Tüm dünyada milyonlarla buluşan Sapiens’in yazarı Yuval Noah Harari, insanlık tarihini geniş bir okur kitlesinin zevkle okuyacağı yepyeni bir formatta sunuyor.

Dört ciltlik serinin ikinci cildi Uygarlığın Sütunları, avcı-toplayıcı Sapiens’in daha fazla güvence ve üretkenlik peşinde koşarken yerleşik düzene nasıl geçtiğini ve tohumunu ektiği ilk buğdayla birlikte kendisini sonu gelmez çatışmalar, salgınlar ve eşitsizlikler döngüsüne nasıl mahkûm ettiğini anlatıyor. Serinin ilk kitabında tanıştığımız kahramanlar bu kez tarihteki en köklü adımlardan Tarım Devrimi’nin etkilerini eğlenceli hikâyelerle gözler önüne seriyor.

Elindekinden daha fazlasına sahip olmak isteyen ilk yerleşimciler, evcilleştirdikleri ilk bitki ve hayvanlarla, kendilerine ayırdıkları ilk toprak parçasıyla, inandıkları ilk din ve koydukları ilk toplumsal kurallarla fark etmeden dünya tarihini şekillendiren en büyük kısırdöngüleri yaratıyor.

İnsanlık tarihinin dönüm noktalarını farklı disiplinlerin penceresinden son derece keyifli bir üslupla anlatan Harari bu kitapta, medeniyetlerin kuruluşunda kilit rol oynayan ama bir yandan da ırklar ve cinsiyetler arasındaki eşitsizlikleri körükleyen kurmaca hikâyelerin, mantıkdışı toplumsal hiyerarşilerin ve hayali düzenlerin foyasını meydana çıkarıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 19 / 26
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺152,00

Ulusal kimlikler doğal fenomenler değildir; bilakis inşa, belki de icat edilmeleri gerekir. Bugün ulusal kimliklerin temel unsurları denince bir çırpıda kurucu atalardan, tarihten, kahramanlardan, dilden, anıtlardan ve folklordan bahsedebiliyoruz. Peki tarihin her döneminde ulus denince aynı cevabı alabilir miydik? Anne-Marie Thiesse, Ulusal Kimliklerin İnşası'nda son iki yüzyıldaki gelişmeler ışığında bu soruyu cevaplıyor. Endüstriyel kapitalizmin gelişimiyle modern devletlerin oluşumu ve ulus kimliğinin inşası arasındaki ilişkiyi serimleyen Thiesse, ulus fikrinin aslında oldukça uluslararası bir etkileşimin sonucu olduğunu ileri sürüyor. Epik soy anlatılarından etnografya müzelerine, ulusal dillerin gelişiminden paraların üzerindeki amblelmlere kadar uzanan bir çalışma sahası içinde ilerleyerek bu kolektif inşanın bir krokisini çıkarıyor. 18. yüzyıl Avrupa'sında başlayan uluslaşma macerasını 21. yüzyılda nasıl anlamamız gerektiğine dair yetkin bir kavrayış sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 293
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺45,00
₺50,00

Birinci Dünya Savaşı’nın Kökenleri’nde William Mulligan, savaşa yol açan faktörleri yeni bir bakış açısıyla ele alıyor. Konuya dair temel tarihyazım tartışmalarını ve politik açmazları, güncel veriler ışığında tekrar masaya yatırıyor. Mulligan, en temel tezlerden birine karşı çıkıyor: Savaşın yirminci yüzyılın başlarındaki uluslararası politikaların kaçınılmaz bir sonucu olduğu düşüncesini reddediyor. Bilakis, barışı sürdürmek için çabalayan güçlü aktörler olduğunu öne sürüyor. Askeri güçler, kamuoyu, ekonomi, diplomasi ve jeopolitik gibi kritik konuları ayrı birer bölüm olarak ele alan yazar, çok yönlü bir anlatı sunuyor. Büyük aktörler arasındaki ilişkileri, küçük devletlerin rolünü, dağılmakta olan imparatorlukları ve Temmuz krizini mercek altına alıyor. 1870-1914 arasında dünyada olup bitenlerin net bir fotoğrafını çekiyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺54,00
₺60,00

Bahri Memlukler döneminde 13. asırdan 14. asrın sonuna kadar geçen sürede özellikle Orta Doğu'nun mukadderatında önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönem olmuş ve bu bölgede yaşanan siyasi olaylar sadece bölgeyi etkilememiş, bazen yaşanan bu olayların yankıları çok uzaktaki ülke ve devletleri de derinden etkilemiştir.

Bölgesel ve uluslararası dış ilişkiler konusu; devletlerin, tarih boyunca üzerinde durdukları ve önem verdikleri konuların başında gelir. Devletlerin bulundukları coğrafyada gerek bölgesel gerekse uluslararası alanda uyguladıkları iyi ve tutarlı politikalar sayesinde hayatiyetlerini uzun süre devam ettirdikleri görülmüştür.

Devletlerin başında bulunan liderler, bölgesindeki veya uzaktaki devletlerle sürdürdüğü politikalar ve iyi ilişkiler sayesinde rakip gördükleri ülkelere karşı ittifak oluşturabilmişler ve bu sayede devletlerini bulunduğu bölgesinde daha güçlü kılmışlardır. Memlukler Mısır, Suriye ve Hicaz Bölgesi'nde varlıklarını yaklaşık iki buçuk asırdan fazla bir süre devam ettirmişlerdir. Tahta geçen sultanlarının başarılı ve dirayetli bir şekilde uyguladıkları politikalar sayesinde Memlukler, bulundukları stratejik öneme sahip bu bölgede uzun yıllar ayakta kalmışlardır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 16.5 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺44,10
₺49,00

Yepyeni bir Dede Korkut hikâyesinin romanı olan Tolgunay, Dede Korkut Hikayeleri'ne getirdiği yeni ve modern yorumla Türk edebiyatında bir ilki gerçekleştirmektedir.“24. Hikâye” olma özelliğini “24 Oğuz Boyu”nun adından alan kitap, cesur ve savaşçı kadın Tolgunay’ın hikâyesini anlatmaktadır.

Orta Asya bozkırlarından Karaçuk Dağı’nın eteklerine, Oğuz obasından Kıpçak Kalesi’ne doğru inandıkları değerler uğruna at koşturan kahramanlarımız soluksuz bir maceranın, aşkın, hüznün ve ihanetin içinde zor kararlar verip ölümcül mücadelelere girişeceklerdir.Tolgunay, sizleri sürükleyici bir kurgunun içinde Oğuzların dünyasına çağırmaktadır.***“

Hafif yel, savaşçı ruhunun ele geçirdiği bedeninde sakinleştirici dokunuşlarla gezmeye devam ediyordu. Umudu tutuşturan bir kıvılcımdı bu, kırlarda koşan özgür yılkıların ruhuydu. Serin, taze ve dirilticiydi. Etine abanmış zırhtan içeriye doğru usul usul sızıyordu. Yorgun değildi artık. Ölüme hazırdı ve hiçbir cesaret, ölüme hazır bir yürekten daha korkusuz olamazdı.

Yaklaştı. Kılıcını iyice kavrayıp kalkanını yüz hizasına kaldırdı. Rakibi de aynı şeyi yaptı. Yavaş yavaş en uygun anı kollamak için dönmeye başladılar. Seyirci sessizleşmişti, birazdan akacak kanın şehvetine bir hazırlıktı bu, birazdan akacak kanın ruhlarında yaratacağı depremi bekleyişti.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺36,40

Haritalar büyüler bizi. Dünyaya dair bildiklerimizi bir araya getirir, ilerlememizin kaydını tutar, hepsinden ötesi bizim hikâyemizi anlatırlar. Onlarsız bir dünya düşünün: Nasıl yolculuk yapardık? Toprak üstünde nasıl hak iddia ederdik? Ülkeler nereye kadar yayılırdı? Kadınla erkek arabada ne uğruna birbirini yerdi?

Tam Benim Tipim ile yazı karakterleri gibi meraklısına özel duran bir konudan uluslararası çoksatan yaratan Simon Garfield şimdi sihrini haritalar için konuşturuyor. Garfield, kâşif ve filozofların eski dönem eskizlerinden Google Maps ve ötesine varan yolu izleyerek, haritaların insan doğasındaki en iyiyi (keşif ve merak) ve en kötüyü (çatışma ve yıkım) nasıl kusursuz yansıttığını ortaya koyuyor.

Ortaçağın büyüleyici mappa mundilerinden aşılmaz ve hiç var olmamış Kong Dağları’na, Amerika’nın keşfinden Afrika’yı haritalama kâbusuna, kolera ile savaşan kartograflardan kapatıldığı hücrede Dünya’yı haritalamış Venedikli keşişe, dudak uçuklatan kartografik sahtekârlıklardan çevrimiçi harita savaşlarına uzanan onlarca şaşırtıcı öykü, Garfield’ın çok sayıda görselle süslenmiş sürükleyici, tutkulu ve nüktedan anlatımı sayesinde gerçek bir ziyafete dönüşüyor.

“Simon Garfield, yanındayken zamanın nasıl akıp gittiğini fark etmediğiniz bir öğretmen gibi… Muhteşem bir anlatıcı.” 
Observer


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 14 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺45,24

Tarihe Yön Veren İsimlerin Yaşamından Süzülen Geçmişten Günümüze Liderlik Dersleri:

“Tek Bir Kişi Yüzlerce Kişiye Nasıl Liderlik Edebilir?”

Churchill ve Napoleon gibi ödüllü kitapların yazarı Andrew Roberts’tan tarihin en kanlı savaşlarında liderlik eden, güçlü ve zayıf yanlarıyla insanlık tarihine yön verenlerin karşılaştırmalı olarak incelendiği yepyeni bir çalışma: Savaşta Liderlik.

Okuru Fransız İhtilali’nin coşkulu karmaşasından Soğuk Savaş’ın gergin atmosferine taşıyan Roberts, modern tarihin ana figürlerinden olan Napoléon Bonaparte, Horatio Nelson, Winston Churchill, Adolf Hitler, Joseph Stalin, George C. Marshall, Charles de Gaulle, Dwight D. Eisenhower ve Margaret Thatcher’ı objektif bir şekilde ele alıp derinlemesine analiz ediyor.
Peki, savaşta liderlik becerisi her birinde farklı şekilde mi vücut bulmuştu, yoksa onların zamanı ve mekânı aşıp kendilerinden sonraki liderlere sirayet eden ve çatışmanın doğasıyla doğrudan bağlantılı olan bir dizi ortak özellikleri, vasıfları ve teknikleri mi vardı?

