“Sosyal düzenin kilit taşı olan hukukun bireylerden üstün olması yeterli değildir. Bunun yanında ayrıca bir de doğaya dayandırılmalıdır, yani bu üstünlük hayali değil akılla ispatlanabilir olmalıdır. Aksi halde kendisi de sonuçları da güvenilmez olacaktır. Ondan doğan düzen de istikrarlı olmayacaktır; doğal düzeni belirleyen zorunluluğa ve değişmezliğe sahip olmayacaktır. Her an ortadan kalkabilecek tesadüfi birleşimler sayesinde sürüp gidebilecektir. Eğer bireysel iradeler sosyal düzene bağımlılığın meşru olduğunu hissetmezlerse, düzen istikrarsızlaşır. Öyleyse topluma gerekli olan şey ‘gerçek doğadan gelen ve aklın üzerine inşa edilen ilkelerdir.’”

Sosyolojinin kurucularından Durkheim, Aydınlanmacı modern siyaset felsefesinin kurucularından Rousseau’yu inceliyor. Durkheim hayatının sonlarında, belki Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı koşullara da tanık olmasının sonucunda modern Batılı toplumlarda eğitim vasıtasıyla yükseltilecek bilincin ne kadar önemli olduğunu fark etmişti. Ayrıca Rousseau’yu da sosyolojinin öncülerinden biri olarak görüyordu. Hakkında uzun bir makale kaleme almıştı. Ona göre Rousseau, doğa durumundaki doğal bir varlık olarak insanın ancak toplum içerisinde beşeri bir varlığa dönüştüğünü çok önceden anlamış ve bize anlatmaya çalışmıştı. Bu dönüşümün teorisinin incelendiği çalışmayı Türkçede ilk kez okuru ile buluşturuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺29,90

“Kişinin ait olduğu grubun üyelerinden mutlak yalıtımı düşünülemez. Biyolojik açıdan bakıldığında dahi, yeni bir varlık için ön koşul, üst seviye hayvan türlerinden iki ferdin bir araya gelmesidir. Söz konusu insan ise salt fizyolojik olarak yaşamını sürdürebilmek için dahi yavru, ebeveynlerinin beş veya altı yıllık bakımına muhtaçtır. Sadece biyolojik açıdan değil, sosyolojik açıdan da tam yalıtılmışlık kavramsal olarak çelişkilidir. Aristoteles’i izleyen sosyologlar, insan doğasının sosyal ilişkiler içinde geliştiği, sosyal ilişkiler dışında ise zayıfladığı görüşünde onunla hemfikirdirler. O halde denilebilir ki yalıtım gerek sosyal gerek biyolojik açıdan, mutlak değil, görelidir”.

“En temel sosyal süreç, etkileşimdir. Bu etkileşim (a) insanlar arasında ve (b) gruplar arasında gerçekleşir. Etkileşimin en basit parçası, ya da ilk aşaması, temastır. Temas, etkileşimin birinci evresi ve sonraki evrelere hazırlık olarak düşünülebilir. Çok daha zor bir konu olan sosyal etkileşim mekanizmalarına geçmeden önce, sosyal temas fenomeninin analizini yapmak gerekir”.

Amerikan sosyolojisinin kurucu isimlerinden olan Robert E. Park’ın Türkçedeki külliyatı genişliyor. Bu çalışmada bireylerin ve toplumların birbirleriyle izole ve/veya temas halinde olmaları iki ayrı başlık altında ele alınıyor. Biyolojiden psikolojiye, coğrafyadan sosyolojiye uzanan geniş bir okuma listesi eşliğinde…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺40,90

Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 246
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2007
₺31,50

Son yıllarda yapılan Osmanlı tarihi çalışmaları belli bir düzeye ulaşmış olsa da sosyo-ekonomik tarih incelemelerinin, Osmanlı tarihçiliğinin zayıf halkalarından birini oluşturmaya devam ettiği söylenebilir. Geçmişin kaybolmaya yüz tutmuş haritası içinde saklı kalan, keşfedilmesi zor ayrıntıları gün yüzüne çıkarmak, önemli bir ustalığı gerektirmektedir. Suraiya Faroqhi, bütüncül bir tarih resmini algılamamıza yardımcı olacak makaleleri ile titiz bir çalışma örneği sunmaktadır. Faroqhi, tahrir defterleri, şeriyye sicilleri, mühimme defterleri gibi birincil kaynaklar ile Osmanlı tarihçilerinin eserleri ışığında -özellikle onbeş ve onaltıncı yüzyıllardaki- Osmanlı şehirlerini ve kırsal toplumunu inceliyor. Osmanlı Şehirleri ve Kırsal Hayatı’nda hemen herkes, kendi yöresel tarihi bağlamında da ilginç ipuçları bulabilecektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺47,90

Emile Durkheim, toplumbilimsel düşünce ve araştırma alanının en büyüklerinden birisidir. Toplumbilime temel yapmayı amaçladığı bilimsel insan, toplum ve dünya anlayışının önemi azalmak bir yana artagelmiştir. Bugün de toplum üzerinde düşünen ve toplumsal sorunlara ilgi duyan herkesin incelemesi gereken yapıtlarından olan Toplumsal İşbölümü'nde şu ana düşünceleri vurgulamaktadır. "Eğer toplumbilim insanların özgürlük, eşitlik, ve gönencine hizmet etmezse, bir dakikalık bir inceleme zahmetine bile değmez; toplumbilimin toplum düzeninin oluşumuna yapabileceği katkılar engellenmemelidir." "Bütün uygarlık ögeleri içinde ahlaki bir nitelik gösteren, -belli koşullar altında- yalnız bilimdir. Bilim, vicdanınen yüksek olgunluk aşamasına ulaşmış biçiminden başka bir şey değildir. Toplumların bugün içinde bulundukları koşullarda yaşayabilmeleri, hem bireysel hem de toplumsal bilinç alanının genişleyip aydınlanmasına bağlıdır. Bir bilinç ne kadar bilgisizlik karanlığında ise değişime de o denli karşı çıkar. Buna karşılık bilgiyle aydınlanmış bir bilinç, kendisini daha önceden bu değişim gereğine hazırlamasını bilir. İşte bundan dolayı bilimin kılavuzluğundaki zekanın toplumsal yaşamın akışında gittikçe daha büyük bir yer tutması zorunlu olmaktadır."


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 474
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺77,90

Bu kitap, YÖK’ün 2018 yılında güncellediği öğretmen yetiştirme programında yer alan ders içeriği ve alanda öne çıkan konular göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır.

Kitapta; hem öğretmen adaylarına hem de eğitim sosyolojisine ilgi duyanlara, sosyolojiyle ilgili temel kavramlar, eğitim sosyolojinin anlamı ve işlevi, eğitim sosyolojisindeki yaklaşımlar, eğitim-

toplum ilişkisi, toplumsal değişim ve eğitim, ahlaki bir sistem olarak okul, yabancılaşma ve eğitim, küreselleşme ve eğitim, toplumsal tabakalaşma ve eğitim, eğitim sosyolojisinin Türkiye’deki gelişimi konularında temel bilgiler verilmektedir. Kitapta güncel konulara ve örneklere yer verilerek, eğitimin sosyal boyutu ön plan çıkartılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 248
En / Boy : 16 / 23.5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.2020
₺66,60

“Sistematik olarak yakın tarihlerde araştırılmaya başlanmış olsa da insan doğasına ilişkin çok sayıda gözlem ve varsayım daima mevcut olmuştur. Hukuk, tarih, teoloji ve siyasete ilişkin ilk sistematik incelemeler, insanın doğasına ilişkin az çok safça varsayımlardan hareket eder. Roma hukukunun sahası genişlerken tebaaya ilişkin ayrım jus gentium ile jus naturae, yani belirli bir halka mahsus yasalara karşılık her halkta müşterek olan ve insanın doğasından türeyen adetler ve yasalar arasında yapılıyordu.”

