Çalışmaları ve hayatı hakkında Marmara Üniversitesinde yüksek lisans tezi hazırlanan Halife Altay hayatını İslami ve millî kültür faaliyetlerine adamış mümtaz bir şahsiyettir. 1917’de Doğu Türkistan’da Altay Dağlarının eteklerinde doğduğu için Türkiye’ye geldiğinde Altay soyadını alan Halife Altay Kur’an-ı Kerim’in ilk Kazakça mealini yayınlayarak tarihte iz bırakmıştır. Dinî eserlerinin yanı sıra Türkçe ve Kazakça yayınlanmış çok sayıda Kazak tarihi ve kültürüne ait kitap ve makaleleri mevcuttur.

Onun çalışmaları arasında baş eser sayılan Anayurttan Anadolu’ya isimli çalışması hem tarihî hem de etnografik bir eserdir. İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümü Kazak Türklerinin efsaneleri, örf-âdetleri, sanat ve musikileri gibi kültürel özelliklerini anlatır. İkinci bölüm Doğu Türkistan’ın Altay bölgesinden Himalaya Dağlarını aşarak, Taklamakan Çölü’nü geçerek Hindistan ve Pakistan üzerinden Anadolu’ya ulaşan Kazak Türklerinin destansı göç hikâyesine ayrılmıştır. Bu göçün içinde bizzat yaşamış ve olayların tanığı olarak yazar bu tarihi etkili bir dille ortaya koymaktadır. Ve yine bu bölümde, Kazakların altın efsanesi olarak bilinen Doğu Türkistan’ın büyük kahramanı Osman Batır’ın hayatı ve mücadelesi onu gören ve tanıyanların şahitlikleriyle ifade edilmektedir.

Kazak tarihi ve kültürünü yakından tanımak ve anlamak isteyenler için başucu kitabı niteliğindeki eser birçok yerli ve yabancı bilim adamının çalışmalarına da kaynaklık etmiştir.


Basım Ayı/Yılı : 2019
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 352
Ağırlık : 352
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺87,50
Siyasi Tarihi ve Yönetim Yapısı

Ak-Koyunlular tarih sahnesine çıktıklarında Anadolu'da Moğol hâkimiyeti henüz sona ermekte idi. Bu sıralarda rakip ve kardeş olan diğer bir Türkmen boyu Kara-Koyunlular ile Anadolu'nun uç taraflarında yaşamaktaydılar. Bu dönemde Anadolu'nun doğusunda tıpkı batı ucunda olduğu gibi Türk hâkimiyetinin tesis edilmesi için Türk boylarında ciddi çabalar görülmeye başlamıştı. Anadolu'nun doğusundaki bu çabanın merkezinde yer alan Ak-Koyunlular kısa bir süre içinde bunu gerçekleştirmek için harekete geçtiler.

Ak-Koyunlular tarihte ilk olarak adlarını gaza amacıyla Trabzon üzerine düzenledikleri seferle duyurdular. Ardından da çevrelerinde bulunan Türk devlet ve emîrlikleri ile yapmış oldukları münasebetlerle söz ettirdiler. Özellikle Uzun Hasan Bey döneminde ele geçirilen topraklarla Ak­Koyunlular, doğuda ve batıda büyük akisler uyandırdılar. Uzun Hasan Bey kazandığı başarılar ile İslam dünyasında büyük ses getirdi ve onun Tanrı tarafından yardım gördüğü inancı yaygınlaştı. Ak­Koyunlu hanedanı Anadolu'da siyasi başarılar kazandıkça özellikle Haleb ve Suriye Türkmenleri ile Dulkadir elinden devlete katılımlar hızlandı. Ardından da 15. yüzyılda siyasi birliğini tamamlayarak Türk ve Dünya tarihinde oynadıkları rolle siyasi ve kültürel alanda önemli bir yere sahip oldular.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 272
Ağırlık : 272
En / Boy : 14 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺48,75

Bu eserde, Enver Paşa'nın ulusal bir sır gibi sakladığı, Almanya İmparatorluğu'nun yanında Birinci Dünya Savaşı'na giriş sürecimiz ve bunu açığa çıkaran Kazım Karabekir Paşa'nın ifşaatları görülecektir. Ayrıca Sarıkamış bölgesinde Enver Paşa'nın kış şartlarını dikkate almadan verdiği savaş kararı sebebiyle soğuktan ve hastalıktan yüz bin askerimizin şehit düşmeleri, 3. Ordunun dağılmasını fırsat bilen Rus kuvvetlerinin ileri harekâtı ile Erzurum ve Trabzon'u işgal etmeleri ve dört ay süren Kop savunması ile bölgeye gelecek olan yeni birliklere zaman kazandırılması ve 1917 Rus ihtilali’nin getirdiği fırsatı lehimize çevirerek, Bakü'ye kadar şehirlerimizin ve topraklarımızın Rus kuvvetlerinden ve Ermeni çetelerinden temizlenmesi, çok sayıda kaynak kullanarak ayrıntılı bir şekilde izah edilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2022
₺57,60

Modern bilim, dünyayı anlamamızda devrim yarattı. Büyük Patlama evrenin başlangıcına dair bir ışık yaktı.

Nasıl insan olduk sorusu, evrimsel varlık hiyerarşisinin bulgularıyla yanıtlandı. Einstein, bildiğimiz maddenin enerjiye dönüştüğünü ve farklı boyutların varlığını ortaya koydu. Peki ya tüm bu devrimsel gelişmeler Tanrı hakkındaki bilgimizi nasıl etkiledi?
• Büyük Patlamadan önce ne vardı?
• Robotlara da peygamber gelir mi?
• Evrendeki bu ince ayar bir Akıllı Tasarımcının varlığının kanıtı mıdır?
• Einstein, Tanrı’ya inanıyor muydu?
• Beyinde bir Tanrı noktası var mı?
• Yaşam neden var oldu?
• Genetik mühendisliği, Tanrı rolünü oynamak mıdır?
• Darwin, Tanrı’yı öldürdü mü?
• Evrim, Tanrı’ya dair bilginin anahtarı mı?
• Freud, Tanrı ile çalışır mı?
• Bedenden fazla bir şey miyiz? Yoksa bir ruhumuz var mı?
• Marslılara da kitap inmiş midir?
Hristiyan, Yahudi, Müslüman ve Hindu geleneklerinden 8 ülkeden 50 bilim insanı, psikolog, teolog ve filozof, elinizdeki kitapta bu soruların cevaplarını arıyor. Bu kitap bilim ve din konusunda kafası karışıklar için rehber niteliğindedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺45,75

Aile, insanlık tarihi boyunca var olagelmiş bir kavramdır fakat bu yapı tarihsel süreç içerisinde çokça değişikliğe uğramıştır. Aile, tarihsel bir kurumdur ancak doğal bir durum değildir. Bir yandan bir tarihe sahip olan aileler, bir yandan da tarihi yazmaktadır. Elinizdeki kitap, ailenin binlerce yıllık tarihine ana hatlarıyla ışık tutmayı hedeflerken, bu kurumu merkeze aldığımızda dünya tarihinin nasıl göründüğüne ilişkin bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır.

Aile -kendi gerçekliğimiz de içinde olmak üzere- “doğal” değildir, tarihsel ve toplumsal bir bağlam içerisinde inşa edilmiştir. Ailenin nasıl bir düzen içinde işlediği, zaman içinde nasıl değiştiği, benzerlikleri ve farklılıkları çalışmanın ele aldığı başlıca konular arasında yer almaktadır. Bu kitap, özellikle aileye odaklanarak, bununla daha derin bir tarihi, insan olmanın ne anlama geldiğini, insanın geçmişine ve bugününe dair yeni bakış açıları ve anlayışların dünya tarihinin geniş zamansal çerçevesi içinde nasıl gün ışığına çıktığını anlatmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 148
En / Boy : 16.5 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺32,90

Teknolojinin Tarihi içinde bulunduğumuz ana dair aydınlatıcı bir arka plan sunar. Tarihçi Daniel R. Headrick giderek daha güçlü yenilikler yoluyla insanların doğa üzerindeki artan gücünün izini sürerken, dünyanın farklı yerlerindeki teknolojilerin evrimini karşılaştırarak diğer teknoloji tarihlerinde bulunandan çok daha geniş bir açıklama sağlar.

Eski halklar ateşin hayatta kalma teknolojisi olarak kullanıldığını keşfettiler, ancak sonra sulama için ve daha sonra da hidroelektrik enerji ve diğer birçok kullanım için giderek daha karmaşık su yönetimi sistemleri tasarladılar. İletişim teknolojisi kendi zamanımıza yaklaştıkça insanları daha fazla temasa soktu ve onları daha bilgili ve kozmopolit yaptı. Tıbbi ve tarımsal teknoloji, özellikle modern çağda yaşam beklentisini artırdı; yapay organlar ölmekte olanların yerini alabilir, kimyasal ve nükleer ilaçlar kanser gibi hastalıkların yayılmasını durdurabilir.

