Evrimin milyonlarca yıl süren meşakkatli yolunda şekillenmiş erkek vücuduna büyülü bir keşif! Dünya sahnesinde çırılçıplak kalan adamın merak uyandıran hikâyesi…

1967’de yayımlanan ve tüm dünyada satış rekorları kıran Çıplak Maymun’la ezber bozan ünlü Zoolog Desmond Morris, Çıplak Kadın’ın doğal bir devamı olan Çıplak Adam’da insan erkeğinin zoolojik portresini çiziyor. Ve bu portreyi yeryüzünün dört bir yanından gelen egzotik öykülerle süslüyor.

İnsan erkeği dünya üzerinde nasıl bu kadar etkili hale geldi?
Avcılığı terk ettiğimiz modern dünyada erkekler hangi avların peşine düştü?
Erkek beyni nasıl işliyor?
Doğası gereği tekeşli mi çokeşli mi?
Hadım uygulaması nasıl ortaya çıktı?
Çıplak Adam’ı keşfetmeye hazır olun.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2022
₺45,90

İnanç alanındaki kültürel çalışmalara taze ve özgün bir bakış açısı getiren 5½ Nesnede Bir Din Tarihçesi, din-insan etkileşimini farklı bir şekilde anlamamıza olanak tanıyor. “Din” deyince aklımıza ilk aşamada soyut fikirler, mistik varlıklar ve inanç problemleri gelir. S. Brent Plate ise bunları bir anlığına kenara bırakıp temel insani deneyimlere, ete kemiğe bürünmüş pratiklere ve nesnelere odaklanmamızı öneriyor. İnsan kültürünün en köklü ve tartışmalı fenomenlerinden biri olan dini, beş temel nesne üzerine düşünmemizi teklif ediyor: taş, tütsü, davul, haç ve ekmek. Bunlara bir de her şeyin tamamlayıcısı olan ½ ekleniyor: insan bedeni. Plate, bu beş kutsal obje üzerinden bin yıllar boyunca dinî geleneklerin nasıl şekillendiğini irdeliyor. Teolojinin karmaşık ve ruhani dünyasına duyusal bir pencere açıyor. Dinin aslında en az inançlarımız kadar bedenlerimizle ve fiziksel nesnelerle de ilgili olduğunu ustalıklı bir anlatıyla açığa çıkarıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺45,00

Çocuk yetiştirme, çocukluk ve psikolojik antropoloji çalışmaları üzerinden eğitim konusuna yönelmeye başlayan sosyal ve kültürel antropoloji, zamanla eğitimi, sınıf, etnisite, dil ve din konularının yanı sıra mekânla, üretimle, ilişkilerle, kurumlarla vb. örtüştüren bir bakış açısı oluşturabilmiştir. Etnografi sayesinde antropologlar, detaylara inebilen, topluluğu derinlemesine ve örüntüsel olarak anlamayı ve açıklamayı hedefleyen çalışmalar kaleme alırlar. Öğrenme, öğretme, okul ve okullaşma, kültürleme, kimlik, farklılık, ayrımcılık, eğitime ulaşma, eğitim olanaklarının yeterliliği vb. ekonomik, siyasi ve sosyal eşitsizlikleri ele alan araştırmalar yaparlar. Bu kitap, Türkiye’de gelişmekte olan eğitim antropolojisi çalışmalarına giriş niteliğinde bir katkı yapma hedefiyle eğitimin tarihinden okul etnografilerine, antropolojinin içeriğinden kuramlarına, dilin eğitim alanındaki öneminden kültürel mirasa, çokkültürcülük ve küreselleşmeye kadar geniş bir perspektifle eğitim antropolojisini ele alıyor. Böylece kitap, sosyal ve kültürel antropoloji kadar sosyoloji ve eğitim bilimlerine de hitap edebilen çok yönlü bir içerik sunabiliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 270
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺47,70

Kültürel Antropoloji – Kültürel Çeşitliliği Takdir Etmek, bugün antropolojinin temel sorunsallarını, kavramlarını ve kuramlarını güncel örnekleri ve tartışmaları ile ele alan bir temel kaynak niteliğindedir. Kitap, özellikle ABD'de antropolojinin nasıl şekillenmiş olduğunu ve antropoloji eğitiminin hangi konular üzerinde durduğunu belgeleyen bir ders kitabı özelliği taşımaktadır.

Columbia Üniversitesinden doktorasını almış olan Amerikalı antropolog Konrad Phillip Kottak (d. 1942); Brezilya ve Madagaskar'da araştırma yürütmüş ve ders kitabı niteliğindeki eserleri en çok okunanlar listesine girmiş, ödüller almış ve birçok dile çevrilmiş bir yazardır. Yazar, Amerikan toplumunu da antropolojinin bakış açısı ile izlemekte ve modern mitolojilerin gelişmekte olduğunu savlamaktadır.

Kottak, kitapta; antropolojinin küçük ölçekli toplumları derinlemesine inceleme geleneğini günümüzde küreselleşme, çevre sorunları ve hareketleri gibi güncel oluşum ve sorunlarla birlikte değerlendirmektedir. Etnisite, sosyal sınıf, azınlık toplulukların konumu, cinsel kimlik gibi kültürel çeşitliliklerin sosyal bilimlerin bakış açısı ile nasıl değerlendirildiğinin farkında olmak, bizim coğrafyamız açısından da gerekli bir uğraştır. Kitap; sadece antropologlar için değil her yaştan siyaset bilimciler, medya ve iletişim uzmanları, uluslararası ilişkiler ve tarih, psikoloji “öğrencileri” için de değerli bir kaynaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 21.5 / 27.5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 9.2021
₺80,10

Çok boyutlu bir süreç olan insan gelişimi, alan uzmanları tarafından dönemler hâlinde ele alınarak incelenir. Her dönem içinde birey; fiziksel, sosyal, bilişsel ve duygusal yönden bir bütün olarak gelişim gösterir. Bu kitapta, doğum öncesinden yaşlılığa kadar olan insan gelişimi her dönemin kendine özgü uyum sorunları çerçevesinde ele alınmıştır. Bu kapsamda ilk olarak uyum-uyumsuzluk kavramlarına değinilmiş, sonrasında ise insan gelişiminin tüm dönemleri ayrı ayrı incelenmiştir. Dönemler incele...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 16.5 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 9.2020
₺53,10

Orta yaşlarında orta boy bir yıldızın yörüngesine kapılmış gezegenlerin üçüncüsünde 3,3 milyar yıl önce filizlendik. Bin asır önce Rift Vadisi’ni terk edip dünyaya açıldık. Beslenme konusundaki esnekliğimiz, 16 milyar sinir hücresine ev sahipliği yapan görkemli neokorteksimiz ve doğayı dönüştürme konusundaki kabarık sicilimiz bizi memeliler arasında özel bir yere taşıdı. 100.000 yıldır etrafta kasıla kasıla yürüyor, 18. yüzyıldan beri kendimize bilge sıfatını yakıştırıyoruz. Bizler Homo sapiens’iz.

Nicholas P. Money, modern insana seslendiği manifestosunda bu tabloyu başaşağı ediyor. Batı bilimi ölümcül bir hataya dönüştükçe doğa dikiş yerlerinden sökülüyor. Görkemin yerini gösteriş aldıkça, Homo sapiens yerini Homo narcissus’a terk ediyor. Ben hissini veren şeyin “biz” olduğu unutuldukça Bencil Maymun kurtuluş umudunu yitiriyor. Bu karamsar hikâyenin ışıklarını söndürmeden önce insanlığın berbat ettiği şeye dürüstçe bakmaya ve hatasını kabullenmeye cesaret edenler için bir umut zerresi, bir ipucu da bırakıyor Money: Zarafet. Ancak ve ancak doğanın geri kalanına karşı göstereceğimiz nezaketle gelecek.

Nicholas P. Money, Miami Üniversitesi, Biyoloji Bölümü’nde öğretim üyesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺21,32

Aşk bir durumdur, bozukluk değil. Neredeyse her insanın yaşadığı, zaman zaman kendini içinde bulduğu bir haldir. Ancak yaygınlığına rağmen, birçok insan için aşk acılı, kederli ve kaygılı bir süreçtir. İşte tam da bu nedenle, yapısında “bozulma” potansiyeli taşıdığı söylenebilir.

Aşk bir bozukluk değilse de, insanın normali de değildir. Yani insan âşıkken, biyolojik olarak normali dışında, farklılık gösterir. Söz konusu bu biyolojik fark, psikolojik, davranışsal, fizyolojik ve bilişsel farklılıklara da yol açar kuşkusuz.

“Âşık bir insan, tam olarak kendinde değildir, yargılama yetisi bozulmuştur!” demek hiç de yanlış bir tarif olmaz. Bu nedenle âşık kişi, çeşitli istenmeyen durumlara açık ve duyarlı hale gelebilir. Aşkı zor hale getiren bir diğer özelliği de istemli cereyan ediyor olmamasıdır. Aşk, kontrol edebileceğiniz, “Gelsin gitsin, başlasın bitsin!” diyebileceğiniz bir süreç de değildir.

