Simyasal sembolizmin gizli anlamı nedir ? Kraliyet, santın bu sırrını bu kadar uzun süredir neden sakladı ? Kadim büyücüler gerçekten Felsefe Taşı ile ariyik kurşunualtına dönüştürebiliyor muydu ?

Simya belki de modern dünyanın yağmasında hayatta kalmayı başaran son gerçek büyü sanatıdır.Bu kitapta laboratuvar simyacısı Guy Ogilvy, okuru bu sıra dışı çalışma alanının kimi kilit kavram ve pratikleriyle tanıştırıyor. Kapsamlı ekler de cabası.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 84
Ağırlık : 84
En / Boy : 12 / 15
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 1
₺33,75

‘‘Bir ordu ya da mezhep gibi kolektif oluşumları bir arada tutan duygusal bağlar nelerdir?’’

İnsanın bir birey olarak aldığı kararlar, hissettiği vicdani yükümlülükler ve eyleme geçme kapasitesini bütün koşullarda muhafaza edebilme becerisi her zaman tartışmalı bir konu olmuştur. Birinci tekil şahıs olmanın ötesine geçerek çoğul grubun bir parçası hâline geldiğimiz durumlarda, özgün varoluşumuzu sürdürme irademiz ve kitlesel bir grubun kapsayıcı nitelikleri arasında yiten kişiliklerimiz arasında daimi bir çatışma söz konusudur. İnsanın bireysel ve toplumsal durumunu yakından ilgilendiren bu çatışma, psikoloji bilimi için de önemli bir araştırma başlığıdır.

Avusturyalı nörolog Sigmund Freud, 1921’de hazırladığı eserinde oldukça önemli bir soru yöneltir ve ilginç yanıtlar sunar. Duygusal bağlardan yola çıkarak birey ve kitle psikolojisini sorgulayan Freud’a göre, incelediği iki kavram hemen hemen aynıdır. Kitleye dâhil olan birey, bilinçli kişiliğini kaybetmeye başlar.

Kitle Psikolojisi ve Ego Analizi, okuru psikanalitik bir keşfe davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺30,00

Yaşadığımız çağ bize emsalsiz miktarda bilgi, bir o kadar da karmaşa getiriyor. Düşüncelerimizi sağlıklı biçimde kurmak, safsatalara düşmekten kaçınmak hiç olmadığı kadar zor. Eleştirel düşünce başlı başına bir disipline dönüşmüş durumda. Yasin Ramazan, tüm bu keşmekeş içinde yolunu kaybetmeden tutarlı düşünceler üretmeye çalışan okura rehberlik etmeyi hedefliyor. Düşünmenin Alfabesi nasıl mantıklı düşüneceğinizi öğretmeyi hedeflese de bir mantık kitabı değil. Teorikten ziyade pratik, anlayarak yola koyulmayı teşvik eden bir metin. Sadece başkalarının düşüncelerini kritik etmeyi değil, kendi öğrenme ve düşünme serüvenimizi de takip etmeyi ve gerekli iyileştirmeleri yaparak zenginleştirmeyi salık veriyor. Tutarlı düşüncelerin yanı sıra sağlam inançlar elde etmemizin de yolu yine eleştirel düşünceden geçiyor.

“Bu kitap, size eleştirel düşünmeyi sevdirmeyi hedeflemiyor. Zaten, kitabı elinize alıp karıştırdığınıza veya internet kitapçısında sepete eklediğinize göre sistematik ve disiplinli düşünme eksikliğini hissediyor veya bildiğiniz halde bu alandaki gelişmeleri merak ediyorsunuz demektir. Buradaki amacımız, günlük hayatta alışkanlıkla yaptığımız ve zaman zaman başarılı olduğumuz düşünme faaliyetini, profesyonel veya akademik hayata nasıl taşıyabileceğimizi görmekten ibaret. Bu kitabı bir rehberden çok bir tecrübe aktarımı gibi düşünürseniz, kendi düşünme serüveninizde size eşlik etmesine izin verebilirsiniz.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺38,70

Günümüzde imge, hem çekici hem de sakınılması gereken, evrenimizi işgal eden bir varlık ya da kavram gibi değerlendirilir. İmgeden Yoruma başlıklı bu kitap; öncelikle imgeyi tanımlayarak imge türlerini sınıflandırıyor, imge ve algılama ilişkisini ele alıyor. İmgenin toplumsal yaşamda giderek artan önemini kavrayabilmek için imge ve insan bağıntısının kısa bir tarihine yer veriyor. Böylece imgeyle ilgilenmenin, insanlıkla ve kültürle ilgilenmek anlamına geldiğini ortaya koyuyor. İmgenin insanlığın doğuşundan bu yana düşünceye, simgeselliğe ve estetik gereksinimlere eşlik ettiğini gösteriyor. İmgenin bu kadar tartışmalı bir kavram olmasının nedeninin gerçeklikle bağıntısından kaynaklandığı düşüncesinden yola çıkarak imge konusundaki sakınımlarını dile getiren dinlerin, düşünürlerin savları ışığında imge ve gerçeklik bağıntısını irdeliyor, imge konusundaki güncel sorgulamalara yer veriyor.

İmgeden Yoruma tükettiğimiz imgeleri daha iyi anlayarak yöntemsel bir biçimde yorumlamanın, ona edilgen olarak maruz kalmamak için gerekliliğini savunuyor. İmgeleri anlamanın, günümüzde yaygın görülen imge korkusuna ya da sakınımına bir çözüm oluşturabileceğini ileri sürüyor. İmgeyi; olası olumsuz etkilerinden korunmanın en iyi yolunun onu çözümlemek olduğu düşüncesiyle ele alıyor. İmge çözümlemesinde kullanılabilecek yaklaşımlar arasından çok anlamlı ve açıklayıcı bir yöntem olan göstergebilimsel yöntemi ele alarak imgenin bir söylem gibi okunmasının anahtarlarını sunuyor. Göstergelerin değerlendirilmesini somutlaştırmak amacıyla birçok imge çözümlemesine de yer veriyor.

Günlük yaşamın imgeleri, ilginç bir biçimde gerçekliğimizi de yorumlarlar. Evrenimiz zihinsel ve algısal imgelerle sarılıdır. Bu durumda imgeleri çözümlemek, politik ve toplumsal olgularla ilgilenmek anlamına gelir. Asıl tehlike, imgelerin ne olduklarını bilmek istememekten kaynaklanır. Bu kitap da imgeleri mistiklikten arındırıp onlara verilen büyülü gücü geri almaya katkıda bulunmayı amaçlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 274
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺62,50

Adalet ve hak düşüncesine Nietzsche özelinde bakan bu çalışma, adaletin önemli erdemlerden biri olduğunu bir kez daha göz önüne getirmektedir. Adalet, her insana gereken yaşama motivasyonunu verebilecek idealize bir güdüdür aynı zamanda. Nietzsche; “Kimse eşit değildir, böyle der adalet.” düşüncesindedir. Gerçekten de adalet herkesin eşitliği anlamına gelmez. Adalet, eşit olana eşit; eşit olmayana eşit olmayan şekilde davranmaktır. Adalet, merhametin tuzağına düşmez. Adalet, insana ve düşünceye saygıyla başlayan; emeği, alın terini, akıl terini önceleyen kavramsal bir yaşantı olarak, fildişi kulelerin değil, toplumun, yaşamın ve insanlığın içinde kalarak varlığını her daim hissettiren ana erdemdir. Nietzsche; değeri yüce, ancak tamamıyla gerçekleşmesi zor olan adaleti, bireyin duygularını, mücadelesini, gücünü ortaya koyarak yaşama geçirmek ister. Onda adalet ve hak, söz verme, sözünde durma, vicdan anlamlarına da gelir.

Bu eserde, önce adaletin kısa bir tarihi verilerek adalet ve hak kavramları açıklanmakta; sonra Nietzsche'nin adalet-adaletsizlik, eşitlik-eşitsizlik, hak-haksızlık kavramları temellendirilerek ele alınmaktadır.

