“Meçhul Filozof” lakabıyla tanınan Fransız filozof Louis-Claude de Saint-Martin 1743’te doğdu vemuhtemelen 1803’te öldü. Muhtemelen diyoruz, çünkü kimileri halen yaşadığını iddia ediyor.

Kitaplarını ilginç tarihlerde yayınladı Meçhul Filozof; İlluminizmin açık devrimci bildirisi olan Arzu İnsanı 1790’da, İnsan-Ruh Bakanlığı ise 1802’de okuyucularla buluştu. “Fikrimin varlığa kavuştuğu parlak ışık, ebedi ışığın bariz görkemi, Tanrı seni kutsasın”… Philippe Sollers bu noktadan, hızla, mevcut dünyamıza geçiyor; onu her daim büyüleyen kadınlara, arzuya ve karşı-arzuya, “sınırsız ve şiddetli şiddete” geliyor… “Her durumda yeni bir dünya, karşı-arzunun dünyası doğuyor. Arzu kaba ve absürttü, karşı-arzuysa güvenliği yeniden sağlıyor. Erkekler fantezilerindeki kadınların peşinden koştuklarında gülünçlerdi. Bunun son bulacağı yok, elbet devam edecek, ama artık eski numaralar sökmeyecek…”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺18,25

Fransız yazarı "Choderlos de Laclos"nun yazdığı "Tehlikeli İlişkiler" adlı ünlü romanın, Ataç'ın çevirisiyle Can Yayınları arasında yayımlamıştık. Günümüz İngiliz tiyartosunun önde gelen oyun yazarlarından "Christopher Hampton", bu ünlü romanı büyük bir başarıyla önce tiyatroya, sonra da sinemaya uyarladı...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 525
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺34,30

Şeytanî Öyküler, 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransız edebiyatında büyük tartışmalara yol açan sıradışı yazar Barbey d’Aurevilly’nin skandal yaratan altı öyküsünden oluşuyor. Daha basılmadan "büyük bir merak, şaşkınlık uyandıracağı, hatta insanları incitme başarısına ulaşacağı" söylenen öyküler düşünüldüğünden çok daha fazla tepki alır. "Toplum ahlakına ve genel adaba aykırı davranmak"la suçlanan Barbey eserinin amacının erdemsizliğin iğrençliğini göstererek insanları ahlaka davet etmek olduğunu; eserinde çizdiği kötülüğün ise iyilikle karıştırılmaması gerektiğini, herkeste korku ve dehşet uyandırması için özellikle daha çarpıcı bir renk verdiğini açıklamak zorunda kalır. Dönemin toplumsal, siyasî ve ahlakî yapısını eleştiren yazar, her ne kadar kendini "Hıristiyan ahlakçı" olarak tanımlasa da, bir yandan da Byron ve Baudelaire’den çok etkilenmiştir ve belli bir yoğunluğa ulaşan tutku ve günahı bazı ruhlar için bir çeşit erdem olarak görür.








Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 318
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺22,40

Bir babanın, kızları için bulunduğu özverilerin derin bir ıstıraba dönüşmesini anlatan Goriot Baba, para, güç ve umarsızlığın doğurduğu "burjuva trajedisi"ne iki farklı açıdan yaklaşır. Bir yandan, Goriot, iyi evlilikler yapmış ama gırtlağına kadar borca batmış kızlarının isteklerini karşılayabilmek için yoksulluğa düşer; öte yandan yoksul ve dürüst genç Rastignac giderek hırslarına yenilir, Goriot’nun kızlarından birinin çekiciliğine kapılarak para ve başarı hummasına tutulur. W. Somerset Maugham’ın "gelmiş geçmiş en büyük romancı" dediği Balzac’ın bu romanı, gerçekçilik akımının başyapıtı sayılır. Yalnızca ilginç baba tipiyle değil, anlatımdaki ustalığı ve öteki kahramanlarıyla da dünya edebiyatının kült romanları arasında yer alan Goriot Baba, Balzac’ın İnsanlık Komedyası adlı anıt yapıtının ilk kitabıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 302
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺19,60

1860’larda Fransa’nın kuzeyinde maden işçileri, çetin koşullar altında yaşam mücadelesi vermektedir. Çalıştıkları ocaklarda her an iç içe oldukları göçük ya da grizu patlaması tehlikesinin yanı sıra, açlık ve sefaletle boğuşup dururlar. Son çare olarak gördükleri grev onlar için kaçınılmazdır artık. Her şeyi göze almaya hazırdırlar, içlerinde filizlenen umut en büyük destekçileridir. Ne yazık ki direnişleri acımasızca bastırılır. Şimdi geride sadece ölüm, kan, gözyaşı ve yok olan hayaller kalmıştır. Germinal dünya edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri. İnsanların çektiği büyük acıyı son derece gerçekçi ve evrensel olduğu kadar etkileyici bir dille de kaleme alan Zola, bu romanıyla adeta bir destan yaratmış. Her satırında okuru duygudan duyguya sürükleyen, kâh yüreğini burkan, kâh öfkelendiren, kâh umutlandıran, soluk soluğa okunacak bir eser.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 609
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺31,50

Üç Öykü, dünya edebiyatının en önemli yazarlarından Gustave Flaubert’in çok özel bir kitabı. Yazarın ölümünden üç yıl önce, 1877’de yayınlanan bu yapıt, "Saf Bir Yürek", "Konuksever Aziz Julien Söylencesi" ve "Herodias" adlı üç öyküden oluşuyor.

İşlenen temaların çeşitliliği ve üslup yetkinliğiyle Flaubert’in yeteneğini tüm yönleriyle ortaya koyan bu kitabın, Madame Bovary yazarının başyapıtı olduğu kabul edilir. Daha ilk yayınladığında nerdeyse tüm eleştirmenlerce bir "edebiyat olayı" olarak karşılanan, okurlardan büyük ilgi gören bu küçük kitap, Tahsin Yücel’in deyişiyle, "yazarın tüm çabalarının, tüm yönelimlerinin, tüm özlemlerinin somutlaştığı bir yapıttır".

