Sosyal Hayvan

“Klasik bir çalışma modern çağa taşınmış ve sonuç hem tam zamanında hem de zamanın ötesinde olmuş. Bilgelik, çağdaş bilim, kişisel öyküler ve zorluklarla ulaşılmış gerçekleri ustaca ören Sosyal Hayvan sosyal psikoloji alanında yazılan gelmiş geçmiş en iyi kitap olarak kalmaya devam ediyor.”
—Daniel Gilbert, Harvard Üniversitesi, Stumbling on Happiness’in yazarı
 
“Sosyal Hayvan’ın ilk basımını okuduğumda, içindeki görüş zenginliği bana çarpıcı gelmişti. Bu en yeni basım ve bu görüşlerin modern olaylar karşısındaki geçerliliği şimdi bana bir misli daha çarpıcı geliyor.”
—Robert B. Cialdini, Influence and Pre-Suasion’un yazarı
 
“Bu, zamanımızın iki büyük düşünürü tarafından yazılmış, en önemli sosyal bilim kitaplarından biri –ve psikolog olmama büyük ölçüde vesile olmuş bir eser.”
—Adam Grant, Pennsylvania Üniversitesi, Give and Take, Originals ve Sheryl Sandberg ile Option B’nin yazarı
 
“Bu konu hakkındaki favori kitabım –ve bir sosyal psikoloji profesörünün oğluyum! Aronson sıradan insanla (ben) ve akademisyenle (babam) aynı etkili dille konuşmayı başarıyor. Temellerini akademiden almakla birlikte, Sosyal Hayvan Malcolm Gladwell ve Chuck Closterman’ın eserlerinden herhangi biriymiş gibi çağdaş ve eğlenceli bir his veriyor.”
—Jesse Eisenberg, aktör ve yazar
 
“Parlak üslubuyla bu yeni basım önceki basımların tüm zarafet ve bilgeliğine sahip, fakat ele aldığı toplumsal konular bugünün sorunları.”
—Phoebe Ellsworth, Michigan Üniversitesi

(Tanıtım Bülteninden)

  • Kitap Adı: Sosyal Hayvan
  • Yazar: Elliot Aronson
  • Yayınevi: Literatür Yayıncılık
  • Hamur Tipi: 2. Hamur
  • Sayfa Sayısı: 496
  • Ebat: 15 x 23
  • İlk Baskı Yılı: 2022
  • Baskı Sayısı: 1. Basım
  • Dil: Türkçe
  • Barkod: 9789750409097
₺85,90

 Bu kitap, 2020 yılının Mart ayında hayatımıza giren, sıradan olan pek çok şeyi altüst edip normal kavramını kökünden değiştiren ve sancıları hâlâ süren COVID-19’un politik psikoloji açısından etkilerini inceliyor.

Salgının dünyaya ilk yansımalarını irdeleyen ve oldukça ilgi gören Pandeminin Psikopolitiği’nin ardından Üsküdar Üniversitesi Politik Psikoloji Merkezi tarafından yapılan bu ikinci çalışma, Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan ve Dr. Öğr. Üyesi Meltem Narter editörlüğünde alanlarında uzman akademisyenler tarafından hazırlanan 12 makaleden oluşuyor.

Pandemi döneminde yükselen yeni kitlesel psikolojiyi, bunun etkisiyle şekillenen siyasal ve sosyal davranışları, kolektif travmaları, korkuları, kaygıları Türkiye ve dünya ölçeğinde ele alan elinizdeki kitap, göç, mültecilik, sınır duvarları, yaşlılık, yas gibi konular üzerinde yoğunlaşmış çalışmalar içeriyor. 1989’da yıkılan Berlin Duvarı’ndan beri küreselleşmeye doğru giden dünya pandemi etkisiyle tekrar içe kapanmaya başlarken toplumlarda da “diğerine” karşı ırkçılık, ayrımcılık ve nefret baş gösteriyor. Bir yandan salgının getirdiği zorluklarla baş etmeye çalışan insanlık bir yandan bu çağdışı kavramlarla yüz yüze gelirken kriz içinde kriz yaşanıyor.

Bitmeyen Yas COVID-19 pandemi etkisiyle değişen duygu, düşünce ve davranışlarımızı kitlesel düzlemde anlamak ve anlamlandırmak için bir kılavuz niteliği taşıyor.

Makaleleriyle katkıda bulunanlar: Deniz Ülke Arıboğan, Şevin Karslı, Esra Işık, Elif Kaleli, Betül Çelebi Dağ, Zeynep Gümüş Demir, Safura Koçoğlu Eyiler, Berrin Göncü, Merve Suma Berberoğlu, Didem Ilgaz, Tuğba Aydın Öztürk, Dilek Özkan, Meltem Narter.

Kitap Adı: Bitmeyen Yas Covid-19 Pandemide Politik Psikoloji Yazıları

Kitap Yazar Adı: Deniz Ülke Arıboğan- Meltem Narter

Yayın Direktörü: Mehmet Bozkurt

Yayıma Hazırlayan: Günnur Aksakal – Ezgi Hotalak

Kapak Tasarım: Gilas Coşkun

Sayfa Tasarım: Aslı Varol

Sayfa Sayısı: 324

Ebat: 13,7x21,5

Tür: Araştırma

Kağıt / İç Baskı: III. Hamur Enzo, 52 gr.

Cilt / Kapak: Amerikan Bristol 230 gr.