Prof. Dr. Özgür Öner’in kaleme aldığı Aşkın Kimyası evrimsel, kimyasal, psikolojik, antropolojik, biyolojik, sosyolojik ve evrensel açıdan aşk hakkında yazılmış en kapsamlı ve çok boyutlu bir kaynak...

Prof. Dr. Özgür Öner, şu ana kadar 70’in üstünde uluslararası bilimsel yayın yapmış, yerli ve yabancı kitaplarda bölümler yazmış, kendi alanında birçok bilimsel ödül almıştır. Öner; kaygı bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, yeme bozuklukları, davranış bozuklukları, tik bozuklukları, kişilik bozuklukları, depresyon, sosyal ilişki sorunları, öğrenme sorunları, madde kullanımı gibi psikiyatrik sorunlarda çocuk, ergen ve yetişkinlere danışmanlık vermekte, bireysel, aile ve grup terapileri yapmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 184
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺26,60

Adli Antropoloji ,son yıllarda önemi gittikçe artan ve gelişen bir bilim dalıdır. Başta Adli Bilimler, Hukuk ve Arkeoloji bilimleri olmak üzere çeşitli bilim dallarına önemli katkılar sağlamaktadır. Ağırlıklı olarak arkeolojik alanlarda insan, hayvan ve bitkilere ait biyolojik materyallerin, adli bilimlerde ise ceset ve iskelet kimliklendirmesinde vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Arkeolojide elde edilen biyolojik materyallerden Antik DNA, adli ve hukuk bilimlerinde ceset ve iskeletlerden genetik çalışmaları da son yıllarda oldukça gelişmiş ve Adli Antropolojinin çalışma alanları arasına girmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 19,5 / 27,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺52,20

Alan Barnard antropolojide teorilerin soykütüğünü çıkarıyor. Bunun için de düşünce okullarını inceliyor ve bu teorilerin baş etmeye çalıştığı sorunlaı temelinde, alandaki büyük tartışmaların tarihsel bağlamının izini sürüyor. Antropolojinin öncülerini, bütün biçimleriyle evrimciliği, yayılmacılığı ve kültür alanı teorilerini, işlevselciliği ve yapısal-işlevselciliği, eylem-merkezli teorileri; süreçsel ve Marksist perspektifleri, rölativizme farklı yaklaşımları, yapısalcılık ile post-yapısalcılığı ve son dönemdeki postmodern bakış açısını artılarıyla eksileriyle anlatıyor.

“Antropoloji öğrencileri için değerli bir kaynak...”

– Journal of the Royal Anthropological Institute

“Barnard geniş bir akademik alanda araştırma yapmayı başarmış. Bizlere çok ilginç ve hoş bir okuma deneyimi sunuyor.”

– Anthorpos


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺51,90

Sema Kaygusuz’un düz yazılarını bir araya getirdiği Aramızdaki Ağaç 21 yazıdan oluşuyor.

"Şimdi diyorum ki dost, aramıza koyacağımız udu henüz hak etmedik biz. Meragi’nin bestelediği Şirazi güftelerinden bihaber kan koklayan vahşi hayvanlar gibi kör olası cahilliğimizle ömürsüz güzelliği arıyoruz yüreğimizde. Ne kültürsüzlükle ne de savaşla açıklanabilecek bir nasipsizlik bizimkisi. İnsanı anbean çürüten meraksızlık. Diyorum ki, gel yürekten bir meydan okumayla aramıza ud-i mükemmel’i koyalım. Parçalamak için ama. Telleri sökerek deneyelim önce, ud-i ekmel olalım. Baktık olmuyor, anlayamadık, bir tel daha söküp kâmil olalım. O da olmadı hamlığı göze alıp telsiz bir tekne yapalım seninle, yahu bundan saz olur mu diye birbirimize soralım. O da olmadı öd ağacının kaba kütüğüyle baş başa, bomboş, apaçık, yapyalnız olalım.

Dost. Mümkünse bir ağaç bulunsun aramızda. Kendi ödümüzdeki arzudan başlayalım."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺34,90

Platon diyaloglarının ünlü çevirmeni ve klasikler uzmanı James Adam’ın verdiği derslerden oluşan bu eser, eski Yunan’ın ilk şairleri Homeros ve Hesiodos’tan tragedya yazarları Aiskhylos, Euripides ve Sophokles’e, Sokrates öncesi filozoflardan Platon’a ve Sofistlere uzanan antik Yunan din geleneğinin gelişimini izler. Adam, özellikle dinsel düşüncelerin ilerlemesinde o dönemin şairleri ve filozofları arasındaki gerilimlerle ilgilenir. Şiir ve felsefe arasındaki bu çatışmayı inceleyerek çatışmanın tarihsel önemini ve daha genel olarak dini gelenekler üzerindeki etkisini okura açıklamaya çalışır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 488
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺112,90

Ünlü Sumerolog Muazzez İlmiye Çığ, bu çalışmasında, Türkler ile Sumerliler arasındaki kültür ve dil bağlantılarını bir araya getirerek "Sumerliler Türklerin Bir Koludur" diyor. Çığ’ın ilk kanıtı ortak adlar... Altay Dağları’nın en yüksek noktasının adı, Üç Sumer Dağı. "Durun" hem Türkçe’de hem de Sumerce’de "yurt" demek. Sumercede "kur" Türkçe’de "kurgan" yeraltı demek. Sumercede "dingir" Türkçe’de "tengir" tanrı demek. Sayılar da Türk-Sumer bağlantısına tanıklık ediyor... Sumerlilerde 7 dağ aşmak, 7 kapı geçmek, 7 kat gök, 7 tanrısal ışık, 7 ağaç, bu sayının önemini belgeliyor. Yazar; Tufan Efsanesi, Hıdrellez, Binbir Gece Masalları, Ergenekon, Bahar ve Yeniden Doğuş Bayramı, Dede Korkut Masalları, Cem Ayinleri ile de Türk-Sumer kültürel yakınlığını gözler önüne seriyor. Ve kamuoyuna sesleniyor Muazzez İlmiye Çığ: "Ben bir yol açtım. İsteyenler bu yolda yürüyerek tezimizin savunmasını yapar, onu daha ilerilere götürür, Batı’nın gözüne sokar. Ben elimden geleni yaptım, kitabın gereken ilgiyi görmesi en büyük isteğim."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 279
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺37,90

Mary Douglas, Doğal Semboller’de oldukça heyecanlı bir dil ve yaklaşımla ritüelin modern dünyada hala çok önemli bir yer tuttuğunu iddia ediyor. Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısında toplumsal yapılarda ve bireysel tavırlarda formellikten uzaklaşıldığı ve ritüelin hor görüldüğü gözleminden yola çıkan Douglas, gerçekte bir düzen, bir hiyerarşi, bir sınırlama dürtüsünün ve teamülünün insan varoluşuna her zaman eşlik ettiğini savunuyor. 

“Doğal Semboller bugün de Mary Douglas’ın düşüncesini anlamayı sağlayan en önemli yapıt. Bu gerçek, onu antropologların yirminci yüzyılda yazdığı en önemli  teori kitapları arasına yerleştiriyor.”

—Richard Fardon Doğu ve Afrika Araştırmaları Okulu

“Doğal Semboller… Durkheim geleneğinin büyük yapıtlarından biri.”

—Times Literary Supplement


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺40,60

Türkiye’ye Özel Önsözle

“Bu kitap tüm kıtalardaki insanların on üç bin yıllık kısa tarihi. Herkes ve her şey anlatılıyor. Farklı kıtalardaki farklı toplumların farklı gelişmelerini ikna edici ve bilimsel bir şekilde açıklayarak ırkçı yaklaşımları yerle bir ediyor… İlk iki sayfayı okuduktan sonra elinizden bırakamayacaksınız.”

- Paul R. Ehrlich, Stanford Üniversitesi

“Büyüleyici… İnsanlık tarihini anlamak için bir temel oluşturuyor.”

- Bill Gates 

“Büyük soruların ve büyük cevapların kitabı.”

- Yuval Noah Harari

“İnanılmaz derecede kapsamlı bir kitap. Jared Diamond diğer birçok yazarın başaramadığını başarıyor ve altı yüz sayfa içinde tüm dünyanın tarihini başarılı bir şekilde anlatıyor. Son yıllarda insanlık tarihi hakkında basılmış en önemli ve okunaklı kitaplardan biri.” 

- Nature

“İnsanlık tarihi araştırmalarında ciddi ve çığır açıcı kitaplar ancak her nesilde bir geliyor. Tüfek, Mikrop ve Çelik de bu klasiklerin arasında yerini almaya hazır… Diamond teknolojiye olan hâkimiyetini geniş bir tarihsel kapsamla birleştiriyor. Yıllardır bu kadar özenli ve geniş kapsamlı bir kitap basılmamıştı.”

- Washington Times

“Jared Diamond, bilimsel verileri herkesin anlayabileceği bir biçimde açıklıyor ve insanlık tarihinin nasıl geliştiğini merak eden herkesin ilgisini çekecek bir konuyu işliyor… Irkçı yanıtlara karşılık bilimsel temelli bir teori üreterek herkese büyük bir iyilik yapmış. İnanılmaz derecede ilgi çekici bir kitap.”