Aliya İzzetbegoviç'in “Zalimlere adaletten başka bir borcumuz yoktur.” dediği gibi, adalet herkes için istenen bir erdemdir. Suçlunun yeniden suçsuzluğa erişmesinde ıslah edici ana faktördür adalet. Bu eser, adaleti arzulayan, arayan, onun bekçiliğini yapan, iyi-kötü bütün insanların ve tüm aydınlık sabahların küçük bir tan yeri belirteci olsun.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺39,60

Yazınsal Feminizmler: Yöndeşimler ve Kesişimler, feminist imgelemlerin, fikirlerin ve eylemlerin yöndeşmesini, örtüşmesini ve kesişmesini mümkün kılan yerel ve evrensel düşünce dizgelerini incelemektedir. Kitabın amacı, içeriğindeki bölümlerin bütüncesi üzerinden feminist yazının ve feminist eleştirinin Orta Çağ’dan günümüze neler gerçekleştirdiğine ve hâlen neler gerçekleştirmekte olduğuna ışık tutmaktır. Bu bağlamda kitapta, feminist yazı ve eleştiriye yazınsal çalışmaların önemli birer boyutu olarak bakılmakta ve bu engin ve sürekli gelişen alana yenilikçi ve kolay erişilebilir bir bakış açısı sağlanması hedeflenmektedir.

Literary Feminisms: Convergences and Intersections explores both local and universal constellations of ideas that allowed feminist dreams, ideas, and actions to converge, overlap, and intersect. Based on the corpus of the chapters, the book aims to explore what feminist writing and feminist criticism has done and is doing from the medieval times to the present. On that note, Literary Feminisms: Convergences and Intersections regards feminist writing and criticism as vital dimensions of literary studies and aims to provide a novelistic and easily accessible perspective to this vast and ever-evolving field.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 274
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺58,50

Başarısızlık En İyi Okuldur’da, hayatı boyunca yeni şeyler denemekten ve risk almaktan hiçbir zaman kaçınmayan Richard Branson’ın tecrübelerini kendi ağzından okuyacak; demiryolu ve havayolu şirketlerinden tutun da plak şirketine ve spor kanalına kadar, çeşit çeşit şirketi çatısı altında bulunduran Virgin Group’un, Branson’ın önderliğinde ne tür yollardan geçtiğini, elde ettiği başarıları ve hayal kırıklıklarını öğreneceksiniz. En önemlisiyse, bir gözü daima geleceğe bakan Richard Branson’ın büyük dehasına şahitlik edeceksiniz. İşe okul gazetesi satmakla başlayip, nihayetinde uzaya kendi mekiğiyle çikan ilk insan unvanını kazan Sör Richard Branson’ın hayata ve yaptığı işe dair görüşleri, sizin de yolunuzu aydınlatacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2021
₺20,25

Sıfırdan Zirveye’de, ufacık bir odadan kitap satışı yapan Amazon adlı mütevazı bir şirketin, dünyanın en değerli şirketlerinden biri haline nasıl geldiğini; her şeye sıfırdan başlayan Jeff Bezos’un nasıl dünyanın en zengin insanına dönüştüğünü Bezos’un kendi sözleriyle öğreneceksiniz. Jeff Bezos’un iş dünyasına ve hayata dair söyledikleri, size yepyeni bakış açıları kazandıracak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2021
₺21,87

Para İçin Çalışmıyorum’da, dünyanın en zengin on insanından biri olan ve yatırım alanında bir efsane haline gelen Warren Buffett’ın, her biri altın değerindeki sözlerini okuyacaksınız. Hayatı boyunca daima marka adının gücüne inanan ve asla ani kararlarla yatırım yapmayan Warren Buffett, bu kitapta sabrın ve mantıklı düşünmenin önemini kendi sözleriyle anlatıyor. Buffett’ın parayı niçin “sonuç” olarak gördüğünü ve mütevazı bir hayat yaşamayı tercih ettiğini, Para İçin Çalışmıyorum’u okuduktan sonra daha iyi anlayacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 12.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2021
₺16,20

“Ben Zerdüşt, doğruluğun yandaşı, sevgi ve erdemin sözcüsü, kötülerin ve yalancıların düşmanı, iyilerin yaveri...”

Hakikat yolunun yalnız arayıcısı Zerdüşt, aklını varlığıyla bütünleştirmiş, özgürlüğün ruhuna nüfuz etmesine izin vermiş bir bilgedir. Mozart’tan Nietzsche’ye, Stanley Kubrick’ten Jung’a kadar pek çok sanatçıya ve filozofa ilham olmuştur.

Dünyanın en eski tek tanrılı vahiy dini Zerdüştlüğün peygamberi olan Zerdüşt, Tanrı’ya yapılacak ibadetin; dürüst düşünce, dürüst söz ve dürüst dualar sergilemekten geçtiğini anlatır.

Zerdüşt’ün tanrısı Ahura Mazda, varlığı bağışlayandır ve aynı zamanda aklınkendisidir. 

Öğretisini Gatha’lar olarak bilinen on yedi ilahiyle insanlığa ileten Zerdüşt, binlerce yıl öncesinden seslenerek bizleri ümit, aşk ve muhabbetle dolu dünyasına davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺22,90

Dünyayı değiştiren düşünürleri yakından tanımak, ortaya koydukları muazzam eserlerden yapılmış seçkilerden hareketle düşüncelerine nüfuz etmek isteyenlerin her zaman ellerinin altında bulundurmaları gereken bir seri.

 Set içindeki Kitaplar:

• Dünyayı Değiştiren Düşünürler 1
Felsefenin Şafağı: Hint, Çin, Avrupa, Yunan, Roma ve Rönesans Avrupası

• Dünyayı Değiştiren Düşünürler 2
El-Kindi’den İbn Sina’ya, Gazzali’den İbn Haldun’a İslam Felsefesi – Mutezile – İhvan-ı Safa Din-Felsefe Tartışmaları

• Dünyayı Değiştiren Düşünürler 3
Ekonomi Politik, Alman İdealizmi, Rus Halkçılığı ve Marksizm

• Dünyayı Değiştiren Düşünürler 4
Aydınlanma, Fransız Materyalizmi, Amerikan ve Fransız Devrimleri

• Dünyayı Değiştiren Düşünürler 5
Rönesans’tan Aydınlanma’ya Yeni Bir Çağın Doğuşu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 1832
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺384,62

Thomas More, başyapıtı Ütopya’da toplumun kusursuzluğa ulaştığı ve insanların uyum içinde yaşadığı hayali bir adanın tasvirini yapar, gelgelelim Ütopya’nın kelime anlamı “olmayan yer”dir ve More’un nesiller boyu esin kaynağı olan bu çalışması yaşadığı yozlaşmış ve tekinsiz zamanlara, insanlığın zaaflarına yönelmiş sert bir saldırı niteliğindedir.

Tarih boyunca bazı kitaplar dünyayı değiştirdi. Bununla kalmayıp; bizleri ve birbirimizi görme biçimimizi etkiledi. O kitaplar ki tartışmalara, muhalif fikirlere, savaş ve devrimlere esin kaynağı oldular. Aydınlattılar, harekete geçirdiler, kışkırttılar, teselli ettiler. Yaşamımızı zenginleştirdiler ve bizleri ayrı ayrı kendi yaşamlarımızı sorgulamaya yönelttiler. Şimdi Kafka Kitap sizlere uygarlığı sarsan, insanlık tarihine yön veren ve kendimizi keşfetmemize yardım eden fikirleriyle; büyük düşünürlerin, çığır açanların, radikallerin ve ileriyi görenlerin eserlerini sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺37,83

Bu kitapla birlikte, beş cilt olarak tasarlanan “Dünyayı Değiştiren Düşünürler” serimizi de tamamlamış oluyoruz. “Felsefenin şafağı” olarak adlandırdığımız ilk anlardan başlayarak uygarlık ve felsefe tarihinin ayak izini, 19. yüzyıl sonlarına kadar takip etmiştik. Dünyayı Değiştiren Düşünürler-5 ile eksik kalan ara aşamayı, İslam uygarlığı aşamasını da ilave etmiş oluyoruz. Bu çalışmada Hz. Muhammed, el-Kindi, er-Ravendi, er-Razi, el-Maarri, Farabi, İbn Sina, Gazzali, Ömer Hayyam, İbn Rüşd ve İbn Haldun’un düşüncelerini ele aldık. Ayrıca Mutezile ve İhvan-ı Safa akımlarını inceledik. Sözkonusu on bir düşünürü ve iki düşünce akımını, İslam uygarlığındaki kritik ve çığır açıcı rollerinden ötürü tercih ettik.