Robert Ezra Park bu kez insan doğasını ele alıyor. Biyolojiden psikolojiye, antropoloji ve sosyolojiden siyaset bilimine pek çok araştırmanın esas dayanağı olan bu mesele Park’ın döneminde sosyal bilimin ulaştığı aşamayı da gösteriyor. O güne kadar yayımlanmış çalışmalardan alınan kısa okuma parçaları, seçili bir kaynakça hatta bugün bile tartışmaya değer sorular eşliğinde, sosyal bilimin belki de en temel meselesi bu kitabın içeriğini oluşturuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺37,90

Toplum, hem bir gerçeklik hem bir kurgu; hem bir uzlaşım hem bir çatışma alanı. Sosyal teori, toplumun etrafındaki bu gerilimli alanı çözümleme girişimlerinin bir hasılası. Sosyal teoriyi anlamak modern düşünceyi anlamaktır. Sosyal Teoriye Giriş, sosyal teoriyi anlamak isteyenlere bir davet niteliği taşıyor. Bu muazzam çalışma bir ders kitabı. Bir ders kitabından beklenecek kadar sarih, öz ve öğretici. Bir ders kitabından beklenmeyecek kadar da derinlikli ve sorgulayıcı. Temiz ve akıcı bir dille Türkçeye kazandırılan bu önemli eser, hem alana yeni adım atacak öğrenci ve araştırmacılara, hem de sosyal teorinin temel problemleriyle hemhal olan uzmanlara sesleniyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 381
En / Boy : 16,5 / 22,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 12.2010
₺60,80

Sosyoloji Tarihi II. Ders notları, 19. Yy’da sosyolojinin bilim olarak inşa sürecinden sonra; 20. Yy.’da sosyolojinin, işlevselci genel ontolojik yaklaşım ve pozitivist metodolojiyle, kendini nasıl biçimlendirdiği, tadil ettiği ile dönüştürdüğü temelinde bir anlayışla biçimlenmiştir. 19. Yy. Sosyolojisi Klasik ise 20Yy. Sosyolojisini, 80’lere kadar Modern olarak nitelendirebiliriz. Genel eğilim değişen modern toplumu holistik kuramlarla kavramadır. İşlevselcilik demek, 60’ların başlarına kadar sosyolojinin kendisi demektir. Sosyoloji zuhurunda kurucu babaları ile anılırken artık modern sosyolojide kuramlar ön plana çıkmaya başladı: Yapısalcılık, yapısal-işlevselcilik ve/veya sistemcilik. Akademik sosyolojide Durkheim’ın itibarlı yerini Parsons aldı ve onu, işlevselciliği toplumsal gerçekliğe daha fazla yaklaştıran Merton takip etti.

Modern dönemde akademik sosyolojide öne çıkan hem işlevselci hem de çatışmacı teorisyenler artık Avrupalı değil Amerikalı idi. Ya da Avrupa’dan göç etmiş Avrupalılar söz konusudur. Sorokin, Frankfurt Okulu gibi. Ancak sosyal düşüncenin geliştiği kıta değişmiştir. Ancak değişmeyen holistik yaklaşımların uyumcu ya da çatışmacı olsun etkin olmasıdır. Modern sosyoloji ikici ontoloji ve epistemoloji ile biçimlenirken, Giddens’ın 1984’de yayınlanan eseri, modernden Çağdaş Sosyolojiye geçişi müjdeler. İşlevselci-uyumcu başlayan sosyoloji, çatışma kuramları ile eleştirilerek kendini Merton’da bir kez tadil eder. 19. Yy.’ın vahşi kapitalist çağında çatışan değil uyum arayan insan zihninin ürünü olan işlevselci sosyoloji, dayandığı pozitivist epistemolojinin nesnelliğine zıt olarak olması gereken uyumlu bir Batı toplumunu kurguluyordu. Bunun karşısında ise Marks sosyolojisi, Batılı kapitalist çatışmacı toplumun resmini çizdi. Merton ile işlevselci sosyoloji değere değil çatışmaya doğru giden bir sosyoloji kuramını kurguladı. 1930’larda aksiyonel yaklaşımlar akademide kendilerini hissettirir oldular. Holistik-işlevselci sosyoloji, çatışmacı kuramlardan sonra bu kez aksiyonellerin hücumuna uğradı ve 1980’lerde Yeni işlevselcilik, bir kez daha işlevselciliğin kendi içindeki eleştirel rehabilitasyonu olarak karşımıza çıktı.

Giddens ise modern sosyolojinin hem işlevselci-holistik yaklaşımının hem de pozitivist epistemolojisinin tarih
sahnesinden çekilişini ifade eder. Modernlik kendi diyalektiğinde kendini yeniden yaratırken aslında köklerini
hiç unutmadı: Hegel ve Marks ve Weber ama illa ki diyalektik. 1980’lerden 2000’lere doğru gelişen çağdaş
sosyoloji, uyum arayışı değil modernliğin özgürlük ve belirsiz yanlarına daha fazla vurgu yaptı ve daha fazla
Simmel’i hatırladı.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺30,74

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 133
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺15,30 KDV Dahil

20. yüzyılın en büyük sosyologlarından ve düşünürlerinden Norbert Elias, henüz lise öğrencisi iken katıldığı 1. Dünya Savaşı günlerini şu sözlerle anlatır: “Derken savaş her şeyi değiştirdi. Cepheden döndüğümde karşılaştığım dünya artık benim dünyam değildi. […] Ben de değişmiştim. Gelgelelim beni en çok etkileyen şey, şiddete veya ölümlere tanık olmam değil; aksine, tek tek insanların toplum örgüsü karşısındaki görece güçsüzlüklerine, çaresizliklerine tanık olmamdı.”

Savaş Norbert Elias’ı dehşete düşürmekle kalmamış; onu birey, toplum, devlet ve bunlar arasındaki ilişkileri, bu ilişkileri yöneten dinamikleri incelemeye yönlendirmiştir.

Sosyolojiyi esas itibariyle “süreç” kavramı üzerinde temellendiren Elias, tüm toplumsal ve bireysel dönüşümleri birer süreç olarak tanımlar ve böylece “süreç sosyolojisi”nin temellerini atar. Toplumsal ve bireysel değişimleri, dönüşümleri bu süreç ve -yine kendi kurduğu-figürasyon metodu ile çözümleyen Norbert Elias’ın tüm argümanlarını ve düşüncelerini barındıran Sosyoloji Nedir?, sosyoloji disiplininin Türkçede bugüne dek eksik kalmış temel kitaplarından biri…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 12,8 / 19,7
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2016
₺71,90

“Kavramsal ve soyut bilimin günün birinde hayatın somut olaylarını anlamlı bir şekilde formülle ve genel terimlerle ortaya koyabilecek ve belki de koyacak olması felsefecilerin hayali olmuştur. Bilgilerini gözlem ve araştırmadan ziyade ders kitaplarından elde eden sözde entelektüeller için bilimin bu hayali çoktan gerçekleştirmiş olduğu düşüncesi trajik bir hatadır. Ancak bilimin, somut tecrübenin kaynaklarını veya önemini tüketmeye başladığına dair bir işaret yoktur. Dış doğanın sınırsız çeşitliliği ve kişisel deneyimlerime dair sınırsız zenginlik şimdiye kadar bilimsel sınıflandırma endüstrisine karşı çıkmıştır ve şüphesiz karşı çıkmaya da devam edecektir. Öte yandan, bilimin keşifleri her geçen gün, yeni ve daha geniş deneyim alanlarını bizim için erişilebilir hale getirmektedir.”

