İsa’nın dönüşü, Kur’an, Sahih Sünnet delilleriyle bizce kesindir ve gerçek ilim sahiplerinin kavrayacağı düzeyde sabittir. Ancak İsa’nın gelmeyeceğini ve bunun İsrailiyat olduğunu söyleyen ilimsiz kimselerin ya da bilginlerin bu görüşleri, şayet gerçek anlamda Müslüman iseler onları İslam’dan çıkarmaz. İsterlerse, efendilerini ve nefislerini tatmin etmek için “İsa’nın dönüşü yalandır” da diyebilirler.

“Mehdiyyun-Mehdi” kavramına; yani beklenen “kurtarıcı yapay bir lider”e, Kur’an’da yer yoktur. Sahih Sünnet’te yer alan 9 hadisten 4 tanesinin Peygamber soyuna atıf yaptığını; ancak bir “Kurtarıcı Mehdi” beklentisine esas teşkil edemeyeceğini ortaya koymuştuk. Ayrıca İslam ve Sünnetullah açısından böyle bir beklentinin, anlamlı ve tutarlı olamayacağını ifade etmiştik.

Bu mesele, tarihler boyunca; toplumları, belli amaçlara yöneltmek için bir manipulasyon aracı olarak kullanılmıştır. Yakın tarihte, İslam etiketli toplulukları, İngiliz emperyalizminin bu “mehdi silahı”nı kullanarak nasıl yönlendirdiğini bilmekteyiz. Osmanlıyı parçalayıp, petrolün üzerine oturmak için İngiliz casusu Lawrance’nin, Araplar için nasıl bir “kurtarıcı-Mehdi” rolü oynadığı hatırlanmalıdır. “Tasavvufi-şeytani felsefe”den beslenen; İngiliz parmağıyla güçlenen ve bugün “Dünya New Age dini”ne dönüşen Bahailik gibi, nice “mehdici tarikatlar” ihdas edildiği biliniyor.

“Kabbalacı Küresel Efendiler”in, İblis aşılı “New Age Dini”ni, dünyaya hakim kılmak için bu “mehdi kanalları”nı kullandığı ve gelecekte de kullanmaya devam edeceği açıkça gözükmektedir. Ancak bu hesaplar ve politikalar; asıl “İblis’in Deccal planı”na hizmet etmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Unutulmamalıdır ki; İblis’in planı da dahil tüm planlar, elbette “Sonsuz Yüce Allah’ın Planı”nın içindedir. Dünya’nın, herkesin ve her şeyin akıbeti de O’nun elindedir, gerisi bir aldanmadan başka birşey değildir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 15,5 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺8,00

Bu kitap imam, papaz ve hahamın zaman zaman kırıcı olan tartışmasının aktarımıdır. Tanrısını mezada çıkaranların, alıcı beklerken kimin elinde kalacağının yarışmasıdır.

Her üç dinin mensupları da kendi tanrısının koşulsuz gerçek ve tek olduğunu savunurken, dinlerinde hâlâ bakımda olan ‘Çok tanrı’nın izlerini silememişler, diğer taraftan tanrılarını etine kemiğine varıncaya kadar kendilerine benzetmişler ve sonuçta, pek çok terslikler ortaya çıkmış.

Tartışma ilerledikçe insanın tanrı, tanrının insan olduğu; evli olup olmadığı, kaç çocuğu olduğu, kimin kimi temsil ettiği ve tanrının cinsiyeti tartışılmış; tanrının erkek olduğu hususunda birleşilmiş; Müslüman Arapların bunu 1400 senedir bildiği, çözümsüzlüklerle dolu olan tanrısal kaynaklı ayetleri kabule zorlandıkları ortaya serilmiştir.

Birbirlerinin dinini putperestlikle suçlarken, asırlar boyu tabi oldukları dinlerini farkında olmadan putataparın arka kapısı yapmışlar; şeytanın Kâbesini yenilemesi gibi pek çok kara deliği yamayamamışlar; yamamaya çalışırken bir başka yeni açılan delik sırada beklemiş; sonuçta insan düşünde tasarladığı, şekillendirdiği tanrıyla hısımlık kurmuş, kahve arkadaşı olmuştur.

Tanrı zenci mi, yoksa beyaz tenli mi, yoksa sarı ırktan mı münakaşası yanında, Müslümanın şeytana tapması, ondan dilekte bulunması, dilenmesi karşısında, karşı dinin asırlar önce ölmüş, bedeni mumyalanmış aziz ve azizeleri tanrılaştırması tartışmanın bir başka konusu olmuştur.

Bu tartışmalar sırasında kışkırtıcı ve tahrik edici ifadelerin, karşılıklı suçlamaların arkasından bedenen kapışmaları, sonrasında barışmaları izlenmiştir.

Çapraz tartışmada dini metinlere sadık kalınmış, tartışılan, tartışmaya açılan her bir vahiyde Allah’ın varlığı, yüceliği, gücü, otoritesi irdelenmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺28,00

Bithynia bölgesi ve bölgenin önemli şehirlerinden Nikomedeia (İzmit), Roma İmparatorluğu
tarihinde özellikle 4. yüzyılda ülkenin rotasına yön veren siyasi gelişmeler açısından merkezi bir önem taşımaktadır. Bununla birlikte aynı dönemde imparatorluğun dini gündemini belirleyen gelişmeler açısından da durum böyledir. Zira sonraki yüzyıllara etki bırakan son derece önemli bazı dini kararlar kimi zaman Nikomedeia’da yayımlanmış veya öncelikle bu
şehirde uygulanmıştır. Şehir ve aynı zamanda bölge, Hıristiyanlığın imparatorluğun resmi dini
olan paganizmle mücadelesi bağlamında olduğu kadar, kilise içi teolojik meseleler çerçevesinde de belirleyici gelişmelere ev sahipliği yapmıştır.

Bu araştırma; Hıristiyanlığın ilk beş yüzyıldaki tarihsel serüvenini Nikomedeia şehri özelinde, kimi zaman Bithynia bölgesine de atıflarda bulunmak suretiyle ele almaktadır. Başka bir
deyişle, eser, söz konusu şehir ve bir ölçüde de bölge bağlamında Hıristiyanlığın ortaya çıkışından Khalkedon (Kadıköy) Konsili (451) sonrasına kadar geçen süreçteki evrelerini incelemektedir. Eserin hem şehir tarihçiliği araştırmalarına hem de Hıristiyanlık konulu çalışmalara katkı sunması amaçlanmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 158
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺28,00

Kitabın ilk baskısı Papa 16. Benedikt / Avrupa Birliği Ve Türkiye adıyla yayımlanmıştır.

Benedikt adını alan papaların başına gelen ilginç olaylar ve 16. Benedikt’in çocukluğundan günümüze özel yaşamı, Nazilerle işbirliği yapması daha önce hiç yayımlanmamış resimler ve belgelerle bu kitapta yer alıyor.

