Ayşen Zamanpur kaşmir ve ipek gibi dünyanın en kaliteli dokularını odağına koyup, her zaman evrenselliği hedefleyerek, 28 yılda İç Moğolistan’dan başlayıp dünyaya yayılan Silk and Cashmere‘in tutku dolu hikâyesini kendi objektifinden anlatıyor. Birinci kitabı Kaşmir Yolu’ndan sonra ülkenin, dünyanın, perakendenin ve markanın dönüşümünü, gelişimini, ikinci nesle devrini ve en önemlisi 1992’den beri eksilmeyen büyük direnişini anılarıyla harmanlayarak aktarıyor.

,

 

  • Yazar: Ayşen Zamanpur
  • Yayınevi: Doğan Kitap
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 150
  • Ebat: 13,6 x 21
  • İlk Baskı Yılı: 2021
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786258495980

 

₺31,98 + KDV

“Kendimi ilk ne zaman ‘feminist’ olarak adlandırdığımı hatırlamıyorum. Bunun zaman aldığını biliyorum sadece... Zaman içinde, o güne kadar ‘varsayılan doğru’ olarak kabul ettiğim her şeye farklı bakmaya, ‘Aslında böyle olmayabilir’ demeye başladığımı fark ettim. Zihnimde yıllardır yakılmayı bekleyen bir ışık yanmış ve geçmişte karanlıkta olduğunun farkında bile olmadığım birçok şey aydınlanmaya başlamıştı. Cin şişeden çıkmıştı.”

Siz hiç “Aman bırak dünya yansın, mutfak dağınık kalsın, yemeği başkası yapsın; ben şimdi açıp kitabımı okuyacağım” diyen bir kadın gördünüz mü? Biz gördük. Bu kitabı elinde tutan kadınları...

Blogcu Anne Elif Doğan kendi feminist aydınlanma yolculuğunu anlatırken feminizmi hayatın tam ortasına yerleştiriyor; bizleri evimizi, partnerimizle iletişimimizi, çocuklarımızla ilişkimizi, aşka bakışımızı, kısacası hayatı yaşayış biçimimizi değiştirmeye davet ediyor. Şimdi bırakın ev dağınık kalsın, siz bu kitabı okuyun. Dansınız değişecek.

 

 

  • Yazar: Elif Doğan
  • Yayınevi: Doğan Kitap
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 288
  • Ebat: 13 x 21
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786258380477

 

₺72,98 KDV Dahil

İyi Hissettiren Yazılar

Yiğit Güralp röportajını okumak için tıklayınız.

 

“Son birkaç yılda çok şey yaşadık ve çok yorulduk. Bütün dünya akla sığmaz bir çemberin içinden geçiyor. 
Adaletsizlik, namussuzluk, omurgasızlık üst üste gelirken; doğruluğa olan ihtiyaç da tıpkı işleme alınmayı 
bekleyen evraklar gibi üst üste yığılarak birikiyor.”

İşte bu yüzden Türk sinemasında Sınav ve Ayla gibi sevilen filmlerin yaratıcısı Yiğit Güralp, ilk kitabı İyi 
Hissettiren Yazılar’da okurlarını doğrunun esas alındığı, iyilerin kazandığı ve gülmek için sebeplerin çok 
olduğu yıllara götürüyor. Sıradışı hayatının en renkli anlarından çıkardığı tecrübelerden geleceğe dair 
tahminlere ve Barış Manço’dan Zeki Müren’e, Tarık Akan’dan Sadık Şendil’e uzanan anekdotlara kalemiyle 
yaptığı yolculukla bizi; iyiliğin, gülümsemenin, umudun ve normalliğin sokaklarında dolaştırıyor. Bazen bir 
şarkıyla, bazen bir şiirle ya da filmle, hatıralarımızda saklanan duygularımızı satırlarına seriyor.

Biliyoruz ki iyiliği, güzelliği, bilimi ve aydınlığı yaymak, bunları çevremizle paylaşarak pek çok duyguyu bir 
arada yaşatmak bizlerin elinde. İyi Hissettiren Yazılar, işte bu paylaşımın ilk fitilini ateşliyor. Tüm iyi duyguları 
elimizden almasınlar diye onlara sıkı sıkı sarılıyor ve okurlarını da kendine paydaş etmeyi hedefliyor.

₺48,50

Dünle yarın arasında hayat süren insanoğlu varlığını zamanın üstüne çıkarma endişesi taşır. Zamanın üstüne çıkmak, geçmişi bilmek ve böylece geleceğe uzanmak şuuru şeklinde tezahür eder. Bugünkü varlığımız asırların mirasıdır, bu mirası yok sayarak gerçek anlamda var olmak mümkün değildir.

Büyük bir kültür ve medeniyet birikiminin varisiyiz. Miras hepimizin, kavgamız paylaşma kavgası değil, reddimiras kavgası. Reddimirasın yol açtığı ağır tahribatı görmezden gelerek de yolumuza devam edebiliriz, bu yollardan biridir. Bu, kimliksizliği seçme veya yeni ve yapma bir kimlik edinme demektir.

İkinci yol mirasla kavgadır, yani onu çatışma konusu yapmaktır. Türkiye reddimirasla yetinmemiş mirasını çatışma konusu yapmıştır. Bin yıllık kültürel birikim ve medeni miras, şurasından burasından didiklenerek önemsizleştirilmiş ve böylece geçmişiyle kavgalı bir kimlik yapısı oluşturulmuştur.

Mustafa Atikebaş, bu konular üzerinde ciddi olarak düşünen ve kültürel mirasımızı doğru kavrayarak değerlendirmeler yapan sorumlu bir aydınımız. Bu kitapta yer alan yazılar onun ağır hasara uğramış zihnimizi sağlığına kavuşturma cehdinin sonucu. Bu konular üzerinde hakkını vererek duran kalem sahibi çok fazla değil. Zamanın Eşiğinde kitabı yazarın eşikten aşma yolunda güçlü bir adımı olarak görülmeli.

-D. Mehmet Doğan


Basım Ayı/Yılı : 2020
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 136
Ağırlık : 136
En / Boy : 13 / 20
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺45,00

Arka Kapak Yazısı

Türkiye’de radyoculuk mesleğinin kilometre taşlarından biri olan Nihat Sırdar, yazın alanındaki yetkinliğini Babalar ve Oğullar ile taçlandırıyor.

“Yıllar sonra bu kitabı okuyanlar belki şaşıracaklar. Bizim İspanyol gribi salgını zamanı takılan garip maskeleri gördüğümüzde verdiğimiz tepkiyi verecekler. Ama yaşanacağı varmış, yaşadık, geçti, geçiyor… Hayat her gün hiç olmayacakmış gibi gelen şeyler gösteriyor bize. Görüyor, yaşıyor, anlatıyor ve yazıyorum ben de. Hâlâ hatırlayabiliyorken yazmak lazım.”

Kitap Adı: Babalar ve Oğullar
Kitap Yazar Adı: Nihat Sırdar
Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt
Editör: Gökçe Şenoğlu
Kapak Tasarım: Emir Tali
Sayfa Tasarım: Aslı Varol
Sayfa Sayısı: 164
Ebat: 13,5 x 19,5
Tür Deneme
Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.
Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

 

 

 

 

 

₺52,50

Ne Yalan Söyleyeyim’de Nurullah Ataç’ın hemen her konuya el attığı, klasik denemenin tüm özelliklerini taşıyan serbest yazıları bir araya geliyor. 1923-1942 yılları Aydabir, Resimli Her Şey, Her Şey, Foto Magazin, Resimli Hafta, Yeni Mecmua gibi belli başlı “salon” dergilerinde Ataç, şiirden müziğe, romandan sinemaya uzanıyor. Güncel yazınsal konuları, toplumsal sorunları ve bazı insanlık durumlarını yorumlarken kimi zaman karşı çıkışlarda bulunuyor; ancak Ataç’ın bilinen keskin, çatık kaşlı tabiatı değil de cana yakın, sokulgan, uysal yanı öne çıkıyor. “Evrensel bir konu bağlamında, bir birey olarak Ataç’ın ne bildiğini gösterir bu yazılar. Tıpkı Montaigne’in düşüncelerini Eski Yunan’dan bazı sözler ve dizelerle ölçüp tartması, zenginleştirmesi gibi, Ataç da düşüncelerini Divan şiirinden dizelerle genişletir. Avrupa düşüncesiyle ‘terbiye’ edinmiş bir bilinç ve zevkle konuşur. Denemelerinde keskin bir gözlem ve dikkat, kolaylıkla fark edilir.” Mehmet Can Doğan Ne Yalan Söyleyeyim, Ataç’ı tüm içtenliğiyle bir kez daha okuruyla buluşturuyor. “Konuşmamızın tatlı olmasını istersek kendi zevklerimizi değil, karşımızdakilerin zevkini düşünelim; yani onlara kendilerini göstermek fırsatını verelim. Onlar kendilerini beğendirmeye çalışmak imkânını buldukça bizi beğenirler. “Biz kibirli olmasak başkalarının kibri bizi yaralamaz.” Konuşmayı bilmek, kimsenin kibrini yaralamamayı bilmektir. Dünya denen bu “gösteriş pazarı” böyle kurulmuş, böyle gider.”

