Meçhul Bir Suikastın Kronolojisi

1935 yılı Ağustos ayında Türk hükümeti gelen bir ihbarla alarma geçer. İhbarı yapanlara göre birkaç kişilik bir ekip Beyrut'tan vapura binerek Atatürk'e suikast düzenleme maksadıyla yola çıkmıştır. Aldığı duyum üzerine hemen harekete geçen hükûmet bir dizi tedbir alır, Cumhurbaşkanı’nın güvenliğini sağladıktan sonra başarıya ulaşamayan bu suikast planının arkasında kimin olduğunu aydınlatmaya çalışır. Soruşturma esnasında bazı devlet adamlarının adının olaya karışması skandalın daha çok büyümesine sebep olur. Yazılı basının bu haberi manşetlere taşımasıyla birlikte, söz konusu girişim halkın da tepkisini çeker. Bütün bu sürecin belki en ilginç yanı ise suikast ihbarını yapan makamın İngiliz Büyükelçiliği olmasıdır.
1935 Meçhul Bir Suikastın Kronolojisi Atatürk'e Suikast ve Sadakat, diğer teşebbüslerin gölgesinde kaldığı için pek bilinmeyen bir suikast girişiminin tüm detaylarını arşiv belgelerinin ışığında gün yüzüne çıkarıyor. İhbarın yapıldığı ilk andan mahkeme safhasının sonuna kadar süreci bütünüyle ele alıyor. Prof. Dr. Ali Satan’ın İngiliz ve Türk arşivlerini tarayarak, kuyumcu titizliğiyle üzerinde çalıştığı bu eser yalnızca söz konusu suikast teşebbüsünü değil, daha büyük çerçevede Atatürk dönemi Türkiye'sini, özellikle bürokrasinin işleyiş biçimini anlama olanağı sunuyor. Cumhuriyetin 100. yıl dönümüne yaklaştığımız şu günlerde bunu kavramak her zamankinden daha çok önem arz ediyor zira bu suikast gerçekleşseydi yeni kurulmuş cumhuriyetin kaderi bambaşka bir yöne doğru seyredecekti.


Basım Ayı/Yılı : 8/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 304
Ağırlık : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺135,30

Nurullah Genç nice yazarların, şairlerin ilham kaynağı olan İstanbul tutkusu üzerinde duruyor, pek çok aşina semtin sokaklarında yürüyor şair duyarlığıyla...

yağmurun inceden yağdığı yerde
açan gül acıyı damıtır solar
ağustos böceği düşünce derde
içine kuşların sevdası dolar
ölü bir mahzene gömüldü kibir
artık sevsen de bir, sevmesen de bir


Basım Ayı/Yılı : 8/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 5
Sayfa Sayısı : 160
Ağırlık : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺77,90

“Allah’ın kitabıyla etkileşim içinde olmak için okuduğunuz ayetlere dikkat edin. Dikkatle baktığınızda çoğu zaman Allah’ın (cc) ne dediğini anlamadığınızı fark edeceksiniz.
‘Allah niye böyle söyledi?’
‘Nasıl oldu da burada böyle söyledi ama orada şöyle söylemişti?’
Soru sormayı öğrenene kadar Kur’an ayetleri üzerinde derinlemesine düşünemezsiniz. Kur’an okurken aklınıza takılan soruları bir deftere yazın ve cevaplarını arayın; konferanslar dinleyin, kitaplar okuyun, konunun ehli olan insanlara sorun; bir şeyler yapın. Belki sizi tatmin eden bir cevap bulacaksınız; belki de bulamayacaksınız. Cevabı bulana kadar aramaya devam edin; arayın, arayın... Bu arayış size, hiçbir şey bilmediğinizi hatırlatacak. Cevaba ulaştığınızda kalbiniz de huzur bulacak ve Allah’ın hikmeti sizin için biraz daha anlaşılır olmaya başlayacak.
Kur’an ayetleri üzerinde tefekkür etmenin gücünü takdir etmenizi sağlayacak.

Kur’an sizi harekete geçirmeli…
Kur’an sizi heyecanlandırmalı…
Kur’an sizi motive etmeli…”

Nouman Ali Khan

Allah’ın Kitabı, O’na yaklaşma yollarının anahtarıdır. Davetçi kimliğiyle tanınan Nouman Ali Khan, Bakara Suresi Sohbetleri-2’de okurlarını “Hz. Adem kıssası” ve “İsrailoğulları” üzerinde derinlemesine tefekkür etmeye, Hıristiyan dünyasının ve İslam’ın, yaratılış hikayesine ve varoluşa yüklediği anlam farklılıklarını mukayeseli olarak ortaya koyarak insanı, yüzünü yaratıcısına dönmeye davet ediyor…


Basım Ayı/Yılı : 8/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 272
Ağırlık : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺114,80
Gürültülü, Hızlı ve Sürekli Üstümüze Gelen Dünyada Aşırı Hassas Olmanın Saklı Gücü

Çevrenizden sıklıkla “aşırı hassas davranıyorsun” ya da “fazla tepki veriyorsun” gibi cümleler mi işitiyorsunuz? İnsanları iyi okuyor, duygudurumlarından kolayca etkileniyor, hatta duygularını sünger gibi çekiyor musunuz? Ya da öfke, endişe gibi yoğun duygular hissettiğinizde etkisinden çıkmanız vakit mi alıyor? Endişelenmeyin, yalnız değilsiniz. Sadece gürültülü, hızlı ve sürekli üstümüze gelen bu dünyada yadsınamaz bir güce sahipsiniz ve dönüştürücü bir yetenekle kuşatılmışsınız.

Herkesin duyarlı bir tarafı var, ancak dünyada yaklaşık her üç kişiden biri hem fiziksel hem de duygusal anlamda başkalarından daha duyarlı olma eğilimine sahip. Bu kişiler detaylarla yakından ilgileniyor, çoğunluğun gözden kaçırdığı bağlantıları kuruyorlar. Zeki, cömert ve yaratıcılar.

Duyarlı bireylerin iç dünyalarına odaklanan bu kitap, bugüne kadar yeterince değer verilmeyen bu özelliğin potansiyelini nasıl ortaya çıkaracağınızı ve hayatın her alanına nasıl entegre edeceğinizi anlatıyor; uygulanabilir alıştırmaları, anekdotları ve güncel bilimsel araştırmaları bir araya getirerek derin bir içgörü sunuyor.

Duyarlı insanlara yönelik dünyadaki en kapsamlı internet sitesi Sensitive Refuge’un


Basım Ayı/Yılı : 8/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 320
Ağırlık : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺135,30

Nurullah Genç'in hayata armağan ettiği kelimeler, şiirin en güzel duraklarına götürüyor okuru yeniden.

ey benim aynalarda gülümseyen çokluğum

nar tadında umutlar taşıyan çocukluğum

gözlerinin ışığı yayıldı mahzenime

ey benim can sarayım, ey benim eşsiz kuğum

asil tebessümünü düşürdün izlerime

müpteladır gemiler benim denizlerime

gülümsedin; kalmadı kederim, burukluğum

çehresinde hâtıran büyüyor bebeklerin

gizemine âşina varlığım ve yokluğum


Basım Ayı/Yılı : 7/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 3
Sayfa Sayısı : 112
Ağırlık : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺57,40

Batak, yazar başkahramanın sanatsal üretiminin sancısına, eylemsizliğine odaklanır. Bu kahraman çırpınan fakat ilerleyemeyen bir kişinin hikâyesini merkeze aldığı “Batak” adlı romanına çalışmaktadır. Bir bakıma Vergilius’un Tityre’ini anlatır; onunkine benzer bir tarlaya sahip ana karakter oradan çıkmak yerine, orada kalmaktan mutludur. Başkahramansa, romanının anlatıcısının aksine, münzeviden başka her şeydir. Dostlarıyla vakit geçirmekten keyif alır, Paris edebiyat dünyasında yazdığı kitabı anlatır, onların düşüncelerini dinler –ki bu pek de gurur verici değildir ve elbette bunlar kitabın bir parçası haline gelir. André Gide bir bakıma yazma sanatını ve çelişkilerini de ortaya koyar.
Batak, André Gide’in kendini hicvettiği tek eser, güçlü ve nitelikli bir üstkurmaca çalışması…
“André Gide, sade adı söylendiği zaman bir medeniyeti, bir kültürü en iyi taraflarıyla hatırlatan nadir insanlardandır.” –Ahmet Hamdi Tanpınar

 


Basım Ayı/Yılı : 7/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 112
Ağırlık : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺41,00

Türk edebiyatının değerli yazarlarından Sabahattin Ali’nin ilk tercüme eseri Tarihteki Garip Vakalar’ın birinci basımı 1936 yılında yapılmıştır. Son yıllarda Sabahattin Ali’ye olan yoğun ilgiye rağmen yazarın bu çevirisi yakın zamana kadar göz ardı edilmiştir. Sabahattin Ali’ye bu kitabı tercüme etme görevinin dönemin Millî Eğitim Bakanı Saffet Arıkan tarafından verilmesi ve kitabın tefrikasının iktidarın gazetesi olarak bilinen Ulus gazetesinde yapılmış olması eserin önemini artırmaktadır.

•          Bundan birkaç yüzyıl önce Avrupa sokaklarında yürümenin etraftaki kötü koku yüzünden neredeyse imkânsız olduğunu biliyor muydunuz?

•          Peki Katolik kilisesi inançsızlara nasıl muamele ediyordu?

•          Avrupalı askerler esirlere ve sivillere ne tür işkenceler yapıyordu?

•          Hastaların tedavisinde kullanılan tuhaf yöntemler nelerdi?

•          Avrupa saraylarında âdet olan garip evlilik ritüelleri nelerdi?

Alman tarihçi Max Kemmerich (1876-1932) bu ve benzeri sorulara verdiği cevaplarla okuyucuyu Avrupa tarihinin dehlizlerinde keyifli bir yolculuğa çağırıyor. Sabahattin Ali’nin dilimize kazandırırken Tarihteki Garip Vakalar ismini vermeyi uygun gördüğü bu tuhaf hadiseler, gülünç bir Avrupa resmi çiziyor. Yazarın Avrupalı olması hasebiyle bir öz eleştiri olarak değerlendirebileceğimiz bu kitap, aynı zamanda Avrupa'nın pek bilinmeyen veyahut bilerek unutturulan karanlık tarihiyle bir yüzleşme niteliği taşıyor. Avrupalı olmayan okurlara ise “gelişmeye giden yolda rehber” addettikleri milletlerin, tahayyül ettikleri kadar mükemmel olmadıklarını fark etme imkânı sağlıyor.