₺51,90

Gazeteci ve aktivist Mona Eltahawy, kadın haklarının Ortadoğu’daki serüvenini geniş bir perspektifle ele alırken kadınlarımızın “kanunlar” ve “dini dayatmalar” çerçevesinde nerede durduğunu gözler önüne seriyor. Kadınların yaşamsal haklarını savunmak için gerçekleşecek bir devrimin ne kadar önemli olduğunu da vurguluyor.

Başkaldıran Beden, başkaldırının cezayla değil, mükâfatla sonlandırılacağı özgür yarınların ütopyadan ibaret olmadığını hatırlatan umut ve öfke dolu bir manifesto...

Bizden nefret ediyorlar çünkü bizi kontrol etmek için güç birliği yapan “devletin” ve “sokağın” ittifakından kurtulduğumuz anda bir hesaplaşma talep edeceğimizi biliyorlar.

Toplumsal dayatmaların, geleneklerin ve ataerkinin önünde bir kadın olarak yaşamımızı özgürce sürdürebilmek; bedenimizle, tercihlerimizle, arzularımızla, gerçek mânâda bir bütün olarak var olmaya çalışmak oldukça zor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺42,08

“Antik kentler, orta çağ kentleri ve modern kentler, kapitalist ülkelerdeki kentler, sosyalist ülkelerdeki kentler ve Üçüncü Dünya ülkelerindeki kentler; işte bunların hepsi geniş entelektüel çerçevemizde yer alıyordu. Bunların sonucunda ortaya çıkan kentsel sosyoloji aklınıza gelen her şey olabilirdi; eğer bunun kentlerde meydana geldiğini görebildiyseniz, o zaman kentsel sosyoloji literatürünün herhangi bir yerinde tartışıldığını da görebilirdiniz. “ Saunders, R (2013). Sosyal teori: Kentsel sosyoloji (S. Doğru Getir, Çev. ). ideal Kültür Yayıncılık. Kentin inşası ve kentlerin neredeyse dünyanın her köşesine yayılması tüm zamanların en başarılı insan yaratımlarından biri olmuştur. Bugüne kadar pek çok açıdan tartışılmış, farklı disiplinlerle ilişkilendirilmiş ve üzerine yazılmış zengin bir literatür bulunan kent ve kent çalışmaları hakkında bir sınıflandırma yapmak oldukça zor olsa da bu kitabın çerçevesi nüfus biliminden kentleşme olgusuna, kır pratiklerinden gecekondulaşma sürecine, toplumsal hareketlilikten göç çalışmalarına kadar geniş bir perspektifle ve aşamalı olarak geliştirildi. Kent Çalışmalarına Giriş, bugün hâlâ önemini koruyan ve gündemden düşmeyen kent, kirve göç konularına adım adım yaklaşarak geçmişin ve günümüzün dinamiklerini aydınlatmayı amaçlıyor. Hem kent çalışmalarına ilgi duyanların hem de uzmanların başvurabileceği bu eser, bir başlangıç kitabı olması ve akademik bağlamda bütünlük oluşturması açısından önem arz ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺65,70

Bu çalışma “şehir sosyolojisi” üzerine metodolojik olarak Türkiye'de yapılmış en kapsamlı çalışmalardan birisidir. Kitapta, on dört bölümde işlenmiş on altı başlık bulunmaktadır. Zira bölümlerden ikisi iki ayrı başlıktan oluşmaktadır. Bununla birlikte kitap Efradını cami, ağyarını mani bir tarzda titizlikle yazılmış olup kitabın hacmini ve sayfa sayısını artıracak gereksiz konu ve tartışmalara girilmeksizin, bir Şehir Sosyolojisi kitabında bulunması gereken konu ve hususlar her bir bölümün yazarı tarafından ustalıkla işlenmiş bir uzmanlık eseridir. Editörün yazdığı iki bölüm hariç, her bir bölüm, Türkiye'deki on beş farklı üniversiteden konunun uzmanı farklı bir akademisyen tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, üniversitelerin Sosyoloji, Kamu Yönetimi ve Mimarlık gibi bölümlerinde ilgili derslerin eğitim materyalini sağlayabilecek metodolojiye sahip olduğu gibi Kent, Kentleşme ve Kent hayatının farklı boyutlarını araştıran çeşitli düzeylerden akademisyen ve araştırmacıların konu özelindeki bilimsel bilgi ihtiyacını karşılayabilecek derinlikte ve son olarak bu konuları bilimsel kitaplardan okuyarak nitelikli bir malumat edinmek isteyecek meraklı okuyucuların ihtiyacını da karşılayabilecek sadelikte komple bir kitaptır. Kitabın içerisinde yer alan ve on dört bölümde işlenen on altı ana başlığa göz atıldığında bu husus daha iyi anlaşılabilecektir.

• Kentin Doğuşu Ve Gelişimi
• Kent Sosyolojisinde Temel Kavramlar
• Selçuklu'dan Cumhuriyet'e Anadolu Türk Kentleşme Deneyimi Ve Kentsel Medeniyetimizin Temel Karakteristikleri
• Selçuklu Ve Osmanlıda Zanaatkârların Kentleşmeye Ve Kent Kültürüne Katkıları
• Kent Kuramları
• Kentleşme Ve Modernite
• Kent Hayatı Ve Kent Kültürü
• Bir Kentleşme Dinamiği Olarak Göç
• Kent, Kapitalizm Ve İktisadi Hayat
• Kentsel Yoksulluk
• Kent(Leşme) Ve Siyaset
• Küresel Kentler
• Modern Kent, Sanayileşme Ve Gecekondu
• Sürdürülebilirlik Çevre Ve Kent(Leşme): Sürdürülebilir Kentleşme
• Kentsel Dönüşüm Ve Sosyal Adalet
• Yeni Kentleşme Trendleri Ve Geleceğin Kentleri


