Divanu Lugati't-Türk’teki Atasözleri

Türkler savlara/atalar sözüne pek ziyâde ehemmiyet vermişler onları özümseyenleri hikmet erleri olarak vasfetmişlerdir. “Atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar” diyerek de hikmete değer vermeyi bir kaide haline getirmişlerdir.

Kâşgarlı Mahmûd tarafından 11. yüzyılda yazılan Dîvânu Lugâti’t-Türk, Türk dilinin en eski ve en zengin kaynaklarındandır. Farklı Türk boylarına ait sözcüklerin derlenip anlamlandırıldığı Dîvânu Lugâti’t-Türk, Türk dilinin en eski sözlüğü ve grameri olmasının yanında Türk kültürüne ve folkloruna ait birçok malzemeyi de bize sunmaktadır. Eserde aynı zamanda 764 mısra-beyit ve 300’e yakın atasözü bulunmaktadır.

Dîvânu Lugâti’t-Türk ile ilgili bugüne kadar yerli-yabancı birçok araştırmacı tarafından çalışmalar yapılmıştır. Bunların en önemlilerinden birisi de Necib Âsım’ın Dîvânu Lugâti’t-Türk’te bulunan atasözleriyle ile ilgili Eski Savlar isimli çalışmasıdır. Dîvânu Lugâti’t-Türk’te bulunan atasözlerini Kilisli Rıfat Bilge’nin tercümesine dayanarak hazırlayan Necib Âsım'ın Eski Savlar’ı, 1924 yılında Evkâf Matbaası’nda basılmış ve kitap hâlinde yayımlanmıştır.

Eserinde Dîvânu Lugâti’t-Türk’teki 274 atasözünü ele alan Necib Âsım’ın önemli eserlerinden birisi olan Eski Savlar bugüne kadar kendisinden çok bahsedilen bir eser olma hüviyetini korumuştur. Eser Dîvânu Lugâti’t-Türk’te yer alan savların yani atasözlerinin tespiti, kelime kelime açıklanıp anlamlandırılması ve günümüzde yaşayan Türk atasözleriyle karşılaştırılmasını içermektedir.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 176
Ağırlık : 176
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺75,00
Emiri'nin Sıfatü'l-Aşıkın Tercümesi

Sıfâtü’l-Âşıkîn, 16. asrın en velût ediplerinden biri olan Emirî’nin tercümesidir. Tasavvufi-ahlâki bir mesnevi olan bu eseri Emirî, Hilâlî-i Çağatayî’nin (ö. 1529-30) aynı adlı Farsça eserinden tercüme etmiştir. 1799 beyitten oluşan tercüme metin, pek çok noktada kaynak metinden ayrılmaktadır. Emirî’nin tercümede dikkati çeken tasarrufları, metni büyük oranda genişletmesi, serbest tercümeyi tercih etmesi ve asıl konunun işlendiği bölümlere toplam 20 gazel eklemesidir. Hilâlî’nin beyitlerini tercüme etmeden önce Emirî, neden bu eseri tercüme/tazmin etme gereği duyduğunu şöyle anlatıyor:

“İnsanların kalabalıktan kaçtığı bir devirde yolumuz hacca düştü. Yaş artık dünyadan ayrılma sınırına yaklaşmışken gönülde kimseye karşı kin kalmamıştı. Arkadaşlardan biri, sürekli Sıfâtü’l-Âşıkîn’den bahsedip irşad edici olduğunu söyler, bu kitabı methederdi. Beğenildiğine göre edası güzeldir. Allah’a hamdolsun, Kâbe tavaf olundu, önümüze çok yerde zorluklar çıktı. Kalp safası ile hacdan dönüldü. Davet olunduğu için lebbeyk dedim, araştırarak kitabı buldum. Hilâlî hakikaten güzel hitap etmiş. Aradan 40 yıl zaman geçti ve ondan bu efsane zuhur etti. Kitabı tazmin için kalemimi kestim, hazırladım. Bu metnin adı Sıfâtü’l-Âşıkîn olsun. Tercüme etmeye niyet edildi, Allah’ın lütfundan yardım erişti. Avam ve havas herkesin makbulü olsun. Ey gönül/dil, sözün Hz. Resul’e erişsin.”

Yirmi bölümlük eserin ilk bölümü, aşkın cevherine, son bölümü ise tevhide ayrılmış, aradaki on sekiz bölümde ise gönül erlerinin sahip olmaları gereken “sadakat, vefa, güzel ahlâk, cömertlik, kahramanlık, edep, haya, sabır, şükretme, tevekkül, kanaat, himmet, ihsan, tevazu, az yeme, az konuşma, az uyuma, uzlet” gibi özellikler vasfedilmiştir.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 352
Ağırlık : 352
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺112,50
Edebi Bahisler, Nesre Tahviller, Şerhler

Tâhirü’l-Mevlevî’nin Divan edebiyatı hakkındaki yazılarını bir araya getiren ve Divan Edebiyatı Yazıları / Birinci Kitap’ın devamı olan bu çalışma, yazarın çeşitli süreli yayınlardaki yazılarının derlenmesinin yanı sıra; yine onun Süleymaniye Kütüphanesi, Fethi Sezai Türkmen Koleksiyonu’nda kayıtlı defterlerindeki çeşitli şiir şerhlerini ihtiva etmektedir.

Neler var bu kitapta?

Edebî Bahisler kısmında:
Gülşen-i Râz hakkında Rıza Tevfik’e yazdığı cevaplar, Ahsenü’l-Kasas’tan Birkaç Vak’a başlığıyla Molla Câmî’nin Yûsuf u Züleyhâ mesnevisi ve Hamdullah Hamdî’nin aynı isimli eserini nesren tercüme ettiği beş parçalık yazısı dizisi, Şeyh Galib, Yunus Emre, Aruz vezni hakkında birer makalesi ile birlikte, Sürûrî, Gubârî ve Defterdar İskender Çelebi hakkında yazı dizileri, Ahmet Mithat Efendi’nin Hümâyunnâme tercümesi ile Muallim Naci ve Nâmık Kemâl’in tercümeleri hakkında makalesi ve Mehmet Âkif’in “Dirvas”, “Tevhid yahud Feryad” isimli iki şiirinin yanı sıra bazı şiirlerin nesre çevrilmiş hâlleri vardır.

Şerhler kısmında:
Nedîm’in “Köşk” Kasidesi ve Nâmık Kemâl ile Ziyâ Paşa’nın Naziresi, İbn Kemâl’in Yavuz Hakkındaki Mersiyesi ve İzahı, Sabrî’nin Ebû Said Efendi Vasfındaki Kasidesi, Sünbülzade Vehbî’nin “Tannâne” ve “Tayyâre” kasidelerinin şerhleri yer almaktadır.