Sabahattin Ali’nin ustalıklı tercümesiyle ve Hüseyin Bargan’ın titiz çalışmasıyla okuma imkânı bulduğumuz bu kıymetli eser, Avrupa tarihine dair ezberlediğimiz kalıpları yıkacak nitelikte.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 192
Ağırlık : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺73,80

6. yüzyıl Bizans Tarihçisi ve Hukukçusu Myrinalı Agathias; Prokopios, Menandros ve Theophylaktos gibi büyük tarihçilerden oluşan zincirin önemli bir halkasıdır. Agathias, en temelde Bizans İmparatoru I. Justinianus, namıdiğer Büyük Jüstinyen dönemini (527-565) ve olaylarını anlatır. Ancak düzenli yaptığı geri dönüşler sayesinde eski olaylar ile kendi dönemi arasında değerli saptama ve kıyaslamalar sunar. Birçok kavim, kişi, imparator, kral, asker ve komutandan bahseder ve bu kişiler hakkında sahip olduğu tüm bilgiyi sunmayı boynunun borcu bilir.

• 530’lu yıllarda Romalılar, Gotlar, Franklar ve Germenler arasında vuku bulan mücadeleler...

• Bizans Kumandanı Narses’in Franklar ve Alamanlarla olan ilişkileri...

• Lazlar ve Sasanilerle mücadeleler...

• Agathias’ın hukukçu kimliği ile bir mahkeme olayını değerlendirmesi...

• Başkent Konstantinopolis’te meydana gelen doğal afetler...

• Hun kavimleriyle Bizans arasındaki mücadeleler...

6. yüzyıldan 21. yüzyıla orijinal dili olan Yunancası ve İngilizce tercümesi ulaşan Bizans Tarihi: Agathias Kroniği, Hüseyin Uçar tarafından karşılaştırmalı olarak incelendi ve Türkçeye kazandırıldı. Agathias’ın adaletli, vicdanlı ve titiz tarihçilik süzgecinden geçen tüm olaylar literatürde Prokopius’un bıraktığı boşlukları dolduruyor. Agathias yalnızca vaka nakletmekle kalmayıp aynı zamanda tarihçilik mesleğindeki etik kurallara da vurgu yapıyor. Böylece tarihçinin hiçbir zaman gerçekleri örtbas etmemesi, durumu iyileştirmeye çalışmaması, gerçekleri olduğu gibi yansıtması gerektiği mesajlarını iletiyor.

Elinizdeki kitap sizi 6. yüzyıl Doğu Roma İmparatorluğu’na doğru bir zaman yolculuğuna çıkaracak.


Basım Ayı/Yılı : 2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 240
Ağırlık : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺73,80

Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler, İnsancıklar gibi pek çok eserle dünya yazınına yön vermiş bir deha: Dostoyevski… “Bana ruhbilim konusunda bir şeyler öğreten tek kişidir,” diyor Nietzsche onun hakkında. André Gide ise her biri birer çığlık olan mektuplarından ve eserlerinden yola çıkarak bu biyografiyi incelikle kaleme alıyor.
Kitap boyunca bir yandan André Gide’in Dostoyevski’ye duyduğu hayranlığı gözlemliyor bir yandan da eserlerinde gözden kaçırdığımız detaylar üzerinden Dostoyevski’yi yeniden tanıyor, satır aralarında onun izini sürüyoruz. Dostoyevski gibi bir yazın devinin sürgünle geçen çile dolu yaşamının yanı sıra, hayatını yönlendiren yazma tutkusuna ve edebiyatla kurduğu kuvvetli bağa şahit oluyoruz.
Edebiyat tarihinin kilometre taşlarından olan Dostoyevski’nin dünyasına okuru bir adım daha yaklaştıracak zengin bir çalışma.


Basım Ayı/Yılı : 11/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 208
Ağırlık : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺82,00

Antep savunması her kesimden halkın fedakârlığı ile Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki Millî Mücadele’nin bir parçası olarak başarıyla sevk ve idare edilmiştir. Şehrin açlık ve ikmâlsizlik yüzünden tesliminden önce düşman kuşatmasını parçalayarak yapılan “huruç” dahi nizami birliklerin komuta kontrol ve desteğinde başarılmıştır. Huruç girişimlerinde şehir dışındaki nizami birliklerin bir gece içinde üç tabur komutanını şehit vermeleri de bunu göstermektedir.
Antep mücadelesi ağırlıklı olarak şehir halkının “seferberlik”te ateşle imtihandan geçmiş ihtiyat zabitleri ile erbaş ve erlerinin kahramanlığının eseridir. Ancak mücavir sahadan Kilis, Maraş, Malatya gibi şehirlerden gelen muharip unsurlar ve sağlanan maddi destek de önemlidir. Dahası harbi yürüten “Heyet-i Merkeziye”nin çabaları ile Fransız ordusundaki Senegal, Cezayir ve Tunus gibi coğrafyalardan toplanan Müslüman askerlerin bir kısmı mücahit Türk kardeşlerine katılmıştır. Bunlardan bazıları da yaralanmıştır.
Diğer taraftan Antep savunması sadece Fransızlara karşı değil bölgede azınlık bir nüfusla “Küçük Ermenistan” kurma hevesine kapılan Ermenilere karşı da yapılmıştır. Sonuçta işgal ordusu söz ve desteğine bel bağlayan Ermeniler kaybetmiş, yüzlerce yıldır yaşadıkları Antep toprağından silinmişlerdir.
Prof. Dr. Hasip Saygılı, Antep Harbi’ne Yeniden Bakmak adını verdiği kitabını hazırlarken, bilinen Türk kaynakları kullanmakla yetinmeyip İngilizce ve Fransızca erişilebilen Batılı ve Ermeni kaynaklardan da istifade etmiştir.


Basım Ayı/Yılı : 10/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 384
Ağırlık : 384
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺135,30

Nurullah Genç'in hayata armağan ettiği kelimeler, şiirin en güzel duraklarına götürüyor okuru yeniden.
İki ankayız ki, seherde uçan
İki ayrı kainattır yuvamız
Kanatlarımızda hüznün başağı
Kafdağı’na varamadık, ne çare
Ne bulut ve şimşek, ne gökkuşağı
Anlamaz, bedende can pare pare
Bizi bizden iyi bilirsin Rabbim
Bir ankayı bir ankanın göğünde
Yalnız sen uçurabilirsin Rabbim


Basım Ayı/Yılı : 10/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 192
Ağırlık : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺73,80

Samanyolu’nun yaklaşık 200 milyar güneş barındırdığını biliyor muydunuz? Peki ya Jüpiter’de bir günün yalnızca 10 saat sürdüğünü? Mars’ta gökyüzünün gündüzleri pembeyken gün batımıyla maviye döndüğünü, Neptün’deyse atmosfer koşullarının elmastan yapılma minik dolu taneleri oluşturduğunu?
Uzay, bir insanın inceleyebileceği en büyük, en eski, en sıcak, en soğuk, en tuhaf yapı. O halde bilimin en şaşırtıcı gerçeklerinin astrofizik ve kozmolojiye ait olması, insanlığın da bu esrarengiz yapıyı keşfetme çabası pek şaşırtıcı değil. 
Elementsel ve Parçacıksal’ın yazarı Tim James, Gökbilimsel’de evrenin uçsuz bucaksız sularına dalıyor ve uzaylılardan ötegezegenlere, beyaz deliklerden karanlık maddeye, kuasarlardan kuark yıldızlarına karşılaşabileceğimiz en büyük gizemlere ışık tutmak üzere kolları sıvıyor. Hem astronomi tarihçesini ve konuya ilişkin en güncel gelişmeleri detaylarıyla anlatıyor, hem de Düz Dünya dahil kamuoyunu meşgul eden tartışmalara kendine özgü mizahi üslubuyla parmak basıyor.
 
“James, karmaşık kavramları basitleştirmek için en temele iniyor. Uzayın devasalığını kolaylıkla anlaşılır hap bilgilere dönüştürerek evrenin tuhaflığını en hayranlık uyandırıcı şekilde gözler önüne seriyor.” –Foreword
“Önceki kitabı Elementsel’de olduğu gibi didaktiklikten uzak ama bilgilendirici bir tavır benimseyen Tim James, bizi uzay biliminin ışık yıllarında, Büyük Patlama’dan UFO’lara uzanan eğlenceli bir yolculuğa çıkarıyor.” –Andrew Crumey
“Bilimin sıkıcı ve yavan olması gerektiğini kim söyledi? Tim James olmadığı kesin!” –The New York Post

Basım Ayı/Yılı : 9/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 240
Ağırlık : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺98,40

Yemek ve uyku düzeni, dil gelişimi, tuvalet eğitimi, sütten kesme, inatçılık, hırçınlık, kaba sözcükler, parmak emme, tırnak yeme, kardeş kıskançlığı ve diğerleri… Her anne babanın kafasına takılan, kimi zaman içinden çıkamadığı sorunlardır bunlar…

Bazı anne babalar bunların ne anlama geldiğini bildikleri için çocuklarını incitmeden sorunları çözerken, kimileri çaresiz kalıp çocuklarıyla çatışmaya girerler. Ve bu çatışmalarda, hem kendilerini hem de çocuklarını yıpratırlar.

İşte bu nedenle Adem Güneş, Çocuk Neyi Neden Yapar’ı ‘çocuk davranışlarını anlama rehberi’ olarak hazırladı. Çocuk davranışlarının nedenlerini ve çözüm önerilerini yalın bir dille, ebeveynlerle paylaştı. Bu kitap, çocuk davranışlarını anlamak isteyen her yetişkinin elinin altında bulunması gereken bir pratik bilgi kaynağıdır.


Basım Ayı/Yılı : 8/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 117
Sayfa Sayısı : 224
Ağırlık : 224
En / Boy : 15,5 / 21,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺82,00

Ben, hadisatı affediyorum. İnsanlardan gördüğüm fenalığı bir yangın, bir yıldırım gibi önüne geçilemez bir kaza telakki ediyorum. Sevdiklerimden ayrılırken, sükûta, ebediyete kavuşurken beynime hücum eden hatıraların arasında o galiz çehreyi görmek istemiyorum. Yalnız şiir, yalnız aşk, yalnız güzellik.

Cemil Süleyman

Fecr-i Âti topluluğunun önde gelen isimlerinden Cemil Süleyman, yaşadığı dönemde zorluklarla dolu bir hayatın ortasına savrulmuştur. 1912 yılında doktorluk görevine başlamış; Balkan Savaşları, Suriye ve Kafkasya’da ölümle boğuşmuş; insanlık tarihinin en feci olaylarına şahit olmuştur. Savaş yıllarında iki defa yaralanır, birinde ölümden döner. Ömrünün yarısı uzak müstemlekelerde, sahralarda, badiyelerde geçer. Bütün bunlara rağmen hatırladıklarını yazmak onun için bir iptiladır. Ömrünün son üç yılında seçkin bir üslup ve ince nüktelerle yazdığı hatıralarını gazetelerde yayınlar. Cumhuriyet’in ilanı ile hissedilen değişimi satır aralarına ustaca yerleştiren Cemil Süleyman, çocukluk günlerinin geçtiği Osmanlı dönemi ile Cumhuriyet döneminin panoramasını sunar. Kendi geçmişi ile bugünü arasında ilmekler dokurken aslında bir coğrafyanın geçmişini ve “şimdi”sini de gözler önüne serer.

