Noam Chomsky

1928’de Philadelphia’da doğdu. Pennsylvania Üniver-sitesi’nde okudu ve 1955’te dilbilim alanında doktora yaptı. MIT’ye girdi, dilin edinimi ve üretimi üzerine oluşturduğu kuramlarıyla uluslararası ün yaparak, 1976’da enstitü profesörü olarak atandı. Vietnam Savaşı sırasında bir aktivist ve toplumsal entelektüel olarak ünlendi; Edward Herman ile birlikte yazdığı Rızanın İmalatı adlı kitabın 1988’de yayımlanmasıyla önemli bir medya eleştirmeni olarak tanındı. 2001 Kasım ayında, konuya ilişkin tartışmasız en önemli kitaplardan biri olan 9/11’in yayımlanmasıyla, tarihteki diğer siyaset felsefecileri kadar, uluslararası çapta okunan ve vazgeçilmez bir ses haline geldi. Chomsky, dilbilim, felsefe, entelektüel tarih, çağdaş konular, uluslararası meseleler ve Amerikan dış politikası üzerine pek çok yazı yazmış ve konuşma yapmıştır.  

 

Noam Chomsky’nin İnkilâp Kitabevi’nden çıkan diğer kitapları:

-Amerikan Rüyası İçin Ağıt

-Dünyayı Kim Yönetiyor?

-Güç Kimin Elinde?

-Nükleer Savaş ve Çevre Felaketi

-Geleceği Kurgulamak

-Filistin Üzerine Konuşmalar

   

Zeynep Nur Ayanoğlu

Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü 2010 mezunudur. İstanbul Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Siyaset Çalışmaları Bölümü’nde yüksek lisans öğrenimini tamamlamış, siyasal çatışma ve inanç üzerine olan tezini yazarken Almanya’da Max Planck Enstitüsü’nde Türkiye ve etnik çokkültürlülük alanında araştırma yürütmüştür. Çeşitli kamu kuruluşlarında dış ilişkiler uzmanı ve tercüman olarak görev yapmıştır. İnkılâp Kitabevi’nden 2018’de basılan, Noam Chomsky’nin Amerikan Rüyası İçin Ağıt kitabının çevirmenidir.

 

ARKA KAPAK YAZISI

 

“Mesihvari demokrasi götürme misyonu konusunda sorulması gereken belli başlı sorular var; fakat kimsenin bunları sorduğu yok. Temel olarak, bu kuvvetli misyonun neden bir türlü hayata geçirilemediğini sormalıyız. Bu şaşılası tuhaf münasebet, işlenen suçlar ve yapılan mezalim için de geçerlidir. Konu düşmanların fenalıklarına gelince, bunları giderme şansımız olmadığı halde mangalda kül bırakmıyoruz. Öte yandan konu uydu kuvvetlerimiz veya biz olunca ağzımızı bıçak açmıyor. Halbuki kendi kusurlarımızı gidermek namına birçok adım atabiliriz. Yakın müttefiklerimizi ve uydularımızı bir kenara bırakalım, ABD’nin kendi topraklarında demokrasi ne âlemde? Entelektüel anlamda gelişmiş bir toplumda bu soruyu sormak abes kaçardı, fakat ABD’deki ana akım aydınlara tam da böyle bir soru yaraşıyor.”

Çağımızın önde gelen düşünürlerinden Noam Chomsky, ABD’nin siyasal kültürünü sertçe eleştirdiği Terörizm Kültürü’nde, İran-kontra skandalını ve ABD’nin kurup yürüttüğü Orta Amerika modelini ustalıkla analiz ediyor. ABD’nin kendi ekonomik çıkarlarını gözetmek adına insan haklarına ve demokratikleşmeye ket vurduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Sayfa Sayısı : 336

Ebat : 13.5x21.5

Kağıt/İç Baskı : III Hm Enzo 55gr

Cilt/Kapak : Amerikan Bristol 230gr

Kapak Tasarımı : Şevval Ulusoy

₺36,40

“Hiç kimse, insan ırkının mutluluğunu artırmanın önemini inkâr edemez. Bu husustaki her ufak ilerleme bile son derece kıymetlidir. Fakat insan ırkıyla deney yapmak, cansız nesnelerle deney yapmak gibi değildir. Bir çiçeğin patlaması önemsiz olabilir. Kısa süre sonra bir çiçek daha açacaktır. Fakat toplumun bağlarının patlaması, parçaların öyle bir bölünmesidir ki binlerce kimseye en ağır acıları yaşatmadan ortaya çıkamaz ve yaranın tekrar iyileşmesi için çok uzun zaman geçebilir ve pek çok ıstırap yaşanabilir.”

“Yabanıllığın ötesine geçen her toplumda bir mâlikler ve bir işçiler sınıfı mevcut olmak zorundaysa, işgücü işçi sınıfının tek mülkü olduğundan, bu mülkün değerini azaltma eğiliminde olan her şeyin toplumun bu kesiminin varlıklarını da azaltma eğiliminde olması gerektiği açıktır. Yoksul bir adamın birilerine bağımlı olmadan kendini geçindirmesinin tek yolu, bedensel kuvvetini kullanmaktır. Hayatın zaruretleri karşılığında verebileceği tek emtia budur. O halde emtiasının pazarını daraltmakla, işgücü talebini düşürmekle ve sahip olduğu tek mülkün değerini azaltmakla ona pek faydanız dokunuyor sayılmaz.”
Sosyal bilimlerin herhangi bir alanında öğrenim görüp de Thomas Robert Malthus (1766-1834) ile karşılaşmamış olan yoktur. Esasen bu Malthus’un dehası ile değil, daha ziyade içerisine dâhil olduğu tartışmanın harareti ile ilişkilidir. Yine de Malthus’un, 18. yüzyıl sonu 19. yüzyıl başı İngiltere’sinin siyasal ve sosyal karmaşasına nevi şahsına münhasır bir iddia ile katıldığı söylenmelidir.

Pek çok temel çalışmanın Türkçeye vakitlice kazandırılmadığını biliyoruz. Entelektüel çoraklığımızda eleştirel düşünce eksikliği kadar, fikri tartışmalara, bunlara esas teşkil eden eserlere kendi dilimizde ve tartışma henüz cereyan etmekteyken erişememekten kaynaklı olarak katılım gösteremememizin de etkisi var. Bu anlamda Malthus’un Nüfus İlkesi Türkçe okurla ilk kez buluşurken, eserin ortaya çıkardığı tartışmaya iki yüz yılı aşan bir mesafeden de olsa katılma imkânı sunuyor. Tartışmaya katılacak her nefesin, iki yüz yıllık mesafeyi bir nebze de olsa kısaltması umulur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺44,28

 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 132
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2003
₺19,50

Machiavelli, ‘Prens’i (Hükümdar) ile çeşitli eleştirilere uğradı. Kimileri kitabın şeytanın eliyle yazıldığını; zorbalığın, ahlaksızlığın övgüsünü yaptığını söyledi; kimileri de "Tiranlar için el kitabı" olduğunu savundu. Prusya Kralı II. Fredrich bile kitabı "Anti Machiavelli"sinde onu insanlığı mahvedecek bir canavara benzetir. Kimi yazarlarsa onun iyi bir vatandaş, dürüst bir yazar olduğu kanısındalar. Rousseau, Machiavelli’nin halka hükümdarların asıl yüzünü göstermek istediğini düşünür. Gerçekçi Machiavelli, bir halk hükümetinden yana olmasına rağmen yaşadığı çağda İtalya için bunun uygulanabilir olmadığını savunur. Onun gözünde en iyi yaşam ün, şan, üstünlük getiren yaşamdır. İktidar bu amaçlar için gereksinilen, doğru kuramlarla icra edilen bir güçtür. Machiavelli, devletin ve siyasetin insanın tutkuları ve tutumlarıyla anlaşılabilir olduğu ve başarılı bir yöneticinin bu güçleri denetleyebileceği görüşüyle siyasal düşünce geleneğinde yeni bir dönem açmış ve etkili olmuştur. Hükümdar, tüm askeri ve sivil yöneticiler için bir başucu kitabı olmaya devam ediyor. 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2003
₺9,36

Büyük Türkiye bir hayal değil, tam tersine rakamların gösterdiği bir gerçek. 50 sene içerisinde, Türkiye dünyanın en gelişmiş 3 ülkesinden biri olacak. Türkiye tüm engellemelere rağmen süper güç olma yolunda hızla ilerleyecek ve ‘Birleşik Türk Devletleri’ bir gerçek olarak karşımızda duracaktır. Türk toplumları, devletleri sırasıyla kültür ve inanç birliği, Türk ortak pazarı, Türk Birliği aşamalarını takiben ‘Birleşik Türk Devletleri’ni kuracaktır. Bu kitap işte bu süreci bilimsel ve askeri açıdan masaya yatırmaktadır.




