Nietzsche´nin XX. Yüzyıl ve günümüz düşüncesi üzerindeki etkisi tartışmasızdır. Ama Nietzsche incelemelerinin çoğu, kendini bir meseleye dar bir açıyla odaklanma veya tek bir açıdan gözlemlerde bulunma biçiminde gösterdiği için, Nietzsche´nin ahlak, din ve akıl konusundaki açıklamalarına; perspektivizm, nihilizm ve adaletin insandaki kökeni üzerine yaptığı kurgularına; istencin ve gücün önceliği üzerine yaptığı kurguların; istencin ve gücün önceliği üzerine yaptığı açıklamalar; üstinsan ve değerleri kavrayışına eksiksiz bir bağlılık gösterirken; Nietzsche´nin kendisinden önceki felsefe üzerine çözümlemelerini dayandırdığı hakikat, ahlaki erdem, akıl gibi geleneksel kavramları görmezlikten gelmişlerdir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 124
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺39,90

“Ben” dediğimizde tam olarak neyi kastediyoruz? Günlük yaşamda kolaylıkla kullandığımız bu sözcük, teorik ve felsefi tartışmalarda büyük bir zorluğa karşılık geliyor. Benlik hissimizin kökeni nedir? Kendiliğinden mi ortaya çıkar, yoksa toplum ya da medya tarafından mı yaratılır? Kendimizi gerçekten biliyor muyuz? Daha ötesi, bilebilir miyiz?

Benlikle, öznelliğimizle ilgili kaygılar bir süredir toplumumuzun ana referans noktalarından birini teşkil ediyor. Kimlik artık varoluşumuzun belirleyici unsurlarından biri. Peki bu mesele nasıl ve ne zaman bu denli önemli hale geldi? Öznelliğe yönelik farklı yaklaşımlar neler ve birbiriyle hangi noktalarda ayrışıyorlar?

Nick Mansfıeld, öznellik anlayışımızın geçtiğimiz yüzyıl boyunca nasıl geliştiğini mercek altına alıyor. Freud, Foucault, Nietzsche, Lacan, Kristeva, Deleuze ve Guattari gibi modern ve postmodern düşüncenin önde gelen kuramcılarının düşünceleri arasında bir yolculuğa çıkıyor. Cinsiyet, toplumsal cinsiyet, etnisite, teknoloji, postmodernizm gibi başlıklar üzerinden modem kuram tartışmalarında öznelliğin nasıl merkez? bir konum işgal ettiğini gösteriyor. “Ben kimim?” sorusuna çağdaş felsefe dünyasında cevap arayanlar için derleyici, açıklayıcı ve kapsayıcı bir giriş metni sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺37,80

Christopher Lasch Narsisizm Kültürü’nde, narsisizmi yalnızca bireysel bir hastalık olarak değil, aynı zamanda burjuva bir toplumsal salgın olarak tanımlaması çığır açtı. Analizleri Freudçu teoriye ve tarihsel olaylara dayanan Lasch’in Amerikan kültürüne koyduğu tanı, endişeli ve açgözlü narsisistik benliğin hayatın her alanına girmesiyle günümüzde daha da anlamlı hale gelmiştir.

Lasch, 1960’larda doğan ve günümüzde de kullandığımız, muhafazakâr ve liberal tanımlamalarını masaya yatırıyor; bireyselliğin önlenemez yükselişini inceliyor. Narsisistik kişilik bozukluğundaki yükselişi ele alırken bunu iş hayatında, dinsel ve toplumsal anlam azalışıyla bağdaştırıyor.

Narsisizm Kültürü, bireysel psikolojik meselelerin, miras aldığımız kolektif sorunların kültürel ve siyasal çözümleri üzerinde ne kadar önemli olduğuna dair önemli bir eserdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2021
₺35,77

İnsan, varoluşunu değerler aracılığıyla gerçekleştirir. Fakat değerlerin kim tarafından ve ne şekilde oluşturulduğu, özgürce kabul edilip edilmediği açık değildir. Görülmektedir ki genellikle siyasi, iktisadi, toplumsal ve kültürel yapılar belli bir düzeni ve değerler manzumesini insanlara dayatır. Yaşamın koşuşturmasında kişiler; neye, neden ve nasıl yöneldiklerinin bilincinde olmadan davranırlar. Bu kalıplar içinde sıkışmışlıklarını ancak sınır durumlarla karşılaştıklarında fark eder; böylece kendisini ve varlığı anlama, anlamlandırma çabası için uğraş vermeye başlarlar. Bütün eylemleri kabulleri doğrultusunda hayat bulan insan, varoluşunu gerçekleştirebilmek için kalıpların dışına çıkabilmeli, kendisini özgür seçimleri doğrultusunda yeniden şekillendirmelidir. Bahsedilen amaç, değerlerin ne olduğu ya da olması gerektiğine dair bir sorgulamanın yapılmasıyla gerçekleşebilir. Felsefe, değerler alanıyla ilgili filozofların ortaya koydukları zengin bir külliyata sahip olması nedeniyle önemli bir kaynaktır. Dolayısıyla felsefe insanlar için rehberlik görevi üstlenebilir. Bu kitapta; insanların yaşamının her anında etkisini hissedebileceği değerlerden bağlanma ve sadakat, aşk, dostluk, merhamet, hoşgörü, arzu ve özgecilik başlıkları seçilmiş; incelenen her kavramın analizi yapılmış ve belli başlı filozofların görüşleri eleştirel bir şekilde izah edilmiştir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 244
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺47,70

...İnsan bilmeden bir iş yapamaz. Bilginin başı okumaktır.

Bilgi iyidir, bilginin kötüsü olmaz. İnsan bilgiyi iyi veya kötü kullanabilir.

Bundan dolayı insan iyilik için yetişmelidir.

...İlim elde edilir, kazanılır, çünkü varlıksal bir nesnelliği, açıklaması, kavramı ve anlamı vardır. Cehalet olumsuzluktur, yokluktur, nesnelliği ve ne'liği açıklanamaz ve kavramı da yoktur.

Öyle ise cehaleti tahsil etmenin anlamı nedir, bu saçma değil mi?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺37,80

Kuantum fiziği baktığımız her yerde, hem sonsuz büyük olanda hem de sonsuz küçük... Ama onun bizi çevreleyen dünya hakkında söyledikleri ile bizim gündelik hayatımızda gözlemlediklerimiz arasında adeta bir uçurum var. Fransa’da çoksatan listelerine giren ve pek çok dile çevrilen bilim grafik romanı Kuantum Evreninin Gizemi, modern fiziğin yaratıcılarıyla rastlaşıp onların ufuk açan kuramlarıyla tanışacağımız bir zaman yolculuğuna çıkarıyor bizleri. Yolda Max Planck ile krep atıştırıp Einstein ile atomları çekiştireceğimiz, Prens Louis de Broglie’yi malikânesinde ziyaret edip Heligoland Adası’nda Heisenberg’in efkârına ortak olacağımız eğlenceli bir yolculuk bu. 

Thibault Damour, teorik fizik alanındaki çalışmalarını Paris’teki Institut des Hautes Etudes Scientifiques’te sürdürmektedir. Fransız Bilimler Akademisi’nin de üyesi olan Damour’un kara delik, kütleçekimsel dalga ve kuantum kozmolojisi gibi alanlardaki öncü çalışmaları ona uluslararası bilinirlik ve Albert Einstein Madalyası dahil pek çok prestijli ödül kazandırmıştır.

Mathieu Burniat, Shrimp, La Passion de Dodin-Bouffant ve Une mémoire de Roi kitaplarıyla övgü toplamış, Belçikalı grafik roman yazarıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 19.5 / 26
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺40,56

Ünal Ersözlü bu kitapta felsefenin bir düşünce sistemi olarak Doğu’dan yükselişine ışık tutuyor, Doğu felsefesinin satır başlarını önemli alıntılarla ve derin bir araştırma merceğinden geçirerek okuyucuya sunuyor. Hint felsefesinden Buda’ya, Konfüçyüs’ten Tao felsefesine, antik Mısır felsefesinden Zerdüşt felsefeye; tasavvuf ve Doğu felsefesi arasındaki benzerliklere, sufi ile keşişin kesişen yollarına, ezeli hikmetten kadim felsefeye kadar Doğu felsefesine dair her şey 50 maddede bu kitapta.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2021
₺18,75
₺25,00

Dostum! Sufi içinde bulunduğu şu anın dostudur. “Yarın” demek bizim yolumuz değildir. Mevlâna.

