Jack London’ın 1907’de yayımlanan Demir Ökçe adlı eseri, modern karşı-ütopyacı romanların ilki sayılır. Totaliter ve baskıcı sistemdeki toplumu tanımlamak için kullanılan karşı-ütopya kavramı, bu kitapta, ABD’de oligarşik bir tiranlığın yükselişinde yansıyor. George Orwell’in Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı romanına da esin kaynağı olan Demir Ökçe, toplumda ve siyasette gelecekte yer alacak değişiklikleri irdeler. Jack London’ın ileride ABD’de bir çöküş yaşanacağı yolundaki öngörüsü tam anlamıyla gerçekleşmemişse de, yazarın uluslararası gerginliklerle ilgili görüşleri birkaç yıl farkla da olsa gerçek tarihle örtüşür. Demir Ökçe’de 1913’te başlayan bu çatışma, gerçekte 1914’te patlak vermiştir. Dahası, London sadece 1914’te olanları değil, İkinci Dünya Savaşı’na giden olayları da kehanette bulunurcasına öngörmüş; faşist yapılanmanın dünyayı nasıl dehşete sürükleyeceğini ve bunun karşısındaki devrimci duruşun nasıl olması gerektiğini dile getirmiştir. Ne yazık ki geçen zaman London’ın kehanetlerini doğrular niteliktedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 310
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺23,90

Çağdaş bir Çehov olarak tanımlanan Alice Munro, bu kitabındaki soluksuz okunan dokuz öyküsüyle de gerçekten günümüzün en usta öykü yazarlarından biri olduğunu kanıtlıyor.

Nefret, Arkadaşlık, Flört, Aşk, Evlilik, adını kâğıt tuzluk falına benzeyen bir oyundan alıyor. Bu oyunu oynayanlar, beğendikleri kişiyle gelecekteki ilişkilerini bu sözcükleri sayarak tahmin ediyorlar. Film uyarlaması 2013 Toronto Film Festivali’nde ilk kez izleyiciyle buluşan öyküdeki kişilerin yazgısı da bir bakıma benzer bir oyunla belirleniyor.

Bu öykülerdeki kadınlar kendilerini hep iki kutup arasında, hep bir ikilem içinde buluyorlar; evcillik ile bağımsızlık, aile bağları ile özgürlük, beraberlik içinde yürütülen bir ilişki ile yabancılaşmış bir yalnızlık arasında gidip gelen kadınların bazen hüzünlü bazen mizah yüklü yaşam kesitleri sürükleyici bir dille aktarılıyor.

Kitaptaki son öykü “Ayı, Dağı Aştı Geldi” yine bir halk şarkısına gönderme yapıyor. Şarkıda dağın öte tarafında ne olduğunu merak eden ayı, iki taraf arasında aslında hiç fark olmadığını görür. Öyküde de yaşamın bir evresinden bambaşka bir evresine geçen kişinin aslında birbirinden farksız ortamlarda olduğunu görüyoruz. Ondan Uzakta adıyla beyaz perdeye de aktarılmış olan öykü, müthiş bir duygu yükünü buruk gülümsemelere dönüştürüyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 365
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺56,90

Anlatmam gereken gerçeklerden kaçınılmaz olarak kuşku duyulacak; yine de eğer mantıksız ve inanılmaz gözüken şeyleri çıkaracak olsaydım, geriye hiçbir şey kalmazdı. Howard Phillips Lovecraft, küçük yaşta babasını kaybeden, gençliğinde de annesini akıl hastanesine uğurlayan yalnız bir adamdı. Büyükbabasının anlattığı korku öyküleri onun dehşetlere gebe hayal dünyasının kapılarını açtı. Hep içine kapanık biri oldu. Tek çaresi yazmaktı. 1920’li ve 30’lu yıllarda yazdığı öykülerle korku edebiyatına damgasını vurdu ve korku diye adlandırdığımız duyguyu yeniden tanımladı. Onun eserlerinin çoğu modern insanın adlandıramadığı dehşetler hakkındaydı. Deliliğin Dağlarında, adlandıramamanın yarattığı dehşeti bir bilim adamının, yani asıl işi tanımlamak ve sınıflandırmak olan birinin gözünden yansıtıyor okura. Tam da bu yüzden korku edebiyatının meselesi olan metinlerinden biri bu. Bilinmeyeni aydınlatma çabasının ve modern insanın umutlarının karşısında, derinden yükselen bir karanlığın ve sözcüklere dökülemeyen bir deliliğin öyküsü...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13.5 / 19.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺29,90

Binanın dış kapısı açık olduğundan ziyaretçimiz zili çalmadan içeri girmiş ve merdivenden birkaç adım çıkmıştı. Ama şimdi sanki kararsızlığa düşmüş gibiydi. Hemen ardından indiğini duyduk. Dupin hızla kapıya yönelmişti ki, adımların tekrar yukarıya yöneldiğini işittik. İkinci defa geri dönmedi, kararlılıkla yukarı ilerledi ve dairemizin kapısını çaldı.

“Girin,” dedi Dupin, neşeli ve içten bir sesle.

Edgar Allan Poe (1809-1849), ABD'li şair, kısa hikayeci, editör ve edebiyat eleştirmenidir. Amerikanın ilk kısa hikaye yazarlarından olan Poe, modern anlamda korku, gerilim ve polisiye türlerinin de öncüsüdür. Sıklıkla ilk polisiye hikaye olarak anılan Morgue Sokağı Cinayetleri'nin kahramanı Dupin, Arthur Conan Doyle'un Sherlock Holmes'ü ve Agatha Christie'nin Hercule Poirot'su gibi polisiye kahramanı için model olmuştur.

Kahramanımız Dupin'in başrolde olduğu aldığı Morgue Sokağı Cinayetleri, Marie Roget Gizemi, Çalınan Mektup isimli üç hikayeyi Sensin O Kişi ile birlikte sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺25,90

Asıl adı John Griffith Chaney olan Jack London 1876’da San Francisco’da doğdu, 1916’da öldü. Çocukluğu yoksulluk içinde geçti. On dört yaşından itibaren fabrika işçiliği, balıkçılık, tayfalık gibi işlerde çalıştı. Yirmi iki yaşında yazar olan Jack London, yirmi yedi yaşında Vahşetin Çağrısı adlı romanı ile dünyaca ün kazandı. Eserleri filme alınan ilk yazarlardandır. Eserlerinde hayat kavgasını ve düzen eleştirisini romantik bir üslupla anlatır. En bilinen kitapları Demir Ökçe, Martin Eden, Deniz Kurdu ve Beyaz Diş’tir.

