyuyor. 

Meltem Güler, ülkemizde kısıtlı sayı ve nitelikte metin üretimi yapılan bir alanda, kokuda, Yönlendirilmiş Arzu ile Pandora’nın küpünün kapağını açıyor. Birden fazla disiplinin bir araya getirildiği, psikanaliz, göstergebilim, duyusal algı gibi ilk bakışta uzak görünen noktaların parfüm reklamı üzerinde kalın çizgilerle birleştirildiği yoğun emek ve zaman harcanmış bir metne imza atıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺110,50

Modern insan, nefesini tutmuş geleceği merak ediyor. Yeni ekranlar alıştığı televizyonun çok ötesinde. Yayın akışı gibi bilindik değil aksine öngörülemez bu iletişim biçimi, ekran başındaki çocuğun oyun başladıktan sonra kurallarını değiştirdi.
Çocukluk tarihi boyunca ilk kez bu denli akışkan bir zaman ve iletişim deneyimiyle baş başa kalan çocuk, üre-tüketici bir kimlikle, semantik (anlamsal) dijital’in öznesidir. Sokakta oyun oynayan, evde televizyon izleyen çocuk izleyici tanımı yıllar öncesine tarihlendi. Çocuk, günümüzde dijital benliğiyle self-ekran’ında oyun kurabilen, sanal dünyanın hem izleyicisi hem üreticisidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 238
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺67,50

Yaşam koçluğu, kişisel gelişimlerini ilerletmeleri ve evrenin,almak isteyen herkese bolca sunduğu refah ve mutluluğa ulaşabilmeleri için insanlara ışık tutan harika bir teknik yardımlar ve yaratımlar sürecidir.

Bununla birlikte her insan,kendi bireysel yaşamıyla ilgili planlar oluşturmak ve uygulamak için de disiplinli bir yaklaşıma gereksinim duyar.Bu kitap, işte bu öz disiplin sürecinin temelini atan küçük ama etkin dokunuşları açıklamak için yazıldı.

Sayfalarını çevirdikçe kişisel büyümenizi sınırlandıran anları yakalamak ve iyileştirmek için yılların deneyimlerinden süzülmüş ve kolayca uygulanabilir hale getirilmiş metotlarla karşılaşacaksınız. Doğru yerlere doğru şekilde odaklanmanızı sağlayacak bu pratik metotlar sayesinde içsel sezgileriniz çok daha anlamlı hale gelecek ve “mevcut durum ile ideal durum arasındak iboşluğu kapatma mantığı”zihninizde ve yaşamınızda ortaya çıkmaya başlayacak.

NLP, Reiki, Kuantum, EFT, FengShui, çeşitli biyoenerji teknikleri ve Elemental Astroloji dallarında uzman olan Önder Ergin;bu eserinde sizlere hem ideal yaşam hedeflerinize ulaşmanız için uygulamalı metotlar sunuyor, hem de kişiliğinizi derinlemesine öğrenmeniz isağlayarak kendi kendinize ilkeli ve dürüst şekilde yaşam koçluğu yapabilmenizin yollarını açıklıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 78
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺14,62

Elinizdeki kitap, satışın nereden geldiğini ve nereye doğru gittiğini açıklıyor. Özellikle 2000’li yılların dijital ekonomisi her şeyi değiştirdiği gibi hiç kuşku yok ki satışı da ve satış pratiğini de değiştirdi. Bu sebeple satış 4.0, dijital ekosistemin yeni nesil satış modeli olarak ön plana çıktı.

Bugünün dijital ekonomi dünyasında bir şirketin başarılı olması için işini offline satış kanalından online satış kanalına taşıması ve her şeyi “daha kolay, daha hızlı, daha iyi ve daha ucuz” yapması gerekiyor. Yeni nesil satış 4.0 bu konu da şirketlere yeni bakış açıları sunuyor.

Satış 4.0 satış sürecinin en temel yakıtı bağlanabilirliktir ve “Netandaş Bağlılığı” ile oluşturulan e-kabileler satış 4.0’ın sihirli gücüdür.

İnternette “içerik pazarlaması” satış 4.0’ın bir aracıdır ve dijital ekonomide marka reklamının gelecekteki adıdır. # Etiketi ise markaların sloganıdır.

Sosyal medyada insanlar deneyimlerini paylaştıkça başka insanları etkilemeye başlıyorlar. Etkileyen ve etkilenen karşılıklı birbirlerini besledikçe ve paylaşımın güvenirliliği arttıkça ilk defa yeni bir kavram oluşuyor: “Kalabalığın Bilgeliği”

Müşteri bağlılığı ve bağlanabilirlilik, farkındalığı arttırır, satış 4.0’ın beş aşamalı satış sürecini hızlandırır ve satın alma döngüsünü kısaltarak satışı sonuç yapar.