 

 

  • Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750854361

 

₺70,90

“Kelimeler dünyasında gezinmekten çok zevk aldım. Yazarken

duyduğum zevki okuyanlar da duyabilir diye düşündüm.

Kelimelerin tarihçelerini bugünden başlayıp geriye, en eski

kaynaklarına kadar götürmek, sözün gösterdiği anlam evrimini

izlemek insan derin tabakalarına inmek gibi bir şey.”

Bülent Aksoy, Kelimelerin Dünyasında Gezintiler’de Türkçenin

Arapça, Farsça ve Batı dilleriyle etkileşiminden, bu etkileşim sonucu

dilimize yerleşen kelimelerin bugünkü algılanışlarına; zamanla

anlam değişikliğine uğrayanlardan, yanlış yerde kullanıla kullanıla

“galat-ı meşhur”a dönen kelimelere uzanan geniş bir alanda

dil üzerine düşünüyor. Bunu yaparken, dili sadece bir iletişim

aracı olarak görmeyip, kelimeler, insan ve toplum arasındaki

dönüştürücü ve besleyici ilişkiyi göstermeyi de ihmal etmiyor.

Sadece etimoloji ve dilbilim ile ilgilenenler değil, her gün

sıklıkla kullandığımız ama tarihin derinliklerinden bugüne süren

yolculuklarını bilmediğimiz kelimeleri daha yakından tanımak

 

isteyen okurlar için de bir başucu kitabı... 

 

  • Yazar: Bülent Aksoy
  • Yayınevi: İletişim Yayıncılık
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750533792

₺70,90

Müzelere neden gidiyoruz? Mine Küçük’ün kitabında sorduğu birçok basit sorudan biri, bu. Müze kitabı, kavramsal temelleriyle, dünyadaki ve Türkiye’deki tarihsel gelişimiyle, çok boyutlu deneyimleriyle müze ve müzecilik. Çocuk müzelerinden görme engelliler için müzelere, askerî müzelerden, kent müzelerinden sanal müzelere, eko-müzelere, ne gibi müze türleri olduğunu, müze mimarisinin özelliklerini ve gelişim hikâyesini, müze sergilerini, müzenin nasıl bir organizasyon olduğunu, müzelerin halkla ilişkiler ve pazarlama faaliyetlerini, teknolojik gelişmenin müzeciliğe getirdiği boyutları öğreniyoruz bu titiz çalışma sayesinde. Kitap “müze etiğini” tartışırken, “Kültürel miras kimin?” sorusu etrafında müzeciliğin sömürgecilikteki yerini de sorguluyor. Keza, iklim değişikliğinin müzeciliğe etkisini de... Mine Küçük’ün Müze kitabı okurunu, müze tarihinde, müze deneyimlerinde gezdiriyor - görkemli bir müzeyi gezercesine.

 

  • Yazar: Mine Küçük
  • Yayınevi: İletişim Yayıncılık
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750533747

₺67,90

Rus yazar Leon Fyodor Tolstoyevski’nin adını herkes biliyor, değil mi? Ama aynı kişi nasıl Anna Karenina ve Karamazov Kardeşler kadar farklı eserler yazmış olabilir? Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?, Önceden İntihal ve Peki, Ya Eserler Yazar Değiştirseydi? kitaplarının yazarı psikanalist, akademisyen ve denemeci Pierre Bayard’ın yaklaşık yirmi yıllık çalışmasının ürünü olan Tolstoyevski Muamması, iki büyük Rus yazarı tek isimde bütünleştirip eserleri arasında özgün bir bağ kuruyor. Edebi tarzını “teorik kurmaca” olarak tanımlayan Pierre Bayard, Freud’un çabasını devam ettirerek büyük Rus edebiyatının psikanalizini yapıyor. Çoklu kişilikler teorisinden yola çıkan Bayard, okuyucuya “Ben neden birçok kişiyim?” sorusunu yöneltiyor. Tolstoyevski Muamması, hem ciddi bir şaka hem de zekice yazılmış grotesk bir deneme. Edebiyata, özellikle de 19 yüzyıl Rus yazınına özgün bir perspektifle, bir kez daha bakmak isteyenler için!

 

  • Yazar: Pierre Bayard
  • Yayınevi: Everest Yayınları
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786051858326

₺36,90

Fethi Naci’den Ahmet Cemal’e, Enis Batur’dan Orhan Suda’ya, Albert Camus’den Georges Simenon’a; edebiyat eleştirisinden çevirmenin masasına... 2001 yılında yayımlanan ilk romanı Eksik Taşlar’la başlayan yazı yolculuğunun yirminci yılını geride bırakan Yiğit Bener, Sakar Kalem’de okuma, yazma ve çeviri serüveninden yansıyan düşünceleri paylaşıyor okurlarla: Gerçekten edebiyatı dert edinerek, derdi gerçekten edebiyat olanlar için... Ayşe Sarısayın’ın sözleriyle: “Nedenlerini nasıllarını, öncesini ve sonrasını her yönüyle ele alarak, baş döndüren sorular silsilesiyle irdeleyerek, kesin bir yargıya varmadan, herkesin kendi yargısını oluşturabilmesi için tüm verileri ortaya koyarak...”

 

  • Yazar: Yiğit Bener
  • Yayınevi: Everest Yayınları
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786051858333

₺51,90

Kalbiniz, gerçekten kalbi olana denk gelsin. Herkes bir kalbinin olduğunu iddia etse de, düşünmeden kalp kıran o kadar çok insan var ki… Hayat yolunda yolunuz, yaralarınızı sevenlerle birleşsin. Sizi, siz olduğunuz için seven insanları sevin. Değiştirme çabasına girmeyen insanlar için çaba gösterin.

Her defasında kendisini haklı görenlere karşı asla haklı çıkamazsınız. Ya sizi geçmişinizden vururlar ya da geçmeyen yaralarınızdan… Kalplerindeki sinsilik gülüşlerinden akar.

Siz gülüşünde çiçekler açanlara koşun. Zor olsun güzel olsun diyerek ısrarla sizi hırpalayan insanlarla zaman kaybetmeyin. Bunun adı aşk değil bunun adı kendinize değer vermemek. Siz kendinize değer vermiyorken bir başkası size nasıl değer verebilir ki?

Her şey güzel olacak. Belki biraz daha canınız yanacak ama bir süre sonra boşuna üzüldüm diyeceksiniz. Hayat sizi ummadığınız anda çiçeklendirecek. Şu an döktüğünüz her gözyaşı, gönül toprağınızdaki tohumlara yağmur olacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺31,90

“Avrupalıların uzak beldelerdeki hareketlerini ve teşebbüslerini anılan medeniyet veya medenileştirme vazifesi namına hesap edecek olursak, sonuçta beklenmeyen ve pek aksi bir neticeye ulaşırız. 15. asırdan 18. asra kadar, esasen Avrupa kavimlerinin ahlaki mahiyetlerinden ‘servet kazanmak için her şeyi yapmak’ düsturundan başka bir şey beklenemez; onun için, keşfedilen arazi ahalisini kendi menfaatleri namına her surette kullanan, onları maddeten ve ahlaken her surette zarara uğratan ilk istilacılar, medeni bir vazife değil, zulüm ve vahşetten başka bir şey yapmamışlardır.”

