• Kaplanın Sırtında
    Kaplanın Sırtında
  • Kâğıt Kesiği
    Kâğıt Kesiği
  • Ken Taç Dis
    Ken Taç Dis
  • Masal KADIN
    MASAL KADIN
  • Osman Pamukoğlu
    Debreli Hasan Geronimo
  • İdil Yazar - Çikolata
    İdil Yazar
  • Metin Akpınar Sahneye Adanmış Bir Ömür
    Metin Akpınar Sahneye Adanmış Bir Ömür
  • Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri
    Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri

1932 yılında Zürih’teki Psikoloji Kulübünde Kundalini Yoga üzerine verilen bu seminerler, Batı kültürünün Doğu kültürüne bakışı konusunda bir dönüm noktası olarak görülür. Avrupa-merkezciliğin zirve dönemini yaşadığı bir devirde Jung, çoğu entelektüel çevrede geri ve hatta ilkel görülen Doğu düşüncesini psikolojik açılardan anlamaya ve iç tecrübedeki simgesel dönüşümleri kavramaya çalışır. Kundalini Yoga, yüksek bir bilincin gelişim aşamaları için bir modeldir. Jung da buradaki simgeleri bireyleşme süreci dahilinde yorumlar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2021
₺47,56

Sadece felsefe tarihi olarak değil, bilim ve kültür tarihi bakımından da Viyana, 20. yüzyıl Avrupa tarihinde en ayrıcalıklı yere sahip olan kent olarak karşımıza çıkar. Ayrıca ekonomi, sanatın her dalı, mimari ve mühendislikte bu yüzyılda en verimli çalışmalar yine buradan çıkmıştır. Bunun sebepleri tartışılabilir; dört farklı ülkeye komşu olması, dolayısıyla kültürel bir merkez konumunda bulunması ya da Avusturya’nın ekonomik temelleri, üzerinde en çok durulan açıklamalar olagelmiştir. Ne olursa olsun önümüzde en azından elinizdeki bu kitap özelinde görkemli bir felsefi/düşünsel gelenek meydana getirmiş bir kent durmaktadır.

1924’te perşembe akşamları Boltzmanngasse’de felsefenin güncel veya geleneksel sorunlarının tartışıldığı bir Çevre toplanır. Felsefecilerin yanı sıra farklı disiplinlerden bilim insanlarının da katıldığı Çevre 1929 yılında yayınladıkları bildiride (Bilimsel Dünya Anlayışı. Viyana Çevresi) kendilerini resmen dünyaya duyurur.

İşte bu çalışma, neredeyse bir asır önce yayınlanmış bir bildiri ve bu bildiri çevresinde bir araya gelmiş filozoflar, bilim insanları, matematikçiler ve diğerlerine odaklanır. Kurucu metinler vasıtasıyla, yüzyılın en önemli felsefi akımlarından birini tanıtır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2019
₺24,60

“Bu kitaba ‘Felsefeye giriş için bir başlangıç’ adını verin. Şu an sadece bir tarafı inşa edilmiş bir kemere benzeyen sistemimi bu kitapla tamamlamayı umduğumu söyleyin.”

Ölümünden birkaç yıl önce Profesör William James özellikle felsefe okurlarına hitap eden bir kitapta metafiziğin belli problemleri hakkında kendi düşüncelerini belirtme amacı güttü. Bir zamanlar söylediği gibi bu “metafizik öğrencileri için giriş niteliğinde bir ders kitabını” fiilen yazmaya 1909’un Mart ayında başladı ve en gözde hedefi bunu sonunda tamamlamaktı. Ancak hastalık ve azalan kuvvetinin kaldıramayacağı başka zorluklar bu hedefi engellemeye devam etti, şimdi yayınlanan bu kitap ise Ağustos 1910’da öldüğü vakte kadar yazmayı başardıklarının toplamını kapsar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺26,24

Protagoras, Platon’un diyaloglarının birçoğu gibi, Sokrates’in ağzından aktarılır. Sokrates, Kallias’ın (yani “sofistlere dünyanın geri kalanının tümünden daha çok para harcayan adamın”) evinde kendisi ile büyük sofist Protagoras arasında büyük ölçüde “erdem” üzerine geçen bir sohbeti anlatır. Diyaloğun ana temalarından biri de sofistlik ve bununla bağlantılı olan “bilgelik” ve “safsata” ilişkisidir. Diyalogda Sokrates ile Protagoras arasında çıkan gerilimin ana sebebi bir filozof ile bir sofistin tartışma yöntemleri arasındaki farklılıktır. Sokrates karşılıklı kısa soru ve yanıtlara dayalı “diyalektik” yöntemi tercih ederken, Protagoras uzun ve etkileyici konuşmalar yapmakta ısrar eder.

Sohbete bilgin Hippias ve dilbilimci Prodikos’un yanı sıra her biri birkaç kelam eden Alkibiades ve Kritias da katılır. Sohbet Protagoras’ın takipçilerini içeren ve Sokratik çevreye ait seçkin Atinalıların huzurunda gerçekleşir. Diyalog, Hippokrates’in Sokrates’ten kendisini meşhur öğretmenle tanıştırması talebiyle başlar. Hippokrates o kadar heveslidir ki Sokrates’in evine şafak sökmeden önce gelmiştir. Sokrates Hippokrates’in heyecanını yatıştırır ve Protagoras’ın öğrencisi olmadan önce Protagoras’ın onu “ne” yapacağını anlamasını tavsiye eder.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 3.2019
₺28,70

Platon diyaloglarının ünlü çevirmeni ve klasikler uzmanı James Adam’ın verdiği derslerden oluşan bu eser, eski Yunan’ın ilk şairleri Homeros ve Hesiodos’tan tragedya yazarları Aiskhylos, Euripides ve Sophokles’e, Sokrates öncesi filozoflardan Platon’a ve Sofistlere uzanan antik Yunan din geleneğinin gelişimini izler. Adam, özellikle dinsel düşüncelerin ilerlemesinde o dönemin şairleri ve filozofları arasındaki gerilimlerle ilgilenir. Şiir ve felsefe arasındaki bu çatışmayı inceleyerek çatışmanın tarihsel önemini ve daha genel olarak dini gelenekler üzerindeki etkisini okura açıklamaya çalışır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 488
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺82,00

“Sosyal düzenin kilit taşı olan hukukun bireylerden üstün olması yeterli değildir. Bunun yanında ayrıca bir de doğaya dayandırılmalıdır, yani bu üstünlük hayali değil akılla ispatlanabilir olmalıdır. Aksi halde kendisi de sonuçları da güvenilmez olacaktır. Ondan doğan düzen de istikrarlı olmayacaktır; doğal düzeni belirleyen zorunluluğa ve değişmezliğe sahip olmayacaktır. Her an ortadan kalkabilecek tesadüfi birleşimler sayesinde sürüp gidebilecektir. Eğer bireysel iradeler sosyal düzene bağımlılığın meşru olduğunu hissetmezlerse, düzen istikrarsızlaşır. Öyleyse topluma gerekli olan şey ‘gerçek doğadan gelen ve aklın üzerine inşa edilen ilkelerdir.’”

Sosyolojinin kurucularından Durkheim, Aydınlanmacı modern siyaset felsefesinin kurucularından Rousseau’yu inceliyor. Durkheim hayatının sonlarında, belki Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı koşullara da tanık olmasının sonucunda modern Batılı toplumlarda eğitim vasıtasıyla yükseltilecek bilincin ne kadar önemli olduğunu fark etmişti. Ayrıca Rousseau’yu da sosyolojinin öncülerinden biri olarak görüyordu. Hakkında uzun bir makale kaleme almıştı. Ona göre Rousseau, doğa durumundaki doğal bir varlık olarak insanın ancak toplum içerisinde beşeri bir varlığa dönüştüğünü çok önceden anlamış ve bize anlatmaya çalışmıştı. Bu dönüşümün teorisinin incelendiği çalışmayı Türkçede ilk kez okuru ile buluşturuyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺22,14

“Kişinin ait olduğu grubun üyelerinden mutlak yalıtımı düşünülemez. Biyolojik açıdan bakıldığında dahi, yeni bir varlık için ön koşul, üst seviye hayvan türlerinden iki ferdin bir araya gelmesidir. Söz konusu insan ise salt fizyolojik olarak yaşamını sürdürebilmek için dahi yavru, ebeveynlerinin beş veya altı yıllık bakımına muhtaçtır. Sadece biyolojik açıdan değil, sosyolojik açıdan da tam yalıtılmışlık kavramsal olarak çelişkilidir. Aristoteles’i izleyen sosyologlar, insan doğasının sosyal ilişkiler içinde geliştiği, sosyal ilişkiler dışında ise zayıfladığı görüşünde onunla hemfikirdirler. O halde denilebilir ki yalıtım gerek sosyal gerek biyolojik açıdan, mutlak değil, görelidir”.

“En temel sosyal süreç, etkileşimdir. Bu etkileşim (a) insanlar arasında ve (b) gruplar arasında gerçekleşir. Etkileşimin en basit parçası, ya da ilk aşaması, temastır. Temas, etkileşimin birinci evresi ve sonraki evrelere hazırlık olarak düşünülebilir. Çok daha zor bir konu olan sosyal etkileşim mekanizmalarına geçmeden önce, sosyal temas fenomeninin analizini yapmak gerekir”.