Eski halklar teknolojiyi hayatta kalabilmek için kullanırken, zaman geçtikçe teknolojinin kullanım alanları ve etkileri de değişti. Teknoloji baş döndürücü bir ilerlemeyle zenginlik-yoksulluk eşitsizliklerinin artmasına ve çevreye yönelik tehditlere neden oldu. Eleştirmenler teknolojiyi kirlilik ve doğal dünya üzerindeki diğer yıkıcı etkilerle de bağdaştırdı. Dünyanın sakinleri için artan kolaylık sağlama yeteneğinin tümü için, teknolojinin dezavantajları durumu, evrensel insanın icat etme kapasitesinin ürettiği gerilimleri gösteren güçlü bir durumdur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 16.5 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺32,90

Bu eser, disiplinlerarası bir yöntem ile oluşturularak bir mezhep olan Şiiliğin İran için salt bir dini inanıştan çok daha öte anlamlar ifade ettiğini gösterme çabasındadır.

Din ve mezhep olgusu birey, toplum ve devlet bakımından çok boyutlu bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireylerin kimlik inşasında değerler, din, inanç, kültür, ideoloji, cinsiyet etkilidir. Özellikle din ve mezhep, bireylerin ve toplumların kendi kimliklerini tanımlamalarında en temel unsurlardan birisidir.

Dinin ve mezhebin sadece bireysel ve toplumsal alanda değil devletler ve devletlerin politikaları açısından da önemli etkileri mevcuttur. Modern dünyada dinin yeri, etkileri, din-devlet, din-siyaset ilişkileri ve din sosyolojisi ile ilgili birçok bilimsel yayın ve araştırma sayısı artmaktadır. Özellikle 21. yüzyılda dış politika karar alma süreçleri incelendiğinde dini inançların, din temelli örgütlerin ve sivil toplum kuruluşlarının, devlet yöneticilerinin karar almalarına tesir ettiği görülmektedir. Bir ülke açısından dış politika konusu sayılan hususları, sadece uluslararası ilişkiler disiplini içinde görmek eksik olacaktır. Hele de söz konusu bölge Orta Doğu, ülke de İran ve dış politikası ise yalnızca siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler disiplini ile doğru bir tahlil yapılamamaktadır.

İran’ı doğru anlamak uluslararası ilişkiler disiplinini aşan bir konudur. Uluslararası ilişkiler disiplini ve teorileriyle İran’ın toplumsal, siyasal, kültürel, ekonomik, dini, mezhepsel vb. yapılarını tam anlamıyla analiz etmemiz mümkün değildir. Bu amaçla bu eserde disiplinlerarası bir çalışma yöntemi benimsenerek İslam Mezhepleri Tarihi ile Uluslararası İlişkiler disiplinleri yöntemleri bir araya getirilmiş ve Şiiliğin İran dış politikasına ne ölçüde etki ettiği analiz edilmek istenmiştir.

Şiilik, İslam düşünce tarihinde siyasi ve fikri açıdan çok fazla iz bırakmış bir mezheptir. Günümüzde de izler bırakmaya devam etmektedir. Bu alanda pek çok çalışma yapılmasına rağmen onun dış politikaya etkileri üzerine yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma, İran dış politikasında Şiiliğin bir dış politika aracından çok daha öte anlamlar içerdiğini sahadaki uygulamalardan yola çıkarak göstermeyi hedeflemiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 265
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2021
₺48,00

11 ile 13. yüzyıllar arasında Batıda siyasi ve toplumsal hayatta, sanat, ekonomi ve teknoloji alanlarında köklü dönüşümler göze çarpar. Felsefe de bu dönemdeki maddi ve entelektüel uyanışın bir parçasıdır.

13. yüzyıl ise tercüme ve yorum (translatio) hareketinin etkisini gösterdiği dönemdir. Bu hareket, Batının bir yandan Araplar ve eski Yunan karşısındaki felsefi gecikmesini telafi etme çabası, diğer yandan “skolastik” döneme bakışını değiştiren tartışmaların kaynağıdır. Tezlerin ve karşı tezlerin sunulması neticesinde bir sonuca ulaştırılan bu tartışmaların mekânı ise “üniversite”lerdir.

Ancak 13. yüzyılın sonlarında, bir açıklama modeli olarak kabul gören Aristoteles felsefesine güven sarsılır. Özellikle teoloji ile felsefe arasındaki zorunlu bağ kopar. 14. yüzyıla yaklaşırken, kültür hakikatlerin çoğulluğuna açılır. Avrupa bir yandan da Yüzyıl Savaşlarının ve vebanın gölgesindedir. 15. yüzyılda ise yeni bir duyarlılık şekillenir: hümanizm. Artık insanın her şeyin ölçüsü sayılacağı zamanlara gelinmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 404
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺154,00

Parahistoria - Faiz’de, binlerce yıl öncesinde başlayıp günümüze dek kesintisiz bir şekilde süren ve gündemin üst sıralarındaki yerini daha uzun süre koruyacağı anlaşılan “faiz”in karmaşık yolculuğunu okuyacaksınız.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺68,00
₺85,00

Üç bin yıldır dünya tarihinin kavşağında bulunan İran, Doğu ile Batı’nın kesişme noktasında yer alır. Karşı karşıya geldiği medeniyetlere etkide bulunmasıyla bilinen İran medeniyeti sınırlarının çok ötesine uzanmıştır.
Bu kitap, İran kültürünün Akdeniz’den Hint Okyanusu’na ve İpek Yolları boyunca Çin’e kadar uzanan çeşitli nüfuslar arasında tarih öncesi çağlardan günümüze kadar yayılmasının izini sürüy


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 148
En / Boy : 13.5 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺27,90

Tarihsel bağlamda bakıldığında, Balkanlar tam olarak tanımlanamayan, ürkütücü bir bölge olarak hafızalara kazınmış ve çoğu zaman olumsuz noktaları ile değerlendirilen, etnik çatışmaların olduğu, her daim yeni çatışmalara gebe olan küçük bir bölge olarak görülmüştür.
Balkanlar Tarihi, Balkanları olumlu yönleri ile ele alarak kültürel, tarihsel ve sosyal özellikleri ön plana çıkartıyor ve bölgedeki uyumu bizlere göstermeyi amaçlıyor. Ünlü tarihçi Andrew Wachtel bölgeyi dünyanın en büyük dört medeniyetinin birbiri ardına yerleştiği, karmaşık, dinamik, bazen kolayca alev alan, çok katmanlı yerel bir medeniyet olarak tanımlıyor. Balkanlar, Antik Yunan ve Roma, Bizans İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Katolik Avrupa kültürlerinin birbirleriyle karşılaştığı, çatıştığı, bazen de iç içe geçtiği bir bölgedir. Balkan tarihi, yerel halkın bölgeye daha sonra gelen çeşitli medeniyetlerden ödünç aldıkları geleneklerin toplamından oluştuğu için dünyadaki en ilginç ve karmaşık
bölgelerden biridir


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13.5 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺29,90

Türkiye, 1923 yılında ilk ve son barış anlaşmasını Lozan’da imzaladı ve Lozan dönüşü ‘Cumhuriyeti’ni ilan etti. Türkiye Lozan Sulh Bayramı ve Cumhuriyet Bayramlarını 27 yıl aralıksız kutladı. Menderes döneminde kaldırılan Lozan Sulh Bayramı’ndan sonra Cumhuriyet Bayramları da ilk yıllardaki büyük coşkusunu kaybederek kutlandı.

Lozan Barış Antlaşması, aynı yıl ilan edilen cumhuriyet ile yeni Türkiye’nin “ilk ve son barış anlaşması”dır. Türkiye, savaş görmeden 100 yıl yaşama başarısı gösteren tek Avrupa ülkesidir.

100 yıllık Cumhuriyet’i ve Lozan Barışı’nı anlamak bu nedenlerle çok önemlidir. İyi bir gelecek, tarihin iyi bilinmesi ve değerlendirilmesiyle elde edilebilmektedir. İlk ve son Barış, 100’üncü Yılında Lozan kitabı belge ve haritalarıyla eşsiz bir kaynak özelliğindedir.

