1683 2. Viyana Kuşatması, Osmanlı Devleti’nin kara/nlık günlerinin önsözü…

Askerî tarihçi Kahraman Şakul, bozgunun Doğu-Batı arasında kalan imgesi üzerine arkeolojik kazı yapıyor, ‘bizim cephe’nin Alaman Dağı’ndaki acı saatlerini yeniden işletiyor. Akademik disiplinin satır aralarında, Kara Mustafa Paşa, Vânî Efendi, Evliya Çelebi, Murad Giray, İbrahim Paşa, IV. Mehmed, Sobieski, Lothringen Dükü Karl ve İmparator Leopold portreleri üzerinden kuşatan ve kuşatılanın ortak trajedisiyle karşılaşacak, 1526 Mohaç Zaferi’nin gölgesinde geçen 157 senelik filmin sonunda, yenilgiden dönen Osmanlı’yla ‘düşman’ın yengi naralarının iç içe geçtiği bir literatür okuyacaksınız. 

Viyana kapılarında bırakılan Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûresi'nin Yedi Başlı Ejder'in sesinde eriyip gittiğine şahit olacak, bu mücadelenin nasıl Kızılelma ve İslamofobi mengenesine sıkışıp medeniyetler çatışması tezine malzeme edildiğini görecek, kuşatan ve kuşatılanların ortak kaderini objektif bir vizörden seyredeceksiniz.

Elinizdeki çalışma, muharebe odaklı eski askerî tarihçilik ile multidisipliner yeni askerî tarihçiliğin bir arada olduğu, sivillerin mağduriyetine yer verildiği bir tarih anlatısı.

Kahraman Şakul, “Viyana ya fethedilseydi?” sorusunun izinde, görsel malzemeyle zenginleştirdiği kitabında, dönemin panoramasını çiziyor, Viyana kapılarında kalan Osmanlı ütopyasının eskizlerini çıkarıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 560
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺110,70

Hindistanlı büyük dil âlimi ve İslam tarihçisi Şiblî Numânî 1892 senesi baharından itibaren altı aylığına İstanbul, Beyrut, Kudüs ve Mısır’a ilmî bir seyahat tertip etmiştir. Sonraki yarım asır boyunca Hintli Müslümanların Osmanlı Devleti hakkında beslediği büyük sempatinin kazanılmasında katkısı olduğuna inanılan bu seyahatname Urdu dilinde sayısız baskı yapmıştır. Şiblî Numânî’nin müşahedeleri dışarıdan bir göz olarak dönemin Osmanlı topraklarına, insanlarına ve kurumlarına dair çok önemli ayrıntılar içerir.

Hamidiye Camii’nde katılmış olduğu Cuma Selamlığı ve yakından gördüğü 2. Abdülhamid’e dair tasvirleri… 19. yüzyılda İstanbul kütüphanelerine dair yorumları… Eski Bombay Konsolosu Hüseyin Hasib, Derviş Paşa ve Gazi Osman Paşa’nın evlerine yönelik detaylı değerlendirmeleri… Ahmed Cevdet Paşa ile görüşmesi… Medrese talebelerinin “cerre çıkmasına” yönelik eleştirileri… Tophane Müşiri Zeki Paşa ile ilk karşılaşma anı... İstanbul ve Kudüs Hindî dergâhlarına dair çarpıcı anlatılar… Muharrem matemlerindeki İrânîler ve onların ritüellerine dair ilginç gözlemler… Hristiyan Arapların ilmî faaliyetlerini takdir ve çağdaşı Müslümanlarının gayretsizliğini tekdir… Mısır’da Ezher Medresesi’ndeki öğrencilerin hâl-i pürmelâlleri… Kahire’deki renkli Mevlid-i Nebevî kutlaması ve buradaki tasavvuf ricaline bakışı…

Bu eşsiz eserle, meşhur İslam tarihçisi Şiblî Numânî'yi yanınıza alarak 2. Abdülhamid dönemi Osmanlı topraklarına ve Arap dünyasına seyahat edeceksiniz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2021
₺82,00

"Sonuç olarak, Tanpınar ile ilgili bir kitap yazma niyetimin Türkiye ile ilgili bir kitap yazmakla sonuçlandığının farkındayım. Bir anlamda Tanpınar’a haksızlık ettiğimi de düşünmüyor değilim. Ama yine de beni en iyi Tanpınar’ın anlayacağını sanıyorum. Çünkü bu memleketin nasıl “dominant” bir memleket olduğunu en iyi Tanpınar bilir. “Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermiyor”, diyen Tanpınar değil miydi? Tanpınar’ın derdi memleket değil miydi? Dostları tarafından bile “Kırtipil Hamdi” diye anılan Tanpınar sanırım bu kitabın son cümlesini duysaydı çok sevinirdi. Tanpınar Türkiye’dir!"

Besim Dellaloğlu, Modernleşmenin Zihniyet Dünyası'nı Tanpınar imgesiyle anlatıyor, Türk aydınlanmasının anahtar kelimelerini gösteriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺61,50

Ömrünün baharında solmuş bir genç…

Aile içi şiddeti, cinayeti, sokakları, uyuşturucuyu, pisliği, yetimhaneyi, pişmanlığı ve varoluş sancısını yaşamış gencecik bir yürek. Bu genç yaşında kaldıramıyor bu kadar yükü…

Bir arayışta…

Yaşadığı acı dolu hayata bir anlam bulmak istiyor bu genç. Dipsiz bir kuyuda geleceği için bir parça umut arıyor…

Ve yolunu kaybedenlere rehberlik eden çiçeği burnunda idealist bir öğretmen...

Büyük kâinatta kaderlerinin birlikte yazılması asla tesadüf değildi.

Mehmet Yıldız’ın gerçek bir hayat hikâyesinden esinlenerek yazdığı bu romanda, bahtsız bir gencin sarsıcı ve dokunaklı dönüşümüne şahit olacaksınız.

“Kimse boşu boşuna girmemiştir hayatımıza. Ya imtihan olmuştur ya armağan.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 192
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺49,20

Şiir azıcık aklî, daha çok kalbî bir eylemdir. Şairin kastı konuşulduğunda birazcık aklı, daha çok ruhu konuşuluyor demektir. “el-Ma’nâ fî batni’ş-şâir.” der Araplar. Yani kasd-ı mahsusa şairin bâtınında, derûnunda, hâsılı ruhundadır. Ruh ise sırdır, akıl onu anlayamaz, kısırdır.

Şiiri ruh anlar; akıl ise belki ve ancak yorumlar.

Şiir, aklî düşüncenin kalbî idrake evrilmesidir.

Şiir, aklın devrilmesi, kalbin anlamı devralmasıdır.

Aslında muamma olan; sözdeki şiir değil, ruhtaki şuurdur. Kapalı olan, lafız değil ruhtur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺45,10

Almanya’ya göç eden bir ailenin kızı…Hanne.

Aile içi şiddeti, cinayeti, intiharı, evlatlık olmayı, kültür çatışmasını, aşkı, varoluş sancısını yaşamış ve sonuçta infilak noktasına gelmiş bir hayatın sahibi. Madden güçlü fakat manevi olarak zayıf hayatında gerçek kimliğini arayan bir kadın. Yaşadığını hissetmek ve lanetli geçmişinden kurtulmak için yine geçmişinden bir umut arıyor…

İnsan asla geçmişini unutmaz. Ne kadar görmezden gelse de inkâr da etse geçmişi sarıp sarmalar. İnsan hayatına anlam arar. Kendisini bir değere ya da köklerine ait hissederek hayata dair bir anlam oluşturabilir insan fakat geçmişiyle barışık olmadan bunu başaramaz. Peki ya geçmişi ile barışık değilse? Yüzleşmesi gerekir geçmişiyle, gerçekle…

İnsanı en çok acıtan şey ise gerçekle yüzleştiği o andır.

Kitapları ve oyunculuğu ile Türkiye’de ve dünyada büyük ilgiyle takip edilen Bahadır Yenişehirlioğlu, gerçek bir hayat hikâyesinden esinlenerek kaleme aldığı Hanne’de pek çoğumuzun çevresinden izler bulabileceği sancılı ve fırtınalı bir dönüşüm hikâyesini ustalıklı bir kurgu ve etkileyici bir üslup ile anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2020
₺65,60

Dört melek tarafından korunan Kadimzamanlar, evrenin kalbidir. Burada zaman farklı akar. Bu ne hükümetlerin, ne generallerin ne de başkanların tarihidir. Kadimzamanlar’ın her sakini kendi zamanının hikâyesini yazar: İnancını yitiren toprak sahibi Popielski, geçmişinden kopmak istemeyen Michał, kendini ormana hapseden Kötü Adam, savaşla birlikte vicdanını yitiren Ivan Mutka, dünyanın karmaşasını emen kahve öğütücüsü, deliliğin sınırlarında dolaşan ve kabul edilmeyen Başak, ölümün yaşamı olan mantar miselleri, ağlamayı unutan Paweł, değişimlerle çalkalanan insan karşısında hiç değişmez gözüken meyve bahçeleri… Peki kim yazmaktadır zamanın kaderini?
Dünya edebiyatının önde gelen seslerinden, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Olga Tokarczuk, Kadimzamanlar ve Diğer Vakitler’de dünyanın bir mikrokozmosu olarak irdelenen bu mitsel Polonya kasabasından kesitler sunuyor; 1914’ten 1980’e kadar insanlığın değişimini, Kadimzamanlar’da yaşayan üç neslin arketip fertleri üzerinden anlatıyor. İki savaş arasındaki çöküşü, masalsı olduğu kadar vurucu bir tonda resmederek okuru varlık, hiçlik, zaman, modernite, fanilik üzerine düşünmeye çağırıyor.
 