Amerikan sosyolojisinin kurucu isimlerinden olan Robert E. Park’ın Türkçedeki külliyatı genişliyor. Bu çalışmada bireylerin ve toplumların birbirleriyle izole ve/veya temas halinde olmaları iki ayrı başlık altında ele alınıyor. Biyolojiden psikolojiye, coğrafyadan sosyolojiye uzanan geniş bir okuma listesi eşliğinde…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 136
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺32,80

Daha kütüphanemin olmadığı zamanlar lise ikinci sınıfta ilk tasavvuf kitabım sevgili babamın almış olduğu Gazzalî’nin Kimyâ-yı Saâdet’iydi. Ne Gazzalî’yi tanıyordum, ne de bu kitabın adını anlıyordum o günler. Ancak Mutluluk Kimyası’nı çok sevmiştim.

Yıllar sonra bu büyük düşünürün küçük kardeşi Gazzalî’nin çok ilgi duyduğum bir alan olan “metafizik yolculuklar” konusunda kaleme almış olduğu Kuşlar Risalesi’ni okumak, güzel dilimize çevirmek yine çok zevk alarak yaptığım çalışmalardan biri oldu.

İmam Gazzalî’nin de tasavvufa kardeşi Ahmed’in etkisiyle girdiği ve kardeşi hakkında: “Biz aradık, o buldu” dediği aktarılır.

“İnsan ruhu” ya da diğer bir ifadeyle “nefs-i natıka” karanlıklar ülkesindeki gurbetinde, ten karanlığında sürgünde olduğunun farkına vardığında, göksel aslına döner ve kılavuz melekle görüşür. Kılavuz melek ona söz konusu asıl yurduna dönüşü esnasında yol boyunca karşılaşacağı zorlukları ve engelleri tek tek anlatır. “Kuş Risaleleri” diye adlandırılan bazı eserler de gerçekte işte ruhun bu bilgilenmeden sonra karşılaşacağı engelleri dile getirmek için sembolik dilde kaleme alınmış birtakım kitaplardır.

Sufî dünyada en önemli eserler arasında yer alan bu kitaptan önce İbn Sinâ ve Muhammed-i Gazzalî de kuş risaleleri yazmışlardı. Attâr, hem İbn Sinâ’dan hem de Gazzalî’den etkilenmiş olsa da tarzı İbn Sinâ’dan çok Gazzalî’ninkine daha yakındır. Dolayısıyla Mantıku’t-Tayr’daki hikayenin tasarlanışı Gazzalî’nin risalesindekinin aynıdır. Bu yüzden Gazzalî’nin Kuşlar Hikayesi önem kazanmaktadır.

Elinizdeki kitap, Metafizik Yolculuklar adlı kapsamlı bir çalışmamın bir bölümü olacak kadar küçük iken genişleyip bu hali aldı. Kendim daha iyi öğrenmek için okurken yazdım ve bu sayfalar oluştu.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺19,68

1973 sonbaharında Paul Ricœur, Texas Hıristiyan Üniversitesi yüzüncü yıl kutlaması çerçevesinde bir dizi konferans vermek üzere Paris’ten Fort Worth’a geldi. Söz konusu konferans serisi “Söylem ve Artı Anlam” başlığını taşıyordu. Burada Yorum Teorisi adı altında yayınlanan genişletilmiş metin, ilk başlığı bir alt-başlık olarak muhafaza ediyor. Bu değişiklik ilk metnin, insan dilinin birliğini, sergilediği muhtelif kullanımlar açısından anlama teşebbüsünde bulunan sistematik ve kapsamlı bir teoriye doğru gelişimini işaret ediyor.

Burada yöneltilebilecek makûl sorulardan biri, bu metnin, Ricœur’ün Kötülük Sembolizmi’nden sonra yayınlanan dil ve söylem incelemelerinin ufku dâhilindeki yerinin ne olduğudur. Bu geniş ufuk, insanî gösterme ediminin çoğul fonksiyonları ve karşılıklı ilişkilerinin tümünü açıklayabilen kapsamlı bir dil felsefesi arayışıdır. Bu dönem (1960-1969) boyunca yayınlanan hiçbir çalışma kapsamlı bir felsefe sunma iddiasında bulunamaz, ve hiçbir iddia söz konusu incelemeleri bir araya getirerek kapsamlı bir dil felsefesi oluşturduğunu ileri süremez, çünkü Ricœur böyle bir felsefeyi tek bir düşünürün kanaviçe gibi işleyebileceğinden kuşku duyar.

Yorum Teorisi bu arayışta nerede durur? O farklı bir konum işgal eder, çünkü Freud ve Felsefe ve Yorumların Çatışması gibi eserler, temelde, söylem olarak dilin sergilediği muhtelif kullanımların incelemeleridir, oysa Yorum Teorisi bu fonksiyon çeşitliliği açısından insan dilinin birliğine dair bir izah sunar. Biz Yorum Teorisi’nde Paul Ricœur’ün bütünleyici dil felsefesini buluyoruz.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 112
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺24,60

Bu kitap Leo Strauss’un Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümünde Platon’un Politeia (Devlet) adlı diyaloğu üzerine 1957 bahar döneminde verdiği seminerin dökümünden oluşmaktadır.

Platon’un Devlet’i, bu seminerin çok öncesinden Strauss’un düşünsel yaşamında öncü bir rol oynamaya başlamıştı. Strauss Platon’un mağara imgesinde, sadece Platon’un felsefe ve politika arasındaki ilişkiye dair görüşüne emin bir rehberi değil, aynı zamanda filozofların her zaman her yerde karşılarına çıkan felsefe yapmanın doğal zorluklarının ikna edici bir açıklamasını da bulmuştur. Bu seminer pek çok açıdan Strauss’un Kent ve İnsan (1964) adlı kitabındaki Devlet üzerine makalesinin de habercisidir. Bu seminerdeki ilk yedi oturum, o makaledeki Platonik bir diyaloğun nasıl okunması gerektiğine dair tartışmasını ve diyaloğun ilk dört kitabı hakkında ayrıntılı yorumunu pek çok açıdan öngörür. Bu seminerin en dikkat çekici özelliği, Devlet’in felsefeyle ilgili kısmına gösterdiği ilgidir. Strauss bu kısımdan şu şekilde söz eder: “Devlet’in merkezi ve zirvesi, Beşinci Kitabın ortasından Yedinci Kitabın sonuna kadar olan felsefe tartışmasıdır.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 440
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺82,00

“Ünlü kuvvetler ayrılığı kuramının Montesquieu’nün düşünüşünde oynadığı rolü artık anlama noktasındayız. Bu sadece çeşitli kamu işlevlerinin farklı kişiler tarafından yerine getirilmesi ilkesinin belirli bir şeklidir. Montesquieu’nün yetki dağılımına bu kadar önem yüklemesinin sebebi çeşitli güçler arasındaki anlaşmazlığı ortadan kaldırmak değil, daha ziyade aralarında hiçbirinin diğerinin önüne geçemeyeceği bir rekabet ortamı geliştirmek ve onları önemsizleştirmektir”.

“Montesquieu, kesin bir ilke belirlemese de sezgisel olarak, sağlıklı ve aynı zamanda akla uygun olmadığı sürece bir şeyin nadiren evrensel olabileceğini kabul eder... Sosyal türleri tarihi bakımdan tanımlayıp açıklamaya çalışmasının sebebi budur. Bir şeyin, gerçekliği gözlemleyerek kavradığı şekli gibi, özüyle arasında tutarsızlık olduğunu keşfetmeden onları düzeltmeye kalkışmaz. Montesquieu’nün doğa kanunları anlayışı tüm sosyal varoluşa uzanmasa da büyük bir kısmına uygulanabilir. Eseri sanatla bilim arasındaki, muğlaklık ve belirsizliğin neden olduğu eski karmaşayı sürdürüyorsa da bu kusur, sadece zaman zaman göze çarpar”.

Sosyolojinin kurucularından Durkheim, siyaset ve hukuk kuramcısı olarak “kuvvetler ayrılığı” ilkesiyle tanıdığımız Montesquieu’yü sosyolojinin habercisi olarak görmektedir. Elinizdeki kitapçık ilk olarak 1893’te Latince bir tez olarak hazırlanmış ve yayımlanmıştır. Durkheim, Montesquieu’nün sosyal olgular ile diğer bilimlerin incelediği olgular arasında ayrım yaptığını fark etmiştir. Montesquieu bu olgulara etki eden faktörler konusunda sıkça yanılgıya düşmüş olsa da henüz on sekizinci yüzyılda belki de sezgisel olarak ulaştığı bu sonuç, sosyal bilimler açısından kuvvetler ayrılığı tezi kadar müstesna kabul edilmelidir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2019
₺18,86

“Galenos öncelikle tıp yazarıydı ama zamanının felsefe tartışmalarına büyük ilgisi ve etkisi vardı. Çok sayıda mantık ve etik kitabı yazdı, tıbbı-bilimsel yazılarında bu konuları ve başka felsefe meselelerini de –özellikle epistemoloji, doğal dünyada nedensellik, zihin felsefesi- ele aldı. Tıbbi ve bazı bağlamlarda felsefi çalışmasının Ortaçağda hatta daha sonra bile Avrupa’da ve (Arap-İslam dünyasına aktarılmasıyla) Avrupa dışında muazzam etkisi oldu. Bilimsel Devrimden itibaren entelektüel dünyanın büyük ölçüde göz ardı ettiği Galenos, özellikle bilimsel bilgi konusunda çalışmaları, mantığa katkısı, etik ve ahlak, psikoloji ve zihin-beden problemi tartışmalarıyla yakın tarihte akademisyenlerin bir hayli dikkatini çekti.
Galenos antik Batının çok üretken entelektüellerinden biridir, (günümüze yalnızca Arapça, Süryanice, İbranice veya Latince çevirileri gelen başka birkaç eserlerle birlikte) 21 cilt eseri vardır, standart Yunanca basımında kitaplarının her biri kabaca 1000 sayfayı bulur.”

