Bu eser, disiplinlerarası bir yöntem ile oluşturularak bir mezhep olan Şiiliğin İran için salt bir dini inanıştan çok daha öte anlamlar ifade ettiğini gösterme çabasındadır.

Din ve mezhep olgusu birey, toplum ve devlet bakımından çok boyutlu bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireylerin kimlik inşasında değerler, din, inanç, kültür, ideoloji, cinsiyet etkilidir. Özellikle din ve mezhep, bireylerin ve toplumların kendi kimliklerini tanımlamalarında en temel unsurlardan birisidir.

Dinin ve mezhebin sadece bireysel ve toplumsal alanda değil devletler ve devletlerin politikaları açısından da önemli etkileri mevcuttur. Modern dünyada dinin yeri, etkileri, din-devlet, din-siyaset ilişkileri ve din sosyolojisi ile ilgili birçok bilimsel yayın ve araştırma sayısı artmaktadır. Özellikle 21. yüzyılda dış politika karar alma süreçleri incelendiğinde dini inançların, din temelli örgütlerin ve sivil toplum kuruluşlarının, devlet yöneticilerinin karar almalarına tesir ettiği görülmektedir. Bir ülke açısından dış politika konusu sayılan hususları, sadece uluslararası ilişkiler disiplini içinde görmek eksik olacaktır. Hele de söz konusu bölge Orta Doğu, ülke de İran ve dış politikası ise yalnızca siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler disiplini ile doğru bir tahlil yapılamamaktadır.

İran’ı doğru anlamak uluslararası ilişkiler disiplinini aşan bir konudur. Uluslararası ilişkiler disiplini ve teorileriyle İran’ın toplumsal, siyasal, kültürel, ekonomik, dini, mezhepsel vb. yapılarını tam anlamıyla analiz etmemiz mümkün değildir. Bu amaçla bu eserde disiplinlerarası bir çalışma yöntemi benimsenerek İslam Mezhepleri Tarihi ile Uluslararası İlişkiler disiplinleri yöntemleri bir araya getirilmiş ve Şiiliğin İran dış politikasına ne ölçüde etki ettiği analiz edilmek istenmiştir.

Şiilik, İslam düşünce tarihinde siyasi ve fikri açıdan çok fazla iz bırakmış bir mezheptir. Günümüzde de izler bırakmaya devam etmektedir. Bu alanda pek çok çalışma yapılmasına rağmen onun dış politikaya etkileri üzerine yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma, İran dış politikasında Şiiliğin bir dış politika aracından çok daha öte anlamlar içerdiğini sahadaki uygulamalardan yola çıkarak göstermeyi hedeflemiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 265
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2021
₺48,00

Tahlilleri kitabının bir devamı niteliğindedir demek, yeterli ve elinizdeki eserin kapsamına dair doğru bir bilgi olmayacaktır. Eser, bir önceki çalışmada yer alan konulara dair önemli çalışmaları eklemekle birlikte, yeni gündemlere yönelik geniş bir uluslararası ilişkiler çerçevesi oluşturmada yardımcı olmaktadır. Elbette alana dair her zaman yeni gelişmeler ışığında, yeni tahlilleri ortaya koymak mümkündür. Amaç; devinimi kesilmeyen bu alana dair, başlangıç okumaları için en kapsamlı seçeneklerden birini sunarken, döneme dair bütünlüklü bir bakış açısını kazandırmaktadır.

Bu nedenle, Uluslararası İlişkiler Tahlilleri serisinin ikinci kitabı; küresel ve bölgesel aktörlerin politikalarını analiz etme çabası için Latin Amerika, Hindistan, Kanada, Orta Asya ve Birleşik Arap Emirlikleri ile genişletilmiştir.

İlk eserin oluşturduğu kapsamı da çoklaştırma amacıyla, devlet dışı aktörlerden hibrit savaşlara, kamu diplomasisinden siyasal iletişime, mülteciler ve göç konusundan, uluslararası güvenliğe, Afrika siyasetine, illiberal demokrasilerden uluslararası ekonomi politiği kapsayan birçok konuyu disiplinler arası bir bakışla ele alarak okuyucularına sunmayı hedeflemiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 360
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺45,00

"Uluslararası İlişkiler Tahlilleri" daima ilgi çekici ve faydalı olacaktır. Elinizdeki bu kitap, küresel ve bölgesel politikaları anlamada bir adım ileri gidebilmemiz için derlenmiş makalelerle bize bölgeden küresel politikaya bakış çerçevesi sunuyor. Jeopolitik; geri döndü, bununla birlikte üstelik artık sadece donanmaları, orduları ve hava gücünü değil, üzerinde farklı rekabetlerin gerçekleştiği mesele alanlarını da kapsıyor. Orhan Karaoğlu'nun derlediği bu çalışma; mezhep siyaseti, özel askeri şirketlerin operasyonları, terör örgütleri'nin vekilleştirilmesi, enerji kaynak ve geçiş yolları rekabeti, insani müdahale ve çatışma sonrası yeniden yapılanma gibi konuların önce bölgesel sonra da küresel jeopolitiğin nasıl konusu olduğunu gösteriyor, bunu da Türkiye, Suudi Arabistan, İran, İsrail gibi bölge devletlerinin güvenlik strateji ve politikalarına atıfta bulunarak yapıyor. Kapsayıcı bir çalışma olarak, uluslararası ilişkileri anlamak için okumaya başlayanlara da iyi bir kılavuz niteliğindedir.

-Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney

Uluslararası ilişkiler çalışmaları eskinin ya da yeninin hüküm sürmediği bir döneme girmiştir. Uluslararası ilişkiler; konular, aktörler ve olaylar arasında bazen işbirliği genellikle çatışma ama her zaman etkileşim olan karmaşık bir dünya sunar. Elinizdeki çalışma söz konusu karmaşıklığı yakından tahlil ederek uluslararası ilişkilerin farklı yönlerine ışık tutma amacı taşımaktadır.

-Prof. Dr. Çağrı Erhan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 16.5 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺36,00

Yahudiler, Filistin coğrafyasında kendilerine ait bir devlet kurmak ve daha sonra da edinimini korumak için aynı toprağı kendine yurt kabul eden Filistinlilere karşı sıfır toplamlı bir mücadele içinde olmuşlardır. Mücadelenin sıfır toplamlı ve sürekli olması birçok alt bileşenle vücut bulan bir demir yumruk anlayışını ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma, İsrail’in demir yumruk politikasını yani Filistinlileri baskı altına alma ve onların davranışlarında değişiklik oluşturmaya ilişkin anlayış, beklenti, tutum ve eylemlerini, şiddetin doruğa çıktığı ve barış arayışı için müzakerenin ilişkilere hâkim olduğu iki uç nokta bağlamında ele almaktadır.

Gelecekte tekrar etmesi muhtemel dönemler olduğunu öngören bu ele alış yaklaşımıyla süreçler yeniden ortaya çıktığında olayları, gidişatı ve İsrail’in tutumunun ne olacağı, tutumunun arkasındaki nedenleri şimdiden anlamaya imkân tanımayı amaçlamaktadır. Çalışma; İsrail’in politikasını, anlayışını ve davranışını açığa çıkarmayı hedeflediğinden tarafsız değil bilakis taraflıdır. Taraflılık haklı bulmak manasında değildir. İstenilen İsrail’in durduğu yeri görünür kılmak ve netleştirmektir. Böylelikle İsrail’i anlamaya ve açıklamaya çalışanlara, İsrail’in durduğu yeri belirleyerek kendi duracağı noktayı tespit etmeye çalışanlara, İsrail ile ilgili bir politika, tutum ve davranış geliştirmek niyetinde olanlara veya en basitinden bu iki toplumun meselesi nedir, diye soranlara İsrail’in perspektifinden cevap vererek bir analiz açısı sunulmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 636
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺102,60
₺114,00

Türk-Amerikan ilişkilerinin çeyrek milenyuma yaklaşan bir geçmişi vardır. İkili ilişkilerin tarihi, çökmekte olan bir büyük güç ile yükselmekte olan bir büyük gücün bir başka deyişle “Anka Kuşu’nun inişe geçtiği”, Amerikan kartalının ise Roma İmparatorluğu’nun yerini almak üzere havalandığı bir dönemden günümüze kadar uzanan bir süreci kapsamaktadır. Bu nedenle ilişkilerin en önemli niteliğini, güçteki eşitsizlik olgusu oluşturmaktadır.

Bu kitap, bir taraftan farklı güç kategorisindeki ilişkilerde uygulanacak strateji ve politikalara yönelik istatistiksel analiz destekli bir yöntem önermekte ve Uluslararası İlişkiler çalışanlarına ve öğrencilerine bir model sunmaktadır. Böylece eşit olmayan güçlerin birbirlerine karşı uygulayabilecekleri strateji ve politikalara ışık tutmaktır.

Diğer taraftan kitap, ilk diplomatik ilişki kuruluşundan günümüze Türk-Amerikan ilişkilerindeki olaylar, olgular, krizler, uygulanan strateji ve politikaların kısa tarihçesini de hatırlamaya ve giderek bir satranç oyununa dönüşen ikili ilişkilerin çözümlemesine ilişkin ipuçları vermek suretiyle tüm okuyuculara da yararlı olmayı umut etmektedir.