Merkezinde Lozan Barış Antlaşması olsa da elinizdeki kitap Türkiye ulusal kurtuluş mücadelelerini, cumhuriyetin kurulumunu ve Kemal’in Türkiye’sini anlatmaktadır. Birinci Dünya Paylaşım Savaşı sonucunda Almanya ile Versailles, Avusturya ile St. Germain ve Bulgaristan ile Neuilly antlaşması savaşın hemen ertesinde 1919 yılında imzalanmıştır. Macaristan ile Trianon Barışı da 1920’de imzalanmıştır. Lozan barış masasındaki ülkeler, Türkiye’nin zaferle sonuçlanan ulusal direnişini beklemek zorunda kalmışlardır. Emperyalizm ve emperyalist ülkelerin 100 yıl sonraki yorumlarını barındıran Lozan kitabımız ele aldığı konularla Türkiye’nin 100 yıllık tarihidir. Haritaları, belgeleri ve fotoğraflarıyla Türkiye’nin 100’üncü yıl sergisidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 33 / 33
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 10.2021
₺2.496,00

“Devletlerin çoğu zaman doğrudan askerî müdahalede bulunmak yerine sivil çatışmaları etkilemek için muhalif isyancı grupları desteklediği görülmektedir. Günümüzde askerî teknolojilerin ne denli geliştiği de göz önüne alındığında, doğrudan devletten devlete çatışmaya girmenin maliyetinin de hayli yüksek olduğu açıktır. Geleneksel asker^+ı müdahale seçeneklerinin yokluğunda vekillerin kullanımı, faydalı ve etkili bir alternatif olarak olarak ortaya çıkmaktadır. Devletlerin vekilleri kullanımı onların dış politika seçeneklerini arttırmaktadır. Selmin Seda Coşkun'un vekalet savaşları olgusu üzerine kaleme aldığı ve modern tarihsel olay ve olgular ışığında karşılaştırmalı bir çözümleme yapmayı hedefleyen bu kapsamlı çalışması, uluslararası ilişkiler ve güvenlik çalışmalarıyla ilgilenenler için okunacaklar listesinde mutlaka yerini alması gereken bir eserdir.”

Prof. Dr. S. Gülden Ayman,
İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 202
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺49,50
₺55,00

Eğitim tarihi, eğitimin farklı kültür ve medeniyetlerden aldığı etki ve deneyimleri tarihsel dönemler ekseninde ele alan bir disiplindir. Böyle bir tanım denemesi bu bilim dalına özgü bir tezin varlığına da işaret eder. Buna göre “eğitim tarihi bir pedagoji tarihi değildir. ” O nedenle bu kitapta, eğitim mirasının paydaşlarını tarihî dönemler, kültürler ve uygarlıklar boyutunda ele almak suretiyle zengin bir kapsamda sunan tarihsel-sosyolojik bir tarz denenmektedir.

Kitabın Uzakdoğu kültür ve uygarlıkları ile başlayan eğitim yolculuğu, Ortadoğu ve Anadolu coğrafyası üzerinden antikitenin site devletleriyle Eski Roma’da zirve yapan Antik Dünya’nın birikimine ışık tutmaktadır. Yolculuğun ikinci evresi Ortaçağ toplumlarıdır. Tek tanrılı dinlerin Hristiyanlık ve İslamiyet deneyimleri, bu çağda Batı Avrupa ve İslam Dünyası örneklerine odaklanmaktadır. Bu çerçevede 12. Yüzyıl Rönesans’ını yaratan İslam düşüncesi ile sürece katkı veren Türklerin eğitim ve bilime katkıları bu dönemin özgün bir tecrübesi olarak ele alınmaktadır. Modern zamanlardaki eğitim ise bu kitapta, eğitimin tarih içindeki uzun yolculuğunun üçüncü ve son evresidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺68,40
₺76,00

Ebedi bir vatan özlemiyle Anadolu’yu yurt edinmek için gelen Türkler, bölgede iktisadi yapının ve ticaretin tümüyle gayrimüslimlerin tekelinde olduğunu gördüler. Bu tekeli kırabilmek ve ebedi kalacakları yeni topraklarda kök salabilmek için iktisadi açıdan gelişmeleri ve bu yapıyı daimî kılacak idari bir örgütlenmeye sahip olmaları gerekiyordu. Bu yüzden asıl iş şimdi başlamıştı. . .

Ahilik, Türk-İslam kimliğini esnaf ve sanatkârlıkta yaşatan ve Türklerin iktisadi gelişimlerini mümkün kılan idari yapılanmanın adıydı.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 170
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺40,50
₺45,00

Bu kitap, Rönesans döneminde renk olgusuna ve özellikle Shakespeare'in oyunlarında renk sembolizminden yararlanışına odaklanmıştır. Rönesans kültürü, sanatı ve giysisi hakkında bilgi sahibi olmak, Shakespeare'in oyunlarında doğru ve anlamlı kostüm tasarımları yapmak için gereklidir. Kitabın en son bölümünde konusu herkes tarafından bilinen Romeo ve Jüliet oyunu, renk sembolizminden yola çıkılarak incelenecektir. Yazar, oyunlarında rengi; bir insanın konumunu, ruhsal durumunu ve oyunun atmosferini kolayca anlayabilmek için kullanmıştır. Oyunların anlamlı, uygun ve etkili kostüm tasarımlarını yaparken şu anda bu kitapta okuduğunuz tüm bilgiler anahtar niteliğindedir. Kitap, düşüncelerini geliştirmek, etkili ve yeterli bir kostüm tasarımcısı olmak isteyenlere rehberlik edecek yaratıcı bir çalışmanın yolunun kapsamlı bir araştırmadan geçtiğini de gösteriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 16 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 7.2020
₺47,70

Bazı kadınlar idealisttir, engel tanımazlar. Yaptıkları iş farklı olabilir ancak amaçları tektir. Onlar için önemli olan tek şey hedefleridir. Hedeflerine ulaşmak için her şeyi feda ederler. Gözleri başka şeyi görmez ve istediklerini yaparlar. Yaşam öykülerine bakınca şaşırırsınız. Çünkü bu öyküler baş döndürücüdür. “Uğruna ölmeye değmeyecek bir hayat, yaşamaya değmez” derler. Dışlanmak, sürülmek, kapatılmak onları durduramaz...
Gazeteci-yazar Doğan Satmış, Türkiye’de siyasetten girişimciliğe, spordan sinemaya yaptıklarıyla kitleleri peşinden sürükleyen 110 kadının hikâyesini anlatıyor. Onlardan ilham alan yeni cesur, asi ve öncü kadınların yetişmesi için bir katkı sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺35,00

“Sonraları sapkınlaşarak putlara tapmaya başlayan Hıristiyanlara ceza olarak Tanrı Türkleri göndermiş,
Onlar da kiliseleri camilere çevirmişlerdir.”

“Türk camilerinden gelen ezan sesini duymak ve insanları ne yapmaya çağırdığını bilmek insanı üzer çünkü insanlar Hz. İsa’ya değil Hz. Muhammed’in tanrısına ibadete çağrılmaktadırlar. Yani insanlar tanrısızlığa davet edilmektedirler.”

Hıristiyan misyonerlerin “kutsal topraklar” diye adlandırdıkları bölgeyi Türklerin elinde tutuyor olması yüzlerce yıldır artarak çoğalan bir öfkenin ve kinin birikmesine neden oluyor.
Hıristiyanlar açısından Asya, Tanrı’nın oğlunun doğduğu ve bir zamanlar yaşadığı yerdir. Ancak dünyada en fazla nüfusa sahip kıta olmasına rağmen, çok az Hıristiyan yaşamaktadır burada.
Yazar Favell Lee Mortimer’in kaleme aldığı bu kitap, Hıristiyan misyonerlerin Asya’da yaptıkları seyahatlerde tuttukları, hiç de masum sayılmayan notları içeriyor.
Misyonerlerin seyahatleri sırasında tuttukları notlardan da anlaşılıyor ki Hıristiyanların çok büyük bir motivasyonları var hâlâ...
Kutsal toprakları geri almak...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺37,80

Armagedon toprakları üzerinde gerçekleşen Filistin Seferi’ni hiç kimse göz ardı edemez.
Kutsal topraklar, tarih boyunca pek çok savaşa ev sahipliği yapmıştır. Belçika, Avrupa’da “Er Meydanı” olmadan çok önce bile Filistin tüm dünyanın “Er Meydanı” olma rolünü üstlenmişti.
Asya ile Afrika’yı birbirine bağlayan bu güzergâhta Mısırlılar ile Asurlular, İsrailoğulları ile Kenan Ülkesi orduları, Yunanlılar ile Romalılar ve Eyyubi kuvvetleriyle Haçlılar arasında çok büyük savaşlar yaşanmıştır. Bu dar alanda savaşan komutanların isimleri en az Hz. İsa kadar önemlidir.
Kutsal topraklar üzerinde oynanan oyunları bir İngiliz subayının gözünden ibretle okuyacaksınız bu kez!
I. Dünya Savaşı sırasında Almanların Türkleri savaşa dahil etmesinden beri, Türkleri kendi topraklarında yok etme planı yapılmıştı ve bu nedenle Mısır savunması Filistin’e taşındı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2021
₺22,90

Osprey
Büyük Komutanlar - 3
Tarihin en büyük komutanlarının yaşam öyküleri, muharebe tecrübeleri, uyguladıkları taktikler ve stratejiler

Hunlar Hakani Attila

Dünya tarihinin en büyük komutanlarını tüm yönleriyle inceleyen osprey büyük komutanlar serisi, hunlar hakanı attila ile devam ediyor…

Hunlar hakanı attila, tarihin en simgesel şahsiyetlerinden biridir; öyle ki mirası ve namı günümüzde dahi hayal gücünü harekete geçirebiliyor. Genel kanı, onun gelmiş geçmiş en etkili komutanlardan biri olduğu yönündedir.