Bugünün iş dünyasında satış 4.0 bir gereklilik değildir, zorunluluktur ve satışta başarıyı yakalamak için stratejik davranmanın ön koşuludur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺19,14

Gelişen ve oldukça değişen teknoloji ile insanların “gerçekliği” anlama, değerlendirme ve yorumlama süreçleri onları karar verme davranışına geçme noktasında da tahmin edilenden daha fazla etkilediği kaygısından hareket ederek hazırlanan bu kitap, özellikle bulunduğumuz coğrafyada kutuplaşma ikliminin dört mevsim hüküm sürmesi nedeniyle sahte haberin gerçek bilgiden daha işlevsel hale gelerek daha çabuk yayıldığını örnekleriyle ortaya koyuyor.

Sosyal medya kanalları üzerinden anında paylaşılabilen bilgilerle beslenen insanlar giderek çoğalıyor; bu bilgilerin doğru olup olmadığı çoğu zaman sorgulanmıyor. Sahte haberler internet kullanıcılarının görüşlerini ve seçim davranışlarını etkilediği zaman demokrasi için bir tehdit oluşturuyor. Bu kaygılardan hareketle kuramsal tamamlamaların yanı sıra sahte haber konusunda medya okuryazarlığı oluşmasına temel olacak bilgileri de paylaşmaya çalıştığımız bu kitapta; uygulama alanı olarak 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento Seçimleri öncesi yayınlanan sahte haberleri seçtik ve kimi zaman binlere kimi zaman da milyonlara ulaşan bu haberlerin NE olduğundan KİM’in yaptığına, neden üretildiğinden nerede ve ne zaman dolaşıma sokulduğuna ve nasıl yayıldığına kadar inceleyerek bu eseri meydana getirdik.

Gerçeklerin er geç ortaya çıkmak gibi kötü (!) bir huyu vardır ama Türkiye’de de sıkça kullanılan bu sözde olduğu gibi gerçek artık kendi kendine ortaya çıkmamakta ve ortaya çıktığında da “yüzüne bakan” giderek azalmaktadır. Bu kitabın gerçeği arayan, ortaya çıkaran ve gerçeğe itibar edenlerin sayısının artmasına katkı sağlaması temennisiyle...

Temel Değerlere Sahip Olmak, Bağlı Kalmak, İnanmak ve Sürdürebilmek Aşk'ına!...

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺41,00

Modern iletişim ve bilişim teknolojilerinin son otuz yıldaki gelişimi ve bilgisayar ağlarının yaygınlaşması, insanların hayatını birçok yönden kolaylaştırmıştır. Her geçen gün insanların hayatında daha fazla alana sahip olan bu yeni teknolojilerin mobil hale gelmesiyle birlikte ortaya çıkan sanal yaşam; hayatın uzaysız bir yaşama taşınmasına, küreselleşme olgusunun ivme kazanmasına, ulus devletlerin güç kaybetmesine, yerel ve ulusal kültürlerin geleneksel yapı ve kimliklerin dönüşmesine, aynı toplumda yaşayan insanların yaşam tarzları ve düşünce dünyalarının giderek farklılaşmasına, bireyselleşmenin ve tikelleşmenin artmasına ve toplumsal hayattaki bir takım dikey ve yatay yapıların dönüşmesine neden olmuştur. Bu gelişmeler, ekonomiden siyasete, eğitimden cinsel yaşama birçok alanın dönüşüm geçirmesini sağlamış, sanal yaşam olgusunu doğurmuştur. Böylece insanlar, gerçek dünya ile sanal uzayın iç içe geçtiği melez bir dünyada var olmaya başlamışlardır.

İçindekiler:

1.Sanal Yaşam
2.Sanal Kaytarma
3.Örgütlerde Sanal Kaytarmaya İlişkin Alan Araştırması
Genel Değerlendirme ve Sonuç
Kaynakça
Ekler


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 131
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺27,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 217
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺61,20

