Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 396
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .
₺26,39

Kur’an-ı Kerim’de her ne okunuyorsa, onun inmiş olduğu 10 bin kişilik Mekke’de, 10 bin kişilik Medine’de, nüfusu 10’ar bindi bunların, Anadolu’da birer kasaba gibi yani, Kur’an sonuçta bir kasabaya inmiştir. Bir kasabaya iniyor ama nasıl oluyor da bütün insanlığa sesleniyor? Bir kasabaya inen kitap nasıl bütün insanlığın, bütün çağların yol göstericisi olabilir, bunu nasıl başarıyor? Bunu seçtiği konuların evrensel, klasik, her zamanda ve her mekanda devam edecek konular olması ile başarıyor. Bunu iyi anlamamız lazım. Aksi halde Kur’an’ı inmiş olduğu çağa ve inmiş olduğu mekana gömeriz. Mekke ve Medine’yi, 7.yy’ı ve Orta Arabistan’ı ilgilendiren bir kitap haline dönüşür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 239
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2015
₺20,05

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2015
₺13,89

Allah doğruluk ve dürüstlük yolunda yürüyenleri, güzel ahlak sahiplerini, dünyayı kana bulayan zalimlere inat bir adalet ve barışyurdu kurmaya çağırmaktadır. (Yunus:10/15)

Bu çerçevede selam kavramı esenlik, huzur güvenlik, adalet, barış sulh gibi oldukça geniş bir anlam çerçevesine sahiptir. Bu tabire kısaca adalet ve barış yurdu dememiz mümkündür. Kimsenin Hakkının yenmediği, savaşların, katliamların, kıyımların, işgallerin olmadığı, baskı zulüm ve zorbalığın ortadan kaldırıldığı farklı din, mezhep ve etnik kökenlerin barış içinde bir araya yaşadığı insanın en temel hakkı olan evrensel adalet ve barış yurdudur. Demek ki Allah iman edenleri bu evrensel üküye, böylesi bir nimazı aleme çağırmaktadır.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 187
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺13,89

Biz Müslümanlar tarihinin şu anında bir mağarada üç yüz yıl uyuduktan sonra uyanan Ashab-ı Kehf'e benzemekteyiz. Uykudan uyanıp şehre inince yaşadığımız şok ile etrafımızda şaşkın şaşkın bakınıp, "Ne oldu bu dünyaya böyle, hiçbir şey bıraktığımız gibi değil" demekteyiz. Çünkü zaman akıp gitmiş, hayat değişmiş, insanlar başkalaşmış; ne anamız, ne babamız, ne akrabalarımız kalmış, yaşadığımız sokaklar, gezip dolaştığmız caddeler, konuştuğumuz dil bambaşka olmuştur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 472
En / Boy : 14 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺26,39

Şeyh Bedreddin Serez çarşısında çıplak olarak asıldığında elli altı yaşındaydı. Hanedan soyundan gelen Bedreddin, çok iyi eğitim almış, Osmanlı’da kazaskerlik görevinde bulunmuş, Mısır’da şehzadelere ders vermiş döneminin saygın bir düşünürü ve alimiydi.

Osmanlı’nın zulmünden, kadıların rüşvetçiliğinden, din istismarından, aşırı vergilerden bıkıp usanmış, yaka silkmiş olan her inançtan insan, küçük birimler halinde birlikte yaşamayı, beraber üretmeyi ve paylaşmayı savunan Bedreddin’in etrafında toplanmış ve isyana katılmıştır. Şeyh Bedreddin adeta önderini bekleyen bir isyanı başlatmıştır. Bu isyanda Müslümanlar ve gayrimüslimler, Aleviler, Sünniler, Kalenderiler, farklı din ve mezheplerden on bin kişi bir araya gelerek Osmanlı ordusuyla savaşmış, sekiz bin kişi başı kesilerek öldürülmüştür.

Şeyh Bedreddin’in dönemin egemeni olan padişahı bu kadar korkutan, kitapları yakılarak, mezarının yeri beş yüzyıl gizlenerek bu topraklardan silinmek istenen fikri yoksulların toprak sahibi olması, ortaklaşmacı üretim tarzıydı.

Şeyh Bedreddin’in merkezinde olduğu bu isyanın tarihi aynı zamanda yaşadığımız topraklardaki ezilenlerin, yoksulların tarihidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺19,75

İslam olur mu? İslam’da devrim teorisi var mı?

İlahiyatçı  yazar R. İhsan Eliaçık, dünyanın bir dizi devrim deneyimini inceleyerek, sorulara yanıt aramaya çalışıyor bu eserinde. Türkiye tarihinde görülmemiş bir toplumsal hareketliliğin cereyan ettiği günümüzde, olaylara devrimci islamın bakışını anlamak için bu eser temel önemde. Yazarın kitabıyla ilgili şu sözleri kitabın ana çerçevesini oluşturuyor.

