"Mehmet Özel, yine okuyucusuyla özenle biriktirdiği yaşanmışlıklarını paylaşmak üzere. Benzer başlıklar ve alışılmışlığın aksine liderlik üzerine hap şeklinde sentetik çözümler vermek yerine kişinin kendisine lider olmasını sağlayacak kilometre taşlarını ortaya koyuyor. Bir solukta okuyacağınızı düşündüğüm bu eserde herkesin kendisindeki cevherden bir parça bulacağına eminim."

K. Çağlayan Bakaçhan, Garanti Emeklilik, İnsan Kaynakları, Genel Müdür Yardımcısı

“Düşünen liderlik, yön gösteren liderlik, askeri liderlik… Liderlik ve liderler için savaşıyoruz, daha adını koyup, tanımını bile yapamadan üstelik… Her devirde bir liderlik sıfatı ortaya çıkarıyoruz. Sonra gelip binlerce yıl önceden Sun Tzu diye bir Çinli generali okuyor pek de bir şey değişmemiş diyoruz. Lala kavramının bugünün koçları, mentorları gibi olduğunu öğrenirsek şaşırıyoruz…
Şimdilerde de moda dijital liderlik. Bu kitapta da bence diyor ki liderliğin dijitali, teflonu olmaz. Liderlik An’la ve sizle alakası vardır. Amaçla alakası vardır. Liderlik değişmez. Eline sağlık sevgili Mehmet!”
Hakan Alp, Yapı ve Kredi Bankası, İnsan Kaynakları ve Organizasyon, Genel Müdür Yardımcısı

“Hayatın anlamı, rağmen’lere rağmen yaşadığımız An’larda gizli!
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayati seyredersin, seyredersin
Nietzsche’nin sevgilisi Lou Salome’ye gönderdiği bir mektuptan alıntı bu dizeler, Şebnem Ferah şarkısında bir kez daha hayat bulmuş.
Sevgili Mehmet bizleri kendinden, geçmişten ve günümüzden, uzaktan ve hemen yanı başımızdan harika örneklerle daha “anlamlı” bir geleceğe uzanan yolculuğa davet ediyor. Bu davetin ardından ben de eklemek istiyorum; “eğer şimdi değilse, ne zaman?” Teşekkürler Mehmet…
Yavuz Elkin, Denizbank, İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺24,50

Şehirlerimiz Artık "Dişileşiyor"

Dünya, nüfusunun yarısından fazlasının ev olarak benimsediği sanal bir aile ve üstelik daha her şeyin başındayız. Daha alacağımız çok yolumuz var. Dünya artık son sürat ilerleyen bir ekspres tren hızıyla gelişiyor. Ve son istasyondan çıkalı çok uzun zaman oldu. Artık dünya nüfusunun yarısından daha azı kırsal alanlarda ikamet ediyor. Şehirler insanlığın neredeyse doğal yaşam alanı hâline gelmiş durumda. Ve öyle görünüyor ki, kırsal alandan şehre göç bu son sürat ilerleyen ekspres trende karşımıza çıkacak tek olgu değil. Şehirler yaşantılarımızı her zamankinden daha hızlı bir şekilde değiştiriyor. Rekabet. Yeni bilgiye duyulan o iflah olmaz ihtiyaç. Bu şartlar altında hem eski yaşam şekillerimiz hem yaşamlarımızı düzenlemek için bir zamanlar kullandığımız yöntemler artık yenilerine yer açmak zorunda. Bilgi ve uzayan hayat süreleri kadınları daha da ön plana çıkarırken, şehirlerimiz artık "dişileşiyor." Şehir hem yaşam alanımız hem yaşamımızı şekillendiren bir güç ve binmiş olduğumuz trenin adı da: Kent Ekspres.

Kitapta yazarlar küreselleşme, kentleşme ve dijitalleşme bizleri bilinmeyen bir yere doğru iterken, toplumumuza ve insanlığa neler olduğunu analiz etmeye çalışıyor. Bu üç gücün oluşturduğu matris, zamanımızı şekillendiriyor gibi görünüyor. İşte bu ortamda iki kazanan öne çıkacak: Şehirler ve kadınlar. 

Yayınlandığı pek çok ülkede tartışma yaratan Kent Ekspres, 600 şehrin, insan nüfusunun yüzde 80’ini oluşturacağını ve kentsel alanların giderek kadınlaştığını savunuyor. Yüksek eğitimli kadınlar durmaksızın ilerliyor ve şok edici bir hızla etki ve güç elde ediyorlar. Tüm bu bulgular, kitapta zamanımızı anlamak isteyen herkes için bir başlangıç noktası olacak 15 kentsel yasada özetleniyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 236
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺33,60

Neden her kadın kahramanın elinde bir roman vardır? Virginia Woolf'un "Bayan Brown"u kimdir? Başka hayatlardan etkilenen yalnızca kadınlar mıdır? Cinsel politikalar nasıl biçimlenir ve hangi kültürel kodlarla karşılık bulabilir? Kadınlık, saklı konuşmalarda yeniden inşa edilir mi? Ataerkiden dişil özgünlüğe giden yolda kadın yazarların "kadın" diye tanımladığı kişi nasıl biridir?

Bu yapıt cinsellik, eşcinsellik, kadınlık kavramlarına edebiyat ve sinemanın açık tuttuğu pencerelerden bakmak isteyenlere yepyeni sorular sorduracak özel bir edebi yolculuk…

Yazınsal metinleri okumak ve çözümlemek edimlerini tartışmaya açan entelektüel bir çabanın ürünüdür. İşte yazınsallığın gücü buradan gelir. İyiliği sevsek de, masallardaki iyilik perilerinin sesi yaşamlarımıza sonsuzca akmayı sürdürse de; kötülük baş döndürücüdür. İhanet, haset, şehvet, intikam, iktidar, arzu, şiddet gibi kavramlar hayatlarımızın içindeki esas gücüne anlatılar nedeniyle kavuşur. Yazınsallık, her hangi bir oluşun herhangi bir yerde bitebilecek kaydını tutmaktır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2019
₺19,60

Royal Society Bilim Kitabı Ödülü (2019) / Financial Times ve Mckinsey Yılın En İyi İş Kitabı (2019) / Orwell Ödülü Uzun Liste Adayı (2020) /
Bilim ve Teknoloji Kategorisinde Goodreads Okur Ödülü Adayı (2019)

“Bu kitabı okuduktan sonra, ataerkinin bir hayal mahsulü olduğunu hâlâ iddia edebilen varsa etsin.”
-Jeanette Winterson, The New York Times

• Dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar neden sistematik bir biçimde yok sayılıyor?
• Ev ve iş yaşamı fark etmeksizin kadınların emekleri neden görmezden geliniyor ve çabalarının karşılığı verilmiyor?
• Kadınlara dair veri toplamak neden önemlidir? Veri yanlılığı nedir?
• Günlük yaşamımızın parçası olan çoğu şeyin bu yanlılıkla üretildiğini ve birçok endüstrinin de bunun bir parçası olduğunu biliyor musunuz?
• Veriler eksikken kullanılan ilaçlar ne kadar işe yarıyor? İlaç üreticileri cinsler arasındaki bedensel farklılıklara ne kadar önem veriyor?
• Kullandığımız akıllı telefonlar ve daha pek çok alet gerçekten kadınlara uygun olarak mı tasarlanıyor?
• Bir araba kazasında kadınların ağır şekilde yaralanma olasılığı %47 oranında daha fazla olmasına rağmen, neden araçlar hâlâ erkek egemen düzene göre üretiliyor?

Veri, modern dünyanın temelini oluşturur. Ekonomik kalkınmadan sağlık hizmetlerine, eğitim ve kamu politikalarına kadar kaynakları tahsis etmek ve önemli kararlar almak için sayılara güveniriz. Veri kullanımı günlük yaşantımızda fazlasıyla yer kaplasa da bu veriler; cinsiyetleri, bedensel farklılıkları ve alışkanlıkları hesaba katmakta başarısızdır. Erkekleri merkeze koyup, kadınları ötekileştiren bu veri yanlılığı nedeniyle sistemlerimiz önyargı ve ayrımcılıkla dolu.

Kadınlar bu önyargı sebebiyle bazen zaman, bazen para ve en önemlisi sağlıkları üzerinden muazzam kayıplara uğruyor. Caroline Criado Perez cinsiyet eşitsizliğinin şok edici nedenlerini araştırmak üzere kollarını sıvıyor. Görünmez Kadınlar’da yaptığı araştırmalarla kadınların evde, işyerinde, sokakta, hastanede ve benzeri pek çok alandaki yaşamlarına odaklanıyor. ABD, Birleşik Krallık ve dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce araştırmaya dayanan, müthiş bir enerji ve zekânın ürünü olan bu kitap dünyaya bakışınızı değiştirecek.

“Criado Perez gözden kaçırdığımız şeyleri göz önüne getirmekte ve görünmez kadınları görünür kılmakta bir dâhi.”
-The Guardian

“Criado Perez, son dönemlerin en önemli feminist kampanyalarının pek çoğunun arkasındaki isim.”
-Harper’s Bazaar

“Görünmez Kadınlar düşündürücü olduğu kadar büyüleyici. Ürkütücü gerçeklerden oluşan sürükleyici bir okuma vaat ediyor.”
-Georgina Rippon

“Görünmez Kadınlar’ın kapsamlı içeriği okuma keyfini azaltmıyor. Eğlenceli, akademik ve çok önemli bir kitap.”
-Adam Rutherford

“Caroline Criado Perez, keskin bakışını algoritmalardan ilaç dozlarına ve hükümet politikalarına kadar birçok toplumsal normda kadınların yokluğuna yöneltiyor. Bilgi güçtür. Değişim istiyorsak tek bilmemiz gereken sistemlerimizin nasıl işlediğidir. Bu kitabı kendinizi donanımlı kılmak için okuyun ve tanıdığınız herkesin eline tutuşturun. Tam anlamıyla dâhice!”
-Helena Kennedy


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺71,82

Günümüz toplumları, insanlık tarihinde hiç gözlemlenmediği kadar karmaşık bir yapılanmaya sahiptir. Bu karmaşık yapılanmanın merkezi bireydir. Bireyi anlayabilmek ise ancak onun sosyal eylemleri üzerine odaklanmakla mümkün olacaktır. Bu nedenle, sosyal bilim alanlarının içeriğinde, direkt ya dolaylı olarak bireyin kendisi ve sosyal eylemleri vardır. Sosyoloji, tüm bu sosyal eylemlerin ortaya çıkardığı sosyal olay ve olguları, bunlar ile bağlantılı toplumsal kurumları ve bunların arka planında yer alan düşünceleri inceleyen bir sosyal bilim alanıdır.