Birçoklarınca, Flaubert’in Madame Bovary ve Duygusal Eğitim gibi büyük metinleri kadar önemli sayılan Üç Öykü’yü Samih Rifat’ın ustalıklı çevirisi ve Tahsin Yücel’in önsözüyle sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 140
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺14,70

1921’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülen Anatole France’ın yapıtları arasında Kırmızı Zambak’ın kendine özgü bir yeri vardır. Bu romanda, Anatole France’ın çalkantılı özel yaşamının da payı olduğu, yazarın 1888’de tanıştığı Madame Arman de Caillavet ile ilişkisinden esinlendiği söylenebilir. Kırmızı Zambak, seçkinler ve sanatçılar çevresinde geçer, siyasal yaşamdan ilginç yüzler ve davranışlar, şaşırtıcı şairler ve sanatçılarla karşılaşırız. Ama özünde, dönemin Floransa’sında geçen bir aşk öyküsü anlatılır. Çevirmeni Tahsin Yücel’in deyişiyle, karşılıklı bir aşk tutkusunun, birbiriyle daha yeni karşılaşmış iki insanda bilinçsizce doğup gelişerek bütün benliği, neredeyse bütün nesneleri sarması, sonra da hiç denilecek bir nedenle yıkılıp gitmesi, Kırmızı Zambak’ın temel konusudur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 277
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺20,30

Bretagne bölgesindeki Paimpol kasabasında her avlanma mevsimi öncesinde hummalı bir çalışma vardır. Denizcilerin muşamba giysileri, lodos şapkaları dikilir; ağları, oltaları onarılır, yanlarına alacakları erzak hazırlanır... Yıl ikiye ayrılır: balıkçıların kasabada olduğu aylar ve denize gittikleri zamanlar... Onlar yokken ne kadar kaygılı bir bekleyiş egemense döndüklerinde de o kadar mutluluk vardır (ya da dönemeyenlerin kasabanın üzerine çöken matemi)... Romanın fonunda bir balıkçı kasabası olsa da İzlanda Balıkçısı üç aileye odaklanır: Kuşaklar boyu denizci olmuş Gaos’lar, Moan’lar ve zengin bir aile olan Mevel’ler... Gaos’ların yakışıklı ve mağrur oğlu Yann, Mevel ailesinin güzeller güzeli kızı Gaud, yaşlı büyükannesiyle yaşayan Yann’ın yakın arkadaşı Sylvestre. Maud ile Yann arasında uzaktan uzağa süren aşkın tek engeli, aralarındaki sınıf farkıdır. "Paris görmüş" Gaud, aşkı için her şeyden vazgeçmeye hazırdır ama Yann’dan umduğu karşılığı göremez. Yann ise kendisinde katbekat zengin bir kıza olan aşkını bir türlü açığa vuramaz. Denize dair bütün kitaplarda olduğu gibi başkahraman denizdir... Deniz hem hayatın hem de ölümün sebebidir. Her zaman son sözü söyleyendir... Pierre Loti İzlanda Balıkçısı’nda öyle yalın, öyle insanın kendini dalgalarına kapıp koyuverdiği bir dil kullanmıştır ki, aynı acıları, aynı mutlulukları derinden hissedersiniz. Hiç eskimeyen bir dil, isimler değişse dünyanın her yerinde yaşanabilecek bir öykü. Kuşkusuz gerçekliği su götürmez tanımlarla, ifadelerle, bir yumruk gibi boğazınıza tıkanan acılarla...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 197
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺21,00

Ay Işığı, öykü alanında dünya edebiyatına damgasını vurmuş olan Fransız yazar Guy de Maupassant’nın on dört öyküsünden oluşan bir derleme.

Edebiyat yaşamına Flaubert’in çırağı olarak başlayan Maupassant, benzerine az rastlanır gözlem gücü, küçük ayrıntıları değerlendirme ustalığı ve doğrudan söylenenin gerisindeki ince alayla kaleme aldığı eserleriyle öykü türünü adeta yeniden tanımlamıştır. Olaylara, nesnelere hep dışarıdan bakan, okuru çok değişik çevrelerde, çok değişik insanlar arasında dolaştıran yazarın öykülerinin büyük çoğunluğu okuru hep derin bir gerçeklik duygusu içinde gülümsetir ya da ürpertir. Yazar, sıradan insanların yaşamındaki küçük dramlardan ve onların zihinlerini meşgul eden gündelik sorunlardan ironi dolu çarpıcı hikayeler çıkarır.

Özlü, güçlü, keskin, ekonomik anlatımla güçlendirdiği gerçekçiliği ve kurgudaki ustalığıyla öykü türüne yeni bir anlayış getiren yazarın bu derlemesini Türkçe’nin usta kalemlerinden Tahsin Yücel’in çevirisiyle okurlara sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 198
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺14,00

Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilköğretim okullarında okutulmak üzere seçtiği 100 Temel Eser’den biri olan Değirmenimden Mektuplar, dünya klasikleri arasında önemli bir yere sahiptir. Kitap, ünlü Fransız yazar Alphonse Daudet’nin Provence’taki eski bir değirmende yazdığı ve her birinde bir öykünün anlatıldığı mektuplardan oluşur. Değirmenimden Mektuplar’da yer alan bazı bölümler, hâlâ dünya edebiyatının en çok bilinen öyküleri arasında yer alır. Şehrin kalabalığından ve insanlardan kaçan, huzuru sığındığı doğada arayan yazar, gözlemlerini aktardığı öykülerden oluşan eseri için, "Bu kitap, yazdıklarım arasında benim en çok sevdiğimdir" demiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 190
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺15,40

Cyprien Méré serveti olmayan, ama parlak bir kariyere sahip olacağı açıkça görülen bir maden mühendisidir. Bilimsel araştırmalar için bulunduğu Güney Afrika’da, gönlünü, bölgenin en zengin elmas madenlerinden birinin sahibinin kızı olan Alice Watkins’e kaptırır. John Watkins, kızının zengin biriyle evlenmesini istediğinden Cyprien’in aklına, yapay bir elmas yapıp kısa yoldan zengin olmak gelir. Bölgedeki madencilerin düşmanca yaklaşımlarına rağmen Cyprien kendini bu işe adar ve başarılı olur. Güney Yıldızı adını verdiği bu elması Alice’in babasına hediye eder ve aşkına kavuşacağını umar. Ne var ki elmas çalınır, bunun üzerine John Watkins elması ve hırsızı bulana kızını vermeyi vaat eder ve büyük macera o zaman başlar. Transvaal’in iki yakasında zamana karşı verdikleri bu mücadelede kahramanımız vahşi hayvanlardan yerli kabilelere, zorlu doğa şartlarından dostu sandığı düşmanlara kadar birçok tehlikeyle karşılaşacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺25,55

Güney Carolina’dan Liverpool’a dönmek için üç direkli ve seren yelkenli, dokuz tonluk zarif bir gemi olan Chancellor’a binen yolcular başlarına neler geleceğinden habersizdi. Gemide çıkan yangın ardı arkası kesilmeyecek trajedilerin sadece başlangıcıydı. Yolculardan biri olan J.R. Kazallon bu donanımlı ve güvenilir geminin azgın denizdeki dört aylık macerasını günü gününe not almasaydı belki de neler yaşandığı asla bilinemeyecekti…