- Los Angeles Times

Dünya üzerinde yaşayan bütün insanların 13.000 yıllık tarihi…

İnsanlık tarihi, devletler, savaşlar, keşifler, icatlar ve yeniliklerle doludur. İmparatorluklar kurulup yıkılırken, tarihin seyrini değiştiren, kıtaların kaderlerini belirleyen olaylar yaşandı. Ancak insanlık tarihi nasıl başladı ve nasıl şekillendi? Anadolu ve Orta Doğu coğrafyası tarihin akışında neden bu kadar önemli? Neden Avrasya’da atlar evcilleştirilebilirken Afrika’da zebralar evcilleştirilemedi? Neden Amerika kıtasının yerlileri Avrupa’yı istila etmedi de tersi oldu? Neden bazı toplumlar zenginken diğerleri fakir kaldı?

Tüfek, Mikrop ve Çelik, insanlık tarihinin en can alıcı ve önemli sorularını soran ve bilimsel kanıtlarla yanıtlayan muhteşem bir eser. Biyoloji, coğrafya, dilbilim ve tarih gibi birçok alandan yararlanarak yazılmış, “Batılı” koşullandırmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.

Dinlerin nasıl doğduğu, devletlerin nasıl kurulduğu, mikropların ve onlara bağlı hastalıkların nasıl oluştuğu, tarım ve hayvancılığın hayatımızdaki önemi, yazının neden icat edildiği, insanoğlunun teknolojiyi nasıl ve neden geliştirdiği, insanlık tarihinin temellerinin neler olduğu ayrıntılarıyla bu kitapta inceleniyor. 

Ve tüm hikaye bundan 13.000 yıl önce Orta Doğu’da yaşayan bir insanın bir buğday tanesini toprağa ekmesiyle başlıyor.

“Sanatsal, bilgilendirici ve eğlenceli… Bir konunun daha önce akla hiç gelmemiş yönlerini aydınlatan bir pencere görmek gibisi yoktur ve Jared Diamond da tam olarak bunu yapmış.”

- William H. McNeil, New York Review of Books

“Bu kitabın kapsamı ve açıklayıcı gücü inanılmaz.”

- The New Yorker

“Tüfek, Mikrop ve Çelik’te açıkça görebiliyoruz ki, hiçbir bilim insanı sosyal meseleleri Jared Diamond kadar açıkça ve rahatlıkla anlatamıyor. Bu inanılmaz derecede başarılı kitapta biyoloji ve tarih bilimlerini birleştiren Jared Diamond insan durumunu hiç olmadığı kadar derinlemesine anlatıyor.”

- Edward O. Wilson, Harvard Üniversitesi

“Sahip olanlar ve olmayanlardan oluşan dünyamızın nasıl oluştuğunu açıklayan nefes kesici bir kitap. Daha önce hiç bu kadar büyük bir uzmanlık ve şefkatle işlenmemiş bir konu.”

- The Times

“Fevkalade ve ikna edici bir kitap. Kapsamı ise inanılmaz.”

- Observer

“Bu kitap beni Orta Çağ savaşlarını araştıran bir tarihçiden insanlık tarihi öğrencisine dönüştürdü.”

- Yuval Noah Harari

“İlgi çekici ve aşırı derecede önemli… Bu kitabın bir özetinin çıkarılması ona haksızlık olur.”

- David Brown

“En temel düzeyde insanlık tarihini merak eden herkesin ilgisini hak ediyor. Zirvede bir eser. Diamond insanlık tarihinin mantıklı ve kanıtlara dayanan bir öyküsünü yazmış.”

- Thomas M. Disch


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 664
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺55,98

En tutucu kesimden en liberal kesime kadar din, hayatımızda önemli bir yer tutmaktadır. Dindarlık ve hayatı dinsel unsurlara göre şekillendirmek artık yalnızca belli bir kitlenin meselesi olmaktan çıkmıştır. Diğer yandan, İslam dininin temel değerleri toplum mühendisliği çerçevesinde yorumlanmakta ve dinin bireysel yanı ile toplumsal ve siyasi karşılığı arasındaki hassas bağ, siyasi açıdan işlevsel bir araca dönüştürülmektedir.

Ne var ki bu tablo inancın yalnızca dinin ve geleneksel yapının etkisindeki halini ortaya koymaktadır. Din tartışmalarının gündeminde tam anlamıyla yer edinememiş olsa da, bireylerin toplumun belirlediği çizgiden ayrılarak kendi inanç biçimlerini yaratmaları ve hayatlarını bu şekilde yaşamaları da önemli bir konudur.

Aynı ailedeki gençlerle yaşlıların dine çok farklı şekillerde yaklaşmaları, dinselliklerini farklı şekillerde tanımlamaları, ibadetlerini kendi yorumlarıyla gerçekleştirmeleri bu değişimin işaretlerinden biridir. Farklı dinlerin, inanç biçimlerinin karışımı olarak da görülebilecek bu yeni yaklaşımlar zaman zaman inanç kavramından bağımsız olarak benimsenmekte ve şifa bulma, başarılı olma gibi amaçlar için de bu yapılardan yararlanılmaktadır. İnanca yönelik bu arayışlar, dinselleşmenin yanı sıra, sistem eleştirisi ve hakikat arayışı gibi boyutlar da taşımaktadır.

Yeni Dinselleşme Eğilimleri ve Maneviyat Arayışları Türkiye’de sosyal antropolojinin bugüne kadar el atmadığı gelişmelere odaklanıyor, bugüne kadar ülkemizde çok değinilmemiş olan bireysel arayışları inceliyor.

“Gözde Aynur Mirza’nın duru bir Türkçeyle kaleme aldığı bu eser gelecekte bu alanda çalışmak isteyen genç bilim insanları için çok kapsamlı bir konu analizi ve zengin bir bibliyografya içeren yararlı bir rehber görevi yapacaktır. Uzun süre üzerinde durulacağını düşündüğüm bu konuda henüz çok az sayıda yapıt var. Gözde Aynur Mirza’nın özgün çalışmasının özellikle genç kuşaklar için oldukça zihin açıcı olacağı düşüncesindeyim.”

-Prof. Dr. Nermin Abadan Unat


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 342
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺61,75

“Her gün bazı erkekler, kadınlar ve çocuklar göğe tırmanırlar ve yeniden ağacın dallarını kullanarak geri inerlermiş. Bir gün yukarı doğru tırmanırlarken Kakan adlı yaşlı bir şahin bir çubuğu diğerinin üzerinde hızla döndürerek ateş yakmanın yolunu bulmuş. Fakat bu kuş ile beyaz bir şahinin arasındaki sürtüşmeden ötürü tüm bölgeyi ateş sarmış ve ne yazık ki çam ağacı yanmış; bu yüzden yukarı çıkan insanlar yeniden yeryüzüne dönememiş ve bu hadiseden sonra gökyüzünde kalmışlar. Yukarıda kalan insanların kafalarında, dirseklerinde, dizlerinde ve diğer eklem yerlerinde kristaller oluşmuş; geceleri bu kristaller parlıyormuş. Bu parıltılar aslında bizlerin yıldız olarak adlandırdığı şeylermiş.”

Dünyanın dört bir yanında insan, hayvan ve doğa gözlemlerinden yola çıkarak anlatılan sayısız mitlerden yalnızca ateşle ilgili olanları bize aktaran Frazer’a göre, ilkel doğa felsefesinde yürütülen mantık kusursuza yakındır. Antropolojinin yanısıra edebiyat, felsefe ve zooloji gibi alanların da beslenebileceği bu mitler, ateşin insanlık üzerindeki etkisini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 289
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺51,90

Kültürel antropolojinin önemli isimlerinden olan Robert H. Lavenda ve Emily A. Schultz’un on iki bölüm ve bir ekten oluşan Kültürel Antropoloji: Temel Kavramlar adlı bu kitabında; kültür, insanın anlam yaratma süreci, dil, din, mit, ritüel ve akrabalık gibi kavramlar tarihsel-toplumsal bağlamlarıyla ve antropolojik bakış açısıyla ele alınmıştır. Sosyal bilimler ve özellikle antropoloji ve sosyoloji ile ilgilenenler için temel kaynak niteliğindeki bu eserde; başlangıcından bugüne kadar antropolojinin bilim olarak nasıl algılandığı, küreselleşme, teknoloji ve bilim antropolojisi gibi konular ayrıntılı şekilde irdelenmektedir.