Cemil Süleyman Alyanakoğlu’nun mirasına bir saygı olarak bu esere Kendi Cennetlerinde ismi uygun görüldü. Hüseyin Bargan tarafından titizlikle yayına hazırlanan bu hatırat, Cemil Süleyman’ın külliyatının toparlanması adına önemli bir adımdır. Beyrut, Şam, Lübnan, Antalya, Suriye ve İstanbul’un anlatıldığı Kendi Cennetlerinde, Cemil Süleyman’ın daha evvel yayınlanmamış hatıralarını gün yüzüne çıkararak tarih ve edebiyat literatüründe mühim bir boşluğu doldurmaktadır.


Basım Ayı/Yılı : 6/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 176
Ağırlık : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺82,00

Antoine de Saint-Exupéry ve müstakbel eşi Consuelo Suncín Sandoval 1930'da Buenos Aires'te tanıştılar. Hemen birbirlerine âşık oldular ve kısa süre sonra evlendiler. Ancak evlilik hayatları, onları bir araya getiren her şeye rağmen, nihayetinde kaotik bir yolculuktu. Hem öngörülemez hem de talepkâr olan maceracı “Tonio”, karısının bütün ilgisini kendisine vermesini ve ona istikrar sağlamasını bekliyordu; oysa bunlar Consuelo’nun özgür ruhlu, huysuz tabiatının engel olacağı şeylerdi. Bununla birlikte, araya giren birkaç ayrılığa rağmen birbirlerini asla bırakmadılar ve bu karşılıklı koşulsuz sevgi vaadi, Antoine'ın askerî görevinin getirdiği yükler ikisi için de kaçınılmaz hale geldiğinde, mesafelere ve endişelere dayanmalarını sağladı. Savaş zamanında, Antoine Saint-Exupéry, Consuelo'yla birlikte hayatlarını aydınlatan bir masal olan Küçük Prens'i yazdığında mektuplar da bu döneme yakından şahitlik etti.
160 mektuptan oluşan ve renkli çizim, fotoğraf ve belgelerle desteklenen bu yazışmalar, tutkulu fırtınalarla şüpheli durgunluklar arasında gözyaşları, hayal kırıklıkları ve aşkın coşkularla zenginleşen ilişkilerinin ruhunu ortaya koyuyor. Bunun yanında dönemin sanatçıları, yazarları, düşünürleri II. Dünya Savaşı’yla birlikte bu tutkulu ilişkide boy gösteriyor.
Genç bir gezgin prens, bir gül ve onun cam fanusu: İşte bu ilişkinin hikâyesi...
 
“Karamsar, çapkın bir maceracıyla şen şakrak, sivri dilli bir sanatçının fırtınalı evliliğine bir tanıklık...” –The Guardian
“Ne seninle ne de sensiz. Exupéry çiftinin çalkantılı evlilik hayatından izler taşıyan, daha önce yayımlanmamış bu mektuplar, yazarın Küçük Prens’teki güle ilham olan karısına ne kadar bağlı olduğunu gözler önüne seriyor.” –Le Figaro
“Antoine ve Consuelo tüm anlaşmazlıklara rağmen arkalarında imrenilesi bir aşkın ve fırtınalı bir ilişkinin hatırası mektupları bıraktılar.” –Franceinfo
“İki âşığın, 1930’da Buenos Aires’te tanışmalarından yazarın 1944 yazındaki ölümüne kadar geçen sürede birbirlerine yazdıkları mektuplar, yaşadıkları hayatla hayalini kurdukları hayat arasındaki uçurumu gösteriyor.” –Alban Cerisier


Basım Ayı/Yılı : 6/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 264
Ağırlık : 264
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺123,00
II. Meşrutiyet, İttihatçılık ve Toplumsal Dönüşüm (1908-1914)

Osmanlı tarihinin en hızlı değişim ve dönüşüm sürecinin yaşandığı II. Meşrutiyet döneminin ilk altı yılında (1908-1914) çok kültürlü bir yapıya sahip, önemli bir ticaret kenti olan Trabzon’da yaşanan siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal olaylar aslında Osmanlı taşrasının bir aynası hükmündedir.

Dr. Selim Ahmetoğlu’nun Devrim Günlerinde Trabzon adını verdiği bu çalışmasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun İttihat ve Terakki Cemiyeti liderliğinde yaşadığı büyük değişim sürecinde Kafkasya’ya, Rusya’ya ve İran’a açılan önemli bir liman şehri olan Trabzon’da; İttihatçıların faaliyetleri, merkez ile taşranın ilişkileri, yerel eşrafın İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne ve politikalarına bakışı, cemiyetin yerel eşrafa bakışı, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin siyasi, kültürel ve iktisadi politikalarının yerel ölçekteki yansımaları gibi pek çok konuya değinmektedir. Daha net bir ifadeyle söylemek gerekirse bu çalışmanın ana konusu, 1908-1914 yılları arasında, İttihatçıların öncülüğünde Trabzon’da yaşanan siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal değişim ve dönüşümün ortaya çıkarılmasıdır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 336
Ağırlık : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺127,10

Aklımızı mı kaçırdık? Ünlü Hintli romancı Amitav Ghosh, gelecek nesillerin pekâlâ böyle düşünebileceğini savunuyor. Küresel ısınma karşısında başarısızlığımızı başka nasıl açıklayabiliriz? Ghosh, Büyük Kaos’ta edebiyat, tarih ve politika düzeyinde iklim değişikliğinin ölçeğini ve şiddetini kavrama konusundaki yetersizliğimizi inceliyor.
İlk bölümde edebiyat-iklim krizi arasındaki ilişkiyi odaklanırken bunu Madame Bovary’den, Solaris’e edebiyattan örneklerle açıklıyor. Tür olarak bilimkurgu eserlerin ve fantastik evrenlerin mekân ve zaman bağlamında edebiyatın sınırlarını genişlettiğini vurgulayarak iklim değişikliği gibi global problemlerin gelecek senaryolarına karşılık nasıl yankılandığına değiniyor. Tarih bölümünden kapitalizm ve iklim krizi ilişkisi, karbon ekonomisi çerçevesinde ele alınıyor. Asya’daki kömürün petrol endüstrisiyle ilişkisinden sömürgecilikten sanayileşmeye uzanan süreçte gelişen yeni uygarlık üzerinden bir tarih okuması gerçekleştiriyor. Politika kısmındaysa, iklim politikaları etrafında kuruluşları, hükümetleri, Batı toplumlarının üretim araçlarını, diplomatik adımlarını ve politikalarını ele alıyor. İklim kriziyle mücadelenin bireysel tedbirlerin kolektif hale gelmesiyle başlayacağının altını ısrarla çiziyor.
Büyük Kaos, zamanımızın en önemli gerçeğiyle yüzleşmek için büyük bir yazardan derinlikli bir çağrı.
“Uzun süredir iklim değişikliğini bilimsel bir soru olarak konuşuyoruz. Bu muhteşem kitapta Ghosh, meseleyi bilimin dar koridorlarından çıkarıp kültür, politika ve iktidarın geniş alanlarına taşıyarak değiştiriyor. İklim değişikliğinin, fosil yakıtlara olan kolektif bağımlılığımızı teşvik eden ve sürdüren birbiriyle ilişkili bir dizi tarihin sonucu olduğunu ve farklı bir dünya istediğimizi söylemek, ancak yaşamın devamını sağlayacak şekilde hareket etmek bir tür dengesizlik olduğunu savunuyor. Bu kitap sadece iklim konusunda harekete geçmek için değil, iklim hakkında tamamen yeni bir şekilde düşünmek için de açık bir çağrı.” ―Naomi Oreskes
“Büyüleyici... Ghosh’un etkileyici ve çevik üslubu, gerçekten bakamaya çekindiğimiz bir gerçeği, insanlığın kaderini, tüm gerçeği ve gölgeleriyle ortaya koymayı başarıyor.” ―Giorgio Agamben
“Çok ender durumlarda, bir yazar o kadar yakıcı bir içgörü ve hikâye anlatma becerisini bir araya getirir ki, iyi bilinen bir konu bile başka türlü gösterir kendini. Yeni bağlantılar kurulur, yeni gelecekler ortaya çıkar. Ghosh böyle bir yazar ve bu da böyle bir kitap.” ―Naomi Klein
“Usta bir hikâye anlatıcısının mahareti ve keskin bir siyasi gözlemcinin güçlü vizyonuyla Ghosh, küreselleşmenin, imparatorluğun ve burjuva edebiyatının karbon tarihi ve çağdaş iklim krizimizle iç içe geçen karmaşık ilişkilerinin izini sürüyor. Heyecan verici, parlak bir analiz ve hayal gücünün sentezi Büyük Kaos, Antroposen’in insan geleceğimiz için ne anlama geldiğini anlamaya çalışan herkes için temel bir okuma.” ―Roy Scranton


Basım Ayı/Yılı : 5/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 208
Ağırlık : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺94,30

Kuruluşundan 1923’e kadar Osmanlı tarihi... Caroline Finkel'in Osmanlı arşivleri yanında Osmanlı'nın hükmettiği topraklardaki devletlerin de arşivlerinde çalışarak yazdığı, Osmanlı'nın 600 yıllık tarihini, detaylarıyla anlatan dev eser... Sırasıyla İngiltere ve Amerika’da yayımlanan ve tarihçiler tarafından olumlu eleştiriler alan kitap, ciltli, özenli baskısıyla şimdi Türkçede. "Tarihyazımının eski büyük geleneği olan Osmanistik çerçevesinde kaleme alınmış, kendi şartları içinde değerlendirildiğinde geniş okuyucu kitlesinin yanında uzmanları bile uyaracak ve bazı konuları hatırlatacak bir eser...” İlber Ortaylı "Caroline Finkel′ın yapıtının çok uzun süre Osmanlı İmparatorluğu′nun tek ciltlik standart tarihi olarak kalacağına şüphem yok." Andrew Mango Osmanlı tarihleri ilk padişah Osman’ın kuracağı hanedanın rüyasını gördüğünü kaydederler – rüyada Osman’ın göbeğinden çıkan tam gelişmiş bir ağaç onun torunlarının gücünü ve topraklarının büyüklüğünü simgeler. Osman’ın soyu göçebe kökenlerinin becerilerini, fethettikleri Bizans’ın emperyal dünya görüşüyle birleştirdi. Sonuçta altı yüzyıl boyunca, en güçlü döneminde Macaristan’dan Basra Körfezi’ne, Kuzey Afrika’dan Kafkaslar’a kadar uzanan bölgeleri kontrol eden, çok etnisiteli bir devlet doğdu. Osmanlı’nın moderniteye geçişi Habsburglar ya da Romanovlar’ınki kadar karmaşık bir süreçti. Osmanlılardan askerî cesaretleri nedeniyle korkulur, devlet idarelerine ise saygı duyulurdu; Kanunî Sultan Süleyman ve II. Abdülhamid gibi padişahlar dönemlerine egemen kişilerdi. Ancak, padişahın ve ailesinin gözden uzaklığında örneklendiği gibi, imparatorluğun işleyişi bir sır perdesiyle örtülmüştü.