Méduse isimli bir Fransız gemisinin 1816’da geçirdiği kazadan ilham alan Jules Verne, bu romanını bir günlük şeklinde yazıyor. Hayatta kalmak için verilen mücadeleleri ahlak her zaman vahşiliğe üstün gelemese de  uygarlığın her zaman barbarlığa üstün gelmesini bir kazazedenin gözünden okura sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺21,17

Tarihin en güçlü hükümdarlarından Cengiz Han’ın romanı

Cengiz Han yani Temuçin… Tüm dünyanın tanıdığı ve önünde korkuyla diz çöktüğü Moğol imparatoru…

Çin ve İran gibi imparatorlukları hâkimiyeti altına aldı, kendi ordusundan on kat daha kalabalık orduları bozguna uğrattı ve alınmaz kaleleri alarak, görkemli uygarlıklara son verdi.

İçgüdüleri bir kurdunkinden farksız olan Cengiz Han’ı ve onun renkli hayatını, her türlü güçlük karşısında dimdik yanında duran sadık dostu Borçu anlatıyor.

Moğol Kurdu, okuru Cengiz Han’ın kişiliği ve dehası konusunda aydınlatan destansı bir anlatı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺52,00

18. yüzyılın ikinci yarısında, birbiriyle ilgisizmiş gibi duran olguları birleştirerek “doğa tarihi” fikrini ete kemiğe büründüren, kayıp tür kavramıyla paleontoloji biliminin yolunu açan Kont unvanlı doğabilimci Buffon’dan bir köpek şeceresi. Buffon, Aydınlanma’nın mevzii Ansiklopedi’nin yanı sıra akan bir derya.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 44
En / Boy : 10,5 / 15,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺15,00

“Neden birini, bilinmeyen bir adamı hatta bazen aynı fikirde olmadığımız bir yabancıyı neredeyse aşk denecek kadar çok severiz? Neden onsuz yaşayamayacağımızı düşündürecek kadar deliler gibi  çok severiz? Sizinkiler gibi bakan gözlerinin içine baktığınızda arzularınızın sonsuz dehlizlerini görürsünüz. Alev alev yanan yüzünü uzun zaman boyunca avuçlarınızın içinde tutmak istersiniz. Ve sadık bir köpeğin patileri gibi, masanın üstünde duran ellere; bazen yanağınızı, bazen de ateşli alnınızı yaslama ihtiyacı gelir, çünkü bu aşk, bir ateştir, hayatın fırtınalarına karşı dik duran, Tanrı’nın ‘hiçbir kötülük’ düşünmeden yarattığı yağla harlanan tek alevdir. İnsan hayatında yalnızca bir kez böyle bir arkadaşlık bulur ve bu arkadaşlık ya hayatın başlarında gelir ya da asla gelmez. Her kim bu arkadaşlıkla tanışırsa mutlaklığa dokunmuş sayılır.”

Balkanların Maksim Gorki’si olarak anılan Rumen yazar Panaït Istrati, bu başyapıtında arkadaşlık temasını ele alıyor. Dostluğun, sevginin ve tutkunun yaşamını nasıl değiştirdiğini, yalnızlığı nasıl hafiflettiğini ve yaşamı nasıl yaşanabilir kıldığını büyülü üslubuyla anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 11.5 / 17.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺18,20

“Her şeyi kabul ediyorum, hayatım boyunca üstlendiğim bütün rolleri. La Belle Poule’un kapkara güvertesinde çaylak miço, Sivastopol kuşatması sırasında sahneye konan oyunda aktör, Cezayir’de kepaze olmuş bir asker, bir komedyen ve hatta neden olmasın bir soytarı, imparatorluğun mezar kazıcısı, Komün’ün albayı, barikatlarda ölüme terkedilen kişi, hiç desteği olmayan bir sakat, idam mahkumu, Kaledonya sürgünü, kostümsüz tiyatronun yaratıcısı, ucuz lokanta işletmecisi, yayınlarına son verilen bir yığın gazetenin kurucusu, hatip, aslan terbiyecisi, milletvekili adayı, başarısızlığa mahkum bir komisyoncu, sadık bir eş ve candan bir baba, hepsi.” 

Didier Daeninckx, Maxime Lisbonne’u (1839-1905) böyle konuşturur. Yazarın çok renkli, Komün barikatlarının kahramanı, tiyatro insanı, devrimci ülkülerle yoğrulmuş, kürek mahkûmu, sömürgeci vahşetin karşısında boyun eğmez bir duruş sergiliyen bu kişilikten büyülendiği anlaşılıyor. Maxime Lisbonne’un yaşamı kahramanca bir öfke ve görkemli başarısızlıklar dizisine sahne oldu. Okurun yüreğine değen, tam bir macera romanı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺29,25

Hal ve Gidiş Sıfır

Jean Vigo’nun kalemi ve objektifinden bir sistem eleştirisi!

“Jean Vigo, düzyazıyı filme çekip hiç çaba harcamadan şiire ulaşıyor.”

- François Truffaut


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 116
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺18,00

Honoré de Balzac (1799-1850): 19. yy Fransız edebiyatının büyük ismi. Edebi kariyerine oyun yazarak başladı. Ancak aldığı eleştiriler neticesinde romana yöneldi. Yirmi yılda 85 romanı tamamladı, öldüğünde arkasında 50 roman taslağı bıraktı. 1830 yılında kurmaca eserlerini Dante’nin İlahi Komedya’sına atıfla İnsanlık Komedyası başlığı altında topladı. Bir kısmı zamanla edebiyatın arketiplerine dönüşen 2000’i aşkın karakter yarattı, tüm bu karakterleri önyargıdan uzak analitik bir yaklaşımla, toplumsal sınıfından yalıtmaksızın ele aldı. Romana kattığı toplumsal ve gerçekçi çerçeve ona gerçekçi romanın kurucusu unvanını kazandırdı. İnsanlık Komedyası’nın Töre İncelemesi ayağında Taşra Yaşamından Sahneler başlığı altında yer alan Eugénie Grandet ilk kez 1834 yılında yayımlandı. Roman, zengin fakat cimri babasının gölgesinde aşkı, yası, acıyı tadan Eugénie’nin dokunaklı hikâyesini anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺60,00