“Muhteşem bir yazar.” ―Svetlana Alexievich
“Tokarczuk ile birlikte, Nobel sadece bir kadın yazarı seçmedi, yüzyılının sesini seçti. Olga Tokarczuk, şiirsel üslubu ve akılda kalan hikâyeciliğiyle dönemine iz bırakan bir yazar.” ―Didier Jacob, L’Obs
“Merak uyandıran, dokunaklı bir roman.” ―The Independent
“Tokarczuk’un büyüleyici gerçeklikteki becerisi, hayranlık verici dengesiz bir evren ve unutulmaz bir hikâye yaratıyor: Kadimzamanlar, sadece güvenlik duygusunu değil, mekân ve zaman algısını da kaybettiğimiz bir yer.” ―Exberliner
“Kadimzamanlar ve Diğer Vakitler garip bir şekilde sakinleştirici bir etkiye sahip. Güçlü ve uzun bir süre yankısı sürecek, unutulmayacak bir hikâye.” ―World Literature Today


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺73,80

Tarihi Değiştirenler Serisi tüm hızıyla devam ediyor… Serinin bu kitabı tarihte dönüm noktası olan günlere odaklanıyor… “O sırada Türkiye’de ne oluyordu?” bölümüyle de okurlara karşılaştırmalı tarih okuması imkânı sağlıyor…

Süveyş Krizi, Vietnam Sendromu, Neil Armstrong, Baas Partisi, Keşmir Sorunu, Kore Savaşı, Uzun Yürüyüş, Bağımsızlık Bildirgesi, Büyük Bunalım, New Deal, İran İslam Devrimi, Amerikan İç Savaşı, Cemal Abdül Nasır, 11 Eylül Saldırıları, Mahatma Ghandi, Başkan Kennedy, Kıbrıs Barış Harekâtı, Mehmet Ali Ağca, İnebahtı, Çernobil, Petrol Krizi, Normandiya Çıkarması, Saddam Hüseyin, Pearl Harbor Baskını, El Kaide, Everest, Apartheid, Gagarin, Perestroika, Başkan Mao, Konstantinopol, Waterloo, Küba Füze Krizi, Savaşların Anası, Afganistan'ın İşgali, Berlin Duvarı, Haçlı Seferi, Sivil İtaatsizlik, Tiananmen Olayları, Macar Ayaklanması, Prag Baharı, Nelson Mandela, Enosis, Politbüro, Klonlama, İnternet, Viyana Kuşatması, Filistin-İsrail Barışı, Napolyon, Soğuk Savaş, JFK, Albaylar Cuntası, Martin Luther King, Ekim Devrimi ve daha onlarcası...

Bu isimler ve kavramlar hayatımıza nasıl girdi dersiniz?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2020
₺82,00

Osmanlı’nın son ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde çeşitli arşiv kaynakları, kronikler ve yerli yabancı birçok tarihçinin kitaplarından beslenerek yazdığı kitaplarla “Tarihi Sevdiren Adam” olarak meşhur olan Ahmet Refik Altınay’ın kitapları Timaş okurlarıyla buluşmaya devam ediyor. Sadeleştirilmiş akıcı bir üslupla hazırlanan serinin üçüncü kitabı Bizans Karşısında Türkler’de, Osmanlı Devleti'nin kuruluş döneminde Bizans İmparatorluğu'nun içerisinde bulunduğu durumu, Balkanları, Anadolu'yu, Anadolu Türk Beyliklerini, bunların birbirleriyle ve Bizans ile ilişkilerini okuyucularına aktaran Ahmet Refik, Bizans entrikalarına karşı Osmanlı Türklerinin verdiği nefes kesici mücadeleyi gözler önüne seriyor. Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan İstanbul'un fethine kadar geçen süreci Türkiye'de popüler tarihin kurucu babasından okumak farklı bir deneyim olacaktır.
Bizans entrikalarına karşı; Ertuğrul Gazi’den Osman Bey’e, Orhan Bey’den Süleyman Paşa’ya, Akça Koca’dan Konur Alp’e, Murat Hüdavendigar’dan Yıldırım Beyazıt’a, II. Murat’tan Fatih Sultan Mehmet’e Söğüt’te filizlenen çınarın dallarını dünyaya uzatmak için mücadele eden pek çok Osmanlı yiğidi bu kitapta bir zafer geçidinde…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 251
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺61,50

Çağımızın en güçlü düşünürlerinden Roger Garaudy, “insan için insanca bir düzen” idealine kendini adamış gerçek bir dava adamıydı. Fikir adamlığının yanı sıra aynı zamanda gözü kara bir eylemciydi. Felsefeden sanata uzanan engin birikim ve yeteneğini bu uğurda seferber etti. İnandığı dava uğruna canını seve seve vermeye hazır bir idealist olarak yaşadı.

Roger Garaudy bu eserinde, 20. yüzyılın felsefe ve fikir hayatının geniş ve eleştirel bir panoramasını çiziyor. Bütün felsefe akımlarını, felsefecilerini ve aydınlarını enine boyuna sorguluyor.
20. yüzyıldaki felsefe akımları, insanlığa ne kazandırdı, ne kaybettirdi?

İslâm’ın günümüz kelâmcı, hukukçu, bilgin ve düşünürlerinin bu felsefe akımlarına cevabı ne olmalı?

Bütün dünya insanlığını toplu bir intihara sürükleyen şu gidişe nasıl dur denmeli?

Garaudy’nin felsefî vasiyeti niteliğindeki bu kitap, insanlığın kurtuluşu için yerkürenin bütün güçlü beyinlerini, özellikle de Müslümanları fikir üretmeye davet ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 432
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺82,00

Kurgusal ama bir o kadar da gerçek bir hayali İtalya… Düşünce ve ifade özgürlüğünün, yolsuzluk ve kötü inancın bir işareti haline geldiği, elitlerin ve entelektüellerin halkı kandırma aracı olarak görüldüğü bir dünya… Dayatmacı iktidar alkışçıları, sosyal medya zorbaları, toplumu kutuplaştıran bir cadı avı… Ve şimdi hedefte entelektüeller var.

Bu linç kültürünün ilk kurbanı, bir gündüz kuşağı programında Spinoza’dan alıntı yapan Profesör Giovanni Prospero oluyor. Devlet yetkilileri ve medya tarafından, entelektüel birikimiyle halkı aşağılamakla suçlanan Profesör hemen o akşam ölü bulununca çarklar dönmeye başlıyor.

Akademisyenin ölümünü fırsat bilen hükümet, “diğerlerinden daha akıllı olduklarına inanmaya devam edenleri” sansürlemek için Ulusal Entelektüellerin ve Radikal Şıkların Sayımı’na başvuruyor. Bu arada, cenaze töreni için ülkesine dönen Profesör Prospero’nun kızı Olivia, karşılaştığı bu yeni düzeni kabullenemiyor, umutsuzca babasının öldürülmesine yol açan nedenleri araştırıyor.

Distopik kara mizahıyla Giacomo Papi, bizi yakın gelecekten ziyade gerçeğimizle yüzleşmeye davet ediyor.
 
“Gerçeği savunmasız bırakan distopik bir anlatı.” 

– Marta Lilliù

“Muhteşem bir mizah, harika bir özeleştiri.” 

– Luca Mastrantonio

“Cehaletiyle gurur duyan toplumun sürreel hicvi.” 

– Beppe Severgnini

“Papi bugünü bize kurgunun aynasından gösteriyor.” 

– Lara Crinò


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺47,15

İbrahim bin Cevri el Hamevi el Gassani, Kanonikler adına çalışırken Halid bin Velid’in canına kastedecek kadar gözünü karartan bir Hristiyan Gassani fedaisidir. 

Yolu sahabe-i kiramın önemli isimlerinden Amr bin As ile kesişince İslam’a tanışır ve o günden sonra genç ve yetenekli bir savaşçı olarak kendini adeta İslam ordularını komutanı, Peygamber Efendimizin Seyfullah unvanını verdiği Halid bin Velid’in hizmetine adar ve macera başlar. 

Artık komutanların şahı Halid nerede vazife alsa İbrahim de onun yanındadır. 

İrtidat hareketlerinin bastırılmasında en saflardan olan biteni aktarır. 

İbrahim’in tuttuğu kayıtlar eşliğinde Halid bin Velid ve ordusunun kahramanca savaştığı cepheler art arda gelir.

Sahte peygamber vakalarını başarıyla bastıran Seyfullah, Irak’ta Sasaniler’e, Suriye’de Bizans’a karşı saf tutar. 

Fetih hareketleri hız kesmeden devam eder. 

Busra’da, Havran’da, Ecnadeyn’de, Yermük’te, Şam’da İslam düşmanlarının kalbine korku salan Halid bin Velid’in kahramanlık ve cesaret dolu hayatı Okay Tiryakioğlu’nun kaleminden bugüne taşınıyor. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2020
₺69,70

Osmanlı’nın son ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde çeşitli arşiv kaynakları, kronikler ve yerli yabancı birçok tarihçinin kitaplarından beslenerek yazdığı kitaplarla “Tarihi Sevdiren Adam” olarak meşhur olan Ahmet Refik Altınay’ın kitapları Timaş okurlarıyla buluşmaya devam ediyor. Sadeleştirilmiş akıcı bir üslupla hazırlanan serinin ikinci kitabı Hz. Muhammed’in Gazaları’nda, Ahmet Refik, Peygamber Efendimiz’i bir askerî kumandan olarak ele alıyor. Önce Peygamber Efendimiz’in savaş yöntemini uzun uzadıya anlatarak İslam savaş ahlakının çerçevelerini çiziyor ve Osmanlı’nın da bu çerçeve içerisinde hareket ettiği için cihan imparatorluğuna dönüştüğünü vurguluyor. Ardından, bizzat Hz. Peygamber’in katıldığı ve İslam mücahitleriyle omuz omuza müşriklere karşı zorlu mücadeleler verdiği Bedir, Uhud, Hendek ve Huneyn savaşlarını en ince ayrıntısına kadar okuyucuların gözlerinin önüne seriyor.
Hz. Peygamber’in etrafında; Hz. Ali’den Hz. Hamza’ya, Hz. Ömer’den Sad bin Ebu Vakkas’a, Cafer bin Ebu Talip’ten Musab bin Umeyr’e, Selman-ı Farisi’den Abdullah bin Cübeyr’e Allah’ın dinini yüceltmek için mücadele eden pek çok İslam mücahidi bu kitapta bir zafer geçidinde…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺41,00

Kudüs'te, son nefesini verene kadar nöbete duran Iğdırlı Hasan Onbaşı... Yıllar sonra bir fotoğrafın peşinden Kudüs yollarına düşen yazar Ahmet Kalemoğlu...

"Aşk, bu topraklarda ölümünedir..."

Çölün kavuran sıcağında ilerleyen Türk Ordusu... Direndikleri kum fırtınaları, savaştıkları susuzluk, çaresini bulamadıkları güneş... Çölün ortasında kalacaklarını düşünürken feraha erdiklerinin işareti diye gördükleri hurma ağaçları... Ağaçların ardındaysa düşman askerleri...
Çöl, askerin henüz cepheye varmadan savaştığı ilk düşman... Kanal Cephesi ve İngiliz askerleriyle girilen o çetin muharebe...

"Ölüm bizim peşimizde değil, biz onun peşindeyiz."

Payına düşen tüm mücadeleleri verdikten sonra, dönüşe hazır beklerken verilen son göreve ilk gönüllü oydu... Iğdırlı Hasan Onbaşı!
Mescid-i Aksa'nın, Kudüs'ün yetim kalan Müslümanlarının tutunacakları son umut... Ardında bıraktığı büyük fedakarlık öyküsünün peşine takılan vefalı bir yazar...