Prof Dr. Şükrü Sina Gürel’in ifadesiyle kitap, yalnızca Türk-Amerikan ilişkilerini “güç ve çıkar” temelinde değerlendirmekle kalmayıp ’’küresel bir başat güç” ile “orta güçte bir ülke” arasındaki ilişki modeline kuramsal bir çözümleme de sunmayı amaçlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 476
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2021
₺96,30
₺107,00

Günümüzde uluslararası güvenlik sorunları bireyleri, toplumları, devletleri ve tüm küreyi tehdit etmektedir. Tüm bu güvenlik özneleri, varoluşsal açıdan kendilerini güvenlik içinde hissetme yani potansiyel tehditlerden uzak olma eğilimindedir. Uluslararası İlişkiler disiplininin en önemli alt çalışma alanlarından birisi olan uluslararası güvenlik çalışmaları odaklandığı aktörler ve konular bakımından sürekli bir değişim ve dönüşüm içerisinde olmuştur. Bu kapsamda kitap, bir yandan uluslararası güvenliğin kuramsal boyutlarına odaklanırken diğer yandan da hem geleneksel uluslararası güvenlik sorunlarını hem de etkilerini ağırlıklı olarak Soğuk Savaş’ın bitimiyle birlikte hissettirmeye başlayan “yeni” uluslararası güvenlik tehditlerini ele almaktadır. Güncel gelişmeler, güvensizlikler ve belirsizliklerle dolu bir uluslararası güvenlik ortamında yaşadığımızı bizlere her an hatırlatmaktadır. Bahsedilen bu güvenlik tehditlerine her an yenilerinin eklenmesinin ne kadar mümkün olduğunu Covid-19 pandemisi ile tecrübe etmiş bulunmaktayız. Bu denli kırılgan ve kestirilemeyen bir güven(siz)lik ortamında bulunmamız, uluslararası güvenlik sorunlarını farklı perspektiflerden analiz eden çalışmaları anlamlı kılmaktadır. Bu çalışmanın temel gayesi de güncel uluslararası güvenlik sorunlarına dair farklı yaklaşımlardan özgün bir çerçeve ortaya koyabilmektir. Kitap; uluslararası güvenlik çalışmalarının kuramsal dönüşümü, jeopolitik söylem bağlamında güvenlik tartışmaları, devletler arası çatışmalar ve savaş, silahlanma sorunu, terörizm, başarısız devletler, ulusötesi organize suçlar, çevresel güvenlik, iklim temelli göç, enerji güvenliği, siber güvenlik, salgın hastalıklar ve güvenliğin biyolojik koşulları ve gıda güven(siz)liği konularını içermektedir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 452
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺68,40
₺76,00

21. yüzyılda Putin'le beraber önemli bir çıkışa geçen Rusya, eylemleriyle ve söylemleriyle uluslararası politikada her zaman adından söz ettirmeyi başarmıştır. Rusya'nın büyük güç olma ülküsünü her fırsatta vurgulayan Putin'in 2000'li yıllarda dış politikada pragmatik eksenli politikalar izlediği gözlemlenmiştir. Uluslararası arenada eşit ve saygın bir devlet olarak görülmeye büyük önem veren Putin, bunun da ilk adımının özellikle yakın çevrede sözü geçen bir aktör olmaktan geçtiğinin farkındaydı. Bu minvalde harekete geçen Putin, Kırım'a müdahale etmiştir. Kırım'da farklı bir savaş tekniği olan ve birden fazla savaş aracının kullanıldığı “melez savaş” (hybrid warfare) kapsamında hareket eden Rusya'nın bu eyleminin Batı'nın NATO ve AB genişlemesi eylemlerine karşı bir reaksiyon olarak ortaya çıktığı görüşleri sık sık dillendirilmiştir. Öte yandan bunun aksine, Rusya'nın Karadeniz güvenliğini sağlamlaştırma ve bu bölgede nüfuz kurarak bölgesel hegemon olma hedefiyle bu eylemi gerçekleştirdiği iddiaları da zikredilmektedir. Sonuç olarak Kırım müdahalesi sonrasında Rusya, büyük güç söylemlerini somutlaştırma fırsatı yakalamış, Ukrayna ve Batı'ya gözdağı vermiştir. Bununla beraber Ukrayna'nın güvenliği ve yıllarca çözüm bulunamayan yeni uluslararası düzen içindeki yeri, Rusya'nın Kırım'a müdahalesi ve Doğu Ukrayna'daki eylemleriyle farklı bir evreye dönüşmüş, tehlikeli ve belirsiz bir görünüme bürünmüştür. İşte bu kitapta, saldırgan realizm kuramsal bakış açısıyla ve uluslararası politikadaki müdahalecilik olgusu çerçevesinde Rusya'nın Kırım üzerindeki saiklerini anlamlandırmaya odaklanılmış ve Rusya-Ukrayna arasındaki ilişkiler de derinlemesine incelenmiştir. Kitap, bu yönüyle diğer çalışmalardan ayrılırken Rusya'nın taktiksel ve stratejik manevralarını içselleştirmede de önemli bir rehber olma rolü üstlenmiştir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 570
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2020
₺71,10
₺79,00

İnsanlık tarihi boyunca her dönemde varlığını devam ettiren terörizm, değişen ve gelişen koşullara uyum sağlayarak uluslararası barış ve güvenliği tehlikey e düşüren en ciddi tehditlerden birisi hâline gelmiştir. Günümüzde terörizm ulusal sınırları aşmış ve uluslararası terörizm biçimine dönüşmüştür. Hiç şüphesiz terörizmin ulusal sınırları aşması ile birlikte içeriği ve boyutları da büyük ölçüde değişmiş ve daha karmaşık bir güvenlik sorunu hâline gelmiştir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺47,70
₺53,00

Uluslararası ilişkilerde vazgeçilmez konuma sahip olan kamu diplomasisi, devletlerin uluslararası alanda kendini anlatabilmesini sağlayan stratejik bir fonksiyonu ifade etmektedir. Özellikle diyalog, karşılıklı anlayışın gelişmesi ve ilişki inşa etmeye odaklanmasından dolayı dış politikanın önemli bir bileşeni hâline gelmiştir. Uluslararası sistemde kamu diplomasisi sadece barış dönemlerinde değil kriz zamanlarında da devletlerin iletişim yönetiminde hayati bir rol oynamaktadır.

Kitabın ilk bölümünde; diplomasinin dönüşümü, uluslararası ilişkilerde güç kavramının değişimi ve hegemonya ele alınmıştır. Yumuşak güç, devletlerin güç mücadelesinde kritik bir öneme sahiptir. Kitabın ikinci bölümünde; kamu diplomasisinin teorik yapısı çeşitli yaklaşımlar bağlamında ele alınarak ulus markalama, lobicilik, propaganda gibi kavramlarla olan ilişkisi ve insani diplomasi, savunuculuk, medya, eğitim, kültür, spor gibi uygulama alanları incelenmektedir.

Üçüncü bölümde; kriz yönetimi ve kamu diplomasisi arasındaki ilişki interdisipliner olarak ele alınmıştır. Kriz yönetimi, kriz iletişimi, halkla ilişkiler ve kamu diplomasisi kavramları ile ilgili temel bir anlayış oluşturulmaya çalışılan bu kısımda kamu diplomasisi faaliyetlerinde krizin nasıl ele alındığı ve yürütüldüğüne dair kavramsal açıklamalar yapılmıştır. Kitapta, kamu diplomasisi bağlamında kriz yönetiminin proaktif olarak yürütülmesinin önemine değinilerek devletlerin kriz durumlarında iletişimi nasıl yönetmeleri gerektiği üzerinde durulmaktadır. Bu bölümde ayrıca Türkiye'nin kamu diplomasisi ve kriz yönetimi potansiyeli değerlendirilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 268
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺52,20
₺58,00

Bu kitap; dış politika, jeopolitik ve siyaset olarak tasnif edilen ve farklı güncel gelişmeler çerçevesinde yapılan değerlendirmelerden oluşuyor. Verdiğim derslerde, Uluslararası İlişkilerin teorik tartışmalarından bunalan öğrencilerimin sıklıkla bana yönelttikleri soru “verdiğim bilgileri nasıl kullanacakları” yönündeydi. Jeopolitik, dış politika ve siyaset üzerine olan bu mülahazaları yayımlayarak onların bu sorusunu cevapladığımı ve kuramın pratiğe nasıl uygulandığını gösterdiğimi umuyorum. Kitap; jeopolitik analizler, dış politika yazıları ve siyaset denemeleri olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.