Mehmet Yılmaz, bu kitapta Matisse, Picasso, Kandinski, Duchamp, Dali, Léger, Gabo, Moore, Smith, Motherwell, Reinhardt, Warhol, LeWitt, Kosuth, Richter, Baykam, Ötkün, Okan, Aksoy ve Zamlıy ile söyleşiyor, çağdaş sanat sorunlarını kurcalıyor:
Sanatçıların zihinlerini meşgul eden başlıca konular neler? Resimsel anlatım, edebî anlatımdan kaçınmalı mı? Zamanın ruhu kendini sanatta nasıl gösterir? Sanatta araştırma ve deneysellik ne demektir? Emekçilerin ve patronların sanatla ilişkileri nasıldır? Günümüzde, sanat ve felsefe arasındaki ilişki hangi boyuttadır? Kavramsal sanat, resme ve heykele neden karşıdır? Estetik, sanattan niçin kovulmak isteniyor? Çağdaş ikonografi ve fotoğraf arasındaki ilişki nasıldır? Biçem, konu, temsil ve resimleme hakkındaki tartışmalar neler? Küratöryal ortam sanatçıları nasıl etkilemektedir? 1980’den bu yana siyasal, ekonomik gelişmelerle bağlantılı olarak Türkiye’de sanatsal süreç nasıl bir başkalaşım geçirmiştir? Sanat eğitimindeki yaklaşım farklılıkları neden ortaya çıkmıştır? Küresel şirketler sanatı nasıl yönlendirmektedir? Mazeme, dil ve özgürlük arasında nasıl bir ilişki vardır? Sanatın yıkıcılığı ve özerkliği gerçek mi, yoksa kurgu mu? Karamsal haz mı, yoksa görsel haz mı daha önemlidir? Çağdaş, güncel ve postmodern kavramları arasında nasıl bir ilişki vardır?
Modern sanatçıların modern ortama fırlatıldıkları gibi, biz de postmodern ortama fırlatılmış durumdayız. Sanatçıları Okumak ya da Postmodern Söyleşiler düşünmeye ve dünyayı değiştirme konusunda üstümüze düşeni yapmaya, yaratmaya davet ediyor.
Yapısökücü, öğretici, eleştirel...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺43,05

Reklamlar yaşamlarımızın hemen her anında bizlere erişebilme ve doğrudan ya da dolaylı bir şekilde kararlarımızı etkileme gücüne sahiptir. Bu durumdan hoşnut olalım ya da olmayalım; reklamın tüm dünyada ve ülkemizde ekonomi üzerinde belirleyici bir role sahip olduğu ve diğer yandan kültürümüzün giderek artan bir şekilde reklamların etkisi altında olduğu gerçeğini yadsıyamayız. Olanakları teknolojiyle belirlenen, sınırları yasalarla çizilen ve bunların ortasında, en büyük rolün yaratıcılığa atfedildiği büyük bir endüstridir, reklamcılık...

Dünden bugüne; gelenekselden dijitale büyük bir değişim içinde olan reklam endüstrisi, yeni reklam mecraları ve iletişim yöntemlerini kapsayan geniş bir alana yayılmış durumdadır. Bu koşullar altında, geleneksel ve dijital mecraların reklam hedefi doğrultusunda bütünleşik şekilde yönetilmesi başlı başına bir uzmanlık alanı haline gelmiştir. Etkili reklam mesajını üretmek ve bunu hedef kitleye iletmek üzere yapılacak birplanlama ancak her bir reklam mecrası hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmakla mümkün olabilir.

-Prof. Dr. Şahin Karasar Maltepe Üniversitesi Rektörü


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺61,50

Kahramanlık, mücadele, diriliş, gerçek aşk...

Televizyon dizileri gerçek hayata ilişkin birçok şey anlatıyor izleyicilere. Dizilerdeki karakterler, olay örgüleri, söylemler,dekorlar ve diğer unsurlar gerçeklik algısını yeniden inşa ediyor.
Hikaye anlatım aracı olarak televizyonun en önemli işlevi tam da bu noktada ortaya çıkıyor: Gerçekliğin yeniden sunumu, yani temsil.

Tarih, kültür ve değerler televizyon metinleri aracılığıyla popüler kültür ürünü haline geldiğinde geniş kitlelere kolaylıkla ulaşma imkanı buluyor. Ancak bu durum fırsatları kadar tehditleri deberaberinde getiriyor. Televizyon ekranı tarihteki gerçek kahramanların ya da toplumdaki gerçek ilişkilerin ve değerlerin temsillerini üretiyor. Televizyonun ürettiği temsiller; geçmişimizi, günümüzü ve geleceğimizi anlamlandıran bir semboller ağı örüyor ve izleyiciler bu ağ içerisinde kendi kimliklerini inşa ediyorlar.

Yani diziler sadece kurgusal hikayeler olarak eğlendirme amacı taşımıyor aynı zamanda izleyicinin kendisini, içinde yaşadığı toplumu ve dünyayı anlamlandırmasında rol oynuyor.
Bu kitap, Türk televizyon dizilerini farklı boyutlarıyla ele alan akademik çalışmaları bir araya getirerek dizilerin içeriklerinin ve ürettikleri anlamların toplumsal bilincin biçimlenmesinde oynadıkları role ışık tutmayı amaçlıyor. Bu sayede son yıllarda giderek artan bir ivmeyle uluslararası alanda büyük başarılar yakalayan Türk dizilerine farklı bir bakış açısı getiriyor. Çalışma, Türk televizyon dizileri üzerine yapılan tartışmalara katkı sunmayı amaçlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,8 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺36,54

Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?