Honore de Balzac (1799-1850): 19. yy Fransız edebiyatının büyük ismi. Edebi kariyerine oyun yazarak başladı. Ancak aldığı eleştiriler neticesinde romana yöneldi. Yirmi yılda 85 romanı tamamladı, öldüğünde arkasında 50 roman taslağı bıraktı. 1830 yılında kurmaca eserlerini Dante’nin İlahi Komedya’sına atıfla İnsanlık Komedyası başlığı altında topladı. Bir kısmı zamanla edebiyatın arketiplerine dönüşen 2000’i aşkın karakter yarattı, tüm bu karakterleri önyargıdan uzak analitik bir yaklaşımla, toplumsal sınıfından yalıtmaksızın ele aldı. Romana kattığı toplumsal ve gerçekçi çerçeve ona gerçekçi romanın kurucusu unvanını kazandırdı. İnsanlık Komedyası’nın Töre İncelemesi ayağında Taşra Yaşamından Sahneler başlığı altında yer alan Eugenie Grandet ilk kez 1834 yılında yayımlandı. Roman, zengin fakat cimri babasının gölgesinde aşkı, yası, acıyı tadan Eugénie’nin dokunaklı hikâyesini anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺14,00

“Yavaş yavaş aydınlanan belirsiz bir yeraltıdır uyku, burada gölgeden ve gecenin içinden, arafı mesken tutmuş, ciddiyetle hareketsiz duran soluk siluetler çıkagelir.”

Nerval rüyaları bildiğimiz dünyayla gerçeküstü dünya arasındaki iletişimi sağlayan bir vasıta olarak görür. Yazıları onun mantık ve tutarlılıkla kuvvetli bağını sarsan hayaller ve fantezilerle doludur. Bunun en önemli örneklerinden biri olan ve en önemli eseri kabul edilen Aurélia’da düşle gerçeklik, delilikle yaratıcılık arasındaki belirsiz, gizemli çizgiyi, kendi ruhsal deneyim ve arayışlarından yola çıkarak inceliyor.

Fransız romantizminin önemli yazar ve şairlerinden, sembolizm ve gerçeküstücülük akımını olduğu kadar T. S. Eliot, Ahmet Hamdi Tanpınar, Charles Baudelaire ve Marcel Proust gibi pek çok yazarı etkilemiş Nerval eşsiz ve zarif edebi üslubuyla saflık, kaybedilmiş gençlik, kendini gerçekleştirme ve güzellik ideallerini yansıtan imgeleri Aurélia’da buluşturuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 110
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺26,10

19. yüzyılın, yolu bu topraklardan geçmiş, gözü sözü bu coğrafyaya değmiş değinmiş iki güzide Fransız yazarı, aynı zamanda iki sıkı dost. Paris’in bugün artık var olmayan Vieille-Lanterne Sokağı’nda kendini bir mahzenin penceresine asarak intihar eden Gérard de Nerval’in ölümünden yıllar sonra yazılmış bir portre. Nerval’in gölgede kalan yönlerini ifşa eden bu metin, Baudelaire’in Kötülük Çiçekleri’ni adadığı Gautier’nin ne denli usta bir kalem olduğunu gösteriyor aynı zamanda.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 68
En / Boy : 10,5 / 15,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺15,00

Clifford Endres, yazdıkları ve çevirdikleri bir yana, İstanbul’daki avangard muhit içinde oynadığı “arabuluculuk” vasfıyla modern Türkiye’nin kültür hayatında iz bırakan görünmez bir kahramanı tanıtıyor bize.

“Edouard sanat dünyasında o kadar çok kişiyi birbiriyle tanıştırdı ki, onsuz bir Türk kültür hayatı çok daha yoksul olurdu.”

- Şakir Eczacıbaşı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 92
En / Boy : 10,5 / 15,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺16,50

Alexandre Dumas (pere) (1802-1870): On dokuzuncu yüzyılda Avrupa’yı saran siyasal ve sosyal çalkantıları yaşamasına rağmen daha çok on altıncı ve on yedinci yüzyılın tarihi olaylarını konu alan üç yüzden fazla roman yazdı. Yaşadığı dönemin sevilen ve en çok okunan romantik yazarlarından biridir. Monte Cristo Kontu ilk kez 1844 yılında Journal des Debats’da tefrika edilmiş, Batılı kültür dünyasına tüketilmesi imkânsız bir arketip armağan etmiştir. Sinemaya, tiyatroya, televizyona ve hatta bilgisayar oyunlarına uyarlanmış, hakkında besteler yapılmış bu eser, Fransa’nın, Kral ve taraftarlarının Napoleon’un dönmesinden endişelendiği Restorasyon Dönemi’nde geçer. İftiraya uğrayan Denizci Edmond Dantes, bu şüphe girdabında sevgilisi Mercedes’i, babasını, özgürlüğünü bir anda kaybeder. Acı, korkunç tecrübelerle dolu bu dönemden kaderin cilvesi ve azimle çıkmayı başarır. Artık güçlü, bilgili ve zengin biridir ve aklında tek bir şey vardır: Tanrı’nın adaletinin gereğini yapmak. Doğu’dan gelmiş gizemli bir kont kılığında bir intikam meleği gibi Paris sosyetesinin üzerinde dolaşır ama intikamı yalnızca düşmanlarının değil masumların hayatını da değiştirecektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 1552
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺63,00

Salonun dibindeki yargıçlar, yakında işi bitireceklerinden olmalı, keyifli keyifli, kurulmuş oturuyorlardı. Camdan yansıyan bir ışınla aydınlanan başyargıcın yüzünde bir rahatlık ve iyilik havası vardı; genç bir savcı yardımcısı dik yakalığı ile oynayarak, lütfedilip arka sıraya oturtulmuş bulunan gül rengi şapkalı bir hanımla sohbet eder gibiydi.

Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo'nun (1802-1885) idam cezasının hem trajik ve hem de saçma yanını göstermeyi amaçladığı bir gençlik yapıtıdır. Yapıt bu yönüyle önem taşımakla birlikte birinci tekil şahıs ben ile yazılmış ilk roman olma özelliğiyle yol açıcı bir öncüdür. Roman kahramanının da söylediği, bir tür zihinsel otopsi olan bu romanda, modern edebiyatın ilk iç monoloğudur.

"Bu yapıt Charles Dickens’i ömür boyu etkilemiştir. Dostoyevski kurşuna dizilmek üzere idam mangasının silahlarıyla burun burunayken bu yapıtı anımsamıştır.