Benedikten Tarikatı’nın kurucusu Nursia’lı Benedikt’ten en çok etkilenen Müslüman tarikat liderinin kim olduğu, 16. Benedikt’i papa olarak kabul etmeyen Katoliklerin gizli papası tartışmaları ve Vatikan’ın yüzyıllardır gizlenen “sırları” bu kitabı daha da ilginç hale getiriyor.

15 yaşındaki Benedikt Papası, Benedikten Tarikatı’nın gizli örgütlerle ilişkisi, ortaçağ engizisyon mahkemelerinde yakılan sözde cadılar ve onlara uygulanan akıl almaz işkencelerden, Papa 16. Benedikt’in gizli misyonuna kadar geçen süreç, şaşırtıcı belgelerle gözler önüne seriliyor.

Kitabın can alıcı noktası ise Papa’nın Türkiye ile ilgili bizzat hazırlattığı kapsamlı gizli bir dosyanın 22 Mart 2006 tarihinde çalışma masasının üzerine konulmasıyla başlıyor. Papa, Türkiye ziyaretinde işte bu dosyada yer alan bilgiler ve iddialarla karşımıza çıkarak

Türkiye’den hayret verici taleplerde bulundu.

16. Benedikt’in Türkiye’yi sarsacak gizli gündeminde neler mi var?...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺23,80

Evanjelistler, Hristiyanlığın vaftiz töreniyle çocuğa geçmediğine, yol gösteren bir Evanjelist rahip sayesinde kişinin yeniden doğacağına, bu sayede de insanın İsa Peygamberle buluşup tekrar dirileceğine inanıyorlar. Buna da Born Again (Yeniden Doğuş) demekteler.

Bu isimle üniversitede dernekler kuruyor, televizyon başta olmak üzere radyo, internet, gazete ve bilgisayar oyunlarıyla kendilerine daha çok yandaş arıyorlar. Hedefleri de dünyayı kurtarabilmek için, dünyayı yönetmek. Evanjelist geleneğe göre, kıyametin kopmasından önce İsa yeryüzüne ikinci kez gelecek ve az sayıdaki yeniden doğuşçu Hristiyan’ın ruhları semaya yükselecek. İsa Peygamberin dönebilmesi ise yeryüzünde sahnenin hazırlanmasına bağlıdır.

Bu sahnenin hazırlanması için Yahudilerin Filistin’e dönüp İsrail devletini kurmaları, Kudüs’ü başkent yapmaları, Mescidi Aksa’nın yerine III. Süleyman Mabedi’nin inşa edilmesi, bunun için de İsrail’e yardım etmek, kıyametin çabuklaştırılması için ne gerekiyorsa yapmak gerekiyor.

Hareketin önde gelen isimleri arasında, eski ABD Başkanı Bush’un da akıl hocalığını yapan Jerry Falwell, Pat Robertson, Franklin Graham ve Jerry Vines’ı saymak mümkündür. Amerika’daki Hristiyan sağın, Cumhuriyetçi Parti’nin ve eski Başkan Bush’un büyük ölçüde bu isimler tarafından yönlendirildiğini bilinmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺19,45

Tarihin izinde yürüyen bir edebiyatçı Lütfi Parlak. Daha önce Sudan Gelen adlı eseriyle Hz. Musa’nın hayat hikâyesini kaleme alan yazar, bu sefer bir diğer büyük peygamber Hz. İsa’nın hayatını okura aktarıyor. Parlak, ağdalı dilden uzak, yalın kalemi ile mütevazı edebiyat yolculuğunda okurları fazlasıyla hoşnut ediyor. Sadece edebiyatseverler değil, tarihe meraklı okurlar için de hem öğretici, hem de keyifli bir eser Nãsıralı…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 12 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺61,56

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 287
En / Boy : 14,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2012
₺14,40

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺24,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 210
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺32,00

Vatikanın Bilmenizi İstemedikleri Komplolar... Örtbas edilenler... Ve Gerçeklerdir... Dünya’nın kutsal mekânlarından birinin kalın duvarları arkasında, Vatikan’ın dünya olayları üzerindeki denetimsiz ve derin etkisinin sürmesini sağlayan geniş bir yalan, rüşvet, ahlâksızlık ve komplo ağı vardır. "öldürmeyeceksin" emrine meydan okuyan Papalık emirlerinden tüm dünyada yankı bulan manşetlere varıncaya kadar ortaya çıkan gelişmeler, Vatikan’ın artık uzun süre gizem, efsane ve sırlarla çevrili kalamayacağını gösteriyor. "Tanrı’nın Banker?" olarak bilinen rüşvetçi Vatikan finansçısının uğradığı çözülmemiş cinayet, Gerçek şeytan çıkarma uygulamaları ve Satanizm hakkındaki şaşırtıcı söylentiler, Dünya dışı yaşam ve dünyanın sonu konularında Vatikan’ın şaşırtıcı görüşleri, Vatikan’ın Nazi Almanya’sı ve Mafya ile gizli ilişkileri, Aşırı tutucu Opus Dei’nin tuhaf ritüelleri, Vatikan’ın Hür Masonlara karşı yürüttüğü 500 yıllık acımasız savaş, Pa.pa XII. Pius’un Avrupa Yahudilerine karşı girişilen soykırıma Kilise’deki çocuk istismarı Ve daha birçok konu bu kitapta işlenmektedir...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 223
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2013
₺25,60

Hristiyanlık ile İslamiyet, Yaratıcı bir varlığı kabul etme­si gibi bazı yönlerden birbirine benzerler; ancak rehber olarak kabul ettikleri kitaplar Allah’ı açıklamak, O’nunla ilişki kur­mak, ibadet ile ilgili eylemlerin algılanışı ve uygulanması, günahlardan kurtuluş, insanın yeryüzünde Allah’ı temsil et­mesi, insan ilişkilerinin ilahi hukuka göre düzenlenmesi vd. konularda birbirlerinden çok farklıdırlar ve temel konularda ortak anlayış geliştirmeleri imkansızdır.

Bu büyük iki inancın izleyicilerinin öğreti ve ibadet uygulamalarında ortak bir anlayış geliştirmeleri imkansız olmasına karşın, kitabın yazarı ‘Hristiyanlar’ın ve Müslüman­lar’ın toplumsal yaşamda birbirlerini kabul etmeleri ve barış içinde yaşamları imkansız değildir’ görüşündedir. Bu kitabın amacı Hristiyanlık ile İslamiyet arasında uzlaşmaz görünen ve zaman zaman düşmanlık yaratan konuların, insanların top­lumsal yaşamında barış içinde konuşmalarına engel olmaya­cağı fikrini vererek kitabı okuyan herkesin vicdanında bir değerlendirme yapmasına yardım etmektir.

Bir yandan kolay okunan kitap, öte yandan dolu bir içe­rik oluşturmak amacıyla dipnotlar, yalnız kaynaklardan edi­nilen düşünceleri belirtmek için değil; önemli, vazgeçilmez ayrıntıları yazılanların akışını bozmadan okuyucuya sunmak düşüncesiyle konulmuştur.

Bu nedenle, konunun bütünü değerlendirmek isteyenler kitabın dipnotlarını da okumaya özen göstermelidir.