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 388
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺56,70

Günlük yaşamımızın önemli parametrelerinden olan dijital araç ve ortamlar toplumsal olanı etkilemekte ve insan yaşamını dönüştürmektedir. Söz konusu dönüşüm, dijital araçlara ve özellikle de yeni iletişim teknolojilerine büyük oranda bağlı bir yapıyı ortaya çıkarmaktadır. Bu çerçevede dijitalleşmenin toplumsal etkileri üzerine düşünmek, içinde yaşadığımız dünyayı algılamak ve değerlendirebilmek için bir zorunluluktur. “Dijital Sosyoloji Çalışmaları” bu değerlendirmede başvurulabilecek temel bir kaynak olma arzusunu taşımaktadır. Bu bağlamda dijital sosyoloji, dijital eşitsizlik, dijital gözetim, sanal kimlik, dijital aktivizm, kuşaklar, ebeveynlik, dijital sağlık, dijital diplomasi ve eğitimde dijitalleşme kitapta tartışılan konular arasındadır. Sosyoloji, iletişim ve eğitim alanındaki akademisyenlerin ortak çabalarıyla hazırlanan bu kitap alana ilgi duyan herkes içindir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 290
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2021
₺73,80

Bekâr Danışmanlığı kitabının iki temel hedef kitlesi bulunmaktadır. Birincisi, danışmanlığın merkez kitlesini oluşturan farklı bekârlık statülerinden 18 yaş ve üstü bekâr bireyler; ikincisi ise en az lisans düzeyinde temel danışmanlık ve psikoloji eğitimi almış olan profesyonellerdir.

Bilimsel araştırma bulguları ve teoriler temel alınarak bilimsel bir kavram olarak ilk defa Aydın (2017) tarafından tanımlanan Bekâr Danışmanlığı’nın bu kavramsallaştırmasında, ulusal ve uluslararası düzeyde güncel yaşama dair gözlemler ve bekâr bireylerle yapılan danışmanlık uygulamalarından elde edilen deneyimsel bilgiler etkili olmuştur. Kitabın kapsamında yer alan konular, gerek bilimsel literatürden bulgularla gerekse güncel yaşamdan örneklerle desteklenmiş olup kitap, bilim ve pratik yaşamın bir sentezi niteliğindedir. Bekâr Danışmanlığı, toplumun tamamına yönelik ve disiplinler arası bir doğaya sahip olduğundan özellikle üniversite eğitimine sahip insanlar başta olmak üzere evlilik ve aile danışmanları, sosyologlar, sosyal çalışmacılar, hukukçular, mimarlar, şehir planlamacıları ile tıp biliminin psikiyatri, halk sağlığı ve jinekoloji dallarında uzman kişilerin bu kitaptan faydalanabileceği öngörülmektedir.

Bekâr Danışmanlığı, bu kitapta genel olarak açıklanmış olup bir bilim dalı olarak geliştikçe özgün bir literatür de gelişebilecek ve konular daha incelikli olarak açıklanabilecektir. Bekâr Danışmanlığı’nın bir bilim dalı olarak gelişebilmesi için lisansüstü eğitim programlarının açılması ve bu programlar aracılığı ile danışman ve araştırmacıların yetiştirilmesi önerilmektedir. Tüm dünyada bekâr sayısının, boşanmaların ve yalnızlığın artması, yakın ilişki ve özerkliğin önemli ihtiyaçlar hâline gelmesi, eş seçiminin ve kariyerin önem kazanması ve özellikle, Türkiye’de kadın cinayetlerinde görülen artış, Bekâr Danışmanlığı’nı gerektiren önemli nedenler arasındadır.

Sonuç olarak, Bekâr Danışmanlığı olgusu ile bekâr yaşamının kalite standartlarının yükselmesi, daha sağlıklı ailelerin kurulması ve sürdürülmesi, nihayetinde ise sağlık, adalet ve refah standartları yüksek bir toplum oluşturmaya yönelik daha büyük bir vizyona ulaşılması hedeflenmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺40,50

Bu kitap, iktisadi gelişmelere toplumbilimi perspektifiyle bakmak isteyen araştırmacı ve akademisyenlerin yazım faaliyetlerine destek olmak ve aynı zamanda ilgili öğrencilerin konuyu öğrenme ihtiyaçlarını karşılamak üzere hazırlanmıştır. Bu anlamda daha önceki sınırlı sayıdaki İktisat Sosyolojisi ders kitabının kapsamına ilave olarak bu kitapta kapitalizm, girişimcilik ve az gelişmişliğin sebepleri konusu kitabın gündemine ilave edilmiştir.

Kitabın bölüm başlıkları şöyle sıralanmıştır:

1) İktisat Ve Toplum
2) İktisat Sosyolojisinin Doğuşu: İlk Düşünürler, Teorisyenler Ve Temel Kavramlar
3) Karl Marx'ta Ve Marksizmde İktisat Ve Toplum
4) İktisat, Din Ve Toplum İlişkisi: Max Weber Ve Werner Sombart
5) Kapitalizm Ve Toplum
6) Gelişmenin Ve Az Gelişmişliğin Toplumsal Ve Kültürel Analizi
7) Çalışmanın Tarihi, Evrimi Ve Çalışma Kültürü
8) Kültür Ve Girişimcilik
9) Tüketim İdeolojisi Ve Tüketim Toplumu
10) Modern Tüketim Kültüründen Postmodern Tüketim Kültürüne Türk Tüketim Kültürü
11) Bilgi Toplumunda İktisadi Faaliyet Ve Kültür