Bir İdam Mahkumunun Son Günü bir insanın için için kendi kendiyle konuşması, türünün başyapıtı; Victor Hugo’nun bugün bile en çağdaş eseridir." (Graham Robb)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺17,60

"Tanrı bunu neden yapmıştı? Geceler uykuya, bilinçsizliğe, dinlenişe, her şeyi unutuşa ayrıldığına göre, onu gündüzlerden daha güzel, şafaklardan, akşamlardan daha hoş yapmak nedendi? Sonra niçin bu ağır, bu baştan çıkarıcı, bu güneşten daha şiirli, bu öylesine kapalı olduğu için gün ışığıyla aydınlatılamayacak kadar minik ve gizemli şeyleri aydınlatmaya adanmış gibi görünen yıldız gelip de karanlıkları nasıl böyle saydamlaştırıyordu?
İnsanlar yataklarında olduklarına ve hiçbir şey göremediklerine göre bu büyüleyici güzelliğin bolluğu nedendi? Bu olağanüstü gösteri, gökyüzünden yeryüzüne serpilmiş şiirsel bolluk kimin içindi?"

Guy de Maupassant (1850-1893) hikayeleri bir bütün olarak ele alındığında, döneminin Fransız toplumunun zengin bir panoraması çıkar ortaya. Her türlü ortam ve bu ortama uygun karakterlere yer verdiği hikâyeleri kişisel yaşamından da birçok iz taşır. Maupassant günümüzde de, herkesin tat alabileceği, hem belirli bir düzeyi tutturan, hem de belirli ölçüde popüler olabilen yeni edebiyatın yaratıcısı olarak kabul edilir.

Tanınmış hikayelerinden Ay Işığı'nın adını taşıyan bu derlememizde Guy de Maupassant'nın aralarında Horla ve Bayan Harriet'in de bulunduğu on bir hikayesi yer alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺20,00

"Sevgililer ilk andan itibaren gereksinim duydukları bağı kaçınılmaz, doğal bir biçimde buldular. İlk buluşmalarında utanmadan, kızarıp bozarmadan, yakınlıkları birkaç yıldan beri sürüyormuş gibi senli benli konuşmaya başladılar, öpüştüler. Yeni durumlarını mükemmel bir sükûnet ve arsızlıkla rahatça yaşadılar.”

Zola, yayımlandığı dönemde büyük tartışmalara yol açan romanı Thérèse Raquin ’de, üç ana karakterin, birbirinden farklı üç kişilik yapısının çatışmasını inceler. Aşk ve ölümün tüm yanlarıyla işlendiği bu roman okurlarını hem şoke etmiş hem de büyülemiştir. Bayan Raquin, oğlu ve geliniyle taşradan Paris’e taşınır. Bayan Raquin’le Therese küçük bir tuhafiye dükkanını işletirken Camille de demiryolları işletmesinde çalışmaya başlar. Günler Bayan Raquin ve oğlu için huzurlu, Therese içinse sıkıcı bir biçimde geçip gider. Gençliğinin parmaklarının arasından kayıp gittiğini gören Therese’in tekdüze hayatı, Laurent’ın gelişiyle altüst olacaktır..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺17,60

Her şeye cesareti olan ben, yanınıza gelmeye cüret edemedim. Cesaretim yoktu. Hayır, gülmeyin buna. Korku, arzuya ve aşktan daha fazlasına aittir. Korktum madam. Olduğum kişiyi açık edip sizi kaybetmekten korktum.

Mireille Calmel, Sade’ın yaşadığı döneme, o dönemin kişilerine ve özellikle söylemine sadık kalarak, yani “büyük oranda gerçeklere sadık kalarak” kaleme aldığı bu güzel anlatıyla masumiyetin kaybedilişine, kutsal evlilik ahlakının sorgulanmasına girişiyor. Sade’ın Karısı, başından geçen ve onun kocasına, ailesine, krallık çevrelerine bakışını tümden değiştiren müthiş bir aşk oyununu anlatıyor bize. Son derece ahlaksız ve çekici bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺24,00

Adèle Paris’te yaşayan genç ve güzel bir kadındır. Cerrah kocası ve küçük oğluyla, görünürde kusursuz bir orta sınıf hayatı sürmektedir. Görünenin ötesinde ise Adèle, yeniyetmeliğinde Milan Kundera’nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifiliği’ni okuduktan sonra engel olamadığı bir bağımlılığın pençesine düşmüş ve kimliğini, sürdürdüğü iki farklı hayat etrafında kurmaya başlamıştır: birinin öznesi sessiz, neredeyse silik eş/anne Adèle iken diğerininki cinsel itkilerini sonuna kadar takip eden, gözü kara Adèle’dir.

Fransa’nın en önemli edebiyat ödülü Goncourt’u alan Leïla Slimani, hem içerik hem de üslup açısından hiddetli bu romanında cinselliği, evli bir kadın olmayı, Fransız orta sınıf hayatını, anne olmayı sorguluyor; okurunu Paris’in puslu ayazına, Adèle’in peşinde, dokunaklı bir serüvene götürüyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺26,40

Sâmih Tiryakioğlu çevirisi,
Olin H. Moore’un önsözü,
Michael Worton’ın sonsözü,
Yazar ve dönem kronolojisi,
Kitaba dair görsellerle.

Alphonse Daudet’nin, 1884’te yayımlanan ve gençliğinde Marie Rieu’yle yaşadığı ilişkiden izler taşıyan romanı Sapho, çarpıcı bir aşk hikâyesi anlatıyor.

Konsolosluk sınavlarına hazırlanmak üzere taşradan Paris’e gelen Jean Gaussin, ilgi duyduğu bohem hayata girebilmek için bir baloya gider. Baloda kendisinden hayli büyük olan Fanny Legrand’la tanışır ve aslında çok da beğenmediği bu kadının isteklerini geri çeviremez. İstediği zaman ayrılacağını düşünerek başladığı ilişki, Fanny’nin, hayran olduğu sanatçıların çoğunun eski sevgilisi, hatta eserlerinin ilham kaynağı olan Sapho’dan başkası olmadığını öğrenip defalarca ayrılma kararı vermesine rağmen yıllarca sürer. Ta ki genç bir kız olan Irène’e âşık olup, Sapho’yu terk edecek gücü kendinde bulana kadar... Daudet’nin kendine has üslûbu ve sürükleyici diliyle kaleme aldığı Sapho, kadın-erkek ilişkilerine dair realist bir bakış sunuyor.

“Alphonse Daudet’nin romanları bildiğim en özgün ve en etkileyici dille ifade edilip kâğıda dökülmüş oldukları için canlıdırlar.”