Elinizdeki kitap, özellikle iki kesim göz önünde bulundurularak yazıldı. Bunların ilki, İslam uygarlığının tarihsel gerçekliğini ve geçmişte medeniyete yaptığı büyük katkıyı önyargılarından ötürü yok saymayı bir marifet sanan kimi laik-ateist çevrelerdir. İslam’ın geçmişte oynadığı rol başka, bugün ona siyasi açıdan yüklenen işlev başkadır. Bu iki tarihsel dönemi (8-12. yüzyıl ve günümüz) ve Müslümanların tarihte oynadıkları rolleri birbirinden ayırmak gerekir.

İkinci kesimse, hurafelere dayanan, şişirme hikâye ve efsanelerle süslenmiş İslam tarihine yapılan her verimli, olumlu ve ciddi eleştiriyi İslam’a, Hz. Muhammed’e ve Allah’a bir hakaret sayan bazı muhafazakâr-İslami çevrelerdir. Ne yazık ki bu çevre, sözkonusu tutumuyla geri kafalı fanatik akımlara hizmet ettiğinin ve sonuçta onların “cephaneliğine barut taşıdığının” farkında değildir. Çalışmamızın bu iki grup için de cevap niteliği taşıdığına ve yeni tartışmalara kapı aralayacağına inanıyoruz.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 488
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺138,50

Felsefeye gereksinmeyenler, her zaman biraz eksiktir.
Felsefe, hayatı anlamlandırmaya yardımcı olur.

Schopenhaure, “yaşam bilgeliği” kavramını, içkin yani yaşamı mümkün olduğunca güzel ve mutlu bir biçimde sürdürme sanatı anlamında kullanıyor, bu sanatın kılavuzunu da hayatın anlamını mutlulukta bulan, insan davranışlarının mutluluk isteğiyle belirlendiği görüşüne dayanan ahlak öğretisi mutçuluk olarak adlandırıyor. Bunun sonucunda da kavramı mutlu bir varlığa ulaştıran yol olarak açıklıyor: “Varlığa ölümden korktuğumuz için değil, varlığın kendisi nedeniyle bağlanırız ve bunun neticesinde de onun ebediyen süreceğine inanmak isteriz.”

Schopenhaure, sandığımızdan daha budala, buna karşılık genellikle yine sandığımızdan da bilge olduğumuzu ama bu ikincinin keşfini, sadece gerçekten böyle olanların yaptığını savunur. Yine yaşamın büyük yol ayrımlarında önemli adımlar atarken, varlığımızın derinliklerinden gelen içsel bir tepiyle hareket ettiğimizi, sonra yaptıklarımızı üzerinde yeterince düşünmeden kendimizi eleştirdiğimizi, dolayısıyla benliğimize kolaylıkla haksızlık ettiğimizi söyler.

“Konuşmak kibrin, susmak aklın göstergesidir.”

“Büyük felaketlere davetiye çıkaran, esasen mutluluk, şöhret ve haz için çalışıp çabalamaktır.”

“Hazlar negatiftir ve hazların mutluluk verdiği inancı, kıskançlığın kendi kendini cezalandırmak için kapıldığı bir kuruntudur. Buna karşılık acılar pozitif olarak duyumsanır. Bu nedenle onların yokluğu, yaşamın mutluluğunun ölçütünü oluşturur.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺23,20

“Savaş Üzerine’nin yorumunu tamamlamak demek, bu eserin anlamı dinseldir ve sadece dinsel bir yorumun, umarım öyle olsun, esasa ulaşabileceğini söylemektir. Clausewitz insanlar arasındaki mimetik ilişkileri düşünmüştür, eğer ki bir felsefeye göre hareket ediyor olsaydı, kullanacağı kuşkusuz Aydınlanma felsefesi olurdu.”

Carl von Clausewitz, Savaş Üzerine adını verdiği çok önemli kitabının yayınlandığını görememiş. Yüzyılımızın önde gelen düşünürlerinden René Girard, şiddet ve savaş hakkındaki düşüncelerini Savaş Üzerine’nin etrafında örüyor. Yola çıktığı nokta, günümüzde yükselen şiddet; çatışmalar, savaşlar, saldırılar ve kadına yönelik şiddet... Benoît Chantre soruyor, Girard yanıtlıyor. Son derece önemli bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺32,00

Cicero (MÖ 106 - MÖ 43): Romalı büyük devlet adamı, hatip ve düşünür. Gençliğinde felsefe ve hukuk eğitimi aldı. Hitabet (Retorik) sanatındaki üstünlüğüyle consullüğe dek yükseldi. Roma’yı birey, geleneksel toplum düzeni ve devlet üçgeninde ele alan konuşmaları, felsefi ve teknik eserleriyle her çağın insanını etkilemeyi başarmıştır. Cicero Kader Üzerine’de kader (kaçınılmazlık, determinizm) ve özgür istenç sorunuyla ilgili Yunan felsefe okullarının birbiriyle çatışan farklı görüşlerini aktarıp yorumlarken sadece yaşadığı dönemin Romalılarına değil, bugünün okurlarına da bu çetin sorunu çözebilmelerinde yardımcı olmakta, en azından farklı yaklaşımlara dikkat çekmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺20,80

Nelson Mandela... Kabilesinin ona verdiği isimle, Madiba... 1962’de tutuklandı ve 28 yıl hapis yattıktan sonra 1990’da, 72 yaşında özgürlüğüne kavuştu. Hayatı boyunca ırkçılığın karşısında duran ve siyahilerin de insanca bir yaşam sürebilmeleri için her şeyini fena etmişti Mandela... Güney Afrika’nın ırk ayrımı temelli yasalarıyla sonuna kadar savaşmış ve 1994’te ülkesinin ilk siyahi cumhurbaşkanı olmuştu. 5 Aralık 2013’te aramızdan ayrılan Mandela, arkasında nispeten huzurlu bir toplum bırakmıştır ve milyonlarca insana hâlâ ilham olmaya devam etmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺30,00

“Siz bilinçdışınızdakileri bilince dönüştürene kadar, onlar sizin hayatınızı yönlendirecek ve siz ona kader diyeceksiniz.”
Psikanalizin en tartışmalı ve belki de ilerleyen dönemlerde daha fazla anılacak isimlerinden Carl Gustav Jung, 20. yüzyılın en önemli filozof-psikiyatrlarındandır. O bir ruhçözümlemecisidir. Freud’dan ayrıldıktan sonra kurduğu analitik psikoloji ekolüyle bir devrim yaratan Jung, günümüz psikolojisinde de halen kullanılan psikolojik tipler, kolektif bilinçdışı, kompleksler ve çağrışım testi gibi kavramların sahibidir.

Jung hepimize bir bireyleşme süreci vaat eder, bunun rotasını da insanın içine baktığı bir deneyim yolu olarak çizer. Deneyim yolu gereklidir çünkü “kendi içine bakmaya cesareti olmayan herkesin yaşamı bulanıktır”, dahası bu bulanıklık dünyayı da bulandırır.
Önyargı ve kabullerinizden sıyrılma vakti...

Jung bizleri kendi mitimizle tanışacağımız bir yolculuğa davet ediyor. Sembollerin, rüyaların, arketiplerin ve mitlerin âlemine hoş geldiniz...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺22,40

Zaman ve mekan üstü bir hakikat felsefesi: “Enel Hak...”

Mevlana’dan Yunus Emre’ye, Spinoza’dan Kant’a, Nietzsche’den Ficht’e kadar dünyaca ünlü büyük düşünürlerin felsefi akımlarına ilham kaynağı olmuş büyük İslam düşünürü Hallac-ı Mansur’un “Ene-l Hak” felsefesi üzerinden tarif ettiği varlık, benlik, hiçlik ve yok oluş kavramları, yüzlerce yıldır bilim, sanat, inanç ve felsefe dünyasına ışık tutmaya devam ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺22,40

Ölümlü bir dünyada, insana yaraşır şekilde yaşamaktan daha iyi ne olabilir?