Kitabın Ekler kısmındaysa, Osman Şefik’in İzdivac Mektupları ve Şehabeddin Süleyman’ın Zanbak’ını merkeze alarak 2. Meşrutiyet Dönemi’nin gayr-i ahlâki neşriyatını eleştirdiği üç parçalık yazı dizisi bulunmaktadır.

Tâhirü’l-Mevlevî’nin 1911-1950 yılları arasında yazdığı yazılardan oluşan ve 39 yıllık bir zaman dilimini kapsayan bu çalışmada -Divan Edebiyatı Yazıları / Birinci Kitap dâhil- İ’tisâm, Peyâm, Peyâm-Sabah Edebî Nüsha, Sırât-ı Müstakîm, Sebîlü’r-Reşâd, Mahfil, Beyânü’l-Hak, Konya, Çığır, Varlık, Açık Söz, İslâm Yolu, Bilgi Yurdu gibi süreli yayınlardan derlenen edebî nitelikteki yazıları okuyucuyla yeniden buluşturuldu.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 496
Ağırlık : 496
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺165,00
Edebi Türler, Şekiller ve Edebiyat Istılahları- Şerhler ve Tercümeler, Tartışmalar

Edebiyatımızın verimli isimlerinden Tâhirü’l-Mevlevî (Tahir Olgun), ömrünü hem edebiyat, tarih ve İslâm tarihi araştırmalarına adamış, hem de şair ve yazar kimliğiyle edebiyatımıza hizmet etmiştir. Ondan geriye kalan kitaplar dışında, dergilerde kalan yazılarının çokluğu ve şimdiye kadar derlenmemiş olması onun araştırmalarına tam olarak nüfuz etmemizi zorlaştırmaktadır. Oysa onun kitap haline gelmiş yazıları dışında dergi sayfalarında kalanları da, bugün Türk edebiyatı tarihi için birer kaynak vazifesi görmektedir. Elinizdeki eser Tâhirü’l-Mevlevî’nin dergi sayfalarında kalmış“Divan Edebiyatı”na dair yazılarını bir araya getiren “Birinci Kitap”tır. 

Edebiyat alanındaki yazılarını, Türk edebiyatı tarihine hizmet etmek ve bu hususta karanlık kalmış noktaları aydınlatmak maksadıyla kaleme alam Tâhirü’l-Mevlevî’nin özellikle "Edebiyat Tarihimizde Araştırmalar" serisinden çıkan kitaplarının önemi araştırmacıların malûmudur. Tâhirü’l-Mevlevî’ye kadar doğru bilinen yanlışlar bizzat onun tarafından ortaya konulmuştur. Kimi konularda ise yol gösterici olmuş, ilmî noktadaki eksikliklerin giderilmesine dolaylı olarak katkı sağlamıştır. Onun yazı dünyası; deneme, eleştiri, kitap/tür tanıtımları ve şiir şerhleri gibi geniş bir alana nüfuz etmekte, bizlere bıraktığı yazı ve eserleri de vukufiyetinin birer örneği olarak edebiyat ve kültür dünyamızda yerini almaktadır. Tâhirü’l-Mevlevî, ayrıca ince eleyip sık dokuyan bir yazar olması nedeniyle, yaşadığı dönemde birçok konuda başvurulan, sözüne değer verilen bir isim olma ayrıcalığını bugün de korumaktadır.

Bu çalışmada Tâhirü’l-Mevlevî’nin gazete ve dergi sütunlarında kalan yazıları -Şair Nev’î ve Sûriye Kasidesi hariç- gün yüzüne çıkarılarak okuyucuyla buluşmaktadır. Edebî türler, şekiller ve edebiyat ıstılahları (terimleri); Türk ve İran şiirlerinden şerh ve tercümeleri; eser ve isim tanıtım yazıları bu eserde bir araya getirilmiştir. Ayrıca edebî tartışmaları ve bu tartışmalara ilgili kişiler (Şahabettin Süleyman ile Sadettin Nüzhet Ergun) tarafından verilen cevaplar da eklenerek; özelde yazarın, genelde de dönemin eleştiri ve polemik anlayışı, okura sunulmuştur. Elinizdeki kitabın en önemli yanı, Divan Edebiyatı’nı en iyi bilen bir müellifin kaleminden çıkmasıdır.


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 464
Ağırlık : 464
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺165,00
Tam ve Özgün

Osmanlı padişahları arasında Divan sahibi şairler; Osmanlı şairleri arasında da Farsça Divanı olanlar çıkmıştır. Ancak Farsça Divanı olan tek Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’dir. Osmanlı tahtının dokuzuncu Padişahı, tarihe yön veren Yavuz bir cihangir olarak ülkesini üç kıtaya yayılmış bir cihan devleti yaparken üç Şark diliyle kültür alanında söz sahibi Selimî olarak şiirleriyle de cihana seslenmiştir. Uzmanlar, onun şiirini en ünlü İran şairlerinin şiirleriyle birlikte değerlendirmiş; İranlı şairler de onun şiirine hayranlıklarını ifade etmişlerdir.

Yavuz Sultan Selim’in kendi yazısıyla olduğu bildirilen şiirleri ilk defa araştırılarak ilim dünyasına sunulmaktadır. Bu nüsha, müellife referansı bakımından özgünlüğünün yanında içermiş olduğu manzume sayısı bakımından da erişilen en yüksek sayıya sahiptir. Yavuz Sultan Selim’in şimdiye kadar ancak 305 şiiri biliniyor iken ulaşılan bu nüshadaki şiir sayısı 537’dir. Bu nüsha ile, Selimî imzasıyla yazılmış toplam 232 kaside ve gazel ilk defa meydana çıkmış olmaktadır. Yavuz’un edebi dünyasının ufkuna bundan sonra daha geniş bir pencereden bakılacağına ve bu çalışmanın Selimî’nin şiirleri üzerine yeni yönelişlere vesile olacağına inanıyoruz.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 456
Ağırlık : 456
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltli
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺337,50
Burhaneddin-i Belhi'nin Farsça Rubaileri

Burhâneddin-i Belhî, küçük yaşta ailesi ile birlikte Afganistan’ın Belh şehrinden Anadolu topraklarına göç ederek Osmanlı’nın son yüzyılında yaşamış, özellikle şiir alanında çok yönlü eserler meydana getirmiş bir ediptir. Şiiri ruhun gıdası sayan şair, bulunduğu her meclisi şiirleriyle şenlendirmiş, etrafındaki insanlar onun bu şairane tabiatına hayran kalarak kendisine, “şair-i seyyâh” lakabını vermişlerdir. Dönemin dil ve üslup anlamında farklı noktalara gelmiş olmasına rağmen o Türkçe’de divan şiiri geleneğini sürdürmüş; 20. yüzyılın ilk yarısında İstanbul’da Farsça klasik şiir geleneğinin örneklerini vermiştir.