- İsmail Kulakçıoğlu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 159
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2015
₺12,00

Kötülüğün kaynağı nedir? Ve dünyada neden bunca kötülük vardır? Basitçe, hisseden varlıklara acı verme olarak tanımlanabilecek kötülük, insanlığın en eski ve en ciddi sorunlarından biridir. Hayata ve yaşananlara anlam kazandırma arayışı, insanı daima bu dünyada karşılaştığı acıların kaynağını sorgulamaya itmiştir. Ve bu acı isterse binlerce kilometre uzakta, isterse yüzlerce yıl geçmişte meydana gelmiş olsun, bizim için her zaman dolaysız ve somuttur. Toplama kampındaki bir kurbanın, napalm bombasına maruz kalan küçük çocuğun veya savaş meydanında can vermekte olan askerin acısını empati yoluyla, dolaysız bir biçimde deneyimleyebilirsiniz. Ve bunlardan birinin bile acıya maruz kalmasının hoş görülemez olduğunun fark edilmesi, bize kötülük sorununu anlamak ve onunla mücadele etmek için mutlak bir sorumluluk yüklemektedir.

Jeffrey Burton Russell, kötülük kavramına çeşitli kültürlerde kişilik özellikleri yüklenmesinden yola çıkıyor ve konuyu anlaşılır kılmak adına “Şeytan” adını verdiği kötülüğün kişileştirilmesinin bir tarihçesini sunuyor. “Kötülüğün Tarihi” serisinin ilk kitabı olan Şeytan, antikiteden Yeni Ahit dönemine uzanan sürede Doğu’da ve Batı’da insanların kötülük sorununa nasıl yöneldiğini ele alıyor. Şeytan; iyi ve kötü kavramlarıyla mitolojik veya doğaüstü bağlamda ilgilenen kişilerden; tarih, felsefe, antropoloji, teoloji, sosyoloji, psikoloji alanlarının uzmanlarına kadar herkes için kaynak niteliği taşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺52,00

Oldukça komplike yapısından dolayı Ortodoks teolojisi Hıristiyanlık çalışmalarında en az ele alınan konulardan birini teşkil eder. Bir zamanların yüksek kültürlerine kaynaklık etmiş bu teoloji, 15. yüzyıldan itibaren içine girdiği siyasi konjonktürün etkisi ile gittikçe kapalı bir hüviyete bürünmüştür. Bu kapalılık 20. yüzyılda kominizmin hükmetmiş olduğu alanlardaki Ortodoks düşüncesinde yakın zamanlara kadar değişmeyecek şekilde varlığını daha da katılaştırarak sürdürmüştür... Tarihe veya bugün Katolik ve Protestanlık gibi önde gelen diğer Hıristiyan mezheplerden farklı olarak Ortodoks teolojisi diyebileceğimiz bir sistem gerçekten var mıdır? Şüphesiz ve de fazlasıyla! Hatta kısmen de olsa Ortodoksluk bütün Hıristiyanlık inançlarının havuzu fonksiyonunu üstlenmiştir. Katolik ile mukayese edildiğinde Ortodoksluk daha natürel ve fazlasıyla mistik, doğruludur. Kuzey'in Rusları da Akdeniz'e has bu coşkun mistisizmi daha mistik ve melankolik hale getirmiş, günümüze kadar taşınmasında en önemli rolü üstlenmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 78
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺14,40

Bu çalışmada Antik ve Geç Antikçağ’da Anadolu, Ege ve Ortadoğu’da Hıristiyanlığın yayılmasında önemli rol oynayan Theosebes’lerin tarihi, temel inanışları ve mahiyeti hakkında bilgi vermeye çalıştık. Batı dillerinde “God-Fearers”, Grekçede de “Theosebes” olarak bilinen gruplar Türkçe kaynaklarda “tanrıdan korkanlar” olarak zikredilmektedir.

Pavlus Hıristiyanlığının Anadolu’da yayılmasında önemli fonksiyona sahip olan Theosebes’ler Hıristiyanlık öncesinde Grek ve Yahudi kaynaklarında da yer almaktaydılar. Tarihsel kökeni muhtemelen Helenistik döneme uzanan Theos Hypsistos gibi monoteist eğilimli bir takım inanç gruplarına kadar çıkarabileceğimiz Theosebes’lerin, Islam kültürü içerisinde sayılabilecek bir takım fenomenlerle ilişkisi kurulabilir. Bu bağlamda Theosebes’lerle Hanişerin aynı dinî grubu oluşturduğu düşünülmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 202
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺24,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2003
₺20,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 156
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2006
₺16,00

Edip Yüksel ve Carl Sagan, Kuran'ın "matematiksel yapısı" ve Tanrı'nın varlığı ile ilgili felsefi bir tartışma yürütüyorlar. Carl Sagan, Kuran’ın matematiksel sistemine dair şüphelerini ifade ederken, Edip Yüksel Kuran’daki 19 sisteminin benzersizliği konusunda Carl Sagan’ı ikna etmeye çalışıyor.

Sonuç mu?

Din, felsefe, astronomi, matematik… Hem matematik, hem bir de asal sayılar.

İki turlu bu kısa tartışma, Kuran'ın "Mucizevi 19 Kod"u ile ilgili farklı bir perspektif sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺14,76

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 766
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 6.2005
₺21,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 198
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2006
₺51,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺13,77

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺12,30 KDV Dahil

İki ciltten oluşan Kutsal Kitap Yorumu, Eski Antlaşma Serisi, yaşamın her kesitindeki insanlar için yazılmıştır. Günlük kullanım için yeterli derecede anlaşılabilir olduğu gibi, ileri düzeydeki öğrenciler, vaizler, öğretmenler, müjdeciler ve yazarlar için de kapsamlı bir kaynakçadır.

Yorum kitabının en güçlü unsurlarından biri, soğuk ve teknik bir dil kullanmamasıdır. Okuru, ibadetle ilgili derin düşüncelerle birlikte Rabbimiz İsa Mesih'in kimliğine ve etkinliğine yöneltir.

Kitap Augustine, Luther, Calvin, Wesley, Darby, Ryle, Spurgeon, F.B. Meyer, Ironside ve A.T. Robertson gibi güvenilir yazarlardan alıntılar içerir. Bu tür alıntılar kitabın, sağlam Hıristiyan öğretisine bağlı olan her yaştan tüm imanlılara hitap etmesini sağlar; ayrıca kitaba Çeşitlilik, keskinlik ve çekicilik kazandırır.

Yazar zor anlaşılan metinleri geçiştirmek yerine bunlarla açıkça yüzleşir. Tartışmalı konularda kendi görüşünü savunur, ama olgun ve güvenilir imanlıların yorumlarına da yer verir. Bu serinin amacı, Tanrı'nın halkını Kutsal Kitap'ı kişisel, sistemli ve ardışık bir incelemeye yöneltmek ve bunun için yüreklendirmektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 630
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2004
₺19,91

16. yüzyılda sekülerlik ile ruhanilik öylesine iç içe geçmişti ki, Hıristiyan Avrupa’nın kamu düzeni dönüşmeden hiçbir dini reformasyonun meydana gelmesi ya da böyle bir dönüşümün seküler hükümdarların desteği olmadan kurumsallaşması mümkün değildi.