Gelgelelim, Attila’nın efsanevi seferlerinin ardındaki gerçeklere dair tam olarak ne biliyoruz? O, MS 430’ların sonlarından öldüğü yıl olan 453’e kadar Roma İmparatorluğu’nun önce doğu, sonra da batı yarılarını tarumar etmişti. Hatta 452 yılındaki seferde bizzat İtalya’yı hedef almış ve ebedi şehir Roma’yı tehdit altında bırakmıştı.

Zengin bir görsel malzemeyle desteklenen bu yeni kitap, Hunlar Hakanı’nı etrafını çevreleyen efsaneleri aralayarak analiz ediyor ve Avrupa’yı bir uçtan öbürüne silip süpürmeyi nasıl başarabildiğini açıklığa kavuşturuyor. Attila’nın getirdiği yenilikler ile verdiği savaşlar, yaşadığı pek az yenilgiden biri olan MS 451’deki Chalons muharebesi de dahil, masaya yatırılıyor.

Elinizde tuttuğunuz, Attila’nın olağanüstü fetihlerinin ve onun bu denli geniş bir imparatorluk kurabilmesini sağlayan kabiliyetlerinin eksiksiz bir hikayesidir. Salt kurucusunun iradesine bağlı bu imparatorluk, Attila sahneyi terk edince ayakta duramayıp dağılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 18,4 / 24,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺57,40

Yakın bir zamana kadar tarihçiler geçmişe 19. yüzyılın standartlarıyla yaklaştılar. Fakat küreselleşme bilme biçimlerimizi temelinden değiştirdi. Artık ulusları izole birimler olarak çalışmak ya da dünya tarihini Batı merkezli okumak mümkün değildir. Bu kitap, dünyanın bağlantılılığından yola çıkan ve disiplinin yerleşik kabullerine meydan okuyan küresel tarihin, dinamik ve yaratıcı bir alan olarak ortaya çıkışını inceliyor.
Bu yeni yaklaşımın kapsamlı bir değerlendirmesini sunan Küresel Tarih Nedir? tarih disiplininin 21. yüzyılda karşı karşıya kalacağı bazı büyük sorulara eğiliyor: Küresel tarihi dünya tarihi çalışmalarından ayıran şey nedir? Avrupa-merkezci olmayan ama yeni “merkezler” yaratma tuzağına da düşmeyen küresel bir tarih nasıl yazılır? Tarihçiler mesafelerin ayırdığı farklı toplumlar arasında nasıl bir bağdaşıklık tesis edebilirler? Küresel tarihin siyaseti, kısıtları –ve belki tehlikeleri– nelerdir? Tarih disiplininin ilgi alanının, küreselleşmiş bugünün ihtiyaçları doğrultusunda nasıl yeniden şekillendirilebileceğini alanında uzman bir yazarın kaleminden okuyacaksınız.

“Küresel Tarih Nedir? küresel tarihin son yirmi otuz yıl içinde Amerika kıtasında, Avrupa’da ve Asya’da hızla yükselişini, takdire şayan bir incelik ve açıklıkla değerlendiriyor. Sistematik bir düşünür ve teorisyen olarak Conrad, küresel tarihin metodolojik problemlerini tanımlıyor ve bunlara kendi sağlam çözüm önerilerini sunuyor. Tarihyazımı alanının haritasını ortaya koymada ve gelecekteki konumunu tanımlamada bundan daha iyisi yok.”
Jürgen Osterhammel


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 222
En / Boy : 16,5 / 22,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺63,90

Bir zamanların kudretli Bizans İmparatorluğu 1400’lü yılların başında artık yıkımın eşiğindeydi. Topraklarının çoğunu Osmanlılara kaptırmıştı ve Konstantinopolis dört bir yandan kuşatılmıştı. Belirsizliğin hakim olduğu bu kasvetli zamanlarda sıradan günlük hayatına devam etmekte olan Bizans halkı, geçim kaynaklarını ve ailelerini koruyabilmek için ölüm sancılarıyla kıvranmakta olan vatanlarına karşı zorlu kararlar almak zorunda kaldı. İşte o günleri anımsatan bu dokunaklı kitapta Jonathan Harris diplomatik manevralar, üstü kapalı meydan okumalar ve büyük tarihsel akımların cereyan ettiği zamanlarda talihin yardım ettiği kimi olaylar zemininde kişisel hikayeleri araştırıyor ve bu olağanüstü derecede büyüleyici imparatorluğun yıkılmasının gerçek nedenleri üzerine yeni bir bakış açısı sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 356
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺61,60

Bu kitap bir Mimar Sinan monografisi değil. Yaşamı ve eserleri üzerinde bilinenlerin yeni bir özetini sunmuyor. Onun yapılarının bir dökümünü içermiyor. Neden çok önemli bir dahi olduğunu ve dünya mimarlığına yaptığı katkıları da anlatmıyor. Sinan’a ve eserlerine övgüler düzmüyor. Sinan yapılarının yeni çekilmiş çok başarılı fotoğraflarından oluşan bir albüm bölümüne de yer vermiyor. Böyle çok sayıda kitap zaten var. 

Mimar Sinan: Tarihsel ve Muhayyel, birbiriyle bağlantılı iki araştırma güzergâhında ortaya konmuş bir çalışma: Önce, Sinan’ın ve Sinan çağı mimarisinin tarihini yazma yaklaşımlarını tartışıp alternatifler öneriyor, ardından da popüler kültürde varedilmiş ve hâlâ üretilmeye devam eden Sinan imgesinin nasıl inşa edildiğini anlamayı deniyor. İlk kesimde, bugüne kadar yazılagelenden farklı ve gerçekçi Sinan tarihleri yazmak için bazı yeni imkânların nasıl kullanılabileceği gösterilmeye çalışılıyor. En önemlisi, burada kutsallaştırıcı olmayan, aksine soğukkanlı bir tarihsel Sinan metni ortaya konmaya çabalanıyor. Kitabın ikinci kesimiyse güncel Türkiye’deki popüler Sinan algısı hakkında: Ortamda neden Sinan’ı 16. yüzyılın olağan toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel gerçekleri bağlamında görmekten kaçınan bir popüler damar var?

Varlığına bugün fazlasıyla aşina olduğumuz, ancak geçmişte mevcut olmayan imkan ve olguları, düşünceleri, teknikleri, tutumları, örgütsel yapıları, siyasal örüntüleri ve kaygıları iradi bir unutuşa tabi tutmadan tarih yazamayız. Acıklıdır ki, tarihyazımında, hele mimarlık tarihinde bunun kadar sık yaptığımız başka bir yanlış neredeyse yok. Burada aynı yanlış yapılmamaya çabalanıyor, o kadar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 544
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺73,50

Milli tarihimizi en güzel şekilde sunan Rıdvan Nafiz’in dönemde yayınlanan eseridir. Döneminde yayınlanan kaynak eserlerden biri olup, tıpkı basım Osmanlıcadır. Sınırlı sayıda hazırlanmıştır.


Basım Dili : Osmanlıca
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 97
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺30,00

“Hayat beni iki toplumlu, iki dilli, tek bölgeli kıldı. Kıbrıs’ın bütününün insanıyım. ‘Biz’ dediğimde Mehmet ile Yannis, Ayşe ile Maria aynı anda aklıma düşer. Onların hassasiyetleri, özgüllükleri, kültürleri ve çıkarları bende ortak ve birdir. Fakat benim kendimden saydığım insan toplulukları, ‘biz’ ve ‘onlar’ karşıtlığı içinde yaşıyorlar. Birbirini değersizleştirmeye, kavga ve rekabet etmeye devam ediyorlar. Benim aynı anda hem içlerinde ve aralarında olmam, hem de ‘biz’ ve ‘onların’ ötesini aramam, bu sürtüşmeden fırlayan kıvılcımların üstüme sıçramasına yol açıyor. Ve biliyorum ki, Oliki Kipros/ Bütün Kıbrıs aşamasına geçilmedikçe, bu durum devam edip gidecek... Avrupa Parlamentosuna seçilmem (2019) bu açıdan fazla bir şeyi değiştirmedi. Kıbrıs’ta olduğu gibi, Uluslar Avrupa’sında da varlığımı ulus-ötesi çıplak bir vatandaş olarak
sürdürüyorum...”

Niyazi Kızılyürek, Ulus Kaçağı’nda, ülkesi milliyetçiliğin bölücü çağrısının peşinden sancılar içinde sürüklendiğinde, bu çağrıya uymayan, bu nedenle iki yanda hep öteki, başka, yabancı kalan bir bölünmüş kimliğin hikâyesini anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 407
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺79,50

Osmanlı’nın Pera’sından Beyoğlu’na...
(1923-2003)

Osmanlı’nın Pera’sı, Cumhuriyet’in ilanından sonra da kentin önemli bir merkezi olma özelliğini sürdürdü. Yeni adıyla Beyoğlu, özellikle de İstiklal Caddesi, İstanbul sakinlerinin, taşradan ve yurtdışından gelen ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam etti. Aynı zamanda sanat ve kültür yaşamının kalbi olarak tüm coşkusuyla aydınların, eğlence meraklılarının buluşma noktası, son moda alışveriş olanaklarının merkezi oldu.