Roma’yı en iyi yöneten beş imparatorun sonuncusu olarak tarihe geçen Marcus Aurelius, stoacı bir filozof olarak sadece liderliğiyle değil, düşünceleriyle ölümsüzleşmiştir. Mutlu bir hayatın çok az şeye bağlı olduğunu ve ölümlü bir dünyada insana yaraşır şekilde yaşamaktan daha yüksek bir amaç olamayacağını hatırlatan Aurelius’un gösterişten uzak, yalın, basit ama mutlu bir yaşam üzerine inşa ettiği güçlü felsefesi, insanlığın binlerce yıldır süregelen mutluluk arayışına ışık tutmaya devam ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺22,40

Antik Yunan felsefesi stoisizm dinginliğe nasıl ulaşacağının, kontrol edemeyeceğin şeyler karşısında nasıl davranman gerektiğinin, korku ve endişelerinden nasıl uzaklaşacağının, dünyanın en kıymetli madeni olan zamanı nasıl kullanman gerektiğinin ve yaşamdaki anlam arayışının akılcı yanıtlarını verecek sana.

Tek başına inşa edeceğin bu boşlukta yalnızlığını yine kendinle sonlandıracaksın, uçsuz bucaksız bir evrende günden güne çoğalacaksın. Kaderini sev. Çünkü evrendeki her şey olması gerektiği anda olması gerektiği şekilde olur. Sokrates’i, Sokrates yapan onun kaderiydi, unutma.

Kendi hayatının bilgesi ol.

Mutluluk, baharda çiçek açıp, sonbaharda dökülmesini bilmektir. Bilgelik, döküldüğü için üzülmek yerine toprağa karışıp bir sonraki baharda tekrar açacağına sevinmektir.

Kontrol edemeyeceğin şeyler için üzülmeyi bırak.

Bir stoacı, değiştiremeyeceği şeyler için üzülmez, çünkü ortada onun kontrol edebileceği bir şey yoktur. Doğasının karşısına dikilen karşısında yine kendisini bulur. Başkasına karşı savaşıyor zannederken, kendine savaş açar ve kazandım dediği her savaştan kaybeden olarak ayrılır. Ve zihnini hapishanesinden çıkar. Çıkar ki mahkûmiyetine karar veren hâkimin de, dışarıda bekleyen gardiyanın da aslında yine sen olduğunu fark edebilesin. Ancak böyle kurtulabilirsin kendi hapishanenden.

Bir testi olarak gör kendini, nasibin içindeki boşluğun kadardır. Kaybetmek yoktur, yalnızca geri vermek vardır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺26,90

Deizm ve Ateizm tartışmalarının yoğun olarak yapıldığı bu dönemde, diyebilirim ki bu eser, o iki kavramın felsefesini, tarihini sistemleştirici bir düşünür üzerinden açıklıyor.

Böyle bir konuyu çalışma sebebime gelince, D’Hollbach tüm sosyal bilimlere ve özellikle tarihe damgasını vuran Fransız ihtilalinin fikri hazırlayıcılarındandır. Ülkemizde, Fransız İhtilali hakkında, geniş sosyal bilimsel çalışmalar olmasına karşın, bu ihtilalin en belirgin fikrî hazırlayıcısı olan hatta bu ihtilalin kahini (oracle/İng.) sayabileceğimiz, D’Hollbach önemsenmemiştir. Bu tez, onun, dönemi içerisinde bulunduğu yeri ve etkisini belirlemek üzere hazırlanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺33,00

Edward W. Said Hümanizm Ve Demokratik Eleştiri

Said,” II. Dünya Savaşından beri süregelen genel hümanist faaliyetin en büyük kitabı, Auerbach’ın Mimesis’i üzerine ve bu kitabın bugün bizim için neden kalıcı bir örnek oluşturduğuna dair” konuşuyor.

Geleneksel hümanistik eğitim uzun yıllardır saldırı altında. Said bu son kitabında birleştirmeyi, özgürleştirmeyi ve aydınlatmayı hedefleyen daha demokratik bir hümanizmin hâlâ mümkün olduğunu savunuyor. Beşeri bilimleri canlandırmada bir strateji olarak geliştirilmiş bir diyalog ileri süren Said, okumanın insanlara devamlı sorgulamayı, bozmayı ve yeniden düzenlemeyi öğrettiğini ileri sürüyor.

“Said çağın önde gelen düşünürlerinden birisi.”

–The New York Observer

“Edward Said Amerika’da yazan en seçkin kültür eleştirmenlerindendir.” –Cornel West

“Said, bilim insanı, estetikçi ve politik aktivist olarak mükemmel ve eşsiz bir örnek. Düşünmemizi her alanda sorguluyor ve teşvik ediyor.”

–Washington Post Book World

“Edward Said bize kim olduğumuzu ve iktidarın hizmetkârları olmak istemiyorsak ne yapmamız gerektiğini anlamamıza yardım ediyor.”

–Noam Chomsky


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺48,40

Latince aslından yapılmış ilk Türkçe çevirisini elinizde tuttuğunuz bu kitap, Spinoza’nın düşüncelerini olgunlaştırıp felsefi terminolojisini şekillendirmeye başladığı, dolayısıyla zihin dünyasına giden yolların temel taşlarını döşediği eseridir. Bu eserinde Spinoza’nın asıl gayesi, insanın tabii kuvvetini bütün özellikleriyle tanımak ve eksiksiz bir yöntem keşfederek onu doğruya götürecek bir mantık haritası çizmektir. Bu keşfedildimi, arkası gelir. İçimizde mevcut olan doğru kavram ilk adım atacağımız basamak olur, düzgün çıkarımlar ve kanıtlamalarla doğru düşünme, doğru düşünmeler doğurur. Böyle basamak basamak insanın bilgisi gelişir, anlama yetisi gitgide artar ve daha ileriye, daha ileriye derken, en nihayet bilgeliğin zirvesine kadar yol alınır. Bu zirve, zihnin içinde hakikat yolculuğuna çıkan her insanın en büyük hedefidir; en yüksek bilgidir, en yüksek bilinç düzeyidir ya da Spinoza’nın kendi tabiriyle, zihnin doğayla olan birliğinin külli bilgisine ermedir. İnsan ancak bu bilgide mutluluğa doyar; ancak bu bilgide yetkinliğin, etkinliğin ve özgürlüğün manasını kavrar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 156
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺39,60

Bir devrin münevverine sen gel o kadar tesir et ama Türkçede görünürde tek bir kitabın dahi olmasın. Ucundan kopardık. Filozofların tarihini yazmış Fransız düşünür ve tarihçi Hippolyte Taine. Başlarından kedileri eksik etmeyenlere.

“Birçok filozof ve birçok kedi inceledim. Kedilerin bilgeliği çok daha yüksek.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 48
En / Boy : 10,5 / 15,9
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺19,50

Günceli yakalayan, sürekli üreten, sözünü sakınmayan Žižek, çalışmalarını hangi unsurlar üzerine kurdu? Felsefe ile popüler kültürü aynı potada eritmeyi nasıl başarıyor? Žižek metinlerini ilgi çekici kılan ne?

Slavoj Žižek, şüphesiz 21. yüzyıl iletişim çağının en radikal düşünürü!
Terry Eagleton, Žižek için “Kültürel teorinin muhteşem ve vazgeçilmez bir parçası” ifadesini kullanıyor ve bugün onun güncele dair söylediği ya da yazdığı her şey tüm dünyada ses getiriyor. Slavoj Žižek’in dünyaya baktığı açı, kesinlikle keşfedilmeye değer. Bu kitap, o açıyı yakalayabilmenizi sağlayacak detayları bir araya getiriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 11.5 / 17.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺29,40

“İhtiyatlı suskunluk kutsaldır.”

Aragon Krallığı topraklarında dünyaya gelen, yaşamını teoloji ve felsefe profesörü, vaiz, papaz, yönetici ve yazar olarak sürdüren Baltasar Gracián, insanca yaşamanın incelikleri üzerine ortaya koyduğu düşünceleriyle ölümsüzleşmiştir.