Toplumsal bir kurum olarak ele alınan Tıp da bu niteliğiyle Sosyolojinin, Sağlık Sosyolojisi olarak adlandırılan alt uzmanlık alanının içeriğinde yer almaktadır. Sağlık Sosyolojisi, sağlığı bir toplumsal kurum olarak ele alıp tıp faktörünün katıldığı toplumsal eylem ve olgular ile bunlara etkide bulunan sosyal, ekonomik ve kültürel faktörleri inceleyen bir alandır. Bu alanın temel kabullenmesi ise sağlık ve hastalık olgularının tıbbi oldukları kadar sosyal birer olgu olduklarıdır.

Bu kitap da sağlık ile toplumun iç içe geçmişliğini sosyolojik bakış açısıyla bize göstermeye çalışmaktadır. Toplumu ve içeriğindeki ögeleri sosyolojik olarak bize tanıtarak başlayan kitap, sonrasında yine aynı sosyolojik bakış ile sağlığı ele almakta ve çeşitli kuramcıların sosyolojik olarak sağlığa bakışlarını açıklamaktadır. Daha sonra Sağlık Sosyolojisinin ortaya çıkış koşulları ve kuramsal içeriği irdelemeye çalışmakta; son olarak ise sağlık hizmetlerinin toplumlarda nasıl bir organizasyon yapısı ile ortaya çıktığını açıklayan somut bir görünüm ortaya koymaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 190
En / Boy : 16.5 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺34,20

Bilimsel, kültürel ve teknolojik gelişmeler, insanlık tarihi boyunca birikimli olarak yaratılan ve kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiden çok daha fazlasının son 300 yıllık dönemde üretilmesini sağlamış, insanlık hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde ve çok kısa sürede farklı bir aşamaya geçmiştir. Sanayi Devrimi ile başlayan süreç, yönetimin bilimsel olarak incelenmesini sağlamış, örgütler toplumsal yapının temel unsuru hâline gelmiştir.

İletişim ve bilişim teknolojileri alanında yaşanan büyük ve hızlı gelişmeler küreselleşmenin önünü açmış, ülkelerin fiziksel sınırlarının ötesinde bilgi paylaşımına ve ticaret yapılmasına olanak tanıyarak dünyayı mobil cihazlar vasıtasıyla ulaşılabilir hâle getirmiştir. Her alanda yaşanan yoğun bilgi üretimi ve paylaşımı bilgi çağının kapısını açmış, insanlığa muazzam kolaylıklar ve imkânlar sunarken bir yandan da insanı ve yaşadığı çevreyi tehdit eder hâle gelmiştir. Ortaya çıkan yeni dünya düzeni, yeni ekonomik sistemler ve yeni örgüt modellerini zorunlu hâle getirmiştir. Bu gelişmeler örgütlü toplumu kaçınılmaz hâle getirmiş, örgütlerin toplum içindeki rolü ve önemini sürekli olarak artırmıştır.

Bu kitapta; örgüt, örgütü oluşturan unsurlar, örgüt yapısı ve türleri, toplumsal yaşamda var olan örgüt türleri, örgüt yapısı ile ilişkili olan temel kavramlar ve açıklamaları ile örgüt yapısının gelecekte nasıl şekilleneceği, geleceğin karmaşık, belirsiz ve muğlak dünyasında örgütlerin durumu ve rolleri yanında son dönemde yaşanan küresel salgının örgüt yapıları ve faaliyetlerine olan etkileri üzerine değerlendirmeler yapılarak araştırmacı ve konuya ilgisi olan okuyuculara multidisipliner bir bakış açısı sunulmaya çalışılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 332
En / Boy : 16.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺55,80

Madde bağımlılığı modern hayatın içerisinde bir şekilde duyduğumuz, gördüğümüz veya bir yakınımızda şahit olduğumuz bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bağımlılık kelimesi her birimiz için farklı anlamlara gelse de onu deneyimleyen bireyler ve yakınları için anlaması oldukça güç bazı durumları ve deneyimleri içerir. Bağımlılıkların fizyolojik, psikolojik ve toplumsal etkileri ile ilgili birçok çalışma yapılmasına karşın, gündelik hayatımızın içerisinde bağımlılık ile karşı karşıya kaldığımızda pek çoğumuz ne yapacağımızı bilememekteyiz. Böylesi durumlarda toplumsal süreçlere ve bireylere katkı sağlayacağı düşünülen alanlardan biri de iletişim alanıdır. İletişim süreçlerini anlamanın, empati kurmayı ve sorunların çözümüne bir adım daha yaklaşmayı sağlayacağı inancıyla ortaya çıkan bu kitap, bağımlılık hakkında bilgi sahibi olmak isteyen ve kendini geliştirmek isteyen herkese yardımcı olacaktır. Çünkü yaşananlar aslında bildiğimiz gibi değil.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 245
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺39,60

Günümüzde nüfus artış hızındaki azalma ve ortalama yaşam beklentisinin yükselmesi genel nüfus içindeki yaşlı nüfus oranının artmasına yol açmaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz de tüm bunların etkisiyle birlikte demografik yaşlanma sürecine girmektedir. Nüfus içerisindeki yaşlı bireylerin sayısının hızla artıyor olması uzun yaşam yıllarının beraberinde getirdiği yaşlılık dönemi sorunları ile karşı karşıya gelmemize neden olmaktadır. Yaşlanma ile ortaya çıkan kronik hastalıklar, engellilik, bakım ve destek ihtiyacı, yalnızlık, yoksulluk gibi tüm bu sorunlar, sağlıktan sosyal güvenliğe, eğitimden çalışma hayatına, yakın çevreden sosyokültürel alanlara kadar yaşlı bireylerin bütün yönlerini etkilemekte ve yaşlılık sürecinin tüm yönleri ile daha detaylı bir biçimde ele alınmasını gerekli kılmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2021
₺29,70

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşlı bireylerin oranında bir artış gözlenmektedir. Yaşlanma sürecinde bireyde meydana gelen fizyolojik, bilişsel, sosyal, ekonomik değişimler yaşlıların ihtiyaç duyduğu/duyacağı kamusal hizmetlerin de farklılaşması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda yaşlılık döneminde artan sağlık sorunları ve kronik hastalıklar nedeniyle en sık kullanılan sağlık hizmetlerinin sunumunun organizasyonu ve işleyişi de ayrı bir önem kazanmaktadır. Yaşlılık dönemine özgü süreçlerin doğru bir şekilde kavranması, yaşlanma sürecinde bireyin farklılaşan ihtiyaçlarının göz önüne alınarak hizmet sunumun yapılması yaşlılık döneminin daha sağlıklı, bağımsız ve kaliteli yaşanmasını sağlayacaktır. Bu bağlamda farklı alanlarda bilimsel çalışmalar yapan bilim insanlarının değerli katkılarıyla yaşlılık dönemini ve bu dönemde ortaya çıkan sağlık sorunlarını ve bu sorunlara yönelik sunulan hizmetleri farklı mercekler ışığında ele alan yazıların alana katkı sağlayacağı umulmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2021
₺46,80

Yaşlanmaya dair üretilen her söylem, içinde bulunulan toplumsal yapıya dair ipuçları barındırmaktadır. Biyomedikal paradigma, yaşam seyrini bilimsel bir çerçeve ile yaş evrelerine bölerken birey de yaşlanma sürecini hem normatif hem de performatif bir mücadele alanı deneyimler.

Dolayısıyla “Her şeyin bir yaşı vardır. ” söylemi yaygınlaşır. Her birey yaşamın gerektirdiğini “zamanında” yapabilmek için zamanla kavga eder, zamanla barışır, zamana meydan okur ve zamanla yaşlanır. Zaman ile yaşlanır…

Gündelik hayata içkin olan bu deyim, esasında zamanın ve yaşamın biyopolitik bir eksende açıklanmasını gerektiren neoliberal yönetimsellik ile iç içedir. Bu yönde gelişen beklenti, yaşlanma sürecine yönelik bir çeşit “kırılganlık” nosyonunun oluşmasına neden olur.

Zira “makul” yaşlanma pratikleri hem sosyal politikalar aracılığıyla hem de bilimsel alanda yaşanan gelişmelerle çerçevelenir. Bu nedenle bu çalışma sadece “yaşlı birey”i değil biyolojik olarak yaşlanmaya yazgılı her bireyin yeri geldiğinde “bir istisna hâli” olarak yaşlanmaya meydan okuma zorunluluğunu medya üzerinden tartışmaya açmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺73,80

Kültürel çalışmaların en önemli alanlarından biri olan cinsiyet çalışmaları, medyanın ve kültür sanat endüstrisinin hayatımızı her yönden çevrelediği günümüzde, her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Medya, kültür ve sanatın toplumlar tarafından sürekli yeniden üretilen toplumsal cinsiyet kalıplarını nasıl ele aldığını, bu üretim süreçlerindeki rolünü analiz ve ifşa etmek ise elbette en başta iletişim akademisyenlerinin görevidir. Bu amaçla bir araya gelmiş farklı alanlardan konusunda uzman iletişim akademisyenleri tarafıdan kaleme alınmış olan bu kitap; sinema, televizyon, reklam ve sanat gibi farklı mecralardaki güncel örnekler üzerinden toplumsal cinsiyet meselesine dair oldukça zengin bir kaynak olma özelliğini taşımaktadır.