Mustafa Suphi’nin, İtalya’nın Trablusgarp ve Bingazi’yi işgali üzerine 1912’de kaleme aldığı ve Türkçede sömürgecilik üzerine yazılmış en temel metinlerden biri olan Medenileştirme Vazifesi’ni (Vazife-i Temdin) yazarın iktisada dair iki makalesiyle birlikte sunuyoruz. Mustafa Suphi’nin, İtalya’nın Trablusgarp ve Bingazi’yi işgali üzerine 1912’de kaleme aldığı ve Türkçede sömürgecilik üzerine yazılmış en temel metinlerden biri olan Medenileştirme Vazifesi’ni (Vazife-i Temdin) yazarın iktisada dair iki makalesiyle birlikte sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 12 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2022
₺7,90

Çalışıyoruz. Yarınlar yokmuş gibi. Ki aslında pek de yok, çünkü yarın bugünle aynı, dünle de. Çalışma hayatının vaat ettiği yarın, yine çalışmak. Daha çok çalışmak. Hatalarımızdan ders çıkara çıkara, gelişe gelişe, düşe kalka; daha doğrusu düşmeye izin olmadan, hep ayakta kalarak çalışmak. Çünkü hep çok iş vardır.

Kızarız çalışırız, haksızlığa uğrarız çalışırız, ağlarız çalışırız. Biz çalışırız. 7/24 çalışırız. Uykularımızı feda ederiz. Zamanımızı, mekânımızı, hayatımızı armağan ederiz sorgusuz sualsiz. Hele ki lehimize bir kolaylık olursa daha da çok çalışırız. Zam alırsak iki kat, takdir görürsek üç kat fazla çalışırız. Az çalışmayı beceremeyiz, biz eğitimimizle emeğimizle geldiğimiz işin hakkını verme derdindeyiz; minnetle, tutkuyla, hırsla çalışırız.

Biz bu çağın hayalsiz büyüyen çocukları olduk. O yüzden de kaybolduk, hapsolduk bu labirentte. Artık çıkış yolunu arama, bu yolculukta kendimizi bulma vakti.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺40,00

Evrak Çantası, Murathan Mungan’ın düzyazılarını bir araya getiren kitapların sonuncusu. Kurgu ve kitaplaştırma mantığıyla özellikle Güne Söylediklerim, Hayat Atölyesi ve Tuğla ile süreklilik gösteren Evrak Çantası, 11 yazıyı bir araya getiren beş “göz”den oluşuyor:

“Deneme kitaplarımın her biri kendinden öncekiler ve kendinden sonrakiler arasında, yazı yaşamım boyunca yöneldiğim farklı ilgi alanları, ardına takıldığım temalar, söz almak istediğim konular, kişisel meraklarım konusunda iç bağlantılarla çatılmış bir süreklilik oluşturarak bir yazar olarak düşünce dünyama ilişkin bir profili bütünlüyor.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺28,12

İster kadın olsun ister erkek, insana çok erken gelir yaş korkusu...
30 yaşına giren insanların çoğu benzer bir bilanço yapar,
30 yaşı gençliğin sona erişi diye düşünür...
Oysa asıl tehlikeli yaş olan 40’a daha on yıl vardır.
Sonra o on yıl da geçer ve 40’a gelirsiniz.
Gençliğin sonsuza dek bittiği duygusu gelmekte olan günlerin güzelliğini sizden avans olarak alıp götürür...
İçiniz mi karardı?..
Kararmasın...
Şimdi yaş korkusunu, gençlik elden gitti evhamını, gecikmiş pişmanlıkları, “eyvah”ları, “keşke”leri yavaşça yere bırakıp oradan uzaklaşın...
Hiç korkmayın. Hiç telaşa kapılmayın. Çok güzel, hatta en güzel yıllarınız geliyor...
Bunu size söyleyen insan 75 yaşında bir erkek...
Ve bu kitabın yazarı...
Onun sözüne kulak verin: Dolu dolu yaşanmış bir on yıl sandığınızdan çok daha uzundur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺65,50

Mevsimsiz Yazılar, edebiyatımızın kanonik yapısını ortaya çıkaran eleştirel denemelerden oluşuyor. Özdemir İnce bir döneme, dönemin yazınsal iklimine yaratılan edebi ürünlerin ekseninden bakarken, düşünsel arka planını da sorgular. Onun soran/sorgulayan bakışında ufuk açıcı birikiminin yansılarını gözleriz. Edebiyat düşüncesini var eden ortamın ne olduğuna dair her dem dönülüp okunabilecek metinleri bir araya getiriyor Mevsimsiz Yazılar. “İnsan çıkmazda olduğu için şiirin de (bu bütün sanatları içine alacak biçimde genişletilebilir) çıkmazda olması, toplumsal gelişme ile sanatsal gelişme arasında “mutlak” bir koşutluk, bağımlılık olduğu anlamına gelmez mi? Oysa sanat ile toplum arasındaki ilişki “mutlak” değil “görece”dir. Tıpkı Marx’ın dediği gibi: “Bildiğimiz gibi sanatın en yüksek gelişmesinin belirli dönemleriyle ne genel toplum gelişmesinin, ne de toplum örgütünün maddi temeliyle iskelet yapısının doğrudan doğruya bir bağlantısı yoktur.” Marx’ın bu cümlesi elbette bir ayet değildir, ancak tersi kanıtlanıncaya kadar da başvurulacak bir doğru olarak kabul edilmesi gerekir.” Özdemir İnce


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺59,25

Özdemir İnce yaşadığımız yakın tarihin kaydını tuttuğu bu yazılarında, en başta Cumhuriyet’i oluşturan ilerici değerlerin savunusunu gerçekleştiriyor. Sürekli hafıza tazeleyerek ilerlerken, günümüz siyasetine odaklanan bu yazılar, eğitimden kültür politikalarına, Türkiye’deki siyasal sistemin, siyasal partilerin ve muhalefetin sorunlarına uzanan geniş bir alanda birbiriyle ilişkili konuları ele alıyor.

Sözünü esirgemeden, Aydınlanma değerlerinin, laikliğin, bilimsel akılcılığın çerçevesinden bakan, aynı zamanda gerçekçi, acımasız ve çoğu zaman da muzip bir dille gözlerimizi kapayamayacağımız olgulara dikkatimizi çekiyor. Sonun Sonu, cumhuriyet uğruna hala sahip çıkacak şeyler var diyenler için zamana dirençli bir kaynak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺59,25

Esra Oflaz Güvenkaya, kitabında sizi farklı yolculuklara çıkarıyor.

Yazılanları okurken bunların birebir anı olmadığını, ama yaşam öyküsünün kronolojik anlatımını da içermediğini hemen anlıyorsunuz.

Yaşamdan, yaşanmışlıklardan süzülüp gelen deneyimlenmiş yaşanan anlarının birer parodisi denebilir. Ama daha da ötesi o parodiyi ironik ve bir o kadar da sofistike kılan, bir aile rapsodisine neşter vurarak yaşananların kederli, sevinçli hatta öğreticiliği içeren bir bakışla kaleme alınması; Esra Oflaz anlatısını okunmaya değer kıldığı kadar sizi bir okur olarak da düşünmeye/yaşamı sorgulamaya, kendi yaşama patikanızın izlerine dönmeye yöneltiyor.

Yaşamdan sahneler diyebileceğimiz her anısal birikimin zihinsel yolculukların bir ürünü olduğu gerçeğini de bize hatırlatıyor.

İçinizde bazen bir burukluk bıraksa da; çocukluktan genç kızlığa, oradan yetişkinliğe uzanan yaşama yolculuklarında bir varoluş öyküsüyle karşılaşırsınız.

Kendi olmak, kendini inşa edebilmek serüveninin buruk öyküsü… Bir o kadar da ironisini içinde taşıyan “sahici” bir öyküdür anlatılan.

-Feridun Andaç

“Yaşam gerçekte kim olduğumuzu hatırlamaya olan mücadele, özümüzü bulmaya, ahengimizi kurmaya, ruhumuzun tekâmülüne ermeye olan direniştir.”

-Esra Oflaz Güvenkaya

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺72,00

Duygularımız durmadan akan derelere benzer. Doğduğumuzda pırıl pırıl olan o berrak dereye attığımız her sıkıntı, her kaygı, her üzüntü rengini değiştirir, onu bulanıklaştırıp karartır.

Bütün güzelliğine ve ihtişamına rağmen, hayat huysuz ve bencildir. Huysuz bir hayatla mücadele etmek, iyi yaşayabilmek ciddi bir sanattır. O sanatı da hayat kendisi öğretir bize; onun sesini duyanları, özen gösterenleri, anlamaya çalışanları bilir. Ona bakışımızı, duyduğumuz hayranlığı, onunla mücadele etmekten vazgeçmeyeceğimizi hissettikçe, bizimle başka türlü bir ilişki kurmaya başlar. Bize arkasını dönmez, unutmaz. İki kere vursa da üçüncüde öyle güzel şeyler yaşatır ki şaşırır kalırız.