Kitabın sonunda verilen etnografya metinlerini yazmak ve okumak konusundaki ek bölüm, saha çalışması yapıp metin yazacak veya etnografi metinleri okuyacak kişiler için bir rehber niteliği taşımaktadır. Kültürel antropolojide teori, siyasal ve iktisadi antropoloji ve tıp antropolojisi, cinsellik, cinsiyet ve toplumsal cinsiyet ve toplumsal örgütlenme gibi konular, derinliğinden ve zenginliğinden bir şey kaybetmeden açık ve anlaşılır biçimde anlatılmıştır. Sosyal ve kültürel antropoloji disiplinine dair hemen her kavramın işlendiği kitap, Türkiye’deki antropoloji çalışmalarına özgün bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 364
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺55,90

Ruth Benedict, başyapıtı sayılan Kültür Kalıpları’nda kültürün ardındaki başlıca yaratıcı gücün toplumsal ve yapısal bir etmen olmaktan çok "duygusal ve estetik" bir güç olan "bütünleşme"dir diyor. Bireylerin zihinlerinde var olan bu "bütünleşme" duygusu kültürel özelliklerin bireyler tarafından kendi kültürlerinin öznel ölçülerine göre seçimi, reddi ve uyarlanmasından oluşur. Bir kültürel kümelenmenin ardındaki bütünleştirici öğeyi bir duygusal kalıp olarak ele alan Benedict, kültürler arasındaki farklılıkların bireyler arasındaki farklılıklara benzediğini öne sürer. Ona göre kültürlerin de bireyler gibi ayırt edici özellikleri vardır. Kültürler bu bakımdan birey psikolojisinin geniş bir yansımasıdır. Benedict bu bütünleştirici öğeye "kültürel kümelenme" adını verir ve Nietzsche’nin ünlü yapıtı Trajedinin Doğuşu’ndan esinlenerek Pueblo Yerlilerinin kültürünü Apollon’cu, Düzlük Yerlilerinin kültürünü de Dionysos’çu olarak kümelendirir


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 270
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2003
₺27,20

Günümüzde Çingene veya Roman olarak adlandırılan gruplara dünyanın çoğu ülkesinde rastlanmaktadır. Genelde olduğu gibi ülkemizde de Romanlar hakkında resmi kayıtlara dayanan, kesin bir sayı belirtmek mümkün değildir. Söz konusu belirsizlik, çoğu kere yerleşik olmadıkları için, bazen de resmi kayıtlarda özellikle yer almak istememeye dayandırılmaktadır. Bir bakıma belirsizlik bu toplumun kendisinden kaynaklanmaktadır. Romanlarla ilgili olarak yapılmış tüm çalışmalardaki ortak noktalar incelendiğinde, bu halktan; dünyanın birçok ülkesinde yaşadıkları, farklı isimlerle anıldıkları, Hindistan’dan tüm dünyaya yayıldıkları varsayılan, kendilerine özgü tarzları, marjinal meslekleri ve kültürleri olan göçebe bir topluluk olarak bahsedilmektedir. Kitapta; İzmir çevresinde yerleşip yaşamını sürdüren Romanların geçmişteki durumları, nereden geldikleri, farklı yaşantı biçimleri, kültürleri, dini inanışları, değişen ve küreselleşen dünyada meslekleri, sorunları ve sorunların çözümü için neler yapıldığı ve yapılabileceği, İzmir kentiyle ne kadar bütünleştikleri veya bütünleştirilme siyasetleri içindeki konumları incelenmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 175
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2011
₺19,68

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 250
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺36,45

Bu paha biçilmez antoloji, Amerika’nın en büyük düşünür ve yazarlarından biri ve tüm dünyayı etkisi altına almış bir muazzam bir şahsiyet olarak görülen Henry David Thoreau’nun (1817-1862) zekâsı, albenisi ve bilgeliğini yansıtma amacıyla oluşturuldu. Derleyen Alan Jacobs, Thoreau’nun yayımlanmış ve yayımlanmamış yazıları, enfes şiirleri ve klasik spritüel eseri Walden’dan özenle seçtiği parçaları bir araya getirerek politik, ekonomik ve çevresel açıdan yeterince zorlayıcı olan günümüzde her şeyden daha fazla gereksinim duyduğumuz bir ilham kaynağı ve izlenimci bir otobiyografi sayılabilecek bu eseri okurlarıyla buluşturuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2017
₺34,40

Bugünde etrafında sonu gelmez kavga ve savaşların yaşandığı bir coğrafya olan Kafkasya’nın dünü ve bugününün anlaşılması için okunması gereken bir çalışma. Kitap Rus Çarlığı’nın Kırım ve Karadeniz’e ulaşmak için Kafkasya’da yüzyıllarca uyguladığı istila, katliam ve baskıları aktarırken günümüzle iç içe geçen bilgiler veriyor. Rusların Kafkasya’yı ele geçirmesi karşısında Osmanlı İmparatorluğu’nun tavrı, Anadolu’ya göç etmiş Kafkas halklarının bugünkü konumları, Kafkasya’nın Rus edebiyatında bıraktığı izler, İsrail’den Avusturya’ya kadar Çerkes, Çeçen, Abhaz diasporasında yaşanan gelişmeler konusunda benzersiz bir çalışma.

‘Oliver Bullough’un ilk kitabı onu seçkin bir araştırmacı, gözlemci ve anlatıcı olarak ortaya çıkarıyor… Araştırması müthiş gerçekten de.’

- The Economist

‘Bu heyecanlı kitapla Bullough Kafkasların onuru için güçlü bir nefes ve sessizlerin sesi oluyor.’

- Financial Times

‘Bırakın Şanımız Yürüsün gerçek bir ikram. Röportaj, tarih ve gezi izlenimlerini renkli ve özümleyici bir anlatımla birleştiren Bullough insanı ister istemez çekiyor anlatısının içine… Kişisel haberleri Kafkasya ve onun çok uzaklardaki diasporası hakkındaki yoğun araştırmalarla sunan yazar olağanüstü bir öykü anlatıyor.’

- Spectator

‘Kafkasya, savaşçı halkların yüzyıllar sürmüş isyanını gizleyen keskin karlı zirveler, yıkılmış kaleler ve ormanlardan oluşan bir sınır bölgesidir. İsyan, istila, zorunlu göç, sürgün ve geri dönüşler kuzey Kafkasya halklarını yüzyıllardır Rusya karşısında konumlandırmıştır ve halen de böyledir. Oliver Bullough’un kitabı onların kayıp tarihini birbirine bağlama yolunda özenli ve duyarlı bir çalışmadır.’

- Sunday Times

‘Dünyanın fazla ilgisini çekmeyen bir bölgeye ilişkin cesur ve yorulmak bilmez araştırmacı tavrı nedeniyle Bullough takdir edilmelidir.’

- New Statesman


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2014
₺48,00

Bu kitap, türümüzün evrimsel serüvenine dair “insan doğası” temelli özcü yaklaşımların bir reddiyesi niteliğindedir. Skybreak, bu doğrultuda çeşitli disiplinlerin araştırmalarından istifade ederek günümüzdeki hiyerarşik ve baskıcı toplumsal ilişkilerin biyolojik, “doğa vergisi” bir temelinin olmadığını ortaya koymaktadır. Türümüzün ilk ortaya çıktığı tarihsel dönemeçte nasıl yaşamış olduğuna, kadın ile erkek arasındaki eşitsizliğin nasıl ortaya çıkmış olduğuna ve insanın değişmez bir doğasının olup olmadığına ilişkin kafasında birtakım soru işaretleri olanlar bu kitabın sayfaları dâhilinde birtakım yanıtlar bulabileceklerdir.

“Eserin kültür ile biyoloji arasındaki etkileşime yaptığı vurgu son derece önemli. Skybreak, sosyo-biyologların ve genetik deterministlerin basmakalıp modellerine karşı çıkıyor, insan davranış ve evriminin bunların öne sürdüğünden çok daha karmaşık ve ilginç olduğunu ortaya koyuyor. Geleceğe dönük öngörüleri de oldukça iyimser.”

- Marian Lowe Boston Üniversitesi (Kadının Doğası’nın Editörlerinden)

“Elde edilen artık ürünün gelişiminin sonucu genel bir sınıf yapısının ortaya çıkmaya başladığı toplumlarda, çocuk doğumu gibi birtakım ufak biyolojik farklılıkların cinsiyetler arasında statü, rol ve iktidar açısından bir farklılaşmaya açtığı görüşü olağanüstü bir üslupla tartışılıyor. Aslen Engels’e borçlu olduğumuz bu genel kavrayıştan daha nitelikli bir teori şimdiye dek ortaya konmamıştır. Skybreak’in kitabı bu yaklaşımı son derece dikkatli ve ikna edici bir biçimde ele almaktadır.”

- R.C. Lewontin Harvard Üniversitesi (Genlerimizden İbaret Değiliz’in Yazarlarından)


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺27,20

Bu dünyada iyi ve kötü birbirinden neredeyse ayrılmaz biçimde birlikte gelişir; iyi bilgisi, kötü bilgisiyle öyle kaynaşmış ki, ve bunlar fark etmesi o kadar zor ve yanıltıcı benzerlikler gösterirler ki Psişenin ayıklamak ve ayırt etmek için aralıksız çaba gösterdiği bu birbirine karışmış tohumlar bundan daha fazla iç içe geçemezdi. Areopagitica,

- John Milton

Bu metin, batıl inancın ihmal edilen yanına dikkat çekebileceği ve hâlâ modern toplumun çerçevesini oluşturan büyük kurumların erken tarihine yönelik araştırmaları teşvik edeceği umuduyla yayımlandı. Bu kurumların bazen çürük temellere oturduğu görülünce bunların çökeceği sonucuna varmak acelecilik olur.