Robert E. Park, 20. yüzyılın başındaki çalışmalarıyla, Amerikan sosyolojisinin en etkili isimlerinden biri olarak kabul edilegelmektedir. Kent, ekoloji, göç, asimilasyon gibi sosyolojik çalışma alanlarında öncüdür. Park’ın yıllara meydan okuyan, hacimli Sosyoloji Bilimine Giriş kitabının “Sosyoloji ve Sosyal Bilimler” başlıklı ilk bölümünün çevirisi olan bu kitap, yalnızca kendi önemsediği sosyolojik çalışma alanlarının iyi bir özeti olmakla kalmıyor; sosyal bilimlerin tarihine ve gelişimine ilişkin olarak, her düzeyden okura eşsiz bir okuma tecrübesi sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺29,90

“Asimilasyon kavramı, popüler kullanımda şu ana dek tanımlandığı kadarıyla anlamını göç sorunuyla olan ilişkisinden alır. Daha somut ve tanıdık terimler; soyut tabirler olan ‘Amerikalılaştırma’ ile ‘Amerikalılaştırmak’, ‘İngilizleştirmek’, ‘Almanlaştırmak’ gibi fiillerdir. Tüm bu sözcüklerin amacı, bir toplumun ya da ülkenin kültürünün, vatandaş olarak kabul edilmiş bir kimseye aktarılmasına aracı olan süreci tanımlamaktır. Asimilasyon, negatif anlamıyla ise bir ulussuzlaştırma sürecidir ve kavram bu şeklini Avrupa’da kazanmıştır.”

“Sosyal kontrolün temel biçimleri hususundaki literatür törenler, tabular, mitler, prestij ve liderlik ile ilgili eserleri içerir. Bunlar temel olarak nitelendirilir, çünkü özgün doğanın her yerinden rastlantısal olarak ortaya çıkmıştır. Gelenekselleşmiş biçimi, şimdi bulduğumuz haliyle tekrarlanması ve bir kuşaktan öbürüne, bir kültürel gruptan diğerine aktarılması sırasında ortaya çıkmıştır. Uzun zaman boyunca geniş alanlarda aktarılmış olmaları temel insan dürtülerinin doğal birer aracı olduklarının göstergesidir.”

Bu çalışma, sosyal bilimlerin en önemli konu başlıklarından ikisine dair değerlendirmeleri, muazzam bir okuma metinleri derlemesi eşliğinde sunuyor. Sosyal bilimlerin farklı disiplinlerinin nasıl bir bütünlük gösterdiğini; kültür, dil, göç, içgüdü, tören, mit, kamuoyu, medya, hukuk, yargı, din vb. gibi pek çok çalışma alanının verilerinden ve kavramlarından yararlanmadan sosyolojiden de söz edilemeyeceğini gözler önüne seriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺46,90

“Rekabet canlılar dünyasında evrenseldir. Normal şartlar altında, en ilgili olanlar tarafından dahi fark edilemez. Ancak kriz dönemlerinde, insanlar ortak yaşamlarının şartlarını kontrol etmek amacıyla yeni ve bilinçli bir çaba gösterdiklerinde, rekabet ettikleri güçler şahıslar ile özdeşleşir ve rekabet çatışmaya dönüşür.”

“Rekabet canlılar dünyasında evrenseldir. Normal şartlar altında, en ilgili olanlar tarafından dahi fark edilemez. Ancak kriz dönemlerinde, insanlar ortak yaşamlarının şartlarını kontrol etmek amacıyla yeni ve bilinçli bir çaba gösterdiğinde, rekabet ettikleri güçler şahıslar ile özdeşleşir ve rekabet çatışmaya dönüşür.”

Robert Ezra Park, insanın evrensel doğasının en önemli kavramlarından ikisini biyolojiden psikolojiye, siyaset biliminden sosyolojiye uzanan geniş bir çerçeve içerisinde okurun ilgisine sunuyor. 20. yüzyılın başında kaleme alınmış; zamanının düzeyini yansıtan ve bugün eleştirel bir gözle daha iyi değerlendirebileceğimiz kısa ve dikkat çekici okuma parçaları eşliğinde… Park’ın eserleri sosyal bilimlerin henüz emeklemeye başladığı günlerden günümüze tutulmuş birer fener gibi…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺53,90

19. yüzyılın bir yanıyla meraklı ve maceraperest, çoğu zengin, soylu ve bir o kadar da halktan kopuk ve soğuk fildişi kulelerinde, pozitivist sancılarla, sosyal determinist kanunların peşindeki 'dogmatik' tabir caizse 'sosyal simyacı'larının, 20. yüzyılda yerini alan, 'bilimsel sosyalizm'in ve olabildiğince 'pragmatik kapitalizm'in dişli çarkları arasında 'ideolojik' tercihlerini bilimsel kılıflara uydurma telaşının huzursuz kıldığı 'akademik' hüviyetleri, 21. yüzyılda dahademokratik, üretken ve kesinlikle daha da insan merkezli olmak zorundadırlar.

Özellikle 20. yüzyılın getirdiği en büyük teorik kazanım ve açılımlardan birisi olan 'kültürel görecelilik'in önümüzdeki yüzyılda temel sosyal ve beşeri bilimlerin yanısıra uygulamaya dönük politik ve siyasal bilimlerde de ana kabullerden birisini oluşturması ve elde edilen teknolojik bilgiye erişim ve kitlesel karar mekanizmalarının devreye girmesiyle global anlamda pek çok sosyal ve kültürel sorunun çözümünde önemli rol oynayabilir. Bu bağlamda, teorik ve uygulamalı bir 'kültür bilimi' olarak, halkbilim disiplinine açılan yeni ufuklar, akademideki küçük azınlığın büyük bir çoğunluğunun zannettiğinin çok ötesindedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 429
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2018
₺90,00

Türkiye’nin Batı’ya, AB’ye eklemlenme, girme sürecinde askerlerin bürokratlardan daha ziyade istikrarlı bir tablo çizmesine rağmen Altıncı Uyum Paketi’ne gösterdikleri tepki nasıl açıklanabilir? Aslında tarihsel süreklilikte sadece askerler değil Türk Sociusunun (insan birlikteliği) her katmanında aynı ikili tavrı tespit etmek mümkündür. "Türklerin bin yıllık Batı’ya yürüyüşü" ve bu yürüyüşün nerdeyse doğal bir insiyak gibi kabul edilmesinin yanı sıra her daim kendimizi Batı karşısında üstün ve farklı bir konumda görmemiz ve Batı’ya kafa tutmamız da aynı doğallıkta kabul edilmektedir. Bizi böylesi ikili tavır sergilemeye iten nedir? Dr. Yıldız Akpolat, elinizdeki bu kitapla işte bu sorunun yanıtını arıyor. 

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 247
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2003
₺23,40

İzmir Büyükkent Bütününde Romanlar Nobel Akademik Yayıncılık


Basım Dili : İngilizce
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 246
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 3.2007
₺63,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 251
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2004
₺62,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2013
₺119,70

Bu kitap, son yıllarda gerek akademik gerek uygulamacı kesimlerde sıkça tartışılan yenilik kavramı çerçevesinde yayılımı konusunu ele almayı ve bu konuyu detaylı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Yenilik sosyal bir sistem içerisinde sistemi oluşturan aktörler arasında yayılmaya başladığında, bu yayılımın ne zaman, nasıl, hangi koşullarda, hangi hızlarda ve hangi örüntülere bağlı olarak gerçekleştiği bu kitabın tartıştığı esas konudur. Kitap iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yayılımın kuramsal boyutları ele alınmakta ve bu boyutlar detaylı bir şekilde tartışılmaktadır. İkinci bölüm ise, yayılımın uygulamadaki bazı örneklerine yer vermekte ve bu örneklerin birinci bölümde ele alınan kuramsal tartışmalarla ne derece örtüştüğü incelenmektedir. Kitabın en büyük beklentisi, hem akademik alanda hem de uygulama alanında yenilik ve yayılım yazınına bir katkı yaratması ve ilerleyen zamanlarda yeniliklerin yayılımı hakkındaki yeni tartışmaların yapılmasını desteklemesidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 199
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2011
₺40,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 542
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2012
₺89,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 263
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2005
₺72,30

"Bu kitap, İzmir'e bağlı Ödemiş ilçesinin Birgi beldesinde yapılan bir belde monografisi çerçevesindeki çalışmanın verilerine dayandırılarak kaleme alınmıştır.