Her şeyin kısa ve öz ifade edilmesi gerektiğini savunan Baltasar kısa ve öz olanın faydasının iki katına çıkacağının altını çizer. Karmaşık, kalabalık, uzun, yoğun ve komplike olan her şey, hayatı daha da zora sokmaktan başka bir işe yaramaz.
“İnsan” olgun, bilge, sağduyulu, muhakeme yeteneği üst düzeyde, gelişmiş zevklere sahip, eylemlerinde tutarlı ve zekidir. Ancak bu insan aynı zamanda kendini her şeyiyle ortaya saçmayan, bazen saklanmasını da bilen ancak bunu ustalıkla yapan bir hayat kumarbazı da olabilmelidir. İhtiyat, insanoğlunun geliştirmesi gereken en değerli düşünce kasıdır.

Başarı, güç, para, aşk... Bütün bunları elde etmek için doğasından vazgeçen insan, kötücülleştikçe aldanmaya sürüklenir. Ahlaksızlığa düşmeden başarılı olmanın çok daha pratik ve işlevsel yolları vardır. Baltasar, Nietzsche ve Schopenhauer gibi dehalara ilham vermiş, rehber alınabilecek eşsiz isimlerden biridir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺22,40

“Düşünmek ruhun kendi kendiyle konuşmasıdır...”

Türk bir ailenin çocuğu olarak bin yüz elli yıl önce dünyaya gelen ve hayatı boyunca müzik, felsefe, botanik, matematik ve mantık alanında sayısız eserler kaleme alan Farabi, ilim ve düşün dünyasında “öğretmen” kabul edilen Aristoteles’ten sonra “ikinci öğretmen” kabul edilmiştir.

Sadece filozofları değil, sayısız bilimadamını da derinden etkilemiş, akımların ve icatların ilham kaynağı olmuştur.

Varlıklı bir ailenin ferdi olarak saraya yakın olmasına rağmen siyasi iradeyi tamamen reddedip kendini ilme adamıştır. Günde yalnızca bir öğün yemekle hayatını sürdüren Farabi, zamanının her saniyesini ilimle geçirmeye gayret göstermiştir.

Çünkü Farabi’ye göre insan ilmi aramakla mükelleftir. İlmi bulmak, onu öğrenmek ve onu anlatmak zorundadır.

İlim Çin’de bile olsa kalkıp peşine düşmek gerekir. İnsan ilim için yaşamıyorsa ıstırap içinde, anlamsız ve mutsuz bir ömür geçiriyordur. Çağımız insanının anlamlı ve anlamsız gayretleriyle yüzleşmesi ve yeniden bir yaşam kurgusu inşa etmesi açısından Farabi’nin ilham dolu hayatı ve çalışmaları örnek alınacak niteliktedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺22,40

Binlerce yıldır eskimeyen bir tarihtir Roma...

Antik tarih söz konusu olduğunda, Yunan ve Roma tarihi birlikte anlatılır her zaman. Oysa Roma kendine özgü ve kıyas kabul etmeyen farklı bir kültür geliştirmiş, Yunan düşüncesinden tamamen ayrı bir zihniyetle çok geniş bir dünya coğrafyasına hâkim olmuştur. Küçücük bir köyden kocaman bir imparatorluğun doğmasına önayak olan Roma halkının da kendine özgü bir yaşam tarzı ve felsefesi vardı kuşkusuz. İşte bu yaşam anlayışı Roma’yı dünyaya hükmeden bir ülke haline getirmiştir. Günümüzde bile hâlâ Roma hukuku okutulmakta, Roma edebiyatı bütün canlılığını korumaktadır.

Roma felsefesi, düşünce biçimi ve kültürünün, daha kaliteli bir yaşamın yollarını inşa etmek üzerine kurulu eski ve köklü bilgiler içeren, üstelik günümüz insanına hiç de yabancı olmayan bir bilgeliğin de temeli olduğunu ortaya koyan bu kitap, binlerce yıllık bu bilgeliği yeniden insanlığın rehberliğine açıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺22,40

“Hayat kendiliğinden ne iyi ne de kötüdür. Ona iyiliği ya da kötülüğü katan yine sizsiniz.”

Hayat nasıl yaşanmalı?

Hayatın amacı nedir?

Eylemlerimiz hayatımız üzerinde ne kadar etkilidir?

16. yüzyılın Fransa’sında dünyaya gelen ünlü deneme yazarı Montaigne, yüzyıllar sonrasını dahi berraklıkla görebilen güçlü bir vizyona ve öngörüye sahip ender düşünürlerden biri... “Hayat nasıl yaşanmalı?” fikri üzerinde duran Montaigne, sosyal yaşamın zihinsel, duygusal ve tepkisel olarak nasıl yaşanması gerektiği yolunda önemli bir düşünüş biçimi koymuştur ortaya...

“Bir şeyin ne kadar büyük ya da küçük olduğu değil, hayat üstünde ne kadar etkili olduğu önemlidir...” diye düşünen ünlü yazar, hayat üzerinde etkili olan her şeyin daima öncelikli olduğunun da altını çiziyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺22,40

“Hayat, kişinin kendi güçlerini keşfetmesidir. Daha ötelere yolculuk ettikçe daha fazla gerçeği idrak ederiz.”

Yaşadığı karanlık çağa bir güneş gibi doğmuştu Hypatia.

Düşüncenin ve aklın cinsiyeti olmadığını tüm dünyaya ispatlarcasına; zekâsı, kişiliği ve düşünceleriyle tarihe yön verdi. Bütün engellere ve baskılara rağmen bir kadının tek başına bile dünyayı değiştirebileceğini gösterdi herkese.

Yobazlar tarafından vücudu midye kabuklarıyla lime lime edilerek öldürülen Hypatia, yanlış da olsa düşünmenin hiçbir şey düşünmemekten daha iyi olduğunu, herkesin bu anlamda kendine ait bir alanı bulunduğunu, düşünebilme yetisine sahip her insana aynı zamanda sorumluluklar düştüğünü söylemekten çekinmemiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺22,40

Çağımızın önemli düşünürlerinden Jacques Rancière, günümüz düşüncesinin belkemiğine dönüştürülen uzlaşı kavramının politikadan sinemaya, edebiyattan medyaya çeşitli alanlarda izini sürerek, bu kavramla ilişkilendirilen yaklaşımlara esaslı bir eleştiri getiriyor.

Masumiyet atfedilen uzlaşının neleri örtbas ettiğine dikkat çeken Rancière, ırkçılık ve etnik arındırmanın yeni biçimlerinin ve insani müdahalelerin uzlaşı çağının tam merkezinde yer aldığını ve bu kavramın ne barış ne de insanların kendi aralarında anlaşması olduğunu savunuyor.

Uzlaşı Çağına Notlar, şimdiki zamana yönelik bitmek bilmez izahlar, hafıza kaybı politikaları, geçmişe vedalar, anma törenleri, anımsa ma yükümlülükleri, umut dolu yarınlar iddiasının inkârı, yeni yüzyılın ve yeni ütopyaların yüceltilmesi gibi zamana emanet edilmiş girift meseleleri düşünmek için bir anahtar niteliği taşıyor.

Eleştirel ve ayrıksı bir filozoftan etkileyici bir düşünce güncesi...

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 205
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺62,25

Erkek, sen adil olabilir misin?

Sana bu soruyu bir kadın soruyor.

Onun en azından bu soruyu sorma hakkını elinden almayacaksın.

Söyle bana!

Sana benim cinsimi ezecek iktidarı veren şey nedir?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 148
En / Boy : 10,4 / 15,9
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺25,50

Robert Audi' şiddeti psikolojik, fizyolojik ve mülkiyete karşı sergilenen tutum olarak tanımlar. Şiddetin, olumlu ve olumsuz yönleri bulunmaktadır.

Olumlu örnekler; insanları, altında ezildikleri o ağır yüklerden, kendi giysisinin hafifliğine çağıran ve onları uyaran: "kim eline kılıç alırsa, kılıçla yok edilir", diyen peygamberler ve bilge şahsiyetlerdir. Çünkü "dinde zorlama yoktur; muhakkak ki rüşd gayy'dan ayrılmıştır." (Bakara, 256) Rüşd, yani akilane davranış ile gayy, yani bir insanın kendi edimlerini kendi aklıyla gerçekleştirebilme becerisi kazanmasıyla yakın bir anlama sahiptir. Ama bu, araçsallaştırılmış bir akıl değil, "kalp"le tahkim edilmiş bir akıldır.