Beyaz Diş, vahşi doğanın çetin yaşam koşullarının tüm canlılar için hayatta kalma mücadelesi anlamına geldiğini anlatan en büyüleyici romanlardan biridir. Bir mağarada doğan Beyaz Diş’in büyürken, dünyanın kapılarını yavaş yavaş aralamasını, kendisini ve doğayı keşfederek ehlileşme serüvenini konu alır. Kitap, vahşi doğada bile her canlının sevgiye ihtiyacı olduğunu savunur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺18,00

"Ütopyalar imkansızdır. Ama yazabiliriz" diyen fantastik edebiyat ve bilimkurgu ustası Ursula Le Guin, içinde yaşadığımız çağla hesaplaşmak için geleceğe bakmayı sürdürüyor. Le Guin'in ütopyacı düş gücünün en yaratıcı örnekleri arasında sayılan Hep Yuvaya Dönmek, ilk satırlardan da anlaşılacağı üzere, geleneksel bir roman değil. Öykü, şiir, mit, halk masalı, drama, deneme ve belge gibi çok çeşitli biçimleri göz kamaştırıcı bir ustalıkla kaynaştıran bu kitap, uzak geleceğe ait kurgusal bir etnografya olarak tasarlanmış. Hep Yuvaya Dönmek, henüz var olmayan bir coğrafyada, bundan yüzlerce, belki binlerce yıl sonra yaşadığı varsayılan Keş halkının dünyasını anlatıyor. Keşler, insanlığın kendini yıkıma sürüklemesinin ardından, Kuzey Kaliforniya'da, Na Vadisi'nde yaşayan barışçı bir halktır. Le Guin, Keş halkının etrafına inanılmaz bir ayrıntı zenginliğiyle ördüğü toplumsal ütopyayı bize karış karış tanıtırken, belki de ABD'nin Amerikan yerlilerine olan borcunu ödüyor; çünkü bu hayali halkla Amerikan yerlileri arasındaki benzerlikleri gözden kaçırmak olanaksız. Vadi'nin dokuz kasabasından Sinşan'da doğmuş bir kız çocuğu olan Kuzey Baykuşu'nun yaşam öyküsü etrafına eklemlenen bu kapsamlı etnografya, modern kapitalist toplumun karşı tezi denebilecek bir toplumsal yaşam önermesini etkileyici bir ikna gücüyle ilmek ilmek dokuyor. 

Keşler, insan-doğa ilişkisinden başlayarak, hiçbir yanı bugün içinde yaşadığımıza benzemeyen bir dünyada yaşıyorlar. Zamanın, çizgisel olmaktan çok, mevsimlik danslarla belirlenen döngüsel bir seyir izlediği bu dünyanın belki en temel özelliği, ilerlemeci ideale yabancı olması. Farklılıkların olduğu gibi kabul edildiği bu toplumda, değişim, bir ilerleme ya da gerilemeye değil; sadece değişime işaret ediyor. Keşler, dünyanın geri kalanında neler olup bittiğiyle pek ilgilenmedikleri gibi, başlangıç ve sonuçlarla da ilgilenmiyorlar. Merkezi kültürel kavramları, her şeyin hem birbirine bağlı kalıp hem de birbirinin etrafında hareket etmesini sağlayan "Eklem Yeri."

Le Guin'in olağanüstü yaratıcı imgelemi, Keşlerin dünyasına bugün aşina olduğumuz etiketleri yapıştırmayı çok güçleştiriyor. Bambaşka bir toplumsal örgütlenmeye ve bambaşka ruhani değerlere dayanan Keş yaşantısını tanımanın, bu hayali toplumun özgürleştirici havasını solumanın tek yolu, Kuzey Baykuşu'nun peşine takılarak Vadi halkının arasına karışmak. Ursula Le Guin, okurda şiddetli bir özlem uyandıran, içinde boğulmakta olduğu yaşam biçimini tekrar tekrar sorgulamaya iten, heyecan verici ve inandırıcı bir ütopya yaratmış. Vadi insanları arasında yaşayacağınız bu mutlu kaçamaktan kendinizi yoksun bırakmayın. "Bazen bir kitabın kapağını açar ve beş-on sayfada önünüzde açılan dünyanın, içinde oturmakta olduğunuz odadan daha gerçek olduğu hissine kapılırsınız… Hep Yuvaya Dönmek kesinlikle klasikler arasına girmeye aday bir kitap; belki de bir deha ürünü."

- Oxford Times

"Yürekten gelen bir barış ve sağduyu çağrısı... tek kelimeyle harikulade bir kitap." Today "Le Guin, inandırıcı bir şekilde yan yana duran, eğreti bir dikişle birbirine tutturulmuş izlenimi uyandırmayan kültürler yaratmakta usta. Ütopik bir roman yazarken bile, yavan ya da imkânsız görünmemeyi başarıyor."

- London Standard


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺124,90

Sırları, olan gizemli, güzel bir kıza asla güvenme...

Dedikodunun zehirli bir sarmaşık gibi etrafta dolandığı Rosewood'da yaşayan dört mükemmel kız, aslında göründükleri gibi değillerdir.

Spencer, Aria, Emily, Hanna ve en yakın arkadaşları Alison; Rosewood lisesinde öğrencilikleri boyunca lüks evlerinden çıkıp, Pucci bikinileriyle solaryuma gider ve titizce manikürlenmiş ellerinin arkasından gülücük saçarlardı. Etraflarındaki herkesin sevdiği fakat gizliden gizliye de nefret ettiği kızlardı bunlar; Alison dışında.

Ve bir gece Alison aniden ortadan kayboldu. Spencer, Aria, Emily ve Hannah'ın üzüntülerinin arkasında birazcık rahatlamaları da görülebiliyordu. Alison'un cesedi evin arka bahçesinde bulunmuş ve en yakın arkadaşlarının hafızalarında Alison'la alakalı kötü anıları canlanmıştı.

A. ise artık harekete geçmenin vakti geldiğine inanıyordu. kızların bildiği bütün sırlarını kullanmanın vakti gelmişti. Alison'un cinayetini en yakın arkadaşlarından birinin işlediğini söylüyordu. Sırların daha karanlık, anıların daha ölümcül olmaya başladığı bu olaylar zinciri, sevimli küçük arkadaşların o mükemmel hayatlarını zindana çevireceğe benziyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺17,50

Şu sizin Sevimli Küçük Yalancılar’ın son zamanlarda yaptıklarını bir bilseniz! Spencer kız kardeşinin sevgilisini resmen elinden aldı. Kendi kız kardeşinin, evet! Aria okuldaki hocalardan birine fena halde aşık. Hem de sırılsıklam. Emily bu sıralar yeni arkadaşı Maya’yla çok sıkı fıkı. Bu nasıl bir arkadaşlıkmış, anlamadım.

Hanna da kusursuz görüneceğim diye yataklara düştü. Hanna işte...

Ama durun biraz, bunları zaten duymayan kalmadı. Oysa size anlatacağım son bir sırları var ki, tam bir skandal. Bu kez işleri kesin bitti.

Peki, bütün bunları size neden anlatıyorum? Bunu hak ediyorlar da ondan. Hem de sonuna kadar. Kendi
mezarlarını kendileri kazdıklarının farkında değiller. Ama olsun. Bende hepsini diri diri gömmeye yetecek kadar toprak var.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺34,30

"Ki Ben hep sevdim
Delil getiriyorum sana
Seni Sevene kadar
Hiç yaşamadığımı Yetmez mi

Ki Ben hep seveceğim
İddia ediyorum sana
Aşkın hayat olduğunu
Ve bu hayat ölümsüzdür

Buna inanmıyorsun Sevgilim
Ve benim
Gösterecek hiçbir şeyim yok
Istırabımdan başka "

Emily Dickinson, 19. yüzyılın en büyük Amerikan şairlerinden biri. Çağdaşlarının anlayamamasına karşılık, 20. yüzyılda hak ettiği ilgiyi görmesiyle O, hem Amerikan hem de dünya şiirinin önemli isimleri arasında yer almayı başarıyor. Nurbanu İnan’ın Türkçe’ye kazandırdığı bu ikinci kitap, Türk okurunun Dickinson’u daha yakından tanımasına imkan sağlayacaktır.