Turan Akıncı, İstanbul’un gözbebeği Beyoğlu’nda yaşanan değişimleri belgelerle göz önüne seriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 456
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺114,75

Cumhuriyet Türkiyesi, 10 Kasım 1938’den beri sistemli bir şekilde irtifa kaybetti, günümüzde Osmanlı Türkiyesi’nin 1838-1918 şartlarını yaşıyor.

Milli güvenliğimizin can damarlarından Türk tarımı çökertildi. Stratejik önemi haiz şirketler, limanlar ve müesseseler çok kolay ve pırasa fiyatına elden çıkarıldı. Türk bankacılık sistemi yabancıların eline geçmek üzere. Sigorta şirketlerimizin sermaye paylarının çoğunluğu ellerine geçti bile. TÜİK’in Aralık 2018 verilerine göre 4,5 milyon Türk işsiz. İşsizlerimizin dörtte biri üniversite mezunu.

Türk milleti karnını doyurmanın derdine düşürüldü.

Yabancılara toprak satışı, başta GAP bölgesinde üçüncü şahıslar üzerinden İsrail’in aldığı 450 bin dönüm olmak üzere artık Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit etmektedir.

Eskiden sağcı veya solcu tanımlaması içerisinde suni bir ayrıma tabi tutulmuş, milli düşünen, önce vatan ve Türk milleti diyen aydınlar paranoyak olmakla suçlanmakta, türlü komplolarla yıldırılmaya çalışılmaktadır.

Büyük çoğunluğu Türk milliyetçisi-dindar olan milletimizin gönlünden Türklük ve vatan sevgisi sökülmeye çalışılmakta, dindarlığı da “dinci” seviyesine indirgenmek istenmektedir. FETÖ ve benzeri tarikat/cemaatler İslam’a ve Türk milletine ihanet etmişler-etmektedirler. Pek çok tarikat ve cemaat etnik çentikli tabana yaslanmakta ve/veya benzer zihniyet tarafından kullanılmaktadır. Türk vatanının parçalanması için Evanjelist-Kabalist USA, İsrail, AB ve içerideki “ceberutlar” el ele, her Türk’ün korumakla mükellef olduğu, şeref ve namusumuz olan Cumhuriyet Türkiyesi’ni yıkmak istiyorlar. İslamcı geçinenler şirketlerinin CEO’luğuna dün bol bol sövdükleri Yahudileri getirmekten çekinmiyorlar. Varlığımız büyük bir kuşatma altında ve bunun çıkış yolu da ancak ve ancak silkelenip kendimize gelmemizle mümkün!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 584
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺98,00

Angelo Iocovella Gönye ve Hilal ismiyle hazırladığı mükemmel çalışmasında Türkler ve İtalyan Masonluğu hakkında bugüne kadar pek az kullanılmış ya da hiç kullanılmamış.

İtalyan arşivleri ve özellikle de, Büyük Üstat Ettore Ferrari’nin heyecan verici yazışmalarını barındıran sevdikleri kabalalardan ve gizlerden çok, dönemin kimi zaman oldukça saf devrimci ve enternasyonalist ideallerine yakın bir masonluğu gözler önüne seren heyecan verici bir inceleme olarak önümüze çıkıyor


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 114
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺37,50

Bu kitapta Türklerin kökeni, Türk adının anlamı, Türkçülük, Turancılık ve Türklerin MÖ 2.000’li yıllardan gelen tarihi; Asya Hunları [MÖ 209- MS 216] ve Ak Hunlar [MS 420-557] bir bütün olarak ele alınmış ve dönemin en özgün yönleri -kimi zaman günümüzle bağlantılar kurularak- bir siyaset bilimci gözüyle incelenmiştir. Yani antikacının dükkânındaki kıymetli eşyalar tarihsel süreç gözetilerek tasnif edilmiştir. Bu bakış açısıyla, Hun tarihinin incelenmesinin tarihimizdeki önemli bir ihtiyacı karşılayacağı düşüncesindeyim.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 281
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺60,00

Dünya tarihine damga vuran Attila, Avrupalıların her daim hafızasında yer etmiştir. Attila’nın etrafında şekillenen Avrupa Hun tarihi batılıların çok ilgisini çekmiş ve yüzlerce kitap, roman ve makalelere konu olmuştur. Ne yazık ki, ülkemizde, bu Türk hükümdar Attila ile ilgili yazılmış bir iki kitap haricinde bir kaynak yoktur. İşte bu ihtiyaçla yola çıkılmış ve Avrupa Hunları’nın en özgün yönleri bilimsel kaynaklara dayanılarak sade bir dille anlatılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 166
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺45,00

Bu kitapta, siyasi haritanın ve güçler dengesinin oluşmasında ve bu dengede yer alan devletler arasındaki siyasî ilişkileri etkileyen olay ve gelişmeler, 1789 Fransız İnkılabı’ndan itibaren ele alındı. Bu tarihten itibaren dünya devletlerinin izlediği önemli siyasî faaliyetleri ve birbirleriyle olan ilişkileri 1939 yılına kadar örnek olaylarla 14 bölümde anlatıldı. Genişletilmiş olarak hazırlanan üçüncü baskıya yeni konular ilave edildi. Özellikle Ermeniler, İkodra İsyanı ve Çanakkale Savaşları konusunda okuyucuya yararlı olması için ayrıntılı bilgiler verildi. Bu eserin hacimi bir öğretim yılında okutulacak şekilde sınırlı tutuldu. Bundan dolayı siyasi olaylar mümkün olduğu kadar kısa ve öz olarak anlatıldı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 608
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺105,00

Seyyâh-ı âlem Evliyâ Çelebi’nin Seyahatnâme’si 17. yüzyıl Türkçesinin en önemli me­tinlerinden biri olmasının yanı sıra, verdiği bilgiler açısından da son derece zengin bir başvuru kaynağı.

Marianna Yerasimos bu çalışmasında Seyahatnâme’yi didik didik ederek “yılan mâslukası”ndan “abdüsselâm otu”na, “zürâfe-pîçe”den “bühtan kavunu”na varın­caya dek “memduh” yiyecek ve içeceklerin, balıkların, meyvelerin, hamur işlerinin, çorbaların, pilavların, sebzelerin, sofra gereçlerinin, esnafın, taam mekânlarının, kısacası yemeğe ilişkin her şeyin ayrıntılı bir dökümünü yapıyor.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi’nde Yemek Kültürü - Yorumlar ve Sistematik Dizin Evliyâ Çelebi’nin yediklerinin izinde, eşine az rastlanan, lezzetli bir çalışma.

Evliyâ’nın bu kelime oburluğuna Marianna Yerasimos da aynen cevap veriyor. Tabii Evliyâ’nın hiç yapmadığı şekilde, bütün bu kelimeleri araştırıyor: Nereden, hangi kökten gelmiş olmalı, nelerle akraba, ne anlama geliyor? Ama Marianna Yerasimos’un elindeki malzemeyi sınıflandırarak yazdığı bölümler bilgi verdiği kadar eğlenceli de.

- Murat Belge


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺73,15

İşgal günlerinde Malta’da tutsak. Bağımsızlık Savaşı’nda Kuva-yı Milliye’nin iaşesinden sorumlu Konya valisi. Kurtarılan İzmir’e Ankara hükümetinin atadığı ilk vali. Cumhuriyet’in ilk sivil Milli Savunma Bakanı. Merkez Bankası’nın kuruluşuna nezaret eden Maliye Bakanı. Atatürk’ün vefatı ertesinde cumhurbaşkanlığını İsmet İnönü’ye teslim eden Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı. 1938’den 1950’ye Cumhurbaşkanı İnönü’nün en yakın çalışma arkadaşı.

Hatırat’ını 2018 yılında yayımladığımız Mustafa Abdülhalik Renda’nın Günlükleri (1920-1950), bir devrin siyasi tarihini, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadroların günlük hayatlarının olağanlığı içinde gözler önüne seriyor.

1 Ocak 1921, Cumartesi

Bu seneye pek mahzun bir hâlde giriyorum. Sevgililerimden, Saadet’imden, kızlarımdan, hemşirelerimden, ebeveynimden, kardeşlerimden uzak, Malta adasının bir kışlasında mevkûf bulunuyorum. Bana bu menfî hayatta en güç gelen cihet, beni en ziyade düşündüren mesele çocuklarımın temin-i maişetidir. Ki bugüne kadar bazı arkadaşlarımın, pederimin muavenetiyle, eşya ve bilhassa refikama ait epeyce şeyler satmakla temin olunmuştur. Bakalım bu sene nasıl temin olunacak?

Ey sevgililerim; aklı, fikri, düşüncesi daima, her dakika sizde olan, mütehassir refikinizden, mütehassir babanızdan, gurbetteki ağabeyinizden yeni senenin hiç olmazsa az kederli bir sene olması için binlerce temenniyât. Cümlenizi hasretle kucaklar, Allah’a emanet ederim.