Sözün özü, Hıristiyanların karşı karşıya bulunduğu şey Roma Kilisesi’nin “tiranlığı” idi. Bu tiranlığı alaşağı etmek için her Hıristiyan elinden geleni yapmalıydı; ancak seküler hükümdarlar bu anlamda ötekilerden daha avantajlı konumdaydı.

16. yüzyılda Batı Avrupa’nın kültürel ve siyasal anlamda kökten dönüşümüne neden olan Reformasyonun iki öncü ismi Martin Luther ve Jean Calvin’in Seküler Otorite ve Sivil Hükümet üzerine devrimci düşüncelerinin eksiksiz çevirilerini içeren bu eser, düşünürlerin bir yandan Kilise düzenine bir diğer yandan devlete olan bağlılıkları ile her şeyin üstündeki Tanrı Sözü arasında denge kurma denemelerinin bir temsili olarak karşımıza çıkıyor. Herkes tarafından kolaylıkla anlaşılabilmesi için özenli ve yalın bir dil ile kaleme alınmış olan bu kitap, Luther ve Calvin’in çalışmaları, düşünceleri ve eylemlerinin kapsamlı bir sunumunun yanı sıra metnin ve dönemin düşünce anlayışının kavranmasında okuyucuya yardımcı olacak, hem Luther hem de Calvin için özel olarak hazırlanmış iki ayrı sözlük içeriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺36,08
  • Yahudi ve Hristiyanlıkta Günlük İbadetler var mıdır?
  • Kolaylık veya cem’ imkanı var mıdır?
  • Nasıl?
  • Neden?
  • Kur’an-ı Kerim’de farz namazların birleştirilmesi ile ilgili ayetler var mıdır?
  • Namazların birleştirilmesi ile ilgili hadislerin kaynaklık değeri nedir?
  • Hz. Peygamber (s.a.v.) namazları birleştirerek kılmış mıdır?
  • Ne zaman?
  • Neden?
  • Şia, namazları neden birleştirerek kılar?
  • Yolculuk, hastalık, meşguliyet gibi nedenlerden dolayı namazlar birleştirilerek kılınabilir mi?
  • Dünyada vakitlerin oluşmadığı bölgelerde namazlar birleştirilebilir mi?

Bu eser, bütün bu soruların ve benzer konuların cevaplarını bulmak amacıyla kaleme alınmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 374
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺52,48

- İsa, 13 ile 30 yaşları arasındayken, Hindistan'da mıydı?

- Golgatha'da çarmıha gerildikten sonra, yaraları iyileşip, yaşamaya devam etti mi?

- Göğe yükselmesiyle ilgili anlatımlar, bedenli olarak göğe çıkışıyla başka bir anlam mı taşımaktadır?

- Srinager'daki peygamberin mezarında bulunanlar, gerçekten tarihi bir kişi olan Nasıralı İsa'ya mı aittir?

- Siegfried Obermeier, eski rivayetlerin ve arkeolojik buluntuların izlerini sürerek, İsa'nın gittiği yolları (rotayı) takip ederek Hindistan'a gitmiş ve oradan son kaldığı yerin delillerini ve izlerini bulmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 180
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.1996
₺12,00

İlkçağ Hıristiyanlığının en büyük düşünürü sayılan Saint-Augustinus (354-430), Yunan felsefesinin Platoncu geleneği ile Hıristiyanlık öğretisini kaynaştırmaya çalışmıştır. Spekülatif ve mistik eğilimlerin ağır bastığı eserlerinde işlediği en temel sorun Tanrı ve mutluluk sorunudur. Katolik öğretiyle ilgili kuşkularından bir türlü arınamayan Augustinus, bir içe bakış anında, hem içkin hem de aşkın “değişmez ışık” olan Tanrı’yı keşfeder. Ve “anlayayım diye inanıyorum” önermesini benimser.

Düşünce ve dolayısıyla edebiyat- tarihinin 4 büyük itirafından diğerleri J.J Rousseau, Gazali ve Tolstoy’a ait birisi olan bu eser, bir filozofun ruh ve düşünce dünyasının bir anatomisini sunmaktadır bizlere. Felsefi ve tanrıbilimsel düşünüş biçiminin yer aldığı, otobiyografik nitelikli bu kitapta okuyucu, Augustinus’un dehasını görecek ve yüreğinin atışlarını içinde hissedecektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,8 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2007
₺62,64

Kitab-ı Mukaddes, dünyada dağıtımı en yüksek kitaptır. İki binden fazla dile çevrilmiştir ve sadece son iki yüzyılda altı milyardan fazla nüshasının satıldığı tahmin edilmektedir. Karen Armstrong bu temel anlatısında, yüzyıllar boyunca pek çok kişi tarafından yaratılmış tartışmalı ve karmaşık kitabın perdesini aralamak adına, İncil’in izini sürüyor. Armstrong analizine Tanrı’nın “Yehova” ve “Elohim” olarak adlandırıldığı en eski kitaplarından başlıyor. Ardından İbrani İnciliyle Yeni Ahit’in gelişimini gözleyerek söz konusu kutsal metinleri şekillendiren etkileri mercek altına alıyor. Armstrong, Yahudilerin Midraş uygulamasından İsa kültüne, Reform’da Paul’ün mektuplarının etkisinden Hıristiyan köktenciliğinin Vahiy’i istismarına uzanarak bu altmış altı kitabın anlaşılmasındaki bağlamları ve bu bağlamları doğuran toplumsal gereksinimleri anlatıyor. Ve süreç içinde, Kitab-ı Mukaddes’e dair kavrayışımızı değiştirecek yabancı ve paradoks yüklü bir çalışmayı ortaya çıkarıyor.
 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺29,52

Bugün, kendi nefislerinde olan "Yahudileşme temayülü" sonucunda ümmet olarak geldiğimiz vahim nokta ortada. Ümmetin kıyameti, Yahudileşme sonucunda koptu. Ümmet coğrafyasının çeşitli bölgelerinden gelen âh u eninler bunun acı habercisi. Her kıyamete bir "ba’sü ba’del-mevt" gerek. Eğer nefislerimizde olan "Yahudileşme temayülü"nü frenler, onu "Müslümanlaşma temayülü"ne dönüştürebilirsek, o zaman çölde âvâre kasnakçasına dönüp duran İsrailoğulları gibi sıkıştığımız şu zaman çölünden "huruç"a kâdir olup, "arz-ı mev’ud’a" değil ama Kur’an’da vadedilen "nasr-ı mev’ud"a ulaşabiliriz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 426
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2015
₺40,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 322
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2012
₺32,00