Keyif ve sevinçle takdim ediyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 182
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺40,90

Elinizdeki bu eser, sadece Amerikan edebiyatının değil dünya edebiyatının da en önemli öykü ustaları arasında gösterilen 12 ismi bir araya getiriyor. Mark Twain, O. Henry, Edgar Allan Poe, Jack London, Nathaniel Hawthorne, Herman Melville, Frank Stocton, Kate Chopin, Charlotte Perkins Gilman, Stephen Crane, F. Scott Fitzgerald ve Washington Irving gibi yazarların kaleme aldığı bu türün en başarılı örneklerini okurken bazen heyecanlanacak, bazen gerilecek, bazen meraklanacak bazen de güleceksiniz. 

Elvan Aytekin'in kaleminden Türkçe'ye dökülen 12 öykünün yer aldığı bu kitabı bir çırpıda okuyacak, okuduktan sonra uzunca bir süre etkisinden kurtulamayacaksınız. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 172
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺40,90

Hem soykırım dehşetini hem de sağ kalanların peşini bırakmayarak bir ömür süren boşluğu anlatan Şal, Nazilerin elinde eziyet görenlerin kapanmayan yaralarını hatırlamaya çağıran bir davet. Yeğeni Stella ile birlikte yol alan ve küçük bebeği Magda’yı şalına sararak gizleyen Rosa, korkunç bir trajedinin yaşanacağı bir toplama kampına varır. Yıllar sonra, Amerika’da, Rosa Lublin ile karşılaşırız; gözü hâlâ şalında, ölmüş kızına mektuplar yazmaktadır.

“ABD’nin edebi panteonunun Athena’sı”, “Bronx’un Emily Dickinson’ı” ve “zamanının en usta ve incelikli üslubuna sahip yazarlarından biri” olarak betimlenen Cynthia Ozick, çoğumuzun küçük bir mücevher gözüyle bakacağı Şal’da maneviyatından taviz vermeyen bir hikâye anlatıyor.

“Ozick, Cormac McCarthy ve Don DeLillo ile beraber ülkenin yaşayan en iyi kurgu yazarlarından biri.”

-David Foster Wallace

“Ozick, son yıllarda ortaya çıkmış Amerikalı yazarların en iyisi izlenimini bırakıyor bende. Katolikliğin Flannery O’Connor’a verdiğini Yahudilik de Ozick’e verdi: yetkinlik, derinden bir kavrayış, başkaldırı.” 

-Edmund White

“Geçtiğimiz yarım asır boyunca kurulmuş en mükemmel cümlelerin bazılarından Ozick sorumludur; o kendine has, kusursuz bir üslupçudur.”

- Giles Harvey, The New York Times

“Bilgeliğini gururla gösteren, öz farkındalığı yüksek bir tarzı olan Cynthia Ozick, yazarların üstadı.” 

-Ilan Stavans, Times Literary Supplement


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 12,5 / 19
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺24,75

Rosewood’un büyüleyici bir yerdi. Sıkı arkadaşlar, karanlık sırlarını ve sıkı dostluklarını burada yaşamışlardı. Rosewood bu beş güzel ve çekici arkadaşın rüyalarını gerçekleştirdiği yerdi. Fakat her şey dışarıdan göründüğü kadar aydınlık değildi. Kızlardan en güzeli Alison, aniden ortadan kaybolmuştu.

A, kod adında birisi bu beş güzel kızın rüya gibi hayatlarını karartmış, tam bir kabusa çevirmişti. Emily bu yüzden katı muhafazakâr kuzenleriyle yaşamak zorunda kalmış, Aria babasının yanına postalanmıştı. Spencer ise Alison’un ölümüyle arasında bir bağlantı olmasından korkuyordu. Fakat en berbatı Hanna’nın yaşadıklarıydı… Neredeyse bütün sırları bildiği için hastanede yaşam mücadelesi veriyordu.

A’nın tehditleri gittikçe kuvvetleniyor, Ali’nin katili de serbestçe ortalıkta dolaşıyordu. Kızlar A hakkındaki gerçeği ortaya çıkarmak zorundalardı, Ali’ye neler olmuştu ve en önemlisi Hanna’nın başına gelenler neydi? A’nın yeni kurbanı olmak istemeyen kızlar bütün bu gizemleri ortaya çıkarmak için Rosewood’u karış karış dolaşacaklardı. Korku sona erecek miydi? Ya da her şey sadece bir başlangıç mıydı?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺34,30

Rosewood’daki korku, gerilim ve kabuslarla dolu günlerin ardından Alison’un cesedi bulunur ve katilin Ian olduğu ortaya çıkar. Mahkemenin sonuçlanmasını ve katilin hapis kararını heyecanla bekleyen kasabanın dört yaramaz kızı Hanna, Spencer, Emily ve Aria yargıçtan gelen kararla sarsılır; Ian’ın annesi hastadır ve Ian onu son kez görebilmek için şartlı salıverilmiştir. Normal hayatlarına dönmek isteyen dört arkadaş için korkulu günler tekrar geri gelmiştir. Yaramaz kızlar, yaptıkları kötülüklerin cezasını çekmeye devam edeceklerdir çünkü "A" geri dönmüştür ve bu sefer çok daha acımasızdır... Nerede yaşadığınızı Ne yaptığınızı Tüm sırlarınızı biliyorum Ve şimdi geri döndüm... "A" geri dönmüştür ve bu sefer çok daha acımasızdır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺34,30

Jack London (12 Ocak 1876, San Francisco - 22 Kasım 1916, Kaliforniya), ABDli gazeteci ve roman yazarı. Vahşetin Çağrısı, Martin Eden, Demir Ökçe, Beyaz Diş ve Deniz Kurdu başta olmak üzere elliden fazla kitabın yazarı olan Jack London, Dünya ticari dergi romanının öncüsü ve yazarlıktan yüksek gelir elde edebilen Amerikalıların ilklerindendir.

Jack London San Fransisko'daki 3. cadde ile Brannan caddesi yakınlarında 12 Ocak 1876'da doğdu. Doğduğu ev 1906 San Fransisko depremi sırasında çıkan yangında tamamen yandı ve bunu belirtmek için1953 yılında Kaliforniya Tarih Derneği tarafından bir tabela koyuldu. Jack London, özellikle yerel kütüphanede kitap okuyarak kendi kendisini eğitmiştir. 1885'te, Ouida'nın eğitimsiz bir İtalyan köylü çocuğunun opera bestecisi olarak ün kazanmasını anlatan romanı Signa'yı okudu. Bu romandaki karakter onun edebiyat alanındaki kendi hedeflerine ulaşması açısından prototipi olacaktı.