30 Ekim 1923, Salı

İsmet Paşa’nın muvaffak olmasına bütün kalbimle dua ettim. Meclis efkâr-ı umumiyesi bilmiyorum ne sebepten Ferit Bey aleyhinde görünüyor. Kabinenin resanetini belki bir gün gelir bu mesele ihlal eder. Demek oluyor ki eski kabinede zayıf olan uzuv Fethi Bey’di. Buna da akıl erdiremedim. Fethi Bey herhâlde akıllı, malumatlı bir adamdır. Meclis’te hüsn-i kabul görmemesi esbabı nedir anlayamadım. Çok da temas ettiğim yok. Encümenden vakit bulamıyorum ki Meclis koridorlarında sabahleyin gezeyim. Allah hükümet-i cumhuriyemizi muvaffak buyursun, âmin.

11 Kasım 1938, Cuma

Bugün reisicumhur intihabı yapıldı. Malatya mebusu İsmet İnönü 348 rey ile ve ittifakla reisicumhur seçildi. Emaneti salim olarak kendilerine tevdi eyledim ve evinden Meclis’e götürdüm. Meclis’in hâli tarihî idi.

14 Mayıs 1950, Pazar

Sabah oylarımızı verdik. Öğleden evvel İnönü, hanımı ve çocukları ile beraber eve geldiler. Yarıma kadar oturdular, konuştuk. Radyonun gece bir saat sonraya kadar verdiği havadislerde bir netice anlaşılamadı. Bizde iken Aydın’ın bir köyünün neticesi geldi. 58 CHP, 23 DP.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 912
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺73,15

Fransız mimar Léon Parvillée’nin 1874’te Paris’te Fransızca olarak yayımlanan 15. Yüzyılda Türk Mimarlığı ve Tezyinatı adlı yapıtı 146 yıl aradan sonra ilk kez Türkçeye çevriliyor. 16 yıl İstanbul’da yaşayan ve 1860’larda İstanbul’da Çinili Köşk’ün, 1864’te ise Ahmet Vefik Paşa’nın daveti üzerine Bursa’ya giderek Orhan Camii, Yeşil Cami ve Yeşil Türbe gibi erken dönem Osmanlı anıtlarının restorasyonunu üstlenen Léon Parvillée, Osmanlı-Türk mimarlık ve sanat tarihine yaptığı katkılarla Osmanlı mimarlık tarihyazımı açısından vazgeçilmez bir isim. 15. Yüzyılda Türk Mimarlığı ve Tezyinatı ise konuyla ilgili olarak Avrupa’da yayımlanmış ilk kitaplardan biri.

Léon Parvillée, hocası Viollet-le-Duc’ün kitabın önsözünde vurguladığı “Türk sanatı denilen bir şey gerçekten var mı?” sorusuna burada açık bir yanıt veriyor.

Eski Osmanlı başkenti Bursa’daki Yeşil Cami, Yeşil Türbe, Orhan Camii, Muradiye Türbeleri gibi 15. yüzyıl Osmanlı mimarlığı yapıtlarının rölöve ve detay çizimlerinin yer aldığı kitabın bu Türkçe baskısına Miyuki Aoki Girardelli de kapsamlı bir önsözle katkıda bulundu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 16,5 / 22
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺26,25

İklim değişikliği, doğal afetler, savaşlar, salgın hastalıklar, kitlesel göçlerle birlikte, dünyanın sonunun yaklaştığına dair karanlık öngörülerin arttığı ve kıyamet senaryolarının hortladığı şu dönemde, tıpkı ortaçağda olduğu gibi, geniş kitleler artan sefalet ve büyüyen endişeyle gitgide daha karamsar bir ruh haline girmekte.
Böyle bakıldığında Norman Cohn’un Binyılın Peşinde adlı çalışması, sadece yüzyıllar öncesini değil, günümüzü de anlamak için bulunmaz bir kaynak. Cohn, 11. ve 16. yüzyıllar arasında Batı Avrupa’da kıtlık, Haçlı Seferleri ve vebayla birlikte yükselen binyılcılık ve onun etrafında gelişen mistik anarşist hareketleri inceliyor. Binyılcılık dar anlamıyla dünyanın sonuna dair bir dogma. Cohn bu öğretiyi geniş anlamda kurtuluşçuluk olarak ele alırken, ortaçağın zihinsel dünyasını şekillendiren dini düşünce kalıpları içinde, İsa’nın apostolik orduları ile Deccal’ın güçleri arasındaki nihai savaşa dair kehanetlerin, yoksulların günahtan arınmış hayat özlemi ve yeryüzü cenneti yaratma arzusuyla nasıl birleştiğini ve bunun da binyılcı fantezileri nasıl beslediğini gösteriyor.
Huzursuzluk dönemlerinde geleneksel inançların nasıl yeniden ortaya çıkıp düşmanlıkları araçsallaştırdığına bu kitapta bir kez daha tanıklık ediyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 512
En / Boy : 16,5 / 22
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺63,75
₺85,00

Avrupa’nin En Hareketli Dönemi:

Barbar Kavimler Kapıya Dayanıyor…

şanlı roma imparatorluğu’nun gücü ne olmuştur da sarsılmaya başlamıştır? İmparatorluk nasıl yavaş yavaş yenilgiye terk edilmiştir? Barbar kavimlerin bu çöküşteki etkisi nedir? Roma İmparatorluğu ile ne tür ilişkiler kurmuşlardır? İmparatorluk günden güne nasıl Cermenleşmiştir ve söz konusu Cermen tesiri ne boyuttadır? Hunların Avrupa tarihi üzerindeki hayati rolü nedir? Vizigotlar, İtalya’ya ve Galya’ya nasıl yerleşmişlerdir? Anglo-Saksonlar Britanya’yı nasıl fethetmişlerdir? Attila’nın Galya ve İtalya saldırıları nasıl gerçekleşmiştir? Batı’daki Roma egemenliği nasıl çökmüştür? Frankların erken tarihinde ne gibi gelişmeler yaşanmıştır? Lombardların İtalya’yı istilasından sonra neler yaşanmıştır?

Britanya’nın en büyük tarihçilerinden biri olan John B. Bury, tüm bu sorulara akıcı ve sade bir üslupla cevap verirken erken Avrupa tarihine derinlemesine bir ışık tutmaktadır. Milattan sonra üçüncü ve dördüncü yüzyıllarda başlayıp dokuzuncu yüzyıla kadar devam eden kuzey barbarlarının uzun süren göç hareketlerinin genel ve geniş bir manzarasını sunan bu çalışma, Avrupa’ya şimdiki şeklini veren süreci gözler önüne sermektedir. Kısıtlı kaynaklara rağmen Bury, Roma İmparatorluğu’nu parçalayan değişimler silsilesi ile bu çöküşte başat role sahip barbarların etkili saldırılarından Çağdaş Avrupa’nın yapısına kadar uzanan bu sürecin ana hatlarını titizlikle sunmaktadır. Roma’nın son dönemlerini ve imparatorluğun yıkılmasından sonraki dönemini göçebelerin tarafından yazan ilk tarihçi sayılabilecek Bury, toplam on beş seminerden oluşan eserde Roma İmparatorluğu’nun son dönemlerinden başlamakta ve Cermen krallıklarını ve bu krallıkların hukuki, idari sistemleri ve yapılarını tek tek ele almaktadır. Hunlar, Vandallar, Vizigotlar, Franklar, Lombardlar, Alamanlar gibi çok sayıda krallığa ayrı başlıklar hâlinde değinilmektedir.

MÖ üçüncü ilâ dokuzuncu yüzyıla ait barbar göçleri ve saldırıları ile modern Avrupa’nın çerçevesi arasındaki bağlantının kurulmasını sağlayacak Barbarların Avrupa’yı İstilası, erken Avrupa tarihi çalışmak isteyenler için bir başvuru kaynağı…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺41,00

Kadın düşmanlığı, kadına yönelik şiddetin, cinayetlerin, baskı ve zulmün, toplumsal hayatı kıskacına alan tüm o eril tahakkümün ardındaki gerçekliği tanımlayabilecek en uygun kelime. Maurice Daumas, bu gerçekliği ortaya koyabilmek için ummadık bir yere, basmakalıp düşüncelerle yoğurarak kadın-erkek eşitsizliğini her defasında yeniden ürettiğimiz duygusal ilişkiler alanına eğiliyor.

“Bir kadının bir yabancıya kıyasla yakın çevresinden bir erkek tarafından tokatlanma, ellenme veya taciz edilme riskinin daha yüksek olduğunu unutarak aşka, dostluğa, evlilik bağına, aileye tapınıyoruz. Erkeklerin sergilediği sevecenlik, temel bir sorunu, kadınlardan duydukları korkuyu maskeliyor ki bu korku erkek egemenliğinin kökleriyle hiç de bağlantısız değil.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13 / 17,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺30,00

“Kelimeler, ölüyü bile diriltebilen ab-ı hayattır.”