İsmail Bilgin, bir kere daha Türk tarihinin unutulan kahramanlarını bize hatırlatmak için yazıyor... Kudüs'ün hikâyesini Iğdırlı Hasan Onbaşı'nın nöbetinden izleyeceğiz!


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺57,40

Roger Garaudy bu eseri Müslüman olmadan beş sene önce yazdı.
Yayınlanır yayınlanmaz birçok dünya diline çevrildi. Pek çok ülkede defalarca basıldı. İnsanlığın geleceği için kafa yoranların kaynak kitabı oldu.

Bu kitapta savunulan tez şudur: Batılılar tarafından yüz milyonlarca Amerikan yerlisine o korkunç soykırım yapılmasaydı... Avrupalıların köle ticareti yüzünden yine yüz milyonlarca Afrikalı büyük bir katliama tâbi tutulmasaydı... Emperyalist Batı, bütün dünyayı dört asır boyunca insafsızca sömürmeseydi... O sömürüyü hâlâ çeşitli yollarla devam ettirmenin yollarını aramasaydı... Sömürgecilik, yağma ve zulüm yerine, ah bir “Medeniyetler Diyaloğu” gerçekleştirilebilseydi!... İnsanlık şimdi insanca yaşamanın doruklarında olurdu!

Bu kitap, bütün din, inanış ve bilgelikler üzerinde yeterli bilgi edinmiş ve bunlardan hareketle evrensel boyutta bir insanî kardeşlik ve paylaşımın nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği konusunda kafa yormuş bir düşünürün klâsikleşmiş şaheseridir.  


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 240
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺61,50

10 Aralık 1946’da Stockholm’deki Grand Hotel’de Otto Hahn, Kimya alanında layık görüldüğü Nobel Ödülü’nü almak üzere bekliyor. Törene sadece birkaç saat kalmış. Ve o sırada Lise Meitner beliriyor süitinde: Otuz yılı aşkın bir süredir birlikte çalıştığı eski dostu, meslektaşı, tecrübeli bir bilim insanı.
Fakat Lise, Otto’yu tebrik etmek için orada bulunmuyor. Onun meselesi geçmiş ve dolayısıyla gelecek. Lise sadece hesaplaşmak istiyor. Ömrünü adadığı işin hayattaki karşılığıyla yüzleşmek… Kapalı kapılar ardında, bir otel odasında olup bitiyor her şey. Karlı ve soğuk bir günde. Cyril Gély, tiyatrodan gelen ustalığını diyaloglar üzerinden akan bu hikâyede konuşturuyor: Tarihle, vicdanla, insanlıkla boğuşan iki bilim insanının gerçeğiyle yüzleşiyor.
 
“Cyril Gély, tarihin gölgesinde kalmış olanı açığa çıkarmayı seviyor. Ödül’de, kibirden sağduyuya, gururdan ihanete, gafletten fırsatçı körlüğe kadar insana dair tüm belirsizlikleri ustalıkla gözler önüne seriyor.” – Sophie Creuz, L’écho

“Keder ve sevgi arasında gidip gelen diyaloglar ve dokunuşlarla, yazar birbirine rakip iki arkadaş arasındaki muğlak ilişkiyi resmediyor. Turner resimleriyle dekore edilmiş bir otel odasında tarih yeniden yazılıyor. Ödül, sımsıkı kapalı bir kapının ardında iki kahramanın arasında geçen diyaloglar üzerinden her şeyin açığa çıktığı bir roman olarak karşımızda.” – Manon Bitticelli, franceinfo:culture

"İnsana dair etkileyici analizler eşliğinde keşiflerin sonuçları üzerine kaleme alınmış bilim dünyasına dair mükemmel bir roman. Cyril Gély, araştırmacıların kapalı dünyasında kadının yerini, tanınmamaktan kaynaklı acıyı ve başarı için verilen savaşı ustalıkla kaleme almış." – Fnac


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺57,40

Kur'an; Azîz olan izzet sahibi, Rahîm olan rahmet sahibi Allah’ın indirdiği hikmet yüklü bir kitaptır.

Kur’an; bir hakikat çağrısı, bir hidayet rehberidir. Bu kitap Allah’ın sesidir, nefesidir; Allah’ın kelamıdır. İnsan, Kur'an'la ne kadar iç içe girerse Allah’ın sesini, nefesini, soluğunu o kadar içinde, iliklerinde hisseder. O soluk insanı pişirir; olgunlaştırır…

Kur’an; arayış içindeki insanı esfel-i safilinden, bataklığın dibinden alıp Allah’ın rızasının istikametine sevk etmek için indirilmiş bir kitaptır.

Kur’an hatırlatır... İnsanın fıtratından gelen devasa sorulara, arayışlarına cevap verir. İnsanın ruhuna, benliğinin derinliklerine hitap eder. Yeter ki insan içindeki o sese kulak verebilsin.

Kur'an Peygamberimizin kalbine inmiştir; şahsiyetine ve benliğine inmiştir. Onu yemesiyle, içmesiyle, oturmasıyla, kalkmasıyla yaşayan Kur'an yapmıştır.

Kur’an müminin de kalbine inmeli çünkü kalp, insanın şahsiyetinin, karakterinin, benliğinin merkezi ve başkentidir.
Yasin Pişgin, Yasin Suresi tefsiri olarak hazırlanan Kur'an'ın Kalbine Yolculuk’ta Kur'an'dan mü'minin kalbine; mü'minin kalbinden Refîk-i âlâya uzanan yola işaret ediyor. Kur'an'ın Kalbine Yolculuk bu yolda gidenleri Kur’an’ın derinliklerine daldırıyor. Ta ki Kur'an'ın sırları gönüllere aşikâr olsun.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺73,80

“Gözlerime bakarak verdiğin sevinci
Ne de toz mavi kurdeleni
Kaybedemem asla.
Farkında değiller hâlâ, bitti sanıyorlar.
Acı esas şimdi başlıyor.”

Romanları ve oyunculuğu ile Türkiye’de ve dünyada büyük ilgiyle takip edilen Bahadır Yenişehirlioğlu özel baskılı ilk şiir kitabında hayata, inanca ve aşka dair duygu dolu şiirleriyle çıkıyor okurlarının karşısına…

Görsel ve işitsel bir şölen olarak tasarlanan Sonra Giydirir Aşk Esvabını’da 50’yi aşkın şiir yer alıyor. Kitaptaki şiirlerden bazıları her biri için ayrı ayrı bestelenen müziklerle Bahadır Yenişehirlioğlu tarafından seslendirildi.

Sözün ve müziğin gücünü bir araya getiren bu çalışmada, kitabın içine yerleştirilmiş QR kodlarla seslendirilen şiirlere eriştiğinizde çok farklı bir okuma deneyimi yaşayacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 17 / 21,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 5.2020
₺102,50

20. yüzyılın oluşmasına siyasi, dinî ve estetik planda katkıda bulunmuş büyük entellektüeller tarafından Garaudy'ye gönderilmiş olan bu mektuplar, çağımızı anlama açısından son derece kıymetli belgelerdir.

Tarihi belge niteliğindeki bu eserde Romain Rolland, diyalog ve iman; Sartre, Marksizm varoluşçuluk ilişkileri; Levy-Strauss, Marksizm ve yapısalcılık konularındaki düşünceleriyle çağımızı “içeriden” tahlil ediyorlar.

Daha pek çok ünlünün çeşitli konulardaki değerlendirmelerinin yer aldığı bu kitapta Garaudy'nin fikir çizgisinde ve umut projesinde hiçbir sapma olmadığı da gözler önüne seriliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺57,40

Kapının açılışından bilirdim. Kokusuyla gelirdi. Toprak odamız gül kokardı. Gülümserdi. Işıl ışıl bakardı.

Şefkat dolu bir ses ruhumu tutardı. Nasıl da sevinir, sevgiyle kanatlanırdım.

“Küçük adam nerede?”

Bu sesi her duyduğumda birden büyürdü çocuk yüreğim. Büyürdü de Medine’ye sığmazdı.
Koşarak atılırdım kucağına. Kucak, çocuk için ne muhkem bir sığınaktı. Dedemin kollarında güçlenirdim. Gül ile karanfil kokusu birbirine karışırdı…
 
Aşk, “Mim!” dedi.

Tüm varlık aşkla “Mim”lendi.

Esmanın bilinme seyri “Kenz-i Aşk”a yüklendi.

Dedem Hazreti Muhammed (asm), Âlemlerin Efendisi olarak yaratılan Hz. Muhammed'i (asm) anlatma gayesiyle kaleme alınan Kenz-i Aşk dizisinin son halkası.

Onlar Peygamberimizin “benim iki reyhanımdır” dediği sevgili torunları, canın parçası Hz. Fatıma annemiz ile velayetin kapısı Hz. Ali’nin evlatları, Hz. Hasan ve Hüseyin efendilerimiz...

Dedem Hazreti Muhammed (asm), Peygamberimizin ilk çocuklukları işte bu risalet ve velayet ırmaklarının kıyısında geçen iki mübarek gözün bakışı ile anlatıldığı bir siyer-roman.