“Bu çalışma bir yerde şu sorulara cevap bulabilmek için yazıldı. 

1. İslam nasıl bir dindir?

2. İslam toplumsal değişmenin dinamiği olabilir mi?

3. Olabilirse nasıl, ne şekilde?

Bu  3 soruya kitabı 3 ana kısma ayırarak cevap verdik. “İslam”, “devrim/değişim”  “İslam devrimi”. İlk soruyu “İslam” başlığı altında ele aldık. İslam’ın nasıllığına ilişkin şu öncüllerden hareket ederek açıklamalar yaptık;

  • İslam bütün zamanların ve çağların dini\ideolojisidir.
  • Hayatın tamamını kuşatan özgün bir manifestodur.
  • Alternatif değil, bizatihi tezdir.

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 2.2015
₺48,00
Musa gittikten sonra buzağıya tapanlarla, Muhammed gittikten sonra mala tapanlar aynıdır. -R.Ihsan Eliaçık- Yastığa başını koyduğunda, gökgürültüsü misali horlayarak uyuyanlara değil, uykuya hasret kalanlaradır sözüm... -Eren Erdem- İslam dini servetin zenginler arasında bir güç olarak dolaşmasını yasaklamış, toplumda spekülatörlerin, kartellerin oluşmasını engellemiştir. -Hakkı Yılmaz- Servet ve merhamet bir tahterevallinin iki ucundadır. Biri yükseldiğinde diğeri alçalır. -Yılmaz Yunak-
Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 213
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : .2013
₺39,20

Muhammed İkbal, Mehmet Akif Ersoy ve Aliya İzzetbegoviç’in ortak özelliği; yok oluş sürecinde “varoluş mücadelesi” veren aynı ümmete mensup, üç milletin sembol simaları olmalarıdır.

Muhammed İkbal Pakistan’ın, Mehmet Akif Türkiye’nin, Begoviç de Bosna’nın unutulmaz simalarıdır.  Aliya İzzetbegoviç tek kelimeyle Bosna’yı Bosna yapan ruhun kendisine yansıdığı simadır. Begoviçsiz Bosna, İslamsız da Begoviç düşünülemez. Bunlar bir bütün halinde Aliya İzzetbegoviç’in şahsında billurlaşmıştır.
Begoviç örneği, İslamın, nasıl bir halkın vicdanı ve dili olabileceğinin ve Müslüman milletler için ne anlam ifade ettiğinin göstergesidir.

Aliya İzzetbegoviç mücadelesi ile böylesi bir bilinci ve idraki hatırlatmıştır. İşte bu idrak, geleceğin perspektifi ile beraber küresel saldırganlık karşısında tutunacağımız şeyin ne olduğunu da göstermektedir. Aliya İzzetbegoviç üzerine yeniden düşünmek size çok şey kazandıracak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 7.2016
₺19,75

Bu dine girmek için önce tüm mülkün (bilgi, iktidar ve servet) Allah’a (halka) ait olduğunu kabul edeceksiniz yani “Lehü’l-mülk” diyeceksiniz. Bunlar üzerinde oluşturulan tüm tekelleri reddedeceksiniz.

Bilginin, iktidarın ve servetin; bilginler, yöneticiler ve zenginler arasında dönüp dolanan bir tahakküm aracı olmasına karşı çıkacak, halka dağıtılmasını isteyeceksiniz. Bu; kelime-i tevhidin birinci cümlesi oluyor.

Birileri bilgiyi, iktidarı ve serveti (mülkü) ele geçirip halk üzerinde bunlardan kaynaklanan bir tahakküm ve hegemonya kurmaya kalkışıyorsa onlara “La” (Hayır!) diyeceksiniz. Çünkü onlar böyle yapmakla halk üzerinde “ilahlık” taslamış oluyorlar. Demek ki “Lailahe illallah”, kelime-i tevhidin ikinci cümlesi oluyor.

Sonra tarih boyunca tüm peygamberlerin bu manada kendi zamanlarının sözünü söylediğini, hassaten de 7. yüzyılda Abdullah’ın oğlu Muhammed’in Allah’ın elçisi olarak insanları buna çağırdığını kabul edeceksiniz; “Muhammedun Resulullah…” Bu da kelime-i tevhidi dünyaya duyuran elçilik kurumu oluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 288
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2018
₺35,55

Kur’an evrensel olana çağırıyor…

Sınırsız, sınıfsız, sömürüsüz, saldırısız ve savaşsız bir dünyaya (cennete) çağırıyor…
Akla, vicdana, adalete, doğruluğa, dürüstlüğe, öldürmemeye, çalmamaya, halkına yalan söylememeye, haram yememeye, yetim hakkına el uzatmamaya, yolsuzluk yapmamaya, rüşvet yememeye çağırıyor…

Demokratik İslam, Kur'an'ın tüm dilleri ve renkleri ayet görüp, halkları, kabileleri, ulusları, kimlikleri tanıyıp, hepsinin adil, özgür ve eşit birlikteliğini savunmaktır. Demokratik İslam, son hak dinin iktidarı ve devleti değil;  toplumu önceleyen sivil ve çoğulcu boyutunu öne çıkarmaktan ibarettir. 