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 227
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2004
₺15,60

“Geleceği tasarlayamasak da en azından şimdiki zamanı ele alabiliriz.

Değiştirebileceğimiz, ve muhtemelen iyileştirebileceğimiz, şimdiki zamandır. O halde amaç, bir kehanet söylemi edinmek yerine, geleceğin, bize kendisini bir kader gibi kabul ettirmemesi, bizim arzu ettiğimizden çok farklı olmaması için, şimdiki zaman üzerine düşünmek ve eyleme geçmektir. Elinizdeki kitap, bu bakış açısına göre konumlanmıştır. Avrupa Birliği projesinin insanî ütopyaların tavan arasına kaldırılmaması, projenin, vadettiği demokrasi ve barış ufkunun
karşıt güçlerin şiddetli darbeleri altında yok olmaması için ne yapabileceğimiz belirlenmelidir. Gelecek perspektifinde düşünülmesi veinşa edilmesi gereken şimdiki zamandır. Geleceği, şimdiki zamanda değerlendirmek; bu kitaba can veren felsefi görev budur. Her şeyi yeni baştan yapmak değil, Avrupalı yapıyı demokratik bir Avrupa fikri üzerine oturtmak suretiyle, ona yeni bir yön vermek: Avrupalı halkların katılımı ve siyasetin önceliğinin geri dönmesi buna doğrudan bağlıdır. Elinizdeki eserin amacı tam olarak budur: Muhakeme etmeye olanak veren elverişli kavramları oluşturmaktır; öncelikle yenibir siyasi amaç, yani Avrupalı devletlerin devletçi değil siyasi Birliği. Burada yeni bir siyasi amaç söz konusu çünkü ne federal örnek ne de konfedere örnek bu duruma uygun düşmektedir. Ardından, ulusal demokrasileri yok etmeyen bir Avrupa demokrasisi: Ulus-sonrası değil ulus-ötesi bir demokrasi.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2014
₺61,50
‘Biz cumhuriyet tarihimizin en zorlu döneminde görev yaptık. 12 Eylül, Özal, PKK, Körfez Savaşları, faili meçhul cinayetler, Çiller, Ağar, terör ve kaçakçılık, köy ve karakol baskınları, şehitler, göçler, 28 Şubat, 27 Nisan, Erdoğan gibi ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini etkilemiş olan süreçlerin tam ortasında yaşadık... Bu kitabı yakın tarihimizin karanlıklarını aydınlatabilmek için yazıyorum sizlere; ne bir romandır ne de anı, sade bir yaşam. Yönetim gücünü elinde tutanlara her satırının bir ışık olması için yazıyorum; ne bir itiraf ne de pişmanlıktır, sade bir gerçek. Çocuklarımız için yazıyorum yakın tarihimizden ders alıp devletimizi iyi yönetmeleri için; ne bir kehanettir ne de bir fal, yakın bir tarih. Size bir yüreği açıyorum, konuk edeceğim başköşesinde gerçeği görmeniz için, ülkemiz ve çocuklarımızın geleceği için."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 383
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2013
₺23,40

Köstebek ve Alman Vakıfları kitaplarının yazarı Necip Hablemitoğlu, Şeriatçı Terörün ve Batının Kıskacındaki Ülke;Türkiye adlı kitabında, Türk Devleti ve bütünlüğünün karşı karşıya kaldığı tehlike ve tehditleri gözler önüne seriyor. Dış güçlerin tarikat ve terör üzerinden Türk insanına olan etkisinden bahsedip, bu güçlerin insanları kendi çıkarları doğrultusunda kullandıklarının altını çiziyor. Tehdit ve tehlikenin yalnızca dış güçler olmadığına vurgu yapan Hablemitoğlu, diğer ülkelerdeki istihbarat teşkilatları ve bu teşkilatların faaliyetlerine de değinirken, Türkiye'nin nasıl bir oyunun içinde olduğunu delilleriyle ortaya koyuyor.

Susturulan bir aydının kaleminden çıkan Şeriatçi Terörün ve Batının Kıskacındaki Ülke; Türkiye'de, Hablemitoğlu tehlikenin hem dışarıdan, hem de içeriden olduğunu söylerken, Türk Devleti'nin alması gereken önlemlerin neler olması gerektiğine farklı olay ve kişiler üzerinden defalarca vurgu yapıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2016
₺29,64

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 255
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2011
₺23,40

"Dünün" Türkiye'sinin sosyalistleri: Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir inanç, devrimci inat ve tutku ile aklın bile inanmakta ve yorumlamakta zorlandığı, zorlanacağı fedakalrlıklara katlandılar. Mustafa Suphi'lerin Türkiye ye dönüşlerine, Deniz'lerin idam sehpasına gidişlerinie,  Mahir Çayan ve yoldaşlarının Kızıldere eylemine, İbrahim'in "ser verip sır vermemesine" bakılırsa ve Mustafa Özenç'in ölümünden biraz önce yazmış olduğu şiiri okununca Türkiye sosyalizminin "dünün" ne olduğu ve benim de sosyalizmin dününü nasıl anlatmak istediğim daha kolay anlaşılır. Tek cümle ile Türkiye sosyalizminin "dünü": Kavga, ölüm ve yok olma temelinde yürütüldü, var olan mbütün kazanımlar bu zemin üzerinde üretildi.

"Türkiye de sosyalizmin dünü" mübalağasız ve müsamahasız olarak böyle geçti. Dünya da zora dayalı devrimi savunan hemen hemen bütün örgütlerle tanışıp, görüştüm: her kesin mücadele tarihini dinledim, okudum. Dinlemiş olduğum ve okuduğum bütün ülkelerin devrimci mücadele tarihlerinde bizdeki kadar yaşanmış zulme rastlamadım. Türkiye sosyalizminini dünün de: Her şey pahasına değerlendirilmemiş, denenmemiş hiçbir mücadele biçimi kalmadı. ama elimizde kala kala sadece devrimci değerlerimiz kaldı. He bir kitlesel gücümüz, ne güçlü bir silahlı mücadele örgütümüz ne de "dünün" devamı itibarı ile aktif bir toplumsal ilerleme sürecimiz  kaldı.

- Teslim Töre


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 332
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺45,10
Türk siyasal düşünce hayatındaki temel tartışmalar çerçevesinde Kemalizm, Atatürkçülük, ulusalcılık, sosyalizm, ulusal sol, milliyetçilik, Türk-İslam sentezi, Batıcılık, laiklik, çağdaşlaşma, Avrasyacılık gibi kavramları ele alırken, bu kavramlar üzerinde düşünce üretip çözümleme yaparken herhalde Attilâ İlhan’a gönderme yapmamak mümkün veya uygun değildir. Elbette Attilâ İlhan, sosyal bilimci değil, edebiyatçıdır. Ancak onu çoğu edebiyatçıdan ayıran bir özelliği edebi eserleri dışında kültür dünyasında sözü dinlenen, etkili bir mütefekkir de oluşudur. Onu edebiyatçıların çoğundan ayıran ikinci bir özelliği ise düşüncelerinin siyaset dünyasında belirleyici olan bazı siyasi akımları etkilemesi, bazı siyasi akımların fikir önderi olabilmesidir. Attila İlhan bu özelliğiyle bizzat sosyal bilim konusu olmayı hak etmektedir. Bu kitap öncelikle böyle bir amaçla yazılmıştır. Türkiye’de yeni bir siyasi akım olarak son yıllarda gelişen ulusalcılığın orijinal köklerini Attilâ İlhan’ın siyasal düşüncesinde bulmak mümkündür. Ancak ne yazık ki, onun ölümünden sonra (2005) güncel siyasette belki en çok tartışılan (yeni) siyasi akım olan ulusalcılık ile Attilâ İlhan arasında genellikle bir bağlantı kurulmamış ve ortaya Attilâ İlhan’ın siyasal düşüncesi ile tamamen zıt bir yüzeysel ulusalcılık kavramı çıkmıştır. Ayrıca bu nedenle kitap, Attilâ İlhan’ın siyasal düşüncesini ele alırken ulusalcılık fikrinin de güncel siyasetteki ulusalcılık algısından oldukça farklı olan asıl kaynağını gündeme getirmeyi ve bu konudaki tartışmalara bir katkı yapmayı amaçlamaktadır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2012
₺53,30