Jeopolitik Analizler bölümünde; Rusya’nın Orta Doğu politikasından Suriye Krizi’ne, Azerbaycan-Ermenistan ihtilafından Ukrayna Krizi’ne kadar küresel siyaset gündemini hâlâ çeşitli açılardan meşgul eden konular 14 başlıkta ele alınmıştır. Dış Politika Yazıları başlığındaki ikinci bölümde ise ekseriyetle Türk dış politikasına dair 13 değerlendirme bulunmaktadır. Son olarak Siyaset Denemeleri başlığındaki üçüncü bölümde de Türkiye’nin iç siyasetini ilgilendiren konular 17 başlıkta ele alınmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 1.2021
₺39,60
₺44,00

Değişen zaman kendi savaş tarzını da beraberinde getirmiştir. Savaşın gerçekleştiği ortam, savaşan sayısı, savaşan gruplar ve silahlar zaman içerisinden değişikliğe uğramıştır. Zaman içerisinde savaşlar; milyonlara varan kişinin ölümüyle sonuçlanan, devlet kuran, devlet yıkan, bir tek bombayla on binlerce kişiyi öldürebilen bir boyuta ulaşmıştır. Çağımızın savaş yöntemi “Asimetrik Savaş” kavramıyla ifade edilmektedir.
İstihbarat, kuşkusuz ilk insanlardan beri çeşitli şekillerde ve amaçlarla gerçekleşmektedir. Haber ağları oluşturma, düşman hakkında bilgi toplama, halkın arasına karışma, kılık değiştirme, casus elde etme gibi yöntemler, çok eski dönemlerden beri varlığını sürdürmektedir.
Kitap iki bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde; savaşın gelişimi, günümüze kadarki süreçte savaş tarzları ve özellikleri, devamında da asimetrik savaş ve mücadele yöntemleri konusu incelenmiştir. Bu doğrultuda hücre örgütlenmesi, gerilla savaşı tanımlandıktan sonra çeşitli teorisyenlerin gerilla teorilerinden örnekler verilmiştir. Yine siber savaş, kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer savaşlarla hibrit savaşlar değerlendirilmiştir. Bölümde ayrıca asimetrik savaşa karşı alınabilecek önlemler incelenmiştir.
İkinci bölümde ise istihbaratın kavramsal özellikleri ile birlikte istihbaratın tarihi gelişimi; günümüzde istihbarat elde etme yöntemleri ve kullanımı inceleme konusu edilerek tartışılmıştır.
Kitapta; alana ilgi duyan öğrenci ve akademisyenlerle birlikte güvenlik güçlerine teorik bir destek sağlamak, bu sayede ulusal ve uluslararası güvenlik politikalarına destek olmak hedeflenmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺29,70
₺33,00

Dünya Çatışmaları kitabının bu ikinci cildinde Sahra Altı Afrika ile Doğu ve Güney Asya bölgelerindeki çatışmaların yanında terör, milliyetçi çatışmalar, fundamentalizm, yasadışı göç ve deniz haydutluğu gibi uluslararası sorunlar ile küresel ticaret ve enerji gibi alanlarda yaşanan problemlere dair çatışma konularını inceleyen makalelere yer verilmiştir. Afrika ve Asya bölgelerinde ele alınan çatışma bölgelerinin sayısı bu yeni kitapta oldukça artırılmış ve bu bölgelere ilişkin toplam 29 makale kitapta yerini almıştır. Uluslararası İlişkiler disiplininin önemli inceleme alanlarından birini oluşturan çatışma konusunda Türkiye’de yapılan en kapsamlı çalışmalardan biri olan Dünya Çatışmaları kitabı, alanındaki akademik eser eksikliğinin giderilmesine önemli katkıda bulunacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 794
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2016
₺106,20
₺118,00

Bu kitap günümüzdeki iç savaşların uluslararasılaşmasına dair kapsamlı bir araştırmadır. Uluslararasılaşmış iç savaşlar özellikle de Soğuk Savaş'ın sona ermesi ile 21. yüzyılın en büyük fenomenlerinden biri haline gelmiştir. Bu zamana kadar müdahaleler ya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi sık sık çıkmaza girdiğinden yapılamamış ya da rakip Blokların Doğu-Batı dengesini korumak ve karşı tarafın etki alanını sarsmak için kullandığı bir araç olarak karşımıza çıkmıştır.

Ancak iki kutuplu dünyanın sona ermesi bir çok yeni neticeyi beraberinde getirmiştir. Örneğin dışarıdan desteklenen siyasi erk sahipleri ve silahlı gruplar maddi desteklerini kaybetmişler; farklı ülkelerin kendilerine özgü ve üzeri örtülü sorunları gün yüzüne çıkmış; ve uluslararası güvenlik gündemine kitle imha silahları, uluslararası terörizm ve etnik sorunlar gibi yeni tehditler girmiştir. Böylelikle, 20. yüzyılın sonunda hem uluslararasılaşmış iç savaşların savaşan tarafları hem de bu savaşların ilgili üçüncü tarafları amaçlarını, hedeflerini ve yöntemlerini yeniden tanımlamışlardır.

Bu kitabın temel amacı, günümüzün uluslararasılaşmış iç savaşlarının düzeneklerini ve muhtelif özelliklerini bahsi geçen şartlar altında açıklayabilmektir. Bunun için savaş literatürünün önde gelen nicel bulgular nitel bir şekilde bir araya getirilmiş ve İçe Doğru ve Dışa Doğru olmak üzere iki farklı uluslararasılaşma modeli oluşturulmuştur. Bu şablonların amacı müdahalelerin ve diğer müdahil olma yöntemlerinin farklılaşan yönelimlerini ortaya çıkarmaktadır. Bu iki kalıp arasındaki temel fark siyasi aktörlerin iç savaşa katılma süreçlerindeki katılım isteğine ya da mecburiyetine dayanmaktadır. Böylelikle uluslararasılaşma sürecinin denk geldiği kategoriye göre üçüncü tarafların motivasyonlarının, amaçlarının ve yöntemlerinin nasıl farklılaştığı gözler önüne serilecektir.

Dahası bu araştırma uluslararasılaşmış iç savaşların birçok boyutuyla ilgilenmektedir: Müdahaleleri uluslararasılaşmanın yegane unsuru olarak kabul etmenin yetersizliği; uluslararasılaşmış iç savaşların tek bir savaş süreci olarak kabul edilmesinden ziyade farklı aşamalara ayrılarak incelenmesinin gerekliliği; müdahalelerin ve diğer müdahil olma yöntemlerinin çatışmalar üzerindeki etkileri; bir çatışma tipinin bir kategoriden diğerine evrimleşmesi... Böylelikle kitapta iç savaşların aktörleri, nedenleri, amaçları ve uluslararasılaştırma metotları gibi farklı boyutlar kapsamlı şekilde ele alınmıştır.

Son olarak, kitapta Afganistan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Irak'taki uluslararasılaşmış iç savaşlar tarihi ve sistematik bir bakış açısıyla ele alınmış ve kitabın teorik bulguları bu vakalara uygulanmıştır. Ele alınan örnek olay çalışmaları ile İçe Doğru ve Dışa Doğru Uluslararasılaşma Modellerinin uygulama alanları ortaya konulmuş ve oluşturulan şablonların geçerlilikleri test edilmiştir. Bu vaka incelemeleri ile iç savaşların uluslararasılaşma dinamiklerine dair karşılaştırmalar yapmak mümkün olmuştur.


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 488
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.2019
₺62,10
₺69,00

Geçmişteki benzer durumları esas alarak gelecekteki muhtemel olayları tahayyül etmek mümkündür. Strateji de geçmişteki olaylar arasında bağlantı kurup bu olaylardan gelecek için yararlanma sanatıdır. Türkiye’nin Güvenliğini Anlamak kitabı; çevremizdeki olayları stratejik açıdan anlamamızı sağlamakta; strateji, tarih ve uluslararası ilişkiler konularını bir arada ve uygulamalı olarak akıcı bir şekilde sunmaktadır. Türkiye ve çevresinin stratejik açıdan ele alındığı kitapta; tarihî, kültürel, politik ve ekonomik olarak yapılan değerlendirmeler çoğunlukla “güvenlik” alanı ekseninde ve alışılmışın dışında farklı bir bakış açısı ile verilmektedir. Olaylar hakkında doğru değerlendirmeler yapmak için sağlam bilgiye ulaşmak isteyenlere rehber olması dileğiyle…

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2020
₺63,00
₺70,00

Osmanlı Devleti’ni parçalayarak Türkleri tarih sahnesinden silmek isteyen ülkeler, tarihin her döneminde bu parçalanmadan pay almayı hayal eden etnik grupları bağımsızlık vaadiyle isyana teşvik ederek, Osmanlı Devleti’nden alacakları paylar üzerinde bağımsız devletler kurmalarını desteklemişlerdir.

Osmanlı Devleti’nin zayıflamasına paralel olarak yabancı devletler tarafından kışkırtılan Sırplar, Bulgarlar, Yunanlılar kısa vadede otonomi, uzun vadede de bağımsızlıklarını kazanmış ve I. Dünya Savaşı öncesinde sıra Filistin ve Anadolu topraklarının bölüşülmesine gelmiştir.

I. Dünya Savaşı öncesinde baş gösteren tehlikeyi sezen Osmanlı Yönetimi, parçalanmayı öteleyebilmek için önce İtilaf Devletlerine başvurmuş, ancak Osmanlı Devleti’ni parçalamayı kafasına koyan İtilaf Devletlerinin Osmanlı Devleti ile ittifak yapmayı reddetmesi sonucunda Osmanlı Devleti Almanya ile ittifak yapmak zorunda kalmıştır.
Osmanlı Devleti’nin sözde müttefiki olan Almanlar ise I. Dünya Harbi sonlarında Kafkaslar’da Türklerle Ermeniler arasında cereyan eden savaşta müttefiki olduğu Osmanlı Devleti yerine Ermenilere destek vermiştir.

Bu kitapta; yabancı devletlerin 16. Asırdan başlayarak Ermenileri Osmanlı Devleti’ne karşı nasıl örgütledikleri ve kışkırttıkları belgeleriyle ortaya konulmuş, Ermenilerin soykırım iddiasında bulunduğu yıllarda yaşanan olaylar ile Anadolu’dan topraklarını bırakarak göç etmek zorunda bırakılan Türklerin dramı mukayeseli olarak incelenmiş ve özellikle son yıllarda yabancı parlamentoların aldıkları soykırım kararlarının tarihe, gerçeklere ve uluslararası hukuka aykırılığı kanıtlarıyla sunulmuştur.