Basım Ayı/Yılı : 6/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 9
Sayfa Sayısı : 656
Ağırlık : 656
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺295,20

“Sadullah Gülten’in çoğu Alevilik araştırmacısında bulunmayan bir farklılığı, kaynaklarını genellikle malum literatürle sınırlamayıp elde ettiği verileri geniş ölçüde arşiv belgeleriyle takviye ederek kullanmasıdır. Bu yöntem onu hem sair yazılı kaynaklarla yetinen ve çoğu defa bunlar üzerinden tutarsız genellemeler yapan, bu genellemeleri ‘mahz-ı hakikat’ imiş gibi sunan bazı iddialı profesyonel veya amatör araştırmacılardan farklı bir yere oturtur.”

Ahmet Yaşar Ocak

Osmanlı Devleti tarafından tutulan kayıtlar arasında bulunan başta tahrir, mühimme ve vakıf defterlerinin satır aralarında, Anadolu’da faaliyet gösteren abdal, ata, dede ve baba unvanını taşıyan Yesevî, Kalenderî, Haydarî, Vefaî ve Bektaşî tarikatlarına mensup derviş ve şeyhler hakkında da mühim bilgiler bulunur. Özellikle, bahsedilen belgelerin adı geçen tarikatlara mensup şeyhlerin hayat hikâyesini ve kerametlerini ihtiva eden menakıbnâmeler ile desteklenmesi hem bu kaynaklarda geçen bilgilerin test edilmesine hem de konunun genişletilmesine imkân vermektedir. Osmanlı dönemi konar-göçerleri ile Kızılbaşlar/Alevîler üzerine yaptığı çalışmalarla göz dolduran Prof. Dr. Sadullah Gülten, Heterodoks Dervişler ve Alevîler adını verdiği bu çalışmasında sözü geçen kaynaklarda Güvenç Abdal, Barak Baba, Seyyid Velâyet, Üryan Hızır, Şeyh Çoban, Baba Mansur, Abdal Ata, Dede Karkın gibi şahsiyetlerin izini sürerek onlarla ilgili yaptığı tespit ve değerlendirmelerin yanı sıra, Tahtacılar, Vefaîler, Etyemezler, Kalenderîler, Haydarîler ve Bektaşîler gibi gruplar hakkında kayda değer sonuçlara ulaşmıştır. Böylece Osmanlı arşiv belgeleri ve menakıbnâmeleri birlikte kullanarak pek çok tartışmalı konuya yeni bir bakış açısı getirmiş ve daha önce farklı akademisyenlerce ele alınan konuları genişletmiştir. Okuyucu bu kitapta Alevîliğin tarihsel altyapısını oluşturan öncü şahsiyetlere, tarikatlara ve Alevî ocaklarının oluşum sürecine dair önemli bilgiler bulacaktır.


Basım Ayı/Yılı : 6/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 352
Ağırlık : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺147,60

İnsan hakları örgütü El-Hak’ın kurucusu, “Orwell Prize for Books” (2008) ile “Moore Prize” (2020) ödüllerinin sahibi, Filistinli avukat ve yazar Raja Shehadeh’ten muhteşem bir Filistin tarihi…

Yazar Raja Shehadeh, aile tarihini araştırırken Osmanlı döneminde Filistin’de yaşamış büyük büyük amcası Necib Nassar’ı keşfeder. Hristiyan tebaadan bir entelektüel olan Necib Nassar reformlara sıcak baksa da Osmanlı’nın Orta Doğu’yu zaman içinde kaybetmesinden endişelidir. Bu gerekçeyle Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girmesine muhalefet ettiğinde ise hayatını altüst edecek bir gelişme yaşanır. Cemal Paşa’nın talimatıyla hakkında idam kararı çıkar. Devlet görevlileri üç yıl boyunca Necib’i ararken o da Filistin topraklarında gizlenir. Bu kaçış sürecinde köyler, bedevi çadırları ve dağlar onun yeni yuvası olur. Raja Shehadeh, bu aile tarihi anlatısında büyük büyük amcası Necib Nassar’ın kaçış yolculuğunu tekrarlıyor. Yolculuk sırasında amcasının uğradığı, konakladığı o hayat dolu yerlerin nasıl birer harabe hâline geldiğini gözlemliyor. Filistin’in bugün berbat bir hapishaneye dönüştüğünü, Necib amcası gibi özgürce dolaşmanın ise artık imkânsız olduğunu acı tecrübelerle keşfediyor. Zamandaki Kırılma: Osmanlı Filistin’ine Veda, siyonizmin bölgedeki ekolojik yapıyı, doğal kaynakları, huzuru, toplumsal hafızayı nasıl geri dönülmez biçimde mahvettiğini gözler önüne seren çarpıcı bir yolculuk öyküsü. Ancak her türlü kedere ve baskıya rağmen bir gün Filistin’in özgür olacağına inanan yazar, Necib amcasından miras kalan mücadeleci ruhu okuyucularına vermeyi başarıyor.


Basım Ayı/Yılı : 6/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 240
Ağırlık : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺127,10

Birkaç Deli Güvercin, lirizm ile tarihi iç içe sunuyor. İstanbul temasının ağır bastığı kitap bir na’atı şerifle açılıyor. Hüzün tonu yüksek şiirlerle devam ediyor. Nurullah Genç bu kitabında Yağmur şiiriyle klasikleşen üslubuyla devam ediyor.

bilmem neyi aradım bir ömür kışlarında

binbir gece yürüdüm hangi muamma için

zümrüd-ü ankâ uçar senin bakışlarında

benim rüyâlarımda birkaç deli güvercin


Basım Ayı/Yılı : 6/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı :
Sayfa Sayısı : 112
Ağırlık : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺57,40

Tarihçi Y. Hakan Erdem, bu kez bilimkurguya el atıyor ve tufandan sonrasına, 41. yüzyıla gidiyor, ama buralardan fazla uzaklaşmadan...

Zaman Çöktü, bir bakıma, insanlaşmaya çalışan koyunların, koyunluk değerlerini savunarak insanlara karşı ayaklanışının hikâyesi. Bir bakıma da, 21 yüzyıldır süren sembolokrasiye ve Türkiye’nin ruhuna tutulmuş bir ayna: Huriler, buharlaştırıcılar, gargoyle’lar, başkasının uykusunu uyuyanlar, koçlar, dispatlar, siborkullar, kara delikler, kırmızı başlıklı kızlar ve daha neler neler... Belki de, Batılılaşma sürecindeki koca bir ülkenin, mecburen Güneylileşmek zorunda kalışının hikâyesidir bu, kim bilir?


Basım Ayı/Yılı : 6/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 3
Sayfa Sayısı : 368
Ağırlık : 368
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺147,60

Bir müddet hiçbir şey söylemedi Kılıç Arslan. Hafifçe serpiştiren yağmuru izliyor, toprak kokusunu ve gitgide yıldırım yüklenen göklerin cereyan yüklü rayihasını ciğerlerine dolduruyordu. “Allah’tan duam gelecek nesillerin tek bir devletin ve mutlak bir hâkimiyetin önemini kavramalarıdır. Şu yaşadıklarımız onlara ibret olmayacaksa eğer, kendilerine mutlaka başka ibretler ve hatalı yollar seçecekler demektir!” Bir anlığına sessizleşen Sultan etrafına baktı. Askerinin metanetini arttırmak için atını dörtnala kaldırıp safların önüne çıktı. “Bugün, son Türk devletini kurtarmak için buradayız gaziler,” diye kükredi. Büyük Sultan Alparslan’ın açtığı Anadolu’nun kapıları Türklere kapanmak üzere... Tarihte görülmemiş bir kararlılıkla toplanan Haçlılar, Bizans’ın rehberliğinde İslâm aleminin üzerine yürümekte. İçerideki düşmanlar uyanmış, fitne Müslümanlar arasında yayılmış, kardeş kardeşi boğazlamakta. Bütün bunların karşısında ise asla pes etmeyen, herkesin umudu Sultan Kılıç Arslan... Eserleri altı dile çevrilen, Türkiye’nin en çok okunan tarihî romanlarının yazarı, “günümüzün Peyami Safa”sı olarak anılan Okay Tiryakioğlu’nun kaleminden Anadolu’daki Türk varlığını Haçlılara karşı canı pahasına koruyan Kılıç Arslan’ın nefes kesen hikâyesi...


Basım Ayı/Yılı : 6/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 368
Ağırlık : 368
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺123,00

“Kur’an insanın Rabbiyle, alemle ve diğer insanlarla ilişkilerinden bahseden bir kitaptır.”

Elmalılı Hamdi Yazır

“Kur'an, verdiği peygamber örnekleriyle muhatabının şahsiyetini inşa ederken insanın yaşadığı hayati problemlere de çözümler sunar. Kıssalarda anlatılan olayları masal dinler gibi dinlemeyip hayatımızın içine almayı başarabilirsek kişiliğimizin yeniden imar olduğuna şahit oluruz…” diyor Fatma Bayram ve bu düşünceyle uzun yıllar boyunca yaptığı kıssa derslerinde, “Bu kıssa bana ne söylüyor?” sorusunun cevabını arıyor.

Hz. Adem’den, hatalarımızı telafi etme yollarını; Hz. Nuh’tan, bizi birbirimize bağlayan asıl bağın inanç olduğunu ve bir insanın alaylara aldırmaksızın bıkmadan, usanmadan yoluna nasıl devam edebileceğini; Hz. İbrahim’den, bir insanın tevhid arayışını ve imanından aldığı cesaretle imansız bir kavme nasıl karşı koyulacağını; Hz. Lut’tan, kötülük ne kadar yaygın olursa olsun direnç göstererek karşı koymak gerektiğini; Hz. Musa’dan, korkularımıza rağmen sebatla yolumuza devam etme yollarını; Hz. Meryem’den görünenin aldatıcı olabileceğini; Hz. Yusuf’tan bir gencin nefsinin ve çevresinin baskısına rağmen ahlakını muhafaza etmesinin yollarını öğreniriz. 

En Güzel Kıssa, benzersiz ve katman katman zengin içeriğiyle Hz. Yusuf’un kuyudan saraya yükselişinin öyküsüdür.