İnsan oldukça meraklı bir canlıdır, alışkanlıklarını ne kadar deşersek o kadar meraklı olduğunu görürüz. İnsan canlıların en rasyoneli olabilir ama kesinlikle en fazla saçmalayanıdır.

Ama acayip olan şu ki, insanoğlu bütün saçmalıklarına rağmen, ya da belki de o saçmalıklar sayesinde devamlı olarak ileri gitmektedir.

İnsan yanlış öncüllerden sık sık doğru sonuçlara ulaşmaktadır: Saçma bir kuramdan yararlı bir uygulama çıkarmaktadır. Ahmaklığın gizemli biçimde bilgeliğe saptığı ve kötülükten iyiliğin doğduğu birkaç yol gösterebilirse eğer, bu kitap yararlı bir amaca hizmet etmiş olacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 101
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺33,90

Ermeni kaynakları aynen Çin, Arap, Fars ve Rus kaynakları olduğu gibi Türk Tarihi de dâhil olmak üzere Avrasya tarihi açısından önemli kaynak konumundadırlar. Ermeni kaynaklarından özellikle 12. yüzyılın sonu - 13. yüzyılın ilk yarısındaki Türk ve Moğol tarihinin yazımında istifade edilmektedir. Eçmiadzin, Venedik, Viyana, Paris, Vatikan başta olmak üzere dünyanın çeşitli şehirlerindeki arşivlerde saklanan ve çoğu kilise ile manastırlarda kaleme alınan bu eserler, daha 19. yüzyıldan itibaren çeşitli dünya dillerine tercüme edilmiş ve araştırmacıların istifadesine sunulmuştur. Bu alandaki en önemli çalışmalardan biri, Türkçe’ye çevirisini yaptığımız A. G. Galstyan’ın 1961’de yayımladığı Armyanskie İstoçniki o Mongolah (Ermeni Kaynaklarına Göre Moğollar) adlı kitabıdır. Galstyan, bu eserinde Sebastatsi, Piskopos Stepanos, Vanakan Tavuşetsi, Partsırtpertli Kostantin, Sımbat Sparapet, Grigor Sisetsi, Ermeni Kralı 2. Hetum, Mhitar Ayrivanetsi, Nerses Palients, David Bagişetsi gibi dönemin Ermeni devlet ve din adamları ile müelliflerinin eserlerinden Moğollar ile ilgili olan kısımları kronolojik olarak vermektedir. Ermeni müelliflerinin Moğollar ile ilgili kaleme aldıkları eserler, çok yanlı olmasına rağmen bunlar, Moğol tarihi ile ilgili diğer kaynaklardan elde ettiğimiz bilgileri tamamlamaktadır. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺39,60

"Osmanlı Devleti Dönemi Dersim'de Eşkıyalık Hareketleri Ve Bununla İlgili Uygulanan Sosyal Politikalar" başlıklı bilimsel araştırma projesinin bir parçası olarak kaleme aldığımız bu çalışma, Dersim bölgesinin XVI. yüzyılın başından 1918 yılına kadar olan süreçteki nüfusunun etnik ve dinî özelliklerini konu edinmekte ve etnik/dinî nüfusun dağılışı, yoğunluğu ve göç hareketleri üzerine odaklanmaktadır.

Çok yönlü bir sorun haline gelen ve hâlâ istismar edilmeye devam edilen Dersim konusunun etnik nüfus ayağı, bu çalışmanın çözüm aradığı temel problemdir. Çünkü günümüzde bazı odaklar tarafından yayılan iddialara göre, Dersimli Kızılbaş aşiretler, aslen Ermeni kökenlidir ve Dersimliler aslında 1915 tarihli Sevk ve iskân uygulamasından kaçarak bölgeye sığınan Ermenilerdir.

Biz de hem bu iddiaların doğruluğunu hem de Dersim nüfusuna dair diğer soruların cevabını başta Osmanlı arşiv belgeleri olmak üzere bölge ile ilgili bütün kaynak ve çalışmaları tarayarak araştırdık.

• Dersim bölgesinde hangi etnik ve dinî gruplar yaşamıştır?

• Bölgede yaşayan etnik ve dinî grupların etkileşimi nasıl olmuştur?

• Osmanlı idaresi boyunca hangi etnik ve dinî gruplar bölgeye yerleşmiştir?

• Osmanlı döneminde Dersim'de meskûn farklı etnik/dinî unsurların demografik seyri nasıl olmuş; hangi gruplar ne zaman ve ne sebeple bölgeden göç etmiştir?

• Bugün Dersim bölgesinde yaşayan insanların kökeni asıl olarak nereye dayanmaktadır?

İşte hem bu soruların hem de daha fazlasının cevabını elinizdeki kitapta bulacaksınız...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2014
₺18,63

“‘Erkeklik’ en çok erkeği ezer.” Tayfun Atay’ın kitabındaki ilk yazısınınbaşlığı, erkeklik meselesinin özünü söylüyor aslında! “Maçoluğundayanılmaz ağırlığı” altında erkek erkeğin kurdu oluyor. Erkeklikrolünün dayatmalarının yol açtığı kasılmalar, erkekleri ebedi ergenleredönüştürüyor. Atay, bu acıklı olduğu kadar acıtıcı da olabilen hali tasvirederken, geleneksel erkeklik rollerinin yeni rolleri de göz atmayıihmal etmiyor: Metroseksüeller, gettoseksüeller, entelseksüeller,‘dobraseksüeller’...

“Memleketimizden kadın manzaralarına” bakan geniş bir terası da varkitabın. Güzellik imgelerinden “helal kız” hayallerine...

Dinsellikle cinselliğin gerilimli ilişkisini (bkz.: Helâl Sex Shop!) mercekaltına alan yazılar da var; bir türlü gerçekleşemeyen eşcinsellikaçılımına karşılık bir açılım olarak eşcinselliğe bakan pencereler devar.

Kadınlık ve erkeklikle ilgili klişeler hakkında, değişen erkekliklerve kadınlıklar hakkında, cinsiyet kimliklerinin muğlaklıkları vegeçişkenlikleri hakkında, cinselliği yaşamanın toplumsal müşküllerihakkında, capcanlı bir kitap.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 222
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2017
₺60,90

İnsan, düşünce, duygu ve fiziksel yön sahibi bir canlıdır. Bu 3 ana yönü ile o, sadece yiyen-içen-üreyen ve ölen bir canlı olmaktan çıkar. Her bir insan bu 3 yönü ile maddi ve manevi bir hayatı yaşamaktadır. Maddi hayatın ihtiyaçları ve rahatsızlıkları olduğu gibi manevi hayatın da ihtiyaçları ve hastalıkları vardır. Bedenimiz ekmek, hava ve su istediği gibi zihnimiz, bilgiye ; gönlümüz ise sevgiye, imana ; ruhumuz da şefkate, dostluğa ve ilgiye muhtaçtır. Hem bedenin kanser ve verem gibi rahatsızlıkları olduğu gibi maneviyatın da yeis, gurur ve hased gibi öldürücü ve yakıcı hastalıkları vardır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 127
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2016
₺6,00

Bu kitap; dünyanın çeşitli yerlerinde dışlanmışlığın en uç örneklerini yaşayan Çingenelerin yaşamlarını konu alan "neşeli" bir belgeseldir.

Çingeneler, yaşadıkları tüm coğrafyalarda, varoldukları her toplumsal dokunun en "aykırı" renkleridirler ve birlikte yaşadıkları bireylerin sahip olduğu temel hak ve özgürlüklerden genellikle yoksundurlar. Horlanırlar, aşağılanırlar ve çoğunlukla da yergi sözcükleriyle anılırlar.

Oysa Çingene gerçeği bundan çok farklıdır.

Nazım Alpman bu gerçeği yakalayabilmek için aylarca Çingenelerle birlikte zaman geçirdi. Adapazarı'ndan Trakya'ya, Sulukule'den Selamsız'a çeşitli Çingene semtlerini ve kentlerini dolaştı. Kendisini sadece Türkiye ile sınırlamadı. Varna'da, Tolbukin'de, Üsküp'te, Belgrad'da ve Kafkasya'da onların yaşamlarına tanıklık etti. Dış yüzleri aynalarla süslenmiş Çingene evlerinden, hala göçer geleneğini sürdürenlerin derme-çatma çadırlarına kadar "konuk" olmadığı çingene mekanı kalmadı.

Kitapta yer alan; Çingenelerin dili ve edebiyatı, Çingene olmanın felsefesi, Kakava ve Hıdırellez bayramları, düğünleri, kavgaları, davulcular, çiçekçiler, demirciler, müzisyenler ve ayıcılarla ilgili bölümler, yadsınıp yadırganan Çingenelerin onurlu yaşamının günışığına çıkmasını sağlıyor.