Bu kitabın yeni yetişen Türk neslinin ileride başına dert açacak bir konuda gerçekleri ortaya koyabilmeleri için ihtiyaç duydukları bilgiyi fazlasıyla sağlayacağına inanıyorum.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺53,10
₺59,00

Bu çalışmanın amacı, benzer temelden (aynı dili konuşmak: Fransızca/ Türk Dili) yola çıkan iki uluslararası örgütün; Frankofoni ile Türk Konseyi'nin bağlamını analiz ve mukayese etmektir. Nevi şahsına münhasır bu iki tecrübenin, anlamı bir taraftan tarihi süreç boyunca aranırken diğer taraftan da bugünün perspektifi ile yorumlanmaya çalışılmıştır. Frankofoni'nin kuruluşu Avrupa'nın kolonilerini yitirerek dünya siyasetinin merkezi olma vasfını kaybettiği dönemi işaret ederken; Türk Konseyi'nin kuruluşu ise Soğuk Savaş döneminin ideolojik rekabet ortamının ve iki kutupluluğun sona erdiği dönemin sonrasını işaret etmektedir.

Konuyla alakalı olarak literatür incelendiğinde uluslararası örgütler alanına odaklanan akademik çalışmalar uluslararası ilişkiler disiplini içerisinde önemli bir hacme ulaşmış bulunmaktadır. Frankofoni ile Türk Konseyi'nin bağlamının anlamlandırılması ve mukayese edilmesi amacı etrafında kaleme alınan bu çalışma, söz konusu külliyatın bir bölümü ile paylaşılan sorulara uluslararası ilişkiler ve sosyal bilimlerin ilgili alanlarından teorik perspektiflerle güncel zeminde bir cevap arayışının ürünüdür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺47,70

“Uzunca bir süredir ABD'den İran'a yönelik olumsuz mesajları duyarız ama Irak ya da Suriye örneklerinde olduğu gibi ABD'nin İran'a karşı askeri bir operasyonunu görmeyiz. ABD ile Suudi Arabistan arasında bambaşka niteliklere sahip bir devlet kurumsallaşması ve rejim tipi görürüz ama iki ülke arasında pek de çatışmadan bahsedemeyiz. Diğer taraftan, uluslararası alanda nüfuz yaratmaya çalışan devletlerin mücadelesini izler, nihayetinde güçleri oranınca amaçlarına ulaştıklarını görürüz. Hatta yeri gelir uluslararası alanda kısıtlanmış devletlerin vekâlet savaşlarına, istihbarat operasyonlarına veya buna benzer girişimlere yönelerek kısıtları aşmaya çalıştıklarını fark ederiz. Siyaset biliminde ve uluslararası ilişkilerde temel araştırma sorularından biri devletlerin uluslararası sistemde nasıl ve hangi şekilde eyleme geçip politika belirlediğidir. Değerli meslektaşım Özdemir Akbal, bu kitabıyla, çok temel bir bilimsel araştırma sorusunu büyük bir titizlikle derinleştirip, okuyucuya uluslararası sistemin önemini hatırlatıyor. Bunu yaparken de devletle uluslararası sistem arasında irtibatı analiz etmenin önemini vurguluyor.

Günümüzde, realizme atıfla açıklayabileceğimiz birçok uluslararası gelişme olmaya başladı. Bu gelişmeleri yine ağırlıklı olarak devletlerin belirlemesiyle de onu temel alan yaklaşımlar bir çekim alanı yarattı. 1990'ların normatif hassasiyetler sergileyen dünyası 2000'lerle adeta yeniden rasyonel hassasiyetlere ağırlık vermeye başladı. Akbal, bu çalışmasında devleti merkeze alan bir yaklaşımla realist perspektifin önemine işaret ediyor. Bunu, yıllardır gizemini koruyan ve uluslararası politika açısından şekillendirici olan ABD ile Suudi Arabistan ilişkileri üzerinden sınıyor. Aynı zamanda Akbal, kuramsal incelemesiyle, uluslararası sistemin mi bir krizle karşı karşıya olduğunu, yoksa krizin uluslararası sistem içinde mi yaşandığını cevaplamaya çalışıyor. Uzun araştırma yolculuğunda özenli, azimli ve disiplinli çalışmasına yakından tanık olduğum Akbal, belirlediği sınırlarla, referans aldığı orijinal metinlerle ve atıf yaptığı örnek olaylarla bilimsel bir çalışmadan beklenen yöntem ve kuramsal çerçevenin önemini güçlü bir şekilde okuyucuya gösteriyor. Bu kitap, bilim ve bilimsel rasyonalite zemininden uzaklaşıp örnek olay incelemeleriyle savrulan bazı popüler çalışmalara da meydan okurcasına kuramsal çalışmanın öneminin altını güncel gelişmelere de ışık tutarak çiziyor.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 280
En / Boy : 13.5 / 21.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺41,40
₺46,00

Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı, etnik kalkışmalarla karşı karşıya olan ülkelerde- en çok konuşulan konuların başında geliyor. Ayrılık talepleri bu hakka dayanılarak meşrulaştırılmakta, uluslararası düzen - bu haktan kaynaklanan kabile devletlerin ortaya çıkışı ile sarsılmaktadır. Bu, Fransız İhtilali ile başlayan milliyetler ve ulus-devletler çağının karşı karşıya olduğu en büyük krizdir. Krizi derinleştiren, self-determinasyon ilkesinin bir insan hakkı olması ve kapsam ve içeriğinin belirsizliğidir. Ulu orta kullanılmasının yarattığı sonuçlar, milletleşememiş ya da içinde etnik, dilsel veya dinsel azınlık barındıran devletleri ürkütmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 398
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺54,00
₺72,00

Büyük güçler arasında denge siyaseti izlemek Türkiye gibi orta büyüklükte bir devletin geleneksel olarak izlediği dış politika anlayışının bir parçasıdır. İçinden geçmekte olduğumuz dönemde uluslararası ilişkiler ortamında dengelerin değiştiği, Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan tek kutuplu dünya düzeninin yerini çok kutuplu bir dünya düzenine bıraktığı görülmektedir. Aynı zamanda küreselleşme zemin kaybetmekte ve milliyetçilik yükselişe geçmektedir. Bu yeni sistemde artık sadece Amerika, Rusya, Çin, Japonya, Hindistan gibi bölgesel ve küresel güçlerin yanı sıra pek çok uluslararası kurum, çokuluslu şirketler, STK’lar, hatta terör örgütleri artık dış politikanın önemli aktörleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye, 2019 yılında, dış politikada, çözümlerin değil, sorunların bir parçası oldu. Sergilenen dış politika anlayışı ve uygulamasıyla daha sorunlu, soru işaretlerinin daha çok olduğu bir dış politika görünümü ortaya çıkmıştır. Türk dış politikasında, ABD ile Fırat’ın doğusu, S-400’ler ve F-35’ler çerçevesinde yaşanan gerilimler, Kongre’den Türkiye karşıtı yasa tasarılarının geçmesi; Rusya ile İdlib ve Fırat’ın doğusundaki PKK/YPG varlığı konusunda yaşanan gerginlik, Libya üzerinde rekabet, Suriye sorunundan kaynaklanan mülteci sorunu, İdlib’de Suriye ve Rusya ile karşı karşıya gelinen süreç, Türkiye’nin Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır ve İsrail gibi bölge ülkeleri yanında ABD, Rusya, Fransa ve İngiltere gibi küresel aktörlerle karşı karşıya kaldığı Doğu Akdeniz’deki rekabet öne çıkan başlıklar olmuştur.

Böylesine bir uluslararası ortamda Türkiye nasıl bir dış politika izlemiş ve bu politikanın sonuçları ne olmuştur? 2020’ye hangi miraslar kalmıştır ve dış politikanın yönü nereye doğru evrilecektir?
Elinizdeki derleme kitap 2019 yılında izlenen Türk dış politikasının hasar tespitini yapmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺47,60

“Memleketimizin jeopolitik durumunu değiştirmeye imkân olmadığı gibi dünyadaki kuvvetler dengesinde köklü bir değişiklik olmadıkça mahalli güvenlik hedeflerimiz ve menfaatlerimizin değişmesi de düşünülemez... Bu itibarla, Türkiye Cumhuriyetinin izleyeceği dış politikanın ana istikametlerinde bir devamlılık görülmesi pek tabiidir.... Her devlette olduğu gibi Türkiye’nin dış politikasının ilk hedefi milletlerarası ilişkilerini, memleketin güvenliğini sağlam temeller üzerinde tutacak şekilde yürütmektir. Hele istikrardan mahrum bir dünyada kritik bir bölgede bulunan Türkiye’nin emniyet ihtiyacını diğer bütün mülahazaların üstünde tutmasından tabii bir şey olamaz. Zira güvenlik ihtiyacı barış gibi tecezzi kabul etmeyen bir mahiyet taşımaktadır.”