Bu çalışmada Burhâneddin-i Belhî’nin Çehârbâğ isimli Farsça rubâîlerinin metin neşri yapılmış, eserde yer alan 1668 rubâînin Türkçe çevirisi sunulmuştur. Rubâîler, konu itibariyle incelenmiş ve bunlar üzerinden şairin şiir ve duygu dünyası irdelenmiştir. Bu rubailer, “şairin beşerî duygu dünyası”, “fikir yapısı” ve “manevi hayatı” başlıkları altında incelenmiştir. Şairin beşeri duygu dünyasında “gurbet”, manevi hayatında “ilâhî aşk”, düşünce yapısında da “rintlik” temaları hâkimdir. Gönlü, Peygamber ve Ehl-i beyt sevgisiyle dolu olan şair, dönemin sosyolojik tartışmalarından uzak durarak 20. yüzyılda müslüman âleminin ihtiyacı olan “İslâm birliği”ni savunmuştur.
Mehmet Ali Özkan’ın hazırladığı bu değerli çalışma, Nizamiye Akademi Yayınları’nda…


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 664
Ağırlık : 664
En / Boy : 16 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺160,00

Tarih-i Kadim

Rübab''ın Cevabı

Tarih-i Kadim''e Zeyl

Doksanbeşe Doğru

Revzen-i Mahlü


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 3
Sayfa Sayısı : 289
Ağırlık : 289
En / Boy : 14 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 1. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺150,00

Gazilerovacığı Âşıklarından Halil, Nikabi, Turap Ali:
Merzifon ve Gümüşhacıköy civarında yaşamış, unutulmuş üç âşığının hayat ve deyişlerinden oluşan çalışma.

Halil eydür ay yeşildir gün aktır
Nefsini bilmeyen mürdü günahtır
Elbet kulun kula kalbi penahtır
Kalbini görenden al iradeyi

Nikabi kapında her daim kuldur
Dile azat eyle dilersen öldür
Kusurum var ise yar bana bildir
Fena mıyam yoksa yaramaz mıyam»

Sefil Turap inc(e) elekten geçmeli
Yoğrulup ta hamur olup pişmeli
Yeşil elden bade alıp içmeli
Marifet kulunun zikrullahı var


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 120
Ağırlık : 130
En / Boy : 14 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺30,80

Her edebî gelenek arkasında sayısız şair, birçok önemli eser ve aşkla yazılmış şiirler bırakır. Yüzyıllar boyunca süregiden uzun bir edebî sürecin karşılığı olan “divan edebiyatı” da şüphesiz geniş bir coğrafyanın kökü oldukça eskiye dayanan eşsiz bir ürünüdür.

Divan edebiyatı geleneğinin kimi hafızalara kazınmış kimi arka planda kalmış isimlerinden yola çıkılarak hazırlanan bu seçki, okuru altı yüz yıldan fazla hüküm sürmüş edebî bir mirastan geriye kalanlarla buluşturmayı ve ona şiir estetiğini öne çıkaran çalışmalardan bir buket sunmayı arzuluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺57,40

"Pir Sultan Abdal'ın kimliğini araştırma konusunda ilk ciddi adımı İbrahim Aslanoğlu atmıştır. Aslanoğlu, araştırmalarının sonuçlarını bir dizi olarak 1979'da "Türk Folkloru"nda yayımlamış, daha sonra hepsini bulabildiği Pir Sultan Abdallar'ın şiirleriyle birlikte bir kitapta toplamıştır.

Aslanoğlu'na göre, eldeki şiirler, kendisinin şimdilik saptayabildiği altı Pir Sultan Abdal'a aittir. Üstelik yapılacak araştırmalar sonucu Pir Sultan Abdallar'ın sayısı gelecekte de artabilir. Yine ona göre, Banazlı olan Hızır Paşa'nın astırdığı gerçek Pir Sultan (Abdal) Pir Sultan tapşırmalı şiirleri söyleyen şairdir".


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 524
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2016
₺60,00

“Bela yağmur gibi gökten yağarsa
Başını âna tutmaktır adı aşk”

Tasavvufi duyuşu büyük bir yaşama neşvesine dönüştüren ve asırlardır şiirleri dilden dile dolaşan Eşrefoğlu Rûmî, bir başka neşve şairi Asaf Hâlet Çelebi’nin eliyle bugüne ulaşıyor.

Türkiye’nin kültür tarihinde önemli bir yeri olan Eşrefoğlu hakkındaki bilgi o kadar dağınık, kıyıda bucakta kalan vesikalar o kadar nadir ki üzerine çalışılması bile oldukça zor. Fakat Asaf Hâlet Çelebi, tüm bu zorlukları aşarak ortaya Eşrefoğlu Rûmî hakkında önemli bir kaynak koyuyor ve şiirle hayatı birleştiriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺83,00

Dîvân Şiirinde İstanbul Avnî mahlasını kullanan Fâtih Sultan Mehmet’ten 19. yüzyıla uzanan dört asırlık dönemin biriktirdiği cilt cilt dîvânlardan, şairlerin doğrudan İstanbul’la ilgili kaside, gazel, şarkı, mesnevi türlerindeki şiirlerini bir araya getiren son derece önemli bir antoloji çalışması.
İstanbul hakkında bir mısra, beyit bulabilmek için kütüphaneleri tek tek dolaşmayı, yazma eserlerin peşine düşmeyi, yüzlerce sayfalık dîvânları satır satır elden geçirmeyi, yanlışlık ve eksiklikleri düzeltmeyi göze alan Asaf Hâlet Çelebi’nin hazırladığı bu toplam, yaşadıkları dönemin hayat ve hususiyetlerini canlandırmış olan dîvân şairlerinin İstanbul’un farklı farklı devirlerinin zevk ve rengini, tabiat güzelliklerini, mehtap ve Boğaziçi âlemlerini, gezinti ve eğlencelerini, meşhur kasır ve köşklerini, âdet ve an‘anelerini, kış, yangın ve zelzele gibi felaketlerini anlattıkları eşsiz parçalardan oluşuyor. 