- Emile Zola

 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 275
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺34,50

“O halde şunu asla söyleyemeyiz: Görecek hiçbir şey yok, görecek hiçbir şey kalmadı. Gördüklerimizden şüphe edebilmek için, hala görmeyi, her şeye rağmen görmeyi bilmemiz gerekir. Yıkıma rağmen, her şeyin silinmesine rağmen. Bir arkeolog gözüyle bakmayı bilmemiz gerekir. Ve işte böyle bir bakış, böyle bir sorgulama sayesinde, şeyler saklı mekânlarından ve mazilerinden bize bakmaya başlar.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 70
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺15,60

Küçük Prens ile milyonlarca okurun kalbinde yer bulan Fransız yazar Antoine de Saint-Exupéry, sürükleyici bir dille yazdığı bu kısa romanında kahraman pilotlara ve idealist yöneticilere yer veriyor. Kendisi de pilot olan ünlü yazar, gece uçuşu yapan bir pilotun doğayla mücadelesini, ölüme karşı duruşunu ve amacına ulaşmak için göze aldığı tehlikeleri destansı bir biçimde anlatıyor.

Sivil havacılığın ilk dönemini anlatan bu kitap, başarılı karakter tahlilleri ve gerilimi içinde barındıran sürükleyici diliyle okuyucuyu içine çekiyor. Bu romanı okurken zaman zaman işine tutkuyla bağlı Şef Riviére'ya kızacak zaman zaman da pilot Fabian'ın çaresizliğine ortak olacaksınız.

İnsanın iradesine, cesaretine ve sorumluluğuna vurgu yapan Gece Uçuşu, şiirsel anlatımı ve usta işi kurgusuyla tam anlamıyla bir şaheser.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺29,75

Marquis de Sade, “kahramanca ve trajik” olarak adlandırdığı on bir öyküden oluşan Aşkın Suçları adlı eserini 1799’da yayımlar. Ve hemen ardından kendisine parmak sallayan ahlakçılara cevaben bu metni yazar. Romanın kendince bir şeceresini çıkarırken genç yazarlara yararlı öğütler verir. Aydınlanma’nın bir adı Kant ise diğer adı da şüphesiz Sade’dır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 10,5 / 15,9
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺15,00

Saint-Exupéry bu metni, Yahudi köklerinden dolayı o sırada Jura bölgesine sığınan dostu Léon Werth’in bir romanına önsöz olarak yazmıştır. Roman yayımlanmayınca metni epey değiştirir. Dostu isimsizleşir, işgalcinin “rehine”si durumundaki Fransız halkını simgeler hale gelir. Eser, Portekiz seyahati, Sahra anıları ve ABD deneyimi gibi yazarın hayatındaki yakın tarihli olayları ele alan altı kısa bölümden oluşmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 10,5 / 15,9
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺15,00

Emile François Zola (2 Nisan 1840- 29 Eylül 1902), Fransa´da natüralizm akımının öncüsü olan bir yazardır. Zola´nın edebiyat dışındaki şöhreti ise. Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus´u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben "İtham Ediyorum" makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransa´yı terkedip bir süre Londra´da yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davası´nın yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurda döndü. Emile Zola, 1902 sonbaharında kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü.

"Nana","Germinal" ve "Meyhane" en tanınmış romanlarıdır. Tüm romanlarında, doğal ve gerçekçi bir tarzla, hayatın zorluklarından bahsedilir. Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı, büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 683
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺78,30

1622’de Paris’te doğdu. Varlıklı bir ailede doğan Moliére, sarayla kuvvetli bağları olan tüccar bir babanın çocuğuydu. İyi bir eğitim gördü. Gösteriler yapmak üzere 1648 yılında on üç yıl süren taşra gezilerine çıkan Moliere Fransız halkı ile de yakın bağlar kurdu ve komedi yazarlığına başladı. Zoraki Hekim, Şaşkın, Aşk Kırgınlığı, Adamcıl, Hekim Uçtu, Soytarının Kıskançlığı gibi eserleri yazıp oynadı.

Komedilerinde aydın kesim ile halk, saray ile şehir arasındaki ayrılıkları gidermek asıl amacıydı. Eserlerinde değindiği toplumsal yergiler saray çevresini ve soyluları rahatsız ettiği için yasalara, geleneklere karşı gelmekle suçlandı.

Moliere’in ünlü yapıtlarından, beş perdeden oluşan Cimri; bahçesinde sakladığı altınlarını çaldırma korkusu yaşayan cimri bir adamın para tutkusunu anlatan bir komedidir. Dönemin Parisli burjuva kesiminin para hırsını eleştiren, insanoğlunun içyüzünü, kusurlarını, ayıplarını gözler önüne seren Cimri, Batı edebiyatının en önemli eserlerinden biridir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺14,40

Tanrı öldürmeyi değil, sevmeyi ve hayatı sürdürmeyi ister.

Belçika’nın sessiz sedasız kenti Charleroi’da bombalar art arda patlıyor. Ölü ve yaralılar var. Eylemler Tanrı adına, din adına gerçekleştiriliyor. Yerel gazetede stajyerlik yapan kimsesiz Augustin, olayların ortasında kalıyor. Bir yandan asıl suçluyu bulmak için kendi soruşturmasını yürütüyor, bir yandan masum bir çocuğun nasıl teröriste dönüştüğüne şahitlik ediyor. Tüm bunları yapabilmesine yardım eden çok özel bir yeteneği var: İnsanların yüzlerinin ötesindekileri,etraflarında dolaşıp onları iyiye ve kötüye yönlendiren meleklerini ya da şeytanlarını görüyor. 

Eric-Emmanuel Schmitt; Fransız romancı, oyun yazarı ve sinema yönetmeni. 1960 yılında Lyon’da doğdu. 1980-1985 yılları arasında École Normale Supérieure’de felsefe eğitimi aldı. Doktorasını Diderot ve metafizik konulu teziyle tamamladı. Eserlerinde Tanrı, dinler, şiddet ve kutsal arasındaki bağ, yitirilen kimlik, davranışların gizemi gibi konulara yer veren Schmitt’in kitapları 45 dile çevrildi, tiyatro oyunları 50’den fazla ülkede sahnelendi. Yazarın Doğan Kitap’tan Şişmanlayamayan Sumocu, Bir Aynada Üç Kadın ve Bayan Ming’in Hiç Olmayan On Çocuğu adlı kitapları yayımlandı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺71,20