Kitap Osman Cemal Kaygılı'nın 1938 yılında yayınlanan "Çingeneler"inden sonra konu ile ilgilenenlere kaynak olabilecek en geniş kapsamlı çalışmadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 1.2014
₺18,04

Homo sapiens neden ekolojik bir seri katile dönüştü?

Para neden herkesin güvendiği tek şey?

Kadınlar üstün sosyal becerilere sahipken, neden çoğu toplum erkek egemen?

Güç elde etmekte böylesine yetenekli olan insanlar neden bu gücü mutluluğa dönüştürmekte başarısızlar?

Geleceğin dini bilim mi?

İnsanların miadı çoktan doldu mu?

100 bin yıl önce yeryüzünde en az altı farklı insan türü vardı. Günümüzdeyse sadece Homo Sapiens var. Diğerlerinin başına ne geldi ve bize ne olacak?

Çoğu çalışma insanlığın serüvenini ya tarihi ya da biyolojik bir yaklaşımla ele alır, ancak Harari 70 bin yıl önce gerçekleşen Bilişsel

Devrim’le başlattığı bu kitabında gelenekleri yerle bir ediyor. İnsanların küresel ekosistemde oynadıkları rolden imparatorlukların yükselişine ve modern dünyaya kadar pek çok konuyu irdeleyen Sapiens, tarihle bilimi bir araya getirerek kabul görmüş anlatıları yeniden ele alıyor.

Harari ayrıca geleceğe bakmaya da zorluyor okuru. Yakın zamanda insanlar, dört milyar yıldır yaşama hükmeden doğal seçilim yasalarını esnetmeye başladılar. Artık sadece dünyayı değil, kendimizi ve diğer canlıları tasarlama becerisi de kazandık. Peki bu bizi nereye götürüyor, bizi neye dönüştürebilir?

30’dan fazla dile çevrilmiş bu kışkırtıcı çalışma özellikle Jared Diamond, James Gleick, Matt Ridley ve Robert Wright’ın eserlerine aşina okurlar için muhteşem bir kaynak.

“Sapiens, tarihin ve modern dünyanın en büyük sorularını gayet yalın bir dille ele alıyor. Çok seveceksiniz!”

- Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik’in yazarı

“Harari’nin eseri kabul görmüş doktrinlerin karşısında duran fikirler ve şaşırtıcı gerçeklerle bezeli.”

- John Gray, Financial Times


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 15,5 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺136,90

Popülist politik söylemlerden iktisadi savlara, felsefi tartışmalardan ideolojik metinlere varıncaya kadar her alana ve gündelik yaşantımıza girmiş olan “değer” kavramı muğlak bırakılmış, verili sayılmış ve yeteri kadar sorgulanmamıştır. Ya aşırı genelliğe ya da aşırı göreceliğe terk edilen bu kavramın köklerine inilmesi ve farklı toplumlar nezdinde taşıdığı anlamların irdelenmesi, alternatif bir toplum ve siyaset tahayyülü açısından kilit öneme sahiptir. David Graeber on beş yıllık bir araştırmanın ürünü olan bu eserinde ayakları yere basan bir değer teorisi üretiyor. Antropolojinin önde gelen isimlerinden Marcel Mauss’un armağan ekonomilerine dair araştırmaları ile Marx’ın siyasal iktisat eleştirisinin buluştuğu Değer Teorisi, aynı zamanda yirminci yüzyılın köşetaşı düşünürlerinin oluşturduğu takımyıldızın da izini sürüyor. Felsefe, iktisat ve antropolojinin ustalıkla sentezlendiği Değer Teorisi: Antropolojik Bir Giriş’te gerek para ile armağan arasındaki paralellikler ve zıtlıklar, gerekse eylem ve prestij, meta fetişizmi ve arzular üzerinden değer meselesine yeni ve tartışma yaratacak bir bakış açısı getiriliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺31,50

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 239
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2004
₺63,80

Amerikan antropolojisinin kurucularından Franz Boas Antropoloji ve Modern Yaşam adlı eserin Türkçe çevirisiyle ilk kez okuyucu karşısına çıkıyor. Modern antropolojinin öncüsü Boas’ın bu değerli kitabı, özellikle soy ve kalıtıma dayalı kişisel özelliklerin “ırk” olarak tanımlandığı etnografik araştırmaların sorgulanmasına vesile olarak ırk meselesine dair yeni bir bakış açısı kazandırıyor.

Etnografik saha araştırması yapılmadan elde edilen verilerin hiçbir önem arz etmediğini belirten yazar, bir taraftan bireyi yaşadığı grup ve toplum içerisinde değerlendirirken diğer taraftan bireyin kesinlikle kendi yaşadığı coğrafi ortam içerisinde incelenmesi gerektiğini vurguluyor.

Toplumsal olguların temeline inmek için antropolojiyi olmazsa olmaz gören Boas, kişisel yaşantımızın önemli bir kısmına dokunan antropolojinin, kendi meselelerimizle de doğrudan bağlantısı olduğunu ileri sürüyor. Franz Boas, insan türüne ilişkin yaklaşımın gündelik deneyimlerle şekillenen öznel bir olgu olduğunu söylemekte ve yaşadığı dönemin –hattâ günümüz– koşullarına baktığımızda çok radikal bir çıkış yapmaktadır: “Saf ırk diye bir şey yoktur!” Çünkü Boas’a göre insanlık tarihi dikkatle incelendiğinde bir şey çok açıktır: İnsan daima hareket halinde ve sürekli değişimlere açık bir varlıktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺45,90

Kurmaca Mekan: Kuzey Kıbrıs’ın Duygu Coğrafyası, Yael Navaro’nun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, sınırın hala kapalı olduğu dönemde (1998-2003 arasında) yürüttüğü etnografik bir araştırmaya dayanıyor. Navaro’nun analitik bir kategori olarak kullandığı “kurmaca” yalnızca mekan ve ülkeye değil, yönetime ve maddi pratiklere de gönderme yapıyor. Kitabın yanıtlamaya çalıştığı temel sorular arasında şunlar var: Kurmaca bir mekan nasıl yaratılır? Özellikleri nelerdir? Hangi pratiklerle oluşur? Nasıl bir hissiyatı vardır?

Kıbrıslı Türklerle yapılan görüşmelere dayanan bu çalışma, onların kuzey Kıbrıs içindeki ve dışındaki hayatlarını ve deneyimlerini etnografik bir perspektiften açıklıyor ve kuzey Kıbrıs’ı bir duygu coğrafyası olarak inceliyor; kuzey Kıbrıs, hayaletimsi olanın görünür ve somut hale geldiği bir mekan olarak karşımıza çıkıyor.

Kurmaca Mekan: Kuzey Kıbrıs’ın Duygu Coğrafyası, Avrupa antropolojisi alanında 2012’nin en iyi kitabı seçilerek 2013’te Society for Europeanist Anthropology’nin William A. Douglass Ödülü’nü kazanmıştır.

Yael Navaro, Cambridge Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümü’nde öğretim üyesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺27,88

1948 Arap-İsrail Savaşı sonucunda Filistin’de yaşayan binlerce Arap yerinden oldu, onlarca köy yok edildi. Filistinlilerin önemli bir kısmı Lübnan, Suriye, Ürdün, Mısır ve Gazze Şeridi’nde mülteci statüsünde yaşamaya başladı. Filistinliler tüm bu olayları nekbe (felaket) olarak adlandırdı. Nekbe sürecinde boşaltılan ve büyük ölçüde yok edilen 400’ü aşkın Filistin köyü hakkında 120’den fazla “köy anma kitabı” yayımlandı. Bugün bu kitaplar, Filistinlilerin yaşadığı bu köylerin bir zamanlar haritada var olduğuna dair kanıt dosyalar olarak sunuluyor.

Ağırlıklı olarak etnografik araştırmalara ve köy kitaplarına dayanan Yerinden Edilenlerin Coğrafyaları, tarihin nasıl yazıldığını, kaydedildiğini ve tartışıldığını inceliyor. Yok edilen Filistin köylerinin ve onların tarihlerinin, Filistinli mültecilerin bugünkü hayatlarını nasıl etkilediğini gösteriyor. Rochelle A. Davis, köy tarihlerinin ve köy kitaplarının bugün Filistinliler için ne ifade ettiği ve mücadelelerinin neresinde yer aldığı sorularına cevap arıyor.