Her bir araya gelişimizde iletişimle ilgili sorduğumuz sorular ve yine kendi sorularımıza kendi aklımızca verdiğimiz yanıtlara rağmen, bize sabırla doğru cevabı göstermeye çalışırken, kitaplarına çok küçük bir bölümünü yansıttığını düşündüğüm birikimiyle gerçekte bizlere “tahammül ettiğini” anlıyorum.

- Tuncer Köklü (Ata Holding Koordinatörü)

Kitabınız yılların tartışmasına noktayı koydu. Yıllardır etrafında dolanıp, adlandıramadığımız “şeyi” tanımladı. Saygı (bunu adlandırabilmiştik) ama beğeniden kaynaklanan bir saygı. Dolayısıyla “beğeni” imiş işin özü. Bütün büyük keşifler de olduğu gibi; ne kadar basit, ne kadar sade ama nasıl da insana “Hah, işte budur!” dedirtiyor.

- Yasemen Köne (Garanti Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı)

Bir solukta, büyük bir keyifle okudum. Kitabınızın, bizim gibi profesyonellerin hem iş hem de özel hayatlarındaki ilişkileri yönetmede pek çok ders çıkarabilecekleri değerli bir başvuru kaynağı olduğunu düşünüyorum. Çok samimi ve yalın bir dille kaleme alınmış; yukarıdan bakan bir duruşu olmayan, tam aksine “benim hatalarımdan ders alın” diyecek kadar özeleştiri yapan bu kitabı, tüm meslektaşlarıma tavsiye ediyorum. Bir sonraki kitabınızı dört gözle bekliyorum.

- Kadri Mutlu (Digiturk Kurumsal İletişim Direktörü)

İletişim duayeni olarak Ali Saydam’ın sektöre armağan ettiği eserini beğeni ve ilgiyle okudum. Kitabın sektör için önemli bir kaynak olacağı muhakkak. Böyle bir eseri hayata geçirdiği için Ali Saydam’ı kutluyorum.

- Erol Üçer (GAMA Holding Onursal Başkan)

Bu tür kitaplarda genellikle yer alan teorik anlatımlar yerine somut olaylara ve örneklere bağlantı yapılması, mizahi bir üslup kullanılması, okunmasını çabuklaştırdığı gibi üretilen fikirlerin algılanmasını kolaylaştırıyor.

- Temel Atay (Koç Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili)

Okuması çok rahat bir kitap; kendimi zenginleşmiş hissettim. Anlattığınız öyküleri okurken, olayları ne kadar berrak ve macera duygusu içinde anlattığınızı fark ettim. Kitapta en zevk aldığım anlar anlattığınız öyküleri okurken oldu. Kitapta gerçekten kendiniz olarak varsınız; ne iseniz o şekilde göstermişsiniz. Çok güzel bir hediye verdiniz bu topluma, kendi adıma bu hediye için teşekkür ediyorum. Zaman geçtikçe bu hediyenin anlamı büyüyecek. Öyle hissediyorum. Ve çok önemli kavramları ulaşılabilir kıldınız, bunun için de ayrıca sağ olun. Sitemde kitabı tanıtacağım. Daha başka kitaplar bekliyoruz, diyerek...

- Doğan Cüceloğlu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 14,8 / 22,4
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺39,10

Reklam Sektöründe Tanımları Değiştiren “Dijital Reklamın Gizli Dünyası” Raflarda Yerini Aldı

Akıllı telefonların aslında birer reklam iletim cihazı olduğunu söyleyen Mara Einstein, tüm dünyada çok satan kitabıyla sektörün tanımlarını değiştiriyor.

Geniş bir araştırma ve bilgi birikimine sırtını yaslayarak reklam dünyasında deprem etkisi yaratan “Dijital Reklamın Gizli Dünyası”, The Kitap Yayınları etiketiyle Türkiye’de! Mara Einstein yalnızca reklam verenlere değil, aynı zamanda dijital cihaz kullanıcılarına da hitap eden kitabında, medya ortamının değişimini ve sosyalleşme mecralarımızın nasıl olup da birer piyasaya dönüştüğünü anlatıyor.

Tüketiciyi yeniden tanımlayan Einstein, reklam sektörünün bugününü anlatırken yeni reklam biçimlerinin şaşırtıcı, eğlenceli ve güçlü bir kültürel eleştirisini yapmaktan da çekinmiyor. “Dijital Reklamın Gizli Dünyası”, her an her yerde farklı formatlarda karşımıza çıkan reklamları fark etmemizi sağlıyor.

Şirket sponsorluğu olmayan içerik bulmanın zorlaştığı günümüzde “Satın Alın” mesajının “Paylaşın” mottosuna dönüşümü Mara Einstein’ın bu cesur ve iddialı kitabıyla ortaya dökülüyor. Kitlesel farkındalık yaratmaya kararlı olan ve hem reklam vereni hem de tüketiciyi sarsan bu kitap ile üstü kapalı pek çok gerçek gün yüzüne çıkıyor.

İlgi Çekici ve Bilgilendirici Bir Bakış Açısı Kazandırıyor

The Kitap Yayınları etiketiyle Türkçeye çevrilen “Dijital Reklamın Gizli Dünyası”, dijital pazarlamanın en güncel trendlerine ilgi çekici ve bilgilendirici bir bakış açısı ile yaklaşıyor. Artık içerik ile reklam arasındaki çizgi belli belirsiz bir hal alırken; reklamlar, çok daha kişiye özel hedeflemelerle sunulabiliyor.

Pek çok örnekle savını güçlendiren Einstein, bu kitabıyla günümüz reklam dünyasında yol alan herkese rehberlik etmeyi başarıyor. Reklamın üreticisi ve tüketicisi için yepyeni bir perspektif sunan kitap, akıllı telefonlar üzerinden ilerleyen reklam sektörünün geleceğine dair ipuçları veriyor.

Akademik ve sektörel başarılarıyla yetkinliğini tüm dünyaya kanıtlayan yazar, bu eseriyle Türk okuyucularına da reklam dünyasında yol göstermek için raflardaki yerini aldı bile!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺36,75

Bilimsel verilere dayanan hakikatlerin sorgulandığı, yerildiği ve kabul görmediği; kişisel kanaatlerin doğruları bastırarak sesini daha gür çıkardığı hakikat sonrası çağda yeni medya, yalanın üretimi ve yayılmasında potansiyel bir güce dönüşmektedir.

Bu dönüşümün detaylı analizi için web´i, ağları, kullanıcıları, içerikleri, yalanı ve hakikati irdeleyen bu kitap, doğrulama platformu olan teyit.org´un haber analizlerine yer vererek yalan haberlerin internet´teki varlığı üzerine kapsamlı bir inceleme gerçekleştirmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 174
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺23,40

Yeni Medyaya Eleştirel Yaklaşımlar isimli bu kitapta, asıl olarak yeni medyaya eleştirel olarak yaklaşan araştırmalara dikkat çekilmek istenmektedir. Bunun için üç makalede dikkatlede yeni medyaya eleştirel yaklaşan araştırmacıların çalışmaları irdelenmiş; onbir makalede, eleştirel çalışan araştırmacıların, eleştirel nitelikli makalelerinden birinin çevirisi yer almıştır. Kitapta yazısı bulunan yazarlar şu şekildedir;

Toby Miller, Mark Andrejevic, Mukadder Çakır ( Christian Fuchs konusunda) Elem Doğuş(Sonia Livingstone konusunda) Lev Manovich, Dan Schiller, Marisol Sandoval, Julian Stallabras, Richard Hall-Bernd Stahl, N. Katherina Hayles, Paul Taylor, Esra Çizmeci (Danah Boyd konusunda), Douglas Kellner ve Janet Wasko.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 472
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2016
₺53,60

Yeni Medyaya Eleştirel Yaklaşımlar isimli bu kitapta, asıl olarak yeni medyaya eleştirel olarak yaklaşan araştırmalara dikkat çekilmek istenmektedir. Bunun için üç makalede dikkatlede yeni medyaya eleştirel yaklaşan araştırmacıların çalışmaları irdelenmiş; onbir makalede, eleştirel çalışan araştırmacıların, eleştirel nitelikli makalelerinden birinin çevirisi yer almıştır. Kitapta yazısı bulunan yazarlar şu şekildedir; Toby Miller, Mark Andrejevic, Mukadder Çakır ( Christian Fuchs konusunda) Elem Doğuş(Sonia Livingstone konusunda) Lev Manovich, Dan Schiller, Marisol Sandoval, Julian Stallabras, Richard Hall-Bernd Stahl, N. Katherina Hayles, Paul Taylor, Esra Çizmeci (Danah Boyd konusunda), Douglas Kellner ve Janet Wasko.

Yeni medya ve sosyal medya hayatın hemen her alanını en az geleneksel medya kadar etkilemiş; yeni katılım, özgürlük, kolaylık, hızlılık ve etkileşim olanaklarını olduğu kadar, yeni sorunları, riskleri, gözetim biçimlerini ve yansımalarını da beraberinde getirmiştir. Bütün bu süreci ne ütopyadan bir dünya gibi, ne de karabasan bir alem gibi değerlendirmek doğrudur. Tek yönlü genelde olumlamacı ve indirgemeci yaklaşımlar belli özellikleri abartırken, diğer özellikleri görmezden gelmektedirler. Bu sorunun çaresi eleştirel nitelikli çalışmalardır. Bu nedenle bu kitabın konusu, bu nitelikteki yazılar ve makaleler olmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 472
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2016
₺53,60

Beden ve medya, toplumsal iktidar ilişkilerinin hem bir belirleyeni hem de belirleneni olarak, bu ilişkilerin bilimsel bir disiplin içerisinde incelenmesi ve daha derinlikli bir biçimde kavranması için birer fırsat sunarlar. Bu fırsat, özellikle de medya ve beden kavramları çalışmalara senkronik bir biçimde dahil edildiğinde bize yeni ufuklar açarak, günümüz toplumlarının yapılaşma tarzlarını ve içerdikleri dönüşüm potansiyellerini daha tutarlı bir biçimde kavrayıp değerlendirme imkânı sağlar. Siyasal iktidarların beden olgusuna bakışı da, din, ideoloji vb. pek çok anlayışa göre farklılık göstermiştir.

Bu çalışmada, pek çok farklı akademisyen tarafından, tüm bu ilişkilerin detaylı incelemeleri yer almaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺20,00

‘Bu kitap, Emek, kapitalizm, yaratıcılık, postmodernite, demokrasi, kamusal alan, kültür, politika, medya teknolojisi, tüketim ve dijital medya bağlamındaki alternatiflere odaklanan, on bir yazıdan oluşuyor…Dijital medyayı kuramsallaştırırken, kültürel çalışmalar, demokratik kuram, Frankfurt Okulu, Marksist kuram, politik ekonomi kuramı, postmodern teori, kamusal alan teorisi, yazılım kuramı vb. gibi pek çok teorik yaklaşımın var olduğunu gösteriyor. Bir iletişim teknolojisinin ne denli yeni olduğu, her zaman tarihsel bir sorundur bu kitap, çeşitliliği ve bakış açısıyla bu ve birçok alana ışık tutmaktadır’ Christian Fuchs’un önsözünden…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺58,50

Halkla İlişkiler Perspektifinden Medya, halkla ilişkilerde medya ilişkileri fonksiyonunun önemini ortaya koyarak medya ve halkla ilişkiler sektörleri arasındaki ilişkinin boyutlarını ele almaktadır. Halkla ilişkiler ve gazetecilik meslekleri varoluşundan günümüze dek etkileşim içerisinde olan iki ayrı çalışma alanıdır. Medyada haber kaynağı olarak halkla ilişkiler faaliyetleri önemli yer tutmaktadır. Halkla ilişkiler uygulayıcıları basın bültenlerini, haber değerine ve unsurlarına sahip şekilde hedeflenen medya aracının işleyişine ve gündem, konu, zamanlama gibi ölçütlere uygun olarak hazırlayıp göndermekte, gazeteciye hazır haber sunmaktadır. Medyanın dönüşen sahipliği sonucu istihdam kısıtlamaları, hızlı değişen gündem, sosyal medya ile rekabet, muhabir için araştırma için gerekli zaman kalmaması, aynı anda birçok yerde bulunamama gibi sebepler gazetecilerin halkla ilişkiler uygulayıcıları gibi haber kaynaklarına bağımlılığını arttırmıştır. Halkla ilişkiler uygulayıcısı ve gazeteci arasındaki ilişkinin profesyonel, kamu yararına, iki tarafında faydasına olacak şekilde sağlıklı ilerleyebilmesi için öncelikle gazeteciler halkla ilişkiler uygulayıcılarını haber kaynağı olarak kabul etmelidir. Bu çerçeve içerisinde kitapta ilk bölümde medya sektörü, medyanın etkileri üzerine kuramsal yaklaşımlar, medyanın işlevleri ve ekonomi politiği ele alınmakta, ayrıca Türk Medyasının yapısal değerlendirilmesi kapsamında ülkemizdeki medya sahipliği konusu en güncel verilerle ortaya konulmaktadır. İkinci bölümde ise medya ile ilişkilerin halkla ilişkiler fonksiyonları içerisindeki önemi, halkla ilişkiler ve medya sektörleri arasındaki etkileşime dair ortaya konan görüş ve modeller, medya ilişkilerinde kullanılan teknikler, halkla ilişkilerin haber boyutu ve iki sektör arasındaki ilişkinin boyutları ortaya koymaya çalışılmaktadır. Üçüncü bölüm olan araştırma kısmında ise Türkiye’nin önde gelen beş sektörünün öncü kuruluşlarının medya ilişkileri kapsamında yaratılan en önemli ürünlerden basın bültenleri ele alınarak, medyaya yansıyan kuruluş haberleri ve basın bültenleri arasındaki ilişki ele alınmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 258
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺67,50

Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Merih Zıllıoğlu, kendi deyişiyle, ‘’iletişim olgusunun temel kavramlar çerçevesinde, genel özellikleri ve işleyiş düzeni içinde’’ irdeliyor. Üstelik bunu, bilimsel düzeyde ama bilimsel anlatımın ‘’ kuruluk ve karmaşıklık’’ tuzağına düşmeden başarıyor.

Elinizdeki kitap bu yönüyle hem iletişim dalında öğrenim görenlerin hem de konuyla ilgilenen herkesin yararlanabileceği bir kaynak kitap niteliği taşımakta, Türkçede alanında ilk sayılabilecek bu çalışmanın, iletişim konusunda başka çalışmalara örnek olmasını diliyorum.

Atilla Özkırımlı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İzmir
Sayfa Sayısı : 254
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺57,00

Yazılarım, gazetecilik pratiğinin her kesimiyle ilgili zengin örnekler içeriyor. Bu örneklerin, yeni gazetecilerin meslek etiğini kavramasına ve iletişim camiasındaki etik tartışmalarına katkısı olacağını düşündüm.

Hürriyet’te sekiz yılı geçen ombudsmanlık deneyimimden damıttığım bu kitabın etik standartları örnekler üzerinden medya ve iletişim camiasına anlatmaya, gazeteciliğin mutfağını okurlara tanıtmaya, okurların medyaya daha farklı, daha bilinçli ve tabii daha hoşgörülü yaklaşmasına yardımcı olmasını umuyorum. Emin olduğum nokta, okuyanların “günahlarımızla yıkandığımıza” yani evrensel gazetecilik ilkelerine aykırı yanlışlarımızdan arınmak için samimi bir çaba harcadığımıza tanık olacakları. Ama arınabildik mi? Ondan emin değilim. Onu da yine okurlar ve en büyük hakem olan zaman söyleyecek...

-Faruk Bildirici

Faruk Bildirici, bu kitapta gazeteciler, iletişimciler ile tüm medya okur ve izleyicilerine bir pusula sunuyor. Kitapta anlatılanlar “teknik manada” sadece gazetecilik mesleğinin girdi çıktılarını değil, aynı zamanda ülkenin içinden geçtiği toplumsal ve siyasal dönüşüm süreçlerini de odağına alıyor... Sakin ama derin bir bakışla işlenmiş ince ve yaratıcı yazılar...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺64,00

Medyada “öteki” nasıl temsil edilmektedir? Bu konudaki temel sorun, öteki olanın medyada temsil ediliş biçiminin toplumsal hayata olan etkileriyle ilgilidir. Medya, öteki olana dair söylemini toplumdaki politik, ekonomik, moral ve kültürel söylemlere eklemleyerek inşa eder. Gerek süreç gerekse konumlandırmada temel referans noktalarına sahip olan medya, meydana gelen olaylara ilişkin bilgi edinmeyi ve edinilen bilgiden oluşan kanaati geniş ölçüde haber söylemine dayandırır.

Medya temsilleri üzerine yapılan eleştirel çalışmalarda öteki olanın temsiliyle ilgilenenlerin ve bu konuda çalışanların endişesi, ilgili medya temsilleri ve bu temsillerin toplumsal hayatta sebep olduğu sonuçlar arasındaki nedensellik ilişkisine dayanır. Bu ilişki, medya söyleminin gücüne ve bu gücü haberlere aktarmadaki eğilimine bağlıdır. Medya çeşitli nedenlerden dolayı öteki olanın belirli temsillerini tercih eder. Bu temsil biçimlerinde, öteki olanları bulunduğu yere tehdit oluşturabilecek sorunlu bireyler ya da gruplar olarak da ele alabilir. Bu sunum şekli, dışarıdan gelene ev sahipliği yapan toplumda öteki olana karşı yeni önyargı, tutum ve davranışların oluşumunu etkiler.