Tıp Sanatının Anayasası, Tıp Sanatı ve Glaukon’a Tedavi Yöntemi metinlerini içeren bu derleme, Yunan tıbbının Hippokrates ile birlikte en büyük iki sütunundan biri olan Galenos’un hem teorilerini hem de pratiklerini en belirgin haliyle gözler önüne serer.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 328
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺45,92

“Bütün içinde kurallardan daha önemlisi, hakimlerin ruhu ve onların yetiştirilmesidir. Yaşadığımız tatsız ve endişe verici dönem, kamusal akılda muhakkak çok üzücü bir etkiye sahip olmuştur ve bu konuda kendimizi kandırmaktan daha tehlikelisi yoktur.”

“Hukuk kitaplarına ve Almanya’yı tehdit eden tehlikelere bakınca, eğer Almanya savaşlar sonucu bu irfanı, bu hukuk öğretisini, yani mahkemelerimizin bu yüz akını kaybetmiş olsaydı ne gibi felaketler ortaya çıkacağını düşünürken çoğunlukla bütün vücudum ürperiyor... Bu nedenle, herhangi bir tehlikeden korkmayalım ve cesaretimizin kırılmasına izin vermeyelim... ve bu öğrenme uğraşından vazgeçmeyelim... Çünkü eğer o yok olursa, tiranların saraylarında ve mahkemelerde ne tür zalimliğin ortaya çıkacağı ve sonunda halkın yaşamında nasıl bir kargaşanın baş göstereceği tahmin bile edilemez...”

Bugün Kıta Avrupası geleneği olarak adlandırdığımız, Batı dünyasında civil law diye bilinen ve esasen Roma-Cermen hukuk ailesi olarak anılan hukuk anlayışının modern versiyonlarını 19. yüzyılda Alman hukuk çevrelerindeki tartışmalar ortaya çıkarmıştır. Friedrich Carl von Savigny, bu tartışmanın köşe taşlarından birisi olarak, üzerinde etkili olduğu dönem itibarıyla, günümüz Kıta Avrupası hukuk geleneği açısından önemli, belki de en önemli hukukçudur. Zira döneminin hukuk tartışmaları içerisindeki pozisyonu, rakiplerinin ve yandaşlarının argümanlarının belirlenmesinde kullanılacak bir kıstas oluşturur.

Savigny’nin kurduğu Tarihsel Okul, kendisinden sonra Pandekt hukuk yaklaşımını etkilemiş; bu yaklaşım modern hukukun günümüze kadar uzanan ana kavramlarını ortaya koymuştur. Bu çalışma Savigny’nin en bilinen, döneminin tartışmalarına en çok etki eden küçük bir kitapçığıdır. Dönemin Alman hukukçularının da belirttiği üzere, eser büyük bir tarihi öneme sahiptir. Hukuk bilimi çalışmalarının istikameti üzerindeki etkisi, hukukla bilim olarak uğraşan hukukçuların onsuz yapamayacağı düzeydedir. Türkçede üzerine çok az çalışma bulunan Savigny, çok sayıda dile çevrilmiş bu eserinin tercümesi ile ilk kez Türkçe okuruyla buluşuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺41,00

Bu Sayıda Yer Alanlar

Türker Armaner

Sunuş

Makaleler

Engin Abat

Fichte’nin Bilinç Teorisi Bağlamında Spinoza Eleştirisi

Cansu Akarsu

Fichte ve Hegel’de ‘Başlangıç’ Sorunu

Ömer B. Albayrak

Fichte’nin Monadolojisi’nden Schelling’in Töz’üne Sonluluk ve Tarih

Merve Ertene

Fichte Ne Dedi, Schelling Ne Anladı? Doğayı Görmek ya da Doğayla Görmek

Can Karaböcek

Alman İdealizminde Bir Uğrak: Erken Romantizmin Politik Boyutu

Esma Kayar

Fichte’de Karşıkoyma (Entgegensetzen) ve Mantıksal Karşıtlık İlkesi

Kasım Müminoğlu

Rus Felsefesinde Yeni-Kantçılık

Umut Öksüzan

Fichte ve Eleştirel Felsefe

Selda Salman

Kant’a Karşı Kant İçin: Fichte’nin Hayalgücü Felsefesi


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺65,60

Bilgi Sosyolojisi, bilginin toplumu etkilemesi anlamından ziyade bilginin toplumdan etkilenmesi anlamında bir bilgi sosyolojisi. “Georg Lukacs’ın ‘Roman Kuramı’ Kitabına Eleştiri Yazısı”, “Weltanschauungun Yorumlanması Üzerine”, “Tarihselcilik”, “Bilgi Sosyolojisi Sorunu”, “Kültürel Bir Fenomen Olarak Rekabet”, “Ekonomik Hırsın Özü ve Anlamı”, “Kuşaklar Problemi” başlıklı yedi makaleden oluşan bu kitapta, salt bir epistemoloji eleştirisiyle yetinmeyen Mannheim’ın ana iddiası şudur; düşünce, hatta kuramsal ya da sistematik düşünce, çeşitli dönemlerde gelişen entelektüel akımlar, çeşitli dünya görüşleri “boşlukta salınmazlar” veya “havada bir yerlerde” kendi kendilerine gelişmezler. Bunları geliştiren bir insandır; her şeyden önce bir toplulukta ve toplumda doğan, büyüyen, gelişen ve çalışan insan.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺68,88

Menon Sokrates’e “Bana anlatmalısın, erdem öğretilebilir mi?” der ve ünlü felsefe tarihçisi Diogenes Laertios’un “Erdem Üzerine” ifadesiyle tanımladığı diyalog başlar. Erdemin tanımı araştırılır, yapısı soruşturulur. İnsanın doğası gereği sahip olduğu bir şey midir yoksa uygulayıp öğrenilen bir niteliği mi vardır?

Sadece içeriği değil yöntemi ve bağlamıyla da Batı Felsefesinin en önemli metinlerinden biri olan Menon, hem felsefi hem filolojik titizlikle yapılan bir tercüme ile, Yunanca-Türkçe biçiminde okura sunuluyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2018
₺28,70

Çağdaş Fransız felsefesinin önemli düşünürlerinden Jacob Rogozinski’nin bu eseri 20. yüzyılın en verimli tartışmalarından olan ben meselesine yeni bir bakış açısı getiriyor. Ben dışsal gerçeklik tarafından üretilen bir yanılsama mıdır? Şiddetin ve adaletsizliğin kaynağı o mudur? Öyleyse narsisizm ve yabancılaşma tartışmalarına rağmen egonun tekil hakikatini arayış nasıl mümkün olabilir? Felsefe ne ben’den vazgeçer ne de ona bağlı kalır; egoya geri dönüş ile ego cinayeti arasında gidip gelir. Rogozinski öncelikle iki ego katili Heidegger ve Lacan’ın özgün bir okumasını yapıp ardından Descartes, Husserl, Merleau-Ponty ve Artaud ile eleştirel bir diyaloğa girerek ben ve ben-olmayan arasındaki (ontolojik değil) egolojik farka odaklanıyor. Analizinin gücü tam olarak böyle bir stratejiden ileri geliyor çünkü ben ancak katilleri sayesinde yeniden dirilebilir. Ben’e geri dönmek için onu yadsıyan, yok eden eğilimlere gitmek gerekir zira kriz ve devamlı tehdit benin bir parçasıdır. Fransız filozof fenomenolojinin ve psikanalizin en verimli tezleri sayesinde ortaya koyduğu ve kendine-verilişiyle tanımlanan vücut bulmuş bir ten-ben ile artakalan adını verdiği bendeki-başka’dan yola çıkarak yaşam, ölüm, aşk ve nefret gibi varoluşun temel sorularıyla yüzleşmeye girişiyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 392
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺65,60

“Platon Öncesi Filozoflar” üzerine bu dersler, 1872-1873 tarihlidir. Nietzsche bu dersleri, 1876 yılında elden geçirmiştir. Müzisyen ve filozof Paolo D'Iorio, Almanya’nın Weimar kentindeki Goethe Schiller Arşivlerinde saklanan elyazmalarını tekrar inceledi ve derslerin daha önceki 1913 (Kröner) ve 1921 (Musarion) tarihli Almanca baskılarında eksik olan kısımları tamamlayarak eseri eksiksiz biçimde bize sundu.

Bu kitap ayrıca yine yakın zamanda yayına hazırlanan “Filozofların Silsileleri” metnini de içeriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 400
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺68,88

Bu kitap Leo Strauss’un St. John’s College’da (Annapolis, Maryland) Nietzsche’nin İyinin ve Kötünün Ötesinde adlı eseri üzerine 1971-72 güz ve bahar dönemlerinde verdiği seminerin dökümünden oluşmaktadır. Seminer, büyük ölçüde Strauss’un Nietzsche’yi doğrudan anlama çabasıdır. Nietzsche Strauss’un ifadesiyle “son altı kuşağın en kapsamlı ve en derin sorgulayıcısıdır. Sokrates’i sorgulasa da ve tam da onu sorgulaması nedeniyle, bize Sokrates’i hatırlatır.” Strauss, Nietzsche’nin güç istencinin doğru olduğu ya da temel gerçek olduğu iddiasında yer alan güçlükler ile ilgilenir ve tüm bu iddiaların sadece yorum olduğunu belirtir. Ayrıca Nietzsche’nin hiçbir canlı türünün sabit olmadığı ve tüm “oluş”un ölümcül olduğu hakikatiyle ilgilenir ve “Tanrı öldü” olarak özetlenen bu ölümcül hakikatin gerçekten yaratıcı olanlar için ölümcül olması gerekmediğine dikkat çeker.