Cihad, akilane ve arifane bir bakışla yeniden değerlendirilmelidir.

Cihad; hayatın içerisindeki tüm olumlu çabalarımız anlamına gelmektedir. Hasan Basri, Ömer b. Abdulazizz, Ebu Hanife "temekkün/temkin şartı" ve diğer imamlar mücadelelerinde hep sivil ve barışçıl bir direnme esası gözeterek, iktidar şiddetine karşı hak ve adaleti savunmuşlardı. Şiddetsiz hak mücadelesi, siyasal bir eylemi yıkıcı değil yapıcı bir eylem haline getirmeye özen gösterir.

Gandi, birleşik bir Hindistan'ın bağımsızlaşması ve halkının özgürleştirilmesi düşüncesine karşı Nehru ve Cinnah'ın tavırlarıyla, yani onların iktidar kavgalarıyla da ölümüne kadar mücadelesini sürdürecektir. Gandi yönetimini, Tolstoy'un pasif (barışçı) direnme ve Thoreau'nun "sivil itaatsizlik"ten alır. Bu, Aliya'nın tabiriyle "nefssiz eylemve doğrulukra sebat"tır.

Gandi, Müslüman direnişçi Abdülgaffar Han ile işbirliği ve gönül birliği yaparak, kötülüğe karşı barışçıl bir direnme örnekliği koyar. Gandi'nin yöntemi, İsa (as)'nın kötülüğe karşı iyilikle cevap verme tavsiyesinin bir uygulamasıdır. Bu kitap iki kahraman, "Mahatma Gandi ve Abdülgaffar Han"ın mücadelesini anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 87
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺32,80

İnsanların sordukları sorular tarihsel ve toplumsal koşullara bağlı olarak değişiyor. Hangi soruların yönetimle, bilimle ya da dinle ilgili sorular değil de ‘felsefeyle ilgili’ sorular sayılacağı da zaman içerisinde değişiyor. Filozofların geçmişte sordukları soruların büyük bölümüne inandırıcı cevaplar verilmedi, dolayısıyla sorularımıza cevap ararken kendimizi bizden önceki bütün kuşaklara kıyasla daha talihli saymamız için bir neden yok. Gelgelelim sorular orta yerde duruyor; bir yere gittikleri yok. Filozofların görenekten kopma çabaları da dünyamızı illa ki daha iyi bir yer yapmıyor. İnsanları farklı düşünmeye özendirme girişimi kapsamında filozoflar, miras olarak aldığımız ama çoğunlukla da bize nefes aldırmayan düşünce sistemleri içerisinde yaşamaya mahkûm olmadığımızı vurguluyor, özcesi bize konuyu değiştirebileceğimizi anımsatıyorlar.

Bu kitapta ele alınan on iki filozof doğal bir grup ya da görünmez bir collegium ya da bir yargı heyeti oluşturmuyor. Bize göklerin ötesinde bir yerden acımasız ya da iyicil bir tatmin duygusuyla ya da hiç de tasvip etmeyen gözlerle bakan kişiler de değil onlar. Tarihteki olumsallıklar dünyamızın tektonik tabakalarını yerinden oynatıp belli bir konuma getirdi, bu konumdan bakıp bu filozofların yazdıklarını okumamız, bu yazıların bir kısmını hala geçerli ve aydınlatıcı bulmamız mümkün. Bu kitaplar, içerisinde bulunduğumuz şu tarihsel momentte, incelenmeyi/tartışılmayı/üzerinde durulmayı fazlasıyla hak eden eserler.

Batı tarihinin en yenilikçi ve en önemli kimi filozoflarını olağanüstü bir yetkinlik ve özgünlükle anlatan, günümüzde felsefi etkinliğin nasıl sürdürülmesi gerektiğine dair göz açıcı öneriler sunan bir başvuru kitabı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 302
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺74,10

İslam ülkeleri dışında dünyada din olgusu zayıflıyor ya da yaşamın gerçekleri karşısında erteleniyor. Buna bir de küresel anlamda kapitalist sistemin ekonomik baskısı eklenince, dinsel olgular daha da geri plana itiliyor. Fakat aynı şeyi Tanrı için söyleyemeyiz. Dini, dili, ırkı ne olursa olsun, hangi ülkenin vatandaşlık belgesini cebinde taşırsa taşısın, hemen hemen her insanın kafasında illa ki Tanrı’ya ilişkin soru vardır.

Dinleri zor durumda bırakan bilimsel gelişmeler “akla dayalı bilimselliği” başlattığından bu yana, birey kendi iç değerlerine yöneldi; iç gözlemlerinde tanrısal izlere rastlayınca, düşünür ve bilim insanlarının düşünce ve bulgularından da yararlanarak inanacağı, güveneceği ve darda kaldığında sığınacağı bir Tanrı olabilir mi, diye sorguladı.

O bireylerin bazıları anladı ki Tanrı bütün dinsel tanım, algı ve dayatmaların ötesindeydi; kavranabilir, dokunulabilir ve iletişim kurulabilir olmalıydı. Yani bize, bizim kadar yakın, hatta bize benzeyen Tanrı uzakta olamazdı. Bu araştırma öyle bir Tanrı’nın varlığının; yok olduğu ileri sürülse bile “yaratılabilir” olacağının bilimsel projesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺26,25

Alain Badiou, her yaştan gençleri “yoldan çıkarma daveti”ne bu kez odağına öteki ve siyaset kavramlarını alarak Gerçek Yaşam’da kaldığı yerden devam ediyor. “Öteki” üzerine düşünürken insanlığın tüm farklılıklarına rağmen müşterek özelliklere sahip olduğunun altını ısrarla çizerek; hem ırkçılık denen belanın müşterekliklerimizi aşındırma çabasına hem de yüzyılımızda “fark”ın kutsanıp “aynı”nın düşünce sahasının dışında bırakılmasına itiraz ediyor. Birini diğerine tercih etmektense ikisinin birlikte hareketine odaklanan bir düşünce kurmak gerektiğine, özgürlüğe giden yolun ancak bu diyalektik sayesinde inşa edilebileceğine vurgu yapıyor.

“Siyaset” üzerine ise günümüzde geçerli on üç tezi yorumlayarak bir rota önerisinde bulunuyor: Sermayenin ayakta kalmak için savaşa nasıl muhtaç olduğunu gözler önüne sererken, olumsuz sloganlara sıkışmış muhalefetin eylem kapasitesini arttırmak için de taktikler geliştiriyor. Giderek düşmanına benzeyen bir siyasal jargonu ve eylem envanterini reddetmek gerektiğini anımsatan Badiou, etkili bir mücadelenin el çekmesi ve gücünü yoğunlaştırması gereken odakları sarih bir biçimde açıklıyor. Çoğunluğun kanaatine karşı, hakikatin zarafetini ve mücadelenin dirayetini hatırlatan bir çağrı...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺41,50

Herculine Adélaïde Barbin, Alexina B. ya da Abel Barbin…

Bu hermafrodit, on dokuzuncu yüzyılda çokça tartışılan “kimlik avının” kurbanlarından yalnızca biriydi. Alexina B.’nin erkek kimliğini elde ettikten sonra yazdığı Anılarım, cinsel kimlik arayışının bir mesele haline geldiği on dokuzuncu yüzyıl gerçekliği içerisinde, metni yüz yıl sonra sağlık bakanlığı arşivlerinde keşfeden Michel Foucault’nun tabiriyle tarihi bir belge niteliğindedir.

Alexina B.’nin resmi olarak cinsiyet değişikliğine onay veren Doktor Chesnet ve Barbin’in otopsi raporunu hazırlayan Goujon’un incelemelerinin ve Oscar Panizza’nın Anılarım’dan ilham alarak yazdığı Manastırda Skandal’ının bir araya getirildiği bu kitap; tıbbın, hukukun ve toplumun “gerçek” cinsel kimlikleri sorguladığı, yargıladığı ve hükme bağladığı bir düzene ve hermafroditliğe dair geniş bir bakış açısı sunar.