Ortadoğu’da her yer kan gölü, insan hakları, demokrasi, hak-hukuk, adalet yerlerde sürünüyor. Özellikle Suriye’de ortaya çıkan İslami hareketler, birtakım cihatçı gruplar Alevilerin, Kürtlerin kanı, malı, ırzı, namusu helaldir diye fetvalar veriyor…

Kur'an'da namaz kılmamanın, oruç tutmamanın, başını örtmemenin herhangi bir cezası yok, ama dört şeyin; öldürmenin, çalmanın, iftiranın ve zinanın cezası var.

Bölge halkları olan biz Türkler, Kürtler, Aleviler, Sünniler, Şiiler, Süryaniler, Êzidîler, Ermeniler, Rumlar, Araplar, Farslar birbirimize egemenlik taslamadan nasıl ortaklıklar kurabiliriz?

Etrafı kan gölüne dönmüş, sultanlık, diktatörlük, ağalık, beylik, hanedanlık, tefrika, cehalet ve yoksullukla boğuşan coğrafyamızın kahır, hüzün ve kederden başka bir şey görünmeyen ufuklarında Medine Sözleşmesi'nin adalete, eşitliğe dayalı sivil ve çoğulcu ruhuyla Demokratik İslam anlayışının güneşi doğabilir.

Ezilenlerin Rabbi olan Allah, İkbal'in dediği gibi mazlum milletlerle birlikte tarihin meydanında yürür ve tarihi onlarla birlikte yeniden yapar. Böylesi yüce bir davaya memur olmakla biz davaya şeref katmaz, tam tersi şeref kazanırız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 312
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺35,55
Tükendi

Servet ve iktidar sahibi (Muaviye), Ebuzer'e şöyle dedi: "Kur'an'dan başka ayet yok mu ki Tövbe 34-35 ayetlerini her yerde okuyup duruyorsun?"

(Tövbe; 34-35: Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin bir çoğu, insanların mallarını hem haksızlıkla yiyor hem de Allah yolunda alıkoyuyorlar. Altını ve gümüşü biriktirip de (kenz) Allah yolunda infak etmeyenleri acı bir azabın beklediğini haber ver!.. O gün o biriktirip yığdıkları (kenz) cehennem ateşinde kızartılacak ve alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak. "İşte bu bencilce biriktirip yığdıklarınız (kenz); tadın bakalım" denilecek.)

Ebuzer şöyle cevap verdi: "Tabi ki var. Fakat "zamanın sözü" budur!"


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 629
En / Boy : 14 / 23
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2015
₺34,72
Tükendi

Bilge kişi ölmeden hemen önce halkını geniş bir meydanda toplar. Gerçekleri son bir kez hepsinin huzurunda dile getirir. Halkla arasında nefis bir diyalog kurulur. 

Halktan biri öne çıkarak bize der sevgiden söz et. Bilge anlatır, anlatır, anlatır. Bir diğeri bize aşktan, evlilikten söz et der, anlatır . Bunu alışveriş hakkında ne dersin? diyen biri izler, anlatır.

Çocuklardan bahset derler, anlatır. Eğitimden bahset derler, anlatır. Çiftçilikten bahset derler, anlatır. 
Alın terinden, emekten ve adaletten bahset derler, anlatır. Ve daha günlük hayatın türlü sorunlarından söz etmesi istenir. Bilge hepsi hakkında hikmetli sözler söyler, anlatır, anlatır, anlatır.

Konuşmasının sonuna doğru birisi Bana dinden bahset" deyince Bilge şöyle cevap verir;
Bahsettim ya, dinlemedin mi? Kur'an'da din, ibadet, Allah, kitap, kavramları. Tapınak dinine karşı gerçek hayat dinini anlatan inşacı yazılar...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 416
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 1. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺26,39
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 237
En / Boy : 13,5 / 20
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺18,75
Tükendi