Strauss’un doğa sorunu veya doğa ve tarih sorunuyla ilgili kendi kaygısı, aynı zamanda doğanın nasıl Nietzsche’nin merkezi ama genellikle gözden kaçan temalarından biri olduğunu vurgulamasına izin verir. Strauss bu vesileyle Platon, Spinoza, Locke, Kant, Hegel, Marx, Freud ve Heidegger gibi düşünürlere de değinir. Seminer ayrıca Strauss ve St.John’un öğretmenleri ve öğrencileri arasında canlı ve derin tartışmalarla da dikkat çekiyor. St. John’s College’ın dekanı ve Strauss’un arkadaşı olan Jacob Klein en azından bazı oturumlara katılmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 376
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2018
₺65,60

“Dilin kapısı dışarıya değil, içeriye açılır; dil çelişkileri dışarıda bırakmaz, bilakis içerir. Bu yüzden dili rasyonel bir fenomen olarak gören veya daha doğrusu dilin rasyonel olması gerektiğini yahut da rasyonel bir dilin mümkün olduğunu savunan anlayış yanlıştır. Dil rasyonel değildir. Rasyonel bir dilin inşa edilebileceğini öngören yaklaşımın kendisi irrasyoneldir. Daha doğrusu, kendi işleyiş mantığına uygun olarak, dil hem rasyoneldir hem de rasyonel değildir. Dil belirsizdir; dil özdeşlik ilkesinin inkarıdır; dil aporia’dır; dil différance’dır; dil pharmakon’dur.”

“ ‘Dil asla şeffaf değildir; ve asla yalnızca bir ‘anlam’ı veya ‘olgu’yu yahut ‘düşünce’yi veyahut ‘hakikat’i nakletmek için kullanılan bir araç da değildir. Dili nötr bir araç konumuna indirgemek, dili kendisinden başka bir şey haline getirmektir. Oysa, dilin kendisinden başka bir temeli yoktur ve dil kendisinden başka hiçbir şey değildir. Dil sadece dildir ve sadece dil olduğu ölçüde de belirsizdir. O halde, dili nasıl anlamalıyız?”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 176
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺36,08

Felsefe ve Devrim ile ilişkili güncel tartışmaların çeşitli perspektiflerden ele alındığı yazıları kapsayan bu kitap, okuru oldukça zengin bir söylem ve karşı söylem alanına davet ettiği gibi güncelliği ve ivediliği tartışmasız olan bir konuda (felsefe ve devrim ilişkisi) sorumluluk almaya da çağırıyor.

Felsefe ve Devrim tartışmaları için bir kıvılcım, yeniden canlanan bir umut olması dileğiyle...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 296
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺57,40

Sigmund Freud’un hem şahsına hem öğretilerine en sadık isimlerin başında gelen Otto Rank belki de tıp eğitimi almadığı için Psikanaliz Cemiyetinin diğer üyelerinden ayrışmış ve daha çok felsefeyi, edebiyatı ve sanatı ilgilendiren eserler vermiştir. Rank’ın bu eserinde geliştirdiği irade psikolojisi, iç dünya ve dış dünya arasındaki ilişkileri, uyuşmaları, kopuşları ve çıkmazları Hakikat ve Gerçeklik ışığı altında inceler.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺27,06

Doğu Dinleri Tarihi Araştırmaları'nın ilk cildinde Adonis ve Attis'e yoğunlaşan Frazer bu ikinci ciltte antik Mısır tanrısı Osiris'e odaklanıyor.

Osiris'in bu dünyadaki ve öte dünyadaki hükümranlığı, İsis'le ilişkisi, birden çok mezarının bulunuşu gibi konuların yanında takvim meselesini, zamanın ölçüm şeklini, burçları, astronomik yaklaşımları, resmi takvimin doğal takvimle karşıtlığını yahut çiftçilerle rahiplerin zamanı farklı ölçmelerini; Avrupa'da çok yaygın olan Bütün Ruhlar Günü festivallerinin Osiris ayinleriyle, Afrika ve İran gibi çeşitli coğrafyalardaki muhtelif ritüellerle şaşırtıcı benzerliğini; kralların, kabile şeflerinin ve benzeri yöneticilerin öldürülme geleneklerini; anne kadın üzerinden işleyen toplumsal sistemleri yahut hem yöneticiliğin hem de mirasın anne üzerinden devredildiği toplumsal yapıları ve daha fazlasını bu ciltte keşfedeceksiniz.

En kadim mitolojik öykülerin bugün bile rahatça sezilebilen izlerini görmek için, insanlık kavramını daha da genişletmek ve insanileştirmek adına bakılması, dikkatle incelenmesi ve üzerine düşünülmesi gereken bir eser...


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 301
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2018
₺57,40

1882 yılının sonbahar aylarında Emile Durkheim henüz 24 yaşındayken Fransa’nın 13 bin nüfuslu Sens kasabasına felsefe öğretmeni olarak atandı ve buradaki lisede dersler vermeye başladı. 1883-1884 döneminin öğrencilerinden biri, daha sonra ünlü ve üretken bir filozof olacak olan Andre Lalande idi. Lalande’ın tuttuğu notlardan oluşan ve seksen temel başlık içeren bu dersler psikoloji, mantık, etik ve metafizik disiplinlerini kapsıyor. Felsefe Dersleri, geçen yüzyılın en etkin bilim dallarından birini yani sosyolojiyi kuracak olan genç bir entelektüelin en temel konuları lise öğrencilerine olabildiğince sade ve anlaşılır biçimde aktardığı bir eserdir.

 


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺57,40

“Sistematik olarak yakın tarihlerde araştırılmaya başlanmış olsa da insan doğasına ilişkin çok sayıda gözlem ve varsayım daima mevcut olmuştur. Hukuk, tarih, teoloji ve siyasete ilişkin ilk sistematik incelemeler, insanın doğasına ilişkin az çok safça varsayımlardan hareket eder. Roma hukukunun sahası genişlerken tebaaya ilişkin ayrım jus gentium ile jus naturae, yani belirli bir halka mahsus yasalara karşılık her halkta müşterek olan ve insanın doğasından türeyen adetler ve yasalar arasında yapılıyordu.”

Robert Ezra Park bu kez insan doğasını ele alıyor. Biyolojiden psikolojiye, antropoloji ve sosyolojiden siyaset bilimine pek çok araştırmanın esas dayanağı olan bu mesele Park’ın döneminde sosyal bilimin ulaştığı aşamayı da gösteriyor. O güne kadar yayımlanmış çalışmalardan alınan kısa okuma parçaları, seçili bir kaynakça hatta bugün bile tartışmaya değer sorular eşliğinde, sosyal bilimin belki de en temel meselesi bu kitabın içeriğini oluşturuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 128
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺29,52

Şahsi hatıralarımız kendimize mi aittir? Küçük bir çocukken büyükbabamızla birlikte tanık olduğumuz bir toplumsal olay, lisedeki ilk günümüz, bir Paris seyahatinde görüp yaşadıklarımız… Peki ya tarih ile sosyal bakımdan hatırladıklarımız aynı şey midir? Tarih bir sosyal grubun hatırlama şekli midir? Belleğin ve hatırlamanın zaman ile mekân ile hatta müzik ile bir ilişkisi var mıdır?

Maurice Halbwachs’ın arkasında bıraktığı el yazmalarından yola çıkarak hazırlanan bu metin bize uzun vadede yayımlamayı tasarladığı önemli eserinden parçalar sunuyor. Bu parçalar, bellek ve toplum arasındaki ilişkilerin Halbwachs’ın düşüncesinin merkezi ve nihai aşaması haline geldiğini gösteriyor.

Halbwachs’ın çalışmasını ilginç kılan nokta, klasik pozitivist varsayımın aksine, yorumsamacılık ile determinizmi bir araya getiriyor olmasıdır. Halbwachs’ın bellek analizinin altında bir zaman tanımı da gizlidir. Zaman artık, her türlü olayın içinde gerçekleştiği homojen ve yeknesak bir ortam değildir. Zamana indirgenemez deneyimin alanlarını sorguladıkları için varoluşsal düşünceye bağlı olmayan öğeler arasındaki eşgüdümün basit bir ilkesidir.