Kültürel çalışmalar üzerine çalışan akademisyenler ve iletişim öğrencileri başta olmak üzere toplumsal cinsiyet üzerine düşünen, yazan, çizen herkesin oldukça faydalanacağı bu çalışma, farklı iletişim disiplinlerinin toplumsal cinsiyet meselesine yaklaşımını değişik boyutlarıyla ortaya koyması açısından da ayrı bir öneme sahiptir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 15.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺46,80

İran, bilhassa Orta Doğu'da üstlendiği iddialı rol ile ve Şii dünyasında yürüttüğü müdahaleci misyonla dikkat çekmekte ve dünya gündeminde geniş bir yer tutmaktadır. Aslında İran'ın dış dünyadaki ve uluslararası arenadaki görünümlerini buzdağının görünen kısmı olarak değerlendirmek yanlış bir yaklaşım olmayacaktır.

Acaba nevi şahsına münhasır bu teokratik Şii devleti nasıl bir süreç sonucunda kurulmuş, hangi sosyal ve siyasi dinamikler etrafında şekillenmiştir? Modern dünyadaki bu tek Şii devletin siyasi görüşü ve stratejik hedefleri hangi ideolojik temellere dayanmaktadır? Tarihî süreçte yaşadığı büyük kırılmalar, iç olaylar ve dış gelişmeler bugünkü İran devletinin ve siyasi toplumunun yapısını nasıl etkilemiştir?

Bu kitapta, İran'ın sosyal yapısı ve siyasi sistemi geçmişten bugüne çok yönlü bir perspektifle ve olabildiğince dengeli ve ilmî bir bakış açısıyla analiz edilmeye çalışılmıştır


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺47,70

Yirmi birinci yüzyılda, dünya tarihinde hiçbir zaman gerçekleşmeyen demografik bir değişim yaşanıyor ve hiçbir ülke bu kapsamın dışında değil. Yaşam beklentisini arttırmak ve doğum oranlarını düşürmek modern bilim ve sağlık hizmetlerinde büyük başarılar olarak kabul edilirken, gelecek nesiller üzerindeki önemli etkileri fazla dikkate alınmıyor. Ne kadar uzun yaşarsak yaşayalım, çalışma yaşamı sona erdiğinde bireylerin refahını garanti etmek için her ülkenin sosyal ve ekonomik kurumlarını yeniden düşünmesi ve yapılandırması gerekli hâle gelir. Toplumların yaşlanması, ekonomik büyümeyi ve ailelerin sürdürülebilirliğini, devletlerin ve toplumların yaşlı bireylere kaynak sağlama becerisini ve uluslararası ilişkileri de içeren diğer birçok konuyu etkileyebilir. Bilimsel kanıtlara karşın, nüfus yaşlanmasının önemi ve küresel etkileri henüz tam olarak anlaşılmamıştır. Yalnızca küresel yaşlanma sorunları hakkında değil, aynı zamanda yaşlanan bir dünyanın zorluklarına ve fırsatlarına yanıt vermemize yardımcı olacak titiz uluslararası bilimsel araştırma ve politika diyaloğunun önemi konusunda da farkındalık yaratmaya ihtiyaç vardır.

Bu kitap, yaşlanan nüfusun ekonomi, toplum, aile ve çevre üzerindeki etkisinin bir resmini çizmektedir. Yirmi bölümden oluşan ve 32 yazarın katkıda bulunduğu bu kitabın çalışma yaşamı, ekonomi, aile, iletişim, yakın çevre düzenlemesi ve davranışsal konular hakkında diyaloğu, uluslararası çalışmaları ve evrensel insan deneyimini ele almanın en iyi yollarını belirlemede sizleri teşvik edeceğini umuyoruz. Kendi geleceğimizi, dünya toplumlarının ve ülkemizin yaşlanmasını ve yaşlılık politikalarını planlamada bilim insanlarının ve toplumdaki her üyenin bu önerilerden ve deneyimlerden ilham alacağına inanıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 534
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺73,80

Ruh Sağlığı, psikolojik olarak iyi olma hâlini ya da zihinsel herhangi bir bozukluğun olmadığı durumu açıklar. Başka bir ifadeyle ruh sağlığı, uyum sağlayıcı düzeyde duygusal ve davranışsal işlevlerini sürdürebilen kişinin durumudur. Ruhsal sağlık, bireyin yaşamdan tat alabilmesini, mutlu olabilmesini ve yaşamsal faaliyetleri ile psikolojik dayanıklılığı arasında denge kurabilmesini içerir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre ruhsal sağlık, “diğer özelliklerin yanında öznel iyi oluş, algılanan öz yeterlik, özerklik, rekabet edebilirlik, nesiller arası bağımlılık, kişinin entelektüel ve duygusal potansiyellerini gerçekleştirebilmesini“ içerir. DSÖ, ayrıca, bireyin iyilik hâlinin, kabiliyetlerini gerçekleştirebilmesinin, günlük stresle baş edebilmesinin, üretken ve topluma faydalı olabilmesinin de önemli olduğunu vurgular. Özetle, kültürel farklılıklar, öznel değerlendirmeler ve birbiri ile yarışan profesyonel kuramlar ruh sağlığının nasıl tanımlandığını etkiler. İşte, bu kitap, sayılan perspektiflere duyarlı bir bakış açısıyla kaleme alınmış olup ilgili alana katkı sunma amacını gütmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 274
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺41,40

İnsanlar kendilerini ve çevrelerini ona yükledikleri anlamlar çerçevesinde kavrarlar. Bu anlam haritasını belirleyen en önemli unsurlardan birisi de özellikle son yıllarda sosyoloji başta olmak üzere sosyal bilimler alanında görünür olan değerlerdir. Değer alanı; insanlık tarihini, değişen sosyal ilişkileri ve günümüz pratiklerinin doğasını okumada fiziki eylemlerin ötesindeki başvuru merkezidir. Bu adım tüm sosyal bilimcilere, özelde sosyolog ve sosyal araştırmacılara toplumu, işleyişini ve dahası sorunlarını görebilme yolunda kapı aralar. Neden bazı davranışlar değişen toplumsal gerçekliğe rağmen aynı ölçüde değişmez? Ya da gerçekte aynı kalan bir şey var mıdır yaşamda? Sosyal ilişkilerimizi neye göre kurgularız? Özellikle son on yılda bu kadar hızlı değişim sürecinden bahsederken (özellikle Kovid-19 salgını ile beraber) bireysel, toplumsal pratiklerimizdeki yeni normlar sosyal etkileşim alanlarımıza nasıl yansımıştır? İnsanlar bu tür hızlı değişme dönemlerinde nasıl tepki verir, kendisini ve dünyayı nasıl anlamlandırır? Tüm bu soruları tartışabilmek ve toplumsal değişmelerin bireysel, kültürel, küresel yankıları değer dünyasının okunabilmesinde saklıdır. Değer, “Ben”im, “Biz”in ve tüm sosyal etkileşim biçimlerinin özünde var olandır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 164
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺34,20

Bu kitap, toplumsal cinsiyet kavramını çok yönlü olarak ele almak ve aynı zamanda kavramın Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanıyla bağını kurmaya katkıda bulunmak amacıyla hazırlandı. Kitaptan, üniversitelerin başta Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Psikoloji, Sosyoloji, Sosyal Hizmet, Felsefe, Kadın Çalışmaları, Sosyal Psikoloji olmak üzere tüm lisans ve lisansüstü programı öğrencileri, konuyla ilgili araştırmacılar ve konuya merak duyan tüm okuyucular yararlanabilir. Bilindiği üzere, toplumsal cinsiyet olgusu yalnızca bir ders konusu değil, hayatın somut bir gerçeği, kültürün bir yansımasıdır.

Toplumsal cinsiyeti yalnızca bir kadın sorunu olarak ele almayan bu kitapta, gerçek yaşam öykülerini, psikolojik danışma vakalarından kesitleri, medya izdüşümlerini, temel tartışma konularını, dünyada ve Türkiye'de konuyla ilgili yaşanan gelişmeleri, güncel araştırma, ölçme aracı ve proje örneklerini bulabilirsiniz. Ayrıca, mesleki rehberlik, eğitim-öğretim, psikolojik danışma, psikososyal gelişim, kuramlar, kadın çalışmaları, erkeklik, engellilik, flört şiddeti, çocuk istismarı ve ihmali gibi konu başlıklarıyla toplumsal cinsiyeti inceleyebilirsiniz. Bunların yanı sıra kendinizden, yakınlarınızdan veya tanıdıklarınızdan parçalar bulabilir; kitaptaki düşünme soruları ve kendini değerlendirme soruları aracılığıyla kendi içinize doğru bir yolculuğa da çıkabilirsiniz. Ne de olsa, yolculukların en değerlisi içe/öze doğru yapılandır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺72,00

İslamofobi, son yıllarda artan bir şe­kilde, ön yargı ve ayrımcılığa dayalı bir korku ifadesi olarak tüm dünyada Müslümanlara yönelik antipati, nefret, şiddet ve düşmanlığa yol açan en temel psikolojik, toplumsal ve politik problemlerden biri hâline gelmiştir. Siyasal yönetim, toplumsal sorumluluklar ve istihdam ile ilgili süreçlerde dışlanma; eğitim, sağlık gibi hizmetlerin temininde ayrımcılık; medya ve günlük konuşmalarda ön yargı ve gündelik yaşamda hem sözlü hem de fiziksel şiddet şeklinde açığa çıkan pek çok olumsuz sonuç üretmektedir. Bu sonuçları ortaya çıkaran algının üretimi ve şekillendirilmesinde medya oldukça etkin bir rol üstlenmektedir. Geleneksel medya unsurlarından yeni medyaya kadar yayılan İslamofobik unsurların etkileri akademik olarak henüz yeterince ele alınmamış ve bu konudaki politikalara etki edebilecek nitelikte yeterli bilgi üretilememiştir. On altı makaleye ilave olarak konuyla ilgili bazı önemli kitap değerlendirmelerine de yer veren bu çalışmanın, medya ve İslamofobi arasındaki irtibatın yanı sıra Türkiye'deki medya ve din ilişkiselliği sorgulamaları için de önemli bir kaynak teşkil etmesi beklenmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 406
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺63,00

Yaşadığımız çevre, bize uzun yıllar önce bırakılan önemli bir mirastır. Bu mirasın zaman içerisinde hor kullanılması ister istemez bir takım problemlere yol açmış ve insanoğlu bu problemlere “çevre sorunları” adını vermiştir. Dünya üzerinde yaşayan her canlının hayatıyla yakından ilgili olan bu sorunlar, çözüm bekler hâlde sosyobilimsel bir konu niteliği kazanmıştır.