"Bir gece bir bahçede, bir ağaçlığın içindeydim. Hiç kimse benim orda olduğumdan haberdar değildi. İki kişi benim olduğum yere doğru yöneldi. İzninizle isimlerini şimdilik söylemeyeceğim. Bu iki kişinin konuşmalarını duydum. Bahçesinde bulunduğum adamın evinde birisi ölmüştü. Konuşmalarını dinlediğim iki kişiden biri bu adamdı. Diğeri de bir doktordu. Ev sahibi, doktora üzüntü ve korkusundan söz ediyordu. Çünkü evinde, bir ay içinde arka arkaya iki ölüm olayı olmuştu." Kont: "Doktor ne dedi?" diye sordu. "Bu ölümlerin normal olmadığını ve bir..." "Evet..." "Zehirlenmenin söz konusu olabileceğini söyledi."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 584
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺31,50

Adam bunun bir maden ocağı olduğunu söylemişti. Yine de bir eziklik olmuştu içinde Ne işe yarardı ki? Burada bir iş bulmayacaktı. sonuçta. Binalara doğru gideceğine. Ocağın yanındaki cüruf yığınına doğru yürüdü. Burada üç demir potanın içinde çalışma sahasını aydınlatıp ısıtsın diye maden kömürü yakılmıştı. Toprağı kazan işçiler geç vakde kadar çalışmış olmalıydılar. hala moloz çıkarılıyordu. Şimdi, adam ateşin aydınlığında, kömür yüklü küçük vagonları boşaltan işçilerin gölgelerini görüyordu. İçinde ateş yanan bu kaplardan birine yaklaşarak: "Günaydın." dedi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 536
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2014
₺28,70

"Denemeler'i yazarken sağduyumu her fırsatta kullanmaya çalışıyorum. Eğer bilmediğim bir konuysa, önce sağduyumu yokluyorum. Irmağa çok uzaktan bakarım, eğer boyuma göre derin olduğunu düşünürsem kıyıda kalırım. Irmağı geçemeyeceğimi anlayabilmem sağduyumun özelliklerinden biridir." Edebiyat dünyasında bu türün ilk örneğini veren Montaigne, Denemeler'iyle insalık tarihinin panoramasını gözler önüne sermektedir. Evrensel öze dair düşüncelerini büyük bir içtenlikle dile getiren Montaigne'in okuyucusuyla adete koyu bir sohbete daldığını fark edeceksiniz. Bu sohbet, birbirinden farklı düşünceler arasında akıp giderken Denemeler'in yazılmış olmasının bugün ne denli kıymetli olduğunu anlayacaksınız. Bugün üzerine konuştuğumuz pek çok şeyin özü, düşünme ve konuşma biçimimizin ilk hali Denemeler'de yer alıyor çünkü.

"Biz zamanlar Montaigne gibi bir insanın yaşamış olması, bugün şu yeryüzünde yaşamanın hazzını gerçekten artırıyor."

- Friedrich Nietzche


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺6,50

Gerçek bir aşkın dokunaklı ve yürek burkucu hikayesi... Hukukçu Mösyö Armand Duval'in yolu bir gün kamelyalarıyla ünlenmiş Matmazel Marguerite Gautier ile kesişir. Armand'ın kendi halinde bir hukukçu, Marguerite'in ise çiçeklerine bir ailenin aylık geçim kaynağını sarf edecek derecede müsrif bir kadın oluşu, bu iki gencin birbirlerine ilgi duymalarını engellemez. Başından geçen onca şeye rağmen masumiyetini kaybetmeyen Marguerite, Armand Duval sayesinde hayatında ilk defa şefkati tanıyacak, karşılık beklemeden sevmenin ve sevilmenin güzelliğini tadacaktır.

Kamelyalı Kadın'ın dokunaklı öyküsü o kadar çok sevilmiş ve ilgi görmüştür ki, birçok kez filme aktarılmış, tiyatro, bale ve opera olarak sahnelenmiştir.

Gözden geçirilmiş çevirisiyle...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺9,75

Émile Zola (1840-1902): Natüralizm akımının en önemli temsilcilerinden biri olan Zola, romancının olayları bir izleyici gibi kaydetmekle yetinmemesi, kişileri ve tutkularını bir dizi deneye tabi tutarken, duygusal ve toplumsal olayları da bir kimyacı gibi ele alması gerektiğini savundu. Zola içinde yaşadığı eski dünyanın yıkıntılarını inceledi, gelecekteki bir dünyanın olgularını saptamaya çalıştı. Bu niyetle yirmi iki yılda yazdığı yirmi romandan oluşan Rougon-Macquartlar dizisi başta olmak üzere çok sayıda büyük eser verdi. İkinci İmparatorluk Dönemi’ni anlatan bu dizinin on yedinci kitabı Hayvanlaşan İnsan 1890’da yayımlandı. Roman 19. yüzyılda Paris ve Le Havre arasındaki demiryolu hattında geçen bir suç ve aşk hikâyesidir; insanın öldürme içgüdüsünü ve nasıl bir kötülük makinesine dönüşebileceğini anlatır. Zola’nın, eşsiz gözlem gücüyle endüstrileşmenin beraberinde getirdiği kasvetli, yıkıcı ve ilkel arzuları deşifre ettiği bu roman defalarca sinemaya da uyarlanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 420
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺70,00