Huysuz hayatla iyi geçinebiliyor, bunun için mücadele etmekten hiç yorulmuyor ve vazgeçmiyorsak, ne mutlu bize. Çünkü sadece bu mücadeleden hiç vazgeçmeyenlerin dereleri güneşte pırıl pırıl parlayarak akar…

Gülseren Budayıcıoğlu bir kez daha kendi “Kırmızı Oda”sının kapısını aralıyor ve orada biriken hikâyelerden seçtiklerini bizlerle paylaşıyor; “hayatın sesi”ni daha iyi duyup anlayabilelim diye…

₺47,60

Bu kitap sizi aşk okuryazarı yapacak. Aşk gibi hesaba gelmez bir olgu, matematik gibi soyut bir dile dökülünce, kullanışlı sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Bu matematiksel modele Şeref Eğrisi dedim ve okura yardımcı olması için süreci safhalara bölerek anlaşılabilir kıldım.

Okur, aşk sürecinin hangi safhasında olursa olsun, Şeref Eğrisi yardımıyla bulunduğu yeri, geride bıraktığı
safhayı ve daha da önemlisi bir sonraki adımda onu nelerin beklediğini görebilecek. Kendisinden önce bu
yoldan geçenlerin başına gelenlerden haberdar olacak. Kitabın amacı, aşka dair bir akış, bir tema, bir yönelişin sanıldığı kadar gerçeküstü olmadığını, sürecin yönetilebilir alanlar taşıdığını ve hangi hataların
kaçınılmaz, hangilerinin düzeltilebilir olduğunu göstermektir.

Aşkı Anlama Kılavuzu, çoklu disipliner bir yaklaşımın sonucu yazıldı. Yalnızca matematiksel bir yaklaşım değil, aynı zamanda edebiyatın bize sunduğu, iyi ifade edilmiş tanımları birleştirmek gerekiyordu. Şiirler, romanlar, öyküler ve güfteler... Şairler ve matematikçiler pekâlâ birlikte çalışabilirdi. Zaten yüzyıllar boyunca bize bıraktıkları eserlerle bunu yapagelmişlerdi. Kadın, erkek, genç, yaşlı, âşık, henüz âşık değil, ilişkiye
yeni başlamış, ilişkiden çıkmış olsun, herkesin kendine dair sorunları tanımlayabileceği, çözüm için ilham
alacağı yöntemler sunan Aşkı Anlama Kılavuzu okurun başucu kitabı olacak...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺90,00

Hemen hemen herkesin evinde fiziksel şikâyetlerini gidermek için bir ecza dolabı ve içinde de çeşit çeşit ağrı kesiciler, yara bantları, bandajlar veya şifalı merhemler vardır. Peki ya şikâyetleriniz fiziksel değil de ruhsal nitelikteyse?
Manipülasyon, korku ve blokajlar kişisel gelişiminizi yavaşlatan; öz güven, öz saygı, öz değer ve kabul zamanınızı yok eden büyük engellerdir. Pozitif psikoloji, sonunda yeni bir çığır açmanız ve hayattan zevk almanız için size en iyi araçları sunar. Bu sayede, hayatın size sunduğu zorlukları dört gözle bekler ve çok daha fazla öz bilgi kazanırsınız. Tüm hatalarınız ve zayıflıklarınızla kendinizi takdir etmeyi öğrenirsiniz.
Daha başarılı, kişisel gelişimi teşvik eden, tatmin edici ve daha mutlu bir yaşam sürmek için bu kitaptaki bilgi ve görüşleri kullanın. Bu kitap, ilişkilerin ve bağlantıların işe yaraması anlamında size rehberlik edecektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺31,50

“Olumlu yönde siyasi ve toplumsal değişim için yalın, apaçık bir manifesto.”
Paschal Donohoe - İrlanda Ekonomi Bakanı

“Gücü beklenmedik bir ironiyle etkisiz hale getiren, size bir neşter ve bir çiçek vererek günümüzü anlamanızı sağlayan dehaya sahip. Ece Temelkuran’ın büyüsü bu.”
Roberto Saviano - Yazar

“Üstesinden gelebileceğimiz bir kederden mustarip olmak. Henüz sahip olmadığımız bir özgürlüğe hasret kalmak. Bunlar, Beethoven’ın ruhumda bıraktığı duygulardı. HepBeraber de bende aynı duyguları uyandırdı.”
Yanis Varoufakis - Yazar, ekonomist, siyasetçi

Dün için pişmanlık duymak ya da gelecekteki daha iyi günleri beklemek yerine “hemen, şimdi için” düşünen ve umut eden yeni bir politik-duygu anlatısı... Ece Temelkuran, her yerinden sökülen bir dünyada her şeye rağmen insana inanmanın büyüsüne dair bir manifesto sunuyor HepBeraber’de: Güzellik yaratmanın insanlığın kaderi olduğuna inanmayı seçenlere politik bir değişim için ahlaki bir sözleşme öneriyor. Şimdiye dek dört dilde yayımlanan HepBeraber, önümüzdeki günlerde üç dilde daha okurlarıyla buluşacak.

“Bugün yabancılaştırılmayacak kadar insan kalbine yakın, siyasi kutuplaşmayla parçalanamayacak kadar güçlü sözcüklere ihtiyacımız var. Bu sözcükler nefes almak kadar vazgeçilmez olmalı ve her dilde aynı anlama gelmeli. Nefes alma hakkımızı talep eder gibi, öylesine doğal ve zahmetsiz bir biçimde, beraberce arkalarında saf tutabileceğimiz sözcükler olmalı bunlar. Böylece bizi bastırdıklarında, kesin olarak bileceğiz ki, nefes alma hakkımızı inkâr ediyorlar.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺48,40

George Orwell’in ne zaman sigara içmeye başladığına dair herhangi bir kayıt yok. Sadece sigara içmenin yasak olduğu Eton Koleji’ne gelmeden önce başladığını biliyoruz. Hayatı boyunca ciğerlerinde sorunlar yaşayan ve sert tütünden sigaraları tek elle sarmaya Fransa’da geçirdiği dönemde alışan Orwell gerçekten de sağlam bir tiryakiydi, BBC’de çalıştığı sıralarda kantinde yamuk yumuk sarma sigaralar tüttürdüğünü gören arkadaşları bu manzarayı asla unutmayacaklardı.

Kitaplar ve Sigaralar, yazarın yedi denemesini bir araya getiriyor. Bu denemelerde, Orwell’in kitaba mı yoksa sigaraya mı daha çok para harcadığına dair hesaplarını, kitapçılık yaptığı günlerdeki anılarını, sansüre ve eleştirmenliğe dair fikirlerini görebiliyor, ayrıca çocukluğunun Birinci Dünya Savaşı öncesindeki günlerini de okuyabilme şansı buluyoruz.

“Hastanedeki yatağının yanındaki, hayatta kalsaydı kaleme alabileceği romanlara dair notlarından birinde ‘Sigara Odası Hikâyesi’ yazıyordu. George Orwell’in hayat hikâyesine de uygun bir başlıktı bu.” –John Sutherland

“Orwell’in denemeciliği, estetik açıdan düşünüldüğünde, romancılığından çok daha iyidir.” –Harold Bloom


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺28,90

George Orwell beş altı yaşlarından itibaren yazar olması gerektiğini biliyordu. Bir kaplana dair olduğunu hatırladığı, küçük yaşta kaleme aldığı ilk şiirinden başlayarak onu geçimini sağlayacağı denemelere, 1984 ve Hayvan Çiftliği gibi klasiklere kadar götüren yazarlık yolculuğunda bildiği yoldan şaşmayan bir kalemdi. “Neden Yazıyorum” bu açıdan, boş sayfanın başına geçen yalnız çocuklar, yazıya hayatını adayanlar için değerini hiç kaybetmeyen bir metin oldu.

George Orwell Neden Yazıyorum’a adını veren denemesinde yazma içgüdüsünün ardındaki sebeplerin neler olabileceğini irdeliyor, “Aslan ile Tekboynuz”da savaş zamanı İngiltere’sine mercek tutuyor, “Bir İdam”da Burma’da görev yaptığı dönemde idam edilen bir mahkûmu anlatıyor, “Bir Fili Vurmak”ta ise yine Burma’da saldırgan bir fili öldürmesi emredildiğinde yaşananları aktarıyor.