Hırıstiyanım diyen kişi eğer samimi bir hıristiyansa "Ben efendimiz Mesih İsa'ya benziyorum" gibi büyük bir iddia da bulunuyor demektir.Oysa tarihe baktığımızda bu gerçeği anlayan gerçek kelami Hıristiyanların her zaman az sayıda kaldıklarını görürüz. Onlar İncil'de denildiği gibi "Tuz ve Işık olma"görevini üstlenmişlerdir. Aslında bir tutam tuzun tadı yeterlidir. Ya da az bir ışık da olsa ortalığı aydın-latabilir.Bu nedenle haçlıları ile,politik mücadeleleri ile Hıristiyanlığı kalkan yapıp kendi insan açgözlülüklerini,nefret ve kinlerini ortaya döken tarih içindeki bir çok din kullanıcıları ile samimi Mesih İsa'ya benzeyen ve Rab Müjdesinin o esenlik dolu yaşamını sürmeye çalışan sadık imanlıları hep ayrı tutmak hepimizin insanlık görevidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 93
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .2015
₺7,80

Gözlerinizi bir süreliğine misafir etsem ve sonunda da daha iyi size bırakacağıma eminim desem. Şimdiye kadar bazı gerçekleri bilmemiz engellendi veya çarpıtıldı. Zaman artık gerçeklerden konuşma zamanıdır. Sizlere kendi gerçeklerimden bir kısmını verdim. Sizlerin yapmasını umduğum tek şey bu gerçeklerden kendi hayatlarınızı kolaylaştıracak veya güzelleştirecekleri almanızdır. Benim sizlere verebileceğim tek şey sizlerde olanı sizlere göstermektir. Mehdi (a.s.) hakkında yazdıklarım inanmanız için değil bilmeniz içindir. Kendisi geldiğinde zaten inanmaya ihtiyacınız olmayacak. Gerçekler gün gibi ortada olacak. Demem odur ki: bizler Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ümmeti, Osmanlı torunları ve Mustafa Kemal Atatürk'ün askerleriyiz. Bu hayatta başarısız olmak gibi bir lüksümüz yok. Mutluluk peşinizi hiç bırakmasın.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 82
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2014
₺7,59
Evveli ve sonu olmayan yaratıcının; "Zannetmeyin ki, eksik bırakmışız, bir gün gelir öğrenirsiniz." dediği zaman geldi O zaman, işte bu zamandır. Buna içtenlikle ve samimiyetle inanırsanız, fark edecek, anlayacaksınız. Binlerle ifade edilen yıllardan sonra zamanın ve geleceğin gerçeği ortaya çıktı. -İsa Mesih, gökten inmeyecek ve bir daha da aramızda canlı olarak dolaşmayacaktır. -Çarmıha asılan İsa değildi, benzetildiği sanılan kişi de o değildi. Çarmıhla ve İsa’yla ilgili en net gerçek budur. Bunun dışında söylenen ve yazılan herşey ya yalandır ya da yanlıştır. Bu kitabı okuyan herkes, çağlara yayılan tartışmalarla ilgili gerçeklerin ne olduğunu görecek, inanmasa da en azından bilecektir. Zaten olacak olanların hepsi, yazılanların yerine gelmesi içindir. Mesih İsa’nın, dediği gibi: "-Sakın sıkılmayın; Çünkü bunların vaki olması gerektir." -İncil.Matta 24:6-
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺27,06
İki bin yılı aşkın bir süredir "Hıristiyanlık - Katoliklik - Papalık" üçgeni, insanlık tarihini etkilemede önemli bir rol oynamış ve bu uzun dönemde dini / tarihi yapılanmasıyla üzerinde durulması gerekli bir kimlik oluşturmuştur. Ülkemizde, papalık ve papa üzerine oluşan değerlendirmeler, genellikle gazete veya dergi makalelerinde, taşıdıkları magazin içerikli, politik, hissi, zaman zaman önyargılı, bilimsellikten uzak ve yargılayıcı tavırda öğelerle birlikte yer almaktadır. Papalık Tarihi İlk Papa Aziz Petrus’tan Son Papa Ratzinger’e kitabında Dr. Halim Işık, dinler tarihinin temel ilgi alanlarından Hıristiyanlık dinini en önemli kurumlarından biri olan papalığın, ilk papadan başlayarak son papaya kadarki sürecinin, politik dinsel, sosyal ve ekonomik yansımaları ve uzantıları, bilimsel bir yöntemle, tarihsel periotlar göz ardı edilmeden incelenmiştir. Eser, ülkemizde konuya ilgi duyan okurlara bu kurumun gerçek tarihsel sürecini sunacak ve konuya dair bilim çevrelerinde varolan önemli bir eksiği tamamlayacaktır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2006
₺27,06