Dîvân Şiirinde İstanbul geniş sözlüğü, kaynakçası ve diziniyle bu alanda çok önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Bu şehr-i Sıtanbûl ki bî-misl ü behâdır

Bir sengine yekpâre ‘Acem mülkü fedâdır Nedîm


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 520
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺69,70

Bir varmış bir yokmuş, yeryüzünde varlık çokmuş...

Akıl Ülkesi’nin Padişah’ıyla Hayal Ülkesi’nin Büyücü Kral’ının koca dünyayı paylaşamayarak tutuştukları savaş geride kalır. Fakat huzur ve mutluluk tüm canlılar için halen bir hayaldir. Öfke, korku ve en çok da sevgi yoksunluğu savaşların sonsuza dek süreceğinin habercisidir. İşte bu ümitsizlik devrinde iki isyankâr çıkar ortaya. Padişahın kızı ve kralın oğlu el ele verir, hamuruna sevgilerini kattıkları bir dünya kurmaya koyulurlar.

İyilik, doğruluk ve güzellik, onların varoluş nedeniymiş...

Masal Masal İçinde’yle aynı çizgide ilerleyen Olmayan Ülke, nesilden nesile, kulaktan kulağa anlatılarak zenginleşmiş ve nihayet Ahmet Ümit’in kaleminde can bulmuş, yediden yetmişe herkesin severek okuyabileceği bir ütopya tasviri.

Büyücüler ay tozundan yaratıldıkları için topraktan gelen insanları küçümsermiş. İnsanlar da büyücülerin kendilerinden daha yetenekli olmasını çekemez, onları uğursuz sayarmış. Böylece bu iki zeki varlık karşılıklı hep düşmanlık besler, birbiriyle hep savaşırmış.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 148
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺46,20

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 544
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺127,50

Yaşamı konusunda yeterli bilgi olmadığı gibi onunla ilgili kaynaklarda anlatılanlar da birbirini tutmaz. Nerede, hangi yılda doğduğu kesinlikle bilinmiyor. Kimi kaynaklarda Anadolu´ya Doğu´dan gelen Türk oymaklarından birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu söylenirse de kesin değildir. 1320 dolaylarında Eskişehir^de öldüğü söylenir.

Batı Anadolu´nun birkaç yöresinde ´Yunus Emre´ adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden ´´makam´´ adı verilen yer vardır. Yapılan araştırmalara göre şiirlerinin toplandığı Divan ölümünden yetmiş yıl sonra düzenlenmiştir. Anadolu´da ´´Yunus Emre´´ adını taşıyan ve Yunus Emre´den çok sonraları yaşamış başka şairlerin yapıtlarıyla karışan şiirlerinin bir bölümü dil incelemeleri sonunda ayıklanmış, böylece 357 şiirin onun olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır.

Şiirde işlenen konular ise insan, Tanrı, Varlık Birliği, sevgi, yaşama sevinci, barış, evren, ölüm, yetkinlik, olgunluk, alçak gönüllülük, erdem, eliaçıklık gibi genellikle gerçek yaşamı ilgilendiren kavramlardır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺0,00
₺41,40

Klasik şerh geleneği, müşterek İslam kültüründe yazının belkemiğini oluşturan kaideleri ve ona ruh veren tab-ı selimi kuşatan üst başlıktır. Kur’an’ı ve hadis’i doğru anlamak kaygısı, üç dil ve milletin (Araplar, Türkler, İranlılar) ortak paydasıdır. Kenan Mermer bu eserinde, klasik şerh geleneğinde usulün nasıl oluştuğunu, geliştiğini ve ne gibi faydalar sağladığını İmam Bûsirî’nin Kasîde-i Bürde’si örneğinde anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 544
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺126,75

Halk hikayeleri, Türk halk edebiyatı içerisinde gerek repertuarları gerekse de özel karakterleri ile önemli bir yere sahiptir. Yine bu hikayeler içerisinde kendine özel bir yer edinen Aşık Garip hikayesi, aşk konusu üzerine kurulmuş ve realist yönü ağır basan bir kurguya sahiptir. Aşık Garip Hikayesi adlı bu kıymetli çalışma hazırlanırken konuyla ilgili ulaşılabilen başta sözlü, yazma ve matbu tüm kaynaklar incelemeye konu edinilmiştir.

Ayrıca incelemede sadece Anadolu sahası anlatmaları değil, Türk dünyası coğrafyası ve yakın coğrafyalardaki Aşık Garip hikayesinin varyantları mukayeseli bir biçimde karşılaştırılmıştır. Aşık Garip hikayesinin karşılaştırmalı bir metotla başta içerik, konu ve teşekkül problemlerinin tüm yönleriyle tartışıldığı bu kıymetli eser, kendinden sonraki halk hikâyeleri incelemelerinde örnek teşkil etmiştir.

Ayrıca, genel olarak Türk halk hikayelerinde tasavvufi düşüncenin etkisiyle âşıklar hikâye sonunda kavuşamazken, Âşık Garip hikâyesinin sonunda âşıklar kavuşur ve mutlu olurlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 335
En / Boy : 17 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺90,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺150,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 314
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺50,00

Altmış yıl karşılıklı saklanmış mektuplar... Uğur Derman, Süheyl Bey’in kendisine yazdığı mektupları bunca sene muhafaza etmiş. Süheyl Ünver de Uğur Bey’in kendisine yazdıklarını diğer pek çok evrakıyla birlikte Süleymaniye Kütüphanesi’ne bağışlamış. Öyle titizlikle saklanmış ki bu mektuplar, insanın aradan bunca yıl geçtiğine inanması hakikaten zor oluyor. Bunlar hoca-talebe mektupları olmanın çok ötesinde, aynı zamanda iki dostun ve gönüldaşın mektupları... Aralarındaki onca mesafeye karşın kopmamış bir bağın ve vefanın çok güzel örnekleri...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 16,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺98,40

 





Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 199
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺20,62

Yanmayan Peşki


Enes bin Malik'in evine bir misafir gelmişti.Enes(r.a.) ona ikramda bulundu,sofra kurup yemek sundu.Yemekten sonra peşkirin(sofra bezinin) sararıp kirlendiğini,yemeğe bulaştığını görünce peşkirini hizmetçiye vererek:

''Bunu al tandıra at,bir müddet kalsın " dedi.

Hizmetçi hiç itiraz etmeden peşkiri alıp ateş dolu tandıra attı.Oradaki herkes şaşırıp kaldı. Herkes tandırdan duman çıkmasını ,peşkirin kavrulup yanmasını bekliyordu.Derken hizmetçi biraz sonra peşkiri temizlenmiş olarak getirdi.