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺55,80

Erken Cumhuriyet’in en önemli kültürel hamlelerinden biri Musiki İnkılabı’ydı. Ancak Musiki İnkılabı’nın sayıca nispeten az çalışmaya konu olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Elinizdeki kitap, o fırtınalı yıllarda önce eğitimi sonra da radyolarda icrası yasaklanan klasik Türk müziği geleneğinin ayakta kalmayı nasıl başardığını, Batıcı politikalar karşısında ne tip uyum ve direnç örüntüleri sergilediğini ve bunların sonucunda nasıl bir dönüşüm geçirdiğini belgeler eşliğinde incelemekte, yanı sıra, siyasi ve idari inkılapların dışında kültür ve sanat dünyasında yaşanan büyük değişimleri anlamak için de bir çerçeve sunmaktadır.

“Nesiller boyunca insanların muazzam bir mesaiyle inşa ettikleri koskoca bir müzik birikimini hoyratça bir darbeyle “ilga etmeye” niyetlenenlerin acaba aklında ne vardı? İlga etmek diyorum, ki bu benim yakıştırmam değil. Konservatuvarda Türk müziği eğitimine son verilmesi kararı gazetelerde “alaturka musiki ilga edildi” diye duyurulmuştu. Belli ki bu işe girişenler hayallerindeki ideal kültürü, bütün dertlerimizi çözeceğine inandıkları o mükemmel sihirli değneği yaratmak için ödenecek hiçbir bedelin yüksek sayılamayacağı fikrindeydiler... Isaiah Berlin’in deyişiyle, mükemmel bir omlet yapılacağına inandığımızda, kırılması gereken yumurtalara acımayız. Ne var ki kırılan bunca yumurtaya rağmen o beklenen omlet bir türlü yapılamadı. Belki de o sihirli omletin peşine düşmektense kırılan yumurtaların hesabını tutmak gerekiyordu. Çünkü ortada bir “hayali” omlet, bir de bu omlet için feda edilen “gerçek” yumurtalar vardı. Ben de ideal olanı tartışmaktansa elimizdeki somut ve elle tutulur gerçeği analiz etmeye, kırılan ve sağlam kalan yumurtaların hesabını tutmaya karar verdim.”

“Yılın Türk Müziği Yazarı ve Kitabı” dalında Itri Ödülü – 2015


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 15.5 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺48,30

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve hayatımızı bir anda distopyaya dönüştüren Covid-19, yeryüzündeki ne ilk ne de son salgın. Ancak yine de insanoğlu virüsle nasıl baş edeceğini, virüs bittikten sonra nasıl bir hayatın kendisini beklediğini çözümlemekte başarılı değil. İşte Erdem Dağdemir, tüm dünyayı etkisi altına alan ve hayatlarımızı bir anda dijital ekranlara sığdıran Covid-19 virüsünün bugününü ve geleceğini tartışıyor bu kitapta. İnsan beyninin adaptif bir organ olduğunu savunan Dağdemir, Covid-19 virüsünün hayatımıza girmesiyle beynimizin ne gibi değişikliklerle mücadele ettiğini, duygusal ve zihinsel olarak nelerle karşı karşıya olduğumuzu ve bunun Endüstri 4.0 ile bağlamını cesur bir şekilde ortaya koyuyor. Pandeminin hızlandırdığı dijitalleşme hayatlarımıza ve bize neler kazandıracak ya da bizden neler götürecek? Bir insan üretimi olan makineler, geleceği nasıl şekillendirecek? Gelecek ve dijital dünyada biz insanlar nasıl bir rol oynayacağız? Bir Kültür Virüsü, pandemi ve etkilerinden yola çıkarak insanlık tarihine ve sanayi devrimleri ışığında gelişen ve dönüşen dünyaya ışık tutuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺15,40

Yeni Normal ne olacak? Avrupa Birliği dağılacak mı? Geleceğin meslekleri neler olacak? Dinin etkisi azalacak mı? Eğitim nasıl şekillenecek? İnsanoğlu Mars’ta koloni kurabilir mi? Gelecekte bebekler tasarlanabilecek mi? 21. yüzyıl kadınların yüzyılı mı olacak? Yeni eğilimler ve gelecekte de hiç değişmeyecek şeyler neler?

21. yüzyıla dair sorular, bu soruların cevaplarından doğacak muhtemel sorular; geleceğe dair tahminler, mevcut tahminler üzerinden olası değerlendirmeler ve cevap ararken merak edilecek daha çok şey. Gazeteci-yazar Doğan Satmış, olanlara ve olacaklara dair yaptığı değerlendirmelerle daha önce hiç dikkatimizi çekmeyen konuları gündemimize taşırken zihnimizi meşgul eden konulara da farklı bir noktadan bakmamızı sağlayacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺33,60

1886-1944 yılları arasında yaşamış olan ünlü tarih yazarı Marc Bloch, Lucien Febvre ile birlikte Fransız sosyal tarihinde son derece etkili olan Annales ekolünün kurucusudur. Bu ekolün en önemli özelliği olayları tekdüze olarak anlatmak yerine, sorular sorarak bunlara cevap aramasıdır. Yine bu ekole göre, birbirine uzak toplumlar arasındaki benzerlikler veya mekânsal olarak birbirine yakın toplumlar arasındaki farklar incelenmeliydi. Ancak bu şekilde benzerlikler ya da farklar tespit edilerek tarihsel gelişimin ne olduğu ortaya konulabilirdi.