Jack London'ın ölüm sebebi çok tartışılmıştır. Pek çok eski kaynakta intihar ettiği anlatılmıştır. Ölüm raporunda ölüm sebebi üremi olarak gösterilmiştir. 22 Kasım 1916'da, çiftliğinde bir uyku sundurmasında ölmüştür.Son döneminde çok acı çektiği ve morfin aldığı biliniyordu, kazayla ya da kasıtlı olarak aşırıdoz olması da ihtimaller dahilindedir. Clarice Stasz'a göre "London'ın ölümünü takiben, bazı nedenlerle, onun sonunda intihar etmiş bir kadın avcısı olduğu yolunda bir biyografik efsane gelişti. Birinci el kaynaklara dayanan yakın zamanlı ciddi çalışmalar bu karikatürü reddetmektedir."[London'in eserlerinde intihar pek çok kez karşımıza çıkar ve bu durum söz konusu "biyografik efsaneunin oluşmasına katkıda bulunmuş olabilir.

Yaşamöyküsünü yazan Russ Kingman London'ın ''inme ya da kalp krizi" nedeniyle öldüğünü düşünmüştür.

Jack London'ın külleri, eşi Charmian'ınkilerle birlikte, Glen Ellen, California'daki Jack London Eyalet Tarih Parkı'na gömüldü. Çok sade olan mezarda sadece yolun tutmuş bir kaya parçası dikilidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 172
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺22,50

Beyaz Diş, Vahşetin Çağrısı'ndan üç yıl sonra, 1906'da yayınlanmıştır. London Vahşetin Çağrısı'nın öyküsünü bu kez tersten izlemekte ve bir kurdun evcil bir köpeğe dönüşmesini öykülemektedir. Özellikle ilk gençlik çağındaki okuyuculara önerilen bir roman olsa da, London'un güçlü doğa betimlemeleri Beyaz Diş'i her yaştan okuyucu için keyifle okunan bir roman yapmaktadır. Cem Yayınevi, ünlü yazar Jack London'un (1876-1916) tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de olağanüstü ilgiyle karşılanan eserlerini okurlarına toplu olarak sunuyor. Jack London'un roman, öykü, deneme ve anı kitaplarından oluşan bu toplamda, onun en seçkin eserlerini bulabileceksiniz. Jack London Toplu Eserleri'nde tüm kitaplar, ilk basımlarının özgün biçimine sadık kalınarak eksiksiz çevrilmiş ve Kadir Kıvılcımlı tarafından dipnotlarla zenginleştirilerek yayına hazırlanmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 218
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2010
₺12,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2012
₺17,50

Amerikan edebiyatının en alışılmadık, en dikkat çekici yazarlarından biri Ambrose Bierce. İğneleyici nüktedanlığı ve zehir gibi hicviyle şeytana bile pabucunu ters giydiren bir adam.

Bierce'ın her durumu tersinden okuduğu, Francisco Goya'nın gravürlerinin eşlik ettiği Epigramlar ve Şeytan'ın Sözlüğü'nden yapılan bu seçki ise karamsarlığı değil keskin bir zekanın ve yüksek bir mizahın peşi sıra sürüklediği özgürlüğü aşılıyor okura.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 10,5 / 15,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺24,00

“Bu benim kitabım ve ben onu kendi elimle yazıyorum.”

Mary, hikâyesini anlatmak gibi zor bir işe kalkıştığında yıllardan 1831’di ve on beş yaşındaydı. Sivri dili, pasaklı halleri ve süt rengi saçlarıyla bu genç kız, üç kız kardeşiyle birlikte babasının çifliğinde çalışarak, yaşamını oldukça ağır şartlar altında devam ettiriyordu; ta ki bir yaz, kasabanın papazının hasta karısına bakmak için papazın evine gönderilene kadar. İşte orada, olup biten ve başından geçen her şeyi; tüm gerçekliğiyle yazma gereği duydu Mary.

Unutulmaz sesiyle Thomas Hardy’nin Tess romanını ve Margaret Atwood’un Nam-ı Diğer Grace’ini andıran Süt Rengi, eğitimsiz ve güçsüz bir genç kızın, yazgısını ve yazısını kendi kendine yazışını anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 187
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺14,82
Uyandı aniden ve rüyasında duyduğu ulumaların hemen yanından geldiğini fark etti. Kurtlar, tüyler ürpertici sesler çıkararak uluya hırlaya üzerine saldırıyordu, içlerinden biri dişlerini koluna geçirmişti bile.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2012
₺10,00

Akşam Çayı Altın Post Yayıncılık


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2013
₺9,90

Overdene bahçeleri gölgelere teslim olmuştu. Akşam çökmekteydi. Çimenlerin büyüyen gölgesinin işaret ettiği sedir ağacının altı serinliğe davet ediyordu.Son derece rahat ve insanın içini ferahlatan bir havası olan ev, eski bir taş binaydı. Ön yüzünde ekili sarmaşık, salkım ve manolya ağaçları sayesinde bina daha az çirkin görünüyordu. Çiçeklerin yaprakları özenli işlenmiş bir örtü gibi duvarın çirkinliğini kapatıyordu.Ön tarafta büyük bir teras bulunuyordu. Geniş bir merdiven terası çimenlere taşıyordu. Arka tarafta ise içinde karacaların olduğu park vardı. Parkın içinden geçip giden dere gümüş bir kolyeyi andırıyordu.Saat dörde geliyordu.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 310
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2013
₺9,17

Nancy Pickard; "Beş Macavity, Dört Agatha, Bir Anthony, Bir Shamus Ödülü kazanmıştır. Bu dört ödülü kazanan tek yazar konumundadır." Jody Linder, güzel bir yaz gününde sarsıcı bir haber alır: Babasının katili olarak hapis yatan adam salıverilmiş, Kansas’taki küçük Rose kasabasına geri dönmektedir. Babasının vurularak öldürüldüğü, annesinin ise kaybolduğu ve cinayete kurban gittiğine hükmedildiği fırtınalı gecenin üzerinden yirmi üç yıl geçmiştir. Ne amcalarıyla eniştesinin kendisini koruyup bağırlarına basmaları ne de büyükannesi ile büyükbabasının güvenli bir limanı andıran çiftliği, o felaket gecesinde Billy Crosby’nin sebep olduğu acıları silebilmiştir. Hayatını babasının masumiyetini kanıtlamaya adayıp avukat olan oğlu Collin’in çabaları sayesinde Billy Crosby artık serbesttir. Kasabanın küçük nüfusuna rağmen çocukluklarından beri birbirlerinden uzak durmaya çalışan Jody ile Collin, kaybettiklerinden dolayı duydukları üzüntünün ortak olduğunu keşfederler. Jody eski yaraları deştikçe ailesinin trajik geçmişine dair ürkütücü sırlar ortaya çıkmaya başlar. Bu mücadele ve zorluklara rağmen daha iyi bir geleceğe, hatta belki de aşka dair umutlar besleme cesaretini gösterir. "Pickard öykü anlatmak konusunda doğuştan yetenekli." -The New York Times- "Sizi bütün gece uyutmayacak. Nancy Pickard’ın zekâsı ve meraklı anlatımı insanı asla hayal kırıklığına uğratmıyor." -Julie Garwood- "Nancy Pickard aileler ve ilişkiler; nefret, arzu ve aşk; sadakat ve ihanet, özellikle de sırların yıpratıcı gücü hakkında başarıyla örülmüş romanlar yazıyor." -The Boston Globe- "Bu kitap sürükleyici bir roman, ustaca yapılmış bir karakter incelemesi ve edebi açıdan nadir rastlanan bir eser." -The Kansas City Star- "Pickard’ın Kansas’a dair öyküleri ağır başlılık ve küçük kasabaların dramlarıyla dolu. Fırtına Pickard’a hak ettiği geniş okuyucu kitlesini kazandıracaktır." -The Denver Post-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺78,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺66,90