Süleyman Demirel (Başbakan) 25 Ocak 1968

“Evvela şunu söyleyeyim: Devlette, eski tabiriyle... deymumet, yani devamlılık esastır. ...Napolyon diyor ki: Dış politikayı coğrafya dikte eder. Ben buna iki faktör daha ekleyeceğim; tarih dikte eder, bir de dünya konjonktürü dikte eder... Her devletin birinci meselesi güvenliktir... Bir ülkenin başkalarına devredemeyeceği konulardan bir tanesi güvenliktir, bir tanesi kalkınmadır. Binaenaleyh, dış politikası güvenliğini sağlamak için bir araçtır. ...Dış politikanın ikinci amacı ülke için lazım olan kaynakları bulmaktır yahut kaynakların bulunmasında görev yapmaktır, hizmet yapmaktır. Tabii ne dostluklar ebedidir ne düşmanlıklar ebedidir. ...Tabii üçüncü mesele barışı devam ettirmektir... Dış politikanın diğer bir olayı, Türkiye’nin imajını korumaktır.

Süleyman Demirel (Cumhurbaşkanı) 4 Ekim 1994


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 212
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺48,00
₺64,00

Bu çalışma ile mültecilerin dünya çapında zorlu yaşam şartlarına karşı uluslararası duyarlılığın artmasına katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra;  4 milyonuna yakını Suriyeli olmak üzere 5 milyondan fazla göçmen, kaçak işçi, vatansız gibi insanın barınma, sağlık, eğitim ve güvenlik sorunlarıyla ilgilenmek ve başta ABD olmak üzere dış güçlerin organize ettiği suni ekonomik krizlerin üstesinden gelmeye çalışmasına rağmen bir de mültecilere on milyarlarca Euro para harcama yapmak zorunda kalan ancak başta AB olmak üzere gelişmiş batılı ülkelerin vaat etmelerine ve Türkiye ile uluslararası anlaşmalar akdetmelerine rağmen sözlerini tutmayıp mültecilerin bütün maddi külfetlerini ve yarattıkları sosyal problemleri Ülkemizin üstüne yıkmaları sorununu akademik çalışmalar sayesinde uluslararası kamuouyunun dikkatine getirmeyi amaçladık.

Bu çalışma sayesinde mültecilerin tarih boyunca yaşam kavgalarına, mevcut durumdaki yaşama şartlarına ve aslında devletlerin ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarıyla nasıl daha iyi durumda yaşayacaklarına dair yorumlar getirilebilmiştir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 134
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2019
₺58,50

Küreselleşen dünyada her şey gün geçtikçe daha da erişilebilir ve iletilişilebilir oldu. Ülkelerin dış ilişkilerinin seyri de çağa uygun bir değişim ve gelişim göstermekte; ama geçmişte yaşanan olumlu olumsuz ilişkilerin etkisi her koşulda kendini hissettirmektedir. Bir anlamda geçmişini bilmeyen geleceğini de şekillendirememektedir.

Teorik Çerçevede Geçmişten Günümüze Türkiye Dış Politikası, Türkiye’nin başından beri izlediği dış politikayı dönem dönem ele alarak; hangi ülkeyle nasıl bir ilişki izlendiği, dış politikada nelerin önemli olduğunu değerlendirerek okuyucularına detaylı bir çalışma sunuyor.

Ali Eren Balıkel, 27 Temmuz 1979’da Adana’da dünyaya geldi. İlköğrenim, ortaöğrenim ve lise eğitimini Mersin’de universite eğitimini ise Londra’da tamamladı. University of Gloucestershire’da MBA programını başarı ile tamamladı. Türk bayrağını daha da yukarılara taşımanın temel şartlarından birinin iyi bir uluslararası politika geliştirmek olduğu bilinciyle, Queen Mary Üniversitesi’nde politika masteri yaptı. Bireysel ve toplumsal başarının kaynağının eğitim olduğunu çok iyi bilen Ali Eren, şu an itibarıyla İngiltere’de işletme doktorasına, İsviçre’de ise politika doktorasına eş zamanlı olarak devam etmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺15,75
₺21,00

“Bu kitap, uluslararası kuruluşlar aracılığıyla ülkelerin kamu diplomasisi politikalarını ve yumuşak gücünü kendi kapsamında dikkat çekici bir çerçeveye oturtmaktadır. Sun Tzu’nun belirttiği gibi bir savaşın en büyük hedefi savaşmadan hakim olmaktır. Ulusal varlığın sürdürülebilirliğini ve savaşmadan kazanmayı sağlayan yumuşak gücün diğer dış politika araçlarıyla uyum içinde anlaşılması ve kullanılmasında bu eser önemli bir başvuru kaynağıdır.”

- Wilson P. Dizard 3, Decalogue Group Başkanı, Washington, DC.

“Pedagojik açıdan mükemmel, derli toplu bir mantık sistematiği, temiz, akıcı ve kolay anlaşılır bir Türkçe. Zengin örnekleme. Efradını Cami, ağyarını mani bir anlatım. Kamu diplomasisi ile ilgilenenler için ideal bir kitap.”

- Aydın Nurhan, Emekli Büyükelçi

“Elinizdeki bu eser, günümüz diplomatik gelişmelerine ışık tutan, yumuşak gücün önemini ve kamu diplomasisinin etkin kullanılması halinde ülkelerin kazanımlarının neler olabileceğini irdeleyen, zengin kaynakçasıyla dikkat çeken etkileyici bir kitap olmuştur. Bu kitabın kamuoyuna kazandırılmış olması bu konudaki literatür için büyük bir katkı niteliğindedir.”

- Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı

“Hayli yoğun bir çalışma dönemi ve başarıyla tamamlanmış bir Doktora Tezi sonrasında, hiç ara vermeksizin alanında çok daha fazla derinleşmek için kaleme aldığı pek çok makalesinde Birleşmiş Milletler, NATO gibi birçok uluslararası organizasyonu, kuruluşu, ülke ve modeli inceleyen Aydemir, diğer çalışmalarının yanı sıra bu eseri ile Kamu Diplomasisi alanında çalışan akademisyenler için oldukça önemli bir kaynak eser üretmiş bulunuyor. Ancak bundan çok daha önemlisi, bu eser, Kamu Diplomasisi alanında mücadele veren Kamu Kuruluşları ve yöneticileri açısından da önemli bir başvuru kaynağı olma özelliği taşıyor. Bu eser sahip olduğu kayda değer farklılığı ve değerinin yanı sıra ayrıca bir gerçeği daha ortaya koyuyor. O da örneğin Kamu Diplomasisi alanında ülkemizde bilgi üretme konusunda bir sorunun olmadığı ama sorunun, hep olduğu gibi, üretilen bilginin hayata geçirilememesinde yattığıdır.”

- Prof. Dr. Ali Murat Vural, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi

“Pek çok yazımda vurgulamıştım: Kamu diplomasisinin birinci kuralıdır; eğer sen kamuoyunu en hızlı ve doğru şekilde bilgilendirmezsen kamuoyu kendi kendine bilgi kaynaklarını yaratır. Bu da senin kontrolünün dışında gerçekleşir… Yani ev ödevini doğru yapmadığın için ortaya çıkan çarpık durumlardan dolayı başkalarını eleştirmeden önce bir kendine bak! Kamu diplomasisi illegal bir iş değildir. Gizli kapaklı yürütülmez. Tam tersine. Apaçık yürütülür. İşte Emrah Aydemir’in bu kitabı bu gerçeği tüm açıklığı ile hem de pek çok ülkeyi tek tek inceleyerek ortaya koyuyor. Aydemir, hayli derinlikli ve önemli bir çalışmaya imza atmış bulunuyor.”

- Ali Saydam, Bersay İletişim Grubu Onursal Başkanı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 314
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺72,30

Modern anlamda “Uluslararası İlişkiler”in “Westpha-lia-Sistemi”nin ortaya çıkardığı ulus-devlet kavrayışı ve kavramları ile izah edilmesi, özellikle “Realizm” bağlamında, olağan/tartışmasız bir “gerçeklik” haline dönüştürülmüştür. Bununla birlikte, Soğuk Savaş sonrası dönemde ulus-devlet sistemine karşı küreselleşmenin meydan okumasına uygun olarak, “Westphalia-Sistemi”ne alternatif bir dünya-sistemi olarak “Millet-Sistemi” anlayışıyla etnik, dinsel ve mezhepsel ayrışmalardan kaynaklanan çatışmaları önleyerek barışçı bir dünya düzeninin tesis edilmesinin olanaklı olduğu ileri sü-rülmeye başlanmıştır.

Avrupa’da kilise-devlet ayrışmasının bir sonucu ola-rak ortaya çıkan ve Protestanlar ile Katolikler arasında 1618’de Orta Avrupa'da patlak veren ve 1648'de sona eren Otuz Yıl Savaşları, ulus-devlet anlayışına dayanan Westphalia sistemi-nin ortaya çıkmasına yol açmıştır. “Westphalia-Sistemi”nin ulus-devlet anlayışına bağlı olarak ortaya çıktığı dönem bo-yunca Osmanlı İmparatorluğu’nda “Millet-Sistemi” vardı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun, topraklarında yaşayan toplulukları, din ya da mezhep esasına göre örgütleyerek yö-netme biçimine “Millet-Sistemi” denilmektedir. “Millet-Sistemi”, “Westphalia-Sistemi”nin ürettiği ulusçuluk akımları-nın yayılmasıyla birlikte 19. yüzyılda bir krizle karşılaşmış ve neticede Osmanlı İmparatoluğu’nun dağılmasıyla birlikte sona ermiştir. Türkiye, “ulus-devlet” olarak inşa edilmiş ve dış politikası da “Westphalia-Sistemi”nin üretmiş olduğu kavram-lar üzerinden kuramlaştırılmış ve yürütülmüştür.