Nuriye Çeleğen, Âlemlerin Efendisini, çocuk dünyasının hayret ve haşyet yüklü saf bakışı ile kalplerimize yaklaştırma gayretiyle kaleme aldı; Dedem Hazreti Muhammed (asm)…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2020
₺61,50

Türkiye tarihinde islâm’ın diğer yönü: anadolu’da şiîlik unsurunu yeniden düşünmek ve ismaili etkisi hakkında bazı yorumlar

Ahmet yaşar ocak

Osmanlı barışı sisteminde haraç veren voyvodalıklar: eflak ve boğdan meselesi

Viorel panaite

Osmanlı maaş sistemi ve imparatorluğun sosyo-ekonomik değişimini anlamadaki rolünün gelişimi üzerine yorumlar

Yavuz cezar
 
İstanbul esnafı örneğinde “kamu yararından” “devlet çıkarına” maslaha, 1730-1840

Engin deniz akarlı
 
Bir geçiş döneminde osmanlı iktidarının ifadeleri: 1760 ve 1830

Virginia h. Aksan
 
Osmanlı devlet maliyesi: 1859-63 yıllarındaki bütçe açığı ve iç borç üzerine bir çalışma

Keiko kiyotaki
 
Geç osmanlı toplumunda kadın, adalet ve iktidar: firûze hanım’ın öyküsü

Oktay özel
 
İmparatorluk ve benlik: sadri maksudi’nin ingiltere ile karşılaşması

Azade-ayşey rorlich
 
Osmanlı özel teşkilatı/teşkilat-ı mahsusa ve ağustos-kasım 1914 arasındaki askeri faaliyetleri

Stanford j. Shaw
 
Dostumname: afgan türkistan’ında bir savaş ağası ile yaşamak

Brian glyn williams
 
Kemal haşim karpat’ın kitapları ve makaleleri hakkında bir not

Kaan durukan


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺90,20

Yüzyıllara damga vuran İslam Tarihi’ni bir de böyle okuyun…

Ahmet N. Özdal, bu çalışmasında İslam Tarihi’yle alakalı öteden beri söylenmekte olanları tekrarlamaktan olabildiğince kaçınarak sadece yeni bilgilerle, yorumların ya da farklı bakış açılarının sunulmasına gayret ediyor. Hz. Muhammed ve Dört Halife dönemlerini, giriş konuları olarak ele alıp kısa tutarak Sâmânîler, Fâtımîler, Harezmşahlar, Selçuklular gibi devlet ve hanedanlıklarla alakalı bilinmeyen birçok detayı anlatıyor. Özdal; Sâmânî ile Sâsânî kelimelerini birbirine karıştırabilen, Büveyhî lafzını duyduğunda aklında sadece “Şii Büveyhoğulları” canlanan, Murâbıtlar Devleti hakkında belki hiçbir şey duymamış olan ya da Eyyûbîler konusu geçtiğinde, sohbeti “Selahaddîn Eyyûbî Kürt müydü?” tartışmasının ötesine götüren özgün bilgiler sunuyor. Aynı zamanda siyaset, ekonomi ve ticaret olgularının yanında önemli liderlerin, politik ya da dinî figürlerin, bazı şairlerin ve bilim adamlarının karakter özelliklerine yoğunlaşarak bütüncül bir bakış akışı üzerinden İslam Tarihi’ni anlatıyor.

Bu kitap, başlangıcından Osmanlılara kadar ana hatlarıyla, öne çıkan karakterleriyle, ekonomisiyle, siyasetiyle, sosyal yaşamıyla İslam’ın tarihî serüvenini merak eden herkese alternatif bir tarih okuması sunuyor…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 216
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2020
₺61,50

Bu kitap, Roger Garaudy’nin hayatını borçlu olduğu Cezayirli Müslüman askerlere, dolayısıyla da Müslümanlığa, yazar tarafından minnet ve şükranla sunulmuş bir armağan kitaptır.

Müslüman askerler, İkinci Dünya Savaşı sırasında, komutanlarının kesin emrine karşı çıkarak ve kırbaçlamasına aldırmayarak, Garaudy’ye ateş etmediler ve onu kurşuna dizilmekten kurtardılar. 

Garaudy, hürriyetine kavuşur kavuşmaz, Cezayirli o Müslüman askerlere teşekkür etmek için İslâm dinini araştırdı ve İkinci Dünya Savaşının hemen ertesi yılında, 1946’da, bu kitabını yayımladı.

Cezayir 1960 yılında Fransız sömürgesi olmaktan kurtulunca, kitabını daha da genişleterek kurtuluş savaşı vermiş olan Cezayirlilere ithaf etti.

Garaudy’nin komünistken yazdığı bu eser, daha sonra İslâm hakkında yazacağı diğer kitaplarının çekirdeğini oluşturmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺41,00

Ben kimim?

En doğal halimde sahip olduğum değer, erdem ve yetenekler neler?

Hayal ettiğim değişiklikleri hayatıma nasıl uygulayabilirim?

Kendini tanıma modelleri arasında belki de en kadim yöntem olan Enneagram-9 Tip Kişilik Modeli, hemen hemen her kültürde kişiler arası ilişkileri düzenlemek ve kişinin hayatını iyileştirmek için kullanılıyor ama yeterince bilinmiyor.

İsmail Acarkan'ın Enneagram ile Kendini Keşfet kitabı, kişiye kendini tanıması için rehberlik ediyor. 9 farklı kişilik tipini farklı yönlerden ele alan Acarkan; ebeveynlerin, eşlerin, öğretmenlerin ve yöneticilerin muhataplarıyla doğru iletişim kurabilmeleri için sırlar veriyor. 

Kişi neden kendini engeller? 

Zayıf noktalarını nasıl fark eder? 

İlişkilerinden beklentileri ne yöndedir? 

Güçlü olduğu tarafları nasıl kullanabilir? 

Zaaflarıyla nasıl başa çıkabilir?

Bunun gibi pek çok soruya yanıt veren Enneagram ile Kendini Keşfet, yolda olanlara kendilerini tanımaları ve böylece işleri rayına koymaları için bir fırsat sunuyor. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺73,80

Klimalı seminer salonlarında hayata olumlu bakmak kolay. Ezberlersin rolünü, çıkar oynarsın. Ama ölüm döşeğinde ezberlediğini değil, ancak yaşadığını oynayabilirsin.

Birinde rol biter, perde kapanır. Diğerinde rol biter, perde açılır. Ve bu gerçek, yaşadığın dakikaları okuduğun kelimelerin efendisi kılar.

Okuduklarınla yaşadıkların uyuşmuyorsa eğer, ancak bir su birikintisindeki gökyüzü kadar derin olabilirsin.

Bana kaç yıl yaşadığını, ne kadar çok şey bildiğini anlatma sakın!

En nihayetinde sen, aldığın son nefes ve kurduğun son cümlesin.
 
Salih Uyan Ruh Diyeti’nde “Bir telaş, bir koşturma. Nereye gidiyoruz böyle?” diye sorduruyor okurlara. Modern hayatın mutluluk reçetelerine, trend olan yaşam biçimlerine ters köşeden bakıp yaşadığımız kültürel değişimlerle fark etmeden kaybettiklerimize dikkat çekiyor. Kof özgüven yerine tevazua, malumatfuruşluk yerine hakiki bilgiye kulak vermeye davet ediyor.

Ve diyor ki, “An gelir, nefesler tutulur. Kelimeler tükenir, bilgi kendinden utanır. İşte o zaman ruhu dinlendirmek gerekir.”

Ruhunuza iyi bakın, biraz dinlenmesi için Ruh Diyeti’ne başlayın.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺65,60

“Seni görüyorum. Seni, her an yeniden, ilk kez, görüyorum.”

R. Berin Tuncel Her An Yeniden’de duygular, ilişkiler, kadın olmak ve kendini bulmak üzerinden modern insanın yaralarına şefkatle dokunuyor.

Yaralı çocuklukların, olgun yetişkin olma sancılarına… Anne babadan alınamayanları kitaplarla, terapilerle telafi etme çabamıza… Gerçek ve tam bir sevgi ve kabulü, nerede bulursak oradan alabilme telaşlarımıza merhametle bakan bir göz olarak bize insan olma hallerini gösteriyor.

Selen, Adem, Ebru Hanım, Çetin, Berrak ve Merve’nin birbiriyle kesişen, iç içe geçen hikâyeleriyle kurduğu küçük bir evrende ilişkilerle yaralanan, ilişkilerle iyileşen insanın yolculuğuna şahit kılıyor okuru.

Ve adeta Yunus’un “Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası” deyişindeki gibi varoluşun her an yeniden doğmaya ayarlı yapısını keşfetmenin hissettirdiği ılık ümidi taşıyor satır aralarında. 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺36,90

İslâm âleminin tıkanmışlık hali yaşadığı bir dönemde ortaya çıkan Selçuklularla birlikte İslâm dünyası siyasî birliğini temin etmiş, Sünnî İslâm anlayışı toplumsal hayatın merkezini oluşturmaya başlamış ve bir sonraki aşamada Türklerin kudretli eliyle Hristiyan dünyasına galebe çalmıştır.

Selçukluların tarihî rolü, Malazgirt’te kazandıkları zaferle zirve noktasına erişmiş, Türk-İslâm tarihindeki belirleyici konumları bir anlamda mühür gibi tarihe kazınmıştır. Bu noktada, Stefan Zweig’ın ifadesiyle “insanlığın yıldızının parladığı an”da tarih sahnesine çıkan Sultan Alparslan’a müstakil bir parantez açılmalıdır. Bizans’ı dize getirip Anadolu’nun kapılarını Türklere açan Sultan Alparslan, aynı zamanda İslâm tarihindeki tıkanmanın önünü de açan isimdir. Dokuz yıllık kısa saltanat döneminde, izlerini dokuz yüzyıl boyunca takip edebildiğimiz muazzam bir eser ortaya koyan Sultan Alparslan, tarihin kilidini açmış, “Gordion’un Düğümü”nü kesmiştir.

Selçuklu tarihi alanında yaptığı dikkat çekici çalışmalarla bilinen Mustafa Alican, Doğu’nun ve Batı’nın Büyük Sultanı Alparslan adını verdiği çalışmasında, akademik bir altyapıya dayanarak tarihin gördüğü en büyük hükümdarlardan birinin baş döndürücü hayat hikâyesini tek solukta okunacak roman tadında bir üslupla anlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺61,50

Gizli servisler, ajanlar, casuslar…

Karşılaştığımızda zihnimizde kıvılcımlar çaktıran ve komplo çarklarını döndürmeye başlayan bu üç kavram edebiyat, sinema ve popüler kültürün yanı sıra tarihin de baş aktörü oldu. Persler tarafından “Kralın gözleri ve kulakları” olarak adlandırılan ve iktidar için tehdit olabilecek olası tehlikelere karşı gözlerini dört açan görevlilerden bu yana istihbarat, yaşamın önemli bir parçasına dönüştü.
Çinli bilge Sun Tzu, MÖ 5. yüzyılda “Düşmanını bilen, kendini bilir.” diyerek istihbaratın fikir babalığına soyunmuş olsa da gizli bilgi toplama işi, 19. yüzyıla kadar amatörler tarafından ve acemice yürütüldü. Birinci Dünya Savaşı’nda saha kenarında ufak ufak ısınmaya başlayan istihbaratçılar, İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte tam kadro sahaya indi ve onu izleyen Soğuk Savaş’tan itibaren de şampiyonluk için kıyasıya bir mücadeleye giriştiler. 20. yüzyılda istihbarat savaşlarına damgasını vuran CIA, bitmek tükenmek bilmeyen bu mücadelenin en önemli aktörlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Ali Çimen’in Başkanın Gözleri / CIA adını verdiği bu çalışmasıyla CIA’in önce hangi şartlarda ve niçin kurulduğunu görecek, kurucu aktörlerini tanıyacak ve emekleme aşamasına şahit olacaksınız. Akabinde Soğuk Savaş’la birlikte nasıl hızla serpildiğini izleyecek, kendisine “insan hakları ve demokrasiyi savunmak ve yaygınlaştırmak” gibi bir misyon biçen ABD adına Güney Amerika’dan Himalayalar’a, Ortadoğu’dan Uzak Doğu’ya yayılan bir coğrafyada şekillenen heyecan verici hikayesini okuyacaksınız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 592
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺106,60

Janina, uzak bir Polonya köyünde, karanlık kış günlerini astroloji çalışarak, yıldız haritalarını inceleyerek, William Blake’in şiirlerini tercüme ederek ve varlıklı Varşova sakinlerinin yazlık evlerine göz kulak olarak geçirir. İnsanlar yerine hayvanlarla vakit geçirmeyi tercih eder, fazlasıyla tuhaf ve münzevi tavırları kimilerine göre “kaçık”lıktır. Bir gün komşusu Koca Ayak gizemli bir şekilde ölü bulunur. Gelecek günler daha da tuhaf ölümleri beraberinde getirir. Şüpheler ve soru işaretleri yükselirken Janina, tuhaf teorileriyle kendini soruşturmanın göbeğine yerleştirir. Birileri ona kulak verseydi her şey böyle mi olurdu oysa…

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde tuhaf bir gerilim masalı, bir kara komedi, her şeyiyle kendine özgü bir hikâye. Akıl sağlığı ve çılgınlık, suç ve adalet, doğa ve insan arasındaki karanlık sınırların kışkırtıcı bir keşfi. Çağdaş Polonya edebiyatının en güçlü sesi, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Olga Tokarczuk’tan baş döndürücü bir roman.