Mutlu olmak şartıyla fakir olmak; arkadaşları tarafından sevilmek şartıyla da zengin olmak iyidir. Konfüçyüs Bizler insan ırkının, nükleer savaş sonucu maddeten yok olmakla tehdit edildiği ve insan bireyinin, kendisine, diğer insanlara, tabiata ve emeğine gittikçe yabancılaştığı bir çağda yaşıyoruz. Mevlana’nın sevgi temelli felsefesi bir umut olabilir mi? Erich Fromm. Psikanalist, Sosyolog ve Filozof Konfüçyüsçülük nasıl insan olunduğunun öğrenilmesidir.

Prof. Dr. Tu Weiming. Pekin Üniversitesi

Tasavvuf geleneğinin büyük düşünürleri, insanların yönelmesi gereken yolu hatırlatırlar. Bunu erişilebilir ve ikna edici bir lisanla yaparlar. Bu ariflerin okuyucularının dikkatine sunmak istedikleri husus, sosyal sorunlar için sunulan çözümlerin insan olmanın ne anlama geldiği noktasını ıskaladığı gerçeğidir. Prof. Dr. Willliam Chitick, New York Devlet Üniversitesi.

Mevlâna, yedi yüz yıl evvel dünyayı büyük bir kargaşalıktan kurtarmıştır. Günümüzde Avrupa’yı kurtaracak tek şey de onun eserleridir. Prof. Dr. Arthur J. Arberry, Şarkiyatçı

Mevlâna’nın şiirlerinde kozmik yalnızlık, Allah’tan ve ilahi kaynaktan ayrılığın hüznü hâkim olduğu için bu kadar etkili olmaktadır. Karen Armstrong, Tanrı’nın Tarihi.

Ancak unutmayalım; güneşin evimizi aydınlatabilmesi için perdelerimizi açmamız gerekiyor. Bizi sarmalaması için güneşe çıkmamız, kendimizi ona teslim etmemiz şart. Aynı şekilde, her türlü ön yargıyı bir kenara bırakarak insanlığın ve hayatın bu üstatlarını önce anlamaya, sonra da onlardan yararlanmaya çalışmalıyız. İbrahim Özdemir


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺23,10

Çocukluğumuzdan beri manzaraya bakarız: bu bizim dünyayı tanıma şeklimizdir. Manzarayı keşfetmeyi imgelerle öğrendik, önce resimle, daha sonra fotoğraf ve sinemayla. Bugünse yeryüzünün tamamının imgesi aklımızda; dünyada kimi zaman gözlerimizi bize en yakın olana, olağan boyutta olana çevirerek yaşarız fakat aynı zamanda teknoloji sayesinde yeryüzünün uzaydan görünüşü gibi bizde yepyeni duygular uyandıran bir sonsuz büyüklüğü görerek yaşarız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 64
En / Boy : 12,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺44,00

İlhan Berk Logos'tan (1996, YKY) sonra bu kez "Poetika" kitabıyla şiir üstüne düşünmeyi sürdürüyor.Valery, Ahmet Haşim, Rimbaud, Yahya Kemal, Mallarme, dil, gerçeklik, anlam-anlamsızlık, dize, yapı vd. üzerine örneklerle modern şiirin poetikasını çevreliyor.Tüm gün şiirde dolaşan bir şairden, şiirin ve dilin sıfır noktasına bir serüven: Poetika.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2019
₺13,60

Başlangıcından günümüze felsefenin serüveni...

Ünlü düşünürlerin metinlerinden ve felsefe tarihi konusunda önde gelen yapıtlardan yararlanılarak hazırlanan bu yapıt, felsefe sorunlarını çözme denemeleri sürecini ve felsefe tarihinin tüm evrelerini kapsıyor.

Felsefe Tarihi, Türkiye felsefe kitaplığının en çok başvurulan, en çok aranan temel yapıtlarından biridir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 560
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺57,80

Dört bin yıllık düşün, sanat ve
bilim tarihinin klasik yapıtları
üstüne eleştirel inceleme

Başlangıcından günümüze insanoğluna yol gösteren düşünsel iklim…

Orhan Hançerlioğlu, insanlığın var ettiği kimi kavramları, akımlar ve yapıtlar temelinde incelerken bilim, sanat ve evrensel düşünce tarihinin dönüm noktalarını oluşturan atılımları eleştirel ama nesnel bir gözle değerlendirmektedir.

Yoğun bir emek ürünü olan kitap, insanoğlunun dört bin yıllık düşünsel birikiminin yanı sıra dünyayı anlama, kavrama ve yorumlamada biricik rehber olma özelliğini koruyor.

Düşünce Tarihi, çağdaş, yenilikçi ve kuşatıcı yaklaşımıyla günümüzün olduğu kadar gelecek kuşakların da düşünsel yolunu aydınlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 576
En / Boy : 13,4 / 19,8
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺62,90

Kapitalizm vahşileşerek hiperkapitalizme dönüşürken, önce markalar insanların onaylanması, statü kazanması ve kabul görmesi için tüketilmesi gereken metalar haline dönüştürüldü.
Sonrasında yaşanan teknolojik gelişmeler, siber alanlar, sosyal medya platformları, başkaları tarafından sürekli beslenen sürdürülebilir kaygılar ve dayatılan görünür olma zorunluluğu insanların kendilerini de birer metaya dönüştürmesine neden oldu.
Sosyal medyada kendini olmak istediği gibi yeniden yaratan insan, giderek kendi gerçekliğine yabancılaştı.
Bu kitap biricik ve özel olduğunu düşünürken birbirinin kopyası haline gelen, özgünlüğünü yitiren insanın, sistem tarafından sömürülürken kendine yabancılaşmasının hikâyesini tarihsel verilerin de ışığı altında anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺15,40

İbni Sina ya da dünyanın tanıdığı isimle Avicenna...

11. yüzyılda insanlığın cevap aradığı sorulara pozitif bilimci yaklaşımla karşılık vermiş bir felsefeci, eşsiz bir hekim, astronom, matematikçi ve fizikçi.

Hayatı boyunca sorular sormuş, “neden”lerin peşinden gitmiş, çok okumuş, çok araştırmış, çok incelemeler yapmış bir insanlık incisidir İbni Sina.

İnsanlığın emekleme döneminde, taassubun karanlığına düşmeden, akıl ile bilimin ışığında yürüyen tarihin bu en büyük hekimi, başta Müslüman ve Avrupalı felsefeciler olmak üzere, Da Vinci’den Aziz Thomas’a kadar birçok düşünürü ve sanatçıyı da etkilemiştir.

Onun portresi, bugün dünyanın en saygın okullarının duvarlarını, düşünceleri ise en aydınlık beyinleri süslüyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺20,30

Çağımızın en güçlü düşünürlerinden Roger Garaudy, “insan için insanca bir düzen” idealine kendini adamış gerçek bir dava adamıydı. Fikir adamlığının yanı sıra aynı zamanda gözü kara bir eylemciydi. Felsefeden sanata uzanan engin birikim ve yeteneğini bu uğurda seferber etti. İnandığı dava uğruna canını seve seve vermeye hazır bir idealist olarak yaşadı.

Roger Garaudy bu eserinde, 20. yüzyılın felsefe ve fikir hayatının geniş ve eleştirel bir panoramasını çiziyor. Bütün felsefe akımlarını, felsefecilerini ve aydınlarını enine boyuna sorguluyor.
20. yüzyıldaki felsefe akımları, insanlığa ne kazandırdı, ne kaybettirdi?

İslâm’ın günümüz kelâmcı, hukukçu, bilgin ve düşünürlerinin bu felsefe akımlarına cevabı ne olmalı?

Bütün dünya insanlığını toplu bir intihara sürükleyen şu gidişe nasıl dur denmeli?