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 415
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2012
₺57,40
Bu çalışma, ulus devlet içinde kurumsallaşan yurttaşlık anlayışının bir eleştirisidir. Yurttaş olmanın, insan ve yurttaş haklarının mümkün kıldığı politik öznellik imkânını reddetmemekle birlikte, modern yurttaşlık anlayışımızı kuran ulusal kimlik inşasının yurttaşlar cemaati içinde nasıl ve neden hiyerarşik, dışlayıcı bir yapı kurduğunu anlama gayreti içindedir. Temel iddiası, yurttaşlar arasında kurulan hiyerarşinin, ulusal kimliğin çizdiği sınırların dışında kalan kolektif grupların dışlanmasının, bu kimliği kuran hegemonik milliyetçi söylemlerin etno-politik içeriğine bakarak anlaşılabileceğidir. Dolayısıyla, sadece Alevîlerin değil, etnik, dilsel, dinsel herhangi bir topluluğun grup haklarının tanınmamasının nedenlerinin anlaşılması için Türk milliyetçiliği içinde gelişen hegemonik söylemlerin analizi zorunludur. Daha özel olarak Alevî kimliğinin yurttaşlık anlayışı içindeki statüsünün anlaşılması, iki hegemonik milliyetçi söylemin (Kemalist seküler milliyetçilik ve muhafazakâr milliyetçilik) etno-kültürel içeriklerinin açığa çıkarılmasını zorunlu kılmaktadır. Çalışma, eşitlik-özgürlük değerleriyle temellendirilen bir yurttaşlık ideali için entelektüel ve teorik bir arayış olmakla birlikte, ulusal kimliğin, yurttaşlığın, Alevîlerin kimlik-kültür haklarının canlı bir politik tartışma olduğu bugünün Türkiye’sinde, bu tartışmalara mütevazı bir katkı da sağlayacaktır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2011
₺57,40

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 233
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2010
₺32,80
Çağdaş Üniversite mi Medrese mi, 1981-2008 yılları arasında, çeşitli gazete, mesleki dergi ve bültenlerde yayımlanmış yazıların bir bölümünü içermektedir. 2005 yılının son ayları ile 2006 yılının ilk aylarında Türkiye, Van 100. Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın’ın tutuklanıp cezaevine konulması. Rektör Aşkın ile aynı koğuşta kafan Üniversite Genel Sekreter Yardımcısının intiharı ile sarsıldı. Bu olaylar üzerine Rektörler Komitesi adına bîr açıklama yapan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, "Üniversite medreseleştirilmek isteniyor. Rektör Yücel Aşkın’a sahip çıkmak cumhuriyete sahip çıkmaktır" dedi. Burada sözü edilen daha çok AKP iktidarı döneminde üniversitelerin medreseleştirilmek istenmesidir. Oysa Türk üniversitesinin medreseleştirilmesinin, YÖK’ün kurulduğu 1981 yılından itibaren başladığı, bu sürecin en az 22 yıl (1981-2003) aralıksız sürdüğü (hâlen de sürmekte olduğu) yıllarca yazıldı. Ama Rektör Yücel Aşkın olayı, genelde Türk üniversitelerinin medreseleştirilmesini, sözlü ve yazılı basın aracılığı ile kamuoyuna tüm çıplaklığı ile yansıtmıştır. Bu kitapta bir yandan üniversitelerin demokratikleşme sorunları ve bunun önündeki engeller ortaya koyulurken diğer yandan üniversitelerdeki "Türk-İslam sentezci", özellikle de "dinci" kadrolaşma somut örneklerle değerlendiriliyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2008
₺32,80
Hegel’in uluslararası ilişkiler kuramı onun felsefesinin ayrılmaz bir parçası olmasına rağmen gerektiği kadar incelenmememiştir. Hegel Uluslararası ilişkilerle ilgili olarak çok tartışmalı tezler ileri sürer. Her şeyden önce devleti neredeyse tanrısal ve ahlakı bir kurum olarak görür. Devletler arasında anlaşmazlık olduğunda, bu anlaşmazlığın gerekirse savaşla çözülebileceğini söyler. Savaşın halkların etik yapısını koruduğunu belirtir. Bu görüşler, savaşı kolektif mantıksızlığın bir sonucu olarak gören bizlere çok yadırgayıcı gelebilir. Fakat Hegel aslında çok daha önemli bir gerçeğe parmak basmaktadır. Burjuva toplumunun bencil insanının kendisinden başka şeyler düşünmesini sağlayacak bir çözüm aramaktadır. İşte savaş, dünyevi şeylerin ötesinde, insanın kendisini daha ahlaki amaçlar için feda etmesini sağlayan bir olgudur; bu, etik arayışın bir simgesidir. Bizleri bencil çıkarlarımızın ötesinde daha ahlaki amaçlara yöneltir. Dünya tininin tarihi, insanın bu etik mükemmelliğe ulaşmasının mücadelesidir ki bu gerçek özgürlüktür.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 12 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2008
₺20,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 247
En / Boy : 14 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2007
₺28,70

İşçi sınıfının politik iktisadı doğrudan doğruya kolektif işçinin toplumsal üretkenliğine ve işbirliğinin meyvelerini işçilerin ele geçirmelerini (sermaye devresinin her gün uğradığında ve esas olarak sermayenin toplumsal emek ürünlerinin sahibi olması yoluyla) engelleyen araçlara işaret eder. Böylece, üreticilerin ayrışmasını sona erdirme mücadelesinin merkezi önemini ve ortaklaşa toplumsal üretkenliğimizin kendi gelişme ihtiyacımızı karşıladığı yeni bir toplum yaratma potansiyelini vurgular. Sermayenin, geçmişin ve bugünün işçilerince üretilen "nesnel zenginlik" üzerindeki hak iddiasının gerçek niteliğini ortaya çıkararak yola çıkan işçi sınıfı politik iktisadı, kolektif işçinin üretim sürecinin uğraklarında bulunan tüm emeği kapsamak üzere sermayenin politik iktisadına yönelik eleştirinin sınırlarını (bu politik iktisadın kendisince konulan sınırları) aşar. Kolektif işçinin, artı-değer üretmeyen ama (sağlık, eğitim ve çocuk bakımı gibi) işçiler için zenginlik üreten birbirine bağlı kolları, işçinin kendi gelişme ihtiyacına dayalı bir toplum mücadelesinde ve bu toplumun hayat geçirilmesinde asli ögeler kabul edilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 317
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2014
₺41,00
Belki de Foucault’nun cinselliğin söyleme kışkırtılması bağlamında kuşkuyla yönelttiği soru, en azından Alevilik için yerinde gözüküyor: Belki de Aleviliğin en küçük ayrıntılarıyla didik didik edilerek ve sürekli baskı altında olduğuna dair devasa bir söylem üretilerek yapılmak istenen şey, Aleviliğin şimdiye değin olduğu yerde, "baskı altında ve yeraltında" kalması, şimdiki zamanımıza müdahil olmasını engellemek içindir. Buna ilişkin yanıtı ancak Alevi hareketi ve Aleviler verecektir, ne şüphe... Ancak şu kadarını söyleyebiliriz: Bizatihi iktidar sıvılaştıkça ve Aleviliğe sıvandıkça, iktidarın katı hali karşısında kendisini olabildiğinde sıvılaştırarak var eden Alevilik, adeta bataklık çamuruna düşmüş gibi giderek hareketsizleşmekte üstünde kuruyan çamurla katılaşmaktadır!
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 266
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2005
₺32,80
Devleti var eden dışsallık, aynı zamanda devlete mahkûm olmadığımızın apaçık bir kanıtıdır da. Öyleyse, anımsama süreci kendi başına bırakılmayacak kadar ciddidir. Anımsamanın kendi mekanizmasından öte, kimin, neyi, nice anımsadığı önem kazanmaktadır. Madem ki bu önemlidir, o hâlde tek bir çözüm yolu vardır Platon için: Anımsamayı akla tâbi kılmak, bir eğitim konusu hâline getirmek! O da bunu yapmaz mı zaten? Anımsama bir eğitim ve yazı konusu hâline getirilerek unutuşun hizmetine koşulur. Zaten her sınıf unutmak istemektedir! Yönetilenler, yönetici sınıfla kurdukları ilişkide üreyip duran şimdiki zamanı, yönetici sınıf ise, yönetilen sınıflarla şu anki ilişkilerinde yaşayan geçmiş zamanı unutmak için anımsamaya yöneldiğinden.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 260
En / Boy : 12 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2005
₺32,80