“Muhteşem bir yazar.” – Svetlana Alexievich

“Bu kitap yalnızca bir ‘katil kim’ romanı değil: Yaşam ve ölüm hakkında, sırlarla dolu, felsefi bir masal. Kulağınızı yere yaklaştırırsanız, iliklerinizde hissedeceğiniz sırlar.” – New York Times Book Review

“Baş döndürücü, yaratıcı, türüne meydan okuyan bir hikâye. Kısmen bir polisiye, kısmen bir masal, –Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde, bazı canlıların diğerlerinden üstün olma biçimleri üzerine heyecan verici bir felsefi sorgulama.” – Time

“Yılın en keyifli romanlarından biri.” – The Guardian

“Olga Tokarczuk geçen çeyrek yüzyılın sayılı Avrupalı romancısından biri. Bu romansa alaycı mizahı ve karanlık sürprizleriyle pastoral bir kara komedi.” – The Economist

“‘Kontrollü psikoz’un tartışılmaz başyapıtı… Eninde sonunda olağanüstü bir kurguyla bir araya gelen ipuçları etkileyici bir başarıya dönüşüyor.” – Publishers Weekly

“Doğa için bir coşkulu bir şarkı… William Blake’e bir methiye… [ve] bir tür ağıt. Tokarczuk Blake’i aşar mı? Tartışılabilir –belki.” – NPR

“Bir cinayet romanı yapısını açıkça benimsese de, Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde ürkütücü mizahı ve marazi felsefi müdahaleleriyle özgün bir roman… Ve mükemmel bir final. Tokarczuk, şüphesiz üstün yetenekli, orijinal bir yazar.” – The Wall Street Journal

“Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde, şiddetli, heyecan verici ve özel, neredeyse tarifsiz; uzun zamandır okuduğum varoluşçu romanlardan en yenilikçisi.” – The New Yorker

“Bazen bir birinci şahıs anlatısının açılış cümlesi, anlatıcının kişiliğini öyle iyi yansıtır ki, tüm zamanınızı onunla geçirmek istersiniz. Bu roman için de bu böyle… Hoyrat güce meydan okumak için ne gerektiğine dair dikenli ve yıkıcı bir hikâye.” – Boston Globe

“Olga Tokarczuk olağanüstü yeteneği, zekâsı, ‘derin romanları’yla ekolojik ve politik meselelere odaklanıyor, mücadeleyi bırakmıyor. Bahisler daima yüksek, Tokarczuk tekrar tekrar anlatıyor ve cepheyi terk etmiyor.” – HuffPost 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2020
₺73,80

Ben, Elif.

Kırk yaşıma değin kendi dünyamın içinde neden, niçin sorularıyla boğularak isyan eşiğine gelmişken, hiç ummadığım bir zaman diliminde sadece kendi cevaplarımı değil, tüm evrenin cevaplarını da buluverdim.

Öğrendim; herkesin bir hikâyesi varmış... O hikâyeler ki dünya ateşinde yanıp yok olmamızı sağlarmış. Bedenin hiçliğinden çıkıp, varlığımızın sebebine vakıf olmamız için çok gözyaşı dökmek lazımmış. Hepimizin sınavı, o hikâyelerde saklıymış.

Öğrendim; Aşk ile dokunmak ve Aşk ile yaşamak gerekmiş... Aşk'ı bilmek için zamanın beşiğinde avunmak yerine, yola çıkıp aramak gerekirmiş. Yol çok uzak lakin varmak bir adım atmak kadar kolaymış.

Öğrendim; isminin Elif olması yetmiyormuş gönül kapısını aşmak için, Elif gibi dimdik ve emrolunduğu gibi dosdoğru olmak gerekmiş.
 
Nalan Güven, yeni romanı Gönül Kapısında Bir Elif'te, hayatında her şey yerli yerinde görünen bir genç kadının içindeki boşluğu dolduracak kaynağı keşfetme hikâyesini anlatıyor. Rüya içinde rüyalarda seyahat veya seyir ettiği âlemde Hz. Şems, Hz. Mevlânâ, Şeyh-i Ekber, İbrahim Edhem Hz. gibi evliyalardan gelen hikmetlerle geçmişiyle hesaplaşmasını bitiren Elif, yaşanan her şeyin bir sebebi olduğu gerçeğine itimat ederek başka bir hale geçiyor.

Ve kelâmların en güzelini duyuyor, gönül sözü ‘Kelâm-ı Aşk'a varıyor.
 
Ey Âdemoğlu;

Sen aşkı yanlış anladın.

Yüreğine dön bak!

Asıl sahibi bulacaksın...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺57,40

Hayatını, alemde namaz kılmayan tek kişi kalmayıncaya kadar namazı anlatmaya adamış olan İlahiyatçı yazar Ahmet Bulut, yeni kitabı Özge’nin Dirilişi’nde ateist olduğuna inanan genç bir kızın hakikati buluş hikâyesini anlatıyor. Eğlence ve sefahet dolu bir hayattan, kalbinin ve vicdanının sesini dinleyerek yaşayacağı zorluklar, sıkıntılar, buhranları göze alıp çıkışının hikâyesi bu. Bizzat yaşanmış bir hidayet öyküsü.

Bu dünyaya gönderiliş maksadının peşine düşen Özge’nin en başta nefsi ve ailesiyle verdiği mücadele…

Ahmet Bulut’un kaleminden Özge’nin yaşadığı dönüşüme şahitlik etmeye davetlisiniz; kim bilir belki de bu kendi dönüşümünüzü yaşamaya bir davettir…

“Allah'ım kaçak kulun geldi, tut ellerimden. Beni bana bırakma. Beni bana bırakırsan nereye sürükleneceğimi biliyorsun. Bu zamana kadar nasıl uzak kaldım Senden? Affet beni." 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺45,10

Rosa, Benoni’yle başlayan hikayenin devamı, bir diptiğin ikinci kısmı. Okurun Pan’dan da aşina olduğu karakterlerin de uzak yuvası. Nordland’ın kendine has doğası, Hamsun’un diğer eserlerinde olduğu gibi, yine başlı başına bir kahraman olarak vücut buluyor bu romanda. Bu defa Rosa’ya âşık gezgin öğrenci Parelius’un peşinde sürükleniyor okur, yeni çatışmalar, kavuşmalar ve ayrılıklarla. Toplumsal ve sınıfsal farklılıkların yanında, bu defa engeller bambaşka…

“Hamsun’u çevirmek benim için şiir yazmak gibi bir şey.”

- Behçet Necatigil

“Hamsun, insanın duygu ve düşüncelerini olumlu yönde etkileyen yazarlardan biridir. O her büyük yazar gibi kâinatın sırlarını, görünüşte dar bir çerçeveye sığdırmıştır.”

- Jakob Wassermann

“Hamsun’un eserlerinde tabiatla sanat barış halindedir. Ustalığının nereden geldiğini veya bizi nereye sürükleyeceğini sormayınız... Ender olanı kutlayalım. Yani, bir yazarın çağını...”

- Oskar Loerke


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺61,50

Usta şair Nurullah Genç'in kalemiyle hayata armağan ettiği kelimeler, Nuyageva'da yıllar sonra yeniden nefes buluyor.

O nasıl maceraydı, o nasıl “düş”tü

Çevresine ihtilal kuzgunları üşüştü

Ay görünce düzenli ışıyan gözlerini

Hıçkırıklı bir mendil gökten kıyıya düştü

Öyle maktul bir esaret boşaldı ki doğudan

Köleler ata bindi; sultanlar yaya düştü

Nuyageva bir gümüştü, tılsımlı bir gülüştü


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺28,70

Nurullah Genç, Çiçekler Üşümesin ile şairin uzun yolculuğunun ilk duraklarına götürüyor okurunu yeniden. Şiirine yön veren izlekleri okurlarıyla buluşturuyor bu eserle.

Gönlümün maviliği gitmesin gökyüzünden

Kuşların gülücüğü eksilmesin yüzünden

Kar yağsa da bu ıssız vadiye, gün bitmesin

Yapraklar üşüse de, çiçekler üşümesin


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺32,80

Para yokken insan vardı fakat insanlık tarihi parayla başladı.

O halde şimdiye kadar yapılmamış bir şey yapılabilir; insanlık tarihi “para” olgusu merkeze konularak yazılabilirdi.

Antik Çağdan Geleceğe PARA’da, paranın iktidar ilişkilerine, mitlere, toplumsal hayatın örgütlenme biçimlerine uzanan etkilerini görmek, çoğu yerde küçük anekdotlar biçimde anlatılan hadiselere şahitlik etmek gerçek bir okuma zevki veriyor.

Çoğumuzun zihninde soyut ve ‘kaydi’ bir anlam dünyasına işaret eden ‘para’nın tarihi seyir içindeki etkilerini bütünlüklü bir bakış açısıyla gösteren Dursun Ali Yaz, bugüne kadar ortaya konmamış bir bakış açısıyla geçmişten geleceğe paranın yazılmamış tarihini kaleme alıyor. 

“Binlerce yıllık uygarlık yolculuğunda bizleri yalnız bırakmayan tek şey paraydı. İşte bu kitap, antik çağdan emekleyerek yola çıkıp şimdilerde ışık hızına erişen paranın muhteşem serüvenini merak edenler için yazıldı.”