Garaudy’nin felsefî vasiyeti niteliğindeki bu kitap, insanlığın kurtuluşu için yerkürenin bütün güçlü beyinlerini, özellikle de Müslümanları fikir üretmeye davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺72,00

Varoluşçu felsefenin öncülerinden Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard Ya/Ya da’da insan varoluşunun estetik ve etik evrelerine ışık tutuyor. Victor Eremita müstear ismiyle yayımlanan eserin ilk kısmında Kierkegaard, Epikürcü bir hazcılığı savunan genç bir adamın ağzından konuşuyor. Birinci kısımdaki estetik yaşam tarzına cevap niteliğinde olan ikinci kısmın konusunu etik yaşam tarzı oluşturuyor ve Yargıç Wilhelm’in ağzından anlatılıyor. Birinci kısımdaki şiirsel anlatımın yerini somut bir dil alıyor ve görev bilinci ve evlilik kavramlarına yoğunlaşılıyor.

Varoluşçu felsefenin başyapıtlarından Ya/Ya da’da Kierkegaard insan varoluşunun evrelerini gözler önüne seriyor ve etik yaşam tarzının “ya/ya da”yla başladığını, kişinin kendisinin seçmesiyle mümkün olabileceğini belirtiyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 976
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺120,00

Modern düşüncenin klasiklerinden biri olarak, okumaya ve yazmaya odaklanmış bir kitap bu. Okumanın yazmak, yani “zeyil” yapmak olduğunu kabul eden Jacques Derrida’nın 1959-1966 arasındaki özgün okumalarından oluşuyor: Rousset, Foucault ve Descartes, Jabes, Levinas, Artaud, Freud, Bataille ve Levi Strauss hakkındaki denemelerinden.

Bu yazılar bir yandan modern düşüncenin gelenekten kopmayı amaçlamış akımlarının nasıl geleneksel veçheler taşıdığını, metafizik kavramları nasıl kullandığını gösteriyor. Bir yandan da metafizik düşüncenin “yazı”yı nasıl ve neden dil tasavvurunun dışında bıraktığı, bu dışlamanın metafizik için kurucu bir işlem olduğu üstünde duruyor.

“Sınırların arasındaki aralıkta bir yazı nöbeti” olması gereken bir yaşamdan söz ediyor Jabès. Pekâlâ Derrida için de söylenebilecek bir söz bu. Dolayısıyla yazı üzerine girişilmiş uzun soluklu bir fenomenoloji çalışmasının, bir “yazı nöbeti”nin önemli parçalarının yer aldığı söylenebilir bu kitapta. Yine Jabes’in sözleriyle:

“Kitap labirenttir. Çıktım derken, daha da dalıyorsun. Kurtulmanın imkânı yok. Yapıtı paramparça etmen gerek. Elin varmıyor bir türlü. Görüyorum nasıl da yavaş ama emin adımlarla büyüyor korkun. Bir duvar, bir duvar daha. Kim bekliyor seni sonunda? – Hiç kimse... Adın kendi üzerine kapanmış, bıçağın üzerine kapanan el gibi.”

Felsefe ve sosyal bilimlerle ilgilenen okurlarımızın yanı sıra edebiyat ve genel olarak yazı veya yazmak üstüne düşünenlerin de ilgisini çekeceğine inanıyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺61,50

Bilim, metafizikten daha şaşırtıcı...

“Düşüncelerin madde olduğu” tezi, popüler kültürde bir fenomene dönüştü artık...

Hatta bazı spiritüel öğreticiler, sonsuz güçleri zihne atfediyorlar. 

Peki, bu iddialar bilimsel olarak doğru mu? 

İnsan zihninin düşünceleri gerçeğe dönüştürme gücü hakkında bilimsel kanıtlar ne diyor?

Epigenetik, sinirbilimi, elektromanyetizma, psikoloji, simatik (dalga kavramları üzerinde yapılan çalışmalar), halk sağlığı ve kuantum fizik, düşüncelerin derinlemesine gerçekten yaratıcı olabileceğini gösteriyor.

Ödüllü yazar Dawson Church Zihinden maddeye adlı bu kitabında, bilimsel gerçekleri inceliyor ve zihnin bir maddesel şekli nasıl yarattığını gösteren çalışmaları adım adım bütün ayrıntılarıyla gözden geçiriyor. Böylece bulmacanın her parçası yerine oturuyor ve bilimin metafizikten daha şaşırtıcı olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.

Tıp, spor, iş, şifa, sanat ve bilimsel dünyada, düşünceyi maddeye dönüştürme deneyimi yaşamış olan kişilerin tanıklıklarını da içeren kitap, baştan sona ya ilham veriyor ya da yürek yakıyor. 

Zihinden maddeye kitabı, yaratmak için bireysel sorumluluklarını üstlenen insan türünün, bütün dünyayı değiştirecek potansiyele sahip olduğunun altını çiziyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺47,60

Mutlu son var mıdır?

Peki ya mutlu aşk?

İlk ansiklopedideki mutluluk maddesini kim yazdı?

Mutsuzluğu tanımadan mutlu olmak mümkün müdür?

Mutluluk göründüğü gibi midir?

Kişisel gelişim kitaplarıyla mutluluğu bulmak mümkün müdür?

Sahi mutluluğun herkes için geçerli bir formülü var mıdır? Orhan Tüleylioğlu tüm dünyadan dönemine damgasını vurmuş felsefecilerin, sanatçıların ve yazarların ışığında “mutluluk” kavramının peşine düşüyor. Tarih boyunca yaşamış en parlak akıllar mutluluğu nasıl tanımladı, nasıl deneyimledi ve eserlerinde nasıl ele aldı…

50 Maddede Mutluluk, bu kavrama farklı dönemlerden bambaşka isimlerin bakışıyla kendi “mutluluk” tanımınıza hiç olmadığınız kadar yaklaşmanızı sağlayacak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 11.5 / 17.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺33,60

Yenilmez olan hiç darbe almayan değil, darbeden yaralanmayandır.

Romalı filozof, devlet adamı, hatip ve tragedya yazarı Lucius Annaeus Seneca, Stoa felsefesinin öncüleri arasındaki en özgün sestir. İmparator Neron’un hocalığını ve danışmanlığını yapan filozof, parlak ve iniş çıkışlarla dolu yaşamında, sürgün yıllarında, Neron’un deliliğini yatıştırma çabasında teselliyi hep felsefede bulmuştur.

Hayatta bilgece bir duruşun yaşananların içinden geçerek ve yaşam arenasında insanın kendi olarak var olmasıyla kazanılacağını söyleyen Seneca bilgelik, kader, talih, korkular, ruh dinginliği, doğa, ölüm gibi konuları kusursuz bir üslup ve keskin bir zekâyla ustalıkla aktarmış, modern dünyanın insanına güçlü felsefesiyle rehber olmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 11 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺20,30

Günümüzün biyoteknolojik ve genetik gelişmeleri, insan doğasının geleceğine ilişkin pek çok tartışmayı beraberinde getiriyor. Bu gelişmelerin felsefi, etik ve siyasal sonuçlarını ele alan Habermas’ın yönelttiği en çarpıcı soruların başında, insanın tasarımcısının yüce bir varlık değil, yine bir insan olmasının, insanın kendini tanıyıp bilmesi açısından nasıl bir sonuç doğuracağı geliyor. 

Pratik felsefenin adalet kuramları tartışmaları içinde tıkanmasını eleştirip, ahlakın “tür etiksel” bir anlayış içinde ele alınması gerektiğini savunan Habermas, doğal yollardan büyüyüp gelişen ile insan elinden çıkarak var olan insan doğasına ilişkin son derece çarpıcı akıl yürütmelere yer verirken, insan doğasının araçsallaştırılmasına karşı çıkıyor, biyoteknolojik tasarıma dayalı insan yaşamı modelinin aczini gözler önüne seriyor ve çağımıza uygun bir “kendi olma imkânı”nın hangi felsefi ve etik temeller üzerine oturması gerektiğini sorguluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 158
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2022
₺24,80

Enformatik Cehalet’in ilk baskısı ile bu yeni baskısı arasında, ‘twitter’ları, ‘Facebook’ları, ‘instagram’ları ve benzerleri/benzemezleri ile durmadan yayılan, yayıldıkça sığlaşan, sığlaştıkça yayılan uçsuz bucaksız bir sanal âlem uzanıyor.