Türkiye'nin toplumsal ve çevresel koşullar açısından hızla kabuk değiştirdiği koşullarda Birgi; antik dönemden, Bizans'tan, Aydınoğlu Beyliği'nden, Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalan eserleriyle zengin bir tarihsel kültürel birikime sahiptir.

Birgi, Aydınoğlu Beyliği zamanında İbn-i Battuta'yı, Osmanlı egemenliği sırasında da Evliya Çelebi'yi konuk etmiştir. Bu gezginler, seyahatnamelerinde Birgi'yi ve zenginliğini anlatmaktadırlar"


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 293
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : .2008
₺34,85

"Sosyal teori çok yönlü bir girişimdir. Onun bazı en temel ilgileri, örneğin inceleme konusunun ne olması ve hangi prosedürlerin benimsenmesi gerektiği hakkında bir fikir birliği yoktur. Hem sosyal teorideki önde gelen düşünce gelenekleri hem de son yirmi yıldır ortaya çıkan değişimler hakkında sistematik bir kılavuz sunmak için sosyal bilimciler ve görüşleri dikkatlice seçtik.

Bizim editörler olarak hedefimiz, mevcut bakış açıları çeşitliliğini sergilemek ve fikirlerini açıklamak için onların en tanınmış bazı temsilcilerine fırsat sağlamaktır. Okuyucunun Günümüzde Sosyal Teori'yi sosyal teorinin mevcut durumu üzerine kullanışlı bir kılavuz ve referans çalışması olarak göreceğine inanıyoruz."

- Anthony Giddens, Jonathan Turner

  • Klasiklerin Merkeziliği
  • Davranışçılık ve Sonrası
  • Sembolik Etkileşimcilik
  • Günümüzde Parsonscı Teori: Yeni Bir Sentez Arayışı
  • Analitik Teorileştirme
  • Yapısalcılık, Post-yapısalcılık ve Kültürün Üretimi
  • Etnometodoloji
  • Yapılaşma Teorisi ve Toplumsal Praxis
  • Dünya Sistemleri Analizi
  • Sınıfsal Analiz
  • Eleştirel Teori
  • Sosyoloji ve Matematiksel Yönetim

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 480
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺85,00

Hiç tereddütsüz 20. yüzyılın en büyük düşünürlerinden biri olarak görülebilir Michel Foucault. Onun önemi, her şeyden önce, çağdaş Batı felsefesinde tarihdışı niteliğe sahip olduğu kabul edilen "özne" kavramını tarihselleştirme çabasından kaynaklanır. Düşünür, başta elinizdeki kitap olmak üzere birçok çalışmasında öznenin bir felsefi kategori olarak kuruluşuna dair kışkırtıcı sorular ortaya atar: "Özne" dediğimiz şey tarihsel süreç içinde nasıl kurulmuştur? Bu kuruluş sürecini hangi söylemsel çerçeveler, hangi bilgi/iktidar mekanizmaları, hangi hakikat oyunları kuşatır? Bireyselleştikçe, yani kendimizi eylemlerimizin birer "özne"si olarak gördükçe özgürleştiğimiz düşüncesini hangi devasa tertibatlar ayakta tutar? Cinselliğin Tarihi, kariyeri boyunca akıl hastalığının, tıbbın ve hapishanenin tarihi üzerine kafa yoran Foucault’nun son çalışması olur. Ona göre cinsellik, baskıcı bir iktidarın altında özgürleşme mücadelesi veren doğal bir güdü değil, yeni bir iktidar biçiminin işleyişinde merkezi konumda bulunan bir tertibattır. Bu tertibat, kendimizi birer "özne" olarak kurmamızda vazgeçilmez işlevler yüklenir; seks etkinliğimizin bizdeki en "doğal", en "temel", dolayısıyla da en "öznel" boyut olduğunu tekrar tekrar anımsatır. Bu tertibata göre, bir "özne" olarak kendimizi tanımak istiyorsak, cinsellik denen şey üzerine kafa yormamız, onu alabildiğine anlaşılır kılmamız, söyleme dökmemiz ve ne olduğumuzu ona sormamız gerekmektedir. Ancak, der Foucault, söz konusu tertibat, içimizdeki o meçhul "otantik benliği" açığa çıkardığına inandığımız ölçüde bizimle bütünleşir, görünmez hale gelir ve elimizden kaçar.

Bu noktada, elinizdeki çalışmanın başta siyaset felsefesi olmak üzere sosyal bilimlerin tüm alanlarında çığır açan özelliği ortaya çıkar: Cinsellik sorunuyla birlikte ortaya atılan, her şeyden önce bir iktidar sorunudur. Ancak bu sorunu doğru anlayabilmek için de, Batı’daki klasik siyaset düşüncesinin yüzyıllardır kabul ettiği "baskıcı iktidar" düşüncesini bir kenara bırakmak, yepyeni bir iktidar kuramı geliştirmek; özgürleşmeye alternatif olarak kendini yaratmayı, arzunun özgürleşmesi yerine zevki yoğunlaştırmayı öne çıkarmak gerekir. İşte elinizdeki kitap, bu yeni iktidar kuramının ortaya atıldığı en önemli metinlerden biridir. Bütün ilişkilerde içkin olarak mevcut olan, yukarıdan değil aşağıdan gelen, sadece yok etmeyip aynı zamanda da üreten ve yeni direniş olanaklarını da beraberinde getiren bu yeni iktidar biçimi, en parlak ifadesini bu metinde bulur. Yazık ki tamamlanmamış bu çalışmanın, sadece olağanüstü bir tarih çalışması değil, aynı zamanda sosyal bilimleri derinden sarsan bir felsefe metni olduğunu unutmamak gerekir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 496
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2018
₺99,90
İnsan bilgisini, biri sosyal ve beşeri disiplinleri ima eden edebi, felsefi kültür, diğeri doğa bilimlerini (ya da pozitif bilimleri) ima eden bilim kültürü diye ayıran "iki kültür" tabiri C. P. Snow tarafından 1959’da icat edilmiştir. Ortada iki kültür olduğu fikri, bütün bir insanlık tarihi düşünüldüğünde çok yeni sayılır. Üstelik 1960’tan bu yana hem kavram hem de kavramın işaret ettiği olgularla ilgili şikâyet ve sorgulamalar giderek artmıştır. Akademi ve üniversitelerin örgütlenme biçimini, ders programlarını, eğitimin yol yordamını, ama bilgiyle ilişkimizin gündelik veçhelerini de çok yakından ilgilendiren bir ayrımdır bu. Araştırmaların ve eğitimin birbirinden çok farklı ön kabullerle yapılması ve kullanımı yararlı ve doğru görülen yöntem ve ilkelerin iki farklı, hatta karşıt gruba toplanması demektir. İki Kültürü Aşmak bu ayrımın tarihselliğini araştırıyor. Kitabın temel tezi, modern dünya sistemini önceleyen insan yaşamında böyle iki farklı bilgi biçiminin varolmadığı, bugün "disiplin" diye adlandırdığımız kutucukların, asıl olarak on dokuzuncu. yüzyılda yaratıldıklarıdır. Dikkatli okurlarımız bu temayı Sosyal Bilimleri Açın raporundan hatırlayacaklar: Orada bir problem olarak tarif edilen ve sorgulanan konu, bir araştırma projesine dönüştürülmüş ve birçok yazarın katkılarıyla kapsamlı ve zevkle okunacak, eleştirel bir bilim tarihi çıkmış ortaya.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 326
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2007
₺78,90