Émile Zola (1840-1902): Natüralizm akımının en önemli temsilcilerinden biri olan Zola, romancının olayları bir izleyici gibi kaydetmekle yetinmemesi, kişileri ve tutkularını bir dizi deneye tabi tutarken, duygusal ve toplumsal olayları da bir kimyacı gibi ele alması gerektiğini savundu. Zola içinde yaşadığı eski dünyanın yıkıntılarını inceledi, gelecekteki bir dünyanın olgularını saptamaya çalıştı. Bu niyetle yirmi iki yılda yazdığı yirmi romandan oluşan Rougon-Macquartlar dizisi başta olmak üzere çok sayıda büyük eser verdi. İkinci İmparatorluk Dönemi’ni anlatan bu dizinin on yedinci kitabı Hayvanlaşan İnsan 1890’da yayımlandı. Roman 19. yüzyılda Paris ve Le Havre arasındaki demiryolu hattında geçen bir suç ve aşk hikâyesidir; insanın öldürme içgüdüsünü ve nasıl bir kötülük makinesine dönüşebileceğini anlatır. Zola’nın, eşsiz gözlem gücüyle endüstrileşmenin beraberinde getirdiği kasvetli, yıkıcı ve ilkel arzuları deşifre ettiği bu roman defalarca sinemaya da uyarlanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 420
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺32,00
Maupassant, öykü türünde olaya dayalı "Maupassant tarzı" öykü denilen bir çığır açmıştır. Natüralizmden etkilenmiş, daha çok, öykü türünde başarılı yapıtlar ortaya koymuştur. Yapıtlarında biçim, gözlem, içerik ve derinlik büyük bir uyum ve doğallıkla yer alır. Üç taneydiler ve üçü de öldüler! Niçin? Neden? Ben ne yapmıştım? İçimde başkaldırı doğdu. Ama korkunç bir başkaldırı. Ve sonra birdenbire gözlerimi, tıpkı bir uykudan uyanır gibi açtım. Ve anladım ki Tanrı, bir suçludur. Çocuklarımı neden öldürmüştü? Gözlerimi açtım ve onun öldürmeyi sevdiğini gördüm. O, bundan başka bir şey sevmez bayım. O, yalnızca yok etmek için yaşatır! Tanrı dediğin, bir kıyımcıdır bayım. Ona her gün ölü gerekir. Hem eğlencesini artırsın diye ölümü her kılığa sokmuştur. Aheste aheste, aylar ve yıllarca eğlenmek için küçük hastalıklarla kazaları yaratmıştır. Canı sıkıldığı zamanlar için salgınları, vebası, kolerası, boğaz yangıları, çiçeği ve benzerleri vardır. Bu canavarın bütün düşündüklerini hiç sayabilir miyim? Fakat bütün bu hastalıklar ona yine az geliyor. Çünkü vakit vakit kendisini savaşlarla oyalamaktadır. Hep iki yüz bin askeri yerde, kan ve çamurda çiğnenmiş, deşilmiş, kolları ve bacakları kopmuş, bir yola yumurta gibi düşen güllelerle kafaları kırılmış görmek için. Birbirlerini yiyen insanlar da yarattı. Ve sonra insanlar kendisine üstün olmaya başlayınca avlasınlar, boğazlasınlar ve yesinler diye hayvanları var etti. Bu da yetmedi. Bir tek gün yaşayan minicik yaratıklar, bir saat içinde binlercesi ölen sinekler, ezilen karıncalar ve daha düşünemeyeceğimiz neler, neler, ne akla gelmez şeyler ortaya çıkardı. Bütün bunlar birbirlerini vuruyor, birbirlerini avlıyor, birbirlerini kemiriyor ve boyuna ölüyordu. Tanrı da bakıyor ve eğleniyordu. Çünkü o her şeyi, en büyükleri olduğu gibi en küçükleri de, su damlalarındakiler kadar yıldızlardakileri de görür. İşte o, bunları seyrediyor ve keyifleniyordu.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 10,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺16,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 313
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺6,42

Audrey Grenwood, sınıfa gireli daha on dakika bile olmamıştı saatine baktı. Döndü on geçiyordu. Her şeyden bıkmıştı artık. Bu okuldan, öğrencilerden, lekeli sıralardan, kısacası hayatından... İki yıldır Tramon Yatılı Okulu'nda İngilizce öğretmenliği yapıyordu. Her sabah saat tam sekizde tramvayla okula gidiyordu. İngilizce öğrenmeye pek de meraklı olmayan bu küçüklere saatlerce ders anlatmaya çalışırdı. İşkence bu kadarla kalsa iyiydi. Maaşı çok azdı. Bu yüzden akşamları okul çalışmalarına kalıp çocuklara bakarak birkaç kuruş daha kazanıyordu. Ancak saat altıda okuldan çıkabiliyordu. Oturduğu evi de hiç sevmezdi. Okul çıkışlarında yolu uzatarak bol bol yürürdü.

Mutfağı öyle küçüktü ki bir kişi sağından soluna ancak dönebilirdi. Mutfakta yumurta, soğuk et ve meyveden başka bir şey yoktu. Yine de yemek saatlerini sabırsızlıkla beklerdi. Hiç değilse yalnız kalabileceği, kendini rahat hissettirdiği bir andı. Öğle yemeklerindeki gibi öğrencilerin gürültüsü, yemekhanenin o ağır kokulu havası yoktu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 331
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺6,42

Sigara fabrikasında çalışan güzel işveli çingene kızı carmen ve ona delice tutulan jandarma onbaşı Don Jose'nin ateşli hikayesi...

"Bu gibi durumlarda nasıl davranmak gerektiğini daha önce tecrübe ettiğimden, Carmen'i bulabileceğimi düşündüğüm her yerde arıyorum. Günde yirmi kez de Candilejo Sokağı'ndan geçiyordum. Ara sıra anason likörü ısmarlayarak, Dorothea'yı kandırıp kendi tarafıma çektiğimi düşünüyordum.

Bir akşam onun evindeyken Carmen, bizim alayda teğmen olan bir delikanlıyı peşinde sürükleyerek, çıkageldi."

Carmen uğruna nişanlısı, ailesi, serveti ve kariyerinden vazgeçen Don Jose'nin büyük tutkusu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 311
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺6,42

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺20,00

Ahmet Mithat ilklerin insanıdır. Sadece yazmamış hep yeniliklerin peşinde koşmuş hep denemiş bir muharrir. İki yüzden fazla eserinin önemli bir kısmı roman ve hikayeden oluşuyor. Gençlik hevesi ve aşk ateşi zorlamalarıyla yazdığı çok az şiiri bir tarafa bırakılırsa o hep nesir türünün peşinde olmuş. Hissettirmekten, sezdirmekten çok düz yazıyla anlatmayı, kelimelerle içinden geldiği gibi konuşmayı seçmiş. Onun hayatında böylesine öne çıkan roman türünün kaynağı sokakla birlikte biraz da Fransız romanına bağlı. Bu yüzden çeviri önemli ve kıymetlidir.

Nasıl Rus edebiyatı Gogol’un paltosundan, modern Türk şiiri Yahya Kemal’in fötr şapkasının altından çıktıysa günümüz romanı da biraz onun cübbesinin çıkmıştır denebilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺48,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺11,25

Bir adama, tanımadığınız birine, bir yabancıya, bazen kendisiyle anlaşmaya bile varamadığımız birine ne diye gönlümüzü kaptırırız? Onsuz yaşayamayacağımızı hissedecek derecede onu deli gibi sevmeye başlamamızın sebebi nedir? Sizinkilere benzeyen gözlerinin içine bakarsınız ve orada arzularınızın sonsuzluğunu görürsünüz. Onun pırıl pırıl yüzünü, uzun zaman avuçlarınızın içinde tutmak istersiniz. Ve sadık bir köpeğin ayakları gibi, masanın üstünde duran elleri üstüne kâh yanağınızı, kâh ateşli alnınızı yaslamak gelir içinizden, çünkü bu sevgi bir alevdir, hayatın fırtınalarına dayanan, Tanrı’nın şeytanı aklına getirmeden yarattığı bir yağla beslenen tek alevdir.




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺6,75
1 2 3 ... 15 >
Çerez Kullanımı