Bir dostu, Halbwachs’ın en yüksek erdeminin belki de düşünsel gözü peklik olduğunu söylüyor. Bu gözü pekliğin Halbwachs’ın yaşamındaki karşılığı, iltifatlara aldırmamak ve sosyal hayatın zorlukları karşısında kayıtsız kalmaktır. İnsan kavramını nesnelerden ayrı bir varlık olarak tanımlamaya bu denli çaba gösteren düşünürlerden birinin, toplum ve bireyin birlikte inkar ve yok edildiği toplama kampı cehennemine maruz kalarak yaşamını yitirmiş olması bir anlamda hayli simgeseldir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2018
₺49,20

Bu Sayıda Yer Alanlar

Betül Çotuksöken

Sunuş

Makaleler

Yasemin Akış Yaman

Ortaçağdan Varoluşçu Felsefeye: Augustinus ve Kierkegaard’da Kötülüğün Kaynağı ve Suçluluğun Devamlılığı Problemi

C. Cengiz Çevik

Policraticus’ta Yasanın Efendisi ve Kölesi Olarak Kral

Ünsal Çimen

Francis Bacon’ın Dışsal Mekaniği ve Matematikçi Fizikçilerin Makine Sistemi

F. Didem Çoban Sarı

Augustinus ve Boethius’un Düşüncelerinde Sempiternus Kavramı

Aysel Demir

Bu Dünyaya Fırlatılma ve Augustinus’un Kutsal Devleti

Kurtul Gülenç ve Nihal Petek Boyacı

Aquinalı Thomas’ta Doğal Hukuk Öğretisi

Aliye Karabük Kovanlıkaya

İbn Sina’da Ben Bilinci

Esma Kayar

Suarez'de Akıl Varlıkları Olarak Olumsuzlama ve Yoksunluk

Aylin Kılıç Cepdibi

Ortaçağdan Rönesansa: Hümanizm ve Batı Felsefe Geleneği Açısından Değerlendirmesi

Eyüp Ali Kılıçaslan

Hegel’in Felsefe Tarihi Dersleri’nde ‘Ortaçağ Felsefesi’

Samet Mor

Perspektif: Bilim ve Güzel Sanatların Kesişiminde Bir Biçim Tartışması

Özden Özkaya

Augustinus’un Zaman Anlayışı

Nalan Saraç

Thomas Aquinas’ın Duygu Anlayışı ve Duyguların Ahlak Üzerine Etkileri

E. Burak Şaman

İbn Sina ve Descartes’ta Ben Bilgisi ve Kesinlik

Barış Uzun

Ortaçağ ve Ötesi: Empirizmin Habercisi Olarak Ockhamlı William

Engin Yurt

Hıristiyanlıkta Kutsalın Doğasına Dair Fikir Ayrılığı ve Buna Kilise Babaları’nda Olası Bir Çözüm


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 384
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2018
₺41,00

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 198
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2013
₺57,40

David Hume Özel Sayısı

Uğur Erkren
Sunuş

Makaleler

Nurten Öztanrıkulu Özel  – Malebranche’ın David Hume Üzerindeki Etkisi:
Zorunlu Bağlantı Tasarımı Üzerine Bir Araştırma

Nil Demir – Hume’un Soyut Genel Terimler Görüşü ve
Alexius von Meinong’un Eleştirisi

Gökhan Murteza – Tarihçi Olarak David Hume

Ceyhun Gürkan – David Hume’un İktisadi, Siyasal ve
Felsefi Düşüncesinde Vergiler ve Devlet Borcu

Örsan K. Öymen – Beş Başlıkta Bir David Hume Özeti

Richard Gunn – Hume on Melancholy, Scepticism and Back-gammon
Richard Gunn – Melankoli, Şüphecilik ve Tavla Üzerine Hume Çeviren: Gökhan Murteza

Hume Çevirileri 
Benim Hayatım - Çeviren: Çiğdem Demir
Devlet Yönetiminin Kökeni – Çeviren: Nurten Öztanrıkulu
Tarih Öğrenimi Üzerine – Çeviren: Gökhan Murteza
Beğeni ve Tutku İnceliği Üzerine – Çeviren: Eylem Yolsal Murteza


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 152
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2014
₺57,40

Tülin Bümin / Sunuş

Makaleler

  • Hakan Çörekçioğlu - Kant ve Hegel’de Uluslararası İlişkiler
  • Zeliha Dişçi - Eşitlik Sahnelerinin Yaratımı: Jacques Ranciere’de Eşitliğin Aksiyomatik Kavranışı Üzerine
  • Sevgi Doğan - Çağdaş İtalyan Siyaset Felsefesinde Praksise Doğru Yolculuk
  • Özlem Duva - Evrensellik-Tikellik Geriliminde Antropolojinin Biçimlenişi: Kant ve Herder’in İnsan Kavrayışları
  • M. Ertan Kardeş - Labirentte Kesişen Yollar: Cornelius Castoriadis’in Politik Felsefesine Giriş
  • Zerrin Kurtoğlu Şahin - İslam Siyasal Teolojisinin Temelleri
  • Zeynep Savaşçın - Çağdaş Siyaset Felsefesinde Hegel’e Dönüş: Axel Honneth’in Düşüncesinde Tanınma Sorunu ve Özgürlüğün Toplumsal Koşulları
  • Seçkin Sertdemir Özdemir - Çağdaş Siyaset Felsefesinde An-Arkhe Bir İlke Olarak Demokrasi Üzerine Tartışmalar
  • Serdar Tekin - Dünyayı Başkalarıyla Paylaşmak: Etik mi Politik mi? Gadamer ve Arendt Arasında Felsefi Bir Karşılaşma
  • Eylem Yolsal Murteza - Claude Lefort: Siyasallığın İşaretleri

Kitap İncelemeleri

  • Gül Gültekin - Hannah Arendt: Totalitarizm
  • Ateş Uslu - M. Ertan Kardeş: Schmitt’le Birlikte Schmitt’e Karşı
  • Eylem Yolsal Murteza - Marcel Gauchet: Yurttaşını Arayan Demokrasi

Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 256
En / Boy : 16 / 24
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 4.2015
₺57,40

Evliya Menkıbeleri - Abdurrahman Cami

Evliya Menkıbeleri (Nefahatü’l-Üns) tasavvuf kültüründen ve irfanından yararlanmayı sağlamak için yazılan eserlerin belki de en kapsamlısı ve en önemlisidir. Bu eser 15. yüzyılda yaşayan ünlü âlim Abdurrahman Câmi tarafından yazılmış, Belgrad’ın fethi şerefine Lâmiî Çelebi tarafından birtakım eklemelerle birlikte 1521 yılında Osmanlı Türkçesine çevrilmiştir.

Evliya Menkıbeleri gerek İslam âleminde gerekse Batı’da tasavvuf alanında yapılan inceleme ve araştırmalarda güvenilir bir kaynak olarak kullanılmaktadır. Yeterli derecede Arapça ve Farsça bilmeyen Türk araştırmacıları için de vazgeçilmez bir metindir. Câmi, Nakşibendiye tarikatına mensup olmakla beraber eserinde bütün tarikatlara belli bir mesafeden bakarak hepsine eşit şekilde yer vermiştir. Sûfileri anlatırken kronolojik bir sıra takip etmemiş, onları daha ziyade mensup oldukları tasavvufî hareketlere ve şeyhlere (tarikatlara, temayüllere ve bölgelere) göre gruplandırarak anlatmıştır. Bu bakımdan eser tasavvuf dünyasının 15. yüzyıla kadar geçirdiği değişikliklerin takip edilmesini mümkün kılmakta ve bu bakımdan bir tasavvuf tarihi niteliğini de bünyesinde barındırmaktadır.

Tasavvuf hayatını ve kültürünü yeni nesillere tanıtmayı hedefleyen bu çalışma, eserin giriş kısmında Câmi ve Lâmiî hakkında ayrıntılı bilgilere ve eserle ilgili aydınlatıcı mahiyette birtakım hususlara da yer veren Prof. Dr. Süleyman Uludağ ve Prof. Dr. Mustafa Kara tarafından dilimize kazandırılmıştır.

Şair Tezkireleri - Devletşah

"Şairlerin hal ve dereceleri hakkındaki bilgileri toplamak güç iştir. Zira şiir yazma eski zamanlardan beri insanlar arasında yaygın bir sanattır; şiirlerin yazıldığı dillerse sene ve devirlerin geçişi ile halden hale ve şekilden şekile girdiğinden bunları anlamak güçleşmiştir ve şairlerin ek serisinin isimleri gizlilik perdesi altında kalmıştır.

Bununla beraber ben, bu şairlerden yüce isimleri tarihlerde ve risalelerde zikredilen ve adları sanları halk arasında meşhur olan bir kısmını seçtim. Bunların hepsi fazilet sahibi olup şiirde mahirdirler ve sultanların yanında iyi kabul ve hürmet görmüşlerdir.

Bu kitabı tıpkı gökler gibi yedi tabakaya ayırdım. Bunun her tabakasında tahminen yirmi kadar fazıldan bahsedilmektedir. Ayrıca bu tabakalara, bazı fevâid ile Arap şairlerinin hayatından bahseden bir mukaddeme ve bugün şerefli şahsiyetleriyle cihanı süsleyen fazıl ve şairlerin ahvaline dair bir hatime ekledim. Bu cüretime vâkıf olan fazıllar af ve ıslah eteğini benim hatalarım üzerine örterler ve bu hareketimi kötülemeye çalışmazlar."
1431 yılında Semerkand'da doğan Devletşah bin Alaüddevle Bahtşah Gazi-i Semerkandî, soylu bir Türk ailesinden gelmektedir. Babası Alaüddevle İsferayî, Timurlu hükümdarlarından Şahruh'un nedimlerinden biriydi. Yaşamının büyük bölümünü saraylarda geçirdikten sonra resmi görevlerini bırakarak Horasan'a babasından kalan çiftliğe çekildi ve 1495 yılında orada öldü.