İşte karşılaştırmalı tarih anlayışının gelişmesinde adeta bir mihenk taşı olan bu ekolün en önemli yansımalarından birisi olan ‘Feodal Toplum’, bu özelliği sayesinde tüm dünyada Ortaçağ Avrupası üzerine yazılan eserlerin arasında en çok başvurulanlar arasına girmeyi başarmıştır. Kısacası, feodalitenin anlamının bu kitapla eskisine oranla daha berrak hale geldiğini ifade etmek mümkündür.

Elbette uzunca bir dönemi son derece detaylı olarak aktaran bir başvuru kaynağının hacimli olması gayet doğaldır. Eserin ‘Bağımlılık İlişkilerinin Gelişimi’ başlıklı bu ilk cildinde, feodalite kavramı analitik bir yaklaşımla ve mukayaseli olarak okuyuculara aktarılmaktadır.

Bu kitabı okurlara sunmaktan mutluluk duyarz!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 504
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺56,55

1886’da Lyon’da doğan, Lucien Febvre ile birlikte Annales ekolünü kuran March BLOCH, İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudi olduğu için Paris’ten kaçmak yerine Fransız yeraltı direniş örgütüyle birlikte Nazilere karşı savaşmıştır. 1944 yılında Gestapo tarafından öldürülmüştür. Başlıca eserleri: Tarih Savunusu veya Tarihçilik Mesleği ve Feodal Toplum’dur. BLOCH, kitaplarını yazarken, birçok farklı disiplinden yararlanmış ve bir olayı veya bir dönemi anlatmak yerine her zaman problem odaklı tarihçilik anlayışına sahip olmuştur. Eserlerinin adeta ‘eskimeyen’ bir nitelik kazanmasının en önemli nedenlerinden birisi de kuşkusuz bu bakış açısıdır.

Mukayeseli tarih yazımının öncülerinden olan bu büyük yazarın Feodal Toplum’u, yayımlandığı 1939 yılından beri tüm dünyadaki okuyucularda derin izler bırakmış, Ortaçağ Avrupası’nı anlamak isteyenlerin adeta bir başucu kitabı haline gelmiştir.

Eserin ‘Sosyal Sınıflar ve Siyasi Örgütlenme’ başlıklı ikinci cildinde, Bloch; soyluluk ve şövalyelik kavramlarını derinlemesine analiz etmekte, dönemin yargı rejimini, iktidar kaynaklarını ve istikrasızlık nedenlerini incelemekte, nihai olarak devletlerin yeniden inşa sürecine ve feodalitenin geçirdiği evrime ışık tutmaktadır.

Bu kitabı okurlara sunmaktan mutluluk duyarız!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺47,85

Kültür ve Emperyalizm, Edward W. Said’in Şarkiyatçılık’la başladığı tasarının bir parçası: Bir yandan kültürün, Batı “yüksek kültürü”nün emperyalizmle ilişkisini sorguluyor, bu ilişkiyi ortaya çıkarmaya çalışıyor; bir yandan da maruz kalanların, sömürgeleştirilenlerin emperyalizme düşünsel ve edebi direnişlerini inceliyor.

Kitaptaki incelemeler Batı romanı ve müziğine; Joseph Conrad, Jane Austen, Charles Dickens, Rudyard Kipling, Albert Camus, André Gide gibi yazarların yanı sıra Verdi’nin Aida’sına yoğunlaşıyor. Ele alınan yapıtların emperyalizme (varsa) neler borçlu olduğunu, içinde yer aldıkları emperyal dünyayı, sömürgeleri, sömüren ile sömürülen arasındaki ilişkileri ne ölçüde ve nasıl yansıttıklarını, yansıtmadıkları takdirde neleri görmezden geldiklerini gösteriyor, romanı (ve sanatı) “dünya”ya bağlayan hatları vurguluyor. Bunu yaparken de yapıtların estetik değerini küçültmemeye özellikle özen gösteriyor.

Öte yandan İngiliz ve Fransız emperyalizmine maruz kalmış eski sömürgelerde gelişen kurtuluş ve bağımsızlık mücadelelerine eşlik etmiş antiemperyalist düşüncelerin, kuramsal ve edebi tepkilerin içeriklerini araştırıyor ve ulusçuluk, yerlicilik gibi ideolojilerin zaaflarını ve sömürgelikten çıkmış ülkelerdeki “iktidar patolojileri”nin sonuçlarını ele alıyor. Said, her iki dünyaya mensup ama ikisine de tam ait olmayan biri olarak, bir yanda tahakkümün öbür yanda “içine kapanma”nın alternatifi üstüne düşünüyor.

Karşılaştırmalı edebiyatın yanı sıra emperyalizm, dünya siyaseti ve kimlik politikalarına kafa yoranlar için.

YAZAR HAKKINDA: Kudüs doğumlu olan Edward W. Said (1935-2003) Kahire Victoria Koleji’nde, Massachusetts Mount Hermon School’da ve Princeton ile Harvard Üniversitelerinde eğitim gördü. 1963’ten itibaren Columbia Üniversitesi’nde İngilizce ve karşılaştırmalı edebiyat dersleri verdi. 1974’te Harvard’da Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde konuk öğretim üyesi olarak, 1975-76’da Stanford Davranış Bilimleri İleri Araştırmalar Merkezi’nde burslu araştırmacı olarak, 1979’da da Johns Hopkins Üniversitesi Beşeri Bilimler Bölümü’nde konuk öğretim üyesi olarak bulundu. Arab Studies Quarterly’de editörlük yaptı; New York’taki Dış İlişkiler Konseyi, Amerikan Sanatlar Akademisi ve PEN yönetim kurulu üyeliklerini yürüttü. 1976’da Harvard Üniversitesi Bowdoin Ödülü’nü, 1994’ te de Lionel Trilling Ödülü’nü aldı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 464
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺73,50

Kitabın yazarı Lü Guogang Çin’in önemli sosyoloji uzmanı ve saha araştırmacısıdır. Bu kitapla göçmen işçilerin gerçek durumunu aydınlatmaya çalışıyor.