17. yüzyıl İstanbul’unda Rüyalar ve Hayatlar biyografi yazma ve rüya anlatma geleneklerini zamanının önde gelen biyografi yazarlarından Nev’îzâde Atâyî odağından inceliyor. Atâyî’nin Hadâ’ikü’l-Hakâ’ik (Hakikat Bahçeleri) adlı eseri, bu dönemde oluşturulmuş biyografi kitaplarının en kapsamlılarındandır ve Kâtip Çelebi’ye göre “Rûm diyarında benzeri yazılmamış”tır.  Bini aşkın kişinin özgeçmişini kayda geçiren ve haklarında birbirinden ilginç hikâyeler anlatan Atâyî, ulema ve mutasavvıf çevrelerinin paylaştıkları rüyaları da kitabına dahil eder. Atâyî’nin eserini bir “yaşam anlatısı” olarak ele alan Aslı Niyazioğlu, Osmanlı entelektüel hayatına rüya âleminden bakıyor. Yaşayanlarla ölülerin dünyaları arasındaki ilişkiler ağını ve rüyaların bu iki dünya arasında kurduğu köprüleri titizlikle araştırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺36,90

Ayasofya…

Hem herkese ait hem hiç kimsenin…

Bin 500 yıllık mabedin korosu ilk günkü gibi renkli ve İstanbullu. Bu dünya mirasını ayakta tutan sadece teknik öğeleri değil Bizans’ın ve Osmanlı’nın menkıbeleri aslında. Halkın hafızasında yaşayan Ayasofya renkleri, mozaiklerden mihraba, Ioustinianos’tan Fatih Sultan Mehmed’e birçok ismin, hayatın hâlâ değişmeyen dekoru aslında.

Bu, eski zaman ülkesi için şüphesiz çok şey söylendi, yazıldı, çizildi. Şimdi de sanat tarihi birikimiyle Dr. Sedat Bornovalı, modası geçmeyen yekpare bir ânın seslerini derliyor, yapıyı mimari paletle boyuyor. Elinizdeki kitap, efsanelerin imbiğinden geçmiş, gerçeğin vizöründen bir Ayasofya fotoğrafı gösteriyor.  

Bornovalı’nın rehberliğinde Tarihin En Uzun Şiiri’ne dokunacak, mısraların saltanatına bakacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺52,50

İnsanlık tarihi, haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik ve acılarla doludur. Bu kitap insanlığın yetiştirdiği başlıca mümtaz kişilerin, filozofları, bilginlerin, düşünce fedailerinin, ögürlük şehitlerinin acı hikayelerini dile getirmektedir. Sokratesler, Galileolar, Brunolar, Jeanne d’arclar, Dreyfuslar ve diğerleri siyasi ve dini gücün yönlendirdiği bağımlı, önyargılı, gayri adil yargılamaların kurbanlarından bazılarıdır. Bu kitap önyargılı, taraflı, gayri adil ve politik yargılamaya bir başkaldırı kitabıdır…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺82,34

Osmanlı Subaylarının Gayrinizami Harp Tecrübesi…

Gayrinizami harp nedir? 19. yüzyıldan günümüze kadar nasıl bir rol oynamıştır? Modern gayrinizami harp teorisinin temelleri nasıl atılmıştır? Günümüzde gayrinizami harp alanında otorite kabul edilen ABD’nin modern teoriye katkısı ne yönde olmuştur? Balkan Harbi öncesinde yaşanan ayaklanma hareketleri ve çete muharebeleri ile Makedonya Sorunu bağlamında teşkil edilen komitaların Osmanlı gayrinizami harp tecrübelerine nasıl bir etkisi olmuştur? Osmanlı Devleti’nin Balkan Harbi için hazırladığı harekat planlarında gayrinizami harbe yönelik hangi hu­suslar kurgulanmıştır? Harp esnasında hangi unsurlara gayrinizami harp görevleri verilmiştir?

Günümüzde küresel silahlı çatışmaların haritasına bakıldığında en fazla öne çıkan muharebe türünün gayrinizami harp ve gayrinizami kuvvetlere karşı harekat olduğunu söylemek mümkündür. Gayrinizami harp, geçmişten günümüze her dönemde çoğunlukla zayıfın güçlüye karşı kullandığı bir silah olsa da günümüzde güçlünün de zayıfa veya dengine karşı dolaylı strateji kapsamında başvurduğu bir kuvvet çarpanıdır. 1826-1912 yılları arasında yeni düzenli ordu ve özellikle 1878-1912 Makedonya Sorunu döneminde Osmanlı askeriyesi, gayrinizami harp harekatının en aktif uygulayıcıları arasında yer almıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun geç dönem askeri tarihi, gayrinizami harp incelemesi için büyük potansiyele sahiptir. Elinizdeki eser Osmanlı gayrinizami harp tecrübesini Balkan Harbi özelinde yeniden düşünmeyi amaçlamaktadır. Eser, akademik çevrelerin bugüne kadar yeterince incelememiş oldukları Osmanlı gayrinizami harp tecrübesinin, günümüzde askerî doktrin üretmede başı çeken NATO eksenindeki ABD’nin ortaya koyduğu ve bütün dünyada kabul gören modern gayrinizami harp doktrini ile benzeşen yönlerini ortaya koymaktadır. Ali Güneş’in hem teorik-kavramsal hem de tarihî bir analiz olarak işlediği Gizli Teşkilatlar Serisi’nin yeni kitabı Gayrinizami Harp, yalnızca bu sahada çalışanların değil, alana merak duyanlarında da başucundan eksik etmeyecekleri bir kaynak eser…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺49,20

ARKA KAPAK YAZISI

Geçmişin daima inşa halinde olduğunu, insanların kendilerini anlamalarına ve kimliklerine katkı sağlayan şekillendirilebilir bir araç olduğunu anlamalıyız. Ve bu geniş şemsiye altında, her antik topluluğun geçmişle olan kendi özel ilişkisini tasavvur ve ifade etme biçimleri bu sayfalarda karşılaşmış olduğumuz önemli siyasal ve dinsel fikirlerin –ve ayrıca güçlü hükümdarların ve bireylerin– çoğundan etkilendiler (veya etkilenmiş oldukları düşünüldü).

 

Antik Dünyalar – Doğu ve Batı’nın Muhteşem Tarihi, antik insanların kendi geçmişlerini hayal etme, yeniden hayal etme ve o geçmişi kendileri, içinde yaşadıkları zamanlar ve gelecekleri hakkındaki süregiden diyalog ve tartışmanın bir parçası yapma biçimlerini kesin bir şekilde gösteriyor.

₺62,90

Vikingler Avrupa tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir olguydu ve korkutucu barbar imgelerini on dokuzuncu yüzyıl ulusal romantizm dönemine kadar korumuşlardı. Zamanla, Vikinglerin her yeri fetheden deniz korsanları şeklindeki Ortaçağ imgesi olumlu bir biçimde değerlendirildi.

Bu kitap, Vikinglerin sosyal hayatlarını ya da sanatsal başarılarını aktarmaktan ziyade Vikingleri tarihöncesi Pagan kökenlerinden Hıristiyan Avrupalılara dönüşmelerine dek, daha geniş coğrafi ve tarihsel bağlamlarına konuşlandırmayı amaçlar. Bu yaklaşım, Viking Çağı’nın farklı yerlerde farklı zamanlarda başladığını ve sona erdiğini ortaya çıkarır.

Vikingler yoktan var olmamışlardır ve uzun bir alacakaranlık boyunca yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Dünyanın yaratılışında Asgard’ta başlayan ve 15. yy Grönland’ında bir düğünde sona eren uzun bir yolculuktur bu.

₺51,90

Türkler tarih boyunca Asya’nın hemen hemen tamamında, Avrupa’nın batı kesimleri hariç en büyük kısmında, Afrika’nın kuzey yarısı ile doğu kıyılarında, Basra Körfezi’nden Arabistan çöllerine kadar uzanan büyük bir alanda değişik devirlerde hakimiyet kurmuşlardır.

Tarihi Romanları ile tanınan Hasan Erdem, bu kitapta dünya tarihinde derin izler bırakan, Asya, Avrupa ve Afrika medeniyetlerine katkı sunan Türklerin tarihinden esinlenerek genç okuyucuları için altı tarihi hikayeyi kaleme aldı.

Bu hikayelerden “Avcı”da Sofya’nın fethi, “Susuz Kalan Şehzade”de Padişah babasının ölüm haberini alan veliaht şehzadenin birkaç yol arkaşıyla yaptığı yolculuk, “Esir Şehzade”de Yıldırım Bayezid’in talihsiz oğlu Şehzade Mustafa’nın başına gelenler, “İki Akıncı”da Çaldıran Savaşı’nda şehit düşen Malkoçoğlu Ali Bey ile kardeşi Malkoçoğlu Tur Ali Bey, “Saka Hüseyin”de Çanakkale Savaşı’nda saka erlerinin başına gelenler ve “Hilal ve Haç'ın Savaşı”nda ise 1. Haçlı seferi işlendi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 116
En / Boy : 12,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺26,52

Bu kitap 70’li yılların Türkiyesi’nin ritmiyle salınan, şarkılı türkülü, sazlı cazlı bir sözlük. 1970’lerin birikimini anılarla, öykülerle, plaklarla dile getiriyor. Eski gazete ve dergi sayfalarını kılavuz edinerek, o günlerin lisanına, sesine, soluğuna sadık kalmaya, serüvenine ortak olmaya çalışıyor.