Rochelle A. Davis, Georgetown Üniversitesi Dışişleri Fakültesi öğretim üyesi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 16,5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺24,60

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺27,88

Elinizdeki kitap, Amerikan Araştırmaları Okulu’nda şeflikler konusunda düzenlenen bir seminerden yola çıkılarak hazırlandı. Seminer, karmaşık devletsiz toplumların kökenlerini ve evrimini temellendiren süreçlerin anlaşılmasını amaçlamaktaydı. Tartışmalar hızlı bir biçimde iktidarın doğası üzerine odaklandı: Şefler, diğerlerini nasıl peşinden sürüklüyordu? Bu kitaba katkı yapanlar, şefliklerdeki iktidarın kaynaklarıyla ilgileniyor. Hepsinin ileri sürdüğü nokta, bir toplumun ekonomisiyle ideolojisinin, gelişen siyasal egemenliğe altyapı ve meşruiyet oluşturduğudur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 252
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺68,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 212
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2010
₺48,00

Palmira Kraliçesi Zennubiya’nın kenti gibi kadim tarihiyle kardeşlik bahçesi, kökleri kırmızı toprakların derinliklerine uzanan zeytin ve defne ağaçları arasındaki ortak yaşam kültürüyle donanmış Asi’nin çocuklarına hayat veren Antakya... Peygamber Muhammed’in insanlığa getirdiği mesaj ile Aristoteles’in Sokrates’in Peygamber Musa Ve İsa Mesih’in mesajlarının tarih içinde eşitçe kavranarak, sağlam bir kültür merkezi Doğu’nun Kraliçesi Antakya... İnsanlığın düşünsel tarihindeki hümanizmaya dayanan Antakya... Burada bayramların ardı arkası kesilmez: Ramazan, Kurban, Ğadir Hum, Paskalya, Pesah... Farklı din, mezhep ve etnik grup mensuplarının aynı masada toplanması için merasime gerek yok, ne mizansen var nede yapaylık... Bu kitap, Antakya kimliği içinde Arap Hıristiyanları etnik ve dini kimlikleriyle ele alarak bütünselliğin ve farklılıkların renkliğiyle topluluklar arası ilişkilerin özgül boyutunu göstererek; çok dilli, çok kültürlü olan bölgenin, dinlerin-mezheplerin eşitçe kavranması açısından ciddi araştırmalara değer nitelikte olduğunu; dünyada yaşanan etnik ve dini çatışmalara karşı örnek bir model olabileceğine ve barış kültürünün geliştirilmesi için katkı sağlayacağını düşünüyoruz...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 271
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 2.2012
₺76,50

Antropolog Michael Little bir söyleşisinde “Kendi bilim dalımın tarihi hakkında pek konuşmamayı tercih ederdim, çünkü çok mahcup olurdum ve utanırdım” der. Stephan Jay Gould’un İnsanın Yanlış Ölçümü (The Mismeasure of Man) başta antropolojinin ve daha sonra biyolojinin bu utanç verici yüzünü en çıplak hali ile gözler önüne serer. 

Gould, Harvard Üniversitesinde biyolojik belirlenimciliğe karşı uzun yıllar ‘Sosyal bir Silah Olarak Biyoloji’ dersini vermiş, bir akademisyen ve aynı zamanda politik bir aktivist olarak yaşamını sosyal eşitsizliği, bencilliği, saldırganlığı ve genel olarak kötülüğü biyolojik geçmişimize bağlayan indirgeyici anlayışa karşı mücadeleye adamıştır. Bu kitap, insanın düşünsel yetenekleri ve sosyal davranışlarındaki çeşitliliği ırksal farklılıklara dayalı matematiksel hesaplamalar ile açıklamaya çalışan bakış açısına karşı bir paleo-biyolog tarafından yazılmış en önemli çalışmalardan biridir ve Gould’un bu soruna karşı duruşunu karakterize eden en keskin hamlesidir. 

Gould’un bu kitap ile yapmak istediği uyarı, sosyal canlılar olarak düşüncelerimizin ve davranışlarımızın kültürel ve sosyal etmenlerden biçimlendiğini düşünmek yerine, bunun bir eşitsizlik gerekçesi olarak biyolojik farklılıklarımızdan kaynaklandığını düşünmenin tarihteki korkunç örneklerine dikkat çekmektir. Bu anlamda İnsanın Yanlış Ölçümü okunmayı fazlasıyla hak eden bir eser. İyi okumalar!




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 14,7 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2014
₺101,90
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 191
En / Boy : 11,5 / 16,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺29,64

Uygarlık, evrensel boyutta ele alındığında bunun içerisinde Ön Asya’nın önemli bir katkısı olduğu ortaya çıkar. Kent yaşamının gerekli kıldığı kültürel etkinlikler, öncelikle bu coğrafyada kök salmıştır. Alışveriş ve bazı gereksinimlerini birtakım şekillerle ifade ederek önemli bir iletişim aracı olan yazıyı keşfedenler bu topraklarda yaşamışlardır. Ön Asya toplumlarının dikkat çekici bir özelliği de eğitim-öğretim merkezleri olan okullara ilk kez tanıklık etmiş olmalarıdır. Eğitim teşkilatı, dersler, öğretilen konular, öğretmen-öğrenci ilişkileri, uygulanan disiplin, öğrencilerin geçtikleri sınavlar, okul binaları, hatta öğretmene ödenen ücretlere ilişkin bilgiler bu bölgede yaşayan insanların bıraktıkları belgelerle günümüze ulaşmıştır. İlk kez okulların ortaya çıktığı bu en eski toplumlarda, eğitim sisteminin sorgulanması, bir Sümerli öğrencinin okula giderken duyduğu heyecan ya da Mısırlı bir babanın okuması için çocuğuna verdiği öğütler düşündürücü ve üzerinde durularak araştırılması gereken konular olmaktadır. Bu çalışmanın, uygarlığın beşiği olarak ön plana çıkan Ön Asya toplumları ile günümüz arasında bir bağ kurarken, aynı zamanda eğitim faaliyetleri alanındaki bakış açısını da zenginleştireceği düşüncesindeyiz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 175
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2004
₺55,30
Anlamları, içerikleri ve ilgi sahaları ayrı olmakla beraber çok sayıda ortak yönüde bulunan Etnografya, Etnoloji ve Antropoloji batıda 18 ve 19. yüzyılar boyunca hızlı bir ilerleme ve değişim göstermiştir. Özellikle seyyahların ötekini tanıma çabasının bir ürünü olarak ortaya çıkan Etnografya Osmanlı’da da düşünsel anlamda varlığını ilk defa bu şekilde göstermiştir. 19.yüzyılın son çeyreği ve 20. yüzyılın başlarında Osmanlı eğitim sisteminine, süreli yayınlarına ve kitaplarına konu değişik yönleriyle girmiş ve ilgi odağı olmuştur. Bu kitap Türkiye’de Etnografya’nın ortaya çıkışı, gelişimini ve bugüne kadar dikkate alınmayan yönlerini göstermeyi amaçlamış ve bu konuda bir ilk olan Andreas David Mordtmann’ın Etnografya ders notlarını kitap haline getirerek yayınlayan Osman Bey’in İlm-i Ahval-i Akvam kitabını eksiksiz olarak yeni harflere aktarmıştır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2012
₺40,00

Gerçek ve anlamlı bir dünya, kutsalın izdüşümünde saklıdır. İnsan büyük bir kaosun ortasında anlama ancak kutsala ilişkin deneyim aracılığıyla ulaşır. Kutsalın anlamı zamanın akışında çağlar boyunca farklı kültürlerde farklı niteliklere bürünmüş olsa da, özünde insanın iki önemli özelliği yatar: yaratıcılık ve dinsellik. İkisi birlikte mitleri, âyinleri, imgeleri, simgeleri, kısaca “dinsel yaratıları” üreterek insanın deneyimlerine ifade kazandırır, anlam dünyalarını yaratır, evrendeki benzersiz varoluşunu gerekçelendirirler. Tam da bu noktada, Eliade önemli bir noktayı işaret eder: İnsanın yeni, bilmediği, az bildiği anlam dünyalarıyla karşılaşması varoluşunun (paradoksal) anlamına da yeni boyutlar kazandıracaktır. Bunun içinse yeni bir beşeri bilime, farklı ve yaratıcı bir yorumbilgisine ihtiyaç vardır.

Eliade’nin sözünü ettiği “yaratıcı yorumbilgisi” yeni olanakların kapısını aralayarak bilginin sınırlarını zorlayan, aksi takdirde eski metinlerde “saklı” kalacak anlamları kavramaya çalışan bir yöntemdir. Hem aklı, hem de hayal gücünü kullanarak belgelerin, kaynakların arkasındaki tinsel mesajı kavramaya çalışan bir yaklaşımdır. İnsanın dünyadaki benzersiz varoluşu kutsala ilişkin deneyimi aracılığıyla şekillendiği için de dinsel fikirlerin ve fenomenlerin zamanın akışında büründüğü anlamların arayışı insanda yeni bir farkındalığa, bir uyanışa yol açacaktır. Eliade bu nedenle tarih aşırı, kültürler arası, bütüncül bir beşeribilimsel yaklaşımın önemini vurgular. İnsanlığın dinsel yaratıcılığı ve düşünme biçiminin tarih boyunca karşımıza çıkardığı ifade ve biçim çeşitliliğine insanlığı ayıran farklılıklardansa, yakınlaştıran tarih aşırı ortak örüntülerin saptanıp incelenmesinin önemine dikkat çeker.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 222
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺51,90