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 466
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺65,60
Bu kitabın ana teması, asılmış bir adamın dişlerinde büyülü bir güç olduğu şeklindeki batıl inanışa kendini kaptıran bir kadının darağacında sallanan bir cesedin dişlerini sökmeye çalışmasını betimleyen, Goya’nın A caza de dientes (Dişlerin Peşinde) adlı oyma baskı resmidir. Fritz Pappenheim, bu resimde insanların "kendi çıkarlarını kovalamaya aşırı düşkün olmaları nedeniyle gerçeklikte olan her karşılaşmaların bu çıkar düşkünlüğü tarafından şekillendirildiği" bir çağın temsilini bulur. Yabancılaşmayı genel "insan koşullarına" değil de tarihteki belirli bir döneme bağlaması bakımından bu kitap farklılık arz eden bir eserdir. Dirk Struik’in kitap için getirdiği yorum ise şu şekildedir: "Kolay anlaşılır üslubu ve insani sıcaklığıyla, bu kitap geniş kitlelerin yabancılaşma sorununu ve bunun toplumsal boyutlarını anlamasına çok büyük katkılarda bulunmuştur."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 179
En / Boy : 11,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2002
₺28,70

"Dahl, karmaşık bir konunun açık, özlü ve sağduyulu bir sunumunu genel okurun kolaylıkla kavrayabileceği bir üslupla yapıyor."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺32,80
Tükendi

Ünlü yazar Paul Imbert 1909 yılında yazdığı bu eserinde Osmanlı'nın son dönemlerinin panoramik bir görüntüsünü sergiliyor. Batının Osmanlı ve Türklere kayıtsız kalmadığını, hele mesele kişisel çıkarlarıysa sanki bize yardım etmek istiyorlarmış gibi görünüp hemen sorunlarımıza el attıklarını çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.

Yazar demiryolları politikamızı, İngiltere, Almanya ve Fransa'nın bu politikalarda nasıl etkin olduğunu, Osmanlı'nın zümrüdüanka kuşu gibi küllerinden savrulup yeniden varolma savaşını büyük ölçüde tarafsız ve estetik bir dille anlatıyor.

Yakın tarihimizle ilgili "Osmanlı'da Yenilenme ve Türkiye'nin Sorunları" mutlaka okunması gereken, adeta günümüzün fotokopisi niteliğinde önemli bir eser.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺0,00
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 150
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺7,41
Tükendi

İskender, Hannibal ve Sezar’ın toplamından daha fazla savaşı idare etmiş olan Napoleon, şüphesiz Avrupa’nın gelmiş geçmiş en büyül askeridir. Savaş yönetimi üstüne teori ve prensiplerini sıklıkla yazmaya niyetli olduğunu ve bunların basitliğini görünce herkesin ne kadar şaşıracağını söylemesine rağmen, bu isteğini hiçbir zaman gerçekleştiremedi. Napoleon’un talimat ve düsturları pek çok defa kitaplarda toplanmıştır. Bu kitap bunların en iyilerini içeren ilk küçük seçkiye dayanmaktadır. Bu seçki ilk defa 1827’de Paris’te yayınlanmış ve hemen ardından Almanca, İngilizce, İspanyolca ve İtalyancaya çevrilmiştir. Stonewall Jackson bu kitabı çıktığı sefer boyunca kumanya torbasında taşımıştı. Jackson’un biyografisini yazan Albay G. F. R. Henderson’un da belirttiği gibi ‘Bu küçük kitap, Napoleon’un kendi ağzından ifade edilmiş, savaşın büyük prensiplerinin aşağı yukarı tam bir izahıdır.’


 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 58
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2003
₺9,36
Tükendi

"Türkçülüğün Yeni Esasları / Yükselen Milliyetçilik" kitabında, Türk Milliyetçiliğinin ilkeleri, tarihçesi ve doktrini işlenmiştir. Fakat bir ideolojinin,bir ülkünün yayılabilmesi ve gerçekleştirilebilmesi için, tıpkı siyasette ve iş dünyasında olduğu gibi bir stratejisinin de belirlenmesi gerekir. Yani "uygulama yolları" ve benimsetme planları" olmalıdır. İşte "Türkçülüğün Yeni Esasları / Hedefe Doğru" kitabı bunları anlatıyor. Önce sorunlara çözümler öneriliyor. Ve bunlar "12 Hedef"te toplanıyor. Son bölümde (misyon-aksiyon-hareket)de, iş dünyasının planlama örnekleri veriliyor ve sosyal konulara uygulanışı açıklanıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 714
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2006
₺17,55
Tükendi
Ünlü tarihçi Paul Johnson; "Yahudi Tarihi" adını taşıyan bu kapsamlı kitabında binlerce yıllık bir tarihi geçmişin izini sürüyor. İlk dönemlerinden yakın tarihe uzanan geniş bir çerçevede, bu tarihsel olguları ciddi bir bilgi birikimi ışığında analiz ediyor. Tarihsel olguların en çarpıcılarından birisi olan bu tarih aydınlanıyor. Önyargılar, bilgiye dayanmayan inanışlar karşısına çok geniş bir kaynak taramasına dayanan bilimsel ölçütlerle çıkıyor. Dünya tarihini ciddi bir biçimde etkilemiş bir halkın hikayesi kitapta tüm yönleriyle, özgün belgelere dayalı olarak anlatıyor. Halen yaşanmakta olan olaylar bu kitabın ışığında daha iyi anlaşılacaktır. Kitap, alanında varolan bilgi boşluğunu doldurmaya adaydır. "Üstün, güçlü bir çalışma... Muhteşem bir başarı." -Arthur Herzbergi-The New York Times Book Review "Johnson bir tek kitapla olağanüstü nicelikte yararlı bilgiler sunuyor ve yahudi tarihi hakkında gerçekçi bir tazda konuşuyor." -Armando Momigliano-The New Yorker Review of Books "Johnson konusuna tek kitaplık profesyonel hikayelerin hiçbirinde rastlanmayacak bir canlılık verdi. Tarzının dramatik olmasına rağmen yapay duygusallıktan uzaktır ve gerçekler saptırılmadan tamamı tarif edilmiştir. -John Gross-The New York Times
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 702
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺22,62
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 215
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺8,67
Tükendi

Fethullah Gülen ve temsil ettiği hizmet hareketine ait çeşitli ünitelerde senelerce görev yapan Çetin Acar, hareketin, siyonizm adına sürdürdüğü din istismarını dile getirmesi sonucu 2009 mayıs ayı itibariyle Cemaat'ten ''uzaklaştırılmıştır.''

Hizmet hareketi iddia edildiği gibi Milli bir hareket mi, yoksa Washington'a bağlı, Ankara merkezli bir üst yapı projesi mi ?

Yazar, bu kitapta Fethullah Gülen ve hizmet hareketini 7 Şubat 2012 Mit krizi ve 17 Aralık 2013 sürecinde batı adına kalkışılan sivil darbe girişimini de ele alarak sorguluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 544
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺0,00
Tükendi

Merhum büyük düşünür Edward Said 'sömürge aydın' lafını ilk kullanan entelektüeldi. Said kendi ülkesinin kültüründen ve halkından nefret ederek varlığını üstün Batı medeniyetine ait gören ama Batı tarafından da önemsenmeyen ancak belli Batı istihbarat örgütleri tarafından aparatçik olarak kullanılan entelektüel tipolojisi için sömürge aydınları tabirini kullanmıştı. Hem Afrika'da, Asya'da hem Latin Amerika'da hem de İslam dünyasında böyle aydın örnekleri çok sayıda vardır.

Türkiye’de de bu tür sömürge aydını çok vardır. Ama son yıllarda bu algı giderek değişmektedir. Kendi ülkesinin çıkarlarını gözetip adaletten ayrılmadan yazı yazanlar var. Sömürge aydını olmayan, duruşunu bozmadan, diklenmeden dik duranlar var. Bunlardan biri de Hilal Kaplan. Hem Kürt meselesi hem 17 ve 25 Aralık darbe süreçlerinde ve hem de diğer konularda vicdanlı yazılar yazıyor.

“Rojbaj, Parev, Şalom, Merhaba, Selamün Aleyküm” Hilal Kaplan’ın son dönem yazılarından oluşan önemli bir çalışma. Vicdan süzgecinden geçirilmiş ve cesaret içeren bu yazılar bir döneme ışık tutuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2014
₺0,00
Tükendi

Metropol hayatının gözde isimlerinden Can Akçay ilk kitabıyla okurlarla buluşuyor. 