Her gün, her saat, her dakika daha da hızlanarak yayılan bu sığlık, gündelik hayatın bütün bileşenlerine, eski dünyanın bütün referans çerçevelerine, insanoğlunun içine doğduğu dünyayı anlamlandırmasını, o dünyada kendini şöyle ya da böyle emniyette hissetmesini sağlayan bütün tutamaklara, sığınaklara, korunaklara bulaşıyor. Bulaşmakla da kalmıyor; bulaştığı herşeyi ve her yeri ifsad ediyor.

Berdyaev’in Enformatik Cehalet’in ilk baskı Sunuş’unda yer alan  uyarısı, bugün maalesef çok daha yakıcı bir çığlığa dönüşmüş durumda: “Ütopyalar şimdi eskiden sanıldığından daha çok gerçekleşebilir görünüyor. Biz ise, bugün insanı bambaşka kaygılara düşüren bir sorunla karşı karşıyayız: Bu ütopyaların kesin olarak gerçekleşmesini nasıl önleyebiliriz? Ütopyalar gerçekleşebilir şeylerdir. Belki de yeni bir çağın; aydınların ve bilgelerin ‘ütopyaları nasıl önleyebiliriz; ütopik olmayan, daha az mükemmel, ama daha özgür bir topluma nasıl geri dönebiliriz’ diye düşünmeye başlayacakları bir çağın başındayız bugün…”

Şu anda bu kitabı elinde tutan okuyucular, Gutenberg Galaksisi’nin belki de son sâkinleri, Cesur Yeni Dünya’nın Shakespeare okuyan Vahşi’sinin akrabaları, şimdi tıpkı Berdyaev gibi, o Galaksi’de hepimizin aklını kurcalayan o kaçınılmaz soruyu soracaklardır: “Ütopik olmayan, daha az mükemmel, ama daha özgür bir toplum mümkün müdür?”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺42,00

Cehalet nedir, cahil kimdir?
Küreselleşme, bilimi ve bilimciyi nasıl etkiledi?
Akademisyenler cahil olabilir mi?
Sanal bilimciler ve sahte bilim nedir?
Bilim ve hukuk neden etik zeminde olmalı?
Gerçek ötesi ve algı yönetimiyle kastedilen nedir?
Dünyayı hangi küresel zekâ yönetiyor?
Cehaleti yayma ve algı yönetimi alanında sosyal medya ne kadar güçlü?
İnançlar ve zaaflar algıyı yönetir mi?
Google’ın her söylediği doğru mu?
Güvenilir bilgiye nasıl ulaşılır?
Nöropazarlama bir cehalet bilimi mi?
Mikro şöhret nedir, ne işe yarar?
Eğitim ticari bir ürünse, öğrenciler de müşteri mi?
Tıbbın alternatifi olur mu?
İlaçsız ve aşısız bir dünya mümkün mü?
Zekâyı ve kavrayışı ilaçla artırmak ne kadar doğru?
İlaçla mutluluk mümkün mü?
Bağırsaklar beynimizi yönetebilir mi?
Mikrobiyotanın düzenlenmesi Alzheimer ve kanseri tedavi eder mi?
Tuz tansiyonu düşürür mü?
Kolesterol düşürücü ilaçlar palavra mı?
Kokoreç yemek depresyona iyi gelir mi?
Sihirli diyetler, ne kadar sihirli?
Yapay zekâ nereye gidiyor?
Dijital çağda özgür olmak mümkün mü?

Giderek amacından sapan “bilim” olgusu büyük ekonomik stratejilerle birlikte entelektüel sahteciliğe maruz bırakılıyor. Çünkü insan, doğası gereği aldatmaya ve aldanmaya meyilli. Bu aldanmışlığın yaratacağı ağır bedellerle okuru yüzleştiren Prof. Dr. Tayfun Uzbay’ın kaleme aldığı Cehalet Bilimi, cehaletin bilimsel yöntemlerle nasıl yaygınlaştırıldığı konusunda sağlam ve duyarlı bir kaynak...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺33,60

Sadece felsefe tarihi olarak değil, bilim ve kültür tarihi bakımından da Viyana, 20. yüzyıl Avrupa tarihinde en ayrıcalıklı yere sahip olan kent olarak karşımıza çıkar. Ayrıca ekonomi, sanatın her dalı, mimari ve mühendislikte bu yüzyılda en verimli çalışmalar yine buradan çıkmıştır. Bunun sebepleri tartışılabilir; dört farklı ülkeye komşu olması, dolayısıyla kültürel bir merkez konumunda bulunması ya da Avusturya’nın ekonomik temelleri, üzerinde en çok durulan açıklamalar olagelmiştir. Ne olursa olsun önümüzde en azından elinizdeki bu kitap özelinde görkemli bir felsefi/düşünsel gelenek meydana getirmiş bir kent durmaktadır.

1924’te perşembe akşamları Boltzmanngasse’de felsefenin güncel veya geleneksel sorunlarının tartışıldığı bir Çevre toplanır. Felsefecilerin yanı sıra farklı disiplinlerden bilim insanlarının da katıldığı Çevre 1929 yılında yayınladıkları bildiride (Bilimsel Dünya Anlayışı. Viyana Çevresi) kendilerini resmen dünyaya duyurur.

İşte bu çalışma, neredeyse bir asır önce yayınlanmış bir bildiri ve bu bildiri çevresinde bir araya gelmiş filozoflar, bilim insanları, matematikçiler ve diğerlerine odaklanır. Kurucu metinler vasıtasıyla, yüzyılın en önemli felsefi akımlarından birini tanıtır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺24,60

Oylarınızla beni mahkûm ettiniz, Atinalılar. Ve eğer bu karar karşısında kırılmışsam bunun nedenleri var. En başta bunu bekliyordum ve beni asıl şaşırtan yalnızca oyların böyle yakın olması oldu. Çünkü bana karşı olan çoğunluğun çok daha büyük olacağını düşünüyordum ama şimdi, eğer otuz oy daha öte yana geçmiş olsaydı, aklanmış olacaktım. Üstelik şimdi bile Meletus’un suçlamasından kurtulmuş olduğumu düşünüyorum. Dahası, Anitus ve Likon’un yardımı olmasaydı, yasanın gerektirdiği gibi oyların beşte birini alamayacak olduğu açıktır. Ki bu durumda kendisi bin drahmalık cezaya çarptırılacaktı.

Şimdi ceza olarak ölümü öneriyorsunuz. Kendi payıma ben ne önermeliyim, Atinalılar? Açıktır ki hakkım olanı. Ve hakkım nedir? Bütün yaşamım boyunca boş durmaya hiçbir anlam vermemiş olduğum için ama insanların çoğunun kaygılandığı şeyleri, para kazanmayı, ev geçindirmeyi ve askeri görevleri, kamu toplantılarında konuşmayı, memurlukları, komploları, partileri göz ardı ettiğim için katlanmam ya da ödemem gereken asıl karşılık nedir?

Gerçekte bir politikacı olarak yaşamak için gereğinden öte dürüst olduğumu düşünerek, size ya da kendime hiçbir yararımın olamayacağı yerlere gitmedim ama her birinize kişisel olarak en büyük iyilikte bulunabileceğim her yere gittim. Aranızda bulunan herkesin kendisine bakması gerektiğine, kişisel çıkarların peşine düşmeden önce erdem ve bilgeliği araması gerektiğine, devletin çıkarlarıyla kaygılanmadan önce devletin kendisi ile kaygılanması gerektiğine inandırmaya, tüm eylemlerinde uyması gereken düzenin bu olduğunu anlatmaya çalıştım. Bu yolda davrandığım için neyi hak ediyorum?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 70
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺13,05

“Bu kitaba ‘Felsefeye giriş için bir başlangıç’ adını verin. Şu an sadece bir tarafı inşa edilmiş bir kemere benzeyen sistemimi bu kitapla tamamlamayı umduğumu söyleyin.”