Basım Ayı/Yılı : 6/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 304
Ağırlık : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺118,90

Bir yanında geçmişten gelen düşmanların tehlikesi, bir yanında aşkın en çetrefil hali: Ensar... Baharının en güzel günlerinde gönlünü kaptırdığı sevdasına koyu gölgeler düşen Rüveyda... İki dost aile: Ortaklıklar, kayıplar, yalnızlıklar ama günün sonunda birbirinin yarasını aşk ve imanla saran insanlar... Mutlu bir gelecek için gönülleri titreyen Ensar ve Rüveyda vuslata eremeden ayrı düşerler. İkisinin de geçmişinde gizlenen sırlar ve karanlık yüzler, bu buluşmanın önünde engeldir. Vuslat makamına ulaşmak ve geçmişin gölgelerini geride bırakmak için aşkın ve imanın gücüne sığınmaktan başka çareleri yoktur... Yüz binlerce okuru tarafından beğeniyle takip edilen Ahmed Günbay Yıldız'dan, aşkın gerçek manasına dair sürükleyici ve hayatını inandığı değerlerden ayrı yaşayanları özüne döndürebilecek kuvvette bir roman…


Basım Ayı/Yılı : 9/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 272
Ağırlık : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺98,40

Sıradan gibi gelen çocuk davranışlarının birçoğu onun duygu dünyasından izler taşır yetişkine... Kimi zaman kardeşini iterken... Kimi zaman köşede bir yerde sessizce oynarken... Kimi zaman huysuzca her söylenene itiraz ederken... Bazen şımarıp bazen yılışırken... Bazen yemek yiyip bazen yemezken... Bazen ödevlerini yapıp bazen yapmazken... Aslında bir mesajı vardır yetişkine çocuğun. Çocuk davranışlarını okuyabilen ebeveynler, çocukların verdiği mesajları doğru anlarken bir taraftan da birlikte yaşamanın keyfini sürerler. Mesajları doğru okuyamayan ebeveynler ise çocuğuyla sürekli bir çatışma, tartışma ve huzursuzluk içinde bulurlar kendilerini. Adem Güneş, sıradan gibi görünen birçok çocuk davranışının hangi anlamlar içerdiğini ebeveynlerle paylaşarak çocuk davranışları anlamada çaresiz kalan anne babalara pratik bir bilgi kaynağı sunuyor. Çocukların davranışlarının nedenlerini ve çözüm önerilerini yalın ve anlaşılır bir dille anlatıp çözüm önerileri veriyor.


Basım Ayı/Yılı : 9/2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 208
Ağırlık : 208
En / Boy : 15,5 / 21,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺82,00

Nurullah Genç'in hayata armağan ettiği kelimeler, şiirin en güzel duraklarına götürüyor okuru yeniden.

saçların dikildi karşıma bir sokak ötesinde

her telinde parmaklarımın izleri parlıyordu

benzersiz kokunu alıyordu kıvrımlarından rüzgar

gözleri doluyordu saçlarına bakan kedilerin

her biri bir kenarda darmadağın

çömelip kalıyordu, yutkunuyordu

rengi kaçıyordu pencerelerde perdelerin
nereye yürüdüysem bakışın, duruşun, sesin

anladım; söndürmeyelim tutuşan yüreğimi

kendimi yakmış olurum yakarsam bu şehri

çünkü sen her şeyinle bendesin


Basım Ayı/Yılı : 5/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 4
Sayfa Sayısı : 176
Ağırlık : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺73,80

Türkiye, devlet ve toplum olarak olağanüstü, çeşitli meydan okumaların iç içe olduğu ve zorlukların birbirini takip ettiği sert bir zaman diliminden geçiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 100. yaşında bir başka “Millî Mücadele hâli” olan bir “afetler zinciri” ile karşı karşıya kalmıştır. Coğrafyanın kaderiyle insanlığın kaderinin çatıştığı bu süreçte, ülke olarak ağır bir bedel ödedik. Bununla birlikte hasarların giderilmesi ve yaraların sarılması için 3 ay içerisinde devlet ve toplum olarak sarf edilen çabalar, yapılan faaliyetler, gösterilen dayanışma ve yardımlaşma, birlik ve beraberlik ruhu ve verilen emekler; nüfusunun 6’da 1’ini, coğrafyasının 7’de 1’ini ve illerinin doğrudan 8’de 1’ini etkileyen büyük bir felaket anında Türkiye’nin, devletin ve toplumun dayanıklılığını teyit etmiştir. Asla umutsuz değiliz: Hep birlikte iyileşeceğiz.
9 saat arayla 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde, 6-7 km derinlikte ve yoğun yerleşim merkezlerinin hemen altında gerçekleşen ve toplamda 21 il ve 175 ilçede yıkımlara ve etkilere yol açan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri, birçok gelişmiş dünya ülkesinin yüzölçümünden daha büyük bir yüzölçümünü ifade eden 110 bin kilometrekarelik bir coğrafyayı doğrudan etkilemiş, on binlerce insanımızın ölümüne ve yüzbinlerce binanın yıkılmasına veya hasarlı olarak kullanılmaz hale gelmesine yol açmış, milyonlarca insanımız yer değiştirmek zorunda kalırken milyonlarca insanımız da çadır ve konteyner kentlerde yaşamaya başlamıştır.
Türkiye, hem depremlerin büyüklüğü, şiddeti ve enerjisi, hem de bir afetinin etkileri açısından Cumhuriyet tarihinin en güçlü yıkımı ile karşı karşıya kalmış, gerçek anlamıyla “Asrın Felaketi” ve bunun getirdiği insanî, siyasî, sosyal, ekonomik, askerî ve egemenlik boyutlarında yansımaları olan çeşitli sorunlarla yüzleşmiştir.
Raporumuzda, teorik yaklaşımlarımızı 14 günlük Deprem Bölgesi ziyaretinde edindiğimiz veri, bilgi ve gözlemlerle birleştirerek Kamu Yönetimi ve Sivil Toplum işbirliğine dayalı “Bütünleşik Afet Yönetimi Modeli/Sistemi” anlayışı kapsamında değerlendirdik. Sorumluluk bilinci olarak harekete geçme ilkemiz olan “Ben ne yapabilirim?” sorusu ile başlayan araştırmamızı “Bu felaketten daha iyi bir Afet Yönetimi için hangi dersler çıkarılabilir, neler yapılabilir, ne gibi adımlar atılabilir?” soruları ile genişlettik. Raporumuzdaki önerilerin; toplumsal eğitim, bilinç, zihniyet, yaklaşım, organizasyon ve uygulama dönüşümleri ile birlikte ülkemizin Yeni Afet Yönetimi Modeli/Sistemi için katkı verici olmasını diliyoruz.


Basım Ayı/Yılı : 5/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 160
Ağırlık : 160
En / Boy : 16,5 / 24
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺41,00

Uzaklar mı yakınlaşmış gönlümde, yoksa yakınlar mı değiştirmiş düşüncelerimi, bilmiyorum...
Muhal bir çehreyi mi büyütmüşüm yıllardır hayallerimde ben? Cevabı zor ve yitik şu an her şeyin!
Vuslat diye tespih ipliğine dizdiğim yılların hançerleşip kalbimde şifa bulmaz yaralar açacağını hesaba katamayışımın şaşkınlığı var kalemin ucunda bugün.
Hür yürümelisin dediysem gönül, bu ne cüret?
Annesizliğin ve babasızlığın kavurduğu yüreğiyle, gözünü haramın her türünden sakınmaya ant içmiş bir genç: İsa...
İsa’nın yıllar boyunca sözünü dahi etmeye çekinerek kalbinde sakladığı bir sevda...
Gerçeklerse kavuşma günü geldiğinde ortaya çıkmayı bekliyor.
Ahmed Günbay Yıldız’dan aile ve arkadaşlık bağları, maneviyat, dostluk gibi temalar etrafında şekillenen, yıllara ve yozlaşmış ilişkilere direnen masum bir aşkın hikâyesi: Beni de Kalbinde Götür...


Basım Ayı/Yılı : 5/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 205
Ağırlık : 205
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺82,00

Martha, onu her şeyden çok seven bir eşe, güzel bir eve ve gözünün içine bakan aile üyelerine sahiptir; öyle ki annesine göre bu, nadiren elde edilebilecek türde bir zenginliktir. Fakat tüm bu zenginliğin içinde hayatı elinden kayıp parçalara ayrılıyormuş gibi hissetmekten kendini alamaz. Belki bunun nedeni yalnızca diğer insanlardan daha hassas olmasıdır -ya da belki kafasının içinde yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Şimdi, tam da kırklı yaşları kapıdayken Martha ailesinin evine geri dönmeli ve kırılan tüm parçaları bu kez tek başına toplamalıdır.
Meg Mason, Keder ve Mutluluk’ta depresyonun yıpratıcı süreçlerini doğal bir mizah, açık sözlülük ve hassasiyetle ele alıyor; okuru hem kahkahaların hem de gözyaşlarının eşiğine getiriyor. Bu, koşulsuz sevginin ne olduğuna dair yürek burkan bir hikâye, daima baştan başlanabileceğini ortaya koyan bir manifesto.


Basım Ayı/Yılı : 5/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 318
Ağırlık : 318
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺123,00

Mukaddime’yi Okumadık Kimse Kalmasın Diye…
 
Mukaddime’nin Özü, herkes Mukaddime’yi okusun ve okumayan kalmasın diye hazırlandı!
Mukaddime’nin Özü, kesinlikle Mukaddime’nin özeti değildir.
Mukaddime’nin Özü, İbn Haldun’u İbn Haldun veya Mukaddime’yi Mukaddime yapan bütün bölümlerin bir araya getirilmiş şeklidir.
Mukaddime’nin Özü, günümüzde önemi veya geçerliliği kalmamış, okunmasının yararı olmayan bölümlerinin çıkarılmış hâlidir.
Mukaddime’nin Özü’nde yer alan düşünceler, görüşler ve bilgiler, bütünüyle İbn Haldun’a aittir. Hiçbir özetleme yapılmamıştır.
O yüzden Mukaddime’nin Özü’nü okuyan bir kimse, kendisinden emin bir şekilde ve çok haklı olarak “Mukaddime’yi okudum!” diyebilir.
Mukaddime’nin Özü, daha önce yayımlanmış olan “Mukaddime: Evrensel Tarihe ve Toplum Bilimlerine Giriş” kitabından hareketle mütercim tarafından büyük bir titizlikle ve son derece özenle hazırlanmıştır.


