"Nar Çiçekleri", Mehmed Uzun’un Türkçe yazdığı, hayatımıza değen dokuz denemeden oluşuyor. Çokkültürlülüğün, azınlık ve öteki olma sorununun, sürgün ve aydın olmanın onulmaz ağırlığının merkezde olduğu bu denemeler, şiddetin ve reddetmenin çözüm olamayacağını, ancak anlayarak, empati kurarak bir arada yaşanabileceğini savunuyor. Kırık bir hüznün egemen olduğu bu denemeler, aynı zamanda arada kalanların dünyasına içerden bir bakış...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 167
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺14,70

Erzurum’dan Erzincan’a, Ağrı’dan Diyarbakır’a, Kars’tan Muş’a, Diyarbakır’dan Tunceli’ye, Van’dan Bitlis’e, devletin politikaları ilk kez bu kitapta ayrıntılarıyla açıklanıyor.

- Diyarbakır, kuvvetli Türklük merkezi olmak için tedbirlerimizi kolaylıkla işletebileceğimiz bir olgunluktadır.
- Düşman unsurlar içinde saldırgan olan teşkilat Kürt reisleri ve adamlarıdır. Fransız istihbaratı her istedikleri anda Kürt reislerini çeteler halinde memleketimize saldırtmaya muktedirdirler.
- Siirt Türklüğe hevesli bir Arap şehridir. Hükümete yakın itaatkâr halkı vardır.
- Van halkı derlemedir. Bütün halkın ümidi devletin göstereceği ilgidedir. Sağlam bünyeli şarkta Cumhuriyet’in çok önemli bir temeli olacaktır. Böyle bir temel Türk hâkimiyeti için her bakımdan lazımdır.
- Dersim Vilayeti’nin teşkili ile askeri bir idare kurulması ve Dersim ıslahının bir programa bağlanması lazımdır.

Başbakan İsmet İnönü’nün hazırladığı raporda 1935 Türkiyesi’nde neler olup bittiğini öğrenecek, dönemin “Apo”su Abdurrahman Mihi’nin öyküsünün yanı sıra hakkında yolsuzluk suçlaması yapılınca Başbakan İnönü karşısında hüngür hüngür ağlayan onurlu kaymakama kadar insan öyküleri de bulacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺48,38
₺59,00

Cezaevinde tutulmuş günlükleri kitaplaştırmak, “tarihe not düşmek” adına Ülkücü Hareket’in bilinmeyen bir cephesine ışık tutmak açısından önemlidir diye düşündüm. Çünkü adı hapishane olan o loş mekânlarda yaşanılanlar “bizim gerçeklerimiz” di.

İşte bu gerçekleri öğrenmeliydi genç nesil. Bu günlerden o günlere bakamıyorum bile. Hâlâ o günlerin ruh halini yaşıyor ve her an iliklerime kadar ürperdiğimi hissediyorum. Arkadaşlarımın da benden farklı olduğunu sanmıyorum.

“Biz ne için mücadele etmiştik ve ne olmuştu? Ulvi gayeler için verilen mücadelenin karşılığı hapishaneler mi olmalıydı?” şeklinde soruları sorarken, 12 Eylül yönetimi tarafından idam edilen arkadaşlarımızı unutmamanın da en büyük erdem olduğuna inanıyorum. Fakat gerçekten bütün bunlar olmalı mıydı? Ülkücüler hayatlarının en verimli çağlarında hapishanelere atılmalı ve ölmeli miydiler?

Ülkücü hareketin yükselişi, düşman odakların baskı ve şiddeti artırmalarına ve üç bin Ülkücünün şehit edilmesi, binlercesinin de zindanlara doldurulması ile önlenmek istenmiştir. Zaman içerisinde buna, hain emellerini gerçekleştirmekte kendilerine Ülkücüleri engel olarak gören bazı “devletlü”lerin bizi tesirsiz hale getirme ve yok etme çabaları da eklenmiştir. Güçlenmemizle orantılı olarak da gelecekte daha çok şeyler göreceğimizden eminim.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺48,90

Ülkemizin içinde bulunduğu ağır koşullar, olan bitenler üzerinde titizlikle durup düşünmemizi zorunlu kılıyor. Ülkelerinde yaşayan halkların hakları konusunda tüm devletlerinsicilleri şu ya da bu biçimde lekeler taşır. İktidarıelinde tutanlarca devlet, baskı aracı niteliğiyle, bireylere karşı suç işlemeye yönelik bir kuruma kolayca dönüştürülebilmektedir. Halkların kendi haklarını savunma bilincinde olmaları bu yüzden zorunludur. Bu çatışmada ülke aydınlarının devletin baskıcı tutumuna karşı halklarının yanında yer almaları aydın olmanın ölçütü sayılmıştır...

- Vedat Türkali

Bu topraklarda “aydın olmanın ölçütünü” hakkıyla ve layıkıyla icra etmiş olan usta edebiyatçı Vedat Türkali, bu kitabında Türkiye’nin yıllanmış ama hâlâ demokratik bir çözüme kavuşamamış Kürt meselesi hakkında söz alıyor: Demokrasi sorununun çözümünün Kürt meselesinin çözümünden, Kürt meselesinin çözümünün de demokrasi sorunun çözümünden geçtiğinin altını çizerek...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺29,52

Malcolm X ilham veren bir konuşmacı, aktivist ve devrimciydi. 1925 yılında ABD'de yoksulluk içinde doğmuş ve gençlik yılları ırkçı şiddetle şekillenmişti. Dört yaşındayken evi kundaklanmış, altı yaşındayken babası ölü bulunmuş, muhtemelen Ku Klux Klan tarafından katledilmişti. Malcolm X, 1965'teki suikastine kadar siyah hareketinin en ikonik figürüydü.

"Şimdi Malcolm X'in argümanlarını ve militanlığını bir adım ileri taşımaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Malcolm X'in kendi yolculuğunun gösterdiği gibi, sistemin kendisine meydan okumaya ihtiyacımız var."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 63
En / Boy : 12 / 16
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺7,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺52,00

Türkiye Cumhuriyeti 2000’li yıllara bir paradigma değişikliğiyle girdi. Devlet, 80 yıldır izlediği sosyal politikaları tartışmaya açarak bir yeniden yapılanma süreci başlattı. Resmi ideolojinin “toplumu tek tipleştiren” politikalarından vazgeçildi. Farklı kültür gruplarına yönelik yasaklamalar kaldırıldı, resmi erkan bundan sonra bütün kimliklere saygı gösterileceğini deklare etti.

Yeni süreçte, etnik, kültürel, dini,… tüm kesimlerin tartışmalara özne olması beklenirken, konu dar bir alana sıkıştırıldı ve kısmi de olsa tüm iyileştirmeler bir etnisite ve bir mezhep için yapılıp, açılım fiilen sınırlanmış oldu. Anlaşılan oydu ki, devletin demokratikleşme programı “sorunu olan” grupları değil, sadece “sorun oluşturan” grupları kapsıyordu.

Görmezden gelinerek sürecin dışında tutulan gruplardan biri de Çerkeslerdi.

Çerkesler, sorunlarını siyasete mal edebilmek için pek çok sivil toplum yapılanması ve aktivite geliştirdi. Demokratikleşme sürecinde denkleme girebilmek için yapıcı bir şekilde oldukça efor sarf ettiler. Bu dönemde atılan önemli adımlardan birisi de, hem talepte bulunan halk desteğini ölçülebilir hale getirecek, hem de devlet dilini konuşabilecek kadroları buluşturup, yetiştirecek bir siyasi partinin kurulmasıydı. Bu maksatla, 2014 Ağustos ayında Çoğulcu Demokrasi Partisi (ÇDP) kuruldu. Ancak, ÇDP henüz örgütlenmesini tamamlayamadan 2015 yılı Haziran ayında milletvekili seçimleri ile yüz yüze kaldı. Parti hazır olamayınca, “bölücülük paranoyasıyla” üretilmiş korkuları öldürmek için dokuz seçim bölgesinde kimliklerini ön plana çıkaran bağımsız adaylarla seçime iştirak edildi.