“‘Neden Yazıyorum’ birçok nesilden okuru derinden etkiledi. Çünkü kemikten gelen bir ahlaki güvenirliğe, sanatsal kuvvete sahip bir adam ve yazar olan George Orwell’in kaleminden çıkmıştı; ne yazıyorsa onu yaşıyor ve tecrübelerinin derinliklerinden beslenerek yazıyordu o.” –John Rodden

“Orwell; Hazlitt, belki de Dr. Johnson’dan sonra, en büyük İngiliz denemecisi.” –Irving Howe


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺24,90

George Orwell üzerine çalışmalarıyla da bilinen Peter Davison’a göre yazarın denemelerini bu kadar başarılı yapan nitelikler, onun alt sınıflara ilgisi, bağımsız sosyalizm yorumu, edebi ve sosyal eleştirmenliği, emperyalizm karşıtlığı ve popüler kültüre olan alakasıydı. Orwell’in Balinanın Karnında’daki denemelerini okuyunca bu yorumun ne kadar doğru olduğunu bir kere daha anlıyoruz.

Orwell’in bu kitapta derlenen denemelerinde yazarın sanat ve propagandaya dair fikirlerini, İspanya İç Savaşı’ndaki deneyimlerini ve İngiltere’deki antisemitizmi öğreniyor, aynı zamanda Henry Miller, Shakespeare ve Tolstoy gibi yazarlara dair yorumlarını da okuyoruz. Balinanın Karnında, ilgileri geniş bir yelpazeye yayılan bir yazarla ufuk açıcı bir yolculuk.

“George Orwell’in iki savaş arasındaki sosyal isyanın tek dâhi edebiyatçısı olduğunu kabullenmenin vakti geldi artık.” –Arthur Koestler

“Orwell’in deneme sanatına tekrar can verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.” –Peter Davison


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺32,80

Sırf sevdiklerin üzülmesin diye tek başına sahiplendiğin acılar vardır.

Sana anlatmadığım, anlatamadığım şeyler de var anne. Kim bilir, belki de senden öğrendim içimin fırtınalarını yüzümdeki gülümsemeyle ve dudağımdaki, “İyiyim ben,” yalanlarıyla kapatmayı. Kim bilir, belki de sen anlıyorsun gözlerimdeki acıyı. Ama ne senin sormaya dilin gidiyor ne de benim anlatmaya cesaretim yetiyor. Oysa uzanıp dizlerine, “Yoruldum artık anne!” diyerek ağlamayı ne de çok isterdim. Ama sen beni yine de iyi bil anne. Ne ben artık senin arkana saklanacak kadar küçüğüm ne de sen beni o yorgun dizlerinde taşıyabilecek kadar güçlüsün. Sebep olacağım her gözyaşına kurban olurum. Sen kendine iyi bak annem. Ben toparlanmanın yolunu nasıl olsa bir şekilde bulurum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺27,30

Asla büyük konuşma.

Başkasının başına gelen her şey senin de başına gelebilir.

Yokluğunun fark edilmediği, varlığının değer görmediği, başkalarının senden daha çok önemsendiği, yüzünün gülmediği yerleri ve insanları sahiplenme sakın.

Sadece başkalarının hayatlarını kolaylaştırmak için varsan ve sadece fedakârlıkların sonucunda güzel sözler duyuyorsan; yani yaptıklarınla takdir ediliyor, yapmadıklarınla eleştiriliyorsan eğer, işte o zaman sessizce kır zincirlerini, yüreğini topla ve tüm acılara elveda de. Çünkü ne senden bir tane daha var ne de yaşayacağın ömürden...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺27,30

Gücünü sevdiklerinden alan ve onlar için ayakta kalan kadınlara selam olsun.

Zordur içi dışı bir kadınların anlaşılması. Zordur değerlerine göre yaşayan bu kadınların kendilerini diğerlerine anlatması. Hani zorluklarda kaçmak yerine savaşmayı seçen, düştükleri dikenli yollarda kendilerine yeni yollar çizen ve yeri geldiğinde de acılarına bile gülümseyen kadınlardan bahsediyorum. Dert anlatmak için oturdukları masalardan dert dinleyerek kalkan, inandıkları bir doğru için tüm limanları bir anda yakan ve karar verip yola düştüklerinde  kimsenin gözyaşına acımayan kadınlar var diyorum. 

Yalnızlığı iliklerine kadar hissetseler de kişiliklerinden asla ödün vermeyen, ağladıklarında gözyaşlarının son damlasına kadar ağlayan, mutlu olduklarında ise herkesi kıskandıracak kadar içten gülen ve yaşadıkları tüm olumsuzluklara rağmen yine de hayattan zevk almasını bilen kadınlara sesleniyorum. Birileri tarafından değeriniz bilinmese de, unutmayın ki birilerinin olmazsa olmazısınız. Birilerinin can damarı ve hayat pınarısınız. Fırtınalarda köklerine ve sevdiklerine tutunup dimdik ayakta kalan kadınlar, Siz İyi Ki Varsınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺27,30

Ben suskun değilim,
Sevdiklerim bana sağır!

Sessizce yaşayan kadınlar var...

Kendinden başka hiç kimseye zararı olmayan, hüzünlerini gülümsemelerinin arkasında saklayan ve artık masallara inanmayan kadınlar…

Yorgunluklarını gözlerinde taşıyan, konuşmaktan bıkmış, içine kapanmış, hayatı tecrübeleriyle sorgulayan, susan ve anlaşılmayan kadınlar…

Gündüzleri nafakası için çabalayan, geceleri yalnızlığına sarılan, her şeye rağmen yine de inatla ayakta kalan ve sevdikleri için yaşayan kadınlar…

Saçınızdaki her beyaz, ışığınız; akıttığınız her gözyaşı, ahınız ve doğruluktan ayrılmayan kalbiniz de sizi diğerlerinden ayıran en büyük farkınız olsun...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺27,30

Var Bir Hayalimiz Uğur Gökbulut – Talha Bora Öge

“Solumu sevdiklerime, yolumu ise Allah’a bıraktım.”

Nice güçlü kadınlar tanıdım. Başkalarının darmadağın olduğu fırtınalarda yılmayan, yıkılmayan kadınlar. Evet, kalın duvarları vardı ama yumuşacıktı yürekleri. Evet, yorgunlardı fazlasıyla ama yine de ışık saçardı gözleri. Kendini ezdirmeyen, sevdiklerinin üzerine titreyen, güvensizlik yaşasalar da insanlıklarından asla vazgeçmeyenlerdi onlar: hak yemeyen ve hakkını yedirmeyen kadınlar. Kaldıkları yerleri cennete çeviren ama kıymetleri bilinmeyen, sevdikleri kadar sevilmeyen ve kapattıkları kapıya asla geri dönmeyen kadınlar. Neyi eksik yaşadıysanız, eminim ki fazlasıydı hakkınız. Dilerim tez zamanda kabul olur dualarınız…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺27,30

Nedim Gürsel bu kitapta Van Gogh, Leonardo da Vinci, Rubens, Tolstoy, Rilke, Sartre, Semprun, Nâzım Hikmet gibi büyük ustaların yapıtlarını etkilemiş kentleri ve coğrafyaları anlatırken onların son yıllarına da ışık tutuyor. Son nefesini verirken “Yaşamayı öğrendiğimi sanıyordum, meğer ölmeyi öğreniyormuşum” diyen da Vinci’nin tablolarında, Van Gogh’un aklın sınırlarını zorlayan dünyasında, Tolstoy’un bir istasyonda ölümle buluşmak üzere terk ettiği Yasnaya Polyana’da, Semprun’un eşsiz üslubuyla dile getir- diği Buchenwald Toplama Kampı’nda ve Nâzım Hikmet’in sürgün yaşadığı kentlerde unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor okuru. 

“Beni etkilemiş yazar ve sanatçıların ‘son fasıl’larının izini bizzat yerinde sürmemin nedeni kendi ‘son faslımı’ yaşıyor olmam sanırım. Azrail zamandan çaldığı akrep ve yelkovanla kapıya dayandığında ‘Hoş geldin ama biraz bekle, vakit var daha!’ diyemem. Bundan sonrası bilinmez değil, bir bilene sormaya da gerek yok. Öncesi ardımda kaldı, sonrası önümde, yokluğa beş kala. Hepsi bu işte.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2021
₺36,08

Umut, yendiğin acılardır, unuttuğun ağrılarındır.