Oradakiler şaşırıp kaldılar:

"Bu nasıl iş böyle ,nasıl oldu da peşkir yanmadı?" dediler.

Enes b. Malik cevap verdi:

"Rasulullah (S.A.S.) buna elini ve ağzını silmişti."

Bunun üzerine hizmetçiye döndüler:

"Sen nasıl oldu da hiç tereddüt etmeden böylesine değerli bir peşkiri bir sözle götürüp ateşe attın" dediler. Hizmetçi:

"Peşkir de ne oluyor ki,efendim bana ateşe atla dese hiç tereddüt etmeden atlarım" dedi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 298
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺0,00
₺39,24

8 Kasım 1877- 21 Nisan 1938)i Pakistanlı islam alimi, şair, filozof ve politikacı. Şiirleri çağdaş Urdu Ve Fars edebiyatı´nın en önemli yapıtlarındandır. Allame İkbal olarak da bilinir. İlk eğitimini evinde babasından almıştır. Daha sonra kur´an-ı Kerim´i okumak için medreseye gitmiştir. Pencap eyaletenin başkenti lahor´a giden Muhammed İkbal burada felsefe ve ingilizceden öğretmenlik diploması almıştır.

Muhammed İkbal bu dönemde şiir yazmaya başlayarak yavaş yavaş adını duyurmuştur. 1905 de Londra^daki Chambrich Üniversitesi´ne gitmek için İngilitere´ye gitmiştir. Londra´da kaldığı müddet içinde hukuk üzerine okuyan İkbal savcılık diplomasını aldktan sonra Almanya´ya giderek Münih Üniversitesi´nde felsefe dalında doktora yapmıştır. 1908´de Hindistan´a döndüğünde, yazı ve şiirlerine hayranlık duyanlar tarafından büyük bir coşkuyla karşılanmıştır.

Şiirlerinde mevlana´nın etkisi büyüktür.

Muhammed İkbal ülkesinin siyasetine de katılmış ve halkını bu konularda yönlendirmişti. Onun bu konudaki düşüncesi ise, "Siyaset; çalışmak, izzet ve şerefe davt etmektir." şeklinde idi. Kurtuluş savaşı yıllarında, zor durumda Pakistan halkını, Türk halkının milli mücadelesine destek vermek için örgütlemiş, milli mücadelede kullanılmak üzere Pakistan halkından 1,5 milyon sterlin toplayıp Ankara hükümetine yollamıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺18,00

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi’nin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna’nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında “Bilginlerin Sultânı” ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled’tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur.

Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh’den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü’I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh’den ayrıldı.

1222 yılında Karaman’a gelen Sultânü’/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Karaman’da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna’nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun’u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna’nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti’nin egemenliği altında idi. Konya’da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin Veled’i Karaman’dan Konya’ya davet etti ve Konya’ya yerleşmesini istedi.

Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya’ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini mevlana celaleddin rumi muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi’ni ikametlerine tahsis ettiler.

Sultânü’l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya’da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı’ndaki bugünkü yerine defnolundu.

Mevlana ;Mektubat, Fihimafih, Divanı Kebir ve mesnevi gibi eserleriyle insanlara güzelliği anlatmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Eskişehir
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺52,50

Çalışma konusu belirlenirken yapılan araştırmalarda, birkaç yerde tekrarlanan âşık şiirinde “şekil ve tür” konusunun henüz açıklığa kavuşturulmadığı ve türlerin tam olarak araştırılmadığına dair ifadeler, çalışmanın hareket noktası olmuştur. Çoğu araştırmacı, eserlerinde monografi çalışmalarının yapılmasının bir ihtiyaç olduğunu vurgulamışlardır. Bu nedenle çalışmanın konusu olarak henüz ölçü bakımından heceli mi yoksa aruzlu mu olduğu belli olmayan her kaynakta farklı bir tasnifin altında bulunan ve şimdiye kadar hakkında pek fazla araştırma yapılmamış olan “Divani” türü monografisi seçilmiştir. Ancak çalışma sadece bu tür üzerinde kalmamış bugüne kadar yapılan şekil ve tür çalışmaları da tanıtılmış ve yeni bir tasnif denemesi yapılmıştır.

Çalışmanın giriş kısmında, şekil ve tür tartışmaları ile ilgili kavramlar tanıtılmış ve açıklanmıştır. Daha sonra, yapılan tasnif denemelerine değinilmiş ve yeni bir tasnif yapılmıştır. Divani türü, bütün yönleriyle tartışılarak tanımlanmış ve tarihi gelişimi üzerinde durulmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 454
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺161,30

Ve o cennet içinde adem oldum
Ben bir dost meclisine mahrem oldum


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 12 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺82,00
Bu kitap, kadın âşıkların, âşık şiiri geleneği içindeki durumlarını ve âşık şiirine katkılarını incelemektedir. Eserde âşık tarzı şiir sanatının bakış açısından kadın âşıklara bakmak suretiyle incelemeler derinleştirilmekte, kadın âşıkların, âşık şiiri geleneği bağlamında sanatçı kişilikleri değerlendirilmektedir. Kadın âşıkların âşık sanatına başlamaları, âşıklıkları, usta - çırak geleneği ile ilgileri gibi veriler değerlendirilmekte ve şiirlerinden yola çıkılmaktadır. Burada adı geçen isimler kadın âşıkların gelenek içindeki durumlarını belirlemek için örnek olarak seçilmişlerdir. Kimi zaman ailesinde tanınmış âşıkların bulunmasıyla saz ve söz meclisleriyle küçük yaştan tanışma imkânı bulmuş, kimi zaman da saza el sürmesine, şiirlerini çevre ile paylaşmasına izin verilmemiş olan kadınlar son yıllarda ‘er meydanı’ âşıklar meclislerinde boy göstermeye başlamışlardır. 20. yüzyılda âşıklık geleneğinin içinde bulunduğu değişim-dönüşüm kadın âşıkların lehine olmuştur. Kadın sanatçı sayısının eski yüzyıllara oranla fazla olması ve âşık şiirinin hemen her çağı gibi bu çağın da kendi özelliklerini göstermesi ve usta kadın saz şairlerinin yetişmiş olması sebebiyle konu 20. yüzyıl kadın âşıkları olarak belirlenmiştir. Kadınlar, sözlü şiir geleneğinde merkezî öneme sahip isimsiz halk sanatkârları, sözlü geleneğin en önemli icracısı ve aktancisıdırlar. Ancak sözlü şiir sanatına âşık olarak katkıları yakın zamana kadar gereken ilgiyi görmemiş ve eserleri çoğu kez anonim halk şiiri hanesine yazılmıştır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺52,50

Baki ve Divan’ından Seçmeler adlı bu kitapta, 16. yüzyılın “Sultanü’ş-Şu’ara”sı Baki’nin hayatı ve eserleri hakkında bilgiler vermiş, hayat anlayışı ve edebi şahsiyeti etraflıca anlatılmıştır.