Çin’de bugün en büyük 15 kentte yaklaşık 200 milyon göçmen işçi çalışmakta ve yaşamaktadır. Bunlar hızlı bir şekilde yaşamlarını iyileştirmek için zor koşullarda bu kentlere gelerek, hızlı bir biçimde para biriktirmek için çok daha uzun çalışma saatlerinde çalışıyor. Aynı zamanda birkaç işi bir arada yürütenler var. Bu kitap, göçmen işçilerin başından geçen serüvenleri ve başarı kazanmak için yaptıkları zorlu fedakarlıkları anlatıyor. Fotoğraflarla bezenmiş olan bu değerli kitap, aynı zamanda sözlü tarih çalışması anlamını taşıyan bir sosyoloji araştırmasıdır. Bu göçmen işçilerin bazıları fırsatları iyi değerlendirerek kendi işlerini kurabilmektedir. Göçmen işçiler uzun bir süre kentlerde ikinci sınıf vatandaş işlemi görmüşlerdi. 2010 yılından itibaren yapılan reformlarla bu durum aşılmaya çalışılıyor. Hükümet ve sendikalar bu büyük kitlenin toplumsal güvencelerini ve sağlık koşullarını iyileştirmek için çabalar içinde. Fakat hala yapılacak çok şey var.
Kitaptan, bu insan grubunu oluşturan bireylerin gerçek yaşamları, düşünceleri ve hissiyatları hakkında bilgi edinebiliyoruz. Çeşitli nedenlerle kendi doğup büyüdükleri yerlerden çıkmak zorunda kalmış bu insanlar, kendilerini farklı bir yeni dünyada bulmakta ve yeni yaşamlarını kendi elleriyle yapmaktadırlar. Bu insanların pek çoğu, çiftçilikten elde etmelerinin asla mümkün olmadığı kazançlar sağlamışlardır.

1990’lardan itibaren Çinli çiftçiler, ailelerinin gelirlerini desteklemek adına toprağı işleme takvimlerindeki boşluk dönemleri süresince şehirlerde geçici işler yapmaya başlamışlardı. Kırsal ürünlerin ve emek güçlerinin şehirlere akışı ile kentsel ticari malların ve bilginin kırsal bölgelere akışı, kent-kır ekonomik mübadelesini canlandırdı ve kendi kendini idare eden küçük çiftlik ekonomisinin dönüşümüne olanak sağladı. Önemli tarihsel toplumsal ilerlemeler genellikle bireylerin zorlu mücadeleleriyle ilişkilidir.

Çinli çiftçilerin hareketliliği, Çin’deki toplumsal sorunları aşırı derecede karmaşıklaştıracaktı. 1978’de reform ve dışa açılma politikasının benimsenmesinden itibaren, Çinli çiftçilere dönük en kayda değer değişim, açık bir toplumsal sistemin parçası haline gelmiş olmaları ve işlerinin, yaşam tarzlarının ve ilişkilerinin giderek daha da toplumsallaşmış hale gelmiş olmasıdır. Bir hızlı toplumsallaşma çağında, mali durum, bir bireyin ve onun ailesinin toplumsal bağlarının başlıca etmeni olmanın yanı sıra onlar için refahı arttırmaya dönük bir baskı kaynağıdır.

Bu nedenle, topraklarından ve memleketlerinden ayrılan çiftçiler açısından, şehirlerde çalışmak sadece zorluklar değil, aynı zamanda yeni bir yaşam biçimini keşfetmenin heyecanını da sunar. Çiftçilerin yaşamları yoğun ve zordur ve çiftçiler bir dizi çelişen duygular yaşarlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 15,6 / 23,4
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺25,74

Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından zaferini ilan eden dizginsiz kapitalizm, kendi yarattığı için çözüm getiremeyeceği felaketlerle yüz yüze bugün. Artık insan türü olarak bozduklarımızı küçük rötuşlarla düzeltip kendi çıkarımıza kullanacağımız bütünsel, organik bir döngü varsaymamız mümkün değil. Kapitalist gerçekçilik de, hepimizi bambu bisikletlerde hayal eden ideolojik ikizi kapitalist romans da çare sunmuyor.

Melankoliye kapılmamak için bize alternatif bir gerçekçilik gerek, diyor McKenzie Wark: işbirliği içindeki bilme ve yapma emeğine yakın duran; ekonomik, teknik, politik ve kültürel dönüşümleri ilişkilendiren bir gerçekçilik. Moleküler Kızıl, bu amaçla önce Sovyetler Birliği’nin kuruluş yıllarında bastırılan Marksist teori akımlarına dönüyor: emeğin bakış açısını merkeze koyan Bogdanov’un tektolojisine ve Proletkült’üne; Platonov’un hayal güçlerini birleştirecek edebiyat fabrikası tasavvuruna, yoldaş bakış açısına... Sonra günümüzde kültür ve bilimler arasındaki sınırlarda çalışan yazarları ele alıyor: insanın başka organizmalar ve teknolojiyle geçirgen sınırlarını hatırlatan siborg kavramı ve feminist bakış açısıyla Donna Haraway, farklı aygıtların nasıl farklı bilgi özneleri ve nesneleri üreten kesikler oluşturduğuna dikkat çeken Karen Barad, bir tür meta-ütopya öneren Kim Stanley Robinson…