Ancak metni Foucault’dan da yaklaşık yüz yıl önce keşfeden bir kişi daha vardır: o yıllarda Paris’te tıp eğitimi alan Doktor İbrahim Şevki. Anılarım, kendisi tarafından tercüme edilerek önce tefrika halinde, 1885 yılında da Ahmed Midhat Efendi’nin Mukaddime’si ve Hüviyet başlığıyla kitap olarak yayınlanmıştır. Sesini, sınırları ve dilleri aşarak iki yüzyıla yayılacak şekilde duyuran Alexina B.’nin öyküsünü bu eşsiz edisyonla sunabilmenin kıvancını yaşıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺99,60

Öğretmeni Sokrates ve öğrencisi Aristoteles'le birlikte felsefenin kurucularından sayılan Eski Yunan filozofu Platon, hem Hıristiyan hem İslam düşüncesini derinden etkilemiştir.

Kriton ya da Görev Üstüne, Platon'un Sokrates tarafından sözlü olarak uygulanan "diyalog" yöntemini bir yazı biçimine dönüştürdüğü metinlerin en önemlilerindendir. Diyaloglar’da bu yazı türünün en yetkin örneklerini vermiş olan Platon, "yurttaşın görevleri"ni tartışıyor, 2500 yıl öncesinden çağımıza, günümüze ışık tutarak.

Devletin işlevini şirketlerin, yurttaşın yerini müşterinin aldığı bir dünyaya çarpıcı bir hatırlatma.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺12,90

Hume, Avrupa’nın eski, köhneleşmiş politik ve dinî kurumlarına karşı bilimsel ve felsefi bilgide ilerlemenin tiranların ve yobazların sonunu getireceğine inanılan Aydınlanma çağında yazdı. Ahlakın İlkeleri Üzerine Bir Soruşturma, insani toplumsal yaşamı bütünüyle seküler bir yönde resmetti. Hume’un vurgusu, ahlakın insan yaşamındaki yararlılığını, kabul edilebilirliğini ve uygunluğunu göstermek üzerineydi. Tadı çıkarılabilir bir yaşamın tüm insanlar tarafından kazanılmaya çalışıldığı ve herkesin erişimine açık olduğu yönündeki teminatı, Calvin ve Kalvincilerin yaşam görüşlerine doğrudan karşıttı. İnsan doğasının güçsüzlüğüne ve bozulmuşluğuna gönderme yapmasına karşı Hume, kendi yaşamlarımızı ve diğer insanların yaşamlarını mutlu birer yaşam kılmada kendi yolumuzu izleyebileceğimizi belirtiyordu.

İçsel ve dışsal yaşamların ayrı olduğunu, dışsal yaşamın ahlak alanına ve bu dünyadaki işlere, içsel yaşamınsa dine ait olduğunu söyleyen Calvin’e karşı Hume, böyle bir ikiliğin yapılamayacağını, insan yaşamının iç ve dış yönlerinin ahlakta birleştirildiğini iddia etti. Ahlak sadece dışa dönük davranışlarımızla ilgili bir mesele değildi. Cicero gibi pagan ahlakçılar haklıydı: Erdemler ve kötülükler/kusurlar tam da içsel yaşamın unsurlarıydı ve en dolaysız bir biçimde onayladığımız ya da onaylamadığımız şeylerdi. Daha başka, daha yüksek bir onay mercii yoktu ve bu da bizi ancak ve sadece ahlak alanında eylemlerimizi doğru ya da yanlış olarak değerlendirmeye götürüyordu.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺31,20

Derek Ryan Hayvan Kuramı’nda, “hayvan” ve “hayvanlık”ı teorik tartışmalar ışığında inceliyor. Bunu yaparken Friedrich Nietzsche’nin materyalist ontolojisinden Donna Haraway’in feminist felsefesine; Sigmund Freud ve Jacques Lacan’ın psikanalizinden Peter Singer, Tom Regan ve Martha Nussbaum’un ahlâk felsefesine; Martin Heidegger ve Maurice Merleau-Ponty’nin fenomenolojisinden Derrida, Deleuze ve Félix Guattari’nin postyapısalcı felsefesine; Carol Adams’ın vejetaryen kuramından Cary Wolfe ve Rosi Braidotti’nin post hümanizmine uzanan disiplinlerarası bir yöntem izliyor, akademideki hayvan kuramının izini sürüyor.

Disiplinlerarası bu tartışmaları ele alırken, insanlar “olarak” hayvanları nasıl düşündüğümüz, hayvanat bahçesinde gördüğümüzde ya da tabağımızda karşılaştığımızda bununla nasıl yüzleşmediğimizi, yüzleşmeme nedenlerimizi; bununla birlikte evimizdeki hayvanlarla kurduğumuz ilişkilerimizi tartışmanın yanı sıra, “insan-merkezli olmayan”a dair tasavvur eksikliğimizle ve aslında “kendimize” bakış açımızla da ilgili önemli sorular ortaya koyuyor.

“Hayvanları düşünmek ve okumak, kendimize dair düşünmek ve okumaktır da. Hayvanlar olarak düşünmek ve okumak, diğer hayvanlarla vücut bulmuş ve duygusal ilişkimize bizi mesafelendirmekten ziyade, birçokları –üstünde değil– arasında bir tür olarak yaşıyor olmanın daha hassas, alicenap ve mütevazı bir üslubu olarak vazife görür.”

- Derek Ryan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 238
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺60,00

“Bu kitaba ‘Felsefeye giriş için bir başlangıç’ adını verin. Şu an sadece bir tarafı inşa edilmiş bir kemere benzeyen sistemimi bu kitapla tamamlamayı umduğumu söyleyin.”

Ölümünden birkaç yıl önce Profesör William James özellikle felsefe okurlarına hitap eden bir kitapta metafiziğin belli problemleri hakkında kendi düşüncelerini belirtme amacı güttü. Bir zamanlar söylediği gibi bu “metafizik öğrencileri için giriş niteliğinde bir ders kitabını” fiilen yazmaya 1909’un Mart ayında başladı ve en gözde hedefi bunu sonunda tamamlamaktı. Ancak hastalık ve azalan kuvvetinin kaldıramayacağı başka zorluklar bu hedefi engellemeye devam etti, şimdi yayınlanan bu kitap ise Ağustos 1910’da öldüğü vakte kadar yazmayı başardıklarının toplamını kapsar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺44,90

Montesquieu (1689-1755): Aydınlanma döneminin en önemli düşünürlerindendir. La Brède’de doğdu, hukuk eğitimi aldı. Bordeaux parlamentosu üyesiydi, hâkimlik yaptı. Bordeaux Akademisi’ne seçildi ve makaleler yayımladı. İran Mektupları ile ün kazandı, hayatını teorik ve edebi eserlerine adadı. Kanunların Ruhu Üzerine isimli eseri başta olmak üzere siyaset kuramına, sosyolojiye ve hukuk felsefesine büyük katkılar yaptı. 1734’te yayımlanan Romalıların Yücelik ve Çöküşünün Nedenleri Üzerine Düşünceler yazarın sosyal bilimlerle doğrudan temas eden ilk eseridir. Yazarın, klasik Latin yazarları andıran bir üslupla, Roma İmparatorluğu’nun halklarını ve kurumlarını tarihsel bir analize tabi tuttuğu bu eser; dili, siyaset biliminin ve yazarın en önemli eseri Kanunların Ruhu Üzerine’nin nüvelerini taşıması, ileride kavramlara dönüşecek yepyeni fikirler içermesi açısından, benzerlerinin çok ilerisindedir. İran Mektupları, Kanunların Ruhu Üzerine’den sonra, yazarın bu temel eseri de Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde okurlarla buluşuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 12,5 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺25,60

İşraki felsefe, İslam düşüncesinde Şehabeddin Sühreverdi el-Maktul (ö. 587/1191) tarafından kurulan bir hikmet öğretisinin adıdır. Bu çalışmada işraki felsefe ve onun özgün yönlerinden biri olan misal alemi, Şeyhu’l-işrak olarak da anılan Sühreverdi özelinde ve sistemi içinde açık biçimde yer verdiği baş eseri Hikmetü'l-işrak merkeze alınarak incelenmiştir.