Basım Ayı/Yılı : 5/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 625
Ağırlık : 625
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺147,60

Mahsur Kadın, Nobel Edebiyat Ödüllü yazar André Gide’in jüri üyesi olarak yer aldığı ceza mahkemelerinde görülmüş ve toplumda infial yaratmış iki davayı konu alır. Öyle ki bu davaların hikâyesi bugüne kadar taşınmış, efsaneleşmiştir. 
22 Mayıs 1901'de Poitiers başsavcısı, elli iki yaşındaki Mélanie Bastian'ın, annesi tarafından yirmi beş yıldır tavan arasına kapatıldığını isimsiz bir mektupla öğrenir. Bakımsız bir odada, çöplerin arasında, yiyecekten uzak yaşamıştır yıllarca. Peki bu dava, failleri apaçık ortadayken nasıl olur da sanığın beraatıyla sonuçlanır?
Bu davayı Redureau Vakası izler. Yaşına göre haddinden fazla çalıştırılan, hatta sömürülen genç Marcel Redureau çalıştığı bağın sahibini ve tüm ailesini öldürür. Peki bu katliamın arkasında yatan sebep nedir? 
Gide, bu iki davayı kanıtların ışığında ustaca parçalara ayırıyor, sorular soruyor ve adaletin tecelli edip etmediğini hem hür bir vatandaş hem de bir yazar olarak izlenimlerini okura aktarırken hukuk ve adalet kavramlarını masaya yatırıyor.
 
“André Gide, sade adı söylendiği zaman bir medeniyeti, bir kültürü en iyi taraflarıyla hatırlatan nadir insanlardandır.” –Ahmet Hamdi Tanpınar


Basım Ayı/Yılı : 5/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 144
Ağırlık : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺49,20

Tevazu kendimize, başkalarına ve bizi çevreleyen dünyaya, onu olduğu gibi algılamamızı sağlayacak şekilde yaklaşmanın yoludur. Bilimsel araştırmalar göstermiştir ki tevazu insan ilişkilerini güçlendirmeye, iş hayatında ilerlemeye ve toplumu daha iyi bir noktaya taşımaya katkı sağlar. Yadsınamaz bir güce sahiptir ve dönüştürücüdür.
Bugün artık modern bilimin kadim bilgeliği onadığı noktadayız: Tevazunun güçlü bir dönüştürücü etkiye sahip olduğunu biliyoruz.
Narsisizm bizi kendimizi aldattığımız bir yalan dünyaya tutsak ederken tevazu özgürleştirir, güçlendirir ve geliştirir.
Sosyal Psikolog Darly R. Van Tongeren, tevazu kavramı üzerinden bizi kendini tanıma, kendini kontrol edebilme ve kendini aşabilmeye dair düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor.
İçine hapsolduğumuz yankı odalarından çıkmak için Tevazu’yu yeniden keşfetmeliyiz.
 
“Akıcı bir dille kalem alınmış, düşünmeye teşvik eden bu kitapta, işinin ehli bir uzman zayıflıklarımız konusunda dürüst olmak için ikna edici bir sav ortaya koyuyor ve bunun ne denli büyük bir güç olabileceğini gözler önüne seriyor.” ‑Adam Grant, Think Again kitabıyla New York Times çok satanlar listesinin bir numarası yazar.)
 
“Dr. Van Tongeren bu muhteşem kitapla tevazunun kapılarını aralıyor: Hayatın zorluklarından kaçmadan kendimizle, ilişkilerimizle ve kendi dünyamızla yüzleşmeye bir davet. Hem de tüm açık yürekliliğimizle ve bütün cevapların bizde olmadığını kabullenmeye hazır olarak… Bu kitap gelişmek için ilham kaynağı olabilir ve bize daha zengin bir hayatın anahtarını sunabilir.”
–Dr. W. Keith Campbell, The New Science of Narcissism kitabının yazarı
 
“Narsisizm milyonlarca kişiyi, aslında olmadıkları biri gibi davranarak hayatlarını bir hiç uğruna heba etmeye yöneltti. Ancak şimdi Dr. Van Tongeren bize bir çıkış yolu gösteriyor. Tevazunun kadim erdemi… Eğer siz de modern yaşamın yüzeyselliğinden sıkıldıysanız işte size panzehir. Aynı zamanda, ayaklarınızı yere tekrar sıkı basabilmeniz için bir yol haritası.”
–Danie Z. Liebermann The Molecule of More kitabının eş yazarı


Basım Ayı/Yılı : 5/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 350
Ağırlık : 350
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺135,30

Sultan yürüdü ve mukaddes yerde durdu. Patrik, ruhban konseyi ve halk gözyaşları dökerek, iniltilerle onun ayaklarına kapandılar. Sadece eliyle ağlamalarını kesmek için işaret etti ve onlara şunu dedi: “Sana sesleniyorum Anastasius, sana ve çevrendeki herkese, tüm halka söylüyorum: Bugünden itibaren benim öfkemden, ölümden, tutsak olmaktan korkmayın.”
 Nestor İskender
Nestor İskender, Rus kaynaklarına göre 1453’te İstanbul Kuşatması’na şahit olmuş Slav kökenli bir Ortodoks Hristiyan’dır. Hayatı hakkında ise bize sadece, yaşadığı 15. yüzyılda kaleme aldıkları rehberlik eder. Araştırma ve incelemelere göre Nestor, Osmanlı topraklarına bilinmeyen nedenlerle gelmiş ve burada zorla Müslüman olmuştur. Güney Rusyalı olduğu tahmin edilen Nestor’un Fetih anlatısı ciddi derecede Bizans hayranlığı ve kilise taraftarlığı sergiler. Ona göre “kâfir” ve “tanrıtanımaz” Türklerin 1453 yılında başkent Konstantinapol’ü kuşatmaları Bizans’ta işlenen günahların kefareti, ilahi bir sonucudur. Zira “kötülükler ve kanunsuzluklar nice büyük tahtların yıkılmasına neden olmuştur.”
Kehanetlerden, doğa üstü hadiselerden, kanlı yağmur damlalarından ve koruyucu meleklerden bahsedilen bu Fetih hatıratında tarih ile efsane, hayal ile gerçek, korku ile öfke iç içedir. İstanbul’un Fethi’ni bir gayrimüslimin dilinden ve süzgecinden aktaran bu özgün edebî-tarihsel hatırat, “anlatılmayan” unsurların da en az “anlatılan” unsurlar kadar bilgilendirici olabileceğini tarih okuruna ısrarla ve yeniden hatırlatmaktadır.


Basım Ayı/Yılı : 5/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 96
Ağırlık : 96
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺49,20

Fatih Sultan Mehmed, 1453 yılında İstanbul’u fethettiğinde kurmak istediği dünya imparatorluğunun başkentini aynı zamanda bir kültür merkezi haline getirmeyi amaçlıyordu. Çok genç yaşta Doğu ve Batı kültürüne hâkim olan Fatih, bir yandan İslâm bir yandan da eski Yunan ve Roma’nın kültür mirasıyla yakından ilgileniyordu. Her gün Büyük İskender’in hayatını dinleyen, dönemin ulemasının dinî konularda yaptığı sohbetlere katılan, kütüphanesi için İlyada Destanı’nın bir nüshasını hazırlatan, “din ve felsefe münasebetleri” konusundaki önemli iki âliminden birer eser yazmalarını isteyen aynı Fatih’tir. Topkapı Sarayı’nda kurduğu kütüphanede İslâm dininin ve kültürünün en önemli kaynakları yanında Grekçe, Latince, Ermenice, Süryanice, İtalyanca ve İbranice yazılmış yazma eserler de mevcuttu.
 
Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, Fatih’in Entelektüel Portresi’nde hiçbir Osmanlı padişahı ile kıyaslanamayacak bu büyük hükümdara, ilgilerini, meraklarını ve kütüphanelerini merkeze alarak yakından bakmayı deniyor.


Basım Ayı/Yılı : 5/2023
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 128
Ağırlık : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺73,80

Masal okuyan çocuklar, masal kahramanlarının olaylara nasıl yaklaştığını ve hangi durumlarda hangi tepkileri gösterdiğini çok iyi kavrarlar. Kavradıklarını da kısa sürede yaşamlarına aktarırlar. Bu nedenle onlara okunan ya da kendilerinin okuyacakları masalların seçimi, son derece önemlidir. Hem ebeveynler hem öğretmenler tarafından beğeniyle karşılanan Cep Masallar dizisi, Pofuduk Masallar POF POF ile devam ediyor. Bu masallar ile çocuklarımız hem eğlenecek hem de karakter eğitiminde yeni adımlar atacak!


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 6
Sayfa Sayısı : 320
Ağırlık : 320
En / Boy : 12 / 16,5
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺90,20

Vicdan bendeki ötekidir. Hatta tüm ötekilerdir. Ben'in tüm ötekileri içinde hissetmesidir. Vicdanın olmadığı yerde her şey artık bir kuru gürültüdür. [...] Hakikat duygusu, bizim ideolojimiz dışında birinin söylediği bir cümlede hakikate dair bir şey varsa eğer onun hakkını teslim etmemizi sağlayan şeydir
Besim F. Dellaloğlu Zamanın İçinden Zamanın Dışından: Gelenek ve Modernlik Arasında’da bir sosyolog olarak gündelik kavramlar üzerinden bir Türkiye panoraması çıkarıyor. İdeolojik mahallelerin hangi kelimeler ve kavramlar üzerinden meseleleri nasıl yanlı/ş yorumladıklarını örnekleriyle anlatıyor, iç içe geçmiş kavramların röntgenini çekiyor.
Modernlik, çağdaşlık, gelenekselcilik, ilericilik, laiklik, muhafazakârlık, felsefe, sanat gibi gerçek anlamını pek merak etmediğimiz fakat kullanmayı çok sevdiğimiz “şık” kavramları nasıl ve neden sadece şeklen benimsediğimizi okurla birlikte çözmeye çalışıyor, medeniyet üretemememizi sorguluyor.
Zamanın İçinden Zamanın Dışından: Gelenek ve Modernlik Arasında, “okuryazar”ların zihin masasında yer bulması elzem bir yol haritası.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 4
Sayfa Sayısı : 288
Ağırlık : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺118,90

“Sağlıklı zihinlerin ve bedenlerin insancıl ve şefkatli değerler geliştirebilmesi için müziğe şimdi her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var –ve bu, tam da müzik yapmanın aşıladığı şey. Bu harika eserde gözlerimi yaşartan ifadeler vardı. Umarım geleceğin karar vericileri Müzik-Çocuk’un mesajına kulak verir.”—Herbie Hancock, piyanist ve besteci
Joan Koenig, otuz yılı aşkın bir süre önce Paris'teki ünlü müzik okulunu açtığından beri, müziğin dönüştürücü gücüyle çocukların yaşamlarını ve zihinlerini iyileştirmeye yönelik küresel bir harekete öncülük etti. Bilimin son verileri üzerine kurulu bir müfredat ve felsefeyle müzikle haşir neşir oldukça koordinasyonu ve iletişimi gelişen bebekleri, öğrendikleri şarkı ve danslarla empatisini ve yaratıcılığını besleyen, hafıza gücünü artıran çok sayıda çocuğu eğitti ve güçlendirdi. 
Joan Koenig, çocukların müzikle karşılaşmaya en duyarlı, müzikten yararlanmaya en açık olduğu kritik yıllarda bu sihirli gücün nasıl devreye sokulabileceğini en son araştırmalardan bilgilerle aktarıyor ve günümüzde müzik pratiğinin nasıl her zamankinden daha hayati olduğunu ortaya koyuyor.
Müzik-Çocuk, yıllarını müziğe, bilime ve çocuklara adamış bir müzisyenden anne babalara ve eğitimcilere bir armağan… 


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 256
Ağırlık : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺118,90

Geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan, gizemlerle dolu, hayali Çin şehri Yongan’da insanlarla canavarlar evvelden beri bir arada yaşamakta, ırkları birbirine karışmaktadır. Genç bir zooloji öğrencisi, etrafından ve aile büyüklerinden duyageldiği canavar öykülerini bir roman içinde derlemeye karar verir. Bunun için toplayabildiği kadar hikâye toplamalı, mümkün olduğunca çok canavar tanıyıp doğalarını gözlemlemelidir. Neşeli Canavarlar, Kederli Canavarlar, Kurbanlık Canavarlar, Görkemli Canavarlar bunların başında gelir. Yongan’ın canavarları, insanlığın içindeki kötülüğün temsilcisi olduğu kadar yardımseverlikleri, doğaya karşı merhametli ve koruyucu tabiatlarıyla insanlardan daha “iyi” olabileceklerini de gösterir. İnsanın “kendi”yle “öteki” arasına çizdiği sınırı sorgulayan Çin’in Tuhaf Canavarları sosyal, kültürel, hiyerarşik, ideolojik pek çok düzlemde bu ilişkiye ayna tutuyor.
 