İşte elinizde tuttuğunuz “Çerkes Siyasallaşmasının Öncüleri” kitabı, ÇDP’nin desteklediği bağımsız adayların Haziran 2015 seçim döneminde yaşadığı deneyimleri konu alıyor. Murat Özden’in röportajları bu ilginç tecrübeyi belgeye dönüştürerek tarihin hafızasına emanet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 206
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺42,50

Abdullah Öcalan, 1999 Yılında İmralı'da Alb. Hasan Atilla Uğur tarafından sorgulandı. Sonra kendisi de Kemalist subaylarla ve ABD denetimindeki MİT görevlileriyle görüştüğünü ve böylece iki ayrı süreçten geçtiğini avukatlarına bizzat söyledi.

Bu kitap, Abdullah Öcalan'ın 1999'da ve takip eden yıllarda İmralı sorgusunda kamera kayıtlarıyla da saptanmış ifadelerinin bire bir yazıya aktarılmasından oluşmaktadır.

Abdullah Öcalan'ın sorguda söz ettiği Konular:
Atatürk, Atatürkçülük, Kemalizm, Türklük, Kürtlük, Türkiye, Cumhuriyet ve Rejim, Devlet, Şehitler, Irak, Barzani, Talabani, İsyanlar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 88
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺4,86

Osmanlı’nın, 17’nci yüzyıl başlarında Celali isyanlarıyla başlayan ve gittikçe artan otorite kaybı, asayişsizliğin artışına, Anadolu’daki Ağa, Şeyh, Seyyit ve Bey’lerin devlete karşı sadakatlerinin azalmasına, başına buyruk hareket alanları yaratmalarına, Osmanlı’ya karşı yükümlülüklerini yerine getirmemelerine ve bunun akabinde de ayaklanmalara neden olmuştur. Başta İngilizler olmak üzere bazı devletlerin kışkırtma ve yardımları ile ülkenin Güneydoğu’sunda 33 kadar Kürt isyanı olmuş ve sayısız Kürtçü örgüt kurulmuştur.

Günümüzde PKK’ya başta silahlı mücadele konusu olmak üzere, birçok konuda cephe alan ve siyasi mücadeleyi savunan Rizgari ve Ala Rizgari örgütleri de bu süreç içerisinde kurulmuş ve bir dönem Güneydoğu’da kendisinden etkin bir biçimde söz ettirmiştir. Yurtiçindeki üyeleri siyasi mücadeleyi çeşitli yayın organlarında sürdürürken, daha büyük çoğunluğunun yurtdışında yaşadığı bilinmektedir. Etnik örgütleri uzun yıllar araştıran Raşit Kısacık’ın bu kitabında, tüm Kürt örgütlerinin anası konumundaki DDKD’nin de (Devrimci Doğu Kültür Ocakları) karanlıkta kalan yönleri ve kısa bir tarihi yeralmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2015
₺18,04

Kürt Sorunu; Kürtlerin on yıllarca kendi anadillerini konuşamamasıdır. 1925’de Doğu ve Güneydoğu için çıkarılan Şark Islahat Planı’nın "Hükümet ve belediye dairelerinde ve diğer kuruluşlarda, çarşı ve pazarlarda Türkçeden başka dil kullananlar, hükümet ve belediyenin emirlerine aykırı davranmakla suçlanacak ve cezalandırılacaktır" maddesidir. 27 Mayıs darbesinin önderi Orgeneral Cemal Gürsel’in; "Bu memlekette Kürt yoktur. Kürdüm diyenin yüzüne tükürürüm" cümlesidir. Zilan harekâtında 15000 kişinin öldürülmesinden sonra, İsmet Paşa’nın "Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur" ifadesidir. 15 yaşındaki bir çocuğun bir sivil polis tarafından kırılan koludur! Dahası, bu çocuğun devlet memuruna mukavemetten yargılanmasıdır. "O dağlarda ot bitmesine müsaade etmeyeceğim" diyen General Tokatlı’dır... Kısaca Kürt Sorunu; Yoksulluktur, işsizliktir, sefalettir, sürgündür, koruculuktur, örgüt baskısıdır, devlet baskısıdır, Diyarbakır Cezaevi’dir, Faili meçhullerdir ve daha birçok şeydir. Kitap; Kürt Sorunu’nun çözümüne yönelik insani bir süreç yaratabilmek adına neler yapılabilir sorusunun, vicdanlarla anlaşılabilecek yanıtını sunuyor okura.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺22,14

"Az sonra uğrunda hapisler yattığımız, halkımız daha özgür, daha eşit yaşasın diye canımızı ortaya koyduğumuz, şehitler verdiğimiz, sokaklarında barikatlar kurup tarlalarında ekin ektiğimiz, lise koridorlarında devrim ve sosyalizm propagandası yaptığımız, sloganlarımızla duvarlarını inlettiğimiz toprakları arkamızda bırakacaktık. Vedalaşma zamanı gelmişti. Birbirini çok seven fakat ayrılığı kaçınılmaz bir yazgı gibi yüreğine düşüren iki âşık gibi ayrılıyorduk işte ülkemizden. Zihnimin derinliklerinde sakladığım yüzler, anılar, sözcükler, fotoğraflar ... birbirini kovalıyordu. Ekin biçen köylüler, barikat başlarında nöbet bekleyen yoldaşlarım; "ne olur dikkat et!" diyen annem, kardeşlerim, arandığım dönemde 12 Eylül’ün bütün o azgın terörüne rağmen kapısını tereddütsüzce bana açan akrabalarım, Ankara’nın" Çorum’un o yiğit emekçileri!.. Ve sonra yüreğimde hep ince bir sızı gibi taşıdığım, bir kez olsun doyasıya öpemediğim, sevdiğim kız geliyordu aklıma... Sonra bu derin düşünceleri keskin bir bıçak gibi ortasından bölen,"Dikkat edin yoldan çıkmayın, ses çıkarmayın!" diye seslenen sorumlu yoldaşımın, gecenin karanlığında bizlere ulaşan sesi..." Bu kitap; ibrahim Satılmış’ın yakın tarihe tanıklığıdır. 12 Eylül öncesi SGB’nin (Sosyalist Gençlik Birliği) yöneticilerinden olan Satılmış, kendi özgürlüğünden hareketle yakın tarihimize ışık tutmaktadır. "Kitap; Satılmış’ın bizzat içinde yer aldığı "Çorum Olayları", 12 Eylül ve Filistin’e çıkış, Bekaa Vadisi ve Helvi Kampı, Abdullah Öcalan’la ilk karşılaşma ve Sabra-Şatilla katliamı gibi süreçlerin, devrimci tanıklık bağlamında, yalın bir anlatımıdır..."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 275
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺20,50

Tarihci ve Yazar Prof. Erich Feigl, 1931 yılında Viyana'da doğdu. Öğrencilik yıllarında başladığı yazarlık yaşamını, televizyon için belgesel programalr ve filmler yaparak sürdürdü. Feigl, Orta Doğu, Uzak Doğu, Orta Asya ve Amerika gibi çeşitli bölgelerde dinler ve kültürlerle ilgili araştırmaları sonucunda, çok sayıda belgesel film ve biyografiler hazırladı.

Türkiye ve Türklerle ilgili konulara yönelerek, Osmanlı tarihini irdelediği filmler de yapan Feigl, yakın arkadaşı Türkiye'nin Viyana Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Erdoğan Özen'in 1984 yılında Ermeni teröristlerce şehit edilmesinden sonra, Ermeni terörizmi konusunda kapsamlı araştırma yapmaya yöneldi.

Ermeni terör örgütü ASALA ile Ermeni diasporasının soykırım iddialarının, Ermeni yazar Aram Andonian'ın ortaya attığı gerçek dışı bazı belge ve fotoğraflardan kaynaklandığını kanıtlayan Prof. Feigl, elde ettiği bilgi ve belgeleri "Bir Terör Efsanesi" adlı kitabında topladı.

Feigl, Türkçe, Almanca ve İngilizce yayımladığı kitabı Erdoğan Özen'e ithaf etti. Sayısız kitap ve filme imza atan Prof. Erich Feigl, yaptığı çalışmalar nedeniyle Avusturya Cumhuriyeti Bilim ve Sanat Şeref Nişanı ve Viyana Eyaleti Altın Hizmet Madalyası ile ödüllendirildi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 167
En / Boy : 21,5 / 26,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 1.2007
₺79,90

Kürt halkı kendisini politik bir güç olarak çoktan kurmaya başlamış vaziyette. Kürtlerin bu durumu elbette Ortadoğu’nun yakıcı bir sorununa da ışık tutmakta: Etnisite ve ulusların kendi kaderini tayin hakkı birbirlerini nasıl etkileyecektir? Kışkırtıcı olduğu kadar kafa karıştırıcı da olan bu soruya, elinizdeki kitapta aranan cevaplara Irak, Suriye, Türkiye ve İran’ın modern siyasal tarihinden hareketle ulaşılmaya çalışılıyor. Bu zorlu çabanın ağırlık merkezini, anayasal yeniden yapılanmaların hâlâ sürdürüldüğü, Saddam sonrası Irak oluşturmaktadır.

Türkiye, İran, Suriye ve Irak Kürtleri dünyanın özerk bir devlet yapılanmasından yoksun olan en geniş etnik gruplarından biridir. Hal böyleyken Ortadoğu’da yakın dönemde yaşanan siyasal değişimler Kürtlerin pozisyonunu da etkilemektedir. Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı hareketinde etnik milliyetçiliğin rolüne işaret eden bu seçkideki bilimsel makaleler, söz konusu siyasal değişimlere olumlu perspektiflerden hareketle yaklaşırken, okurları eşzamanlı olarak “kimlik krizi” fenomeniyle yüzleşmeye de davet etmektedir. Kürtlüğün tartışma götürür nitelikte olan bölgesel, siyasal ve etnik sınılarını inceleyen bu çalışma, etnisite ve milliyetçilik arasındaki ilişkiyi irdeleyen bir vaka incelemesi olarak da değerlendirilebilir. Kürtlerin Ortadoğu’daki konumunu bilimsel veriler eşliğinde anlamak isteyenler açısından referans değerinde olan bu kitap; milliyetçilik teorisindeki modernist, özcü ve tarihselci bakış açılarının eleştirisini de sunmaktadır…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 60
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺79,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2010
₺16,40

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺13,50

Kendini hangi kimlik ve isimle tanımlıyorsa tanımlasın, Türkiye de yaşayan bütün grupların kültürü, gelenekleri, örf ve adetleri iç içe girmiş güzelliklerdir. Her biri biz kimliğine ayrı bir katkı sağlayan ortak değerler manzumesidir. Bu iç içe güzelliklerin uç uca kahırları da vardır. Bir ucunda yok sayma, küçümseme; diğer ucunda kitleleri terörize eden hayat düşmanı akımlar... Elinizdeki kitap, iç içe güzelliklere katkı sağlayan ve uç uca kahırların ipliğini pazara çıkaran makalelerden oluşmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 254
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2012
₺8,33

"Osmanlı Devleti, beş asır kadar kendi egemenliği altında yaşayan, askerlikten muaf tuttuğu, birçok önemli görevi kendisine emanet ettiği, ülkenin ticari hayatına hâkim olmasına göz yumduğu; dahası, ‘millet-i sadıka’ olarak adlandırdığı bir halkı, bir gecede karar değiştirip, emniyet güçlerine ve durumdan vazife çıkarabilecek konumda olan kişilere verdiği gizli emirlerle öldürtmeye" mi karar verdi? Bu, sağduyusunu kaybetmemiş, azıcık muhakeme kabiliyeti bulunan aklı başında hiçbir insanın kabul edemeyeceği ve ihtimal vermeyeceği çok gülünç ve komik bir iddia olur. ...İşte, günümüz diline uyarlayıp takdim ettiğimiz, 1916 yılında Osmanlı Dışişleri Bakanlığı’nca bir komisyona hazırlattırılan ve orijinal adı Ermeni Komitelerinin Âmal ve Harekât-ı İhtilaliyesi -Meşrutiyetten Evvel ve Sonra- olan kitap, yayın tarihinden de rahatlıkla anlaşılacağı üzere, 1915’te yaşanan olayların canlı bir tanığı gibidir ve bu açıdan gerçekten büyük tarihi değere sahiptir. Popüler deyimle, sıcağı sıcağına yaşanan ve Hükümet’e bildirilen olayların kaydedilmesiyle meydana gelmiştir. Dolayısıyla, eğer tarihte soykırım olarak adlandırılabilecek bir facia yaşanmışsa, bunun kimler tarafından ve ne şekilde yapıldığı konusunda birinci elden belge ve resimler ihtiva etmektedir. Öyle ki, devlet tarafından, yaşanan Ermeni zulüm, tecavüz ve katliamlarını yerinde araştırmak ve tahkik etmek için görevlendirilen komisyon, sözkonusu bölgelere gittiğinde -kitabın ilgili bölümünde isim ve bölgeleriyle görüleceği üzere- zulüm, işkence, tecavüz, kaçırma ve katliamlara mâruz kalan insanlarla veya aileleriyle birebir görüşmüş, hatta bir kısmının kesilmiş kafalarını ve parçalanmış cesetlerini bizzat görmüştür. Kitabın Fransızca basımı da 1917 yılında yayınlanmıştır. Başta Ermeni diasporasının ve Ermenistan’ın Türkiye’yi uluslararası mahfillerde mahkûm etmek ve zor duruma düşürmek için her fırsatı kullanarak Demokles’in kılıcı gibi ensemizde tuttuğu Tehcir’in ve Ermeni Sorunu’nun gerçek mahiyetini kavrayabilmek ve "Soykırım Yapan Kim: Türkler mi, Ermeniler mi?" sorusunun doğru cevabını bulabilmek için sizi kitabın sayfalarıyla baş başa bırakıyoruz...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 535
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺12,96

Yüzyıllardan beri dinlerin, dillerin ve kültürlerin kesiştiği yer olan Mezopotamya ve bu bölgenin kuzey sınırını oluşturan Mardin’de birçok toplumsal yapının varlığı bu bölgeyi bir kültür mozaği haline gelmiştir. Bu kültür mozağinin bir parçası olan Süryaniler de Mardin merkez ve çevresinde yaşamlarını sürdürmüştür.

Elinizdeki bu kitap Mezopotamya bölgesinde yaşayan Süryaniler'in dini ve tarihsel geçmişi yanında kökeni, dini, edebiyatı, sanatı, müziği, mutfağı ve mimarisi hakkında genel bilgiler içermekterdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2014
₺28,00

“Elinizdeki çalışma yakın tarihin ve aslında tanıklık ettiklerimizin bir özetini sunuyor. Sadece Kürtlerin yaşadıklarını değil bu topraklarda itirazı olan, muhalefet eden ya da iktidarla yolları bir şekilde ayrı düşen birçok çevrenin hikayesi. Dolayısıyla aslında yeniden gündemleşen iktidar bloku içindeki kırılma ve ayrışma potansiyelinin de ipuçlarını yansıtıyor.

Şimdilerde dış politikada yaşanan krizin, özellikle Batı ile ilişkilerin artık yapısal hale gelen karakterine dair de önemli hatırlatmalar yapıyor. Tam bir hafıza tazeleme çalışması…

Gizli saklı olana merak salmadan önce apaçık biçimde olan biteni doğru okumak, içinden geçtiğimiz dönemi ve aktörlerini doğru anlamak için son derece önemlidir.

Demokratikleşmeye dair süreçlerin neden yürümediğini sağlıklı analiz etmeden, bundan sonrasında neyin, ne kadar ve nasıl olabileceğini görmek kolay olmayacaktır.

Aynı yanlışları tekrarlamamak için deneyimlenen arayışları unutmamak gerekiyor. Siyasetin cesaretle inisiyatif üstlenmesi ancak yeni yanlışlar yapma riskini almakla anlam bulur. Eski yanlışları bir kez daha tekrarlamak hem siyaset kurumunun kendisine hem de haklı olarak özgürlük ve barış beklentisi olan topluma büyük bir haksızlıktır.

Bu değerli çalışmanın toplumsal ve siyasal mücadeleye inanan, geleceğe dair iddiası ve bugüne müdahale çabası olan herkese yol gösterici katkı sunacağını umuyorum.”

- Ayhan Bilgen


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 568
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2016
₺32,00

Kasım 1973’te askeri diktatörlüğün işbaşında olduğu Yunanistan’da öğrenci gençliğin cuntanın eğitim politikalarına ve baskılara tepkileri, “Ekmek, eğitim, özgürlük” talebiyle geniş bir kitle hareketine dönüştü. Sokakları tutuşturan kıvılcım, Atina’da Politeknik Üniversitesi’nde çaktı.
“Burası Politeknik… Burası Politeknik! … Bütün halkımızı, işçi ve emekçileri sokaklara cuntaya karşı özgürlük mücadelesine katılmaya çağırıyoruz! Cuntaya karşı mücadele edelim... Faşizme karşı mücadele edelim... Yaşasın özgür Politeknik, yaşasın özgür Yunan halkı! ... Mücadele eden gençlikle dayanışmak için semtleri boşaltıp Atina merkezine gelin! Bugün cunta gidecek!... Bugün faşist yönetim yıkılacak!”

Üç gün süren işgal, tanklar eşliğinde okula giren asker ve polislerin katliama dönüşen operasyonuyla bitmişti. Ancak yüzlerce ölü ve binlerce yaralıya rağmen, özgürlük ve demokrasi talebi etrafında patlayan halk hareketinin ortaya çıkardığı potansiyel, askeri faşist diktatörlüğün yıkılış sürecini başlatan işaret fişeği oldu.

“Ekmek, eğitim, özgürlük!” talep eden öğrenciler, karanlığı yırtmak için göğüslerini siper etmiş, tanka, topa, tüfeğe, askere, polise, zulme karşı emekçi halkla kenetlenmişti. Dünyalara sığamıyorlardı. “Bu gece faşizm ölecek, yaşasın hürriyet!”

Gazeteci, yazar, çevirmen Rıza Özlütaş, Yunan gençliğinin Albaylar Cuntasına karşı efsanevi Politeknik Direnişi’ni o günlerin tarihsel gelişmeleriyle, tanıklıklarla birlikte okura anlatıyor.

“Politeknik Direnişi, Yunanistan’ın yakın tarihinde ulusal kurtuluş savaşından sonraki en önemli direniştir. Yaşayan bir efsanenin adıdır” diyor direnişin başından sonuna kadar içinde yer alan Siflis Kafkalas. “Politeknik çok büyük bir miras bıraktı… Emperyalizme ve faşizme karşı verilmiş bir mücadele ve direniştir. Egemenlere karşı bir başkaldırıdır. Politeknik’te atılan ‘Ekmek, eğitim, özgürlük’ sloganı hâlâ güncelliğini koruyor ve ezilenlerin sınıfsal taleplerini dile getiriyorsa, o zaman yeni Politeknik’lere ihtiyacımız var demektir. Özgürlük ve sınıfsal kurtuluş mücadeleleri var oldukça dünyanın her yerinde yeni Politeknik’ler de olacaktır. Burjuva tarihçiler ve politikacılar varsın Politeknik döneminin bittiğini ve kapandığını savunup dursunlar! Diyalektik materyalizmi savunanlar için Politeknik ‘tarih’ değil, tekerrürü kaçınılmaz olan bir sınıf tavrıdır.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺21,25

Bu kitabın içinde öfkeli, kırgın, umudunu halkların ortak mücadelesine bağlamış bir şehitlik çocuğu dolaşıyor! Kaybettiklerini geri isteyen, onu duymanızı isteyen, yaşadıklarını kabul etmenizi isteyen ve evet artık barış isteyen bir çocuk! Bazen öfkeyi de gözyaşlarını da özgür bırakmak gerek! Biz bıraktık...

- Nurcan Baysal

İshak Karakaş, televizyon programcısı, gazeteci, barış aktivisti ve yazar... Çok kimlikli, çok şemsiyeli bir Kürt... Kürt dedimse "daraltıcı" bir etnik kimlik olarak düşünmeyin. Bir ayağı sıkça Kürdistan toprağında olsa da, o bir "İstanbul Kürdü..."

- Şeyhmus Diken


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 287
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2016
₺15,74

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2015
₺18,75

Yaşarken kuşlara yakın olan özlemler türer dağlarda. Kendini arada döven özlemlerdir, yankılandıkça pınar olup akar yüreklerde.

Yiğitçe bir duruşun gözlerine ağular sürünse de aşktır tutkuyla onları bağlayan unutmadıklarımıza.

Ölüm hiç bu kadar kolay yaşam hiç bu kadar zor olmamıştı şiirlerde. Her dizesi bin ömür büyüten esrik titreyişler kıskacında. Pusular kurulur her an yanı başınızda, her an beyninizde zonklayıp içinizi dağlayacak acılı haberler gelebilir zındandı. İnsanlığınız birileri tarafından sorguya alınsa da daralmanın sırası değildir bilirsiniz. Asi bir dağlının büyülü sığınağına dahil olunca keder, acı; nerde yanlış yaptığını her zaman anlayaktır tarih...

Umudunu yitirmeyen dinç yüreklere selam getiren Dicle'dir Fırat'tır Amed'in süngüsüdür çocukların... Oysa namlusu kalem olanın bitmez ki son durağa çarpan izleri.. Acıtır karanlığa olan inadı aydınlığa, aşka, sevgiye ve özlemle...




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 95
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺12,60

Rusya, Kafkasya ve Anadolu’nun değişik bölgelerinde yaşayan yaklaşık 100 bin civarındaki Rum, Yunanistan tarafından Doğu Trakya’da zorla el koyduğu Türklerin evlerine yerleştirilmiştir. Yunanistan, Doğu Trakya’nın demografik yapısını zorla değiştirmeye çalışmış, Türklerin Doğu Trakya’yı terk etmesi emrini 1922 yazında vermiştir. Yaklaşık 30 bin Türk hayatlarını kurtarmak için Doğu Trakya’dan Bulgaristan’a sığınmıştır. Yunanistan, 1919 yılından itibaren Batı Anadolu’yu Türksüzleştirmek ve Türklerin yaşadıkları toprakları terk etmelerini sağlamak için savaş suçu olarak kabul edilen tüm suçları işbirlikçisi Rum ve Ermeni çeteleri ile beraber işlemiş, Türklere Batı Anadolu ve Doğu Trakya’da etnik temizlik gerçekleştirmiştir.

Bugün, işgal edilen Anadolu ve Doğu Trakya topraklarında Yunanistan ve Yunanistan ile işbirliği yapan Rum ve Ermeni çetelerinin Türklere karşı işlemiş olduğu tüm savaş suçları unutturulmaya çalışılmaktadır. Avrupa merkezci tarihçiler, Lozan’da imzalanan Türk-Yunan nüfus mübadelesi tarihinin yazımını, Büyük Taarruz sonrası ile başlatmakta ve gerek Yunan ordusu ve gerekse de Rum-Ermeni çeteleri tarafından Türklere karşı gerçekleştirilen “Etnik Temizlik” harekâtına karşın, kaçan Rumları geri kabul etmemesi sebebi ile Etnik Temizliğe maruz kalmış olan Türkleri “Etnik Temizlik” yapmakla suçlamaktadırlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 316
En / Boy : 15,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺25,50 KDV Dahil

Ermeni kaynakları aynen Çin, Arap, Fars ve Rus kaynakları olduğu gibi Türk Tarihi de dâhil olmak üzere Avrasya tarihi açısından önemli kaynak konumundadırlar. Ermeni kaynaklarından özellikle 12. yüzyılın sonu - 13. yüzyılın ilk yarısındaki Türk ve Moğol tarihinin yazımında istifade edilmektedir. Eçmiadzin, Venedik, Viyana, Paris, Vatikan başta olmak üzere dünyanın çeşitli şehirlerindeki arşivlerde saklanan ve çoğu kilise ile manastırlarda kaleme alınan bu eserler, daha 19. yüzyıldan itibaren çeşitli dünya dillerine tercüme edilmiş ve araştırmacıların istifadesine sunulmuştur. Bu alandaki en önemli çalışmalardan biri, Türkçe’ye çevirisini yaptığımız A. G. Galstyan’ın 1961’de yayımladığı Armyanskie İstoçniki o Mongolah (Ermeni Kaynaklarına Göre Moğollar) adlı kitabıdır. Galstyan, bu eserinde Sebastatsi, Piskopos Stepanos, Vanakan Tavuşetsi, Partsırtpertli Kostantin, Sımbat Sparapet, Grigor Sisetsi, Ermeni Kralı 2. Hetum, Mhitar Ayrivanetsi, Nerses Palients, David Bagişetsi gibi dönemin Ermeni devlet ve din adamları ile müelliflerinin eserlerinden Moğollar ile ilgili olan kısımları kronolojik olarak vermektedir. Ermeni müelliflerinin Moğollar ile ilgili kaleme aldıkları eserler, çok yanlı olmasına rağmen bunlar, Moğol tarihi ile ilgili diğer kaynaklardan elde ettiğimiz bilgileri tamamlamaktadır. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺39,60

"Osmanlı Devleti Dönemi Dersim'de Eşkıyalık Hareketleri Ve Bununla İlgili Uygulanan Sosyal Politikalar" başlıklı bilimsel araştırma projesinin bir parçası olarak kaleme aldığımız bu çalışma, Dersim bölgesinin XVI. yüzyılın başından 1918 yılına kadar olan süreçteki nüfusunun etnik ve dinî özelliklerini konu edinmekte ve etnik/dinî nüfusun dağılışı, yoğunluğu ve göç hareketleri üzerine odaklanmaktadır.

Çok yönlü bir sorun haline gelen ve hâlâ istismar edilmeye devam edilen Dersim konusunun etnik nüfus ayağı, bu çalışmanın çözüm aradığı temel problemdir. Çünkü günümüzde bazı odaklar tarafından yayılan iddialara göre, Dersimli Kızılbaş aşiretler, aslen Ermeni kökenlidir ve Dersimliler aslında 1915 tarihli Sevk ve iskân uygulamasından kaçarak bölgeye sığınan Ermenilerdir.

Biz de hem bu iddiaların doğruluğunu hem de Dersim nüfusuna dair diğer soruların cevabını başta Osmanlı arşiv belgeleri olmak üzere bölge ile ilgili bütün kaynak ve çalışmaları tarayarak araştırdık.

• Dersim bölgesinde hangi etnik ve dinî gruplar yaşamıştır?

• Bölgede yaşayan etnik ve dinî grupların etkileşimi nasıl olmuştur?

• Osmanlı idaresi boyunca hangi etnik ve dinî gruplar bölgeye yerleşmiştir?

• Osmanlı döneminde Dersim'de meskûn farklı etnik/dinî unsurların demografik seyri nasıl olmuş; hangi gruplar ne zaman ve ne sebeple bölgeden göç etmiştir?

• Bugün Dersim bölgesinde yaşayan insanların kökeni asıl olarak nereye dayanmaktadır?

İşte hem bu soruların hem de daha fazlasının cevabını elinizdeki kitapta bulacaksınız...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2014
₺18,63

Temmuz 2015 yılında müzakere sürecinin çökmesi ile birlikte PKK örgütünün ilan ettiği "devrimci halk savaşı" bölgede yıllarca süregelen Kürt ve PKK sorunun yeni bir aşamaya evrilmesi açısından son derece önem arz etmektedir.

"Devrimci halk savaşı kapsamında örgütün birçok kentte özyönetim ilan ederek, yerleşim bölgelerinde hendekler kazması, barikatlar oluşturması ve yaşam alanlarını patlayıcılarla döşemesi ile birlikte Kürtler ilk kez kitlesel anlamda PKK örgütünün mağduru olmuşlardır.

Bu olay Kürtlerin siyasal parti eğilimlerinde ve örgüte bakış açısında ciddi bir kırılma yaratmıştır. 
İlk kez Kürtlerle, PKK örgütü ve Kürtler adına siyaset yapan HDP arasında ciddi bir mesafe oluşmuştur. 

Kürtlerin örgütün hendek ve barikat eylemlerine destek vermemesi, tüm tehditlere rağmen hendek ve barikat eylemlerinin arkasına geçmek yerine göç etmeyi tercih etmesi, son dönemlerde HDP belediye başkanlarının ve milletvekillerinin tutuklanması sürecinde örgütün ve partinin Kürtleri sokağa inme çağrılarını dikkate almayıp protesto hareketlerine katılmamaları, işyerlerinin kepenklerini kapatmamaları gibi gelişmeler, Kürtlerde örgüt ve bileşenlerine karşı oluşan tepkinin ve açılan mesafenin en belirgin göstergelerini/kanıtlarını oluşturmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 183
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2017
₺22,50

“Bu çalışma Kızılbaş-Alevi dindarlığının ‘neleri’ değil ‘nasılları’ ile ilgilenmektedir. Kızılbaş sufiliğinin oluşum sürecini çevreleyen toplumsal ve siyasal muhiti incelemek suretiyle, onun yarattığı dindarlık biçiminin ideolojik, itikadi ve ameli kalıplarının arka plan referanslarını ortaya çıkarmayı denedim. Esasen kendi iç geleneğinde Muhammed Ali Yolu olarak adlandırılan Kızılbaş-Alevi dindarlığının inanç ve ritüel boyutlarını anlayabilmek için öncelikle bu ‘bilinçaltı yapıları’nı oluşturan arka planın belirlenmesi gerekiyordu.”

Rıza Yıldırım, 14.-15. yüzyıl dönümünün büyük toplumsal ve siyasal çalkantıları içinde Anadolu’da Aleviliğin doğuşunun “macerasını” anlatıyor.

Göçebe Türkmenler Anadolu’ya göçe durdukları 12.-13. yüzyıllarda, eski Türk, Mezopotamya ve Anadolu gelenekleri ve inançlarıyla müslümanlığı nasıl bağdaştırdılar; nasıl bir dindarlıkla geliştirdiler? Göçebe-aşiret yaşam tarzına dayalı sosyo-politik düzenle, İran-İslâm kültürü ve yerleşikliğe dayanan toplum yapısı arasındaki gerilim nasıl evrildi ve Osmanlı devletiyle ilişkileri nasıl “yoldaşlıktan düşmanlığa” dönüştü? Bu süreçte tabandaki Türkmen dindarlığı ile Safevi doktrini ve Şah İsmail etkisinin bileşimi nasıl Kızılbaş sufiliğini meydana getirdi? Bir devrim ideolojisi mahiyeti taşıyan ancak “devlet” olacak teolojik ve hukuki aygıtları bulunmayan bu oluşum, Çaldıran Savaşı’nın ardından nasıl bir değişime uğradı ve Mehdici-devrimcilikten uzaklaşarak Osmanlı dünyası içinde “yerleşmeye” yöneldi? Hem son derece ayrıntılı, canlı bir hikâye hem de tarihi “anlamanın” yordamını gösteren, güçlü bir teorik analiz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 15 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺107,90

“…farklı kombinasyonlarla bir araya geldiklerinde kaleydoskop gibi şekil değiştiren, böylelikle Türkiye’de Yahudi olmak konusunda düşünmek için farklı zeminler sunan kısa metinler.”

Türkiye’de Yahudi Olmak: Bir Deneyim Sözlüğü Türkiye’de Yahudi olmanın yerleşik ve egemen anlamlarını sorgularken bir yandan da kelimeler, kavramlar, anlar, anılar ve anekdotlarla bu hali anlamlandırmayı amaçlıyor. Fakat asla resmî bir sözlük veya ansiklopedi gibi değil: Genç bir Yahudi kadının Türkçesindeki Yahudi aksanından kurtulma gayretlerinden azınlık kimliğini görünmez kılma girişimlerine, ilk kez bir Yahudi ile tanışan insanların ilk izlenimlerinin yarattığı etkiden Yahudi mahallelerinin renkli dünyasına, bir süre İstanbul’da sürgün olan Rus Yahudisi Troçki’den Yahudi karikatürlerinin prototipi haline gelen Salamon karakterine, çok çeşitli öznellikleri ve tarihsel vakayı, bilgiyi kayıt altına alıyor bu sözlük.

Yemekleriyle, âdetleriyle, deyimleriyle, dilleriyle Türkiye’deki Yahudilerin gündelik hayatlarına da ışık tutan Türkiye’de Yahudi Olmak: Bir Deneyim Sözlüğü kayıt tutan, hafıza tazeleyen bir kolaj…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 270
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺48,00

Alevi Ocaklarının oluşturduğu kurumsal ve inançsal yapılanma çok önemli bir örgütlenme modelini bünyesinde taşımaktadır. Alevilerin Ocak sistemi iyi incelendiğinde, birbirinden farklı bölgelerdeki Alevi topluluklarının Ocak aidiyeti etrafında nasıl bir araya geldikleri görülecektir. Alevilikte her Alevinin bağlı olduğu bir Ocağı, Pir’i ve Dedesi vardır.  Alevi Pirleri insanı, doğayı ve sevgiyi temel alan Alevi inancını bu topraklarda yeşertip kök salmasını sağlayıp, yolumuzu bu güne kadar sürdürmüşlerdir. Hakk ve Hakikat Aşkına Yolu Yürütenlere Bin Selam Olsun.
 
“Kadılar Müftüler fetva yazarsa
İşte kement işte boynum asarsa
İşte hançer işte kellem keserse
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.”  (PİR SULTAN ABDAL)
 
“Sofu-yu ahmak ne bilsin, Künt-ü Kenz esrarını
Kendin akıl kıyas eder bizleri sersem bilir
Bâb-ı Haydar'dan başka bâba ben etmem iltica
Ey Harâbi benim Kızılbaş olduğumu âlem bilir.” (Edip HARÂBİ)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺45,00
Kültür gibi mâsum ve ehil bir alanın bile, biyolojik ırkçılıktan boşalan alanı tek başına doldurması, tartıştığımız konunun ne kadar muhataralı ve ince nüanslara sâhip olduğuna dair bir fikir veriyor. Azınlıklardan bahsederken ince nüansları, kavramlar arasındaki geçişkenliği, çakışmaları ve farklı anlamları dikkate almalıyız. Bunun yolu da kavram dünyasının arkasındaki gerçekliğe dair keskin ve kuşatıcı bir görüşe ve anlayışa sâhip olmak. Murat Saraçlı, bu gerçeklik duygusuna sâhip geleceği parlak genç akademisyenlerden biri. Azınlık sorunlarını bir insan hakları sorunu olarak ele alıyor ve konuyla ilgili evrensel literatürü ve tarihsel çabayı, anlaşılır bir dil ile özetliyor. Öfkenin ve düşmanlıkların hakim olduğu bu tartışmalı alanı, Türkiye için çok değerli bir çabayla, anlaşılır ve ulaşılır hale getiriyor. Sakin bir kafayla düşünebilmek, birbirimizi anlayabilmek için bu çabalara çok ihtiyacımız var. Murat Saraçlı’nın "Avrupa Birliği ve Türkiye’de Azınlıklar" başlıklı çalışması, Türkiye’nin en temel problemi olan "Kürt Sorunu"na akl-ı selimle yaklaşmak için başlangıç niteliğinde okunması gereken çalışmaların başında geliyor. Uçurum büyük; bu mesafenin doldurulabilmesi için ilk yapmamız gereken şey aynı dili konuşmak. Aynı dili konuşabilmek için üzerinde uzlaşabileceğimiz bir evrensel dil bulunuyor. Evrensel dil kullandığı kavramlar ve varsayımlarla bize uluslararası tecrübeyi de aktarıyor. Murat Saraçlı, titiz bir çalışma ile Türkiye’yi merkeze alarak bu evrensel dili ve tecrübeyi bizim algı menzilimizin içine yerleştiriyor. -Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne-
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 290
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2012
₺58,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 635
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2005
₺63,00
"Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak", adından da anlaşılacağı üzere, Gökalp’in en temel konulardaki fikirlerini söylediği önemli eserlerinden biridir. Onun fikir dünyasına girişi bu eser ile yapılmalıdır. 21. yy’ı yaşadığımız şu günleri(de) anlattığı bu küçük hacimli eser içinde serdedilen fikirlerden neredeyse mazide kalmış olanı yoktur. 100 sene öncesinin aydını olarak Gökalp bizim gündemimizi konuşmaktadır. Neler söylüyor Cumhuriyetin ve Türkçülüğün fikir babası? Öncelikle demokrasiyi, yani halkın kendisini yönetmesini (dikkat buyurun, yönetime katılmasını değil!) yüceltiyor ve göklere çıkartıyor... Milli kültürün hayat alanı olarak evrensellik boyutuna dikkat çekiyor ve Türkiye’nin önündeki evrensel açılımları (Türk dünyası, İslamlık, Batı medeniyeti) nazarımıza sunuyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 119
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2010
₺13,50

Kazan Türkleri’nden olan Yusuf Akçura (1879-1935) inandığı Türkçülük davası uğruna hapislere girip çıkmış, Rusya’dan Fransa’ya kaçmış, oradan Anavatan Türkiyeye sığınmış olan bir dava adamıdır. Türkçülük çalışmalarının gerek Türkiye’deki, gerekse Türkiye dışındaki bölümlerinde fiilen olayların içinde yer almış olan büyük bir fikir adamının Türkçülük ve Dış Türkler isimli eseri, Türk Ocakları tarafından çıkarılan Türk Yılı dergisinin 1928 yıllığından 290-665 sayfalarda yayınlanan yazılarda düzenlenmiştir. Eserde Türkçülük faaliyetlerinin yanı sıra Batı Trakya, Kafkasya, Azerbaycan, Dağıstan, Kırım ve Kazan Türkleri’nin tarih, coğrafya ve kültürel yapıları hakkında da ansiklopedilere mehaz olan bilgiler verilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 358
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺117,00

Makedonya’nın AB’ye uygun yeni pasaportu çok güzel, mikroçipli, rengi kırmızı, sayfaları kalın… Üsküp’ten çıktık ve 50 Km. yol yaptıktan sonra karşımıza otoban gişesi gibi bir yer çıktı. Meğer Makedonya-Sırbistan sınırıymış. Pasaportu verdim. Polis bana Slavca hoş geldiniz deyip yine Slavca güle güle diyerek pasaportuma mühür vurdu. Biraz daha gittik Bosna’ya girdik yine pasaport, yine Slavca hoş geldiniz, güle güle ve yine mühür. Ardından Hırvatistan, pasaport ve mühürler.

Slovenya, pasaport ve mühürler… Eski Yugoslavya Federasyonu’ndan çıkana kadar sekiz mühür vurulmuştu. Slovenya’dan sonra ise artık AB’ye girdiğimiz için hiçbir yerde durmadan Hannover’e ulaştık. Yani AB kendi arasındaki sınırları kaldırmışken Yugoslavya’ya hudutlar koymuştu. Bu kitabı bir gün Diyarbakır’dan Sivas’a, Sivas’tan Ankara’ya, Ankara’dan Bolu’ya, Bolu’dan Samsun veya Trabzon’a ya da İstanbul’da Fatih semtine girerken pasaport göstermek zorunda kalmayalım diye yazdım. Umarım “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milletine” hayırlı olur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺14,40

Birbiri ardı sıra dünya sahnesine çıkan halklar arasında, tarihsel ihtişamlarına tanıklık eden üstün nitelikli eserlerle anıları en uzak geleceğe aktarılanlar vardır; örneğin Mısırlılar gibi; onların anayurdu aynı zamanda felsefenin de beşiği olarak kabul edilir. Yunanlar ve Romalılar gibi başka uluslar da sanat ve bilimdeki ilerlemeleriyle, yasaları ve politik kurumlarıyla bizim hayranlığımızı kazanmışlardır. Tarihin bize büyük kahramanlık olarak sunduğu her şeyde onların adı geçer.

Ayrıca yalnızca yıkıcı dehalarıyla ve kana susamış, yağmacı ordularının ayakları altında ezilen bütün ülkelere uyguladıkları kıyımlarla bilinen uluslar da vardır: Attila komutasındaki Hunlar ile ünlü fatihleri Cengiz Han ve Batu önderliğinde muzaffer olarak geçtikleri geniş topraklarda kanlı izler bırakan Moğollar ya da Tatarlar böyle uluslardı. Öte yandan, bu kötü üne sahip olmadan, savaşçı dehalarıyla ve onlara birçok Asya ve Afrika ülkesini yönetme onuru kazandıran bazı büyük komutanlarının yiğitlikleriyle ayrıcalıklı bir yer edinen uluslar da vardı;

Kürtler böyleydi işte. Perslerin Herkülü olarak adlandırılan Rüstem'in destansı kahramanlıklarıyla ve ikinci Haçlı Ordusu'nun Avrupalı kahramanları, Philippe Auguste'ler, Aslan Yürekli Richard'lar, Luzinyen'ler ve Hristiyanlık tarihinde parlak yerlerini almış birçok başka savaşçı arasında adları geçen Saladin ya da Selahaddin ve onun saygıdeğer kardeşi Melik Adil'in yüksek başarıları aracılığıyla Kürtler'in adı ünlenmişti. Bu ulus aynı zamanda 18. yüzyılın son yarısında Zend hükümdarlığının kurucusu ve Pers ülkesinin önderi olan Kerim-Han'ı, onunla birlikte birçok yetenekli tarihçi ve edebiyatçıyı da yetiştirmiştir. Bunların arasında büyük bilgin Cezireli İbn-ül-Etzir, ünlü Abulfeda, hem tarihçi hem coğrafyacı olarak bilinen Hamalı prens Ayubid ve son olarak Osmanlı Sultanı II. Bayazıt'ın çağdaşı olan Bitlisli zarif tarih yazıcı İdris de vardır." (Charmoy)

Özetlersek; Şerafeddin Han nasıl ki Kürtleri Şerefname ile tarih sahnesinde ölümsüz kılmışsa, Fransız asıllı Doğubilimci François Bernard Charmoy da o derece bu dev eserin basamaklarını zirveye çıkarmıştır. Şerefname'yi notlar ve açıklamalarla zenginleştiren Charmoy'un tavrı bilimseldir; muhatabı büyük tarihçilerin eserleridir. Böylece bize, çağları aşan bir tarih hazinesi niteliğinde yeni bir Şerefname sunmaktadır. Şerefname beş ciltle tamamlanmaktadır. Yayınevimizin otuzuncu yılında gururla sunarız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺30,60

Ben her türlü insan ile doğal olarak ilgilenirim. Ama Türk insanı beni daha çok ilgilendiriyor... Çünkü ben Türküm ve Türk yazarıyım... Pek çoklarının yaptığı bir şey var; Türkiye'yi akrala prim al gibi. Türkiye'de övülecek yönetim yok, bu bir gerçek. Ben bu yaşa geldim hiç görmedim. Ama Türk halkı ile yönetimini birbiriyle karıştırmamak lazım... Yani insan halkını kötülemez...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 115
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2010
₺9,75

Son yıllarda Kuzey İrlanda'da IRA, Kolombiya’da M-19, El Salvador'da FMLN, Güney Afrika'da ANC ve Mozambik'te RENAMO ile yapılan görüşmeler anlaşmayla sonuçlanırken Sri Lanka'da Tamil Kaplanları, Endonezya'da GAM, Kolombiya'da FARC ile yapılan görüşmeler ise başarısız oldu. Neden bazı isyanlar ve silahlı çatışmalar müzakereyle sonlanırken bazıları sürüyor? Türkiye'de PKK ile başlayan ve "Çözüm Süreci" adı verilen görüşmeler nasıl ilerleyecek, nasıl sonuçlanacak?

IRA sorununun çözüm sürecinde İngiltere'nin baş müzakerecisi olan Jonathan Powell yirmi yıldır hükümetlerle silahlı örgütler arasında arabuluculuk yapıyor ve deneyimlerini aktarıyor.

Dışarıdan biri olarak kimseye Kürt sorununu nasıl çözeceğini söylemek bana düşmez; asla bunu yapacak kadar küstah ve kibirli olamam. Çözüm Süreci'ni birkaç yıldan beri yakından izleyen iyi bir gözlemci olarak meselenin barışçıl bir şekilde çözülebileceğine kesinkes inanıyorum, bu kez çözüm ihtimali gerçekten yüksek. Ve bu kitap o başarıya en küçük bir şekilde katkıda bulunabilirse, sevinirim.
- Jonathan Powell

Jonathan Powell’ın Diyarbakır - Ankara seyahatinin arkasından neredeyse iki yıl geçti ve "Çözüm Süreci”nin kritik bir döneminde bulunduğumuz sıralarda, imzasını taşıyan ve bir “anıt-eser” özelliği taşıyacağına içtenlikle ve kesinlikle inandığım kitabı “Teröristlerle Konuşmak”, Türkçe olarak Türkiye’ye ayak bastı. İnsanın elinden bırakamayacağı bir roman kıvamında bir dil ve üslup ile yazılmış olan Teröristlerle Konuşmak, okunmaya başladıktan kısa bir süre sonra dünyanın hemen her köşesinden edinilmiş olan paha biçilmez nitelikteki zengin bilgilerin yanı sıra adeta “Kürt sorununu çözme el kitabı” ya da “Kürt sorununu çözme kılavuzu” gibi okunmaya başlıyor.
- Cengiz Çandar


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 464
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺31,50

2. Meşrutiyet’in ilanından dört yıl önce; "Üç Tarzı Siyaset" adlı denemesiyle, o dönemin iyi yönetiminin muhtemel şekillerini şu şekilde belirlemiştir. Osmanlılık, Türklük, İslâmlık. Devlete "üç farklı bağlılık ilkesi" şeklinde ifadelendirilmesi de mümkün olan bu denemenin Ziya Gökalp’in Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muasırlaşmak ile Türkçülüğün Esasları isimli eserlerinden mülhem olduğu iddialarını da hatırlarsak, Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi politikasının belirlenmesindeki önemi de ortaya çıkar. "Üç Tarzı Siyaset"i iyi tahlil ettiğimiz zaman Türkiye’de tartışılan kavramlar etrafında nasıl bir kısır döngü oluşturulduğunu ve zihinlerimizin uzun süreden beri nasıl kilitlendiğini daha rahat gözlemleyebiliriz. Osmanlı deneyimini yeniden okuyarak Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı, hem artık Türkiyeli bir Türk, Türkiyeli bir Kürd, Türkiyeli bir Çerkez, hem de Türkiyeli bir Musevi, Türkiyeli bir Rum, Türkiyeli bir Ermeni olduğunu söylemenin getirdiği bir düşünsel rahatlığa ulaşabiliriz. Geçmişte bunu yapmış olmamız, bugün de yapabileceğimiz göstergesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 147
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2003
₺16,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2008
₺36,00

Baki Öz koçgiri olayını araştırarak artık üzerinde 80 yıla yakın bir zaman geçmiş olan bu tarihsel olayı anlatmaya çalışmıştır. Tarihçiliğinden gelen belgelere dayanma yönetimini burada da kullanmış ve belgeleri konuşturmuştur. Olayın sadece kronolojisini yazmakla kalmamış bu olayı hazırlayan toplumsal etnik ve mezhepsel etkenleri ve o günlerin ortamını da ele alarak olayı geniş boyutuyla irdelemeye çalışmıştır.Olayın arka planı olan "Kürtlük, Zazalık, Alevilik, Milliyetçilik, Feodal yapı" ve "Aşiret düzenini sürdürme" gibi etkenler derinlenmesine ele alınarak Koçgiri olayındaki etkenlik ve belirleyicilik yanları saptanmaya çalışılmıştır. Koçgiri olayının Meclis ve öğüt Kurullarının raporlarında değerlendirilişine bakılarak yönetiminin olaya yaklaşımı açıklanmaya çalışılmıştır. Dönemin Sivas valilerinin olayı bastırmakla görevli Merkez Ordusu Komutanı Nurettin Paşa ve Topal Osman'ın "yetkilerini aşan" tutumları karşısındaki tepkileri verilerek olayın iç yüzü aydınlatılmaya çalışılmış ve bir tarihçi gözüyle Koçgiri Olayı'nın neden başarısız kaldığı üzerinde durulmuş olay neden ve sonuçlarıyla bir bütünlük içerisinde değerlendirilerek bu tarihsel olay bir tarihçi kalemiyle aydınlığa kavuşturulmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 326
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.1999
₺34,50

1948 yılında Hewler'de dünyaya geldi. Hukuk eğitimi gördü. Avukatlık yaptı. Kürdistan Yurtseverler Birliği Listesi'nden seçilerek Parlamento'ya girdi. "Yeşil" Fraksiyonu Başkan Yardımcısı ve Parlamento Yasa Komisyonu Üyesi. Kürdistan Avukatlar Sendikası, Kürdistan Yazarlık Birliği, Dünya Gazeteciler Örgütü Üyesi. Kürdistan Anayasa Komisyonu Başkan Yardımcısı, Avukatlar Dergisi başyazarı. Arapça ve Kürtçe olarak kaleme aldığı onlarca bilimsel makale ve araştırması değişik dergilerde yayınlandı. Tek başına veya birlikte yazdığı birçok kitabı yayınlandı. Irak Anayasası hazırlık çalışmalarına katıldı, Irak Anayasası'nı Kürtçe'ye çevirdi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Diyarbakır
Sayfa Sayısı : 130
En / Boy : 15,5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2009
₺18,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 1200
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺28,50
Bu eser; Rumeli illerinden Osmanlılar çekildikten sonra ‘kılıç artığı’ olarak kalan Türk azınlığın soykırımı, kültür katliamı faciasını yansıtır. Bulgaristan’da komünist rejimi ‘soya dönüş’ bayrağı altında ‘tek uluslu’ millet oluşturma amacıyla dünyada bir benzeri görülmemiş soykırım uygulandı.45 yılda binlerce şehit verdik. Dilimiz, dini kıyafetlerimiz ve isimlerimiz yasaklandı. Tüm bunları bir yazar ve gazeteci gibi hem tanık, hem sanık, hem de mahkûm olarak yaşadım ve gaz odalarında işkence gördüm. Bayraksız, topraksız, ezansız esir Türk olmanın ne demek olduğunu bu kitapta göreceksiniz.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 396
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2001
₺40,00

İçindekiler - RSDİP’nin Ulusal Programı - Ulusal Sorun Üzerine Eleştirel Notlar - Diller Sorununda Liberaller ve Demokratlar - "Ulusal Kültür" - "Ulusal Özümleme" Umacısı - "Ulusal Kültür Özerkliği" - Ulusların Eşitliği ve Ulusal Azınlığın Hakları - Merkezileşme ve Özerklik - Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Etme Hakkı - Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Etmesi Nedir? - Sorunun Somut Tarihsel Konumu - Rusya’da Ulusal Sorunun Somut Özellikleri ve Bu Ülkede Burjuva Demokratik Dönüşüm - Ulusal Sorunda "Pratik Olma" - Ulusal Sorunda Liberal Burjuvazi ve Sosyalist Oportünistler - Norveç’in İsveç’ten Ayrılması - Uluslararası Londra Kongresi (1896) Kararı - Ütopyacı Karl Marx ve Pratik Rosa Luxemburg - 1903 Programı ve Programın Likidatörleri - Sonuç - Büyük-Rus Ulusal Gururu Üzerine - Ulusal Politika Üzerine - Sosyalist Devrim ve Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı (Tezler) - Emperyalizm, Sosyalizm ve Ezilen Ulusların Kurtuluşu - Sosyalist Devrim ve Demokrasi Uğruna Savaşım - Ulusların Kaderlerini Tayin Etme Hakkının Önemi ve Bu Hakkın Federasyon ile İlgisi Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı Sorununun Proleter Devrimci Sunuluşu - Ulusal Sorunda Marksist ve Prudoncu Görüş - Ulusların Kaderlerini Tayin Etme Hakkı Bakımından Üç Tip Ülke - Sosyal-Şovenizm ve Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı - Önümüzdeki Günlerde Proletaryanın Somut Görevleri - Rus ve Polonyalı Sosyal-Demokratların ve II. Enternasyonalin Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı İlkesindeki Tutumu - Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı Üzerine Bir Tartışmanın Özeti - Sosyalizm ve Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı - Emperyalizm Çağında Demokrasinin "Gerçekleşmesi Olanağı" Var mıdır? - İlhak Nedir? - İlhaklardan Yana mı, Yoksa İlhaklara Karşı mı? - Sosyal-Demokrasi Niçin İlhaklara Karşıdır? - Bu Sorunda "Avrupa’yı" Sömürgelerle Kıyaslamak Doğru mudur? - Marksizm mi, Prudonculuk mu? - Hollanda ve Polonya Sosyal-Demokrat Enternasyonalistlerinin Tutumunda Özel ve Genel - Engels’in Kautsky’ye Mektubu - 1916 İrlanda Ayaklanması - Sonuç - Ulusal Sorun Üzerine Söylev - Ulusal Sorun ve Sömürgeler Sorunu Üzerine Tezlerin İlk Tasarısı - Uluslar ve Sömürgeler Komisyonunun Raporu - ["Özerkleştirme" Üzerine Notlar] - Ulusal-Topluluklar ya da "Özerkleştirme" Sorunu - Ulusal-Topluluklar ya da "Özerkleştirme" Sorunu (Devamı) - Notlara Devam - Açıklayıcı Notlar - Adlar Dizini


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 239
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2010
₺32,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 127
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺47,90
Kurdukları büyük imparatorluk çatırdamaya başlayıp, Batı / Avrupa karşısındaki gerileme artık inkar edilemez hale gelince eski günlerine dönebilmek için karşısındakini, düşmanını daha yakından incelemeye yönelen Türkler sonuçta ‘Batılılaşmaya’ karar verdiler. Artık 200 yılı geride bırakan ‘Batılılaşma’ süreci çağdaşlaşmanın, modernleşmenin kendisinden başka bir şey değildi.. Öncelikle devletin tepesinde, siyasi elitte egemen olan bu kavrayış, asıl olarak devlet aygıtının, ordunun ve bürokrasinin çağdaş olanaklarla yeniden örgütlenmesi eksenindeki reformlarla ilerlerken, bir ölçüde topluma da nüfuz etti elbette. Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Yeni Osmanlıları, İttihatçıları, Kemalistleri arkada bırakırken artık günümüzde AB üyesi olmaya dönüşen bu paradigmanın iktidardaki savunucusu ve uygulayıcısı eski İslamcı, yeni ‘muhafazakar-demokrat’ bir partidir. Belki bu da bir paradoks olmaktan çok modernleşme sürecinin bir ironisi ya da bir başarısı olarak algılanabilir, ama 17 Aralık 2004’teki AB zirvesinden hangi sonuç çıkarsa çıksın, bu serüvenin bu yılın sonunda yeni bir aşamaya gireceği kesin. Tarihin en büyük imparatorluklarından birinin bakiyesi, kendi iradesiyle Batılılaşmaya karar veren bir ‘büyük devlet’ ve Batı’ya en çok yaklaşan, en modern ‘İslam toplumu’ olan Türkiye’nin geldiği noktayı değerlendirip, geleceğe ilişkin öngörülerde bulunmaya çalışmanın tam zamanıdır. Bu derlemedeki makaleler de bunu yapmaya çalışıyor.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 231
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2004
₺13,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 1
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .
₺22,22

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺21,84

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 220
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2004
₺23,40
1 2 3 ... 14 >
Çerez Kullanımı