Yirminci yüzyılın en büyük yazarlarından sayılan F. Scott Fitzgerald, bu ölümsüz eserinde bizleri Birinci Dünya Savaşı sonrası Amerika’da para, lüks ve gücün egemen olduğu on yıllık şaşaalı döneme, kendi tabiriyle ‘Caz Çağı’na doğru yolculuğa çağırıyor. Gatsby, sevdiği kadın uğruna gösteriş ve sefahate bulanmış Amerikan rüyasında kendi naif hayalini diri tutmaya çabalayan iflah olmaz bir romantikten başkası değil. Çoğumuz için belki de bildik olan bu hikaye yazarın erişilmesi güç ustalığı, dilinin sadeliği ve gücü ile birleşince on yıllara meydan okuyan, insana ve aşka dair buruk bir masalın satırlarında gezinirken buluyoruz kendimizi.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 228
En / Boy : 10,5 / 17
Kağıt Cinsi : Şamua
Basım Tarihi : 6.2013
₺11,25

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2012
₺10,42

Bir Noel Arifesinde, yaşlı ve huysuz olan Scrooge’un evine bir hayalet gelir. Bu hayalet Scrooge’un yıllar önce kaybettiği ortağı ve yakın dostu Jacob Marley’dir.

Marley bu beklenmedik ziyaretinde, Scrooge’un insanların arasına karışıp kendi hayatına yönelik bazı çözümlemeler yapabilmesi ve bunu yaparken de huzur bulup, hayatının geri kalanına umutla bakabilmesi için, kendisini bundan sonra üç hayaletin daha ziyaret edeceğini söyler…




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 117
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺6,75

Julian West, 19. yüzyılın sonlarına doğru aristokrat bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Zengin ve fakir arasındaki sınıfsal uçurum, açıkça doldurulamaz durumdadır. Mensup olduğu sınıfın diğer üyeleri gibi Julian’da kendisini emekçi tabandan daha üstün görmekte, yaptıkları grevleri olumsuz gidişatın nüveleri olarak değerlendirmekte ve söz konusu gelişmelere öfkelenmektedir.
Julian, Boston’lu seçkin bir ailenin güzel kızı, Edith Bartlett ile nişanlıydı. İnşaat halindeki evleri tamamlandığında evlenmeyi planlıyorlardı ancak inşaatla ilgili yaşanan sorunlardan dolayı planlarını gerçekleştirmeleri bir yıldan fazla zaman aldı.
Julian’ın, insomnia’dan muzdaripti ve sokaktaki en ufak sesten korunmak için kendine gizli bir uyku odası inşa ettirdi. Aynı zamanda bu iş için uyumasına yardımcı olmak konusunda asla başarısız olmayan yetenekli hipnozcu Doktor Pillsbury’nin de yardımını alıyordu. Pillsbury, Julian’ın hizmetçisi Sawyer’ı, onu hipnoz uykusundan uyandırması konusunda eğitti. Pillsbury’nin New Orleans’taki yeni bir iş için Boston’u tek ettiği gece, Julian son bir kez doktorun yardımını istedi. Pillsbury gittikten sonra Julian’ın evi bir yangınla yok oldu, bu esnada Julian yeraltındaki uyku odası tarafından korundu.
Kimse bu odadan haberdar olmadığı için herkes Julian’ın öldüğünü sandı. Yüzyıldan fazla bir süre sonra Julian’ın gizli yer altı odası, yeni bir laboratuvar kurmak için inşaat alanını araştıran Doktor Leete, bütün bilinenleri değiştirecekti…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 286
En / Boy : 13,5 / 14,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2014
₺48,90

 





Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 294
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2014
₺48,90

''Önce Karanlık vardı,'' gibi tıpkı, ''önce Hipster vardı,'' ve Hipster bir yeraltı adamı idi. Beat, Beatnik, Jazz, Cool, Bobstill, Bebop, Hippi, Punk ve çoğaltabileceğimiz çokça kültür teriminin özünde yatıyor Hipster -onların varlık sebebi bir anlamda. Norman Mailer, Hip insanına ilk derli toplu yaklaşımda bulunan ve Beat Kuşağı’nın hemen öncesinde mevzilenen ve onlarında var olmasına onulmaz bir katkı sağlayan Beyaz Zenci’sinde döneminin donelerini hem yaratarak hem de kullanarak elinden geleni ardına koymuyor. Hip’i ve insanını isimlendirildiği tarihten bu güne dek getirirken, aynı zamanda siyah kültürün diplerine doğru da kaçınılmaz bir kültür yolculuğuna çıktık.

Bu kitap bir alt-karşı kültür manifestosu!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 56
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺31,90

Beat Generation'dan Blank Generation’a Punk Şair Richard Hell'den bir roman-şiir.

Richard Hell’in kerameti sadece, New York Punk sahnesinin kült peygamberi konumuna yükselmesi değil, son 30 yılın John Cooper Clarke, Patti Smith ile birlikte en önemli punk şair-ozanlarından biri olması da diyebiliriz. 

Hell, 1977′de ortalığı kasıp kavuran Blank Generation marşını yayınladığında aynı zamanda yeraltı gençliğine yeni bir müzik de sunuyordu. Television olarak Marquee Moon ise bilinen 3 akorlu punk kalıplarını çoktan kırmıştı. Ekibiyle birlikte punk’ın magazinel ve sansasyonel bir sostan ibaret olmadığını cümle aleme göstermişti.

Verlaine – Rimbaud aşkının punk re-mix'i.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2014
₺31,90

Jack London kendi hayatında en değer verdiği hayvan olan Kurt'u romanının başkahramanı olarak seçmiş ve Beyaz Diş böylece edebiyat tarihinin de hayranlık uyandıran hayvan karekterlerinden biri olmuştur.

19. yüzyıl sonlarında Klondike Altına Hücum döneminde geçen macera dolu hikayede annesi yarı köpek babası kurt olan Beyaz Diş vahşi hayatla insanlar ve evcilleşme arasında kalmıştır. Hem insanların hem de hayvanların eziyet ettiği ve kendisinden  başka her türlü canlıya karşı güvenini kaybeden ve yalnızca vahşi hayata tutunan Beyaz Diş Weedon Scott sayesinde sevmeyi öğrenir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 266
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2014
₺16,40

Washington Irving, Amerika'nın İngiliz kraliyet rejimi karşısında bağımsızlığını kazandığı dönemin en popüler yazarları arasında yer almaktadır. Amerika Birleşik Devletleri'nin uluslararası ilk en iyi satan yazarı olarak Irving meşru bir meslek olarak yazarlığı savundu ve hayatı boyunca deneme, hikaye ve biyografi türünde birçok yazı kaleme aldı.