Bütün ülkelerin, şehirlerin, kasabaların, köylerin ve genç-yaşlı, zengin-fakir, kadın-erkek fark etmeksizin her insanın etkisi altında olduğu bu sorunlara sunacağımız çözümler, çevreye yönelik göstereceğimiz “etik” davranışlarla yakından ilgilidir. “Çevre etiği”, insanoğlunun doğayla ahlaki ilişkisini inceleyen ve buna yön veren bir terimdir. Yapısında var olan farklı yaklaşımlarla çevresel kaynaklara acımasızca davranan insanın bu davranışlarına dur diyebilecek ve çevre sorunlarını azaltacak çözümler önerebilecektir.

Bu çalışmanın, çevre-insan ilişkisine yönelik insanlarda var olan etik anlayışlar hakkında kişilere bilgi verebilecek, bu anlayışların ortaya çıkmasını, geliştirilmesini ve hatta değiştirilmesini sağlayabilecek ve çevreye, ekosisteme, çevre sorunlarına yönelik bir bilinç oluşturabilecek kaynak bir kitap olması amaçlanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 222
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺40,50

Bu kitabın amacı, çocuk ve ergenlerin göç deneyimlerini aile, akranlar ve okul gibi farklı bağlamlarda ele alarak özellikle kültüre duyarlı ve çokkültürlü eğitimi benimseyen okullardaki olumlu uygulamaları ve müdahaleleri incelemektir. Bu amaçla göçmen çocuk ve ergenlerin kültürleşme ve psiko-sosyal uyum sürecinde karşılaştıkları riskler ve koruyucu faktörler, yaşadıkları travmatik olayların etkileri, kültürleşmenin önemli yapı taşlarından birisi olan dil ve zihin gelişimi süreçleri, kültüre duyarlı okul iklimi ve çokkültürlü eğitim oluşturma konusunda öğretmenlerin ve psikolojik danışmanların rol ve sorumlulukları, okul ortamında gruplararası temasın arkadaşlık ilişkilerine olan etkisi ve göçmen çocukların yaşadıkları akademik, bilişsel, sosyal ve duygusal problemlerin önlenmesi için geliştirilen müdahale programları konuları detaylı olarak ele alınmıştır.

Kitabın ruh sağlığı uzmanlarından eğitimcilere, sosyal hizmet uzmanlarından sivil toplum kuruluşlarında çalışanlara ve akademisyenlerden öğrencilere kadar uzanan geniş bir okuyucu kitlesine hitap etmesini hedefliyoruz. Göç eden veya göç etmek zorunda kalan tüm çocuklara faydalı olabilmemiz ümidiyle…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺45,00

Aile içi şiddet, sadece mağdurlarını ilgilendiren bireysel bir sorun değil toplumsal bir sorundur. Oluşumunda toplumsal faktörlerin yer aldığı aile içi şiddetin; topluma hem psikolojik etkisi hem de toplumun kaynaklarını tüketerek ekonomik etkisi olmaktadır. Bu bağlamda Aile İçi Şiddet adlı bu eser; şiddeti “aile içinde çözülmesi gereken bir sorun” olarak değil “toplumsal düzeyde ele alınması ve önlenmesi gereken bir sorun” olarak görmekte ve kitap boyunca bu bakış açısının kazandırılmasını ve sorunun çözümünde ve soruna müdahale edilmesinde neler yapılabileceğinin aktarılmasını hedeflemektedir. Kitapta; “Merak Edilen Soru”, “Kendini Değerlendirme Sorusu”, “Araştırma Kutucuğu”, “Tartışma Kutucuğu” gibi oluşturulan farklı tasarımla da okuyucunun sadece bilgi edinmemesi, aynı zamanda soruna farklı bir bakış açısıyla bakabilmesi, kendi yaşamıyla bağ kurarak öz değerlendirme yapabilmesi, içgörü kazanabilmesi ve bilimsel bilgiler ve ilkeler doğrultusunda kendisinde tutum değişikliğinin oluşması amaçlanmaktadır. Böylece eser, başta Eğitim Fakültesi öğrencileri olmak üzere tüm okuyucular için okuması zevkli, düşündürücü ve farkındalık yaratıcı bir hâl aldığı gibi aile içi şiddete dair teorik ve uygulamaya dönük bilgilerle bütüncül bir bakış açısı da sunmaktadır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺56,70

Modern çağda devletlerin ve toplumların yaşadığı değişim süreci, kamu düzeninin korunmasını ve kamu güvenliğinin sağlanmasını giderek zorlaştırmıştır. Küreselleşmenin tüm hızıyla arttığı ve dünyanın giderek küçüldüğü bir çağda, güvenliği tehdit edici unsurlar sadece ülke iç dinamikleriyle bağlı kalmamakta ve dış dinamiklerin de etkili olduğu bir dönem yaşanmaktadır. Toplumlar; kültürel, sosyal, yönetsel ve ekonomik kültürleri yönüyle farklılık göstermekle birlikte bazı küresel olaylar bütün dünyadaki toplumların geleceğini ve güvenliğini etkilemektedir. Avrupa’da meydana gelen bir olay Asya’daki bir toplumun geleceğini ve kaderini değiştirebildiği gibi tam tersi bir şekilde dünyanın geri kalmış bölgelerindeki terör vb. olaylar da gelişmiş ülkelerdeki kamu düzenini ve kamu güvenliğini birincil derecede etkileyebilmektedir.

Bu nedenle, devletler, güvenlik politikalarını sürekli olarak gözden geçirmektedir ve içinde yaşanılan çağa adapte etmeye çalışmaktadır. Bu eser, çok değerli akademisyenlerin katılımı ile ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti’nin kamu güvenliği politikaları ve bu alandaki yenilikler başta olmak üzere, Avrupa’da artan terör olayları ve buna bağlı olarak yükselen aşırı sağ hareketlerin tehdit ettiği kamu düzeni ve kamu güvenliği konularını ele almıştır. Bu alanda çalışmalar yapacak araştırmacılara ve akademisyenlere, hem teorik hem de güncel olaylar yoluyla yardımcı bir eser olacağını umut etmekteyiz.

- Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, T.C. Cumhurbaşkanlığı, Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 560
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺82,80

Erken çocukluk dönemi, bireylerin çok farklı değişkenden etkilendiği ve aynı zamanda bu etkilerin yaşam boyu kalıcı olduğu ya da oldukça zor değiştirildiği düşünülen bir dönemdir. Bu değişkenlerin; zamana, ekonomik değişimlere, politik/siyasi gelişmelere, teknolojiye, ölçme yöntemleri ve bilimdeki gelişmelere bağlı olarak farklı zamanlarda daha fazla ön plana çıktığı ve daha fazla araştırma konusu hâline geldiği görülmektedir. Bu kitapta özellikle son yıllarda erken çocukluk döneminde üzerinde durulan bu konuların tartışmalarını bulacaksınız. Alanında birbirinden değerli uzmanın katkı sağladığı, farklı 24 konunun araştırma bulgularıyla desteklenerek, genel çerçevesi ve tartışması yer almaktadır. Kitap, lisans ve lisansüstü öğrencileri için bir başvuru ve gözden geçirme kaynağı olabileceği gibi, erken çocukluk alanına ilgi duyan okurların da okuyabileceği niteliktedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 548
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺74,70

Din psikolojisinin uygulama alanlarından manevi bakım ve danışmanlık, değişik koşullarda insana yönelik hizmette güçlü bir potansiyele sahiptir. Dinler ve manevi geleneklerin; onlara mensup olan insanlar için yaşamın zorluklarıyla başa çıkmada, hayatı anlamlandırmada, kendini bir sosyal gruba ait hissetmede, bir kimlik oluşturmada ve sağlıklı yaşamı seçmede önemli rollere sahip olduğu bilinmektedir. Diğer taraftan, zor koşullarda yaşayan insanlara yönelik yardım etme ve bakım verme evrensel bir insan güdüsüdür. Gönüllülük esasına bağlı olarak karşılıksız yardım etmek, hemen hemen bütün yaşam felsefelerinde ve dinî-manevi geleneklerde erdem olarak görülür.

Türkiye'de, insana yardım hizmeti ile din-maneviyat konusunu bir araya getiren manevi bakım ve danışmanlık alanında yapılan çalışmalar son 10 yılda bir ivme kazanmıştır. Ancak konuyu bütüncül ve derinlemesine ele alan ve de bilimsel temele vurgu yapan çalışmalar oldukça azdır. Hastanelerde hastalara yönelik manevi bakımla ilgili bu kitap, hem ampirik bir zemin oluşturma bakımından hem de belirli bir alana tahsis edilmiş olması bakımından mevcut çalışmaları bir adım ileriye taşıma niyetindedir.

Kitapta maneviyatın insan ruh ve beden sağlığı üzerindeki etkisi detaylı açıklandıktan sonra çalışmada hastaların manevi bakım ihtiyaçları hasta olmayan gruplarla karşılaştırılmış, hâlen manevi bakım uygulaması yapan din görevlilerinin kendilerini ve yaptıkları işleri algılama düzeyleri, yeterlilikleri, yeterliliklerde etkili olan kişilik boyutları ve alan deneyimleri derinlemesine ele alınmıştır. Bunların yanında bu kitapta, elde edilen ampirik bulgular ve literatür bilgisi doğrultusunda bir hastane manevi bakım çalışma modeli oluşturulmaya çalışılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 260
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺45,00

İnsanın istek ve ihtiyaçlarından ödün vermeden yaşayabileceği bir gelecek için sürdürülebilirlik anlayışının benimsenmesi şarttır. Bireylerin çevreyle olan etkileşimleri bu süreçte önemli rol oynamaktadır. Sürdürülebilir davranışları hayata geçirme konusunda faklı hassasiyetleri bulunan bireylerin bir takım araç ve yöntemlerle motive edilmesi ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.