2021’in Öne Çıkan Kitapları —The New York Times
2021’in En İyi Fantastik, Bilim Kurgu ve Korku Kitapları —The Washington Post
 
“Melankolik gerçeküstücülükle tanımlanan, yalnızlık ve varoluşsal sorulara odaklanan bu romana bayıldım. Hem bugüne dair hem de zamansız.” —Sharlene Teo
“Postmodern bir fantastik masal dizisi gibi görünen şey, Yan Ge’nin kalemiyle beklenmedik bir şeye dönüşüyor: Gündelik varoluşun vahşi güzelliği üzerine bir düşünme biçimi, benlik ve ötesindeki dünya arasındaki kırılgan sınırların anlatısı.” —Anahit Behrooz
“En iyisinden bir büyülü gerçekçilik örneği; muhteşem olanı, bu eğlenceli ve akılalmaz hikâye dünyada ya da her nerede geçiyorsa orada temellendirmeye yetecek ironiye sahip.” —The Wall Street Journal
“Yan Ge’nin hikâye anlatımının genel etkisi rüya gibi, hipnotik, bazen belirsiz ama her zaman büyüleyici. Bu gizemli, iyi işlenmiş hikâyeler üzerine konuşulacak çok şey var.” —Publishers Weekly
“Dokunaklı ve büyüleyici, Çin’in Tuhaf Canavarları şaşırtıcı derecede canlı ve rahatsız edici. Yan Ge’nin cesur hayal gücüne, sonsuz derinliğine ve felsefi ağırlığına hayranım. Bu kitabın her sayfası muhteşem.” —K-Ming Chang
“Yan Ge’nin kitabı canavarların, Jorge Luis Borges veya Italo Calvino’nun etrafında toplanmış gerçeküstü vinyetlerin bir seçkisi olsaydı, muhtemelen yeterince ikna edici olurdu... Bir bütün olarak roman, canlı sahnelerin daimi bir tehlike duygusuyla örtüştüğü anlarla dolu.” —tor.com


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 336
Ağırlık : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺131,20

Amerika Birleşik Devletleri, 1860'a kadar olan tarihsel süreçte ülke ve halk için büyük değişikliklere tanık oldu. Teknoloji, toprakların yüzölçümü, nüfus ve ulusal zenginlik her geçen gün artıyordu. Tüm bunlara rağmen Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın cevaplayamadığı iki temel soru vardı: İnsanların eşit özgürlük hakkıyla yaratıldığı kabulü ile doğan Amerikan ulusu, dünyanın köle nüfusu en fazla olan ülkesi olarak varlığını sürdürebilecek miydi? Amerika Birleşik Devletleri her an çözülebilecek bir konfederasyonu mu yoksa ulusal hükûmeti olan bölünmez bir bütün müydü? 

İç Savaş’ta ölen Amerikan askeri sayısı, Amerika’nın geçmişten günümüze diğer bütün savaşlarda kaybettiği asker sayısına eşittir. Milyarlarca dolara mâl olan savaş nefret ve hoşgörüsüzlüğü ortadan kaldırmak yerine daha da beslemiştir. Kölelik kaldırılmış fakat temelde ırk ayrımcılığını yasallaştıran bildiriler yayınlanmıştır. Sonuç olarak Amerikalıların eşitlik mücadelesi hâlâ devam etmektedir.

İlkin Başar Özal, I. ve II. Dünya Savaşlarına pek çok miras bırakan Amerikan İç Savaşı’nı analiz ediyor. Yaklaşık 40 yıllık bir birikimle yayına hazırlanan bu kitapta savaşa neden olan siyasi gelişmeler, iki tarafın anlaşmazlıkları, Konfederasyon’un gelişimi, seferberlik süreci, orduların kuruluşu, askerî eğitimler, savaş sırasında kara ve denizde yaşananlar, zorunlu askerlik hizmeti, Amerika’nın kayıpları ve kazançları titizlikle ele alınıyor.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 400
Ağırlık : 400
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺164,00

Gerçekten de Türkler İslam dinine zarar verdikleri için mi, Arapları Türkleştirmek istedikleri için mi, Arapları hakir gördükleri için mi, Araplara zulüm ettikleri için mi, Arapların mallarını yağmaladıkları için mi, Araplar ayaklanmışlardı?

Taha Niyazi Karaca, Türklere Veda: Araplar Neden ve Nasıl İsyan Ettiler? adını verdiği bu çalışmasında ortodoks tarih yazıcılığının anakronik bilgi tekrarlarına işaret ederek Arapların Osmanlı İmparatorluğu’na neden ve nasıl isyan ettiklerini tarihsel süreç bağlamında analiz ediyor.. Karaca, uzun yıllar mümkün olduğunca farklı kaynakları ve görüşleri toplayıp hazırladığı bu eserde, özellikle mevcut tarih yazımındaki eksiklikleri ve yanlış değerlendirmeleri gidermek için İngiliz raporlarını da kullanıyor. Okuyucunun 1916 Arap İsyanı’nı tarihsel ve kuramsal zemine oturtabilmesi için milliyetçilik, Arap milliyetçiliği ve isyanın nedenleriyle ilgili farklı görüşleri özetliyor. Bunu yapmaktaki amacı Türkiye’deki tarih yazıcılığında “kabul görmüş görüş” gerekçesiyle tarihsel tutarlılığı olmayan iddiaların okuyucuya empoze edilmesidir. Okuyucunun isyanla ilgili farklı görüşler ve iddialar olduğunu bilmesini istiyor. Ayrıca Arap milliyetçiliği düşüncesinin meşrutiyet öncesi ve sonrasıyla sürekliliği olan bir hareket olduğunu ortaya koymaya çalışıyor. 

Okur bu eseri okuduktan sonra günümüzdeki olaylarla ilgili bazı sonuçlar da çıkaracaktır. Örneğin Ürdün, Lübnan, Kuveyt ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin neden İngiltere ve Amerika’ya bu kadar bağımlı olduklarını daha iyi kavrayacak, bu satırların yazıldığı günlerde hayatını kaybeden İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth için Ürdün’ün yedi, Lübnan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt’in üç günlük yas ilan etmelerini şaşkınlıkla karşılamayacaktır.


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 416
Ağırlık : 416
En / Boy : 13,5 / 21
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺155,80

Bir insanın Allah’a güvendiğinin alâmeti, fedakarlığı ölçüsündedir. Cennetle müjdelenen on sahâbe Allah’a olan güvenlerini canlarını, mallarını, sevdiklerini feda ederek göstermişler ve bunun neticesinde de bu bahtiyarlığa erişmişlerdir. Zira Allah’a güvenene Allah kâfidir.

Kitapları ve videolarıyla milyonlara ulaşan Mehmet Yıldız bu eserlerinde Aşere-i Mübeşşere üzerinde duruyor, o mübarek hayatlara daha yakından bakmamızı sağlıyor.

Kitaplar:

1)Hz. Ebû Bekir (R.A.)  -  Resulullah’ın (S.A.V.) Sadık Yol Arkadaşı

2)Hz. Ömer (R.A.)  -  Adaletin Şaşmayan Terazisi

3)Hz. Osman (R.A.)  - Meleklerin Hayâ Ettiği Sahabe

4)Hz. Ali (R.A.)  - İlim Şehrinin Kapısı

5)Talha bin Ubeydullah (R.A.)  - Yaşayan Şehit

6)Zübeyr bin Avvâm (R.A.)  -  Resulullah’ın (S.A.V.) Havârisi

7)Sa’d bin Ebî Vakkâs (R.A.)  - Dualarına İcabet Edilen Sahabe

8)Abdurrahmân bin Avf (R.A.)  - Ahiretin En Kârlı Tüccarı

9)Ebû Ubeyde bin Cerrâh (R.A.)  - Dünyanın Değiştiremediği Adam

10)Saîd bin Zeyd (R.A.)  - Kabul Olunmuş Dua


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 768
Ağırlık : 768
En / Boy : 11 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺410,00

Saîd b. Zeyd(ra), cahiliyenin zifiri karanlığında yaşamış ama şirke bulaşmamış muvahhid bir babanın kabul olmuş duasıdır. Kendisi o dönem şirkin yuvası Mekke’de doğmasına rağmen putlara tapılmayan, cahiliye âdetlerine değer verilmeyen, kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesine şiddetle karşı çıkılan bir evde büyümüştür. Babası nübüvvetin mesajlarına yetişememiş lakin ölmeden evvel “Ya Rabbi! Ben gönderilecek son elçiden mahrum oldum. Ne olur sen oğlum Saîd’i ondan mahrum etme!” diye dua etmiştir. Tevhid evinin yiğidi olan Saîd(ra) ise babasının duasına yakışır bir hayat sürmüş, nurlu ve bereket­li ömrünü iman davası uğrunda harcamış, her zaman ve her yerde Resûlullah’ın(sav) sadık bir dostu olduğunu hayatının bütün safhalarında göstermiştir.

Bugün toplumun çoğu; gençlerin, evlatlarının bozulan ahlakından ve ahvalinden şikayet ediyor. Bunu düzeltmenin yolu ise sadece konuşmaktan değil evvela evlerimizi, kendimizi ve dualarımızı düzeltmekten geçiyor. Zira biz gül ektik de diken mi biçtik? 