Terbiye edilerek evcilleştirilen şey şans, talih, kader ya da kısmet dediğimiz şeydir bu kitapta: Devletin ihtiyaç duyduğu bilgiler olarak istatistiğin doğuşu, basılı sayıların çığ gibi büyümesi, istatistiğe dayalı yasa fikrinin çıkışı ve yaygınlaşması, istatistiğin sosyal ve beşeri bilimlere sıçrayışı... Tarihsel olarak Batı’dan çıkıp yayılmış bir gelişmeden söz ediyoruz: Dünyanın tekinsizliğinin, hesaba gelmezliğinin olasılık hesabı yoluyla dizginlenmesinden. Ian Hacking’in yapıtı, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında bilim tarihinde ortaya çıkan iki temel değişimi anlamamızı mümkün kılar: İlki, bir olgu hakkındaki istatistiksel sayılara nasıl olup da kendi başlarına açıklayıcı bir statü verildiğidir. İkincisi ise aynı dönemde insan doğası fikrinin yerini istatistiksel yasalara tabi olan bir "normal insan" modelinin almasıdır. Bu iki dönüşümün sonucu olarak "şans" dediğimiz şey, yaşadığımız dünyanın daha az kaprisli görünmesini sağlamış, kaostan düzen çıkartan bu gelişme büyük bir bilimsel meşruiyet kazanmıştır. Hacking bu dönüşümlerin dünyayı algılayış biçimimiz üzerinde büyük etkisi olan yeni bir bilimsel akıl yürütme tarzına yol açtığını öne sürer. Dünyayı, insanı ve toplumu kavrayışımızdaki belirlenemezlik düzeyi arttıkça, hayatımızdaki denetim ve müdahale beklentimiz artacak, özgürlük beklentimiz ise azalacaktır. Ayrıntılı bir bilim tarihi araştırmasıyla felsefi derinliği ustalıkla bir araya getiren Şansın Terbiye Edilişi, birçok eleştirmen tarafından inceleme kitapları alanında yirminci yüzyılın öndegelen yapıtları arasında sayılmıştır. Kitap bu başarısını, felsefe, matematik, fiziksel ve sosyal bilimler ile sosyal kurumların gelişimi arasındaki ilişkilere, bildiklerimizi sarsan, yeniden anlam vermemizi sağlayan bakma biçimine borçlu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2020
₺78,90

1990’lardan bu yana feminist kuramın önde gelen isimlerinden biri olan Butler, ABD’ye yapılan 11 Eylül saldırısının ardından gelen yas ve şiddetin kamusal alandaki kısıtlayıcı etkilerini değerlendiriyor. ABD hükümetinin hukuk dışı uygulamalarını Michel Foucault ve Giorgio Agamben’in "egemenlik", "iktidar" ve "yönetimsellik" kavramları ışığında tartışan yazar, uluslararası yasaları ve yurttaşlık haklarını çiğneyen bir iktidarın getireceklerine dair uyarılarda bulunuyor. Kimi yaşamların yaşam sayılmadığı, kimi insanların insan sayılmadığı, hatta kimi ölümlerin yası tutulamaz sayıldığı bir dünyada ABD’nin "teröre karşı kalıcı savaşfna karşı çıkıyor ve Emmanuel Levinas’ın insancıl "öteki" anlayışını hatırlatarak, eleştiri düşmanlığı ve misilleme yerine dayanışma ve küresel adalet çağrısı yapıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 160
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺41,90

Önceki kitapları Liberalizmden Sonra ve Bildiğimiz Dünyanın Sonu'ndaki düşüncelerini mantıki sonuçlarına dek geliştiriyor Wallerstein. Temel tezi şu: 1945'ten beri dünya sisteminin başı çeken hegemonik gücü olan Amerika Birleşik Devletleri gerilemektedir. 11 Eylül ve sonrasındaki olaylar bunun en son ve en belirgin kanıtıdır.

İçinde yaşadığımız dünya sisteminin hızla temel bir değişime doğru gittiğini ve tercih ve seçimlerimize, insan iradesine hiç olmadığı kadar açık hale geldiğini savunan Wallerstein ne yapabileceğimiz konusunda şunları söylüyor: "Bu kitapta hepimizin üçlü bir görevi olduğu yolundaki görüşüme bağlı kalıyorum: Gerçekliği eleştirel ve ayık bir kafayla analiz etmekle ilgili entelektüel görev; bugün öncelik vermemiz gereken değerlerin neler olduğuna karar vermekle ilgili ahlaki görev ve dünyanın, kapitalist dünya sistemimizin şu anki kaotik yapısal krizinden çıkıp, mevcut sistemden gözle görülür ölçüde daha kötü değil de, gözle görülür ölçüde daha iyi olacak farklı bir dünya sistemine geçmesi olasılığına hemen nasıl katkıda bulunabileceğimize karar vermekle ilgili siyasi görev."

Bu muhalif olmak, sistem karşıtı olmak ne demektir? Günümüzde bu soruya verilen en net cevaplardan biri olan kitabı, Tuncay Birkan'ın çevirisiyle sunuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺65,90

Türkiye toplumu son yirmi, yirmi beş yıldır çok hızlı bir değişim içinde. Bu hızlı değişim, ilk bakışta tuhaflık, uyumsuzluk ve karmaşıklık olarak algılanabilecek bir kültürel manzara çıkarıyor ortaya. Elinizdeki kitap gündelik hayatın çeşitli parçalarına daha yakından bakarak, günümüz Türkiyesi’nin daha okunaklı bir kültürel haritasını çizmeyi amaçlıyor. Postkolonyal kuramın özgürleştirici potansiyelini kullanabilmek için bakışı sadece hegemonyacı Batı’ya çevirmekten kaçınmak gerektiğini saptayan yazarlar, kendilerine toplumlarının modeli olarak sunulan karton kalıpları reddederek zahmetli bir kültürel analiz gerçekleştiriyorlar. Toplumsal kimliklerdeki temel değişim eğilimlerine ve kaymalara yoğunlaşan kitapta, sosyal katmanlaşmanın değişen biçimleri, bu değişimin ikamet ve tüketim kalıplarına yansıyışı, farklı sınıflar arasındaki ilişkiler, eğitime bakış açıları inceleniyor. Kültür hem bir üretim hem de bir siyasal mücadele alanı olarak ele alınarak, dil, folklor, film, mizah ve İslami siyasal hareketlenmenin kendine özgü simgeleri üzerinden çalışılıyor. Türkiyeli kimliklerin yanı sıra, Avrupa’daki Türkiyeli göçmenlerin kimlikleri de dahil ediliyor incelemeye... Kültür Fragmanları, türbanın bir moda olarak pazarlanmasından transseksüel yaşam biçiminin medyada gördüğü ilgiye, maganda mizahından büyük şehirlerdeki apartman kapıcılığına hayatın çeşitli parçalarını yakın plan bir bakışla ve insanların yaşadıkları, deneyimledikleri şekliyle ele almanın değişen bir toplumun dinamiklerini anlamakta ne kadar açıklayıcı olabileceğini kanıtlayan bir kitap...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 366
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺85,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 460
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺97,75