Bu durumu çıkış noktası kabul eden kitapta, bireylerin nasıl daha çevreci olabilecekleri sorusuna yanıt aranmaktadır. Çevreci davranış sergileme bakımından aynı düzeyde bulunmayan bireylerin davranış kalıplarını çıkartmak ve etkin stratejiler sunabilmek için pazar bölümlendirilmektedir. Pazar bölümlerini bulundukları çevrecilik düzeyinden daha ileriye taşımanın çözümünü ise yine aynı bölümlerin politik ve sosyal önerilerini alarak sunmaktadır. Sonuçları ileri düzey istatistiki yöntemlerle ortaya koyan yazar, tüm süreci literatürde çevreci davranışların anlamlandırılmasında kabul görmüş Planlı Davranış Teorisi perspektifinden ele almaktadır. Karar alma süreci kapsamında sürdürülebilir tüketici davranışlarını şekillendiren teoriler incelenmekte ve çevreci davranışları etkileyen faktörlere geniş yer verilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 298
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺53,10

Kişilik ve İş Değerlerinin Kurumsal Bağlılık Açısından Önemi

Nobel Bilimsel Eserler


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 122
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺24,30

İnsan vücuduna seyahat'in yazarından

“Akıyor bütün varlık, değişiyor, dönüşüyor ne varsa.”

Ovidius

Yaşamak, sürekli bir değişim hali içinde olmak demek: büyüme, iyileşme, öğrenme, yaşlanma.

Gavin Francis hekimlik hayatı boyunca çok şey gördü: anoreksi kıskacındaki gelecek vadeden hukuk öğrencisi, yasaklı steroidler yüzünden baba olma ihtimalini kaybetmek üzere olan vücut geliştirici, ergenliğin karman çorman fizyolojisi altında ezilen genç, alnının ortasında boynuz çıkmasına rağmen neşesi dinmeyen kadın…

Büyük övgü toplayan kitabı Metamorfoz’da Gavin Francis, hekimlik hayatında bizzat karşılaştığı vakaları, tıp tarihinden, sanattan, edebiyattan ve mitolojiden öykülerle bir araya getirerek, neden insan olmanın özünde değişimin yattığını anlatıyor. Francis’in ellerinde her vaka, kimlik ve tabiatlarımızın biyolojik, psikolojik ve felsefi anlamda keşfi için birer fırsata dönüşüyor. “Muazzam… Francis tıp tarihini ve tıbbi vakaları aynı rahatlıkla irdeleyerek insanın bedenini ve zihnini değiştirmekte nasıl da becerikli olduğunu gözler önüne seriyor.”

Sıddhartha Mukherjee

“Heyecan verici ve benzersiz. Engin bir zihin ve derin bir insancıllığın ürünü."

Hılary Mantel


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺42,12

“İnsanlıktan çok ticaretle, tarımla, gündelik hayatın meşgaleleriyle uğraşarak bir iktidarın işleyiş çarkına kendini kaptırmış olanlar, kölelik düzeninin hükümranlığına sebep olan esas düşmanlardır ve bu düşmanlar uzaktan gelmemiş, yanı başımızda hatta bizzat içimizde bulunmaktadırlar. Yanı başımızdaki, içimizdeki düşman olmasa uzaktakiler hiçbir halt karıştıramaz.”

H. David Thoreau

Thoreau, kaleme aldığı Sivil İtaatsizlik isimli eseriyle Hindistan’dan Amerika’ya ve Afrika’ya birçok özgürlük hareketinin düşünsel ve eylemsel çerçevesinin şekillenmesinde etkili olmuştur. Bunlardan belki de en önemlisi Mohandas Gandhi’nin ‘Pasif Direniş’ kavramıyla ifadesini bulan eylem programıdır. Geliştirdiği Satyagraha doktrini -en geniş anlamıyla şiddet dışı direniş- Gandhi’nin aşağılanmış kişilerin keskin acısını bir ahlaki müeyyideye çevirip saygı gösterme teşebbüsüdür.

Elinizdeki derleme Thoreau’nun Sivil İtaatsizlik’le ilgili temel makalesinin yanı sıra Thoreau’nun gerek Gandhi gerekse başka bağlamlardaki muhtemel sonuçlarının ve uzanımlarının enine boyuna tartışıldığı yazıları içermektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺38,00

Tıbbın çeşitli dallarına nazaran daha genç bir bilim dalı sayılan psikiyatri, aslında en az öbür dallar kadar eski ve köklü bir geçmişe sahip. Hatta psikiyatrinin kökeninin ilk insanların kendi toplum ve davranış özelliklerini geliştirdikleri zamanlara dayandığını söyleyebiliriz.

İnsan ve davranış bilimlerinin tıbbın öbür dallarından farklı olarak henüz kuramsal arayış ve gelişim aşamasını kapatmaması ve bütün mensuplarıyla evrensel bir paradigma geliştirmemesi, bu bilim dallarına ve bunların tıptaki uygulama alanı olan psikiyatriye genç bir görünüm veriyor.

Eski çağlardan bu yana düz bir çizgi üzerinde değil de zikzaklar, sıçramalar ve keskin dönüşlerle “insanlığın çağdaş görüşleri”nin etkisi altında ilerleyen psikiyatri tarihi bu nedenle yalnızca tatlı bir öykü olmaktan çıkıp sanatın ve bilimin kendi kendileriyle ve kendi yöntemleriyle bir hesaplaşmasına dönüşüyor.

İlk disiplinleşme çabalarının başladığı on sekizinci yüzyıldan; dinamik, kişilerarası ve davranışçı görüşlerin yayılmaya başladığı yirminci yüzyıla kadar sürekli başkalaşım geçiren psikiyatri tarihi felsefe, sosyoloji, antropoloji ve mitoloji, inançlar, dinler tarihi ve ahlak felsefeleri arasında da bir köprü vazifesi görüyor.

Psikiyatri doçenti ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi klinik şefi olarak görev yapmış Doç. Dr. Ali Nahit Babaoğlu, sadece tıp tarihinin değil, düşünce ve kültür tarihinin de kaynağını oluşturan psikiyatri tarihinin değişimini ve gelişimini bu kitapta derinlemesine inceleyerek bilinmeyenlere ışık tutuyor. İlkel kültürlerden yirminci yüzyıla, Avrupa’dan İslam ve Arap dünyasına kadar geniş bir yelpazede ele alınan psikiyatrinin köklerine inerken kendi ruhunuzu da yakından tanıma fırsatı bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺66,72

Covid-19 öncesinde başlayan, ancak şimdi varlığını kuvvetle hissettiren bir çağ değişiminin ortasındayız. Küresel ısınma, iklim değişikliği ve azalan doğal kaynaklarla yerkürenin ritmi değişti. Bilgi devrimine giden yolda bildik hiyerarşik modeller çöktü, yepyeni iletişim biçimleri ve anonimleşen bilgi gündelik hayatı değiştirdi. Büyük göç dalgaları ve metropolleşmeyle insan hareketlerinin ritmi değişti. Belirsizlik ve karmaşıklık esaslı yeni bir çağın eşiğindeyiz...

Dünya nereye gidiyor?

Türkiye tüm bu dönüşümün neresinde?

Geleceğe dair senaryoların çoğu distopik bir hikâye anlatırken, henüz hikâyesini bilmediğimiz geleceğin ütopyasını nasıl yazar, nasıl hayata geçirebiliriz?

Bekir Ağırdır büyük birikimi ve KONDA araştırmalarının önemli verileriyle yola çıkarak yaşadığımız çağ, dünya ve Türkiye’yle ilgili sağlam değerlendirmelerde bulunuyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺71,20

Ümit gençliktedir! Yetişin gençler…

Bu yüzyılda genç nüfusumuz bir daha bu kadar kalabalık olmayacak. Ya suni gündemler üzerinden kavga etmeye devam edeceğiz ya da hep birlikte gençlerin sesine kulak verip dertlerine ortak olacağız.

Tercih zamanı!

Yetişin Çocuklar kitabıyla çocuk yetiştirme alanında büyük bir boşluğu dolduran Prof. Dr. Selçuk Şirin, Yetişin Gençler’de ergenlikten yetişkinliğe uzanan serüvene odaklanıyor. Bu kitap gençler ve gençleri dert eden yetişkinler için yazıldı.

•Çocukluk ne zaman bitiyor, ergenlik ne zaman başlıyor?

•Genç beyin: Nasıl çalışır? Nasıl gelişir? Nasıl desteklenir?

•Gençler neden risk almayı sever?

•Gençlerde beden algısı nedir? Nasıl değişir?

•Duygusal zekâ nedir? Nasıl kazanılır?

•Şimdiki gençler neden âşık olmuyor?

•Kimlik arayışında yaşanan temel sıkıntılar nelerdir?

•Ergenlik döneminde gençleri bekleyen okul korkusu, akademik başarısızlık, depresyon, bağımlılık, obezite gibi sorunlarla nasıl başa çıkılır?

•Gençlerin fiziksel, duygusal ve sosyal gelişiminde ebeveynlerden eğitimcilere tüm yetişkinlere düşen görevler nelerdir?

•Kariyer arayışı ne zaman başlar, zirveye giden yolda gençleri bekleyen dört adım nedir?

“Amacım, her bir gencin sağlıklı, mutlu ve başarılı olabilmesi için gerekli adımların atılmasına aracı olmak. Bu kitapta ergenlik dönemine ait temel bilimsel verileri kendi ebeveynlik tecrübem ve küçük bir köyden New York’a ulaşan gençlik hikâyemle yoğurarak anlattım. Koşullar ne kadar kötü olursa olsun, tarih boyunca insanlık, genç kuşaklarla kendini yeniledi. O nedenle benim de umudum gençlerde.”

-Prof. Dr. Selçuk Şirin New York Üniversitesi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 236
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺55,20

Parçalar büyüleyici olabilir... Peki ya büyük resim yıkıcıysa, parçaların büyüsü ne kadar önemli olabilir ki?

Hiçbir şey bilmekle ya da bilmemekle ilgili değil aslında, hakikati algılayıp algılayamamakla ilgili... Akıl sağlığı ya da delilik, “algıyla” tanımlanır, gerçekle değil... İnsanlık tarihi “deli” ya da “tehlikeli” olarak damgalanmış ancak ölümlerinden sonra yaşadıkları zamanın çok ilerisinde olduğu fark edilmiş dehalarla dolu...