Umut, başka bir yol bulmaktır. Yenilemektir kendini, kendini yeniden tanımaktır. Kalbinin “sızlamadığı” yerde barınmaktır. Mutlu fotoğrafların içine dalmaktır. Müziği değiştirmektir umut. Seni gülümseten şarkıyı keşfetmektir. Başka kitapları okumaya zaman ayırmaktır. Kaybolduğun sayfalarda, altını çizdiğin sözler olmaktır.

Umut, aynaya baktığında kendini sevmeyi öğrenmektir. En büyük servetin kendini biriktirmek olduğunu kavramaktır. Dizindeki yaralara bakıp nasıl geçtiğini hatırlamaktır.

Umut, yendiğin acılardır, unuttuğun ağrılarındır.

Umut, her gece gözlerini kapatıp sabah hiçbir şey olmamış gibi yine açmaktır. Umut, her defasında yeni bir gün, her defasında yenidendir, yenilenendir.

Umut hep vardır ve bizimledir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺22,50

Akıp giden su gibi güzeldi işte geçip giden zaman da. Akması, geçmesiydi önemli olan ve bizim de onlarla akmamız, geçmemiz, esmemiz, uçmamız, yüzmemiz, yürümemiz, koşmamız, durmamız, bakmamız, susmamız ve yazmamız... Sonra günlerimiz vardı, olup olacağı yedi gündü, iki avcumuza sığardı, ‘hayırlı cumalar’ kadar ‘mavi cumartesiler’, ‘uykulu pazarlar’, ‘güneşli pazartesiler’, ‘sakin salılar’, ‘iyimser çarşambalar’, ‘uğurlu perşembeler’ de demek iyiydi.”

-Haydar Ergülen


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺40,60

“İnsanın, kendisine kavuşmak için sürdürdüğü yolculuk, tıpkı bu yolculukta soracağı sorular gibi, hiç bitmeyecek. Karşılaştığı her durum da, içsel yolculuğunun birer durağı gibi, ona soluklanma, yaşadıklarını sindirme ve yola devam etme gücü verecek.”

Dört Gün Buda, Üç Gün Zorba’nın yazarı Ünal Ersözlü, tevafuk ve kuantumun ortaklığını işaret edip, bizi gölgemiz gibi takip eden kaderimizle ilişkimizi güzelleştirmeye çağırıyor. İlk Yedi Bilge’den eczacılara, şairlerden doktorlara kadar, insanlık için hayatı daha iyi, daha doğru ve anlamlı hale getirmeye gönül vermiş ariflerin yorumlarını da arkasına alarak, yolculuğumuzu tatlandırmamızın yollarını gösteriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺31,50
₺42,00

Ne yazı ne şiir, ikisi de edebiyat değil. İnsanın yazısı, elyazısı, alınyazısı, olyazısı, yolyazısı. Bazen büyük okyanuslar gibi gözüken, hem içimizi hem aklımızı kavuran, yakan, susuzluktan boğulduğumuz bu çölden çıkmak için gereken yolluğumuz bizim. Yazı da yolluk şiir de. Uçurumdan da, azgın nehirlerden de, çölden de onlarla çıkıyor insan ve onlara çıkıyor. Tarhan Gürhan’ın Uçurumu Koruyan Korkuluk kitabı, Cemal Süreya’nın Uçurumda Açan kitabının adını hatırlattı, ‘uçurumda açan çiçek’ oldu. Uçurumda açıyor ama zehirli değil, yakıcı. Zehri atmak için kaçınılmaz olarak yakıcı. 

- Haydar Ergülen

Yıllar önce Alkoliçe - Kendini Kundaklama Dersleri ile aşkın ve ayrılığın haritasını çizen Tarhan Gürhan, Uçurumu Koruyan Korkuluk’ta ayrılıkla ve özlemle başa çık(ama)ma günlerini anlatıyor. Ayrılıkla başlayıp çöpe atılan şişelerle sona erdirilmeye çalışılan aşkın her hali, hayat ve ölümün kıyısında geziniyor. Gürhan’ın fişlerden dolaplara, peçetelerden gazetelere her anını kayda geçirdiği günlerinin bir araya geldiği ve bir aşkın anatomisini çizen bu kitap, sizi korkularınızla değil; korunması gereken uçurumların varlığıyla yüzleştiriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺47,60

Kayıp Kitaplar Kütüphanesi’nde İlk Türkçe Gotik Roman
– ilk defa latin harfleriyle –

“Evvela benim deli olmadığıma emin olmalısınız. Akıl sağlığım tamamen yerindedir. Hiçbir hastalığım yok ama ihtiyarım. Ah gücünü tüketmenin en üstünde olan bir ihtiyar, bütün ihtiyarların ihtiyarlığından daha fazla ihtiyar... Kaç yaşındayım? Seksen? Yüz? Yüz yirmi yaşında mıyım? Bunun aslını bilmiyorum. Bu husustaki hissimi aydınlatmaya yarayabilecek hiçbir şey yok. Ne yazılı bir vesika, ne hatıra, ne şahit! Çünkü ancak birkaç günden beri ihtiyarım.”

Selim Nüzhet Gerçek’in Claude Farrère’in La Maison Des Hommes Vivants eserinden uyarladığı bu eser, edebiyatımızın nereyse hiç anılmayan kayıp bir eseri. İleri gazetesinde tefrika edildikten sonra 1922 senesinde basılan Canvermezler Tekkesi, edebiyatımızda korku türünde yeni bir keşif. Bu eserin basımına değin bu olağandışılıkta ve bu kadar net biçimde gotik unsurlar içeren bir Türkçe roman olmamıştı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 11.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺43,40

“Yıllardır yapılan her araştırma aynı şeyi doğruluyordu. Sonunu bilmek hikâyeyi güzelleştirir, zannedildiği gibi heyecanı öldürmez, aksine körükler. Bundandır ki bazılarımız kitabı okumaya başladığında en arka sayfaya kaçamak bir bakış atar. Elbette bile isteye hikâyenin tüm ayrıntılarıyla paylaşılmasından bahsetmiyoruz. Daha çok merak etmenizi sağlayacak Hansel ve Gretel kıtırlarından bahsediyoruz.”

İlk kitabı Zihin Koleksiyoncusu ile hatırı sayılır bir okur kitlesine ulaşan Doç. Dr. Aslı Kotaman, ikinci kitabı Açıkçası Canım Umurumda Değil’de yine insan olma hallerimize odaklanıyor. Gitmeye ve kalmaya, ayrılıklara ve birlikteliklere, korkulara ve mutluluklara dair yazılara filmler, tablolar ve kitaplar eşlik ederken kendimizi ve toplumu anlamlandırmak için çizebileceğimiz yolların katmanlı bir haritasını çıkarıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 135
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺39,20

Hepimizin hayranlıkla izlediği, adını sinema tarihine yazdırmış o filmlerin senaryoları nasıl yazıldı? Ödüllü senaristlerin doğru yaptığı neydi? Ya da gelin şöyle soralım; iyi senaryo yazmanın bir formülü var mı? Aslına bakarsanız evet bir “formül” var. Bu sihirli bir formül değil; çok çalışmayı, çok okumayı, çok izlemeyi, senaryonun yapısını en iyi şekilde çözmeyi gerektiriyor. İster kendi senaryonuzu yazmak için yola çıkmış olun, ister kendi halinde bir sinema âşığı, bu kitaptaki her detay size heyecan verici kapılar aralayacak. Turgut Yasalar, Ben Bir Dâhiyim Ama Henüz İlk Filmimi Çekmedim kitabıyla yönetmen koltuğundan sesleniyordu, bu kez de senarist kimliğiyle her seviyeden sinemaseverin keyifle okuyacağı bir kitapla karşımızda.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺25,20

“Hem ‘çerçöp’ün hem de ‘çer’in çeşitli anlamları var sözlüklerde. Hem o anlamlara uygun bir kitap bu hem de ‘çer’e benim yakıştırdığım ya da öyle sandığım ‘yol’a. Öyleyse çerçi de yolcu oluyor. Ama eli boş gitmeyen yolcu.”
- Haydar Ergülen

Haydar Ergülen “Tuhafiye: Hayalhâne Denemeleri”nden sonra “Çerçöp: Öteberi Denemeleri”yle karşımızda.