Ölümünden birkaç yıl önce Profesör William James özellikle felsefe okurlarına hitap eden bir kitapta metafiziğin belli problemleri hakkında kendi düşüncelerini belirtme amacı güttü. Bir zamanlar söylediği gibi bu “metafizik öğrencileri için giriş niteliğinde bir ders kitabını” fiilen yazmaya 1909’un Mart ayında başladı ve en gözde hedefi bunu sonunda tamamlamaktı. Ancak hastalık ve azalan kuvvetinin kaldıramayacağı başka zorluklar bu hedefi engellemeye devam etti, şimdi yayınlanan bu kitap ise Ağustos 1910’da öldüğü vakte kadar yazmayı başardıklarının toplamını kapsar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺26,24

Protagoras, Platon’un diyaloglarının birçoğu gibi, Sokrates’in ağzından aktarılır. Sokrates, Kallias’ın (yani “sofistlere dünyanın geri kalanının tümünden daha çok para harcayan adamın”) evinde kendisi ile büyük sofist Protagoras arasında büyük ölçüde “erdem” üzerine geçen bir sohbeti anlatır. Diyaloğun ana temalarından biri de sofistlik ve bununla bağlantılı olan “bilgelik” ve “safsata” ilişkisidir. Diyalogda Sokrates ile Protagoras arasında çıkan gerilimin ana sebebi bir filozof ile bir sofistin tartışma yöntemleri arasındaki farklılıktır. Sokrates karşılıklı kısa soru ve yanıtlara dayalı “diyalektik” yöntemi tercih ederken, Protagoras uzun ve etkileyici konuşmalar yapmakta ısrar eder.

Sohbete bilgin Hippias ve dilbilimci Prodikos’un yanı sıra her biri birkaç kelam eden Alkibiades ve Kritias da katılır. Sohbet Protagoras’ın takipçilerini içeren ve Sokratik çevreye ait seçkin Atinalıların huzurunda gerçekleşir. Diyalog, Hippokrates’in Sokrates’ten kendisini meşhur öğretmenle tanıştırması talebiyle başlar. Hippokrates o kadar heveslidir ki Sokrates’in evine şafak sökmeden önce gelmiştir. Sokrates Hippokrates’in heyecanını yatıştırır ve Protagoras’ın öğrencisi olmadan önce Protagoras’ın onu “ne” yapacağını anlamasını tavsiye eder.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺28,70

Fichte ve Ateizm Tartışması: Jacobi’nin Transandantal İdealizm Eleştirisi

- Meryem Uçar

Politik Sorunun Normatif Çözümü Olarak Adalet Fikri?

- Mehmet Ruhi Demiray

Ontoloji ve Etik: Varlık ve Zaman’da Yaşam-Ölüm İlişkisi

- Hüseyin Deniz

Varlık Aşırı Bir Ontoloji: Stoacı Bir Şey 

- Melike Molacı, Nazile Kalaycı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 111
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺38,00

Bilimin Işığında Felsefe, Nusret Hızır’ın ölümünün ardından, öğrencisi ve yakın dostu Füsun Akatlı’nın, hocasının evrakı metrukesinden derlediği iki ayrı kitabın birleşimi. İlki, ağırlıkla Hızır’ın hayattayken bir kitapta toplamayı tasarladığı yazılardan oluşan, yine aynı adla daha önce yayımlanmış Bilimin Işığında Felsefe; diğeri, doçentlik tezi özeti ile “Bir Uygarlık Tarihine Giriş Notları” başlıklı ders özetleri yanında, Akatlı’nın akademik dergiler, ses bantları ve dosyalardan tarayıp çıkardığı metinlerden meydana gelen Geride Kalanlar.

Nusret Hızır, Türkiye’de modern anlamda bir felsefe eğitiminin yerleşmesi ve gelişmesinde katkıları ve tanıklıklarıyla önemli bir yer tutan tarihsel bir kişiliktir. Felsefeyi ele alış biçimi, düşünme tarzı ve tavrı, bilgiye ve bilime yaklaşımıyla çağdaşları arasından sivrilen örnek alınası bir felsefeci ve bilim insanıdır. Üstelik, “belli bir alanın sorunlarına dalmış ve başka alanlara kapalı kalmış, söyleyecek sözü uzmanlık alanıyla sınırlı bir bilimci ya da felsefeci değil, çok yönlü bir kültür adamı”dır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺44,90

Amerikalı felsefeci Kelly James Clark bu eserinde bilim ve dinin birbirini dışlayan mı yoksa
destekleyen alanlar mı olduğu sorusunu ele alıyor. Yazar bu soruya cevap vermek için okuyucuyu bilim felsefesinden insanın kökenine, evrenin kökeninden çağdaş nörolojiye, dini düşüncenin bilişsel kökeninden çok evrenlere varan ilginç bir düşünsel yolculuğa çıkarıyor. Üstelik bunu yalın, anlaşılır, hatta zaman zaman esprili bir üslupla yapıyor. Bu kitapta cevabını bulacağınız bazı sorular:

***

Evrim din ile çelişir mi?
Modern kozmoloji Tanrı’nın varlığını destekliyor mu?
Çağdaş nöroloji ve bilişsel bilimler Tanrı’nın varlığını yanlışladı mı?
Modern bilim ruh hakkında bize ne söylüyor?
Ahlak evrimle açıklanabilir mi?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺30,80

Bir insan hangi ilke ya da argümanla “ahlaklı, erdemli, adil…” olur? Bu kavramların karşılığı nedir? Felsefenin cevap aradığı bu alanda, çağdaş İskoç filozof Alasdair MacIntyre derinlemesine sorgulamalar yapmış ve bunu yaparken 3 büyük geleneği kendine referans almıştır. Marksizm, Aristotelesçilik, Thomasçılık. Bu eserde Elif Nur Erkan Balcı, MacIntyre’ın düşünce duraklarının izini sürerek onun bu geleneklerden nasıl etkilendiğini ve onları nasıl yorumladığını aydınlatma amacındadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺61,50

Mülemma yazmak basitçe başka bir dilden iktibasta bulunmak değil, her iki dilin gramerini bir başka dilde buluşturmaktır. Farklı vezinleri bozmadan birleştirebilme kavrayışını gerektirir. Gelen-ek-te “zü’l-lisaneyn” olmakla ifade edilir.

Tefekkür tarihinin her önemli tarihsel kesiti kendi özel mülemmasını üretmiştir. Örneğin Batı ile başka bir türde karşılan Doğu -Farsça, Arapça mısralar içeren mülemma şiiri bırakıp- Fransızca, Almanca ve İngilizce içeren mülemmâlara yönelmiştir... Elinizdeki bu mülemma metinlerde ‘niçin tarihin kritik anlarında mülemmâ dilinin tekrar tekrar zuhur ettiğini’ sorulmuştur. Mülemmayı bir düşünüş biçiminin adı, düşüncenin derin gramerinde yatan kavrayış olarak önermiştir. Onu bir yaşama tarzının metaforu olarak sunulmuştur.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺15,39

Antik Yunan’ın en önemli merkezlerinden biri olan Atina genellikle felsefenin ve demokrasinin beşiği olarak görülür. Karatani ise bu yaygın görüşü sorgulayarak yeni bir çıkış noktası işaret ediyor: İyonya. Karatani’ye göre Atina’daki sistem günümüz demokrasisinin öncülü olmakla birlikte, aslında İyonya’daki daha eşitlikçi bir sistemin yani izonominin “yozlaşmış” biçimiydi. Atina’daki demokrasi sınıf ayrılıklarını ve köleliği engellemezken, insanların hareket özgürlüğüne sahip olduğu İyonya’daki izonomi gerçek bir ekonomik ve siyasi eşitlik sunuyordu.

Durum buysa, İyonya’daki bu eşitlikçi sistemin yansımalarını erken dönem Yunan filozoflarının düşüncelerinde de görmeyi bekleriz. Nitekim Karatani, Pythagoras’tan Herakleitos’a, Parmenides’ten Sokrates’e birçok filozofa bu ışıkta bakarak onların İyonya doğa felsefesi ve etiğiyle olan bağlarını inceliyor. “İyonya ruhuna” sahip olan filozoflarla bu ruhtan kopmuş olanların düşünce biçimlerini kıyaslıyor.