Bu kitapta, “Westphalia-Sistemi”ne dayalı olarak ortaya çıkan “ulus-devlet” yaklaşımına Soğuk Savaş sonrası dönem-de alternatif bir yaklaşım olarak önerilen “Millet-Sistemi” ve bu sistem üzerinden Türkiye’ye atfedilen rol, uluslararası alandaki durum ile ilişkilendirilerek ele alınmıştır. Bir bakıma “Westphalia-Sistemi” ile “Millet-Sistemi”nin karşı karşıya geldi-ği bir Türk dış politikası kuramı ve pratiği oluşturulduğun-dan sözedilmesi olanaklıdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺31,50

• SURİYE DARBOĞAZI ve ULUSLARARASI TOPLUMUN ÇÖZÜM ÇABALARI

• KAZAKİSTAN’IN SURİYE DARBOĞAZINDAKİ ROLÜ

• TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİNİN BOZULMASI HAKKINDA

• UZLAŞTIRMA

• KAZAKİSTAN’IN BM GÜVENLİK KONSEYİ GEÇİCİ ÜYELİĞİNE SEÇİLMESİ

• ASTANA SÜRECİ


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺32,00

Kitabın ilk baskısı Papa 16. Benedikt / Avrupa Birliği Ve Türkiye adıyla yayımlanmıştır.

Benedikt adını alan papaların başına gelen ilginç olaylar ve 16. Benedikt’in çocukluğundan günümüze özel yaşamı, Nazilerle işbirliği yapması daha önce hiç yayımlanmamış resimler ve belgelerle bu kitapta yer alıyor.

Benedikten Tarikatı’nın kurucusu Nursia’lı Benedikt’ten en çok etkilenen Müslüman tarikat liderinin kim olduğu, 16. Benedikt’i papa olarak kabul etmeyen Katoliklerin gizli papası tartışmaları ve Vatikan’ın yüzyıllardır gizlenen “sırları” bu kitabı daha da ilginç hale getiriyor.

15 yaşındaki Benedikt Papası, Benedikten Tarikatı’nın gizli örgütlerle ilişkisi, ortaçağ engizisyon mahkemelerinde yakılan sözde cadılar ve onlara uygulanan akıl almaz işkencelerden, Papa 16. Benedikt’in gizli misyonuna kadar geçen süreç, şaşırtıcı belgelerle gözler önüne seriliyor.

Kitabın can alıcı noktası ise Papa’nın Türkiye ile ilgili bizzat hazırlattığı kapsamlı gizli bir dosyanın 22 Mart 2006 tarihinde çalışma masasının üzerine konulmasıyla başlıyor. Papa, Türkiye ziyaretinde işte bu dosyada yer alan bilgiler ve iddialarla karşımıza çıkarak

Türkiye’den hayret verici taleplerde bulundu.

16. Benedikt’in Türkiye’yi sarsacak gizli gündeminde neler mi var?...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13.5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺23,80

Çağdaş Güvenlik Çalışmaları, öğrencileri, 21. yüzyılın güvenlik gündeminde öne çıkan geniş kapsamlı ve sürekli gelişen değişik meselelerle tanıştırmaktadır. Güvenlik çalışması alanındaki farklı teorik yaklaşımları araştırmakta ve geleneksel ve geleneksel olmayan varlık tehditlerini günceli de içerecek şekilde ele almaktadır.

‘Tutarlı ve anlaşılabilir olan bu kitabın muazzam katkıları ve kapsamlı içeriği, onu güvenlik ça-lışmaları alanında kusursuz bir giriş kitabı haline getirmiştir.’
Mark Beeson, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Winthrop Profesörü, Batı Avustralya Üniversitesi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 510
En / Boy : 17,5 / 25
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺99,00

“Realizm”, gerçekçilik anlamına gelmektedir ve entelektüel hayatın çeşitli alanlarında çok farklı akım ve görüşlerin kendilerini adlandırmak için kullandığı bir kavramdır. Uluslararası İlişkiler disiplininde ise “Realizm”, ilk olarak Edward Hallett Carr, Hans Joachim Morgenthau ve Reinhold Niebuhr gibi teorisyenler tarafından ortaya koyulan bir teorik yaklaşımdır.

Realizm, Uluslararası İlişkiler disiplininin gerek oluşum gerekse gelişim sürecinde entelektüel anlamda itici bir güç olmuş, disiplinin sahip olduğu entelektüel dinamizm ve teorik çeşitlilik Realizm ekseninde günümüze dek süregelmiştir. Uluslararası İlişkiler tarihi bir anlamda Realizm’in tarihidir. Uluslararası İlişkiler alanı üzerine yapılan bir çalışmanın Realizm’i göz ardı etmesi mümkün değildir. Eleştiri, şerh, olumsuzlama veya reddiye söz konusu olabilir ama Uluslararası İlişkiler disiplinini Realizm olmadan düşünmek olanaksızdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺61,20

Değerli araştırmacı ve yazar Erol Sarıal’ın "Yeni Bin Yılın Savaşı" başlıklı kitabı, Türkiye’nin ve dünyanın durumu hakkında çok ilginç ve düşündürücü bilgilere ulaşmamızı sağlıyor. Ekonomik, siyasi, stratejik ve sosyal alanlarda yapılan titiz bir araştırmanın ürünü olan bu bilgiler Türkiye’nin dünyadaki yerine ve yaşadığı sorunlara ışık tutuyor. Özellikle Atatürk’ün stratejik düşünceleri, Türkiye’yi bölge ülkeleri ile birlikte emperyalizmden kurtarmak amacı gibi konularda çok önemli ipuçları veriyor. Kitap, etnik ve mezhepsel konulara da ayrıntılı olarak değiniyor ve bu alanlarda yapılmış çalışmalarda ulaşılan somut verileri ortaya koyuyor. Türkiye’deki bazı iç politika gelişmeleri hakkında da dikkat çekici gözlemlerde bulunuyor. Kitap aynı zamanda geleceğe yönelik bazı düşünceler ve öneriler de içeriyor. Türkiye’nin ve dünyanın meselelerini topluca görebilmeye olanak veren bu kitabın bütün aydınlar, araştırmacılar ve öğrenciler için değerli bir kaynak olacağına inanıyorum. Bu alanlardaki araştırmaların ve yayınların çoğalması, Türkiye’de fikir hayatını zenginleştirecektir. Özellikle Atatürk devrimlerine yürekten inanan insanların ihtiyaç duydukları bilgi ve değerlendirmelerin bu gibi yayınlarla beslenmesi Türkiye’nin fikir hayatına canlılık kazandıracaktır. Erol Sarıal’ı bu başarılı çalışması için kutluyor, bu değerli kitabın özellikle gençlerimiz için bir esin kaynağı olmasını diliyorum. -Onur Öymen- Dış Politika Uzmanı - Siyasetçi




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 344
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2012
₺12,80

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 151
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .2004
₺46,75
İran, 20. yüzyılda iki büyük devrim, iki dünya savaşı, İran petrollerinin ulusallaştırılması, 1953 Ağustos Darbesi ve Irak’la yapılan uzun süreli bir savaş olmak üzere birçok olay yaşamış; bunların sonucu olarak da bağımsızlık ve demokrasi hareketi ile bu yüzyıldan çıkmıştır. Bu süre içerisinde Kaçar Monarşisi yerini Pehlevi Hanedanlığına, bu hanedanlık ise yerini İslam Cumhuriyeti’ne bırakmıştır. Yüzyıl önce yasalara dayalı bir yönetimi vadeden Anayasal Devrim’in yarattığı kaosla 1921 Darbesi gerçekleşmiş ve Rıza Han’ın düzen ve disiplini zorla benimseten hükûmeti başa geçmiştir. 20 yıllık iktidardan sonra 1941 yılında Müttefik Birliklerin İran’a girmesiyle Rıza Han tahttan çekilmiştir; ancak bu durum yeni bir kaosa neden olmuştur. 1979 yılına gelindiğinde ise toplumun devlete karşı ayaklandığı 1979 Devrimi gerçekleşmiştir. Tek bir amaç vardır: Şah’ı devirmek ve devleti yıkmak. Bu durumun sonuçları: Yaygın ve yoğun bir sivil savaş, siyasi iktidarın İslamcılar tarafından tekelleştirilmesi, zulme uğrayanların ve inancını yitirmişlerin yaygın bir şekilde göç etmesi olmuştur. Şimdi ise, 21. yüzyılda ülke, gelecekteki gelişimi ve dış ilişkileri açısından önemli yansımaları olan meseleler, tecrübeler ve sorunlarla karşı karşıyadır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 367
En / Boy : 14,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2011
₺33,15