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2004
₺101,90

Henri Mendras, kökenleri Eski Yunan kültürüne kadar götürülse de, aslında 18. ve 19. yüzyıl felsefesinden doğan sosyolojinin günümüzdeki önemli düşünürlerinden biri. Sosyolojiye giriş niteliği taşıyan bu kitap, temel sosyolojik kavramları akıcı ve basit bir dille anlatmasının yanı sıra, sosyolojiye yön veren Durkheim, Weber, Marx gibi önemli düşünürlerin temel kuramlarını, öğrencileri düşünerek kolay anlaşılır bir üslûp ve akıcılıkla ele alıyor. Yazar, çalışmasını ampirik araştırmaların getirdiği yeniliklerle, son yıllara damga vuran teorik ve metodolojik değişimlerle, yakın tarihli çalışmalara verdiği referanslarla zenginleştiriyor: Kadın/erkek, kentli/köylü, kültür/medeniyet, sanayi toplumu/köylü toplumu gibi karşılaştırmaların yanında, normlar, sınıflar, sapma, aile, bürokrasi gibi sosyolojik kavramları bilimsel temellere dayanarak inceliyor. Bir yandan da, satır aralarında, bir sosyolog adayının kendini bu mesleğe nasıl hazırlayacağına, nelere dikkat edeceğine dair ipuçları veriyor. Sosyolojinin İlkeleri, içerdiği kavram zenginliği, kolay anlaşılır dili ve açıklayıcı örnekleriyle başta sosyoloji öğrencileri olmak üzere, sosyolojiyle ilgilenen herkes için son derece faydalı bir giriş kitabı ve kaynak niteliği taşıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 287
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2009
₺74,25

Sosyoloji Dersleri, sosyolojinin kurucusu ünlü Fransız sosyolog Emile Durkheim’ın 1890’dan itibaren Fransa’nın çeşitli üniversitelerinde verdiği derslerin, konferansların notları. Durkheim hayattayken biraraya getirilip yayımlanmayan bu notlar, ölümünden yıllar sonra dönemin İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Hüseyin Nail Kubalı tarafından ilk kez kitap haline getirildi. Sosyoloji Dersleri, Durkheim’ın meslek ahlâkı, yurttaşlık ahlâkı, her türlü toplumsal sınıftan ayrı genel ödevler, mülkiyet hakkı, anayasal haklar, sözleşme hukuku, sözleşme ahlâkı gibi önemli sosyolojik konulardaki görüşlerini metodlu ve öğretici bir biçimde ele alıyor. Sözkonusu alanlara özellikle ahlâk incelemesi çerçevesinde yaklaşan ve olguların tanımlanıp, gözlenmesine öncelik veren Durkheim’ın yönteminin temel ilkelerini ve öğretisinin ana hatlarını kabaca ortaya koyduğu çalışma, bir araştırma inceleme kitabından ziyade öğretici olma iddiası taşıyor. Toplumsal bilincin kaynaklarını anlamak için girişilen bu çaba, Durkheim’ın toplumsal olgunun önce yapılanmasına, daha sonra da yorumlanmasına katkısını anlamamızı sağlıyor. Türkiye’de de birçok sosyoloğu etkileyen Fransız bilim adamından sosyolojinin sınırlarının ötesine geçen bir çalışma...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2015
₺67,88

Günümüzde büyük metropoller, küresel/yerel eksende yeniden şekillenen iktidar ilişkilerinin ana halkasını oluşturuyor. Küreselleşme diye adlandırılan çapraşık ve çok yönlü iktidar ilişkileri ağı büyük metropollerde düğümleniyor, kendini yeniden üretiyor, derinleşip yayılıyor. Elinizdeki kitapta yer alan çalışmalar, küreselleşmenin öteki yüzünü, aşağıdan, yerelin merceğinden görünenleri aktarıyor. Çeşitli ülkelerden yazarlar makalelerinde, yerelin önemsiz ve araştırmaya değmez anlamına gelmediğinden hareket ederek, Hollanda ve eski Doğu Almanya şehirleri ile Beyrut, Kahire, Manila, Singapur, İstanbul gibi birbirinden çok farklı metropolleri inceliyor. Böylece Mekân, Kültür, İktidar, derinlikli kuramsal ve ampirik analizlerle küreselleşmenin çelişki ve sancılarını ortaya koyuyor, zengin bir mukayese zemini sağlıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 269
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺62,25
Simmel yaşadığı zamanın, tanık olduğu büyük dönüşümün, modernitenin kentin mahşerinin, bireyin yalnızlığının kültürel haritasını çıkarır. Bu harita sayesinde sosyolojinin sosyal bilimler içindeki yerini tanımlar, eleştirel düşünce, kültür kuramı ve kültürel çalışmaların temellerini atar. Toplumsal pratikleri formlar ve imgeler halinde canlandırarak hayatı sanata, sanatı hayata tercüme eder. Simmel’in en kapsamlı çağdaş yorumcusu David Frisby’nin sunduğu Modern Kültürde Çatışma, onun modern kültür, kent ve birey üzerine düşüncesini aydınlatacak üç temel metnini içermektedir. Kentin ve modernliğin düşünürünün, sosyoloğunun ve filozofunun adı Georg Simmel’dir. -Werner Jung- Avangardın ilgi odağı olacak sorunların hepsi Simmel’in metropol üzerine düşüncelerinde saklıdır. -Manfredo Tafuri- Kültür sosyolojisi... Kesinlikle onun yarttığı temeller üzerinde mümkün olmuştur. -Georg Lukacs- Felsefenin somut konulara dönmesini sağlayarak epistemoloji veya entelektüel tarih üzerine gevezelikten bezmiş olan herkese yol gösteren odur. -Theodor Adorno-
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 134
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺44,25

Bu kitapta derlenen yazılar, yüzyıllık bir tarihi ve günümüzdeki gelişmeleri çeşitli yönleriyle ele alıyor. Ama hepsinin temelinde çok önemli bir tespit var: Dünya, ulus-devletlerin aşındığı, ulus-üstü oluşumların ağırlık kazandığı yeni bir döneme girmekte. Bu dönemde, Osmanlı İmparatorluğu gibi eski tür imparatorlukları ve ulus-devletlerin başarı ve başarısızlıklarım yeniden değerlendirip günümüzün yeni imparatorluklarının oluşum süreci için dersler çıkarmak mümkün. Bu bağlamda Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemindeki siyasî ve toplumsal projeler, gerçekleştirilemeyen potansiyeller üzerinde duran Keyder, ulus-devleti kaçınılmaz bir aşama olarak görmemenin önemine işaret ediyor. İmparatorluğun vârisi olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu, geçirdiği evrimleri, sınıf dengelerini ve devletin hâkim ideolojisi milliyetçiliğin niteliğini irdeleyen makaleler karşılaştırmalı bir perspektife dayanıyor. Kitapta ayrıca küreselleşme sürecinin imkânları ve sorunları araştırılıyor. Keyder’e göre, bu süreci yekpare bir "Batı" üzerinden düşünmek yanlış. Tersine, şu anda dünyanın geleceğini belirleyecek en önemli "medeniyetler çatışması", ABD ile Avrupa’nın temsil ettiği modeller arasında yaşanıyor. Türkiye’nin önündeki yol ayrımı, basit bir jeopolitik seçimin çok ötesinde, yönetim biçimi, sosyo-ekonomik düzen ve devlet-toplum ilişkisi açısından yaşamsal bir karar verilmesi anlamına geliyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 246
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺58,12