Detaylı araştırmaların ve titiz bir yazma sürecinin sonucunda ortaya çıkan Savaşta Liderlik, savaşa farklı taktiklerle ve silahlarla ancak benzer bir başarma gayesiyle yaklaşan dokuz liderin portresini yeni bir bakış açısıyla çiziyor. İlham verici oldukları kadar uyarma amacı da güden bu tasvirler çatışma, huzursuzluk ve uyumsuzluk zamanları için liderlik konusunda hayati dersler sunuyor. Roberts, kendine özgü coşkulu üslubu ve keskin gözlem yeteneğiyle kaleme aldığı bu çalışmada en parlak liderlerin bile başarısız olmasına yol açabilecek kişisel özellikleri ve liderleri zafere ulaştırabilecek vasıfları ortaya çıkarıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺36,90
₺45,00

1936 Türkiye-Ankara:

Atatürk, J.Churchward’ın 50 yıllık araştırmalarına dayanan “Kayıp Kıta Mu” kuramının izini sürmeye başladı. Churchward, Mayalar, Mısırlılar, Sümerler ve Uygur Türklerinin MÖ 12.000’lerde bir doğal afet sonunda Pasifik Okyanusu’nda sulara gömülen “Mu kıtasından” dünyaya yayıldıklarını iddia ediyordu. Atatürk, yaklaşık 3 yıl süren araştırmaları sırasında, Türklerin Orta Asya’dan önceki anavatanlarının Mu kıtası olup olamayacağını araştırmıştı…

Atatürk’ün ölümünden sonra bu çalışmaları kamuoyundan saklandı!

Bu kitapta James Churchward’ın MU KURAMINA, Mayalarla Türkler arasındaki ilişki tezine ve bu konularda ATATÜRK’ün araştırmalarına yer verilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺48,00
₺60,00

Tüm dünyada milyonlarla buluşan Sapiens’in yazarı Yuval Noah Harari, insanlık tarihini geniş bir okur kitlesinin zevkle okuyacağı yepyeni bir formatta sunuyor.

Dört ciltlik serinin birinci cildi olan İnsan Türünün Doğuşu, diğer hayvanlardan pek de farkı olmayan bir tür olarak ortaya çıkan Sapiens’in tüm dünyayı dönüştürebilecek gücü nasıl elde ettiğini renkli kahramanlar ve mizah dolu hikâyeler eşliğinde anlatıyor.

İnsan evriminin bir survivor yarışması, Sapiens’in yarattığı ekolojik felaketin bir dedektiflik hikâyesi olarak aktarıldığı bu nefes kesici yolculuk, müthiş çizimler ve yaratıcı anlatılarla biyoloji ve tarihin insanlığı nasıl şekillendirdiğini, bilişsel devrimle gelişen kurmaca becerisinin insanlara kazandırdığı ölçüsüz gücü ve bu gücün yıkıcı etkilerini ortaya koyuyor.

Farklı bilim dallarının yaklaşımlarını anlaşılır ve eğlenceli bir anlatıyla aktaran bu çalışma, bugün karşı karşıya olduğumuz çetin sorunların kaynağına ışık tutarken insanlık tarihini keyifle okunan sürükleyici bir maceraya dönüştürüyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 19,5 / 26,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺160,95

Tarihi Değiştirenler Serisi tüm hızıyla devam ediyor… Serinin bu kitabı tarihte dönüm noktası olan günlere odaklanıyor… “O sırada Türkiye’de ne oluyordu?” bölümüyle de okurlara karşılaştırmalı tarih okuması imkânı sağlıyor…

Süveyş Krizi, Vietnam Sendromu, Neil Armstrong, Baas Partisi, Keşmir Sorunu, Kore Savaşı, Uzun Yürüyüş, Bağımsızlık Bildirgesi, Büyük Bunalım, New Deal, İran İslam Devrimi, Amerikan İç Savaşı, Cemal Abdül Nasır, 11 Eylül Saldırıları, Mahatma Ghandi, Başkan Kennedy, Kıbrıs Barış Harekâtı, Mehmet Ali Ağca, İnebahtı, Çernobil, Petrol Krizi, Normandiya Çıkarması, Saddam Hüseyin, Pearl Harbor Baskını, El Kaide, Everest, Apartheid, Gagarin, Perestroika, Başkan Mao, Konstantinopol, Waterloo, Küba Füze Krizi, Savaşların Anası, Afganistan'ın İşgali, Berlin Duvarı, Haçlı Seferi, Sivil İtaatsizlik, Tiananmen Olayları, Macar Ayaklanması, Prag Baharı, Nelson Mandela, Enosis, Politbüro, Klonlama, İnternet, Viyana Kuşatması, Filistin-İsrail Barışı, Napolyon, Soğuk Savaş, JFK, Albaylar Cuntası, Martin Luther King, Ekim Devrimi ve daha onlarcası...

Bu isimler ve kavramlar hayatımıza nasıl girdi dersiniz?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺52,50
₺75,00

Dünyaca ünlü iki uzman tarafından, bilim dünyasında günümüzün en önemli fikirlerinden biri olan Antroposen’e bilimsel, tarihsel ve politik bir bakış.
Biz insanlar yalnızca bugünü etkilemekle kalmıyoruz. Yerküre’nin dört buçuk milyar yıllık tarihinde ilk kez, kendi geleceğini tayin eden bir tür söz konusu. Eskiden göktaşları, süper yanardağ patlamaları ve anakaralardaki yavaş tektonik hareketler Yerküre’nin ikliminde ve üzerindeki yaşam formlarında köklü değişikliklere neden olurdu. Şimdiyse Yerküre’yi değiştiren yeni bir güç var: Homo sapiens, sözde “akıllı” insan.
İnsanlığın gezegene olan etkisinin en düzeye ulaştığı ve neredeyse geri döndürülemez bir hâl aldığı bu sürece bilim çevreleri yeni bir isim veriyor: Antroposen. Kimilerine göre Antroposen, çevre üzerinde sahip olduğumuz benzersiz gücü simgelemektedir. Kimilerine göreyse bize doğaya hâkim olduğumuz yanılsamasını veren aşırı kibirden kaynaklanmaktadır. Bu konudaki görüşümüz ne olursa olsun, kulağa tuhaf gelen bu bilimsel terimin altında en derin korkularımızın ve ütopik fikirlerimizin bağlı olduğu; bilim, felsefe ile politikanın çarpıcı bir sentezi yatmaktadır.
Gezegeni Dönüştüren Güç: Homo Sapiens, çağlar boyunca doğa üzerinde bıraktığımız etkilerin izini sürerek insanlık tarihine dair yeni bir görüş sunuyor ve yarattığımız bu dengesiz dünyada türümüzü bekleyen geleceği gözler önüne seriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺48,00
₺60,00

19. yüzyıl, Avrupa için benzeri görülmemiş bir sanatsal atılım dönemiydi. Aynı zamanda, kitle iletişim araçlarının ve hızlı tren yolculuğunun milliyetçilik engellerini aşarak Avrupa’yı bir araya getirdiği, sanat, müzik ve edebiyat eserleri bakımından gerçek anlamda bir Avrupa kanonunun gelişimini kolaylaştırdığı ilk kültürel küreselleşme çağıydı. Nitekim 1900’e varıldığında, kıtanın her yerinde aynı kitaplar okunmakta, aynı tablolar üretilmekte, evlerde ve konser salonlarında aynı müzik çalınıp dinlenmekte ve bütün önemli tiyatrolarda aynı operalar sahnelenmekteydi.

Övgüyle izlenen tarihçi Orlando Figes geniş kapsamlı belgelerden, mektuplardan ve çeşitli arşiv malzemelerinden yararlanarak, Avrupa’da bütünleşmeyi mümkün kılan para ile sanatın etkileşimini inceliyor.

Kitabın odak noktasında dokunaklı bir aşk üçgeni yer alıyor: Rus yazar İvan Turgenyev; uzun ve derin bir aşk ilişkisi yaşadığı İspanyol primadonna Pauline Viardot; Pauline’in bir sanat eleştirmeni, tiyatro yöneticisi ve cumhuriyetçi militan olan kocası Louis Viardot. Turgenyev ile Viardot çifti bir tür Avrupa kültür alışverişine aracılık ettiler; Delacroix, Berlioz, Chopin, Brahms, Liszt, Schumann çifti, Hugo, Flaubert, Dickens ve Dostoyevski gibi birçok dev simayla tanıştılar ya da yolları kesişti.

Uygarlık tarihindeki büyük ilerlemelerin hemen hepsi kozmopolitliğin arttığı, yani insanların, fikirlerin ve sanat eserlerinin ülkeler arasında serbestçe dolaştığı dönemlerde ortaya çıkmıştır. Canlı bir üslupla kaleme alınan Avrupalılar, kozmopolit bir mayalanmanın zamanla dünya kültürüne damga vuran sanat geleneklerini nasıl şekillendirdiğinin de göstergesi.

“Harika, geniş kapsamlı bir çalışma Figes bu dönemi ustalıkla anlatıyor, üstelik ikna edici ve tutarlı bir şekilde okuru aydınlatarak...” -Publisher’s Weekly

“Kimi yazarlar dünyaya bakmak için teleskop kullanır, kimileri de mikroskop. Orlando Figes ikisini de kullanarak okurlarını hem şaşırtıyor hem hoşnut kılıyor.” -The American Scholar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺84,00

Seyahat, ticaret, kolonileştirme ve göç:

Küreselleşmenin on beşinci yüzyılda başlayıp günümüze kadar gelen merak uyandırıcı öyküsü.

Değersiz görülen patates bitkisi nasıl oldu da önce tüm Avrupa’daki yoksulları besleyip sonra milyonları mezara gönderdi?

Tütün çılgınlığı Avrasya’ya nasıl dalga dalga yayıldı? 

Kauçuk sanayileşmeyi nasıl tetikledi? 

Sıtma, kölelik ve Amerikan Bağımsızlığı arasındaki bağlantı nedir? 

On altıncı yüzyıl Bolivya’sının gümüş dağları, Çin ve İspanyol İmparatorluğu’nun ekonomik kaderini nasıl şekillendirdi?