Döneminin ünlü hükümdarlarından Hüseyin Baykara ve Ali Şîr Nevaî'nin meclislerine sık sık katılmasının ve onların yardımlarıyla kültürel ortamlarda zaman geçirmesinin ardından en bilinen eseri olan Şair Tezkireleri'ni (Tezkiretü'ş-Şuara) 1487 yılında tamamladı. 9. yüzyıldan kendi dönemine kadar yaşamış olan İranlı şairlerin hal tercümelerini, yani hayat öykülerini aktaran bu yapıtı zaman içinde büyük ün kazanacak ve benzeri birçok tezkireye örnek oluşturacaktır.

Mevlana ve Etrafındakiler - Sipehsalar Mecdüddin Feridun

Çevirisi sunulan bu eser büyük insan, şair ve mutasavvıf Mevlânâ Celâleddin Rûmî (ölümü 1273) ve etrafındakiler hakkında yazılmış en önemli kaynaklardan biridir. Yazarı Sipehsâlâr, kumandan unvanıyla tanınmış Ferîdûn bin Ahmed [Ahmed oğlu Ferîdûn] olup, eserini dostlarından birinin isteği üzerine yazmaya başlamış, ancak bitiremeden öldüğü için eser başkaları tarafından tamamlamıştır.

Eserde Hazreti Mevlânâ’nın soyu ve özellikle babası Sultan Veled Hazretleri hakkında bilgiler verilmekte, Hazreti Pîr’in hocası, yolu ve kerametleri anlatılmaktadır. Halifeleri, dostları, müritlerinin ileri gelenleri ve Şemseddin Tebrizî hakkında da bilgiler içeren eserde keramet, sema, aşk, vecd, tevhid, ittihad, havf, reca gibi tasavvufî konular da açıklanmaktadır. Sipehsâlâr’ın risalesinin elyazmaları yüzyılları aşarak varlığını korumuş, önce 1319 (1901) yılında Hindistan, Cawnpore’da, ardından da Sa’îd Nefisî tarafından 1325 (1947) yılında Tahran’da basılmıştır. Bu iki baskı da bilimsel bir çalışma olmaktan uzaktır. Yine bu risalenin, ilki 1331 (1912) yılında Ahmed Avnî Konuk tarafından Menâkıb-i Hazret-i Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî adıyla, diğeri de yine aynı yılda Midhat Buharî-i Hüsâmî tarafından Tercüme-i Sipehsalar be Menâkıb-i Hüdavendigâr adıyla ve Arap harfleriyle yapılmış iki Türkçe çevirisi vardır. Ama ne yazık ki her iki çeviri de eserin sağlam el yazmalarına dayanmamaktadır. Pinhan yayınları tarafından yayımlanacak olan edisyon, yani Prof. Dr. Tahsin Yazıcı’nın çevirisiyse Sa’îd Nefisî edisyonu ile eserin Konya’da bulunan güvenilir, eski bir nüshası karşılaştırılarak ve basılı metindeki hatalar düzeltilerek yapılmıştır. Yazıcı, çeviride Sipehsâlâr’ın ifade şekillerini korumaya özen göstermiş, o devrin düşünüş tarzını olabildiğince yansıtmak için mümkün olduğu kadar aslına sadık kalmaya çalışmıştır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 1720
En / Boy : 14 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 12.2016
₺250,10

Charles Darwin’in otobiyografisi 1887 yılında yayımlandı, yani ölümünden 5 yıl sonra. Fakat bu baskı, yoğun sansüre maruz kalmıştı. Darwin’in ailesinin girişimiyle sansürden arındırılan Otobiyografi, Türlerin Kökeni’nden tam 100 yıl sonra, 1969 yılında yeniden basıldı. 20. yüzyılın en saygın bilim insanlarından Loren Eiseley, kitap hakkında şunları der:

"Otobiyografi’yi okumayan, Darwin’i bildiğini iddia edemez. Dünyanın en büyük bilim insanlarından birinin yaşamını ilk defa sansüre takılmadan tam bir şekilde okuyabiliyoruz. Burada Darwin’in, aile arşivini didikleyen torunu Nora Barlow’un editörlük faaliyetini de unutmamak gerek. Notları ve düzenlemesiyle bize harika bir okuma sunuyor."

Otobiyografi, Darwin’in kişiliği ve karakterinin yanı sıra aile ilişkilerini, aldığı eğitimi, doğal dünyayı nasıl keşfettiğini, din ve felsefeyle nasıl bir ilişki kurduğunu da aydınlatıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 232
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 5.2017
₺47,56

“Bibliotheca, Apollodoros’un, önünde bulunan en iyi edebi kaynaklardan, eleştirmeden sadakatle derlediği referans bir mitoloji kaynağıdır. Karanlık başlangıçtan masalın sislerinin açılmaya, sahnedeki gerçek oyuncuların görünmeye başladığı zamana kadar Yunanlıların kavradıkları haliyle dünya tarihini bize sunar. Başka bir deyişle, Apollodoros bizi, insan belleğinin ötesinden, bütünüyle mitik çağlardan tarihin sınırına götürür.”

James Frazer ise notları ve ekleriyle bu eşsiz kaynağı zenginleştirir. Yunan mitolojisini kayıp tragedyalardan fragmanlarla bütünler. Onu başka halkların mitolojileriyle, gelenek ve görenekleriyle ve kültürleriyle karşılaştırır. Yunanlardan Afrika yerlilerine oradan Oğuz Türklerine uzanan bir topografyayla birlikte zamanı aşan bir anlatı dünyası sunar.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 608
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺82,00

John Stuart Mill’in ölümünden sonra üvey kızı Helen Taylor tarafından yayımlanan Din Üzerine Üç Deneme, adından anlaşılacağı gibi, din üzerine üç denemeden oluşur: Doğa, Dinin Faydası ve Tanrıcılık. İlk iki deneme 1850-1858 yılları arasında, Üçüncü Deneme ise bunlardan çok daha sonra 1868-70 arasında yazılmıştır. Mill’in, hayatının son evresinde, yaklaşık yirmi yıla yayılan bir süreçte kaleme aldığı bu denemeler, siyaset ve ahlak felsefesinde ifade ve düşünce özgürlüğünü esas almış olan devrimci bir düşünürün din konusuna bakışını aydınlatır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺53,30

Pedofili suçlamasıyla bir süre cezaevinde kalan Jonathan, yetersiz kanıt sebebiyle tahliye edilir ve hasta annesiyle yaşadığı eve, doğup büyüdüğü sahil kasabasına döner. Kısa bir süre sonra, ıssız, yıkık dökük mahallelerine bir anne ve kız çocuğunun taşındığını fark eder. Annesi çalıştığı için bütün günü yalnız başına geçiren Elke, ilgiye ve arkadaşlığa muhtaçtır.

Aynı hatayı tekrarlamamaya kararlı olan Jonathan, küçük kızı kendinden uzak tutmak için elinden geleni yapar. Cezaevi psikoloğundan öğrendiği alıştırmaları uygulayarak duygularını kontrol altında tutmaya çalışır. Kızla ilgili artan saplantısı, hem kendi hayatını hem de çocuğun hayatını tehdit etmeye başlar. Fakat Jonathan "ikinci şans"ını heba etmemeye kararlıdır.

Çamurcuk, adli psikolog Inge Schilperoord'un cüretkâr, sarsıcı ve huzursuz edici bir şekilde inandırıcı ilk romanı.

"Şaşırtıcı derecede başarılı. Klostrofobik ve zorlayıcı. Derinden sarsan, olağanüstü bir ilk roman."

- Daily Telegraph

"Böylesi bir ilk romana ancak beş-on yılda bir rastlarsınız. Çamurcuk, bizi uzak durmayı tercih etsek de karşı koymanın kâr etmediği o yere götürüyor. Karanlık ve etkileyici."

- De Volkskrant


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 8.2017
₺45,10

Sosyolojik düşünce anlamında sosyolojinin kurucu kuşağından Marx ile Weber’in yanı sıra, derslerine katılarak öğrencisi olduğu Simmel ve Lukacs’tan, ayrıca Dilthey ile Freud’dan etkilendiği söylenen Karl Mannheim Türkiye’de yalnızca İdeoloji ve Ütopya başlıklı kitabı ile tanınıyor. Şimdi bu kitap ile Mannheim literatürüne önemli bir katkı sunulmuş oluyor.

Elinizdeki çalışma, Mannheim’ın Kültür Sosyolojisi alanındaki üç makalesinin bir araya getirilmiş halidir. Kitabı bir anlamda İdeoloji ve Ütopya’nın devamı olarak kabul eden yazarlar bulunur. Zira her üç makale de İdeoloji ve Ütopya’da olduğu gibi anlamın sosyal olarak inşası problemi ile ilgilenir. Öte yandan buradaki makalelerinde Mannheim, meseleye daha ayrıntılı ve tematik yaklaşır. Bu anlamda, daha rafine bir kavrayışla karşı karşıya olduğumuz ifade edilebilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 326
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺60,68

Bu dünyada iyi ve kötü birbirinden neredeyse ayrılmaz biçimde birlikte gelişir; iyi bilgisi, kötü bilgisiyle öyle kaynaşmış ki, ve bunlar fark etmesi o kadar zor ve yanıltıcı benzerlikler gösterirler ki Psişenin ayıklamak ve ayırt etmek için aralıksız çaba gösterdiği bu birbirine karışmış tohumlar bundan daha fazla iç içe geçemezdi. Areopagitica,

- John Milton

Bu metin, batıl inancın ihmal edilen yanına dikkat çekebileceği ve hâlâ modern toplumun çerçevesini oluşturan büyük kurumların erken tarihine yönelik araştırmaları teşvik edeceği umuduyla yayımlandı. Bu kurumların bazen çürük temellere oturduğu görülünce bunların çökeceği sonucuna varmak acelecilik olur.