Şehir hayatı, siyaset, diplomasi, düne dair notlar, yarına dair beklentileri içeren bir derleme. 

Temposu düşmeyen, her yazısıyla okuru şaşırtan, tarafsız ve sağduyulu bir Türkiye panoraması. 

Demode yorumlardan, sloganlardan, ezberlerden uzak bir modern dünya okuması.

Can Akçay’ın kaleminden şaşırtıcı ve iddialı bir dönem değerlendirmesine davetlisiniz: Dün, Bugün, Yarın: Bütün Yazılarım.

Genç bir ekonomist olan Can Akçay; Dün, Bugün, Yarın: Bütün Yazılarım adlı eserinde 2009’dan 2014’e Türkiye’nin ekonomik, siyasal ve sosyal sorunlarını kendi yorumlarıyla ele almış. Yazar bu eserinde eleştirel olarak her gün tartıştığımız konulara yeni bir bakış açısı getiriyor. Yazılarına Türkiye’nin son döneminin günlüğü diyebiliriz. İyi yetişmiş, Batı’da öğrenim görmüş genç neslin bakış açısı birçok okuyucu için ilginç olabilir.
- Prof. Dr. Hasan Köni

Meraklı bir yaklaşım, takdire şayan bir tecessüs, cesur bir anlama çabası, içtenlikli bir analiz gayreti… Can Akçay’ın yazılarını okuduğunuzda bulacaklarınız bunlardır.
- Ahmet Hakan

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺0,00
Tükendi

Bu çalışmanın ilk baskısı 1993 yılı sonunda yayınlandığında F.A Hayek ismi Türkiye’de daha yeni yeni duyulmaya başlamıştı. O zamanlar yayın hayatında sağ ve sol kolektivist görüşleri yansıtan kitaplar ağırlıktaydı. Aslında bu bakımdan hala fazla bir şey değişmiş değil. Ankara, İzmir ve İstanbul gibi büyük şehirlerde kitapçılara girdiğinizde sizi karşılayacak kitapların çoğu bireysel mülkiyeti, bireysel özgürlük ve sorumluluğu, serbest girişimciliği savunan kitaplar değildir. Tam tersine, herkese dayatılması gereken tekil bir gerçeği, özel mülkiyetin ve serbest piyasanın geriletilmesini ve kamusal gücün onu “doğru” amaçlarla kullanacak ellerde temerküz etmesini isteyen kitaplardır. İşte Hayek ve Hayek benzeri fikirlere sahip filozofların kitaplarının veya onlar hakkındaki kitapların çoğalması yukarıda vurguladığımız kültür ortamının değişmesi açısından elzemdir.

Hayek’in Türkiye’de gitgide daha çok tanınmasına sevinmek için yeterli sebebimiz var. Hayek insanlığın özellikle siyasi ve hukuki bilgi birikiminin ağırlıklı kısmını kapsayan bir gelenek olan liberalizme mensup bir yazardır. Söyleyemeye bile gerek yoktur ki bu birikiminden Türkiye’nin mahrum kalması çok büyük bir ayıp ve başka bir şeyler telafi edilemeyecek bir kayıptır. On yıllar boyunca büyük ölçüde bu birikimden ve onun toplumsal hayata yansımasından mahrum olmanın yarattığı sıkıntıları yaşayan Türkiye daha iyi bir ülke olma yolunda ciddi mesafe kaydetmek istiyorsa entelektüel alanda liberalizmi iyice öğrenmek, siyasi, hukuki ve iktisadi alanda ise liberalleşmek mecburiyetindedir. Özgürlük Yolu’nun bu istikamette küçük de olsa bir katkı sağlaması bu satırların yazarı için büyük bir mutluluk kaynağı olacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺0,00
Tükendi

“Savaş Akın ve Lokman Dağ, bize gerçek polis dinlemelerinden, gazetelerde gördüklerinizden daha “komik” bir kitap hazırlamışlar: “Tape’den Kodese Sus Ulan Polis Dinliyor” Emin olun insanı kahkahalara boğuyor. / Mehmet Ali Brand

“Dört yıl süren arşiv çalışmaları sonucunda çok sayıda soruşturma dosyasında yer alan telefon dinlemelerinin kayıtlarının, yani tapelerin komik ve şifreli kısımlarının öyküleştirildiği eserde, film gibi olaylar ve görüşmeler bulunuyor.” / Hürriyet

“Polisin telefon dinlemeleri hiç bu kadar komik olmamıştı.” /Habertürk

“Telefon dinleme olaylarından yola çıkarak bir Türkiye gerçeğini gözler önüne seren Tape'den Kodese, esprili diline rağmen objektifliği de bir kenara bırakmıyor.” / Milliyet

“Savaş Akın ve Lokman Dağ, yargı süreci biten davaların dosyalarındaki tapelerdeki ilginç diyalogları bu kitapta yazdı.” / Star

“Kitap, telefon dinleme olaylarında yaşanan trajikomik durumları içeriyor. “ / Vatan

“Polis dinlemesine takılan telefon konuşmaları bir kitapta karşımızda. Gazeteci Savaş Akın ve Lokman Dağ, bu kitabı yazmak için binlerce sayfa dosya okumuş.” / Akşam

“İki habercinin ortaklaşa yazdığı elimizdeki kitap, telefon tapelerinden yansıyan ilginç kayıtlara yer veriyor. Fıkradan ziyade, trajikomiğe daha yakın pek çok olay sunuyor.” / Radikal

“İki gazeteci 'telekulak'ın trajikomik boyutlarını bir kitapta topladı, Tape'den Kodese Sus Ulan Polis Dinliyor. Kim bilir? Belki birileri sizi de dinliyor? / Aktüel





Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 138
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2014
₺0,00
Tükendi

Bütün gerçekler üç aşamadan geçerek sınanır. Önce komik bulunur, sonra şiddetli bir direnişle karşılaşır ve üçüncü aşamada kesin doğru olarak kabul edilir.”

-Arthur Schopenhauer, Filozof, 1788-1860

Soğuk Savaş sonrası Yeni Dünya Düzeni fikrini ortaya atanlar nasıl bir model öngörüyorlardı?

Uyuşturucu, eroin, organ nakli, kaçak insan ticareti, fuhuş gibi yasa dışı yollardan gelen kara paralar kimlerin kontrolünde?

Opus Dei ve Vatikan çok güçlü sermaye yapılarına rağmen, niçin dünyayı kontrol etmede etkin değiller?

Küresel sermaye ve büyük aileler medyayı nasıl istedikleri gibi manipüle ediyorlar?

Dünyayı yönetiminde etkin olduğu farz edilen gizli örgütler aslında sadece birer görüntüden mi ibaretler?

Küresel İmparatorluğun gizli kurmayları Türkiye üzerindeki emellerini gerçekleştirmek için kimleri kullanıyor?

Derin dünyanın politik büroları kimler?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺0,00
Tükendi
Hadi Özcan İstanbul'dan çıkmış bir mafya babası olmadığı için, yeraltı dünyasının diğer isimleri kadar ilgi görmedi. Oysa Hadi Özcan "çeteler arası hesaplaşma" gibi küçük boyutlu bir tespitin ötesinde yakın bir ilgiyihak ediyordu. 'Kocaeli çetesi' yerel boyutlu bir tanımlamanın ötesinde ilişkilerin içinde bulunan bir yapılanmaydı. Basına zaman zaman Susurluk raporu gibi bazı devlet raporlarına girse de Özcan'ın yolu seksenli yılların sonundan başlayarak doksanlı yıllar boyunca Türkiye'nin gündemini meşgul eden bütün isimlerle kesişmişti. Onlarla ortak iş yapmış, bazıları ile vuruşmuş, bazıları oun vurmak istemişti. Kimilerinden ise "tahsilat" yapmıştı. Bu isimler arasında Demirel ailesi, Kocaeli'nin CHP'li belediye başkanı Sefa Sirmen, Abdullah Çatlı, Mehmet Ağar, eski Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin ve Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanlığı yapan Albay Veli Küçük, 'Yeşil' olarak Mahmut Yıldırım, Sedat Peker ve Kürşat Yılmaz'a uzanan bütün ilişkiler vardı... Ölüm Üçgeni Susurluk kazası ve sonrasında üzerinden en az durulan bir konuya dikkat çekiyor. Hadi Özcan üzerinden, İzmit şehrinde hangi gizli işlerin döndüğü etraflıca anlatıyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2013
₺0,00
Tükendi
Türkiye’de gündem o kadar hızlı değişiyor ki, hangi olay önemli hangisi değil insan şaşırıyor. İnsan zihninin nereye gittiğini anlamak için bazen geçmişe dönmek gerekiyor. Bu yüzden de akademisyen, gazeteci ve aydınlara büyük iş düşüyor. Tabii Türkiye son 10 yılda büyük değişimler yaşıyor. AK Parti iktidarıyla birlikte sosyal, siyasal ve ekonomik dönüşüm ülkenin yapısını değiştiriyor. Buna tanıklık edenler de yazılarıyla sürece katkıda bulunuyorlar. Ülkemizin önemli akademisyenlerinden Mazhar Bağlı hem yazıları hem de araştırmalarıyla toplumu analiz ediyor. Töre ve Namus Cinayetleri, Batman’daki Kadın İntiharları, Levirat ve Sororat Tipi evlilikler ile önemli Bölgesel Sorunlarla ilgili bir dizi projede yürüten Mazhar Bağlı son eserinde önemli analizler de bulunuyor. Bülbülü Öldürmek Neden Adil Değildir Mazhar Bağlı’nın seçme yazılarından oluşuyor. Son zamanlarda iç ve dış dinamiklerin nereye doğru gittiğini anlamak için elinizdeki eser iyi bir referans örneği teşkil ediyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2013
₺0,00
Tükendi