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 48
Ağırlık : 48
En / Boy : 11 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺36,90

Efendimiz'in(sav) "Ümmetin Emini" buyurduğu, Hz. Ömer'in(ra) "Yaşıyor olsaydı, halife tayin ederdim." dediği bu kutlu sahâbe, teslimiyet ve emniyet denince akla gelen ilk isimlerdendir. Kendisi iman yolunun yolcusu olunca baba Abdullah küfürde inat etmiş ve Bedir’de inkar cephesinin saflarına katılmıştır. O gün baba ile oğul birbirlerine kılıç sallamışlar ve Ebû Ubeyde(ra) iman yolunda babasını öldürmek zorunda kalmıştır. O, bu hareketi ile cahiliye insanın çok değer verdiği asabiyet bağını ayaklar altına almış ve İslâm’ın her şeyden yüce olduğunu kanıtlamıştır.

Ebû Ubeyde(ra) Kudüs’ü fetheden komutandır ve Hz. Ömer(ra) Kudüs’ün anahtarlarını almak için oraya gittiğinde onun çadırına girmiş, gördüğü manzara karşısında gözyaşlarını tutamayarak: “Ey kardeşim! Dünya seni hiç değiştiremedi ve değiştiremeyecek. Sen dünyanın değiştiremediği adamsın.” demiştir. Çünkü üç kıtaya yayılmış İslâm ordularının genel komutanının çadırında sadece bir tane keçeden döşek vardır. 

Bizlerin değişen gündemlerle sürekli ruh hali değişiyor. Ama insanları ve dünyayı değiştirmek için Ebû Ubeyde(ra) gibi dünyanın değiştiremediği biri olmak gerekiyor. 


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 64
Ağırlık : 64
En / Boy : 11 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺36,90

“Rahmân’ın tüccarı” lakaplı Abdurrahmân b. Avf(ra) ideal bir tüccar nasıl olunuru bize yaşantısı ile öğreten en zengin sahabedir. Kendisi Allah Resûlü’ne(sav) namazda imam olma şerefine nail olan ilk kişidir. Efendimiz(sav) ona “Allah’ım! Abdurrahmân’ın işlerini bereketlendir, ona hayırlı kazançlar nasip et.” diye duada bulunmuş ve hayatının en büyük kazancı Resûlullah’tan(sav) aldığı bu dua olmuştur. Abdurrahmân ibni Avf(ra) çok ciddi bir servete sahiptir ve defalarca malının tamamını Allah yolunda infak etmiş, elinde avucunda ne varsa vermiştir. Onun dünyayı böyle elinin tersiyle iterek gaye-i hayaline koşmasına mukabil Allah onu yine defalarca zirveye çıkartmış ve en zenginlerden etmiştir.

Bu dünyada zengin olmanın yolu ne çok çalışmakta ne de hırsla dünyaya sarılmaktadır. Tek yol Allah’ın davasına yardım etmekte, Hz. Abdurrahmân(ra) gibi bir hayat sürmektedir. Zira siz Allah yolunda verdiği için fakir olan gördünüz mü hiç?


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 64
Ağırlık : 64
En / Boy : 11 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺36,90

İslâm adına havaya kalkan ilk yumruğun, atılan ilk okun sahibi olan Hz. Sa’d(ra) harp sevdalısı, cesaret ve kahramanlık sahibi biridir. Öyle ki kendisi Uhud’da o güne kadar hiç kimsenin elde edemeyeceği bir şeref elde etmiştir.

Uhud’un en çetin zamanında Efendimiz’in(sav) rubâi dişleri kırıldı, Allah Resûlü(sav) kazılan çukura düştü, başındaki miğferin demir halkaları yanaklarına saplandı ve her taraftan okların, kılıçların, mızrakların muhatabı oldu. O’nu(sav) koruma adına yanında olan sahabelerden kimi kılıç salladı, kimi bedenini Efendimiz’e(sav) kalkan etti. Bu tabloda Sa’d b. Ebî Vakkâs(ra) ise Resûlullah’ın(sav) önüne oturdu, en büyük yeteneği olan ok atma maharetini ortaya koydu, eline aldığı okları beklemeden düşmanın üzerine attı. O attıkça Efendimiz(sav) arkadan ona ok uzattı, Sa’d’ın(ra) her atışında da: “At! (Ey Sa’d) Anam, babam sana feda olsun.” dedi. 

Efendimiz(sav) bir hadîs-i şerifinde: “Büyük cihad: nefsin heva ve hevesine karşı yapılan cihaddır.” buyurmuştu. Hz. Sa’d’ın(ra) küçük cihatta attığı oklar ona Resûlullah’ın(sav) rızasını kazandırdı. Belki bizim de bu Asr-ı Felâket’te nefsimize attığımız iman okları bize ahirette Resûlullah’ın(sav) rızasını kazandırır. Sırf bu umut için bile Sa’d(ra) gibi yaşamaya, nefse karşı savaşmaya değmez mi?


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 64
Ağırlık : 64
En / Boy : 11 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺36,90

Yiğitliği ile aleme nam salmış, Allah yolunda çekilen ilk kılıcın sahibi Zübeyr b. Avvâm(ra), iyi bir savaşçı, korkusuz bir civanmerttir. O, günaha girmemiş bir bedenle iman ile tanışmış, kalemler daha yeni kendisi için lehte veya aleyhte yazmaya başlamışken nurdan halkaya dahil olmuştur. Buna rağmen Allah’ı razı etmek için girişilecek hiçbir mücadeleden geri durmamış ve Bedir’de müşriklerin korkulu rüyası, Uhud’da Allah Resûlü’nü(sav) savunan bir kılıç, Hendek’te Ahzâb ordularını dağıtan ve Hayber’de Yahudi kalelerini deviren yiğit olmuştur. 

O yaşarken cennet ile müjdelenmesine rağmen bütün ömrünü cehd ve gayretle geçirmiş ama bizler böyle bir müjde almamamıza rağmen cennet garantiliymişiz gibi bir hayat yaşıyoruz. Allah’ım! Bizlerin doğru bildiğimiz eğri yaşantılarımızı düzeltmemiz için Zübeyr’in(ra) gayreti ile gayretlenmeye çok ihtiyacımız var. Sen(cc) nasip et…


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 64
Ağırlık : 64
En / Boy : 11 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺36,90

“Akasya ağacı” anlamına gelen Talha(ra) aynı bu ağaç gibi öyle bereketlidir ki, her neyi varsa her şeyini Allah yoluna vermiş, malından, canından İslâm için istifade edilmiştir. O, Uhud’da Allah Resûlü’ne(sav) gelecek tehlikelere karşı vücudunu siper etmiş, bedeninde yara almadık hiçbir yer kalmamıştır. Ama tüm acılara rağmen Efendimiz’i(sav) savaş meydanından uzaklaştırmak için sırtında yine o taşımıştır. Bir ara Resûlullah(sav) bir kayanın üstüne çıkmakta zorlanınca Talha(ra) bu sefer de önüne diz çökerek “Bas ya Resûlullah(sav)! Sırtıma bas ve yukarı çık!” demiştir. Talha’nın(ra) bu davranışı Resûlullah’ı(sav) öyle memnun etmiştir ki Efendimiz(sav): “Talha’ya cennet vacip oldu!” buyurmuştur. İlk müjdeyi burada alan Talha(ra) bir diğer müjdeyi de Uhud’dan birkaç sene sonra Efendimiz(sav) hutbe irad ederken almıştır. Resûlullah(sav) hutbede şehitlerden bahsederken “Yeryüzünde yaşayan bir şehit görmek isteyen Talha b. Ubeydullah’a baksın.” demiştir.

O daha ölmeden şehitlikle müjdelenmiş çünkü onun yaşantısı şehitliğine şahitlik etmiştir. Öyleyse bizim yaşantılarımızın da imanımıza şahit kılınması için Talha(ra) gibi olmamız icap ediyor. 


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 1
Sayfa Sayısı : 64
Ağırlık : 64
En / Boy : 11 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺36,90

Efendimiz’in(sav) vefatından sonra Ebû Hâle(ra) Hz. Ali(ra) için şöyle söylemiştir: “Yoksa siz hissetmiyor musunuz? Bakın Ali’den, Resûlullah’ın(sav) kokusu geliyor!” Allah Resûlü(sav) ne zaman “Allah’a giden yolda bana kim yardımcı olacak?” dese, Hz. Ali(ra) elini kaldırmış ve “Ben varım ya Resûlullah(sav)!” demiştir. Kendisi risalet davasının inmeyen eli, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” ayetinin en güzel temsilcilerinden biridir. Bu büyük İslâm insanı hem ilmin kapısı, hem vahiy katibi, hem kabiliyetli komutan, hem Kur’ân’ı çok iyi anlayan ve yorumlayan bir müfessir, hem hüküm vermede emsalsiz bir kadıdır. Tüm bunların yanında Bedir’in 313 aslanından biri, Hendek’in Haydar-ı Kerrâr’ı, Uhud’un korkusuz yiğidi, “Ali gibi genç, Zülfikar gibi kılıç yoktur.” övgüsünün sahibidir.

Peki biz bu davanın neresindeyiz? Bizim ellerimiz de İslâm için bir vazife olduğunda “Ben varım!” diye kalkıyor mu? Hayatlarımız tıpkı Hz. Ali’nin(ra) hayatı gibi emrolunduğumuz üzere mi? Yoksa ondan Resûlullah’ın(sav) kokusu gelirken bizden dünyanın kokusu mu geliyor?


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 112
Ağırlık : 112
En / Boy : 11 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺53,30

Canını Allah yolunda sarf ettiği gibi canının yongası malını da defalarca Allah’ın davası için veren Hz. Osman(ra) Mekke’nin soylu şahsiyeti, İslâm’ın zeki tüccarıdır. İnfaka doymayan bu güzide sahabe Tebük Seferi’ndeki zorluk ordusunun donatıcısıdır. Kendisi Peygamber(sav) evine iki kez damat olma şerefine nail olmuş ve “Zinnûreyn / İki nur sahibi” lakabını almıştır. Çok güzel yazı yazan bir vahiy katibi olan Hz. Osman(ra) aynı zamanda çok da güzel konuşur. Hatta talâkat denilen güzel konuşma sanatının ondan tevarüs ettiği söylenmektedir. Allah Resûlü’nün(sav) ikinci Yûsuf(as) olarak nitelendirdiği bu eşsiz güzellik, güzelliğinin yanında son derece de iffet sahibidir. Onun için kendisinden değil insanlar melekler bile hayâ etmiştir.

 

Günümüzde hayâsızlığın kol gezdiği sokaklarda senin iffetine; menfaatin, yalanın ve faizin azık edinildiği ticarette senin kolaylığına, doğruluğuna ve tevekkülüne her şeyden çok ihtiyacımız var Ey Osman(ra)!


Basım Ayı/Yılı : 2022
Basım Yeri :
Baskı Sayısı : 2
Sayfa Sayısı : 80
Ağırlık : 80
En / Boy : 11 / 19
Cilt Tipi : Ciltsiz
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Cep Boy Durumu : 0
₺36,90
1 2 3 ... 28 >
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR
Çerez Kullanımı