İnsan oldukça meraklı bir canlıdır, alışkanlıklarını ne kadar deşersek o kadar meraklı olduğunu görürüz. İnsan canlıların en rasyoneli olabilir ama kesinlikle en fazla saçmalayanıdır.

Ama acayip olan şu ki, insanoğlu bütün saçmalıklarına rağmen, ya da belki de o saçmalıklar sayesinde devamlı olarak ileri gitmektedir.

İnsan yanlış öncüllerden sık sık doğru sonuçlara ulaşmaktadır: Saçma bir kuramdan yararlı bir uygulama çıkarmaktadır. Ahmaklığın gizemli biçimde bilgeliğe saptığı ve kötülükten iyiliğin doğduğu birkaç yol gösterebilirse eğer, bu kitap yararlı bir amaca hizmet etmiş olacaktır.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 101
En / Boy : 13,5 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺24,60

Felsefe tarihinin ve biyoloji felsefesinin en önemli metinlerinden biri ilk kez Eski Yunanca aslından dilimize çevrildi: Aristoteles, Ruh Üzerine. Elinizdeki cilt, çift dilli bir basımın yanı sıra, önsöz, dipnotlar, ekler, kaynakça ve sözlükçe içeriyor.

“Daha değersiz hayvanları incelemekten çocuk gibi iğrenmemek gerekiyor demek ki, ne de olsa doğal her şey harikalık barındırır. Hani Herakleitos'la tanışmak için konuklar gelince onu ocağın başında ısınırken bulunca durmuşlar da o ‘Girin girin, çekinmeyin, burada da tanrılar var’ demiş ya, işte biz de utanmayı ve sıkılmayı bırakıp hayvanın her türlüsünü incelemek için kolları sıvamalıyız, her birinde doğal ve güzel bir şeyler var çünkü.”


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 272
En / Boy : 13,5 / 19,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺53,30

“Kavramsal ve soyut bilimin günün birinde hayatın somut olaylarını anlamlı bir şekilde formülle ve genel terimlerle ortaya koyabilecek ve belki de koyacak olması felsefecilerin hayali olmuştur. Bilgilerini gözlem ve araştırmadan ziyade ders kitaplarından elde eden sözde entelektüeller için bilimin bu hayali çoktan gerçekleştirmiş olduğu düşüncesi trajik bir hatadır. Ancak bilimin, somut tecrübenin kaynaklarını veya önemini tüketmeye başladığına dair bir işaret yoktur. Dış doğanın sınırsız çeşitliliği ve kişisel deneyimlerime dair sınırsız zenginlik şimdiye kadar bilimsel sınıflandırma endüstrisine karşı çıkmıştır ve şüphesiz karşı çıkmaya da devam edecektir. Öte yandan, bilimin keşifleri her geçen gün, yeni ve daha geniş deneyim alanlarını bizim için erişilebilir hale getirmektedir.”

Robert E. Park, 20. yüzyılın başındaki çalışmalarıyla, Amerikan sosyolojisinin en etkili isimlerinden biri olarak kabul edilegelmektedir. Kent, ekoloji, göç, asimilasyon gibi sosyolojik çalışma alanlarında öncüdür. Park’ın yıllara meydan okuyan, hacimli Sosyoloji Bilimine Giriş kitabının “Sosyoloji ve Sosyal Bilimler” başlıklı ilk bölümünün çevirisi olan bu kitap, yalnızca kendi önemsediği sosyolojik çalışma alanlarının iyi bir özeti olmakla kalmıyor; sosyal bilimlerin tarihine ve gelişimine ilişkin olarak, her düzeyden okura eşsiz bir okuma tecrübesi sunuyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 96
En / Boy : 13 / 21
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺22,14

Kültürel Temsiller, kurumların ve medyanın kullandığı metinleri ve imgeleri sorgulamanın ve eleştirel biçimde analiz etmenin araçlarını öğreten bir ders kitabıdır. Temsil kuramlarını alandaki yeniliklerle birlikte sunar. Televizyondan internete, temsil etmenin yeni teknolojilerini ve formatlarını gösterir. Bunun yanında temsil kültürü ve demokrasi üzerine tartışmalar sayesinde gerçek ile görünüm arasındaki farka odaklanır. Etkinlikler, okumalar, görseller ve örnekler yoluyla kültürel araştırmalar ve medya çalışmaları alanına ilgi duyan herkese bir rehber olur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 512
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺90,20

“Asimilasyon kavramı, popüler kullanımda şu ana dek tanımlandığı kadarıyla anlamını göç sorunuyla olan ilişkisinden alır. Daha somut ve tanıdık terimler; soyut tabirler olan ‘Amerikalılaştırma’ ile ‘Amerikalılaştırmak’, ‘İngilizleştirmek’, ‘Almanlaştırmak’ gibi fiillerdir. Tüm bu sözcüklerin amacı, bir toplumun ya da ülkenin kültürünün, vatandaş olarak kabul edilmiş bir kimseye aktarılmasına aracı olan süreci tanımlamaktır. Asimilasyon, negatif anlamıyla ise bir ulussuzlaştırma sürecidir ve kavram bu şeklini Avrupa’da kazanmıştır.”

“Sosyal kontrolün temel biçimleri hususundaki literatür törenler, tabular, mitler, prestij ve liderlik ile ilgili eserleri içerir. Bunlar temel olarak nitelendirilir, çünkü özgün doğanın her yerinden rastlantısal olarak ortaya çıkmıştır. Gelenekselleşmiş biçimi, şimdi bulduğumuz haliyle tekrarlanması ve bir kuşaktan öbürüne, bir kültürel gruptan diğerine aktarılması sırasında ortaya çıkmıştır. Uzun zaman boyunca geniş alanlarda aktarılmış olmaları temel insan dürtülerinin doğal birer aracı olduklarının göstergesidir.”

Bu çalışma, sosyal bilimlerin en önemli konu başlıklarından ikisine dair değerlendirmeleri, muazzam bir okuma metinleri derlemesi eşliğinde sunuyor. Sosyal bilimlerin farklı disiplinlerinin nasıl bir bütünlük gösterdiğini; kültür, dil, göç, içgüdü, tören, mit, kamuoyu, medya, hukuk, yargı, din vb. gibi pek çok çalışma alanının verilerinden ve kavramlarından yararlanmadan sosyolojiden de söz edilemeyeceğini gözler önüne seriyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 168
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺36,90

Pines Adası, 1668 yılında yayınlandığında şaşırtıcı bir popülerlik ve geniş bir şöhret kazandı. Tabii bu durum eserin içeriğinden ziyade sunduğu fırsat sayesindeydi. Keşfedilmemiş Güney Ülkesinde Dördüncü Bir Adanın Gün Yüzüne Çıkması sömürgeciliğin artık bir rekabete dönüştüğü Avrupalı devletler nezdinde büyük ilgi çekti. Öyle ki sefere çıkacak gemiler bir müddet daha bekletildi, gidenler rotalarını değiştirdi. İngilizce yayınlanan kitap, Felemenkçeye, Almancaya, İtalyancaya ve Fransızcaya çevrildi ve bütün bu olaylar gerçekleştiğinde ilk nüsha matbaadan çıkalı 6 ay bile olmamıştı. Dönemin siyaset bilimcilerini uzun süre meşgul eden bu çalışma, modern dönemde haritacılar, tarihçiler ve kütüphaneciler için eşsiz bir kaynak haline dönüştü. Thomas More’un Ütopya, Francis Bacon’ın Yeni Atlantis isimli ütopik eserlerinin yanında yerini alan Pines Adası ayrıca Robinson Crusoe’nin kaynaklarından biri olarak kabul edilir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 80
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺22,14

Faydacılık öğretisi, her tür ilişkisinde iktisadi olanı merkeze almış gibi görünen çağdaş dünyanın en yaygın ahlaki ve siyasal eğilimlerinden biridir. Öyle ki önde gelen çağdaş siyaset felsefesi kuramcıları tarafından “faydacılığın, geri plânda gizli duran, karşısında başka kuramların iddiada bulunup kendilerini savunmalarını gerektiren bir zemin olarak işlediğine” inanılmaktadır. John Stuart Mill, faydacılığın ilkelerini günümüzde halen okunan kısa denemesiyle en veciz şekilde belirlemiş filozoftur.

Mill’in Faydacılık’ı, bugün artık çok daha çetrefil bir hal almış olan bu öğretiyi, deyim yerindeyse ilmekler birbirine iyice dolanmadan önceki yalın ve ilksel haliyle anlamamızı sağlayacak bir metindir. Hatta kimilerince Faydacılık, “Aristoteles’in Nikomakhos’a Etik’i ve Kant’ın Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi düzeyinde önemli, ahlak felsefesinin başlıca eserlerinden biri” olarak değerlendirilmektedir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 9.2017
₺24,60

“Hiç kimse, insan ırkının mutluluğunu artırmanın önemini inkâr edemez. Bu husustaki her ufak ilerleme bile son derece kıymetlidir. Fakat insan ırkıyla deney yapmak, cansız nesnelerle deney yapmak gibi değildir. Bir çiçeğin patlaması önemsiz olabilir. Kısa süre sonra bir çiçek daha açacaktır. Fakat toplumun bağlarının patlaması, parçaların öyle bir bölünmesidir ki binlerce kimseye en ağır acıları yaşatmadan ortaya çıkamaz ve yaranın tekrar iyileşmesi için çok uzun zaman geçebilir ve pek çok ıstırap yaşanabilir.”