Delilik de, akıl sağlığı da sabit değildir. Bilgi geliştikçe hepsi değişir. Bir mağara adamına Ay’a gitmenin mümkün olduğunu söylediğinizde, size “deli” der. Modern insana Ay’a gitmenin mümkün olmadığını söylediğinizde yine “deli” damgasını yersiniz. İşte insanların en zayıf özelliği, geçmiş ve gelecek arasındaki bu inanılmaz bilişsel uyumsuzluktur. İnsanlar eskiden beri, söyledikleri sonradan doğru çıkmış olanlarla hep alay etmişlerdir. Bugün de durum hiç farklı değil...

Aylarca uluslararası çok satanlar listesinde kalmayı başaran İnsanoğlu Ayağa Kalk kitabının yazarı David Icke’ın kaleme aldığı Size Hiç Söylenmemiş Ama Bilmeniz Gereken Her Şey adlı bu devasa yapıt, yepyeni bir bilginin değil, çağın ötesinde bir algının kapılarını aralıyor. Bilgiyi altüst ederek, hakikatin üzerindeki kalın sanrı perdesini kaldırıyor.

• Dünya nasıl bir yakın geleceğe hazırlanıyor?
• “Tek Dünya Devleti” projesi hayata geçmeye hazır mı?
• Küresel sistem nasıl değişecek?
• Milyarlarca insan tek bir devletin çatısı altında nasıl yönetilecek?
• İnsanlığı nasıl bir gelecek bekliyor?
• Bir grup insan, daha şimdiden küresel finansı, devletleri ve medyayı nasıl kontrol ediyor?

Mikroçip takılmış insan nüfusunun, tek bir güç tarafından anbean bir gestapoyla kontrol edilip yönetilmesi ideası, artık bir Amerikan filmi senaryosu değil örtülü bir hakikat...

George Orwell’ın 1948 yılında kaleme aldığı 1984 adlı romanındaki sarsıcı kurgu, yeni dünyada hayata geçmek üzere. Üstelik bu yolda hayli önemli adımlar atıldı bile...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 720
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺98,00

Beden iç dengesini sağlamak için sürekli sinyaller gönderir. Susayınca su ister, üşüyünce ısınmak... Bazen önlenemez şekilde iştahlıdır, bazen iştahsız.

Bazı özel zamanlarda özellikle bir yiyeceği yeme arzusu duymak basit bir tesadüf değildir. Beden her durumda iç huzuru vereceğini umduğu yiyecekleri yemeyi arzular.

Fazla yeme duygusu, iki nedene bağlıdır:

Birincisi duygusal açıdan daha iyi hissetme arzusu, ikincisi enerji düzeyini değiştirme isteği. Daha canlı, daha sakin, daha güvende, daha az öfkeli ya da daha az korkmuş hissetmek isteyen beden buna göre yeme eğilimini değiştirir.

Önlenemez yeme isteğini yorumlamak kötü rüyaları yorumlamaya benzer. Ne de olsa, kötü rüyalarla karşı konulamaz yeme arzusu arasında pek çok ortak nokta var. Tatsız düşüncelerle ya da duygularla yüzleşmekten kaçınma halinde ortaya çıkar kötü rüyalar... Aynı şekilde önlenemez yeme arzusu da çözümlenmemiş duyguların işaretidir.

Her gıda, belli bir ruh halinin aynasıdır.

Mesela fıstık ezmesine uzanan bir el, aslında eğlence arayışı içindedir. Tuzlu atıştırmalıklara yönelmenin stresi, öfkeyi ve endişeyi bastırma arzusuyla ilgisi vardır.
Peki siz ne tür bir duygusal yiyicisiniz?

Uzun yıllardır yeme bozukluğu alanında psikoterapist olarak çalışan Doreen Virtue’nin Duygusal Açlık adlı bu kitabı açlık hissinin altında yatan temel anlamı bulmanıza ve yediklerinizi doğru okuyarak kendi duygu haritanızı ortaya çıkarmanıza rehberlik edecektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺47,60

“Çaykara’da Söz Varlığı-1” adlı inceleme-araştırma betiği okuduğunuzda Çaykara’lının söz dağarcığının büyük oranda Kıpçak-Kuman, Peçenek, Avşar, Karamanoğlu, Altay, Karaçay-Malkar, Oğuz, Tatar vb. Türklerin, Rum ve daha az sayıda Ermeni, Rus, Gürcü söz varlığı ile dolu olduğunu göreceksiniz. Bu değerlerin Çaykara’lıların eğitimdeki başarılarına çok büyük bir katkı yaptığını anlayacaksınız.

Çaykaralının “D” imgesi ile “T” imgesini yazılı ve sözlü anlatımlarda neden karıştırdığını öğreneceksiniz. “halaz”, “gorgor”, “kudal”, “saraho”, “çiçen”, “avdan”, “kalaş”, “tütü” “me”, “ma” ya da “meh”, mah” “katur” “köfün” “kolimp” gibi sözcüklerin baskın bir yabancı ekinin ürünü olmadıklarını; uyutulmuş ya da uyuşturulmuş bir durumda Çaykara halk bilimi deryasında varlıklarını sürdüren Türkçe sözcükler olduklarını göreceksiniz. Çaykara’yı, Çaykara’lıyı daha yakından tanımanız ve anlamanız için bilgileri kaynaklarından mıknatısın demir tozlarını çektiği gibi çekip bölümleme yapıldıktan sonra betiğe yerleştirildiğini, söz varlığının sadece bu bilgilerden oluşmadığını da göreceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺34,50

Zaman ilerledikçe, ilim geliştikçe, medeniyet dev adımlarıyla yürüdükçe, hayatın, asrın bugünkü gereklerine göre evlât yetiş-tirmenin güçlüklerini biliyoruz. Anaların, bugünkü evlâtlanna vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli özellikleri taşıyan evlât yetiştirmek... pek çok yüksek özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız hattâ erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar.

Son yıllardan önce de milletimiz yenileşme yollan üzerinde yürümeğe, sosyal değişmeye teşebbüs etmemiş değildir. Fakat gerçek yararlar görülmedi. Bunun sebebini araştırdınız mı? Bence sebep işe esasından, temelinden başlanmamış olmasıdır... Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Kabil midir ki, bir kütlenin bir parçasını ilerletelim, diğerini öylesine bırakalım da kütlenin hepsi yükselme şerefine erişebilsin? Mümkün müdür ki, bir topluluğun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺15,84

Nazilerin “garip” bir ahlak anlayışı vardı. Bir yandan dünyanın en kap­samlı hayvan koruma kanunlarını yürürlüğe koyarken, diğer yandan on binlerce insanı toplama kamplarına sürüyorlardı. Berlin restoranla­rında servis edilen ıstakozların çektiği acılar, Auschwitz-Birkenau’da yaşananlardan çok daha fazla ilgilendiriyordu Nazi önderlerini. Öyle ki, Alman Hava Kuvvetleri Komutanı Hermann Göring, hayvanlara kötü davrananları toplama kamplarına göndermekle tehdit etmekten bile geri durmayacaktı. Hayvanların bilimsel araştırmalar uğruna öl­dürülmesine itiraz eden, avcılığı ve at yarışlarını eleştiren Hitler, bir vejetaryendi. Ama çağımızın hayvan aktivistleri onu bir yoldaş olarak düşünmekten hiç haz etmiyorlar elbette.

Hayvanlara yaklaşım söz konusuyken, ortada Nazilerinki kadar bariz bir paradoks bulunmasa da, aslında hepimiz çelişkilerle dolu bir anla­yış benimsiyoruz. Bazı hayvanlara kalbimizi açarken, diğerlerini mide­ye indiriyor, ötekileri görür görmez ürperiyor, insan hayatının değeriyle hayvan hayatınınkini karşılaştırırken tutarsız bir mantık benimsiyoruz. İnsanlar ile hayvanlar arasındaki ahlaken sorunlu etkileşimleri ince­leyen antrozoolog Hal Herzog’un ulaştığı sonuçları okuduktan sonra hayvanlarla ilişkilerinizi gözden geçirmek zorunda kalacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺56,00

Erkekler Kitabı, Esquire dergisi ve dünyanın dört bir yanından insan hikâyeleri toplayarak köprüler kurmayı hedefleyen Narrative 4 organizasyonunun projesi kapsamında oluşturulan seksen yazarlı bir Colum McCann seçkisi. 
Aralarında John Berger, Salman Rushdie, 

Geoff Dyer ve Khaled Hosseini gibi isimlerin de bulunduğu yazarlar erkekliğin kaygan zemininde dolaşıyor ve erkek olmanın ne anlama geldiği üzerine düşünüyor. 

Bazı erkekler öğrenirken bazıları gerekli dersleri alamıyor, bazıları başarılı bazıları yenilmiş, bazıları yolunu kaybetmiş bazılarıysa nereye varmak istediğini iyi biliyor… 

Bu metinler yalnızca erkeklik ve nasıl erkek olunur hakkında değil, aynı zamanda bütün karmaşıklığı, belirsizliği, 
hataları ve güzelliğiyle insan olmak hakkında. 

Farklı kökenlere ve tarzlara sahip yazarların bir araya geldiği Erkekler Kitabı, “bir erkeği erkek yapan nedir” 
sorusuna çok sesli bir yanıt niteliğinde.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 310
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺34,30

Sosyoloji, tarih, politika, psikoloji, politik iktisat, uluslararası ilişkiler, antropoloji, hukuk, eğitim ve diğer sosyal bilimlerle ilgili tam 2933 kavram.

Sosyal bilim alanında çalışanlar, bu alanla ilgilenenler ve üniversite öğrencileri için başucu kaynağı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 675
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺67,16

Sık sık insan bedeninin ne kadar mucizevi olduğunu duyar, ona düzülen övgüleri dinleriz. Bedenimizin incelikli işleyişine dair kitaplar raflarımızı doldurur. Oysa bütün o harikulade yönleri bir yana, insan bedeninin milyonlarca yıllık evrim sürecinde ortaya çıkmış bariz kusurları da var. Amerikalı biliminsanı Nathan H. Lents işte bu kusurların hikâyesini anlatıyor.