Gotik bir hikaye olan Başsız Süvari; 1800'lü yılların başında Amerika'nın Sleepy Hollow Kasabasında anlatılan halk hikayelerinden biridir ve günümüzde dahi aynı kasabada bu figürle ilgili şenlikler düzenlenmektedir. Başsız Süvari hikayesinin 1949 yılında Walt Disney tarafından animasyon filmi yapılmış, daha sonraları dünyaca ünlü yönetmen Tim Burton tarafından sinemaya da uyarlanmıştır.

Rip Van Winkle ise karısının dırdırından kurtulmak için çareyi çok sevdiği köpeği Wolf ile Catskills Dağlarında ördek avlayarak geçirmekte bulmuştur. Başına gelen doğaüstü olaylar sonucu karşılaştığı manzara karşısında, içinde bulunduğu durumu önce kendisine, sonra çevresindekilere açıklamanın yollarını aramaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 115
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2015
₺17,90

Hernan Cortes, bugün sadece politik bir şaka olarak kabul etmek istediğimiz Meksika “Duvarı”nın sınırlarında dolaşmaya başladığında kendisini neyin ya da nelerin karşılayacağından emin değildi. Bu belirsizlik ortamı kısa süre içerisinde yerini, cesaret ve yeni bir otorite timsaline bırakarak 500 yıllık değişimin tetikleyicisi oldu. 

Amerika Birleşik Devletleri, özetle bu tip bir dizginin üzerine kurulmuştur. Belirsiz olan her zaman tehlikeli ancak elde edilebilirliği de bir o kadar kolaydır. Ancak bu görüş, 40’lı yılların sonuyla birlikte kırılmaya uğrar. Azteklerin kaçık ve atalarından habersiz bebop/free jazz dinleyerek kafayı yemiş varisleri, Amerikan demokrasinin ve bir ulus-belleğin çöküşünü, ahlaki herhangi bir kaygıdan uzak ve hiçbir şeyden sakınmadan kaleme alarak müjdeleyeceklerdir.

Amerika’dan birkaç kara parçası uzaklığında yaşayan Gilles Deleuze ise; bir yanda Lacan, Badiou ve akademinin kendisine mesafeli durmayı yeğleyen isimleriyle uğraşırken, diğer yandan sert geçen Fransız politik ikliminin içerisinde farklı adalar yaratmakla meşguldü. Bu yüzden Kerouac, Burroughs, Bukowski gibi Amerika’nın fırlama ve bigane çocuklarıyla tanışması ya da sonradan bu konuda birçok okumaya zemin oluşturması abes kaçmayacaktır. 

Gilles Deleuze ve Amerikan Edebiyatı işte bu sessiz edebi ittifakın en güzel anlatısıdır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 1
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2016
₺38,25

Nobel Ödüllü yazarın tüm öykülerinin bir arada olduğu tek eser. Ernest Hemingway’in tüm kısa öykülerinin toplandığı bu bütünsel eserde okurlar hem Kilimanjaro’nun Karları, Beyaz Fil Tepeleri, Aydınlık ve Temiz Bir Yer gibi çok sevilen klasiklerle buluşacak hem de ilk defa bu seçkide yayımlanan yedi yeni öyküyü keşfedecek. Tüm Öyküler, Hemingway hayranları için paha biçilmez bir hazine. Ernest Hemingway, Ingilizce yazında, yirminci yüzyılda yaşamış herhangi bir yazardan çok daha büyük bir değişim yaratmış, bu nedenle 1954 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür. Hemingway kısa, net cümleler yazar, sert ve etkileyici üslubuyla tanınır. Güneş de Doğar ve Silahlara Veda ile Hemingway, yirminci yüzyılın en büyük edebi kişilikleri arasında yerini almıştır. Gazetecilik ve Birinci Dünya Savaşı’nda ambulans sürücülüğü gibi işlerle uğraşmış olan yazar, 1920’lerde Paris’te gönüllü sürgünlerden oluşan yazar çevresinin bir parçası olarak uluslararası ün kazanacağı bir kariyere imza atmıştır. Hemingway, boğa güreşine ve avcılığa meraklıdır, ana karakterleri fiziksel ya da psikolojik olarak zarar görmüş, cesur ve kararlı erkeklerle kadınlardır. Çanlar Kimin Için Çalıyor’da Ispanyol Iç Savaşı’ndan söz etmiş, Ikinci Dünya Savaşı’na da değinmiştir. Klasik kısa romanı Yaşlı Adam ve Deniz ile 1953 yılında Pulitzer Ödülü kazanan Hemingway, 1961 yılında ölmüştür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 868
En / Boy : 14 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺131,90
Yalnız mı hissediyorsunuz? Bu yalnızlık yaşamla boğuşmanızı mı engelliyor? Eşiniz artık yok ve siz ne yapacağınızı bilmiyorsunuz? Oysa yalnız değilsiniz, bu duyguyu paylaşan başkaları da var. Bu kitabın yazarı, eşini kaybedip yalnız yaşamak zorunda kaldığında, çok dar imkanlara sahip olduğunu gördü. Asıl mesleği evlilik ve aile danışmanlığı olan yazar, bunun üzerine diğer yalnız kadınlarla birlikte bir dayanışma grubu kurdu ve binlerce insanı organize etti. Bu rehberliğin güncesi olan Yalnız Kadınlar, kendine güven duygusunu pekiştirmek için bir başvuru kitabı; ve yazarın size aşk, dostluk ve yalnızlık üzerine söyleyeceği çok şey var. Kitabı açın ve göreceksiniz, sandığınız kadar yalnız değilsiniz. Bu kitap, yalnız insanlara "kendi kendine yetebilme" yollarını gösteren bir rehberdir. Kendine güvenmeyi öğreten hızlı bir kurs, dostluk ve arkadaşlık üzerine bir el kitabıdır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 164
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2009
₺38,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 380
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺18,52
Jack London’un yapıtları görkemli ve sürekli bir destandan alınma sürükleyici serüven parçaları gibidir. Jack London, "Düş Ülkelerine Yolculuk" adlı romanında, San Francisco’da yaptırdığı Snark adlı teknesiyle, Güney denizlerinin yakıcı güneşi altında iki yıl süren yolculuğunu sürükleyici bir dille anlatıyor. Yer yer fantastik öğelerle süslü nefes kesici bir roman...
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 231
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.1990
₺11,70