Dursun Ali Yaz

“11.000 yıldır kullandığımız para türlerini bilim ve akıl eleğinden geçiren yazar, para olgusunu Trampa Para, Mal Para, Tartı Para, Madeni Para, Kâğıt Para ve Sanal Para olmak üzere altı kategoriye ayırıyor. Paranın ruhu, özü ve şeklini baz alarak yaptığı bu ayırımın para felsefesinde yepyeni bir sayfa açacağına inanıyorum. Uzun ve disiplinli bir çalışmayla ortaya çıkardığı eser, paranın yalnızca tarihini değil servet ve devlet kavramlarıyla ilişkisini sosyolojik, kültürel ve yönetsel açıdan irdeliyor."

Dr. Yılmaz Argüden


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺73,80

Askeri Tarih alanında yaptığı araştırmalarla tanıdığımız Süleyman Tekir bu çalışmasında, genel hatlarıyla Osmanlı İmparatorluğu’nda jandarmanın kuruluşundan erken Cumhuriyet yıllarına kadar bu teşkilatın geçirdiği safhaları ele almaktadır. Kurulmak istenilen jandarma teşkilatı, kuruluş sürecinde ortaya çıkan sorunlar ve jandarmaya olan ihtiyaç kitabın ana konusunu oluşturmaktadır.

Tekir, birinci bölümde klasik dönemden itibaren modern jandarmaya giden süreci gözden geçirmektedir. Zaptiye Müşiriyeti ve jandarmanın kuruluşuna kadar geçen sancılı süreci bu bölümde ele almıştır. İkinci bölümü ise kendi içerisinde üç ayrı kısma ayırıyor: Birinci Dünya Savaşı, Mondros Mütarekesi ve Millî Mücadele Dönemi. İlk olarak Birinci Dünya Savaşı’nda cepheye sürülen jandarmaların kısa sürede cephelerde erimesini irdeliyor. Mütareke ahkamına göre ülkenin tek silahlı unsuru haline gelen jandarmanın Milli Mücadele yıllarındaki teşkilatı ve faaliyetleri ise bölümün son kısmını teşkil ediyor. Yazar, kitabın üçüncü ve son bölümünde Atatürk devrinde uzun savaş yıllarında yıpranan jandarmanın yeniden teşkilatlandırılmasını, Cumhuriyet jandarmasının kuruluş sürecini ele alıyor.

Arşiv belgeleri ve kaynak eserlerin ışığında devlet ve toplum arasında aracı bir teşkilat olan modern jandarmanın kuruluş hikayesinin kronolojik olarak anlatıldığı bu çalışma Türk Askeri Tarihi alanında çok önemli bir boşluğu dolduruyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 472
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺90,20

Cemil Koçak, yakın tarih alanında yaptığı arkeolojik kazılarla resmi tarihi ve onun nasıl oluşturulduğunu açıklayarak, unutulanları hatırlatıyor ve geçmişimizle yüzleşmemizi sağlıyor. Yakın târihimizle yüzleştiğimizde ise, geçmişin resmî târih aracılığıyla hâfızalarımızdan silinmeye çalışıldığını meydana çıkarıyor.

Koçak, bu çalışmasında, Türk tek-parti rejiminin oluşturduğu resmi tarih anlatısını zaman zaman nasıl değiştirmek zorunda kaldığını, bu defâ İsmet İnönü örneğiyle anlatıyor. İsmet İnönü de, bir zamanlar, tıpkı Kazım Karabekir’in ve başkaca isimlerin başına geldiği gibi tarihten silinmek istenmişti; ama resmi tarihin yazılma süreci başlamış olsa da tamamlanamadı.

Cemil Koçak, İsmet İnönü ve Resmi Tarih adını verdiği bu kitabında; dönemin basınından yola çıkarak, İnönü’nün Atatürk’ün gölgesi altındaki başbakanlık döneminde resmi tarihte nasıl ele alındığını; ardından başbakanlıktan ayrıldıktan sonra resmi tarihten tamamen silinerek yok sayılmasını ve en sonunda Atatürk’ün vefâtıyla birlikte “Cumhurbaşkanı”, “Milli Şef” ve “Cumhuriyet Halk Partisi Değişmez Genel Başkanı” olmasının ardından, Atatürk’le eşit pozisyonda, “İnönü savaşları kahramanı” ve “Lozan kahramanı” imajlarına vurgu yapılarak, resmi tarihi yeniden yazdırma sürecini en ince ayrıntısına kadar ortaya çıkarmaktadır.

Resmi tarihin geçmişi dönemden döneme tamamen farklı yansıttığını ortaya koyan Koçak; resmi tarih yazım sürecini ve özellikle basının bu alandaki rolünü vurgulamaktadır. Ele aldığı konu ve bakış açısıyla alanında ilk olan bu çalışma, kendisinden sonraki araştırmacılara da rehber niteliğinde olacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 15,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺143,50

Resmi kaynaklara göre Kore Savaşı süresince Kuzey Kore ve Çin kuvvetleri tarafından esir edilen 7,190 Amerikan askerinin yaklaşık %38’i, 1,148 İngiliz askerinin ise %15’i esir kamplarında öldü. Bununla beraber, Amerikalı esirlerin %15’i ve İngiliz esirlerin %12’si düşmanla iş birliği yaparken, savaş sonunda 21 Amerikalı ve 1 İngiliz asker düşmana iltica etti. Buna karşın yine resmî kaynaklara göre, aynı esir kamplarında tutsak olan 234 Türk asker arasında kampta ölen ya da savaş sonunda Türkiye’ye dönmeyi reddeden olmadı. Esir kampında düşmanla iş birliği yapan iki Türk eri ise savaş bitip iade edilecekleri zaman Türk arkadaşlarının kendilerini öldüreceği korkusuyla Amerikan ordusundan himaye istemek zorunda kalmışlardı.

Kuzey Kore kamplarında esaret hayatı sürmüş 234 Türk askerin bu başarısı Batı dünyasında büyük yankı uyandırmış, Amerikan ordusunun muharip askerlerin esaretine dair bir iç tüzük oluşturmasında ve hayatı idame eğitimini şekillendirilmesinde örnek teşkil etmiştir. Ne var ki, Kore Savaşı’nın ardından Batı’da yayınlanan çalışmalar Türk esirlerin bu başarısını üstün eğitim almalarına yormuşlar ve elit askerler oldukları savına dayandırmışlardır. Bu görüş günümüze kadar Batı’da tekrar tekrar üretilmiş ve literatüre hâkim olmuştur. Oysa ki Türk esirler arasında yalnızca 6 subay ve 3 astsubay bulunmaktadır ve geriye kalan 225 Türk esir zorunlu askerliğini yapan erattır.

Yazar Aynur Onur Çifci Ben Türk adını verdiği bu çalışmasında Türk, Amerikan ve İngiliz arşivlerinden elde ettiği askerî belgelere dayanarak Kore’deki 234 Türk esirin kimler oldukları ve onların esaret hayatları hakkındaki gerçekleri ele almakta, kamplarda nasıl hayata tutundukları ve düşmanın komünist propagandasına nasıl direndiklerini gün yüzüne çıkarmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 368
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2019
₺90,20

Kuşçubaşı Eşref…
Cesur bir savaşçı, becerikli bir istihbaratçı ve bir eş…
Pervin Hanım…
Kuşçubaşı Eşref'in henüz 45 günlük evliyken savaşa gitmek için geride bıraktığı müşfik bir eş… 
Pervin Hanım'ın hatıratı…
Birinci Dünya Savaşı, savaş yılları, savaş sonrası esaret ve işgal günleri, Milli Mücadele dönemi, Lozan sonrasında başlayan Kuşçubaşı'nın sürgün günleri... Bütün bunlara dair enteresan bilgiler ve yorumlar barındıran, bu süreçleri çilekeş bir kadının gözünden günümüze aktaran bir defter...

Savaş yıllarında pek çok Osmanlı kadını ile aynı acıları paylaşan Pervin Hanım'ın kaderi Lozan Antlaşmasından sonra farklı bir yöne evriliyor. Benjamin C. Fortna, Kuşçubaşı Eşref: Efsane Teşkilat-ı Mahsusa Subayının Hayatı isimli muhteşem çalışmasının ardından Osmanlı İmparatorluğu'nun en çalkantılı dönemini bir de Eşref Bey'in eşi Pervin Hanım'ın kaleme aldığı hatırat aracılığıyla gözler önüne seriyor.

Heyecan içinde bir solukta okunabilecek muhteşem bir çalışma...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2019
₺61,50

Yıl 1969...

Çorum’un Karacaören Köyü’nden Avustralya’nın Melbourne şehrine kalkan bir kervan...

Ve altı yaşında bir çocuk...

Umut mavisi göklerde yeni bir hayata yelken açarken merakını, sevgisini ve saflığını ceplerine dolduran,koca yürekli bir çocuk...

Mahallede “kâğıttan bir uçakla” oyun oynamak hevesiyle başlayan hikâyesi, onu “gerçek bir uçakla” “yer ile göğün birleştiği yere” taşıyor, köyünden de koparıyor.

Her göç hikâyesi; içinde biraz hüzün, biraz yalnızlık, kimi zaman gülmece ama hepsinden daha fazla sabır ve güç duygularını barındırır.

Türlü sebeplerle yaşadığı diyardan göç etmek zorunda kalan insanlar için bu duygular, hayatın en ince noktasında cem olur ve benzer hikâyelerle birleşerek büyür, birbirine kenetlenir.

Kâzım Ateş’in hikâyesi işte böyle bir hikâye...

İnsanlığın bu kadim yazgısını çocuk gözüyle anlatan, “yeni bir dünyada” büyümenin ne demek olduğunu, o dönemin fotoğrafını çekerek okurlarına sunan ve tüm samimiyetiyle yüreklere dokunan bir hikâye.

Sûret aynası gibi net, sîret aynası gibi derin.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺49,20

İnsanoğlu, tarih boyunca hep ötekileri merak etmiş ve onlar hakkında bilgi sahibi olmaya gayret etmiştir. Bu nedenle istihbaratın ortaya çıkışı insanlığın başlangıcına kadar götürülebilir.

Her topluluk kendi varlığını korumak ve diğerlerine üstünlük kurmak için ötekiler hakkında bilgi sahibi olmaya ve onların teşebbüslerini engellemeye çalışmıştır. Dolayısıyla tarihin her devrinde istihbarat ve istihbaratçılar toplumların vazgeçilmez bir parçası olagelmiştir.

İlkin Başar Özal, kaleme aldığı İstihbaratın Kısa Tarihi / Gölge Oyunu isimli çalışmasıyla istihbarat tarihine ait bilgi yumağını adeta hallaç pamuğu gibi elden geçiriyor.