İnsanlığın ilerlemesinin önündeki en büyük tehditler bazen büyük sıçrayışlardan doğar.

“Mann bir tarihçi olarak hem geniş ölçekli araştırmaları ve müthiş zekâsı hem de biyolojik hassasiyetiyle hayranlık uyandırıyor.

Öyküsünün her noktasında, insanların işgal ettikleri geniş çevredeki faaliyetlerini en ön planda tutuyor.”

- The Wall Street 

“1493, ilgi çekici hikâyeleri ve hayret veren bilgileriyle, kurgudışı kitapları sevenlere muazzam bir keyif sunuyor... Mann birçok açıdan çok kaliteli bir yazar: Tarafsız, sürükleyici, kendine has deyimlerle dile katkıda bulunuyor... Mann dünyayı çok seviyor ve ona sahip çıkıyor.”

- Science

“Mann bu nefes kesici öyküsünü anlatırken heyecanını asla kaybetmiyor... Dünyanın farklı kısımlarının küresel işleyişi nasıl şekillendirdiği, özgün bir bakış açısıyla, ustaca değerlendirilmiş.”

- Financial Times


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 333
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺71,82

Karşılaştıklarında Ne Konuştular?
Mimar Sinan - William Shakespeare
Osman Hamdi Bey - Friedrich Nietzsche
II. Abdülhamid - Oscar Wilde
Barbaros Hayreddin Paşa - Niccolo Machiavelli
Yirmisekiz Mehmed Çelebi - Voltaire

William Shakespeare doğduğunda Mimar Sinan Süleymaniye’de Kanuni Sultan Süleyman için türbe inşa ediyordu. Mimar Sinan öldüğünde ise William Shakespeare Romeo ve Juliet’i yazıyordu. Bu iki önemli dâhi, yaşamlarının yirmi dört yılında aynı güne uyanıp aynı güneşe baktılar... Peki ya karşılaşmış olsaydılar…

Osman Hamdi Bey ile Nietzche Paris’te, bir gece yarısı kapanmakta olan bir sergide, bir tablonun başında karşılaşsaydı ya da II. Abdülhamid ve Oscar Wilde İngiltere’de bir baloda, herkesten uzakta baş başa sohbet etseydi… Peki Barbaros Hayreddin Paşa ile Machiavelli’i bir mağaranın girişinde savaş planları yaparken görseniz ne düşünürdünüz?

Bu kitap önemli tarihsel kişilikleri yine onların eserleri üzerinden bir araya getiriyor ve tadına doyulmaz, çok farklı bir popüler tarih okuması çıkıyor ortaya. Osmanlı ve dünya tarihinin sayfalarına bir de bu gözle bakın.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺24,00

Kısa Dünya Tarihi, insanlığın Paleolitik Çağ’dan günümüze dek uzanan serüvenini sosyal ve kültürel meselelere, özellikle de toplumsal cinsiyet, aile, maddi kültür gibi başlıklara ağırlık vererek anlatıyor. Toplumsal cinsiyet, kültür tarihi, Avrupa ve dünya tarihi alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan Merry E. Wiesner-Hanks, dünya tarihine yeni bir perspektiften bakıyor. Beş bölümden oluşan kitapta siyasi tarih anlatısını öne çıkarmak veya dünyayı bölgelere ayırarak incelemek yerine, konuya karşılaştırmalı dünya tarihçiliği açısından yaklaşan yazar, her bölümde çok farklı toplumlardan örnekler seçerek büyük resmi görmemizi sağlıyor. Zaman içindeki değişimi hem yerel süreçler hem de kültürlerarası etkileşimler üzerinden takip eden Kısa Dünya Tarihi, kentlerin kurulması ve büyümesi, küresel ticaret ağlarının oluşumu gibi kilit öneme sahip olayları farklı coğrafyalardaki türevleriyle ele alıyor. Yedi ciltlik Cambridge Dünya Tarihi dizisinin de genel editörü olan Merry E. Wiesner-Hanks’in çok sayıda resim ve haritalarla da zenginleştirilmiş bu eseri, dünya tarihi alanına kesinlikle yeni bir soluk taşıyor.

"Merry Wiesner-Hanks'in dünya tarihi çalışması çığır açıcı bir kitap. (…) Esas olarak insan toplulukları, toplum ve kültüre odaklanan ilk dünya tarihi.”

David Christian, Maps of Time: An Introduction to Big History’nin yazarı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 15,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺61,00

Rusya tarihi, Sovyetler Birliği ve Rusya Federasyonu’nun kurulmasından en az bin yıl önce, –tarımla uğraşan, yerleşik bir topluluk olan– Slav kabileleri ile Fin ve Baltık komşularının bir Nors savaşçı grubunu derebeyleri olarak tanımasıyla başlar.

Bu kitapta bir dizi Rus devletinde yaşamış olan halkların sert çevresel koşullarda zorluklara göğüs gererek hayatta kalma çabaları, toplumsal ve politik örgütlenme süreçleri, topraklarını genişletip savunma girişimleri, işgal ve siyasi çöküş dönemlerinden sonra güçlerini geri kazanıp yeniden yapılanma çabaları aktarılmaktadır.

₺20,80

Tony Judt’ın ölümünden sonra hazırlanan bu son kitabının odağını İkinci Dünya Savaşı sonrasında Fransız entelektüellerinin Avrupa kültürel ve siyasal yaşamı içindeki benzersiz seçkin rolü oluşturuyor. Yazar bu entelektüel camianın en ayrıştırıcı çatışmalarını analiz ediyor: Komünizmin vaadine ve ardından ihanetine nasıl yaklaşılacağı ile Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği’nin ikiyüzlülüğüyle karşılaşılınca, Doğu Avrupa’da yeni kurulan sosyalist devletlerde ve bizzat Fransa’da radikal ideallere bağlılığın nasıl sürdürüleceği...

Judt bunun Fransız düşünce dünyasında neden saplantılı bir ahlaki ikilem oluşturduğunu, tepkilerinin savaş ve işgal şartlarıyla nasıl belirlendiğini ve savaş sonrası siyasal tercihlerinin sonraki Fransız entelektüel kuşaklarının vicdanında nasıl tedirgin edici bir yer tuttuğunu gösteriyor.

Judt’ın analizi Jean-Paul Sartre, Albert Camus ve Simone de Beauvoir gibi revaçtaki “varoluşçu” şahsiyetlerin yazılarının ötesine geçerek, Katolik felsefecilerin, bağımsız gazetecilerin, komünist ve komünist olmayan edebiyat eleştirmenleri ile şairlerin yer aldığı geniş bir entelektüel camiayı kapsıyor.

“Judt derin bilgisiyle ve eleştirel sezginin rahatça okunan harika bir türüyle, […] İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasındaki Fransız fikir hayatını inceliyor. […] Fikirlerle dolup taşan bu kitap, kapsamlı bir entelektüel teori sunuyor. Heyecan verici bir polemik tarzında, ilgiyi sürekli canlı tutuyor ve insanı düşünmeye kışkırtıyor.”

- The Washington Post

“Yirminci yüzyıl Fransız edebiyatının sayfalarında keyifle gezinmiş olanların kanını donduracak ve soluk kesici sarsıcılıkta bir uzmanlık çalışması. […] Özenle okunacak bir kitap.”

- The American Spectator

“Kusurlu Geçmiş fikir hayatı açısından inişli çıkışlı yılların [1944-1956] açık sözlü ve alışılmamış ölçüde heyecan dolu bir incelemesi. Judt […] konu edindiği ideolojik cambazları anlatmanın ötesine geçiyor; siyasal düşüncelerini siyasal gerçeklikle sınamayan entelektüelleri acımasızlıkları nedeniyle suçluyor.”

- New York Times Book Review


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺60,00

Elinizdeki kitap size tarihin şifrelerini, El Dorado’nun yerini, Karındeşen Jack’in kim olduğunu ya da simya taşının hikmetini öğretmeyecek. Karşınıza pavyonlarda sürten altıncı Dalai Lama, genç kalmak için altın içen Diane de Poitiers, teslim ol çağrısına orta parmaklarını işaret ve yüzük parmaklarının arasına sokup sallamak suretiyle cevap veren Venedik garnizonu, erkek kılığına girip tüm Siena’yı elden geçiren çapkın travesti Caterina Vizzani, bir köşede hacetini gideren Evliya’nın üstüne düşüp onu “boklu gazi” yapan düşman da çıkmayacak.

Bu, kahramanlarla hainlerin, tarihin akışını değiştiren vizyonerlerle fırsatları tepen basiretsiz liderlerin kitabı değil. Küçük Buzul Çağı, Fiyat ve Sanayi devrimleri, Aydınlanma, Atlantik Üçgeni, Büyük Kırılma, Hümanizma, muhayyel cemaatler, Protestan Etiği gibi birçok kavramın havada uçuştuğu sayfalarımızda kopuşları değil, devamlılıkları göreceksiniz. Tarihi bir anda değiştiren olayların aslında semptomlarını kaplumbağa hızıyla gösteren süreçlerin birer sonucu olduğunu fark edeceksiniz.

Herkesin hafife aldığı şu grotesk tarih kortejinin birbirinden ilginç kahramanlarının yaratacağı hafif bir tebessümden ve sıra dışı anekdotların verdiği şaşkınlıktan daha fazlasını hedefliyoruz: Okuyucunun geçmişini ve bugününü daha iyi kavrayıp geleceğini daha iyi planlamasını sağlamak ve ona entelektüel bir derinlik kazandırarak daha kaliteli bir yaşam sürmesine yardımcı olmak.

Emrah Safa Gürkan’ın mizahla zekâyı buluşturduğu Bunu Herkes Bilir, hangi yaşta olursa olsun kendini geliştirmek için öğrenmeye zaman ayıranların zevkle okuyacağı bir başucu eseri…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺59,50

Zaman, en büyük günahları affettirir mi? Her itiraf, içinde biraz da olsa affedilme umudu taşır mı?

Neden kimse hatalarını kolayca itiraf edemez?

Onlar yaptıklarıyla dünya tarihine adını yazdırmış on üç isim. İster politika ister sanat olsun hepsi kendi alanlarında dünyaca tanınan insanlar. Ancak bir an geldi, başarısız oldular. Bir an geldi, geri dönüşü olmayan hatalar yaptılar. Bir an geldi, yalan söylediler... Ve öyle bir an geldi ki tarihe geçecek hatalarını itiraf ettiler. Bu itiraflar, hayata bakış açınızı ve başarı algınızı bütünüyle değiştirecek.

“En büyük amacımız; Sünnileri ve Şiileri kanları kuruyana kadar birbirleriyle savaştırmaktı.”

- Michael Scheuer

“Tecrübesizdik, o felâketten hiçbir şey kurtaramadık. Fidel, hayli azarladı bizi.” 

- Che Guevara

“En büyük pişmanlığım; Irak konusundaki istihbarat başarısızlığımdır.”

- George W. Bush

“Gaza geldim!”

- Kenan Evren

“Aldattım kadınlarımı!”

- Nâzım Hikmet

“Siyonistlere alet olduk ve onların ihanetine uğradık!”

- Enver Paşa

“Hırsızlık yaptım! Şeytanca bir hayâsızlıkla, suçu masum bir kızın üzerine attım.”

- J. J. Rousseau


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺22,40

Birinci Dünya Savaşı dört yıl sürmüş, Balkanlarda başlayan savaş yine Balkanlarda bitmiş, Bulgaristan’ın mütareke imzalaması zincirleme münferit mütarekelerin ortaya çıkmasını tetiklemiştir.

Selanik Mütarekesi’yle Bulgaristan’ın savaş dışı kalması, esasında İtilâf Devletleri için yeterli görülmüştür. Nitekim Bulgaristan en çok Sırbistan ve Yunanistan tarafından işgal edileceği ve bu ülkelerin kendisinden intikam alacağından endişe ederken İtilâf Devletleri böyle bir gelişmeye izin vermemiştir.

Macaristan’la imzalanan Belgrad Mütarekesi’nin de diğer mütarekelere kıyasla ağır bir ateşkes olduğunu söylemek zordur. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu adına aslında Avusturya heyetiyle imzalanan Villa Giusti Mütarekesi’nde, Habsburg İmparatorluğu’nun sonunu getirmek için siyasî ve askerî bazı adımların atıldığı açıkça görülmektedir.

Bununla birlikte İttifak Devletleri ülkeleri için de en ağır şartları taşıyan mütareke Rethondes -bazı kaynaklarda Compiegne olarak da geçmektedir- Mütarekesi’dir. Almanya, askerî ve malî olarak adeta çökertilmek istenmiştir. Ağır şartlar ve yaptırımlarla dolu bu mütareke, aslında Almanya’ya nasıl bir barış antlaşması önerileceğinin de habercisidir.

Türk basınındaki ve bazı devlet adamlarındaki iyimser olma çabalarına karşın Mondros Mütarekesi’nin de ağır bir metin olduğunu ifade etmek yanlış değildir. Kâğıt üzerinde değerlendirildiğinde özellikle Rethondes ve Villa Giusti Mütarekelerinden hafif olduğu düşünülebilir.

Bununla birlikte diğer mütarekelerde hafif veya ağır olmakla beraber hemen tüm maddeler açık ve net olarak tespit edilmiştir. Mondros Mütarekesi’nde ise özellikle 7. madde ve 24. madde zaman içinde tamamen İtilâf Devletleri’nin yorumuna açık, tehlikeli bir vaziyette kalmıştır.

Nitekim Mondros Mütarekesi’nin imzasından hemen sonra başlayan işgaller 7. madde işaret edilerek gerçekleştirilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 478
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺59,28

İmparatorlardan âlimlere, sıradan insanlardan din adamlarına kadar tarih boyunca herkesin ilgisini çeken rüyalar, bazen gelecekten haber almak bazen içinde bulunulan durumu anlamak için ilk başvurulan kaynaklardan biri olmuştur. Günümüzdeki rüya tabirnamelerinin ve rüya yorumlama yöntemlerinin birçoğu da kökenini antik dönem­de ve devamında bulur.

Antik tıp, erken dönem Hıristiyan yazını ve Bizans kültürel tarihi alanlarında çalışmalar yapan Prof. Steven M. Oberhelman, Bizans’ta Rüya Tabirnameleri’nde MS 9.-10. yüzyılda yazılmış Danyal Peygamber, Konstantinopolis patrikleri Nikephoros ve Germanos, Astrampsykhos ve İmparator II. Manuel Palaiologos’a atfedilen beş rüya tabirnamesi ile bir de Anonim tabirnameyi inceliyor. Ele aldığı tabirnamelerdeki rüya sembollerinin yorumlanış biçimlerini tarihsel, sosyal ve kültürel açıdan değerlen­dirirken Akhmet, Artemidoros ve diğer Bizans tabirnameleriyle karşılaştırmalar da yapıyor.

Sunduğu zengin ve etkileyici rüya perspektifiyle rüyalara ilgi duyan herkesin yanı sıra, çalışma alanları Bizans ve Araplar olan kültür tarihçileri, Ortaçağ araştırmacıları, psiko-tarihçiler, kültürel antropoloji araştırmacıları ve hatta dilbilimciler için eksiksiz bir kaynak niteliği taşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺48,00

Bir Tanığın Kaleminden
Birinci Haçlı Seferi’nde Yaşananlar…

Birinci Haçlı Seferi öncesinde Avrupa’nın, Bizans İmparatorluğu’nun ve İslâm coğrafyasının genel durumu nasıldı? Latince ve diğer çağdaş kaynaklar Birinci Haçlı Seferi’ni nasıl yorumlamıştı? Haçlıların Türklere ve Müslümanlara bakışı nasıldı? Dindaşları Bizanslılar hakkında ne düşünüyorlardı? Açlıkla boğuştuklarında Müslümanların cesetlerini yedikleri doğru muydu?

Elinizdeki kitap, Birinci Haçlı Seferi öncesinde tüm coğrafyanın bir fotoğrafını çekip dönem kaynaklarını tanıttıktan sonra sözü bizzat görgü şahidi olmuş bir papaza, Peter Tudebodus’a bırakıyor. Papa’nın Kutsal Savaş çağrısını, Avrupa’dan İstanbul’a gelişlerini, İznik, Antakya ve en önemlisi İstanbul’un görkemli havasının Haçlıların gözlerini nasıl kamaştırdığını, Türklerin cesaretlerine ve savaşma becerilerine olan hayranlıklarını doğrudan onun kaleminden okuyacaksınız.

Haçlıların Anadolu bozkırlarında çektikleri eziyetleri, Antakya’da nasıl yok olmanın eşiğine geldiklerini ve bir ihanetin, birkaç yanlış kararın tarihin akışını nasıl değiştirdiğini bizzat ondan dinleyeceksiniz. Antakya’da ölümle burun burunayken kaçma planları yaptıkları sırada birden nasıl Kudüs kapılarına kadar dayandıklarını ve tarihin utanç sayfalarından biri olan Kudüs katliamını, tüm ürpertici ayrıntılarıyla bizzat bir tanığın kelimeleriyle yaşayacaksınız.

Birinci Haçlı Seferi: Kudüs’e Yolculuk, Papa’nın çağrısından itibaren İznik’in, Antakya’nın ve Kudüs’ün zaptına, ardından Akdeniz sahilinde yaşanan Aşkelon Muharebesi’ne dek olan biten her şeyi anlatan önemli bir kaynak…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺42,50

Özgürlükçü güçler dünyanın dört bir tarafında yeni canlanmış bir tiranlık ruhuyla karşı karşıyalar, diye anlatıyor Waller Newell, binbir türlü tehlikeyi ortaya döktüğü bu etkileyici çalışmasında. Bu ruh, kâh Cihatçı terörizm, kâh Putin’in emperyalizmi ya da Çin’deki diktatörlük kılığına giriyor.

Bu kitapta, Homeros’un Tunç Çağı savaşçılarından itibaren Büyük İskender’in im­paratorluğuna, oradan Roma İmparatorluğu’na, sonra Ortaçağ’da Tanrı Şehri ile İnsan Şehri arasında geçen mücadelenin yol açtığı, Tudorları ve Büyük Petro gibi “aydınlan­mış despotları” da içeren, Modern Çağ’ın devlet inşa eden despotlarına kadar tuhaf seyrini izlediğimiz tiranlığın neden daimi bir tehdit olduğunu göreceğiz.

Yazar, Nero’dan Kaddafi’ye kadar tiranlığın psikolojisini ve Jakoben Terörü’nün bin­yıl devrimine dönüşmesiyle bunun nasıl değiştiğini araştırıyor. Ufuk açıcı ve aydınlatıcı Tiranlar: Gücün, Adaletsizliğin ve Terörün Tarihi günümüz dünyasındaki tiranlık ve terö­rün doğurduğu tehlikeye merak duyan herkesin ilgisini çekecektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2019
₺60,00

19. Yüzyıl Siyasi Tarihine Derinlemesine Bir Bakış...

“Fransız İhtilali’nin doğurduğu sonuçlar, insanlığın siyasal tarihi bakımından bir dönüm noktası teşkil eder. Çünkü Fransız İhtilali, ne Rönesans’ın ne de Reformasyon’un hedef almadığı bir alanda patlak vermiş ve doğrudan doğruya siyasal düzene hücum ederek, onu yıkarak, siyasal düzenin ve siyasal müesseselerin yepyeni bir anlayışını ortaya koymuştur. Bu yeni anlayış, 21. yüzyıla girmeye hazırlandığımız günümüzde de siyasal kavram ve müesseselerin de temelini teşkil etmektedir.”

- Prof. Dr. Fahir Armaoğlu

Ömrünü hem Türk hem de dünya siyasi tarihine adamış bilim insanlarımızdan Fahir Armaoğlu’nun aramızdan ayrılışının 21. yılındayız. Siyasi tarih alanında kaynak teşkil eden eserleriyle hocamız her zaman aramızda. Daha önce neşrettiğimiz 20. Yüzyıl Siyasî Tarihi (1914 1915) adlı eserini tamamlayacak mahiyetteki 19. Yüzyıl Siyasî Tarihi (1789-1914) ilk bakışta hemen anlaşılacağı gibi benzerine rastlanmayacak bir derinlik sunuyor.

Fransız İhtilali’nden önce Avrupa’nın ve Osmanlı İmparatorluğu’nun genel durumu, ihtilallin siyasî ve toplumsal getirileri, 1815-1848 yılları arasında etkisi gittikçe hissedilen mutlakiyetçilik, hürriyetçilik ve milliyetçilik gibi fikir akımlarının neticeleri, Avrupa’da yaşanan 1830 ve 1848 ihtilalleri, Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa diplomasisi arasında yaşananlar, Avrupa siyasetinin iki yeni unsuru olan İtalya ve Almanya kuruluş aşamaları, Alman üstünlüğüyle gelen üçlü ittifak ve 1877-1878 Savaşı’ndan Balkan Savaşı’nın sonuna dek Osmanlı İmparatorluğu’ndaki askerî ve siyasî gelişmeler, Amerika ve Uzakdoğu’daki bağımsızlık mücadeleleri; 19. Yüzyıl Siyasî Tarihi’nin muhteviyatını oluşturuyor.

19. Yüzyıl Siyasî Tarihi (1789-1914), öğrencisinden eğitimcisine herkes için özel bir kaynak...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 800
En / Boy : 15 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺170,00

Zeki Büyüktanır’ın sevdası büyüktür. Bu sevdanın içerisinde Homeros, Kibele M. Kemal, Nazım Hikmet, Yunus, Hacı Bektaş-ı Veli, Hasan Hüseyin ve daha nice değerler var. Bunların toplamı Anadolu ediyor. Ona göre uygarlığın ilk ışığını Anadolu yansıtmıştır dünyaya. Otuz altı uygarlıktan söz ettiği bu topraklar 2500 yıl öncesinde Mezopotamya ovalarından lonya kıyılarına kadar uzanan coğrafyada, dünyanın ilk aydınlanma dönemi olan 1. Rönesans’ı yaşamıştır. Sonraki çağlarda karanlık bir çıkmaza girse de, eğitimsiz, umutsuz, yoksul bir ortamda kalsa da, 1923 Aydınlanması ile bu topraklar 2. Rönesans dönemine pencere aralamıştır.

Anadolu’da kurulan genç Cumhuriyet; eğitimiyle, ekonomisiyle, sosyal, siyasal, bilimsel, kültürel atılımlarıyla geçmişten gelen tarihsel değerlerine yeniden sarılmıştır. Çalışmalarında insanı ve sevgiyi Anadolu ile birlikte ele alan Büyüktanır, “Sıkıntılara, olumsuz baskılara karşı Yunuslar, Hacıbektaşlar, Mevlanalar, benzeri Anadolu efeleri, bilgeleri dergahlarda kurdukları sevgiye, sanata, bilgiye yönelik bilimsel, sosyal öğretilerle Anadolu’nun o ilk çağdan getirdiği sağlam mayayı sürdürmeyi başarmışlardır’’ demektedir.

Zeki Büyüktanır Anadolu üzerine yazdığı yazılarla, destanlarla yaşadığımız toprakların eşsiz tarihi ile buluşturuyor bizleri. Elimizdeki bu kitap yazarın gazete ve dergilerde yayımlanan yazılarını içeriyor. Kitaptaki yazıların toplamı bir anlamda Anadolu’nun son yüz yılını kapsayan, seferberlik, göç, kurtuluş ve devrimleriyle aydınlığa çıkma öyküsünün belgesidir. Zeki Büyüktanır doksan yıllık yaşamında, Cumhuriyet dönemindeki pek çok gelişmelere tanıklık etti. Anadolu’nun aydınlanma sürecine, yokluğuna, kıtlığına, sevincine, acısına eşlik etti. Ekmeğin karneyle, kağıdın taneyle verildiği; çarıksız, okulsuz, eğitimsiz bir dönemi yaşadı. Buna rağmen aydınlık dönemin uygarlaşma çabaları onu hep coşturdu, yaşama isteğini artırdı. “Geçmişini bilmeyen, ilgilenmeyen, örnek, öğüt almayan kuşaklar geleceğini umutlu, doğru bir çizgide götüremez, sürdüremez’’ diyor yazarımız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 656
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺67,50

Dünyayı titreten tarihimizde o kadar çok kahramana ev sahipliği yaptı ki bu dünya saymakla bitmez! Oğuz Kağan'dan Mustafa Kemal Atatürk'e gelene kadar o kadar çok gerçek kahramanımız var ki, sıralamaya kalksak sayfalara sığmaz. İşte bu kitap; güçlü tarihimizde var olan gerçek bir savaşçı Attila'nın fantastik / bilimkurgu tarzında günümüze uyarlamasıdır. Türk edebiyatı tarihinde bu türde yazılan ilk roman olma özelliğiyle Tarihimizle ne kadar gurur duysak azdır! düşüncesini bizden sonraki nesillere aktarabilme çabasıdır.

Serinin ilk romanı 'Dünyalar Savaşı Attila' günümüzde Türk ve İslam dünyası üzerinde oynanan oyunları gözler önüne serdiği gibi, bunlarla nasıl mücadele edebileceğimizin de el kitabıdır. 2018 yazında geçen olaylar zincirinde ekonomik krizle tehdit edilen Türkiye'yi savunmak için Ak saçlılar nasıl bir önlem alacak? Günalp, Kut kanına sahip olduğunu fark edecek mi? Ülgen'in Nefesi kullanılarak vücut bulan Attila, 1500 yıldan fazla süren uykusundan uyandığında her şey değişecek mi? Türkiye yenidünya düzeninde nerede yer alacak?


Vatan sevgisi imandandır! sözünü hayatının her anına tatbik eden Ersagun Üstündağ; şiirlerindeki aşka dair eşsiz duygularını kelimelere dönüştürdüğü gibi bu kez de Kur'an, vatan, bayrak sevdasını kendine has üslubuyla Dedekorkut misali destanlaştırarak, tarihe duyduğu saygıyı ecdadını yad ederek aktarma misyonunu üstleniyor. Serinin devamına dair heyecanımız; tarihimize olan bağlılığımız, gururumuz ve merakımız kadar canlı olacak...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2019
₺21,00
₺30,00

Bu kitap, en büyük ve vüretkar olanlardan en minik ve önemsizlerine kadar her hayalinizi gerçekleştirmeniz için size rehberlik edecek.

Başarılı İnsanların Yaptıkları 100 şey, akıllıca çalışıp güzel yaşamanızı ve hayal edebileceğiniz her türlü başarıyı elde etmenizi sağlamak için özenle seçilmiş, harika fikirlerle dolu. Bu çalışmada, başarılı insanlara özgü alışkanlıkları keşfederek kendi hayatımızda nasıl kullanacağınızı öğreneceksiniz. Her bölüm, hedeflerinize yaklaşmanıza yardımcı olacak yeni bir fikir. Yaygın kişisel sounlara basit aktiviteler ve alıştırmalarla müdahale ederek, hedefleriniz için ihtiyacınız olan en uygun bakış açısını ve alışkanlıkları öğreneceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺63,32

Jacques Pauwels, Birinci Dünya Savaşı’nın yüzüncü yılıyla birlikte hararetlenen tartışmalara alışılmadık, cesur ve renkli bir “karşı tarih metni”yle katılıyor.

Birinci Dünya Savaşı, sadece emperyalist rekabetin tetiklediği ülkeler arasındaki “dikey” bir savaş mıydı, yoksa savaşa taraf olan her bir ülkede hâkim sınıflar ile halk yığınları, seçkinler ile sıradan insanlar arasında “yatay” bir savaş da yaşandı mı?
Pauwels, Büyük Sınıf Savaşı adını verdiği bu büyük çatışmanın sadece uluslar arasında değil, sınıflar arasında da cereyan ettiğini göstermek için bir adım geri çekilmeyi öneriyor ve savaşa 1789’dan günümüze kadar dünyayı şekillendiren sınıf mücadelelerinin daha geniş perspektifinden bakmaya çalışıyor.

Pauwels’in 1789 Fransız Devrimi’yle başlayan demokratikleşme sürecini durdurmak ve takvimi 1789 öncesine almak için Avrupa’da aristokrasi ve burjuvaziden oluşan seçkinlerin savaşı nasıl istediklerini, kışkırttıklarını ve başlattıklarını göstererek Birinci Dünya Savaşı’nın nedenlerine dair geleneksel tarih yazımına meydan okuyan kitabı, kapsamı kadar derinliğiyle de etkileyici bir toplumsal tarih çalışması.
Büyük Sınıf Savaşı, Birinci Dünya Savaşı’nın yüzüncü yılı vesilesiyle yayımlanan çok sayıda siyasi tarih kitabından farklı olarak, savaşı imparatorların, generallerin veya diplomatların değil, cephedeki askerlerin ve geride bıraktıkları yoksul sivillerin gözünden anlatıyor. Savaşın gerçek kahramanları ve kurbanları olan erlerin yazdığı şiirlerden, şarkılardan, mektuplardan ve anılardan yola çıkan Pauwels, sıradan insanların hayallerini ve hayal kırıklıklarını, savaşı nasıl tecrübe ettiklerini, onları ölmeye ve öldürmeye sürükleyen nedenleri, dönemin siyasi, iktisadi ve kültürel iklimiyle harmanlayarak okura sunuyor.

Büyük Sınıf Savaşı, sadece insanlık tarihinin bu ilk küresel çatışmasını değil, giderek daha fazla Birinci Dünya Savaşı öncesiyle kıyaslanan günümüzü anlamak için de ufuk açıcı bir eser…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 494
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺60,80

MS IV. Yüzyılda yaşamış Antakya doğumlu bir Romalı tarihçi olan Ammianus Marcellinus, asıl olarak Roma ordusunda kıdemli bir subaydır ve hayatının sonraki dönemlerinde uzun bir tarih kitabı yazmıştır. MS 96 yılından 378 yılına kadarki uzun dönemin tarihini yazan Marcellinus’un günümüze MS 353 ile 378 yılları arasındaki anlatımı ulaşmıştır. Siyasi tarihin yanı sıra diğer birçok temanın bulunabileceği bu zengin eser, Geç Roma İmparatorluğu olarak adlandırılan bu dönem için başvurulan en önemli kaynaklardan biridir.

Roma İmparatorluğu’nun özellikle Cermen, Sâsâni ve Got düşmanlarıyla mücadele içinde geçirdiği bu dönemi kapsayan eser, Bizans’a evrilmeden önce Romalıların devleti, dinî ve sosyolojik yapısı ile ilgili olduğu kadar diğer topluluklarla ilgili de zengin bir kaynaktır. Ayrıca Hunlardan bahseden ilk kaynaklardan biri olması eseri Türk tarihi açısından önemli konuma getirmektedir. Eser, Latince aslından ilk defa Türkçeye çevrildi ve geniş giriş bölümü ve destekleyici notlarla beraber hazırlandı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 659
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺56,00
₺70,00

Orta Çağ’dan günümüze, tarih boyunca var olagelen din-devlet ilişkileri ve etkileşiminin nasıl bir dünya ortaya çıkardığı ve günümüz insanının bu anlamda nasıl bir mirasa sahip olduğunu bir nebze ortaya koymak tarihe karşı duyduğumuz sorumluluğun bir gereğidir. Din-devlet etkileşimi tarih boyunca devam etmiştir ve bundan sonra da devam edecektir. Bu etkileşim farklı coğrafyalarda; Doğu ve Batı’da tarih boyunca farklı boyutlarda ve çeşitli sonuçlarla varlığını sürdürmüştür.

Elinizdeki bu kitap, Doğu ve Batı ile ilgili iki farklı eksende yazılan, din ve iktidar bağlamında Muvahhidler, Selçuklu, Timurlu, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Haçlı Krallığı, Roma ve Bizans (Doğu Roma) devletleri ile ilgili özel başlıklar altında yazılan bölümlerden oluşmaktadır.

Kitapta, Orta Çağlarda Batı eksenli yazılan bölümlerde, Hristiyan dünyasında kral-papa çatışması, kilisede bölünmeler, çeşitli dönemlerde din-siyaset ilişkisi konusunda bilgi verilmiştir. Diğer yandan Doğu eksenli olarak yazılan İslam dünyası ile ilgili bölümlerde ise tarikat-tasavvuf-devlet ilişkisi, sünnî-şiî algısı, din-devlet-siyaset ilişkisi gibi konular farklı bakış açıları ile ele alınmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺31,60
₺40,00

Ortaçağ boyunca egemenlik alanlarını genişleten tek tanrılı dinlerin, çok tanrılı toplumlar karşısında sadece siyasal ve askerî araçları mı kullandığı yoksa sosyal ve kültürel dayanakları mı olduğu tartışmalı bir alandır. Tarihin bu karanlık noktasını aydınlatmak için iki örnek üzerinden karşılaştırmalı bir analiz yapmak ise elinizdeki çalışmanın temel çıkış noktasıdır.

Toplumların dinsel değişimlerini anlamak ancak onlarla aynı süreçleri paylaşan başka toplumlar ile karşılaştırılmasıyla mümkün olacaktır. Burada seçilen İskandinavya ve Hindistan örnekleri, coğrafî uzaklıklarına rağmen hemen hemen aynı dönemde meydana gelmeleriyle dikkat çekmektedir.

Bu özgün çalışmada on ve on birinci yüzyılda gerçekleştirilen söz konusu iki dinsel fetih karşılıklı olarak incelenmiştir. Coğrafî kavramlar, teorik yaklaşımlar ve dinin tarih üzerinde bıraktığı derin izler iki örnek üzerinden tartışılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 21 / 13,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺70,40

Birinci Dünya Savaşı sonunda yapılan antlaşmalar, o an için silahları susturmuş, ama gerçek bir barış ortamı tesis edememişti. Örneğin Almanya ile Fransa arasında, 1918 yılının 11. ayının 11. günü, saat 11’de yürürlüğe giren ateşkes antlaşması, Compiègne ormanındaki Rethondes İstasyonu’nda bir tren vagonunda imzalanmıştı. Aynı vagon, çok değil, 22 sene sonra bir antlaşmaya daha şahit olacaktı. Bu kez teslim alınan Fransa, teslim alansa Adolf Hitler’di.

İkinci Dünya Savaşı dünya tarihinin bilançosu en ağır savaşıdır. Bu savaşta cephe ve cephe gerisi ayrımı anlamını yitirmiş, şehirler ve siviller bombalanmış, yıkılmaz denilen hatlar, aşılmaz denilen barikatlar düşmüş, istihbarat ve teknoloji savaşları çatışmaların gidişatını derinden etkilemiş, insanlık Nazi vahşeti ve soykırım kavramı ile tanışmış ve savaşı neticelendiren de yine sivilleri hedef alan atom bombaları olmuştur. 1945 sonrası dünyayı şekillendiren Soğuk Savaş da İkinci Dünya Savaşı’nın bir sonucudur.

Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi kitabıyla savaş tarihi anlatımına farklı bir perspektif getiren İlkin Başar Özal, bu defa İkinci Dünya Savaşı’nı masaya yatırıyor. İki dünya savaşı arası dönemi ve bu savaşa yol açan zemini ayrıntılı biçimde inceledikten sonra Doğu cephesinden Batı cephesine, Afrika’dan Pasifik’e, Atlantik’ten Balkanlar’a kadar savaşın tüm cephelerini ayrı ayrı ele alıyor. Savaşın gidişatını belirleyen teknoloji mücadelesini, istihbarat savaşlarını, taktik ve strateji oyunlarını da akıcı bir dille metne yediriyor. İkinci Dünya Savaşı’nı başından sonuna tüm cepheleri ve ayrıntıları ile ele alan kitap salt bir kronoloji düzeni içinde akmak yerine karşılıklı bağlantıları kurarak her cepheyi açık ve anlaşılır biçimde analiz ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 624
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺88,00

Devrimlerin beşiği 20. yüzyılın son çeyreğinde hiç kimsenin öngörmediği bir “dev­rim” daha gerçekleşti: kimilerine göre sosyalist ütopyanın icrası, kimilerine göre totaliter bir sistem, kısacası Sovyet İmparatorluğu altı yılda çöktü ve bu çöküş, siste­min bitkin düşürdüğü iyi niyetli insanların inisiyatifiyle gerçekleşti.

Dünyayı Değiştiren Altı Yıl: 1985-1991, Sovyet İmparatorluğu’nun Yıkılışı’nda Fransız Akademisi üyesi, Rus tarihi ve kültürü uzmanı Hélène Carrère d’Encausse, tarihçi­lerin pek de üzerinde durmadığı bir dönemin, kökten biçimde dünyayı değiştirmiş olağanüstü olaylar dizisinin tarihi dökümünü yapıyor:

Andropov, Brejnev, Gorbaçov, Yeltsin, Putin, Çernobil vakası, darbeler, çalkantılar, ekonomik krizler, bağımsızlık hareketleri, perestroyka ve daha fazlası…

“Sovyet İmparatorluğu’nun son yıllarına ilişkin bu başarılı çalışmasında, Hélène Carrère d’Encausse, dünyayı sarsan o yılları yeniden yaşatıyor.”

-Jean Sevillia, Le Figaro

“Berlin Duvarı’nın yıkılışı işin heyecanıdır; Tarih Sovyet sisteminin yıkılışıdır.”

-Hubert Vedrine


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺19,60

“Yeryüzünde hüküm verme hakkı tam olarak kime tanınmıştır?”

Uluslararası insan hakları davalarıyla tanınan avukat ve gazeteci Sadakat Kadri, Sokrates’in meşhur savunmasından engizisyona, cadı avından hayvanların yargılandığı mahkemelere, Nürnberg’den Stalin döneminin düzmece duruşmalarına, ırkçı önyargılardan savaş suçlarının yargılanmasına uzanan hattı izleyerek farklı hukuk sistemlerini ve tarihin ünlü ceza davalarını masaya yatırıyor. Alice’in harikalar
diyarında çalıntı turtalar için kurulan mahkemeyi, toprağı eşelemekten yargılanan üç köstebeği ya da bir kan davasını anlatan Kuzey’in ünlü destanı Yanık Njáll’ı unutmadan, ayrıntıları ciddiye alarak, mizahı da ihmal etmeksizin yargılamanın tarihini usta bir hikâyeci diliyle aktarıyor.

Farklı dönem ve konular ekseninde ilerleyen Dava cezalandırma yöntemlerini sorgulayıp ceza davalarını takip ederken günümüze de damgasını vuran cadı avları, hukuksuz yargılamalar ve haksız kararlar üzerine yeniden düşünmeye vesile oluyor.

Sadakat Kadri ceza davasının asırlar süren gelişimini zekâ ve mizahla örülmüş berrak bir dille takip ediyor.
Etkileyici bir eser.

- The Times

Büyüleyici, rengârenk ve hikâyelerle dolu… Kadri’nin panoramik bakışı okura günümüzün karmaşık dünyasını anlamakta yardımcı olacak ahlaki ve siyasi kavrayışlar sunuyor. Gerçek bir başarı.

- Guardian


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 552
En / Boy : 15 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺100,05

Genç Osmanlı sultanı 2. Mehmed, iktidarını nihayet sağlamlaştırdığı 1452 yılının sonunda sefer hazırlıklarına başladı; hedefi, Türk efsanelerinin “Kızıl Elma” dediği Konstantinopolis şehriydi. Bin yıldan uzun süredir varlığını sürdürmüş Doğu Roma’nın başkenti ve son kalıntısı; onun tasavvur ettiği yeni Osmanlı İmparatorluğu’nun payitahtı olacaktı. Genç sultanın 80.000 kişilik ordusu ve yepyeni bir teknoloji olan barutlu toplardan kurulu muazzam kuşatma katarı; son imparator 11. Konstantinos’un idaresindeki 10.000 askerin savunduğu şehri dört ay süren destansı kuşatma boyunca aman vermeden topa tuttu. Nihayet Bizans’ın efsanevi surları yeni silahlara daha fazla dayanamayıp yıkıldıklarında son imparator kaçması için yapılan tüm ricaları geri çevirerek elinde kılıcıyla can verdi. Birçok tarihçinin Ortaçağ’ın sonu ve Yeniçağ’ın başı için sembolik bir dönüm noktası olarak kabul ettiği İstanbul’un fethi, en önemlisi, varlığını 1922’ye dek sürdürecek olan Osmanlı İmparatorluğu’nun yükseldiği andı.

Türk okuyucusunun Ortaçağ askeri tarihi hakkındaki eserlerine aşina olduğu İngiliz tarihçi David Nicolle, dünya tarihinin bu önemli dönemecini mercek altına alıyor. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 18,5 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺21,00

Dünya Tarihi, sudan karaya çıkan ilk canlılardan insanlığın yeryüzünün dörtbir yanına yayılışına, yazının keşfinden dinlerin doğuşuna, demokrasininortaya çıkışından savaş ve hastalıklara, Rönesans’tan sömürgeciliğe, BüyükBuhran’dan 11 Eylül’e kadar evrensel tarihimizin en önemli satır başlarınıustalıkla ele alıyor. İnsanlığın en büyük başarılarını ve en korkunç felaketleriniaktarırken, aynı zamanda dünyanın dört bir yanında eşitsizliğin nasıl inşaedildiğini de gözler önüne seriyor.

Yaşadığımız yüzyıla dair öngörüler oluşturacak bir çerçeve de sunan DünyaTarihi, insanlığın milyonlarca yıllık tarihini deneyimli bir uzun mesafekoşucusuyla birlikte nefesi kesilmeden kat etmek isteyen ve kuru bir tarihselaktarımdan fazlasını talep edenler için biçilmiş kaftan.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺21,00

"Orta Çağ: karanlıklar çağı!”

Orta Çağ denilince aklımıza ilk gelen karanlıklar çağıdır. Bununla, Batı’nın yaşamış olduğu belli bir dönemi kastediyorsak bir ölçüde doğru değerlendirmiş oluruz. Karanlık, Doğu'daki Orta Çağ için asla söz konusu olamaz. Orta Çağ’da Asya medeniyeti Rönesans Çağı’nı yaşar. Öte yandan İslamiyet’in doğuşu ile insanlık tarihinin göz kamaştırıcı olaylarından birine şahit oluruz. Bununla birlikte VII. yüzyıldan başlayarak İslam medeniyetinin insanlık ufkuna bir güneş gibi doğuşu ve çağlar ötesini kucaklayacak şekilde yükselişi ve yayılışı, birçok milletin bu uygarlık içine dâhil olması ve geniş coğrafi sahalarda büyük medeniyetler meydana getirmesi; insanlık tarihinin altın harflerle kaydettiği bir devirdir. Batı’da sosyal, siyasî, dinî, iktisadî ve kültürel manada bir kaos ortamı yaşanırken, Doğu’da akıl ve bilimin saltanatını sürdürdüğü bir çağdır bu çağ.

Doğu’da sosyal, siyasal, kültürel ve sanatsal alanda meydana gelen birikimler Batı’da köklü dönüşüm ve değişimlerin temelini oluşturacaktır.

Okuyunca farkeceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Konya
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺74,30

İlkçağ'dan 20. Yüzyıla ilginç tarihiyle Avrupa…

Ülkemizde Avrupa tarihi ne yazık ki iyi bilinen alanlardan değildir. Toplum olarak bir yandan çağdaşlaşmaya ya da başka bir deyişle Batılılaşmaya çalışırken diğer yandan Batı dünyasını kendimiz için hep bir öteki olarak görürüz. Bazı zamanlar imrenilen bazı zamanlar ise temkinli yaklaşılan bir kültürdür bizim için Avrupa.

Özgün ve keyifli bakış açılarıyla tarih alanında önemli çalışmalar yapmış olan Önder Kaya, bu kez Avrupa tarihini sürükleyici bir yaklaşımla ele alıyor. Yalnız Avrupa’nın değil dünya tarihinin en önemli imparatorluklarından Roma’nın kuruluşu ve biraz da tesadüflere bağlı olarak yükselişi, Holywood’un 300 Spartalı’sının gerçek ve çarpıcı hikâyesi, Göksu’da boğulan Alman imparatoru, Venedik’in ihtişamı, Ortaçağ’da çocuklardan oluşan ordular, İslam medeniyetine hayran bir imparatorun isteksizce çıktığı Haçlı seferi, Habsburgların evlilik üzerine inşa ettikleri muazzam imparatorlukları, Barbaros ve Andrea Doria arasındaki büyük hesaplaşma, en kritik noktalarıyla İnebahtı Savaşı, 2. Frederich ve Koca Ragıb Paşa arasındaki stratejik mücadele, Joseph olarak doğup Yusuf olarak ölen ünlü tarihçi Hammer’in hikâyesi, 2. Abdülhamid’in Çin’e gönderdiği Heyet-i Nasiha, Almanya’nın kuruluşu ve Hitler’in rahat bırakmadığı çingeneler, paranın Avrupa’daki sıfır atma geçmişi gibi birbirinden ilginç konulardan oluşan bu çalışma İlkçağ’dan 20. yüzyıla kadar Avrupa’nın çarpıcı bir fotoğrafını gözler önüne seriyor.

Avrupa Tarihi; farklı ve ilham verici tarih okumaları yapmak isteyen herkes için benzersiz bir kitap…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺51,00

Tarih şaşırtıcı olaylar, güçlü liderler, entrikalar ve ilginç keşiflerle dolu binlerce yıllık bir maceradır. Buna rağmen tarih kitapları çoğunlukla tekdüze, sıkıcı ve eğlenceli olmaktan alabildiğine uzaktır. Dünya Tarihi 101 ise bütün bu sıkıcı detayları bir kenara bırakıyor ve sizi uygarlık tarihine doğru büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor.

Jül Sezar’dan Cengiz Han’a, Soğuk Savaş’tan küreselleşmeye, köleliğin başlangıcından akıl almaz büyüklükte imparatorluklara; diktatörlerin, dinlerin ve savaşların modern medeniyetlere etkisine dair merak ettiğiniz her şey Dünya Tarihi 101’de!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺51,00

Coğrafyanın Anarşist Kökleri, özgürlük arayışlarını ve günlük deneyimleri ayaklanma coğrafyalarıyla bağ kurarak tartıştırmaya çalışıyor.

Anarşist coğrafyalar, özerk varlıklar arasında hiyerarşik olmayan bağlantılara izin veren kaleydoskopik mekanlar olarak, yeni bir politik hayal gücü kurar.

“… uzayda deney yapmak, insanlığın gezegendeki yerinin öyküsüdür ve şu anda devam eden organize edici deneylerin yerine geçen durağanlık ve kontrol, hayatta kalmamızın bir sonucudur. Bir şeyi yapmanın belirli bir yolunu destekleyen tekil ontolojik modlar, mekânsallığı geçici olarak birbirine bağlı olan sürekli bir değişmez topluluk olarak anlayamadıkları için coğrafyayı reddederler. Daha da kötüsü, bu tür durgun fikirler genellikle elit bir azınlığın dar görüşlü çıkarlarına uymaktadır ve dolayısıyla kolektif geri dönüşümüzü tehdit etmektedir. İhtiyaç duyulan şey, dünyamızla ve birbirimizle önemli ölçüde yeni ilişkilerin gelişmesidir.”

Son derece ikna edici, sağlam ve orijinal olan Coğrafyanın Anarşist Kökleri'ni görmezden gelmek imkansızdır. Artık bizi devletçiliğe, kapitalizme, toplumsal cinsiyet egemenliğine, ırksal baskıya ve emperyalizme zincirleyen hiyerarşinin çürüyen, arkaik coğrafyalarını kabul edemeyiz.

Bu kitap kışkırtıcı ve kışkırtmaya ihtiyaç duyanları kışkırtacak; çünkü kriz zamanında gerçekten radikal olmanın ne olacağıyla ilgili temel varsayımları kökten değiştiriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺28,00

Troya’yı bu kitabı okuyunca anlayacaksınız

Troya, insanlık tarihinin en tanınmış söylencelerine mekân olmuş, belki de dünyanın en önemli antik kentlerinden biri. Ömrünü Troya’ya adamış bir bilim insanı, Prof. Rüstem Aslan konunun Türkiye’deki en önemli uzmanı. Prof. Manfred Osman Korfmann’ın ardından Troya kazılarının sorumluluğunu üstlenen Prof. Rüstem Aslan tarih ve edebiyat meraklıları için bir başucu kitabı kaleme aldı. Yeni Başlayanlar İçin Troya, Homeros’un yaşadığı dünyadan, yazdığı satırlardan, Akhilleus, Hektor ve Helena’nın hikâyesine, arkeolojik katmanlardan günümüze uzanan bir içeriğe sahip.

Ozanlar ozanı Homeros’un günümüzden 2700 yıl önce yazıya geçirdiği İlyada Destanı, uğruna pek çok kahramanın öldüğü Troya kenti için verilen mücadeleyi anlatmaktadır. On yıl süren Troya Savaşı, aynı zamanda Doğu’nun Batı’ya; Asya’nın Avrupa’ya karşı verdiği bir savaş olarak da kabul görmüştür. Aradan geçen binyıllar sonrasında Troya Savaşı, alevler içinde yanan bir kentin sembolü olmuştur. Bu savaş, eşi benzeri olmayan öfkeyi, insan yüreğinin dayanamayacağı trajedileri, her şeyi bir anda tersine çeviren hileyi, yok olup giden kentleri ve umutları en etkileyici şekilde anlatmak için bir başlangıç noktasıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺40,18

İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya kapitalizminin hegemon ülkesi haline gelen ABD hızla irtifa kaybediyor. O tarihlerde dünya ekonomisinin yarısına hükmeden Washington bugün küresel üretimin ancak yüzde 18’ini gerçekleştirebiliyor. Politik etki gücünde, ideolojik inandırıcılığında da aşınma gözleniyor. Bu sebepledir ki kahredici bir askeri güce sahip olduğu için daha da saldırganlaşıyor. İkna ve rıza yerine, bugün giderek daha fazla şiddet, güç ve baskıya başvuruyor.

Buna karşılık Çin öncülüğünde Doğu’nun sessiz ve kararlı yükselişi sürüyor. Batı’dan Doğu’ya refah ve ekonomik güç kayması görülmemiş bir tempoda devam ediyor. Evet, Çin belki model alınacak bir sosyalizm deneyimi sergilemiyor, ne var ki başarılı bir ulusal kalkınma deneyimi olarak parmak ısırtmayı başarıyor.

ABD bu nedenle Barack Obama döneminden başlayarak, önceliği Ortadoğu’dan kaydırarak hem askeri hem ekonomik bir tehdit olarak gördüğü Çin’i kuşatmaya verdi. ABD’nin hegemonyasındaki bu zayıflama, “kolektif emperyalizm”in ana merkezleri Washington-Brüksel-Tokyo arasındaki uyumsuzlukları da belirginleştirdi. Kapitalizmi yaymak, buna uygun politikaları tasarlamak ve NATO üzerinden askeri fonksiyonları üstlenmek şeklinde özetlenebilecek liderlik rolü de sallantıya girdi.

Tüm tarihsel deneyimlerin gösterdiği gibi 21. yüzyıldaki bu geçiş süreci de sarsıntılı, savaş ve çatışmalarla yüklü bir biçimde seyrediyor. İbrahim Varlı işte bu deneyimi, Latin Amerika’dan Asya-Pasifik’e, Ortadoğu’dan Doğu Avrupa’ya, Orta Asya’dan Afrika’ya uzanan geniş bir perspektifle irdeliyor. Bu arada Neo Osmanlıcılığın stratejik sefaletini teşhir sorumluluğunu da ihmal etmiyor.

Genç bir araştırmacı gazetecinin akıcı bir dille, canlı örneklerle, yer yer alandan gözlemlerle, emperyalizmin günümüzdeki suretini nasıl aksettirdiğini merak edenlere Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya, Asya-Pasifik’ten Avrasya’ya Hegemonya Savaşı kitabını okumalarını hararetle öneririm.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺19,60

11. ve 13. yüzyılları arasında, Avrupa Ortaçağı büyük öncüleri tüccar ve bankacılardan oluşan gerçek bir ticari devrime tanıklık eder. Bu dönem, uzak mesafelere yolculuk yapmayı mümkün kılan bir barış zamanıdır, fakat aynı zamanda önemli bir demografik büyümenin de zamanıdır. Her şeyden önce kentlerin yeniden doğuşu ve canlanışı söz konusudur. Floransa, Rouen, Brugge, Cenova veya Amiens’teki büyük Ortaçağ fuarlarında kentsel gelişimin ilk izleri, belirli bir serbestiyet, dinî vesayetten kurtuluş ve sanatsal faaliyetlerin desteklenişi görülür.

Le Goff, bu çalışmayı toplumsal tarihin akışını açıkça etkilemiş belli bir özneler grubu ve özneleşme sürecini ele alarak yapmıştır. Üstelik bu metinde toplumların geçirdiği zihinsel/kültürel dönüşüm sürecini ülke ülke ele alınan belli kişiler, aileler ve hanedanların özyaşam öyküleri üzerinden açıklamıştır. Le Goff bunu, özellikle erken kapitalizm konusunda çok yoğun ve ayrıntılı araştırmaların yapıldığı İtalya, Felemenk, Almanya gibi ülkelerde Ortaçağ tarih çalışmalarının artmasına bağlıyor. Kapitalizmin ve kapitalistlerin ya da başvurduğu bir başka ifadeyle, “kendilerini ticarete adamış” insanların hangi tarihten başlayarak sözcüğün gerçek anlamında klasik kapitalizm ve kapitalist kavramlarını içerecek kıvama geldiğinin belirlenmesinin öneminden söz ettikten sonra bu işin ancak özneler, yani kapitalistler tarihine başvurularak yapılabileceğini gösteriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺33,60

Bir Solukta Tarih serisinin ilk kitabını yayımlayarak okurlarıyla buluşan yazar, akıcı, keyifli ve yer yer esprili anlatımıyla Türk, Osmanlı, İslam, Avrupa ve Asya tarihi ekseninde birbirinden ilginç konuları farklı bir perspektiften yorumluyor.

Günümüzde hala cevapları aranan,

- Hitler neden Türkiye’ye saldırmadı?

- Şehzade Mustafa hayatta kalsaydı ne olurdu?

- Genç Osman Anadolu’ya geçebilseydi tarih nasıl yazılırdı? gibi bir çok soruya cevap verirken,

- Gizli ittifakİttifak,

- Taçsız Kadın Sultan,

- Avrupa’nın Lanetli Şehri,

- Kayıp Gemiler,

- Kanal Projesi gibi konular ile de okuyucularına çok önemli tarihi farkındalık yaratacak bilgi sunuyor.

Daha pek çok birbirinden ilginç konuları okurken zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamayacaksınız…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 190
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2017
₺42,75

Simya yazılı tarihin ilk dönemlerinden beri yaşadığımız hayatın içinde olmuştur. Lao Tzu’nun hükümranlığındaki Çin’den, Mısır Krallığı’na; Büyük İskender’in Yunan İmparatorluğu’ndan, İslami fetih çağına, Endonezya Takımadaları’ndan, Viktoryen okültizminin karanlık çağını yaşadığı dönemlere kadar hemen her kültürde simya farklı biçimlerde de olsa varolmuştur. ‘Yanılgılar Tarihi’ denilerek küçümsense de ‘bir insanın hayatta vakıf olabileceği en etkili sır’ olarak da görülmüştür. Pek çok defa ham madenlerin altına dönüştürülmesiyle elde edilen hileli ve illüzyonal bir dünyevi kazanç kaynağı olarak tarif edilmiş olsa da, bir insanın yalnızca dürüst bir ehil yardımıyla ve temiz bir kalple tatbik edebileceği tanrısal bir sanat, tanrının en yüksek bir lütfu olarak da tanımlanmıştır. Simyada bütüncül dünya anlayışı çok merkezi bir ilkedir; yapılan ister bir hile ya da bir "şarlatanlık" olsun, işin her aşaması sürecin bütünü ile ilişkili olduğundan çok önemsenir. Dönemin simyasında yalnızca laboratuar sürecindeki aşamalara dikkat edilmiyordu; örneğin yıldızlar ya da ayın evreleri de aynı ölçüde göz önünde bulunduruluyor, rüyalar kaydediliyor, yine sezgiler de dikkate alınıyordu. Simyacı için evrende birbiriyle ilişki içinde olmayan ya da kapsam dışı hiçbir şey yoktu. "Raslantı" denen şey gerçek hayatta var olamazdı. Her şey sürecin ya da "büyük resmin" bir parçasıydı. Bu bütünsel dünya anlayışı bugün de yeryüzünden tamamıyla silinmemiştir, dünyanın çeşitli yerlerindeki geleneksel toplulukların hayatlarının bir parçasıdır. Yalnızca bizler, yani batılılar böylesi bir gerçeklik kavrayışından koparılmış bulunuyoruz ve muhtemelen de bu alanda diğer toplumların oldukça gerisinde bir noktadayız. Bu, simyanın neden hala hayatımızda olduğunun bir cevabı olarak görülmelidir belki de: simya; her birimizin farkında olmamasına rağmen sahip olduğu bir sırlı cevheri, yeniden keşfetmek, itibarını iade etmek ve tanımlamakla görevli kılındığımız bir gücü bünyesinde taşıyor olabilir. -Sean Martin-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 157
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2009
₺45,10

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 211
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺14,45

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2006
₺40,80

Amerika tarihi üzerine pek çok kitap kaleme almış tarihçi Davidson’un bu eseri Avrupalıların gelişinden İkiz Kulelerin yıkılışına dek geçen yaklaşık 500 yıl içerisinde Amerika kıtasında olup bitenleri kısa bölümler halinde aktarıyor. Davidson bu tarihi yazarken hem nalına hem mıhına vuruyor: ABD’nin yükselişini, devletin güçlü ve müdahaleci olmakla birlikte demokratik yapıdan ödün vermemesine, ulusal birliğini sonuna kadar savunmasına ve diplomasi becerisi ile ittifak arayışı içinde olmasına bağlıyor. Öte yandan ABD’nin Kızılderililerin zorla topraklarından koparılması, emperyalist politikalarla başka devletlerin bağımsızlığına son verilmesi ve uluslararası radikal dinci terörizmin doğuşuyla ilgisi üzerinde durmayı da ihmal etmiyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺63,75

Rönesans’tan Bugüne Modern Avrupa Tarihi, İngilizce konuşulan ülkelerde kendi alanında bir klasik haline gelmiş; anlatım ustalığı, otoritesi ve geniş kapsamından ötürü öğrenciler ve öğretim görevlileri tarafından çok benimsenmiş bir eser. Eserin başlıca özelliği kültürel, sosyal ve siyasal tarihi çok dengeli bir şekilde aktarması. Avrupa’nın zengin çeşitliliğini yansıtırken, ortak sorunlarını maharetle sergilemesi ise bir diğer önemli özelliği.

Devlet politikalarını, halk hareketlerini, ekonomik ve sosyal değişimlerin sebep ve sonuçlarını, Avrupa’nın dünyanın geri kalanıyla etkileşimlerini ele alan yazar John Merriman, Avrupa tarihinin şekillenmesinde imparatorluk temasına vurgu yaparak Osmanlı, İspanyol, İngiliz ve Rus imparatorluklarının gidişatına da yakından bakıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 1368
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺255,00

28 Haziran 1914… Avusturya-Macaristan Veliahdı Franz Ferdinand ile eşi Sophie’nin Saraybosna gezisi sırasında uğradıkları suikast sonucu hayata veda ettikleri gün… Suikastın, Avusturya-Macaristan’ın egemenliği altında bulunan Bosna-Hersek’in kendisine bırakılmasını isteyen Sırbista’nın yönlendirdiği bir grup milliyetçi genç tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. 29 Haziran’da başlayan karşılıklı tepkiler sonucunda bir dünya savaşına neden olan bu olay, hiç de basit bir gerekçeye sahip değildi. Franz Ferdinand ile eşi Sophie’yi öldüren Gavrilo Princip, sadece bir figürandı. Veliahdı öldüren silah, 16. yüzyılda imal edildi, 17. yüzyılda çekildi, tetiğine 18. yüzyılda basıldı ve namludan çıkan mermi 19. yüzyılı baştan sona geçerek 1914 yılında Ferdinand’a saplandı.

İlkin Başar Özal, Kısa I. Dünya Savaşı Tarihi isimli kitapta farklı bir anlatım tekniği deniyor. On beşinci yüzyıldan başlayarak Büyük Savaş’a giden sürecin ayrıntılarını gözler önüne seriyor ve sadece bir kronolojik akış vermenin ötesine geçerek her cepheyi ayrı ayrı ele alıyor. Batı ve Doğu Cephelerinin gölgesinde kalan çatışmaları; Osmanlı’nın kuvvetli bir direniş gösterdiği Çanakkale’yi, hep hüzünle hatırladığımız Sarıkamış’ı ve devamında Kafkas İslam Ordusu’nun ilerleyişini, Mısır’da Kanal’a yapılan taarruzu, İngilizlere karşı kazanılan Kutü’l-Amare Zaferi’ni, Fahrettin Paşa’nın efsanevi Medine Müdafaası’nı, Balkanlarda, İtalya’da, Afrika’da, Uzakdoğu ve Pasifik’te yaşanan çatışmaları, ayrıca hava ve deniz savaşlarını da canlı tasvirlerle, son derece akıcı bir biçimde anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺72,00
1 2 3 ... 18 >
Çerez Kullanımı