“Bu çok kapsamlı, dikkatli analiz, çağımızın yoksulluk, AIDS, uyuşturucu ve terör gibi en çetin meselelerinden bazılarının aşırı kuralcı sistemden değil, zayıf devletlerden kaynaklandığını ikna edici bir şekilde savunuyor.”

- Newsweek

“Fukuyama, altüst olmuş bir dünyanın bilinmedik hatlarında, gerçekten coşkun ve özgün bir zihnin görüşü ve dikkat gerektiren bir yazı yazma ustalığıyla, idrak ederek dolaşıyor.”

- Guardian

Bugün dünyada önüne geçilemeyen, ciddi pek çok sorunun kaynağı ve güvenliğimizi tehdit eden en temel unsur zayıf ya da başarısız devletlerdir. İşte bu sorunları ele alan Francis Fukuyama, yeni bir çözümü destekliyor: Devlet inşası. Devlet inşası ve güçlendirme büyük bir iştir: Metodun her ülke için yeniden düşünülmesi gerekiyor. Fukuyama, son derece önemli bu kitabında devlet inşası kavramını inceliyor ve devletin güçsüzlüğünden, ulusal ve uluslararası etkilerden kaynaklanan sorunları ele alıyor.

Afganistan’dan Irak’a, Sudan’dan Kongo’ya, işleyen kamu kurumlarının kalıcı bir yarar bırakacak şekilde nasıl aktarılacağıyla ilgili bildiğimiz ve çoğunlukla bilmediklerimizin izini sürüyor. Fukuyama, kitabının önsözünde iddialarını Irak’ta devam eden kriz bağlamında ortaya koyuyor. Aynı zamanda zayıf devletlerin uluslararası düzen açısından sonuçlarını ve uluslararası toplumun zayıf devletlere müdahale etmeyi hangi meşru gerekçelere dayandırdığını da irdeliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺0,00
Tükendi