- Fırat Nehri’nin kıyısında bulunan antik dönemden kalma bir kil tablet hangi istihbarat olayını aydınlatıyordu?
- Asurluların kurduğu ticaret merkezlerinin istihbarat faaliyetleri ile ne ilişkisi vardı?
- Roma, Yunan ve Pers medeniyetlerinde istihbaratın önemi neydi?
- Üç semavi dinin Peygamberleri inananlarını korumak için hangi istihbarat yöntemlerine başvuruyordu?
- Kardinal Richeliu’den Casanova’ya modern öncesi dönemde Avrupa’daki istihbarat mücadelelerinde neler yaşandı?
- Amerikan İç Savaşı’nda kadınların ve zencilerin rolü neydi?
- Fransa’daki Dreyfus Meselesi’nin istihbarat tarihindeki önemi neydi?
- Birinci Dünya Savaşı’nda ne tür istihbarat mücadeleleri yaşanmıştı?
- İstihbarat tarihi açısından İkinci Dünya Savaşı’nın önemi neydi?
- Soğuk Savaş sürecinde istihbarat faaliyetlerinin ulaştığı nokta neresiydi?
- 21. yüzyılda istihbarat faaliyetleri hangi noktaya evirildi?

İlkin Başar Özal, bu soruları İstihbaratın Kısa Tarihi / Gölge Oyunu kitabıyla cevaplıyor ve tarih boyunca perde arkasında kalan faaliyetlere ışık tutuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺69,70

İntikam ateşiyle kararan kalpler, kendileriyle beraber etraflarını da siyaha boyarken yakıp yıktığı gönülleri umursamaz. Ancak sevgi öyle bir güçtür ki yol arar, imkân arar ve ışığa, aydınlığa doğru büyümeye devam eder.

Evlilik hayalleri kuran Berinay, tertemiz duygularının bir intikam ateşine kurban edildiğini öğrendiğinde tüm dünyası yıkılır. Yıllar sonra başka biriyle evlenip anne olduğunda, kin güttüğü o ailenin kızı ile kendi oğlunu bu kırık hikâyenin kahramanları yapmaya karar verir. Berinay’ın karşısında iki yol vardır artık: ya intikam hissine teslim olup iki masum hayatı da beraberinde sürükleyecek ya da geçmişin acı hatıralarını orada bırakıp yoluna devam edecektir.

Peki bambaşka yollardan gelip kırık bir hikâyenin başkahramanları olan Belgüzar ve Saltuk Buğra, bu intikam döngüsü karşısında nasıl bir hayat duruşu sergileyecektir?

Ahmed Günbay Yıldız, hayatın en ince noktalarından insan hikâyeleriyle okurlarına rehber olmaya devam ediyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 264
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺65,60

Ertuğrul Gazi döneminde süren barış ortamından sonra Türk'ün kılıcını düşmana sallayan, yakınlarının üzerine gölge yapan eli kesen, mevzu Kayı olduğunda amcası Dündar Alp'in dahi ihanetine aman vermeyen bir yiğidin hikayesi bu... Moğolların varlığına rağmen karşısına dizilenlerin yine en çok korktuğu Osmanlı'nın doğuşu...

Yayılmaya başlayan Kayı boyunun karşısına çıkan onca farklılık selamla karşılanırken namertliğe karşı acımasızlığına şahit olduğumuz Osman Gazi'nin yazdığı destansı tarihin ilk adımları... At üstünde gösterdiği hüner, düşman karşısında gösterdiği cesaret, hısım karşısında gösterdiği sabır ona koca bir çınar bağışlıyor...

Türkiye'nin en çok okunan tarihi romanlarının yazarı, eserleri Arapça, Azerice, Endonezce ve Boşnakçaya çevrilen, okurları tarafından "günümüzün Peyami Safa'sı" olarak anılan Okay Tiryakioğlu, Osmanlı'nın Söğüt'te başlayan kuruluş hikayesinin baş kahramanı Osman Gazi'yi anlatarak tarihin sayfalarını yeniden aralıyor.

Osman Gazi-Çınarın Gölgesinde... Bir kuruluş destanını hakkını vererek okumak isteyenler için...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 408
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2019
₺73,80

Sağlık insanın en büyük hazinesi. GDO’lu gıdalar, katkı maddeli yiyecekler, artan kanser vakaları, giderek yaygınlaşan obezite ve yaygın kronik hastalıklar, ilaçlar, takviyeler, alınan kilolar, verilen kilolar, özel diyetler derken sağlığa dair bilgi üretimi giderek yayılıyor. Farklı reçeteler havada uçuşuyor; pazarın manipülasyonuyla mahkûm edilen ya da adeta sihirli iksir muamelesi gören gıdalardan bahsediliyor. Peki biz neye inanacağız?

Biyokimya alanında yaptığı önemli çalışmalarla dikkat çeken Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut Doğada Hayat Var’da insana ‘doğayla bütünlük içinde bir varlık’ olarak bakıp zihinlerdeki karmaşayı yatıştıracak bilgiler veriyor. Doğada Hayat Var, terminolojik zorluklara boğulmadan, kolay ve anlaşılır bir dille insan vücudunun işleyişini ve doğayla uyumlu yapısını anlatıyor. Adeta makrokozmosun bir minyatürü (mikrokozmos) olan insanın doğayla ve doğal olanla irtibatını muhafaza ettikçe sağlığını da korumak yolunda önemli bir adım atmış olacağını gösteriyor.

Beslenmenin ve sağlığın kısa tarihinden, tarihin gördüğü en büyük katil kansere; yaşam kaynağı vitaminlerden insan vücudunun koruma kalkanı minerallere, hormonlardan yağlara, proteinlere, metabolizmamız için en faydalı yiyeceklere uzanan bir hatta sağlıklı bir yaşamın ipuçlarını veriyor.

“Doğada Hayat Var, her geçen gün önemi daha çok anlaşılmaya başlanan doğal insan anlayışına tıbbî çalışmalar içerisinden bir dipnot düşmek amacıyla kaleme alındı. Okuyanların bu anlayışı daha iyi kavrayacaklarını, doğala dönüş yolunda kitabımızı rehber olarak kullanacaklarını umuyoruz.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺53,30

Jessie Greengrass'ın büyüleyici romanı Bakış, isimsiz anlatıcısının annelik serüveniyle başlayıp kendi annesinin on yıl önceki ölümüne ve psikanalist anneannesinin yanında geçirdiği yazlara uzanıyor. Bu süreçte katman katman açılan hikâye Wilhelm Röntgen’in X-ışınları keşfine, Sigmund Freud ve psikanaliz ekolünün oluşumuna, kızı Anna’yla olan ilişkisine ve Hunter kardeşlerin anatomi üzerine çalışmalarıyla modern cerrahinin kökenlerine iniyor.

Bir anne olmak ve bir annenin çocuğu olmak, doğmak ve ölmek, görmek ve görülmek, bilmek ve bilinmek… Jessie Greengrass, Bakış’la tüm bu parçaları ustalıkla bir araya getiriyor. Zarif, şiddetli, zekice bir anlatı bu, başkalarını nasıl gördüğümüze ve kendimizi nasıl tanıyabileceğimize dair kapsamlı bir keşif.

“Bakış, az sayfada çok şey anlatıyor: Anneler ve kızları, doğum ve ölüm, kayıp ve keder, kişinin kendini bulması, bilimsel keşiflerin gücü ve zorluğu. Bu aynı zamanda bilginin sınırları hakkında bir roman - sınırları kabul etmeyi öğrenmek, ancak sürekli olarak genişletmek. Greengrass’a kendilerini teslim edecek okurların bakışı da onun bakışıyla genişleyecek şüphesiz.”

- Npr

“Büyüleyici bir sanat eseri. Aldatıcı basitlikte bir hikâye, bir kızın annesini kaybetmesi ve aynı kızın bir anneye dönüşmesi, bilim tarihiyle zahmetsizce, organik bir bağla birleşiyor. Greengrass, okuru zekâsı ve zarafetiyle sersemletiyor; esrarengiz bir hikâyeyi çoğunluğa yayarken çoğunluğu da bir’de bütünleştiriyor. ”

- Weike Wang 

“Gelişmekte olan bir tarza göz kamaştırıcı bir giriş. Anlatıcının derin düşünceleri ve hikâyesi, kontrollü ve şık bir nesirle kitabı öyle heyecanlı kılıyor ki... Jessie Greengrass’ın zekâsı ve dürüstlüğü göz kamaştırırken roman da bir bütün olarak garip bir güçle sarıyor okuru. ”

- The New Yorker

“Okuduğum en güzel çağdaş İngiliz romanlarından biri. Zarif ve zeki, tehlikeli ve ciddi… mükemmel bir yapı.”

- Max Porter

“Bedenlerimiz, kendimiz ve birbirimiz hakkında neler bilebileceğimize dair çarpıcı bir ilk romanı. Greengrass, hamilelik ve annelik deneyimini çok başka bir şekilde ele alıyor. ”

- Lauren Elkin

“Kadınların acısına kulak vermeyi küçümseyen ve reddeden bir kültürde, Bakış dikkatimizi çekmenin bir yolunu buluyor... Kefaret, nesrin dikkat çekici güzelliği ve çekiciliği içinde gizli. Bu sessiz ve özgün bir direniş, bir kadının acısına dayanmamızı gerektiriyor.”

- Bomb Magazine

“Yaşam ve ölüm, sevgi ve kayıp üzerine odaklanan Bakış, kendimizle yakın olmayı arzuladıklarımız arasındaki boşlukları doldurma mücadelesine dair net bir biçimde ifade edilmiş bir iç görü, bir tedbir. Derin bir kazı niteliğindeki romanıyla Greengrass, insanlık hallerini keşfetmek için derinlere iniyor ve okuru, gizli gerçekleri düşünmeye davet ediyor.”

- Kirkus Reviews

“Bakış’ı bir ağrıyla, büyük bir hayranlıkla okudum. Greengrass birçok yönden bana Virginia Woolf'u hatırlatıyor - görünüşte roman biçimini yeniden icat ederken zekâsı ve ilgi alanı dahilinde ve tek bir bilinci yakalama kabiliyetleri ortak. Greengrass kurguda önemli ve yeni bir ses.”

- Jamie Quatro


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺57,40

Ruh sağlığı... kendin olmaktır!