Özgürlükçü antropolojinin öncü isimlerinden Marshall Sahlins bu kitapta, Eski Yunan’dan modern çağa kadar süregelen Batı’nın "insan doğası" anlayışını sorguluyor. Tukidides’ten Platon’a, Machiavelli’den Thomas Hobbes’a ve Amerikan Devrimi’nin liderlerine kadar izi sürülen bu anlayış, "toplumsal sözleşme" kuramlarının, monarşi ve cumhuriyet düşüncesinin de temelini oluşturur. Batı’nın insan doğası kavrayışına göre, insan menfaati için her şeyi yapabilecek, hatta birbirini boğazlayabilecek ölçüde açgözlü ve ihtiraslıdır. İnsanın doğası böyledir. Öyleyse kültür ve uygarlık insanın bu "doğal" eğilimleriyle başa çıkmak için vardır. Siyasi rejimlerin öncelikli işlevi, kendi başına bırakıldığında "kaos" ve "anarşi" yaratan bu içgüdüsel bencilliği denetim altına almaktır. Doğa ve kültür hep bir çatışma ve karşıtlık içindedir. M. Sahlins bu anlayışı, ilkel toplumların insana bakışıyla karşılaştırır ve Batı toplumları dışında hiçbir toplumun böylesi bir "insan doğası" anlayışına sahip olmadığı sonucuna varır. Sahlins, toplum-öncesi ve kültür-öncesi bir "insan doğası" düşüncesine şiddetle karşı çıkar. İnsanlar kendilerini, verili kültürel düzenler içinde oluştururlar. İnsan doğası, kültürdür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 133
En / Boy : 12 / 18
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2012
₺23,20

Osmanlı İmparatorluğu ve onun devamı olan Türkiye Cumhuriyeti azınlıklara hoşgörü örnekleri olarak gösterilegelmiştir. Hatta bugün bazı Türkler, geçmişte kalan Osmanlı kozmopolitizmine karşı nostaljik hisler beslemektedirler. Marcy Brink-Danan, geçmişe dair bu görüşleri sorgularken, Yahudilerin gözünde, günümüz İstanbul’unda hoşgörülen bir azınlık olarak yaşamanın ne anlama geldiğini mercek altına alıyor. Çoğunlukla “iyi azınlık” olarak tasvir edilen Türkiye’deki Yahudiler, bölgedeki uzun geçmişlerini kucaklarken, bir yandan da ayrımcılığa maruz kalıyorlar; kurumları, düzenli olarak tehdit ve saldırılara hedef oluyor.

Brink-Danan Türkiye’yi bir hoşgörü diyarı olarak resmeden Türk popüler ideolojisindeki çelişki ve boşlukları keşfe çıkarak, Türk Yahudilerin kozmopolitizm ve yurtseverlik, hoşgörü ve şiddet, Yahudiler olarak farklılık ve Türkiye yurttaşları olarak aynılık arasındaki gerilimlerle nasıl başa çıktığını anlatıyor. Marcy Brink-Danan, Columbia Üniversitesi, Barnard Koleji, Antropoloji Bölümünden lisans, Stanford Üniversitesi Kültürel ve Sosyal Antropoloji Bölümünden yüksek lisans ve doktora derecelerini aldı. Avrupa ve çeperlerinde yurttaşlık, din ve laiklik ekseninde dilsel stratejiler üzerine çalışıyor. Araştırmalarını altı yıl Brown Üniversitesinde yürüten Brink-Danan, Kudüs’teki İbrani Üniversitesi, Antropoloji Bölümünde çalışmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 15 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2014
₺26,24

İlkellerdeki simgeler ve mistik deneyimi onların zihinsel yapılarından yola çıkarak açıklamaya çalışıyorum. Burada sorulan soru şudur: Bu simgeler ve bu deneyime özgü belli başlı özellikler hangileridir ve bu sorunun yanıtını ilkellerin zihinsel yönlendirilmesi ve zihinsel farklılıkları doğrultusunda mı aramak gerekmektedir?

Pek çok karışıklığa yol açmış olan “ilkeller” ve “mistik” (gizemli) gibi iki terimi burada da kullanmayı sürdürüyorum. Bir kez daha bu konudaki anlam karmaşasından kaçmaya çalışacağım. Sözcüğün yazılı anlamında “ilkeller” olarak adlandırılan insanlar, bize tarihin o ilk başındaki insanlardan çok daha yakın olup, günümüz dünyasında bizim en eski atalarımıza tekabül edenlerdir. Bu, gelişmeci varsayıma dayalı bir yaklaşım olup, bunun olgular aracılığıyla kanıtlanması oldukça zordur.

“Mistik” (gizemli) sözcüğüne gelince daha Giriş bölümünden itibaren bu sözcüğün hangi anlama geldiği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Zihinsel İşlevler başlıklı çalışmamda, bu sözcük ilkel zihniyetin en önemli özelliğini belirlememi sağlamıştır. Bu sözcüğü biraz da çekinerek kullanmış ve yol açabileceği yanlış anlamaları önlemeye çalışmıştım. “Daha iyisini bulamadığım için bu terimi kullanacağım” demiştim. Bizim toplumlarımızda oldukça farklı bir şey olan dinî mistisizmi çağrıştırmak gibi bir niyetim yok. Burada “mistik” sözcüğünü güçlere, etkilere, duygular tarafından algılanamayan ancak yine de gerçek olan eylemlere olan inanç anlamında kullanıyorum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 275
En / Boy : 15,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺40,00

Evrimci insanbilimin kurucusu olan Lewis Henry Morgan'ın bu anıtsal çalışması, toplumcu kuramın başyapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. Hemen hemen tüm dillere çevrilmiş bulunan Eski Toplum'da Morgan, toplumsal evrimi, üretim araçlarındaki gelişmeye koşut olarak birbirkini izleyen üç aşamada ele almaktadır: Yabanıllık, Barbarlık ve Uygarlık. Evrimi, insanın bilinçli olarak doğayı değiştirme ve denetleme çabasının bir ürünü olarak gören Morgan, insanlığın evriminin kanbağına bağlı örgütlenme aşamasından, toprak ve mülkiyet birliğine dayanan aşamaya doğru olduğunu göstermektedir. Kitabında toplumsal örgütlenmeden siyasal örgütlenmeye geçişin, toplumsal dizgelerin gelişleri sürecinde büyük önem taşıdığını vurgulayan yazar, toplumsal örgütlenmede, anaerkil dizgenin temel oluşturduğunu ve siyallaşma öncesi toplumalrın genellikle demokratik nitelik taşığını kantılmaya çalışmata, köken bakımından tüm insanlığın bir ve tek olduğunu söylemektedir. İnsanloğlu, birbirlerinden ayrı yerlerde, belki ayrı zamanlada, aynı yollardan geçmiş, aynı süreçleri yaşayarak gelişmenin benzer aşamalarına varmıştır. Günümüzde bile, en ileri buluşları gerçekleştiren insanoğlunun düşüncesinin ilke çekirdiği, binlerce yıl önce, insan türünün ilk örneklerin kafasında yeşermemiştir. kesintisiz bir gelişme sürecidir bu; değişme sürecidir. Ve Morgan'ın söyleriyle, << toplumlar, geçmişte olduğu gibi gelecekte de değişmecektir. >> Engels'in deyişiyle, << Darwin'in yapıtı biyolioji için ne denli önemli ise, Eski Toplum da, toplumbilim için, toplamların oluşum ve kökenlerini anlamak için o denli önemlidir. >>


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 370
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.1998
₺21,25

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 247
En / Boy : 23 / 28
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 6.2012
₺396,06
Batı’nın merkezi öneminin artık genel kabul gören bir veri olmaktan çıktığı bugünlerde yirmi birinci yüzyılın dünyası neye benziyor? Bugünün dünyasının toplumları ve kültürleri, aralarındaki bağlantılarla birlikte nasıl oluştu? İnsanlık zamanımıza nasıl geldi? Kısacası yirmi birinci yüzyılın ikinci on yılına girerken dünyamız ne halde? Bu kitap, gezegenimizdeki toplumları ele alan ilk kitap. Batı’nın ve küreselleşmenin ardından dünyayı tanımaya yönelik bir kılavuz. "Tarihçiler ve ekonomistlerin, giderek mesleki uzmanlaşmalarının yarattığı duvarların gerisine çekildiği bir dönemde, moderniteye varış ve moderniteden çıkış yollarıyla, küresel eşitsizlik süreçleriyle ve olası değişim dinamikleriyle ilgili karşılaştırmalı soruları cevaplama işi büyük ölçüde sosyologlara düşüyor. Göran Therborn, bence uluslararası düzeyde karşılaştırmalı verilere olağandışı hakimiyetini, analitik açıklıkla birleştirerek bu alanlarda başkalarından çok daha önemli katkılarda bulunmuştur. Onun yeni bir kitabının yayınlanması başlı başına büyük bir entelektüel olaydır." -Eric Hobsbawm "Göran Therborn inanılmaz bir ampirik araştırma kaleme almış, bu kez bugünün dünyasını tarihsel bağlamı içinde yazmış. Okurların hepsi de bu kitabı bitirdiklerinde dünyamızın gerçeklerini anlamak ve bu gerçekler ışığında umarım akıllıca hareket etmek için daha iyi bir donanıma sahip olacaklar." -Immanuel Wallerstein
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 291
En / Boy : 14,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2012
₺66,90
1 2 3 ... 6 >
Çerez Kullanımı