Peki bütün bunlar günümüz dünyasında neden önemli? Karatani her şeyden önce, günümüzde demokrasinin karşı karşıya olduğu ciddi sorunları aşabilmek için bunların Antik Yunan’daki prototiplerine bakmak gerektiğini vurguluyor ve bizi reel demokrasinin potansiyel tehlikelerine karşı uyarıyor: “Tiranlık ile demokrasi birbirinden göründüğü kadar farklı değildir.” Bu anlamda Karatani, felsefe tarihine ve antikçağa dair klişeleri yıkmanın yanı sıra okuru kendi çağımıza da farklı bir eleştirel perspektiften bakmaya davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺33,38

Anlayış… Akış… Uyanış…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 140
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺17,83

Genellikle birtakım eylemler eşliğinde eksiksiz bir tatmin elde edene kadar kendi vücuduna bakan bir insanın tutumunu aktarmak üzere kullanılmıştır narsisizm tanımlaması.

Kısaca, "dünya bir yana 'ben' bir yana" diyen kişilik yapısı...

Alanında önemli bir mertebeye ulaşan Sigmund Freud, konuyu tartışma masasına koyup başka birçok yazarın fikrine de başvurarak konuşulmasın' ve anlaşılmasını sağlamıştır narsisizmin, melankolinin ve matemin.

Narsisizm, libido, ego, megalomani, hipokondri, nevrasteni, parafreni, oto-erotizm kavramlarını doğru kullanabilmenin yollarından en önemlisi bu kitabı okumak.

Yeni kavrayış imkânlan verecek ve kuşkusuz öğrenirken herkesin kendi deneyimleriyle sınayacağı türden bilgiler içeriyor Sigmund Freud'un bu eseri de...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 16,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺14,00

5000 yıllık yaratılış felsefesi: Taoizm… 2500 yıllık bir eser: Tao Te Ching…

Çinli bilge Lao-Tzu’nun kaleme aldığı, Taoizmi anlatan bu eserin ünü, bütün dünyada kutsal kitaplarla yarışıyor… Tarih boyunca ilgi odağı olmuş Doğu bilgeliği, bu gizemli dizelerden tüm insanlığa sesleniyor…

Göze görünmeyen, başı sonu olmayan, “dünyanın anası” Tao; yeryüzünü, gökyüzünü ve tüm evreni sürekli akışıyla değiştirip dönüştürüyor… Böylece zayıf ve yumuşak su, sert taşı eritiyor…

Taoizm, kendi egosunu, benliğini öne çıkaranlara hep karşı duruyor… Alçak gönüllülüğü, kanaatkârlığı, hoşgörüyü öğütlüyor…

Tüm dünya dillerine çevrilen ve bir o kadar da yorumlanan bu kitabı, Kerem Çalışkan’ın özenli
çevirisi ve açıklayıcı notlarıyla sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺22,10

Konuşmalar (Analektler) eski Çin metinleri arasında en önemlisi kabul edilir. Metnin Konfüçyüs’ün takipçileri ya da öğrencileri tarafından, başta Konfüçyüs olmak üzere bilgelerin çeşitli konular üzerine karşılıklı konuşmalarının bir derlemesi olduğu düşünülmektedir. Bazı bulgular metnin Çin tarihinde Savaşan Devletler Dönemi (MÖ 475–221) olarak bilinen periyotta kaleme alındığına işaret etmektedir. Uzmanlara göre metin Çin’i oluşturan devletlerin bir imparatorluk çatısı altında toplanma çabalarının sürdürüldüğü Han Hanedanı (MÖ 206–MS 220) döneminde önem kazanmış ve bu dönemin sonlarına doğru Konfüçyüsçülüğün en önemli metinlerinden biri olarak görülmeye başlanmıştır. O zamanın ileri gelenleri Konuşmalar’a bir büyük devlet inşası rehberi olarak bakmış olmalıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺19,50

“İnsanın özgürlüğünden vazgeçmesi, insan oluşundan vazgeçmesi demektir! Özgür olmamak, bütün haklardan ve yükümlülüklerden vazgeçmedir.”

Özerkleştirici ve özgürleştirici yeni bir yönelim olan Aydınlanmanın birincil istemi veya kazanımı, dünyanın her yerinde, her insanın akıl ile donatılmış olduğu ve aklını yetkinleştirebileceği ilkesidir. Bir akıl varlığı olan insan, dünyanın her yerinde aklını kullanma cesareti gösterebilir; eleştirel ve öz-eleştirel bir öz-bilinç geliştirebilir.

“Biz, bir halkın, bir halk olduğu eylem ile kendimizi yeniden oluştururuz” (Bubner 1989, s. 408). Bu nedenlerle, insanın ve doğanın kurtuluşu birbirinden ayrılamaz. İnsan doğasının kurtuluşu, Aydınlanmayı da eleştirel öz-değerlendirmeye yönlendiren ahlaksal-politik bir karara bağlıdır. Sorun, insanlığın bu kararı verip veremeyeceği ya da ne ölçüde verebileceğidir.

Cumhuriyetçilik, yürütme erkinin, diyesi, hükümetin, yasama erkinden ayrılmasıdır. Despotizm ise, kamusal istenci hiçe sayarak, devlet düzenini, despotun keyfince belirlediği yönetimdir. Yasa ve hukuk dışı olarak kullanılan devlet erki, şiddettir ve bu despotik uygulamaya karşı “direniş hakkı” doğar. Devlet gücünün hukuk dışı kullanımı, hükümetin veya yasa koyucunun temel özgürlükleri ihlal etmesi ve anayasada anlatımını bulan toplumsal sözleşmeyi bozmasıdır. Toplumsal sözleşmenin bozulması ve keyfilik, halka direniş hakkı verir.

Onur Bilge Kula, “Doğu’dan Batı’ya Aydınlanma”da son yıllarda çok tartışılan Aydınlanma Felsefesini, Aydınlanmanın insanlığın önünü açan ışığını, Batılı felsefecilerin görüşlerini de hatırlatarak yeniden yorumluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺33,97

Karl Marx ve Friedrich Engels’in Komünistler Birliği’nin programı olarak kaleme aldıkları Komünist Manifesto, Şubat 1848’de, tüm Avrupa’nın devrimci ayaklanmalarla çalkalandığı bir dönemde, Londra’nın küçük bir basımevinde basıldı. Bilimsel sosyalizmin kitlesel siyaset sahnesine çıkışının ilk ciddi işareti olan Komünist Manifesto, yayımlandığı günden bu yana en çok okunan ve en çok tartışılan toplumsal ve siyasal metinlerden biri olmakla kalmadı, tarihteki bütün sosyalist ve komünist partilerin programlarının temelini oluşturdu; dünyanın ve milyonlarca insanın yaşamının değişmesinde belirleyici bir rol oynadı. Modern çağda başka hiçbir siyasal hareket, döneminin toplumsal, ekonomik ve sınıfsal koşullarını kavrayışındaki derinlik, çözümleyişindeki gözüpeklik ve üslubunun gücü bakımından, Manifesto’yla kıyaslanabilecek bir metin ortaya çıkaramadı.

Bugün Marksist hareketin temel belgesi ve devrimci bir klasik sayılan Komünist Manifesto’yu, Marx ve Engels’in daha sonraki basımlara yazdıkları önsözler eşliğinde ve eserin Türkiye serüvenine ışık tutan bir önsözle sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺15,40

Sevinç ve umutla çıktığı ilk seferde, lanetli bir akıbetle yüz yüze geldikten sonra teselliyi Akkız Ana, Dursun Bir toplumun gelişmişlik göstergesi, o toplumun bilgi, sanat, ahlak, politika ve varlığı algı biçiminin nasıl olduğuyla ölçülebilir.