Fiziksel form gibi zihinsel kondisyonun da zaman içinde, belirli tekniklerle güçlendirilebileceğine dair eğlenceli çizimleri ve egzersizleriyle pozitif bir rehber: Taş Olsa Çatlar

Hepimiz daha az endişe, suçluluk, öfke ve üzüntü hissetmek istiyoruz. Takıntılarımızda daha az boğulmak ve daha az yalnız kalmak istiyoruz; kendimizi şeytanlarımızdan, zorlayıcı alışkanlıklarımızdan ve stresimizden kurtarmak istiyoruz. Fakat insanlar olarak (taşların aksine) bunların hepsini deneyimliyoruz. Ve paradoksal olarak, onlardan kaçınmaya ve onları kontrol etmeye çalışmak, işleri daha da kötüleştiriyor.

Uzun yıllar boyunca psikolojik problemlerle mücadele eden Mark Freeman, yol boyunca edindiği tecrübelerden beslenerek bir akıl sağlığı mentörü haline geldi. İç sesini susturmak, acı ve stresten kaçınmak yerine duygusal gücümüzü özellikle de denge ve odaklanma kapasitemizi geliştirmemiz gerektiğini ortaya koyuyor. Zekâ, şefkat ve tecrübe derinliğiyle yaşamın her evresinde karşılaşabileceğimiz pek çok hastalıktan, diğer yöntemler başarısız olsa bile iyileşebileceğimizi gösteriyor. Freeman’ın yenilikçi yaklaşımı, çeşitli iyileştirici teknikler, farkındalık, dikkat eğitimi, akran desteği, mizah ve sağduyuyu kullanıyor.

“Mark Freeman, endişeli zihinleri sakinleştirmek için işe yarar uygulamalar, yaratıcı alıştırmalar ve ilham veren stratejilerle dolu dolu bir yol haritası çizdi.” 

- Mark Wolynn, Seninle Başlamadı’nın yazarı

“Akıl sağlığına olan bu mantıklı ve son derece pratik yaklaşım, yaygın hale gelen korku temelli düşünceye karşı harika bir panzehir sunuyor. Freeman’ın alıştırmalarından bazılarını deneyin; uzun süredir devam eden duygusal engellerin bile ne kadar kolay kalkacağına şaşıracaksınız!” 

- Gail A. Hornstein

“Akıl sağlığı ve zindelik üzerine bugüne kadar okuduğum en iyi kitap. Mark güvenilir bir arkadaş, düşünce ortağı ve danışman oldu. Bu kitap, daha zengin, daha dolu ve daha canlı bir yaşam sürdürmek için bir bilgi hazinesi ve uygulanabilir adımlar rehberi. Gerçekten daha fazla tavsiye edemezdim.”

- Brad Stulberg


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 304
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺65,60

Yakınlık, cennetten sürgün edilmiş insanın bu dünyadaki en büyük ihtiyaçlarından biri… İnsanı bütünüyle kuşatabilecek yakınlığa eriştirecek tek ve gerçek güç ise Yüce Allah.

Dua, bizler için bu yakınlığı en çok besleyen araç, en samimi sığınma hali.

Bunun için duanın ruhuna nüfuz etmek gerek.

Peki ama nasıl?

Son yıllarda Türkiye'deki takipçileri hızla artan genç âlim Omar Suleiman, Dua Et ve Yaklaş’ta işte bu ihtiyaca yönelik arayışımıza eşlik ediyor.

Duayla ilişkimizi ve duaya bakışımızı gözden geçirmemize kapı aralayan Omar Suleiman, günümüzün dinamik dindarlık algısı ile sahabeden ve din büyüklerinden, konularına ve dua sürecinin gelişimine göre bir dua derlemesi ortaya koyuyor. 

Seçilen örnekler, duayı yalnızca dille değil, esas olarak gönülle edebilmeyi kavramamıza yardım ediyor. 
Ve tam olarak şuna işaret ediyor: 

Hayatın içinden, güleryüzlü bir maneviyat...

Dua et ve Yaklaş, hem birleştirici dili hem İslamî ilimlere dair akademik bilgisiyle geniş bir kitle tarafından takip edilen Omar Suleiman’ın dört halifeden, sahabeden, evliyaullahtan birçok mübarek ismin dualarından derlediği bir seçkiden oluşuyor.

Duanın ruhuna biraz daha yaklaşmak, onu hayatımızın her anına yayabilmek için…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺32,80

“Facialara ve olaylara kalkan olamadım ise de paratoner vazifesi gördüm. Bütün musibetleri üzerime çektim. Kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım.”

Sultan Vahideddin

Söğüt’te coşkuyla başlayan Kayı boyunun 6 asırlık hikâyesi İstanbul’da hüzünle sona eriyor… Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, KAYI XI: Elveda kitabıyla okuru Osmanlı İmparatorluğu’nun son nefesini verdiği en zor yıllara götürüyor.

- Afrika’daki son Osmanlı toprağı Trablusgarp’ın elden çıkışındaki gafletler nelerdi?
- Balkanlarda tek kurşun atılmadan terk edilen dört asırlık yurtlar nerelerdi?
- Osmanlı Devleti’ni I. Cihan Harbi’ne kimler, nasıl soktular?
- Türk tarihinin en hazin harekâtı Sarıkamış’ta neler yaşandı?
- Araplar Osmanlı’ya ihanet etti mi?
- Filistin toprakları nasıl elden çıktı?
- Çanakkale ve Medine’de verilen destansı mücadele…
- İngiliz ve Siyonistlerin Osmanlı’yı parçalamak adına kurdukları büyük oyun…
- Vahideddin Han ülkeyi kurtarabilme adına nasıl bir mücadele verdi?
- Mustafa Kemal’le araları neden açılmıştı?
- Vahideddin Han, hain miydi? Vatanı satmış mıydı? Neden yurt dışına çıkmak zorunda kaldı?
- 623 yıllık kudretli tarihin en acı skandalı nasıl yaşandı?

Ve daha birçok sorunun cevabı Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in kaleminden KAYI XI: Elveda kitabında…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 352
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2019
₺82,00

Ekvador’da Başkan’ın ofisinde çalışan Leopoldo, üniversite eğitimi için Amerika’ya gidip bir daha geri dönmeyen dostu Antonio’yu ülkeye çağırıyor. Bu noktada üçüncü arkadaşları, ülkeden hiç ayrılmamış, yıllarını radyo programıyla halkı uyanışa çağırmakla geçirmiş Rolando hikâyeye dahil oluyor. Bir araya geliyorlar, konuşuyorlar, Başkan’a karşı rakip adaylık için kampanya yürütüyorlar... Peki ya sonuç? Ya gerçek mağdurlar?.. Kendileriyle, geçmişleriyle, aileleriyle, çevreleriyle ve seçimleriyle hesaplaşan; zayıflıkları, çelişkileri ve ikiyüzlülükleriyle yüzleşen insanların hikâyesi bu.

Sıradışı, absürt ve kendinden emin tavrıyla Devrim, Yeniden Ekvador’un ekonomik ve siyasal çıkmazlarına çözüm bulmaya çalışan üç çocukluk arkadaşının takıntılı idealizminin hikâyesi. Sorun şu ki hayat her şeyi bir noktada karşı karşıya getirecek, onları da...

“Devrim, Yeniden özel bir kitap, – politik ayrıntılarda boğulmayan politikliği, laf kalabalığı ardına gizlenmeyen yenilikçi dili, tarihî gerçeklikle kişisel hikâyelerin müthiş birlikteliği... Bir yanı kara mizah, bir yanı sosyal gerçekçi, zengin karakterlerle bezeli %100 iyi bir hikâye.”

- Kirkus Reviews

“Cárdenas’ın hayat dolu ilk romanı Devrim, Yeniden’de bir grup Ekvadorlu ülkelerindeki politik durumu değiştirmeye çalışıyor. Sokak protestolarından şaşaalı partilere, uzun ve kesintisiz iç monologlardan ışık hızındaki diyaloglara, – bu roman baş döndürücü güzellikte uzun cümlelerle dolu.”

- Publishers Weekly

“Pop kültüründen Ekvador siyasetine neredeyse her şeyden bahsederken inanç, ahlak ve bireyin ülkesine ve ideallerine bağlılığına dair sorular soran Cárdenas’ın büyüleyici romanı, Bolaño hayranlarının kalbini çalacak… Devrim, Yeniden Latin Amerikalı kimliğini, sosyal teknoloji ve bulanık etnik sınırlarla karakterize edilen bir dünyada yeniden tanımlayan bir roman.”

- Los Angeles Review of Books

“Devrim, Yeniden genç idealizmin kaçınılmaz yolsuzluğun karşısında duruşunu işleyen cesur bir roman. Mauro Javier Cárdenas Latin Amerika edebiyatında heyecan verici yeni bir ses; Valeria Luiselli, Julio Cortázar ve Horacio Castellanos Moya’nın okurlarının çok seveceği, coşkulu bir kalem.”

- Stephen Sparks


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 336
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺69,70

Bazen öyle anlar olur ki duygularımızı yönetemeyiz...
Duygularımız bizi yönetir…
Öfkemizle baş etmekte zorluk çeker; sevdiklerimizi kırar, incitir, sonra pişman oluruz…
Kaygılarımız yaşamımızı esir alır; adım atmakta zorluk çeker, kararsızlıklar yaşarız…
Sabah uyandığımızda ‘iyi bir gün geçirmeye’ niyet eder; günü iç daralmaları ile kapatırız…
İyi düşünmek yetmez; iyi hissetmekte zorluk çekeriz...
İç seslerimiz bir türlü susmaz; hayata tebessüm edemeyiz…
Bir telaş, bir acelecilik içinde yaşar; yeryüzünü kendi gözlerimizle seyredemeyiz…
Ve tüm bunların değişmeyeceğine inanır, kalitesiz bir yaşama kendimizi mahkûm ederiz...
Halbuki, duyguların zarara uğramış yanlarını onarmak, onarılmış duygularla bir iç genişliği içinde yaşamak mümkündür…
Değersizlik hislerimizden, yetersizliklerimizden, güvensizliklerimizden ve içimizde yıllar boyunca birikmiş tüm hoşnutsuzluk duygularından arınabilir, ruhsal özgürlüğümüze yeniden kavuşabiliriz…
Adem Güneş, Bırak ve Rahatla’da kendimizi nasıl onarabileceğimizi anlatıyor… Altı haftalık bir program içerisinde ‘Duygusal Farkındalık Eğitimi’ sunuyor…
Peki ama nasıl?
Telaşlı yaşamı bırakıp biyolojik ritmi düzenleyerek ‘sakinliğe’ erişmek… 
Bastırılmış duyguları bırakıp ‘ruhsal özgürlüğü’ hissetmek…
Kaygılı bedeni bırakıp ‘iç genişliği’ elde etmek…
Bırak ve Rahatla, geçmişini onarmak ve gerçek kendiliğini bulmak isteyen herkes için...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2019
₺69,70
1 2 3 ... 25 >
Çerez Kullanımı