İlk kez 1944’te ‘vahşi kapitalizm’in kalesi Amerika’da yayımlanan Büyük Dönüşüm şu cümleyle başlar: ‘Ondokuzuncu yüzyıl uygarlığı çöktü.’ Karl Polanyi’nin çöktüğünü ilan ettiği ondokuzuncu yüzyıl uygarlığının can damarı ve temel biçimlendiricisi, kendi kurallarına göre işleyen piyasaydı; emek, toprak ve parayı metalar haline getiren ve insan toplumlarını uluslararası düzeyde eşi görülmemiş bir kurumsal tekdüzeleşme içinde kendine kayıtsız şartsız bağımlı kılan piyasa sistemi... Polanyi’ye göre çöküş kaçınılmazdı, çünkü kendi kurallarına göre işleyen piyasa sistemi insan toplumuyla bağdaşması imkânsız bir şeydi. Büyük Dönüşüm, bu bağdaşmazlığın ve kaçınılmaz çöküşün hikâyesi. Yani hem ekonomik liberalizmin hem de ona karşı kaçınılmaz alternatifler olarak ortaya çıkan faşizm ve sosyalizmin hikayesi... Büyük Dönüşüm’ün 80’lerde, yani Polanyi’nin ‘insan doğasına aykırı’ dediği piyasa toplumunun, insanlık tarihinin son aşaması olarak bütün dünyaya dayatıldığı, ekonomik liberalizmi eleştirmeye kalkanların geri kafalı cahiller ile korumacılık önlemlerinin sağladığı rantları elden kaçırmamaya çalışan çıkar gruplarıyla onlara hizmet eden popülist politikacılar olarak görüldüğü, sosyalizmden ise neredeyse bütünüyle ümit kesildiği bir dönemde gündeme gelmesi ayrıca kaydadeğer. -Ayşe Buğra-


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 411
En / Boy : 13 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2011
₺87,75

Gittikçe karmaşıklaşan dünyamızda sosyal olan’ın doğası yeni birleşme, çatışma, mücadele alanları da oluşturuyor. Bugünü doğru anlamak ve yorumlamak sosyolog için ne kadar kritik ise bir o kadar da zordur.

Öncelikle bunun için geçmişin bilgisine de sahip olmak gerekir. Neticede sosyologlar olarak güç bir uğraşının içinde olduğumuzun farkında olmak zorundayız. Özellikle bu zorlu yolun başında olan genç sosyolog adayları; dâhil oldukları bu bilim alanının temel kavramlarını, kurucu fikirlerini, sosyoloğun toplumsal olay ve olgulara nasıl baktığını, kurucu sosyologların nasıl bir dünya içinden teorilerini inşa ettiklerini anlamakta zorlanmaktadırlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 15,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2014
₺22,31

 Machiavelli’den bu yana, siyasetin doğası zayıflarla güçlülerin mücadelesi şeklinde tasvir edilmiştir. Bu sefer bir başka ünlü İtalyan, iktisatçı ve sosyolog Vilfredo Pareto, 20. yüzyılın başındaki bu mücadeleyi anlatıyor. Pareto’ya göre insanlık tarihi, seçkinlerin durmadan devam eden yer de­ğiştirme tarihidir: Biri yükselirken diğeri alçalır. Kısa aralıklar dışında insanlar her zaman bir seçkin azınlık tarafından yönetilmişlerdir. Pareto seçkin (elite) kelimesini (İt. aristrocrazia) en güçlü, en enerjik ve kötülük kadar iyiliğe de yeteneği olan anlamında kullanır.

“Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü” konulu, yüzyılın sonundaki bu uzun deneme, ekonometriden sosyolojiye dev bir adım atar. Bu kitap Pareto’nun siyaset sosyolojisinin önsözü olarak da okunabilir. Pareto, ileride bu düşünceler sayesinde büyük ün sağlamıştır. Seçkinlerin iktidara gelinceye kadar kullandıkları yöntemler birbirini anımsatır. Tüm seçkinler benzer davranış kalıplarını sergilerler. Ve tarih birçok kez tanıklık etmiştir ki, başta zayıf ve yoksulların yanında yer alan seçkin gruplar, zafere ulaştıklarında artık başa dönme şansını ebediyyen kaybetmişlerdir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 103
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺31,90

 




Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 173
En / Boy : 13.5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2005
₺37,80
Birey ve toplum açısından büyük önemde olmasına rağmen elit olgusu ülkemizde, sosyal bilimcilerin üzerine en az durduğu toplumsal ve siyasi konuların başında gelir. Yapılan çalışmalar da genelikle sosyolojinin ya da siyaset biliminin genel kapsamında ele alınmış ve Elit Sosyolojisi’nden neredeyse hiç bahsetmemiştir. Oysa Elit Sosyolojisi, sosyoloji ve siyaset biliminin bir kesişimi olarak kabul ettiğimiz siyaset sosyolojisinin bir kardeş disiplini olarak varlığını sürdüre gelmektedir. Elit Sosyolojisi kimi zaman da siyaset sosyolojisinin bir alt disiplini olarak kabul edilir. Öyle ya da böyle, Elit Sosyolojisi, sosyoloji ve siyaset biliminin teori ve yaklaşımları ile, bu bilimlerin metot ve tekniklerini kullanarak elit olgusunu enine boyuna inceler.
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 194
En / Boy : 14 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2007
₺37,90

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 235
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2012
₺51,30

Sosyoloji (toplumbilim) ülkemizde neden çok önemsenmemiştir? Oysa sosyoloji, tüm sosyal bilim disiplinlerinin kaynağı ve çıkış noktasıdır. Belki milli sosyoloji olamayacağını anlayan "milli eğitimciler" evrensel ölçüler ve araçlara sahip nesnel bir disiplinin gençlere öğretilmesinin sakıncalı olduğunu düşünmüşlerdir. Tabii böylesi bir bilim dalının üreteceği bilginin de "milli birlik ve beraberlik" adına sakıncalı olacağını varsaymış olabilirler. Nitekim tarihi millileştirenler, onu olduğu gibi değil, kendilerince olması gerektiği gibi yazarak bu toplumun Anadolu toprakları üzerindeki serüvenini soyut bir "milli" öyküye dönüştürmüşler ve gerçeklerden uzaklaştırmışlardır. Toplum, öğrendiği (öğretilen) tarihle sadece geçmiş gerçeklerinden değil, birlikte yaşadığı diğer yurttaş halklardan da duygusal ve düşünsel olarak uzaklaşmıştır. Milli tarih, bizi bilimsel bakış açısından, tarihsel süreklilikten ve kendimizi olduğu gibi tanımaktan mahrum bırakmıştır. İçe kapatmış, başka toplumları ve dünyadaki gelişmeleri anlamamızı zorlaştırmıştır. Ya sosyoloji? Sosyolojinin araçları ve temel öncülleri millileştirilemeyecek kadar evrenseldir. Bu ölçü ve araçlarla incelenecek toplumun, kurucu ideolojiyi oluşturan "biz, bize benzeriz"; "biz, sınıfsız, imtiyazsız kaynaşmış bir kitleyiz" veya "milletimiz, Asya’dan gelen etnik ve dinsel olarak homojen bir zümredir; ordu-millet özellikleri arz eder" önermelerine uymadığı kolayca anlaşılabilir. Bu nedenle sosyoloji eğitimi ve bilimsel sosyal araştırmalar ülkemizde hiç muteber olmamış, teşvik edilmemiştir. Ancak son yıllarda rejimin kapalı kapısı aralanıp içeri gerçeğin ışığı sızmaya başlayınca, kendimizi tanımak ve dünyadaki yerimizi anlamak çabaları yoğunlaşmıştır. Bunun bir ihtiyaç olduğu çok açık ama soru sormak ve önyargısız yanıtlar aramak, özgür insanların ve toplumların harcıdır. İnsanlar, birey yani kendi başlarına karar verip o kararlar doğrultusunda davranmak imkânına sahip olmadıktan, sadece otoritelere veya sıkı dokunmuş (bağlayıcı) topluluklara tabi olmaktan öteye geçemedikleri sürece toplum hakkında nesnel araştırmalar yapılamaz. Dolayısıyla toplumbilim de gelişemez. Biz yarı yolda bir yerdeyiz. Yeni yeni sosyal bilimle ideolojiyi ayırt ediyoruz. Tarihimize ve toplumumuza ilişkin nesnel araştırmalar daha yeni uç veriyor. Yeni bilimsel araştırmalar ve bulgular sayesinde, tarih ve toplumsal gerçekler konusunda bize ezberletilen efsanelerden arınacağız. Normalleşme (kendini tanıma) ve birlikte yaşayıp olmadıklarına inandırıldığımız toplumsal kümelerle tanışma bu sayede mümkün olacak. Bir bilim toplumu olmanın ve demokratikleşmenin de şartlarıdır bunlar. Elinizdeki çalışma bu amaç doğrultusunda atılmış mütevazı bir adımdır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 300
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : .2012
₺112,50