Bilgi üretemeyen bir toplumun, diğer toplumlarla aynı düzeyde bir yaşam standardını elde etmesinin mümkün olmadığı gibi, aynı şeklide ahlak ve siyaset konularında ilerleme sağlayamamış bir toplumun, kendi içinde bir harmoni oluşturması da beklenecek bir şey değildir. Öte yandan varlık algısı ise bir taraftan maddeye şekil verme hüneri olarak tanımlanabilecek teknolojinin oluşup oluşmamasını diğer taraftan insanın maddi ve manevi alanla kuracağı bağı belirleyecektir.

Bütün bu alanlarda olacak her tür gelişme ve ilerleme bir plana, programa ve yönteme ihtiyaç duymaktadır. Çünkü asıl olan, doğru bilgi üretmektir. Doğru bilgiye ise yöntemsiz ulaşılamaz. Dünyanın gelişmiş olarak nitelendirilen toplumları, kendi tarihleri içerisinde böyle bir süreçten geçmiş ve bugünkü durumlarına bu şekilde ulaşmışlardır.

İşte Yeniçağ Felsefesi Tarihi, Batı’nın geçirdiği bu süreci ele almakta ve o coğrafyada yetişen filozofların görüşlerini içermektedir. Batı filozofları ilk olarak yukarıda adı geçen alanlarda doğru bilgiye ulaşabilmek için yöntemin ne olması gerektiğini sorgulamış ve bütün alanlarda belli bir yöntem doğrultusunda bilgi üretmeye çalışmışlardır. Bu, doğal olarak birdenbire olmamış, belli bir tarih dilimini kapsamıştır.

Bilgi, üretilip insanların zihnine sunulduğu andan itibaren artık herkesin ortak malıdır, yani evrenseldir. Nerede üretilirse üretilsin her toplum gelişebilmek, ilerleyebilmek için gerekli olan bilgilere ulaşmak zorundadır. Elinizdeki bu çalışmanın hazırlanmasındaki temel amaç, bu anlamda Batı toplumlarının ne tür bir süreçten geçtiklerinin anlaşılmasına ve üretilen bilgilere ulaşılmasına katkı sağlamaktır.

Unutmamak gerekir ki her şey önce zihinde başlar…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺41,25

Aydınlanma çağının dünya tasavvurunu belirleyen ilke nedir? Newton, Galileo ve Kepler’in çalışmaları yepyeni bir dünya resmi inşa etmeyi nasıl mümkün kılmıştır? Hareketi algılama şeklimizin kozmos kavrayışımızdaki rolü nedir?

Engin Koca bu soruların etrafında şekillenen Akıl ve Hareket’te 17. yüzyıl Batı Avrupa’sında doğa felsefesindeki dönüşümün bir soyağacını çıkarıyor ve kadim dünya tasavvuru yerini mekanik bir evren anlayışına bırakırken yaşanan süreci haritalandırıyor. Antik dönemden beri süregelen hareket anlayışında yaşanan radikal kırılmaya odaklanıyor ve tüm varlıkların aynı düzleme yerleştirilip aynı ilkelerin etkisi altında tanımlandığı bu yeni fiziğin metafizik köklerini açığa çıkarıyor. Niteliksel hareketin niceliksel harekete, fiziğin mekaniğe indirgenmesini yeni doğa felsefesinin temeline yerleştiren Koca, bu tezini hem fiziğe hem de metafiziğe uzanan yöntemsel bir çalışmayla geliştiriyor. Amaç, uyum, kemal ve anlam gibi değer ifade eden kavramların ve nihayetinde doğa felsefesinin fiziğin dışına itilmesiyle sonuçlanan zihinsel dönüşüme dair ufuk açıcı bir bakış açısı sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 300
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺40,50

“Büyük Rüya İslam Birliği” adlı kitabının ardından Rahim Türk: “Yazdıklarımızın bir kurgu olduğunu, tüm kurguların, gerçekleşme ihtimalini de içerisinde barındırdığını unutmamalısınız.” diyerek, yeni kitabı “Büyük Rüya-Üçüncü Dünya Savaşı” ile kurgu romanına devam ediyor.
Eren Bülbül ve tüm şehitlerimize ithaf ettiği, menşesi tarihsel gerçeklere dayanan ve önümüzdeki zamanlara ait kaygılara karşı oluşturulmuş güçlü bir ülke isteğinin kurgulandığı bu kitabı okurken, “barış” içinde yaşamanın özlemi ve önemi de zihninizde şu kilit cümlelerle bir kez daha pekişecek:

“…Savaşlar, kan ve gözyaşı demektir. Savaşlar tüm insanlık için bir felakettir. Öksüz ve yetim kalmış mutsuz çocuklar demektir. Barış çınarlarının gölgesinde birlikte ve mutlu yaşamak varken, hem mutlulukları hem de umutları kaybetmektir. Masumiyetin simgesi olan çocukların gülüşlerinin toprağa verilmesidir savaş. Sevdiklerinin can vermesine neden olan mermilerin boş kovanlarıyla oyun oynamaktır. Şehirlere ölüm yağdıran bombaların şarapnelleri ile yaşamaktır. Güneşli bir günün sabahında koşup oynamak varken, tekerlekli sandalye ile yaşamaya mahkum olmaktır savaş. Bombaların ve mermilerin ölüm yağdırdığı vahşettir. Ve savaşların tek kazananı, silah tüccarlarıdır.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺40,50

“En itaatkâr karakter için düşüncede en büyük cesareti gösteriyorlar.” Madam de Stael, 18. yüzyılın sonlarında Alman entelektüellerini böyle tarif etmişti ve entelektüel ile politik olan arasındaki bu bölünmeye dair görüşü, iki yüz yıldır neredeyse hiç tartışmasız kaldı. Bu kitap, Madam de Stael’in mirasını, apolitik Alman mitini toprağa gömüyor. Aklın Kaderi kitabını izleyen düşüncelerin anlatıya dayalı öyküsünde Frederick Beiser, dünyayı değiştiren rasyonalizm ve irrasyonalizmle birlikte Fransız Devrimi’nin, Alman felsefesini ve onun merkezi ilgisini nasıl dönüştürdüğünü ve politikleştirdiğini tartışıyor: Otorite ve aklın sınırları.

Almanya’da, Fransa’daki şiddet içeren yıkıcı olaylara karşılık olarak üç zıt politik gelenek gelişti: Liberalizm, muhafazakârlık ve romantizm.
Aydınlanma, Devrim ve Romantizm, bu geleneklerin doğuşunu ve bağlamını saptıyor ve de onların temel politik düşüncelerini aydınlatıyor. Kant, Fichte, Jacobi, Forster ve Moser gibi tanınmış figürlerden hareket eden Beiser, dönemin başlıca politik düşünürlerinin Fransız Devrimi’ne verdiği tepkileri özetliyor. Politik teorilerinin 1790’lar öncesindeki kaynaklarını soruşturuyor ve politikanın onların genel olarak düşüncelerindeki önemini değerlendiriyor. Toplumsal-politik yaşama şekil veren tek bir on yıla yoğunlaşan Beiser, 18. yüzyıl sonlarında Alman düşüncesinin altında yatan politik değerleri ve amaçları ortaya çıkarmayı ve sonuçta Alman felsefi geleneğinde pratik aklın yerini açıklığa kavuşturmayı hedeflemektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 576
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺115,90

Bu kitap, buz üstünde güvende kalabilmek için sürekli büyük bir hızla oradan oraya koşturmak zorunda kalan insanlara yazılmış bir kitap. Akıcılaşan, katı ve durağan hiçbir şeyin kalmadığı bir yaşam içinde kalıcı anlamlar arayan insanların başucunda tutacağı bir eser. Dünya üzerinde her insanın yakıcılığını hissettiği savaşlar, kitlesel göçler, çevresel tahribatlar gibi küresel sorunlar karşısında kendisini aciz hissedenlerin, bu yaşamı kavramasına yardımcı olacak öneriler ve yorumlarla dolu. En önemlisi de dünyayı insanlık için daha yaşanılabilir bir yere dönüştürme olasılığını yeniden masaya yatıran bir girişim...