Derin devlet üzerine çok şey söylendi bugüne kadar. Herkes kendine göre bir tarif getirdi. Ancak olaylara bir "devlet felsefesi" üzerinden yaklaşanlar pek olmadı. Atilla Akar, bu kez konuya düşünsel-tarihsel arka planı ile bakmaya çalışrken hem de güncel olarak soru-cevap yöntemiyle konuyu tartışıyor. Yazar, kitapta "derin devlet" kavramının tarihi ve bugünü, "demokrasinin mahiyeti", Türklerde derin devlet geleneğinin kökleri, dünyadaki derin pratikler ve istihbarat servisleri ilişkisi, aydınlar, suikastlar, darbeler, derin yapılarn geleceği üzerine yoğunlaşıyor. Ayrıca yakın tarihimizin en önemli olayları olan Susurluk, 28 Şubat, Danıştay baskını, 27 Nisan e-muhtırası, Hrant Dink cinayeti, Ergenekon operasyonu ve "Yeni Bir 'Derin Devlet'imiz mi oldu?" hakkında görüş ve analizler dile getiriliyor. Kitabın belki de en önemli bölümü ise yakın dönemin en mühim olaylarının ele alınması oluyor. Bunlar arasında Muhsin Yazıcıoğlu olayı, İsmail Güneş'in ölümündeki gariplikler, Bülent Arınç'a yönelik suikast iddiaları, "Demokratik Açılım" tartışmaları, İzmir olayları, Öcalan'ın ne yapmak istediği, Baykal Kasedi komplosu, Taksim Bombacısı, Başkanlık sistemi, MHP'ye Kaset Darbesi, CHP'de Kılıçdaroğlu ile başlayan "değişim" süreci, Başkanlık tartışmaları, Wikileaks belgeleri, Ortadoğu'daki "halk isyanları", Bin Laden'in öldürülmesi, Norveç'teki Terör eylemi, Başbakana Kastamonu saldırısı, MİT-PKK müzakereleri, 24 şehit olayı ve Kaddafi'nin linç edilmesi bulunuyor. Yanı sıra aydın olmanın agresif bir şekilde sürekli bağırıp çağırmak, karşıtlarını hareketle suçlamak değil bir konuda özgün düşünce geliştirmek olduğuna inanan yazar, "Türkiye'de Yaşanan Çatışmanın Arka planında gerçekte ne var?", "Yeniden 12 Eylül öncesine benzer bir durum mu yaşıyoruz?", "Aydınlar niçin bu kadar sert ayrıştı?", "Korku Cumhuriyeti mi yaşıyoruz?", "Post ModernMc Carthyizm nedir?", "Düşünce dünyasında Vasatizmin egemenliği mi var?" sorularına entelektüel düzlemde cevap arıyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 332
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺0,00
Tükendi
2002 yılında iktidara gelen AK Parti Türkiye'de adeta bir mitos bölünme yarattı. Kimilerine göre AK Parti Türkiye'yi tarihde olmadığı kadar kalkındırdı, refaha götürdü; kimilerine göre iflasa sürükledi, batağa sapladı. Ekonomide, sağlıkta, dış politikada yapılanlar, yapılmayanlar ciddi biçimde eleştirildi. Varolduğu iddia edilen Ergenekon terör örgütü, Balyoz darbe planı, AKP'yi ve Gülen'i bitirme planı bu dönemde çok konuşuldu. Yargılamalar, tutuklamalar, gözaltılar enine boyuna tartışıldı ve hâlâ tartışılmaya devam ediyor. Kürt meselesi, Ermenisktan'la olan ilişkiler, Kıbrıs konusunda gelinen noktalar kimilerini memnun etti, kimilerine etmedi. Son dönemin en flaş iki gazetecisi Ümit Zileli ve Rasim Kütahyalı aynı konuları farklı açılardan ele alarak okuyuculara harika bir beyin jimnastiği yaptırıyorlar. Ters Cephe yakın dönem Türkiye'sini anlamak için önemli bir kaynak.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 189
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2011
₺0,00
Tükendi
Türkiye'de devlete egemen olmuş militer zihniyet çok ufak bir azınlık dışında herkesi bir şekilde ezmiş bir zihniyettir... Bu zihniyet Alevilerin mezhebini zorla Sünnileştirmeyi, Sünni-dindarların yaşam tarzını zorla laikleştirmeyi amaçlamıştır... Bu zihniyet Kürtleri zorla Türkleştirmeyi hedeflemiş, Türklerin de dilini, müziğini ve kültürünü tasfiye edip, zorla Batılılaştırmak istemiştir... Başörtülü kadınları okul kapılarından kovan da, sırf namaz kıldığı için dindar erkekleri ordudan atan da, Alevilerin kitlesel kıyıma uğradığı olayları tertipleyen de, Kürtlere Jitem eliyle zulmeden de, hem ülkücü Türk milliyetçilerini hem devrimci solcuları hapishanelerde işkence tezgahlarından geçiren de aynı zihniyettir... Bu ülkede Adnan Menderes'leri katleden de, Deniz Gezmiş'leri katleden de ayın alçak zihniyettir. Bu zihniyetin en büyük başarısı bizleri birbirimize kırdırtabilmeyi başarmış olmasıdır... Kürtlere zulmedildiğinde Türkler, Alevilere zulmedildiğinde Sünniler, dindarlara zulmedildiğinde solcular, solculara zulmedildiğinde dindarlar olabilselerdi bu İttihatçı zihniyet galip gelemezdi... Fakat artık o günler geçti... Artık zulme ve zalime karşı bir vicdan ittiakı bu alçak zihniyetin egemenliğini sarsıyor... Hepimiz Birimiz Birimiz Hepimiz İçin bir vicdan ortak zemininde buluşabileceğimiz gün zihniyetin saltanatı son bulacaktır.. Zaten ya bu ülkenin vicdanlı insanları tek yürek olup bu zihniyeti tasfiye edecek ya da bu alçak zihniyet yine kazanacak ve bu toprakların vicdanlı insanlarını tasfiye edecek... Hangi tarafta olacaksınız ? Karar sizin...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 204
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2010
₺0,00
Tükendi
Yöneten: Ali Gevgili Katılanlar: Behçet Osman Ağaoğlu, Şevhet Süreyya Aydemir, Ahmet Hamdi Başar, Feyyaz Berker, Prof. Dr. Bedii N. Feyizoğlu, Nurullah Gezgin, Prof. Dr. Zeyyat Hatipoğlu, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Prof Dr. Haydar Kazgan, Prof. Dr. Şerif Mardin, Sakıp Sabancı, Ertuğrul Soysal, Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya İdris Küçükömer’le Türkiye Üstüne Tartışmalar Milliyet Gazetesi'nde "Düşüncelerin Forumu" başlığı altında 1970'li yıllar boyunca Pazar günleri yayınlanan tartışmalar. İdris Küçükömer'in de katkılarıyla ayrı bir boyut elde etmişti. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin ellinci yıldönümü nedeniyle düzenlenen forumlarda Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Şevket Süreyya Aydemir gibi "Cumhuriyet İdeolojisi'nin temel direklerinin yanında, Tarık Zafer Tunaya, Mehmet Kaplan. İdris Küçükömer değişik açılardan bambaşka sorunlara ışık tutmuşlardı. Hele Cumhuriyet Türkiyesi'nde sivil topluma erişebilmek için giderek yeni bir dönemin açılmasını öneren Küçükömer'in "çizgi dışı" görüşleri, toplumda, ilk baskısında ilginçi "karşı" önsözünde ayrıntılarıyla açıkladığı gibi. Doğan Avcıoğlu'nun dört ciltlik "Milli Kurtuluş Tarihi" dizini esinletecek kadar derin "şok" dalgaları yaratmıştır. İdris Küçükömer'le Türkiye Üstüne Tartışmalar yakın tarih, cumhuriyet, sivil toplum vs gibi konularda birçok önemli düşünürün farklı persperktifler çizdiği önemli bir çalışma.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2010
₺0,00
Tükendi
Suikastlar Cumruriyeti / Derin Tanrılar Kurban İstiyor! Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihsel pratiğine dönüp baktığımızda bir "Suikastlar Cumhuriyeti"ne çevrildiğini görüyoruz. Böylelikle bir "hayat garantörü" olması gereken cumhuriyet adeta bir kıyım mekanizmasına evrilmiştir. Bu anlamda bir "yönetme zihniyeti", tarzı ve siyaseti olan suikast metodu neredeyse her dönem gerçerliliğini korumuştur. En güzide aydınlarını, bilim insanlarını, siyasetçilerini, askerlerini, bürokratlarını "derin tanrılar"a adak niyetine sunan bu anlayış aynı zamanda toplumun "beyin kaynakları"nı yok eden bir "entellektüel jenosit"e dönüşmüştür. Bu kayıpları önlemek, aydınlatmak ve bir daha olmasının önünü kesmek için somut hiçbir önlem geliştirmeyen devlet, her suikastla birlikte zan altında kalmaktan kurtulamamış, bunu kırıp atmak için ise şu ana kadar somut bir "irade" gösterememiştir. "Devletin bekası" adına girişilen bütün siyasi cinayetler aslında bir yönetme zihniyeti ve pratiğinin dışa vurumu sayılmalıdırlar. Her birinin iktidar denklemi içinde bir karşılığı vardır. O yüzden suikastlara "canice eylemler" söyleminden ötede bir "siyaset biçimi ve stratejisi" olarak bakmayı öneriyoruz. Tam bu noktada elinizdeki kitap komplolar ve provakasyonlar sarmalının en kanlı yüzü olagelen suikast olgusuyla bir "hesaplaşma" ve "yüzleşme" çağrısıdır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 364
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2010
₺0,00
Tükendi
Üçü fiili, bir post-modern, biri de e-muhtıra olmak üzere beş ayrı askeri müdahale yaşamış bir ülkede, gücünü sinsice sızdığı ordudan alan GLADIO yapılanmaları üzerine araştırma yapmak, elde edilen bilgi ve belgeleri kamuoyu ile paylaşmak sanıldığı kadar kolay değil. İtalya'da Savcı Casson'un, GLADIO soruşturma evrelerinde Yüksek Yargıçlara dayandığında karşılaştığı duvar ile Türkiye'de Ergenekon savcılarının "infazına" dair kapalı kapılar arkasında yapılan pazarlıklar henüz gündemde tartışılıyor üstelik. 1980 öncesi bu yapıları soruşturmayı görev sayan Ankara Savcı Vekili Doğan Öz'ün akıbeti yargıçlar için bir ibret vesikası değil mi? Maraş, Malatya, Çorum Olayları, Kanlı 1 Mayıs, Madımak Katliamı unutulabilecek eylemler mi bir toplum hafızası için? Tatbikat alanında kör kurşunla, karargahta zehirli kahveyle paşalara suikast girişimi, 33 er katliamı, Şemdinli olayları, Dağlıca, Aktülün baskınları az bir toplumsal travma mı? Bütün bunların esir aldığı bir toplumun yaşamaya mahkum edildiği psikolojik travmayı "korku imparatorluğu"ndan başka neyle izah edebiliriz. Elinizdeki kitap çok yazılıp çizilen, İtalya'daki, Belçika'daki, Yunanistan'daki tüm versiyonları didik didik edilen, varlığından hayat bulan NATO'nun bile en mahrem sayılabilecek sırlarını araştırmacıların önüne serdiği GLADIO eliyle kurulan Korku İmparatorluğu'nun, Türkiye çözümlemesini yapmaya çalışıyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 220
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2009
₺0,00
Tükendi
Tarihin Sonu ve Neo-conların Sonu gibi çarpıcı kitaplarıyla tanınan Francis Fukuyama saygın akademisyenleri, siyasi analiz uzmanlarını ve profesyonelleri bir araya getirerek, bu kişilerin tarihsel temellerinden günümüzdeki sonuçlarına kadar Amerika'nın ulus inşası deneyimi üzerindeki görüşlerini alayor. Amerika Birleşik Devletleri, İç Savaş sonrasında Güney'in yeniden inşasına İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japonya ve Almanya ve bugünkü Irak'ın yeniden inşasına kadar defalarca savaşan zarar görmüş devletleri yeniden inşa etmeye çalışmıştır. Bu zengin deneyime rağmen savaş sonrası durumlarda güçlü ve kendi ayakları üzerinde durabilen devletlerin inşa edilmesine dış güçlerin ne şekilde yardımcı olabileceğine dair dersleri almaya yönelik pek de kayda değer sistematik bir çaba olmamıştır. Bu kitaba katkıda bulunan isimler, Afganistan ve Irak örneklerindeki yanlışları, yanlış başlangıçları ve alınan dersleri aralarında Latin Amerika, Japonya ve Balkanların olduğu dünyanın diğer bölgelerindeki yeniden inşa çabaları bağlamında tüm ayrıntılarıyla ortaya koyuyorlar. Afganistan ve Irak'taki tezat modelleri inceleyen bu isimler, yetersiz planlamanın uyarı niteliğindeki bir örneği olarak Irak'taki Koalisyon Geçici Yönetimi'nin altını çizmektedirler. Ulus-İnşası günümüz ekonomi-politikasıyla uğraşan herkesin altını çizerek okuması gereken faydalı bir eser.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 399
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2008
₺0,00
Tükendi
Ergenekon 2007 yılında Ümraniye'de bulunan bombalar ve Savcı Zekeriya Öz'ün olayı derinleştirmesiyle bir anda cumhuriyet tarihinin en önemli davası haline geldi. Kimilerine göre sadece basit bir dava, kimilerine göre cumhuriyet tarihimizin kırılma noktası. Terör örgütü kurduğu iddiasıyla gözaltına alınanlar ayrıca bir tartışma konusu. Farklı görüşlerdeki insanların bir araya gelmesi ülkemiz için çok önemli bir mihenk taşı. Bir başka tartışma konusu bu olayın arkasında Amerika ve dış güçlerin olduğu ve Türkiye'deki hiçbir hadisenin dışarıdan birilerinin itici gücü olmadan vuku bulmadığı. Peki bu ne kadar gerçekçi olur? Mahir Kaynak ve Ömer Lütfı Mete Ergenekon olayının perde arkasını ve nasıl gerçekleştiğini gözler önüne seriyorlar. Davanın görünen ve görünmeyen bütün aktörlerini, figüranlarını ve senaryonun nasıl yazıldığını gösteriyorlar. Ergenekon Davası'nı öğrenmek ve ne anlama geldiğini bilmek istiyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 205
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2012
₺0,00
Tükendi