Bu kitapta; Baki Divanı’nı meydana getiren kasideler, terkib-i bend, tahmisler, gazeller, kıt’alardan örnekler seçilerek bugünkü Türkçe ile nesre çevrilmiş, gerekli yerlerde açıklamalara gidilmiş, söz ve mana oyunları gösterilmiştir. Baki, kelimelerle oynamasını seven, Türkçeyi en güzel bir şekilde kullanabilen, nazım tekniği gayet sağlam bir şairimizdir.

Nazım tekniği onun elinde mükemmele ulaşmıştır. İncelenen şiirlerde Baki’nin edebi şahsiyeti, zekasının inceliği ve insanı hayran bırakan zarif nükteleri gözler önüne serilmeye gayret edilmiştir. Bu kitapta, şairlerimiz üzerinde geniş ve daimi bir etki uyandıran bu büyük şair, okuyuculara daha yakından tanıtılmaya çalışılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2016
₺86,25

Adanalı Hayret Efendi, 19. - 20. yüzyıl divan şairlerindendir. Hayret Efendi, memleketinden dolayı "Adanalı Hoca Hayret Efendi" olarak da tanınmaktadır. Çok yönlü ve renkli bir kişiliğe sahiptir. Eğitimine memleketinde başlayarak İstanbul'da devam etmiştir. Arapça ve Farsçayı çok iyi bilmektedir. Adanalı Hayret Efendi'nin etkileyici dizelerinden, kişiliğini yansıtan ipuçlarına rastlamaktayız.

Dinleyen yok, boşuna böyle senin de Hayret
Durmayıp eylediğin bu hezeyan boşuna!

Hayret Efendi şiirlerinde övgüde bulunduğu şahsiyet kadar kendisini de ön plana çıkarır. Bu duruma örnek olması açısından Sultan 2. Abdülhamid'in Sadrazamı Küçük Said Paşa'yı övdüğü Sihr-i Beyan'ın son beytini burada veriyoruz.

Envarın ile cihân dolsun
(Hayret) gibi bin çerâhın olsun


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 142
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺37,50

Aşık edebiyatı araştırıcıları, Aşıklar Bayramı’nı Ziya Paşa’nın Amasya mutasarrıflığı sırasında yapılan panayıra saz şairlerini de davet etmesiyle başlatırlar. Bunu 1. Sivas Aşıklar Bayramı, Bayburt Aşıklar Bayramı, 2. Sivas Aşıklar Bayramı ve Konya Aşıklar Bayramı (Türkiye Aşıklar Bayramı) takip eder. Elbette bayramların hepsinin kültür hayatımıza bıraktığı önemli izler vardır. Ama bunlar arasında hangisi öne çıkar derseniz, elbette Konya Aşıklar Bayramı (Türkiye Aşıklar Bayramı) deriz. Çünkü Feyzi Halıcı’nın önderliğinde gerçekleştirilen bu bayram aradaki bazı aksamaları saymazsak aralıksız tam 50 yıl devam etmiştir.

2012 yılında Konya Büyükşehir Belediyesi’nin himayesinde yapılan Aşıklar Bayramı  ile “Feyzi Halıcı ve Yirminci Yüzyıl Aşıkları” başlıklı sempozyumda Feyzi Halıcı ve Konya Aşıklar Bayramı’na katılıp da 2000 yılından önce vefat etmiş olan 17 aşığı konu alan bildiriler sunulmuştur. Bu kitapta, işin ehli olan bilim adamlarının değerlendirmelerini bulacaksınız.

Akçağ Yayınevi olarak böylesine değerli bir kitabı yayımlamaktan mutluluk duyduğumuzu belirtmek isteriz. Yirminci Yüzyıl Aşıkları Üzerine Araştırmalar 1 adlı kitabın devamının bilim adamlarımız tarafından hazırlanması ise en büyük temennimizdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 275
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺75,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺112,50

Fıkralar, ilk bakışta gülme öğesi barındıran anlatılar olmakla birlikte, derinlikli bir yapıyla incelendiklerinde tarih, toplumsal kabul/retler, eleştiri ve sosyal yaşama ait unsurlarla biçimlendirilmiş özel bir anlatı türü olarak karşımıza çıkarlar. Bu kitap, fıkraların belirtilen unsurlarından hareketle içerdikleri kuramsal öğeleri, tarihsel katmanları, yerel ve evrensele giden tipleri, içinde barındıkları zaman ve mekânı gözler önüne sererek okuyucusunu farklı açılardan akademik bir doyuma ulaştırmayı hedeflemektedir. Gülme ve mizah kavramları çerçevesinde okumaya ilgi duyan her kesime seslenme amacı, akademik dünyada lisans ve lisansüstü bir el kitabı olabilme doğrultusundan sapmama ilkesiyle desteklenmiştir..


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 202
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2017
₺52,50

İsimlerine ulaşabildiğimiz sözün ilk ustaları olan Çuçu, Aprınçur Tigin, Kül Tarkan'dan. ozanların piri olan Dede Korkut'a, Pir Sultan Abdal'a, Karacaoğlan'a, Aşık Ömer'e, Aşık Şenlik'e, Kağızmanlı Hıfzi'ye, Ayaşlı Ahmet Fahri'ye, Aşık Veysel'e ve Mahzuni Şerif'e kadar sazın ve sözün bayrağı şerefle taşınmış ve günümüz halk şairlerine devredilmiştir.

Onların şiirlerinde, zaman gelmiş söz "sevgiliye hasreti" anlatmıştır, zaman gelmiş "İlahi sevgiyle yoğrulup Bir'i bulmuştur", zaman gelmiş "haksızlıklara tahammül edemeyip adaletin keskin kılıcı olmuştur", zaman gelmiş "canını verip, toprağını vermeyen Mehmet'in türküsü olmuştur."

Onların şiirleri, sarraf olsak değerini biçemeyeceğimiz kadar değerlidir. Onların sazları Dedem Korkut'un kopuzu, avazları Dedem Korkut'un avazıdır.