ABD’de Dışişleri Bakanlığı, Pentagon ve Ulusal İstihbarat Konseyi’nde müsteşar seviyesinde görev yapmış, "yumuşak güç" kavramının mucidi, tanınmış akademisyen Prof. Joseph S. Nye, Jr. ile David A. Welch tarafından kaleme alınan Küresel Çatışmayı ve İşbirliğini Anlamak, Westphalia Barışı’ndan Soğuk Savaş sonrası döneme kadar uluslararası ilişkilerde yaşanan gelişmeleri, ABD politikasını üretenlerin bakış açısından irdelediği için ayrı bir önem taşıyor. Eserin güncellenmiş 8. baskısından yapılan çeviride, dünya politikasını incelemekte kullanılan kilit kavramlar, araçlar ve yaklaşımlar son derece akıcı bir üslupla özetlenirken, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın nedenlerinin çeşitli açılardan irdelendiği, Soğuk Savaş, nükleer silahlar ve caydırıcılık, Soğuk Savaş sonrasında dünya, devletlerarası çatışmalar ve devlet dışı aktörler, uluslarötesi güçler gibi olguların değerlendirildiği bölümler de yer alıyor. Son bölümü ise gelecek perspektiflerinin ve alternatif gelecek modellerinin tartışılması oluşturuyor. Bu eser, uluslararası ilişkiler bölümlerinde okuyan öğrenciler için olduğu kadar, siyaset bilimle ve yakındönem tarihiyle ilgilenen okurlar açısından da önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor. Josph S. Nye, Jr., 2008 yılında 1700 uluslararası ilişkiler uzmanı arasında yapılan son yirmi yılın en etkili akademisyeni anketinde altıncı sırada yer alırken, ABD dış politikasının belirlenmesinde ise en etkili akademisyen olarak gösterilmiştir. Robert Keohane ile birlikte uluslararası ilişkilerde neoliberalizm kuramının kurusucu olan Nye, asimetrik ve karmaşık karşılıklı bağımlılık kavramını ortaya atmıştır. 1993 ve 1994'te ABD Başkanı'na bağlı Ulusal İstihbarat Konseyi'nin başkanlığını yapmış, ayrıca Clinton döneminde Savunma Bakanlığı'nda Uluslararası Güvenlik İşleri'nde sorumlu sekreterliği yürütmüştür. ABD'de Samuel P. Huntington'ın karşıtı olarak gösterilen ve dış politika konusundaki en libelar düşünürlerden biri olarak tanınan Nye, şu anda Harvard Üniversitesi'nde Kennedy Scohool of Goverment'da uluslararası ilişkiler profesörüdür. Yayımlanmış bazı önemli eserleri: Understanding İnternational Conflicts (2009), The Power Game: A Washington Novel (2004), Soft Power: The Means to Success in World Politics (2004), The Pradox of American Power (2002) ve Robert Keohane ile birlikte kaleme altığı Power and İnterdependence (1977). David A. Welch, Welch, Weterloo Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörüdür. Yayımlanmış bazı eserleri: Painful Choices: A Theory of Foregn Policy Change (2005), Decisions, Decision: The Art of Effective Decision-Making (2001), Justice and the Gnesis of War (1993); yazımında yer aldığı bazı eserler: Vietnam if Kennedy had Lived: Virtual JFK (2009); The Cuban Missile Crisis: A Concise History (2007).


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 495
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺44,70

Dıș yardımlar, Türk dıș politikasının önemli bir aracı hâline gelmiș bulunmaktadır. Artık Türkiye, hem yardım alan hem de yardım yapan “yükselen donörler” grubuna dâhil bir ülkedir.

Türkiye’nin yaptığı yardımlar uluslararası kamuoyunda da dikkat çekmektedir. Türkiye 2016 yılında, 6 milyar ABD doları ile dünyada en fazla insani yardım yapan ikinci ülke olmuştur.

Diğer birçok donör ülke gibi Türkiye de yardım yaptığı coğrafi bölgelerde önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte, değișmekte olan dünya konjonktürü ve son yıllarda sıkça rastladığımız doğal afetler, Türkiye’nin gayretlerini Afrika ülkeleri gibi çok geniș bir coğrafyaya yaymasına neden olmuștur. Bu yardımlar, Türkiye'nin dıș politika hedeflerine ulașmasına önemli katkı sağlamaktadır.

Uluslararası ekonomi politikası açısından bu kitap, Türkiye’nin yardımlarının hem geleneksel donör hem de Güney Kore gibi diğer yükselen  donör ülkelerle karşılaştırmalı olarak tahlil edilmesini sağlayarak, bu alanda bir katkı yapmayı hedeflemektedir.

Bu kitabın diğer önemli özelliği de Türkiye’nin yardımlarına ilișkin bugüne kadar çok az bilinen istatistiklerini gün yüzüne çıkarmasıdır.

Bu kitap ayrıca, Türk dıș politikasının dıș yardımlar konusunda gerçekleștirdiği önemli atılımı ortaya koymayı ve kamuoyumuz tarafından Türk dış politikasının bu yeni aracının bilinmesini amaçlamaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 188
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 2.2018
₺61,20

 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 442
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 2.2011
₺71,10
Harold Armstrong, ülkemizde "Bozkurt"un yazarı olarak biliniyor. "Turkey in Travail", ilk kez, İngilizce'den, Türkçe'ye çevrildi. Kitap, Giriş dışında, otuz bölümden oluşuyor. H.Armstrong, "Giriş"e şu sözlerle başlıyor: "Şairler ve filozoflar insan ilişkilerinin değişkenliği hakkında düşünmüş ve şarkılar söylemiştir. Bütün o renkli Romance of History'lerde, bu değişkenliği Türkiye'nin son sekiz yılı kadar olağanüstü ve dramatik anlatan başka bir hikâye daha yoktur. Kader, benim o hikâyeyi yakından ve adım adım, genellikle de başlıca oyuncuları ve olaylarıyla yakından ilişki içinde takip etmeme fırsat verdi." H. Armstrong, 1916-1923, sekiz yıllık dönemi, savaş-derim ve çöküş-yükseliş sürecinde anlatıyor. Kitap, 1916 Kut-ül Amar Savunması ile başlayıp, 1923 Yeni Türkiye ile tamamlanıyor. Harold Armstrong, "Türkiye'nin Doğum Sancıları"nda, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılışı-çöküşü'ne ve Türk Ulusu'nun doğuşuna-yükselişine, şahitlik yapıyor. Bu topraklar için, Harold Armstrong, önemli tespitler yapıyor. "... Tarihte daha önce de olduğu gibi, gerçek felaket anında, çağrı yayıldı ve Türkler ayağa kalktılar. Ateşli bir canlılık kazandılar ve kendilerini tamamıyla boğulmaktan kurtarmak için işe giriştiler..."
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 254
En / Boy : 15 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺18,52

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 230
En / Boy : 14 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2015
₺45,93

 






Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺18,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 564
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺45,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 334
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2010
₺31,20

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺45,00
Türkiye ve İran sadece içinde yaşadığımız bölgenin değil, dünya siyasetinin de etkin iki aktörüdür. Türkiye ve İran ilişkileri inişli çıkışlı uzun bir geçmişe sahiptir. Bazen sert savaşlar ve bazen barış; karşılıklı bir kültürel etkileşim; İran’da yaygın konuşulan Türkçe, bu uzun ilişkinin temel özelliğidir. Yayınevimiz, önce, Reha Bilge’nin "1514" adlı eserini Türk okuruna sunmuştur. Reha Bilge’nin araştırması, Yavuz Selim ve Şah İsmail dönemi gibi, Türkiye ve İran ilişkilerinin çetin ve karmaşık bir dönemini ele almıştır. Ender Yıldırım’ın titizlikle hazırlanmış araştırması ise daha yakın dönemleri konu edinmektedir. 1918-1960 arasındaki Türkiye ve İran ilişkileri merak uyandırmakta, bugünü anlamak için pek çok ipucunu barındırmaktadır. Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar ve Adnan Menderes’in, yani Cumhuriyet’in İran siyaseti; İran’ın Rıza Şah ve Pehlevî ailesi zamanında Türkiye siyaseti ve yaklaşımı bu kitabın ana konusudur. Derin bir işbirliği ama aynı zamanda da rekabet; yan yana yaşamak zorunluluğu ama bölgesel çıkarların kaçınılmaz sürtüşmesi, kitap boyunca, Türkiye ve İran ilişkilerinin ana ekseni olarak karşımıza çıkmaktadır.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 310
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺13,34
Atılım Üniversitesi, Sosyol Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda yüksek lisans tezi olarak kabul edilen bu çalışma, Bağımsızlık sonrasında (1991 - 2007) Rusya Federasyonu’nun, Güney Kafkasya (Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan) ülkelerine yönelik izlediği dış politikasını ortaya koymayı amaçlamaktadır. "Güney Kafkasya, neden Rusya Federasyonu için önemlidir? ve Rusya Federasyonu Güney Kafkasya’da hangi politikaları izlemektedir?". Rusya Federasyonu’nun dış politika davranışlarını oluşturan Güvenlik Doktrinleri ile Avrasyacı - Atlantikçi görüşler, Rusya Federasyonu’nun Güney Kafkasya devletleri ile olan ilişkilerini belirlemektedir. Rusya: Güney Kafkasya bölgesine sınırı olması nedeniyle, bölgedeki yaşanan gelişmelerle doğrudan ilgilenmek durumunda ve bu nedenle bölgeyi "Yakın Çevresi" kapsamında değerlendirmektedir. Söz konusu çalışmada ayrıca, Güney Kafkasya’nın tarihsel gelişimi, jeopolitiği, enerji kaynakları hakkında açıklamalarda bulunulmuş ve "enerji güvenliği" konusuna da yer verilmiştir.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 357
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2007
₺16,10

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺9,96
Irak halkı yıllar boyu ateş, kan, ölüm ve korkuyu yaşamış, bütün varlığıyla bunu duyumsamıştır. Bu acılar, Saddam Hüseyin döneminde korkunç bir şekilde hayata damgasını vururken işgalcilerle birlikte başka bir boyut kazanmıştır. Irak; ölüm, terör ve işgalcilerden duyulan korkunun yıllarca süren bir zaman diliminde nefes alıp vermekte zorlandıkları kötü kâbuslar gördükleri karanlık bir gece yaşamıştır. Bu kitap hazırlanırken muteber kitap ve yayınlar incelendi, olayların tam ortasında yer alan insanların bizzat gözleriyle gördükleri esere aktarıldı. Çalışmada yer alan her nokta yüzlerce bilgi ve belgeden yola çıkılarak okurun istifadesine sunuldu.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 119
En / Boy : 20,5 / 26
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 7.2012
₺42,75

Hindistan ve Pakistan, yirmi birinci yüzyılda en önemli ülkeler arasında yer alacak. Bruce Riedel Kıyametin Eşiğinde adlı bu kitabında, Amerika’nın yükselmekte olan bu ülkelerle ilişkisini başarılı bir şekilde yönetebilmesinin önemi ve zorlukları yanında onların arasındaki tehlikeli ilişkiyi de net bir şekilde anlatıyor. Britanya Rajı’ndan doğan bu iki ülke ortak bir mirası paylaşıyor ama aynı zamanda birçok önemli açıdan birbirlerinden farklılar. Hindistan daha şimdiden dünyanın en büyük demokrasisi durumunda ve yakın zaman içinde de gezegenin en yoğun nüfuslu ülkesi haline gelecek. Dünyanın en büyük beşinci nüfus yoğunluğuna sahip olan ülkesi Pakistan ise sorunlu tarihi boyunca çok sayıda askeri darbeye ve diktatörlük yönetimine sahne oldu, ayrıca Usame Bin Ladin gibi teröristleri barındırdı.