Hıristiyanlar, Pavlos’un öğretisinden kaynaklanan İncil teolojisine istinaden, insanlığın günahları için haça gerilmiş, üç gün sonra dirilmiş, Teslis doğmasında ifadesini bulan Tanrı’ya eş-eşit bir İsa’nın gelmesini beklerlerken, Müslümanlar, Kur’an ayetlerine istinaden haça gerilmemiş ve dolayısıyla üç gün sonra dirilmemiş bir "insan" İsa beklemektedirler. Bu durumda, gelecek olan İsa hangi İsa’dır? Haça gerilmeden, ölmeden, yeniden dirilmeden göğe çekilen insan İsa mı? Yoksa, haça gerilen, haçta ölen ve üç gün sonra dirildikten sonra tekrar göğe çekilen "Tanrı" İsa mı? Bu kitap, güncel antropolojik, arkeolojik keşifler, tıbbi bilgiler ve Kitab-ı Mukaddes metinlerinin analizi ışığında, bilimsel kaynaklara dayanan kanıtları Türkiye’de ilk defa sunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 333
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2004
₺36,90
Aslında amaç, Hıristiyan teolojisini olmadığı bir zemine oturtmak ya da Hıristiyan inançlılarının dinsel anlayışlarını zedelemek değil elbette. Ancak, Türkiye son yıllarda öyle bir süreç yaşadı ve yaşıyor ki, sanki dünyanın bütün misyonerleri Türkleri Hıristiyanlaştırma çabası ile, Türkiye’yi misyonerlik üssü haline getirdiler. Misyonerler tarafından sürdürülen bu sistemli çalışma, tüm dünyada yapılan ve kilise cemaati ile kilise otoriteleri arasında çok geniş yankı bulan birçok tartışmayı, Türkiye’deki kilise cemaati ve misyoner örgütlerin hedef kitlelerinin gözünden kaçırmak amacıyla, misyoner faaliyetleri yürüten ekiplerin, "görmedim, duymadım, bilmiyorum" şeklinde yansıtmalarına neden oldu. Böyle olunca da Türkiye’de bu faaliyetleri yürüten Hıristiyan mezhebinin basın sözcüsü dahi tüm dünyada yapılan bu tartışmalarla ilgili kavramlardan haberi olmadığını iddia edebildi.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2002
₺24,60
Dinler tarihinin seyri içerisinde var olagelmiş bütün dinlerin, nitelik ve nicelik açısından farklılıklarına karşın, bir "tanrı" anlayışının olduğu görülmektedir. Çünkü dinlerin esası inanmaya dayanır ve inanç esaslarının başında da bir tanrı ya da ilaha iman gelir. Bütün dinlerde tanrı veya tanrılar odak düşünce haline gelmiş, gizem dolu, soyut yapıları insanların ilgisini çekmiştir. İlkel toplumlarda ve çok tanrılı dinlerin yer ettiği kültürlerde; inanılan, korkulan, ibadet edilen tanrı veya tanrıları tanımak ve tanıtmak amacına yönelik bir takım çabalar ortaya konmuştur. Vahye dayalı üç ilahî dinde ise Tanrı, kendini peygamberler aracılığıyla gönderdiği kutsal kitaplarda tanıtmış, bu yolla insanların, Tanrı’ya kendince ve vahiy disiplinlerinden uzak kimlikler yükleme girişimlerine engel olunmuştur. Bu çalışmada İslamiyet öncesi ortaya çıkan, Yahudilik ve Hıristiyanlık kültüründeki, Tanrı isim ve sıfatlarına dair özetlerle, bu dinlerin Tanrı kavramı ve Tanrı imajlarıyla ilgili bilgilerinin yanı sıra, her iki medeniyetin beslendiği temellere ilişkin değerlendirmelere de yer verilmiştir. Kitabın bu yönüyle; her iki dinin fonksiyonlarının, köken ve evrimlerinin incelenmesi bakımından, bu dinlerin antropolojilerine ait önemli bir örnek olacağına inanıyoruz.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2010
₺32,80
"Kutsal Kitap" anlamına gelen ve İngilizcede "The Bible", Almancada "Die Bibel", Arapçada "al-Kitab al-Mukaddas" şeklinde tanımlanan Kitab-ı Mukaddes, Yahudiliğe ve Hıristiyanlığa ait kutsal yazıların, Hıristiyanlar tarafından birleştirilmesinden oluşmaktadır. Ancak, Yahudiler kendilerine ait olanların dışında hiçbir kitabı kabul etmediklerinden bu birleştirmeye karşı çıkarlar. Kitab-ı Mukaddes’i oluşturan iki farklı bölümün "Eski Ahit" ve "Yeni Ahit" şeklinde gruplandırılması da Hıristiyanlara aittir. Bir başka ifade ile Kitab-ı Mukaddes, Hıristiyanlığın kutsal kitabıdır. Hıristiyanlarca; Kitab-ı Mukaddes’e 14. yüzyıla kadar "içinde hiçbir hata bulunmayan Tanrı Sözü" olarak bakıldı. Yahudilere ait bölümün, "İsrailoğullarının dininin gerçek ve aslına uygun tarihi" olduğuna inanıldı ve kitabın içindeki çelişkiler, "okuyanların metni anlamadaki kusuru" olarak kabul edildi. Daha sonra İtalya’da başlayıp, Avrupa’ya yayılan yenileşme hareketleri, kutsal Kitap hakkındaki sabit ve değişmez düşüncelere de yansıdı. Özellikle 19. yüzyılda yoğunlaşan araştırmalar, Kitab-ı Mukaddes metninin "edebi ve tarihi kriterlerle uyuşmadığını" ortaya koydu. Elinizdeki kitap; Müslüman ve Hıristiyanlar tarafından sıkça tartışılan Kitab-ı Mukaddes ayetlerinin, tarihsel arkaplanını da irdeleyerek, okura bu tartışmalarla ilgili rehber bilgiler sunmaktadır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 198
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2006
₺24,60
"O söz başlarına geldiği (Kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dabbe (Mahluk) çıkarırız da, bu onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler." Kıyamet konusu, tüm kutsal kitaplarda baş konu edilmiş ve birçok ayetle ve örnekle de anlatılmıştır. Tüm bu anlatımlarda birbirine benzer yönler bulunduğu kadar, birbirinden ayrılan taraflar da göze çarpmaktadır. Ancak kutsal kitap metinleriyle ilgili çeşitli yüzyıllarda ortaya konan yorumlarda, bazı bilgiler ve kavramlar birbirlerini desteklemek bir yana, daha çok yorumu ortaya koyan yazarı bağlayan çeşitli tezatlar ortaya çıkmıştır. Günümüzde sıkça tartışılan kıyamet olgusu ve bu konuya bağlı diğer bazı konular, çeşitli kesimlerden bilimadamlarınca çokça tartışılmasına karşın, özellikle bazı noktalarda kesin bir ittifak sağlanamamıştır. Kuran-ı Kerim’de Neml Suresi 82. ayette geçen ve bu kitabın ana konusunu oluşturan "Dabbe" de bu tartışmalı kıyamet senaryolarının ana parçalarından biridir. Kitap bütün olarak Kıyamet senaryoları ve bu senaryolarla ilgili çeşitli tartışmaları dillendirmekle birlikte, asıl çözümlenmesi gereken konu olarak "Dabbetü’l Arz" vakasını öne çıkarmakta ve bu kavramı çeşitli boyutlarıyla ele almaktadır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺28,70

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 293
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2005
₺28,70

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 191
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2005
₺24,60

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 567
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2004
₺41,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 127
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2005
₺16,00

Erol Sever, bu önemli yapıtında, “İslam öncesi Arap şairleri, Kâbe’nin tanrısını, Hıristiyanlığın tanrısı olarak görüyorlardı ve bunun sonucu olarak da, Kâbe kültüne, İsa’ya yönelik olduğu için katılıyorlardı” saptamasıyla İslam’ın çok tanrıcılık ve Hıristiyanlık’taki tarihsel kökenini mercek altına almaktadır. İslam’ın Tevrat’tan etkilenmesi, ilk Hıristiyan kiliselerinin katı kalıplarını örnek alması ve erken İslam dönemindeki tarih yazıcılığının bölgenin siyasal ve toplumsal gerçeklerinden kaynaklanması; İslam tarihinin, resmi İslam tarihçileri tarafından nasıl değiştirildiğini gözler önüne sermektedir.

Yönetenlerin hakimiyet mücadelesindeki dini kullanma gücünü, Mezopotamya’da yer alan kavimlerin Asurlardan Romalılara kadar uzanan tarih dilimi içinde, toplumsal ve siyasal ilişkileri çerçevesinde inceleyen yapıt, 1994 Turan Dursun Araştırma-İnceleme Ödülü’nü kazanmıştır.

Erol Sever, Turan Dursun’un “Bugün İslam Dünyası'nda elde bulunan Kur’an, Peygamberin ‘vahy katiplerine yazdırdığı’ bilinen Kur’an’ın aynı değil” sözünden yola çıkarak, yine de resmi Kur’an içinde Hıristiyan Arap ilahilerinin ve geleneklerinin büyük bir bölümünün yer aldığını göstermektedir. Bütün bunların eşliğinde, sorgulamak ve aydınlanmak için önemli bir başvuru kaynağı haline gelen bu kitap okunmalıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 263
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2014
₺28,80

“Kocam [Frederick W. Hasluck] 1899-1916 yılları arasındaki yaşamının bü-yük kısmını Yunanistan ve Türkiye’de geçirdi... 1913 baharında, antikçağın İkonium’unu [Konya] ziyaret etmişti. Oradayken Türk İmparatorluğu’nda Hıristiyanlık ile İslam arasındaki etkileşim ilgisini çekiyor; ve o andan itibaren bu konu ve türevleri zamanının büyük kısmını alacaktır. Bu araştırmalarının ürünü, Türk folkloru ve bunun Hıristiyanlıkla ilişkileri hakkındaki ilk kapsamlı çalışma olan bu kitaptır. Ama bu çalışmadaki dağınıklık ve orantısızlık o kadar barizdir ki kitabın yazıldığı ve yayımlandığı sıradaki koşullara dair bir açıklama elzemdir.