A’dan Z’ye, Abba’dan Zülfü’ye 70’li yıllar: Televizyon, Eurovision, korsan kasetler, Kıbrıs plakları, arabeskin kralları, Bodrum kaçamakları, Dilek Taşı, Cumartesi Gecesi Ateşi, politik pop, sıkıyönetimler, açık saçık filmler, Boğaz Köprüsü, futbol balesi, sütü seven kamyon şoförü, Batsın Bu Dünya, Yarınlar Bizim, 12 Mart’tan 12 Eylül’e bir başkadır benim memleketim…

Kitap adını bir şiirden ve bir şarkıdan aldı. Sabahattin Ali’nin 1933’te yazdığı dizeler, Kerem Güney’in hicaz bestesiyle 70’li yılların derdine derman, hislerine tercümandı: “Görecek günler var daha, aldırma gönül aldırma…”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 18,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺73,15

Bu kitap, 1950’li yılları o dönemin gözü ve diliyle okumak isteyenler için, o dönemin gazete ve dergilerinin rehberliğinde hazırlandı. “Şimdiki zaman beledir” dizesi, o dönemin popüler türküsü “Ha bu diyar”dan kopup geldi.

“Şimdiki zaman beledir”, 50’li yıllar Türkiyesi’nin ritmi üzerinde şarkılar, türküler mırıldanan sazlı cazlı bir sözlük. Bu sözlük, memleket tarihinin belki de en hareketli perdesine yansıyan renkli ve siyah beyaz manzaralara, yaşanan olayların siyasal ve kültürel zeminine, köyüne, kentine, ilklere, yeniliklere, romanlara, öykülere, filmlere, şarkılara, danslara bakıyor; insanların alışkanlıklarına, seslerine, sözlerine, düşlerine, düşüncelerine, Salâh Birsel’in deyişiyle, “ayran içişlerine” eğiliyor.

Elvis Presley, Zeki Müren, Leyla Gencer, Brigitte Bardot, Ayten Alpman, Dizzy Gillespie, Nana, 6-7 Eylül olayları, Migros kamyonları, köy romanları, Yeşilçam’ın doğum sancıları, Kore’ye giden askerler, allı yeşilli traktörler, çalgılı gazinolar, alaturka-alafranga çekişmesi, 

radyo günleri...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 372
En / Boy : 13,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺73,15

Birazdan okuyacağınız tarihi olaylar sizi bazen hayrete düşürecek, bazen tedirgin edecek, bazen heyecanlandıracak, bazen de konuyu daha derinlemesine araştırmaya teşvik edecek.

John F. Kennedy neden öldürüldü?

1951 yılında Fransa’da koca bir köyün bir anda delirmesinin arkasında yatan sebep neydi?

Dyatlov Geçidi’nde dokuz dağcının ölümüne sebep olan şey sadece soğuk muydu?

11 Eylül saldırılarındaki çelişkiler neler?

1518 yılında yüzlerce kişiyi etkileyen dans salgınına ne sebep olmuştu?

Dünya tarihi henüz gizemi çözülememiş olaylarla dolu! Bu olaylara dair sırların bazıları hiçbir zaman, birçoğu da yakın zamanda gün yüzüne çıkmayacak gibi görünüyor. Üzerlerine kurgulanan teoriler ise her gün daha da artıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 11.5 / 17.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺30,90

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kuruluşundan bugüne ordu içinde farklı isimlendirmeler ve sınıflandırmalarla yer alan astsubaylar, Türk ordusunun vazgeçilmez unsuru olmuşlardır. İlk dönemlerden itibaren ordunun disiplin içinde ve belli bir nizamda düzenlenmesi için görevlendirilen çavuşlar daha sonraları Büyük Selçuklu ve Osmanlı devletlerinde askeri kumandanlık, idari ve diplomatik elçilik yapmış; divan günlerinde devlet protokolünün uygulanmasına yardımcı olmuş ve devlet için önemli işleri takip etmişlerdi. Teknik gelişmelerle birlikte astsubayların ordu içindeki yeri de yeniden şekillenmeye başladı. 1900’lü yılların başından itibaren zanaatkâr personele duyulan ihtiyaç, küçük zabit olarak sınıflandırılan astsubaylar tarafından karşılanmaya çalışıldı. Öncelikle kara ordusundaki ve donanmadaki teknik sınıflarda yetiştirilen küçük zabitler, 1911 yılından itibaren Türk askeri havacılığının teşkilatlandırılmasıyla kuvvet içinde yer aldılar. 1916’ya kadar idari ve teknik branşlarda çalışan astsubaylar, akabinde Türk hava gücüne pilot olarak hizmet etmeye başladılar. Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda çeşitli cephelerde makinist ve pilot olarak bulundular. Türk Hava Kuvvetleri Tarihinde Astsubaylar, Türk Hava Kuvvetleri’nin kuruluşundan itibaren havacı personel arasında yer alan hava astsubaylarının gördükleri eğitimleri, teknik ihtisaslaşma sürecindeki gelişmeleri, Türk askeri ve sivil havacılığına olan katkılarını anlatan bir kaynak olacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 15,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺59,20

1922 yazında Sovyet Rusya’nın İdil-Ural bölgesindeki açlara yardım toplamak için görevlendirilen iki kişi İstanbul’a gelir. Bu görevlilerden Tahir İlyâsî üç aylık İstanbul görevi/yolculuğu sırasında İstanbul’da görüp yaşadıklarının hatıratını tutar.

10 Haziran 1922 Cumartesi günü Moskova’da bir tren garında başlayan bu yolculuk, “açlık ve kıtlık” belasına karşı verilen insani ve büyük bir mücadelenin de başlangıcı olmuştur. İki ay sonra, 26 Ağustos 1922’de Mustafa Kemal Büyük Taarruz’u başlatacak ve “emperyalizm” belasına karşı bir başka büyük mücadeleye imza atacaktır.

İstanbul Hatıratı - 1922 adlı bu kitap işgal altındaki İstanbul’a dair önemli ve yepyeni bir kaynak. Tahir İlyâsî İstanbul yolculuğu sırasında tutmuş olduğu günlüklerde işgal İstanbul’unun gündelik yaşamına, Anadolu’da yaşanan mücadelenin İstanbul’a olan yansımasına, daha önce buraya göç etmiş Kazan ve Kırım Tatarlarının yaşayış ve hislerine ışık tutuyor. Akademisyen Arzu Kılınç’ın bulup çevirdiği ve dönemin gazetelerinden ilgili haberlerle zenginleştirerek hazırladığı bu hatırat, o yıllarda Türkiye ve Rusya’nın içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik tabloyu da gözler önüne seriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺29,90

Saltanatı kaldırmak için ilk fırsat Lozan Konferansı’na resmi davet gelmeden hemen önce Sadrazam Tevfik imzasıyla Mustafa Kemal Paşa’ya gönderilen telgrafta ortaya çıkmıştır; “Artık her iş tamamlandı; zafer temin edildi, eski vaziyet avdet etmelidir, padişah ve onun meşru hükümeti İstanbul’da olduğuna göre Ankara’daki teşkilatın ve hükümetin dağılması ve İstanbul’a bağlanması gerektir.” Bu hususta birkaç noktayı belirtmek gerekir. İstanbul hükümeti, bu telgrafta hakimiyetin meşruiyeti konusunu hala eski dayanaklarla açıkladığını göstermiştir.

Milli hakimiyetin ne demek olduğunun kesinlikle anlaşılamadığı görülmektedir. Bundan başka İstanbul hükümetinin, Ankara’ya karşı böyle bir yaklaşımla hareket etmesi; kurtuluş savaşı sonrası Ankara’sının alacağı radikal kararları da pekala tahmin etmesinden ileri gelmektedir. Çünkü İstanbul hükümeti, milli hakimiyet meşruiyetini bilmese de; savaşı kazanmış bir gazi meclisin aynı zamanda pekala bir ihtilal meclisi hüviyetine de bürünebileceğini bilmektedir. “Büyük Millet Meclisi” tabirinin kendisi bile kurucu meclis niteliği barındırmakta ve meclis elde ettiği iktidarı eski sembol ve hakimiyet düsturlarına bırakmaya niyetli olmayacaktır. Esasen saltanat ve hakimiyet anlayışı ile ilgili en açıklayıcı tanımlamayı yine bir ihtilalci edası içerisinde Mustafa Kemal yapacaktır...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺30,00
1 2 3 ... 44 >
Çerez Kullanımı