Uzun zamandır husumet içinde olan bu iki ülke test edilmiş nükleer silahlara da sahip. Bugüne kadar birbirleriyle dört kez savaştılar ve birçok kez de savaşın eşiğinden döndüler. Beyaz Saray geçtiğimiz yirmi yıl içinde alt kıtada nükleer bir savaşın patlak vermesini engellemek için defalarca müdahalede bulundu. Güney Asya, Amerika’nın ulusal güvenliği açısından kritik bir öneme sahip. Dolayısıyla, Hindistan’la Pakistan arasındaki istikrarsız ilişki bölgedeki güven ve istikrarı belirleyecek olan en önemli bir faktör.

Geçmişte dört Amerikan başkanına bölge konusunda danışmanlık yapan Riedel’ın kendi deneyimlerine ve kapsamlı araştırmalara dayanan Kıyametin Eşiğinde adlı bu kitabı, Amerika’nın Güney Asya’ya yönelik diplomasi tarihini, son yıllarda patlak veren krizleri ve gelecekteki kriz olasılıklarını ele alıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 226
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺25,50

Ortadoğu’nun iki önemli ülkesi arasındaki ilişkileri, teolojik ortak referans setinin sınırlarının da dâhil olduğu bir dizi tarihi ve jeopolitik dinamik üzerinden analiz eden kitap, özellikle Suriye’deki güncel gelişmelere getirdiği açıklama çerçevesi ile dikkat çekiyor. Yazar, "Şiî jeopolitiği" ve Körfez Levant ekseni kavramlarını enine boyuna tartışmakla kalmıyor; özellikle Farsça ve Arapça kaynaklara dayalı bir araştırma olması sebebiyle hızlıca akan gündemde kamuoyunda yeterince gündeme gelmemiş sayısız anekdota yer vermesiyle de zengin bir içeriği okuyucunun dikkatine sunuyor


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 221
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺21,25

İslamabad'daki CIA şefi 1989 yılının Şubat ayında, karargâha herkesin çok iyi bildiği şu kısa mesajı geçti: "Kazandık". Amerikan tarihindeki en başarılı gizli istihbarat operasyonu, bu abartısız finalle sona erdi. Ne Kazandık adlı bu kitapta, CIA ve Ulusal Güvenlik Konseyi emektarlarından Bruce Riedel, Amerika'nın Afganistan'daki gizli savaşını ve Soğuk Savaş'ın akıbetini belirleyen Sovyet 40. Kızıl Ordu'nun mağlubiyetini anlatıyor. "Bu istihbarat operasyonu nasıl böylesi bir başarı elde etti" sorusuna cevap veren Riedel, genel kanının aksine, Amerika'nın bu istihbarat muharebesini nasıl kazandığını göstermek amacıyla incelikli bir anlatım sunuyor.

Amerikan tarafı için zafer 1989'da kazanılmış gibi görünüyordu. Geriye dönüp bakıldığında, Afganistan'da 1980'lerden itibaren, küresel cihat denen yeni bir dönemin başladığını görebiliriz. Bu kitap, Afgan istihbarat operasyonundan çıkarılacak dersleri ele alırken, aynı zamanda Afganistan'da sonradan yaşanan aşamaları da değerlendiriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 226
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2015
₺25,50

Arap dünyasını baştan sona sarsan toplumsal ve siyasal hareketliliği tüm yönleriyle masaya yatıran bu kitap, LSE Uluslararası İlişkiler profesörü ve Ortadoğu Merkezi'nin kurucusu Fawaz A. Gerges’in editörlüğünde şu bilim insanlarının katkılarını içeriyor: Lisa Anderson, Juan Cole, Ali Kadri, Rami Zurayk, Anna Gough, Charles Tripp, John Chalcraft, Philippe Droz-Vincent, Sami Zubaida, John T. Sidel, Roger Owen, Sadık el Azm, Gabriele vom Bruck, Atıf Elvezir, Benjamin Wiacek, Kerim Mezran, Kristian Coates Ulrichsen, Medevi el Raşid, Avi Shlaim, Muhammed Eyüp, William B. Quandt, Federica Bicchi ve Valerie Bunce.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 560
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2016
₺29,75

İsrail ve Filistinlilerin yakın tarihte yaşadıkları trajedileri, Independent'ın yirmi beş yıldır bölgede muhabirliğini yapan Robert Fisk kadar yılmadan, salahiyetle -ya da bir o kadar ihtilafa açık bir şekilde dile getiren başka hiçbir gazeteci yoktur. Ve daha önce hiçbir ABD başkanı da Barack Obama kadar bölgede barış ve ilerleme umudu taşıyarak Beyaz Saray'a gelmemiştir. Buna rağmen acaba 'uzlaşma ikonu' olarak Nobel ödülü almış olan başkan görev süresini yarıladığında umut ettiğinin ne kadarını gerçekleştirebilmiştir? Ve dünya medyası Obama'nın Ortadoğu inisiyatiflerine yer ayırırken ne kadar objektif katkıda bulunmuştur?

Altı yıllık bir dönemin haber ve analizlerini içeren bu antoloji, size, zamanımızın en önemli dışişleri muhabirlerinden birinin atmaca gibi net gören gözlerinden tarihin kritik bir döneminin olaylarını tek tek irdeleme imkânı verecek.

Kutsal Topraklarda yaşanan zorluk ve entrikaların onlarca yıldır ilk elden tanıklığına dayanan, vahşetin, ihanetin, kendini beğenmişliğin, bencilliğin, kaçırılan fırsatların, tutulmayan sözlerin- ve yine de tükenmeyen umudun uzayıp giden hikâyesi.

Hiddetli ama önyargılı olmayan, açık sözlü ama kısır döngülerde kaybolmayan, İsrail'de (ve işgal altındaki bölgelerde) 2008 yılından beri gerçekten neler olup bittiğini anlamayı uman herkes için esas teşkil edecek bir eser olarak kabul edilmeli.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2015
₺29,75

Osmanlı Devleti, hükümranlığını yüzyıllar boyu sürdürdüğü Doğu Avrupa'da, Balkanlar'da, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da farklı ırka ve dine mensup olan toplulukların bir arada ve banş içinde yaşamalanna ortam hazırlamıştır. Bu sayede başta Ermeniler olmak üzere her toplum kendi inanç ve değerlerini yaşama ve nesillerine aktarma imkânı bulmuştur. Bundan dolayıdır ki, Selçuklu Devleti'yle birlikte yaklaşık 8 asır Ermeni toplumu, Müslümanlarla iyi komşuluk ilişkileri geliştirmiştir.

Ayrıca Ermeniler, Osmanlı Devleti'nde kendi dinlerini yaşamışlar ve kendi dillerini, kültürlerini koruyabilmişlerdir. Bu gerçeğe mukabil Osmanlı toplumunda, her türlü dini ve kültürel haklanna sahip olan Ermenilerin Amerika ve Avrupa ülkelerinde yaşayan çocukları, artık kimliklerini ve kültürlerini yitirmeye başlamışlar hatta asimile olmuşlardır.

Ancak tarihi gerçekler göstermektedir ki Ermeniler, Osmanlı'nın yüzyıllarca göstermiş olduğu iyi muameleye karşı Osmanlı'yı yıkmak ve Anadolu'yu karıştırmak isteyen dış mihraklann odağı ve taşeronu haline gelmiş, Osmanlı Devleti için de tedbir amaçlı bir takım uygulamalar zarureti hasıl olmuştur.

ESAM olarak, 24 Nisan 1915 "Ermeni Tehciri" olaylannın 100. yıldönümü münasebetiyle Türkiye'ye karşı yapılan pervasızca siyasi hücumlara ve tüm dünyaya dayatılan yanılgı ve aldatmacalara cevap mahiyetinde ve ilmi kriterler ışığında tarihi hakikatleri ortaya koyma gayretiyle "Emperyalizm ve Ermeni Meselesi" başlığıyla bir sempozyum gerçekleştirdik. 

M. Recai Kutan - ESAM Genel Başkanı


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 588
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺63,75
1 2 3 ... 13 >
Çerez Kullanımı