Konya’yı ziyaretinden sonra F. W. Hasluck, savaşın başlangıcına kadar düzenli bir şekilde konu hakkında okudu ve yazdı. Sağlığı aktif askeri hizmete elverişli olmadığından, sürekli artan zorluklara rağmen, 1915 yazına kadar çalışmalarını devam ettirdi. Bu tarihten sonra Atina’daki Britanya Elçiliği’nin İstihbarat Bölümü’ne katıldı ve Yakındoğu dilleri ve genel koşullarına dair olağanüstü bilgisini elçiliğin hizmetine sundu... Ancak yazar 22 Şubat 1920’de, kırk ikinci yaş gününden birkaç gün sonra hayata gözlerini yumdu.


F. W. Hasluck’un ölümünün ardından, elden geldiğince çok sayıda çalışmasını yayımlamak bana kaldı. Kendisi, bu mevcut konuyla ilgili iki kitap yayım-lamayı düşünüyordu: Birinin başlığı “Hıristiyanlıktan İslam’a, İslam’dan Hıristiyanlığa Aktarımlar”; ikincisinin ise “Popüler Türk Tarihi ve Dini Üze-rine Çalışmalar” olacaktı… Fakat tasarlanan iki konu da içerikleri bakımından ortak bir kökene dayandığından ve “Çalışmalar” yarım kaldığından, dostlarım bunları birleştirmemi tavsiye etti.
Bu çalışmanın yayıma hazırlanması için onun ölümünden itibaren dört yılımı harcadım. Ama şundan adım gibi eminim ki içinde hâlâ birçok hata ve kusur, yani üzerinde çalışılması gereken bir yığın ayrıntı bulunmaktadır. Umarım bunlar benim haneme yazılacak, okurun bu çalışmadan yararlanmasını ve zevk almasını ciddi şekilde engellemeyecektir.” M. M. Hasluck


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺87,90
Habermasın ileri sürdüğü gibi "dini fundamentalizm" istisnai bir modern fenomense, moderniteden uçarcasına çıkış, içinde yaşadığımız bu dönemde niçin özel, tek bir dini boyut üzerinden gerçekleşiyor, diye sormak gerekir. İnsanlar dine yöneldiklerinde neyin peşinde, ne arıyor olabilirler? Bunu yapmakla yanlış bilincin devamı olan Tanrı yanılsamasının apaçık kurbanları durumuna mı düşmektedirler, yoksa din sadece "halkın afyonu" olmaktan öte bir şey mi? Yanlış ve olduğundan farklı hatırlanan, ama kendi içinde bütünlüklü bir geçmişi geri çağırırken kökleri tahayyüle dayanmayan bir geleceği mi çağırmaktadır insan? Tanrının bağışlayıcılık kararlarının tartışılmayacağı anlayışının dünyasından radikal bir kopuş yaşamadan, bu yanlış hatırlanan geçmişten o geleceğe geçmek mümkün müdür? Bütün bunlar Ernst Bloch’un ömür boyu uğraştığı insan varoluşunun artılarını; bütün akla uygun açıklamaların tükendiği yerde karşımıza çıkan o fazlalarını anlama çabasının sorularındadır. Ezilen, baskı altında yaşayan mahlukun iniltisinin neye benzediğini ve bu iniltinin içinde sadece umutsuzluğun değil özgürlüğün de yüksek bir çığlığının bulunup bulunmadığını anlamak ister Bloch. Bloch, bu çığlığı sadece maddi baskının bir sonucu olarak görmeyip, bizatihi modernitenin şartlarının beraberinde getirdiği bir tür metafizik kaybının da ifadesi olduğunu düşünür. Buna eşlik eden bas bir ses gibi, bir umut metafiziği çıkarır karşımıza, o vaat edilmiş ülkeye olan arzumuzun sürüklediği bir "yön sabitesi". Özgürlükler âlemi henüz tamamlanmamış maddi bir şeydir; tarihsel diyalektik materyalizmin o gecikmiş kusursuzluğu, birbirinden alabildiğine uzaklaştırılmış alanları buluşturacaktır: gelecek ile doğayı, beklenti ile maddeyi (tözü). Bloch’un yeryüzündeki cenneti, programatik olmaktan çok süreçsel bir ütopyadır. Marksizmin bu bağlamda bir distopya olmayıp sahici, somut olarak dolayımlaştırılmış ve süreç olarak ucu açık bir ütopya olduğunu belirtir. Bloch cennete bu dünyada sahip olmaya yönelik apaçık metafiziksel soruları, evrensele yönelik dini kararlarda ve açıklamalarda doğru, hakiki bir dünyevi mesajın bozulmuş, çarpıtılmış halini gören bir Marksist ve ateist pozisyonundan ortaya atar.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 443
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺89,90
"Kocam [Frederick W. Hasluck] 1899 ve 1916 yIlları arasındaki yaşamının büyük kısmını Yunanistan ve Türkiye’de geçirdi. 1913 baharında antikçağın İkonium’u [Konya] ziyaret etmiştir. Oradayken Türk imparatorluğunda Hıristiyanlık ile İslam arasındaki etkileşim ilgisini çekmiş ve o andan itibaren bu konu ve türevleri zamanının büyük kısmını almıştır. Bu araştırmalarının sonucu, Türk folkloru ve bunun Hıristiyanlıkla ilişkileri hakkındaki ilk kapsamlı çalışma olan bu kitaptır. Ama çalışmadaki farklılıklar o kadar barizdir ki, bu kitabın yazıldığı ve yayımlandığı sıradaki koşullara dair bir açıklama şarttır. Konya’yı ziyaretinden sonra yazar, savaşın başlangıcına kadar düzenli bir şekilde okumuş ve yazmıştır. Sağlığı aktif askeri hizmeti olanaksız kılmış ve sürekli artan zorluklar arasında 1915 yazına kadar çalışmalarına devam etmiştir. Bu tarihten sonra Atina’daki Britanya Elçiliği’nin istihbarat Bölümü’ne katılmış ve burada Yakındoğu’nun dilleri ve genel koşulları üzerine olağanüstü bilgisinden yararlanılmıştır. 22 Şubat 1920’de, kırk ikinci yaş gününden birkaç gün sonra hayata gözlerini yummuştur. Ardından, elden geldiğince çok sayıda çalışmasını yayımlamak bana kalmıştı. O, bu mevcut konuyla ilgili iki kitap yayımlamayı düşünmüştü: Birinin başlığı "Hıristiyanlıktan İslam’a ve İslam’dan Hıristiyanlığa Aktarımlar" ve ikincinin başlığı da "Popüler Türk Tarihi ve Dini Üzerine Çalışmalar" olacaktı. Fakat bunların içerikleri aynı kökten geldiğinden ve "Çalışmalar" yarım kaldığından, dostlarım ikisini birleştirmemi tavsiye etmişti." -M.M.Hasluck
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 327
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺87,90

Hedefimiz, ilk olarak birbirimizi daha iyi anlamak ve bu sayede birbirimizi kabul etmek, sonra da birbirimize saygı duymaktır. Hristiyanlığı anlamak isteyen Müslümanlar ve İslamiyeti anlamak isteyen Hristiyanların bu karşılaşmalarında baskın olması gereken ruh hali tam olarak budur: Ötekine saygı, kendimize saygı ve Tanrı’ya saygı.