Bauman bu eserde bizleri gezegenin sorunlarına yerel çözümler getirerek zaman kaybetmek yerine, küresel bir sorumluluk almaya çağırıyor. İnsanların küresel ölçekte yarattıkları etkileşim ağıyla bu sorunların aşılabileceğini söylüyor. Kamusal alanın tartışmaların, yüzleşmelerin ve uzlaşmaların sürdürüldüğü bir diyalog zeminine dönüşmesi gerektiğini söyleyen Bauman, ulus-devletlerin tahakkümüyle kurulacak bir kamusallığın küresel sorunlara çözüm getiremeyeceğini belirtiyor. Ona göre yaşadığımız akışkan toplum kalıcı barışı ve huzuru ancak herkesin birbiri için sorumluluk aldığı, birbiriyle ilgilendiği ve birbirlerinin sorunlarına politik çözümler sunduğu bir zeminde tesis edebilir. Bunun ilk adımıysa artık fırtınalardan korunabileceğimiz ve sadece bize has bir sığınağın olmadığını fark etmekten geçiyor. İşte Bauman bu eserle okurlarına her an sezdikleri, şüphe duydukları ve iliklerinde hissettikleri bir çaresizliği anlamlandırıp ona karşı önlemler almanın araçlarını sunuyor...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺41,90

Varoluşçuluk, bugün tüm modern kültüre yayılmış, hatta modern insanı adeta ele geçirmiş gibidir: Günlük hayattan bireysel problemlere, felsefenin en derinlerinden edebiyata, varoluşçuluk her yerdedir. Ancak soracak olsanız, çoğu insan varoluşçuluğun ne olduğunu bilmez.

Bu güncel ve eğlenceli kitapta Wartenberg, insanın varoluşunun temelinde bulunan endişeleri keyifli bir üslupla ele alıyor: Nietzsche ve Camus’den Sartre ve Heidegger’e, efsanevi varoluşçu düşünürlerin fikirlerini açıklamak ve özgürlük, kaygı ve absürt gibi temel kavramları keşfetmek için klasik filmler, romanlar ve oyunlardan örnekler veriyor. Simone de Beauvoir ve Franz Fanon’ın, cinsiyet ve sömürge baskısını ortadan kaldırmak için varoluşçuluktan beslenen görüşlerine ayrı birer parantez açıyor. Yeni Başlayanlar İçin Varoluşçuluk, felsefenin belki de en zor anlaşılan dalını eğlenceli bir hikâyeye dönüştürüyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺42,50

Wilhelm Schlegel, 22 Ocak 1798’de Jena’dan, Berlin’de kardeşi Friedrich Schlegel ile küçük bir evi paylaşan Schleiermacher’a, kardeşinin yarattığı skandallardan dolayı sitem dolu bir mektup yazar ve yakın zamanda taşınmış olduğu Berlin’den Jena’ya, kendisinin yanına dönmesi için Friedrich’i ikna etmesini ister; zira kardeşi, Schiller ile girdiği münakaşa sonrasında yayımladığı son metniyle tümden tozu dumana katmıştır. Öyle ki, aynı soyadını taşımasıyla Wilhelm dahi gözden çıkarılmanın eşiğine gelmiştir.

Sonunda, Goethe tartışmaya dahil olur ve Friedrich ile babacan bir konuşma yaparak, ondan kibarca, bundan sonra başka bir alan üzerine, başka bir yerde çalışmasını ister. Oysa Friedrich bu tavsiye üzerine gittiği Berlin’de, çoktan kendi çevresini kurarak yeni bir edebi akımın öncülüğü görevini üstlenmiştir.

Henüz 25 yaşındaki bir genç tarafından yazılıp böylesi büyük bir etki yaratan, yepyeni ve tümüyle özgün bir düşünsel hareketin öncüsü olan bu metin, Eleştirel Fragmanlar’dı ve yalnızca 37 sayfalık 127 aforizmadan oluşuyordu. Aradan geçen neredeyse iki yüz yıl boyunca Eleştirel Fragmanlar üzerine yüzlerce kitap yazılacaktı. Schlegel kimilerine göre yaygaracı, kimilerine göre dâhi olarak adlandırılacak, ama her halükârda Romantik hareketin düşünsel temellendiricisi olarak tarih sahnesindeki yerini alacaktı...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺27,90

Francesco Petrarca bir seyahati esnasında elinden hiç düşürmediği Aziz Augustinus’un İtiraflar kitabının bir sayfasını rastgele açtığında okuduğu cümleden çok etkilenir: “Et erunt homines admirari alta montium et ingentes fluctus maris et latissimos lapsus fluminum et oceani ambitum et gyros siderum et relinquunt se ipsos” (…ve insanlar dağların yüksekliğini, denizlerin dev dalgalarını, nehirlerin geniş yataklarını, okyanusların enginliğini, hatta yıldızların yörüngelerini hayranlıkla izlerler, lakin kendilerini ihmal ederler…)

Yapıt, Petrarca ile Aziz Augustinus’un Hakikat huzurundaki üç konuşmasından oluşan otobiyografik bir incelemedir. Petrarca bu yapıtta, dünya işlerinde kendinden başka bir şey düşünmeyen ve yanlışlar yapan insanın bile Tanrı’ya ulaşabileceği umudunu dile getirir. Böylece manevi “sorun”unu kendine özgü bir bakış açısıyla, hümanist din ve ahlak anlayışı içinde bir çözüme ulaştırmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 165
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺30,40

L’Encyclopedie’nin son ciltleri 1765 Eylülünde yayımlandı ve Diderot “Büyük ve lanetlenmiş yapıt bitti!” diye haykırdı.

Sadece Aydınlanma Çağında değil günümüzde bile “büyük ve lanetlenmiş” bu yapıt,
modern çağın bütün ansiklopedilerinin babası: Ansiklopedi, iki yüz yılı geçen uzun bir
bekleyişten sonra, “Agnus scythicus”tan “Zenci Ticareti”ne kadar seçilmiş
maddeleriyle -bile olsa- ilk kez Türkçede.

Bu önemli çeviriyi gerçekleştiren Selahattin Hilav’ın kapsamlı sunuş yazısı, Alain
Pons’un kronolojisi, D’Alembert’in “Öndeyiş” ve “İnsan Bilimleri Sisteminin Ayrıntılı
Açıklaması”, Diderot’nun “Başyargıç Bacon’ın Bilimler Bölümlemesi Üzerine Düşünceler”
başlıklı yazıları ve özgün baskıdan seçilmiş tam sayfa resimlerle.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 428
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺78,40

Sizce Schopenhauer kırık kalbinizi onarabilir miydi? Veya Aristoteles çağdaş sanatın işe yaramaz olmadığına sizi ikna edebilir miydi? Hiç, John Stuart Mill’e, Simpsons’ın Shakespeare’den daha iyi olup olmadığını sormak aklınızdan geçmiş miydi?

Platon, Simone de Beauvoir, Marx ve daha niceleri… Felsefenin gelmiş geçmiş en büyük zekâlarından hızlandırılmış felsefe dersleri ve tavsiyeler almak isterseniz, elinizdeki bu rehber, sizi en iyi filozoflarla ve teorileriyle tanıştıracak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺61,60

Martin Heidegger’in başyapıtı Varlık ve Zaman 1927 yılında yayımlandı. Bu kitapta Heidegger, insanın dünya içindeki varoluşunu (Dasein’ı) özgün bir yöntem ve terminolojiyle çözümleyip açıkladı. İnsanın varoluşunun zaman ufku içinde açığa çıktığını, bunun da varlığın açımlanması anlamına geldiğini ortaya koydu. Bu sayede Heidegger, özne-nesne ve ruh-beden ayrımının üstesinden gelmeyi hedefleyen bir ontoloji yarattı. 

Çağdaş felsefenin en önemli yapıtlarından biri olan bu kitapla Heidegger, yalnızca felsefede değil sanat, politika, dil, psikoloji, mimarlık ve teknoloji gibi alanlarda da derin bir etki yarattı. Sartre, Levinas, Binswanger, Boss, Merleau-Ponty, Foucault, Derrida, Arendt, Gadamer, Jonas, Marcuse, Rorty, Agamben, Dreyfus gibi çok sayıda çağdaş düşünür Varlık ve Zaman’dan ilham aldı. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 640
En / Boy : 14 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2021
₺145,90
1 2 3 ... 16 >
Çerez Kullanımı