Zihin ve beden emekçilerine bir Siborg Enternasyonali çağrısı yapıyor Wark: “Antroposenin bütün işleyişlerini dağıtacak araçlara ve iradeye hayal gücünde zaten sahip olan bir Enternasyonal. Eskisinin yıkıntıları üzerinde yeni canlı dünyayı inşa etmekten başka yapacak bir şeyi olmayan bir Enternasyonal. Bu uygarlığın kalıcı olamayacağını hepimiz biliyoruz. Birlikte yenisini yapalım.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺78,90

“Her evin kapısında Ceren Özdemir, reddedilen her korunma başvurusunda Ayşe Paşalı, her şarkıda Değer Deniz, her kuaförde Muhterem Evcil, her sınavda Ceren Damar, her kedi sevgisinde Merve Kotan, her plazada Şule Çet vardır. Her şehirde Özgecan adı verilmiş bir yer, dünyanın ummadığınız bir yerinde 'Ölmek istemiyorum' sözleriyle Emine Bulut ve en olmadık yerlerde karşınıza çıkan, adlarını tek tek sayamayacağınız kadar çok öldürülen kadın ve Mücadele eden binlercesi vardır.”
Yaşasın Kadınlar'da, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, Türkiye’de kadın cinayetlerini ve çözüm yollarını, kadınların ve adliye koridorlarında adalet arayan ailelerin yanı başında sürdürdükleri mücadelenin deneyimi ışığında anlatıyor.

Özgür ve eşit bir dünya için özgür ve eşit bir dünyada YAŞASIN KADINLAR!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺47,20

- Bir Aktivistin Mülteci Kampı Tanıklıkları -

“Arkadaşlarımdan ve komşulardan topladığım iki büyük bavul dolusu kıyafet, bağış için topladığım bir miktar para ile İstanbul’dan Çeşme’ye, oradan da bir feribotla Sakız Adası’na geçtim. Amacım sadece orada olmak ve elimden gelen desteği verebilmekti, bu yolculuğun beni kimlere ulaştıracağını, hangi köprüleri kuracağını bilmeden...”

Bu tarihten sonra Sakız Adası’nda mültecilere yardım eli uzatan bir sivil toplum örgütünde gönüllü olarak çalışmaya başladı Rakel Sezer. Tüm bu süreçte tanık oldukları, televizyonlarda ve gazetelerde gördüklerimize hiç benzemiyordu...

Rakel Sezer, birçoğu hayatını tehlikeye atarak Yunanistan adalarına, Avrupa’nın kapısına sığınmış mültecileri birer sayı olmaktan çıkarıyor. Hiç olmadığı kadar içeriden ve son derece canlı hikâyeler bunlar. Kendinizi yazarın hayatına değdiği ve onun hayatına değen herkesle tek tek tanışmış; yaşadıkları zorluklara, umut ve mutluluk anlarına, özlemlerine ve hayal kırıklıklarına tanık olmuş gibi hissedeceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 11.5 / 17.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺22,40

Ama merak etmeyin, hepsinin cevabı var!

Soru sormak, düşünen insan olmanın en temel işaretlerinden. Konu İslam olunca sorulan sorular da, onlara verilen cevaplar da daha “hayati” bir hal alıyor. Evet hepimizin aklında dinle, Kur’an’la, Peygamber Efendimizin hayatıyla ilgili onlarca soru var. Kimimiz samimiyetle, tefekkür etmek, zihnin ve ruhun sınırlarını genişletmek, daha iyi anlamak için soruyor. Kimimiz ise Kur’an-ı Kerîm’de haşa “açık aramak”, Müslümanları “köşeye sıkıştırmak” için sorulara başvurabiliyor. Niyet ne olursa olsun sorulan bu sorulara yeterli, anlamlı, tatmin edici ve “hakiki” yanıtlar vermek önemli. Zira “Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder” lafını hatırlamakta fayda var.

Bu çalışmamızda insanların sohbetlerde dillendirdiği ya da sadece içinde sakladığı “uç sorulara” Kur’an-ı Kerîm ayetleri ve onları hayatında en güzel şekilde yaşayan Hz. Peygamber’in uygulamaları ile cevaplar arayacağız. Çünkü biliyoruz ki ilahi dinlerin sonuncusu İslam, gerek toplumsal hayatla gerekse imani konularla ilgili olsun, gün içerisinde sorguladığımız, aklımıza gelen, belki çekinip üstünü örttüğümüz pek çok soruya aslında sarih cevaplar veriyor.

Müslüman birey sorgular, anlamlandırır ve izah eder. İşte sormaktan ve cevabını duymaktan korkmayanlar için temiz bir kılavuz, yeni bir pencere!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺24,00

“Keşke annemin öldürülmesine tanık olmasaydık; çok zor bir durum. Sürekli ‘o an’ aklıma geliyor.”

Türkiye'de erkek şiddeti sebebiyle yaşamını yitiren binlerce kadının geride bıraktıklarının trajedisi, annesi gözlerinin önünde öldürülen küçük kızın "Anne lütfen ölme!" çığlığı ile duyuldu. Ev içi şiddete, çoğu annelerinin öldürüldüğü ana tanık olmuş, bir daha asla baba demeyecek çocuklar. Cinayet sonrası, akrabaları ya da devlet kurumları tarafından bakılarak yeniden hayata tutunmaya, güçlenmeye çalışan çocuklar...