İnsan retinası niye ters? Diğer hayvanlara kıyasla üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden daha açığız? Bedenimizde niçin gereksiz kemikler var? Dizlerimiz, sırtımız ve belimiz niye sık sık sorun çıkarıyor? Birçok hayvan tek çeşit besinle bütün ihtiyacını karşılayabilirken biz neden “dengeli” beslenmek zorundayız? İnsanda neden işlevsel genlerin yanı sıra bir o kadar da bozuk, işlevsiz gen var? DNA’mız niye geçmiş enfeksiyonlardan kalan milyonlarca virüs “enkazı” içeriyor? Primatlar içinde neden bebek ve anne ölüm oranı en yüksek olan tür biziz? İnsanın bağışıklık sistemi niye kendi bedenine bu denli sık saldırıyor? Baş tacı edilen beynimiz yanılgılara ve kötü kararlar vermeye neden bu denli yatkın?

“Ama kulağa ne kadar tuhaf gelirse gelsin, kusurlarımızın kendine has bir güzelliği var,” diyor Lents. “Bizi biz yapan şey kusurlarımız. Bu kitapta ele alacağımız kusurlar, yaşam mücadelesinde kazandığımız galibiyetlerden geriye kalan yara izleridir. Bizler şansımız düşük olduğu halde bu sonsuz evrimsel çatışmadan sağ çıkanlarız; onca riske rağmen dört milyar yıldır azimle sürdürülen direnişin ürünleriyiz. Kusurlarımızın hikâyesi başlı başına bir savaş hikâyesidir.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺39,00

Bağışıklık Nedir, Nasıl Güçlendirilir?

20 Soru, 20 Cevap, 20 Süper Gıda. İşte 2020’nin Flaş Kitabı

Gerçekçi olalım... İnsanlığın bundan sonraki mücadelesi bağışıklık sistemi ve enfeksiyon ajanları arasında olacaktır. Covid-19 virüsüne karşı etkin bir antiviral ilaç bulunmaması, aşı geliştirilmesi için zaman gerekmesi ve geliştirilse bile virüsün mutasyon geçirip aşının etkili olmama riski gibi konular tamamlayıcı tedavilere ihtiyaç doğurmaktadır.

Bağışıklık sistemimiz muhteşem bir organizasyondur. Daha önce hiç karşılaşmadığımız bir zararlı bakteri veya virüsle temas ettiğimizde buna cildimiz, vücut salgılarımız ve mikrobiyom adı verilen ve toplam 100 trilyon mikroptan oluşan doğal bariyerimizle cevap veririz. Eğer yabancı virüs veya bakteri bu savunmaları geçerse, beyaz kan hücrelerimizle uğraşması gerekir. Daha sonra bağışıklık sistemimizin bel kemiği olan lenfositler olay yerine çağrılır. Sayıları ve fonksiyonları yeterliyse, virüs ve zararlı bakterileri ‘özel tim’ gibi tek tek saptar ve öldürürler ve bu zararlıların eşkâlini hafızalarına alırlar. Böylece, eğer daha sonra bunlarla tekrar karşılaşırsak, farkına bile varmadan bağışıklık sistemimiz onlarla kolayca başa çıkar.

Fakat...

Bazen bu zararlı virüs ve bakteriler bağışıklık sistemimizin savunma mekanizmalarını atlatabilir. İşte bunu engellemek için endüstriyel yaşama geçmiş insanın bozulmuş olan bağışıklık sisteminin fonksiyonlarını normalleştirmek şu aşamada acil yapılması gerekenlerin başında geliyor. Bu bağlamda bağışıklık sistemimizin işleyişini öğrenmeye ve vitamin, mineral ve süper gıdalarla dengeli ve sağlıklı bir beslenme planına ihtiyacımız var.

Süper Gıdalarla Süper Bağışıklık kitabı işte bu ihtiyacımıza cevap veriyor! İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Canfeza Sezgin 20 soruda virüslere karşı nasıl korunabileceğimizi ve süper bağışıklık için yapmamız gerekenleri, bilimsel veriler ışığında anlatıyor. Aktarlar Derneği Başkanı ve Tıbbi Bitki Uzmanı Ayhan Ercan da antiviral etkili 20 süper gıdayı yine son bilimsel veriler ışığında ele alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 15,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺52,00

Covid-19 salgınının neye mal olacağını ya da neler kazandırıp neleri sonlandıracağını sadece “sağlık”, “sosyal yaşam” ve “cari ekonomi” açısından değerlendirmek eksik olur.

Olanların ve olacak olanların siyasi, askeri, ekonomik, demografik, bilimsel, teknolojik, coğrafi, psiko-sosyal, kültürel, inanç ve moral değerler/güçler üzerinden de değerlendirilmesi gerekir.
Hatta jeopolitik, jeostratejik, teopolitik, teolojik, küresel güç mücadeleleri, vekâlet savaşları, göç, terör ve istihbarat disiplinleri açısından da çok boyutlu irdelenmesi gereken bir tehditle karşı karşıya dünya...

Covid-19 salgını, ortaya koyduğu etkiyle çoğunlukla sessiz, derinden ve etkili ama bazen de çok ses getirerek insanlık ve geleceği üzerinde korkunç bir etki üretecektir.
Bu uzun soluklu mücadelede:

• Güç çöküşleri ve güç yükselişleri yaşanacaktır.
• Yükselen devletler, bitik-çökük-başarısız devletler ortaya çıkacaktır.
• Yükselen medeniyetler, alçalan medeniyetler olacaktır.
• Yükselen değer ve kavramlar, alçalan değer ve kavramlar oluşacaktır.
• Dinler, inançlar yükselecek, dinler, inançlar alçalacaktır.

İşte bu kitap olana bakmak yerine olacak olana odaklanarak, yaşanan küresel salgının derinliklerinde ve karanlığında bir gelecek arıyor. Salgının gölgesinde ve etkisinde farklı disiplinler üzerinden salgın meselesine yaklaşıyor. Farklı ve dinamik paradigmalar üretmeye, disiplinler arasında bütüncüllük yakalamaya ve sorunu kavramsallaştırmaya odaklanıyor.

“32 yıldır bu işi yapıyorum. Binlerce kitap okudum, düzelttim ama ilk defa böyle bir kitapla karşılaştım. Metnin son bölümlerini bekliyorum ancak bu kadarı bile yetti. Abdullah Ağar bir dâhi. Analiz ve literatür oluşturma konusunda gerçek bir sihirbaz. Bu kadar yoğun, belirsiz ve karmaşık bir bilinmezler yumağının içinde böyle bir kitabın yazılabileceğine, görmesem inanmazdım.

Bu kitap dünyada bir ilk.
Ve Türkiye’de yazıldı.
Ve ben bunun bir parçasıyım.
Böyle bir kitabın ilk defa Türkiye’de yazılmış olmasından ve bu kitabın bir parçası olmaktan şeref duyuyorum.”

Devrim Yalkut
Editör


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 560
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺65,80

Her şeyin daha fazlasını istemek ya da her şeyin daha büyüğüne sahip olmak arzusu bir yaşam amacına dönüştüğünde sadece tüketmeye odaklı bir reflekse neden olur ki bu da günün sonunda yıkıma, doyumsuzluğa ve mutsuzluğa yol açar. İlişkileri de tüketir, düşünceleri ve hisleri de...

Oysa hayat basitleştiğinde kolaylaşır...

Eldekinin kıymetini biliyor olmak çok değerli...

Yeni kuşak ile “kıdemli” kuşak arasındaki uçurum özellikle bu açıdan giderek genişliyor.

Akıllı toplumlar, yaratıcı, “aykırı” beyinleri ve kadınları el üstünde tutuyor, çünkü geleceği onlar şekillendiriyor.
Diplomat, işadamı, yazar Mehmet Öğütçü, Aykırı Beyinler, Acayip İlişkiler’de kafamızı meşgul eden onlarca soruya yanıt arıyor, kişisel deneyimleri ışığında telkinlerde bulunuyor.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 302
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺27,30

Verdiğimiz kararların tamamen bilinçli olduğunu düşünme eğilimindeyiz. Ancak araştırmalar karar ve davranışlarımızın büyük bir kısmında bilinçaltı süreçlerin hâkim olduğunu gösteriyor.

Bilinç ve bilinçaltının kavramsal ve tarihi tartışmalarıyla başlayan bu kitap, son bilimsel araştırmalarla insanların aslında etkiye nasıl açık canlılar olduğunu apaçık gösteriyor. “Şeytanın al dediği”ne nasıl ikna olduğumuzu, tüketici davranışları çerçevesinde tane tane açıklayarak, her şüphecinin anlayacağı bir şekilde anlatıyor.

Değişen çağın dinamiklerini, insanların girilemeyen, müdahale edilemeyen “son kale”si beynin, bilinçaltı uyaranlarla maniple edilerek nasıl ikna edildiğini bilimsel verilerle ortaya koyuyor. Üstelik “sadece 50 kuruş farkla” ironisiyle isminizi kitabın üstüne yazmaya da fırsat veriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺26,60

Her gün, yeniden doğmak için mükemmel bir gün...

Ama hiçbir gün, hayatta kalma mücadelesi vermek için uygun değil...

Dünyada hiçbir şey yolunda gitmediği halde, her şey yolunda gibi davranır bazen insan. “Bundan daha kötü ne olabilir ki?” diye düşünür.

Dikkat edin!

Her şeyin en kötüsüne razı olduğunuz gün, çok kıymetlidir. Çünkü artık yükseliş zamanı gelmiş demektir.
Artık ya hep ya hiç vardır!

Cesaretin, gözü pekliğin, gözü karalığın ve eylemin tam da sırasıdır.

Her şeyin en kötüsüne maruz kaldığınız o sihirli an, ilham verici yeni gelişmelere gebedir ve sayesinde her türlü durumla başa çıkmaya yetecek kadar gelişir yaratıcılığınız. Risk alma becerinizin zirvesindesinizdir artık... Yepyeni bir düşünüş ve eylem süreci başlar bundan sonra. İş ki bu yeni süreci iyi yönetin.

Delilikte sınır tanımayacağınız noktaya geldiğinizde bir “Punk” gibi düşünebilmek çok önemli...

“Punk Düşünce” tüm yaratıcılığınızla etrafı kırıp dökmeyi bile göze alarak hedefinize odaklanarak yol alabilme halinizdir. Kırıp dökmekten korkmayın, küllerinizden doğarken her şey yerli yerinde durmayabilir. Gerisini sonra düşünürsünüz.