İnsan düşünen, anlamlı eylemler gerçekleştiren ve çevresiyle sosyal etkileşim içinde olan bir varlıktır. Birey, toplumsallaşma sürecinde içinde bulunduğu toplumun kültürünü ve diğer insanların kendisi hakkındaki beklentilerini öğrenir. Toplumun değer yargıları, doğru-yanlış ve iyi-güzel gibi kavramlar da toplumsallaşma sürecinde öğrenilir. Birey, toplumsallaşma sürecinde kurumsallaşmış normlara uyum sağlamayı öğrenir. Birey hem toplumsal yapıdan etkilenir, hem de toplumsal yapıyı etkiler. Böylece toplumsal düzen sağlanmış olur.
* İnsanlar toplumda neden uyum içindedirler?
* Bazı insanlar neden suç işler?
* Toplumda sınırsız özgürlük var mıdır?
* Özgürlüklerin sınırı nasıl belirlenir?
* Sosyal çatışmaların nedenleri nelerdir?
* Öğrencilerin akademik başarıları sadece onların zeka ve çalışkanlıklarıyla
açıklanabilir mi?
* Sosyal dünyamıza nasıl bir gözlükle bakıyoruz?
* Farklı perspektifler ışığında sosyal dünyamızı anlamlandırabiliyor muyuz?
* Çevremizdeki sosyal sorunların ne derece farkındayız?
* Sosyal olayları anlıyor ve geleceğimizi tahmin edebiliyor muyuz?
İşte sosyolojik bakış açısı, yaşamımıza etki eden toplumsal faktörlerin farkına varılmasını sağlar. Sorgulanmayan günlük eylemlerimiz, sosyolojik bakış açısı ile daha farklı anlamlar kazanır. Toplumsal yaşama etki eden faktörler hakkındaki duyarlılığımız, kendimizi ve diğer insanları daha iyi anlamayı kolaylaştırır.
Sosyologlar yaklaşık son yüz elli yıldır, toplumu daha iyi anlama ve toplumsal sorunların çözümü yolunda arayışlarını sürdürmektedir. Yaşanılan her an, yeni toplumsal değişim ve gelişmeleri de beraberinde getirmektedir. Bu durum, sosyologların toplumu anlama, toplumsal sorunları tanımlama ve sorunların çözümüne yönelik kapsamlı çalışmalarının devamını zorunlu hale getirmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 448
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2015
₺157,50
Tükendi

Necla Özçelik, 1930-1940’lı yılların başarılı günlerini, aydınlanma çabalarını, bire bir yaşamışçasına, o günlerin belgeleriyle, yaşayanların anılarıyla, araştırmalarıyla önümüze seriyor.

Genç eğitimcilerin kültürel altyapısını oluşturmaya yönelik bir umut ışığı olduğunu görmek de ayrı bir kazanç. Köy Enstitüleri ve Halkevleri, Cumhuriyet döneminin en önemli aydınlanma kurumlarıdır. Bu kurumların çabaları, etkileri kesintiye uğramasaydı bugünden daha farklı bir yerde duracaktık. Her yönden kalkınmış, sanayisi, tarımı gelişmiş bir toplum olacaktık. Sanatıyla, sporuyla, kültürel altyapısıyla daha nitelikle kuşaklar yetiştirebilecektik.

Necla Özçelik’in bu çalışmasından çıkaracağımız en önemli sonuç budur. Dileğimiz bu yapıttaki uygulanmış aydınlık oluşum, ilkeli eğitim, çağdaş öğretim yeniden ülkemizde göz ardı edilmeden uygulamaya konulur ; sosyal, siyasal, kültürel, sanatsal, eğitsel yapıyı dengeleyen eğitim, çağdaş biçimde sürdürülür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 383
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺22,50
Tükendi
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 393
En / Boy : 16,5 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2016
₺29,17
Tükendi

Sosyolojide Temel Fikirler, on dokuzuncu ve yirminci yüzyılların büyük sosyolojik düşüncelerine bir giriş çalışması olarak hazırlanmıştır. Hedef kitlesi sosyoloji ve ilişkili sosyal bilim derslerine devam eden lisans ve hazırlık sınıfı öğrencileridir. Kitabın ilgi odağı, sosyoloji ve toplumsal düşüncenin -içinde yaşadığımız dünyayı anlama, yorumlama ve bazı örneklerde değiştirme aracı olarak -gelişiminde etkili olan temel fikirlerdir. Kitap üç ana kesim ve döneme bölünmüştür: 1. Klasik Dönem: Kurucu Babalar ve Çağdaşları, 2. Modern Dönem, 3. Post-Modern/Geç-Modern Dönem. O,ders kitaplarında yer alan temel sosyolojik fikirler, disiplin içinde büyük tartışmalara ilham kaynağı olmuş, hatta günümüzde sosyal bilimlerdeki tartışmaları biçimlendiren fikirler hakkında kolay anlaşılır ve kolay okunabilir özellikte bir kitaptır. Ayrıca çağımızın büyük sorunları üzerinde düşünmeye ve tartışmaya yöneltici bir içeriğe sahiptir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 528
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2015
₺32,25
Tükendi

Sosyolojiye Giriş kitabı, yazarın 34 yıllık üniversite hocalığının birikimi olarak ortaya çıktı. Oysa yazar, lise öğretmenliğinden başlayarak yüksekokul ve fakültelerde yaklaşık 40 yıl çeşitli sosyoloji dersleri verdi.

Kitap, eğitim fakültelerinin sınıf öğretmenliği, sosyal bilgiler öğretmenliği, eğitimde psikolojik danışmanlık ve rehberlik, tarih öğretmenliği vb anabilim dalları için yazıldı. Ayrıca iletişim fakülteleri ve sosyal bilimler eğitimi yapan her çeşit fakülte ve yüksekokullar ile sosyal bilimlerle ilgili 2 yıllık meslek yüksekokullarında da ders kitabı olarak kullanılabilir.

Yazarın bundan başka sosyoloji öğretmeni yetiştiren anabilim dalları için yazdığı geniş kapsamlı Genel Sosyoloji adlı bir kitabı daha bulunmaktadır.

Kitap, derli toplu olarak hemen hemen bütün Sosyolojiye Giriş dersi konularını içerdiği gibi öğrencilerin kolay anlayabileceği sade bir dille yazıldı. Nitekim bugüne kadar pek çok okur, yazarın öteki kitaplarını büyük bir zevkle okuduklarını ve dillerinin çok akıcı bulduklarını söylemişlerdir.

Ayrıca öğrencileri sıkmamak için gereksiz söz ve tekrarlardan kaçınıldığı için küçük hacimli bir kitap ortaya çıktı. Kitapta, konularla ilgili güncel bilgiler ve tablolar ile birlikte resimlere de yer verildi. Görseller, öğrencilerin ilgisini çekecektir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : Ankara
Sayfa Sayısı : 203
En / Boy : 16 / 23
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 11.2017
₺0,00
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 356
En / Boy : 16 / 23,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2005
₺40,50
1 2 >
Çerez Kullanımı