Dr. Gamze Erükçü Akbaş, geride kalan çocuklarla yaptığı derinlemesine görüşmelerde, erkek şiddeti sebebiyle yaşamını yitirmiş on kadının ve geride kalan kırk yedi çocuğun öyküsünü, Türkiye’de aile kurumunun içyüzünü, erkek şiddetinin boyutlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sererek anlatıyor.

Baba Anneyi Öldürdüğünde, Türkiye’de annelerini baba şiddeti sebebiyle yitiren çocuklarla yapılan ilk çalışma. Ölmek istemeyenler ve yaşatmaya çalışanlar için ne yapılabilir sorusunu sordurtan çok önemli bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺54,40

Beyinbilim odağında karar bilimi, karar anı, puslu mantığımız, her şey bizim iradenizle mi oluyor ya da neden irrasyonel ve sabırsızız? Uğur Batı’dan olağanüstü sorular ve ilham verici cevaplar.

Harvard Business Review Türkiye

Kararlarımızın anatomisi! Uğur Batı, ana damarda ilginçve etkileyici bir alan yakalamış. Çok çarpıcı bir üslup…

Bloomberg Businessweek Türkiye

Akıllı insanlar neden aptalcahatalar yapıyor? Uğur Batı’nın eşsiz kitabı bize kendimiz hakkında gizemli bir sorgulama alanı açıyor.

BrandMap


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺80,90

Boynunda asılı kramponları, bileklerine kadar inmiş tozluklarıyla kan ter içinde antrenmandan evine dönen küçük bir çocuk düşünün... Tek hayali sırtında taşıdığı formada ismi yazan futbolcu gibi olabilmek. Düşlediği yere ulaşmak için çıktığı uzun seyahatte sahip olduğu genler, onun yolunu mu açacak yoksa yoluna taşlar mı döşeyecek?

Şampiyon kimdir? Doğuştan şanslı olan mı, çok çalışan mı?

Şampiyon geni gerçekten var mı?

Neden bazı sporcular daha lider ruhludur, bazılarıysa kuralları sürekli ihlal eder?

Neden bazı futbolcular hep kırmızı kart görür? Oyun dışı kalmak onların genlerinde mi yazılıdır?

Gene yönelik beslenme ve psikolojik destek nasıl sağlanır?

Kişiye özel doğru antrenman metodu nasıl bulunur?

Bağımlılıklardan kurtulmak için doğru egzersiz var mıdır?

Gen dopingi nedir?

Hangi genlere doping uygulamak mümkündür?

Genetik uzmanı Korkut Ulucan, yıllardır moleküler genetik üzerine yaptığı çalışmaların şaşırtıcı sonuçlarını kaleme alıyor bu kitabında. Konsantrasyonun, ödül odaklı olmanın, depresyonun, hızın, zaferin ve yenilginin insan geninde gizlenen şifrelerini ve genetik biliminin bu yeni keşfedilen alanının bütün bir hayatı nasıl etkileyebildiğini bilimsel verilerle ortaya koyuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺19,60

Pavlov’un aç köpekleri, insan davranışı hakkındaki gerçekleri nasıl ortaya çıkardı? Radyo ile gelen “çılgın” kimdi? Bir ulusun çocuklarını hangi aşı kurtardı ve nasıl ortaya çıktı?

Bilimde Parlama Anları dönemleri, olayları ve insanları tanımlayan bu anları anlamaya ve tanıtmaya çalışır.

IVF’den ilk bilgisayarlara, koyun Dolly’den iskelet Lucy’e kadar her şeyi kapsayan Bilimde Parlama Anları, yirminci yüzyılın en önemli dönüm noktalarını ve bugün dünyamıza nasıl etki ettiklerini araştırıyor. Karakter profilleriyle, ayrıntılı zaman çizelgeleriyle ve kısaca sunulan genel bakışlarıyla aktarılan önemli bilimsel keşifler ile bu kitap, başlangıçlara, sonuçlara ve bilimin son 100 yılda nasıl geliştiğine değinmektedir.

₺100,90

Yüzyıllardır tüketiyoruz. Özellikle Sanayi Devrimi sonrası artan üretimle birlikte tüketim hızımız yüzlerce kat arttı. Doğal olarak tüketim tercihlerimiz çok daha karmaşık bir hâl almış durumda. Güncel akademik çalışmaların çoğu tüketim kararlarımızın duygusal birikim ve eğilimlerimiz ile ilişkili olarak ortaya çıktığını savunuyor. Peki bu ilişki neleri kapsıyor? Duygusal dünyamız ve tüketim kararlarımız arasındaki bu ilişkiyi nasıl yorumlamalıyız?

Duygusal dünyamızın davranış ve kararlarımıza etkisi tartışılırken "Duygusal Zeka' konusunun derinlemesine bir incelemeyi hak ettiği gerçeği karşımıza çıkıyor. Başarı ve mutluluğa giden yolda temel bir yetkinlik olarak kabul ettiğimiz Duygusal Zekâ, bireylere sağlıklı bir akıl-duygu koordinasyonu sağlamakla birlikte, onların alternatifleri değerlendirme, empati kurabilme ve duyguları bilgi kaynağı olarak kullanabilme gibi temel beceriler geliştirmesine yardımcı oluyor.

Bu çalışma bireyin aile yaşantısından, mesleki başarısına, duygusal ilişkilerinden sosyal ilişkilerine varana dek birçok alanda başrolde olan Duygusal Zekâ potansiyelinin tüketim kararlarındaki işlevinin ne olduğu sorusundan yola çıktı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Konya
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺53,30
1
Çerez Kullanımı