Haydar Ergülen, Çerçöp’te okuru bir daktilonun, kâğıdın ya da artık bir çocukluk anısı olarak zihinlerimizde yer etmiş duvar halılarının dünyasına bir yolculuğa çıkarıyor. Mahalleye gelen ilk telefon, ilk Avrupa yolculuğu, ikinci olmaya ve uykuya övgü... Eskişehir’de geçen çocukluğuna, kimi zaman 80’lerdeki ODTÜ yıllarına ve günümüzün karantina deneyimlerine kadar tüm yazılar Ergülen’in şair diliyle birleşince bir oturuşta okumak isteyeceğiniz bir kitap çıkıyor ortaya.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺21,00

“Yaşantı” kelimesini bulan şairi bilir misiniz? Peki, Yavuz Zırhlısı’nın büyük şair Nazım Hikmet’in hayatındaki yerini? Hangi ünlü şair, komşu bahçelere dalıp erik çalardı? Düdüklü tencerede şiir kaynatanlar, karnında güneşi taşıyan ressamlar, boksör şairler ve çok daha fazlası tarihin tozlu sayfalarından kopup Balkondan Düşen L’de bir araya geliyor. Nâzım Hikmet’ten Orhan Veli’ye, Can Yücel’den Edip Cansever’e, Prevert’den ve Cezanne’a, Ahmet Zeki Kocamemi’den Bedri Rahmi Eyüboğlu’na, Flaubert’ten Van Gogh’a bir anılar ağı örüyor Fatin Hazinedar.

Bu anılarda, ilginç rastlantı ve olaylarda, iz bırakmış sanatçılar birbirine öyle beklenmedik bir şekilde değiyor, öyle anlarda birbirlerinin kaderini değiştiriyor ki şaşkınlığınızı gizleyemiyorsunuz. Elinizdeki kitabı okuduktan sonra edebiyat tarihimizin en önemli isimlerini bir daha eskisi gibi göremeyecek, hayatları hakkında hiçbir yerde bulamayacağınız detayları Hazinedar’ın keyifli hikâye anlatıcılığı vasıtasıyla öğreneceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺26,60

Günaydın’ı yalnızca bir sözcük sanmayın! Sabahın ışığıyla yıkanmış bir dil pırıltısıdır o. Sekiz harfli bir anahtardır, yalnızlığın çıkış kapısını aralar. Günaydın diyen, yalnız bırakmayı ve bırakılmayı reddetmiş demektir. Gönül çelendir günaydın, buzkıran gemisidir. Ağzımızın içindeki deniz feneridir. Öylesine güzeldir, “Bu sabah ışığın elinden birlikte tutalım mı?” cümlesinin kısaltılmışıdır.
Günaydın, kardeşidir merhaba’nın. Kolay gelsin’in, teşekkür ederim’in yakınıdır. İyi geceler’i soracak olursanız, o da günaydın’ın pijama giymiş halidir!
Akgün Akova bu paha biçilmez sözcüğü söylemeyi bir sanata dönüştürüyor. Çektiği fotoğrafların eşliğinde hem gözünüze hem de gönlünüze günaydın diyerek.
Günaydın Deme Sanatı bir çift kanat sesiyle size söylenen benzersiz bir gün doğumu kitabı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺43,50
₺58,00

Gerçeğe karşı neden bu kadar tutkululardı? Vazgeçilmez olan neydi? Vazgeçenler bizlere hangi mesajı bıraktı? Hayalleri için ne yaptılar? Nelerden korktular, neye tutundular? Onları farklı kılan neydi? Farklı olmak neler getirdi?

Orhan Tüleylioğlu, farklı alanlarda tanınmış isimlerin hayat hikâyelerinden kesitler sunduğu kitabında gerçeği söylemenin tek bir yolunun olmadığını, gerçek üzerine ısrarcı olmanın ise dünyanın hemen her yerinde ortak bir kader yaşattığını anlatıyor. Gerçeği Söylemek, kimi zaman sırf merakları için, kimi zaman yüksek idealleri uğruna, kimi zaman ise sadece daha mutlu olabilmek için harekete geçenlerin ve değişim yaratanların yol haritasını çıkarıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺21,00

“Acılarımı doya doya yaşamaktan yanayım. Ne bir ilâçla uyuşmak, ne de başkalarının tesellisine sığınmak isterim. Acının her hücreme işlemesine, kendini kabul ettirmesine izin veriyorum ve bir yerlere de kaçıp gitmiyorum. Çünkü acı içimizdedir, mekânda değil.”

“Başa çıkamayacağım kötü zamanları ölümcül hastalıklara benzetirim. Onların varlığını kabul etmemek, yadsımak çare değildir. Onlarla uzlaşmaya varırım ama teslim olmam. Enerjimi isyanla harcayacağıma, kabullendiğim bu davetsiz misafirlerin beni yok etmeden, ezmeden benimle yaşamasına
izin verir ve geleceğe odaklanırım.”

“Keşkeleri tecrübe zenginliğine, endişeleri programlı olmaya yönlendirdiğimizde, bu iki negatif duyguyu da pozitife
çevirmiş oluruz.”

“Sanal ortamda tanımadıklarımıza harcadığımız zamanı değerlendirebileceğimiz, gerçek hayatımızda gerçek insanlar, olaylar var. Zamanımızı çaldırmayalım.”
Ay Taşı Tanrıçaları, yazarın, yaşam deneyimlerini kaleme aldığı kadınsal olayları içerse de her cinse ve her kesime hitap edebilecek yol gösterici bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺63,20

Sana, bu çay sohbetinde yol arkadaşlığı edebilirim diye düşünüyorum. Paragraflar arasında küçük molalar da veririz şimdiki zamana dair, kim bilir? Hani o sağa sola savrularak yürüdüğümüz yollar, hani o yaşanmışlıkların köşe başları, hani o ‘U’ dönüşleri, hani o duraksamalar, hani o hızını alamayıp da duvarlara toslamalar… Hepsini, her şeyi konuşuruz. Belki, bu satırlar ile bir süreliğine de olsa yarenlik edebilirim sana. Haydi arkadaşım! Haydi tanıdığım! Hoş geldin hiç tanışıp da selamlaşmadığım insan! Sefa getirdin bu sohbete Uzak veya yakın, ne fark eder. Sen bi çay koy, laflayalım. İyi gelecek ikimize de… Selam ile…

Cem Ayaz

Yaşamı boyunca hayatı, insanı, olayları anlamlandırmaya ve üzerine düşünmeye çalışmıştır. Felsefe ile iç içe olan bakış açısıyla da bu çabalarını, yazıya ve şiire dökmüştür. İnsanlık ve doğa için aklın ve bilimin rehberliğini ilke edinmiştir. Ayrıca onun için beyaz kâğıtlar üzerinde düşüncelerini ifade etmek, bir yaşam biçimidir. Çünkü hayatı, sevinci, tasayı, umudu, umutsuzluğu, sevgiyi, nefreti, kavgayı, barışı… Yani “insan”ı yazar. An gelir göğsü kabarır, gözleri yaşarır, vatan ve Mustafa Kemal’i yazar. Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiyesi onun sevdasıdır ve onun büyük ülküsü için yazar. İlk eseri ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ ile yakın siyasi tarihimize notlar düşmüştür. İkinci eseri ‘’Saat 9’u 6 Geçe, O Acının İzleri’’ ile de o büyük kaybımız, Atatürk’ümüzün aramızdan ayrılışının hazin öyküsünü sayfalara dökmüştür. Üçüncü eseri, Türk şiirine yeni bir nefes diye tanımladığı ‘’Şiirin Kitabı’’dır. Okuyucuya o eserinde ‘’Dünyayı şiir ile kucaklamaya var mısınız?’’ diye sormuştur. Dördüncü eseri olan ‘’Sen Bi Çay Koy Laflayalım’’ adlı bu çalışması ise dinlence, düşünce ve sohbet kıvamındadır. Bu kitap sohbetini sizlerle pay eden Yazar Cem Ayaz bu eserinde, hayatın içindeki yaşam öykülerinden edindiği izlenimlerini kâğıda ve kaleme dökmüştür. İzmirlidir ve Nilsu isminde bir kız evlat babasıdır.

Sayfa Sayısı 224 Ebat 13,5 x 19,5 Kağıt /

İç Baskı Siyah Beyaz 52 gr Cilt /

Kapak Amerikan Bristol 230 gr.