“Yabanıllığın ötesine geçen her toplumda bir mâlikler ve bir işçiler sınıfı mevcut olmak zorundaysa, işgücü işçi sınıfının tek mülkü olduğundan, bu mülkün değerini azaltma eğiliminde olan her şeyin toplumun bu kesiminin varlıklarını da azaltma eğiliminde olması gerektiği açıktır. Yoksul bir adamın birilerine bağımlı olmadan kendini geçindirmesinin tek yolu, bedensel kuvvetini kullanmaktır. Hayatın zaruretleri karşılığında verebileceği tek emtia budur. O halde emtiasının pazarını daraltmakla, işgücü talebini düşürmekle ve sahip olduğu tek mülkün değerini azaltmakla ona pek faydanız dokunuyor sayılmaz.”
Sosyal bilimlerin herhangi bir alanında öğrenim görüp de Thomas Robert Malthus (1766-1834) ile karşılaşmamış olan yoktur. Esasen bu Malthus’un dehası ile değil, daha ziyade içerisine dâhil olduğu tartışmanın harareti ile ilişkilidir. Yine de Malthus’un, 18. yüzyıl sonu 19. yüzyıl başı İngiltere’sinin siyasal ve sosyal karmaşasına nevi şahsına münhasır bir iddia ile katıldığı söylenmelidir.

Pek çok temel çalışmanın Türkçeye vakitlice kazandırılmadığını biliyoruz. Entelektüel çoraklığımızda eleştirel düşünce eksikliği kadar, fikri tartışmalara, bunlara esas teşkil eden eserlere kendi dilimizde ve tartışma henüz cereyan etmekteyken erişememekten kaynaklı olarak katılım gösteremememizin de etkisi var. Bu anlamda Malthus’un Nüfus İlkesi Türkçe okurla ilk kez buluşurken, eserin ortaya çıkardığı tartışmaya iki yüz yılı aşan bir mesafeden de olsa katılma imkânı sunuyor. Tartışmaya katılacak her nefesin, iki yüz yıllık mesafeyi bir nebze de olsa kısaltması umulur.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 200
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺44,28

Ardavirafname, Sasanîler döneminde yaşamış ünlü Zerdüşt din adamı Ardaviraf'ın öteler dünyasına seyahatini yani cennet, araf ve cehennem seferini konu alan bir eserdir. Okur, eser boyunca fizik ötesi evrende iyilikleri karşılığında ödüllendirilmiş gruplar ile, işledikleri suçlardan dolayı türlü türlü dayanılmaz cezalara çarptırılmış toplulukları tıpkı görür gibi olur.

Eserin özellikle bu yönü, Zerdüşt inanırları arasında yaygın olarak okunması ve değer kazanmasını sağlamıştır. Değişik dönemlerde İngilizce, Fransızca, Hintçe, Farsça ve Gocerât Dili başta olmak üzere değişik dünya dillerine tercüme edilen Ardavirafname, yer verdiği konular, Pehlevice dil ve yazı özelliklerinin yanı sıra; dini, tarihi ve dilbilim konusundaki ayrıntıları açısından da doğubilimciler tarafından önemsenmektedir.

Eserin bir diğer önemli özelliği de Sâsânîler çağından günümüze kadar gelmeyi başarmış alanındaki tek eser olmasıdır. Ardâvîrâf’ın ruhuyla gerçekleştirdiği bu kutsal yolculuk ardından anlattıkları, birtakım farklılıklarla İslâm peygamberi Hz. Muhammed’in miraç yolculuğunda gördükleriyle benzerlikler de gösterir.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺41,00

Bu eser, William James’in geçen yüzyıl başında “Doğal Teoloji” veya “Doğal Din” konusu üzerine verdiği derslerden oluşuyor. James, ‘soyut kavramlar’ alanında değil daha çok ‘somut vaka örnekleri’ etrafında dolaşıyor. Çalışmanın özgün yönlerinden biri James’in malzeme seçimindeki tutumu. Çünkü düşünür konusunu Aziz Augustinus, Azize Terasa, Jacop Böhme, Angelus Silesius gibi meşhur aziz ve mistiklerin yanı sıra ortalama insanlar, sıradan psikolojik vakalar, ulaşılması pek de kolay olmayan hasta günlükleri ve mektupları üzerinden de ele alıyor. Kitabın bir başka özgün yönü de düşünürün kendisini yalnızca Hıristiyan teolojisi ve mistisizmiyle sınırlamayıp Budizm, Hinduizm ve İslam sufizmi gibi ‘çeşitli deneyimlere’ de yer vermesi.

Öte yandan bu eser, kurumsal ve dışsal olanla bireysel ve içsel olan, teolojiyle bireysel duygu, inanç akidesiyle bireysel deneyim gibi kavram çiftleri arasındaki özsel farka odaklanarak bu farkın sonuçlarına dikkat çekiyor. Meselenin nörolojik, psikolojik ve felsefi boyutu, alelade ve samimi azizlik deneyimleri, anlık ve ağır ağır gelişen ihtida, çeşitli mistisizm türleri gibi değişik duraklara uğradıktan sonra kesin birer yargı olarak değil de birer çıkarım olarak kendi sonuçlarını ortaya koyuyor. Böylece dersler boyunca her satırın altına gizlenmiş ana kaygı olarak duran Din Bilimi’nin olanaklı olup olmadığı sorusu, din söz konusu olduğunda bilimsel kesinlik, nesnellik gibi niteliklerin muhtemel farklı yorumlarına kapı aralıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 536
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 10.2017
₺90,20

Risaleler’in ortak tarafı Pascal’ın yaşamında belli durumlarla ilişkili olmaları ve toplamda onun bir tür otobiyografisini vermeleridir. Felsefe tarihinin ilk röportajlarından birini de içeren, geometrik yönteme, felsefeye, ahlak ve siyasete ve dinsel duyarlığa ilişkin ayırt edici numuneler olan en bilindik yazılarını ya da sohbetlerini bir araya getiren bu derleme “Biz modernler, eskilerden daha fazlasını görüyoruz” diyen Pascal’ın düşünsel zenginliğinin, derinliğinin ve evrenselliğinin en güzel örneklerini sunuyor:


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri :
Sayfa Sayısı : 104
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 11.2017
₺25,42

“Rekabet canlılar dünyasında evrenseldir. Normal şartlar altında, en ilgili olanlar tarafından dahi fark edilemez. Ancak kriz dönemlerinde, insanlar ortak yaşamlarının şartlarını kontrol etmek amacıyla yeni ve bilinçli bir çaba gösterdiklerinde, rekabet ettikleri güçler şahıslar ile özdeşleşir ve rekabet çatışmaya dönüşür.”

“Rekabet canlılar dünyasında evrenseldir. Normal şartlar altında, en ilgili olanlar tarafından dahi fark edilemez. Ancak kriz dönemlerinde, insanlar ortak yaşamlarının şartlarını kontrol etmek amacıyla yeni ve bilinçli bir çaba gösterdiğinde, rekabet ettikleri güçler şahıslar ile özdeşleşir ve rekabet çatışmaya dönüşür.”

Robert Ezra Park, insanın evrensel doğasının en önemli kavramlarından ikisini biyolojiden psikolojiye, siyaset biliminden sosyolojiye uzanan geniş bir çerçeve içerisinde okurun ilgisine sunuyor. 20. yüzyılın başında kaleme alınmış; zamanının düzeyini yansıtan ve bugün eleştirel bir gözle daha iyi değerlendirebileceğimiz kısa ve dikkat çekici okuma parçaları eşliğinde… Park’ın eserleri sosyal bilimlerin henüz emeklemeye başladığı günlerden günümüze tutulmuş birer fener gibi…


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 208
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺39,36

Bu eserin ana kavramları dil ve mit.

Hangisi daha önce ortaya çıkmış, aralarında nedensellik ilişkisi var mı?

Eğer cevap olumluysa hangisi diğerinin nedeni?

Yoksa aralarında bir tür karşılıklı nedensellik mi var?

Ya da tümden başka bir seçenek: Her ikisi birlikte başka bir ortak kökten mi türemiş?

Yahut tersten bakacak olursak ileriye doğru bir soru: Kökleri belirlendikten sonra bu ikisi hangi sonuçların nedeni?

20. yüzyılın ilk yarısının en etkin düşünürlerinden biri olan Cassirer insan kültürünün, dinsel tasavvurların, kavramlaştırmanın yanında, söz büyüsü ile mecazın gücünden hareket ediyor ve bu temel sorulara cevap arıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 120
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺28,70

Aydınlanma felsefesinin kurucu figürleri arasında bulunan David Hume sadece metafizik alanında değil aynı zamanda edebi, kültürel, tarihsel, estetik ve hatta demografik konularda da yenilikçi bir otorite olduğunu bu denemelerle ortaya koyuyor. Hume’un farklı alanlar üzerine ürettiği yazılardan derlenen bu eser bir yandan filozofun zorlu felsefesini kavramak için ipuçları sunarken diğer yandan yaşadığı çağın anlaşılması için bir ufuk kazandırıyor.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 224
En / Boy : 13,5 / 21,5
Kağıt Cinsi : 2. Hamur
Basım Tarihi : 1.2018
₺49,20
1 2 3 ... 5 >
Çerez Kullanımı