Öteki İslam Tarihi ile kastettiğimiz, Muhammed Peygamber’in vefatından sonra İmam Ali’de muhalefete, Ebuzer’de çığlığa, Hüseyin’de kıyama, Ehl-i Beyt İmamları’nda direnişe dönüşen, Emevi, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı vb. saraylarının dışında gelişen; Özgür İrade Ekolü’nden Ebu Muslim Horasani’ye, Ebu Hanife’den Mutezile düşünürlerine, Zenc Hareketi’nden Karmatilere, İsmaililerden Hurremilere, Babailerden Celalilere, Şehy Bedreddin’den Patrona Halil’e, İmaduddin Nesimi’den Pir Sultan Abdal’a, Şahkulu’ndan Mahmud  Talegani’ye, Cemaleddin Afgani’den Mahmud Muhammed Taha’ya, Muhammed İkbal’den Ali Şariati’ye, Mısır’da Hasan Hanefi’nin İslami Sol’undan Türkiye’de Antikapitalist Müslümanlar Manifestosu’na kadar, onlarca, yüzlerce kişi, fikir, akım ve metinler yoluyla akıp gelen çığlıklar, itirazlar ve isyanların tarihidir. Elinizdeki kitapta bunlardan Şeyh Bedreddin’den  (1370-1416) günümüze kadar gelenler yer alıyor. Çalışmamız İmam Ali ve Ebuzer’den Hallac-ı Mansur’a (Karmatiler) birinci cilt, Karmatiler’den Şeyh Bedreddin’e ikinci cilt, Şeyh Bedreddin’den günümüzü üçüncü cilt  olarak planlanmıştır.

Elinizdeki kitap üçüncü cilt olmaktadır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 458
En / Boy : 13,5 / 22
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2016
₺34,72
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 464
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2017
₺26,39
Tükendi

İslam nedir ?

Hayatımızzla nasıl bir etkileşim içerisindedir ?

Geçmişten geleneksel anlayıştan tevarüseden din algılaması ne kadar gerçek hayatdini olan İslamla bağdaşmaktadır ?


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 151
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺12,50
Tükendi

Ali Şeriatî’nin, çağdaş İslam düşüncesinin en çarpıcı, yenilikçi simalarından birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Onun insanları çağırdığı “öz” İslamın yenilikçi özüdür. Ali Şeriatî “öze dönüş” derken “gelenekçi” değil “yenilikçi” bir İslam anlamaktadır.

Şeriatî’nin zihnindeki “öze dönüş” kavramı, Kur’an’ın mesajına ve peygamberin sade hayatına dönüş demektir. Sınıfların, parçalanmaların, hiyerarşilerin ortadan kaldırılıp eşitlikçi bir toplum kurulmasını amaçlar, bunu “öze dönüş” olarak görür.

Muhammed İkbal ve Cemaleddin Afgani’nin fikirlerinden etkilenmiş olan Şeriatî, Afgani ve Abduh tarafından başlatılan İslami özgürlük ve uyanış hareketinin devam ettirilmesi gerektiğinin farkındadır. Bunu bir süreç olarak görmüş ve İran coğrafyasında kendi üzerine düşeni ifa ederek sorumluluğunu yerine getirmek istemiştir.

Diğer yenilikçilerin çoğu gibi bir yandan Batı’yla boğuşup diğer yandan gelenekle hesaplaşarak iki cephede mücadelesini sürdürmüş olan Şeriatî’nin zihin dünyasında yaptığımız bu kısa yolculuk gösteriyor ki birçok alanda yenilik arayışlarına giren, adeta çırpınan, sorumlu bir Müslüman aydınla karşı karşıyayız.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 6.2018
₺10,97
Tükendi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2013
₺39,20
Tükendi

Muhammed İkbal, Mehmet Akif Ersoy ve Aliya İzzetbegoviç’in ortak özelliği, yok oluş sürecinde “varoluş mücadelesi” veren aynı ümmete mensup üç milletin sembol simaları olmalarıdır. Muhammed İkbal Pakistan’ın, Mehmet Akif Türkiye’nin, Begoviç de Bosna’nın unutulmaz şahsiyetleridir.

Mazlum Müslüman milletlerinin haykıran sesleri, varoluş sancısı çeken entelektüel zihinleri olan bu simalar, yeni kuşaklar tarafından tanınmak ve bilinmek durumundadır. Bu simaların her biri, “Ey şark milletleri şimdi ne yapmak lazım?” sorusuna verilecek teorik ve pratik cevabın ne olabileceğini göstermişlerdir.

Büyük İslam ümmetinin Türkiye’den Pakistan’a, Bosna’dan Çeçenistan’a, Filistin’den Irak’a varoluş mücadelesi ile dolu son yüz elli yılının bütün karakteristik özeliklerini bu simalarda bulmak mümkündür.

Elinizdeki kitapta, “Bir milletin haykıran şairi, aidiyet ve haysiyet sahibi aydını nasıl olunur?” sorusunun cevabını bulacaksınız.

Mehmet Akif Ersoy üzerine yeniden düşünmek size çok şey kazandıracak.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 144
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2015
₺10,97
1
Çerez Kullanımı