Uçsuz bucaksız Amerika kırsalının bir beyaz gecesinde daha, dünyayı kafamın içinde döndürerek yeni bir uykusuzluk nöbetiyle boğuşurken karanlıkta tek başınayım... 72 yaşındaki eski kitap eleştirmeni August Brill, geçirdiği bir araba kazasından sonra kızı ve torunuyla birlikte oturmaktadır. Uykusuz bir gecede, anımsamak istemediği düşünceler ve olayları, karısının ölümünü, torununun erkek arkadaşının Irak’ta vahşice öldürülüşünü kafasından kovmak için, kendi kendine öyküler anlatır. ABD’nin Irak’la değil de, kendi kendisiyle savaşta olduğu bir öykü kurar. Bu hayali ABD’de, ülke kanlı bir iç savaşa sürüklenmiştir. Gece ilerledikçe, Brill’in öyküsü gittikçe yoğunlaşacak, unutmak istedikleri bir bir geri gelecektir... Amerikan edebiyatının son döneminin en saygın birkaç yazarından biri olan Paul Auster, tüm dünyayla aynı günlerde yayınladığımız yeni romanı Karanlıktaki Adam’da, belki de bugüne kadarki en politik yapıtını sunuyor okurlara.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 171
En / Boy : 12,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2018
₺34,90
F. Scott Fitzgerald'ın ünlü eseri Muhteşem Gatsby, 20. Yüzyılın en büyük Amerikan romanlarından biridir. Jay Gatsby'nin, malikanesinde sürdüğü görkemli hayat Fitzgerald'ın "Caz Çağı" olarak nitelendirdiği ruhu, heyecanı ve şiddeti tüm yoğunluğuyla taşır. Daisy Buchanan'a duyduğu aşkla Gatsby, beş yıl önceki bir anı, yaşamının en büyük düşünün, "kelimelere sığmayan hayallerinin" Daisy'nin öpüşünde somutlaştığı anı geri getirmek ister. Romantik düş gücünü, ulaşılmaz bir hayalin peşinden cesaretle gitmenin yarattığı acıyı etkileyici bir anlatımla ortaya koyan Muhteşem Gatsby, umut etme ve hayal kırıklığı, yanılsama ve aşk üzerine yazılmış bir başyapıttır. "Hadi hep birlikte benim eve gidelim", dedi, "Daisy'ye etrafı göstermek istiyorum." Gözlerini bir an bile Daisy'den ayırmamıştı ve sanırım evdeki her şeyi onun o hayran olduğu gözlerinden aldığı tepkiye göre yeniden tartıyordu. Daisy'nin oradaki varlığının baş döndürücü gerçekliği karşısında bazen kendisi de sahip olduklarına şaşkın gözlerle, sahiciliklerini kaybetmişler gibi bakıyordu. Merdivenden inerken bir ara, az kaldı aşağı yuvarlanıyordu. Evdeki odalar içerisinde en sade olanı Gatsby'nin yatak odasıydı, tabii komodini süsleyen som altından tuvalet takımını saymazsak. Daisy büyük bir keyifle fırçayı alıp saçlarını taradı, bunun üzerine Gatsby de oturdu, eliyle gözlerini kapatarak gülmeye başladı. "Bu o kadar tuhaf bir şey ki dostum," dedi neşeyle. "Bir türlü... Şey olmuyor... Yani çabalasam da..." O gün iki belirgin ruh ikliminden geçmişti, üçüncüye de girmek üzereydi. İlk baştaki çekingenliği, sonra abartılı coşkunluğu, şimdi de Daisy'nin gerçekten karşısında oluşunun yarattığı şaşkınlık epeyce yormuştu onu. Bu anı o kadar uzun süre düşünmüş, en ince ayrıntısına kadar hayal etmiş, deyim yerindeyse dişini sıkıp öyle bir azimle beklemişti ki şimdi, fazla kurulmuş bir saatin zembereği gibi boşanıyordu duyguları.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 198
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2013
₺53,90

Şairlerin şairi Wallace Stevens ilk kez Türkçede!

Wallace Stevens, hem şiirinde, hem şair kimliğiyle yaşamında gizlenmeyi seçmişti, onca giz bundan. Gökçenur Ç, şiirlerini Türkçeye taşırken müthiş iş çıkarmış: Kendi şiirsel edâsını çevirdiklerinin arasına saklamayı bilmiş: O, Can Yücelcesiyle: Bir Türkçe söyleyen.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 318
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺78,90
Tükendi

Amerikan Yeraltı Edebiyatından birçok simanın şahit olduğu büyük bir aşkın öyküsü…

Genç, güzel şair ve heykeltıraş Linda King, 1970'lerde Los Angeles'ta yaşıyordu. Los Angeles Free Press için Pis Moruğun Notları’nı yazan yeraltı yazarı / şairi Charles Bukowski ile tanıştı. Büstünü yapmayı teklif etti. Sivilceleriyle yaralanmış yüzünü yontarken Bukowski mektupları, yazıları ve zekası ile onu baştan çıkarttı. Âşık oldular. Beş yıl süren sevgi ve nefret dolu, tutkulu ve esprili bir ilişkileri oldu.

Linda King bu birlikteliğin ve ayrılışlarının öyküsünü Bukowski’nin kendisi için yazdığı hiç yayımlanmamış şiirleri ve mektuplarıyla, fotoğraflarla anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 356
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2017
₺38,54

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺28,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 335
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2006
₺60,90

"Kırmızı Eğrelti Otunun Büyüdüğü Yer" isimli kitabıyla tanınan Wilson Rawls’ın ikinci kitabı "Maymunların Yazı"nda yine aynı sıcaklığı, doğa ve kendileriyle barışık yaşayan kırsal kesimin insanlarının aynı içtenliğini bulacaksınız. Kitabın kahramanları on dört yaşında Jay Barry ve onun köpeği Rowdy, Jay’in bacağından sakat kız kardeşi Daisy, sirkten kaçıp ormanda saklanan bir sürü maymun. Bir kaza sırasında sirk arabasından kaçan maymunların yakalanması için sirk sahibi ortaya yüklü bir ödül koyar. Ormanlarda avlanan Jay Barry bu ödülü alabilmek için köpeği Rowdy ile birlikte akla gelmedik yöntemlere başvururlar. Olağanüstü güzellikleri ve macera dolu bu kitapla yine aynı heyecanı yaşayacağınızı umuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 333
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺76,00

 





Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 15 / 20,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺32,80
Avrupalı yüz binlerce Kadın yanılıyor olamaz...Le Chic Butik, Tami Newton imzasıyla çok yakında raflarda...New York’ta üç arkadaş: Dori, Jesi ve Irene. Her şeye hazırlar ve sürekli Bay Doğru’yu aramaktalar.Le Chic Butik’in açılışına davet edildiklerinde kendilerini bir sürprizin beklediğini biliyorlardı. Le Chic’in devrim yaratacak yeni bir konsepti vardı: Erkek satmaktaydılar! Hem de her biçimde, her bedende, her renkte ve her kişilikte erkekleri vardı. Kadınlar, müstakbel eşlerini hazır alabilirler ya da kendilerine uyacak şekilde özel yaptırabilirlerdi. Her ne kadar alışılmadık bir durum olsa da üçlümüz hemen istedikleri erkekleri aramaya koyulurlar. Ancak dikkatli olun, her zaman istediğiniz ya da ihtiyaç duyduğunuz her şeyi satın almazsınız. Yanlış beden seçmişsinizdir, o renk size pek gitmiyordur ya da aldığınız belki hiç de sizin tarzınız değildir. Tabii ki çoğu kez aldıklarımızı eve getirmeden bunun farkına varamayız. Kıyafetler için geçerli olan bu durum erkekler için de geçerliydi.Neyse ki Le Chic, ürün değişimi hizmeti sunmaktaydı ve kahramanlarımız da bu hizmetten sonuna kadar faydalanacaklardı..."Yüzbinlerce kadın yanılıyor olamaz ya... Bu kitap gerçekten çok zevkli" -Elle - Almanya-"Tami Newton kalbinden geçenleri, hayallerini kâğıda dökmüş. Sonuç harikulade olmuş..." -Bessa McClare-"Güldüren diyaloglar ve bolca kahkaha. Bay Doğru arayışında yepyeni bir boyut." -Chexx - The Magazine-"Hem esprili hem eğlenceli!" -Disy - The Regional Women’s Magazine-"New Yorklu üç genç kadının neşeli ve biraz ironiyle karışık hikâyesi anlatılıyor. Muhteşem bir kitap, özellikle eğlenceli diyalogları sayesinde..."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 197
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2013
₺10,42
Dünyaya kargaşa hakimdir. Üçüncü Irak-İran savaşı ve Kaliforniya’ya atılan bombanın etkisi hâlâ hafızalardadır. Suudi Arabistan’da askeri darbe olmuştur. Türklerle Ruslar Hazar Havzası’nda çarpışmakta, İran ve müttefiki Çin statejik bölgeler için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Petrol şirketleri, çok uluslu şirketler ve bankalar en son teknoloji askeri teçhizatı kullanıp paralı askerler kiralamaktadır. Amaçları yaşanan bu küresel kaosta öne geçip zenginliklerini korumak hatta arttırmaktır. Diğer tarafta Force Insertion adlı askeri birliğin başında sürgün edilmiş bir general olan James Salter bulunmaktadır. Salter’in tek bir amacı vardır. Stratejik bölgelerde kendi hakimiyetini kurup dünyanın en güçlü adamı olarak ülkesine geri dönmek. Salter’in gerçek niyetini bilen bir kişi vardır: Gilbert Gentilhomme. Gilbert, Salter’in dünyayı ele geçirme planına engel olabilecek midir? Steven Presfield, kitabın anlatıcısı ve kahramanı Gilbert aracılığıyla bir taraftan dünya siyasetine değinirken, diğer taraftan da hem insan, hem de asker için ‘‘onur’’ kavramının zamansızlığı ve mekânsızlığının altını çiziyor. . ‘‘Dikkat çekici... Kışkırtıcı... Düşünen bir insanın gözünden modern dünyanın sınırsız heyecanı..." -Wall Street Journal- ‘‘Usta bir anlatıcı...’’ -Publishers Weekly-
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 380
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2013
₺27,00

“'Bir gençten bir diğerine kırılgan bir konu olarak aktarıldı... kitabın hedef kitlesi onu basıldığı günden beri elinizden düşüremeyeceğiniz bir roman diye tanımladı.'
The New York Times

'Çavdar tarlasında çocuklar ve A Separate Peace geleneğinden gelen bir büyüme romanı... [Chbosky'nin] hayat,aşk ve dostluk hakkındaki keskin yorumlamaları sıklıkla ilham verici ve çok güzel ifade edilmiş.'
USA TODAY

' Basılır basılmaz sansasyon yaratıp kült statüsüne erişen ve pek çok okulun okuma listelerine giren bir kitap'
The New York Times

'Charlie (aslında hepimizin o üretim bandından çıkması gerektiği gibi ) öylesine iyi ve saf bir insan ki sıradan, yetişkin bir yazarın kaleminden çıkmış olmasına şaşırıyorsunuz. Kitap boyunca tekrar tekrar hepimizin okumaktan ve tanık olmaktan hoşlandığı saf bilgeliği sunuyor. Ve Stephen Chbosky bizi hayal kırıklığına uğratmıyor. Ergenliğin kirli bir dünya olduğu kültürümüzde umarım bu çocuğun başına hiçbir şey gelmez.'
Los Angeles Times

' İlgi çekici... Charlie espri anlayışı ve üstü örtülü meselelerle kötü olayları ele alışıyla hem genç , hem yetişkin okurları tatmin edecek, sempatik bir çocuk.'
Booklist

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 285
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2015
₺36,00

Öğrenmen gereken şeyler var. Geçmişin senin bir adım arkandan gelen bir iskelet, geleceğin ise bir adım önünde yürüyen bir başka iskelettir. Belki saat takmazsın, ama iskeletlerin takar ve saatin kaç olduğunu hep bilirler. Şu an, bu iskeletler anılardan, düşlerden ve seslerden oluşur. Seni iki arada bir derede, dokunma ve oluşma arasında, kapana kıstırabilirler. Ama ille de kötü değildirler, tabii sen kötü olmalarına izin vermediğin sürece. Yapman gereken sürekli hareket etmek, sürekli iskeletlerinle birlikte uygun adım yürümek. Seni asla terk etmeyecekler, yani bu konuda kafa yormana gerek yok. Geçmişin çok geride kalmayacak, geleceğin çok fazla önüne geçmeyecek. Yine de bazen iskeletlerin seninle konuşacak; sana oturmanı, dinlenmeni, biraz soluklanmanı söyleyecekler. Belki sana sözler verecek, duymak isteyeceğin şeyleri söyleyecekler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar sen yürümeye devam et, harekete devam et. Bir de, saat takma. Zaten Kızılderililerin saate ihtiyaçları olmaz, çünkü iskeletler hep zamanı hatırlatır onlara. Anladın mı, vakit hep şimdidir. Kızılderili zamanı budur işte. Geçmiş, gelecek, hepsi şimdinin içinde sarmalanmıştır. Böyledir işte. Şimdide tutsağız hepimiz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 217
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺55,30

Onu kurtarabilecek olan tek şey aşktı…

Geldi ve o en umutsuz anda kalbini kıskıvrak yakaladı.

Weslyn’in Connecticut eyaletinde hayat olağan deviniminde akıp gitmektedir. Fakat Emma Thomas’ın tek isteği çevresi tarafından görünmez olmaktır. Onun tüm çabalarının sebebi, gördüğü zulmün eseri, vücudunda biriken yara izlerini gizleyerek hayatını her şey yolundaymış gibi göstermektir.

Fakat Emma, bir gün Evan adında bir adamın çıkagelip tek günde hayatını değiştireceğini nereden bilebilirdi? Aşk ona, sırlarını açığa çıkarmak pahasına da olsa kabuklarından sıyrılma şansı tanıdı.

Bir genç kızın hayatını değiştiren aşk hikâyesi, sessiz çığlıkları ve umuda pamuk ipliği ile tutunuşu: Tut Elimi

“Umut pamuk ipliğine bağlıysa aşk bir mucizedir...”

- Tammara Webber

“Ben böylesi etkileyici bir aşka daha önce şahit olmadım.”

- Guardian

“Her yürek burkan sahnede kanınız donacak, her öpücükte kalbiniz sımsıcak olacak.”

- Cynthia Shepp


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2018
₺48,75
1 2 3 ... 26 >
Çerez Kullanımı