Misal alemi, Sühreverdî’nin meşşai yöntemden müşahede yöntemine geçtiğini belirttiği Hikmetü'l-işrak’teki hakikat ve alem tasavvurunun bir sonucu olarak gün yüzüne çıkmaktadır; bu sistem içinde öncelikle “kendini müşahede” tecrübesi öncelikli olan yöntemdir. Misal alemi, bu tecrübenin surete büründüğü alanı temsil etmekte; ontolojik bir hakikat olarak insan-alem ilişkisini bu temelde kurmayı ve özne-nesne ya da ruh-beden gibi birbirinin karşısına konumlandırılmış ikilikleri birleştirmeyi hedeflemektedir. Sadece sufi tecrübeleri değil, insanın tüm tecrübi halleri misal aleminde ontolojik bir varlık kazanır ve bunları birer hakikat derecesi olarak gören bu felsefî yaklaşım, böylece insana dolaysız tecrübesinden yola çıkması için hakiki bir zemin de sunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 406
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺89,90
Tükendi

Hayatımızı dayadığımız, sırtımızı verdiğimiz temel inançlar felsefe-bilimde aranmaz, aranmamalıdır. Zirâ felsefe-bilim yaşatmaz; hayatî ihtiyâçları karşılamak üzre oluşturulmaz. Sâdece merakı tatmine, bilgi edinmeğe yöneliktir. Felsefenin metafiziğinde "bilgi"; bilginin nereden neşet ettiği, yapısı ve tabiatı araştırılıp elde edilirken bilimlerde varolanların keşfinden elde edilir.

Felsefe Bilimin Odağında Metafizik adlı eser bilginin nereden neşet ettiğini, yapısını ve tabiatını; tarihsel çerçevede, derinlemesine ve mukayeseli olarak ele almaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 213
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺36,00

Çernişevski’nin materyalist görüşlerinin en çarpıcı özelliği, bunların devrimci karakteridir. O, felsefe ile estetiği toplumun devrimci dönüşüm amaçlarıyla birleştirmiş, materyalizm ile idealizm arasındaki savaşın sosyo-politik, sınıfsal kaynaklarını görmüştür. Bu düzlemdeki yapıtlarında, nesnel dünyanın temel algılanma sorunları, insanın sanat gibi karmaşık etkinlik biçimleri ortaya konmakta ve çözümlenmektedir. Burada insanın sınırsız bilgisizliği mükemmel bir tarzda ifade edilirken, yanı sıra bilginin tarihsel koşullanmışlığı da gösterilir. Çernişevski, nesnel gerçeklik ile duyular ve bilinç arasındaki karşılıklı ilişkiye net bir diyalektik bakış açısı sergiler. Pratiklik kavramını, algının gerçeklik ölçütü olarak gösterir, idealistlerin insan bilincine doğaüstü, “tanrısal” bir güç atfetmelerini reddeder. “Çernişevski, gerçekten, 50’li yıllardan 88’e kadar bütüncül felsefi materyalizm düzeyinde kalmayı ve Yeni Kantçıların, Pozitivistlerin, Mahçıların ve diğer kafa karıştırıcıların sefil saçmalıklarını bir yana atmayı başarmış biricik büyük Rus yazarıdır.”

(V. İ. Lenin)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 158
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺21,25

Albert Camus “zamanımızın tek büyük ruhu” olarak selâmlar Simone Weil’i. Birçok sadık Weil okurunun söylediği gibi, zamanın tek büyük yüreği ve saf ışığı… İnsanın sefaletini ve düşkırıklığını Pascal’dan sonra dile getiren belki en derin seslerden biridir Simone Weil. Onda düşüncenin kendisi hiçbir zırha bürünmez, tam anlamıyla duru ve çıplaktır. Yalnızca içsel arınma arzusu taşır. Yüce alçakgönüllülükle dökülür her şey. Weil’deki cümleler ruh için doğaüstüne taşınan bir besindir ve âdeta gnostiklerin ‘seçilmiş’ yazgısında erir. Bir yönüyle umut kırıcı ve zor bir mesafedir bu. Anlamak ve anlaşılmak için hakiki bir tinselliğe gereksinim vardır. Gene de inayeti dilemek yerçekimi yasasına aykırı bir fiili içermez ve bizi tüm hayalî kahramanlıklardan, sözde dindarlıktan ve dünyevî ödüllerden kurtarır. Sonuçta, insan saf ışıktan beslenmeyi bilmiyorsa eğer, tüm yanlışlıklar birbirine denk düşmeyecek midir?

Simone Weil tüm dehasını küçümseyerek yazmıştır. Tanrı, aşk, zaman, hiçlik, ben, bağlılık, boşluk, güç, acı vb. kavramları sıra dışı bir yaşam deneyimiyle açımlar. Her birinde lütfun güzelliğini ama o ölçüde de tehlikeyi ve sürekli düşüşü göstererek… Yerçekimi ve İnayet, Weil’in düşüncelerini yansıtan en önemli kitabıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 207
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺47,90

Bilgelik yaralarımızın kılığına bürünür. Bize nasıl gizlice kanayacağımızı öğretir. Delilik belki de artık değişim geçirmeyen bir acıdan başka bir şey değildir. Hangi eski yazarda okudum üzüntünün kanın yavaşlamasından ileri geldiğini? Tam da budur üzüntü: Durgunlaşan kan. İnsanı hiçbir şey, o ana kadar kendine itiraf etmeye cesaret bulamadığı, hatta bihaber olduğu kusurlarından birinin berrak görüntüsüyle uykuya dalmaktan daha iyi vicdan sahibi yapmaz. Söz ve sükût. Konuşan bir delinin yanında, ağzını açmayan bir delinin yanında olduğundan daha güvende hissederiz. Cioran, taklit edilemez yazı ustalığı ve ürkütücü zihin açıklığıyla tüm zehrini yaşamın üzerine akıtıyor. Yine de Yeni Tanrılar’ı kaplayan mutlak umutsuzluğa ve karanlık sayfalara son cümlede hayat mucizesinin zayıf ışığı sızar: "Hepimiz, her anı bir mucize olan bir cehennemin dibindeyiz."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺35,90

Nasıl olup da Rönesans, modernitenin eşiğinde, on yedinci yüzyılın hemen öncesinde büyüsel düşüncenin en güçlü dönemini temsil eder? Nasıl olup da bu çağın insanı ve hatta filozofu, antikitenin yeniden doğduğu bir dönemde, bütün tarihsel ve entelektüel belleği yitirip ilkel doğa anlayışına geri döner? Felsefi ve bilimsel bilgide meydana gelen tüm birikimi bir anda terk edip ilkel zihne böyle geri dönüş mümkün müdür? Bu ve benzeri soruların izinde bu çalışma, Rönesans’ı kendi koşulları içinde anlamayı, büyüsel doğa tasarımında açığa çıkan kadim felsefi sorunları kavramayı ve Rönesans’tan modern dünyaya kalan mirası göstermeyi amaçlıyor. Hakan Çörekçioğlu’nun tüm eserleri gibi bu titiz çalışması da düşünce dünyamızda önemli bir boşluğu dolduracak nitelikte.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺32,80

Düşüncenin Sınırları, spiritüel önder J. Krishnamurti ve ünlü fizikçi David Bohm arasında geçen etkileyici bir dizi diyalogdan oluşuyor.

Bu merak uyandıran fikir teatisinin başlangıç noktasını şu soru oluşturuyor: Şayet gerçek, hakikatten farklı bir şeyse, o halde günlük hayattaki eylemlerin gerçek ve hakikatle ilişkisi nedir? Eserde, Bohm ve Krishnamurti’nin bilincin doğasını ve insanın hükmünü keşfedişini görüyoruz. Bu aydınlatıcı diyaloglar gerçek meselesini, arzu bilincini, gelenek ve aşk gibi konuları irdeliyor.

Düşüncenin Sınırları, iki saygıdeğer ve önemli düşünürün diyaloglarını derleyen önemli bir kitap. Krishnamurti ve Bohm’un, varlığımızın özüne dair en temel soruları nasıl irdelediğini görmek isteyen herkes, bu muhteşem esere büyük ilgi duyacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺32,00
1 2 3 ... 13 >
Çerez Kullanımı