Çocuklara bakın mesela!

Dünyanın en Punkçı en devrimci ruhlarıdır onlar. Çılgınlıkta sınır tanımazlar. Hem cesur, hem özgün hem de sıra dışıdırlar. Meydan okumakta üstlerine yoktur. Tamamen hedefe odaklıdırlar ve vazoları kırmak pahasına o hedefin peşinde koşarlar.

Punk Düşün adlı bu kitap kendi devriminizi yaparken rehberlik, fikir ve ilham alabileceğiniz eşsiz bilgilerle dolu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺22,40

Genç yetişkinlikten yaşlılığa gelişimsel bir yolculuk...

Mutlu Yaşlanmak, yaşlı bireylerin yanı sıra, yetişkinliğin erken dönemlerinden başlayarak, gelişim süreci içindeki herkesin bilinçli bir şekilde yaşlanabilmek için izleyebileceği bir yol haritası sunuyor.

Mutlu yaşlanmanın temelinde, yaşanan yılların zorunlu olarak neden olduğu doğal kayıpları kabul etmek ve bu değişime olumlu bir yaklaşımla uyum sağlamak yer alıyor. Geçen yılları yaşama katkı sağlayan artı bir değer olarak görmek, bu deneyim ve birikim desteğiyle yeni uğraşlar bularak kendini yenileyebilmek, yaşlılık yıllarını da yaşama sevincini yitirmeden sürdürebilmesini sağlıyor.

Bu kitabın, tüm yetişkinleri, mutlu ve doyumlu bir yaşlılığa hazırlamaya yardımcı olacağını umuyoruz


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺20,40

Metaforlarla Çift Terapisi Yaklaşımları

Leyla ile Mecnun kavuşsaydı, hayatları bir ‘aşk hikayesi’ olur muydu? Ferhat ile Şirin’in arasına dağlar girmeseydi Ferhat’ı aşkla anlatır ve Şirin’i hasretle anar mıydık? Züleyha’nın Yusuf’a aşkı imkânsız olmasaydı, Züleyha ismi bunca çok anılır mıydı? Selvi Boylum Al Yazmalım’ın Asya’sına sonunda buruk bir acı kalmasaydı, filmi unutulmaz olur muydu? Çok konuşulan aşk şiirleri de derin hasretlerin, yakıcı ayrılıkların tatlı meyvesi değil midir? Kolayca verselerdi kızı şair oğlana, susacaktı şair. Ne adını bilecektik ne aşkını sevecektik ne şiirini duyacaktık. Kara sevdalar olmasaydı, onca türkü yakılır ve yakar mıydı bizi? Anlaşılan o ki, aşk, acının olduğu yerde nöbet bekliyor. Mutluluğun yanı başında canı sıkılıyor, uçup gidiyor.

Son yıllarda psikoterapist olarak kavuşmaların ve kavuşanların hikâyelerini dinliyorum. Garip ki kavuşmalarda da acılar var. O acılar da aşk diye anlatılmayı hak ediyor bence. Şiirler doğuracak kadar asil sancıları var çiftlerin. Filmlere konu olacak denli yakıcı hüsranları var. Romanları doldurmaya yetecek buruk hasretler yaşıyorlar.

Evlilik, insan-insan ilişkilerinin en yakını, en sınırsızı. Gelin görün ki, tam da bu yüzden, yakınlığı ve sınırsızlığı yüzünden korkulu, kaygılı, kederli, tereddütlü bir akışa kaptırıyor eşleri. En çok mutluluk umdukları yerde acı buluyorlar. Ne geri dönebiliyor ne ileri gidebiliyorlar. Geri dönmenin de ileri gitmenin de acı bedelleri var.

Kabul ediyorum, talihsiz bir mesleğim var. Romantik olma hakkımı elimden aldı çoktan. Kavuşamayanların aşk hikâyelerinin unutturduğunu hatırlamak zorunda kalıyorum çiftlerle görüşmelerimde.

Ve Aşk Evliliğin Ellerinden Tuttu, çiftlere, kadim metaforların aynasında ilişkilerini yeni bir gözle seyrettiriyor. Her seansın başında çiftlere hatırlattığımı kitabın sonuna yazıyorum: “İyi insanların kötü ilişkileri olabilir. Kötü ilişkileri olanlar hâlâ iyi insanlardır. Düştüğünüz yerden kalkmanız mümkün. Her zaman yeni seçenekleriniz var.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺24,00

Uykunun Gücünü Yeniden Keşfetmek

Arianna uykunun yalnızca sağlığımız için önemini değil, hedeflerimize ulaşmamıza yardımcı olması açısından da belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Bazen sınırlarımızı zorlamak için uyumamız gerekir!

- Sheryl Sandberg, Facebook CEO’su ve Lean In-Sınırlarını Zorla’nın yazarı

Amerika’nın en çok okunan haber sitelerinden, Pulitzer Ödüllü Huffington Post’un yazı işleri müdürü Arianna Huffington, bir gün bayılıp yere düşerek kanlar içinde kaldığında bunun nedeninin “uykusuzluk” olduğunu bilmiyordu. Ama bedeninin uykusuzluğa verdiği bu tepki bir alarm işareti oldu. Hızlı hayatlarımızın bizi şarj eden, şifalandıran uykuyu nasıl adeta yok saydığını fark etti ve geceyle barışma macerasını çarpıcı bilimsel gerçeklerle harmanlayarak Uyku Devrimi’ni kaleme aldı.

Teknolojinin ve uyku haplarının yatak odalarımızı nasıl işgal ettiğini anlatan Huffington, kariyerden cinsel yaşama pek çok alanda herkesin kendi uyku reçetesini yaratacağı ilham verici fikirleri ve buluşları bu kitapta anlatıyor.

Uyku Devrimi; daha sağlıklı, daha mutlu, daha zinde bir hayat için okumanız gereken belki de en önemli kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺55,20

Evlilik namaz gibidir, niyet edince sağa sola bakılmaz!

Soruyorum sizlere, Madem evlilik kaderse ve kaderimde evleneceğim kişi yazılı ise ben neden bunca zahmete giriyorum? Ben sevdiğim için dua ediyorsam. Sevdiğim kişi de kendi sevdiği için dua ediyorsa. Bu durumda kim kime yâr olacak? Biliyorum üzgün gönlün “sana ettiğim muhabbeti taşa sunsaydım taş bile çiçek açardı” diyor hayaller aklına geldikçe. Sizi üzen üzsün, ağlatan ağlatsın.

Tebessümün en manalı olduğu yer mahşer alanı olacaktır.

Eğer bir gün ümidini kaybedersen, Allah’ın senin için yazdığı kaderin hayallerinden daha iyi olduğunu hatırla.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺28,00

Farkında mısınız?

Sağlık ve özellikle de beslenme alanında bir yüzeysellik ve tutarsızlık rüzgârı esiyor. Kavramların, bilgilerin, oturmuş düzenlerin içini boşaltmaya çalışan bir rüzgâr bu. Çıkarcı ve hatta küstah.

Bu rüzgâr sadece dış görünüşe ve algı oluşturmaya dayalı bir düşünce yapısını sürekli olarak bize taşıyor.

Yalnızca kabuktan veya bir isimden oluşmuş sağlık mucizesi vaatleri rüzgârla havada uçuşuyor.

Son on yılda yaşamınıza kaç tane beslenme trendi girdi? Ya da adlarını duydunuz,“Acaba yapsam mı?” diye düşündünüz.

Kaç kez gıda katkıları aldınız? Sonra bıraktınız...

Bunların sonucunda ne elde ettiniz? Ne kaybettiniz? “Hiçbir şey kaybetmedim. Denedim sadece” diyorsanız bir kez daha düşünmenizi salık veririm.

Buna zamanın ruhu diyenler olabilir.

Toplumsal bir dönüşüm yani.

Toplumsal dönüşümler engellenemez.

Ancak bu durum bizim birey olarak rüzgârda sürüklenen yapraklar gibi oradan oraya savrulmamızı da gerektirmez.

Kendimizi korumalıyız!

Ayakkabıların veya giysilerin modası olabilir ama sağlığın ve beslenmenin olmaz!Olmamalı.

Bu kitabın sizi çepeçevre sarmış olan sahte bilim ve işe yaramaz ürünleri mucize diye satan “yılan yağı" satıcılarını fark etmenize yardımcı olmasını dilerim.

Ülkemizin en yetkin, alanının en önemli hekimlerinden Prof. Dr. Taner Damcı’dan genel geçer sağlık ve beslenme trendlerinin ipliğini pazara çıkaran, sahte ve gerçek bilim arasındaki ayrımı ortaya koyan ve adeta bir “takıntı”ya dönüşmüş sağlık meselesinde gerçek bilgiyle kaygılarımızı yatıştıran bir kitap...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺31,98

Yaşam tuzakları, hoşumuza gitse de gitmese de zor zamanlarımızda tekrar tekrar açılan “çekmeceler” ya da çocukluğumuzda, adeta bir film yönetmeni gibi çektiğimiz kaybettiğimiz ve arşivlediğimiz “filmler” gibidir. Bu çocukluk filmleri, yetişkinliğimizde günü ve an’ı geldiğinde arşivlendiği çekmecenin ansızın açılıvermesiyle kendiliğinden gösterime girer…

Şema Terapi’de kişi kendi çekmecelerini, nasıl oluştuklarını ve içlerini nelerle, hangi sahnelerle doldurduğunu “izleyerek” öğrenir.

Yaşam tuzaklarından kurtulmak için gerekli olan şey, yeni oluşan içsel deneyimlerin arkasında hangi eski şemalar ya da çekmeceler gizlendiğini araştırmaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺51,90

Hesap Lütfen, restoranların ne zaman, nasıl ve neden ortaya çıktığından, dışarıda yemek yemenin zaman içinde farklılaşan işlevine, ülkemizin yemek kültürünün kendine has özelliklerine ve değişen yeme alışkanlıklarımıza kadar uzanan bir perspektifte dışarıda yemek yemenin yüz yıllık hikâyesini anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺36,40
1 2 3 ... 50 >
Çerez Kullanımı