Değerli ustalar, sazın ve sözün sultanları! Sözünüze. sazınıza, ömrünüze bereket; varolun.

- Doç. Dr. Fatma Ahsen Turan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 507
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺0,00
₺108,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 316
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺51,26

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 504
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺113,89

Osmanlı Devletindeki Batılılaşma süreci, özellikle Tanzimat’la başlayan hareketlenmeyle gözle görülür hale gelir. Bu tarihten itibaren belli bir ivme kazanan bu harekete paralel olarak, geleneğin içinden yazan sanatkarlar da asırların birikimlerini bir tarafa bırakmadan eser üretmeye devam ederler. Bu dönemde meydana getirilen eserlerin yanında, klasik Türk şiirine özgü metinler de varlığını devam ettirir. Burada dikkat çeken husus, sonradan oluşturulmaya çalışılana karşılık, edebi eser ortaya koyan sanatkârın, topluma ait değerlerden kolaylıkla ayrılamayacağı gerçeğidir.

Esasında sanatçı, etrafında olup bitenlere bir şekilde müdâhil olandır. Bunun yanında, yaşadığı ortamı farkında olarak ya da olmayarak değiştirme ve yeniden şekle sokma isteğini bir tarafa bırakıp geleneğin takipçisi olan da yine sanatkardır. Geleneği takip eden sanatkâr, asırlardır var olan ve içine doğduğu sanat anlayışını, aynı zamanda yaşadığı dönemin siyasal, sosyal kazanımlarını, dinî ve ahlâkî değerlerini, uygulamalarını da belli bir aidiyet duygusu içinde eserlerinde yansıtır. Çünkü, sanat eseri insanı anlatır. Hal böyle olunca, sanatkâr toplumda yaşanan değişimin gerçeklerini eserine yansıtmanın yanında, aslında özünden de vazgeçemeyeceğini gösterir. Bu sayede, kendine dair hayalleri, inandıkları sanatkârın eserinde var olurken asırlık geleneğin de bir koldan devamlılığı sağlanır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 17 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2015
₺75,94

Mehmet (Çaylak) Tevfik 1843-1893 yılları arasında yaşamış ve Türk halk kültürüne önemli hizmetlerde bulunmuş bir isimdir. Tarih, dil ve edebiyat alanlarında önemli eserler bırakmıştır. Eserlerinden kimileri günümüz harflerine aktarılmış ve yayımlanmıştır ancak hala kimi eserleri aktarılmayı beklemektedir.

Bu çalışmada onun “Bu Âdem” adlı fıkra kitabı günümüz harflerine aktarılmış ve değişik açılardan incelenmiştir. Halk kültürüyle ilgili ilk derleme çalışmalarından bahseden kaynaklarda 1863 yılında Şinasi tarafından derlenen “Durub-ı Emsal-i Osmaniye”den itibaren çalışmalar sırayla verilirken Mehmet Tevfik ismi genelde anılmaz. Oysa aynı yıllarda Tevfik’in derleme çalışmaları en az diğerleri kadar önemlidir. Yalnızca Nasrettin Hoca ile ilgili kaynaklarda ilk çalışmalardan olması nedeniyle Letaif-i Nasreddin adlı eserinden bahsedilir.

Bu çalışmanın amacı sadece bir fıkra kitabını günümüz harflerine aktarmak değil dikkatleri ilk derleme çalışmaları yapan bir isme yöneltmektir.

Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde fıkra tanımlanarak özellikleri ve Türkiye’de yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmalar taranırken elektronik veya basılı dergiler, Yükseköğretim Kurumu Tez Sayfası, değişik kaynaklar, Milli Eğitim ve Kültür bakanlığı tarafından farklı yıllarda hazırlanan Türk Folklor ve Etnografya Bibliyografyası adlı çalışmalar taranmıştır. Bulunan çalışmalara tez, kitap, makale ve bildiri başlıkları adı altında araştırıcıların isimlerine göre alfabetik olarak sıralanmıştır.

Çalışmanın birinci bölümünde Çaylak Tevfik’in hayatı farklı çalışmalar referans alınarak kısaca tanıtılmıştır. Eserleri kısmında farklı kütüphanelerde nüshaları ve kayıt numaraları söylenerek ilk sayfalarının fotoğrafları görsel olarak sunulmuş ve içeriği hakkında çok kısa bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Bu Adem adlı eser ayrıntılı olarak tanıtılmış ve içerisinde yer alan fıkralar değişik açılardan incelenmiştir. Son bölümde de fıkralar günümüz harfleriyle sunulmuştur.

Metinler verilirken bazı kelimelerin anlamları hemen dipnot olarak okuyucuya aktarılmıştır. İmla ve yazım kuralları günümüz kullanımlarına göre tercih edilmiştir. Özellikle noktalama işaretlerinin çoğu tarafımızdan kullanılmıştır. Bazı cümlelerde kullanılması gereken sözcüklerin eksik bırakıldığı görülmüş –örneğin 190 numaralı fıkra- [ ] içerisinde gösterilerek tamamlama yoluna gidilmiştir. Kelimelerin direkt okunuşlarından ziyade günümüz kullanımlarına yer verilmesi fıkranın daha iyi anlaşılması ve işlevine hizmet etmesi amacıyladır.

Metnin 95 ve 96 numaralı sayfalarına ulaşılamamıştır. Bu nedenle 192 numaralı fıkra yarım kalmış 193,194,195 ve 196 numaralı fıkra metinleri aktarılamamıştır. 195 numaralı anlatı bir fıkradan ziyade kısa bir hikaye şeklindedir ve içkiye müptela olan Bu Adem’in bu illetten nasıl kurtulduğunu anlatan “Bu Adem’in Sergüzeşti” başlıklı bir metindir. Metnin hemen başında oluşturulmaya çalışılan fıkra tipinin nasıl biri olduğunu anlamaya yönelik önemli tasvirler kullanılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 150
En / Boy : 17 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺55,35

Biz bu çalışmamızda Yunus Emre’nin şiirlerini onun zamanında kullandığı dil ile vermeye ve bugünkü neslin anlayabileceği şekilde açıklamaya çalıştık. Türkiyede hiç okuma yazma bilmeyenler de dahil Yunus Emre’yi tanımayan, onu sevmeyen, onun ilahilerini duymamış tek kişinin olmadığına inanıyoruz. Halen Ortadoğu, Kafkasya, Balkanlar ve Akdeniz havzasındaki Türkler tarafından sevilerek okunduğunu biliyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺40,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 487
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺127,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 326
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺90,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 251
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺90,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺80,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺70,00