ISBN / Barkod 9786056973314

 

₺37,90

Thomas de Quincey, her gün bol miktarda afyonruhu tükettiği dönemdeki gerçeküstü sanrılarını, uykusuzluğunu, kâbusa benzer hayallerini ve afyonun hazzı ile acılarını anlattığı bu efsanevi eserinde sanatçının kendini ifade etme biçimi ve bağımlılığı arasında bir bağ kurarak, sonraki nesillerde Baudelaire’den Burroughs’a, madde kullanımını edebi bir malzemeye dönüştüren isimlerin önünü açtı.

Tarih boyunca bazı kitaplar dünyayı değiştirdi. Bununla kalmayıp; bizleri ve birbirimizi görme biçimimizi etkiledi. O kitaplar ki tartışmalara, muhalif fikirlere, savaş ve devrimlere esin kaynağı oldular. Aydınlattılar, harekete geçirdiler, kışkırttılar, teselli ettiler. Yaşamımızı zenginleştirdiler ve bizleri ayrı ayrı kendi yaşamlarımızı sorgulamaya yönelttiler. Şimdi Kafka Kitap sizlere uygarlığı sarsan, insanlık tarihine yön veren ve kendimizi keşfetmemize yardım eden fikirleriyle; büyük düşünürlerin, çığır açanların, radikallerin ve ileriyi görenlerin eserlerini sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺33,50

Büyük yazar Tolstoy’un inanç, ölümsüzlük, özgürlük, şiddet ve ahlak gibi konulardaki gelenek karşıtı, tutkulu yazıları düşünsel temelde gerçekliğe dayanan bir hakikat ve din arayışını yansıtır. Ancak Savaş ve Barış ile Anna Karenina gibi eserlerinin başarısına rağmen elli bir yaşındayken geçmişine dönüp baktığında kendini başarısız bulmuştur. İtiraflarım, Tolstoy’un yaşlandıkça değişime ve dönüşüme uğrayan felsefi düşüncelerine ışık tutuyor.

Tarih boyunca bazı kitaplar dünyayı değiştirdi. Bununla kalmayıp; bizleri ve birbirimizi görme biçimimizi etkiledi. O kitaplar ki tartışmalara, muhalif fikirlere, savaş ve devrimlere esin kaynağı oldular. Aydınlattılar, harekete geçirdiler, kışkırttılar, teselli ettiler. Yaşamımızı zenginleştirdiler ve bizleri ayrı ayrı kendi yaşamlarımızı sorgulamaya yönelttiler. Şimdi Kafka Kitap sizlere uygarlığı sarsan, insanlık tarihine yön veren ve kendimizi keşfetmemize yardım eden fikirleriyle; büyük düşünürlerin, çığır açanların, radikallerin ve ileriyi görenlerin eserlerini sunuyor.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺39,50

Değerlerin tüketildiği bir çağda Arif Ay, Nuri Pakdil’in putkırıcı İbrahimî yürüyüşünün kolay anlaşılmayacağnı görüyordu. Yarım yüzyıla yaklaşan şahitliği onu Nuri Pakdil’in yazdıklarını şerh etmeye, açımlamaya götürdü.

Bir Yürüyüş Senfonisi ile Osmanlı Simitçiler Kasîdesi’nin her beytini Pakdil’in sanat ve düşünce dünyasına girmek isteyecek nitelikli okura rehber olacak bir şekilde açtı, açıkladı. Eliot’tan Sümbülzade Vehbî’ye, Dede Korkut’tan Kierkegaard’a, putkırıcı Hz. İbrahim’den ezeli ve ebedi biricik önderimiz Hz. Muhammed’e; Kudüs’ten Paris’e, minareleriyle uyanan İstanbul’dan balı sabra dönüştüren Bitlis’e, simidin tarihinden köy çocuklarının ayran tasına, dua ve medhiyeden putperestlere karşı buğza, yeryüzü ağıdından Mekke marşına Pakdil’in simgelerle dolu dünyasının kodlarını veriyor okura.

Nuri Pakdil Usta’nın yayınlandıkça her ay okuyup kesip sakladığı ve beğenisini de Arif Ay’a sık sık ifade ettiği bu kılavuz yazılar sizi başka bir âleme götürecek.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺33,25

Kadınlar neden makyaj yapar?
Kadınlar neden sürekli saçlarıyla oynar?
Kadınlar neden mini etek ve dekolte severler?
Kadınlar neden bekletir ve çok geç hazırlanır?
Kadınların neden giyecek bir şeyi, hiçbir zaman olmaz?
Bazı kadınlarla neden iletişim kurmakta zorlanırsın?
Kadınlar sevildiğini bildiği halde yine de neden "Seni Seviyorum’’ cümlesini duymak ister?
Bir kadın size kurabiye yapıyorsa…
Kadınlar neden maço erkeklerden hoşlanır?
Bir kadının sessizce gelip, sessizce gitmesi...
Bir kadın sadece arkadaşınız olmasına rağmen sizi neden kıskanır?
Kadınlar birlikte oldukları erkekleri neden kıskandırır?
Kadınlar neden ani duygu değişikliği yaşarlar?
Kadınlar neden meraklıdır?
Kadınlar neden birbirlerini kıskanırlar?
Kadınlar "birlikte” olduktan sonra neden ağlar?
Bir kadın, bir kadın için yine de diyorsa?
Kadınlar neden hiçbir şey olmamış gibi davranır?
Kadının dengesiz davranması...
Kadının net adımı...
Kadınlar neden egolu davranır?
Kadınlar neden trip atar?
Kadınlar neden topuklu ayakkabı giyer?
Kadınlar neden özel günlere önem verirler?
Kadınlar neden evliliğe bu kadar meraklı?
Kadınlar neden terk eder?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺18,32

Feleğin Pembe Çemberleri; eşcinsellerin ötekileştirilmemesini talep eden bir roman, eşcinsel olmayanlardan empati kurmalarını talep eden…
Bu coğrafyada eşcinsel olmanın sosyal hayatta ne gibi zorluklar yaşattığının; her ne kadar başkaları tarafından o çemberlere pembe renk uygun görülmüşse de, aslında pek de pembe bir süreçten geçilmediğinin anlatıldığı öyküler…
Feleğin pembe çemberleri, Mor güller ve Kan Kaleleri, Gözyaşı Çorbası, Kumbara, Gökkuşağının Bedelleri, Farklı Mekanlar Aynı Superego… Bu hikayeler pembe miydi sahi?
Ya tam tersi mümkün olsaydı? Ya size eşcinsel olmanın da heteroseksüel olmak gibi normal olduğunu söyleseydim? Böyle düşünerek pembe bir empati kurabilir miydiniz?
Günümüzün en çok tartışılan konularından birini yaşanmış hikayelerden yola çıkarak ele alan, temposu oldukça yüksek, farklı bir bakış açısı bulabileceğiniz bir roman…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 166
En / Boy : 13,5 / 18,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺31,16

İnsanın (tüm tanrıları, tüm devletleri, tüm kanun koyucuları, özetle, bu dünyanın belirleyeni erkek olduğuna göre, erkeğin) gerek kendisiyle gerekse dışı bildiği her şeyle kurduğu marazlı ilişkiden hareketle, insanın ve tüm canlıların esenliği için biricik çözümü doğada ve dolayısıyla uygarlık eleştirisinde arayan metinlerden oluşacak Kısacası dizimizin ilk kitabı, Yaban Elması. Adını bugünün terminolojisiyle ilk “çevre aktivistleri” arasında anabileceğimiz, Amerikan aşkıncılık akımının önde gelen temsilcilerinden düşünür, yazar, şair Henry David Thoreau’nun elma güzellemesi Yaban Elması, Barış Baysal’ın çevirisiyle…

“Bazısının içinden yer yer kırmızı fışkırır; hoş bir kızıllığa bulanmış, yemek için fazla güzel bir peri yiyeceği gibidir. Hesperides’in elmasıdır bu, akşam göğünün elmasıdır! Ve sahildeki deniz kabukları ve çakıllar gibi, onu da sonbaharda ormanın kuytu bir köşesinde kuruyan yaprakların arasında parıldarken ya da ıslak çimenlerde sere serpe yatarken görmeli insan, evde solup yiterken değil…”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 48
En / Boy : 12 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺18,00
1 2 3 ... 75 >
Çerez Kullanımı