Bu kitapta ötekileştirici söyleme ilişkin genel bir tartışma yürütülse de ötekileştirici söylemin hedef gruplarından olan Suriyeli sığınmacılar üzerinden bir çerçeve oluştulmuştur. Oluşturulan bu çerçeve de savaştan kaçan ve Türkiye’ye sığınan Suriyeli sığınmacıların televizyon haberlerinde sunumuna yöneliktir. Bilindiği üzere Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana sığınmacılara yönelik “açık kapı politikası” uygulayan Türkiye de Haziran 2018 yılı resmi verilerine göre 3 milyon 570 binin üzerinde Suriyeli sığınmacı bulunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 355
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺80,25

Halkla ilişkiler çerçevesinde gerçekleşen iletişim çalışmalarının İtibar Yönetimi perspektifinde yönetilmesi, günümüzde büyük-küçük farketmeksizin tüm işletmeler için hem bir hedef hem bir amaç hem de bir gereklilik olmuştur. Bu nedenle bu yapıt tüm işletmeler için bir kılavuz özelliği taşımaktadır. Aynı zamanda halkla ilişkiler konusuyla ilgilenen tüm kişiler ve öğrenciler için de bir kaynak niteliğindedir. Sektörden çok önemli kuruluşların İtibar Yönetimini nasıl gerçekleştirdiklerini örneklerle açıklayarak, İtibar Yönetiminin yapı taşlarını uygulanabilir şekilde sunmaktadır.
 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 182
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺72,00

Bir gün herkes televizyona çıkacak!

“Pıtırcık” serisi ile tanınan Fransız karikatürist Jean-Jacques Sempé’den, medyanın insanlar üzerinde bıraktığı tahribatı muzip bir üslupla ele alan özel bir koleksiyon kitap: Medya ve diğer şeyler

Medya çağının en büyük sorunu sayılan iletişimsizliği ve buna bağlı olarak toplumda gelişen kültürel ve sosyal değişimleri mizahla yorumlayan, her yaştan okura seslenen usta işi karikatürler.

İçinde yaşadığımız çağa nüktedan bir gözle yeniden bakmamızı sağlayan Sempé, çoğu zaman sözsüz, yer yer kısa cümlelerle tamamladığı karikatürleriyle medyayı eleştirel bir süzgeçten geçiriyor.

Sempé’nin yarattığı karikatür evreni, kimi zaman hemen köşe başındaki gazete bayinin dergi raflarında, kimi zaman çiftçi bir ailenin köy evinde, kimi zamansa akşam yemeği sofrasının karşısına kurulan televizyondan yükselen “Dünyada Açlık Sorunu” başlıklı bir haberde hayat buluyor.

Çoksatan kitapları ve sansasyonel karikatür çalışmalarının yanı sıra New York Times, Paris Match, New Yorker gibi gazete ve dergilere yaptığı çizimlerle tanınan Sempé, Medya ve diğer şeyler’de, medyanın tutumunu yalın çizgiler kullanarak derinlikli bir şekilde yansıtıyor.

Tek dileğim, medyanın gözü önünde büyüsün.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 17 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺18,40

Kitapları dünya çapında çok satan yazarlar Mikael Krogerus ve Roman Tschäppeler, İletişim Kitabı’nda Aristo’nun retorik hakkındaki düşüncelerinden Proust Anketine, Edward L. Bernays’in “halkla ilişkiler” taktiklerinden Harvard müzakere yöntemlerine kadar geniş bir yelpazeye yayılan 44 farklı iletişim teorisinin gündelik hayatın her alanındaki uygulanabilirliğini test ediyor. Esasında zor ve karmaşık olan bu fikirleri ele alarak bunları günlük iletişimde uygulanabilecek kolay stratejilere dönüştürüp eğlenceli şemalarla destekliyor.

Bu kitapta, daha iyi bir iş toplantısı yapmanın inceliklerinden, kafanızdaki düşünceleri geliştirmeye ya da kaliteli dinleme becerilerinizi artırmanın yollarından, muhabbet etmenin altın kurallarına kadar farklı iletişim alanlarındaki teorik bilgilerin ve iş tavsiyelerinin mizahla birleştirilip pratiğe döküldüğünü göreceksiniz. İş, kişisel iletişim, ilişkiler ve dil gibi konularda öne sürülen fikirlerle sadece iletişimde neyi geliştireceğinizi değil, nasıl geliştireceğinizi de öğrenmiş olacaksınız.

İster CEO olun isterse de yolun başında bir acemi, ya da sadece evdeki ilişkilerinizi geliştirmek istiyor olun, bu zekice görselleştirilmiş ve yoğunlaştırılmış rehber, iletişim becerilerinizi geliştirmenize ve hayatta anlamlı bağlantılar kurmanıza yardım edecek. Okurken attığınız kahkahalar da cabası.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 12 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺26,25
1 2 3 ... 10 >
Çerez Kullanımı