Rasyonalite modern hayatın her alanına nüfuz edip el attığı membaı kurutunca, insanlar sığınacak bir liman olarak yine dini buldular karşılarında. Ancak din, bu sefer, modernite öncesinden farklı olarak, bütünlüklü, tutarlı, hayatın her alanını düzenleyen bir kimlikten ziyade, parçalı, başka zeminlerde başka şekiller alan, ideolojilerin rengine boyanan, çelişkili, hatta akışkan bir durum olarak tecrübe edilmeye başlandı. Kendi dini anlayışımızı muhafaza ederken, komşu dinlerle nasıl bir ilişki kuracaktık?

Elinizdeki kitap Ortodoks Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki ilişkileri, iki din arasındaki farklılıkları, onları birbiriyle anmamızı sağlayan benzerlikleri tarihsel zemine oturtarak tartışıyor. Her iki dinin mensuplarının olası bir işbirliğine yahut işbirliği çağrılarına bakışını, bu işbirliği çağrısının altındaki muhtemel sebepleri gerçekçi bir gözle önümüze koyuyor.

Özellikle 11 Eylül saldırısından sonra Müslümanların tamamını suçlayıcı, ayrımcı yaklaşımlara karşı terörün dini olmayacağını ısrarla vurguluyor.

Dinler küreselleşmeye ve teknolojinin getirdiklerine mi karşıdır yoksa bu değişikliklerle gelen yozlaşmaya mı?

Hiçbir şeyin elle tutulamadığı bu postmodern çağda dinlerin birliği devrimci bir kalkışma sağlayabilecek midir?

Dünyanın kocaman bir McDonalds haline gelmesinin önünde dinler durabilecek midir?
Andrew M. Sharp Ortodoks Hristiyanlarla Müslümanların tarihsel alışverişini ve birlikteliklerini ön plana alarak, bu genel sorulara da cevap arıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2016
₺31,60

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 188
En / Boy : 16 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺69,60

Makedonya Arnavutlarından olan kitabın yazarı Qani Nesimi lisans ve yüksek lisans eğitimini Türkiye’de, 19 Mayıs İlahiyat Fakültesi’nde, doktorasını ise Üsküp’teki Kiril i Metodij Üniversitesi’nde tamamladı. Doçentliğini Tetova Devlet Üniversitesi’nden alan Qani Nesimi hâlen Tetova Üniversitesi Felsefe Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde hocalık yapmaktadır. Hristiyanlık açısından ayrı bir öneme sahip olan Arnavutluk, Doğu ile Batı Hristiyanlığının kesiştiği bir noktada olması nedeniyle Hristiyanlığın 11. yüzyılda yaşadığı büyük skizma (bölünme) sırasında hem Ortodokslar hem de Katolikler açısından önemli bir fonksiyona sahip olmuştur. Günümüzde din, bütün eski komünist/sosyalist ülkelerde olduğu gibi, Arnavutluk’ta da yükselen bir değerdir. Bu çerçevede, gerek çeşitli Müslüman devletler ve organizasyonların gerekse Hristiyanlık bünyesindeki, özellikle Katolik ve Ortodoks misyoner teşkilatların Arnavutluk’a yönelik yoğun ilgisi dikkat çekmektedir. Avrupa’da Türklükle Müslümanlık nasıl bir algılanıyorsa Türkiye’de de Arnavutlar sadece Müslüman kimlikleriyle tanınıyor. Bu nedenle uzun yıllar Yunanistan’ın Helenizm politikasının Arnavutluk’taki uzantısı olarak görülen Arnavut Ortodoks Kilisesi’nin bilinip araştırılması ayrı bir önem kazanmaktadır. Türkiye’de fazlaca tanınmayan bu önemli dinsel geleneğin tanınıp anlaşılması açısından elinizdeki eser önemli bir katkı mahiyetindedir. Eserin yazarının Balkanlar’da mukim Arnavut asıllı bir Müslüman bilim insanı olması, eserin bilimsel nesnelliğine halel getirmemektedir. Zira yazar, bir yandan akademik etik kurallar çerçevesinde Arnavut Ortodoks Kilisesi’ni fenomenolojik bir perspektifle tanıtmaya gayret ederken diğer yandan bu kilise üzerinden yürütülen siyasal-etnik kavgayı bilimsel çerçevede analiz etmeye azami dikkat sarf etmektedir. -Prof. Dr. Şinasi Gündüz-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺28,71

Kutsallığı Hz. Meryem’in burada görünmüş olmasından kaynaklanan Portekiz ’deki Fatima şehrine yapılan hac, bu kitapta değişik söylemlerin karşı karşıya geldiği bir arena olarak inceleniyor..

Hac, sadece kutsal mekanlara yapılan bir seyahat değildir. Şahsi problemlerinin çözümünü Hz. Meryem ’den bekleyen hacılar, Kilise veya Tanrı adına “kutsal”ın kontrolünü ellerinde bulundurduklarını iddia eden din adamları ve hacca kâr edebilecekleri ticari bir mal gibi bakan yerli halk da bu sürecin birer parçasıdır.

Hac,ekonomik mübadeleyi olduğu kadar kurtuluş (felah) ekonomisindeki dini mübadeleyi de harekete geçirir. Kalabalık hacı gruplarının küçük ve sapa yerlere akın etmesi dolayısıyla hac mabetleri, otel, restoran ve dini malzemelerin satışıyla ilgilenen girişimcilerin de ilgisini çeker. Onların düşünceleri ise hacılardan ve din adamlarından farklıdır.

Bu kitapta, bütün bu farklı insan grupları arasındaki sessiz mücadele ortaya çıkarılmaya ve amaçlarına ulaşmada nasıl başarılı (veya başarısız) oldukları araştırılmaya çalışılıyor.

Fatima haccının teorik bakış açısıyla ele alındığı araştırmada, haccın zaman zaman laik yönetimlere karşı veya laik yönetimler tarafından insanları kontrol altına alma amacıyla kullanılan politik bir araç olarak ele alındığı tarihsel ve sosyo-kültürel durumlara da dikkat çekiliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,8 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2006
₺49,59
1 2 3 >
Çerez Kullanımı