Bir zamanlar yaşlı bir İsfahan Padişahı, mirasını bırakacak bir erkek evladı olmadığı için üzülmektedir. Padişahın "Keşiş" diye hitap ettikleri bir yardımcısı vardır. Keşiş padişah için bir elma ağacı diktirtir ve senesinde padişahın herkesi kıskandıracak derecede yakışıklı bir erkek evladı dünyaya gelir. Bu çocuğa yiğitliği ve mertliği dolayısı ile Kerem adı verilir. Keşişin de Aslı adında dünyalar güzeli bir kızı vardır. Bu iki genç çocukluklarını beraber geçirirler. Kerem'in Sofu adında bir arkadaşı vardır. Kerem bir gün Sofuyla gezerken Aslı'yla karşılaşır. Kerem'in nutku tutulur ve bir daha konuşamaz. Bir süre sonra Aslı ortadan kaybolur. Kerem Aslı'yı bulmak için yollara düşer. Yolda karşısına çıkan herkese Aslı'yı sorar. Yolda karşılaştığı kızları Aslı'ya benzetir. Bir gün Sofu Kerem'in yanına gelir. Kerem'e, Aslı'nın başkasıyla evleneceğini söyler. Kerem bunu duyar duymaz Aslı'nın evine gider.
Aslı ile Kerem o gece evlenirler. Keşiş düğün sırasında Kerem'e büyü yapar, düğünden sonra Kerem ile Aslı yorgun bir şekilde evlerine dönerler. Kerem üstündeki mintanı çıkarmak için düğmeleri açar fakat düğmeler tekrar iliklenir. Daha sonra Kerem birkaç kez mintanı çıkarmayı denese de başaramaz. Artık daraldığı için yorgunluktan bir "ah" çeken Kerem ağzından yayılan ateşle yanmaya başlar. Aslı Kerem'i söndürmek için ona su verir fakat bu sefer ateş daha da güçlenir. Birkaç dakika içinde Kerem yanmaktan Kül olur. Aslı da kahrından haykırırken saçları Kerem'in külüne değerek tutuşur ve o da yanarak can verir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺19,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 234
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺40,00

İnsan başkasından iğreti elbise alıp giyeceğine, kendi eski elbisesini düzeltip giyse daha iyidir. Sadî’nin sözlerinin çoğu tatlı şeylerdir. İnsanın hoşuna gider, insana keyif ve neşe verir. Bu yüzden kısa görüşlü kimseler dil uzatıp "Boş yere zihin yormak, faydasız mum dumanı yutmak akıllı kişilerin işi değildir" diyebilirler.

Fakat ben, gerçek anlayış sahibi kimselere seslendim. Muhataplarımla sıkmamak, yazılarımı, onların tasdik ve takdir etmeleri bahtiyarlığından mahrum kılmamak için inci gibi dizip kaleme aldım. Acı olan nasihat ilacını zarafet hapıyla karıştırıp önlerine serdim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 260
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2014
₺18,04

Zevk içinde cihan veli Şeyhi
Yatur uş minnet ü beledan dahi

Batı zengi yüzü tek agarmaz
İşi başmaklayın başa varmaz

Rahat umdukça gördü zahmetler
Devlet isteyü buldu mihmetler

Fikr olurken haletün sıfatı
Geldi bu kıssanun münasebeti


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 252
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺38,00

Bilmek İstersen seni
Can İçre ara canı
Geç canından bul anı
Sen seni bil sen seni

Kim bildi ef alini
Ol bildi sıfatını
Anda gördü zatını
Sen seni bil sen seni

Görünen sıfatındır
Anı gören zatındır
Gayri ne hacetindir
Sen seni bil sen seni

Kim ki hayrete vardı
Nura müstagrak oldu
Tevhid-i zatı buldu
Sen seni bil sen seni


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 198
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺36,00

Yaratılmış her şey gibi metinler de bir kaderle mukayyettir. Edebiyat tarihi kaynaklarımız, nüshaları değişik nedenlerle günümüze ulaşmayan, kaybolup gitmiş pek çok metnin varlığını haber vermektedir. Bu kayıp metinlerin dil, edebiyat ve kültür tarihimizde derin boşluklar açtığı bilinen bir husustur. Buna mukabil kendilerine tezkire ve edebiyat tarihlerinde yer bulamamış isimlerin eserlerinin elimize ulaştığı olur ki, bunlar sahiplerinin bir zamanlar yaşadığına tanıklık eden müstesna deliller olma vasfını taşırlar. Tezkirelerde adı anılmayan Nedret, Dîvân’ındaki tarih manzumelerinden anlaşıldığı kadarıyla 18. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış bu kabil şairlerden biridir.

Lale Devri sonrası divan edebiyatının temsilcilerinden olan Nedret, şu anki bilgilere göre eski edebiyatımızda bu mahlası kullanan yegâne şairdir. Dîvân’ı dışında başka bir eserini tespit edemediğimiz, sınırlı sayıdaki şiirlerinin ekseriyetini gazel nazım şekliyle söyleyen sanatkârın asıl ehemmiyetli tarafını, Nedîm çizgisini devam ettiren söyleyişleriyle devrinin dinî ve sosyal hayatını eleştirdiği, yer yer Nâbî’yi hatırlatan hikmetli mısralarında aramak gerektiği kanaatindeyiz.

Bu çalışmada şairin hayatı ve kişiliği hakkında eserinden çıkarılan cüz’i malumat aktarılmış, şiirleri şekil ve muhteva bakımından ele alınmış, Dîvân’ının transkripsiyonlu metni verilmiştir. Biri Millî Kütüphanede diğeri özel kütüphanemizde olmak üzere iki nüshasına ulaşabildiğimiz Dîvân’ın Millî Kütüphane nüshasının özel kütüphanemizdeki yazmadan kopya kâğıdı marifetiyle aynen çoğaltıldığı görülmüş, bu bakımdan metin tenkidine ihtiyaç duyulmamıştır. Transkripsiyonlu metnin nihayetine özel kütüphanemizde bulunan yazmanın tıpkıbasımı da eklenmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 178
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺65,61

Dinleri ayrı iki sevgilinin bir türlü kavuşamamasını konu edinen Kerem İle Aslı günümüz halk anlatıları arasında en önemlilerinden biri sayılmaktadır. Her defasında kendini yeni okumalara açan ölümsüz bir aşkın hikâyesi…

Çektiğim dert ile elem
Benden ibret alsın âlem
Böyle çalınmıştır kalem
Yanarım Aslı’m yanarım


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺53,95
1 2 3 ... 7 >
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı