Dünyanın tüm alışveriş merkezleri cebimizde geziyoruz artık. Bir kredi kartı ve bir akıllı telefonla, istediğimiz an istediğimiz her şeye ulaşabiliyoruz. Peki bunun sonucunda ne oluyor? Çok basit; hastalanıyoruz. Bunun adı da aşırı tüketim hastalığı ve bana kalırsa günümüzdeki en tehlikeli hastalık boyutuna çoktan geldi bile. Fakat çoğumuz bu tehlikenin henüz farkına varamadık.

Tüketim kültürünün perisi, tükettikçe özel olacağımızı fısıldıyor kulağımıza, imaj her şeydir diyor. Daha özel, daha güzel, daha güçlü, daha ayrıcalıklı olmak için tüketiyoruz; vitrinlerin, neonların göz alıcı ışıltısında birörnek renklere büründüğümüzü fark etmiyoruz bile... Tükettikçe mutsuzlaşıyoruz, sosyal medyadaki aksimiz tam tersini söylese de... Yalnız kendimizi değil, doğayı, tekmil canlıları da yok ediyoruz.

Durma Çabala hareketinin öncüsü Selen Baranoğlu, aşırı tüketim hastalığının teşhis ve tedavi yöntemlerini sunduğu bu kitapta, hem bireysel hem küresel anlamda iyileşmenin reçetesini veriyor.

 

 

  • Yazar: Selen Baranoğlu
  • Yayınevi: Doğan Kitap
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 192
  • Ebat: 13,6 x 21
  • İlk Baskı Yılı: 2021
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9786050986488

 

₺54,12 KDV Dahil
Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve İzahı

Ahmet Talât'ın Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve İzahı isimli ansiklopedik eseri, bu konuda yapılmış ilk kapsamlı çalışmadır.
Ahmet Talât'ın on yıl süreyle çalışarak hazırladığı bu kitapta 1000 kadar madde yer alır. Yazar, her konuyu yüzlerce şairden seçtiği örnek beyitlerle açıklarken, eserini aynı zamanda zengin bir antolojiye dönüştürür. Eserin bir başka özelliği, kelime ve kavramları açıklarken çok sayıda kaynaktan yararlanmasıdır. Bunların en başında sözlükler gelir: Lehçe-i Osmânî, Salâhî Lûgati, Lûgat-i Ebuzziya, Lehçetü'l-Lûgat, Ferheng-i Şu'ûrî, Kâmûs-ı Osmânî, Tuhfe-i Vehbî, Nuhbe-i Vehbî, Divânü Lûgati't-Türk, Ahterî, Burhân-ı Kâtı' Tercümesi, Kâmus Tercümesi, Kâmûs-ı Felsefe, Ferheng-i Ziyâ, Lûgat-ı Târihiyye ve Coğrafiyye, Kâmûsu'l-A'lâm. Biyografik eserler arasında ise, Latifî, Âşık Çelebi ve Kınalızâde'nin şuarâ tezkireleri, Menâkıb-ı Hünerverân, Osmanlı Müellifleri, Türk Şâirleri ve Son Asır Türk Şâirleri sayılabilir. Yazar, belli başlı Osmanlı târihleriyle, çeşitli tarih araştırmalarından da yararlanır. Peçevî, Nişancı, Naimâ, Atâ, Âlî, Çelebizâde Âsım tarihleriyle, Koca Sekbanbaşı Lâyihası, Cevdet Paşa'nın İbni Haldun Mukaddimesi, Takvim-i Edvâr'ı ve târihi, Rıza Nur'un Türk Târihi; Köprülü, Uzunçarşılı ve Günaltay'ın çeşitli kitap ve makaleleri bu kaynakların belli başlılarıdır. Evliya Çelebi Seyahatnâmesi de yazarın en çok yararlandığı eserlerden biridir. Sûdî'nin Hâfız Divanı, Bostan ve Gülistan şerhleri, Sarı Abdullah'ın Mesnevi Şerhi, Risale-i İbni Zeydûn Şerhi ve Veled Çelebi'nin elyazması halinde olan Âyîn-i Cem, Cep Defteri, Tuhfetü'l-Erbaîn, Dahme-i İrfân ve Sımât-ı Âşıkan gibi eserler de çok sık başvurulan kaynaklar arasındadır. Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın Marifetnâme'si, Fakirî'nin Risâle-i Ta'rifât'ı, Mehmed Ali Aynî ve Ömer Rıza Doğrul'un dinî-tasavvufî eserleri, divanlar ve sayamadığımız daha niceleri...
Eserin bir başka özelliği de, Veled Çelebi, Tahir Olgun ve Fuat Köprülü gibi konunun otoritesi şahsiyetlerin tashihinden ve onayından geçmiş olmasıdır. Eserin orijinalinde, Köprülü'nün kendi el yazısıyla yer yer ilave bilgiler vardır. Veled Çelebi ve Tahir Olgun birer takriz yazdıkları gibi, esere de zaman zaman açıklamalarıyla katkıda bulunmuşlardır. Yahya Kemal Beyatlı da takriz olarak el yazısıyla bir rübaisini verir.
Ahmet Talât Onay'ın Açıklamalı Divan Şiiri Sözlüğü adını verdiğimiz Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve İzahı isimli bu ansiklopedik eseri, Eski Türk edebiyatının dünyasına girerek metinleri daha iyi anlamak isteyen öğrenci, öğretmen, ilim adamı ve ilgili her türlü okuyucuya yardımcı olacak zengin bir kaynak niteliğindedir.


Basım Ayı/Yılı : 2021
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 496
Ağırlık : 496
En / Boy : 17 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺110,00

1939 yılında Mersin ilimizin Mut ilçesinin Hacı Ahmetli Köyü, Çatalharman Mahallesi’nde doğdum. Babamın adı Osman, anamın adı Mene. İki anadan altısı kız, üçü oğlan dokuz kardaşız.

On yaşımdayken oğlak, kuzu gütmeye başladım. Çobancılığım yedi sene sürdü. On yedi yaşımda hariçten ilkokul diploması alıp, Mut Ortaokuluna kaydımı yaptırdım. Ortaokuldan sonra Silifke Lisesinden 1965 yılında mezun oldum. Aynı yıl Gazi Terbiyenin Fransızca Bölümünü, Atatürk Üniversitesi Fransız filolojisini (Fransız Dili Ve Edebiyatı) kazandım. Tabi ki, üniversiteyi tercih ettim. 1965 yılında üniversiteye kaydımı yaptırdım. Yardımcı branşlarım İngilizce ve Latincedir. Her iki dilden de sertifika aldım. 1969 yılında üniversiteden mezun olarak Anamur Lisesine atandım.

1970 yılında Mut’un Hisar Köyünden Mulla Ahmet Osman Özer’in kızı Emine ile evlendim. Üç çocuğumuz oldu. Afşin, Oğuz Avşar ve Asım. (Oğuz Avşar Aydın orman mühendisi oğlum 14.08.2021 yılında yangın söndürme esnasında şehit oldu.)

1972 yılında Mut Lisesine tayin oldum. 1975 tarihinde askerliğimi Bornova’da yedek subay olarak yaptım. 1985 yılında “yılın öğretmenliğine” layık görülerek ödülümü aldım.

Mut dışına çıkmadan1996 tarihinde emekli oldum. O tarihten sonra Mut’un kültürel değerlerine yöneldim. Kitabı sevdim, okumayı sevdim.

Salih AYDIN
Mut / Mersin


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 772
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2022
₺153,00

“Dünya tek bir devlet olsaydı, başkenti İstanbul olurdu.”
– Napoléon Bonaparte

Gelenekler bir anda ortaya çıkmaz ve bir anda ortadan kaybolmazlar. Sadece zamanın ruhuna bağlı olarak kabuk değiştirirler. Kulaktan kulağa, kuşaktan kuşağa aktarılanlarla medeniyetler büyür, bugüne ulaşır.
Bugüne kadar rehber olarak ziyaret ettiğim tüm mekânlar, benim veya bu satırları okuyan senin gibi insanlar tarafından inşa edildi. Sonrasında ise bu yapılar, onları inşa edenleri dönüştürdü. Derdim, ufak detaylardan bir bağlam yaratarak devasa yapıların manalarını somutlaştırmak ve o yapıların nasıl olup da insanlığın mirası olduğunu aktarmak.
Kentin geçmişinde bir yerde, bin yıl yaşamışçasına öyküler anlatan meddahlar gibi, İstanbul’u İstanbul yapanları; bakılmayan dehlizlerden, çıkılmayan kulelerden, beşikteki bebeklerden, eşikteki nenelerden dinleyerek arzı endam ettik. Zira her kent, içinde biriktirdikleriyle ayağa kalkar. İstanbul bu yüzden şanslı. Hem onun kalbinde yaşayan binlerce insan hem binlerce insanın kalbinde yaşayan bir İstanbul var.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2022
₺33,90

Şikâyetler Şubesini kimse sevmez, çünkü onlar diğer polisleri soruşturan polislerdir. Karanlık Taraf olarak bilinir ve Malcolm Fox da burada çalışmaktadır. Fox, huzurevinde bir babası ve kötü bir ilişkiyi sürdürmekte ısrar eden bir kız kardeşi olan ciddi bir adamdır. Ailevi problemlerine çözüm bulamıyor olsa da işinde başarıyı yakalamıştır.
Fox’a yeni bir dava verilir. Jamie Breck adında bir polis vardır ve iddiaya göre kirlidir. Ama asıl sorun kimsenin bunu ispat edememesidir. Fox bu davayı alır ve çok geçmeden işin içinde tahmininden çok daha fazlası olduğunu öğrenir. Özellikle bir tanıdığının cinayete kurban gitmesiyle durum zannettiğinden çok daha tehlikeli bir hal alır.
“Rankin’in karakterleri o kadar güçlü ki sayfaların arasından fırlayacak gibiler.” –Philadelphia Inquirer
“Heyecan dolu, güzel diyaloglar, iyi tasarlanmış karakterler ve özgün bir arka plana sahip

mükemmel bir polisiye roman.” –The Times
“Şikâyetler gösteriyor ki Fox da Rebus gibi usta bir şehir rehberi olacak.” –Daily Express


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 520
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺67,90

İstediğin bir yıla dönebilecek olsan, hangi yıla dönerdin?

İnsan bazen zamanın bir an önce geçmesini istiyor bazen de yaşadığı anın içinde bir ömür kalmayı. İçinde bulunduğumuz olaylar ve hissettiklerimiz dışında yokuz aslında. Birileri için belki çok önemliyiz hatta olmazsak olmaz ama dünyaya bakınca biz olmasak da olur gibi.

Hayat böyledir. Hikâyen devam ettiği sürece mücadele edersin. Kazanmak ya da kaybetmek değildir mesele, zaten bundan ibaret olamaz hiçbir şey. Mücadeledir hayat sadece. Bazen kendinle bazen de çok başka şeylerle…

Belki muhteşem şeyler yaşamayacağız. Belki en yakın sandıklarımız için bile gerçekten var olamayacağız. Olsun. Şarkılar söyleyeceğiz, filmler izleyeceğiz, kitaplar okuyup anılar biriktireceğiz. Gün gelecek belki de seninle yan yana bir sahil kasabasında yaz bulutlarını seyredeceğiz. Belki bizim de mucizemiz budur.

Görmesini bilene her şey mucize.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2022
₺40,90

Mehmet’e yapılan bir cinayet ve Türkiye’ye, ol tarihte Atamanlılar, layık görülen bir darbedir; faili meçhul olmayıp İkinci Bayezid’dir, diyoruz. Sonra, Avrupa’da ilerleyemedik ve Müslüman-Arap ikliminde yerleşmek istedik. Neden, neden yaptık, bunun sırlarını çözememek bir yana, “tarih” henüz bu darbeyi ret ile meşguldür. Ve 1571 Leoponte Haçlı Seferini tahrik ettik, sonumuzun habercisi olduğunu bile “bilmiyoruz”. Tarihimiz yoktur, diyemiyoruz. Yazmaya çalışıyorum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 15 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2022
₺100,90

Bazı acılar, zamanla armağana dönüşür...

Bir zamanlar kalbimi sökercesine canımı acıtan şey için sonradan şükredeceğimi nereden bilebilirdim ki?
Yüzüstü bırakıldığım ilk gün hissettiğim o acının hiç geçmeyeceğini, kalp sancısıyla bölünen uykularımın bir daha huzura kavuşmayacağını sanıyordum.
Göğsümü sığdıramadığım şu gökyüzünün ciğerlerime hep dar geleceğini ve artarak devam eden özlemlerin hiç geçmeyeceğini zannediyordum. Aslında en çok da uğradığım haksızlıkları asla hak etmediğimi düşünüyordum. Oysa karşılaştığım onca kötülüğe tahammül etmekle o haksızlığı kendime ben yapıyormuşum. Meğer sevdasını bal sanan, zehirlendiği kalbi kendine yuva sanıyormuş.
Yani yok yere gidenler iyi ki geri dönmemişler, yoksa hiç iyileşemezmişim...
Allah her şeyin en iyisini biliyor. Bazı acılar zamanla birer armağana dönüşüyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺26,90

Yakın Tarih İçin Anahtar, Atatürk’ün önderliğindeki Cumhuriyet Devriminin kapısını açıyor. O kapıyı açtığınızda; saltanatın kaldırılmasından 3 Mart Devrim Kanunlarına, laiklikten siyasette din istismarına, 20. yüzyılda Cumhuriyetin akıl-bilim eksenli aydınlanmasından 21. yüzyılda yağmur duasına ve türbelerin kutsanmasına, Osmanlı’nın Darülfünunundan Cumhuriyetin üniversitesine, Cumhuriyetin tamir ettirdiği Ağa Camisi’nden Mimar Sinan Türbesi’ne, harf devriminden mezar taşı okuma kulübüne, dünyadaki kadın hakları mücadelesinden Atatürk’ün kadın devrimine, İslam öncesinden Cumhuriyete Türk müzik tarihine, 1921 ruhundan (!) Andımız’a ve ulus devlete, dünya anayasalarındaki değiştirilemez maddelerden anayasamızdaki değiştirilemez maddelere, demografi ve devlet ilişkisinden Lozan’daki demografi savaşına, ülke kaynaklarını yabancılara teslim eden Abdülhamit modelinden ülke kaynaklarına sahip çıkan Atatürk modeline, Atatürk’ün çözüm önerilerinden ekonomik kurtuluş savaşına, Cumhuriyetin yüzen sergisinden Köy Enstitüleri deneyine, Cumhuriyetin sıtma savaşından Çin’e aşı göndermesine, Cumhuriyetin çay üretiminden kâğıt fabrikalarına, yok edilen Cumhuriyet değeri Sümerbank’tan yok edilen THK’ya, Lozan’dan Montrö’ye bağımsızlık mücadelesine, Afganistan’daki Atatürk etkisinden Taliban karanlığına, Cumhuriyetin anlamından Atatürk’e sahip çıkmanın anlamına ve Atatürk düşmanlığından yaşayan Atatürk’e kadar pek çok tarihi gerçekle karşılaşacaksınız. Yakın tarihten önemli dersler çıkaracaksınız. Türkiye’nin bugünkü durumunu çok daha iyi anlayacaksınız

 

Kitap Yazar Adı Sinan Meydan

Yayın Direktörü Mehmet Bozkurt

Editör Gökçe Şenoğlu Kapak

Tasarım Şenol Alanbay

Sayfa Tasarım Şenol Alanbay

Sayfa Sayısı 344 Ebat 13,7 x 23

Tür Araştırma - İnceleme

Kağıt / İç Baskı III. Hamur Enzo, 52 gr.

Cilt / Kapak Amerikan Bristol 230 gr.

₺52,90

İçi Boşaltılan Bir Ülkenin Hazin Hikâyesi
Cümleten başımız sağ olsun... Liyakat öldü!

Candaş Tolga Işık, cenaze namazı kılınan liyakatin nasıl öldürüldüğünü kaleme alıyor. Liyakat ilkesinin terk edildiği ülkemizde kurumların, kavramların, değerlerin özetle her şeyin içinin nasıl boşaldığını örneklerle aktarıyor.

“Bir kurumun içinin boşaltılması denince hem medyanın hem de vatandaşın aklına ilk gelen ve dolayısıyla ilgisini esas cezbeden konu, o kurumun kasasının boşaltılması. Yolsuzluk, hortumculuk ya da vurgunculuk, adına ne derseniz deyin, bunların hepsi hukuken cezalandırılması gereken suçlar. Ancak en az onlar kadar önemli olan bir başka içini boşaltma yöntemi de, ülkemizde sıklıkla karşılaştığımız gibi eğitimden yargıya, bürokrasiden sanata, sağlık sisteminden sivil toplum örgütlenmelerine kadar tüm kurumların liyakatten mahrum ellere terk edilip, iradesinin siyasi yönlendirmelere teslim edilerek değersizleştirilmesi, itibarsızlaştırılması.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13.7 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2022
₺33,90

Umberto Eco Bitkisel Hafıza’da kitabın, ortaya çıktığı andan itibaren uygarlıkların evrimi ve büyük tektanrılı dinlerin doğuşu açısından önemini anlatıyor. Ve bir bibliyofil gözünden bakıyor kitap dünyasına. Peki nedir bibliyofil? Bibliyofil kitabı sevendir, ama sadece kitap okumakla yetinmeyen, aynı zamanda ona nesne olarak da sahip olmak isteyendir. Bu nedenle bibliyofili, her şeyden önce kitap nesnesine duyulan aşktır.

Her zamanki keskinliği, mizahı ve yetkinliğiyle Eco, bibliyofili açısından önemli gördüğü eserleri gözden geçiriyor, anekdotlar anlatıyor, bir değerin izini sürüyor, kısacası bibliyofilinin büyülü dünyası için bize rehberlik ediyor. Çünkü Eco öncelikli olarak zaten bibliyofil olanları hedeflemiyor, henüz öyle olduğunu bilmeyen sayısız potansiyel okura sesleniyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 12 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺57,20

Diller arası iletişimin önem kazanmasıyla, sözlü çeviri hem bir meslek dalına hem de akademik disipline dönüşmüştür. Artan uluslararası temaslar, toplantılar, göç hareketleri, yerel dillerin ve işaret dillerinin tanınması gibi pek çok nedenle öne çıkan sözlü çeviri alanında, Türkiye ve Türkçeyi inceleyen değerli araştırmacıların yazılarını bir araya getiren bu seçkide, Türkiye’de sözlü çevirinin tarihi, mahkeme çevirmenliği, sağlık çevirmenliği, spor çevirmenliği, sanal ortamlarda sözlü çeviri eğitimi, işaret dili çevirmenliği, diplomasi çevirmenliği, konferans çevirmenliği ve çeviri eğitimi gibi pek çok farklı konu ele alınmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺117,00

“Yaşamam Gereken Dünya Burası
Ama Keşke Orada Yaşasam
Dediğim Dünya, Mackesy’nin
Yarattığı Dünya.”
–Elizabeth Gilbert
 
“Sevgi, Dostluk Ve İyi Kalplilik –
Bu Kitap Evrensel Bir Dil Konuşuyor.”
–Bear Grylls
 
“Harika Bir Sanat Eseri Ve
İnsan Kalbine Açılan
Harika Bir Pencere.”
–Richard Curtis
 
“Açıkcası Dünyanın Şu Anda Charlie’nin
Yapıtına İhtiyacı Var.”
–Miranda Hart


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 16.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺103,90

“Neden duvar ördüğümüze dair pek çok sebep var. Zenginlik, ırk, din ve siyaset açısından pek çok şekilde bölünmüş durumdayız. Bazen ayrışmalar şiddete yol açar ve duvarlar koruma ya da savunma amacıyla belirli insanları dışarıda tutmak için yükselir. Bazen de fiziksel olarak yükselmezler ancak biz yine de zihinlerimizde ayrışmayı hissederiz. Bu görünmez bariyerler de çoğu zaman diğerleri kadar etkilidir.”

•Duvar çağı ne zaman başladı?
• Bizleri ayıran asıl şey nedir?
• Neden aramıza duvarlar örüyoruz?
• Ayrışmalar, politikaları nasıl şekillendiriyor?
• Küreselleşen dünyada kimler kimlik mücadelesi veriyor?
•Duvarlar yıkılınca tüm sorunlar çözülüyor mu?
•Tehditler her zaman sınırların ardından mı gelir?

Tim Marshall, önümüzdeki uzun yıllar boyunca dünyamızı şekillendirecek fay hatlarını ortaya çıkarmak için geçmişimizi ve bugünümüzü gözler önüne seriyor. Çin, Amerika, İsrail ve Filistin, Ortadoğu, Hindistan Alt kıtası, Afrika, Avrupa ve Birleşik Krallık üzerinden etkisi altında olduğumuz “duvar çağı”nı mercek altına alıyor. Geçmişte ve günümüzde bizi neyin ayırdığını fark etmenin, bugün dünyada neler olup bittiğini anlamak için ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Uluslararası çoksatan Coğrafya Mahkûmları kitabının yazarı Marshall, Duvar Çağı’yla bu kez de milliyetçilik, kimlik politikaları, sınırlar ve aramızdaki görünmez bariyerler üzerine merak uyandırıcı ve cesur bir analiz sunuyor.

Bilgilendirici ve güncel... Dünyanın en büyük sorunları hakkında rehber bir kitap.” -Daily Express

Tarihin duvarlarında güncel ve heyecan verici bir seyahat.” -Peter Frankopan, İpek Yolu kitabının yazarı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺51,38

*Doğu toplumları Hayyâm’ı esas olarak rubaileri üzerinden, o da şarap ve aşk düşkünü bir şair olarak bilir. Peki, onun dünya tarihinde eşine az rastlanır bir ozan ve filozof olduğu kadar büyük bir matematikçi ve astronom da olduğunu,
*Eğer Edward FitzGerald onları serbest bir tarzda ve kendi dilinde yeniden yazmasaydı, dünyada çok az sayıda biliminsanının tanıyıp bildiği Hayyâm’ın rubailerinin bu kadar etkili ve ünlü olamayacağını,

*Hayyâm’ın mezarından getirtilen iki gül çitilinin FitzGerald’ın mezarına dikildiğini ve bu güllerin 1893’ten beri botanik biliminde “Ömer Hayyâm Gülü” (Omar Khayyam Rose) olarak işlem gördüğünü,
*Ömer Hayyâm rubailerinin Nazi Almanya’sında yasaklandığını ve kitaplarının kütüphanelerden toplatılarak hurdaya verildiğini, Büyük bilimadamı Hayyâm’ın neden gözden ırak tutulup mezarının 800 sene boyunca yok oluşa terk edildiğini biliyor muydunuz?

Stefan Zweig’ın ünlü bir eseri var: “İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar” Hayyâm, bilim ve kültür tarihine yaptığı katkılarla insanlığın yıldızının parladığı anlardan birinin unutulmaz bir simgesi olmuştur. Hayyâm, çok geç keşfedilmiş ve değeri az bilinmiş de olsa, müstesna bir bilimadamı, düşünür ve şairdir. Okuyacağınız bu kitap, onun hikâyesidir...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺33,58

Edebiyat Teori ve İncelemeleri; edebiyat sosyolojisi, edebiyat-psikoloji ilişkisi, edebiyat tarihi, edebiyat / roman teorisi, karşılaştırmalı edebiyat, postmodernizm, küreselleşme ve edebiyat ilişkisi gibi konu ve kavramları mercek altına almaktadır. Kitap, Türk ve dünya edebiyatının öne çıkan kimi yazar ve eserlerini merkeze alan inceleme ve değerlendirmelerle metin-kurgu-oluşum ilişkisinden hareket ederek edebiyatın teorik, sosyolojik ve uygulama yönüne ışık tutmaktadır. Yapılan bu incelemeler; edebiyat tarihi, yazar biyografisi, kültür dinamikleri gibi düzlem ve kriterler doğrultusunda, edebiyat-sosyoloji, edebiyat sosyolojisi ve edebiyat metni inceleme yöntemlerini esas almaktadır. Hem üniversitede okuttuğumuz dersler hem de uluslararası sempozyum bildirileri ve makalelerden edindiğimiz tecrübeler ile edebiyatın teorik ve sosyolojik cephesine ilişkin bilgileri kapsayan bu kitap, edebiyat, eser ve okuyucu bağlantısını, örneklerle ortaya koymaya çalışmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 334
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺61,20

Sırasıyla tarihsel bir damga, bir sanat akımı, bir alt kültür ve akademik bir araştırma alanı olarak Gotik, tarihten çıktığı yola mimari ile devam etmiş, oradan edebiyata nüfuz ettikten sonra topluma yönelik dikkatlerin merceğinden geçerek edebî ürünleri sosyolojik bir perspektiften ele alan çağdaş araştırmaların gündemine girmiştir. Adını, Got kabilelerinin MS 410 yılında Antik Roma'ya düzenlediği istila ve yağmalardan alan bu terim, ilk kez 1550 yılında İtalyan sanat tarihçisi Giorgio Vasari tarafından “barbar” kavramının ikamesi olarak bir mimari tarzı betimlemek üzere kullanılmış ve o günden bu yana uygar olmayanı imlemiştir.

Bu kitap; yeniden doğuşunu 18. yüzyıl sonlarında bir grup edebiyatçı tarafından sahiplenilmesine borçlu olan Gotik geleneğin, Orest Somov'dan Nikolay Polevoy'a, Vsevolod Garşin'den Fyodor Dostoyevski'ye Rus edebiyatındaki uyarlamalarını çağdaş Gotik kuramları doğrultusunda mercek altına alıyor. Bu amaçla Got kavimlerinin, Roma'ya düzenledikleri akınların ardından önce tarih yazımına, daha sonra sanat tarihi terminolojisine sirayet eden “barbar” kimliklerinin izini delilik, intihar gibi Gotik izlekler ve Kent Gotiği, tekinsiz gibi çağdaş sınıflandırmalar yörüngesinde, sosyolojik eleştiri yöntemiyle sürüyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺42,30

Bu kitapta, bir edebî tür olarak kara roman incelenmiş; Didier Daeninckx'in Meurtres pour mémoire, Cannibale, Camarades de classe, Le Bourreau et son double ve La Mort n'oublie personne adlı kara romanları, Fransa'nın İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında geçirdiği çalkantılı dönemlerin hafızaları bağlamında ele alınmıştır. Çağdaş Fransız edebiyatının en üretken yazarları arasında yer alan Daeninckx, söz konusu romanlarda Fransa'nın geçirdiği sorunlu tarihsel dönemlerin resmî anlatılarda, kolektif ve bireysel hafızalarda farklı şekillerde yer aldığını ortaya koymuştur. Daeninckx'e göre hafızalar arasındaki bağlar, bu durumun temel nedenidir. Söz konusu sorunlu geçmişlerin bireylerin ve grupların “şimdi”si üzerindeki travmatik etkileri, anlatıların ana eksenini oluşturmaktadır. Yazar, sıradan bireylerin hikâyelerinden Büyük Tarih'in anlatılarına ulaşarak, bireysel ve kolektif belleklerde yer edinmeyen ya da hatalı olarak yerleşmiş tarihsel olayları açımlamıştır. Romanlarında “hafıza ödevi” prensibiyle ve bir aydın bilinciyle hareket eden Daeninckx, tarihin unutuşa mahkûm ettiği kişilere ve olaylara yeni bir ses ve nefes olmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 251
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺44,10

Beden politikaları terimi, iktidarların bedenler üzerinde tahakküm kurmak yoluyla kitlelerin fiziksel gücünden faydalanmaya ve onları benimsedikleri ideolojiler doğrultusunda dönüştürerek itaatkâr kılmaya yönelik uygulamalarını ifade eder. Bedeni hâkimiyeti altına almak isteyen iktidar, her durumda siyasal iktidar başka bir deyişle devlet otoritesi olmayabilir. Toplulukları etkileme ve yönetme gücüne sahip aile kurumundan inanç sistemlerine dek siyasal olmayan iktidar biçimleri de beden politikalarının öznesi konumundadır.
Bedenin politik işlevselliği üzerine dikkatleri edebî metinler üzerinden inceleyen bu kitap, 20. yüzyıl Rus ve Türk edebiyatlarında beden temsillerine odaklanıyor. Fransız düşünür Michel Foucault ve Rus kuramcı Mihail Bahtin’in beden teorilerinden yola çıkan kitap, modernitenin makbul yurttaşlar yaratma idealinin ardında yatan ayrıştırıcı söylemleri seçilmiş metinler doğrultusunda gün yüzüne çıkarıyor; bedenin siyasal temsillerini yabancılaşma, ötekileşme, bedensel eksiklik, hegemonik erkeklik, yeni insan, androjini, öjeni, makine beden, makine insan, cadı avı, grotesk, ucube, hilkat garibesi, soytarı, çingene, zenne, distopya, panoptikon, gözetim gibi kavramlar, damgalar, toplumsal cinsiyet rolleri ve ideolojik pratikler çerçevesinde sosyolojik boyutlarıyla çözümlüyor.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 306
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺44,10

İki farklı ifade, birtakım biçimbilgisel ya da sözdizimsel yöntemler kullanılarak birleştirilebilmektedir. Cümlelerin birleşmesiyle birlikte cümle yapıları, birtakım yönetim ve bağlama ilişkileri bakımından farklılaşabilecekleri gibi bazen her iki ifade de temel yapılarını koruyabilmektedir. Bazı dillerde de tipolojik olarak, cümle birleşmelerinde cümleler temel formlarını korumaktadır. Öte yandan Standart Çuvaşça yan cümleler şimdiye kadar oldukça az dikkat çekmiş olmalarına rağmen evrensel dil bilgisine bile katkılar sağlayabilecek kadar ilginç sözdizimsel davranışlar gösterebilmektedir.

Bu çalışmada da Standart Türkçe ve Standart Çuvaşçadaki adlaştırmalar karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Bu dillerdeki sözlüksel ve sözdizimsel adlaştırma türleri birbirinden ayrıldıktan sonra sözdizimsel adlaştırmalar / ad yan cümleleri, biçim-sözdizim ara yüzü bağlamında incelenmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 198
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺52,20

Bu kitap, Türkçedeki amaç cümlelerini sözdizimi-anlambilim-edimbilim etkileşimiyle inceleyen betimsel bir çalışmadır. Amaç cümleleri, temel cümleye amaç, niyet, hedef gibi arka plan bilgisi sunarak belirteç cümlelerinin bir alt grubunu oluşturur. Belirteç̧ cümleleri ve hatta bir üst grup olarak bağımlı cümleler şimdiye dek pek çok çalışmaya konu olmuşken amaç̧ cümleleri, hem yabancı alınyazında hem de Türkiye’deki alınyazında araştırmacıların çok daha az dikkatini çeken bir konu olmuştur. Bu kitap, Türkiye Türkçesindeki amaç yapılarını derinlemesine ele alıp alınyazındaki bu boşluğa dikkat çekmeyi ve betimlemede farklı dilbilimsel yöntem ve kuramlardan faydalanarak belli bir metodoloji temelinde alanyazına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Ayrıca yapısal, sözdizimsel ve anlamsal betimlemenin yanı sıra dilbilimsel tipoloji çerçevesinde amaç̧ cümlelerinin diller arası kullanımlarına yönelik sergiledikleri özellikler ve bulgular da sunulmaya çalışılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 134
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺37,80

Batı Türkçesinin başlangıcı olarak kabul edilen Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış birçok eser bugün metin ve sözlük olarak yayımlanmış, incelenmeyi beklemektedir. Modern dilbilimin verilerini kullanarak Türk dilinin tarihi metinlerinin incelenmesi genel dilbilim ve Türkoloji için büyük önem taşımaktadır. Bu ihtiyaca yönelik, sunulan çalışmada kiplik kategorisi üzerine yapılan dillerarası teorik çalışmalar değerlendirilmiş, Eski Anadolu Türkçesinde kullanılan epistemik kiplik işaretleyicileri eserden hareketle ortaya konulmuştur.

Ayrıntılı bir inceleme yapılabilmesi için kiplik kategorisinin alt kategorisi epistemik kipliğe odaklanılmış ve incelenecek veri hacimli bir eser olan Kısas‑ı Enbiya ile sınırlandırılmıştır. Kısas‑ı Enbiya, Salebi'nin El‑keşf'ül beyan'an tefsiri'l‑kur'ân adlı eserinin 14. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen çevirisidir. Epistemik kiplik incelemesi için bu eserin seçilmesinde 14. yüzyıl Türkçesini yansıtan dini bir metin olması, olayları sıkça kaynak kişilerin ağzından diyaloglarla aktarması, tüm şahıs çekimlerini içeren ifadelerin yer alması, Tanrı'nın konuşturulması, din çerçevesinde farklı konulara yer vermesi vb. özellikler etkili olmuştur. Bu çalışmayla, tarihi metinlerde kullanılan dilin farklı yaklaşımlarla ele alınmasının gerekliliğine dikkat çekilmek istenmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 282
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺62,10

Bütün dünyaca bilinen klasik edebiyat mirasından bir takım izler taşımasına rağmen 21. yüzyıl Rus edebiyatının geleneksel edebiyattan oldukça farklı, kendine özgü bir yapısı vardır. Hızına yetişilemeyen modern yaşam, gelişen teknoloji ve küreselleşme gibi etkenler, günümüz okurunun beklentisine paralel olarak edebiyatı farklı bir boyuta taşımaktadır. Gerçekliğin göreceli hale geldiği, bilimkurgunun, postmodernizmin, yeraltı, postavangart ve popüler edebiyatın iç içe geçtiği 21. yüzyıl Rus edebiyatında absürt ve agresif gerçeklik, kaotik, akışkan, tuhaf, eksik ve bazen de dağınık bağlantılarla okuyucuya sunulur.

Çok katmanlı alt metinleriyle, göreceli gerçeklik algısıyla, günlük yaşamın felsefi çıkarımlarıyla yepyeni eğilimlere kucak açan çağdaş edebiyatın çok yönlü, bol ödüllü ve en genç yazarları bu kitapta bir araya getirildi. 21. yüzyıl Rus edebiyatının ülkemizde yeni yeni tanınmaya başlanan ya da henüz adı bile duyulmamış dinamik yazarları seçilerek öne çıkan birer eserinin Türk okuruna tanıtılması amaçlandı. Çağdaş edebiyatın oluşum temellerinin genel ama detaylı bir incelemesinin ele alındığı giriş yazısının ardından Arina Obuh'tan Vladimir Sorokin'e, Alisa Ganiyeva'dan Guzel Yahina'ya, Platon Besedin'den Dmitri Gluhovski'ye kadar günümüz Rus edebiyatına damgasını vuran genç yazarların modern ve sarsıcı sanatıyla buluşacaksınız bu kitapta…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 388
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺58,50

Elinizdeki kitapta Talat Tekin’in Türk dili, edebiyatı ve kültürü araştırmalarına katkısı özgün yazılarda anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılmıştır. Kitabın birinci bölümünde, kronolojik sırayla Altay dillerinden günümüz Türk dillerine uzanan hususlarda yazdıkları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise eleştiri, Türk dillerini adlandırma ve sınıflandırma sorunu, yazım, dil devrimi, edebiyat, dilbilim, dilbilgisinin alt alanları, sözlükçülük gibi konulara odaklanılmıştır.

Yazılar, Talat Tekin’den önce alandaki araştırma durumunun belirlenmesi, Talat Tekin’in konuya katkılarının ayrıntılı değerlendirilmesi ve sonrasının özetlenmesi biçiminde tasarlanmıştır.

Makalelerin tamamında Talat Tekin’in çalışmalarındaki motivasyon, kullandığı ölçütler, ulaştığı bulgular, sonuçlar, sonrasına etkisi eleştirel bir okumadan geçirilmeye çalışılmıştır. Kitap, bir Türk dili uzmanının çalışmalarını bütün olarak anlama yönünde ilk denemedir. Talat Tekin’in araştırmaları ekseninde bir Türk dili tarihi olarak da okunabilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺62,10

İlk kez 2015 yılında yayımlanan Bir Hayal Nasıl Romana Dönüşür? çıktığı günden itibaren lise ve üniversitelerde senaryo ve yazı derslerine kaynak olarak önerilmiş, acemi yazar adaylarının başucu kitabı haline gelmiştir. Şimdi ise düzenlenmiş ve genişletilmiş baskısıyla yeniden okurun huzuruna çıkıyor. Siz de nereden başlayacağını bilmeyenlerdenseniz, kendinizi geliştirmek için bir okuma listesine ihtiyaç duyuyorsanız ve fazla hırpalanmadan acemiliğinizi atlatmak istiyorsanız bu kitapla doğru bir başlangıç yapıyorsunuz demektir.

Kurmaca dünyasına girmek isteyen herkes, basit ve temel tekniklerin anlatıldığı bu kitaptan bir yazı atölyesi gibi yararlanabilir.

Yıllardır editörlük ve yazar koçluğu yapan Zümrüt Bıyıklıoğlu kurgu yaratımında karşılaşacağınız her türlü sorunun üstesinden kolaylıkla gelmeniz yolunda size destek olacak, başucunuzdan ayırmayacağınız bu değerli referans kitabına bilgi ve tecrübelerini aktardı. Şimdi sıra sizde, bu kitapla birlikte kurgu dünyalara yolculuğunuza güvenle çıkabilir, her anından keyif alabilirsiniz.

İlhamınız bol olsun!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺23,90

“Çoğu yetişkin, okuma sürecinin tek yönlü  işlemesi gerektiğini düşünür zira bunun aksi gerileme, olgunlukta geriye gitme olarak görülür. Önce PeterveJane denen çift başlı canavarı, ardından Narnia’yı aşıp Patrick Ness ile devam edersiniz... Derken yetişkin edebiyatına geçerek zafer kazanır, sonra da hep orada kalır, bir daha asla geriye dönüp bakmazsınız çünkü geriye bakmak mevki kaybetmek demektir. 

Ama insan yüreği tren gibi düz bir hatta ilerlemez. Okuma serüveni böyle bir şey değil, en azından benimkisi böyle değildi. Çocuk edebiyatını ıskartaya çıkarırsak, yetişkin gözüyle okuduğumuzda farklı bir simya yakalayacağımız zenginliklerle dolu bir mücevher kutusunu ıskartaya çıkarmış oluruz.”

Son dönemin en önemli yazarlarından Katherine Rundell, çocuk kitaplarının hayal gücünün fitilini nasıl ateşlediğini, dahası nasıl yeniden ateşleyebileceğini; çocuk edebiyatının cüretkâr ve oyunbaz tavrıyla, nasıl olup da içimizdeki eski açlıkları uyandırıp dünyaya dair yeni bakış açıları oluşturmamızı sağlayabileceğini gösteriyor. Yetişkin okur için keyifli ve ikna edici bir deneme. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 105
En / Boy : 105 / 14.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺27,30

“Mesafeli durduğumuz konular, sadece ideolojileri, fikirleri, yaşantıları içermiyor; neye mesafeliysek, o mesafelerin bedensel sembolü olarak gördüğümüz insanlardan da uzak duruyoruz. Oysa hepimizin bir arada yaşamak gibi bir sorumluluğu var ve bu sorumluluk sadece bize benzeyene, bizimle aynı fikirde, aynı dinde, aynı cinsiyette, aynı sınıfta, aynı kültürde olana karşı değil; bize hiç benzemeyene karşı da bir sorumluluktur. Herkesin herkesi kendisine benzetmeye çalışarak sadece benzerleriyle yakın bağ kurduğu bir toplumda, farklı olanlar tehdit olarak algılanabilir. Ama tanışıklığın çok olduğu bir toplumda, kimlikler ötekileştirilmeden, huzurla ve birlikle yaşamak mümkündür. O hâlde bugün, tam da şimdi, sorular sormaya, konuşmadıklarımızı konuşmaya başlamalıyız...”     Arda Erel, toplumu var eden dille ve hem ayrıştırmayı hem de birleştirmeyi başarabilen kelimelerle zamanın kaydını tutuyor. Aşk ve toplum üzerine yazdığı denemelerle tüm okurlarını konuşmaya, duvarları yıkarak aynı gökyüzünün altında buluşmaya davet ediyor...

 

Arda Erel Arda Erel, 1995 tarihinde İstanbul’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden mezun oldu. Psikoloji, toplumbilim ve felsefeyle ilgilenen Erel’in sırasıyla Senin İçin (2016), Arayış (2017), Kendine İyi Bak (2018), ilk psikolojik romanı Sarsıntı (2019), ikinci romanı Yüz Yüze (2020) yayımlandı. Yazarın eserleri hem Türkiye’de hem de Avrupa’da çok satanlar listelerine girdi.  
Arda Erel, Galatasaray Üniversitesi’nde, sosyoloji alanında yüksek lisans eğitimine devam etmektedir.

₺38,90

Türkiye’de eğitim niteliksiz, fırsat ve olanak eşitliğinin uzağında sürdürülürken, yoksunluklarla boğuşan köy çocuklarını birer eğitim meşalesine dönüştüren Köy Enstitüleri, yakın tarihimizin en büyük eğitim atılımı olarak her geçen gün daha da parıldıyor.

Köy Enstitüleri üzerine uzun yıllardır araştırmalarını sürdüren eğitimci Mustafa Gazalcı, 81. yıldönümünde 21 Köy Enstitüsünün tarihçesini, sistemin can alıcı yanlarını, enstitülerden çıkan 81 çınarın anlattıklarıyla sonsuzluğa taşıyor.

Çınarların tanıklığıyla Köy Enstitülerine yönelik karalamalar bir bir çürüyor, bu aydınlanmacı eğitim devrimini karartanların amaçları su yüzüne çıkıyor.

Enstitülüler çarpıcı anılarını ve canlı tanıklıklarını dile getirirken iş içinde yürütülen o görkemli eğitimi, dört duvar arasında, ezberletip unutturan eğitim anlayışının karşısına dikiyorlar.

Enstitülerden yetişip birer çınara dönüşenlerin anlattıklarını okurken sisteme destek veren siyasetçilerin, Tonguç ve arkadaşlarının yaptıklarına bir kez daha hayran olacak, onlardan sonra boynu bükük bir fidan gibi bırakılan köy çocuklarının sessiz çığlıklarını duyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 420
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺62,90

“Tanpınar Bana Ne Dedi?” edebiyatımıza bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Alıntılarla, anekdotlarla, yaşamöyküsü değinileriyle eşsiz bir okuma deneyimi sağlıyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Adalet Ağaoğlu’na, Yaşar Kemal’den Tezer Özlü’ye kadar pek çok yazara yer veren eser, derinlikli metinlerimize değinirken edebiyat tarihimizle ilgili de
nitelikli saptamalar yapıyor.

“Tanpınar Bana Ne Dedi?” yeni bir bakış kazandırmakla yetinmeyip bu yapıtları okumayanların da merakını kamçılıyor.

“Ruken Ataman Ali Baba ve Kırk Haramiler’deki mağaranın kapısını açacak sihirli sözü çoktan bulmuş. İstediği zaman kitaplarla dolu bir dünyaya girerek sonsuz hazinesinden dilediğince nasiplenebiliyor.”

Ercan Kesal


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺59,04

İngiliz edebiyatı tarih boyunca hem Batı edebiyatını hem de dünya edebiyatını etkileyen zengin eserler ortaya çıkardı. Roman, öykü, şiir ve tiyatro oyunları edebiyat seven herkesin ruhuna dokundu. Bazen Hamlet bize güç verdi, bazen 1984’ün Büyük Birader’i zalim gözlerini üzerimize dikti ya da bazen hayatın anlamı Otostopçunun Galaksi Rehberi’ndeki gibi sadece 42’ydi.

Charles Dickens’tan Virginia Woolf’a, Oscar Wilde’dan Jeanette Winterson’a kadar pek çok yazara yer veren bu kitap, İngilizce yazılmış görkemli romanları rafine bir süzgeçten geçiriyor. Okurun ilgisini çekecek ayrıntıları yakalarken ele alınan eserlerin edebiyatımızdaki izdüşümlerine dokunuyor.

“İnsan var oldukça öykü de, şiir de, roman da var olacaktır kuşkusuz. Okumak ve yazmak, sağaltıcı bir şeydir çünkü. Yaralı ruhlarımızı iyileştirir.”

Ercan Kesal


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺59,04

Pamfilya’nın Yeniden Doğuşu


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 114
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺69,00

Bir ayrılığın ardından yeniden âşık olmak kaçınılmazdır.
Çünkü otoparktaki erik ağacının kış güneşine aldanması lazımdır.
Çünkü o çiçeklerin cemre fırtınasından önce açması gerekir.
Çünkü zayıflar güçlülerden ancak böyle ayrılır ve en lezzetli meyveler de böyle yetişir.
Çünkü “Tanrı zar atmaz!” ve her şey büyük planın bir parçasıdır.
Eksik olan, hiç kimsenin bunu yere düşen çiçeklere söylememesidir...
Elinizdeki kitap “Neden?” sorusuna gerçek bir cevap arayan içtenlikli bir kavrayışın hikâyesidir.

Neli, başarılı bir iş insanı, mücadeleci, güçlü bir kadın ve iyi bir anneydi... Ancak sadakatsiz, hoyrat ve seks düşkünü eşine, çocuklarına rağmen tahammül etmesi gerekmediğini anladığında zaten yorgun düşmüştü. Yine de boşanmanın yükünü kaldırabilirdi, çocuklarınınkini de... Peki ya yeni bir aşkın? Bir türlü adım atamayan sevgilinin bıraktığı yükü taşıyabilir miydi? İşte ezberinin bozulduğu yer, tam da burası oldu. Bu hayatta gücün, çabanın, azmin ve zekânın yetmediği; insanların birbirlerine hissettikleri derin duyguların bile yaşanmasını engelleyen, akla hiç gelmeyen bir şeye takıldı.

Bazen gerçeğin öyle keskin, dayanılmaz bir tadı vardır ki tek lokma dahi dilini damağını dağlar insanın. Yalanlarla seyreltilmesi, yenilir yutulur hale getirilmesi elzem olur. Bu yüzden, diğer tüm yazarlar gibi, bu kitabın yazarı da yalancıdır. Belki de değildir. Ya da daha açık söylersek, bu hikâye aslında yaşanmamış süsü verilmiş gerçek bir hayaldir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺68,90

ARKA KAPAK YAZISI

İnsanın güvenebileceği en sağlam pusula özgür akıldır. Kant’ın ifadesiyle, “aklını kullanma cesaretini gösteren” aydınlanmış insan kendi yolunu bulur.

Bugün Türkiye’de yakın tarih hiç olmadığı kadar çarpıtılmakta ve bu çarpık tarih üzerinden yeni bir geçmiş ve gelecek kurgulanmak istenmektedir. Böyle bir ortamda, yakın tarih konusunda yeterli bilgi birikime sahip olmayan insanların, özellikle genç kuşakların yolunu kaybetmesi hiç de zayıf bir olasılık değildir. İşte “Yakın Tarih İçin Pusula”, belgelere dayalı gerçek tarihi gözler önüne sererek yakın tarihte kaybolmanızı engellemek; yalan, yanlış ve çarpıtma bombardımanı arasında güvenle yolunuzu bulmanıza yardım etmek için yazılmıştır.

ÖZGEÇMİŞ

Sinan Meydan

1975 yılında Artvin’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Artvin Şavşat’ta, yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölü-münde tamamladı. Cumhuriyet tarihi ve Atatürk merkezli çalışmalarına devam etmektedir. Sözcü gazetesinde yazmaktadır.

Yayımlanmış eserleri şunlardır:

Atatürk, Modernizm ve Din, "Bir Ömrün Öteki Hikayesi"

Sarı Paşam, "Mustafa Kemal, İttihatçılar, II. Abdülhamit"

Son Truvalılar, "Truva'nın Kayıp Kökleri"

Atatürk ve Kayıp Kıta Mu (2 cilt)

Atatürk'ü Doğru Anlamamk İçin Nutuk'un Deşifresi

Atatürk ve Türklerin Saklı Tarihi, "Türk Tarih Tezi'nden Türk İslam Sentezine"

Sarı Lacivert Kurtuluş, "Kurtuluş Savaşı'nda Fenerbahçe ve Atatürk"

Parola Nuh, " Atatürk'ün Gizli Kurtuluş Planları"

Cumhuriyet Tarihi Yalanları (2 cilt)

Akl-ı Kemal, "Atatürk'ün Akıllı Projeleri", (5 cilt)

R.Tayyip Erdoğan'ın Tarih Tezlerine EL-CEVAP

VAİZ, "Öteki Mehmed Akif"

PANZEHİR, "Gerçeğe Çağrı"

1923, "Kuruluş Ayarlarına Dönmek"

 Yüzyılın Kitabı, Yüzyılın Lideri

Atatürk Etkisi, "İflas, İşgal, Direniş, Kurtuluş"

Hafıza, "Yakın Tarihin Kitabı"



 

Kitap Adı

Pusula

Kitap Yazar Adı

Sinan Meydan

Editör

Mehmet Bozkurt

Kapak Tasarım

Berkcan Okar

Kapak Uygulama

Doğukan Alyaz

Sayfa Tasarım

Şenol Alanbay

Ön Sipariş Tarihi

26.02.2021

Dağıtım Tarihi

03.03.2021

Sayfa Sayısı

376

Ebat

13,7 x 23

Kağıt / İç Baskı

lll.Hm. 52 gr.

Cilt / Kapak

Amerikan Bristol 230 gr.

ISBN / Barkod

9789751041777

 

₺56,90

"Sonuç olarak, Tanpınar ile ilgili bir kitap yazma niyetimin Türkiye ile ilgili bir kitap yazmakla sonuçlandığının farkındayım. Bir anlamda Tanpınar’a haksızlık ettiğimi de düşünmüyor değilim. Ama yine de beni en iyi Tanpınar’ın anlayacağını sanıyorum. Çünkü bu memleketin nasıl “dominant” bir memleket olduğunu en iyi Tanpınar bilir. “Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermiyor”, diyen Tanpınar değil miydi? Tanpınar’ın derdi memleket değil miydi? Dostları tarafından bile “Kırtipil Hamdi” diye anılan Tanpınar sanırım bu kitabın son cümlesini duysaydı çok sevinirdi. Tanpınar Türkiye’dir!"

Besim Dellaloğlu, Modernleşmenin Zihniyet Dünyası'nı Tanpınar imgesiyle anlatıyor, Türk aydınlanmasının anahtar kelimelerini gösteriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺42,00

Zehirli egoların ülkesinde bu kitabı yazarken kafamda tek gaye vardı. İstedim ki okur yakın tarihin filtresiz gerçeklerini birinci ağızdan öğrenirken hepimizi silindir gibi ezip geçen sistemin aklı, zekâyı, yeteneği, beceriyi yok sayan vasatlığına kendi varlığıyla direnç geliştirmenin yollarını yine kendi içinde bulabilsin.

Abartılı hassasiyetlerin topraklarında var olmaya çalışırken ortalama hayatlara mahkûm bugünkü gençliğin yılgın neferisin. Gençsin ama gençliğini hissedemiyorsun. Umutlarını çalıyorlar, çaresizce seyrediyorsun. Düzen hepimize had bildiriyor çünkü.

“Sesini çıkarma, konuşma, hayal kurma, farklı düşünme, düşünüyorsan da kendine sakla!” diyor. Buna itirazım var benim.

Birey olmak zorundasın. Kimse seni kurtarmayacak. Kimse sana mahkûmiyetlerinin yalan olduğunu göstermeyecek. Uyanacaksın. Başka yolu yok.

Kimse özgürlüğün mavisini elimizden alamaz. Hiçbir güç, hiçbir kudret, hiçbir otorite insandan daha üstün değil. Yeter ki insan kendi gücünün farkına varabilsin.

Sizi özgürlüğe davet ediyorum bu kitapta. Özgürleşmeden mutlu olamayız çünkü. Ezene direnemeyiz. Kendi dünyana döneceksin arkadaş, kaybettiğin özgürlüğü bulup çıkaracaksın.

Motorları maviliklere süreceğin güne kendi emeğinle ulaşacaksın.

Sonrası umut...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺40,90

İbnü’l Arabi derki; harfler, yıldızlar ve sayılar da bizler gibi bir kavimdir. Onların da  seçilmişleri vardır. İşte bu kitap o seçilmişlerin sırrını açan, en esrarlı isim olan İbnü’l Arabi’nin hayat hikâyesini film tadında anlatan ve anlatırken sizi, kendisine verilen heybetli ve sırlı ilimlerin dünyasına bırakan bir gizem barındırıyor. Bizzat kendi yazdığı eserlerden faydalanılarak hazırlanan bu kitap ile soluksuz bir yolculuğa çıkacaksınız.

Onu takip ettikçe ruhların ve gerçek ilmin boyutunu görecek, sırların özüne indikçe de bu ilahi ilmin derinliğinde İbnü’l Arabi’nin yüzüşünü izleyeceksiniz. Onun da dediği gibi; “gönlüm hiçbir kıyısı olmayan coşkun bir denizdi, orada bütün başlan­gıçlar ve sonlar boğulmuştu.”

Eğer sende bu denizin içinde nefes almaya hazırsan kitabın ilk sayfasını açman yeterli, zaten bir daha elinden bırakamayacaksın.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺30,40

“Pembe bir zarf yanlış bir kişinin eline geçip maksimum kaç kişinin hayatını zincirleme olarak bir Kusturica filmi kadar saçma, eğlenceli ve adrenalin dolu hale getirebilir?” sorusunun kahkaha dolu cevabı.

Bu kitapta hayatınızı zehreden patronların en sefil hallerini bulacak, hakkıyla gülecek, serotonin fazlasını kötü günleriniz için yastık altında saklayacaksınız.

Tam bir yanlışlıklar komedisi...

Hayatımızdaki tüm patronlara adanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺26,90

“Bizi hayatta tutan başkalarının elleridir ama bizim ellerimiz de başkalarına hayat verir.”

Her şeyin böyle sürüp gideceğine, toplumsal hayatın değişmeyeceğine, her ne yaparsak yapalım insanın yeryüzündeki varlığının sona ermeyeceğine inanıyoruz. Daha kötüsü, dünya yaşanmaz bir hale geldiğinde onu terk edip başka bir gezegene, diyelim Mars'a gidebileceğimizi sanıyoruz. Gidemeyeceğiz. İnsanı hayatta tutan başkalarının elleridir çünkü ve o başkaları, hayatı paylaştığımız diğer insanlar olduğu kadar insan dışındaki diğer canlı türleridir de. Dünya bizim zorunlu ikametgâhımızdır ve gidecek başka bir yer-yüzü de yoktur.

Yeryüzünü içinde yaşayan tüm canlılar için hayata elverişli kılabilir miyiz? Bir arada yaşamamız mümkün mü? Bir umut var mı?

Bülent Şık, Bizi Yeryüzüne Bağlayan Hikâyeler’de, kuşuyla, börtü böceğiyle, ağacıyla, bitkisiyle, deresi tepesiyle, insanıyla yeryüzünün hikâyesini anlatıyor. İnsanın varoluşunun ve kendini yok edişinin ve her şeye rağmen tükenmeyen umudun hikâyesini…
Yazar Hakkında:

Bülent Şık, gıda mühendisi. Çevre dostu analiz yöntemleri geliştirilmesi üzerine doktora yaptı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren çeşitli laboratuvarlarda çalıştı. 2009 yılında öğretim üyesi olarak Akdeniz Üniversitesi’ne geçti. Üniversitede Gıda Güvenliği ve Tarımsal Araştırmalar Merkezi’nin kurulumu ve faaliyete geçmesi çalışmalarını yürüttü. Gıdalarda ve sularda katkı maddelerinin ve çeşitli toksik kimyasal maddelerin kalıntılarının belirlenmesi üzerine çalışmalar yaptı. Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nde öğretim üyeliği yaparken 22 Kasım 2016’da yürürlüğe konulan 677 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarıldı. Türk Toraks Derneği Çevre ve İklim Sorunları Savunuculuk Ödülü, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Nusret Fişek Halk Sağlığı Hizmet Ödülü, Vefik Kitapçıgil Kamu Hizmeti Ödülü ve Halkevleri “Hakikatın Peşinde” Ödülü’ne layık görüldü. Mutfaktaki Kimyacı adlı bir kitabı bulunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,6 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺70,52

On Derin Ayak İzi, Enginar Mevsimi, Hasta Bakıcı, Şarlatan ve Dahil adlı romanların yazarı Lüset K. Fins'ten yedi kısa roman tek bir kitapta.

Yüreklerin üzüntü yerine şifaya, akılların durgunluk yerine harekete, ruhların da kasvet yerine dinçliğe ihtiyacı olduğu bir yüzyılda keşke günahlarımız da gözyaşlarımız gibi elimizin tersiyle silinebilseydi.


Yedi farklı yaşam kesiti, yedi farklı dünya görüşü ve farklı sebeplerle yüreğine kor sancısı inmiş yedi farklı karakter üzerinden 21. yüzyıl insanının pişmanlık, şans döngüsü, umut, hayal kırklığı, maddiyat ve aşk üzerine çıkarımlarını sinema filmi tadında bir kurguyla kaleme alan Fins, Kor Sancısı ile okurlarını bilime, sanata, teknolojiye ve kader anlayışına farklı bir pencereden bakmaya davet ediyor.

 

Yüreğine su serpen ne varsa geride bıraktın, artık korun üzerinde yürüyüyorsun.

Önceleri sadece kendi yangınında kavrulurken şimdi bütünün ateşiyle yanıyorsun.

Tabanlarında hissettiğin acıya dayanabildin diye hamlık sürecini aştın mı zannediyorsun?

Öyle düşünüyorsan eğer, o zaman sana hem yazıklar hem de aşk olsun.

Lüset K. Fins


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺28,90

Alevi - Bektaşi inancını, kültürünü yani; geleneğini, süreğini, yolunu, erkânını yaşatanlarla söyleşilerimiz devam ediyor. Günümüzde bu köklü öğretinin temel temsilcilerinin görüş ve düşüncelerinin, bugünü anlamakta çok önemli olduğuna inancımız da sürüyor. Son otuz yılına tanıklık ettiğim bu büyük kültür dünyasında dedeler, babalar, ozanlar, âşıklar sözlü kültürün bence hala ana taşıyıcı unsurlarıdır. Ama kadınların ise, yaşamlarıyla Aleviliği asıl yaşatanlar olduğunu da söylemek zorundayım. Bugüne kadar Alevilik - Bektaşilik konusunda yaklaşık iki bin söyleşi yaptım. Yüzlerce söyleşiyi deşifre ettim (yazılı hale getirdim), söyleşi yapmaya ve bunları yayınlamaya da devam ediyorum. Eldeki verileri hiçbir beklenti olmadan tümüyle internet ortamından yayınladım, yayınlamayı da sürdürüyorum. Bir nevi halktan aldığımı, tekrar halka veriyorum. Bu konuda söyledikleri önemli olan, okunması, dinlemesi, kaydedilmesi gereken isimleri yani; “Geleneği Yaşatanları” bir araya getirme sevdam ve bunları kitaplaştırma gayretim ise sürüyor. Söyleşilerin bu çağda sözlü kültürümüzün yazıya geçirilmesine, dede ve ozanlarımızın görüşlerinin meydana çıkmasına ve özellikle gençler, araştırmacılar başta olmak üzere daha geniş bir kitleye ulaşmasına vesile olması temel dileğimdir.

Burada, bu kitap da olanlar, benzerleri gibi; Kamil İnsan (Olgun İnsan) olup dünyayı güzelleştirme yolunda gayretleriyle, Erenlerin Yolu’ndan gidip, Ulu Kervan’a katılan canlara ne mutlu ki, aydınlık kimlikleriyle dünyanın karanlıklarını azaltıp, sevgiyi çoğalttılar.
Bu karanlıklarla dolu dünya; yüreklerinde sevgi ateşi hep yanan yüce gönüllü bu insanlar sayesinde daha güzel, daha yaşanır bir yer oluyor.

Birçoğu aramızda olmayan, sonsuzluk diyarına göçmüş, bu çağda geçmişin yaşanmışlıklarını bizlere aktararak, yaşatarak, Alevi Yolu’na büyük hizmetleri olan değerlerimizi büyük bir sevgi, saygı ve özlemle bir kez daha anıyoruz. Yolumuzu Yol eyleyen, gönülleri bir eyleyen, insanlar arasında dostluk köprüleri kuran cümle canlara bin selam olsun…
Aşk olsun sevgili okurlar, aşk olsun.

Sizlere bin muhabbetlerimle, selam olsun…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺45,00

Edebiyatın hemen her türünde eserler veren Cevdet Kudret, değerli bir şair, romancı, öykücü, oyun yazarı ve denemeci olmasının yanı sıra, araştırma /inceleme kitaplarıyla da edebiyata büyük hizmetler vermiştir. Öyle ki, kuşaklar boyunca en kesintisiz etkisini araştırma/inceleme çalışmalarıyla sürdürdüğü söylenebilir.

Türk Edebiyatına Yön Verenler, Cevdet Kudret’in farklı tarihlerde yayımlanan Tevfik Fikret, Ziya Gökalp, Ahmet Mithat, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Rasim, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Eşref hakkında yazdığı yedi kitabı ilk kez bir araya getirmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 708
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺91,30

“Bela yağmur gibi gökten yağarsa
Başını âna tutmaktır adı aşk”

Tasavvufi duyuşu büyük bir yaşama neşvesine dönüştüren ve asırlardır şiirleri dilden dile dolaşan Eşrefoğlu Rûmî, bir başka neşve şairi Asaf Hâlet Çelebi’nin eliyle bugüne ulaşıyor.

Türkiye’nin kültür tarihinde önemli bir yeri olan Eşrefoğlu hakkındaki bilgi o kadar dağınık, kıyıda bucakta kalan vesikalar o kadar nadir ki üzerine çalışılması bile oldukça zor. Fakat Asaf Hâlet Çelebi, tüm bu zorlukları aşarak ortaya Eşrefoğlu Rûmî hakkında önemli bir kaynak koyuyor ve şiirle hayatı birleştiriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺83,00

Tek cilt halinde sunulan Örneklerle Edebiyat Bilgileri, iki ana bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler birbirini tamamlayan bir nitelik taşır. İlk bölümde “Anlatım Yolları” ve “Anlatım Çeşitleri” ana başlıkları altında nazım ve nesir üzerine genel bilgiler verilmiş; nazım türünün öğeleri, aruz ve hece ölçekleri, uyak türleri, halk ve divan edebiyatı nazım biçimleri örneklerle anlatılmıştır. İkinci bölümde yine aynı yöntemle tarihsel süreç içinde “Edebiyat Akımları” ve “Edebiyat Türleri” hakkında geniş bilgi verilmiştir.

Cevdet Kudret, bu bilgileri aktarırken Dede Korkut’tan Homeros’a, Karacaoğlan’dan Shakespeare’e, Fuzulî’den Baudelaire’e, Ahmet Mithat’tan Sartre’a kadar sayılamayacak kadar çok yazar, düşünür ve şairden nazım/nesir olarak çeşitli edebiyat ve düşünce ürünlerine yer vermiştir.

Örneklerle Edebiyat Bilgileri’nin bir başka dikkate değer özelliği seçilen metinlerin edebi düzeyidir. Türk ve dünya edebiyatının seçkin eserlerinden alınan bu metinler, okura bazı bilgileri aktarılırken bir edebiyat zevki aşılamanın da kollandığını gösterir.

Türk Edebiyattında Hikâye ve Roman ile birlikte Cevdet Kudret’in en çok aranan kaynak kitaplarının başında gelen bu kitap, alanında hâlâ aşılamamış bir çalışmadır.

Prof. Dr. Handan İnci


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 1060
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺149,40

Atatürk’ten evvel Türkiye, bütün dünyada Kızıl Sultan’ıyla, fesiyle, çarşafıyla, İstanbul’un köpekleri ve yangınlarıyla, Eyüp’ün mezarlıklarıyla meşhurdu. Bugün Atatürk’ün zıyaından bahseden bütün dünya gazeteleri onun kurduğu yeni Türkiye’nin milli ve medeni harikalarını sayıyorlar: Zaferler, inkılaplar, bozkırlar ortasında yükselen modern şehirler, fabrikalar... Ve bütün dünyaya örnek, yalansız bir sulh politikası. Dün Mustafa Kemal’i bir “eşkiya reisi” telakki etmiş olan Avrupa, bugün onu kendi beşeri davasına hizmet etmiş büyük evlatlarından biri gibi selamlıyor ve kaybolmasına yanıyor.

Atatürk’ten evvel bu memleket yalnız “hasta adam” değil, dostlarının ağzında bile “can çekişen Türkiye” idi. Bu tabir Loti’nindir. Ve kitaplarından birinin adıdır. Yalan değil, içinde Mustafa Kemallerin, İsmetlerin ve arkadaşlarının bulunduğunu bilmeyenlerin gözünde, bu memleket, bütün marazi işaretleriyle, can çekişen bir hasta idi. Bu hasta kurtuldu ve en sıhhatli Avrupa milletlerinin arasına sokuldu. Bütün dünya, bu mucizeyi gösteren Millet Şefi’nin kaybolmasından duyduğu sarsıntı içinde, artık ona karşı ne hayretini, ne de hayranlığını gizliyor.

Bütün dünya! Bu şeref hiçbir millete nasip olmuş değildir. Zafer ve inkılap senelerinden beri, cihan matbuatında ayrı ayrı, parça parça yazılmış yazıları, şimdi bütün dünya gazetelerinde, aynı günler içinde, hemen aynı cümlelerle bir araya toplanmış görüyoruz. Sanki birbirlerinden fersahlarca uzak, yüzlerce binlerce gazetenin yazıları bir tek elden çıkmıştır. Aralarında o kadar benzerlik ve uygunluk var.
Sanki değil, evet bu yazılar bir tek elden, hakikatin elinden çıkmıştır. Gözyaşlarıyla ıslanmış yüzlerimizi ak eden bu Türk hakikatini de keşfeden, ispat eden bütün dünyaya teslim ettiren en büyük kaşifimiz odur: Atatürk.

Peyami Safa

Cumhuriyet, 15.11.1938


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺53,90

Unutmayın sosyal güvenlik hakları biz doğmadan başlar ve biz öldükten sonra da eşimiz ve çocuklarımız veya ana-babamızın hakları ile devam eden bizden daha çok yaşayan bir sistemin adıdır.

Bu kitap içeriğine göre akrabalarınızın, dostlarınızın, komşularınızın, dedenizin, ninenizin, ananızın, babanızın, kendinizin, eşinizin, evlatlarınızın ne zaman emekli olabileceğini hesaplayabilirsiniz. Öte yandan eşinizden (kadın-erkek fark etmez) size dul aylığı gelip gelmeyeceğini, kimsenin başına gelmesin ama evlatlarınızın ölümü sonrasında size aylık gelip gelmeyeceğini, hesaplama ve öğrenme yeteneği sağlayacaktır. Yine unutmayın ilkokul-lise ve üniversiteler bize sizi çalışma hayatına hazırlarız der ama ne çalışma hayatı ne de sosyal güvenlik haklarınız konusunda tek bir saat ders vermezler. İşte bu kitap size şimdilik sosyal güvenlik haklarınızdan emeklilik haklarınızı hatırlatacak. Devamı da gelecek, çalışma hayatınız yani çalışan-çalıştıranların hak ve borçları ile en güzel ve en yüksek emekli aylığı konusunda da yakında yeni kitaplarımızı bu mecrada göreceksiniz...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺46,20

Bu kitap (Topkapı Sarayı Oğuznamesi), 1932’den beri bilinen, tam metni 1934’ten bugüne birçok bilim insanı tarafından okunup yayımlanan, üzerinde yorumlar yapılan 3 sayfaya yayılmış 65 satırdan oluşan bir “Oğuznâme”yi daha doğrusu bir “Oğuznâme parçası”nı konu ediniyor. Dede Korkut Oğuznâmeleri’nin yakın akrabası, hatta onlardan da eski, belki “Ana Destan”a onlardan da yakın...

Topkapı Sarayı Oğuznamesi, doğru okunup gereği gibi anlaşılırsa bugün üç nüshaya çıkmış olan Dede Korkut boy ve soylamalarının daha rahat çözümlenmesine katkıda bulunacak değerde. Manzum, ancak bu özellikleri tam olarak ortaya konulamamış güçlükle okunabilen işlek yazılı bir metin. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Revan Kitapları arasında 1390 sayı ile kayıtlı Yazıcıoğlu Ali’nin Selçuknâme yazmasına iliştirilmiş (“sağ kapak müsvedde sayfaları”) bu çok önemli Oğuznâme parçası için Dede Korkut Oğuznameleri Üzerine Notlar’da uyguladığı yöntemle uzun süreli emekler vermiş olan Semih Tezcan, kitabını tamamlayamadan aramızdan ayrılmıştır. Elde kalan dosya son haliyle eşi Nuran Tezcan tarafından düzenlenerek yayına hazırlanmıştır.

Topkapı Sarayı Oğuznamesi, tamamlanmamış da olsa eski Türk metinlerini okumayı yaşama biçimi haline getirmiş çağımızın önemli filologlarından birinin imzasını taşımaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 305
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺56,00

Irk olgusunu yalnızca filoloji ya da antropoloji açısından ele almak; kültürel gruplar arasında çanak çömlekler, araçlar, silahlar ve etnik ya da dilsel gruplardan yola çıkarak belli bağlar tanımlamak bazen yanıltıcı olabilir. Bu yanılgıdan kaçınmak için arkeolojik bulguları tarihsel bütünlüğü ve gelişim içinde kavrayıp yorumlayan Gordon Childe, arkeolojiye Marksist bakış açısını getirmiştir. Neolitik ve Şehircilik Devrimi teorilerini arkeoloji dünyasına kazandırmış; insanların avcılık ve toplayıcılıktan yerleşik düzene geçiş sürecini açıklayan bir model olan vaha teorisini savunmuştur. Ex orient lux (ışık doğudan gelir) olarak bilinen söylemiyle de Batı ve Avrupa uygarlığının köklerinin Yakındoğu’dan Batıya doğru göç ettiği savını ileri sürmüştür.

Hint-Avrupa dilleri üzerine çalışmalar yapmış ve bu diller vasıtasıyla Hint-Avrupalıların kökenlerini çözümlemeye çalışmıştır. Gordon Childe, Eski Doğu ve Ege’den edinilen yazınsal kanıtları yetersiz bulmakta, arkeolojik ve antropolojik verilerle tamamlanması gerektiğini savunmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺64,78

Bir gün corona geldi ve hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

Ölümler, yoğun bakımlar, maske ve eldivenler, sosyal mesafeler… Nedenini araştıran herkes gözünü Çin’e dikmiş aynı merakla soruyordu…

Yaratıcı Türk zekâsı tek cümlede neden sonuç ilişkisini bir pazar esnafının gözünden tek cümlede özetleyiveriyordu: Tanrı vermiş pırasa, hiç yenir mi yarasa?

Metin Uca, şahsına münhasır muzip ve eleştirel üslubuyla, değişen hayatlarımız, alışkanlıklarımız ve nedeni konusunda inanılmaz komplo iddiaları ve cevap sanılan cevapları yani coronanın Türkiye yolculuğunu anlatıyor.

Tanrı vermiş pırasa, hiç yenir mi yarasa? Türkiye’deki sağlık sistemine ve kriz yönetimine dair hasar tespit raporu niteliğinde.

Sokağa çıkmak kimlere, ne zaman, ne kadar yasak? Corona hafta sonları daha mı çok bulaşıyor? Uçak yolculuğunda zararsız olan corona, kültür etkinliklerinde niye saldırganlaşıyor?

₺43,90

Rock müzik 90’ların altkültürünü, müzik yayıncılığını, dergilerini, fanzinlerini ve edebiyatını nasıl şekillendirdi? Türkiye’nin ilk fanzini bir üniversitenin çay partisinden mi çıktı? “Esrar İçiyor O Herif” diye Bob Marley yazısını yayımlamayan dergi ve o dergiye kızdığı için yayın tarihini öne çeken diğer dergi hangisi? Orhan Gencebay’la Sex Pistols’ı aynı dergide buluşturmak isterken darbeyle indirilen editör kim? Ahmet Kaya, Bulutsuzluk Özlemi’ni neden övdü? Barış Manço ve Cem Karaca kitaplarındaki Fethullah Gülen detayının anlamı ne? Solcular rockçıları, 68 Kuşağı Beat Kuşağı’nı neden sevmedi? 90’lar gençliği Beat Edebiyatı’nda ne buldu?

Bukowski, Fante, Ginsberg, Brautigan’ın Türkçedeki yayım serüveni nasıl seyretti? 90’ların intihar eden yazarları ve “yeraltı edebiyatı” konusu. Doğan, Sabah, Hürriyet ve Milliyet gruplarının “Rock dergisi” rekabeti... Dünyayı 21. yüzyıla sürükleyen değişim rüzgârlarının getirdikleri, 90’lar Rock kültürünü hazırlayan 80’lerden 2000 sonrasına uzanan süreçte Rock altkültürünün Türkiye’deki serüveni, çok özel notlar ve dokümanlarla Koray Sarıdoğan’ın hazırladığı Yeraltı Kütüphanesi’nde.
Altay Öktem, Aptülika, Çağlan Tekil, Murat Beşer ve Şenol Erdoğan’ın özel röportajları eşliğinde.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺32,20

Ferit Burak Aydar, tarihin en tartışmalı ve üzerine en çok yorum yapılmış kitaplarından biri olan Hamlet'i, Shakespeare'in kendisine dair sis bulutunu bir kenara bırakarak bir edebiyat metni olarak ele alıyor. Farklı versiyonlarını karşılaştırdığı ve metnin bağlamına odaklandığı çalışmasında hem tarihsel hem de politik örüntüleri ilmek ilmek çözerken Hamlet'in gerçek edebi değerini ancak toplumsalın gövdesinde kavrayabileceğimizi ileri sürüyor.

Hamlet'in Bağlanan Basireti Üzerine, özellikle iki öğeyi mercek altına alıyor: Bir kahraman olarak Hamlet'in "sürünceme"si ve Ophelia'nın erkek egemen toplum tarafından delirtilip ölmesi. Ne var ki, bunu yaparken bir yandan da Hamlet'e "ç öreklenmiş" yorum endüstrisine, metne kendi siyasi veyahut felsefi gündemini doğrulamak için uzananlara, okumayı kolaylaştırmak yerine suları bulandıranlara yine metnin içinden satırlarla yanıt veriyor. Böylelikle karakter olarak Hamlet'i putlaştıran eleştirmenlerin kalemlerinin gölgesinde kalmış Ophelia'yı çok daha net ve gerçekçi bir biçimde görmemizi sağlıyor.

Aydar'dan fikri yavaş yavaş yoğuran, benzetmelerin cazibesine kapılmayan, eleştirel olduğu kadar kışkırtıcı bir Hamlet ve Hamlet yorumları okuması...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺49,80
1 2 3 ... 27 >
Çerez Kullanımı