Soğuk Savaş sonrası derin devlet örgütlenmeleri toplumsal ve uluslararası sorgulamalar nedeniyle önemli sınırlamalarla karşılaşmış, bu süreçte saldırganlıklarınıda artırmışlardır. -Emin Gürses- Derin Devlet emperyalızmın güdümünde olmayan tam bağımsız ulus devlettir. Bu bağlamda Teşkilat-ı Mahsusa Derin Devlet'in bir organıdır. -Erol Bilbilik- Sultan 2. Abdülhamid'in jurnal teşkilatı, Derin Devlet nitelemesiyle anılmayı hak edebilir, ama "Teşkilat-ı Mahsusa" etmez. -Ömer Lütfi Mete- Eskiden derin devlet şimdi ise akil adını verdiğim yapının hiçbir faaliyeti meşruiyet dışına taşımaz. Çünkü bir davranışın meşruiyetinin sınırlarını çizen odur. -Mahir Kaynak- Soğuk Savaş döneminde ülkelerin hem istihbarat örgütlerini hem derin devletlerini yöneten, yönlendiren NATO'nun kendisi idi. Tıpkı Silahlı Kuvvetler yönetimini yönlendirdiği gibi. -Erol Mütercimler- Devletin kendi derinliğinde boğulmaması için, bıraktığı yasal boşluğun işlevsel değil, yasal aktörlerce doldurulması önemlidir. -Deniz Ülke Arıboğan- Menderes ve arkadaşları döneminde Türkiye NATO'ya girdi, Gladyo da Türkiye'ye... -Nuh Gönültaş- Mumcu suikastından sonra Türkiye'de nasıl bir toplumsal travma yaşandığını, on binlerce insanın "kahrolsun şeriat" sloganlarıyla sokaklara çıkarıldığını, bu ve benzeri krizler üzerinden ne tür siyasi senaryoların uygulandığını az çok hepimiz biliyoruz. -İbrahim Karagül-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2016
₺0,00
Tükendi
Türkiye jeo-politik konum itibariyle dünyanın en zor bölgesinde bulunuyor. Hem tarihin hem de dünyanın seyrini değiştiren olaylar sürekli bu bölgede cereyan ediyor. Ekonomik krizler, darbeler, rejim değişikliği, savaşlar, çatışmalar ve tüm bunların sonuçlarından minimum zarar ve maksimum kârla çıkmak, bu bölgede söz sahibi olmak ve olayları öngörebilmek için iyi stratejistlere, fikir adamlarına ihtiyaç duyarsınız. Elinizdeki kitap ülkemizin yetiştirdiği en önemli stratejistlerden Mahir Kaynak’la 1985 ile 1991 yılları arası yapılmış röportajlardan oluşuyor. Mahir Kaynak daha o yıllarda gerekirse Saddam Hüseyin’in idam edilebileceğini, Irak’ta bir kaos ve istikrarsızlık çıkacağını, ABD’nin bir Kürt devleti oluşumu için bastıracağı iddialarında bulunuyor. Çoğu iddiasında da haklı çıktığını göreceksiniz. Mahir Kaynak ülkemizde vuku bulmuş siyasi cinayetlerin perde arkasını daha o yıllarda izah etmiş. Muammer Aksoy, Bahriye Üçok gibi cinayetlerde herkes İran parmağı ararken ve Türkiye’de irtica hortladı çığlıkları atarken, Mahir Kaynak bu işin büyük gizli servisler tarafından planlandığını açıklıyor. Mahir Kaynak’ın bundan tam 20 sene önce olayları nasıl öngördüğünü, ortaya koyduğu stratejileri ve neler yapılması gerektiğini okurken büyük bir şaşkınlık yaşayacaksınız.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2008
₺0,00
Tükendi
"20. yüzyılı anlamak için Türkiye'nin tarihli bir anahtardır, ancak ben inanıyorum ki Türkiye'nin geleceği, önümüzdeki bin yılın ilk yüzyılının şekillenmesinde de son derece önemli bir rol oynayacaktır." Eski ABD Başkanı Bill Clinton (15 Kasım 1999 tarihinde TBMM'de yaptığı konuşma.) "Ülkeye yön veren çekirdek bir kadro geleceğin Türkiye'sini tanımlamalı ve bu hedefe uygun olarak devlet düzgün bir rota izlenerekyenide şekillendirilmelidir. Ondan sonra da siyasiler devletin yakasını bırakmalı ve rota değişmeleri devlet içinde, yabancı etkilerden arınmış, çıkar hesaplarıyla kirlenmiş, bilgisizlik ve ön yargılarla zedelenmemiş olarak yapılmalıdır." Mahir Kaynak (8 Ağustos 2007 tarihinde Star gazetesinde yazdığı Millet ve Devlet isimli makaleden bir bölüm.) Eski ABD Başkanı Bill Clinton alacağı stratejik kararlarla 21. yüzyıla Türkiye'nin şekil vereceğini söyledi. Ünlü stratejist Mahir Kaynak Türkiye'nin dünyanın en etkin ve en güçlü devleti olabileceğinin uzun zamandır dillendiriyor. Ancak devlet içindeki kurumlar arasında isimsiz savaşın devam ettiğini ve bu savaşa son verip farklılıkları sinerjiye dönüştürdüğünde önünde kimsenin duramayağını iddia ediyor. Nokta Atışları yakın geçmişi anlayıp uzak geleceğe ışık tutan özverili bir eser.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 158
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2007
₺0,00
Tükendi

Bir önyargıyı ortadan kaldırmak bir atomu yok etmekten daha zordur. -Albert Einstein- Türk siyasi tarihi pek çok olumlu sayfanın yanı sıra karanlık sayfaları da barındırıyor. Bunlardan biri hiç şüphesiz darbelerdir. Ülkemizde darbe konusunda her konuda olduğu gibi bir ikilem (dualizm) yaşanıyor. Bazılar kendi ideolojilerine göre 1960 ve 28 Şubat'ı iyi darbeler olarak görürken bazıları da 12 Mart ve 12 Eylül'ü kutsuyor. Tüm bu süreç akla kendisi bir melek olan Şeytan'ı getiriyor. Yani acaba kötü olan bir şey iyi olabilir mi? 28 Şubat... Türkiye'nin maruz kaldığı son ve aslında post-modern darbe. Görünürdü silah. top, asker yoktu, ama görünmeyen bazı unsularla-medya, sivil toplum kuruluşları, hakl gibi- Refah-Yol devrilmişti. Aradan 10 yıldan fazla bir zaman geçen bu darbeden geriye kalan nedir? Elde ne var? Türkiye gerçekten bir irtica tehlikesi yaşadı mı? Demokrasiye balans ayarı yapmak kime ne kazandırdır? Yoksa bu darbenin arkasında da küresel sermaye ve ülkemizde cirit atan yabancı servisler mi var? Şemdinli... Karanlık ellerin ülkeyi huzursuzluğa itme operasyonunun son örneği. Kimilerine göre devlet içine nüfuz etmiş derin çetelerin kifayetsizliği, kimilerine göre de İngiliz menşeli bir gizli servis operasyonu. Ne olursa olsun kaybeden Türkiye. Elinizdeki kitap yakın dönem Türk siyasi hayatını yeni bir gözle bakmanızı sağlayacak önemli bir çalışma. Ömer Lütfi Mete zihninizin koridorlarında geziniyor ve size yeni kapılar açacak farklı ipuçları sunuyor. 28 Şubat post-modern darbesi ve Şemdinli olaylarının parantezde kalmış yanlarını sizin için açıyor. "28 Şubat'tan Şemdinli'ye Derin Çeteler" mutlaka okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken farklı bir çalışma.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2012
₺0,00
1 2 >
Çerez Kullanımı